FaRkLaR KILAVUZU/"SOZLUGU"!!!


TÜZE'DE(HUKUK)

KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
( SÜREKLİ AYIRDINDA VE FARKINDA OLUNMASI GEREKENLER!!! )

 



Doğrudan, bu bölüm/sayfa içeriğinde
arama yapmak için...

( Klavyenizde "Ctrl + F" tuşlarıyla[önce "Ctrl" tuşu ve basılı tutarken "F" tuşuna basarak] ve/veya(^/v) fareyle[mouse] sol üst köşedeki "Düzenle/Edit" kısmında "Bul/Find"'ı tıklayarak aradığınız sözcüğü yazarak aramanızı yapabilirsiniz. )
* ( Windows için geçerlidir. )
* ( Linux ve Macintosh kullanıcıları nasıl arama yapacaklarını biliyorlardır. )



AÇIKLAMALAR/ÖNSÖZ
[Mutlaka okuyunuz!!!]

 

- Bazı sözcüklerin, hem sözlüklerdeki karşılığına yer verilmekte, bazılarına da özellikle yer vermeyip psikolojik, felsefi, bilimsel, sanatsal, göreceli, uygulayımsal, belirli bir sınırlılık ve yaklaşımlardan yararlanılarak parantezler açılmıştır.

- Bu çalışmada, başlıkların altlarındaki bilgilere/açıklamalara (parantezlere), kişilerin, kendilerinin düşünmelerine fırsat verebilme amacıyla ve özellikle pek fazla yer verilmemektedir. Zihinlerce/kişilerce uygun bulunmayabilecek bilgiler/parantezler, gözardı edilebilir.
[ Kavramların yanında bulunan ( ) parantezler, ek bilgi ya da açıklama olarak, [ ] köşeli parantezler ise ayrıntı/teknik bilgi vermek üzere kullanılmıştır. ]

- Çoğu sözcüğe, özellikle ve belirli bir yaklaşımla yer verilmemiştir. Hayır! / Evet!

- Bu çalışmada, çoğu sözcüğün/kavramın altında, bazılarında “açıklama/ları” bulunmakta, bazılarında da -özellikle ve çeşitli nedenlerden dolayı- bulunmamaktadır.

- Bazı başlıkların altına, veri/bilgi girmemizin çeşitli nedenlerinden biri ise ulaşım/erişim kolaylığı sağlamak üzere, hazır veri/bilgi karşılıklarını sunmak üzeredir! [Dolayısıyla sizin de FaRkLaR Kılavuzu'na destek olabilmek amacıyla üyeliğinizi şimdi başlatmanızı dileriz! Teşekkür ederiz!] )

- Bu çalışmanın, sadece sözlük olarak algılanmamasını ve kullanılmamasını da sağlamak amacıyla ve özellikle “:”[iki nokta üst üste] ya da “...dır!” şeklinde belirtilmemiştir!

- Bu çalışmada, başlıkların [kavram ya da olguların], ne olduklarından çok, ne olmadıklarına işaret etme çabası güdülmektedir. [ Bir DEĞİL’leme çalışması olarak değerlendirilmelidir! ]

- Bu çalışmada bulunan tüm karşılaştırmaların, tanımlan(a)mayan, sözcük olarak karşılığı/adı tam olarak oluşturul(a)mamış, fakat zihinlerimizde karşılığı bulunan/bulunabilen “3.” anlamları ve/veya ara anlamları düşünülebilir.

- Bu kılavuz/sözlük, dil(d)e/kavramlar(d)a/sözcükler(d)e ilginizin daha da artması ve sözlük/ahit kullanımını artırmayı amaçlamaktadır.

- İngilizce’ye ve öteki dillere yer verme nedenimiz, öteki dillerle karşılaştırmalı yaklaşımla belirli bir bilince sahip olmanıza, aracı olabilmektir.

- Çoğu sözcüğün, zaman içinde, kökenbilimsel(etimolojik) derinliklerine ve öteki dillerdeki karşılıklarına da yer verilecektir. (Bu konuda her türlü destek ^v(ve/veya) katkınızı görmekten mutluluk duyarız!)

- Bu kılavuzdaki bilgiler, SDP(Sinir Dili Programlası)(NLP) üzerine de kılavuzluk edebilir.

- Bu kılavuz, soru sorma/sorgulama, yoğun/derin düşünme aracı/vesilesi olarak kullanılabilir.

- Bu kılavuz/sözlük üzerine olan tüm katkı/destek/uyarı/yorum ve önerilerinizi görmek ve değerlendirmekten mutluluk duyarız! Ayrıca burayı tıklayarak, dille ve buradaki içerikle ilgilenebileceğini düşündüğünüz kişilere tavsiye edebilirsiniz.



"... ile/ve/değil/yerine ..."
[bağlaçların kullanımı/okunuşu...]

- Kavramların aralarında kullanılan/bulunan
"... ile/ve/değil/yerine ..."
bağlaçları, ilgili satırı 2/3/4 kez ve ayrı ayrı şekilde okumanız ve satırları tekrarlamamak içindir.
( - UCLAR ile FARKLAR [karıştırılmamalı!]
- UCLAR ve FARKLAR [ayrı olmalarının yanısıra birlikte de düşünülebilir/kullanılabilir!]
- UCLAR değil FARKLAR [dır!]
- UCLAR yerine FARKLAR [düşünülmeli/kullanılmalıdır!] )



... ile ...
[ÖNCESİ | SONRASI]

- Sözcükleri dizerken ya da "... ile" öncesiyle "ile ..." sonrası arasında bir öncelik/fark/özellik/tercih/vurgu yoktur. Her ikisini de kesinlikle birbirine karıştırmamak, her ikisinin de derinliğine/önemine ve ciddiyetine yer/destek verilmesi gerekmektedir.

- Belirlemelerin/karşılaştırmaların daha da oturması/derinleşmesi için, "ile"den sonraki sözcüğün yanına tekrar "ile"den önceki sözcüğü düşünerek/koyarak değerlendiriniz.
( "- ADÂLET ile TÜZE" ise "- ADÂLET ile TÜZE [ile ADÂLET]" gibi. )

EN SON YAPILMIŞ OLAN EKLEMELER
[ 06 Nisan - 25 Mayıs 2018 arasında... ]


 

Bugün [25 Mayıs 2018] itibariyle
Tüze bölümüne yapılmış olan eklemeler aşağıdaki gibidir.
[ 06 Nisan - 25 Mayıs 2018 arasında... ]
( 249 yeni ekleme, 85 katkı )


-@ [ne yazık ki]
OKUYAN
ile/ve/||/<> ANLAYAN
[ Eklenme Tarih ve Saati: 24 Mayıs | 21:18 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49755 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Az. İLE/VE/||/<> Sınırlı/kıt. )

-@ APTAL OLMAK ile/değil/yerine/||/<>/< İYİ OLMAK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 24 Mayıs | 20:59 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49753 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Birinin hatasını, hiç olmamış gibi saymak. İLE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Affedebilecek kadar. )

-@ İKİ KİŞİ ARASINDAKİ İYİLİK KURALLARI:
BİRİNİN
ve/||/<> ÖTEKİNİN
[ Eklenme Tarih ve Saati: 24 Mayıs | 20:52 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49751 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Verdiğini, hemen unutması. VE/||/<> Aldığını, hiç unutmaması. )

-@ | KARMAŞIKLIKTA ve/||/<> UYUŞMAZLIKTA ve/||/<> ZORLUKTA | ve/||/<>
SÜREKLİLİKTE

[ Eklenme Tarih ve Saati: 24 Mayıs | 20:44 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49750 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Yalınlığı bulmak. VE/||/<> Uyumu bulmak. VE/||/<> Çözümü bulmak. VE/||/<> Kendini bulmak/tanımak! )

-@ VAZGEÇMEK:
"ZAYIFLIK"
değil/yerine/>< BIRAKABİLECEK KADAR GÜÇLÜ OLMAK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 24 Mayıs | 20:39 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49749 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ DAYANÇ/SABIR:
BOYUN EĞMEK
değil/yerine ÇABA GÖSTERMEK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 24 Mayıs | 19:17 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49740 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ EN HOŞ DUYGU:
BİRİNİN, YÜZÜNDEKİ GÜLÜMSEMENİN NEDENİ OLDUĞUNU BİLMEK :)

[ Eklenme Tarih ve Saati: 24 Mayıs | 19:04 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49737 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ UZAK DURULMASI GEREKEN KİŞİLER:
"HEP HAKLILAR"
ve/||/<> "HERŞEYE, SÜREKLİ İTİRAZ EDENLER" ve/||/<> "SADECE BEN" DİYENLER ve/||/<> BAŞKALARINI DEĞERSİZ GÖRENLER ve/||/<> ÇIKARCILAR
[ Eklenme Tarih ve Saati: 24 Mayıs | 18:15 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49732 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ HADÂLET ile/değil ADÂLET
[ Eklenme Tarih ve Saati: 24 Mayıs | 13:37 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49730 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ KARARLI/LIK ve/||/<> TUTARLI/LIK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 24 Mayıs | 11:13 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49728 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ HAK ile/ve/değil/||/<>/>/< AŞK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 23 Mayıs | 08:43 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49727 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ İNSANLAŞMA:
KARADA
ile/ve/değil/||/<>/>/< DENİZDE
[ Eklenme Tarih ve Saati: 23 Mayıs | 08:41 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49726 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ UYGARLAŞMA ile/ve/||/<>/< GÖÇ
[ Eklenme Tarih ve Saati: 23 Mayıs | 08:37 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49725 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ İMGESELLİK ve/||/<> DOĞRUDANLIK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 23 Mayıs | 08:31 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49723 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ (BÜYÜK) "HİKAYE" değil SÜREÇ
[ Eklenme Tarih ve Saati: 23 Mayıs | 08:29 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49722 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ YETİ ile/ve/||/<> NİTELİK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 23 Mayıs | 08:15 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49718 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ KURAL/LAR ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KOŞUL/LAR
[ Eklenme Tarih ve Saati: 23 Mayıs | 08:11 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49716 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ ÖZGÜRLÜK ve/||/<>/< BİRİCİKLİK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 22 Mayıs | 19:40 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49714 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ GÖZLEM ve/||/<>/> DENEY ve/||/<>/> ÖLÇÜM
[ Eklenme Tarih ve Saati: 22 Mayıs | 19:08 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49709 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ DOYUM ve/||/<>/< BÜTÜNLÜK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 22 Mayıs | 19:01 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49708 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ AMAÇ ve/||/<>/> BİLİM
[ Eklenme Tarih ve Saati: 22 Mayıs | 18:44 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49706 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Anlam doğar. VE/||/<>~> Açıklama sunar. )

-@ İÇ DÜZEN ve/||/<>/< NEDENSELLİK BAĞLARI
[ Eklenme Tarih ve Saati: 22 Mayıs | 18:34 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49705 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ İÇSEL/LİK ile/ve/||/<> İLKESEL/LİK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 22 Mayıs | 18:21 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49704 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ AYDINLANMA >< AYDINLANMA İSTEĞİ
[ Eklenme Tarih ve Saati: 22 Mayıs | 15:59 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49703 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ "YANIŞ" değil/yerine UYANIŞ
[ Eklenme Tarih ve Saati: 22 Mayıs | 15:36 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49702 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ EĞİTİM:
GERÇEKLERİN ÖĞRETİLMESİ
ile/ve/değil/||/<>/< DÜŞÜNMEK İÇİN AKLIN EĞİTİLMESİ
[ Eklenme Tarih ve Saati: 22 Mayıs | 15:14 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49701 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ KİŞİLERİN:
HATASINDAN/YANLIŞINDAN/SUÇUNDA/GÜNAHINDAN
ve/fakat TÖVBESİNDEN
[ Eklenme Tarih ve Saati: 21 Mayıs | 14:12 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49694 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Haberimiz olabilir. VE/FAKAT Haberimiz olmayabilir. [Dolayısıyla, kimseyi kınamamak gerek!] )

-@ ŞU ANDA VE BURADA, ...:
NE OLUYOR?
ve/||/<>/> DUYULARIM NELER? ve/||/<>/> NASIL DAVRANIYORUM/DAVRANABİLİRİM? ve/||/<>/> YARARLI/YARARIMA OLAN NEDİR? ve/||/<>/> NE/LER YAPABİLİRİM?
[ Eklenme Tarih ve Saati: 21 Mayıs | 13:22 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49680 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ İŞLEM:
BİLİNÇTE
ile/ve/||/<>/< BİLİNÇALTINDA
[ Eklenme Tarih ve Saati: 21 Mayıs | 13:13 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49676 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( [saniyede] 5-9 ile/ve/||/<>/< 1300 )

-@ BİLİNÇDIŞI:
ANLAMAZ UYGULAR

[ Eklenme Tarih ve Saati: 21 Mayıs | 13:12 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49675 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ ARA İNANÇLAR ile/ve/||/<> OTONOM DÜŞÜNCELER
[ Eklenme Tarih ve Saati: 21 Mayıs | 13:05 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49669 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ ARA İNANIŞLARDA:
TUTUM
ile/ve/||/<> KURAL ile/ve/||/<> SAYILTI
[ Eklenme Tarih ve Saati: 21 Mayıs | 13:03 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49667 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ TÖVBE ile/ve/||/<>/> AFFETME
[ Eklenme Tarih ve Saati: 21 Mayıs | 12:52 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49660 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ İŞLEVSELLİK ve/||/<> İŞE YARARLIK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 19 Mayıs | 20:37 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49657 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ HAZIRLAMA ile/ve/||/<>/> SUNMA
[ Eklenme Tarih ve Saati: 19 Mayıs | 20:36 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49656 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ [ne yazık ki]
İSRAF
ve/||/<>/> İFLÂS
[ Eklenme Tarih ve Saati: 19 Mayıs | 20:33 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49653 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ DEĞİŞİM ile/ve/||/<>/>/< AÇILIM
[ Eklenme Tarih ve Saati: 19 Mayıs | 14:38 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49644 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ "ÇIKARLAR/IMIZ GEREĞİNCE" değil/yerine İLİŞKİLER GEREĞİNCE
[ Eklenme Tarih ve Saati: 19 Mayıs | 14:28 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49635 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ ZEKÂ ve/||/<> DUYARLILIK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 18 Mayıs | 09:43 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49631 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ "KİMLİK" ile/ve/değil/||/<>/< TARİH TORTULARI
[ Eklenme Tarih ve Saati: 18 Mayıs | 09:42 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49630 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ ZEKÂ ve/||/<>/< SOYUTLAMA GÜCÜ / STİL
[ Eklenme Tarih ve Saati: 18 Mayıs | 09:38 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49627 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ "HIRS" değil/yerine/>< YASA
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Mayıs | 23:09 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49620 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ CIVILITAS <> HUMANITAS <> VERITAS
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Mayıs | 23:07 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49618 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ [ne yazık ki]
"İDDİAYA GİRMEK"
ile/ve/||/<> "İDDİA ETMEK"
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Mayıs | 14:32 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49607 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ KANIT ve/||/<>/< KAVRAM
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Mayıs | 14:30 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49606 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ [ne yazık ki]
"NİYET OKUMA"
ile/ve/||/<> "AKIL OKUMA"
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Mayıs | 14:13 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49594 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( İkisi de yanlıştır ve olanaksızdır. Hiçbir zaman, zemin ve koşulda yapılmamalıdır! )

-@ "...'YA/NA:
"DAYANARAK"
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GÜVENEREK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Mayıs | 14:06 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49592 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ [ne yazık ki]
(FAZLA) BASKI
ve/||/<>/>/< İHMAL
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Mayıs | 13:59 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49589 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ GİRİŞİMCİ ile/ve/değil/||/< SUÇLU
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Mayıs | 13:55 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49587 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ "ANLAMAMAZLIKTAN GELMEK" ile/ve/||/<> "İŞİNE GELMEMESİ"
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Mayıs | 13:42 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49581 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ BİLGİ/VERİ/HABER:
[ne yazık ki]
YOKSA
ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< VARSA
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Mayıs | 13:37 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49580 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( "Asıp kesme." İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>< Saygı, sevgi, şefkat, merhamet, anlayış. )

-@ SOMUT ve/=/||/<> EYLEM
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Mayıs | 13:09 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49579 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ BAŞLANGIÇ:
EYLEM
ile/ve/değil/||/<>/< ÖRTÜK EYLEM
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Mayıs | 13:02 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49577 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ BAŞLAMAK İÇİN ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> BAŞLAMAMAK/YAPMAMAK İÇİN
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Mayıs | 12:43 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49575 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( "En" doğru zamanı beklemek. İLE/VE/||/<>/> [bazen/çoğunlukla] Olumsal/keyfî "bahane" (olabilir). )

-@ AKTARIM ile/ve/değil/> ÜRETİM
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Mayıs | 12:35 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49574 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ [ne yazık ki]
ÖNYARGI
ile/ve/||/<> KUŞKU
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Mayıs | 12:24 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49572 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ ADÂLET ve/||/<> KARE
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Mayıs | 12:03 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49571 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( 2+2=4 VE/||/<> İki üçgen alanın biraradalığı. )

-@ DÜRÜSTLÜK:
"ÇOK ARKADAŞ"
değil/yerine İYİ DOST (KAZANDIRIR)
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Mayıs | 01:04 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49563 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ [ne yazık ki]
MAĞDUR
ile/ve/||/<> MAZLUM
[ Eklenme Tarih ve Saati: 16 Mayıs | 14:27 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49561 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ BAĞIMSIZ/LIK ile/ve/||/<> ÖZERK/LİK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 16 Mayıs | 14:24 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49559 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ "ÖFKE" ile/ve/||/<>/> "KAYGI"
[ Eklenme Tarih ve Saati: 16 Mayıs | 14:23 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49558 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ DÜŞÜNMEYE/ANLATMAYA BAŞLAMA:
KÖTÜLERDEN
ile/değil/yerine İYİLERDEN
[ Eklenme Tarih ve Saati: 16 Mayıs | 14:22 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49557 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ HUKUK DÜZENİ ile/ve/||/<>/< DÜNYA GÖRÜŞÜ
[ Eklenme Tarih ve Saati: 16 Mayıs | 13:47 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49553 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ PARA VAKFI ile VEFÂEN SATIŞ
[ Eklenme Tarih ve Saati: 16 Mayıs | 13:46 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49552 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ RİBÂ ile RİBÂ-YI FAZL
[ Eklenme Tarih ve Saati: 16 Mayıs | 13:43 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49550 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Bir şeyin artması/çoğalması. | Tefecilikle alınan fâhiş faiz. İLE Tartısı ve ölçüsü olan bir malı, aynı cinsten daha fazla olan bir mal ile bir karşılığı olmaksızın, peşin olarak ya da veresiye değiştirmek. )

-@ KARZ-I HASEN ile KARZ-I ŞİR
[ Eklenme Tarih ve Saati: 16 Mayıs | 13:31 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49549 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Faizsiz verilen borç. İLE Şiiri, ezbere okuma. )

-@ SEMEN-İ HÂL ile/ve/||/<> SEMEN-İ MİSL ile/ve/||/<> SEMEN-İ MÜSEMMÂ ile/ve/||/<> SEMEN-İ RÂİYE
[ Eklenme Tarih ve Saati: 16 Mayıs | 13:22 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49548 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Peşin olan değer. İLE/VE/||/<> Bilirkişi tarafından, gerçek değerini belirleme. İLE/VE/||/<> İki tarafın isteğiyle verilen değer. İLE/VE/||/<> Geçer değer, sürümü olan değer. )

-@ TAKDÎR-İ SEMEN ile/ve/||/<> TAYÎN-İ SEMEN
[ Eklenme Tarih ve Saati: 16 Mayıs | 13:19 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49547 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Değer biçme. İLE/VE/||/<> Değerini belirtme. )

-@ MAL ile/ve/||/<> DEĞER/TUTAR/SEMEN[Ar. çoğ. ESMÂN]
[ Eklenme Tarih ve Saati: 16 Mayıs | 13:13 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49545 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ BEY-UL ...:
MUDAREBE (AKDİ)
ile MUAMELE (AKDİ) ile MURABAHA
[ Eklenme Tarih ve Saati: 16 Mayıs | 10:48 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49544 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ SATILAMAZ ile/ve/||/<> DEVREDİLEMEZ
[ Eklenme Tarih ve Saati: 16 Mayıs | 10:44 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49543 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ GERÇEKLİK/HAKİKAT:
ÇÜRÜTEMEDİĞİMİZ
ve/||/<> TÜKETEMEDİĞİMİZ
[ Eklenme Tarih ve Saati: 15 Mayıs | 16:18 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49531 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ YAŞAM:
YÖNETİLEN
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KARŞILAŞILAN
[ Eklenme Tarih ve Saati: 15 Mayıs | 15:20 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49527 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ UYARICI ile/ve/||/<> "AYAR VERME"
[ Eklenme Tarih ve Saati: 15 Mayıs | 15:19 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49526 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ [ne yazık ki]
NE KADAR, KENDİMİZİ "DÜŞÜNÜYORSAK"
ile/ve/||/<>/> O KADAR, İŞTEN/SORUMLULUKTAN KAÇMAK/ÇALMAK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 15 Mayıs | 15:10 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49525 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ OLGUNLAŞMA/TEKÂMÜL (ETMEK) ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÇEKİRDEĞİNİ KÜÇÜLTMEK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 15 Mayıs | 15:07 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49524 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ "KOMPLO TEORİSİ" ile/değil/yerine TEORİ/KURAM
[ Eklenme Tarih ve Saati: 14 Mayıs | 11:57 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49513 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( [düşük/yüksek olasılıklı] Akıl hastalığı içinde. İLE/DEĞİL/YERİNE Akıl[felsefe/bilim/sanat] ile. )

-@ VERİ/BİLGİ/HABER:
"HEVESİMİZİ KAÇIRMAK İÇİN"
değil SÜRECİMİZİ KOLAYLAŞTIRSIN VE YOĞUNLAŞALIM DİYE
[ Eklenme Tarih ve Saati: 11 Mayıs | 22:44 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49506 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ "YAR/UÇURUM" OLMAK ile/değil/yerine/>< YÂR OLMAK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 11 Mayıs | 22:29 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49504 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ [ne yazık ki]
(")UYARI("):
(")AŞIRI(")
ile/ve/||/<> (")YETERSİZ(") ile/ve/||/<> (")YERSİZ(") ile/ve/||/<> (")YANLIŞ(")
[ Eklenme Tarih ve Saati: 11 Mayıs | 22:08 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49498 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ KİŞİNİN:
ZARAR GÖRMESİNİ ENGELLEMEK
ile/ve/||/<>/>/< VERMESİNİ ENGELLEMEK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 11 Mayıs | 21:36 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49495 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ YAŞAM(AY)I ÖĞRENMEK ile/ve/değil/=/||/<>/< SAÇMALAMAMAYI ÖĞRENMEK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 11 Mayıs | 21:19 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49491 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ OLANI BİLİRİM/BİLEYİM ile/ve/||/<>/< OLMASI GEREKENİ (")BİLEBİLİRİM(")/BİLEYİM
[ Eklenme Tarih ve Saati: 10 Mayıs | 16:01 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49486 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Aristoteles. İLE/VE/||/<>/< Platon. )

-@ BEĞENİLMEK ve/||/<>/>/< KABUL EDİLMEK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 10 Mayıs | 15:08 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49482 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ ÖZGÜRLÜK ile/ve/değil/||/<>/< ÖZERKLİK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 10 Mayıs | 15:05 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49480 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ "DIŞSAL" ile/ve/||/=/<>/> DÜŞÜNCENİN YANSIMALARI/NESNELER
[ Eklenme Tarih ve Saati: 10 Mayıs | 15:00 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49477 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ UNUTULMA HAKKI'NDA:
ANALOG
ile/ve/<> ÇEVRİMİÇİ ile/ve/<> SİLDİRME ile/ve/<> DİZİNDEN ÇIKARMA(DELISTING)
[ Eklenme Tarih ve Saati: 10 Mayıs | 14:52 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49475 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Basılı. İLE/VE/<> Dijital. İLE/VE/<> Kişisel veriler. İLE/VE/<> ... )

-@ UNUTULMA HAKKI'NDA:
RIGHT TO OBLIVION
ile/ve/||/<> RIGHT TO BE FORGOTTEN
[ Eklenme Tarih ve Saati: 10 Mayıs | 14:52 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49474 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ ÖZERKLİK:
BİREYSEL
ve/||/<> BİLİSEL(ENFORMASYONEL)
[ Eklenme Tarih ve Saati: 10 Mayıs | 14:48 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49473 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ UNUTULMA HAKKI ile/ve/||/<> AF
[ Eklenme Tarih ve Saati: 10 Mayıs | 14:46 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49472 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ UNUTULMA HAKKI'NDA:
LEBACH KARARI
ve/||/<> MELVIN V. REID KARARI
[ Eklenme Tarih ve Saati: 10 Mayıs | 14:46 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49471 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ ÖZEL YAŞAMIN GİZLİLİĞİ ve/||/<> MUTLULUĞU ARAMA HAKKI
[ Eklenme Tarih ve Saati: 10 Mayıs | 14:45 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49470 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ SİLDİRME HAKKI ile/ve/||/<> ÇEVRİMİÇİ UNUTULMA HAKKI
[ Eklenme Tarih ve Saati: 10 Mayıs | 14:43 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49469 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ UNUTULMA HAKKI'NDA:
BİLGİ
ile/ve/||/<> ZAMAN
[ Eklenme Tarih ve Saati: 10 Mayıs | 14:40 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49468 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( DOĞRU BİLGİ ile/ve/||/<> HUKUKA UYGUN, YAYILMIŞ BİLGİ

ile~ve~||~<>

BİLGİNİN: TOPLUMSAL ÖNEMİMİ YİTİRMESİ ile/ve/||/<> GÜNCELLİĞİNİ YİTİRMESİ )

-@ DAHA UYGUN ile/ve/||/<> SONRAKİ ile/ve/||/<> ÖZEL
[ Eklenme Tarih ve Saati: 10 Mayıs | 14:34 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49467 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ YAŞAMDA/BİSİKLETTE:
KİŞİLERE ÇARPMAMA
ve/||/<> ARAÇLARA VE KİŞİLERE ÇARPILMAMA
[ Eklenme Tarih ve Saati: 10 Mayıs | 09:48 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49456 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ DOLAYIM(LI/SIZ) ile DÜŞÜNÜLMÜŞ
[ Eklenme Tarih ve Saati: 08 Mayıs | 17:16 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49447 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ "KIRMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/> GÖNÜL ALMAYI (DA) BİLMEK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 08 Mayıs | 16:32 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49445 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Herkesin yapabildiği/yapabileceği. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Bazılarının yapabildiği/yapabileceği. )

-@ YALAN SÖYLEYİP UTANMAK değil/yerine DÜRÜST OLUP KAYBETMEK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 03 Mayıs | 23:21 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49439 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ ... HAKKI ("VERMEK") ile/ve/değil/||/<>/< ... FIRSATI (TANIMAK)
[ Eklenme Tarih ve Saati: 03 Mayıs | 21:59 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49438 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ ZARAR/HASAR:
CANA
ile/değil/yerine MALA
[ Eklenme Tarih ve Saati: 03 Mayıs | 11:28 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49437 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ 0.99³65 = 0.03
ile/değil/yerine/><
1.01³65 = 3.78

[ Eklenme Tarih ve Saati: 03 Mayıs | 12:31 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49435 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Her gün yaptığımız işi (ya da kendimizi), %1 iyileştirdiğimizde, 365 gün sonra vardığımız sonuç ile her gün, %1 gerilettiğimizde vardığımız sonuç arasında, ne kadar büyük FaRkLaR olduğunu görüyoruz!... )

-@ "YAKIŞAN/YAKIŞMAYAN" ile/ve/değil/||/<>/< UYGUN DÜŞEN/DÜŞMEYEN
[ Eklenme Tarih ve Saati: 30 Nisan | 15:09 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49432 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ "TUHAF OLAN" ile/ve/değil/||/<>/< ÜZÜCÜ OLAN
[ Eklenme Tarih ve Saati: 30 Nisan | 15:04 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49431 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ OLUMLU ile/ve/||/<>/> OYLUMLU/HACİMLİ
[ Eklenme Tarih ve Saati: 30 Nisan | 14:50 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49429 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ .. İLE SINIRLI OLDUĞUNU:
DİLE GETİRMEK
ile/ve/||/<> ANIMSATMAK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 30 Nisan | 14:49 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49428 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ BİAT ile/ve/||/<> İTAAT
[ Eklenme Tarih ve Saati: 30 Nisan | 14:48 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49427 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ GERİLİMDE:
GERİLEME
ile/değil/yerine İLERLEME
[ Eklenme Tarih ve Saati: 30 Nisan | 14:47 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49425 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ SORU ile/ve/||/<>/> İLKE
[ Eklenme Tarih ve Saati: 30 Nisan | 14:45 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49424 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ İLKELER:
AMAÇSAL
ile/ve/||/<> SÜREÇSEL ile/ve/||/<> SONUÇSAL
[ Eklenme Tarih ve Saati: 30 Nisan | 14:44 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49423 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ SULTANIN:
GEREKLİLİĞİ
ile/ve/||/<> ÜSTÜNLÜĞÜ ile/ve/||/<> TEKLİĞİ ile/ve/||/<> KUTSALLIĞI
[ Eklenme Tarih ve Saati: 30 Nisan | 14:40 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49421 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ SİYASETNAME ile/ve/değil/||/<> GENELGE
[ Eklenme Tarih ve Saati: 30 Nisan | 14:39 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49420 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ UTANMA ve/||/<>/> DOĞRULUK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 30 Nisan | 14:10 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49419 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ İYİ BİR YÖNETİCİ OLMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İYİ BİR KİŞİ OLMAK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 30 Nisan | 13:19 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49418 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( AKIL ve/<> ADÂLET ve/<> SİYASET ve/<> DOĞRULUK ve/<> AHLAK BİLGİ

İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/<

ADÂLET DAİRESİ
)

-@ "EMANETİ, EHLİNE VERMEK" ile/ve/||/<>/> İŞİ, O İŞE UYGUN/YETKİN KİŞİYE VERMEK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 30 Nisan | 13:08 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49414 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ SİYASETNAMELERDE:
SULTAN OLMAK
ile/ve/||/<>/< İYİ BİR KİŞİ OLMAK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 30 Nisan | 13:06 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49413 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ SİYASETNAMELERDE:
NAS
ile/ve/değil/||/<>/< MASLAHAT
[ Eklenme Tarih ve Saati: 30 Nisan | 13:04 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49412 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ AKILSIZ BAŞ ve/||/<>/> AYAK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 30 Nisan | 13:01 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49409 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Akılsız başın cezasını, ayaklar çeker. )

-@ KONUŞMA SIRASINDA:
KAYITLI BAŞLIKLARA UYABİLMEK
ile/ve/||/<> SÖZLERİN/BAŞLIKLARIN, DİNLEYİCİYE NE KADAR UYUP UYMAYACAĞI
[ Eklenme Tarih ve Saati: 29 Nisan | 21:40 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49405 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ KENTİN, KİŞİYE/TOPLUMA ETKİSİ/KATKISI ile/ve/değil/||/<>/>/< KİŞİNİN/TOPLUMUN, KENTE KATKISI/ETKİSİ
[ Eklenme Tarih ve Saati: 29 Nisan | 21:38 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49404 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ HASED ile BUHUL ile ŞUH ile GIPTA
ile/değil/yerine/>/<
SEHÂVET ile İSÂR ile CÛD ile FAKR ile MAHV

[ Eklenme Tarih ve Saati: 29 Nisan | 14:36 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49402 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( | "Bende yok, onda da olmasın." İLE "Bende var ama onda olmasın". İLE "Onunki, benim olsun". İLE "Onda var, bende de olsun". |

İLE/DEĞİL/YERİNE/>/<

| "Bende var ama onda da olsun". İLE "Benim değil onun olsun". İLE "Benim yok ama onun, olsun". İLE "Onda yok, bende de olmasın". İLE "[Paylaştığı/bölüştüğü halde ...] Bir şey mi vermişim/z?". | )

-@ "FAYTON SEFÂSI" değil ATLARIN CEFÂSI
[ Eklenme Tarih ve Saati: 29 Nisan | 14:15 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49401 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ BİRİNİN, SANA/ONA/BİZE ...:
NE/LER VERE(BİLE)CEĞİ
ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< NELERDEN VAZGEÇEBİLECEĞİ
[ Eklenme Tarih ve Saati: 29 Nisan | 14:11 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49400 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ "SÖZLERİNİ" "DUYURMAK İÇİN":
"KİŞİLERİ TUTMAK"
değil/yerine ÇENEYİ TUTMAK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 28 Nisan | 23:04 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49399 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ TOPLUMUN:
"ANLAMAMASI"
değil İTİBAR ETMEMESİ
[ Eklenme Tarih ve Saati: 28 Nisan | 13:06 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49398 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ İNDİRGEME ile/ve/değil/yerine MODELLEME
[ Eklenme Tarih ve Saati: 28 Nisan | 13:04 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49397 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ SUSMA HAKKININ İSTİSNALARI:
KİMLİK BİLGİLERİNİ (DOĞRU) YANITLAMA
ve/||/<> KENDİLİĞİNDEN YAPILAN AÇIKLAMALAR/İTİRAFLAR
[ Eklenme Tarih ve Saati: 27 Nisan | 17:57 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49396 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Ceza davası, ancak suçlu olduğundan şüphe edilen kişinin, belirli olması durumunda açılabilir. CMK'nın 170. maddesinde, iddianamede gösterilmesi gereken konular arasında, şüphelinin kimliği de sayılmıştır. CMK'nın 147. maddesinin, 1. fıkrasının, a bendinde, şüpheli ya da sanığın kimliğinin saptanacağını ve şüpheli ya da sanığın kimliğine ilişkin soruları doğru yanıtlandırmakla yükümlü olduğu belirtilmektedir. Şüphelinin, kimlik ve adresi ile ilgili bilgi vermekten kaçınması ya da gerçeğe aykırı beyanda bulunması dolayısıyla kimliğinin belirlenememesi durumunda, bu belirleme yapılıncaya kadar gözaltına alınması ve tutuklanması olanaklıdır. VE/||/<> Susma hakkının kapsamına girmeyen başka bir istisna, kendiliğinden yapılan açıklamalarla/itiraflarla ilgilidir. Örneğin, ... nedeni ile eşini öldürdükten sonra karakola giderek teslim olan kişinin, kendiliğinden yaptığı açıklamalardan önce susturulması, avukatın getirtilmesi söz konusu olamaz. Ayrıca, meşhut suç sırasında takip edilen kişinin söylediği sözler bakımından hukuka aykırı kanıt var sayılamaz. )

-@ MUTLAK/KAPSAMLI/TAMAMEN BAĞIŞIKLIK ile GÖRELİ BAĞIŞIKLIK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 27 Nisan | 17:46 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49395 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( En güçlü ve geniş bağışıklık olarak kabul edilen mutlak bağışıklığa göre şüpheli, sanık ve tanık, tanıklık yaptığı sıradaki verdiği beyânı ile ilgili hiçbir suçtan kovuşturulamaz. Fakat şüpheli, sanık ve tanığın, bağışıklık kapsamında ileri sürdüğü asıl suçla bağlantılı olmayan kanıtın kullanımı olanaklıdır. Savcının, kovuşturma yapmayacağına dair hukuka aykırı vaadi, mutlak bağışıklık sunmaz. Savcı, ancak gerçeğe ulaşmak için önem taşıyan durumlarda, bağışıklık tanınması konusunda mahkemeye öneride bulunabilir. Ayrıca, kişiye, mutlak bağışıklık tanınmışsa, savcı, bir sonraki ceza davasında kullandığı kanıtın, hukuka uygun ve bağışıklık ile elde edilen tanıklıktan bağımsız olduğunu kanıtlamak zorundadır. İLE Sadece, bağışıklık sağlanması yoluyla elde edilen beyân ve bu beyân aracılığıyla elde edilen kanıtlar, sanığın, bu suçlardan dolayı takip eden kovuşturmasında kullanılamaz. )

-@ [ya] YALAN BEYAN ile/değil/yerine/ya da SUSMA HAKKI
[ Eklenme Tarih ve Saati: 27 Nisan | 16:44 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49394 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Sanık, yalan söylese bile sözlerinde çelişkiye düşer ve onlardan ipuçları elde edilebilir. İLE/DEĞİL/YERİNE/YA DA Sanığı, doğru söylemeye zorlamak, insanın varoluşuna, onuruna ve kişi haklarına aykırı olur. [Kişinin, kendini, ceza tehdidi altına sokması olanaklı değildir.] )

-@ SUSMA HAKKI ve/||/<> ADİL YARGILANMA HAKKI ve/||/<> KENDİNE YÜKLENEN SUÇU ÖĞRENME HAKKI ve/||/<> SAVUNMA HAKKI ve/||/<> İFADE SERBESTLİĞİ ve/||/<> MASUMİYET GÖSTERGESİ ve/||/<> SİLAHLARIN EŞİTLİĞİ ve/||/<> AVUKAT YARDIMI ve/||/<> AYDILATMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ ve/||/<> HUKUK DEVLETİ İLKESİ
[ Eklenme Tarih ve Saati: 27 Nisan | 16:37 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49393 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ SUSMA HAKKININ TARİHÇESİNDE, DÖNÜM NOKTALARI:
JOHN LILBURNE'NİN TUTUMU
ve/||/<>/>/< MIRANDA UYARILARI
[ Eklenme Tarih ve Saati: 27 Nisan | 16:57 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49392 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( 1637 yılında, İngiliz tarihinin en renkli, en dramatik kişilerinden biri olan John Lilburne’un, halkı yönetime karşı kışkırtan bir kitap yayımladığından dolayı tutuklanıp bu mahkeme önüne çıkarılması, susma hakkı konusunda bir dönüm noktası olmuştur. Lilburne, mahkemede, açıkça neyle suçlandığı hakkında bilgilendirilene kadar, sorulan sorulara yanıt vermeyi reddetti. Bu durum, ceza yargılaması açısından, tarihin bize taşıdığı, susma hakkının kullanılması ile ilgili ilk durumdur.

VE/||/<>/>/<

1. Sessiz kalma hakkınız vardır.
2. Söyleyeceğiniz her şey, mahkemede, aleyhinize kullanılabilir.
3. Herhangi bir soruya yanıt vermeden önce, avukat ile konuşma hakkınız vardır ve soruları yanıtlarken, avukatınız, yanınızda bulunabilir.
4. Eğer bir avukat tutamıyorsanız ve dilerseniz, size bir avukat belirlenecektir.
5. İfade sırasında, herhangi bir anda, soruların öncesinde ya da sonrasında, susma hakkınızı ve avukattan yararlanma hakkını kullanabilirsiniz. [1966 Arizona - ABD] )
( 1- You have the right to remain silent.
2- Anything you say can and will be used against you in a court of law.
3- You have the right to an attorney.
4- If you cannot afford an attorney, one will be appointed for you. )

-@ YARGILAMA SIRASINDA, SUSMANIN ...:
YORUMLANMASININ GENİŞLİĞİ
ve/||/<> KULLANILDIĞI AŞAMA ve/||/<> AVUKATININ, ORADA/YANINDA BULUNMASI ve/||/<> ZANLININ, BİLGİLENDİRİLMESİ
[ Eklenme Tarih ve Saati: 27 Nisan | 16:04 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49391 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( ... VE/||/<> Duruşmada susma polis tarafından gerçekleştirilecek ifade alma sırasındaki susmaya nazaran daha geniş yorumlanır. Zira bu görüşe göre duruşma aşamasında sanık panik içinde ya da hazırlıksız olduğunu ileri süremez VE/||/<> Burada, kişinin bir hukukçunun yardımından yararlandığı, haklarından haberdar olduğu önkabulünden hareket edilmektedir. VE/||/<> Polisin, sorgusundan önce bilgilendirme yapması durumunda, susma, daha dikkatli irdelenmektedir. )

-@ KİMSEYİ:
(ÇOK/FAZLA) ÖVMEMELİ
ve/||/<> KÜSMEMELİ ve/||/<> YAKINMAMALI ve/||/<> SUÇLAMAMALI
[ Eklenme Tarih ve Saati: 27 Nisan | 13:53 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49389 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ ÇEKİRDEK DUYULAR ve/||/<> KAYGI ve/||/<> GÜVENLİK STRATEJİLERİ
[ Eklenme Tarih ve Saati: 27 Nisan | 13:42 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49387 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ ADÂLET ve/||/<> YAŞAM
[ Eklenme Tarih ve Saati: 27 Nisan | 01:00 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49386 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ DÜRTÜLER ile/ve/||/<> KAYGI ile/ve/||/<> SAVUNMALAR
[ Eklenme Tarih ve Saati: 26 Nisan | 18:14 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49385 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ (")KUŞKULU/ŞÜPHELİ İFADE TUTANAĞI(") ile/değil KUŞKULU/ŞÜPHELİ'NİN İFADE TUTANAĞI
[ Eklenme Tarih ve Saati: 25 Nisan | 16:15 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49382 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ [ne] İKRAR ne de İNKÂR
[ Eklenme Tarih ve Saati: 25 Nisan | 16:11 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49381 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ SUÇLAMAYI/İTHAMI:
DEF ETMEK
ile/ve/||/<> İNKÂR ETMEK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 25 Nisan | 16:10 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49380 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ HAKLARIMIZIN ANIMSATILMASINDA:
"SARKITMA"
değil/>< ANINDA/DERHAL
[ Eklenme Tarih ve Saati: 25 Nisan | 16:09 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49379 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ SUSMAK:
"STRATEJİ"
ile/ve/değil/||/<>/< HAK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 25 Nisan | 16:08 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49378 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ SUSMA HAKKI ile/ve/||/<> BAĞIŞIKLIK HAKKI
[ Eklenme Tarih ve Saati: 25 Nisan | 16:07 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49377 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ TÜZEL İŞLEYİŞTE:
İNGİLİZ
ile/ve/||/<> AMERİKAN ile/ve/||/<> ALMAN ile/ve/||/<> TÜRK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 25 Nisan | 16:06 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49376 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ TAHKİKTE:
VİCDANÎ KANAAT
değil YASAL KANIT
[ Eklenme Tarih ve Saati: 25 Nisan | 14:56 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49375 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ YARGILAMANIN TARİHÇESİNDE:
İTHAM
ile/ve/||/<> TAHKİK ile/ve/||/<> İŞBİRLİĞİ
[ Eklenme Tarih ve Saati: 25 Nisan | 14:53 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49374 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ SUÇSUZLUĞUNU İDDİA ETMEK ile/ve/||/<> SUÇU/NU İNKÂR ETMEK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 25 Nisan | 14:50 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49373 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ SUSMA (OLANAĞI/HAKKI):
SORUŞTURMADA
ile/ve/||/<>/> KOĞUŞTURMADA
[ Eklenme Tarih ve Saati: 25 Nisan | 14:48 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49372 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ SUSMA:
TAM
ile/ve/||/<> KISMÎ ile/ve/||/<> GEÇİCİ
[ Eklenme Tarih ve Saati: 27 Nisan | 15:52 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49371 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Şüpheli ya da sanığın, muhakemenin tüm aşamalarında, suçlamanın tümü bakımından susmasıdır. Tam susma, uygulamada çok sık rastlanılan bir susma çeşidi değildir. Şüpheli ya da sanığın, kendine yüklenen suç hakkında, hiçbir şey açıklamaması biçiminde ortaya çıkar. Ancak, şüpheli ya da sanığın, failliği hakkında tam bir inkârda bulunması, örneğin; "suçsuz olduğu"nu açıklaması ya da "olay yerinde bulunmadığı"nı söylemesi de, tam susma kapsamında değerlendirilmelidir. Şüpheli ya da sanığın, olaya ilişki herhangi bir açıklamada bulunmaksızın, kimliğine ve kişisel durumlarına ilişkin bilgileri vermesi durumunda da tam susma söz konusudur.

İLE/VE/||/<>

Şüpheli ya da sanığın, muhakemenin hangi aşamasında olursa olsun, kendine sorulan sorulardan bir kısmını yanıtlayıp, bir kısmını yanıtsız bırakması, kısmî susmadır. Örneğin; şüpheli ya da sanığın, cinayeti işlediğini kabul edip, neden işlediği ya da cinayet aracını nereye sakladığı konusundaki soruları yanıtsız bırakması gibi.

İLE/VE/||/<>

Şüpheli ya sanığın, muhakemenin bir aşamasında, olay hakkında konuşup, başka bir aşamasında susması, geçici susmadır. Örneğin, şüpheli ya da sanık, soruşturma evresinde konuşmuş fakat kovuşturma evresinde susmuşsa ya da soruşturma evresinde susup, kovuşturma evresinde konuşmuşsa, bu, geçici susmadır. )

-@ SUSMA HAKKI ve/||/<>/< ALEYHİNE KULANMAMA
[ Eklenme Tarih ve Saati: 27 Nisan | 16:23 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49370 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Suç kuşkusu altında bulunan kişinin, hem soruşturma, hem de yargılama sırasında işlediği iddia edilen suçla ilgili olarak, kendine sorulan sorulara yanıt vermeye, bu yolda kanıt göstermeye zorlanamaması ve bu durumun, kişi aleyhine yorumlanamaması olarak ifade edilebilir. VE/||/<>/< ... )

-@ SUSMA HAKKI ile/ve/||/<> SAVUNMA HAKKI
[ Eklenme Tarih ve Saati: 25 Nisan | 13:44 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49369 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ SÖZ ile/ve/||/<>/> SUSABİLME/SÜKÛT
[ Eklenme Tarih ve Saati: 25 Nisan | 13:41 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49368 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( "Gümüş." İLE/VE/||/<>/> "Altın." )

-@ SUSABİLMEK/SÜKÛT ve/||/<> PERHİZ/REJİM ve/||/<> NEŞE ve/||/<> COŞKU
[ Eklenme Tarih ve Saati: 25 Nisan | 02:28 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49367 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ SÖZ(CÜK)LERİ/Nİ ve/||/<> TUTUMU/NU DEĞİŞTİR...
DÜNYA/N DEĞİŞSİN!

[ Eklenme Tarih ve Saati: 25 Nisan | 02:20 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49366 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ KADIN, ...:
... SEVMEDİĞİ KİŞİYE[ERKEK/KADIN] ...
ile/>< ..., SEVDİĞİ KİŞİ[ERKEK/KADIN] İÇİN ...
[ Eklenme Tarih ve Saati: 24 Nisan | 23:02 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49364 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( ... hiç acımaz. İLE/>< ... kendine hiç acımaz. )

-@ BAŞKA BİR ...:
"DÜNYA"
değil YAŞAM (BİÇİMİ)
[ Eklenme Tarih ve Saati: 23 Nisan | 19:30 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49363 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Yoktur. DEĞİL Vardır, olanaklıdır. )

-@ "SDK" değil STK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 23 Nisan | 17:52 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49361 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( "Sivil Devlet Kuruluşu" DEĞİL Sivil Toplum Kuruluşu )

-@ ÖNCÜ ile/ve/||/<> ÖNCÜL
[ Eklenme Tarih ve Saati: 23 Nisan | 17:50 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49360 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ SİMGE ile/ve/||/<>/> MAZMUN
[ Eklenme Tarih ve Saati: 23 Nisan | 17:45 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49358 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ [ne yazık ki]
KURUCU ŞİDDET
ile/ve/||/<>/> KORUYUCU ŞİDDET
[ Eklenme Tarih ve Saati: 23 Nisan | 17:42 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49354 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ TARİH ile/ve/değil/||/<>/< TARİH YAZIMI
[ Eklenme Tarih ve Saati: 23 Nisan | 17:37 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49351 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ (")GÜZEL/LİK(") ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< DÜRÜST/LÜK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 22 Nisan | 15:43 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49349 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ ÇÖZÜMLER ÜZERİNE KONUŞMAK ve/||/<>/> ÇÖZÜM ÜRETİR
[ Eklenme Tarih ve Saati: 19 Nisan | 15:46 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49344 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ KİTAP OKUYANLAR ile/>< HIRSIZLAR
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Nisan | 22:59 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49341 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Kitap çalmaz. İLE/>< Kitap okumaz. )

-@ [ne yazık ki]
"GÖZ YUMMA"
ile/ve/||/<> "GÖZETİP KOLLAMA"
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Nisan | 22:23 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49340 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ [ne yazık ki]
İDAM
ile/ve/değil/<> İTHAM
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Nisan | 22:21 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49339 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ GERÇEKLİĞİN ...:
KOŞULLARI
ile/ve/||/<>/>/< YASASI
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Nisan | 18:00 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49337 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Nesnelerde. İLE/VE/||/<>/>/< Akılda. )

-@ "İDEAL" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GEREKLİLİK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Nisan | 17:58 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49336 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ YERÇEKİMİ OLGUSU ile/ve/||/<> YERÇEKİMİ KAVRAMI
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Nisan | 17:56 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49335 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Herkes için. İLE/VE/||/<> Bilgin//aydın/âlim/filozof için. )

-@ GERÇEKLİK:
AKIL SAYESİNDE/ARACILIĞIYLA
ve/||/<> AKILDA
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Nisan | 17:54 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49334 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ [ne yazık ki]
DİNİN, ...:
"EMİRLERİ"
ile/değil/yerine/>< KAVRAMLARI
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Nisan | 17:50 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49332 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ TÜM DÜŞÜNCELERİN, ...:
BAŞLADIĞI/KAYNAĞI
ve/||/<> DURDUĞU/SONLANDIĞI
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Nisan | 17:47 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49330 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Akıl. VE/||/<> Akıl. )

-@ YALIN DÜŞÜNCE ve/||/<>/> SEZGİ ve/||/<>/> TASARIM ve/||/<>/> KAVRAM
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Nisan | 17:45 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49329 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ AŞKINLIK ve/||/<>/< İLKELERİN OYNANAMAZLIĞI
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Nisan | 17:21 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49322 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ "MUTLAK DEĞERLİ" ile/değil/yerine DEĞERLİ
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Nisan | 17:17 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49321 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ ...'YI SORMAMAK ile/ve/||/<>/> ...'YA BAKMAMAK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Nisan | 16:37 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49319 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ AKIL:
ÖLÇÜLEBİLİR
ile/ve/değil/||/<>/< ÖLÇEN/R
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Nisan | 16:36 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49318 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ AŞKINLIK ve/||/<>/< ZAMANSIZLIK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Nisan | 16:35 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49317 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ NEDEN ile/ve/değil/||/<> NEYE GÖRE
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Nisan | 16:28 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49316 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ SİMGE:
İÇKİN
ile/ve/||/<> AŞKIN
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Nisan | 16:17 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49315 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ SONUÇ ve/||/<>/< KISIR/LIK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Nisan | 16:15 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49314 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ TÜZE/HUKUK:
BORU GİBİ
değil/yerine HUNİ GİBİ
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Nisan | 16:02 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49312 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ İLİŞKİ ile/değil İLİŞKİ DIŞI İLİŞKİ
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Nisan | 14:24 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49305 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ "MAĞDUR/HASTA EDEN/ETMEK" ile/ve/değil/||/<>/< MAĞDUR/HASTA OLAN/OLMAK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Nisan | 14:22 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49304 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ "ÇARESİZLİK" ile/ve/||/<>/>/< HİÇBİR ŞEY YAPAMAMA
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Nisan | 14:21 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49303 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ BAŞINA GELEN ile/ve/||/<>/< OLMAMASI GEREKEN
[ Eklenme Tarih ve Saati: 16 Nisan | 15:28 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49300 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ İÇGÖRÜ KAZANDIRMA ile/ve/||/<> FARKINDALIK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 16 Nisan | 15:00 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49296 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ AYRILMA ile/ve/||/<>/> BOŞANMA
[ Eklenme Tarih ve Saati: 16 Nisan | 14:52 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49293 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ ... GERÇEKLİK:
EVRENSEL/BÜTÜNCÜL ...
ile/ve/||/<> FİZİKSEL ... ile/ve/||/<> ZİHİNSEL ... ile/ve/||/<> ÖZNEL ... ile/ve/||/<> İLİŞKİSEL ...
[ Eklenme Tarih ve Saati: 16 Nisan | 14:50 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49292 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ TAVIR ile/ve/değil/||/<>/< AKIL
[ Eklenme Tarih ve Saati: 16 Nisan | 14:45 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49290 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Tavrının olması için aklın olması gerekmez. )

-@ BİRLİKTE OLMA GEREKSİNİMİ ile/ve/||/<>/< BİREY OLMA GEREKSİNİMİ
[ Eklenme Tarih ve Saati: 16 Nisan | 14:34 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49287 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ YAKINLAŞMA ile/ve/||/<>/> UZAKLAŞMA GEREKSİNİMİ
[ Eklenme Tarih ve Saati: 16 Nisan | 14:33 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49286 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ TUTUM:
GELİŞMİŞ
ile/ve/||/<> "ÖĞRENİLMİŞ" ile/ve/||/<> SİNMİŞ
[ Eklenme Tarih ve Saati: 16 Nisan | 13:37 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49283 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ BEDÂVET ile/değil/yerine/>< HADÂRET
[ Eklenme Tarih ve Saati: 16 Nisan | 13:31 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49280 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ ERTELEME ile/ve/||/<>/< ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 16 Nisan | 12:37 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49276 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ BAŞINA GELECEK ile/ve/||/<>/> GÖZÜNE GÖRÜNECEK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 16 Nisan | 12:34 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49275 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ [ne yazık ki]
"BULUP DA BULAMAK"["BUNAMAK" değil!]
ile/ve/||/<> "AZIP DA AZIMSAMAK"
[ Eklenme Tarih ve Saati: 12 Nisan | 22:34 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49273 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ SÖYLEYİŞ/BİÇEM/ÜSLÛP:
YALIN/SADE
ile YÜKSEK ile KARIŞIK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 11 Nisan | 13:13 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49253 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ DİLİ, DOĞRU KULLANMAK:
HER VATANDAŞIN/KİŞİN GÖREVİ
ve/||/<>/> KENDİNE VE TOPLUMA YAPTIĞI YATIRIM
[ Eklenme Tarih ve Saati: 11 Nisan | 13:06 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49252 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ HOŞ VE ETKİLİ KONUŞMAK:
"FEDÂKÂRLIK"
değil GEREKLİLİK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 11 Nisan | 13:03 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49251 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ DÜZELTME ile/ve/değil/yerine/||/<>/< CESARET VERME
[ Eklenme Tarih ve Saati: 11 Nisan | 11:58 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49244 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ EYLEM ile/ve/değil/||/<>/< EYLEMİN DEĞERİ
[ Eklenme Tarih ve Saati: 11 Nisan | 11:44 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49237 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Bilim. | Sanat. | Fizik/doğa. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Felsefe. )

-@ FELSEFE ve/||/<> DEVLET
[ Eklenme Tarih ve Saati: 11 Nisan | 11:36 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49234 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Aklın/düşüncenin, gelişmişlikteki son seviyesi. VE/||/<> Kurumların/toplumun, gelişmişlikteki son seviyesi. )

-@ KİŞİNİN:
"AĞZIYLA KUŞ TUTMASI"
değil "AĞZINI (KAPALI) TUTMASI"
[ Eklenme Tarih ve Saati: 11 Nisan | 10:35 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49227 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ YEŞİL YOL(THE GREEN MILE) ile/ve/||/<> HÜCRE NO: 7 MUCİZESİ(MIRACLE IN CELL NO: 7)
[ Eklenme Tarih ve Saati: 10 Nisan | 22:58 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49226 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Filmlerini izlemenizi salık veririz... )

-@ ÖRTÜŞME ile/ve/||/<>/> DOĞRULAMA
[ Eklenme Tarih ve Saati: 10 Nisan | 17:50 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49225 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ FELSEFE KONUŞMAK:
KEYFÎ
değil ZORUNLULUKLA
[ Eklenme Tarih ve Saati: 10 Nisan | 17:42 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49224 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ AĞIZ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KULAK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 10 Nisan | 17:40 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49223 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Daha az konuşmak üzere/için. İLE/VE/||/<>/< Daha çok dinlemek üzere/için. )
( Bir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< İki. )

-@ UYARICI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< UYARAN
[ Eklenme Tarih ve Saati: 10 Nisan | 17:35 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49222 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ "SATIR ARASI" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BAĞLAM
[ Eklenme Tarih ve Saati: 10 Nisan | 17:31 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49221 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ YAPICI/LIK ve/||/<>/>/< YAPILANDIRICI/LIK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 09 Nisan | 03:10 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49218 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ YAPMAK ile/ve/||/<>/< YAPILANDIRMAK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 09 Nisan | 03:09 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49217 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ PİŞMANLIK ile/ve/||/<> SON PİŞMANLIK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 09 Nisan | 03:07 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49214 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Yarar getirir/getirebilir. İLE/VE/||/<> Yarar getirmez. )

-@ CEFÂKÂR ile CEFÂKEŞ
[ Eklenme Tarih ve Saati: 09 Nisan | 03:00 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49211 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( [eziyet] Çeken. İLE Eden. )

-@ ÇOK "PARA" ve/||/<> ÇOK "SÖZ"
[ Eklenme Tarih ve Saati: 09 Nisan | 02:58 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49210 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Dolansız/yanlışsız olmaz. VE/||/<> Yalansız olmaz. )

-@ DÜŞ KURMA ve/||/<>/> UYANIŞ YAŞAMA
[ Eklenme Tarih ve Saati: 09 Nisan | 02:56 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49209 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Dışa bakınca. VE/||/<>/> İçe bakarak. )

-@ HUKUK:
ZORUNLULUK
ile/ve/değil/||/<>/< GEREKLİLİK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 09 Nisan | 00:48 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49177 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ KENT ve/||/<>/> KAVRAM
[ Eklenme Tarih ve Saati: 09 Nisan | 00:47 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49176 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Kentin olmadığı yerde, sanat da olmaz. )

-@ TARTIŞMAK GEREKİR ile/değil TARTIŞMA GEREKTİRİR
[ Eklenme Tarih ve Saati: 09 Nisan | 00:40 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49174 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ GELENEK:
SOMUT
ile/ve/||/<>/< SOYUT
[ Eklenme Tarih ve Saati: 09 Nisan | 00:31 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49173 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( İçi boş. İLE/VE/||/<>/< Evrensel. )

-@ GELENEK:
DÜZ
değil KIRILMALI
[ Eklenme Tarih ve Saati: 09 Nisan | 00:27 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49172 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ BİRİNİN:
"EŞİ/SEVGİLİSİ/DOSTU/ARKADAŞI/KARDEŞİ VS." OLMAK
ile/değil/yerine/||/<>/< (SADECE VE YETERİNCE) SEVİYOR(/SEVGİNİ GÖSTERİYOR/YAŞIYOR/YAŞATIYOR) OLMAK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 09 Nisan | 00:21 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49169 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( [ne yazık ki] "Yetersiz" gelebilir. İLE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Herşey için yeterlidir. )

-@ HÜSRANINI BELİRTMEK/BİLDİRMEK:
"TEPKİ"
ile/değil PAYLAŞIM
[ Eklenme Tarih ve Saati: 09 Nisan | 00:12 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49167 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ YAZILI (OLAN/OLABİLİR/OLMALI) ile/ve/||/<> KAZILI (OLAN/OLABİLİR/OLMALI)
[ Eklenme Tarih ve Saati: 08 Nisan | 23:52 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49165 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Us'a/akıl'a. İLE/VE/||/<> Bulunç'a/vicdan'a. )

-@ ANLAMAK ile/ve/||/<>/>/< YORUMLAYARAK ANLAMAK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 08 Nisan | 23:39 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49162 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ ADÂLET:
KİŞİ/KUL
ve/||/<> İLÂH'IN BİRLİĞİ
[ Eklenme Tarih ve Saati: 08 Nisan | 21:48 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49161 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ YORUMLAMA ile/ve/||/<>/> DİRİLTME
[ Eklenme Tarih ve Saati: 08 Nisan | 21:44 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49159 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ HAYRANLIK ile/ve/||/<>/> İÇSELLEŞTİRME
[ Eklenme Tarih ve Saati: 08 Nisan | 21:42 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49158 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ BİLİNÇ ve/||/<> EDİM/EYLEM ve/||/<> OLANAK/LI/LIK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 08 Nisan | 21:08 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49156 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ İNSANIN/KİŞİNİN:
TENSEL VAROLUŞ/U
ile/ve/<> TİNSEL VAROLUŞ/U
[ Eklenme Tarih ve Saati: 23 Mayıs | 08:39 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/30255 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Belirlilik. İLE/VE<> Ereklilik. )
( Belirleyici olan, zemindir/koşullarındır. )

-@ KAZÂ ile/ve/||/<>/> KADER
[ Eklenme Tarih ve Saati: 15 Mayıs | 15:48 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/19604 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Gereksinim. İLE/VE/||/<>/> Ölçü. )
( Gerekeni/gereksinimi ölçülendirmek. )
( Tekil. İLE/VE/||/<>/> Çoğul. )
( Kaderin gerçekleşmesi/vukû bulması, bilinmesi, görülmesi. İLE/VE/||/<>/> Bilinmez. )
( Göz. İLE/VE/||/<>/> Bakış/bakma. )
( Zorunluluk/cebr. İLE/VE/||/<>/> Özgürlük[seçenek/yeğleme]. )

-@ DOĞA ile/ve/||/<>/> KÜLTÜR
[ Eklenme Tarih ve Saati: 08 Nisan | 20:56 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/12624 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Döngüseldir.[zaman yoktur] İLE/VE/||/<>/> Süreç ve zaman üzerinedir. )
( ... İLE/VE/||/<>/> Dönüştürülmüş doğa. )

-@ [Ar.] ESVÂB[< SEVB] ile/değil ESBÂB[< SEBEB]
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Mayıs | 01:46 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/9659 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Giyimler, giyilecek şeyler. İLE/DEĞİL Nedenler/sebepler, aracılar/vâsıtalar, lâzımalar. )
( ESBÂB-I MÛCİBE: Gerek(tir)en/icâb eden nedenler/sebepler. )

-@ FEDA(KÂRLIK) ile FERÂGAT
[ Eklenme Tarih ve Saati: 23 Mayıs | 08:08 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/9385 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Sadakat. İLE Sevgi. )
( Mal/dan vermek. İLE "Can vermek" ve candan vermek. )

-@ SIKINTI ile/ve/> ÇÖZÜMLER / ÇARE/LER
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Mayıs | 12:22 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/7191 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( DERMAN ARAR İDİM, DERDİME
DERDİM, BANA DERMAN İMİŞ

BURHAN ARARDIM, ASLIMA
ASLIM, BANA BURHAN İMİŞ )
( "Çare/ler" yazısı için burayı tıklayınız... )
( I was seeking the recipe to my trouble...
I saw that, my trouble was the recipe...

I was seeking the evidence to my essense...
I saw that, my essense was the evidence... )

-@ DERT ve/<> DERMAN
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Mayıs | 12:22 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/7172 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( DERMAN ARARDIM, DERDİME
DERDİM, BANA DERMAN İMİŞ

BURHAN ARARDIM, ASLIMA
ASLIM, BANA BURHAN İMİŞ )
( SÖYLEMEM KİMSEYE DERDİMİ,
DERMANIM OLMASIN DİYE! )
( Derdini bilen, dermanını bulmuş demektir. )
( Derdine derman olmayacak ortamda derdini konuşmak edepsizliktir! )
( I was seeking the recipe to my trouble...
I saw that, my trouble was the recipe...

I was seeking the evidence to my essense...
I saw that, my essense was the evidence... )

-@ TARTIŞMA ile/ve/değil KONUŞMA
[ Eklenme Tarih ve Saati: 24 Mayıs | 19:02 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/4881 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Bilmediğimiz bir konuda konuşmazsak tartışma çıkmaz. )
( - Mutluluğun sırrı nedir?
- Aptallarla tartışmaya girmemektir.
- Kesinlikle katılmıyorum. Sır bu olamaz bence.
- "Doğru". )

-@ BİLİM ile/ve/||/<> FELSEFE ile/ve/||/<> SANAT
[ Eklenme Tarih ve Saati: 22 Mayıs | 18:59 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/4774 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( İnsan olmayan herşeyden bahseder. İLE/VE/||/<> İnsanı anlatır. İLE/VE/||/<> Kişinin varoluşunu anlatır. )
( Varolan. İLE/VE/||/<> Var olması gereken. İLE/VE/||/<> Hayal ettiğini/n gerçekleştir(il)me(si). )
( Herhangi bir işi: Bilimsellikle başlat, sanatsallıkla destekle, felsefeyle tamamla! )
( Sanatın özü, içsel bir deneyimi iletebilmek için dış formları kullanmaktır. )
( Sanatı olmayan millet, her zaman dilencidir. )
( Sanat: Mekânı/zamanı iyi kullanmak. | Görüp göstermek. )
( Birleştirmek/birlikte tutmak gerekiyor. )
( MİFTÂHÜ'S-SAÂDE ve MİSBÂHÜ'S-SİYÂDE )
( FELSEFE: Aklı kullanma sanatı. )
( The essence of art is to use the outer form to convey an inner experience. )
( Sanat, dekoltedir. )
( Sanatın yolu, sanattır. )
( SANAT: Ben'in, yaratıcı gücünü keşfetmek. )
( Sanat, bir şeyi, başka bir şey olarak görme çabasıdır. | Başka bir şey olma olanağı tanımaktır. )
( Felsefe, kimsenin, itibar edip etmemesine, itibar etmeyendir/etmemektir. )
( Felsefe, olan ile olması gereken arasındaki kavramsal düzendir. )
( Felsefe, düşüncenin merdiveni ve mirâcıdır. )
( Felsefe, ekinin/kültürün bilincine varmaktır. )

-@ EYLEM/FİİL ile/ve ETKİNLİK/FAALİYET
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Mayıs | 13:25 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/4625 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Tek. İLE/VE Çok. )
( Somut. İLE/VE Soyut. )

-@ BİLME ZEVKİ ile/ve/<> ÖĞRENME ZEVKİ/SEVGİSİ
[ Eklenme Tarih ve Saati: 07 Mayıs | 02:08 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/4346 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Eğer uyanık ve zeki isek, her şeyden öğreniriz. )
( ZAİKA/ZEVK: Dil. )
( Öğrenmeye yönelik bir sevgi beslemeden, iyilik yapmaktan hoşlanmak, kişiyi, basitliğe götürür.
Öğrenme sevgisi olmadan, bir şeyi anlamaya çalışmak, kişiyi, karışıklığa götürür.
Öğrenme sevgisi olmadan, içtenliği istemek, kişiyi, zararlı sonuca götürür.
Öğrenme sevgisi olmadan, doğruluğu istemek, kişiyi, başkaldırıya götürür.
Öğrenme sevgisi olmadan, dayanıklı olmayı istemek, kişiyi, gereksiz davranışlarda bulunmaya götürür. )
( We learn from everything, if we are alert and intelligent. )

-@ ESAS ile/ve/< USÛL/YÖNTEM
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Nisan | 14:42 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/3094 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Temel, öz. İLE/VE/< Yöntem, yol, uygulayım, metot. )
( Usûl olmadan vusûl olmaz.[Yöntem olmazsa kavuşulmaz/ulaşılmaz.] )
( Anayasa ve bazı/çoğu önemli davalar, önce usûlden sonra esastan ele alınırlar. )
( Kızgın tencere, bir kulpundan tutulmaz. )

-@ DENEY ile/ve DENEYİM
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Nisan | 14:48 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/2126 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Dışta. İLE/VE İçte. )
( En önemli sözcüklerden biri, "Denemek"tir. )
( Yoğun bir deneyim yaşayan kişi, güven ve cesaret yayar. )
( Geçmiş deneyimlere göre davranmayalım, yeniden ve tekrar tekrar deneyelim. )
( Doğrudan deneyim, en son kanıttır. )
( Deneyim eşsizdir/benzersizdir, kuşku götürmez ve yanlış anlaşılmaz. )
( Sürekli olan deneyimlenemez, çünkü onun sınırları yoktur. )
( Tüm deneyim, zihindedir. )
( Denemezsek, saplanıp kalırız. )
( Deneyelim! Her seferinde, bir adım daha kolaydır. )
( Deneyin ve yine deneyin! )
( Tekrar deneyin! Denemeye devam edersek, bir şey olabilir. )
( Başarıncaya kadar, denemeye devam edelim! )
( Laboratuvarda. İLE/VE İnsan(lar)da/ki. )
( Outside. VS./AND Inside.
Experiment anew, don't go by past experience.
Direct experience is the final proof.
The experience is unique and unmistakable.
The continuous cannot be experienced, for it has no borders.
All experience is in the mind.
If you don't try, you are stuck.
Try. One step at a time is easy.
Try and try again.
Try again. If you keep on trying, something may happen.
You just keep on trying until you succeed. )

-@ GÖVDE ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BEN
[ Eklenme Tarih ve Saati: 21 Mayıs | 14:38 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/1672 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Gövde ve gövdeyle özdeşlik duygusu var oldukça, düş kırıklıkları kaçınılmazdır. )
( Gövde olmadığında siz gövdeden ayrılmış değilsiniz - sadece Siz'siniz. )
( Gövde, üzerinde aşırı konsantrasyon kendi amacına ters düşer ve aksi sonuç verir. )
( Kendinin, gövde ve zihin olmadığını bilen bir kişi, bencil olamaz. Çünkü, bencillik nedeni olabilecek bir şeye sahip değildir. )
( Benlik, öylesine kendinden emindir ki, cesareti tümüyle kırılmadıkça vazgeçmez. )
( Bir gövdede odaklanmış sonsuz olansınız. )
( "Ben Gövde'yim" düşüncesini yok edin, o zaman iç ve dış bir olacak. )
( "Ben Gövde'yim" düşüncesinin ötesine geçin. )
( Gövde ve zihin sınırlıdırlar, onun için de incinmeye açıktırlar, onların, korunmaya gereksinimleri vardır ve bu da korkuya yol açar. )
( Gövde ve zihin içinde olmadığınızı, fakat her ikisinin de farkında olduğunuzu bilmek, kendini-biliştir. )
( Sükûnet ve sessizlik içinde "Ben" kabuğu erir ve iç ile dış bir olur. )
( Her kim, varoluşu hakkında bir yanıt arayarak düşünürse ve kendi kaynağını bulmayı içtenlikle isterse, her zaman mevcut olan "Ben-im" duygusunu kavrayabilir ve zihni karartan bulutlar dağılıp, varlığın özü tüm ihtişamıyla görününceye dek onun üzerinde büyük dikkatle ve sabırla durabilir. )
( As long as there is the body and the sense of identity vs. the body, frustration is inevitable.
Without the body you are not disembodied - you Just are.
The self is so self confident, that unless it is totally discouraged, it will not give up.
Go beyond the I-am-the-body idea.
The body and the mind are limited and therefore vulnerable; they need protection which gives rise to fear.
Whoever is puzzled by his very existence as a conscious being and earnestly wants to find his own source, can grasp the ever-present sense of I am and dwell on it assiduously and patiently, till the clouds obscuring the mind dissolve and the heart of being is seen in all its glory. )

-@ KİŞİ/İNSAN ile/ve/> İNSAN/LIKTA OLAN KİŞİ
[ Eklenme Tarih ve Saati: 08 Nisan | 21:50 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/1644 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( KİŞİ/İNSAN: Yolu, özgürlük; yönü, özgünlük... )

-@ KAVRAM/LAR ile/ve/||/<> SÖZCÜK/LER
[ Eklenme Tarih ve Saati: 08 Nisan | 18:27 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/1532 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Mantıkta, en küçük birim. İLE/VE/||/<> Dilde, en küçük birim. )
( KAVRAM: Bilincin dilbilgisi. )
( Şeylerin kavramı, sözcüklerin anlamı olur. )
( Kavram, her defasında üretilmesi gerekli olandır. )
( Kavram, tekil şeylerin özünü değil şeylerdeki evrensel öğeyi açıklar. )
( Kavram, zaman ile ilişki içinde değil zamansal olmayan varoluş [bengilik] türü altında kavranmalıdır. )
( Kavramlar, dışsal cisimlerin imgeleri değildir. )
( Her kavram, bütünsel bir süreçtir ya da sürecin bütünselliğidir. )
( Düşünen her bir kişi için, kavram gereksinimi vardır ve bunlar, dünyanın neresinde ve ne zaman üretilirse üretilsin, artık, insanlığın malıdır. )
( Kavramlar dünyasına giren her kişi, evrensellikle bağ kurmuştur. Bunun ayırdında olmak, aydınlanmaya başlamak demektir. )
( Sözcük, bir köprüdür. )
( Sözcükler, sizi ancak kendi sınırlarına kadar götürebilirler. )
( Sözcükler, gerçekleri iletmez, onları işaret ederler. )
( Sözcükler, işaret eder ama açıklayamazlar. )
( Sözcükler ve sorular zihinden gelir ve sizi orada tutarlar. )
( Sözcük ile anlamı arasındaki bağlantı nedeniyle, sözcükler değerlidirler ve eğer kişi, sözcüğü çok büyük bir dikkatle incelerse, kavramın ötesine geçerek, onun kökenindeki deneyime ulaşır. )
( Kişilik ötesine geçtiğinizde artık sözcüklere gereksiniminiz olmaz. )
( Sözcükler olmayınca anlaşılacak ne kalır? Anlama gereksinimi, yanlış-anlamadan doğar. Söylediğim/iz doğrudur fakat size göre o sadece bir kuram. Onun, doğru olduğunu nasıl anlayabileceksiniz? Dinleyin, anımsayın, düşünün, gözünüzde canlandırın. Ve günlük yaşamınızda uygulayın! Bana/bize/ona sabır gösterin ve herşeyden çok, kendinize sabır gösterin, çünkü tek engeliniz kendinizsiniz.

Yol, sizden geçerek kendinizden öteye götürür. Siz, sadece belirli, özel olanın gerçek, bilinçli ve mutlu olduğuna inandıkça ve ikilem ötesi gerçeği, hayal ürünü bir soyut kavram olarak red ve inkâr ettikçe, benim/bizim sadaka verir gibi, kavramlar ve soyutlamalar dağıttığımı/zı düşüneceksiniz. Fakat bir kez kendi varlığınız içindeki gerçeğe dokundunuz mu, o zaman, size en yakın ve en sevgili olanı tarif etmekte olduğumu/zu göreceksiniz. )
( Without words, what is there to understand? The need for understanding arises from misunderstanding. What I say is true, but to you it is only a theory. How will you come to know that it is true? Listen, remember, ponder, visualise, experience. Also apply it in your daily life. Have patience with me and, above all have patience with yourself, for you are your only obstacle.

The way leads through yourself beyond yourself. As long as you believe only the particular to be real, conscious and happy and reject the non-dual reality as something imagined, an abstract concept, you will find me doling out concepts and abstractions. But once you have touched the real within your own being, you will find me describing what for you is the nearest and the dearest. )
( The word itself is the bridge.
Words can bring you only unto their own limit.
Words do not convey facts, they signal them.
Words indicate, but do not explain.
Words and questions come from the mind and hold you there.
Words are valuable, for between the word and its meaning there is a link and if one investigates the word assiduously, one crosses beyond the concept into the experience at the root of it.
Once you are beyond the person, you need no words. )
( Sözcükler, hem tarihsel süreçte dikey, hem de farklı alanlarda, yatay kullanımları nedeniyle çok değişik anlamlara sahip olabilirler. )
( Kavramları/karşılıkları, kişilerde(zihinlerinde) bulunmayan, sadece sözel seviyedeki "düşünme" ve "kullanımlar", kişiler arasında, iletişim kazalarına, anlaşmazlıklara ve/veya doğrudan şiddete kaynak oluşturur. )
( ... İLE/VE/||/<> Sabitlenemeyeni, sabitlemek. )
( Söz(cük)leri/ni değiştir... Dünya/n değişsin! )

-@ DÜŞÜNCE ve/<> DUYGU ve/<> DAVRANIŞ/TUTUM
[ Eklenme Tarih ve Saati: 21 Mayıs | 13:17 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/1375 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Akıl[doğru bağ/lar] ve ilim ile yapılandırılır. VE/<> Çeşitli fizyolojik ve psikolojik isteklerle ve eğlencelerle doyurulur. VE/<> Çalışarak, iş yaparak, kazanarak ve kazandırarak dengelenir. )
( Düşünceler, duygulardan önce gelir. )
( %80 ve/<> %20 ve/<> ... )

-@ UYGARLIK/MEDENİYET ile/ve KÜLTÜR
[ Eklenme Tarih ve Saati: 22 Mayıs | 18:50 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/1154 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Evrensel. İLE/VE Yerel. )
( Kontrollü. İLE/VE Bilinçdışı. )
( Toprak, kişiye aittir. İLE/VE Kişi, toprağa aittir. )
( Uygarlık, olay ve olguları birbirinden büyük titizlikle ayırd edebilmektir. )
( Kültür, en geniş tanımıyla yaşam biçimini gösterir. )
( Kültür, insan-doğa ve kişi-kişi[toplum] ilişkilerinin toplamıdır. )
( Uygar kişi, dünyanın neresinde ve hangi kültürde üretilirse üretilsin, insanlık değerlerine sahip çıkan, onu benimseyen ve yaşamına katan kişidir. )
( Evrenseller kültürler içinde yer almış olmalıdır. )
( UYGARLIK/MEDENİYET = ZANAAT-FEN ve AHLÂK )
( MEDENİYET OLUŞTURABİLMEK İÇİN:
* TANRI/İLK İLKE,
* EVREN/DOĞA,
* İNSAN )
( Farkındalık ile. İLE/VE Farkında olmadan. )
( Yöntemli. İLE/VE Alışkanlıklar. )
( İnsan - İnsan ilişkisi (ile). İLE/VE Doğa - İnsan ilişkisi (ile). )
( Sanat. İLE/VE Zanaat. )
( Öğrenilir. İLE/VE Yaşanır. )
( Kimsin/iz? İLE/VE Kimlerdensin/iz? / Nerelisin/iz? )
( Uluslararası. İLE/VE Ulusal. )
( ZAMAN: Doğrusal. İLE/VE Döngüsel. )
( Us. İLE/VE Us dışı. )
( Yasa. İLE/VE Töre. )
( Medine. İLE/VE Yesrib. )
( Çatışmalar içinde. İLE Zahmetler içinde. )
( Kâmil kültür, kendinden sonra gelecek kültürün gübresidir. )
( Gerçek üstü. İLE/VE Gerçek. )
( Ancak, felsefenin getirebildiği/sağladığı/sunduğu. İLE/VE Sanat ve dinin getirdiği. )
( Bilim. İLE/VE Felsefe. )

-@ HER ŞEY(DE)/YER(DE) ile/ve HİÇBİR ŞEY(DE)/YER(DE)
[ Eklenme Tarih ve Saati: 23 Mayıs | 14:42 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/873 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Herşeyin, zihnimizde olduğunu, bizim, zihinden öte olduğumuzu ve gerçekten yalnız başımıza olduğumuzu, ne zaman anlarsak, işte o zaman, herşey biziz. )
( When we realise that all is in our mind and that we are beyond the mind, that we are truly alone; then all is us.
Nothing is me, so I am nothing. )
( Hiçbir "şey", ben değildir; böylece, ben, hiçbir şeyim. )
( Herhangi bir şey, sadece o şey değildir. )
( Herhangi bir şey, bütünün bir yanını göstererek gizleyendir. )
( Herşey, kendi olmayanı da işaret etmektedir. )
( Can sıkmanın sırrı, herşeyi anlatmaktır. )

-@ ZEKÂ ile/ve/<> AKIL
[ Eklenme Tarih ve Saati: 08 Nisan | 18:34 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/374 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Birleştirme/bağlantılandırma üzerine ve becerisi. İLE/VE/||/<> Ayırabilme, dışarıda bırakabilme üzerine ve becerisi. )
( Kendini düşünür. İLE/VE/||/<> [Önce kendiyle birlikte] Başkalarını da düşünür. )
( "Savaşta". İLE/VE/||/<> Barış için! )
( Dün zekiydim, dünyayı değiştirmek isterdim. İLE/VE/||/<> Bugün akıllıyım, kendimi değiştiriyorum. )
( ... İLE/VE/||/<> Bağ. | Eskiden, develerin ayağına bağladıkları bağ. | Kendini, gereksinimi duyulan şeyi, kendi aracılığıyla elde edilen özel bir sıfatla kayıtlandırmış zât. )
( Sözel/yazınsal. İLE/VE/||/<> Matematik. )
( )

-@ ÖZGÜRLÜK ile/ve/||/<>/< HAK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Mayıs | 22:47 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/302 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Özgürlük, hak ile sınırlanır. | Hak ile sınırlanabilmek. İLE/VE/||/<>/< ... )
( Haklılığı/karşılığı olmayan tüm düşünce tutumları dışarıda bırakmak. İLE/VE/||/<>/< ... )
( Özgürlük, salt amaç olamaz. )
 



 


 

 

( Bugün [25 Mayıs 2018] itibariyle
Tüze(Hukuk) bölümünde,
6828 başlık/FaRk yer almaktadır.
)

www.FaRkLaR.net/lugat

Türk Hukuk Lügâtı

Türkiye Araştırmaları Dergisi[TALİD] - Hukuk Tarihi

Adâlet(.gov.tr) Sözlüğü

Muharrem BALCI

Türk Hukuk Dili Üzerine Araştırmalar - I ve II - İbrahim Ahmet Aydemir



RIZÂ


- ADÂLET:
"EŞİTLİK"
ile/ve/değil/||/<> RIZÂ

- ADÂLET ve/||/<>/< RIZÂ ve/||/<>/< BİLGİ/HABER
( Adâletin kaynağı da, hedefi de, durumdaki/olaydaki ilgili kişilerden birinin rızâsıdır. Adâlet, insanı ve rızâsını esas almaktır! [Tabii, rızâ da, en başta, (durumdan/olaydan/tespitten/(ön) "hüküm"den) haberdar etmekle başlar.] )

- AKIL ile/ve RIZÂ

- ALLÂH İÇİN değil ALLÂH RIZÂSI İÇİN

- BAĞ:
ÖZERKLİK
ve/<> HAZIR OLMA ve/<> GÖNÜLLÜLÜK/RIZÂ ve/<> HAREKETE GEÇME/GEÇEBİLME ve/<> KURABİLME(SÜRDÜREBİLME/SÜREKLİLİK) ve/<> PAYLAŞIM ve/<> GÜÇ

- BAĞLANMA ile/ve KARŞILIKLI RIZÂ

- BAĞLANMA ile/ve KARŞILIKLI RIZÂ

- BENLİK:
EMİR ALTINDA
ile/ve/> SORGULAYAN ile/ve/> SEZGİSEL ile/ve/> BEKLENTİSİZ ile/ve/> RIZÂ SAHİBİ ile/ve/> RÂZI OLUNAN ile/ve/> SAFLAŞMIŞ

- CEMÂL GÖRMEK ve/<> KEMÂL BULMAK ve/<> RIZÂ DEVŞİRMEK

- ÇIKAR(LAR)INI "DÜŞÜNMEK/İSTEMEK/BEKLEMEK" değil/yerine/>< HAK ETTİKLERİNE VE/VEYA ETTİĞİN KADARINA RIZÂ GÖSTERMEK

- DAYANÇ/SABIR ile/ve/<> RIZÂ

- DOSTLUKTA/YOLCULUKTA:
İKNÂ
ve/||/<> RIZÂ
( [ne yazık ki] Dostlukta ya da bir yol alışta, iknâ ve rızâ değil de zorlama var ise, yoldaşlar, önce birbirlerini yargılamaya sonra da birbirlerini yok etmeye başlarlar. )
( Amaçları farklı iki kişinin, aynı yolda yürümesi, onları yoldaş kılmaz, bir süreliğine yol arkadaşı kılar. Birbirlerini taşımaz, yük olurlar. )

- HAK ile/ve RIZÂ

- HELÂL ve/= RIZÂ

- HOŞNUT/LUK ile/ve/<> RIZÂ/RÂZI

- İBÂDET ile/ve RIZÂ

- İRTİDÂ'[< RIDÂ]/İRTİZÂ'[< RIZÂ] ile İRTİZÂH
( BİR ŞEY KESİLME, BİR ŞEYDEN ZİYÂN GÖRME | BEĞENME, SEÇME | RÂZI OLMA, UYGUN BULMA ile ÖZÜR DİLEME | BİRAZ BAHŞİŞ ALMA )

- İRTİDÂ'[< RİDÂ] ile İRTİDÂ'[< RIDÂ]/İRTİZÂ'[< RIZÂ] ile İRTİDÂ' ile İRTİDÂD[< REDD]
( Örtünme, çarşaf gibi şeye bürünme. Beğenme, seçme. | Uygun bulma, râzı olma. İLE Süt emme. İLE Yasak olan şeyden geri durma, çekinme. İLE İslâm dinini bırakarak başka bir dini kabul etme. )

- İRTİZÂ ile İRTİZÂ'[< RIZÂ] ile İRTİZÂ'[< RIZÂ] ile İRTİZÂH
( Bir şeyin eksilmesi, bir şeyden zarar/ziyan görme. İLE Beğenme, seçme. | Uygun bulma, razı olma. İLE Süt emme. | Özür dileme. | Biraz bahşiş alma. )

- İZİN ile/ve/değil/yerine/< RIZÂ

- KERÂMET değil/yerine RIZÂ

- LOKMA ile/ve/<> RIZÂ

- MUHABBET ve KARŞILIKLI RIZÂ
( Her türlü muhabbet menfaatsiz olmalıdır. )

- POLARİZASYON/POLARISATION değil/yerine/= UCLAŞMA

- RÂDÎ/RÂDÎYYE ile RÂDİYE[< RIZÂ] ile RA'DİYYE
( Rıza gösteren, kabul eden, boyun eğen. İLE Râzı olsun! İLE Torpil. )

- RÂZÎ/RAZİYYE[< RIZÂ] ile RAZÎ/RADÎ[çoğ. RUZAÂ] ile Râzî
( Kabul eden, boyun eğen, rıza gösteren. İLE Süt kardeş. | Süt emen çocuk. İLE Rey şehrine bağlı/mensup, bu şehirle ilgili olan. | İran'ın "Rey" şehrinden olan. | Sırra/râza bağlı/mensup. )

- RIZÂ ile AÇIK RIZÂ

- RIZÂ ve/<> BÜTÜNCÜL(KÜLLÎ) BENLİK

- RIZÂ ile/ve/değil EŞİK

- RIZÂ ile/ve HAKK
( Evrensel/ortak yasa. İLE/VE ... )
( Candır Hakk'ın bedeli. )
( Amaç bir rızâ! Allah'ı râzı edeceksin. Ondan sonra bak ki, o rızanın altında ne ilimler var. )
( Ek olma, Hakk ol! )
( Kul, Allah'tan razı olmadıkça, Allah Kul'dan razı olmaz. )
( Hakk, bir yetimin gözündedir. )

- RIZÂ ve/< İKNÂ

- RIZÂ >< MÜLKİYET
( [her yer] Cennet. >< Cehennem. )
( Nesnesini tüketmek ister. >< Mülkiyet ister. )

- RIZÂ ile/ve TESLİMİYET
( Teslim ol(a)mayan, teslim edemez. )

- RIZÂ ve ZİYÂDELİK

- SEVGİ ve/||/<>/< RIZÂ

- TAHRÎS ile TAHRÎS[< HIRS | çoğ. TAHRÎSÂT] ile TAHRÎZ[< HIRZ | çoğ. TAHRÎZÂT] ile TAHRÎŞ[çoğ. TAHRÎŞÂT]
( İçinde bir şey saklanılan nesne. Ambar. İLE Hırslandırma/hırslandırılma. İLE Kışkırtma, kışkırtılma. İLE Tırmalama, tırmalanma. | Yakış kaşındırma, azdırma. )

- TATMİN ve/||/<> İKNÂ ve/||/<> RIZÂ

- TEVEKKÜL ve/||/<>/> RIZÂ ve/||/<>/> SABIR
( Ulaşamadığına gösterdiğin. VE/||/<>/> Ulaştığına gösterdiğin. VE/||/<>/> Kaybettiğine gösterdiğin. )

- VARLIK ile/ve RIZÂ'





ADÂLET


- "ADÂLET YOK" ile/ve/değil/yerine/<> ADÂLET'İ, KENDİN/SEN (YAKIN ÇEVRENDE, OLANAKLARINDA) GERÇEKLEŞTİR (YAŞAT/İHYÂ ET)!

