FaRkLaR KILAVUZU/"SOZLUGU"!!!


TÜZE'DE(HUKUK)

KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
( SÜREKLİ AYIRDINDA VE FARKINDA OLUNMASI GEREKENLER!!! )

 



Doğrudan, bu bölüm/sayfa içeriğinde
arama yapmak için...

( Klavyenizde "Ctrl + F" tuşlarıyla[önce "Ctrl" tuşu ve basılı tutarken "F" tuşuna basarak] ve/veya(^/v) fareyle[mouse] sol üst köşedeki "Düzenle/Edit" kısmında "Bul/Find"'ı tıklayarak aradığınız sözcüğü yazarak aramanızı yapabilirsiniz. )
* ( Windows için geçerlidir. )
* ( Linux ve Macintosh kullanıcıları nasıl arama yapacaklarını biliyorlardır. )



AÇIKLAMALAR/ÖNSÖZ
[Mutlaka okuyunuz!!!]

 

- Bazı sözcüklerin, hem sözlüklerdeki karşılığına yer verilmekte, bazılarına da özellikle yer vermeyip psikolojik, felsefi, bilimsel, sanatsal, göreceli, uygulayımsal, belirli bir sınırlılık ve yaklaşımlardan yararlanılarak parantezler açılmıştır.

- Bu çalışmada, başlıkların altlarındaki bilgilere/açıklamalara (parantezlere), kişilerin, kendilerinin düşünmelerine fırsat verebilme amacıyla ve özellikle pek fazla yer verilmemektedir. Zihinlerce/kişilerce uygun bulunmayabilecek bilgiler/parantezler, gözardı edilebilir.
[ Kavramların yanında bulunan ( ) parantezler, ek bilgi ya da açıklama olarak, [ ] köşeli parantezler ise ayrıntı/teknik bilgi vermek üzere kullanılmıştır. ]

- Çoğu sözcüğe, özellikle ve belirli bir yaklaşımla yer verilmemiştir. Hayır! / Evet!

- Bu çalışmada, çoğu sözcüğün/kavramın altında, bazılarında “açıklama/ları” bulunmakta, bazılarında da -özellikle ve çeşitli nedenlerden dolayı- bulunmamaktadır.

- Bazı başlıkların altına, veri/bilgi girmemizin çeşitli nedenlerinden biri ise ulaşım/erişim kolaylığı sağlamak üzere, hazır veri/bilgi karşılıklarını sunmak üzeredir! [Dolayısıyla sizin de FaRkLaR Kılavuzu'na destek olabilmek amacıyla üyeliğinizi şimdi başlatmanızı dileriz! Teşekkür ederiz!] )

- Bu çalışmanın, sadece sözlük olarak algılanmamasını ve kullanılmamasını da sağlamak amacıyla ve özellikle “:”[iki nokta üst üste] ya da “...dır!” şeklinde belirtilmemiştir!

- Bu çalışmada, başlıkların [kavram ya da olguların], ne olduklarından çok, ne olmadıklarına işaret etme çabası güdülmektedir. [ Bir DEĞİL’leme çalışması olarak değerlendirilmelidir! ]

- Bu çalışmada bulunan tüm karşılaştırmaların, tanımlan(a)mayan, sözcük olarak karşılığı/adı tam olarak oluşturul(a)mamış, fakat zihinlerimizde karşılığı bulunan/bulunabilen “3.” anlamları ve/veya ara anlamları düşünülebilir.

- Bu kılavuz/sözlük, dil(d)e/kavramlar(d)a/sözcükler(d)e ilginizin daha da artması ve sözlük/ahit kullanımını artırmayı amaçlamaktadır.

- İngilizce’ye ve öteki dillere yer verme nedenimiz, öteki dillerle karşılaştırmalı yaklaşımla belirli bir bilince sahip olmanıza, aracı olabilmektir.

- Çoğu sözcüğün, zaman içinde, kökenbilimsel(etimolojik) derinliklerine ve öteki dillerdeki karşılıklarına da yer verilecektir. (Bu konuda her türlü destek ^v(ve/veya) katkınızı görmekten mutluluk duyarız!)

- Bu kılavuzdaki bilgiler, SDP(Sinir Dili Programlası)(NLP) üzerine de kılavuzluk edebilir.

- Bu kılavuz, soru sorma/sorgulama, yoğun/derin düşünme aracı/vesilesi olarak kullanılabilir.

- Bu kılavuz/sözlük üzerine olan tüm katkı/destek/uyarı/yorum ve önerilerinizi görmek ve değerlendirmekten mutluluk duyarız! Ayrıca burayı tıklayarak, dille ve buradaki içerikle ilgilenebileceğini düşündüğünüz kişilere tavsiye edebilirsiniz.



"... ile/ve/değil/yerine ..."
[bağlaçların kullanımı/okunuşu...]

- Kavramların aralarında kullanılan/bulunan
"... ile/ve/değil/yerine ..."
bağlaçları, ilgili satırı 2/3/4 kez ve ayrı ayrı şekilde okumanız ve satırları tekrarlamamak içindir.
( - UCLAR ile FARKLAR [karıştırılmamalı!]
- UCLAR ve FARKLAR [ayrı olmalarının yanısıra birlikte de düşünülebilir/kullanılabilir!]
- UCLAR değil FARKLAR [dır!]
- UCLAR yerine FARKLAR [düşünülmeli/kullanılmalıdır!] )



... ile ...
[ÖNCESİ | SONRASI]

- Sözcükleri dizerken ya da "... ile" öncesiyle "ile ..." sonrası arasında bir öncelik/fark/özellik/tercih/vurgu yoktur. Her ikisini de kesinlikle birbirine karıştırmamak, her ikisinin de derinliğine/önemine ve ciddiyetine yer/destek verilmesi gerekmektedir.

- Belirlemelerin/karşılaştırmaların daha da oturması/derinleşmesi için, "ile"den sonraki sözcüğün yanına tekrar "ile"den önceki sözcüğü düşünerek/koyarak değerlendiriniz.
( "- ADÂLET ile TÜZE" ise "- ADÂLET ile TÜZE [ile ADÂLET]" gibi. )

EN SON YAPILMIŞ OLAN EKLEMELER
[ 06 Nisan - 25 Nisan 2018 arasında... ]

 

Bugün [25 Nisan 2018] itibariyle
Tüze bölümüne yapılmış olan eklemeler aşağıdaki gibidir.
[ 06 Nisan - 25 Nisan 2018 arasında... ]
( 85 yeni ekleme, 32 katkı )


-@ SÖZ(CÜK)LERİ/Nİ ve/||/<> TUTUMU/NU DEĞİŞTİR...
DÜNYA/N DEĞİŞSİN!

[ Eklenme Tarih ve Saati: 25 Nisan | 02:20 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49366 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ KADIN, ...:
... SEVMEDİĞİ KİŞİYE[ERKEK/KADIN] ...
ile/>< ..., SEVDİĞİ KİŞİ[ERKEK/KADIN] İÇİN ...
[ Eklenme Tarih ve Saati: 24 Nisan | 23:02 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49364 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( ... hiç acımaz. İLE/>< ... kendine hiç acımaz. )

-@ BAŞKA BİR ...:
"DÜNYA"
değil YAŞAM (BİÇİMİ)
[ Eklenme Tarih ve Saati: 23 Nisan | 19:30 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49363 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Yoktur. DEĞİL Vardır, olanaklıdır. )

-@ "SDK" değil STK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 23 Nisan | 17:52 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49361 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( "Sivil Devlet Kuruluşu" DEĞİL Sivil Toplum Kuruluşu )

-@ ÖNCÜ ile/ve/||/<> ÖNCÜL
[ Eklenme Tarih ve Saati: 23 Nisan | 17:50 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49360 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ SİMGE ile/ve/||/<>/> MAZMUN
[ Eklenme Tarih ve Saati: 23 Nisan | 17:45 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49358 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ [ne yazık ki]
KURUCU ŞİDDET
ile/ve/||/<>/> KORUYUCU ŞİDDET
[ Eklenme Tarih ve Saati: 23 Nisan | 17:42 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49354 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ TARİH ile/ve/değil/||/<>/< TARİH YAZIMI
[ Eklenme Tarih ve Saati: 23 Nisan | 17:37 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49351 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ (")GÜZEL/LİK(") ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< DÜRÜST/LÜK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 22 Nisan | 15:43 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49349 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ ÇÖZÜMLER ÜZERİNE KONUŞMAK ve/||/<>/> ÇÖZÜM ÜRETİR
[ Eklenme Tarih ve Saati: 19 Nisan | 15:46 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49344 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ KİTAP OKUYANLAR ile/>< HIRSIZLAR
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Nisan | 22:59 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49341 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Kitap çalmaz. İLE/>< Kitap okumaz. )

-@ [ne yazık ki]
"GÖZ YUMMA"
ile/ve/||/<> "GÖZETİP KOLLAMA"
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Nisan | 22:23 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49340 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ [ne yazık ki]
İDAM
ile/ve/değil/<> İTHAM
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Nisan | 22:21 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49339 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ GERÇEKLİĞİN ...:
KOŞULLARI
ile/ve/||/<>/>/< YASASI
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Nisan | 18:00 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49337 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Nesnelerde. İLE/VE/||/<>/>/< Akılda. )

-@ "İDEAL" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GEREKLİLİK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Nisan | 17:58 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49336 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ YERÇEKİMİ OLGUSU ile/ve/||/<> YERÇEKİMİ KAVRAMI
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Nisan | 17:56 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49335 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Herkes için. İLE/VE/||/<> Bilgin//aydın/âlim/filozof için. )

-@ GERÇEKLİK:
AKIL SAYESİNDE/ARACILIĞIYLA
ve/||/<> AKILDA
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Nisan | 17:54 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49334 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ [ne yazık ki]
DİNİN, ...:
"EMİRLERİ"
ile/değil/yerine/>< KAVRAMLARI
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Nisan | 17:50 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49332 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ TÜM DÜŞÜNCELERİN, ...:
BAŞLADIĞI/KAYNAĞI
ve/||/<> DURDUĞU/SONLANDIĞI
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Nisan | 17:47 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49330 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Akıl. VE/||/<> Akıl. )

-@ YALIN DÜŞÜNCE ve/||/<>/> SEZGİ ve/||/<>/> TASARIM ve/||/<>/> KAVRAM
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Nisan | 17:45 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49329 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ AŞKINLIK ve/||/<>/< İLKELERİN OYNANAMAZLIĞI
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Nisan | 17:21 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49322 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ "MUTLAK DEĞERLİ" ile/değil/yerine DEĞERLİ
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Nisan | 17:17 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49321 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ ...'YI SORMAMAK ile/ve/||/<>/> ...'YA BAKMAMAK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Nisan | 16:37 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49319 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ AKIL:
ÖLÇÜLEBİLİR
ile/ve/değil/||/<>/< ÖLÇEN/R
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Nisan | 16:36 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49318 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ AŞKINLIK ve/||/<>/< ZAMANSIZLIK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Nisan | 16:35 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49317 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ NEDEN ile/ve/değil/||/<> NEYE GÖRE
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Nisan | 16:28 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49316 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ SİMGE:
İÇKİN
ile/ve/||/<> AŞKIN
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Nisan | 16:17 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49315 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ SONUÇ ve/||/<>/< KISIR/LIK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Nisan | 16:15 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49314 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ TÜZE/HUKUK:
BORU GİBİ
değil/yerine HUNİ GİBİ
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Nisan | 16:02 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49312 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ İLİŞKİ ile/değil İLİŞKİ DIŞI İLİŞKİ
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Nisan | 14:24 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49305 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ "MAĞDUR/HASTA EDEN/ETMEK" ile/ve/değil/||/<>/< MAĞDUR/HASTA OLAN/OLMAK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Nisan | 14:22 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49304 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ "ÇARESİZLİK" ile/ve/||/<>/>/< HİÇBİR ŞEY YAPAMAMA
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Nisan | 14:21 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49303 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ BAŞINA GELEN ile/ve/||/<>/< OLMAMASI GEREKEN
[ Eklenme Tarih ve Saati: 16 Nisan | 15:28 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49300 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ İÇGÖRÜ KAZANDIRMA ile/ve/||/<> FARKINDALIK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 16 Nisan | 15:00 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49296 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ AYRILMA ile/ve/||/<>/> BOŞANMA
[ Eklenme Tarih ve Saati: 16 Nisan | 14:52 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49293 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ ... GERÇEKLİK:
EVRENSEL/BÜTÜNCÜL ...
ile/ve/||/<> FİZİKSEL ... ile/ve/||/<> ZİHİNSEL ... ile/ve/||/<> ÖZNEL ... ile/ve/||/<> İLİŞKİSEL ...
[ Eklenme Tarih ve Saati: 16 Nisan | 14:50 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49292 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ TAVIR ile/ve/değil/||/<>/< AKIL
[ Eklenme Tarih ve Saati: 16 Nisan | 14:45 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49290 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Tavrının olması için aklın olması gerekmez. )

-@ BİRLİKTE OLMA GEREKSİNİMİ ile/ve/||/<>/< BİREY OLMA GEREKSİNİMİ
[ Eklenme Tarih ve Saati: 16 Nisan | 14:34 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49287 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ YAKINLAŞMA ile/ve/||/<>/> UZAKLAŞMA GEREKSİNİMİ
[ Eklenme Tarih ve Saati: 16 Nisan | 14:33 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49286 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ TUTUM:
GELİŞMİŞ
ile/ve/||/<> "ÖĞRENİLMİŞ" ile/ve/||/<> SİNMİŞ
[ Eklenme Tarih ve Saati: 16 Nisan | 13:37 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49283 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ BEDÂVET ile/değil/yerine/>< HADÂRET
[ Eklenme Tarih ve Saati: 16 Nisan | 13:31 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49280 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ ERTELEME ile/ve/||/<>/< ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 16 Nisan | 12:37 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49276 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ BAŞINA GELECEK ile/ve/||/<>/> GÖZÜNE GÖRÜNECEK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 16 Nisan | 12:34 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49275 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ [ne yazık ki]
"BULUP DA BULAMAK"["BUNAMAK" değil!]
ile/ve/||/<> "AZIP DA AZIMSAMAK"
[ Eklenme Tarih ve Saati: 12 Nisan | 22:34 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49273 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ NETLEŞTİRME ve/||/<>/> YÜZLEŞ(TİR)ME ve/||/<>/> YORUMLAMA
[ Eklenme Tarih ve Saati: 12 Nisan | 00:03 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49271 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ SÖYLEYİŞ/BİÇEM/ÜSLÛP:
YALIN/SADE
ile YÜKSEK ile KARIŞIK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 11 Nisan | 13:13 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49253 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ DİLİ, DOĞRU KULLANMAK:
HER VATANDAŞIN/KİŞİN GÖREVİ
ve/||/<>/> KENDİNE VE TOPLUMA YAPTIĞI YATIRIM
[ Eklenme Tarih ve Saati: 11 Nisan | 13:06 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49252 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ HOŞ VE ETKİLİ KONUŞMAK:
"FEDÂKÂRLIK"
değil GEREKLİLİK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 11 Nisan | 13:03 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49251 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ DÜZELTME ile/ve/değil/yerine/||/<>/< CESARET VERME
[ Eklenme Tarih ve Saati: 11 Nisan | 11:58 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49244 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ EYLEM ile/ve/değil/||/<>/< EYLEMİN DEĞERİ
[ Eklenme Tarih ve Saati: 11 Nisan | 11:44 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49237 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Bilim. | Sanat. | Fizik/doğa. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Felsefe. )

-@ FELSEFE ve/||/<> DEVLET
[ Eklenme Tarih ve Saati: 11 Nisan | 11:36 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49234 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Aklın/düşüncenin, gelişmişlikteki son seviyesi. VE/||/<> Kurumların/toplumun, gelişmişlikteki son seviyesi. )

-@ KİŞİNİN:
"AĞZIYLA KUŞ TUTMASI"
değil "AĞZINI (KAPALI) TUTMASI"
[ Eklenme Tarih ve Saati: 11 Nisan | 10:35 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49227 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ YEŞİL YOL(THE GREEN MILE) ile/ve/||/<> HÜCRE NO: 7 MUCİZESİ(MIRACLE IN CELL NO: 7)
[ Eklenme Tarih ve Saati: 10 Nisan | 22:58 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49226 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Filmlerini izlemenizi salık veririz... )

-@ ÖRTÜŞME ile/ve/||/<>/> DOĞRULAMA
[ Eklenme Tarih ve Saati: 10 Nisan | 17:50 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49225 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ FELSEFE KONUŞMAK:
KEYFÎ
değil ZORUNLULUKLA
[ Eklenme Tarih ve Saati: 10 Nisan | 17:42 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49224 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ AĞIZ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KULAK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 10 Nisan | 17:40 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49223 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Daha az konuşmak üzere/için. İLE/VE/||/<>/< Daha çok dinlemek üzere/için. )
( Bir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< İki. )

-@ UYARICI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< UYARAN
[ Eklenme Tarih ve Saati: 10 Nisan | 17:35 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49222 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ "SATIR ARASI" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BAĞLAM
[ Eklenme Tarih ve Saati: 10 Nisan | 17:31 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49221 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ YAPICI/LIK ve/||/<>/>/< YAPILANDIRICI/LIK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 09 Nisan | 03:10 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49218 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ YAPMAK ile/ve/||/<>/< YAPILANDIRMAK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 09 Nisan | 03:09 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49217 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ PİŞMANLIK ile/ve/||/<> SON PİŞMANLIK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 09 Nisan | 03:07 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49214 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Yarar getirir/getirebilir. İLE/VE/||/<> Yarar getirmez. )

-@ CEFÂKÂR ile CEFÂKEŞ
[ Eklenme Tarih ve Saati: 09 Nisan | 03:00 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49211 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( [eziyet] Çeken. İLE Eden. )

-@ ÇOK "PARA" ve/||/<> ÇOK "SÖZ"
[ Eklenme Tarih ve Saati: 09 Nisan | 02:58 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49210 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Dolansız/yanlışsız olmaz. VE/||/<> Yalansız olmaz. )

-@ DÜŞ KURMA ve/||/<>/> UYANIŞ YAŞAMA
[ Eklenme Tarih ve Saati: 09 Nisan | 02:56 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49209 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Dışa bakınca. VE/||/<>/> İçe bakarak. )

-@ HUKUK:
ZORUNLULUK
ile/ve/değil/||/<>/< GEREKLİLİK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 09 Nisan | 00:48 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49177 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ KENT ve/||/<>/> KAVRAM
[ Eklenme Tarih ve Saati: 09 Nisan | 00:47 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49176 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Kentin olmadığı yerde, sanat da olmaz. )

-@ TARTIŞMAK GEREKİR ile/değil TARTIŞMA GEREKTİRİR
[ Eklenme Tarih ve Saati: 09 Nisan | 00:40 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49174 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ GELENEK:
SOMUT
ile/ve/||/<>/< SOYUT
[ Eklenme Tarih ve Saati: 09 Nisan | 00:31 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49173 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( İçi boş. İLE/VE/||/<>/< Evrensel. )

-@ GELENEK:
DÜZ
değil KIRILMALI
[ Eklenme Tarih ve Saati: 09 Nisan | 00:27 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49172 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ BİRİNİN:
"EŞİ/SEVGİLİSİ/DOSTU/ARKADAŞI/KARDEŞİ VS." OLMAK
ile/değil/yerine/||/<>/< (SADECE VE YETERİNCE) SEVİYOR(/SEVGİNİ GÖSTERİYOR/YAŞIYOR/YAŞATIYOR) OLMAK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 09 Nisan | 00:21 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49169 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( [ne yazık ki] "Yetersiz" gelebilir. İLE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Herşey için yeterlidir. )

-@ HÜSRANINI BELİRTMEK/BİLDİRMEK:
"TEPKİ"
ile/değil PAYLAŞIM
[ Eklenme Tarih ve Saati: 09 Nisan | 00:12 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49167 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ YAZILI (OLAN/OLABİLİR/OLMALI) ile/ve/||/<> KAZILI (OLAN/OLABİLİR/OLMALI)
[ Eklenme Tarih ve Saati: 08 Nisan | 23:52 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49165 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Us'a/akıl'a. İLE/VE/||/<> Bulunç'a/vicdan'a. )

-@ ANLAMAK ile/ve/||/<>/>/< YORUMLAYARAK ANLAMAK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 08 Nisan | 23:39 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49162 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ ADÂLET:
KİŞİ/KUL
ve/||/<> İLÂH'IN BİRLİĞİ
[ Eklenme Tarih ve Saati: 08 Nisan | 21:48 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49161 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ YORUMLAMA ile/ve/||/<>/> DİRİLTME
[ Eklenme Tarih ve Saati: 08 Nisan | 21:44 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49159 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ HAYRANLIK ile/ve/||/<>/> İÇSELLEŞTİRME
[ Eklenme Tarih ve Saati: 08 Nisan | 21:42 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49158 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ BİLİNÇ ve/||/<> EDİM/EYLEM ve/||/<> OLANAK/LI/LIK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 08 Nisan | 21:08 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49156 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ DOĞA ile/ve/||/<>/> KÜLTÜR
[ Eklenme Tarih ve Saati: 08 Nisan | 20:56 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/12624 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Döngüseldir.[zaman yoktur] İLE/VE/||/<>/> Süreç ve zaman üzerinedir. )
( ... İLE/VE/||/<>/> Dönüştürülmüş doğa. )

-@ BİLİM ile/ve/||/<> FELSEFE ile/ve/||/<> SANAT
[ Eklenme Tarih ve Saati: 11 Nisan | 11:40 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/4774 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( İnsan olmayan herşeyden bahseder. İLE/VE/||/<> İnsanı anlatır. İLE/VE/||/<> Kişinin varoluşunu anlatır. )
( Varolan. İLE/VE/||/<> Var olması gereken. İLE/VE/||/<> Hayal ettiğini/n gerçekleştir(il)me(si). )
( Herhangi bir işi: Bilimsellikle başlat, sanatsallıkla destekle, felsefeyle tamamla! )
( Sanatın özü, içsel bir deneyimi iletebilmek için dış formları kullanmaktır. )
( Sanatı olmayan millet, her zaman dilencidir. )
( Sanat: Mekânı/zamanı iyi kullanmak. | Görüp göstermek. )
( Birleştirmek/birlikte tutmak gerekiyor. )
( MİFTÂHÜ'S-SAÂDE ve MİSBÂHÜ'S-SİYÂDE )
( FELSEFE: Aklı kullanma sanatı. )
( The essence of art is to use the outer form to convey an inner experience. )
( Sanat, dekoltedir. )
( Sanatın yolu, sanattır. )
( SANAT: Ben'in, yaratıcı gücünü keşfetmek. )
( Sanat, bir şeyi, başka bir şey olarak görme çabasıdır. | Başka bir şey olma olanağı tanımaktır. )
( Felsefe, kimsenin, itibar edip etmemesine, itibar etmeyendir/etmemektir. )
( Felsefe, olan ile olması gereken arasındaki kavramsal düzendir. )

-@ ESAS ile/ve/< USÛL/YÖNTEM
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Nisan | 14:42 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/3094 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Temel, öz. İLE/VE/< Yöntem, yol, uygulayım, metot. )
( Usûl olmadan vusûl olmaz.[Yöntem olmazsa kavuşulmaz/ulaşılmaz.] )
( Anayasa ve bazı/çoğu önemli davalar, önce usûlden sonra esastan ele alınırlar. )
( Kızgın tencere, bir kulpundan tutulmaz. )

-@ DENEY ile/ve DENEYİM
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Nisan | 14:48 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/2126 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Dışta. İLE/VE İçte. )
( En önemli sözcüklerden biri, "Denemek"tir. )
( Yoğun bir deneyim yaşayan kişi, güven ve cesaret yayar. )
( Geçmiş deneyimlere göre davranmayalım, yeniden ve tekrar tekrar deneyelim. )
( Doğrudan deneyim, en son kanıttır. )
( Deneyim eşsizdir/benzersizdir, kuşku götürmez ve yanlış anlaşılmaz. )
( Sürekli olan deneyimlenemez, çünkü onun sınırları yoktur. )
( Tüm deneyim, zihindedir. )
( Denemezsek, saplanıp kalırız. )
( Deneyelim! Her seferinde, bir adım daha kolaydır. )
( Deneyin ve yine deneyin! )
( Tekrar deneyin! Denemeye devam edersek, bir şey olabilir. )
( Başarıncaya kadar, denemeye devam edelim! )
( Laboratuvarda. İLE/VE İnsan(lar)da/ki. )
( Outside. VS./AND Inside.
Experiment anew, don't go by past experience.
Direct experience is the final proof.
The experience is unique and unmistakable.
The continuous cannot be experienced, for it has no borders.
All experience is in the mind.
If you don't try, you are stuck.
Try. One step at a time is easy.
Try and try again.
Try again. If you keep on trying, something may happen.
You just keep on trying until you succeed. )

-@ KİŞİ/İNSAN ile/ve/> İNSAN/LIKTA OLAN KİŞİ
[ Eklenme Tarih ve Saati: 08 Nisan | 21:50 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/1644 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( KİŞİ/İNSAN: Yolu, özgürlük; yönü, özgünlük... )

-@ KAVRAM/LAR ile/ve/||/<> SÖZCÜK/LER
[ Eklenme Tarih ve Saati: 08 Nisan | 18:27 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/1532 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Mantıkta, en küçük birim. İLE/VE/||/<> Dilde, en küçük birim. )
( KAVRAM: Bilincin dilbilgisi. )
( Şeylerin kavramı, sözcüklerin anlamı olur. )
( Kavram, her defasında üretilmesi gerekli olandır. )
( Kavram, tekil şeylerin özünü değil şeylerdeki evrensel öğeyi açıklar. )
( Kavram, zaman ile ilişki içinde değil zamansal olmayan varoluş [bengilik] türü altında kavranmalıdır. )
( Kavramlar, dışsal cisimlerin imgeleri değildir. )
( Her kavram, bütünsel bir süreçtir ya da sürecin bütünselliğidir. )
( Düşünen her bir kişi için kavram gereksinimi vardır ve bunlar dünyanın neresinde ve ne zaman üretilirse üretilsin, artık tüm insanlığın malıdır. )
( Kavramlar dünyasına giren her kişi, evrensellikle bağ kurmuştur. Bunun ayırdında olmak, aydınlanmaya başlamak demektir. )
( Sözcük, bir köprüdür. )
( Sözcükler, sizi ancak kendi sınırlarına kadar götürebilirler. )
( Sözcükler, gerçekleri iletmez, onları işaret ederler. )
( Sözcükler, işaret eder ama açıklayamazlar. )
( Sözcükler ve sorular zihinden gelir ve sizi orada tutarlar. )
( Sözcük ile anlamı arasındaki bağlantı nedeniyle, sözcükler değerlidirler ve eğer kişi, sözcüğü çok büyük bir dikkatle incelerse, kavramın ötesine geçerek, onun kökenindeki deneyime ulaşır. )
( Kişilik ötesine geçtiğinizde artık sözcüklere gereksiniminiz olmaz. )
( Sözcükler olmayınca anlaşılacak ne kalır? Anlama gereksinimi, yanlış-anlamadan doğar. Söylediğim/iz doğrudur fakat size göre o sadece bir kuram. Onun, doğru olduğunu nasıl anlayabileceksiniz? Dinleyin, anımsayın, düşünün, gözünüzde canlandırın. Ve günlük yaşamınızda uygulayın! Bana/bize/ona sabır gösterin ve herşeyden çok, kendinize sabır gösterin, çünkü tek engeliniz kendinizsiniz.

Yol, sizden geçerek kendinizden öteye götürür. Siz, sadece belirli, özel olanın gerçek, bilinçli ve mutlu olduğuna inandıkça ve ikilem ötesi gerçeği, hayal ürünü bir soyut kavram olarak red ve inkâr ettikçe, benim/bizim sadaka verir gibi, kavramlar ve soyutlamalar dağıttığımı/zı düşüneceksiniz. Fakat bir kez kendi varlığınız içindeki gerçeğe dokundunuz mu, o zaman, size en yakın ve en sevgili olanı tarif etmekte olduğumu/zu göreceksiniz. )
( Without words, what is there to understand? The need for understanding arises from misunderstanding. What I say is true, but to you it is only a theory. How will you come to know that it is true? Listen, remember, ponder, visualise, experience. Also apply it in your daily life. Have patience with me and, above all have patience with yourself, for you are your only obstacle.

The way leads through yourself beyond yourself. As long as you believe only the particular to be real, conscious and happy and reject the non-dual reality as something imagined, an abstract concept, you will find me doling out concepts and abstractions. But once you have touched the real within your own being, you will find me describing what for you is the nearest and the dearest. )
( The word itself is the bridge.
Words can bring you only unto their own limit.
Words do not convey facts, they signal them.
Words indicate, but do not explain.
Words and questions come from the mind and hold you there.
Words are valuable, for between the word and its meaning there is a link and if one investigates the word assiduously, one crosses beyond the concept into the experience at the root of it.
Once you are beyond the person, you need no words. )
( Sözcükler, hem tarihsel süreçte dikey, hem de farklı alanlarda, yatay kullanımları nedeniyle çok değişik anlamlara sahip olabilirler. )
( Kavramları/karşılıkları, kişilerde(zihinlerinde) bulunmayan, sadece sözel seviyedeki "düşünme" ve "kullanımlar", kişiler arasında, iletişim kazalarına, anlaşmazlıklara ve/veya doğrudan şiddete kaynak oluşturur. )
( ... İLE/VE/||/<> Sabitlenemeyeni, sabitlemek. )
( Söz(cük)leri/ni değiştir... Dünya/n değişsin! )

-@ UYGARLIK/MEDENİYET ile/ve KÜLTÜR
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Nisan | 17:42 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/1154 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Evrensel. İLE/VE Yerel. )
( Kontrollü. İLE/VE Bilinçdışı. )
( Toprak, kişiye aittir. İLE/VE Kişi, toprağa aittir. )
( Uygarlık, olay ve olguları birbirinden büyük titizlikle ayırd edebilmektir. )
( Kültür, en geniş tanımıyla yaşam biçimini gösterir. )
( Kültür, insan-doğa ve insan-insan ilişkilerinin toplamıdır. )
( Uygar kişi, dünyanın neresinde ve hangi kültürde üretilirse üretilsin, insanlık değerlerine sahip çıkan, onu benimseyen ve yaşamına katan insandır. )
( Evrenseller kültürler içinde yer almış olmalıdır. )
( UYGARLIK/MEDENİYET = ZANAAT-FEN ve AHLÂK )
( MEDENİYET OLUŞTURABİLMEK İÇİN: * TANRI/İLK İLKE, * EVREN/DOĞA, * İNSAN )
( Farkındalık ile. İLE/VE Farkında olmadan. )
( Yöntemli. İLE/VE Alışkanlıklar. )
( İnsan - İnsan ilişkisi (ile). İLE/VE Doğa - İnsan ilişkisi (ile). )
( Sanat. İLE/VE Zanaat. )
( Öğrenilir. İLE/VE Yaşanır. )
( Kimsin/iz? İLE/VE Kimlerdensin/iz? / Nerelisin/iz? )
( Uluslararası. İLE/VE Ulusal. )
( ZAMAN: Doğrusal. İLE/VE Döngüsel. )
( Us. İLE/VE Us dışı. )
( Yasa. İLE/VE Töre. )
( Medine. İLE/VE Yesrib. )
( Çatışmalar içinde. İLE Zahmetler içinde. )
( Kâmil kültür, kendinden sonra gelecek kültürün gübresidir. )
( Gerçek üstü. İLE/VE Gerçek. )
( Ancak, felsefenin getirebildiği/sağladığı/sunduğu. İLE/VE Sanat ve dinin getirdiği. )

-@ ZEKÂ ile/ve/<> AKIL
[ Eklenme Tarih ve Saati: 08 Nisan | 18:34 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/374 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Birleştirme/bağlantılandırma üzerine ve becerisi. İLE/VE/||/<> Ayırabilme, dışarıda bırakabilme üzerine ve becerisi. )
( Kendini düşünür. İLE/VE/||/<> [Önce kendiyle birlikte] Başkalarını da düşünür. )
( "Savaşta". İLE/VE/||/<> Barış için! )
( Dün zekiydim, dünyayı değiştirmek isterdim. İLE/VE/||/<> Bugün akıllıyım, kendimi değiştiriyorum. )
( ... İLE/VE/||/<> Bağ. | Eskiden, develerin ayağına bağladıkları bağ. | Kendini, gereksinimi duyulan şeyi, kendi aracılığıyla elde edilen özel bir sıfatla kayıtlandırmış zât. )
( Sözel/yazınsal. İLE/VE/||/<> Matematik. )
( )
 



 


 

 

( Bugün [25 Nisan 2018] itibariyle
Tüze(Hukuk) bölümünde,
6402 başlık/FaRk yer almaktadır.
)

www.FaRkLaR.net/lugat

Türk Hukuk Lügâtı

Türkiye Araştırmaları Dergisi[TALİD] - Hukuk Tarihi

Adâlet(.gov.tr) Sözlüğü

Muharrem BALCI


- FARKLILIKLAR ile/değil FARKLAR

- FARKLILIKLAR VE ÇİRKİNLİKLER ile/yerine FARKLILIKLAR VE GÜZELLİKLER

- "KARIŞMAK":
NE YAPMAYACAĞI/NA / SÖYLEMEYECEĞİ/NE
ile/değil
NE YAPTIĞINA/SÖYLEDİĞİNE

( Birine, ne yapmayacağını söylemek/anlatmak/göstermek karışmak değildir! ["Karışmak", yapılacak yanlış ya da doğru olan eylem/söz için kullanılabilir ancak.] )
( Kişilerin ne söyleyeceğini ya da yapacağını söylemeye, "müdahale" ya da "karışmak" denilebilir (belki ve çoğu şey için). Fakat ortak olan kavram, ifade, durum, davranış ve tutumlarda, toplumsal birlik, düzenlilik ve sürekliliğin sağlanması için gerektiğinde, hepimizin, birbirimize neyi yapamayacağını/yapmayabileceğini söylemesi kabalık ya da karışmak değildir! )

- "ÖRTÜŞME" ile/ve "BULUŞMA"

- OTUR(T)MAK ile ÖRTÜŞ(TÜR)MEK

- ANTLAŞMA/AHİT/MİSAK ve UYUŞMA/AHENK

- İLİŞKİ ile/ve EŞİTLİK

- İLİŞKİ ile/ve BAĞLANTI

- "BUZDAĞININ":
GÖRÜNEN BÖLÜMÜ
ile/ve GÖRÜNMEYEN BÖLÜMÜ
( Gördüğünüz, olan değildir. )
( Görünüşler, aldatıcıdır. )
( Adı değiştirebilirsiniz fakat gerçek yine kalır. )
( Appearances are deceptive. )

- SALTIK GÖRÜNÜŞLER ile/değil GÖRÜNÜŞLERİN SALTIK İLKESİ

- GÖRÜNTÜ ile/ve GÜZELLİK
( Rüya. İLE/VE Gerçek. )

- GÜZELLİK ile/ve/||/<>/>/< AŞK
( GÜZELLİK: Aşkın olmadığı yerde ne işim var?! VE AŞK: Güzelliğin olmadığı yerde ne işim var?! )
( ... İLE/VE/||/<>/>/< Güzelliğe duyulan özlem. )

- GÜZELLİK ile/ve/< DÜZEN
( GÜZELLİK: GERÇEĞE ÖZGÜ İNCELİĞİN PARLAKLIĞI [HAKİKATİN ŞÂŞA-İ LETÂFETİ - RECAİZÂDE EKREM BEY] )

- GÜZELLİK ile/ve/<> İNCELİK

- GÜZELLİK ile/ve/<> EDEB
( Güzeli güzel yapan edeptir, edep ise güzeli sevmeye sebeptir. )

- GÜZELLİK ile/ve BİLEŞİK

- GÜZELDE/GÜZELLİKTE ARANANLAR:
BAKIŞIM/LI(SİMETRİ/K)
ve ORANTI/LI(EURYTMIE) ve UYUM/LU(HARMONİ/K)
( DÜZGÜN ve DÜZENLİ ve DİZGELİ ve AÇIK/LIK/PARLAK/LIK(CLARITAS/MUŞÂ'ŞÂA) )

- GÜZELLİK ve VASIF

- GÜZELİ SEVMEK ile/ve/değil/yerine/<> GÜZELLİĞİ SEVMEK

- "GÜZELE, GÜZEL DEMEM, GÜZEL, BENİM OLMADIKÇA" yerine/değil GÜZELE, GÜZEL DERİM, GÜZEL, BENİM OLSUN DİYE! / BENİM OLAN, GÜZEL OLSUN DİYE!

- GERÇEKLİK TANIMI/TASAVVURU ile/ve NEDENSELLİK TANIMI/TASAVVURU ile/ve KİŞİ ZİHNİ

- GERÇEK/LİK ile/ve/<>/değil GEREKÇE/LİLİK
( Olgularda. İLE/VE/<>/DEĞİL Açıklamalarda/tanımlarda. )
( Gerçeklik, saltık değildir/olamaz. )

- GEREKLİLİK ve/> SÜREKLİLİK ve/> KESİNLİK

- ANLAMSIZLIK ve KAVRAMSIZLIK ve İNSANSIZLIK
( Kişi kendi çabalarına yön verecek ışığı hayal gücünün imgelerinden değil, açık seçik düşünülmüş kavramlardan almalıdır. )

- BİR OLAY/DURUM:
ÖNCESİNDEKİ DÜŞÜNCE/SÖZ/YORUM
ile/değil/yerine SONRASINDAKİ DÜŞÜNCE/SÖZ/YORUM

- KENDİNİ BİLME BİLGİSİ ile/ve/değil/yerine HAKİKAT BİLGİSİ

- ÖZGÜRLÜK ile/ve HAK
( Özgürlük, hak ile sınırlanır. )

- ÖZGÜR/LÜK ile/ve GÜZEL/LİK

- GELİŞİGÜZELLİK ile/ve KEYFÎLİK

- İTİBARÎ ile "HAKİKÎ"

- [ne yazık ki]
!KEYFÎ "İDÂRE"
ile/ve !KEYFÎ "İRÂDE"

- BAĞIMSIZLIK ile/ve/yerine DAYANIŞMA

- İÇGÜDÜ ile/ve/değil NİYET

- DÜŞÜNME ile/ve/değil İÇGÜDÜ
( Dolayımlı. İLE/VE/DEĞİL Dolayımsız, doğrudan. )

- ZEKÂ ile/ve/<> AKIL
( Birleştirme/bağlantılandırma üzerine ve becerisi. İLE/VE/||/<> Ayırabilme, dışarıda bırakabilme üzerine ve becerisi. )
( Kendini düşünür. İLE/VE/||/<> [Önce kendiyle birlikte] Başkalarını da düşünür. )
( "Savaşta". İLE/VE/||/<> Barış için! )
( Dün zekiydim, dünyayı değiştirmek isterdim. İLE/VE/||/<> Bugün akıllıyım, kendimi değiştiriyorum. )
( ... İLE/VE/||/<> Bağ. | Eskiden, develerin ayağına bağladıkları bağ. | Kendini, gereksinimi duyulan şeyi, kendi aracılığıyla elde edilen özel bir sıfatla kayıtlandırmış zât. )
( Sözel/yazınsal. İLE/VE/||/<> Matematik. )
( )

- ZEKÂ ile/ve/değil DEHÂ

- EN ÖNEMLİ/LER ve/ya da OLMAZSA OLMAZ/LAR
( 1.) SAĞLIKÖZGÜRLÜK ( HEALTHFREEDOM ) )
( 2.) ZAMAN ve ENERJİ (TIME & ENERGY) )
( 1.) DOĞA ve DOĞALLIK ( NATURE & NATURALNESS ) )
( 2.) UYUM ve BÜTÜNLÜK ( HARMONY & INTEGRITY ) )
( 3.) GELİŞİM ve DEĞİŞİM ( PROGRESS/DEVELOPMENT & ALTERATION/CHANGING ) )
( "EĞER"SİZ, "ÇÜNKÜ"SÜZ, "AMA"SIZ; "KARŞIN/RAĞMEN"Lİ SEVGİ! )
( Sevgi, hiçbir zaman durmaz ve dinlenmez. )
( Sevgide, "bir" bile yoktur, "iki" nasıl olabilsin? )
( SEVGİ: BÜTÜNÜN DUYUMU )
( İVAZSIZ, GARAZSIZ, ÇIKARSIZ, AİDİYETSİZ, SAHİPSİZ SEVGİ )
( Gelişim ve Değişim, ani ve süreksiz adımlarla gerçekleşir. )
( UNCONDITIONAL LOVE )
( 3.) BİLGİ ve FARKINDALIK ( INFORMATION & AWARENESS ) )
( While love will never stops or rest.
In love there is not the one even, how can there be two? )

- OKUNULACAKLAR ile/ve/<> KONUŞULACAKLAR

- İLERLEME ile ÇOĞALMA

- PEKİŞ(TİR)ME ile/ve/<> OLGUNLAŞ(TIR)MA

- YAPICI ile/ve OLGUNLAŞTIRICI

- GENEL ile ÖZEL

- TEKİL ile/değil BİRİCİK

- TÜMEL ile/ve/<> KAVRAM

- OY ŞEKİLLERİ'NDE:
İŞARİ
ile AÇIK ile KAPALI/GİZLİ
( El kaldırarak ya da ayağa kalkarak. İLE Adının yazılı olduğu kağıtla. İLE Adsız ve işaretsiz kağıtla. )

- KAVRAMSAL BİRLİK ile/ve/<> ZAMANSAL AYRIM

- ÖZDEŞLİK ile/ve EŞİTLİK

- EŞİTLİK ile/ve PAYLAŞIM

- EŞİT HAK ile/ve/||/<>/>/< EŞİT PAYLAŞIM

- BİRLİK ile/ve KAVRAMSALLIK

- ÖZDEŞ/LİK ile/ve TÜRDEŞ/LİK ile/ve SÜREKLİ/LİK ile/ve KURALLI/LIK

- BÜTÜNLÜK ile YOĞUNLAŞMA/KONSANTRASYON

- BÜTÜN ile/ve/değil/<> PARÇA
( Bir kavramın, bireylerinin toplamı, bütünü vermez. )
( Bütün, parçaların toplamından daha fazla birşeydir. )
( ZIRNIK[Fars. < ZIRNÎH]: Sıçanotu, arsenik madeni ile kükürt karışığı bir madde. | Herhangi bir şeyin en küçük, önemsiz ve işe yaramaz parçası. )

- TÜZE(HUKUK) ile/ve ADÂLET
( ... İLE/VE Lâyık olana, lâyık olunanı vermek/verebilmektir. )
( Adâlet ancak hakikatten, saadet ancak adâletten doğabilir. )
( Attika mahkemelerinde, suçlu, suçu tespit edildikten sonra, bazı hallerde, kendine uygun gördüğü cezayı kendi isteyebilirdi. )
( Adâlette gecikme olmaz! | Adâletin gecikmesi olmaz/olmamalı! | Adâletin gecikmişi olmaz! )
( "BURNU SÜRTMEK": Yavuz Sultan Selim, hükümdarlığında, hırsızlık yapanları bir direğe bağlar, tanınması için günlerce çarşının içinde dolaştırtırmış. Bugünkü deyimle yüz kızartıcı suçlar dediğimiz çeşitli ahlâki suçlarda ise suçluyu burnu yere sürtecek şekilde bir arabaya yatırtır, burnunu yere sürttürürmüş. "Bırak, burnu sürtsün biraz!" gibi deyimler buradan gelmektedir. Yavuz Sultan Selim'in ilk sekiz yılında yaptığı bu uygulamalarla toplum büyük bir huzura ulaşmış ve hem devletin gücünü, hem de bütçesini üç kat büyütmüştür. )
( ZEMBİLLİ ALİ EFENDİ(CEMÂLÎ)'nin adâlet anlayışını ve uygulamalarını yani kendine neden "Zembilli" denildiğini de araştırmanızı salık veririz. )
( ADÂLET DAİRESİ

Adâlet, dünya barışının temelidir.
Dünya bağının sınırlarını devlet belirler.
İşte bu devlet duvarını inşâ edecek, devlete düzen sağlayacak olan hukuktur.
Siyasi güç olmaksızın hukuk, yaptırımlarını yerine getiremez.
Siyasi gücü, askeriye korur.
Askeri gücün yaşamasını ekonomi sağlar.
Ekonomik gücü halk sunar.
Halkın birliğini sağlayacak olan ise adâlettir.

Adl'dir mucib-i salâh-ı cihan
Cihan bir bağdır, divan devlet
Devletin nâzımı şeriattır
Şeriata olamaz hiç hâris illâ mülk
Mülk zabteylemez illâ leşker
Leşkeri cem edemez illâ mal
Malı cem eyleyen raiyettir
Raiyeti kul eder padişah-ı âleme adl. )
( Sayın Muharrem Balcı'nın yayınlarını paylaştığı adresi... www.MuharremBALCI.com )
( Türk Hukuk Lügâtı'na, burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz... )
( Elimizde kudret olmadığı sürece, özgürlük isteriz.
Kudreti ele geçirince üstün olmak isteriz.
Ama başaramazsak, adâlet isteriz. )

- TÜZE ile/ve/||/<> AKTÖRE/AHLÂK
( [Hesap] Eylemden sonra. İLE/VE/||/<> Eylemden önce. )

- TÜZE ile/ve TOPLUMBİLİM

- TÜZE ile/ve MATEMATİK

- ADÂLET ve/<> SEVGİ
( Toplumda. VE/<> Bireyde. )

- ADÂLET ve/=/<> ÖLÇÜ/LÜLÜK
( Her konuda/hususta, itidâli ihtiyâr et! )

- ADÂLET ile/ve/||/=/<>/< DENGE, ÖLÇÜLÜLÜK/İTİDÂL[< ADL]
( Toplumla olan ilişkide. İLE/VE/||/=/<>/< Kişide. )
( İçte. İLE/VE/||/=/<>/< Dışta. )

- ADÂVET değil/yerine/>< ADÂLET

- ADÂLET ile/ve AHKÂM

- ADÂLET ve/<> NİYET ve/<> SÜREKLİLİK

- ADÂLET ve RAHMET

- ADÂLET yoksa/> KARGAŞA

- ADÂLET ile/ve/<> KARMA
( Karma ve Kader kavramlarını, kapsamlı bir şekilde anlamak ve görmek üzere "My name is Earl" dizisini baştan sona izlemenizi öneririz... )

- SESSİZ ADÂLET ile/ve SESLİ ADÂLET
( Para. İLE/VE Yöneticiler. )

- TOPLUMSAL ADÂLET'İN TANIMLARINDA:
GENEL
ile/ve TOPLUMSAL ile/ve SİYASAL
( Toplum içinde ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal yönden yoksul, mahrum ve zayıfların doğrudan doğruya toplum tarafından korunmaları. İLE/VE Kişinin, insan onuruna uygun bir düzeye, sadece emeğinin karşılığı ile çıkabilmesinin sağlanması. İLE/VE Kişilerde, kültürel ve siyasal zayıflığı doğuran olumsuz etmenlerin toplum gücüyle kaldırılması. )

- EŞİTLİK/MÜSÂVAT ile/ve/değil/yerine/< ADÂLET
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Güçsüzün hakkının/haklarının savunulması/korunması. )
( Kişilerin eşitliği, sadece adâletin [en kısa sürede] sağlanması için [tüze/hukuk önünde] geçerlidir. [ille de bir farkı olacaksa/oldurulacaksa, sadece bilgileri/bildikleri/marifetleri iledir/kadardır.] )
( )

- ADÂLET ile/ve/<> HAKKANİYET

- ADÂLET ile/ve HAK/İSTİHKAK

- ADÂLET ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< MERHAMET

- ADÂLET ve/<> GÜÇ
( Güce dayanmayan adâlet âciz, adâlete dayanmayan güç zâlimdir. )

- ADÂLET ile/ve/<> MANTIK

- ADÂLET ile/ve/<> SAADET

- ADÂLET ile/ve/<> ERDEM/FAZİLET
( Sevginin ürünleri. İLE/VE/<> Aklın ürünleri. )
( "Adâlet, erdemin bir parçası değil bütünüyle erdemdir. Adâletin tersi olan haksızlık da, kötülüğün bir parçası değil bütünüyle kötülüktür." )
( Products of love. VS./AND/<> Products of intelligence. )

- ADÂLET ile/ve/<>/< BARIŞ[VARIŞ]/SULH
( Eğer dünyada barış ve uyum istiyorsanız, aklınızda ve gönlünüzde barış ve uyum olmalıdır. )
( Kendinizde düzen olmadıkça, dünyada düzen olmayacaktır. )
( AN SÜKÛT'İN SULH: Davalının susması üzerine gerçekleşen barış. )
( YURTTA SULH, CİHANDA SULH! PAZ EN EL PAIS, PAZ EN EL MUNDO! )

- ADÂLET ve/> HİLÂFET

- ADÂLET ve/<>/>/< HİDÂYET

- ADÂLET ve/<> KEMÂLÂT

- İLK KEMÂL ile/ve İKİNCİ KEMÂL
( [Kişi ...] Ancak, insan olma olanaklarıyla doğar. İLE/VE Ancak, kendine emek verdikçe, özendikçe insanlaşır. )
( Hiçbir bitki, bitkileşmez; hiçbir hayvan, hayvanlaşmaz fakat kişi, insanlaşır. Ancak kişi, kendi seviyesine ait yeti ve yetenekleri gerçekleştirdikçe, geliştirdikçe insan olur. )

- KEMÂL ile/ve BEKÂ

- KEMÂL ve/> ZEVÂL

- OLGUNLAŞMA(KEMÂLÂT) ve SABİTLİK ve TEKRAR

- YÖNETİM ile/ve/<> ADÂLET

- HİKMET ile/ve/> İFFET ile/ve/> CESÂRET ile/ve/> ADÂLET
( Aklın dengeliliği/îtidali. İLE/VE/> Şehvetin dengeliliği/îtidali. İLE/VE/> Öfkenin dengeliliği/îtidali. =/> HİLÂFET, HİDÂYET ve KEMÂLÂT'a eriştirir. )
( Hikmetin dili, simge ve sükûttur. )
( [ucları(tefrit-ifrat)] BİLGİSİZLİK/CEHÂLET >< BİLGİÇLİK/MALÛMATFURUŞLUK ile/ve/> İLGİSİZLİK/İSTEKSİZLİK >< AZGINLIK ile/ve/> KORKAKLIK/KABALIK >< KAHRAMANLIK )

- UNUTMAK ile/ve/değil/yerine/<> AFFETMEK
( Bir hatayı, hem unutmak, hem affetmek aptallıktır. Ne unutmak, ne affetmek, hainliktir. Hatayı unutmayıp sahibini affetmek, işte bu erdemdir. )
( Söylenilmeyebilecek, yanlış/yersiz/zamansız bir söz, ancak affedilir fakat unutulmaz! )
( Aldığın dersi kaybettirir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<> Bakış açını değiştirir. )

- GENEL AF ile/ve/değil KISMÎ GENEL AF

- BAŞKALARINI AFFETMEK ile/ve/||/<>/< KENDİNİ AFFETMEK
( Affetmek, bir mahkûmu serbest bırakmaktır ve o mahkûmun kendin olduğunu keşfetmektir. )
( AFFEDELİM!!!

Lise öğretmeni bir gün derste öğrencilerine bir teklifte bulunur:

"Bir hayat deneyimine katılmak ister misiniz?"

Öğrenciler çok sevdikleri hocalarının bu teklifini tereddütsüz kabul ederler. "O zaman" der öğretmen. "Bundan sonra ne dersem yapacağınıza da söz verin"

Öğrenciler bunu da yaparlar. "Şimdi yarınki ödevinize hazır olun. Yarın hepiniz birer plastik torba ve beşer kilo patates getireceksiniz!"

Öğrenciler, bu işten pek birşey anlamamışlardır. Ama ertesi sabah hepsinin sıralarını üzerinde patatesler ve torbalar hazırdır. Kendine meraklı gözlerle bakan öğrencilerine şöyle der öğretmen:

"Şimdi, bugüne dek affetmeyi reddettiğiniz her kişi için bir patates alın,o kişinin adını o patatesin üzerine yazıp torbanın içine koyun."

Bazı öğrenciler torbalarına üçer-beşer tane patates koyarken, bazılarının torbası neredeyse ağzına kadar dolmuştur. Öğretmen, kendine "Peki şimdi ne olacak?" der gibi bakan öğrencilerine ikinci açıklamasını yapar:

"Bir hafta boyunca nereye giderseniz gidin, bu torbaları yanınızda taşıyacaksınız. Yattığınız yatakta, bindiğiniz otobüste, okuldayken sıranızın üstünde? Hep yanınızda olacaklar."

Aradan bir hafta geçmiştir. Hocaları sınıfa girer girmez, denileni yapmış olan öğrenciler şikâyete başlarlar:
"Hocam, bu kadar ağır torbayı her yere taşımak çok zor."
"Hocam, patatesler kokmaya başladı. Vallahi, kişiler, tuhaf bakıyorlar bana artık. Hem sıkıldık, Hem yorulduk!"

Öğretmen gülümseyerek öğrencilerine şu dersi verir:

"Görüyorsunuz ki, affetmeyerek asıl kendimizi cezalandırıyoruz. Kendimizi ruhumuzda ağır yükler taşımaya mahkum ediyoruz. Affetmeyi karşımızdaki kişiye bir ihsan olarak düşünüyoruz,

halbuki affetmek, en başta kendimize yaptığımız bir iyiliktir. )
( Kendini affetmeyen kişinin, tüm kusurları affedilebilir. )

- AFFETMEK ile/ve/değil/yerine GÖZARDI ETMEK

- UNUTMAK/UNUTABİLMEK ile/ve/<> BIRAKMAK/BIRAKABİLMEK
( Unutmamak, bir anlamda putperestliktir. )
( LETE: Unutma yudumu. )
( Ledün ilmi, bilineni unutma ilmidir. )
( Olursak olacağız. Evvelinin evveli, ahirinin ahiri yok. Bu kadar yaş yaşadık, ne anladık? İstikbal dersen, bir saniye ilerisinden haberimiz yok, hepsi rüya. İyisi mi, hepsini unut! )
( Huzur, rahatlıktadır. Rahatlık ise unutmakla olur. )

- BİLME ve/> ANLAMA ve/> YORUMLAMA
( Yapabilmek. VE/> Varolmak. VE/> ... )
( ... VE/> Kişiye, tarihe, topluma, kültüre ait herşeye bakarak, kişiden hareketle kişiye/kişilere bakarak kavrama yöntemi. VE/> ... )
( Bilen kişi, varolanı savunur; cahil kişi, cesur olur. )

- ANLAMANIN:
SESİ
ile/ve KURALLARI
( Hmmm.[içinden ve/veya sesli!] İLE/VE 1. Nötr olmak. | 2. Nitelikli soru sormak. )

- BİR DÜŞÜNCEYİ:
"BESLEMEK"
ile/ve/değil/yerine SADECE BİLMEK

- HAK ile/ve/<>/< AYRICALIK/İMTİYAZ(/MÜMTAZ)[Ar. < MEYZ]

- HAK ile/ve/değil/yerine OLANAK

- HAK ile/ve YERİNDE HAK

- HAK ile/ve HAD

- İNSAF ile/ve HAKKÂNİYET

- HAKKINI İADE ETMEK ve/<> HAKKINI TESLİM ETMEK

- BÜTÜN ile/değil/yerine TÜM
( Parçası bulunur. İLE Parçası bulunmaz. )

- TAM-LIK ile KEMÂL
( Ayrılmaz olanı, ayırmamalısınız. )
( KEMÂL: Eril ve dişilliğin aşılmasındaki birlik. )
( GÜZELLİK/KEMÂL:
* TENASÜB-Ü ÂZÂ(ÖRGENLERİN UYUMU)
* AKIL
* AHLÂK
* ÇÖZÜM ÜRETEBİLMEK )
( You must not separate the inseparable. )

- KEMÂL ve SÛRET
( Hareket eden maddedeki olanakların dışa çıkması. VE Her kemâl bir sûretin açığa çıkmasıdır. | Mahiyetin maddeyle bitişmiş halidir. )

- MİRAS/TEREKE ile/değil İNAM/EMÂNET
( EMÂNET VE İLTİZAM USULLERİ )
( STUART MILL [1806-1873]: Kişinin malı üzerindeki tasarruf hakkının sınırsız ve kayıtsız olarak tanınmasını fakat miras yoluyla servet edinme hakkının sıkı şekilde sınırlanması gerektiğini belirtir. [Mirasın yarattığı eşitsizlikle yaşam mücadelesinin doğal şartlarının bozulduğunu, en beceriklinin değil, servetçe ayrıcalıklıların üstünlük sağladıklarına işaret eder.] )

- MİRAS ile İZDÜŞÜM

- MİRAS ile TEREKE/METRÛKAT

- MİRAS ile RUKBÂ[< İRTİKAB]
( ... İLE "Ben senden önce ölürsem senin olsun, sen benden önce ölürsen benim olsun" diyerek bir şeyi bağışlama, hibe etme. )

- TASIM/KIYAS ile/değil/yerine KARŞILAŞTIRMA
( Tanım/Örnek: Bir sayfanın ikiye bölünerek, iki ayrı olgunun/kavramın kendi özlerinin iki ayrı sütunda sadece veri olarak dizilişi ve öylece yorum eklemeden bırakılması. İLE/DEĞİL/YERİNE Yapılan tablonun/karşılaştırmanın altına ekleme/yorum şeklinde göreceliliği, sınırlılığı ve kısıtlılığı potansiyelinin gözardı edilerek bir değerlendirme yapılması.(sınırı aşmak/bilmemek). Sonuç: Kıyasın değil, karşılaştırmanın daha yerinde, arı, saf, doğru olacağı ve kıyas yapmama gerekliliği. )
( Nispet. İLE/DEĞİL/YERİNE Oran. )
( Sabitliği dayatmaya çalışır. İLE/DEĞİL/YERİNE Özgünlük olanağı sunar/sağlar. )
( Resim. İLE/DEĞİL/YERİNE Fotoğraf. )
( Kıyas, bâtıldır. )
( Her şeye/yere kıyas sokulmaz! )

- NE YAPACAĞINI BİLMEK
ile/ve/değil/yerine/<
NE YAPMAYACAĞINI! BİLMEK !!!

( Ne yapman gerektiğinden çok, önce ne yapmaman gerekiğini bil, yeter. Çoğu zaman ne yapman gerektiğini bilemeyebilirsin, fakat ne yapmaman gerektiğini her zaman çok iyi bilebilirsin. )
( İsabet ve kesinlik tutturulamayabilir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< İsabet ve kesinlik üzerinedir, kolaylıkla sağlanabilir, tamamen uzlaşımsal ortak bir hareket noktası sunabilir. )
( Kendini gerçekleştirmiş, saygın ve önemli birine sormuşlar:
Nasıl bu noktaya geldiniz?
Yakınlarında bulunan bir kişiyi göstererek, herşeyi ondan öğrendiğini söylemiş.

Çevresindekiler hayret içinde ve inanamayarak demişler ki:
Nasıl olur? O işaret ettiğiniz kişi, her türlü, düzenbazlığı, yalanı, rezilliği yapan biridir.

Yanıt: Heh işte!
O ne yaptıysa ben yapmadım! )
( Bir şey ki, yapmasan da olur, YAPMA!
Bir şey ki, söylemesen de olur, SÖYLEME! )
( Irmağın derinliği, iki ayakla birden ölçülmez! )

- YANLIŞ/I YAPMAYACAK KADAR/ŞEKİLDE BİLMEK ile/ve ANLATABİLECEK/AKTARABİLECEK KADAR/ŞEKİLDE BİLMEK

- NE YAPABİLİRİM? ve/> NASIL YAPABİLİRİM?
( Kişinin, kendine sorabileceği en temel sorulardır! )

- İDRAK ile/ve/> NİYET

- (")İNANMAK(") ile/değil/yerine/>< BİLMEK

- BİLMEK ile/ve/<> OLAYLARI/ZORLUKLARI "ALTTAN ALABİLMEK"

- BİLİYOR OLMAK ile/ve/<>/değil BELLEĞİN GÜÇLÜ OLMASI

- BİLDİĞİN GİBİ ile/ve BİLDİĞİN KADAR
( Hiçbir şey bildiğin/gördüğün gibi/kadar değildir/olmayabilir. )

- BAĞLAM ve/> NİYET ve/> EREK

- ANLAMIN:
KAYMASI
ile İÇİNİN BOŞALMASI
( İkisi de, kavramın dizgesinden/bağlamından çıkmasıyla oluşmaya başlar. )

- HAKLI/HAKSIZ ÇIKARMAYA ÇALIŞMAK ile/değil/yerine ANLAMAYA ÇALIŞMAK

- HER ile TÜM

- NE'LİK(SİZ) ile/ve NİTELİK(SİZ)

- HIZLI DÜŞÜNMEK ile/ve/değil HAYAL (ETMEK)

- VEHİM ve ŞEKK

- SERMED ile/ve DEHR ile/ve ZAMAN
( Sabitin, sabite nispeti. İLE/VE Sabitin, mütegayyire nispeti. İLE/VE Mütegayyirin, mütegayyire nispeti. )

- ZAMANIN, DÜŞÜNÜLMESİNDE/DEĞERLENDİRİLMESİNDE:
ÖNCELİK
ve/||/<> SIRALAMALARI

- EVRENSEL ile/ve/değil/yerine PAYLAŞILAN

- BÖLÜNMEZLİK ve/<> NOKTA

- KULLANIM DEĞERİ ile/ve/<> UYGULANIM DEĞERİ

- DEĞER ile/ve/<> NİYET

- KUŞKU ile/ve KAYGI

- SÖYLEMEK ile/ve KAVRAMAK

- "ÇELİŞİK" ile/değil ÇELİŞKİ OLDUĞUNU İDDİA EDENİN BİLGİSİZLİĞİ/YETERSİZLİĞİ

- KUŞKU ile/değil/yerine ÇÖZÜMLEME

- KUŞKU SORUSU ile/yerine ANLAMA SORUSU
( Yanıtlarını bildiğiniz, boş sorular sormamalısınız. )
( [Felsefede] BED-GÜMÂN[Fars.]/SEPTİK[İng.]: Şüpheci, her şeyden şüphe eden. )

- İKTİBÂS ve/< İNTIBAK[Ar. < TIBK: Tıpkı, aynı.]
( Alıntı, uygunluk gerektirir. )
( Teşbihte, hata olmamalı/olmaz! )

- YORUM ile/ve DÖNÜŞTÜRÜCÜ NİTELİKTE YORUM

- MAKUL KUŞKU ile YETERLİ KUŞKU ile AĞIRLIKLI KUŞKU
( ... İLE Dava açmadaki belirleyeci. İLE ... )

- ADEM
|------VEHM------|ŞEKK|------ZANN------|
ile/ve/değil//yerine/=/||/<>/>/<
YAKÎN

( 0
|------%50 altı.[1-49]------|%50-50|------%50 üzeri.[51-99]------|
ile/ve/değil/yerine/=/||/<>/>/<
%100 )
( Anımsadığınız şeylerle, onlar gerçekmişlercesine meşgul oluyorsunuz. )
( YOK(LUK)
|------ KURUNTU------|BELKİ|------KUŞKU------|
ile/ve/değil/yerine/=/||/<>/>/<
KESİN(LİK) )

- UYGARLIK/MEDENİYET ile/ve KÜLTÜR
( Evrensel. İLE/VE Yerel. )
( Kontrollü. İLE/VE Bilinçdışı. )
( Toprak, kişiye aittir. İLE/VE Kişi, toprağa aittir. )
( Uygarlık, olay ve olguları birbirinden büyük titizlikle ayırd edebilmektir. )
( Kültür, en geniş tanımıyla yaşam biçimini gösterir. )
( Kültür, insan-doğa ve insan-insan ilişkilerinin toplamıdır. )
( Uygar kişi, dünyanın neresinde ve hangi kültürde üretilirse üretilsin, insanlık değerlerine sahip çıkan, onu benimseyen ve yaşamına katan insandır. )
( Evrenseller kültürler içinde yer almış olmalıdır. )
( UYGARLIK/MEDENİYET = ZANAAT-FEN ve AHLÂK )
( MEDENİYET OLUŞTURABİLMEK İÇİN: * TANRI/İLK İLKE, * EVREN/DOĞA, * İNSAN )
( Farkındalık ile. İLE/VE Farkında olmadan. )
( Yöntemli. İLE/VE Alışkanlıklar. )
( İnsan - İnsan ilişkisi (ile). İLE/VE Doğa - İnsan ilişkisi (ile). )
( Sanat. İLE/VE Zanaat. )
( Öğrenilir. İLE/VE Yaşanır. )
( Kimsin/iz? İLE/VE Kimlerdensin/iz? / Nerelisin/iz? )
( Uluslararası. İLE/VE Ulusal. )
( ZAMAN: Doğrusal. İLE/VE Döngüsel. )
( Us. İLE/VE Us dışı. )
( Yasa. İLE/VE Töre. )
( Medine. İLE/VE Yesrib. )
( Çatışmalar içinde. İLE Zahmetler içinde. )
( Kâmil kültür, kendinden sonra gelecek kültürün gübresidir. )
( Gerçek üstü. İLE/VE Gerçek. )
( Ancak, felsefenin getirebildiği/sağladığı/sunduğu. İLE/VE Sanat ve dinin getirdiği. )

- UYGARLIK(MEDENİYET)'TA:
SU
ve YOL

- UYGARLIK ve/<> KAVRAMSALLIK

- !TAHKİR ile/değil/yerine TENKİT/TENKİD
( Bir kaçıştır.[kendinden, utancından, küçüklüğünden] İLE/DEĞİL/YERİNE Bilmeyi zorunlu kılar. )

- SUÇLAMA ile/değil/yerine ELEŞTİRİ

- SUÇLAMA ile/değil/yerine TESPİT

- SUÇLAMA ile/ve/değil/yerine YÜKLEME

- SUÇLAMA ile/ve/değil/yerine NİTELEME

- DAYANIKLILIK ile/ve DAYANIŞMA

- TANIMLAMA ile/ve/<> ÖLÇÜ

- YORUM ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< GERİBİLDİRİM

- TANIM ile/ve/<> NEDEN
( Tanım, nedene giden, en kısa yoldur. )

- TANIM ile/ve/<> İSPAT

- İSPAT ile/ve HÜCCET ile/ve BURHAN ile/ve DELİL
( BELGİT: Bir kişinin, yapmaya ya da ödemeye borçlu olduğu şeyi göstermek üzere imzaladığı resmi kâğıt, senet. | Bir önermeyi tanıtlamak için gösterilen ve daha önce doğru olarak kabul edilen başka önerme. )

- İSPAT ile SUBÛT
( Zihinde. İLE Hem zihinde, hem de dışarıda/olguda. )
( ... İLE Gerçekleşme, şüpheye yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkma. )

- KENDİNİ İSPAT (ETME ÇABASI) ile/değil/yerine KONUYU/DURUMU İSPAT

- DELİL ile/ve İSPAT
( Önermeleri, kıyası sağlayacak şekilde düzenlemek. İLE/VE ... )

- DELİL ile/ve GEREKÇE

- DELİL ile/ve SONUÇ
( Her delilden, her sonuç çıkarılamaz! )

- KANITLARI:
SAKLAMAK
ile/ve ÇARPITMAK ile/ve YOK ETMEK

- BEDÎHÎ:
TANIMLANABİLİR YAPIDA OLMAYAN
ile/ve DELİL GETİRİLEBİLİR YAPIDA OLMAYAN

- İSPAT ile/ve İNANDIRICILIK

- İSPAT ile/ve DESTEK

- YAKLAŞMAK ile/ve/değil/<>/> YAKINLAŞMAK

- YAKINLIK/KURBİYET ile/ve KAVUŞMA/VUSLAT

- SEVİYE[Ar.] değil/yerine/= DÜZEY

- MUTLAK/LIK ile/ve KESİN/LİK

- SINIR KOYMAK ile/ve HAKİMİYET ALTINDA TUTMAK

- MUTLAK ile/ve ADÂLET

- DÜŞÜNME ile/ve/<> DÜŞÜNCE
( Hayat. İLE/VE/<> Yaşam(/a/k). )
( Düşünce damlacıklarıyla doldurulan havuzda yüzmek. İLE/VE/<> Kişinin[düşünenin/düşünmesi gerekenin], suyun üstünde (yaşamda) kalmasını sağlayan kaldırma gücünü sağlayan yasa/zorunluluk/gereklilik. )
( Bilinenleri, bilinmeyenlere götürebilecek şekilde düzenlemek. )
( Sonsuz olanaklılıklar. )
( Her şey düşünce ile başlar. )
( Düşün-ce: Yukarıdan düşünce/inince sende ortaya çıkan. )
( Bir yerini/dizini incitmeyen düşünmeye başlamaz kolay kolay. )
( Düşünme ifade edilerek düşünce haline getirilmiş olur. )
( Aklın bilinen ile bilinmeyen arasındaki hareketidir. )
( Düşünme süreci tamamlandığında, yani anlamlı bir bütünlük oluşturulduğunda, soruya yanıt verilir. )
( Düşünmeyi kesmek zorunda değilsiniz, sadece ilgilenmeyi kesin. )
( Düşüncelerinizi gözleyin, düşüncelerinizi gözlemekte olan kendinizi gözleyin. )
( Düşüncelerinizi sokak trafiğini seyreder gibi seyredin. )
( Rüyanızda bir çölde susuzluktan ölmekte olduğunuzu görürken, başucunuzda duran bir bardak suyun size yararı olmadığı gibi. )
( Düşüncelere sarılmayın yeter. )
( Zihin fukara olunca, fikir ukala olur! )
( Tefekkür, müşâhede ile olur. )
( Kendi düşünce berraklığınıza, amaçtaki safiyetinize ve eylemdeki dürüstlüğünüze güvenin. )
( Düşünmenin hakkını verirsen, düşünme de senin hakkını sana teslim eder. )
( Düşünmek için sükûnete gereksinim vardır. )
( el-NAZAR: Düşünmek, aklın, bilinmeyenden bilinmeyene doğru yaptığı harekettir. )

- DÜŞÜNCE ve/<> DUYGU ve/<> DAVRANIŞ/TUTUM
( Akıl[doğru bağ/lar] ve ilim ile yapılandırılır. VE/<> Çeşitli fizyolojik ve psikolojik isteklerle ve eğlencelerle doyurulur. VE/<> Çalışarak, iş yaparak, kazanarak ve kazandırarak dengelenir. )
( Düşünceler, duygulardan önce gelir. )

- DÜŞÜNME ile/ve/değil DOĞRU DÜŞÜNME
( Aklın bilinmeyenden bilinene doğru yaptığı hareket. İLE/VE/DEĞİL Aklın bilinenden bilinmeyene doğru yaptığı hareket. )
( Aklın bilinenle bilinmeyen arasındaki hareketi. İLE/VE/DEĞİL ... )
( Düşündüğün şeye bürünürsün/bulaşırsın. )

- "ÇOK DÜŞÜNME" ile/ve/değil/yerine İYİ/DOĞRU/YETERLİ/NİTELİKLİ DÜŞÜNME
( Çok düşün(ül)memeli, iyi/doğru/yeterli/nitelikli düşün(ül)meli! )

- DÜŞÜNCE ile/değil/yerine TÜREYEBİLİR/TÜRETİLEBİLİR DÜŞÜNCE
( İyi düşünceler, hormonların dengeli salgılanmasını sağlar. )
( Yüksek düşünceler örnek kullanılmadan, hoşnut edici bir biçimde anlatılamazlar. )
( Kötü düşünce, döner-dolaşır, ne yapar-eder size ulaşır! )

- İNSAN'IN/KİŞİNİN DÜŞÜNMESİ ile/ve TANRI'NIN DÜŞÜNMESİ
( [mâhiyetçe değil derece olarak!] Bilkuvve'den bilfiil'e doğru. İLE/VE Bilfiil. )

- DÜŞÜNCE, DÜŞÜNMEK yerine ZAMANINDA DÜŞÜNMEK
( Düşünce, düşünce başlar. [yere/aşağı düşünce!][düşen, düşünce/düştükten sonra anlar/bilir!] )
( "Melek Şehri" filmini de izlemenizi salık veririz. )

- DÜŞÜNCELERİ ÖĞRENMEK ile/ve/değil/yerine DÜŞÜNMEYİ ÖĞRENMEK/BECERMEK

- DÜŞÜNCENİN KENDİ ile/ve/<> DÜŞÜNCENİN İÇERİĞİ

- DÜŞÜNCE/FİKİR ile/ve/<>/< BİLGİ
( Amaca yönelik. İLE/VE/<>/< Nedene yönelik. )
( Gelecek. İLE/VE/<>/< Şimdi. )

- DÜŞÜNME ile/ve AYIK DÜŞÜNME

- DÜŞÜNMEK ile/ve/<>/değil/yerine ÖNGÖRMEK
( Bazı ileri/yüksek düşünceler, örnek kullanılmadan, hoşnut edici bir biçimde anlatılamazlar. )

- DÜŞÜNME ile/ve/<> DİL
( Düşünme, sözcüklerle gerçekleşmez. İLE/VE/<> Düşünme, sözcükleri kullanır! )
( Beyin-el ilişkisi ve zihin-dil ilişkisi sürekli akılda tutulmalı! )
( Bir şey ki, söylemesen de olur! SÖYLEME! )
( Düşünme/düşünce, dil kullanımıdır. )
( Kişi, dilinin ardında gizlidir. )
( İNTÂK[< NUTK]: Dile getirme, söyletme. | Akledilen şeyleri idrak etmek. )
( Türk dilinin kökenlerini araştırmanın birinci koşulu sağlıklı bir dil felsefesi bilgisi edinmek, bu felsefenin ışığında yürümeyi bilmek, araştırılan sorunlara bu felsefenin yöntemiyle yaklaşmaktır.

Bir topluluğun dilinde, o topluluğun yaşama anlayışını, yaşama biçimini, olaylara, doğaya bakışını yansıtmayan sözcüklerin hepsi yabancı kökenlidir.

Kavramlarının üretirken somuttan soyuta yönelmeyi başaramayan bir toplumun dilinde soyut varlıkları içeren sözcüklerin bulunması bir olasılıktan öteye geçemez.

Bir toplumun düşünce ortamında bulunmayan şeyin kavramı da yoktur.

Kavramlar düşünsel içeriklerin taşıyıcısıdır.

Dilcinin bilge olması kaçınılmazdır.

Dilin gerçeğini ancak bilge dilci kavrayabilir.

Bir aydın başka dillerden aldığı kavramlarla düşünemez, üretemez, ancak aktarır, bellekten belleğe gönderir.

Doğal yapısı ağacın yetişmesine elverişli olmayan bir ülkede orman ürünleriyle ilgili kavramlar üretilebilir mi? Kişi bilmediği bir nesneye bildiği bir adı verebilir mi?

Düşünsel alanda yeri olmayan bir kavram içeriğinin sözcüğe girmesi sözkonusu değildir.

Soyut varlıklar üretemeyen bir topluluğun dilinde soyutu yansıtan kavramın yeri yoktur.

Anlamsal içerik, o sözcüğü konuşan topluluğun düşünsel çevresiyle bağlantılıdır.

Bir dille konuşup yazmak o dili bilmek değildir, önemli olan o dille düşünmek, üretmek, düşünsel bir alan yaratmaktır.

Dilin yüzeysel özellklerine bakarak kökenine inmeye çalışmak yanıltıcıdır, saptırıcıdır. Kökte bulunmayan anlamı sözcükte aramak da dil bilincinden yoksunluk demektir.

Dilin ayakta durmasını, yaşamasını, yayılmasını sağlayan yazıdır.

Dil insanla, insan dille vardır.

Dili yaşatan, geçmişten geleceğe taşıyan yazıdır. )

- DÜŞÜNME ile/ve/<> YANSIMALI DÜŞÜNME

- DÜŞÜNMEK ve/<> DÖNÜŞMEK

- DÜŞÜNME ile/ve/<> HESAPLAMA
( Düşünmeyi, yeteri kadar ve ancak gerektiği/gerektirdiği kadar sürdürmek gerek. )
( Ya hesap bilmiyorsun, ya da dayak yememişsin! )

- DÜŞÜNME ile/ve BÖLÜMLEME

- DÜŞÜNMEK ile/ve/<> TEKRARLAMAK

- DÜŞÜNMEK ile/ve VAROLMAYANI DÜŞÜN(EBİL)MEK

- DÜŞÜNMEK ile/ve/değil/yerine DÜŞÜNMEYİ DEĞERLENDİREREK DÜŞÜNMEK

- DÜŞÜNMEK ile/ve/değil/yerine BİLDİĞİN ŞEY ÜZERİNE DÜŞÜNMEK
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Tefekkür. )

- DÜŞÜNMEK ile/ve/değil/yerine DÜŞÜNMEYİ "DERT" EDİNMEK

- ÖZGÜR DÜŞÜNME'Yİ:
"ÖĞRETMEK"
ile/değil/yerine OLANAKLARINI SAĞLAMAK/SUNMAK
( Özgür düşünmeyi ancak kişinin kendi gerçekleştirebileceğinden öğretilemez fakat olanaklarını sunmak/sağlamak gereklidir! )

- DÜŞÜNMEK ve KENDİNİN BİLİNCİNDE OLMAK

- DOĞRU DÜŞÜNME ile/ve/<> DOĞRU İSTEME
( Kazandığın zaman pişman olacağın, kaybettiğin zaman üzüleceğin şeyleri isterken dikkatli olmak gerek. )
( Bir şey iyi olduğu için istenmez, istendiği için iyidir. )

- DÜŞÜNMEYİ BİLMEMEK ile/ve/<>/= KONUŞMAYI BİLMEMEK
( Düşünmeyi bilmeyen, [sürdürmeyen ve geliştirmeyen] konuşmayı da bilemez! )

- "KURMAK" ile/yerine DÜŞÜNMEK
( Kuruntu/vesvese ile zihne düşenler düşünme değildir! [kuruntulardan vazgeçebilmeli!] )
( Bırak, farklı düşünce/duygu kuşları başının üzerinden uçsunlar. Sen ancak başının üzerinde yuva yapmamalarını sağlayabilirsin! )

- DÜŞÜNMEK/TAHAYYÜL ile/ve DÜŞÜNEMEMEK/TAHAYYÜL (BİLE) EDEMEMEK
( Bazı şeyler hayal edilebilir fakat bazı şeyleri ne düşünmek, ne hayal edebilmek bile söz konusu değildir. )

- DÜŞÜNCE ile/ve/<> FELSEFE
( ... İLE/VE/<> Düşüncenin hesabını verebilmek. )

- DÜŞÜNCE ile/ve/değil/yerine HESABINI VEREBİLECEĞİN DÜŞÜNCE
( Her düşündüğünü seslendirmemeli/söylememelisin! )

- DÜŞÜNCE ile/ve/değil/yerine KENDİNİ OLUŞTURAN DÜŞÜNCE

- KENDİNDE DÜŞÜNCE ile/ve KENDİ İÇİN DÜŞÜNCE ile/ve KENDİNDE KENDİ İÇİN DÜŞÜNCE

- DÜŞÜNCE/DÜŞÜNME ve/<> İMGELEM YETİSİ

- DÜŞÜNCE ile/ve VARSAYIM

- DÜŞÜNCE ile/ve TUTKU

- DÜŞÜNCE ile/ve TANRI

- (HERHANGİ BİR) DÜŞÜNCEYE:
MAHKUM
ile/ve/değil/yerine HÂKİM

- DÜŞÜNMEK ile DEĞERLENDİRMEK

- DÜŞÜNMEK:
ya KAÇARKEN
ile/ve/ya da SIÇARKEN

- HESAP ile/ve GÖZLEM

- "HESAP" ile/ve GEREKÇE

- DERİN DÜŞÜNMEK(TEFEKKÜR) ile/ve UYUMAK
( Uykunun karanlığı bile tazeleyici ve gençleştiricidir. )
( Uyanıkken bilinçlisiniz; uyurken sadece canlısınız. )
( FİKR-İ AMÎK[Ar. < UMK]: DERİN DÜŞÜNCE )

- DERİN DÜŞÜNME ve/<> TAHAMMÜL

- MANTIK/SAL ile/ve/<> KAVRAM/SAL

- ESEME/MANTIK ile/ve/<> ALGI DÜZENEĞİ(/"DÜŞÜNCE KALIBI")(/PARADİGMA)

- MANTIKÇA DÜŞÜNMEK ile/ve/<> VARLIKÇA DÜŞÜNMEK

- DÜŞÜNCESİZLİK ile DÜŞÜNEMEMEK/DÜŞÜNEMEMİŞ OLMAK

- BETİMLEMELİ/TASAVVURLU DÜŞÜNME ile BETİMLEMESİZ/TASAVVURSUZ DÜŞÜNME

- DÜŞÜNMEK/TEFEKKÜR ile/ve ÖLÇÜNMEK/TEEMMÜL
( ... İLE/VE Gerek bir olayın sebeplerini daha çok çözümleme ve daha doğru anlamak gerekse bir hareket tarzının sonuçlarını, özellikle de yarar ile sakıncalarını irdelemek amacıyla, oluşmuş/oluşturulmuş 'yargı'nın, eleştirilmek üzere, 'askı'ya alınmasıdır. Aklın benzer addettiği duyuları, dolayısıyla da 'olaylar'ı belirli bir 'kavram şemsiyesi' altında 'düşünmek'tir. O belirli 'kavram' altında düşünülen duyulardan, böylelikle de 'olaylar'dan biriyle karşılaşıldığında 'olay'a denk düşen 'kavram'ı 'akıl'da 'uyandırmak'tır. )
( Fikir yürütme, düşünme. İLE/VE Katlanmalı düşünme, idrak. )
( Kişi, herşeyin tohumudur. Neyi tefekkür ederse onun tohumudur. )
( İnsanı kurtaracak ilâçlar, aşk ve tefekkürdür. )

- EYLEMSİZ DÜŞÜNME/DÜŞÜNCE ile/değil/yerine EYLEMLİ DÜŞÜNME/DÜŞÜNCE
( El duası olmadan, dil duası olmaz. )
( Yaparak başarırsınız, tartışıp çekişerek değil. )
( Kalbi değiştiren eylemdir. )
( Herşey yapıldığında zihin sessiz kalır. )
( Sağlam bir anlayışa sahip bir kişi, eylemden sakınmaz. )
( İnandığınızı yapın ve yaptığınıza inanın. Başka her şey enerji ve zaman savurganlığıdır. )
( Evinizin eşiğini temizlemeden, komşunuzun damındaki kardan şikâyet etmeyiniz. )

- DÜŞÜNCE ile/değil/yerine FARKLILIKLARI BİRLİĞE GETİREN DÜŞÜNCE
( En ufak bir fark gördüğün müddetçe sen gerçeğe yabancısın demektir. )
( Kederin nedeni, farklılıklar ve ayrımlar değildir. )

- DÜŞÜNMEMEK ile DÜŞÜNMEMİŞ OLMAK

- DÜŞÜNMEMİŞ OLMAK ile/değil YETERSİZLİK/ZAYIFLIK/GERİLİK
( ... ile/değil REKÂKET )

- DERİN/YOĞUN/GENİŞ DÜŞÜN(E)MEMEK ile/değil/<> BİLGİSİZLİK/DÜŞÜNCESİZLİK
( Bilgisizlik de, bilgi de zihindedir, gerçekte değil. )
( Bilgisiz olup, doğruyu savunacağına; bilgili olup, yanlışı savun! )

- DÜŞÜNMEK ve/<>/>/< BOŞ KONUŞMAMAYI BECERMEK
( Düşünmeden konuşmanın cezası, sonradan düşünmeye mahkûm olmaktır. )
( Bir şey ki, yapmasan da olur. YAPMA! Bir şey ki, söylemesen de olur. SÖYLEME! )
( Konuşulacak bir kişi olduğunda, onunla konuşamamak, onu yitirmek demektir. Konuşulamayacak bir kişiyle konuşmaksa sözlerin boşuna harcanması demektir. )
( Bazı şeyleri konuşmuyoruz diye aklımız/sözümüz yok zannedilmesin! )

- SIRF ile/ve HAKİKAT

- KONTROL ile/ve/<> HAKİMİYET

- İDDİA ile İDDİADA İDDİA
( Kesin iddia, tutsaklık demektir. )
( Olmadığınız şey olduğunuzu iddia etmekte ve aslında olduğunuz şey olduğunuzu da inkâr etmektesiniz. )

- İDDİA ile HEVES
( Yüksek zihinlerin iddiası, düşük zihinlerin hevesi olur. )

- İDDİA ile/ve/değil/yerine GÖRÜŞ

- İDDİA ile/ve/değil ÇIKIŞ NOKTASI

- İDDİA ile SUÇLAMA

- İDDİA ile DAYANAK
( İddiaya itiraz edilmez! Ancak "delil"lerine edilebilir. )
( UMDE: Dayanılacak, güvenilecek şey/kişi/yer, destek. | İlke. | Herkesin güvendiği kişi. )

- İDDİA ile/ve/||/<>/> GEREKÇE

- İDDİA ile/ve/<> CİDDİYET

- İDDİA ile/ve/değil İMÂ

- İDDİA ile YÂDES/T[< Fars. YÂD DÂŞ][LÂDES değil!]
( ... İLE Bellekte/hatırda tutulan şey. )

- "İDDİA ETMEK" değil "ÖNE SÜRMEK"

- HEDEF ile/ve İDDİA

- ISRAR ile İDDİA

- İÇERİK ile/ve İDDİA

- SEVİYESİZ/KARŞILIKSIZ/TUTARSIZ İDDİA ile/yerine/değil SEVİYELİ İDDİA

- İDDİA ile/ve BENCİLLİK
( Bencillik, parçanın adına ve bütünün zararına, açgözlülük etmek, ele geçirmek, biriktirmek demektir. )
( Tüm çatışmaların kökeninde "ben" ve "benim" fikirleri yatar. )
( Sadece kendi ötenize, egonuzdan öteye uzanmalısınız, o zaman onu bulacaksınız. )
( Bencillik, ıstırabın nedenidir. )
( Kendinin, gövde ve zihin olmadığını bilen bir kişi, bencil olamaz, çünkü bencillik nedeni olabilecek bir şeye sahip değildir. )
( Tek kötülük, budalalık ve bencilliktir. )
( Bencillik merkezi yok olduğu zaman, tüm haz arzusu ve ıstırap korkusu biter. )

- İDDİALI ile/ve YETERLİ

- İDDİALI OLMAK ile/yerine/değil ÇABA(SINI) GÖSTERMEK
( Başarı, ancak yorulmaksızın doğru çabaları göstererek kazanılır. )
( İyi huyluluğun etkisi, alçakgönüllü ve sıralı çabalarla elde edilen kalıcı durumlarda görünür. )

- İDDİA ETMEK/EDİLEN ile/değil/yerine İLERİ SÜRMEK/SÜRÜLEN

- DOĞRU/LUK ile/ve/> UYGULANABİLİR/LİK

- KAVRAM/LAR ile/ve/||/<> SÖZCÜK/LER
( Mantıkta, en küçük birim. İLE/VE/||/<> Dilde, en küçük birim. )
( KAVRAM: Bilincin dilbilgisi. )
( Şeylerin kavramı, sözcüklerin anlamı olur. )
( Kavram, her defasında üretilmesi gerekli olandır. )
( Kavram, tekil şeylerin özünü değil şeylerdeki evrensel öğeyi açıklar. )
( Kavram, zaman ile ilişki içinde değil zamansal olmayan varoluş [bengilik] türü altında kavranmalıdır. )
( Kavramlar, dışsal cisimlerin imgeleri değildir. )
( Her kavram, bütünsel bir süreçtir ya da sürecin bütünselliğidir. )
( Düşünen her bir kişi için kavram gereksinimi vardır ve bunlar dünyanın neresinde ve ne zaman üretilirse üretilsin, artık tüm insanlığın malıdır. )
( Kavramlar dünyasına giren her kişi, evrensellikle bağ kurmuştur. Bunun ayırdında olmak, aydınlanmaya başlamak demektir. )
( Sözcük, bir köprüdür. )
( Sözcükler, sizi ancak kendi sınırlarına kadar götürebilirler. )
( Sözcükler, gerçekleri iletmez, onları işaret ederler. )
( Sözcükler, işaret eder ama açıklayamazlar. )
( Sözcükler ve sorular zihinden gelir ve sizi orada tutarlar. )
( Sözcük ile anlamı arasındaki bağlantı nedeniyle, sözcükler değerlidirler ve eğer kişi, sözcüğü çok büyük bir dikkatle incelerse, kavramın ötesine geçerek, onun kökenindeki deneyime ulaşır. )
( Kişilik ötesine geçtiğinizde artık sözcüklere gereksiniminiz olmaz. )
( Sözcükler olmayınca anlaşılacak ne kalır? Anlama gereksinimi, yanlış-anlamadan doğar. Söylediğim/iz doğrudur fakat size göre o sadece bir kuram. Onun, doğru olduğunu nasıl anlayabileceksiniz? Dinleyin, anımsayın, düşünün, gözünüzde canlandırın. Ve günlük yaşamınızda uygulayın! Bana/bize/ona sabır gösterin ve herşeyden çok, kendinize sabır gösterin, çünkü tek engeliniz kendinizsiniz.

Yol, sizden geçerek kendinizden öteye götürür. Siz, sadece belirli, özel olanın gerçek, bilinçli ve mutlu olduğuna inandıkça ve ikilem ötesi gerçeği, hayal ürünü bir soyut kavram olarak red ve inkâr ettikçe, benim/bizim sadaka verir gibi, kavramlar ve soyutlamalar dağıttığımı/zı düşüneceksiniz. Fakat bir kez kendi varlığınız içindeki gerçeğe dokundunuz mu, o zaman, size en yakın ve en sevgili olanı tarif etmekte olduğumu/zu göreceksiniz. )
( Without words, what is there to understand? The need for understanding arises from misunderstanding. What I say is true, but to you it is only a theory. How will you come to know that it is true? Listen, remember, ponder, visualise, experience. Also apply it in your daily life. Have patience with me and, above all have patience with yourself, for you are your only obstacle.

The way leads through yourself beyond yourself. As long as you believe only the particular to be real, conscious and happy and reject the non-dual reality as something imagined, an abstract concept, you will find me doling out concepts and abstractions. But once you have touched the real within your own being, you will find me describing what for you is the nearest and the dearest. )
( The word itself is the bridge.
Words can bring you only unto their own limit.
Words do not convey facts, they signal them.
Words indicate, but do not explain.
Words and questions come from the mind and hold you there.
Words are valuable, for between the word and its meaning there is a link and if one investigates the word assiduously, one crosses beyond the concept into the experience at the root of it.
Once you are beyond the person, you need no words. )
( Sözcükler, hem tarihsel süreçte dikey, hem de farklı alanlarda, yatay kullanımları nedeniyle çok değişik anlamlara sahip olabilirler. )
( Kavramları/karşılıkları, kişilerde(zihinlerinde) bulunmayan, sadece sözel seviyedeki "düşünme" ve "kullanımlar", kişiler arasında, iletişim kazalarına, anlaşmazlıklara ve/veya doğrudan şiddete kaynak oluşturur. )
( ... İLE/VE/||/<> Sabitlenemeyeni, sabitlemek. )
( Söz(cük)leri/ni değiştir... Dünya/n değişsin! )

- KAVRAM ile/ve/> TERİM
( Genel/leştirir. İLE/VE/> Özel/leştirir. )
( Kavramlar felsefededir. İLE/VE/> Öteki disiplinlerde terim adını alır, terime dönüşür. )
( Kavramlar, terimlerin aklıdır. )

- KAVRAM ile/ve/<> ANLAM
( Zihnin, nesne ve olgulara bakan tarafı. İLE/VE Sözcüklere/terimlere bakan tarafı. )
( İçi/dışı yoktur/olmaz. İçeriği vardır. İLE/VE/<> İçi/bâtını ve dışı/zâhiri vardır. )
( Nesneler/olgular/olaylar dünyasıdır. İLE/VE/<>Değerler dünyasıdır. )
( Sözcüğün anlamı, nesnenin kavramı olur. )

- KAVRAM ile/ve/<>/= ÖLÇÜ

- KAVRAM/LAR ile/ve/<> SINIR KAVRAM/LAR

- KAVRAM ile/ve/<> AYRIM

- KAVRAM ile/ve/<> ÇÖZÜM

- KAVRAM ve/<> KURUM

- KAVRAMDA değil KAVRAMIN OLGUSUNDA

- KAVRAM KARMAŞASI ile/ve/değil (KASITLI) KAVRAM SAPTIRMASI

- KAVRAM KARMAŞASI ile/değil ZİHİN/DÜŞÜNÜŞ KARMAŞASI

- KAVRAMIN:
SONSUZLUĞU
ile/ve/değil/<> SINIRLILIĞI

- NESNE/KAVRAM ile/ve/> OLAY ile/ve/> OLGU
( Çıraklık. İLE/VE/> Kalfalık. İLE/VE/> Ustalık. )
( Duyusal. İLE/VE/> Tasarımsal. İLE/VE/> Düşünsel. )
( Kağıt, yazı değildir; fakat o, yazıyı taşır. )

- KAVRAM ile/ve/<> SİMGE
( İndirgeme. İLE/VE/<> Çoğaltma. )
( ... İLE/VE/<> Bireşim/tevhid. )
( Aralarında belirli özellikleri paylaşan bir öbek nesne ya da olaya verilen simgedir. İLE/VE/<> İçinde bulunduğumuz anın ve çevrenin esiri olmaktan bizi kurtarır ve daha önceden görmüş olduğumuz dış çevreyi ve o çevre içinde yer alan deneyimlerimizi istediğimiz zaman yeniden yaratma olanağını bize verir. )
( Simgeler bizi geçmişe, geleceğe ve dışarıda gözlenmesi olanaksız olan yaratıcılığa götürür. )
( Simge, zâtı/sizi gösterir/işaret eder. )

- KAVRAM ile/ve/<> KAVRAM BAĞLAMI

- KAVRAM ile/ve/<>/= SÜREÇ

- KAVRAM ile/ve/<> BETİMLEME

- KAVRAM ve/<> TUTARLILIK

- KAVRAM/LAR ve ÖZDEŞLİK

- KAVRAM ile/ve/<> DERİNLİK

- KAVRAM ile/ve/<> SINIR

- KAVRAM ve SABİTE

- KAVRAM ve/<> BELİRGİNLİK

- KAVRAM ile/ve/<> BİLİNÇ

- KAVRAM ile/ve/<> NİYET
( Felsefe. İLE/VE/<> Kavrama niyet girince ideolojiye dönüşür. )

- KAVRAM'IN:
YAŞI
ve KATMANLARI

- KAVRAMLAR ile/ve/<> KONU/LAR

- KAVRAM ile/ve/<> ANLAM
( Zihnin, nesne ve olgulara bakan tarafı. İLE/VE Sözcüklere/terimlere bakan tarafı. )
( İçi/dışı yoktur/olmaz. İçeriği vardır. İLE/VE/<> İçi/bâtını ve dışı/zâhiri vardır. )
( Nesneler/olgular/olaylar dünyasıdır. İLE/VE/<>Değerler dünyasıdır. )
( Sözcüğün anlamı, nesnenin kavramı olur. )

- ANLAM-ANLAYIŞ ile/ve/<> KAVRAM-KAVRAYIŞ

- KAVRAMSIZLIK ile/ve/<> CEHALET

- KAVRAM ile/ve/<> TAM AYIRD EDİCİ (BİLGİ)

- KAVRAM ile/ve/<> YAŞAM
( ... İLE/VE/<> Üzerine konuşulamayan. )

- KAVRAMSAL/LIK ile/ve/<> OLGUSAL/LIK
( Tanımlanan her şey, kendine değil ona dairdir/yöneliktir. Tüm fizik ve metafizik, olgu ve kavramlar içindir. )

- MUTLAK (KAVRAMLAR) ile/ve/değil EYTİŞİMSEL/DİYALEKTİK (KAVRAMLAR)
( Birbirinden ayrılamayan kavramların didişmesi. )

- SINIR KAVRAMLAR ile/ve İLİŞKİSEL KAVRAMLAR

- DÜZENLEYİCİ KAVRAMLAR ile/ve/<> VAROLUŞSAL KAVRAMLAR

- DEĞER/LER ile/ve/<> KAVRAM/LAR
( Uğruna yaşanılacak kavramlar. İLE/VE/<> ... )

- KAVRAM ile SALTIK

- KAVRAMSAL/LIK ile/ve ARI KAVRAMSAL/LIK
( Şey var. İLE/VE Şey yok. Anlamanın anlamı. Bir şeyi anlamaz ama bir şeyle anlaşılır. Bilmenin bilmesini bilmek. Toplanma[cem]. )

- ADLANDIRMA ile/ve/<> KAVRAMLAŞTIRMA

- ALGISIZ KAVRAMLAR ile/ve/<> KAVRAMSIZ ALGILAR
( Boş. İLE/VE/<> Kör. )

- KAVRAMLAŞTIRMA ile KAVRAMSALLAŞTIRMA

- KAVRAMA(DA) ile/ve/<>/değil ANLAMA(DA)
( Kalırsın. İLE/VE/<>/DEĞİL Dönüşürsün. )
( Kavramak, anlamanın sınırında biter. )
( Tinsel. İLE/VE/<>/DEĞİL Ussal. )
( BİR ŞEYİN: Nedenlerini bilmek. İLE/<> Niyetlerini bilmek. )

- KAVRAMA ile/ve KAPSAMA

- KAVRAMAK ile/ve İNANMAK

- KAVRAMAK ve BELLEMEK

- KAVRAM/AK ile/ve SINIR/LAMAK

- HERŞEYİ İÇİNE ALAN ile/ve HERŞEYİN İÇİNDE OLAN

- İNSAN ile HERHANGİ BİR ŞEY('İ)
( Kişi, başlı başına bir şeydir! Hiçbir şeyle karıştırılamaz/karıştırılmamalıdır! )

- İNSAN ile/ve/öncelikle/< BEŞER
( Kendini gerçekleştirmiş, Bilim, Sanat, Felsefe, Zam/an, Doğa, Ayırdındalık/Farkındalık, Tercih kavramlarının bağlantılarını oluşturabilmiş, oturtabilmiş ve uygulama durumunda olan bir varolan. İLE/VE/< Kendini tanımayan, görünüş bazında insan etiketine sahip olan, sınırlı ve atıl durumda yaşayan. )
( Yapmanız gereken şey farkında olmanın farkında olmaktır. )
( Sabrede(bile)n. İLE/VE/< Sabra dayanamayan. )
( Konuşmayabilen, konuşabildiği gibi konuşmamayı ve/veya [gereğince] susabilmeyi de becerebilen. İLE/VE/ÖNCELİKLE/< Konuşabilen. )
( Anadan doğma insan yoktur. )
( Görebilirlik. İLE/VE/< Görünürlük. )
( Doya doya, insanlığını yaşayan. İLE/VE/ÖNCELİKLE/< ... )
( What you need is to be aware of being aware. )
( Görünmez. İLE/VE/< Görünür. )

- KİŞİ/İNSAN ile/ve/> İNSAN/LIKTA OLAN KİŞİ
( KİŞİ/İNSAN: Yolu, özgürlük; yönü, özgünlük... )

- TÜM NESNE/ŞEY VE/YA DA KAVRAMLARIN/DEĞERLERİN ADI ile/ve/> İNSAN/KİŞİ ADI/ADLARI

- YENİLGİ/HEZÎMET[Ar.] ile/değil/yerine/>< HİZMET
( Hezîmete uğramamak için sürekli ve her türlü hizmet etmek gerekir. )

- HAKİKATA OLAN BAĞLILIK ile/ve/<> KİŞİYE/İNSANLIĞA YAPILAN HİZMET
( Bir'e hizmet, bin'e hizmet; bin'e hizmet, bir'e hizmet. )

- KOZMOLOJİ ile/ve/<> TEOLOJİ ile/ve/<> İNSAN

- [ne yazık ki]
"BEN" DEYİP DURAN
ile KENDİNİ/KENDİNDEKİNİ DAYATAN

- BEN ile/ve/<> BEN OLMAYAN
( Birlik. İLE/VE/<> Çokluk. )

- AYNİYET ile MİN VECH

- ÖZ ile/ve/<> NİTELİK

- "ÖNEMLİ(ÖNCELİKLİ)" ile/ve/değil/yerine/<>/>< DEĞERLİ
( Siyaset ve ticaretin itibar ettiği. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/>< İlim ve irfanın itibar ettiği. )

- DESTEK ile/ve/<> TEŞVİK

- DESTEK ile/ve/<> DAYANIŞMA

- DESTEK ile/ve/<> PAYLAŞIM
( Ölçü, aynı şeye gülmek değil, aynı şeye ağlamaktır. )

- DAYANIŞMA ile/ve/<> GÜVEN
( Kişiler kendilerine değil birbirleriyle dayanışma içindelerse güven duyabilir ve yansıtabilirler. [özellikle de eşler ve ortaklar!] )
( Aslanlar [ve birçok güçlü görünen hayvan] bile tek başına yeterli güçte değillerdir. Ancak birlikte ve dayanışmayla ayakta kalırlar. )
( Loncaları inceleyiniz. )

- MEKÂNİK DAYANIŞMA ile/ve DAYANIŞMA

- PAYLAŞIM ve/> DÖNÜŞÜM

- ADANMAK ile/yerine/değil (GEREKTİĞİ/YETERİ KADAR) ÖNCELİK/ÖNEM VERMEK

- TRAJEDİ ile KOMEDİ
( Hayata, yakından baktığında. İLE Hayata, uzaktan baktığında. )

- CÛD ile/ve/> VÜCÛD ile/ve/> MEVCÛD ile/ve/> VİCDAN
( Taşma, coşma. İLE/VE/> Varlık, varoluş. İLE/VE/> Varolan. İLE/VE/> Bulunç, bulma/buluş. )
( VİCDAN: Görünmez/semâvî mâbed. )

- VARLIK İLKELERİ ile/ve/> VAROLUŞ NİTELİKLERİ

- MAHİYET'TE VARLIK:
AYNİYET
ile/ve GAYRİYET ile/ve CÜZZİYET

- TOTOLOJİ >< TUTARLILIK

- ESEME/MANTIK ile/ve/<> ANLAMA YÖNTEMİ

- MANTIKTA:
TASAVVUR
ile/ve MEVZÛ ile/ve MAKSAT

- ÇIKARIM ile/değil/yerine (SADECE) DÜŞÜNME

- BİLGİ'DE:
KANIT/DELİL
ile/ve KEŞİF

- İYİ AHLÂK ve DOĞRU DÜŞÜNME

- AHLÂK ile/ve HAKİKAT

- AHLÂK ile/ve/<> ADÂLET

- AHLÂKÎ ile/ve İNSANÎ/BİREYSEL

- UYGULANMAYAN AHLÂK ile/değil/yerine/>< UYGULANAN AHLÂK
( Sözü edilir fakat kendi yoktur. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sözü edilmez fakat uygulanır. )

- ALIŞKANLIK AHLÂKI ile/ve/değil/yerine YEĞLEME/TERCİH AHLÂKI

- ÖZGÜRLÜK ile/ve/<> AŞK (AHLÂKI)
( Külün, bir daha ateşte yanmadığı gibi, kişi de aşkta yok(fânî) olmuşsa, ne kendi aklına, ne de başkasının aklına aldanır. )
( HİLMİ ZİYA ÜLKEN'in, "AŞK AHLÂKI" adlı kitabını da okumanızı salık veririz. )
( )

- HAKİKAT AHLÂKI ve ÖZGÜRLÜK AHLÂKI

- KURAMSAL/TEORİK AHLÂK(MORAL) ile/ve UYGULAYIMSAL/KILGISAL/PRATİK AHLÂK

- İNSANIN/KİŞİNİN AHLÂKI ile/ve HERHANGİ BİR ŞEYİN/NESNENİN "AHLÂKI"

- HAKİKÎ:
AYNÎ/HARİCÎ
ile/ve/<> ZİHNÎ
( NEFS EL-EMR )

- ( RİTÜEL ve TÖRE[ÖRF] )
ile/ve/değil/yerine/<>/>
TÜZE(HUKUK)

( Köyde. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/> Kentte. )
( [ Bilinçaltı. VE Bilinç dışı. ] İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/> Bilinç. )
( Bir kültürün, ortalama kamusal bilgisinin belleği. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/> ... )

- VARLIKBİLİM ve HAKİKAT

- [ne] AYNI/LIK ile/ve/değil/yerine/<>/ne de AYRI/LIK

- KARŞIT/LAR ile/ve ÇÖZÜMSÜZ KARŞIT/LAR

- ASGARÎ MÜŞTEREK ile/ve/yerine AZAMÎ MÜŞTEREK

- BİR ile EŞİT/MÜSÂVÎ[Ar. < SEVİYY]

- EŞİTLİK ile/ve/değil BERABERLİK

- EŞİT ile/ve BENZERLİK ile/ve FARK
( Benzerliklerin en üst olduğu nokta. İLE/VE Benzerliklerin ayrılmaya başladığı nokta/lar. İLE/VE Benzerliklerin en alt olduğu nokta. )

- EŞİT/LİK ile/ve PARALEL/LİK

- EŞİT ile EŞDEĞER

- EŞİT ile GİBİ

- EŞİT ile "BİR"

- EŞİTSİZLİK ile/ve DENGESİZLİK

- ARTMA ile/ve ÇOĞALMA

- AYRIŞMA ile/değil/yerine FARKLILAŞMA ile/değil/yerine BİREYLEŞME

- KURAM ile/ve/< KAVRAM
( Bir kuramın varlığı(ontolojisi) yoksa herhangi bir kuramdır. )

- DENEY ile/ve GÖZLEM

- DENEY ile/ve DENEYİM
( Dışta. İLE/VE İçte. )
( En önemli sözcüklerden biri, "Denemek"tir. )
( Yoğun bir deneyim yaşayan kişi, güven ve cesaret yayar. )
( Geçmiş deneyimlere göre davranmayalım, yeniden ve tekrar tekrar deneyelim. )
( Doğrudan deneyim, en son kanıttır. )
( Deneyim eşsizdir/benzersizdir, kuşku götürmez ve yanlış anlaşılmaz. )
( Sürekli olan deneyimlenemez, çünkü onun sınırları yoktur. )
( Tüm deneyim, zihindedir. )
( Denemezsek, saplanıp kalırız. )
( Deneyelim! Her seferinde, bir adım daha kolaydır. )
( Deneyin ve yine deneyin! )
( Tekrar deneyin! Denemeye devam edersek, bir şey olabilir. )
( Başarıncaya kadar, denemeye devam edelim! )
( Laboratuvarda. İLE/VE İnsan(lar)da/ki. )
( Outside. VS./AND Inside.
Experiment anew, don't go by past experience.
Direct experience is the final proof.
The experience is unique and unmistakable.
The continuous cannot be experienced, for it has no borders.
All experience is in the mind.
If you don't try, you are stuck.
Try. One step at a time is easy.
Try and try again.
Try again. If you keep on trying, something may happen.
You just keep on trying until you succeed. )

- DENEYİM ile/ve PAYLAŞIM

- BİLGİ ile/ve BİRİKİM
( Kişiler, başaklara benzerler, içleri boşken havadadır, doldukça eğrilirler. )
( Bilgi tohumdur. Bire yüz verir. Verdigi yüzün her biri bir tohumdur ki, sana bilgelik, torunlarına da ilham verir. )
( Deneyimi olmayan kavram yetersiz, kavramı olmayan deneyim boştur. )
( Zihinsel bilgi sürecinde 5 aşama:
1. Genel Tecrübe.
2. Özel Tecrübe.
3. Olgusal Bilim.
a. Deney ve Gözlem,
b. Kuram oluşturma,
4. Günlük Bilim.
5. Aşkın Bilimler. )

- HAZIR BİLGİ ile/ve/değil/yerine YÖNLENDİRİCİ BİLGİ

- BİLGİ ile/ve BİLGELİK/HİKMET
( Geçmiş/mazi. İLE/VE Gelecek/istikbal. )
( Past. VS./AND Future. )

- PARA ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< BİLGİ
( Bilgi peşinde koşmak, altın peşinde koşmaktan daha iyidir.
[Ar. Talebu'l-ilm hayrun min taleb'z-zeheb] )

- GÖZLEMSEL BİLGİ ile/ve KATILIMSAL BİLGİ

- BİLGİ ÇOKLUĞU ile/ve/değil/yerine ANLAYIŞI GELİŞTİR(EBİL)MEK

- UYGULAMAYA YÖNELİK BİLGİ ile/ve SAF SOYUT BİLGİ

- YETKİN BİLGİ ile/değil/yerine KESİN(YAKÎN) BİLGİ

- "KESİN BİLGİ" ile/ve/değil/yerine YETKİN BİLGİ

- "KESİN/LİK" ile/ve/değil/yerine YETKİN/LİK

- BİLGİNİN DOĞRULUĞU ile/ve BİLGİNİN GÜZELLİĞİ
( İdrakte. İLE/VE Estetikte. )

- NEDEN?(NE'DEN?) ile NASIL?(NE ASIL?)
( Bilimin sorularıdır. )
( Önemli[öncelikli] olan, neyi yaşadığınız değil, nasıl yaşadığınızdır. )

- NE? ve/||/<> NASIL? ve/||/<> NEDEN? ve/||/<> NİÇİN?
( Hangi şey? VE/||/<>/>/< Ne asıl? VE/||/<>/>/< Ne'den? VE/||/<>/>/< Ne için? )
( Evren/doğa/nesne/insan. VE/||/<>/>/< Bilim. VE/||/<>/>/< Sanat. VE/||/<>/>/< Felsefe. )
( Nedir sorusu, metafizik bir sorudur. )
( "What is?" question is metaphysical question. )
( Cosmos/nature/matter/human. VS./AND/||/<>/>/< Science. VS./AND/||/<>/>/< Art. VS./AND/||/<>/>/< Philosophy. )

- NEDEN? ile NİÇİN?
( Ne'den? İLE Ne için? )
( Hangi şey? VE Ne asıl? VE Ne'den? VE Ne için? )
( Nedir sorusu, metafizik bir sorudur. )
( Her biri bir ötekinin nedenidir. )
( ŞERAİT ile/ve/<> ŞERİAT )
( ... İLE Neden, sebep, vesile. | Eksik, noksan, kusur, garaz. | Yalandan özür. )
( Çocuk sorusu. İLE/VE Yetişkin sorusu. )
( "Ne?", doğa yasalarıyla bilinebilir. Ya "Kim?" )
( Felsefe ve din alanının sorularıdır. )
( Ne'den? İLE Ne için? )

- AYIRMAK/AYIRABİLMEK ile/ve/>/= TOPARLAMAK/TOPARLAYABİLMEK

- AYIRMA ile/ve/değil/yerine PAYLAŞIM

- AYIRMAK ile KOPARMAK

- UYARAN ile UYARILAN

- FARKLI ile/ve İDDİALI

- FARK/LI/LIK ile NİTELİK FARKI/FARKLILIĞI

- KOPUŞ/KOPMA ile/ve AYRILMA
( [bir şeyi/kavramı/durumu/olayı] Süreç merkezli/odaklı (aşırı) "yorum"/"okuma". İLE/VE Süreç ve sonucun(un) birlik ve bütünlüğüyle görerek tanımlama ve/veya değerlendirme. )

- KOPUK ile AYRI/K

- NİTELİK ile/ve NİCELİK
( Bölünemez olan. İLE/VE Bölünebilir olan. )
( "Nasıl?"[Ne asıl? < KEYFE] sorusunun yanıtıdır. İLE/VE "Kaç?" sorusunun yanıtıdır. )
( Nitelik olmadan nicelik olmaz. )
( Altın, altınlık niceliğinde, altınlık niteliklerini barındırır. )

- NİTELİK ile AYIRT EDİCİ NİTELİK

- NİTELİK/LER ile/ve BOYUT

- NİTELİK ile/ve ANLAM

- NİTELİK ile/ve İKİLİ NİTELİK

- NİTELİK ile KAPASİTE

- NİTELİK ile/ve GEÇERLİLİK

- NİTELİK ile/ve DERİNLİK

- NİTELİK ile SINIR

- NİTELİKLİ ile NİTELİKSEL

- NİTELİK ile SIRADÜZEN

- NİTELİK ile ÖZELLİK

- NİTELİK ile/ve DENGE

- NİTELİK ile/ve KUDRET

- NİTELİKLİ ile/ve/<>/değil SEÇKİN

- ÜST ile/ve NİTELİKLİ

- SIFAT ile NİTELİK

- NİTELİK ile/ve/değil KENDİLİK
( Sıfat. İLE/VE/DEĞİL Ad. )
( Siz, sadece kendinizsinizdir. )
( Adjective. VS./AND Name. )

- NİTELİK ile/ve DOZ

- SOYUT ile SOMUT
( Soyut, AKIL'ın alanıdır. Varlık-Yokluk, Birlik-Çokluk gibi kavramlardır soyut olanlar. İLE İlkesine/yasasına göre işleyen olgu. | Duyunun kavramlaştırılması. | Kavram çiftleri arasındaki ilişki. )
( BAZI SOYUTLAR:
* AHLÂK
* CEBİR
* MÛSİKÎ
* METAFİZİK )
( Saltık[mutlak]. İLE Göreli. )

- DÜŞÜNCE ile/ve/||/<>/>/< DİKKAT
( Düşünceler dedikleriniz, zihnin yüzeyindeki dalgacıklardır ancak. )
( Yaşamınızdaki en önemli şeye -kendinize-, bölünmez dikkatinizi verin. )
( Zorlamasız, kendi benliği ile kısıtlanmamış bir dikkat ve ilgi gerekir. )
( Olgun kişi, dikkatini içine yönelterek, meziyetlerini geliştirir. )
( Dikkat, Şimdi'ye geri getirir. )
( Dikkat, özgürleştirir. )
( Dikkatsizlik, tutsaklaştırır. )
( Dikkatsizlik, köreltir; dikkat, berraklaştırır. )
( Öteye ulaşmak için uyanık bir sükûnete ve sessiz dikkate gereksinimimiz vardır. )
( Dikkatsizliğiniz yüzünden kendi çevrenizde inşâ etmiş olduğunuz hapishaneyi inceleyin. )
( Başparmağınız işaret parmağınıza dokunuyor. İkisi de dokunuyor ve dokunuluyor. Dikkatinizi başparmağınızda topladığınız zaman başparmak hissedendir ve işaret parmağı da nesne. Dikkat odağını değiştirin, ilişki de tersine döner. )
( Attention liberates. )
( Inattention obscures, attention clarifies. )
( It needs effortless, un-self-conscious attention.
To go beyond, you need alert immobility, quiet attention.
Attention brings you back to the present.
Study the prison you have built around yourself by inadvertence.
Your thumb touches your forefinger. Both touch and are touched. When your attention; is on the thumb, the thumb is the feeler and the forefinger - the self. Shift the focus of attention and the relationship is reversed. )

- DİKKAT ile/ve/<> RİKKAT
( Zihinde. İLE/VE/<> Kalpte. )
( İlgi, özen. İLE/VE/<> İncelik. | Merhamet, acıma. )

- DOĞAL ile MEŞRÛ

- DÜZENSİZLİK İÇİNDE/Kİ DÜZEN ile/ve DÜZEN İÇİNDE/Kİ DÜZENSİZLİK

- DÜZEN ve/<> GÜZELLİK ve/<> UYUM

- DÜZEN ile/ve/<> KURALLILIK

- DÜZEN ile/ve/<>/= SÜREKLİLİK

- DÜZEN ile/ve GİZLİ DÜZEN
( DAVID BOHM )

- MİZAN[< VEZN] ile/ve NİZAM
( Farkta cem, cemde fark. | Terazi, ölçü aleti, tartı, ölçek. | Adâlet ve eşitlik. | Akıl, idrak. | Şeriat. | Hesap özeti. İLE/VE Düzen. )

- MİZAN ile/ve USÛL/YÖNTEM

- USÛL ile/ve ERKÂN
( Yöntemler. İLE/VE Esaslar, destekler. | Reisler. )

- YAZILI OL(A)MAYAN KURALLAR ile/ve/değil KONUŞUL(A)MAYAN KURALLAR
( Gelenek-görenek, töre gibi sözel/şifâhî[Ar.] kurallar. İLE/VE/DEĞİL Bazı/birçok özel/ayrıntı konu ve kuralları. )

- "KURAL KOYMAK" ile/ve/değil/yerine "KURAL/LARI BELİRLEMEK"
( Bilenler kurallar koyar, bilmeyenler kurallara uyar. )
( Kuraldan çok kuralcı, kraldan çok kralcı olmamak gerek! )

- DÜZEN ile/ve KAVRAM
( Örgütlenmiş bir bütünlüğü oluşturacak biçimde karşılıklı olarak birbirlerine bağlı maddî ya da maddî olmayan unsurların tamamı. İLE/VE ... )

- SİSTEM[İng., Fr.] ile/ve ŞABLON[Alm. SCHABLONE]
( Düzen. | Bir sonuç elde etmeye yarayan yöntemler düzeni. | Yol, yöntem. | Bir aracı oluşturan düzen, düzenek/tertibat. | Model, tip. | [felsefe] Dizge. İLE Üzerindeki harf ve şekillerin çevre çizgileri kalem ucu girecek biçimde oyuk olan, bu çizgilerden kalemle istenilen biçim elde edilen, metal ya da plastikten cetvel. | Değişik alanlarda düzeltme, belirleme, ölçme, denetleme işlerinde kullanılan ve yaptığı işe göre yapısı değişen araç. | Çok kez tekrarlandığından, kanıksanmış basmakalıp örnek. )

- ALIŞMA ile DADANMA
( Sevimsiz şeyler, put edinilmez. )

- APAÇIK ile NET/LİK, KESİN/LİK
( "Mantıklı" ya da "mantıksız", apaçık olanı yadsıyamazsınız. )
( Bilim, bilimde kesinliğin olmamasıdır. )
( BEDÂHET: Besbelli, apaçık olma durumu. | Bir konuda hazırlıksız konuşabilme yeteneği. )
( "Logic" or "no logic", you cannot deny the obvious. )

- BELİRGİN/LİK ile KESİN/LİK

- SÜREKLİLİK ile/ve ZORUNLULUK ile/ve KESİNLİK

- KESİN ile KESKİN

- KESİNLİK ile/ve DAKİKLİK

- KESİNLİK ile/ve/değil/yerine/|| OLASILIKLI KESİNLİK

- KESİNLİK ile/ve/değil BİLGİ

- KESİNLİK ile/ve/değil/yerine MATEMATİKSELLİK

- KESİN OLAN ÜZERİNE ile/ve/değil/yerine OLASILIK ÜZERİNE

- KESİN ile MÜKEMMEL
( Siz, zâten mükemmelsiniz. )
( Mükemmelsiniz, yalnızca bunu bilmiyorsunuz. )
( Mükemmel olan, tüm mükemmelliklerin kaynağına geri döner. )
( Şeyler, kendi mükemmelliklerinden ötürü yıkılırlar. )
( Mutlak mükemmellik, Şimdi ve Burada'dır. )

- KESİN ile SABİT

- (")KESİNLİK(") ile/ve/değil KESİNLİĞİN OLANAKSIZLIĞI

- KESİNLEŞTİRME ile/değil/yerine/>< BULANIKLAŞTIRMA

- SAMİMİYET ile AÇIKLIK ile SAYDAMLIK/ŞEFFAFLIK
( Açıklığı ve iyilikseverliği sayesinde hem çevresine, hem de sonuç olarak kendine yararlı olan biri simgelenir. )

- DÜRÜST OLMAK ile/ve/||/<>/>/< TARAFSIZ OLMAK
( Dürüstlük, sizi gerçeğe götürecektir. )
( Tek yükümlülüğünüz, kendinize karşı dürüst olmaktır. )
( Dürüstlük ve arınmışlık, engelleri kaldırır. )
( İnsan kendi tarihiyle uğraşırken, kendi mânevî dünyasıyla, anlam dünyasıyla uğraştığı için tarafsız kalamaz; bu kişinin doğasına aykırıdır fakat dürüst olabilir. )
( Integrity will take you to reality.
Integrity and purity remove the obstacles. )
( Dürüst olup olmadığınızı, size, sizden başka kim söyleyebilir? )

- DÜRÜST/LÜK ile/ve AÇIK/LIK

- DÜRÜSTLÜK ile/ve/<> SAYGI
( Dürüst olmayan cezalandırılır. İLE/VE Saygı göstermeyene toplumda yer verilmez. )
( Teşekkür ve özür dilemeyi bilmek/uygulamak ile. )

- NET/LİK ile KESİN/LİK

- KESİN/LİK ile KATI/LIK

- SORUMLULUK ile/ve OLGUNLUK

- OLGUN/LUK ile/ve SONSUZ/LUK

- SORUMLULUK ile/ve SUÇLULUK
( Sorumlu olmak, suçlulukla bağdaştırılmamalıdır. )

- TÜZEL/HUKUKÎ SORUMLULUK ile/ve/değil/=/||/<>/>/< İNSANÎ/BİREYSEL SORUMLULUK

- SORUMLULUK VERME ile/değil/yerine SORUMLULUK ALMA(YI SAĞLAMA)
( Sorumluluk verilmez, sorumluluk alınır. Sorumluluk alınması için şartlar uygun yapıya büründürülür. )
( It's not right to "giving responsibility". Better to arrange conditions "to taking responsibility". )

- SORUMLU TUT(UL)MAK ile/ve/değil/yerine SORUMLU OLMAK

- OLURSA/OLMASI YETMEZ ile/ve/değil/<> OLMAZSA OLMAZ

- "YARARLI-ZARARLI" ile/ve/<>/> DOĞRU-YANLIŞ ile/ve/<>/> İYİ-KÖTÜ ile/ve/<>/> GÜZEL-ÇİRKİN ile/ve/<>/> SEVAP-GÜNAH
( Akl-ı temyizî. İLE/VE/<>/> Akıl. Akl-ı Nazarî. İLE/VE/<>/> Akl-ı amelî. İLE/VE/<>/> İç duyular. İLE/VE/<> Vicdan. )
( ... İLE/VE/<>/> Kavram ve nesnenin uygunluğu. İLE/VE/<>/> Düşünce ve eylemin uygunluğu. İLE/VE/<>/> Biçim ve içeriğin uygunluğu. İLE/VE/<> ... )
( Spor. İLE/VE/<>/> Bilim. İLE/VE/<>/> Felsefe/Ahlâk. İLE/VE/<>/> Sanat. İLE/VE/<> Din. )
( İyi, yarar ve hazın sürekliliği olarak yorumlanır. )
( İyilik konusunda, kişiler, dört bölümdür:
1. Herkesten önce yapanlar: Bunlar, kerîmdir;
2. Taklit yoluyla yapanlar: Bunlar, hakîmdir;
3. Engelleyenler: Bunlar, eşkiyâdır;
4. Hoşlandıklarından dolayı yapanlar: Bunlar, kötü niyetlilerdir. )
( Kendiniz için neyin iyi olduğunu bilmezken, başkaları için neyin iyi olduğunu nasıl bilebilirsiniz? )
( When you do not know, what is good for yourself; how can you know, what is good for others? )
( ... VS./AND/<>/> Appropriateness of concept and object. WITH/AND/<>/> Appropriateness of thought and action. WITH/AND/<>/> Appropriateness of shape and content. WITH/AND/<> ... )
( ... VS./AND/<>/> Rational. VS./AND/<>/> Ethic. VS./AND/<>/> Aesthetics. VS./AND/<> Religious. )
( Sport. VS./AND/<>/> Science. VS./AND/<>/> Philosophy. VS./AND/<>/> Aesthetics. VS./AND/<> Religion. )

- İYİ ile/ve DOĞRU ile/ve GÜZEL
( Duyu ve duygu. İLE/VE Düşünce. İLE/VE Duyu ve duygu ve düşünce. )
( Davranış. İLE/VE Düşünce. İLE/VE Bütünlük. )

- TEFRİK ile/ve/<> TEMYİZ
( Ayırma, ayırd etme, seçme. İLE/VE/<> ... )

- SAHİH (OLAN) ile/ve SALİH (OLAN)
( Bilinmeli. İLE/VE Uygulanmalı. )

- DOĞRU ile/değil SABİT(E)

- DOĞRU-LAMAK ile YANLIŞ-LAMAK

- GEREKÇE ile ZORLAYICI GEREKÇE

- BİLME GEREKLİLİĞİ/ZORUNLULUĞU ile/ve/<> GEREKÇELENDİRME GEREKLİLİĞİ/ZORUNLULUĞU

- GEREKÇE ile/ve DAYANAK/ÇA

- DAYANAK ile/ve ZEMİN

- BİR DURUMA GEREKÇE BULMAK ile/ve GEREKÇE BULDUKTAN SONRA BİR DURUMA DÜŞMEK

- TESHÎR ile/ve/> TAHRİK
( Söz/kelâm ile. İLE/VE/> Bakış/nazar ile. )

- İYİ ile/ve KESİN

- İYİLİK ile/ve/değil İŞİNİN HAKKINI TESLİM ETMEK
( İyiliğe iyiliği her kişi yapar, Kötülüğe iyiliği er kişi yapar. )
( "(BİR) GÜZELLİK YAPMAK": İYİLİK )

- EN İYİ ile/ve/<>/>< EN KÖTÜ
( Çalışmaz. İLE/VE/<>/>< İşlemez. )
( Ümit et! İLE/VE/<>/>< Hazırlıklı ol! )
( Not works. VS./AND/<>/>< Not runs. )

- ANLA(YA)MAMAK ile/ve/değil KABULLEN(E)MEMEK

- CİDDİ/BÜYÜK HATA ile PİŞMANLIK DUYULACAK EYLEM/HATA/OLGU
( Tekrar edilmedikçe, hiçbir şey hata değildir. )
( Hatanızı keşfedin ve korkudan kurtulun. )
( Zarif bir gerileme, kişinin gururunu hiç zedelemezken, pişmanlığın yol açtığı gerileme hem çevresinde hem de ruhunda derin zararlarla sonuçlanır. )
( BATÂNET[Ar.]: Büyük karınlılık. | Çok yiyicilik, oburluk. )
( BEL'AM[Ar.]: Terbiyesiz, açgözlü, pisboğaz, obur. )
( 7 büyük hata/günah: Açgözlülük | Kıskançlık | Oburluk | Şehvet | Gurur | Tembellik | Öfke )
( İlkesiz Siyaset | Emeksiz Zenginlik | Vicdansız Haz | Niteliksiz Bilgi | Ahlâksız Ticaret | İnsaniyetsiz Bilim | Özverisiz İbâdet )

- HATA ile/ve/değil/< NİYET BOZUKLUĞU

- YANLIŞ(HATÂ) ile AYIP
( DEH ÂK: ON AYIP * ÇİRKİNLİK * BODURLUK * ZULÜM VE ADÂLETSİZLİK * OBURLUK * KÖTÜ DİLLİLİK * YALANCILIK * ACEMİLİK * AKILSIZLIK * KORKAKLIK * UTANMAZLIK )
( Ayıplara keşif bâtıldır. )

- AYKIRILIK ile AŞIRILIK

- "ZAYIF/LIK" ile/ve/değil/yerine "GÜÇSÜZ/LÜK"

- NEREYE? ile NEREYE KADAR?

- (")İYİ/LİK(") ile/ve/>< (")KÖTÜ/LÜK(")
( Hesapsız/plansız. İLE/VE/>< Hesaplı/planlı. )
( İyi, yapmak ve yaratmakla; kötü, tembellik ve işsizlikle görülür. )
( Mükemmel olmayanı mükemmel olan uğruna seve seve feda edin, o zaman iyi ve kötü tartışmaları artık hiç olmayacak. )
( Ortak iyiliği (bütünün hayrını) arzu ettiğinizde, tüm dünya sizinle birlikte arzu eder. )
( Yapmış olduğu kötülüğü daha sonra yaptığı iyilikle yenen kişi, ayın, ışığını örten bulutlardan kurtulduğu zamanki gibi, dünyaya ışık yayar. )
( Olgun kişi, iyiyi gözlemleyerek onun peşinden gider, kötüyü gözlemleyerek düzeltmeye çalışır. )
( En yüksek katta şereflendirilmenin anlamı, kişinin iyiliğe olan içten aşkının doğurduğu başarıdır. )
( Olayları iyi ve kötü diye ayırdığınız sürece, haklı olabilirsiniz. Gerçekte ise, yerine getirildiklerinde, iyi kötüye, kötü de iyiye dönüşür. )
( Kötüyü kötü görebilmeliyiz ki, iyiyi arayabilelim. )
( Her şeyi iyi görürsek, tuzağa düşeriz. )
( ARETE[Hellence]: İyilik. | Erdem, yetenek, yetkinlik, yararlılık. )
( İyi şeylerin olduğu/olabildiği/olabileceği kadar, kötü; kötü şeylerin olduğu kadar da, iyi şeylerin olduğu/olabildiği/olabileceği ve bu bağlamda da, iyi/kötü tanımının olmadığı/olamayacağı, ancak ve sadece bizim alt seviye yükleme(leri)mizle ya da indirgeme(leri)mizle söz konusu olduğunu anımsamakta yarar vardır. )
( İyi birini gördüğünüzde, onu taklit etmeye çalışın. Kötü birini gördüğünüzde, onun kusurlarını, kendinizde de arayın. )

- "İYİ-KÖTÜ" AYRIMI YAPMAK/TELKİN ETMEK değil/yerine (SADECE) NE OLMADIĞINI BELİRTME (ÇABASI)

- REZİL/LİK(/REZÂLET) ile SEFİL/LİK(/SEFÂLET)

- DEĞİM/LİYÂKAT ile HAK EDİŞ

- YARARIN SAĞLANMASI ile/ve/değil/yerine/< ZARARIN UZAKLAŞTIRILMASI
( IZRAR[Ar.]: Zarar verme, zarara sokma. )

- ÖNYARGI ile/ve/değil/yerine ÖN ANLAMA

- HÜKÜM ile ÖNYARGI

- KINAMAK ile YARGILAMAK
( Birilerini, sadece, sizden daha farklı yanlış/hata yapıyor diye kınamayınız. )

- MUHÂKEMÂT'I:
VAROLUŞ/A
değil/yerine UYGULAMA/LARA

- BİLMEK ile/ve/||/<>/> ÖNGÖRMEK

- GÖRÜŞ ile/ve/değil/yerine KAVRAM

- ÖNGÖRÜ ile/ve İDDİA

- DEĞERSİZ/"KÜÇÜK" GÖRMEK ile/değil UZAK(LAŞMIŞ) OLMAK

- SAVUNMA ile CAHİLLERİN SAVUNMASI
( Konu/olgu çerçevesinde kalarak geçerli dayanakçaları öne sürme çabası ve hakkı. İLE Konuyu/olguyu değerlendirmek yerine ya kendilerini savunurlar ya da kişileri örnek gösterir ve saldırırlar. )
( Duygular, bilgilerle ters orantılıdır. Ne kadar az biliş varsa o kadar savunuş vardır. )

- "HAKLI BULMAK" ile/ve/değil/yerine SAVUNMAK

- NE DEDİĞİ(Nİ ANLAMAK) ile NE DEMİŞ OLABİLECEĞİ(Nİ ANLAMAK)

- BİR DÜŞÜNCE/BİLGİ/SÖZ İLE:
TOPLUMU "BOZMAK"
ile/değil TOPLUMUN BİR BÖLÜMÜNÜ "BOZMAK" ["bozulacağına" dair ısrarcı olunuyorsa...]
( Olumsuz/kötü niyetli kasıt. İLE/DEĞİL Gelişmek/geliştirmek üzere/için. [Bazı bilgi ve durumlar, herkese değil bazı kişilere verilebilir/verilmelidir.] )

- İTİRAF ile AĞZINDAN KAÇIRMAK
( Kişiler, fiziksel açıdan yorgun olduğunda, dürüst olmaya daha eğilimliler. Bu nedenle, gece geç saatte yapılan konuşmalarda, itiraflar daha sık oluyor. )

- KABUL ETMEK ile GÜZEL GÖRMEK(TAHSÎN[< HÜSN])

- GERÇEK/LİK ile/ve HAKİKAT[Ar.]
( Çok. İLE/VE Tek. )
( Varoluş. İLE/VE Varlık. | İlke. )
( Bilimde. İLE/VE Felsefede. )
( ... İLE/VE Var'ı var, yok'u yok olarak bilmektir. )
( ... İLE/VE Varoluşu kişinin iradesine bağlı olmayan. )
( Sürekli değişen, değişmeye mahkum olan. / Olup da bitmeye yönelmiş olan. İLE/VE Ebedî olan. Üstündeki örtü [peçe/lethia(Yun. > alethia)] kaldırılıp altındaki biçimin ortaya çıkması. )
( Beklenmeyen ve tahmin edilemez olan gerçektir. )
( Saf, karışımsız ve bağımsız olan gerçektir. )
( Gerçek, en yüce mutluluktur. )
( Gerçekten söz etmek bile mutluluktur. )
( Gerçek, kavranamaz olandır. )
( Gerçek olan, sürekli sözsüzdür. )
( Gerçek, gerçek-olmayanda gerçeği görür. )
( Sahte olanlar gittiğinde, geride kalan, gerçek olandır. )
( Geçicilik, gerçekdışılığın en iyi kanıtıdır. )
( Gerçek, herhangi bir amaca hizmet edemez. )
( Gerçek, herkes için her zaman geçerlidir. )
( Gerçek, bilen ve bilinen ikileminin ötesindedir. )
( Gerçek, ŞU AN'da ve BURADA olandır. )
( Gerçeği bilmek, onunla uyum içinde olmak demektir. )
( Gerçeği bilmeye uğraşmayın, çünkü zihin yoluyla edinilen bilgi gerçek bilgi değildir. )
( Gerçeğe varış, sizin bir kişi olmadığınız olgusunun fark edilmesidir. )
( Gerçeğe varmış olan kişiler, çok sessizdirler. )
( Gerçeği bir formüle bağlama arzumuz onu inkâr demek oluyor, çünkü o sözcüklere sığdırılamaz. )
( Gerçek, bir şeyi ister gibi istenemez. )
( Gerçek, herkes için birdir, ancak sahte olan kişiseldir. )
( Gerçeğin deneyimi diye bir şey yoktur. Gerçek, deneyim ötesidir. )
( Gerçeğin zihinde yansıması için zihnin berraklığı ve sessizliği gereklidir. )
( Ancak, hayrette olduğunuz zaman, gerçeği bilebilirsiniz. )
( Ancak, gerçeğin kendi olduğunuzda, gerçeği bilebilirsiniz. )
( Gerçek, keşiftedir, keşfedilmişte değil. )
( Eğer anlatabilirseniz, o gerçek olan değildir. )
( Sözler, sözleri yaratırlar; gerçek ise sessizdir. )
( Gerçek olmayanı yaratan, zihindir ve sahtenin, sahte olduğunu gören de zihindir. )
( Zaman ve uzay ile sınırlı ve bir tek kişi için geçerli olan, gerçek değildir. )
( Gerçek, sahtenin reddi ve inkârı ile ifade edilebilir -eylemle. )
( Neyin gerçek olmadığını bilebilirsiniz -ki bu da sizin sahte olandan kurtulmanıza yeter. )
( Gerçeğe varmış kişi, egosuzdur. )
( Neyle aşırı meşgulseniz, onun gerçekliğine inanırsınız. )
( Gereksiniminiz olan tek şey, gerçeğe duyulan samimi özlemdir. )
( Gerçeğin bilinmesi için "ben" ve "benimki" fikirleri gitmelidir. )
( Gerçeğin, zihinde yansıması için zihnin berraklığı ve sessizliği gereklidir. )
( Gerçeği keşfettiğimi ne zaman anlarım? "Bu doğru", "Bu doğru değil" fikri ortaya çıkmadığı zaman. )
( Gerçeği bulmak için günlük hayatınızın en küçük eylemlerinde gerçek olmalısınız. )
( Gerçeği aramak, üstlenilen tüm işler arasında en tehlikeli olandır, çünkü o sizin içinde yaşadığınız dünyayı yıkar. )
( Gerçeğin aranışında, yalan ve hile olamaz. )
( Eğer amacınız gerçek sevgisi ve hayat sevgisi ise, korkmanıza gerek yoktur. )
( Kendinizi yeterli ve emin hissettiğiniz sürece, gerçek, sizin ulaşamayacağınız yerdedir. )
( Söyleyecek yalan bulamayanların başvurduğu son çare gerçektir. )
( Hakiki olmayanın hakiki olmadığını fark eder ve onu atarsınız. )
( Hakiki olan, zarın hem içinde, hem dışındadır. )
( Hakikat, gerçekliğin ardında duran dayanakçadır. )
( Hakikat, olguları birliğe getiren ilkedir. )
( Hakikat, "betimlenemez" olduğu ölçüde kendini ortaya koyar; karmaşıktır, anlamı belirsizdir, varlığını karşıtların buluşmasına dayalı olarak sürdürür ve ancak erginleme vahiyleri yoluyla dile getirilebilir. )
( Hakikatin üzerindeki perdelerden biri, dildir. )
( Adâlet, ancak hakikatten, saadet, ancak adâletten doğabilir. )
( HODOS TES ALETHEIA: Hakîkate götüren yol. )
( Hem, hem de. İLE/VE Ne, ne de. )
( The unexpected and unpredictable is real.
What is pure, unalloyed, unattached is real.
The real is bliss supreme.
Even to talk of real is happiness.
The real is inconceivable.
The fact is always non-verbal.
The real sees the real in the unreal.
What remains when the false is no more, is real.
Transiency is the best proof of unreality.
Reality is beyond the duality of the knower and the known.
The real is for all and forever.
Reality is beyond the duality of the knower and the known.
The real is, what is RIGHT NOW and RIGHT HERE.
To know reality is to be in harmony with it.
Do not try to know the truth, for knowledge by the mind is not true knowledge.
Realisation is of the fact that you are not a person.
Realised people are very quiet.
Your very desire to formulate truth denies it, because it cannot be contained in words.
The real cannot be wanted, as a thing is wanted.
Reality is common to all. Only the false is personal.
There is no such thing as the experience of the real. The real is beyond experience.
Clarity and silence of the mind are necessary for the reflection of reality to appear in the mind.
You can know reality only when you are astonished.
You know the real by being real.
Truth is in the discovery not in the discovered.
If you can convey, it is not the real thing.
Words create words, reality is silent.
It is the mind that creates the unreal and it is the mind that sees the false as false.
What is limited in time and space, and applicable to one person only, is not real.
Truth can be expressed only by the denial of the false -in action.
You can know what is not true - which is enough to liberate you from the false.
The realised man is egoless.
Whatever you are engrossed in you take to be real.
All you need is a sincere longing for reality.
For reality to be, the ideas of 'me' and 'mine' must go.
Clarity and silence of the mind are necessary for the reflection of reality to appear in the mind.
When do I know that I have discovered truth? When the idea 'this is true', 'that is true' does not arise.
To find reality you must be real in the smallest daily action.
The search for reality is the most dangerous of all undertakings for it will destroy the world in which you live.
There can be no deceit in the search for truth.
If your motive is love of truth and life, you need not be afraid.
As long as you feel competent and confident, reality is beyond your reach.
You can see the unreal as unreal and discard it.
The real is both within and without the skin. )
( Olduğu biçimde. İLE/VE Etkisi itibariyle. )
( 1- Gözlemleyebilsek de, gözlemleyemesek de varolanların, varoluşu.
2- Tutarlı gözlemlerden ya da deneylerden, genel sonuçlar çıkarmanın meşrû olduğu.
3- Hiçbir etkinin, ışık hızından daha hızlı yayılamayacağı.[YERELLİK/LOCALITY]

[Bernard D'Espagnat] )

- Hakikat ile hakikat

- HAKİKAT ile/ve/değil SIDKİYET

- HAKİKAT ile/ve/<> ÖZNİTELİK
( HAKİKAT: KENDİYLE ÖZDEŞ OLAN )

- HAKİKAT ile/ve MAHİYET
( Her hakikatin mahiyeti olur ama her mahiyetin hakikati olmayabilir. )

- MAHİYET ve HAKİKAT ve HÜVİYET
( Nedir? VE Mahiyetin dış dünyadaki karşılıkları. VE Kişisel özelliklerle birlikte olan hakikat. )
( İnsan/Birey için geçerlidir. )
( "Anka Kuşu" gibi kavramlarda/örneklerde sadece mahiyet vardır. )

- HAKİKAT ve DİZGE

- HAKİKAT ile/ve/değil VAK'A

- HAKİKAT ile/ve/değil MUTÂBAKAT
( HAKİKAT: Düşünce dünyası ile dış dünya arasındaki uyuşma/mutâbakat. )

- HAKİKATİ İFADE EDEN ile HERŞEYİ/HERKESİ BAĞLAYICI

- MUHABBET ve/||/<>/< HAKİKAT
( Sözlerde. VE/<> Gözlerde. )

- MUHABBET ve/<> MÜNÂSEBET

- MUHABBET ile/ve/<> MERHAMET ile/ve/<> ADÂLET

- HAKİKATE YAKLAŞMAK ile/ve HAKİKATTEN UZAKLAŞMAK
( İki uc da çıldırmaya/delirmeye neden olur. )

- GERÇEK ile/ve/değil/yerine KESİN/LİK

- GERÇEKLERİN GERÇEKLİĞİ ile/ve HAKİKATİN HAKİKATİ
( Töz. İLE/VE İlke. )

- DÜŞÜNMEK ile/ve/<> HAYAL ETMEK
( Kişinin en yüce yetisi düşünme yetisidir. Akılda bulunduğu için de en önemli varlıktır/değerdir. )

- TARİF EDİLEMEZ ile/yerine/değil/ve DUYULARA GETİRİLEMEZ

- İNKÂR ile/ve/değil/yerine OLUMSUZLAMA
( İnkârın inkârı yapılarak ikrâra varılır. )

- DOĞRULAMAK ile/ve/değil İSPATLAMAK

- TESTLERDE:
POZİTİF
ile/ve NEGATİF
( Bulunmuşsa/varsa. İLE/VE Bulun(a)mamışsa/yoksa. )
( Anlamlandırması/yorumlaması, beklenilen/aranılan şeyin karşılığına göre değişir. [ur/bakteri vb. için bakılmışsa pozitif çıkması olumsuzdur/kötüdür fakat gebelik, aşının tutması vb. için bakılıyorsa pozitif çıkması olumludur/iyidir.] )

- DENGE ile EŞİTLİK

- UYUM ile/ve/<> DENGE
( Her varolan, öteki bir varolan ile uyum içindedir. )
( Uyumun içinde, korkuya yer yoktur. )
( Şehvet gibi ateş, nefret gibi kötülük, uyumsuzluk gibi acı ve aydınlanma gibi de sevinç yoktur. )
( En büyük hastalık, doyumsuz istekler; en büyük acı da uyumsuzluktur. )
( Sarı, öğle güneşinin rengi yani orta noktanın ve dengenin simgesidir. )
( Gerçek, Sattva'dan ötededir. )
( İFRÂT[< FART] - İTİDAL - TEFRİT )
( Tamas donuklaştırır, rajas çarpıtır, sattva uyumlu kılar. )
( İnsan-altı olanlar, Tamas'ın ve Rajas'ın egemenliği altındadırlar; kişiler ise Sattva'nın. )
( Berraklık ve yardımseverlik, zihni ve eylemi etkilemesinden dolayı Sattva'dır. )
( Sattva'nın olgunlaşmasıyla tüm arzu ve korkular son bulurlar. )
( Tamas obscures, rajas distorts, sattva harmonises. )
( Every being is compatible vs. every other being.
In harmony there is no place for fear.
The sub-human - the 'humanoids' - are dominated by tamas and rajas and the humans by sattva.
Clarity and charity is sattva as it affects mind and action.
With the maturing of the sattva all desires and fears come to an end.
The real is beyond sattva. )

- İTİDAL ve/> KEMÂL
( İnce oranlarda karışım. VE Hareket eden maddedeki olanakların dışa çıkması. )

- UYUMLU/LUK ile/ve GÜZEL/LİK

- GÜZELLİK ve/=/< ARINMA

- GÜZEL/LİK ile/ve SÜRÜKLEYİCİ/LİK

- ÖZGÜRLÜK:
KİŞİNİN, ...
"CANININ İSTEDİĞİ GİBİ DAVRANMASI"
ile/değil İSTEMEDİĞİ HİÇBİR ŞEYİ YAPMAK ZORUNDA OLMAMASI
( Özgürlük, hiçbir zaman canının istediği gibi davranmak anlamına gelmemiştir ve öyle bir hak vermemiştir/veremez. )
( İkinci görüşün olmadığı yerde özgürlük olmaz. )
( ÖZGÜRLÜK: Belirlenimden, belirlenime geçmek. )

- ÖZGÜRLÜK ile/değil/ne yazık ki/>< KEYFÎLİK
( Hak ile sınırlanmış olanda. İLE/DEĞİL/NE YAZIK Kİ/>< Hak ile sınırlanmamış olanda. )
( Sorumluluk alıyorsak. İLE/DEĞİL/NE YAZIK Kİ/>< Sorumluluk almıyorsak. )

- KİŞİSEL DÜŞÜNCEM ile/ve/değil/yerine OLMASI/OLMAMASI GEREKEN

- YAPILAN/OLAN ile YAPILMASI/OLMASI GEREKEN
( Doğa. İLE İnsan eylemi. )
( Platon'a kadar. İLE Platon sonrası. )

- YAPILMASI İSTENİLEN ile/ve/< YAPILMAMASI İSTENİLEN

- YAŞAM BİÇİMİ ile/ve/<> PAYLAŞIM BİÇİMİ

- OLAN/OLACAK OLAN ile "ŞU/ŞÖYLE OLURSA, ŞU/ŞÖYLE OLUR" DÜŞÜNCESİ

- ESAS ile/ve/< USÛL/YÖNTEM
( Temel, öz. İLE/VE/< Yöntem, yol, uygulayım, metot. )
( Usûl olmadan vusûl olmaz.[Yöntem olmazsa kavuşulmaz/ulaşılmaz.] )
( Anayasa ve bazı/çoğu önemli davalar, önce usûlden sonra esastan ele alınırlar. )
( Kızgın tencere, bir kulpundan tutulmaz. )

- ESAS ile ÖNCELİKLİ

- AŞK ve/<> KEMÂL
( AŞK: Kendi olgunluğuna/kemâline olan/yönelik tutku/şevk. )

- SEVGİ ile/ve/değil/yerine KOŞULSUZ SEVGİ
( Sevgi, ayırmanın, ayrımların reddidir. )
( Dünyanın eylem halindeki sevgi olduğunu bir kez anlarsanız, ona tamamen farklı bir gözle bakacaksınız. )
( Sevgide belirli bir düşünce kaynaklı ve/veya dayanaklı, beklentili bir duygulanım durumu varolabilir, fakat koşulsuz sevgide hiçbir düşünce, beklenti olmaksızın, olumlu-olumsuz her koşulda sevmek vardır. )
( KOŞULSUZ SEVGİ, "EĞER"siz, "ÇÜNKÜ"süz, "AMA"sız; "KARŞIN'LI/RAĞMEN"li SEVGİ'dir! )
( Ayırd etme ve ayrılık duygusu olmadığında, buna SEVGİ diyebilirsiniz. )
( Eğer, ne bir gövde, ne bir zihin, hatta ne de tanık, fakat bunlardan tümüyle öte olduğunuz fikrini sürekli taşırsanız, zihninizin berraklığı artacak, arzularınız saflık kazanacaklar, eylemleriniz merhametli ve sevecen olacaklardır; bu iç arınması sizi bir başka dünyaya bir gerçek ve korkusuz sevgi dünyasına götürecektir. )
( Sevgide yabancılar yoktur. )
( Sevgide "bir" bile yoktur, "iki" nasıl olabilsin? )
( Sevgi, yaradılışın önünde gelir. )
( Gerçek ve sevgi, kişinin asıl doğasıdır ve akıl ve gönül, onun ifade araçlarıdır. )
( Sevgi mutluluktan çok gelişmeyi, bilincin ve varlığın genişleyip derinleşmesini ister. Bunu her ne engellerse acıya neden olur, sevgi acıdan çekinmez. )
( İdrak edeceksiniz ki bilmek sevmektir, sevmek de bilmektir. )
( Kendini ifade etmek, teyit etmek, zorlukları yenmek sevginin doğasıdır. )
( Sevgi ve sevginin ilham ettiği irade (istek) olmadıkça, hiçbir şey yapılamaz. )
( Sevginin doğal sonucu itaattir. )
( Sever de dinlersek, o da bizi kendine alır. )
( İnsan sevdiğini omuzuna alır da yine de yorulmaz. )
( Sevgi tutkunluk ve düşkünlük göstermez, düşkünlük ise sevgi değildir. )
( Sevgi tembel değildir ve berraklık da yönetir. )
( Aşırı sevgi ihmal doğurur. )
( Sözleri ve davranışları doğru, erdem ve görüş sahibi kişiyi tüm dünya sever. )
( In love there are no strangers. )
( Love is the refusal to separate, to make distinctions.
Once you have understood that the world is love in action, you will look at it quite differently.
Unconditional love is, unless "IF", "BECAUSE", "BUT". ( If you stay vs. the idea that you are not the body nor the mind, not even their witness, but altogether beyond, your mind will grow in clarity, your desires - in purity, your actions - in charity and that inner distillation will take you to another world, a world of truth and fearless love.
Truth and love are man's real nature and mind and heart are the means of its expression.
More than happiness, love wants growth, the widening and deepening of consciousness and being. Whatever prevents becomes a cause of pain, and love does not shirk from pain.
When the sense of distinction and separation is absent, you may call it love.
To know is to love and to love is to know.
Love does not cling; clinging is not love.
Without love, and will inspired by love, nothing can be done.
It is in the nature of love to express itself, to affirm itself, to overcome difficulties.
Love is not lazy and clarity directs. )

- SEVGİ ile/ve/<> GÜZELLİK
( Sevdiğinden dolayı güzel bulmak, güzel olduğundan dolayı sevmek. )

- SEVGİ ile/ve/<> DAYANIŞMA

- SEVGİNİ PAYLAŞMAK değil SEVGİNİ DIŞLAŞTIRMAK/YANSITMAK
( İçindeki sevgiyi paylaşamazsın fakat karşılığını/yansımasını çeşitli (doğru/uygun) araçlarla/yöntemlerle gösterebilirsin. )

- İYELİK/SAHİP OLMAK ile SAHİPLENMEK
( Sen sahip çıkmazsan, birileri gelir sahip çıkar. )
( Kendinin olan bir şeyi, yasa çerçevesi içinde, istediği gibi kullanabilme hakkını taşıma durumu. İLE ... )

- EMPATİ ile/ve DİĞERKÂMLIK[Fars.]/ALTURİZM/ALTRUISM[İng.]

- UTANMA ile EDEB

- SAYGISIZLIK ile/ve/değil DÜŞÜNCESİZLİK

- İZİN İSTEMEK ile/ve/değil/yerine OLUR ALMA, BİLGİ VERME (GEREKLİLİĞİ)

- BEKLENTİ ile/ve/=/||/<>/>/< BATKI/HÜSRAN

- KAYNAĞA/KİTABA/SÖZE/SÖYLEYENE GÜVENMEK ile/ve/değil/yerine ANLAMA GÜVENMEK

- EMNİYET ile/ve EMÂNET

- SEÇİM/SAYLAMA ile/ve/değil/yerine/<>/> YEĞLEME/TERCİH
( Üç veya üzeri seçenek içinde varılan karar verme eylemi. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/> İki ayrı seçeneğe indirdikten sonra varılan karar verme eylemi. )
( İçten ve hassas kişilerce değeri bilinen alçakgönüllü/mütevazı armağanlar gibi, kişinin seçimleri de içinden gelen sesin çizdiği yol doğrultusunda olacaktır. )
( ŞIKK[Ar.]: İkiye bölünmüş şeyin her parçası. | Bir işin iki yönünden her biri. )
( PRODUCTUM: Yeğlenilen, tercih edilen. )
( Hayvanlarda ve insanda. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/> İnsanda. )

- BIRAKMAK ile/ve/yerine/değil UZAKLAŞTIRMAK / TERCİH DEĞİŞTİRMEK [Özellikle sigara ve çeşitli bağımlılık yapıcılarda!]
( Mutlu olmak için herhangi bir şeye bağımlı olmak, çaresizliğin son aşamasıdır. )
( Herhangi bir şeye karşı artık bağımlı olmadığınızda, payınıza düşeni yapmışsınız demektir. )
( Zihninizi, içiyle dışıyla bilmedikçe, bağımlılıklar sizi terk etmeyeceklerdir. )
( Bağımlılıklarınızdan vazgeçin. Vazgeçmeniz gereken başka hiçbir şey yoktur. )
( Bilincine varmadığınız bir şeyi, terk edemezsiniz. )
( Alışkanlık ve ihtiras, kör eder ve yanlışa götürür. )
( Alışkanlık! Gereklilik değil! )
( SİGARAYI: "BIRAKTIM!" değil/yerine "İÇMİYORUM" ya da "İÇMEMEYİ YEĞLİYORUM/TERCİH EDİYORUM!" )
( Mücadelemiz içenlerle değil maddeyle!
Koruyup kolladığımız, kişiler; kovduğumuz, o sinsi madde!...
Davetimiz, sağlıklı olmak; kabul etmediğimiz, sararmak...
Çözümlerimiz, herkes için; çaresi "Hayır!"da...
Herkes için hayırlı olan, hayırsızı yakmamakta... )
( Not necessary! It's habit/addiction. )
( FEEL FREE TO SAY NO! )
( Dependence on anything for happiness is utter misery.
When you are no longer attached to anything, you have done your share.
Attachments are in the mind and will not leave you until you know your mind in and out.
Give up your addictions. There is nothing else to give up.
You cannot leave if you don't aware of it.
Habit/addiction and passion makes blind and takes to the false.
"I PREFER, NOT TO SMOKE" instead of "QUIT SMOKING/CIGARETTE" )

- İSTEK ile/ve/<> DÜŞÜNME

- İSTEMEK ile/ve/değil/yerine/hem de/+/||/<>/> GERÇEKTEN İSTEMEK
( Zihindeki günlük 40-50.000 düşüncenin büyük bir bölümünün tanımlanmamış/netleşmemiş, pasif temelli, sıradan, dayanaksız, isteme eylemi. İLE Sıradan isteğin bir üst aşaması olan gerçekten istemenin, gerekeni yaparak ve istenenin umudu ve çabası, içtenliği, samimiyeti ve ciddiyeti ile istemek. )
( İstemekle tamamına ve daha da fazlasına sahip olabilirsiniz. )
( EĞİNİK: İçten istemek. )
( İSTİD'Â'[Ar. < DUA]: Yalvararak isteme. | Dilekçe. )
( You can have the whole of it and more for the mere asking. )

- ÇOK İSTEMEK ile/yerine GERÇEKTEN İSTEMEK

- ÇOK/GERÇEKTEN İSTEMEK ile/ve/<> TAM/DOĞRU İSTEMEK

- YALIN/LIK ve/<> GÜZEL/LİK

- ARINDIRMA ile/ve KESİNLEŞTİRME

- ARIN(DIR)MA'DA:
| SU İLE / ATEŞ İLE / SIYIRARAK |
ile/değil/yerine/<>/>/<
DÜŞÜNCE/ZİHİN İLE


- AYDINLANMA ile/ve/||/<>/> SÜKÛNET

- DİL ve/||/<> SANAT ve/||/<> AHLÂK
( Kişilerin, düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek üzere, işaret ya da sözcüklerle yaşadıkları anlaşma. VE/||/<> Kişinin, hem kendine, hem de hemcinslerine yönelik 'iyilik' ülküsüne yaklaşma çabası ile hak-ödev bağlantısı çerçevesinde kurduğu ilişkiler manzumesini ve bunları belirleyen kurallar düzeni. VE/||/<> Yarar kaygısından git gide uzaklaşıp 'güzellik' değerlendirişine, elden geldiğince uygun ürün ortaya koymanın anlamını dışavurmanın yolu yordamıdır. )
( Dilde, mucize olmaz. )

- DOĞRU/YANLIŞ ile İYİ/KÖTÜ ile GÜZEL/ÇİRKİN/YÜCE
( Genelde kötü ve iyi, bir âdet ve gelenek meselesidir ve sözcüklerin nasıl kullanıldıklarına göre, ya sakınılır, ya da hoş karşılanırlar. )
( Mükemmel olmayanı mükemmel olan uğruna seve seve feda edin, o zaman iyi ve kötü tartışmaları artık hiç olmayacak. )
( Kötülük hiçbir zaman hem iyiliği, hem kendini tanıyamaz; iyilikse, eğitildikçe zamanla hem kendine hem de kötülüğe ilişkin bilgilerle donanır. )
( YÜCE: Fizik ya da metafizik güçlerden koruyan. )
( Usually the bad and the good are a matter of convention and custom and are shunned or welcomed, according to how the words are used. )

- KİŞİ/BİREY ile/ve/değil/yerine KAVRAM/DURUM/OLAY
( Bazı durumları yaşayan/deneyimleyen değil o durumu kim yaşarsa yaşasın aynı süreç ve sonuç deneyimlenebilecek olan. )
( Kişinin özgünlüğünün, özerkliğinin üst seviyede olması, sınırlanamaz, kısıtlanamazlığı, kapsayıcılığının derinliği ve genişliği, insanla bağlantılandırılan ve bağdaştırılanların yetersizliği/düşüklüğünden dolayı apayrı olarak ve hiçbir şeyle karıştırılmaması gerekliliği. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Kavramın/olayın kendi içinde ve kendine özgülüğünün gözönünde bulundurularak/dikkate alınarak değerlendirilmesi ve arı biçimde bırakılma gerekliliğinin ister kişi, isterse diğer tüm kavram ve olaylarla bağlantılandırılmasındaki/bağdaştırılmasındaki duyarlılık ve titizlik gerekliliği. )
( Kişiyi, kavramsallaştırma! Kavramı, kişiselleştirme!
[ GENEL ile ÖZEL'i karıştırma! ] )
( Düşüncenin üstesinden gelemeyen, düşünenin üstesinden gelmeye çalışır. )

- KAVRAM OLGUSU ile/ve İÇ OLGULAR

- LEZZÂT-I CİSMANİYE ile/ve SIFAT-I KEMÂLİYE

- TAHAVVÜL ile/ve TAHVÎL[< HAVL]
( Değişim. | Niteliksel hareket. İLE/VE Değiştirme, değiştirilme, çevirme, döndürme. | Borç senedi, aksiyon. )

- HAREKET ve KEMÂL/SINIR
( Her hareket, kemâline erer/sonlanır. )

- BAĞIMLILIK ile/ve AŞIRILIK

- DOĞRUDAN YARDIM ile/değil/yerine DOLAYLI YARDIM
( Politikacıdan gelir. İLE/DEĞİL/YERİNE Bilgelerden gelir. )

- YARDIM ile/ve/<> YATAKLIK

- OLASILIĞI DÜŞÜNMEYE BAŞLAMAK ile/ve OLASILIĞIN YÜKSEK OLMASI

- OLASILIKLARI DÜŞÜNMEK/HESAPLAMAK ile "ŞOM AĞIZLILIK"

- VAROLAN ile/ve KAVRAM

- DOĞRU/LUK ile/ve KESİN/LİK

- YOK ile/ve PAYLAŞILABİLİR OLMAYAN

- YOKSULLUK ile/ve/ne yazık ki/> MUTLAK YOKSULLUK

- YOKSUN/LUK ile YOKSUL/LUK
( Yoksullukların en kötüsü, kendini aciz görmektir. )
( VITA VERE APOSTOLICA: Yoksulluğu yüceltme. )
( Yoksulluk korkusunu tanımadıysak, kendi yoksulluğumuzu yaratırız. )
( Elini cebine attığında boşsa. İLE Elini tutan yoksa. )

- ÜRETİM ARTIŞI ile/ve NİTELİK ARAYIŞI
( Rüzgâr ve gökgürültüsünün birbirini tamamlaması artışı simgeler. )

- HOŞGÖRÜ ile/ve TAHAMMÜL

- ÖTEDUYUM/UZADUYUM/RÂBITA/TELEPATİ ile/değil AYNI ŞEYİ DÜŞÜNMEK

- MUTSUZLUK MERKEZLERİ ile/ve/değil/yerine/>< MUTLULUK MERKEZLERİ
( 7. SAADET[SÜREKLİ MUTLULUK] MERKEZİ
------------------
6. YÜKSEK BİLİNÇ
5. KOŞULSUZ SEVGİ (BOLLUK)
4. SEVGİ
[mutluluk merkezleri]
ile/ve/değil/yerine/><
[mutsuzluk merkezleri]
3. GÜÇ
2. DUYGU
1. GÜVENLİK [en alt] )
( YÜKSEK BİLİNÇ KILAVUZU )

- ETKİ/LEME ile ENGEL/LEME
( Engeller bir ölçüde kalktığında, O, bir anda içinize doğar. )
( Sana engel olmaya çalışanlar, başaracağına, en çok inananlardır. )
( It will dawn on you suddenly, when the obstacles are removed to some extent. )

- KONUŞMAK ile/değil/yerine GEREKTİĞİ KADAR KONUŞMAK
( Düşünmeden konuşmanın cezası, sonradan düşünmeye mahkûm olmaktır. )
( Lisanen konuşmak, halen anlaşmak! )
( Konuşmama gereksinimi/n kadar, konuşma gereksinimini anımsayarak KONUŞ!!!
Konuşma gereksinimi/n kadar, konuşmama gereksinimini anımsayarak KONUŞ!!!
Konuşmama gereği kadar, konuşma gereğini anımsayarak KONUŞ!!!
Konuşma gereği kadar, konuşmama gereğini anımsayarak KONUŞ!!! )

- GEREKTİĞİ KADAR DÜŞÜNMEK/KONUŞMAK/YAPMAK ile/ve DEĞERİ/DEĞDİĞİ KADAR DÜŞÜNMEK/KONUŞMAK/YAPMAK

- KONUŞMAK/YAZMAK ile/ve/yerine/değil/hem de YAPMAK/UYGULAMAK
( Bir kişinin bir şey yapıyor ya da yapmıyor gibi görünmesi çoğu zaman yanıltıcıdır. )

- YAZDIĞINI YAP!(MAK) ve/<> YAPTIĞINI YAZ!(MAK)
( Yapacağını yaz, yazdığını yap! )
( Yaşamak için ayağa kalkmıyorsan, yazmak için masaya oturma! )

- SÖZ ile/ve/<> ÇÖZÜM

- GÜZEL SÖZ ile/ve/<> GÜZEL EYLEM

- KONUŞTURAN/KONUŞULAN REKLÂM ile/ve/<>/değil/yerine SATTIRAN REKLÂM

- BAŞKASIYLA PAYLAŞTIĞIN/PAYLAŞABİLDİĞİN ile ANCAK/SADECE KENDİN YAŞAYABİLECEĞİN

- SÖYLEMEK ile/ve KONUŞMAK
( Yılan imgesi. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Değnek imgesi. )
( dd İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> mdw
)
( Sonuç [odaklılık]. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Süreç ve sonuç [birlikteliği ve bütünlüğü]. )
( "Kendini merkeze alma" ve ötekileri önemsizleştirmeye neden olur/olabilir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Ötekiyle birlikte kendini ve herkesin olası düşüncesini, durumunu/sürecini dikkate almayı gerektirir/sağlar. )

- SUS!!!:
HAKARET
değil UYARI/DESTEK

- HAK ile/ve/||/<>/>/< ZORUNLULUK

- HAK ile/değil BAĞIMLILIK

- HAK EDİŞ ile/ve UYGUNLUK

- UYGUN OLMAMAK ile YETERİ KADAR UYGUN OLMAMAK

- GEÇ ile/ve GÜÇ
[BİR ŞEYİN:
GEÇ OLMASI
ile/ve GÜÇ OLMASI/OLMAMASI]
( Olsun. İLE/VE Olmasın! )

- YA/YA DA ile/ve/değil/yerine/||/+/<>
( HEM, HEM DE ve/||/<> NE, NE DE )

( Ayrım. | İLE/VE/<> Birlik/bütünlük. )
( 0 1 ile/ve/<> [ 1 ile/ve/<> 0 ] )
( "Ne, ne de", "hem, hem de" ile birliktedir![ayrı değildir!] [sadece insana/gelişmiş zihinlere özgüdür!] )
( Doğada/fizikte/hayvanlarda, deneyde/laboratuvarda. İLE/VE/<> Sadece İNSAN'da. )
( Bir şey(ler)i bildirtir. İLE/VE/<> Kendini bildirtir. )

- İFADE ile/ve/değil İDDİA

- ANLATMAK ile/ve PAYLAŞMAK

- ANLATABİLDİĞİN ile/ve/değil/yerine (ÇOK) İYİ ANLATABİLDİĞİN

- ÖĞRETECEĞİN KADAR ile BİLMEN GEREKTİĞİ KADAR
( Leblebi kadar öğretebilmek için top kadar bilmek gerek. )
( Öğreteceğin kadar bilirsen öğretemezsin. )
( Bilmiyorsan, Öğret! )
( Öğrenmenin tek yolu uygulamadır. )
( Bir günde olmaz ama bir gün[de] olur. )
( Aramakla bulunmaz fakat bulanlar arayanlardır. )
( Arayan aradığı sürece ayrı kaldı çünkü aradığı kendindeydi. )

- KAVRAM ile/ve/<> İMGE

- KAVRAM ile/ve/<> TERİM

- ANLAM ile/ve KAVRAM

- İLKE/LER ile/ve/<> KAVRAM/LAR
( Olmayanı oldurmak üzere/için. İLE/VE/<> ... )
( İlkelerle düşünürüz. İlkeler bizi birliğe getirir. )
( İlke'li düşünmek, niyettir. )
( Niyet, davranışları birleştiriyorsa ilkedir. )

- İLKE ve/=/<>/> HAKİKAT

- "TEMEL İLKE/LER" ile/ve/değil/yerine "ANAHTAR KAVRAM/LAR"

- AKLIN İLKELERİ ve/+/<> 4.[DÖRDÜNCÜ] DURUM[: KESİNLİKLE (HİÇBİR ŞEKİLDE/ZAMAN) BİLİNEMEZ/LİK/LER]

- AKLIN NİTELİKLERİ:
HİKMET
ve KUDRET ve SEVGİ/ŞEFKÂT ve ADÂLET
( Bunları içermeyen hiçbir söz, akılsal değildir/olamaz. )

- AKIL ile/ve/<> DÜZEN/TERTİP
( AKIL: Bağ, Bağlamak. Uygun olanı, uygun olana bağlamak. )
( AKIL: Bilinen(ler)den hareket edip bilinmeyen(ler)i tespit etmek. )
( Akıl, eşik(te)dir/berzah(ta)dır. )
( Akıl yorulmazsa gövde zor yorulur. )

- AKIL ile/ve/<> ORTAK AKIL
( Aklınızı kullanma cesaretini gösteriniz! )

- "AKIL" ile/ve/değil/yerine KULLANILAN/UYGULANAN AKIL

- AKIL ile/ve/<> HAKİKAT
( Akıl çırpınıp âciz kalacak ki, hakikat, bu aczin sonunda meydana çıksın. )

- AKIL ve METAFİZİK

- İLKESEL/İLKEYİ DÜŞÜNMEK/KONUŞMAK ile/ve İLKEYLE DÜŞÜNMEK/KONUŞMAK
( Anlayışı konuşmak, aklı anlamak. İLE/VE Şeyi, olayı anlamak. )
( Varlıksal. İLE/VE Varoluşsal. )

- İLKESİZLİK ile/ve/= DÜŞÜNCESİZLİK

- TAHAKKUK ile/ve İLKE

- TAHALLÜL ile/ve/> TAHAKKUK

- ÖRNEK VERMEK ile/ve/<> İŞARET ETMEK
( Kötü örnek, örnek değildir! [Su-i misal, misal teşkil etmez!] )
( Örnekte/benzetmede, hata olmaz/olmamalıdır! [Teşbihte, hata olmaz!] )
( Örnekler topaldır, üstüne gidilmez. )

- GÖSTERMEK ile/ve KANITLAMAK

- GİZLEMEK ile/ve/değil PAYLAŞMAMAK

- GİZLEMEK ile/ve/değil (AÇMAYA/PAYLAŞMAYA) GEREK GÖRMEMEK

- SAKLAMAK ile/ve/değil PAYLAŞMAMAK

- VERMEK ile/ve/değil ZAMANINDA VERMEK/İNFÂK[Ar.]

- VERMEK ile/ve/<>/< NASIL VERECEĞİNİ BİLMEK
( Aslolan/esas. İLE/VE/<>/< Yöntem/usûl. )

- İSTEMEDEN VERMEK ile/değil İSTENİLMEDEN VERMEK

- BAĞIŞ ile/<> İHSÂN ile/<> LÜTÛF ile/<> HİMMET ile/<> KEREM ile/<> İNÂYET ile/<> İLTİFAT ile/<> ATÂ ile/<> ATIFET ile/<> HÎBE

- DUYARLILIK ile/ve İMGELEM
( DUYUSALLIK + DUYGUSALLIK = DUYARLILIK )

- DUYARLILIK ile/ve "TOPLUMSAL ROL"

- TOPLULUK ile/ve/<> TOPLUM
( Tarihi olan. İLE/VE/<> Sosyete. )
( Gerçek bağlam. İLE/VE/<> Tüzel bağlam. )
( Çeşitli arçalar/durumlar ve sevgi bağı ile sürdürülür. İLE/VE/<> Adâlet/yasa ile ayakta tutulur. )
( Bilgisi ve/veya bilgisizliği[cehaleti] çok olabilen. İLE/VE/<> İlmi ve irfanı yüksek olan/olması gereken. )
( Doğrudan ilişkiler ile. İLE/VE/<> Dolay(ım)lı ilişkiler ile. )
( Sevgi. İLE/VE/<> Akıl )

- MENFAAT[Ar. < NEF] ile/ve/değil/yerine/> MASLÂHAT[Ar. < SULH]
( Yarar, kâr, çıkar. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/> İş, emir, husus, madde, keyfiyet. | Önemli iş. | Barış, dirlik-düzenlik. )
( Toplumun maslâhatı, bireyin menfaatı düşünülür. )
( Bir yığın olmaktan çıkıp ulus olmak, toplumsal maslahatı, kişisel menfaate yeğlemekle başlar. )

- SİMGE ile/ve/<> KAVRAM

- BİLDİRGE ile/ve/değil PAYLAŞIM

- "GENİŞ KAVRAM" ile "DERİN KAVRAM"

- BİLGİ ile/ve/<> GEREKÇELENDİRİLMİŞ BİLGİ(EPİSTEMOLOJİ)
( Bilgi, erdem; erdem de mutluluk üretir. )

- GEÇERLİ BİLGİ ile GEÇERSİZ BİLGİ
( Bilginin yanlış olduğu yerde yorumun doğruluğu yanlışlığı konuşulmaz. / Usûlü yanlışın füruğu tartışılmaz. )

- BİLGİNİN ELDE EDİLİŞİ ile/ve/<> BİLGİNİN PAYLAŞIMI/AKTARIMI
( Sahip olduğunuz herşeyi, her kimin gereksinimi varsa, onunla severek paylaşın. )
( Share willingly and gladly all you have with whoever needs. )

- AKTARMAK ile/ve/<>/değil PAYLAŞMAK

- AKILDA KESİNLİK ile/> DUYULARDA KESİNLİK

- YÖNTEM ve/<> (BELİRLİ/BAZI) YÖNTEME, YÖNTEMLE(RLE)/BİLİNÇLE BAKMAK

- SÖZLÜK ile/ve/yerine/<> ANSİKLOPEDİK SÖZLÜK
( İlk sözlük yazarı... Halil b. Ahmed [ö. 786] )

- ANSİKLOPEDİ ile/ve/<>/yerine INTERNET

- GERÇEĞİN, BİLİNEBİLECEK YÖNLERİNİ, DOĞRU OLARAK ALGILAMAK ve BİLİNEMEYECEK OLANLARIN, BİLİNEMEYECEĞİNİ DOĞRU OLARAK ALGILAMAK

- BİLMEMEK ile/değil DAHA/EN DOĞRU(YA YAKIN) OLAN TANIMI/BİLGİYİ DÜŞÜNMEK

- KİTAP BİLGİSİNİN EKSİKLİĞİ (VE BU DURUMUN GETİRDİĞİ BİLGİSİZLİK) ile KENDİ HAKKINDAKİ BİLGİSİZLİĞİ

- FARKINDALIK ile/ve/<> DAYANIŞMA

- BİLİNÇ ile/ve/<> BİLİNCİN BİLİNCİ
( Konuşmak. İLE/VE/<> Yazmak. )

- BİLİNÇ ve/<> ADÂLET
( Kişide. VE/<> Toplumda. )

- DUYULAR ile/ve/<>/değil FARKINDALIK

- BİLMEK ile/ve/> KAVRAMAK

- TANI! ve/<> UYUMLU OL! ve/<> MUTLU YAŞA!

- KENDİNİ BİLMEK ile/ve/<> KENDİNİ TANIMAK
( Kendimizi bilmek için kendimiz olmalıyız. )
( Kendimizi aşmak için kendimizi bilmek durumundayız. )
( Kendini-idrak, elde edilebilecek bir şey olmaktan çok, anlaşılacak bir durumdur. )
( Kendimizi bilirsek, öteki her şey onunla birlikte gelir. )
( Kendimizi bilmeyi engelleyen, yalnızca zihindir. )
( Kendini bilişteki amaç, ne olmadığımız hakkındaki tam bilgidir. )
( Kendimizi iyice/yeterince bilmezken, başkasını nasıl bilebiliriz? )
( Kendimi bilmek ile tam olarak, neyi bilmiş olurum? Olmadıklarımızın hepsini. )
( Kendimizi bilmeyi öğrenelim, harikalar keşfederiz. )
( Kendimizi ne kadar daha çok bilirsek, o kadar daha az korkarız. )
( Kendimizi düzeltmeye gereksiniminiz yoktur - sadece kendi hakkımızdaki "düşüncelerimizi" düzeltelim. )
( Ne olduğumuzu bilmek için önce, ne olmadığımızı araştırmak ve bilmek durumundayız. )
( İşe, kendimizden ve kendimizle başlamak zorundayız - bu, değişmez yasadır. )
( Kendimizi, hiç durmaksızın gözlemleyelim, böylece, bilinç-dışı, bizim tarafımızdan, herhangi bir çaba harcanmaksızın, kendiliğinden, bilincimize akacaktır. )
( Kişinin, kendini yeterince tanımaması, çevresindekilerle çatışmasına neden olur. )
( Mutlak gerçek, mutlak sevgi, bencil olmamak, kendini-idrak için tartışılmaz etmenlerdir. )
( Sakin bir zihin, doğru bir idrak için şarttır, ki bu da kendini-biliş için gereklidir. )
( Ancak, kendini-biliş, yardımcı olabilir. )
( SEN, SENİ BİL, SEN SENİ
SORARLAR, SENDEN SENİ
ARARLAR, SENDE SENİ
BULMAZLARSA, SENDE SENİ
PATLATIRLAR ENSENİ ENSENİ )
( To know yourself, be yourself.
To go beyond yourself, you must know yourself.
Self-realisation is not an acquisition. It is more of the nature of understanding.
It is only your mind that prevents self-knowledge.
By self-knowledge means, full knowledge of what you are not.
Unless you know yourself well, how can you know another?
By knowing myself what exactly do I come to know? All that you are not.
Learn to know yourself and you will discover wonders.
The more you know yourself the less you are afraid.
Watch yourself ceaselessly and the unconscious will flow into the conscious without any special effort on your part.
To know what you are you must first investigate and know what you are not.
You must begin in yourself, with yourself - this is the inexorable law.
Absolute truth, love selflessness are the decisive factors in self-realisation.
A quiet mind is essential for right perception, which again is required for self-realisation.
Only self-knowledge can help you. )

- BİLMEK ile/ve/<> KULLANMAYI/UYGULAMAYI BİLMEK
( Bildiklerinizi yaşa(r)sanız, bilmedikleriniz de öğretilir. )

- "KULLANIM" ile MANİPÜLASYON

- (NET/KESİN/EMİN) BİLGİ SUNMAK ile (")MÜDAHALE (ETMEK)(")

- ÖRTBAS ETMEK ile BASTIRMAK ile GÖZARDI ETMEK

- AKLINA GELMEME(Sİ) ile/ve UYGULAMAYA/KULLANMAYA UYGUN BULMAMAK

- GÜÇ ile/ve GÜZELLİK

- GÜCÜN:
KENDİ ELİNDE TUTULMASI
ile BAŞKASINA UYGULANMASI
( Elinde biriktirdiğin/tuttuğun oranda sana zarar verir. İLE Başkasına zarar verir. )
( Haset vb. )

- ANLAMAK ile/ve KAVRAMAK
( Anlamaya yardımcı olmak, gerçek yardımdır. )

- TAFSÎLÂT[Ar. < TAFSÎL < FASL] ile/ve/< AÇIKLAMA
( ... İLE/VE Etraflıca, uzun uzun açıklamalar. )

- AÇIKLAMA ile/ve İSPAT

- SAVUNUCU YAKLAŞIM/AÇIKLAMA ile/değil/yerine İKİNCİL/ALTERNATİF YAKLAŞIM/AÇIKLAMA

- ÖZET ile/ve ÖRNEK

- ANLAMAK ile "YARGI/LAMAK"
( Nezâketle dinlemek, akıllıca yanıt vermek, dengeli inceleme ve tarafsız karar vermek yargıcın özelliklerindendir. )

- "YARGILAMAK" ile "KÖTÜLEMEK"

- "YARGILAMAK" ile/değil "İNDİRGEMEK"

- ZİHNİYET ile YAKLAŞIM

- ÖNERİ ile/ve/<>/yerine ÇÖZÜM
( Burada/şurada/orada değil! Sende! )

- AÇIKLAMAK ile KANITLAMAK

- KANITLAMAK ile İNANDIRMAK

- TEMELLENDİRME ile GEREKÇELENDİRME

- TEMEL ve ÇÖZÜM/LEME

- AKLEDİLEBİLEN ile ALGILANABİLEN

- AKLI, DUYGULARA ARAÇ KILMAK ile/değil DUYGULARI, AKLA ARAÇ KILMAK

- AKIL ve/ AHLÂK ve/ ADÂLET ve/ ÂDÂB ve/ AŞK

- İSTENÇ/İRÂDE ile/ve/değil/yerine/||/+/<> DİRENÇ/İHTİYÂR[< HAYIR]
( Yapma becerisi/isteği/coşkusu. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/+/<> Yapmama becerisi/isteği/coşkusu. )
( Zihinde, nefiste. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/+/<> Akılda. )
( Seçim. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/+/<> Tercih. )
( Cins. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/+/<> Fasl. )
( Varoluş/sal. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/+/<> Varoluşunun sürekliliği için/yönünde. )

- İSTENÇ/İRÂDE ile/ve NİYET

- ...('YI/YA) YAPMAMA/UYGULAMAMA/UYMAMA:
"ÖZGÜRLÜĞÜ"
ile/ve/değil/yerine OLANAĞI/OLANAKLILIĞI/İHTİYÂRI

- KEŞİF ile/ve/= HAKİKAT
( Ancak hakikat/i olanlar keşfedilir. )

- KİŞİSEL GELİŞİM ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< KİŞİSEL YÖNETİM
( Kişi, ne yaparsa kendi yapar, kendine yapar. )

- "AYAKTA DURMAK/DURABİLMEK" ile/ve/<>/< KİŞİSEL YÖNETİM VE GELİŞİM

- TAHAMMÜL ile/ve/değil/yerine/||/<> DİRENÇ/İHTİYÂR

- DİRETME ile/ne yazık ki DAYATMA

- DAYATMA ile/ve/= ARKASINDAN İŞ ÇEVİRMEK

- DAYATMA ile/ve/> İSYAN
( Etki. İLE/VE/> Tepki. )

- DÂVÂ ile ŞEKVÂ
( ... İLE Şikâyetin, mahkemelik olmadan, dava haline getirilmesi. )

- SEZGİ ile/ve APAÇIK GÖRMEK

- TUTUM ile/ve/< NİYET
( ... İLE/VE Neden değil Niçin[Ne İçin]. )
( İlke'li düşünmek, niyettir. )
( Niyet, davranışları birleştiriyorsa ilkedir. )
( Onun, sizin için ne olduğunu, zihinsel tutumunuz belirler. )
( Özbilincim'in, "vicdânım" doğrultusunda eylemek isteğini beslemesi de, 'niyet'tir. )

- NİYET ile/ve EREK/AMAÇ
( Akıllı kişi, amacı niyette görür. )
( Niyet, amacı gösterir. )
( Niyet hayır, âkıbet hayır. )

- NİYET ile/ve/değil YAKLAŞIM

- NİYET ve/<> NAZAR(BAKIŞ AÇISI)

- NİYET ile/ve YÖN

- NİYET ile/ve YÖNELİM

- NİYET ile/ve YÖNELİŞ

- NİYET ile/ve EĞİLİM

- NİYET ile/ve/<> GEREKSİNİM

- NİYET ile/ve KIBLE

- NİYET ile/ve İRÂDE

- NİYET ile/ve CİDDİYET

- NİYET ile/ve/<> BAŞARI/MUVAFFAKİYET
( Kendinden/senden. İLE/VE/<> Oradan. )

- NİYET ile KASIT

- NİYET ile/ve AKLINDA TUTMAK

- NİYET ve/>/< İDRAK ve/>/< İMAN

- NİYET ile/ve ÜSLÛB

- NİYET ile GELİŞİGÜZEL/LİK, GÖRELİ/LİK

- NİYET BOZUKLUĞU ile/değil NİYET EKSİKLİĞİ

- NİYET ile/ve/<>/>/< EYLEM
( Niyet, eylemden önceliklidir. )
( Eylem, içtenliğin kanıtıdır. )
( Eylem, gerçeğin mihenk taşıdır. )
( Berraklık ve sevecenlik eylemdir. )
( Eylem konusunda tasa çekmeyin, aklınıza ve gönlünüze özen gösterin. )
( Gerçeği bulmak için günlük hayatınızın en küçük eylemlerinde gerçek olmalısınız. )
( Gerçek, samimi eylemin meyvesidir. )
( Kalbi değiştiren eylemdir. )
( Sağlam bir anlayışa sahip bir insan eylemden sakınmaz. )
( İmgenin ardında ve ötesinde olan idrak ve eylem gücüsünüz. )
( Eylem, gizli, bilinmeyen, bilinemez olandır. Sadece onun meyvesini bilebilirsiniz. )
( Hiç kimse, bir başkası adına eylemde bulunamaz. )
( Vazgeçme! Üşenme! Erteleme! )
( Nobody can act for another. )
( Do not give up! Do not dilatory! Do not delay! )
( Action is a proof of earnestness.
Action is the touchstone of reality.
Clarity and charity is action.
You need not worry about action, look after your mind and heart.
Action is hidden, unknown, unknowable. You can only know the fruit.
A man of steady understanding will not refrain from action. )

- SÖZ ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< EYLEM ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< NİYET

- EYLEM/FİİL ve/> KEMÂL

- SAF/LAŞTIRILMIŞ AKIL ile/ve/= NİYET ile/ve/= KALP

- NİYETİN BEDELİ ile BİLGİSİZLİĞİN BEDELİ

- TUTUM ile/ve TAVIR
( Koşullarınızı (belki) değiştiremezsiniz, fakat tavır ve tutumunuzu değiştirebilirsiniz. )
( Kibar, asil ve hassas bir tavır içinde olun. )
( İşlerinizde sessiz ve alçakgönüllü bir tavır edinin. )
( Alışkanlık haline gelmiş olan yumuşak tavır, problemler karşısında etkisiz kalmaya neden olur. )
( Kişinin hayatını belirleyen şey, tavır ve hareketleridir. )
( Uyumlu tavrınızdan vazgeçmeyin ve güncel, yararsız çözümlere kapılmayın. )
( Konumunuzu ancak bilinçli tavırlar sağlama alabilir. )
( Yolcunun zenginliği, kişinin iç varlığıyla barışık olma yeteneğinin simgesidir ve bu durum uyumlu ve çekici bir tavrı yaratır. )
( Bilge kişinin tavrı önemlidir. )

- TAVIR ile EDÂ

- TEDBİR ile/ve TEMKİN
( Tedbirli ve mütevazı olun, şansı yakalarsınız. )

- TEDBİR ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< FİKİR (ETMEK)
( Sonuca yönelik düşünme. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Sonuca yönelik olmayan düşünme. )
( Zat bakımından aynı, itibar bakımından ayrılardır. )
( Sona bakmak. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Yola bakmak. )
( [not] Thinking to [get/go] consequence. vs./AND/BUT/||/<>/>/< Any kind of thinking without consequence.
Any kind of thinking without consequence. INSTEAD OF Thinking to [get/go] consequence. )

- ÇÖZÜM ile/ve TEDBİR

- ÇÖZÜM ile/ve SONUÇ

- ÇÖZÜM ile/ve AÇIKLAMA

- ÇÖZÜM ile/ve OYUN

- ÇÖZÜM ÜRETMEK ile/ve ÇÖZÜM OTURTMAK

- ÇÖZÜM ile/ve/değil/yerine/> SÜREKLİ/ESASLI/KALICI/KÖKLÜ/GERÇEK ÇÖZÜM
( Bir olay ya da kişinin bir durumu/sorunu ile sınırlı/özel kalabilen. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/> Sürekli ve her koşulda, herhangi bir özel durumla sınırlı kalmayacak sürekli/kalıcı olan. )
( Seninle. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/> Senden sonra da! )
( Ne olduğu. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/> Ne/nasıl[ne/yin asıl] olması gerektiği. )

- ÇÖZÜMÜNÜN BASİT/KOLAY OLMASI/OLMAMASI ile/ve/değil/yerine BİR ÇÖZÜMÜNÜN (VAR) OLMASI

- ÇÖZÜMSÜZLÜK ile/ve/> ÇARESİZLİK
( Çözümsüzlük hiçbir zaman çözüm değildir/olamaz! [kabul edilemez/edilmemeli, gözardı edilemez/edilmemeli, boş verilemez/verilmemeli, ertelenemez/ertelenmemeli!] )

- KOLAY DEĞİL fakat (DAHA FAZLA) ZORLAŞTIRMA(YABİLİRİZ)!

- HAD ile/ve/<> ÖLÇÜ
( Bilgelik, aklın; Cesaret, kalbin; Ölçülülük, duyguların kontrolüdür. )

- HADDİNİ BİLMEK ile/ve HAKKINI BİLMEK
( Olgunlaşmayan meyveye, el uzanmaz. )

- AZ İLE YETİNMEK ile/ve/||/<>/> ÖLÇÜLÜLÜK

- ÖLÇÜ ile/ve YASALLIK/MEŞRUİYET

- KATI ile ÜSSÜ ile BİR O KADAR DAHA

- BEŞER ile/ve/>/değil/yerine KİŞİ
( Herhangi/belirli biri. İLE/VE/>/DEĞİL/YERİNE Sanatsal biri. )
( Başkasının sözünü bile aktaramayan. İLE/VE/>/DEĞİL/YERİNE Kendi sözünü söyleyebilen/söyleyen. )
( Hayvanlıktan ayağa kalkmış olan. İLE/VE/>/DEĞİL/YERİNE Bilinçte ayağa kalkmış olan. )

- DÜŞÜNCE/İNANÇ/İDEAL ile/ve/<> KİŞİ
( Bazen ancak bir düşünce/inanç/ideal için herkesten vazgeçebilirsin, bazen de ancak bir kişi için tüm düşünce/inanç/ideallerinden! )

- BİLİM ile/ve/||/<> FELSEFE ile/ve/||/<> SANAT
( İnsan olmayan herşeyden bahseder. İLE/VE/||/<> İnsanı anlatır. İLE/VE/||/<> Kişinin varoluşunu anlatır. )
( Varolan. İLE/VE/||/<> Var olması gereken. İLE/VE/||/<> Hayal ettiğini/n gerçekleştir(il)me(si). )
( Herhangi bir işi: Bilimsellikle başlat, sanatsallıkla destekle, felsefeyle tamamla! )
( Sanatın özü, içsel bir deneyimi iletebilmek için dış formları kullanmaktır. )
( Sanatı olmayan millet, her zaman dilencidir. )
( Sanat: Mekânı/zamanı iyi kullanmak. | Görüp göstermek. )
( Birleştirmek/birlikte tutmak gerekiyor. )
( MİFTÂHÜ'S-SAÂDE ve MİSBÂHÜ'S-SİYÂDE )
( FELSEFE: Aklı kullanma sanatı. )
( The essence of art is to use the outer form to convey an inner experience. )
( Sanat, dekoltedir. )
( Sanatın yolu, sanattır. )
( SANAT: Ben'in, yaratıcı gücünü keşfetmek. )
( Sanat, bir şeyi, başka bir şey olarak görme çabasıdır. | Başka bir şey olma olanağı tanımaktır. )
( Felsefe, kimsenin, itibar edip etmemesine, itibar etmeyendir/etmemektir. )
( Felsefe, olan ile olması gereken arasındaki kavramsal düzendir. )

- KİŞİDE/İNSANDA ve/<> TOPLUM('DA)
( Akıl. VE/<> Üniversite. )
( İrâde. VE/<> Siyâset. )
( Vicdan. VE/<> Adâlet. )
( Değişen. VE/<> Dönüşen. )
( İhtiyâr[yapmama bilgisi/isteği] ve irâde[yapma bilgisi/isteği]. VE/<> İhtiyâr. )

- KİŞİ İÇİN (OLAN) ile/ve TOPLUM İÇİN (OLAN)
( Giyinmek, öncelikle toplum (ve düzeni/sağlığı) için daha sonra kişi içindir. )

- TOPLUMLAŞMA ile/ve TOPLUMSALLAŞMA
( Olgu ya da kavram. İLE/VE Kişinin/kişilerinin katılımı. )

- KİŞİ/İNSAN ve/= AKIL
( Akılla her şey bilinir de insan bilinmez. )

- KİŞİ ve/||/<> AYNA ve/||/<> YAZI
( Üçü de herşeyi yansıtır. )
( Ancak, üçüne baktığında, kendini görebilirsin. )
( Kişi, kendini, en iyi, yazı aynasında tanır ve gerçekleştirir. [ Öncelikli olarak, iki ayrı sayfada, şu iki dizini oluşturmakla başlamak gerek. 1- HAYIR! | 2- YAPMAYABİLECEKLERİM(İZ) ] )

- KİŞİ ve/<> İNSAF

- DÜNYADA, BİR KİŞİ/İNSAN OLMAK ile/ve/<>/değil BİR KİŞİ İÇİN DÜNYA OLMAK

- KİŞİYİ/İNSANI:
DOĞRUDAN ANLAMAK
ile/ve/değil/yerine DOLAYLI OLARAK ANLAMAK
( Kişi/ler, dolaylı olarak, ancak, bir şeyler üzerinden anlaşılabilir. Doğrudan anlamak olanaklı değildir. Ve de kişi, ancak, kendinden bahsettiği oranda anlaşılabilir, bilinebilir/tanınabilir. )

- ANLAM VAROLANI ile/ve BİLGİ VAROLANI
( Anlam üretimi varsa. İLE/VE Veri ve bilgi sahibi. )
( Aşkın. İLE/VE Özdeş. )
( İnsan. İLE/VE Beşer. )

- DUDAKTAN/AĞIZA GİREN ile/ve/<> DUDAKTAN/AĞIZDAN ÇIKAN
( İnsan/kişi, iki dudağı arasındadır.
1. İçeri ne gireceğini [yiyeceğini/içeceğini] bilen.
2. Dışarı ne [söz] çıka(ra)cağını bilen. )
( Dudak ise beşer'i, İnsan yapan/yapabilendir! [Dudağın altı doğadır.[doğanın/düzenin parçasıdır, doğayla ve doğada varolanlarla ortaktır.] )
( İnsan/kişi, yediğini bilen/tanıyan, doğasına uygun olanları dudağından geçirendir/geçirebilendir. )
( BİR ŞEY Kİ...
YAPMASAN DA OLUR! YAPMA!!!

BİR ŞEY Kİ...
SÖYLEMESEN DE OLUR! SÖYLEME!!!

 

BİR ŞEY Kİ...
YEMESEN DE OLUR! YEME!!!

BİR ŞEY Kİ...
İÇMESEN DE OLUR! İÇME!!!
[Özellikle abur-cuburlar ve sigara gibi...] )

- KİŞİ ile/ve/<> DÜZEN

- TOPLUM'DA ile/ve DEVLET'TE
( Birey. İLE/VE Vatandaş. )

- KİŞİ/İNSAN ve/<> EYLEM
( Ayinesi iştir kişinin, lâfına bakılmaz! )
( Kişinin "büyüklüğü", başkası/başkaları için de yapabildikleriyle orantılıdır. )
( İnsana özgü/dair hiçbir şey bana/sana yabancı değildir. )

- ÜRETTİĞİNİ TÜKETEN ile/ve/yerine/<> TÜKETTİĞİNDEN ÜRETEN

- TÜKETENLER ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÜRETENLER
( Eşek arısı. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/< Bal arısı. )
( Fare(mouse) kullanıcısı. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/< Klavye kullanıcısı. )

- KİŞİ/İNSAN ile/ve/<> SAYGI

- KİŞİ/İNSAN ve/<> BİRLİK
( Benden konuşan ile senden dinleyenin birliği. )

- İNSAN/LIK ve/<>/= GÜZEL AHLÂK
( İNSAN: Doya doya, insanlığını yaşayan. )

- SAYGIN/LIK ile/ve TAKİP EDİLEBİLİR/LİK

- [ne yazık ki]
KİŞİNİN, ...:
KİŞİLERLE DİDİŞMESİ
ile/değil/yerine/><
DOĞAYLA UĞRAŞMASI


- KİŞİNİN KİM'LİĞİ ile/ve NESNENİN NE'LİĞİ

- HERHANGİ BİR KİŞİ (OLAN/OLMAK) ile/ve/değil/yerine BELİRLİ BİR KİŞİ (OLAN/OLMAK)

- BEŞER DOĞMAK ile/ve/> KİŞİ/İNSAN OLMAK
( BEŞER İKEN BÎ-ŞER OLMAKTIR İNSAN OLMAK )

- HAYVAN GİBİ YAŞAYAN "KİŞİ/İNSAN" ile/değil/>< İNSAN GİBİ HAREKET EDEN "HAYVAN"

- "OYNAYAN/LAR" ile/yerine "GİBİ YAPANLAR"

- BİRİCİKLİK ve BİRİCİKLİĞE SAYGI GÖSTERMEK/DUYMAK

- BİREY ile/ve/<> BİREYSELLİK

- BİREYSELLİK ile BİREYLİK

- AD ile/ve TAKMA AD

- ALNI ile/ve KALBİ ile/ve KAPISI AÇIK OLMAK

- HAREKET ile SES ile KONUŞMA

- KONUŞMAK ile ANLATMAK
( Herhangi bir şey üzerine. İLE Konuya ya da kişilere bağlı olarak. )

- KONUŞMA ile/ve/< MUHÂVERÂT[Ar. < MUHÂVERE]
( ... İLE/VE Karşılıklı konuşma/lar. )

- ETKİLEMEYE ÇALIŞMAK (İÇİN) KONUŞMAK/ANLATMAK ile/ve/değil/yerine (SADECE) KENDİNİ ANLATMAK/TANIMLAMAK (İÇİN) KONUŞMAK/ANLATMAK

- SÖYLEMEK ile UYARMAK/İKÂZ ETMEK

- SÖYLEMEK ile/ve/değil AKTARMAK/NAKLETMEK

- BEYÂN ETMEK ile/ve/değil AKTARMAK/NAKLETMEK

- BEYÂN ile/ve/<> ŞEHÂDET

- TARTIŞMA ile/ve/değil KONUŞMA
( Bilmediğin bir konuda konuşmazsan tartışma çıkmaz. )

- TARTIŞMA ile/ve/değil/yerine MÜZÂKERE

- TARTIŞMA ile/değil/yerine POLEMİK
( Söz ile. İLE/DEĞİL/YERİNE Yazı ile tartışma. )

- TARTIŞILABİLENLER ile TARTIŞILAMAZLAR/TARTIŞILAMAYANLAR

- KENDİ KENDİNE KONUŞMAK ile/değil "SESLİ DÜŞÜNMEK"
( Denetleyemeden. İLE/DEĞİL Farkındalıkla. )
( ... İLE/DEĞİL Kişi bazen farkında olmadan da düşündüklerini seslendirebilir. )
( Durumu iyice tartın ve düşünmekten sakın kaçınmayın. )

- KENDİ KENDİNE DÜŞÜNMEK ile KENDİ ÜZERİNE DÜŞÜNMEK
( Düşünceleri denetleme/dayanakça gereksinimi duymadan. İLE Düzenli, uyumlu ve bütünlüklü. )
( Bırak çeşitli düşünce/duygu kuşları başının üzerinden uçsunlar. Sen ancak başının üzerinde yuva yapmamalarını sağla!/[sağlayabilirsin!] )

- KONUŞAN/KONUŞABİLEN/KONUŞABİLECEK OLAN ile SÖYLEYEN/SÖYLEYEBİLEN/[SADECE BİR ŞEY/LER] SÖYLEME HAKKI OLAN
( Yetkin/bilgili olan/lar. İLE Bilgisiz olan/lar. )

- "KENDİNİ UNUTMAK" ile/ve "KENDİNİ VERMEK"
( Duyarlılığı artırır. İLE/VE Yaratıcılığı artırır. )

- SÖZ ile/ve/<> YEMİN
( Doğru söz yeminden ileri! )
( HULF[Ar.]: Verdiği sözü tutmama, üzerinde durmama. | [mantıkta/matematikte] Saçmaya indirgeme. )

- SÖZÜNÜN ARDINDA DURAN ile/ve/değil SÖZÜNÜ, KENDİ TAKİP EDEN

- KAVGA ile/ve/değil/yerine TUTUM

- !KAVGA ile !SAVAŞ

- GÖRMEK ile/ve/||/<>/> BAKMAK
( İşlevsel/lik. İLE/VE/||/<>/> Niyetli, bilinçli, amaçlı. )
( GÖRMEK: Can kulağıyla dinlemek. )
( Görmek, dinlemek ile başlar. )

- GÖRMEK ile/ve/||/<>/> BAKMAK ile/ve/||/<>/> İZLEMEK
( Denk gelerek, istemeden de görülmüş olabilir. İLE/VE/||/<>/> Dikkati yönelterek. İLE/VE/||/<>/> Bakışı kararlı bir şekilde sürdürerek. )

- GÖRME/DUYMA ile/ve BAKMAK/DİNLEMEK
( İşlevsel. İLE/VE Niyetle. )

- BAKMAK ile/ve GÖZLEM
( NAZAR: Aklın hareketi.[HAREKET'ÜL AKL] )

- GÖZ ile/ve GÖRGÜ

- "GÖZÜKÜYOR"/"GÖZÜKTÜ" değil GÖRÜNÜYOR/GÖRÜNDÜ

- GÖZLEMEK ile GÖZETLEMEK/DİKİZLEMEK
( Araştırma, takip. İLE Habersiz, gizlice izleme. "Röntgencilik". )
( Olumlu, doğru. İLE Olumsuz, yanlış. )

- ŞAHİT ile/ve/değil GÖZLEMCİ

- BAKMAK ile "GÖZ ATMAK"

- GÖRMEMEK ile GÖRÜNENİ GÖRENİ GÖRMEMEK
( Nakışa bak, nakkaşı anla! )

- DİNLEMEK ile/ve/<> İZLEMEK

- DUYMA(MA)K ile/ve DİNLEME(ME)K
( Her dinlemiyor gibi görünen, dinlemiyor değildir! )
( Beyin ve kulak ile. İLE/VE Zihin, veri/bilgi, düşünce ve tutum ile. )

- İZLEMEK ile/ve/<> DESTEKLEMEK

- ADINI BİLMEK ile TADINI BİLMEK
( Haberdar olmak. İLE Deneyimlemiş olmak. )
( İLM el-YAKÎN ile HAKK el-YAKÎN )

- TADLANDIRMA/K ve/<> TAÇLANDIRMA/K

- GÜRÜLTÜSÜZ/LÜK ile/ve/> SESSİZ/LİK
( Gereksiz dış etmenlerin (sesin) bulunmamasıyla. İLE/VE/> Kendiliğinden, doğal olarak. )

- SAKİNLİK ile/ve DAYANÇ/SABIR
( Belirli bir bilgi ve bilinç/tutum gerektirir! )

- SAKİN/LİK ile/değil KAYITSIZ/LIK
( Her sakin/lik görüntüsü sakinlik olmayabilir hatta kayıtsızlıktan/ilgisizlikten/içekapanıklıktan kaynaklanıyor olabilir! )

- SAKİN/LİK ile SOĞUK/LUK
( Her sakin/lik görüntüsü sakinlik olmayabilir hatta anlamamasından/uzak kalmasından kaynaklanıyor olabilir! )

- SAKİN OLMAK ile/ve/<> (KENDİNE) HÂKİM OLMAK

- HÂKİM OLMAK ile/ve/<> VÂKIF OLMAK

- TEMİZ/LİK ve/<> GÜZEL/LİK

- ÇOK YAŞAMAK ile/ve/değil/yerine İYİ/NİTELİKLİ YAŞAMAK
( Nicelikli. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Nitelikli. )
( Yaşlanılan gün/saat/dakika/ÂN. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Yaşanılan gün/saat/dakika/ÂN. )

- HAZIR OLMAK/OLAN ile/ve/<> İSTEKLİ OLMAK/OLAN

- HAZIR (OLMAK) ile/ve/> RAHAT (OLMAK)

- İSTEKSİZ/LİK ile GÖNÜLSÜZ/LÜK
( ... İLE %51 isteksizlik ya da isteyip istemediği belirli olmama. )

- ÇARESİZLİK ile ACZİYET

- YALNIZ/LIK ile/ve/> GÜVENSİZ/LİK

- (BAZI) DUYGULARI/NI:
SÜREKLİ YAŞAMAK/DUYUMSAMAK
ile/ve/değil YOĞUN YAŞAMAK/DUYUMSAMAK

- "BURNU BÜYÜK/LÜK" ile/değil/yerine SEÇKİN/LİK

- EVLENMEK ile/ve/||/<>/< EĞLENMEK

- MUTA NİKÂHI değil NİKÂH-I MUVAKKAT
( Hz. Muhammed, savaş zamanı için geçerli kılmıştır. [Hz. Ömer, tamamen kaldırmıştır.] DEĞİL Belirli bir süre için yapılan nikâh. [Caiz değildir.] )

- DEVİRLER:
GELİŞME
ve OLGUNLUK ve ORTA YAŞLILIK ve YAŞLILIK
( Yaklaşık 30 yaşa kadar olan devir. VE Yaklaşık 35'lerden 40'a kadar olan devir. VE Yaklaşık 60 yaşlarına kadar uzanan devir. VE Hayat merkezlerinin tedricen zayıflamaya başladığı ölüme kadarki devir. )

- SORGULAMAK ile/değil/yerine/</>< SORU SORMAK
( Bazı "savcı"ların yanlış, olumsuz, yüklü, kandırıcı tarzı. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Düşünenlerin, uygun, doğru, yerinde tutumu. )

- SORGULAMA ile/ve/> ÇÖZÜMLEME

- "SORGULAMA" ile YARGILAMA

- EĞİTİM ile/ve/> DUYARLILIK

- DERS ÇALIŞMAK ile/ve/> (NİTELİKLİ/AYRICALIKLI) ÇALIŞMAK

- "AKLIMA GELMİYOR" ile/ve/değil "AKLIMA GETİREMİYORUM"

- KANDIRMAK/ALDATMAK ile/ve/değil AVUTMAK

- TEMBELLİK ile/ve/<> ART NİYET

- "TARTMAK" ile/ve/<> DEĞERLENDİRMEK

- EL-BEYİN İLİŞKİSİ/EYTİŞİMİ ile/ve/<> DİL-DÜŞÜNCE İLİŞKİSİ/EYTİŞİMİ

- BELLEMEK ile/yerine SORGULAMAK/DÜŞÜNMEK

- ÖZEL DUYULAR ile/ve/<> YÜZEYEL DUYULAR ile/ve/<> DERİN DUYULAR ile/ve/<> İÇ DUYULAR

- EL, AVUÇ, AYAK, KULAK İZLERİ ile/ve/değil/yerine DNA İZİ

- AJİTASYON ile ANAFİLAKSİ
( ... İLE Aşırı duyarlılık. )

- BÂZIA[Ar.] ile CÂİFE[Ar.]
( Deriyle birlikte biraz da etin kesilmesi şeklindeki yara. İLE Boşluğa(cevfe) kadar giden yara. )
( Adli Tıp'ta önemlidir. Cezası değişir. )

- "DOĞUM/ÖLÜM" TARİHİ ile/ve/değil KAYIT TARİHİ

- MA'KAD ile/değil MAK'AD[Ar.]
( Akd edilecek, sözleşilecek yer. İLE/DEĞİL Oturulacak yer, minder. | Oturak yeri, geri, kıç. )

- ÖRGEN BAĞIŞI ve/> KADAVRA BAĞIŞI
( TAHNÎT: Cesetlerin çürümemesi için içinin boşaltılıp ilâçlanması. )

- ÖTANAZİ["ÖTENAZİ" değil!] ile ÖLÜM İSTEĞİ VE HAKKI

- KİŞİLER ile İNSANLIK

- İNSANLIK İÇİN ile İNSANLIK ADINA

- [ne yazık ki]
!"BİRBİRİNE DÜŞMEK"
değil/yerine/>< BİRBİRİNİ DÜŞÜNMEK

- ÇOCUKLUK VE GENÇLİK ile/ve RÜŞT VE KEMÂL

- BÜLÛĞ ile REŞİT
( En erken başlangıcı erilde 12, dişilde 9 yaşındadır. Sonu her ikisinde de 15-16'dır. [İklime ve kişiye göre değişebilir.] İLE Reşit olma yaşı, [yasalarca] 18 yaşını tamamlayıncadır. )

- BÜLÛĞA ERMEK ile/değil RÜŞTÜNÜ İSPAT ETMEK

- YAŞLI/LIK ile/yerine OLGUN/LUK
( Yaşlıları ziyaret etmek, yararlıdır! )

- YOĞUNLUK ile/ve/<> OLGUNLUK
( Olgunluk nasıl meydana gelir? Zihninizi berrak ve temiz tutarak, hayatınızın her anını tam bir farkındalık hali içinde yaşayarak, korkularınızı ve arzularınızı belirdikleri anda hemen inceleyerek ve gidererek. )
( Meyve bir anda düşer, ama olgunlaşması zaman alır. )
( Hazır olmak olgun olmaktır. )

- OLGUN/LUK ile/ve YETKİN/LİK

- DOLGUNLUK ile/yerine OLGUNLUK

- "GÜZEL"/"ÇİRKİN" diye birşey yok!

- GÜZEL (OLAN) ile/değil İSTEDİĞİM GİBİ (OLAN)

- GÜZEL ile/ve/değil "HAVALI"

- GÜZEL ile/ve/değil DİKKAT ÇEKİCİ
( Güzel ol, âşık bol! )

- GÜZEL ile/ve/değil ETKİLEYİCİ
( Tümüyle güzellik yoktur! Her zaman, 1 [ya da 2 yanı] baskındır/etkiler ve ona göre ilgi görür. )

- GÜZEL OLANLAR:
DURUNCA/SUSUNCA
ile/ve/yerine KONUŞUNCA ile/ve/yerine HEM DURUNCA/SUSUNCA, HEM KONUŞUNCA

- VASÎ ile VELÎ
( Zorunlu. İLE Gönüllü. )

- VASÎ[< VESÂYET | çoğ. EVSIYÂ'] ile VÂRİS[< VERÂSET | çoğ. VERESE]
( Bir yetimin/öksüzün ya da akılca zayıf, hasta birinin malını yöneten kişi. | Vefât etmiş birinin vasiyetini yerine getirmekle yükümlü olan kişi. İLE Kendine kalıt/miras kalan kişi/ler. )

- VASÎ[< VESÂYET | çoğ. EVSIYÂ'] ile VÂSİ/VÂSİA[< VÜS'AT]
( Bir yetimin/öksüzün ya da akılca zayıf, hasta birinin malını yöneten kişi. | Vefât etmiş birinin vasiyetini yerine getirmekle yükümlü olan kişi. İLE Geniş, engin, açık, enli, bol. )

- ATAERKİLLİK ile/ve/değil/yerine/< ANAERKİLLİK

- KADIN ile/değil KADINLIK/KADINLAR
( MER'A ile/değil NİSÂ )

- DÜŞÜNEN ile/ve/<> DÜŞÜNCELİ

- BİLGELİK ve BAŞKALARINI KARALAMAMAK

- ANLAYAN ile/ve UYGULAYAN ile/ve ÖNEMSEMEK

- TEKRARLAYICI (OLMAK) ile/ve/değil/yerine UYGULAYICI (OLMAK)

- SENDEN FARKLI DÜŞÜNEN(E TAHAMMÜL) ile SENDEN FARKLI İNANAN(A TAHAMMÜL)

- ÇOĞUNLUK ile NİTELİKLİ ÇOĞUNLUK

- MUHAKKIK[< TAHKİK] ile MÜDEKKİK[< TEDKİK]
( Konuyu delilleriyle bilen, açıklayan. İLE Delillerine delil getiren. Kanıtın kanıtla ispatı. Kılı kırk yaran. )
( isbat el-mesele bi-el-delil İLE isbat el-delil bi-el-delil )

- ÂLİM/MÜTEBAHHİR ile ALLÂME
( Bir bilim dalında uzman. İLE Birçok bilim dalında derin bilgi sahibi olan. )
( ... İLE Hem aklî, hem naklî ilimleri bilen. )

- HAKLI/LIK ile/ve VERİCİ/LİK

- İLBAY/VALİ[Ar.]/SATRAP[Fars.] ile/ve İLÇEBAY/KAYMAKAM[Ar.]
( VALİ[< VELİ: Koruyup kollayan.] ile/ve ... )
( TEKFUR[Bizans döneminde] ile/ve ... )
( [Slav] VOYVODA ile/ve ... )

- BACHELOR ile/ve MASTER ile/ve Ph.D.
( KALFA ile/ve USTA ile/ve ÜSTAD )
( Üniversite mezunu. İLE/VE Lisansüstü yapmış. İLE/VE Doktora yapmış. )
( Terimlerden haberdar olmuş olur. İLE/VE Yayınları ve kaynakları tanır/tarar. İLE/VE Özgün bir şeyler ortaya çıkarır. )

- YETERSİZ ÇÖMEZ ile/ve ORTA NİTELİKLİ ÇÖMEZ ile/ve İYİ ÇÖMEZ
( Yetersiz bir çömez, öğretmenin ününden yararlanır. İLE/VE Orta nitelikli bir çömez, öğretmenin sevecenliğine hayrandır. İLE/VE İyi bir çömez ise öğretmenin düzencesiyle(disipliniyle) güçlenir, gelişir. )

- !İFTİRA ile/ve !KARALAMA

- YETİŞKİN ile/ve OLGUN
( Yaşlı olanlara rahatlık sağlamak, arkadaşlara içtenlikle, gençlere de incelikle davranmak isterim. )
( ADULTHOOD ile MATURE )

- İYİ NİYETLİ ile/ve/< YUFKAYÜREKLİ/RAKÎK[Ar. < RİKKAT]

- İYİ NİYETLİ ile ENAYİ

- İYİ NİYET(Lİ YAKLAŞIM) ile/ve/<>/değil/yerine ÇÖZÜMCÜ (VE YAPICI) YAKLAŞIM
( İyi niyet, bir şeyleri çözmekte/aşmakta yeterli değildir/olmayabilir. )

- BEKÇİ ile/ve/<> POLİS
( ... İLE/VE/<> Şehir. [Şehirleşmiş yaşamı, şehirde yaşama kurallarını takip eden.] )

- HAKARET ile AŞAĞILAMA

- MEZUNİYET ile EMEKLİLİK

- DELİ ile SUÇLU

- SAF ile İYİ NİYETLİ

- SAF/LIK ile/ve/değil İYİ NİYETLİ/LİK

- CAHİL/LİK ile/ve/<> APTAL/LIK
( Elif'i, mertek zannetmek. [Bir şey bilmediği halde konuşanlar için kullanılan deyim. (Elif harfini ve bu kadar basit bir şeyi bile bilmeyecek kadar bilgisiz olma durumu.)][MERTEK: Eskiden evleri yaparken kullanılan dört köşe ya da yuvarlak kalınca ağaç gövdesi.] )
( CAHİLLER...
* Her şeyde, hemen öfkelenirler.
* Yararı olmayan şeylerden konuşurlar.
* Yersiz [yanlış yerlere] sadaka verirler.
* Sırrı korumayıp açık ederler ve yayarlar.
* Dostunu ve düşmanını birbirinden ayıramazlar.
* Merhametsiz ve vicdansızdırlar. Hoşgörü, onları bırakmıştır.
* Kindar olup, fitne ve fücûr çıkarmayı severler.
* İftira atmaktan, başkasının âhını almaktan kaçınmazlar.
* Dedikodu ve yalanları çoktur.
* Güvenilmezdirler, emanete ihanet ederler.
* Dünya nimetleri için el-etek öpmeyi çok severler, utanmazlar.
* Yoldaşını yarı yolda bırakırlar, yedikleri kaba etmekten çekinmezler.
* Kalplerinde vefâ, diğergamlık, kadirşinaslık olmaz.
* Nezâket ve letâfet onlara hiç değmemiş, olmamış meyve misali hamdırlar!
* Edep, onları terk etmiştir! )

- "AKILSIZ"/"KAFASIZ" ile YETERSİZ(/DÜŞÜNCESİZ)

- ZAN(N) ile/değil/yerine/>< İLM

- SABİT ile ZÂBİT
( Sabitleyen kişi/şey. İLE Tutan, saklayan, zabteden kişi/şey. | Rütbesi, teğmenden, binbaşıya kadar olan asker, subay. | Yönetme gücü olan, dediğini yaptıran. )

- GERÇEK KİŞİ/LİK ile TÜZEL KİŞİ/LİK

- HAKÎM ile HÂKİM ile HAKEM ile HEKİM
( Hikmet sahibi. İLE Hüküm veren, yargıç. İLE Karar veren. İLE Tabip, tıp doktoru. )

- "AĞIR CEZA SAVCISI" değil AĞIR CEZA MAHKEMESİ NEZDİNDEKİ SAVCI

- HAK GÖZETME ile VİCDAN

- HAK ile/değil HAZ
( Birçok şeyin, hakkınız olduğuna inanabilirsiniz fakat bir düşünün bakalım! Sadece hazzınız [için] olmasın? )

- VİCDAN ile/||/<> GAM

- BULUNÇ/VİCDAN ile/ve/<> BİLİNÇ

- "ÜÇKAĞITÇI" ile/ve/||/<>/> HAİN

- [ne yazık ki]
SALDIRGAN/LIK
ile/ve "AZGIN/LIK"
( Psişik. İLE/VE Ahlâkî. )

- [ne yazık ki]
DÜŞMAN/LIK
ile/ve/değil/yerine/||/<> KARŞIT/LIK

- ZANLI ile SANIK
( Bir suç dolayısıyla sorguya çekilen. İLE Aleyhine ceza davası açılan. )

- ŞÜPHELİ ile SANIK

- ADAM:
ER KİŞİ
ile/ve/değil İNSANİYETLİ

- KADIN ile KARI
( HÜRRE: Cariye(eme) ya da esir olmayan kadın. )

- KIZ/KADIN ile VİRAGO
( ... İLE Erkek gibi davranan ve giyinen kadın/kız. | Kavgacı/şirret kadın. )

- KURUCU ile/ve SAVUNUCU

- ZÂCİR ve/||/<>/>/< RAM
( Men ve yasak eden. VE İtaat eden. )

- TÖREYE DOĞAN ve/||/<> İSVİÇRE TÜZESİYLE EVLENEN ve/||/<> ALMAN YÖNETİM ZİHNİYETİYLE YÖNET(İL)EN ve/||/<> İTALYAN TÜZESİYLE CEZALANDIR(IL)AN ve/||/<> İSLÂMÎ KURALLARA GÖRE GÖMÜLEN

- [ne yazık ki]
!FAŞİST[< FASCES BALTASI]


- BRAHMANLAR ile/ve KŞATRİYALAR ile/ve VAYSYALAR ile/ve SUDRALAR ile/ve PARYALAR
( Brahma'nın ağzından yaratılmış rahipler sınıfı. İLE/VE Brahma'nın kolundan yaratılmış soylular ve savaşanlar sınıfı. Krallar, savaşçılar ve soylular. [Tenleri kırmızımsıdır.] İLE/VE Brahma'nın kalçasından yaratılmış çiftçi ve tüccar sınıfı. İLE/VE Brahma'nın kalçasından yaratılmış hizmetkâr ve işçi sınıfı. İLE/VE Bu dört sınıf dışında kalanlar. )

- MEMNUNİYET ile MUTLULUK
( Tüm mutluluk, öz varlığınızı hoşnut etmekle gelir. )
( Mutluluğumuzun, nesnelere, olaylara ve kişilere bağlı olduğuna "inanmak", gerçek doğamızla ilgili bilgisizliğimizden kaynaklanır. )
( Mutluluğu, saldırıya ve değişikliğe uğratılamaz olan gerçek mutluluğu ararsanız, dünyayı, acıları ve hazları ile ardınızda bırakmalısınız. )
( Bağımsızlığınızı idrak edin ve mutlu kalın. )
( Kederin nedeni cehalettir. Mutluluk anlayışı izler. )

- HIZ ile/ve HAZ
( Kişinin en büyük baş belâları. )

- MUTLU İKEN ile ÜZÜNTÜLÜ İKEN ile ÖFKELİ İKEN
( Söz verme! İLE Yanıt verme! İLE Karar verme. )

- MEMNUNİYET ile KABUL

- ZEVK ile HAZ

- HEYECAN ile/ve ENERJİ

- İLTİFAT ile/ve/<>/>/< İTİBAR

- OLGUNLUK ile YAŞLILIK
( Olgun kişi, herşeyin iyisi için çabalar. )

- YAKIŞIKLI ile GÜZEL
( Baylar için kullanılır. İLE Bayanlar için kullanılır. Yüz güzelliği için özel bir sözcük vardır["Sabâhat"]. [Nadiren erkekler için de kullanılıyor.] ( Öz Türkçe'de "Göz-el"dir. Göze hitap eden. Zamanla "Güzel"e dönüşmüştür. )

- GÜZEL ile HOŞ

- GÜZEL/LİK ve AHLÂK

- GÜZEL ile/ve/değil AHSEN
( ... İLE/VE/DEĞİL Güzellerin güzeli. | Kaybedilemeyecek derecede güzellik. )

- "SEMPATİK" ile/değil/yerine/<> YAKIŞIKLI/GÜZEL

- GÜZELLİK ile/ve/değil/yerine CÂZİBE

- GÜZELLİK ile/ve EDÂ

- GÜZELLİK ile/ve/değil IŞILTI
( Güzel yüzün, süse/boyaya/makyaja gereksinimi yoktur/olmaz! [Fars. Hâcet-i meşşâta nîst rûy-ı dil-ârâmrâ - Hâfız-ı Şirâzî] )

- ZARÂFET ve IŞILTI ve GÜZELLİK

- ZARÂFET ile/ve/<> LETÂFET

- GÜZELLİKTE:
3 BEYAZ
ve/<> 3 SİYAH ve/<> 3 KIRMIZI
( Ten, diş ve el. VE/<> Göz, kaş ve kirpik. VE/<> Yanak, dudak ve tırnak. )

- GÜZELLİK ile/ve/hem de AKIL
( Güzellik ondur, dokuzu don-dur. )
( Güzele kırk günde doyulur, iyi huyluya kırk yılda doyulmaz. )
( Güzel bürünür, çirkin görünür. )

- GÜZELLİK ile/ve/||/<> ÖZELLİK

- GÜZEL/LİK ile BAKIMLI/LIK

- GÜZEL/LİK ile YETERLİ/LİK

- ŞİRİN/LİK ile GÜZEL/LİK

- "KORKMAK" ile/ve "NE DER?" [DÜŞÜNCESİ]

- GÜZEL/LİK ile İDDİALI GÜZEL/LİK

- RENKLİ GÖZ/LÜ ile GÜZELLİK

- ŞIK/LIK ile GÜZEL/LİK

- EDEB ile/ve/<> ZARÂFET

- İCÂBEN ile ALÇAKGÖNÜLLÜLÜKLE

- KADINLARIN:
KORUNMASI
ile/yerine/değil ANLAŞILMASI/EĞİTİLMESİ

- EŞEYSEL ENGELLENME ile/ve/değil VAROLUŞSAL ENGELLENME

- KONUŞABİLECEĞİN BİRİ ile/ve/>/değil/yerine SUSUŞABİLECEĞİN BİRİ

- "ERKEK (MİLLETİ)/KADIN (KISMI) DEĞİL Mİ, HEPSİ AYNI!(BÖYLE/ŞÖYLE) / ŞÖYLE/ŞUNU İSTER/YAPAR" değil/yerine "HER BİRİ AYRIDIR!"
( Genellememek gerekir! Büyük yanlıştır! )

- AŞKIN KİŞİ ile/ve/<> AŞK('IN) KİŞİSİ

- ONU DÜŞÜNMEK/HİSSETMEK ile/ve ONUN GİBİ DÜŞÜNMEK/HİSSETMEK
( Sevgi. İLE AŞK. )
( Sevgi. İLE Koşulsuz Sevgi. )

- ŞEHVET ve/> İFFET/UT

- İFFET[Ar. < ŞEHVET] ile/ve/>< ŞECAAT[Ar. < ÖFKE]
( Kendini savunur/korur. İLE/VE/>< Hakk'ı savunur/korur. )
( Temizlik. | Namus. İLE/VE/>< Yiğitlik, yüreklilik, koçaklık. )

- EŞEYSEL USANDIRI/TÂCİZ ile MOBBING

- TATMİN ile/ve MEMNUNİYET

- DÖLLENME ile MAYALANMA

- ÇABA ile/ve İYİ NİYET

- YAPMAMAK ile YAPAMAMAK

- DÜŞÜNMEK ile TAKILMAK

- ATIŞMAK ile ÇATIŞMAK

- ÜSLÛP'TA:
BİREYSELLİĞİN YÜCELİĞİ
ve GÜZELLİK SEVGİSİ

- ISRAR ile/değil/yerine TEKLİF
( Teklif et fakat ısrar etme! )
( Yok. İLE/DEĞİL/YERİNE Var. )

- "ÖYLE" "GÖRMEK" ile "ÖYLE" "GÖRMEMEK"

- ZİHİNSEL ENGELLİ/LİK ile/ve DÜŞÜNME ENGELLİ/LİK
( Hastalık/ta. İLE/VE Olumsuz alışkanlık/ta. )
( Bazı bireylerde. İLE/VE Toplum(lar)da. )

- ENGELLİ/LER ve ÖZÜRLÜ/LER

- TERBİYE(EĞİTİM) ile/ve/> TÂLİM(ÖĞRETİM/ALIŞTIRMA) ile/ve/> TE'DİB(EDEB)(DAVRANIŞ/TUTUM)
( Davranış-eylem. İLE/VE Düşünce-bilgi. VE/> Terkib. )
( Göze dayanır. İLE/VE Kulağa dayanır. VE/> Davranıştır. )
( İyi-kötü. İLE/VE Doğru-yanlış. VE/> Güzel. )
( Örnek gerektirir. İLE/VE Bilen/hoca gerektirir. VE/> "Kişi kendin bilmek", haddini bilmek gerektirir. )
( Her yerdedir. İLE/VE Belirli bir yerdedir. VE/> Her yer ve zamandadır. )
( Bütüncüldür. İLE/VE Sıradüzenseldir. VE/> Estetiktir. )
( Kalb-i selîm. İLE/VE Akl-ı selîm VE/> Zevk-i selîm. )
( Integral. İLE/VE Hierarchical. VE/> Aesthetical. )

- BİRİNİ:
YOLDA BIRAKMAK
ile
YOLUNDA BIRAKMAK/İNDİRMEK


- ERDEM/FAZİLET ile/ve MEZİYET
( Erdem, toplum çıkarını kişisel çıkarın üstünde tutmaktır. )
( Bilgi erdem, erdem de mutluluk üretir. )
( Erdeminiz ayakta kalmanızı sağlayan şeydir. )
( Erdem kişinin kendini inşa edeceği tuğlalardır. )
( Erdemler kendileri içindir. Başka şeyler için değildir. )
( Erdemler ve güçler kendini-idrakle birlikte gelir, daha önce değil. )
( Erdemli olanlar, kaygıdan; akıllı olanlar, korkudan uzaktırlar. )
( Güçlükleri yenmeyi birinci ödevi olarak kabul eden ve ödülü sonraya bırakan bir kişiye 'erdemli' denir. )
( Erdemli kişinin önem verdiği üç şey vardır: Davranışlarında dikkatsiz ve düşüncesiz olmaktan sakınmak; yüz anlatımında içtenlik; sözlerinin kabalık ve bayağılıktan uzak olması. )
( Gerçekte olduğunuz şey, özünüz, sizin erdeminizdir, erdeminiz kendinizsiniz. )
( Özünüzü, gerçek benliğinizi anımsamak erdemdir. )
( Hiçbir çiçeğin kokusu rüzgâra karşı yayılamaz, fakat erdemlerin kokusu hiçbir engel tanımadan her yere yayılır. )
( Kişi, yaşamını meziyetlerinin yönettiğinden ve bu meziyetlerin en beklenmedik ve en sıkıcı koşullara bile direneceğinden emin olmalıdır. )
( Kişinin sınırlarını bilmesinden doğan alçakgönüllülük bir meziyettir ama vicdanla birleşmediği sürece bir zayıflık olarak görülebilir. )
( Olgun kişi, meziyetlerini parıldar hale getirir. )
( Olgun kişi, meziyetleri parıldarken ışıltıyı gizleyerek çevresiyle uyum içinde kalmayı başarır. )
( Kaynak ve meziyetlerin açığa vurulması yerine sadelikle alçakgönüllülük salık verilir. )
( Kişinin ışığı yararlı bir parlaklık sağlıyorsa, onu tartının altına gizlemelidir. Eğer sağlamıyorsa, meziyetleri geliştirmek amacıyla durmadan çalışılmalıdır. )
( Meziyet yalnız kalmaz, daima komşu bulur. )
( 4 Büyük Erdem:
* MAITRI/METTA[Palice] (Dostluk, iyi dilek, iyilik, sevgi ve merhamet göstermek. )
( Merhamet ve herkesin acılarına üzülmek. )
( Herkesin iyiliğine sevinmek. )
( Herkesin hatasını affetme ve görmezlikten gelmek. )
( Erdemin ölçüsü, tüze'dir. )
( Bir şeyin, işlevini, yerine getirmesi. İLE/VE ... )
( What you are really is your virtue.
Remembering your self is virtue. )
( Aklını, en yüksek düzeyde kullanmak, tefekkür yaşamı, kuramsal temâşâ. İLE/VE ... )

- İRÂDÎ ERDEMLER ile GAYRİ İRÂDÎ ERDEMLER
( Varlık[Vucud]'a yönelik. İLE Varolan[Mevcud]'a yönelik. )
( Kendini bulduran. İLE Allah'ı bulduran. )

- KORKU ile KAYGI
( KAYNAK: Korkunun kaynağını biliriz, ancak kaygının kaynağı belirsizdir.
SÜRE: Korku, daha kısa sürelidir, kaygı ise uzun süre devam eder.
ŞİDDET: Korku, kaygıdan daha şiddetlidir. )
( Beyinde. [amigdala'da]. İLE Zihinde.["bağlarda"] )
( [kaynağı] Dışarıda. İLE İçeride. )
( Dışarıdan içeriye. İLE İçeriden dışarıya. )
( Varoluşsal, zorunlu, geçerli, gerekli, etkili ve yetkin. İLE Anlamsız, değersiz, geçersiz, gereksiz, etkisiz ve yetkisiz. )
( Köpek/arı korkusu (yakındaysa/yakınlaşıyorsa)
"Köpek/arı kaygısı" (uzaktaysa/yakınlaşmasa da)

Uçak korkusu (binmeye yaklaştıkça)
"Uçak kaygısı" (binmeden ve düşmesi "düşüncesiyle")

Terk edilme korkusu (ondan daha önce terk edememe düşüncesiyle)
"Terk edilme kaygısı" (binmeye yaklaştıkça)

[Deneyimleneceklerde, elde etmede, sınırlarda ve sınavlarda...]
Başaramama korkusu (zihnindeki ve "kendince" sınırsız "çözümleriyle")
"Başaramama kaygısı" (çıkarlarının kaybedilecek olması ya da çatışmasıyla)

[Varoluş sürecinde ve gereksiniminde...]
"Ben olamama" korkusu (ötekilerin "gücü" ya da "üstünlüğüyle")
"Ben olamama" kaygısı (aidiyet sağlayamamayla) )
( "KAYGI değil/yerine SAYGI" yazısı için burayı tıklayınız... )
( Korkunun bir bölümü, varolanlara bir zarar düşünmediğimiz zaman gider. )
( İhanetten uzak kaldığın kadar korkmazsın. )
( Zan gitmedikçe, korkudan ve kaygıdan kurtulamayız. )
( Gövde ve zihin sınırlıdırlar, onun için de incinmeye açıktırlar, onların, korunmaya gereksinimleri vardır ve bu da korkuya yol açar. )
( Gelecek için antrenman, tutumlar geliştirme; bunlar korku işaretidir. )
( Acı çekmemiş olan, korkmaz. )
( İç ve dış arasındaki ayrımın yalnızca zihinde olduğunu idrak ettiğiniz zaman, artık korkunuz kalmaz. )
( Arzulardan ve korkulardan kurtulun, görüşünüz birdenbire berraklaşacak ve herşeyi olduğu gibi göreceksiniz. )
( İç değerinizi bilmelisiniz, ona güvenmelisiniz ve günlük yaşantınızda arzu ve korkularınızı feda ederek bunu belirgin kılmalısınız. )
( Arzudan ve korkudan kurtulmak sizi öyle korkutmasın. Bu hepinizin bildiğinden öylesine farklı, çok daha yoğun ve ilginç bir hayat yaşayabilmenizi sağlayacaktır; öyle ki siz her şeyi kaybetmekle, gerçekten her şeyi kazanmış olursunuz. )
( Once you realise that all comes from within, that the world in which you live has not been projected onto you but by you, your fear comes to an end.
You are love itself - when you are not afraid.
An understanding mind is free of desires and fears.
The more you know yourself the less you are afraid.
Discover your mistake and be free of fear.
The body and the mind are limited and therefore vulnerable; they need protection which gives rise to fear.
Training for the future, developing attitudes is a sign of fear.
Who has not suffered is not afraid.
When you realise that the distinction between inner and outer is in the mind only, you are no longer afraid.
Be free of desires and fears and at once your vision will clear and you shall see all things as they are.
You must know your inner worth and trust it and express it in the daily sacrifice of desire and fear.
Do not be afraid of freedom from desire and fear. It enables you to live a life so different from all you know, so much more intense and interesting, that, truly, by losing all you gain all. )
( FEAR: [not] Forget Everything And Run vs./AND/BUT Face Everything And Rise
Face Everything And Rise INSTEAD OF Forget Everything And Run )
( Korku, bilmemekten ileri gelir. )
( Bir kez, her şeyin içten geldiğini, içinde yaşadığınız dünyanın size değil, sizin tarafınızdan yansıtıldığını idrak ettiğinizde, korkularınız sona erer. )
( Siz aslında sevgisiniz - korkmadığınız zaman. )
( Anlayan bir zihin, arzulardan ve korkulardan azâdedir. )
( Kendinizi ne kadar daha çok bilirseniz, o kadar daha az korkarsınız. )
( Hatanızı keşfedin ve korkudan kurtulun. )
( Gövdemizin sahibi olursak, korkuyu atarız. )

- ÇEKİMSER ile ÇEKİNGEN/SINGIN

- OLGUN/LUK ile/değil ÇEKİNGEN/LİK

- SIKINTI ile/ve/> ÇÖZÜMLER / ÇARE/LER
( DERMAN ARAR İDİM, DERDİME
DERDİM, BANA DERMAN İMİŞ )
( "Çare/ler" yazısı için burayı tıklayınız... )

- KOVMAK ile KOVALAMAK

- (")SALLANTI(") ile (")ÇALKANTI(")

- ACIMA ile DUYGUDAŞLIK

- AZIMSAMAK ile KÜÇÜMSEMEK

- KÜÇÜMSEMEK ile HOR GÖRMEK
( Kimseyi küçümseme! Nokta da küçüktür fakat bitirir tümceyi. )
( "Karıncayı bile incitmem" deme! "Bile"den incinir karınca. Söz söylemek, İrfân ister; anlamak, İnsan! )

- "AŞAĞI GÖRME" ya da "YUKARI GÖRME" | ile/ve/değil/yerine EŞ GÖRME

- NİYET ile KASTETMEK

- TEMEL ile NİYET

- NİYET'TE:
SAMİMİYET, İÇTENLİK, YAKINLIK
ve TUTUM'DA:
RESMİYET, MESAFE, CİDDİYET


- NİYETSİZ/LİK ile/ve TERBİYESİZ/LİK

- MESAFE KOYMAK ile MESAFE/Yİ KORUMAK

- BENİMSEMEK ile/ve/<> SAVUNMAK

- DAYATILAN ile/değil/yerine BENİMSETİLEN

- BENİMSEMEK ile/ve/değil/yerine/<> ÖZÜMSEMEK

- SAPKINLIK ile "DEJENERASYON"

- BIRAKMAK ile YERİNE KOYMAK

- PES ETMEK ile KAÇMAK

- BAĞIMLILIK ile/değil/yerine/>< GEREKSİNİM

- ISRAR ile DİRETMEK

- ISRAR ile/ve İBRÂM[Ar.]
( ... İLE/VE Can sıkacak derecede ısrar etme, üstüne düşme, zorlama. )

- ISRAR ile/değil ŞANSINI ZORLAMAK (İÇİN)

- ISRAR ile/değil/yerine ÇÖZÜMCÜLÜK

- "ISRAR/CI/LIK" ile/değil/yerine KARARLI/LIK

- ÖNEMSEMEK ile CİDDİYE ALMAK

- "TAKILMAK" ile/değil/yerine ÜSTÜNDE DURMAK/ÖNEMSEMEK

- ÖNEMSEMEMEK ile HAFİFE ALMAK

- DÜŞÜNME ile YOĞUNLAŞMA/KONSANTRASYON

- DÜŞÜNME ile DÜŞÜNMEYİ DÜŞÜNMEK

- ÜZÜLMEK ile DÜŞÜNMEK

- ÜZÜLMEK ile/ve HESAP SORMAK

- TOKA ile TOKALAŞMAK

- TEK ELİNİ KALDIRMAK ile İKİ ELİNİ BİRDEN KALDIRMAK
( "Durumu" kabul etmek. İLE "Durumu" kabul etmemek. )

- HATIRLAMAK ile/değil/yerine/= ANIMSAMAK

- AR ile HİCAP

- AR ile NAMUS/İFFET
( Hayatta namuslu yaşamanın en gerçek yolu, olduğun gibi görünmektir. )
( ... ile SİLİG: Namuslu. )

- NAMUS-U EKBER ile/ve NAMUS-U ESGAR
( Tanrı. İLE/VE Para. | Sessiz adâlet. )

- NAMUS ile ŞEREF

- NESNEL/OBJEKTİF DUYGULAR ile/ve PAY ALMA/KATILMA DUYGULARI ile/ve DURUM (İÇERİKSİZ) DUYGULARI

- DOKUNMA ile/ve EŞEYSELLİK/SEKS

- MASÛNİYET-İ ŞAHSİYE ile MASÛNİYET-İ TEŞRÎİYE
( Kişi dokunulmazlığı. İLE Yasama dokunulmazlığı. [Milletvekili dokunulmazlığı değil!] [Milletvekillerinin dokunulmazlıklarının sadece meclisteki sözleri üzerine sınırlandırılmasını bekliyoruz en kısa sürede!] )
( MASÛNİYET: Eminlik, sağlamlık, mahfuzluk. | Korunma. | Dokunulmazlık. )

- DOKUNULMAZLIK ile/yerine KORUMA

- DOKUNULMAZ/LIK ile/değil/yerine AYRICALIK/LI

- FİZİKSEL İŞ YAPMAK ile HİZMET ETMEK

- MERHAMET ile ACIMAK

- ŞEFKAT ile MERHAMET

- MERHAMET ile/ve AF
( Taş kalpleri, en iyi mezar taşları yumuşatır. )

- MERHAMET ve/<> HÜRMET
( Büyüğün, küçüğe gösterdiği/göstermesi gereken. VE/<> Küçüğün, büyüğe gösterdiği/göstermesi gereken. )

- CEZA ile/değil KARŞILIK

- CEZALARDA:
YANLIŞ YAPILANA
ile YAPILMAYANA/KARŞILANMAYANA [zorunlu olduğu halde]
( Geliştirir. İLE [belki] Dönüştürür. )
( Verilebilir de, verilmeyebilir de. İLE Çoğunlukla verilmesi gerekir. )
( Niyete göre hafifletilebilir. İLE Ne niyet, ne özel koşullar pek değerlendirilmez. )
( Haklılık/haksızlık, yerindelik-yersizlik, adâlet aranabilir. İLE Ne haklılık, ne de herhangi bir şey aranmaz. )
( Nush ile uslanmayanı, etmeli tekdîr Tekdîr ile uslanmayanın hakkı kötektir! )

- AZ(DIR)MAK ile AYAKLAN(DIR)MAK

- CEZBE/CAZİBE ile/ve TAHRİK

- TAHRİK OLMAK ile AZMAK

- AZMIŞ ile KUDURMUŞ

- [ne yazık ki]
!"KARALAMAK"
ile/değil/yerine REDDETMEK

- İNKÂR ile CAHT
( ... İLE Bile bile inkâr etme. )

- ENGEL/EMİR değil (KAVRAMSAL) OLUMSUZLUK BELİRTİMİ

- KISKANÇLIK ile/değil/yerine GIPTA
( İlgili olanağın o kişinin elinden çıkmasını istemek. [ve gerçekleşmesi için anlamsız sorunlar çıkarmaya çabalamak.] İLE/DEĞİL/YERİNE Kendi elinde de bulunmasını istemek [ve gereklerini yerine getirmeye çabalamak.] )
( Kişi, başkalarını kıskanarak, pek çok şanssızlığı üzerine çeker. )

- !KISKANÇLIK ile/ve/<> !KİN

- KISKANÇLIK ile ÇEKEMEMEZLİK

- KISKANÇLIK:
HALK ARASINDA
ile SINIRLI/BELİRLİ BİR ÇEVREDE (/[eskiden] SARAYDA)
( İğne ucu gibidir. İLE Hançer ucu gibidir. )

- KANDIRMAK(YEMEK) ile YANILTMAK

- KANDIRMAK ile ALDATMAK

- ALDATMA ile "TEZGAH"
( Aldatmayın, incitmeyin! )
( Don't cheat, don't hurt! )

- KANDIRMAK ile SANDIRMAK

- ALDANMAK ile ALDATMAK
( Aldattığını düşünen/zanneden, kimi aldatmıştır acaba? Sadece, Kendini! )

- ALDANMA ile/ve SORUMLULUK
( Dünyayı bileceksin, aldanmamak için! Sonrayı/ahireti bileceksin, aldatmamak için! )

- ALDANMA ile BİLEREK ALDANMA

- TAHÂDU'[< HUD'A] ile TAHADDU'/TAHAZZU'[< HUDÛ'/HUZÛ'] ile TAHADDUR[< HIDR/HIZR] ile TAHAZZUR[< HÂZIR] ile TAHADDÜR[< HADER] ile TAHADDÜR[< HADR] ile TAHAZZÜR[< HAZER] ile TAHATTUR[çoğ. TAHATTURÂT]
( Aldanmış gibi görünme. İLE Alçakgönüllülük gösterme. İLE Yeşilleşme, yeşil renk bağlama. İLE Hazır olma/bulunma. İLE Örtünmek, tesettür. | Uyuşma, uyuşturulma. İLE Yokuş aşağı inme. | Yukarıdan aşağı akıp gitme. İLE Sakınma, korunma, çekinme. İLE Anımsama, hatıra getirme/getirilme, unutulduktan sonra anımsanan şey. )

- ALDATMA ile/değil/yerine PAYLAŞIM

- KANMAK/ALDANMAK ile/ve/değil KAPILMAK

- İDDİA ile KESİNLİK

- İDDİA ile GEREKÇE

- İDDİA ile DAYANAKÇA

- "İDDİA" ile KANAAT

- GEVŞEK/LİK ile ESNEK/LİK

- DAYANIKLI/LIK ile SAĞLAM/LIK

- HAYIR >< İSRAF
( Hayırlıda israf, israfta hayır olmaz. )

- İSRAF ile ZİYAN

- İSRAF ile/ve/> BATKI/İFLÂS
( İsraf, iflâsı muhakkak kılar. )
( En büyük israf, zaman israfıdır. )

- İSRAF ile SAVURGANLIK

- SÖMÜRÜ ile SUİSTİMAL ile MANİPÜLÂSYON

- SAHİP OLMAK ile/yerine KURUCU(SU) OLMAK

- AYDINLANMA ile OLGUNLAŞMA
( Olgun olanlar daha çok deneyim birikimine sahip olanlardır. )

- İFLÂH (OLMA[MA]K) ile İSLÂH (OLMA[MA]K)

- KOPUKLUK ile KAYITSIZLIK

- SUÇ ile YANLIŞ(HATÂ)

- SUÇ ile PAY

- DALGI/GAFLET ile YANLIŞ(HATÂ) ile DALÂLET
( Kişi, yanlışları olup da bunları düzeltmezse, bunları benimsemiş demektir. )
( Gaflet de bir nimettir. )

- ACZİYET ile DALÂLET

- ACZİYET ile MAĞDURİYET

- ACZ ile/ve/> GEREKSİNİM/İHTİYAÇ

- ÖFKE ile/ve/> UTANMA
( Öfke gelir, göz kararır; öfke gider, yüz kızarır. )

- ÖFKE yerine HÜZÜN

- | "ÖFKE GÜCÜ" ve "İSTEK/ARZU GÜCÜ" | ile/ve/değil/yerine/<>/> AKIL GÜCÜ
( Öfkeni, akılla yenemiyorsan, kendini, insandan sayma! )

- İTHAM ile İSNAD

- [ne yazık ki]
!İTHAM
ile !TEKFÎR
( Çoğunlukla/bazen itham, küfürden daha ağırdır. )

- İTHAM ile/ve/<> GENELLEME

- TAHRİK ile KIŞKIRTMA

- KIŞKIRTICI ile TAHRİK EDİCİ

- HASSAS/LIK ile/ve/<> PAYLAŞIM

- SAĞDUYU ile DUYARLILIK
( AKL-I/HİSS-İ SELÎM ile HASSASİYET )

- DERT ile SORUN

- SORUN ile/ve ÇÖZÜLMESİ GEREKEN
( Hiçbir sorun, o sorunu yaratan "bilinç düzeyi" ile çözülemez. )

- SORUN ile/ve/değil DEĞERLENDİRME

- SİCİL ile SİLSİLE

- ŞAŞIRTMAK ile KANDIRMAK

- "PANİK YAPMA!" ile "ACELE ETME!"