- "ADÂLETSİZLİK" ile/değil KARŞILIKLI HİZMET (İÇİN)

- "GÜCÜN" "ADÂLETİ" ile/değil/>< ADÂLETİN GÜCÜ

- "YASALARA UYMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<> ADÂLET

- ADÂLET BEKLEME! ve/||/<> HUZUR BEKLEME!
( [ne yazık ki] "Gücün", "haklı çıktığı/çıkarıldığı" yerlerde. VE/||/<> "Güce tapan" "kişilerin" olduğu yerde. )

- ADÂLET HEYKELİNİN GÖZLERİNİN KAPALILIĞI:
NAMUSSUZLARA GÖZ YUMMAK İÇİN
değil ÂDİL OLMAK İÇİN

- Adâlet için DİNLE!!!

- ADÂLET VE EŞİTLİK ve/||/<>/> UYUM VE DOSTLUK

- ADÂLET [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- ADÂLET'İN KURALI ile/ve/||/<> AKIL'IN KURALI

- ADÂLET-İ MAHZA ile/ve/||/<> ADÂLET-İ İZÂFİYE

- ADÂLET/HUKUK değil/yerine/= TÜZE

- ADÂLET:
"EN YÜKSEK İYİ"
ile/ve/değil/yerine/<> EN YÜKSEK KAMUSAL İYİ

- ADÂLET:
"EŞİTLİK"
ile/ve/değil/||/<> RIZÂ

- ADÂLET:
BİLGİNİN KONUSU
ile/ve/değil/||/<> DÜŞÜNCENİN KONUSU

- ADÂLET:
DENKLEŞTİRİCİ
ile/ve/||/<> DAĞITICI

- ADÂLET:
DIŞARIDA/UZAKTA
ve/değil/yerine/||/<>/>/< KENDİNDE
( Adâleti, dışarıda/uzakta aramak. VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Kendinde başlatmak ve oluşturmaktır, asıl ve öncelikli olan. )

- ADÂLET:
KİŞİ/KUL
ve/||/<> İLÂH'IN BİRLİĞİ

- ADÂLET:
SEVGİ
ve/||/<> DÜŞÜNCE

- ADÂLET:
VELÂYET
değil RİSÂLET
( İç. DEĞİL Dış. )

- ADÂLET:
[BİR ŞEYİ] "YERLİ YERİNE KOYMAK"
değil KENDİNE AİT YERE KOYMAK/BIRAKMAK

- ADÂLETSİZLİK DURUMLARINDA, "TARAFSIZ"(SESSİZ/ÂTIL) DURUYORSAN, KÖTÜLERİN/KÖTÜLÜĞÜN TARAFINI TUTMUŞSUNDUR ile/ve/||/<> ÇÖZÜMÜN BİR PARÇASI DEĞİLSEN, SORUNUN BİR PARÇASISINDIR

- ADÂLETSİZLİK ve/||/<> ANLAMSIZLIK
( [Çözüm olarak ...] Tüzeyi[hukuku] bulduk fakat tüzeye ulaşamadık. VE/||/<> Sanatı bulduk fakat sanat bize ulaşamadı. )

- ADALET değil ADÂLET

- ADÂLET ile/ve AHKÂM

- ADÂLET ile/ve/<>/< BARIŞ[VARIŞ]/SULH
( Eğer dünyada barış ve uyum istiyorsanız, aklınızda ve gönlünüzde barış ve uyum olmalıdır. )
( Kendinizde düzen olmadıkça, dünyada düzen olmayacaktır. )
( AN SÜKÛT'İN SULH: Davalının susması üzerine gerçekleşen barış. )
( YURTTA SULH, CİHANDA SULH! PAZ EN EL PAIS, PAZ EN EL MUNDO! )

- ADÂLET ile/ve/<> BİLİM ile/ve/<> AŞK

- ADÂLET ve/||/<>/>/< DAYANIŞMA

- ADÂLET ile/ve/||/=/<>/< DENGE, ÖLÇÜLÜLÜK/İTİDÂL[< ADL]
( Toplumla olan ilişkide. İLE/VE/||/=/<>/< Kişide. )
( İçte. İLE/VE/||/=/<>/< Dışta. )

- ADÂLET ile/ve/<> DÜŞMANIN "ADÂLETİ"
( Adâletin gerekliliği ve önceliği, düşmanının "adâletine" maruz kalmamak ve mağdur olmamak içindir. )

- ADÂLET ve/<> EHLİYET

- ADÂLET ile/ve/<> ERDEM/FAZİLET
( Sevginin ürünleri. İLE/VE/<> Aklın ürünleri. )
( "Adâlet, erdemin bir parçası değil bütünüyle erdemdir. Adâletin tersi olan haksızlık da, kötülüğün bir parçası değil bütünüyle kötülüktür." )
( Products of love. VS./AND/<> Products of intelligence. )

- ADÂLET ile/ve/değil EŞİK

- ADÂLET ve/<> GÜÇ
( Güce dayanmayan adâlet âciz, adâlete dayanmayan güç zâlimdir. )

- ADÂLET ile/ve HAK/İSTİHKAK

- ADÂLET ve/||/<>/< HAKİKAT
( Toplumsal kurumların birincil erdemi. VE/||/<>/< Düşünce düzenlerinin birincil erdemi. )

- ADÂLET ile/ve/<> HAKKANİYET

- ADÂLET ve/<>/>/< HİDÂYET

- ADÂLET ve/<> HİKMET ve/<> DİN
( Üçü de, mülkün[egemenlik, yönetim ve siyaset] temelidir. )

- ADÂLET ve/> HİLÂFET

- ADÂLET ve/||/<>/> HUZUR
( Gücün, "haklı olduğu" yerde bekleme! VE/||/<>/> Güce tapan bireylerin olduğu yerde bekleme! )

- ADÂLET ve/||/<> İHSAN

- ADÂLET = JUSTICE[İng., Fr.] = IUSTITIA[Lat.] = GERECHTIGKEIT[Alm.] = DIKAIOSYNE[Yun.] = JUSTICIA[İsp.]

- ADÂLET ve/||/<> KARE
( 2+2=4 VE/||/<> İki üçgen alanın biraradalığı. )

- ADÂLET yoksa/> KARGAŞA

- ADÂLET ile/ve/<> KARMA
( Karma ve Kader kavramlarını, kapsamlı bir şekilde anlamak ve görmek üzere "My name is Earl" dizisini baştan sona izlemenizi öneririz... )

- ADÂLET ve/<>/< KAYGISIZLIK

- ADÂLET ve/<> KEMÂLÂT

- ADÂLET ile/ve/+/<> KUDRET ile/ve/+/<> HİKMET ile/ve/+/<> SEVGİ
( [Simgeleri/Sûretleri] Aslan. İLE/VE/+/<> Boğa. İLE/VE/+/<> Kartal. İLE/VE/+/<> İnsan. )

- ADÂLET ile/ve/<> MANTIK

- ADÂLET ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< MERHAMET

- ADÂLET ile/ve/||/<> MERHAMET ile/ve/||/<> TİCARET

- ADÂLET ile/ve/<> MEŞRÛ EŞİTSİZLİKLER

- ADÂLET ile/ve/||/<> MÜRÜVVET

- ADÂLET ve/<> NİYET ve/<> SÜREKLİLİK

- ADÂLET ve/=/<> ÖLÇÜ/LÜLÜK
( Her konuda/hususta, itidâli ihtiyâr et! )

- ADÂLET ve RAHMET

- ADÂLET ve/||/<>/< RIZÂ ve/||/<>/< BİLGİ/HABER
( Adâletin kaynağı da, hedefi de, durumdaki/olaydaki ilgili kişilerden birinin rızâsıdır. Adâlet, insanı ve rızâsını esas almaktır! [Tabii, rızâ da, en başta, (durumdan/olaydan/tespitten/(ön) "hüküm"den) haberdar etmekle başlar.] )

- ADÂLET ile/ve/<> SAADET

- ADÂLET ve/<> SEVGİ
( Toplumda. VE/<> Bireyde. )

- ADÂLET ile/ve/değil/||/<>/< SINIRLAR

- ADÂLET ile/ve/<>/ TÜZENİN SAĞLADIĞI GÜVEN(İLİR)LİK

- ADÂLET ve/||/<> VİCDAN
( ... VE/||/<> Adâlet evi. )
( Her yerde, zamanda ve koşulda. VE/||/<> Zirvesinde.[İnsanda!] )

- ADÂLET ve/||/<> YAŞAM

- ADÂVET değil/yerine/>< ADÂLET

- AHLÂK ile/ve/<> ADÂLET

- AKIL ve/ AHLÂK ve/ ADÂLET ve/ ÂDÂB ve/ AŞK

- AKLIN NİTELİKLERİ:
HİKMET
ve KUDRET ve SEVGİ/ŞEFKÂT ve ADÂLET
( Bunları içermeyen hiçbir söz, akılsal değildir/olamaz. )

- ASABİYET ile/değil/yerine/>< ADÂLET

- AŞIRI/ABARTILI KEYFİYET ve/||/<>/> GECİKEN/GECİKMİŞ ADÂLET

- ATÂLET ile/değil/yerine/>< ADÂLET

- BİLİMDE ve ADÂLETTE
( Doğrulanabilirlik değil yanlışlanabilirlik esastır. VE Şüpheden, sanık yararlanır. )

- BİLİNÇ ve/<> ADÂLET
( Kişide. VE/<> Toplumda. )

- DENGE ve ADÂLET

- EDEB ve ADÂLET
( Yerli-yerince hareket etmek. VE Yerli-yerinde olmak. )

- EŞİTLİK ADÂLETİ ve/||/<> ONUR ADÂLETİ

- EŞİTLİK ADÂLETİ ile/ve/<> ORAN ADÂLETİ

- EŞİTLİK/MÜSÂVAT ile/ve/değil/yerine/< ADÂLET
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Güçsüzün hakkının/haklarının savunulması/korunması. )
( Kişilerin eşitliği, sadece adâletin [en kısa sürede] sağlanması için [tüze/hukuk önünde] geçerlidir. [ille de bir farkı olacaksa/oldurulacaksa, sadece bilgileri/bildikleri/marifetleri iledir/kadardır.] )
( )

- HADÂLET ile/değil ADÂLET

- HADÂLET ile HADÂRET ile HADÂRET
( Kol ve baldırı etli olma. İLE Alçakgönüllülük. İLE Yeşillik. )

- HAYIR İŞ(LER)İ ile/ve/değil/||/<> ADÂLET

- HİKMET ile/ve/> İFFET ile/ve/> CESÂRET ile/ve/> ADÂLET
( Aklın dengeliliği/îtidali. İLE/VE/> Şehvetin dengeliliği/îtidali. İLE/VE/> Öfkenin dengeliliği/îtidali. =/> HİLÂFET, HİDÂYET ve KEMÂLÂT'a eriştirir. )
( Hikmetin dili, simge ve sükûttur. )
( [ucları(tefrit-ifrat)] BİLGİSİZLİK/CEHÂLET >< BİLGİÇLİK/MALÛMATFURUŞLUK ile/ve/> İLGİSİZLİK/İSTEKSİZLİK >< AZGINLIK ile/ve/> KORKAKLIK/KABALIK >< KAHRAMANLIK )

- İDAM değil/yerine ADÂLET

- İKİ SORUN:
ADÂLETSİZLİK
ile/ve/||/<> ANLAMSIZLIK
( Tüze(hukuk) ile sağlanmaya/çözülmeye çalışılmaktadır fakat hukuka ulaşılamamıştır. İLE/VE/||/<> Sanat ile giderilmeye çalışılmaktadır fakat ne yazık ki, sanat, kişilere ulaşamamıştır. )

- İNTİKAM ile/değil/yerine ADÂLET

- İSTEK/TALEP değil/yerine ADÂLET

- İYİ NİYET ile/ve/değil/||/<>/>/< ADÂLET

- KİŞİ:
CAN
ve/||/<>/> GÜÇ ve/||/<>/> /< İKRAR ve/||/<>/> /< ADÂLET ve/||/<>/> KEMÂL
( Kişi, doğar ve can kazanır. VE/||/<> />/< Canında güç kazanır/bulur. VE/||/<> />/< Gücünü, kararlarında/ikrarında bulur. VE/||/<> /< Kararında adâletli ise, erdemli olur. VE/||/<> />Adâletinde olgunluğu/kemâli bulursa, olgun/kâmil olur. )

- KUR'AN-I KERÎM:
TEVHİD
ile/ve/<> HAŞR/ÂHİRET ile/ve/<> NÜBÜVVET ile/ve/<> İBÂDET ve ADÂLET

- LAİKLİK ve/<> ADÂLET

- MAHFİL-İ KAZÂ değil/yerine/= ADÂLET MEYDANI

- MUHABBET ile/ve/<> MERHAMET ile/ve/<> ADÂLET

- MUTLAK ile/ve ADÂLET

- NASFET/NISFET[Ar.] değil/yerine/= HAK VE ADÂLETE UYGUNLUK

- ORTAKLIK ile/ve/değil/yerine TOPLUMSAL ADÂLET

- SADAKAT VE BAĞLILIK ve/||/<> FARKINDALIK VE ADÂLET ve/||/<> EDEB VE HAYÂ ve/||/<> FETA VE GÖNÜL
( HZ. EBÛ-BEKİR SIDDÎK ve/||/<> HZ. ÖMER el-FÂRUK/HATTÂB ve/||/<> HZ. OSMAN ZİNNUREYN ve/||/<> HZ. İMÂM-I ALİ )
( Çocukluk. VE/||/<> Gençlik. VE/||/<> Yetişkinlik. VE/||/<> Olgunluk. )

- ŞERİAT ve/değil/=/<> TÜZE(HUKUK)/HAK/ADÂLET

- SESSİZ ADÂLET ile/ve SESLİ ADÂLET
( Para. İLE/VE Yöneticiler. )

- SEVGİ > İTİDAL < ADÂLET

- SİYÂSET ve/< ADÂLET

- TEVHİD ve/< ADÂLET ve/< MUHABBET

- TOPLUMSAL ADÂLET'İN TANIMLARINDA:
GENEL
ile/ve TOPLUMSAL ile/ve SİYASAL
( Toplum içinde ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal yönden yoksul, mahrum ve zayıfların doğrudan doğruya toplum tarafından korunmaları. İLE/VE Kişinin, insan onuruna uygun bir düzeye, sadece emeğinin karşılığı ile çıkabilmesinin sağlanması. İLE/VE Kişilerde, kültürel ve siyasal zayıflığı doğuran olumsuz etmenlerin toplum gücüyle kaldırılması. )

- TÜZE(HUKUK) ile/ve ADÂLET
( ... İLE/VE Lâyık olana, lâyık olunanı vermek/verebilmektir. )
( Adâlet ancak hakikatten, saadet ancak adâletten doğabilir. )
( Attika mahkemelerinde, suçlu, suçu tespit edildikten sonra, bazı hallerde, kendine uygun gördüğü cezayı kendi isteyebilirdi. )
( Adâlette gecikme olmaz! | Adâletin gecikmesi olmaz/olmamalı! | Adâletin gecikmişi olmaz! )
( "BURNU SÜRTMEK": Yavuz Sultan Selim, hükümdarlığında, hırsızlık yapanları bir direğe bağlar, tanınması için günlerce çarşının içinde dolaştırtırmış. Bugünkü deyimle yüz kızartıcı suçlar dediğimiz çeşitli ahlâki suçlarda ise suçluyu burnu yere sürtecek şekilde bir arabaya yatırtır, burnunu yere sürttürürmüş. "Bırak, burnu sürtsün biraz!" gibi deyimler buradan gelmektedir. Yavuz Sultan Selim'in ilk sekiz yılında yaptığı bu uygulamalarla toplum büyük bir huzura ulaşmış ve hem devletin gücünü, hem de bütçesini üç kat büyütmüştür. )
( ZEMBİLLİ ALİ EFENDİ(CEMÂLÎ)'nin adâlet anlayışını ve uygulamalarını yani kendine neden "Zembilli" denildiğini de araştırmanızı salık veririz. )
( ADÂLET DAİRESİ

Adâlet, dünya barışının temelidir.
Dünya bağının sınırlarını devlet belirler.
İşte bu devlet duvarını inşâ edecek, devlete düzen sağlayacak olan hukuktur.
Siyasi güç olmaksızın hukuk, yaptırımlarını yerine getiremez.
Siyasi gücü, askeriye korur.
Askeri gücün yaşamasını ekonomi sağlar.
Ekonomik gücü halk sunar.
Halkın birliğini sağlayacak olan ise adâlettir.

Adl'dir mucib-i salâh-ı cihan
Cihan bir bağdır, divan devlet
Devletin nâzımı şeriattır
Şeriata olamaz hiç hâris illâ mülk
Mülk zabteylemez illâ leşker
Leşkeri cem edemez illâ mal
Malı cem eyleyen raiyettir
Raiyeti kul eder padişah-ı âleme adl. )
( Sayın Muharrem Balcı'nın yayınlarını paylaştığı adresi... www.MuharremBALCI.com )
( Türk Hukuk Lügâtı'na, burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz... )
( Elimizde kudret olmadığı sürece, özgürlük isteriz.
Kudreti ele geçirince üstün olmak isteriz.
Ama başaramazsak, adâlet isteriz. )

- UHUVVET ile ADÂLET
( KARDEŞLİK | DOSTLUK, BAĞLILIK )

- UYGARLIK ve/||/<>/< ADÂLET
( Ayakta durabilmek için. VE/||/<>/< Sürdürülebilirlik için. )

- YOKSULLUĞU SONLANDIRMAK:
HAYIR İŞİ
ile/ve/değil/||/<> ADÂLET

- YÖNETİM ile/ve/<> ADÂLET

- [ne yazık ki]
HERHANGİ BİR YERDEKİ ADÂLETSİZLİK
ile/değil/yerine/> HER YERDEKİ ADÂLET
( Tehdit. İLE/DEĞİL/YERİNE/> Düzen. )
( Herhangi bir yerdeki adâletsizlik, adâleti tehdit eder her yerde. )
( Injustice anywhere is a threat to justice everywhere. )

- [ne yazık ki]
KORNA:
"SELÂMLAMA/VEDÂLAŞMA"
ile/ve/||/<> "TEPKİ GÖSTERME" ile/ve/||/<> "ADÂLET ARAMA/SAĞLAMA"





- !"HAYVANAT BAHÇESİ"(NDE YAŞATMAK) yerine DOĞAL ORTAMLARI(NDA YAŞAMALARINA İZİN VERMEK)

- !"HAYVANAT BAHÇESİ" ile/değil HAPİSHANE/ZİNDAN[Fars.]

- !"IRKÇILIK" ile/ve/değil/<> OYMAKÇILIK/KABİLECİLİK

- !"KENDİMİ TANIYORUM" YANILGISI değil/yerine KENDİNİ TANIMAK

- !"LÂNETLEME" ile !"KARALAMA"
( Dinlerde. İLE İdeolojilerde. )

- !"SANIKTAN, KANIIA GİTMEK" değil KANITTAN, SANIĞA GİTMEK

- !BAŞLIK PARASI ile/ve !DRAHOMA
( Erkek tarafı, gelin için verirdi. İLE/VE Kız tarafı, erkek için verirdi. [Musevilik'te.] )

- !BÖLÜCÜLÜK ile/ve/||/<> !ÖTEKİLEŞTİRME

- !ÇALIP-ÇIRPMAK

- !CEHÂLET ve/<> !BAĞNAZLIK ve/<> !ÖFKE ve/<> !YEGİNLİK/ŞİDDET

- !CESÂRET ile !İNTİKAM
( İntikama yönelik çaba, cesaretten değil acziyettendir. )

- !DALGA GEÇMEK ile/ve/değil/||/<>/< BİLMEMEK

- !DEDİKODUCU ile/ve/= !YAĞI/DÜŞMAN/HASIM
( Biz ancak kendimizin düşmanıyızdır. )
( Kişi, bilmediğine düşman olur. )

- !DESPOT[Fr.] değil/yerine/= !BUYURGAN

- !DÜŞMAN OLMAK ile/ve "GICIK" OLMAK

- !DÜŞMAN/LIK ve !KİN

- !ESİR ile !KÖLE

- !FAİZ ile/ve !MÜREKKEP FAİZ

- !FAŞİZM ile/ve !SOYKIRIM

- !FİTNE-!FESAT

- !FİTNE-!FÜCUR

- !GENELLEME(!) ile/ve/<> !İNDİRGEME(!) ile/ve/<> !SİLME(!) ile/ve/<> !ÇARPITMA(!)

- !HARBİYE ile Harbiye
( Savaş işleri. İLE Subay yetiştiren yüksekokul, Harp Okulu. )

- !HARP ile/ve/değil !MUHAREBE
( Bütünü. İLE/VE/DEĞİL Çarpışma. )

- !HEMPA[Fars.] ile/değil/yerine/>< KANKA
( Kötü işlerde aynı amaçla ve birlikte hareket eden kişi, ayaktaş. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Kan kardeşliği kadar yakınlıkla birlikte hareket eden/ler. )

- !HİLE-HURDA

- !HINÇ/GAYZ ile !İNTİKAM
( Zayıf olan, nefret etme ve intikam alma eğilimindedir. Tembel olduğundan da, yatışır ve bu düşüncelerden vazgeçer. )

- !HINÇ ile/ve/||/<> !ÖÇ
( Zayıf olan, "alınır". "Alınan", kızar. Kızan, öfkelenir. İLE/VE/||/<> Daha zayıf olan, incinir. İncinen, gücenir. Gücenen, kinlenir. )

- !HIRSIZLIK ile !YAĞMA

- !İFTİRA ile/ve !KARALAMA

- !İHTİKÂR ile !İHTİLAS
( Vrugunculuk, vurgun. İLE Aşırma, para aşırma, aşırtı. )

- !İŞKENCE ile/değil/yerine CEZA

- !İSYAN ile/ve !KÜFÜR

- !KARAÇALI = ÇALIDİKENİ
( Hünnapgillerden, kurak yerlerde yetişen, çiçekleri altın sarısı renginde, dikenli bir bitki. | İki kişinin arasına girerek ilişkileri bozan kişi. )

- !KAVGA-DÖVÜŞ

- !KAVGA-GÜRÜLTÜ

- !KAVGA ile !SAVAŞ

- !KAVGA ile/yerine TARTIŞMA
( Her kavganın temelinde, taraflardan birinin cahilliği yatar. )

- !KİN ile/ve/||/<> !İNTİKAM

- !KISKANÇLIK ile/ve/<> !KİN

- !KÖLE/LİK ile/ve ŞAŞKIN/LIK

- !KÖLE ile/değil/yerine !GULÂM

- !KÖLE ile !MEVÂLİ
( ... İLE Âzâdlı köle. )

- !KÖLE ile !SERF[Lat.]
( ... İLE Derebeylik toplum düzeninde, toprakla birlikte alınıp satılan köle. )

- !KÖLE ile/değil/<>/< İŞÇİ

- !MAFYA ile/ve/<> (")HÜKÜMET(")
( FaRkLaR'ı değil önemli bir ortak yanları vardır. İkisinde de haktan, hukuktan eser yoktur ve/veya olmayabilir (ne yazık ki[hükümet için]). )

- !MENFÛR[Ar. < NEFRET] değil/yerine/= İĞRENÇ

- !MİSİLLEME ile/ve/ne yazık ki/> !SAVAŞ

- !MONARŞİ[Fr. < Lat. < Yun.] değil/yerine/= TEKERKLİK
( Siyasal yetkenin, genellikle miras yolu ile bir kişinin üzerinde toplandığı devlet yönetimi. )

- !MUŞTALAMAK değil MUŞTULAMAK
( Muşta ile vurma. DEĞİL Sevinilecek bir işin, olayın vb. olduğunu, birine haber vermek, müjdelemek. )

- !ÖFKE ile/ve/ne yazık ki/> !SALDIRI

- !RANT ve/ne yazık ki/> !"RAHAT"/LIK

- !SAVAŞ değil/yerine/>< SANAT

- !SAVAŞ ile/ve/değil/yerine SAVAŞIM

- !SİGARA İÇEN ile/ve/değil/<> İÇİREN/İÇTİREN/İÇTİRTEN
( ... İLE/VE/DEĞİL/<> Etkin/Edilgin/Ettirgen. )

- !SİNDİRME ile SİNDİRME

- !ŞİRK ile/ve/||/<> !KİBİR
( Tanrı'ya, başka bir şeyi/birini ortak koşmak. İLE/VE/||/<> Tanrı'ya, kendini ortak koşmak. )

- !TAHKİR ile/ve/||/<> !TEZYÎF[< ZEYF]

- !TAHKİR ile/değil/yerine TENKİT/TENKİD
( Bir kaçıştır.[kendinden, utancından, küçüklüğünden] İLE/DEĞİL/YERİNE Bilmeyi zorunlu kılar. )

- !TALAN[Fars.]/İHTİKÂR[Ar.]/ÇAPUL/PLAÇKA[< Arnavutça] değil/yerine/= !YAĞMA/VURGUN

- !TEKME-TOKAT

- !TOKAT ile !FİSKE[Yun.]

- !TOKAT = !ŞAMAR
( Açık elle yüze vurulan tokat. )

- !TOKAT ile !ŞAPLAK
( ... İLE "Şap" diye ses çıkaran tokat. )

- !TOKAT ile !YUMRUK

- !TÜFEK ile !MAVZER[< MAUSER'in adından]
( ... İLE Atış hızı, dakikada, ortalama altı mermi olan ve orduda kullanılan bir tüfek. )

- !VANDALLIK ile !BARATARYA
( Miladın, başlangıç yıllarında yaşayan ve Roma İmparatorluğu ile yaptığı savaşlarda, acımasızlığı ile ün salan bir Doğu Germen halkı. | Eski kültür ve sanat anıtlarını yakıp yıkan; bunların değerini bilmeyen kimse ya da halk. İLE Kaptanın, tayfaların, gemi sahibine, armatöre ya da sigorta ortaklığına, bilerek verdikleri zarar. )

- !YALAN ile !İFTİRA

- !ZAMAN ve ZAMANE'DEN ŞİKÂYET

- !ZULM ile/ve/değil/yerine/<>/< CEBR

- !ZULÜM ile/ve/değil/||/<> İHMALKÂRLIK

- " ' "(KESME İMİ) ile " - " HECE BÖLME

- " ...YA YOL AÇAR" ile/ve/değil "... SAĞLAR"

- "(...), DUŞUMU ALDIM, (...)" değil/yerine YIKANDIM / DUŞ ALDIM
( "Ben" ve/veya "Benim" tanımları/sözcükleri, öteki kişilerden ayırma durumunda kullanılır. "Duşum" diye bir şey olmaz. Yıkanmak ya da "duş almak" diye tanımlayabiliriz. )

- "(BİR) HATA YAPMADAN" ... ile/değil (PEK/ÇOK) "FAZLA HATA YAPMADAN" ...

- "(HERŞEYE) BURNUNU SOKMAK/SOKUYOR OLMAK" ile/ve "(HERŞEYE) MAYDANOZ OLMAK"

- "(O) ELMA"

- "(SİZİN/ONUN) İÇİN ..." ile/değil "(SİZİN/ONUN) AÇINIZDAN/AÇISINDAN ..."

- "(ZIR)DELİ" ile/değil DÂHİ
( Kişilerin/toplumun anlayamadıkları ve/ya da kabul edemedikleri. İLE/DEĞİL Deliliğini, topluma kabul ettire(bile)n. )

- "-"(TİRE) ile "-"(EKSİ)

- "... (FİZİKİ UNSURUN) HER BİRİSİNİ ..." değil "... (FİZİKİ UNSURUN) HER BİRİNİ ..."

- "... (OLARAK) GÖRÜLÜR" ile "... (OLARAK) GÖRÜNÜR"

- "... AÇISINDAN" ile "... BAKIMINDAN"

- "... ADINA" ile/ve/yerine "... İÇİN"

- "... ALIŞVERİŞİ" ile/değil/yerine ... PAYLAŞIMI

- "... AMA ..." ile/ve/<> "KEŞKE ..."
( Onu kaybettirir. İLE/VE/<> Kendini yok ettirir. )

- "... ANLAMINDA" ile/ve/<> "... ORANINDA"

- "... ANLAŞILMAZ!" ile/değil/yerine HERKES, KABI KADARINI ALIR

- "... BAKIMDAN" ile/değil "... BAKIMINDAN"

- "... BİLMİNİ BİLMEK" ile/ve/değil/yerine (EN AZINDAN) ... BİLMİNİN SONUÇLARINI BİLMEK

- "... BİR O KADAR DA/DAHA ..." ile "... BİR-ON KADAR DA/DAHA ..."

- "... BOYUNCA" ile "... SÜRESİNCE"

- "... BURADAN GELİ(YO)R" ile/ve/değil "... BUNA/ŞUNA DAYANI(YO)R"

- "... da" demeden DİNLE!!!

- "... da" demeden SUS!!!

- "... DA" ile "... BİLE"

- "... DERLER" ile "... DEMİŞLER"

- "... DİSİPLİNİ" ile/değil/yerine ... DİLİ

- "... DİYE BİLİRİZ" ile/değil "... DİYEBİLİRİZ"

- "... DİYE" ile "... ADINA"

- "... DİYOR" ile/değil "... DA DEMİŞ OLUYOR"

- "... DÜŞÜNCELİ DÜŞÜNÜRLER" değil ... "KABULLÜ" DÜŞÜNÜRLER

- "... EŞEK DEĞİLSİN YA ..." ile/yerine "İSTER İSTEMEZ"

- "... EVRENİ" ile/ve/<> ... EVRİMİ

- "... GİBİ ŞEYLER DE":
SÖZ KONUSU
ile/değil OLASI(/LIK İÇİNDE)

- "... GİBİLERİNDEN" ile/ve/<> "...MIŞCASINA"

- "... GÖRDÜKSE/GÖRDÜMSE/GÖRDÜNSE" değil ... GÖRDÜYSEK/GÖRDÜYSEM/GÖRDÜYSEN

- "... GÖRÜNMEK" ile/ve OLMAK

- "... HAKKI İÇİN" değil HAKKI BÂKÎ OLSUN/KALSIN

- "... HAKKINDA" ile/ve/<> "... ÜZERİNE"

- "... HERŞEYİN EN İYİSİNE LÂYIKTIR" ile/değil "... HERŞEYİN EN İYİSİNİ YAPAR/DI"

- "... İÇİN" ile/değil/yerine "... AÇISINDAN"

- "... İÇİN" ile/değil/yerine "... GEREĞİ(NCE)"

- "... İÇİN" değil "... İÇİN GEÇERLİDİR"

- "... İDEASI" ile/değil ... İDDİASI

- "... ile ..." ile "... ile/yerine ..."

- "... İLE BAŞ ETMEK" ile MÜCADELE ETMEK

- "... İLE BURUN BURUNA GELMEK" ile "KIÇ KIÇA YATMAK"

- "... İLE" ile "... İÇİNDE"

- "... ile/yerine ..." ile "... ile ..."

- "... İNANILIR" ile/değil "... KABUL EDİLİR"

- "... IŞIĞINDA" ile/<> "... ÇERÇEVESİNDE"

- "... KADAR" ile/ve/değil/yerine "... DOĞRULTUSUNDA"

- "... KESİMİ" ile/ve "... TAKIMI"

- "... MANTIĞI" ile/ve/değil/||/<>/< KABULÜ

- "... MI BARİ?" ile "... MI PEKİ?"

- "... NE ZAMAN ..." değil "... OLDUĞUNDA"

- "... NEDENİYLE" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< "... GEREĞİNCE"

- "... NEDENİYLE" ile "... SONUCUNDA"

- "... NIN ÂLEMİ YOK" ile "...NIN GEREĞİ YOK"

- "... OLABİLİR" ile/ve "... OLSA GEREK" ile/ve "... OLMALI"

- "... OLARAK GÖRMEK" ile "... OLARAK KABUL ETMEK"

- "... OLARAK KALMAMASI KOŞULUYLA" ile "... OLMAMAK/KALMAMAK ÜZERE"

- "... OLARAK" ile/değil/yerine "... OLARAK DA"

- "... OLARAK" ile/yerine/değil "... SIFATIYLA"

- "... OLDUĞU HALDE" ile/ve/değil/yerine "... OLMASINA KARŞIN"

- "... OLDUĞU İÇİN" ile/ve/değil/yerine ...(DAN) (OLDUĞUNDAN) DOLAYI
( [adın/ismin] -e hali. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE -den hali. )

- "... OLDUĞU KADAR" ile/ve/değil "... OLMASININ YANISIRA"

- "... OLDUĞU SEBEBİYLE" değil "... OLMASI NEDENİYLE"

- "... OLMALI" ile/değil/yerine "... OLMASA DAHA İYİ"

- "... OLMAMALI" ile/değil "... OLMASA GEREK"

- "... ONDAN SONRA ..." ile/ve "... DOLAYISIYLA ..."

- "... ÖYKÜ/SÜ" değil ... SÜRECİ

- "... ÖZELLİĞE HAİZ" değil ... ÖZELLİĞİ HAİZ

- "... SAĞLAMAK" ile "... SUNMAK"

- "... SAYESİNDE" ile/ve/değil/yerine "... ARACILIĞIYLA"

- "... ŞEKLİNDE DÜŞÜNMEK" ile "... ŞEKLİNDE BAKMAK"

- "... SEVİYESİ İNDİRGENMİŞ" değil ... SEVİYESİ İNDİRİLMİŞ/DÜŞÜRÜLMÜŞ

- "... UĞRUNA" ile/değil "... İÇİN"

- "... UĞRUNA" değil/yerine ... AMACIYLA

- "... VARLIKLARINI SÜRDÜRÜYOR" değil "... VAROLUŞLARINI SÜRDÜRÜYOR"

- "... VAZİYETTE" yerine "... DURUMDA"

- "... YANINDA ..." ile/değil "... YANISIRA ..."

- "... YAPANA KADAR ..." ile "... YAPACAĞINA ..."

- "... YAPIYORLAR" ile/değil/yerine/< "... YAPILIYOR"
( Kişi ve sonuç odaklı/lık, merkezli/lik. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Kavram, olay, olgu ve süreç odaklı/lık. Süreç ve sonuç birlik ve bütünlüğünde. )
( Hiçbir yere ulaştırmaz. Güdük/düşük bir zihniyettir. Sorunlu ve sorun odaklıdır. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Herşeyi anlamaya yarayacak ilk ve temel adımdır. İleri bir zihniyettir. Çözümcü ve çözüm odaklıdır. )
( "Haklısın." / "Doğru söylüyorsun" İLE/DEĞİL/YERİNE/< Doğru. )
( Belirleyici (olabilir) fakat bağlayıcı değildir. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Hem belirleyici, hem de bağlayıcıdır. )
( Kişiler, ancak çeperdedir. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Ancak, kavramlar merkezdedir ve merkezde olabilir. )
( Kavramları, olayları ve olguları bilir, içerir/barındırır. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Kişileri kapsar. )

- "... YAPMAYA ÇALIŞMAK" ile/ve/değil/yerine ÇABA

- "... YAPMAYAYIM" ile/ve/değil "... YAPMAMIŞ OLAYIM/YAPMIŞ OLMAYAYIM"

- "... yerine ..." ile "... değil ..."

- "... YOLUYLA" ile/ve "... ARACILIĞIYLA"

- "... YÖNETMENLİĞİ" değil ... YÖNETMELİĞİ

- "... YÜZÜNDEN" ile/ve/değil/yerine "... NEDENİYLE"

- "... ZATEN" değil/yerine/>< "... BİLİYORSUNUZ"

- "... ZORUNDA MIYIM?" ve/||/<> "HAKSIZ MIYIM?"
( [ne yazık ki] İkisi de bilgisiz/bilinçsiz ve çıkarcı kişilerin kullandığı, sıradan sözlerdir. )

- "...'CI" ile/ve/değil/yerine "...'NIN" DÜZENİ/DÜZENEĞİ

- "...'DA ... VARDIR" ile/değil "...'DA ... GİZLİDİR"

- "...'DA OLMAMDAN/OLUŞUMDAN DOLAYI ...(KATILAMIYORUM)" ile/ve/değil ...'DA OLDUĞUMDAN DOLAYI ...(KATILAMIYORUM)

- "...'NIN ADINA" değil ... ADINA

- "...'NIN KENDİ" ile "...'NIN NEDENİ"
( Nedenler sayısızdır, tek neden fikri bir yanılsamadır. )
( Her bir şeyin sayısız nedeni vardır. )
( Sizi güldüren ya da ağlatan bir mektup alırsınız, bunun nedeni olan postacı değildir. )
( For everything there are innumerable causes. )

- "...'YA (ÇOK) DÜŞKÜN" ile/ve/değil/yerine "...'YI (ÇOK) SEVEN"

- "...'YA DİKKAT ÇEKMEK" ile/ve/<> "...'YA ATIFTA BULUNMAK"

- "...'YA NAZARAN" ile/ve/değil "...'YA NİSPETEN"

- "...'YA NEDEN OLACAK ..." değil "...'YI SAĞLAYACAK ..."

- "...'YA SIĞMAYACAK" ile/değil ... İLE SINIRLANDIRIL(A)MAYACAK

- "...'YA":
DÖNEN
ile/değil DÖNÜK

- "...'YA/NA:
"DAYANARAK"
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GÜVENEREK

- "..., BENİM (EN) DEMOKRATİK HAKKIM(DIR)!" değil HAKKIM(DIR)!

- "..., ŞUDUR/ŞÖYLEDİR" ile/ve/değil/yerine "..., AYNI ZAMANDA ŞUDUR/ŞÖYLEDİR"

- "...-LARLA ..." ile/değil "...'YA GÖRE"

- "...DAN DOLAYI" ile "... SAYESİNDE"

- "...DAN KALKARAK" ile "...DAN HAREKET EDEREK"

- "...DAN ÖNCE" ile/ve/değil "... YANISIRA"

- "...DAN ŞÜPHE ETMEK" ile "...NIN UZAK GELMESİ"

- "...DIR" ile ...'YA İŞARET ETMEK

- "...DIR" ile/ve/değil KABUL EDİLEN

- "...DIR" değil/yerine OLANAKLI/LIK

- "...DIR" ile/ve/değil/yerine OLMAKTA OLAN

- "...GİBİ" ile "HAVASINDA"

- "...LIK HİSSETMEK" ile "...LAŞMAK"

- "...NIN GERÇEKLEŞMESİ" ile/değil ... NIN YAŞANMASI

- "...NIN KARŞITI" ile/değil ...NIN KARŞILIĞI

- "...NIN NEDENİ" ile/ve/değil/yerine "...NIN İLİŞKİSİ"

- "...NIN YARARLARI NEDİR?" değil ...NIN YARARLARI NELERDİR?

- "...SAL" ile/değil OLUŞTURULMUŞ

- "...YA DÖNÜK" ile/ve/değil ...YA YÖNELİK

- "...YA ERİŞMEK" ile "...YA VÂKIF OLMAK"

- "...YA YOL AÇTI" ile "...YA NEDEN OLDU"

- "...YI BOŞVER! ..." değil/yerine "...YI BİR KENAR(D)A KOYALIM/TUTALIM, ..."

- "...YI ORTAYA KOR" değil "...YI ORTAYA KOYAR"

- ".KOM" yerine ".COM"

- ".KOM" değil ".COM"

- "10 NUMARA" ile/ve/||/<> "5 YILDIZ"

- "100 KERE SÖYLEDİM" değil (EN FAZLA) 2 YA DA 3 KEZ SÖYLEDİN!

- "100 KERE SÖYLEDİM" değil (EN FAZLA) 2 YA DA 3 KEZ SÖYLEDİN!

- "1000 TARAKTA BEZİ OLMAK/OLAN" ile/değil/yerine/>< "10 PARMAĞINDA, 10 MARİFET(İ OLAN)"

- "3 KULLUVALLAH 1 ELHAM" değil 3 İHLÂS (SÛRESİ) 1 FÂTİHÂ (SÛRESİ)

- "360 DERECE DÖNMEK" değil 180 DERECE DÖNMEK

- "360 DERECE TERS" değil "180 DERECE TERS"

- "5 AŞAĞI 5 YUKARI" değil 3 AŞAĞI 5 YUKARI

- "57.Cİ ALAY" değil 57. ALAY
( Hem nokta koyup hem de -ci eki getirilmez! )
( )

- "EYVALLAH" ile/ve ESTAĞFİRULLAH

- "Açık-Seçik" KONUŞ!!!

- "Akıllı-Uslu" KONUŞ!!!

- "Allah'tan" ise senin yetersiz diline/sözüne/onayına kalmayacağını anımsa da ona göre KONUŞ!!!

- "Aslında" "öyle/şöyle" (oldu/olacak) ise zamanında düşün de ona göre KONUŞ!!!

- "Belki de" olasılıklarını düşünebiliyorsan birine ayrıcalık yapmadan KONUŞ!!!

- "Ben" diliyle kendini merkeze koymadan KONUŞ!!!

- "Bıcır-bıcır" konuşan çocuklardır. Sen daha dengeli KONUŞ!!!

- "Bilip-bilmeden" konuşma! Doğrusunu öğren de KONUŞ!!!

- "Biz bize" KONUŞ!!!

- "Bla-bla-bla" diye başka dilde kullanmadan KONUŞ!!!

- "Böyle ... Böyle ..." demeden KONUŞ!!!

- "Car-car" konuşma! Biraz dur öyle KONUŞ!!!

- "Çen-çen" çene çalma! Biraz sus öyle KONUŞ!!!

- "Cıvık-cıvık" konuşma! Mide bulandırmadan KONUŞ!!!

- "Dangıl-dungul" konuşma! Biraz nazik ol öyle KONUŞ!!!

- "Dedi/Dedim" tekrarsız KONUŞ!!!

- "Demek ki" ile her inancına ve kişisel sonuçlarına bağlamadan KONUŞ!!!

- "Diyelim ki" diyorsan doğru örnek seçerek KONUŞ!!!

- "Diz dize" KONUŞ!!!

- "Elimde değil" diye kendini/başkalarını "kandır"(a)madağını bilerek KONUŞ!!!

- "Falan-filan" diye boşluğa bağlamadan KONUŞ!!!

- "Fıs-fıs" konuşma! Çevrene ayıp etmeden KONUŞ!!!

- "Havadan-cıvadan" konuşacağına işe yarar bir şey için KONUŞ!!!

- "Hep"siz KONUŞ!!!

- "Her zaman"a yaymadan KONUŞ!!!

- "Herkes"i katmadan KONUŞ!!!

- "Hiç kimse" demeden KONUŞ!!!

- "Hiçbir zaman" diye kestirip atmadan KONUŞ!!!

- "İleri-Geri" konuşacağına hesabını bil de KONUŞ!!!

- "Kaba-saba" konuşacak kadar yalnız değilsin! Haddini bil de KONUŞ!!!

- "Keşke ..." ile geçmişe dönmeye çalışmadan KONUŞ!!!

- "Konuşa konuşa" anlaşmak için KONUŞ!!!

- "Laga-luga" etmeden düzgün KONUŞ!!!

- "Nasılsa" diyerek çıkarlarını öncellemeden KONUŞ!!!

- "Ne bileyim" diyorsan düşünüp, öğrenip, bilebileceğini anımsa ve/< ona göre KONUŞ!!!

- "Ne peki?" diye anlaşılması çok basit olanı karmaşıklaştırmadan KONUŞ!!!

- "Ne var ki?" diyerek, "saf görünümlü" kurnaz olmadan KONUŞ!!!

- "Ne var?" diyerek, ahmaklık etmeden KONUŞ!!!

- "Niye ki?" diyerek, hazırcı değil önce kendin düşün de ona göre KONUŞ!!!

- "Olur-olmaz" zamanda konuşacağına gerektiğinde KONUŞ!!!

- "Ona bakarsan" diyerek sözü düşürmeden KONUŞ!!!

- "Sadece/sırf" diyerek onca konuşulanı gözardı etmeden KONUŞ!!!

- "Sen de" diyerek saldırmadan ve savunmadan KONUŞ!!!

- "Sen" diliyle kişileri katmadan, hedef almadan KONUŞ!!!

- "Şey - şey - şey" demeden KONUŞ!!!

- "Son tahlilde" deyince daha bir üst perdeden konuşmadığını bilerek KONUŞ!!!

- "Sonuçta" diyerek son sözü kendine ait kılmadan KONUŞ!!!

- "Sus-pus" oturacağına KONUŞ!!!

- "Temelde" olanın ne olduğuna iyi bak da ona göre sağlam KONUŞ!!!

- "Uzun uzadıya" anlatmasan da olur. Beklenildiği kadarını anlat ve KONUŞ!!!

- "Vıdı-vıdı" konuşma! Zorlamadan KONUŞ!!!

- "Vır-vır" konuşma! Biraz ara ver öyle KONUŞ!!!

- "Ya ..." ile belirsiz olanı belirlemeden KONUŞ!!!

- "Yerli-yerinde" KONUŞ!!!

- "Zaten" diyerek, her "işine gelene/gelmeyene" bağlamadan KONUŞ!!!

- "AÇ TAVUK KENDİNİ TAHIL AMBARINDA SANAR" ile "DEREYİ GÖRMEDEN PAÇALARI SIVAMAK"

- "ACELE ETMEK" ile/değil/yerine HIZLI HAREKET ETMEK
( Hızlı hareket edin ama önce kendi kendinizle barışmanın ve çevreye uyum sağlamanın bir yolunu bulun. )
( Fazla ağırdan almayın ama gereksiz yere acele de etmeyin; yolunuzda ilerleyin yeter. )
( Fazla acele eden kişi, kendini her zaman ya birkaç adım önde ya da birkaç dakika geride bulur. )

- "AÇIK OLMAK" ile/değil CEHALET/CAHİLLİK
( Cahillerin paylaşmada sakınca görmedikleri, "şeffaf olmaları"ndan değil bilgisizliklerindendir. [kendilerini küçük düşüreceğini bilmeden] )

- "AÇIK OLMAK" ile İSTEKLİ OLMAK
( YA GEL, OL VE GİT! YA GİT, OL VE GEL! )

- "AÇIK SÖYLEMEK" ile YALAN SÖYLEMEMEK

- "AÇIK SÖZLÜ" ile/değil AHMAK

- "AÇIK SÖZLÜ" ile/değil PATAVATSIZ
( ... İLE/DEĞİL Sözlerinin nereye varacağını düşünmeden, saygısızca konuşan, davranışlarına dikkat etmeyen. )

- "AÇIK" KONUŞMAK AYRINTILI İFADE ETMEK

- "AÇIK" KONUŞMAK ile/ve/değil/yerine AYRINTILI İFADE ETMEK

- "AÇIK" ile/ve/değil/<> ZAAF

- "AÇIKÇASI ..." ile "KOLAYLIKLA ..."

- "ACIKLI" ile/ve/değil/yerine DUYGUSAL

- "AÇILMA" ile "KIRILMA"

- "ACIMA!" ile/değil "FAZLA ACIMA!"

- "ACIMAK" değil/yerine ANLAMAK

- "AÇMAK" ile/ve/<> ANLATMAK

- "ADÂLET YOK" ile/ve/değil/yerine/<> ADÂLET'İ, KENDİN/SEN (YAKIN ÇEVRENDE, OLANAKLARINDA) GERÇEKLEŞTİR (YAŞAT/İHYÂ ET)!

- "ADÂLETSİZLİK" ile/değil KARŞILIKLI HİZMET (İÇİN)

- "ADAM ADAMDIR, OLMASA DA PULU; EŞEK EŞEKTİR, OLMASA DA (ATLASTAN OLSA) ÇULU" ile/ve "DEVE HACI OLMAZ, GİTMEKLE MEKKE'YE, EŞEK DERVİŞ OLMAZ, TAŞ TAŞIMAKLA TEKKE'YE"

- "ADAM OLACAK ÇOCUK, BOKUNDAN BELİRLİ OLUR" değil "ADAM OLACAK ÇOCUK, BOKUNDAN BİLE BELİRLİ OLUR"

- "ADAMDAN SAY(MA)MAK" ile/değil MUHATAB ALMA(MA)K

- "ADAMI OLMAK" değil "ADAM OLMAK"

- "ADAMINA GÖRE" ile/değil/yerine ADÂBINA GÖRE

- "ADAMINA GÖRE" ile/değil/yerine MUHATABINA GÖRE

- "ADAPTASYON" ile "YAPIŞMAK"

- "ADL ETMEK" değil ADDETMEK[Ar.]
( ... DEĞİL Saymak. | Îtibâr etmek. )
( ADD: Sayma, sayılma. | Îtibâr etme, edilme. )

- "ADSIZ NARKOTİKLER" değil ADSIZ NARKOTİK (ARKADAŞ BİRLİĞİ)
( Adsız Narkotik Arkadaşlık Birliği Tel.: 536. 341 01 89 )

- "AFERİM" değil AFERİN

- "AĞABEY/EDE"/"ABLA" ile "AMCA" ile "TEYZE"
( ABLA[Moğolca]/APA[Uygurca]/İCE/ECE[Türkçe][kökeni > PRENSES: İlk sıradaki yönetici kız kardeş.], [Yünden yapılmış kışlık giysi] )

- "AĞIR CEZA SAVCISI" değil AĞIR CEZA MAHKEMESİ NEZDİNDEKİ SAVCI

- "AĞIR/LIK" ile/ve HANTAL/LIK
( Kişisel [mizac ya da karakterden dolayı] ya da çevresel etmenlerden/beklentilerden dolayı. İLE/VE Zihinsel kaynaklı eksik/yetersiz/yanlış davranış ve tutumlardan dolayı. )

- "AĞIRLIK" ile ÖNCELİK

- "AĞLAMA DUVARI" ile/değil/yerine BATI DUVARI

- "AĞLAMAMAK" değil/yerine AĞLATMAMAK

- "AĞUSTOS AYI(NDAKİ) GİBİ SOĞUK" ve/<> "OCAK/ŞUBAT GÜNEŞİ GİBİ YAKICI"
( Uruguay'da, mevsimlerin ve ayların, toplumdaki/dillerindeki karşılıkları. )

- "AĞZINDAN KAÇIRMAK" ile "YUMURTLAMAK"

- "AĞZINI AÇMAK" ile/ve SAVUNMA
( Bazı durum ya da sorularda, doğrudan/gerçeklikten ne kadar bahsedecek olsan da ağzını açtığın anda haksız olduğun algısı oluşabilir. )
( Hiçbir şey söylenmemesi gereken durumlar vardır ve buna göre davranmak gerekir. )

- "AĞZINI HAYR'A AÇ!" ile/ve "AĞZINDAN YEL ALSIN!"

- "AHESTE AHESTE" ile "AVAL AVAL"

- "AHLÂK/AHLÂKSIZLIK" ile/değil/< ANATOMİ
( Eşeysel örgenlerin adlarında, "ahlâk" ya da "ahlâksızlık" aranamaz! Küfür olarak geçen sözcüklerin ve küfür edenlerin yersiz/kötü "kullanımındaki" yanlışlık, dilin ya da sözcüklerin hatası, yükü değildir! Kişilerin yanlışları da sadece o kişilerin, o ve ilgili yersiz/bağlamsız, yanlış/kötü davranış ve tutumlarıyla sınırlı tutulmak zorundadır.

Üç yaşından itibaren öğrenilmiş, fark bile olmayan "farkların", gerçekte, doğada ve bütünlükte hiçbir şekilde herhangi ciddi bir fark oluşturmadığı, herkesin her "şey"i tam olarak bildiği, gördüğü ve yaşadığı bir durumun, deneyimin de doğal ve sınırlandırılmış, kapalı koşullarda, herhangi bir ayıbı yoktur[bulunamaz ve aranamaz]! Eşeysel örgen adlarının, tıpta, anatomi ya da fizyoloji bilgisi olarak, Latince ya da başka bir dilde kullanılması da bir şeyleri "çözmekte/aşmakta" yeterli değildir.

Doğru/uygun zaman, zemin ve koşulların, duyacaklarına râzı olan/olacak kişinin, muhabbetin ve hukukun bulunmadığı ilişki ve ortamlarda, dikkatsiz, özensiz bir şekilde tüketiliyor olmasıdır tüm sorun. Söylenilen sözcüklerin değil beklenilmeyen ve istenilmeyen koşullarda, bir dayatma olmasından dolayıdır kişilerin tüm haklı tepkisi. Kişilerin, hangi konu/alan olursa olsun, seslerini yükseltmelerindeki yanlış ya da sorun kadar, kullandıkları ve seçemedikleri sözcüklerin yanlışlığındandır rahatsız olunan. Sorun, esas ya da içerik sorunu değil, yöntem(usûl) sorunudur. Kalabalığın içinde, zaman, zemin ve koşulları, kişileri dikkate almama kabalığıdır.

"Cinsiyetçi küfür" diye bir sözcük de olmaz! Sorun, örgen adlarında ya da "kadın"lara saygısızlık olmasında değil cahil/yetersiz/özensiz/kaba kişilerin, sonuç odaklı ve düşünmeden, özenmeden, çevresine kayıtsız ve saygısızca davranmasından dolayıdır. Eğer eşeysellikteki son aşama, "kulağa üflemek" olsaydı, her ("olumlu/olumsuz") zaman ve zeminde, her durumda, ağzından düşürmediği "söz" ve kısaltma, "AMK" değil "Hay kulağına üfleyeyim!"[KULK] olurdu. Bu durumda, bu sorun, ne kulak kepçesinin ve/veya deliğinin, ne de bu sözcüğün, "ayıbı", "ahlâklılığı ya da ahlâksızlığı" olurdu.

Buradaki "sorun" ya da yanılsama, kapalı, sınırlı ya da bazı/çoğu ayrıntının iki kişi arasında ya da sır olarak tutulması istenilen özelin, dışarıda ve genelleştiriliyor olmasından dolayıdır.

Tıpta ve tüzede[hukukta], "ayıp", "çirkinlik" vs. ol(a)madığı gibi, zihinde ve zihin dilinde de "ayıp", "pis", "kötü" diye bir sınır(landırma) ya da sonuç(landırma) yoktur. Zihinden, "olumlu/olumsuz", "iyi/kötü" her düşünce ve ayrıntı geçebilir fakat sorumlu olunan/olunması gereken, ağızdan çıkmayabilecek olan söz(cük)ler(imiz)dir. )

- "AHLAKSIZLIK" ile/değil AHLAK ÖLÇÜTLERİNİN BULUNMAMASI

- "AJDA BARDAĞI" değil AİDA BARDAĞI

- "AKIL ALMAYI" İSTEMEMEK değil/yerine/> "AKLINI BAŞINA TOPLAMAK"
( Kimseden "akıl almak" istemiyorsan, aklını başına topla! )

- "AKIL VERMEK" ile/ve/değil/yerine BİLDİKLERİNİ ANLATMAK

- "AKIL" ile/ve/değil/yerine KULLANILAN/UYGULANAN AKIL

- "AKILLANMAK" ve/||/<>/< "AKIL ALMAK"

- "AKILLI OLMAK" ile/ve/değil/yerine YETERİNCE AKILLI OLMAK/DAVRANMAK

- "AKILLI" ile "AKILCI"

- "AKILSIZ" İLERLEMEK değil AKLI AŞARAK İLERLEMEK

- "AKILSIZ"/"KAFASIZ" ile YETERSİZ(/DÜŞÜNCESİZ)

- "AKIM" ile/ve/değil "DAMAR"

- "AKL(IN)A" GÖRE "AKIL" ile/değil/yerine AKIL

- "AKLI BAŞINDALIK" ile/ve/<> YALNIZLIK

- "AKLIMA GELMİYOR" ile/ve/değil "AKLIMA GETİREMİYORUM"

- "AKLIN" KULLANDIĞI KAVRAMLAR/DİL ve/||/<> KAVRAMLARIN/DİLİN KULLANDIĞI "AKIL"/ZİHİN/KİŞİ

- "AKLIN"/ODAĞIN:
ya/ne DUDAKLARINDA
ya da/ne de DUDAKLARDA OLMASIN/OLMAMALI

- "AKLINI BAŞINA TOPLA!" ve/||/<>/> "KENDİNE GEL!"

- "AKLINI, BAŞINA TOPLAMAK" ile/ve "AYAĞINI, DENK ALMAK"

- "AKSİNE" yerine FARKLI OLARAK
( Aksine kelimesindeki gibi karşı düşünceyi reddetmek yerine karşı düşüncenin varlığını kabul ederek onun farklılığını belirtmek. )

- "ALDATMAK" ile/değil ANLATAMAMAK

- "ALDATMAK" ile KIRIŞTIRMAK

- "ALET" ile/ve YÖNTEM

- "ALİ KIRAN, BAŞ KESEN" değil DAL KIRAN, BAŞ KESER

- "ALINYAZISI" ile KADER

- "ALIŞKANLIK" (İLE) ile/değil KENDİLİĞİNDENLİK (İLE)

- "ALIŞKIN" ile/değil/yerine ALIŞKANLIĞI OLAN

- "ALKIŞLAMAK" ile/değil/yerine KABUL ETMEK

- "ALLAH ALLAH" ile "ALLAH ALLAH ALLAH" ile "YA ALLAH" ile "ALİMALLAH" ile "İNŞAALLAH" ile "BİSMİLLAH" ile "EVVELALLAH" ile "MAAŞALLAH" ile "EYVALLAH" ile "FESUBHANALLAH" ile "HAY ALLAH"
( Şaşırırsak. İLE İşe coşku ve heyecanla sarılınca. İLE İşin sonuna kadar gitmek istersek. İLE Azmedersek. İLE İşe başlamadan önce. İLE İşe başlarken. İLE Kendimize güvenirsek. İLE İşi başarıyla bitirince. İLE İşten vazgeçersek. İLE Canımızı sıkarlarsa. İLE Eğer işi başaramazsak. )

- "ALLAH NAMERD'E MUHTAÇ ETMESİN" değil "ALLAH MERD'E MUHTAÇ ETMESİN"

- "ALLAH'I BİLMEZ" ile/ve/değil "KENDİNİ BİLMEZ"

- "ALLAH'TAN ..." ile/ve/değil/yerine "NEYSE Kİ ..."

- "ALLAH'TAN BAŞKA İLÂH YOKTUR" değil İLÂH ANCAK ALLAH'TIR!

- "ALLAK BULLAK" ile "HALLAÇ PAMUĞU GİBİ"

- "ALT-ÜST ETMEK" ile "YERLE BİR ETMEK"

- "ALTINDA EZİLMEK" ile "İÇİNDE BOĞULMAK"

- "ALTTAN ALMAK" ile/ve "İDARE ETMEK"

- "AMA NİYE?" değil "NİYE?"

- "AMA YİNE DE ..." değil/yerine "NEYSE Kİ ..."

- "Ama/fakat" demeden DİNLE!!!

- "Ama/fakat" demeden SUS!!!

- "AMPİRİK/EMPİRİK" değil/yerine/= DENEYSEL

- "ÂN'I YAŞAMAK" değil ÂN'I, YAŞAMAK
( "Ân'ı, yaşamak" sözü, "anlık düşünmek, hareket etmek, günlük öteki işleri/durumları gözardı etmek, kenara koymak, askıya almak" ya da "keyfî, ben merkezci hareket etmek" olarak DEĞİL yaşamın, olay/olguların, çevrenin, kendinin/zihnin her durum ve sürecinde, farkındalıklı ve nitelikli yaşama çabası -iddiasında değil!- içinde olunması gerektiği, gerekenin, gerektiği koşullarda ve zamanda yerine getirilmesi gerektiği anlamına gelir. Ancak, bu şekilde, farkındalıklı düşünülür, eylemsel yaşanırsa, yaşamın içinde olunacağı, sorumluluk alarak, felsefî anlayış, bilimsel tutum ve sanatsal duyarlılık ile sağlanabilir. )
( "An'ı yaşamak" ya da "An'da yaşamak" deyimleri, eksik ya da yanlış kullanılmakta, algılanmaktadır ne yazık ki.

"An'ı yaşamak", gün boyunca yaptığın/yaşadığın şekilde, An'ı(nı) da farkındalıklı, verimli yaşamaya işaret etmek, dikkat çekmek üzere kullanılır/kullanılmalıdır. Bu algı ve yorumla, hem gün içinde yapılan/yaşanılan işlerdeki zorunlulukları/gereksinimleri yerine getirir gibi, An'ı da aynı zorunluluklar oranında yaşamayı, hem de An'ın yoğunluğundaki bilinci/ni, gün içindeki işlerde de devrede tutarak, verimli bir tam gün geçirmeyi anımsa(t)maya yöneliktir.

"An'da yaşamak" da aynı şekilde, günlük işlerdeki çokluk ve verimlilik gibi An'da da zamanı verimli kılacak, farkındalıklı bir tutum içinde yaşamayı anımsa(t)maya yöneliktir.

Yani...
"AN'I YAŞAMAK" değil AN'I, FARKINDALIKLI YAŞAMAK; "AN'DA YAŞAMAK" değil AN'DA, VERİMLİ/ÜRETKEN YAŞAMAK'tır! )

- "ANA GİBİ YÂR, BAĞDAT GİBİ DİYÂR OLMAZ" değil "ENÂ GİBİ YAR(UÇURUM), BAĞDAT GİBİ DİYÂR OLMAZ"

- "ANA OMURGA" değil "OMURGA"

- "ANAHTAR" ile/ve ÜST BAŞLIK

- "ANLA(MA)MAK" ile "KAFANIN BASMASI"

- "ANLADIM" değil "PEKİ" / hmmm
( [belirsiz/bilinmeyen bir şeyin sorulması/konuşulması durumunda] Belirsizliğe/bilinmeyene verilecek yanıt, "peki[pekiyi]" ya da "hmmm"dır. )

- "ANLAMAK" ile/ve YANLIŞ ANLAMA(MA)K

- "ANLAMAMAK" ile İLGİLENMEMEK

- "ANLAMAMAZLIKTAN GELMEK" ile/ve/||/<> "İŞİNE GELMEMESİ"

- "ANLAMAMIŞSIN"/"YANLIŞ ANLAMIŞSIN" / "ANLAMAMIŞSIN/YANLIŞ ANLAMIŞSIN" değil SANIRIM ANLATAMAMIŞIM / ANLATAMAMIŞIMDIR BELKİ/SANIRIM

- "ANLAMIYORSUN!" / "BENİ ANLAMIYORSUN!" ile/değil/yerine SÖYLEDİKLERİMDE ANLAŞILMAYAN NEDİR?
( İkisi de, çok yanlış "ifade"lerdir! İkisinin yerine de,
"Söylediklerimde, anlaşılmayan nedir?" / "Söylediklerimde, anlaşılmayan neyse onu açayım..." vb.,
kişiyi hedef almayan, konuşulan konunun üzerinde durulacak kavramları ve ifadeleri kullanmak gerekir! )

- "ANLAMIYORSUN!" ile "BENİ ANLAMIYORSUN!"
( İkisi de, çok yanlış "ifade"lerdir! İkisinin yerine de,
"Söylediklerimde, anlaşılmayan nedir?" / "Söylediklerimde, anlaşılmayan neyse onu açayım..." vb.,
kişiyi hedef almayan, konuşulan konunun üzerinde durulacak kavramları ve ifadeleri kullanmak gerekir! )

- "ANLAMLANDIRMAK" ile/değil "ANLAMLI KILMAK"

- "ANLAMSIZ" ile "İLGİNÇ"

- "ANLAMSIZ" ile/değil/yerine "KOPUK"

- "ANLAŞIL(A)MAZLIK" ile/değil BİLMEMEK, BİLMEK İSTEMEMEK

- "ANLAŞILMASI AMACIYLA" ile/ve/değil "PEKİŞTİRMEK ÜZERE"

- "ANLATTIĞIMIZ ZAMAN OLAY OLUR" değil ANLATSAK OLAY OLUR

- "ANLAYANA SİVRİSİNEK SAZ, ANLAMAYANA DAVUL-ZURNA AZ" ile/ve/<> "BİR TÜMCE YETER SÖZDEN ANLAYANA, DESTAN YAZSAN FARK ETMEZ, SÖZDEN ANLAMAYANA"

- "ANLAYIŞLI" (OLMAK) ile/değil/yerine ANLAYAN (OLMAK)

- "ANORMAL" ile/değil/yerine AÇIK/ŞEFFAF//DÜRÜST

- "APAÇIK" ile/ve "GÜN GİBİ"

- "APDEYT(UPDATE) ETMEK" değil GÜNCELLEMEK

- "APIŞIP KALMAK" ile/ve/||/<> "YAPIŞIP KALMAK"

- "APTALA MALUM OLUR" değil ABDALA MALUM OLUR

- "APTALLIK"/TAN ile/değil/ne yazık ki ÇARESİZLİK/TEN

- "APTALLIK" değil/yerine/>< "DAHİLİK/DEHÂ"
( [sınırları] Yoktur. DEĞİL/YERİNE/>< Vardır. )
( Kişinin, "dahi" olanı da olmaz, "aptal" olanı da!
Çünkü bazen/hem (bazı/ender) kişi(ler)de, dehâ açığa çıkabildiği gibi, bazen/hem de "aptallık"lar görülebilir. İkisi de aykırı ve aşırı değil sadece sıradışı durum ve koşullarda gerçekleşebilir. )

- "APTALLIK" ile "ÜMİT/UMUT"

- "ARANMAK" ile/ve "KAŞINMAK"

- "ARANMAK" ile/ve/değil/yerine ARINMAK

- "ARANMAK" ile/ve/değil ARINMAK

- "ARISTOTALES" değil ARISTOTELES

- "ARKA ÇIKMA" ile/ve/değil/yerine KENDİNİ, ONUN YERİNE KOYMA

- "ARKADAŞ KAYBETMEK" değil KİMİN, GERÇEK ARKADAŞ OLDUĞUNU ANLAMAK

- "ARKADAŞIMDAYIM(ANNEMDEYİM)" ile "ARKADAŞIMIN(ANNEMİN) EVİNDEYİM"

- "ARKADAŞTILAR" değil ARKADAŞLARDI

- "ARSIZLIK" ile/değil ACIMASIZLIK
( Arsız, "güçlü" olunca, haklıyı, suçlu çıkarır. )

- "ARSLAN" ve "KARTAL" ve "BOĞA" ve İNSAN
( Adâlet. VE Hikmet. VE Kudret. VE Muhabbet. )

- "ART NİYETLİ OLMAK" ile/ve/<> "GÜNAHINI ALMAK"

- "AŞAĞI GÖRME" ya da "YUKARI GÖRME" | ile/ve/değil/yerine EŞ GÖRME

- "AŞAĞIYA" değil AŞAĞI

- "ASALAK" ile/değil KALENDER/RİNT[Fars.]/DERVİŞ
( Başkalarının sırtından geçinen kişi. İLE/DEĞİL Parayı, malı, mülkü öncelikli saymayan, gösterişsiz, sade yaşamaktan yana olan, alçakgönüllü kişi. )

- "ASALAK" ile/değil SIĞINTI

- "ASİL" ile ÂCİZ ile BASİT
( ASİLLER İDARE EDER ACİZLER ŞİKÂYET EDER BASİTLER İFTİRA EDER )

- "ASİL" ile/değil AĞA

- "ASILMAK" ile "TIRMALAMAK"

- "AŞIRI ALÇAKGÖNÜLLÜ/LÜK" ile/ve/<>/>/< YAĞCI/LIK

- "AŞIRI/LIK" ile/ve/değil SIRADIŞI/LIK

- "AŞK HASTALIĞI" değil ÂŞIK OLMAMA(NIN YARATTIĞI) SORUN/LARI

- "AŞK YÜZÜNDEN" değil/yerine AŞK SÂYESİNDE

- "AŞKIM" ile/ve "İMANIM"

- "AŞKIN EKSİKLİĞİ" ile/değil/ne yazık ki/< ARKADAŞLIĞIN EKSİKLİĞİ

- "AŞKINLAŞTIRMA" ile "KRİSTALLEŞTİRME"

- "ASKIYA ALMAK" ile "RAFA KALDIRMAK"

- "ASLINDA ..." ile "GERÇEKTE ..."

- "ASLINDA ..." ile/değil/yerine ÖNCELİKLE ,,,

- "ASLINDA ŞÖYLE DEĞİL!" değil DEĞİL!

- "ASLINDA" ile "ASLINA BAKARSANIZ"

- "ASLINDA" ile/ve/değil/yerine "AYNI ZAMANDA"

- "ASLINDA" ile "BİR ANLAMDA"

- "ASLINDA" ile/<> YANİ

- "ASLINDA/ESASINDA ..." ile/ve/değil/yerine "BİR YANDAN DA ..."

- "AŞMA" ile "ESNETME"

- "AŞMAK" ile "ATLATMAK"

- "AŞMAK" ile/ve "KIRMAK"

- "AŞMAK" ile "KIRMAK"

- "AT BUNLARI DIŞARI":
BAŞKALARINI
değil KENDİNİ
( Kendinde bulunan farklı/çeşitli "zihinleri/kişileri", kendi kulağını tutarak dışarı atmak. )

- "AT IRKI" değil AT
( 1850 öncesinde, "at/ın soyu" diye bir olgu yoktu. )

- "AT İZİ" ile "İT İZİ"

- "ATAİST" ile/değil "ATEİST"

- "ATEŞ BACAYI SARDI" ile "BIÇAK KEMİĞE DAYANDI"

- "ATIYORUM" değil/yerine "SESLİ DÜŞÜNÜYORUM!"
( Örnek vermeden önce ya da bir bağlantı kurmadan önce iyi düşünmek ve bunu doğru/iyi belirtmek gerek! )
( Benzetmede/teşbihte, hata olmaz/olmamalı! [Yanlış/yetersiz örnekle istenilen aktarılamaz, amaca ulaşılamaz(maksat hâsıl olmaz)!] )

- "ATLAMAK" ile "ES GEÇMEK"

- "ATLAMAK" ile/değil ALIŞIK OLMAMAK

- "Atmadan" KONUŞ!!!

- "ATMAK" ile "SALLAMAK"

- "ATMAK" değil TERK

- "ATMOSFER" değil/yerine/= ORTAM

- "AVUCUNU YALAMAK" ile "YUMRUĞUNU YALAMAK"
( Karşılık bulamamak. İLE Cimrilik. )

- "AVYA" değil HAVYA[Ar.]
( Madenlerle yapılan kaynak işlerinde, lehimi eritmek için ateşle ya da elektrikle kızdırılarak kullanılan, çoğunlukla çekiç biçiminde, ucu bakır aygıt. )

- "AY AYAKTA, ÇOBAN YATAKTA, AY YATAKTA ÇOBAN AYAKTA" ile/ve "ERKEN KALKAN ERKEN YOL ALIR"

- "AYAĞIMI/AYAKLARIMI (ÇIKARAYIM)" değil AYAKKABILARIMI (ÇIKARTAYIM)

- "AYAK BASMAK" ile/ve/<>/> "ADIM ATMAK"

- "AYAK UYDURMAK" ile/ve "EŞLİK ETMEK"

- "AYAK" değil/yerine HAL

- "AYAKTA DURMAK/DURABİLMEK" ile/ve/<>/< KİŞİSEL YÖNETİM VE GELİŞİM

- "AYAKTA DURMAMIZA ŞÜKREDİYORUZ" değil "AYAKTA DURDUĞUMUZA ŞÜKREDİYORUZ"

- "AYARLAMAK" ile/ve/<>/değil DENK GETİRMEK

- "AYI" ile/değil/yerine "ARI"
( Gibi yeme/oturma! İLE/DEĞİL/YERİNE Gibi çalış! )

- "AYIP" ile/ve/değil/yerine SAÇMA

- "AYNA" ile/ve/> İKİNCİ VAROLAN
( Her varolan, her zerreye; her zerre, her varolana etki eder. )

- "AYNAN YOKSA KOMŞUNA BAK" ile/ve "BANA ARKADAŞINI SÖYLE, SANA KİM OLDUĞUNU SÖYLEYEYİM"

- "AYNI ONUN GİBİ" ... değil AYNI ...

- "AYNI ONUN GİBİ" ... değil ONUN GİBİ ...

- "AYNI" ile "BENZER"

- "AYNINDAN" değil "AYNISINDAN"

- "AYNISININ, TIPKISI" değil "AYNISI" ya da "TIPKISI"

- "AYRI AYRI" ile/ve "BAŞLI BAŞINA"

- "AYRI GÖRMEK/TUTMAK" ile/ve "DIŞINDA GÖRMEK/TUTMAK"

- "AYRIYET(T)EN" değil AYRICA

- "AZ BUÇUK" ile/ve "AZ BİRAZ"

- "AZ ÖNCE SÖYLEDİM" değil "AZ ÖNCE SÖYLEDİĞİM GİBİ"

- "AZ" / "ÇOK" değil/yerine ORANTISIZ/ORANTILI

- "AZAPHANE" (DERESİ) değil AZEPHANE DERESİ
( İstanbul - Ankara yolunda. )

- "AZİMLE SIÇAN BETONU DELER" değil AZİMLİ SIÇAN, BETONU DELER
( Sıçanların kemirme gücü gibi kişinin da uğraştığı oranda elinden hiçbir şeyin kurtulamayacağına işaret eder! )

- "BABA!" ile/ve/<> "ANNE!"
( Çocukların çıkardıkları seslerdeki anlamları: Oyun için. İLE/VE/<> Önemli ve acil durumlarda. )

- "BABA, HİMMET!" > "OĞLUM, HİZMET!" değil "BABA, HİMMET!" =/<>/|| "OĞLUM, HİZMET!"
( "Hizmet edersen, himmet görürsün/ederim" DEĞİL Hizmet ederken himmet görürsün. )

- "BABAYİĞİT" ile/değil "BİTİRİM"(KÖTÜRÜM)

- "BACAK" ile "AYAK"

- "BAĞIRA BAĞIRA" ile/ve "GÖZ GÖRE GÖRE"

- "BAĞLAMAK" ile/ve "ÇÖZMEK"

- "BAĞLAMAK" ile/ve "TOPARLAMAK"

- "BAĞLANTI":
"BULMAK"
ile/ve/<>/> "KURMAK"

- "BAK! BEN NE YAPTIM!" İÇİN YAPMAK ile/ve/değil/yerine HİZMET OLARAK YAPMAK

- "BAK! BEN NE YAPTIM!" İÇİN YAPMAK değil/>< HİZMET OLARAK YAPMAK

- "BAKAN/LIK" ile/değil/yerine/> KALEM(SEKRETER/YA)

- "BAKIN! BEN NE YAPTIM/YAPMIŞIM" değil/yerine YAPILANIN BİLGİSİ

- "BAKIŞ" ile/ve "BAKIŞ AÇISI"

- "BAKMAK" ile/ve/<> "SAHİP ÇIKMAK"

- "BAL PETEĞİ" ile/ve/<> "İNCİR"
( Beyin. )

- "BALCININ VAR BAL TASI, ODUNCUNUN VAR BALTASI" ile/ve "TATLI SÖZ YILANI DELİĞİNDEN ÇIKARIR"

- "BALKON" değil ŞEREFE
( Yazarım diye geçinene! )

- "BANA GÖRE" ile/değil/yerine "BENİM İÇİN"

- "BANA HİTAP ETMİYOR" ile/ve "BENİ CEZBETMİYOR/ÇEKMİYOR"

- "BANA KALIRSANIZ" değil BANA KALIRSA, ...

- "BARIŞMAK" ile "BARIŞIK OLMAK"

- "BAŞA GETİRMEK" ile/değil "BAŞA GEÇİRMEK"

- "BAŞA KAKMAK" ile/ve/<> KENDİN YAPTIN ZANNETMEK

- "BAŞARI" ile/değil/ne yazık ki SONUÇ MERKEZLİLLİK/ODAKLILIK
( Bir şeyin/durumun, "çoğunluk" tarafından istenmesi, kabul görmesi, başarı değildir/olamaz! )

- "BAŞARILI" ile/değil/yerine DEĞERLİ
( Verdiğinden, fazlasını alır/almaya çalışır. İLE/DEĞİL/YERİNE Aldığından, fazlasını vermeye çalışır. )

- "BAŞARISIZLIK" ile/değil İSTEKSİZLİK

- "BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ" ile/ve/değil GAZETECİ ÖZGÜRLÜĞÜ

- "BAŞINA GELEN" ile/ve "BAŞINDAN GEÇEN"

- "BASİT/KÜÇÜK/ÖNEMSİZ" HATA ile/ve/değil/yerine/||/<> BENİM ÖZENSİZLİĞİM/DİKKATSİZLİĞİM!

- "BAŞKA BİR DEYİŞLE ..." ile/değil/yerine "BAŞKA BİR DİLDEKİ KARŞILIĞIYLA ..."

- "BAŞKA ŞANSI YOK" değil "BAŞKA YOLU YOK"

- "BAŞKALARINI ÇÖZMEYE ÇALIŞMAK" ve/||/<>/> KENDİNİ DÜĞÜMLEMEK

- "BASKI (YAPMAK)" ile "AĞIRLIK (KOYMAK)"

- "BAŞLAYASIYA KADAR" değil "BAŞLAYINCAYA KADAR"

- "BAŞLI BAŞINA" ile/ve "AYRI AYRI"

- "BAŞLI BAŞINA" ile "TAMAMEN"

- "BASMAK" ile/ve "TEPELEMEK"

- "BAŞTAN AŞAĞIYA" değil BAŞTAN AŞAĞI

- "BAŞTAN ÇIKARMAK" ile/ve "YOLDAN ÇIKARMAK"

- "BAŞTAN DÜŞÜNMEK" ile/ve/değil/yerine/||/<> ZAMANINDA DÜŞÜNMEK

- "BASTIRMAK" ile/ve/değil/||/<>/>/< "TUTMAK"

- "BASTIRMAK" ile "ÜSTÜNÜ ÖRTMEK"

- "BATILILAŞMA" ile/ve/değil/yerine MODERNLEŞME

- "BAYICI" ile "BOĞUCU"

- "BAYICI" ile "BOĞUCU"

- "BAYRAĞI/SANCAĞI TAŞIMALI"!

- "BAZEN" ile/ve ÇOKÇA/ÇOĞUNLUKLA

- "BAZI ŞEYLER KOLAYLAŞIYOR" ile/ve/değil/||/<>/< GÜÇLENİYORUZ

- "BECEREMİYORUM" değil/yerine YÜZ VERME!

- "BEĞENİP BEĞENMEMEK" değil/yerine BECERİP BECERMEMEK
( Yapılması gerekenlerin ya da düşünülmesi gerekenlerin, beğenilip beğenilmemesi değil becerip becerememek ya da ne kadar becerebildiğindir öncelikli(önemli) olan. )

- "BEGONVİL"[< MICHEL BÉGON - 1690] değil BUGENVİL[< LOUIS ANTOINE DE BOUGAINVILLE][Brezilya-1768]/CEMİLE[Kıbrıs'ta]

- "BEKÂRET" ile/ve/değil VAJİNUSMUS

- "BEKLEMEK" ile/ve İSTEMEK

- "BELİRLİ NOKTALAR" ile "BAZI NOKTALAR"

- "BELKİ GELMEZ" ile/değil/yerine GELEMEYEBİLİR

- "BELKİ OLABİLİR" değil OLABİLİR

- "BELKİ OLABİLİR" değil [sadece] "BELKİ" ya da "OLABİLİR"
( Hem "belki", hem de olasılık yanyana ifade edilmez. Olasılık, "belki"yi kapsar! )

- "BELKİ" ile/ve "HER NE KADAR ŞÖYLE ŞÖYLE OLSA DA"

- "BELLİ" değil/< BELİRLİ

- "BEN ..." ile/ve/değil/yerine "ADIM ..."

- "BEN KİMİM Kİ/BİZ KİMİZ Kİ" ile "BEN KİMİM Kİ/BİZ KİMİZ Kİ"
( Cahilin sözü. İLE Âlimin sözü. )

- "BEN OLMA" GEREKSİNİMİ ile/ve/||/<>/> "AİT OLMA" GEREKSİNİMİ
( En temel/öncelikli gereksinimler. )

- "BEN, BİR BAŞKASIDIR" ile/ve/||/<> "BAŞKASI, BENDİR"

- "BENCE YAPMAKTA YARAR OLABİLİR" değil "BENCE YAPMAKTA YARAR OLUR"

- "BENDEN/SENDEN" ile/yerine BENİMLE/SENİNLE

- "BENİ İLGİLENDİRMİYOR" ile/ve/değil/yerine "BENİ (ÇOK) (FAZLA) İLGİLENDİRMİYOR"

- "BENİ TUT!" ile/ve/değil/<> BANA TUTUN!

- "BENİM İÇİN" ile "BENİM AÇIMDAN"

- "BENİM OL!" değil KENDİ(N) OL(SUN)!

- "BENİM TERCİHİM" ile/ve/değil/yerine/||/<> BİLİMİN TERCİHİ

- "BENİMDİR" yerine "YANIMDADIR"

- "BENLİK" "TUTUMUNDA":
KİM OLMADIĞIMIZ
ile/ve KARŞIT OLDUKLARIMIZ

- "BENLİK" ile/ve/değil/yerine/<>/>< VARLIK

- "BENLİKTEN/EGODAN" "VAZGEÇMEMEK" ve/ne yazık ki/> KENDİNDEN VAZGEÇMEK

- "BENZERSİZ"LEŞTİRME ile/ve/<> "BİRİCİK"LEŞTİRME

- "BENZETME" ile/ve/değil/||/<>/< ZORLAMA

- "BERABERCE" değil BİRLİKTE

- "BESLENME" ile "TUTUNMA"

- "BETONU DELMEK" ile "BETONU SAĞLAMLAŞTIRMAK"

- "BEYAZ ALTIN" =/< PORSELEN

- "BIÇAK, KEMİĞE DAYANINCA" ile/ve "DOĞUM SANCISI BAŞLAYINCA"

- "BİÇTİĞİN" ve/||/<>/>/< "EKTİĞİN"
( "Biçtiğini" beğenmiyorsan, "ektiğine" bakmalısın! )

- "Bildiği bir şey vardır!" de DİNLE!!!

- "Bildiği bir şey vardır!" de SUS!!!

- "BİLDİĞİNİZ GİBİ" ile/değil/yerine "BİLENLERİN BİLDİĞİ GİBİ"

- "BİLDİK ..." değil BİLİNDİK ...

- "BİLEMEM" ile "ALLAH BİLİR"

- "BİLİM" TERİMİ/KAVRAMI'NDA:
1924
ve/<>/< 1837
( Kuvantum kuramının ortaya çıkmasıyla, artık, bilim, önü açık, önceden kestirilemeyen bir düşünme tarzı olarak görülmeye başlamıştır. [Burada, büyük oranda, kast edilen, doğa bilimleri, özellikle de fiziktir.] VE/<>/< "History of Experimenatl Science"[William Whewels] eserinin yayımlanmasıyla, science[bugünkü anlamdaki bilim] terimi, tarihsel gelişimi de dikkate alınarak artık ayrı bir bilme yöntemi, tarzı olarak tanımlanmış ve kullanılmaya başlanmıştır. )

- "BİLİMADAMI" ile/ve/değil BİLEN KİŞİ

- "BİLİME İNANMAK" değil BİLİMİ/BİLİMSELLİĞİ ÖNCELİKLİ KILMAK/TUTMAK
( Bilim/bilimsellik, olay, olgu ve kavramları değerlendirmede/yorumlamada/konuşmada, olmazsa olmaz, aslolan ve öncelikli olanın, yanlı ya da keyfî davranmayarak, kendini/birini/kişiyi merkeze almadan (bu tavır ve tutumu anımsayarak/anımsatarak, göstererek), dayanakçalı düşünerek, konuşarak ve davranarak sağlanabilir/gösterilebilir. )
( Bilim/bilimsellik, doğrulanabilirlik ya da kanıt üzerinden değil yanlışlanana kadar doğru kabul etme gerekliliği ilkesiyle işleyen ve sürdürülebilen bir araç, yaklaşım ve tutumdur. )

- "BİLİNÇ" ile/ve/değil YAKLAŞIM

- "BİLİNÇLİ" ile/değil TEK BİLİNEN

- "BİLİYORSUN(UZ)DUR ..." ile/ve/değil/yerine "ANIMSIYORSUN(UZ)DUR ..."

- "BİLMEK" ile/değil/yerine BİLMEK
( "Etkinlik". İLE/DEĞİL/YERİNE Dayanakçalı. )

- "BİLMEMEK" ile/ve/değil/yerine İLGİLENMEMEK

- "BİLMİYORUM!" diye ZİKR ET!

- "BİR ARAYA GELMEK" ile/ve/||/<>/> "BİR ARADA DURMAK" ile/ve/||/<>/> BİRLİKTE ÇALIŞMAK
( Başlangıç. İLE/VE/||/<>/> İlerleme. İLE/VE/||/<>/> Başarı. )

- "BİR BALTAYA SAP OLAMAMAK" ile/ve "DİKİLİ BİR AĞACININ OLMAMASI"

- "BİR DAHAKİ DURAK" ile "BU DURAK"

- "BİR HOŞ OLDUM" değil/< "BÎ-HÛŞ OLDUM"
( ... değil/< BÎ-HÛŞ[Fars.]: Şaşkın, sersem. | Deli. )

- "BİR KISIM" ile/ve "BELİRLİ BİR SEVİYE"

- "BİR LOKMA, BİR HIRKA" ile/ve/||/<> "AZICIK AŞIM, AĞRISIZ BAŞIM"

- "BİR NEBZE" ile BİR MİKDAR

- "BİR ÖLÇÜYE BAĞLAMAK" ile/ve/değil "BİR ÖLÇÜYE DAYANDIRMAK"

- "BİR ŞEYLE İLGİLENMEK" ile/ve "BİR ŞEYLE UĞRAŞMAK"

- "BİR TANE DAHA RİCA EDEYİM" değil/yerine "ÇOK GÜZELMİŞ"["Bir tane daha alabilirsem memnun olurum tabii" anlamında]

- "BİR" ile DENK

- "BİRAZ SONRA" ile/değil "KISA BİR SÜRE SONRA", "DAHA SONRA"
( Yaşanmış bir şeyin anlatımında "biraz sonra" denilmez! )

- "BİRAZ" ... ile/değil TAMAMEN ...

- "BİRBİRİNDEN AYIRDETMEK" değil BİRBİRİNDEN AYIRMAK ya da [sadece] AYIRDETMEK

- "BİRBİRİNLE(N)" değil BİRBİRİYLE

- "BİRBİRLERİMİZLE/BİRBİRLERİNDEN" değil BİRBİRİMİZLE/BİRBİRİNDEN

- "BİRBİRLERİNİZE" (ANLATIN/GÖSTERİN) değil BİRBİRİNİZE

- "BİREYSEL TARİH" değil "BİREYSEL GEÇMİŞ"
( İnsanlığın tarihi olur fakat kişinin/bireyin "tarihi" değil geçmişi olur! )

- "BİRİ BİN PARA" değil "BİNİ BİR PARA"

- "BİRİ YARDIMCI OLSUN" değil "BELKİ BİRİ YARDIMCI OLUR"

- "BİRİKTİRDİĞİN" değil PAYLAŞTIĞIN

- "BİRİNİ SEVMEK İSTİYORUM!" ile/ve/değil/yerine "BENİ SEVEN/SEVECEK, SEVEBİLECEĞİM BİRİNİ (SEVMEK) İSTİYORUM!"