- KÂDI/LIK ile/değil NAİB/LİK

- DİPLOMASİ ile/ve STRATEJİ

- İZİN ile/ve BİLGİ

- İZİN VERMEMEK ile/ve ENGEL OLMAK

- "ENGELLEMEK" ile/değil/yerine SINIRINI/HADDİNİ BİLDİRMEK

- KONU ile/ve YÜKLEM ile/ve KESİNLİK/BURHAN

- BİLİM/SEL ile/ve KAVRAM/SAL

- BİLİM TARİHİ ile/ve DÜŞÜNCE TARİHİ

- İLİM ile/ve/<> KEMÂL

- BİLİMDE YERALAN ile/ve/değil BİLİMDE DE YERALAN

- ZORUNLU/ŞER'Î İLİMLER ile/ve/<> ZORUNLU/ŞER'Î OLMAYAN İLİMLER
( USÛL | FÜRÛ | MUKADDİMÂT | MÜTEMMİMÂT ile/ve MAHMUD | MEZMÛM | MÜBAH )

- İLİM:
YARGI/HÜKÜM
ile/ve/değil/ya da YARGI/HÜKÜM OLMASA DA

- [yargı/hüküm bulunsa da, bulunmasa da] İLİM:
TASAVVUR MERHU HÜKM (TASDİK)
ile/ve TASAVVUR FEKAT/SÂZEC/LÂ HÜKME MA'HÛ
( Yargı içermesi gereken. İLE/VE Yargı içermemesi gereken. )
( Bi şart. İLE/VE Bilâ şart. )

- (B)İLİM/LER ile/ve/+/<> BİLGELİK/İRFAN/HİKMET
( Bilgisi.[hikmetin] İLE/VE/+/<> Kendi.[hikmetin] | İlmi, hayata geçirme bilgisi. )
( [konunun] Öncesi | Sonrası | İçi | Dışı İLE/VE/+/<> Zamanı | Zemini )
( 4N İLE/VE/+/<> 2N )
( Nasıl?[Ne asıl?] | Niye?[Neye?] | Nereden? | Nereye? İLE/VE/+/<> Nerede? | Ne zaman? )
( Nasıl? İLE/VE/+/<> Niçin?[Ne için?] )
( Önü | Arkası | Sağı | Solu İLE/VE/+/<> Alt/ı ve üst/ü )
( Dört yön İLE/VE/+/<> Taban ve tepe )
( Yön İLE/VE/+/<> Konum )
( Değişken/araz. İLE/VE/+/<> Sabit/mutlak. )
( Akıl ile. İLE/VE/+/<> Akıl ve/+ gönül ile. )
( Görü. İLE/VE/+/<> Öngörü. )
( İdrak. İLE/VE/+/<> İz'an. )
( İdrak. İLE/VE/+/<> İlmi/ni idrak. )
( Rükû İLE/VE/+/<> Kıyam/Secde )
( Çevre İLE/VE/+/<> Çekirdek )
( Küre/Daire/Çember İLE/VE/+/<> Merkez/Nokta )
( Doğrusal. İLE/VE/+/<> Dairesel. Döngüsel. )
( Sözlük. İLE/VE/+/<> Kılavuz. )
( "Yatay". İLE/VE/+/<> "Dikey". )
( "Dikey". İLE/VE/+/<> "Yatay". )
( "Yabancı"/"tanıdık"/"uzak". İLE/VE/+/<> Tanıdık/yakın. )
( Sözcükler[Terimleri/Kavramları] | Tarih[/Tarihçesi] | Doğası[Kimyası/Biyolojisi/Anatomisi] | İşlevselliği[Fizik/Fizyoloji] İLE/VE/+/<> Koşullar[Zamanı ve Zemini(Yeri/Mekânı)] )
( Önce İLE/VE/+/<> Sonra )
( Âlim İLE/VE/+/<> Ârif )
( ben İLE/VE/+/<> BEN )
( Sıfat İLE/VE/+/<> Zât )
( Gövde İLE/VE/+/<> Öz )
( Gövde İLE/VE/+/<> Göz )
( Beden ilmi. İLE/VE/+/<> Ledün ilmi. )
( İlmin marifeti. İLE/VE/+/<> Marifetin ilmi. )
( Marifetin ilmi. İLE/VE/+/<> İlmin marifeti. )
( Tümellerin idrâki. İLE/VE/+/<> Tekillerin idrâki. )
( Müşkil çözer. İLE/VE/+/<> Akıl üretir. )
( Maddeyi idrak becerisi yüksek kişiler. İLE/VE/+/<> Maddeyi idrak becerisi yüksek kişiler. )
( İlm-i Hudurî. İLE/VE/+/<> İlm-i Husulî. )
( Tasdik[Yargı] İLE/VE/+/<> Tasavvur[Kavram] )
( Görerek/gözlemleyerek. İLE/VE/+/<> İşiterek/dinleyerek. )
( Düşünce ve gözlem ile. İLE/VE/+/<> Katılım ve sezgi ile. )
( Sözlük. İLE/VE/+/<> Kılavuz. )
( Yazı/şekil ile. İLE/VE/+/<> Gelenek ile. )
( Veri/ler ile. İLE/VE/+/<> Bilgi/bilgelik ile. )
( Nesneyi bilmek. İLE/VE/+/<> Kendini bilmek. )
( Yanıtlar ile. İLE/VE/+/<> Sorular ile. )
( Bilinebilecekleri ve yapılması gerekenleri bilmek. İLE/VE/+/<> Kaçınılması/yapılmaması gerekenlerden kaçınmak. )
( Cehâleti gideren. İLE/VE/+/<> Gafleti gideren. )
( Evreni tanımaya ve tanıtmaya çalışır. İLE/VE/+/<> İnsanı tanımaya ve tanıtmaya çalışır. )
( Doğayı tanımaya ve tanıtmaya çalışır. İLE/VE/+/<> İnsanı tanımaya ve tanıtmaya çalışır. )
( Herkes/e. İLE/VE/+/<> Bazıları/na. )
( İsteyene. İLE/VE/+/<> Hak edene. )
( Herkes bilebilir. İLE/VE/+/<> Bazıları bilir. )
( "40 yaş öncesi". İLE/VE/+/<> "40 yaş sonrası". )
( Bilmenin/bilginin sonucu. İLE/VE/+/<> Bilmenin/bilginin kendi. )
( Bilmek. İLE/VE/+/<> Bilmekten, [sürekli] "bilme"ye geçmek. )
( Kişi, bilmediğiyle karşılaşınca oluşmaya başlar. İLE/VE/+/<> Kişi, kendiyle karşılaşınca oluşmaya başlar. )
( Yatay. İLE/VE/+/<> Dikey. )
( Sizin araştırmalarınızla... İLE/VE/+/<> Birlikte paylaşımlarımızla... )
( Aramakla bulunabilir. İLE/VE/+/<> Aramakla bulunmaz. [Fakat bulanlar, aramış olanlarıdır!] )
( Fikri hür, vicdanı hür. İLE/VE/+/<> İrfanı hür. )
( Her yerde ve her şeyde. İLE/VE/+/<> Sende! [ İrfan/kültür, sokakta dolanır; almasını bilirsen! Bilim, doğanın her köşesinde var; görmesini bilirsen! ] )
( Hem Doğu'da, hem Batı'da. İLE/VE/+/<> [daha çok] Anadolu'da ve Doğu'da! )
( Bazen birden, bazen zamanla kazanılır! İLE/VE/+/<> Zamanla kazanılır. )
( Yeterince çalışılırsa, -neredeyse- mutlaka! İLE/VE/+/<> Belki! )
( Çeşm-i insaf gibi kâmile mîzân olmaz Kişi noksanını bilmek gibi irfân olmaz. )
( Nasıl/nelerin konuş(ul)abileceğini öğretir. İLE/VE/+/<> Nasıl/neleri konuşmayacağını ve susabilmeni gösterir. )
( Maluma bakar. İLE/VE/+/<> Mazerete bakar. )
( Tâbi ol! İLE/VE/+/<> Talip ol! )
( Episteme. İLE/VE/+/<> Gnosis. )
( Genel rahmet. İLE/VE/+/<> Özel rahmet. )
( Geçmiş. İLE/VE/+/<> Gelecek. )
( Bileşikleri(mürekkebât) idrâktir. İLE/VE/+/<> Yalını(basît) idrâktir. )
( Mutlaktır. İLE/VE/+/<> Bilgisizlikten sonraki bir duruma özeldir. )
( Mutlaktır. İLE/VE/+/<> Yokluğun(adem) aracılık ettiği iki idrâkin sonucudur. )
( Mutlaktır. İLE/VE/+/<> Riyâzet yoluyla elde edilir. )
( Yöntemi zordur. İLE/VE/+/<> Yöntemi kolaydır. )
( İhtilâfı çoktur. İLE/VE/+/<> İhtilâfı azdır. )
( Neden-delili[burhân-i limmî] ile elde edilir. İLE/VE/+/<> Nasıl-delili[burhân-i innî] ile elde edilir. )
( Seni/onu, başkasına bildiren. İLE/VE/+/<> Seni, sana bildiren. )
( İrfan öğretisi, insanlığı bir bütün olarak algılayıp insanlık değerlerine nerede olursa olsun, duyarlı olmayı öğretir. )
( Nesnesinde tutan. İLE/VE/+/<> Özneyi/kişiyi değiştiren. )

- NİYET +/=/> İDRAK +/=/> İLİM

- İLİM-İRFAN ve FİKİR-FELSEFE ve GÜZEL SANATLAR

- İLİMLER(ULÛM) ile/ve/<> FENN(FÜNÛN) ile/ve/<> MEBHAS[MEBÂHİS]
( * İLM-EL-YAKÎN: KESİN BİLGİ
* İLM-İ AHCÂR: TAŞBİLİMİ, JEOLOJİ
* İLM-İ AHLÂK: AHLÂK BİLGİSİ
* İLM-İ AHVÂL-İ CEVV: METEOROLOJİ
* İLM-İ AKVÂM: MİLLETLERİN, KAVİMLERİN, KÜLTÜR, GÖRENEK GİBİ HALLERİNİ ARAŞTIRAN, İNCELEYEN İLİM, ETNOLOJİ, IRKIYYÂT
* İLM-İ ARÛZ: [ed.] VEZİN, NAZIM ÖLÇÜLERİYLE İLGİLİ BULUNAN BİLİM
* İLM-İ ARZ, İLM-ÜL-ARZ: JEOLOJİ
* İLM-İ ÂSÂR-I ATÎKA: ARKEOLOJİ
* İLM-İ BEDÂYİ': ESTETİK
* İLM-İ BEDEN, İLM-ÜL-EBDÂN: HEKİMLİK BİLGİSİ
* İLM-İ BEDÎ': [ed.] GÜZEL SÖZ SÖYLEME VE YAZMA BİLİMİ, ESTETİK
* İLM-İ BEDÎHÎ: GERÇEĞİ SEZEREK ANLAMA BİLİMİ
* İLM-İ BELÂGAT: İYİ, GÜZEL, PÜRÜZSÜZ SÖZ SÖYLEME, UZDİLLİLİK; SÖZÜN DÜZGÜN, KUSURSUZ, YERİNDE VE ADAMINA GÖRE SÖYLENMESİNİ ÖĞRETEN BİLİM
* İLM-İ BEYÂN: İFADE BİLİMİ
* İLM-İ CEBR: CEBİR BİLGİSİ (CEBİR(GABER) [SÜMERCE'DEN](HAREZMİ)): Kırılan kemiği yerine koymak.

* İLM-İ CEDEL: BİLİMSEL TARTIŞMA
* İLM-İ CERR-İ ESKAL: MAKİNE VE KUVVETLER İLE BU KUVVETLERDEN DOĞAN HAREKETLER ARASINDAKİ İLİŞKİLERİ ARAŞTIRAN BİLİM
* İLM-İ EDEB: ARAP DİLBİLGİSİ
* İLM-İ EDVÂR: MÜZİK BİLGİSİ
* İLM-İ EHÂDİS, İLM-İ AHBÂR, İLM-İ ÂSÂR: HZ. MUHAMMED VE YAKINLARININ SÖZLERİYLE, HAREKETLERİYLE İLGİLİ BULUNAN GELENEKLERİ KONU EDİNEN BİLİM
* İLM-İ EKTÂF: KÜREKKEMİĞİNE YA DA BU KEMİĞİN PARÇALARINA GEÇMİŞİ BİLME VE GELECEKTEN HABER VERME BİLİMİ
* İLM-İ ELSİNE: DİLBİLİM, LİNGUİSTİK
* İLM-İ EMRÂZ, İLM-ÜL EMRÂZ: PATOLOJİ
* İLM-İ ENSÂB, İLM-ÜL ENSÂB: JENEOLOJİ
* İLM-İ ENSÂC, İLM-ÜL ENSÂC: DOKUBİLİM, HİSTOLOJİ
* İLM-İ ENVÂ: AY'IN ZAMANLARINI ARAŞTIRAN BİLİM
* İLM-İ ESMÂ': ALLAH ADLARININ VE NİTELİKLERİNİN ANLAM VE AÇIKLAMALARIYLA İLGİLİ OLAN BİLİM
* İLM-İ EZELÎ: ALLAH'IN EZELÎ BİLGİSİ, ÖNCEBİLİM
* İLM-İ FERÂİZ: (huk.) ŞER'İ MİRAS İLMİ
* İLM-İ FETVÂ: (huk.) İSLÂM DİNİ YASALARINI İNCELEYEREK BAZI İDARÎ VE ADLÎ KONULARDA BİR KARARA VARMA BİLGİSİ
* İLM-İ FIKH: (huk.) ŞERÎAT İLMİ, ŞERÎATIN USUL VE HÜKÜMLERİ, AMELÎ VE ŞER'Î MESELELER BİLGİSİ, BİR ŞEYİ GEREĞİ GİBİ ANLAYIP BİLME
* İLM-İ HABER, İLM-İ HADÎS: HZ. MUHAMMED'İN SÖZLERİNİ İNCELEYEREK BUNLARDAN ÇIKAN ANLAMLARI AÇIKLAYAN BİLİM
* İLM-İ HÂL: DİN KAİDELERİNİ ÖĞRETMEK ÜZERE YAZILMIŞ KİTAP; TEKKEDE ÖĞRENİLEN BİLGİLER
* İLM-İ HAYVÂNÂT: ZOOLOJİ
* İLM-İ HENDESE/MESÂHA/MİSÂHA: GEOMETRİ BİLİMİ
* İLM-İ HESÂB: ARİTMETİK
* İLM-İ HEY'ET: ASTRONOMİ
* İLM-İ HİKMET: FELSEFE İLE İLGİLİ KONULARI İNCELEYEN BİLİM
* İLM-İ HİLÂF Ü CEDEL: TARTIŞMA/MÜNÂKAŞA YOLLARINI ÖĞRETEN BİLİM
* İLM-İ HİSÂB: ARİTMETİK
* İLM-İ HİYEL, İLM-ÜL HİYEL: MEKANİK BİLGİSİ
* İLM-İ HUKUK: HUKUK BİLGİSİ
* İLM-İ İCTİMÂ': TOPLUMBİLİM, SOSYOLOJİ
* İLM-İ İDÂRE: İDARE BİLGİSİ
* İLM-İ İKTİSÂD: EKONOMİ POLİTİK
* İLM-İ İLÂHÎ: TEODİSE
* İLM-İ İMLÂ: DİLBİLGİSİ KURALLARINA UYGUN YAZI BİLGİSİ; PERSPEKTİF RESİMDE KURALA UYGUN RESİM ÇİZME İLMİ
* İLM-İ İSNÂD: İLK NAZARİYE SAHİBİNİ İNCELEYEN VE BU NAZARİYENİN ONA BAĞLANMASI GEREKTİĞİNİ SAVUNAN İLİM
* İLM-İ İŞTİKAK: SÖZCÜK TÜRETME YOLLARINI ARAŞTIRAN İLİM, ETİMOLOJİ
* İLM-İ KABL-ET-TÂRİH: TARİHÖNCESİ DEVİRLERE AİT VARLIKLARI VE OLAYLARI KONU EDİNEN İLİM, PREHİSTORYA
* İLM-İ KAFİYE: ŞİİRDE RİTİM SAĞLAMA İLMİ
* İLM-İ KAL: MEDRESEDE ÖĞRENİLEN İLİM
* İLM-İ KEFF: AVUÇ ÇİZGİLERİNE BAKARAK GEÇMİŞİ VE GELECEĞİ BİLME İLMİ
* İLM-İ KELÂM: KUR'AN'IN HÜKÜMLERİNİ AÇIKLAYAN VE YORUMLAYAN İLİM
* İLM-İ KELÂM VE AKAİD: METAFİZİK
* İLM-İ KIHIF: KAFATASI KEMİĞİNİN ŞEKİL BAKIMINDAN AKLÎ MELEKE/YETİLERİN BELİRTİSİ OLDUĞUNU İLERİ SÜREN GÖRÜŞ, FRENOLOJİ
* İLM-İ KIRÂAT: KUR'AN'IN İLK YEDİ KİŞİ TARAFINDAN YEDİ TÜRLÜ OKUNUŞ TARZINI SAVUNAN VE BU YOLDAKİ ÇALIŞMALARI KAPSAYAN İLİM
* İLM-İ KIYÂFET: İNSANIN YÜZÜNDEN VE DIŞ GÖRÜNÜŞÜNDEN, İÇ VASIFLARINA, İÇ HAYATINA DAİR AHKAM ÇIKARMA BİLGİSİ
* İLM-İ KİMYÂ: KİMYA BİLGİSİ; SUN'Î OLARAK ALTIN VE GÜMÜŞ YAPMA İLMİ
* İLM-İ KİTÂB: KUR'AN'IN AÇIKLANMA VE YORUMUNA ÖZGÜ İLİM
* İLM-İ KİTÂBET: YAZI YAZMA, BİR MADDEYİ KURALLARINA UYGUN OLARAK EN GÜZEL BİR ŞEKİLDE KALEME ALMA İLMİ
* İLM-İ LEDÜN: ALLAH'IN SIRLARINA AİT MANEVİ BİLGİ
* İLM-İ LÛGAT: SÖZLÜKBİLİM, LEKSİKOLOJİ
* İLM-İ MAÂD: HAYAT SONU BİLGİSİ, ESKATOLOJİ
* İLM-İ MAÂNÎ: SÖZCÜĞÜN GEREKEN DURUMA, YANİ AÇIKLAMANIN ÖZÜNE YAKIŞMASI YOLLARINI GÖSTEREN İLİM, ANLAMBİLİM, SEMANTİK
* İLM-İ MAÂŞ: MAİŞET, GEÇİM, HAYAT BİLGİSİ
* İLM-İ MÂ-BA'D-ÜD-TABÎA: METAFİZİK
* İLM-İ MA'DENİYYÂT: MADEN ARAŞTIRMA VE İNCELEME İLMİ
* İLM-İ MAHÂSİN: ESTETİK
* İLM-İ MA'NÂ: GÜZEL SÖZ SÖYLEME İLMİ
* İLM-İ MA'NEVÎ: RÛHÎ VE ZİHNÎ OLGULARI VE OLAYLARI KONU EDİNEN İLİM
* İLM-İ MENÂHİC: YÖNETME İŞLERİ İÇİN GEREKLİ BİLGİYİ VEREN İLİM, METODOLOJİ
* İLM-İ MENAKİT: KRONOLOJİK VE ASTRONOMİK ZAMANLARI İNCELEYEN İLİM
* İLM-İ MENŞE'-İ AKVÂM: KAVİMLERİN, MİLLETLERİN MENŞEİ İLE, DOĞUŞU İLE İLGİLİ OLAN İNCELEME VE ARAŞTIRMALAR YAPAN İLİM
* İLM-İ MERÂYÂ: BİR İŞİN EN İNCE AYRINTILARINA KADAR İNMEYİ ÖĞRETEN İLİM
* İLM-İ MERÂYÂ-Yİ MUHRİKA: MERCEKLERİN, YAPIM, KULLANILMA VE YAKICI OLAN TÜRLERİNİ ARAŞTIRARAK KURALLARA BAĞLAYAN İLİM
* İLM-İ MESÂHA: YÜZÖLÇÜMÜ BİLGİSİ
* İLM-İ MEVCÛDÂT: DOĞANIN TÜM VARLIKLARINI İNCELEYEN İLİM
* İLM-İ MUÂMELE: MÜMİNLERİN, ALLAH VE KULLARINA KARŞI OLAN VAZİFE İLE İLGİLİ BİLGİLERDEN BAHSEDEN İLİM
* İLM-İ MÛSIKÎ: MÜZİĞİN TÜM KONULARINI İÇİNE ALNA İLİM, MÜZİK BİLGİSİ, MÜZİKOLOJİ
* İLM-İ MÜSTEHÂSÂT: ESKİ VARLIK-BİLİM, PALEONTOLOJİ
* İLM-İ NEBÂTÂT: BOTANİK
* İLM-İ NEFS, İLM-ÜN-NEFS: PSİKOLOJİ
* İLM-İ NÜCÛM: ASTROLOJİ
* İLM-İ PÎŞÂNÎ: ALINA BAKARAK, KARAKTERİ, ALINYAZISINI OKUMA İLE İLGİLİ İLİM
* İLM-İ REML: GEREKLİ OLAN ARAÇLAR KULLANILARAK FALA BAKMA
* İLM-İ RİVÂYET: GELENEKLERİN DOĞRULUK DERECESİNİ ARAŞTIRAN İLİM
* İLM-İ RİYÂZET: TASAVVUFU KONU EDİNEN İLİM
* İLM-İ RÛH, İLM-ÜR-RÛH: PSİKOLOJİ
* İLM-İ RÜSÛM: VERGİ MEVZUATI VE GÜMRÜĞE AİT KONULARLA İLGİLİ OLAN İLİM
* İLM-İ RÜŞEYN: DÖLLENMİŞ YUMURTACIĞIN CENİN DURUMUNA KADAR GEÇİRDİĞİ SAFHALARI İNCELEYEN İLİM, EMBRİYOLOJİ
* İLM-İ SAÂDET: MUTLULUĞU EN BÜYÜK GAYE EDİNEN BU GÖRÜŞLE İLE İLGİLİ BULUNAN BİLGİLERİ ELE ALAN İLİM
* İLM-İ SARF: SÖZCÜKLERİ, ONLARIN KONULUŞLARINI, TÜREYİŞ VE ÇEKİMLERİNİ KONU EDİNEN DİL VE EDEBİYAT BÖLÜMÜ
* İLM-İ SARF VE NAHV: GRAMER-SENTAKS İLMİ
* İLM-İ SAVT: AKUSTİK
* İLM-İ SECÂYÂ: IRABİLİM, ETOLOJİ
* İLM-İ SERVET: SİYASÎ İKTİSAT İLMİ
* İLM-İ SİHR: İNSAN RUHUNU ETKİLEYEN VE BAZI OLAYLARIN SEYRİNİ DURDURACAĞINA İNANILAN BÜYÜ İLE İLGİLİ OLAN İLİM
* İLM-İ SİMYÂ: HARFLERLE, SAYILARLA, İLÂHÎ SÖZLER VE ALLAH'IN ADLARINI KULLANMAKLA KÂİNATIN SIRLARINI ÇÖZME İLMİ
* İLM-İ SÛRÎ: ÜRETİM BİLGİSİ, ÜRETİMİ GELİŞTİRME BİLGİSİ
* İLM-İ SÜLÛK: ALLAH VE DİN UĞRUNA ÇİLE DOLDURMA YOLUNU ÖĞRETEN İLİM
* İLM-İ ŞERÎF: MÛSIKÎ
* İLM-İ ŞUHÛD: GÖZLEME, DENEYE DAYANAN BİLİM
* İLM-İ TABAKAT-ÜL-ARZ: YERBİLİMİ, JEOLOJİ
* İLM-İ TABÎÎ: DOĞABİLİM
* İLM-İ TASAVVUF: TASAVVUF İLMİ, TASAVVUFÎ DÜŞÜNCE VE MEVZU TARZINI YORUMLAYIP İNCELEYEN BİLİM
* İLM-İ TASVÎR-İ MİYÂH: [coğr.] SU BİLGİSİ, HİDROGRAFİ
* İLM-İ TAVSÎF-İT-TABÎA: FİZYOGRAFYA
* İLM-İ TEDBÎR-İ MENZİL: EV EKONOMİSİ İLMİ
* İLM-İ TEDKÎK-İ HUTÛT: ESKİ YAZILARI OKUYUP, ÇÖZME İLMİ
* İLM-İ TEFSÎR: KUR'AN'I İZAH ETMENİN YOLLARINI, USULLERİNİ BİLDİREN İLİM
* İLM-İ TEKVÎN: KÂİNATIN YARATILIŞINI İNCELEYEN BİLİM, KOZMOGONİ
* İLM-İ TE'LİF: MÜZİK KOMPOZİSYONU İLMİ
* İLM-İ TENCÎM: YILDIZLARA BAKARAK GEÇMİŞTEN VE GELECEKTEN HÜKÜM ÇIKARMA İLMİ
* İLM-İ TERBİYE-İ ETFÂL: EĞİTBİLİM, PEDAGOJİ
* İLM-İ TEŞRİH: KUTSAL KİTAPLARIN AÇIKLANMA VE YORUMLANMASIYLA İLGİLİ BULUNAN İLİM
* İLM-İ TEVHÎD: ALLAH'IN BİRLİĞİNE AİT BİLGİ, YORUM GİBİ ŞEYLERİ TOPLAYIP İNCELEYEN İLİM
* İLM-İ TE'VÎL: KUR'AN İLE İLGİLİ OLAN BİLGİLERLE UĞRAŞAN İLİM
* İLM-İ TEVLÎD: BAHÇIVANLIK İLMİ
* İLM-İ TIBB: TIP İLMİ, HEKİMLİK BİLİMİ
* İLM-İ TILSIMÂT: TILSIM, BÜYÜ İLMİ
* İLM-İ VEZÂİF: ÖDEV BİLGİSİ, DEONTOLOJİ
* İLM-İ VÜCÛH: KUR'AN'IN TÜRLÜ TÜRLÜ OKUNUŞLARINI ÖĞRETEN İLİM
* İLM-İ YAKÎN: İLÂHÎ ÂLEMLERE İLİŞİK BİLGİLERİ TOPLAYAN VE DOĞRULUĞUNDAN ŞÜPHE EDİLMEYEN İLİM

ile/ve/<>

- FENN(FÜNÛN)
* FENN-İ
:
* FENN-İ DERYÂ: DENİZCİLİK
* FENN-İ İNŞÂ: YAZI YAZMA SANATI
* FENN-İ KİMYÂ: KİMYÂ İLMİ
* FENN-İ MA'DENİYYÂT: MİNERALOJİ
* FENN-İ MENÂFİ'-ÜL-A'ZÂ: FİZYOLOJİ
* FENN-İ MESÂHA-İ ARÂZÎ: YER ÖLÇME BİLGİSİ[fr. GÉODÉSIE]
* FENN-İ SAYDELÂNÎ: ECZACILIK
* FENN-İ TABAKAT-ÜL-ARZ: JEOLOJİ
* FENN-İ TERBİYE-İ ETFÂL: PEDAGOJİ
* FENN-İ TEŞRÎH: ANATOMİ BİLGİSİ
* FENN-İ ZİRÂAT: ZİRÂAT, EKİNCİLİK BİLGİSİ

ile/ve/<>

- MEBHAS[Ar. çoğ. MEBÂHİS]: Bir şeyin arandığı yer. | Arama, araştırma yeri. | Bâb, fasıl. | Logic[İng.]/Logie[Fr.] sözünün karşılığı.
* MEBHAS-I ADALÂT: KAS BİLİMİ
* MEBHAS-İ AHCÂR: TAŞBİLİM, LİTOLOJİ
* MEBHAS-İ A'SÂB: SİNİRBİLİM, NEVROLOJİ
* MEBHAS-İ CÜMÛDİYYE: BUZUL BİLİMİ, GLASİYOLOJİ
* MEBHAS-İ ENHÂR: AKARSU BİLİMİ, POTAMOLOJİ
* MEBHAS-İ ESBÂB: NEDENBİLİM, ETYOLOJİ
* MEBHAS-İ ESVÂT: SES BİLGİSİ, FONETİK
* MEBHAS-İ GAYÂT: EREKBİLİM, TELEOLOJİ
* MEBHAS-İ HAYVÂNÂT-I NÂİME: YUMUŞAKÇALAR BİLİMİ
* MEBHAS-İ KUVVET-İ HAVÂ: HAVA DEVİNİMİ BİLGİSİ, AERODİNAMİK
* MEBHAS-İ MA'RİFET: BİLGİ KURAMI, EPİSTEMOLOJİ
* MEBHAS-İ MÜSTEHÂSÂT: ESKİVAROLAN BİLİMİ, PALEONTOLOJİ
* MEBHAS-İ RÜŞEYM: EMBRİYOLOJİ
* MEBHAS-İ TASVÎR-İ CİBÂL: DAĞ BİLGİSİ
* MEBHAS-İ TAVSÎF-İ MAÂDİN: METALOGRAFİ[kimya]
* MEBHAS-İ TUFEYLÂT: ASALAKBİLİMİ
* MEBHAS-İ ZIYÂ: IŞIK BİLGİSİ
* MEBHAS-İ VUCUD: VAROLAN BİLİMİ, ONTOLOJİ
* MEBHAS-ÜL-BEŞER: İNSANBİLİM, ANTROPOLOJİ
* MEBHAS-ÜL-EŞKÂL: BİÇİMBİLİM, MORFOLOJİ
* MEBHAS-ÜL-EV'İYE: DAMARBİLİMİ
* MEBHAS-ÜL-EZHÂR: ÇİÇEKLER BİLİMİ/BİLGİSİ
* MEBHAS-ÜL-HAREKÂT: DEVİNBİLİMİ, DİNAMİK
* MEBHAS-ÜL-İZÂM: KEMİK BİLİMİ
* MEBHAS-ÜL-MİYÂH: SU BİLİMİ, HİDROLOJİ )

- KRİMİNOLOJİ ile/ve KRALANTİLOJİ
( Suç işle(t)me nedenlerini araştıran bilim dalı. İLE/VE Suçu ve suçluluğu inceleyen bilim. )

- ARAŞTIRMA ile İNCELEME ile ÇÖZÜMLEME/ANALİZ
( TA'MÎK[Ar. < UMK | çoğ. TA'MÎKÂT]: Derinleştirme, derin kazma. | Esasına varacak şekilde araştırma, inceleme. )

- NET/LİK ile KESİN/LİK

- KESİN/LİK ile KATI/LIK

- VARGI ile YARGI
( Verilen bir önermeden, çıkarsama yoluyla varılan sonuç. İLE Kavrama, karşılaştırma, değerlendirme gibi yollara başvurularak, kişi, durum ya da nesnelerin eleştirici bir biçimde değerlendirilmesi.[HÜKÜM] | Yasalara göre mahkemece bir olay ya da olgunun doğuşuna etken olan nedenlerin de göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi sonucu verilen karar.[KAZA] )

- NİCELİKSEL MATEMATİK ile KAVRAM MATEMATİĞİ

- HARF (KULLANIMI) ile/ve RAKAM (KULLANIMI)
( Sürekli nicelik ve süreksiz nicelik farkını karşılayabilmeye yarar. )
( Rakamların, değerlerle karışmamasını da sağlar. )
( NAKŞ ETMEK )

- EŞİT ile DENK
( MÜSÂVÎ[< SEVİYY] ile MÜTEKABİL[< KABL] )

- KANIT ile/ve İSPAT
( Fizik'te. İLE/VE Matematik'te. )

- ŞEKİL ve/<> KANIT

- YAKÎN:
KESİN/LİK
ile/ve/değil YAKLAŞIK/LIK

- ALGI YANILSAMALARI'NDA:
MÜLLER-LYLER
ve POGGENDORFF ve WUNDT ve ZOLLNER ve BOURDON

- ORGANİZMA ve KEMÂLÂT

- HAREKET:
CEVHER'DE
ile NİCELİK'TE ile NİTELİK'TE ile MEKÂN'DA

- BİRİNCİL NİTELİKLER ile/ve İKİNCİL NİTELİKLER

- | VERİ ve/> BİLİ(ENFORMASYON) ve/> BİLGİ | ile/ve/+/<>/>/<
FARKINDALIK
ile/ve/+/<>/>/< BİLGELİK(İRFAN/HİKMET) ile/ve/+/<>/>/< ZARİFLİK/ZARÂFET
( BİLGİ: İnsan aklı sınırıları içerisinde evreni ve doğayı anlama çabası. )
( Bilgi, göklere uçabileceğimiz kanatlardır. )
( Yapmanız gereken şey farkında olmanın farkında olmaktır. )
( Tüm sonuçlarına katlanabilmektir. )
( Hiçbir uygarlık, varolan bilgiyle çatışmadan, bilgi üretemez. )
( KUTADGUBİLİG: Mutluluk/saadet veren bilgi, kutlu bilgi. Çinliler ona Edebü'l-Mülûk derler, Maçinliler onu Enîsü'l-memâlik diye adlandırırlar. Bu meşrık ilinin büyükleri buna doğruca Zînetü'l-ümerâ derler. İranlılar buna Şehnâme derler, Turanlılar ise Kutadgu bilig diye anarlar. )
( | Yazaç/harf. VE/> Hece. VE/> Sözcük. |

İLE/VE/+/<>/>/<

Tümce. )
( | ... VE/> "Ne, ne zaman, nerede, kim?" soruları ve yanıtlarıyla/karşılıklarıyla. VE/> "Nasıl?" sorusuyla ve yanıtlarıyla/karşılıklarıyla. |

İLE/VE/+/<>/>/<

"Neden?" sorusuyla ve yanıtlarıyla/karşılıklarıyla. )
( [bilginin/kavramın/nesnenin/olgunun] | Öncesi VE/> Sonrası VE/> İçi VE/> Dışı |

İLE/VE/+/<>/>/<

Zamanı ve Zemini )
( | Letter, phoneme. AND/> Morpheme. AND/> Word. |

vs./AND/+/<>/>/<

Sentence. )
( | [by] ... AND/> "What, where, when, who?" questions and answers. AND/> "How?" question and answers. |

vs./AND/+/<>/>

"Why?" question and answers. )
( | Before AND/> After. AND/> Inside AND/> Outside |

vs./AND/+/<>/>/<

Time and place. )
( )

- GIDA GÜVENLİĞİ ile/ve/değil GIDA GÜVENCESİ
( TECEDDÜ'[Ar.]: Kötü besinden ya da besin yetersizliğinden dolayı gözdeki meşîme tabakasının arkadan yarılması. )

- İŞLENMİŞ/RAFİNE/PAKETLİ/KONSERVE/DONMUŞ/HAZIR GIDALAR ile/değil/yerine OLABİLDİĞİ KADAR DOĞAL OLANI
( )

- PATLAYANA KADAR ile/değil/yerine DOYANA/DOYACAK KADAR

- TEK BAŞINA YEMEK ile/yerine/değil BİRİ(LERİ)YLE (PAYLAŞARAK) YEMEK
( Her açıdan daha bereketlidir. )

- DİL ile/ve/<>/= DÜŞÜNME

- DİL ve/<>/= DÜŞÜNCE
( Düşünceyi sınırlandırarak gelişir ve kişiyi geliştirir. VE/<>/= Dili geliştirerek gelişir ve kişiyi geliştirir. )
( Birlikte tutmak/birleştirmek gerekiyor. )
( Zihin - Dil, Beyin - El ilişkisi! )
( Dilin tıkandığı yerde düşünce, dili, düşüncenin tıkandığı yerde dil, düşünceyi geliştirir. )
( Dil, düşünceyi, geliştirir de, ketler de. )

- DİL ve/<> DÜŞÜNCE ve/<> KÜLTÜR
( Birbirinden ayrılamaz bir bütündür. )

- DİL FELSEFESİ'NDE:
NAHİV
ve/<> MANTIK ve/<> BELÂGAT ve/<> USUL-Ü FIKIH

- DİL ve NİYET

- DİLBİLİM ile/ve/||/<>/</> MANTIK

- SÖZLÜK ile/ve BEYDER
( ... İLE/VE Doğru sözlük. )

- KAVRAM ile/ve/<> TERİM
( ISTILAH: BARIŞ/SULH )
( ... İLE/VE/<> Bir bilim, sanat, meslek dalıyla ya da bir konu ile ilgili özel ve belirli bir kavramı olan sözcük. | Geleneksel mantıkta, özne ya da yüklem. )

- ÜSTÜN KAVRAMLAŞMIŞ DİL(LER) ile YETERİNCE KAVRAMLAŞAMAMIŞ DİL(LER)

- GÜNLÜK DİL ile HUKUK DİLİ

- MEDENİYET DİLİ ile/ve/değil KÜLTÜR DİLİ

- AKTARIM ile/ve PAYLAŞIM ile/ve DOLAŞIM

- ARGO ile ADİCE/BAYAĞI/ÂMİYÂNE[Ar., Fars.]

- AD ile/ve TERİM ile/ve KAVRAM
( Tek başına anlaşılır olan ve zaman bildirmeksizin bir anlamı gösteren lafız addır. İLE/VE ... İLE/VE ... )

- SÖZCÜK TÜRETMEK ile/ve/değil/yerine KAVRAM/SÖZCÜK OLUŞTURMAK

- NİYET DİLLERİ ile/ve/<> GERÇEK DİLLER
( Amaca bağlandıkları zaman anlam oluşur. İLE/VE/<> Anlam, doğrudan üzerinde/içinde aranır/bulunur. )
( Arâmî, Âsır, Keldânî, Süryânî, İbrânî ve giderek Arâbî dillerin yapısı "niyet dili"dir. Bu kavram "niyete bağlı", "anlam/mânâ dili" niteliğini taşımaktadır. Niyet dillerinde yazı dili yalnızca ünsüzlerle kurulur ve okunurken ünlendirilir. Yunanca Hermes olarak kodlandırılmış olan sözcük aslen "HRM" olarak kodlanmakta ve "Hiram" diye ünlendirildiğinde "Nurlanmış" anlamına gelmektedir. )

- AĞIZDAN ÇIKACAK OLAN (TEK) BİR SÖZCÜK ile/ve/||/<>/< AĞIZDAN ÇIK(A)MAYACAK OLAN (TEK) BİR SÖZCÜK
( Bir şey ki, yapmasan da olur, YAPMA! Bir şey ki, söylemesen de olur, SÖYLEME! )

- SÖZCÜK/KAVRAM ile " " İÇİNDE SÖZCÜK/KAVRAM
( ... ile SÖZÜMONA/GÜYA/ONA GÖRE )

- "TEŞBİHTE HATA OLMAZ" değil TEŞBİHTE, HATA OLMAZ/OLMASIN/OLMAMALI!
( Hangi benzetmeyi yaparsan yap, önemli değildir anlamına gelmez. Benzetme(teşbih) yapacağın zaman hata yapmama gerekliliğini anlatır! [Teşbih sözcüğünden sonra virgül/duraklama çok önemli!] )
( Halk arasında daha çok, yapılan benzetmeden alınılmamasını dilemek için söylenilir ama bu yanlış kullanımdır. )
( Sürücü-Hükümet örneği - Levent Gültekin )

- "TEŞBİHTE, HATA OLMAZ/OLMAMALI!" değil/yerine "TEŞBİHİN, AYAĞI TOPALDIR"

- "BANA GÖRE" ile/değil/yerine "BENİM İÇİN"

- GEREKÇE ile/ve MEŞRUİYET ZEMİNİ

- "... ŞEKLİNDE DÜŞÜNMEK" ile "... ŞEKLİNDE BAKMAK"

- VETO ile/değil/yerine/= İPTAL
( Bir yetkinin/yasanın/kararın yürürlüğe girmesine karşı çıkma hakkı. )

- "YAPMADI/M/N" ile/değil YAPAMADI/M/N

- "YOK" ile/değil/yerine "YOK DENİLEBİLECEK KADAR AZ"

- KULLANMAK ile/ve/değil/yerine UYGULAMAK

- KANIT ile/ve GÖSTERGE

- "YAPMAYACAĞIM ŞEY/İŞ YOK" ile/değil/yerine YAPAMAYACAĞIM ŞEY/İŞ YOK

- PRENSİPLİ değil/yerine İLKELİ

- HEBÂ ile/değil/yerine FEDÂ

- "MESELE" ile "DAVA"

- YAPAMAM ile YAPMAMALIYIM

- "... OLDUĞU İÇİN" ile/ve/değil/yerine ...(DAN) (OLDUĞUNDAN) DOLAYI
( [adın/ismin] -e hali. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE -den hali. )

- "RESMEN" ile "KESİN"

- RAKAMSAL ile/yerine İSTATİKSEL

- "... ALIŞVERİŞİ" ile/değil/yerine ... PAYLAŞIMI

- KÜFÜR[Ar. KFR/KÂFİR: Örten. | Çiftçi.] (ETMEK) değil/yerine/= SÖVGÜ/SÖVMEK

- MUBÂH[Ar. < İBÂHA] ile MÂKUL[Ar. < AKL]
( İşlenmesinde, sevap ya da günah olmayan şey/iş. İLE Akıllıca, akla uygun, akıllıca iş gören, anlayışlı, mantıklı. )

- "MEŞHUR" ile/değil MEŞRÛ

- BANA/DÜŞÜNCEME/İNANCIMA:
"TERS"
ile/değil/yerine UZAK / AYKIRI

- DAHA GÜZEL değil/yerine BAŞKA/AYRI BİR GÜZEL

- ŞÂHİKA[Ar.] ile FERİŞTAH[Fars. FİRİŞTE]
( Doruk, zirve. | En üst derece. İLE En iyi, en üstün. )

- KAVRAM ile KARÎNE

- MÜNÂZARA ile MÜZÂKERE/KENGEŞ
( Kurallara uygun olarak karşılıklı konuşma. | Bilimsel tartışma. İLE Bir konuyla ilgili görüşme, danışma. | Sözlü sınav. | Etüt, mütalaa. )

- MEŞRUİYET ile MEŞRUTİYET
( Yasanın, kamu vicdanının ve dinin doğru bulduğu. İLE Hükümdarla yönetilen bir ülkede, hükümdarın başkanlığı altında parlamento yönetimine dayanan hükümet biçimi. | Osmanlı döneminde, 1876 anayasasıyla başlayan ve 1918 Mondros Antlaşması'na kadar süren ve I. ve II. Meşrutiyet dönemi adlarıyla anılan süre. )

- MÜCAHEDE ile/ve/değil/> MÜCADELE

- MÜSÂADE[< SU'ÛD] ile MÜSÂMAHA[< SEMÂHAT]

- TEHİR[< AHAR | çoğ. TEHÎRÂT] ile TECÎL[< ECL | çoğ. TECÎLÂT]
( Erteleme, sonraya/geriye bırakma. İLE Belirli bir zamana kadar erteleme, sonraya/geriye bırakma. )

- TE'SÎR[< İSR | çoğ. TE'SÎRÂT] ile/ve TES'ÎR[< SA'R] ile/ve TESHÎR[< SİHRİYY] ile/ve TESHÎR[< SİHR/SEHHAR | çoğ. TESHÎRÂT]
( Alâmet, nişan bırakma. | İşleme, dokunma, içe işleme. | Kederlendirme. İLE/VE Değer/kıymet/narh koyma. | Ateşi yakıp alevlendirme. İLE/VE Zapt ve istila etme, ele geçirme, elde etme. İLE/VE Büyü yapma, büyüleme, aldatma/aldatılma, kendini bağlama. )

- TASVİP/ONAMA ile/ve TASDİK/ONAY

- TERTİBAT ile/ve TEŞKİLÂT

- MÂKUL ile/ve MEŞRÛ
( Usa/akla uygun olan. | Akıllıca iş gören, mantıklı. | Aşırı olmayan, uygun, elverişli. İLE/VE/+/||/<> Yasanın, kamu vicdanının ve dinin doğru bulduğu. )

- İKTİDÂR ile/ve İHTİYÂR

- TEDBİR[< DÜBÛR] ile İHTİYÂT
( Bir şeyi elde edecek ya da önleyecek yol, çare. | Kul irâdesi. İLE İleriyi düşünerek/görerek davranma. | Sakınma. | Yedek. )

- [Ar.] MİNNET ile/ve ŞÜKRAN
( Bir iyiliğe, bir iyilik yapana yönelik, kendini borçlu görme. | Görülen iyiliğe yönelik teşekkürde bulunma. İLE/VE İyilik bilme, gönül borcu. )

- KEFFÂRET ile KEFÂLET
( Örtücü ve imhâ edici. | Bir mecburiyet altında ya da yanlışlıkla işlenmiş günahı affettirmek ümidiyle şeriata uygun olarak verilen sadaka ya da tutulan oruç. | Günahtan arınma. İLE Kefillik, birine kefil olma. )

- HALEL ile/değil/yerine/>< HELÂL

- MECBUR ile MEMUR

- MÜTEMADİYEN ile BİTEVİYE ile NAMÜTENAHİ

- [ne yazık ki]
!TAHRİF[< HARF]
ile/ve/<>/> !TAHRİB[< HARÂB]
( [ne yazık ki] Harflerin yerini değiştirme, bozma, kalem oynatma, değiştirme. | Bir tanımın anlamını değiştirme. İLE/VE/<>/> Yıkıp bozma. )

- TAHRÎR ile TAKRÎR
( Yazma, kitabet, kompozisyon. İLE Yerleştirme, yerleştirilme. | Anlatma, ders verme. | Önerge. | Tapu dairesinde taşınmaz malını başkasına sattığını ya da ipotek ettiğini söyleme. )
( Bilginin tarihselleştirilmesi. İLE ... )

- TAMİR ile TELÂFİ ile TASHİH

- MÜKÂFÂT[Ar. < KİFÂYET] ile MÜSÂVÂT[Ar. < SEVİYY]
( Beraberlik. | Bir hizmet ya da iyiliğe yönelik edilen iyilik. | Çalışkan öğrenciye öğretmeninin verdiği beğenme kâğıdı, takdir. İLE Eşitlik, aynı halde ve derecede olma. )

- AZÂMET ile/ve ZARÂFET

- PROTESTO[İt.] ile MANİFESTO[İt. < Lat.]
( Bir davranışı, bir düşünceyi, bir uygulamayı, haksız, yersiz, gereksiz bularak karşı çıkma, kabul etmeme. | Herhangi bir davranışın, haksız, yersiz, gereksiz görülerek onanmadığını bildiren resmi açıklama. | Değerli evrak niteliğindeki borç senedinin ödenmemesi durumunda, özel bir biçime bağlı ve belirli hukuksal sonuçlar doğuran bildirim. İLE Bir gemideki malları göstermek için kaptan tarafından boşaltma işlemlerinin yapılacağı gümrük idaresine verilen dizin. | Bildiri. )

- "CÜRMÜN KADAR YER YAKARSIN" değil "CİRMİN KADAR YER YAKARSIN"

- ZORLA GÜZELLİK OLMAZ değil ZORLAMAYLA/ZORLAYARAK, GÜZELLİK OLMAZ

- "FARKLI DÜŞÜNMEK" ile/ve "GENİŞ DÜŞÜNMEK"

- "YAZIK ETMEK" ile/ve "AYIP ETMEK"

- "APAÇIK" ile/ve "GÜN GİBİ"

- "İSPAT ETMEK" ile "ORTAYA KOYMAK"

- "ÇÖZÜM BULMAK" ile "ÇÖZÜM YARATMAK"

- SÖZÜ/DÜŞÜNCEYİ:
"KALDIRMAK"
ile/ve "TAŞIMAK"

- "PAYLAŞMAK" ile "KIRIŞMAK"

- "GÜZELLİK YAPMAK" ile "KIYAK GEÇMEK"

- "ÇEKİŞMEK" ile "SİDİK YARIŞTIRMAK"
( Akıllı kişi, kimseyle yarışmaz. Böylece, kimse, onunla yarışamaz. )

- "TUTTURMAK" ile "DİRETMEK"/"DAYATMAK"

- VÂRİS ile VARİS
( Mirasçı. İLE Toplardamar genişlemesi. )

- MÂNİ/MÂNİA[Ar.] ile MÂNİ[Ar.] ile MANİ[Fr. < Yun.]
( Engel. İLE 1.,2. ve 4. mısraları uyaklı(kâfiyeli) halk şiiri. İLE Tutku, Düşkünlük, Saplantı. )

- DERİN DERİN (DÜŞÜNMEK)

- GÜZEL GÜZEL (ÇALIŞMAK, KONUŞMAK, OYUN OYNAMAK)

- İÇİN İÇİN (AĞLAMAK/GÜLMEK/ÜZÜLMEK/DÜŞÜNMEK)

- KARA KARA (DÜŞÜNMEK)

- KURU KURU (DÜŞÜNMEK)
( Bir şey yapmak yerine sadece düşünerek zaman geçirmek, işe yaramamak. )

- GÜPGÜZEL

- [ne yazık ki]
YALAP-ŞAP / YALAP ŞALAP
YARIM-YAMALAK (İŞ YAPMAK)
( Baştan savma, üstünkörü, yarım yamalak. )

- APIK-SAPIK (DÜŞÜNCELER/DAVRANIŞLAR)

- ENİNE BOYUNA (DÜŞÜNMEK, DEĞERLENDİRMEK)

- GECE-GÜNDÜZ (DÜŞÜNMEK, ÇALIŞMAK)

- HAK-HUKUK (SAHİBİ OLMAK, PEŞİNDE KOŞMAK)

- HİÇ Mİ HİÇ (DÜŞÜNMEMEK, UĞRAŞMAMAK)

- İSTER İSTEMEZ (DÜŞÜNMEK)

- MUHAKEME/MAHKEME değil/yerine/= YARGILAMA

- ACİZ ile ÂCİZ
( Gücü, bir işe yetmez olanın durumu, güçsüzlük. | Beceriksizlik. | Birinin, borcunu, zamanında ödeyememesi durumu. İLE Gücü bir işe yetmez olan, güçsüz. | Beceriksiz. )

- HAKİM ile HÂKİM
( Hikmet sahibi. İLE Yargıç. )

- FİKİR ile DÜŞÜNCE

- NAMZET[Fars.] değil/yerine/= ADAY

- HAKLISIN yerine DOĞRU

- SEMBOL[Fr., İng. SYMBOL < Yun.] yerine SİMGE

- MESUL(İYET)[Ar.] yerine SORUMLU(LUK)

- MESNED/SİZ[Ar.] yerine DAYANAK/SIZ

- TESİR[Ar.] değil/yerine/= ETKİ

- MUAMMA[Ar.] değil/yerine/= BELİRSİZ/LİK
( Şiir sanatında harflerle yapılan bilmece/ler. )

- KARAKOL yerine POLİS MERKEZİ

- ANALİZ[İng.] yerine ÇÖZÜMLEME

- TABİİ Kİ ile/ve/değil/yerine/||/<> KENDİLİĞİNDEN

- "KAVRAM KARGAŞASI" değil KAVRAM KARMAŞASI
( Kargaşa, kişiler arasında olandır. )

- "SİZ (DE) HÂLÂ ÇOK GÜZELSİNİZ" değil SİZ (DE) HER ZAMAN ÇOK GÜZELSİNİZ

- "DÜŞÜNCEME" değil DÜŞÜNMEK

- "İYİCENE, GÜZELCENE" değil İYİCE, GÜZELCE

- KOVUŞTURMA değil KOĞUŞTURMA

- "HATAYA ŞANS VERMEK" değil HATA(YA) (YAPMAYA DA) FIRSAT VERMEK

- "SAPLAMA" ile/değil SAPTAMA
( Hızla batırmak. İLE/DEĞİL Bir şeyi belirgin kılma, tespit. | Yıkanmış gümüş bromürlü tabakanın, gümüş bromür kalıntılarını eritmek için filmin kimyasal bir eriyikten geçirilmesi. )

- "HAKLISIN!/YANLIŞSIN!" değil DOĞRU!/YANLIŞ!

- "NAMIK KEMÂL" FIKRALARI değil NÂM-I KEMÂL FIKRALARI

- HAKİKA-TEN değil/< HAKİKATEN

- ADALET değil ADÂLET

- BASÎRET[Ar.] değil/yerine/= SAĞGÖRÜ
( Doğru, akla uygun yargılar verme yeteneği. | Doğru ile yanlışı birbirinden ayırma ve doğru yargılama gücü. )

- ADÂLET/HUKUK değil/yerine/= TÜZE

- "AMPİRİK/EMPİRİK" değil/yerine/= DENEYSEL

- ARGÜMAN[İng. ARGUMENT] değil/yerine/= (İKNA EDİCİ, YETERLİ/YETKİN) KANIT

- DOKÜMAN["DÖKÜMAN" da değil!] değil/yerine/= BELGE

- [ne yazık ki]
!ELİT/İST
değil/yerine/= SEÇKİN/Cİ

- FİKİR değil/yerine/= DÜŞÜNCE

- FİZİBİLİTE değil/yerine/= YAPILABİLİRLİK/UYGULANABİLİRLİK

- HÂKİM değil/yerine/= YARGIÇ

- HÂM değil/yerine/= ÇİĞ/OLMAMIŞ/OLGUNLAŞMAMIŞ

- İCRÂ[Ar.] değil/yerine/= YÜRÜTME

- İCRAAT değil/yerine/= İŞ YAPMA; UYGULAMALAR

- İFTİHÂR/MEMNUNİYET değil/yerine/= KIVANÇ/ÖVÜNÇ

- İLAM değil/yerine/= YARGI BELGESİ

- İNFÂZ[Ar. < NÜFÛZ | çoğ. İNFÂZÂT] değil/yerine/= YÜRÜTÜM/YERİNE GETİRME

- İNTIBÂ[Ar.] değil/yerine/= İZLENİM

- İSPAT değil/yerine/= TANITLAMA

- İTİBÂR/LI değil/yerine/= SAYGIN/LIK

- KABÂHAT değil/yerine/= SUÇ

- MUSANNİF/CİLBENT[Fars.]/KLASÖR değil/yerine/= SIRALAÇ

- MÜZMİN[Ar.]/KRONİK[Fr.] değil/yerine/= SÜREĞEN
( Ne kadar süreceği belirli olmaksızın sürüp giden. | Uzun zamandan beri süren. | Uzun zamandan beri süren, uzun süreli olan (hastalık). )

- LEGAL değil/yerine/= YASAL

- MANİFESTO[İt. < Lat.] değil/yerine/= BİLDİRİ

- MECBÛR(İYET) değil/yerine/= YÜKÜMLÜ/LÜK, ZORUNLU/LUK

- MESELE değil/yerine/= SORUN

- METODOLOJİ[Fr. < Yun.] değil/yerine/= YÖNTEMBİLİM

- MOTİVASYON[İng.] değil/yerine/= GÜDÜLE(N)ME

- MUÂMELE[Ar.] değil/yerine/= İŞLEM; DAVRANIŞ

- MUAYYEN[Ar.] değil/yerine/= BELİRLİ
( Belirli, tâyin edilmiş. | Kararlaştırılan. )

- MUNTAZAM[Ar.] değil/yerine/= DÜZGÜN/DÜZENLİ

- MÜFETTİŞ[Ar.] değil/yerine/= DENETÇİ/DENETMEN

- MÜEYYİDE[Ar.] değil/yerine/= YAPTIRIM

- MÜRACAAT[Ar.] değil/yerine/= DANIŞMA/BAŞVURU

- [ne yazık ki]
!MÜSTEHZÎ
değil/yerine/= ALAYCI

- NOSYON değil/yerine/= KAVRAM
( Bir şey üzerindeki gerekli bilgi, kavram. )

- PROJE[İng. PROJECT] değil/yerine/= TASARI/İŞ

- RİYA(KÂR) değil/yerine/= İKİYÜZLÜLÜK/(İKİYÜZLÜ)

- SOLİDARİST/SOLİDARİZM/SOLİDARİTE[Fr.] değil/yerine/= DAYANIŞMACI/LIK

- ŞAHANE değil/yerine/= ÇOK GÜZEL, EŞSİZ, GÖRKEMLİ

- ŞAHİT[Ar.] değil/yerine/= TANIK

- TAPON değil/yerine/= NİTELİKSİZ

- TATBÎK(AT) değil/yerine/= UYGULAMA

- TAVİZ değil/yerine/= ÖDÜN

- VASIF[Ar.] değil/yerine/= NİTELİK

- DOĞA ile/ve/||/<>/> KÜLTÜR
( Döngüseldir.[zaman yoktur] İLE/VE/||/<>/> Süreç ve zaman üzerinedir. )
( ... İLE/VE/||/<>/> Dönüştürülmüş doğa. )

- DOĞA ile/ve ZORUNLULUK

- DOĞA ile/ve YASA
( DOĞA: Hareketin yasalarının bilimi. )

- DOĞA ile/ve/= TÜMEL AHLÂK

- ATEŞ ÇİÇEĞİ ile ATLAS ÇİÇEĞİ ile ÇADIR ÇİÇEĞİ ile ÇUHA ÇİÇEĞİ ile GÜZELHATUN ÇİÇEĞİ HANIMELİ(HONEYSUCKLE) ile ITIR ÇİÇEĞİ ile İPEK ÇİÇEĞİ ile KAHKAHA ÇİÇEĞİ ile KÜPE ÇİÇEĞİ ile LÂVANTA ÇİÇEĞİ ile MAHMUR ÇİÇEĞİ ile MUM ÇİÇEĞİ ile PEYGAMBER ÇİÇEĞİ ile SALON ÇİÇEĞİ ile SARAY ÇİÇEĞİ ile TELGRAF ÇİÇEĞİ ile YAYLA ÇİÇEĞİ ile YILAN ÇİÇEĞİ ile YILDIZ ÇİÇEĞİ ile ÖLMEZ ÇİÇEK ile GELİNCİK ÇİÇEĞİ(POPPY)[Lat. FRITILLARIA IMPERIALIS]

- ARDIÇ OTU ile AYRIK OTU ile BEŞPARMAK OTU ile BOĞAN OTU ile CANAVAR OTU ile ÇOREK OTU ile DALAK OTU ile DELİCE OTU(RYE GRASS) ile EĞRELTİ OTU[Lat. NEPHRODIUM FILIX MAS] ile ENGEREK OTU ile GEYİK OTU ile GÜZELAVRATOTU[Lat. ATROPA BELLADONNA] ile İDRİS OTU ile KANARYA OTU ile KELEBEK OTU ile KENE OTU ile KÜSTÜM OTU ile MELEK OTU ile MERCAN OTU ile NEVRUZ OTU ile ÖKSE OTU ile PİSİPİSİ OTU ile TAŞKIRAN OTU ile YÜKSÜK OTU[Lat. DIGITALIS PURPUREA] ile ACI OT ile SÜTLÜ OT

- MEYVENİN OLGUNLAŞMA DEVRESİ = MEVSİM-İ NAZC-İ SEMERE = PÉRIODE DE MATURATION

- ŞAHS/FERT/INDIVIDU değil/yerine/= BİREY

- ADLANDIRMA = TESMİYE = ACTION DE NOMMER

- KLAVYE KULLANIMI(/CISI) ile FARE KULLANIMI(/CISI)
( Üretim/üret[k]en. İLE Tüketim/tüket[k]en. )

- F KLAVYE ile Q KLAVYE
( Klavyede, harflerin bulunduğu sol üst köşeye göre ad alırlar. )
( Hiyeroglif klavyesi... http://discoveringegypt.com/egyptian-hieroglyphic-writing/hieroglyphic-typewriter )
( Marcin Wichary'nin, "Sadece Türkçe bir daktiloya bakarak diller hakkında öğrendiklerim" yazısı için burayı tıklayınız... )
( )
( What I learned about languages just by looking at a Turkish typewriter )
( İHSAN SITKI YENER KİMDİR?

Liseyi, 1942 yılında, İzmir Ticaret Lisesi'nde bitirdi. Ortaokul yıllarında, daktiloda on parmak yazı yazmaya başlayan İhsan Sıtkı Yener, 1940'lı yıllardan itibaren standart klavye konusunda çalışmaya başladı.

Yüksek öğrenimini, 1946 yılında, İstanbul'da Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde tamamladı. Aynı yıl, Sultanahmet Lisesi'nde daktilografi öğretmenliği yaptı. Yüksek Lisans için ABD'ye giderek New York Üniversitesi'nde “Ölçme ve Değerlendirme” konusunda yüksek lisans yaptı ve aynı yıl doktorasını tamamladı.

Yener, 1946 yılında öğretmenliğe başladığı sırada, Türk dilinin özelliklerine göre yapılmış bir daktilo icat etme çalışmalarına başladı. "On parmak için ideal Türk Klavyesi"ni, 1955 yılında kabul ettirdi ve 1974 yılında tüm daktiloların F klavye olmasını sağladı. )
( Ümit Kıvanç'ın, "F klavye, Türkiye'de yapılmış tek düzgün iştir" yazısı için burayı tıklayınız... )
( )
( Bilgisayarınızda klavyeler tanımlanmışsa "Alt + Shift" komutu ile direkt olarak geçiş yapabilirsiniz. Aynı klavyeyi ister F, ister Q olsun, hem F, hem Q olarak kullanabilirsiniz. )
( F klavyenin mucidi İhsan Sıtkı Yener, hayatını kaybetti - 02 Eylül 2016 )

- USÛL ile/ve ARUZ ile/ve MAKAM ile/ve EDEB

- MUHAMMES ile MUHAMMES
( Usûl. İLE Beş parçası olan, beşli. | Beşgen. )

- ZİL'DE:
PARMAK ZİLİ
ile/ve ZİLLİ MAŞA (ARAP)[Çankırı sohbet toplantılarında elden ele özel ezgisi ve gezdirme uygulamalarından.]

- NESNE ile/ve TANIM ile/ve KAVRAM

- MALZEME ile/ve VERİ

- KOMİSYON ile !RÜŞVET

- ANIT ve/<> KANIT

- ÇEŞME ile MUSLUK/BURMA
( )

- KOYU ile DOLGUN

- PARDESÜ[Fr.] ile CÜPPE[Ar.]
( Serin havalarda, giysilerin üzerine giyilen ince üstlük. İLE Hukukçuların, bilimteylerde, belirli bir aşamaya ulaşmış bilimkişileri, dinadamlarının giysi üzerine giydikleri, uzun yenleri geniş, düğmesiz giysi. )

- İP ile/ve/< İPLİK
( Divân şiirinde sevgilinin saçı ve canı iplik gibi düşünülür. )
( Dokuma maddelerinin, bükülmüş liflerinden yapılmış bağ. | [yerel/bölgesel dilde] İplik. | Asarak öldürme cezası. İLE Pamuk, keten, naylon vb. dokuma maddelerinin, uzun, ince liflerinden her biri. | Bu liflerin, birlikte bükülmüş ve çekilmiş durumu. | Fasulye gibi sebzelerin ya da bazı meyvelerin lifi. )

- PATEN ile PATENT
( Buz üstünde kaymak için kullanılan, çoğunlukla, tabanına, dar ve uzun bir çelik takılı ayakkabı. | Bu ayakkabının düz yerlerde kaymakta kullanılan tekerlekli türü. İLE Bir buluşun ya da o buluşu uygulama alanında kullanma hakkının bir kimseye ait olduğunu gösteren belge. | Uyrukluk belgesi. | Gemilere, ayrıldıkları limanın sağlık durumu için verilen belge. | Bir durum ya da bir işi yalnızca kendi yetkisi altında görme. )

- PATENT[İt.] ile MARKA[İt. < Alm.]
( Bir buluşun ya da o buluşu uygulama alanında kullanma hakkının bir kimseye ait olduğunu gösteren belge. | Uyrukluk belgesi. | Gemilere, ayrıldıkları limanın sağlık durumu için verilen belge. | Bir durum ya da bir işi yalnızca kendi yetkisi altında görme. İLE Resim ya da harfle yapılan işaret. | Bilet, para yerine kullanılan metal ya da başka şeyden parça. )

- İMZA ile/ve/||/<> PARAF
( ... İLE/VE/||/<> Sadece baş harflerle yazılan, kısa imza. )

- İMZAYI:
ADIN ALTINA ATMAK
ile/ve/değil/yerine ÜSTÜNE ATMAK

- KESİT ile/ve KATMAN

- ÇÖZÜM ORTAKLIĞI ile YATIRIM ORTAKLIĞI

- RİTÜEL ile PROTOKOL[Fr. < Yun.]
( ... İLE Bir toplantı, oturum, soruşturma sonunda imzalanan belge. | Diplomatlar arasında yapılan antlaşma tutanağı. | Diplomatlıkta, devletler arasındaki ilişkilerde geçen yazışmalarda, resmi törenlerde, devlet başkanları ile onları temsilcileri arasındaki görüşmelerde uyulan kurallar. )

- ANAYASA ile/ve MEDÎNE VESÎKASI

- MİSLİ değil/yerine/= KATI
( Sayı, tartı ve ölçü ile belirlenebilen. )

- DEVLETLÜ ile/ve ŞEVKETLÜ ile/ve ASÂLETLÜ ile/ve İSMETLÜ
( Sultanlara hitapta kullanılan unvan. | Refâh, saâdet ve nîmet sahibi, vezir ve müşir gibi büyük rütbe sahiplerine verilen unvan. İLE/VE Azamet ve heybet sahibi sultanlar için kullanılırdı. İLE/VE Yabancı elçilere verilen unvan. İLE/VE Derece bakımından yüksek kimselere, sultan ve şehzâdelerin hanımlarıyla kızlarına verilen bir unvan. )

- MEKRÜMETLÜ/MEKREMETLÜ ile FAZÎLETLÜ ile SEMÂHATLÜ ile FÜTÜVVETLÜ ile MEVEDDETLÜ ile ZEHÂDETLÜ
( İlmiyede sadreyn pâyesinin resmi unvanı. İLE İlmiye sınıfına ait olanlardan, İstanbul ve Harameyn unvanını alanlara hitapta kullanılan unvan. İLE Din âlimleri arasında kazaskerlik pâyesinde bulunanlara özel resmî takma ad. İLE Askerlikte mülâzım[teğmenler] ile kol ağası ve yüzbaşılara mülkiyede, rabia ve hâmise rütbeleri taşıyan kimselere verilen unvan. İLE Rütbesi olmayan kadılara verilen unvan. İLE Şeyhlere ve din adamlarına hitâben kullanılan unvan. )

- YAVUZ SULTAN SELİM ve ZEMBİLLİ ALİ (HASANÎ) EFENDİ

- DİVAN DÜZYAZILARINDA:
TEZKİRE
ile/ve TARİH ile/ve SEFARETNAME ile/ve SEYAHATNAME ile/ve SİYASETNAME ile/ve MÜNAZARA ile/ve MÜNŞEAT ile/ve EVLİYÂ TEZKİRESİ ile/ve KISAS-I ENBİYÂ

- GÜZELLİK:
MANTIK'TA
ile ESTETİK'TE
( Doğruluk. İLE Güzellik. )
( GÜZEL: Amacı olmayan amaçlılık. )

- ADANMIŞ/LIK ile FEDAKÂR/LIK

- ADANMIŞ(LIK) ile İNANMIŞ(LIK)

- DUYARLILIK ile İMGELEM
( DUYUSALLIK + DUYGUSALLIK = DUYARLILIK )

- EVRENSEL ile/ve/değil/yerine PAYLAŞILAN

- DEĞER ile/ve NİYET

- FELSEFE/KAVRAM ANSİKLOPEDİSİNDE:
ARİSTOTELES
ile/ve HEGEL

- FELSEFE ile/ve DÜŞÜNCE
( Düşünce, düşünce başlar. [yere/aşağı düşünce!] )
( Bir yerini/dizini incitmeyen düşünmeye başlamaz kolay kolay. )

- FELSEFE ve DİLİN EVRENSELLEŞTİRİLMESİ

- FELSEFE ve TÜZE(HUKUK)
( Yunan ökesi/dehası. VE Roma ökesi/dehası. )

- FELSEFE TARİHİ ile/ve/değil DÜŞÜNCE TARİHİ

- DİN ile/ve ASKERİYE

- İSLÂM DÜŞÜNCESİ ile/ve TÜRK DÜŞÜNCESİ

- MEDENİYET ve FELSEFE-BİLİM

- TARİHİ PERSPEKTİF ile/ve MEDENİYET PERSPEKTİFİ ile/ve FELSEFE-BİLİM

- FELSEFE ile/ve DÜŞÜNCE
( Düşünce, düşünce başlar. [yere/aşağı düşünce!] )
( Bir yerini/dizini incitmeyen, düşünmeye başlamaz kolay kolay. )
( Dilin dilbilgisi. İLE/VE/<> Aklın dilbilgisi. )
( Yunan ökesi/dehası. VE Roma ökesi/dehası. )
( Aristoteles. İLE/VE Büyük İskender. )
( Tekillerden, tümeli görmeye çalışmak. İLE/VE Tekilde, tümeli görmek esastır. )
( Felsefe, matematiğin çalışma odasını, röntgen ışığıyla yansıtmaya çalışır. )
( Birleştirmek/birlikte tutmak gerekiyor. )
( Hayranlık. VE Hayret. )
( Zanaat. VE Teknokrasi, işçilik. VE İdeoloji. )
( İdeoloji. İLE/DEĞİL/YERİNE Felsefe. )
( Hayret. VE/<> Hayranlık. VE/<> Aşk. )
( Hikmet, teolojik; illet, metafizik; sebep, fizik nedenleri aramaktır. )
( Hikmet: Nasıl ise onu o şekilde bilmek. )
( Hikmet: Varolanları, nasılsa o şekilde ve tâkatı kadar bilmek. )
( Hikmet: Olgunlaşmayı istemek. )
( Hikmet: Doğada ve zamanda illetlendirmek. )
( Hikmet: Gizil durumda, tüm erdemleri içerir. )
( Hikmet Tanrısı: ENKİ )
( Hikmet: İstikmal el-Nefs. )
( Hikmet: "En Yüksek Hikmet". Onu kazanmış olmaya(onun iktinâ'ına) "'İlm", o ilme meleke kazanmış olmaya "Felsefe". )
( Hikmet'in, 36 tür tarifi! )
( FELSEFE: KAVLÎ HİKMET )
( PHIL0-SOPHOS ile/ve SOPHOS )
( el-Hikmet: ilmun bi-a'yan'il-mevcudât alâ ma hiye fi'nefs'il emr bi-kaderi takat'il-beşeriyye )
( Fikir üretir. İLE/VE Tedbir üretir. )
( Nazarî hikmet. VE Amelî hikmet. )
( ... İLE HİKMET-İ HÂLİDA, CÂVİDÂN-I HIRED, PHILOSOPHIA PERENNIS )
( Genel felsefe eserlerinin adı olarak bu ad kullanılır. İLE/VE İlm-i mantık'ın başka bir adıdır. Pek çok mantık kitabı bu adı taşır. İLE/VE Abdurrahman Hazinî'nin eserinin adıdır. Eser, çekim ve cisimlerin özgül ağırlıklarından bahseder. Modern döneme kadar konuyla ilgili en önemli çalışmadır. İngilizce çevirisi de vardır. )
( Kişinin [ve evrenin] sorularına aklın sınırları içinde kalarak yanıt vermeye çalışmak. VE Anlama ilişkin soruların akıl ile değil kurguyla yapılacağına yönelik yaklaşımı felsefenin soruları içinde kalarak yanıtlamaya çalışmak. )
( GAZALİ ve KANT )
( Kişinin, kendine soru sormaya başlamasıyla devreye girer. )

- FELSEFÎ ile/ve/değil KAVRAMSAL

- GÜZELLİK FELSEFESİ ile SANAT FELSEFESİ

- TÜRK DÜŞÜNCESİ ve DİVÂN EDEBİYATI

- MİMAR FİLOZOF ile YASA KOYUCU FİLOZOF

- GÜNÜMÜZDEKİ ENTELEKIA ile/değil/yerine KAVRAMSAL ENTELEKIA
( ... İLE/DEĞİL/YERİNE Ereğe bağlı nedenin bilgisi. Aynı ilke altında donanmışlık. )

- KURAMSAL(TEORİK) FELSEFE ile UYGULAYIMSAL(PRATİK) FELSEFE

- BİLİM TARİHİ ile/ve DÜŞÜNCE TARİHİ

- FELSEFE SİSTEMİ ile FELSEFİ DÜŞÜNCE TARZI

- ORGANİK DÜŞÜNCE ile KATEGORİK DÜŞÜNCE

- "ÇOCUK DÜŞÜNCESİ" ile/değil/yerine "ŞİZOİD DÜŞÜNCE" ile/değil/yerine BİRLİK DÜŞÜNCESİ

- DÜŞÜNME ile DÜŞÜNCE
( Hayat. İLE Yaşam. )
( Düşüncenin nesnesi düşüncenin içindedir. )

- DÜŞÜNMEK ile DEĞERLENDİRMEK

- DÜŞÜNMEK ile HESAPLAMAK

- TASAVVURLU DÜŞÜNME ile TASAVVURSUZ DÜŞÜNME

- DÜŞÜNCE ile FARKLILIKLARI BİRLİĞE GETİREN DÜŞÜNCE

- ÇÖZÜMLEMELER('İ)

- UZAGÖRÜ/ÖTEGÖRÜ/TELEPATİ ile/değil AYNI ŞEYİ DÜŞÜNMEK

- KAVRAM ve ÖNERME ve ÇIKARIM

- KAVRAM/LAR ile/ve SINIR KAVRAM/LAR

- KAVRAM ile/ve TERİM

- MUTLAK (KAVRAMLAR) ile/ve/değil EYTİŞİMSEL/DİYALEKTİK (KAVRAMLAR)

- KAVRAMLARDA:
HAKÎKÎ
ile/ve İTİBÂRÎ ile/ve VEHMÎ

- KAVRAM ile/ve TÜMEL

- KAVRAMSALLAŞTIRMA ve TÜMEL/LER

- KAVRAM ile/ve TARTIŞMA

- BÂBİL TİPİ/TARZI KANIT ile YUNAN TİPİ/TARZI KANIT
( HESAB BİLİMİNDE ÖĞRENCİLERE KILAVUZ (İRŞÂDU'L-TULLÂB İLÂ 'İLMİ'L-HİSÂB) )

- DİLİ FARKLI OLSA DA KAVRAMLARI AYNI OLANLARI

- İNDİRGEMEK ile/değil İNDİRMEK

- DOĞRU/YANLIŞ ile İYİ/KÖTÜ ile GÜZEL/ÇİRKİN/YÜCE

- YOK ile PAYLAŞILABİLİR OLMAYAN

- KAVRAM ile İMGE
( İlke. İLE Eylem. )

- KAVRAM ile/ve/<> SİMGE
( İndirgeme. İLE/VE Çoğaltma. )
( Aralarında belirli özellikleri paylaşan bir grup nesne ya da olaya verilen simgedir. İLE/VE İçinde bulunduğumuz anın ve çevrenin esiri olmaktan bizi kurtarır ve daha önceden görmüş olduğumuz dış çevreyi ve o çevre içinde yer alan deneyimlerimizi istediğimiz zaman yeniden yaratma olanağını bize verir. )
( Simgeler bizi geçmişe, geleceğe ve dışarıda gözlenmesi olanaksız olan yaratıcılığa götürür. )
( Olan'ı gösterir. İLE/VE/<> Olanaklı olan'ı gösterir. )
( Olguyu açıklar. İLE/VE "Kişisel deneyimler"i ansıtan ve her bireyde farklı yansımaları işaret eden bir özellik gösterir. )
( Kavramsal düşünme, öğrenmeye ve belirlemeye yardım eder. İLE/VE Simgesel düşünme, yorumlamaya olanak tanır. )
( "Küptaş", geometrinin taşta gösterimi olarak "bilimsel us"u simgeler. )
( Mâbedi, herhangi bir yapıdan ayıran en temel özellik, onun baştan sona simgesel bir donanımda olmasıdır. | Mâbedin yapımında kullanılan hemen her nesne ya da öğe, kendi nesnel ve özdeksel yapısından başka bir değeri göstermekle birer simgedir. [Bilge Süleyman, mâbedi, Tanrı'ya değil Tanrı'nın adına yaptırmıştır.] )
( Adlar, bir nesneyi/kişiyi değil de, bir değeri/erdemi ya da ilkeyi gösteriyorsa simgeseldirler. )

- KAVRAM ile KENDİ

- KAVRAM ile SALTIK

- KAVRAM ile TERİM

- ADLANDIRMA ile KAVRAMLAŞTIRMA

- KAVRAMA/ANLAMA ile MATEMATİK/FİZİK(DIANOIA)

- KAVRAMLAŞTIRMA ile KAVRAMSALLAŞTIRMA

- KAVRAMA ile KAPSAMA

- ANLAM ile KAVRAM

- ŞEKİL ile/> KAVRAM/MEFHUM ile/> BURHAN
( Gözün ikna olmasını sağlar. İLE Zihnin ikna olmasını sağlar. > İkisinin birlikteliğiyle burhan oluşur. )

- DUYARLILIK ile İMGELEM

- SİMGE ile KAVRAM

- NET/LİK ile KESİN/LİK

- TANITLAMA ile KANITLAMA

- GENİŞ KAVRAM ile DERİN KAVRAM

- BİLGİNİN ELDE EDİLİŞİ ile/ve BİLGİNİN PAYLAŞIMI/AKTARIMI

- HAKİKAT ile/ve VAKIA ile/ve SIDKİYET

- [BİLGİDE:]
TÜMELLİK
ile/ve/||/<> KESİNLİK ile/ve/||/<> ZORUNLULUK

- BAĞINTILI/LIK ile/ve/||/<>/> ZORUNLU/LUK

- NESNE PUTU ile/ve/ZİHİN/DÜŞÜNCE PUTU

- TÜMDENGELİM ile/ve/||/<> TÜMEVARIM[< TEMSİL]
( Analiz. İLE/VE/||/<> Sentez. )
( Matematik. İLE/VE/||/<> Fizik. )
( Tam. İLE/VE/||/<> Eksikli. )
( TA'LİL[< İLLET]: İlletlendirme, neden/sebep gösterme
İLE/VE/||/<>
İSTİKRÂ[< KIRAAT]: TOPLAMAK | [KIRAAT: Harfleri toplamak.] )
( İlletlendirme, [Ta'lil].
İLE/VE/||/<>
Genelleme, [İstikra][-Tam, -Eksik(Nakıs)]
[İLE/VE/||/<>
Bir cüzziden başka bir cüzziye geçiş.(Hüküm -> Hüküm, İllet -> İllet)(Kıyas-ı Fıkhî)(Analoji)] )
( [Mantıkçılar] Uğraşır. İLE/VE/||/<> Uğraşmaz. )

- ÖZ İKİCİLİĞİ ile/ve NİTELİK İKİCİLİĞİ

- İHTİLÂF ile HİLÂF
( Köke ilişkin. İLE Basit bir konuya ilişkin. )
( Delillendirilen. Müdellel. İLE Delillendirilmeyen. Gayr-ı müdellel. )
( Kişiler arasında. İLE Yöntem(usûl) ve ilkelerde. )
( Olabilir. İLE Olmamalı. )

- AYDINLANMA ile/ve OLGUNLAŞMA
( AYDINLANMA: Aklını kullanabilme cesareti. )
( Tüm aklını aydınlanmaya ulaşma amacına yöneltmiş ve tüm duygusal zevklerden arınmış kişiye "akıntıya karşı giden insan" adı verilmiştir. Çünkü o kişi sonsuzluğun sevincine ulaşmak için, dünya yaşamının korkunç dalgalarıyla boğuşmaktadır. )

- EYTİŞİM ile/ve KAVRAMSAL EYTİŞİM

- NİCELİK ile/ve/değil/yerine NİTELİK
( Bölünemez olan. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Bölünebilir olan. )
( Altın, altınlık niceliğinde, altınlık niteliklerini barındırır. )

- BİRİNCİ NİTELİK(LER) ile İKİNCİ NİTELİK(LER)
( Gerçektir. İLE/VE Zihinseldir. )

- NİTELİKLİ ile NİTELİKSEL

- NE-LİK ile/ve NİTELİK ile/ve İLİŞKİLERİ

- ÇEŞİT ile TÜR

- AYNİYET ile ANALOJİ

- AYIRICI AKIL ile/ve UYGULAMALI AKIL ile/ve KURAMSAL AKIL
( Yararlı-Zararlı. İLE/VE İyi-Kötü. İLE/VE Doğru-Yanlış. )

- AKIL'IN KONUSU ile/ve VEHİM'İN KONUSU
( Üçgenlik. İLE/VE Üçgen. )

- FEHM ile/ve AKIL ile/ve İLLET ile/ve HİKMET
( Kavram. İLE/VE Bağlam. İLE/VE Neden/içsel. İLE/VE Dışsal. )

- İSPAT ile DELİL ile BURHAN
( .. İLE .. İLE Kendine uygun ilkeleri olan, ne'liği ve niçin'liği belli olan. )

- İSPAT ile/ve KANIT
( Matematik'te. İLE/VE Matematik dışında. )

- KADER ile/ve/||/<> KARMA
( ... ile/ve/||/<> )
( Karma ve Kader kavramlarını, kapsamlı bir şekilde anlamak ve görmek üzere "My name is Earl" dizisini baştan sona izlemenizi öneririz... )
( Karma'nın etkileyici ve ilham verici 10 yasası )

- GÜZELLİK ile/ve/<> EDEB
( Güzeli güzel yapan edeptir, edep ise güzeli sevmeye sebeptir. )

- DÜŞÜNCE/DUYGU/DAVRANIŞ'LARDA:
KOŞMAK/EMEKLEMEK
değil/yerine YÜRÜMEK

- (BAZI) DUYGULARI/NI:
SÜREKLİ YAŞAMAK/DUYUMSAMAK
ile/ve/değil YOĞUN YAŞAMAK/DUYUMSAMAK

- DAVRANIŞ ve/<> İYİ NİYET
( Davranışların en iyisi iyi niyetten, niyetin en iyisi ise bilimden ortaya çıkandır. )

- (SİGARA) YASAĞI değil KISITLAMA/SI
( Yürürlüğe giren yasa, bir "YASAK" koyma değildir! Toplum yaşamında ve kişiler arasında düzenin sağlanması, hakların korunması için ortak kullanım alanı kuralları uygulanmak zorundadır. Sigarayla ilgili düzenleme, kişilerin bulunmak zorunda/durumunda olduğu -kapalı ya da açık- ortamlarda sigara kullanıcılarının keyfî uygulamalarına izin vermemek üzerinedir. Bu durumdan rahatsız olan/olabilecek kişilerin haklarının korunması üzerine de bu tür kısıtlamalar getirilmesi gerekmiştir. "YASAK" olarak ifade edilen durum, "sigara içme yasağı" değil belirli ortak kullanım alanlarında keyfî tutumda bulunulmasına engel olabilmek üzere ve çevrenin rahatsız edilmemesine yöneliktir. Doğrudan, genel bir "içmeme yasağı" getirilmemiştir. "YASAK"[< YASA][yasaya/kanuna bağlı olan] sözcüğü ve kullanımının da, kişiler [içen-içmeyen, rahatsız olan/lar] arasında anlaşamamazlık/ihtilâf [ya da olası çatışma durumunda] toplum ve devlet tarafından kabul ve onay görmüş, uyumlu bir düzen sağlanabilmesi üzerine, gereken koşulların, yazılı ve tüzel(hukukî) bir karşılığının bulunması üzerinedir. Birlik ve bütünlüğü, sürdürülebilirliği sağlayabilmenin göstergesi ve dayanakçası olarak, "YASA" ve yasal gereklilik, işlevini yerine getirmek üzere uygulanmaktadır. Kişi, kendi evinde istediği gibi [çırılçıplak] dolaşabileceği halde dışarıda/sokakta, ortak alanlarda dolaşamayacağı gibi. Bu durumu anlayan ve kabul edebilen tütün kullanıcıları, tütün ürünleri kısıtlamasının da bir uzlaşım ve çözüm gerektirdiğini rahatlıkla anlayacak ve kabul ediyor olacaklardır. )

- PAYLAŞIM ile/ve/değil PAYLAŞIMI YAŞAMAK

- PAYLAŞMAK ile/ve "YÜKLENME(ME)K"

- KENTTE YAŞAMAK ile/ve/değil/yerine KENTLİ OLMAK

- TUTARLI OLMAK ile/ve/değil/<> TUTARLI DAVRANMAK
( Zorunlu değildir. İLE/VE/DEĞİL/<> Zorunludur. )
( Sorunlu olabilir. İLE/VE/DEĞİL/<> Sorunsuzdur. )
( Her zaman için geçerli olamayabilir. İLE/VE/DEĞİL/<> Çoğunlukla geçerli olmalıdır. )
( "İddia"sında/zannında olabilirsin. İLE/VE/DEĞİL/<> İspat edersin. )
( Söz ile. İLE/VE/DEĞİL/<> Tutum/tavır ile. )

- ERKEN DAVRANMAK yerine DÜŞÜNMEK/FELSEFE YAPMAK

- TUTUM ile/ve NİYET
( ... İLE/VE Neden değil Niçin(Ne İçin). )
( Niyet davranışları birleştiriyorsa ilkedir. )
( Onun sizin için ne olduğunu zihinsel tutumunuz belirler. )

- NİYET ile/ve EYLEM
( Eylem, içtenliğin kanıtıdır. )

- UZUN UZUN DÜŞÜNMEK/BOŞ BOŞ OTURMAK ile/ve/değil/yerine AZ AZ (DA OLSA) EYLEMEK/BİR ŞEYLER YAPMAK
( Pek kolay olmasa da... )
( Kepçe tutan elim olsun, dış kapıda yerim olsun! )

- ŞİKÂYET ETMEK/SÖYLENMEK değil/yerine NE YAPABİLECEĞİNİ VE NASIL YAPABİLECEĞİNİ DÜŞÜNMEK VE EYLEME GEÇMEK

- BAZI KAVRAMLARI:
KOPYALA-YAPIŞTIR
değil/yerine TEKRAR TEKRAR DA OLSA YAZMAK

- DÜŞÜNCEYİ/HAYALİ, DOĞAYA YANSITMAK değil/yerine DOĞAYI, ZİHİNDE İNŞÂ ETMEK

- TEK BAŞINA YEMEK ile/yerine/değil BİRİ(LERİ)YLE (PAYLAŞARAK) YEMEK
( Her açıdan daha bereketlidir. )

- TRAFİK'TE:
SİLECEKLERLE SÜRÜCÜ EMNİYETİ
ve LASTİK PATLARSA ve TAŞITI EKONOMİK KULLANMAK

- TRAFİKTE ÖNCELİKLİLER[sırasıyla]:
ENGELLİ/LER
ile/ve/< HASTA/LAR ile/ve/< YAŞLI/LAR ile/ve/< ÇOCUK/LAR, ÖĞRENCİ/LER ile/ve/< HANIM/LAR ile/ve/< YAYA/LAR ile/ve/< BİSİKLETLİ/LER ile/ve/< MOTOSİKLETLİ/LER ile/ve/< ACİL DURUM ARAÇLARI[hasta taşıma, itfaiye, polis] ile/ve/< TOPLU TAŞIMA ARAÇLARI[raylı düzenler öncelikli olmak üzere!] ile/ve/< ARABA/LAR ile/ve/< AYRICALIKLI/LAR[her seviyedeki/konumdaki resmî makam araçları (her ne kadar güvenlikleri "önemli/öncelikli" sayılsa da!)]
( Kişiye ait arabaların sayılarının ülkemizde çok olması [ya da artmasının teşvik ediliyor olması], yolların eski olanaksızlıklara göre düzenlenmiş olması, önceliği arabalara vermek için geçerli bir neden değildir/olamaz! Tam tersine, konumları/sıraları en sondadır! [Bu zihniyeti geliştirmeyi ve yaygınlaştırmayı, her birimiz haklarımıza sahip çıkarak daha da hızlandıracağız! Lütfen!!! Sizin de farkındalığınız, desteğiniz ve katılımınızla!...] )

- KORNA değil/yerine IŞIK/SELEKTÖR/SİNYAL
( Yayalara korna çalınmaz! [araç sahipleri, rahat/sıcak arabalarının içinde, fren ve gaz ayaklarının altında, her türlü olanağa sahip olarak beklemeyi bilmeli/uygulamalıdırlar!] )
( İster bisiklet/motosiklet olsun, ister herhangi bir araç olsun, sokak aralarında ve kişilere hiçbir zaman ve koşulda korna çalınmaz!!! [özellikle görme engellilere ve yaşlılara!] )
( Kırmızı ışıkta ya da en ufak bir duraksamada çalınan kornaların gereksizliğini anlamış ve sürekli anımsıyor olmamız gerekir! [Çalınan kornanın da hiçbir şeyi değiştirmeyeceği, hızlandırmayacağını da!] )
( Kornalar otoyollarda, hızın ve gürültünün yüksek olduğu yerlerde, araçlar arasında kullanılmak üzere bir olanaktır. Ki otoyolda dahi, ışık/sinyal/selektör varken korna çalmak gereksiz/işlevsiz/anlamsızdır! )

- KONUŞMAK/YAZMAK ile/ve/yerine/değil/hem de YAPMAK/UYGULAMAK
( Bir kişinin bir şey yapıyor ya da yapmıyor gibi görünmesi çoğu zaman yanıltıcıdır. )

- KONUŞMAK ile/ve/değil/yerine KANITLAMAK

- AZARLAMAK/İTAP/TEKDÎR/TEVBÎH[Ar.] ile/ve/değil/yerine UYARMAK
( NUSH İLE USLANMAYANI ETMELİ TEKDÎR
TEKDÎR İLE USLANMAYANIN HAKKI KÖTEKTİR )
( Dostun azarı, olgunluğa(kemâle) götürür. )
( Kendini "azarla", kimse, seni azarlayamaz. )

- KELEPÇE:
AŞAĞILAYICI
değil KORUYUCU
( Zanlı kişinin ellerinin/kollarının önden [ya da duruma/kişiye göre arkadan] kelepçelenmesi, olası ve çeşitli panik, korku ya da kaygılarla, ilk başta kendine daha sonra da çevresine zarar verme olasılığını engelleyebilmek ve kişiyi korumak üzeredir. Hakaret ya da aşağılayıcı bir davranış olarak düşünülmemeli/algılanmamalıdır. )

- SORUNLARI (SADECE) KONUŞMAK ile/ve/yerine/değil SORUNLAR İÇİN ÇÖZÜM ARAMAK/BULMAK

- KONUŞMASINI BİLMEK ve/= DÜŞÜNMEYİ BİLMEK

- BİLMEK ile KULLANMAYI/UYGULAMAYI BİLMEK

- BELLEMEK ile/yerine SORGULAMAK/DÜŞÜNMEK
( Sormaz ki bilsin, sorsa bilir; bilmez ki sorsun, bilse sorar. )

- YARARLI ile DOĞRU ile İYİ ile GÜZEL ile SEVAP
( Akıl. İLE Ahlâk. İLE Estetik. İLE Din. )
( Kavram ve nesnenin uygunluğu. İLE Düşünce ve eylemin uygunluğu. İLE Biçim ve içeriğin uygunluğu. İLE ... )
( Kendiniz için neyin iyi olduğunu bilmezken, başkaları için neyin iyi olduğunu nasıl bilebilirsiniz? )
( İyilik konusunda, kişiler, dört bölümdür:
1. Herkesten önce yapanlar: bunlar kerimdir.
2. Taklid yoluyla yapanlar: bunlar hakîmdir.
3. Engelleyenler: bunlar eşkiyadır.
4. Hoşlandıklarından dolayı yapanlar: bunlar kötü niyetlilerdir. )
( [sansk.] SATYAM ile SHIVAM ile SUNDARAM ile ... )

- ŞEHİR ve MEDENİYET

- SARIGÜZEL CADDESİ değil/< SARIGÖREZ CADDESİ

- ANADOLU HİSARI(GÜZELCEHİSAR/YENİCEHİSAR) ile/ve ANADOLU HİSARI

- MANTIKLI DÜŞÜNMEK ile/ve MANTIK BİLMEK

- DİLBİLİM ve/>/ve/> DİL ve/>/ve/> TÜMELLER ve/>/ve/> TANIM ve/>/ve/> ÖNERME ve/>/ve/> YARGI ve/>/ve/> ÇIKARIM ve/>/ve/> KIYAS

- KANIT/DELİL ile/ve İTİRAZ
( Hem filozofların, hem kelâmcıların birbirlerine yönelik yaptığı. )
( DELİL: Burhanın zihinde olması. (İNNE/İNNİ) )
( Kendiyle başka bir şeye işaret eden. İLE/>< ... )

- FÎKRÎ ile LAFZÎ(MANTIK/NUTK(Düşünme-Konuşma)'da)
( Lafzî nutk, insan gövdesinin bir örgeni olan dilden kaynaklanarak, gövdenin öteki bir örgeni olan kulağa ulaşan ses ve yazaçlardan(hecelerden) oluşur; dolayısıyla cisim ve duyularla ilgilidir. Bu yüzden kelâmın ne olduğu, nasıl oluştuğu, anlamı nasıl gösterdiği(delâlet) vb. konuların mantık çerçevesinde incelenmesine Dil Mantığı(İlmu'l-Mantıki'l-luğavî) adı verilir. İLE Fikrî nutk ise, insan zihninin(nefs) varlıkların anlamını özleri itibariyle tasavvurundan başka bir şey olmayıp ruh ve akılla ilgilidir. Bu bağlamda zihnin varlıkların anlamlarını özleri itibariyle idrâki, ilham ve vahyin keyfiyeti gibi konuların mantık çerçevesinde ele alınıp incelenmesine de Felsefî Mantık (İlmu'l-Mantıki'l-felsefî) denilir. )

- METİN ile/ve/= SÖZLÜK

- ÇEŞİTLERİ BAKIMINDAN ve DELÂLET BAKIMINDAN

- DİN:
İMAN/İTİKÂT
ile/ve İBÂDET ile/ve MUAMELÂT

- GERÇEK KESİNTİLİ(HAKÎKİYYE) ile SADECE İKİ ŞIKKI UZLAŞTIRMAYI ENGELLEYEN ile SADECE İKİ ŞIKKI DA BOŞA ÇIKARMAYI ENGELLEYEN
( İki şıkkı uzlaştırmayı ve boşa çıkarmayı birlikte engelleyen.(Sayı ya çifttir ya tektir.) Bu şey ya ağaçtır ya taştır. Zeyd ya denizdedir ya da boğulmaz. )

- EL-BURHÂN ile CEDEL ile HATÂBE(T) ile ŞİİR ile MUĞÂLATA/SAFSATA
( İspat. Kesin sonuç olmak amacıyla kesinlik taşıyan öncüllerden oluşturulan kıyas. İLE Diyalektik. Yaygın olarak bilinen önermelerden oluşan kıyas. İLE Retorik. Güvene bağlı olarak kabullenilen(makbûlât) önermelerden oluşan kıyas. İLE Poetik. İnsan ruhunu mutluluğa ya da mutsuzluğa yöneltici etkisi olan önermelerden oluşan kıyas. İLE Sofistik. Gerçeğe benzer ya da yaygınlık kazanmış yalan ya da kuruntudan oluşan önermelerden oluşan kıyas. )
( Safsata Türleri )

- TASAVVUR(KAVRAM) ile TASDİK(YARGI)
( Yargısız kavram. İLE Yargı ile birlikte bulunan kavram. Yargı/hüküm içermesi gereken kavram/tasavvur. )
( Kavram. İLE/VE Önerme + Çıkarım. )
( NEDİR? - HANGİ? ile/ve HEL - LİME )
( MA - EYYU ile/ve -MIDIR? - NİÇİN? )
( Felsefecilere(hukemaya) göre Tasavvur: * Tasavvur-ı sazic[çıplak/salt/yargısız tasavvur] * Tasavvur mea hükm(in)[Yargıyla birlikte bulunan tasavvur] Kelâmcılara(mütekellime) göre Tasavvur: Tasavvurat-ı Selâse + Hüküm = Kaziye = Tasdik )

- ANALİTİK YARGI ile/ve SENTETİK YARGI
( A A'dır. İLE/VE A B'dir. )

- LEZÂYİZ-İ/LEZZET-İ CİSMÂNİYE ile/ve SIFÂT-I KEMÂLİYE

- HAKİKAT ile MECÂZ ile KİNÂYE
( Kök.(Mutabakat). İLE İkinci anlam yüklemek.(Tazammun/Akıl). İLE Hakikat ile mecâz arasında bırakmak.(İltizam). )

- Hakikat ile hakikat

- KÂRİNE-İ MANİA('DA)

- MAHİYET ile HAKİKAT ile HÜVİYET(KİMLİK)
( Bir kavramın efrad-ı zihniyesinde olan. İLE Bir kavramın efrad-ı hariciyesinde olan. İLE Hakikat mea't-teşahhus. )
( Mahiyet, taksim edilmez. )
( Mahiyetten istisna yapılmaz. )

- YAKIN ile YAKÎN[< YAKN]
( Mesafeyle ilgilidir(Uzakta olmayan) | Muhabbet ve sevgi duyulan, dayanışma içinde olunan kişi/ler. İLE Kesinlik, eminlik. | Ölüm. | İlm-el-Yakîn > Ayn-el-Yakîn > Hakk-el-Yakîn )

- İLM el-YAKÎN ile AYN el-YAKÎN ile HAKK el-YAKÎN
( Okuyarak/duyarak eminlik. İLE Görerek eminlik. İLE Hakk'la, bizzat yaşayarak eminlik. )

- DÜŞÜNCE ile İNANÇ

- MÜSPET ile MENFİ
( Olumlu. İLE Olumsuz. )

- YARGI ile İKİRCİK(TEREDDÜT)

- BEDÎHÎ:
TANIMLANABİLİR YAPIDA OLMAYAN
ile/ve DELİL GETİRİLEBİLİR YAPIDA OLMAYAN

- ŞEKK ile/ve/< ZANN ile/ve/< ZAN-I GALİP ile/ve/< VEHİM ile/ve/< ŞÜPHE[< TEŞBİH]
( Birbirine muhalif iki şeyden birini, ötekine yeğleme sırasında kişide ortaya çıkan ikircik. Bir yargıda herhangi birini yeğlemeksizin "...dır" ile "...değildir" arasında yaşanan ikircik(tereddüt). İLE/VE Birinin yeğlenip ötekinin terk edilememesi. İLE/VE Birinin yeğlenip ötekinin terk edilebilmesi. [Yakîn(kesinlik) derecesindedir.] İLE/VE Yargının yeğlenen tarafı. İLE/VE Kavramın/olgunun gizliliği, karmaşıklığı ve kapalılığı. )

- YAKÎN ve ZANN

- DİL FELSEFESİ'NDE:
MANTIK
ile/ve BELÂGAT ile/ve USUL-Ü FIKIH

- AKTA ile AKTÂ'
( Eli kesik. İLE Kesmeler, kırılmalar. | İlgiyi kesmeler. | Beylik arâziler. )

- ANÂNE ile AN'ANE[çoğ. AN'ANÂT]
( Bir bulut. İLE Gelenek, rivâyet. | Açıklamalar, tafsîlât. )

- BEDR-İ KEMÂL ile BEDR-İ KÂMİL
( Bir yazı çeşidi/tarzı. İLE Ayın ondördüncü gecesi. )

- [Fars.] DİH ile -DİH ile DÎH
( Köy, karye. | Tek renkli, kenarları gümüş ya da altın motifli kumaş. İLE Veren, verici.[ÂRÂM-DİH: Rahatlık veren. | HACLET-DİH: Utanç verici.] İLE Köy, karye. )

- [Fars.] DİL ile DÎL ile | [Tr.] DİL ile DİL
( Gönül, yürek/kalb. İLE Nokta. | Gönül, kalb. | Mandıra, ağıl. İLE | Ağız boşluğunda, tatmaya, yutkunmaya, sesleri boğumlamaya yarayan, etli, uzun, hareketli örgen. Tat alma örgeni. İLE Kişilerin, düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için sözcüklerle ya da işaretlerle yaptıkları anlaşma. Lisan. )

- EŞEK ile EŞEKK
( Hayvan. İLE Çok şek sahibi, fazla ikircikli, tereddüd eden. [SEPTİK] )

- FERÂĞ ile FERÂG[Fars.]
( Vazgeçme, bırakıp terk etme. | Bir mülkün tasarruf, sahip olma hakkını başkasına terk etme. | Dinlenme, istirahat. | Hiçbir işle meşgul olmama, rahat etme. İLE Serin rüzgâr. )

- HADÂLET ile HADÂRET ile HADÂRET
( Kol ve baldırı etli olma. İLE Alçakgönüllülük. İLE Yeşillik. )

- [Fars.] HÂMÛŞ/SÂKİT[Ar. < SÜKÛT]/SAMUT[Ar.] ile HAMÛŞ/HAMUŞ/HÂMUŞ/HÂMÜŞ
( Susmuş, sessiz. | Mevlânâ'nın bazı gazellerinde kullandığı takma adı/mahlası. İLE "HÂMÛŞ" sözü/sözcüğünün hafifletilmiş ve çeşitli kullanımları. [çoğ. HÂMÛŞÂN: Mevlevi mezarlıklarına verilen ad] )

- [Ar.] HANÎS ile HÂNİS
( Yemini bozup altından çıkmayan. İLE Ettiği yemini yerine getirmeyen. )

- HARÎM ile HARÎM
( Saygısız, çekinmez, kayıtsız. İLE Biri için kutsal olan şeyler. | Harem dairesi, harem. | Evin içi gibi başkasına kapalı olan yer. | Bir evin civârı. | Avlu. | Ortak, şerîk. | Hacıların, hac zamanında büründükleri örtü. )

- HAZM ile HAZM
( Kesin karar, sebat, direnme. | Doğru ve sağlam oy ve karar. İLE Midedeki yiyecekleri eritme, sindirme. )

- ITTILÂ' ile ITTILÂ[< TULÛ | çoğ. ITTILAÂT]
( Kokulu şeyler sürünme. İLE Öğrenme, tanıma, bilme, haberli olma. )

- İFLÂ ile İFLÂH
( Memeden ayırma, sütten kesme. İLE Kutlu, başarılı olma. | Kötü bir durumdan kurtulup iyi bir duruma girme, felâh bulma, selâmete çıkma. )

- İKFÂL ile İKFÂL ile İKFÂR[< KÜFR]
( Kilitleme/kilitlenme. İLE Kefil kılma, tekeffül ettirme. İLE Birine kâfir deme/denilme. )

- İNÂ'[< EVÂNÎ] ile İ'NÂ ile ÎNÂ' ile ÎNÂ'
( Kap kacak. İLE Zahmete uğratma. İLE Yemiş toplama zamanının gelmesi. İLE Geciktirme, alıkoyma. )

- ÎSÂR ile İS'ÂR ile ÎSÂR ile İS'ÂR/İSGAR["ga" uzun okunur] ile İ'SÂR ile İ'SÂR ile İ'SÂR ile İSÂR
( Bağ, sargı. | Esirlik. İLE Fiyat biçme, narh koyma. İLE İkram, bahşiş. | Cömertlikle verme. | Dökme, saçma, serpme. | Kendi muhtaç olduğu halde bahşiş verme. | Seçme. İLE Çocuğun diş çıkarması. İLE Sürçdürme, ayak kaydırma. | Birini, büyüklere kötüleme/zemmetme. İLE Güçleştirme. | Fakirleşme. İLE İkindi zamanında bulunma. | Gelin olma çağına gelme. | Kasırga. İLE Keçi memesine takılan kese/torba. )

- İ'TİZÂL[< AZL] ile İ'TİZÂR[< ÖZR | çoğ. İ'TİZÂRÂT]
( Bir tarafa çekilme. | İşten çekilme. | Ehl-i sünnet'ten Vâsıl b. Atâ'nın kurduğu mu'tezile mezhebi. | Takımdan ayrılma. İLE Özür dileme. )

- KANIT ile KANIT[< KUNÛT]["ka" uzun okunur] ile KANİT[< KUNÛT]["ka" uzun okunur]
( Bir şeyin doğruluğu/gerçekliği konusunda kanı verici belge/öğe, delil. İLE Ümidi tamamen sönmüş, ümitsiz, kederli. İLE İtaatli, bağlı, dindar. )

- KASIR[< KASR]["ka" uzun okunur] ile KASIR[< KUSÛR]["ka" uzun okunur] ile KÂSİR[< KESÎR] ile KÂSİR[< KESR] ile KASÎR[< KASR] ile KASR ile KASR[çoğ. KUSÛR] ile KASÎL
( Zorla işleten. İLE Kısa. İLE Çok olan. İLE Kıran, kesreden. İLE Kısa, boysuz. Kısa kesme, kısaltma, kısma. | Azaltma, kesme, eksiklik. | İbarenin çok kısaltılması. | Aruzda tef'ile'nin son harfinin düşürülmesi. İLE Köşk, kâşâne, saray. İLE Hayvanlara yedirmek üzere zamanından önce biçilen yeşil ot. )

- KÜSÛL ile KÜSÛR
( Tembel, üşenici. İLE Parçalar, artan parçalar, atıklar. | Kesirler. )

- NÂKIS/A[< NAKS] ile NAKIŞ ile NÂKIZ[< NAKZ]
( Eksik, noksan, tam olmayan. | Kusurlu, kusuru olan. | [matematikte] -[eksi] imi/işareti. İLE Genellikle kumaş üzerine, renkli iplikler ya da sırma ve sim kullanarak, elle, makineyle yapılan işleme. | Özellikle duvar ve tavanları süslemek için yapılan resim. | Beste ve semailerin, dört yerine iki haneli olanlarına verilen ad. | [mecaz] Hile. İLE Bozan, bozucu, bozma, çözme, kırma. )

- NÂSİL[< NESAK] ile NÂSİR[< NESR] ile NASÎR[< NASR] ile NASL[çoğ. NİSÂL, NUSÛL] ile NASR
( Kıl dökücü ilâç. İLE Yayan, saçan. | Düzyazı/nesir yazan. İLE Yardımcı, nusret eden. İLE Ok, kargı, temren gibi şeylerin ucundaki sivri demir. İLE Yardım. | Üstünlük. )

- RE'SEN ile RESEN[Fars.]
[ikisi de "REYSEN" değil!]

( Kendi kendine, kendi başına, kimseye danışmadan. İLE İp, urgan, halat. )

- SEDÎD[< SEDÂD] ile SEDÎD ile ŞEDÎD
( Doğru, hak. İLE [anatomide] Kapak. İLE Yeğin, şiddetli. )

- ŞÂDÎ[< ŞEDÂ] ile ŞÂDÎ[Fars.]
( Mahkeme hademesi, mübaşir. | Zamanında, sultan sarayına odun götüren yeniçeri, odun ambarı memuru. | Nağme ile şiir okuyan. | İlimden, edebiyattan payı olan. | Torba oğlanı, Acemi Ocağı neferi. İLE Memnuniyet, sevinçlilik, gönül ferahlığı. )

- TAHLİYE[< HALY] ile TAHLİYE[< HALÂ, HALVET, HALV]
( Süsleme, donatma, bezeme. | Bir madde içine, özelliğini ya da kokusunu değiştirmek üzere şeker, baharat vb. gibi şeyler katma. İLE Boşaltma, boş bırakma. | Serbest bırakma, salıverme. )

- TAHLİYE[< HAMR | çoğ. TAHMÎRÂT] ile TAHLİYE[< HİMÂR | çoğ. TAHMÎRÂT]
( Yuğurma, yuğrulma. | Mayalandırma. İLE Birine "eşek" deme. )

- TAHRÎK[< HAREF] ile TAHRÎK[< HARK] ile TAHRÎK[< HAREKET | çoğ. TAHRÎKÂT]
( Yırtma, yırtılma, yarma, yarılma. İLE Çok yakma/yakılma. | Susatma/susatılma. İLE Kımıldatma, oynatma. | Kışkırtma, azdırma. | Yola çıkarma. | Uyandırma. | Meczum(cezimli) bir harfi hareke ile okuma.[İLM sözcüğünü İLİM olarak okuma.] )

- TA'LİYE ile TAHLİYE[< HALÂ, HALVET, HALV]
( Bir şeyi yükseltme. İLE Boşaltma, boş bırakma. | Serbest bırakma, salıverme. )

- TARÎK[çoğ. TURUK] ile TÂRİK[< TERK] ile TA'RÎK[< ARAK] ile TA'RÎK ile TÂRÎK[Fars.] ile TAHRİK
( Yol. | Usûl. | Meslek. | Vasıta, neden. | [tas.] Bir velînin Allah'a ulaşması için tuttuğu yol. İLE Terk eden, bırakan, vazgeçen. İLE Terlet(il)me, tere yatırılma. İLE Uğma. İLE Karanlık. İLE ... )

- TEFRÎH[< FERAH] ile TEFRÎH[< FERH]
( Ferahlandırma, gönül açma. İLE Korkusuz kalma. | Gelişme, filizlenme. | Yumurtadan çıkma zamanı. )

- MÜŞTEMELÂT/MÜŞTEMİLAT ile/ve/değil MEŞRÛTA
( Herhangi bir yapıya göre ayrı bir işlevi bulunan bölüm ya da yapı, eklentiler. İLE Belirli koşullarla vakfedilmiş ayrıcalıklar. İlk sahibi tarafından satılmama koşuluyla bırakılmış olan ev, tarla gibi gayrımenkul. | Hocaların, şeyhlerin, cami görevlilerinin yaşadığı/bulunduğu ev/yer. | İmâret, hastahane gibi kurumlarda çalışanların oturmaları için ayrılan lojman, odalar. )

- ŞEHİR ve/<> MEDENİYET

- TASAVVUF ile/ve HAKİKAT
( Hakikatlerin deneyimlenmiş bilgisi. İLE/VE ... )

- İLM-İ KELÂM ve İLM-İ FIKIH ve İLM-İ HÂL
( İman ve itikadı anlatan geniş ve derin ilim.[Bu ilmi anlatan kitaplara AKÂİD de denilir.] VE Gövde ile yapılacak ahkâm-ı islâmiye'yi bildiren ilim ve kitapları. VE Halk için, tahsili olmayanlar için yazılmış olan ve herkesin bilmesi, inanması ve yapması gereken kelâm, ahlâk ve fıkıh bilgilerini kısaca ve açıkça anlatan ilim ve kitapları. )

- FIKIH ve/> TASAVVUF
( "Tasnif'ul Ulûum" kitabında Tasavvuf: "İmanın meyvesi ve İslâm'ın neticesi."/"Hüve semeretül iman ve neticetü'l-İslâm" )
( İman ve itikadı anlatan geniş ve derin ilim.[Bu ilmi anlatan kitaplara AKÂİD de denilir.] VE Gövde ile yapılacak ahkâm-ı islâmiye'yi bildiren ilim ve kitapları. VE Halk için, tahsili olmayanlar için yazılmış olan ve herkesin bilmesi, inanması ve yapması gereken kelâm, ahlâk ve fıkıh bilgilerini kısaca ve açıkça anlatan ilim ve kitapları. )

- Hakikat ile/ve hakikat

- HZ. MUHAMMED ile/ve HAKİKAT-İ MUHAMMEDİYE
( MUHAMMED: ÖVGÜYE LAYIK [HİÇKİMSEYİ/ŞEYİ DIŞARIDA BIRAKMAYAN ÖVGÜ] )
( ALİ KAPISINDAN GİRMEDEN, HAYÂ KAPISINA UĞRAMADAN, ADÂLETİ BİLMEDEN, SIDDIKİYET SÜTUNUNA MÜRACAAT ETMEDEN KUBBE-İ MUHAMMEDİYE OLMAZ )

- HAKİKAT-İ KÂBE ve HAKİKAT-İ KIBLE

- AN-I DAİM ile/ve HAKİKAT

- RIZÂ ile/ve HAKK
( Evrensel/ortak yasa. İLE/VE ... )
( Candır Hakk'ın bedeli. )
( Amaç bir rızâ! Allah'ı râzı edeceksin. Ondan sonra bak ki, o rızanın altında ne ilimler var. )
( Ek olma, Hakk ol! )
( Kul, Allah'tan razı olmadıkça, Allah Kul'dan razı olmaz. )
( Hakk, bir yetimin gözündedir. )

- HAKİKÂTİNİ DAĞITMAK ile/ve HAKİKÂTİNDEN VAZGEÇMEK

- HAKK'A RAZI OLMAK ile/ve HAKKINA RAZI OLMAK
( İltifatına aldanma, hakaretine yerinme! )
( Allah'a en yakın olduğun an, en küçük göründüğün andır. )
( HAK: Rabbin sana tahsis ettiği. )

- KISA/KÜÇÜK USÛL ile/ve UZUN/BÜYÜK USÛL

- HAK ile/ve RIZA

- HAK ile/ve HAKİKAT

- HAKİKAT ve/<> HAYR

- HAKİKAT ile/ve KEMÂLÂT
( İzi yoktur ki izinden biline, Dahi tozmaz ki tozundan biline, Sen anı sanma sözünden biline, Hakikat ehlinin olmaz nişanı. )
( GÜZELLİK/KEMÂL: * TENASÜB-Ü ÂZÂ(ÖRGENLERİN UYUMU) * AKIL * AHLÂK * ÇÖZÜM ÜRETEBİLMEK )
( Kemâlâtın en büyüğü, kişinin kendini herkesten küçük görmesidir. )
( Hakikat, tüm âleme değil ancak ehline gösterilir. )
( Hakikat karşılığında ne para alınır, ne de bir şey. )
( Hakikati biliyorsan ölümü iste! )
( Kelâmı, hakikati zamanından önce kulağımıza çalsalar, zeytinyağıyla şişirilen ve çürüyen incire benzeriz. )

- HAKİKAT ile/ve/değil SIDKİYET

- HAKİKAT'İ ZİKR ETMEK ile/ve HAKİKAT'İN ŞÜKRÜ

- HAKİKAT'TEN ÖĞRENMEK ile/ve/<> HAKİKATEN ÖĞRENMEK

- TEELLÜH ve KEMÂL

- 1. KEMÂL ile/ve 2. KEMÂL

- KEMÂL ile BEKÂ

- KEMÂLÂT ve/< CEMİYET

- MÜKEMMELLİK/KEMÂL ile/ve ÖLÜM
( Ölmeden önce ölün! - MÛTÛ KABLE EN TE-MÛT )
( Ölüm, ölüler için! Diriler için ölüm yok. )
( ÂŞIKLAR ÖLMEZ YERDE ÇÜRÜMEZ ÖLEN, HAYVAN İMİŞ )

- KİŞİ TANRI ile KAVRAM TANRI

- HAK ile HÂK
( Adalet. İLE Toprak. )

- DEVLETİN/DİN'İN:
SAĞLADIKLARI
ve KORUDUKLARI...
( * CAN GÜVENLİĞİ
* AKIL SAĞLIĞI
* NESİL SÜREKLİLİĞİ
* MAL GÜVENLİĞİ
* DİN GÜVENCESİ )
( Giderdim gönülden kini,
Kini olanın olmaz dini! )
( ZARÛRİYÂT-I DİNİYYE / MAKÂSID-I HAMSE )

- KEMÂL'İ TAHSİL ve GÜZEL'İ MÜŞÂHEDE
( Kemâlât, geçtiğimiz yolu unutmayıp, oraya kişileri götürmek üzere geri dönmektir. )

- KEMÂLÂT ve SÜKÛT
( Kemâlâtın sonu sükûttur. )
( KEMÂL: YEKSAN-REKSAN )
( KEM-ÂLÂTLA, KEMÂLÂT OLMAZ )
( Cemal görmek, kemal bulmak. )
( Belirli bir seviyeye (olgunluğa/kemale) ulaşmadan dönüşüm gerçekleşemez fakat dönüştürücü öğe/ler içeridedir. )

- ŞEFKAT ve/> KEMÂL
( Şefkatiniz tüm âlemi kaplamadıkça kemâle eremezsiniz. )

- SOHBET ve HUKUK

- MADDİ HAZ ile/ve MANEVİ HAZ
( Zamana bağlı olarak. İLE/VE AN'da. )

- NEFS TERBİYELERİ/AYDINLANMA(İŞRÂK/ENLIGHTENMENT)/İLİMDE GELİŞME ÖNKOŞULLARI(EN AZ 3'Ü UYGULANMALI)
( * GILLET-İ TAAM(AZ YEMEK)[Az yemek, az uyumaktan daha önemlidir.]
* GILLET-İ MENÂM(AZ UYKU)
* GILLET-İ KELÂM(AZ KONUŞMA)
* UZLET-İ ANİL ENAM(HALKTAN UZAKLAŞMA)
* ZİKR-İ MÜDAM(ZİKİRDE DAİM OLMA)
* FİKR-İ TAMAM(DÜŞÜNCEYİ OLGUNLAŞTIRMA) )
( Hakikati arayın, bulmak için de nefsinizi öldürün! )
( Nefsin beraat ettiremeyeceği suç yoktur. [Yani dikkat etmek ve nefse kanmamak gerekir! )

- ŞERİAT ile/ve/<>/> TARİKAT ile/ve/<>/> HAKİKAT ile/ve/<>/> MÂRİFET
( Mal/mülk. İLE/VE/<>/> Ben/Benim. İLE/VE/<>/> Ahlâk. İLE/VE/<>/> ... )
( Fedâ. İLE/VE/<>/> Ferâgat. İLE/VE/<>/> Aşk. İLE/VE/<>/> ... )
( Kişinin elindedir. İLE/VE/<>/> Kişinin elindedir. İLE/VE/<>/> Kişinin elinde değildir. Ancak kişiye iner/nüzûl eder. İLE/VE/<>/> ... )
( Hz. Mûsa. İLE/VE/<>/> Hz. Davud. İLE/VE/<>/> Hz. Îsâ. İLE/VE/<>/> Hz. Muhammed. )
( Varoluş/varolanlar. İLE/VE/<>/> Benlik. İLE/VE/<>/> ... İLE/VE/<>/> ... )
( Sabır. İLE/VE/<>/> Rızâ. İLE/VE/<>/> ... İLE/VE/<>/> ... )
( Şeriatı tut, hakikati yut! )

- GÜZEL SÖZ ile/ve GÜZEL EYLEM

- DÜŞÜNME ile/ve TEFEKKÜR
( ... İLE/VE Gördüğü şey üzerinden fikrini derinleştirmek. )

- TESLİMİYET ile/ve İNSAF

- DİRİĞ/ESİRGEME ile KAYIRMA
( Anneler/babalar, tüm çocukları esirger ve fakat kendi çocuklarını (çoğunlukla/bazen) kayırırlar. )
( Herkesi esirger ve fakat bazı kişileri, bazı durum ve koşullarda kayırır.[o kişiyi korumak ve o durumun/koşulun genelleşmemesini sağlamış olmak, sürdürmek üzere/için!] )

- TECELLİ ile/ve GÜZELLİK
( AHLÂK: Vahiy yoluyla gelen tecellî. )

- HÂL ile MAKAM
( Geçici. İLE Kalıcı. )
( Her bireye bakma, kişilerin hallerine bak. Hangisinin hâli kâmilse ona bak. )
( Seni kaldır, beni kaldır! O hali yakalayalım! )
( Bizim için ne din, ne mezhep, ne millet var, yekpâre bir hâl. )

- DERT ile/ve/= NİTELİK
( Baki olan bir dert edin! Bu fâni dünyada. )
( Ehl-i derdin sohbetine mahrem et! )
( Söylemem derdimi hemderde bile! )
( Allah derdinizi artırsın! )

- NAZARDA, DAKİK ve/||/<> HALDE, RAKİK

- TEDBİR[< DÜBÛR] ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TAKDİR
( Bir şeyi te'min edecek ya da önleyecek yol, çare. | Kul iradesi ve ihtiyârı. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< ... )
( Tedbir, takdirin parçasıdır. )
( Yaptığın şeyin tedbirini, takdir-i Hüdâ'dan bekle. )
( Takdirden gelene, tedbir kılınmaz
Ne kılayım çare, ben, şimdiden geri
Yaram türlü türlü, merhem bulunmaz
İstersen merhemi, çal, şimdiden geri
( Tecellim böyleymiş, kime, ne diyeyim )

Geçti elden, gitti muhabbet çağı
Rakip, bahçeye kurmuş otağı
Yıkılsın çevresi, bostanı bağı
El girsin bağına, var, şimdiden geri
( Seher yeli, sevdiğimden bir haber )

Sen bir gonca gülsün, istife karış
İstersen gül oyna, dilersen sarış
Gönlün kimi isterse, ülfet et konuş
Yârim, sana destur var, şimdiden geri
( Tecellim böyleymiş, kime, ne diyeyim )

Kul Abdal'ım, bir sultanam ayılım
Yüz sür beni, eşiğinde sayılım
Hakk'tan gelen tecellime, kayılım

Kul Abdal'ım, yalan dünya, vefâsız
Âlemde bir yâre düştüm, devâsız
Sen bana yâr olmazsın, be hey vefâsız
Var kime olursan ol, şimdiden geri
( Seher yeli, sevdiğimden bir haber )

[ Veysel (Âşık) 'tan
dinlemek üzere burayı tıklayınız... ]

[ Sürekli erişim adresi...
www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/19854 ]

)

- NEFSÂNÎ ile/ve/||/<>/< ŞEHVÂNÎ/ŞEHVETLİ

- BURHAN ve İRFAN

- AMEL ile UYGULAMA(TATBİK)

- NİYET ile/ve AMEL
( Niyet, kalbin ubudiyeti. İLE Amel, azaların/uzuvların ubudiyeti. )
( Önce Niyet, sonra Amel. )
( Niyet hayır, akıbet hayır. )
( Niyet bâtın, amel zâhirdir. )
( Müminin niyeti amelinden üstündür. )
( NİYET: Âdet ile ibâdeti ayıran şey. )

- NİYET ve/< İDRAK ve/< İMAN

- NİYET ile/ve KIBLE

- NİYET ile/ve İRÂDE
( Kişi, Ahsen-i Takvim'dir, iradesi elindedir. İsterse yakasını bu âlemden kurtarır, isterse içine düşer. )

- NİYET ve İSTEK/TALEP

- NİYET ve/<> TERCİH

- TEMİZ NİYET ve TEVEKKÜL

- ÂRİF ile/ve ZARÂFET

- MOLLA[Ar.] ile SOFU[Ar. < Yun.]
( Büyük kadı. | Medrese öğrencisi. | Büyük bilgin. İLE Dinin buyruk ve yasaklarına tümüyle uyan kişi. )

- ŞEFÂAT[Ar.] değil/yerine/= BAĞIŞLAMA

- İDDİA ve/> İSPAT
( İddia ettin mi, ispat isterler. )
( HALLAC-I MANSUR )

- MADDÎ ZEKÂT ile/ve MÂNEVÎ ZEKÂT
( Malı temizler. İLE/VE Nefsi temizler. İlim ve sevgiyle verilir. )
( Olgun bir meyve koparılmaz da sapının ya da çöpünün üstünde kalırsa, tevek onu sömürür, meyvenin içindeki gıda, geldiği yere geri gider. )

- FİTRE ile/ve SADAKA
( Ramazan ayı boyunca. [Bayram namazına kadar] İLE/VE Ramazan ayı dışında. )
( ... İLE/VE Tüm nesne/bitki/hayvan ve hizmetler. )

- NAHİV ve FIKIH USULÜ ve TEFSİR USULÜ

- FIKIH ile USUL-İ FIKIH
( -Fetva, -Mezhep, -Kanun, -Yargı İLE * Deliller/Kaynaklar - Naklî(-Kitap, -Sünnet) - Aklî(-Kıyas, -İstihsan, -Mesalih-i Mürsele, -İstishab, -Örf, -Sedd-i Zerayi) - Mülhak Olanlar * Hükümler * İstinbat(hüküm elde etmek üzerine uğraş) * İctihad )

- İNSAN/LIK ve/<>/= GÜZEL AHLÂK

- ENÂNİYET ile/yerine HALVET

- RÂZI OLUNAN ÖFKE ile RÂZI OLUNMAYAN ÖFKE
( Bizi mahkum eden şey, huylarımız, ahlâkımızdır. )

- EDEB ve ADÂLET
( Yerli-yerince hareket etmek. VE Yerli-yerinde olmak. )

- EDEB ile/ve/<> GÜZELLİK
( Güzeli güzel yapan edeptir, edep ise güzeli sevmeye sebeptir. )

- EDEB ile/ve EMNİYET

- DÜŞÜNCE ile/ve İNANÇ

- ŞERİAT ve/değil/=/<> TÜZE(HUKUK)/HAK/ADÂLET

- KARÎNE ile DELİL

- KEŞİF ile/ve RİYÂZÂT(UYGULAMA)
( Mistisizm (İşrâkîlik). İLE/VE Tasavvuf. )

- NESNE PUTU ile/ve/ZİHİN/DÜŞÜNCE PUTU

- İKRAM ile/ve İNFÂK
( Birey. İLE/VE Aydın. )

- İNFÂK ile/değil İSRAFA ENGEL OLMA

- ÂLİM ile/>< CÂHİL
( Allah'ın rızasına/râzı olduğu doğru hisse sahip olan. İLE/>< Allahîn rızasından/râzı olduğu doğru histen mahrum olan. )
( Âlim ile konuşursan alırsın mertebe, cahil ile konuşursan dönersin merkebe. )
( Öğrenmeyi sever. İLE/>< "Ders vermeyi" seçer. )

- SEHİV[Ar.] değil/yerine/= HATA
( Unutma nedeniyle yapılan hata ve sonucu bakımından, çok önemli olmayan yanlışlık.[Akla geldiğinde telâfisi de yapılmak üzere.] )
( Bizden hatâ, Hakk'tan atâ'. )

- MEKKE ile/ve MEDÎNE
( BESSÂSE: Mekke-i Mükereme. )
( ... İLE Mahkemenin olduğu yer. )

- BERÂAT ile BERÂET değil
BERÂT[çoğ. BEREVÂT] (KANDİLİ/GECESİ)

( Olgunluk, iyilik, güzellik, meziyet, erdem/fazîlet. İLE Bir dâvâ sonucunda, temiz ve ilişkisiz çıkma, aklık, arılık, aklanma. DEĞİL [eskiden] Rütbe, nişan ve ayrıcalık/imtiyaz verildiğini bildiren ferman. | Bir buluştan, bir haktan yararlanmak için devletçe verilen belge. )
( BERÂT GECESİ: Hz. Muhammed'e, peygamberliğinin bildirildiği, Şaban ayının beşinci gecesi. )

- CEMAL:
GÜZELLİK
ile/ve YÜZ

- CEMÂL ve/||/<> KEMÂL
( Seyr eylenir. VE/||/<> Tahsil edilir. )

- ALLAH'IN ZÂTINI DÜŞÜNMEK ile/ve/yerine ALLAH'IN ÂSÂR'INI DÜŞÜNMEK

- ORUÇLU yerine NİYETLİ

- "HAKKINI VERMEK" değil HAKKINI TESLİM ETMEK

- SÖYLEMEK ile/ve/yerine ÖRNEK VERMEK

- "BİR TANE DAHA RİCA EDEYİM" değil/yerine "ÇOK GÜZELMİŞ"["Bir tane daha alabilirsem memnun olurum tabii" anlamında]

- KÂMİL DİN değil DİNİN KÂMİLİ/KEMÂLİ

- GÜZEL KUR'AN OKUYOR değil AĞZI KUR'AN'A YAKIŞIYOR

- UYGULAMA (RİYÂZET)

- DÜŞÜNME (TAFAKKUR)

- BEHİYE[< BEHÂ]:
GÜZEL


- MECHÛL[< CEHL] değil/yerine/= BİLİNMEYEN

- MESERRET[Ar. < SÜRÛR] değil/yerine/= SEVİNÇ, ŞENLİK

- ME'YÛS[< YE'S]/NEVMÎD[Fars. < NÂ-ÜMÎD] değil/yerine/= ÜMİTSİZ

- MÜNTEVÎ[< NEV]:
BİR ŞEY YAPMAYA NİYETLENEN


- BEYAZ (TÜYLÜ) KUĞU ile/ve SİYAH (TÜYLÜ) KUĞU
( ... İLE Bilim Tarihi'ni altüst eden ve Karl Raimund Popper'ın tespitiyle, bilimselliğin "Doğrulanabilirlik İlkesi" ile değil "Yanlışlanabilirlik İlkesi" ile sağlam zemine oturmasına vesile olan ve örnek olarak kullanılan siyah kuğu. )
( Siyah Kuğu | Siyah ve Beyaz Kuğu )

- LAW vs. JUSTICE

- RIGHT/TRUE(HONESTY) vs. APPROPRIATE(NESS)

- RIGHT-WRONG vs. TRUE-FALSE

- RULE vs. LAW

- TRUE vs. RIGHT

- JUSTICE and LOVE

- JUSTICE vs. MERCY

- JUSTICE vs. EQUITY

- LAW vs. ABSOLUTE

- LAW vs./and HARMONY

- ABSOLUTE[NESS] vs. RIGHT[NESS]

- PERSUASION vs./and JUSTICE/MERCY

- RIGHT vs. PRIVILIGE

- JUSTICE vs. EQUALITY

- [not] RIGHT vs. CONSTANT

- LAW vs./and STRENGTH/POWER

- ABSOLUTE vs./and JUSTICE

- ADÂLET ile/ve/değil EŞİK

- KAVRAM ile/ve/değil EŞİK

- EŞİT ile/ve/değil EŞİK

- EŞİT/LİK ile/ve/= <> EŞİK/LİK

- 18 ve/<>/> 40:
Hak ve söz sahibi olma eşikleri.