- "BİRKAÇ BİRŞEY SÖYLEMEK" değil BİRKAÇ ŞEY SÖYLEMEK ya da BİRŞEY SÖYLEMEK

- "BİSİKLET BİNMEK" değil BİSİKLETE BİNMEK

- "BİSSÜRÜSÜ" değil BİRÇOĞU

- "BİTİK" ile/ve/değil/yerine/||/<> YİTİK

- "BİTİRİLDİ" ile/değil BÜTÜNLENDİ

- "BİTMEZ TÜKENMEZ ..." ile/ve "BİTMEK TÜKENMEK BİLMEZ ..."

- "BOĞAZINA DİZİLMEK" ile "BOĞAZINDAN GEÇMEMESİ"

- "BOĞAZLARIM AĞRIYOR / BOĞAZLARIMI ÜŞÜTMÜŞÜM" değil BOĞAZIM AĞRIYOR / BOĞAZIMI ÜŞÜTMÜŞÜM

- "BOĞULMA" ile/ve/değil/||/<> "BUNALMA"

- "BORÇLU OLMAK/KALMAK" ile "ALTTA/ALTINDA KALMAK"

- "BOŞ" ile/ve GEREKSİZ
( Boşa konuşabilirsin fakat boşu konuşamazsın! )

- "BOŞ" ile/ve/<>/değil/yerine KARŞILIKSIZ

- "BOŞA GİTME" ile "GÜMBÜRTÜYE GİTME"

- "BOŞA KOYSAN DOLMUYOR, DOLUYA KOYSAN OLMUYOR" ile "AŞAĞI TÜKÜRSEN SAKAL, YUKARI TÜKÜRSEN BIYIK"

- "BOŞLAMAK" ile/ve HAFİFE ALMAK

- "BOŞLUK" ile "KÂBUS"

- "Böyle!" de DİNLE!!!

- "Böyle!" de, SUS!!!

- "BOYLU BOYUNCA" ile "SERE SERPE"

- "BOYUN EĞMEK" ile "BAŞ KESMEK"

- "BOYUN EĞMEK" ile TESLİMİYET

- "BOYUN EĞMEK" ile TESLİMİYET

- "BOZMAK" ile ÜZMEK

- "BOZUKLUK" ile/ve/değil/||/<>/< "RAHATSIZLIK"

- "BOZULMA" ile/ve/değil/> GELİŞİM ile/ve/değil/> DEĞİŞİM

- "BU BAĞLAMDA ..." ile/ve DOLAYISIYLA

- "BU ÇERÇEVEDEN ..." değil BU ÇERÇEVEDE / BU PENCEREDEN ...

- "Bu da var!" de DİNLE!!!

- "Bu da var!" de, SUS!!!

- "Bu kadar konuşmaya gerek yok!" demeden KONUŞ!!!

- "BU KADAR YETKİLERİN, ..." değil "BU KADAR YETKİNİN, ..."

- "BU NE(DİR)?" ile/ve "BU NE İŞE YARAR?"
( Çocukların sorusu. İLE Yetişkinin sorusu. )

- "BU NEDENLE" ile/değil/yerine "O BAKIMDAN"

- "BU ŞARKIYI BİL(M)İYORUM" ile/ve/değil "BU ŞARKININ SÖZLERİNİ BİL(M)İYORUM"

- "BU SEFER DE ..." ile "ŞİMDİ DE ..."

- "BU ŞEKİLDE" ile/ve "BU KOŞULLARDA"

- "BU" ve/||/<> "NEYSE"
( İşaret edilen/edilecek kişi çok yakınımız olsa bile hiçkimse için, hiçbir zaman, zemin ve koşulda söylenil(e)mez!["Bu" sözcüğü, ancak nesneler için kullanılır!] VE/||/<> Konuşma sırasında, konular, konuşulanlar için söylenil(e)mez! )

- "BU/O İŞTE ELİ VAR/DIR" ile/değil "BU/O İŞTE (BİR) PARMAĞI VAR/DIR"

- "BU/ŞU YÜZDEN" ile/değil "BUNDAN/ŞUNDAN DOLAYI"

- "BULANIK MANTIK" değil BULANIĞIN MANTIĞI

- "BULMAK" ile/ve "TESPİT ETMEK"

- "BULMAK" ile "YAKALAMAK"

- "BULUŞMA NOKTASI" ile "KESİŞME NOKTASI"

- "BULUŞMAK" ile/ve ÖZDEŞLEŞMEK

- "BUNALIM" ile/ve "KIRILMA"

- "BUNLARDAN KAÇINAMAZSIN/IZ" değil BUNLARDAN KAÇAMAZSIN/IZ

- "BUNLARIN YÜZÜNDEN" değil BUNLAR YÜZÜNDEN

- "BUNU ALDIM" <>/||/>/< "BUNALDIM" değil/yerine
YANLIŞIMIN/YANILSAMAMIN/OYUNUN FARKINDAYIM


- "BUNU DA İTİRAF ETMEK GEREK" ile/değil "BUNU DA İFADE ETMEK GEREK"

- "BUNUN/ONUN 'ANLAM'I YOK!" ile/değil BUNUN/ONUN YARARI YOK!

- "BURA DA ... DEĞİL" değil "BURASI DA ... DEĞİL"

- "BURGAÇ/EĞRİM/GİRDAP"[Fars.] ile/ve/||/<> KISIR DÖNGÜ

- "BURNU BÜYÜK/LÜK" ile/değil/yerine SEÇKİN/LİK

- "BURNUNU SOKMAMALI"!

- "BURUN" ile ÖN

- "BÜTÇE/M SIKINTILI" ile/değil "BÜTÇE/M SINIRLI"

- "BÜTÜN BUNLAR" değil "BUNLARIN HEPSİ/TAMAMI"

- "BÜTÜN BUNLAR" değil BUNLARIN HEPSİ/TÜMÜ

- "BÜTÜN BUNLAR" değil TÜM BUNLAR

- "BÜTÜN HEPSİ" yerine HEPSİ/TAMAMI

- "BÜTÜN HEPSİ" ile/yerine/değil HEPSİ/TÜMÜ/TAMAMI

- "BÜTÜN VARLIK/LAR" değil TÜM VAROLANLAR

- "BÜTÜN" ile/değil TOPLAM

- "BÜYÜ" değil/yerine DİN

- "BÜYÜK ..." ile "DELİ ..."

- "BÜYÜK BURUN/LULUK" ve/||/<>/> BURNUNUN DİBİNDEKİ FIRSATLARI/GERÇEKLERİ GÖREMEME

- "BÜYÜK SÖZ" yerine HİKMETLİ SÖZ

- "BÜYÜK" ZEKÂ ve/<> BÜYÜK SORUNLARI
( ...VE/<> Kusursuzluk arayışı/çabası/tutkusu/hayranlığı/beklentisi. )

- "BÜYÜK" ile "GÜÇLÜ"

- "BÜYÜME" ile/ve/değil/yerine HAREKET

- "BUZDAĞININ":
GÖRÜNEN BÖLÜMÜ
ile/ve GÖRÜNMEYEN BÖLÜMÜ
( Gördüğünüz, olan değildir. )
( Görünüşler, aldatıcıdır. )
( Adı değiştirebilirsiniz fakat gerçek yine kalır. )
( Appearances are deceptive. )

- "ÇABA HARCAMADAN" ... ile/değil/yerine "DAHA KOLAYCA" ...

- "ÇAKTIRMA(MA)K ile/ve "RENK VERMEMEK"

- "ÇALINMASIN DİYE" değil/yerine SAHİP ÇIKMAK ÜZERE

- "ÇALIŞMAK" ile/ve "BAŞLAMAK"
( Her iş, başlayana kadardır! )

- "ÇALIŞMAK" ile/ve "BAŞLAMAK"

- "ÇAM DEVİRMEK" ile/ve/<> "CEVİZ KIRMAK"

- "ÇANAK TUTMA(MA)" ile/ve/değil/yerine "MEYDAN VERME(ME)K"

- "ÇANAK TUTMAK" ile "PRİM VERMEK"

- "CANINA OT TIKMAK/TIKAMAK" ile "ÇARKINA SIÇMAK"
( Bahsi geçen ot, pamuktur.[Anlayana!] İLE ... )

- "ÇARESİZLİK" ile/ve/||/<>/>/< HİÇBİR ŞEY YAPAMAMA

- "ÇARP(IL)MAK" ile "TEPELE(N)MEK"

- "ÇARPICI" ile "ÇARPITICI"

- "ÇARPITMAK" ile "SAPTIRMAK"

- "CEKETİMİ GİYİNECEĞİM" değil CEKETİMİ GİYECEĞİM

- "ÇEKİŞMEK" ile "SİDİK YARIŞTIRMAK"
( Akıllı kişi, kimseyle yarışmaz. Böylece, kimse, onunla yarışamaz. )

- "ÇELİŞİK" ile/değil ÇELİŞKİ OLDUĞUNU İDDİA EDENİN BİLGİSİZLİĞİ/YETERSİZLİĞİ

- "CENAZEYE GİDİYORUM" ile/değil/yerine "AĞLAMAYA GİDİYORUM"
( Lazlar ve Mingreller, cenazenin adı yerine halini ifade etmeyi tercih ederler. )

- "ÇERÇEVE"[Fars.] ile BAĞLAM

- "ÇERÇEVE" ile "PENCERE"

- "ÇERÇEVE" ile/ve/||/<> KAPSAM

- "CESÂRET" değil BUNALIM

- "ÇEŞİTLİ" KOKULAR('I)[Anlayana!]

- "ÇEVRE İÇİN" YAŞAMAK değil/yerine ÇEVRE İLE BİRLİKTE YAŞAMAK

- "ÇEVREMDEKİ 10 KİŞİ YAPIYORSA, BEN DE YAPARIM/ALIRIM" değil/yerine "ÇEVREMDEKİ 10 KİŞİ YAPIYORSA, BEN DE KENDİMİ YAPAR/ALIR BULUYORUM"

- "ÇİFTE STANDART" ile ÇELİŞKİ

- "ÇIKARIMIZI GÖZETMEK" ile/ve/değil/yerine/<> ZARAR GÖRMEMEK

- "ÇIKARLAR/IMIZ GEREĞİNCE" değil/yerine İLİŞKİLER GEREĞİNCE

- "ÇIKARLARIMIZI", BİRİLERİNDEN/ÖTEKİLERDEN ...:
!"ÖNDE/ÜSTTE TUTMAK"
ile/değil/yerine AYRI TUTMAK

- "ÇIKIŞ" ile/>< "ÇÖKÜŞ"

- "ÇIKMAK" ile/ve "İNCELMEK"

- "ÇİLEDEN ÇIKMAK" ile/ve/<> "HALVET KIRMAK"

- "CİMNASTİK/JİMLASTİK" değil JİMNASTİK[Fr.] değil ESNETİM

- "Çince" değil TÜRKÇE KONUŞ!!!

- "CİNS" değil FARKLI

- "CİNS/LİK" / "KIL/LIK" ile "UYUZ/LUK"

- "ÇIPLAK" ile/ve/değil/||/<>/< YABAN/Î

- "ÇİRKİN" ile/değil/yerine ŞEKLEN "ÇİRKİN"

- "ÇİRKİN" ile/ve/değil/yerine/<> YANLIŞ

- "ÇİRKİN/LİK" "ARAMAK"/BULMAK ile/değil/yerine MAZERET ARAMAK/BULMAK

- "ÇİRKİN/LİK" ile/değil/yerine BAKIMSIZ/LIK
( "Çirkinlik"ten değil bakımsızlıktandır! )

- "ÇIRPINMA" ile/ve/<> "CANLANMA"

- "ÇİZGİ" ile "DAMAR"

- "ÇOCUK DÜŞÜNCESİ" ile/değil/yerine "ŞİZOİD DÜŞÜNCE" ile/değil/yerine BİRLİK DÜŞÜNCESİ

- "ÇOĞU ...(KİŞİ), ... YAPABİLİYOR" değil ÇOĞU ...(KİŞİ), ... YAPIYOR
( Hem çoğul kullanıp hem de olasılık belirtmek olanaksızdır. Tanım ya da anlatım bozukluğudur. )

- "ÇOĞUNLUK" ile "AĞIRLIK"

- "ÇOĞUNLUKLA ..." ile "DAHA ÇOK ..."

- "ÇOK ..." ile "SON DERECE ..."

- "ÇOK BAMBAŞKA" değil BAMBAŞKA

- "ÇOK BİLMİŞLİK" ile/ve/değil/<> HADDİNİ/AMACINI AŞAN, ANLAMSIZ(GEREKSİZ/YERSİZ) SÖZ/KONUŞMA

- "ÇOK DÜŞÜNME" ile/ve/değil/yerine İYİ/DOĞRU/YETERLİ/NİTELİKLİ DÜŞÜNME
( Çok düşün(ül)memeli, iyi/doğru/yeterli/nitelikli düşün(ül)meli! )

- "ÇOK GÖRMEK/GÖRDÜĞÜMÜZ" ile/değil/yerine HAK GÖRMEK/GÖRDÜĞÜMÜZ
( "Kendimize" hak gördüğümüzü, başkasına "çok" görmeyelim! )

- "ÇOK GÜZELSİN!" DEMENİN:
ÖNCESİ
ile/ve/||/<>/> SONRASI
( )
( "Çok Güzelsin!" Demenin Etkileri... yazısı için burayı tıklayınız... )

- "Çok konuştuk!" demeden KONUŞ!!!

- "ÇOK MUHABBET, TEZ AYRILIK GETİRİR" ile/ve/değil/yerine/||/<> "VUSLATTA, GINA VARDIR"

- "ÇOK PARAYA GEREKSİNİMİM/İZ VAR" ile/değil PARAYA, ÇOK GEREKSİNİMİM/İZ VAR

- "ÇOK SAYIDA EKMEKLER" değil ÇOK SAYIDA EKMEK (VS.)
( Türkçe'de, İngilizce'deki gibi çoğul eki nesnelere eklenmez! )

- "ÇOK SESLİLİK" / "İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ" ile/değil DENSİZLİK
( "Sosyal medya"da. İLE/DEĞİL Günlük yaşamda. )
( Keyfiyette. İLE/DEĞİL Gerçeklikte. )
( "Kendi çıkarlarında." İLE/DEĞİL Ortak alanda, olanaklarda ve koşullarda. )

- "ÇÖKME" ile/ve/||/<> YAŞLANMA

- "COOL" vs. IMPORTANT

- "ÇORBA YAPMAK" ile "HELVA YAPMAK"

- "ÇORBA"YI İÇER:
TEKKEDE BEKLEYEN
değil TEKKEYİ BEKLEYEN

- "COŞMAK" ile/ve "AKMAK"

- "ÇÖZMEK" ile/ve "AŞMAK"

- "ÇÖZMEK" ile/ve/değil/yerine "SÜZMEK"

- "ÇÖZMEK" ile/değil GİDERMEK

- "ÇÖZÜM BULMAK" ile "ÇÖZÜM YARATMAK"

- "ÇÖZÜMÜN BİR PARÇASI DEĞİLSEN, SORUNUN BİR PARÇASISINDIR" ile/ve/||/<> "YAŞAMAKLA MEŞGUL OLMAZSAN, ÖLMEKLE MEŞGUL OLURSUN"

- "ÇUKUR" ile/ve/||/<> "KARANLIK"

- "CUMA" GÜNÜ değil CUMA('LARI)(TOPLANILAN) GÜN

- "ÇÜNKÜ ..." ile "ZİRÂ ..."

- "ÇÜNKÜ NİYE ..." değil "NİYE?, ÇÜNKÜ ..."

- "ÇÜNKÜ-NİYE?" yerine "NİYE? ÇÜNKÜ ..."

- "ÇÜNKÜ-NİYE?" değil "NİYE? ÇÜNKÜ ..."

- "CÜRMÜN KADAR YER YAKARSIN" değil "CİRMİN KADAR YER YAKARSIN"

- "DAĞ" OLMAK ile/değil/yerine "VADİ" OLMAK
( Yağmur yağar ama akar gider. İLE/DEĞİL/YERİNE Yağmuru toplar, göl olursun. )

- "DAĞ" ile/ve/değil/yerine/<>/>/>< BAĞ
( Bakmazsak/özenmezsek. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/>/>< Bakarsak/özenirsek. )

- "DAĞILMAK" değil/yerine/>< DALMAK

- "DAĞILMIŞLIK" ile/ve/değil/yerine "BOĞULMUŞLUK"

- "DAĞITMAK" ile "DAĞILMAK"

- "DAĞITMAK" ile "TOZUTMAK"

- "DAHA ..." ile/ve (fakat)/ne yazık ki/||/<>/>< DAHA ...
( "Daha yüksek binalarımız var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< Daha kısa sabrımız var.
"Daha geniş otoyollarımız var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< Daha dar bakış açılarımız var.
"Daha büyük evlerimiz var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< Daha küçük ailelerimiz var.
"Daha çok ev gereçlerimiz var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< Daha az zamanımız var.
"Daha çok eğitimimiz var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< Daha az sağduyumuz var.
"Daha fazla bilgimiz var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< Daha az bilgeliğimiz var.
"Daha çok uzmanımız var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< Daha çok sorunumuz var.
"Daha çok ilacımız var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< Daha az sağlığımız var.
"Daha çok mal varlığımız var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< Daha az değerlerimiz var.
"Daha rahat geçinmeyi öğrendik." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< Yaşam kurmayı öğrenemedik.
"Daha büyük işler yaptık." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< Daha iyi işler yapamadık.
"Daha çok harcıyoruz." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< Daha az şeye sahibiz.
"Daha fazla satın alıyoruz." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< Daha az hoşnut kalıyoruz.
"Daha fazla söylüyoruz." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< Daha az konuşuyoruz.
Daha çok nefret ediyoruz. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< Daha az seviyoruz.
Daha az gülüyoruz. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< Daha çok somurtuyoruz.
Daha çok sigara, alkol, şeker tüketiyoruz. İLE/VE/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< Daha savurganca para harcıyoruz.
Daha hızlı araba kullanıyoruz. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< Daha çabuk kızıyoruz.
Daha geç saatlere kadar oturuyoruz. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< Daha yorgun kalkıyoruz.
Daha az okuyor, daha çok televizyon izliyoruz. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< Daha az şükrediyoruz.
Yaşamımıza, yıllar kattık. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< Yıllarımıza, yaşam katamadık.
Uzayı fethettik. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< İç dünyamızı fethedemedik.
Havayı temizledik. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< Ruhumuzu kirlettik.
Atoma hükmettik. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< Önyargılarımıza hükmedemedik.
)

- "DAHA ÇOK OLAN"I ARAMAK değil/yerine DAHA AZ OLANIN TADINI ÇIKARMAK

- "DAHA ÇOK" ile/ve/<>/değil/yerine BİR DAHA

- "DAHA FAZLA" ile "DAHA ŞİDDETLİ"

- "DAHA SONRA AKLIMA GELMEZ" değil DAHA SONRA AKLIMA GELMEZSE/GELMEYEBİLİR

- "DALGALANMA" ile/ve "ÇALKALANMA"

- "DALMAK" ile "TAKILMAK"

- "DARA DÜŞMEK" ile DÂRA GELMEK
( İdam edilmek, dâr ağacına gelmek. )

- "DARALMA" ile/ve/<> BUNALMA

- "DARALMA" ile/ve/<> SIKILMA

- "DARLIK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< FERAHLIK

- "DATABEYZ"[İng. DATABASE] değil/yerine/= VERİTABANI

- "DAVUL" ile/değil/yerine "SİVRİSİNEK"
( Anlamayana. İLE/DEĞİL/YERİNE Anlayana. )
( Az. İLE/DEĞİL/YERİNE Saz. )

- "DAYAK YEMEKTEN":
KORKMAK
ile/ve/değil/<> KENDİNE YEDİREMEMEK

- "DAYAN(AMA)MAK" ile "KALDIR(AMA)MAK

- "DAYANAK" ile "DÜZLEM"

- "DE(EEEEEE)RMİŞİM" yerine "ATLIYORUM!"

- "DE-NE" DİLİ
( EN ESKİ DİLLERDEN )

- "DEDİLER Kİ ..." ile "DİYORLAR Kİ ..."

- "DEDİMSE DE" değil DEDİYSEM DE

- "DEĞERİ OLMAYAN" ile/ve/değil DEĞERİNİ ÖLÇME OLANAĞI BULUNMAYAN

- "DEĞERLİ/LİK / DEĞERSİZ/LİK" ile/ve/değil/yerine/<> GEÇERLİ/LİK / GEÇERSİZ/LİK

- "Değil!" de DİNLE!!!

- "Değil!" de, SUS!!!

- "DEĞİŞİK AÇILARDAN/YÖNLERDEN" değil ÇEŞİTLİ AÇILARDAN/YÖNLERDEN

- "DEĞİŞİYOR" ile/değil DEĞİŞEBİLİYOR

- "DELİ" ile/değil DONANIMLI
( Sadece aklı başında olanlar, deli olduklarını kabul ederler. )

- "DELİ" ile GÖZÜKARA

- "DELİRTME" değil/yerine/>< BELİRTME
( Zihnin başedemediği tek şey belirsizliktir. Eğer yakınlarımızı "delirtmek" istemiyorsak, ancak zihnimizden/düşünce(ler)mizden/niyetimizden/yaklaşımımızdan ve/veya durumumuzdan çevremizi haberdar ederek buna engel olabiliriz. Konuşmayarak, "susmayı"/"az konuşmayı" bir "beceri/fark" görerek iletişim ve paylaşım içinde olamaz, ortak alanda, birlikte hareket edemeyiz. )

- "DELİSİ OLMAK" ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> NANKÖRÜ OLMAK
( Ulaşamadıklarının. İLE/VE/NE YAZIK Kİ/||/<>/> Ulaştıklarının. )

- "DELİSİ OLMAK/OLAN" ile/değil/yerine DÜŞKÜN

- "DEMEK İSTEMEK" ile "DEMEYE GETİRMEK"

- "DEMEK İSTİYORUM Kİ, ..." ile/değil/yerine "DİYORUM Kİ, ..."

- "DEMEK Kİ ..." ile/değil/yerine "BELKİ DE ..."

- "DENEME-YANILMA" değil/yerine YAŞANMIŞLIKLARDAN DERS ALMAK

- "DENEYİM" ile/değil KUŞKUCULUK
( Bazı kisiler, yavaş yavaş, inanmamayı, güvenmemeyi, sevmemeyi ve tamamen kuşkucu olmayı öğrenir. Bu süreç gerçekleştiğinde de artık çok geçtir. Ne yazık ki, (bazı) "zihinlerin", "deneyim" dediği şey budur. Aklıyla bağlantısını kaybetmiş bir kişi, "deneyimli" olarak tanımlar kendini. )

- "DENGİNİ" ARAYAN değil/yerine KENDİNİ ARAYAN
( "Küçük zihinliler". DEĞİL/YERİNE İleri zihinliler. )

- "DENİZ KIZI" ile/değil MANATİ
( ... İLE/DEĞİL Deniz kızı söylencesine ilham veren balık. [Surinam'da görülebilir.] )

- "DENİZDE YÜZÜP DEREDE BOĞULMAK" ile/<> "DİMYAT'A, PİRİNCE GİDERKEN, EVİNDEKİ BULGURDAN OLMAK"

- "DENK DÜŞMEK" ile/ve "DENK GELMESİ"

- "DEREYİ GÖRMEDEN PAÇALARI SIVAMAK" ile "DOĞMAMIŞ ÇOCUĞA DON BİÇMEK"

- "DERİN OLAN" değil KISA OLAN
( Kuyu. DEĞİL İp. )

- "DERİNLEŞMEK" ile ve"KÖK SALMAK"

- "DERİNLİK" ile/ve/<> İÇİÇELİK

- "DERT ETMEK" ile DERT EDİNMEK
( Kendinize zulmetmek için yollar icat etmeyin! )

- "DERT/LERİNİ ANLATMAK" ile/değil/yerine (NİTELİKLİ VE YÜKSÜZ) İLİŞKİ (KURMAK)

- "DESEM" ile "DE(EEE)RMİŞİM"

- "DESİNLER" DİYE YAPMAK değil/yerine İŞLET FİİLİN, DUYSUN KULAĞIN

- "DESTUR" ile/ve "ESTAĞFİRULLÂH"

- "DEVE-CÜCE" OYUNU yerine "TOHUM-FİDAN-AĞAÇ" OYUNU

- "DEVREYE GİRME" ile "GÜNDEME GELME"

- "DEVRİM YAPMAK" ile/ve/<>/değil/yerine "DEVRİM YARATMAK"

- "DEVRİM YARATMAK" ile "ÇIĞIR AÇMAK"

- "DEVRİMCİLİK" ile/ve/<>/> KORUMACILIK
( En radikal devrimciler bile devrimin ertesi günü, korumacı[muhafazakâr] olurlar. )

- "DİBİNDE" ile YANINDA

- "DİĞERKİSİ" değil DİĞERİ/ÖTEKİ

- "DİKKAT ETMEK" ile/ve "SORGULAMAK"

- "DİKKATE DEĞMEZ/LİK" değil SADE/LİK

- "DİKKATİNİ ÇEKMEK" ile "MERAK ETMEK"

- "DİL SÜRÇMESİ" ile "AYAK TAKILMASI"
( Bir sözcüğü, istemeden, yanlış söyleme durumu. İLE Yürürken, yanlış adım atıp dengeyi yitirmek. | Dalgınlıkla yanlış bir iş yapmak, yanılmak. )

- "DİL YARATMAK" ile/değil DİLİN, DİLBİLGİSİNİ(GRAMERİNİ) OLUŞTURMAK

- "DİLİMİN DÖNDÜĞÜNCE ..." değil "DİLİMİN DÖNDÜĞÜ KADARIYLA ..."

- "DİLİNİN ALTI" ile "SÖZÜNÜN ARKASI"

- "DİNLEMİYORSUNUZ" değil "DUYAMIYORSUNUZ SANIRIM"

- "DİREK/MAN" değil DOĞRUDAN

- "DİREKT OLARAK" değil/yerine DOĞRUDAN

- "DİRENÇLİ DANIŞAN" ile/ve/değil/||/<>/< BİLGİSİZ/BECERİKSİZ SAĞALTIMCI[TERAPİST]
( Yoktur. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Vardır. )

- "DIŞ DÜNYA" ile MEKÂN

- "DIŞ DÜNYA" ile/ve/değil/yerine TOPLUM

- "DIŞARIDA BIRAKILMAK" ve/=/||/<> "İÇERİ KAPATILMAK"

- "DIŞARISINDA" ile/değil DIŞINDA

- "DİŞİLİK" ile/yerine KİŞİLİK
( "Dişi-kişi" "olmak" değil, kişi-dişi olmaktır aslolan. )

- "DİSİPLİN" ile "STRES"

- "DİŞLEMEK" ile "KEMİRMEK"

- "DİSPÜTÖR" değil DİSTRİBÜTÖR

- "DIŞSAL" ile/ve/||/=/<>/> DÜŞÜNCENİN YANSIMALARI/NESNELER

- "DİYECEKSİN Kİ ..." ile "DEMELİSİN Kİ ..."

- "DİZE GELMEK" ile/ve/||/<> DİZ ÇÖKMEK
( Bilgi ve zekâ karşısında. İLE Sevgide. )

- "DOĞAL OLANI O/ŞU/BU" ile/ve/değil/yerine "DENGELİ/UYUMLU OLANI O/ŞU/BU"

- "DOĞAL" ile/ve/değil "TARİHSEL"

- "DOĞAL" ile/değil TARİHSEL

- "DOĞASI" değil YAPISI VE İŞLEYİŞİ

- "DOĞMAMIŞ ÇOCUĞA DON BİÇMEK" ile/değil "DEREYİ GÖRMEDEN PAÇALARI SIVAMAK"

- "DOĞRU BİLDİĞİNİ" "YAPMAK" ile/değil "CANININ İSTEDİĞİNİ" "YAPMAK" [değil/yerine/daha iyisi YAPMAMAK]

- "DOĞRU-YANLIŞ YOK/TUR!" ile/değil/ya da [BAĞLAMINDA ve GÖRECELİ OLARAK] DOĞRU-YANLIŞ OLMAZ/OLMAYABİLİR
( Doğru-yanlış, bir şeyin ne olmadığı ve olmayacağı üzerine buluşmak olduğundan, olan/lar, olabilecek/ler üzerine kullanıl(a)maz/değildir! )

- "DOĞRU/LUK" ile/ve/değil/yerine OLANAKLI/LIK

- "DOĞRU/YANLIŞ! SÖYLÜYORSUN!" değil DOĞRU!/YANLIŞ!

- "DOĞRUDUR YA DA YANLIŞTIR" ile/değil/yerine "ÖYLEDİR YA DA DEĞİLDİR"

- "DOĞRUDUR" ile/değil/yerine "ÖYLEDİR"

- "DOĞRUSU" ile "AÇIKÇASI"

- "DOĞRUSUN!/YANLIŞSIN!" değil DOĞRU!/YANLIŞ!

- "DOĞRUYU SÖYLEME ZORUNLULUĞU" ile/ve/değil/||/<> GÜVENİLİRLİK
( Hukukçular, güvenilir kişilerdir; ancak, doğruyu söylemek zorunda değillerdir. )

- "DOĞRUYU SÖYLEMEK, HER ZAMAN DOĞRU DEĞİLDİR" değil HER DOĞRUYU, HER ZAMAN VE HER YERDE SÖYLEMEMEK GEREK
( "Doğruyu söylemek, her zaman doğru değildir" diyenler, kendileri için "en yararlı olabilecek" yanlışı söylemek için en uygun zamanı bekleyenlerdir... )

- "DOĞRUYU/YANLIŞI KONUŞMUYORUZ" ile/değil "DOĞRU/YANLIŞ DİYE KONUŞMUYORUZ"

- "DOĞU" ile/ve/değil ASYA

- "DOĞUM" ile/ve GELİŞİM

- "DOĞUM/ÖLÜM" TARİHİ ile/ve/değil KAYIT TARİHİ

- "DOKANMAK" değil DOKUNMAK

- "DÖKTÜRMEK" ile "DÖŞENMEK"

- "DOKUNARAK" ile/ve/değil/yerine/||/<> "YOKLAYARAK"

- "DOLANDIRMAK" ile "UZATMAK"

- "DÖNDERMEK" değil DÖNDÜRMEK

- "DONDURMAK" ile SABİTLEMEK

- "DONUKLUK" ile/değil BULANIKLIK

- "DONUP KALMAK" ile "APIŞIP KALMAK"

- "DÖNÜŞTÜREREK" ile/değil/<> DÖNÜŞEREK

- "DÖRT AYAK ÜZERİNE DÜŞMEK" ile ...

- "DÖRT DÖRTLÜK ADAM OLMAK" ile/ve "KALIBININ ADAMI OLMAK"
( Dört unsur ve dört hıltın [bkz. İnsan'da!] en uyumlu ve dengeli bir şekilde biraradalığı. İLE/VE Sözleri ve yaptıklarında tutarlı ve bütünlüklü olmak/davranmak. )

- "DÖRT LEVENT" değil "DÖRDÜNCÜ LEVENT"

- "DOST, ACI SÖYLER" değil DOST, ACIYI DA SÖYLEYEBİLİR/SÖYLER

- "DOST, ACI SÖYLER" değil/yerine DOST, ACIYI, TATLI SÖYLEYEBİLİR/SÖYLEYEBİLENDİR

- "DOSTU" ile/ve "OĞLU" ile/ve "KÖLESİ"
( Hz. Musa. İLE/VE Hz. İsa. İLE/VE Hz. Muhammed. )

- "DOYAMAMAK" ile/ve "DAYANAMAMAK"

- "DÜĞÜMÜ KESMEK" ile/değil/yerine "DÜĞÜMÜ ÇÖZMEK"

- "DÜNYA GÖRÜŞÜ" ile PARADİGMA

- "DÜNYA KADINLAR GÜNÜ" ve/değil DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ
( Kadının/kişinin "günü" olmaz. Her gün, kadının günüdür! )

- "DÜNYA TİYATROLAR GÜNÜ" değil
DÜNYA TİYATRO GÜNÜ

( )
( Bu takvimi, şu html kodunu yapıştırarak da istediğiniz yerde yayınlayabilirsiniz...
< iframe src="https://www.google.com/calendar/embed?src=bnu9bqjgmq24m6ciq9cr2q5ne0%40group.calendar.google.com&ctz=Europe/Istanbul" style="border: 0" width="600" height="600" frameborder="0" scrolling="no"> )

- "DÜNYAYI DEĞİŞTİRMEK" ile/değil/yerine DÜNYANI[İSTEKLERİNİ/ÇEVRENİ/KOŞULLARINI] DEĞİŞTİRMEK

- "DÜNYEVÎ ..." ile/ve/değil/||/<> DÜNYADA KAZANILACAK OLAN ...

- "DURAĞIN ORADA" ile "DURAKTA"

- "DURUMU" KABUL ETMEK ile KABULLENMEMEK
( TEK ELİNİ KALDIRMAK ile İKİ ELİNİ BİRDEN KALDIRMAK )

- "DURUŞ" ile/ve/||/<> "BAKIŞ"

- "DÜRZÜ" değil/>< DÜRZİ
( Ağır bir hakaret ve küfür sözü olarak kullanılır. DEĞİL/>< Suriye'nin, Havran bölgesinde yaşayan ve kendilerine özgü mezhepleri olan bir müslüman topluluğu. )

- "DUŞ ALMAK" değil/yerine YIKANMAK

- "DÜŞMAN OLMAK" değil/yerine/>< BİRBİRİNE HAYRAN OLMAK

- "DÜŞMEMEK" değil/yerine KALKABİLMEK
( Hiç. DEĞİL/YERİNE Her düştüğünde. )

- "DÜŞÜK" ile YETERSİZ

- "DÜŞÜNCEME" değil DÜŞÜNMEK

- "DÜŞÜNDÜĞÜNÜ", VAROLANA "GİYDİRMEK" ile/değil/yerine VAROLANI DÜŞÜNMEK

- "DÜŞÜNMEK" ile/değil GELİŞTİRMEK

- "DÜŞÜNÜNCE" (YANITLARIM) ile/ve/değil DÜŞÜNDÜKTEN SONRA (YANITLAYAYIM)

- "DUYARLIK" değil DUYARLILIK

- "DUYARLILIK" ile "YUMUŞAK KARIN"

- "DUYGU" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< NİYET

- "DUYGUSAL OLMAK" ile/değil/yerine DUYGUSAL OLABİLMEK

- "DUYGUSALLIK YAPMAK" ile/değil/yerine DUYGUSAL OLABİLMEK
( Çiftler birbirlerine yönelik olarak duygusallıklarını yaşayabilmeli, duygusal olabilmelidir fakat birbirlerine ağırlık/yük yapacak türden duygusal yüklenmelerden kaçınmalıdır. )

- "DUYGUSALLIK" ile/ve/||/<> TEPKİSELLİK
( Bilgisizlikle. İLE/VE/||/<> Bilinçsizlikle. )

- "DUYU/HİS" ile/ve/<> "DEĞER"

- "DÜZELTME" ile/değil/yerine ZENGİNLEŞTİRME

- "DÜZÜŞGEN" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SEVİŞGEN

- "EDEPSİZLİK" ile/değil/yerine COŞKU

- "EDİT ETMEK" değil/yerine/= DÜZENLEMEK

- "EKLEKTİK OLAN" ile/ve/değil/||/<>/< BÜTÜNCÜL/ENTEGRATİF OLAN

- "EKMEK" PARASI ile "ÇORBA" PARASI
( Kim kazanmasın, bir ekmek parası
Dostunun yüzkarası, düşmanının maskarası...

M. Âkif Ersoy )

- "EKSİK" ile "YARIM"

- "EL ATMAK" ile "ELE ALMAK"

- "EL ELE TUTUNMUŞ" değil EL ELE TUTUŞMUŞ

- "EL YAPIMI" değil EV YAPIMI

- "EL, ELDEN ÜSTÜNDÜR" ile "DİNSİZİN HAKKINDAN İMANSIZ GELİR"

- "ELDE EDİNEBİLMEK İÇİN" değil ELDE EDEBİLMEK İÇİN

- "ELDE ETMEK" ile "NEDEN OLMAK"

- "ELDE ETMEK" ile/değil/yerine EDİNMEK

- "ELDE ETMEK" ile/değil/yerine GERÇEKLEŞTİRMEK

- "ELE ALMAK" ile "SUNMAK"

- "ELE ALMAK" ile TARTIŞMA

- "ELE GEÇİRME" ile "EL KOYMA"

- "ELE GEÇİRMEK" ile/değil/yerine "ELDE ETMEK"

- "ELE GÜNE REZİL OLMAK" değil "İL'E(DEVLET'E) KÜN'E(HALK'A) REZİL OLMAK"

- "ELE-GÜNE ..." değil "İL'E(DEVLET'E)-KÜN'E(TOPLUM'A) ..."

- "ELEKTRİKLERİ/IŞIKLARI KAPATMAK" fizik ELEKTRİĞİ KESMEK/IŞIĞI KAPATMAK
( Elektriğin ve ışığın, çoğulu olmaz! )

- "ELEŞTİRİYİ SAĞLAMAK/SAĞLAYAN" değil ELEŞTİRİYE NEDEN OLMAK/OLAN

- "ELİM, AYAĞIMA DOLAŞTI" değil ELİM, AYAĞIMA DOLANDI

- "ELİMDEN GELDİĞİNCE" ile/ve/<>/değil/yerine GEREKTİĞİ KADAR

- "ELİMİNE (ETMEK)"[Fr.] değil/yerine/= ELEMEK/AYIKLAMAK

- "ELİNE SAĞLIK" ile/ve "ELLERİN DERT GÖRMESİN!"

- "ELİNİN KÖRÜ" değil/< "ÖLÜNÜN GÛRU(MEZARI)"[Farsça]

- "EMANETİ, EHLİNE VERMEK" ile/ve/||/<>/> İŞİ, O İŞE UYGUN/YETKİN KİŞİYE VERMEK

- "EMİR VERMEK" ile/ve/değil/yerine/>/< DOĞRUDAN SÖYLEMEK

- "EN AZA İNDİRGEMEK" değil EN AZA İNDİRMEK

- "EN ÇİRKİN" değil EN CESUR
( Lizzie Velasquez )

- "EN İYİ BİLDİĞİM ŞEY, HİÇBİR ŞEY BİLMEDİĞİMDİR" ile/ve/<>/> "EROS'TAN BAŞKA HİÇBİR ŞEY BİLMİYORUM"

- "EN KESTİRME YOL, BİLDİĞİN YOLDUR" ile/ve/||/<> BİLDİĞİN "CEHENNEM". BİLMEDİĞİN "CENNET"TEN İYİDİR

- "EN ÖNEMLİ" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BİRİNCİ

- "EN SEVMEDİĞİM" (ŞEY) ile/değil/yerine PEK/HİÇ SEVMEDİĞİM (BİR ŞEY)

- "EN ÜST" ile "EN SON"

- "ENGEL" ile/değil/yerine/>< "BASAMAK"

- "ENGEL/SORUN" ile/değil/yerine ARA/DİNLENME NOKTASI/VESİLESİ

- "ENGELLEMEK" ile/değil/yerine SINIRINI/HADDİNİ BİLDİRMEK

- "ENİNDE SONUNDA" değil ÖNÜNDE SONUNDA

- "ENİNDE-SONUNDA"[değil ÖNÜNDE-SONUNDA] ile ENİNE BOYUNA

- "ENSE YAPMAK" ile "ENSELENMEK"

- "ENSELEMEK" ile "TEPELEMEK"

- "ENTERESE EDEN" değil İLGİLENDİREN

- "ENTİVİ" değil NE-TE-VE

- "ERKEK (MİLLETİ)/KADIN (KISMI) DEĞİL Mİ, HEPSİ AYNI!(BÖYLE/ŞÖYLE) / ŞÖYLE/ŞUNU İSTER/YAPAR" değil/yerine "HER BİRİ AYRIDIR!"
( Genellememek gerekir! Büyük yanlıştır! )

- "ERKEK OLMAK" değil/yerine ÖNCE ADAM/İNSAN OLMAK, SONRA "ERKEK OLMAK"
( Ayrımlar yerine bütünlük üzerine düşünülerek yapılanmak gerek! )

- "ERKEK" ile/ve "KADIN"
( Coşkusu başta ve fakat nispeten daha güçsüz. İLE/VE Coşkusu sonradan ve de güçlü. )

- "ERKEK" değil/yerine ERİL

- "ERKEKLİK"İN:
10'DA 9'U
değil 10'DA 1'İ
( Kaçmak. DEĞİL 1'i, varolanı/yakınlarını/sevdiklerini/seni sevenleri korumak, onların yanında olabilmek üzere geri durabilmek/çekilebilmek. )

- "ERKEN KALKAN YOL ALIR" ile "ACELE GİDEN ECELE GİDER"

- "ERKEN" ile/ve/<>/değil/yerine ZAMANSIZ

- "ERKEN/DEN ..." ile/değil/yerine "ZAMANINDA/SAATİNDE ..."

- "ES" değil/yerine/= DURAKLAMA

- "ESARETİN BEDELİ"(SHAWSHANK REDEMPTION) FİLMİ ile ÖTEKİLER

- "ESEMES" değil "SEMESE/SMS"

- "EŞİĞİNİ YÜKSELTMEK" ile/yerine KENDİNİ GELİŞTİRMEK

- "EŞİTLEME" ile EŞDEĞERLİLİK

- "EŞİTLEME" ile İNDİRGEME

- "ESKİ ASLI" değil ASLI

- "ESKİ DÖNEM DÜŞÜNCEYE("AKADEMİSYENLERE") GÖRE":
ÖLÇÜLEBİLİRSE
ile ÖLÇÜLEMEZSE
( "Bilim." İLE "Şiir." )

- "ESKİ KÖYE, YENİ ÂDET GETİRMEK" ve/değil/yerine/||/<> "EZBER BOZMAK"

- "ESKİ TABİRLE ..." ile/ve/değil "ESKİMEYEN TABİRLE"

- "ESKİ" ile/ve/değil/yerine "BİR ÖNCEKİ"

- "ESKİ" yerine "BİR ÖNCEKİ"

- "ESKİ" değil "BİR ÖNCEKİ"

- "ESKİ" ile/ve/değil/yerine "ÖNCEKİ"

- "EŞLEŞTİRME" ile "ÖZDEŞLEŞTİRME"

- "EŞLİK ETMEK" ile/ve KATILMAK

- "ESNEK" ile "EVRENSEL"

- "ETİ SENİN, KEMİĞİ BENİM!" değil ONU, ETİNDEN VE KEMİĞİNDEN (SAPLANTISINDAN) AYIR!

- "ETİKET/LEMEK" ile "YAFTA/LAMAK"

- "ETİKETLEME" ile "DAMGALAMA"

- "ETKİLEMEK" ile "TAMAMLAMAK"

- "EVRENSELCİLİK" ile EVRENSELLİK

- "EVVELSİ GÜN" değil EVVELKİ GÜN

- "EVVELSİ" SENE değil EVVELKİ(ÖNCEKİ) YIL/SENE

- "EYVAH" ile/değil/yerine EYVALLAH

- "Eyvallah!" de, SUS!!!

- "EZBER BOZMAK" ile "KULAĞINA KAR SUYU KAÇIRMAK"

- "EZBER BOZMAK" ile/ve/||/<>/>/< FARKLI/YENİ BİR BAKIŞ AÇISI

- "EZBER" ile/ve/değil ALIŞKANLIK
( EZBER hem de ALIŞKANLIK )

- "EZBER/İ" BOZMALI/BOZABİLMELİ!

- "EZİK" ile/değil ALÇAKGÖNÜLLÜ

- "EZİK" ile/değil UTANGAÇ/SİNGİN

- "EZMEK" ile/ve/<> "KÜÇÜK DÜŞÜRMEK"

- "EZMEK" ile/ve/değil/yerine "YOĞURMAK"

- "FALAKA" ile "FALAKA"
( Ömer Seyfettin'in, öykü kitabı. İLE Ahmet Rasim'in, anı kitabı. )

- "FALAN FİLAN" ile "ŞUDUR BUDUR"

- "FALAN" ile "YANİ"

- "FANATİK" değil/yerine/= "BAĞNAZ/TUTKUN"

- "FANTEZİ YAPMAK" ile/değil/yerine "FANTEZİ/LER ÜRETMEK/YARATMAK"

- "FARK YARATMA" ÇABASI yerine BÜTÜNÜ GÖRMEYE ÇALIŞMAK

- "FARKLI DÜŞÜNMEK" ile/ve "GENİŞ DÜŞÜNMEK"

- "FAŞİSTLİK" ile/değil/yerine ZORBALIK

- "FAYTON SEFÂSI" değil ATLARIN CEFÂSI

- "FAZLA KONUŞMAK" ile/değil/yerine GEREĞİNDEN FAZLA KONUŞMAK
( Kişinin, "Fazla konuşmak" diye bir durumu ol(a)maz fakat belirli/belirsiz bir konuda/alanda/olguda, gereğinden fazla konuşması söz konusu olabilir. [Kişinin, doğadaki fiziksel donanımlarının yetersizliğini giderecek olanın, beyni ve zihni olmasından dolayı ve bunu da, geri dönülmez bir duruma girmeden önce gidermek, çözüm üretmek üzere dili ve konuşma becerisi karşılar. Modern dönemlerde gelinmiş kopukluklar, hızlı ve kısa/kesik sözler kullanma "çabası/beklentisi" nedeniyle de "konuşmanın fazlası" diye bir olgu, durum geliştirilemez ve/veya bu kişisel/düşük "beklentinin" karşılanması, çevremizdeki kişilerden beklenilemez!] )

- "FAZLA"/"BOŞ"/"BOŞUNA ile/ve/değil/yerine GEREKLİ/LİK

- "FELSEFE ÖĞRENMEK" değil/yerine "FELSEFE YAPMAK"

- "FELSEFE" ile PARADİGMA

- "FELSEFÎ KAYGI" ile/ve/değil FELSEFÎ YAKLAŞIM

- "FELSEFİ" ile SOYUT

- "FENÂLAŞMAK" değil/yerine/= KENDİNDEN GEÇMEK

- "FERÂGAT ETMEK" ile "ÖDÜN VERMEK"

- "FEVKALADE SIKINTILI" değil FAZLASIYLA SIKINTILI

- "FİKİR YÜRÜTMEK" ile/ve "ÇERÇEVE OLUŞTURMAK"

- "FİLİZ" ile/ve "KIVILCIM"

- "FİLOZOFİK" değil FELSEFÎ

- "FIRLAMA" ile "PİÇ"

- "FUTILE" vs./and UNNECESSARY

- "G NOKTASI" ile/değil "G NOKTASI"
( İnsanda. İLE/DEĞİL Mali'nin başkenti Bamako'da bulunan bir tepenin adı. )

- "GACIRT" ile "HAŞIRT"

- "GALİP DERVİŞ" (DİZİSİ) ile/değil "MONK" (DİZİSİNİN YERLİ YAPIMI)

- "GALİP" ile/ve/değil/<> GARİP
( Galip gelen, garip olur/hisseder. )

- "GARANTİCİ/LİK" ile/ve/değil/||/< KORKAK/LIK
( Doğru yolu görüp de gitmemek, korkaklıktır. )

- "GARİBİM" ile/değil KARÎBİM

- "GEÇİMSİZ/LİK" ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< SEVGİSİZ/LİK

- "GEÇİRMEK" ile "GİYDİRMEK"

- "GEÇİRMEK" ile "KAKALAMAK"

- "GEÇMEK" ile "AKMAK"

- "GEÇMEK" ile/ve "AŞMAK"

- "GEÇMİŞ HAYATIMIZDA" ... değil GEÇMİŞİMİZDE ...

- "GEÇMİŞİN, BİZİ BIRAKMAMASI" değil/yerine/> BİZİM, GEÇMİŞİ BIRAKMAMIZ

- "GEÇTİĞİMİZ HAFTA" değil GEÇEN HAFTA

- "GEL DENİLEN YERE GİTMEYE AR EYLEME; GELME DENİLEN YERE GİDİP YERİNİ DAR EYLEME" ile "MİSAFİR UMDUĞUNU DEĞİL, BULDUĞUNU YER"

- "GELDİLER" ile DELİRMEK

- "GELENEK" ile/ve/değil/<> ÇOĞUNLUK

- "GELİŞMESİNE YOL AÇAR" değil GELİŞMESİNİ SAĞLAR

- "GELMEYİN!" ile/değil/yerine/= (SÜREKLİ) GELENLER GELMEDİĞİ ZAMAN GEL/İRSİN

- "GEMİLERİ YAKMAK" ile/ve "KÖPRÜLERİ ATMAK"

- "GENÇ" / "YAŞLI" diye birşey yok!

- "GENEL BİR YAKLAŞIMLAR" değil GENEL YAKLAŞIMLAR

- "GENEL KONUŞMAK" ile "LÂFI DOLANDIRMAK"

- "GENEL PLANDA" ile "GENİŞ PLANDA"

- "GENİŞ KAVRAM" ile "DERİN KAVRAM"

- "GENİŞ" ile "YUVARLAK"

- "GENİŞLEME" ile/ve "GÜÇLENME"

- "GERÇEK BİR ..." ile/değil "TAM BİR ..."

- "Gerçek diller" ile "Niyet dilleri"ni karıştırmadan KONUŞ!!!

- "GERÇEK" ile/ve/değil/yerine "SAĞLAM"

- "GERÇEK" yerine "SAĞLAM"

- "GERÇEK" değil "SAĞLAM"

- "GERÇEKLEŞMEYECEKTİ" değil "YAŞANMAYACAKTI"

- "GERÇEKTEN ..." ile/ve/değil/yerine "AYNEN ..."

- "GERÇİ ..." ile "... AYRICA"

- "GEREĞİNDEN ÇOK/AZ" ile/değil "OLABİLECEĞİNDEN ÇOK/AZ"

- "GEREKLİLİK/GEREKSİZLİK" ile/ve/değil ÖNCELİK
( "Gereklilik" ya da "gereksizlik" olarak "tanımlamamız/tanımladıklarımız(gördüklerimiz/görmediklerimiz)", (daha çok) kolayımıza/işimize gelen, alışageldiğimiz bellek kayıtlarımızın yoğunluğu ve önceliği oranındadır. )

- "GEREKSİZ (YERE)" HARCAMA/MASRAF ile/ve/<>/değil/yerine FAZLA HARCAMA/MASRAF

- "GEREKTİĞİ GİBİ" ile/ve "YETERİNCE"

- "GEREKTİĞİNDE" ile/ve "YERİ GELDİĞİNDE"

- "GERİ ADIM ATMAK" ile/değil/yerine GEREKEN ADIM(LAR)I ATMAK

- "GERİ ADIM" ile/değil GERİLEME

- "GERİCİLİK" ile/değil DİRENÇ

- "GERİDÖNÜŞÜMSÜZ" değil GERİ DÖNÜŞSÜZ

- "GERİLME" ile "ŞİŞME"

- "GEVEZE" ile "ÇENESİ DÜŞÜK"

- "GEVŞEME" ile/ve/<> "REHAVETE KAPILMA"

- "Gibi!" de DİNLE!!!

- "Gibi!" de, SUS!!!

- "GICIK OLMAK" ile "FITIK OLMAK"

- "GICIK OLMAK" ile "KIL OLMAK"

- "GICIK OLMAK" ile "UYUZ OLMAK"

- "GİDER" (YAPMAK) ile "ATAR" (YAPMAK)

- "GİDİŞAT" ile/ve/değil/yerine/<> SÜREÇ

- "GİTMEK" ile/ve "AKMAK"

- "GİTMEK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< UNUTMAK
( Eylem. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Devrim. )

- "GİTMİYOR MUSUN?" ile/değil GİDİYOR MUSUN?
( Gidiyor olman gerekirdi, neden gitmiyorsun? "Neden hâlâ buradasın?" İLE/DEĞİL Anlamak üzere sormak, beklenti içinde sormamak. )

- "GİTMİYOR" ile/yerine "YAKIŞMIYOR"

- "GİTTİKÇE ..." ile/değil/yerine "YOK YERE"

- "GİYDİKÇE AÇILIR" ile/ve/||/<> "UZADIKÇA ŞEKİL ALIR" ile/ve/||/<> "ZAMANLA UNUTURSUN"
( Tezgâhtarın "kandırmacası"/kaktırması. İLE/VE/||/<> Kuaförün "kandırmacası"/kaktırması. İLE/VE/||/<> "Arkadaşın" kayıtsızlığı. )

- "GÖKDELEN":
"BÜYÜKLÜK"
değil KÜÇÜKLÜK

- "GÖLGESİ YOKTU":
SAF NURDU
ile/ve/değil GÖVDESİNE TAPMAZDI

- "GÖMMEK" değil/yerine/>< GÖRMEK

- "GÖNDERME" ile/ve/<> ANIMSATMA

- "GÖNDERME" ile/ve/değil/yerine BAŞVURU

- "GÖNÜL HIRSIZ(LIĞ)I" ile/ve/||/<> "AÇIK KAPI ARSIZ(LIĞ)I"

- "GÖNÜL VERMEK" ile/ve "GÖNÜL KOYMAK"

- "GÖRDÜĞÜM KADARIYLA" ile/ve/||/<> "BÜYÜK/AZ OLASILIKLA"

- "GÖREMİYORUZ" ile/değil/yerine PEK (FAZLA) GÖREMİYORUZ

- "GÖRENEDİR GÖRENE, KÖRE NEDİR KÖRE NE?" ile/ve "ANLAYANA SİVRİSİNEK SAZ, ANLAMAYANA DAVUL-ZURNA AZ"

- "GÖREV"İNİ YAPMAK ile/ve/değil/yerine/||/<> GEREĞİNİ YAPMAK

- "GÖRMEK" ile/ve KABUL ETMEK

- "GÖRMEYE DEĞER" değil "GÖRÜLMEYE DEĞER"

- "GÖRÜNTÜSÜ" ile/ve/değil/yerine İŞLEVSELLİĞİ
( [Beynin] Sağ yarımküresi. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Sol yarımküresi. )

- "GÖRÜNÜRDE" değil GÖRÜNÜŞTE

- "GÖTÜ KALKMAK" ile/ve/değil/yerine "KANI BİTLENMEK"

- "GÖTÜRMEK" ile "YÜRÜTMEK"

- "GÖZ GÖRE GÖRE" ile/ve "BAĞIRA BAĞIRA"

- "GÖZ GÖRE GÖRE" ile "BAĞIRA BAĞIRA"

- "GÖZ ÖNÜNDE":
(")TUTMAK(")
ile/ve/değil/<> (")BULUNDURMAK(")

- "GÖZ ÖNÜNE ALARAK/ALMAK" değil GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURARAK

- "GÖZ ÖNÜNE ALARAK/ALMAK" değil GÖZE ALARAK/ALMAK

- "GÖZ ÖNÜNE ALMAK" değil "GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURMAK"

- "GÖZ ÖNÜNE ALMAK" değil "GÖZE ALMAK"

- "GÖZ ÖNÜNE ALMAK" değil GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURMAK

- "GÖZ VAR, NİZAM VAR" değil "GÖZ VAR, İZAN VAR"
( İZAN: Anlama yeteneği, anlayış. | Bir şeyin, göz ve akıl yoluyla anlaşılabilmesi. )

- "GÖZDEN ÇIKARMAK" ile/değil/yerine "GÖZDEN KAÇIRMAK"

- "GÖZDEN GEÇİRMEK" ile "İRDELEMEK"

- "GÖZDEN IRAK OLAN, GÖNÜLDEN IRAK OLUR" ile/ve/değil/yerine "GÖNÜLE GİREN, GÖZDEN UZAK OLSA NE OLUR"

- "GÖZE ALMAK" değil "GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURMAK"

- "GÖZE BATMA" ile/değil/yerine "GÖZE ÇARPMA"

- "GÖZLENEBİLİYOR" değil GÖZLEMLENEBİLİYOR

- "GÖZLERİM YAŞLANDI" değil "GÖZLERİM YAŞARDI"

- "GÖZLEYEN" ile/değil GÖZLEMLEYEN

- "GÖZÖNÜNDE BULUNDURMAK" ile/ve/ya da "ÇÖZMEK"

- "GÖZÜ KARA/LIK" ile/değil/yerine CESARET

- "GÖZÜKMEK"/"GÖRÜKMEK" değil GÖRÜNMEK

- "GÖZÜKÜYOR"/"GÖZÜKTÜ" değil GÖRÜNÜYOR/GÖRÜNDÜ

- "GRUPLAŞ(TIR)MA" ile/ve/değil/ne yazık ki/<> "KUTUPLAŞ(TIR)MA"

- "GÜÇ" ile/değil/yerine/>< SEVGİ
( Amacınız zarar vermekse yeterlidir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Herşey için yeterlidir. )

- "GÜÇ" ile ZOR

- "GÜÇLÜ OLAN" ile/değil/yerine (")HAKLI(") OLAN
( Güçlü olan, haklı değildir! Haklı olan ise güçlü olandır! )

- "GÜÇLÜ/LÜK" ve/||/<>/> KIRILGAN/LIK

- "GÜCÜN" "ADÂLETİ" ile/değil/>< ADÂLETİN GÜCÜ

- "GÜN GİBİ" ile/ve "DÜN GİBİ"

- "GÜNAH" ile/ve/=/>/: KENDİNİ SUÇLAMA

- "GÜNEŞ BATIDAN DOĞAR" değil GÜNEŞ BÂTI(N)DAN[İÇİNİZDEN] DOĞAR

- "GÜNLÜK ..." ile "GÜNDELİK ..."

- "GÜREŞ" ve/> HALVET

- "GURUR VEREN" İBÂDET değil/yerine ÜZÜNTÜ VEREN GÜNAH

- "GÜVEN KAPISI" ARAYIŞI >ÖZGÜVEN EKSİKLİĞİ/YARALANMASI

- "GÜVENİRLİK" değil GÜVENİLİRLİK

- "GÜYA" ile "HESAPTA"

- "GÜYA" ile "KENDİNCE"

- "GÜZEL DEĞİL" değil BAKILIŞI (YETERİNCE) GÜZEL DEĞİL

- "GÜZEL İNSAN" değil/yerine İNSANDAKİ "GÜZELLİK"

- "GÜZEL OLAN, SEVGİLİDİR" değil/yerine SEVGİLİ OLAN, GÜZELDİR

- "GÜZEL"/"ÇİRKİN" diye birşey yok!

- "GÜZELE, GÜZEL DEMEM, GÜZEL, BENİM OLMADIKÇA" yerine/değil GÜZELE, GÜZEL DERİM, GÜZEL, BENİM OLSUN DİYE! / BENİM OLAN, GÜZEL OLSUN DİYE!

- "GÜZELLİK YAPMAK" ile "KIYAK GEÇMEK"

- "HABERCİ RÜYA" ile "TAMAMLAYICI RÜYA"

- "HABERİM OLMADI" ile/değil/yerine HABERİM BİLE OLMADI
( Kendini merkeze koyarak. İLE/DEĞİL/YERİNE Kavramı, olguyu, süreci, ortak alanı/durumları göz önünde bulundurarak. )

- "HABERİNİN OLMAMASI" ile/ve/||/<>/ne yazık ki HABERİNİN OLMAMASINDAN, HABERİNİN OLMAMASI

- "HABERLER KÖTÜ GELSE DE" ile/değil KÖTÜ HABERLER GELSE DE
( Haberlerin, "kişinin algısına/yorumuna göre değişebilir" anlamına gelmesi/getirilebilmesi. İLE/DEĞİL Haberlerin, kötü/olumsuz haberler olduğunu bildirmesi. )

- "HADDİNİ AŞMAK" ile ÇIĞRINDAN ÇIKMAK

- "HADİ BAY" değil/yerine/= UĞURLAR OLSUN, HOŞÇAKAL, SAĞLICAKLA

- "HAFİFE ALMAK" ile/ve/değil/<> "BOŞLAMAK"

- "HAK ETMİŞLİK" değil/yerine LÜTÛF

- "HAK VERMEK" ile/ve "HOŞ GÖRMEK"

- "HAKİM ..." ile "BASKIN ..."

- "HAKİM OLMAK" ile/ve "SAHİP ÇIKMAK"

- "HAKKINI VERMEK" değil HAKKINI TESLİM ETMEK

- "HAKLI BULMAK" ile/ve/değil/yerine SAVUNMAK

- "HAKLI ÇIK(AR)MA" ÇABASI ile/ve "KÂRLI ÇIK(AR)MA" ÇABASI

- "HAKLI ÇIKMAK" ile/değil/yerine/>< HAKLI OLMAK

- "HAKLI OLAN" ile/ve/değil/yerine/||/<> HAKÇA OLAN

- "HAKLI" OLAN ile/değil/yerine AKLI OLAN

- "HAKLI/LIK" ve/değil/||/+/<>/< AKILLI/LIK

- "HAKLISIN!/YANLIŞSIN!" değil DOĞRU!/YANLIŞ!

- "HAKSIZLIK" ile/değil BİLİNÇ FARKLILIKLARI

- "HALKIN İRFANI" ile/değil İLGİSİZLİK/KAYITSIZLIK

- "HALLETMEK" ile "BAĞLAMAK"

- "HAM" ile/ve/değil/||/<> BİÇİMSİZ

- "HAMAL/LIK" ve AHMAK/LIK

- "HANGİLERİNLE/N" değil HANGİLERİYLE

- "HANGİMİZ ...?" ile/ve/değil "KAÇIMIZ ...?"

- "Hani"siz KONUŞ!!!

- "HAR VURUP HARMAN SAVURMAK" ile "BOL KESEDEN HARCAMAK/SAVURMAK"

- "HARBİDEN" yerine "GERÇEKTEN"

- "HAREKET" ile/ve "NUMARA"

- "HASSAS YAN" ile "YUMUŞAK KARIN"

- "HASTA NAKİL AMBULANSI" değil HASTA NAKİL ARACI

- "HASTA SAHİBİ" ile/değil HASTA YAKINI

- "HASTA" ile/değil DANIŞAN

- "HASTA" ile/ve/değil/<> FARKLI

- "HASTA" ile/değil/yerine HAYRAN/LIK
( SNOBİZM: Moda olan herşeye, yapmacıklı ve budalaca hayranlık. )

- "HASTA" değil PARASIZLIK

- "HATA PAYI" ile/ve/<> "HATA OLASILIĞI"

- "HATA/KUSUR ARAMAK/BULMAK" (İÇİN/ÜZERE) ile/değil/yerine BİR EKSİĞİNİ/HATASINI (DAHA) DÜZELTTİRMEYE ARACI OLMAK

- "HATAYA ŞANS VERMEK" değil HATA(YA) (YAPMAYA DA) FIRSAT VERMEK

- "HAVA ATMAK" ile "SİDİK YARIŞTIRMAK"

- "HAVA ATMAK" ile/değil/yerine PAYLAŞMAK

- "HAVA ATMAK" ile/değil/yerine PAYLAŞMAK

- "HAVA CIVA" ile HAVACIVA
( Değer ve önemi olmayan, boş. İLE Sığırdiligillerden, Akdeniz bölgesinde yetişen ve köklerinden kırmızı boya elde edilen bir bitki. )

- "HAVALI" ile "ALIMLI"

- "HAVF" >< RECÂ

- "HAYA-TINDA" değil/< HAYATINDA

- "HAYAT AĞACI" ile "BİLGELİK AĞACI"
( ... İLE Meyvesi yenilmemesi gereken. )

- "HAYATI/NI YAŞAMAK" ile/değil/yerine ADAM OLMAK

- "HAYATINI YAŞAMAK" ile/ve/<>/değil/yerine HAYATI YAŞAMAK

- "HAYDAN GELEN HUYA GİDER" ile "HAY'DAN GELEN HU'YA GİDER"

- "HAYDAR KUTLU" =/< NÂBİ YAĞCI

- "HAYIRLI İŞLER!" ile "KOLAY GELSİN"

- "HAZCILIK" ile/ve/||/<> "BAŞINA BUYRUKLUK"
( "Hazcı'yım!(Hedonist'im!)" demek, kendini merkeze koyarak ve herkesten ve herşeyden, tüm sorumluluklarından soyutlandığını zannetmek, "Ateist'im!" demek kadar komik ve zavallıcadır. )

- "HAZM ETMEK" ile RÂZI OLMAK

- "HAZMETMEK" ile/ve SORGULAMAK/SORGULAYABİLMEK

- "HEM ..., HEM DE ..." ile "DURUMA GÖRE ..."

- "HEP" ile/yerine/değil "DAHA ÇOK"

- "HER BİRİSİNE" değil HER BİRİNE

- "HER ELİNİ SIKAN" İLE ... ile/ve/<> "HER CANINI SIKAN" İLE ...
( Dost olma! İLE/VE/<> Düşman olma! )

- "HER İKİ KAPILARIMIZ" değil HER İKİ KAPIMIZ

- "HER İKİSİ DE" değil İKİSİ DE

- "HER NEYSE" değil/yerine "NEYSE"

- "HER ŞER'DE BİR HAYR VARDIR" değil HER ŞER'DE BİR HAYR OLABİLİR (BİLEMEYİZ/BİLİNMEZ!)

- "HER ŞER'DE, BİR HAYIR VARDIR" değil HER ŞER'DE, BİR HAYIR OLABİLİR/ARAMAK GEREK

- "HER ŞERDE, BİR HAYIR VARDIR" değil HER ZAHMETTE, BİR RAHMET VARDIR

- "HER ŞEY, DEĞİŞİR" değil HER ŞEY, (BELİRLİ/BELİRSİZ) BİR ŞEYE GÖRE DEĞİŞİR

- "HER ŞEYİ" BİLİYOR OLMAK değil ÇOĞUNLUĞUN, PEK FAZLA ŞEY BİLMİYOR OLMASI

- "HER VARLIK" değil HER VAROLAN

- "HERHALDE" ile "HER HALDE"
( Tahmin, belki. İLE Mutlaka, kesinlikle. )

- "HERKES BİLİRLERDİ" değil HERKES BİLİRDİ

- "HERKES YAPAMAZ" ile/ve/değil HERKES, HER ZAMAN (KOLAY KOLAY) YAPAMAZ

- "HERKES" ile ORTAK DİLDE "HERKES" ile AYRIMSIZ "HERKES"

- "HERKES, KENDİ İŞİNE BAKSIN!" değil "HERKES, KENDİ İÇİNE BAKSIN!"

- "HERKESE ...'YA DİKKAT ETMESİNİ TAVSİYE EDİYORUM" değil "HERKESİ ...'YA DİKKAT ETMESİ İÇİN UYARIYORUM"

- "HERKESE YETİŞMEYE ÇALIŞMAK" ve/değil/ne yazık ki/||/<>/> KENDİNE GEÇ KALMAK

- "HERKESTE VAR" değil HER YERİ/ŞEYİ KAPLAYAN

- "HERŞEYDE BİR HAYR VARDIR" değil HER ŞER'DE BİR HAYR OLABİLİR (BİLEMEYİZ/BİLİNMEZ!)

- "HERŞEYDE, BİR HAYIR VARDIR" ile/değil "HER ŞER'DE, BİR HAYIR VARDIR"

- "HERŞEYDEN ÖNCE ..." ile/değil/yerine "TÜM BUNLARIN YANISIRA ..."

- "HERŞEYİ BİLEN" ile/değil KENDİNİ BİLEN

- "HERŞEYİN ANLAMINI ÇÖZMEK" ve/=/||/<>/> HİÇBİR ŞEYİN ANLAMININ, (PEK DE FAZLA) OLMADIĞINI ANLAMAK

- "HESABINI GÜDMEK/YAPMAK" ile/<> "DAVASINI GÜDMEK/YAPMAK"

- "HESABINI YAPMAK" ile/ve "HESABINI TUTMAK"

- "HESAP SORMAK" ile/değil/yerine ANLAMAK ÜZERE SORU SORMAK

- "HESAP SORMAK" ile/değil/yerine UYARMAK

- "HESAP" ile/ve GEREKÇE

- "HESAPLAŞMA" ile/ve/değil/yerine "YÜZLEŞME"

- "HEYECANLAN(M)IYORUM" ile/ve/değil/yerine/<> "HEYECANI(MI) İÇİMDE TAŞIYORUM/TUTUYORUM"

- "HİÇ ..." ile/değil "HENÜZ ..."

- "HİÇ DE ..." ile "PEK DE ..."

- "HİÇ ETMEK" ile/ve/değil/<> "PİÇ ETMEK"

- "HİÇ ÖNEMİ YOK" ile/değil "ÖNEMLİ DEĞİL"

- "HİÇ ŞEKERSİZ/MAKYAJSIZ" değil ŞEKERSİZ/MAKYAJSIZ

- "HİÇ SEVMEM" ile/değil/yerine PEK SEVMEM

- "HİÇ TARTIŞMASIZ/KATKISIZ/PEŞİNATSIZ ..." değil TARTIŞMASIZ/KATKISIZ/PEŞİNATSIZ ...

- "HİÇBİRİSİ" değil HİÇBİRİ

- "HİÇÇİLİK" ile/ve/||/<>/> ALAYCILIK

- "HİÇKİMSEMİZ" değil HİÇBİRİMİZ

- "HİKÂYE" ile "BOŞ"

- "HİKÂYE" ile/ve "FASA FİSO"

- "HİNDİSTAN CEVİZİ TİPİ" ile/yerine "ŞEFTALİ TİPİ"
( Dıştan sert görünen fakat içi boş olan. İLE/YERİNE Dıştan yumuşak görünen fakat içi sağlam olan. )

- "HIRPINMA" değil ÇIRPINMA

- "HIRS" değil/yerine/>< YASA

- "HİSSETMEK" ile/değil SEZMEK
( Duyularla. İLE/DEĞİL Zihinle. )

- "HİSSETMEZSEM" ile/değil "HİSSETMEDİĞİM ZAMAN"

- "HISTORICALESSNESS" vs. INDIFFERENCE

- "HİT-İT" ÜNİVERSİTESİ değil HİTİT ÜNİVERSİTESİ

- "HIZINI YAVAŞLATMAK" değil HIZINI AZALTMAK ya da YAVAŞLAMAK

- "HIZIR TÜRBESİ" değil FERİDUN AHMET PAŞA TÜRBESİ(NİŞANCI)
( Eyüp'tedir. )
( Türbe girişindeki yazının, "Boylu-poslu, endamlı idi. Çok hayırseverdi. Hızır gibi adamdı." olmasından dolayı "Hızır Türbesi" olarak yanlış tanımlanmaktadır. )

- "HIZLI OKUMA" ile/değil ANLAYARAK HIZLI OKUMA

- "Hmmm" de!, SUS!!!

- "HOMOJENLEŞME" değil/yerine/= BENZEŞME/BAĞDAŞIK

- "HOŞ DEĞİL!" ile/değil ALIŞIK OLMADIĞINDAN DOLAYI!

- "HOŞUNA GİTME" ile/ve "İŞİNE GELME"

- "HUKUKTA, KARDEŞLİK" değil KARDEŞLİK HUKUKU

- "HÜKÜMDARLIK" değil HÜKÜMRANLIK

- "HÜMANİZM/HÜMANİST" değil/yerine/= İNSANCIL
( Bilgelik/hikmet/irfan ile hak arayışı. )

- "HURRA"[İng.] değil/yerine/= YAŞA!

- "HUZUR" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ANLAM

- "HUZUR, İSLÂMDADIR" ile/ve/değil "HUZUR, TESLİMİYETTEDİR"

- "İ-TÜ" ÜNİVERSİTESİ değil İTÜ ÜNİVERSİTESİ

- "İBLİS" ile/ve "ŞEYTAN"
( Hz. Âdem'den önce. İLE/VE Hz. Âdem'den sonra. )
( Gövde/de. İLE/VE Kan/da. )
( ... İLE/VE İnatta duran. )

- "İBRET OLAN" ile/ve/yerine "İBRET ALAN"

- "İÇGÜDÜ" ile/ve "ALLAH BİLİR"
( Bilimin, çıkmaz(lar/in)da kulandığı. İLE/VE Dinin, çıkmaz(lar/in)da kulandığı. )

- "İÇİ BOŞ" ile/değil "ORTASI BOŞ"

- "İÇİ YAKAN ATEŞ" ile "DIŞI YAKAN ATEŞ"
( ŞÛLE: Mum ateşinin her bir kezlik kıpırtısı. )

- "İÇİM 3.5 ATIYOR" değil "GÖTÜM 3.5 ATIYOR"

- "İÇİM BURKULUYOR" değil "İÇİM BURULUYOR"

- "İÇİMDEN GELMİYOR" ile/ve "ZİHNİMDEN GEÇMİYOR"

- "İÇLENMEK" ile/ve "BOZULMAK"

- "İÇSEL" ve/||/<> DÜŞÜNSEL

- "İÇSELLEŞTİRME" ile/ve/<> "ÖZDEŞLEŞTİRME"

- "İÇSELLEŞTİRMEK" ile/değil (İYİ) ANLAMAK

- "İDARE ETMEK" ile/değil/yerine "ÇÖZÜM BULMAK"

- "İDARE ETMEK" ile/ve/<> OYALAMAK

- "İDARE ETMEK" ile/ve/değil/yerine YETİNMEK

- "İDDİA ETMEK" değil "ÖNE SÜRMEK"

- "İDDİA" ile KANAAT

- "İDDİALI DEĞİL" değil İDDİA ETMİYOR

- "İDDİALI" ile ÖNEMLİ

- "İDEAL OLAN" değil/yerine UYGUN/LUK

- "İDEAL" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GEREKLİLİK

- "İDEALİST" OLMAK değil/yerine İLKELİ OLMAK / HAYIR DİYEBİLME GÜCÜ

- "İDEALİST" ile ÜTOPYACI

- "İFLÂS ETMEK" ile/ve "DİBİ/Nİ BULMAK"

- "İKİ AYAĞINI BİR PABUCA SOKTURMAK" ile "BOĞAZINA DİZDİRTMEK"

- "İKİ TANE HATALARIM VAR" değil İKİ HATAM VAR

- "İKİ TERAZİNİN KEFESİ GİBİ" değil "TERAZİNİN İKİ KEFESİ GİBİ"

- "İKİLİSİ" ile/ve/değil "İLİŞKİSİ"

- "İKİSİ DE İKİZ" değil İKİZLER

- "İKTİDAR" >/ne yazık ki "ŞİDDET"
( "iktidarın bitmeye başladığı yerde, şiddet başlar." )

- "İKTİDAR" değil/yerine İTİBAR

- "İLERİ" ile "GERİ"

- "İLERİ" ile "GERİ"

- "İLERİYE SÜRMEK" değil İLERİ SÜRMEK

- "İLERİYE SÜRÜLEN" ... değil İLERİ SÜRÜLEN ...

- "İLERLEMEK" ile/ve "YÜRÜMEK"

- "İLGİ ÇEKİCİ" ile/değil/yerine SIRADIŞI

- "İLGİ UYANDIRMAK" ile/ve "CAZİBE YARATMAK/OLUŞTURMAK"

- "İLGİ UYANDIRMAK" ile/ve "DİKKATLERİ TOPLAMAK"

- "İLGİLENDİRİR" ile "BAĞLAR"

- "İLK BAŞLANGIÇTA" değil İLK BAŞTA ya da [sadece] BAŞLANGIÇTA

- "İLK DİL" ile/ve "İKİNCİ DİL" ile/ve "ÜÇÜNCÜ DİL"
( Hiyeroglif dili. İLE/VE Simge dili. İLE/VE Mektup dili. )
( Kutsal ya da tanrısal dil. İLE/VE İşaretler ya da kahramanlık armaları. İLE/VE Biririnden uzak kimselerin yaşamlarının halihazırdaki gereksinimlerini birbirlerine iletmeleri için. )
( GIAMBATTISTA VICO )

- "İLK İCAT/MUCİT" değil İCAT/MUCİT

- "İLKELERİM" ile/değil/yerine İLKELER (VE İLKESELLİK)

- "İLM-EN YAKÎN" değil İLM-EL YAKÎN

- "İMEYL/E-MAIL NUMARASI" değil E-POSTA ADRESİ

- "İMZA KOYMAK" değil "İMZA ATMAK"

- "İNANÇ" ile/ve/değil/||/<> DAVRANIŞ
( Seni, daha iyi bir insan yapan, "inançların" değil davranışlarındır. )

- "İNANÇLAR(IM) İÇİN (YAŞIYORUM)" ile/değil/yerine "İNANÇLAR(IMIN) DOĞRULTUSUNDA (YAŞIYORUM)"

- "İNANIR" ile/ve/<> ÖFKELİ "İNANIR"

- "İNCE ELEYİP, SIK DOKUMAK" değil İNCE EĞİRİP, SIK DOKUMAK

- "İNDİRGEMECİLİK" >< ÇEŞİTLİLİK

- "İNMEK" ile/ve YOĞUNLAŞMAK

- "İNŞAALLAH" ile/ve/<> "MAAŞALLAH" ile/ve/<> "DUR BAKALIM"

- "İNSAN DOĞMAK" değil İNSAN OLMAK
( İnsan olarak doğulmaz, ancak insan olunur! )

- "İNSAN YAŞAMI" değil/yerine YAŞAM
( Hayvanların yaşamı değil yaşam süresi olur. )
( Nesnelerin, varoluş süresi olur. )

- "İNSANIN, ...[CANI İSTİYOR/ÇEKİYOR]" ile/ve/değil BENİM/SENİN/ONUN ..."

- "İNSANOĞLU" yerine KİŞİ / İNSANLIK

- "İPİN UCUNU KAÇIRMAK" ile "EŞEĞİN KULAĞINA(/...) SU KAÇIRMAK"

- "İPİN UCUNU KAÇIRMAK" ile "OKUN YAYDAN ÇIKMASI"

- "İPTAL ETMEK" ile/ve/yerine/değil "ASKIYA ALMAK"

- "İPTAL OLMAK" ile "ŞOKE OLMAK"

- "İRÂDEYE HÂKİM OL(A)MAMAK" değil İHTİYÂRI/NI DEVREDE TUTMAK/TUT(A)(MA)MAK

- "IRKÇILIK" ile/değil YABANCI DÜŞMANLIĞI

- "İRŞÂD ETMEK" değil İRŞÂD OLMAK

- "İŞ"MELİ!

- "İŞ" ile/ve/||/<> HAREKET

- "İŞE YARAMAYAN" ile/değil İŞİNE GELMEYEN

- "İŞİNE GELDİĞİ GİBİ" ile "ANLADIĞI KADAR"

- "İŞİNE GELEN" ile/değil/ne yazık ki "KOLAYINA GELEN"

- "İŞİNE GELMEMESİ" ile/ve/<> "UĞRAŞMAK" İSTEMEMEK

- "ISITILAN KURBAĞA" ÖYKÜSÜ değil/yerine "SARI ÖKÜZ" ÖYKÜSÜ
( ... DEĞİL/YERİNE Otlakların birinde bir öküz sürüsü yaşarmış. Çevredeki aslan sürüsünün de gözü öküzlerdeymiş. Ancak, öküzler saldırı anında bir araya geldiği zaman, aslanların yapılacak bir şeyi kalmazmış. Bu yüzden küçük hayvanlarla beslenmek zorunda kalan aslanlar, iyi beslenememeye başlayınca bir çare düşünmüşler. Topal aslan yanına bir iki aslanı da alarak, beyaz bayrak çekmiş ve öküz sürüsüne yanaşmış.

"SUÇ, HEP O SARI ÖKÜZ'DE..."

Öküzlerin önderi Boz Öküz ve yanındakilere tatlı dille konuşmaya başlamış:
"Saygıdeğer öküz efendiler. Bugün buraya sizden özür dilemeye geldik. Biliyorum. Bugüne kadar size zarar verdik. Ama inanın ki, bunların hiçbirini isteyerek yapmadık. Tüm suç hep o Sarı Öküz''de. Onun rengi sizinkilerden farklı ve bizim de gözümüzü kamaştırıyor, aklımızı başımızdan alıyor. Biz de barışseverliğimizi unutuyor ve saldırganlaşıyoruz. Sizle bir sorunumuz yok. Verin onu bize, siz kurtulun, yine barış içinde yaşayalım."

Boz Öküz ve heyeti, bu sözler üzerine, aralarında tartışmış ve teklifi haklı bularak, Sarı Öküz'ü vermişler aslanlara. Bir tek, Benekli Öküz karşı çıkmış ama kimseye derdini anlatamamış.

"AFERİN! SİZİ KUTLARIZ!"

Bir süre sonra, aslanlar yine aynı yöntemle gelip, bu kez Uzun Kuyruk'u istemişler:
"Gördünüz mü ne kadar barış severiz. Sizi de kararınızdan dolayı kutlarız. Ancak, şu sizin Uzun Kuyruk var ya, kuyruğunu salladıkça nereden baksak görünüyor ve aklımızı başımızdan alıyor. Size saldırmamak için kendimizi zor tutuyoruz. Oysa siz normal kuyruklusunuz. Verin onu bize, bu konuyu kapatıp, barış içinde yaşamaya devam edelim."

Boz Öküz ve heyeti, Uzun Kuyruk''u teslim etmiş, yine Benekli Öküz karşı çıkmış. Uzun Kuyruk, aslanların pençesi altında can vermiş.

"NEREDE KAYBETTİK BİZ BU SAVAŞI?"

Bu olay, sürekli tekrarlanmış, her seferinde farklı bahanelerle. Sonunda, öküzler zayıflamış, aslanlar küstahlaşmış. Artık, hiçbir bahane ileri sürmeden, doğrudan müdahale ederek, "Verin bize şunu, yoksa karışmayız" demeye başlamışlar. Birer birer aslanların pençesinde can verirken, Boz Öküz ve birkaç öküz kalmış geride. İçlerinden biri, önderlerine, "Ne oldu bize? Nerede kaybettik biz bu savaşı? Oysa, zamanında ne kadar da güçlüydük" diye sormuş.

Boz Öküz, Benekli Öküz'ün sözlerini anımsayarak, gözleri nemli... "Biz, Sarı Öküz'ü verdiğimiz gün kaybettik bu savaşı..." )

- "ISITMA" ile SEVDİRME

- "ISLANMA" ile "SULANMA"

- "İŞLENİLEN/İŞLENİLMEYECEK HALT" ile "YENİLEN/YENİLMEYECEK NANE"

- "İŞLENİLEN/İŞLENİLMEYECEK HALT" ile "YENİLEN/YENİLMEYECEK NANE"

- "İşlet fiilin, duysun kulağın!" sen sonra KONUŞ!!!

- "İSPAT ETMEK" ile "ORTAYA KOYMAK"

- "ISRAR/CI/LIK" ile/değil/yerine KARARLI/LIK

- "İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ" değil "İSTANBUL, AYDIN ÜNİVERSİTESİ"
( Aydın şehrimizin adını düşünür/seslendirir gibi değil Aydınlanmış/Aydınlanacak olanlar/ın anlamında seslendirilmeli/vurgulanmalıdır! )

- "İSTANBUL ŞEHİR ÜNİVERSİTESİ" değil "İSTANBUL, ŞEHİR ÜNİVERSİTESİ"
( "İstanbul Şehri" gibi düşünür/seslendirir gibi değil Şehir Üniversitesi olarak seslendirilmeli/vurgulanmalıdır! )

- "İSTEDİĞİMİZ" ŞEY:
OLURSA
ile OLMAZSA
( 1 hayır. İLE 1000 hayır. )

- "İSTEDİĞİN GİBİ YAŞAMAK" değil/yerine/>< İSTENİLEN/BEKLENİLEN ŞEKİLDE YAŞAMAK
( "Cehennemi istiyorsak..." DEĞİL/YERİNE/>< Cenneti (ne kadar çok) istiyorsak... )

- "İSTEMEDEN ..." ile YANLIŞLIKLA ...

- "İSTER ..., İSTER ..." ile/ve/<> "NE ..., NE DE ..."

- "İSTERSENİZ OLUR/YAPARSINIZ, İSTERSENİZ OLMAZ/YAPMAZSINIZ" değil İSTERSENİZ OLUR/YAPARSINIZ, İSTEMEZSENİZ OLMAZ/YAPMAZSINIZ

- "İSTEYEN 'ŞÖYLE' YAPAR İSTEYEN YAPMAZ" değil İSTEYEN 'ŞÖYLE' YAPAR, İSTEMEYEN YAPMAZ

- "İSTİSNA OLMAK" değil/yerine/>< İNSAN/KİŞİ/ADAM OLMAK
( [istiyorsan] "Egemen olmak." DEĞİL/YERİNE Özgür olmak. )

- "İSTİYORUM" / "İSTEMİYORUM" ile/ve/ya da/||/<> "SEVİYORUM" / "SEVMİYORUM"
( Hiçbir zaman, bir açıklama yeterliliği ve niteliğinde değillerdir. Daha çok da, kaçmaya ya da dayatmaya yönelik yanıtlardır.

Anımsanması gereken nokta da, sizin kullandığınız oranda ve koşullardaki keyfiyetle, bir başkası da aynı keyfiyetle bunları kullanabilir, karşılık verebilir ve sonuç tam bir hüsran ve boşluk/anlamsızlık yaratır/yaratacaktır.

Dolayısıyla da, yaşamın getirdiği durumlarla/zorunluluklarla yüzleşerek, kaçmaksızın, isteyip-istememe, sevip-sevmeme alanından çıkarmak gerekir. )

- "İSTOP" değil/yerine STOP değil/yerine DURMA/DURDU

- "İTHAL ETMEK" değil/yerine İHDAS ETMEK

- "İTİ, AN; ÇOMAĞI HAZIRLA!" ile/değil/yerine "İYİ KİŞİ, SÖZÜNÜN ÜZERİNE GELİR"

- "İTİRAF EDELİM Kİ ..." değil "KABUL EDELİM Kİ ..."

- "İYİ AKŞAMLAR" ile "İYİ GECELER"

- "İYİ ETMEK" ile/değil İYİLEŞTİRMEK

- "İYİ Kİ ..." ile/değil NEYSE Kİ ...

- "İYİ OLMAK" ile/ve/değil/=/||/<>/< ÂDİL OLMAK

- "İYİ OYNAYAN/LAR" ile/değil/yerine/>< İYİ OLAN/LAR

- "İYİ" OLMAK ile/ve/değil "ADAM" OLMAK/OLABİLMEK
( Ne yaptıklarınla orantılıdır/şekillenir. İLE/VE/DEĞİL Ne yapmadıklarınla orantılıdır/şekillenir. )
( Koşulları çeşitlidir. İLE/VE/DEĞİL Koşulları belirlidir. )
( Yorum/değer ve değerlendirmelere göre değişebilir. İLE/VE/DEĞİL Yorum gerektirmeyecek kadar sabit ve ortaktır. )
( Her zaman ve her koşulda kişi ve çevresi için iyi olmayabilir. İLE/VE/DEĞİL Her zaman ve her koşulda iyidir/gereklidir. )
( Bazen, bazı artıları ya da eksileri olabilir. İLE/VE/DEĞİL Çok büyük oranda olumludur. )
( Herkes için geçerli olabilir fakat yeterli değildir/olmayabilir. İLE/VE/DEĞİL Herşeyde geçerli ve yeterlidir. )
( Her türlü noktaya/konuma ulaşılabilir belki fakat adam olamadıktan sonra hiçbir anlamı/değeri kalmayacaktır. ["Vali olmuşsun fakat adam olamamışsın!" öyküsü] )

- "İYİ-KÖTÜ" AYRIMI YAPMAK/TELKİN ETMEK değil/yerine (SADECE) NE OLMADIĞINI BELİRTME (ÇABASI)

- "İYİ-KÖTÜ" AYRIMI YAPMAK/TELKİN ETMEK değil/yerine (SADECE) NE OLMADIĞINI BELİRTME (ÇABASI)

- "İYİCENE, GÜZELCENE" değil İYİCE, GÜZELCE

- "İYİLİK YAPMAK" ÜZERE/İÇİN ile/ve/değil/yerine/||/<> GEREĞİNİ YAPMAK/YAPARAK

- "İZİN VERMEK" ile/ve "GÖZ YUMMAK"

- "İZİN VERMEK" ile/ve/değil "SÖZ VERMEK"

- "İZİNSİZ GÖSTERİ/YÜRÜYÜŞ" değil/yerine GÜVENLİK İÇİN HABER VERME GEREKLİLİĞİ

- "İZNİN(İZ)LE ..." ile/değil/yerine BİLGİNİZLE ...