- YALAN ile/değil/yerine/>< DOĞRU
( [ne yazık ki] Yalan, öyle işlemiş ki bireylerin diline, "doğruyu söylemek gerekirse" diye bir kalıp "var". )
( Ocağını batırır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Onurunu artırır. )

- AYIP ile/ve < TEZAD

- GÜZELLİK >< ÇİRKİNLİK

- KUĞU:
Güzelliğini sergilemekten, su içmeyi bile boşvererek/unutarak susuzluktan ölmüş.


- HAKİKATE YAKLAŞMAK ile/ve HAKİKATTEN UZAKLAŞMAK
( İki uc da çıldırmaya/delirmeye neden olur. )

- PARMAK İZİ

- KEMÂLÂTIN SONU, SÜKÛTTUR

- İLK BÜYÜK KAYIP

- ŞEYHÜLİSLÂM (OLABİLMEK)
( [HİZMET-İ/MAKAM-I/MANSIB-I/MESNED-İ İFTÂ'] )
( 131 Şeyhülislâm'ın 21'i şairdi. Ancak beşinin Divân'ı elimizdedir. )
( Bu makam, Kanuni Sultan Süleyman zamanında, saltanattan sonra gelen yer olarak sayılmıştır. )
( En uzun süre Şeyhülislâm'lık görevi yürütenler: Ebû Suud [29 yıl], Molla Fenârî [24 yıl], Zembilli Ali Efendi [23 yıl], Yahya Efendi [18,5 yıl]. )
( İlk Şeyhülislâm, Celâlzade Hızır Bey'dir. [Fatih Sultan Mehmet döneminde] )
( Medreseyi tamamladıktan sonra...
Kasabada/Şehirde Kadı Yardımcılığı > Küçük Şehir Kadılığı > Büyük Şehir Kadılığı > Üsküdar Kadılığı > Eyüp Sultan Kadılığı > Galata Kadılığı > İstanbul Kadılığı görevlerinden sonra Rumeli Kazaskeri olunur ve en son Anadolu Kazaskeri olduktan sonra ancak Şeyhülislâm olunurdu. )
( En az 35 yıl hizmet ve ilmî çalışma gerektirir. )

- POLİS

- HAKİKAT GERÇEKLİK

- DÜŞÜNME EYLEM

- NİTELİK NİCELİK

- TUTUM NİYET

- NİYET YÖNELİM

- NİYET EYLEM

- YEMEK BİRİ(LERİ)YLE (PAYLAŞARAK) YEMEK

- KONUŞMAK DÜŞÜNMEYİ BİLMEK

- SORUNLAR SORUNLAR İÇİN ÇÖZÜM ARAMAK/BULMAK

- SÖZLÜK KULLANIMI:
[hem] BİLMEDİĞİN/KAVRAMLAR/TERİMLER SÖZCÜKLER İÇİN
ile/ve/değil/hem de/||/<>/>/< BİLDİĞİN SÖZCÜKLER/KAVRAMLAR/TERİMLER İÇİN

- "Konuşacağız da ne olacak?" demeden KONUŞ!!!

- Nitelikli soru sorarak KONUŞ!!!

- Hâkim'e KONUŞ!!!

- "Gerçek diller" ile "Niyet dilleri"ni karıştırmadan KONUŞ!!!

- Az kullanılması gerekenleri ve kullanırken çok dikkat edilecekleri bil de KONUŞ!!!
( "Demek ki"...
"Zaten", "herşey", "aslında" ve"sadece"
"sonuç" ile başlar/başlamış!


Az kullanılması gerekenleri ve kullanırken çok dikkat edilecekleri bil de KONUŞ!!!
"Zaten" diyerek, her "işine gelene/gelmeyene" bağlamadan KONUŞ!!!
"Aslında" "öyle/şöyle" (oldu/olacak) ise zamanında düşün de ona göre KONUŞ!!!
"Sadece/sırf" diyerek onca konuşulanı gözardı etmeden KONUŞ!!!

"Sonuçta" diyerek son sözü kendine ait kılmadan KONUŞ!!!
"Son tahlilde" deyince daha bir üst perdeden konuşmadığını bilerek KONUŞ!!!
"Temelde" olanın ne olduğuna iyi bak da ona göre sağlam KONUŞ!!!
"Allah'tan" ise senin yetersiz diline/sözüne/onayına kalmayacağını anımsa da ona göre KONUŞ!!!
"Demek ki" ile her inancına ve kişisel sonuçlarına bağlamadan KONUŞ!!!
"Nasılsa" diyerek çıkarlarını öncellemeden KONUŞ!!!

"Ona bakarsan" diyerek sözü düşürmeden KONUŞ!!!
"Belki de" olasılıklarını düşünebiliyorsan birine ayrıcalık yapmadan KONUŞ!!!
"İlle de" o ya da öyle değil koşulsuz KONUŞ!!!
"Diyelim ki" diyorsan doğru örnek seçerek KONUŞ!!!

"Ne var?" diyerek, ahmaklık etmeden KONUŞ!!!
"Ne var ki?" diyerek, "saf görünümlü" kurnaz olmadan KONUŞ!!!
"Ne peki?" diye anlaşılması çok basit olanı karmaşıklaştırmadan KONUŞ!!!
"Niye ki?" diyerek, hazırcı değil önce kendin düşün de ona göre KONUŞ!!!

"Elimde değil" diye kendini/başkalarını "kandır"(a)madağını bilerek KONUŞ!!!
"Ne bileyim" diyorsan düşünüp, öğrenip, bilebileceğini anımsa ve ona göre KONUŞ!!!

"Herkes"i katmadan KONUŞ!!!
"Hiç kimse" demeden KONUŞ!!!
"Hep"siz KONUŞ!!!
"Her zaman"a yaymadan KONUŞ!!!
"Hiçbir zaman" diye kestirip atmadan KONUŞ!!!

"Keşke ..." ile geçmişe dönmeye çalışmadan KONUŞ!!!
"Ya ..." ile belirsiz olanı belirlemeden KONUŞ!!!

"Böyle ... Böyle ..." demeden KONUŞ!!!
"Şey - şey - şey" demeden KONUŞ!!!
"Falan-filan" diye boşluğa bağlamadan KONUŞ!!!
"Bla-bla-bla" diye başka dilde kullanmadan KONUŞ!!!
"Dedi/Dedim" tekrarsız KONUŞ!!!

"Ben" diliyle kendini merkeze koymadan KONUŞ!!!
"Sen" diliyle kişileri katmadan, hedef almadan KONUŞ!!!
"Sen de" diyerek saldırmadan ve savunmadan KONUŞ!!!

www.FaRkLaR.net/KONUS )
( dikkat edilecekleri bil de KONUŞ!!! )

- Hakların için KONUŞ!!!

- Çözümü KONUŞ!!!

- Paylaşım için DİNLE!!!

- Kadını DİNLE!!!

- Paylaşanı DİNLE!!!

- Sırrını paylaşanı DİNLE!!!

- Nitelikli soru sorabilmek için DİNLE!!!

- Çözüm için DİNLE!!!

- Düşüncelerini dizginlemek için DİNLE!!!

- Düşüncelerini DİNLE!!!

- Düşünmek için DİNLE!!!

- Hakkaniyet için DİNLE!!!

- Adâlet için DİNLE!!!

- Susmaya niyetin yoksa SUS!!!

- Susmaya niyetin varsa SUS!!!

- Konuşmama hakkını korumak için SUS!!!

- Paylaşım için SUS!!!

- Nitelikli soru sorabilmek için SUS!!!

- Düşüncelerini dizginlemek için SUS!!!

- (Sadece) kişi/kul hakkı için SUSMA!

- GÜRÜLTÜ YAPMAMALI!

- TANIMADAN/ANLAMADAN YARGILAMAMALI

- UKALALIK YAPMAMALI!

- KÜSTAHLIK YAPMAMALI!

- DÜŞÜNMELİ!

- PAYLAŞMALI!

- UYGULAMALI!

- KURALLARA/YASALARA UYMALI!

- CEZÂ TÜZESİNDE/HUKUKUNDA ile/ve İCRÂ TÜZESİNDE/HUKUKUNDA ile/ve CEZÂ USÛLÜNDE
( Güneşin batmasından bir saat sonra başlar ve güneşin doğmasından bir saat öncesine kadar devam eder. [TCK 502] İLE/VE Güneşin batmasından doğmasına kadar süren zaman. [İc. İf. K. 51] İLE/VE Nisan ayı başından 30 Eylül'e kadar saat 21.00'den sabahın 04.00'üne; 01 Ekim'den 31 Mart'a kadar saat 21.00'den sabahın 06.00'sına kadar devam eden süre. [CMUK 96] )

- ARAMAK ile/ve/<> PAYLAŞMAK
( Bir şeylerin paylaşıldığı kişi aranır. Birinin sizi uzun süre sonra ya da -maddi, manevi- bir gereksinimi doğrultusunda araması çıkar değil/olmayabilir, sizin zihninde ve gönlünde bir yeriniz olduğundandır. )
( Sahip olduğunuz her şeyi, her kimin gereksinimi varsa, onunla severek paylaşın. )

- PAYLAŞIM ile/ve YAKLAŞIM

- PAYLAŞIM ile/ve DAĞITIM

- RAHATSIZLIK ile ŞİKÂYET

- İZLEM/STRATEJİ(K)[Fr. < Yun. STRATOS: Ordu. | AGO: Gütmek.] ile/ve/<> TAKTİK
( Üst kuram, kuram kurma kuramı. İLE/VE Stratejinin uygulanması. )

- NET ile TEMİZ

- MEDYATİK ZİHNİYET ile AKADEMİK ZİHNİYET ile SİSTEMİK ZİHNİYET ile BİLGE ZİHNİYET
( 50-100 günü öngermek. İLE 50-100 yılı öngermek. İLE 500-1000 yılı öngermek. İLE 5000 - ~ yılı öngörmek. )

- DÜŞÜNCE ile/ve/<> DUYGU

- DÜŞUNCE ile EDİM

- DÜŞÜNCE ile TEKLİF

- KAS (GÜCÜ) ile/ve/<>/yerine/değil DÜŞÜNCE (GÜCÜ)

- ORGANİK DÜŞÜNCE ile SINIFSAL DÜŞÜNCE

- "YANLIŞ DÜŞÜNMEK" ile/değil FARKLI DÜŞÜNMEK

- DÜŞÜNCEYLE BAKMAK ile DÜŞÜNCE OLMADAN BAKMAK

- ARZU ile/ve DÜŞÜNCE
( Öznelerini ya da nesnelerini tahrip eden ya da doyurulduklarında yatışmayan arzular kendileriyle çelişen arzulardır ve onlar tatmin edilemezler. )
( Ancak sevgi, iyi niyet ve şefkatle harekete geçirilmiş arzular hem özne hem nesne için yararlıdırlar ve tamamıyla doyurulabilirler. )
( Arzuladığınız şeyi hak ediyor musunuz? )
( Arzudan kaçınmayın, sadece onun doğru kanallardan akmasına dikkat edin. )
( Siz ortak iyiliği (bütünün hayrını) arzu ettiğinizde tüm dünya sizinle birlikte arzu eder. )
( Şefkat ve merhametten doğan bir arzuyu yerine getirmek için tüm evren harekete geçer. )

- DÜŞÜNCE ile/ve/> İNANÇ
( İnandığınızı yapın ve yaptığınıza inanın. Başka her şey enerji ve zaman savurganlığıdır. )
( İNANÇ: Değişimi engelleme. )

- DÜŞÜNCE ile/ve/+/<> İNANÇ ile/ve/+/<> İMAN
( Bilgi ve/+ yorum. [D] İLE/VE/+/<> Düşüncenin karesi. [D²] İLE/VE/+/<> Düşüncenin küpü. [D³] )
( [Kanıt gereksinimi] Vardır. İLE/VE/+/<> Daha çoktur. İLE/VE/+/<> Hem vardır, hem yoktur; ne vardır, ne de yoktur. )

- SÂFİYET ve/||/<> İRFÂNİYET ve/||/<> AŞK

- SEZGİYİ HAREKETE GEÇİRMEK ile/ve SEZGİYİ OLGUNLAŞTIRMAK

- DÜŞÜNMEDEN ile/ve/değil/yerine KENDİLİĞİNDEN

- RASTGELE/LALETTAYİN değil/yerine/= GELİŞİGÜZEL

- UNUTMAK(UNUTKANLIK) ile/değil ZİHNİN(AKLIN/"KAFANIN") YOĞUN/BİR YER(LER)DE OLMASI

- TEKRARLAMA ile UYGULAMA

- EYLEM ile/ve UYGULAMA
( Doğruluk ve eylemin birliği! )
( Bencil olmayan ve arzudan arınmış eylem! )

- YAŞAM ile/ve PAYLAŞIM

- NAVLUN SÖZLEŞMESİNDE:
ISKARÇA
ile/ve KIRKAMBAR ile/ve TRİPÇARTER
( Tam gemi kiralanması. İLE/VE Parça mal taşıma sözleşmesi. İLE/VE Yolculuk üzerine navlun. )

- BELGİT/SENET ÇEŞİTLERİ'NDE:
ADİ
ile RESMİ ile RE'SEN DÜZENLENMİŞ/TANZİM EDİLMİŞ ile TASDİKLİ ile HATIR ile KIYMETLİ ile TİCÂRÎ ile EMTİA

- ÇIKAR(LAR)INI DÜŞÜNME/K ile/değil/yerine ONU(N)/ÖTEKİ(Nİ)/SENİ(N) (İYİLİĞİN/ÇIKARIN) (İÇİN) DÜŞÜNME/K

- GİRİŞİM/GİRİŞMEK ile KALKIŞMAK

- YASAL ile YASAL OLMAYAN

- YASAL ile KAYITLI

- YASAL OLMAYAN ile KAYITSIZ

- YASALILIKTA:
KEYFÎLİK
ile/ve ZORUNLULUK

- BENZEŞ/LİK ile EŞİT/LİK

- EŞİTLİK ile HAKKANİYET

- TAKİPÇİ ile SAVUNUCU

- [ne yazık ki]
SAHTE[Fars.]
değil/yerine/= YAPAY/YAPMA, DÜZMECE
( Sahte olan, zaman ve uzay ile sınırlıdır ve koşulların ürettiğidir. )
( Bir an gerçek gibi görünmek, sahte olanın doğasıdır. )
( Sahte olanı yıkamazsınız, çünkü onu durmadan yaratıyorsunuz. )
( Sahtenin sahteliği anlaşıldığında, o, kendi kendine erir gider. )
( Sahte olanı sahte olarak görmek ve sahte olanı terk etmek, gerçeği getirecektir. )
( Sahte olduğunu gördüğünüz her ne ise o eriyip kaybolur. )
( Sahte olandan vazgeçin, doğru olan kendi yerini bulacaktır. )
( Sahte olanın zamana gereksinimi olduğunu ve zamana gereksinimi olanın sahte olduğunu bir kez anlarsanız, zaman ötesi ve hep şimdi'de olan Gerçek'e yakınlaşmış olursunuz. )
( Gerçeğin görülmesini o kadar zorlaştıran, sahte olana tutunup ondan kopamamaktır. )
( Gerçek, sahtenin reddi ve inkârı ile ifade edilebilir -eylemle. )
( Gerçek, herkes için birdir, ancak sahte olan kişiseldir. )
( Sahte olanı fark edip onu reddetmek, gerçeğe giden yolu açar. )
( Sahte olanlar gittiğinde, geride kalan, gerçek olandır. )
( Doğru kendini öne sürmez, o sahtenin sahte olarak görülmesi ve reddedilmesinde yatar. Zihin, sahte olan tarafından kör edilmişken, doğruyu aramak yararsızdır. Doğru olanın sezilebilmesi için önce sahtenin tamamen temizlenip yok edilmesi gerekir. )
( Sahte olanın keşfedilip terk edilmesi, gerçek olanın zihne girişini sağlar. )
( Sahte olanın yıkımı, şiddet değildir. )
( Sahte olanın reddi, özgürleştirici ve enerji vericidir. )
( Sahte olan "Ben-im" duygusu değil, fakat kendinizi ne sandığınızdır. )
( The false is limited in time and space and is produced by circumstances.
It is the nature of the false that it appears real for a moment.
You cannot destroy the false, for you are creating it all the time.
To see the false as false and abandon the false brings reality into being.
It is the discarding the false that opens the way to the true.
What you see as false, dissolves.
Once you understand that the false needs time and what needs time is false, you are nearer the Reality, which is timeless, ever in the now.
It is the clinging to the false that makes the true so difficult to see.
Reality is common to all. Only the false is personal.
The false dissolves when it is discovered.
The discovery and abandonment of the false remove what prevents the real entering the mind.
The destruction of the false is not violence.
Renunciation of the false is liberating and energizing.
It is not the "I am" that is false, but what you take yourself to be. )

- SINIRSIZ ile SONSUZ
( Mekânda. İLE Zamanda. )
( Bir gövdede odaklanmış sonsuz olansınız. )
( Sonsuz bölünemez. )
( Sonsuz sonsuzdan büyük ya da küçük olamaz. )
( Sonsuzluk nicelik değildir. )

- AYRILMA ile AYRIŞMA

- SİGORTA[İt.] ile REASÜRANS[Fr.]
( Bir şeyin ya da birinin, herhangi bir yönden, ileride karşılaşabileceği zararı gidermek için, önceden ödenen önödeme karşılığında, bu işle uğraşan kuruluşla yapılan bağlnatı sözleşmesi. | Bu tür sözleşmeleri yapan şirket. | Özellikle elektrik devresinde, akım çok güçlü olduğunda, eriyerek, güvenliği sağlayan, kazayı önleyen nesne ya da düzenek. İLE Bir sigorta ortaklığının, sigorta ettiği paranın bir bölümünü, olabilecek zarara karşı, başka bir ortaklığa yeniden sigorta ettirmesi işi. )

- AYRINTI ile İNCELİK

- TANIM ile/ve KANIT

- KANIT ile/ve KAYNAK

- KURUCU KLÂSİK ile BÜYÜK SENTEZ KLÂSİĞİ ile MEDENİYETLERİ YATAY/DİKEY(/HEM YATAY, HEM DİKEY) KESEN KLÂSİKLER

- YASA ile YÖNETMELİK

- USULSÜZ/LÜK ile HAKSIZ/LIK

- ÇEŞİT ile/ve DİSİPLİN

- DENGE ve ADÂLET

- CEZA TÜZESİ(HUKUKU) ile/ve/değil ÖZGÜRLÜKLERİN TÜZESİ(HUKUKU)

- SUÇ ile KAZA

- SUÇ ile/ve İHLÂL

- "SUÇLAMA" ile/değil/yerine TESPİT

- !SAVAŞ ile/ve/değil/yerine SAVAŞIM

- [ne yazık ki]
!SABOTAJ[Fr.]
ile !KOMPLO[Fr.] ile !KUMPAS[Fr.] ile !MANİPLE[Fr.]
( Baltalama. [Fransa'daki işçilerin, haklarını almak/savunmak üzere tepki olarak ayaklarındaki saboları[tahta ayakkabı], makinelerin içine atmasıyla] İLE Birine, bir kuruluşa karşı, toplu olarak alınan, gizli karar. | Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir tasar. İLE Dizicilerin, harfleri, satır durumuna getirirken, içine yerleştirdikleri ayarlanabilir demir yuva. | Gizli bir iş, düzen hazırlamak. İLE Telgraf imlerini göndermek için bir devredeki akımı kesmekte ya da yeniden vermekte kullanılan aygıt. | Roma ordusunda, 60 ya da 120 erden ibaret bölük. | Bazı papazların ayinlerde sol kolun bileğine yakın taktıkları süslü şerit. )

- GÜNAH ile AYIP

- "AYIP" ile/ve/değil/yerine SAÇMA

- AYIP ile/ve/< ISTIRAP

- NEDEN ile KANIT
( Tek kanıtınız kendinizsiniz. )

- KOLAY ile/ve UYGULAMA/PRATİK
( ÂSÂN ile/ve ... )

- "ZOR" değil/yerine/< KOLAY DEĞİL

- [ne yazık ki]
!HİLE[Ar.]
ile !ŞİKE[Fr. CHIQUE]
( Birini aldatmak, yanıltmak için yapılan düzen, dolap, oyun, ayak oyunu, alavere dalavere, desise, entrika. | Çıkar sağlamak için bir şeye değersiz bir şey katma. İLE Bir spor karşılaşmasının sonucunu değiştirmek için maddi ya da manevi bir çıkar karşılığı varılan antlaşma. | Bir çıkar karşılığı, uzlaşarak bir iş yapma, aldatma. )

- PRATİK/TATBİK/AT ile UYGULAMA

- BASİTLEŞTİRME ile/ve/değil DÜŞÜNCE

- ÖZELLİK ile/ve GÜZELLİK

- ÖZELLİK ile NİTELİK

- ÇÖZÜM ile ÇARE
( Genel ya da kavramsal bir olguya işaret eder. İLE Belirli bir olgu ya da soruna işaret eder. )
( Çare/ler...
Bbiledegil.blogspot.com.tr/2015/02/careler.html )

- ÇÖZÜM ile YANIT
( Geciken yanıt yanlış yanıttır. )
( Bir sorunun doğru çözümü, onun ancak evrensel, tarafsız bir araştırma ve sorgulama içinde çözümlenmesiyle bulunabilir. )
( Her sorunun kökeni geçmişte, çözümü gelecektedir. )

- ÇÖZÜM ile İDEAL

- ÇÖZÜMLEME ile/ve RAHATLATMA

- ÇÖZÜMLEME ile/ve ÖZGÜRLEŞTİRME

- ÇÖZÜMLEME ile/ve SERİMLEME

- ÇÖZÜMLEME/ANALİZ ile/ve ELEŞTİRİ

- ÇÖZÜMLEME ile ETKİLE(N)ME

- ÇÖZÜMLEME ile ÇÖZÜM

- YALAN ile KITIR
( ... İLE Uydurma söz. )

- VERMEK/ALMAK ile PAYLAŞMAK
( Paylaşmak, zevki bir kat artırır. )

- KATILIM ile/ve PAYLAŞIM

- PAYLAŞIM ile/ve DAYANIŞMA

- PAYLAŞMAK ile/ve BÖLÜŞMEK

- "HAVA ATMAK" ile/değil/yerine PAYLAŞMAK

- YAYMAK ile PAYLAŞMAK

- SERGİLEMEK ile PAYLAŞMAK

- GÖSTERİ(M) ile PAYLAŞIM

- YOĞUNLUK ile/ve PAYLAŞIM

- ARAMAK ile/ve PAYLAŞMAK

- ALANINI TANIMAK ile/ve PAYLAŞIM

- PAYLAŞILABİLEN ile ÖZEL OLAN
( SİHAN: Hisseler. )

- PAYLAŞILABİLECEK ile PAYLAŞILAMAYACAK

- DIŞAVURUM ile PAYLAŞIM

- PAYLAŞMAK ile/ve PASLAŞMAK

- "YAVAŞLA(T)MA" ile/ve/değil/||/<>/>/< AZAL(T)MA

- ÇOĞALTMAK ile/ve ARTIRMAK

- !TALAN[Fars.]/İHTİKÂR[Ar.]/ÇAPUL/PLAÇKA[< Arnavutça] değil/yerine/= !YAĞMA/VURGUN

- KARMAŞIK YAPININ DEĞERİNİ DÜŞÜRMEK ile/değil/yerine KARMAŞIK YAPIYI, BASİT/KOLAY ÇÖZÜMLE ÇÖZMEK

- DOGMA ile YARGI

- ÇEŞİT ile TÜR

- ÇEŞİT ile/ve YÖN

- TÜR ile NİTELİK

- DÂVÂ ile/ve DELİL ile/ve İSPAT
( BEYYİNE: Bir olayın doğruluğunu ortaya koyabilen yöntem. | Duruşma sırasında bir savı gerçekleştirmek için başvurulan belge, tanıt, tutamak, delil. )

- İŞARET ile DELİL

- DELİL ile/ve DAYANAK

- "ÜSTÜNDE DURMAMA" ile GEÇİŞTİRME

- DEVLET ile HÜKÜMET

- PAYLAŞILABİLENLER ile/ve PAYLAŞILANLAR

- VAROLAN [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- EVRENSEL [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- GENEL [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- ÖNCELİKLER [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- ASIL [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- ÖZGÜRLÜK [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- SESSİZLİK [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- DEĞERLER [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- AKIL [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- İYİ/GÜZEL DİLEKLER [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- NEZÂKET [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK/TEVÂZU [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- YARARLILAR [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- GEREKSİNİMLER [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- HAK/LAR [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- ADÂLET [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- TÜZE [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- HAKİKAT [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- SORUMLULUK [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
SORU [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
HAYIR! ve EVET! [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- YORUM [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- SÜREÇ [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- ÖNCESİ-SONRASI [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- AHLÂK [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- GELENEK-GÖRENEKLER [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- KÜLTÜRLER [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- KİMSESİZLER [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
ÇOCUKLAR [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
TARİH [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
ZAMAN [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
AN [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- DOĞA [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- GÖKYÜZÜ [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
SU [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- HAVA [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- ATEŞ [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- TOPRAK [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- BOŞLUK [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
YOL [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- ORTAM [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
ÇEVRE [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- ŞEHİR [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- EV [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- ODA [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- DÜŞÜNCE [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
SÖZ [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
DİL [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- DİN [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
FELSEFE [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
İLİM [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
İRFAN [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- DUYGU [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- SEVGİ [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- "KALP" [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- VİCDAN [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
ERDEMLER [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- YETENEK [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
KAN [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- ÖRGENLER [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
BELLEK [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- GÜZELLİK [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- ANLAM [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- DENEY [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- DENEYİM [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- TAD [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- HAYAL [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- ÜMİT/UMUT [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- ISTIRAP [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- TEKLİF [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- BİLGİ [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- BAKIŞ AÇISI [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- MİRAS [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- KÂR [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
PARA [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- MAL/EŞYA [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- ARAÇ [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
SOFRA [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- YİYECEK/İÇECEK [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
KİTAP [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- YATAK [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- SABUN [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
GÖVDE/BEDEN [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- YENİ [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- SÜRPRİZ [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- KATILIM [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- İLERLEME [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- DELİLLER [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- ÜRÜN [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- İŞ [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- MAYA [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- MAKAM [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- RİSKLER [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
MİZAH [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- ZANAAT [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
SANAT [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
YAZIT [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- YAYIN [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- YAYIM [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- BULUŞ [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- GÖSTERGE [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- BİLGİSAYAR [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- OYUNLAR [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- TÖRENLER [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- VAKIFLAR [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- DERNEKLER [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
AYNI ÖĞÜNDE YENEBİLENLER [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- PAYLAŞIL(A)MAYANLAR

- PAYLAŞILMAYANLAR ile/ve PAYLAŞIL(A)MAYANLAR [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- VAROLAN [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- AKIL [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- GÖRÜNMEYEN [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- SESSİZLİK [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- ÖZEL [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- GEREKSİZ [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- YENİ [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- ULAŞIL(A)MAYANLAR [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- SÖZ [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- SIR [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- MAKAM [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- VATAN [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- ORTAM [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

-
ÇEVRE [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- ŞEHİR [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- EV [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- ODA [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- EŞ/SEVGİLİ [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- AŞK [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- GÜÇ [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- (BAZI/ÇOK) ÖZEL DURUMLAR [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- (BAZI/ÇOK) ÖZEL BİLGİLER [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- (BAZI/ÇOK) ÖZEL EŞYALAR [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- MASTÜRBASYON [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- YALNIZLIK [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- KUŞKU/ŞÜPHE [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- KORKU/KAYGI [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- BİLGİSAYAR [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- TIRNAK MAKASI [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- TRAŞ BIÇAĞI, JİLET [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- HAVLU [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

-
AYNI ÖĞÜNDE YENMEMESİ GEREKENLER [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- HEM/NE PAYLAŞILANLAR/PAYLAŞILABİLENLER, HEM/NE PAYLAŞIL(A)MAYANLAR

- VAROLAN [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- AKIL [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- DÜŞÜNCE [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
SÖZ [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
DİL [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- DİN [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
FELSEFE [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
İLİM [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
İRFAN [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- DUYGU [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- SEVGİ [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- YENİ [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- MAKAM [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- VATAN [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- TOPRAK [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
SU [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
KAN [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- ÖRGENLER [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
(TOPLUMSAL) BELLEK [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- ÖZEL [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- AŞK [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- EŞ/SEVGİLİ [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- (BAZI/ÇOK) ÖZEL DURUMLAR [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- (BAZI/ÇOK) ÖZEL BİLGİLER [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- (BAZI/ÇOK) ÖZEL EŞYALAR [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- MASTÜRBASYON [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- GÜÇ [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- DENEYİM [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- TAD [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- HAYAL/FANTEZİ [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- ÜMİT/UMUT [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- ISTIRAP [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- TEKLİF [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- BİLGİ [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- BAKIŞ AÇISI [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- MİRAS [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- KÂR [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
PARA [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- MAL/EŞYA [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- ARAÇ [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
SOFRA [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- YİYECEK/İÇECEK [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
KİTAP [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- YATAK [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- KATILIM [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- İLERLEME [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- DELİLLER [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- ÜRÜN [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- İŞ [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- YALNIZLIK [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- KİMSESİZLER [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
YAŞLILAR [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
ÇOCUKLAR [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
TARİH [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
ZAMAN [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
AN [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- YAYIN [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- YAYIM [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- BULUŞ [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- GÖSTERGE [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- BİLGİSAYAR [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- OYUNLAR [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- TÖRENLER [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- VAKIFLAR [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- DERNEKLER [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- KUŞKU/ŞÜPHE [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- KORKU/KAYGI [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- BİLGİSAYAR [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- TIRNAK MAKASI [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- TRAŞ BIÇAĞI, JİLET [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- HAVLU [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- PAYLAŞILABİLENLER ile/ve PAYLAŞILANLAR

- VAROLAN [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- EVRENSEL [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- GENEL [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
ÖNCELİKLER [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- ASIL [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- ÖZGÜRLÜK [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- SESSİZLİK [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- AKIL [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- İYİ/GÜZEL DİLEKLER [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- YARARLILAR [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- GEREKSİNİMLER [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
SORU [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
HAYIR! ve EVET! [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- YORUM [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- SÜREÇ [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- KÜLTÜRLER [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- TARİH [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
AN [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- DOĞA [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
SU [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- HAVA [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- TOPRAK [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- BOŞLUK [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
YOL [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- ORTAM [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
ÇEVRE [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- ŞEHİR [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- EV [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- ODA [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- DÜŞÜNCE [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
SÖZ [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
DİL [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- DİN [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
FELSEFE [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
İLİM [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- DUYGU [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- SEVGİ [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- VİCDAN [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- YETENEK [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
KAN [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- ÖRGENLER [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
BELLEK [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- GÜZELLİK [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- ANLAM [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- DENEY [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- DENEYİM [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- TAD [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- HAYAL [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- TEKLİF [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- BİLGİ [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- MİRAS [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- KÂR [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
PARA [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- MAL/EŞYA [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- ARAÇ [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
SOFRA [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- YİYECEK/İÇECEK [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
KİTAP [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- YENİ [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- KATILIM [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- İLERLEME [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- DELİLLER [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- ÜRÜN [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- İŞ [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- MAYA [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- MAKAM [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- RİSKLER [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
MİZAH [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
YAZIT [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- YAYIN [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- YAYIM [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- BULUŞ [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- GÖSTERGE [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- BİLGİSAYAR [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- OYUNLAR [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- VAKIFLAR [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- DERNEKLER [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
AYNI ÖĞÜNDE YENEBİLENLER [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- PAYLAŞIL(A)MAYANLAR

- PAYLAŞILMAYANLAR ile/ve PAYLAŞIL(A)MAYANLAR [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- VAROLAN [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- AKIL [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- GÖRÜNMEYEN [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- SESSİZLİK [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- ÖZEL [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- GEREKSİZ [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- YENİ [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- ULAŞIL(A)MAYANLAR [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- SÖZ [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- SIR [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- MAKAM [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- VATAN [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- ORTAM [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

-
ÇEVRE [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- ŞEHİR [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- EV [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- ODA [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- EŞ/SEVGİLİ [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- AŞK [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- GÜÇ [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- (BAZI/ÇOK) ÖZEL DURUMLAR [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- (BAZI/ÇOK) ÖZEL BİLGİLER [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- (BAZI/ÇOK) ÖZEL EŞYALAR [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- MASTÜRBASYON [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- YALNIZLIK [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- KORKU/KAYGI [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- BİLGİSAYAR [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- TIRNAK MAKASI [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- TRAŞ BIÇAĞI, JİLET [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- HAVLU [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- HEM/NE PAYLAŞILANLAR/PAYLAŞILABİLENLER, HEM/NE PAYLAŞIL(A)MAYANLAR

- VAROLAN [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- AKIL [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- DÜŞÜNCE [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
SÖZ [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
DİL [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- DİN [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
İLİM [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- SEVGİ [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- YENİ [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- MAKAM [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- VATAN [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- TOPRAK [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
SU [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
KAN [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- ÖRGENLER [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- ÖZEL [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- EŞ/SEVGİLİ [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- (BAZI/ÇOK) ÖZEL DURUMLAR [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- (BAZI/ÇOK) ÖZEL BİLGİLER [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- (BAZI/ÇOK) ÖZEL EŞYALAR [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- GÜÇ [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- DENEYİM [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- HAYAL/FANTEZİ [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- TEKLİF [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- BİLGİ [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- KÂR [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
PARA [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- MAL/EŞYA [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- ARAÇ [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
SOFRA [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- YİYECEK/İÇECEK [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
KİTAP [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- İLERLEME [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- İŞ [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- YALNIZLIK [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
YAŞLILAR [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
TARİH [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
AN [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- YAYIN [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- YAYIM [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- GÖSTERGE [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- BİLGİSAYAR [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- OYUNLAR [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- VAKIFLAR [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- DERNEKLER [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- BİLGİSAYAR [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- TIRNAK MAKASI [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- TRAŞ BIÇAĞI, JİLET [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- HAVLU [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- CAHİLİN AĞLAYIŞI ile/değil/yerine ÂLİMİN AĞLAYIŞI

- OLGUN ile/ve/<>/+ YETKİN

- UYGAR/MEDENÎ ile MODERN

- İNANMA +/+/+ BİLME +/+/+ DÜŞÜNME +/+/+ GÜZELLİK
( Din. + Bilim. + Felsefe. + Estetik. )

- KIŞKIRTMA ile/ve/</değil/yerine TETİKLEME

- ATIŞTIRMAK değil/yerine NİTELİKLİ BESİNLERİ, YAVAŞ YEMEK

- KELÂM ve FIKIH ve İRFAN

- OMURGALI ile/ve BİR DURUŞU OLAN/OLABİLEN

- HEYÛLA ve/<> SÛRET ve/<> ŞEKİL ve/<> NİTELİK

- AŞIRI ŞÜPHECİ/LİK ile/ve/> SARLDIRGAN/LIK

- KINAMA ile TENKİD

- İLTİFAT ile/ve ONAY

- YOK OLACAK OLAN ve/<> YOK HÜKMÜNDE DE OLABİLİR

- İHTİYÂR SAHİBİ (OLMAK/OLAN) ile/ve/<>/|| TASARRUF SAHİBİ (OLMAK/OLAN)

- KONUYU:
"HAFİFLETMEK"
ile "SULANDIRMAK"

- KOPUKLUK ve/< GÜVENSİZLİK

- "... YAPMAYA ÇALIŞMAK" ile/ve/değil/yerine ÇABA

- ACIMAK ile KAYGILANMAK

- MADDÎ İKRAM ile/ve/<>/|| MANEVÎ İKRAM
( Anımsayamayabilirsiniz. İLE/VE/<>/|| Unutmazsınız. )

- ÇOK TERBİYESİZ ile ÇOK TERBİYELİ
( İkisi de çok tehlikelidir. )

- AKIL ile/ve/> ÂKİL
( ... İLE/VE/> Kendi "aklını", evrenin aklıyla birleştirmiş/bütünleştirmiş kişi. )

- SUÇLAMAK ile/değil/yerine ELEŞTİRMEK

- ANLAYIŞLI ile/ve/değil FEDÂKÂR

- DUYUMSAMAK ile/ve/<> KABUL ETMEK

- KORKU ile/ve/<>/değil ÇARESİZLİK

- KİM OLDUĞUN ile/ve/ADAM OLUP OLMADIĞIN

- ADAM OLUP OLMADIĞIN ile/ve/>/değil NE KADAR ADAM OLDUĞUN

- SİMGESEL YAPI(/BİLİNÇ) ile/ve/<> KAVRAMSAL YAPI(/BİLİNÇ)
( Mahal. İLE/VE/<> Mekân. )
( Yaşanır. İLE/VE/<> Kuşatır. )
( Açıklanamaz.[Anlamlandırılır.] İLE/VE/<> Açıklanabilir. )

- [ne yazık ki]
İŞGÜZÂR/LIK
ile/ve/<> BOŞBOĞAZ/LIK

- TEPKİSİZLİK ile/ve/<> HAZIR-YANITLI OLAMAMA KAYGISI

- [ne yazık ki]
BENCİL/LİK
ile/ve/<>/değil SORUMSUZ/LUK

- DÜŞÜNCEYİ:
SÖZDE/YAZIDA BIRAKMAK
ile/değil/yerine UYGULAMAYA SOKMAK
( Bir düşüncene(/düşünceye/ilkeye/mirasa), ancak, sen sahip çıkarsan (uygular ve devam ettirirsen), bir anlam/değer kazanır/sın ve/veya kazandırır/sın. )

- ÖĞRETMENİN/HOCANIN SAĞLAYABİLECEKLERİ:
EMNİYETİ SAĞLAMAK
ile/ve BAŞLANGIÇTA UYGUN OLAN(LAR)I SUNMAK

- ÖVGÜ(MEDH) >< YERGİ(TENKİD)

- İŞLEV ile/ve/<> BİÇİM ile/ve/<> NİTELİK

- ALDATMAK ile "NUMARA ÇEKMEK"

- BİR ŞEYİN(DÜŞÜNCENİN/EYLEMİN):
EGEMEN OLMA(MA)SI
ile/ve/değil/<> ÖNÜMÜZE GEÇME(ME)Sİ

- ÖZELEŞTİRİ ile/ve/<> TÖVBE
( Değişmeye çalışmak. İLE/VE/<> Değişmek. )

- GÖNÜL ve/=/<> HAKİKAT

- BİR KONUYU/OLGUYU:
KENDİNE(BANA) GÖRE DÜŞÜNMEK/ÇÖZÜMLEMEK/YORUMLAMAK
ile/ve/değil/yerine O KAVRAMI (/N İÇİNDE) KONUŞMAK

- DÜŞÜNME/KONUŞMA:
"OLANAK(LI/SIZ)"
ile/ve/değil/yerine VAROLAN

- ZEKÂ ve/<> SORUMSUZLUK

- HARÂMÎ/KORSAN[İt./Lat. < KORSO] ile/ve IZBANDUT[İt. < Cerm.] ile/ve EŞKIYÂ/PİRAT
( Bir devletin koruması altında ve uluslararası kurallara göre tâbi olarak hareket eder/di. İLE/VE Görünüşü ve davranışı ile korku veren, iriyarı adam. | Rum korsanlarına verilen ad. İLE/VE Deniz haydutu. )
( Haksız saldırıları dava etme olanağı/hakkı söz konusudur. İLE/VE ... İLE/VE Hiçbir hak söz konusu değildir. )

- NEFS ile/ve/<> KAN

- ISTIRAP ve/<> OLGUNLUK

- NESNEL KAVRAM/LAR ile/ve/<> BİLGİ İÇEREN KAVRAM/LAR
( Açıklanırlar. İLE/VE/<> Anlamlandırılırlar. )

- İNSANIN/KİŞİNİN:
TENSEL VAROLUŞ/U
ile/ve/<> TİNSEL VAROLUŞ/U
( Belirlilik. İLE/VE<> Ereklilik. )

- ŞU/BU "OLMAK" ile/ve/<>/değil/yerine İNSAN OLMAK

- "ANLADIM" değil "PEKİ" / hmmm
( [belirsiz/bilinmeyen bir şeyin sorulması/konuşulması durumunda] Belirsizliğe/bilinmeyene verilecek yanıt, "peki[pekiyi]" ya da "hmmm"dır. )

- "YOKTU" değil KAYITLARDA YOK/BULUNMUYOR

- YETENEK ve/<> AYRICALIK

- PİŞKİN/LİK ile/ve/değil/yerine EMİN/LİK

- HASTALIĞI, ZİHİN/DÜŞÜNCE GÜCÜYLE:
"İYİLEŞTİRMEK"
ile/ve/<>/değil/yerine İLERLEMESİNİ ENGELLEMEK

- KİBİR ile/ve/<>/değil BAĞIMLILIK
( Kibir, kişinin, sahip olduklarını, "hak etmediği" korkusundan kaynaklanır... )

- KONUŞMAK ve/<>/|| PAYLAŞMAYA DEĞECEK BİR ŞEY
( Paylaşmaya değecek bir şey buluncaya kadar konuşma! )

- MÛCİT/KÂŞİF ile/ve/<>/değil GELİŞTİRİCİ

- "ÜSTÜN" İNSAN değil OLGUN/YETKİN/KÂMİL KİŞİ

- MÂRUZ KALMAK ile/ve/<>/değil TÂBİ TUTULMAK

- ÖLÇEK ile/ve/<> NİTELİK

- YALIN/LIK ile/ve/<> ZARİF/ZARÂFET

- DOĞRU ile/ve/<> İSPATLANAMAYAN

- İNKÂR ile/ve/değil İSPATLANAMAMA

- KUR'AN-I KERÎM:
TEVHİD
ile/ve/<> HAŞR/ÂHİRET ile/ve/<> NÜBÜVVET ile/ve/<> İBÂDET ve ADÂLET

- ÇÖZÜLME ile/değil ÇÖZÜMLEME

- CÂHİL ile/değil/yerine ÂLİM ve ÂRİF
( Kişiyi, hedef yapar. İLE/DEĞİL/YERİNE Kişiye hitap eder. )
( Bilmeyenle/câhille oturup pekmez yiyeceğine, bilenle oturup kuru ekmek ye. )
( "Keser atar." İLE/DEĞİL/YERİNE Temkinli/ihtiyatlı konuşur. )
( [Her sözünde] Kendini aklar. İLE/DEĞİL/YERİNE Kendini yoklar. )
( "Cahil" dediğimizde, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir.

Yoksa, okumuş olanlardan, en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okuma bilmeyenlerden de hakikati gören, gerçek âlimler çıkabilir. )
( [Hatasını gösterdiğinde ...] Küfür ve hakaret eder. İLE/DEĞİL/YERİNE Teşekkür eder. )
( (Kendi) "Sonuçlar"/ı ile hareket eder. İLE/DEĞİL/YERİNE Süreçleri bilir ve takip eder. VE Hem süreç, hem sonuç birliği ve bütünlüğüyle hareket eder. )

- MUAF ile/ve/<> MASUM

- KİŞİ ile/ve/<> İNSANLIK
( Kişileri, ayrı ayrı sevemeyenler, -çarpıtarak- "insanlık" kavramına "sığınırlar". )
( Seni sana emanet edemiyorsak, insanlığı nasıl emanet edelim?! )

- İTİRAZ (ETMEK) ile/ve/<>/değil/yerine SORU (SORMAK)

- EN ÇOK ŞEYE SAHİP OLMAK ile/değil/yerine/>< EN AZ ŞEYE GEREKSİNİM DUYMAK
( Sahip olmadığı şeylere üzülmeyen ve sahip olduklarına sevinen kişi, akıllı biridir. )
( Ne kadar az şeye sahip olursak, o kadar az şey, bize "sahip olur". )

- PİŞMANLIK ve/<>/=/|| TÖVBE

- BİRBİRİNİ:
BİLMEK
ile/ve/<>/değil/yerine ANLAMAK
( Dinlemeyi/görmeyi/okumayı gerektirir. İLE/VE/<>/DEĞİL/YERİNE Tanışmayı gerektirir. )

- MARDİN ÇÖREĞİ ile/ve/<> PAYLAŞIM

- TÜKETİCİ ile/ve/<>/değil/yerine UYGULAYICI

- SÖMÜRÜ ile/ve/<> DAYATMA

- TAHKİR ile/ve/> TAHRİK
( Aşağılama, onur kırma, onuruna dokunma. İLE/VE/> Eşeysel isteği, duyguları uyandırma, artırma. | Bir kişiyi, kötü bir iş yapması için harekete geçirme, kışkırtma. | Yola çıkarma, hareket ettirme, kımıldatma. )

- UTANMA:
BAŞKALARINDAN
ile/ve/<>/değil/yerine KENDİNDEN

- SAF HAKİKAT ile/ve/<> EBEDÎ ÖZ

- İSTİSMÂR[< SEMERE] ile/ve/<>/değil SÛ-İ İSTİ'MÂL[< AMEL | çoğ. İSTİ'MÂLÂT]
( İşletme, yararlanma. | Sömürme. İLE/VE/<>/DEĞİL Kötü/yersiz/yolsuz kullanma. )
( )

- USTALIKLA ile/ve/<> USÛLÜNCE

- KERÂMET ve/<> SAADET
( İlmin ikramları. )

- YÜZSÜZLEŞMEK değil/yerine YÜZLEŞMEK
( Ya hatalarınızla yüzleşirsiniz ya da hatalarınızla yüzsüzleşirsiniz. )

- DOĞRU/YANLIŞ ile/ve/değil/yerine EN AZ YANLIŞ
( Bazen/bazı durum/konu/olaylarda, doğru ya da yanlış üzerinden değil, en az yanlışı düşünerek[hesaplayarak, göze alarak] hareket etmek, karar almak durumunda/zorunda kalabilir/olabilirsiniz. )

- HİÇKİMSEYLE KONUŞ(A)MAYACAĞIN/PAYLAŞ(A)MAYACAĞIN DÜŞÜNCELER/SÖZLER[KONULAR, OLAYLAR, OLGULAR, KAVRAMLAR] ile/ve/<> KENDİNİN (BİLE) DÜŞÜNMEK İSTEMEYECEĞİN DÜŞÜNCELER/SÖZLER[KONULAR, OLAYLAR, OLGULAR, KAVRAMLAR]

- İYİ ile/ve/<> GÜZEL
( Ayrıntıdır/ayrıntılardadır. İLE/VE/<> Bütündür/bütünlüktedir. | İyilerin biraradalığı/toplamıdır. )

- UYGULAYICI ile/ve/<>/|| UYGULATICI
( Sanatçı, hem uygulayıcı, hem uygulatıcı olabilmelidir. )

- OLUMLU ile "OLGUN"

- ÇIKAR >< GÜZEL/LİK

- AHLÂKIN GÜZELLEŞMESİ ile/ve/<> RIZKIN GENİŞLEMESİ

- SORUŞTURMA ile/ve/<> KOVUŞTURMA/KOĞUŞTURMA/TA'KÎBÂT

- ABES ile/ve/<> AYIP

- HABERLEŞMEK ile/ve/değil HABERDAR ETMEK

- DÜŞÜNME ile/ve/<> SİMGESEL DÜŞÜNME
( ... İLE/VE/<> Sayın Metin Bobaroğlu'nun, Simgesel Düşünme adlı kitabını okumanızı salık veririz. )

- MİSAFİR ile/ve/<>/değil/>< MUKÎM[< KIYÂM]
( 72 saat boyunca ağırlanan kişi. İLE/VE/<>/DEĞİL/>< Oturan, ikâmet eden. | 72 saatten daha uzun süre kalan misafir/kişi. )

- ZİHNİYET ile/ve/<> NİYET

- TÜZE(HUKUK) ve/<>/|| FİZİK

- "GEREKSİZ (YERE)" HARCAMA/MASRAF ile/ve/<>/değil/yerine FAZLA HARCAMA/MASRAF

- UYARLAMAK ile/değil UYGULAMAK

- ÖZGÜR ile/ve/değil ÖZGÜVENLİ

- "SAPKIN" ile/değil/yerine ÇAPKIN

- KENDİNİ HAKLI ÇIKARAN >< DÜRÜST
( Kendini haklı çıkaran, dürüst değildir. )

- "SAHİP ÇIKMAK" ile/ve/değil PAYLAŞAMAMAK

- RIZÂ ve/< İKNÂ

- ÇEŞİTLEME ve/<> EŞİTLEME

- KALIP/LAR ile/ve/<> KABUL/LER
( Az bilenlerde/okumuşlarda. İLE/VE/<> "Çok" "bilenlerde"/"okumuşlarda". )

- HAKİKAT = GERÇEKLİK ve/+ ÇEŞİTLİLLİK(OLGUSALLIKLAR)
( TRUTH = REALITY and/+ VARIETY )

- YARGI ile/ve/<> ÇÖZÜM

- YAKINLIK ile/ve/<>/değil ACIMA

- SUSMAK ile/ve/<>/değil/yerine DÜŞÜNMEKTE OLDUĞUNU BELİRTMEK

- BİLGİ:
TAALLÜMÎ
ile/ve/<> NAZARÎ ile/ve/<> HADSÎ
( Dinleyerek, öğrenilerek. İLE/VE/<> Öğrendiğini, zihninde, öğrenilmiş bir dil içinde, yeniden üreterek, inşâ ederek. İLE/VE/<> Öğrenilmiş bir dil olmaksızın, soyut akılla kavranarak. )

- GENELLEME:
"GENİŞ DÜŞÜNMEK"
değil GEVİŞ GETİRMEK

- YETİŞKİN ile/ve/<>/değil YENİYETME

- TÖRE ile/ve/<>/değil/yerine TÜZE/YASA

- KANAAT ile/ve/değil/yerine KANIT

- UZLUK/EHLİYET/HAZAKAT ile/ve/<> DEĞİM/LİYÂKAT

- BAŞKALARINI DÜŞÜNMEK ile/değil/yerine BAŞKALARINI DA DÜŞÜNMEK

- KIZMAK ile/değil/yerine/< ÜZÜLMEK

- İNTİHAR ile/değil ÖTANAZİ["ÖTENAZİ" değil!]

- YETİ ile/ve/<> YETKİ

- KAVRAMSAL/LIK ile/ve/<> KURUMSAL/LIK
( Üst kavramlar, altındakileri örgütleyen kavramlardır. )

- KAVRAMSALLIK >< ÖZDEŞLİK

- DÜŞÜNMEK ile/ve/<>/= ETKİNLİK
( TEFEKKÜR ile/ve/<>/= FAALİYET )

- SÜREÇ ile/ve/<>/> (")SONUÇ(")
( Hiçbir nesne/kavram/olgu, taşıdığı/yansıttığı ada/olguya, kendine daha uygun bir ad/tanım bulunmasını olanaksızlaştıracak derecede bağlı değildir. )
( Süreci kavramadan, sonuçlar konuşulamaz!
Süreç düşünülmeden ve konuşulmadan, "sonuç"/lar konuşulamaz! )
( Sefer. İLE/VE/<>/> "Zafer". )
( Yargılama. İLE/VE/<>/> Yürütüm[infaz]. )
( Âlim ve âriflerin takibi, tutumu, ilgilendiği, odaklandığı, öncellediği. İLE/VE/<>/> Câhillerin, gençlerin, çocukların, toplumların, "güçlüler"in, yetersizlerin, eziklerin, kibirlilerin, kendini ya da başkalarını küçümseyenlerin, keyifçilerin, hazcıların, çıkarcıların, "avcı"ların, kozcuların, kumarbazların "tavrı", aradıkları, "öncelledikleri", saplandıkları, müşterisi ve bağımlısı oldukları. )
( Zihinleri/akılları devrede olanlar/tutanların ilgilendiği. İLE/VE/<>/> Duyguları ağır basanların duyarsızlığı/kayıtsızlığı. )
( Gerçekliklerle yüzleşebilenlerin ilgilendiği. İLE/VE/<>/> Beklenti(sin)de olanların uğraştığı/didiştiği. )

- KURAM/TEORİ ile/ve/<> UYGULAMA/PRATİK

- GENEL ile/ve/<> ÖZEL
( Beyan. İLE/VE/<> Örnek. )
( Zıtlar vardır fakat zıtlık yoktur. )
( Hastalık "yoktur", hasta vardır. )
( Bazen ve/ya da bazı durumlarda/koşullarda, bir ilke için "herkesten", bazen de bir kişi/insan için tüm ilkeler("imiz")den vazgeçebilmeliyizdir/vazgeçmeliyizdir! )

- BİLGİ/VERİ ile/ve/<> DÜŞÜNCE/FİKİR
( Bilgi/veri sahibi olmadan, düşünce/fikir sahibi olunmaz/olunmamalı! )

- HAK ile/ve/<> GÜVENCE

- ADÂLET ve/<> EHLİYET

- HAYATIN DEĞİŞTİRDİĞİ ile/ve/<>/değil/yerine HAYAT(LAR)I/NI DEĞİŞTİREN

- ENGELLİ (mi?) ile/değil ENGELLENEN (mi?)
( BOLLUK-KITLIK )

- NİYET ve/<>/= ABDEST

- HAK EDİŞ ile/ve/değil/> HAKKINDAN VAZGEÇEBİLMEK

- "OYUN" ile "DÜMEN"

- KONU/KAVRAM/DURUM:
TARTIŞILABİLİR
ile/ve/değil/yerine/< TARTIŞILMAYA DEĞER

- HAKİKAT ile HAKİKAT
( Temel. İLE Ayrım. )
( HAKİKAT: İlkesel tutum/bakış. )

- KÜLTÜR:
İÇGÜDÜ
ve/>/+ İÇTEPİ ve/>/+ DÜŞÜNCE ve/>/+ İNANÇ

- NEDENİNİ GÖRÜP:
GÖZARDI EDEN / KAYITSIZ KALAN(LARDAN OLMAK)
ile/değil/yerine GÖRDÜKLERİNDEN HOŞLANMAYANLARDAN OLMAK

- KARŞI KOYMAK ile/değil/yerine FARKINDALIK

- BOŞ DÜŞÜNCE ile/ve/<> KÖR TUTUM/DAVRANIŞ

- KİŞİ = MİRASSIZ

- ÖTEKİLEŞMİŞ/LİK ile/değil ÖTEKİLEŞTİRİLMİŞ/LİK

- "HAKLI" OLAN ile/değil/yerine AKLI OLAN

- UZUN KOLLU ile UZUN KOLLU ile/değil/yerine UZUN KOLLU
( Giyecek. İLE Hırsız. İLE/DEĞİL/YERİNE Uzaktan erişen/erişir. )

- (ONUN/SENİN) GÜZELLİĞİNE BAKMAK ile/değil/yerine GÜZELLİĞE BAKMAK

- RAKİP ile/ve/< KURBAN
( (gerektiğinde) Rakip olabilmek/olmak için kurban da olabilmelisindir. )

- SORGULAMA ile/ve/> DÜŞÜNCE/FİKİR AYRILIĞI

- YARGILAMAK ile/ve/değil/yerine/> YARLIGAMAK
( Bir karara varmak üzere davalı ile davacıyı dinlemek. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/> Birinin suçunu bağışlamak, mağfiret etmek. )

- VASİYET ile/ve/<> NASİHAT

- ZAYIF/LAR ile/değil/yerine/>< GÜÇLÜ/LER ile/değil/yerine/>< ZEKİ/LER
( İntikam alırlar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Affederler. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Umursamazlar. )
( [not] WEAK/S vs./and/but/>< POWERFULL/S vs./and/but SMART/S )
( SMART/S and POWERFULL/S instead of WEAK/S )
( [not] Revenges. vs./AND/BUT/>< Forgives. vs./AND/BUT Don't care. )

- FELSEFE:
DÜŞÜNME BAĞLAMI
ile/ve/<> BİLGİ TÜRÜ

- İNSAN/KİŞİ HAKLARININ:
TANINMASI
ile/ve/<> KORUNMASI ile/ve/<> GELİŞTİRİLMESİ

- TOPLUMSAL/LAŞMA ile KAMUSAL/LAŞMA

- "SUÇLAMAK" ile/değil/yerine DEĞERLENDİRMEK

- İKİNCİ/L EL(LER)DEN ÖĞRENMEK ve ÖĞRENMEMEK

- HUZUR ve/<> SEVİNÇ

- EŞİT/LİK ile/ve/değil EŞDEĞER/LİK

- ÖZERK/LİK ve/<> BİLİNÇLİ/LİK

- BAĞ:
ÖZERKLİK
ve/<> HAZIR OLMA ve/<> GÖNÜLLÜLÜK/RIZÂ ve/<> HAREKETE GEÇME/GEÇEBİLME ve/<> KURABİLME(SÜRDÜREBİLME/SÜREKLİLİK) ve/<> PAYLAŞIM ve/<> GÜÇ

- BİTİMLİ/LİK ile/ve/<> BİTİMLİLİĞİNDE(Kİ) BİTİMSİZ/LİK
( İnsan dışındaki her şey/kavram/olgu/durum. İLE/VE/<> İnsan. )

- YILDIRMA ile/ve/<> SİNDİRME

- ALGILAMA ile YARGILAMA
( Kültüre dayanır. İLE Uygarlığa dayanır. )

- HACC:
NİYET
ve/<> TERBİYE

- DÂVÂ değil/yerine/>< TERK-İ DÂVÂ

- MUHÂTARA/LI[< HATAR] ile NETÂME/Lİ
( Söyleşme, konuşma, birbirine hitap etme. | [mecaz] Çekişme. | Tehlike. | Zarar, ziyan, korku. İLE Gizli bir tehlikesi olduğu sanılan, tekin olmayan. | Başına sık sık kaza gelen. )

- CEMÂL GÖRMEK ve/<> KEMÂL BULMAK ve/<> RIZÂ DEVŞİRMEK

- FELSEFE:
İYİLİK
ve/<> GÜZELLİK ve/<> DOĞRULUK

- "DAĞ" OLMAK ile/değil/yerine "VADİ" OLMAK
( Yağmur yağar ama akar gider. İLE/DEĞİL/YERİNE Yağmuru toplar, göl olursun. )

- KARŞIT ile/değil MUHATTAB

- "ARSLAN" ve "KARTAL" ve "BOĞA" ve İNSAN
( Adâlet. VE Hikmet. VE Kudret. VE Muhabbet. )

- "MUTLAK" ile/ve/değil/yerine DÜŞÜNME BİÇİMİ

- AHLÂK ile EŞEYSELLİK(CİNSELLİK)

- OLGUN ve/||/=/<> ACIYA GÜLEBİLEN
( En olgun kişi/ler, acıya gülen(ler)dir. )

- "SOYLU" ve/||/=/<> İNSAFA GELEN
( En "soylu" kişi/ler, insafa gelen(ler)dir. )

- BAŞKA (BİR ÇÖZÜM) ile/ve/değil YENİ (BİR ÇÖZÜM)

- YARAMAK/YARAMAZ ile/değil YETMEZ/YETMEK

- (")SALLANTI(") ile (")SARSINTI(")

- BİLİP DE:
SUSMAK
ile SAKLAMAK

- BİLİP DE:
SUSMAK
ile KONUŞMAMAK

- İKTİBÂS ve MEHAZ[< AHZ | çoğ. MEÂHİZ]
( Ödünç alma. | Bir sözcüğü, tümceyi ya da bunların anlamlarını, olduğu gibi alma/aktarma. VE Bir şeyin alındığı, çıkarıldığı yer; kaynak. [Bir yapıt yazılırken başvurulan.] )

- NİYET ve/> ÂKIBET

- ŞERİA(T):
ANA NEHİR
ve TÜZE(HUKUK)

- "HAVA ATMAK" ile/değil/yerine PAYLAŞMAK

- DARGIN/LIK ile/ve KIRGIN/LIK

- BİLİNCİN:
DOĞASI
ile/ve/<> NİTELİKLERİ ile/ve/<> KÖKENLERİ ile/ve/<> İŞLEVLERİ

- İKİRCİK(TEREDDÜT) ile/değil DÜŞÜNÜYOR OLMAK

- İKNA OLMA(MA) ile "AKLINA YATMA(MA)"
( Kişileri kandırmak, kandırılmış olduklarına ikna etmekten daha kolaydır. )

- PAYLAŞIM ile/ve/<> SAYGINLIK

- ŞİKÂYET ile/ve/<> İHBAR

- "ART NİYETLİ OLMAK" ile/ve/<> "GÜNAHINI ALMAK"

- ŞERİAT EHLİ ile/ve TARİKAT EHLİ ile/ve/değil/yerine HAKİKAT EHLİ
( Sürekli, varlıktan bahseder. İLE/VE Sürekli, benlikten bahseder. İLE/DEĞİL/YERİNE Hiçliktedir. )

- HAKİKAT-İ MUHAMMED ve/=/<> ÖVÜLEN AHLÂK

- GÜZEL AHLÂK ve/=/<> İLİM

- DİLİ/Nİ ARINDIRMAK ve/<> DÜŞÜNCENİ/ZİHNİNİ ARINDIRMAK

- NÂİL OLMAK ile/ve/<> LÂYIK OLMAK/OLABİLMEK

- KAVRAM ile/ve/değil KAVRAM ÇİFTLERİ

- İDDİA ile/değil/yerine HAKİKAT

- TARİHİ DEĞER(İ OLAN) ile/ve/<> SANATSAL DEĞER(İ OLAN)

- HAK ve/<> HİKMET

- NİYET ile/ve/<> YÖNELİM/EĞİLİM//MEYL

- KİŞİNİN YETİŞMESİ ve/<> YETİŞMİŞ KİŞİ

- "GÜÇ" ile/değil/yerine/>< SEVGİ
( Amacınız zarar vermekse yeterlidir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Herşey için yeterlidir. )

- DOĞRUDAN SEN ile/ve/<> DOLAYLI SEN
( Kendin. İLE/VE/<> Çocuğun. )

- NEFSANİYET ile ŞEYTANİYET
( [Kötülüğü] Kendine yapan. İLE Başkalarına yapan. )

- YALAN ile HAKARET

- ARIYORSAN:
ELİNİ ÖPECEK
ve YAKASINA YAPIŞILACAK
( Kendi elini öp! VE Kendi yakana yapış! )
( ELİNİ ÖPECEK BİRİNİ ARIYORSAN, KENDİ ELİNİ ÖP!
YAKASINA YAPIŞILACAK BİRİNİ ARIYORSAN, KENDİ YAKANA YAPIŞ! )

- YASALAR:
İLÂHÎ
ile BEŞERÎ
( Herkese. İLE Belirli bir kesime. )

- YASA/KANUN ve/<> KORUMA
( Değişir. VE/<> Değişmez. )

- EVLİLİK ile/ve/değil KUTSAL EVLİLİK
( Bir başkasıyla. İLE/VE/DEĞİL Kendinle. )
( Gövdeyle. İLE/VE/DEĞİL Zihninde. )
( MÜTEEHHİL[< EHL]: Evlenmiş, evli, teehhül etmiş. )

- İNANÇ ile/ve/değil/yerine "BAKIŞ/GÖRÜŞ"

- LAİKLİK ve/<> ADÂLET

- AZAB ile/ve/<> HAZ

- ÖLÜM KORKUSU < GÖVDE ZANNI

- CÜZDAN(/LI) değil/yerine VİCDAN(/LI)

- KAVRAM ile/ve KURUM ile/ve KARŞILIK
( Zihinde. İLE/VE Toplumda. İLE/VE Gövdede. )

- EL ve/||/<> DUDAKLAR
( Eller, zihnin/beynin uzantısıdır. VE/||/<> Kişi/kişi, iki dudağında saklıdır.[1- Ne girmeyeceğini[Beslenme!]; 2- Ne çıkmayacağını[dilini/sözünü!] bilmelidir!] )

- MORİTANYA'DA/TROBRİAND ADALARI'NDA:
ATAERKİLLİK
ile/ve/değil/<> ANAERKİLLİK
( ... İLE/VE/DEĞİL/<> Moriler, anaerkil bir topluluktur.[Ancak kadın isterse boşanma gerçekleşir.] )

- HZ. MUHAMMED('İN):
"GÖLGESİ YOK/TU"
değil KENDİNİ GÖVDE OLARAK DÜŞÜNMEZ/Dİ

- (")İÇ(") ve/=/<> ZİHİN/DÜŞÜNCE

- İLGİ ve/> (DÜZGÜN) UYGULAMA
( İlgi bir kez uyandığında, düzgün uygulama onu izler. )

- EYLEM ve/<>/>< DÜŞÜNME

- HAKİKAT >< HURÂFE ile/ve/<> TARİHÇİ
( Hakikat gibi, hurâfelerin de, tarihçinin işine geleni vardır, gelmeyeni de. )

- İKİNCİL KAYNAKLARLA:
ÇÖZÜMLEME
değil/yerine BETİMLEME
( İkincil kaynaklarla, belki betimleyici(tasvirî) çalışmalar yapılabilir fakat çözümleyici(tahlilî) çalışmalar yapılamaz! )

- UZLAŞIM ve UNUTMA

- İZLENİM ile/değil YANILSAMA

- ADÂLET ve/<> HİKMET ve/<> DİN
( Üçü de, mülkün[egemenlik, yönetim ve siyaset] temelidir. )

- HIZLI ÖRGÜTLEN(EBİL)ME ile/ve/değil/<> NİTELİKLİ ÖRGÜTLENME

- NİYET ve/> GİRİŞİM

- GÜZELLİĞİN:
İDRAKİ
ile/ve/<> İFADESİ
( Ancak sendeki güzellik kadar. İLE/VE/<> Ancak sendeki güzellik kadar. )

- GÂZİ ile GÂZİ ile GAZÎ
( Savaştan, sağlam ya da (az/çok) yaralı çıkan. İLE Mustafa Kemal ATATÜRK İLE "Gezi" için gaz yiyen. )

- KORUMAK:
[hem] KİŞİYİ, KENDİNDEN
hem de DOĞAYI, İNSANDAN

- USÛLEYN:
USÛL-İ FIKIH
ile/ve/||/<> USÛL-İ DİN

- MEDENİYET ve/<> TEMEDDÜN
( Düşünülen ve konuşulanı içerir. VE/<> Aynı zamanda, yaşanılan ve yapılan süreci, sürekliliği içerir. )
( Olmuş, bitmiş örgü. VE/<> Sürekli örülmekte olan bir örüntü. )

- TAVIR ALMAK ile/ve/<> HAKSIZLIK ETMEMEK/ETMEDEN!

- SORUNLU "YASALARI":
REDDEDELİM
değil/yerine DEĞİŞTİRELİM

- FEDÂKÂRLIK değil/yerine HAK/LAR

- YASA ve/<> KOŞUL/LAR

- KAVRAM ve/<> BÜTÜN/LÜK

- ORANTISIZ ŞİDDET ve/<> ORANTISIZ GÜÇ

- BİRLİK:
DİLDE
ve/||/<> DÜŞÜNCEDE ve/||/<> İŞTE

- İSLÂM/MÜSLÜMANLIK ve/<> KAVRAMAK

- ŞARTLI TAHLİYE/SALIVERME ile/ve/<> DENETİMLİ SERBESTLİK

- ŞÂMİL[< ŞEML < ŞÜMÛL] ile/ve/<> KÂMİL[< KEMÂL]
( Topluma. İLE/VE/<> Kişiye/sana! )
( Genele. İLE/VE/<> Özele. )
( İçine alan, kaplayan, çevreleyen. İLE/VE/<> Tam, eksiksiz, bütün. | Olgun. | Bilgin, âlim. )

- SEVGİ ve/<> AHLÂK
( Sevgini ahlâka bağla, sevgi seni bulsun! )

- MAĞDUR ve/<> MAĞRUR
( Mağdur olan, mağrur olur. )

- KENDİNİN, HAKKIN YANINDA OLDUĞUNA İNANMAK ve/<> HAKKIN, SENİN YANINDA OLDUĞUNA İNANMAK

- ZAMAN VE KOŞULLARIN DEĞİŞİMİ ve/<> YASALARIN DEĞİŞİMİ
( Zamanın ve koşulların değişmesiyle birlikte yasaların da değişikliğe uğraması kaçınılmazdır.
Ezmanın tagayyürü ile ahkâmın tagayyürü inkâr olunamaz! )

- BİLMEK ile/ve/<> KUDRET SAHİBİ OLMAK

- AKLÎ BELİRLENİM (İLE) ile/değil SEZGİSEL DENEYİM (İLE)

- İLİM ve/<> HAKİKAT
( "Cahil" dediğimizde, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir.

Yoksa, okumuş olanlardan, en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okuma bilmeyenlerden de hakikati gören, gerçek âlimler çıkabilir. )

- İNAT (EDEN) ile/ve/değil/yerine/<> DİRENÇ/İHTİYÂR[< HAYIR] (GÖSTEREN)

- SOHBET ve/<> BAHANE(GÜZELLİK)

- BAHANE <> GÜZELLİK

- OLMAYAN MEYVEYE EL UZANMAZ ve/<> AŞILANMAYAN MEYVE TATLANMAZ

- DOĞAÇLAMA ve/=/<> MANEVİ BAĞ
( Doğaçlama, kişinin kendi manevi bağıdır. )

- AKIL ve/değil/<> MERHAMET
( Tüm dünya, sana hizmet etse doymazsın. VE/DEĞİL/<> Kişi[sen], dünyaya rahmet ederse(n), tüm dünya doyar. )

- "GÜZEL DEĞİL" değil BAKILIŞI (YETERİNCE) GÜZEL DEĞİL

- YARATICI İMGELEM ile/ve/<> KAVRAMSALLIK/GÖRÜNÜRLÜK

- SİMGESEL DÜŞÜNME ile/ve/> DÜŞÜNCENİN, KENDİNİ ÖRMESİ

- HER KAVRAM ve/<> HER KAHRAMAN(/KİŞİ)

- GÖZ:
GÜNEŞ
ve/<> GÜZELLİK

- TANIŞIKLIK ve/<> GÜVEN

- TÖRE ile/değil GELENEK
( Tarihsel deneyim. İLE/DEĞİL Toplumsal deneyim. )

- KUŞATMA/KUŞATICI ile KAPSAMA/KAPSAYICI

- KEMAL/OLGUNLUK ve/<> ÖZGÜR/LÜK

- SÛRETLERİ KAVRAMADA:
ZİHİN/AKIL
değil HAYAL

- TUPAMAROS ve/<> SOL DÜŞÜNCE
( 60'lı yıllarda, güç koşullarda yaşayan Uruguay'lı köylülerin, sendikalaşma hareketi olarak başlayıp, kentlerdeki sol düşünce ile birleşen örgüt. VE/<> ... )

- "O DÖNEMDE, ..." ile/değil "O DÖNEM DE, ..."
( Dahi anlamındaki "de" ayrı yazılır! Lütfen! Sadece biraz (daha) özen! )
( Konfüçyüs: "Eğer konuşulan dil doğru değilse, o zaman söylenilen şey, söylenilmek istenen şey olmaz. O zaman, yapılması gereken yapılmaz ve eğer işler yapılmadan kalırsa, maneviyat ve sanat bozulur. O zaman, adâlet, sahtekârlıkla yürür. Eğer bu olursa, kişiler kendilerini umutsuz bir karmaşanın içinde bulurlar. Bu nedenle, söylenilen şey, her şeyden önemlidir ve bu konuda dikkatsizlik yapılmamalıdır." )

- DEĞERLENDİRME YAPMAK ve/için/< HAKİKATLERİ BİLMEK

- (KENDİ KENDİNE) HÜKÜM VERMEK değil/yerine İSTİŞÂRE

- "HEYECANLAN(M)IYORUM" ile/ve/değil/yerine/<> "HEYECANI(MI) İÇİMDE TAŞIYORUM/TUTUYORUM"

- "ADÂLET YOK" ile/ve/değil/yerine/<> ADÂLET'İ, KENDİN/SEN (YAKIN ÇEVRENDE, OLANAKLARINDA) GERÇEKLEŞTİR (YAŞAT/İHYÂ ET)!

- CEHÂLET ve/<> ŞİDDET ve/<> BAĞNAZLIK

- BELÂ'DA:
ŞERİAT
ile TARİKAT ile HAKİKAT ile MÂRİFET
( Sabreder. İLE Rızâ gösterir, şükr eder. İLE Nedenini araştırır, ilmini yapar. İLE Hizmet eder. )

- KUR'ÂN-I KERÎM:
BAŞAT TAVIR
ile/ve/<> REVNAK[Fars.][: Parlaklık, güzellik, tazelik, süs.]

- BİREŞİM/TEVHÎD ve/<> HİZMET
( Hüvviyete/Allah'a bağlamak. VE Herkese ve her şeye. )

- RIZÂ ve/<> BÜTÜNCÜL(KÜLLÎ) BENLİK

- SANAT, GELENEKSEL UYGULAMANIN(RİTÜEL):
İÇİNDE
değil DIŞINDA

- İSPAT ile/ve/<> ŞÜPHESİZLİK

- ARI KAVRAM ve/<> AKIL

- YARGILAMA ile/ve/> YARGILANMA

- TÜZE/HUKUK ve/||/<> SABIR
( Hukuku bilen(/ler), sabreder. )

- DÜŞÜNME =/<> İÇ KONUŞMA
( İKİ BEN: İç konuşma, düşünme.
KONUŞMA: RUBÛBİYET )

- BULAŞMA ile/değil KONTAMİNASYON
( ... İLE/DEĞİL Temiz bir yüzeye, ortama ya da dokuya, başka bir ortamdan, kirliliğin taşınması. )
( Kontaminasyon Yeri [Mikroorganizma Sayısı]
Parmak Ucu [20 – 100 adet /cm²]
Eller [1.000 – 6.000 adet /cm²]
Kol [100 – 4.500 adet /cm²
Ayak [100 – 1.000 adet /cm²]
Tükürük [1 milyon – 100 milyon adet/ml]
Dışkı [Yüzlerce milyar adet/gram]
Burun Akıntısı [1 milyon – 10 milyon adet/ml] )

- BİLİMDE ve ADÂLETTE
( Doğrulanabilirlik değil yanlışlanabilirlik esastır. VE Şüpheden, sanık yararlanır. )

- !"SANIKTAN, KANIIA GİTMEK" değil KANITTAN, SANIĞA GİTMEK

- İDÂRÎ KOLLUK ile/ve/<> ADLÎ KOLLUK
( ... İLE/VE/<> Uzmanlık gerektirir. )

- TIP ile/ve/||/<> ADLÎ TIP

- TÜZE(HUKUK) ile/ve/||/<> ADLÎ TIP

- PARMAK İZİ ÖBEKLERİ(GRUPLARI):
ARCH
ile/ve TENTARCH ile/ve LOOP ile/ve DOUBLE LOOP ile/ve POCKED LOOP ile/ve WHORL ile/ve MIXED
( DAKTİLOSKOPİ[< Yun. DAKTYLOS: Parmak. | SKOPEIN: Gözlemlemek.]: Parmak izine dayanarak kimlik belirleme yöntemi. )
( 8'er alt grupları daha vardır. )

- YONUGİ ile/ve/<> KARENBİ ile/ve/<> GİNDO ile/ve/<> SEBU ile/ve/<> DEGOGO
( [görevleri] Şef ailesi. İLE/VE/<> Halkla ilişkiler. İLE/VE/<> Sağlık ve tıp. İLE/VE/<> Tüze ve adâlet. İLE/VE/<> Ticaret ve dış ilişkiler. )
( Mali'nin, Dogon bölgesindeki, Songo köyünde yaşayan kabileler. )

- KADEH ile/ve/değil/yerine PİSAGOR'UN KADEHİ
( ... İLE Ölçüyü kaybedersen, herşeyi/ni kaybedersin. )
( ... İLE İçine konulan şarabın, kadehin ortasındaki çıkıntının seviyesini geçmesiyle, fazla olanı değil kadehin içindeki tüm sıvıyı, altındaki deliklerden akıtır. [Nerede duracağını ve ne kadar içmesi gerektiğini bilmeyenler için ve sınırlarını öğrenmeleri için yapılmıştır.] )
( | )

- TEHLİKE ve/|| ÇÖZÜM

- ADÂLET ve/||/<> İHSAN

- KEMÂL ve/||/<>/< GÜZELLİK

- SEVGİ ve/||/<>/< RIZÂ

- ADÂLET ve/||/<>/< RIZÂ ve/||/<>/< BİLGİ/HABER
( Adâletin kaynağı da, hedefi de, durumdaki/olaydaki ilgili kişilerden birinin rızâsıdır. Adâlet, insanı ve rızâsını esas almaktır! [Tabii, rızâ da, en başta, (durumdan/olaydan/tespitten/(ön) "hüküm"den) haberdar etmekle başlar.] )

- HAYVANLAR (ÂLEMİ) ve/<> NE OLMADIĞININ/OLMAYACAĞININ GÖSTERGELERİ

- MANEVİYÂT:
KABALIKTAN
> ZARÂFET'E

- AHLÂK ve/<>/> GÜZELLİK

- ADÂLET ve/||/<> VİCDAN
( ... VE/||/<> Adâlet evi. )
( Her yerde, zamanda ve koşulda. VE/||/<> Zirvesinde.[İnsanda!] )

- BATKI/HÜSRAN ile PİŞMANLIK

- KIRILMA('DA):
İNCELİK('TEN)
ile/değil/<> KALINLIK('TAN)
( Her şey. İLE/<>/DEĞİL İnsan. )

- ÂDET ile/ve/<> ÖRF
( Davranışlarla ilgilidir. İLE/VE/<> Bilgiyle ilgilidir. )

- DÂVÂ ile/ve/değil/yerine HİZMET

- OLAN ile/ve/<>/||/hem de ÖLEN ile/ve/<>/||/hem de YANAN ile/ve/<>/||/hem de YENİLEN
( Hiçbirine, çözüm yoktur. )

- BİLGİ ve/||/<> KİŞİ
( Bilgi, kendine kayıtsız kalana acımaz. )

- İLİM SAHİBİ OLMAK ile/ve/<> YED-İ TÛL/TÛLÂ SAHİBİ OLMAK
( [bir konunun/alanın/şeyin] Öncesi ve sonrasını, içini ve dışını bilmek. | Terimlerini ve tarihçesini bilmek. İLE/VE/<> Bir alanda, tam ve çok geniş bilgi sahibi olmak. )

- "BİLİM" TERİMİ/KAVRAMI'NDA:
1924
ve/<>/< 1837
( Kuvantum kuramının ortaya çıkmasıyla, artık, bilim, önü açık, önceden kestirilemeyen bir düşünme tarzı olarak görülmeye başlamıştır. [Burada, büyük oranda, kast edilen, doğa bilimleri, özellikle de fiziktir.] VE/<>/< "History of Experimenatl Science"[William Whewels] eserinin yayımlanmasıyla, science[bugünkü anlamdaki bilim] terimi, tarihsel gelişimi de dikkate alınarak artık ayrı bir bilme yöntemi, tarzı olarak tanımlanmış ve kullanılmaya başlanmıştır. )

- SANSÜR[Fr.] değil/yerine/= DENETLEME/SIKIDENETİM
( Her türlü yayının, sinema ve tiyatro yapıtlarının, hükümetçe, önceden denetlenmesi. Yayın ve gösterilmesinin, izne bağlı olması, sıkıdenetim. | Denetleme işini yapan kurul. )

- ATİNA ve/<> SYNTAGMA MEYDANI
( Syntagma[Anayasa] Meydanı, Atina'nın merkezi kabul edilmektedir. )

- SÜLEYMAN'IN:
MÜHRÜ
ile/ve/<> SİMGESİ
( Beşgen. İLE Altıgen. )
( Kendi. İLE 6 ilke. [Eline, diline ve beline sahip ol! | İşine, aşına ve eşine sahip çık!] )

- ZEVK ile/>< ACI
( İkisi de inletir. )

- SENİ, SENDEN EDEN ile/değil/yerine SENİ, SEN EDEN

- "MUTLAK ÖZGÜRLÜK" >< EŞİTLİK ile/<> "MUTLAK EŞİTLİK" >< ÖZGÜRLÜK
( Özgürlük ve Eşitlik, genişlediği oranda, birbirini yok eder.
[ "Mutlak Özgürlük" diye bir şeyden bahsettiğimiz oranda "Eşitlik"ten,
"Mutlak Eşitlik" diye bir şeyden bahsettiğimiz oranda da, "Özgürlük"ten bahsedemeyiz. ] )

- "YOK ETMEK" ile/değil/yerine/>< YAŞATMAK
( Yoketmek yerine yaşatmak )

- "ARSIZLIK" ile/değil ACIMASIZLIK
( Arsız, "güçlü" olunca, haklıyı, suçlu çıkarır. )

- BİRİCİK/LİK ile/ve/<> PAYLAŞILAMAZ/LIK

- FARKINDALIK ve/<> ÜMİT
( Paylaş! VE/<> Aşıla! )
( Yeni yılda da, sağlıklı ve mutlu AN'lar yaşamak üzere, Farkındalık'larımızı paylaşıyor ve birbirimize, -en azından gülümseyerek :)- Ümit aşılamaya devam ediyoruz... :) )

- [ne/hem] "HAKLILIK" ile/ve/ya da/ne de/hem de/<>/>< KIZGINLIK
( Ne kadar (")haklı(") olduğumuzu zannetsek de, ne kadar kızgın olsak da,
bazı/çoğu durumu, sakinlikle ve akılla[/tüzeyle] çözerek -ve de en azından çözümleyerek- ilerlemek gerekir. )

- ORTAKLIK ile/ve/değil/yerine DAYANIŞMACI ORTAKLIK

- KÖTÜ/LÜK ile/ve/değil/<> KÖTÜLÜKLERE NEDEN/VESİLE OLAN
( Kendinden çok, başkalarından az isteyen bir kişi, kendini, kötülüklerden uzak tutar. )

- KANIT ve/<> SONSUZLUK

- KAVRAM ile/ve/<> FİLOZOF ÇIĞLIĞI

- DÜŞÜNMEMENİN BEDELİ(/YÜKÜ/AĞIRLIĞI) ile/değil/yerine DÜŞÜNMENİN "BEDELİ"
( Çoktur! İLE/DEĞİL/YERİNE Yoktur! )

- HAKİKAT ile YORUMLAR
( Vardır/yoktur. İLE Vardır. )

- ÂLİM <>/>< ZÂLİM
( Zâlim olan, âlim olabilir fakat zâlim olan, ârif ol(a)maz. )

- EVLİLİK:
GELECEĞİN TAAHHÜDÜ
değil İLİŞKİ SÜRESİNCE SÖZLEŞME
( Birlikteliğin toplumsallığı, kurumsallığı ve kuramsallığı olan "evlilik", [dişil ya da eril fark etmeksizin] İNSAN için, koşullara/olanaklara bağlı, itibarî olan ve [doğal koşullarda olmayanlar için ve özellikle kentlerde yaşayanlarda] zorunlu olmayan bir süreç ya da kabul olarak değerlendirilmektedir.

Eşeysel birlikteliğin, kentlerde, eskisi gibi belirleyici/bağlayıcı olması ise pek fazla devrede olmayabilmektedir. )

- İNSÂNÎ ile/ve/değil/<> İTİBÂRÎ

- ARZU[Ar.] ile/değil/yerine İSTEK
( Tüketme nesnesiyle. İLE Ulaşma nesnesiyle. )

- BİRİCİK/LİK ile/ve/<> PAYLAŞILAMAZ/LIK

- HAKİKAT ile/<>/>< YANILSAMA

- MAHKÛMİYET ile/ve/> MAHRÛMİYET

- [DURUM > DUYGU > DÜŞÜNCE > DAVRANIŞ = ] ile [DURUM > DÜŞÜNCE > DAVRANIŞ > DUYGU = ] ile [DUYGU > DURUM > DAVRANIŞ = ] ile [DÜŞÜNCE > DAVRANIŞ > DURUM > DUYGU = ]
( Sorun. İLE Çözüm. İLE Âşık. Düşünme[sonradan]. İLE Biliminsanı. )

- ETKİ <> TEPKİ ile/ve/değil ETKİ <> YORUM <> TEPKİ
( Hayvanlarda. İLE/VE/DEĞİL İnsanda. )

- FARKINDALIK ile/ve/||/<>/> OLGUNLAŞMA

- NETLEŞTİRME ile/ve/<> YÜZLEŞTİRME ile/ve/<> YORUMLAMA
( Psikoterapi yöntem ve süreçleri. )

- GÜZELLİK ile/ve/||/<> SEVDÂ
( Güzelliğin beş para etmez, bende/onda bu sevdâ olmasa. )

- TAHAMMÜL ETMEK ile/ve/değil MÜSAMAHA GÖSTERMEK

- YALANCI/LIK ile MİTOMAN/İ
( ... İLE MİTOMANİ: Kendi söylediği yalana inanma hastalığı. ) )

- KİŞİ ODAKLILIK ile/değil/yerine/>< OLGU(/DURUM/KAVRAM/BAĞLAM) ODAKLILIK
( [GELECEK:] "Kim gelecek? O gelecek." şeklinde algılar/yorumlar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Geçmiş ya da şimdi değil Şimdi'den sonrası olan zamansal durumu/kavramı düşünmek olarak algılar/yorumlar. )

- BİREY/KİŞİ < TÜZE/HUKUK

- HAKİKAT/İ ile/ve/değil/<> OLGUSALLIK/I

- İNSAN:
İRÂDE SAHİBİ
ile/ve/değil (TEK) İHTİYÂR SAHİBİ

- GÜZEL/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<> İLGİNÇ/LİK

- FITRAT ve/<> İLKELİLİK

- ÂLEM ile HAKİKAT

- TÖRE ile/ve/<> KAVRAM ile/ve/<> KURUM

- ANLATIM/AKTARIM:
YASALARLA
ile/ve/<>/> MESELLERLE ile/ve/<>/> MİSALLERLE ile/ve/<>/> MASALLARLA ile/ve/<>/> KAVRAMLARLA
( Hz. Musa ve döneminde/dilinde. İLE/VE/<>/> Hz. İsa ve döneminde/dilinde. İLE/VE/<>/> Hz. Muhammed ve döneminde/dilinde. İLE/VE/<>/> Âriflerin dilinde. İLE/VE/<>/> Filozofların dilinde. )
( Tevrat'ın dili/usûlü/üslûbu. İLE/VE/<>/> İncil'in dili/usûlü/üslûbu. İLE/VE/<>/> Kur'ân-ı Kerîm'in dili/usûlü/üslûbu. İLE/VE/<>/> Âriflerin dili/usûlü/üslûbu. İLE/VE/<>/> Filozofların dili/usûlü/üslûbu. )

- İNKÂR ile/değil İTİRAF

- İNKÂR ile KABUL ETMEME

- ÂCİZ/LİK ile/ve/<> YOKSUN/LUK

- AŞK ile/ve/değil/<> AHİD'E VEFÂ

- ACIMA ile/değil/yerine KORUYUCU SEVGİ

- NUR ile/ve/<> ŞEFKÂT
( İlâhî sevgi. İLE/VE/<> ... )

- DANIŞMA ve/||/<>/> DAYANIŞMA
( Bin bilsek de bir bilene danışmak gerek. )

- GÜÇ ile/ve/||/<> SORUMLULUK

- GİRİŞ-GELİŞME-SONUÇ ile/ve/değil/yerine/||/<> SÜREÇ-SONUÇ / USÛL-ESAS
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Süreç olmadan(düşünülmeden/konuşulmadan), sonuca; yöntem(usûl) olmadan, asıl(esas) konuya geçilemez/değinilemez! )
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Konuşuruz[konuşmalıyız!], etkin susmak üzere; susarız[susabilmeliyiz!], yetkin konuşmak üzere! ["Söyleyerek" değil söyleşerek/konuşarak!] )
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Tümdengelim yapabilmek için tümevarımsal düşünmüş olmak gerekir! )
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Anlamak için konuşmak; konuşmak için dinlemek; dinlemek için de susabilmek gerekir! [Anlamanın iki temel koşulu: 1. Nötr olmak/olabilmek. | 2. (Nitelikli) Soru sormak.] )
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Algı düzenimizi (paradigmamızı) düzeltmek/değiştirmek/geliştirmek üzere, zaman zaman/sık sık "fabrika ayarlarımıza" dönmek gerekir. [Yaşamın ve özellikle de gündelik yaşamın/konuların hızına/yoğunluğuna (fazla) kapılmamak için!] )
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Çıkarlarımıza yönelik/uygun olarak, "kazanın" "doğurduğuna" inanma eğilimi gösterirken; sonuç odaklı/merkezli olmamak üzere, "kazanın" "öldüğünü" kabul edebilme ve düşünme gücünü kullanmaya cesâret etmemiz gerekir. )

- "GÜÇLÜ OLAN" ile/değil/yerine (")HAKLI(") OLAN
( Güçlü olan, haklı değildir! Haklı olan ise güçlü olandır! )

- ASÂLET ve/=/||/<>/>/< HAKKÂNİYET

- TÖVBE ile/ve/değil/yerine/||/<> FARKINDALIK

- KÖMÜR değil/yerine/>< ÖMÜR
( Kömür gibi bir hiç uğruna, yüzlerce güzelim kömür gözlümüzün, gözlerinin pırıltılarını ve gölgelerini kalbimizde yaşatmaya devam edeceğiz!

Bir şeylerin ihtirası yüzünden, ölmeden önce ölemeyip işçilerin ölmesine göz yumabilenler içinse, ne desek az, ne desek çok olacağından ve onların da sonlarının, gölgeleriyle ortada olduğunu anımsamamız, belki bir nebze daha teselli olabilir ümidiyle...

:( ((((

" 'Küçük' bireylerin, gölgeleri büyüdükçe, güneş, batıyor demektir."

)

- FREN YAPMAK ile/ve/değil/yerine/||/<> HIZ KESMEK

- ŞEHVET/LE ile/ve/<>/>/>< ŞEFKAT/LE
( Yaratılırsın. İLE/VE/<>/>/>< Büyütülürsün. )

- BOŞ KİŞİ ile/değil/yerine NİTELİKLİ KİŞİ
( Kişiyle uğraşır. İLE/DEĞİL/YERİNE İşiyle uğraşır. )

- İTİRAF ile/ve/||/<> TÖVBE

- "BENİM TERCİHİM" ile/ve/değil/yerine/||/<> BİLİMİN TERCİHİ

- ...'NIN:
KANITI
ile/değil GÖSTERGESİ

- BİLMEMEK ile/ve/||/<>/> UZAK DÜŞMEK

- KAVRAM ile/>< SAÇMA

- KURAM ile/ve/değil ANLAYIŞ

- NİTELİK ve/<>/> FELSEFE

- YÜKLENME ile/değil/yerine DÜŞÜNME

- NİYET ve/||/<> GAYRET ve/||/<> DİRÂYET[YETENEK]

- SIĞINMA ya da BUNALIM

- BAŞKASINI "KANDIRMAK" değil KENDİNİ YADSIMAK

- İSTİMLÂK ile DAYATMA

- ÇİRKİN ile/değil YETERİNCE GÜZEL DEĞİL

- TERBİYESİZ ile/değil/yerine DİK KAFALI

- GINAÎ ile İZÂFÎ

- İNSAN ve/||/<> EMEK

- DÜŞÜNMEK ile/ve/değil/<> DÜŞÜNDÜĞÜNÜ DÜŞÜNMEK

- YARGI ile KANAAT

- ALGI ile/ve/> DEĞER ile/ve/> YARGI

- SEVGİ > İTİDAL < ADÂLET

- HUZUR ve/||/<> BARIŞ
( İç/içte. VE/||/<> Dış/dışta. )

- GAFLET >< VAHDET
( Gitsin! >< Gelsin! )

- TAMAM değil/yerine/>< GAYRET

- AFFETMEK ile/ve/||/<>/< KABUL ETMEK

- AYKIRI ile/ve/değil/yerine/<>/< AYRI

- RAHMET ile/ve/<> ELİ AÇIKLIK, CÖMERTLİK
( Allah'ın vermesi. İLE/VE/<> Kişinin yeterince, zamanında, zemininde ve/veya bol bol vermesi/paylaşması. )

- SÖZ SÖYLEMEK ile/ve/||/<> ANLAMAK
( İrfan ister. İLE/VE/||/<> İnsan ister. )

- ZAAF ve/||/<> SAVUNMA

- SAMİMİYET >< SAVUNMA
( "Savunmalarını" bırakmıyorsun ki, samimi olmasını istediğin kişi/ler bunu yapsın. )

- ÖZEN ile/ve/||/<> SAYGI

- ATÂLET ile/değil/yerine/>< ADÂLET

- KAVRAM ve/<> KURUM ve/<> UYGARLIK ve/<> VİCDAN

- HAKLARI:
TESİS ETMEK
ve/||/<>/>/< TESLİM ETMEK

- BİLGİ = (")DÜŞÜNCEDİR(") ile/ve/||/<> (")ERDEMDİR(") ile/ve/||/<> (")DÜZENDİR(") ile/ve/||/<> (")BAĞLAMDIR(")
( [ise | durumu/düşüncesi] Felsefeyi verir. İLE/VE/||/<> Ahlâk'ı verir. İLE/VE/||/<> Toplumu verir. İLE/VE/||/<> Bilgeliği verir. )

- HASTALIK ile/ve/||/<> EN AĞIR HASTALIK
( Akılda ya da mantıkta/algıda/yorumda ise. [Çözüm/ü yoktur!] İLE/VE/||/<> Bunları hafife almaktır. )

- KUŞKU:
NİYETTE
ile/ve/||/<> AMAÇTA
( Yola çıkarmaz. İLE/VE/||/<> Yol aldırtmaz. )

- SAVAŞ değil/yerine/>< BARIŞ
( İyisi yoktur. DEĞİL/YERİNE/>< Kötüsü yoktur. )

- İNTİKAM değil/yerine/>< AFFETMEK
( En etkili/büyük intikam, affetmektir. )

- ADÂLETSİZLİK DURUMLARINDA, "TARAFSIZ"(SESSİZ/ÂTIL) DURUYORSAN, KÖTÜLERİN/KÖTÜLÜĞÜN TARAFINI TUTMUŞSUNDUR ile/ve/||/<> ÇÖZÜMÜN BİR PARÇASI DEĞİLSEN, SORUNUN BİR PARÇASISINDIR

- MUSTARİP ile MÜTEESSİR
( Acı çeken. İLE Kederli, hüzünlü, üzüntülü. | Birinin acısıyla acılanan. | Etkilenen. )

- GÜVEN ile/ve/||/<>/< ÖZGÜVEN
( Özgüveni olmayana kimse güvenmez. )

- HAKSIZLIĞA/YANLIŞ ANLAŞILMAYA:
MÂRUZ KALMAK
ile/ve/+/değil/yerine/> MAĞDUR OLMAK ile/ve/+/değil/yerine/> MÜŞTEKÎ OLMAK

- İFTİRA ile/ve/değil/||/<> YANLIŞ ANLAŞILMA

- KALFA ile/ve/<> YARDAK
( ... İLE/VE/<> Karagöz ustasının yardımcısı. )

- KEYFÎ "DÜŞÜNMEK"/KONUŞMAK ile/değil/yerine KENDİNE GÖRE DÜŞÜNMEK/KONUŞMAK
( [ne yazık ki] Kişiler, (çoğunlukla) yiyecekleri ve yatacakları bir şeyleri olduğu sürece düşünmeyi reddederler. [ya da bu yanılsamadan ve keyfiyetten vazgeçip düşün(ebil)meyi, her şeye yeğlemelidirler] )

- NAMAZ:
DÜŞÜNCE
ve EYLEM BİRLİĞİ/BULUŞMASI

- TEVHİD ve/< ADÂLET ve/< MUHABBET

- NİHAÎ ile/ve/değil/yerine CÂMİ

- "AKL(IN)A" GÖRE "AKIL" ile/değil/yerine AKIL

- ...'NIN(BEKLEMENİN/DÜŞÜNMENİN VB.):
"ÂLEMİ" YOK!
değil GEREĞİ YOK!

- ÖZEN ile/ve/||/<>/>/< TUTARLILIK

- TERÎKE ile TERİKE/TEREKE[çoğ. TERÎKÂT/TEREKÂT]
( Kalık, evlenme dönemi geçmiş, evde kalmış. | İtfaiye erlerinin başlarına taktıkları kask. İLE Ölen kişinin bıraktığı şey. )

- TESÂLUH ile TESÂLUH
( MÜSÂLAHA[< SULH]: Barışma, uzlaşma. | Barış, güvenlik. İLE Sağır gibi görünme. )

- TEŞKİK[< ŞAKK] ile TEŞKÎK[< ŞEKK | çoğ. TEŞKÎKÂT]
( Yarma, yarılma, ikiye ayırma, parça parça yarma. İLE %50/50 olarak şüpheye düşürme/düşürülme, şüphede bırakma/bırakılma. )

- TEŞRÎH[< ŞERH | çoğ. TEŞRÎHÂT] ile TEŞRÎHÎ ile TEŞRÎÎ
( Açma, yayma, etraflıca şerh etme/edilme. | Dilim dilim, parça parça kesme. | Bir ölü gövdesini kesip parçalara ayırma. Otopsi. | Anatomi. | İskelet. İLE Anatomiye özgü, anatomiyle ilgili. İLE Yasa ile, yasa ile ilgili. )

- TETABBU'[< TETABBUÂT] ile TETÂBU'[< TEBA | çoğ. TETÂBUÂT] ile TETEBBU'[< TEBA | çoğ. TETEBBUÂT]
( Tabiatlanma. İLE Aralıksız, birbiri ardından gelme. İLE Bir şeyi etraflıca tetkik etme, mahiyetini anlamaya çalışma, kapsamlı inceleme, bir şey hakkında geniş bilgi edinme. )

- TEVAFFUK[< VEFK] ile TEVÂFUK[< VEFK | çoğ. TEVÂFUKÂT]
( Başarma, muvaffak olma. İLE Uyma, uygun gelme. )

- TEVÂZU'[< VAZ | çoğ. TEVÂZUÂT] ile TEVAZZU' ile TEVAZZUH/TAVAZZUH[< VUZÛH | çoğ. TETEBBUÂT]
( Alçakgönüllülük (gösterme). İLE Konulma, konuluş. İLE Açıklanma, açıklığa kavuşma, aydınlanma. )

- TE'VÎD ile TEV'ÎD[çoğ. TEV'ÎDÂT]
( Eğriltme, eğritilme. İLE Sözle korkutma. )

- TEV'ÎD[çoğ. TEV'ÎDÂT] ile TEHDÎD[HÜDÛD | çoğ. TEHDÎDÂT]
( Sözle korkutma. İLE Birinin gözünü korkutma, göz dağı verme. )

- TEVKÎL[< VEKÂLET] ile TEVKİR[< VEKAR | çoğ. TEVKİRÂT]
( Vekil etme. İLE Güzel karşılama, ağırlama, ululama. )

- TEVZÎ'[< VEZ |çoğ. TEVZÎÂT] ile TEVZÎÎ
( Dağıtma/dağıtılma. | Herkese payını dağıtma, üleştirme. İLE Dağıtma, üleştirme ile ilgili. )

- MAÂZIR[< ME'ZER] ile MAÂZIR[< MA'ZERET] ile MAÂZÎR[< Mİ'ZÂR]
( Sığınılacak yerler. İLE Mâzeretler. İLE Perdeler. )

- MAGZÂ ile MAGZÂ[çoğ. MAGAZÎ]
( Amaç, istek, meram. İLE Gazâ, savaş öyküleri. | Savaş. )

- ÇÖZÜMLEME ve/> GELİŞTİRME

- TEK ile/ve/<>/>< ÇOK
( Aşkın. İLE/VE/<>/>< [Doğaya] İçkin. )

- ADÂLET:
"EŞİTLİK"
ile/ve/değil/||/<> RIZÂ

- İRDELEME ile/ve/<> ÇÖZÜMLEME

- DOĞRU ile/ve/||/<>/>< EĞRİ

- DUYARSIZ/LIK ile/ve/değil/yerine/||/<> KAYITSIZ/LIK

- HİSSE ile MAHFÛZ HİSSE
( ... İLE Miras bırakanın isteğiyle bile ortadan kaldırılamayan pay/hisse. )

- MAHLÛL[< HALL] ile MAHLÛL
( Çözülmüş, dağılmış, hallolunmuş. | Erimiş, eritilmiş, eriyik. | Sahipsiz maaş ya da memurluk. | Mirasçısı bulunmayan ve hükümete kalan miras. İLE Delinmiş, öbür tarafına işlenmiş olan şey. )

- MAHREM[< HARÂM | çoğ. MAHÂRİM] ile MAHREM
( Haram. Şeriatın yasak ettiği şey. | Nikâh düşmeyen, şeriatçe evlenilmesi yasak edilen. | Şeriatçe, kadının kendinden kaçmadığı erkek. | Biriyle çok samimi, içli-dışlı olan. | Gizli olan, herkese söylenilmeyen. | Herkesçe bilinmemesi gereken. | Tanrı'nın sırlarını öğrenmeye başlayan kişi. İLE İki dağ arasındaki yol. )

- MAHSÛR[< HASR] ile MAHSÛR ile MAHZUR
( Yorulmuş, feri gitmiş göz. İLE Kuşatılmış, muhâsara edilmiş. | Sınırlanmış, belirli edilmiş, hasredilmiş. | Men edilmiş. | Sıkıştırılmış, tazyik edilmiş. İLE Sakınılacak, korkulacak şey. | Engel. | Sakınca. )

- MAHSÛS[< HİSS] ile MAHSÛS[< HUSÛS | çoğ. MAHÂSÎS, MAHSÛSÂT] ile MAHZÛZ[< HAZZ]
( Duyumsanan, hissedilen. İLE Başkasında bulunmayan, sadece bir kişiye ait olan. | Birine ayrılmış olan. | Lâyık. | Ayrı, müstakil, başlı başına. | Özel olarak. | İsteyerek, bile bile. | Şakadan. İLE Hoşlanmış, haz etmiş. )

- MAKADÎR-İ MÜŞTEREKE ile MAKADÎR-İ MÜTENÂSİBE
( Aynı ölçü ile ölçülebilen miktarlar. İLE Orantılı çokluklar. )

- MAKUL[< KAVL]["ku" uzun okunur] ile MA'KUL/MA'KULE[< AKL]["ku" uzun okunur]
( Söylenilmiş, denilmiş. Söylenilen söz. İLE Akıllıca, akla uygun, akıllıca iş gören, anlayışlı, mantıklı. )

- MÂNİ'[< MEN | çoğ. MENEA] ile MA'NÎ/MÂNÂ[Fars.] ile Mânî[Fars.]
( Geri bırakan, alıkoyan, engel olan, men eden. | Engel, özür. İLE Eş, benzer. İLE Ünlü Çin'li nakkaşın adı. Behram Şâpûr zamanında İran'a gelip Zerdüşt ve Îsâ dinlerinin karışımı olan bâtıl mezhebini yaymaya başlamış olmasından dolayı idam edilmiştir. [Erteng/Erjeng adlı yapıtı ünlüdür.] )

- "DİZE GELMEK" ile/ve/||/<> DİZ ÇÖKMEK
( Bilgi ve zekâ karşısında. İLE Sevgide. )

- "SANA SÖVÜYORUM" değil/yerine/>< SENİ SEVİYORUM
( DEĞİL/YERİNE/>< )

- MECCÂNEN ile MECCÂNÎ
( Ücretsiz, parasız, bedava. İLE Parasız, bedava. | Bedavacı. )

- MECELLE ile MECENNE ile MECERRE
( Kitap, dergi. | Tanzîmat'tan sonra, 1869-1876 yılları arasında, fıkıh ilminin, uygulamaya özgü olan bölümüyle ilgili olarak yayımlanmış ünlü eser. İLE Delilik, divânelik. | Kalkan, siper. İLE Samanyolu. )

- MEDÂİN/MEDÂYİN[< MEDÎNE] ile MEDÂYÎN[< MİDYÂN] ile Medâin
( İller/kentler. [BÜLDÂN < BELD/BELDE] İLE Borca saplanmış, sürekli borç alan kişiler. İLE Eski İran'da, Dicle etrafında, yedi kentin adı olup, İslâm fetihleri sırasında, başkent konumundaydı. )

- MEFSÛH/A[< FESH] ile MEFŞÛ'
( Yürürlükten kaldırılmış, hükümsüz bırakılmış, fesh olunmuş. | İptal edilmiş, çalışmaz duruma getirilmiş. İLE Duyulmuş, yayılmış, açıklanmış, ifşâ edilmiş. )

- "BASİT/KÜÇÜK/ÖNEMSİZ" HATA ile/ve/değil/yerine/||/<> BENİM ÖZENSİZLİĞİM/DİKKATSİZLİĞİM!

- MER'İYÂT[< MER'Î] ile MER'İYET
( Gözle görülen şeyler. İLE Hükmü yürürlükte olma. | Gözle görülür olma. )

- KİMLİK ile/ve/değil/yerine/||/<> KENDİLİK

- ME'SEM/E ile MESEMM[çoğ. MESÂMM]
( Suç. Günah. İLE Deri üzerindeki küçük delik. )

- DİKKATE ALMAK ile/ve/<> GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURMAK

- PAYLAŞIM ile/ve/||/<> İŞLEM ile/ve/||/<> ARŞİV
( Verilerin ve özellikle de e-postaların düzenlenmesinde gerekli olan, öncelikli ve işlevsel en üst üç bölüm/leme. )

- MUTLAK KABUL ETMEK ile/değil/yerine ÖNEMSEMEK

- GAYRÎ ile/değil/yerine DAHİLÎ

- MESTÛRE[< SETR] ile MESTÛRE
( Örtülü, kapalı, gizli. | Açık gezmeyen kadın. İLE Tanıkları gizli olarak, temize çıkarmak üzere, yargıç tarafından ait oldukları makama yazılan yazı. )

- MEVÂSIK[< MEVSİK, MÎSÂK] ile/= MEVÂSÎK[< MÎSÂK, MEVSÛK]
( Yeminler, sözleşmeler. İLE/= Yeminler, sözleşmeler, mevâsık. )

- MÎSÂK[< SEVK] ile MÎSÂK[< VÜSÛK | çoğ. MEVÂSÎK]
( Sürme, sevk etme. İLE Sözleşme, antlaşma, yemin. )

- MUÂHEDE[< AHD | çoğ. MUÂHEDÂT] ile MUÂKADE[< AKD]
( Karşılıklı and içme. | Antlaşma. İLE Sözleşme yapmak, antlaşma, akid. )

- MUHÂLEFE[< HALF] ile MUHÂLEFET[< HALEFE] ile MÜÂLEFET[< ÜLFET]
( Birbirine karşı yemin etme, antlaşma. İLE Uygunsuzluk, aykırılık, muhâliflik. | Düşmanlık. İLE Alışma, kaynaşma, dostluk, sevgi. )

- MUHALLÜN-LEH ile MUHÂLÜN LEH
( Kendine helâl olan. | Boşadığı karısı, başka biriyle evlenip boşandıktan ve bir iddet devresi bekledikten sonra tekrar kendine dönmesi şer'an kabul edilen koca. İLE Alacaklı olan kişi. )

- MUHÂLÜN ALEYH ile MUHÂLÜN BİH
( Aleyhine gönderilen havaleyi kabul eden kişi. İLE Birine havale edilen mal. )

- BAZI DEĞERLERİ/İLKELERİ:
"ALMIŞ/ALMAMIŞ" OLMAK
ile/ve/değil/yerine/||/<> ANLAMIŞ OLMAK

- YARGILAMAK ile/değil/yerine KEŞF ETMEK

- UTANMAK ve/> UYANMAK

- AŞIRI/ABARTILI KEYFİYET ve/||/<>/> GECİKEN/GECİKMİŞ ADÂLET

- MUHASSIN ile MUHASSİN[< HASEN]
( Kale gibi korunaklı ve sağlam kılan. | Nâmâhremden saklayan. İLE Güzel kılan, güzelleştiren, tahsîn eden. )

- MUHÂYEE ile MUHÂYENE
( Bölüşme olanağı bulunmayan şeyi sıra ile kullanma. İLE Belirli bir zaman için kiralama. )

- MUHAYYİL[< HAYÂL] ile MUHAYYİR[< HAYRET] ile MUHAYYİR[< HAYR]
( Hayal kuran, tahayyül eden. İLE Şaşırtan, hayret veren, hayrette bırakan. İLE İki şey arasında tercih edilmesini serbest bırakan. )

- MUHÎL ile MUHİLL[< HALEL]
( Aktaran, havale eden, ihâle eden. | Borcunu, başkasının borcuna aktaran. İLE Dokunan, sakatlayan, bozan, ihlâl eden. )

- MUHTEBER ile MU'TEBER/E[< UBÛR | çoğ. MU'TEBERÂN]
( Başvurma. | Başvurma yeri. | El kitabı. İLE Saygın, hatırı sayılır, îtibarlı. | İnanılır, güvenilir. | Yürürlükte olan, geçerli olan. )

- MUHTEKIR ile MUHTEKİR[çoğ. MUHTEKİRÎN]
( Hor gören, aşağı gören, ihtikar eden. İLE Yolsuz kazanç elde eden, vurguncu, istifçi, ihtikâr yapan. )

- MUKANNEN[< KANUN] ile MUKANNİN[< KANUN]
( Belirli, şaşmaz. İLE Yasa yapan. )

- MUKANNEN[< KANUN] ile MUAYYEN[< AYN]
( Belirli, şaşmaz. İLE Belirli, tâyin edilmiş. | Kararlaştırılan. )

- MUKANNEN[< KANUN] ile YAKÎN[< YAKN]
( Belirli, şaşmaz. İLE Kesin, kesinlik. )

- MUKARRER[< KARÂR | çoğ. MUKARRERÂT] ile MÜKERRER[< KERR | çoğ. MÜKERRERÂT]
( Kararlaşmış. | Sağlam, şüphesiz. | Anlatılmış, bildirilmiş. İLE Tekrarlı, tekrarlanmış. )

- MUKATAA[< KAT | çoğ. MUKATAÂT]["ka" uzun okunur] ile MUKATTA/A[< KAT | çoğ. MUKATTAÂT] ile MUKATTAR[< KATR | çoğ. MUKATTARÂT]
( Arazinin kesime verilmesi, belirli bir kirâ karşılığında, birine bırakılması. | Bağ, bahçe, arsa durumuna getirilen ekim toprağı için verilen vergi. İLE Kesilmiş, kesik, ayrı, kat edilmiş. İLE Damıtılmış, imbikten çekilmiş, taktîr edilmiş. )

- MÛKIR ile MUKIRR[< KARÂR]
( Meyvelerinin çokluğu nedeniyle dalları sarkmış ağaç. İLE İkrar eden, doğruyu söyleyen, kusurunu, kabahatini gizlemeyen. | Birinin, kendinde hakkı olduğunu haber veren kişi. )

- MUKTÎ ile MUKTİR
( Koruyan, kudretli. | Tanrı. İLE Kocasını, nafaka için sıkıştıran. )

- MU'LİM[< ELEM] ile MU'LİN[< ALEN]
( Ağrıtan, sızlatan, inciten, elem veren. İLE İlân eden, genele bildiren, haber veren. )

- MUNSALİH ile MUNSARİH[< SARÂHAT]
( Barış/sulh üzere olan. İLE Açık, meydanda. )

- MURÂBAA[< RAB] ile MURÂBAHA[< RİBH] ile MURABBA'[< RUB] ile MURABBÂ
( Yazlığa çıkmak üzere sözleşme yapmak. İLE Malı, kâr ile satma. | Tefecilik, yasaların üstünde, aşkın faiz alma. İLE Dörde çıkarılmış, terbi' olunmuş. | Dörtlü, dört şeyden olma. | Dört köşeli. | Kare. | Dört mısralık kıtalardan oluşan manzume. | Kenzî Hasan'ın edvarında geçen makam.[1700] İLE Terbiye edilmiş. | Kaynayıp kıvama geldikten sonra dondurulmuş meyve suyu tatlısı. )

- MÛRİS[< VERÂSET] ile MU'RİZ[< ARZ]
( Getiren, veren, kazandıran, îrâs eden. | Miras bırakan. İLE Yüz çeviren, başka tarafa dönen, i'râz eden. | Dokunaklı söz söyleyen, "taş atan", ta'rîz eden. )

- MÛSÂ[< VESÂYET] ile MÛ-SÂ/Y[Fars.] ile Mûsâ
( Vasiyet olunan mal ve yarar. İLE Ustura. İLE Hz. Mûsâ peygamber. )

- TIKANMAK ile/ve/||/<>/>/< TÜKENMEK

- MANTIK ile/ve/<>/< HAYAL GÜCÜ
( A[/B/C/...Y/Z] noktasından, B[C/D.../Y/Z] noktalarına [belki/bazen/biraz] götürür. İLE/VE/<>/< Her yere götürür. )
( Çeperdeki 360 dereceden, birine/birkaçına götürür. İLE/VE/< 360 dereceyle, eşit aralıkta bulunan merkez(in)e götürür. )

- SORGULA!:
ELİNİ
ve/||/<> DİLİNİ ve/||/<> YOLUNU ve/||/<> GÜNÜNÜ ve/||/<> GÖNLÜNÜ ve/||/<> SONUNU
( Kazandıkça, bölüşemiyorsan. VE/||/<> Konuştukça, kırıcı oluyorsan. VE/||/<> Yürüdükçe, hedeften çıkıyorsan. VE/||/<> Günler/yıllar geçtikçe, yerinde sayıyorsan. VE/||/<> Sevildikçe, vefâsızlaşıyorsan. VE/||/<> Hangi durumda olursan ol! )

- İLİŞKİLERDE:
DEVRİLMEK
değil/yerine EVRİLMEK

- "KIYMATARYEN" değil/yerine KIYMETARYEN
( Hayvanlara/canlılara kıyan ya da "kıyma" denilen şeyden yapılan "şeyler" yiyen. DEĞİL/YERİNE Hayvanların değerini bilip tüm canlılara saygı göstererek yaşama olanağı sunmayı tercih etme zihninde, tutum ve davranışında olanlar. )

- "PİS" ile/değil BİZ

- ŞU ÖZELLİKTEN ile/ve/<> ŞU YÜZDEN ile/ve/<> ŞU YÖNDEN

- EN BÜYÜK:
YOKSUNLUK
ile/ve/<> FAKİRLİK
( Akılsızlık. İLE/VE/<> Bilgisizlik. )

- GEÇİCİ ile/ve/değil ÖZEL

- BOZMA değil/yerine/>< DÜZELTME

- BULUNÇ/VİCDAN ve/||/=/<> TARİH
( Kişide. VE/||/=/<> Toplumda. )

- DEVLETİN SÜREKLİLİĞİ/KALICILIĞI ile/ve/||/<> TOPLUMUN SÜREKLİLİĞİ/KALICILIĞI
( Siyaset ile. İLE/VE/||/<> Bilgi ve dil ile. )
( [simgesi/değeri/ölçütü] Bayrak. İLE/VE/||/<> Sancak. )

- KARANLIK ile/değil/yerine/>< IŞIK
( Görmek istemeyenler için. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Görmek isteyenler için. )

- İCRÂÎ KURUL ile/ve/||/<>/< İSTİŞÂRÎ KURUL

- BİLDİRME ile/ve/değil/yerine/<> ÖNERME

- AŞINDIRMAK değil/yerine AŞMAK

- "HUKUKTA, KARDEŞLİK" değil KARDEŞLİK HUKUKU

- EVCİLİK değil EVLİLİK

- [ne yazık ki]
İŞ KAZASI
ile/ve/değil BÜYÜK İHMAL

- "DEĞİŞİK AÇILARDAN/YÖNLERDEN" değil ÇEŞİTLİ AÇILARDAN/YÖNLERDEN

- ZENGİN/LİK ile/ve/değil/yerine/||/< ENGİN/LİK

- (DAHA) ("ÜST") GÜCE[OLANAKLARA/KİŞİLERE] TAPARLIK ile/ve/değil/yerine/||/<> ÖYKÜNME
( Düşük bilgi/bilinç seviyesindeki ya da çıkarcı kişilerin(zihinlerin), iyiliğ(in)e yönelimde, güdülenmesini ve kötülüğ(ün)e başvurmada da kendini tutmasını sağlatan en etkili/etkin iki durum/tutum. )

- ÖLÇÜ/T ile/ve/değil/<> ÇERÇEVE

- DOST:
YANLIŞINI DUYURAN/YAYAN
değil YANLIŞINDA UYARAN ve/sonra KORUYAN/KOLLAYAN

- YAKINLAŞMAK ve/||/<> YALINLAŞMAK

- ŞAŞKIN/LIK ile/değil/yerine AŞKIN/LIK

- MÜBÂNE[< BEDEL] ile MÜBÂREE[< BER]
( [eskiden] Talâk-ı bâinle boşanmış olan kadınlar. İLE Kadın ve erkeğin, birbirlerinden alacaklı ve verecekli olmamak üzere nikâhı bozmaları. )

- MÜBEYYEN[< BEYÂN] ile MÜBEYYİN[< BEYÂN]
( Meydana çıkarılmış, açıkça söylenilmiş, açıklanmış, açıklayan, bildiren, tebeyyün etmiş. İLE Bildiren, açıklayan, meydana koyan. )

- MÜBREZ[< BÜRÛZ] ile MÜBRİZ[< BÜRÛZ]
( Gösterilmiş, meydana çıkarılmış, ibrâz olunmuş. İLE Gösteren, meydana çıkaran, ibrâz eden. )

- MÜCBER[< CEBR] ile MÜCBİR[< CEBR] ile MÜCEBBİR[< CEBR]
( Olunmuş, zorlanılmış, zorlanılan, icbâr olunan. İLE Zorlayan, zorlayıcı. İLE Çıkıkçı. )

- MÜÇTEHED[< TECRİBE] ile MÜCTEHİD[< CEHD]
( İçtihâd olunmuş. İLE Gücü yettiği kadar çalışan. | Âyet ve hadislerin şer'î hükümler çıkaran din allâmesi. )

- ÖVÜNMEK İÇİN ile/değil/yerine (BİR) (DAMLA) (DAHA) İYİLİK/GÜZELLİK OLSUN DİYE
( İyiliğimizi yaptık, Good4Trust.org denizine attık...