- "KABACA" ile/değil/yerine "KISACA"

- "KABALIĞIM" ile/ve/değil "KALABALIKLIĞIM"

- "KABUL EDEMEMEK" ile/ve/değil DİRENMEK
( BEKİNME: İnat etmek, direnmek. | Kapanma, tıkanma. )

- "KABUL" ile/değil/yerine TEMELLENDİRME

- "KAÇILMAZ" ile/değil KAÇINILMAZ

- "KAÇIRMAK" ile "ISKALAMAK"

- "KAÇMAK" ile/ve/değil ANLAMSIZ/DEĞERSİZ BULMAK, DEĞER VERMEMEK

- "KAÇMAK" ile/ve/değil/yerine/<> GİTMEK
( Sevdiklerinle arana mesafe girdiği oranda, varış yerinin de hiçbir anlamı kalmaz. )

- "KAÇMAK" ile/değil/yerine KAÇINMAK

- "KAÇMAK" ile/ve/değil/yerine ÜSTLENMEMEK

- "KAÇTA DÖNEBİLECEĞİM HAKKINDA HİÇBİR BİLGİM YOK" değil KAÇTA DÖNEBİLECEĞİM HAKKINDA HİÇBİR FİKRİM YOK

- "KADIN OLMAK" değil/yerine ÖNCE ADAM/İNSAN OLMAK SONRA "KADIN OLMAK"
( Ayrımlar yerine bütünlük üzerine düşünülerek yapılanmak gerek! )

- "KAFA KARIŞTIRIYOR" değil (BİLMEDİĞİM İÇİN) "KAFAM KARIŞIYOR"

- "KAFA TUTMAK" ile "DİKLENMEK"

- "KAFADAN ATMAK" ile "UYDURMAK"

- "KAFAM KARIŞTI" ile/ve/değil/yerine BİLMİYORUM

- "KAFANI/KIÇINI KAŞIYAMAMAK" ile "SIRTINDAN/KIÇINDAN TER AKMASI"

- "KAFANIN ÇALIŞMASI" ile/ve/değil/+/||/<>/> KAFANIN ÇALIŞTIRILMASI
( Zekâ. İLE/VE/DEĞİL/+/||/<>/> Akıl. )

- "KAFAYI ÇALIŞTIRMAK" ve MESAFEYİ KORUMAK

- "KAFAYI YEMİŞ" ile "BALATAYI SIYIRMIŞ"

- "KAHRAMAN" ile/ve/değil/||/<>/< "BAŞ ROL"

- "KALBİME BAKMIYORSUNUZ" değil "KALBİNE BAKIYORUZ" DEYİP SENİ KANDIRANLARA BAKIYORSUN

- "KALBİN DERİNLİĞİ" ile/ve "DERİNLİĞİN KALBİ"

- "KALDIĞIMIZ YER" değil/yerine "KARAR KILDIĞIMIZ YER"

- "KALDIR(AMA)MAK" ile/ve "SİNDİR(EME)MEK"

- "KALDIRMAK" ile "TAŞIMAK"

- "KALDIRMAK" ile/değil/yerine YAY(IL)ARAK GÖSTERMEME/GÖRÜNMEME

- "KALIN KAFALI/LIK" ile/ve ANLAMAK İSTEMEMEK

- "KALIN/LIK / KABA/LIK" değil/yerine/>< "İNCE/LİK"
( Kişinin, kırılma nedeni. >< Herşeyin kırıldığı nokta. )

- "KALINKAFALI/LIK" ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< HAYAL GÜCÜNÜN OLMAMASI

- "KALITIM" ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< KATILIM

- "KALP ..." değil OLUMLU/OLUMSUZ, BELLEK KAYITLARI

- "KALP KALBE KARŞIDIR/KARŞIYMIŞ (DERLER)" değil KALPTEN KALBE YOL VARDIR

- "KALP" [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- "KANDIRMAK" ile "KAFESLEMEK"

- "KANSAROJEN" değil KANSEROJEN

- "KANSER/SİN/İZ" değil/yerine (GÖVDENİZDE) BİR TÜMÖR VAR

- "KANTARIN TOPUZUNU KAÇIRMAK" ile "EŞEĞİN ..INA SU KAÇIRMAK"

- "KAOTİK" değil/yerine/= KARMAŞIK

- "KAPALI" SORU SORMA ile/ve "AÇIK" SORU SORMA

- "KAPALI" SORU ile/ve "AÇIK" SORU

- "KAPAT!" ile/ve/||/<> "YARDIR!"
( "Çok hızlı ya da yoğun yapmak/yaşamak" üzere verilen "destek" ve/veya coşku "sözleri"... )

- "KAPILANMAK" ile/ve/<> "MAYALANMAK"

- "KAPILANMAK" ve/<> KAPLANMAK

- "KAPISKA" değil KAPUSKA

- "KAPSAMAK" ile/ve "KUCAKLAMAK"

- "KÂR" değil/yerine AR

- "KARAR VERMEK" ile/ve "KARAR ALMAK"
( Karar vermek, acıyı yok eder. | Karar verebilen, acıyı yener. )

- "KARAR VERMEK" ile/ve "KARAR ALMAK"

- "KARIŞMA" ile/ve BAŞKALDIRI

- "KARIŞMAK":
NE YAPMAYACAĞI/NA / SÖYLEMEYECEĞİ/NE
ile/değil
NE YAPTIĞINA/SÖYLEDİĞİNE

( Birine, ne yapmayacağını söylemek/anlatmak/göstermek karışmak değildir! ["Karışmak", yapılacak yanlış ya da doğru olan eylem/söz için kullanılabilir ancak.] )
( Kişilerin ne söyleyeceğini ya da yapacağını söylemeye, "müdahale" ya da "karışmak" denilebilir (belki ve çoğu şey için). Fakat ortak olan kavram, ifade, durum, davranış ve tutumlarda, toplumsal birlik, düzenlilik ve sürekliliğin sağlanması için gerektiğinde, hepimizin, birbirimize neyi yapamayacağını/yapmayabileceğini söylemesi kabalık ya da karışmak değildir! )

- "KARIŞMAK" ile "BURNUNU SOKMAK"

- "KARIŞMAK" ile HAKKINDA/ÜZERİNE KONUŞMAK
( Konuşmayı bilmeden, kişileri tanımak olanaksızdır. )

- "KARIŞMAK" ile MÜDAHALE (ETMEK)

- "KARIŞMAK" ile SORGULAMAK

- "KARIŞMAK" ile UĞRAŞMAK

- "KARMAŞIK/LIK" ile/ve/<>/> "ZOR/LUK"

- "KARŞI ÇIKMAK" ile/değil/yerine ELEŞTİRMEK

- "KARŞI ÇIKMAK" ile/ve YASAKLAMAK

- "KARŞI KARŞIYA GELMEK" ile "AYNI DÜZLEMDE OLMAK"

- "KARŞI OLMAK" ile/yerine "UZAK OLMAK"

- "KARŞI OLMAK" ile/değil/yerine AŞMAK/AŞMIŞ OLMAK

- "KARŞILAMAK" ile "GÖĞÜSLEMEK"

- "KARŞILIKLI AŞK" ile "KARŞILIKSIZ AŞK"
( Hoş olan aşk şarkılarını dinletir. İLE (Olumlu/olumsuz, üzücü/mutlu edici, yıkıcı/umutlandırıcı) Tüm şarkıların sözleri, bulunduğun duruma karşılık verir. )

- "KARŞITLIK" değil/yerine/>< ZEKÂ
( Uzlaşmaz karşıtlıklara düşkünlük, zekânın zayıflığındandır. )

- "KARTAL"IN:
SOLA BAKAN TARAFI
ile SAĞA BAKAN TARAFI
( Hz. İsa. İLE Hz. Meryem. )

- "KARTOPU" ve/ne yazık ki/||/<>/> ÇIĞ

- "KAS(KALAS)" "KAFALI" OLMAK yerine KASK KAFALI OLMAK
( Bisiklet kullanırken kask takmanın farkının ve öneminin sürekli zihinde tutulması gerekliliğinin yanı sıra, takmakla takmamak arasındaki FaRkLaR, burada gösteremeyeceğimiz kadar kötü görüntülerdir. O istenmeyecek durumlara düşmemek için "Kask takmayı tercih ediyorum/z..." )
( )
( )

- "KAŞIKLA VERİP, KEPÇEYLE ALMAK" değil/yerine KOŞULSUZ VE BEKLENTİSİZ VERMEK/HİZMET

- "KAŞINMAK" değil/yerine/ya da/>< DÜŞÜNÜP TAŞINMAK

- "KASITLI" (OLARAK) ile/ve/değil/yerine ÖZELLİKLE

- "KATILIK" ile/ve/değil ISRAR/CILIK

- "KATILMAK" ile "YAPIŞMAK"

- "KATKIDA BULUNMAK/BULUNMASI" ile/değil "ETKİ ETMEK/ETMESİ"

- "KAVALTILIK" değil KAHVALTILIK

- "KAVRAM KARGAŞASI" değil KAVRAM KARMAŞASI
( Kargaşa, kişiler arasında olandır. )

- "KAYBETME ŞANSI" değil "KAYBETME OLASILIĞI"

- "KAYBETMEK" ile/ve/+/||/<>/>< "KAZANMAK"
( Ne yazık ki, doğayla savaş durumundayız. Kazanırsak, kaybedeceğiz. )

- "KAYBETMEK" ile/değil KURTULMAK

- "KAYBOLMAK" ile/ve/değil/yerine/<>/> "KAPILMAK"

- "KAYIP" SANILAN KAZANÇ ile/ve/||/<> "KAZANÇ" SAYILAN KAYIP

- "KAYITLAR" ile/ve "KALIPLAR"

- "KAZANMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<> KATILMAK

- "KAZINMA" ile "EZİLME"

- "KELLİ FELLİ" değil KERLİ FERLİ

- "KENARA KOYMAK" ile "YABANA ATMAK"

- "KENDİ BAŞINA" ile/ve/değil "TEK BAŞINA"

- "KENDİ DÜNYANDA YAŞAMAK" ile/ve/değil/yerine KENDİ DÜNYANI YAŞAMAK
( Sizi tutsak etmiş olan, kendi hakkınızda beslediğiniz fikirdir. )
( Sizi içeri kilitlemiş olan kapı aynı zamanda sizi dışarı bırakacak olan kapıdır. )
( The idea you have of yourself that keeps you in bondage.
The door that locks you in, is also the door that lets you out. )
( Bazıları. [Çoğunlukta olsa da herkes değil.] İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Herkes. )

- "KENDİ İŞLERİNE KAPTIRIP GİTMEK" değil KENDİ İŞLERİNE KAPILIP GİTMEK

- "KENDİ KENDİNE GELİN-GÜVEY OLMAK" ile "KENDİN ÇALIP, KENDİN OYNAMAK"

- "KENDİ KENDİNE" değil KENDİNİ

- "KENDİ KENDİNLE" değil KENDİNLE

- "KENDİMİ DÜŞÜNMEM GEREKİYOR" değil DÜŞÜNMEYE, KENDİMDEN BAŞLAMAM GEREKİYOR

- "KENDİMİ/Zİ TATMİN ETMEK/EDEMEMEK" değil "KENDİMİ/Zİ TATMİN ETMEK/EDEMEMEK"

- "KENDİMLE OYNUYORUM" değil "KENDİ KENDİME OYNUYORUM"

- "KENDİNDEN KAÇMAK" ile/değil/yerine/||/<>/< KENDİNİ KOVALAMAK

- "KENDİNE ÖZEL" değil "KENDİNE ÖZGÜ"

- "KENDİNE ÖZGÜN" değil KENDİNE ÖZGÜ ya da ÖZGÜN

- "KENDİNE SAKLAMAK" / "KENDİNDE SAKLI TUTMAK" ile/ve/değil/yerine İÇİNDE TUTMAK

- "KENDİNE YET(E)MEMEK" ile/ve/değil/yerine "KABUĞUNA SIĞ(A)MAMAK"

- "KENDİNİ AŞMAK" ile/ve "KENDİNDEN UZAKLAŞABİLMEK"
( Eyleyerek/yaparak, bilerek. İLE/VE Bütünlükle ve unutabilme becerisiyle. )

- "KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRMEK" ile/ve/|| "KENDİNİ AŞMAK"
( Gereksinimler sıradüzenini(piramidini) yukarı doğru yapılandırmak. İLE/VE/|| Gereksinimler sıradüzenini(piramidini) aşağı doğru kökleştirebilmek. )

- "KENDİNİ SAKLAMAK" >< KIZMAK
( Kimse, kızdığında, kendini/özünü saklayamaz. )

- "KENDİNİ UNUTMAK" ile/ve "KENDİNİ VERMEK"
( Duyarlılığı artırır. İLE/VE Yaratıcılığı artırır. )

- "KENDİNİ, NESNE KILMAK" değil KENDİNİ KEŞFETMEK
( Alışılmış olana tutunduğunuz sürece keşif gerçekleşemez. )
( Yaşayan her şeyde kendinizi görün, o zaman, davranışlarınız, görüşünüzü ifade edecek. )
( Ne kadar çok keşfederseniz, o kadar daha keşfedilecek olan vardır. )
( Neyi keşfederim? Keşfedecek birşey bulunmadığını keşfedersiniz. )
( Kendini-keşifte ne şiddet vardır ne şiddetsizlik. )
( Özgürleşme, keşfetme özgürlüğü demektir. )
( Zihni sessiz tutun, keşfedeceksiniz! )
( Arzuları, ihtirasları terk edin, zihninizi sessiz tutun, keşfedeceksiniz. )
( Hatanızı keşfedin ve korkudan kurtulun. )
( Siz sadece kendinizsinizdir. )
( Ancak kendi farkındalığınız ve kendi çabanızla keşfettikleriniz sizin işinize her zaman yarayacak olanlardır. )
( Kendinizi düzeltmeye gereksiniminiz yoktur - sadece kendi hakkınızdaki fikirlerinizi düzeltin. )

- "KENDİSİNDEN" değil KENDİNDEN
( "Sahibisi" demediğimiz gibi. )

- "KERÂMÂT-I" DİNNİYE ile/ve/değil/yerine/<>/> "KERÂMÂT-I" FENNİYE

- "KESER" ya da "RENDE" GİBİ OLMAK değil/yerine "TESTERE" GİBİ OLMAK
( "Hep bana, hep bana." YA DA "Hep sana, hep sana." DEĞİL/YERİNE Hem sana, hem bana. )

- "KESİLMEK" ile "TIKANMAK"

- "KESİN BİLGİ" ile/ve/değil/yerine YETKİN BİLGİ

- "KESİN DÜŞÜNCE" ile/değil/yerine TEMEL DÜŞÜNCE

- "KESİN/LİK" ile/ve/değil/yerine YETKİN/LİK

- "KESİNLİK" değil/yerine/>< YAKLAŞIM / YAKINLIK

- "KESİNLİKLE" ile/ve/değil "TAMAMEN"

- "KEŞKE ..." ile "İYİ Kİ ..."
( Geçmiş zamanın olumsuzu. İLE Geçmiş zamanın olumlusu. )

- "KEŞKE ..." değil/yerine/>< FARKINDALIK
( Ne kadar farkında olursak, "keşke"lerimiz de o kadar az olur. )

- "Keşke!" dememek için SUS!!!

- "KEŞKE, YAPMAZ OLAYDIM" değil YAPMAZ OLAYDIM / KEŞKE YAPMASAYDIM

- "KESKİN SİRKE, KÜPÜNE ZARAR" ile/ve/||/<> "ÖFKEYLE KALKAN, ZARARLA OTURUR"

- "KESKİN" ile BASKIN

- "KESKİN" ile/ve/değil/yerine BELİRGİN

- "KESKİN" ile/değil/yerine BELİRGİN

- "KESMEK" ile/ve/değil/yerine KISMAK

- "KESTİRİP ATMAK" ile/değil/yerine "BAĞLAMAK"

- "KEYFİNE GÖRE TAKILMAK" ile/ve "KAFANA GÖRE TAKILMAK"

- "KEYFİNİ SÜRMEK" ile/ve "ZEVKİNİ ÇIKARMAK"

- "KEYİF" değil/yerine/>< GEREKSİNİM

- "KİBİRLİ" ile "KASINTI"

- "KİLİTLE(N)ME" ile/değil "DÜĞÜMLE(N)ME"

- "KILLIK" ile/değil (BİLİNÇLİ) TAVIR/TUTUM

- "KİLO KAYBETMEK" değil/yerine "KİLO VERMEK"

- "KİM KİME, TIM TIMA/DUM DUMA"

- "KİMİSİ" değil KİMİ
( "Sahibisi" demediğimiz gibi! )

- "KİMLİK" ile/ve/değil/||/<>/< TARİH TORTULARI

- "KİMSE DİKKAT ETMİYOR" yerine/değil BEN NE YAPMAMALIYIM/YAPABİLİRİM?

- "KİMSEYE GÜVENME!" değil KİMSEYE (TAMAMEN) BIRAKMA!

- "KIR ATIN YANINDA YATAN, YA HUYUNDAN, YA SUYUNDAN" ile "KÖRLE YATAN ŞAŞI KALKAR"

- "KIRILMA" ile/ve "SIÇRAMA"

- "KIRILMA" ve/> DEĞİŞİM ve/> GÜÇLENME ve/> UMURSAMAMA

- "KIRILMA" ile/ve/değil EŞİK

- "KIRILMA" ile/> UMURSAMAZLIK
( Kırıldıkça değişir, değiştikçe güçlenir, güçlendikçe de umursamazsın. )

- "KIRILMAK" ile/ve KIZMAK

- "KIRILMAMA NOKTASINDAKİ" KİŞİ İÇİN SÖYLENİLECEK OLAN:
[ya] "KALPSİZ"
ile/ya da "GÜÇLÜ"

- "KİRLENMEMEK" ile/değil/yerine/||/<>/< ARINMAK

- "KIRMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/> GÖNÜL ALMAYI (DA) BİLMEK
( Herkesin yapabildiği/yapabileceği. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Bazılarının yapabildiği/yapabileceği. )

- "KIRMIZI IŞIK:
HERKESE YANMALI"
ve/fakat/ne yazık ki/>/< "BANA YANMASIN"

- "KIRO" ile/ve "HANZO"

- "KIRPMA" ile/değil/yerine KOLAYLAŞTIRMA

- "KISA KES, AYDIN HAVASI OLSUN" değil "KISA KES, AYDIN ABASI OLSUN"
( ABA: Kumaştan yapılma giysi.[Aydın efesinin abası, kısa ve dizleri açıktır.] )

- "KISA/KÜÇÜK" ile/değil MİNYON[Fr.]
( ... İLE/DEĞİL İnce, küçük, sevimli, zarif. )

- "KISACA GEÇİŞTİRMEK" değil KISACA GEÇMEK

- "KISACA GEÇMEK" ile "HIZLICA GEÇMEK"

- "KISACASI" değil/yerine "SÖZÜN KISASI"

- "KISALTMA" ve/veya "HIZLANDIRMA" ile/> GENELLEME ve İNDİRGEME

- "KİŞİ, KÖTÜ" değil İŞİ(PARA DURUMU), KÖTÜ

- "KİŞİ/ADAM/İNSAN OLMAK" ve/||/<>/=/: "72 MİLLETİ", BİR BİLMEK

- "KİŞİ/TOPLUM, DİN İÇİN" değil DİN, KİŞİ/TOPLUM İÇİNDİR!
( DİN: Kendine verdiğin söz. )

- "KİŞİLER ÜZERİNDE" değil/yerine/< KİŞİLER ÜZERİNDEN

- "KİŞİLER, DİN İÇİN" değil/>< DİN/İNSANLIK, İNSANLIK/KİŞİLER İÇİN

- "KİŞİLERİ KONUŞMAK" ile/değil/yerine KİŞİLERLE KONUŞMAK

- "KİŞİLİK BOZUKLUĞU" ile/değil/yerine KİŞİLİK ÖRGÜTLENMESİ

- "KISIRLIK" ile "KABIZLIK"

- "KİŞİSELLEŞTİRMEK" ile "KARAKTERLEŞTİRMEK"

- "KIVIRMAK" ile "BECERMEK"

- "KIVIRMAK" ile "DÖNDÜRMEK"

- "KIVRAK ZEKÂ" ile "HAZIR YANIT"

- "KIYMATARYEN" değil/yerine KIYMETARYEN
( Hayvanlara/canlılara kıyan ya da "kıyma" denilen şeyden yapılan "şeyler" yiyen. DEĞİL/YERİNE Hayvanların değerini bilip tüm canlılara saygı göstererek yaşama olanağı sunmayı tercih etme zihninde, tutum ve davranışında olanlar. )

- "KIZDIRMAK İÇİN" değil TERBİYESİZLİK/DENSİZLİK

- "KIZILDERİLİ" değil/yerine AMERİKA(N) YERLİSİ/ESKİ HİNTLİLER/OLD INDIANS

- "KIZIYOR/LAR" ile/ve/değil/yerine İSTEMİYOR/LAR

- "KIZMAK" ile/ve KINAMAK

- "KLASİK" ile/değil ANTİK/A

- "KNOWN POINTS" vs. "SOME POINTS"

- "KÖK SÖKTÜRMEK" ile "KAN KUSTURMAK"

- "KOKLATMAK" ile "KORKUTMAK"

- "KOLANYA" değil KOLONYA

- "KOLAY KOLAY" ile/değil HİÇ

- "KOLAY(LIKLA) SÖYLEMEK" ile/ve/değil/<> İNAN(M)IYOR OLMAK

- "KOLAYLIKLA BAŞARABİLMEK" ile/değil "ÜSTESİNDEN GELMEK"

- "KOMİK" ile/ve/değil/<> ZAVALLI

- "KOMPLO TEORİSİ" ile/değil/yerine TEORİ/KURAM
( [düşük/yüksek olasılıklı] Akıl hastalığı içinde. İLE/DEĞİL/YERİNE Akıl[felsefe/bilim/sanat] ile. )

- "KOMŞU, KOMŞUNUN KÜLÜNE "(BİLE)" MUHTAÇTIR" değil "KOMŞU, KOMŞUNUN 'KÜLL'ÜNE MUHTAÇTIR"
( Komşu, komşunun her şeyine muhtaçtır. "Kül"(Küllî, Külliyat), "hepsi, her, tamamı" gibi anlamlarda kullanılır. Eğer yanan şeyden arta kalan anlatılmak istenirse, "bile"(... külüne bile ...) eklenerek kullanılabilir. )

- "KONACAK" değil KOYULACAK

- "KONFOR" ile MUTLULUK

- "KONU" ile "DAVA"

- "Konu-konşu ne der?" demeden KONUŞ!!!

- "Konuşacağız da ne olacak?" demeden KONUŞ!!!

- "Konuşma!" değil SUS!!!

- "Konuşmaya ne gerek var?!" demeden KONUŞ!!!

- "KOPUK" ile/ve/değil/yerine/||/<> "İLGİSİZ"

- "KÖPÜRME" ile/ve/||/<> "YÜKSELME"

- "KÖPÜRTME" ile/<> "KÖRÜKLEME"

- "KÖPÜRTME" ile "PARLATMA"

- "KÖR ÖLÜR, BADEM GÖZLÜ OLUR" ile "İYİ OLUR, ALLAH'TAN; KÖTÜ OLUR, SENDEN/ELDEN BİLİRLER"

- "KÖR TALİH" ile "KARAYAZI"

- "KÖR" ile "GÖREN"
( Köre renk, sağıra ahenk olmaz! )

- "KORKMAK" ile/ve "NE DER?" [DÜŞÜNCESİ]

- "KORKMAK" ile/değil/yerine ONUN SEVİYESİNE İNMEMEK/DÜŞMEMEK

- "KORKMAK" ile/ve/değil UZAK KALMAK

- "KORKUTMA" ile "KORKUTMA"
( Engellemek/korumak için olan. İLE Şaşırtmak, gülmek, eğlenmek için olan. )
( Çocukları hiçbir şekilde korkutmayınız! [Belki sadece/ancak savaşta düşmanı olabilir![o da ancak daha fazla zarar görmemek içindir.] İLE Düşmanın bile olsa, ne şaka, ne de başka bir gerekçe ya da koşulla, hiç kimseyi korkutmayınız! )

- "KÖRLÜK/SAĞIRLIK"(IN NEDENİ) ile/ve/||/<> TIKANIKLIK('IN NEDENİ)
( Olanaklar/olanaklılık, rahatlık. İLE/VE/||/<> Yeti/yetenek, becerme, başarı. )

- "KÖTÜ TÜRKÇE" (OLDU) ile/değil KÖTÜ BİR İFADE (OLDU)

- "KÖTÜ" ile/ve/değil/||/<> "KABA"

- "KÖTÜ" değil FARKLI

- "KÖTÜ" ile/ve/değil/yerine/||/<> ZOR

- "KÖTÜLEMEK" ile/değil/yerine NE OLDUĞUNU BELİRTMEK

- "KÖTÜLÜK ETMEK" ile/ve/||/<>/< ZARAR VERMEK
( İnsanda. İLE/VE/||/<>/< Kişilerde ve hayvanlarda. )

- "KÖTÜMSER/LİK" >< "İYİMSER/LİK" ile/değil/yerine/>< GERÇEKÇİ/LİK
( [sadece] Tüneli "görür". >< Tünelin sonundaki ışığı "görür". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Tünelle birlikte, ışığı ve gelebilecek treni görür. )

- "KÖTÜMSERLİK" değil/yerine/>< KONUŞABİLMEK
( Konuşabilirsek, "kötümserlik" oluşmaz. )

- "KRAL OLMAK" ile/değil/yerine/>< "BABA OLMAK"

- "KRALDAN ÇOK, KRALCI/LIK" ile/ve/değil/yerine/<> "KURALDAN ÇOK, KURALCI/LIK"

- "KRALLIK" ile/ve/değil/||/<>/>/< BİLGELİK
( Davranışla. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/>/< Sessizlikle. )

- "KRİZ YOK" değil/ne yazık ki KERİZ ÇOK

- "KÜÇÜK GÖRMEK" ile/ve/<> "KÜÇÜK DÜŞÜRMEK"

- "KÜÇÜK İŞ" ile/ve/<> "BÜYÜK İŞ"
( [iş/çalışma/etkinlik] Kent içindeyse. İLE/VE/<> Kent dışındaysa. )
( Küçük çocuklara, işe gitmenin ve geri dönüşün ne kadar süreceğini anlatmak üzere kullanılabilecek sözler. )

- "KÜÇÜK ŞEYLERİ KONUŞMAMAK" ve/||/<>/>/ne yazık ki BÜYÜK ŞEYLERİ KONUŞAMAMAK

- "KÜÇÜK ZİHİN" ile/değil/yerine "ORTA ZİHİN" ile/değil/yerine "İLERİ ZİHİN"
( "Her sorunun" kendince bir yanıtı/açıklaması vardır. İLE/DEĞİL/YERİNE Deneyimlerinden öğrenir. İLE/DEĞİL/YERİNE Herşeyden ve herkesten öğrenir. )
( Kişilerle uğraşır. İLE/DEĞİL/YERİNE Olaylarla uğraşır. İLE/DEĞİL/YERİNE Düzenle/sistemle uğraşır. )
( "Dengini" arar. İLE ... İLE/DEĞİL/YERİNE Kendini arar. )
( "İleri zihinler, kendi çağının ötesindedir, zekiler, kendine bir şeyler çıkarır ve ahmak olan da buna karşı koyar.[The great person is ahead of their time, the smart make something out of it, and the blockhead, sets themselves against it.]" )

- "KUDUR(T)MAK" ile "ÇILDIR(T)MAK"

- "KUDURMAK" ile "FITIK OLMAK"

- "KUDURUK" ile/ve "AZGIN"

- "KÜFÜR" ile "PİS"

- "KÜL OLMAK" ile/ve/||/<> "GÜL OLMAK"
( Nefsini yakarak. İLE/VE/||/<> İyilik yaparak. )

- "KUL" ile/ve/||/<> KÜL
( Neye "inanıyorsak". İLE/VE/||/<> Neye "yanıyorsak". )

- "KULAK ASMAK" ile "KULAK KABARTMAK"

- "KULAK KABARTMAK" ile/değil/yerine SORMAK
( Ağız aramak, ya da kulak kabartmak yerine doğrudan öğrenmeye yönelik soru sormak gerek. [her ne kadar sorulamayacak/konuşulamayacak şeyler olsa da] )

- "KULLANICI DEĞİŞTİR" ile "OTURUMU KAPAT"

- "KULLANIM" ile MANİPÜLASYON

- "KULLANMA" ile/ve/değil/<> YARARLANMA

- "KULLANMAK" ile "DEVREDE TUTMAK"

- "KULLUK İÇİN" değil İNSANLIK İÇİN/İNSANLIĞINDAN DOLAYI

- "KULLUK" ile/ve/değil/<> GÖNÜLLÜ "KÖLELİK"
( Annelik. )

- "KULVAR AÇMAK" ile "KULVAR YARATMAK"

- "KUMAŞI FARKLI" ile "BAMBAŞKA BİR RENGİ VAR"

- "KURAL KOYMAK" ile/ve/değil/yerine "KURAL/LARI BELİRLEMEK"
( Bilenler kurallar koyar, bilmeyenler kurallara uyar. )
( Kuraldan çok kuralcı, kraldan çok kralcı olmamak gerek! )

- "KURALCILIKTA":
AKILSIZLAŞMA
>< ROBOTLAŞMA

- "KURBAN KESMEK" değil KURBAN/YAKINLIK KESBETMEK[: Çalışarak kazanma.]

- "KÜRESELLEŞMENİN ARTMASI" ile/ve/değil/||/<> SINIRLARIN AZALMASI

- "KURMAK" ile "UYDURMAK"

- "KURMAK" ile/ve "YÜRÜ(T)MEK"

- "KURMAK" ile/yerine DÜŞÜNMEK
( Kuruntu/vesvese ile zihne düşenler düşünme değildir! [kuruntulardan vazgeçebilmeli!] )
( Bırak, farklı düşünce/duygu kuşları başının üzerinden uçsunlar. Sen ancak başının üzerinde yuva yapmamalarını sağlayabilirsin! )

- "KURNAZ/LIK" ile/değil/=/<>/>/< APTAL/LIK
( İkisinin de hiçbir "kazanımı", kalıcı değildir/olamaz. )

- "KURNAZ/LIK" ile/değil/yerine ZEKİ/LİK

- "KURNAZLIK" ile/değil/yerine AKIL

- "KURTARMAK" ile "DOĞRULTMAK"

- "KURTARMAK" ile TOPARLAMAK

- "KURTULMAK" ile "SIYRILMAK"

- "KUŞKU" ile/değil/yerine FELSEFİ KUŞKU

- "KUŞKUCULUK" ile/değil/yerine GÖRELİLİK

- "KUSURA BAKMA AMA ..." değil/yerine "YANLIŞ ANLAMA AMA ..."

- "KUSURSUZLUK" ile/değil/yerine BÜTÜNLENME

- "KUTSAL" OLMAZ/DEĞİLDİR!:
DİN
ve DİYÂR ve DEM

- "KUTSALLAŞTIRMA" ile/ve/<> VAAZ (ETME)

- "KUTSALLIK" ile/ve/değil DUYGU YÜKLÜLÜK

- "KUTSAMA" ile/değil/yerine ANMA/ANLAMA

- "KUTUPLAŞMA" değil/yerine KUCAKLAŞMA

- "KUYRUĞU DİK TUTMAK" ile/değil "OMURGALI" DURMAK/DAVRANMAK

- "KUYUNUN DERİNLİĞİ" değil "İPİN KISALIĞI"

- "KUZU KUZU" ile/ve "SS / S.KE S.KE"

- "LAF ETMEK" ile "DİL UZATMAK"

- "LAHANACILAR" ile/ve "BAMYACILAR"

- "LAMİNAT" değil LAMİNANT

- "LANSE"[Fr.] (ETMEK) değil ÖNE SÜRMEK

- "LÂZIM GEREKEN" değil LÂZIM GELEN

- "LEG" vs. "FOOT" [IN OBJECTS]

- "LÜTFEN" ile/ve "RİCA EDERİM"

- "MADARA OLMAK" ile "REZİL OLMAK"
( Kötü duruma düşmek, yalanı, yanlışı ortaya çıkmak. İLE ... )

- "MADEM Kİ ÖYLE SÖYLÜYORSA/YAPIYORSA" değil "MADEM Kİ ÖYLE SÖYLÜYOR/YAPIYOR"

- "MADUR" değil MAĞDUR

- "MAĞDUR/HASTA EDEN/ETMEK" ile/ve/değil/||/<>/< MAĞDUR/HASTA OLAN/OLMAK

- "MALİYET" ile KÜLFET

- "MALUMUNUZ" ... ile/ve/değil/yerine/<> ANIMSARSANIZ ...

- "MALUMUNUZ" ... ile/ve/değil/yerine/<> BİLDİĞİNİZ GİBİ

- "MALZEME" ile SONUÇ

- "MANTIK" ile/ve/<> "MAKSAT"

- "MANTIKEN" ile/ve/değil "KURAMSAL/TEORİK OLARAK"

- "MANTIKLI" ile/ve/değil/<> UYGUN

- "MANTIKSIZ" ile/değil/yerine TUHAF

- "MANYAK/LIK" ile/ve/değil ÜMİT/UMUT

- "MASUMDUR!" ile/ve/değil/yerine/||/<> "SUÇLU DEĞİL!"
( "Suçlu değil!" demek, her zaman, zemin ve koşulda "Masumdur!" anlamına gelmez. )

- "MAVİ HAP" ile "KIRMIZI HAP"

- "MAYMUN İŞTAHLI" ile "GEL-GİT GÖNÜLLÜ"

- "MAYMUN İŞTAHLI/LIK" ile/değil/yerine ÇOK YÖNLÜ/LÜK

- "MAZUR GÖRÜN" ile/değil/yerine "KUSURA BAKMAYIN"

- "MEHENG, MEHEKK" değil MİHEKK

- "MEKANİZMA" ile/değil METABOLİZMA[Fr. < Yun. METABOLE: Değişme.]
( ... İLE/DEĞİL Canlı organizmada ya da canlı gözelerde, hareketi, enerjiyi sağlamak için oluşan, dirimbilimsel ve kimyasal değişimlerin tümü. )

- "MEL-ANKOLİK" değil MELANKOLİK

- "MEME YAPMAK" ile "PATLAK VERMEK"

- "MERAK EDİYORUM" değil DÜŞÜNÜYORUM

- "MERAK ETME(!)" ile/ve/değil/yerine "ENDİŞELENME(!)"

- "MERAKTAN" ile/ve "APTALCA"

- "MERÂTİB" ile/ve/değil/||/<>/< VETÎRE

- "MERKEZ" ile/ve/<> EV
( HESTIA: Yuva/ocak tanrıçası. )

- "MERKEZCİLİK":
TEO
ile/ve/<>/> HOMO ile/ve/<>/> ETNO ile/ve/<>/> GEO ile/ve/<>/> EGO ile/ve/<>/> ECO

- "MERKEZCİLİK" ile/ve/<>/> BAĞIMLILIK

- "MESAFE KOYMAK" ile/ve/<> "MESAFE YARATMAK"

- "MESAFELİ OLMAK" ile/ve "POLİTİK DAVRANMAK"

- "MESELE" ile "DAVA"

- "MEŞGUL OLMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ETKİN OLMAK
( 13 Fark için burayı tıklayınız... )

- "MEŞGUL" ile/değil/yerine/>< ÜRETKEN

- "MEŞHUR" ile/değil MEŞRÛ

- "METEROLOJİ" değil METEOROLOJİ

- "MEVLANEKAPI" değil MEVLÂNÂKAPI

- "MEYDAN OKUMA" ile/değil/yerine DİRENÇ

- "MEYDAN VERMEMEK" ile/ve "MEYDAN BIRAKMAMAK"

- "MEYDAN/CANINA OKUMAK" değil/yerine/>< KİTAP OKUMAK

- "MEYHÂNE"[Fars.] ile MEYANE[Fars.]
( İçki içilen lokanta. | Kabare. | Dergâh. | Mürşidin bulunduğu tekke veya mürşidin gönlü. | İLE Çorba gibi yiyeceklere tad kazandırmak için un ve yağla yapılan sos. )

- "MEYHANE" ile/ve/<> "ŞARAP"
( Gönül. İLE/VE/<> Aşk. )

- "MEYVA" değil MEYVE[Fars.]

- "MİMLE(N)MEK" ile/ve/||/<> "DİŞ BİLE(N)MEK"

- "MİNÜBÜS/MÜNÜBÜS" değil MİNİBÜS

- "MİNÜR" değil MÜNÎR[< NÛR]
( ... DEĞİL Işık veren, nurlandıran, parlak. )

- "MISIR YOLU" ile/ve "ÇİN YOLU"
( Sanat tarihinin seçtiği yol. İLE/VE ... )

- "MİSTİK" değil/yerine TANIMLANAMAYAN UNSURLAR

- "MIZMIZ/LIK ("FELSEFE")" ile/değil/yerine FELSEFE

- "MODERN TÜRKÇE'MİZ" değil TÜRKÇE'NİN, MODERN KULLANIMI

- "MODERN" (OLMAK) değil/yerine UYGAR OLMAK

- "MODERNİZM" ile "BATI'LILAŞMA"

- "MUHABBET SOKAK" değil İNCİLİ ÇAVUŞ SOKAĞI

- "MUHÂFAZA ve/+ KÂR" ile/değil/yerine/>< MUHÂFAZAKÂR/KORUYUCU

- "MUHAKKAK Kİ ..." ile/değil/yerine "HERHALDE ..."

- "MÜKEMMEL/LİK" >< KİŞİ/İNSAN

- "MÜKEMMELİYETÇİ/LİK" ile/ve/değil/<> "GARANTİCİ/LİK"

- "MÜLKİYET" "HAZZI" değil/yerine VAROLUŞ SEVİNCİ

- "MUM DİBİNE IŞIK VERMEZ" ile "TERZİ KENDİ SÖKÜĞÜNÜ DİKEMEZ"

- "MÜMKÜN MÜ?/OLANAKLI MI?" ile/değil "OLASI MI?"

- "MÜMKÜN MÜ?/OLANAKLI MI?" ile/değil "OLASI/OLASILIKLI MI?"

- "MUMLA ARAMAK" ile/ve "SAMANLIKTA İĞNE ARAMAK"

- "MÜNÜBÜS" değil MİNİBÜS

- "MÜREKKEP YALAMAK" ile "OKUMAK"
( Âharlanmış kağıt bezir işi mürekkebi emmediği için yanlış yazıldığında ıslatarak silmek mümkündür. Hattatlar ellerini tükürükleyerek veya yalayarak yanlışlarını düzelttiklerinden "mürekkeb yalamak" deyimi ortaya çıkmıştır. )

- "MÜTEVAZILIK" değil TEVAZÛ

- "MUTLAK DEĞERLİ" ile/değil/yerine DEĞERLİ

- "MUTLAK ÖZGÜRLÜK" >< EŞİTLİK ile/<> "MUTLAK EŞİTLİK" >< ÖZGÜRLÜK
( Özgürlük ve Eşitlik, genişlediği oranda, birbirini yok eder.
[ "Mutlak Özgürlük" diye bir şeyden bahsettiğimiz oranda "Eşitlik"ten,
"Mutlak Eşitlik" diye bir şeyden bahsettiğimiz oranda da, "Özgürlük"ten bahsedemeyiz. ] )

- "MUTLAK" ile/ve/değil/yerine DÜŞÜNME BİÇİMİ

- "MUTLAKA ... OLABILIR" değil MUTLAKA OLUR ya da [sadece] OLABİLİR

- "MUTLAKA" ile/ve/değil/yerine/||/<> "KUŞKUSUZ"

- "MUTSUZLUK" değil/yerine/> DEĞERİNİ AZALTMAK
( Bir şeyin/kişinin, bize verdiği mutsuzluktan kurtulmak istiyorsak, ona verdiğimiz "değeri/itibarı" azaltmamız gerekiyor. )

- "NAMIK KEMÂL" FIKRALARI değil NÂM-I KEMÂL FIKRALARI

- "NAPOLYON KİRAZ"[< ZİRAAT 0900] ile/ve/||/=/<> AKŞEHİR NAPOLYONU ile/ve/||/=/<> SALİHLİ | ALLAH DİYEN ile/ve/||/=/<> DALBASTI ile/ve/||/=/<> FISFIS ile/ve/||/=/<> SCHNEIDERS SPAETKNORPEL | ZEPPELIN | NORDWUNDER ile/ve/||/=/<> FERRORIVA
( Genel ve ziraat terimi. İLE/VE/||/=/<> Afyon bölgesindeki adı/türü. İLE/VE/||/=/<> Manisa bölgesindeki adı/türü. İLE/VE/||/=/<> Malatya bölgesindeki adı/türü. İLE/VE/||/=/<> Çanakkale bölgesindeki adı/türü. İLE/VE/||/=/<> Almanya'daki adı/türü. İLE/VE/||/=/<> İtalya'daki adı/türü. )

- "NASIL KULLANIŞI" değil NASIL KULLANILDIĞI

- "NASIL OLSA" (ŞU/RADA VAR) ile/değil/yerine "NEYSE Kİ", ŞU/RADA VAR

- "NASIL OLURSA OLSUN" ile/değil "NASIL OLMUŞ OLURSA OLSUN"

- "NE DERSİN?" ile/ve/<> "NE EDERSİN?"
( N DERSİN? <> N EDERSİN? )
( Ne edersen onu dersin, ne dersen onu edersin! )

- "NE DESEM BOŞ" değil/yerine NE DESEM ÇOK, NE DESEM AZ

- "NE DESEM(/DESEN) BOŞ" ile/değil/yerine "NE DESEM(/DESEN) AZ"

- "Ne diye dinleyeyim?" diyorsan DİNLE!!!

- "Ne diye susayım?" diyorsan SUS!!!

- "NE DİYEBİLİRİM (Kİ)?" değil "NE DENİLEBİLİR (Kİ)?"

- "NE HALE GELMİŞSİN!" ile/ve/değil/yerine "NE KADAR DEĞİŞMİŞSİN!"

- "NE KADAR GERÇEKTİR?" ile/değil "NASIL BİR GERÇEK?"

- "NE KADAR KULLANILABİLİR OLMASI" değil "NE KADAR KULLANILABİLİR OLDUĞU"

- "NE ÖĞRENDİMSE/YAPTIMSA" değil NE ÖĞRENDİYSEM/YAPTIYSAM

- "NE OLDUĞUN" ile/değil/yerine NE OLACAĞIN
( Belirlidir. İLE/DEĞİL/YERİNE Belirli değildir. )

- "NE OLDUĞUNDAN ÇOK ..." ile/ve/değil "NE OLDUĞUNDAN ÖNCE ..."

- "NE OLDUM!" ile/değil/yerine "NE OLACAĞIM?"

- "NE ŞEKER" ile/ve "NE TUZLU"
( Bir şeyin hoşluğu anlatılmak istendiğinde. )
( Türkiye ve birçok kültürde. İLE/VE İran'da. )

- "Ne söylesen az!" olduğu için DİNLE!!!

- "Ne söylesen az!" olduğu için SUS!!!

- "Ne söylesen çok!" olduğu için DİNLE!!!

- "Ne söylesen çok!" olduğu için SUS!!!

- "NE YAPACAK BENİ Kİ?" değil NE YAPACAK Kİ BENİ?

- "NE YAPARSAN YAP" değil SEN BİLİRSİN

- "NE YAPIYORSUN?" ile "NAPIYOSUN?"
( Yapılan işin ne olduğu ile ilgili soru. İLE Merhabalaşma niteliğinde "soru". )

- "NE YAZIK Kİ/MAALESEF ..." ile/değil/yerine/>< "ÇOK ŞÜKÜR (Kİ) ..."

- "NE ZAMAN KONUSU AÇILINCA" değil NE ZAMAN KONUSU AÇILIRSA

- "NEDEN OLMA" ile/ve/değil/yerine/||/<> "ZEMİN HAZIRLAMA"

- "NEDEN OLMAK" ile "YOL AÇMAK"

- "NEDENSİZ/SEBEPSİZ" ile/değil "BİR ANDA"

- "NEMRUT/LUK" ile YÜZÜ/SURATI ASIKLIK

- "NEMRUTLUK" ile MESAFELİLİK

- "NEREDE ÇOKLUK, ORADA BOKLUK" ile/ve/değil/yerine NEREDE HAREKET, ORADA BEREKET

- "NEREDE OKUDUĞUMU BİLMİYORUM AMA ..." değil "NEREDE OKUDUĞUMU ANIMSAYAMIYORUM AMA ..."

- "NEREDE, O ESKİ BAYRAMLAR/RAMAZANLAR" değil NEREDE, O ÖNCEKİ BEN

- "NEREYE GELDİĞİMİZ" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< NEREDEN GELDİĞİMİZ

- "NESEB/SOY" değil/yerine/>< NİSBET

- "NEYİ KAYBETTİK?" değil/yerine BAŞKALARI, BİR ŞEYLERİ İNŞÂ ETTİ, ETMEYE DEVAM EDİYOR
( )

- "NEYİ SEMBOLİZE EDİYOR/EDER?" değil/yerine "NEYİ SİMGELİYOR/SİMGELER?"

- "NEYİNİ BEĞENMEDİN?" değil "NESİNİ BEĞENMEDİN?"

- "NEYSE ..." değil/yerine PEKİ ...

- "Neyse ki!" de DİNLE!!!

- "Neyse ki!" de, SUS!!!

- "NEZLİNDE" değil NEZDİNDE

- "Niye?" diye sormuyorsan DİNLE!!!

- "Niye?" diye sormuyorsan SUS!!!

- "Niye?" diye soruyorsan DİNLE!!!

- "Niye?" diye soruyorsan SUS!!!

- "NO ADMITTANCE | GİRİLMEZ" değil/yerine GİRİLMEZ (NO ADMITTANCE)
( Önce/üstte Türkçe'si, sonra/altında İngilizce'si. )

- "NOKTA KOYMAK":
TÜMCENİN SONUNDA
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İKİRCİKTE

- "NORMAL KİŞİ" :/= ANORMAL KİŞİ

- "NOT BIRAKMAK" değil NOT İLETMEK

- "NOTA'DAN, SENFONİ'YE" ile/ve/||/<> "ZERRE'DEN, OKYANUS'A"

- "NUHNEVİDEN KALMA" (ÂDETLER) değil NUH NEBÎ(PEYGAMBER)'DEN GELEN

- "NUTKUN TUTULMASI" ile "BASİRETİN BAĞLANMASI"

- "NUTUK ATMAK" ile "NUTUK ÇEKMEK"

- "NUTUK ATMAK" ile/değil/yerine ÖĞÜT VERMEK
( Hiçbir ârif, "nutuk" atmaz. )

- "O AÇIDAN" ile/ve DOLAYISIYLA

- "O ANLAMDA" ile/ve "O AÇIDAN"

- "O DA HAKLI, O DA, O DA" ile/değil/yerine HER BİRİNDE, HAKLILIK PAYI VAR

- "O DÖNEMDE, ..." ile/değil "O DÖNEM DE, ..."
( Dahi anlamındaki "de" ayrı yazılır! Lütfen! Sadece biraz (daha) özen! )
( Konfüçyüs: "Eğer konuşulan dil doğru değilse, o zaman söylenilen şey, söylenilmek istenen şey olmaz. O zaman, yapılması gereken yapılmaz ve eğer işler yapılmadan kalırsa, maneviyat ve sanat bozulur. O zaman, adâlet, sahtekârlıkla yürür. Eğer bu olursa, kişiler kendilerini umutsuz bir karmaşanın içinde bulurlar. Bu nedenle, söylenilen şey, her şeyden önemlidir ve bu konuda dikkatsizlik yapılmamalıdır." )

- "O KADAR DA UZUN BOYLU DEĞİL" ile "ATLA, DEVE DEĞİL YA"

- "O OLMAK" ile/ve/değil/yerine KENDİN OLARAK, "O OLMAK"

- "O ZAMAN" ile/ve "BU SEFER"

- "O ZAMAN" ile/ve/yerine "O HALDE"

- "O ZAMAN" ile/ve/değil/yerine O TAKDİRDE

- "O" DİLİ ve "BİZ" DİLİ ve "BEN" DİLİ

- "O" ile/değil/yerine ONDAKİ İLÂHÎ TECELLÎ

- "O, BEN DEĞİLİM" değil "O, BEN DEĞİL"

- "ÖDEŞMEK" ile/ve/<> "BOY ÖLÇÜŞMEK"

- "ÖDÜN VERMEK" ile/değil/yerine ÖNCELİK YÖNETİMİ

- "ÖFKE" ile/ve/||/<>/> "KAYGI"

- "ÖĞLEN" (YEMEĞİ/TATİLİ/ARASI) değil ÖĞLE (YEMEĞİ/TATİLİ/ARASI)
( Halk dilinde. | Meridyen düzlemi.[NIFS-I NEHAR] DEĞİL Gün ortası.[Öğleden önce, öğleye doğru.] )

- "ÖHÖ ÖHÖ" ile "ÇÜŞŞŞŞ"

- "OKU, BABAN GİBİ EŞEK OLMA!" ile/değil OKU BABAN GİBİ, EŞEK OLMA!
( Virgülün/vurgunun/durağın nerede olduğu çok önemli! )

- "OKUN YAYDAN ÇIKMASI" ile "YIRTIK DONDAN ÇIKMAK"

- "Olabilir!" de DİNLE!!!

- "Olabilir!" de, SUS!!!

- "OLABİLİR" yerine "ZAMAN GÖSTERECEK"

- "OLABİLİRLİK" değil OLASILIK

- "OLABİLİTE" değil OLASILIK

- "OLANAK SAĞLAMAK" ile/ve "OLANAKLARI SEFERBER ETMEK"

- "OLANAKLI" ile/ve/değil "YANLIŞ DEĞİL/OLMAYACAKTIR"

- "OLANAKSIZI İSTEMEK"

- "OLASI DEĞİL" yerine "KOLAY DEĞİL"

- "OLASI DEĞİL" değil "KOLAY DEĞİL"

- "OLASI" ile/ve/değil/yerine OLASILIKLI

- "OLDU" ile "OLUYOR" ile "OLACAK"
( Daha önce defalarca olmuş olsa bile; olmaya devam ediyor ya da edecek "görünse" bile; olacağı "kesin" diye beklenilse bile olmaya devam edecek anlamına gelmez/getirilemez. )

- "ÖLDÜ" değil/yerine "YORULDU GİTTİ"

- "ÖLDÜĞÜNDE" değil/yerine "NEFSİN ÖLÜMÜ TADDIĞINDA"

- "OLDUKÇA" ile "İYİCE"

- "ÖLENE KADAR" ile/değil ÖĞLENE KADAR

- "OLMAMIŞ" ile/ve "DÜŞMEMİŞ"

- "OLMASI GEREKİR" değil OLSA GEREK

- "OLMASIN" ile "OLMASIN VARSIN"/"OLMAYIVERSİN"

- "ÖLMEK" ile/değil/yerine YAŞAM(AY)I TAMAMLAMAK/HAY(I)R'LAMAK

- "ÖLMEK" ile/değil/yerine/>< YAŞAMAK
( Yaşamakla meşgul olmazsan, ölmekle meşgul olursun. )

- "ÖLMEYE DEĞER" ile ÖLDÜRMEYE DEĞER ile/değil/yerine YAŞAMAYA DEĞER
( Birkaç şey var. İLE Hiçbir şey yok. İLE/DEĞİL/YERİNE Çok şey var. )

- "ÖLÜLER KİTABI" değil "GÜNIŞIĞINA ÇIKIŞ KİTABI"

- "ÖLÜMDEN SONRA, YAŞAMIN OLUP OLMADIĞI" değil/yerine ÖLÜMDEN ÖNCE, SENİN, YAŞAMDA OLUP OLMADIĞIN

- "OLUMLU TEPKİ" değil OLUMLU GERİBİLDİRİM

- "OLUMSALLIK" ile/ve/ne yazık ki/||/<> KEYFÎLİK

- "OLUMSUZLUK" ile/ve/değil TARZ

- "OLUMSUZLUK" ile/ve/değil TERCİH

- "OLUR MU?" ile "OLMAZ MI?"

- "OLUR" ile/ve/||/<> "OLMAZ"
( Diye bir şey yok! İLE/VE/||/<> Diye bir şey yok! )

- "OMURGASIZLIK" ile/değil BİLGELİK/İRFAN

- "ON DÖNÜM BOSTAN, YAN GEL, YAT OSMAN" ile "ARMUT PİŞ, AĞZIMA DÜŞ"

- "ÖNCEKİSİNDEN" değil ÖNCEKİNDEN

- "ÖNCESİ-SONRASI"LI ile/değil/yerine KARŞILIKLILIK/EYTİŞİM(DİYALEKTİK)

- "ÖNDERLER":
"MELEK"
ile/ve/||/<> "İNSAN"
( Daha kötüleriyle kıyaslanınca. İLE/VE/||/<> Daha iyileriyle kıyaslanınca. )

- "ÖNE ÇIKARMA" ile "TEMEL/E ALMA"

- "ÖNE ÇIKARMAK" ile "MERKEZE ALMAK"

- "ÖNE SÜRMEK" ile/ve "ÖNE ÇIKARMAK"

- "ÖNE SÜRMEK" ile/ve/||/<>/< SAVUNMAK

- "ÖNEM/DEĞER VERMEMEK" ile/ve "ÖNEMSİZ/DEĞERSİZ GÖRMEK"

- "ÖNEMİ YOK" ile/değil BELİRLEYİCİLİĞİ YOK

- "ÖNEMLİ BULMAK" ile/ve/değil/yerine/<> ÖNEMSEMEK

- "ÖNEMLİ DEĞİL" değil FAZLA ÖNEMLİ DEĞİL

- "ÖNEMLİ DEĞİL" ile/ve/değil/yerine ÖNEMSİZ

- "ÖNEMLİ FARK" ile/ve "BÜYÜK FARK"

- "ÖNEMLİ OLAN" ile/ve/değil/yerine ÖNEMİ OLAN
( Herşeyin bir (az/orta/çok) önemi(değeri) vardır fakat önemli olup olmamayı, öncelik belirler. )

- "ÖNEMLİ(ÖNCELİKLİ)" ile/ve/değil/yerine/<>/>< DEĞERLİ
( Siyaset ve ticaretin itibar ettiği. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/>< İlim ve irfanın itibar ettiği. )

- "ONLA/ŞUNLA-BUNLA" değil ONUNLA/ŞUNUNLA-BUNUNLA

- "ONLARIN TEKELİNDE" ile/ve/değil/yerine/<> "ONLARLA ÖZDEŞ"

- "ONU SÖYLEMENİN ANLAMI NE?" ile/ve "ONU SÖYLEMENİN ÂLEMİ NE?"

- "ONU/ŞUNU (ŞÖYLE ŞÖYLE) YAPACAK BİRİ DEĞİLİM" ile/değil/yerine ONU/ŞUNU (ŞÖYLE ŞÖYLE) YAPACAK ZİHNE SAHİP (BİRİ) DEĞİLİM

- "ÖNÜMÜZDEKİ HAFTA" ile/değil BİR SONRAKİ HAFTA

- "ONUN/SENİN YERİNE" değil "ONUN/SENİN İÇİN"

- "ÖNYARGI" ile/ve/değil/||/<>/> "SONUÇ ODAKLILIK"

- "ÖNYARGILARINI" YENİDEN DÜZENLEMEK ile/değil/yerine DÜŞÜNMEK

- "OPPOSITE" vs. INCONGRUOUS

- "ÖPÜŞEN" değil ÖRTÜŞEN

- "ÖRNEĞİN, ... GİBİ" değil "ÖRNEĞİN, ..." ya da "... GİBİ"

- "ÖRNEK ALMAK" ile "DERS ALMAK"

- "ÖRNEK ALMAK" ile/ve ÖYKÜNMEK

- "OROSPU" ile/değil METRES

- "ORTADA BIRAKMA/KALMA" ile/ve/||/<>/>/< BELİRSİZLİK

- "ORTADAN KALDIRMAK" ile/ve DÖNÜŞTÜRMEK

- "ORTAK (ALAN/PARA/BİLGİ vs.)" ile/ve/değil "TOPLAM (ALAN/PARA/BİLGİ vs.)"

- "ORTAYA ÇIKMA" ile "KENDİNİ GÖSTERME"

- "ÖRTÜŞME" ile/ve "BULUŞMA"

- "OSMANLI İMPARATORLUĞU/DEVLETİ" değil OSMANLI HANEDANI
( Avrupa'lıların sonradan yüklediği bir tanımdır. Osmanlı, hiçbir zaman "imparatorluk" olmamıştır! [insanı, hak ve hukuku hiçe saymak gibi bir tutumu yoktur] )

- "OSMANLICA" değil OSMANLI TÜRKÇESİ

- "OT" ile/ve/değil SEBZE

- "ÖTEKİLEŞTİRME" değil/yerine/>< [sadece] ÖTEKİ/BAŞKASI

- "ÖTEKİSİ" değil ÖTEKİ
( "Sahibisi" demediğimiz gibi. )

- "OTOMATİKMAN/OTOMATİK OLARAK" ile/ve DOĞRUDAN/"DOĞAL OLARAK"

- "OTURMA" ile/ve/değil KAPLAMA

- "ÖYLE ARAÇLAR KULLANACAĞIZ" değil "ARAÇLARI, ÖYLE KULLANACAĞIZ

- "ÖYLE BİRİSİNLE" ... değil ÖYLE BİRİYLE ...

- "ÖYLE" "GÖRMEK" ile "ÖYLE" "GÖRMEMEK"

- "Öyle"yi "Böyle" yapmak için DİNLE!!!

- "Öyle"yi "Böyle" yapmak için SUS!!!

- "ÖYLECE" ile/ve "AYNEN"

- "ÖYLESİNE ..." ile/değil ÖYLESİ ...

- "OYNAYAN/LAR" ile/yerine "GİBİ YAPANLAR"

- "OYUN" ile "DÜMEN"

- "OYUN" ile/ve/değil CİLVE

- "ÖZ TÜRKÇE" ile/ve/değil/yerine/||/<> TAM TÜRKÇE

- "ÖZELLİK" ile/ve/değil DURUM

- "ÖZGÜN" ile/değil "KAFASI KARIŞIK"

- "ÖZGÜR İRÂDE" değil İHTİYÂR

- "ÖZGÜRLÜĞÜNE MÜDAHALE" değil YAKINLIK ya da SAMİMİYET

- "ÖZGÜRLÜĞÜNE" YÖNELİM/EĞİLİM ile/ve/değil/yerine ÖZGÜRLÜĞE YÖNELİM/EĞİLİM

- "ÖZLEM" ve/ne yazık ki/||/<> SIKILMA ve/ne yazık ki/||/<> "TUTULMA"
( Geride bıraktıklarımızı. VE/NE YAZIK Kİ/||/<> Elimizin altındakinden. VE/NE YAZIK Kİ/||/<> Ulaşamadıklarımıza. )

- "ÖZÜNDE ..." ile/ve/<> "SONUÇTA ..."

- "ÖZÜR DİLERİM" ile "KUSURA BAKMA"

- "ÖZÜR DİLERİM" değil/yerine "ÖZÜR/ÖZRÜMÜ BEYAN EDİYORUM/EDERİM"

- "PABUÇ BIRAKMAMAK" ile "PABUCUNU DAMA ATMAK"

- "PAHALI" ile/değil/yerine "BANA ÇOK GELİR"

- "PAHALI" ile/ve/değil "BANA ÇOK GELİR"

- "PANİK YAPMA!" ile "ACELE ETME!"

- "PARA" (SAPLANTISI) değil/yerine KİŞİ/İNSAN[KARDEŞ/ARKADAŞ/OLANAKSIZ/MAĞDUR]

- "PARALI SEKS" ile "PARAYLA SEKS"
( Olabilir. İLE Olmaz! )

- "PARAMETRE/LER" ile/ve "DİNAMİK/LER"

- "PARANTEZE ALMAK" ile "KENARA KOYMAK"

- "PARASINI ÖDEMEK" ile/değil/yerine "ÜCRETİNİ ÖDEMEK"

- "PARMAK BASMAK" ile "ALTINI ÇİZMEK"

- "PARTNER" ile KAVALYE

- "PASTIRMA YAZI" değil
BASTIRMA(/BASTIRAN) "YAZ"/I


- "PATRON OLMAK" ile/değil/yerine ÖRNEK VE ÖNDER OLMAK

- "PAY" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HAK

- "PAYLAŞMAK" ile "KIRIŞMAK"

- "PAZARLIK" ile/değil/yerine TARTIŞMA

- "PAZARTESİ'NE" değil PAZARTESİ'YE

- "PAZU GÖSTERMEK" ile/değil/yerine/||/<>/></< GÖNLÜNÜN GENİŞLİĞİ

- "PEK KOLAY DEĞİL" değil "PEK OLASI DEĞİL"

- "PERDE" ile/değil/yerine "BASAMAK"

- "PERDE" ile/değil/yerine "BASAMAK"

- "PERDE" ile "PERDELEME"

- "PERŞEMBE'NİN GELİŞİ, ÇARŞAMBA'DAN, BELİRLİ OLUR" ile/<> "ADAM OLACAK ÇOCUK, BOKUNDAN BELİRLİ OLUR"

- "PES ETMEK" ile/ve/değil/yerine/>< AKIŞINA BIRAKMAK

- "PES ETMEK" ile/ve/değil/yerine VAZGEÇMEK

- "PEŞİNDE KOŞMAMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<> VAZGEÇMEK

- "PİÇ/FIR" ile "PUŞT"

- "PİS" ile/değil/yerine "ÇİĞ"

- "PİS" ile/değil BİZ

- "PİŞMİŞ AŞA SU KATMAK" ile "BİR ÇUVAL İNCİRİ BERBAT ETMEK"
( BER-BÂD[Fars.]: Perîşan, harap, viran. | Pis, fenâ, kirli. )

- "PLUTON OLMA!" ve "MERKÜR OLMA!"
( Donarsın! VE Yanarsın! )
( İkisi de olma! Dünya/da ol! )

- "POLİTİKACI" değil/yerine DEVLET ADAMI
( Seçimleri düşünür. DEĞİL/YERİNE Gelecek kuşakları düşünür. )

- "POMPALAMAK" ile/değil/yerine DESTEKLEMEK

- "PORTAKAL GAZI" değil RENKLİ VE GAZLI SİS BOMBASI
( Portakal gazı diye bir şey yokmuş. )

- "POSTA KOYMAK" ile/ve "ULTİMATOM VERMEK"

- "POT KIRMAK" ile "ÇAM DEVİRMEK"

- "POTANSİYEL" ile "KONDİSYON"

- "POZ" ile/değil/yerine KOZ

- "PRENSİP OLARAK ..."/"PRENSİPTE ..." değil/yerine İLKECE ...

- "PRI MADONNA" değil PRIMA DONNA[İt.]
( ... DEĞİL Operada, baş kadın rolünü oynayan oyuncu. )

- "PROBLEM" değil AYRIM

- "PROTEST" (TUTUM/TAVIR) değil/yerine TEPKİCİ/TEPKİSEL (TUTUM/TAVIR)

- "PUT KIRMAK" ile/değil "YORGAN SİLKMEK"

- "RAFİNE TUZ" yerine DENİZ/KAYA TUZU

- "RAHAT" ile ÇOLPA/MELEME
( Rahatına düşkün. )

- "RAHAT/LIK" ile "YAVŞAK/LIK"

- "RAHAT/LIK" ile/ve/değil TERBİYESİZ/LİK

- "RAHATLAMAK" ile/ve "DÜZE/DÜZLÜĞE ÇIKMAK"

- "RAHATLIK" ile "KAFANIN BASMAMASI"

- "RAHATLIK" ile/ve/değil ANLAYIŞ

- "RAHATLIK" ile ATARAKSİ
( ... İLE Zihin rahatlığı. )

- "RAHATLIK" ile/ve CESARET

- "RAHATLIK" ile/ve/değil/yerine ÖZGÜVEN

- "REDDEDİLDİ" ile/ve/||/<> "KABUL EDİLMEDİ"

- "RENGİ DÖNMÜŞ" ile "RENGİ ATMIŞ"

- "RENK KATMAK" ile/ve TAMAMLAMAK

- "RENK VERME(ME)K" ile/ve/<> "KOZ VERME(ME)K"

- "RENKLENDİRMEK" " ile/ve ÇEŞİTLENDİRMEK

- "RESMEN" ile "KESİN"

- "REZARVASYON" değil REZERVASYON

- "RİSK ALMAK" ile/değil/yerine/>< ÖNLEM ALMAK

- "RİVÂYET TEFSİRİ" ile/ve/değil/yerine/<> DİRÂYET TEFSİRİ

- "ROL GEREĞİ" değil ROLÜN EREĞİ

- "ROL YAPMAK" ile "ROL KESMEK"

- "ROMANTİK" ile/değil DUYGUSAL/LIK

- "RUHSAL/LIK" değil/yerine ANLAM/LI/LIK

- "RUS" ELMASLARI/ALTINLARI değil YAKUTİSTAN ELMASLARI/ALTINLARI
( "Rus" elmaslarının %99'u, altınlarının %20'si, Yakutistan'dan çıkarılır. )

- "S.KLMİŞ GÖTÜN DAVASI OLMAZ" ile/ve "GEÇTİ BOLUN PAZARI, SÜR EŞEĞİNİ NİĞDE'YE"

- "SAATLER OLSUN" değil SIHHATLER OLSUN

- "SABAHA KARŞI" değil SABAHA DOĞRU

- "SABAHTAN BERİ ..."

- "Sabır törpüsü" olmamak için SUS!!!

- "SAÇI KEL" değil KAFASI KEL

- "SAÇMA"LIK ile/ve/<>/değil/yerine ANLAŞILAMAZLIK

- "SAÇMA" ile/ve/değil/yerine YETERSİZ/LİK

- "SAÇMA(SAPAN)" ile "KELALÂKA"

- "SAÇMA-SALAK" değil SAÇMA-SAPAN

- "SAÇMALIK" ile/ve/değil/yerine/<> ÇELİŞKİ

- "SADECE ..." ile "SALT ..."

- "SADECE O MU?" ile/ve/değil O MU SADECE?

- "SADECE ŞAKAYDI" ile/ve/||/<> "BİLMİYORUM" ile/ve/||/<> "UMRUMDA DEĞİL" ile/ve/||/<> "TAMAM"
( [Ardında, en azından, küçük bir ... ]
Gerçeklik yatar. İLE/VE/||/<> Bilgi yatar. İLE/VE/||/<> Düşünce ve/ya da duygu yatar. İLE/VE/||/<> Acı yatar. )

- "SADECE" ve/<> "AĞIRLIKLA"/YOĞUNLUKLA

- "SADECE" ile/ve/değil/yerine ÖNCELİKLE

- "SADELİ" değil(/olmaz) SADE

- "SAF ..." ile/ve/<> "SADECE ..."

- "SAF ..." değil SALT ...

- "SAFLIK" ile/ve/değil/yerine/||/<> TESLİMİYET

- "SAĞ/SOL BEYİN" değil SAĞ/SOL YARIMKÜRE

- "SAĞA ÇEKMEK" ile "KENARA ÇEKMEK"

- "SAĞLAM/LIK" ile/ve GEÇERLİ/LİK

- "SAĞLAMAK" ile/değil "KURMAK"

- "SAĞLAMAK" ile "ÖNAYAK OLMAK"

- "SAHİBİ OLMAK" ile/değil/yerine PARÇASI OLMAK

- "SAHİP ÇIKMAK" ile/ve/değil PAYLAŞAMAMAK

- "SAHİP OLMAK" ile/değil/yerine "ŞAHİT OLMAK"

- "SAHİPLENME" ile/değil/yerine/< AİDİYET
( Kentte. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Köyde, doğada. )

- "SAHİPLENME" ile/ve/||/<> KOLLAMA

- "SAKIN HA!" ile "AMAN HA!"

- "SAKINAN GÖZE ÇÖP BATAR" değil "SAKINILAN GÖZE ÇÖP BATAR"

- "SAKLA BENİ, VARKEN; BULUNAYIM SANA, YOKKEN" ile/ve "SAKLA SAMANI, GELİR ZAMANI"

- "SAKLANMAK" ile/ve/değil/yerine GERİDE DURMAK

- "SALAK/LIK" ile/ve/<>/değil ÇARESİZ/LİK

- "SALATA" ile/değil/yerine KOMEDİ

- "SALDIRI" ile/değil/yerine "ÇIKIŞ"

- "SALDIRI" ile/ve/değil/yerine/<> EYLEMSİZLİK/KAYITSIZLIK

- "SALDIRMAK" ile/ve/değil "YÜKLENMEK"

- "SALLAMAK" ile "ATMAK"

- "SAME" vs. "SIMILAR"

- "SAMİMİYET" ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/> ÇIKAR

- "SANA (DA) BİR ŞEY SÖYLENİLMİYOR" değil/yerine NE SÖYLEYECEĞİNİ (İYİ) BİLMEK
( Ne söylediğini ve haddini iyi bilirsen beklemediğin tepkiler de almazsın. )

- "SANA SÖVÜYORUM" değil/yerine/>< SENİ SEVİYORUM
( DEĞİL/YERİNE/>< )

- "SANATÇIYIM" DİYEBİLMEK İÇİN:
USTANI GEÇECEKSİN
ve/||/<>/> SENİ GEÇECEK BİR ÖĞRENCİ YETİŞTİRECEKSİN

- "SANATIN KAVRANMASI" değil SANATSAL DUYARLILIK

- "SANIRIM ... OLABİLİR" değil "SANIRIM ..." ya da "... OLABİLİR"

- "SANIRSAM" değil SANIRIM

- "SANKİ YEDİM" CAMİSİ
( Fatih'te, Sanki Yedim Sokağı'ndadır. [Hocanın, yediğini farz ederek biriktirdiği para ile yaptırılmıştır.] )

- "SANKİ" ile "...MIŞ GİBİ"

- "SANKİ" ile "GALİBA"

- "ŞANSLI" (OLAN) ile/ve/değil/yerine "ŞANSINI" YARATAN (OLMAK)
( Kişileri değil de, konu/kavram, olgu ve olayları düşünerek yaşamanın ve konuşmanın önemli(öncelikli) olduğunu anımsayarak, kişinin "şanslı" olup olmadığı değil, olanaklarını, fırsatlarını değerlendirmesini/yaratmasını, olasılıkları yönetmenin esas olduğunu düşünmektir aslolan. )

- "SAPASAĞLAM" ile "TAŞ GİBİ"

- "SAPIK" ile/değil AZGIN

- "SAPIK/LIK" ile/değil/yerine SAPKIN/LIK
( Yükleme. İLE/DEĞİL Tespit. )

- "SAPITMA" ile/değil SAPMA

- "SAPKIN" ile/değil/yerine ÇAPKIN

- "SAPLAMA" ile/değil SAPTAMA
( Hızla batırmak. İLE/DEĞİL Bir şeyi belirgin kılma, tespit. | Yıkanmış gümüş bromürlü tabakanın, gümüş bromür kalıntılarını eritmek için filmin kimyasal bir eriyikten geçirilmesi. )

- "SARHOŞ İKEN" ile/değil SARHOŞ İSEN

- "SARIKIZ" ile "SARIKIZ"
( İnek. İLE Deve örümceği. )

- "ŞARKI MEŞK ETMEK" değil MEŞK ETMEK

- "ŞARKI MEŞK ETMEK" değil ŞARKI/YI İCRÂ ETMEK

- "SATIR ARASI" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BAĞLAM

- "SAV/İDDİA"YA KARŞI, KANIT ORTAYA KOYMA SORUMLULUĞU:
GÜMRÜKTE
ve/||/<> İNSAN HAKLARINDA ve/||/<> KİŞİSEL VERİ İŞLEMEDE
( Kişiye aittir.[Bunların dışındakilerde, "sav/iddia" sahibinindir.] )

- "SAVRULMA" ile/değil SARSILMA

- "SAVUNDUĞUNDAN" DOLAYI BİLMEK ile/değil/yerine/>< BİLDİĞİNDEN DOLAYI SAVUNMAK

- "SAVUNULMASI BİZE DÜŞMEZ" değil SAVUNULMASINA GEREK KALMAZ/YOKTUR

- "SAYGI DUYMAMIZ GEREK/LÂZIM" değil "SAYGI GÖSTERMEMİZ GEREK/LÂZIM"

- "SAYGISIZLIK" ile/değil/yerine (FAZLA/AŞIRI/AYKIRI) "RAHATLIK"

- "SAYGISIZLIK" ile/ve/değil/||/<>/< ÇEKİNCESİZLİK

- "SAYIN APARTMAN YÖNETİCİLİĞİ" değil SAYIN APARTMAN YÖNETİCİSİ/YÖNETİMİ

- "SDK" değil STK
( "Sivil Devlet Kuruluşu" DEĞİL Sivil Toplum Kuruluşu )

- "ŞEHADET" değil ŞAHÂDET
( TANIKLIK, ŞÂHİTLİK ETME | BİR ŞEYİN DOĞRULUĞUNA İNANMA | DELÂLET, ALÂMET, İŞÂRET | GÖZLE GÖRÜLEN ŞEYLER )

- "ŞEHVET" ile/ve/<> ŞÖHRET

- "ŞEKER" HASTALIĞI ile "GİZLİ ŞEKER" HASTALIĞI

- "ŞEKİLLENME" ve/<> "YOĞRULMA"

- "SEKSÎ" ile/ve KIŞKIRTICI

- "SELAHADDÎN CAMİLERİ" değil SALÂTÎN (SULTAN) CAMİLERİ

- "SELF-NESS" vs. TO KEEP ON SELF

- "SELFİ(E)" değil/yerine GÖRÇEK

- "SELVİ AĞACI" değil SERVİ AĞACI

- "SELVİ BOYLU" değil SERVİ BOYLU

- "SEMPATİK" ile/değil/yerine/<> YAKIŞIKLI/GÜZEL

- "Sen bilirsin!" de, SUS!!!

- "SEN DE Mİ BRÜTÜS?" değil "SEN DE Mİ OĞLUM?"

- "SEN DİLİ" KULLANMAMA GEREĞİ:
TANIMADIĞIN KİŞİ
değil (YETERİNCE) SAMİMİ/YAKIN OLMADIĞIN(/DAN DOLAYI)
( Tanımadığınız ve/veya yeterince samimi/yakın olmadığınız kişilere, "SİZ" diye hitap ediniz/edilir! )

- "SEN, İSTEDİĞİN KADAR YAPARSAN YAP" değil NE KADAR YAPARSAN YAP ya da İSTEDİĞİN KADAR YAP

- "SENİ SEVİYORUM!" ile/belki/yerine/değil "AYAK SESİNİ SEVİYORUM!" (AMA SENİ DEĞİL)

- "SENİ SEVİYORUM!" ile/ve/değil "SENİ (DAHA ÇOK) SEVMEK İSTİYORUM!"

- "SENİ SEVİYORUM!" ilebelki/yerine/değil "SENİN BENİ SEVEBİLME OLASILIĞINI SEVİYORUM!"

- "SENİ SEVİYORUM" (DEMEK/DİYEMEMEK) ile/ve/değil/yerine SEVDİĞİNİ GÖSTERMEK/YANSITMAK/YAŞATMAK

- "SENİ SEVİYORUM" (DEMEK/DİYEMEMEK) ile/ve/değil/yerine SEVDİĞİNİ GÖSTERMEK/YANSITMAK/YAŞATMAK

- "SENİ, SENDEN EDEN" ile/ve/||/<> SENİ, SEN EDEN
( Aşka düşüren düşünce/kişi/durum/koşul/olay. İLE/VE/||/<> Farkında olmanı sağlayan ve/veya yardımcı olan düşünce/kişi/durum/koşul/olay. )

- "SENİN, İÇİN FESAT" değil/yerine "ÖKÜZ ALTINDA, BUZAĞI ARAMAMAK GEREK"

- "SENLEN ..." değil SENİNLE ...

- "SERT" ile/ve "AĞIR"

- "SES" ve/<> HER VAROLAN
( Sur'dan üflenmiş olan. VE/<> ... )

- "SESİ YÜKSEK OLMAK/OLAN" ile/değil SÖZÜ YÜKSEK OLMAK/OLAN

- "SESLENDİRME" ile SÖYLEME
( Aktarım. İLE Kendinden. )

- "SESLİ DÜŞÜNME" ile/<>/ne yazık ki SÖYLENME

- "SEVDALI" ile/ve "MERAKLI"

- "SEVİYORUM" ile/ve/değil/yerine YEĞLİYORUM / TERCİH EDİYORUM

- "ŞEYSİ" değil ŞEYİ

- "ŞEYTANI/SÜTUNU TAŞLAMAK" değil KAFANI/KENDİNİ TAŞLAMAK

- "SEZGİSEL AKIL" ile ÖTEKİ "AKILLAR"

- "SHOOT" vs./and "SPARK"

- "SİBER SAMİMİYET" ile/ve/||/<> "STERİL TEMAS"

- "SIÇRAMAK" ile "GEÇMEK"

- "ŞİDDETLE" değil/yerine "HARARETLE"

- "ŞİDDETLİ" UYARI ile/ve GERÇEK/LİK

- "SIDE" vs. CHARACTER

- "SIDKIN SIYRILMASI" ile/ve/<> "GÖZÜNDEN DÜŞMEK"

- "SIDKIN SIYRILMASI" ile HOŞLANMAMAK

- "SIFIRI TÜKETMEK" değil ZAFİRİ TÜKETMEK
( ZAFİR: Soluk/nefes. )

- "SIĞ" ile/ve/<> "ÇİĞ"

- "ŞİKÂYET ETMEK" ile/değil/yerine/>< DURUMU(NU)/ZİHNİ(Nİ) DEĞİŞTİRMEK

- "SİKİK" ile "SİKİNDİRİK"

- "SIKINTILI" ile/değil SIKINTIDA

- "SIKMAK" ile "KASMAK"

- "SİLİP ATMAK" ile "SİKİP ATMAK" -->

- "ŞİMDİ (YAPACAĞIM/GİDECEĞİM vs.)" değil BİRAZDAN YAPACAĞIM/GİDECEĞİM vs.

- "SİNDİREMEMEK/HAZMEDEMEMEK" ile/ve/<> TESLİM OLAMAMAK

- "SINIRLARI GENİŞLETMEK" ile "EŞİĞİ YÜKSELTMEK"

- "SİNİRLİLİK" ile/ve/değil/<> TEPKİSELLİK

- "SIRADAN BİRİ" ile/yerine/değil "HERHANGİ BİRİ"

- "SİVRİ" ile/ve "SERT"

- "SİVRİSİNEK" ile "DAVUL-ZURNA"
( Farkı, anlayacak olanda, anlaması gereken kişide. )

- "SİYAH PUMA" değil PANTER
( Panter deyince akla gelen "Siyah Puma"dır fakat böyle bir hayvan bulunmamıştır. )

- "SİYÂSETÇİ/LER" ile/değil/yerine DEVLET ADAMI/ADAMLARI
( Devletin günlük sorunlarıyla uğraşır/lar. İLE/DEĞİL/YERİNE Devletin yüzyıllık sorunlarıyla uğraşır/lar. )

- "SİZ (DE) HÂLÂ ÇOK GÜZELSİNİZ" değil SİZ (DE) HER ZAMAN ÇOK GÜZELSİNİZ

- "SİZ" KULLANIMINDA:
SAYGI
ile MESAFE ile ÇOĞUL

- "SİZİ KESEYİM/KESİYORUM" değil SÖZÜNÜZÜ KESEYİM/KESİYORUM

- "SIZLANMA" ile/ve/değil TESPİT

- "ŞİZOİD" ile/değil DUYUSAL

- "SÖĞÜŞLEMEK" ile "HORTUMLAMAK"

- "SOĞUT(UL)MA" ile/ve/<> "SOYUTLANDIR(IL)MA"

- "SON NİHAİ NOKTADA ..." değil EN SON NOKTADA ...

- "SON NOKTA" ile/ve DOYUM

- "SON NOKTA" ile DOYUM

- "SONDAN" değil SONRADAN

- "SONRA" ile/ve/ne yazık ki/||/=/<>/> HİÇBİR ZAMAN

- "SONSUZA KADAR" değil/yerine ÖLENE KADAR

- "SONSUZLUK":
NİCELİKTE
ile NİTELİKTE
( Yoktur. İLE Vardır. )

- "SONUÇ" ile/değil/yerine ÇIKARIM

- "SONUÇ, SONUÇTA" ile/ve/değil/yerine "ŞU AN"
( Her ikisinin kullanımında da, "Önemli[öncelikli] olan, şu andır/sonuçtur" indirgemeci/lik yanlışlığı yapılmamalıdır! )

- "SONUÇTA ..." ile/ve/değil/yerine/<> GEREKSİNİM

- "SONUÇTA" yerine ÇÜNKÜ

- "SONUÇTA" yerine ÇÜNKÜ

- "SÖNÜK"/LÜK ile/ve/değil/yerine SADE/LİK

- "SONUNU GETİRMEK" değil "SONRASINI GETİRMEK"

- "SÖRÇ(SEARCH) YAPMAK" değil/yerine/= ARAMA YAPMAK

- "SORGULAMA" ile YARGILAMA

- "SORGULANAMAYACAK" "YANITLAR" değil/yerine "YANITLANAMAYACAK" SORULAR

- "SORGULANAMAYACAK" "YANITLAR" değil/yerine/>< YANITLANAMAYACAK SOR(G)ULAR

- "SORMAK":
[ya] "MERAKTAN"
ile/ve/||/<>/ya da "ÖYLESİNE"

- "SORMAK" ile "KULAK KABARTMAK"

- "SORUN" ile/ve/değil/<> "YÜK"

- "SORUN/SIKINTI":
"FARKLI OLMAK/TA"
ile/ve/||/<>/ne yazık ki FARKINDA OLMAMAK/TA
( )

- "SORUNLARLA/SIKINTILARLA":
"BOĞUŞMAK"
değil/yerine YOĞRULMAK

- "SORUNLU" ile/değil/yerine/>< SORUMLU

- "SOY" ve/<> İLİM
( "Soy", ancak ilme tâbi olmakladır. )

- "SOY" değil/yerine YOL

- "ŞÖYLE DÜŞÜNMEK" ve/||/<>/>/< DENEY

- "SÖYLE! GİTSİN!" değil/yerine/> SUS! BİTSİN!

- "SÖYLEDİĞİNE GÖRE ..." ile/ve "SÖYLEDİĞİ KADARIYLA ..."

- "SÖYLEDİĞİNİZDE" değil "SÖYLEDİKLERİNİZDE"

- "SOYLU" ve/||/=/<> İNSAFA GELEN
( En "soylu" kişi/ler, insafa gelen(ler)dir. )

- "SÖZ DİNLEMEK" ile/ve/<> DİKKATE ALMAK
( Söylenilen ya da yapılması istenilen/beklenilen şeyin size [o an için] uymaması, o sözü/düşünceyi ya da durumu dikkate almamanızı gerektirmez. Gençlik/cehâlet düşünce ve tavırları olarak tepki gösterme eğiliminde olabilirsiniz fakat durum, söylenilen söze uyum gösterip göstermemekten çok [kulakardı etmek yerine] yeterince dikkate alıyor olmayı gerektirir. "Sırtına bir şey al/giy!" sözüne, hiç düşünmeden/değerlendirmeden, hızlıca "bana bir şey olmaz!", "gerek yok!", "sen yaşlı olduğun için söylüyorsun/önemsiyorsun" şeklinde yanıt vermek yerine yeteri kadar dikkate almakta yarar vardır. )

- "SÖZ(Ü) DİNLEMEK" ile/ve/değil/yerine SÖYLENİLENİ/İSTENİLENİ YAPMAK/YAPABİLMEK

- "SÖZ(ÜM) MECLİSTEN DIŞARI" ile "SİZİ TENZİH EDERİM"

- "SÖZCÜK PEŞİNDE KOŞMAK" değil/yerine "ANLAM PEŞİNDE KOŞMAK"

- "SÖZE DÖKMEK" ile/ve "DİLE GETİRMEK"

- "SÖZLERİN ALTINDA KALMAK" ile/<> "TÜKÜRDÜĞÜNÜ YALAMAK ZORUNDA KALMAK"

- "SÖZLERİNİ" "DUYURMAK İÇİN":
"KİŞİLERİ TUTMAK"
değil/yerine ÇENEYİ TUTMAK

- "SÖZÜM ONA ..." ile "GÜYA ..." ile "AKILLARI SIRA ..."

- "SÖZÜNDEN ÇIKIL(A)MAYANLAR":
SU
ile/ve/<> EKMEK ile/ve/<> ÖLÜM
( Çocuklukta. İLE/VE/<> Yetişkinlikte. İLE/VE/<> Yaşlılıkta. )

- "SS" DİNLE!!!

- "SS" SUS!!!