Tüm ekibi, iyilikleri ve emekleri için tebrik ediyoruz...

Biz de böylesi hoş bir düşünce ve girişim için tüm ekibe teşekkürlerimizle sarılıyor ve yansımalı/dönüştürücü iyiliklerimizi paylaşmaya devam ediyoruz...

İyiliksever arkadaşlar! Siz de bu birlikteliğe katılabilirsiniz...
www.Good4Trust.org )

- MÜDÂMÎ ile MÜDÂNÎ
( Durmadan içki içen. İLE Yakın, eş, benzer. )

- MÜDDEÂ[DA'VÂ] ile MÜDDEÎ[< DA'VÂ]
( İddia olunmuş, iddia edilen/olunan şey. | Dâvâ edilen şey. | Asılsız iddia edilen şey. | Sav, tez. İLE İddia eden, dâvâcı. | Bir yargıda ayak direyen. | İnatçı. )

- MÜDDEÎ[< DA'VÂ] ile MÜDDÎ
( İddia eden, dâvâcı. | Bir yargıda ayak direyen. | İnatçı. İLE [felsefe] ... [Fr. PROTENSIF] )

- MÜECCEL[< ECEL] ile MÜECCİL[< ECEL]
( İleriye bırakılmış, peşin olmayan, ileride yapılmak üzere zamanı belirtilen, ertelenmiş, te'cîl edilmiş. İLE İleriye bırakan, erteleyen, te'cîl eden. )

- MÜEDDEB[< EDEB] ile MÜEDDİB[< EDEB]
( Terbiyeli, edepli, edeplendirilmiş, te'dîb edilmiş. | Okumuş, bilgili. İLE Bilgi ve terbiye veren, edeplendiren, te'dîb eden. )

- MÜEYYED[< EYD] ile MÜEYYİD[< EYD]
( Güçlendirilmiş, sağlam, te'yîd edilmiş. | Doğrulanmış. | Yardım gören. İLE Güçlendiren, te'yîd eden. | Doğrulayan. | Yardım eden. )

- MÜFÂREZE ile MÜFÂRIK[< FARK] ile MÜFERRAK[< FARK]
( Bir şeyden kesilip ayrılma. İLE Ayrılan, ayrılmış, müfârakat eden. İLE Ayrılmış, tefrîk edilmiş. )

- MÜFRİD[< FERD] ile MÜFRİT/E[< FART]
( Tek başına bırakan. Yalıtıcı/izolatör. İLE Sınırı geçen, ileri vardıran, aşırı, ifrât eden. )

- İZAH ve/<> HİZA

- MÜDDET-İ İDDET:
BOŞANMIŞ
ile DUL ile GEBE
( 3 ay[üç âdet dönemi] İLE 4 ay, 10 gün. İLE Doğum ile kayıtlıdır. )
( Boşanmış bir kadının tekrar evlenebilmesi için beklemek zorunda olduğu süre. )

- İTHAM ile İMÂ

- PAYLAŞMAK ile/ve/<> PASLAŞMAK

- EMİN OLMAK ve/<> TESLİMİYET

- KARAMSARLIK değil/yerine/>< KAVRAMSALLIK

- SARILMAK ve/<> SIRTLAŞMAK
( İlişkiler, yüz yüze başlar, yan yana gelerek pekiştirilir, sırt sırta vererek devam ettirilir. )

- DÜŞÜNMEDEN ÖĞRENMEK ile/ve/<> ÖĞRENMEDEN DÜŞÜNMEK
( Yararsız. İLE/VE/<> Tehlikeli. )

- MUTLULUK:
KİŞİDE/MALDA/MAKAMDA
değil/yerine AMAÇTA

- ZORUNLULUK ve/||/<>/> GÜZELLİK
( Bazı/çoğu zorluk ve/veya zorunluluklar, bazı/bazen güzelliklere yönelebilir ve/veya dönüşebilirler. )

- SORUNLARI/SIKINTILARI:
ÖTELEMEK
ile/değil/yerine ÇÖZMEK

- ORTAKLIK ile/ve/değil/yerine/||/<> ÇÖZÜM ORTAKLIĞI

- "YARGI" ile/değil/yerine/>< BİLME

- MÜNÂKAŞA[< NAKŞ] ile/değil/yerine İSTİŞÂRE[< ŞÛRÂ]
( Atışma, çekişme. | Tartışma. | İrdeleme. İLE/DEĞİL/YERİNE Yazılı olarak bildirilmesini isteme. )
( Polemik, tartışma, "söz dalaşı" ya da atışma değil "yazılı olarak tartışma, değerlendirme" anlamına gelmektedir.

Eski deyimiyle de, "Yazı ile bildirilmesini isteme" anlamına gelen, İSTİŞ'ÂR[çoğ. İSTİŞ'ÂRÂT] kullanılmaktaydı.

Sözlü iletişimde, zihni ve düşünceyi, kavramı ya da olguyu aktarma ve paylaşmada ve özellikle de düşünce ayrılıklarındaki savların konuşulması ve tartışılmasında, yetersizlik ve (kolay/tam) takip edilemezlik durumu oluşur/oluşabilir.

Buna engel olmak için, düşünülen, savunulan şey üzerindeki savların ve ayrıntıların, yazılı olarak sunulması, olası savrulmaları da engelleyebileceği yöntem(ler)le yani yazıyla çözülebilir.

Ayrışma/tartışma konusu, yazılı olarak sunulduğunda ya da alındığında, hem kişinin kendi düşüncelerini ve ayrıntılarını, yazı aynasında tekrar (tekrar) değerlendirilebilmesi, hem de ötekinin sözünü/savını doğru/yetkin/kapsamlı takip edebilme ve anlayabilme olanağı sağlanmış olur.

Dolayısıyla, "polemiğe girmeyelim" deyimi, tam aksine, ""bu konuda, polemik yapmalıyız" şeklinde ve daha doğrusu da "bunu, karşılıklı olarak yazılı şekilde sunmalı ve tartışmalıyız" şeklinde olmalıdır. )

- TEVÂRÜS[< VERÂSET] ile/ve/> TEMMELLÜK[< MELK/MÜLK] ile/ve/> TEMESSÜL[< MİSL] ile/ve/> TERCÜME

- HAKİKAT ile/ve/||/<>/< İTİBAR

- GELİŞME ile/ve/değil/yerine/||/<> OLGUNLAŞMA

- KÜRESELLEŞ(TİR)ME ile/ve/değil/yerine EVRENSELLEŞ(TİR)ME

- YALITILMIŞ/LIK ile/ve/<> TEK YANLI/LIK

- SAYGI ile/ve/<> BAĞ

- CEZÂ ile/ve/||/<> CEFÂ

- MÜKÂBELE ile MÜKÂBERE[< KİBR]
( Satılık olan komşu evinin satın alınmasını tehir ederek satıldıktan sonra şüf'a yoluyla müşteriden alma. İLE Sözünün anlamsız ve kendinin hasız olduğunu bildiği halde ağız kalabalığı ile karşısındakini susturmaya çalışma, kendini büyük görme. )

- MÜKÂFÎ[< KİFÂYET] ile MÜKÂFİL[< MİHÂD]
( Beraber, eşit. İLE Birbirini korumayı, birbirine yardım etmeyi taahhüt edenlerden her biri. )

- MÜKÂYEDE[< KEYD] ile MÜKÂYESE[< KİYÂSET]
( Hile düzenleme. İLE Akıl ve zariflikte, çokluk iddiasında bulunma. | Benzeterek ya da karşılaştırarak değerlendirme, kıyaslama. )

- MÜKELLEF[< KÜLFET | çoğ. MÜKELLEFÎN] ile MÜKENNEF
( Bir şeyi yapmaya, ödemeye zorunlu olan. | Külfetle süslenmiş, mükemmel şekilde hazırlanmış olan. | Vergi vermekle yükümlü kişi. İLE Etrafı sınırlanmış. )

- MÜKEMMEL[< KEMÂL] ile MÜKEMMİL[< KEMÂL]
( Tam, olgun, kusursuz, eksiksiz, kemâle erdirilmiş, kemâl bulmuş, tekmîl. | Güzel, âlâ. İLE Tamamlayan, tamamlayıcı, ikmâl eden. )

- MÜKERRER[< KERR | çoğ. MÜKERRERÂT] ile MÜKERRİR[< KERR]
( Tekrarlı, tekrarlanmış, tekrar olunmuş. İLE Tekrar eden. | Birden çok suç işleyen. )

- MÜMELLEK[< MÜLK] ile MÜMELLİK[< MÜLK]
( Mülk olarak verilmiş, temlîk edilmiş. İLE Mülk olarak veren kişi, temlîk eden. )

- MÜMEYYEZ[< MEYZ] ile MÜMEYYİZ[< MEYZ]
( Seçilmiş, ayrılmış, temyiz edilmiş. İLE Seçen, ayıran, temyîz eden. | Bir kurumda, yazıcıların yazdıkları yazıları düzelten kâtip. | Sınavda bulunup öğrencinin bilgisini sınayan kişi. )

- MÜNÂSAHA ile MÜNÂSAHA ile MÜNÂZAA[< NEZ | MÜNÂZAÂT]
( Öğütte bulunma, öğüt/nasîhat. İLE Bir vârisin, kendine kalan mirâsı alamadan ölmesi. | Birçok kişinin, birbirini ortadan kaldırarak birbirlerinin yerine geçmesi. İLE Ağız kavgası, çekişme. )

- MÜNÂZİ'[< NEZ] ile MÜN'AZİL[< AZL]
( Ağız kavgası eden, çekişen, kavgacı. İLE Ayrılan, in'izâl eden. | Görevden alınmış, azl edilen. )

- MÜNCEZ ile MÜNCİZ
( Sözü yerine getirilmiş, incâz edilmiş. İLE Sözünü yerine getiren, incâz eden. )

- MÜNEVVER[< NÛR] ile MÜNEVVİR[< NÛR]
( Aydınlatılmış, parlatılmış, nurlandırılmış, tenvîr edilmiş. | Aydın kişi. İLE Aydınlatan, parlatan, nurlandıran, tenvîr eden. )

- MÜNHADİ'[< HUD'A] ile MÜNHADİR[< HUDÛR]
( Birinin hilesine düşme. İLE İnişe doğru, yokuş aşağı inen, inişli, inhidâr eden. )

- SOYMAK ile/ve/<> AYIKLAMAK ile/ve/<> TEMİZLEMEK

- CESÂRET:
SEÇTİKLERİN
değil VAZGEÇTİKLERİN

- YILDIRMA ile/ve/<> BEZDİRME

- DÜĞÜM değil/yerine/>< ÇÖZÜM

- "İDARE ETMEK" ile/değil/yerine "ÇÖZÜM BULMAK"

- TEKNİK ile/ve/değil/<> TAKTİK

- YASA DIŞI ile "YASA ÜSTÜ"
( "Yasa üstü" olduğu "kabul edilen", yasa dışı değildir(olmayabilir) fakat yasa dışı olan, yasa üstü değildir/olmaz. )

- DÜŞÜNMENİN/KONUŞMANIN (OLASI) SONUÇLARINI:
"ÖNGÖRMEK"
ile/ve/değil/yerine/<> "GÖZE ALMAK"

- İLİM:
HAKİKAT
ve/+/||/<> İTİBAR

- ÖVGÜ ile/ve/||/<>/>< SÖVGÜ, ŞETİM/ŞETM[Ar.]
( İkisi de, bilgisizliğin göstergesi ve bilgisizlik oranıncadır. )
( Övgünün aldatıcı ve yıkıcı etkisinden kaçmanın tek yolu, çalışmaya devam etmektir. )
( Aşırı övenler ile aşırı sövenlerin ortak noktası, her zaman ve zemin için saklayacak bir şeylerinin olmasıdır. Saklayanlar, bir şeyleri korumak için, dikkati, uclara çekerek, çıkar sağlamaya ve/veya yanıltmaya çabalarlar. )
( Övgüsü tez/hızlı olanın, sövgüsü de tez/hızlı olur. )

- "DENEYİM" ile/değil KUŞKUCULUK
( Bazı kisiler, yavaş yavaş, inanmamayı, güvenmemeyi, sevmemeyi ve tamamen kuşkucu olmayı öğrenir. Bu süreç gerçekleştiğinde de artık çok geçtir. Ne yazık ki, (bazı) "zihinlerin", "deneyim" dediği şey budur. Aklıyla bağlantısını kaybetmiş bir kişi, "deneyimli" olarak tanımlar kendini. )

- "SORGULANAMAYACAK" "YANITLAR" değil/yerine "YANITLANAMAYACAK" SORULAR

- YASALARA UYGUNLUK(MEŞRÛİYET) ile/ve/<> YAYGINLIK

- İRTİBAT ile ALÂKA

- HAREKETSİZ DİRENİŞ ile/ve/||/<> SESSİZ ÇIĞLIK

- KESİT ile/ve/değil/yerine/||/<> "SONUÇ"

- ANOSOGNOZİ ile/ve/<> YARISAL BOŞLAMA(İHMAL)
( Anosognozi, daha çok felçli bireylerde görülen, gövdesinin kötürüm bölümünün, kötürüm olduğunun farkında olmamaya ya da buna inanmamaya neden olan bir sinir sayrılığıdır(hastalığıdır). [Anosognozik bir kötürüm sayrının(hastanın), elinin önüne bir kalem koyup bunu kaldırmasını isterseniz, "yorgunum" ya da "kalem gereksinimim yok" gibi yanıtlar alırsınız. Eli felçli olduğundan dolayı, alamayacağının farkında bile değildir. Bazı ileri örnekler de, körken, hâlâ görebildiğini sanabilir. Beynin sağ tarafındaki bir bozulma, bu sayrılığa yol açıyor.] İLE/VE/<> Bu beyin bozulumu sayrılığını yaşayanlar, kendilerinin ve çevrelerinin sadece yarısını algılayabiliyor. [ Sayrı, erkekse, yüzünün sadece bir yarısını traş eder. Öteki yarısının farkında bile değildir. Bir tabak yemek verseniz, sadece yarısını yiyip, yemeğin çok az olduğundan yakınırlar. Çevrelerinin ve gövdelerinin sadece yüzde ellisini algılarlar. ] )

- OLANIN, ZARARI değil/yerine/>< OLMASI GEREKENİN, YARARI

- ÇIKAR ile/değil/yerine/>< VİCDAN
( Çıkar konuşunca, vicdan susar fakat sus(turul)mamalıdır! )

- YÜRÜTMEK ile/ve/||/<> TAKİP ETMEK

- ÂTIL (KALMAK) değil/yerine/>< ÂDİL (OLMAK)

- BAHÂNE yerine ÇÖZÜM/ÇÂRE
( [bir işi] Yapmak istemeyenin "tutumu". YERİNE Yapmak isteyenin tutumu. )
( "Çareler" yazısı için burayı tıklayınız... )

- TRAFİKTE:
"SİNİRLİ OLMAK"
değil/yerine SORUMLU OLMAK
( www.plakanialdim.com )
( Facebook, KENDİNE GEL!!! sayfasına katılın, uyarın!

Kişi, kurum ve kuruluşların, "yaptıkları" fakat yapmayabilecekleri yanlış(lık)ları göstererek anlatmak üzere kurulmuş bir uyarı sayfasıdır!

Sen de uyar! )
( Sivil Yaya Girişimi )
( Emniyet Şeridi İhlâli, Makas Atanlar, Yaya Geçidine park edenlere sinirlenip söyleneceğinize, fotoğraflayıp internetten İHBAR edin! Cezası, ilgiliye gitsin... )

- BUĞDAY ve/<> BİSİKLET
( Uygarlığın en temel iki göstergesi. )
( Beyaz )
( ODYSSEUS )
( İlk buğday ya da buğdayın atası olarak kabul edilen buğday, Karacadağ (Urfa)'dandır. )

- "SAFLIK" ile/ve/değil/yerine/||/<> TESLİMİYET

- "BEĞENİP BEĞENMEMEK" değil/yerine BECERİP BECERMEMEK
( Yapılması gerekenlerin ya da düşünülmesi gerekenlerin, beğenilip beğenilmemesi değil becerip becerememek ya da ne kadar becerebildiğindir öncelikli(önemli) olan. )

- YALAN:
DÜNYADA
ve/||/<> SİYÂSETTE ve/||/<> TİCARETTE ve/||/<> FELSEFEDE ve/||/<> EDEBİYATTA ve/||/<> GAZETECİLİKTE ve/||/<> GENÇLİKTE
( Vefâ. VE/||/<> Vaad. VE/||/<> Reklam. VE/||/<> Safsata. VE/||/<> Mecaz. VE/||/<> Haber. VE/||/<> Aşk. )

- UYARI SİMGELERİNDE:
+16
değil 16+

- ÇIKAR(LAR)INI "DÜŞÜNMEK/İSTEMEK/BEKLEMEK" değil/yerine/>< HAK ETTİKLERİNE VE/VEYA ETTİĞİN KADARINA RIZÂ GÖSTERMEK

- KENDİ HAKKIN ile/ve/değil/yerine/||/<> İNSAN HAKLARI

- ZAN ile/ve/||/<>/> İDDİA

- HAYRANLIK ile/ve/değil/yerine/||/<> TESLİMİYET

- İŞGÜZAR/LIK ile/ve/||/<>/< BİLGİSİZ/LİK

- DOĞRU ile/ve/değil/yerine/||/<> KISMEN DOĞRU

- KISMEN DOĞRU ile/ve/||/<>/> ABARTI

- KISMEN DOĞRU ile/ve/||/<> ÇARPITMA

- OLAN ile/ve/||/<>/> OLAĞAN

- "GÖZÜ KARA/LIK" ile/değil/yerine CESARET

- MUHTEŞEM ve/> SAÇMALIK
( Mutheşemlikten, saçmalığa, sadece bir adım vardır.
[En'ler, uc'lar, tek'ler, peşinde koşulacak, hedef tutulacak noktalar değildir! Neyin müşterisi olup olmadığın ise en önemli eşiktir.] )

- "NE YAZIK Kİ/MAALESEF ..." ile/değil/yerine/>< "ÇOK ŞÜKÜR (Kİ) ..."

- GÜZEL/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DÜZGÜN/LÜK

- DOĞAL/LIK ile/ve/değil/yerine/||/<> KENDİLİĞİNDEN/LİK

- ... DİYE BİLDİĞİ/M/İZ ile ... DİYEBİLDİĞİ/M/İZ

- KORKU ile/ve/||/<> AKIL
( İşin içine korku girdiği oranda, "akıl" da etkinleşir. Bir kişi, ne kadar korkusuz ise "aklını" o kadar az kullanır. )

- !KİN ile/ve/||/<> !İNTİKAM

- BİLEREK DENEYİMLEDİKLERİMİZ ile/ve/||/<> DENEYİMLEYEREK BİLDİKLERİNMİZ

- DENEYEREK DENEYİMLEDİKLERİMİZ ile/ve/||/<> DENEYİMLEYEREK DENEDİKLERİMİZ

- KEŞFEDEREK DENEYİMLEDİKLERİMİZ ile/ve/||/<> DENEYİMLEYEREK KEŞFETTİKLERİMİZ

- NOTER ile/ve/||/<> HAKEM

- ŞAHİT ile/ve/||/<> NOTER

- İNDİRGEME ile/ve/değil/yerine/>< DAYANDIRMA

- DEĞİŞİM ve/< DEĞİŞMEZ/LER

- BİLGİNİN DOĞRULUĞU ile/ve/<> DOĞRULUĞUN BİLGİSİ

- DÜŞÜNCE ile/ve/||/<> VARLIK
( ... İLE/VE/||/<> En temel düşünce. )

- BÜTÜN ile/ve/<> BÜTÜNSEL

- BİLİNCİN YADSINMASI ile/ve/değil/<> BİLİNCİN, İÇERİĞİNİN YADSINMASI

- KAYGI değil/yerine/>< SAYGI
( "Kaygı..." yazısı için burayı tıklayınız... )

- YETERSİZLİKLERİ/Nİ İNKÂR ETMEK ile/ve/||/<> KUSURLARI/NI İHMAL ETMEK

- İNTİKAM ile/değil/yerine ADÂLET

- ÖFKE ile/değil BATKI/HÜSRAN

- TOPARLANMAK ile/ve/değil/yerine/||/<> SİLKELENMEK

- SONSUZ ile/ve/değil/yerine/<> BİTİMSİZ

- BELİRLİ ile BAŞAT

- AGROFOS NOMOS ile/ve/||/<> NOMOS FIZIOS ile/ve/||/<> NOMOS EMSIOS

- [ne yazık ki]
"KENDİNDE":
!AYRICALIK/ÖNCELİK ("ARAMAK"/"BULMAK")
ile !"ÖLÜMSÜZLÜK" ZANNETMEK ile !EGEMENLİK "KURMAK"
( Adâletten en uzakta olanların, en bilgisiz olanların ve kendinin en yüksekte olduğunu zannedenlerin, "kabul" ya da dayatmaları... )

- ASKIYA ALINAMAZLIK ile/ve/||/<> GÖZARDI EDİLEMEZLİK ile/ve/||/<> İNDİRGENEMEZLİK

- VALİ[EPARHOS]:
< LONCA ÖRGÜTÜ
ile/ve/||/<> LAGATARIOS ile/ve/||/<> SIMPANOS
( Genel denetimi sağlayanlar. İLE/VE/||/<> Yabancı tüccarların denetimini sağlayanlar. İLE/VE/||/<> Esnaf localarını denetleyenler.[2 kişi] )

- NİYETSİZLİK ile/değil/yerine AKSAKLIK

- [ne yazık ki]
"PAY KAPMAYA ÇALIŞMAK"
değil/yerine HAK ETMEK

- (")UYANMAK(") ile/ve/değil/<> (")GÖZÜN AÇILMASI(")

- ... PEŞİNDE ile/ve/değil/<> ... DERDİNDE

- SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR:
BİÇİMSİZ
ile/ve/||/<> BELİRSİZLİK ile/ve/||/<> SALDIRI ile/ve/||/<> KONUNUN ÖZÜNÜ KAÇIRMA ile/ve/||/<> TARTIŞMALI NEDEN ile/ve/||/<> İSTATİSTİKSEL HATA ile/ve/||/<> ŞAŞIRTMA ile/ve/||/<> YETKEYE BAŞVURMA ile/ve/||/<> DUYGULARA BAŞVURMA ile/ve/||/<> KIYASLAMA HATALARI ile/ve/||/<> SINIFLANDIRMA HATALARI
( BİÇİMSİZ SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR ile/ve/||/<> SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR
( INFORMAL FALLACIES vs./and/||/<> FALLACIES )

BELİRSİZLİK SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: GÖNDERMELİ ile/ve/||/<> VURGULAMA ile/ve/||/<> ÇOK ANLAMLILIK
( FALLACY OF: EQUIVOCATION vs./and/||/<> ACCENT vs./and/||/<> AMPHIBOLY )

SALDIRI SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: KARALAMA ile/ve/||/<> NİTELİKSEL ile/ve/||/<> "SEN / SEN DE ..." ile/ve/||/<> DOLDURUŞA GETİRME
( ARGUMENT AGAINST THE MAN vs./and/||/<> CIRCUMSTANTIAL AD HOMINEM vs./and/||/<> FALLACY OF "YOU / YOU ALSO" vs./and/||/<> POISONING THE WELL )

KONUNUN ÖZÜNÜ KAÇIRMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: KISIR DÖNGÜ ile/ve/||/<> İLGİSİZ AMAÇ ile/ve/||/<> İLGİSİZ SONUÇ ile/ve/||/<> İDDİAYI ZAYIFLATMA ile/ve/||/<> KONUYU SAPTIRMA
( BEGGING THE QUESTION vs./and/||/<> FALLACY OF IRRELEVANT PURPOSE vs./and/||/<> IRRELEVANT CONCLUSION vs./and/||/<> FALLACY OF STRAW-MAN vs./and/||/<> FALLACY OF RED HERRING )

TARTIŞMALI NEDEN SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: YANLIŞ NEDEN ile/ve/||/<> ÖNCESİNDE ile/ve/||/<> ORTAK ETKİ ile/ve/||/<> GÖZDEN KAÇIRILABİLİR NEDEN ile/ve/||/<> YANLIŞ YÖN ile/ve/||/<> KARMAŞIK NEDENLER
( FALLACY OF FALSE CAUSE vs./and/||/<> FALLACY OF "PREVIOUS THIS" vs./and/||/<> JOINT EFFECT vs./and/||/<> GENUINE BUT INSIGNIFICANT CAUSE vs./and/||/<> WRONG DIRECTION vs./and/||/<> COMPLEX CAUSE )

İSTATİSTİKSEL HATA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: YETERSİZ ÖRNEK ile/ve/||/<> TEMSİL ETMEYEN ÖRNEK ile/ve/||/<> YANLIŞ BENZETME ile/ve/||/<> YOK SAYMA ile/ve/||/<> SÜMEN ALTI ile/ve/||/<> KUMARBAZ
( FALLACY OF INSUFFICIENT SAMPLE vs./and/||/<> UNREPRESENTATIVE SAMPLE vs./and/||/<> FALSE ANALOGY vs./and/||/<> SLOTHFUL INDUCTION vs./and/||/<> FALLACY OF SLANTING vs./and/||/<> GAMBLER'S FALLACY )

ŞAŞIRTMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: DEVEDE KULAK ile/ve/||/<> YA SİYAH, YA BEYAZ ile/ve/||/<> KANITLAMA ZORUNLULUĞU ile/ve/||/<> FELÂKET ÇIĞIRTKANLIĞI ile/ve/||/<> İMÂLI SORU ile/ve/||/<> ÇOK SORULU ile/ve/||/<> SINIRLI SEÇENEK
( FALLACY OF THE BEARD vs./and/||/<> BLACK OR WHITE FALLACY vs./and/||/<> ARGUMENT FROM IGNORANCE vs./and/||/<> FALLACY OF SLIPPERY SLOPE vs./and/||/<> COMPLEX QUESTION vs./and/||/<> FALLACY OF MANY QUESTIONS vs./and/||/<> FALLACY OF LIMITED CHOICES )

YETKEYE BAŞVURMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: BİR BİLENE SORMA ile/ve/||/<> YETERSİZ KAYNAK ile/ve/||/<> İNANCA BAŞVURMA ile/ve/||/<> ORTAK TUTUMA BAŞVURMA ile/ve/||/<> ÖBEK BASKISI ile/ve/||/<> YARARCI ile/ve/||/<> BEĞENDİRME ile/ve/||/<> DAYATMA ile/ve/||/<> İÇİNDEKİ DEĞİL DIŞINDAKİ(ZARF-MAZRUF) ile/ve/||/<> GENETİK
( ARGUMENT TO AUTHORITY vs./and/||/<> FALLACY OF UNQUALIFIED SOURCE vs./and/||/<> APPEAL TO BELIEF vs./and/||/<> APPEAL TO COMMON PRACTICE vs./and/||/<> BANDWAGON, PEER PRESSURE vs./and/||/<> PRAGMATIC FALLACY vs./and/||/<> APPEAL TO PERSONAL INTERESTS vs./and/||/<> FALLACY OF "IS" TO "OUGHT" vs./and/||/<> STYLE OVER SUBSTANCE vs./and/||/<> GENETIC FALLACY )

DUYGULARA BAŞVURMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: TEHDİT ile/ve/||/<> DUYGU ile/ve/||/<> ÖNYARGILI DİL ile/ve/||/<> MAZERET
( ARGUMENT FROM FORCE vs./and/||/<> ARGUMENT TO PITY vs./and/||/<> PREJUDICIAL LANGUAGE vs./and/||/<> FALLACY OF SPECIAL PLEADING )

SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR ile/ve/||/<> HATALAR
( FALLACIES vs./and/||/<> MISTAKES/WRONGS )

KIYASLAMA HATALARI: GENELLEŞTİRME ile/ve/||/<> ÖZELLEŞTİRME
( FALLACY OF CONVERSE ACCIDENT vs./and/||/<> FALLACY OF ACCIDENT )

SINIFLANDIRMA HATALARI: BÜTÜNLEME ile/ve/||/<> İNDİRGEME
( FALLACY OF COMPOSITION vs./and/||/<> FALLACY OF DIVISION ) )

- SALDIRI SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
KARALAMA
ile/ve/||/<> NİTELİKSEL ile/ve/||/<> "SEN / SEN DE ..." ile/ve/||/<> DOLDURUŞA GETİRME

- DUYGULARA BAŞVURMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
TEHDİT
ile/ve/||/<> DUYGU ile/ve/||/<> ÖNYARGILI DİL ile/ve/||/<> MAZERET

- MÜRÂCAA ile MÜRÂCAA(T)[< RÜCÛ | çoğ. MÜRÂCAÂT] ile MÜRÂCAHA[< RÜCHÂN]
( Sorulu yanıtlı olarak, karşılıklı konuşma biçiminde yazılmış şiir. İLE Geri dönme. | Başvurma, danışma, yardım isteme. İLE İyilikte, üstün gelmek üzere yarışma. )

- MÜREFFEH[< RÜFÛH] ile MÜREFFİH[< RÜFÛH]
( Rahata, refaha, bolluğa kavuşturulmuş, terfîh edilmiş. İLE Rahata, refaha, bolluğa kavuşan, terfîh eden. )

- MÜRTEKIB[< RAKB] ile MÜRTEKİB[< RÜKÛB | çoğ. MÜRTEKİBÎN]
( Bekleyen, göz hapsine alan, irtikab eden. İLE Kötü, yakışıksız iş yapan, irtikâb eden. | Rüşvet alan/yiyen. )

- MÜSAHHAR[< SİHR, SEHHAR] ile MÜSAHHAR[< SİHRİYY] ile MÜSAHHİR[< SİHRİYY]
( Büyülenmiş, büyülü, büyü ile aldanmış. İLE Teshîr olunmuş, elde edilmiş, ele geçirilmiş. | Tutkun, boyun eğmiş, itâat etmiş. İLE Ele geçiren, teshîr eden. )

- MÜSÂLAHA[< SULH | çoğ. MÜSÂLAHÂT] ile MÜSÂLEME(T)[< SİLM]
( Barışma, uzlaşma. | Barış, güvenlik. İLE Barış içinde olma, barışlık, barışıklık. )

- MÜSECCEL[< SECL] ile MÜSECCİL[< SECL]
( Deftere/sicile geçirilmiş, tescil edilmiş. | Mahkeme defterine geçirilmiş. İLE Deftere/sicile geçiren. | Mahkeme defterine geçiren. )

- MÜSTA'Fİ[< AFV] ile MÜSTAGFİR[< GUFRÂN]
( İstifa eden, işinden kendi isteğiyle ayrılarına. | Suçunun bağışlanmasını isteyen. İLE İstiğfar eden, günahlarının bağışlanmasını Allah'tan dileyen. )

- MÜSTAHKEM[< HÜKM] ile MÜSTAHKİM[< HÜKM]
( Sağlamlaştırılmış, sağlam, istihkâm edilmiş, istihkâmlı. İLE Sağlamlaştıran, istihkâm eden. )

- MÜSTASVEB[< SAVÂB] ile MÜSTASVİB[< SAVÂB]
( Doğru, mâkul, savap görülmüş, istisvâb edilmiş. İLE Doğru, mâkul, savap gören, istisvâb eden. )

- MÜSTAVZI' ile MÜSTAVZİH[< VUZÛH]
( Pazarlık eden. İLE Açıklama isteyen, istîzah eden. )

- MÜSTE'CİR[< ECR | çoğ. MÜSTE'CİRÎN] ile MÜSTECÎR[< CİVÂR]
( Kira ile tutan, isticâr eden. | Kiracı. İLE Aman dileyen, koruma bekleyen, isticâre eden. )

- MÜSTEDELL[< DELÂLET] ile MÜSTEDİLL[< DELÂLET]
( Bir kanıt ile ispat edilmiş, istidlâl olunmuş. İLE Kanıt ile ispat edilen. )

- MÜSTED'Î[< DA'VÂ] ile MÜSTE'DÎ[< EDÂ]
( Dilekçe veren, istidâ eden. İLE Yardım ve korunma isteyen. | Birinin malını zorla alan. )

- MÜSTEDREK[< DERK] ile MÜSTEDRİK[< DERK]
( Arapça'da, bir ölçü/vezin. İLE Anlamak isteyen, istidrâk eden. )

- MÜSTEFÂD[< FEYD] ile MÜSTEFÂZ[< FEYZ]
( Kazanılmış, kâr edilmiş. | Anlaşılmış. İLE Dağılıp yayılmış. )

- MÜSTEFHEM[< FEHM] ile MÜSTEFHİM[< FEHM]
( Anlaşılan. İLE Anlamak isteyen, soran. )

- MÜSTEFÎD[< FEYD] ile MÜSTEFÎZ[< FEYZ]
( Yararlanan, istifâde eden. İLE Feyz alan, feyzlenen, istifâze eden. )

- MÜSTEFTÎ[< FETVÂ] ile MÜSTEFTİH[< FETH]
( Müftüden fetvâ isteyen. | Bir müşkülün halini, çözülmesini isteyen. İLE Açan, başlayan, istiftâh eden. )

- MÜSTEHÎL[< HAVL | çoğ. MÜSTEHÎLÂT] ile MÜSTEHİLL[< HELÂL]
( Olanaklı ve kabil olmayan şey. | Anlamsız, saçma şey. İLE Helâllik dileyen, istihlâl eden. | Helâlleşen. )

- MÜSTEKMİL[< KEMÂL] ile MÜSTEKMİN[< KEMN ve KÜMÛN]
( Tam, olgun bir duruma getiren, eksiksiz olarak bitiren, istikmâl eden. İLE Gizlenen, saklanan. )

- MÜSTEMİİN[< SEM | < MÜSTEMİ] ile MÜSTE'MİN[< EMN]
( Dinleyiciler. İLE Aman dileyen, istimân eden. | Zamanında, yabancılara verilen bir unvan. | Sığınan, canını kurtarmak koşuluyla teslim olan. )

- MÜSTE'NİF[< ENF] ile MÜSTENKİF[< NEKF]
( Yeniden başlayan, istinâf eden. | Bidâyet mahkemesinden[davaların ilk görüldüğü mahkeme] verilen kararı kabul etmeyip davasına, bir üst derecede bulunan başka mahkemede bakılmasını isteyen kişi. İLE Kabul etmeyen, geri duran, el çeken, çekimser, istinkâf eden. )

- MÜSTENKİH ile MÜSTENKİR
( Ağız koklayan. | İnceleyen, araştıran. İLE İnkâr eden. )

- MÜSTERHAM[< RAHM ve RUHUM] ile MÜSTERHİM[< RAHM]
( Yalvarılmış, yalvarılan, niyâz olunmuş, istirhâm edilmiş. İLE Yalvaran, niyâz eden, istirhâm eden. | Merhamet dileyen. )

- MÜSTERHÎ[< REHÂ] ile MÜSTERHİM[< RAHM] ile MÜSTERHİN[< REHN]
( Gevşek, sarkık, sölpük, istirhâ eden. İLE Yalvaran, niyâz eden, istirhâm eden. | Merhamet dileyen. İLE Rehin alan, rehin isteyen, istirhân eden. )

- MÜSTERHÎ[< REHÂ] ile MÜSTER'İ ile MÜSTERİH[< RAHAT]
( Gevşek, sarkık, sölpük, istirhâ eden. İLE Birinden, bir şeyin korunmasını ve saklanmasını isteyen, istir'â eden. İLE Kaygısız, gönlü rahat, istirahat eden. )

- MÜSTEŞÂR[< MEŞVERET] ile MÜSTEŞ'AR[< ŞUÛR]
( Kendine iş danışılan, meşveret edilen, müşaverede bulunulan. | Vekâletlerde, vekilden sonraki âmir. İLE Bildirilen, haberli. )

- MÜSTEŞFİ'[< ŞEFÂAT] ile MÜSTEŞFÎ[< ŞİFÂ]
( Bağışlanmasını isteyen, şefâat dileyen. İLE İyilik isteyen, şifâ dileyen. | Kendine baktıran. )

- MÜSTEŞHED[< ŞEHÂDET | çoğ. MÜSTEŞHEDÂT] ile MÜSTEŞFÎ[< ŞEHÂDET]
( Tanık olarak gösterilen, şâhit tutulan. İLE Şâhit tutan, istişhâd eden. )

- MÜSTEVFÂ / MÜSTEVFÎ[< VEFÂ] ile MÜSTEVFİR[< VEFR]
( Yeteri kadar, tam, dolgun, mükemmel, kâfî derecede. İLE Borçludan, alacağının tamamını alan. )

- MÜSTE'ZEN[< İZN] ile MÜSTE'ZİN[< İZN]
( Kendinden izin istenilmiş kişi. İLE İzin isteyen. )

- MÜŞÂKAT["ka" uzun okunur] ile MÜŞÂKAT
( Sıkıntıya dayanma üzerine yarışma. İLE Düşmanlık. Aykırılık. )

- MÜŞ'İR[< ŞUÛR] ile MÜŞÎR[< ŞEVR | çoğ. MÜŞÎRÂN]
( Yazı ile haber veren, bildiren, iş'âr eden. | [fizik] Gösterge. İLE Emir ve işâret eden. | En yüksek aşamadaki asker, Mareşal[Fr. < Cerm.]. )

- MÜTEADDÎ[< UDVÂN] ile MÜTEÂDÎ[< ADÛ]
( Saldıran, zulm eden, taaddî eden. | Geçişli fiil.[düşündürmek, anlatmak vb.] | Türk müziğinin en az altı yüzyıllık bir mürekkep makamı olup, zamanımıza kalmış bir örneği bulunmamaktadır. İLE Düşmanlık eden, teâdî eden. )

- MÜTEÂKID[< ADED] ile MÜTEAKKID[< AKD]
( Antlaşma/akid yapan iki kişiden her biri. İLE Düğümlenen, karışık, çapraşık olan, taakkud eden. )

- MÜTEÂZZİL[< AZL] ile MÜTEAZZİR[< ÖZR]
( İşinden çıkarılmış, azledilmiş, ma'zul olan, taazzül eden. İLE Özürlü/mazeretli, özürü/mazereti bulunan, taazzür eden. )

- MÜTEBÂLÎ ile MÜTEBÂLİH
( Birini sınayan. İLE Ebleh gibi görünen, eblehlik, bönlük tavrı takınan. )

- MÜ'TEFİK ile MÜTTEFİK[< VEFK]
( Tersine dönen, dönmüş. İLE Bağlaşmış, birleşmiş, antlaşmış. | Düşüncede birlikte olan. )

- MÜTEHÂLİF[< HALF] ile MÜTEHÂLİF[< HULF]
( İki düşmandan ikisine de yemin veren. İLE Birbirine uymayan, tehâlüf eden. )

- MÂRİFET ile/ve/||/<> ZARÂFET
( Bilgi ve uygulamanın, uygun/isabetli zaman ve zeminde buluşmasıyla açığa çıkar. İLE/VE/||/<> İçtenlik ve inceliğin buluşmasıyla açığa çıkar. )

- ZEHİR ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< İLÂÇ
( Kullanım/uygulama/katkı oranındadır. )

- "SÜREKLİ/DAİMA" ile/ve/||/<> AŞIRI/LIK

- KİN:
TUTMAK
ile/değil/yerine/>< TUTMAMAK
( Güçsüz olanlar, kin tutar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Güçlü olanlar, kin tutmaz. )

- SIYÂS/Î[< SIYSA] ile SİYÂSÎ
( Kaleler. | Köşkler. | Sığınılacak yerler. İLE Siyâset gereği olan. | Diplomatça olan, politik. | Siyâsetle uğraşan. )

- OLAN ile/ve/||/<> ORAN

- YADSIMA ile/ve/||/<> GÖZARDI ETME

- OLAN ile/ve/||/<>/>< OL(MA)MASI GEREKEN

- YAPILAN ile/ve/||/<>/>< YAPIL(MA)MASI GEREKEN

- YAŞANILAN ile/ve/||/<>/>< YAŞANIL(MA)MASI GEREKEN

- SİYÂSET ile/ve/||/<> SİYÂSET(İN) YORUMU

- YASA ile/ve/||/<>/< ANAYASA

- SINIRLAMA ile/ve/<> BÖLÜMLEME

- KORUMA ile/ve/||/<> SÜRDÜRME

- YETERSİZ/LİK ile/ve/<>/> GEÇERSİZ/LİK

- YETKİNLİK ile/ve/<> TAMAMLANMA

- BİR ŞEYİN:
İYİ OLDUĞUNDAN DOLAYI İSTENMESİ
ile/ve/değil/<> İSTENİYOR OLMASINDAN DOLAYI İYİ OLDUĞU

- VARLIĞI İSTEMEK ve/||/<> YOKLUKTAN KAÇMAK

- İRÂDE ile/ve/<> ŞEHVET ile/ve/<> TAMAH
( Varoluş ve sürdürme isteği. İLE/VE/<> Dürtü ve/veya "güdü"ler aracılığıyla isteme. İLE/VE/<> İstemenin aşırılıkları. Açgözlülük, hırs. )

- TEKİL-ÇOĞUL ile/ve TİKEL-TÜMEL
( Dilbilgisi. İLE/VE Mantık. )

- TÜMEL ile/ve/<> TÜMEL
( Varlık. İLE/VE/<> Tür. )
( Bil(ebil)mek, tümeli bil(ebil)mektir. )

- AŞKIN ile AŞKINSAL

- TAB-I MÜSTAKÎM ve/||/<> AKL-I SELÎM

- SÂLİH ve/||/<> ZÂHİD
( ... VE/||/<> Dinin şekil yönüne fazla önem veren, aşırı, çok sofu. | Kendini, sadece dine veren. | Masiva'ya itibar etmeyen. )

- REZİL/LİK ile/ve/||/<> SEFİL/LİK

- BECERİ ile/ve/||/<> TÂLİ(H)
( İnsanda, ikisinin de bulunması gerek. )

- EYLEM ile/değil EYLEME(K)

- İLKELER ile/ve/||/<>/>< KOŞULLAR
( İlkeler, koşullara göre oluşmazlar ve belirlenemezler! )

- GÜLME:
ŞAŞIRMA
ve/||/<>/< DÜŞÜNME

- "... DÜŞÜNCELİ DÜŞÜNÜRLER" değil ... "KABULLÜ" DÜŞÜNÜRLER

- BAĞ ile/ve/||/<>/> BÜTÜNLÜK

- "SONSUZLUK":
NİCELİKTE
ile NİTELİKTE
( Yoktur. İLE Vardır. )

- KUTSAL/LIK ile/ve/||/<> GİZLİ/LİK

- DÜŞÜNME ile/ve/<> DENETLEME

- ÇALMAK ile/değil/yerine/>< ÇALIŞMAK

- NEDENİN YOKLUĞU ve/||/<>/> YOKLUĞUN NEDENİ

- PARÇALANMIŞLIK ile/değil AYRIM

- "...'YA SIĞMAYACAK" ile/değil ... İLE SINIRLANDIRIL(A)MAYACAK

- "BAŞTAN DÜŞÜNMEK" ile/ve/değil/yerine/||/<> ZAMANINDA DÜŞÜNMEK

- SEMİRME ile/ve/<>/< SÖMÜRME

- "SAHİBİ OLMAK" ile/değil/yerine PARÇASI OLMAK

- SEVGİSİZ/LİK ile/ve/||/<> İLETİŞİMSİZ/LİK ile/ve/||/<> İLGİSİZ/LİK
( [kişileri] Geçimsiz yapar. İLE/VE/||/<> Birbirine düşman eder. İLE/VE/||/<> Güzellikleri yok eder. )
( [ne yazık ki] Bireyleri sevemeyenler, "insanlık" kavramına sığınırlar... )

- SAPMA ile/ve/<> SAPLANMA

- HAREKET ile/ve/||/<> UYUMLULAŞTIRILMIŞ HAREKET

- YASAKLAMA ile/ve/||/<>/> YÖNLENDİRME

- "KARŞI ÇIKMAK" ile/değil/yerine ELEŞTİRMEK

- KENDİLİĞİNDENLİK ile/ve/||/<> SUYUN KALDIRMA GÜCÜ

- "HER ŞEYİ" BİLİYOR OLMAK değil ÇOĞUNLUĞUN, PEK FAZLA ŞEY BİLMİYOR OLMASI

- YASAK ile/ve/değil/yerine/||/<> VİCDAN

- "ÇALINMASIN DİYE" değil/yerine SAHİP ÇIKMAK ÜZERE

- BİLGELİK ile/ve/||/<> AYDINLANMA
( Başkalarının bilgisi. İLE/VE/||/<> Kendini tanıma. )

- HUBB ile/değil/yerine/>< HUBB
( Aldatıcı, kurnaz, hilekâr. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sevgi. )

- UYARI ile/ve/değil/yerine/>< MÜJDE[Fars.]
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>< Sevinç haberi, muştu. | Sevinçli, hayırlı bir haber getirene verilen bahşiş. )
( Olumsuz(luk)lara/yanlış(lık)lara/kötü(lük)lere. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>< Olumlulara/doğru(luk)lara/iyi(lik)lere. )

- MÜ'TEMİN ile MÜTEMMİM/E[< TEMÂM]
( Güvenen, emniyet eden. İLE Tamamlayan, bitiren, itmâm eden. | Tümleç, herhangi bir sözcüğün anlamını tamamlayan. | Bütünler, bütün duruma getiren. )

- MÜTENÂDİM ile SÂKÎ[< SAKY | çoğ. SUKAT]
( Bir ortamda, arkadaşlık eden, nedimlik eden, tenâdüm eden. İLE Su veren/dağıtan. | Kadeh, içki sunan. | Baldıra, ya da baldır kemiğiyle ilgili. | Kişilere, Allah sevgisi/nuru saçan kişi. )

- MÜTENÂZIR[< NAZAR] ile MÜTENAZZIR
( Birbirinin karşısında bulunan, birbirine bakan, tenâzur eden. | [mat.] Bakışık, simetrik. | [kimya] Bakışık. | [toplumb.] Karşılık. İLE Düşünerek dikkatle bakan, dikkatle bakarak düşünen. )

- MÜTENEBBÎ[< NEBE] ile MÜTENEBBİH[< NÜBH]
( Peygamberlik iddiasında bulunan, peygamberlik taslayan, yalancı peygamber. İLE Uyanan, uyanık, intibâh eden. | Uslanan, aklını başına toplayan. )

- MÜTESELLİ[< SÜLVÂN] ile MÜTESELLİH[çoğ. MÜTESELLİHÎN]
( Avunan, acıyı/kederi unutur gibi olan, teselli bulan. İLE Silahlanan, silah kuşanan. )

- MÜTEŞEKKÎ[< ŞEKVÂ] ile MÜTEŞEKKİK
( Şikâyette bulunan, şikâyetçi, sızlanan. İLE Şekk[%50-50] ve şüphede kalan, şüpheden kurtulamayan. )

- MÜTEŞEKKİL[< ŞEKL] ile MÜTEŞEKKİR[< ŞÜKR]
( Şekillenmiş, şekillenen, teşekkül etmiş. | Meydana gelmiş, kurulmuş, olmuş, oluşmuş, olma. İLE Teşekkür eden, iyilik bilen, iyiliğe karşı nâzik davranışla. )

- MÜTEVÂDD ile MÜTEVÂDİ
( Birbirine sevgi gösteren. İLE Düşmanlığı bırakarak barışan, tevâdu eden. )

- MÜTEVAKKI[< VAK] ile MÜTEVAKKİ[< VİKAYE]
( Bekleyen, uman, medet uman, tevakku eden. İLE Kendini gözeten, sakınan, çekinen, tevakkî eden. )

- MÜTEVÂLÎD[< VÂLİDE] ile MÜTEVÂRİD/E[< VÜRÛD]
( Birbirinden doğup üreyen. İLE Gelen, tevârüd eden. )

- MÜTEVELLÎ[< VELY] ile MÜTEVELLİH ile MÜTEVERRİ[< VERÂ]
( Birinin yerine geçen. | Bir vakfın yönetimi, kendine verilmiş olan kişi. İLE Hayran olan/olmuş, şaşan/şaşmış, aklı başından giderek sersem ve hayran olan, tevellüh eden. İLE Dinin emrettiği şeylere sımsıkı bağlı kalan. )

- MÜTEZAHHİR[< ZAHR] ile MÜTEZÂHİR[< ZUHÛR]
( Karısına, nikâhı bozacak bir söz söyleyen. | Biri tarafından yardım edilen, taraflısı olan. İLE Görünen, çıkan, tezâhür eden. )

- MÜVECCEH[< VECH] ile MÜVECCİH
( Yüzü bir tarafa döndürülmüş, tevcîh edilmiş. | Herkesin teveccüh ettiği, makbul, uygun/münâsip. İLE [mat.] Doğrultman. )

- MÜVEKKEL[< VEKÂLET] ile MÜVEKKİL/MÜEKKİL[< VEKÂLET]
( Biri tarafından vekil edilen kişi. İLE Birini, kendine vekil olarak seçen kişi. )

- MÜZEKKÎ[< ZEKÂT] ile MÜZEKKİR[< ZİKR]
( Temizleyen, aklayan, tezkiye eden. | Tanıklarını durumunu inceleyerek tanıkların kabul edilebileceğini kanıtlayan. | Cenâze töreninde, tezkiye eden. İLE Andıran, hatıra getiren, zikr ettiren. | Zikr eden, ibâdet eden. )

- MÜZÎL[< ZEVÂL] ile MÜZİLL ile MÜZİLL[< ZELLE]
( Yok eden, gideren, izâle eden. İLE Zelil kılan, izlâl eden. İLE Ayak kaydırıcı. | Yanlış yaptıran, yanlış iş gördüren. )

- "GÖREV"İNİ YAPMAK ile/ve/değil/yerine/||/<> GEREĞİNİ YAPMAK

- NEDEN ile/ve/||/<> AMAÇ

- AMAÇ ve/||/<>/> DEĞER

- KİMLİĞİN:
TARİHSELLİĞİ
ile/değil/yerine EVRENSELLİĞİ

- "ALIŞKIN" ile/değil/yerine ALIŞKANLIĞI OLAN

- YETERLİ/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<> KABUL EDİLEBİLİR/LİK

- KANIT(LANABİLİRLİK) ile/ve/||/<> ZORUNLULUK

- SAYGI ile/ve/||/> DÜRÜSTLÜK ile/ve/||/> GÜVEN ile/ve/||/> BAĞLILIK/SADÂKAT
( Gösterilir(se). İLE/VE/||/> Değerlenir. İLE/VE/||/> Kazanılır. İLE/VE/||/> Sağlanır. )
( Earned. vs./AND/||/> Appreciated. vs./AND/||/> Gained. vs./AND/||/> Returned. )
( Yükün dürüstlükse, gücün düşer belki fakat "başın düşmez". )

- BAŞARI ile/ve/||/<>/< ÖTEKİLERİN BAŞARISI
( Başarıya ulaşmanın en hızlı yolu, ötekilerin başarısına (da) yardımcı olmaktır. )
( The fastest way to succeed is to help others succeed. )

- BEKLENTİ(DE OLMAK) değil/yerine/>< KABUL (ETMEK)
( Hiçbir şey için! DEĞİL/YERİNE/>< Her şeyi. )
( Expect(ation) (for) nothing but accept(ion) (for) everything! )

- HAYVANSEÇER değil/yerine/>< HAYVANSEVER
( Kedi, köpek sevip inek, koyun, balık yediğinizde, hayvansever değil, hayvan seçer oluyorsunuz. Ne zaman bir köpeğe duyduğunuz sevgiyi ve dostâne yakınlaşmayı bir ineğe de duyarsınız; işte o zaman kendinizle çelişmemiş olacaksınız. )
( Kendime, evrene, çevrem(iz)e, hayvanlara, tüm canlıların yaşam hakkına saygı göstermek üzere ve sağlığım/ız için de et ve hayvansal ürünleri yememeyi yeğliyorum/z...

Bu duyarlılığı gösteren ve gösterecek herkese teşekkür ediyorum/z... )
( )

- AKIM ile/ve/değil/yerine/||/<> UYANIŞ

- YALAN SÖYLEMEK ile/değil/yerine/>< GERÇEĞİ SÖYLEMEK
( Geleceğinizin önemli/belirleyici bir parçası olur. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Geçmişinizdeki (herhangi) bir parçadır. )
( If you tell the truth, it becomes a part of your past. If you lie, it becomes a part of your future. )

- GELİŞ(TİR)ME ile/ve/değil/yerine/||/<> İYİLEŞ(TİR)ME

- KÖTÜ[< KÖTİ] ile/ve/||/<> KETÜ
( Zorunlu/luk. İLE/VE/||/<> Eksik/lik. )
( KÖTÜLÜK: Kemâl'i engelleyen. )

- KURAMIN:
DOĞRULUĞU
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< UYGUNLUĞU

- OLGUNLUK ile/ve/||/<> SÜREKLİLİK

- SÖYLEM ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< EYLEM

- KIRGIN/LIK ile/ve/||/<> KIZGIN/LIK
( Sessizdir. İLE/VE/||/<> Gürültülüdür. )

- KURUMSAL BİR KARARI(/A):
BENİMSEMEK
ile/ve/değil/yerine/||/<> UYMAK

- ALIŞILMIŞ/LIK ile/değil/yerine/>< AŞILMIŞ/LIK

- VİCDAN ile/ve/<> VAHİY

- KUŞKU ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< EMİN OLMA[İMAN]

- AÇIK ile/ve/||/<> AYIK

- EDEB ile/ve/||/<> AHLÂK ile/ve/||/<> MATEMATİK
( İnsanlığın gelişimindeki/tarihindeki üç önemli eşik. )

- AKSATMAK ile/ve/||/<> İHMAL ETMEK

- BÜTÜNLENME ile/ve/||/<> TAMLANMA

- BAŞLANGIÇ ile/ve/||/<> ZEMİN

- ÇATIŞMA ile/ve/<> DİDİŞME

- ANLAM ARAYIŞI ile/ve/||/<> ANLAM VERME

- AKLIN:
DÜZEN VERİCİLİĞİ
ile/ve/||/<> İŞLEM GÖRÜCÜLÜĞÜ

- İKTİBÂS ile İSTİMLÂK[< MİLK]
( Ödünç alma. | Bir sözcüğü, tümceyi ya da bunların anlamlarını, olduğu gibi alma/aktarma. İLE Bir yeri satın alma, mülk alma. | Kamulaştırma. Devletin, genelin yararına olarak bir şeyi sahibinden satın alması. )

- OLUŞUM ile/ve/||/<> DÜZEN

- ÖZDEŞLEŞTİRME ile/ve/||/<> KÖRLÜK

- BİLMEYİ BİLMEK ve/||/<> BİLGİ ÜRETİMİ ve/||/<> GÜVENİLİR BİLGİ ve/||/<> BİLGİNİN UYGULANMASI/KULLANIMI

- NANKÖR ile/değil/yerine/>< VEFÂLI
( Tek bir yanlışınızı/eksiğinizi/zararınızı görse, tüm iyiliklerinizi/artılarınızı/yararlarınızı unutur. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çok fazla yanlışınızı/eksiğinizi/zararınızı görse bile iyiliklerinizi/artılarınızı/yararlarınızı unutmaz. )

- AHNIT ile AHRAZ
( Sakat, hasta, kötürüm. | Akılsız, aptal. İLE Dilsiz, sağır ve dilsiz. )

- AKİT ile ÂKİT
( Sözleşme, bağıt, mukavele. | Nikah. İLE Bir işi, karşılıklı olarak kararlaştırıp üstlerine alan taraflardan her biri, bağıtçı. )

- ANLAYABİLMEK ve/||/<>/ ANLATABİLMEK
( Bir şeyi anlayabilmenin en iyi yolu, onu, en iyi şekilde anlatabilmeye çalışmaktır. )

- AN ile AN ile AN
( Zamanın bölünemeyecek kadar kısa bir bölümü. Kıpı, lahza, dem. İLE İki tarla arasındaki sınır. İLE Canlının, duygu ve davranışlar dışındaki süreç ve etkinliklerinin bütünlüğü.[An bulanıklığı/yorgunluğu.] )

- AVAL ile AVAL
( Bir ticaret senedinde, üçüncü bir kişinin ödemeden sorumlu olanlar yararına, alacaklılara karşı senet bedelini ödeyeceğine ilişkin verdiği güvence. İLE Saflığı, sersemlik derecesine varan kişi. )

- AVUNÇ ile/ve/||/<> AVUNTU
( Acının hafiflemesi ya da unutulması. Teselli. İLE İnsanı avutan şey. )

- AYAN ile ÂYAN
( Belirli, açık. İLE İleri gelenler. | Meclis/senato üyeleri. )

- AÇIKLIĞA KAVUŞTURMAK ile/ve/değil/||/<>/< AÇIK KILMAK

- EMİR ile/ve/||/<>/< CEBİR

- !VANDALLIK ile !BARATARYA
( Miladın, başlangıç yıllarında yaşayan ve Roma İmparatorluğu ile yaptığı savaşlarda, acımasızlığı ile ün salan bir Doğu Germen halkı. | Eski kültür ve sanat anıtlarını yakıp yıkan; bunların değerini bilmeyen kimse ya da halk. İLE Kaptanın, tayfaların, gemi sahibine, armatöre ya da sigorta ortaklığına, bilerek verdikleri zarar. )

- HİTÂBEN ile/değil İTHÂFEN

- YANLIŞI SAVUNACAK KADAR BİLGİSİZ/LİK ile/ve/||/<> DOĞRUYU İNKÂR EDECEK KADAR NANKÖR/LÜK

- EKSİK/LİK ile/değil/yerine FARKLI/LIK

- ANLAMAK ve/||/<> ANILARI OLMAK
( Ancak, anıları olanlar, anlarlar. )

- "DÜŞÜNMEK" ile/değil GELİŞTİRMEK

- UZLAŞ(TIR)MA ile/değil ANLAŞ(TIR)MA

- !TAHKİR ile/ve/||/<> !TEZYÎF[< ZEYF]

- "NE OLDUĞUN" ile/değil/yerine NE OLACAĞIN
( Belirlidir. İLE/DEĞİL/YERİNE Belirli değildir. )

- ADÂLET ile/ve/+/<> KUDRET ile/ve/+/<> HİKMET ile/ve/+/<> SEVGİ
( [Simgeleri/Sûretleri] Aslan. İLE/VE/+/<> Boğa. İLE/VE/+/<> Kartal. İLE/VE/+/<> İnsan. )

- HİKMET ve/||/<>/< MERHAMET

- KADEM ve/<> HATEM

- "DAĞILMAK" değil/yerine/>< DALMAK

- DALMADAN ile/değil/yerine DAĞILMADAN

- "ZAYIF" ile/değil NAİF

- VARSIL ile/ve/değil/yerine/||/<> KANAAT SAHİBİ

- KEYFÎ ile/değil ÇOKLU

- GELENEKSEL ile/ve/değil/yerine/||/<> KAVRAMSAL

- BARIŞTIRICI ile/ve/||/<> KURTARICI

- ALDIRMAMAK ile/ve/<> AFFETMEK

- BAĞIŞLANMAK ve/||/<>/< BAĞIŞLAMA
( Pişmanlık duymayanı bağışlamak, "suya, resim yapmak" gibidir. )

- GELENEKÇİLİK ile/değil/yerine/>< GELENEK
( Yaşayanların, ölmüş durumudur. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Ölmüşlerin, yaşayan durumudur. )

- BELÂGAT ile/ve/||/<> BEDÂHET
( İyi konuşma, sözle inandırma yeteneği. | Söz sanatlarını inceleyen bilgi dalı. Retorik. | Konuya tüm yönleriyle kavrayarak, hiçbir yanlış ve eksik anlamaya yer bırakmayan, yorum gerektirmeyen, yapmacıklıktan uzak, düzgün anlatma sanatı. | Bir şeyde, gizli olan derin anlam. İLE/VE/||/<> Besbelli, apaçık olma durumu. | Bir konuda, hazırlıksız konuşabilme yeteneği. )

- ALIKLIK/BELÂHET değil/yerine/>< FARKINDALIK

- BELGİ ile/ve/<> BELGİN
( Bir şeyi, benzerlerinden ayıran özellik. | Duyuş, düşünüş ve inanıştaki ayırıcı özellik. İLE Tam ve kesin olarak belirlenmiş olan. )

- BELİRTKE ile BELİTKE
( Bir özlü sözle birlikte kullanılan im. | Soyut bir şeyin, bir kavramın simgesi olan varolan ya da eşya. AMBLEM | Gösterge. İLE Belitler dizgesi. [BELİT/AKSİYOM: Kendiliğinden, apaçık olan ve böyle olduğundan dolayı öteki önermelerin ön dayanağı olan temel önerme.] )

- BELLEME ile BELLEME
( Öğrenip akılda tutmak. | Sanmak. İLE Bel denilen araçla toprağı işlemek. )

- BÖLÜM ile BENT[Fars.]
( ... İLE Bağ, râbıta. | Yasa maddesi. | Kitaplarda, kendi içinde bütünlük oluşturan bölüm. | Suyu biriktirmek için önüne yapılan set, büğet. | Gazete yazısı. | Yaz. )

- ANLAMAK ve/||/<> UYGULAMAK

- KABA ile/değil/yerine ENGİN

- KÖRLÜK ile/<> YOKLUK

- OKUMAK ile/ve/değil/||/<>/= DUYURMAK/İLETMEK

- AMÂ ile A'MÂ
( Körlük, görmezlik, manevi körlük, bilgisizlik. | Yağmur bulutları. İLE Kör. | Bilgisiz/cahil. )

- RÜYÂ ile/<> RİYÂ
( Olmadığı gibi görmek. İLE/<> Olmadığı/n gibi görünmek. )

- MADEN İŞÇİSİ İÇİN:
YERÜSTÜ
değil/ne yazık ki/<>/>< YERALTI
( Açlık var ve kesin. DEĞİL/NE YAZIK Kİ/<>/>< Ölüm var ve olasılık. )

- "ENGEL/SORUN" ile/değil/yerine ARA/DİNLENME NOKTASI/VESİLESİ

- İYİ NİYET ile/ve/değil/||/<>/>/< ADÂLET

- (")HAKLILIK/HAKSIZLIK(") ile/ve/değil/||/<> İSABETLİLİK/İSABETSİZLİK

- İSABETSİZ "HAKLILIK" ile/değil/yerine İSABETLİ "HAKLILIK"

- (")GÖNÜLLÜLÜK(") ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< SORUMLULUK ALMAK

- DUYGUSAL/LIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DUYARLI/LIK

- GİZLİ/LİK ile/ve/değil/<> GÖRÜLMESİ/DUYULMASI/BİLİNMESİ İSTENİLMEYEN

- KURGU ile/ve/||/<> ANLATIM

- HESAPLAMA ile/ve/<> AÇIKLAMA

- İTİRAZ ETMEK ile/ve/||/<> KARŞI ÇIKMAK

- "MUTLAKA" ile/ve/değil/yerine/||/<> "KUŞKUSUZ"

- CANHIRAŞ[< Fars.] ile CANSİPERÂNE[< Fars.]
( Yürek paralayan, kulak tırmalayan, acı, tüyler ürpertici (durum/ses). İLE Canını verircesine, özveriyle. )

- HABERCİ ile CAŞIT/ÇAŞIT
( Haber ulaştırıcı, haber veren. İLE Bir devletin ya da biri(leri)nin sırlarını, başkalarının hesabına öğrenmeyi üstüne alan kişi. | Yasadışı olan bir durumu, yetkililere bildiren kişi. | Ara bozmak amacıyla söz taşıyan kişi. )

- ÖDEME ile CEREME/CERİME
( ... İLE Başkası tarafından yapılan ya da kaza sonucu ortaya çıkan zararı ödeme. )

- DİLENCİ ile CERRAR
( .. İLE Çekici, sürükleyici. | Zorla para alan. | Savaş araçlarıyla donatılmış, kalabalık ordu. | Dilenci. )

- SUÇ ile CÜNHA
( ... İLE Cürüm derecesindeki suçlara, yani kabahatten ağır ve cinayetten hafif olan suçlara verilen ad. )

- MUTLULUK:
GERÇEKLİK
ile/ve/değil/yerine/-/||/<> BEKLENTİSİZLİK

- ZORLANMA ve/||/<>/> DEĞİŞİM
( Kişiyi zorlamıyorsa, değiştirmeyecektir. )
( If it doesn't challenge you, it won't change you. )

- HATA ile/ve/değil/yerine/||/<> YETERSİZLİK

- BENCİLLİK ile/>< ELEŞTİRİ

- GÖZLEMLEMEK ile/ve/||/<> "TARTMAK"

- YAPIŞIK ile/değil/yerine BAĞLI

- GELİŞİGÜZEL "ÇOK ANLAMLILIK" ile/değil/yerine ÇOK ANLAMLILIK

- "ÖDÜN VERMEK" ile/değil/yerine ÖNCELİK YÖNETİMİ

- "KUTSALLAŞTIRMA" ile/ve/<> VAAZ (ETME)

- İSTİŞÂRÎ ile/ve/||/<> İSTİDLÂLÎ

- ÇAKMAK ile ÇAKMAK ile ÇAKMAK
( Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası. | Çelik, taş ve tutuşacak maddeden yapılmış tutuşturma aygıtı. İLE Kuruyunca, kalın kabuk bağlayan, kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı. İLE Vurarak sokup yerleştirmek. | Çivi ile tutturmak. | [argo] Kabul edilmeyecek bir şeyi, kurnazlıkla kabul ettirmek. | Vurmak. | Bir şeyi, başka bir şeye sürtmek, vurmak ya da çarpmak. | Sezinlemek. | İçki içmek. | Parıldamak, ışık vermek. )

- ÇAYIRGÜZELİ ile ÇAYIROTU
( Buğdaygillerden bir bitki türü. İLE Buğdaygillerden küçük bir çayır otu. )

- YORUM ile/ve/<>/= ÇEVRİ/TE'VİL[< Ar.]
( ... İLE Bir söz ya da davranışı, görünür anlamından başka bir anlamda kabul etme. | Burgaç. )

- DEVİR/DEVRE değil/yerine/= ÇEVRİM
( ... DEĞİL/YERİNE/= Sürekli ve düzenli değişme, devir. | Bir elektrik akımının, iletken üzerinde aldığı yol, devre. )

- Çıfıt ile çıfıt
( Yahudi. İLE Hileci, düzenbaz. )

- YETİ ile/ve/<> NİTELİK

- "YASALARA UYMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<> ADÂLET

- HUKUKSUZLUK ve/> ACIMASIZLIK

- HUKUKSUZLUK ve/> KAYITSIZLIK

- "ZAYIF" ya da "GÜÇLÜ" ile/değil/yerine ZEKİ
( İntikam alır. YA DA Affeder. İLE/DEĞİL/YERİNE Görmemezlikten gelir. )

- HAK ile/ve/||/<> NASİP

- KULLANIM DEĞERİ ile/ve/<>/< PAYLAŞIM DEĞERİ ile/ve/<>/< DEĞİŞİM DEĞERİ ile/ve/<>/< ÜRETİM DEĞERİ

- MUHALEFET ile/değil/yerine İTİZAL

- "ELDE ETMEK" ile/değil/yerine GERÇEKLEŞTİRMEK

- [ne yazık ki]
!"RAHAT"/LIK
ve/||/<>/>/< !KAYITSIZ/LIK

- SIR ile/ve/<> "KOKU"

- (")AŞIRI(") ile/değil/yerine/<> ÖTE

- DEĞER ve/=/||/<> EMEK

- DEVRİM ile/ve/değil/yerine/<> DEĞİŞİKLİK

- ORTAÇAĞ:
ERKEN
ile/ve/<>/> YÜKSEK/KLASİK ile/ve/<>/> GEÇ
( ORTAÇAĞ: Batı Roma İmparatorluğu'nun çöküşünden [476] başlayarak, 1453 ya da 1492'ye kadar süren çağ. )
( 476 - 1000 arası. ile/ve/<>/> 1000 - 1300 arası. ile/ve/<>/> 1300 - 1453/1492 arası. )
( )

- SAVAŞMA değil/yerine/<>/> TANIŞMA

- BAHŞ ile CEZA

- SÜREKLİLİK ile/ve/<> YAYGINLIK

- (")YAKIN(") ile/ve/değil/<>/> UZAK DURULAN/TUTULAN "YAKIN"

- CESARET ile/ve/||/<>/>/< TESLİMİYET

- KANDIRMA ile/değil OYALAMA

- PLANLANMIŞ/LIK ile SINIRLANDIRILMIŞ/LIK

- SEVGİ ve/||/<> SIĞINMA

- TARİH:
"GEÇMİŞ"
değil YARIN
( Tarih, geçmiş değil yarındır! )

- "YENİLGİ":
"KAYBETTİĞİNDE"
değil VAZGEÇTİĞİNDE

- SAKİNLEŞME:
AKILDA
ve/||/<> GÖNÜLDE
( Bilgi ile. VE/||/<> Sevgi ile. )
( Elinde getiren, karnında götürür; aklında getiren, gönlünde götürür. )

- İDRAK ve/||/<> İHYÂ

- İNSAF ile/ve/<>/> İMAN

- "ZEMİN" ile/ve/<> BAĞLAM

- ...'NIN:
"SUÇLUSU"
ile/ve/değil/yerine/<>/< SORUMLUSU

- DAMA ile/değil/yerine SATRANÇ
( 2000 sonrası. İLE/DEĞİL/YERİNE 2000 öncesi. )

- KEYFÎLİK ile/ve/değil/yerine/<> OLUMSALLIK

- AKIL:
USTA
ve/<> MÜRŞİD
( Öncelikle, kendi [donanımlı/yetkin] aklın ve kendine! )

- BEREKET ve/<>/< PAYLAŞIM

- "DÜZELTME" ile/değil/yerine ZENGİNLEŞTİRME

- YANSIMA ve/||/<> ANIMSAMA

- OLAY ve/<> GELİŞİGÜZEL/LİK

- ZORUNLULUK ile/ve/<> YASALILIK

- TOPLAM ile/ve/değil AŞILMIŞ BİRLİK

- KORKUSUZ/LUK ile/değil/yerine CESARET
( Cesaret, korkusuz olmak demek değildir. Cesaret, korkuyla dolu olmana karşın, kontrolü, korkunun eline vermemektir. )

- KARŞILIĞI OLMAYAN DURUMLAR/OLGULAR/KAVRAMLAR/SÖZCÜKLER ile/ve/<> BAŞKA BİR DİLDE KARŞILIĞI OLMAYAN DURUMLAR/OLGULAR/KAVRAMLAR/SÖZCÜKLER
( ... İLE/VE/<> Karşılığı Olmayan Sözcükler )

- FAZLA FEDÂKÂRLIK > FAZLA VEFÂSIZLIK
( Fedâkârlığın fazlası, vefâsızlığa neden olur. )

- KÜFÜR ve/||/<> ŞİDDET
( [ne yazık ki] Aklında, düşünce olmayanın dilinde. VE/||/<> Kalbinde, muhabbet olmayanın (b)elinde. )

- TEMBEL ile/değil/yerine/>< DERTLİ
( Uyanık iken uyuyan. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Uykudayken uyanan. )

- GEÇİŞLER/KAPILAR:
DAR
değil/yerine GENİŞ
( Engeliler için Berlin Örneği... )

- ÖZEN GÖSTERMEYE:
ÇALIŞIRIM
ile/ve/<> ÇALIŞAYIM

- TÜMELLER ile/ve/değil ARI KAVRAMLAR

- [ne yazık ki]
DOĞRU OLDUĞUNU BİLDİĞİN HALDE, YAPMAMAK
ile/ve/<> YANLIŞ/HATALI/EKSİK OLANI, BİLMENE KARŞIN, YAPMAK

- TARİHTE KALAN DÜŞÜNCE ile/ve/değil/yerine/<> DÜŞÜNCENİN TARİHİ

- YETKİ ile/ve/değil/yerine/<> YETKİNLİK

- MUTLULUK:
FİYATI OLANLARLA
değil/yerine DEĞERİ OLANLARLA

- DOĞRULUK ve/||/<> İYİLİK ve/||/<> YÖN(ELİM)/İSTİKÂMET
( Hak ve hakikatte. VE/||/<> Eylemde. VE/||/<> Davranışta. )

- TAHFİF değil/yerine/>< TÂZİM

- "KÂR" değil/yerine AR

- SAHİP OLMAK ile/ve/değil/yerine/||/<> SAHİP ÇIKMAK

- TESÂDÜF ile/ve/değil DIŞLAŞMA

- HERŞEYİ KAPSAYICI/LIK ile/ve/değil/<> HİÇBİR ŞEYE İNDİRGENEMEZ/LİK

- BÜTÜN/LÜK ve/||/<> GÜVENİLİR/LİK

- VAROLUŞ ile/ve/<> DEĞİŞTİRİLEMEZLİK

- VAROLUŞ ve/<> DUYARLILIK

- HİÇ VAROLMAMAK değil/yerine "TELEF OLMAK"

- VAROLUŞ'TA:
KUŞKULANILAMAZLIK
ile/ve KANITLANAMAZLIK

- YANSITICI/LIK ile/ve/<> İLETKEN/LİK

- DUYUSAL ile/ve/<> USSAL
( Geçici. İLE/VE/<> Kalıcı. )

- ÇELİŞKİLİ ile/ve/<> ÇEKİCİ/CÂZİBELİ

- "KABUL" ile/değil/yerine TEMELLENDİRME

- DERİNLİK ile/ve/<> YAYILIM

- YÜCE/LİK ile/ve/<> MUTLAK/LIK
( Belirlenim. İLE/VE/<> Belirlenimsizlik. )

- USSAL/LIK ile/ve/<> EVRENSEL/LİK

- ...:
"OLMALI!"
ile/değil OLABİLDİĞİ KADAR(IYLA) OLMALI(/OLABİLİR ANCAK)

- ZAHMET ve/||/<> HİKMET ve/||/<> İBRET

- NİYET ve/||/<> NAZAR ve/||/<> MÂNÂ-İ HARF ve/||/<> MÂNÂ-İ İSİM

- ÇARPIŞMAK ile/ve/değil/yerine/>< TARTIŞMAK

- ENGELLEYİCİ ile/ve/değil/yerine/<> ÖNLEYİCİ

- AZ BİLME ve/||/ne yazık ki/<>/> ÇOK SAVUNMA

- ELDE EDİL(E)MEZ < ELİNDEKİLERE ŞÜKRETMEDİKÇE

- [ne yazık ki]
GÜÇLÜNÜN "SAZINI ÇALMAK"
ve/||/=/<> NAMUSSUZLUK
( Gerekçesi ne olursa olsun, güçsüze karşı güçlünün sazını çalmak, namussuz sayılmak için yeterlidir. )
( Namuslular da namussuzlar kadar cesur olmalı! )

- SLOGAN[İng.]/KLİŞE değil/yerine/>< DÜŞÜNME
( Kısa ve çarpıcı, propaganda sözü. DEĞİL/YERİNE/>< Düşünülmüş söz. )

- UYGARLAŞMADA:
KILIÇ
fakat/değil/yerine/<>/> KALEM ve KİTAP
( Başlattı. FAKAT/DEĞİL/YERİNE/<>/> Yaşattı VE Sürdürdü. )

- KİTAP:
BELLEK
ve/||/<> İDDİA
( Korutur. VE/||/<> Sağlatır. )

- TARÎK el-TAKVÎM ile/ve/<> TARÎK el-LUZÛM ile/ve/<> TARÎK el-KIYÂM ile/ve/<> TARÎK el-NİSBE
( Osmanlı dönemi Türk filozofu Taşköprülüzâde'ye (ö. 1561) göre ayıklama/soyutlama eylemi açısından bir önermede, konu ile yüklem ilişkisinin türleri:

"X, Y'dir." denildiğinde, bir yüklem olarak Y,

1. Ya bizâtihi yüklendiği X'ten
2. Ya da X'in dışındaki başka bir nesneden ayıklanır/soyutlanır.

Birinci durumda Y
i. ya X'in kurucu unsurlarından;
ii. ya da X ile Y arasındaki zâtî gereklilikten/zorunluluktan ayıklanır/soyutlanır.

İkinci durumda ise Y
i. ya dış-dünyada, X ile var olan
ii. ya da dış-dünyada, X'e nispet edilen bir durumdan ayıklanır/soyutlanır.

1. i.'ye "Kurucu unsurlarına ayırma yöntemi"[Tarîk el-takvîm];
1. ii.'ye "Gereklilik(zorunluluk) yöntemi"[Tarîk el-luzûm]

2. i.'ye "Kâim olma yöntemi"[Tarîk el-kıyâm]
2. ii.'ye ise "Nispet yöntemi"[Tarîk el-nisbe] adı verilir. )

- VEGANLIK ve/||/<> CAYNACILIK(JAİNİZM)
( Hiçbir hayvanın etini ve/veya ürünlerini yememenin yanısıra, hayvanları, mal/kaynak ya da köle olarak kullanmamayı esas alarak yaşam sürdürme tutumu. VE/||/<> Doğaya, düzene(sisteme) yük ya da olumsuz etki yaratmayacak şekilde, temel gereksinim/zorunlulukların ötesine geçmeyecek şekilde, doğayla uyumlu ve bütünlüklü bir yaşam sürdürme tutumu. )

- "MODERN" (OLMAK) değil/yerine UYGAR OLMAK

- DÜŞÜNÜR ile/ve/ne yazık ki/> DÜŞÜNÜLENLERİ "DÜŞÜNÜR"
( Her uzun dönemde, ancak birkaç kişi. İLE/VE/NE YAZIK Kİ/> Geri kalanlar. )

- (SORUN:
) "İNANMAK/İNANMAMAK"
değil KAYITSIZLIK

- YAZAR ile/ve/değil/yerine/||/<> BİLGE
( Bir şeylerin üzerine yazar. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> İnsana yazar. )

- İYİ NİYETLİLİK ile/ve/<> ANLAYIŞ GÖSTERMEK

- ŞARLATAN ile/değil/yerine/>< BİLGİN
( Aldatır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Aydınlatır. )

- HARAM ile/değil/yerine/>< HUZUR
( Haramda huzur ararsan, huzur sana haram olur. )

- KİŞİLERİ:
"YENMEK"
ile/değil/yerine/>< KAZANMAK

- [ne yazık ki]
DÜŞÜNMEYEN
ile DÜŞÜNEMEYEN ile DÜŞÜNEMİYOR OLMASINA ALDIRMAYAN
( Tutucu. İLE Aptal. İLE Köle. )

- DÜŞÜNMEK ve/||/=/<> GÖRMEK
( DÜŞÜNMEK: Görmeyi, yeniden ve tekrar tekrar öğrenmek. )

- ÖNYARGILARINI DÜZENLEMEK ile/değil/yerine/>< DÜŞÜNMEK

- UYGARLIK ve/||/<>/< ADÂLET
( Ayakta durabilmek için. VE/||/<>/< Sürdürülebilirlik için. )

- ALDANMA değil/yerine/>< AYDINLANMA
( Soytarılara kanarak. DEĞİL/YERİNE/>< Aydınları dinleyerek. )

- ŞEFKAT VE NEZÂKET:
GÜÇSÜZLÜK VE ÜMİTSİZLİK
değil KUVVET VE METÂNET

- EN BÜYÜK KÖTÜLÜK...
( Küçük bir kötülüğe uğramaktan korkarak, büyük bir iyiliği terk etmek. )

- NEŞ'ET ve/||/<>/> TEKVÎN ve/||/<>/> TAHDÎD ve/||/<>/> İNTİŞÂR ve/||/<>/> İSTİKRÂR

- BESLEMEK ile/ve/<> DESTEKLEMEK

- İNŞÂ ile/ve/<> İHYÂ

- VATANDAŞ ile SEÇMEN

- VATANDAŞ ile/ve/<> BİREY

- TOPLUMDA YAŞAYAN ile/ve/<> TOPLUMLA YAŞAYAN

- GÜÇ:
SIÇRAYIŞ
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SARSILMAZ DURUŞ

- SÖZÜN:
ÇEŞİTLERİ
ile/ve/<> DERECELERİ/DEREKELERİ
( ŞİİR
   ^
KELÂM-I KİBAR [Vecize, Atasözü]
   ^
--- SÖZ ---
   v
LÂF / KÜNGE / JÂJ[Fars.] [Evin içinden çıkan çer-çöp.]
   v
KÜFÜR [Ar. < KFR: Örtme, gizleme.]
   v
HİCV
   v
HERZ[Ar.: Anlamsız, boş, saçma. | Hakaret. ], YÂVE, TÜRREHÂT / HERZE/BESBÂS[Fars.] )

- EŞİT/LİK ile/ve/<> UYUMLU/LUK

- İSTİSÂRE ile İSTİŞÂRE[< ŞÛRÂ (çoğ. İSTİŞÂRÂT)]
( Tozutma, toz savurma. | Fitnecilik, fesatçılık etme. İLE Fikir sorma, danışma. )

- İSTİKŞÂF[< KEŞF | çoğ. İSTİKŞÂFÂT][İSTİŞKÂF değil!] ile/ve/<>/> İSTİŞÂRE
( Keşfetmeye çalışma, ne olup bittiğini öğrenmek için araştırmada bulunma. | [coğr.] Açınsama. İLE Fikir sorma, danışma. )

- GAFLET ile/ve/<> CEHÂLET

- AYNI DİLİ KONUŞMAK ve/||/<> AYNI DURUMU/HÂLİ PAYLAŞMAK

- ÖĞÜT ile/ve/değil/yerine/||/<> (İYİ/YETERLİ/NİTELİKLİ) ÖRNEK
( Yolu, uzundur. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Yolu, kısa ve etkilidir. )

- "ZORLUK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ZORLANMA
( Dışarıda/ki/ler/de. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< İçeride/ki/ler/de/n. )

- DÜŞÜNCEDEN DAHA ZARARLI OLAN:
"USTA SALDIRICI"
ile/ve/değil/||/<> ACEMİ SAVUNUCU

- [ne yazık ki]
HERHANGİ BİR YERDEKİ ADÂLETSİZLİK
ile/değil/yerine/> HER YERDEKİ ADÂLET
( Tehdit. İLE/DEĞİL/YERİNE/> Düzen. )
( Herhangi bir yerdeki adâletsizlik, adâleti tehdit eder her yerde. )
( Injustice anywhere is a threat to justice everywhere. )

- TEHDİT ile/değil/yerine/> DÜZEN
( Herhangi bir yerdeki adâletsizlik. İLE/DEĞİL/YERİNE/> Her yer, zaman ve koşulda adâlet. )

- EN ACINILACAK "KİŞİ/LER":
( Başkalarının acılarına kayıtsız kalanlar. )

- ESKİ EŞYA ve/||/<< ESKİ DÜŞÜNCE
( At! VE/||/<> At! )

- KEŞKE/LER(İMİZ) (İLE) değil/yerine/>< İYİLİK/LER(İMİZ) (İLE)
( Tükenirsin ve tüketirsin. DEĞİL/YERİNE/>< Güçlenirsin ve güçlendirirsin. )

- YAŞADIĞIN GİBİ "DÜŞÜNMEK" ile/değil/yerine/>< DÜŞÜNDÜĞÜN GİBİ YAŞAMAK
( )

- ÇIKARDAŞ ile/değil/yerine/>< ANLAMDAŞ

- "KAZANMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<> KATILMAK

- CEDEL ile/değil/yerine/<> BURHAN
( Bir bilginin, yanlışları göstermesi. İLE/DEĞİL/YERİNE/<> Savını temellendirmek. )

- KIRGINLIK ve/||/<> MESAFE
( Kırıldığında, o kişiyle aranda mesafe oluşturmak ve birbirine zaman tanımak gerekir. Anlıyorsa/n yanına gelecektir/gideceksindir. Gelmiyorsa/gitmiyorsan, o kişiyle doğru mesafeyi buldun demektir. )

- EN ANLAMLI YEMİN ile EN BÜYÜK İNTİKAM ile EN ADİ SÖZ ile EN GÜZEL YANIT
( Söz vermek. İLE Affetmek. İLE "Seni hiç sevmemiştim." İLE Gülüp geçmek. )

- MİDENİN BOŞ KALMASI/BIRAKILMASI ile/ve/<> ZİHNİN BOŞ KALMASI/BIRAKILMASI
( [olumlu/olumsuz şekilde] Gözlere yansır. İLE/VE/<> Sözlere yansır. )

- "SİNDİREMEMEK/HAZMEDEMEMEK" ile/ve/<> TESLİM OLAMAMAK

- MUTLULUK:
İSTASYON
ile/değil/yerine/>< YOLCULUK

- KORKMAK değil/yerine/>< YÜRÜMEK
( Yürümeyi gerektiren nedenler, korkmaya neden olanlardan daha fazladır. )

- ENGEL değil/yerine/>< DEVRİM
( Boş konuşan kişiler arasında, dilsizlik(susmak), engel değil devrimdir. )

- DÜZENLİ/LİK ile/ve/<> BÜTÜNLÜK/LÜ/LÜK

- YADSIMA ile/ve/<> ÖNEMSEMEME

- BEYİN ile/ve/||/<> AKIL
( Donanım/ekran. İLE/VE/||/<> Yazılım[işletim sistemi, program]. )

- DOKUNMAK ile/ve/||/=/<> ANMAK

- OLUŞUM ile/ve/||/<> BAŞLANGIÇ

- "HAKSIZLIK" ile/değil BİLİNÇ FARKLILIKLARI

- DOYUM:
"İNANARAK"
ile/değil ANLAYARAK

- (")ÖLMEK("):
GÖVDEDE
ile/ve/değil/yerine/<>/< KENDİNDE

- YETKİ ve/||/<> ÖZGÜRLÜK ve/||/<> SORUMLULUK

- EĞİTİM ile/ve/||/<> GÖRGÜ

- AYRINTI ile/ve/||/<> GELECEK

- ÇOĞALTMAK ile/ve/<>/> YAYMAK

- SÜRÜDEN:
AYRILAN
ile/değil/yerine/>< AYRI OLAN
( Kurt kapar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Kurtulur. )

- HAKİKATİ:
[ya] ARAMA!
ve/ya da/<> HERKESE VE HER YERDE/ZAMAN AÇIKLAMA!
( [Kişiyi] Yalnız kılar. VE/YA DA/<> Maskara eder. )

- KUDRET yoksa ÖZGÜRLÜK
( Elimizde kudret olmadığı sürece, özgürlük isteriz.
Kudreti ele geçirince üstün olmak isteriz.
Ama başaramazsak, adâlet isteriz. )

- KUDRET ile/ve/||/<>/> "ÜSTÜNLÜK"
( Elimizde kudret olmadığı sürece, özgürlük isteriz.
Kudreti ele geçirince üstün olmak isteriz.
Ama başaramazsak, adâlet isteriz. )

- DEK ile DEK ile DEK
( "...ya kadar" gibi, bir eylemin sona erdiği noktayı ya da zamanı anlatır. İLE Düzen, hile. | Dilenci. | Tokuşma, çatışma. | Sağlam. İLE Tek. )

- "MAZUR GÖRÜN" ile/değil/yerine "KUSURA BAKMAYIN"

- İNSANLAŞMA ve/||/<>/>/< "DERTLİLİK"

- !HIRSIZLIK ile !YAĞMA

- TEHLİKELİ:
AÇLIK ve TEHDİTTE
ile/ve/<>/>< TOKLUK ve GÜÇLÜLÜKTE
( (")Hayvanlar("). İLE/VE/<>/>< [bazı/"bilinçsiz"] "Kişiler". )

- KÜÇÜK HESAP ile/değil/yerine/>< AYRINTI
( "Küçük/güdük zihin"liler "uğraşır". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Profesyoneller uğraşır. )
( Gözü, tanede olan kuşun, ayağı, tuzaktan kurtulmaz. )
( FERİ[Ar.]: Ayrıntılarla ilgili, ayrıntı niteliğinde olan. | İkinci derecede/n olan. )

- "SÖZÜNDEN ÇIKIL(A)MAYANLAR":
SU
ile/ve/<> EKMEK ile/ve/<> ÖLÜM
( Çocuklukta. İLE/VE/<> Yetişkinlikte. İLE/VE/<> Yaşlılıkta. )

- "DOĞRUYU SÖYLEMEK, HER ZAMAN DOĞRU DEĞİLDİR" değil HER DOĞRUYU, HER ZAMAN VE HER YERDE SÖYLEMEMEK GEREK
( "Doğruyu söylemek, her zaman doğru değildir" diyenler, kendileri için "en yararlı olabilecek" yanlışı söylemek için en uygun zamanı bekleyenlerdir... )

- TÜRKİYE'NİN EN TEHLİKELİ YOLLARI ile/değil/yerine/>< DÜNYANIN EN GÜZEL YOLLARI
( Görmek için burayı tıklayınız... İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Görmek için burayı tıklayınız... )

- "BAZI ŞEYLER KOLAYLAŞIYOR" ile/ve/değil/||/<>/< GÜÇLENİYORUZ

- OLURUNA BIRAKMAK ile/ve/<> AKIŞINA BIRAKMAK

- ZORUNLU SÜREÇ ile/ve/değil ZORUNLULUK İÇEREN SÜREÇ

- ANLAM ARAYIŞI ile/ve/<> ANLAM ÇOKLUĞUNA YÖNELME

- ANLAM TEKLİĞİ ile/ve/||/<> GÖRÜNÜŞ ÇOKLUĞU

- GERÇEKLİK ve/||/<> EYLEM

- SANAT ve/||/<>/>/< BİREY OLMAK

- EMEK ve/||/<> SEVİNÇ

- ÜRETMEK/ÜRETİM ve/||/<> ÜLEŞMEK/ÜLEŞİM
( Namaz. VE/||/<> Zekât. )

- HUZURSUZLUK ile/ve/<> SIKINTI
( Dıştakilerden kaynaklı. İLE/VE/<> İçeride olanlar. )

- EKSİKLİKLERİN:
KABULÜ
değil/yerine/>< GİDERİLMESİ

- SÜREÇ ile/ve/<> AŞAMALI BİRLİK

- BABA ve/||/<> OĞUL ve/||/<> KUTSAL RUH
( Yasama. VE/||/<> Yürütme. VE/||/<> Yargı. )

- TELA'SÜM ile TELÂZUM
( Yanıt verilecek yerde veremeyip kekeleme. | Saçmasapan yanıt verme, kemküm etme. | Dil dolaşma. İLE Birbirini gerektirme ilişkisi. )

- SÖZDEN ÖNCEKİ 3 EŞİK:
İYİLİK
ve/||/<> İNCELİK ve/||/<> GEREKLİLİK

- "KÖTÜMSER/LİK" >< "İYİMSER/LİK" ile/değil/yerine/>< GERÇEKÇİ/LİK
( [sadece] Tüneli "görür". >< Tünelin sonundaki ışığı "görür". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Tünelle birlikte, ışığı ve gelebilecek treni görür. )

- "BÜYÜK BURUN/LULUK" ve/||/<>/> BURNUNUN DİBİNDEKİ FIRSATLARI/GERÇEKLERİ GÖREMEME

- KİŞİNİN:
İÇİNİN(ZİHNİNİN) "BOŞLUĞU"
ve/||/<>/>/< DIŞIN/DIŞARIDAKİLERİN "ÖNEMİ"

- BOŞ ile/değil/yerine/>< HOŞ

- YARGI ile/ve/||/<>/> YÜRÜTÜM(İNFAZ)
( Süreç. İLE/VE/||/<>/> Sonuç. )

- "YORUM"(KEYFİYET / LÂF | KÜFÜR | HERZE) ile/değil/yerine/>< DÜŞÜNCE

- ŞİKÂYET değil/yerine/>< HİKÂYET
( Yaşanılmış bir sorun üzerine konuşulduğunda, o konuya değinmenin gereği, sorunun kendini değil daha sonraki durum ve/veya süreçlerde, kişinin, davranış-tutumlarını ve dilini düzeltmesine, gelişerek değişmesine katkıda bulunulacak şekilde düşünülmeye/konuşulmaya çalışılmasıdır. Biri, bir sorundan konu açıyorsa, bunu, o sorundan "şikâyet ediyor" olarak değil daha sonrası için bir çözüm arıyor ve/veya sunuyor olarak düşünmek/konuşmak ve algılamaya çabalamak gerekir. Bir serzeniş ya da isyan olarak algılanmamalıdır.

Bu tür durumlarda, ötekine bilgi vererek, değinilecek konu/sorun için, "Benimki/bizimki*, bir şikâyât değil hikâyât![olan-bitenin öyküsü/hikâyesi]" şeklinde, öncelikle, kişinin kendinde ve daha sonra çevresinde, adâleti ve dengeyi sağlamasına destek vermek üzere, çevresiyle olan iletişimini ve ilişkisini sürekli kılmak üzere, bir bilgi verilir ve/veya açıklama/anımsatma/uyarı yapılır.

[ * "Bizimki" sözü/sözcüğü, "bu konuda/alanda, bu ayrıntılarda, ben ve benim gibi düşünenler" olarak/anlamında ve bencilliğe/tekbenciliğe düşülmemesi için kullanılır. ] )

- ULAŞMAK ve/||/=/<>/< ÜLEŞMEK

- ZAN değil/yerine/>< ZEN

- "DONUKLUK" ile/değil BULANIKLIK

- "BASTIRMAK" ile/ve/değil/||/<>/>/< "TUTMAK"

- "EŞİTLEME" ile EŞDEĞERLİLİK

- "EŞİTLEME" ile İNDİRGEME

- YÜKÜMLÜLÜK ve/||/<> ÖZ

- BÜTÜNSEL ile BÜTÜNLÜKLÜ

- İKAL ile/ve/||/<> AKIL
( İçten. İLE/VE/||/<> Dıştan. )

- USSAL ile/ve/||/<> KAVRAMSAL

- İNSAN ve/||/<> GÜVEN
( İNSAN: Kendine, insan emânet edilebilen. )

- ÖĞRENMEK ile/değil/yerine/||/<>/< KAVRAMAK

- AŞK'IN:
BEDELİ
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KUDRETİ

- BİLİNÇLİ ile/değil/yerine BİLİNÇLENMİŞ

- "SAVUNULMASI BİZE DÜŞMEZ" değil SAVUNULMASINA GEREK KALMAZ/YOKTUR

- "DELİSİ OLMAK" ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> NANKÖRÜ OLMAK
( Ulaşamadıklarının. İLE/VE/NE YAZIK Kİ/||/<>/> Ulaştıklarının. )

- KÜÇÜMSEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< ÖTEKİLEŞTİRMEK

- [ne yazık ki]
AŞIRI DOYUM
ve/||/<>/> KÜSTAHLIK

- HAK:
KESİNLİK
ve/||/<> DOĞRULUK ve/||/<> GENELLİK

- İTİRAZ ile/ve/<> İTİZAL

- ÜMİT ve/||/<>/>/< ONUR

- EŞİTLİK ADÂLETİ ve/||/<> ONUR ADÂLETİ

- YANLIŞ YERDE/ZAMANDA/KOŞULLARDA:
KALMAK
değil/yerine KALKMAK

- KÜÇÜMSEMEK ve/||/=/<> ABARTMAK/"BÜYÜLTMEK"

- NEDEN:
400
değil 4YÜZSÜZ(/LÜK)

- ADÂLET ve/<>/< KAYGISIZLIK

- ŞEHVET ve/<>/> ŞEFKAT
( [ile] Doğulur. VE/<>/> Büyünür. )

- KAPSAYICI/LIK ile/ve/||/<> KUCAKLAYICI/LIK

- KALABALIKLAŞTIKÇA:
"AKILLANAN/LAR"
ne yazık ki APTALLAŞAN/LAR
( Hayvanlar. İLE/NE YAZIK Kİ Kişiler. )

- "UĞRAŞMAK":
AKLINDAKİLERLE
ile/ve/||/<> GÖNLÜNDEKİLERLE
( Gündüzleri. İLE/VE/||/<> Geceleri. )

- "İYİ OLMAK" ile/ve/değil/=/||/<>/< ÂDİL OLMAK

- KOŞUL ile/ve/değil/yerine/||/<>/> ÖNCELİK

- YALAN ile/değil/yerine MASAL
( Portakalı soydum
Başucuma koydum
Ben bir yalan uydurdum. İLE/DEĞİL/YERİNE Ben bir masal uydurdum. )

- EMİR ile/ve/değil/<> DEVİR

- "HESAP SORMAK" ile/değil/yerine UYARMAK

- ALIK ile KORKAK ile ALÇAK
( "Hiçbir şeyin değişmeyeceğini" "düşünüyorsak..." İLE "Düşünmek istemiyorsak..." İLE "Hiçbir şeyin değişmemesinin, kendi çıkarımıza olacağını düşünüyorsak..." )

- ALDATMA:
1 KERE
ve/||/<> 2 KERE
( Aydınların aydınlat("a")madığı bir toplumu, şarlatanlar aldatır. )
( Yazıklar olsun ona. VE/||/<> Yazıklar olsun bana. )

- "DOĞRU BİLDİĞİNİ" "YAPMAK" ile/değil "CANININ İSTEDİĞİNİ" "YAPMAK" [değil/yerine/daha iyisi YAPMAMAK]

- EŞİT/LİK ile/ve/değil/<>/< EŞDEĞERLİ/LİK

- GÖRDÜĞÜNÜ "SEVMEK" ile/değil/yerine/>< SEVDİĞİNİ GÖRMEK

- İŞE YARAYAN ile/ve/değil/||/<>/< İŞ GÖREN

- TERK ile DERK
( Bırakma, ayrılma. | Vazgeçme. | Bırakma, ihmal etme. İLE Anlama, kavrama. )

- [ne yazık ki]
DESPOT
ile/ve/<> DİKTATÖR ile/ve/<> FAŞİST ile/ve/<> TİRAN
( Bir ülkeyi, zora ve baskıya dayanarak "yöneten" kişi. | Ortadoks Rumlar'ın, din başklanlarına verilen ad. | Her dediğini ve dilediğini yaptırmak isteyen kişi. İLE/VE/<> Tüm siyasal yetkileri kendinde toplamış kişi. | Zorba. İLE/VE/<> Eski Yunan'da, siyasal erki, tek başına elinde tutan kişi. | Siyasal erki, zorla ele geçiren, onu kötüye kullanan kişi. | Acımasız, gaddar. )
( Hiçbir koşul ya da yasaya bağlı olmadığı/olamayacağı, sınırlandırılamayacağı zannı ve/veya iddiasıyla davranır. İLE/VE/<> "Yasaya" "bağlı" görünümünde, kişisel/keyfî davranır. İLE/VE/<> ... İLE/VE/<> ... )
( İSTİBDAT: Uyruklarına hiçbir hak ve özgürlük tanımayan sınırsız monarşi, despotluk. )

- DEVİR ile DEVİR
( Çağ. İLE Dönme, dönüş. | Dolaşma. | Aktarılma. | Bir malın iyeliğini ya da bir mal üzerindeki hakkı, bir başkasına geçirme. | Bir görevin, bir kişiden, bir başkasına geçmesi. | Sürekli ve düzenli değişme, çevrim. | Bir devinim, birbirinin aynı olan ve eşit zamanlarda yapılan başka devinimlerden oluştuğunda, devinimlerin her biri ya da bunların yapılması için geçen her zaman aralığı, periyot. )

- BİRİNE, BİR ŞEY(LER)İ:
LÜTÛF ETMEK
değil/yerine/>< (O) KİŞİNİN DEĞERİNİ BİLEREK, BİR ŞEY(LER)İ PAYLAŞMAK

- -Dİ'Lİ GEÇMİŞ ile/<> -MİŞ'Lİ GEÇMİŞ
( Belirli geçmiş. İLE/<> Belirsiz geçmiş. )
( İstenç/irâde devrede olduğunda. İLE/<> Yapılabilecek/değiştirilebilecek herhangi bir durum olmadığında. )
( Farkındalıkla, sorumluluğu üstlenilmiş eylemlerde/tutumlarda. İLE/<> Farkında olunmadan/olunmayabilinenlerde. )

- ENERJİ BAĞIMSIZLIĞI:
YERDE/N
ile/ve/değil/yerine GÖKTE/N
( )

- ARAÇ AKILSALLIĞI ile/ve/<> DEĞER AKILSALLIĞI

- ÇIKAR(MENFAAT) ÇATIŞMASI ile/değil/yerine ÇIKAR İLİŞKİSİ

- YAPTIRIM ile/ve/değil/yerine/<> DEĞER

- ÖZDEŞLİK ile/değil İÇİÇELİK

- "HABERİM OLMADI" ile/değil/yerine HABERİM BİLE OLMADI
( Kendini merkeze koyarak. İLE/DEĞİL/YERİNE Kavramı, olguyu, süreci, ortak alanı/durumları göz önünde bulundurarak. )

- KENDİLİK ile/ve/değil/yerine/||/<> TARİHSELLİK

- TARİHSEL/LİK ile/ve/<> KATMANLI/LIK

- ÂFÂKÎ ile/ve/<> İZÂFÎ ile/ve/<> KEYFÎ

- "İNDİRGEMECİLİK" >< ÇEŞİTLİLİK

- ÇATIŞMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< ÇALIŞMAK

- TRAGEDYA'DA:
ASKİLOS
ile/ve/<> SOFOKLES ile/ve/<> EURUPIDES

- İFNÂ / İCBÂR değil/yerine İKNÂ

- KÜÇÜMSEMEK ile ÖNEMSEMEK
( "Sahip olduklarını/olduklarında." İLE "Sahip olamadıklarını/olamadıklarında." )

- KASIT ile/ve/<> AYRIM

- "SAÇMALIK" ile/ve/değil/yerine/<> ÇELİŞKİ

- BİLGİ EDİNME HAKKI ile/ve/||/<> DİLEKÇE HAKKI

- GEÇ TANIMA/ANLAMA! değil/yerine GENÇKEN TANI/ANLA!

- BİRİCİK/LİK ile/ve/<> FARKLI/LIK

- ÖNYARGI ile/değil ÖNYARGIYA ÖNYARGI

- TÖRE ve/<>/> ÖKE

- UYARICI ile/ve/<>/> UYANDIRICI

- ULUS/ULUSAL ile/ve/<> TOPLUM/TOPLUMSAL

- İZÂN ve/<> FERÂSET

- BENİMSEME ile/ve/değil/yerine/<> İÇSELLEŞTİRME

- "BAĞLANTI":
"BULMAK"
ile/ve/<>/> "KURMAK"

- KİŞİLERİN, BİRBİRİNİ:
SEÇMESİ
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BELİRLEMESİ

- İCBÂR ile/değil/yerine İTİBÂR

- [Fars.] DÜRÜST ile DÜRÜŞT
( Sözünde ve davranışlarında, doğruluktan ayrılmayan, doğru, onurlu. | Doğru, yanlışsız. İLE Sert; gücendirici, kırıcı. )

- ŞARLATAN[İt.] ile/ve/<> ŞAKLABAN
( Kendi bilgi ve niteliklerini ya da mallarını överek, çevresindekileri kandıran, dolandıran kişi. İLE Şen, şakacı ve güldürücü kişi. | Dalkavuk. )

- "KARŞITLIK" değil/yerine/>< ZEKÂ
( Uzlaşmaz karşıtlıklara düşkünlük, zekânın zayıflığındandır. )

- EVLİLİK ile/ve/değil/<>/< AŞK
( Tanık, rızâ, onay ister. İLE/VE/<>/< Ahde vefâ edecek bir kalp yeterlidir. )
( Akit ile. İLE/VE/DEĞİL/<>/< Ahit ile. )

- KÜFR:
[ne yazık ki]
SİYASETTE
değil/yerine/>< GECE ve TOPRAK ve DENİZ ve DOST
( KÜFR: Bir şeyin üzerini örtmek. )
( Hakikati örter. DEĞİL/YERİNE/>< Dünyayı örter. VE Tohumu örter. VE Dibini örter. VE Dostun, ayıbını örter. )

- VAZGEÇ! ile/ve/||/<> VAZGEÇME!
( Dünyadan. İLE/VE/||/<> Kendinden! )

- HAKİKAT:
ÖĞRENİLEBİLİR
fakat ÖĞRETİLEMEZ
( Belki. FAKAT Asla! )

- "MEYDAN/CANINA OKUMAK" değil/yerine/>< KİTAP OKUMAK

- EHLİHİBRE/EHLİVUKÛF/EKSPER değil/yerine/= BİLİRKİŞİ

- ADÂLET ile/ve/<>/ TÜZENİN SAĞLADIĞI GÜVEN(İLİR)LİK

- "... ANLAMINDA" ile/ve/<> "... ORANINDA"

- ESNEK/LİK ile/ve/<> GENİŞ/LİK

- KARAR:
"ISMARLAMA"
ile/ve/<> BAŞTAN SAVMA

- TÂLİB ile/ve/||/<>/>/< TÂBİ

- OLANLA(RLA) / OLDUĞU KADARIYLA:
TATMİN/MUTMAİN OLMA(MA)K
ile/ve/değil/yerine/||/<> YETİNME(ME)K

- BİLMEMEK ile/ve/değil/<> KABUL ETMEMEK/"EDEMEMEK"

- RİSK ile/ve/değil/yerine/<>/>< RIZK

- KAYGI ile/ve/<> ÜRPERTİ

- DUYUMSAMA ile/ve/||/<> DUYARLILIK
( Dışarıdakilerde/n. İLE/VE//||/<> İçte/n. )

- AİDİYET ile/ve/<> AYNİYET

- DÜRTMEK ile/değil/yerine UYARMAK

- GÜNEŞ ile/ve/<> ATEŞ ile/ve/<> OCAK
( Gökte. İLE/VE/<> Yerde. İLE/VE/<> Evde. )

- "ADÂLETSİZLİK" ile/değil KARŞILIKLI HİZMET (İÇİN)

- KİŞİLER:
(")AKILLI(")
ile/ve/||/<> (")DUYARLI(") ile/ve/||/<> (")ETKİLİ(")
( Duygusuz. İLE/VE/||/<> Etkisiz. İLE/VE/||/<> Akılsız. )

- İRÂDE ile/ve/değil/<> İKTİDAR

- ÖLÇÜ ile/ve/<> ÖLÇÜT ile/ve/<> ÖLÇEK

- GÖÇ TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ ile/ve/||/<> İLTİCA TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ

- GÖÇMEN ile SIĞINMACI

- BİLMEK(İLİM):
DİL
ile/ve/||/<> KALP ile/ve/||/<> GÖVDE
( Zikreden. İLE/VE/||/<> Şükreden. İLE/VE/||/<> Sabreden. )

- DIŞLAMA! ve/||/<> YARGILAMA!

- NEFSİNİ:
"SİLEN"
değil/yerine/>< BİLEN

- EN (")ÜSTÜNLER/BÜYÜKLER("):
AHMAKLIK/HAMÂKAT ve KENDİNİ BEĞENMEK
değil/yerine AKIL ve İYİ HUY
( Yoksulluğun. VE Korkulacakların. DEĞİL/YERİNE Zenginliğin. VE Beğenileceklerin. )

- "SORUNLARLA/SIKINTILARLA":
"BOĞUŞMAK"
değil/yerine YOĞRULMAK

- BİR + BİR = BİZ

- BÜYÜK HATA:
BİR ŞEYE/KİŞİYE, GEREĞİNDEN FAZLA DEĞER VERMEK
ile/ve/değil/<> KENDİNE, HAK ETTİĞİNDEN DAHA AZ DEĞER VERMEK

- KADIN ve ERKEK:
EŞİT
ile/ve/değil/||/<>/>/<
( Eşitlik, ancak hak ve koşullar/olanaklar itibariyle, tüze ve tıpta geçerli olmak üzere, hâkim ve hekim önünde söz konusudur.

Hiçkimse de kimseyle kıyaslanamaz ve ölçülendirilemezdir. Kadın ve erkek "farkı/ayrımı" ise anlamsız bir genelleme sonucunda oluşan gereksiz, yersiz, karşılıksız, anlamsız ve boş bir "çabadır"/zorlamadır. )

- [ne] KARDAŞ, [ne de] ARKADAŞ ile/değil/sadece HALDAŞ
( Sükût kıvâmındaki çığlığı, ne kardaş, ne de arkadaş; sadece hâldaş olanlar duyar. )

- YUMUŞAKÇA ile EŞİTÇENETLİ
( ... İLE İki çeneti birbirine eşit olan yumuşakçalar. )

- MÜJDE ile/ve/||/<> İKAZ/UYARI

- SEVGİNİN:
"AŞIRISI"
değil/olmaz BİLİNÇSİZİ

- ZORUNLULUK ile/ve/değil/yerine/<>/< BAĞLAYICILIK

- İHTİLÂF ile İRTİDÂD[< REDD]

- MEŞRÛİYET:
HUKÛKÎ
ile/ve/||/<> KANUNÎ

- ADÂLET:
DENKLEŞTİRİCİ
ile/ve/||/<> DAĞITICI

- ADÂLET:
[BİR ŞEYİ] "YERLİ YERİNE KOYMAK"
değil KENDİNE AİT YERE KOYMAK/BIRAKMAK

- BORCUNU/"VERGİNİ":
"ÖDEMEME"
ile/değil/yerine ÖDEYEMEME

- CAYDIRICILIK ile/ve/||/<> ISLAH EDİCİLİK

- KABUL ile/ve/||/<>/>/< İTİBAR
( ... İLE/VE/||/<>/>/< Saygı gösterme. | Önem verme. | Onur/şeref, haysiyet. | Bir şeyin, gerçek değil kararlaştırılan değeri. | İbret alma. | [ticaret] Söz ya da imzanın değeri. [İng./Fr. CREDIT] | Değer. )

- SÜREKLİLİK ile/ve/<> AKTARIM

- KAİNAT:
EVREN
ile/ve/değil/<> YERYÜZÜ

- BİR ADIM (İLE) ile/ve/<> BİR "SÖZ"(ÜN) (İLE)
( Karşına geçer/geçebilir. İLE/VE/<> Düşmanın olabilir. )

- YARGISIZ İNFAZ ile/ve/değil/ne yazık ki/<>/> "YARGILI" İNFAZ

- GÖZ ve/||/<>/>/< AKIL
( Göz, odur ki; dağın arkasını göre! VE/||/<>/>/< Akıl, odur ki; başına geleni/geleceği bile! )

- BİRBİRİMİZİ:
[ya] TAMAMLAYAMAMAK
ile/ve/ya da/<>/< TAM ANLAYAMAMAK

- BÜYÜK DEVLET BAŞKANLARI ile/<> BÜYÜK BİLGİNLER
( Bilginlerle düşüp kalkanlar. İLE/<> Devlet başkanlarıyla düşüp kalkmayanlar. )

- [bilmecede] HECE:
"GECE"
ile/değil/yerine/>< "GÜNDÜZ"
( Çözemeyene. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çözene. )

- "GRUPLAŞ(TIR)MA" ile/ve/değil/ne yazık ki/<> "KUTUPLAŞ(TIR)MA"

- [ne yazık ki]
ÖTEKİLEŞTİRMEDE:
AYRIMCILIK
ile/ve/<> NEFRET (SÖYLEMLERİ/TUTUMLARI)

- ÖTEKİLEŞTİRME ile/değil/yerine/>< HAK/LAR

- [ne yazık ki]
ŞİDDETİN MEŞRÛLAŞTIRILMASI
ile/ve/<> ÖTEKİLEŞTİRME

- [ne yazık ki]
AYRIMCILIK
ile/ve/||/<> NEFRET

- AFORİZMALAR ile/ve/||/<> BAHANELER

- SAVUNMA HAKKI ile/ve/||/<> KENDİNİ İFADE ETME HAKKI

- DAYATMA/CI "ÇÖZÜMLER" ile/değil/yerine/>< GERÇEK/SAĞLAM ÇÖZÜMLER

- KABUL ile/ve/değil/<> İÇSELLEŞTİRME

- ETKİ ile/ve/||/<>/> İZ

- HUKUKU:
DELMEK
ile/değil/yerine DEĞİŞTİRMEK

- "KAŞIKLA VERİP, KEPÇEYLE ALMAK" değil/yerine KOŞULSUZ VE BEKLENTİSİZ VERMEK/HİZMET

- ÇÖZÜM ile/ve/||/<> DÜZENLEME

- KELÂM'IN:
İHMÂLİ
değil/yerine/>< İMÂLİ
( Kelâmın imâli, ihmâlinden evlâdır. )
( Kelâmın imâli, mümkün olmaz ise ihmâl olunur. / Kelâm, imâl olunmazsa, ihmâl olunur. )

- CAHİL ile/ve/||/<> "PİSLİK"

- AKLININ BAŞINA GELMESİ ile/değil/yerine/>< AKLI BAŞINDA DAVRANMAK

- KURALSIZLIK ile/değil/yerine/>< KURALLILIK
( En kötü "kurallılık", en iyi kuralsızlıktan iyidir. )

- TEHDİT ile/ve/||/<>/> TEDİRGİNLİK

- BASKI ile/ve/değil/yerine/<> HAKİMİYET

- AFFETMEK ile/ve/değil/yerine/||/<> VAZGEÇMEK

- TENKÎD:
TEKLİFSİZ
değil/yerine/>< TEKLİFLİ
( Teklîfsiz tenkîd, tahrîptir; tahrîbat ile tamîrât yapılmaz... )

- İŞ VERMEK:
YETERSİZE
ile/ve/<> HIRSLIYA ile/ve/<> YETERSİZ HIRSLIYA
( Başarısızlığa neden olur. İLE/VE/<> Kavgaya neden olur. İLE/VE/<> Fitneye neden olur. )

- TAHAMMÜL EDEMEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< ALIŞAMAMAK

- İYİ KULLANMAK ile/ve/||/<> YARARLANMAK

- KAYIT ile SINIR

- SÜREKLİLİK ile/ve/<> ÖLÜMSÜZLÜK

- ÜSTLENME ile/ve/||/<> KABULLENME

- KUŞATILMIŞLIK ile/ve/||/<> ÇARESİZLİK

- TOPLUMLARI:
BİLGİNLER/AYDINLAR AYDINLAT("A")MAZSA
ne yazık ki/> ŞARLATANLAR ALDATIR

- AKLEDİLEBİLİRLİK ile/ve/<> EBEDİLİK

- AŞKLA ve/||/<> SEVGİYLE ve/||/<> MUHABBETLE
( Doğ(ur)mak. VE/||/<> Büyü(t)mek. VE/||/<> Geliş(tir)mek. )

- GÖVDE ve/||/<> ANLIK(ZİHİN) ve/||/<> TİN
( Çap/çeper. VE/||/<> Yarıçap. VE/||/<> Merkez. )

- HİLE ile/ve/<> DESİSE
( ... İLE/VE/<> Hile, oyun, el altından yapılan iş. )

- SEN ve/||/<>/> BEN
( Sar! VE/||/<>/> Hoş olurum. )

- KUŞKU ile/ve/<> İKİRCİK

- İKİLEM ile/ve/<> İKİRCİK

- SULH ve/||/<> SÜKÛN

- KİŞİNİN/ULUSUN:
TOPRAĞI
ile/ve/||/<>/> BİNASI
( Ümit. İLE/VE/||/<>/> Çalışma. )

- İSTEK/TAMAH ile/ve/değil/yerine/>< KANAAT
( Zahmet. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>< Rahatlık. )

- GÜÇ ile/ve/||/<>/>< "ZAYIFLIK"
( Güçlü ağaç, meyve vermede acele etmez. )

- ZARARLI SABİT GELENEĞE SAPLANMA değil/yerine/>< YARARLI SABİTİN TAKLİDİ

- ADÂLET VE EŞİTLİK ve/||/<>/> UYUM VE DOSTLUK

- HAK ve/||/<>/> GÜÇ

- GEREKSİNİM ve/||/<>/> DİLE GETİRMEK
( Gereksinimi olduğu halde dile getirmeyen, dilsiz kalsa daha iyidir. )

- FES[< Fas] ile/değil FESH
( Şapka yerine kullanılan, kırmızı, kalın çuhadan yapılmış, tepesinde püskülü olan, silindir biçiminde başlık. İLE/DEĞİL Verilmiş bir yargıyı/kararı, bozma, kaldırma. | Dağıtma, dağıtılma, kapatma. )

- YÜZ ile/ve/||/<> GÖZ

- FUHUŞ ile/ve/||/<> GABİN
( ... İLE/VE/||/<> Alışverişte, satın alınan mala ödenilen karşılığın, malın değerinden çok fazla olması, alışverişte hile yapma. | Edimler arasında açık oransızlık. )

- BÜTÜNLÜK ile/ve/<> BÜTÜNCÜLLÜK

- TÜKETİM ile/ve/değil/yerine/||/<> PAYLAŞIM

- "PEŞİNDE KOŞMAMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<> VAZGEÇMEK

- PİŞMANLIĞIN SONA ERMESİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/> AYDINLANMA

- EREK/AMAÇ ile/değil GARAZ/GAREZ[Ar.]
( ... İLE/DEĞİL Birine karşı güdülen kötülük etme isteği, kin, düşmanlık. )

- GENELME ile GENELEME ile GENELLEME
( Genişleme. İLE Bir düşüncenin, farklı sözlerle, yeniden/tekrar anlatılması. İLE Bir ya da birkaç özel/tekil veriyi/durumu, herşeyi/herkesi katarak ve tek bir şeye indirgeyerek açıklamaya çalışma "iddiası"/zayıflığı.[Tüm genellemeler, yanlıştır! Bu bile!] )

- (")MERCİMEĞİ(") ... :
"FIRINA VERMENİN" HAZZI
ve/||/<>
EVSİZ(LER)E VERMENİN HUZURU

( EVSİZLERİ (DE) DÜŞÜN(ELİM)!!! )
( Çorbada Tuzun Olsun!... )
( Aynada gördüğün, ben(evsiz) değil(im)!

Bu işte bir Evsizlik var!

Ne yersek paylaşıyoruz!...
Bu kurda-kuşa, bu bana, bu da bir evsize...

Evlenme teklifime yardım eder misin!?

Ben - Sen - O | Biz - Siz - Evsiz

3 taş oynamak için taşta oturmak/yatmak zorunda değilsin!

Yazın kaşın, kışın taşın! (İşimiz/yaşamımız bu/böyle!)

Düşün, taşın! Ya da kaşın!

"Evde yokuz!" / "Evdeyim!"
( Senin yalanın. / Benim yalanım. )

Benim görmem için pertavsız gerekebilir fakat senin görmen(düşünmen) için bir evsiz görmen gerekmiyor!

Yaşar, ne(rede) yaşar; ne(rede) yaşamaz(. / ?)

Ah bir Çelik kapım olsa...
Evsiz Hercai

Neden, huzurlu evinizde, evsizler için bir Hadise çıkmasın? )

- KENDİ İÇİN KILMA ile/değil/yerine BELİRLEME

- BİREŞİM/TEVHİD:
AKIL
ve/||/<> BEN ve/||/<> GÖNÜL

- TANRININ EMRİ ile/ve/değil/= HAKİKATİN CÂZİBESİ

- OLMADAN ÖNCE OLSUN DİYE ve/||/<> ÖLMEDEN ÖNCE ÖLSÜN DİYE

- DOĞADA ile/ve/<> İNSANDA
( İnsan yoktur. İLE/VE/<> Doğa vardır. )

- DİNLE! ve/||/<> YÜZLEŞ! ve/||/<> ANLA!
( [yoksa] Dilin, seni sağır eder. VE/||/<> Kalbin, seni eser eder. VE/||/<> Zihnin, seni deli eder. )

- PLASEBO (ETKİSİ) ile/ve/<>/>< NOSEBO (ETKİSİ)
( "Memnun edeceğim." İLE/VE/<>/>< "Zarar vereceğim." )

- DEVLET ile/ve/||/<> VATANDAŞ
( Sadece yükümlülükleri vardır. [Hak sahipliği söz konusu değildir.] İLE/VE/||/<> Hakları ve yükümlülükleri vardır. )

- ISIRMAK ile/değil/yerine "DİŞLERİNİ GÖSTERMEK"

- TAKDİR ile/ve/||/<> TASARRUF

- ERİN ve ERİŞKİN ile/ve/||/<>/> ERGİN
( 13-15 yaş civarına gelmiş, bülûğa ermişler. VE 18-21 yaşlarını doldurmuşlar. İLE/VE/||/<>/> İhtiyârını devrede tutanlar, nelere, ne kadar HAYIR! diyeceğini ve istencini/irâdesini neye, ne kadar yönelteceklerini bilenler/uygulayanlar. )

- DOĞRU ile/ve/<> TÜMEL

- NEY ile GİRİFT[Fars.]
( ... İLE Birbirinin içine girip karışmış, girişik, çapraşık. | [eski güzel yazı sanatında] Boş yer bırakmayacak biçimde, iç içe istif edilmiş yazı. | Türk müziğinde kullanılmış, neye benzeyen bir çalgı. )

- HARCAMA ile/ve/<>/> YALNIZLIK
( Kazanmak için etrafındakileri harcayanların elde edeceği şey "galibiyet" değil yalnızlıktır. )

- TUTUKLAMA:
"CEZA"
değil TEDBİR

- TEŞEBBÜS ile/ve/||/<>/> TESADÜF
( Teşebbüs etmezsen, tesadüf etmez. )

- SIFIR ile/ve/değil/yerine/||/<> SINIR

- BEYİN/ZİHİN:
ÜRETİCİ/ÜRETEÇ
ile/ve/||/<> YANSITICI

- GÜL ile/<> NİLÜFER(LOTUS)
( Dikenlikte. İLE/<> Bataklıkta. )

- "AKLIN" KULLANDIĞI KAVRAMLAR/DİL ve/||/<> KAVRAMLARIN/DİLİN KULLANDIĞI "AKIL"/ZİHİN/KİŞİ

- GÖÇ ile GÖÇÜM
( ... İLE Bazı kimyasal maddelerin ya da ışık, ısı, elektrik gibi güçlerin etkisiyle protoplazmanın, yanaşma ya da uzaklaşma biçiminde olan yer değiştirmesi. )

- ARMAĞAN ile/ve/<> GÖRÜMLÜK
( ... İLE/VE/<> Yalnız görülmek için konulan nesne. | Nişanlanılacak kıza ilk kez görmeye gidildiğinde, erkek tarafından takılan ya da verilen armağan. )

- [HANGİ]
(")HAKLA?(") (HİZMET)
ile/ve/değil/yerine/||/<>
AKLA? (HİZMET)


- NERGİSZAMBAĞI = GÜZELHATUNÇİÇEĞİ
( Soğanla üretilen, iri ve güzel çiçekli bir süs bitkisi. )

- KOŞUK ile GÜZELLEME
( ... İLE Halk yazınında, konusu sevi olan, lirik bir koşuk türü. | Şen, sevinçli duyguları anlatan türkülerde özel bir ezgi. )

- SINIR ile/ve/<> DİP

- "ZARARLI/YANLIŞ/KÖTÜ/GÜNAH/HARAM AMA ..." ile/değil/yerine ... VE ZARARLI/YANLIŞ/KÖTÜ/GÜNAH/HARAM

- REDDETME ile/ve/değil/yerine/<>/> YADSIMA

- YERİNE KOYMA ile/ve/değil/yerine/<>/> DÖNÜŞTÜRME

- YOKSUL:
YENİ
ile ÖZGÜR ile YARATICI ile BİRLEŞMİŞ ile DÜŞKÜN
( Eric Hoffer'ın, Kesin İnançlılar[Kitle Hareketlerinin Anatomisi] adlı kitabını okumanızı salık veririz... )

- YOKSA ... ile AKSİ HALDE ...