- "STAJER" değil STAJYER

- "STAR"[İng.] değil/yerine/= "YILDIZ"

- "START ALMAK/ALDIRMAK / VERMEK" değil/yerine/= BAŞLAMAK/BAŞLATMAK

- "STRES OLDUM" değil/yerine GERİLDİM

- "ŞU AN, İCÂD ETTİĞİM BİR YANIT DEĞİL" değil "ŞU AN İÇİN İCÂD ETTİĞİM BİR YANIT DEĞİL"

- "SU KAÇIRMAK" ile "KANTARIN TOPUZUNUN KAÇMASI"

- "SU KOYVERMEK" ile "YELKENLERİ SUYA İNDİRMEK"

- "SU KÜÇÜĞÜN, SÖZ BÜYÜĞÜN" değil "SUS KÜÇÜĞÜN, SÖZ BÜYÜĞÜN"

- "SU TESTİSİ, SU YOLUNDA KIRILIR" ile/değil/yerine "GÖRGÜLÜ KUŞLAR, GÖRDÜĞÜNÜ İŞLER"

- "SU UYUR, DÜŞMAN UYUMAZ" değil "SÜ(SUBAY/ASKER) UYUR, DÜŞMAN UYUMAZ"

- "SUÇLAMA" ile/ve/değil/yerine "YÜKLEME"

- "SUÇLAMA" ile/değil/yerine TESPİT

- "SUÇLAMAK" ile/değil/yerine DEĞERLENDİRMEK

- "SUÇLAMAK" ile/değil/yerine SORUMLU OLMAK

- "ŞUNUN DA İÇİNDE DAHİL OLDUĞU" değil/yerine "ŞUNUN DA İÇİNDE BULUNDUĞU"

- "SURATSIZ" ile "MEYMENETSİZ"

- "SURATSIZ" ile "YÜZSÜZ"

- "SÜREKLİ KAZANMAK" ile/ve/||/<> "HİÇ KAYBETMEMEK"
( İkisi de olanaklı değildir! )

- "SÜREKLİ/DAİMA" ile/ve/||/<> AŞIRI/LIK

- "SÜREKLİ/HABİRE" ile "DURMADAN"

- "SÜRGÜN ETMEK" değil SÜR(ÜL)MEK

- "SÜRTMEK" ile "FİNK ATMAK"

- "SÜRÜKLENME" ile GECİKME

- "SÜRÜNMEK" ile "ZORLANMAK"

- "SUTYEN GİYMEK" değil SUTYEN[SÜTYEN değil!] TAKMAK

- "SUYUN ÜSTÜNDE YÜRÜMEK" değil HAVADA KOŞMA/İLERLEME
( Yürünemez! DEĞİL Hız ile elde edilen ve yanılsama/çarpıtma ile "çıkarsanılan"/indirgenilen. )

- "SUYUNA GİTMEK" ile/ve/<>/değil/yerine "AYAK UYDURMAK"

- "SUYUNA GİTMEK" ile/ve/<>/değil/yerine "KÖPRÜDEN GEÇENE KADAR, AYIYA, DAYI DEMEK"

- "SÜZMEK" ile/ve TARAMAK

- "TABİİ Kİ ..." ile/ve/<> "(...) HALİYLE (...)"

- "TABİİ Kİ DE" değil TABİİ Kİ

- "TABİİ Kİ" ile/ve/<> "KESİNLİKLE"

- "TABİİ Kİ" ile/ve "KUŞKUSUZ"

- "TABİİ Kİ" ile/ve/<> "MUTLAKA"

- "TADINI ÇIKARMAK" ile/ve "SEFASINI SÜRMEK"

- "TAHAYYÜL ETMEK" ile/ve "KIYISINDAN GEÇMEK"

- "TAHMİN ETMİYORUM" değil "SANMIYORUM"

- "TAHT" değil "BAHT"

- "TAKIK" ile/değil/yerine ÂŞIK

- "TAKILMA" ile/ve/||/<> "BÜYÜTME"

- "TAKILMA" ile/değil/yerine YOĞUNLAŞMA

- "TAKILMAK" ile/ve/değil/yerine "BAĞLANMAK"

- "TAKILMAK" ile "KİLİTLENMEK"

- "TAKILMAK" ile/ve "SATAŞMAK"

- "TAKILMAK" ile UNUTMAK

- "TAKILMAK" ile/değil/yerine ÜSTÜNDE DURMAK/ÖNEMSEMEK

- "TAKINTI" ile/değil "RAHATLIK"

- "TAKINTI" ile/değil/yerine ALERJİ

- "TAKINTI" ile/değil/yerine ÇALIŞMA VE ÜRETME (GEREKLİLİĞİ)

- "TAKINTI" ile/değil/yerine GEREKENİ/GEREĞİNİ YAPMAK

- "TAKINTI" ile/değil/yerine İLKELİLİK

- "TAKINTI" ile/değil/yerine TUTARLI OLMA (ÇABASI)

- "TAKİP ETMEK" ile/yerine/değil "İÇİNDE (PARÇASI) OLMAK"

- "TAKLAYA GELMEK" ile "TUFAYA DÜŞMEK"

- "TAKMA KAFANA!" ile/değil/yerine "HIZLI GEÇ!"

- "TAM OLARAK ..." değil/yerine YETERİ KADAR ...

- "TAM ÜSTÜNE BASMAK" ile "CUK OTUR(T)MAK"

- "TAMAMEN" ile/değil/yerine BÜYÜK ORANDA

- "TANRI OLMAK" ile/ve TANRININ BAKIŞ AÇISINDA KONUMLANMAK

- "TANRILAŞTIRMAK" ile "TANRISALLAŞTIRMAK"

- "TANRILAŞTIRMAK" ile/değil/yerine BAŞATLAŞTIRMAK

- "TANRISAL GÖRÜ" ile/ve/değil ORTAK AKIL

- "TAPINMA" ile/değil/yerine RÂBITA

- "TAPMAK" ile/değil/yerine HAYRAN/"HASTASI" OLMAK

- "TARAF" ile KARAKTER

- "TARİH OLMAK" ile/ve "TARİHE MAL OLMAK"

- "TARİHSEL" ile AŞKIN

- "TARTIŞMA" KONUSU ile/ve/değil/yerine/||/<>/> ARAŞTIRMA KONUSU

- "TARTIŞMALI" ile/ve/<> GÜÇSÜZ/YETERSİZ

- "TARTMAK" ile/ve/<> DEĞERLENDİRMEK

- "TAŞI GEDİĞİNE KOYMAK" ile "CUK OTURTMAK"

- "TAT" değil TAD

- "TAT/LI/LIK" ve/<>/>< ZAHMET

- "TATLI" ile/ve/değil LEZZETLİ

- "TAVİZ VER(ME)MEK" ile "GERİ ADIM ATMA(MA)K

- "TAVLAMAK" ile "KAFALAMAK"

- "TBT" değil/yerine/= HGG
( "Throw Back Thursday" DEĞİL/YERİNE/= Hey Gidi Günler. )

- "TEDAVİ" BAKANLIĞI değil/yerine SAĞLIK BAKANLIĞI

- "TEDBİR" ile/ve/değil/yerine/>/< AKIL
( Dışarıda. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>/< İçeride. )
( Bilgisizde. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>/< Düşünende. )
( "Gelecekte." İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>/< Şu anda ve burada. )
( Nesne. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>/< Kavram. )

- "TEDBİRLİLİK" ile/ve/değil/||/<>/< KARAMSARLIK

- "TEHDİT" ile/değil/yerine TESPİT

- "TEHLİKE" ile/değil VAROLUŞ SORUNSALI

- "TEK BAŞINA" ile/ve "BAŞLI BAŞINA"

- "TEK BAŞINA" ile/değil/yerine SADECE

- "TEK BİR KISALTILMASI VAR" değil TEK BİR KISALTMASI VAR

- "TEKNİK OLARAK" ile/ve/<> "SONUÇTA"

- "TEKRAR GÖVDELENME" ile "YENİDEN DİRİL(T)ME/CANLAN(DIR)MA"

- "TEKRARDAN" değil TEKRAR

- "TELEFON ETMEYE GİTMEK" ile "FATURA YATIRMAK"
( İşemek. İLE Sıçmak. )

- "TEMEL İLKE/LER" ile/ve/değil/yerine "ANAHTAR KAVRAM/LAR"

- "TEMEL" ile/||/<> "KOŞUT(PARALEL)"

- "TEMELE ALMA" ve/<> AMAÇ

- "TEMPORALİTE" değil GEÇİCİLİK

- "TENEZZÜL" ETMEK ile/ve/değil/yerine/||/<> TEVECCÜH ETMEK

- "TEPELEMEK" yerine ANLAŞMAK

- "TEPESİ ATMAK" değil "TAPASI ATMAK"

- "TEPKİ GÖSTERMEK" ile/ve "POSTA KOYMAK"

- "TERCİHİM, BU/ŞU/O" ile/ve/<>/değil/yerine "TERCİHİM, BU/ŞU/O YÖNDE"

- "TERİM SOĞUMASIN" değil/yerine DİNLENMEYİ BİLMEK

- "TERS İLİŞKİ" ile/değil TERSİNE BİR İLİŞKİ
( "Ters ilişki" sözü daha çok anal seks için kullanılmaktadır. İLE/DEĞİL Kavramlar üzerine yapılacak süreçteki sondan başa gidiş için "tersine/tersinden bir bakışla" ifadesi kullanılabilir. )

- "TERS" ile AYKIRI

- "TERS" ile/değil/yerine İLKELİ

- "TERS-DÜZ OLMAK/ETMEK" ile "ALT-ÜST OLMAK/ETMEK"

- "TEŞBİHTE HATA ARANMAZ" değil TEŞBİHTE, HATA OLMAZ/OLMAMALI

- "TEŞBİHTE HATA OLMAZ" değil TEŞBİHTE, HATA OLMAZ/OLMASIN/OLMAMALI!
( Hangi benzetmeyi yaparsan yap, önemli değildir anlamına gelmez. Benzetme(teşbih) yapacağın zaman hata yapmama gerekliliğini anlatır! [Teşbih sözcüğünden sonra virgül/duraklama çok önemli!] )
( Halk arasında daha çok, yapılan benzetmeden alınılmamasını dilemek için söylenilir ama bu yanlış kullanımdır. )
( Sürücü-Hükümet örneği - Levent Gültekin )

- "TEŞBİHTE, HATA OLMAZ/OLMAMALI!" değil/yerine "TEŞBİHİN, AYAĞI TOPALDIR"

- "TEST ETMEK" değil/yerine DENEMEK

- "TEŞVİK ETMEK" ile/değil "ÇANAK TUTMAK"

- "TEŞVİK-İ MESAİ" değil TEŞRİK-İ MESAİ

- "TETİKLE(N)ME" ile/ve "KÖRÜKLE(N)ME"

- "THE SELF OF ..." vs. "THE REASON OF ..."

- "TIKANMAK" ile "TAKILMAK"

- "TİMSAL ETMEK" değil ...NIN TİMSALİ

- "TİMSAL ETMEK" değil TEMSİL ETMEK

- "TİNDEN DOĞMA" ve/||/<> "YENİDEN DOĞMA"

- "TİPİK" ile/değil/yerine ALIŞILAGELMİŞ

- "TİTİZLİK" ile/ve "ÜZERİNE TİTREMEK"

- "TİTİZLİK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< ÖZEN

- "TİVİ" yerine TE-VE

- "TİVİ" değil TE-VE

- "TO EXCEED" vs. "TO OVERCOME"

- "TO GIVE COLOR" vs./and TO COMPLETE

- "TO INVOLVE" vs. TO TALK ABOUT/ON

- "TO MAKE NONEXISTENCE" TO THE "EXISTENCE" vs. "TO MAKE NONEXISTENCE" TO THE "NONEXISTENCE"

- "TO MAKE WAY FOR" vs. TO CAUSE

- "TO SKIP" vs. "TO PASS OVER"

- "TOKATLAMAK" ile "SÖĞÜŞLEMEK"

- "TONLARCA ..." değil "YÜZLERCE/BİNLERCE ..."

- "TOPLARSAK" değil TOPARLARSAK

- "TOPLU" ile/ve "GRUP"

- "TOPLU" ile ŞİŞMAN

- "TOPLUMSAL KABUL/LER" ile/ve "TOPLUMSAL 'KALIP/LAR'"
( Aynı toplumdaki birçok birey [ve çoğunluk] tarafından, [kendileri için ne kadar uygun olmasa da] -sözlü ya da sözsüz, yazılı ya da yazısız- sürdürülen kurallara/geleneklere işaret eder. İLE/VE Daha çok, içleri boş [dayanaksız] olarak algılanan [ve olumsuz olarak değerlendirilen] alışkanlıklara/geleneklere işaret eder. )

- "TOPTAN" ile/ve "KÖKTEN"

- "TORPİL" ile/ve/değil/yerine HAKKINI TESLİM ETMEK

- "TOTAL OLARAK" değil TOPLAM OLARAK

- "TRADİSYON" değil/yerine GELENEK

- "TREND" ile "EKOL"

- "TREND" ile ÇIĞIR AÇMAK

- "TUFAYA DÜŞMEK" ile "TAKLAYA GELMEK"

- "TUHAF OLAN" ile/ve/değil/||/<>/< ÜZÜCÜ OLAN

- "TÜKETME ÇABASI" yerine ANLAMA ÇABASI

- "TÜKETMEK" ile "KULLANMAK"

- "TÜMÜYLE/BÜTÜNÜYLE" ile/değil/yerine "BÜYÜK ÖLÇÜDE"

- "TÜRKÇE KUR'AN" değil TÜRKÇE MEAL

- "TÜRKÇE, LASTİK GİBİDİR/BİR DİLDİR" değil/ne yazık ki (CAHİL/AHMAK) KİŞİ, HERŞEYİ, HER YERE (OLMADIK YERLERE) ÇEKER/ÇEKEBİLİR

- "TÜRKÜAZ değil TURKUAZ

- "Tut şu çeneni!" ve SUS!!!

- "TUTACAK BİR DAL/ŞEY" değil TUTUNACAK BİR DAL/ŞEY

- "TUTMAK" ile/ve/<> "ALIKOYMAK"

- "TUTMAMAK" ile/ve/değil KISKANMAK

- "TUTTUĞUN, ALTIN OLSUN!" ile/ve/||/<>
"ALLAH, NE İSTEĞİN/MURADIN VARSA, VERSİN!"

( Gerçekleşse, ikisi de kötü dua/beddua olabilecek, bu kadar ileri/uc derecede ve olanaksız olan "düşünce", "dilek", "dua" ya da "sözlere", "dilde" ve yaşamımızda yer vermemek gerekmektedir. Niyeti ve sözü de abartmak yerine uygun/doğru davranış ve tutumlarımızla, hizmet ederek, eyleyerek, çalışarak ve daha çok vererek ya da paylaşarak yani "el duası olmadan, dil duasının olmayacağını" anlamak ve anımsamak durumundayızdır. Bilgisiz, akılsız, yetersiz yaklaşımlara ya da "üçkâğıtçılıkta", bunlar gibi abartılı sözlere de itibar etmemenin bilgisi ve bilinciyle sağlanabilmektedir. )

- "TUTTURMADA":
ÜZÜNTÜ
ile/ve/||/<>/> ÖFKE

- "TUTTURMAK" ile "DİRETMEK"/"DAYATMAK"

- "TUZU KURU OLMAK" ile/değil "GÖTÜNDE PİRELER UÇUŞMAK"

- "ÜÇKAĞITÇI" ile/ve/||/<>/> HAİN

- "ÜÇKAĞITÇI" ile İÇTEN PAZARLIKÇI/ÇIKARCI

- "UÇMAK" için/ve/||/<>/>/< AŞAĞI ÇEKENLERİ/SIRTINDAKİLERİ BIRAKMAK

- "UÇMALI"!

- "UCU AÇIKLIK" ile/ve/||/<> ÖNGÖRÜLEMEZLİK

- "UÇUK" ile "KOPUK"

- "UÇUK" ile "SAÇMA SAPAN"

- "UFAK UFAK" ile/ve YAVAŞ YAVAŞ

- "UFO" değil MERCEK BULUTLARI

- "UĞRAŞMAK":
AKLINDAKİLERLE
ile/ve/||/<> GÖNLÜNDEKİLERLE
( Gündüzleri. İLE/VE/||/<> Geceleri. )

- "UĞRAŞMAK" ile "TAKILMAK"

- "UĞURLAMAK" ile/ve "YOLCU ETMEK"

- "ULAŞMAK" ile/ve/değil "NEDEN OLMAK"

- "ÜMİT EDİLDİĞİ KADAR DÜŞÜK OLMAZ" değil "SANILDIĞI KADAR DÜŞÜK OLMAZ"

- "ÜMİT" ile/değil ÇIKARCILIK

- "ÜMİTSİZ AŞK" ile/ve "KARŞILIKSIZ AŞK"

- "ÜMİTSİZ AŞK" ile/ve "OLANAKSIZ AŞK" ile/ve "ÖLÜMSÜZ AŞK"
( Ümit etme ki, yüzünü görebil. )

- "UMURUMDA DEĞİLSİNİZ" ve/değil/< EMRİMDE DEĞİLSİNİZ

- "UNUT!" değil/yerine UMUT/ÜMİT

- "UNUTMADAN" ile/ve/<>/değil/yerine DAHA ÇOK ANIMSAMAYA ÇALIŞARAK

- "UNUTMAK" ÜZERİNE KONUŞMAMAK

- "UNUTMAK" ile/ve/değil/yerine ÜZERİNE KONUŞMAMAK

- "UNUTMAK" ile/ve/değil/yerine ÜZERİNE KONUŞMAMAK

- "UNUTMUŞUM" değil/yerine YETERİNCE (HIZLI) ANIMSAYAMAMIŞIM

- "UNUTMUTTUM" değil UNUTMUŞUM

- "UNUTTURMA!" değil/yerine "ANIMSATIRMISIN!"

- "UNUTUL/URUNUTURUZ/UNUTURUM/UNUTURSUN" değil/yerine/></<
YAZMAZSAK/YAZMAZSAM/YAZMAZSAN UNUTULUR/UNUTURUZ/UNUTURUM/UNUTURSUN


- "UNUTUYORUM" değil/yerine BAZEN ANIMSAYAMIYORUM

- "ÜSKÜDAR'DA SABAH OLDU" ile "GEÇTİ BORUN PAZARI, SÜR EŞEĞİNİ NİĞDE'YE"

- "ÜST SEVİYE" ile ALT KATMAN

- "ÜSTE ÇIKMAYA ÇALIŞMAK" ile/ve/değil/yerine SAVUNMA

- "ÜSTELİK ..." ile "HATTA ..."

- "ÜSTESİNDEN GELMEK" ile "ALTINDAN KALKMAK"

- "ÜSTÜN" İNSAN değil OLGUN/YETKİN/KÂMİL KİŞİ

- "ÜSTÜN" ile/ve/değil ÜNLÜ
( Sakınan ve ümit edenlerin dışında kimsenin kimseye üstünlüğü yoktur. )

- "ÜSTÜN" ile/değil ÜSTTE DURAN

- "ÜSTÜN/LÜK / GERİ/LİK" ile/ve/değil/yerine FARK/LI/LIK

- "ÜSTÜN/LÜK"(GALİBİYET) ile/ve/değil/yerine YÜCE/LİK

- "ÜSTÜN/LÜK" ile/ve/değil/yerine KAPSAYICI/LIK

- "ÜSTÜNDE DURMA(MA)K" ile "CİDDİYE ALMA(MA)K

- "ÜSTÜNDE DURMAK" ile "ALTINI ÇİZMEK" ile "PEŞİNDEN KOŞMAK"

- "ÜSTÜNDE DURMAMA" ile GEÇİŞTİRME

- "ÜSTÜNE GİDERLER" ile/değil "ÜSTÜNE GELİRLER"

- "ÜSTÜNE GİTMEK" ile "KÖŞEYE SIKIŞTIRMAK"

- "ÜSTÜNE TUZ BİBER EKMEK" ile/ve "YANGINA KÖRÜKLE GİTMEK"

- "ÜSTÜNE ÜSTELİK" değil ÜSTÜNE ÜSTLÜK ya da [sadece] ÜSTELİK

- "ÜSTÜNLÜĞÜN", "TÜZESİ" değil/>< TÜZENİN, ÜSTÜNLÜĞÜ
( Sakın Ha! - Sami Selçuk )

- "ÜSTÜNLÜK":
BAŞKALARINDAN
değil/yerine/>< ÖNCEKİ DURUMUNDAN

- "ÜSTÜNLÜK" ile/ve/<>/değil/yerine "FARK"

- "ÜSTÜNLÜK" ile/değil/yerine/>< (SADECE) BİLMENİN (BELKİ/BİRAZCIK) FARKI

- "ÜSTÜNLÜK" ile/değil/yerine BÜTÜNLÜK
( )

- "ÜSTÜNLÜK" ile/ve/değil FARK

- "ÜSTÜNLÜK" değil/>< SEÇİLMİŞ/LİK

- "ÜSTÜNLÜK" ile/değil/yerine YÜCELİK

- "ÜSTÜNÜ ÖRTMEK" ile "GÖZARDI ETMEK"

- "UYANDIRMA" ile TETİKLEME

- "UYANDIRMA" ile UYARMA

- "UYARSA/UYUYORSA" ile/ve "İŞİNE GELİRSE"

- "UYDUM AKILLI" ile/ve "YARIM AKILLI"

- "UYDURMAK" ile "YAKIŞTIRMAK"

- "UYDURMAK" ile/yerine TÜRETMEK

- "UYGUN OLMA/MA" ile/ve/değil YETERİNCE UYGUN OLMA/MA

- "UYGUN OLMAMAK" ile "YETERİ KADAR UYGUN OLMAMAK"

- "UYKUNUN KAÇMASI" ile/ve "UYKUNUN AÇILMASI"

- "UYMAK" ile "KARŞILIK BULMAK"

- "UYMAZ" ile "TERS DÜŞER"

- "UYUMLAŞMA" değil UYUMLULAŞMA

- "UYUŞTURMAK" ile/ve/değil OYALAMAK

- "UYUŞUKLUK" ile/değil/yerine/>< DİNGİN/LİK

- "UYUYORSAN, UYU" değil İSTİYORSAN, UYU

- "UZAK BİR YER" ile/ve/<> "UZAAAK BİR YER"
( Dilde. İLE/VE/<> Belâgatta. )

- "UZAMAK" ile "SIVIŞMAK"

- "UZAMAK" ile/değil UZAKLAŞMAK
( Argoda ve/veya günlük düşük dilde. İLE/DEĞİL ... )

- "UZANMAK" ile "DAĞILMAK"

- "UZATMA" ile/değil SARKITMA

- "UZATMAK"(ITNÂB[Ar.]) ile/ve/değil DEVAM ETTİRMEK

- "UZATMAK" ile/ve/değil "DEVAM ETTİRMEK"

- "UZATMAK" ile/değil AYRINTIYA GİRMEK

- "UZATMAMALI"!

- "UZATMAYAYIM" değil UZATMIŞ OLMAYAYIM

- "ÜZERİNDE DURMAK" ile/ve/yerine "ALTINI ÇİZMEK"

- "ÜZERİNDE DURMAK" ile/ve GÖZARDI ETMEMEK

- "ÜZERİNE ALINMA" değil ALINMA

- "ÜZERİNE ALMA" değil ALINMA

- "ÜZERİNE BASA BASA" ile/yerine "ALTINI ÇİZEREK"

- "ÜZERİNE ÇIKMAK" ile/ve/değil/yerine ÖTESİNE GEÇMEK

- "UZMANLIK" ile/ve/değil/yerine/||/<> MESLEK

- "ÜZMEK" ile/değil ZORLAMAK
( [Öğretmen, öğrencileri biraz ...] "üzmüş". İLE/DEĞİL "zorlamış". )

- "ÜZÜM, ÜZÜME, BAKA BAKA KARARIR" ile/ve/||/<> "KÖRLE YATAN, ŞAŞI KALKAR"

- "UZUN KLİTORİSLİ KADIN" (ERİL) ve "KISA PENİSLİ ERKEK" (DİŞİL):
İNSAN


- "UZUN SORU" değil YANITI, UZUN (OLABİLECEK) BİR SORU

- "UZUN SÜRE" ile "SABAHTAN BERİ"

- "UZUN" YAŞAMAK ile/ve/<>/değil/yerine DERİN/DÜRÜST/DOĞRU YAŞAMAK

- "VAKİTLİCE" ile ZAMANINDA

- "VALEYBOL" değil VOLEYBOL

- "VAMPİR" ile/değil YARASA
( ... İLE/DEĞİL Ön ayakları perdeli kanat biçiminde gelişmiş, gövdesi yumuşak sık kıllarla kaplı, iskeletleri hafif yapılı, uçabilen, memeli hayvan. )
( ... ile/değil Yarasa )
( ... İLE/DEĞİL "Güzelliğim" "fazla görülmesin" diye gece uçar. )
( Küba'da, 27 farklı tür yarasa bulunmaktadır. )

- "VAR ETMEK" ile/değil İDRAK ETMEK

- "VAR"I "YOK"LAMAK ile "YOK"U "YOK"LAMAK

- "VARLIĞIN AÇIKLANABİLMESİ" ile "TANRI"
( Ontolojik epistemoloji. İLE ... )
( Ontolojik epistemoloji. İLE ... )

- "VAROL-UŞSAL" değil VAR OLUŞSAL

- "VARSAYISAL" değil SAYISAL

- "VARSAYISAL" değil VARSAYIMSAL

- "VARSIL/ZENGİN" ile/değil/yerine GANÎ

- "VAZ CAYDIM" değil "VAZGEÇTİM"

- "VAZİYET ETMEK" değil VÂZ-I YED ETMEK
( ... DEĞİL Duruma el koymak. )

- "VE DE ..." ile "Kİ ..."

- "VE"[v] ile "VE/VEYA"[^/v]

- "VE" ile/ve "+(ARTI)"

- "VER PİYAZI, ÇEK AYAZI" ile ...

- "VERESİYE/YAPASIYA KADAR" değil/yerine VERENE/YAPANA KADAR

- "VERİRSEN ALIRSIN" değil "VERİRSEN, ALIRSIN"

- "VEYA"[v] ile "VE/VEYA"[^/v]

- "VİCDÂNÎ" DİN ve/+/||/<> AHLÂKSIZLIK

- "VURDULU-KIRDILI" (FİLM)

- "VURDULU KIRDILI" (FİLM/LER)

- "VURDUMDUYMAZ/LIK" ile/değil/yerine NEŞELİ/LİK

- "VURGULAMAK" ile/ve "ALTINI ÇİZMEK"

- "WHICH THE FIRE BURNS INSIDE" vs. "WHICH THE FIRE BURNS OUTSIDE"

- "X PARÇACIĞI" değil HIGGS PARÇACIĞI/BOZONU

- "YA ..." ile "... İSTİYORUM!"
( Geleceğin olumsuzu. İLE Geleceğin olumlusu. )

- "YA ..." ile "... YA ..."
( Tümce başında. İLE Tümce içinde, sözcük öncesinde. )

- "YA ÖYLE, YA ÖYLE" ile "ÖYLE Mİ, BÖYLE Mİ?"

- "Ya şimdi konuş, ya da sonsuza kadar SUS!!!"

- "Yabancı dil" değil TÜRKÇE KONUŞ!!!

- "YAĞLARI/NI YAKMAK" değil YAĞLARI/NI ERİTMEK

- "YAKALAMAK" ile/ve TUTTURMAK

- "YAKIN İLİŞKİ" ile/ve/||/<> "YOĞUN İLİŞKİ"

- "YAKIN" ile

- "YAKINLIK":
"SIKICI"
ile/ve/değil/||/<>/< "BOĞUCU"
( Kavuşmada[vuslatta], bıkma/sıkılma[gına] vardır. )

- "YAKIŞAN/YAKIŞMAYAN" ile/ve/değil/||/<>/< UYGUN DÜŞEN/DÜŞMEYEN

- "YALAN SÖYLEME!" ile/değil/yerine "DOĞRUYU SÖYLE!"
( Suçlamak. İLE/DEĞİL/YERİNE Yol göstermek. )

- "YALAN SÖYLÜYORSUN!" ile/değil/yerine "HATA EDİYORSUN"

- "YALAN SÖYLÜYORSUN!" değil YALAN!
( Doğru/yanlış, tüm bireylere ve olguya/olaylara tâbidir. Dolayısıyla doğrudan ya da "dolaylı" olarak belirli/bir kişiyle sınırlanamaz/odaklanamaz! )

- "YALNIZ, İNSAN, ..." değil YALNIZCA İNSAN, ...

- "YAMULTMAK" ile "RAYINDAN ÇIKARTMAK"

- "YAN" ile "DERİNLİK"

- "YANAĞI DEĞDİRİP, ÖPÜCÜK SESİ ÇIKARMAK" ile/yerine YANAĞI ÖPMEK

- "YANAŞMAK" ile/ve YARANMAK

- "YANDIK" ile "AYVAYI(/...) YEDİK"

- "Yani"siz KONUŞ!!!

- "YANİ" ile/ve "SONUÇTA"

- "YANINDA OLMAK İSTİYORUM" ile "YANIMDA OLMANI İSTİYORUM" ile "YANYANA OLMAK İSTİYORUM"

- "YANIŞ" değil/yerine UYANIŞ

- "YANIT" ile/ve/değil/yerine AÇIKLAMA

- "YANIYORUM" değil/yerine/>< UYANIYORUM

- "YANLIŞ ANLAMIŞ OLMAK" ile/değil ÜMİT ETMEK
( "Beni yanlış anlamışsın!" sözünün/durumlarının nedenleri daha çok ümit etmekten kaynaklanmaktadır! )

- "YANLIŞ ANLAŞMA OLMUŞ/OLDU" değil YANLIŞ ANLAŞILMA OLMUŞ/OLDU
( İsteşlik oluşturacak kadar aynı anda yanlış anlama söz konusu olamayacağından ve düşünceyi/durumu karşılayan sözcük/ek/kavram var ise, onu kullanmakla yükümlü olduğumuzu anımsayarak... )

- "YANLIŞ ANLAŞMA" değil "YANLIŞ ANLAMA"

- "YANLIŞ BULMAK" ile KATILMAMAK

- "YANLIŞ DÜŞÜNMEK" ile/değil FARKLI DÜŞÜNMEK

- "YANLIŞ KİŞİ/LER":
"ZAMAN KAYBI"
değil
DOĞRU KİŞİLERİ BULMA NEDENİ


- "YANLIŞ YAPMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<> YALNIZ KALMAK

- "YANLIŞ" ile/değil FARKLI

- "YANLIŞ" ile/değil/yerine/||/<>/< GEREKSİZ

- "YANLIŞLARA AĞIT YAKMAK" ile/değil/yerine/>< DOĞRULARI İNŞÂ ETMEK

- "YANLIŞSAM BENİ DÜZELT/İN!" değil YANLIŞSA / YANLIŞ VARSA/OLU(ŞU)RSA DÜZELT/İN/İZ!
( Bu "M / N" harflerinin yani "BEN / SEN" "dilinin/kullanımı", "kişi temelli/odaklı" alt seviye "düşünüş"[düşünmeyiş/düşünemeyiş] ile bağlantılı olarak ya da öteki dillerden ve özellikle İngilizce'deki kullanımdan gelen kötü/yanlış bir kullanım/ifade şeklidir. )

- "YANMAK" ile/değil/yerine "BRONZLAŞMAK"

- "YANMAK" ile "ÇOK İSTEMEK"

- "YANSITMAK" ile "YER VERMEK"

- "YAP(IL)ABİLİTE" değil YAPILABİLİRLİK

- "YAPABİLDİĞİM" ile "YAPABİLDİĞİMİ DÜŞÜNDÜĞÜM"

- "YAPABİLECEĞİM BİR ŞEY YOK" değil "YAPABİLECEĞİM FAZLA BİR ŞEY YOK"

- "YAPACAK ÇOK İŞ/İM VAR" değil "YAPILACAK ÇOK İŞ/İM VAR"

- "YAPACAK/YAPILACAK BİR ŞEY YOK" değil "YAPILACAK (PEK) FAZLA BİR ŞEY YOK"

- "YAPAMAM" değil/yerine/>< YAPABİLİRİM
( )

- "YAPAMAMA/GERÇEKLEŞTİREMEME":
"YOĞUNLUK"TAN DOLAYI
ile/ve/değil/<> ÖNCELİKLER(İN)DEN DOLAYI

- "YAPAMAZSIN" ile/değil/yerine "YAPMAMALISIN"

- "YAPARAKTAN/EDEREKTEN" değil YAPARAK/EDEREK

- "YAPİM/ARIYİM" değil YAPAYIM/ARAYAYIM

- "YAPIŞMAK" ile "BİNDİRMEK"

- "YAPIŞMAK" ile "SİNMEK"

- "YAPIYORUZ" değil BİZDEN YAPIYORLAR

- "YAPMA!":
EMİR
değil KOLAYLAŞTIRMA/HIZLANDIRMA
( Bilenlerin/tecrübelilerin/büyüklerin, "... Yapma!/Etme!" sözleri/öğütleri, bir yasak/engel/kısıtlama değil yapılmayacakların kolay ve daha az olmasından dolayı, tecrübelerinden yararlanılmasını istedikleri içindir. Hemen buyruk/emir olarak algılanıp tepki göstermemekte yarar vardır! )

- "YAPMADI/M/N" ile/değil YAPAMADI/M/N

- "YAPMAYACAĞIM ŞEY/İŞ YOK" ile/değil/yerine YAPAMAYACAĞIM ŞEY/İŞ YOK

- "YAR/UÇURUM" OLMAK ile/değil/yerine/>< YÂR OLMAK

- "YARARLI-ZARARLI" ile/ve/<>/> DOĞRU-YANLIŞ ile/ve/<>/> İYİ-KÖTÜ ile/ve/<>/> GÜZEL-ÇİRKİN ile/ve/<>/> SEVAP-GÜNAH
( Akl-ı temyizî. İLE/VE/<>/> Akıl. Akl-ı Nazarî. İLE/VE/<>/> Akl-ı amelî. İLE/VE/<>/> İç duyular. İLE/VE/<> Vicdan. )
( ... İLE/VE/<>/> Kavram ve nesnenin uygunluğu. İLE/VE/<>/> Düşünce ve eylemin uygunluğu. İLE/VE/<>/> Biçim ve içeriğin uygunluğu. İLE/VE/<> ... )
( Spor. İLE/VE/<>/> Bilim. İLE/VE/<>/> Felsefe/Ahlâk. İLE/VE/<>/> Sanat. İLE/VE/<> Din. )
( İyi, yarar ve hazın sürekliliği olarak yorumlanır. )
( İyilik konusunda, kişiler, dört bölümdür:
1. Herkesten önce yapanlar: Bunlar, kerîmdir;
2. Taklit yoluyla yapanlar: Bunlar, hakîmdir;
3. Engelleyenler: Bunlar, eşkiyâdır;
4. Hoşlandıklarından dolayı yapanlar: Bunlar, kötü niyetlilerdir. )
( Kendiniz için neyin iyi olduğunu bilmezken, başkaları için neyin iyi olduğunu nasıl bilebilirsiniz? )
( When you do not know, what is good for yourself; how can you know, what is good for others? )
( ... VS./AND/<>/> Appropriateness of concept and object. WITH/AND/<>/> Appropriateness of thought and action. WITH/AND/<>/> Appropriateness of shape and content. WITH/AND/<> ... )
( ... VS./AND/<>/> Rational. VS./AND/<>/> Ethic. VS./AND/<>/> Aesthetics. VS./AND/<> Religious. )
( Sport. VS./AND/<>/> Science. VS./AND/<>/> Philosophy. VS./AND/<>/> Aesthetics. VS./AND/<> Religion. )

- "YARASI OLAN, GOCUNUR" ile/değil "KİŞİ, KENDİNDEN BİLİR"

- "YARATICILIK" ile/değil/yerine FARKLILIK

- "YARATIR" ile/ve/değil OLUŞTURUR

- "YARATMA" ile/ve/değil AÇIĞA ÇIKARMA

- "YARATMAK" ile "NEDEN"/VESİLE OLMAK

- "YARATMAK" değil/yerine (OLANI) DEĞİŞTİRMEK

- "YARAYI DEŞMEK" ile/ve/||/<> "SIKINTIYI PERÇİNLEMEK"

- "YARDIM" ile "MÜDAHALE"
( [Kişi/gereksinim sahibi, çevresinden] İstemişse. İLE İstememişse. )

- "YARGI" ile/değil/yerine/>< BİLME

- "YARGILAMA" ile/ve/<> DAYATMA

- "YARGILAMAK" ile/değil "İNDİRGEMEK"

- "YARGILAMAK" ile "KÖTÜLEMEK"

- "YARIM BAKMA" ile/ve/||/<> "BÖLME"

- "YARIMI KADAR" değil YARISI KADAR

- "YARIN(LAR)A TAŞIMAK" değil GELECEĞE TAŞIMAK

- "YAŞ GERİLETME" ile/ve/||/<> "ZAMAN İLERLETME"

- "YAŞADIKÇA ..." ile/değil "DENEYİMLEDİKÇE ..."

- "YASAK GETİRMEK/KOYMAK" ile/değil/yerine KATKI/DESTEK
( Sizi seven/düşünen yakınlarınızın yapmamanızı istedikleri/söyledikleri şeyler, size engel/yasak koymak değil yaşamınızı hızlıca nitelikli kılma niyetiyle/amacıyladır daha çok. [Size o anda uygun "görünmemesi" ile çatışmaya gitmek yerine biraz/bir kez daha düşünmeyi gerektirir sadece.] )

- "YASAK" ile/değil BAŞKASINA KAPALI

- "YASALARA UYMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<> ADÂLET

- "YAŞAM/IM ÇOK SIKICI" değil (YETERİNCE) PARA(N) YOKTUR

- "YAŞAMAK" ile DENEYİMLEMEK

- "YAŞAMI KOVALAMAK" ile "YAŞAMI YAKALAMAK"

- "YAŞAMI ÖĞÜTMEK" değil/yerine YAŞAM ÜRETMEK

- "YATAK ODASI" değil/yerine UYKU/UYUMA ODASI

- "YAVAŞ YAVAŞ" ile "TEKER TEKER"

- "YAVAŞLA(T)MA" ile/ve/değil/||/<>/>/< AZAL(T)MA

- "YAYAN" (KALMAK) değil YAYA (KALMAK)

- "YAYILMAK" ile "KURULMAK"

- "YAZGI" ile/değil/yerine SALT, ÖZGÜR İSTENÇ/İRÂDE

- "YAZIK ETMEK" ile/ve "AYIP ETMEK"

- "YAZIK" ile "YAZIKLAR OLSUN!"

- "YAZILMAK" ile "SÜZÜLMEK"

- "YEDİ EMİN" değil YED-İ EMN
( ... DEĞİL Emin el/ler. )

- "YEDİĞİN KAP" ile "BİNDİĞİN DAL"

- "YEDİRMEK" ile/ve "GİYDİRMEK"

- "YEMEK":
ACIKINCA
ile/ne yazık ki ÜZÜLÜNCE ile/ne yazık ki KIZINCA
( Sofradakileri. İLE/NE YAZIK Kİ Kendimizi. İLE/NE YAZIK Kİ Birbirimizi. )

- "YEMEK" ile/değil/yerine/>< GÜVÂR[Fars.]
( ... İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Hazmı kolay yemek. )

- "YEMİNİNE BAKIP KİŞİYE İNANMAK" ile/değil/><
KİŞİYE BAKIP YEMİNİNE İNANMAK


- "YENEN" ile "YENİLEN"
( Boş konuşur. İLE Boşu boşuna susar ya da savunur. )

- "YENİDEN BAŞLANGIÇTA ..." değil YENİDEN BAŞLAMAKTA ...

- "YENİDEN DİRİL(T)ME" ile/değil YENİDEN CANLANDIRMA

- "YENİLEBİLİR" değil YENİLENEBİLİR

- "YENİLGİ":
"KAYBETTİĞİNDE"
değil VAZGEÇTİĞİNDE

- "YENMEK" ile/ve "ÜSTESİNDEN GELMEK"

- "YERE BAKAN YÜREK YAKAN" ile/ve "UMMADIK TAŞ, BAŞ YARAR"

- "YERİNDEN ETME" ile/ve/<> "RAYINDAN ÇIKARMA"

- "YETERSİZ" ile/değil/yerine/>< AKILLI
( Daha fazla bilinmek için "uğraşırlar". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Daha fazla bilmek için çalışırlar. )

- "YETİŞTİRMEK" ile/değil "MEKTEBE KOYMAK"

- "YIKIYOR/LAR" ile "YIKIYOR/LAR"
( Arabayı. İLE Binayı. )

- "YILDIZ KAYMASI" değil GÖKTAŞI
( "Yıldız kayması" diye adlandırılan durum, atmosfere girdiğinde, yanmaya başlayan, küçük göktaşlarıdır. )

- "YİNE DE" ile/ve/||/<> "İLLE DE"
( Sen! )

- "YİNELEME" ile TEKRAR/LAMA

- "YIRTINMAK" ile/ve "ÇIRPINMAK"
( Parçalanırcasına bağırmak. İLE/VE Çok istenilen bir şeyi gerçekleştirmek için aşırı derecede çaba harcamak. )

- "YOK ARTIK" ile "YOK DAHA NELER"

- "YOK ETMEK" ile/ve/<>/değil/yerine TIRNAK İÇİNE ALMAK "..."

- "YOK ETMEK" ile/değil/yerine/>< YAŞATMAK
( Yoketmek yerine yaşatmak )

- "YOK" DEMEK ile/değil/yerine "BENİM İÇİN BU/BÖYLE BİR KONU/OLGU YOK" DEMEK

- "YOK" ile "OLMAZ"

- "YOK" ile/değil/yerine "YOK DENİLEBİLECEK KADAR AZ"

- "YOKLUK" ile "SIKINTI"

- "YOKLUK, YOKTUR" değil "YOKLUK, YOKTUR", YOKTUR!

- "YOKTU" değil KAYITLARDA YOK/BULUNMUYOR

- "YOL GÖSTERİRKEN", YOL KESMEK ile/ve/<> "YOL KESERKEN", YOL GÖSTERMEK

- "YOL VERMEK" ile/değil/yerine "YER VERMEK"

- "YOLA ÇIKMAK" ile/ve/< "YOLDAN ÇIKMAK"

- "YOLDA KALMAK" ile "SINIFTA KALMAK"

- "YOLUNU AÇMAK" ile/ve "YOLUNU OLUŞTURMAK"

- "YORULUYOR İNSAN" değil YORULUYORUM
( Kişisel ve/veya özel olan bir durumu, genelleyerek ya da abartarak, [kendine hizmet eden/çıkarına uyan] "akla" bürümenin [rasyonalizasyonun], çevreye hiçbir etkisi/katkısı olmadığı gibi, en başta, bu sözü söyleyen kişiye ve çevresine/zihinlere olan yükü çok fazladır. Aslolan da, ne söyleyeceğini bilmek değil ne söylemeyeceğini düşünmek ve ona göre konuşmak/konuşabilmektir! )

- "YORUM"(KEYFİYET / LÂF | KÜFÜR | HERZE) ile/değil/yerine/>< DÜŞÜNCE

- "YOU ARE GOING TO SAY ..." vs. "YOU SHOULD SAY ..."

- "YÜKLENMEK" ile/ve/<> ABANMAK

- "YÜKLÜ PROGRAM" ile "YOĞUN PROGRAM"

- "YÜKSEK" ile "SAĞLAM"

- "YÜKSEK/LİK" ile/ve/değil/yerine AŞKIN/LIK, MÜTEAL, YÜCE/LİK

- "YUMULMAK" ile "GÖMÜLMEK"

- "YUMULMAK" ile/ve/<> "YAMUL(T)MAK"

- "YUMUŞAK" OLMA(!) ile/ve/<>/>< "SERT" OLMA(!)
( Ezilirsin. İLE/VE/<>/>< Kırılırsın. )

- "YUMUŞAMA" ile "YAVŞAMA"

- "YUMUŞATMA" ile/ve/<> DENGELEME

- "YURO" yerine "AVRO"

- "YURTSEVERLİK" "SÖYLEMİ" ile/değil/yerine YURTTAŞLIK

- "YÜRÜTMEK" ile/değil/yerine/>< YÜRÜMEK
( Bir şeyleri, parçaları. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yaşamı, yolu ve bütünü. )

- "YÜRÜYEN BALİNA" = OSMANLI

- "YUVALANMA" ile/ve/||/<> "YAPILANMA"

- "YUVARLAMA" ile/ve/||/<> "KESTİRME"

- "YUVARLAMAK" ile BURMAK

- "YUVARLAMAK/İNDİRMEK/GÖTÜRMEK" ile/değil/yerine YEMEK
( Lokmalar olabildiği kadar ağızda kalmalı, iyi çiğnenmelidir! Acele etmemeli ve yutma arzusunu kontrol edebilmelidir! )
( Yediğinizi için, içtiğinizi yiyin! )
( İSÂGA-İ TAÂM[Ar.]: Yemeğin kolaylıkla yutulması. )

- "YÜZ VERİLDİ DİYE ASTARINI" İSTEMEK ile "ENSEYE TOKAT, GÖTE PARMAK"

- "YÜZÜNDEN DÜŞEN BİN PARÇA" ile/ve "KARADENİZ'DE GEMİLERİN Mİ BATTI?"

- "YÜZÜNE-GÖZÜNE BULAŞTIRMAK" ile "BİR ÇUVAL İNCİRİ BERBAT ETMEK"

- "ZAHMET OLMAZSA" ile/değil "SAKINCASI YOKSA"

- "ZAHMET"/Lİ ile/ve/değil/||/<>/> RAHMET/Lİ
( ... İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> "Zahmet"i, zevk edinmek. )
( Zahmet ile Rahmet arasında, sadece bir nokta fark vardır. )

- "ZAMAN GEÇİRMEK" ile/değil/yerine ZAMANI DOLDURMAK

- "ZAMAN ZAMAN" ile "OLUR OLMAZ"

- "ZAMAN(IM) YOK ile/değil "ÖNEM VERMİYORUM"

- "ZAMANDA OLUR" değil ZAMANLA OLUR

- "ZAMANI DEĞİL" ile "SIRASI DEĞİL"

- "ZAMANI GELDİĞİ ZAMAN ..." değil ZAMANI GELDİĞİNDE ...

- "ZAMANI GELİRSE" ile/ve "ZAMANI GELDİĞİNDE"

- "ZAMANI ÖLDÜRMEK" ile/değil "ZAMANI DEĞERLENDİRMEK"

- "ZAMANI/VAKTİ HARCAMAK" değil/yerine "ZAMANI/VAKTİ KULLANMAK"

- "ZAMANIN EL VERDİĞİNCE" değil "ZAMAN EL VERDİĞİNCE"
( "ZAMANIN EL VERDİĞİ KADAR" demek üzereyken "ZAMANIN" diye başlayıp bu sözü kullandıktan sonra bir anda zihne başka bir sözün gelmesiyle hızla yön değiştirerek ifadenin bozulmasıyla oluşur. [Dli yanlış kullanmaktan değil bazen konuşma koşullarının çoklu etkileri altında sözcükler arasında karmaşalar yaşanabilir.] )

- "ZARAR" ile/değil/yerine DAHA AZ ZARAR

- "ZARAR" ile/değil/yerine SAKINCA

- "ZARARI, AZA İNDİRGEMEK" değil ZARARI, AZA İNDİRMEK

- "ZARARLI OLMAK" ile/ve "ZARARDA OLMAK"

- "ZARARLI/YANLIŞ/KÖTÜ/GÜNAH/HARAM AMA ..." ile/değil/yerine ... VE ZARARLI/YANLIŞ/KÖTÜ/GÜNAH/HARAM

- "ZATEN ..." ile/değil/yerine "NASIL OLSA ..."

- "ZATEN ŞÖYLEYDİ" değil/yerine "DAHA ÖNCE DE ŞÖYLEYDİ"

- "ZAYIF" ya da "GÜÇLÜ" ile/değil/yerine ZEKİ
( İntikam alır. YA DA Affeder. İLE/DEĞİL/YERİNE Görmemezlikten gelir. )

- "ZAYIF" ile/değil NAİF

- "ZAYIF/LIK" ile/ve/değil/yerine "GÜÇSÜZ/LÜK"

- "ZAYIF/LIK" ile/ve/değil NARİN/LİK

- "ZAYIFLIK" ile/değil KİŞİLİKLİ/OMURGALI KALMAYI YEĞLEMEK

- "ZAYIFLIK" ile ZAAF

- "ZEKÂNIN ELVERMESİ" ile "AKLIN BASMASI"

- "ZEMİN" ile/ve/<> BAĞLAM

- "ZEN BUDİZM/İ" değil ZEN

- "ZENGİNLİK":
[ya] ÇOK PARA
ile/değil/yerine/ya da/>< ÇOK DOST
( Belki ikisinden biri olur fakat ikisi birden olmaz! )
( Dostlarım! Dünyada, dost yoktur! )

- "ZENGİNLİK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BAŞARI

- "ZEYTİN ÇEKİRDEĞİ" ile "İNCİR ÇEKİRDEĞİ"

- "ZİHNİN BURUŞMASI" ile/değil/>< TENİN BURUŞMASI
( "Heyecanımızdan vazgeçmemizle".[Olmamalı!] İLE/DEĞİL/>< Yıllarla.[Olabilir.] )

- "ZIPLAMAK" ile/değil ATILMAK

- "ZİYARETİN, KISASI MAKBULDÜR" ile/ve/değil/||/<>/< "ZİYARETİN, KISAS'I[KARŞILIKLI OLANI] MAKBULDÜR"

- "ZOR ANLATMAK" ile/değil/yerine "ANLATMAKTA GÜÇLÜK ÇEKMEK"

- "ZOR" ile/ve "PİS"

- "ZOR" değil/yerine/< KOLAY DEĞİL

- "ZORLAMAK" ile "SIKIŞTIRMAK"

- "ZORLUK" ile/değil GELİŞİM/GELİŞME

- "ZORLUK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ZORLANMA
( Dışarıda/ki/ler/de. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< İçeride/ki/ler/de/n. )

- "ZORLUKLARI GÖZE ALMAK" ile/ve "ZORLUKLARA GÖĞÜS GERMEK"

- "ZORUMA GİDİYOR" ile "AĞIRIMA GİDİYOR"

- "ZURNANIN ZORT DEDİĞİ YER" ile "DANANIN KUYRUĞUNUN KOPTUĞU YER"

- "[BİR ŞEYİ] BİLMEK" ile "[BİR ŞEYDEN] ANLAMAK"

- "[not]" QUESTION vs. INSULT

- %99,73 (ve üzeri):
DNA babalık tayini eşiği.


- "HALBUKİSİ" değil HALBUKİ

- "SAHİBİSİ" değil SAHİBİ

- 'X'İN BİLGİSİ ile/ve 'X1'İN BİLGİSİ ile/ve 'X2'NİN BİLGİSİ ile/ve 'X3'ÜN BİLGİSİ

- ( BELOVED )

- ( BELOVED )

- ( RİTÜEL ve TÖRE[ÖRF] )
ile/ve/değil/yerine/<>/>
TÜZE(HUKUK)

( Köyde. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/> Kentte. )
( [ Bilinçaltı. VE Bilinç dışı. ] İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/> Bilinç. )
( Bir kültürün, ortalama kamusal bilgisinin belleği. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/> ... )

- ( Topluluk önünde/karşısında. )

- (")... YAPARSAM, ...(") ile/değil ... YAPINCA, ...

- (")AÇILMA(") ile/ve/<> (")ÇÖZÜLME(")

- (")ANLAMLI(") YAŞAM ile/ve/yerine MUTLU YAŞAM
( Geçmiş ve/veya gelecek üzerine kurulan. İLE/VE/YERİNE ÂN üzerine kurulan. )

- (")AŞIRI(") ile/değil/yerine/<> ÖTE

- (")AT(") ve/||/<> (")KÖPEK(")
( Sezgi. VE/||/<> Sadakat. )

- (")AYAKTA DURACAK DURUMUNUN OLMAMASI(") ile/ve/||/<>/< YAŞAMDA DURACAK NEDENLERİNİN OLMASI

- (")BARIŞ("):
ÇOK KUTUPLU, SIRADÜZENLİ[HİYERARŞİK] DENGE "DÜZENİ"
ile ÇİFT KUTUPLU "DÜZEN" ile TEK BİR DEVLETİN "DÜZENİ"[PAX ROMANA]

- (")BAŞ AĞRISI(") ile/ve/<> (")KARIN AĞRISI(")
( [durumlar/"sorunlar"] "Kaldırılamadığında". İLE/VE/<> "Sindirilemediğinde". )

- (")BODRUM KAT(") ile/ve/<> (")TAVAN ARASI(")
( "Travmalar". İLE/VE/<> "Hoş anılar". )

- (")BOZUK(") ile BOZUK
( Bozulmuş olan. | Görevini yapamaz, işlemez duruma gelmiş. | Kızgın, sıkıntılı. İLE Türk halk müziğinde kullanılan, bağlamadan biraz büyük ve meydan sazından küçük, dokuz telli bir saz. )

- (")BÜYÜCÜLER(") ile/ve/<> (")ARA VAROLAN/LAR(")
( Evrenin, "büyücülerden" ve "ara varolanlardan" temizlenmesini, kelâm sağlamıştır. )

- (")BÜYÜMEK(") ile/ve/||/<>/>/< "ÇOCUKLAŞABİLMEK"
( Zamanın etkisi. İLE/VE/||/<>/>/< Kişinin becerisi. )
( İçindeki çocuğa sarıl! Sana, insanı anlatır... )
( )

- (")ÇEŞME(") ile/<> YALAK
( ... İLE/<> Hayvanların su içtikleri, taş ya da ağaçtan oyma kap. | Çeşme, musluk vb.'nin altına akan suyun çevreye sıçramasını ya da akıp gitmesini önlemek için konulan delikli taş tekne. | [coğ.] Buzyalağı. | Boşboğaz, söz taşıyan. )

- (")ÇIKAR(") ile/değil/yerine OLASI ZARARLARI AZALTMA

- (")ÇIPLAK/LIK(") ile/ve (")ŞEFFAF/LIK(")

- (")DAĞ(") ile/değil/yerine/>< (")DENİZ(")
( Uzaklaştırır, ayırır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yakınlaştırır, birleştirir. )

- (")DELİ(") ile/değil/yerine/<>/>< (")AKILLI(")
( Sadece, aklı başında olanlar, deli olduklarını kabul ederler. )
( Dışından, kendi kendine konuşunca. İLE/DEĞİL/YERİNE/<>/>< İçinden, kendi kendine konuşunca. )

- (")DİŞ"İM" AĞRIYOR(") değil ÖYLE BİR ŞEY/"İN" Mİ VAR?

- (")DOĞRU DUYU/HİS(") ile/ve NASIL ÖĞRENİLECEĞİNİ BİLMEK
( Doğru hisse sahip olan, nasıl öğreneceğini bilir. )

- (")DOLANAN(") ile/değil DOLAŞAN

- (")DOLDURMAK(") ile/ve/<> (")ŞİŞİRMEK(")

- (")DÜŞMAN(") ile/ve/değil KARŞI GÜÇ

- (")DÜŞMAN(") ile/değil/yerine RAKİP

- (")EKLEKTİK("):
"SAĞALTIM/TERAPİ"
değil SAĞALTICI/TERAPİST
( Olmaz! | Olur. )

- (")EKSİ(") ile/ve/değil/<> ARTI
( Bazen, bazı (")eksikler/eksiklikler("), artı(ya) olabilir(/dönüşebilir.) )

- (")ELİNİ ÖP(TÜR)MEK(") ile/ve/değil/||/<>/< EĞİLMEYİ GÖ(STE)RMEK/DENEYİMLE(T)MEK

- (")GEÇMEK(") ile (")ATLAMAK(")

- (")GERÇEKLİK(") ile/ve/değil/||/<>/< GEREKSİNİM

- (")GÖNÜLLÜLÜK(") ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< SORUMLULUK ALMAK

- (")GÜLE GÜLE(") ile/değil/yerine GÖRÜŞMEK ÜZERE
( Ayrılıkta. İLE Buluşmada/uyuşmada. )

- (")GÜZEL/LİK(") ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< DÜRÜST/LÜK

- (")HAK(") ile/ve/değil/yerine OLANAK

- (")HAKLILIK/HAKSIZLIK(") ile/ve/değil/||/<> İSABETLİLİK/İSABETSİZLİK

- (")HASTALIK("):
KİŞİLERDE
ile/ve/değil/||/<>/< İLİŞKİLERDE

- (")İÇ(") ve/=/<> ZİHİN/DÜŞÜNCE

- (")İLİŞKİYE GİRMEK(") ile/ve/||/<> (")İLİŞKİDE BULUNMAK(")

- (")İLKE(") ile/ve/<> KİŞİ/İNSAN
( Bazen, bir ilke için herkesten, bazen bir kişi/insan için tüm ilkeler(imiz)den vazgeçebiliriz/vazgeçebilmeliyiz! )

- (")İNANMAK(") ile/değil/yerine/>< BİLMEK

- (")İT(") ve/||/<>/> (")BİT(")
( İtle yatan, bitle kalkar. )

- (")İYİ/LİK(") ile/ve/>< (")KÖTÜ/LÜK(")
( Hesapsız/plansız. İLE/VE/>< Hesaplı/planlı. )
( İyi, yapmak ve yaratmakla; kötü, tembellik ve işsizlikle görülür. )
( Mükemmel olmayanı mükemmel olan uğruna seve seve feda edin, o zaman iyi ve kötü tartışmaları artık hiç olmayacak. )
( Ortak iyiliği (bütünün hayrını) arzu ettiğinizde, tüm dünya sizinle birlikte arzu eder. )
( Yapmış olduğu kötülüğü daha sonra yaptığı iyilikle yenen kişi, ayın, ışığını örten bulutlardan kurtulduğu zamanki gibi, dünyaya ışık yayar. )
( Olgun kişi, iyiyi gözlemleyerek onun peşinden gider, kötüyü gözlemleyerek düzeltmeye çalışır. )
( En yüksek katta şereflendirilmenin anlamı, kişinin iyiliğe olan içten aşkının doğurduğu başarıdır. )
( Olayları iyi ve kötü diye ayırdığınız sürece, haklı olabilirsiniz. Gerçekte ise, yerine getirildiklerinde, iyi kötüye, kötü de iyiye dönüşür. )
( Kötüyü kötü görebilmeliyiz ki, iyiyi arayabilelim. )
( Her şeyi iyi görürsek, tuzağa düşeriz. )
( ARETE[Hellence]: İyilik. | Erdem, yetenek, yetkinlik, yararlılık. )
( İyi şeylerin olduğu/olabildiği/olabileceği kadar, kötü; kötü şeylerin olduğu kadar da, iyi şeylerin olduğu/olabildiği/olabileceği ve bu bağlamda da, iyi/kötü tanımının olmadığı/olamayacağı, ancak ve sadece bizim alt seviye yükleme(leri)mizle ya da indirgeme(leri)mizle söz konusu olduğunu anımsamakta yarar vardır. )
( İyi birini gördüğünüzde, onu taklit etmeye çalışın. Kötü birini gördüğünüzde, onun kusurlarını, kendinizde de arayın. )

- (")İYİLİK(") ile/ve/değil/yerine/||/<> HİZMET

- (")İYİLİK(") değil OLDUĞU/GEREKTİĞİ ŞEKİLDE/GİBİ

- (")KABARMA(") ile/ve/<> (")KÖPÜRME(")

- (")KABUL EDİLEMEZLİK(") ile/ve/<>/değil/yerine SİNDİRİLEMEZLİK

- (")KASILMA(") ile/ve (")TUTULMA(")

- (")KESİNLİK(") ile/ve/değil KESİNLİĞİN OLANAKSIZLIĞI

- (")KEZBAN(")[Ar.] ile/değil/>< KEZBAN[Fars.]
( Kötü kadın. | (")Deneyimsiz, beceriksiz, bilgisiz, görgüsüz kadınlara yakıştırılan söz("). İLE/DEĞİL/>< Becerikli, hamarat kadın. )

- (")KIRILMA(") ile/<> (")ÇÖKME(")

- (")KOLAY(") ile/>< (")ZOR(")
( [hiçbir şey ...] Göründüğü kadar kolay değildir. İLE/VE/>< Zannedildiği kadar zor değildir. )

- (")KÜLTÜREL(") ile/ve/değil/yerine/||/<> DÖNEMSEL

- (")KUŞKULU/ŞÜPHELİ İFADE TUTANAĞI(") ile/değil KUŞKULU/ŞÜPHELİ'NİN İFADE TUTANAĞI

- (")MAL(") ve/||/<> (")ARKADAŞLIK(") ve/||/<> (")AŞK(")
( [Değeri yoktur!] Cömertlik yoksa. VE/||/<> Vefâ yoksa. VE/||/<> Karşılık yoksa. )

- (")MALİYET(") ile/ve/<> SONUÇ

- (")MAYALANDIRMA(") ile/ve/<> (")ÇOĞALTMA(")

- (")MERCİMEĞİ(") ... :
"FIRINA VERMENİN" HAZZI
ve/||/<>
EVSİZ(LER)E VERMENİN HUZURU

( EVSİZLERİ (DE) DÜŞÜN(ELİM)!!! )
( Çorbada Tuzun Olsun!... )
( Aynada gördüğün, ben(evsiz) değil(im)!

Bu işte bir Evsizlik var!

Ne yersek paylaşıyoruz!...
Bu kurda-kuşa, bu bana, bu da bir evsize...

Evlenme teklifime yardım eder misin!?

Ben - Sen - O | Biz - Siz - Evsiz

3 taş oynamak için taşta oturmak/yatmak zorunda değilsin!

Yazın kaşın, kışın taşın! (İşimiz/yaşamımız bu/böyle!)

Düşün, taşın! Ya da kaşın!

"Evde yokuz!" / "Evdeyim!"
( Senin yalanın. / Benim yalanım. )

Benim görmem için pertavsız gerekebilir fakat senin görmen(düşünmen) için bir evsiz görmen gerekmiyor!

Yaşar, ne(rede) yaşar; ne(rede) yaşamaz(. / ?)

Ah bir Çelik kapım olsa...
Evsiz Hercai

Neden, huzurlu evinizde, evsizler için bir Hadise çıkmasın? )

- (")MİKROSKOP(") ile/ve/||/<>/>< (")TELESKOP(")
( [Kişinin] Önemini/"büyüklüğünü" gösterir. İLE/VE/||/<>/>< Önemsizliğini/küçüklüğünü gösterir. )

- (")MİLÂD/EŞİK(") ile (")DÖNEMEÇ(")

- (")NE YAPACAĞINI BİLMEK(") ile/ve/değil/||/<>/> BİLDİĞİNİ, YAPMAK

- (")NUTUK(") ile/ve/değil/yerine/<>/=/||/hem de (")ÖĞÜT(")

- (")ÖĞÜTMEK(") ile/ve (")SİNDİRMEK(")
( Ağızda. İLE/VE Midede ve sonrasında. )
( Yediğinizi için, içtiğinizi yiyin! )
( NÂCÎ[Ar.]: Sindirimi kolay yiyecek. )

- (")OLAY(") ve/değil/||/=/<>/< BETİMLENEN

- (")ÖLMEK("):
GÖVDEDE
ile/ve/değil/yerine/<>/< KENDİNDE

- (")ÖN KAPI(") ile (")ARKA KAPI(")

- (")ÖZGÜVEN(") ile GÖRGÜSÜZLÜK
( Fazla gevşek ya da fazla özgüvenli olunmamalı. )
( HAMHALAT: Kaba saba, görgüsüz. )

- (")PARLAMA(") ile (")ALEVLENME(")
( İŞTİAL: Tutuşma, parlama, alevlenme. )

- (")PUT/LARI/NI KIRMAMAK(") ve/||/<>/> KENDİNİ, PUT KILMAK

- (")SAHİP OLMAK(") ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< LÂYIK OLMAK

- (")SAHİP OLMAK(") ile/ve/değil/yerine/ya da/||/<> OLMAK
( Erich Fromm'un, "Sahip Olmak ya da Olmak" adlı kitabını da okumanızı salık veririz. )

- (")SALLANTI(") ile (")ÇALKANTI(")

- (")SALLANTI(") ile (")SARSINTI(")

- (")SANSÜRLEME(") ile/değil/yerine DÜZENLEME

- (")SEHER(") ve/||/<> (")BAHAR(")
( Gecenin sonu. VE/||/<> Kışın sonu. )

- (")SORUN(") ile/değil/yerine FARK

- (")SORUNLARI("):
BAŞKALARIYLA OLAN/LAR
ile/değil/yerine (OLABİLDİĞİNCE) KENDİYLE OLAN/LAR
( Sorunun, kendi(nde) olduğunu anla(ya)mayan kişiler, ne yazık ki, çözümü, başkalarının huzurunu bozmakta "ararlar/bulurlar". )
( [çoğunlukla] Kendiyle, (ciddi) sorunları olan(lar)dır. İLE/DEĞİL/YERİNE Başkalarıyla, "sorunlu" "görünseler/düşünülseler" de sorunsuzdur(lar). )

- (")SOYUNMUŞ" ile (")ÇIPLAK(")

- (")TARİH(") ile/ve/||/<> ELEŞTİREL TARİH

- (")TOHUM(") ve/||/<> (")MEYVE(") ve/||/<> (")ÇEKİRDEK(")/ÇİĞDEM[Ege'de]]

- (")ÜMİTSİZLİK(") değil/yerine/>< SEVGİ

- (")ÜSTÜN(") ve/||/=/<> İNSANI/KİŞİLERİ SEVEN
( En "üstün" kişi/ler, kişileri/insanı seven(ler)dir. )

- (")UYANMAK(") ile/ve/değil/<> (")GÖZÜN AÇILMASI(")

- (")YAKIN(") ile/ve/değil/<>/> UZAK DURULAN/TUTULAN "YAKIN"

- (")YALPALAMA(") ile/<> (")TÖKEZLEME(")

- (")YAŞAMAK(") ile/ve/||/<>/> NİTELİKLİ YAŞAMAK
( Duyu, "duygu" ve hayal ile. İLE/VE/||/<> Us/akıl ile. )

- (")YETERSİZ/LİK(") ile/ve "SIĞ/LIK"

- (")YIKMAK(") ile/ve/<> (")DEVİRMEK(")

- (")YOK ETMEK(") ile/değil ÖRTMEK

- (")YORULMADA("):
HAREKET
ile/değil DURGUNLUK
( İnsanı, hareket değil durgunluk yorar. )

- (")YÜK(") ile/ve/değil/yerine AĞIRLIK

- ("BİR BEN VAR BENDE, BENDEN İÇERU" OLAN) "BEN" ile/ve/<> "ben"
( Bir gövdede odaklanmış, sonsuz olanız. )
( We are the infinite focussed in a body. )
( - Seni gördüm, daha iyi oldum.
- Beni görürsen, bana da göster. )

- (... AÇISINDAN) ÖNEMLİ ile (... İTİBARİYLE) YERİNDE

- (...) ÖNCE/Sİ ile/ve (...) SONRA/SI

- (......-SIZ) (....-LI)

- (ABLE) TO ACCEPT vs. (NOT ABLE) TO WITHSTAND

- (AĞIZDA) 30 SN. ile/yerine (MİDEDE) 2,5 SAAT'E ÖNEM/DEĞER/ÖNCELİK VERMEK

- (ALIŞKANLIK YAPICILARDAN) UZAK DURMALI!

- (ALT) MANTO
( Yerkabuğunun altındaki 660. km.'de başlayan yarı erimiş devasa katman. [2002'de Science Dergisi'nde yayımlanan bir Japon deneyine göre, alt mantoda çözünmüş su, dünyanın yüzeyinden dolanan sudan 5 kat daha fazla olabilir.] )

- (ATİK) İBRAHİM PAŞA CAMİSİ ile İBRAHİM PAŞA CAMİSİ / MUHSİNE HATUN CAMİSİ
( Bayezıd'ta. İLE Kumkapı'da. )
( 1477'de. İLE 1532'de. )

- (AYAĞIM, ELİM/KOLUM VB.) SORUNLU ile RAHATSIZ ile SAKAT

- (AYNI/FARKLI) HATALAR İÇİN:
"KİMSEYE GÜVENMEMEK"
ile/değil/yerine İKİ KEZ GÜVENMEMEK

- (B)İLİM/LER ile/ve/+/<> BİLGELİK/İRFAN/HİKMET
( Bilgisi.[hikmetin] İLE/VE/+/<> Kendi.[hikmetin] | İlmi, hayata geçirme bilgisi. )
( [konunun] Öncesi | Sonrası | İçi | Dışı İLE/VE/+/<> Zamanı | Zemini )
( 4N İLE/VE/+/<> 2N )
( Nasıl?[Ne asıl?] | Niye?[Neye?] | Nereden? | Nereye? İLE/VE/+/<> Nerede? | Ne zaman? )
( Nasıl? İLE/VE/+/<> Niçin?[Ne için?] )
( Önü | Arkası | Sağı | Solu İLE/VE/+/<> Alt/ı ve üst/ü )
( Dört yön İLE/VE/+/<> Taban ve tepe )
( Yön İLE/VE/+/<> Konum )
( Değişken/araz. İLE/VE/+/<> Sabit/mutlak. )
( Akıl ile. İLE/VE/+/<> Akıl ve/+ gönül ile. )
( Görü. İLE/VE/+/<> Öngörü. )
( İdrak. İLE/VE/+/<> İz'an. )
( İdrak. İLE/VE/+/<> İlmi/ni idrak. )
( Rükû İLE/VE/+/<> Kıyam/Secde )
( Çevre İLE/VE/+/<> Çekirdek )
( Küre/Daire/Çember İLE/VE/+/<> Merkez/Nokta )
( Doğrusal. İLE/VE/+/<> Dairesel. Döngüsel. )
( Sözlük. İLE/VE/+/<> Kılavuz. )
( "Yatay". İLE/VE/+/<> "Dikey". )
( "Dikey". İLE/VE/+/<> "Yatay". )
( "Yabancı"/"tanıdık"/"uzak". İLE/VE/+/<> Tanıdık/yakın. )
( Sözcükler[Terimleri/Kavramları] | Tarih[/Tarihçesi] | Doğası[Kimyası/Biyolojisi/Anatomisi] | İşlevselliği[Fizik/Fizyoloji] İLE/VE/+/<> Koşullar[Zamanı ve Zemini(Yeri/Mekânı)] )
( Önce İLE/VE/+/<> Sonra )
( Âlim İLE/VE/+/<> Ârif )
( ben İLE/VE/+/<> BEN )
( Sıfat İLE/VE/+/<> Zât )
( Gövde İLE/VE/+/<> Öz )
( Gövde İLE/VE/+/<> Göz )
( Beden ilmi. İLE/VE/+/<> Ledün ilmi. )
( İlmin marifeti. İLE/VE/+/<> Marifetin ilmi. )
( Marifetin ilmi. İLE/VE/+/<> İlmin marifeti. )
( Tümellerin idrâki. İLE/VE/+/<> Tekillerin idrâki. )
( Müşkil çözer. İLE/VE/+/<> Akıl üretir. )
( Maddeyi idrak becerisi yüksek kişiler. İLE/VE/+/<> Maddeyi idrak becerisi yüksek kişiler. )
( İlm-i Hudurî. İLE/VE/+/<> İlm-i Husulî. )
( Tasdik[Yargı] İLE/VE/+/<> Tasavvur[Kavram] )
( Görerek/gözlemleyerek. İLE/VE/+/<> İşiterek/dinleyerek. )
( Düşünce ve gözlem ile. İLE/VE/+/<> Katılım ve sezgi ile. )
( Sözlük. İLE/VE/+/<> Kılavuz. )
( Yazı/şekil ile. İLE/VE/+/<> Gelenek ile. )
( Veri/ler ile. İLE/VE/+/<> Bilgi/bilgelik ile. )
( Nesneyi bilmek. İLE/VE/+/<> Kendini bilmek. )
( Yanıtlar ile. İLE/VE/+/<> Sorular ile. )
( Bilinebilecekleri ve yapılması gerekenleri bilmek. İLE/VE/+/<> Kaçınılması/yapılmaması gerekenlerden kaçınmak. )
( Cehâleti gideren. İLE/VE/+/<> Gafleti gideren. )
( Evreni tanımaya ve tanıtmaya çalışır. İLE/VE/+/<> İnsanı tanımaya ve tanıtmaya çalışır. )
( Doğayı tanımaya ve tanıtmaya çalışır. İLE/VE/+/<> İnsanı tanımaya ve tanıtmaya çalışır. )
( Herkes/e. İLE/VE/+/<> Bazıları/na. )
( İsteyene. İLE/VE/+/<> Hak edene. )
( Herkes bilebilir. İLE/VE/+/<> Bazıları bilir. )
( "40 yaş öncesi". İLE/VE/+/<> "40 yaş sonrası". )
( Bilmenin/bilginin sonucu. İLE/VE/+/<> Bilmenin/bilginin kendi. )
( Bilmek. İLE/VE/+/<> Bilmekten, [sürekli] "bilme"ye geçmek. )
( Kişi, bilmediğiyle karşılaşınca oluşmaya başlar. İLE/VE/+/<> Kişi, kendiyle karşılaşınca oluşmaya başlar. )
( Yatay. İLE/VE/+/<> Dikey. )
( Sizin araştırmalarınızla... İLE/VE/+/<> Birlikte paylaşımlarımızla... )
( Aramakla bulunabilir. İLE/VE/+/<> Aramakla bulunmaz. [Fakat bulanlar, aramış olanlarıdır!] )
( Fikri hür, vicdanı hür. İLE/VE/+/<> İrfanı hür. )
( Her yerde ve her şeyde. İLE/VE/+/<> Sende! [ İrfan/kültür, sokakta dolanır; almasını bilirsen! Bilim, doğanın her köşesinde var; görmesini bilirsen! ] )
( Hem Doğu'da, hem Batı'da. İLE/VE/+/<> [daha çok] Anadolu'da ve Doğu'da! )
( Bazen birden, bazen zamanla kazanılır! İLE/VE/+/<> Zamanla kazanılır. )
( Yeterince çalışılırsa, -neredeyse- mutlaka! İLE/VE/+/<> Belki! )
( Çeşm-i insaf gibi kâmile mîzân olmaz Kişi noksanını bilmek gibi irfân olmaz. )
( Nasıl/nelerin konuş(ul)abileceğini öğretir. İLE/VE/+/<> Nasıl/neleri konuşmayacağını ve susabilmeni gösterir. )
( Maluma bakar. İLE/VE/+/<> Mazerete bakar. )
( Tâbi ol! İLE/VE/+/<> Talip ol! )
( Episteme. İLE/VE/+/<> Gnosis. )
( Genel rahmet. İLE/VE/+/<> Özel rahmet. )
( Geçmiş. İLE/VE/+/<> Gelecek. )
( Bileşikleri(mürekkebât) idrâktir. İLE/VE/+/<> Yalını(basît) idrâktir. )
( Mutlaktır. İLE/VE/+/<> Bilgisizlikten sonraki bir duruma özeldir. )
( Mutlaktır. İLE/VE/+/<> Yokluğun(adem) aracılık ettiği iki idrâkin sonucudur. )
( Mutlaktır. İLE/VE/+/<> Riyâzet yoluyla elde edilir. )
( Yöntemi zordur. İLE/VE/+/<> Yöntemi kolaydır. )
( İhtilâfı çoktur. İLE/VE/+/<> İhtilâfı azdır. )
( Neden-delili[burhân-i limmî] ile elde edilir. İLE/VE/+/<> Nasıl-delili[burhân-i innî] ile elde edilir. )
( Seni/onu, başkasına bildiren. İLE/VE/+/<> Seni, sana bildiren. )
( İrfan öğretisi, insanlığı bir bütün olarak algılayıp insanlık değerlerine nerede olursa olsun, duyarlı olmayı öğretir. )
( Nesnesinde tutan. İLE/VE/+/<> Özneyi/kişiyi değiştiren. )

- (B)İLİM ve/<> KÜLTÜR COŞKUSU

- (BAĞIRAN) AĞAÇ KURBAĞASI ile DÜLGER KURBAĞA ile GÜNEY AMERİKA CENNET KURBAĞASI ile PORTO RİKO MİNİK COQUI
( Köpek gibi havlar. İLE Sesleri iki marangozun çivilere farklı anlarda vururken çıkardığı sese benzer. İLE Domuz gibi hırıldar. [Bu türün yavru hali kurbağanın üç katı kadardır.] İLE Çıkardıkları en yüksek ses, yaklaşık 1 metreden 95 desibel olarak kaydedilmiştir. [Havalı bir matkabın çıkardığı sese ve insan ağrı eşiğine yakındır.] )
( ... İLE ... İLE Latince adını erişkinlerden üç kat büyük olan yavrulardan alır. İLE ... )

- (BAĞIRAN) AĞAÇ KURBAĞASI ile EKVADOR AĞAÇ KURBAĞASI

- (Bazen/bazı durumlarda) Adam sansınlar diye DİNLE!!!

- (Bazen/bazı durumlarda) Adam sansınlar diye SUS!!!

- (Bazen/bazı durumlarda) Konuşulacak yerde SUS!!!

- (BAZEN/BAZI ŞEYLERİ) ALMAMALI, KABUL ETMEMELİ!

- (Bazı durumları) Tecrübe ederek anlamak yerine SUS!!!

- (BAZI ŞEYLERİ) UNUTABİLMELİ!

- (BAZI ŞEYLERİ:
) ÖĞRENDİKTEN SONRA YAŞAMAK
ile/ve/<>/değil/yerine YAŞADIKTAN SONRA ÖĞRENMEK

- (BAZI TANINMIŞ) FİLOZOF ve BİLGİNLER
( * ORPHEUS: Antik Yunan'ın mitolojisini -mitini değil, mitinin lojisini, bilimini- oluşturan ve öğreten.
( Orpheus, Fenike dilinde Nur anlamına gelen Aur, Yunanca'da Arpha ile şifa anlamına gelen Rafae sözcüklerinden oluşmuştur ve "Nur ile şifa veren" anlamına gelmektedir. )
* HERMES: Hermes Trimegistes(Üç kere bilge Hermes).
( TRIMEGISTES (3 KEZ BİLGELİK): SEMÂVÎ ve ARZÎ ve KALBÎ )
( Hermes'in Mısır dilindeki adı Thot'dur. )
( İdris sözcüğünün anlamı terzidir. )
( Hermes sözcüğü Ermes, Hermis ve Heramis biçimlerinde söylendiği gibi, Anadolu Türkçesi'ne de Ermiş olarak girmiş ve Tanrı'ya kavuşma halinin bir adı olarak benimsenmiştir. Böylece tasavvufun en temel kavramı ve amacı "ermiş" olmuştur. )
( Hermetik Öğreti'nin etkisi altında gelişmiş İbrani ve Arabi kültürlerde, "İbrani Kabalası ve Zohar'da, Arabi Ebced ve Hurufilik'te" görülen sessiz harflerin sayılarla eşleştirilmesi ve yerlerinin değiştirilerek anlama kombinasyonları oluşturulması geleneği Hermetik'tir. )
* HERAKLEİTOS: Filozof.
( Herakleitos'a göre Evren, varlığı tüm içeriği bakımından sürekli bir oluş içinde değişmektedir. )
( Herakleitos'a göre, kişiler, duyular ve görüngüler tarafından aldatılmaktadır, bunun için bilge insan mutluluğa ve doyuma giden yolda us'u izlemelidir. )
* HERAKLEİTOS: Filozof.
( Parmenides'te "Doğa", "Var olan" anlamına gelir. )
* PROTOGORAS: Filozof.
( Hakikatin ölçüsü insandır; insandan bağımsız saltık bir hakikat yoktur. )
* DEMOKRİTOS: Filozof.
( Demokritos'a göre metafiziksel araştırmanın hedefi bilgi kazanmaktır; törel hedef ise mutluluğu, ansal barış ya da huzuru kazanmaktır. )
* ARKHILOKHOS: Şair.
* SAPPHO: Şair.
* ALKAIOS: Şair.
* SOLON: Kanun koyucu, hukukçu. (Yedi Bilge'den).
* THALES (M.Ö. 600): Doğa ve felsefe bilimcisi. Suyu ilk arke olarak nitelendirmiştir. İyonya Mektebi denilen meşhur mektebin kurucusu, Yedi Bilge'nin birincisi ve astronomi bilginlerindendir. Güneş tutulmasının olduğunu keşfetmiştir.
( Aristoteles tarafından Thales'in ilk filozof olarak kabul edilmesinin nedeni, Thales'in düşünceyi teolojiden doğa üzerine yöneltmesidir. Başka bir deyişle, evrende olan bitenin bilgisini kişinin kendi düşüncesi, becerisi ve çabasında aramayı, bunun için doğaüstü hiçbir güce gereksinim duymamayı, zihinsel düzeyde Thales başlatmıştı. Bu, kişinin inandan akla yükselmesinin bir göstergesidir. )
* ANAKSIMANDROS: Astronomi ve coğrafya bilginidir.
* PYTHAGORAS: Filozof ve geometri bilgini, sayı mistiği-matematikçi-felsefeci.
( Pİ: 3,1416, THA: İlk ilke, GORAS: Karanlıktan aydınlığa çıkaran, aydınlatan, RA'ya kavuşturan. )
( Matematikte (pi) ile gösterilen, "Çember uzunluğunun çemberin çapına oranı"ndan çıkartılan sabit bir sayıdır.
Pi sayısı sınırlı sonsuzluğu ifade etmekle, bilginin kesin değil ama yaklaşık olarak doğruluğunu belirtmekte.
Pi sayısı rasyonel tamsayılara karşın irrasyonel ve aşkın bir sayıdır.
Geometriye ait bir ifadenin matematiksel anlatımı.
Pythagoras'ın mistisizmindeki kavramsallığı, sınırlı sonludan sınırsız sonsuza akıl yoluyla bağ kurma çabasıdır. Başka bir deyişle, sonlu ve karşıtı sonsuzun akıl aracılığı ile armonik bir bütünlük olarak kavranma denemesidir. )
( Piramit: PY-RA-MYTH )
* AISOPOS: Meşhur Kinik, bir öykücü.
* PINDAROS: Şair.
* AISKHYLOS: Tragedya mucidi.
* SOPHOKLES: Dram yazan şairlerin birincisidir.
* ARISTOPHANES: Komedya şairi.
* HERODOTOS: Tarihçilerin babası. (Şeyhü'l-Müverrihîn)
* THUKYDIDES: Tarihçi.
* KSENEPHON: Filozof, tarihçi.
* METON: Matematikçi | Astronomide "Altın Dönem" denilen ondokuz senenyi keşfetmiştir.
* HIPPOKRATES: Tabâbeti diriltmiştir.
* PERIKLES: Kendi adıyla anılan bir ilerleme döneminin kurucusudur.
* ANAKSAGORAS: Atina'da felsefeyi ilk kurandır.
* SOKRATES: Filozof.
( GNOTHI SEATONU! )
( Sokrates dışta olan bitenden çok, insana, insan aklına ve onun kavramlarına yönelmekle, bilgi kuramcılığının temellerini atmıştır. )
* PLATON(EFLATUN): Filozof. Sokrates'in öğrencisi. Geniş omuzlu/göğüslü.
* ARİSTOTELES: Filozof. Platon'un öğrencisi.
( İSKENDER ÖNCESİ ARİSTOTELES ile İSKENDER SONRASI ARİSTOTELES )
* ARISTIPPOS: Tanınmış Kirene Okulu'nun kurucusudur ve Kirene'liler arasında en çok incelik sahibi olanıdır.
* PHIDIAS: Meşhur heykeltıraş.
* POLYGNOTOS: Meşhur ressam.
* DEMOSTHENES: Meşhur hatip.
* EUKLEIDES: Meşhur geometri bilgini.
* ARKHIEMEDES: Meşhur geometri bilgini olup, yakıcı aynaları ve hidrostatikteki kanunu ve burgusu ile olağanüstü şöhret kazanmıştır.
* KONFÜÇYÜS(KUNG-FU-TZU) (İ.Ö. 557-479): Öğretisi mistik değil, tamamıyla pratik ahlâk öğretisidir. Bu öğreti dinsel ve metafizik hiçbir öğe taşımaz. )

- (BAZI) "ATASÖZÜ" değil/yerine AT, O SÖZÜ!
( "Kızını dövmeyen, dizini döver." DEĞİL/YERİNE ... )

- (BAZI) DUYGULARI/NI:
SÜREKLİ YAŞAMAK/DUYUMSAMAK
ile/ve/değil YOĞUN YAŞAMAK/DUYUMSAMAK

- (BAZI) DUYGULARI/NI:
SÜREKLİ YAŞAMAK/DUYUMSAMAK
ile/ve/değil YOĞUN YAŞAMAK/DUYUMSAMAK

- (BAZI) TEKKE MÛSİKÎSİ ÇEŞİTLERİ

- (BAZI) TROPİKAL MEYVELERİN[AVOKADO, MANGO, KİVİ VB.] YUMUŞATILMASINDA:
PİRİNCİN İÇİNE YATIRMAK
ve/||/<> BUZDOLABININ ÜSTÜNE KOYMAK

- (BAZI) VAHŞİ(ETÇİL/HEPÇİL) HAYVANLAR ile/ve/yerine (BAZI) UYSAL(OTÇUL) HAYVANLAR
( [bireylerin] Olumsuz yanlarını simgelerler. İLE/VE/YERİNE Olumlu yanlarını simgelerler. )

- (BAZI/BELİRLİ YERLERE) GİTMEMELİ!

- (BAZI/ÇOK) ÖZEL BİLGİLER [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- (BAZI/ÇOK) ÖZEL BİLGİLER [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- (BAZI/ÇOK) ÖZEL BİLGİLER [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- (BAZI/ÇOK) ÖZEL BİLGİLER [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- (BAZI/ÇOK) ÖZEL DURUMLAR [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- (BAZI/ÇOK) ÖZEL DURUMLAR [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- (BAZI/ÇOK) ÖZEL DURUMLAR [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- (BAZI/ÇOK) ÖZEL DURUMLAR [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- (BAZI/ÇOK) ÖZEL EŞYALAR [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- (BAZI/ÇOK) ÖZEL EŞYALAR [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- (BAZI/ÇOK) ÖZEL EŞYALAR [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- (BAZI/ÇOK) ÖZEL EŞYALAR [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- (BEBEKTE) EK GIDADA:
PİRİNÇ
değil/yerine İRMİK / YULAF

- (BELİRLİ) BİR MİKDAR ile BİR ÖLÇEK

- (BEYAZ) ŞEKER ile/yerine DOĞAL GLİKOZ

- (BEYAZ) ŞEKER ile/yerine TATLANDIRICI

- (BİR AÇIKLAMADAN/DURUMDAN SONRA KULLANILAN) "HAYIR ..." yerine İYİ DE/OLABİLİR DE ...

- (Bir bilgiye/konuya)SAHİP OLMAK ile HÂKİM OLMAK

- (BİR ŞEYDEN[ÜRÜN/HİZMET]) MEMNUN OLMAK ile/ve/değil/yerine/||/<> (BİR ŞEYİN[ÜRÜN/HİZMET]) (SİZİN İÇİN) UYGUN OLMASI

- (BİR ŞEYLER) BİLİYOR OLMAK ile/ve/değil/yerine (DERİNLEMESİNE) BİLİYOR OLMAK

- (BİRİNİ, BİR ŞEYİ) "GÜZEL BULMAK" ile/değil/yerine GÜZELİ BULMAK
( Yanılabilirsin. İLE/DEĞİL/YERİNE Yanılmazsın. )

- (BİRŞEYE/ŞEYLERE) KARŞI OLMAK İÇİN/ÜZERE ile/ve/değil/yerine (BİR/BİRÇOK) YANLIŞA İŞARET ETMEK İÇİN/ÜZERE

- (BU AY DA) GELDİ-ÇATTI

- (BUL)DOZER değil/yerine/= YOLDÜZLER

- (BÜNYESİNDE) BULUNDURMA ile (BÜNYESİNDE) BARINDIRMA

- (BÜYÜK) "HİKAYE" değil SÜREÇ

- (ÇEŞİTLİ) BİTKİSEL/HAYVANSAL YAĞLAR yerine ZEYTİNYAĞI!

- (ÇOĞUNLUKLA) KORKMAMALI!

- (ÇOĞUNLUKLA) TÜM DÜNYADA/KÜLTÜRLERDE ile/ve İSLÂM'DA ile/ve HRİSTİYANLIK'TA ile/ve YAHUDİLİK'TE

- (ÇOK KONUŞMAK ile/ve BOŞ KONUŞMAK) ile/ve/yerine ÇOK/BOŞ KONUŞMAMAK

- (DAHA) ("ÜST") GÜCE[OLANAKLARA/KİŞİLERE] TAPARLIK ile/ve/değil/yerine/||/<> ÖYKÜNME
( Düşük bilgi/bilinç seviyesindeki ya da çıkarcı kişilerin(zihinlerin), iyiliğ(in)e yönelimde, güdülenmesini ve kötülüğ(ün)e başvurmada da kendini tutmasını sağlatan en etkili/etkin iki durum/tutum. )

- (DİLİN) DİLBİLGİSİ ile/ve/<>/değil/yerine AKLIN DİLBİLGİSİ

- (DİYELEKTİK değil/değil/yerine/= DİYALEKTİK) değil/değil/yerine/= EYTİŞİM(SEL)

- (EN FAZLA:
) KISKANÇLIK YAPMAK
ile/yerine KISKANÇLIK DUYMAK

- (FAZLA) İÇMEMELİ!

- (FAZLA) KIZMAMALI!

- (FAZLA) YALAN SÖYLEMEMELİ!

- (FİZİKSEL) NEDENSELLİK ile/ve/değil/||/<>/>/< ZİHİNSEL NEDENSELLİK

- (GERÇEKTEN) İSTEMEK ve/+/||/<>/> EMEK ve/+/||/<>/> YEMEK

- (GERÇEKTEN) İSTEMELİ!

- (GEREKSİZ/FAZLA) TÜKETMEMELİ!

- (GEREKTİĞİ KADAR) SU İÇMELİ!

- (HER GÜN) GERİNMELİ ve ESNEMELİ!

- (HER KOŞULDA) YAP!:
NE YAPABİLİYORSAN
ile/ve/||/<> NE KADARINA SAHİPSEN ile/ve/||/<> NEREDEYSEN

- (HERHANGİ BİR) DÜŞÜNCEYE:
MAHKUM
ile/ve/değil/yerine HÂKİM

- (HERŞEYİ) ELLEMEMELİ/DOKUNMAMALI!

- (HERŞEYİ) KOKLAMAMALI!

- (HÜCCETÜL İSLÂM / İMAM / EBÛ HAMİD) GAZZÂLÎ ile/ve AHMET GAZZÂLÎ
( ... İLE/VE Kardeşi. )

- (HZ.) ÂDEM ile/ve İNSAN
( Tanrı ve beşer/insan ile ilişki kurabilen. İLE/VE Beşer/insan ve Tanrı ile ilişki kurabilen. )

- (INTERNET) SAYFA(SI) ile SİTE(Sİ) ile PORTAL
( Internet üzerindeki tek adres, tek tıklama ile ulaşılan bilgi, görüntü. İLE Birçok internet sayfasını birarada bulunduran yapı. İLE Çok yoğun bilgi ve çok sayıda siteyi birarada bulunduran yapı. )

- (KARŞILAŞMALARDA/BULUŞMALARDA/KÜLTÜRLERDE) HİÇ ÖPÜŞMEMEK ile 2 KEZ ile 3 KEZ ile 4 KEZ YANAKTAN ÖPÜŞMEK

- (KENDİ KENDİNE) HÜKÜM VERMEK değil/yerine İSTİŞÂRE

- (KİŞİSEL) YORUM ile/ve/değil/yerine/<> NESNELLİK
( Yorum niteliğindeki hiçbir yaklaşım/açıklama, nesnellik iddiasında bulunamaz. )

- (KOŞULSUZ) SEVGİ:
(EN BÜYÜK) ZAAF
ve ERDEM

- (KOŞULSUZ) SEVMELİ!

- (MERZİFON'LU) KARA MUSTAFA PAŞA CAMİSİ ile KARA MUSTAFA MESCİDİ / KASAPLAR MESCİDİ
( Bayezıd'ta, Çarşıkapı karşısında, Yeniçeriler Caddesi'ndedir. [Minaresizdir.] İLE Yedikule'dedir. [Kasaplar kullandığı için Kasaplar Mescidi olarak tanınmıştır.] )

- (MUMU/IŞIĞI) YAKMAK yerine (MUMU/IŞIĞI) UYANDIRMAK

- (MUMU/IŞIĞI) YAKMAK yerine (MUMU/IŞIĞI) UYANDIRMAK

- (MUTLAKA) DİŞ İPİ KULLANMALI!

- (NET/KESİN/EMİN) BİLGİ SUNMAK ile (")MÜDAHALE (ETMEK)(")

- (NEVŞEHİR'Lİ) İBRAHİM PAŞA CAMİSİ ile (HADIM) İBRAHİM PAŞA CAMİSİ
( Şehzadebaşı'nda. İLE Silivrikapı'da. )
( 1720'de, Sadrazam Nevşehir'li İbrahim Paşa tarafından. İLE 1551'de, Vezir Hadım İbrahim Paşa tarafından. )

- (not ACCORDING TO ME) TO ME

- (not ACCUSE FOR) ACCUSE OF

- (not ADVICES) ADVICE

- (not AFRAID FROM) AFRAID OF

- (not AFTER TOMORROW) THE DAY AFTER TOMORROW

- (not APPROVE [/TO]) APPROVE OF

- (not AS A CONCLUSION) IN CONCLUSION

- (not ASK TO SOMEONE) ASK SOMEONE

- (not ASTONISHEDLY) ASTONISHINGLY

- (not BAD IN) BAD AT

- (not BEFORE YESTERDAY) THE DAY BEFORE YESTERDAY

- (not BEHAVE WITH) BEHAVE TOWARDS

- (not BELIEVE TO) BELIEVE IN

- (not BORED) GET/GOT BORED WITH

- (not CAPABLE TO) CAPABLE OF

- (not COME AT) COME TO

- (not COMPRISE OF) COMPRISE

- (not CONSIST FROM) CONSIST OF

- (not DIFFERENT THAN) DIFFERENT FROM

- (not DRINK SOUP) EAT SOUP

- (not ENGAGED WITH) ENGAGED TO

- (not FEEL GUILTY FOR) FEEL GUILTY ABOUT

- (not FOURTY) FORTY

- (not GLAD FROM/WITH) GLAD OF/ABOUT

- (not GO TO HOME) GO HOME

- (not GROUND) GROUNDS

- (not GUILTY FOR) GUILTY OF

- (not HARMFUL FOR) HARMFUL TO

- (not HEADACHE) A HEADACHE

- (not IN AVERAGE) ON AVERAGE

- (not IN THAT/THIS MOMENT) AT THAT/THIS MOMENT

- (not INFERIOR THAN) INFERIOR TO

- (not INSIDE OF) INSIDE

- (not MAKE NOISE) MAKE A NOISE

- (not MARRIED WITH) MARRIED TO

- (not OLD FASHION) OLD-FASHIONED

- (not ONE TIME) ONCE

- (not OPPOSITE FROM) OPPOSITE TO

- (not PROUD FOR) PROUD OF

- (not RELATED WITH) RELATED TO

- (not RESEMBLANCE) RESEMBLANCE TO

- (not RESEMBLE TO) RESEMBLE

- (not RESPONSIBLE TO) RESPONSIBLE FOR

- (not SATISFIED FROM) SATISFIED WITH

- (not SEE/SAW A DREAM) HAVE A DREAM

- (not SIMILAR WITH) SIMILAR TO

- (not THE REST) THE REST OF

- (not TWO TIMES) TWICE

- (not WRITE WITH PENCIL/INK) WRITE IN PENCIL/INK

- (NOT) TO INTEREST vs. NEARNESS/STRANGENESS

- (OLABİLDİĞİNCE) ÖNLERDE OTURMAK ile/ve (OLABİLDİĞİNCE) ARKALARDA VE ORTALARDA OTURMAK
( Tiyatroda. İLE/VE Sinemada ve konserlerde. )

- (OLASI) BİR OLUMSUZLUĞU/KAYIBI:
"ESAS ALMAK"
değil/yerine ... DA ÖNGÖRMEK/DEĞERLENDİRMEK

- (OLMUŞ) OLAN ile OLMAKTA OLAN
( Nesne/ler. İLE Özne/kişi. / İnsan. )

- (ÖNLENEBİLİR) HASTALIK ile/yerine AŞI

- (ONUN) İÇİN ile (ONDAN) DOLAYI ile (O) NEDEN(İY)LE

- (ONUN/SENİN) GÜZELLİĞİNE BAKMAK ile/değil/yerine GÜZELLİĞE BAKMAK

- (OTELCİLİKTE)
"MÜŞTERİ"
değil/yerine MİSAFİR

- (OTURURKEN) SALLANMAMALI!

- (ÖZEL OKULLARDA)
MÜŞTERİ
değil/yerine ÖĞRENCİ

- (SADECE GEREKTİĞİ KADAR) YEMELİ!

- (Sadece) kişi/kul hakkı için SUSMA!

- (SEVDİĞİN)(BİR ŞEYİ)TOK KARNINA YEMEK ile/yerine AÇKEN (KARARINCA) YEMEK

- (SİGARA) YASAĞI değil KISITLAMA/SI
( Yürürlüğe giren yasa, bir "YASAK" koyma değildir! Toplum yaşamında ve kişiler arasında düzenin sağlanması, hakların korunması için ortak kullanım alanı kuralları uygulanmak zorundadır. Sigarayla ilgili düzenleme, kişilerin bulunmak zorunda/durumunda olduğu -kapalı ya da açık- ortamlarda sigara kullanıcılarının keyfî uygulamalarına izin vermemek üzerinedir. Bu durumdan rahatsız olan/olabilecek kişilerin haklarının korunması üzerine de bu tür kısıtlamalar getirilmesi gerekmiştir. "YASAK" olarak ifade edilen durum, "sigara içme yasağı" değil belirli ortak kullanım alanlarında keyfî tutumda bulunulmasına engel olabilmek üzere ve çevrenin rahatsız edilmemesine yöneliktir. Doğrudan, genel bir "içmeme yasağı" getirilmemiştir. "YASAK"[< YASA][yasaya/kanuna bağlı olan] sözcüğü ve kullanımının da, kişiler [içen-içmeyen, rahatsız olan/lar] arasında anlaşamamazlık/ihtilâf [ya da olası çatışma durumunda] toplum ve devlet tarafından kabul ve onay görmüş, uyumlu bir düzen sağlanabilmesi üzerine, gereken koşulların, yazılı ve tüzel(hukukî) bir karşılığının bulunması üzerinedir. Birlik ve bütünlüğü, sürdürülebilirliği sağlayabilmenin göstergesi ve dayanakçası olarak, "YASA" ve yasal gereklilik, işlevini yerine getirmek üzere uygulanmaktadır. Kişi, kendi evinde istediği gibi [çırılçıplak] dolaşabileceği halde dışarıda/sokakta, ortak alanlarda dolaşamayacağı gibi. Bu durumu anlayan ve kabul edebilen tütün kullanıcıları, tütün ürünleri kısıtlamasının da bir uzlaşım ve çözüm gerektirdiğini rahatlıkla anlayacak ve kabul ediyor olacaklardır. )

- (SİYAH) AKREP ile SARI AKREP
( ... İLE Siyah akreplerden çok daha zehirlidirler. [Dişilleri, erillerden daha zehirlidir.] )
( ... İLE Tek bir iğne darbesinde daha az zehir salgılar fakat Sarı Kobra yılanının zehrinden 3 kat daha güçlüdür. )
( ... İLE Sahra Çölü'nde yaşamaktadırlar. )
( Dünyada 1200'den fazla akrep türü vardır. )
( 400 milyon yıldır varolmaktadırlar. [100'den fazlası sadece Afrika'da yaşar.] )
( İnsanda, geliştirilen tedaviler ile akrep sokmalarının sadece %3'ü ölümle sonuçlanmaktadır. [Çoğunlukla çocuklarda görülmektedir. Gövde küçüldükçe zehrin etkisi artar.] )
( [Ege bölgesinde] KUYRUKLU: Akrep. )
( SCORPION[İng.]/SCORPIO[Lat.] )

- (SONSAL) SINIFLAMA/KATEGORİZASYON ile/ve DIŞSALLIK, DIŞLAŞTIRMA

- (SORUN:
) "İNANMAK/İNANMAMAK"
değil KAYITSIZLIK

- (SÖZÜ, İŞİ) YERİNE GETİRMELİ!

- (TARİHSEL) SÜREÇ ile/ve (TARİHSEL) KOŞUL

- (TEK/BAZI) BİLİMBİREYLERİ

- (TEK/BAZI) FİLOZOFLAR/DÜŞÜNÜRLER

- (TEK/BAZI) SANATÇILAR

- (TEK/BAZI) USTALAR/ÜSTADLAR

- (TEK/BAZI) ZANAATKÂRLAR

- (THE AWARE OF) FAST ALTERATION vs. (THE AWARE OF) SLOW ALTERATION

- (TİMUR) LENK
( TOPAL (TİMUR) )

- (TO) DECREASE vs./and (TO) INCREASE

- (TOPLU) ALLAH ZİKRİ ile/ve ARI VIZILTISI

- (TORNA) VİDALARDA:
DÜZ
ile YILDIZ

- (TÜYLERİ/M) DİKEN DİKEN

- (ULUSAL/ULUSLARARASI) ÖRGÜT ile (ULUSAL/ULUSLARARASI) KURUM

- (UP)RIGHT(NESS) vs./and APPROPRIATE(NESS)

- (ÜSTÜNE) TUZ-BİBER (EKMEK)

- (UYKUDAN) UYANMAK ile/ve/<>/< BİLMEK
( Göz ile değil! İLE/VE/<> Söz ile değil! )

- (UZUN SÜRE) OTURMAK yerine BİSİKLET

- (VAR İKEN) "YOK" ile (YOK İKEN) "VAR"
( Dememeli[/sin/yiz]! [ya da çok dikkatli olmak gerekir] İLE Diyemezsin! [dersen de sonraki bedeli çok ağır olur!] )

- (ya da) "Gel! OL ve git!" öyle KONUŞ!!!

- (ya) "Git! OL ve gel!" sonra KONUŞ!!!

- (YAPILMAMASI GEREKENİ) YAPMAMALI!

- (YEMEKTE) SU/SIVI TÜKETMEMELİ!

- (YERİ GELDİĞİNDE VE DOZUNDA) TERSLEYEBİLMELİ!

- (YERİ GELDİĞİNDE) KAÇMALI!

- (YERİ GELDİĞİNDE) KORKMALI!

- (ZAMAN ZAMAN/SIK SIK) GERİNMELİ!

- -2 ve 2
( İkisinin de karesi 4'tür. )

- -ÂVER[Fars.] ile A'VER
( Getiren, taşıyan. [PEYÂM-ÂVER > PEYGAMBER] İLE Bir gözü kör, tek gözlü. | Körbağırsak. )

- -CARL POPPER

- -Dİ'Lİ GEÇMİŞ ile/<> -MİŞ'Lİ GEÇMİŞ
( Belirli geçmiş. İLE/<> Belirsiz geçmiş. )
( İstenç/irâde devrede olduğunda. İLE/<> Yapılabilecek/değiştirilebilecek herhangi bir durum olmadığında. )
( Farkındalıkla, sorumluluğu üstlenilmiş eylemlerde/tutumlarda. İLE/<> Farkında olunmadan/olunmayabilinenlerde. )

- -DİSÂR ile DİSÂR
( Eklendiği sözcüğe çokluk, bolluk anlamı verir.[MERHAMET-DİSÂR: Çok merhametli.] İLE Üste giyilen kaftan, giysi. | Yatak çarşafı. )

- -HÜMÂ ile HÜMA/Y[Fars.]
( Arapça dilbilgisinde iki kişiyi gösterir. Sürü konulan yerler. İLE Devlet kuşu. | Saâdet, kutluluk. )

- -LIK EKİ
( 2./ÜST SOYUTLAMA )

- -NIN EKİ ve -DIR EKİ

- - ile/ve/+/< >

- .. İLE SINIRLI OLDUĞUNU:
DİLE GETİRMEK
ile/ve/||/<> ANIMSATMAK

- ... "FARZ" OLDU ile/değil/yerine ... ŞART OLDU

- ... "GELESİYE KADAR" değil ... GELİNCEYE KADAR

- ... "ŞANSI" YOK değil ... OLASILIĞI/OLANAĞI YOK

- ... ADINA ile ... İÇİN

- ... ADINA ile ... İÇİN

- ... ARTI ... ile/ve/değil ... AYRICA ...

- ... ÇOK GELİŞİYOR ile ... HIZLI GELİŞİYOR

- ... ÇÜNKÜ, NİYE? ... değil ... NİYE?, ÇÜNKÜ ...

- ... DAHİ ... ile ... BİLE ...

- ... DE/DA ile ... VE ...

- ... DIŞI ile ...YI AŞAN

- ... DİYE BİLDİĞİ/M/İZ ile ... DİYEBİLDİĞİ/M/İZ

- ... GERÇEKLİK:
EVRENSEL/BÜTÜNCÜL ...
ile/ve/||/<> FİZİKSEL ... ile/ve/||/<> ZİHİNSEL ... ile/ve/||/<> ÖZNEL ... ile/ve/||/<> İLİŞKİSEL ...

- ... GEREKLİDİR ile/yerine ... GEREKİR

- ... GİBİ HİSSETMEK ile/ve "O OLMAK"

- ... GİBİ ile ... KADAR

- ... GİBİ ile ...'YA GÖRE

- ... GİBİ ile/ve ...YA BENZEMEK

- ... HAKKI ("VERMEK") ile/ve/değil/||/<>/< ... FIRSATI (TANIMAK)

- ... İCABI yerine ... GEREĞİ

- ... İÇİN ile ... OLARAK

- ... İÇİN ile ... ÜZERE

- ... KADARIYLA ile/ve/değil ... İTİBARİYLE

- ... OLANAĞI ..:
SUNMAK
ile/ve/||/<> TANIMAK

- ... OLDUĞU DOLAYISIYLA değil ... OLMASI DOLAYISIYLA

- ... OLDUĞUNDA / GEREKTİĞİNDE ile/değil ... OLURSA / GEREKİRSE

- ... OLMASINDAN/DURUMUNDAN (DA):
ANLAŞILACAĞI GİBİ ..."
ile/ve/değil "HAREKET EDİLEBİLECEĞİ GİBİ ..."

- ... OLUNABİLİNECEK değil OLUNABİLECEK

- ... PEŞİNDE ile/ve/değil/<> ... DERDİNDE

- ... ŞEKLİNDE:
OLSA/OLMASI GEREK
ile OLMALI!

- ... ŞEMASI ile ... AĞACI

- ... SİSTEMİ ile ... MAKİNASI

- ... TEMEL/Lİ ile ... DAYANAK/LI

- ... ÜZERİNDEN ile/ve/değil/yerine ... SAYESİNDE

- ...'DA/N:
"NE ANLADIĞIN"
ile/ve/değil "NE BEKLEDİĞİN"

- ...'NIN EVİNDE YAŞAMAK ile/yerine ...'NIN EVİNDE KALMAK

- ...'NIN SANATI ile ... SANATI

- ...'NIN(BEKLEMENİN/DÜŞÜNMENİN VB.):
"ÂLEMİ" YOK!
değil GEREĞİ YOK!

- ...'NIN:
"KARŞITI"
ile/değil DIŞINDA KALAN/BIRAKILAN

- ...'NIN:
"ONURU"
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< OLURU

- ...'NIN:
"SUÇLUSU"
ile/ve/değil/yerine/<>/< SORUMLUSU

- ...'NIN:
KANITI
ile/değil GÖSTERGESİ

- ...'YA GELİN! ile GELİN
( Kişiler/e. İLE Kişi. )

- ...'YA İLİŞKİN ile/ve ...'YA YÖNELİK

- ...'YA KARŞI ile/ve/değil ...'YA YÖNELİK

- ...'YA ÖZGÜ (OLMA) ile ...'YA AİT (OLMA)

- ...'YA YOL AÇIYOR/AÇAN ile/değil ...'YI SAĞLIYOR/SAĞLAYAN

- ...'YA:
"İNDİRMEK"
ile "GÖTÜRMEK"

- ...'YA:
"RAST GELME"
ile/ve/değil/yerine "DENK GELME"

- ...'YI DUYMUŞ OLMAK ile ...'YI DUYMAMIŞ OLMAK

- ...'YI GÖRMÜŞ OLMAK ile ...'YI GÖRMEMİŞ OLMAK

- ...'YI OKUMUŞ OLMAK ile ...'YI OKUMAMIŞ OLMAK

- ...'YI SORMAMAK ile/ve/||/<>/> ...'YA BAKMAMAK

- ...('YI/YA) YAPMAMA/UYGULAMAMA/UYMAMA:
"ÖZGÜRLÜĞÜ"
ile/ve/değil/yerine OLANAĞI/OLANAKLILIĞI/İHTİYÂRI

- ..., BİZİ ŞURAYA "İLETEBİLİR" değil ..., BİZİ ŞURAYA "YÖNLENDİREBİLİR"

- ...:
"BÖLÜMÜ"
ile/ve/||/<> ... "YANI"

- ...:
"OLMALI!"
ile/değil OLABİLDİĞİ KADAR(IYLA) OLMALI(/OLABİLİR ANCAK)

- ...dir "?" ile ... değildir "?"

- ...dır ile ...dır
( Tahmin "dır"ı. İLE Bilimsel "dır". )
( Bilimsel "dır". İLE Kendini ispat "dır"ı. )
( "is" as Guess. vs. "is" as Scientific.
"is" as Scientific. vs. "is" as To prove the self. )

- ...dır ile ...dır

- ...DIR ile/ve/değil/yerine ...LIK

- ...is "?" vs. ...is not "?"

- ...is vs. ...is

- ...is vs. ...is )

- ...İZM ile İNDİRGEMECİLİK

- ...LESS vs. ALTHOUGH

- ...MANİ ile/ve DEPRESYON

- ...MELİ/MALI ile/değil/yerine OLSA GEREK

- ...MIŞ GİBİ ile/ve GİZLİ

- ...MIŞ GİBİ ile/değil VARSAYMAK

- ...NIN "DOKUNMA/SI" ile/ve/yerine ...NIN ETKİ ETME/Sİ

- ...NIN SÜRECİ ile/ve ...NIN SÜRECİ

- ...SIZ ile ...'YA KARŞIN/RAĞMEN

- ...SIZ ile OLMAMA/...NIN OLMAMASI

- ...SIZ ile YOK

- ...YA "DEĞER"/"DEĞMEZ" ile/değil/yerine GEREKİR/GEREKMEZ

- ...YA AİT ile/ve/değil ...YA ÖZGÜ

- ... değil ALTYAPI

- ... değil ATASÖZÜ

- ... değil AYŞEKADIN(FASULYE)

- ... değil BALIKSIRTI

- ... değil BALLIBABA

- ... değil BALMUMU

- ... değil BASIMEVİ

- ... değil BASMAKALIP

- ... değil BEŞİBİRLİK

- ... değil BİÇERDÖVER

- ... değil BİNDALLI

- ... değil ÇALAKALEM

- ... değil ÇALIKUŞU

- ... değil CAMGÖBEĞİ

- ... değil ÇÖREKOTU

- ... değil DEMİRYOLU

- ... değil DEVETABANI

- ... değil DIŞİŞLERİ

- ... değil DÜZTABAN

- ... değil EBEGÜMECİ

- ... değil EŞGÜDÜM

- ... değil GAZYAĞI

- ... değil GÖZDAĞI

- ... değil KARGABURNU

- ... değil KATSAYI

- ... değil KAVUNİÇİ

- ... değil KIRKAMBAR

- ... değil KIRKAYAK

- ... değil KÖRDÜĞÜM

- ... değil KÖREBE

- ... değil KOŞARADIM

- ... değil KUŞBURNU

- ... değil ÖNSÖZ

- ... değil ORTAOYUN

- ... değil SEMİZOTU

- ... değil SİNEKKAYDI

- ... değil VARSAYIM

- ... değil YERELMASI

- .asp(x) ile/yerine .php

- 0(SIFIR) ile YOKLUK
( Akılsal/rasyonel. İLE !Akılsal/rasyonel. [!: değil] )

- 0-1 ve/||/<>/> 1-3 ve/||/<>/> 3-6 ve/||/<>/> 6-12 ve/||/<>/> 12/20 ve/||/<>/> 20-40 ve/||/<>/> 40-65 ve/||/<>/> 65 >
( "Temel güven"e karşı, güvensizlik. VE/||/<>/> Özerkliğe karşı, kuşku ve utanç. VE/||/<>/> Girişimciliğe karşı, suçluluk. VE/||/<>/> Başarıya karşı, aşağılık/yetersizlik "düşüncesi". VE/||/<>/> Kimliğe karşı, kimlik/rol karmaşası. VE/||/<>/> Yakınlığa karşı, uzaklık-yalnızlık-yalıtılmışlık. VE/||/<>/> Üretkenliğe karşı, durgunluk. VE/||/<>/> Benlik bütünlüğüne karşı, ümitsizlik. )

- 0-2 YAŞ ARASI/DÖNEMİ ve/||/<> 0-5 YAŞ ARASI/DÖNEMİ
( Kişinin, yaşamındaki en önemli[öncelikli] dönemleri... )

- 0-7 ile/ve 7-15 ile/ve 15-30 ile/ve 30-50 ile/ve 50-~

- 0.99³65 = 0.03
ile/değil/yerine/><
1.01³65 = 3.78

( Her gün yaptığımız işi (ya da kendimizi), %1 iyileştirdiğimizde, 365 gün sonra vardığımız sonuç ile her gün, %1 gerilettiğimizde vardığımız sonuç arasında, ne kadar büyük FaRkLaR olduğunu görüyoruz!... )

- 00:
30
ile/ve/değil 12:
30

( [okunuşu] Yarım. İLE/VE/DEĞİL Oniki buçuk/otuz. )

- 07 KASIM 1996

- 0:
YUTAN
ile ETKİSİZ
( Çarpmada. [... x ...] İLE Toplamada/çıkarmada. [ ... + ... ] )

- 1

- 1 BAĞIMLI > 4 BAĞIMLI YAKINI
( Alkolik yakınları ve arkadaşlarının ortak sorunlarını çözebilmek için deneyimlerini ve umutlarını paylaştıkları bir topluluk. | http://www.al-anon-tr.org )
( Bağımlılığa Hayır Derneği | http://www.BagimliligaHAYIR.org )

- 1 BEYGİRGÜCÜ[CV] ile/ve/<> 1 İNGİLİZ/AMERİKAN BEYGİRGÜCÜ[HP]
( 75 kgm/s. İLE/VE/<> 746 w.[: 1014 beygirgücü] )

- 1 CİSİM <> 1001 İSİM/AD

- 1 HAFTA:
7 GÜN
ile/değil/<> 5 GÜN
( ... İLE/DEĞİL/<> Mali'nin, Dogon bölgesinin Tireli köyünde, 1 hafta, 5 gün olarak değerlendirilmektedir.[Pazarları da, beş günde bir kurulmaktadır.] )

- 1 RAKAMI ile TEK SAYILAR
( Tasavvufta 1 rakamı adetten sayılmaz ve tek sayılar 3'ten başlatılır. )
( bkz. Tasavvuf'ta/Sufism )

- 1 YIL ile 1 TUN

- 1 YUMURTA = 5 SİGARA
( Bveganyasam.blogspot.com.tr/2015/03/1-yumurta-5-sigara.html )

- 1. CEMRE ile/ve/<> 2. CEMRE ile/ve/<> 3. CEMRE
( Havaya düşer. [20 Şubat] İLE/VE Suya düşer. [27 Şubat] İLE/VE Toprağa düşer. [06 Mart] )
( CEMRE: Yanmış kömür parçası(kor), ateş. | Ufak çakıl taşı. | İltihaplı çıban, kara kabarcık. )
( Havaya düşer. [20 Şubat] İLE/VE Suya düşer. [27 Şubat] İLE/VE Toprağa düşer. [06 Mart] )
( CEMRE: Yanmış kömür parçası[kor], ateş. | Ufak çakıl taşı. | İltihaplı çıban, kara kabarcık. | Toprakta 7'şer gün arayla meydana gelen sıcaklık yükselmesi. )

- 1. KALIP(DARB) ile 2. KALIP ile 3. KALIP ile 4. KALIP
( Her nesne, birleşiktir. Her birleşik, yaratılmıştır. O halde, her nesne, yaratılmıştır. )
( Her nesne, birleşiktir. Hiçbir birleşik, öncesiz değildir. O halde, her nesne, öncesiz değildir. )
( Bazı nesneler, birleşiktir. Her birleşik, yaratılmıştır. O halde, bazı nesneler yaratılmıştır. )
( Bazı nesneler, birleşiktir. Her birleşik, öncesiz değildir. O halde, bazı nesneler, öncesiz değildir. )

- 1. KEMÂL ile/ve 2. KEMÂL

- 1. MONLÂ CELÂL

- 1. TAAYYÜN ile/ve/> 2. TAAYYÜN ile/ve/> SEHER ile/ve/> ZUHÛR
( Ruh. İLE/VE/> Beden. İLE/VE/> ... İLE/VE/> ... )
( [MUHAMMED] I. mim ile. İLE/VE/> II. mim ile. İLE/VE/> ... İLE/VE/> ... )

- 1. VACİB-ÜL VUCUD

- 1.5 - 2 YAŞINDAKİ, DIŞARI ÇIKMAK İSTEMEYEN ÇOCUĞA:
"DIŞARI ÇIKIYORUZ/ÇIKALIM MI?" DEMEK/SORMAK
değil/yerine "TAVŞAN GİBİ Mİ, SİNCAP GİBİ Mİ ÇIKALIM?

- 1/0:
SONSUZ
değil TANIMSIZ

- 1/4(ÇEYREK)[< Fars.]) ile 1/3
( Dörtte bir. İLE Üçte bir. )

- 10 °C ve 30 °C
( Altı üşütür. VE Üstü terletir. )

- 10 °C ve 30 °C
( Altı üşütür. VE Üstü terletir. )

- 10 °C ve 30 °C:
Altı üşütür. VE Üstü terletir.


- 100 km.'den 0'a (1 mm.'de ) 10 m. kayar

- 100 NUMARA değil 00

- 100/60 MUMLUK değil 100/60 WATT'LIK

- 11 BOYUT ile/ve/||/<> PARALEL EVRENLER

- 11 HİS

- 11.000 [YENİ/NEOLİTİK ÇAĞ]

- 110 km. ile/değil/yerine 90 km.
( Ölüm ile[/değil/yerine] Yaşam arasındaki fark kadardır. )
( )

- 12 İMAM ve/<> 14 MÂSÛM-U PÂK ve/<> 17 KEMERBEST

- 1250 ve 1450 arası

- 1299 değil 1302

- 1453 ile/ve/değil/yerine 857[hicri]

- 17 KAVİM
( M.Ö. 300'E KADAR )

- 1730-EULER

- 1784-LAGRANGE

- 18 ve/<>/> 40:
Hak ve söz sahibi olma eşikleri.


- 19 MAYIS 2008

- 19 TEMMUZ 2009

- 1900 ÖNCESİ ile 1901 SONRASI

- 1921 ANAYASASI ile 1924 ANAYASASI

- 1938 değil 193
( Ölmedi, ölmeyecek! )

- 1 ve/<> 150
( İnsan. VE/<> Ağaç. )
( Bir ağaç, 150 kişinin neden olduğu hava kirliliğini önlemekte/temizlemektedir. )

- 1 ve 2 ve 3
( Belirsiz. VE Sonsuza gider. VE Belirli. )

- 1 ve/||/<>/>/< 2 ve/||/<>/>/< 4 ve/||/<>/>/< 8
( Konuş. VE/||/<>/>/< Yaz! VE/||/<>/>/< Oku! VE/||/<>/>/< Dinle! )

- 1 ile 2 ile ÇOK

- 1 ve/>/değil 3
( Kavram. VE/>/değil Sayı. )

- 2 GÖZ ile/ve/||/<> 3. GÖZ
( Dışa bakar. İLE/VE/||/<> İçe bakar. )
( Aklın gözüdür. İLE/VE/||/<> Anlayışın gözüdür. )
( Bilinenleri/bilinebilecekleri, anlaşılabilecekleri görür. İLE/VE/||/<> İki gözün anlayamadıklarını görür. )
( Gördüklerinden rahatsız olunabilir. İLE/VE/||/<> Şikâyet etmekten uzaklaştırır. )
( Lobsang Rampa'nın, "3. Göz" adlı kitabını da okumanızı salık veririz. )

- 2 KİŞİ OLARAK KONUŞMAK/KONUŞULAN ile 3 VE ÜZERİ KİŞİNİN BULUNDUĞU ORTAMDA KONUŞMAK/KONUŞULAN

- 2 YIL ÖNCE ile/değil 2. YIL/SENE

- 2(İKİ) ile Z (HARFİ)

- 2. EL

- 2. EL ile ÇALINTI

- 2./3./4.:
"MAHKEME"
değil DURUŞMA

- 2.5 ilâ 3.5 °C

- 20 BAB ve 35 BAB

- 21 MART ve 23 EYLÜL
( Bu tarihlerde, Ekvator çizgisi üzerinde bulunan herhangi bir nesnenin/kişinin gölgesi oluşmaz. )

- 23 NİSAN ve/<>/||/= NEŞE
( Bugün, 23 Nisan! Neşe doluyor insan! :) )

- 2 ile 3
( [yazılışı] Üç harfli. İLE İki harfli. )

- 2 ile 3 YAŞ ARASI

- 2 ile/ve/değil EŞİK

- 3 > 6 ile 3 > 6

- 3 ANA RENK ve/<> 3 ANA BİÇİM
( Sarı, Kırmızı, Mavi. VE/<> Daire, Kare, Üçgen. )

- 3 BOYUT/İMTİDAD-I SELÂSE
( * UZUNLUK/BOY
* GENİŞLİK/EN
* DERİNLİK )

- 3 KİŞİ/ARKADAŞ ile/yerine/ve 2, 4, 5, 6 [< üzeri] KİŞİ/ARKADAŞ
( Üç kişi, olanaksız bir üçgen oluşturduğundan, biri, öbeği[grubu] terk etmelidir. )
( Üç kişi, birlikte yürürken, birini yitirirler. )

- 3 LEZZET
( * TİLÂVET-İ KUR'AN
* SOHBET-İ İHVÂN
* MÜLÂKÂT-I RAHMAN )

- 3 ŞEY TATİL EDİLMEZ

- 3 SÜTUN ile/ve/+ 1 SÜTUN
( Kâbe'de/ki. İLE/VE/+ Kişi/sen! )
( HANNÂN ve MENNÂN ve DEYYÂN ve/+ SÜBHÂN )

- 3 SÜTUN ve 4. SÜTUNUN YERİ
( Hikmet, Güç, Estetik. VE Kişi. )
( KÂBE'DE: HANNÂN, MENNÂN, DEYYÂN ve SÜBHÂN )

- 3 TEHLİKE:
AKILLILARDA
ile/ve/||/<> DUYGUSALLARDA ile/ve/||/<>
"ETKİLİLERDE"

( [ne yazık ki] Duygusuzluk. İLE/VE/||/<> Etkisizlik. İLE/VE/||/<> Akılsızlık. )

- 3. BOYUT:
YÜKSEKLİK
değil DERİNLİK

- 3/4 BOYUT ile/ve/değil/||/<>/< 11 BOYUT

- 33 ile/ve 33 ile/ve 33
( Sübhanallâh.(Değildir, değildir) İLE/VE Elhamdüllillâh. İLE/VE Allâh-u Ekber. )
( Omurilik. İLE/VE Diş ve Dil. İLE/VE Beyin merkezleri. )
( Parasempatik. İLE/VE Sempatik. İLE/VE Yönetici. )

- 3 ile/ve 18 ile/ve 40 ile/ve 1001

- 4 PARMAK ve/<> BAŞPARMAK
( [elini, kalbinin üzerine getirdiğinde] Geleneği/e işaret eder. VE/<> Kişiyi/e[seni/sana] işaret eder. )

- 4 UNSUR(BASÂİD, ANÂSIR-I ERBAA, ÇÂR-I ANÂSIR)/ERKÂN[< RÜKN] ve/<> HILTLAR/SUYUK (İLK SIVILAR)
( TOPRAK, SU, HAVA, ATEŞ ve/<> ( KURULUK - ISLAKLIK - SOĞUKLUK - SICAKLIK )
( KALP - AKCİĞER - KARACİĞER - DALAK )
( DÖRT DÖRTLÜK ADAM OLMAK: Dört unsur ve dört hıltın en uyumlu ve dengeli bir şekilde biraradalığı. )

- 4 UNSUR ve/||/<> 4 MELEK(E)

- 4 UNSUR ile/ve/değil EŞİK

- 4 YIL, 4 AY, 4 GÜN:
Çocukların, eğitime (ilk öğrenim ve eğitime) başlatılma eşiği.


- 4 YÖN ile/ve/<> KOZMİK YÖN/2 KONUM

- 40 MİLYAR IŞIK YILI ile/ve/<> 15 MİLYAR IŞIK YILI
( Bilemediğimiz. İLE/VE/<> Bilebildiğimiz. )
( Işığın bir yılda boşlukta aldığı mesafe. [Zaman birimi değildir!]
1 ışık yılı = 63.241 AU [ 1 AU = 149.597.870.691 ± 30 m. ] | [9.5 Trilyon km. / 9.460.718.940.369.531 m. ± 1.897.230 m.] )

- 444 Hertz ve 528 Hertz
( Kişileri etkileyen frekans. VE DNA'yı etkileyen frekans. )

- 45'LİK ile/ve 33'LÜK ile/ve 78
( Küçük plak. İLE/VE Büyük plak. İLE/VE Taş plak. )

- 4S:
SPOR
ve/ SEKS[UYKU / GÜNEŞ] ve/ SANAT ve/ SEYAHAT

- 5 PARMAKLI EL ile 6 PARMAKLI EL

- 5 TÜMEL/KÜLLÎ/SES/LÂFIZ/YANIT(KÜLLÎYAT-I HAMS)

- 5 VAKİT:
SABAH
ve/ ÖĞLE ve/ İKİNDİ ve/ AKŞAM ve/ YATSI

- 5 ya da 4 YILDIZLI OTEL ile/ve/değil/yerine BUTİK OTEL

- 5) DİN

- 500 ile 105
( Beşyüz. İLE Yüzbeş. )

- 57 KİTAP ile/ve/değil 5 KİTAP

- 6 yönden(/şeş cihetten) KONUŞ!!!

- 60 TABANLI SAYIDA:
DEĞER
ve/= ŞEKİL/LER
( )

- 60'LARDA

- 69 ile 69 ile 69 ile 69
( Rakam/sayı. İLE Yengeç burcu. İLE Oral. İLE ... )

- 7 DORUK/ZİRVE[Ar.]
( * ACONCAGUA: Arjantin, Güney Amerika, Yükseklik: 6959 m.
* ELBRUZ: Rusya, Avrupa, Yükseklik: 5642 m.
* EVEREST: Nepal, Tibet, Yükseklik: 8848 m.
* KILIMANJARO: Tanzanya, Afrika, Yükseklik: 5895 m.
* KOSCIUSKO: Avustralya, Yükseklik: 2228 m.
* Mc. KINLEY: Alaska, Kuzey Amerika, Yükseklik: 6194 m.
* VINSON: Antarktika, yükseklik: 4897 m. )

- 7 KEZ ve/||/<>/> 8 KEZ
( Düşersen. VE/||/<>/> Ayağa kalk. )

- 7 NEFS MERTEBESİ ve/+ 5 HAZRET
( * NEFS-İ SAFİYE/NACİYE//BÂKİYE
            ^
* NEFS-İ MARZİYE(/MERDİYYE)
            ^
* NEFS-İ RÂZİYE(/RÂDİYYE)
            ^
* NEFS-İ MUTMAİNNE
            ^
* NEFS-İ MÜLHİME
            ^
* NEFS-İ LEVVÂME
            ^
* NEFS-İ EMMÂRE

VE/+

* LÂHUT ÂLEMİ
* CEBERRUT ÂLEMİ
* MELEKUT ÂLEMİ
* MİSAL ÂLEMİ
* NÂSUT ÂLEMİ )

- 7 TEPE:
İSTANBUL
ile/ve ROMA
( İSTANBUL'da:
* Akropolis [Topkapı Sarayı ve Sultanahmet Camii'nin yer aldığı yükseklik]
* Çemberlitaş [Konstantin Sütunu'nun bulunduğu bölge ve çevresi]
* Beyazıt ve Süleymaniye alanı
* Fatih
* Fenerin üst kısımları [Yavuz Selim Camii’nin bulunduğu bölge]
* Cerrahpaşa sırtları
* Edirnekapı [Mihrimah Sultan Camii’nin yer aldığı tepe]
[Yediye yükseltmek için uydurulmuştu] İLE/VE
ROMA'da:
* Palatine
* Capitoline
* Quirinal
* Caelian
* Aventine
* Esquiline
* Viminal )
( Antik Roma kentinin yedi tepe üzerine kurulmasının, İmparator Büyük Konstantinos'u (Constantinus) çok etkilediği, İstanbul'u da Roma'ya benzetmek amacıyla, yedi rakamına yönlendirdiği anlatılır. İmparator, bu yedi sayısını uğurlu ve kutsal sayıyordu. Sarayının ana salonu, "Hepta Likhnos" yani "Yedi Kandilli" adını almıştı. İmparatoru korumakla görevli, "yedi kıtadan oluşmuş bir muhafız alayı vardı. Konstantinos, kendini, çevresinde "yedi gezegen"in dönüp durduğu güneş yerine koymuştu. Çemberlitaş üzerindeki heykeli de bu durumu betimlemekteydi. )

- 7 TEPE ve 7 MAHKEME/NOTER

- 7 TÜR ZİKİR

- 7 yıl cezası almamak için SUS!!!

- 7'LER('İ)

- 7-8 HASAN PAŞA

- 70'LERDE

- 8 FIRKA ile 32 FIRKA

- 80'LERDE

- 8000 TL.:
( Fatura kesiminde ve havalede. )


- 850'Lİ NUMARALAR ile 444'LÜ NUMARALAR
( 850'li numaranızı oluştururken, 444'lü numaraların ilk tahsisi gibi yüksek ücretler ödemezsiniz.

850'li numaraların aylık sabit ücreti yoktur. Ancak 444'lü numaranın altında tanımlı her numara için ayrı ayrı sabit ücret ödenmektedir.

850'li numaranız ile aynı anda sınırsız çağrı alabilirsiniz. 444'lü numaralarda ise aynı anda alabileceğiniz çağrı sayısı, tanımlı hat sayısı kadardır.

850'li numaralarda, gelen çağrılar için hiçbir ücret ödemezken, 444'lü numaralarda gelen çağrılarda yönlendirme ücreti ödersiniz. )
( 850'li numaralar, katma değerli hizmet numaraları değildir. 312, 212 vb. coğrafi numaralardan farkı yoktur. Ev ve iş yerlerinde kullanılan, standart sabit telefon numaralarıdır.

850'li numaralar, sadece çağrı merkezi numarası değildir. Tüm firmalar ve kişiler abonelik oluşturabilir ve kullanmaya başlayabilirler.

850'li numaralar arandığında çok ücret yansır veya sizi 0850'li numaralar aradığında telefonu açana da ücret yansır" duyumu tamamen yanlıştır. 850'li numaralar, sabit telefon numaralarıdır. Her yöne dakikalarınızdan ücretsiz aranabilirsiniz. )

- 9/8'LİK ile/ve 9/8'LİK
( Türk. İLE/VE İrlanda. )

- 90'LARDA

- 99 ESMÂ ile/ve/değil SONSUZ ESMÂ
( GEL! EY SÛFÎ!
KO ESMÂ'YI
MÜSEMMA'YI BULA GÖR )

- TESTİ ile/ve/> SU KABAĞI/SUSAK

- <20 ile/ve/<> >20 ile/ve/<> >40 ile/ve/<> >60 ile/ve/<> >80
( Tomurcuk. İLE/VE/<> Turşuluk. İLE/VE/<> Olgunluk[meyve]. İLE/VE/<> Durgunluk. İLE/VE/<> Yolculuk. )

- DİLLER'DE

- ZEN ile/ve TASAVVUF

- TEZHÎP[< ZEHEB] ile/ve TASVİR/MİNYATÜR
( Altın sürme. | Yaldızlama. | Süsleme. İLE/VE .... )

- YOK ile/ve/değil/yerine VAR DEĞİL

- SİVİLCE ile AKNE

- DİŞ/LER ile/ve/<> DİŞ MİNESİ

- ASTRONOMİ MODELLERİ

- ASTRONOMİ ile/ve KOZMOLOJİ

- KUŞLAR DÎVÂNI [ÖMÜR CEYLAN - KAPI YAY.] adlı kitabı okumanızı salık veririz.

- MANTIKU'T TAYR [FERİDÜDDİN ATTAR - KAKNÜS YAY. adlı kitabı okumanızı salık veririz.

- NEREDE, NE KADAR BAHŞİŞ VERİLİR?

- KELÂM ile/ve/||/<> AKÂİD
( Gövdemizi nasıl gıda büyütüyorsa, aklımızı da sevgi ve kelâm büyütür. )
( Kelâmı anladıktan sonra harfler canlanır. )
( Kelâm, söyleyenin değil, dinleyenindir! )

- MANTIK ile EYTİŞİM

- MANTIK ile ORGANİZASYON

- MANTIK ile YÖNTEM

- HARİTA ile/ve KROKİ

- TELEFON ÂDÂBI

- KAN BAĞIŞI ve ÖRGEN BAĞIŞI
( )

- TASAVVUF/KELÂM/İSLÂM'DA

- AD ile/ve TAKMA AD

- AD ile/ve UNVAN

- CÂMİ GÖRÜNTÜLERİ

- CAMİ FOTOĞRAFLARI

- DOJO KURALLARI

- DİNLEMELİ!

- JAGUAR[Amerika Yerlilerinin dilinden] ile LEOPAR
( İri benekli. İLE Benekli. )
( Orta ve Güney Amerika'da yaşar. İLE ... )
( Çok seyrek rastlanan beyaz panterler, albino leopar ya da jaguarlardır. )
( Amerika'nın, en büyük etçilidir. İLE ... )
( Çenesi, en güçlü etçildir. İLE ... )

- FELSEFE ile/ve İNSAN BİLGİSİ

- FELSEFE ile/ve/||/<>/> BİLİM
( Tanımlama ve tanıtlaması kendi içinde olan. İLE/VE Tanımlama ve tanıtlaması kendi dışında olan. )
( Kendi üzerine düşünebilme. İLE/VE Nesnesi üzerine yöntem uygulamaları. )
( Bilmediklerimiz. İLE/VE Bildiklerimiz. )
( Nesnesi, içindedir. İLE/VE Nesnesi, dışarıdadır. )
( Bilinç-bilinç ilişkisi. İLE/VE Bilinç-nesne ilişkisi. )
( Bilim, felsefenin başarılarından, felsefe de bilimin başarısızlıklarından örülmüştür. )
( FELSEFE: VARLIK ile/ve METAFİZİK ile/ve AHLÂK )
( FELSEFE: Yasaların örgünlüğünün bütünlüğü. )
( FELSEFE: BİLGİ OLARAK ile/ve/yerine YAŞAM TARZI OLARAK )
( FELSEFE: Nesillerarası mektuplaşma. Hem öldüren, hem de dirimli tutan bir özellik ve/veya durumdur. )
( Felsefe, İyonya'da doğmuştur. Felsefeye ilk biçimini kazandıran üç filozof Thales, Anaksimander ve Anaksimenes'tir. )
( Düşünmenin yetkin biçimleridir. )
( Öngörme/öngörebilme gereksinimidir. )
( Nitelikli kavramlarını, daha nitelikli hale getirmektir. )
( Dili, daha nettir. )
( Betimlemeden kavrama, yasalılığa geçişin ilkeli olmasıdır. )
( BENZER YÖNLERİ:
İkisi de akla ve düşünme yasalarına dayanarak kendilerini haklı kılmaya çalışır.
İkisi de evreni, insanı ve yaşamı, bilinçli, yöntemli ve düzenlilik içinde araştırır.
İkisinde de eleştiri süzgecinden geçirilmeyen bilgi güvenli bulunmaz.
İkisi de eleştiri sonrası kavramlar ve soyutlamalarla bazı ilke ve yasalara ulaşarak genellemeler yapar.
FARKLI YÖNLERİ:
Felsefe; evreni, insanı ve yaşamı sorgularken; bilim, kendini olgular ile sınırlar. Evreni, kendi inceleme alanına göre parçalara ayırır.
Felsefe, olgu ve olayların ardındaki gerçekliği açıklamaya çalışır. Bilim, doğa olayları arasında nedensellik bağları kurarak doğa ile ilgili yasalara ulaşmayı hedefler.
Felsefe, kurgusal(spekülatif) ve rasyonel düşünüş gibi yöntemler kullanır. Bilimler ise tümevarım ve tümdengelim yöntemlerini kullanır. )

- FELSEFE ile İDEOLOJİ

- LOGOS ile/ve NOUS
( Akıl, yasa, düzen. İLE/VE ... )
( Ateşli söz. Etki eden söz. Sohbette geçen söz. İLE/VE ... )
( Doğadan kopmuş/uzaklaşmış. İLE/VE Doğa. )

- ZEN ile HERHANGİ BİR ŞEY

- FİLOZOFLAR('I)

- ERDEMLER('İ)

- ESTETİK ile SANAT
( Estetik sanatın ahlâkıdır. )

- 7'LER('İ)/7'S

- MİMAR SİNAN'IN ESERLERİ

- ÖNCELİKLER [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
ÖNCELİKLER [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
SORU [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
SORU [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
HAYIR! ve EVET! [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- HAYIR! ve EVET! [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- ÖNCESİ-SONRASI [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
YAŞLILAR [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
YAŞLILAR [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
YAŞLILAR

- YAŞLILAR

- ÇOCUKLAR [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
ÇOCUKLAR [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
TARİH [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
TARİH [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
TARİH [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
TARİH [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
AN [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
AN [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
AN [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
AN [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
ZAMAN [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
ZAMAN [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
SU [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
SU [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
SU [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
SU [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
YOL [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
YOL [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
ÇEVRE [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

-
ÇEVRE [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

-
ÇEVRE [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
ÇEVRE [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
DİL [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
DİL [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
DİL [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
DİL [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
SÖZ [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
SÖZ [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
SÖZ [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
SÖZ [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
FELSEFE [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
FELSEFE [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
FELSEFE [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
İLİM [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
İLİM [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
İLİM [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
İLİM [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
İRFAN [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
İRFAN [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
ERDEMLER [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
KAN [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
KAN [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
KAN [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
KAN [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
(TOPLUMSAL) BELLEK [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
BELLEK [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
BELLEK [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
PARA [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
PARA [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
PARA [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
PARA [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
SOFRA [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
SOFRA [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
SOFRA [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
SOFRA [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
KİTAP [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
KİTAP [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

-
KİTAP [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
KİTAP [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
GÖVDE/BEDEN [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
SANAT [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
YAZIT [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
YAZIT [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
AYNI ÖĞÜNDE YENEBİLENLER [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
AYNI ÖĞÜNDE YENEBİLENLER [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
AYNI ÖĞÜNDE YENMEMESİ GEREKENLER [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

-
MİZAH [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
MİZAH [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

-
TARİHTEN KİŞİLER

- İKTAM - İstanbul Şehri Kültür Tarihi Araştırmaları Merkezi

- İSTANBUL ile/ve TÜRKİYE
( Eski İstanbul'un denizden yüksekliği 2 ile 12 metre arasındadır. )
( 1854/55: İstanbul Belediyesi'nin kuruluşu. )
( İSTANBUL'DA ... )
( İSTANBUL SÖZLÜĞÜ - M. ORHAN BAYRAK - TARİH DÜŞÜNCE KİTAPLIĞI )
( İSTANBUL'UN İLKLERİ VE ENLERİ - SÜLEYMAN FARUK GÖNCÜOĞLU - EP YAYINLARI )

- İLK ile/ve/değil EŞİK

- İLK ile/ve TEK

- AYNI ÖĞÜNDE YENİLMEMELİ!

- AYNI ÖĞÜNDE YENİLMELİ!

- GERGEDANLAR'DA:
SİYAH AFRİKA GERGEDANI
ile AKGERGEDAN ile HİNT GERGEDANI ile ENDONEZYA GERGEDANI ile KUZEY BEYAZ GERGEDANI ile SUMATRA GERGEDANI ile YAVA GERGEDANI
( Gebelik süreleri 540 gündür. )
( Yaşayan, ancak beş gergedan türü vardı.[22 Mart 2018 itibariyle, dörde düştü. Son akgergedanın da ölmesiyle bir tür daha, rezil avcı bozuntuları eliyle yok edilmiş oldu ne yazık ki. :( (((((( ] )
( Yaşayan Endonezya gergedanı sayısı sadece 60'tır. En çok tehlike altında olan dördüncü türdür. )
( Tümüyle keratinden oluşan bir boynuza sahip tek hayvandır. )
( Sığır, koyun, ceylan ve zürafanın boynuzlarından farklı olarak kemik özü bulunmaz. )
( Boynuzları hasar gördüyse bazen düşerler. Gençlerinin boynuzları tamamen yeniden çıkabilir. )
( Boynuzları olmayan dişil gergedanlar yavrularına düzgün bir şekilde bakamazlar. )
( Gergedanların çok gelişmiş koku ve işitme duyuları vardır fakat görme duyuları kötüdür. )
( Genellikle yalnız yaşarlar ve sadece çiftleşmek için biraraya gelirler. )
( Beklenmedik bir durumla karşılaştıklarında işerler ya da dışkılarlar. )
( Saldıracaklarında, Asya'dakiler ısırır, Afrika'dakiler karşı tarafa doğru büyük bir hızla saldırırlar. )
( Siyah Afrika Gergedanı, kısa bacaklarına karşın, saatte 55 km. hıza ulaşabilir. )
( Türk mitolojisinde hayvanların kralı olarak kabul edilir. )

- İSTANBUL'UN İLKLERİ

- MİLAD'LAR

- HAYIR! DİYEBİLMELİ!

- YALILAR'I

- YALILAR'I

- İLKLERİN KİTABI

- BEBEĞİNİZİN İLK YILI

- BULUŞLAR

- GEZEGENLER ve GÖKADALAR/GALAKSİLER

- SÜLEYMANİYE CAMİİ ile/ve SELİMİYE CAMİİ
( İstanbul. İLE/VE Edirne. )
( Teknik eser.(Hendesetü'l-İslâm). İLE/VE Sosyal eser.(Camiatü'l-İslâm). )
( Kanuni Sultan Süleyman zamanında 1550-1557 yılları arasında inşa edilmiştir. İLE/VE Selimiye Camii, yanlış bilindiği üzere Yavuz Sultan Selim (I. Selim) zamanında değil; onun torunu olan Sultan II. Selim zamanında ve Süleymaniye'den sonra; 1568-1575 yılları arasında inşa edilmiştir. ( Kubbe çapı Ø26.50 metredir. İLE/VE Kubbe çapı Ø31.30 metredir. )
( Kubbe içinden 4 fil ayak üzerine oturur. İLE/VE Kubbe çevresinden 8 fil ayak üzerine oturur. )
( Süleymaniye'deki "teknik merkez" Selimiye'de yoktur. Süleymaniye'de uygulanan iki teknik merkez; taç kapı ve şadırvan Selimiye'de tekrar etmemiştir. )
( Başkent Külliyesi'dir. İLE/VE Serhad Külliyesi'dir. )
( Kalfalık-Ustalık eseri diye ayırmamak ve her iki eserin de ayrı boyutlarda hakkını teslim etmek gerekir. )
( İstanbul'da sayfamızdaki "MUCİZEVİ SANAT" açıklamasını da okuyunuz! )

- SANAL MÜZİK MÜZESİ

- EN ile/ve/değil EŞİK

- EN ile/ve TEK

- OLMAZSA OLMAZ ile/ve/değil EŞİK

- EN ÖNEMLİ/LER (OLMAZSA OLMAZLAR)

- Osmanlı Makaleleri - İhsan Fazlıoğlu

- TEK/LER ile/ve/değil EŞİK

- BULUŞLAR

- MİLAD'LAR

- TEKKE GÜNLÜĞÜ

- AMERİKAN İNGİLİZCESİ ile İNGİLİZ İNGİLİZCESİ

- İstanbul 2010

- İstanbul Araştırmaları Enstitüsü

- İSTANBUL ile/ve TÜRKİYE

- SURLAR ve SUR KAPILARI

- İstanbul Fotoğrafları Dizini/Forumu

- GRAMOFONLARDA:
BORULU
ile SALON ile ÇANTA ile ÇOCUK ile UFAK

- İstanbul'u Gezelim

- SON ile/ve/değil EŞİK

- ÇATAL-BIÇAK KULLANIMINI BİLMELİ/ÖĞRENMELİ/ÖĞRETMELİ! (ERKEN YAŞTA)

- UC ile/ve/değil EŞİK

- İstanbul'u Seviyorum!

- İstanbul Kitapçısı

- Devlet-i Aliyye - Halil İnalcık

- ESEFOĞLU SANATSAL ÜRÜNLERİ

- Osmanlı Türkçesi Lûgat - Ferit Devellioğlu

- Tarih Makaleleri - İhsan Fazlıoğlu

- CANLI AŞILAR ile/ve CANSIZ AŞILAR

- HİTİT'LERDE, AĞIRLIK VE ÖLÇÜLER

- Bazı EN'ler daha...

- SAAT FaRkLaR'ı

- MİLÂD ile/ve/değil EŞİK

- ÖNCESİ - SONRASI

- ÖNCESİ ile SONRASI

- OSMANLI TÜRKÇESİ'NDE[LÛGAT] [A-Z]

- Tarih Makaleleri - Halil İnalcık

- OKÇULUK'TA

- UÇAK KOLTUKLARI'NDA

- ANADOLU MERKEZLİ DÜNYA TARİHİ

- İstanbul Tarih.com

- BEYİN ile/ve/<> EVREN

- TÜRK MÜZİK EŞİĞİ

- YAZMA ile/ve MATBÛ

- DÜNYA DİNLERİ

- DÜNYA DİNLERİ

- KORKU ile HAVF ile İTTİKÂ
( ... İLE Sevdiğini gücendirme korkusu. İLE Sakınma, Allah'dan korkma. )

- DİL ile/ve/||/<> VARLIK
( Dilin düzeni varlığın düzenidir, varlığın düzeni dilin düzenidir. )
( Ülkesinin yüksek istiklâlini korumasını bilen Türk ulusu, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır. )

- ABECELER('İ)

- DÜNYA SAATLERİ

- ÖLÇÜLER('İ)

- CD ile DVD

- KORSAN ile/yerine ORJİNAL

- GÖKBİLİM/ASTRONOMİ ile/ve GÖK CİSİMLERİNİ TANIMLAMA BİLİMİ
( SEYDİ ALİ REİS: İlk, Türkçe nazarî astronomi kitabının yazarı. [HÜLÂSAT-I HEY'E] )

- BEBEK ile/ve/<>/> ÇOCUK
( Ortalama 1 yaşına ulaşana kadar "Bebek", daha sonra "Çocuk" tanımına geçer. )
( ÇAĞA: Çocuk, bebek. )

- HAVA ile/ve SOLUK/NEFES

- DÜŞÜNCE ile/ve/<> DUYGU

- TUTUM ile TAVIR

- TASAVVUF MANZÛMESİ ve MESNEVÎ-İ ŞERİF ve SU KASÎDESİ

- ZEN ile/ve/<> HERHANGİ BİR ŞEY

- ŞEHİK ve ZEFİR
( Soluk Alma. VE Soluk Verme. )

- BİLİM ile/ve BİLİMSEL
( Bilimsel çalışma sözlüksüz, haritasız ve tarihsiz yapılmaz! )
( Bilim/ilim hayretle başlar. )
( Bilim, yalnızca cehaletimizin sınırlarını geriye iter. )
( Bilim/ilim olasılıklara dayanmaz. )
( Bilim hakikatlerle uğraşmaz, tümel ilişkilerle uğraşır. )
( Bilimi destekleyen de, engelleyen de bilim olabilir/olur. )
( Amelsiz ilim, kitap yüklü eşeğe benzer. )
( Edep olmadan ilim olmaz. )
( İlim, bir ağacın meyvesini yetiştirmek gibidir. O meyveyi yemedikten sonra, ha yetiştirmişsin, ha yetiştirmemişsin. )
( İlmî birikimde katkısı olanlar, sevinmek ve övünmek hakkına sahiptirler. )
( İlmin en yükseği, aczini ve özrünü bilmektir. )
( İlmin kral yolu yoktur. )
( İlim hâle inkılâp edince ses çıkmaz. )
( İlimler, konularının birbirinden ayrılmasıyla sağlanır. )
( Takdir edilmeyen ilim, göç eder. )
( Dış[zahir] ve iç[bâtın] tüm ilimler, ahlâkın arkasındadır. )

- DANS ile/ve/<> BALE
( Dans, kendinden emin olmayan, ne istediğini bilmeyen kişinin yapacağı iş değildir. )
( Dans Tarihçeleri )

- AIKIDO ile/ve JAİNİZM
( AIKIDO: "AI"=UYUM, "KI"=ENERJİ, "DO"=YOL/YÖNTEM --- ENERJİYİ UYUMLANDIRMA YÖNTEMİ/YOLU

Aikido, fiziksel ve zihinsel denge oluşturma yöntemidir.

Aikido, diğer tarafın gücünü kendine yönelik kullanabilmektir.

Aikido, %100 savunma odaklı ve bir ya da daha fazla yönden gelen her türlü saldırıya karşı kullanılabilecek bir uygulama sanatıdır.

Aikido, fizik kurallarını göz önünde bulundurarak saldırganın kuvvetinden uygun şekilde yararlanır.

Aikido, önsezi, zamanlama, hareketlerin doğru uygulanışı, dairesellik, rakibin gücünü ele geçirip bunu ona yönelik kullanma, soluklamanın verdiği güç, doğru tutuşlar ve oldukça yüksek bir konsantrasyon ister.

Aikido, önemli temel motivasyonları, ahlâki standartları ve asil tarzıyla tanınır.

Aikido, kendi kendimizi sürekli olarak geliştirme ve kesin zafer üzerine kuruludur.

Aikido, rakibi etkisiz hale getirerek var olmaya devam eder.

Aikido : Savaşmadan Kazanmak : "Uyum Kuralı"

Aikido'nun içinde yatan esas anlam Enerji, Zihin ve Beden'in uyumudur.

Aikido'nun öncelikli özelliği enerjinin terbiye edilmesidir.

Aikido'nun ayırt edici özelliği, hareketler ve tekniklerdeki yumuşak akıcılıktır.

Aikido'nun başlangıcı savunma, devamı tekniktir.

Aikido'nun zihinsel kaynakları ikiye ayrılır:
1- Doğu kültürünün din ve Şintoculuk, Konfüçyusçuluk, Taoculuk ve Budizm gibi felsefe akımlarına dayanan ahlâki değerleri;
2- Daha pratik olan ve kolaylıkla uygulanan ahlâki değerler.

Aikido'nun ahlâki anlayışında savunma asla saldırganı yok etme ya da ciddi şekilde yaralama amacını taşımaz.

Aikido'ya dayalı bir strateji üç ahlâki aşamayı içerir:
1- Algılama,
2- Değerlendirme,
3- Karar verme ve tepki gösterme

Aikido hareketleri, ileri derecede bir koordinasyon sonucu oluşan, sertlik ve şiddet içermeyen, akıcı ve esnek hareketlerdir.

Aikido'da el, bilek tutuşları ve düz vuruşlar(atemi) o kadar serttir ki, rakip daha fazla acıyı engellemek için teslim olmayı tercih eder.

Aikido'ya dayanan bir strateji aynı zamanda ahlâki bir yaklaşım ve düşünce tarzı gerektirir.

Aikidoka'nın(Aikido çalışan kişi) ahlâki bir yaklaşım içinde olması gerekir.

Savunmanın esas amacı saldırganı yok etmek değil, onu yönlendirmek ya da etkisiz hale getirmektir.

Aikido'da ego ya da kahramanlık yoktur.

Aikido, Sensei(üstat) Morihei Ueshiba (1883 - 1963) tarafından geliştirilmiştir.

Aikido, efendilerin savunmacı sanatı olarak tarif edilir.

Gerçek ustalar çevrelerinin kendilerini kontrol etmesine izin vermeyenlerdir. )

- DİL ile/ve İNSANBİLİM(ANTROPOLOJİ)

- DİL ve/<>/= İNSAN

- BEN ile/ve BEN-İM

- KELÂM ile/ve TASAVVUF

- MANTIK ile/ve MATEMATİK
( Matematiksel olan ilişkileri verir, mahiyeti vermez. )

- BAHÇE ile/ve ÇİÇEKLİK

- UZAKDOĞU KÜLTÜRÜ ile/ve TASAVVUF

- UZAKDOĞU TERİMLERİ/SÖZLÜĞÜ ile/ve TASAVVUF TERİMLERİ/SÖZLÜĞÜ

- TARİH ile/ve ZAMAN
( İnsan. İLE Kozmik. )
( Tarih: Amacı şerefli, yararları çok fazla ve esasları çok önemli olan bir disiplin ve ilim. )
( Zaman: Değişimleri, oluşumları ve hareketleri anlamlandırmada başvurulan kategori. )
( Tarih ile uğraşmak, kişinin emeği ile uğraşmaktır. )
( Tarihi, vak'a olarak görürsen, sonra sen de "Tarihî Vak'a" olursun! )
( Bugün varsan, yarın yoksun Tarih oku, bilgin artsın Sen dünyadan bihabersin )
( Tarih: Düzen. )
( Historia: Araştırma. )

- BİLİM TARİHİ ile/ve DÜŞÜNCE TARİHİ

- SERAMİK ile/ve ÇİNİ

- SOLUK ÇEŞİTLERİ ve SOLUK EGZERSİZLERİ!!!

- OKUMAK! ile/ve/değil/||/<>/> OKUMAK! ile/ve/değil/||/<>/> OKUMAK!
( Duyduğumu unuturum, gördüğümü hatırlarım, okuduğumu anlarım. )
( Kurnaz kişiler, okumayı küçümserler, basit kişiler, ona hayran olurlar, akıllı kişiler ise ondan yararlanırlar. )
( Okumak bir kişiyi doldurur, kişilerle konuşmak hazırlar, yazmak ise olgunlaştırır. )
( Kişi kendini yetiştirmek/terbiye etmek için okumalıdır! [Başkalarına bilgi satmak için değil!] )
( Kitap okumak, sevgilinin fotoğrafına bakmak gibidir. )
( Büyük buluş! )
( )

- REKLÂM VE GÖRÜNTÜ KİRLİLİĞİ ve GÜRÜLTÜ KİRLİLİĞİ ve SİGARA SORUNU

- REKLÂM ile/ve/değil OLTA

- FELSEFE ile/ve KELÂM
( Kelâmın anlaşılmayanı kabuğu, anlaşılanı içidir. )

- YUNUS EMRE ile/ve İSMAİL EMRE

- BEN ile BEN-İM

- MANİCİLİK ile MAZDEKÇİLİK

- TASAVVUF TERMİNOLOJİSİ ile/ve TASAVVUF TERBİYESİ

- SIGMUND FREUD (1895 ve 1896 ve 1897)

- 32 FARZ ile/ve 54 FARZ

- BEBEK ile/ve/<> ÇOCUK/İN[Türkçe]
( Coşturur. İLE/VE/<> Eğlendirir. )
( Ortalama 1 yaşına ulaşana kadar "Bebek", daha sonra "Çocuk" tanımına geçer. )
( ... ile EN: Büyük çocuk, yetişkin insan. )
( Çocuktan al haberi! )

- BEBEK ile/ve/değil YENİ DOĞAN
( Yeni doğan bebekler, 440 hz yüksekliğinde ve la notasıyla ağlar. )

- AŞK ile/ve/||/<>/> EŞEYSELLİK/SEKS
( BÂH-NÂME[Ar., Fars.]: Eşeysellikten bahseden eser. )
( 16 Reasons To Have Daily Sex[Günlük seksin önemi ve FaRkLaR'ı] )

- AŞK ile/ve/değil/||/<> TUTKU
( Bilincin kayması. | Zihnin by-pass'ı. İLE/VE/DEĞİL ... )
( AŞK: Kendi kendini deneyimleme. )
( AŞK: Kara baht. )
( AŞK: Uykuya dalmadan önceki son düşündüğün ve uyandığındaki ilk düşündüğün. [tabii uyuyabiliyorsan] )
( AŞK: Kendi bilgisinin bittiği yerde, aczin başladığı zaman bilinebilir. )

- ÇOCUK/LUK ile GENÇ/LİK

- ÇOCUK ile KİŞİ

- Sanchita(geçmiş enkarnasyonlardan birikmiş olanlar),


-

- ADEM ile ÂDEM
( ya da "Adem" ile "adem" şeklinde) ( adem=yokluk. İLE Âdem=İnsan. )

- FALİYET değil FAALİYET

- MUHABBET ile MAHABBET

- A
( SAYGI[Çince'de] )

- A CAPELLA
( Çalgı eşliği olmayan koro. )

- A FEW vs. A LITTLE

- A LOT vs. ABUNDANCE

- A'DÂD[< ADED] ile A'DÂD[< ADAD, ADUD] ile A'DAD
( Sayılar. İLE Sâidler, bâzular, kollar. | Havuz kenarındaki büyük ve düş taşlar, duvarlar. İLE Kolu ince, kısa kollu kişi. )

- A'FET ile ÂFET
( Solak. | Pek akılsız kişi. | En güç şey. İLE Büyük felâket, belâ. | [mec.] Çok güzel insan. )

- A'KAL[< AKIL ] ile ÂKAL[Fars.]
( [daha/çok/pek] Akıllı. İLE Çer-çöp. )

- A'LÂF[< ALEF] ile ÂLÂF[< ELF]
( Hayvan yemleri. | Otlar, samanlar. İLE Binler. )

- A'MÂL-ÜL-MA'DEN
( Metalurji. )

- A'RAF ile BERZAH

- A'RÂK ile A'RÂK[< IRK] ile ARAK ile ARAKK
( Ter. | Üzüm ve çeşitlerinden çekilip elde edilen ispirto, rakı. İLE Kökler, damarlar. İLE Rakı. İLE [daha/çok/pek] İnce. )

- A'RÂS[< URS] ile A'RÂS ile ARAS
( Nikâh törenleri. | Düğünler. | Evliler. İLE Arsalar, boş topraklar. İLE Yorgunluk, bitkinlik. )

- A'RÂZ[< ARAZ] ile ARAZ ile A'RÂZ[< IRZ]
( İşâretler, alâmetler. | Tesâdüfler, hastalık alâmetleri. | Kazalar, felâketler. İLE İşâret, alâmet. | Tesâdüf. | | Kaza, felâket. | [Felsefede] Kendi kendine varolmayıp başka bir cevherle meydana gelen hal ve keyfiyet. İLE Irzlar, namuslar. )

- A'SAC
( Saçı, alnı üzerine dökülmüş. )

- A'SÂM[< USME] ile A'SAM ile ASAMM ile ÂSÂN[Fars.]
( Gerdanlıklar. | Tasmalar. İLE Ön ayakları sekili olan hayvan. İLE Sağır, işitmez. | Söz işitmez. | Sert, güç, tahammül edilmez. | Arap yazısında, ikinci ve üçüncü kökünde, uzun harf bulunan bir fiil. İLE Kolay. )
( SEKİ: Atın ayağında genellikle bileğe ya da dize kadar çıkan beyazlık. )

- A'SAM ile A'SÂM-ÜL YÜMNÂ
( Ön ayakları beyaz olan at, geyik ya da koyun. İLE Sağ ayağı beyaz olan at, geyik ya da koyun. )

- A'TAF[< ATF] ile A'TÂF[< ATF]
( En âtıfetli, pek şefkatli, çok merhametli. İLE Merhametler, şefkatler. | Meyiller, atmalar. )

- A'YÂN-I SÂBİTE
( ŞEKLE BÜRÜNMEDEN ÖNCEKİ ÂLEM )

- A'YAN ile A'RAZ

- A'YEN ile ÂYEN, ÂHEN[Fars.]
( Büyük, iri gözlü. | Bakılan yer. | Çok açık, pek belirli. İLE Demir. )

- A'ZÂR[< ÖZR] ile ÂZÂR[Fars.] ile ÂZÂR[Fars.]
( Bahaneler, engeller, özürler. İLE Mart ayı. İLE İncitme, azarlama/tekdîr, kırılma. )

- A'ZÂ[< UZV]
( ÖRGENLER, ÜYELER )

- A'ZÂ[< UZV] ile AZÂ'
( Örgenler/organlar, uzuvlar, üyeler. İLE Sabır. | Cenâze alayı. | Başsağlığı ziyareti. )

- A(N) vs. ONE

- A, A'dır ile/= A ile/= A

- A-DEM değil ÂDEM

- A-DEM değil ÂDEM

- A.-G. ("MUHABBETİ")

- A.M. ile/ve P.M.

- a/A ile/<> a ile/<> A ile/<> A
( Türkçe abecesinin ilk yazacı(harfi). [sesbilim] Kalın ünlülerin, düz ve geniş olanını gösterir. İLE/<> Şaşma, anımsama, sevinme, acıma, üzülme, kızma gibi duyguları güçlendirir. Tümcenin, başında ya da sonunda, çoğu kez yinelenmiş olarak kullanılır. [A ne güzel! A sen burada mıydın?] | İkinci kişi çekimli eylemlerin sonuna gelir. [Alsana. Baksana.] İLE/<> Sınıflama ve sıralamalarda, maddelerin sıralaması yazaç ile gösterildiğinde, ilk maddenin başına gelir. İLE/<> [müzik] Nota imlerini, yazaçla gösterme yönteminde, "la" sesini bildirir. )

- AŞK
( AŞK-I CİSMÂNÎ: Maddî aşk, eşeysel arzulara dayanan sevgi.
AŞK-I DERÛN: Derinde, içte olan aşk, içten gelen arzu, istek.
AŞK-I EFLÂTÛNÎ: Platonik aşk, maddeci olmayan ideal aşk.
AŞK-I FAZL Ü HAKK: Fazilet ve doğruluk aşkı, sevgisi.
AŞK-I FÜSÛNKÂR: Sihirli, büyüleyici aşk.
AŞK-I HAKİKÎ: Gerçek sevgi, maddeye bağlı olmayan aşk.
AŞK-I İLÂHÎ: Tanrı aşkı.
AŞK-I MAKHÛR: Kahrolmuş, mahvolmuş aşk.
AŞK-I MARAZÎ: Düzensiz bir ruh halinin normal olmayan sevgisi.
AŞK-I MECÂZÎ: Allah sevgisine ulaşmak için O'nun yarattığı geçici suretlerden birini sevme.
AŞK-I MEMNÛ: Menedilmiş, yasaklanmış aşk.
AŞK-I MÜRDE: Ölmüş, bitmiş aşk.
AŞK-I RÛHÂNÎ: Manevî sevgi, Allah sevgisi.
AŞK-I SEHHÂR: Sihirleyici, büyüleyici aşk. )

- AD ile/ve/değil EŞİK
( AD/IM/IZ üzerine... )

- ALLEGORİ değil ALEGORİ

- á=Acute accent ile à=Grave accent ile â=Circumflex ile ä=Umlaut ile ã=Tilde ile å=Aring

- A=A ile A, A'dır.

- AB
( Su. )

- ÂBÂD[< EBED] ile ÂBÂD[Fars.] ile Â'BÂD[< ABD] ile ÂBÂT[< İBT, IBIT]
( Sonsuz gelecek zaman. İLE Mâmur, bayındır. | Şen, rahat. | Çokluk bildirir. [ŞEMS-ÂBÂD: Güneşi bol olan yer.] İLE Köleler. İLE Koltuk altları. )

- ABAD ile/ve/<> AİHM
( Avrupa Birliği Adâlet Divânı İLE/VE/<> Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi )

- ABAKUS ile ABAKULUS/TESSERA
( Sütun başlıklarının üstüne gelen, genişçe ve dışa taşkın tabla, başlık tablası, mahmel. Abakus, sütunla baştaban ya da kenar üzengisi arasında, yastık görevi yapar. İLE Döşeme ve duvar mozaiği yapımında kullanılan, küçük bir küp biçiminde cam, pişmiş toprak ya da taş parçası. )

- ABAKÜS değil/yerine/= SAYIBONCUĞU (ÇÖRKÜ)

- ABAK[Fr. ABAQUE | Lat. ABACUS] ile ABAK
( Sütun başlıklarının üstüne gelen, genişçe ve dışa taşkın tabla, başlık tablası, mahmel. Abakus, sütunla baştaban ya da kenar üzengisi arasında, yastık görevi yapar. İLE Eski Türklerde, ölmüş ataların, yani abaların, tapılan suret ve heykelleri. Bir totem niteliğinde olan bu abaklar, çoğunlukla, bir direğin başına oyularak, evlerin ve çadırların önüne dikilirdi. )

- ABAK ile/ve/<> ABAK MAHMUZU
( Sütun başlıklarının üstüne gelen, genişçe ve dışa taşkın tabla, başlık tablası, mahmel. Abakus, sütunla baştaban ya da kenar üzengisi arasında, yastık görevi yapar. İLE/VE/<> Bazı abakların köşelerinde yer alan kıvrımlara verilen ad. )

- ABANDONMENT/FORSAKE/RENOUNCE/LEAVE vs./and GIVE UP

- ABANMAMALI!

- ABANOZ ve TİK AĞACI
( Solomon Adaları'ında en yoğun bulunan ağaçlar. )

- ABARTI ile PALAVRA

- Abartmadan KONUŞ!!!

- ABARTMAK ile/değil "ALTINI ÇİZMEK"

- ABARTMAK ile "KAÇIRMAK"

- ABARTMAK ile/ve/değil/yerine "KÖPÜRTMEK"

- ABARTMAK ile/ve/değil/<> DURMAYI BİL(E)MEMEK/BECEREMEMEK

- ABARTMAK ile SAPTIRMAK

- ABARTMAMALI!

- ABARTMA ile AĞDALAMA

- ABARTMA ile/ve/değil/||/<> FAZLA ÖNEMSEME

- ABARTMA ile/ve GAYRETKEŞLİK

- ABARTMA ile İDEALLEŞTİRME

- ABARTMA ile KABARTMA
( Zihinde[vehmin olumsuz kullanımıyla]/olaylarda/olgularda/kavramlarda. İLE Nesnelerde. )

- ABARTMA ile/ve/değil/yerine ÖNE ÇIKARMA

- ÂBÂR[< Bİ'R] ile ÂBÂR[Fars.]
( Su kuyuları. İLE Hesap defteri. )

- ABASH vs. SHAME

- ABATE vs. DECREASE

- ABÂ ile ÂBÂ ile A'BÂ
( Yünden yapılmış kaba kumaş. | Bu kumaştan yapılmış bol, geniş giyecek. İLE Babalar. | Gök küreleri, gezegenler, seyyâreler. [ÂBÂ-İ KENÎSÂİYYE: Kilise ileri gelenleri.] İLE Yükler, ağırlıklar. | Sorumluluklar, mes'ûliyetler. | Çift denk ya da sandık. )

- ABBE KIRILMA ÖLÇÜTÜ ve/||/<> ABBE KURAMI ve/||/<> ABBE ÖLÇÜTÜ ve/||/<> ABBE PRİZMASI ve/||/<> ABBE SAYISI ve/||/<> ABBE YOĞUNLAŞTIRICISI
( Sıvıların kırılma indisini ölçmek için kullanılan kırılmaölçer. VE/||/<> Gerçek bir görüntü elde edilecek bir mercek, cismin tüm kırınım saçaklarını geçirecek kadar büyük olmalıdır. VE/||/<>Bir teleskobun çözme gücü için açısal ayrılma λ/d'den küçük olmamalıdır. Burada λ gelen ışığın dalga boyu, d; objektifin yarıçapıdır. VE/||/<> Dik görüntü elde etmek için kullanılan, iki çift dik açılı prizmadan oluşan ve dört yansıma yapan düzen. VE/||/<> Dağıtıcı gücün tersi. VE/||/<> İyi bir ışık toplama özelliğine sahip, sayısal açıklığı 1.25 olan ve mikroskopide yaygın olarak kullanılan, basit iki mercekten oluşan düzenek. )

- ABDAL ile Abdal
( Eskiden, bazı gezgin dervişlere verilen ad. İLE Safeviler döneminde, İran'da yaşayan önemli Türk oymaklarından biri. | Anadolu'da yaşayan, bu addaki bir oymak. [Geygel Abdalları] )

- ABDEST ALMAK yerine ÇEHİZLENMEK/ÇEYİZLENMEK

- ABDEST, VUZÛ' ile TEYEMMÜM
( İMAM-I ZEYNEL ÂBİDİN namaz kılacağım heyecanıyla abdest alırken bayılırmış. )

- ABDEST ve TERBİYE

- ABDULLAH ile/ve/<> ABDUL LÂTÎF/REZZÂK/ŞÂFÎ

- ABDÜLLÂTİF ile/değil/yerine ABDULLAH

- ABDÜLLEZİZ[Ar. < HABBÜLLEZİZ: Tatlı tane.]
( Akdeniz bölgesinde ve Afrika'da yetişen, çok yıllık bir bitki. | Bu bitkinin, yemiş gibi yenilen, tatlı ve yağlı ürünü. )

- ABD ile KUL
( KUL )

- Abeceleri karıştırmadan ve saygı göstererek KONUŞ!!!

- ABECESEL DİL ile İMGESEL/RESİMSEL DİL

- ABECESEL DİL ile İMGESEL/RESİMSEL DİL

- ABES ile/ve/<> AYIP

- ABET vs. ENCOURAGE vs. ENTICE vs. INCITE vs. INDUCE vs. LURE vs. PROVOKE vs. URGE

- ABHAVA
( Varolmama, -olumsuzluk-. )

- ÂBÎDÂT[yanlış olarak ÂBİDE'nin çoğulu] ile ÂBÎDÂT
( Anıtlar. İLE İbâdet eden, inanmış kadınlar. )

- ÂBİDE[çoğ. EVÂBİD (ÂBİDÂT yanlıştır!)] ile ÂBİDE[< ABD]
( Anıt, yâdigâr kalacak eser. İLE Köleler.. )

- ÂBİDE değil/yerine ANIT

- ÂBİDE ile NUMÛNE

- ABİDİK-GUBİDİK (ŞEYLERLE UĞRAŞMAK)

- ÂBİD[< İBÂDET]
( İBÂDET EDEN )

- ÂBİD[çoğ. EVÂBİD] ile ÂBÎD[Fars.] ile ABÎD[< ABD] ile ÂBİD[< İBÂDET]
( Mesel, yanıltmaç. İLE Kıvılcım. İLE Kullar, köleler. İLE İbâdet eden, tapınan. [çoğ. ÂBİDÎN] )

- ÂBİD ile ABÎD
( İbâdet eden. İLE Kulluk[ubûdiyyet]. )

- ABİENİNİK ASİT ile ABİYETİK ASİT
( Formülü, 10 C13H20O2, mol kütlesi 208,2 g. olan bir asit. İLE Formülü, C20H30O2 e.n. 161 °C olan, kolofan ve çam reçinesinden elde edilen, suda çözünmeyen bir çam asidi. )

- ÂBİR[< UBÛR, çoğ. ÂBİRÛN, ÂBİRÎN] ile ABÎR
( Bir yerden geçen. İLE Bir ilâç karışımı. | Güzel koku. )

- ABİSTA
( Abhazya'da, mısır unundan yapılan bir yiyecek. )

- ÂBİS ile ÂBİS
( Alaycı, saygısız. İLE Asık yüzlü, yüzü ekşi. )
( ABÛS[< UBÛSET]: Somurtkan. )

- ABİS ile/ve FONDA
( Okyanusların en derin yeri. İLE/VE Deniz dibi. | Geminin, demir attığı yer. | Demir atma komutu. )

- ABİYOGENEZ
( Kendiliğinden türeme. )

- ÂBÎ[< İBÂ] ile ÂBÎ[Fars.]
( Çekinen, nazlanan, sakınan; tiksinen. İLE Ayva. | Suda yaşayan ve suda oluşan. | Açık mavi. )

- ABLE TO vs. POSSIBILITY

- ABLUKA değil/yerine/= KUŞATMA

- ABONELİK değil/yerine/= SÜRDÜRÜMCÜ OLMAK

- ABONMAN/ABONE değil/yerine/= SÜRDÜRÜM/CÜ

- ABORDA
( Teknenin yanını vererek yanaşması. )

- ABORJİN ile/ve MAORİ
( Yeni Zelanda yerlisi. İLE/VE Yeni Zelanda yerli halkı. )

- ABOVE vs. OVER

- ABRAHAM ABULAFIA ve/<> İBN ARABİ

- ABRAMAK
( Deniz taşıtlarını yönetmek. )

- ABRAMS DENEYİ ve/<>/< ABRAMS KURALI
( Belirli bir taze beton kütlesinin, kendi ağırlığı altında biçim değiştirmesini ölçerek dayanım derecesini gösteren deney. VE/<>/< Önce 1892'de, Fransa'da, Ferret'nin, sonra da ABD'de, Duff Abrams'ın tanıtladığı kural. Bu kurala göre, bir beton ya da harcın dayanımı, karışıma giren suyun ağırlığının, çimento ağırlığına oranı ile ters orantılıdır. )
( SU/ÇİMENTO ORANI: Bir beton ya da harçla, su ağırlığının çimento ağırlığına oranı. Bir betonun ya da harcın dayanımı, karışımındaki su/çimento oranı ile ters orantılıdır. Çimentonun prizinin kimyasal etkileşimi için gerekli en az su/çimento oranı, yaklaşık olarak 0.25'tir. Ancak, kum ve çakılı ıslatmak için bundan biraz daha fazla su gereklidir. Su/çimento oranı, akışkanlaştırıcı bazı kimyasal katkılar sayesinde daha az su kullanılarak düşürülebileceği gibi, vakumlu betonda, dökümden sonra karışımdaki suyun emilmesi yoluyla da azaltılabilir. Böylece, beton, daha kolay işlenebilir ve sonuç itibariyle de daha iyi bir dayanım sağlanabilir. )

- ABRÂŞ[Ar.]
( Yüzünde sam lekesi bulunan kişi. )

- ABSOLUTE vs. DOGMA

- ABSOLUTE vs./and JUSTICE

- ABSOLUTELY vs. IN ONE WAY

- ABSOLUTE[NESS] vs. RIGHT[NESS]

- ABSTAINER vs. TIMID

- ABSTRACT vs. CONCRETE

- ABSTRACT vs. ISOLATED

- ABSTRACTION vs./and ABSTRACTION IN INTEGRITY

- ABSURD vs. "SHIFTY/RISKY"

- ABSÜRD yerine SAÇMA

- ABT ile KİZB
( Yalan. | Şüphe uyandırıcı hareket. İLE Yalan. )

- ABUK SUBUK değil ABUK SABUK

- ABUK-SUBUK değil ABUK-SABUK

- ABUNDANCE vs./and UNITY

- ABUR-CUBUR
( Gereksiz, sağlıksız yiyecekler için. )

- ABYSS vs. HELL

- AÇ ACINA (YOLA ÇIKMAK, DIŞARI ÇIKMAK, İŞE GİTMEK)

- AÇ-AÇIKTA

- AÇ-BİLAÇ (ÇALIŞMAK, GİTMEK)

- AÇ-SEFİL (YAŞAMAK)

- AÇAN ile AÇAR ile AÇKI ile AÇACAK
( Açma işini yapan. | Oynak kemiklerin arasındaki açıları genişletmeye yarayan kasların genel adı. [>< BÜKEN] İLE Anahtar. | İştah açmak üzere, yemekten önce içilen içecek. İLE Bir cismin, yüzeyi üzerine, sert bir madde ya da bir araç sürterek, onu düzleştirip parlatma. [PERDAH] | [demircilikte] Delik büyültmekte kullanılan araç. | Anahtar ve her türlü açma aracı. İLE Açmaya yarayan araç. | Açma işleminin yapılacak olmasını, birinin, gelecek zaman kipinde gerçekleştireceğini belirten söz. )

- ACAYİPLİK ile/ve/<> ACAYİPLİK KORUNUMU
( Hadronların taşıdığı yük sayısı. | Taneciklerin çok çabuk oluşumuyla [güçlü etkileşme] çok yavaş bozunması [zayıf etkileşme] arasında görülen dengesizlik. İLE/VE/<> Zayıf etkileşimlerle ihlâl edilen yalıtılmış bir düzendeki hadronların, acayiplik sayılarının toplamının sabit olması. )

- ACCEDE vs. EXCEED

- AÇÇELERANDO[İt.]
( Parçanın, çalınırken, gittikçe hızlandırılacağını anlatır. )

- ACCESS vs. EXCESS

- ACCIDENT vs. DISASTER

- ACCORDING TO ME vs. FOR ME

- ACCORDING TO YOU vs. ACCORDING TO ME

- ACCUSATION/TO BLAME vs. TO DETERMINE

- ACCUSE vs. BLAME

- ACC ile ÂCC
( Bağırma, na're. İLE Kalabalık. )

- ACEB ile A'CEB
( Acabâ, hayret, gariplik, şaşırılacak şey. İLE [daha/çok/pek] Acâyip, tuhaf, garip olan. )

- ACELE ETMEK ile SABIRSIZLANMAK

- ACELE ETMEMELİ!