- "PROTEST" (TUTUM/TAVIR) değil/yerine TEPKİCİ/TEPKİSEL (TUTUM/TAVIR)

- KALP (İLE) ve/||/<> DİL (İLE)
( İkrar. VE/||/<> Tekrar. )

- KİŞİ:
CAN
ve/||/<>/> GÜÇ ve/||/<>/> /< İKRAR ve/||/<>/> /< ADÂLET ve/||/<>/> KEMÂL
( Kişi, doğar ve can kazanır. VE/||/<> />/< Canında güç kazanır/bulur. VE/||/<> />/< Gücünü, kararlarında/ikrarında bulur. VE/||/<> /< Kararında adâletli ise, erdemli olur. VE/||/<> />Adâletinde olgunluğu/kemâli bulursa, olgun/kâmil olur. )

- AĞACI:
[ne yazık ki]
!KESERSENİZ
ile/değil/yerine/>< KESMEZSENİZ
( Kazık kalır, üstüne oturursunuz. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Gölge olur, altına oturursunuz. )
( )

- HAİZ ile CAİZ
( Bir şeyi elinde bulunduran, taşıyan. İLE Din, yasa, töre ya da başka bakımdan işlenmesinde, yapılmasında sakınca olmayan, yapılıp işlenmesine izin verilen, uygun, yerinde sayılan, yakışık alan. )

- ELEŞTİRİ ile/ve/<>/> ÇOĞALMA
( Eleştiril(e)meyen şey, çoğal(a)maz. )

- YENİDEN ÜRETMEK ile/ve/<> ÇOĞALTMAK

- SINIR ile/ve/<> SINAMA

- İCTİMÂ-İ ŞERÂİT ve/||/<> İMTİNÂ-İ MEVÂNİ
( Koşulların, biraraya gelmesi. VE/||/<> Engellerin, ortadan kalkması. )

- HAK ile HAK ile HÂK[Fars.]
( Tüze. | Türenin[tüzeye/hukuka uygunluk] gerektirdiği ya da birine ayırdığı şey, kazanım. | Dava ya da savda gerçeğe uygunluk, doğruluk. | Geçmiş ve harcanmış emek. | Emek karşılığı ücret. | Doğru, gerçek. İLE Maden, ağaç, taş üzerine, elle yazı ya da şekil oyma. İLE Toprak. )

- HÂLET değil/yerine DURUM

- HAMİYET değil/yerine KORUMA
( Bir kişinin, yurdunu, ulusunu ve ailesini koruma çabası. )

- KİŞİLİK ve/||/<>/>/< ONUR

- YETKİSİZLİK ile/ve/<> KABUL EDİLEMEZLİK

- ÎFÂ[< VEFÂ] ile/ve/<> İCRÂ[< CEREYÂN | çoğ. İCRÂÂT]
( Ödeme, yerine getirme. | Bir işi yapma. | İş görme. İLE/VE/<> Akıtma, akıtılma. | Yapma, yerine getirme, bir işi yürütme. | Bir müzik parçasını çalarak gösterme. | Borçlunun, alacaklıya karşı ödemekle yükümlü bulunduğu bir şeyi, adlî bir oluşum aracılığıyla elde etme. )

- SAKLAMA(MA)K ile/ve/<> ESİRGEME(ME)K

- HASEP <> HASSA/HASİYET
( Kişisel özellikler, nitelikler. <> Özgülük, hassa. | Yarar, etki. )

- HASSATEN[Ar.] değil/yerine AYRICA, ÖZELLİKLE

- PLASTİKLER'DE:
PETE[1]
ile HDPE[2] ile V[3] ile LDPE[4] ile PP[5] ile PS[6] ile ÖTEKİLER[7]
( )

- AL ile/ve/değil/yerine /||/<>/< AS
( )
( [gereksinimin] Varsa. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Yoksa. )

- İYİLİK:
SÖZ İLE
ve/||/<> VERMEK İLE ve/||/<> DÜŞÜNCE İLE
( Güven oluşturur. VE/||/<> Sevgi oluşturur. VE/||/<> Derinlik oluşturur. )

- [ne yazık ki]
!DEDİKODU
ile/değil/yerine/>< BİLGİ
( "Dilde". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Akılda. )

- OLAĞANÜSTÜ DURUM ile/ve/<> SIKIYÖNETİM

- ÖZGÜRLÜK ve/||/<>/>/< ÖZELEŞTİRİ

- BEYİN:
YANSITICI
değil/yerine YARATICI

- BİLGİNİN:

GÜVENİLİRLİĞİ
ile/ve/<> ZORUNLULUĞU

- SIKINTI ile/ve/değil/<> SAKINCA

- HAYIRSEVER/HAYIRPERVER = HAYIRHAH[Ar., Fars.]
( Yoksullara, düşkünlere, yardıma gereksinimi olanlara, iyilik ve yardım etmeyi seven, iyiliksever, yardımsever. | İyilik dileyen/isteyen, iyicil. )

- HAZAR[Ar.] ile Hazar
( Barış. İLE Hazar Denizi çevresinde yaşamış, eski bir Türk boyu ya da boydan olan kişi. )

- KİFÂYETSİZ MUHTERİS ile/ve/<> HEBENNEKA[Ar.]
( ... İLE/VE/<> Zeki ve becerikli olmadığı halde, kendini öyle sanan. )

- ZEKÂ ile/ve/değil/||/<> ÖNCELİK (VERME[ME]K)

- ZEKÂ:
(HIZLI) (İSÂBETLİ) "BİRLEŞTİRME/BAĞLANTILANDIRMA/KESKİNLEŞTİRME" BİLGİSİ
ile/ve/değil/||/<> AYIRMA BİLGİSİ/YETİSİ

- BOYKOT ile/ve/<> ZARAR ETTİREREK KARŞILIK VERME

- ZENGİN ile/değil/yerine VARLIKLI
( Yılmaz Özdil'in, Mustafa Koç yazısı için burayı tıklayınız... )

- SOLGUN değil/yerine/< OLGUN

- BARIŞTA ile/ve/ne yazık ki/<>/>< "SAVAŞTA"
( Çocuklar, anne-babalarını toprağa verir. İLE/VE/NE YAZIK Kİ/<>/>< Anne-babalar, çocuklarını toprağa verir. )

- HABER ALMA GEREKSİNİMİ ile/ve/değil/<> HABER ALMA HAKKI

- KİTAB-I:
TENZÎLÎ
ile/ve/||/<> TEKVÎNÎ ile/ve/||/<> TELÎFÎ/TAHRÎRÎ

- DIŞLAMA(MA) ile/ve/<> HOR GÖRME(ME)

- BELİRME ile/ve/<> TAŞMA

- GEÇERLİLİK ve/||/<> TUTARLILIK ve/||/<> TARİHSELLİK

- [ne yazık ki]
SORUNU ÇÖZMEYE:
NİYETİNİN OLMAMASI
ile/ve/değil/||/<> KARARLILIK GÖSTERMEMEK

- 2./3./4.:
"MAHKEME"
değil DURUŞMA

- OLUMSUZ ile/ve/değil/||/<> UYUMSUZ

- YATKIN/LIK ile/ve/||/<> YETKİN/LİK

- "KÜL OLMAK" ile/ve/||/<> "GÜL OLMAK"
( Nefsini yakarak. İLE/VE/||/<> İyilik yaparak. )

- UNUTMA HAKKI ve/||/<> UNUTULMA HAKKI
( "Unutulma Hakkı" nedir? için burayı tıklayınız... )

- ELEŞTİRİ ile/ve/değil/yerine/<>/> DAYANIŞMA

- TEMBEL/LİK ile/ve/||/<> YETERSİZ/LİK

- İŞARET PARMAĞIYLA GÖSTERMEK ile/ve/değil/yerine/|| AYAK İZİ

- KENDİNİ/BİRİNİ "DEĞERLENDİRİRKEN":
SAHİP OLMADIKLARI(N) İLE
ile/ve/değil/yerine/||/<> SAHİP OLDUKLARI/N İLE NELER YAPTIĞI(N)/YAPABİLDİĞİ(N)

- BAĞLAYICILIK ile/ve/||/<> KANIT NİTELİĞİ

- İRTİBÂ ile İRTİBÂT[< RABT]
( Baharda, güzel bir yerde oturma. İLE Bağlanış, rabtedilme. | İlgi, ilgili olma. | Bağlantı, belirtilerin birbirini tutması. )

- "AKILLANMAK" ve/||/<>/< "AKIL ALMAK"

- [ne yazık ki]
KÖTÜ KULLANIM
ile/ve/||/<>/> KÖTÜYE KULLANIM
( [... olduğunu/olacağını] "biliyorsun/biliyordun." İLE/VE/||/<>/> "ZÂTEN"/"SONUÇTA"/"ASLINDA" biliyorsun/biliyordun." )
( "Bir alışveriş, bir fiş." şeklinde, fazladan/gereksiz açıklama yapmak, uyarıda bulunmak. İLE/VE/||/<>/> "Ama bunu söylemenize gerek yok ki! Ben yapınca alışverişi, ZÂTEN/SONUÇTA alıyorum satış fişi." şeklinde [soluksuz/beklemeksizin/düşünmeksizin] "yanıt vermek." )
( Bir kişinin, neyi bilip bilmediğini ve/veya o an/dönem için anımsayıp anımsamadığını "belirlemek", beklentisi içinde olmak, dilin/ifadenin kötü kullanılmasıdır. [Hiçkimsenin, neyi bilip bilmediği, isteyip istemediği ya da yapıp yapamayacağı, hiçbir zaman, zemin ve koşulda bilinemez!] İLE/VE/||/<>/> Sözcüklerin yetersiz ve kötü kullanımıyla birlikte "niyet okumak" ya da genelleyici/indirgeyici/özdeştleştirici/köktenci/toptancı/sonuç odaklı bir yargı ifadesi ise sürecin ve ilişkinin tükenmesine neden olacak/olmuş bir kötüye kullanımdır. [Güç ve baskı uygulama isteği ve/veya nedeniyle olduğu/olabileceği gibi sorumluluktan kaçmak gibi çok çeşitli anlamsız/gereksiz nedenlerden de kaynaklanmaktadır.] )

- !HEMPA[Fars.] ile/değil/yerine/>< KANKA
( Kötü işlerde aynı amaçla ve birlikte hareket eden kişi, ayaktaş. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Kan kardeşliği kadar yakınlıkla birlikte hareket eden/ler. )

- "YARDIM" ile "MÜDAHALE"
( [Kişi/gereksinim sahibi, çevresinden] İstemişse. İLE İstememişse. )

- ÖĞÜT ile/ve/<>/>< HAKARET
( Bir insana, başkaları yanında verilen "öğüt", öğüt değil "küçük düşürme", "aşağılama" ya da "hakaret" olabilir/olur[bazen/çoğunlukla]. Kimseye ve de özellikle çocuklara, ne kıyas, ne de öğüt, doğru/uygun zaman, zemin ve koşullar oluş(turul)madıkça, yapılmamalıdır. )

- KIYAS ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<> HAKARET
( Kimseye ve de özellikle çocuklara, ne kıyas, ne de hakaret edilmez! )

- DİNLEYEN ile/ve/||/<> OKUYAN
( Ne düşüneceğini öğrenir. İLE/VE/||/<> Nasıl düşüneceğini öğrenir. )

- MÜKELLEFİYET ile/ve/değil/yerine/<> MUHABBET

- GÜZELLİK ile/ve/<>/>< YÜCELİK
( Hz. Muhammed. İLE/VE/<>/>< Hz. Âlî. )

- ÇAĞRIŞIM ile/ve/<> BAĞLAM

- KARŞILIK ile/ve/değil/<> IŞILTI

- ZAN ile/ve/değil/yerine/<>/>< SEN

- AKIL ile/ve/||/<> FİKİR
( Varolanları[mevcudu] bilmek. İLE/VE/||/<> Varlığı[vucudu] bilmek. )

- LÂTİF ve/||/<> ZARİF

- DESTEKLEME ile/ve/||/<> PEKİŞTİRME

- İNFÂK ile/ve/||/<> KİŞİ

- DİKKAT ÇEKMEK ile/ve/değil/yerine/<> DİKKAT ETMEK

- İYİLİK YAPAR GİBİ GÖRÜNMEK ile/değil/>< İYİLİK YAPIP GÖRÜNMEMEK

- İÇ DENETİM ile/ve/<> BAĞIMSIZ DENETİM
( İç denetçiler ve bağımsız denetçiler, finansal kontrollerin etkinliği konusunda ortak paydadırlar. İki taraf da etik kurallar ve profesyonel standartlara bağlı kalmaktadır. Bununla birlikte şirketle olan ilişkileri ve çalışma amaçları konusunda büyük farklılıkları bulunmaktadır.

İç denetçiler, şirketin bir parçasıdır. Hedefleri, profesyonel standartlar, yönetim kurulu ve üst yönetim tarafından belirlenmiştir. Birincil müşterileri, yönetim ve yönetim kuruludur. Bağımsız denetçiler, şirketin bir parçası değildir ancak şirket tarafından tutulurlar. Hedefleri, öncelikli olarak, yasalar tarafından belirlenir ve birincil müşterileri yönetim kuruludur.

İç denetçilerin çalışma amaçları çok kapsamlıdır. Şirket hedeflerine ulaşılmasına ve operasyonlar, risk yönetimi, iç kontrol ve yönetişim süreçlerini iyileştirmeye yardımcı olurlar. Şirketin her yönüyle -finansal ve operasyonel- ilgili olarak, iç denetçiler, kontrollerin ve süreçlerin sürekli gözetimi ve değerlendirilmesi etkinliklerinin bir sonucu olarak geleceğe odaklanırlar. Aynı zamanda, her türde yolsuzluk ve hilenin de önlenmesi ile ilgilidirler.

Bağımsız denetçilerin öncelikli misyonu, şirketin yıllık finansal raporları hakkında bağımsız bir fikir vermektir. Raporların, genel kabul edilmiş muhasebe standartlarına uygunluğunu, şirketin finansal bildirimleri tarafsızca yaptıklarını, belirli dönemdeki operasyonların sonuçlarının doğru olarak gösterildiğini değerlendirirler.

İç ve bağımsız denetçiler, periyodik olarak ortak paydalarını tartışmak; tamamlayıcı yetkinlikler, deneyim alanları ve bakış açılarından yararlanmak; birbirlerinin çalışma amaçları ve yöntemlerini anlamak; denetim kapsamı ve programını tartışmak; raporlara, programlara ve çalışma kâğıtlarına erişmek ve risk alanlarını ortaklaşa değerlendirmek amacı ile toplanmalıdırlar. Yönetim kurulu, güvence için gözetim sorumluluklarını yerine getirmek ve denetim sürecinin bütününün etkinliğini ve verimliliğini artırmak amacı ile iç ve bağımsız denetim çalışmalarını koordine etmelidir. )

- EZBER ve/||/<> İTİRAZ

- GÖÇEBE ile HORDA
( ... İLE Göçebe ve ilkel olarak yaşayan, yağmacı ve sataşkan topluluk. )

- GAYRET ve/||/<>/< HAYRET

- BİLGİ:
TÜMEL/LİK
ile/ve/||/<> ÖZSEL/LİK ile/ve/||/<> NEDENSEL/LİK ile/ve/||/<> KESİN/LİK

- HÜLLE ile HÜLLE[Ar.]
( Haller, durumlar. İLE/DEĞİL Yurttaşlar Yasası'nın kabulünden önce, kocasından üç kez boşanan kadının, yine eski kocasıyla evlenebilmesi için yabancı bir erkeğe, bir günlüğüne nikâh edilmesi. )

- YALAN ile IĞRIP
( ... İLE Yalan, düzen. )

- ÖNLEME:
İŞ KAZALARINDA
ile/ve/||/<> MESLEK HASTALIKLARINDA
( [Gereken doğru/uygun koşulların sağlanmasıyla] %98 ile/ve/||/<> %100 )

- IRAKSAMA ile IRAKSAK
( Bir şeyin gerçekleşmesini uzak görmek, olacağına pek inanmamak. İLE Birbirinden gittikçe uzaklaşan ışınlar, çizgiler. )

- SADAKA ile ISKAT[Ar.]
( ... İLE Düşürme, aşağı atma. | Düşürülme. | Ölenlerin kılınmamış namazları ve tutulmamış oruçları için verilen sadaka. )

- SOYUTLAŞTIRMA ile/ve/değil/yerine/||/<>/> YAŞAMA GEÇİRME

- "DUYU/HİS" ile/ve/<> "DEĞER"

- "ÇÖZMEK" ile/ve/değil/yerine "SÜZMEK"

- İSTEK/TALEP değil/yerine ADÂLET

- GÜZELLİK:
İZLENİLEN
ile/ve/değil/yerine/||/<>/> YAŞANILAN

- SÜREKLİLİĞİN:
"BOZULMASI"
ile/ve/değil/||/<> KESİLMESİ

- KARARLI/LIK ile/ve/||/<> ALÇAKGÖNÜLLÜ/LÜK

- SÖYLEYİŞ ile/ve/<> DEĞİNİ

- İADE ve/> İKÂME

- "ÖDEŞMEK" ile/ve/<> "BOY ÖLÇÜŞMEK"

- MASUMİYET ile/ve/||/<> İLK DURUM

- "UCU AÇIKLIK" ile/ve/||/<> ÖNGÖRÜLEMEZLİK

- UYGUNLUK ile/ve/||/<> BECERİ

- EŞİTLİK ile/ve/değil/||/<> FIRSAT/OLANAK EŞİTLİĞİ

- VAROLUŞ ve/||/<> EŞİTLİK

- DOĞRUDANLIK ile/ve/<> BİRE BİR

- ADÂLET ile/ve/<> DÜŞMANIN "ADÂLETİ"
( Adâletin gerekliliği ve önceliği, düşmanının "adâletine" maruz kalmamak ve mağdur olmamak içindir. )

- ADÂLET ile/ve/<> MEŞRÛ EŞİTSİZLİKLER

- ADÂLET:
"EN YÜKSEK İYİ"
ile/ve/değil/yerine/<> EN YÜKSEK KAMUSAL İYİ

- ADÂLET'İN KURALI ile/ve/||/<> AKIL'IN KURALI

- ADÂLET ile/ve/||/<> MÜRÜVVET

- ADÂLET:
BİLGİNİN KONUSU
ile/ve/değil/||/<> DÜŞÜNCENİN KONUSU

- ADÂLET ve/||/<>/>/< DAYANIŞMA

- ADÂLET:
DIŞARIDA/UZAKTA
ve/değil/yerine/||/<>/>/< KENDİNDE
( Adâleti, dışarıda/uzakta aramak. VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Kendinde başlatmak ve oluşturmaktır, asıl ve öncelikli olan. )

- NEFS ile/ve/<> VİCDAN
( Öğretmeni ol! İLE/VE/<> Öğrencisi ol! )

- SEVGİ ile/ve/değil/||/<> BİR BAŞKASINDA, KENDİ

- "SOY" değil/yerine YOL

- BEL (EVLÂDI) değil/yerine YOL (EVLÂDI)

- İHLÂS ve/||/<> SEKÎNE

- KAMU DENETÇİLİĞİ(OMBUDSMANLIK) ile/ve/||/<> ARABULUCULUK

- İYİLİĞE GEREKSİNİMİ OLANLAR ile/ve/||/<> İYİLİK YAPMAYA GEREKSİNİMİ OLANLAR
( )
( The Last Bookstore (Son Kitapçı) adlı şu kısa belgesel, Los Angeles'ta bulunan 'Son Kitapçı' adlı kitapçının sahibi ve işletmecisi Josh Spencer'ın yaşamına odaklanıyor. Belgesel, Spencer'ın bir baba, koca, küçük işletme sahibi ve paraplejik olarak hayatını gözler önüne sererken, fiziksel kitaplardan vazgeçemeyenler için bir çekim merkezi haline gelen dükkanının da öyküsünü anlatmış oluyor.

http://lastbookstorela.com

)

- "ÇIKARIMIZI GÖZETMEK" ile/ve/değil/yerine/<> ZARAR GÖRMEMEK

- BÜROKRASİ ile/ve/ne yazık ki/<>/>< YOLSUZLUK

- TOPLUMSAL GÜVEN ile/ve/||/<> BİREYSEL GÜVEN

- TUTARLILIK ile/ve/||/<> "HESABINI VEREBİLMEK"

- SIFAT-I NOKSAN ile/değil/yerine/||/<>/>< SIFAT-I KEMÂL
( Bilgisizlik/cehalet. İLE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>< Bilgililik/bilgelik. )
( Cehl. İLE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>< İlim. )

- İÂNE ile İÂRE ile İÂŞE ile İBÂTE
( Yardım. | Yardım amacıyla toplanan para. İLE Eğreti verme, ödünç verme. İLE Yedirip içirme, besleme, bakma. İLE Barındırma. )

- SIRTINI DÖNMEK değil/yerine SIRTINI YASLAMAK

- "SAHİP OLMAK" ile/değil/yerine "ŞAHİT OLMAK"

- ERTELEME değil/yerine/>< ONUR

- ÖĞRENME:
ZAMANINDA
ile/ve/||/<> OTORİTEDEN ile/ve/||/<> DENEYEREK ile/ve/||/<> HAYATTAN ile/ve/||/<> HAYATTAN BİLE (ÖĞRENEMEME)
( İndirimli fiyattan. İLE/VE/||/<> Özgürlük bedeliyle. İLE/VE/||/<> Etiket fiyatından. İLE/VE/||/<> Gecikme zammıyla. İLE/VE/||/<> Boşa geçmiş, koskoca bir yaşamla. )

- HUKUK'UN:
KÖRELTİLMESİ
değil/yerine/>< YAYGINLAŞTIRILMASI

- KİŞİ/İNSAN:
BİLGİSİZLİĞİNİN ESİRİ
ile/ve/değil/yerine/||/<>/>
BİLGELİĞİNİN ESERİ


- DOĞRULUK ile/ve/||/<>/>/< YARDIM

- HAKİKAT BİLGİSİ ile/ve/||/=/<>/>/< KENDİNİN BİLGİSİ

- [BU/ŞU/O] ANLAMI:
"TAHSİL ETMEK"
ile/ve/||/<>/>/< ZEVK ETMEK

- YENİLİK ile/ve/||/<> DEVRİM

- AÇIKLIK ile/ve/<> GÖRÜNÜRLÜK

- BİLGİNİN:
ELDE EDİLİŞİ
ile/ve/||/<> İFADE EDİLİŞİ

- YARGIÇ:
AVRUPA'DA
ile AMERİKA'DA
( Konusunda, çok bilgilidir. İLE Uzlaştırıcı ve halkın sağduyusuna göre karar verirler. )

- "MASUMDUR!" ile/ve/değil/yerine/||/<> "SUÇLU DEĞİL!"
( "Suçlu değil!" demek, her zaman, zemin ve koşulda "Masumdur!" anlamına gelmez. )

- AVUKAT ile SAVCI
( [yarısı dolu bir bardağın] Dolu ve boş bölümlerini ayrı ayrı görebilen ve savunabilen. İLE Boş bölümün, dolu olan bölümünden öncelikli olmadığını gösterme sorumluluğu ve yetkisiyle "iddia etmesi" ve/veya "savunabilmesi" gereken. )

- ADANMIŞLAR ile KESİN İNANÇLILAR

- "DOĞRUYU SÖYLEME ZORUNLULUĞU" ile/ve/değil/||/<> GÜVENİLİRLİK
( Hukukçular, güvenilir kişilerdir; ancak, doğruyu söylemek zorunda değillerdir. )

- HÜVVİYET ve/||/<> HÜRRİYET

- KEREM ile/ve/||/<>/>/< SEHÂVET
( İkram. İLE/VE/||/<>/>/< Cömertlik. )

- HAKİKAT ile/ve/||/<> EVRENSEL/LİK

- SEVGİ ve/||/<> SÜCÛD

- DAYANÇ/SABIR:
SÜREYE
ile/ve/değil SÜRECE

- CEBR ile/ve/değil/yerine/<>/< CEZB
( Dışsal. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< İçsel. )

- YARAMAYAN ile/değil/yerine/>< YARAYAN

- ADÂLET:
VELÂYET
değil RİSÂLET
( İç. DEĞİL Dış. )

- AYIRMA ile/ve/||/<> YALINLAŞTIRMA ile/ve/||/<> ARA ÇÖZÜM/LER ARAMA/BULMA
( Düşüncenin, bilgilerin, nesnelerin, kavram, olay ve olgular üzerinde en temel uygulanması gerekenlerin başında, onları bütün olarak görebilmenin yanı sıra ve ötesinde, ayırma bilgisi, becerisi ve oranı bulunmaktadır.

Bilmek ya da bilinebilenler, ancak küçültme ya da ayırma bilgi ve becerisiyle elde edilebilirler. Bu işin ustalığı da, her ustalığın temelinde bulunan çıraklık sürecinde gerçekleşir ve kaynağını, gücünü çıraklık döneminden alır. Bu bilgi, deneyim ve dönem, kalfalıkta ve ustalıkta bile olunsa, tüm sürecin neredeyse tamamıdır.

Birleştirme bilgi ve becerisi olarak tanımlanan ustalık, yetkin çıraklıktır. Hatta ustalık diye bir şeyden bile söz edilemeyecek kadar tek bir bilinç ve beceridir. Kişinin, bisiklet kullanmayı bir kere öğrenmesinden sonra, yaşam boyunca bir daha bisiklet kullanmayı öğrenmeye gerek kalmaması, kendinin değil, suyun kaldırma gücündeki gibi, kendiliğindenliğiyle, doğasıyla sağlanır. Zihnin ya da bilincin devrede olması ile değil, beynin ya da öte bir bilincin devrede olmasıyla, bilinç merdiveninde görülen, bilinçsiz bilinçlilik ya da yeterlilik ile sağlanır.

Karmaşık olan ya da öyle "algılanan" süreçlerin çözümü de, onları, oldukları yapıda değil, küçülterek ya da çok haneli sayıdan oluşan bir bölmenin, tek haneli bir sayıya doğru yalınlaştırılması ile gerçekleşir.

Çözümsüz "görünen" durumların da çözümü, köklü/kökten çözüm arayışı değil ara çözüm üretebilmektir. Yaşamımızda, karşılaşılabilecek sonsuz olumlu ya da olumsuz olasılıktaki durum ve süreçler için bazen ya da çoğunlukla, bir düşünce ya da nesneden, ödün vermeden ya da bir parçasından vazgeçmeden, bir şey elde etmek ya da yetersiz/olumsuz sürecin devam etmesine göz yumarak, bir sonuç ya da çözüm oluşturmak olanaklı değildir.

Ne herhangi bir düşünce ya da bir durum için, ne de kaygının sona erdirilmesi, olumsuz ya da yetersiz koşulların tamamen ortadan kalkma "beklentisi" ya da "dileği" ile sağlanamayacağından dolayı, ayırmayı, yalınlaştırmayı ve ara çözümler üretmeyi bilmek, becermek gerekmektedir.


"Hiçbir sorun, onu yaratan 'bilinç seviyesi'yle çözülemez." )

- REHÂVET değil/yerine/>< CESÂRET

- (")SORUN(") ile/değil/yerine FARK

- AKIL ile/ve/||/<> KANIT

- İHTİYÂR ve/||/<> EDEBİ KORUMA/MUHAFAZA, SÜRDÜRME

- NESNE ile/ve/değil/yerine/<>/>< KAVRAM
( Yıkılabilen ve yıkanabilen. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/>< Yıkılamayan ve yıkanamayan. )

- MUVÂFIK[< VEFK] ile/ve/değil/||/<> MUTÂBIK[< TIBK]
( Uygun, yerinde. İLE/VE/DEĞİL/||/<> Birbirine uyan, uygun. )

- SORUNSAL ile/ve/değil KURAMSAL SORUNSAL

- NÖTR ile SAYDAM

- KÜLTÜR:
İNANÇ
ile/ve/> DEĞER ile/ve/> KURAL ile/ve/> YASA
( ... İLE/VE/> ... İLE/VE/> ... İLE/VE/> Yaptırımı. )

- SÜREÇ ile/ve/<> ÖZELLİK

- SİRÂYET ile/ve/<> NÜFÛZ

- EK ile/ve/<> ÖRNEK

- BELİRLEYİCİLİK ile/ve/<> OYALAYICILIK

- İRCÂ ve/||/<>/>/< İCRÂ
( Dönmek. VE/||/<>/>/< Uygulamak/eylemek/işlemek/yürütmek. )

- SAPMA ile/değil KAYMA

- ORTAKLIK ile/ve/değil/yerine TOPLUMSAL ADÂLET

- [FELSEFEDE/TASAVVUFTA] (BAZI/ÇOĞU) (ÖZEL ŞEY["AYRINTI/İÇERİK/DERİNLİK/YOĞUNLUK/KABALIK/İNCELİK"]):
"BAYIL" DİYE
değil/yerine "AYIL!" DİYE

- GELİŞİM/DEĞİŞİM:
YUKARIDAN, AŞAĞI
ile/ve/değil/yerine/||/<> İÇTEN, DIŞA

- ENGEL OLMAK değil/yerine TEŞVİK ETMEK

- ŞU/O KİTABI:
"OKUMANIZI, TAVSİYE EDERİM"
ile/ve/||/<>
"OKUMAYANI, TASFİYE EDERİM"


- İDRAR YOLLARI HASTALIKLARI ile/ve/||/<> "İDRAK YOLLARI HASTALIKLARI"
( Gövdede. İLE/VE/||/<> Zihinde. )

- ÖZGÜRLÜK ile/ve/||/<> SÖZGÜRLÜK

- YADSIMA >< KUTSAMA

- KADER ve/değil/yerine/||/<>/>/< EYLEM

- İNFÂK ile/ve/||/<> İBZÂL
( ... İLE/VE/||/<> Esirgemeden, bol bol verme, kullanma, yapma ya da söyleme. )

- İCAZ ile/ve/||/<> İCÂZET
( Az sözle çok şey anlatma. İLE/VE/||/<> İzin, onay, onaylama. )

- ÖZET ile KISALTMA

- SÖZ ve/||/<>/>/< ÜMİT
( Sözün eşiği, ümidin eşiğidir. Bir yerde, söylenilecek söz var ise orada, ümit var demektir.
Sözümüz, ümidimizdir... )

- KRAL/DESPOT ile/değil/yerine/>< DEVLET ADAMI
( Yöneten fakat yönetil(e)meyen "kişi". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yöneten ve yönetilen kişi. )

- ADÂLET ile/ve/||/<> MERHAMET ile/ve/||/<> TİCARET

- İÇTİHAT, İÇTİHÂD değil/yerine/= GÖRÜŞ; ANLAYIŞ/KAVRAYIŞ
( Görüş, özel görüş, anlayış, kavrayış. | Yasada ya da örf ve âdet tüzesinde uygulanacak kuralın açıkça ve ikirciksiz olarak bulunmadığı konularda, yargıcın ya da tüzecinin düşüncelerinden doğan sonuç. )

- İMTİNÂ-İ ÂDÎ ile/ve/<> İMTİNÂ-İ HAKİKÎ
( Bir şeyin, varoluşunun olanaksızlığı. İLE/VE/<> Bir şeyin, yokluğunun, akılsal olarak olanaksızlığı. )
( Birinin, başka birinin çocuğu olduğu bilinen biri için, "benim çocuğumdur" demesi gibi. İLE/VE/<> Birinin, kendinden yaşça büyük biri için, "benim çocuğumdur" demesi gibi. [davası edil(e)mez/dinlenmez] )

- İĞTİNAM[Ar.] değil/yerine YAĞMA

- İHMAL değil/yerine/= SAVSAKLAMA/SAVSAMA

- GINA ile/ve/||/<>/< KANIKSAMA
( İlişki(ler)de, "sahip olmakta", [kendinden ve/veya ötekinden] "eminlikte", en önemli eşik, kanıksama noktasıdır. [Kavuşmakta/vuslatta, gına/kanıksama vardır.]

Bu eşik, ancak, bunun bilgi ve bilinciyle, sürekli anımsanarak, ilişkiyi besleyecek/destekleyecek davranış ve tutumla, iletişim ve paylaşımla aşılabilir. )

- KIBLE ||/<>/= ÖZBİLİNÇ

- YÜRÜME/"YOL ALMA"[GELİŞİM, DEĞİŞİM]:
AYAKKABI İLE
değil AKIL İLE!

- "AYAK BASMAK" ile/ve/<>/> "ADIM ATMAK"

- ÇATIŞMA değil/yerine/>< UZLAŞMA

- !ÖFKE ile/ve/ne yazık ki/> !SALDIRI

- ÖĞRENMEK ile/ve/<>/> "KALPTE BULMAK"

- GELENEKTE:
SÜREKLİLİK
ile/ve/||/<> ELEŞTİRELLİK

- ÖTEKİLERE (")MUHTAÇ OLMA(") ile/ve/değil/||/<>/> ÖTEKİLER İÇİN SÜRDÜRME

- BÜTÜN ile/ve/||/<> GÖRÜNMEYEN

- BÜTÜNLÜK ve/<> IŞILTI

- "KAYBOLMAK" ile/ve/değil/yerine/<>/> "KAPILMAK"

- CAZİB ile/ve/<> MUZİB

- GÜNLÜK KONUŞMALARIN SIRADANLIĞINDA/YALINLIĞIYLA:
AMAÇLI
ile/ve/||/<> BİLEREK ile/ve/||/<> BİLMEDEN ile/ve/||/<> BÜTÜNLÜKLÜ
( Reklam. İLE/VE/||/<> Evlilik. İLE/VE/||/<> Dostluk. İLE/VE/||/<> Sanat. )
( Kitlelere "oynanıyorsa". İLE/VE/||/<> Saygıyla bütünleşilecekse. İLE/VE/||/<> Sevgiyle yaklaşılıyorsa. İLE/VE/||/<> Susulabiliyorsa. )
( )

- İHMÂLÎ ile/ve/<> İCRÂÎ

- KISAS ile/ve/<>/>/< DİYET ile/ve/<>/>/< TAZİR

- TEŞVİK ile/ve/<> CEVAZ

- GEÇİŞTİRMEK ile/değil/yerine DİNDİRMEK

- GEÇİŞTİRMEK ile/ve/<> ÖTELEMEK

- KAPI ve/||/<>/> YAPI

- !MAFYA ile/ve/<> (")HÜKÜMET(")
( FaRkLaR'ı değil önemli bir ortak yanları vardır. İkisinde de haktan, hukuktan eser yoktur ve/veya olmayabilir (ne yazık ki[hükümet için]). )

- YARGI ile/ve/<> ÇIKARIM

- KİMLİK ile/ve/<> BENLİK ile/ve/<> BİREYSELLİK

- MANTIKSAL KANIT ile/ve/<> MATEMATİKSEL KANIT

- AŞIRI değil/yerine/>< BAŞARI

- DARILMA ile/değil/yerine/>< DAYANMA

- KRİZ ile/ve/||/<>/>/>< KERİZ
( "Yok" saymak. İLE/VE/||/<>/>/>< Çok. )

- !İHTİKÂR ile !İHTİLAS
( Vrugunculuk, vurgun. İLE Aşırma, para aşırma, aşırtı. )

- İHTİMAM[< HEMM] ile/ve/||/<> İTİNÂ[< UNİYY]
( Dikkatle, çabayla çalışma, özenle iş görme. İLE Çok dikkat etme. )

- İHTİYATEN ile İHTİYATÎ
( Her duruma, her olasılığa karşı, ileriyi düşünerek. İLE İlerisi düşünülerek yapılan. )

- ÖLÇÜSÜZLÜK ile/ve/değil/||/<> "GEMSİZLİK"

- İLKESELLİK ve/||/<>/< ZORUNLULUK

- UYUM DAVALARI/SAVUNMALARI ile/>< KOPUŞ DAVALARI/SAVUNMALARI
( Savunma Saldırıyor - Jacques Verges - Metis Yay. )

- ELEŞTİRİ:
REDDETMEK
değil/yerine/>< GÖZDEN GEÇİRMEK

- TEMEL DEĞERLER ve/||/<>/< TEMEL ÇELİŞKİLER

- KURUCU ŞİDDET ile/ve/<> KORUYUCU ŞİDDET

- SONA BAKMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< YOLA BAKMAK

- "YANLIŞLARA AĞIT YAKMAK" ile/değil/yerine/>< DOĞRULARI İNŞÂ ETMEK

- İZLEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< EYLEMEK

- PARAYI, MEZARA GÖTÜREN >< PARANIN, MEZARA GÖTÜRDÜĞÜ
( Yoktur. >< Çoktur. )

- ÇOK KİŞİYLE ile/ve/||/<> AZ KİŞİYLE ile/ve/||/<> TEK BAŞINA
( Konuş. İLE/VE/||/<> Düşün. İLE/VE/||/<> Karar al. )

- ALDANAN ya da ALDATAN ile/ve/||/<> HEM ALDANAN, HEM ALDATAN
( Hayvan. İLE/VE/||/<> İnsan. )

- DÖNÜŞÜM ile/ve/||/<>/> "SIÇRAMA"

- CEMİYETÇİ BAKIŞ/ANLAYIŞ ile/ve/<> STRATEJİK BAKIŞ/ANLAYIŞ ile/ve/<> FARKLI BAKIŞ/ANLAYIŞ

- VAROLAN ile/ve/<> OLANAKLI ile/ve/<> OLASILIKLI

- MÜLK değil/yerine ŞİRKET

- SAMİMİYETİN BELİRTİSİ ve/||/<> DÜRÜSTLÜĞÜN İFADESİ
( Gözler. VE/||/<> Sözler. )

- İKTİZÂ[< KAZÂ] ile/ve/<> İKTİFÂ[< KİFÂYET]
( Gerekli olma, gerekme. İLE/VE/<> Yetinme. | Kanma. )

- İRCÂ ile İLCÂ
( Dönmek. İLE Zorlama, zorunda bırakma. )

- İLLET ile İLLET
( Sayrılık. | Sayrılık derecesine varan alışkanlık. | Bozukluk. | Kızdıran, sinirlendiren şey ya da kişi. İLE Neden. )

- İLTİMAS ile İLTİZAM
( Haksız yere, yasa ve kurallara uymaksızın kayırma, arka çıkma. | Birine, herhangi bir konuda öncelik ve ayrıcalık tanıma. İLE Kayırma, bir tarafı tutma. | Gerekli bulma. | Kesenek. )

- İMTİNA ile İMTİSAL
( Kaçınma, sakınma, çekinme. İLE Bir örneğe göre davranma, uyma, benzemeye çalışma. | Alınan buyruğa tümüyle uyma. )

- ZANN[Ar.] ile/= GÜMÂN[Fars.]

- HAKİKATE YOL ile/ve/<> HAKİKATTE YOL
( Vardır. İLE/VE/<> Yoktur. )

- BİREŞİM/TEVHİD ile/ve/||/<> CÖMERTLİK/SELEK

- BİREŞİM/TEVHİD ve/||/<>/>/< KENDİNDEN RÂZI OLMAK

- BİREŞİM(TEVHİD) ve/||/<>/>/< KUŞKUDAN KURTULMAK

- KİŞİ/İNSAN:
KÂR VAROLANI
ile/değil/yerine DEĞERLER VAROLANI

- DERLEYİP TOPARLAMA ile/ve/<> ANIMSATMA

- ARINMA ile/< ELEŞTİRİ

- TOPLUMU:
"DÜZENLEME"
ile/ve/değil/yerine DAVET

- ADÂLET:
SEVGİ
ve/||/<> DÜŞÜNCE

- FELSEFE:
ELEŞTİREL
ile/ve/<> YARATICI ile/ve/<> ETKİN

- İNHA[Ar.] ile YÖNERGE
( Resmi bir göreve atama ya da bir üst aşama için yazılan yazı. İLE ... )

- İNTIBÂ[< TAB] ile İNTİBÂH ile İNTIBÂH
( Basılma, matbû olma. | Zihinde iz bırakma. | İzlenim. İLE Uyanma, uyanış. İLE Pişme. )

- İNTAÇ ile İNTİHA
( Bir işi sonuçlandırma, sona erdirme, bitirme. İLE Son, sona erme, sonu gelme. )

- ÖĞRETEN ile/ve/||/<>/> ÜRETEN

- KAPSAM ile İSTİAP
( ... İLE İçine alma, içine sığdırma. )

- İSTİFSAR ile/değil/yerine/<> SORGULAMA
( Bir şeyin açıklanmasını, aydınlığa kavuşmasını isteme, anlamaya çalışma, sorma. İLE ... )

- İSTİHRAÇ ile İSTİHSAL ile İSTİNTAÇ
( Anlam, sonuç çıkarma/çıkarsama. İLE Çıkarma, elde etme. | Üretim, üretme. İLE Sonuç çıkarma. | Bir büyük önermeden küçüğe ve sonurguya, yasalardan olaylara, nedenden sonuca giderek sonuç çıkarma. )

- DURUŞMA ile/ve/||/<> TENSİB DURUŞMASI/İSTİNÂBE
( ... İLE/VE/||/<> Davanın görülmekte olduğu mahkemeye gönderilmek için başka bir yerde bulunan bir tanığın, oradaki mahkemece ifadesinin alınması. )

- MAHKEME ile/ve/<> İSTİNAF (MAHKEMESİ)
( ... İLE/VE/<> Mahkemenin verdiği kararı kabul etmeyerek, bir kararı, istinaf mahkemesine götürme. | [eskiden] [MAHKEMESİ]: İlk derecedeki mahkemelerle Yargıtay arasında yer alan mahkeme. )

- İSTİFSAR ile/ve/<> İSTİNTAK
( Bir şeyin açıklanmasını, aydınlığa kavuşmasını isteme, anlamaya çalışma, sorma. İLE/VE/<> Sorgu. | Sorguya çekme. )

- İSTİRDAT değil/yerine/= KURTARMA, GERİ ALMA

- İSTİRHÂM[< RUHM] değil/yerine/= YALVARMA

- İSTİZAN[Ar.] değil/yerine/= YETKİ/İZİN İSTEME

- BİLDİRİM ile İŞAR[Ar.]
( ... İLE Yazı ile bildirme. )

- İTFA[Ar.] ile/değil/yerine BORÇ ÖDEME
( ... İLE Söndürme. | Sönüm. | Bir borcu, azar azar ödeyerek kapatma, sönüm. )

- İTMİNAN değil/yerine/= İNANMA, GÜVENME

- JÜRİ[Fr. < İng.] değil/yerine/= KURUL
( Seçiciler kurulu, seçici kurul. | Yargıcılar kurulu. )

- KENDİNİ GELİŞTİRMEK ve/||/<>/> KUŞAĞINI YETİŞTİRMEK
( Bugün. VE/||/<>/> Yarın. )

- SEVGİ ve/||/<>/>/< ÖZÜNE YOLCULUK

- ÇALIŞMA ile/ve/değil ARINMA

- İLİŞKİLENDİRMEK ile/ve/değil/yerine/<>/> AN'A GETİRMEK

- TÖVBE ile/ve/<> BAĞIŞ

- BAZI ŞEYLERİ:
ÇIRPINARAK SİLMEK
ile/değil/yerine/>< BİR ÇIRPIDA SİLMEK

- AÇIK ARTIRMA ile/ve/<> AÇIK EKSİLTME

- HİKMET ve/||/<> DENGE/İTİDAL

- DERTSİZ KİŞİ ile/ve/<> AŞSIZ KİŞİ
( İnsan değil. [Bunu anlayın!] İLE/VE/<> Hayvan cinsi. [Bunu dinleyin!] )

- AİT OLMA ve/||/<>/>/< SORUMLULUK

- NİTELİKLİ/KAPSAMLI YANIT ve/||/<>/>/< NİTELİKLİ SORU

- ENCÂM[Ar.] ile/ve/<>/> SERENCÂM[Fars.]
( Son, nihayet. İLE/VE/<>/> Bir işin sonu. | Başına gelen. | Olay/vak'a. )

- YASAMA SORUMSUZLUĞU ile/ve/<> YASAMA DOKUNULMAZLIĞI

- EZBER ile/ve/||/<> TAKLİT

- BİLEMEK ile "KESKİNLEŞTİRMEK"
( KILAĞI/ZAĞ: Taş üzerinde bilenen bir kesici aracın, keskin yüzüne yapışan ve aracın iyi kesebilmesi için yağlanmış yumuşak taşla kaldırılması gereken çok ince çelik parçaları. )

- YEĞİN ile YEĞNİ
( Zorlu, katı, şiddetli. | [mecaz] Baskın, üstün. İLE Ağır olmayan, hafif. | Ciddi olmayan. )

- VEDÂ ile/ve/değil/||/<>/< VEFÂ

- AYAĞA KALKMA/KIYAM ve/||/<>/> UYANMA/UYANIKLIK/YAKAZA ve/||/<>/> YÜRÜYÜŞ/SEYR

- ÇOCUĞA, "GELECEK HAZIRLAMAK" değil ÇOCUĞU, GELECEĞE HAZIRLAMAK

- "BUNU ALDIM" <>/||/>/< "BUNALDIM" değil/yerine
YANLIŞIMIN/YANILSAMAMIN/OYUNUN FARKINDAYIM


- ŞAH değil/yerine/></< AH
( Mazlumun "AH"ı; indirir, "ŞAH"ı. )

- AYRILIK/BOZUŞMA değil/yerine/>< BİRLİK
( Ölümdür/memattır. DEĞİL/YERİNE/>< Yaşamdır/hayattır. )

- ETRAFINDA:
"ÇOK KİŞİ"
değil/yerine (SADECE) KİŞİ/ADAM

- CEP TELEFONU:
"YAKINLAŞTIRICI"
ile/ve/||/<>/>< UZAKLAŞTIRICI
( Uzaktakileri, size. İLE/VE/||/<>/>< Sizi, yanınızdakilerden. )

- LÂLE ile LÂLEAĞACI
( Zambakgillerden, yaprakları uzun ve mızraksı, çiçekleri kadeh biçiminde, türlü renkte, bir süs bitkisi. | Meyve koparmak için ucuna üçlü ya da dörtlü bir çatal geçirilmiş sırık. | [tarih] Ağır hapis mahkûmlarının boynuna geçirilen demir halka. İLE Manolyagillerden, anayurdu Güney Amerika olan, çiçekleri laleye benzeyen bir süs ağacı. )

- GÖVDE ve/||/<> ZİHİN ve/||/<> KALP ve/||/<> HİÇ
( Deneyim aradığında. VE/||/<> Bilgiyi aradığında. VE/||/<> Tanrı'yı aradığında. VE/||/<> Hakikati aradığında. )

- VAR OLMAK ile/ve/||/<>/> KİŞİ/İNSAN OLMAK
( Doğada. İLE/VE/||/<>/> Ancak, başka bir insan ile. )

- DOĞA:
"MİRAS" (ATALARDAN)
değil ÖDÜNÇ (ÇOCUKLARIMIZDAN)

- İLKLER ve/<>/> İZLER

- Leh ile/değil LEH[Ar.]
( Polonya halkından olan kişi. İLE Onun için, onun tarafına, ondan yana. | Bir şeyden ya da birinden yana olma. | Yarar. )

- LOBİ değil/yerine/= DALAN
( Bir yapının kapısından içeri girildiğinde görülen ilk boşluk. | Otel, tiyatro gibi yerlerde, girişe yakın, geniş yer. | Bazı çıkar gruplarının temsilcilerinden oluşan topluluk. )

- "SORMAK":
[ya] "MERAKTAN"
ile/ve/||/<>/ya da "ÖYLESİNE"

- GREV ile/<>/>< LOKAVT[İng.]
( ... İLE/<>/>< İşverenin, işçileri, topluca işten uzaklaştırma ya da işten çıkarma kararı. )

- YANINDA OLABİLEN ile/ve/değil/||/<>/> YARIN'DA OLABİLEN

- EYLE! ve/||/<> GÖSTER! ve/||/<> KANITLA!
( Konuşmak yerine. VE/||/<> Söylemek yerine. VE/||/<> Söz vermek yerine. )
( Instead of talk! AND/||/<> Instead of say! AND/||/<> Instead of promise! )

- İYİLER:
KAYBETMEZ
<>/>/ne yazık ki KAYBEDİLİR

- BİR KİŞİYİ:
"KÜÇÜMSEK"
ile/ve/değil/||/<>/>< "BÜYÜK GÖRMEK"
( Ahlâksızlıktır. İLE/VE/DEĞİL/>< Bilgisizliktir. )
( Akılsızlık. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/>< Korkaklık. )

- ADÂLET HEYKELİNİN GÖZLERİNİN KAPALILIĞI:
NAMUSSUZLARA GÖZ YUMMAK İÇİN
değil ÂDİL OLMAK İÇİN

- KAYITSIZLIK ile/ve/||/<>/>/< ATÂLET

- [ne yazık ki]
"FORMÜL"
ile/ve/<> "SLOGAN"
( [ne yazık ki] İlkesizlerin aradıkları/başvurdukları. İLE/VE/<> Düşün(e)meyenlerin aradıkları/başvurdukları. )

- ZORUNLULUK ile/değil/yerine/||/<>/>/>< SAMİMİYET

- BERÂT-I CİBÂYET ile BERÂT GECESİ ile BERÂT-I HÜMÂYÛN ile BERÂT-I TERHÂNÎ
( Vergi, resim ve icâre gibi, hazineye ya da vakfa ait paraları toplama yetkisini veren belge/vesîka. İLE Hz. Muhammed'e, peygamberliğinin bildirildiği, Şaban ayının beşinci gecesi. İLE Sultanlara özel ferman. İLE Gördüğü büyük bir hizmet karşılğı olarak vergiden muaf tutulması hakkında sultan tarafından verilen ferman. )

- BERÂET ile/ve/<> BERÂET-İ ZİMMET
( Bir dâvâ sonucunda, temiz ve ilişkisiz çıkma, aklık, arılık, aklanma. İLE/VE/<> Zimmetinde bir şey olmayış, aklık. )

- EVRENSEL/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<> KALICI/LIK

- FAHİŞ[Ar.] değil/>< NARH[Fars.]
( Ölçüyü aşan, aşırı, çok fazla. | Ahlâka ve törelere uygun olmayan. DEĞİL/>< Tüketiciyi korumak amacıyla, özellikle zorunlu gereksinme maddeleri için devletçe saptanan fiyat. )

- NASFET/NISFET[Ar.] değil/yerine/= HAK VE ADÂLETE UYGUNLUK

- NASIP[Ar.] değil/yerine/= ATAMA

- NASIP ile NASİP
( Atama. İLE Birinin payına düşen şey. | Birinin elde edebildiği, sahip olabildiği şey. | Kısmet, talih, baht. | Günlük kazanç. )

- HİZMET ile/ve/||/<> İZZET
( ... İLE/VE/||/<> Büyüklük, yücelik, ululuk. )

- TELVİN ve/> TEMKİN

- NÂDÂN[Fars.] değil/yerine/>< DÂNÂ[Fars.]
( Bilmez. | Nobran, kaba, terbiyesi kıt. | Kendini beğenmiş, kibirli. >< Bilen, bilici, bilgiç. )

- ŞAŞAR ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< AŞAR
( Torun. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Dede. )
( İstenç[irâde]. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Direnç[ihtiyâr]. )
( Aynı dönemde ve birlikte yaşarlar. )

- TAMAMLAMAK ile/ve/<> BÜTÜNLEMEK

- DÜŞÜNME ile/ve/||/<>/>/< DUYUMSAMA

- KABULLENMEK değil/yerine DÜŞÜNMEK

- KANDIRMA ile/ve/değil/yerine/<> İKNA

- ZEKÂ ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< EMEK

- AZALT ve/değil/yerine/||/<>/>/< BIRAK ve/değil/yerine/||/<>/>/< ÇOĞALT
( Yediğin yemeği...
Yemeğin tuzunu...
İçtiğinin şekerini...
Satın alacağın eşyaları...
Harcadığın parayı...
Boşa geçen zamanı...
Gözyaşlarını...
Kafaya taktıklarını...
Televizyon ve bilgisayar/internet başında harcadığın zamanı.
Telefonla uğraştığın süreyi...
İnsandan beklentini...

VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/<

Hız yapmayı...
Şikâyet etmeyi...
Çekingenliği...
Rezil olma korkusunu...
Alaycılığı...
Sabırsızlığı...
Çocuğuna taparlığı...
Mazeret üretmeyi...
Başkaları için yaşamayı...
"Yapamam" "düşüncesini"...
Olumsuz düşünmeyi...
Olumsuz söz(cük)leri...
Surat asmayı...
Önyargıyı...
Herkesi eleştirmeyi...
Herkesi düzeltmeye çalışmayı...

VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/<

Özen göstermeyi...
Saygı göstermeyi...
Sevmeyi...
Selâm vermeyi...
Gülümsemeyi... :)
Olumlu düşünmeyi...
Vermeyi...
Sabrını...
Şükretmeyi...
Teşekkür etmeyi...
Su içme miktarını...
Çocuklarla zaman geçirmeyi...
Özür dilemeyi...
Mazur görmeyi...
Alttan almayı...
İstikrarını...
Hayal kurmayı...
Ayırmayı...
Yalınlaştırmayı...
Ara çözümleri...
Güzel söz söylemeyi...
Kitap ve sözlük okumayı... )

- BİLMEK ve/||/<>/>< MESAFE

- MUHDES ve/||/<> MANZUM ve/||/<> MALÛL ve/||/<> MAKÛL ve/||/<> MAHDUT ve/||/<> MÜSPET

- USÛL:
İLKE
ve/||/<> YÖNTEM

- TÜMELLİK ve/||/<> ÖZSELLİK

- BİLGİ ve/||/<>/>/< NEDEN

- VAR ve/||/<> VAR'IN BİLGİSİ ve/||/<> VAR'IN PAYLAŞILABİLİRLİĞİ
( Vardır. VE/||/<>/> Bilinebilir. VE/||/<>/> Her zaman, zemin ve koşulda. )

- BİLMEK ve/<>/> AKIBET/SON
( Yeterli ve yetkin bilgiyle. VE/<>/> Değiştirilebilir. )

- MEVCÛD ve/||/<>/> İCÂD
( Varolanlar olmadan, türetme[/icâd] olmaz. )
( İnsan. VE/||/<>/> Ürettikleri/üretilenler. )

- "ÇERÇEVE" ile/ve/||/<> KAPSAM

- ESTETİK değil/yerine/= GÜZELDUYU

- KAPARO değil/yerine/= ÖNDELİK

- KONSEPT değil/yerine/= KAVRAM

- MUHÂLİF[Ar.] değil/yerine/= KARŞICIL

- RAPOR[İng.] değil/yerine/= YAZANAK
( Herhangi bir işte, bir konuda yapılan inceleme, araştırma sonucunu, düşünceleri ya da saptamaları bildiren yazı. )

- TEKABÜL değil/yerine/= EŞİTİ

- ANALİST değil/yerine/= ÇÖZÜMLEYİCİ

- HÂKİM ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BİLİRKİŞİ
( Yöntemi/usûlü bilir ve süreci takip etmekle görevli ve yetkilidir. Esasa dayalı bilgi, belge ve kanıtlara dayanarak son kararı belirler. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Esası, içeriği[konuyu, alanı ve terimlerini] (daha) iyi/geniş/derin bilir ve/veya belirler.[Bazı/çoğu davada, hâkimin değil/yerine bilirkişilerin ortak görüşleri ve uzlaşımsal kararı önceliklidir ya da dikkate alınmalıdır.] )

- HALK[Ar.] değil/yerine/= AYMAK, TOPLUM
( Toplum olabilmek, ancak, ortak bir düzen sağlayarak olanaklıdır. )

- MİSYON[İng. < MISSION] değil/yerine/= EREK, BEKLENTİ, GENİŞ SORUMLULUK

- MİTİNG[İng.] değil/yerine/= TOPLANTI
( Gösteri amacıyla ya da bir olaya dikkati çekmek için, genellikle açık yerlerde yapılan, herkesin katılabileceği toplantı. )

- MUHASEBE/Cİ, MUHASİP değil/yerine/= SAYMAN/LIK

- TÂCİZ değil/yerine/= USANDIRI, USANÇ

- VİZYON[İng. VISION] değil/yerine/= GÖRÜŞ, GENİŞ ÖNGÖRÜ

- SAVAŞ ya da KORSANLIK değil/yerine/>< TİCARET

- CAYDIRMA ile/ve/||/<>/> ZORLAŞTIRMA ile/ve/||/<>/> YASAKLAMA

- [hem, ne] ENGEL ile/ve/değil/yerine/hem de/ne de/||/<>/> KAYNAK
( [hem, ne] Kendimizden başka yoktur. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/HEM DE/NE DE/||/<>/> Kendimizden başka yoktur. )

- BİSİKLET ve/<> DAYANIŞMA

- BİSİKLET ve/<> UYGARLIK(MEDENİYET)

- BİSİKLET ve/<> PAYLAŞIM

- BİSİKLET ve/<> UÇMA DUYGUSU/DÜŞÜNCESİ

- BİSİKLET ve/<> ÇÖZÜM

- "ÜSTÜNLÜĞÜN", "TÜZESİ" değil/>< TÜZENİN, ÜSTÜNLÜĞÜ
( Sakın Ha! - Sami Selçuk )

- İMAN ve/||/<>/< ÖZGÜVEN

- BÖBÜRLENME değil/yerine/>< KİŞİNİN/İNSAN(IN) DEĞERİ(Nİ) BİLMEK

- İMAN ve/||/<> EF'AL ve/||/<> İTMİNÂN

- ÂN ve/||/<>/> CÂN ve/||/<>/> CANÂN ve/||/<>/> CİHÂN

- İDRAK ve/=/||/<>/>/< İTİBÂR

- ASLÎ UNSURLAR ile/ve/||/<> KÜLLÎ KAİDELER

- MAKSAT ve/||/<>/> ANLAM

- MAKSAT ile/ve/||/<>/> HÜKÜM

- AYRINCA ile/değil/yerine ÖNCÜL

- BELİRLİ BİR:
SÜREYLE
ile/ve/||/<>/>/< SIRAYLA

- KİŞİYE GÖRE RENK DEĞİŞTİRMEK ile/değil/>< KİŞİLİĞİNİN, RENKLİ OLMASI

- EDEPSİZLERE SUSMAK değil EDEBEN SUSABİLMEK

- ÇAYIRGÜZELİ ile ÇAYIRSEDEFİ ile ÇAYIRTİRFİLİ
( Buğdaygillerden bir bitki türü. İLE Düğünçiçeğigillerden, sulak yerlerde yetişen, kökü iç sürdürücü olarak kullanılan bir bitki. İLE Baklagillerden, hayvan yemi olarak yetiştirilen bir bitki. )

- NEZÂFET ile/ve/||/<> NEZÂHET[< NEZH] ile/ve/||/<> NEZÂKET[Farsça NÂZİK'ten, Arapça kalıbına yakıştırılarak]
( Temizlik, paklık. İLE/VE/||/<> Ahlâk temizliği. | İncelik. İLE/VE/||/<> Kişilere saygılı ve incelikle davranma. )

- NEZÂHET[< NEZH] ve/||/<> RİKKAT
( Ahlâk temizliği. | İncelik. VE/||/<> İncelik. | Merhamet, acıma. )

- ÇOĞUNLUK ile/değil/yerine/<> YETERSAYI

- NOTA[İt.] ile NOTA[İt.]
( Bir müzik sesini belirtmeye yarayan im. İLE Bir ülkenin, başka bir ülkeye ya da elçisine yaptığı bildiri. )

- TÜZENİN(HUKUKUN):
ÜSTÜNLÜĞÜ
ve/||/<> KORUYUCULUĞU
( Kuşkunun bulunduğu durumlarda, haktan yararlanma durum ve yeteneğini genişletmeyle gerçekleşir. )

- DİN DERSİ ile/ve/||/<> DÜN DERSİ

- HAYIR İŞ(LER)İ ile/ve/değil/||/<> ADÂLET

- YOĞUNLAŞ(TIR)MA ve/<>/> DAVET

- ONUR ve/||/<>/>/< FARKINDALIK

- CAN ve/||/<>/>/< KAN

- HEDİYE ile ÖRTÜLÜ RÜŞVET

- !ZULM ile/ve/değil/yerine/<>/< CEBR

- ORTAM ile/ve/||/<> KOŞULLAR

- ÖZEN ve/||/<> ONAT
( ... VE/||/<> Özenli, düzgün. | Yararlı. | Dürüst, iyi ahlâklı. )

- ONMAK/ONAR ile/ve/||/<> ONAMAK
( Daha iyi bir duruma girmek, salah bulmak. | Eksiği kalmayıp gönül ferahlığına ermek, mutlu olmak. | Sayrılıktan, dertten kurtulmak, şifa bulmak, felâh bulmak, iflâh olmak. İLE Uygun bulma. )
( ONMAZ: İyilişme olanağı bulunmayan. )

- ORDİNO[İt.] değil/yerine/= BUYURGA/EMİR
( Bir poliçenin arkasına yazılan havale emri. | Tüccarın malını gümrükten çekebilmesi için gemi şirketinden, yük konşimentosuna karşılık verilen havale. | Denizcilik işletmelerinde, gemi adamlarını, gemilere atama belgesi. )

- ŞİRKETLER, HİZMETLERİNDE:
UCUZ İSE
ile/ya da/<> HIZLI İSE ile/ya da/<> NİTELİKLİ İSE
( Niteliksiz ve hızlıdır. İLE/YA DA/<> Ucuz ve niteliksizdir. İLE/YA DA/<> Pahalı ve yavaştır. )
( Dünyada, hiçbir şirket, bir işi, hem ucuz, hem hızlı, hem de nitelikli yapamaz. )

- [bazen] [ya/hem]
"KAZANÇ"/"KÂR"
ile/ve/değil/yerine/bazen/hem de/ya da/||/<>
DENEYİM/ÖĞRENME/YARAR

( "Hep mi ben kazanacağım/"kazanmalıyım"?",
Sadece benim mi yolum sürekli açık olacak/"olmalı"?
[eksik/fazla/özensiz] Yapmasam da olmaz mı?
[eksik/fazla/özensiz] Söylemesem/konuşmasam da olmaz mı? )

- ERGEN/YENİYETME ile/ve/<>/> YETİŞKİN ile/ve/<>/> BİLGE
( Yetişkinlerin, mükemmel olmadığını anladığın gün. İLE/VE/<>/> Yetişkinleri affettiğin gün. İLE/VE/<>/> Kendini affettiğin gün. )

- İKÂME ETME değil/yerine/= ORNATMA
( Bir türün yerine onun değişik bir biçiminin geçmesi. | [kimya] Molekülün geri kalan bölümünde değişikliğe yol açmadan, bir atom ya da bir kök yerine bir başka atom ya da kökün geçmesi. | [mat.] Bir cebirsel ifadenin yerine bir başkasını koyma işlemi. )

- OTARŞİ/OTOKRASİ[Yun. AUTOS: Kendi. | KRATOS: Erk.] ile/değil/yerine/>< OTARSİ[Fr. < Yun.]
( Hükümdarın, tüm siyasal erki elinde bulundurduğu yönetim biçimi. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Ekonomik alanda, kendi kendine yeterli olmaya yönelen bir ülkenin yönetim biçimi. )

- OTONOM/İ[Fr. < Yun. ATUOS: Kendi, öz. | NOMOS: Yasa.] değil/yerine/= ÖZERK/LİK

- OTURUM ile OTURUŞ
( Bir meclis ya da kurulun, çözümlenmesi ve/veya çözülmesi gereken sorunları görüşüp tartışmak üzere yaptığı toplantı, celse. | Yasama meclislerinin birleşimlerinden her biri. İLE Oturma eylemi ya da biçimi. )

- HEMFİKİR değil/yerine/= OYDAŞ

- BİRLİKTE:
YAŞAMAK
ve/||/<>/> YAŞLANMAK

- MEHL/MEHİL[Ar.] değil/yerine/= ÖNEL
( Bir işin tamamlanması için tanınan ek süre. | İş sözleşmesine göre, işçinin, işten çıkarılması durumunda tanınan süre. )

- HAS/MAHSUS[Ar.] değil/yerine/= ÖZE/ÖZGÜ
( Bir cinste ya da bireyde bulunan, aynı cinsten başka hiçbir türde ya da bireyde rastlanılmayan. )

- KESİT ile ÖZKESİT
( ... İLE Tomruğun, boyu yönünde alınan ve özünden geçen kesit yüzeyi. )

- ANLA! ve/||/<>/> TAMAMLA!

- KÖTÜ NİYETLE PLAN YAPIP "KAZANMAK" ile/değil/yerine/>< İYİ NİYETLE ÜMİT EDİP KAYBETMEK

- BAŞARI ve/<>/< ÇABA

- (")AYAKTA DURACAK DURUMUNUN OLMAMASI(") ile/ve/||/<>/< YAŞAMDA DURACAK NEDENLERİNİN OLMASI

- ZİHNİN: "KÖLESİ OLMAK" değil/yerine/>< USTASI OLMAK

- YÜKSEKLİK KORKUSU ile/değil/yerine ALÇAKLIK KORKUSU

- UYGUNLUK ile/ve/<>/>< ENGEL

- "NEDEN OLMA" ile/ve/değil/yerine/||/<> "ZEMİN HAZIRLAMA"

- VELÂYET ile/ve/||/<> HIDÂNE HAKKI

- BOŞANMA İSTEĞİ ile/ve/<> KARŞILIKLI BOŞANMA İSTEĞİ

- MUHÂLAA ile MUHÂLÂT
( Kadının, kocasına, biraz mal vererek, birbirlerinden resmen ayrılmaları. | Karşılıklı boşanma isteği, kararı ve rızâsı. İLE Olanaksız, olmaz, olmayacak şeyler. )

- ÖNERİ ile/ve/||/<> "YOL GÖSTERMEK"

- GEÇERLİLİK ile/ve/<> BAĞLAYICILIK

- LÜTÛF ile/ve/||/<> SIR

- FAKİR OLUP DA SABRETMEK ile/ve/<> ZENGİN OLUP DA ŞÜKRETMEK
( İkisi de "pek kolay değil" diye "görülse/zannedilse" de asıl olan, her koşulda ve özellikle de uclarda ve uçurumlarda, yani maddî fakirlik ve zenginlikte, sabır göstermek ve şükrü edâ etmektir. )

- [hem] İBÂDET ile/ve/hem de/ya da/||/<> NEDÂMET

- LİYÂKÂT ve/||/<> İSTİHKAK

- NÂMÛS[Ar.] ile/değil/<> NOMOS[Yun.]
( Yasa. | Ar, edep, hayâ, ırz. | Temizlik, doğruluk. | Allah'a yakın olan büyük melek. | Esrâr sahibi. | Sinek. | Derinden gelen ses. İLE/DEĞİL/<> Yasa. )

- DOĞRUYU BİLMEK/BULMAK:
...'DAN DOLAYI
ile/ve/değil/yerine/||/<> ...'YA KARŞIN

- PAKT[Fr.] değil/yerine/= ANTLAŞMA

- ORUÇ ile/ve/||/<> DİRENÇ/İHTİYÂR[< HAYIR]

- ADÂLET ve/||/<>/> HUZUR
( Gücün, "haklı olduğu" yerde bekleme! VE/||/<>/> Güce tapan bireylerin olduğu yerde bekleme! )

- GEREKSİNİMLER:
ZARÛRÎ
ile/ve/||/<>/> HÂCÎ ile/ve/||/<>/> KEMÂLÎ
( Yaşamak için gerekli olan beslenme ve güvenlikle ilgili gereksinimler. İLE/VE/||/<>/> Zorunlu olmayan, ama varoluşu, insanı rahatlatan unsurlara duyulan gereksinimler. İLE/VE/||/<>/> Kişilerin kaygılarını ve estetik beklentilerini karşılayan gereksinimler. )

- YETKE ile/değil/yerine/>/>< ÖZERKLİK
( )

- SUÇ ile UFAK SUÇ(ZELLE[Ar.])
( ... İLE Sürçüp kayma. | Yanılma, yanlış. | Ufak suç. )

- PARAVAN[Fr] değil/yerine/= PERDE
( Menteşelerle birbirine bağlı birkaç parçadan oluşan ve yapılarda, bazı bölümleri ayırmakta kullanılan, katlanır, taşınır, çerçeveli perde. | Adından, yetkisinden, gücünden, kendine belirli etmeden yararlanılan kişi/kuruluş. )

- PARKUR[Fr.] ile/ve/||/<> KULVAR[Fr.]
( Bisiklet, atletizm gibi bazı yarış ve koşularda, yarışmaların yapıldığı yol. İLE/VE/||/<> Bazı yarışlarda, koşucunun koştuğu ya da yüzücünün yüzdüğü yarış aralığı/şeridi. )

- BİR ...:
SÖZCÜK
ve/||/<> DUYGU ve/||/<> İNSAN
( Kararı/nı değiştirebilir. VE/||/<> Yaşamı/nı değiştirebilir. VE/||/<> Seni/insanı değiştirebilir. )

- KASIT ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< DAYANAKÇA

- BAŞKAN ile/ve/||/<> DANIŞMAN ile/ve/||/<> MUHTAR
( Dernek, vakıf, parti, enstitü, belediye, spor kulübü vb. gibi, "başkanlık" konumu ile sürdürülen kurum ve kuruluşlarda, "Başkan" olarak görev yapan kişinin, öteki yönetim kurulu üyelerinden hiçbir farkı, önceliği ya da üstünlüğü yoktur ve de ol(a)maz! Sadece, üstlenmiş olduğu geçici görevinde, biraz daha sorumluluk ve çok büyük bir fark ya da ayrıcalık oluşturmayacak bazı küçük ama önemli yetkileri bulunmaktadır. Bu, sınırsız ve sonsuz olmayan "yetkilerini" de, öncelikle ve tamamen, kurumun/kuruluşun ve yönetim kurulunun ne yapacakları değil ne gibi yanlışlıkların, eksikliklerin kalmaması, sorunların daha az çıkması yönünde, bilgi ve deneyim artılarını, kurum/kuruluş ve topluma sunacağı hizmeti amacıyla kullanmak durumundadır. Söz ya da karar verme makamı diye bir üstünlüğü de söz konusu değildir. Ortak alınmış/alınacak olan uygulama, yürütme kararlarında, oy fazlalığının bulunması, kişisel isteği ya da çıkarları yönünde değil sadece toplumun ortak çıkarları yönünde kullanılmak üzere, biraz daha fazla olan bilgi ve deneyimiyle, olası yanlış karar ve uygulamalara engel olabilmesi içindir. Dolayısıyla, bir şeyleri kendilerine sormak ya da izin istemek gibi bir üstünlükleri de söz konusu değildir. Fakat ne yazık ki, "Aman, işimiz ve aramız bozulmasın" kaygısıyla, kişiler, olması ve yapılması gereken süreçlerde sessiz kalırlar ve bu da başkanlık görevinde bulunan kişinin yetkilerini aşmasına, kötüye kullanmasına ve bu yanlışlara göz yumulmasına kadar gitmektedir. Bu tıkanıklığın giderilmesi için de başta, yönetim ve yürütme kurulu olmak üzere, tüm üyelerin ve vatandaşların, kişi değil kavram, kurum ve hizmet esaslı bir çalışma sürecinde olunduğunu anımsaması gerekmektedir.

İLE/VE/||/<>

Kişi, kurum ve kuruluşlara hizmet etmekte olan danışmanlar, kendilerine danışılan konuların uygulayıcısı durumunda değillerdir ve bu durumda bırakılamazlar. Olası uygulamalardaki, girilmeyecek, sapılmayacak yönleri ve yolları işaret etmekle görevlilerdir. Ne yapılması hakkında, bilgi ve deneyim aktarımında bulunurlar fakat önerdikleri alanda daha fazla bilgili diye, işi ya da süreci, danışmana bırakmak gibi bir tutum ya da beklenti sergilenemez.

İLE/VE/||/<>

Halk tarafından seçilerek ve belirli bir dönem, koşul, sorumluluk, yetki ve görevlerle sınırlı kalmak üzere, yaşanılan bölgenin ilk yönetimsel yetkilisi olarak, bölgedeki ne yapılacaklarla değil ne yapılmayacaklarla, neyin, ne kadar süre ve koşulda, eksik ya da sorunlu kalmamasını sağlamak üzere, ihtiyâr heyeti desteği ile işbirliğinde bulunan kişidir. "Muhtar" sözcüğü, "Hayır!" kökünden gelerek, kendi ya da yakın çevresinin irâdesiyle değil ne yapılmayacağının ya da engel olunacağının bilgisine sahip olan kişi, ihtiyârını devrede tutan kişi anlamına gelmektedir. Fiziksel olarak yapılması gereken işlerde de belediye başkanını, güvenlik amacıyla da vali, kaymakam, polis, jandarma gibi ilgili kurum ve yetkililerle daha yakın ve doğrudan ilişki içinde olma görevindelerdir. Kaymakam ve valilerden daha alt bir yetki ve konumda olsalar da, belediye başkanından sonra değil önce gelirler. )

- "ISITILAN KURBAĞA" ÖYKÜSÜ değil/yerine "SARI ÖKÜZ" ÖYKÜSÜ
( ... DEĞİL/YERİNE Otlakların birinde bir öküz sürüsü yaşarmış. Çevredeki aslan sürüsünün de gözü öküzlerdeymiş. Ancak, öküzler saldırı anında bir araya geldiği zaman, aslanların yapılacak bir şeyi kalmazmış. Bu yüzden küçük hayvanlarla beslenmek zorunda kalan aslanlar, iyi beslenememeye başlayınca bir çare düşünmüşler. Topal aslan yanına bir iki aslanı da alarak, beyaz bayrak çekmiş ve öküz sürüsüne yanaşmış.

"SUÇ, HEP O SARI ÖKÜZ'DE..."

Öküzlerin önderi Boz Öküz ve yanındakilere tatlı dille konuşmaya başlamış:
"Saygıdeğer öküz efendiler. Bugün buraya sizden özür dilemeye geldik. Biliyorum. Bugüne kadar size zarar verdik. Ama inanın ki, bunların hiçbirini isteyerek yapmadık. Tüm suç hep o Sarı Öküz''de. Onun rengi sizinkilerden farklı ve bizim de gözümüzü kamaştırıyor, aklımızı başımızdan alıyor. Biz de barışseverliğimizi unutuyor ve saldırganlaşıyoruz. Sizle bir sorunumuz yok. Verin onu bize, siz kurtulun, yine barış içinde yaşayalım."

Boz Öküz ve heyeti, bu sözler üzerine, aralarında tartışmış ve teklifi haklı bularak, Sarı Öküz'ü vermişler aslanlara. Bir tek, Benekli Öküz karşı çıkmış ama kimseye derdini anlatamamış.

"AFERİN! SİZİ KUTLARIZ!"

Bir süre sonra, aslanlar yine aynı yöntemle gelip, bu kez Uzun Kuyruk'u istemişler:
"Gördünüz mü ne kadar barış severiz. Sizi de kararınızdan dolayı kutlarız. Ancak, şu sizin Uzun Kuyruk var ya, kuyruğunu salladıkça nereden baksak görünüyor ve aklımızı başımızdan alıyor. Size saldırmamak için kendimizi zor tutuyoruz. Oysa siz normal kuyruklusunuz. Verin onu bize, bu konuyu kapatıp, barış içinde yaşamaya devam edelim."

Boz Öküz ve heyeti, Uzun Kuyruk''u teslim etmiş, yine Benekli Öküz karşı çıkmış. Uzun Kuyruk, aslanların pençesi altında can vermiş.

"NEREDE KAYBETTİK BİZ BU SAVAŞI?"

Bu olay, sürekli tekrarlanmış, her seferinde farklı bahanelerle. Sonunda, öküzler zayıflamış, aslanlar küstahlaşmış. Artık, hiçbir bahane ileri sürmeden, doğrudan müdahale ederek, "Verin bize şunu, yoksa karışmayız" demeye başlamışlar. Birer birer aslanların pençesinde can verirken, Boz Öküz ve birkaç öküz kalmış geride. İçlerinden biri, önderlerine, "Ne oldu bize? Nerede kaybettik biz bu savaşı? Oysa, zamanında ne kadar da güçlüydük" diye sormuş.

Boz Öküz, Benekli Öküz'ün sözlerini anımsayarak, gözleri nemli... "Biz, Sarı Öküz'ü verdiğimiz gün kaybettik bu savaşı..." )

- TAHİR ile/ve/||/<> TEZKİYE

- AÇIK SEÇİK = CLEAR-CUT, CLEAR AND DISTINCT[İng.] = CLAIR(E) ET DISTINCT(E)[Fr.] = KLAR/DISTINCTEKLARE UND DEUTLICH(E)[Alm.] = CHIARO E DISTINTO[İt.] = CLARO Y DISTINTO[İsp.] = CLARUS/CLARE ET DISTINCTUS[Lat.] = SAF?S[Yun.] = VÂZIH VE MÜTEMÂYİZ[Ar., Fars.] = KLAAR EN DUIDELIJK[Felm.]

- ADÂLET = JUSTICE[İng., Fr.] = IUSTITIA[Lat.] = GERECHTIGKEIT[Alm.] = DIKAIOSYNE[Yun.] = JUSTICIA[İsp.]

- ALGI = İDRAK = PERCEPTION[İng., Fr.] = WAHRNEHMUNG[Alm.] = PERCEPCION[İsp.] = PERCEPTIONIS[Lat.] = HE KATALEPSIS[Yun.] = el-İDRÂK el-HİSSÎ[Ar.] = İDRÂK-İ CUZ'Î[Fars.] = GEWAARWORDING, WAARNEMING[Felm.]

- ALGILAMAK = İDRAK ETMEK = PERCEIVE[İng.] = PERCEVOIR[Fr.] = ERKENNEN/WAHRNEHMEN[Alm.] = PERCIPIO[Lat.]

- ANIMSAMA = TAHATTÜR = REMINISCENCE[İng.] = RÉMINISCENCE/RAPPELER[Fr.] = ANAMNESIS/ERINNERN[Alm.] = RECORDOR[Lat.] = ANAMNESIS[Yun.]

- ANLAK = ZEKÂ = INTELLECT/INTELLIGENCE[İng.] = ENTENDEMENT/INTELLIGENCE[Fr.] = VERSTAND/INTELLIGENZ[Alm.] = INTELLECTUS/INTELLIGENITIA[Lat.] = INTELIGENCIA[İsp.]

- BİLGİLİK = KAMUS = ENCYCLOPEDIA[İng.] = ENCYLOPÉDIE[Fr.] = ENZYKLOPÄDIE[Alm.] = ENCICLOPEDIA[İsp.]

- APAÇIK/LIK = SELFEVIDENCE/SELFEVIDENT[İng.] = ÉVIDENCE/ÉVIDENT[Fr.] = OFFENKUNDIG/OFENKUNDIGKEIT[Alm.] = EVIDENZA[İt.] = EVIDENCIA[İsp.] = EVIDENTA, PERSPICUITAS[Lat.] = ANERGEIA[Yun.] = BEDEHA(T)/BEDİHÎ, BEYYİN[Ar.] = HODPEYDÂ[Fars.] = KLAARBLIJKELIJK/HEID[Felm.]

- AŞKIN/LIK = MÜTEAL = TRANSCENDENT, BEYOND[İng.] = TRANSCENDANT, AU DELÀ DE[Fr.] = TRANSZENDENT, JENSEITS/DAS JENSEITIGE[Alm.] = OLTRE[İt.] = MAS ALLA DE[İsp.] = TRANS, TRANSCENDENS, ULTRA[Lat.] = PERA(N)[Yun.] = MÂVERA/Î[Ar.] = MÂFEVK[Fars.] = BOVENGAAND[Felm.]

- BAĞLAÇ = CONJUNCTION[İng.] = CONJONCTION[Fr.] = KONJUNKTION[Alm.] = CONGIUNZIONE[İt.] = CONJUNCIÓN[İsp.] = COPULA[Lat.]

- BAŞARI = SUCCESS[İng.] = SUCCÈS[Fr.] = ERFOLG[Alm.] = SUCCESSO[İt.] = ÉXITO[İsp.]

- BELİRLE/N/ME, BELİRLENİM = DETERMINATION[İng.] = DÉTERMINATION[Fr.] = DAS BESTIMMEN[Alm.] = DETERMINAZIONE[İt.] = DETERMINACION[İsp.] = CONSTITUTIO, DEFINITIO, DETERMINATIO[Lat.] = HO HORISMOS, HE TAKSIS[Yun.] = VUCHA(T), MÂL[Ar.] = TAYÎN[Fars.] = BEPALING[Felm.]

- BİLİNÇ = ŞUUR = CONSCIOUSNESS[İng.] = CONSCIENCE[Fr.] = BEWUSSTSEIN[Alm.] = CONSCIENTIA[Lat.] = SYNEIDESIS[Yun.] = CONCIENCIA[İsp.]

- CESARET = ŞECÂ'AT, CESÂRET[Fars., Ar.] = COURAGE[İng., Fr.] = FORTITUDO[Lat.] = MUT[Alm.] = HË ANDREIA[Yun.] = CORRAGIO[İt.] = VALOR[İsp.] = MOED[Fel.] = MOD[Dan.] = MUJYESTVO[Rus.]

- ÇELİŞİK = MÜTENAKIZ = CONTRADICTORY[İng.] = CONTRADICTOIRE[Fr.] = KONTRADIKTORISCH, WIDERSPRECHEND[Alm.] = CONTRADICTORIUS[Lat.] = CONTRADECIR[İsp.]

- ÇÖZÜM = SOLUTION[İng.] = SOLUTION[Fr.] = LÖSUNG[Alm.] = SOLUZIONE[İt.] = SOLUCIÓN[İsp.]

- ÇÖZÜMLEME = TAHLİL[Ar.] = ANALYSIS[İng.] = ANALYSE[Fr.] = ANALYSE[Alm.] = ANALYSIS < ANALYEIN[Yun.] = ANALIZAR[İsp.]

- DAYANAK = MABİH-İL-KIVAM = SUBSTRATUM[İng.] = SUBSTRAT[Fr., Alm.] = SUBSTSRATUM[Lat.] = HYPOKEIMENON[Yun.] = LECHO[İsp.]

- DAYANTI = UKNUM = HYPOSTASIS[İng.] = HYPOSTASE[Fr.] = HYPOSTASE[Alm.] = HYPOSTASIS[Yun.]

- DEĞER = MERIT[İng.] = MÉRITE[Fr.] = VERDIENST[Alm.] = MERITUS[Lat.]

- DEVRİM = İNKILÂP = REVOLUTION[İng.] = RÉVOLUTION[Fr.] = REVOLUTION UMWÄLZUNG[Alm.] = REVOLUCION[İsp.]

- DOĞRULAMAK = VERIFY[İng.] = VÉRIFIER[Fr.] = VERIFIZIEREN[Alm.]

- DOĞRULUK = HAKİKAT = TRUTH[İng.] = VÉRITÉ[Fr.] = WAHRHEIT, RICHIGKEIT[Alm.] = VERITAS[Lat.] = ALÉTHEIA[Yun.] = VERDAD[İsp.]

- DUYARLILIK = HASSASİYET = SENSIBILITY[İng.] = SENSIBILITÉ[Fr.] = SENSIBILITÄT, SINNLICHKEIT[Alm.] = SENSIBILIDAD[İsp.]

- DUYGULANIM = TEESSÜR = AFFECTION[İng., Fr.] = AFFEKT, AFFEKTION[Alm.] = CARIÑO[İsp.]

- DÜŞÜNCE = FİKİR = THOUGHT[İng.] = PENSÉE[Fr.] = GEDANKE[Alm.] = PENSAMIENTO[İsp.]

- DÜŞÜNME = TEFEKKÜR = THINK[İng.] = PENSÉE[Fr.] = DENKEN[Alm.] = COGITARE, COGITATIO[Lat.] = NOEIN, DIANOIA[Yun.] = PENSAR[İsp.]

- DÜZEN = NİZAM = ORDER[İng.] = ORDRE[Fr.] = ORDNUNG[Alm.] = ORDEN[İsp.] = ORDO[Lat.]

- DÜZGÜ = KAİDE, NUMUNE = NORME[İng., Fr.] = NORM[Alm.] = NORMA[Lat.]

- EKSİKSİZLİK = PERFECTION[İng., Fr.] = VOLLKOMMENHEIT[Alm.] = PERFECTIO[Lat.]

- ENTELEKHEIA = KEMÂL-İ EVVEL = ENTELECHY[İng.] = ENTÉLÉCHIE[Fr.] = ENTELECHIE[Alm.] = ENTELEKHEIA[Yun.]

- EREK = GAYE = PURPOSE, END[İng.] = FIN[Fr.] = ZWECK[Alm.] = FINIS[Lat.] = TELOS[Yun.]

- ERK = İKTİDAR, KUDRET = POWER[İng.] = POUVOIR, PUISSANCE[Fr.] = MACHT[Alm.] = PODER[İsp.]

- EŞEYSELLİK = SEXOLOGY[İng.]

- EŞİTLİK = MÜSÂVÂT = EQUALITY[İng.] = ÉGALITÉ[Fr.] = GLEICHHEIT[Alm.] = AEQUALITAS[Lat.] = IGUALDAD[İsp.]

- EYLEME = ACT, OPERATE[İng.] = AGIR[Fr.] = HANDELN[Alm.] = AGERE[Lat.] = OBRAR[İsp.]

- GENELLEŞTİRME = TAMİM = GENERALIZATION[İng.] = GÉNÉRALISATION[Fr.] = GENERALISATION[Alm.] = GENERALIS[Lat.]

- GİZEM = SIR = MYSTERY[İng.] = MYSTÈRE[Fr.] = MYSTERIUM, GEHEIMNIS[Alm.] = MYSTERION[Yun.] = MISTERIO[İsp.]

- GİZLİ = SECRET[İng.] = SECRET[Fr.] = GEHEIM[Alm.] = SEGRETO[İt.] = SECRETO[İsp.]

- GÜVEN = CONFIDENCE[İng.] = SÉCURITÉ[Fr.] = ZUVERSICHT[Alm.] = SECURITAS[Lat.]

- GÜZEL = GÖZ-EL = BEAUTIFUL[İng.] = BEAU[Fr.] = SCHÖN[Alm.] = KALOS[Yun.] = HERMESO/SA, BELLO[İsp.]

- GÜZELLİK = BEAUTY[İng.] = BEAUTÉ[Fr.] = SCHÖNHEIT[Alm.] = PULCHRITUDO[Lat.]

- HOŞGÖRÜ = MÜSAMAHA, TESAMUH = TOLERANCE[İng.] = TOLÉRANCE[Fr.] = TOLERANZ[Alm.] = TALERANTIA < TOLERARE[Lat.]

- İLETİŞİM = COMMUNICATION[İng., Fr.] = KOMMUNIKATION[Alm.] = COMUNICAZIONE[İt.] = COMUNICACIÓN[İsp.]

- İLKE = MEBDE, UMDE = PRINCIPLE[İng.] = PRINCIPE[Fr.] = PRINZIP, GRUNDSATZ[Alm.] = PRINCIPIUM[Lat.] = ARKHE[Yun.] = PRINCIPIO[İsp.]

- İNDİRGEME = İRCA = REDUCTION[İng.] = RÉDUCTION[Fr.] = REDUKTION[Alm.] = REDUCTIO[Lat.] = REDUCCION[İsp.]

- İNSANCILIK = HUMANISM[İng.] = HUMANISME[Fr.] = HUMANISMUS[Alm.] = HUMANUS[Lat.]

- İNSANCILLIK = POLITENESS, COURTESY[İng.] = HUMANITÉ[Fr.] = MENSCHENFEUNDLICHKEIT[Alm.] = HUMANITAS[Lat.]

- İNSANLIK = BEŞERİYET, İNSANİYET = HUMANITY[İng.] = HUMANITÉ[Fr.] = HUMANITÄT, MENSCHHEIT[Alm.] = HUMANITAS[Lat.]

- İSTENÇ = İRÂDE = WILL[İng.] = VOLONTÉ[Fr.] = WILLE[Alm.] = VOLUNTAS < VELLE:İSTEMEK. VOLO:İSTİYORUM[Lat.] = VOLUNTAD[İsp.]

- İYİLİKSEVERLİK = BENEVOLENCE[İng.] = BIENVEILLANCE[Fr.] = WOHLWOLLEN[Alm.] = BENEVOLENTIA[Lat.]

- İZLENİM = İNTİBA = IMPRESSION[İng., Fr.] = EINDRUCK[Alm.] = IMPRESSIO[Lat.] = IMPRESIÓN[İsp.]

- KANIT = DELİL = ARGUMENT[İng., Fr., Alm.] = ARGUMENTUM, ARGUERE[Lat.] = ARGUMENTO[İsp.]

- KANON = KANUN, KAİDE = CANON[İng., Fr., İsp.] = KANON[Alm., Yun.]

- KAVRAM = MEFHUM[Ar. < FEHM] = CONCEPTION, NOTION[İng.] = CONCEPT, NOTION[Fr.] = NOTIO, BEGRIFF[Alm.] = CONCEPTUS, NOTIO[Lat.] = LOGOS, ÉNNOIA, HOROS, NOEMA[Yun.] = CONCEPCÍON[İsp.]

- KAYRA = İNÂYET = GRACE[İng.] = GRÂCE[Fr.] = GNADE[Alm.] = GRATIA[Lat.] = KHARIS[Yun.] = GRACIA[İsp.]

- KENDİNİ TANI = RECOGNIZE YOURSELF[İng.] = GNOTHI SEAUTONU

- KİBİR = PRIDE[İng.] = ORGUEIL[Fr.] = HOCHMUT[Alm.] = SUPERBIA[Lat.]

- KİŞİSEL = ŞAHSİ = PERSONAL[İng.] = PERSONNEL[Fr.] = PERSÖNLICH, PERSONAL[Alm.]

- KOŞULSUZ = HAMLİ = CATEGORICAL[İng.] = COTÉGORIQUE[Fr.] = KATEGORISCH[Alm.] = KATEGORIKOS[Yun.]

- KÖKTENCİLİK = CEZRİYE = RADICALISM[İng.] = RADICALISME[Fr.] = RADIKALISMUS[Alm.] = RADICALMENTE[İsp.]

- [ne yazık ki]
KÖTÜMSERLİK
= BEDBİNLİK = PESSIMISM[İng.] = PESSIMISME[Fr.] = PESSIMISMUS[Alm.] = PESSIMUS[Lat.]

- KURAL = KAİDE = RULE[İng.] = RÈGLE[Fr.] = REGEL[Alm.] = REGULA < REGERE[Lat.] = MANDO, REGLA[İsp.]

- KUŞKUCULUK = HİSBANİYE, REYBİYE = SCEPTICISM[İng.] = SCEPTICISME[Fr.] = SKEPTIZISMUS[Alm.] = SKEPTESTHAI[Yun.]

- MERHAMET[< RAHM] = CLEMENCY, MERCY[İng.] = CLÉMENCE[Fr.] = MILDE[Alm.] = CLEMENTIA[Lat.]
( Şefkat gösterme, acıma. | Birini esirgeme. )

- MİNNET/TARLIK = GRATITUDE, GRATEFULNESS[İng.] = RECONNAISSANCE, OUGRATITUDE[Fr.] = DANK ODER DANKBARKEIT[Alm.] = GRATIA SEU GRATITUDO[Lat.]

- NİTELİK = KEYFİYET = QUALITY[İng.] = QUALITÉ[Fr.] = QUALITÄT, BESCHAFFENHEIT[Alm.] = QUALITAS[Lat.] = POIOTES[Yun.] = CALIDAD[İsp.]

- OLGU = VAKIA = FACT[İng.] = FAIT[Fr.] = FAKTUM[Alm.] = FACTUM[Lat.] = HECHO[İsp.]

- OLUŞUM = TEŞEKKÜL = FORMATION[İng., Fr.] = BILDUNG[Alm.] = FORMACIÓN[İsp.]

- ORTAK KAVRAMLAR = COMMON NOTIONS[İng.] = NOTIONS COMMUNES[Fr.] = GEMEINBEGRIFFE[Alm.] = NOTIONES COMMUNES[Lat.]

- ÖFKE = ANGER[İng.] = COLËRE[Fr.] = ZORN[Alm.] = ira[Lat.]

- ÖLÇÜ = MEASURE[İng.] = MESURE[Fr.] = MAß[Alm.] = MISURA[İt.] = MEDIDA[İsp.]

- ÖLÇÜT = MISDAK, MİYAR, KISTAS = CRITERION[İng.] = CRITÉRIUM, CRITÈRE[Fr.] = KRITERIUM[Alm.] = KRITERION < KRINEIN:AYIRMA, YARGILAMA[Yun.] = CRITERIO[İsp.]

- ÖNCÜLLER = MUKADDEMAT = PREMISS[İng.] = PRÉMISSES[Fr.] = PRÄMISSE[Alm.] = PRAEMISSA[Lat.] = ESTABLECIMIENTO[İsp.]

- ÖNYARGI = PEŞİN HÜKÜM, FİKR-İ BATIL, İTİKAT-I BATIL = PREJUDICE[İng.] = PRÉJUGÉ[Fr.] = VORURTEIL[Alm.] = PRAEJUDICIUM[Lat.] = PERJUICIO[İsp.]

- ÖRTÜŞME = TETABUK = COINCIDENCE[İng.] = COÏNCIDENCE[Fr.] = KOINZIDENZ[Alm.] = COINCIDENTIA[Lat.] = COINCIDIR[İsp.]

- ÖZERKLİK = MUHTARİYET = AUTONOMY[İng.] = AUTONOMIE[Fr., Alm.] = AUTOS:KENDİ, NOMOS:YASA[Yun.] = AUTONOMÍA[İsp.]

- PİŞMANLIK = REPENTANCE[İng.] = REPENTIR[Fr.] = REUE[Alm.] = POENITENTIA[Lat.]

- RASTLANTI = TESADÜF = CHANCE, HAZARD[İng.] = HASARD[Fr.] = ZUFALL[Alm.]

- SAĞDUYU = HASSE-İ SELİME = GOOD SENSE[İng.] = BON SENS[Fr.] = GESUNDER VERSTAND[Alm.]

- SAĞIN = SAHİH = EXACT[İng., Fr.] = EXAKT[Alm.] = EXIGERE[Lat.] = EXACTO/TA[İsp.]
( Doğruluk kuralına uygun olan. | Sözün, anlatılmak istenilene tam karşılık olması, tam uygun düşmesi niteliği. )

- SAYGI = HÜRMET = RESPECT[İng., Fr.] = ACHTUNG[Alm.] = RESPECTO[İsp.]

- SORMAK = ASK[İng.] = DEMANDER[Fr.] = FRAGEN[Alm.] = DOMANDARE[İt.] = PREGUNTAR[İsp.]

- SORUMLULUK = MESULİYET = RESPONSIBILITY[İng.] = RESPONSABILITÉ[Fr.] = VERANTWORTUNG[Alm.]

- SORUN = MESELE = PROBLEM[İng., Alm.] = PROBLEME[Fr.] = PROBLEMA < PRO:ÖNE. BALLEIN:ATMAK[Yun.] = PROBLEMA[İsp.]

- SÖZLEŞME = MUKÂVELE[Ar.] = CONTRACT[İng.] = CONTRAT[Fr.] = VERTRAG[Alm.] = CONTRAER[İsp.]

- SEVECENLİK = ŞEFKAT = COMPASSION[İng.] = MISÉRICORDE[Fr.] = BARMHERZIGKEIT, MITGEFÜHL[Alm.] = MISERICORDIA[Lat.]

- TANITLAMA = BURHAN = DEMONSTRATION[İng., Alm.] = DÉMONSTRATION[Fr.] = DEMONSTRATIO[Lat.] = DEMOSTRAR[İsp.]

- TASIM = KIYAS = SYLLOGISM[İng.] = SYLLOGISME[Fr.] = SYLLOGISMUS[Alm.] = SYLLOGISMOS[Yun.] = SILOGISMO[İsp.]

- TEKBENCİLİK = ENEİYE = SOLIPSISM[İng.] = SOLIPSISME[Fr.] = SOLIPSISMUS[Alm.] = SOLUS:YALNIZ, TEK, IPSE:BEN[Lat.]

- TEMEL = ESAS = GROUND, BASIS, FOUNDATION[İng.] = FONDEMENT, PRINCIPE[Fr.] = GRUND, GRUNDLAGE, FUNDAMENT[Alm.] = FUNDAMENTUM[Lat.] = FUNDACIÓN[İsp.]

- TÖRE = ÖRF/ADÂT = CUSTOMS[İng.] = MOEURS[Fr.] = SITTE[Alm.] = MOS-MORES[Lat.] = ADUANA[İsp.]

- TÜZE = JUSTICE[İng.] = DROIT[Fr.] = RECHT[Alm.] = DIRITTO[İt.] = DERECHO[İsp.]

- UYGARLIK = MEDENİYET = CIVILIZATION[İng.] = CIVILISATION[Fr.] = ZIVILISATION[Alm.] = CIVIS[Lat.] = CIVILIZACIÓN[İsp.]

- UYUM = AHENK = HARMONY[İng.] = HARMANIE[Fr.] = HARMONIE[Alm.] = HARMONIA[Yun. Zarafet ve uyum tanrıçası.] = ARMONÍA[İsp.]

- UZLAŞIM = İTİBAR = CONVENTION[İng., Fr.] = KONVENTION[Alm.] = CONVENTIO[Lat.] = CONVENCIÓN[İsp.]

- UZLAŞIMSAL = İTİBARİ = CONVENTIONAL[İng.] = CONVENTIONNEL[Fr.] = KONVENTIONEL[Alm.]

- VARGI = NETİCE = CONSEQUENCE[İng.] = CONSÉQUENCE[Fr.] = KONSEQUENZ, FOLGERUNG[Alm.] = COMSEQUENTIA[Lat.] = CONSECUENCIA[İsp.]

- VARSAYIM = FARAZİYE = HYPOTHESIS[İng.] = HYPOTHÉSE[Fr.] = HYPOTHESE[Alm.] = SUPPOSITIO[Lat.] = HYPOTHESIS[Yun.]

- YADERKLİK = İĞTİYAR = HETERONOMY[İng.] = HÉTÉRONOMIE[Fr.] = HETERONOMIE[Alm.] = HETEROS:BAŞKASI, NOMOS:YASA[Yun.]

- YANILMA = HATA = ERROR[İng., Lat., İsp.] = ERREUR[Fr.] = IRRTUM[Alm.]

- YANLIŞ = HATALI = WRONG[İng.] = FAUX[Fr.] = FALSCH[Alm.] = FALSUS[Lat.] = INJURIA[İsp.]

- YARGI = HÜKÜM = JUDGEMENT[İng.] = JUGEMENT[Fr.] = URTEIL[Alm.] = IUDICIUM[Lat.] = APOPHASIS[Yun.] = JUICIO[İsp.]

- YASA = KANUN = LAW[İng.] = LOI[Fr.] = GESETZ[Alm.] = LEX[Lat.] = NOMOS[Yun.] = LEY[İsp.]

- YÖNTEM = USUL = METHOD[İng.] = MÉTHODE[Fr.] = METHODE[Alm.] = METHODUS[Lat.] = METHODOS[Yun.] = METODO[İsp.]

- ZORUNLU = NECESSARY[İng.] = NÉCESSAIRE[Fr.] = NOTWENDIG[Alm.] = NECESSARIA[Lat.]

- ZORUNLU (ÖNERME) = ZARURİYE-İ MUTLAKA = APODICTIC[İng.] = APODICTIQUE[Fr.] = APODIKTISCH[Alm.] = APODEIKTIKOS[Yun.]

- ZORUNLU KOŞUL(OLMAZSA OLMAZ) = CONDITIO SINE QUA NON

- ZORUNLULUK = ZARURET = NECESSITY[İng.] = NÉCESSITÉ[Fr.] = NOTWENDIGKEIT[Alm.] = NECESSITAS[Lat.] = NECESIDAD[İsp.]

- DİNLEMEMEK ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/>/< NANKÖRLÜK
( Bir tek, nankörler dinlemez! )

- "KULLUK İÇİN" değil İNSANLIK İÇİN/İNSANLIĞINDAN DOLAYI

- BELGE ile/ve/||/<> BİLGİ

- YARGITAY/TEMYİZ SÜRESİ BAŞLANGICI:
TEFHİM İLE
değil TEBLİĞ İLE
( Haberi okumak için burayı tıklayınız... )

- SEVGİ:
İYİLİK
ve/||/<> MERHAMET ve/||/<> NEŞE ve/||/<> SAKİNLİK

- ADÂVET değil/yerine/= DÜŞMANLIK, YAĞILIK

- ADLÎ
( II. Sultan Bayezid'in şiirdeki mahlâsı. )

- AGNASYON
( Sadece baba tarafından olan akrabalık. )

- AHİD[AHD]
( DEVİR, ZAMAN, GÜN | AND, YEMİN | SÖZ, SÖZLEŞME, SÖZ VERME )

- AKL-I SELÎM değil/yerine/= SAĞDUYU

- AKTARIM
( REPORTATIVE )

- ZARARSIZ OLMAK ile/ve/||/<>/> YARARLI OLMAK

- "ÖNDERLER":
"MELEK"
ile/ve/||/<> "İNSAN"
( Daha kötüleriyle kıyaslanınca. İLE/VE/||/<> Daha iyileriyle kıyaslanınca. )

- ASSI değil/yerine/= YARARLI

- ÂZÂDE, HÜR, SERBEST değil/yerine/= ÖZGÜR

- BAHTİYÂR[Fars.] ile BAHTİYÂR[Fars.]
( Mutlu kişi. İLE Güneydoğu Anadolu, Musul ve Bağdat'ta kullanılan bir makam. )

- BÂKÎ[< BEKÂ]
( TANRI | DÂİMÎ, KALICI )

- BEDİÎ değil/yerine/= GÜZEL, GÜZELLİK

- BELÂ ile BELÂ-Yİ MÜBREM
( ... İLE Kaçınılmaz belâ. )

- BERÂHÎN[< BÜRHÂN]
( DELİLLER, TANIKLAR )

- CAMGÜZELİ
( Evlerde süs olarak yetiştirilen, kırmızı çiçekler açan, bir tür kınaçiçeği. [Lat. IMPATIENS SULTANİ] )

- ÇAPARIZ
( İçinden çıkılamayacak denli güç olan, karışık iş. )

- ÇAYIRGÜZELİ
( Buğdaygillerden bir bitki türü. [Lat. EROGROSTIS MAJOR] )

- CEHD değil/yerine/= ÇALIŞMA, ÇABALAMA

- "RAHAT" ile ÇOLPA/MELEME
( Rahatına düşkün. )

- "DARA DÜŞMEK" ile DÂRA GELMEK
( İdam edilmek, dâr ağacına gelmek. )

- EBAD-I SELÂSE değil/yerine/= ÜÇ BOYUT

- DİL-ÂZÂD ile SER-ÂZÂD
( GÖNLÜ BİR ŞEYLE İLGİLİ OLMAYAN, GÖNLÜ RAHAT | ÖZGÜRLÜĞE KAVUŞMUŞ ile SERBEST, HÜR, BAŞI BOŞ | RAHAT, DERTSİZ )

- DÜSTÛR değil/yerine/= KURAL
( KANUN, KAİDE, KURAL )

- DÜŞÜNCE
( 10¯³¹ jul )

- AZINLIK ile/değil ETNİK ÖBEK

- BEKLENTİ SIRALAMASI:
"YÖNETİCİLERE GÖRE"
ile/değil/yerine/>/>< ÇALIŞANLARA GÖRE
( )

- EHEMMİYET[Ar.] değil/yerine/= ÖNEM, DEĞERLİLİK

- EN EŞİT PAYLAŞILAN
( AKIL )

- EN GÜZEL/ÖZEL YER/LER
( * KAŞMİR )

- EN İYİ NİYET
( BİLİMDEN ORTAYA ÇIKAN ( Davranışların en iyisi iyi niyetten, niyetin en iyisi ise bilimden ortaya çıkandır. )

- EN KÖTÜ KARAR ...
( KARARSIZLIKTAN DAHA İYİDİR )

- KÖTÜLÜĞE, EN İYİ KARŞILIK
( UNUTMAK )

- EN NİTELİKLİ (PANAMA) ŞAPKA
( SUPERFINO [ Panama'ya özgü bir palmiye ağacının lifinden yapılır. Yapımı 5 ay sürebilir. ] )

- EN NİTELİKLİ TÜYLÜ
( MERİNOS KOYUNU )

- ENÂNİYET
( BENLİK, EGO )

- ENSÂR[< NÂSIR]
( YARDIM EDENLER, KORUYANLAR )

- EŞİTLİK

- GUNA ile NİTELİK
( Nitelik. )

- GÜZELLİĞİN 4 TÜRÜ

- HÂCET[çoğ. HÂCÂT] ile HÂCET
( Dilek. İLE Gerek, gereklilik. )

- [ne yazık ki]
HAMAKÂT
ile/<> İNAT
( Ahmaklık, "beyinsizlik", bönlük(HALÂFET, HUMK, HÜTR) İLE/<> Ne yapmayacağını bilmemek. )

- HASEN[Ar.] değil/yerine/= GÜZEL

- HÂTEM ile HÂTEM
( MÜHÜR, ÜSTÜ MÜHÜRLÜ YÜZÜK | EN SON, NİHAYETE ERDİREN ile HITAM )

- HİSS-İ SELÎM/BON SENS[Fr.] değil/yerine/= SAĞDUYU, İLHÂMÂT-I RABBÂNÎ

- HİSSİY(Y)ÂT[Ar.] değil/yerine/= DUYGULAR, SEZİŞLER

- HİTÂM değil/yerine/= SON, NİHÂYET | BİTME, TÜKENME | MÜHÜRÜN, BASILDIĞI KÂĞITTA KALAN İZİ

- HİZMET[bkz. HİDMET, HİDEMÂT] değil/yerine/= İŞ GÖRME, GÖREV

- HOD
( Kendi, esasen, bizzat. )

- HÜKÜMSEL NİSPET
( Hükme götürecek şekilde ilişki kurmak. )

- İBN YUNUS ile KEMALEDDIN İBN YUNUS
( Mısır'da, Fatimî döneminde yaşayan, büyük astronom ve matematikçi. Halife için hazırladığı Zicü'l-Hakimî astronomi tarihindeki önemli ziclerden kabul edilir. Bu zicte, ayrıca, trigonometrik işlevlerin algoritmasında, ilerlemeler görülür. )

- İCBÂR/CEBRETME değil/yerine/= ZORLAMA/ZORLANMA

- İCTİMÂÎ/YYE[Ar.] değil/yerine/= TOPLUMSAL

- İFŞÂ ile İMÂ
( Gizli bir şeyi yayma, ortaya dökme, açığa vurma. İLE İşaret. | İşaretle/dolaylı anlatma. )

- İLM-EL-YAKÎN
( KESİN BİLGİ )

- İMTİHÂN[< MEHN] değil/yerine/= DENEME, SINAMA | SINAV

- İMTİYÂZ değil/yerine/= AYRICALIK | FARKLI OLMA

- İMTİZÂC[< MEZC]
( KARIŞABİLME | BİRBİRİNİ TUTMA, UYGUNLUK | UYUM SAĞLAMAK, İYİ GEÇİNME )

- İNSÂF
( MERHAMETE, VİCDÂNA YA DA MANTIĞA DAYANAN ADÂLET )

- İNSANI, EN ÇOK ZORLAYANLAR
( BOŞANMA, CENÂZE KALDIRMA, TAŞINMA )

- İNTIBAK[< TIBK (çoğ. İNTIBÂKAT)]

- [ne yazık ki]
!İRTİKÂB
değil/yerine/= !YİYİCİLİK, RÜŞVET YEME
( MÜRTEKİP[Ar.]: Kötü, uygunsuz işler çeviren. | Rüşvet yiyen/yiyici. )

- İRTİDÂ'[< RIDÂ]/İRTİZÂ'[< RIZÂ] ile İRTİZÂH
( BİR ŞEY KESİLME, BİR ŞEYDEN ZİYÂN GÖRME | BEĞENME, SEÇME | RÂZI OLMA, UYGUN BULMA ile ÖZÜR DİLEME | BİRAZ BAHŞİŞ ALMA )

- HABER ile İŞÂA/T[< ŞÜYÛ]
( Bir haberi herkese duyurma. )

- ÎSÂR değil/yerine/= SEÇME

- IŞIK HIZI ile/değil/< DÜŞÜNCE HIZI
( Saniyede, 300.000 km. İLE/DEĞİL/< En hızlı olan. )

- İSSİ değil/yerine/= SAHİBİ

- İSTİ'DÂD[Ar.] değil/yerine/= AKILLILIK | ANLAYIŞLILIK | DOĞAL EĞİLİM, BECERİ/KABİLİYET

- İSTİHÂB değil/yerine/= SAKLAMA, GİZLEME | DOSTLUK KURMA | KONUŞMA, MUSÂHEB ETME

- ISTILAH[< SULH] değil/yerine/= TERİM, İLİM SÖZÜ, TÂBİR

- İSTİMDÂT[< MEDED] değil/yerine/= YARDIM İSTEME

- İSTİNCÂ' değil/yerine/= PİSLİKTEN/NECASETTEN TEMİZLENME

- İŞTİRÂK[< ŞİRKET] değil/yerine/= ORTAK OLMA, ORTAKLIK | KATILIM

- [ne yazık ki]
!İSTİSHÂR
değil/yerine/= !ALAY ETME, EĞLENME

- İŞTİYÂK[< ŞEVK] değil/yerine/= ÖZLEM, HASRET | YOĞUN İSTEK/ARZU

- İTTİBÂ değil/yerine/= TÂBÎ OLMA, UYMA, ARDISIRA GİTME

- İTTİHÂZ[< AHZ] değil/yerine/= EDİNME, EDİNİLME | KABUL ETME | SAYMA, SAYGI DUYMA

- İTTİKAN değil/yerine/= İYİ VE SAĞLAM BİLME

- İZ'ÂN değil/yerine/= ANLAYIŞ, KAVRAYIŞ, AKIL | SÖZ DİNLEME | TERBİYE, EDEP

- İZALE [< ZEVAL] değil/yerine/= GİDERME, GİDERİLME; YOK ETME

- KANAATKÂR değil/yerine/= YETİNGEN
( Kazandığı ile meşgul olup, başkasının kazandığı ile meşgul olmamak. )

- KARÎNE[çoğ. KARÂİN]
( KARIŞIK BİR İŞ YA DA MES'ELENİN ANLAŞILMASINA, ÇÖZÜLMESİNE YARAYAN HAL, İPUCU )

- KARMA[Sansk.](KAMMA[Palice]) ile KARMA/BLENDING
( Etkinlik. Eylem, özellikle sorumluluğu olan iyi ve kötü eylem. Her hareketin bir öncekine bağlandığı nedensellik döngüsü, uygun nedenlerden oluşan sonuçlar zinciri.

Karma, üç türlüdür:
Sanchita(geçmiş enkarnasyonlardan birikmiş olanlar),
Pararabdha(karma'nın şimdiki hayatta çözümlenmesi gereken bölümü),
Agami(gelecekte meyvesini verecek olan karma) )

- KANITIN YOKLUĞU ve YOKLUĞUN KANITI
( İkisi de olamaz! )

- PAYLAMAK değil/yerine PAYLAŞMAK
( İter. DEĞİL/YERİNE Çeker. )

- ELEŞTİRMEK ÜZERE BİLGİ TOPLAMAK/CIMBIZLAMAK ile/değil/>< (TAM/DOĞRU/SAMİMİ) DİNLEMEK

- EFENDİSİ ve/||/<>/< KÖLESİ
( Bilginin. VE/||/<>/< Çalışmanın. )

- KİMSE, KİMSEYE MUHTAÇ DEĞİLDİR ve/||/<>/> HERKES, HERKESE MUHTAÇ OLABİLİR

- [ne yazık ki]
ZAN
ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> İFTİRA

- NAMAZ ile/ve/||/<>/< AHLÂK
( [Zorunlu/Farz!] 5 vakit. İLE/VE/||/<>/< 24 saat boyunca, her an. )

- (")SANSÜRLEME(") ile/değil/yerine DÜZENLEME

- GÖRÜŞME/EYLEME:
"UYGUN OLDUĞUN(UZ)DA ..."
ile/ve/değil/yerine/<>/>
"UYGUN OLURSAN(IZ) ..."