- ACELELİKTEN ... değil ACELEDEN / ACELE ETMEKTEN ...

- ACEM-AŞÎRÂN MAKAMI ile ACEM-AŞÎRÂN PERDESİ
( Türk mûsikîsinde kullanılan şed makamlarından biri. İLE Aralıkları birbirine eşit olmayan 24 dereceli Türk mûsikîsi ses dizisinin kaba çârgâhtan başlamak üzere dördüncü perdesinin adı. )

- ACEM-KÜRDÎ ile ACEM-PÛSELİK ile ACEM-RAST ile ACEM-UŞŞAK ile ACEM-ZİRKEŞÎDE
( Türk mûsikîsinde kullanılan birleşik(mürekkeb) makamdır. İLE Tahminen iki yüzyıllık bir birleşik(mürekkeb) makamdır. Acem mürekkebine, bir pûselik beşlisinin eklenmesinden doğmuştur. İLE Adına Kırşehir'li Yusuf'un edvarında rastlanılan makam. [XV. yy.] İLE Adına Müstakimzâde Süleyman'ın dergisinde rastlanılan makam. [XVII. yy.] İLE Adına Kırşehir'li Yusuf'un edvarında rastlanılan makam. [XV. yy.] )

- ACEMİ/LİK ile AMATÖR/LÜK

- ACEMÎ ile A'CEMÎ
( Tecrübesiz, toy. | İran'lı. İLE Arap olmayan, İran'lı. | Acemce. | Beceriksiz. | Dilsiz. )

- ACEMİ ile İŞGÜZAR

- ACEM ile Acem ile A'CEM
( Harflere nokta koyma. | Türk müziğinde, "mi" notasına yakın bir perde. İLE Arap olmayanlar. | İran'lılar. İLE Arap kavminden olmayan. )

- ACEM ile/ve/<>/= ARAP OLMAYAN

- AÇGÖZLÜ/LÜK ile DOYMAZ/LIK
( Aç doyar fakat açgözlü doyamaz. )

- AÇGÖZLÜLÜK ile/değil/yerine/>< GEREKSİNİM

- AÇGÖZLÜLÜK ile İŞTAH

- AÇGÖZLÜLÜK = TAMAH = AVARICE[İng.] = AVARICE/AVIDITÉ[Fr.]

- ACHARYA
( Eğitimli, bilgili kişi. Saygı terimi. )

- ACHE vs. STITCH

- ACI ÇEKTİĞİMİZDE ve/||/<> KORKTUĞUMUZDA ve/||/<> BAZI ŞEYLER, YOLUNDA GİTMEDİĞİNDE
( Kendimize kızmayalım. VE/||/<> Kendimizi aşağılamayalım. VE/||/<> Kendimizi suçlamayalım. )

- ACI ÇIĞLIĞI ile/ve ZEVK ÇIĞLIĞI

- ACI DUYABİLEN ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< (KENDİ)/(ONUN/ÖTEKİNİN) ACISINI DUYABİLEN
( Canlı. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< İnsan. )
( )

- ACIÇİGDEM = GÜZÇİĞDEMİ
( Zambakgillerden, 20-30 cm. boyunda, şerit yapraklı ve açık renk çiçekli, tohumları, romatizma sağaltımında kullanılan, ağılı(zehirli) bir çiğdem türü. )

- ACIDAN KAÇINMAK ile HAZZA YÖNELMEK

- AÇIK ARTIRMA ile/ve/<> AÇIK EKSİLTME

- AÇIK BAKIŞIKLIK(SİMETRİ) ile/ve GİZLİ BAKIŞIKLIK(SİMETRİ)

- AÇIK E ile KAPALI E
( Ben, sen, pembe, yelken, semt, kent.
İLE
Benzin, rende, önemli, cem, mendil, eldiven, pencere, kendi, elbise, tencere, renk, genç, elli, zengin. )
( Edebi, edepsizden öğren!
Bir elin nesi var, iki elin sesi var.
İLE
Penceredeki benekli tekir kedi, kendi tenceresindeki eti yedi. )
( - Kenya Büyükelçiliği, genç hakemlere, renkli kalem verdi.
- Hem Cem, hem öteki Cem, hem de Emre, mühendistir.
- Beni en beğenen, hep benim; beni, en beğenen, hep kendimim.
- Sendikanın pembe mendillerini, kendi elbisesine ekledi. )

- AÇIK GÖZ değil AÇIKGÖZ

- AÇIK HAVA ve/<> BİSİKLET

- AÇIK KAYNAK KOD KÜTÜPHANESİ ve/||/<> KODDEMY
( http://libraries.io VE/||/<> www.koddemy.com )

- AÇIK KIYAS ile/ve KAPALI KIYAS
( KIYÂS-I CELÎ ile/ve KIYÂS-I HAFÎ )

- Açık KONUŞ!!!

- AÇIK KÜME

- AÇIK MEDRESE/LER ile/ve KAPALI MEDRESE/LER

- AÇIK OYLAMA ile GİZLİ OYLAMA

- AÇIK SAÇIK[ARÂBE çoğ. ARABÂT] ile AÇIK SEÇİK

- AÇIK SEÇİK = CLEAR-CUT, CLEAR AND DISTINCT[İng.] = CLAIR(E) ET DISTINCT(E)[Fr.] = KLAR/DISTINCTEKLARE UND DEUTLICH(E)[Alm.] = CHIARO E DISTINTO[İt.] = CLARO Y DISTINTO[İsp.] = CLARUS/CLARE ET DISTINCTUS[Lat.] = SAF?S[Yun.] = VÂZIH VE MÜTEMÂYİZ[Ar., Fars.] = KLAAR EN DUIDELIJK[Felm.]

- AÇIK TOHUMLULAR ile KAPALI TOHUMLULAR
( A.T.: SEDİR AĞACI(CEDAR TREE)(ELMALI-ANTALYA) ile/ve SERVİ AĞACI(CYPRESS TREE) ile/ve MEŞE AĞACI(OAK TREE) ile/ve ÇAM AĞACI(PINE TREE) )

- AÇIK-KOYU ile IŞIK

- AÇIK-SAÇIK (GİYİNMEK | KONUŞMAK)

- AÇIK-SEÇİK (KONUŞMAK)

- AÇIK/LIK ile/ve UYGUN/LUK

- AÇIKLAMA/SI ile AD/I(/İSİM)

- AÇIKLAMAK ile/ve ANLAMAK
( Açıklama, bir şeyi bir nedene değil, bir temele dayanarak göstermektir. )

- AÇIKLAMAK ile KANITLAMAK

- AÇIKLAMAK ile/ve KURALLAŞTIRMAK

- AÇIKLAMAK ile/ve YER VERMEK

- AÇIKLAMA ile/ve "NOT DÜŞMEK"/DİPNOT

- AÇIKLAMA ile AÇIMLAMA

- AÇIKLAMA ile/ve/değil ANLAMLANDIRMA
( ... İLE/VE/DEĞİL İnsan durum ve tutumları açıklanamaz ve fakat (ancak) anlamlandırılırlar/anlamlandırılabilirler. )

- AÇIKLAMA ile/ve/<>/değil/yerine ATIF

- AÇIKLAMA ile/ve AYDINLATMA

- AÇIKLAMA ile/ve/değil BETİMLEME/TASVİR[Ar.]

- AÇIKLAMA ile EĞRETİLEME

- AÇIKLAMA ile/ve İSPAT

- AÇIKLAMA = İZÂH/AT, TAFSİLÂT, BEYÂN = EXPLANATION[İng.] = EXPLICATION[Fr.] = ERKLÄRUNG[Alm.] = SPIEGAZIONE[İt.] = EXPLICACIÓN[İsp.] = EXPLENATIO[Lat.] = HO EKS?G?SIS[Yun.] = İZÂH, BEYÂN[Ar.] = BEYÂNKÂRÎ(far.) = VERKLARING[Felm.]

- AÇIKLAMA ile ÖZET

- AÇIKLAMA ile SAVUNMA

- AÇIKLAMA ile/ve VURGULAMA

- AÇIKLIĞA KAVUŞTURMAK ile/ve/değil/||/<>/< AÇIK KILMAK

- AÇIKLIK ile/ve/değil EŞİK

- AÇIKLIK ile/ve/<> GÖRÜNÜRLÜK

- AÇIKLIK ile/ve İÇTENLİK

- ACIKMA/AÇLIK ve/<> SUSAMA/SUSUZLUK

- ACIKMA ile/ve/> DOYMA İSTEĞİ

- Açıkta KONUŞ!!!

- AÇIK ile AÇIKLIK

- AÇIK ile/ve/değil/< ÂŞİKÂR/ECLÂ[Ar. < CELÎ]/BEYYİN[Ar.]

- AÇIK ile/ve/||/<> AYIK

- AÇIK ile/ve SEÇİK
( Doğal, Duyusal. İLE/VE Zihne. )

- AÇIK ile SÖNÜK

- AÇIK ile/ve/değil YARIK

- ACILAR YOLU ve/<> 14 İSTASYON
( [Hz. İsa'nın] Kudüs'te, St. Sepulchre[Kutsal Naaş] Kilisesi'ne kadar çarmıhı sırtlanıp ölüme yürüdüğü yol.[VIA DOLOROSA] VE/<> Yol boyunca, düşe kalka, acı içinde kendi sonuna doğru yürürken durakladığı, aralarında son kez ekmek yediği ve şarap içtiği yerlerde bulunan 14 nokta. )

- AÇILIM ile AÇILIŞ/KÜŞAT
( Açılma eylemi. | Bir yıldızla, gök eşleği arasındaki uzaklık. [Kuzey'e doğru olanı, eksi imiyle ölçülür.][Güneşin, bir yıldaki açılımı, -23 derece, 27 dakikadan; +23 derece, 27 dakikaya kadar değişir.] İLE Açılma eylemi ya da biçimi. | Yeni bir yapının, yerin ya da yeni bir kurumun çalışmaya başlaması. )

- AÇILIM ile DIŞAVURUM

- AÇILIM ile EVRİM

- AÇILIM ile GİRİŞİM

- AÇILIM ile/ve KATKI

- AÇILIM ile/ve OLUŞUM

- AÇILIŞ KONUŞMASI değil AÇIŞ KONUŞMASI

- AÇILIŞ TÖRENİ/KONUŞMASI ile/değil AÇIŞ TÖRENİ/KONUŞMASI

- AÇILIŞ TÖRENİ/KONUŞMASI değil AÇIŞ TÖRENİ/KONUŞMASI

- AÇILIŞ ile/değil AÇIŞ

- Açılmak için DİNLE!!!

- Açılmak için SUS!!!

- AÇILMAYAN MEYVE = SİMÂR-I GAYR-İ MÜNFETİHA = FRUIT INDÉHISCENT

- AÇILMA ile/değil AÇILIM

- ÂCİL[< ECEL] ile ÂCİL[< ACELE]
( Vâdeye bağlı, vâdesi geldiğinde yapılacak olan, ertelenmiş. İLE Acele eden. | Acele, gecikmez. )

- ACİL ile/ve/değil/yerine ÖNCELİKLİ

- ACIMA(MA) ile/ve/||/<> AFFETME(ME)
( ... İLE/VE/||/<> Acıma(ma) düşüncesi/duygusu barındırabilir de, barındırmayabilir de. )
( Tüm varolanlar için geçerli olabilir. İLE/VE/||/<> Sadece insan için geçerlidir. )
( Nesnesine ve/veya olgusuna, doğrudan ve/veya dolaylı etkisi olmayabilir/olmaz. İLE/VE/||/<> Kişisine ve/veya kendine, doğrudan ve/veya dolaylı etkisi/katkısı/artısı olabilir/olur. )

- ACIMAK ile KAYGILANMAK

- ACIMA ile ACIMAK
( Acımak eylemi. | Başka bir kişinin ya da canlının mutsuzluğuna yönelik duyulan üzüntü, merhamet. İLE Tadı, acı duruma gelme, acılaşma. | Acılı, ağrılı olma. | Başkasının acısına ortak olmak ya da durumundan üzüntü duymak. | Başkasının uğradığı/uğrayacağı kötü bir duruma üzülmek, merhamet etmek. | Bir şeyi vermeye kıyamamak ya da verdiğine, elden çıkardığına üzülmek. )

- ACIMA ve/ne yazık ki/||/<>/> CİDDİYE ALMAMA

- ACIMA ile DUYGUDAŞLIK

- ACIMA ile/değil KENDİNE ACIMA
( Kişiyi, acımak değil kendine acımak bitirir. )

- ACIMA ile/değil/yerine KORUYUCU SEVGİ

- ACIMA = PITY/COMMISERATION[İng.] = COMMISÉRATION[Fr.] = MITLEID[Alm.] = COMMISERATIO[Lat.]

- AÇIMLAMA ile/ve/<> GÖSTERME

- AÇIMLANAN ile/ve SERİMLENEN

- AÇINMAK ile AÇINSAMAK
( [dirimbilim] Gelişmek. | [tohum, hastalık için] İçindeki yetenekler uyanarak ereğine varmak. İLE Bir yerin özelliklerini ortaya çıkarmak için araştırma ve inceleme yapmak. )

- ÂCİN ile ACÎN
( Rengi ve tadı değişmiş, bozulmuş pis su. İLE Yoğurulmuş şey, hamur, mâcun. )

- AÇIP GÖSTERME/GÖSTERİLEN ile ÇIKARIP GÖSTERME/GÖSTERİLEN
( Vajina. İLE Penis. )

- AÇIP-KAPATMAK ile/değil KAPATIP-AÇMAK

- ACITATO[İt.]
( Bir parçanın, canlı ve coşkun çalınacağını gösterir. )

- AÇIT ile AÇKI
( Pencere ya da kapı boşluğu. İLE Bir nesnenin, yüzeyi üzerine, sert bir nesne ya da bir araç sürterek, onu düzleştirip parlatma işi, perdah. | Demircilikte, demir büyültmekte kullanılan araç. | Anahtar gibi, her tür açma aracı. )

- AÇIT ile/<> AÇMA
( Pencere ya da kapı boşluğu. İLE/<> Girilecek ya da çıkılacak yer. )

- ÂCİZ/LİK ile/ve/<> YOKSUN/LUK

- ACİZ ile ÂCİZ
( Gücü, bir işe yetmez olanın durumu, güçsüzlük. | Beceriksizlik. | Birinin, borcunu, zamanında ödeyememesi durumu. İLE Gücü bir işe yetmez olan, güçsüz. | Beceriksiz. )

- ÂCİZ ile/ve/<> ÂTIL

- ACİZ ile MÜNEZZEH

- ÂCİZ ile NÂÇAR

- ACI ile/ve/değil/yerine ACIRAK
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Az acı. )

- ACI ile AĞRI

- AÇI ile/ve/değil EĞİM

- ACI ile/ve/||/<>/>< HAZ
( Hazzın bedeli. İLE/VE/||/<>/>< Acının ödülü. )
( Acı vererek haz alırsınız, haz alıyorum/veriyorum derken de acıtırsınız. [Haz ile acının bir olduğunu bilen kişi, huzur ve barıştadır.] )

- AÇI ile/ve HIZ

- ACI ile ISTIRAP
( ... İLE Zihnin ve kalbin titremesi. )
( Acıya dayanmak gerekir. Acıyı yenme diye bir şey yoktur. )
( Acı çekmeyenler, başkalarının acı çekebileceğini akıllarına getirmezler. )
( Size ıstırap veren sürekli sahte (asılsız) olandır. )
( Sahte olanı terk edin, acı çekmekten kurtulursunuz. )
( Düşüncelerinde ya da duygularında olan ve olmayan şeylere karşı herhangi bir özlemin yoksa, bu acılardan kurtulmanın yoludur. )
( Istırap, kabul etmeyişten kaynaklanır. )
( Istırap, kendi yarattığımız değil midir? Evet, onu yaratmak için ayrı bir kendiniz olduğu sürece. )
( Bencillik ıstırabın nedenidir. )
( Kendim olarak tanımladığım çerçeve ne denli dar ise, arzu ve korkunun neden olduğu ıstırap da o denli keskin olur. )
( Kişisel "ben"in eriyip kayboluşuyla kişisel ıstırap da son bulur. )
( Ancak ayrılıkçılık ve çıkarcılık dünyada gerçek ıstırabın ortaya çıkmasına neden olur. )
( Istırabın nedeni bağımlılık, çaresi bağımsızlıktır. )
( Istırabın gerçek nedeni, kendini sınırlı olanla özdeşleştirmektir. )
( Uygarlık, kültür, felsefe ve din. Istıraba başkaldırıdan başka nedir ki? )
( Istırap en başta, dikkat çekmek için bir çağrıdır ve o aslında bir sevgi hareketidir. )
( Istırap tümüyle bir bağımlılık ya da direnmeden dolayıdır; bu bizim yaşam ile birlikte devinmeye ve akmaya karşı isteksizliğimizin işaretidir. )
( Istırap çeken sizin kendiniz olduğunu hayal ettiğiniz kişidir, siz değil. )
( Eğer ıstırabın ötesinde olmak istiyorsanız, onu yarı yolda karşılayıp kucaklamalısınız. )
( Akıllı kişi, zevkin değil, ıstırapsızlığın peşine düşer. )
( Daha az ıstırap "istiyorsanız", kendiniz olabilmek yerine sürünün parçası olun/olursunuz. )

- AÇI ile KENAR

- ACI = PAIN[İng.] = TRISTESE[Fr.] = UNLUST[Alm.] = TRISTITIA[Lat.]

- AÇI ile/ve PARALAKS[Fr. < Yun.]
( ... İLE/VE Biri, yerkürenin merkezinden, öbürü, yeryüzünde bulunan bir kişinin gözünden çıkan iki doğrunun, bir gökcisminin merkezinde birleşerek oluşturdukları düşünülen açı. )

- ACI ile SIZI

- ACI ile/ve/<>/değil/yerine SUSKU/SÜKÛT

- AÇI ile/ve/değil YAKLAŞIM

- AÇI ile/ve/<> YÖN
( Geometride. İLE/VE/<> Mekânda. )

- ACI ile/ve ZOR

- AÇLIK ÇEK(TİR)EREK EĞİT(İL)MEK:
MİDENİZE
değil/yerine "NEFRETİ(Nİ)ZE/KİNİN(İZ)E"

- AÇLIK ile/ve GEREKSİNİM

- AÇLIK ile ŞİDDETLİ AÇLIK
( Aç kalan kişi, herşeye tenezzül eder. )
( Aç köpek, fırın yakar. )

- AÇLIK ve SOĞUK
( Kişiyi, çok ciddi yıpratanlar. Yaşamımıza bulaşmamasını sağlamak için elinizden gelen yapılmalıdır. )

- Açmak için DİNLE!!!

- Açmak için SUS!!!

- AÇMAK ile GENİŞLETMEK

- AÇMAK ile/ve SAÇMAK

- AÇMAK yerine UYANDIRMAK

- AÇMAK yerine UYANDIRMAK

- AÇMAZ
( Şahı koruyan taşlardan her birinin yerinden oynatılmaması durumu. | İçinden zor çıkılır durum. | Karşısındakine bir nükte ya da tekerleme söyleme olanağı veren söz. )

- AÇMAZ/ÇIKMAZ/...(PARADOKS) ile/ve/değil DÖNGÜ

- AÇMAZ/ÇIKMAZ ile/ve/değil EŞİK

- AÇMAZ ile ÇIKMAZ
( [satrançta] Şahı koruyan taşlardan her birinin yerinden oynatılmaması durumu. | İçinden zor çıkılır durum. | Karşısındakine bir nükte ya da tekerleme söyleme olanağı veren söz. İLE Sonu kapalı, çıkış yeri olmayan, hiçbir yere ulaşılamayan yol, sokak. | Çözüme ulaşılamayan, çözüm yolu olmayan. )

- ACQUIRE vs. EARN vs. GAIN vs. GET vs. OBTAIN vs. PROCURE vs. RECIEVE vs. TAKE vs. WIN

- ACRONYME vs. ABBREVIATION

- ACROSS vs. OVER

- ACTING THE INTUITION vs. RIPENING THE INTUITION

- ACTION vs. TO APPLY

- ACUL
( Tez canlı, içi tez, ivecen. )

- ACUR/AJUR ile ACUR
( Antika, gözenek. İLE Kabakgillerden, kabuğu çizgili ve tüylü, açık yeşil renkte, irice bir tür hıyar. )

- ACUZE ile/değil/yerine YAŞLI
( Huysuz, yaşlı kadın. İLE/DEĞİL/YERİNE ...[Yaşının/bıkkınlığının getirdiği olumsuzlukları görmemezlikten gelerek!] )

- ACYO
( Herhangi bir paranın, gerçek değeriyle, sürüm değeri arasında ya da bir ticaret senedinin üzerinde, yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arsında beliren fark. | Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon. )

- ACZİNİ BİLMEK ile/ve/<> HADDİNİ BİLMEK
( Âlim bildiğini bilir, Ârif Kendini/Bileni Bilir, Kâmil Aczini/Haddini Bilir! )

- ACZİNİ BİLMEK ile/ve HADDİNİ BİLMEK

- ACZİYET ile/ve/<>/değil AŞK

- ACZİYET ile/ve/<> ATÂLET

- ACZİYET ile DALÂLET

- ACZİYET ile MAĞDURİYET

- ACZ ve AH

- ACZ ve/> AŞK ve/> ACZ [tekrar]

- ACZ ile/ve/> GEREKSİNİM/İHTİYAÇ

- AD KOYMADA, DOĞUMUN:
ZAMAN/I
ile/ve/<> YER/İ
( Orta Afrika Cumhuriyeti'nde, çocukların adları, doğdukları yer ve zamana göre konuluyor. [Mbonsol: Ağacın altı. | Maseke: Dere kıyısı.] )
( Kişi, ahırda doğdu diye at olmadığı gibi, "nereli" olduğunun ve/veya adının ne konulduğunun da belirleyiciliği yoktur/olmaz! )

- AD TAMLAMASI ile SIFAT TAMLAMASI

- AD TÜMCESİ ile EYLEM/YÜKLEM(FİİL) TÜMCESİ

- AD(A) değil ADLARDA OLAN(A)

- AD(İSİM):
VAROLANLARA VERİLİŞİNE GÖRE
ile/ve/<> VAROLANLARIN SAYISINA GÖRE
( Özel ad. | Tür adı. İLE/VE/<> Tekil ad. | Çoğul ad. )

- AD(İSİM) ile YÜKLEM(FİİL)
( [Hareket ve zaman ...] Yok. İLE Var. )

- AD/İSİM ile/ve/<>/||/değil/yerine EYLEM/İCRAAT

- AD/İSİM ve/<> İMGE
( Dışarıdan. VE/<> İçeride/zih(n)inde. )

- AD/I ile/ve/değil/yerine TAD/I
( Sarışının adı var, esmerin tadı var. )

- AD:
ULÛHİYET
ile/değil RUBÛBİYET

- ADA BALIĞI ile ALABALIK(TROUT) ile ATLANTİK KERTENKELE BALIĞI ile ATEŞ BALIĞI ile AY BALIĞI[Lat. MOLA MOLA] ile BENİ BALIĞI[Lat. CYPRINION MACROSTOMUS] ile ÇAÇA BALIĞI ile ÇUPRA BALIĞI ile DİL BALIĞI(SOLEFISH, [Lat. SOLEA VULGARIS]) ile DÜLGER BALIĞI[Lat. ZEUS FABER] ile FENERBALIĞI[LOPHIUS PISCATORIUS] ile FULYA BALIĞI[Lat. MYLIOBATIS AQUILA] ile GÜNBALIĞI[Lat. JULIS TURCICA] ile İSTAVRİT[Yun.][Lat. TRACHURUS TRACHURUS] ile KEDİ BALIĞI(CATFISH) ile KILIÇ BALIĞI(CEMEL-İL-BAHR / CEMEL-ÜL-MÂ'[Ar.], SWORDFISH[İng.]) ile KIRLANGIÇ BALIĞI ile KÖPEK BALIĞI(SHARK) ile KÜÇÜK AĞIZLI LOTAK[Lat. CYPRINION KAIS] ile MERCAN BALIĞI ile OK BALIĞI ile ORKİNOS[Yun.]/TON[Lat. THUNNUS] ile ÖRDEK BALIĞI[Lat. LABRUS MIXTUS] ile PAPAZBALIĞI[Lat. CHROMIS CHROMIS] ile PEMBE, KURBAĞA AĞIZ BALIĞI ile RİNGA BALIĞI(HERRING)[Lat. CLUPEA HARENGUS] ile SANDIK BALIĞI[Lat. LACTOPHRYS TRIQUETER] ile TON BALIĞI(TUNAFISH) ile TURNA BALIĞI(PIKE) ile YILAN BALIĞI(İNKİLÎS[Ar.], EEL[İng.]) ile ACI BALIK ile BIYIKLI BALIK ile DİKENLİ BALIK[Lat. G. ACULEATUS] ile DUBAR[Lat. MUGIL CEPHALUS] ile ÜZGÜNBALIĞI[Lat. CALLIONYMUS LYRA]
( Dünyanın en büyük omurgasızı/yumuşakçası, mürekkep balığıdır. [Eril mürekkep balıklarının boyu 19 metreye kadar ulaşabilir.] )

- ADA TAVŞANI ile AMERİKA TAVŞANI ile ARAP TAVŞANI ile DAĞ TAVŞANI ile YABAN TAVŞANI

- ADA(N)MAK ile/ve VAKFETMEK

- Âdâb/erkân için SUS!!!

- Âdâbınca KONUŞ!!!

- ÂDÂK[Fars.] ile ADAKK[Ar.] ile ADAK/NEZİR[Ar.]
( Ada. İLE [Daha/en/çok] Dakik, ince. İLE Bir dileğin gerçekleşmesi için sahip olunandan vazgeçmek ve/veya vazgeçilen şey. )

- ADAK ile/ve VERGİ

- ADALAR VAPURUNUN:
ERKEN/GEÇ SAATLERİ VE KIŞ TARİFESİ
ile/ve GÜNDÜZ VE YAZ TARİFESİ
( Yaz seferlerinin sabah ve akşam seferlerinde pek (fazla) gecikme olmaz. Her zaman 5 dk. önce, iskelede bulunmakta yarar vardır. )

- ADALAR ve/<> BİSİKLET

- ADALAR ve/> ÜSKÜDAR ve/> BEYOĞLU ve/> SURİÇİ

- ADÂLET BEKLEME! ve/||/<> HUZUR BEKLEME!
( [ne yazık ki] "Gücün", "haklı çıktığı/çıkarıldığı" yerlerde. VE/||/<> "Güce tapan" "kişilerin" olduğu yerde. )

- ADÂLET HEYKELİNİN GÖZLERİNİN KAPALILIĞI:
NAMUSSUZLARA GÖZ YUMMAK İÇİN
değil ÂDİL OLMAK İÇİN

- Adâlet için DİNLE!!!

- ADÂLET VE EŞİTLİK ve/||/<>/> UYUM VE DOSTLUK

- ADÂLET [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- ADÂLET'İN KURALI ile/ve/||/<> AKIL'IN KURALI

- ADÂLET-İ MAHZA ile/ve/||/<> ADÂLET-İ İZÂFİYE

- ADÂLET/HUKUK değil/yerine/= TÜZE

- ADÂLET:
"EN YÜKSEK İYİ"
ile/ve/değil/yerine/<> EN YÜKSEK KAMUSAL İYİ

- ADÂLET:
"EŞİTLİK"
ile/ve/değil/||/<> RIZÂ

- ADÂLET:
BİLGİNİN KONUSU
ile/ve/değil/||/<> DÜŞÜNCENİN KONUSU

- ADÂLET:
DENKLEŞTİRİCİ
ile/ve/||/<> DAĞITICI

- ADÂLET:
DIŞARIDA/UZAKTA
ve/değil/yerine/||/<>/>/< KENDİNDE
( Adâleti, dışarıda/uzakta aramak. VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Kendinde başlatmak ve oluşturmaktır, asıl ve öncelikli olan. )

- ADÂLET:
KİŞİ/KUL
ve/||/<> İLÂH'IN BİRLİĞİ

- ADÂLET:
SEVGİ
ve/||/<> DÜŞÜNCE

- ADÂLET:
VELÂYET
değil RİSÂLET
( İç. DEĞİL Dış. )

- ADÂLET:
[BİR ŞEYİ] "YERLİ YERİNE KOYMAK"
değil KENDİNE AİT YERE KOYMAK/BIRAKMAK

- ADÂLETSİZLİK DURUMLARINDA, "TARAFSIZ"(SESSİZ/ÂTIL) DURUYORSAN, KÖTÜLERİN/KÖTÜLÜĞÜN TARAFINI TUTMUŞSUNDUR ile/ve/||/<> ÇÖZÜMÜN BİR PARÇASI DEĞİLSEN, SORUNUN BİR PARÇASISINDIR

- ADÂLETSİZLİK ve/||/<> ANLAMSIZLIK
( [Çözüm olarak ...] Tüzeyi[hukuku] bulduk fakat tüzeye ulaşamadık. VE/||/<> Sanatı bulduk fakat sanat bize ulaşamadı. )

- ADALET değil ADÂLET

- ADÂLET ile/ve AHKÂM

- ADÂLET ile/ve/<>/< BARIŞ[VARIŞ]/SULH
( Eğer dünyada barış ve uyum istiyorsanız, aklınızda ve gönlünüzde barış ve uyum olmalıdır. )
( Kendinizde düzen olmadıkça, dünyada düzen olmayacaktır. )
( AN SÜKÛT'İN SULH: Davalının susması üzerine gerçekleşen barış. )
( YURTTA SULH, CİHANDA SULH! PAZ EN EL PAIS, PAZ EN EL MUNDO! )

- ADÂLET ile/ve/<> BİLİM ile/ve/<> AŞK

- ADÂLET ve/||/<>/>/< DAYANIŞMA

- ADÂLET ile/ve/||/=/<>/< DENGE, ÖLÇÜLÜLÜK/İTİDÂL[< ADL]
( Toplumla olan ilişkide. İLE/VE/||/=/<>/< Kişide. )
( İçte. İLE/VE/||/=/<>/< Dışta. )

- ADÂLET ile/ve/<> DÜŞMANIN "ADÂLETİ"
( Adâletin gerekliliği ve önceliği, düşmanının "adâletine" maruz kalmamak ve mağdur olmamak içindir. )

- ADÂLET ve/<> EHLİYET

- ADÂLET ile/ve/<> ERDEM/FAZİLET
( Sevginin ürünleri. İLE/VE/<> Aklın ürünleri. )
( "Adâlet, erdemin bir parçası değil bütünüyle erdemdir. Adâletin tersi olan haksızlık da, kötülüğün bir parçası değil bütünüyle kötülüktür." )
( Products of love. VS./AND/<> Products of intelligence. )

- ADÂLET ile/ve/değil EŞİK

- ADÂLET ve/<> GÜÇ
( Güce dayanmayan adâlet âciz, adâlete dayanmayan güç zâlimdir. )

- ADÂLET ile/ve HAK/İSTİHKAK

- ADÂLET ve/||/<>/< HAKİKAT
( Toplumsal kurumların birincil erdemi. VE/||/<>/< Düşünce düzenlerinin birincil erdemi. )

- ADÂLET ile/ve/<> HAKKANİYET

- ADÂLET ve/<>/>/< HİDÂYET

- ADÂLET ve/<> HİKMET ve/<> DİN
( Üçü de, mülkün[egemenlik, yönetim ve siyaset] temelidir. )

- ADÂLET ve/> HİLÂFET

- ADÂLET ve/||/<>/> HUZUR
( Gücün, "haklı olduğu" yerde bekleme! VE/||/<>/> Güce tapan bireylerin olduğu yerde bekleme! )

- ADÂLET ve/||/<> İHSAN

- ADÂLET = JUSTICE[İng., Fr.] = IUSTITIA[Lat.] = GERECHTIGKEIT[Alm.] = DIKAIOSYNE[Yun.] = JUSTICIA[İsp.]

- ADÂLET ve/||/<> KARE
( 2+2=4 VE/||/<> İki üçgen alanın biraradalığı. )

- ADÂLET yoksa/> KARGAŞA

- ADÂLET ile/ve/<> KARMA
( Karma ve Kader kavramlarını, kapsamlı bir şekilde anlamak ve görmek üzere "My name is Earl" dizisini baştan sona izlemenizi öneririz... )

- ADÂLET ve/<>/< KAYGISIZLIK

- ADÂLET ve/<> KEMÂLÂT

- ADÂLET ile/ve/+/<> KUDRET ile/ve/+/<> HİKMET ile/ve/+/<> SEVGİ
( [Simgeleri/Sûretleri] Aslan. İLE/VE/+/<> Boğa. İLE/VE/+/<> Kartal. İLE/VE/+/<> İnsan. )

- ADÂLET ile/ve/<> MANTIK

- ADÂLET ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< MERHAMET

- ADÂLET ile/ve/||/<> MERHAMET ile/ve/||/<> TİCARET

- ADÂLET ile/ve/<> MEŞRÛ EŞİTSİZLİKLER

- ADÂLET ile/ve/||/<> MÜRÜVVET

- ADÂLET ve/<> NİYET ve/<> SÜREKLİLİK

- ADÂLET ve/=/<> ÖLÇÜ/LÜLÜK
( Her konuda/hususta, itidâli ihtiyâr et! )

- ADÂLET ve RAHMET

- ADÂLET ve/||/<>/< RIZÂ ve/||/<>/< BİLGİ/HABER
( Adâletin kaynağı da, hedefi de, durumdaki/olaydaki ilgili kişilerden birinin rızâsıdır. Adâlet, insanı ve rızâsını esas almaktır! [Tabii, rızâ da, en başta, (durumdan/olaydan/tespitten/(ön) "hüküm"den) haberdar etmekle başlar.] )

- ADÂLET ile/ve/<> SAADET

- ADÂLET ve/<> SEVGİ
( Toplumda. VE/<> Bireyde. )

- ADÂLET ile/ve/değil/||/<>/< SINIRLAR

- ADÂLET ile/ve/<>/ TÜZENİN SAĞLADIĞI GÜVEN(İLİR)LİK

- ADÂLET ve/||/<> VİCDAN
( ... VE/||/<> Adâlet evi. )
( Her yerde, zamanda ve koşulda. VE/||/<> Zirvesinde.[İnsanda!] )

- ADÂLET ve/||/<> YAŞAM

- ADALE değil/yerine/= KAS

- ADALI FİYATI ile/ve/<>/değil/yerine ADADA FİYATI

- ADAM OLMAK ile "ADAM OLMAK"
( ADM ELİF-DAL-MİM )

- ADAM OLUP OLMADIĞIN ile/ve/>/değil NE KADAR ADAM OLDUĞUN

- Adam yerine konulmak için SUS!!!

- ADAM:
ER KİŞİ
ile/ve/değil İNSANİYETLİ

- ADAMAKILLI

- Adamı DİNLE!!!

- ADAM ile/ve/||/<> EFENDİ
( Bir şey/ler biliyorsan, susma! İbret alsınlar. İLE/VE/||/<> Bir şey bilmiyorsan, sus ki, en azından, efendi sansınlar. )

- ADAM ile HERİF

- ADAM ile KOCA

- Adam yerine konulmak için DİNLE!!!

- ADANMAK ile/yerine/değil (GEREKTİĞİ/YETERİ KADAR) ÖNCELİK/ÖNEM VERMEK

- ADANMAK ile/yerine/değil (GEREKTİĞİ/YETERİ KADAR) ÖNCELİK/ÖNEM VERMEK

- ADANMAK değil/>< (GEREKTİĞİ/YETERİ KADAR) ÖNCELİK/ÖNEM VERMEK
( Yanlışı. >< Doğrusu. )

- ADANMAMALI!

- ADANMA ve/<>/> DERİNLEŞME

- ADANMIŞ(LIK) ile İNANMIŞ(LIK)

- ADANMIŞ/LIK ile FEDAKÂR/LIK

- ADANMIŞ/LIK ile FEDAKÂR/LIK

- ADANMIŞ/LIK ile İNANMIŞ/LIK

- ADANMIŞLAR ile KESİN İNANÇLILAR

- ADANMIŞLIK ile/değil/yerine ZEN

- ADAPT vs. ADOPT

- ADAPTASYON değil/yerine UYARLAMA

- ADAPTÖR değil/yerine UYARLAYICI/UYARLAÇ

- ADÂVET değil/yerine/>< ADÂLET

- ADÂVET ile/ve DEĞİM/LİYÂKAT

- ADÂVET değil/yerine/= DÜŞMANLIK, YAĞILIK

- ADAY ile/ve/||/<>/< ADAY ADAYI

- ADA ile ADA
( Her tarafı, su ile çevrili kara parçası. İLE Çevresi, yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. )

- ADA ile/ve ARAL
( Dört tarafı denizle kaplı kara parçası. İLE/VE Takımada. )

- ADA ile ATOL[Maldiv yerlileri dilinde]
( ... İLE Mercanların biraraya toplanmasıyla oluşmuş, halka biçiminde adacık, mercanada. )

- ADA ile/ve/BATMAYAN (KÜÇÜK/BÜYÜK) DAĞ/TEPE

- ADA ile MERCANADA/ATOL[Maldiv Adaları yerlilerinin dilinden]
( ... İLE Su yüzüne kadar çıkan mercan resiflerinden oluşmuş ada. | Mercanların biraraya toplanması ile oluşmuş, halka biçiminde adacık. )

- ADA ile TAKIMADA
( Deniz ya da göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. | İkinci yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. | Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici ya da ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış ya da yer çizgileriyle belirlenmiş alan. | Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. İLE Birbirine yakın büyüklü küçüklü birkaç adanın tümü. )

- ADCIL
( NOMINAL )

- ADDITION vs. EDITION

- ADDITION vs. EXCESS

- ADDITIONAL vs. CONTRIBUTION

- ADDITIONAL vs. ROOT

- ADDITIONAL vs. SUPPLEMENTARY

- ADEM
|------VEHM------|ŞEKK|------ZANN------|
ile/ve/değil//yerine/=/||/<>/>/<
YAKÎN

( 0
|------%50 altı.[1-49]------|%50-50|------%50 üzeri.[51-99]------|
ile/ve/değil/yerine/=/||/<>/>/<
%100 )
( Anımsadığınız şeylerle, onlar gerçekmişlercesine meşgul oluyorsunuz. )
( YOK(LUK)
|------ KURUNTU------|BELKİ|------KUŞKU------|
ile/ve/değil/yerine/=/||/<>/>/<
KESİN(LİK) )

- ÂDEM[ADM]:
ELİF-DAL-MİM [yazılışı] | ALLAH
<> DÜNYA <> MUHAMMED | KIYAM <> RÜKÛ <> SECDE [Remz'i/Simgesi/Anlamı]

- ADEM ile/ve ÂDEM
( Yokluk. İLE/VE Yokluğun varlığı ve darlığı. )
( Yokluğun varlığı, bir kâmil insan! )
( Kişi, sevdiğinde yok olmalı. )
( ... ile TIFL- CİHEL-RÛZE: Hz. Âdem. )
( Yokluk, hiçlik, ölüm. | Osmanlı Türkçesi sözcüklerle birleşerek, "-siz, -lik" anlamında kullanılır. [ADEM-İ MERKEZİYET: Yerinden yönetim.] İLE/VE Dinsel inançlara göre, ilk yaratılan insan ve ilk peygamber. | Kişi, adam. | İnsanda bulunması gereken olumlu özelliklere sahip olan. )
( Nonexistence. vs./AND Existence of the nonexistence. )

- ÂDEM ile ADEM
( VARLIK | İLK YARATILAN İNSAN VE PEYGAMBER ile YOKLUK )

- ÂDEM ile/ve HATEM'ÜL ENBİYÂ

- ADEN KÖRFEZİ ve/<> KIZILDENİZ
( İkisini birbirine bağlayan, Bâbu'l-Merdep Boğazı'dır. )

- ADEQUATE vs. AMPLE

- ÂDER[Ar.] ile ÂDER[Fars.]
( Kasığı çıkık kişi. İLE Ateş. )

- ADESE
( DÜRBÜN )
( MERCEK )
( MERCİMEK )

- ÂDET/AYBAŞI/REGL ile YAŞDÖNÜMÜ/MENAPOZ
( 28 günde bir, 3 ilâ 7 gün arasındadır. Normal koşullarda bir çay bardağının 2/3'ü kadar kan kaybı oluşur. İLE ... )
( TUHR: İki âdet arasında geçen zaman. [En az 15 gündür] )
( SİNN-İ BUHRÂN/YE'S: Adetten kesilme yaşları. )

- ÂDETÂ değil/yerine/= NEREDEYSE

- ADET ile ÂDET
( Sayı. | Herhangi bir sayıda olan şey, tane. İLE Birinin, yapmaya alışmış olduğu şey, alışkı. | Topluluk içinde, eskiden beri uyulan kural, töre. Gelenek, alışkanlık. | Aybaşı, âdet kanaması. )

- ÂDET = CUSTOM[İng.] = COUTUME[Fr.] = BRAUCH[Alm.] = ABITUDINE[İt.] = COSTUMBRE[İsp.]

- ADET ile/ve/değil DEMET

- ADET değil DEMET

- ÂDET ile İBÂDET
( Fark, Niyet ve İdrak'te. Âdet ile ibâdeti ayıran, niyettir. )
( İhanetle ibâdet birarada olmaz. )

- ÂDET ile/ve/<> ÖRF
( Davranışlarla ilgilidir. İLE/VE/<> Bilgiyle ilgilidir. )

- ADET ile SAYI

- ÂDET ile SÜNNET
( Âdetleri âdet etme, âdeti terk etme! )

- ADHAR
( Taşıma, destekleme, dayanak. )

- ADHARMA
( Zulüm. )

- ADHERENT vs. ADHESIVE

- ADHEZYON ile/ve/||/<>/>/< KOHEZYON ile/ve/||/<>/>/< KAPİLER ETKİ
( )
( Sayın Haluk Berkmen'in yazısı için burayı tıklayınız... )

- ADHİ-YOGA
( En Yüce Yoga. )

- ADI ANILMAYAN ile/ve/<> ADI ANILAMAYAN

- ADI GEÇEN/GEÇECEK KİŞİ İÇİN:
"... DENEN"
değil ... ADLI/ADINDAKİ

- ADI OLAN ile/ve/<>/değil/yerine KENDİ OLAN
( Kendi ol(a)mayan. İLE/VE/<>/DEĞİL/YERİNE Adı ol(a)mayan. )
( Adı var, kendi yok; kendi var, adı yok. )

- ADI UNUTABİLMEK İÇİN:
ZİKİR YOLU
ile/ve MUHABBET YOLU
( Daha büyüğünü düşünerek.[zikr] İLE/VE Sevdiğini düşünerek. )

- ADİ YABAN ARISI ile ALMAN YABAN ARISI
( Yüzlerinde çapaya benzer bir işaret bulunur. İLE Yüzlerinde üç tane benek bulunur. )
( Binlerce yabanarısı türü içinde sadece bu iki tür bizleri rahatsız eder. )
( İkisi de koloni halinde yaşarlar. )
( İkisi de soktuğunda oldukça acıtır. )
( Yabanarısını öldürmek iyi bir tutum değildir. Ölü yabanarılarının feromon adlı bir salgıları olur. Bu da yuvadaki öteki arılara tehlike çağrısı uyandırır. Bir anda etrafınız yabanarılarıyla sarılabilir. )

- ADI-SANI (BULUNMAMAK)

- ADIL
( PRO )

- ADIL DÜŞMELİ DİL
( PRO DROP LANGUAGE )

- ÂDİL ile/ve/<> ÂCİL

- ADIM

- ADIM ADIM (GİTMEK)

- ADIM ADIM (İLERLEMEK, YOL ALMAK)

- ADÎMET-ÜL-CENÂH, APTERİKS
( Yeni Zelanda'ya özgü bir kuş. )

- ADÎMET-ÜL-ERCÜL
( AYAKSIZLAR, APODES[Fr.] )

- ADÎMET-ÜL-KURÛN[Ar.]
( Deve gibi boynuzu oymayan çatal tırnaklılar. )

- ADIM ile ADIM
( Bir adımda alınan yol.[yaklaşık 65 cm.] İLE Yaklaşık olarak bir mimar arşınına eşit olan eski bir uzunluk ölçüsü.[75,711 cm.] )

- ADIM ile ATILIM

- ADIM ile AYAK
( Bir adım atmak için 200 kasımızı kullanırız. )
( Yürümek üzere yapılan ayak atışlarının her biri. | Bir adımda alınan yol. [75 cm. olarak kabul edilir.] İLE/VE Yarım arşın ya da 30.5 cm. uzunluğundaki ölçü birimi. | Buzdolabı ölçülerinde -İngiliz ölçüsü fut'un- kübü alınarak hesaplanan değer. )
( [Yunan çağında, Anadolu'da] ... İLE/VE 0,296 metre. )

- ADIM ile/ve/değil DÜZEY

- ADIM ile VİDA ADIMI/HATVE
( ... İLE Bir vidanın, bir dönüşte aldığı yol. )

- ADIN(İSMİN) DURUMLARI(HALLERİ):
YALIN
ile/ve/<> -İ HALLERİ ile/ve/<> -E HALİ ile/ve/<> -DE HALİ ile/ve/<> -DEN HALİ
( Yalın. İLE/VE/<> Belirtme. İLE/VE/<> Yönelme. İLE/VE/<> Bulunma. İLE/VE/<> Ayrılma. )

- ADINI BİLMEK ile TADINI BİLMEK
( Haberdar olmak. İLE Deneyimlemiş olmak. )
( İLM el-YAKÎN ile HAKK el-YAKÎN )

- ADINI:
"BAHŞ ETMEK"
ile/ve/||/<> "BAĞIŞLAMAK"

- ADI ile/ve/değil/yerine/< TADI

- ADJECTIVE vs. ATTRIBUTE

- ADJUNTAS
( Porto Riko'da bir dağ kasabası.[Kuru fasulye ve pilavıyla ünlüdür.] )

- ADJUST vs. ARRANGE vs. ORGANIZE

- ADL Ü İHSAN
( ADÂLET VE İYİLİK )

- ADLANDIRMA ile/ve/<> KAVRAMLAŞTIRMA

- ADLANDIRMA ile KAVRAMLAŞTIRMA

- ADLANDIRMA ile/ve/<> NİTELENDİRME

- ADLANDIRMA = TESMİYE = ACTION DE NOMMER

- ADLANDIRMA ile/ve YORUMLAMA

- ADLARI:
İLKÇAĞ'DA
ile BİZANS'TA ile OSMANLI'DA
( DEMONNESOI / PROPONTIDAS ile PAPADONISIA ile KIZIL ADALAR )

- ADLAR ile FİİLLER ARASINDA BAĞINTI SAĞLAYAN HARFLER
( Cüveynî, bir ifâdenin lafzı ve anlamında yol açtığı değişikliğe göre dört kısma ayırmıştır: ( 1. Lafzı ve okunuşunu değiştirmeyip anlamı değiştiren harfler; 2. Lafzı ve okunuşu değiştirmeyip anlamı değiştiren harfler; 3. Hem lafzı hem de anlamı değiştiren harfler; 4. Ne lafzı ne de anlamı değiştiren harfler. )

- ADLÎ
( II. Sultan Bayezid'in şiirdeki mahlâsı. )

- ADMİN[İng.] değil/yerine/= YÖNETİCİ

- ADMIRATION vs. ECSTASY

- ADMIRE vs. JEALOUSY

- ADMISSION vs. ADMITTANCE

- ADMONISH vs. CASTIGATE vs. CHASTISE vs. CHIDE vs. REBUKE vs. REPRIMAND vs. SCOLD

- ADNAN SAYGUN ve/<> HALİT REFİĞ

- ADOBE PHOTOSHOP ile/ve/<> ADOBE ILLUSTRATOR
( )

- ADORING TO INTELLIGENCE vs. ENLIGHTENMENT

- ADRENALİN ile/değil/yerine ENDORFİN
( Sınır denemeler ile. İLE/DEĞİL/YERİNE Dengeli ve sürekli uygulamalar ile. )

- ADRES[İng. ADDRESS] değil/yerine/= BULUNAK

- ADSIL ÇEKİM

- ADUD ile ADÛD
( Kol, pazı. | Yardımcı, arka. İLE Isırımlı, bir lokma. | Acıklı, ıstırap verici. | Zâlim. )

- ADVAITA
( İyi kötü, güzel çirkin gibi ikici karşıt kavramların üstünden, ötesindeki bir boyuttan aşkın bir bakış açısı. )

- ADVANCE vs. DEVELOPMENT vs. CHANGE

- ADVANTAGE vs. BENEFIT

- ADVENTURE vs. PROCESS

- ADVERSE vs. AVERSE

- ADVICE vs. ADVISE

- ADVICE vs. ADVISE vs. OFFER vs. PROPOSE vs. RECOMMEND vs. SUGGEST

- AD ile AD TÜMCECİĞİ

- AD ile BAŞLIK

- AD ile İSİM

- AD ile/ve ÖNAD/SIFAT
( Ayırd edici. İLE/VE Nitelendirici. )
( Sıfatı, ad yapabiliriz fakat adı, sıfat yapmamalı ya da titiz davranılmalıdır. )

- AD ile/ve/<>/< ÖZ

- AD ile/ve TERİM ile/ve KAVRAM
( Tek başına anlaşılır olan ve zaman bildirmeksizin bir anlamı gösteren lafız addır. İLE/VE ... İLE/VE ... )

- AEIDEIN
( Şarkı söyleme eylemi. )

- AESTHETIC vs. AESTHETISED

- AFAKAN değil HAFAKAN
( ... DEĞİL Istırap, sıkıntı. | Mustarip olmak ve deprenmek. | Yürek oynaması. )

- ÂFÂKÎ ile/ve/<> İZÂFÎ ile/ve/<> KEYFÎ

- ÂFAK ile/ve ENFÜS
( Bir şeyi anlatmak için şeriat erbabı âfaktan, hakikat erbabı ise enfüsten örnek verir. )

- ÂFAK ile İNSAN

- AFARACI
( Harman yerinde vs. toplamakta çalıştırılan işçilere verilen ad. )

- AFAZİ ile AFONİ
( Söz yitimi. İLE Ses yitimi. )

- AFERİM değil AFERİN

- ÂFET ile ÂFÂT[< ÂFET]
( Büyük felâket, belâ. | [mec.] Çok güzel insan. İLE Belâlar, musibetler. )

- ÂFET ve/<> BİSİKLET
( Âfetlerde, -bireysel- tek çözüm ve ulaşım aracı, bisiklettir. )

- AFET >< SİRET
( Sîret[yürüyüş, yol alış, iş tutuş], âfete[belaya, musibete, sıkıntıya, derde] kalkandır... )

- AFFECT vs. EFFECT

- AFFETMEK ile/ve/değil/yerine GÖZARDI ETMEK

- AFFETMEK ile/ve/||/<>/< KABUL ETMEK

- AFFETMEK ile UNUTMAK ile BARIŞMAK

- AFFETMEK ile/ve/değil/yerine/||/<> VAZGEÇMEK

- AFFIRMATION vs./and AFFIRMATION THE NEGATIVES IN NEGATORY

- AFFLUENCE vs. OPULENCE vs. WEALTH

- AFGAN KIZI ve LENA

- AFGANİSTAN ve/=/||/<> PEŞTUCA
( ... VE/=/||/<> Afganistan'da konuşulan, resmî dil. )

- AFÎF[< İFFET]
( İFFETLİ, NÂMUSLU, TEMİZ )

- AFİLLİ değil AFİLİ

- AFİYET OLSUN değil/yerine/= YARASIN

- AFORİZMALAR ile/ve/||/<> BAHANELER

- AFRA TAFRA (YAPMAK)

- AFRİKA FİLİ ile/ve ASYA FİLİ
( Daha iri. İLE/VE Daha küçük. )
( Her biri, her gün 200 kilo ot yer. )
( Hortumları, 3 metre uzunluğunda ve 200 kilo ağırlığındadır. [4 litre suyu bir anda çekebilecek yapıdadır.] [Ucundaki parmak benzeri bölümler sayesinde tek bir pirinç tanesini yerden alabilecek kadar duyarlıdır.] [Bir aslanı tek darbede öldürebilecek kadar güçlüdür.][Gövdemizdeki tüm kasların toplamından 100 kat daha fazla kas bulunur.] )
( Ayak uclarında yürürler. [Tabanı ile topuk kemiği arasında kalın ve yüksek bir kıkırdak tabakası bulunur.] )
( Koşamaz ve zıplayamazlar fakat yürüyüşleriyle saatte 25 km. hıza ulaşabilirler.] )
( Öteki fillerin 10 km. öteden gelen düşük frekanslı sesleri ayaklarıyla duyabilirler. )
( Yunuslar ve bazı primatlar gibi kendilerini aynada tanıyabilirler. )
( Her gün, 100 litre su içmeleri gerekmektedir. [her bir emişte 8 litre su içebilmektedirler] )
( Günde, sadece 2 saat uyurlar. )
( Sürü önderleri dişillerdir. )
( Ortalama ömürleri 50 yıldır. [80 yaşına kadar yaşamış olanı da vardır.] )
( Az sayıda doğal düşmanı olan filler genellikle yaşlandıkça aşınan dişlerinden dolayı aç kalarak ölürler. )
( Ölülerini sık sık ziyaret ederler. [Ölenlerin kemik ve dişlerini hortumlarıyla okşarlar.] )
( Gebelik süresi en uzun hayvan. [22 ay / 600-360 gün] )
( Her bir filin kan damarları, kendine özgü bir yapı sergilediğinden, tıpkı insandaki parmak izi gibi ayırt ettirici özelliğe sahiptir. )
( Filler ehllileştirilebilir fakat evcilleştirilemezler. )
( En yakın akrabaları denizinekleri[yaşayan] ve damanlardır. )
( Ayaklarıyla sismik hareketleri duyarlar ve çeşitli göç ve hareketlerini yeraltı verilerine[verilerinden aldıkları yorumlara] göre de belirlemektedirler. )
( NEHÎM[Ar.]: Aslan kükremesi ve fil sesi. )
( Fil )
( Tek başlarına hareket edebilirler. İLE/VE Ancak/daha çok eşleriyle birlikte hareket ederler. )
( Zıplamayan tek memelidir. )
( )
( )

- AFRODİT/VENÜS ile NİNİ ile LILLITH
( Güzel/masum kadın. İLE Güzel ve şuh/kötücül kadın[La femme fatale]. İLE İblis\'in karısı. )

- AFRODİT ile/= VENÜS
( Yunan'ların (en) güzele verdikleri ad. İLE/= Roma'lıların (en) güzele verdikleri ad. )
( [Aşkın simgesi.] Yunan'da. İLE/= Latin'de. )

- AFTER vs. AFTERWARDS

- AF ile/ve İSTİĞFAR
( Cezası saklı olarak, ceza almama. İLE/VE Tüm yanlış/ceza kayıtlarının silinmesi. )

- AF ve/||/<>/>/< MAĞFİRET[< GUFRÂN]

- AĞ
( Ak. )

- AĞAÇ DALI ile CADI ÇEKİRGESİ
( ... İLE Ağaç dalı görüntüsünde olduklarından dolayı ve hafiflikleri nedeniyle dalların ucunda kendilerini saklarlar. )
( ... İLE Dışkıları bile sopaya benzer. )
( ... İLE Öteki böceklerden korunmak üzere, göz yaşartıcı gazı çıkaran bezi bulunmaktadır. )

- AĞAÇ EV ile/ve/değil AHŞAP EV

- AĞAÇ KURBAĞASI ile KIRMIZI GÖZLÜ AĞAÇ KURBAĞASI
( ... İLE Yan taraflarında mavi-sarı çizgiler taşıyan yeşil bir gövdesi, turuncu ayak parmakları ve ateş kırmızısı gözleri vardır. )
( ... İLE Kosta Rika'da yaşarlar. )
( ... İLE Çıngıraklı yılanın yavrusu gibi ses çıkarırlar fakat tamamen zararsızdırlar. )
( Bazı zehirli kurbağa türü dışında çoğu kurbağa türü tehlikeli değildir fakat öyleymiş gibi görünecek şekilde evrimleşmişlerdir. )

- AĞACI:
[ne yazık ki]
!KESERSENİZ
ile/değil/yerine/>< KESMEZSENİZ
( Kazık kalır, üstüne oturursunuz. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Gölge olur, altına oturursunuz. )
( )

- AĞAÇKAKAN CAMİSİ

- AĞAÇKAKAN/TAKDELEN ile TUHAF
( ... İLE Ağaçkakan türünden iri gagalı bir kuş. )
( 200'den fazla türü vardır. İLE ... )
( Gaga uzunlukları bazı türlerde kendi boyunun üçte ikisi kadar olabilir. İLE ... )
( Herbirinin kendine özgü delme hızı ve ritmi vardır. [Bazıları ağaca saniyede 16 kere vurabilir.] İLE ... )
( Gagasını her vurduğunda yerçekiminin uyguladığı gücün bin katını uygular. [Astronotların dikey havalanış sırasında maruz kaldıkları basıncın 250 katı] İLE ... )
( Kafataslarının kırılmamasının nedeni, şokun hemen hemen tamamını emen süngerimsi kıkırdak yastıktır. İLE ... )
( Dillerinin kullanılmadığı zamanlarda içi sıvı dolu bir akerdeon gibi katlanmasını sağlayan bir dizi zarımsı dil kemiği vardır. [Kullanılmadığı zamanlar kafatasının etrafındaki yerde toplanır, burun deliklerinin arkasında sabitlenir.] İLE ... )
( Kulakları dillerinin ucundadır. [Kaçmaya çalışan böcekleri dinlemesini sağlar.] İLE ... )
( Gagalarını vururkenki amaçları yemek aramak değildir. Haberleşmeye ve eşleri çekmeye yarayan türe özgü bir "imza"dır. İLE ... )

- AĞAÇKAKAN ile AKSIRTLI AĞAÇKAKAN

- AĞAÇKAKAN ile ALTIN AĞAÇKAKAN
( Bir çift ağaçkakan, Discovery adlı uzay mekiğinin dış tankının köpük kaplaması üzerinde 200'den fazla delik açmıştı. [Mekiğin fırlatılmasının gecikmesine neden olmuşlardı.] [1995] )

- AĞAÇKAKAN ile BENEKLİ AĞAÇKAKAN

- AĞAÇKAKAN ile BOYUNÇEVİREN
( ... İLE Ağaçkakan ailesi içinde yer alır. Ağaçkakandan çok, bir ötücüye benzerler. Orman açıklıkları barındıran, yaprak döken ormanlar ve ağaçlı açık arazilerde yaşarlar. Göç sırasında, çok değişik alanlarda görülebilirler. Tek göçmen ağaçkakandır. Başlıca avları, karıncalar ve öteki böceklerdir. Özellikle, karınca yuvalarının başında, onu, beslenirken görebiliriz. Gagaları kısa ve sivri, başları yuvarlaktır. Gövdelerinde, kahverengi benekler ve enine çizgiler vardır. Sırtı gri, kahverengi ve kirli sarı renklerde sık desenlidir. Sırtının ortasında, uzun ve koyu renk bir çizgi vardır. Alt tarafı, ince çizgili; boğazı, altın rengi-kremdir. Ağaçkakan ailesinde, ağaçkabuğu rengi tüylere sahip tek türdür. Kuyruğu uzun, geniş ve sık çizgilidir.

Sıkıştırıldıklarında kendilerine özgü bir korunma yöntemine başvururlar. Önce, kuyruk tüylerini aralayarak boyunlarını uzatırlar ve baş tüylerini, yukarı doğru kısa bir ibik halinde kaldırırlar; sonra, başlarını ve boyunlarını döndürerek yana yatırırlar ve aniden başlarını geri çekerek yılan taklidi yaparlar. )

- AĞAÇKAKAN ile KIRMIZI ŞAPKALI/KOKARTLI AĞAÇKAKAN

- AĞAÇKAKAN ile KÜÇÜK AĞAÇKAKAN

- AĞAÇKAKAN ile ORTANCA AĞAÇKAKAN

- AĞAÇKAKAN ile SİYAH/KARA AĞAÇKAKAN

- AĞAÇKAKAN ile SURİYE/ALACA AĞAÇKAKANI ile GÖKNAR AĞAÇKAKANI ile GRİ AĞAÇKAKAN ile KIZIL AĞAÇKAKAN ile ORMAN AĞAÇKAKANI ile SARI AĞAÇKAKAN

- AĞAÇKAKAN ile ÜÇ PARMAKLI AĞAÇKAKAN

- AĞAÇ ile AĞAÇ BİLGİSİ ile AĞACIN BİLGİSİ

- AĞAÇ ile AKÇAAĞAÇ/İSFENDAN[Fars.]
( ... İLE Akçaağaçgillerden, süs ağacı olarak da dikilen, tahtası hafif ve sağlam bir ağaç. )

- AĞAÇ ile ARDAK
( ... İLE İçten çürümeye başlayan ağaç. )

- AĞAÇ ile/ve BAOBAB
( ... İLE Afrika'ya özgü bir ağaç. [MORONDAWA-MADAGASKAR] )

- AĞAÇ ile/ve BEŞÂM[Ar.]
( ... İLE Hicaz'da yetişen ve misvak yapılan hoş kokulu bir ağaç, balsama ağacı. )

- AĞAÇ ile BETÎL[Ar.]
( ... İLE Salkımları sarkık olan ağaç. )

- AĞAÇ ile DİKENLİ DİDİERA AĞACI

- AĞAÇ ile EJDERHA KANI AĞACI

- AĞAÇ ile/ve FİTZROYA
( ... İLE/VE Güney Amerika'ya özgü bir ağaç. )

- AĞAÇ ile GÜRGEN
( ... İLE Gürgengillerden, Karadeniz kıyılarındaki ormanlarımızda çokça yetişen bir ağaç. )

- AĞAÇ ile HAYATAĞACI
( ... İLE Beyinciğin kesitinde, dıştaki bozmadde bölümüne yayılarak, dallanma gösteren akmaddenin oluşturduğu ağaç biçimi. )

- AĞAÇ ile JABUTICABA AĞACI

- AĞAÇ ile/ve LADİN
( ... İLE 50-60 metre yüksekliği olan ağaç. )

- AĞAÇ ile/ve MANCELİNA
( ... İLE Zehirli bir ağaç. )

- AĞAÇ ile MANTARAĞACI
( ... İLE Turunçgillerden, kerestesi çok gözenekli, süngerimsi, açık sarı renkli bir ağaç. )

- AĞAÇ ile MANYOK[Brezilya yerlilerinin dilinden]
( ... İLE Sütleğengillerden, sıcak ülkelerde yetişen, yaprakları almaşık, üçü ya da yedisi birarada, yelpaze durumunda olan, büyük bir ağaç. | Orta Afrika Cumhuriyeti'nde, fakirlerin ana yiyeceği olarak ekmeğin yerine geçen gıda. )

- AĞAÇ ile MENGROW

- AĞAÇ ile PAŞAAĞACI
( ... İLE Kerestesi açık sarı, yeşilimsi renkte, iri gözenekli, genellikle kaplama olarak kullanılan değerli bir mobilya ağacı. )

- AĞAÇ ile ROMENSERA AĞACI

- AĞAÇ ile RÜZGÂR AĞAÇLARI

- AĞAÇ ile/ve SAC
( ... İLE Hindistan'a özgü bir ağaç. )

- AĞAÇ ile/ve ŞATOK/ŞADOK
( ... İLE Bir tür ağaç ve meyvesi. )

- AĞAÇ yerine ŞECER

- AĞAÇ ile/ve SIĞLA
( ... İLE Günlük ağacı. )

- AĞAÇ ile ŞİMŞİR/ŞEMŞÎR[Fars.]
( En sert ağaç. )
( ... İLE Şimşirgillerden, yaprakları her mevsimde yeşil kalan, taşlık, çorak bölgelerde kendiliğinden yetişen ya da bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, odunu sarımsı renkli ve çok sert olan bir ağaççık. | Bu ağaççığın sert, düzgün sarı renkte kerestesi. | Bu keresteden yapılan. )

- AĞAÇ ile SÜTAĞACI
( ... İLE Isırgangillerden, Güney Amerika ormanlarında yetişen, sütlü öz suyu çok olan bitki. )

- AĞAÇ ile TAFLAN
( ... İLE Gülgillerden, 2-6 metre yüksekliğinde, kışın yapraklarını dökmeyen, çiçekleri salkım durumunda, beyaz ya da yeşil olan, süs bitkisi olarak bahçelerde yetiştirilen küçük bir ağaç, karayemiş ağacı, karayemiş. )

- AĞAÇ ile/ve TİMBUL/TEMBUL
( ... İLE Hindistan'a özgü bir ağaç. )

- AĞAÇ ile/ve TÛBÂ AĞACI
( ... İLE Tûbâ ağacı insandır, meyvesi de Kelâm'dır. )

- AĞAÇ ile/ve TUPELO
( ... İLE Bir tür ağaç. )

- AĞAÇ ile VAKVAK AĞACI

- AĞAÇ ile YAPRAĞINI DÖKMEYEN AĞAÇ VE BİTKİ
( Çok ağaç olan yerde serinlik çoktur. )

- AĞAÇ ile YELENGEÇ
( ... İLE Kabuğu, kendi kendine çatlayıp soyulan ağaç. )

- AĞAÇ ve/<> YILHALKASI
( ... VE/<> Ağaçta, bir büyüme döneminde oluşan çembersel bölüm. )

- AĞAÇ ile YÜSRÜ
( ... İLE Bazı ince işlerin yapımında kullanılan, siyah bir ağaç ve bu ağacın kökü. | Bu kökten yapılmış olan. )

- ÂGÂH ile ÂRİF

- ÂGÂH ile ÂRİF

- AGAMİ değil/yerine/= BORAZANKUŞU
( Güney Amerika'da yaşarlar. )

- AGAT/AKİK TAŞI
( Ancak elmasla kesilebilir. )

- AGAVE KAKTÜSÜ ile/ve/<> BENZERİ
( Meksika'da. İLE/VE/<> El Salvador'da.[Bu kaktüsten, doğal iplik elde ediliyor.] )

- AGA ile AĞA
( Babacan, mert, kalender kişi. İLE Kırsal kesimde, geniş toprakları olan, güçlü, sözü geçen, varlıklı kişi. | Halk arasında sayılan ve sözü geçen kişilere verilen san. | Büyük kardeş, ağabey. | Okur-yazar olmayan, yaşlıca kişilerin, adlarıyla birlikte kullanılan san. | Osmanlı döneminde, kimi örgütlerin başında bulunanlara verilen resmi san. )

- AGBES
( Kül rengi. )

- AĞDA/AKÎDE[Ar.] ile/ve ŞERBET[Ar.]
( Koyu. İLE/VE Sulu. )
( Kaynatılarak çok koyu ve yapışkan bir macun durumuna getirilen pekmez ya da limonlu şeker eriyiği. | Şekerle yapılan ürünlerin hazırlanması ya da beklemesi sırasında şekerin ulaştığı koyuluk. İLE Meyve suyu ile şekerli su karıştırılarak yapılan içecek. | Belirli törenlerde, konuklara sunulan şekerli içecek. | Bazı maddelerin suda eritilmişi. | Sözlenmek ya da nişanlanmak üzere, tarafların antlaşması durumunda, tören yapılarak içilen içecek. )

- AGE vs./and PERIOD

- AGENT/FACTOR vs. REASON/CAUSE

- AGGREEMENT vs./and HARMONY

- AĞI
( Zehir. )

- AĞI AĞACI ile/ve AVİZE AĞACI ile/ve BAN AĞACI ile/ve ÇUBUK AĞACI ile/ve DANTEL AĞACI ile/ve IĞ AĞACI ile/ve KÂĞIT AĞACI ile/ve LÂLE AĞACI ile/ve LÂSTİK AĞACI ile/ve MANTAR AĞACI ile/ve MERCAN AĞACI ile/ve ÖD AĞACI ile/ve PELESENK AĞACI[Lat. GUAIACUM OFFICINALE] ile/ve PORSUK AĞACI ile/ve SAKIZ AĞACI ile/ve SÜT AĞACI ile/ve TESPİH AĞACI/ÇİNLEYLAĞI ile/ve KÖR AĞAC

- AĞIL ile/ve/<> AHIR
( Üstü açık. İLE/VE/<> Üstü kapalı. )

- AĞINMAK
( Hayvanların, yere yatıp yuvarlanması. )

- AĞIR AĞIR (YAPMAK)

- AĞIR ALAŞIM ile HAFİF ALAŞIM ile SERT ALAŞIM
( Tungsten asıllı alaşım. İLE 1939 yılından beri kullanılmakta olan alüminyum ya da magnezyum alaşımları. Alüminyum alaşımlarının yoğunlukları, ortalama 2,7; magnezyum alaşımlarınki ise 1,8'dir. İLE Demir ailesinden, bağlayıcı bir maden ya da alaşım[kobalt, nikel] yardımı ile meydana gelen alaşım. )

- AĞIR BER-EFŞÂN ile YÜRÜK BER-EFŞÂN
( Ayrıntılı açıklamaları için... )

- AĞIR YUVAR ile DÜZLEM YUVAR ile HAVA YUVARI ile IŞIK YUVARI ile RENK YUVARI ile SU YUVARI ile TAŞ YUVARI ile YARI YUVAR ile YARIM YUVAR

- AĞIR-AKSAK

- AĞIR-ÂZEM

- AĞIRBAŞLILIK/AYIKLIK = SOBRIETY[İng.] = SOBRIÉTÉ[Fr.] = NÜCHTERNHEIT[Alm.] = SOBRIEATAS[Lat.]

- AĞIRLIK/LI ile ÖNCELİK/Lİ

- AĞIRLIK ile/ve AĞIRŞAK

- AĞIRSIKLET değil/yerine/= BAŞAĞIRLIK

- AĞIR ile/ve/değil "BASKIN"

- AĞIR ile/ve MUTLAK AĞIR
( ... İLE/VE Toprak. )
( Toprak doğası gereği dingin olur. Doğal yerinden ayırılırsa tekrar aslî yerine döner. Bundan dolayı mutlak ağırdır. )

- AĞIT = SAĞU

- AĞIZ UCUYLA SÖYLEMEK ile SÖYLEMEK

- AĞIZDAN ÇIKACAK OLAN (TEK) BİR SÖZCÜK ile/ve/||/<>/< AĞIZDAN ÇIK(A)MAYACAK OLAN (TEK) BİR SÖZCÜK
( Bir şey ki, yapmasan da olur, YAPMA! Bir şey ki, söylemesen de olur, SÖYLEME! )

- AĞIZDAN SOLUK ALMAK ile/yerine BURUNDAN SOLUK ALMAK

- AĞIZ ile AĞIZ
( Yüzde, avurtlarla iki çene arasında, selenin çıkmasına, soluk alıp vermeye ve besinleri almaya yarayan boşluk. | Bu boşluğun, dudaklarla çevrelendiği bölümü. | Kapların ya da içi boş şeylerin açık yanı. | Bir suyun, denize ya da göle döküldüğü yer. | Koy, körfez, liman, yol gibi yerlerin açık yanı. | Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. | Kesici aletlerin, keskin yanı. | Bir anadilin konuşulduğu sınırları içinde, bölgelere ve sınıflara göre değişen söyleyiş özelliği, şive. | Birini yanıltmak, kandırmak amacıyla, dolambaçlı bazı sözler söyleme özelliği. | [müzik] Bir bölgenin ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. | Bir akarsuyun göle ya da denize döküldüğü yer, munsap. | Bazen, "kez" anlamına gelir. [İlk ağızda, paranın yarısını ödedi.] | Tehlikeli şeyler/durumlar için pek yakın yer. [Topun/uçurumun ağzında.] İLE Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. )

- AĞIZ ile BEC[Fars.]
( ... İLE/VE/<> Ağzın içi, avurt. )

- AĞIZ ile/ve DİL

- AĞIZ ile/ve/<> DUDAK/LAR
( [Divan şiirinde] YÂKUT, FİKR-İ DEHÂN ile/ve ... )
( NUN harfi ve NOKTA ile simgelenir. İLE/VE ... )

- AĞIZ ile/ve/değil EŞİK

- AĞIZ ile/ve/değil GAGA

- AĞIZ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KULAK
( Daha az konuşmak üzere/için. İLE/VE/||/<>/< Daha çok dinlemek üzere/için. )
( Bir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< İki. )

- AGLÂL[< GALEL] ile AGLÂL[< GULL]
( Ağaçlar arasından akan sular. İLE Boyuna geçirilen zincirler. | Prangalar. | Kelepçeler. )

- AĞLAMA DUVARI değil el-BURAK

- AĞLAMAK/YIĞLAMAK/ZÂRİ KILMAK ile/ve AĞLAYAMADIĞINDAN DOLAYI AĞLAMAK
( Yeni doğan bebekler, 440 hz yüksekliğinde ve la notasıyla ağlar. )

- AĞLAMAK:
"KIRILDIĞIN" YERDEN
değil KIRDIĞIN YERDEN
( Kırıldığın yerden değil kırdığın yerden ağlarsın. )

- AĞLAMAK değil/yerine/>< ÇAĞLAMAK

- AĞLAMAK ile/ve/değil EŞİK

- AĞLAMAK ve/değil/yerine/<>/>< GÜLMEK :)
( Yalnız. VE/DEĞİL/YERİNE/<>/>< Herkesle birlikte. :) )

- AĞLAMAK ile HÜNGÜRDEMEK
( ... İLE Yüksek sesle ve hıçkırarak ağlamak. )

- AĞLAR ile AĞLAR
( Ağlama'nın, 3. tekil kişi ve geniş zamanlı ifadesi. İLE Ağ nesnesinin çoğulu. )

- AĞLAYAN SÖĞÜT, SALKIMSÖĞÜDÜ ile SULTÂNÎ SÖĞÜT ile KIZILSÖĞÜT ile SEPETÇİSÖĞÜDÜ/SORKUN

- AĞLI ODUN BORULARI = EV'İYE-İ ŞEBEKÎYE = VAISSEAUX RÉTICULAIRES, VAISSEAUX RÉTICULÉS

- AGMATOLOJİ
( Kırık bilimi. )

- AGNASYON
( Sadece baba tarafından olan akrabalık. )

- AĞNİYÂN-İ ŞÂKİRÎN ile/ve/<> FUKARÂ-İ SÂBİRÎN

- AGNOSTİSİZM ile/ve/değil/yerine GNOSTİK AGNOSTİSİZM
( BİLİNEMEZCİLİK ile/ve/değil/yerine BİLGELİKLE BİLİNEMEZCİLİK )
( IGNORAMUS ET IGNORABIMUS: Bilmiyoruz ve bilemeyeceğiz. )

- AGNOSTİSİZM ile METAFİZİK DETERMİNİZM
( FARÂBÎ )
( Bkz. İSLÂM DÜŞÜNCESİ - H. ZİYA ÜLKEN )

- AGONİZM
( Hayvanların tüm davranışları. )

- AGREEMENT vs./and FAITH

- AGRESİF[İng. AGRESSIVE] değil/yerine/= SALDIRGAN

- AĞRI DAĞI ve/<> İSHAK PAŞA SARAYI

- AĞRI-SIZI

- Ağrılarını DİNLE!!!

- AĞRIYA DUYARLI OLMAYAN ÖRGENLER(ORGANLAR) ile AĞRIYA DUYARLI OLAN ÖRGENLER
( SEDATİF: Ağrı dindiren/kesen. )

- AĞRI ile Ağrı
( Gövdenin herhangi bir yerinde duyulan sürekli ve şiddetli acı. İLE Türkiye'nin, Doğu Anadolu bölgesinde bulunan bir kenti. )

- AĞRI ile KALP AĞRISI/KRİZİ
( ... İLE Ölüm korkusu yaratan tek ağrı. )

- AĞRI ile LUMBAGO[Lat.]
( ... İLE Soğuğun etkisiyle ya da bir bükülme sonucunda, bel bölgesinde birdenbire beliren ağrı. )

- AĞRI ile SANCI
( BALKI: Güzel, süslü, parlak. | Sancı, ağrı. )

- AGROFOS NOMOS ile/ve/||/<> NOMOS FIZIOS ile/ve/||/<> NOMOS EMSIOS

- AGROSTOLOJİ
( Bir botanik dalı. )

- AĞUSTOS BÖCEĞİ/ORAKBÖCEĞİ | ZÎZÜ[Ar.] | CICADA[İng.] | CICADIS/LANIUS[Lat.] ile/ve ATEŞBÖCEĞİ/YILDIZBÖCEĞİ[Lat. LAMPYRIS NOCTILUCA][1 cm.den daha küçüktürler.] ile/ve YERÂA[Ar. | çoğ. YERÂ'], KİRM-İ AHTER, KİRM-İ ŞEB-EFRÛZ, KİRM-İ ŞEB-TÂB, ÂTEŞÎZE[Fars.]) ile/ve BOK BÖCEĞİ(HUNFESÂ'[Ar. | çoğ. HANÂFİS], KÜSTEL[Fars.], GEOTRUPES STERCORARIUS[Lat.], SCARABE/KHEBER) ile/ve GELİN BÖCEĞİ ile/ve HANIM BÖCEĞİ ile/ve İPEK BÖCEĞİ[Ar. DÛD-İ HARÎR, DÛD-ÜL-KAZZ | Fars. DÎVE, KİRM-İ EBRİŞÎM/PÎLE | Lat. BOMBYX MORI] ile/ve KIZ BÖCEĞİ ile/ve UĞUR BÖCEĞİ/UÇUÇBÖCEĞİ/HANIMBÖCEĞİ[Lat. COCCINELLA SEPTEMPUNCTATA] ile/ve AĞILI BÖCEK ile/ve ÇALGICI BÖCEK ile/ve MAKASLI BÖCEK ile/ve MAYIS BÖCEĞİ(COCKCHAFER)[Lat. MELOLONTHA VULGARIS] ile/ve TAM GELİŞMEMİŞ BÖCEK(NYMPH) ile/ve UYUZBÖCEĞİ[Lat. SARCOPTES SCABIEI]

- AĞUSTOS'UN İLK 15'İ ile AĞUSTOS'UN İKİNCİ 15'İ

- AGUTİ ile ...
( Dasyproctidae türünden, çikolata renkli bir kemirgen. İLE ... )

- AGYÂR[< GAYR]
( YABANCILAR, BAŞKALAR )

- AĞYÂR değil/yerine/>< YÂR

- AGZEL
( En şiddetli sıtma. )

- Ağzından çıktıktan sonra ise sen o sözün/sözcüğün kölesisindir!

- AĞ ile
( İplik, sicim, tel gibi ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. | Örümcek gibi bazı hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. | Ülke geneline yaygınlaştırılmış örgü, şebeke. | Oyun alanını ortadan ikiye bölen, iple yapılmış örgü. İLE Donun ya da pantolonun, apış arasına gelen yeri, apışlık. )

- AĞ ile/ve BAĞ

- AĞ ile/ve BÜTÜNLÜK

- AĞ ile KOZA

- AĞ ile ÖRÜMCEK AĞI

- AH
( DÛD-I DİL, AŞK ATEŞİNİN DUMANI )

- AH U ENÎN

- AH-VAH (ETMEK)

- AH-VAH ETMEMELİ!

- AHÂDİYET
( BİRLİK )
( ÖZELLİKLE ALLAH'IN BİRLİĞİ )

- AHÂDİYET SAFHALARI
( * AHÂDİYY-ÜL KESRE
* AHÂDİYY-ÜL EF'AL
* AHÂDİYY-ÜS SIFÂT
* AHÂDİYY-ÜL AYN
* AHÂDİYY-ÜZ ZÂT )

- AHÂDİYET ile/ve/<> UHÛDİYET
( Karanlık. İLE/VE/<> Aydınlık. )

- AHÂDİYET ile/ve VAHİDİYET
( Tüm. İLE Tüme ait bir parça(-özellikle- "bütün"e(/"ün) değil!). )
( Kıyısı yoktur. İLE/VE Kıyısı vardır. )
( Bahr-ı ahadiyet(rahmaniyet denizi)(Suyu acı). İLE Yemm-i vahidiyet(rahimiyet denizi)(Suyu tatlı). (Bu iki denizin suları birbirine karışmaz) )
( Ahâdiyet, ağacın görünmeyen kökü ve özü. Vahidiyet, görünen gövde, dal, yaprak ve meyveleridir. )
( Vahidiyet âleminde mânâdaki kesret ahadiyet, maddedeki kesret ise hayaldir. Maddede vücut ve mevcudiyet yok, sadece hayal vardır. )
( Tûba Ağacı(Vahidiyet Ağacı). Kökleri yukarıda, dalları aşağıda olan ağaç. Devamlılık arz eder. Görünmeyen yaşam ağacıdır. )
( Bir. Siyah nur. Asıl. Enerji olarak Enerji. İLE Herhangi bir. Vahitler arası ilişki. Birden türemiş birlerin birleşimi. Işık/ısı enerjisi olarak enerji. )
( AHADİYET'İN: ÇİÇEĞİ: LÂLE AĞACI: SERVİ SAZI: NEY SİMGESİ: HİLÂL MEYVESİ: HURMA (BULUNMADIĞI YERDE ERİK) ZİKRİ: HU EBCED: HÜVE = 5 + 6 ( İslâm'ın şartları. + İman'ın şartları. )
( RİSÂLE-İ ELİFİYE - İBN ARABİ )
( VAHDET = İLİŞKİ )
( VAHDETNÂME )
( TÜMEL ile/ve GENEL )

- AHAD ile ÂHÂD[< AHAD] ile AHADD[< HADD]
( Bir. [sayı] | Kişi, kimse. İLE Birler, birden dokuza kadar olan sayılar. İLE [daha/çok/pek] Keskin. )

- AHAM BRAHMASMI / TAT TWAM ASI
( Ben Brahma'yım / Sen de O'sun. (Upanişad'lardan) )

- AHAMKARA
( Benlik, ego. Benlik aşıldığı zaman karma yasasının işleyişi, bu bilinç düzeyindeki insan için geçerli olmaktan çıkıyor. Karma'nın etkisinden kurtulan, 'samsara' denilen doğum-ölüm döngüsünün de dışına çıkmış oluyor. )

- AHBÂS[< HABS] ile AHBÂZ[< HUBZ]
( Su bentleri. | Su bentleriyle meydana getirilen havuzlar. | Hapisler, zindanlar. | Gayr-i meşrut vakıf durumunda bulunan topraklar ya da binâlar. İLE Ekmekler. )

- AHBEL ile AHBEL
( Böğrülce danesi. İLE Divâne, deli, kaçık. )

- AHÇI değil AŞÇI

- AHDA' ile AHDA'
( [daha/çok/pek] Alçak gönüllü, halîm, itaatli. İLE En hud'acı, çok aldatıcı. | Kişinin ensesine yakın iki damar. )

- AHDEB ile AHDEB
( Kambur. İLE Kimsenin oy ve düşüncesini beğenmeyen. Uzun boylu ahmak. )

- AHDER[Ar.] ile AHDER[Fars.]
( Şaşı. İLE Kardeş çocuğu, yeğen. )

- AHED ve/<> AHMED
( Mim, eti/gövdeyi simgeler. )

- ÂHEK-İ[Fars.: Kireç.]:
SİYAH
ile TEFTE
( Neme dayanıklı bir çeşit çimento. İLE Sönmemiş kireç. )

- AHENK(ARMONİ) değil/yerine/= UYUŞUM

- AHESTE AHESTE

- AHÎ
( Kardeş, fütüvvet ehli, Yunus'ta tarikat kardeşi. )

- AHİD[AHD]
( DEVİR, ZAMAN, GÜN | AND, YEMİN | SÖZ, SÖZLEŞME, SÖZ VERME )

- ÂHIM-ŞÂHIM

- AHIMSA ile/ve SATYA ile/ve ASTEYA ile/ve BRAHMAÇARYA ile/ve APARIGRAHA ile/ve DAYA ile/ve KŞAMA ile/ve DHRITI ile/ve MITAHARA ile/ve ARCAVA
( Şiddet kontrolü. [Şiddetsizlik] Zararsızlık; başkalarını düşünce, söz ve hareketle incitmemek. İLE/VE Yalan kontrolü. [Dürüstlük] İLE/VE Benimseme kontrolü. [Çalmama] İLE/VE Eşeysel enerji kontrolü. İLE/VE Biriktirme kontrolü. [Biriktirmemek] İLE/VE Nefret kontrolü. [Merhamet] İLE/VE Kızgınlık kontrolü. [Affetme] İLE/VE Güçsüzlük kontrolü. [Dayanıklılık] İLE/VE Aşırılık kontrolü. [Ilımlılık] İLE/VE Yanlışlık kontrolü. [Doğruluk] )

- ÂHİRET ile/ve/değil/yerine ÂKIBET
( Az yaşa, çok yaşa,
Âkıbet gelecek başa! )

- AHİRET ile/ve/<> İLKE/LİLİK

- AHİRET ile/ve/= ÜMİT
( Kendini bütünleyip aşmak. İLE/VE/= Gerçekleşmesini sağlamak. )
( LÂTAKNATÛ: ÜMİDİNİZİ KESMEYİNİZ! )

- Ahitleşerek KONUŞ!!!

- ÂHİYÂNE[Fars.]
( Beyin kemiği, kıhıf. )

- ÂHİYÂNE[Fars.] değil/yerine/= BOĞAZ

- ÂHİZE ile AVİZE
( Telefon alıcısı. İLE Tavana asılan süslü aydınlatıcı. )

- AHKÂM (KESMEK) ile/değil/yerine ÖZGÜVEN

- AHKÂM-I İSLÂMİYYE:
FARZ
ile/>< HARÂM
( İnsana/kişiye yararlı şeylerin yapılması. İLE/>< Zararlı olanları yapmaması. )

- AHLÂK [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- AHLÂK-I FÂZILA ile AHLÂK-I HAMÎDE ile AHLÂK-I HASENE ile AHLÂK-I ZEMÎME ile !AHLÂK-I REZÎLE
( Erdemli huylar. İLE Övülecek huylar. İLE Güzel huylar. İLE Kötü/lenecek huylar. )

- AHLÂK/ERDEM ve/||/<> EYLEM/SELLİK

- AHLÂK:
KORKU
ile/ve/<> HAK ile/ve/<> FERÂGAT ile/ve/<> AŞK

- AHLÂKÇILIK ile/ve/<> VAROLUŞÇULUK

- AHLÂKÎ OLAN ile/ve/<> TÜZEL OLAN ile/ve/<> POLİTİK OLAN

- AHLÂKÎ(DİANOETİK) ERDEM/LER ile/ve ENTELLEKTÜEL ERDEM/LER

- AHLÂKIN GÜZELLEŞMESİ ile/ve/<> RIZKIN GENİŞLEMESİ

- AHLÂKÎ ile/ve İNSANÎ/BİREYSEL

- AHLÂKLI OLMALI!