- "KESKİN SİRKE, KÜPÜNE ZARAR" ile/ve/||/<> "ÖFKEYLE KALKAN, ZARARLA OTURUR"

- ELİN KİRİ ile/ve/||/<>/>/< KALBİN KİRİ
( Sabun ile su temizler. İLE/VE/||/<>/>/< Dost ile sohbet temizler. )

- NUTFE ile/ve/<>/> ALAKA ile/ve/<>/> MUDĞA

- "HAKLI OLAN" ile/ve/değil/yerine/||/<> HAKÇA OLAN

- AMELİYATIN BAŞARILI GEÇMESİ ile/ve (fakat) HASTANIN ÖLMESİ

- GEVEZELİK ile/değil/yerine/>< KENDİNİ GELİŞTİRMEK

- "MUHÂFAZA ve/+ KÂR" ile/değil/yerine/>< MUHÂFAZAKÂR/KORUYUCU

- "YÜRÜTMEK" ile/değil/yerine/>< YÜRÜMEK
( Bir şeyleri, parçaları. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yaşamı, yolu ve bütünü. )

- (BİRİNİ, BİR ŞEYİ) "GÜZEL BULMAK" ile/değil/yerine GÜZELİ BULMAK
( Yanılabilirsin. İLE/DEĞİL/YERİNE Yanılmazsın. )

- KİBİR:
HALKTAN "UZAK DURMAK"
değil HAK VE HAKİKATTEN UZAK DURMAK

- KİTAP/MUSHAF:
UYUYAN BİREY/TOPLUM İÇİN
değil/><
OKUYAN VE DÜŞÜNEN BİREY/TOPLUM İÇİN

( )

- ORUCU:
NASIL "TUTTUĞUN"
ile/ve/değil/||/<>/> NASIL AÇTIĞIN

- !HINÇ ile/ve/||/<> !ÖÇ
( Zayıf olan, "alınır". "Alınan", kızar. Kızan, öfkelenir. İLE/VE/||/<> Daha zayıf olan, incinir. İncinen, gücenir. Gücenen, kinlenir. )

- "YURTSEVERLİK" "SÖYLEMİ" ile/değil/yerine YURTTAŞLIK

- "KURNAZ/LIK" ile/değil/=/<>/>/< APTAL/LIK
( İkisinin de hiçbir "kazanımı", kalıcı değildir/olamaz. )

- HER ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< BAZI
( [kitap] Okunmaz. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Bazılarına başvurulur. )
( [eşya] Kullanılmaz. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Bazıları saklanır. )
( [yazar] Sevilmez. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Bazıları (sadece) beğenilir. )

- YAP!:
(")KİŞİLERİN(") "YAPTIĞINI"
değil/yerine
KİŞİNİN(/KENDİ) YAPABİLECEĞİNİ


- YER ile/değil/yerine/>/< YURT
( [Yaşam niteliği...] Sürdürülebilir değilse. İLE/DEĞİL/YERİNE/>/< Sürdürülebilirse... )

- "İSTİSNA OLMAK" değil/yerine/>< İNSAN/KİŞİ/ADAM OLMAK
( [istiyorsan] "Egemen olmak." DEĞİL/YERİNE Özgür olmak. )

- SİYASETTE:
YOLDAŞ
ile/değil YOL
( [siyasette] "Yoldaş, yolu belirler." DEĞİL Yol, yoldaşı belirler. [Yol değiştikçe, yoldaşlar da değişir.] )

- | DESPOT ile/<>/> SÜRÜ |
değil/yerine
YURTTAŞ

( | Yönetmeyi bilen, yönetilmeyi bilmeyen. İLE Yönetilmeyi bilen, yönetmeyi bilmeyen. | DEĞİL/YERİNE Yönetmeyi ve yönetilmeyi bilen. )

- "KENDİNİ SAKLAMAK" >< KIZMAK
( Kimse, kızdığında, kendini/özünü saklayamaz. )

- | "DÜŞÜNMEK" ve "İNANMAK" ve "SEVMEK" |
ile/ve/ne yazık ki/||/<>/>
EYLEMEK

( Çok fazla. İLE/VE/NE YAZIK Kİ/||/<>/> Çok az. )

- "DAHA ..." ile/ve (fakat)/ne yazık ki/||/<>/>< DAHA ...
( "Daha yüksek binalarımız var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< Daha kısa sabrımız var.
"Daha geniş otoyollarımız var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< Daha dar bakış açılarımız var.
"Daha büyük evlerimiz var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< Daha küçük ailelerimiz var.
"Daha çok ev gereçlerimiz var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< Daha az zamanımız var.
"Daha çok eğitimimiz var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< Daha az sağduyumuz var.
"Daha fazla bilgimiz var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< Daha az bilgeliğimiz var.
"Daha çok uzmanımız var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< Daha çok sorunumuz var.
"Daha çok ilacımız var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< Daha az sağlığımız var.
"Daha çok mal varlığımız var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< Daha az değerlerimiz var.
"Daha rahat geçinmeyi öğrendik." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< Yaşam kurmayı öğrenemedik.
"Daha büyük işler yaptık." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< Daha iyi işler yapamadık.
"Daha çok harcıyoruz." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< Daha az şeye sahibiz.
"Daha fazla satın alıyoruz." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< Daha az hoşnut kalıyoruz.
"Daha fazla söylüyoruz." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< Daha az konuşuyoruz.
Daha çok nefret ediyoruz. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< Daha az seviyoruz.
Daha az gülüyoruz. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< Daha çok somurtuyoruz.
Daha çok sigara, alkol, şeker tüketiyoruz. İLE/VE/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< Daha savurganca para harcıyoruz.
Daha hızlı araba kullanıyoruz. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< Daha çabuk kızıyoruz.
Daha geç saatlere kadar oturuyoruz. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< Daha yorgun kalkıyoruz.
Daha az okuyor, daha çok televizyon izliyoruz. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< Daha az şükrediyoruz.
Yaşamımıza, yıllar kattık. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< Yıllarımıza, yaşam katamadık.
Uzayı fethettik. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< İç dünyamızı fethedemedik.
Havayı temizledik. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< Ruhumuzu kirlettik.
Atoma hükmettik. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< Önyargılarımıza hükmedemedik.
)

- KİTAP OKUMAK:
"UYUMAK İÇİN"
değil UYANIK KALMAK/OLMAK ÜZERE

- "SÜREKLİ KAZANMAK" ile/ve/||/<> "HİÇ KAYBETMEMEK"
( İkisi de olanaklı değildir! )

- KELEÇ ile ...
( Söz. )

- RADDE[Ar.]/KERTİ/KERTE[İt.] ile İŞARET
( Gemi pusulasında kadranın ayrılmış olduğu on bir derece ve on beş dakika ölçüsünde bir açıya eşit olan otuz iki bölümden her biri. | Derece, radde[Ar.]. | İşaret için yapılmış çentik ya da iz, kerti. )

- KİFÂYET ile YETİŞME, ELVERME | YETERLİK | İKTİDAR, YARARLIK
( YETİŞME, ELVERME | YETERLİK | İKTİDAR, YARARLIK )

- KİMYÂ' ile ...
( ARZUYU TERK, MEVCÛDA KANÂAT )

- KİŞİ UYUMU ile ...
( PERSON AGREEMENT )

- KISTÂS[Ar.] ile/ve/||/<> KISAS[Ar.]
( Bir suçlunun, başkasına yaptığı kötülüğü, aynı biçimde uygulayarak cezalandırılması. İLE/VE/||/<> Ölçü. | Büyük terazi. )

- KURAL GÜDÜMLÜ YAPI İLKESİ ile ...
( STRUCTURE DEPENDENCY PRINCIPLE )

- LİYÂKAT ile HAK
( Lâyık oluş. İLE ... )
( İktidar, beceri, erdem. İLE ... )

- MANİTA[İt., argo] ile MANİTA[argo]
( Tanışıyormuş gibi yaparak para sızdırma. Dolandırıcı. İLE Sevgili. )

- MASLAHAT[< SULH] >< MEFSEDET[< FESÂD]
( İş, emir, husus, madde, keyfiyet. | Önemli iş. | Barış, dirlik, düzen. >< Bozgunculuk, fesatlık, münâfıklık. )

- MAYA[Fars.] ile MAYA ile MAYA[Sans.]
( Bazı besinlerin yapımında, mayalanmayı sağlamak için kullanılan madde. | Yaradılış, öznitelik. | Damızlık, dişil hayvan. | Dişil deve. | İçerdikleri enzimlerin, katalizör niteliği etkisiyle şekerleri, karbondioksit ve alkole dönüştüren bir gözeli bitki organizmaları. İLE Bir tür halk türküsü. İLE Yanılsamalar (ilüzyon/illusion) dünyası. Algılarımız, gerçekliği, bütünlüğü içinde yansıtmadığında, zihinlerimizde, eksik ve çarpıtılmış algılarımızdan kaynaklanan birer "yanılsamalar dünyası" oluşuyor. Algı kapıları, algı filtreleri temizlendiği takdirde her şey insana gerçek durumuyla, "ne ise o olarak" görünür. Evrenin gerçek böylesiliğini görmemizi engelleyen, bize evreni renk renk, türlü biçimli çokluk, çeşitlilik olarak gösteren büyülü gözlük, renkli peçe. )

- MÂYE ile ...
( MAYA, ASIL VE GEREKLİ MADDE | ASIL, ESAS | PARA, MAL | İKTİDAR, GÜÇ | BİLGİ | DİŞİ DEVE )

- MAZMÛN[Ar. < ZIMN] ile MAZNÛN[Ar. ZANN]
( Derinlerdeki anlam, kavram. | Ödenmesi gereken şey. | Nükteli, sanatlı, ince söz. İLE Bir suç dolayısıyla sorguya çekilen, sanık. )

- MERİ[Ar.] ile YÜRÜRLÜKTE, GEÇERLİ
( Yürürlükte olan, geçerli olan. )

- MESÂHA ETMEK[doğrusu MİSÂHA/T] değil/yerine/= YERİ ÖLÇME | YÜZÖLÇÜMÜ
( Ölçmek. )

- MESEL[Ar.] ile MENKIBE[Ar.]
( Örnek, benzer, nümûne. | Dokunaklı, anlamlı, örnek alınacak söz. | Atasözü. | Eğitici ve ahlâka yararlı olan öykü/masal. İLE Din büyüklerinin ya da tarihe geçmiş ünlü kişilerin, yaşamları ve olağanüstü davranışlarıyla ilgili öykü. )

- MESKÛKÂT[< MESKÛK] ile MESKÛK
( Sikke durumuna getirilmiş madeni paralar, akçeler. İLE Kuşku uyandıran, kuşkulu/şüpheli. )

- MEZUN:
KENDİNİ KURTARACAK KADAR
ile BAŞKASINI KURTARACAK KADAR

- MİRKELÂM[Fars. (AMİR, BAŞ, BEY)MÎR-İ KELÂM] ile ...
( KONUŞMAYI/SÖZÜ/SOHBETİ BAŞLATAN, BAŞLATACAK OLAN, BAŞLATMASI BEKLENEN | GÜZEL, DÜZGÜN, ZARİF KONUŞAN )

- DÜŞÜNCE ile MİSAFİR-İ GAYBÎ
( ZAMAN ZAMAN İNSANIN AKLINA GELEN KÖTÜ DÜŞÜNCELER [GELİP GEÇİCİDİR!] )

- MİSÂL[Ar.] değil/yerine/= ÖRNEK
( ÖRNEK | MASAL | RÜYÂ, DÜŞ | BENZER, ANDIRIR )

- MUAHEDE[< AHD | çoğ. MUÂHEDÂT] ile MUÂHEZE[< AHZ]
( Karşılıklı and içme. | Antlaşma. İLE Azarlama, paylama, çıkışma, darılma. | Tenkîd. )

- MUALLİM[Ar. < İLM] değil/yerine/= ÖĞRETMEN
( Tâlim eden, öğreten, öğretmen, hoca. )

- MÜFLİH[< FELÂH] ile ...
( FELÂH BULAN, HİDÂYETE ERDİRİLEN, SELÂMETE ÇIKAN )

- MUHAVVİL[Ar. < HAVL] değil/yerine/= DEĞİŞTİREN/DÖNÜŞTÜREN
( Tahvîl, tahvîl eden, değiştiren, başka şekle soran. )

- MUHTEREM[Ar. < HÜRMET] ile SAYGIDEĞER/SAYIN
( Saygıdeğer, sayın, ihtirâm olunmuş. )

- MÜKELLEFİYET ile YÜKÜM
( Yapılması zorunlu olan iş ya da bir işi yapma zorunluluğu. | Mükemmel hazırlanmış, külfetle süslenmiş olan. )

- MÜLÂHAZA[< LÂHZ] değil/yerine/= DİKKATLE BAKMA | İYİCE DÜŞÜNME | DÜŞÜNCE

- MÜNÂSEBET[Ar. < NİSBET] değil/yerine/= İLİŞKİ/İLİŞİK/İLİNTİ
( UYGUNLUK | İLİŞİK | İLGİ, YAKINLIK, BAĞ | YANAŞMA, VESÎLE )

- MÜNÂVEBE[Ar. < NEVBET] değil/yerine/= NÖBETLEŞME/KEŞİKLEME/ALMAŞ
( NÖBETLEŞME, NÖBETLE İŞ GÖRME )

- MÜNKİR[< NEKR] değil/yerine/= İNKÂR EDEN, KABUL ETMEYEN
( İNKÂR EDEN, KABUL ETMEYEN )

- MURAHHAS[Ar. < RUHSAT] değil/yerine/= RUHSATLI, İZİNLİ | DELEGE
( RUHSATLI, İZİNLİ | DELEGE )

- MÜRÂÎ/LİK[< RİYÂ] değil/yerine/= İKİYÜZLÜ/LÜK

- MURÂKABE[< RAKB] değil/yerine/= DENETLEME/DENETİM
( BAKMA, GÖZETME, GÖZ ALTINDA BULUNDURMA | KENDİ İÇ ÂLEMİNE BAKMA, KENDİNİ HESABA ÇEKME, DALIP KENDİNDEN GEÇME | GECEYARISI, DİZÜSTÜ OTURULARAK, GÖVDENİN HİÇBİR UZVUNU KIMILDATMADAN, GÖZLER KAPALI DURUMDA DALINAN "TEFEKKÜR" HALİ )

- MÜREBBÎ[< TERBİYE] değil/yerine/= EĞİTİCİ | BESLEYEN
( TERBİYE EDEN, EĞİTİCİ | BESLEYEN )

- "MÜREKKEP YALAMAK" ile "OKUMAK"
( Âharlanmış kağıt bezir işi mürekkebi emmediği için yanlış yazıldığında ıslatarak silmek mümkündür. Hattatlar ellerini tükürükleyerek veya yalayarak yanlışlarını düzelttiklerinden "mürekkeb yalamak" deyimi ortaya çıkmıştır. )

- MÜRÜVVET[< MER] değil/yerine/= İNSÂNİYET, MERTLİK, YİĞTLİK | CÖMERTLİK, İYİLİKSEVERLİK

- MÜSÂVÎ[< SEVİYY] değil/yerine/= EŞİT | DENK
( EŞİT, BİRİNİN ÖTEKİNDEN FARKSIZ OLANI, AYNI HALDE VE DERECEDE BULUNAN )

- MÜSEMMÂ[< SEMV < SÜMÜVV] ile MÜSÂMAHA[SEMÂHAT]
( TESMİYE OLUNAN, BİR ADI OLAN, ADLANMIŞ, ADLI | MUAYYAN, BELİRLİ (ZAMAN) )

- MÜSTAHAKK[Ar. < HAKK] değil/yerine/= HAK ETMİŞ
( MÜSTAHİKK[aslı!] )

- MÜSTAKBEL[Ar. < KABL] değil/yerine/= GELECEK
( KARŞILANAN | ÖNDE BULUNAN, İLERİDEKİ, GELECEK )

- MÜSTAKİLL[Ar. < KILLET] değil/yerine/= BAĞIMSIZ
( BAŞLI BAŞINA, KENDİ BAŞINA, KENDİ KENDİNE, AYRICA, BAĞIMSIZ )

- MÜSTEHABB[< HUBB] ile ...
( SEVİLEN, BEĞENİLEN | FARZ VE VÂCİBDEN BAŞKA OLARAK SEVAP KAZANILAN İŞ )

- MÜSTEHLİK[Ar. < HELÂK] değil/yerine/= TÜKETİCİ
( YİYİP İÇEREK TÜKETEN, BİTİREN | TÜKETİCİ )

- MÜSTESNÂ[Ar. < SENY] değil/yerine/= AYRI TUTULAN
( İSTİSNÂ EDİLEN, KURAL DIŞI BIRAKILAN | ÜSTÜN | AYRI TUTULAN | BENZERLERİNDEN BASKIN )

- MÜTEESSİR[< ESR < ESÂRET] değil/yerine/= HÜZÜNLÜ, KEDERLİ, ÜZÜNTÜLÜ | BİRİNİN ACISIYLA ACILANAN | DUYGULANMIŞ

- MÜTENÂSİB[< NİSBET] ile ORAN/ORANLI, UYGUN
( UYGUN OLAN, HER BAKIMDAN BİRBİRİNE UYGUN, DENK )

- MÜTENEZZİH ile ...
( Gezintiye çıkan, gezip eğlenen, tenezzüh eden. | Temize çıkan, aklanan. )

- MÜTERÂDİF[< RİDF]/SİNONİM[İng.] değil/yerine/= EŞANLAMLI
( TERÂDÜF EDEN, BİRBİRİNİN ARDI SIRA GİDEN | YAZILIŞI AYRI, ANLAMI BİR OLAN, ANLAMDAŞ [İng., Fr. SYNONYME] )

- MUTLAK < TALÂK
( Itlak olunmuş, salıverilmiş, başıboş bırakılmış. | Kayıtsız, şartsız. | Yalnız, tek, şart. | Herhangi bir şeye ilişik olmayan. < Evliliğin sona ermesi; eşlerin birbirini boşaması. )

- NAZAR-I ÎTİBÂR ile ...
( DİKKAT )

- NİGÂH[Fars.] ile BAKIŞ
( BAKIŞ, BAKMA )

- ZEKÂT ile NİSÂB
( ASIL, ESAS | BİR MALIN ZEKÂTINI VERMEK ÜZERE VARILMASI GEREKEN MİKTAR | DERECE, İSTENİLEN HAD )

- NİYET ile ...
( NİYET, MERAM | FİİL VE HAREKET | DÜNYA LEZZETLERİNİ TERK EDEREK İBADETLE ALLAH'A YÖNELMEK )

- NİZÂ'[< NEZ] ile/değil/yerine/>< NİZÂM[NAZAME]
( Bilgi, güce tâbi olursa/tutulursa. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Güç, bilgiye tâbi olursa/tutulursa. )
( Çekişme, kavga. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< İncileri, ipe dizmek. )

- NİZAM-I ÂLEM ile ...
( Nazm sözlükte, incileri bir ipe dizmek anlamına gelir. Terim olarak ise, bir şeyi/şeyleri aklın gerektirdiği, zorunlu kıldığı başka bir şeye delalet edecek şekilde tertip etmek demektir. )

- OLİGOFRENİ
( Akıl ve zekâ geriliği. )

- PARAMİMİ ile ...
( Düşünceler ile yüz ifadeleri arasındaki uyuşmazlık. )

- PARAMNEZİ ile ...
( Bellek bozukluğu. )

- REFERANDUM[Lat.]/PLEBİSİT[Fr.] değil/yerine/= HALK OYLAMASI
( Bir kimse ya da bir sorun için halkın olumlu ya da olumsuz kanısının belirmesi amacıyla yapılan oylama. )

- RİÂYET ile ...
( GÜTME, GÖZETME | UYMAK, SAYGI, SAYMA | AĞIRLAMA )

- RİYÂSET[Ar.] ile BAŞKANLIK
( REİSLİK, BAŞ OLMA, BAŞKANLIK )

- RUHANİYET ile ...
( Kendine ve başkalarına iyilik yapma. )

- REZİL[Ar.] ile/ve/||/<> RÜSVÂ(Y)[Fars.]
( Alçak, adi, utanmaz, hayâsız. İLE/VE/||/<> İtibarsız, ayıpları ortaya çıkarılmış, onursuz, rezil. )

- "ŞEHADET" değil ŞAHÂDET
( TANIKLIK, ŞÂHİTLİK ETME | BİR ŞEYİN DOĞRULUĞUNA İNANMA | DELÂLET, ALÂMET, İŞÂRET | GÖZLE GÖRÜLEN ŞEYLER )

- SAKÎM[Ar. < SAKAMET] değil/yerine/= HASTA, HASTALIKLI | YANLIŞ
( RİVÂYETİ DOĞRU, SAĞLAM OLMAYAN (HADÎS) | HASTA, HASTALIKLI | YANLIŞ )

- SALÂHİYET[Ar.] değil/yerine/= YETKİ
( YETKİ, BİR İŞE KARIŞMAYA YA DA GÖREV GEREĞİ BİR İŞ YAPMAYA, BİR HAREKETTE BULUNMAYA HAKLI OLMA | BİR DÂVÂYA BAKABİLME )

- ŞÂYÂN[Fars.] değil/yerine/= UYGUN, YAKIŞIR, YARAŞIR, DEĞER

- SEFÎH[Ar.] değil/yerine/= UÇARI
( Zevk ve eğlenceye düşkün, parasını israf eden. | Ele, avuca sığmaz. | İrâdesine hâkim olamayan, ihtiyârını devrede tutamayan. )

- ŞEHREMİNİ ile ŞEHREMÂNETİ
( Belediye başkanı. İLE Belediye, yerel yönetim. | Belediyeciliğin, ilk biçimi. )

- SEHVEN[Ar.] değil/yerine/= YANLIŞLIK/LA
( YANLIŞLIKLA, BİLMEYEREK )

- ŞEHVET ile ...
( AŞIRI İSTEK | MADDEYE OLAN BAĞIMLILIK | NEFİS )

- SİLA ile ...
( Safiyet, ahlâklılık, erdem. Normlar. )

- SOFTA[Ar. < SÛHTE] ile MOLLA[Ar.]
( Medrese öğrencisi. | Yanmış, tutuşmuş, talebe, talep eden. | [mecaz] Bir görüşe/inanışa, körü körüne bağlanan kişi. | [mecaz] Yaşadığı çağın gerisinde kalmış geri kafalı kişi. İLE Büyük kadı. | Medrese öğrencisi. | Büyük bilgin. )

- SÜHÛLETLE[Ar.] değil/yerine/= KOLAYLIKLA

- SÜLEYMAN ile ...
( Barışın hikmetini bilen. )

- TÂCİR[< TCR] ile TÜCCAR
( TAKÎ + CESUR + RAUF )

- TAHAKKUK[< HAKK] ile GERÇEKLEŞME, YERİNE GELME
( HAKÎKAT OLARAK MEYDANA ÇIKMA, GERÇEKLİĞİ ANLAŞILMA )

- TAHASSÜSÂT[< TAHASSÜS < HİSS] değil/yerine/= DUYGULANMA/DUYGULANIM
( DUYGULANMALAR, HİSLENMELER | KALPLE İSTEMEK )

- TAHKİK[< HAKK] ile ...
( DOĞRU OLUP OLMADIĞINI ARAŞTIRMA | DOĞRU OLUP OLMADIĞINI MEYDANA ÇIKARMA | DOĞRU, GERÇEK )

- TÂLİB[< TULLÂB, TULLEB, TALEBE] ile ...
( İSTEYEN, İSTEKLİ | ÖĞRENCİ )

- TAMAS ile ...
( Karanlık, atalet, pasiflik. Kozmik Cevher'in oluşturduğu üç vasıftan(guna'lar) biri. (Rajas, Tamas, Sattva) )

- TASALLUT[< SALÂLET] ile ...
( MUSALLAT OLMA, SATAŞMA, BAŞINA EKŞİME )

- TEÂSÜR[Ar.] değil/yerine/= GÜZEL GEÇİNME, DİRLİK ETME

- TEKÂMÜL[< KEMÂL] ile ...
( OLGUNLAŞMA )

- TEKEMMÜL[Ar. < KEMÂL] değil/yerine/= YETKİNLEŞME
( KEMÂLE GELME, KEMÂL BULMA, OLGUNLAŞMA )

- TEKMÎL[< KEMÂL] ile ...
( KEMÂLE ERDİRME | TAMAMLAMA, TAMAMLANMA, BİTİRME | TAM, EKSİKSİZ, BÜTÜN, HEP )

- TEMÂŞÂ ile MANZARA
( Bakıp izleme. | Gezme[KONTEMPLASYON, İng. CONTEMPLATION] İLE Bakılan, izlenen. )

- TEMESSÜK[< MESK] ile ...
( TUTUNMA, SARILMA | BORÇ SENEDİ )

- TEMEYYÜZ ile ...
( KENDİNİ GÖSTERME, SİVRİLME, BENZERLERİNDEN FARKLI OLMA )

- İKİRCİK/TEREDDÜT[Ar. < REDD] ile TEMKÎN[Ar. < MEKÂNET]
( Kararsızlık. İLE Yerleşme, yer tutma, mekânlanma.| Ağırbaşlılık. | İhtiyat, tedbir. | Televvünden kurtulup huzur ve sükûna mazhar olmuş kişi, kendini yalnızca Hakk yoluna adamış olan kişi. )

- TEMYÎZ[< MEYZ] ile İSTÎNÂF
( Ayırma, ayrılma, seçme, seçilme. | İyiyi, kötüden ayırt etme. İLE Yeniden başlama. | Bidâyet mahkemesi tarafından verilen kararın, bir üst mahkemeye başvurarak kaldırılmasını isteme. | Sözün başlangıcı, söz başı. )
( Yasa yolunda, üst mahkeme, hukuka aykırı olan kararı, sadece bozar, kendi yeniden yargılama yaparak karar veremez. İLE Yasa yolu incelemesi sonunda, hukuka aykırı bulunan yerel mahkeme kararı yerine üst mahkemece, yeniden yargılama yapılarak yeni bir karar verilir. )

- TEŞEKKÜL[< ŞEKL] ile ...
( ŞEKİLLENME | KURULMA, KURULUŞ, MEYDANA GELİŞ | OLUŞUM )

- TEVÂZÜN[< VEZN] ile ...
( TARTIDA BİR OLMA, DENK OLMA )

- TEZVÎR[< ZEVR] ile ...
( YALAN DOLAN | ARABOZUCULUK )

- TOBAR İLKESİ ile ...
( Bir iktidar, anayasaya aykırı bir yol ile [hükümet darbesi vb.] el değiştirdiğinde, yeni iktidar, ulus tarafından kendi temsilcisi olarak kabul edilmedikçe öteki devletlerce o hükümetin tanınmaması ilkesi. [Ekvator Dışişleri Bakanı Dr. Tobar tarafından] [15 Mart 1907] )

- UHUVVET ile ADÂLET
( KARDEŞLİK | DOSTLUK, BAĞLILIK )

- VÂRİS[< VERASET] ile ...
( MİRASÇI )

- VÂZIH[Ar.] ile ...
( Açık, meydanda, belirli, kapalı olmayan söz/tümce. )

- VİRAN KÖYDEN ile ...
( HARAÇ DA, ÖŞR DE ALINMAZ/DI )

- ZEKÎ[< ZEKÂ), ZEKİYYE ile ...
( TEMİZ, HÂLİS, HÂLİ TEMİZ OLAN KİMSE | AKLINI SAFLAŞTIRMIŞ, ARI, DURU HALE GETİRMİŞ KİŞİ )

- FARK:
"ÜSTÜNLÜK"/"OLUMSUZLUK"/"YIKICI"
değil
AYRIM/ARTI/EK/ÖZELLİK/YAPICI


- YALANCI ile/değil/yerine/>< DÜRÜST
( Haksız da olsa hiç susmaz. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< İncitilirse, bir daha hiç konuşmaz. )

- YAPMACIK OLUP "SEVİLMEK" ile/değil/yerine/>< KENDİN OLUP BEĞENİLMEMEK

- VARSIL/ZENGİN
ile/ve/değil/yerine/=/||/</<>/><
YOKSUL/FAKİR

( )

- BELİRSİZLİK ile/ve/||/<> ÜMİTSİZLİK
( Dışarıda, bazı/çoğu şeyde olabilir. İLE/VE (FAKAT)/||/<> İçeride ve hiçbir "şey/durum" için olmamalıdır! )

- ÇABALAMAK ile/ve/<> DEBELENMEK

- "KÖTÜ" ile/ve/değil/||/<> "KABA"

- YAZILIM UZMANI ile/ve/<> YAZILIM GELİŞTİRİCİ ile/ve/<> YAZILIM KORSANI
( )
( Çoğu yazılım uzmanı ve geliştiriciler bile yazılım korsanlarının göz önünde bulundurdukları kadar yaratıcı değildir. İLE/VE/<> Çoğu yazılım uzmanı ve yazılım korsanı, geliştiricilerin eğitim ve deneyimlerine sahip değildir. İLE/VE/<> Tüm yazılım korsanları, aynı zamanda yazılım "uzmanı ve geliştiricisidir". )
( Many programmers, and even developers, are not creative enough to be considered hackers. VS./AND/<> Many programmers, and even hackers, are not educated or experienced enough to be considered developers. VS./AND/<> All hackers and developers are programmers. )
( The Difference Between a Programmer, a Hacker, and a Developer )

- ÖNEM/DEĞER ile "ÖLÇÜSÜ"
( Sayılması olanaklı şeyler, her zaman önemli olmayabilir. İLE Önemli şeyler ise her zaman sayılamayabilir. )

- HAVALE ile EFT ile SWIFT
( Hesaplararası para/fon aktarımı. İLE/<> Bankalararası, elektronik para/fon aktarımı[Electronic Funds Transfer]. İLE/<> Uluslararası Bankaların Finansal Haberleşme Kurumu[İng. Society for Worldwide Interbank Financial Telecommunication] )
( Banka içinde. İLE/<> Bankalar arasında. İLE/<> Uluslararası bankalar arasında. )
( [ne yazık ki] Pahalı. İLE/<> Daha pahalı. İLE/<> Çok (daha) pahalı. )
( Hiçbirindeki ücretlendirme, uygun oranda ve âdil değil! Devletler, vatandaşlarının hakkına sahip çıkmadığı ve bireyler, sustuğu, bilinçlenip ortak tepki göstermediği sürece de bu fırsatçılar, sömürülerine ve gasplarına devam edeceklerdir ne yazık ki. Bu konuda, en sesi çıkmayıp rahatı, kârı/primleri ve çıkarları yerinde olanlar ise bilinçli ya da bilinçsiz, bankaların yönetici ve çalışanlarıdır. Bu tıkanık ve yanlış düzenin, elbet ve umarız yakın bir gelecekte düzeleceğini ümit ediyoruz ve ilgilileri, "yetkilileri" uyarıyoruz. Her birimizin tepkisiyle, katılımı ve desteğiyle tabii! )

- PARANLA "VEZİR", AKLINLA REZİL OLMAK
ile/değil/yerine/><
PARANLA "REZİL", AKLINLA "VEZİR" OLMAK


- VERMEK ve/||/<>/> VARMAK

- VERMEK ve/||/<>/> VAR OLMAK

- "TEDBİR" ile/ve/değil/yerine/>/< AKIL
( Dışarıda. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>/< İçeride. )
( Bilgisizde. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>/< Düşünende. )
( "Gelecekte." İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>/< Şu anda ve burada. )
( Nesne. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>/< Kavram. )

- TEDBİR ile/ve/||/<>/< İHTİYÂR

- OLABİLECEKLER ile/ve/||/<>/>/< OLMASI GEREKENLER

- CANLI ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< BİLİNÇLİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< BİLİNCİNİN BİLİNCİNDE OLAN/OLABİLEN
( Uyurken. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< "Uyurgezer". İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Uyanıkken. )
( Bitki. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Hayvan. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< İnsan. )

- OLAĞANÜSTÜ HAL ile/ve/||/<>/> SIKIYÖNETİM
( OHAL NE KADAR SÜRE İLAN EDİLEBİLİR?

Yurdun bir ya da birden fazla bölgesinde ya da bütününde, altı ayı geçmemek üzere olağanüstü hal ilân edebilir.

Olağanüstü hal kararı, Resmi Gazete'de yayımlanır ve hemen Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin onayına sunulur. Türkiye Büyük Millet Meclisi, tatilde ise derhal toplantıya çağrılır. Meclis, olağanüstü hal süresini değiştirebilir. Bakanlar Kurulu'nun istemi üzerine, her defasında dört ayı geçmemek üzere, süreyi uzatabilir ya da olağanüstü hali kaldırabilir.

Bakanlar Kurulu, olağanüstü halin, bu maddenin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince, ilânından sonra; süreyi uzatmaya, kapsamını değiştirmeye ya da olağanüstü hali kaldırmaya ilişkin konularda da karar almadan önce Milli Güvenlik Kurulu'nun görüşünü alır.

Olağanüstü Hal Kararı'nın hangi nedenlerle alındığı, bölgesi ve süresi, Türkiye radyo ve televizyonuyla ve Bakanlar Kurulu'nca, gerekli görülen hallerde diğer araçlarla ilân edilir.

Olağanüstü Hal süresince, Cumhurbaşkanı'nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda Anayasanın 91. maddesindeki kısıtlamalara ve usûle bağlı olmaksızın, kanun hükmünde kararnameler çıkarabilir. Bu kararnameler, Resmi Gazete'de yayımlanır ve aynı gün Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin onayına sunulur.

ALINACAK OHAL TEDBİR VE YAPTIRIMLARI

Olağanüstü Hal ilânında; genel güvenlik, asayiş ve kamu düzenini korumak, şiddet olaylarının yaygınlaşmasını önlemek amacıyla 9. maddede öngörülen tedbirlere ek olarak aşağıdaki tedbirler de alınabilir:

a) Sokağa çıkmayı sınırlamak ya da yasaklamak,
b) Belirli yerlerde ya da belirli saatlerde, kişilerin dolaşmalarını ve toplanmalarını, araçların seyirlerini yasaklamak,
c) Kişilerin; üstünü, araçlarını, eşyalarını aratmak ve bulunacak suç eşyası ve delil niteliğinde olanlarına el koymak,
d) Olağanüstü Hal ilân edilen bölge sakinleri ile bu bölgeye dışarıdan girecek kişiler için kimlik belirleyici belge taşıma zorunluluğu getirmek,
e) Gazete, dergi, broşür, kitap, el ve duvar ilânı ve benzerlerinin basılmasını, çoğaltılmasını, yayımlanmasını ve dağıtılmasını, bunlardan olağanüstü hal bölgesi dışında basılmış ya da çoğaltılmış olanların bölgeye sokulmasını ve dağıtılmasını yasaklamak ya da izne bağlamak; basılması ve dağıtımı yasaklanan kitap, dergi, gazete, broşür, afiş ve benzeri basılıları toplatmak,
f) Söz, yazı, resmi, film, plak, ses ve görüntü bantlarını ve sesle yapılan her türlü yayımı denetlemek, gerektiğinde kayıtlamak ya da yasaklamak,
g) Hassasiyet taşıyan kamuya ya da kişilere ait kuruluşlara ve bankalara, kendi iç güvenliklerini sağlamak için özel koruma tedbirleri aldırmak ya da bunların artırılmasını istemek,
h) Her tür sahne oyunlarını ve gösterilen filmleri denetlemek, gerektiğinde durdurmak ya da yasaklamak,
i) Ruhsatlı da olsa her tür silah ve mermilerin taşınmasını ya da aktarımını yasaklamak,
j) Her türlü cephaneler, bombalar, tahrip maddeleri, patlayıcı maddeler, radyoaktif maddeler ya da yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı eczalar ya da diğer her türlü zehirler ve boğucu gazlar ya da benzeri maddelerin bulundurulmasını, hazırlanmasını, yapılmasını ya da aktarımını izne bağlamak ya da yasaklamak ve bunlar ile bunların hazırlanmasına ya da yapılmasına yarayan eşya, alet veya araçların teslimini istemek ya da toplatmak,
k) Kamu düzeni ya da kamu güvenini bozabileceği kanısını uyandıran kişi ve toplulukların, bölgeye girişini yasaklamak, bölge dışına çıkarmak ya da bölge içinde belirli yerlere girmesini ya da yerleşmesini yasaklamak,
l) Bölge içinde, güvenliklerinin sağlanması gerekli görülen tesis ya da kuruluşların bulunduğu alanlara giriş ve çıkışı düzenlemek, kayıtlamak ya da yasaklamak,
m) Kapalı ve açık yerlerde yapılacak toplantı ve gösteri yürüyüşlerini yasaklamak, ertelemek, izne bağlamak ya da toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yapılacağı yer ve zamanı tayin, tespit ve tahsis etmek, izne bağladığı her türlü toplantıyı izletmek, gözetim altında tutmak ya da gerekiyorsa dağıtmak,
n) İşçinin isteği, ahlâk ve iyi niyet kurallarına uymayan haller, sağlık nedenleri, normal emeklilik ve belirli süresinin bitişi nedeniyle hizmet antlaşmasının sona ermesi ya da feshi dışında kalan hallerde, işçi çıkarmalarını, işverenin de durumunu dikkate alarak üç aylık bir süreyi aşmamak kaydıyla izne bağlamak ya da ertelemek,
o) Dernek faaliyetlerini; her dernek hakkında ayrı karar almak ve üç ayı geçmemek kaydıyla durdurmak,

SIKIYÖNETİM NE DEMEK?

Sıkıyönetim, olağanüstü halin ilânını gerektiren nedenlerden daha vahim nedenlerle ilân olunan, geçici olarak temel hak ve hürriyetlerin kısmen ya da tamamen durdurulmasına ya da Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınmasına olanak tanıyan ve kolluk yetkilerinin askerî makamlara geçmesi sonucunu doğuran bir olağanüstü yönetim usûlüdür.

Sıkıyönetim de OHAL gibi Bakanlar Kurulu kararı ister.

Sıkıyönetim ilânı işlemi, olağanüstü hal ilânı işlemi gibi, hukukî biçim olarak bir "Bakanlar Kurulu Kararı" şeklinde ortaya çıkar. O nedenle, Sıkıyönetim İlânı Kararı da tüm Bakanlar Kurulu kararlarının tâbi olduğu usûle tâbidir. Bakanlar Kurulu kararları, bir kolektif işlemdir. Sıkıyönetim ilân kararı, Cumhurbaşkanı'nın, Başbakan'ın ve istisnasız tüm bakanların iradelerini aynı anda ve aynı yönde açıklamaları ile oluşur. Dolayısıyla, Olağanüstü Hal ilân kararında, Cumhurbaşkanı, Başbakan ve tüm bakanların imzaları olmalıdır.

Sıkıyönetim İlân Kararı, Resmî Gazete'de yayımlanır ve aynı gün Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin onayına sunulur. Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 127'nci maddesine göre, Sıkıyönetim İlân Kararı, Başbakanlık tezkeresi ile Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin onayına sunulur. Görüşme sırasında siyasî parti grupları siyasî parti grupları ya da en az yirmi milletvekilinin imzası ile sıkıyönetim süresinin kısaltılması ya da uzatılması hakkında önerge verebilir. Oylamadan önce önerge sahibi beş dakikayı geçmemek üzere söz alabilir.

Sıkıyönetim gerektiren nedenler ise şu şekildedir;

a) Anayasanın tanıdığı özgür demokrasi düzenini ya da temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelen ve Olağanüstü Hal İlânı'nı gerektiren hallerden daha vahim şiddet hareketlerinin yaygınlaşması,

b) Savaş hali ya da savaşı gerektirecek bir durumun baş göstermesi,

c) Ayaklanma olması,

d) Ülkenin ve milletin bölünmezliğini içten ya da dıştan tehlikeye düşüren şiddet hareketlerinin yaygınlaşması.

e)Vatan ya da Cumhuriyete karşı kuvvetli ve eylemli bir kalkışmanın yaşanması. )

- YANLIŞ ile/değil/ne yazık ki KARAR
( Bir yanlışı tekrar ediyorsan, artık o bir yanlış değil karardır. )

- [ne yazık ki]
ÇOK
ile/değil/>< AZ
( Sözcük. İLE/VE/DEĞİL/||/>< Anlam.
"Yargı". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Adâlet.
Geveze. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Konuşan.
Sevişen. İLE/VE/DEĞİL/||/>< Seven.
Yürüyen. İLE/VE/DEĞİL/||/>< İlerleyen. )

- SARHOŞLUK ile ZAFER SARHOŞLUĞU
( ... İLE En kötü sarhoşluk. )

- "ORTADA BIRAKMA/KALMA" ile/ve/||/<>/>/< BELİRSİZLİK

- MANKURTLAŞMA ile/<> KÖZ/KÖS-KAMANLAŞMA ile/<> KANARALAŞMA
( MANKURT EFSANESİ

Efsaneye göre, Kazakistan'ın uçsuz-bucaksız Sarı-Özek bozkırının yerlisi olan Kazaklar, eski tarihlerde, onların su kuyularına ve otlaklarına göz diken Juan-Juanlar'ın zaman zaman baskınlarına maruz kalmaktadırlar. Baskınlarda bazen Kazaklar, bazen de Juan-Juanlar gâlip gelmektedir. Juan-Juanlar savaşı kazandıklarında, alıp götürdükleri esirlerin bazılarını başka kabilelere satmaktadırlar ki bunlar oldukça şanslı sayılırlar. Çünkü hiç olmazsa, köle olarak da olsa, sağ kalmaktadırlar. Güçlü kuvvetli esirleri ise satmamakta, akıl almaz işkencelerle, belleklerini kaybettirerek, adeta delirtmekte ve onları, kendilerinin sadık köleleri olarak en önemli işlerde çalıştırmaktadırlar.

Juan-Juanlar'ın işkencesini dinlemek bile acı vericidir: Önce, esirin başını, bir tane bile saç bırakmamacasına tamamen tıraş etmektedirler. Hemen o anda, bir deve kesmekte, devenin derisinin en kalın yeri olan boynundan parçalar keserek, kanlı kanlı, esirin tıraşlı başına sımsıkı sarmaktadırlar. -Aytmatov, bu deri başlığı, bugün yüzme sporunda kafaya takılan kauçuk başlığa benzetmektedir.-

Bu işkenceye maruz kalan esir, bazen acılar içinde kıvranarak ölmektedir (ki onlar da şanslı sayılmalıdır!), ölmeyenlerin boynuna, kafasını yerlere sürtmesin diye bir boyunduruk takılmaktadır. Bu haliyle esiri götürüp, çığlıklarının da duyulmayacağı ıssız bir yere, elleri kolları bağlı, aç ve susuz, kızgın güneşin altında günlerce bırakmaktadırlar. Tabiî, güneşte kavrulan deri kurudukça, kafayı bir mengene gibi sıkmakta, işkence, dayanılmaz hale gelmektedir. Fakat işkenceyi asıl dayanılmaz yapan, sadece bu değildir. Kafadaki saçlar, bir taraftan uzamaya çalışmaktadır. Fakat dışarıya doğru büyüyemediği için, kafa derisinin içine doğru büyümeye çalışmaktadır. Sonunda esir, aklını yitirmekte, belleği iyice sıfırlanmaktadır. Adeta, içine saman doldurulmuş bir post (korkuluk) haline gelmektedir. İşkencenin beşinci günü Juan-Juanlar gelip sağ kalan esirleri almakta, boynundaki engeli çıkarmakta, kendine yiyecek-içecek vermektedirler. Böylece, köle, beden gücünü yeniden toplayıp kendine gelmektedir. Fakat bundan böyle o normal bir insan değildir, o artık bir mankurttur!

Böyle bir mankurt, köle pazarlarında, güçlü-kuvvetli on esirin fiyatına satılabilmektedir. Eğer aralarındaki bir savaşta bir mankurt öldürülürse, Juan-Juanlar karşılık olarak, hür bir kişinin bedelinin üç katını almaktadırlar. Bir mankurtu, ailesinden birileri gerek kaçırmak, gerekse fidye vermek suretiyle vb. geri almak istemezmiş. Çünkü o artık aileden biri değildir, aksine, zararlı biri olmuştur. Belleği iyice boşaltılan mankurt, babasını, çocukluğunu vs. asla anımsamamakta, hatta insan olduğunu bile bilmemektedir. Yani ağzı var ama dili yoktur. Efendisine mutlak koşulda itaat eden, gayet evcil bir hayvana benzemektedir. Kaçmayı bilmediği için böyle bir riski de yoktur mankurtun... Sadece karnının acıktığını hissetmekte o kadar...

Efendisinin emir ve komutlarına bir köpek sadakatiyle bağlıdır. Mankurtlaşan köleler, en kötü ve en zor işleri gık demeden yapmaktadırlar. Sarı-Özek'in ucsuz-bucaksız çöllerinde, kavurucu sıcak altında deve sürüleri otlatmak ancak onların yapabileceği bir iştir. Ölmeyecek kadar yiyecek, donmayacak kadar giysi vermek yeterlidir onlar için.

İşte, Juan-Juanlar, tutsak kişilere, bu en ağır işkenceyi, belleğini yitirme, anılarını elinden alma, kimliğini unutturma işkencesini tatbik etmektedirler. Nayman Ana öyküsü, oğlu Colaman böyle bir mankurtlaşmaya maruz kalan bir ananın dramıdır.

Nayman Ana, oğlu Kolaman [Colaman: Yol aydınlığı.] kaçırıldıktan sonra yıllarca ondan hiçbir haber alamamıştır. Öldü mü, kaldı mı, mankurt mu yapıldı, bilmemektedir. Derken, bir gün, Naymanlar bölgesine gelen tüccarlar, Juan-Juanlar'ın, su kuyuları yanından geçerken, deve sürüleri güden genç bir çobanla karşılaştıklarından bahsederler. Çobanın hiçbir şey anımsamadığını, sorulan sorulara 'evet' ya da 'hayır' gibi kısa yanıtlar verdiğini vs. anlatırlar. Tüccarlar, onunla biraz da alay etmişlerdir. Nayman Ana, anlatılanları sessizce dinlemiş, fakat hiç oralı olmamış, sanki bir şey duymamış gibi davranmıştır. Fakat birden içine bir kor düşmüştür; sanki bu anlatılanın, oğlu Kolaman olduğuna dair birden bir aydınlık belirmiştir içinde. Tabiî aydınlıkla beraber de bir korku...

Nayman Ana, gördüğü böyle bir ışık karşısında daha fazla duramaz, derhal hazırlıklara koyulur, hiçkimseye sezdirmeden, devesine biner ve sabahın erken saatinde, çobanların bahsettiği, Juan-Juanlar'ın su kuyularına doğru yola koyulur. Kilometrelerce gider Sarı-Özek bozkırında ve binbir türlü korkunun sarmalında, sonunda, oğlunu bulur. Evet, Nayman Ana, deve sürüsünün başında, oğlu Kolaman'ı, başındaki deri şapkasıyla yapayalnız bulur. Herşeye karşın oğlunu tanımakta zorlanmaz.

Kolaman, gözlerine kadar indirdiği şapkasının altından durgun gözlerle anasına bakmaktadır. Sanki, o ıssız çölde, yanına bir kişinin gelmiş olması, onu, hiç ama hiç ilgilendirmemektedir. Hiçbir heyecan, depreşme, o geleni bilme, tanıma arzusu görülmemektedir. Kolaman'a, oğluna yaklaşan Nayman Ana, gerçeği artık iyice anlamıştır: Hıçkırıklar arasında varır sarılır oğlunun boynuna. "Oğlum, oğlum Kolaman! Benim, bak ben geldim, ben annen, Nayman Ana! Sen benim oğlumsun!" derse de, bu sözler, Kolaman için hiçbir anlam ifade etmemektedir. Nayman Ana, tekrar tekrar dener, kendini oğluna tanıtabilmeyi, ondan bir söz olsun yanıt alabilmeyi; adının Kolaman olduğunu anımsamasını, kendi memleketini, babasını, anasını anımsasın ister ama heyhât...

Kolaman, boş ve anlamsız gözlerle bakmaktadır. Karşısındaki kadının niçin ağladığını, neden burada, bu ıssız çölde, karşısında bulunduğunu, ondan ne istediğini hiç mi hiç düşünemiyor, hiçbir şey hissetmiyordur. Anası, bir girişim daha yapar ve bu sefer, Kolaman, adının 'Mankurt' olduğunu söyler. Anası çırpınmakta, hüngür hüngür ağlamakta, bir taraftan da bu zulmü yapanların akıllarına nasıl olup da böyle işkence yöntemlerini getirdiği için Tanrı'ya sitem etmektedir...

Nayman Ana, Sarı-Özek'te söylenen bir ağıdı anımsar:
"Ben, öldürülen, derisine saman doldurulan yavru devenin anasıyım. Buraya, saman dolu yavrumun tulumunu koklamaya, yavrumun kokusunu almaya geldim."

Nayman Ana, tekrar tekrar oğluna bir mankurt olmadığını, kendinin bir Nayman, asıl adının, Colaman olduğunu söylerse de sonuç alamaz. O anda, uzaktan gelen bir Juan-Juan'ı fark eder ve kaçar. Juan-Juan da onu fark etmiştir fakat Nayman Ana gizlenir ve Juan-Juan'ın eline geçmekten kurtulur. Nayman Ana geceyi orada geçirir. Sabahleyin etrafı kolaçan ederek yeniden sokulur, "içine saman doldurulan yavrusunun tulumunun" yanına...

Kararı, ne pahasına olursa olsun oğlunu alıp buralardan götürmek, onu kaçırmaktır. Bu sefer yine Juan-Juanlar gelmektedirler, o yine kaçar. Juan-Juanlar kadının kim olduğunu öğrenmek için Kolaman'ı iyice sorguya çekerler. Tabiî ki konuyu anlamışlardır ve Kolaman'a emir verir, o kadın yine gelirse, onu öldürmesini sıkı sıkıya tembihlerler.

Kolaman'ın efendileri gittikten sonra son bir ümitle yanına gelen annesi bir an oğlunu göremez. Göremez, çünkü o anda, Kolaman, bir devenin arkasına sinmiş, elindeki oku annesine nişan almakla meşguldür. Annesi, oğlunu fark ettiğinde ok yaydan çıkmıştır ve öldürücü darbeyle Nayman Ana, devesinden yere yığılır. Düşerken, son sözleri, "Adını anımsa, adını anımsa!" olmuştur.

Kolaman, yani Mankurt, öz anasını düşman evinde, düşmanın sürüsünün başında ve düşmanın talimatına bağlı kalarak öldürmüştür. Nayman Ana'nın düşüp öldüğü bu yere, "Ana-Beyit Mezarlığı" denilmiştir. Yani "Ana'nın yattığı yer"...

İLE/<>

KÖZKAMANLAŞMAK

Destana göre, Manas, Alma Ata ıramağının gözesinde, Sungur'da oturan, hiç oğlu olmamış Yakup (Cakıp) Han'ın, duasından sonra Tanrı'nın verdiği yiğit oğludur. Manas birçok olağanüstülükler göstermiş, İslâm yolunda mücadele etmiş biri olarak takdim edilmektedir. Manas'ın, küçükken Kalmuklar'a esir düşen ve Moğolistan'a götürülüp orada büyütülen Köz-Kaman adında bir amcası vardır. Köz-Kaman, Moğolistan'da, Kalmuklar arasında büyütülür, bir Kalmuk kızıyla evlendirilir, oğulları olur ve bir gün oğullarıyla birlikte ata yurduna geri döner. Fakat o artık Kalmukça konuşmaktadır. Manas, daha önce amcasını hiç görmemiştir, dolayısıyla onu tanımamaktadır. Üstelik de Kalmukça konuştuğu için, amcasını casus zannetmektedir. Manas amcasını yakalar ve zincire vurur. Bu arada Manas, babasına mektup yazarak, amcası hakkında bilgi sağlar. Babası, amcasına iyi davranmasını söyler. Manas, babasının sözüne uyarak amcasını salıverir. Hatta bir de onun onuruna şölen verir fakat işte Köz-Kaman'lık gerçek yüzünü ortaya koymuştur: Köz-Kaman'ın oğulları şölende arbede çıkarırlar ve Manas'ı döverler. Manas, ileride Kalmuklar'a karşı sefere çıktığında da Köz-Kaman ve oğullarının ihanetinden kurtulamaz.

[Manas Destanı ve Köz-Kaman: Köz-Kaman, Manas Destanı, kahramanlarından birinin adıdır. Adını, bir Kırgız yiğidinden alan, 400 bin dizelik Manas Destanı, bir Kırgız destanı olup, Müslüman Kırgızlar'la, putperest Kalmuklar arasındaki mücadeleyi anlatmaktadır. Manas'ın tarihî bir kişilik olmadığını ileri sürenler varsa da, onun bir Kırgız beyi ya da bir Kırgız yiğidi olma olasılığı yüksektir. Bu destanda, Kırgızlar'ın tüm örf-âdet ve gelenekleri, inanç ve dünya görüşleri işlenmiştir.]

İLE/<>

KANARALAŞMAK

Bir köyde, yaşlı bir adam ve oğulları yaşamaktadır. Bir gün, adamın sürüsünden esrarengiz bir şekilde koyunlar eksilmeye başlar. Oğullar, eksilen koyunların ölüsünü ya da dirisini aramadık yer bırakmazlar ama ne yazık ki bulunamamaktadır. Babaları, bu duruma epeyce kafa yormakta fakat akıl erdirememektedir. Adamın, en sonunda aklına yatan düşünce şudur: Koyunları evin köpekleri, yani bizzat sürüyü korumakla görevli olan "bekçi" köpekler yemektedirler. Bu demektir ki, köpekler kanaralaşmıştır!

Yaşlı adam, çocuklarına talimat verir, der ki, "Gidin, evdeki tüm köpekleri öldürün. Hiçbir eniği de sağ bırakmayın! Daha sonra başka köylerden yeni enikler bulur getirir ve onları yeni baştan eğitirsiniz."

Oğullar, babalarının dediği gibi yaparlar ve fakat birkaç yıl sonra yine aynı durum görülmeye başlanır. Bu sefer, adam, çocuklarını başına toplar ve onlara, birkaç yıl önce kendilerine verdiği talimatı aynen yapıp yapmadıklarını sorar. Küçük oğul, o gün küçük bir eniği, acıdığı için öldürmemiş olduğunu itiraf eder. Evet, konu anlaşılmıştır: O küçük enik, anasından-babasından kanaralaşmayı öğrenmiştir, kanaralaşmak bir şekilde ona da bulaşmıştır. Büyüdükçe o da bu "ahlâkı" öteki köpeklere öğretmiştir. )

- CAHİL:
BİLMEYEN
değil/ne yazık ki BİLMEK İSTEMEYEN

- "İNANÇ" ile/ve/değil/||/<> DAVRANIŞ
( Seni, daha iyi bir insan yapan, "inançların" değil davranışlarındır. )

- PASAPORT[Fr.] ile PASAVAN[Fr.]
( Yabancı ülkelere gidecek olanlara, yetkili kurumca verilen, yabancı ülke yetkililerinin kimlik incelemesinde geçerli olan belge. İLE Türkiye Cumhuriyet ile sınırları olan ülkelerin, sınır bölgeleri içinde oturan Türk vatandaşlarına serbestçe gidip gelmeleri için verilen belge. )

- "GÜCÜN" "ADÂLETİ" ile/değil/>< ADÂLETİN GÜCÜ

- "AHLÂK/AHLÂKSIZLIK" ile/değil/< ANATOMİ
( Eşeysel örgenlerin adlarında, "ahlâk" ya da "ahlâksızlık" aranamaz! Küfür olarak geçen sözcüklerin ve küfür edenlerin yersiz/kötü "kullanımındaki" yanlışlık, dilin ya da sözcüklerin hatası, yükü değildir! Kişilerin yanlışları da sadece o kişilerin, o ve ilgili yersiz/bağlamsız, yanlış/kötü davranış ve tutumlarıyla sınırlı tutulmak zorundadır.

Üç yaşından itibaren öğrenilmiş, fark bile olmayan "farkların", gerçekte, doğada ve bütünlükte hiçbir şekilde herhangi ciddi bir fark oluşturmadığı, herkesin her "şey"i tam olarak bildiği, gördüğü ve yaşadığı bir durumun, deneyimin de doğal ve sınırlandırılmış, kapalı koşullarda, herhangi bir ayıbı yoktur[bulunamaz ve aranamaz]! Eşeysel örgen adlarının, tıpta, anatomi ya da fizyoloji bilgisi olarak, Latince ya da başka bir dilde kullanılması da bir şeyleri "çözmekte/aşmakta" yeterli değildir.

Doğru/uygun zaman, zemin ve koşulların, duyacaklarına râzı olan/olacak kişinin, muhabbetin ve hukukun bulunmadığı ilişki ve ortamlarda, dikkatsiz, özensiz bir şekilde tüketiliyor olmasıdır tüm sorun. Söylenilen sözcüklerin değil beklenilmeyen ve istenilmeyen koşullarda, bir dayatma olmasından dolayıdır kişilerin tüm haklı tepkisi. Kişilerin, hangi konu/alan olursa olsun, seslerini yükseltmelerindeki yanlış ya da sorun kadar, kullandıkları ve seçemedikleri sözcüklerin yanlışlığındandır rahatsız olunan. Sorun, esas ya da içerik sorunu değil, yöntem(usûl) sorunudur. Kalabalığın içinde, zaman, zemin ve koşulları, kişileri dikkate almama kabalığıdır.

"Cinsiyetçi küfür" diye bir sözcük de olmaz! Sorun, örgen adlarında ya da "kadın"lara saygısızlık olmasında değil cahil/yetersiz/özensiz/kaba kişilerin, sonuç odaklı ve düşünmeden, özenmeden, çevresine kayıtsız ve saygısızca davranmasından dolayıdır. Eğer eşeysellikteki son aşama, "kulağa üflemek" olsaydı, her ("olumlu/olumsuz") zaman ve zeminde, her durumda, ağzından düşürmediği "söz" ve kısaltma, "AMK" değil "Hay kulağına üfleyeyim!"[KULK] olurdu. Bu durumda, bu sorun, ne kulak kepçesinin ve/veya deliğinin, ne de bu sözcüğün, "ayıbı", "ahlâklılığı ya da ahlâksızlığı" olurdu.

Buradaki "sorun" ya da yanılsama, kapalı, sınırlı ya da bazı/çoğu ayrıntının iki kişi arasında ya da sır olarak tutulması istenilen özelin, dışarıda ve genelleştiriliyor olmasından dolayıdır.

Tıpta ve tüzede[hukukta], "ayıp", "çirkinlik" vs. ol(a)madığı gibi, zihinde ve zihin dilinde de "ayıp", "pis", "kötü" diye bir sınır(landırma) ya da sonuç(landırma) yoktur. Zihinden, "olumlu/olumsuz", "iyi/kötü" her düşünce ve ayrıntı geçebilir fakat sorumlu olunan/olunması gereken, ağızdan çıkmayabilecek olan söz(cük)ler(imiz)dir. )

- KAÇAN ile/değil/yerine/>< KAZANAN
( Kazanamaz. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Kaçmaz. )

- [ne yazık ki]
BİLGİSİZLİĞİN/BİLGİSİZLERİN:
KABALIĞI
ile/ve/||/<> KALABALIĞI

- KÖTÜLÜK ETME! ve/<> KUYU KAZMA!
( Kötü düşersin. VE/<> Kendin düşersin. )

- YAŞAM:
OYUN
ile/ve/ne yazık ki/||/<> "KÖŞE KAPMACA" OYUNU
( Yaşam oyunu, sadece "köşe kapmaca" oyununa düşürüldüğünden ve bu oyunu da, bir köşeyi tutanın, eline geçirdiği köşeyi hiç bırakmamasından dolayı tıkanmasıyla ne oyun, ne barış, ne de huzur kalmıştır. Oyun, tekrar eşit koşullardan başlatılana kadar bir şeylerin düzelmesi de pek olası görünmüyor. )

- BİLGELİK ile/ve/||/<>/>/< KALITIMSAL BİLGELİK

- "YUVALANMA" ile/ve/||/<> "YAPILANMA"

- İDAM değil/yerine ADÂLET

- NEFSİ:
"TEMİZE ÇIKARMA KAYGISI"
ile/değil/yerine/>< TEZKİYE ETME ÇABASI

- SAVAŞI KAYBETMEK:
ÖLÜNCE
değil DÜŞMANA BENZEYİNCE

- !BÖLÜCÜLÜK ile/ve/||/<> !ÖTEKİLEŞTİRME

- YOKLUĞU PAYLAŞMAK değil VARLIĞI PAYLAŞMAK ve/||/<> İYİ GÜN DOSTU OLMAK değil KÖTÜ GÜN DOSTU OLMAK

- [ne yazık ki]
"BİRİLERİNİN EKMEĞİNE YAĞ SÜRMEK"
ile/ve/||/<> "HIRSIZA, YOL GÖSTERMEK"

- GÖRÜNTÜNÜN/MANZARANIN:
EN ÇİRKİNİ/KORKUNCU
ile/değil/yerine/>< EN GÜZELİ
( Somurtan bir "yüz". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Gülen bir yüz. :) )
( Gülen İnsan Yüzünün Görsel FaRkLaR'ı için burayı tıklayınız... )
( Kara delik. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Güneş. )

- SEVMEMEK ile/değil/yerine/>< SEVMEK
( Ölmek. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< ("Istırap") Yaşamak. )

- GELİŞİM ve/||/<> ARINMA ve/||/<> YOZLAŞMAMA

- [ne yazık ki]
BEYAZ DONLA YÜZMEK
ile/değil/yerine/>< MAYO/ŞORT İLE YÜZMEK
( Ayrık ve bitişik 'de/da'ları, "ki'leri, "mi'leri, gerektiği gibi yaz(a)mayan/yayınlamayanların, görüntü kirliliği yaratanların "tutumu". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yazım kurallarına uyarak ve noktalamalara özen göstererek, okuyuculara ve dilimize saygı gösterenlerin, görüntü kirliliği yaratmayanların tutumu. )
( )
( )
( )
( )
( )
( )
( )
( )
( )

- ULUSLARARASI TÜZEDE:
BENTHAM
ile KELSEN ile AUSTIN

- JIM CROW YASALARI ile NÜRNBERG YASALARI

- OHAL'DE, (")ÖNLEMLER("):
ANAYASAL ve YASAL
ve/ne yazık ki YASADIŞI

- YASA ile/ve/||/<> KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME(KHK)

- DURDURMA ile/ve/||/<> SINIRLANDIRMA

- YAPTIRIM ile/ve/||/<> TEDBİR

- FECAÂT ile VEHÂMET

- [ne yazık ki]
İNSANLIK SUÇLARI:
SOYKIRIM
ile/ve/||/<> İŞKENCE ile/ve/||/<> AYRIMCILIK/ÖTEKİLEŞTİRME ile/ve/||/<> KÖLELEŞTİRME ile/ve/||/<> NEFRET ile/ve/||/<> BAĞIMLILAŞTIRMA
( Bağımlılaştırma - İnsanlık Suçu İlişkisi - Muharrem Balcı )

- [ÖĞRENİYORUZ/ANLIYORUZ]
OKUDUĞUMUZU
ile/ve/<> DUYDUĞUMUZU ile/ve/<> GÖRDÜĞÜMÜZÜ ile/ve/<> HEM DUYUP, HEM GÖRDÜĞÜMÜZÜ ile/ve/<> TARTIŞTIĞIMIZI ile/ve/<> DENEYİMLEDİĞİMİZİ ile/ve/<> ANLATTIĞIMIZI/ÖĞRETTİĞİMİZİ
( %10 ile/ve/<> %20 ile/ve/<> %30 ile/ve/<> %50 ile/ve/<> %70 ile/ve/<> %80 ile/ve/<> %95 )

- GİRİŞİM/KALKIŞMA ve/<>/> BOZGUN

- İÇTEN PAZARLIKLI ile ÇIKARCI

- İÇTEN PAZARLIKLI ile İKİYÜZLÜ

- "KALINKAFALI/LIK" ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< HAYAL GÜCÜNÜN OLMAMASI

- PİŞKİN/LİK ile/ve/||/<> YÜZSÜZ/LÜK

- BİLEN ile/ve/||/<> ÖĞRENEN ile/ve/||/<> DİNLEYEN

- "SORGULANAMAYACAK" "YANITLAR" değil/yerine/>< YANITLANAMAYACAK SOR(G)ULAR

- !ZULÜM ile/ve/değil/||/<> İHMALKÂRLIK

- İHTİYÂT ile/ve/||/<>/> KANUN

- OLGUNLUĞUN EN ÖNEMLİ GÖSTERGELERİ:
DEDİKODU
ve/<> İFTİRAYA TAHAMMÜL
( Dedikodu ve iftiraya karşılığın da üç aşaması vardır.
1- Dedikodu ve iftiraya susarak[sükûnetle] karşılık vermek.
2- Dedikodu ve iftiradan "memnun olmak".
3- Dedikodu ve iftiradan "memnun olup", "dedikoducu/iftiracı" için üzülmek. )

- HEBÂ değil/yerine/>< ÇABA

- HAMALLIK ile/ve/||/<> HAİNLİK
( (")Düşmanından("), bir şey almayanların durumu. İLE/VE/||/<> (")Düşmanından("), yanlış şeyler alanların durumu. )

- "PAZU GÖSTERMEK" ile/değil/yerine/||/<>/></< GÖNLÜNÜN GENİŞLİĞİ

- ZEKÂ ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< ŞEFKÂT
( [karşısında] Eğiliriz. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Diz çökeriz. )

- DEĞİŞİM:
KIRILINCA
ile/ve/||/<> KANDIRILINCA ile/ve/||/<> ÇOK FAZLA ŞEY ÖĞRENİNCE ile/ve/||/<> ÂŞIK OLUNCA

- ZANNETMEDEN ÖNCE ve/<> YARGILAMADAN ÖNCE ve/<> YARALAMADAN ÖNCE ve/<> KONUŞMADAN ÖNCE
( Öğren! VE/<> Anla! VE/<> Hisset! VE/<> Düşün! )

- ADÂLETSİZLİK ve/||/<> ANLAMSIZLIK
( [Çözüm olarak ...] Tüzeyi[hukuku] bulduk fakat tüzeye ulaşamadık. VE/||/<> Sanatı bulduk fakat sanat bize ulaşamadı. )

- UNUTUR(UZ) ile ANIMSAR(IZ) ile ÖĞRENİR(İZ)
( Anlatılırsa/k. İLE Eğitilirse/k. İLE Deneyimletilirse/k. )

- BELÂ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< AŞK
( Bin. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Bir. )

- KENDİNİ:
KEŞFETMEK
ve/||/<>/> GELİŞTİRMEK ve/||/<>/> YÖNETMEK ve/||/<>/> GERÇEKLEŞTİRMEK

- İLKOKUL FİŞLERİ:
ALMANYA'DA
ile İNGİLTERE'DE ile JAPONYA'DA ile [ne yazık ki]
TÜRKİYE'DE

( Üretim ve yaşam, disiplinle başlar. İLE Geçmişini bilmeyen, geleceğini belirleyemez. İLE Yaşamak için üreteceksin. İLE Ali, ata bak! )

- ÇOK SÖZ ile/ve/<> ÇOK MAL
( Yalansız olmaz. İLE/VE/<> Haramsız olmaz. )

- İNCELİK ile/ve/||/<> DOĞRULUK ile/ve/||/<> GÜZELLİK
( Belde değil dilde. İLE/VE/||/<> Sözde değil özde. İLE/VE/||/<> Yüzde değil yürekte. )

- (")SAHİP OLMAK(") ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< LÂYIK OLMAK

- SADELİK ve/||/<> DAYANÇ(SABIR) ve/||/<> ŞEFKAT

- KOŞUL ile/ve/değil/||/<> ETMEN

- "KÖPÜRME" ile/ve/||/<> "YÜKSELME"

- ETKİ ile/ve/||/<> İTKİ
( Dışarıda/n. İLE/VE/||/<> Dışarıda/n ve/veya içeride/n. )
( Nesnelerde/n. İLE/VE/||/<> Hayvan ve insanda/n. )

- KORKU ve/||/<> HAZ
( Bireylerin, suç işleme nedenleri. )

- YAŞAM:
ANLAM
değil TUTKU

- | CÂNİ ve BUDALA | ile/değil/>< OYUNCU
( Sürekli akıl var ve hiç duygu yoksa. VE Sürekli duygu var ve hiç akıl yoksa. İLE/DEĞİL/>< Akıl ve duygunun dengelenmesiyle. )

- İNSANIN GÜCÜ ile/ve/||/<>/< SÖZCÜKLERİN GÜCÜ
( Söz(cük)leri/ni değiştir... Dünya/n değişsin! )
( Sözcüklerin gücü anlaşılmadan, kişinin gücü anlaşılmaz. )
( Kişi, dilinin ardında gizlidir. )

- ÜÇ BÜYÜK TEHLİKE:
DUYGUSUZLUK
ile/ve/<> ETKİSİZLİK ile/ve/<> AKILSIZLIK
( "Akıllı" kişilerde. İLE/VE/<> "Duygulu" kişilerde. İLE/VE/<> Etkili kişilerde. )

- İKTİBÂS ile/ve/<> TAKLİT

- EKSİKLERİ/Nİ TAMAMLAMAK ile/ve/değil/||/<> FAZLALIKLARI/NI ATMAK

- SEVMEK ve/||/<>/> SEVDİRMEK ve/||/<>/> SEVİNDİRMEK

- DÜZEN ve/||/<>/>/< SÜKÛNET

- KÜLT ile/değil/yerine/<> KÜLTÜR

- DONAKALMAK değil/yerine/>< ODAKLANMAK

- KISA SÜRELİ ile/ve/<> GEÇİCİ

- "YÜKLENMEK" ile/ve/<> ABANMAK

- "YANLIŞ" ile/değil FARKLI

- OLURSA ile/ve/<> OLMAZSA
( Ne iyi/âlâ. İLE/VE/<> Pek iyi/âlâ. )

- KANALİZASYON ve/||/<> HAMAM ve/||/<> KÜTÜPHANE
( Kentin kirini alır götürür. VE/||/<> Gövdenin kiri temizlenir. VE/||/<> Aklın boşlukları/"tozları" alınır. )

- [ne yazık ki]
!ÇÖP ATMAK
=/||/<> !"ÇÖP BIRAKMAK"

- ...'NIN:
"ONURU"
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< OLURU

- İYİLİK ile/ve/||/<> DOĞRULUK ile/ve/||/<> CESÂRET ile/ve/||/<> VEFÂ
( Kötülüğe karşın. İLE/VE/||/<> Yanlışa karşın. İLE/VE/||/<> Zorluğa karşın. İLE/VE/||/<> Mesafeye karşın. )

- NİTELİKLİ YAŞAM İÇİN ...:
YARISI
ile/ve/||/<> 2 KATI ile/ve/||/<> 3 KATI ile/ve/||/<> SINIRSIZ ve KOŞULSUZ
( Yemeğin. İLE/VE/||/<> Yürüyüş. İLE/VE/||/<> Gülüş. İLE/VE/||/<> Sevgi. )

- HELÂL-HARAM ile MÂRUF-MÜNKER
( Pek kabul edilmemek ve onaylanmamakla birlikte, farzları yerine getirmemenin, eksikliklerin, yanlışların, en son noktada cezâsı yoktur/olmaz. İLE İnsanlığı ve geneli kapsayan yanlışların cezâsı da vardır. )
( MÂRUF: Herkesçe bilinen, tanınan, belirli, sanlı. | Şeriatın uygun gördüğü, beğendiği ve buyurduğu. )

- DÜŞMAN:
KARŞINDAKİ
ile/ve/değil/||/<> "YANINDAKİ" ile/ve/değil/||/<> "İÇİNDEKİ"
( Elindeki kılıçla. İLE/VE/DEĞİL/||/<> Arkasına sakladığı hançerle. )

- [ne yazık ki]
HALKIN PARASINI, KENDİ ÇOCUKLARINA AYIRMAK
değil/>< KENDİ PARANI, HALKIN ÇOCUKLARINA BIRAKMAK

- 1 ve/||/<>/>/< 2 ve/||/<>/>/< 4 ve/||/<>/>/< 8
( Konuş. VE/||/<>/>/< Yaz! VE/||/<>/>/< Oku! VE/||/<>/>/< Dinle! )

- PATRONAJ[Fr.] ile/ve/değil/yerine/<> YARDIM
( Cezaevinden serbest bırakılan suçlunun, toplum yaşantısına yeniden uyabilmesini sağlamak amacıyla yapılan yardım çalışması. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<> ... )

- HİSSE SENEDİ ile PAY BELGİTİ

- HİSSEDAR değil/yerine/= PAYDAŞ

- PÂYE[Fars.] değil/yerine/= AŞAMA

- PAZVANT[Fars.] değil/yerine/= BEKÇİ
( Osmanlı döneminde, Rumeli'de, gece bekçilerine verilen ad. )

- TEKÎD[< EKD | çoğ. TE'KÎDÂT] değil/yerine/= PEKİTME
( Sağlamlaştırma, güçlendirmek, güç vermek. | Üsteleme, bir iş için önceden yazılan bir yazıyı tekrarlama. | Pekiştirme. )

- İŞTEN ÇIKIŞTA/ÇIKARILMADA:
KIDEM TAZMİNATI
ile/ve/<> İHBAR TAZMİNATI ile/ve/<> İŞSİZLİK ÖDENEĞİ
( )

- POLİÇE[< İt. < Yun.] değil/yerine/= SİGORTA SENEDİ

- MERHEM[Ar.] ile POMAT[İt.]
( Deriye sürülerek kullanılan, içinde birçok etkili madde bulunan, yumuşak ve koyu kıvamda, yağlı ya da yağsız ilâç. | Çözüm/çare. İLE Genellikle saça sürülen, yağlı ve kokulu merhem. )

- TESLİMİYET ile/ve/||/<>/< SABIR
( Özellikle, Anthony Hopkins'in, "The Edge" ve "The Instinct" adlı filmlerini de izlemenizi salık veririz. )

- ÖĞRETMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< DÜŞÜNMELERİNİ SAĞLAMAK

- RUZNAME[Fars.] değil/yerine/= GÜNLÜK/GÜNCE
( Günlük olayların yazıldığı defter. | Gündem. | Olayların zaman sırasına göre yazılmış bulunduğu defter. )

- SADED[Ar.] değil/yerine/= ASIL
( Asıl konu. | Yakınlık, civar. | Düşünce, niyet, kasıt; girişim/teşebbüs. )

- SONUÇ ile/ve/||/<> ÖZET

- TEŞEBBÜS[Ar.] değil/yerine/= GİRİŞİM

- SAĞDUYU ile/ve/||/<> SAĞGÖRÜ
( Doğru, akla uygun yargılar verme yeteneği. | Doğru ile yanlışı birbirinden ayırma ve doğru yargılama gücü. İLE/VE/||/<> Gerçekleri, yanılmadan görebilme yeteneği. )

- HÜSN-Ü NİYET değil/yerine/= SAĞİSTEM
( İyi niyet. )

- "KRİZ YOK" değil/ne yazık ki KERİZ ÇOK

- SAPTIRMA ile/değil/yerine SAPTAMA

- "POZ" ile/değil/yerine KOZ

- AYAKTA DURMAK ve/fakat/||/<>/>/< HAYATTA KALMAK
( Yeterince gücün olmayabilir/kalmayabilir. VE/FAKAT/||/<>/>/< Nedenlerin vardır ve yeterince çoktur. )

- [hem] ŞİFRELEME ile/ve/değil/yerine/hem de/<>/>/< VERİYİ/BİLGİYİ GİZLEME

- "EMİR VERMEK" ile/ve/değil/yerine/>/< DOĞRUDAN SÖYLEMEK

- ZAMAN KAZANMAK ile FIRSAT ARAMAK/BEKLEMEK

- "KAÇMAK" ile/değil/yerine KAÇINMAK

- SANA YAPILAN "KÖTÜLÜK" ile/değil/yerine/ne yazık ki/>< SENİN YAPTIĞIN KÖTÜLÜK/YANLIŞ/HATA
( Unut/abil! İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Unutma! )

- "İNCE ELEYİP, SIK DOKUMAK" değil İNCE EĞİRİP, SIK DOKUMAK

- NİYET ve/||/<>/> KARAR ve/||/<>/> UYGULAMA

- "ADAMINA GÖRE" ile/değil/yerine ADÂBINA GÖRE

- HİÇKİMSEYİ:
ÖVMEMEK
ve/||/<> KÜSMEMEK ve/||/<> YAKINMAMAK ve/||/<> SUÇLAMAMAK
( Olgunluğun gereği ve göstergelerindendir. )

- YAKINLIK[< KURBİYET / KURBAN] BAYRAMIMIZ:
HAYVAN KESEREK / CAN ALARAK
değil/yerine
SEVDİKLERİMİZİ, BİRBİRİMİZİ ANLAMAK VE
YAKINLAŞMAK[< KURBİYET / KURBAN] İÇİN BİR ŞEYLER(İN)DEN VAZGEÇEREK/VEREREK...


- "KURBAN KESMEK" değil KURBAN/YAKINLIK KESBETMEK[: Çalışarak kazanma.]

- "HUZUR" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ANLAM

- YAŞAM:
BİR NEFES
ile KAFES ile HEVES
( Aldığımız kadar. İLE Kaldığımız kadar. İLE Daldığımız kadar. )

- "YAKINLIK":
"SIKICI"
ile/ve/değil/||/<>/< "BOĞUCU"
( Kavuşmada[vuslatta], bıkma/sıkılma[gına] vardır. )

- "ÇÖZÜMÜN BİR PARÇASI DEĞİLSEN, SORUNUN BİR PARÇASISINDIR" ile/ve/||/<> "YAŞAMAKLA MEŞGUL OLMAZSAN, ÖLMEKLE MEŞGUL OLURSUN"

- OLGUN ile/ve/değil/||/<> "DURGUN"

- DUYMAK/DUYUMSAMAK ile/ve/||/<>/< ÖNEMSEMEK

- TÜZE(HUKUK) ile/<> YAZIN(EDEBİYAT)
( Toplumbilim. İLE/<> Sanat. )
( [Amaç] Adâlet. İLE/<> Dilde ve düşüncede, güzellik. )
( Yorum, yasa koyucunun amacına göredir ve gerekçelere bakılır. İLE/<> Çağrışım ve yorumlar, okurdan okura değişir. )
( Her ikisi de bir "söz" söyler fakat hukuk açısından "kuralın" ya da "yargının" sözü esastır. [Kuralın sözünü, yasa koyucu; yargının sözünü, yargıç söyler. Yargıcın sözü, kuralın sözüne uygun olmak zorundadır.] İLE/<> Önemli[öncelikli] olan, öykünün sözüdür. )
( [sözü] Yasa koyucu ya da yargıç söyler. İLE/<> Önce, yazar; sonra, okur söyler. )
( Akla, mantığa ve toplumsal gerçekliğe dayanır, sınır koyar. İLE/<> Hayal gücü ve yaratıcılık, öne çıkar ve sınırsızdır. )
( [sözü] Zorla söyler, zorla dinletir. İLE/<> Zorla söylemez, ["Heves" sözüdür, muhatapları gönüllüdür.] ["Zorla güzellik olmaz!" ama hukuk olur! Hukuk'un, zorlayıcı/yaptırım gücü vardır.] )
( Tekil öyküler hakkında yargıya varabilmek için olası öykülerin tamamını kuşatacak, "genel kurallar" koymayı amaçlar.[Tekil bir öykünün peşinden giden edebiyat, hukukun sabitlemek, her zaman ve her yerde aynı anlama getirmek istediği sözü açmak, genişletmek, çoğaltmak, yeni anlamlar katmak içindir.] İLE/<> Kişinin, insan öykülerinin peşindedir. )
( Çelişki sevmez, gördüğü yerde çelişkileri bertaraf etmek ister. İLE/<> Çelişkileri kışkırtıp bu çelişkilerden yeni anlamlar doğmasına ebelik yapmayı, en azından böylesi olasılıklar bulunduğunu unutturmamayı arzular. )
( Tekil insanı, genel ve soyut koşullar içinde değerlendirir. Yasalar, genel işlemlerdir, belirli bir durum içindeki herkes için düzenlenmişlerdir[tedvîn]. İLE/<> Kişinin, bir başkasından ayrıldığı noktaların peşindedir. )
( Yönlendirmelerle ilgilenmez, eylemle ilgilenir. Hukukun odaklandığı, öncelikle eylemdir, istisnalar dışında, eyleme giden yol önem taşımaz. İLE/<> Bu yoldaki uğrakları, kişinin durumunu, yönlendirmelerini, onu etkileyen etmenleri didikler. )
( Kişinin, neyi, neden yaptığının değil, ne yaptığının ve bu yaptığının ne gibi sonuçlar doğurduğunun yanıtını arar. İLE/<> Kişinin derinliğinin ve yapıp ettiklerindeki değişkenlerin peşindedir. Bunun doğal sonucu olarak, edebiyatçı, insanı, "yargılamak" yerine anlamaya çalışır. )
( Alıcı, satıcı, sanık, mağdur gibi sonsal sınıflandırmalar içinde biriciklikleri pek de düşünülmeden değerlendirilirler.[Katalog suçlar vardır fakat katalog kahramanlar yoktur.] İLE/<> Kişi[kahraman], kendine özgüdür. Biricik olduğu göz ardı edilmez. )
( "Olmayacak" bir öykü üstüne söz söylemez. İLE/<> Gerçeğe aykırı olanla da olanaksız olanla da ilgilenir. )

- KABULLENMEK ile/ve/<> KOŞULLANMAK

- GÜVENMEK:
"O, BUNU YAPMAZ"
ile/değil/yerine "O, BUNU YAPTIYSA, BİR BİLDİĞİ VARDIR"

- FELSEFE:
NİTELİKLİ SORU, SORMA "SANATI"
ile/ve/||/<>
NİTELİKLİ, SORU SORMA "SANATI"


- SEVMEK:
SIRADIŞI ŞEYLER YAPMAK
değil SIRADAN ŞEYLERİ, ÖZENLE YAPMAK

- İNSAN(KİŞİ/KENDİN):
OKYANUSUN İÇİNDE BİR DAMLA
ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< BİR DAMLANIN İÇİNDEKİ OKYANUS

- DİĞERLERİNE GÖRE YAŞAMAK ile/değil/yerine DEĞERLERİNE GÖRE YAŞAMAK
( Kaç kuruşunun olduğu önemlidir. İLE/DEĞİL/YERİNE Nasıl bir duruşun olduğu önemlidir. )

- YOKLUĞA DAYANAMAYAN ile/>< VARLIĞA DAYANAMAYAN

- ZORA DAYANAMAYAN/LAR ile/>< ÖDÜLE "DAYANAMAYAN/LAR"

- ÂŞİKÂR ile/değil ÂŞİNÂ

- EVRENSELLİK ile/ve/<>/< ZORUNLULUK

- ADÂLET ile/ve/değil/||/<>/< SINIRLAR

- DAVACI ile/>< DAVALI

- YARGI/HÜKÜM ile/ve/||/<> KARAR

- "REDDEDİLDİ" ile/ve/||/<> "KABUL EDİLMEDİ"

- TUTUKLU/TUTUKLA(N)MA ile/ve/değil/||/<>/< GÖZALTINDA/GÖZALTINA ALMA
( [ancak özel ve zorunlu durumlarda] Yargıç dışında, ne savcı, ne de polis tutuklama yapamaz.[yaptıkları tutuklama değil gözaltına alma ve/veya [sınırlılığında] bulundurmadır] )

- İTİRAZ:
KABUL EDİLDİ
>< REDDEDİLDİ

- DÂVÂ ile/ve/||/<>/> DURUŞMA

- "MEŞGUL OLMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ETKİN OLMAK
( 13 Fark için burayı tıklayınız... )

- SÖZCÜKLERİN ETKİSİ ve/||/<> KİŞİLERİN ETKİSİ

- DÂVÂ ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< MÂNÂ
( Bilmezler mânâsını, ederler dâvâsını. )

- EĞİTİM > ÖZGÜVEN ve/||/<>/> ÖZGÜVEN > ÜMİT ve/||/<>/> ÜMİT > BARIŞ

- BAKIŞ AÇISI ile/ve/||/<>/>/< TUTUM

- İLKE ile/ve/||/<> DAYANAK

- AZDIRMAK ile/ve/değil/||/<>/< "BAŞTAN ÇIKARMAK"

- İGTİMÂD/İGMÂD[< GIMÂ] | İĞTİLÂF/İGLÂF[< GILÂF] ile İTİMAD[< AMD]
( Kınına/kılıfına sokma. İLE Dayanma, güvenme. | Emniyet, güven. )

- İĞTİLÂF ile İHTİLÂF[< HİLÂFET, çoğ. İHTİLÂFÂT] ile İTİLÂF[< ÜLFET, çoğ. İTİLÂFÂT]
( Kılıf içine girme. İLE Ayrılık, uymayış/uymama, anlaşmazlık, aykırılık. İLE Alışma, ülfet etme. | Uyuşma, uygunluk. )

- OLANAK/İMKÂN ile/değil/yerine KİŞİ/İNSAN

- EZBERCİLİK ile/değil/yerine HAZIRCILIK

- ÖĞRENME ile/ve/||/<>/> PAYLAŞMA

- ERDEM ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DEĞER

- ERDEM ile/ve/||/<> ÖVGÜ

- SEYİR ile/değil/yerine GİDİŞAT

- CÜRET ile/ve/değil/||/<> BİLGİSİZLİK

- TARİH ile/ve/||/<> DÜŞÜNCE TARİHİ
( [Kişilerin] Nasıl, düşünmeden hareket ettiklerinin öyküsü. İLE/VE/||/<> Nasıl, hareket etmeden düşündüklerinin öyküsü. )

- TEHÎL ile TEHÎR[< AHAR]
( Konuğa, "hoş geldiniz!" demek olan "ehlen ve sehlen" tümcesini söylemek. | Ehliyetli kılma. | Lâyık, müstahak görme/görülme. | Ürkekliği giderme, alıştırma. İLE Erteleme, sonraya/geriye bırakma. )

- EL ile/değil/yerine/>< EV
( Yaralar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sarmalar. )

- [ne yazık ki]
BAĞNAZ
ile/ve/||/<> AHMAK ile/ve/||/<> KÖLE
( [Mantık ...] Yürütmeyen. İLE/VE/||/<> Yürütemeyen. İLE/VE/||/<> Yürütmekten korkan. )

- ŞEHİT ile/ve/||/<> GAZİ
( Nurlu. İLE/VE/||/<> Onurlu. )

- [ne yazık ki]
!IRKÇILIK
ile/ve/<> !EŞEYSELCİLİK

- MEDİNE ile/ve/<> MEDİNTA
( Mahkemenin olduğu yer. İLE/VE/<> Kaleyle korunmuş yer. )

- "KAOTİK" değil/yerine/= KARMAŞIK

- DIŞAVURUM ile/ve/||/<> UZANTI

- BÜTÜNLENME ile/ve/||/<> TAMAMLANMA

- AKIL:
BÜTÜNSEL
ile/ve/değil/||/<>/< BÜTÜNLEYİCİ

- KARALAMA ile/ve/||/<>/>/< DIŞLAMA

- GÜZELLİK ve/||/<>/> ÖZGÜRLÜK
( Güzellik, özgür kılar. )

- SÜREÇ ve/||/<> EYTİŞİM/DİYALEKTİK

- GÖREMEZSİN ile/değil GÖRÜNMEZ

- "DUYARLIK" değil DUYARLILIK

- SAFİYE ve/||/<>/> TASFİYE

- DERTLERİN ARTMASI ile/değil GERÇEKLERİN ANLAŞILMASI

- BÜYÜK YANLIŞLARIN/HATALARIN/SUÇLARIN:
"NEDENİ"
ile/ve/<>/> BEDELİ

- GENELLEME ile/ve/||/<>/< "İDDİA"

- KÜMÛN >< ZUHÛR
( Gizlenme. >< Açığa çıkma, görünme, dışlaşma. )

- USÛL ile/ve/<> FÜRÛG[Fars.]
( Yöntem. İLE/VE/<> Işık/ziyâ/nur, parlaklık, parıldayış. )

- [ne yazık ki]
PSİKOPAT/LIK
ile/ve/||/<> İNSAFSIZ/LIK

- EMPOZE (ETMEK) değil/yerine/= DAYATMAK

- ANLAM ve/=/||/<> FARK

- "ÖYLESİNE ..." ile/değil ÖYLESİ ...

- ŞARLATAN değil/yerine/>< FİLOZOF
( Filozofların aydınlatmadığı bir toplumu, şarlatanlar aldatır. )

- İADE[< AVD] >< MÜSÂDERE[< SUDÛR | çoğ. MÜSÂDERÂT]
( Geri gönderme/çevirme. | Eski/önceki durumuna getirme. | Karşılık yapma. | Birinci dizenin son sözcüğünü, ikinci dizenin başında tekrarlayarak yazılan şiir. >< Tanzimat'tan önce, herhangi suçlu birinin malının, hükümetçe, sultan adına alıkonulması. | Yasak bir şeyin, yasaya uygun olarak alıkonulması/zabtı, zoralım. )

- ETKİ ile/ve/<>/> YANSIMA

- EŞLEŞTİRME ile/değil/yerine KIYASLAMA

- "EŞLEŞTİRME" ile "ÖZDEŞLEŞTİRME"

- İZDÜŞÜM ile/ve/<> UZANTI

- "TEHDİT" ile/değil/yerine TESPİT

- FELSEFE ve/||/<>/> İDEOLOJİ ve/||/<>/> TÜZE
( Başlar. VE/||/<>/> Deneyimlenir. VE/||/<>/> Düzenlenir. )

- HAYR ile/ve/||/<> TEVHÎD

- ÖDEV ile/değil/yerine ERDEM
( "Yükleme." İLE/DEĞİL/YERİNE "Yüklenme." )

- ANLAM:
PARÇADA
ile/ve/değil/||/<>/> BÜTÜNDE

- DEVRİM ve/ne yazık ki/||/<>/> !KIYIM

- SAHİP OLMADIĞIN ŞEY/DEĞER/OLANAK/KOŞUL ve BULUNMADIĞIN YER
( Vazgeçemeyiz. VE Terk edemeyiz. )

- KIZMAK ile/ve/<> "TAPASI ATMAK"

- ÇATIŞMA ile İNDİRGENEMEZ ÇATIŞMA

- POLİTİKA ile/ve/<> POLİTİK OLAN

- AHLÂKÎ OLAN ile/ve/<> TÜZEL OLAN ile/ve/<> POLİTİK OLAN

- [ne yazık ki]
!SAVAŞ
ile ASKERİCİLİK/MİLİTARİZM

- [ne yazık ki]
SAVAŞ DÖNEMLERİNDE:
RİTÜELLEŞMİŞ
ile SINIRLAMACI OLAN ile FETİH ile MUTLAK AMACI OLAN ile SINIRI OLMAYAN

- [ne yazık ki]
SAVAŞLARDA:
PARTİZAN
ile/<> GERİLLA ile/<> TERÖR

- [ne yazık ki]
!SAVAŞ
ile/ve/değil/||/<> !İÇ SAVAŞ/AYAKLANMA

- [ne yazık ki]
!SAVAŞLAR:
RASYONEL
ile/ve/<> KİTLELERİN SEFERBER EDİLDİĞİ ile/ve/<> ASİMETRİK

- [ne yazık ki]
!SAVAŞLAR:
ESKİ
ile/ve/<>/> YENİ
( XVII. yy. İLE/VE/<>/> XX. yy. ve sonrası. )

- [ne yazık ki]
!ÖTEKİLEŞTİRME
ile/ve/||/<>/> !DÜŞMANLAŞTIRMA

- (")BARIŞ("):
ÇOK KUTUPLU, SIRADÜZENLİ[HİYERARŞİK] DENGE "DÜZENİ"
ile ÇİFT KUTUPLU "DÜZEN" ile TEK BİR DEVLETİN "DÜZENİ"[PAX ROMANA]

- İNDİRGEMEK ile/ve/<> "DÜŞÜRMEK"

- BORCUNU ÖDE(YE)MEMEYE:
"BAHANE"
değil/yerine/>< ÇARE
( Onursuz kişinin "davranışı". DEĞİL/YERİNE/>< Onurlu kişinin tutumu. )

- "DIŞARIDA BIRAKILMAK" ve/=/||/<> "İÇERİ KAPATILMAK"

- "ÇOK GÜZELSİN!" DEMENİN:
ÖNCESİ
ile/ve/||/<>/> SONRASI
( )
( "Çok Güzelsin!" Demenin Etkileri... yazısı için burayı tıklayınız... )

- "PAY" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HAK

- KISAS ile MİSL

- NİYET ile/ve/<> YÖNTEM

- MUTLAK/LIK ile KOŞULSUZ/LUK

- UYDURMAK ile/değil/yerine DUYURMAK

- [ne yazık ki]
SORUMLULUKTAN KAÇMAK
ile/ve/||/<>/< ÖZGÜRLÜĞÜ YADSIMAK

- SAHTE ile/ve/<> "YARIM"

- "SÖYLE! GİTSİN!" değil/yerine/> SUS! BİTSİN!

- [ne yazık ki]
BAĞIMLI/LIK
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SINIRLI/LIK

- !İŞKENCE ile/değil/yerine CEZA

- ÖFKE ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< "TEPKİ"

- "SAVUNDUĞUNDAN" DOLAYI BİLMEK ile/değil/yerine/>< BİLDİĞİNDEN DOLAYI SAVUNMAK

- İYİ ŞEYLER ile/ve/||/<>/> DAHA İYİ ŞEYLER ile/ve/||/<>/> EN İYİ ŞEYLER
( İnanırsak gelir. İLE/VE/||/<>/> Sabredersek gelir. İLE/VE/||/<>/> Vazgeçmezsek gelir. )

- USÛL ile USÛL
( Kökler, asıllar. | Bir kişinin, anne, baba, dede ve nineleri. İLE Bir amaca erişmek için izlenen, tutulan yol, yöntem. )

- TEŞHİR/EKSİBİSYON[< EXHIBITION]/UTAÇICILIK değil/yerine/= GÖSTERMECİLİK

- TÜRK BAYRAĞI'NDA:
8 KÖŞELİ YILDIZ
ile/değil/yerine/<>/> 5 KÖŞELİ YILDIZ
( )

- "DEMEK İSTİYORUM Kİ, ..." ile/değil/yerine "DİYORUM Kİ, ..."

- TEKİT değil/yerine/= ÜSTELEME
( Bir düşünce ya da istek üzerinde durmak, direnmek, ısrar etmek. | Sayrılık, hastalığın yeniden ortaya çıkması, nüks etmesi, depreşmesi. )

- TAAHHÜT değil/yerine/= ÜSTENME

- SATHÎ[Ar.] değil/yerine/= YÜZEYSEL/GELİŞİGÜZEL/ÜSTÜNKÖRÜ

- ÜTMEK ile ÜTMEK
( Ateşten ya da yüksek bir ısıdan geçirmek. | Bir şeyi, tüylerini yakmak için alevden geçirmek. | Taze buğday ya da mısırı, ateşe tutup pişirmek. İLE Oyunda, kumarda kazanmak, yenmek. )

- UZMANLIK ve/||/<>/>/< İŞBÖLÜMÜ

- ÖRTÜŞME ile/ve/<> UYUMLULUK

- YARGILAMA ile/değil/yerine/>SORGULAMA

- ZEVK ve/||/<>/< ZEKÂ

- GELİŞMİŞ ÜLKE:
FAKİRLERİN BİLE ARABAYA BİNDİĞİ ÜLKE
değil/yerine/><
ZENGİNLERİN BİLE OTOBÜSE BİNDİĞİ ÜLKE


- DOMİNO ETKİSİ ile/ve/||/<> ZİNCİRLEME ETKİ

- "...'YA DİKKAT ÇEKMEK" ile/ve/<> "...'YA ATIFTA BULUNMAK"

- MÜDAHİL ile/ve/<> NÜFÛZ

- TAHKİK[< HAKK] ile/ve/<>/> TAHRİR ile/ve/<>/> TAKRİR ile/ve/<>/> TAKRİB ile/ve/<>/> TÂLİM ile/ve/<>/> TEDKİK
( Doğru olup olmadığını araştırma. | Kanıt ile bilmek. [Mantıksal ve felsefi alan.] İLE/VE/<>/> İlgisi olmayanları bilmek. İLE/VE/<>/> Kanıtların iç tutarlılığı araştırma. İLE/VE/<>/> Kanıt ile sonuç arasındaki tutarlılığı araştırma. İLE/VE/<>/> Öğrenme. İLE/VE/<>/> Kanıtlamayı bilmek. )

- "DERİNLİK" ile/ve/<> İÇİÇELİK

- HAKİKAT ile/<> UPUYGUNLUK

- "HEM ..., HEM DE ..." ile "DURUMA GÖRE ..."

- VÂRİDÂT[< VÂRİDE] ile/değil/yerine ESİN/İLHAM
( Yıllık/aylık gelir. | Hatıra gelen, içe doğan şeyler. İLE/DEĞİL/YERİNE Etkilenme, çağrışım ya da içe doğmayla akla gelen, yaratıcı düşünce, duygu. )

- İNDİRGEMEK ile/ve/<> HAPSETMEK

- ÇIPLAK ile/değil BÜRÜNMÜŞ

- KANDIRMAK ile/<> "ATLATMAK"

- ZİHİN ve/||/<>/> BİR(LİK)

- NOKTA ve/||/<>/>/< BİR(LİK)

- TUTARSIZLIĞINDAN UTANMAMAK ile/ve/||/<>/< ÖLÇÜYÜ SEVMEMEK

- SANAT ve/||/<> SEVGİ ve/||/<> FELSEFE

- ADÂLET ile/ve/<> BİLİM ile/ve/<> AŞK

- MİRAS ile/ve/||/<> KALITÇILAR/MİRASÇILAR/VERESE[Ar.]

- [ne yazık ki]
KARGAŞA
ile VURTUT
( ... İLE Silah kullanılan kargaşa. | Uzun uzun çekişerek, sıkı pazarlık ederek. )

- ZABIT/ZAPT/ZABT[Ar.] değil/yerine/= TUTANAK

- KURAMDAN KOPUK UYGULAMA ile/ve/<> UYGULAMADAN KOPUK KURAM
( Kördür. İLE/VE/<> Topaldır. )

- SABİTLEME ile/ve/<> İSTİKRAR

- [ne yazık ki]
!HAKARET ETMEK
ve/=/||/<>/> !YOK ETMEK

- DÜŞÜNMEYİ BECEREMEMEK ve/||/<>/>/< DÜŞÜNMEYİ SEV(E)MEMEK

- [ne yazık ki]
EZBERE YAŞAMAK
ve/||/<>/> KÖTÜLÜK

- "KUYUNUN DERİNLİĞİ" değil "İPİN KISALIĞI"

- DENEMEK > TAKLİT ETMEK değil/yerine/> DÜŞÜNMEK
( En acı olan. > En kolay olan. DEĞİL/YERİNE/<>/> En akıllıca olan. )

- YÖNETMEK = DÜRÜSTLÜK
( Yönetmek, dürüstlük demektir. Sen doğru yönetirsen, kimse yanlış olmaya cesaret edemez. )

- GÜÇLÜ ve/||/<>/> DAHA GÜÇLÜ
( Zayıf yanını, herkesten daha iyi bilen. VE/||/<>/> Zayıf yanına hükmedebilen. )

- AHMAK KİŞİNİN ARADIĞI değil/yerine/>< AKILLI KİŞİNİN ARADIĞI
( Başkalarında. DEĞİL/YERİNE/>< Kendinde. )

- İŞARET PARMAĞI ile/ve/değil/||/<>/< ÖTEKİ ÜÇ PARMAK
( Bir yanlışın/eksiğin savunması olarak kendimizi hatasız/suçsuz göstermek için başka bir şeyi/kişiyi işaret ettiğimizde, işaret ettiğimiz parmağımız, işaret edilen şeyle ilgili olsa bile olayların/olguların kökenindekinin, kaynağının ve ağırlığın bizim "düşünce/davranış" ve "yorumumuz" olduğunu, öteki üç parmağımız bizi gösterir. )
( %25. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< %75. )
( İyi birini gördüğünüzde, onu taklit etmeye çalışın. Kötü birini gördüğünüzde, onun kusurlarını, kendinizde de arayın. )

- OLGUN KİŞİ:
"GÜZEL SÖZ SÖYLEYEN"
değil SÖYLEDİĞİNİ YAPAN VE YAPABİLECEĞİNİ SÖYLEYEN

- "DENEME-YANILMA" değil/yerine YAŞANMIŞLIKLARDAN DERS ALMAK

- KORKUTAN ile/ve/||/<> KORKAN
( Korkutanlarla ile korkanlar arasında sessiz bir suç ortaklığı vardır. )

- MÜRÛR-İ ZAMAN[Ar.] değil/yerine/= ZAMANAŞIMI/SÜREAŞIMI

- ZANNETMEK/ZEHAP[Ar.] ile ZAMMETMEK[Ar.]
( Sanı, kuşku/şüphe. İLE Katmak. )

- ASKER/POLİS ile ZAPTİYE[Ar.]

- ZAPTURAPT[Ar.]/DİSİPLİN[İng.] değil/yerine/= SIKIDÜZEN

- ZECREN ile ZECRİ
( Yasaklayarak. | Zorlayarak. | Eziyet ederek. İLE Zorlayıcı, zorlayan, yasaklayan. )

- ZÂYİ/ZİYAN[Ar.] ile ZEVAL[Ar.]
( Yitik, kayıp. İLE Yok olma/edilme. | Suç, kabahat, sorumluluk. | Bozulma. | Öğle vakti. )

- ZİLYET[Ar.] değil/yerine/= ELDECİ
( İyesi kendi olsun, olmasın, bir malı kullanmakta olan, elinde tutan kişi. )

- ZÜRRİYET[Ar.] değil/yerine/= DÖL/SOY

- POLİTİK ERDEMLER ile/ve/||/<> BİLGELİK[DİANOETİK] ERDEMLERİ
( Tedbir, itidal ve cesaret. İLE/VE/||/<> Adâlet, bilim ve aşk. )

- ERDEM ve/||/<> TÜZE(HUKUK)
( Erdemin ölçüsü, tüze'dir. )

- YANILGI ile/ve/<> YANILTI
( Yanılma durumu, yanlış davranış. | Bir sanatla, bir bilimle ilgili kuralların gereği gibi uygulanmayışından doğan sonuç. | Yanlışı doğru ya da doğruyu yanlış sanma. İLE/VE/<> Sonucu bakımından çok önemli olmayan yanlışlık. )

- MUGALATA değil/yerine/= YANILTMACA
( Yanıltmak için, yanıltacak yolda söz söyleme. | Başkasını yanıltmak için, doğru olmadığı bilinerek yapılan uslamlama ve çıkarsama. )

- YANILTMACA ile YANILTMAÇ
( Yanıltmak için, yanıltacak yolda söz söyleme. | Başkasını yanıltmak için, doğru olmadığı bilinerek yapılan uslamlama ve çıkarsama. İLE Ötekini yanıltıp başka şey söylemesine yol açacak biçimde düzenlenmiş söz. )

- YARDIMCI ile/ne yazık ki !YARDAK/ÇI
( ... İLE Özellikle kötü işlerde birine yardım eden kişi. )

- YARGIÇ ile YARGICI
( Ulus adına, yargı yetkisini kullanarak yasaya aykırı davranışlarda ya da uyuşulmayan işlerde, yasayı yerine getirmekle, tüzeyi gerçekleştirmekle görevli kişi. İLE Bir anlaşmazlığı çözmek için iki tarafın başvurduğu kişi ya da kendine seçme yetkisi verilen bilirkişi, hakem. )

- ENCÜMEN/KOMİTE/KOMİSYON değil/yerine/= YARKURUL
( Meclis ya da herhangi bir kurultayda, bazı konuları inceleyerek, varılan sonuçları tartışılmak için genel kurula getirmekle görevli, üyeler arasından oluşturulan altkurul. )

- YAŞIN YAŞIN
( Gizli gizli, için için. )

- YAVE[Fars.]/TÜRREHÂT[Ar. < TÜRREHE]/PESTENKİRÂNÎ[Fars.] değil/yerine/= SAÇMA-SAPAN SÖZ
( Saçma, saçma sapan söz. | Sahipsiz hayvan. )

- GRAFOLOJİ değil/yerine/= YAZIBİLGİSİ
( El yazısından, yazanın karakter ve duygularını anlamayı amaç edinen inceleme yöntemi. )

- GALİBİYET[Ar.] değil/yerine/= YENGİ
( Yenmek, utku, zafer. )

- OLGUN ile YETİK
( ... İLE Yetişmiş, erişmiş, büyümüş. | Bilgili, olgun. )

- YETKE ile YETKİ
( Yaptırma ya da yasak etme hakkı ya da gücü, sulta, otorite. | Yeterliğine herkesi inandırarak, bir kişinin kendine sağladığı itaat ve güven. İLE Bir görevi/işi, yasaların verdiği olanaklara göre, belirli koşullarla yürütmeyi sağlayan hak, salahiyet, mezüniyet. )

- ÇÖZÜM ile YÖNEYLEM
( ... İLE Karmaşık sorunların çözümünde ve incelenmesinde, bilimsel ve özellikle matematiksel yöntemlerin uygulanışı. )

- TEMÂYÜL[Ar.] değil/yerine/= YÖNSEME
( Belirli bir amaca ya da sonuca yönelen, etkinliğe dönüşmeyen etki gücü. )

- YURTLUK ile YURTLUK
( Büyük ve zengin köşk, mâlikâne. İLE Bir yerin gelirinin, bir kişiye, sadece ölünceye kadar kullanılması koşuluyla ayrılması yöntemi. )

- SOYUTLANMA ve/<> GÜZELLİK

- UNUTABİLMEK ile/değil BİLGELEŞME

- ZEKÂT ile/ve/||/<> SADAKA ile/ve/||/<> İNFÂK

- EŞİTLİK ADÂLETİ ile/ve/<> ORAN ADÂLETİ

- MERİYET[Ar.] değil/yerine/= YÜRÜRLÜK, GEÇERLİLİK
( Gereğinin yapılır olması durumu. )

- YÜZÜSTÜ ile YÜZÜSTÜ
( Yüzü yere gelecek biçimde. İLE Başlanmış fakat tamamlanmamış bir durumda. )

- KABZIMAL[Ar.] ile MADRABAZ[Fars.]
( Meyve sebze üreticileri ile satıcılar arasında, aracılık eden kişi. İLE Sebze, meyve gibi yiyecekleri, yerinden getirterek, toptan satan kişi. | Hile yapan, hileci. )

- [ne yazık ki]
!SAVAŞ
ve/||/<>/>/< !YILDIRMA/TERÖR[Fr.]

- [ne yazık ki]
!SALDIRI
ile/ve/||/<>/>/< !ŞİDDET

- SÛFİLER ve ŞİİR ve/||/<> ORDU ve/||/<> BÜROKRASİ
( Türkçe'mizin yaygınlaşmasında öncelikli ve ağırlıklı etkisi olanlar... )

- ORTAK GEÇMİŞ ve/değil/yerine/||/<>/>/< ORTAK GELECEK

- [Lat.] CARITAS ve/||/<>/>/< CUPIDITAS
( Tanrı[uhrevî] sevgisi. VE/||/<>/>/< Kişi/nesne/dünya sevgisi. )

- İYİLİK ve/||/<>/>/< KAMU YARARI

- İLKELLİK değil/yerine/>< İLKELİLİK
( İnsanı ayakta tutan, iskelet ve kas sistemi değil ilkeliliğidir. )

- ZARARSIZ ile MASUM

- BİR KİTAP OKUYAN ile/ve/<> İKİ KİTAP OKUYAN ile/ve/<> ÜÇ KİTAP OKUYAN
( Herşeyi bildiğini sanar. İLE/VE/<> Kuşkuya düşer. İLE/VE/<> Hiçbir şey bilmediğini anlar. )

- MAĞDUR[Ar.] değil/yerine/= KIYGIN
( Haksızlığa uğramış kişi. )

- MAĞRUR[Ar.] değil/yerine/= GURURLU

- MAĞŞUŞ[Ar.] değil/yerine/= KARIŞIK

- MAHAL/MEVZİ[Ar.] değil/yerine/= YER/YÖRE

- BAHANE[Ar.] = MAHANA/MAHNA
( İleri sürülen, sözde neden. )

- MAHCUR[Ar.] değil/yerine/= KISITLI

- MAHDUT[Ar.] değil/yerine/= SINIRLANMIŞ

- MAHFAZA[Ar.] değil/yerine/= KORUNCAK

- MAHFUZ[Ar.] değil/yerine/= SAKLANMIŞ/KORUNMUŞ
( MAHFUZEN: Gözaltında olarak. )

- MAHPUS[Ar.] değil/yerine/= KAPATILMIŞ
( Kapatılmış, hapsedilmiş. | Bir çeşit tavla oyunu. )

- [ne yazık ki]
!SUÇ
ve/||/<>/> CEZA

- KİŞİLERİ:
[ne yazık ki]
!"DENEMEK/SINAMAK"
değil/yerine/>< KONUŞMAK
( "Denenilen" şeyin sonucunu "elde ettirir" belki fakat o kişiyi mutlaka ve sonsuza kadar kaybettirir. DEĞİL/YERİNE/>< Kişiyi kaybetmemek/kazanmak için özellikle de yakın olduğumuz kişileri denememek/sınamamak gerekir. Çeşitli oyunlar yaparak, tuzaklar kurarak elde edilen "bilgi/sonuç" geçersizdir. Aslolan ise her koşulda, en olumsuzu söylemek bile olsa konuşmayı yeğlemektir. )

- SORUNLARDAN/KİŞİLERDEN "KAÇMAK/UZAKLAŞMAK" ile/değil/yerine SORUN(LU)LARI UZAKLAŞTIRMAK

- !SAVAŞ değil/yerine/>< SANAT

- HAREM ile MAKSÛRE
( Herkesin girmesine izin verilmeyen, saygıdeğer ve kutsal yer. | Hac zamanında ihrâma girilen yerden itibaren Kâbe'ye doğru olan bölüm. | Önceleri, saraylarda ve büyük konaklarda bulunan hanımlar dairesi. | Nikâhlı hanım, zevce. İLE Camilerde, parmaklıklarla çevrilmiş yer. | Bir evin, yabancıların girmesine izin verilmeyen bölümü. )

- SAHİP/MÂLİK[Ar.] değil/yerine/= İYE

- MANDA ile MANDA[Fr.]
( Susığırı. İLE Birinci Dünya SAvaşı'ndan sonra, bazı azgelişmiş ülkeleri, kendilerini yönetebilecek bir düzeye eriştirip, bağımsızlığa kavuşturuncaya kadar Uluslar Birliği adına yönetmek için bazı büyük devletlere verilen vekillik. )

- TUZAK = MANDEPSİ[argo]

- ADÂLET BEKLEME! ve/||/<> HUZUR BEKLEME!
( [ne yazık ki] "Gücün", "haklı çıktığı/çıkarıldığı" yerlerde. VE/||/<> "Güce tapan" "kişilerin" olduğu yerde. )

- MANİPLE[Fr.] ile/ve/=/<> MANİPÜLATÖR[Fr.]
( Telgraf imlerini göndermek için bir devredeki akımı kesmekte ya da yeniden vermekte kullanılan aygıt. | Roma ordusunda, 60 ya da 120 erden ibaret bölük. | Bazı papazların ayinlerde sol kolun bileğine yakın taktıkları süslü şerit. İLE/VE/=/<> Manipleyi kullanan kişi/görevli. | Maniple. )

- "GÜZEL OLAN, SEVGİLİDİR" değil/yerine SEVGİLİ OLAN, GÜZELDİR

- AKIL:
SESİN YÜKSEKLİĞİNDE
değil SÖZÜN İNCELİĞİNDE

- SONUÇ ile/ve/değil/<> UZANTI

- İTİBAR ile/ve/||/<>/> İTİMAT

- SAMİMİYET >< ERKÂN
( Samimiyet oluşunca, erkân kalkar. )

- [ne yazık ki]
!KIYIM
ile/ve/||/<> !"YIKIM"

- SANAT:
"PROPAGANDA"
değil/yerine ÖĞRETIM

- YAŞAMSAL(VİTAL) ile/ve/<> YAYILMACI/BULAŞICI(VİRAL)

- [ne yazık ki]
NEYİ
BÖLÜŞEMİYORUZ?
ve/||/<> NİYE DÖVÜŞÜYORUZ?
( Hiçbir mal, bizim değil! VE/||/<> Hiçbir can, bizim değil! )

- İNCELİK ve/||/<>/> İNCİNME

- "... NEDENİYLE" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< "... GEREĞİNCE"

- "ASLINDA ..." ile/değil/yerine ÖNCELİKLE ,,,

- BİLİNMEZLİK ile/ve/<>/>/< BELİRSİZLİK

- BİLİNİRLİK ile/ve/||/<>/>/< BELİRGİNLİK

- "GÖMMEK" değil/yerine/>< GÖRMEK

- DEREBEYLİK ile/değil/yerine/<>/> DEVLET

- KÜFÜR değil/yerine/>< FİKİR
( Gerçeğin üstünü örtmek. DEĞİL/YERİNE/>< Gerçeğin örtüsünü açmak. )

- GÜLÜN (DAHA) GÜZELİ ve/||/<>/> DOSTUN (DAHA) GÜZELİ ve/||/<>/> İNSANIN (DAHA) GÜZELİ
( Çiçek veren. VE/||/<> Vefâsı uzun süren. VE/||/<> Selâm veren ve gülümseyen. :) )

- TEŞEBBÜH[Ar. < ŞİBH] değil/yerine/= BENZEME
( Benzeme, andırma, kendini benzetmeye özenme, zorlayarak benzemeye çalışma. )

- MANTIKLI ile MANTIKSAL
( Mantığa uygun, usa/akla uygun. | Mantığa uygun davranan. İLE Mantıkla ilgili olan. )

- KÖLELEŞTİRENLER:
SEVİLME İSTEĞİ
ve/||/<>/> BEĞENİLME İSTEĞİ ve/||/<>/> TAKDİR EDİLME İSTEĞİ

- İSTİŞHÂD ile İSTİŞHÂD
( Tanık getirme, tanık gösterme. | Şehit olma. İLE Edebî bir düşüncenin sağlamlığını kanıtlamak için, değerli yapıtlardan örnek gösterme. )

- MAŞERÎ[Ar.] değil/yerine/= ORTAK US/AKIL
( Topluluğun olan, ortaklaşa. )
( Hiçkimse, hepimiz kadar akıllı değildir/olamaz. )

- CANINI YAKMA! ve/||/<>/>/< 'AH'INI ALMA!
( Zayıf olanın! VE/||/<>/>/< Hiçkimsenin! )

- TEK BİR KİŞİNİN:
ÜZÜNTÜSÜ
ve/||/<> MUTLULUĞU
( Tüm bireyleri mutsuz edebilir. VE/||/<> Herkesin yüzünü güldürebilir. :) )

- MATRİARKAL[Fr. < Yun.] değil/yerine/= ANAERKİL

- MÂVERÂ[Ar.] değil/yerine/= ÖTE
( Ard, geri, bir şeyin ötesinde, arkasında bulunan. | Türk müziğinin eski bir mürekkep makamı.[Biri, devr-i kebir, öteki, fahte usûlünde, iki tane müellifi belirli olmayan peşrev ile bir tane, yine müellifi bilinmeyen saz semaisi, bu makama örnektir.] )

- MAZBATA[Ar.] değil/yerine/= TUTANAK

- MEBÛS[Ar.] değil/yerine/= SAYLAV/MİLLETVEKİLİ

- MECÂZEN ile MECÂZÎ ile MECÂZLI
( Mecaz yoluyla, mecaz olarak. İLE Mecazla ilgili, mecaz niteliğinde olan. İLE Gerçek anlamından saptırılarak benzetmeli olarak kullanılmış sözcük. )

- MECBÛREN ile MECBÛRÎ
( Kendi isteğinin dışında, zorla. İLE Kaçınılmaz, zorunlu. )

- MECRÛH[Ar. < CERH] değil/yerine/= YARALI/İNCİNMİŞ
( Yaralanmış. | İnandırıcı sözlerle çürütülmüş düşünce/dâvâ. )

- MEDET[Ar.] değil/yerine/= YARDIM

- [ne yazık ki]
!SUÇLAMA
ile !KARALAMA

- MECLİS ARAŞTIRMASI ile MECLİS SORUŞTURMASI

- [ne yazık ki]
!TEHDİT
ile/ve/||/<> TEHLİKE

- MUTSUZLUK ya da KAYGILILIK ile/değil/yerine/>< HUZURLULUK
( Geçmişte. YA DA Gelecekte. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Şu anda ve burada/kilerle. )

- KİMİN, "HAKLI/HAKSIZ" OLDUĞU değil/yerine NEYİN, DOĞRU OLDUĞU
( Bir şeyin, haklı olduğunu bildiğin halde, o şeyden yana çıkmazsan, korkaksın demektir. )

- [ne yazık ki]
MELÂNET[Ar. < LA'N]
değil/yerine/= BÜYÜK KÖTÜLÜK

- [Ar.] MEMNUNİYET ile MEMNUİYET
( Kıvanma, kıvanç. İLE Yasak olma, yasak edilme durumu. )

- MUHTIRA[Ar.]/MEMORANDUM[İng.] değil/yerine/= YÖNERGE/ANDAÇ/GÜNLÜK
( Herhangi bir şeyi anımsatma, uyarma amacıyla yazılan yazı. | Bir devletin, başka bir develete, siyasal sorunlarla ilgili olarak yolladığı uyarı yazısı, diplomatik nota. | Andaç. | Günlük. )

- [Ar.] MEMUR ile MEMUL
( Devlet hizmetinde aylıkla çalışan kişi, görevli. | Bir işle görevlendirilmiş olan, yükümlü. İLE Umulan, düşünülen. )

- MENSUP[Ar.] değil/yerine/= ÜYE

- "YEMİNİNE BAKIP KİŞİYE İNANMAK" ile/değil/><
KİŞİYE BAKIP YEMİNİNE İNANMAK


- YOKSULLUĞU SONLANDIRMAK:
HAYIR İŞİ
ile/ve/değil/||/<> ADÂLET

- ESKİYLE "SAVAŞMAK" ile/değil/yerine YENİSİNİ YARATMAK

- KALIT/MİRAS[Ar.] ile/ve/||/<> METRUKÂT[Ar.]
( Ölen kişiden kalanlar. İLE/VE/||/<> Ölen birinin bıraktığı şeyler. )

- "PARA" (SAPLANTISI) değil/yerine KİŞİ/İNSAN[KARDEŞ/ARKADAŞ/OLANAKSIZ/MAĞDUR]

- MEVZUAT[Ar.] /
( Bir ülkede, yürürlükte olan yasa, tüzük, yönetmelik vb.'nin tümü. )

- BİLGİYE ERİŞİM:
GÖZLEM
ve/+/||/<>/>/< SEZGİ ve/+/||/<>/>/< FARKINDALIK

- KEMAL ile/ve/<> TÜMEL

- OLGUNLAŞMA ve/||/<>/> ŞAŞIRMAMA

- SÖYLEDİKLERİMİZ ile/ve/<> SÖYLEYEMEDİKLERİMİZ
( ... İLE/VE/<> Söylediklerimizden daha çok pişmanlığa neden olur. )

- CELSE[Ar.] değil/yerine/= DURUŞMA/OTURUM

- KAİDE[Ar.] değil/yerine/= KURAL

- ASIL ile/değil ÖNCELİKLE

- NEDENLİ DÜŞÜNMEK ve/=/||/<>/> DERİN DÜŞÜNMEK

- ÖLÇÜT ile/ve/||/<> GEREKÇE

- "KORKMAK" ile/değil/yerine ONUN SEVİYESİNE İNMEMEK/DÜŞMEMEK

- MİHVER[Ar.] değil/yerine/= EKSEN
( Eksen. | Konuşulan, tartışılan ya da düşünülen bir konunun en önemli noktası. )

- MİNVAL[Ar.] değil/yerine/= BİÇİM/YOL

- MİRİ KÂTİBİ değil/yerine/= YARGIÇ
( Osmanlı Devleti'nde, maliye ile halk arasındaki davalara bakan yargıç. )

- MİSL/MİSİL[Ar.] değil/yerine/= KAT
( Eş, benzer. | Miktar. | Kat. )

- [ne yazık ki]
"SONUÇ ODAKLILIK/MERKEZLİLİK"
ile/ve/||/<>/>/< TERBİYESİZLİK

- MODİFİKASYON[Fr.] değil/yerine/= DEĞİŞKE

- !MONARŞİ[Fr. < Lat. < Yun.] değil/yerine/= TEKERKLİK
( Siyasal yetkenin, genellikle miras yolu ile bir kişinin üzerinde toplandığı devlet yönetimi. )

- MONDEN[Fr.]
( Toplum yaşamı ile ilgili. | Yüksek sosyete yaşamını seven. )

- MORATORYUM[Fr. < Lat.] değil/yerine/= BORÇ ERTELEME

- GÖMÜT/MEZAR ile/ve/değil/||/<> MORG
( ... İLE/VE/DEĞİL/||/<> Adliyece kovuşturmayı gerektiren olaylar sonucu ya da birdenbire ve kuşkulu ölümlerde, ölüm nedeninin ve ölünün kim olduğunun saptanması için ölülerin konulduğu ve inceleme yapılan yer ya da yapı. )

- BİLGİSİZİN/APTALIN HATASINI DÜZELTMEK ile BİLGENİN HATASINI DÜZELTMEK
( Sizden nefret eder. İLE Size teşekkür eder. )

- [ne yazık ki]
EDEPSİZ
ile/değil/yerine/>< EDEPLİ
( Bildiği sözcükler kadar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Bilmediği sözcükler kadar. )

- EDEPLİ:
FELSEFECİ
ve/||/<> MATEMATİKÇİ ve/||/<> HUKUKÇU
( Ancak, felsefeci, matematikçi ve hukukçular edeplidir.[Ancak, dile hâkim olabildikleri ve sorgulayabildikleri oranda.] [Ne hareketi/sporu temel/öncelikli alan, ne bilimsel tutarlılığı olan, ne de sanatsal duyarlılığı ile sınırları/nı aşan.] )

- KENDİ YAPISI ile ÖZNİTELİK

- YÖNTEM ve/<> KOŞULLAR

- AYRIM <>/> ÇATIŞKI <>/> BİREŞİM

- [ne yazık ki]
(ÇOK) BENCİLLİK
değil/yerine/>< (ÇOK) BİLGİ(LİLİK)
( Ne kadar bilgi, o kadar az bencillik; ne kadar az bilgi, o kadar çok bencillik. )

- [ne yazık ki]
"ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ TEKLİFİ"
değil/yerine ANAYASA
( Burayı tıklayarak okuyabilirsiniz... )

- KALEM TÜKETMEK ile/ve/değil/daha çok/+/||/<>/></< SİLGİ TÜKETMEK

- KİŞİLERLE İLİŞKİDE:
ÇOK UZAKLAŞMAMAK
ve/||/<> ÇOK YAKLAŞMAMAK
( Donmamak için. VE/||/<> Yanmamak için. )

- NE KADAR SEVDİĞİNİZ ve/+/||/<> NE KADAR NAZİK YAŞADIĞINIZ ve/+/||/<> NASIL, ZARAFETLE VAZGEÇEBİLDİĞİNİZ

- SEVGİ:
YANLIŞLARI ÖRTMEK İÇİN
değil ZORLUKLARI AŞMAK İÇİN

- TEŞEKKÜR ETMEK ve/||/<> ÖZÜR DİLEMEK
( Bunları bilmeyenlere, kapıları/nı kapatmak gerekir. )

- İHÂNET değil/yerine/>< SADÂKAT
( Sözler verilir, sözler unutulur; gün gelir, ihânet eden, sadâkat ister. )

- "BİRİKTİRDİĞİN" değil PAYLAŞTIĞIN

- [ne yazık ki]
HAKSIZLIK
ve/||/<>/>/< ÖFKE
( Haksızlık etme. öfkenle hareket etme! )

- OKUMAK ile/ve/değil/||/<>/< OKUYABİLMEK

- KAVRAM ve/||/<>/> TIKEL SANAT
( KANT ve/||/<>/> HEGEL )

- "DÜŞÜNDÜĞÜNÜ", VAROLANA "GİYDİRMEK" ile/değil/yerine VAROLANI DÜŞÜNMEK

- (")YALPALAMA(") ile/<> (")TÖKEZLEME(")

- BENLİKTE ÖLMEK ve/||/<>/> HAKİKATTE DİRİLMEK

- SAYGI ve/||/<>/< CİDDİYET

- GEÇİCİ/LİK ile/ve/<> GEÇİŞLİ/LİK

- DAYATMA değil/yerine/>< DAYANIŞMA

- MUAF[Ar.] değil/yerine/= AYRI
( Bağışlanmış, affedilmiş. | Ayrı tutulmuş, ayrıcalık tanınmış. | Özgür. )

- MUAHHAR[Ar.] değil/yerine/= SONRAKİ

- BİRİNİ TANIMA:
BAŞKALARININ, ONUN HAKKINDA "SÖYLEDİKLERİ"
ile/değil/yerine ONUN, BAŞKALARI HAKKINDA SÖYLEDİKLERİ

- MUARIZ[Ar.] değil/yerine/= KARŞI KOYAN/ÇIKAN/ÇIKABİLEN

- MUAVİN[Ar.] değil/yerine/= YARDIMCI

- MUAYEDE[Ar.] değil/yerine/= BAYRAMLAŞMA

- MUAZZEZ[Ar.] değil/yerine/= SAYILAN, SAYGI DUYULAN

- MUDİL[Ar.] değil/yerine/= KARMAŞIK, GÜÇ, ÇETİN

- MUDİL[çoğ. MUDİLÂT] ile MUDİLL[< DALÂLET]
( Güç, zor, çetin. İLE Doğru yoldan çıkarıp eğri yola saptıran, dalâlete düşüren. )

- MUFASSAL[Ar.] değil/yerine/= AYRINTILI

- İRTİZÂK[RIZK] ile/ve/<> İRTİBAT[< RABT]
( Rızıklanma, rızk alma. İLE/VE/<> Bağlanış, bağlanma. | İlgi, ilgili olma. | Bağlantı. )

- TARİH:
OLGUSAL
ile/ve/||/<> KAVRAMSAL

- HIRS değil/yerine GEREKSİNİM
( Dünya, herkesin gereksinimine yetecek kadarını sunar; fakat herkesin hırsına yetecek kadarını değil. )

- MUHBİR ile/değil MUHABİR
( Haber ulaştırıcı/veren. | Yasadışı olan bir durumu, yetkili oruna bildiren. İLE/DEĞİL Basın ve yayın kurumlarına haber toplayan, bildiren ya da yazan kişi. | Herhangi bir kuruluşun çalışmasıyla ilgili olarak, merkezle başka bir ülke arasında bağlantıyı sağlayan görevli. )

- MUHÂCİM[Ar. < HÜCUM] değil/yerine/= SALDIRAN/SALDIRICI

- MUHÂFIZ[Ar.] değil/yerine/= KORUYAN/KOLLAYAN
( Birini ya da bir şeyi koruyan, kollayan. | Bir kalenin ya da bir kentin önemli yerlerini korumak, düzeni ve güvenliği sağlamakla görevli komutan. )

- MUHAMMEN[Ar.] değil/yerine/= ORANLANAN

- MUHASSALA[Ar.] değil/yerine/= BİLEŞKE
( Elde edilen sonuç. | Bileşke. )

- MUHASSAS[Ar.] değil/yerine/= AYRILMIŞ
( Birine ayrılmış, tahsis olunmuş. )

- MUHATAP[Ar.] değil/yerine/= KONUŞULAN

- MUHKEM[Ar.] değil/yerine/= SAĞLAM/LAŞTRILMIŞ

- [ne yazık ki]
!MUHTELİS[Ar.]
değil/yerine/= ÇALAN
( Beylik mal ya da parayı zimmetine geçiren, çalan. )

- [ne yazık ki]
!MUHTERİ
ile/değil/yerine/>< MUCİT
( Yeni bir şey yaratan, icat eden. | Yalanlar uydurarak birine iftirada bulunan. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yeni bir buluş ortaya koyan. | Yaratıcı, yaratan. )

- MUHZIR[Ar.] ile MÜBÂŞİR[]Ar.]
( İlgililerin, mahkemede bulunmalarını sağlayan görevli. İLE Mahkemede, duruşmaya girecekleri ve tanıkları çağıran, yargıcın buyruklarını bildiren, kâğıtları getirip götüren görevli. )

- MUKAVELE[Ar.] değil/yerine/= SÖZLEŞME

- MUKAVEMET[Ar.] değil/yerine/= DİRENME
( Dayanma, karşı durma, karşı koyma, direnme, direniş. | Direnç. )

- MUKNİ[Ar.] değil/yerine/= İNANDIRAN

- MUKTEZA/MUKTEZİ[Ar.] değil/yerine/= GEREKLİ
( Gereken, gerekli olan. | Bir iş yapılırken, gerekli işlemlerin tümü. )

- MUMAİLEYH[Ar.] değil/yerine/= ADI GEÇEN

- İTİBAR ile/ve/||/<> TAHAMMÜL

- [ne yazık ki]
!FAHİŞ
ile/ve/||/<> !MURABAHA/TEFECİLİK
( Ölçüyü aşan, aşırı, çok fazla. | Ahlâka ve törelere uygun olmayan. İLE/VE/||/<> Bir malı, çok fazla kârla satma. | Yasanın izin verdiği sınırdan aşkın faiz alma. )

- MURAFAA[Ar.] değil/yerine/= DURUŞMA
( Duruşma. | Yargıtay'da yapılan duruşma. )

- MUSALLAT[Ar.] değil/yerine/= PEŞİNE DÜŞME/DÜŞEN
( Bir kişi ya da şeyin üzerine, bıktıracak kadar düşmek/düşen. )

- MUTALLAKA[Ar.] değil/yerine/= DUL (KADIN)
( Boşanarak dul kalmış kadın. )

- MUTEBER ile MUTEMET
( Saygın, itibarı olan, hatırı sayılır. | İnanılır, güvenilir, sözü geçer. | Yürürlükte olmak, geçerli olmak. İLE Kendine inanılıp güvenilen kişi. | Dairelerde, işyerlerinde, bazı para işlerine bakan görevli. )

- MUTEDİL[Ar.] değil/yerine/= DENGELİ | ILIMAN

- MUZAHİR[Ar.] değil/yerine/= DESTEKLEYEN, YARDIM EDEN

- GİZLİ ile/ve/değil/yerine/||/<> BELİRSİZ

- MÜBAHASE[Ar.] değil/yerine/= KONUŞMA

- MÜCAZAT[Ar.] değil/yerine/= CEZA VERME
( İşlenen bir suçtan dolayı ceza verme. )

- MÜCBİR[< CEBR] değil/yerine/= ZORLAYICI/ZORLAYAN

- DOĞAL BİLİNÇ ve/||/<> ÖZ BİLİNÇ

- [ne yazık ki]
SUÇLAMA
ile/ve/<> DIŞLAMA

- MÜCERREP[Ar.] değil/yerine/= DENENMİŞ, SINANMIŞ

- MÜCMEL[Ar.] değil/yerine/= KISA VE ÖZLÜ
( Özet olarak anlatılmış. )

- MÜCRİM[Ar.] değil/yerine/= SUÇLU

- KADI ile MÜÇTEHİT[Ar.]
( ... İLE Ayet ve hadislere dayanarak yargıya varan, karar veren din düşünürü. )

- MÜDDEÎ-İ UMÛMÎ[Ar.] değil/yerine/= SAVCI

- MÜDELLEL[Ar.] değil/yerine/= KANITLANMIŞ/KANITLI

- MÜEBBET[Ar.] değil/yerine/= SONU OLMAYAN, YAŞAM BOYUNCA

- MÜEMMEN[Ar.] değil/yerine/= SAĞLANMIŞ, GÜVENİLİR

- MÜESSİS[Ar.] değil/yerine/= KURUCU

- MÜFİT[Ar.] değil/yerine/= YARARLI | ANLATAN

- MÜHÜRDAR[Ar., Fars.]
( Devlet büyüklerinin mühürlerini taşımak ve gereken kâğıtları mühürlemekle yükümlü görevli. )

- MÜLGA[Ar. < LAĞV] değil/yerine/= KAPATILAN

- MÜLK[Ar.] değil/yerine/= YAPI | TAŞINMAZ
( Ev, dükkân, arazi, gibi taşınmaz mal. | Devletin egemenliği altında bulunan toprakların tümü, ülke. | Vakıf olmayıp doğrudan doğruya birinin malı olan yer ya da yapı. )

- MÜNEBBİH[Ar.] değil/yerine/= UYARICI

- MÜNHASIR[Ar.] değil/yerine/= ÖZGÜ

- MÜNTAHAP[Ar.] değil/yerine/= SEÇİLMİŞ, SEÇME

- MÜPHEMİYET[Ar.] değil/yerine/= BELİRSİZLİK

- MÜPTEDİ[Ar.] değil/yerine/= ÖĞRENMEYE YENİ BAŞLAYAN

- [ne yazık ki]
!MÜPTELA[Ar. < BELÂ]
değil/yerine/= BAĞIMLI | DÜŞKÜN, TUTULMUŞ

- MÜPTEZEL[Ar.] değil/yerine/= DEĞERSİZ
( Saygınlığını yitirmiş. | Çokluğundan dolayı değerini yitiren, değersiz. )

- MÜRECCEH[Ar.] değil/yerine/= YEĞ / YEĞREK

- MÜSÂADE[Ar. < SU'ÛD] değil/yerine/= İZİN

- MÜSTANTİK[Ar.] değil/yerine/= SORGU YARGICI/HAKİMİ

- MÜSTEBAD[Ar. < BU'D] değil/yerine/= OLACAĞI SANILMAYAN/UZAK GÖRÜLEN

- MÜSTEFİT[Ar.] değil/yerine/= YARARLANAN

- MÜSTENKİF[Ar.] değil/yerine/= ÇEKİMSER

- MÜŞÂHEDE[Ar. < ŞUHÛD] değil/yerine/= GÖRME | GÖZLEM

- ŞEFKATLİ/MÜŞFİK[Ar.] değil/yerine/= SEVECEN

- MÜTEALLİK[Ar.] değil/yerine/= İLİŞKİN, İLGİLİ

- MÜTEBAHHİR[Ar.] değil/yerine/= GENİŞ/DERİN BİLGİSİ OLAN

- [ne yazık ki]
!MÜTECAVİZ[Ar.]
değil/yerine/= SALDIRGAN/SALDIRICI/SATAŞKAN

- MÜTECESSİS[Ar.] değil/yerine/= MERAKLI

- MÜTEESSİF[Ar.] değil/yerine/= ÜZÜLEN, ACIYAN

- MÜTEKÂMİL[Ar.] değil/yerine/= OLGUNLAŞMIŞ

- KAYYUM/KAYYIM ile MÜTEVELLİ
( Belirli bir malın yönetilmesi ya da belirli bir işin yapılması için görevlendirilen kişi. İLE Bir vakfın yönetimi, kendine verilmiş kişi. )

- UTANMA ile/ve/||/<> KENDİNE YAKIŞTIR(A)MAMA

- BİLİRKEN SUSMAK ve/=/||/<> BİLMEZKEN KONUŞMAK/SÖYLEMEK
( İkisi de kötü ve yanlıştır. )

- [ne yazık ki]
"YÖNLENDİRME"
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YORUM

- [ne yazık ki]
!İFTİRA
ile !İFK
( Birine, aslı olmayan bir suç yükleme. İLE Bir suçu, birine yükleme. )

- TÜZE ve/||/<>/>/< USSALLIK

- GÜZELLİK ile/ve/||/<> BÜTÜNSEL KAVRAYIŞ

- [ne yazık ki]
NİCELİK EGEMENLİĞİ
ile/ve/<> DEĞERSİZLİK ile/ve/<> GÖRELİLİK

- GÖZ ve/||/<> KALP
( Gülmek için!... :) VE/||/<> Sevmek için!... )

- SAHİH[Ar.] değil/yerine/= DOĞRU

- SAİKA[Ar.] değil/yerine/= YILDIRIM | NEDEN

- SAK ile SAK[Ar.]
( Uyanık, gözü açık. | Uykusu hafif. İLE Sap. )

- [ne yazık ki]
YALAKALIK/DALKAVUKLUK
ile/ve/<> YARDAKÇILIK
( ... İLE/VE/<> Özellikle kötü işlerde birine yardım eden kişi. )

- BAŞAK ile SAKSIGÜZELİ
( ... İLE Damkoruğugillerden, yaprakları etli, çiçekleri başak biçiminde bir süs bitkisi. )

- SAKÎM[Ar. < SAKAMET] değil/yerine/= BOZUK/YANLIŞ/EKSİK
( Hasta, hastalıklı. | Yanlış. | Rivâyeti doğru, sağlam olmayan hadîs. )

- ATÂLET[Ar.] değil/yerine/= EYLEMSİZLİK/SÜREDURUM

- SALT ile SALTIK
( Yalnız, tek, sırf. | İçinde yabancı bir öğe bulunmayan. | İçinde, kendine yabancı hiçbir şey karışmamış, arı. İLE Kendi başına var olan, hiçbir şeye bağlı olmayan, bağımsız, koşulsuz. | Koşulsuz, bağımsız, göreli olmayan ve kendi başına, tam sayılan bir olgunun niteliği. )

- TERBİYE ETMEK:
ÇOCUKLARIMIZI
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KENDİMİZİ

- KİBİR değil/yerine/>< ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK
( Büyük görünme. / Küçüklüğün ölçüsü. DEĞİL/YERİNE/>< Küçük görünme. / Büyüklüğün ölçüsü. )

- TÜZE'NİN TEMEL İLKELERİ - ULPIAN[M.S. 170 - 223]:
ONURLU YAŞAMAK
ve/||/<> BAŞKASINI İNCİTMEMEK ve/||/<> HERKESE, HAKKINI TESLİM ETMEK

- "AZAPHANE" (DERESİ) değil AZEPHANE DERESİ
( İstanbul - Ankara yolunda. )

- MAZNÛN[Ar. < ZANN] değil/yerine/= SANIK

- HASSAS/SANTİMANTAL[Fr.] değil/yerine/= DUYARLI

- GENELDE ile/ve/değil TEMELDE

- (")NE YAPACAĞINI BİLMEK(") ile/ve/değil/||/<>/> BİLDİĞİNİ, YAPMAK

- [ne yazık ki]
KÖTÜLERİN, "BASKISI"
ile/değil/||/<> İYİLERİN, KAYITSIZLIĞI

- KİMİN:
"NE OLDUĞU"
ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< NE OLACAĞI
( "Belirli" olabilir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Belirsizdir. )

- HAKİKAT ve/||/<>/> ÖZGÜRLÜK ve/||/<>/> DOYUM

- MUTLAK/LIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> YETKİN/LİK
( Bir şeyin mutlak olması, yetkin olduğu anlamına gelmez. )

- EDİMSELLİK ve/||/<>/> OLUMSUZLAMA

- YORULMA:
ZİHİNDE
ile/ve/||/<> GÖVDEDE
( Uyku kaçar. İLE/VE/||/<> Uyku gelir. )
( Yeterince düşünmekten kaçmak ve/veya uykunuzun gelmesini istiyorsanız, fiziksel işler yapınız, (daha çok) hizmet ediniz. )

- [ne yazık ki]
"DAHA FAZLASI"
değil/yerine/>< GEREKLİ/YETERLİ OLAN
( En büyük suçlar ve hatalar, gerekli olanı değil daha fazlasını elde etmek için işlenir. )

- MAHFİL-İ KAZÂ değil/yerine/= ADÂLET MEYDANI

- İYİ İŞ ile/>< UCUZ İŞ
( Ucuz değildir. İLE/>< İyi değildir. )

- HALK OYLAMALARINDA:
1961
ile 1982 ile 1987 ile 1988 ile 2007 ile 2010
( )

- İYİLİK:
BAŞKASINA YAPTIĞIMIZ
ile/ve/||/<> BİZE YAPILAN
( Unutalım! İLE/VE/||/<> Unutmayalım! )

- FARK ile/ve/||/<> MÜBÎN[Ar. BEYN/BEYÂN]
( ... İLE/VE/||/<> İyiyi, kötüyü [hayr'ı, şer'i] ayıran/ayırabilen. | Açık, apaçık, belirli. )

- "MADUR" değil MAĞDUR

- EDEN > BULUR

- SATVET[Ar.] değil/yerine/= (ZORLU/SİNDİRİCİ) GÜÇ

- Z: YAŞAM/HAYAT ve/||/<> ZÕIO[< ZÕION]: CANLI

- İDDİANÂME[Ar.] değil/yerine/= SAVCA
( Savcılığın soruşturma sonunda elde ettiği kanıtları ve savlarını içinde toplamış olduğu, mahkemede okuduğu yazı. )

- SAVLET/HAMLE[Ar.] değil/yerine/= ATILIM

- İKTİZÂZ ile/ne yazık ki !İKTİZÂZ
( Cildin bozulması. İLE/NE YAZIK Kİ Irza geçme. )

- SAYIM/TÂDÂT[Ar.] ile SAYIMLAMA/SAYIMBİLİM/İSTATİSTİK ile SAYIŞ ile SAYIŞMA
( Sayma eylemi. İLE Bir dizi olayın ya da sayı ile gösterilen olguların, yöntemli öbekleştirilmesine dayanan ve ilkelerini, olasılık kuramlarından alan, matematiğin uygulamalı dalı. İLE Sayma eylemi ya da biçimi. İLE Takas. | Çocuk oyunlarında, sayı sayarak, ebeyi belirleme. )

- DİVÂN-I MUHASEBAT değil/yerine/= SAYIŞTAY

- FERİŞTAH değil/yerine/= UZMAN / EN YETKİLİ

- LÂ-YETEZELZEL[Ar.] değil/yerine/= SARSILMAZ | GÜVENİLİR

- FEVK[Ar.] değil/yerine/= ÜST / YUKARI

- TEVEKKELÎ[Ar.] değil/yerine/= NEDENSİZ, BOŞ YERE/BOŞUNA

- KENDİMİZİ:
"YÜCELTMEK"
değil/yerine DÜZELTMEK

- SUSABİLMEK ile/ve/||/<> ANLAŞMAK
( Susmak, anlaşmak değildir. Ancak, [gerektiğinde/gerektiği kadar] susabiliyor olmak, anlaşmayı sağla(tı)r. )

- DAKİK DİL ve/||/<>/> SAHİH TASAVVUR

- İLÂN ve/||/<>/> İSTİLÂB
( Açığa çıkarma. VE/||/<>/> Kapma, kaparak alma, alınma. )

- İHÂNET ile/değil MUHALEFET

- [ne yazık ki]
TEZYÎF[Ar. < ZEYF]
değil/yerine/= DEĞERSİZ GÖSTERME | ALAY ETME

- "KÖTÜMSERLİK" değil/yerine/>< KONUŞABİLMEK
( Konuşabilirsek, "kötümserlik" oluşmaz. )

- [ne yazık ki]
"SONUÇ ODAKLILIK"
ve/||/<>/>/< HİLEKÂRLIK

- "HERKES, KENDİ İŞİNE BAKSIN!" değil "HERKES, KENDİ İÇİNE BAKSIN!"

- SEKTER[Fr.] değil/yerine/= HOŞGÖRÜSÜZ

- SENDİK[Fr. < Yun.] ile SENDİKA[Fr. < Yun.]
( Bir birliğin, ortaklığın ya da alacaklılar grubunun haklarını korumakla görevli kişi. İLE İşçilerin ya da işverenlerin iş, kazanç, toplumsal ve kültürel konular bakımından çıkarlarını korumak ve daha da geliştirmek için aralarında kurdukları birlik. )

- "PERŞEMBE'NİN GELİŞİ, ÇARŞAMBA'DAN, BELİRLİ OLUR" ile/<> "ADAM OLACAK ÇOCUK, BOKUNDAN BELİRLİ OLUR"

- [ne yazık ki]
BANKA AÇMAK
ile/ve/||/<> BANKA SOYMAK
( Bir banka soymak, bir banka açmaktan daha büyük bir suç değildir. )

- YAŞAMAK ve/||/<>/>/< ÇÖZÜM ÜRETMEK
( Yaşamakla meşgul olmazsan, ölmekle meşgul olursun. VE/||/<>/>/< Çözümün bir parçası değilsen, sorunun bir parçasısındır. )

- SERDETMEK[Ar.] değil/yerine/= İLERİ SÜRMEK

- !KÖLE ile !SERF[Lat.]
( ... İLE Derebeylik toplum düzeninde, toprakla birlikte alınıp satılan köle. )

- SERGERDE[Fars.] değil/yerine/= ELEBAŞI

- BELİRLEYİCİ ile/ve/<> BELİRGİNLEŞTİRİCİ

- ALGILAYIŞ ile/ve/<> DENEYİM

- BAKIŞIMSIZLIK/ASİMETRİ ile TERS ORANTI

- "GÜÇLÜ/LÜK" ve/||/<>/> KIRILGAN/LIK

- GENEL GERÇEKLİK ile/ve/||/<>/>/< ETKİLİ GERÇEKLİK

- BASİRET ile/<> BASİRETSİZLİK ile/<> AYMAZLIK
( Yanlış yapmadan önce düşünmek. İLE/<> Yaparken, düşünmemek. İLE/<> Yanlış yapabileceğini düşünmemek. )

- KORKU + BİLGİSİZLİK = NEFRET

- ASABİYET ile/değil/yerine/>< ADÂLET

- ADÂLET ve/||/<>/< HAKİKAT
( Toplumsal kurumların birincil erdemi. VE/||/<>/< Düşünce düzenlerinin birincil erdemi. )

- DAĞITIM ile/ve/<> BÖLÜŞÜM

- İNSÂF ile/ve/<> İNTİSÂF
( Merhamete, vicdana ya da mantığa dayanan adâlet. | Ortalama davranış. İLE/VE/<> Hakkını, tamamen alma. | Hakkını ve adâleti isteme. | [zamanda] Yarıyı bulma. )
( Hakkını verme. İLE/VE/<> Hakkını alma. )

- SERMAYE[Fars.]/KAPİTAL değil/yerine/= ANAMAL

- SERVET[Ar.] değil/yerine/= VARLIK

- UT ile UD[Ar.]
( Utanma. İLE Türk müziği araçlarından, iri karınlı, kirişli, çalgıçla çalınan bir çalgı. )

- AKIL ve/için/||/<>/< AKLIN SERÜVENİNİN İZLENMESİ

- KOLAYLAŞTIRICI ARABULUCU ile/ve/<> DEĞERLENDİRİCİ ARABULUCU

- İRÂDÎ ARABULUCU/LUK ile/ve/<> YARGISAL ARABULUCU/LUK

- ARABULUCU ile/değil UZLAŞTIRMACI

- HAKİM ile/ve/<> MUHTESİB

- KOŞULSUZ/LUK ile/ve/<> İLİŞKİSİZ/LİK

- ÇOK ile/>< YOK

- BİLİNCE AÇIK ve/||/<> ANLAŞILIR

- GÖRÜNÜŞ ile/> EDİMSELLİK

- HAKİKAT ile HAKİKAT-ÜL-HAKAİK
( Doğa. İLE Tin. )

- HAKİKATLERİN SANATI ile SANATIN HAKİKATLERİ

- EFSANE[Ar.] değil/yerine/= GÜZELLEME

- AGRESİF[İng. AGRESSIVE] değil/yerine/= SALDIRGAN

- ŞURTA ile SAHİBÜ'Ş-ŞURTA
( Önde gidip düşmanla savaşan asker. | Yelkene uygun rüzgâr. İLE Başkent ve öteki büyük merkezlerde, asayiş, şurta teşkilâtı tarafından sağlanırdı. Başlangıçta kadılık makamına bağlı olarak çalışan ve kadıların verdiği cezaları uygulayan bu teşkilât, bir süre sonra müstakil hale getirilmiştir. Görevi, suçluları takip ederek yakalamak olan şurta teşkilâtının başında, merkezde, genellikle nüfûzlu ailelerden seçilen bir görevli bulunurdu. Kentlerde, valilerin emrinde çalışan şurtanın görevi de asayişi korumak ve suçluların yakalanmasını sağlamaktı. )

- OLGUN/LUK ve/||/<>/>/< SUSKUN/LUK

- "KALIN/LIK / KABA/LIK" değil/yerine/>< "İNCE/LİK"
( Kişinin, kırılma nedeni. >< Herşeyin kırıldığı nokta. )

- SEYYANEN[Ar.] değil/yerine/= EŞİT OLARAK

- GÜNAH ile/ve/<> SEYYİAT

- SEYYİE[Ar.] değil/yerine/= KÖTÜLÜK

- KONUŞMAK İÇİN SIRA BEKLEMEK değil/yerine DİNLEMEK

- SINAMA ile SINAYIŞ
( Değerini anlama, gerekli niteliği taşıyıp taşımadığını bulmak için birini, bir nesneyi ya da bir düşünceyi yoklamak, denemek. | Bilgisini, yeteneğini, yeterliliğini ya da niteliğini yoklamak. İLE Sınama eylemi ya da biçimi. )

- GİZ/SIR[Ar.] ile SIR
( Varlığı ya da bazı yönleri açığa vurulmak istenmeyen, gizli kalan, gizli tutulan şey. | İnsan usunun, yeterince açıklık getiremediği şey. | Bir işin, bir şeyin, dikkat, yetenek, deneyim ve sezgi yardımıyla kavranabilen, en zor, en ince yanı. | Bir amaca ulaşmak için kullanılan, başvurulan, özel ve gizli yazılar yazdırılan kişi. İLE Bazı nesnelere parlaklık vermek, dış etkilerden korumak, sızmalarını önlemek gibi amaçlarla sürülen, saydam ya da donuk vernik. | Aynaların arkasına ve kaplam metal eşyanın yüzüne sürülen, ince, metal tabaka. )

- FİLİZ ve/||/<> SIRIKLAMA
( ... VE/||/<> Fasulye, domates gibi bitkilerin tutunması, dallarının desteklenmesi için yanlarına sırık dikmek. | Aşırıp götürmek, çalmak. )

- SIYÂNET[Ar.] değil/yerine/= KORU(N)MA

- SAMİMİYET ve/||/<> SAMİMİ BİR NİYET

- ZİHNİN ALTINDA EZİLİRSEK ile/değil/yerine/>< ZİHNİ AŞABİLİRSEK
( Deli oluruz. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Veli oluruz. )

- KÜÇÜK ŞEYLER ve/||/<>/> BÜYÜK ŞEYLER
( Yaşam, küçük şeylerden oluşur. VE/||/<>/> Eğer seversek, büyük olurlar. )

- KALBİN YOLU ile/ve/||/<> ZİHNİN YOLU
( Hoştur fakat tehlikelidir. VE/||/<> Sıradandır fakat güvenlidir. )

- "DERİN OLAN" değil KISA OLAN
( Kuyu. DEĞİL İp. )

- [ya] "BİR YOL BULMAK/AÇMAK" ve/ya da/||/<>/>/< [ya] YOL AÇMAK ve/ya da/||/<>/>/< YOLDAN ÇEKİLMEK

- "DÜŞMEMEK" değil/yerine KALKABİLMEK
( Hiç. DEĞİL/YERİNE Her düştüğünde. )

- ÇALIŞMAK:
HİÇ ERİŞEMEYECEKMİŞİZ GİBİ
ile/ve/ya da/||/<> HERŞEYİ YİTİRECEKMİŞİZ GİBİ

- ÇOK KONUŞMAK değil/yerine/>< AZ KONUŞMAK
( Sık sık pişman olunur. DEĞİL/YERİNE/>< Pek az pişman olunur. )

- "APTALLIK" değil/yerine/>< "DAHİLİK/DEHÂ"
( [sınırları] Yoktur. DEĞİL/YERİNE/>< Vardır. )
( Kişinin, "dahi" olanı da olmaz, "aptal" olanı da!
Çünkü bazen/hem (bazı/ender) kişi(ler)de, dehâ açığa çıkabildiği gibi, bazen/hem de "aptallık"lar görülebilir. İkisi de aykırı ve aşırı değil sadece sıradışı durum ve koşullarda gerçekleşebilir. )

- KİŞİLERİ, AYAKTA TUTAN:
İSKELET VE KASLARI
ve/değil/||/<>/< İLKE VE İNANÇLARI

- GÜZEL GENÇ ve/||/<> GÜZEL YAŞLI
( Doğanın eseridir. VE/||/<> Sanatın eseridir. )

- SİLİ ile SİLİ
( Arı, temiz. İLE İffetli. )

- KOMİSYONCU/SİMSAR[Ar.] değil/yerine/= ARACI

- [ne yazık ki]
ŞİŞMAN/LIK
ve/||/<>/> PİŞMAN/LIK
( Ağzımızı tutmazsak. VE/||/<>/> Dilimizi tutmazsak. )

- SAHİP OLMAK ve/||/<>/< AİT OLMAK

- TAMİM[Ar.]/SİRKÜLER[Fr.] değil/yerine/= GENELGE

- SİTE[Fr. < Yun.] ile POLİS[Fr. < Yun.]
( Daha çok, belirli meslek bireyi için yapılmış ya da belirli amaçlarla kurulmuş konutlar topluluğu. | İlkçağda, kendi yasalarıyla yönetilen, bir ya da birkaç kentten oluşan devlet. | Kent. İLE Kent. | Kent düzenini sağlayan yetkilendirilmiş güç. )

- UTANÇ VERİCİ ile/ve/||/<> KÜÇÜK DÜŞÜRÜCÜ

- "HERŞEYİN ANLAMINI ÇÖZMEK" ve/=/||/<>/> HİÇBİR ŞEYİN ANLAMININ, (PEK DE FAZLA) OLMADIĞINI ANLAMAK

- UNUTABİLMEK ve/=/||/<>/> İYİLEŞMEK

- İŞLET FİİLİN, DUYSUN KULAĞIN ve/||/<> SADECE İŞİNİ YAP, BIRAK ULUSUNLAR

- GERİ ÇEKİLMEME ve/||/<> AÇIKLAMA GETİRMEME

- [ne yazık ki]
AYRIŞ(TIR)MA
ile/ve/<> YABANCILAŞ(TIR)MA

- ÖĞRENME ile/ve/değil/<> SÜZME

- [ne yazık ki]
YIRTICI
ile/ve/<> YIKICI

- İLERLEME ile/ve/değil YOL ALIŞ

- DOĞAL BİLİNÇ ile/ve/<> EYTİŞİMSEL BİLİNÇ

- KORKAK ile/ve/<> KAYPAK

- KAZÂ ile/ve/<>/> TESÂDÜF ile/ve/<>/> İSTİKRAR
( 1 kere olursa. İLE/VE/<>/> 2 kere olursa. İLE/VE/<>/> 3. kez olursa. )

- ISO 9000 ile/ve/<> ISO 9001

- BENZETME:
AYRINTILI
ile KISALTILMIŞ ile PEKİŞTİRİLMİŞ ile GÜZEL(BELİĞ)
( )

- KALKIN(DIR)MA ile UYGARLAŞMA

- MÜLK DEVLETİ ya da POLİS DEVLETİ ile/değil/yerine HUKUK DEVLETİ

- GÖLGENDE DİNLENEN değil/yerine GÖNLÜNDE DİNLENEN

- MÜLKİYET ile/değil/yerine/< AİDİYET
( Kendine. İLE Kendini. )

- BAHANE BULMAK ile/değil/yerine ÇÖZÜMÜNÜ/ÇARESİNİ BULMAK(/ARAMAK)
( "İstemediği/n" herşeye. İLE/DEĞİL/YERİNE (Gerçekten) İstediği herşeyin. )

- [ne yazık ki]
PAYLAŞIMSIZLIK
ile/değil/< "DOYUMSUZLUK"

- "GÜVEN KAPISI" ARAYIŞI >ÖZGÜVEN EKSİKLİĞİ/YARALANMASI

- [ne yazık ki]
"TEPKİ"
ile/değil/>YANIT VEREMEMEK
( Yanıt veremeyen, tepki verir. )

- SONURGU ile SONURTU
( Bir başlangıcın, bir olgunun, bir ilginin gerekli ve zorunlu görülen sonucu, vargısı. İLE Birbirine bağlı iki önermeden sonraki. )

- SORİT[Fr. < Yun.] değil/yerine/= ÇIKARIM
( Öncül sayısı ikiden çok olan tasımsal çıkarım. )

- SORMAK ile SORMAK/SOĞURMAK
( Birine soru yönelterek, herhangi bir konuda, ondan bilgi istemek. | Bir işin sorumluluğunun kendinde olması, bir işten sorumlu bulunmak. İLE Emmek. )

- [ne yazık ki]
!GENOSİT
değil/yerine/= SOYKIRIM

- MALÛL[Ar.] değil/yerine/= SÖKEL/SAKAT | GÜÇSÜZ

- SÖNÜM / SÖNÜMLEMEK ile SÖNÜMLÜ
( Bir salınım hareketinin genliğinin, türlü dirençlerin etkisiyle küçülmesi, itfa. | Bir borcun her yıl ödenen taksitlerle belirli bir zaman sonunda ödenmiş olması, itfâ. İLE İLE Belirli bir sürede, genliği, sıfıra inen [salınım hareketi]. )

- LEKSİKOLOJİ[Fr., İng.] değil/yerine/= SÖZCÜKBİLİM/SÖZLÜKBİLİM

- SPEKÜLASYON[Fr., İng.] değil/yerine/= KURGU

- SPEKÜLATİF[Fr., İng.] değil/yerine/= KURGUSAL | SAPTIRICI

- [ne yazık ki]
MUHTEKİR[Ar.]/SPEKÜLATÖR[Fr.]
değil/yerine/= VURGUNCU

- HEYET[Ar.] değil/yerine/= KURUL

- "KENDİMİ DÜŞÜNMEM GEREKİYOR" değil DÜŞÜNMEYE, KENDİMDEN BAŞLAMAM GEREKİYOR

- "DÜŞMAN OLMAK" değil/yerine/>< BİRBİRİNE HAYRAN OLMAK

- STATÜ[Fr.] değil/yerine/= TÜZÜK

- STATÜKO[Lat.] değil/yerine/= SÜREGİDEN DURUM

- PARKE[Fr. PARQUET] değil/yerine/= SAVCI
( Eskiden, hakim kürsüsünden aşağıda ve yerde oturmaları nedeniyle savcılara, parke adı verilirmiş. )

- FETVÂ ile KAZA-İ KARAR

- FELSEFE:
"YAPTIRIMLARI OLAN"
değil/yerine YARGILARI OLAN

- AKIL:
"YARATICI"
değil DÜZENLEYİCİ

- ÇOCUKLARIN, KARANLIKTAN KORKMASI
ile/değil/ne yazık ki/>
"YETİŞKİNLERİN", AYDINLIKTAN KORKMASI


- ZEKİ ile/değil BİLGE
( Sorunu çözen. İLE/DEĞİL Sorunu önleyen. )

- YEĞLEMEK/TERCİH ETMEK ve/<> LÜTFEN ve/<>/+/||/> BÖYLE ve/<> BU DA VAR
( "Sihirli" sözcükler. VE/+/||/<>/> "Sigorta" sözcükler. )
( Dışsal ve ilksel. VE/+/||/<>/> İçsel ve sonsal. )
( Varoluşumuzda, tüm canlı/cansız nesne, bitki, hayvan ve insanla, gövdelerimizin aracılığıyla etkileşim, zihnimizin aracılığıyla da hem etkileşim, hem de daha ileri ve nitelikli bir etkileşim olan iletişim ilişkilerinde bulunuyoruz. Bu ilişkilerimizin başlangıç ve ortaklığı ise yetkin bir benzetmeyle, hiçbir ayrımın bulun(a)madığı bir . [NOKTA]'dan oluşmasıdır.

"Nokta"dan aşağı doğru açılan, büyüyerek ve genişleyerek dalgalanan bir çizgide, zihin ve enerjilerimizle, aşağı [yoğunluğa/kesâfete] doğru inen; yukarı [inceliğe/letâfete] doğru da yükselen bir aralıkta bulunuyor ve sürekli olarak çeşitli bilgi, bilinç seviyelerimizle, davranış-tutumlarımızdaki incelik ve kabalıklarla da aşağı ve yukarı bir salınımla, tekrar noktaya doğru geri dönmek [rücû] üzere yaşam yolculuğumuza devam ediyoruz.

Bu süreçte, az/çok ya da öteki varolanlara oranla daha "gelişmiş ya da geliş(e)memiş" varolanlar["insan"] olarak, kişiler arasındaki ilişkilerimizde de çeşitli bilgi ve bilinç farklarımızın ve tutumlarımız üzerinden sürdürdüğümüz yaşamamızda, bazı sözcüklerin önceliğini ve olumlu etkilerini görüyoruz. Bunları, etkileri ile "sihirli" ve hizmetleri itibariyle de "sigorta" sözcükler olarak kullanıyoruz. Bu sözcükler, bir piramit olarak düşündüğümüzde, sözcüklerin doruğunda yer alıyorlar.

Etkileri itibariyle neredeyse bir "sihir" olarak tanımladığımız bu sözcükler, kulağın duyacağı oranda seslendirilerek dışsal ve her düşünce ya da sözün, başında ya da sonunda, ilksel/öncelikli olarak kullanılmalarıyla gerçekleşiyor.

Yaşamı, (nitelikli) yaşam; insanı, (nitelikli) insan yapan ve öteki varolanlardan ayıran en önemli(öncelikli) durum ve kavram, sadece insana özgü bulunan, yeğleme olanağıdır. "Yeğleme/tercih etme" farkındalığıyla sürdürdüğümüz tüm düşünme ve konuşma süreçleri, bize, olgular arasındaki ayrımda durabilme ve isabetsiz olabilecek ile isabetli olan arasındaki tutumu ya da kararı verme olanağını sağlatıyor. Yani, "Bu gece/sabah, uyumayayım ve şu işleri tamamlayayım." düşüncesi ve ayrımında, "Bu gece/sabah, uyumamayı ve işleri tamamlamayı yeğliyorum." sözü ile olası zorluklar karşısında olanakların artmasını, kontrol altında tutulması gereken gücün/olanakların, bizim elimizde olmasını sağlatıyor. Gün içinde, binlerce kez içinde bulunduğumuz bu ve bunun gibi ayrımlarda, farkındalığımızı devrede tutmamızı sağlayan yeğleme olanağımız, ilgili kararımızı, uygulamamızı, günümüzü ve yaşamımızı nitelikli seviyelere çıkarmakla birlikte, kaygılanmaya neden olabilecek "düşüncelerden" de alabildiğine uzaklaşabilmemizi sağlıyor.

İkinci "sihirli" sözcüğümüz olan "Lütfen" sözü/sözcüğünün kullanımı da, aramızdaki farkların, ayrımların yok olduğu noktadan düşünerek ve seslenerek söylememizi, aktarmamızı ya da paylaşmamızı sağlıyor. Bir emiri bile ricâya dönüştürebilen bir olanak sunuyor. Yani, bir yakınımıza, "Bana bir bardak su getir!" şeklindeki, "yakınlıktan ya da rahatlıktan" dolayı emir kipinde söyleyebileceğimiz sözü bile kendimiz düşünmek varken, yakınımızın, "sihirli sözcüğü söylersen getiririm" uyarısıyla, "Peki. Lütfen, bana bir bardak su getir." sözüyle bambaşka bir alana taşımış oluruz. Bu ve buna benzer/benzemez tüm örnek ya da durumlarda, Lüt(û)fen, dikkat ve incelikle(rikkatle) söyleyebileceğimiz sözlerin yeğlenmesindeki ve gereksiz yere kaygıların oluşmasına engel olabileceğini de her ânımızda ve kararımızda, her sözümüzde göstermenin niteliği ve verimliliğinden de uzak duramayız herhalde.

Yaşamda, çok çeşitli durumlar söz konusu ve olasılık içindeyken, pek kolay kaldıramayacağımız ve taşıyamayacağımız durum ve olaylarla da karşı karşıya geliriz. Bu durumlarda kullandığımız sözcükler ise "sigorta" sözcüklerdir.

Başımıza gelebilecek her türlü maddi/manevi kayıp, ölüm, önceki koşulların yitirilmesi gibi en zorlayıcı olanlarında ise gereken tüm eylemler gerçekleştirildikten ve sözler söylenildikten, ıstıraplar paylaşıldıktan, sözün yetmeyeceği ve aklın tükeneceği noktadan sonra eğer bir yerlerde sonlandırılmazsa büyük zarar göreceğimiz kesin durumlar için çözüm aracı olan "sigorta" sözcükler(imiz)den ilki "Böyle" sözü/sözcüğüdür.

Yaşamın belirli aralığında bulunan zorlu durumların ötesinde de çok sıradışı, rekor ya da istisnai olumlu/olumsuz olay ve olgularla da karşılaşabilir, görebilir ya da duyabiliriz. "Böyle" sözünün yetmeyeceği (çok) aşırı ya da aykırı durumlar için de imdada yetişen, elektrik tesisatındaki düzenek gibi, büyük zararlara neden olmaması için kurulan önlem ve sigorta aracı olarak, "Bu da var" sözü/sözcüğü kullanılmaktadır. Bu sözcüklerin özelliği ise bunları, ancak kendimize söyleyebilmek üzere içsel ve sonsal olmalarıdır.

Kaygının pek fazla oluşmamasını, bu sözcüklerin kullanımı ile de büyük oranda sağlamış oluruz. )

- ŞEVKAT[Ar. < ŞEVK | çoğ. EŞVÂK] ile/değil ŞEFKAT/ŞEFAKAT[Ar.]
( Şiddetli istek, keyif, neşe, sevinç. İLE/DEĞİL Sevecenlik. | Acıyarak, esirgeyerek, merhamet ederek sevme. )

- C ile/>< A
( [Lat.] CONDEIMO[: Suçlu.] İLE/>< APSOLBO[: Suçsuz.] )

- KİNÂYE ile/ve/değil/yerine/<>/>/< İNCELİK

- [ne yazık ki]
GENELLEME
ve/||/<>/< BİLGİSİZLİK

- STRÜKTÜREL[Fr.] değil/yerine/= YAPISAL

- SUAL[Ar.] değil/yerine/= SORU

- ÖĞRETMENİ OLALIM! ve/||/+/<>/>/< ÖĞRENCİSİ OLALIM!
( Nefsimizin. VE/||/+/<>/>/< Vicdanımızın. )

- "KESER" ya da "RENDE" GİBİ OLMAK değil/yerine "TESTERE" GİBİ OLMAK
( "Hep bana, hep bana." YA DA "Hep sana, hep sana." DEĞİL/YERİNE Hem sana, hem bana. )

- PİŞMAN/LIK değil/yerine/>< DAYANÇ/LI / SABIR/LI
( Uzun süreli. DEĞİL/YERİNE/>< Kısa süreli.
[Kısa süreli dayanç, uzun süreli pişmanlıktan korur.] )

- SÖZ VERMEK/VEREN ve/||/+/<>/> SÖZÜNDE DURMAK/DURAN

- "HAKLI/LIK" ve/değil/||/+/<>/< AKILLI/LIK

- "KÖPÜRTME" ile/<> "KÖRÜKLEME"

- MAKUL ve/||/<>/> MAKBUL
( Akılcı, akla uygun. VE/||/<>/> Kabul edilir/edilebilir. )

- MEŞRÛ ve/||/+/<>/> MAKUL ve/||/+/<>/> MASUM
( Tütün[sigara vb.], çevremizdeki en çok maruz kaldığımız ve en sorunlu dayatmalardandır ne yazık ki. Tabii, bizim izin/fırsat vermememiz dışında! )

- BİRBİRİMİZE ...:
"DÜŞMEK"
değil/yerine/>< "DÜŞKÜN OLMAK"

- EMİN ve/||/<>/> YEMİN
( Eminsek, yemine gerek kalmaz fakat yine de bazen ve bazı koşullarda yemin edilebilir/beklenebilir. [Doğru söz, yeminden ileridir.] )

- SEVMEK ile/ve/+/||/<>/>/< (DAHA ÇOK) SEVMEYİ İSTEMEK/YEĞLEMEK

- HAYVANLAR:
"BİZİM İÇİN"
değil BİZİMLE BİRLİKTE

- ZİHİNDE:
OLGU
değil [ya] NESNE [ya da] OLAY

- ZİHİN > AKIL ve/||/<>/> BETİMLEME > KAVRAM ve/||/<>/> OLASILIK > ZORUNLULUK

- KÖKEN ve/||/<> DOĞUŞ

- ŞAŞKINLIK(/HAYRET) ile/ve/<>/> KUŞKU

- TİN ve/||/<>/< ŞAŞMA
( Şaşma, tin'in kapısıdır. )

- NESNENİN "GÜZELLİĞİ" ve/||/<>/> YETKİN/LİK
( Kendini oluşturan bölümlerle birlikte, göstermiş olduğu uyumdur. VE/||/<>/> Bir şeyin, kendi kavramıyla uygunluğu. )
( Doğa, en yüce uyum ve yetkinliktir. )

- BULGU ile/ve/<> KANIT

- DÜZELTME ile/ve/değil/<>/> GELİŞTİRME

- ADANMA ve/<>/> DERİNLEŞME

- İNSAN/KİŞİ:
OLGUN
ile/ve/değil/<> ONURLU

- VALİ ve/||/<> VELİ
( [Koruyucu] Dışta. VE/||/<> İçte. )

- KOŞULSUZ/LUK ile KUŞKUSUZ/LUK

- ÖKE/DEHÂ ve/||/+/<>/> GÜZELLİK

- FELSEFE:
BETİMLEME
> KAVRAM
( Felsefe, betimlemeden, kavrama geçiştir. )

- ÜREME ve/||/<>/> KORUMA

- KAVRAMAK ve/||/<>/> HEYECAN

- SULH[Ar.] değil/yerine/= BARIŞ

- SULHPERVER/SULHÇU[Ar., Fars.] değil/yerine/= BARIŞSEVER/BARIŞÇIL

- SULTA[Ar.]/OTORİTE değil/yerine/= YETKE

- SÜRAT[Ar.] değil/yerine/= HIZ
( Alınan yolun, harcanan zamana oranı. | Çabukluk. | Bir hareketten doğan güç, şiddet. )

- "İSTEMEDEN ..." ile YANLIŞLIKLA ...

- DEVAM EDEN değil/yerine/= SÜREGELEN

- UZUN SÜRME = SÜRERLİK

- İLELEBET[Ar.] değil/yerine/= SÜRGİT

- DENGİNİ ARAMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KENDİNİ ARAMAK

- YÖNETME ile/ve/değil/+/||/<>/> YÜRÜTME

- YÜRÜTME ile/ne yazık ki "YÜRÜTME"
( Sürdürme. İLE/NE YAZIK Kİ Çalma. )

- GECİKME ile "SÜRÜNCEME"
( ... İLE Bir işin, sonuçlanıncaya kadar boş yere uğradığı gecikmelerin tümü. )

- ŞEC ile ŞECC
( ... İLE Geminin, denizi yararak yol alması. )

- HİBE değil/yerine/= BAĞIŞ

- [ne yazık ki]
"KÖTÜLÜK"
değil/yerine/>< İYİLERİN ÇABASI
( Kötülüğün baskın gelmemesi için tek koşul, iyilerin, çaba göstermeleridir. )

- KORKUYA DAYALI "SAYGI" ile/değil/yerine SAYGI

- MAĞDUR HAKLARI ile/ve/<> SANIK HAKLARI

- "... OLMALI" ile/değil/yerine "... OLMASA DAHA İYİ"

- [ne yazık ki]
DAYATMA
ve/||/+/<>/> ZORBALIK

- "FAŞİSTLİK" ile/değil/yerine ZORBALIK

- ÂN ile/<> ESNÂ
( En kısa zaman birimi. İLE/<> Ara, aralı, vakit, sıra. )

- ANLAŞILAN/ANLAŞILIR ile/ve/||/<>/> AŞILAN/AŞILIR

- GÖĞÜS KASI "GELİŞTİRMEK" ile/ve/değil/yerine/||/<> GÖZ KASI GELİŞTİRMEK

- İŞLEMEK ile/ve/||/<>/> GELİŞTİRMEK

- TESPİT ile/ve/değil/||/<>/>/< HAKKI/NI TESLİM

- GERİBİLDİRİM'DE:
"HIIIIII"
ile/değil/>< HMMM
( Dinleyenin, küçümseyici/reddedici, kinâyeli bir tutum göstererek çıkardığı ses. İLE/DEĞİL/>< Dinleyenin, sözü/konuyu, tam olarak anlamasıyla çıkardığı ses. )

- ŞAKKADAK değil/yerine/= ANSIZIN

- [ne yazık ki]
TEHDİT
ile ŞANTAJ[Fr. CHANTAGE]
( Gözdağı. İLE Herhangi bir çıkar sağlamak amacıyla bir kimseyi, kendiyle ilgili lekeleyici, gözden düşürücü bir haberi yayma ya da açığa çıkarma tehdidiyle korkutma. )

- "KİRLENMEMEK" ile/değil/yerine/||/<>/< ARINMAK

- İNTİKAL ile/ve/değil/<> İŞTİRAK

- "TARTIŞMA" KONUSU ile/ve/değil/yerine/||/<>/> ARAŞTIRMA KONUSU

- ADÂLET-İ MAHZA ile/ve/||/<> ADÂLET-İ İZÂFİYE

- İHTİLÂF ile TEFRİKA

- DÜŞÜNME (")YOĞUNLUĞU(") ile/değil/>< VERİ PAYLAŞIMI

- NİYET ve/||/<>/< MECÂL

- OLGUNLAŞMA ve/||/<> "YARA ALMAMA" ve/||/<> KAZANMA
( İlgiye gereksinim duymadıkça. VE/||/<> Beklentiye girilmedikçe. VE/||/<> Bağımlı kalınmadıkça. )

- SEVGİDE:
"İSPAT"
değil İKNÂ

- ŞÂZZ[Ar.] değil/yerine/= AYRIK, KURALDIŞI

- "KÖTÜLÜK ETMEK" ile/ve/||/<>/< ZARAR VERMEK
( İnsanda. İLE/VE/||/<>/< Kişilerde ve hayvanlarda. )

- ŞERÎ ile ŞER'AN
( İslâm hukukuyla ilgili. İLE İslâm hukuku açısından. )

- ŞERGİL değil/yerine/= ASKINTI, BAŞ BELÂSI

- ŞERÎF[Ar.] ile ŞERİF[İng. SHERIFF]
( Kutsal, şerefli. | Temiz. | Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'in soyundan olan kişi. İLE Büyük Britanya'da, kendi bölgesi içinde kralı temsil eden, yasalara saygı gösterilmesini sağlamakla görevli yönetici. | Amerika Birleşik Devletleri'nde, seçimle iş başına gelen, tüzel yetkisi sınırlı olan yönetici. )

- [ne yazık ki]
ORANTISIZ GÜÇ
ve/||/<>/< KÖR ŞİDDET

- [ne yazık ki]
KÖR ŞİDDET
ile NEDENSİZ ŞİDDET

- YAPMAYABİLME:
"İKTİDÂRI"
değil İHTİYÂRI

- ŞUFA[Ar.] değil/yerine/= ÖN ALIM

- ŞÛRA-YI DEVLET değil/yerine/= DANIŞTAY

- PES ETMEK ile/değil/yerine OLGUNLAŞMAK

- "KAFANIN ÇALIŞMASI" ile/ve/değil/+/||/<>/> KAFANIN ÇALIŞTIRILMASI
( Zekâ. İLE/VE/DEĞİL/+/||/<>/> Akıl. )

- GENELLİYORSAK/GENELLEYECEKSEK ile/değil/yerine/>< GENELLEMİYORSAK/GENELLEMEYECEKSEK
( [söyleyeceğimizi] Söylemeyelim ve daha çok düşünmeye devam edelim. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Söyleyebiliriz/konuşabiliriz, düşünebiliriz. )

- "ZARAR" ile/değil/yerine DAHA AZ ZARAR

- KRİZ YÖNETİMİ ile/<> RİSK YÖNETİMİ

- [ne yazık ki]
YOKSULLUK
ve/değil/||/<> YOLSUZLUK

- [ne yazık ki]
GÖRELİ YOKSULLUK
ile/ve/||/<> MUTLAK YOKSULLUK ile/ve/||/<> İNSANİ YOKSULLUK

- KÜRESELLEŞME ve/||/<> YOKSULLUK

- EŞİTLİK ile/ve/||/<>/> FIRSAT EŞİTLİĞİ

- "ARKADAŞ KAYBETMEK" değil KİMİN, GERÇEK ARKADAŞ OLDUĞUNU ANLAMAK

- "ADAMDAN SAY(MA)MAK" ile/değil MUHATAB ALMA(MA)K

- KÖTÜ HABER ile/ve/değil/yerine/||/<>/> İYİ HABER
( Hiçbir şey, sonsuza kadar sürmez. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Hiçbir şey, sonsuza kadar sürmez. )

- KİŞİLERİN:
İLK SÖYLEDİKLERİ
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SON YAPTIKLARI

- KONU/DURUM/BAŞLIK DEĞERLENDİRMEDE:
KOŞULLAR
ve/||/<>/> OLANAKLAR ve OLANAKSIZLIKLAR ve/||/<>/> OLASILIKLAR ve/||/<>/> (ARA) ÇÖZÜMLER

- TRAFİKTE:
HIZ DÜŞÜRMEK
ve/||/<>/< SEVDİKLERİMİZİ DÜŞÜNMEK

- "İZNİN(İZ)LE ..." ile/değil/yerine BİLGİNİZLE ...

- BİR DURUMA ya da SÖYLENİLEN SÖZE, GERİBİLDİRİMDE:
(BEN) "ANLAMADIM"
ile/değil/yerine/||/<>/> "ANLAM VEREMEDİM"

- "KAYBETMEK" ile/ve/+/||/<>/>< "KAZANMAK"
( Ne yazık ki, doğayla savaş durumundayız. Kazanırsak, kaybedeceğiz. )

- BİLİNÇ ile/<> HUKUKUN YAYGINLAŞTIRILMASI

- UYU-YOR ile UY-UYOR

- ACIMA ile/değil KENDİNE ACIMA
( Kişiyi, acımak değil kendine acımak bitirir. )

- "YAPAMAM" değil/yerine/>< YAPABİLİRİM
( )

- SÜREKLİ:
"TOPLARSAK"
ile/değil/yerine/>< PAYLAŞIRSAK
( Hiçkimseye yetmez. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Herkese yeter. )

- SUÇ ile/değil/<> SAPMA

- VAZGEÇİRMEDE/CAYDIRICILIKTA:
GENEL ÖNLEM
ile/ve/||/<> ÖZEL ÖNLEM

- İKİ SORUN:
ADÂLETSİZLİK
ile/ve/||/<> ANLAMSIZLIK
( Tüze(hukuk) ile sağlanmaya/çözülmeye çalışılmaktadır fakat hukuka ulaşılamamıştır. İLE/VE/||/<> Sanat ile giderilmeye çalışılmaktadır fakat ne yazık ki, sanat, kişilere ulaşamamıştır. )

- BİLGİ =/||/<> NE YAPMAYACAĞININ BİLGİSİ

- YAŞAM = FARKINDALIK || İNSAN = FARKINDALIK

- "ÖNYARGILARINI" YENİDEN DÜZENLEMEK ile/değil/yerine DÜŞÜNMEK

- TAAMMÜDEN[Ar.] değil/yerine/= KASTEN

- TAAMMÜT[Ar.] ile/<> TAAMMÜDEN
( Bir işi ya da suçu bile bile, tasarlayarak yapma. | İşlenecek bir suçun, daha önceden tasarlanması. İLE/<> Kasten. )

- DÜRÜSTLÜK =/> RAHATLIK

- TÂCİL ile TÂCİR
( Hızlandırma, çabuklaştırma, tezleştirme. İLE Ticaretle uğraşan kişi. )

- "ÖLMEYE DEĞER" ile ÖLDÜRMEYE DEĞER ile/değil/yerine YAŞAMAYA DEĞER
( Birkaç şey var. İLE Hiçbir şey yok. İLE/DEĞİL/YERİNE Çok şey var. )

- SEVMEK ve/=/||/<>/< GÜVENMEK
( Sevmek, güvenmektir. )

- TAĞYİR[Ar.] değil/yerine/= DEĞİŞTİRME, BAŞKALAŞTIRMA | BOZMA

- TAHAKKÜM[Ar.] değil/yerine/= BASKI, ZORLAMA

- TAHAYYÜL[Ar.] değil/yerine/= HAYALDE CANLANDIRMA

- TAHDİDAT[Ar.] değil/yerine/= SINIRLAMALAR

- TAHDİT[Ar.] değil/yerine/= SINIRLAMA, ÇEVRELEME

- YAŞAM/İLİŞKİ:
"NE KADAR UZUN SÜRDÜĞÜ"
ile/değil/yerine/||/<> NE KADAR NİTELİKLİ/DOLU OLDUĞU

- EVDE BAKIM ile/ve/||/<> HASTAHANEDE BAKIM

- YAPTIRIM ile/değil/yerine TEŞVİK

- İSTİKRAR ile İKTİDAR

- TAHKİM değil/yerine/= GÜÇLENDİRME
( Güçlendirme, sağlamlaştırma. | Antlaşmazlıkların, hakem yoluyla çözülmesi yöntemi. )

- TAHRİRAT ile TAHRİREN
( Resmî bir daire tarafından yazılan yazılar ve mektuplar. İLE Yazıyla, yazılı olarak. )

- TAYIN ile TAYİN
( Asker azığı. | Asker ekmeği. | Savaş ya da seferberlik dönemlerinde, vatandaşlara karneyle dağıtılan ekmek. İLE Ne olduğunu anlama, gösterme, belirtme, kararlaştırma. | Atama. )

- TAKANAK değil/yerine/= ALACAK/BORÇ | İLİŞKİ

- TAKARRÜR[Ar.] değil/yerine/= KARAR VERME
( Bir yerde karar kılma, yerleşme. | Karar verilme. )

- TAKAYYÜT[Ar.] değil/yerine/= BAĞLI OLMA
( Bağlı olma, bağlanma. | Üstüne düşme, özen gösterme. )

- TAKBİH[Ar.] değil/yerine/= KINAMA
( Çirkin görme, beğenmeme. | Kınama. )

- AİT OLMA ile/ve/||/<>/> BİREY OLMA ile/ve/||/<>/> BİRLİKTE OLMA

- KORKU ile/ve/||/<> DENETİM ODAKLI KORKU

- UYUTMAK ile/ve/||/<> UYANDIRMAK
( Gövdeyi ameliyat etmek için gereklidir. İLE/VE/||/<> Zihni/ni "ameliyat etmek" için gereklidir. )

- BİREŞİM/TEVHÎD İLKESİ:
TOPLUM İÇİN
ve/||/<> BİREY İÇİN
( Adâlet. VE/||/<> İtidal. )

- ÜZÜNTÜNÜN PAYLAŞIMI ve/||/<> SEVİNCİN PAYLAŞIMI
( Üzüntüyü azaltır. VE/||/<> Sevinci çoğaltır. )

- KAVRAMIN:
AKILSALLIĞI
ile/değil TARİHSELLİĞİ
( Tüm filozoflarda. İLE/DEĞİL Hegel'de. )

- DEVLET:
ÖZGÜRLÜK ve/||/<> TUTKU
ve/||/<> GENEL ve/||/<> ÖZEL ve/||/<> NESNEL ve/||/<> ÖZNEL
( Devlet, özgürlükle tutkunun, genelle özelin, nesnelle öznelin bireşimini[/tevhîdini] sağlar. [Devlet, sadece, bürokratik ve politik bir örgüt değildir!] )

- AKLIN AHLÂKI ve/||/<> KALBİN AHLÂKI
( Mantık. VE/||/<> Edep. )

- GÜZELLİK >< FAZLALIK
( Güzellik, fazlalıklardan arınmışlıktır. )

- SEVDİĞİN ile/değil/yerine GÜVENDİĞİN

- KOVUŞTURMA değil/yerine/>< TAKİPSİZLİK

- TAKSİR[Ar.] değil/yerine/= HATA
( Kısaltma, kısma. | Kusurda bulunma. | Dikkatsizlik, tedbirsizlik, meslekte acemilik ya da düzene, buyruklara ve talimata uymazlıktan doğan kusurlu olma durumu. )

- TAKSİRAT[Ar.] değil/yerine/= HATALAR

- ULUSLARARASI HUKUK ile/ve/değil/ne yazık ki KARŞILIKLI "KABUL"

- [ne yazık ki]
!EZİYET
ile/<> !İŞKENCE

- [ne yazık ki]
!İŞKENCE
ile/ve/<> !İNSANLIK DIŞI "UYGULAMA"

- ABAD ile/ve/<> AİHM
( Avrupa Birliği Adâlet Divânı İLE/VE/<> Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi )

- KIYÂM ve/||/<> SÜKÛNET ve/||/<> KAVL ve/||/<> HAYAT
( Hizmet ile olsun! VE/||/<> Hürmet ile olsun! VE/||/<> Hikmet ile olsun! VE/||/<> Edep ile olsun! )

- TONİLATA

- "DURUŞ" ile/ve/||/<> "BAKIŞ"

- İSYAN ile İTİRAZ

- [ne yazık ki]
SAÇMA
ile/ve/değil/||/<> BAĞLANTISIZ

- [ne yazık ki]
BOŞ SÖZ
ile/ve/||/<>/> YANLIŞ DAVRANIŞ-TUTUM

- NEPOTİZM ile PATRONAJ ile KAYIRMA

- DİDİNME ile/ne yazık ki DİDİŞME
( Kendi içinde. İLE/NE YAZIK Kİ Kişilerle, olanlarla, geçmişle. )

- "HESABINI GÜDMEK/YAPMAK" ile/<> "DAVASINI GÜDMEK/YAPMAK"

- "SESLİ DÜŞÜNME" ile/<>/ne yazık ki SÖYLENME

- "HABERİNİN OLMAMASI" ile/ve/||/<>/ne yazık ki HABERİNİN OLMAMASINDAN, HABERİNİN OLMAMASI

- ORTAK AKLIN, ...:
SÖYLEME ÇIKIŞI
ve/||/<>/> GÖRÜNÜŞE ÇIKIŞI
( Tüze[hukuk]. VE/||/<>/> Tüzel kurumlar. )

- TEK EL ve/değil/yerine/||/<>/> İKİ EL
( 'in, nesi var? VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> 'in sesi var! )

- TEMBELLİK ile/ve/değil/<> "KENDİNE"(KEYFİNE/RAHATINA) GÖRE DÜŞÜNME

- ZAYIF/GÜÇSÜZ OLANI:
"CEZALANDIRMAK"
değil KAYITSIZLIK

- SIĞINTI ve/||/<>/> SIKINTI

- ÖZGÜRLÜK ve/||/<> EŞİTLİK ve/||/<> DAYANIŞMA
( Aydınlanmanın doğurduğu ilkelerdir. Bunların, topluma yansıması, toplumda karşılık bulması, bir devrim niteliğinde olmakla birlikte, tarihî bir birikimi de gösterir. )

- ECR-İ HASS ile/ve/<> ECR-İ MÜŞTEREK

- TATMİN ve/||/<> İKNÂ ve/||/<> RIZÂ

- "ÇIKARLARIMIZI", BİRİLERİNDEN/ÖTEKİLERDEN ...:
!"ÖNDE/ÜSTTE TUTMAK"
ile/değil/yerine AYRI TUTMAK

- (")AÇILMA(") ile/ve/<> (")ÇÖZÜLME(")

- EŞİT OLMASINA YAKIN TUTMAYA ...:
ÇALIŞMAK
ve/||/<> ÇABALAMAK

- KAVRAM ile AYRINTI

- EMPATİ KURMAK ile/ve/değil/=/||/<>/< ÂDİL OLMAK

- BİR YANLIŞIN YAPILMASINDA VE YORUMLANMASINDA:
KAZÂ
ile/ve/ne yazık ki/<>/> HATA ile/ve/ne yazık ki/<>/> YEĞLEME/TERCİH
( İlk kez olmuşsa. İLE/VE/<>/> İkincei kez olmuşsa. İLE/VE/<>/> Üçüncü kez oluyorsa. )

- GERÇEKLERİ DÜŞÜNMEK ile/ve/değil/||/<>/>/< GERÇEKLERİ ORTAYA ÇIKARABİLECEKLERİ DÜŞÜNMEK

- ANLAMLANDIRMAK ile/ve/<>/> KAVRAMAK

- SÖZ ile/ve/<> TALÂKAT
( ... İLE Kolayca, düzgün söz söyleme durumu. )

- BİLMEMEK ile/ve/ne yazık ki/<>/> BİLMEYE/DÜŞÜNMEYE YANAŞMAMAK

- NASIL GÖRDÜĞÜNÜ DEĞİŞTİR ve/<>/> NASIL DEĞİŞTİĞİNİ GÖR

- BİR DÜŞÜNCEYİ "SAVUNAN" ile/değil/yerine/>< BİR DÜŞÜNCEYE SAHİP OLAN
( Ötekileştirir, ayrıştırır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Bizleştirir ve birleştirir. )

- BAŞARI ÖYKÜSÜ ile/ve/||/<> BAŞARISIZLIK ÖYKÜSÜ

- GELİŞİM ile/ve/||/<>/> OLGUNLAŞMA

- [ne yazık ki]
YANLIŞ OLANDAN, DOĞRUYU AYIRAMAMAK/AYIRAMAYAN
ile/ve/<>
DOĞRU OLANDAN, YANLIŞI AYIRAMAMAK/AYIRAMAYAN


- SEVGİDE:
KOŞULSUZLUK
ve/||/<> HESAPSIZLIK ve/||/<>
SÜREKLİLİK
ve/||/<> VEREREK BAŞLAMAK(< ALMA DÜŞÜNCESİNİN/BEKLENTİSİNİN OLMAMASI)

- YATARAK TEDAVİ GÜVENCESİ ve/||/<> AYAKTA TEDAVİ GÜVENCESİ ve/||/<> HASTAHANE AĞI ve/||/<> BEKLEME SÜRESİ
( "Bilinmesi Gereken Tamamlayıcı Sağlık Sigortası Terimleri"ni okumak için burayı tıklayınız... )

- MUSTAFA KEMAL/ATATÜRK ile/ve/||/<>//< KÂZIM KARABEKİR

- YASALLIK ile/ve/||/<>/< SUÇUN TANIMLANMASI

- ORTAK AKIL ile/ve/||/<> ORTAK İSTENÇ

- ISRAR ETMEK değil/yerine/>< AŞMAK

- YARISINI ve/||/<> İKİ KATI ve/||/<> ÜÇ KATI ve/||/<> SINIRSIZ
( Ye! VE/||/<> Yürü! VE/||/<> Gül! VE/||/<> Sev! )

- ÇOK BİLGİLİ OLMAK ile/ve/||/<>/> ÇOK GÜZELLİK VE ACI GÖRMEK/YAŞAMAK

- YANLIŞTA:
[ne yazık ki]
TEKRAR
ile/değil/> "KARAR"

- ARSIZ ile/değil/yerine/>< HAKLI ...
( Olan yerde/için. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< "Suçlu" "olur"/"görülür". )

- BİLDİĞİN GİBİ ve/||/<> SEVDİĞİN GİBİ ve/||/<>
DİLEDİĞİN GİBİ
... OLSUN!:


- ANAYASA:
KATI
ile/ve/değil/yerine/<> ESNEK

- "BAKAN/LIK" ile/değil/yerine/> KALEM(SEKRETER/YA)

- TÜZE ve/||/<> DEVLET

- GÜVEN ve/||/<> DERİNLİK ve/||/<> SEVGİ
( Söz ile yapılan iyilik. VE/||/<> Düşünce ile yapılan iyilik. VE/||/<> Vererek yapılan iyilik. )

- SAYGI ve/||/<>/> SEVGİ ve/||/<>/> SELÂM
( Üçü de koşulsuzdur, koşulsuz olmalıdır! )

- YAPILANMA ile/ve/<> BOZULARAK YAPILANMA
( ... İLE/VE/<> Özellikle kasların gelişiminde. )

- "AZ" / "ÇOK" değil/yerine ORANTISIZ/ORANTILI

- YOKLUĞUN ESASI VE USÛLÜ ile VARLIĞIN ESASI VE USÛLÜ

- BİLEREK / BİLMEYEREK ile/ve/||/<> İSTEYEREK / İSTEMEYEREK ile/ve/||/<> DOĞRUDAN / DOLAYLI

- ZORLAMAK ile/değil/yerine "ÜZERİNE GİTMEK"

- ANLAMSIZ ile/ve/||/<> GEREKSİZ ile/ve/||/<> OLANAKSIZ

- "SORUNLU" ile/değil/yerine/>< SORUMLU

- BENLİK ile/ve/||/<> KENDİLİK

- BİLGİ DÜZENEĞİ ile/ve/||/<> DUYGU DÜZENEĞİ

- KURAM ile/ve/değil/||/<> YAKLAŞIM

- TUTUM ile/ve/||/<>/> SİYASET
( İnsanda. İLE/VE/||/<>/> Toplumda. )

- "RİSK ALMAK" ile/değil/yerine/>< ÖNLEM ALMAK

- "GÖZLEYEN" ile/değil GÖZLEMLEYEN

- DÜŞÜNCE:
GİZEMLİ
değil GİZLİ

- İSTENÇ/İRÂDE ve/||/<>/> SİYÂSET
( Bireydeki yapma isteği. VE/||/<>/> Toplumdaki yapma isteği. )

- HAKK'A TESLİM OLMAK ve/||/<>/>/< KENDİNLE BARIŞIK OLMAK

- BEŞER ile/değil/yerine/>< ÂDEM
( [Kendi sorumluluğunu] Al(a)mayan/alamamış. İLE Alan/almış. )

- EYLEM ile/ve/||/<>/> ETKİ

- DIŞLAŞMA ve/||/<>/> AÇIĞA ÇIKMA

- İŞLER ve/||/<>/> İLİŞKİLER

- "ÜSTÜNLÜK" ile/değil/yerine/>< (SADECE) BİLMENİN (BELKİ/BİRAZCIK) FARKI

- DURUM/LAR ile/ve/||/<>/> KOŞUL/LAR ile/ve/||/<>/> KARAR/LAR

- BAYGIN ile/değil/yerine/>< AYGIN

- BELLEK ve/||/<> DİL

- SORUMLULUK DUYMAK ile/ve/||/<>/> SORUMLU OLMAK

- [ne yazık ki]
CEBR
ve/||/<> HİLE

- DÜŞÜRMEK değil/yerine DÜŞÜNMEK

- BARIŞI:
KURMAK
ile/ve/||/<>/> KORUMAK

- "ÇARPICI" ile "ÇARPITICI"

- SORUMLULUK ...:
BİRİ/LERİ İÇİN
değil HERKES İÇİN

- [ne yazık ki]
SEVGİSİZLİK
ve/||/<>/> KAYITSIZLIK

- KİŞİLERİ KULLANARAK/SÖMÜREREK ile/değil/yerine/>< KİŞİLER ARACILIĞIYLA

- TÜZE(HUKUK) ile/ve/||/<> ÇOKLU TÜZE

- SORUMLULUK:
TEK
ile/ve/||/<> TOPLU

- 1921 ANAYASASI ile 1924 ANAYASASI

- "HAKLI ÇIKMAK" ile/değil/yerine/>< HAKLI OLMAK

- ÖNCELİK ile/ve/değil/||/<>/< PAYLAŞILMIŞ ÖNCELİK

- ÇALIŞMA SÜRESİ/SAATİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< EMEK YOĞUNLUĞU/NİTELİĞİ

- FAKİRİN CANI değil/yerine "ZENGİNİN" MALI

- YAŞAM HAKKI ile/ve/||/<>/< SAVUNMA HAKKI

- BELİRLİ NEDENLER ile/ve/||/<>/> BELİRLİ KOŞULLAR ile/ve/||/<>/> BELİRLİ SONUÇLAR
( Geçmiş. İLE/VE/||/<>/> Şimdi. İLE/VE/||/<>/> Gelecek. )

- YAZMAK ve/=/||/<> BİRLİĞE GETİRMEK

- SINIRLAMA/KISITLAMA ile/<> GİZLİLİK

- TAHLİYE ile SERBEST BIRAKMA

- HÂKİM ile/<> (SULH/CEZA) SORGU HAKİMİ

- SAVCILIK ile GENEL SORGU SAVCILIĞI

- AVUKAT ile/değil/<> MÜDÂFÎ

- BEYAN ile SAVUNMA

- GEÇMİŞE YÜRÜMEZLİK ile/ve/||/<> TERSİNEMEZLİK

- TAHLİYE ile/ve/||/<> BERAAT

- YARGI ile/ve/||/<>/< SAVUNMA
( Savunma olmadan, yargı olmaz. )

- GİRİŞ ile/ve/||/<>/> GELİŞME ile/ve/||/<>/> SONUÇ

- "BEN, BİR BAŞKASIDIR" ile/ve/||/<> "BAŞKASI, BENDİR"

- HADARA ile MEDENİYET/UYGARLIK

- KİŞİNİN:
ÖZELİ
ile/ve/||/<>/> ÖZELİ OLARAK KALMASI GEREKENLER

- İNSAN/KİŞİ:
NE İSTEDİĞİNİ BİLEBİLEN
ile/ve/değil/||/<>/< NE İSTEMEDİĞİNİ BİLEBİLEN

- [ne yazık ki]
TEHDİT ETMEK
ile/ve/değil/||/<>/< "ABA ALTINDAN SOPA GÖSTERMEK"

- [ne yazık ki]
KORNA:
"SELÂMLAMA/VEDÂLAŞMA"
ile/ve/||/<> "TEPKİ GÖSTERME" ile/ve/||/<> "ADÂLET ARAMA/SAĞLAMA"

- İYİ/YETERİNCE DÜŞÜNMEK ile/ve/||/<>/>/< İSABETLİ KARAR VERMEK

- SEN Mİ ÇOK "AKILLISIN"? ile BEN/BİZ Mİ, ÇOK "APTAL GÖRÜNÜYORUM/Z"?

- "GÜZEL İNSAN" değil/yerine İNSANDAKİ "GÜZELLİK"

- [ne yazık ki]
"OHAL"
> BU HAL

- "O DA HAKLI, O DA, O DA" ile/değil/yerine HER BİRİNDE, HAKLILIK PAYI VAR

- (")İLİŞKİYE GİRMEK(") ile/ve/||/<> (")İLİŞKİDE BULUNMAK(")

- "ZARAR" ile/değil/yerine SAKINCA

- [ne yazık ki]
ORTAK ALANDA:
"KİŞİSEL DAVRANIŞ"
ve/||/<>/< "KEYFÎ TUTUM"
( İkisi de yapılmamalı! )

- [ne yazık ki]
"AYNI KEFEYE KOYMAK"
ve/||/<> "AYNI POTADA ERİTMEK"
( İkisi de bireyler ve toplumlar için çok yanlıştır ve yapılmamalıdır! )

- "... YAPMAYAYIM" ile/ve/değil "... YAPMAMIŞ OLAYIM/YAPMIŞ OLMAYAYIM"

- EYLEM:
KARINCA[< KARIŞTIRARAK]
ve/||/<> KARARINCA/KARARINDA

- SONSUZLUK ve/<>/>< GERÇEKLİK
( Hak. VE/<>/>< Olumsallık[keyfîlik]. )

- "KİŞİLER, DİN İÇİN" değil/>< DİN/İNSANLIK, İNSANLIK/KİŞİLER İÇİN

- DENETLEME:
ÜRETİM ÜZERİNDEN
ile/ve/değil/||/<>/< TÜKETİM ÜZERİNDEN

- DENGELİ ile/ve/||/<> İYİLEŞTİRİCİ

- KÖTÜ TEMEL ve/ne yazık ki/> KÖTÜ İSTEK

- HAD ile/||/<> KISAS/DİYET ile/||/<> TAZİR

- SAYGI ile/ve/||/<>/> YÜKSEK SAYGI/TAZİMAT[Ar.]

- HIRABE[Ar. harbe/savaşa giderken] değil/yerine/= YOL KESME

- BAĞY/İSYAN[Ar.] değil/yerine/= BAŞKALDIRI
( Azgınlık, zulüm, isyan. | İstemek, talep etmek. | Yaranın şişmesi. | Yağmurun şiddetle yağması. )

- FARKINDALIK ile/ve/||/<> DUYARLILIK

- PSİKOLOJİDE/TÜZEDE KORUMA:
KENDİ İÇİN
ve/||/<>/> YAKIN ÇEVRE İÇİN ve/||/<>/> TOPLUM İÇİN

- KİŞİLİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> KENDİLİK
( Masterson'ın, Kendilik kuramı ve çalışmalarını okumanızı/incelemenizi salık veririz... )

- KURAM ve/||/<> KİŞİ ve/||/<> HASTALIK ve/||/<> KİŞİLİK BOZUKLUĞU
( Davranışçı Terapi | Benedict | Paraonoid Bozukluk | Depresif Kişilik

Bilişsel Kuram | Beck | Obsesif Kompulsif Bozukluk | Obsesif Kompulsif Kişilik Bozukluğu

Bireysel Psi.(Adler) | Adler | Karşı Olma, Karşı Gelme Bozukluğu | Şizotipal

Ego state | Ecstein | Paylaşılmış Psikotik bozukluk | Pasif Agresif

Psikotoplumsal Gelişim | E.Erickson | Eşeysel İşlev Bozukluğu | Antisosyal

Kendilik Psikolojisi | Kohut | Uyku Bozukluğu | Mazoşistik

DDDT | Ellis | Özgül Fobiler | Çekingenlik

Evrimsel Psikiyatri | Maslow | Vajinismus | Paranoid

Roger'cı Sağaltım | Rogers | Yaygın Kaygı Bozukluğu | Histriyonik

Ego Psikolojisi | Anna Freud | Travma Sonrası Stres Bozukluğu[PTSB] | Obsesif Kompulsif Kişilik Bozukluğu

Varoluşçu Terapi | Yalom | Yaz Etkileşimi | Self-defeating

Bireysel Psikoloji(Adler) | Bandura | Somatizasyon Bozukluğu | Pasif Agresif

Ayrılma-Bireyleşme | Mahler | Panik Bozukluk | Çekingenlik

Masterson Kuramı | Masterson | Şizofreni | Narsisistik

Transpersonel Psi. | Jung | Depresyon | Şizoid

Fenomenolojik Kuram | Kernberg | Sosyal Fobi | Borderline

Dürtü-Savunma Kuramı | Fairbairn | Madde Bağımlılığı | Şizoid

Biyolojik Kuram | E. Fromm | Egodistonik | Eşeşeysellik | Antisosyal

T.A | Watkins | Tikler | Sadistik

Oyun ve Gerçeklik | Winnicott | Kimlik krizi | Paranoid

Dürtü-Savunma Kuramı | Freud | Fobiler | Antisosyal

Logoterapi | Frankl | Dürtü Kontrol Bozukluğu | Pasif agresif

Hümanistik Psi. | Otto Rank | Konversiyon Bozukluğu | Histriyonik

Nöropsikanaliz | Schore | Hiperaktivite | Karışık tip

Nesne ilişkileri | Sullivan | Yeme Bozukluğu | Depresif Kişilik

Varoluşçuluk | Rollo May | Bipolar Bozukluk | Bağımlı

T.A. | Jacobson | İntihar | Self-Defeating

Gestalt | Bowlby | Davranım Bozukluğu(Ergen) | Narsisistik

Toplumsal Travama | Vamık Volkan | Toplumsal Travmanın Çözümü | Onarıcı ve Yıkıcı Önder

Şema Terapi | Risley | Parafidiler | Borderline )

- [ne yazık ki]
SAVSAKLAMA
ile/ve/||/<> BOŞVERME

- [ne yazık ki]
DİKENLİ TELLER

( DİKENLİ TELLER

Madenlerden tel ekme tekniğini bulmakla yetinmeyen kişi, bu icadından çeşitli sanat ve sanayi dalları yarattı. Kafes ve kümes telinden, gelin ve telgraf teline uzanan tel türlerinden biri de dikenli teldir. Kadayıf telinden çok devedikenine benzeyen dikenli tele "teldikeni" de denebilirmiş ama, adı konmuş bir kere, değişmesi zor. Bozkırda sığır güden kovboylar için üretilen dikenli tel, savaşlarda toplama kamplarında kullanılmış. Kimi ülkeler telin üretimini, kimi ticaretini yasaklamış; ötekiler de tüketimi. Ülkemizde dikenli telle ilgili yasal kısıtlamalar olup olmadığı kesin bilinmiyor. Ancak nerede "yasak" levhası varsa onun yakınında dikenli tel örgü bulunması yabancı konuklarımızın hemen dikkatini çekiyor. Çünkü, yasak ya da tehlikeli bölge simgesi olan dikenli telin tüketim düzeyi, ülkenin kültür düzeyi ile yapısal ve açısal sorunlarını gösteriyor. Filtreli sigara ve Calcium(kuvvet) iğnesi türünden Frenk icatlarına fazlaca düşkün olan milletlerin dikenli tel tüketme eğiliminin giderek yükseldiği saptanmış. Yakın geleceğin üst düzey devlet yöneticiliğine aday olan sevgili evlatlarımıza karşı dikenli telin saldırganca kullanıldığı da anlaşılmış. Üstelik, eskiçağlarda "dikendutu" olarak bilinen böğürtlen çitleri yerine, günümüzde dikenli telörgüler kullanılması da çocuklarımızı hiç mutlu etmiyormuş. Nüfusunun yüzde elli oranında şehirli, yüzde yetmiş oranında okuryazar olmasıyla övünen Türkiye'deki dikenli tel tüketimi, plancılarla iktisatçıların tüylerini diken diken eden bir artış hızına ulaşmış. Kesin olmayan ilk hesaplamalara göre yıllık yüzde yüzyirmisekiz dolayındaki tüketim artışı, resmi enflasyon rakamlarını üçe katlayabilen tek tüketim kalemidir.

Bu denemede, dikenli telin şehir halkı ile topluma etkileri üzerinde durulmakta, güncelleşen milli soruna medeni bir çözüm yolu aranmaktadır.

Dikenli telin güvenilir tarihçesi ne yazık ki hâlâ yazılmamış. Tüm bildiklerimiz, yabancı dillerdeki ünlü ansiklopedilerden aktarılıyor. İlk üretim patenti 1874 yılında alınmış. Amerikalı mucit, madeni tele diken takmanın teknik kolayını (aletini) bulmuş. Erkeksi görüntüsünü vurgulamak için, bu yeni icada "sakallı tel" adı verilmiş. Çoğu sakallı olan yiğitlerimiz, Birinci Dünya Savaşı sırasında Mısır'da tanıştıkları yeni silaha "dikenli tel" adını koymuşlar. Sakalın traş çaresi var da dikeninki yok. Dikenli tel örgüler, o gün bugündür, düşmanlara, kaçakçılara, hırsızlara, savaş esirlerine tutuklulara, gözaltına alınanlara karşı bir güvenlik önlemi (aracı) olarak, inşaat şantiyelerinde, Hazine'den tahsisli resmi konutlarda, spor-eğitim ve turizm tesislerinde, yasak ve hassas bölgelerde, saray, köşk, müze ve çocuk bahçelerinde kullanılıyor. Kendi ülkelerinde dikenli teli belki hiç görmemiş olan kimi diplomatlar, bizdeki yaygın kullanıma özenerek, Kançılarya ve Rezidansların bahçe duvarlarını dikenli tellerle takviye etmeye başlamışlar. Bilinen çoğu örnek olaylar, dikenli tel çitlerin, aslında etkili olmadığını ve sadece "yasak" anlamında kullanıldığını ortaya koyuyormuş.

Genellikle güvenilir kaynaklardan alınan derlenen doğrulanmamış bilgilere göre, 1890'da 2000 ton olan dünya dikenli tel üretimi, 1930'da yaklaşık 200.000 tona, 1980'de 22.888.900 metrik tona ulaşmış. Avrupa, Akdeniz ve İslam ülkeleri arasındaki tüketim hızı artışında Türkiye yıllardır ilk sıraları koruyormuş. BM istatistikleri, sanayi ülkelerinde üretilen üstün kaliteli dikenli tellerin daha çok gelişmekte olan ülkelerde tüketildiğini gösteriyormuş. Sivil amaçlı projelerde, DT-7-ASA 9000 TSE standardına uygun (galvanizli çelikten yapılmış) piyasada "Kirpi" mal diye bilinen ithal mallar ihracatında adı geçen ülkeler, dikenli tel kullanılmasını tümden yasaklamışlar. Hatta, et ve süt paketleri üzerinde "Dikenli telsiz çiftliklerde üretilmiştir" damgası vuruluyormuş. Afrika İnsan Hakları Derneği'nin 1986 tarihli araştırması da, dikenli telin hayvanlardan çok yurttaşlara ve şehirlilere karşı kullanıldığı gerçeğini ortaya koymuş.

İlk "Dikenli Tel Yasası" 1894'te İngiltere'de yürürlüğe girmiş. Yasa, dikenli telin insana ve hayvanlara zarar verecek şekilde kullanılmasını yasaklamış. Meskûn yerlerde ve yol kenarında kurulu tel örgüler kaldırılmış, yasaya uymayan kişi ve kurumlara ağır cezalar kesilmiş. Yasa başarılı olmuş. Medeni ülkelere sokulmayan dikenli teller, günümüzde artık medeniyet merkezi sayılan şehirlerde görülüyor. "Gülü seven dikenine katlanır" sözü uyarınca, dikenl tel, en çok da, anıt ve sanat yapıları, okullar, luna-parklar ile çocuk bahçelerinde "yasak" (girilmez/geçilmez/dokunulmaz) anlamında kullanılıyor. Kime karşı, neden yasak? Malı mı koruduğu yoksa canı mı sakındığı? belirsiz olan yasağın kendi, tehlikesinden büyük bir simge! "Dikkat Köpek Var!" ihbarı gibi, "Dikkat Dikenli Tel" diye uyarmak gerekir hemşerileri.

Dikenli telden korunmak için neler yapılabilir? Telin dikenlerini traşlayan elektriklitraş makine patenti 1974'te alınmışsa da, yapılan pazar araştırmaları sonunda, talep azlığı nedeniyle üretime geçilememiş. Uluslararası Hayvanları Koruma Derneği'nin dergisine göre, en basit ve ucuzundan bir tel makası ve iki kalifiye işçi ile yaklaşık 200.000 metrelik tel örgünün üç günde kesilip kaldırılacağı; diken-traş makinelerine hiç ihtiyaç bulunmadığı anlaşılmış. Bu yüzden diken traşlama makinesi yerine, çim-biçme makineleri alınması tavsiye ediliyor.

En kolay ve etkili çözümü Türk çocukları bulmuş. Dikenli telleri, birer yay teli gibi gerip birbirine bağlayarak tel örgülerde 40-50 santimetrelik pencereler açmayı öğrenmişler. Çok büyük değil ama geçmeye yetiyor. Gönüller şen olsun! Büyüklerce tasarlanan tel engellerin çocuklara karşı etkili olmadığı görülüyor. Uzun sözün kısası, dikenli tel, öyle aşılmaz, geçilmez, sağlam ya da dayanıklı bir engel değildir. Tırmalar, yaralar, belki sakatlar ama kararlı kişileri durduramaz. Hele bizim mahalle çocuklarını asla!

Dikenli telle yıllardır içli-dışlı yaşamaya alışmış bir toplumdaki dikenli tel alışkanlığı nasıl giderilebilir? Günlük hayatımızın parçası olan tellerden vazgeçilebilir mi? Şili, Peru ve Uruguay'daki ilk denemeler, yasağın karaborsaya yol açtığı ve milli standarda uymayan malların piyasaya sürüldüğünü göstermiş. Halkın taklitlerden sakınması güçleşmiş. Ayrca, "Dikenli tel kullanmak yasaktır" levhalarının dikenli telle çevrilmesi de -resmi tüketimin artmasına yol açarken- muhalefet basınında çıkan karikatürlere konu olmuş.

Dikenli telin sakıncası yalnızca ele-göze batmasından, gelip geçen vatandaşların elbise ve eteklerini yırtmasından, her ay yüzler ve binlerce çocuğa yok yere tetanoz serumu yapılmasından ibaret değildir. Asıl üzerinde durulması gereken sorun, dikenli telin gelişigüzel kullanımından doğan duygusal tepki ve manevi yıkıntılardır. AT ülkeleri, Belediyeler Biriği Genel Kurulu, dikenli telle korunmuş kent mekânlarının, hemşeriye hakaret, çocuklara saldırı, milli onura saygısızlık, kamu yararına "muzır" olduğuna karar vermiş.

Güney Amerika'da 1985'te yapılan bir kamuoyu yoklamasına göre, dikenli telli şehirlerde yetişen çocukların, küçüklerini sevmediği, büyüklerini saymadığı, vatandaşlık görevlerini yerine getirmediği görülmüş.* Yakın Doğu'nun Sincan özerk yöresinde at koşturan soydaşlarımızla geçen yaz yapılan bilimsel söyleşide, Uygurlar'ın dikenli tel örgüleri hiç bilmedikleri anlaşılmış. New York Belediyesi de, Batı Yakası'nın Öyküsü filminden sonra okul bahçeleri çevresindeki tel örgüleri tümden kaldırmaya karar vermiş. Çünkü bu okullarda yetişmiş çocukların 2-3 katlı binalara merdivensiz tırmandıkları görülmüş.

Dikenli telden yapılmış en ünlü engel, Birinci Savaş'ta Avusturya (Alp) Cephesi'nde savaşan ve zafer kazanan İtalyan piyadelerinin "Konçertino" (Küçük Konçerto) adını verdikleri istihkam (savaş) aracıdır. Akordiyon körüğü gibi açılıp kapanabilen, rüzgarlı kış gecelerinde, memleket ezgilerini anımsatan özlem dolu sesler çıkaran dikenli kangallar bir dönem Napoliten serenadlar kadar ün kazanmış. İtalyan savaşçılarn kara mizahı, medeniyet yolunda ilerleyen insanlık onuru için görkemli bir esin kaynağı olabilir mi? diye düşünüyorum.

Fantastik çözüm yolları geliyor insanın aklına. Önce, dikenli tel örgülerin önünde ya da arkasına yerleştirilecek sanayi tipi, kuvvetli hava üfüren vantilatörlerle, dikenli tellerin müzik yapma gücü kanıtlanabilir ve amatör müzikseverlerin bu telleri dev akordiyonlar gibi çalması sağlanabilir. İkinci ve daha etkili çözüm yolu olarak şehir merkezi (Centrum) çevresinden sökülecek dikenli tellerden yapılacak Santurlar, Belediye konservatuvar öğrencilerine parasız dağıtılabilir. Hele bir düşünün, değerli dostlarım: "Konser ya da Konçerto alanı: Giriş Serbesttir! Alışageldiğimiz, dikenli yasaklar yerine kulağa ne kadar hoş geliyor, değil mi?

Yasaklar konusunu işleyip de, dikenli tel örgülere yer vermeyen kimi usta sanatçılarımıza buradan kişisel bir çağrıda bulunmak istiyorum. Yaşar Kemal gibi yazarlar dikenli tel yasaklarına karşı bir kampanya açabilirler. Kampanyanın koordinatörlüğünü belirlemek üzere uluslararası yarışmalar da düzenlenebilir. Belediye Başkanlığı, İl Eğitim Müdürlüğü ile İlçe Zabıta Amirliği'nin açılacak yarışmaya danışman olarak katılması sağlanabilir. En çok (kilo veya kilometre) dikenli teli en kısa zamanda söküp kaldıran yerel örgüte, çocuk ve yaşlı hemşerilerden kurulu yarışma jürisi tarafından Büyük Belde Belediyeler Birliği (BBBB)'nin Başarı Beratı (BB) verilebilir. Yarışmayı kazanan örgüt bandosu ile Konservatuvar Santur Heyeti'nin şehir merkezinde konserler vermesi de düşünülebilir. Tanıtma Vakıflarımız, yeni spor dalının, Akdeniz ve Balkan Oyunları ile Olimpiyat programına alınması için harekete geçirilebilir. Uluslararası yarışmalardaki ulusal başarılara yıllardır özlem duyan ülkemiz, bir yandan altın madalyaları toplarken, barışcı çabalarındaki başarısından dolayı Nobel'e aday da olabilir. Belki hayal denecek ama dikenli tel örgülerimizin kaldırılabileceğini ve şehir merkezlerinin dikensiz, toplu-taşıma raylar ile örülebileceğini sanıyorum. Dikensiz şehir merkezlerinde yetişen kuşakların güllere karşı daha duyarlı ve saygılı olacaklarını da hayal ediyorum.

Dikenli tel, ekili tarlaları, başıboş sürülere karşı başarıyla korumuştur. Endüstrileşen ülkelerde bostana giren danalar tasarım önlemleriyle durduruldu. Zamana ayak uyduramayan ve geri kalmış ülkelerde, şehirlerin konut, eğitim, sağlık, üretim, ulaşım, dinlenme ve savunma bölgeleri birbirine karışınca, tel örgülü yasaklar kaçınılmaz olmuş. Çağdaş Belediyeler, savaşı anımsatan yasakları yaşatmak yerine dikensiz mekanlar yaratmak yolunu seçti. Kent bölgeleri yasalarla belirlenince dikenli tel yasaklara gerek kalmamış. Parklarda, hipodromda, Hisarda, stadyumda, okulda ve otoyoldaki dikenli "yasak"ların yerini biz de deneyebiliriz. Halk dilinde "köşeyi dönmek" başarmak anlamına gelir. Oysa Hemşeri, köşeleri değil, kestirmelerin dikkenarlardan yaklaşık, üçte-bir oranında daha kısa ve kârlı olduğunu keşfetmiştir. Dikdörtgen prizmanın köşegenleri yaya trafiğe açılınca, köşeleri bekleyen dikenler işlevsiz kalır. Böylece, uygar davranışa duyarlı şehir tasarımı, dikenli telin kullanma gerekçesini ortadan kaldırır. Dikenli tele çözüm bulan Belediye (Başkanı), "Gidemediğin yer senin değildir." sözüyle ünlü Sivas Valisi Halil Rıfat Paşa gibi, tarihe geçebilir. Gidilen her yer belediyenin, vatandaşın malı olur, vatan olur. Bu öneri de, kuşkusuz, biraz hayal-kurgudur ama gerçek-üstü kuruntu değildir.

Vatandaşımıza, "Girebildiğin her yer senindir. Bu vatan senindir" diyebilmeliyiz.

* Manuel Scorza, Dikenli Tel adlı belgesel romanında (Türkçesi 1975), dikenli teli bir silah gibi kullanan sömürgecilere yenik düşen ve tüm otlaklarını yitiren Peru'lu köylülerin öyküsünü anlatır. Köyün rahibi, dikenli tel örgüyü "Şeytanla top oynayan kişinin işine", Yerli-köylülerse, "Tanrı'nın Gazabına" benzetmişler, Tanrı'ya yalvarmışlarsa da sonuç hiç değişmemiş!

Sayın Bozkurt Güvenç'in, İnsan ve Kültür adlı kitabından... )

- "DERT/LERİNİ ANLATMAK" ile/değil/yerine (NİTELİKLİ VE YÜKSÜZ) İLİŞKİ (KURMAK)

- İÇGÖRÜ:
"DUYGUSAL"
ile/ve/değil/yerine/||/<> DÜŞÜNSEL/ZİHİNSEL

- "TİTİZLİK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< ÖZEN

- ANTLAŞAMAMAK ile/ve/en azından/||/<>/< ANTLAŞAMADIĞIMIZDA ANTLAŞMAK

- [ne] YAP! "EMRİ" ile/ve/||/<>/ne de YAPMA! "ENGELİ"

- "SORUN/SIKINTI":
"FARKLI OLMAK/TA"
ile/ve/||/<>/ne yazık ki FARKINDA OLMAMAK/TA
( )

- BİRİNE ÇARPMAK ile/ne yazık ki BİRİNİ "ÇARPMAK"
( ... İLE/NE YAZIK Kİ Yankesicilik, üçkâğıtçılık, hırsızlık. )
( İstemeden, kazayla. İLE/NE YAZIK Kİ Amaçlı, planlı. )

- TAKLİT ile/değil/yerine HAYRANLIK

- EYTİŞİM/DİYALEKTİK ile/ve/||/<>/> ÇOKLU EYTİŞİM

- NEDENSEL/LİK ile/ve/||/<> ORANSAL/LIK

- (")GERÇEKLİK(") ile/ve/değil/||/<>/< GEREKSİNİM

- HİZMET:
| YARARLANILAN ile/ve/<> ETKİLENİLEN |
ile/değil/yerine KATILINAN

- YÖNETİM ile/ve/||/<>/> YÖNETİMİN SORUMLULUĞUNUN, TARİHSEL GELİŞİMİ
( ... İLE/VE/||/<>/> Blanco Kararı ile. [1873] )

- MAHKEME ile/ve/||/<>/> UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ

- ATEŞ İSTİDASI ile/ve/=/||/<> BAŞA HASIR YAKMA

- DİVAN ile/ve/||/<> TAŞRA DİVANLARI

- YÖNETİMSEL/İDARÎ İŞLEM ile/ve/||/<> YÖNETİMSEL/İDARÎ EYLEM

- KUSURLU (HİZMET ve GÖREV) ile/ve/||/<> KUSURSUZ SORUMLULUK ile/ve/||/<> TOPLUMSAL OLASILIK

- HİZMETİN:
[ne yazık ki]
KÖTÜ İŞLEMESİ
ile/ve/||/<>/< GEÇ İŞLEMESİ ile/ve/||/<>/< İŞLEMEMESİ

- YÖNETİMİN, KUSURSUZ SORUMLULUĞU:
"İLKE"
değil/>< İSTİSNA OLMALI

- DEVLETİN (ÖNCELİKLİ/ZORUNLU) SORUMLULUKLARI:
EĞİTİM
ve/||/<> SAĞLIK ve/||/<> GÜVENLİK ve/||/<> YARGI GÜVENCESİ

- YÖNETİMDE:
YETKİ
ve/||/<> BİÇİM/ŞEKİL ve/||/<> NEDEN ve/||/<> KONU ve/||/<> AMAÇ

- "ESKİ DÖNEM DÜŞÜNCEYE("AKADEMİSYENLERE") GÖRE":
ÖLÇÜLEBİLİRSE
ile ÖLÇÜLEMEZSE
( "Bilim." İLE "Şiir." )

- | KORKU ile/ve/||/<> ÖFKE ile/ve/||/<> ÜZÜNTÜ ile/ve/||/<> UTANÇ[>< AÇGÖZLÜLÜK] ile/ve/||/<> TİNSİNTİ | ile/ve/||/<> NEŞE ile/ve/||/<> ŞAŞIRMA
( Farklı coğrafyalarda yaşayıp farklı dilleri konuşsa da, yeryüzünde yaşayan tüm bireyler, şu 6 duygu-durum için aynı yüz ifadesi ve mimikleri kullanıyor. )
( )

- "EN KESTİRME YOL, BİLDİĞİN YOLDUR" ile/ve/||/<> BİLDİĞİN "CEHENNEM". BİLMEDİĞİN "CENNET"TEN İYİDİR

- KORKU ile/ve/||/<>/> ÖFKE

- ÖFKE ile/ve/||/<>/> SUÇLULUK DÜŞÜNCESİ/DUYGUSU

- [ne yazık ki]
"ÇOK BİLMİŞLİK"
ile/ve/||/<> "GARANTİCİLİK"
( [ne yazık ki] Bir kişi, ne kadar bilmiyorsa, o kadar "bilir". İLE/VE/||/<> Ne kadar "korkuyor" ve "öfkeliyse", o kadar "garanticidir". )

- BİR ŞEYİN/BİRİNİN, DEĞERİNİ BİLMEK ile/ve/||/<>/< KENDİ DEĞERİNİ BİLMEK
( Kendi değerimizi bilmezsek, başkası hiçbir zaman, zemin ve koşulda bilmez. )

- "DÜNYA KADINLAR GÜNÜ" ve/değil DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ
( Kadının/kişinin "günü" olmaz. Her gün, kadının günüdür! )

- EĞİLMEDE:
"ÇIKAR" / "ÜSTÜNLÜK"
ile/değil/yerine SAYGI
( Nokta kadar "çıkar/ın" için, virgül kadar eğilme! / Kimse, kimseden "üstün" ya da yukarıda değildir/olamaz. İLE/DEĞİL/YERİNE Bir kişinin, hizmetine, emeğine, çabasına saygı duyuyorsak... )

- "GÖRDÜĞÜM KADARIYLA" ile/ve/||/<> "BÜYÜK/AZ OLASILIKLA"

- "KALITIM" ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< KATILIM

- KOPMA:
(")İNCELDİĞİ(") YERDEN
ile/değil/ne yazık ki "İNCİNDİĞİ/MİZ / İNCİTTİĞİ/MİZ" YERDEN

- KAVRAM:
TANIMLAMAK
ile/ve/||/<> ZORUNLULUKLARINI GÖSTERMEK

- DIŞ "GÜZELLİK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İÇ GÜZELLİK

- İYİ ANLAMAK ile/ve/||/<>/< YALIN ANLATABİLMEK
( Yalın anlatamıyorsak, yeterince / iyi anlamamışız demektir. )
( If we cannot explain simply, we don't understand it enough well. )

- BİR NESNE/OLAY/OLGU/DURUM/KOŞUL İÇİN:
BİR "AD VEREBİLMEK", BİR ŞEY "DEMEK/DİYEBİLMEK"
ve/||/<>/<
O ...'YI DENEMEK


- NADİR ile/değil TEK

- FARKLI AÇILARDAN ve/||/<> BÜTÜNCÜL BAKMAK

- FARKLI BİR BAKIŞ AÇISI ile/ve/değil/||/<> FARKLI BİR TANIM

- KÖTÜLEME ile/ve/değil/yerine TESPİT ETME

- ORANTISIZ GÜÇ ile/ve/||/<> ORANTISIZ HOŞGÖRÜ

- DÜNYA NÜFUSU(-1) ile/ve/||/<>/ya da 1 KİŞİ
( "Pamuk". İLE/VE/||/<>/YA DA "Demir". )

- "ADAMINA GÖRE" ile/değil/yerine MUHATABINA GÖRE

- OLUMSUZ MANEVİYAT ile/değil/yerine OLUMLU MANEVİYAT
( Varlığının deneyimi. İLE/DEĞİL/YERİNE Hizmet. )

- BEN ve/||/<>/> BEN'İ (NASIL KURTARABİLİRİM?)

- EĞİTİLMİŞ/LİK ile/ve/||/<>/< ADANMIŞ/LIK

- KELÂM ile/ve/<> İRFAN ile/ve/<> BURHAN

- MASAL ile/ve/<> MESEL ile/ve/<> MİSAL ile/ve/<> HAKİKAT
( Tevrat'ta. İLE/VE/<> İncil'de. İLE/VE/<> Kur'an'da. İLE/VE/<> Hikmet'te. )

- ÖNLEMEK ile/ve/||/<> ÖNÜNE GEÇMEK

- "ACIMAK" değil/yerine ANLAMAK

- DÜZ ile/ve/||/<> DÜZGÜN
( Bilgiye uzanan yol, hiçbir zaman, düz ve düzgün olmamıştır. )

- BİLGİ ile/ve/||/<> BAĞDAT
( )

- TARİH ve/||/<>/< KİŞİ/İNSAN ÖYKÜLERİ
( )

- USÛL - ESAS ile/ve/||/<> KEM ÂLET - KEMALÂT
( Yöntem, içerikten önce gelir. İLE/VE/||/<> Yanlış ya da kötü araç/âlet ile iş çıkarılmaz, olgunluk sağlan(a)maz. )

- TARİH ve/||/<>/< ÖZGÜRLÜK İSTEĞİ

- "NE OLDUM!" ile/değil/yerine "NE OLACAĞIM?"

- İBRETLE BAKMAK ile/ve/||/<>/> HİKMETİ ARAMAK

- "BENZETME" ile/ve/değil/||/<>/< ZORLAMA

- MEKANİZMA ile/ve/||/<> ORGANİZMA
( Değer üretmez. İLE/VE/||/<> Değer üretir. )
( İşlev. İLE/VE/||/<> Eylem. )

- TÜZE ve/||/<>/= AKIL

- RASTLANTI değil/yerine TÜZE

- "ÇOK GÖRMEK/GÖRDÜĞÜMÜZ" ile/değil/yerine HAK GÖRMEK/GÖRDÜĞÜMÜZ
( "Kendimize" hak gördüğümüzü, başkasına "çok" görmeyelim! )

- ÖNEMSEMEK ile/ve/||/<>/> BENİMSEMEK

- MERHAMET:
ACIMAK
değil/yerine/< ACITMAMAK

- [ne yazık ki]
DİLSİZ
ve/||/<>/< SESSİZ ve/||/<>/< BİLGİSİZ
( Haksızlıklara karşı. VE/||/<>/< Hukuksuzluklara karşı. VE/||/<>/< Devletin hukuki denetiminde. )

- ÖĞRENİLECEK OLAN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TERK EDİLECEK OLAN

- MAYA[Hintçe]/İLÜZYON[İng. < ILLUSION]/DOXA[Yun.] değil/yerine/= YANILSAMA

- BÜTÜNLÜK ile/ve/||/<> BİREŞİM

- BİLMEK ile/ve/değil/||/<> BİLDİRİL(ME)MİŞ OLMA(MA)SI

- "KİŞİLER ÜZERİNDE" değil/yerine/< KİŞİLER ÜZERİNDEN

- IQ ile/ve/||/<> CQ ile/ve/||/<> EQ ile/ve/||/<> SQ ile/ve/||/<> KQ
( Zihinsel Bölüm[Zekâ/Gelişim][IQ: Intelligence Quotient]

İLE/VE/||/<>

İletişimsel Bölüm[Zekâ/Gelişim][CQ: Communication Quotient]

İLE/VE/||/<>

Duygusal Bölüm[Zekâ/Gelişim][EQ: Emotional Quotient]

İLE/VE/||/<>

Tinsel Bölüm[Zekâ/Gelişim][SQ: Spiritual Quotient]

İLE/VE/||/<>

Gövdesel Bölüm[Zekâ/Gelişim][KQ: Kinesthetic Quotient] )
( )

- "KİŞİ/ADAM/İNSAN OLMAK" ve/||/<>/=/: "72 MİLLETİ", BİR BİLMEK

- FARKLILIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BİRLİK
( Dilde, anlatımda/aktarımda, parçalarda. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Gerçeklikte/hakikatte. )

- "OMURGASIZLIK" ile/değil BİLGELİK/İRFAN

- ... OLANAĞI ..:
SUNMAK
ile/ve/||/<> TANIMAK

- OLUMSUZLAMA ile/değil/yerine/<> ELEŞTİRİ

- UYGARLIK ve/||/=/<>/< İNSAN/LIK

- KUŞKU ve/||/=/<>/> KARANLIĞA KOŞMAK

- NİYET ile/ve/||/<> GİZEM

- OLMASI GEREKEN ile/ve/||/<> OLANIN FELSEFESİ
( Platon. İLE/VE/||/<> Aristoteles. )

- EK OLMAK değil/yerine HAK OLMAK

- SÜREÇ İŞÇİLİĞİ ve/||/<> SÜREKLİLİK

- BİR KONUNUN/DURUMUN/AYRINTININ:
İŞLEYİŞİ
ile/ve/değil/||/<> İŞLENİŞİ

- HERŞEY ile HİÇBİR ŞEY
( Zamanla telâfi edilebilir. İLE Geçip giden zaman, hiçbir şeyle telâfi edilemez. )

- "HESAP SORMAK" ile/değil/yerine ANLAMAK ÜZERE SORU SORMAK

- "ÇOĞUNLUKLA ..." ile "DAHA ÇOK ..."

- YÖNTEM/USÛL ile/ve/||/<>/> İZİN

- TAM AYRI TUTMA/İSTİSNA ile/ve/||/<>/> BÖLÜMSEL/KISMÎ AYRI TUTMA/İSTİSNA

- KİŞİSEL VERİLERİN:
KORUNMASI HUKUKU
ile/ve/||/<>/< İŞLENMESİNDEKİ İLKELER

- RIZÂ ile AÇIK RIZÂ

- HATA ile/ve/||/<>/> İHLÂL ile/ve/||/<>/> İKRAR

- GEREKÇE/DAYANAKÇA ile/ve/||/<> ORAN/TI
( Gerekçe/dayanakça göstermeden, "karar almak/vermek"; oran(orantı) vermeden, "söz söylemek"; olanaksız, yetersiz ve değersizdir. )

- "SAV/İDDİA"YA KARŞI, KANIT ORTAYA KOYMA SORUMLULUĞU:
GÜMRÜKTE
ve/||/<> İNSAN HAKLARINDA ve/||/<> KİŞİSEL VERİ İŞLEMEDE
( Kişiye aittir.[Bunların dışındakilerde, "sav/iddia" sahibinindir.] )

- ADRES[İng. ADDRESS] değil/yerine/= BULUNAK

- ÇALIŞMA/MESAİ SAATLERİ:
20 ile 30 YAŞ ARASI
ile/ve/||/<>/> 30 ile 40 YAŞ ARASI ile/ve/||/<>/> 40 ile 50 YAŞ ARASI ile/ve/||/<>/> 50 ile 60 YAŞ ARASI ile/ve/||/<>/> 60 ile 70 YAŞ ARASI
( 8 saat. İLE/VE
7 saat. + 1 saat. İLE/VE
6 saat. + 2 saat. İLE/VE
5 saat. + 3 saat. İLE/VE
4 saat. + 4 saat. İLE/VE
2 saat. + 4 saat. )
( Zorunlu ve fiziksel. İLE/VE
Zorunlu ve fiziksel. + Gönüllü ve zihinsel/toplumsal.
İLE/VE
Zorunlu ve yönetimsel. + Gönüllü ve toplumsal/eğitsel.
İLE/VE
Zorunlu ve yönetimsel. + Gönüllü ve toplumsal/eğitsel.
İLE/VE
Zorunlu ve yönetimsel. + Gönüllü ve eğitsel. )

- MUTLULUK İÇİN ...:
DAHA AZ ...
ve/>< DAHA ÇOK ...
( ... nefret edelim. VE/>< ... sevelim.
... kaygılanalım. VE/>< ... dans edelim.
... alalım. VE/YERİNE/>< ... verelim.
... tüketelim. VE/YERİNE/>< ... üretelim/türetelim.
... somurtalım. VE/YERİNE/>< ... gülelim.
... konuşalım. VE/YERİNE/>< ... dinleyelim.
... korkalım. VE/YERİNE/>< ... deneyelim.
... yargılayalım. VE/YERİNE/>< ... kabul edelim.
... izleyelim. VE/YERİNE/>< ... yapalım.
... şikâyet edelim. VE/YERİNE/>< ... takdir/tebrik edelim. )

- (")YAŞAMAK(") ile/ve/||/<>/> NİTELİKLİ YAŞAMAK
( Duyu, "duygu" ve hayal ile. İLE/VE/||/<> Us/akıl ile. )

- (")DAĞ(") ile/değil/yerine/>< (")DENİZ(")
( Uzaklaştırır, ayırır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yakınlaştırır, birleştirir. )

- KARA/TOPRAK UYGARLIĞI ile/ve/||/<>/> DENİZ UYGARLIĞI
( Bizim gibi olanlarla aynı zaman, zemin ve koşullarda gerçekleşebilir. İLE/VE/||/<>/> "Bizim gibi" olmayanlarla ilişkiye girme yetisinin ortaya çıktığı zemin ve koşullarda gerçekleşir. )

- SÜREKLİ EMEK ve/||/<>/= İNSANLIK

- BİLİŞİM SUÇLARI ile/ve/||/<> ELEKTRONİK SUÇLAR ile/ve/||/<> DİJİTALSUÇLAR ile/ve/||/<> BİLGİ TEKNOLOJİLERİ SUÇLARI

- GADDAR ile CANİ

- ÖNCÜ ile/ve/değil/||/<> ÖNE GEÇEN/ÇIKAN

- YARATICILIK ile/ve/||/<> ÇÖZÜMCÜLÜK

- KENDİN OLABİLMEK ve/||/<>/> KENDİN KALABİLMEK

- MUTLULUK ile/ve/değil/||/<>/< TATMİN OLMA

- BAŞKALARIYLA KIYASLAMA ile/değil/yerine/>< BAŞKALARINI ÖRNEK ALMA

- KABUL EDİLMESİ GEREKEN:
[ya] RASTGELELİK
ya da/>< BİLİN(E)MEYEN/GİZLİ DEĞİŞKENLER
( Θ - φ )

- BAŞKALARINA "EFENDİLİK" ile/değil/yerine/>< KENDİMİZE EFENDİLİK
( "Güç" gerektirir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Güçlü olmayı gerektirir. )

- İPEK YOLU ve/||/<> İLİM YOLU

- KİŞİ/LER değil/yerine/||/=/<>/< ZİHİN/LER

- HAKLI OLANI, GÜÇLÜ KILAMAMAK ve/ne yazık ki/> GÜÇLÜ OLANI, "HAKLI KILMAK"

- HAKLAR ve/||/<>/< HAKLARIN HAKLARI

- [ne yazık ki]
ÖĞRENMEME
ve/||/<>/> ÖĞRENİLEN YANLIŞLARDAN VAZGEÇMEME ve/||/<>/> YENİDEN ÖĞRENMEME

- YANLIŞ ZAMAN VE YER ile/ve/||/<> "KÖRÜN TAŞI, KELİN KAFASINA DENK GELİRMİŞ"

- BAZI DURUMLARIN/ENGELLERİN/SIKINTILARIN:
"SEL GİBİ GEÇMESİ"
ve/||/<> "YEL GİBİ ESMESİ"
( "Derelerde/n". VE/||/<> "Tepelerde/n". )

- İLKE ve/||/<>/= ÜST SOYUTLAMA

- CEP ve/||/<>/> ÇÖP
( Çöpleri, dışarıya/yola/sokağa atmak yerine cebimizde tutma olanağımız varken, cebimiz, bir süreliğine çöp de olabilir. )

- "TUTTUĞUN, ALTIN OLSUN!" ile/ve/||/<>
"ALLAH, NE İSTEĞİN/MURADIN VARSA, VERSİN!"

( Gerçekleşse, ikisi de kötü dua/beddua olabilecek, bu kadar ileri/uc derecede ve olanaksız olan "düşünce", "dilek", "dua" ya da "sözlere", "dilde" ve yaşamımızda yer vermemek gerekmektedir. Niyeti ve sözü de abartmak yerine uygun/doğru davranış ve tutumlarımızla, hizmet ederek, eyleyerek, çalışarak ve daha çok vererek ya da paylaşarak yani "el duası olmadan, dil duasının olmayacağını" anlamak ve anımsamak durumundayızdır. Bilgisiz, akılsız, yetersiz yaklaşımlara ya da "üçkâğıtçılıkta", bunlar gibi abartılı sözlere de itibar etmemenin bilgisi ve bilinciyle sağlanabilmektedir. )

- YAŞAM/YAZIN/ŞİİR/MÜZİK/DANS:
KURT, ...
ve/||/<> KUŞ, ... ve/||/<> AT, ...
( ...'un, sürüsüyle gittiği gibi. VE/||/<> ...'un, havada uçtuğu gibi. VE/||/<> ..'ın, ovada koştuğu gibi. )

- KAYNAKLANMA ile/ve/değil/||/<> KAYNAK ALMA

- "SUÇLAMAK" ile/değil/yerine SORUMLU OLMAK

- BİLİNÇ ve/||/<> EDİM/EYLEM ve/||/<> OLANAK/LI/LIK

- HAYRANLIK ile/ve/||/<>/> İÇSELLEŞTİRME

- YORUMLAMA ile/ve/||/<>/> DİRİLTME

- ADÂLET:
KİŞİ/KUL
ve/||/<> İLÂH'IN BİRLİĞİ

- ANLAMAK ile/ve/||/<>/>/< YORUMLAYARAK ANLAMAK

- YAZILI (OLAN/OLABİLİR/OLMALI) ile/ve/||/<> KAZILI (OLAN/OLABİLİR/OLMALI)
( Us'a/akıl'a. İLE/VE/||/<> Bulunç'a/vicdan'a. )

- HÜSRANINI BELİRTMEK/BİLDİRMEK:
"TEPKİ"
ile/değil PAYLAŞIM

- BİRİNİN:
"EŞİ/SEVGİLİSİ/DOSTU/ARKADAŞI/KARDEŞİ VS." OLMAK
ile/değil/yerine/||/<>/< (SADECE VE YETERİNCE) SEVİYOR(/SEVGİNİ GÖSTERİYOR/YAŞIYOR/YAŞATIYOR) OLMAK
( [ne yazık ki] "Yetersiz" gelebilir. İLE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Herşey için yeterlidir. )

- GELENEK:
DÜZ
değil KIRILMALI

- GELENEK:
SOMUT
ile/ve/||/<>/< SOYUT
( İçi boş. İLE/VE/||/<>/< Evrensel. )

- TARTIŞMAK GEREKİR ile/değil TARTIŞMA GEREKTİRİR

- KENT ve/||/<>/> KAVRAM
( Kentin olmadığı yerde, sanat da olmaz. )

- HUKUK:
ZORUNLULUK
ile/ve/değil/||/<>/< GEREKLİLİK

- DÜŞ KURMA ve/||/<>/> UYANIŞ YAŞAMA
( Dışa bakınca. VE/||/<>/> İçe bakarak. )

- ÇOK "PARA" ve/||/<> ÇOK "SÖZ"
( Dolansız/yanlışsız olmaz. VE/||/<> Yalansız olmaz. )

- CEFÂKÂR ile CEFÂKEŞ
( [eziyet] Çeken. İLE Eden. )

- PİŞMANLIK ile/ve/||/<> SON PİŞMANLIK
( Yarar getirir/getirebilir. İLE/VE/||/<> Yarar getirmez. )

- YAPMAK ile/ve/||/<>/< YAPILANDIRMAK

- YAPICI/LIK ve/||/<>/>/< YAPILANDIRICI/LIK

- "SATIR ARASI" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BAĞLAM

- UYARICI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< UYARAN

- AĞIZ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KULAK
( Daha az konuşmak üzere/için. İLE/VE/||/<>/< Daha çok dinlemek üzere/için. )
( Bir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< İki. )

- FELSEFE KONUŞMAK:
KEYFÎ
değil ZORUNLULUKLA

- ÖRTÜŞME ile/ve/||/<>/> DOĞRULAMA

- YEŞİL YOL(THE GREEN MILE) ile/ve/||/<> HÜCRE NO: 7 MUCİZESİ(MIRACLE IN CELL NO: 7)
( Filmlerini izlemenizi salık veririz... )

- KİŞİNİN:
"AĞZIYLA KUŞ TUTMASI"
değil "AĞZINI (KAPALI) TUTMASI"

- FELSEFE ve/||/<> DEVLET
( Aklın/düşüncenin, gelişmişlikteki son seviyesi. VE/||/<> Kurumların/toplumun, gelişmişlikteki son seviyesi. )

- EYLEM ile/ve/değil/||/<>/< EYLEMİN DEĞERİ
( Bilim. | Sanat. | Fizik/doğa. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Felsefe. )

- DÜZELTME ile/ve/değil/yerine/||/<>/< CESARET VERME

- HOŞ VE ETKİLİ KONUŞMAK:
"FEDÂKÂRLIK"
değil GEREKLİLİK

- DİLİ, DOĞRU KULLANMAK:
HER VATANDAŞIN/KİŞİN GÖREVİ
ve/||/<>/> KENDİNE VE TOPLUMA YAPTIĞI YATIRIM

- SÖYLEYİŞ/BİÇEM/ÜSLÛP:
YALIN/SADE
ile YÜKSEK ile KARIŞIK

- NETLEŞTİRME ve/||/<>/> YÜZLEŞ(TİR)ME ve/||/<>/> YORUMLAMA

- [ne yazık ki]
"BULUP DA BULAMAK"["BUNAMAK" değil!]
ile/ve/||/<> "AZIP DA AZIMSAMAK"

- BAŞINA GELECEK ile/ve/||/<>/> GÖZÜNE GÖRÜNECEK

- ERTELEME ile/ve/||/<>/< ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK

- BEDÂVET ile/değil/yerine/>< HADÂRET

- TUTUM:
GELİŞMİŞ
ile/ve/||/<> "ÖĞRENİLMİŞ" ile/ve/||/<> SİNMİŞ

- YAKINLAŞMA ile/ve/||/<>/> UZAKLAŞMA GEREKSİNİMİ

- BİRLİKTE OLMA GEREKSİNİMİ ile/ve/||/<>/< BİREY OLMA GEREKSİNİMİ

- TAVIR ile/ve/değil/||/<>/< AKIL
( Tavrının olması için aklın olması gerekmez. )

- ... GERÇEKLİK:
EVRENSEL/BÜTÜNCÜL ...
ile/ve/||/<> FİZİKSEL ... ile/ve/||/<> ZİHİNSEL ... ile/ve/||/<> ÖZNEL ... ile/ve/||/<> İLİŞKİSEL ...

- AYRILMA ile/ve/||/<>/> BOŞANMA

- İÇGÖRÜ KAZANDIRMA ile/ve/||/<> FARKINDALIK

- BAŞINA GELEN ile/ve/||/<>/< OLMAMASI GEREKEN

- "ÇARESİZLİK" ile/ve/||/<>/>/< HİÇBİR ŞEY YAPAMAMA

- "MAĞDUR/HASTA EDEN/ETMEK" ile/ve/değil/||/<>/< MAĞDUR/HASTA OLAN/OLMAK

- İLİŞKİ ile/değil İLİŞKİ DIŞI İLİŞKİ

- TÜZE/HUKUK:
BORU GİBİ
değil/yerine HUNİ GİBİ

- SONUÇ ve/||/<>/< KISIR/LIK

- SİMGE:
İÇKİN
ile/ve/||/<> AŞKIN

- NEDEN ile/ve/değil/||/<> NEYE GÖRE

- AŞKINLIK ve/||/<>/< ZAMANSIZLIK

- AKIL:
ÖLÇÜLEBİLİR
ile/ve/değil/||/<>/< ÖLÇEN/R

- ...'YI SORMAMAK ile/ve/||/<>/> ...'YA BAKMAMAK

- "MUTLAK DEĞERLİ" ile/değil/yerine DEĞERLİ

- AŞKINLIK ve/||/<>/< İLKELERİN OYNANAMAZLIĞI

- YALIN DÜŞÜNCE ve/||/<>/> SEZGİ ve/||/<>/> TASARIM ve/||/<>/> KAVRAM

- TÜM DÜŞÜNCELERİN, ...:
BAŞLADIĞI/KAYNAĞI
ve/||/<> DURDUĞU/SONLANDIĞI
( Akıl. VE/||/<> Akıl. )

- [ne yazık ki]
DİNİN, ...:
"EMİRLERİ"
ile/değil/yerine/>< KAVRAMLARI

- GERÇEKLİK:
AKIL SAYESİNDE/ARACILIĞIYLA
ve/||/<> AKILDA

- YERÇEKİMİ OLGUSU ile/ve/||/<> YERÇEKİMİ KAVRAMI
( Herkes için. İLE/VE/||/<> Bilgin//aydın/âlim/filozof için. )

- "İDEAL" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GEREKLİLİK

- GERÇEKLİĞİN ...:
KOŞULLARI
ile/ve/||/<>/>/< YASASI
( Nesnelerde. İLE/VE/||/<>/>/< Akılda. )

- [ne yazık ki]
İDAM
ile/ve/değil/<> İTHAM

- [ne yazık ki]
"GÖZ YUMMA"
ile/ve/||/<> "GÖZETİP KOLLAMA"

- KİTAP OKUYANLAR ile/>< HIRSIZLAR
( Kitap çalmaz. İLE/>< Kitap okumaz. )

- ÇÖZÜMLER ÜZERİNE KONUŞMAK ve/||/<>/> ÇÖZÜM ÜRETİR

- (")GÜZEL/LİK(") ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< DÜRÜST/LÜK

- TARİH ile/ve/değil/||/<>/< TARİH YAZIMI

- [ne yazık ki]
KURUCU ŞİDDET
ile/ve/||/<>/> KORUYUCU ŞİDDET

- SİMGE ile/ve/||/<>/> MAZMUN

- ÖNCÜ ile/ve/||/<> ÖNCÜL

- "SDK" değil STK
( "Sivil Devlet Kuruluşu" DEĞİL Sivil Toplum Kuruluşu )

- BAŞKA BİR ...:
"DÜNYA"
değil YAŞAM (BİÇİMİ)
( Yoktur. DEĞİL Vardır, olanaklıdır. )

- KADIN, ...:
... SEVMEDİĞİ KİŞİYE[ERKEK/KADIN] ...
ile/>< ..., SEVDİĞİ KİŞİ[ERKEK/KADIN] İÇİN ...
( ... hiç acımaz. İLE/>< ... kendine hiç acımaz. )

- SÖZ(CÜK)LERİ/Nİ ve/||/<> TUTUMU/NU DEĞİŞTİR...
DÜNYA/N DEĞİŞSİN!

 



 






SÖZLER

 

 

 

 

 

 

 

YAZILAR

ADÂLET DAİRESİ

Adâlet, dünya barışının temelidir.
Dünya bağının sınırlarını devlet belirler.
İşte bu devlet duvarını inşâ edecek, devlete düzen sağlayacak olan hukuktur.
Siyasi güç olmaksızın hukuk, yaptırımlarını yerine getiremez.
Siyasi gücü, askeriye korur.
Askeri gücün yaşamasını ekonomi sağlar.
Ekonomik gücü halk sunar.
Halkın birliğini sağlayacak olan ise adâlettir.

 

Adl'dir mucib-i salâh-ı cihan
Cihan bir bağdır, divan devlet
Devletin nâzımı şeriattır
Şeriata olamaz hiç hâris illâ mülk
Mülk zabteylemez illâ leşker
Leşkeri cem edemez illâ mal
Malı cem eyleyen raiyettir
Raiyeti kul eder padişah-ı âleme adl.

 

 





 

 

.....................

 


 


...

 


 

 

...........

 

 


 

 

 

başlık

...............

 

 

 

 

 

 

 

 

başlık

.............

 

 

 

 

 

başlık

................

 

 

 

başlık

................

 

 

 

...............

 

 

 

 

 

 

 

başlık

.............

 

 

 

 

başlık

............

 

 

 

başlık

.............

 

 

başlık

............

 

 

 

GÖZLER YALAN SÖYLEMEZ!

Arabası uçuruma yuvarlanmış ve sürücünün cesedi ancak birkaç hafta sonra Ağustos ayında tesadüfen bir köylü tarafından çürümüş halde bulunabilmiş.

Ölüm nedeninin trafik kazası olduğu biliniyor fakat kazanın alkolün ya da başka bir maddenin etkisi altında meydana gelip gelmediğini saptayabilmek için otopside alınan kanda 0.80 promil gram alkol bulunmuş.
Göziçi sıvısında ise alkol bulunmadığı ayrıca uyutucu ve uyuşturucu bir madde bulunmadığı rapor edilmiş.

Cesedin çürümeye başlaması ile ortamda bulunan bakteri ve mayaların etkisi ile kan şekeri tüketilirken alkol üretilir. Ağustos sıcağında çürümenin daha hızlı olması nedeniyle kanda 1.50 promil grama kadar alkol oluşabilir.

Göziçi sıvısı anatomik özelliği nedeniyle yalıtılmış bir yapıya sahiptir ve alkol yapan bakterilerin içeriye girmesine izin vermez.

Göziçi sıvısında alkol ölçümünün önemini bilen bir uzman, gözünde alkol saptanmayan sürücünün, kanında bulunan alkolün cesedin çürümesine bağlı olarak meydana geldiğini dolayısıyla kazayı alkolün etkisi altında yapmadığını rapor eder.

Ölümden sonra bile,
Gözler yalan söylemez!

 

 

 

başlık

..............

 

 

 

 

 

başlık

..............

 

 

 

 

başlık

...........

 

 

 


 

Bu çalışmada,
[doğrudan ya da dolaylı]
her türlü katkısı/desteği olan, yakından tanıdığımız ve tanımadığımız tüm tüze(hukuk) mensuplarına
Sayın Muharrem Balcı'ya ve Sevil Atasoy'a
tüm emekleri ve desteği için
ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUZ!!!
 
 

 

Bu sayfa 01 Ocak 2018 itibariyle 1396 kez incelenmiş/okunmuştur.

 

FaRkLaR Kılavuzu Facebook Grubu             FaRkLaR Kılavuzu Twitter Sayfası
grubumuza da katılabilirsiniz...             'dan da takip edebilirsiniz...
 

6D Bilgi Hizmetleri vs. | www.6Dtr.com       FaRkLaR Kılavuzu       GösterGe Bilişim ve İnternet Hizmetleri

Yenilikler ve Duyurular | Desteğiniz Lüt(û)fen!!!