- AHLÂKLI değil AHLÂK KİŞİSİ

- AHLÂKSIZLIK ile APTALLIK
( [Kişiden] Hakikat isteniyor da dalga geçercesine yanıt veriliyorsa. İLE [Kişiyle] Dalga geçiliyor da kesin yanıt veriliyorsa. )

- AHLÂKSIZLIK ile/ve/değil KÖTÜ/OLUMSUZ AHLÂK

- AHLÂKSIZLIK ile/ve/değil KÖTÜ/OLUMSUZ AHLÂK

- AHLÂKSIZLIK ile/ve TANIMAMAK
( Nuh diyor, peygamber demiyor. )
( AHLÂK-I ZEMÎME: KÖTÜ AHLÂK )

- AHLÂKSIZ ile 2 KERE AHLÂKSIZ
( Bir kişi, dindar bilindiği halde, ahlâklı değilse, ya bâtıl bir inanca, "din" adı vermektedir, ya da sahtekârdır. )

- AHLÂKSIZ ile/değil KÖTÜ AHLÂKLI

- AHLÂK ile/ve/değil/<> ÂDÂB
( Değişmez. İLE/VE/<>/DEĞİL Değişir. )
( Bireysel. İLE/VE/<>/DEĞİL Kurumsal. )
( !Ahbaplık arttıkça, âdâb kalkar. [fazla yüz-göz olmamaya dikkat etmek gerek!] )
( Yükselmiş davranış ve tutumlar. İLE/VE/<>/DEĞİL Olağan davranış ve tutumlar. )

- AHLÂK ile/ve/<> ADÂLET

- AHLÂK = AKIL

- AHLÂK değil/yerine/= AKTÖRE

- AHLÂK ile/ve/<> DİN
( Karanlıkla savaşmaya çalışır. İLE/VE/<> İçerideki saklı ışığı uyandırmaya çalışır. )
( Ailede. İLE/VE/<> Toplumda. )

- AHLÂK ile DİNDARLIK
( Doğrudan ilişkilendirilemezler. )

- AHLÂK ile/ve DÖNÜŞTÜRÜCÜ AHLÂK

- AHLÂK ile/ve/<> DÜŞÜNÜŞ

- AHLÂK ile/ve/<> ERDEM/FAZİLET
( Toplumsal. İLE/VE/<> Kişisel. )
( Hiçbir çiçeğin kokusu rüzgâra karşı gidemez fakat erdemlerin kokusu rüzgâra karşı gider en uca bile ulaşabilir. )
( Erdemler ve güçler kendini-idrakle birlikte gelir, daha önce değil. )
( Erdemleri korumanın en iyi yolu erdemlilerle birlikte olmaktır. )
( EUBULIA: Siyasal bir erdem. )

- AHLÂK ile EŞEYSELLİK(CİNSELLİK)

- AHLÂK ile/ve/değil EŞİK

- AHLÂK ve/<> EYLEM

- AHLÂK ve/<>/> GÜZELLİK

- AHLÂK ile/ve/<> HADD
( Ahlâk, haddini bilmektir. )
( Başkasından nefret edeceğimize, kendi ahlâkımızdan nefret edelim. )

- AHLÂK ile/ve HAKİKAT

- AHLÂK ve/< HİLKÂT/YARATILIŞ

- AHLÂK ile/ve/<> HUY

- AHLÂK ile/ve İÇGÜDÜ
( Sonradan. İLE/VE Doğuştan. )
( AHLÂK: Düşünmeden ve kolaylıkla yapılan davranış/tutum. )
( İNSİYÂK[Ar.]: Bir gücün etkisiyle çekilip gitme. | Ardı sıra gitme. | İçgüdü. )

- AHLÂK ile/ve/<> İLİM
( Dünya. İLE/VE/<> Âhiret. )

- AHLÂK ve/<> İLİM ve/<> İŞ

- AHLÂK ve/< İSTENÇ

- AHLÂK ile/ve İŞTİYÂK AHLÂKI

- AHLÂK ile/ve/<> KAVRAYIŞ

- AHLÂK ile/ve/<> KURAL

- AHLÂK = MORALS[İng.] = MORALE[Fr.] = MORALE[Alm.] = MORALIDAD[İsp.]

- AHLÂK ile/ve OLMAZSA OLMAZ

- AHLÂK ve/<> ÖTEKİ/LER

- AHLÂK ile/ve/<> ÖZ

- AHLÂK ile/ve/<> SİYASET
( Kuramsal tüze(hukuk). İLE/VE/<> Uygulamalı tüze. )
( Olması gereken(ler)e dayanır. İLE/VE/<> Olan(lar)a dayanır. )

- AHLÂK ile/ve/<> SÖZ

- AHLÂK ile/ve TESPİH

- AHLÂK ve TIP

- AHLÂK ile/ve TOPLUM ile/ve SİYASET
( Kişinin; Kendi ile ilikisi. İLE/VE Başkası ile ilişkisi. İLE/VE Kamusal alandaki yetki. )

- AHLÂK ile/ve/<> TUTUM

- AHLÂK ve/<> YAŞATMAK

- AHLÂM[< HULM[(Ar.) AKIL]]
( RÜYÂLAR, HULYÂLAR, UYKUDA GÖRÜLEN ŞEYLER | AÇIK SAÇIK RÜYÂLAR | DÜŞÜ AZMALAR )

- AHLANIP VAHLANMAK

- AHLAT ile AHLÂT[< HILT] ile AHLAT
( Gülgillerden, kendi kendine yetişen, üzerine armut aşılanan ağaç, yabanarmudu. | Bu ağacın, armuda benzeyen ve ancak iyice olgunlaştıktan sonra yenilebilen yemişi. | Kaba adam, yol-iz bilmeyen kişi. İLE Bir karışım içindeki parçalar, öğeler. Karışan şeyler. | Gövde yapısının temelini oluşturan öğeler.[AHLÂT-I ERBAA: Kan, salya, safra, dalak.] İLE Bitlis'in bir ilçesi.[Tarihte, mühendis ve mimarların yetiştiği kent.] )

- AHLAT ile GELİNBOĞAN
( Gülgillerden, kendi kendine yetişen, üzerine armut aşılanan ağaç, yabanarmudu. | Bu ağacın, armuda benzeyen ve ancak iyice olgunlaştıktan sonra yenilebilen yemişi. İLE Bir ahlat türü. )

- AHMAK KİŞİNİN ARADIĞI değil/yerine/>< AKILLI KİŞİNİN ARADIĞI
( Başkalarında. DEĞİL/YERİNE/>< Kendinde. )

- AHMAK/LIK ile/ve/değil/ya da HAİN/LİK
( Hain, korkaktır. )

- AHMÂ[< HAMÂ] ile AHMÂ[< HAMİYYET]
( Kayınbirâderler. İLE [daha/çok/pek] Hamiyetli. )

- Ahmedî KONUŞ!!!

- AHMED ve/> MUHAMMED ve/> MAHMUD
( Düşünce/de. VE/> Gerçekleştiğinde. VE/> Sonucunda[olumlu/olumsuz] )

- AHMED ve/+ MUHAMMED ve/+ MAHMUD ve/+ MUSTAFA

- AHMES ile AHMEZ
( Kuvvetli, en yiğit kişi. | Katı [yer]. İLE Sağlam, çok sağlam ve dayanıklı. | Suyun içinde sürekli açılıp kapanan ve "denizağzı" denilen bir hayvan. )

- AHNÂ' ile AHNÂ'
( Çapraz ve aykırı işler. | Çarpık ve eğri şeyler. İLE Çok alçakgönüllülük gösteren kişi. )

- AHNIT ile AHRAZ
( Sakat, hasta, kötürüm. | Akılsız, aptal. İLE Dilsiz, sağır ve dilsiz. )

- AHRAS ile AHRÂS[< HÂRİS] ile AHRAZ
( Dilsiz. İLE Koruyucular, muhafızlar. İLE Kirpikleri dökülmüş, çipil gözlü kişi. )

- AHRES ile AHREŞ
( Eski [şey]. İLE Sert, katı [şey]. )

- AHŞAP EV ile HIMIŞ

- AHŞAP EV ile TOL
( ... İLE Yayla/bahçe kulübesi. | Taş kemerle yapılmış ev/oda. )

- AHŞÂ ile AHŞÂ'[< HAŞÂ]
( [daha/çok/pek] Korkunç. İLE Gövdede bulunan bağırsaklar, ciğer gibi şeyler, içirik. | Cihetler, mahaller, bölgeler. )

- AHSEN ile AHZEN
( Pek güzel. İLE Çok hüzünlü, kederli. )

- ÂHŞÜME[Fars.] değil/yerine/= BOZA

- AHTAL[Ar.]
( Çabuk yürüyen. | Boşboğaz. )

- AHTAPOT ile ARGONOT
( 8 dokunacında/kolunda yaklaşık 1000 duyarga bulunur. İLE Deniz dibinde, kayalara tutunarak yaşayan bir türdür. [Deniz anemonu gibi bitkiye benzer.] )
( Dokunaçlarının herhangi bir parçası koptuğunda/kesildiğinde kopan parça 3 saat canlılığını ve hareketini devam ettirir. İLE ... )
( Eril ahtapotların kollarından biri çiftleşmek içindir ve bu kol altındaki oluk ve kavramaya yarayan ligula adında bir burunla ötekilerden ayrılır. [Bazı ahtapot türlerinde, öteki memelilerin penisinde olduğu gibi kanla dolar.] İLE Erilin eşeysel örgeni(penisi), çiftleşme zamanında, gövdesinden ayrılır, gider başka bir kayada yaşayan dişil argonotu bulur, döller ve sahibine geri döner. [Çok eşli olma çabasındaki baylara da bu "Argonot" adı takılmıştır.] )
( Çiftleşme kolları, bir paket spermi dikkatli bir biçimde dişinin hazne [kafa/gövde] içine yerleştirir. Ardından ligula kırılır ve dişilin içinde yapışık kalır. [Eriller çiftleştikten birkaç ay sonra ölür.] [Ahtapotlar öteki kollarını yenileyebilseler de yeni bir çiftleşme kolu (lingula) üretemezler.] İLE ... )
( Kavanozları açabilir, taşları istiridyeleri açmak için araç olarak kullanabilir ya da kopmuş denizanası dokunaçlarını silah olarak kullanabilirler. [Bazıları sanki iki ayaklı hayvanlar gibi iki kolunun üzerinde yürüyebilir.] İLE ... )
( Kaslarını, kendilerini ileri atmak üzere kullanır ve saatte 40 km. hıza ulaşabilirler. [Bu yöntem ile "uçabilirler" de.(yırtıcılardan kaçmak için kendilerini suyun dışına fırlatmak üzere)] İLE ... )
( İskeletleri olmadığı için gözbebekleri kadar küçük yerlerden bile geçebilirler. [tek sert parçaları papağanınkine benzeyen gagasıdır] İLE ... )
( Ahtapot ile Argonot )

- AHTAPOT ile BATTANİYE AHTAPOTU
( Dişilleri, erillerden 40.000 kat daha büyük olabiliyor. Bu türün dişilleri, 2 metreye kadar büyüyebilirken; erilleri, sadece birkaç santimetreye kadar büyüyor.[Hayvanlar arasında, dişil ile eril arasındaki en zıt orandır.] )

- AHTAPOT ile/ve KALAMAR
( Omurgasızlarda en zeki olanlar. )

- AHTAPOT ile TAKLİTÇİ AHTAPOT

- AHUDUDU ile İZMAVLA
( Ağaççileği. İLE Sarı ağaççileği. )

- AHÛ ile ÂHÛ[Fars.]
( Kardeş. | Dost. İLE Ceylan, karaca. | Güzellerin gözü. )

- AHVÂL[< HÂL]:
OLUŞLAR, BULUNUŞLAR, HALLER, DURUMLAR


- AHZÂR[< HAZER] ile AHZAR
( Endişeler, ihtiyatlar. İLE Yeşil. )

- AH ile ÂH ile ÂH[Fars.]
( Ah, yazık. İLE Kardeş. | Dost. İLE Âferin, bravo anlamına kullanılır. )

- AH ve/<> ALLAH

- AH ile/ve/> AMAN ile/ve/> YETİŞ[MEDED]
( 66 ile/ve/> 92 )
( ALLAH ile/ve/> HZ. MUHAMMED ile/ve/> HZ. ALİ )
( Allah, din ile, mezhep ile bulunmaz, aşk ile bulunur. )
( Bazıları Allah'ı aramaya Hicaz'a giderler. Aklı yetenler, Allah'ı aramak için bir adım atarlarsa kâfir olurlar. )
( AH diyene, AMAN edilir. )
( Allah'tan, AH edersin; AMAN'ı, Hz. Muhammed'den dile. )

- AİDAT değil/yerine/= ÖDENTİ

- AİDİYET ile/ve/<> AYNİYET

- AİDİYET değil/yerine EHLİYET

- AİLE BASKISI ile/ve/||/<>/> MAHALLE BASKISI

- AİLE/AĞIL/AVUL ile/ve SÜLÂLE[< SÜR-AİLE]/AKRABA
( Ateşten esen rüzgâr aileyi simgeler. )
( ... ile/ve ÂL [Âl'i Sultan: Sultan çocukları. | Âl-i Osman: Osmanoğulları.] )
( OIKIA ile/ve ... )

- AİLECEK değil AİLECE

- AİLE ile/ve/||/<>/> OKUL
( Sayın Şerif Mardin'in çalışmalarını, çeşitli yerli ve yabancı kaynakları (da) okumanızı salık veririz... )

- AİLE ile ZODRUGA
( ... İLE Bazı Balkan ülkelerinde rastlanan büyük aile tipi. Kırk ilâ seksen kişiyi kapsayan dört kuşağı içine alan topluluklar. [Aynı ekonomik düzene bağlıdırlar.] [Aile içindeki en yaşlı erkek ya da kadın, aile önderidir.] )

- AIM vs. METHOD

- AIM vs. TARGET

- AIRBUS A320 ile BOEING 747

- AİT OLMAK ile PARÇASI OLMAK

- AİT OLMA ile/ve/||/<>/> BİREY OLMA ile/ve/||/<>/> BİRLİKTE OLMA

- AİT OLMA ve/||/<>/>/< SORUMLULUK

- AITHER ile/ve HEMERA
( Esir, Esirli Işık. İLE/ve Gün, Gün Işığı. )
( Olympos'luların mekânı. İLE/ve ... )

- AİT ile/ve/değil EMÂNET/VEDİA[Ar.]

- AİT ile/yerine İLGİLİ/İLİŞKİN
( Neye, nereye ait olduğumuz, kendi duygularımız ve kanı-mızla ilgilidir. )
( Akıllı kişi, hiçbir şeyi kendine ait saymaz. )
( Hiçkimseye ait olmadan, herkesindir! )
( Kim anlıyor ve/veya zevk ediyorsa, onundur! )

- AJANDA değil/yerine/= ANDAÇ

- AJİTASYON ile ANAFİLAKSİ
( ... İLE Aşırı duyarlılık. )

- AJİTASYON değil/yerine/= KIŞKIRTMA

- AK KEŞİŞ/LER ile/ve KARA KEŞİŞ/LER
( ... İLE/VE Benediktenler. )

- AKAÇ ile AKAK ile AKI ile AKILGA ile AKIM ile AKINDIRIK ile AKINTI ile AKIŞKANLAŞTIRICI ile AKITMALIK ile AKMA ile AKMALIK
( Birikmiş suları akıtmaya yarayan boru, oluk ve benzeri araç. | Temel düzeyindeki suları toplayıp yapıların uzağına akıtan, yeraltı su borusu. İLE Su, hava, duman gibi akışkan şeylerin geçip gitmesine yarayan, her tür yol, akımlık. İLE Işık kaynağının, 1 saniyede çevresine yaydığı ışık enerjisi/akısı.[Akı birimi, lümen'dir.] İLE Suların akması için bir duvarda bırakılan düşey yarık. İLE Üslûp niteliği taşımayan sanat görüşü, çığır. | Hava, su gibi akışkan maddelerin ya da elektrik gibi kuvvetin, herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, çereyan. İLE Ağaç sakızı, reçine. İLE Eğim. İLE Beton akışkanlaştırıcı. İLE Çatı kaplama işlerinde, yedirmelik ya da kurşun şerit ile örtülü birleştirme ya da tonoz geçmesi. İLE Bir gerece uygulanan gerilme sabit kaldığı halde şekil değiştirmenin artması. İLE Sokak ve bahçe yollarının iki yanında ya da ortasında, suların akıp gitmesi için yapılan oluk. )

- AKADEMİK YIL:
DÜNYADA
ile JAPONYA'DA
( Eylül-Ekim aylarında başlar. İLE 01 Nisan'da başlar. )

- AKADEMİSYEN değil/yerine/= BİLİMCİ

- AKADEMİ = ACADEMY[İng.] = ACADÉMIE[Fr.] = AKADEMIE[Alm.] = ACADEMIA[İsp.]

- AKÂKİR
( Eczacı/lık. | Bitki kökü. )

- AKAK ile/ve ŞEV[Fars.]
( Eğimi ve inişi fazla olan yer. İLE/VE Yokuş, bayır, meyilli yer. )

- AKALAZYA ile VAJİNUSMUS
( Kasın fiziksel olarak gevşeyememesi. İLE Vajina kaslarının zihinsel olarak rahat bırakılmaması. )

- AKAM ile AKAM[ka uzun okunur]
( Kısırlık. İLE Kısır, çocuksuz. | Tedavi olanağı bulunmayan hastalık. [ÂKIM: Kısır. | Verimsiz.] )

- AKAN SU ile/ve IĞIL
( ... İLE/VE Çok yavaş akan su. )

- AKAR SU ile/ve AKAN SU
( Potansiyel. İLE/VE Süreklilik. )

- AKARİB[< AKREB]
( Zehirli ve tehlikeli hayvancıklar. )

- AKARSU ile/ve/<> MENDERES[Yun.]
( ... İLE/VE/<> Bir akarsu yatağının az eğimli koyak tabanlarında ve ova düzlüklerinde çizdiği "s" harfine benzeyen kıvrım. )

- AKARSU ve/<> TALVEG[Alm.]
( ... VE/<> Bir akarsu yatağının en derin yerlerini birleştiren çizgiye verilen ad. )

- AKAŞA
( Boşluk. Esîr. Uzayın, göğün bir unsuru olarak eter. Evrenin aslî eterik özü. )

- AKATLAR ile/ve AKARETLER

- AKBABA ile AKSIRTLI AKBABA

- AKBABA ile ANT AKBABASI
( Dünyanın en büyük, ikinci kara kuşudur. )

- AKBABA ile BENEKLİ AKBABA
( ... İLE Tropikal Afrika'dan gelen, nadir rastlanan bir türdür. )

- AKBABA ile CENAZECİ KUŞU

- AKBABA ile KARA AKBABA
( ... İLE Çevresinde açık arazi bulunan ormanlarda yaşarlar. )

- AKBABA ile KIRMIZI BAŞLI AKBABA
( ... İLE Hindistan'da yaşarlar. )
( Hindistan'da 6 ayrı çeşit akbaba yaşamaktadır. )

- AKBABA ile KIZIL AKBABA
( ... İLE Toroslarda, Doğu Karadeniz Dağları'nda, Doğu Anadolu'da bölgesel olarak yaşarlar. )

- AKBABA ile KONDOR
( ... İLE Boyu 1 m. olan 12 kg.'luk dev akbaba.[Patagonya'da] )

- AKBABA ile KÜÇÜK AKBABA
( ... İLE Kanatları düz, kuyruğu uzun ve kamalıdır. )
( ... İLE Leşlerin kemik iliğiyle beslenirler. [Yüksekten atıp kırarak] )

- AKBABA ile SAKALLI AKBABA
( ... İLE Etiyopya'da, Semien Dağları'nda [4500 m. yükseklikte] yaşarlar. )
( ... İLE Leşlerin kemik iliğiyle beslenirler. [Yüksekten atıp kırarak] )
( 125 cm.'ye varan boyuyla Türkiye'de görülebilecek en büyük yırtıcıdır. Özellikle uçuşta, dar ve uzun kanatları, uzun ve kama biçimli kuyruğuyla rahatlıkla ayırt edilebilir. Uçuşta, çok iri bir doğan gibidir. Sakallı akbabanın, erişkin eril ve dişil tekleri arasında, görünüş farkı yoktur. Erişkinlerde kanat üstü, sırt ve kuyruk üstü, oldukça koyu renklidir. Alt bölümler turuncudur. Göz çevresi siyah olup göz pınarından gaga altına doğru siyah tüyler (sakallar) sarkar. Sakallı akbaba, yüksek dağlarda bulunur.

Kapalı orman bölgeleri dışında, dağların yüksek kesimlerindeki kayalık vadiler, çıplak ya da seyrek ağaçlı ve taşlık yamaçlar, yaşam alanlarıdır. Yuvalarını, büyük kaya kovuklarına yaparlar. Sakallı akbabanın, besininin tamamına yakınını, leşlerden arta kalan kemikler oluşturur. Kurt, Boz ayı ve öteki akbabalardan kalan leşlerdeki kemiklerin küçük olanlarını doğrudan yutarlar. Büyük kemikleri ise pençeleriyle alıp havalanır ve belirli bir yükseklikten kayaların üzerine bırakarak parçalarlar. İnerek, kemik parçalarını yutarlar. Son derece asitli midesi sayesinde, kemikleri, kolaylıkla sindirebilirler. )

- AKBABA ile SARKIK YANAKLI AKBABA
( ... İLE Çok geniş ve kahverengi kanatlıdır. [Kuyruğu uzun ve kamalı, kanatları dar ve sivri ucludur.] )
( ... İLE Normal akbabaların gagaları yeni ölmüş hayvanların derisini delemez. Akbabalar sürüsü, büyük, uzun ve sivri gagalı sarkık yüzlü akbabanın gelip başlamasını beklerler. )

- AKBABA ile UŞAKKAPAN
( ... İLE Bebekleri kaldırdığı söylenilen, bir tür akbaba. )

- AKBİL'İ:
YAVAŞ BASMAK
ile/değil/yerine BASILI TUTMAK/BEKLEMEK

- AKBİL'İ:
YAVAŞ BASMAK
değil/>< BASILI TUTMAK/BEKLEMEK
( Yanlışı. >< Doğrusu. )

- AKBIYIK SULTAN CAMİİ (KIBLET'ÜL MESÂCİD CAMİİ)

- AKÇA-PAKÇA

- AKÇE ile KUŞGÖZÜ AKÇE
( ... İLE Ele zor gelen ufaklık ve incelikte gümüş para birimi. [X - XIII. yy. arası, Osman Gazi dönemindendir.] )

- AKCİĞER ZARI YANGISI(SATLICAN/ZATÜLCENP[Ar.]) ile/ve KARACİĞER YANGISI ile/ve BRONŞİYOL YANGISI ile/ve LENF BOĞUMLARI YANGISI ile/ve MEME YANGISI(MASTİT)
( ZATÜLCENP ile/ve HEPATİT, ZATÜLKEBED ile/ve BRONŞİYOLİT ile/ve ADEONOİT )
( BİLSÂM[Ar., Fars.]/PLEURÉSIE[Fr.]: Akciğer zarı yangısı, satlıcan. )
( Dünyada en sık karşılaşılan hastalık zatürree/bronşittir. )
( AKCİĞER YANGISI / GIŞÂ-İ CENB[Ar.] / PLEVRA[İt. göğüs boşluğunun iç yüzünü ve akciğerleri saran zar] )

- AKCİĞER ZARI ile KARACİĞER ZARI

- AKCİĞER(ÖRGEN) ile/ve KARACİĞER
( ESNÂH-I RİEVİYE: Akciğer petekleri. )

- AKDENİZ KORSANLIĞI ile/ve OKYANUS KORSANLIĞI

- AKDİKEN ile YABANİ AKDİKEN
( ... İLE Hünnapgillerden, yaprakları almaşık, kırmızı renkli yemişi olan bir bitki. )

- AKDOĞAN ile ŞÂHBÂZ[Fars.]
( ... İLE İri bir tür akdoğan. | Çevik ve becerikli. | Yiğit, kahraman, mert kişi. )

- AKEDEMİK değil AKADEMİK

- AKERDEON ile/ve BANDENEON
( Dikey. İLE/VE Kare/küp şeklinde. )
( Omuza asılır. İLE/VE Elde tutulur. )

- AKERDEON ile/ve DİATONİK AKERDEON
( Her düğmesinde ayrı nota ile. İLE/VE Düğmeleri, kapatır ve açarken iki ayrı notayı vererek. )

- AKİBET değil ÂKIBET

- AKÎB[< AKEB] ile ÂKİB
( Bir diğerinin arkasından gelen. İLE Önce. )

- AKICI/LIK ile/ve/değil SÜREKLİ/LİK

- AKICILIK ile SÜRÜKLEYİCİLİK

- AKÎDE
( İLKE, ÎMAN, DÎNÎ İNANIŞ | (Padişahlar, bayramlarda akîde şekeri kestirirmiş. Yeniçeri ağalarına gönderirmiş ve şeker kabul edilirse sorun olmadığı fakat padişaha geri gönderilirse "sorunlarımız var" anlamına gelirmiş.) )

- AKİK
( AGA'TE )

- AKÎK ile AKÎK
( Çoğunlukla kırmızı renkte olan bir cins değerli taş. İLE Bunaltıcı sıcak/lık. )

- AKIL ETMEK ile TEFEKKÜR ETMEK

- AKIL HOCASI ile/ve/değil/<> ESİN KAYNAĞI

- AKIL MERTEBELERİ
( * AKL-I MAAŞ
( Maişetinden başka bir şey düşünmeyen akıl. Bedene yönelik akıl. )
( Biraz daha düşük olanına "hassase" denir. Hayvanlar âlemine ait olan akıl. )
* AKL-I MEAD
( Müdrike mertebesine geçmiş akıl. Ahiretini düşünen akıl. )
( Avdet edilecek yer ile ilgili akıl. Mead: avdet edilen yer, mebde: başlangıç. )
( Buranın başlangıcı oranın sonu, oranın başlangıcı ise buranın sonu. )
( Kalbindeki imana köle olan padişaha akl-ı mead denilir. )
* AKL-I SELÎM
( Nur'a kavuşmuş akıl. )
* AKL-I RUHANÎ
( Aklın güzel kullanılıp iç âleme döndürülmesi ve geliştirilip ruh haline intikal ettirilmesidir.)
* AKL-I NURANÎ
( Ruh haline gelmiş aklın, iyiliklerle parlar hale gelmesidir. )
* AKL-I SULTANÎ
( Kâinattaki saltanatı bilen akıl. )
* AKL-I EVVEL/KÜLL
( Simgesi lâm harfidir. Bu harf, ilk yaratılan akla tekâbül eder. Akıl Allah'tan gelmiştir ve Taayyün-ü Evvelin'dir. )
( Allah'ın aklıyla akıllandırdığı, akl-ı küll'dür. )
@( Akıl Mertebeleri - Metin Bobaroğlu )

- AKIL TATMİNİ ile/ve/değil/yerine KALP TATMİNİ
( AKLIM BENİ YANILTMADI KALBİM DE AKLIMI TEKZİP ETMEDİ )

- AKIL [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- AKIL [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- AKIL [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- AKIL [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- AKIL [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- AKIL [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- AKIL'IN KONUSU ile/ve VEHİM'İN KONUSU
( Üçgenlik. İLE/VE Üçgen. )

- ÂKÎL-BÂLÎĞ

- AKIL-BALİĞ

- AKIL-BALİĞ değil ÂKİL-BALİĞ

- AKIL-FİKİR

- AKIL-FİKİR (ERDİREMEMEK)

- AKIL-FİKİR SAHİBİ OLMA(MA)K ile İFLÂH OLMA(MA)K

- AKIL-MANTIK

- AKIL-SIR (ERDİREMEMEK)

- AKIL/LI ile/ve ERDEM/Lİ
( Akıllı kişiler, sudan hoşlanırlar. Erdemli kişiler, dağlardan zevk alırlar.
Akıllılar kıpır kıpırdır, erdemliler dingindir.
Akıllılar neşelidir, erdemlilerse uzun ömürlüdür. )

- AKIL:
"YARATICI"
değil DÜZENLEYİCİ

- AKIL:
SESİN YÜKSEKLİĞİNDE
değil SÖZÜN İNCELİĞİNDE

- AKIL:
TAMAMLAYICI
ve/||/<>/> BÜTÜNLEYİCİ

- AKIL:
BÜTÜNSEL
ile/ve/değil/||/<>/< BÜTÜNLEYİCİ

- AKIL:
CEVHER
ile İŞLETİM/İ

- AKIL:
ÖLÇÜLEBİLİR
ile/ve/değil/||/<>/< ÖLÇEN/R

- AKIL:
SÂLİM
ve/> İSLÂM

- AKIL:
TÜMEL(/LER)
ve/<> TİKELLER ARASILIK

- AKIL:
USTA
ve/<> MÜRŞİD
( Öncelikle, kendi [donanımlı/yetkin] aklın ve kendine! )

- AKIL:
YARATICI
değil DÜZENLEYİCİ

- AKILDA KESİNLİK ile/> DUYULARDA KESİNLİK

- AKILDA TUTMAK ile/ve/değil/yerine ANLAMAYA ÇALIŞMAK

- AKILLA DÜŞÜNÜLENLER:
DUYULUR OLANLAR
ve/<> DUYULUR OLMAYANLAR

- AKILLA TARTMAK ile/değil/yerine KALPLE DİNLEMEK

- AKILLI (OLAN/OLMAK) ile/ve/değil/yerine "AKLI BAŞINDA" (OLAN/OLMAK)

- AKILLI ÇALIŞKANLAR ile/ve AKILLI TEMBELLER ile/ve
AKILSIZ ÇALIŞKANLAR
ile/ve AKILSIZ TEMBELLER
( Ödüllendirilmeli! İLE Teşvik edilmeli! İLE Ceza verilmeli! İLE Kovmalı! )
( Takdir etmeli! İLE Dikkat etmeli! İLE İkaz etmeli! İLE Terk etmeli! )
( [+ +] ile [+ -] ile
[- +] ile [- -] )

- AKILLI-USLU (DİNLEME(ME)K, KONUŞMA(MA)K)

- AKILLI ile/ve "GÖZÜNDEN AKILLI"
( Ancak görünene/gördüğüne yönelmiş (zavallı) zihinlerin/kişilerin, kavramsalların alanına girdiklerinde nasıl da insafsızca genellemeler yaptıklarına dikkat ediniz! )

- AKILSAL TASAVVUF ile/ve RUHSAL TASAVVUF

- AKILSIZ "KİMLİK" ve/||/<> KEYFİYET

- AKILSIZ BAŞ ve/||/<>/> AYAK
( Akılsız başın cezasını, ayaklar çeker. )

- AKILTAPARLIK ile/yerine AYDINLANMA

- AKIL ve/ AHLÂK ve/ ADÂLET ve/ ÂDÂB ve/ AŞK

- ÂKIL <> AK(I)L <> MAKÛL

- ÂKİL ile AKIL
( Yiyen. | Aklı başında. İLE Us. )

- AKIL ile/ve/> ÂKİL
( ... İLE/VE/> Kendi "aklını", evrenin aklıyla birleştirmiş/bütünleştirmiş kişi. )

- AKIL ve/için/||/<>/< AKLIN SERÜVENİNİN İZLENMESİ

- ÂKİL ile/ve ÂŞIK

- AKIL ve BEDEN
( İnsan hem kafasını [Hüvelbâtın]ını, hem de bedenini [hüvezzahir]ini kullanabilmelidir. )

- AKIL ile/ve BELLEK
( Katıksız aklın, belleğe gereksinimi yoktur. )

- AKIL ile/ve/||/<> BİLGİ ile/ve/||/<> HİKMET
( Akıl kavramsal olup akla; Bilgi simgesel olup sezgiye; Hikmet mistik olup iç görüye ve iç deneyime hitap eder. )
( Aklın bilgiye ve hikmete kavuşması, neredeyse tüm uygarlıklarda ortak olarak Güneş, Işık, Nur simgeleri ile belirtilmektedir. )
( Genç ve kuvvetli iken uyanmayan ve uyandığı zaman çaba göstermeyen, böylelikle tembelliğe ve karar yoksunluğuna düşen kişi, hiçbir zaman hikmet yolunu bulamaz. )
( Gölgesinin, bir kişiyi izlemesi gibi, saf olan akılla konuşan ve davranan kişiyi de sevinç izler. )
( Uyanmak için bir şoku beklemeyen akıllıdır. [ki bu çok sert olabilir] )
( Herşeyin akılla kavranamayacağını akıl edemeyen, akılsızdır. )
( Hikmetin dili, simge ve sükûttur. )
( HİKMET: Cehaleti kaldıran herşey! )
( HİKMET: Kuramsal aklın, erdemi. )
( Wise is he who does not wait for a shock, which can be quite rude. )

- AKIL ile/ve/<> BİLİNÇ(ŞUUR)
( Akıl, bilincin, birincil aracıdır. )
( Yıkılmaya uygun/lâyık bir "akla" sahip ol! )

- AKIL ile CEHÂLET
( Akıllı olduğu için şeytanı ahmağa tercih ederim ama şeytana uymam. )
( Akılsız dostun olacağına, akıllı düşmanın olsun. )
( Eğer akıl resmedilebilseydi güneş karanlığa gömülürdü; cehalet resmedilebilseydi gece onun yanında aydınlık kalırdı. )

- AKIL ile/ve DAYANÇ/SABIR

- AKIL ve/<> DİL ve/<> BEN
( Aklın dili sözcükler, gönlün dili muhabbettir. )
( Akıl, hiçbir zaman gövdede durmaz. Neyi, nereyi seviyorsa orada gezer durur. )

- AKIL ile/ve/<> DOĞA
( Doğa, kolayı değil en kolayı tercih eder. )

- AKIL ile/ve/<> DÜZEN/TERTİP
( AKIL: Bağ, Bağlamak. Uygun olanı, uygun olana bağlamak. )
( AKIL: Bilinen(ler)den hareket edip bilinmeyen(ler)i tespit etmek. )
( Akıl, eşik(te)dir/berzah(ta)dır. )
( Akıl yorulmazsa gövde zor yorulur. )

- AKIL ile/ve/<>/= EYLEM
( Kişi, eylem varolanıdır. )
( AKIL: Eylemler(imiz)e düzen verme/katma. )

- AKIL ile/ve/değil FAAL AKIL

- AKIL ile/ve/||/<> FİKİR
( Varolanları[mevcudu] bilmek. İLE/VE/||/<> Varlığı[vucudu] bilmek. )

- AKIL ve/<> GAYRET

- AKIL ve/||/<> GÖRME ve/||/<> DUYMA ve/||/<> KONUŞMA
( CAMİ: CEBRAİL ve/||/<> AZRAİL ve/||/<> MİKAİL ve/||/<> İSRAFİL )

- AKIL ve/<> GÜVEN

- AKIL ile/ve/<> HAKİKAT
( Akıl çırpınıp âciz kalacak ki, hakikat, bu aczin sonunda meydana çıksın. )

- AKIL ve/<>/>/< HAYAL
( Akıl ile düzenlenir. VE/<>/>/< Hayal ile yapılır. )
( Olanlar. VE/<>/>/< [sen / kendi/n] Yarat!(tıkların). )
( Düzenler. VE/<>/>/< Yaratır. )

- AKIL ve HİKMET

- AKIL ve İLİM/BİLİM ve İBÂDET
( Bu 3 alanda tatil[< ÂTIL] olmaz. )

- AKIL ile/ve/değil/<> İMAN SAHİBİ
( Tartışır. İLE/VE/DEĞİL/<> Tartışmaz. )

- AKIL ile/ve İSTİDLÂL
( a) Felsefe, b) Kelâm )

- AKIL ile/ve/<> KALP
( Su. İLE/VE/<> Toprak. )
( Kalbi ayrı olanların, aklı bir olmaz. )

- AKIL ile/ve/<> KALP

- AKIL ile/ve/||/<> KANIT

- AKIL ve/< MAKULÂT ve/< MEKULÂT ve/< MAHSUSÂT[ZAHİRÎ VE BÂTINÎ]

- AKIL ve/değil/<> MERHAMET
( Tüm dünya, sana hizmet etse doymazsın. VE/DEĞİL/<> Kişi[sen], dünyaya rahmet ederse(n), tüm dünya doyar. )

- AKIL ve METAFİZİK

- AKIL ve/<> MUHAYYİLE ve/<> İMAN
( Zihnin yetilerine doymadıkça, muhayyile alanına (pek) geçilemez. )

- AKIL ile/ve/> NAKİL
( Önce. İLE/VE/> Sonra. )
( Evvel. İLE/VE/> Müevvel[< te'vil][yoruma açık]. )

- AKIL ile/ve NAZAR
( el-NAZAR: Düşünmek aklın bilinmeyenden bilinmeyene doğru yaptığı harekettir. )
( LOCKE[YANSI/REFLEKSİYON] ile DESCARTES )
( Bkz. H. ZİYÂ ÜLKEN - İSLÂM DÜŞÜNCESİ - ÜLKEN YAY. )

- AKIL ve/||/<>/>/< OLANAK
( Yaşam, akıl ettiğin ve olanakların kadardır. [geliştirip değiştirebilme gücü/olanakları sende olmak üzere] )

- AKIL ile/ve/<> ORTAK AKIL
( Aklınızı kullanma cesaretini gösteriniz! )

- AKIL ile/ve RIZÂ

- AKIL ile/ve/<> SEZGİ
( Dışı kavrar. İLE/VE/<> İçi kavrar. )
( Varolana düzen verir. İLE/VE/<> ... )
( Açıklayıcı, düzenleyici. İLE/VE/<> Yaratıcı. )

- AKIL ile/ve STRATEJİ

- AKIL ve/<> TARİHSEL/LİK

- AKIL ile/ve VAHİY
( Mum ile güneş aranmaz, akılla da vahiy tartılmaz. )

- AKIL ile/ve YANSIZLAŞTIRMA

- AKIL ile/ve/<> ZİHİN
( Bireşimsel/tevhîdî olan. İLE/VE/<> Ayrımsal olan. )
( Bütünleştirir. İLE/VE/<> Parçalar. )

- AKIM ile/değil AKIN

- AKIM ile DİSİPLİN

- AKIM ile/ve/<> REOSTA[Fr.]
( ... İLE/VE/<> Elektrik akımının yeğinliğini azaltıp çoğaltmaya yarayan aygıt. )

- AKIM ile/ve/değil/yerine/||/<> UYANIŞ

- AKIN AKIN (GİTMEK)

- AKIN/SÖKÜN ile CURNATA
( ... İLE Bıldırcın sökünü. )

- AKINTI ile/ve/<>/değil DALGA/RÜZGÂR
( Suyun/denizin içinde. İLE/VE/<>/DEĞİL Suyun/denizin üstünde. )

- AKINTI ile DİP AKINTISI

- AKINTI ile/ve/değil/<> KANAMA

- AKINTI ile SIZINTI

- AKINTI ile TERS AKINTI

- AKİS
( ÇARPMA, ÇARPIP GERİ DÖNME | YANSIMA )

- AKIŞKANLAR DİNAMİĞİ ile/ve/<> AKIŞKANLAR MEKANİĞİ
( Mekâniğin, akışkanların ve gazların hareketleriyle ilgili dalı. İLE/VE/<> Akışkanların, durgun ya da hareket halindeki denge, basınç, hız, ivme, sıkışma ve genleşmelerini inceleyen bilim dalı. )

- AKIŞKANLIK ile/ve SÜREKLİLİK

- AKIŞKAN ile/ve DEĞİŞKEN

- AKİS değil/yerine/= EVİRTİM

- AKIŞ ile/ve/<> KENDİLİĞİNDENLİK

- AKİT ile ÂKİT
( Sözleşme. İLE Sözleşme yapan. )
( Sözleşme, bağıt, mukavele. | Nikah. İLE Bir işi, karşılıklı olarak kararlaştırıp üstlerine alan taraflardan her biri, bağıtçı. )

- AKKÖY ÇİLEĞİ ile SULTANHİSAR ÇİLEĞİ

- AKL-I KÜLL

- AKL-I KÜLL ile/ve/<> NEFS-İ KÜLL

- AKL-I SÂLİM ile/ve/> KALB-İ SELÎM ile/ve/> SEKÎNE

- AKL-I SELÎM ile/ve/<> KALB-İ SELÎM ile/ve/<> ZEVK-İ SELÎM

- AKL-I SELÎM değil/yerine/= SAĞDUYU

- AKL-I TEMYİZÎ ile/ve AKL-I AMELÎ ile/ve AKL-I NAZARÎ
( Yararlı/Zararlı. İLE/VE İyi/Kötü. İLE/VE Doğru/Yanlış. )

- AKL-İ TEMYİZÎ ile/ve AKL-İ TECRİBÎ

- Akla KONUŞ!!!

- AKLA YALIN ile/ve/||/<> AKLA YATKIN

- AKLA-HAYALE (GELMEYEN)

- AKLANIP PAKLANMAK

- AKLAN ile AKLAN
( Bir dağ sırasının yamaçlarından her biri. İLE/VE Sularını bir denize ya da göle gönderen bölge. )

- AKLEDİLEBİLEN ile ALGILANABİLEN

- AKLEDİLEBİLİRLİK ile/ve/<> EBEDİLİK

- AKLÎ BELİRLENİM (İLE) ile/değil SEZGİSEL DENEYİM (İLE)

- AKLÎ BİLGİ ile NAKLÎ BİLGİ

- AKLÎ BİLGİ ile NAKLÎ BİLGİ

- AKLÎ BİLGİ ile/ve NAKLÎ BİLGİ

- AKLÎ BİRLİK ile/ve SİYASÎ BİRLİK

- AKLI GELİŞTİRME ile/ve/||/<>/>/< FELSEFE

- AKLÎ HİKMET ile/ve HAKÎKÎ HİKMET
( Felsefe. İLE/VE Tasavvuf. )
( Rab korkusu, hikmetin başlangıcıdır. )

- AKLÎ İLÂHİYAT ile/ve SEM'Î İLÂHİYAT

- AKLÎ İLİM/LER ile/ve/<> MUHABBET İLİMLERİ
( Dönüştürmez. İLE/VE/<> Dönüştürür. )

- AKLÎ İLİMLER ile/ve/<> NAKLÎ İLİMLER

- AKLÎ İLİM ile/ve/<> KEŞFÎ İLİM

- AKLÎ KAİDELER ile/ve ŞER'İ KAİDELER

- AKLÎ ZORUNLULUK ile/ve/<> OLGUSAL ZORUNLULUK

- AKLI, DUYGULARA ARAÇ KILMAK ile/değil DUYGULARI, AKLA ARAÇ KILMAK

- AKLI-HAVSALASI (ALMAMAK)
( HAVSALA[Ar.]: Kuş kursağı. | Mide. | Anlayış, akıl, zihin. | Leğen.[biyolojide] )

- AKLI:
KAYBETMEK
değil "TERK" ETMEK

- AKLIMA GELDİ yerine AKLIMA GETİRİLDİ

- AKLIMA GELDİ değil AKLIMA GETİRİLDİ

- AKLIN 3 GÖRÜNÜMÜ/TEZÂHÜRÜ
( * AKL-I TEMYİZÎ
* AKL-I AMELÎ
* AKL-I NAZARÎ )

- AKLIN AHLÂKI ve/||/<> KALBİN AHLÂKI
( Mantık. VE/||/<> Edep. )

- AKLIN AŞINMASI ile/ve/değil/yerine AKLIN AŞILMASI
( Akıl, taş kadar maddî; taş da, akıl kadar manevîdir. )
( REF Ü REF )

- AKLIN DİLİ ile/ve/<> GÖNLÜN DİLİ
( Düzyazı. İLE/VE/<> Şiir. )

- AKLIN FEHMİ ile/ve ZİHNİN FEHMİ

- AKLIN HAYALİN (DURMASI/ALMAMASI)

- AKLIN İLKELERİ ve/+/<> 4.[DÖRDÜNCÜ] DURUM[: KESİNLİKLE (HİÇBİR ŞEKİLDE/ZAMAN) BİLİNEMEZ/LİK/LER]

- AKLIN İLKELERİ ile/ve AKLIN İŞLEVLERİ
( * ÖZDEŞLİK [birliği verir]
* ÇELİŞMEZLİK [çokluğu verir]
* 3.[ÜÇÜNCÜ] DURUMUN/ŞIKKIN OLANAKSIZLIĞI [değeri verir]
ile/ve
* TÜMEVARIM
* TÜMDENGELİM )

- AKLIN İLKESİ ile/ve AKIL

- AKLIN NİTELİKLERİ:
HİKMET
ve KUDRET ve SEVGİ/ŞEFKÂT ve ADÂLET
( Bunları içermeyen hiçbir söz, akılsal değildir/olamaz. )

- AKLIN:
ABDESTİ (TENZİH)
ile/ve KULLUĞU
( Sohbet ile. İLE/VE Düşünce ile. )

- AKLIN:
DIŞ SINIRI
ile/ve İÇ SINIRI
( Mekân. İLE/VE Zaman. )

- AKLIN:
DÜZEN VERİCİLİĞİ
ile/ve/||/<> İŞLEM GÖRÜCÜLÜĞÜ

- AKLINA GELMEME(Sİ) ile/ve UYGULAMAYA/KULLANMAYA UYGUN BULMAMAK

- AKLININ BAŞINA GELMESİ ile/değil/yerine/>< AKLI BAŞINDA DAVRANMAK

- Aklınla KONUŞ!!!

- AKLİYE ile HİSSİYE
( - Evveliyât; - Fıtriyât. İLE - Müşahedât[- Akliye, - Hissiye]; - Mücerrebât[tecrub]; - Hadsiyât; - Mütevatirât. )

- AKMA/AKAN ile/<> DÖKÜLME/DÖKÜLEN ile/<> DÜŞME/DÜŞEN
( Sıvılar için kullanılır. İLE/<> Parçalar için kullanılır. İLE/<> Bütünler için kullanılır. )

- AKNÂ
( İnce, yumru burunlu. )

- AKNÂ ile AKNA'
( İnce, yumru burunlu. İLE En çok kanaat eden. )

- AKOR'DA ÖNEMLİ SESLER:
I.
ve/ III. ve/ V. ve/ VII.

- AKR
( 52 ar değerinde, eski bir Fransız/İngiliz yer ölçüsü.[Günümüzde, İngiltere'de, 1 akr = 4840 yarda kareye yani 40,47 ar'a, 4046,724 m²'ye eşittir.] )

- AKRAN[Ar.] değil/yerine/= ÖĞÜR
( Yaşça yakın, yaşıt, boydaş, taydaş. | Öğrenmiş, alışmış. | Alışılmış, yadırganmaz olmuş, menus. | Takım, fırka, zümre. )

- AKRÂ ile AKRA'
( Arkalar, sırt. İLE Başındaki saçlar dökülmüş, dazlak. | Çıplak dağ. )

- AKREP ile AKREBEK
( ... İLE Küçük akrep. )

- AKREP ile ARİZONA AKREBİ

- AKREP ile ÇÖL AKREBİ

- AKREP ile GEJDÜM[Fars.]
( ... İLE Eğri kuyruklu akrep. )
( Yılan, düşmanlığı simgeler. )
( Türkiye'de 52 yılan türü bulunmaktadır. [Sadece 15'i zehirlidir.] )

- AKREP ile HİNT KIZIL AKREBİ
( ... İLE En zehirli akreptir. )
( ... İLE Hindistan'ın, orta ve güney bölgesinde yaşarlar. )

- AKREP ile KUM AKREBİ

- AKRİLİK/ACRYLIC / OLEFIN

- AKROPOLİS
( Eski Yunan'da, yüksek yerlere kurulan ve etrafı surlarla çevrili olup içinde saray ve tapınak bulunan berkitilmiş(sağlamlaştırılmış) şehir. )

- AKS-ÜL-AMEL
( TEPKİ )

- AKSÂ-YI ŞARK
( Uzakdoğu. Çin, Japonya. )

- AKSAK ile AKSAK
( Usûl. İLE Hafifçe topallayan. | İyi gitmeyen/işlemeyen. | Eski Yunan ve Latin şiir ölçüsünde, sondan bir önceki hecesi kısa olacak yerde uzun olan dize. )

- AKŞAM ESİNTİSİ/YELİ ile/ve/||/<> AKŞAM SERİNLİĞİ

- AKŞAM YEMEĞİ ile/değil/yerine KAHVALTI
( Yoksul gibi ye. İLE/DEĞİL/YERİNE Zengin gibi yap. )
( )

- AKŞAM YILDIZI ile SABAH YILDIZI
( Aslında ikisi de bir! Zühre/Venüs )

- AKŞAMIN "HAYR"I ile/değil/yerine SABAHIN "ŞER'İ"

- AKŞAMÜSTÜ ile AKŞAMÜZERİ

- AKŞAM ile AKŞAMÜSTÜ

- AKSÂM ile ENVÂ ile ESNAF
( Tekili "Kısım". İLE Tekili "Nev". İLE Tekili "Sınıf". )

- AKŞAM ile/ve/> GECE

- AKSAN değil/yerine/= VURGU

- AKSAN değil/yerine/= VURGU

- AKSATMAK ile/ve/||/<> İHMAL ETMEK

- AKSAT ile AKSÂT[< KIST]
( Kuru ayaklı hayvan. İLE Hisseler, nasipler, paylar. )

- AKSELEROMETRE değil/yerine/= İVMEÖLÇER

- AKŞEMSETTİN CAMİİ ile/ve AKBIYIK SULTAN CAMİİ (KIBLET'ÜL MESÂCİD CAMİİ)
( ... İLE/VE En uctaki cami.[Sultanahmet'ten Cankurtaran'a giden tren altgeçidinin yanındaki cami. İsmail Dede Efendi Evi'nin yolu üzerinde.] )

- AKSESUAR değil/yerine/= DONATIMLIK

- AKSİLİK değil/yerine/= TERSLİK

- AKSİNE değil/yerine/= TERSİNE

- AKSIRIP TIKSIRMAK

- AKSİYOM'DA:
TAMLIK
ve KAPALILIK ve BASİTLİK

- AKSİYOM(ATİK) = AXIOM[İng.] = AXIOME/AXIOMATIQUE[Fr.] = AXIOM, GRUNDWAHRHEIT[Alm.] = ASSIOMA[İt.] = AXIOMA[İsp.] = PRONUNTIATUM[Lat.] = AKS.OMA[Yun.] = BEDÎHİYYE, MÜSELLEM[Ar.] = ASLÎ MUTEÂREF[Fars.] = AXIOMA[Felm.]

- AKSİYOMATİK BİLGİ ile DİNÎ BİLGİ

- AKSİYOM[Fr.] değil/yerine/= BELİT

- AKSİYOM ile ÇOK ANLAMLILIK

- AKSİYOM ile GENELLEME

- AKSİYOM ile/ve PARADİGMA

- AKSİYOM ile TEZ

- AKSİYOM ile TOTOLOJİ

- AKSON ile/ve/<> DENDRİTLER ile/ve/<> SİNAPSLAR
( Her bir nöronda 10.000'e kadar dendrit olabilir fakat sadece bir akson vardır. VE/<> Akson ve dendritler arasındaki sinirsel iletilerin gerçekleştiği yerlerdir. )
( İnsan beyninde yaklaşık 5.000.000 km. akson, 1 katrilyon sinaps vardır. )
( Akson, küçük bir nöron hücresinden binlerce kat daha uzun olabilir. [Bazı kişilerde aksonların uzunluğu 1.5 metreyi bulabilmektedir.] [Zürafalarda bulunan en uzun akson 4.5 metre uzunluğundadır.] )

- AKS değil/yerine/= DİNGİL

- AKTARIM
( REPORTATIVE )

- AKTARIM ile ÇABA

- AKTARIM ile/ve PAYLAŞIM ile/ve DOLAŞIM

- AKTARIM ile/ve/değil/> ÜRETİM

- AKTARIM ile/ve YATIRIM

- AKTARMAK ile GÖNDERMEK

- AKTARMAK ile/ve/değil İŞARET ETMEK

- AKTARMAK ile/ve/<>/değil PAYLAŞMAK

- AKTARMAK ile/ve TAŞIMAK

- AKTARMALI!

- AKTARMA ile/ve/> UYARLAMA

- AKTARMA ile/ve/değil/<> YANSITMA

- AKTARMA ile YÖNLENDİRME

- AKTA ile AKTÂ'
( Eli kesik. İLE Kesmeler, kırılmalar. | İlgiyi kesmeler. | Beylik arâziler. )

- AKTİVİTE ile ETKİNLİK

- AKTİVİTE değil/yerine/= ETKİNLİK

- Akti ve/< Eden(Rajas),


- AKTÖR/LER ile/ve/değil/yerine/<>/>< FAKTÖR/LER
( [değerlendirmede/yorumlamada/konuşmada] Kişi/ler. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/>< Konu/kavram/olay/olgular. )

- AKTÖRE/AHLÂK ile ETİK
( Eylemin eylemselliği. İLE Eylemin kuramsallığı. )
( Toplumda, ateş, ahlâkî ve kültürel yapılanmayı, kişilerdeyse, ruhsal bilinci simgeler. )
( Ahlâk, ayırıcı aklın üzerindedir. )
( Ahlâk alanı, tercih alanıdır. )
( Ahlâk, düşünmeden ve kolaylıkla yapılandır/yaptıklarınızdır. [olumlu/olumsuz] )
( Kendi doğası ve evrensel ilkelerle uyum içinde olmak. )
( Dış[zahir] ve iç[bâtın] tüm ilimler, ahlâkın arkasındadır. )
( Ahlâk tamam olmayınca, ne ilmin değeri olur, ne de servetin. )
( Yaşamsal. İLE Felsefesi. )

- AKTÜEL yerine GÜNCEL

- AKUDERSİSİ
( Abhazya'da yapılan bir yemek/meze. )

- AKUK[Ar.]
( Gebe hayvan. )

- AKÜLÜ/ELEKTRİKLİ BİSİKLET ile/ve BİSİKLET

- AKUNKANA
( Daralma. )

- AKUR
( Yaralayan, ısıran, azgın, kuduz hayvan. )

- AKUSTİKÇİLER ile MATEMATİKÇİLER
( Gizi savunanlar. İLE Açıklığı savunanlar. )

- AKUSTİK değil/yerine/= YANKILANIM | YANKIBİLİM

- AKVÂZ[Ar.]
( Kum tepeleri. )

- AKVE
( Evin önündeki açık meydan, avlu. )

- AKVES[Ar.]
( Sıkıntılı vakit. )

- AK ile BEYAZ

- AL'I AL, MOR'U MOR

- ÂLÂ
( İHSANLAR, BAHŞİŞLER | ÜSTÜN | KİRLETEN )

- ALÂ MERÂTİBİHİM
( RÜTBELERİNE VE DERECELERİNE GÖRE, SIRASIYLA (ALE-D-DERECÂT) )

- ALABALIK ile/değil DENİZALASI
( Alabalıkgillerden, soğuk ve duru sularda yaşayan, bir tatlı su balığı. İLE Kemikli balıklar takımının alabalıkgiller ailesinden, denizlerde yaşayan bir balık türü. )

- ALABALIK ile GÖLALASI
( ... İLE Avrupa ve Anadolu göllerinde yaşayan, bir tür alabalık. )

- ALACAKLI TEMERRÜDÜ ile BORÇLU TEMERRÜDÜ

- ALACAKLININ, ALACAĞINI, ALMAYA GİTMESİ değil/yerine BORÇLUNUN, VERECEĞİNİ, ALACAKLIYA GÖTÜRMESİ

- ALACAKLININ, ALACAĞINI, ALMAYA GİTMESİ değil/>< BORÇLUNUN, VERECEĞİNİ, ALACAKLIYA GÖTÜRMESİ
( Yanlışı. >< Doğrusu. )

- ALACALI-BULACALI

- ALACATEK
( Olgunlaşmamış ekin. )

- ALÂKA[Ar.] değil/yerine/= İLGİ, İLİŞKİ, İLİNTİ

- ALAKA ile İLGİ

- ALÂKA ile MÜNÂSEBET

- ALAK ile ÂLÂK
( Pıhtılaşmış kan. | Sülük. İLE Sakız. )

- ALALADE değil ALELÂDE

- ALÂLÂDE ile HERHANGİ

- ALALEKSER değil/yerine/= ÇOĞUNLUKLA

- ALAN
( AS )

- ALANINI TANIMAK ile/ve PAYLAŞIM

- ALAN ile/ve ÂLEM

- ALAN ile/ve/< ÂLEM ile/ve/< ŞUBE ile/ve/< SINIF ile/ve/< TAKIM ile/ve/< AİLE ile/ve/< CİNS ile/ve/< TÜR
( ZÜMRE[Ar.]: Alttakım. )
( DOMAIN ile/ve/< REGNUM ile/ve/< FILUM ile/ve/< CLASSIS ile/ve/< ORDO ile/ve/< FAMILIA ile/ve/< GENUS ile/ve/< SPECIES )
( LEOPAR: Eukarya alanının, Hayvan/Animalia âleminin, Chordata şubesinin, Memeli/Mammalia sınıfının, Etobur/Carnivora takımının, Felidae ailesinin, Panthera cinsinin, Panthera Pardus türündendir. )

- ALAN ile/ve BOŞLUK
( İkisi arasındaki boşluk köprünün kendidir. )

- ALAN ve/<> YÖNTEM

- ALARM değil/yerine/= UYARI/AYTAR

- ALAŞIM BİÇİM
( PORTMANTEAU MORPH )

- ALAVERE-DALAVERE

- ALAY (ETME) = DERISION[İng.] = DÉRISION[Fr.] = SPOTT[Alm.] = IRRISIO[Lat.]

- ALAY EDİLECEK TUTUM/DURUM ile/değil/yerine MUHABBET

- ALAY KÖŞKÜ
( Sultanların, saraylardaki halkı selâmladığı ve törenleri izlediği köşkler. )

- ALAYCI TUTUM/LAR yerine SAYGI GÖSTERMEK

- ÂLÂYİŞ
( BULAŞIKLIK, BULAŞMA )
( BULAŞIKLIK, BULAŞMA )
( DEPDEBE, TANTANA, GÖSTERİŞ (BU ANLAMI UYDURMA OLMAKLA BİRLİKTE YAYGINDIR) )

- ALAY ile ALAY
( Herhangi bir törende ya da gösteride yer alan kalabalık. | Çok kalabalık. | Tümü, hepsi. | Genel olarak üç tabur ve bunlara bağlı birliklerden oluşan asker topluluğu. İLE Ses tonu, söz, davranış gibi araçlarla, biriyle, bir şeyle/durumla eğlenme. )

- ALAY >< İMAN
( Alay edenin, nasibi kesilir. )

- ALAY ile İSTİHZA
( ... İLE Gizli ya da ince alay. )

- ALÂ ile ÂLÂ
( Üstün. İLE İhsanlar, bahşişler. | Kirleten. )

- ALA ile ÂLÂ
( Karışık renkli. İLE Pekiyi. )

- ALÂ ile ALÂ, ALE ile A'LÂ ile ÂLÂ[Ar. < EYL] ile ÂLÂ[Fars.]
( Rütbece yükseklik, büyüklük, şeref, şan. İLE Üst, üzere. İLE [daha/çok/pek] Yüksek. İLE İhsanlar. İLE Kirleten. )

- ÂLÂ ile/ve VASAT ile/ve EDNÂ

- ALBASTER
( [eskiden] Camlara renk vermek için ince kesit olarak kesilmiş renkli mineraller kullanılan yöntemin adı. )

- ALBİNİZM(AKŞIN/ALBİNO[Fr. < Lat.])
( Saç, kirpik, kaş ve deride aşırı beyazlık hastalığı. (Soydan geçer.) )

- ALBİNO değil/yerine AKŞIN/ÇAPAR
( ... DEĞİL/YERİNE Kıllarında ve gözlerinde, kimi zaman da derisinde, doğuştan renklenme oluşmadığından dolayı her yeri ak/beyaz olan. )

- ALÇAKGÖNÜLLÜ/LÜK ile/ve YÜCEGÖNÜLLÜ/LÜK

- Alçakgönüllülük için DİNLE!!!

- Alçakgönüllülük için SUS!!!

- ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK(TEVÂZÛ GÖSTERMEK) ile/ve/<>/değil/yerine/hem de SUSMAK

- ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK/TEVÂZU [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK ile CEHALET

- ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK ile/ve HİKMET

- ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK = MODESTY[İng.] = MODESTIE[Fr.] = BESCHIEDENHEIT[Alm.] = MODESTIA[Lat.]

- ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK ile/ve ŞANS

- ALÇAK ile/değil AŞAĞI

- ALÇI PENCERE/REVZEN[Fars.] ile KAFA PENCERESİ/REVZEN-İ MENKUŞ[Fars., Ar.]
( Camilerde, genellikle açıtların iç ve dış yüzlerine, birer revzen yerleştirilir. Bunlardan, nakışlı camlarla süslü olan içtekine, içlik; adi camlı olan dıştakine, dışlık adı verilir. İLE Nakışlı camlarla yapılmış alçı pencere, nakışlı revzen, vitray. )

- ALÇI:
ADİ/STÜK
ile ANHİDRİT ile DÖŞEME ile GÖZENEKLİ ile İNCE İNŞAAT ile KABA İNŞAAT ile KALIP ile KATKILI ile MERMER ile PARİS ile PİYASA ile SIVA ile ŞAPLI ile YÜKSEK DİRENÇLİ

- ALÇITAŞI ile/değil KAYMAKTAŞI/SUMERMERİ/ALBATR[Fr.]
( Toprak içinde katman olarak bulunan ve pişirilip toz durumuna getirilerek alçı yapmaya yarayan, hidratlı kalsiyum sülfat. İLE/DEĞİL Kar beyazı ve yarı şeffaftır. Heykel/büst ve vazo yapımında kullanılır. )
( ... İLE/DEĞİL Yapay olarak boyanabilir. Pişirilerek mermere benzetilebilir. )

- ALÇI ile PARİS ALÇISI
( ... İLE Kırık-çıkıklarda kullanılan alçıdır. [Paris ve özellikle Montmartre'de bulunan killi toprağın alçıtaşında çok zengin olmasından] )

- ALDANAN ya da ALDATAN ile/ve/||/<> HEM ALDANAN, HEM ALDATAN
( Hayvan. İLE/VE/||/<> İnsan. )

- ALDANMAK/KANMAK ile HÜSRAN

- ALDANMAK ile/ve/değil/yerine ADANMAK

- ALDANMAK ile ALDATMAK
( Aldattığını düşünen/zanneden, kimi aldatmıştır acaba? Sadece, Kendini! )

- Aldanmamak için DİNLE!!!

- ALDANMA değil/yerine/>< AYDINLANMA
( Soytarılara kanarak. DEĞİL/YERİNE/>< Aydınları dinleyerek. )

- ALDANMA ile BİLEREK ALDANMA

- ALDANMA ve/<> KAYIP

- ALDANMA ile/ve SORUMLULUK
( Dünyayı bileceksin, aldanmamak için! Sonrayı/ahireti bileceksin, aldatmamak için! )

- ALDAR
( Aldatır. )

- ALDATMA:
1 KERE
ve/||/<> 2 KERE
( Aydınların aydınlat("a")madığı bir toplumu, şarlatanlar aldatır. )
( Yazıklar olsun ona. VE/||/<> Yazıklar olsun bana. )

- Aldatmak için DİNLE!!!

- ALDATMAK ile "NUMARA ÇEKMEK"

- Aldatmamak için DİNLE!!!

- ALDATMA ile "TEZGÂH"
( Aldatmayın, incitmeyin! )
( Don't cheat, don't hurt! )

- ALDATMA ile/değil/yerine PAYLAŞIM

- ALDEHİT ile FORMALDEHİT ile FORMOL
( Alkolleri, oksitlendirme ya da asitleri indirgeme yolu ile elde edilen uçucu bir sıvı. İLE Doymuş aldehitlerin ilk üyesi olan H-CHO formülündeki aldehit. İLE Formaldehidin %40'lık değişik sulu çözeltisine verilen ad. )

- ALDIM ile/ve/değil BULDUM

- ALDIM ile/ve/değil BULDUM

- ALDIRMAMAK ile/ve/<> AFFETMEK

- ALDIRMAZ ile/ve/<> KALDIRMAZ
( Köleleştirince. İLE/VE/<> "Köle!" deyince. )

- ALEGORİ
( Soyut bir fikri heykel ya da resimle anlatma. )

- ALEGORİ ile METAFOR

- ALEH(İNE) değil ALEYH(İNE)

- ALELÂDE ile FEVKALÂDE ile HARİKULÂDE
( Bayağı, sıradan; olağan, görülegelen. İLE Olağanüstü; güzel, duyulmadık, görülmedik. İLE Olağandışı, eşi görülmemiş; çok güzel, eşsiz. )

- ÂLEM'İN:
ÖZET/İ
ile/ve/<> NUR/U
( [kişinin] Gövdesiyle. İLE/VE/<> Ruhuyla. )

- ÂLEM(/KAPLAM) ile EVREN(/İÇLEM)
( Bilinebileceklerin, anlamlandırılabilenlerin tümü/tamamı. Kişinin bilmesine açık olan bütünlük. İLE Fizik yasalarına ait olanların tümü. )
( İlim, Âlem'i bilme işidir. )
( Anlamlandırılabilenlerin tümü. İLE Fizik yasalarına ait olanların tümü. )

- ÂLEM-İ HİLKÂT ile/ve ÂLEM-İ KUDRET

- ÂLEM-İ KÜBRÂ ile/ve ÂLEM-İ SUĞRÂ
( Kâinat. İLE İnsan. )

- ÂLEMİYYÂT

- ÂLEM ile/ve/<> ÂDEM
( Her ne ki var âlemde, Örneği var Âdem'de! Her ne ki var Âdem'de, Örneği var âlem'de! )
( Bir ağaçtır, bu âlem
Meyvesi olmuş, âdem
Maksûd olan, meyvedir
Sanma ki ağaç ola. )

- ALEM ile ÂLEM
( Bayrak. | Minare, kubbe, sancak direği gibi yüksek şeylerin tepesinde bulunan, madenden yapılmış ay yıldız ya da lâle biçiminde süs. İLE Yeryüzü ve gökteki nesnelerin tümü, evren. | Dünya, acun, cihan. | Aynı konu ile ilgili kişiler ya da bu kişilerin uğraşlarının tümü. | Durum ve koşullar. | Herkes, başkaları. | Ortam, çevre. | Eğlence. | Kendine özgü, birçok nitelikleri bulunan şey ya da kişi. | Duygu, düşünce, düş gücü. )

- ÂLEM ile/ve BAĞ

- ÂLEM ile/ve/<> BİLİNEN
( ÂLEM: Kendiyle başkasının bilindiği şey. )

- ÂLEM ile/ve/<> DİSİPLİN ile/ve/<> İLKE

- ÂLEM ile HAKİKAT

- ÂLEM ile/ve KOZMOS/KOSMOS[Yun.]
( ... İLE/VE Düzenlenmişlik, düzgünlük. Biçimlilik. )

- ALEM ile REMZ
( Bayrak. İLE Simge. )

- ÂLEM ile/ve/değil TANRIDAN GAYRI/MASİVA

- ALENEN yerine AÇIKÇA

- ALENGİRLİ değil/yerine/= GÖSTERİŞLİ

- ALERJİ ile/değil İSİLİK

- ÂLET-EDAVAT

- ÂLET ile/ve İLİM
( Mantık. İLE/VE ... )
( Âlet işler, el/kişi övünür. )

- ÂLET = TOOL[İng.] = OUTIL[Fr.] = WERKZEUG[Alm.] = ARNESE[İt.] = HERRAMIENTA[İsp.] = ARNESE[Lat.] = TO ORGANON[Yun.] = ÂLET[Ar., Fars.] = WERKTUIG[Felm.]

- ALEV ALEV ile/ve/||/<> CAYIR CAYIR

- ALEV ALMAMAK ile/ve YANMAMAK

- ALEV/ŞÛLE[Ar.]/ZEBÂNE[Fars.] değil/yerine/= YALAZ(A)/YALIM

- ALEVÎ ile/ve/değil ALEVÎ
( Hz. Ali. İLE/VE/DEĞİL Yüce[ulvî]. )

- ALFABE yerine ABECE

- ALGI BOZUKLUĞU ile/ve GERÇEK İLE HAYALİN AYRILAMAMASI
( İkisi de deliliğin/delirmenin göstergesi olabilir. )

- ALGI DÜZENEĞİ ile/ve DEĞERLER DİZGESİ

- ALGI DÜZENEĞİ ile YAPI

- ALGI YANILSAMALARI'NDA:
MÜLLER-LYLER
ve POGGENDORFF ve WUNDT ve ZOLLNER ve BOURDON

- ALGIDA/KABULDE:
TEK TANIM
ile/yerine/değil PARANTEZ BİLGİ

- ALGILAMA SÜRECİNDE:
BELİRGİNLİK
ile/ve/> KONUM ile/ve/> ŞİDDET ile/ve/> SÜRE

- ALGILAMAK ile/ve GÖRMEK

- ALGILAMAK ile HİSSETMEK

- ALGILAMAK ile HİSSETMEK

- ALGILAMAK ile/ve için DİNLEMEK
( TO LISTEN for PERCEPTION )

- ALGILAMAK ile/ve İDRAK ETMEK

- ALGILAMAK ile İDRAK ETMEK

- ALGILAMAK = İDRAK ETMEK = PERCEIVE[İng.] = PERCEVOIR[Fr.] = ERKENNEN/WAHRNEHMEN[Alm.] = PERCIPIO[Lat.]

- ALGILAMA ile YARGILAMA
( Kültüre dayanır. İLE Uygarlığa dayanır. )

- ALGILAYIŞ ile/ve/<> DENEYİM

- ALGISAL BİL(İN)EMEME/AGNOZİ ile BİL(İN)EMEME/AGNOZİ

- ALGISAL EŞİKLER'DE:
ÖZEL ALICILAR
ile/ve MUTLAK EŞİK ile/ve FARK EŞİĞİ

- ALGISIZ KAVRAMLAR ile/ve/<> KAVRAMSIZ ALGILAR
( Boş. İLE/VE/<> Kör. )

- ALGI ile/ve/<> ANLAYIŞ

- ALGI ile/ve/> DEĞER ile/ve/> YARGI

- ALGI ile/ve ESTETİK ALGI

- ALGI ile ESTETİK ALGI

- ALGI = İDRAK = PERCEPTION[İng., Fr.] = WAHRNEHMUNG[Alm.] = PERCEPCION[İsp.] = PERCEPTIONIS[Lat.] = HE KATALEPSIS[Yun.] = el-İDRÂK el-HİSSÎ[Ar.] = İDRÂK-İ CUZ'Î[Fars.] = GEWAARWORDING, WAARNEMING[Felm.]

- ALGI ile KABUL

- ALGI ile KABUL

- ALGI ile/ve/<> KAVRAYIŞ
( Sizin olan, algılama gücünüzdür, algıladığınız değil. )
( İçinize sabır ve dikkatle bakın, algılananın algılayan olamayacağını anımsayın. )
( Algılayan bulunmadan algılama, bilen olmadan biliş, seven olmadan sevgi, eylem olmadan eylem ile ilgilenme. )

- ALGI ile KAVRAYIŞ

- ALGI ile/ve/||/<>/> OLAY ile/ve/||/<>/> OLGU
( Duyum. İLE/VE/||/<>/> Olumsal/keyfî. İLE/VE/||/<>/> Zorunluluk. Kavram. )
( Gövdenin işlevleri. İLE/VE/||/<>/> Zihnin işleri. İLE/VE/||/<>/> Aklın edimleri. )

- ALGI ile/ve/değil/<> OLGU
( İlkeli/yasalı değildir. Keyfîdir. İLE/VE/DEĞİL/<> İlkelidir/yasalıdır. )
( Betimleme'den Kavram'a geçiş gibi, Algı ile Olgu arasındaki fark da ilkeli/yasalı olup olmamasıdır. )

- ALGOLOJİ/FİKOLOJİ
( Suyosunu bilimi. )

- ALG ile DİYATOME[Fr. < Yun.]
( ... İLE Silisli sert kabukları olan ve fosilleri, kalın yer katmanları oluşturan bir algler ailesi. )

- ALG değil/yerine/= SU YOSUNU

- ÂLÎ
( YÜCE, ULU )
( KEMALÂTI KENDİNDE TOPLAYAN )

- ALİ KUŞÇU

- Ali Kuşçu'ya

- ALİ ŞİR NEVÂÎ
( İlk hamse ve tezkireyi yazmıştır. )

- ALİ ŞİR NEVÂÎ ve BİHZAD

- ALICI BAKIŞ ile/ve/değil ŞAŞKIN BAKIŞ

- ALICI ile ALACAKLI

- ALICI ile/ve ANLAYICI
( Almaya/anlamaya hazır olan. İLE/VE Katılmaya hazır olan. )

- ALICI ile İLETKEN

- ALİDAT/MASTARA[Ar.] ile MASTAR/MISTAR[Ar.]
( Açı cetveli. İLE Eylemlik. | Sıvacıların ve duvarcıların, cetvel gibi kullandıkları, ensiz, uzun ve düz tahta. )

- ALIK ALIK (BAKMAK)

- ALIKLIK/BELÂHET değil/yerine/>< FARKINDALIK

- ALIKOYULMAK değil ALIKONULMAK

- ALIK ile KORKAK ile ALÇAK
( "Hiçbir şeyin değişmeyeceğini" "düşünüyorsak..." İLE "Düşünmek istemiyorsak..." İLE "Hiçbir şeyin değişmemesinin, kendi çıkarımıza olacağını düşünüyorsak..." )

- ÂLİM'KEN ÂRİF OLMAK ile ÂRİF'KEN ZARİF OLMAK

- ÂLİM/ÂRİF ile/ve/değil/yerine/<> İMAN EDEN

- ÂLİM/MÜTEBAHHİR ile ALLÂME
( Bir bilim dalında uzman. İLE Birçok bilim dalında derin bilgi sahibi olan. )
( ... İLE Hem aklî, hem naklî ilimleri bilen. )

- Âlimce düşün ve âlimce KONUŞ!!!

- ALİMİNYUM değil ALÜMİNYUM

- ÂLİMLER/ÂRİFLER/ZARİFLER/ÂŞIKLAR ile/>< CAHİLLER
( Birbirlerini bilirler/tanırlar. İLE/>< Birbirlerini bilmezler ve tanımazlar. )

- ALIMLI ile ÇEKİCİ

- ALİM ile ÂLİM
( Her şeyi bilen. İLE Bilgin. )

- ALÎM ile ÂLİM
( Önceden bilmeme olasılığı olmayan. İLE Sonradan bilen. )
( Âlim denilebilir ama ALÎM denmez. Allah'ın adıdır.[El-Alîm] "Abdul Alîm" olabilir ama sadece "Alîm" olmaz/denmez. )

- ÂLİM ve/> ÂMİL
( Bilen. VE/> Hem bilip, hem eyleyen/uygulayan/kullanan/işleyen. )

- ÂLİM ile ÂRİF
( Bilgi(sonuç). İLE Bilme(süreç). )
( Cins. İLE/VE Fasıl. )
( Yeterlilik. İLE/VE Koşul. İLE/VE Engelin olmaması. )
( Koşul. | Durum, hal, vaziyet. | Yemin. İLE/VE/<> Yarı, yarım. | Bölüm, kısım, parça. | Mısra. )
( Tekil.(Taksim edilir.) İLE Çoğul.(Tasnif edilir.) )
( İlim; Evvel ile Ahir, Batın ile Zahir'i bilip, tüm bildiklerini en iyi/üst derecede bağlantırabilme/birleştirebilme uğraşıdır. İLE İrfan; ilmin niteliklerinin üzerine ek olarak, hikmetine sahip olup, zaman ve zeminine/mekânına göre değerlendirme yapabilme durumudur. )
( İlim: - Kendini bilmek ve - Gayrıyı bilmek İrfan: - İlm'ul-ilim ve - İlm'un Nefs )
( İlim: - İlm-i Hudurî ve - İlm-i Husulî )
( İlim: - Tasavvur(Kavram) ve - Tasdik(Yargı) İlim: - Bilmek ve - Bilgi )
( İlimde marifet zât'ı bilmektir. Eşyanın(nesnenin) akılda hasıl olan(meydana gelen) suretine ilim denir. Hariçten kattı nazarla malûma ilim denir. )
( İhvân-ı Safâ, "Fasl fî ecnâsi'l-ulûm" başlığı altında ilimleri, -Riyâzî, -Dinî ve -Felsefî olmak üzere üç ana grupta toplamıştır. )
( Çeşm-i insaf gibi kâmile mîzân olmaz Kişi noksanını bilmek gibi irfân olmaz. )
( Âlim; Evvel ile Ahir, Batın ile Zahir'i bilen, tüm bildiklerini en iyi/üst derecede bağlantırabilme/birleştirebilme seviyesine ulaşmış kişi. İLE Ârif; aliminin niteliklerinin üzerine ek olarak, hikmetine sahip olup, zaman ve zeminine/mekânına göre değerlendirme yapabilen kişidir. )
( Âlim; Evvel ile Ahir, Batın ile Zahir'i bilen, tüm bildiklerini en iyi/üst derecede bağlantırabilme/birleştirebilme seviyesine ulaşmış kişi. İLE/VE Ârif; alimin niteliklerinin üzerine ek olarak, hikmetine sahip olup, zaman ve zeminine/mekânına göre değerlendirme yapabilen kişidir. )
( Fikir üretir. İLE/VE Akıl üretir. )
( Faal akıldaki bilgi ile ittisâl eder. İLE/VE Işk ile ittisâl eder. )
( Faal akıldaki bilgiyle belirli bir tecrîd-tehzîb süresince ve hads yoluyla ittisâl eder. İLE/VE Belirli bir riyâzet-tezkiye süresince, ilâhî ışığa doğrudan değer. )
( Doğru hisse sahip olandır. İLE/VE Doğru sonuca sahip olandır. )
( Sorunları/engelleri çözer/çözebilmelidir. İLE/VE Kişileri çözer. )
( İlmini ölümlüden tahsil eden. İLE/VE İlmini ölümsüzden alan. )
( Eşyanın (kesret) hakikatini inceler. İLE/VE Tek'in (letâfet) hakikatini inceler. )
( ... İLE/VE İlâhî inâyetin tecellî sürecini mistik riyâzetle deneyimleyen. )
( Ârifler, ilimsiz, gözsüz, habersiz, müşahedesiz, sıfatsız ve perdesiz görürler. )
( Ârifler meclisine git de, istersen uyu. )
( Âlim, bir konuyu ilm-el yakîn; Ârif, ayn-el yakîn olarak bilir. )
( Âlim fikir/hüküm icâd eder; Ârif, akıl icâd eder. )
( Ölümlüden ilmi alan. İLE/VE Allah'tan ilim sahibi olan. )
( Meselerle, konuşmakla, hükümleri icrâ etmekle adâleti teskin eden zât. İLE Gördüğü şey üzerine insana hali vermekle sekinete ulaştıran zât. )
( Yarım âlim, dinden; yarım doktor, candan eder. )
( Âlimlerin en faziletli ilmi sükûttur. )
( Asıl güneş, âşıkların, âriflerin kalplerinden, gözlerinden doğan güneştir. )
( Vazgeçer. İLE/VE Sığdırır. )
( Bilirler. İLE/VE Yaşadıklarını da bilirler. )
( Malumu bilirler. İLE/VE Mazeretleri bilirler. )
( Baba. İLE/VE Anne. )

- ÂLİM ile/ve ÂRİF ile/ve KÂMİL
( Bildiğini bilen, nesnesini bilen. İLE/VE Bilmediğini bilen, kendini bilen. İLE/VE Eksiğini bilen. )
( Âlimin ölümü, âlemin ölümü gibidir. )
( Âlimin yanında dilini, ârifin yanında kalbini tut! )
( Ârif'e, târif gerekmez! )
( Dünyanın anasını Kâmil ağlatır, Kâmil'in anasını da cahil. )

- ÂLİM ile/>< CÂHİL
( Allah'ın rızasına/râzı olduğu doğru hisse sahip olan. İLE/>< Allahîn rızasından/râzı olduğu doğru histen mahrum olan. )
( Âlim ile konuşursan alırsın mertebe, cahil ile konuşursan dönersin merkebe. )
( Öğrenmeyi sever. İLE/>< "Ders vermeyi" seçer. )

- ÂLİM ile/ve CÖMERT
( Âlim ile cömerdin ayıbına bakılmaz! )

- ÂLİM <> İL(İ)M <> MALÛM

- ÂLİM ile KUDEMÂ
( ... İLE Eski âlimler. )

- ÂLİM ile/ve/değil NÂKİL

- ÂLİM <>/>< ZÂLİM
( Zâlim olan, âlim olabilir fakat zâlim olan, ârif ol(a)maz. )

- ALIN BÖLÜMÜ(LOBU) ile/ve ÇEPER BÖLÜMÜ(LOBU)
( Merkez oluk[central fissure] ayırır. )
( ALIN: CEBÎN, CEBHE[Ar.]/FOREHEAD[İng.] )
( ÇÎN-İ CEBÎN: Alın kırışığı. )
( Alın kırışıklığı, bilgeliği simgeler. )

- ALIN TERİ/TERLEMESİ ile SIRT TERİ/TERLEMESİ ile KIÇ TERİ/TERLEMESİ
( Sadece fiziksel çalışmaktan kaynaklanan durum/ter. İLE Çalışırken ciddi zorlanmadan kaynaklanan durum/ter. İLE Sıkıntıdan/zorluktan kaynaklanan durum/ter. )

- ALINABİLİNİYOR değil ALINABİLİYOR

- ALINGAN/LIK ile/değil BENCİL/LİK
( Gizli şirk. )

- ALINGAN/LIK ile HASSAS/LIK

- ALINGAN/LIK ile PARANOYA/K

- ALINMAK ile/ve GÜCENMEK

- ALINTI ile ARAŞTIRMA
( Bir kişinin çalışmasını(sözünü/yazısını) "kullanmak". İLE Birkaç kişinin çalışmasını(sözünü/yazısını) "kullanmak". )

- ALINTI ile/ve/değil ATIF

- ALIŞ-VERİŞ ile/ve/değil/yerine VERİŞ-ALIŞ
( Veren, her zaman vermeye hazırdır. )
( Kendilerinde olanlar, verebilirler. )
( Verirsin ve alırsın! Verirsen alırsın! Verdikçe alırsın! Ver/verebil ki, alabil! )
( Biriktiren biriktirmeye memur, harcayan harcamaya. Veren ise, hazineyi kullanma yetkisine sahiptir. )
( Verdiğine engel olabilecek, vermediğini de verebilecek kimse yoktur. )

- ALIŞIK/ALIŞKIN ile/ve/<>/değil/yerine BİLİNDİK/TANIDIK/ÂŞİNÂ[Fars.]

- ALIŞIK ile AL IŞIK

- ALIŞILMIŞ/LIK ile/değil/yerine/>< AŞILMIŞ/LIK

- ALIŞKANLIK AHLÂKI ile/ve/değil/yerine YEĞLEME/TERCİH AHLÂKI

- ALIŞKANLIK GÖRÜNÜŞÜ
( HABITUAL ASPECT )

- ALIŞKANLIK/ÂDET ile GEREKLİLİK

- ALIŞKANLIK ve/< BELLEK
( Olumsuz alışkanlıklar, bellekteki kayıtların kötüye kullanımlarından kaynaklanırlar. )

- ALIŞKANLIK ile DADANMA

- ALIŞKANLIK ve GEÇMİŞ

- ALIŞKANLIK ile GELENEK

- ALIŞKANLIK ile GEREKLİLİK
( Normal bir hal acı verici olamaz, ama yanlış bir alışkanlık çoğu zaman süreğen acılara yol açar. )
( Alışkanlık ve ihtiras kör eder ve yanlışa götürür. )
( Alışılmış olana tutunduğunuz sürece keşif gerçekleşemez. )

- ALIŞKANLIK = İTİYAT = HABIT[İng.] = HABITUDE[Fr.] = GEWOHNHEIT[Alm.] = HABITUS[Lat.] = HEKSIS[Yun.] = COSTUMBRE[İsp.]

- ALIŞKANLIK ile/ve/değil ŞARTLANMA

- ALIŞKANLIK ile/ve/<> ŞAŞKINLIK

- ALIŞKANLIK ile SÜNNET

- ALIŞKANLIK ile/ve TEMBELLİK

- ALIŞKANLIK ile ZAAF
( Alışkanlık, anahtarı kaybolmuş bir kelepçedir. )
( Alışkanlıklar tutkuyu, tutku da karakteri etkiler. )

- ALIŞKINLIK ile/ve/> DUYUMSAMAMAK/HİSSETMEMEK

- ALIŞMAK ile/ve ÂŞİNÂ/LIK

- ALIŞMAK ile/değil/ne yazık ki KOLAYINA GELMEK

- ALIŞMAK ile/ve/değil KOŞULLANMAK

- ALIŞMA ile DADANMA
( Sevimsiz şeyler, put edinilmez. )

- ALIŞMA ile/ve KANIKSAMA

- ALIŞMA ile/değil/yerine/||/<>/ne yazık ki KATLANMA

- ALIŞTIRMA ile/ve ÇALIŞMA

- ALIŞVERİŞ/TİCARET ile/ve DEĞİŞTOKUŞ/TAKAS/TRAMPA[İt.]
( ABRA: Değiştokuşta üste verilen. )
( MÜTÂCERE: Birbiriyle ticaret yapma. )

- ALIŞ ile/ve/değil/yerine VERİŞ
( Aslolan, alış-veriş değil, VERİŞ-ALIŞ'tır. )
( Kendilerinde olanlar, verebilirler. )
( Nasıl ilerlemeli? İki kâse pirinç fedâ edilerek. )

- ALİTERASYON ile ASONANS
( Sessiz harflerin tekrarlanmasıyla oluşan uyum. İLE Sesli harflerin tekrarlanmasıyla oluşan uyum. )
( )

- ALIVE vs. LIVELY

- ALİVYON değil ALÜVYON/LIĞ

- ÂLÎZ/Î[Fars.]
( Çifte. )

- ÂLÎ[< ULÜVV] ile ÂLÎ ile ALÎ[< ÂLET]
( Yüce, ulu. | Kişi adı. İLE/< Ebû Tâlib'in oğlu ve Hz. Muhammed'in damadı, dördüncü halife. İLE/< Âlete ait, âletle ilgili. | Yemin edici/eden. )

- ALİ ile ÂLİ
( Kişi adı. İLE Yüce, yüksek. )

- ÂLİ ile ULVÎ

- ALKIŞ ile/ve ALKIŞ
( Padişahlar ve vezirler hakkında, halk tarafından hep bir ağızdan söylenen dua sözleri. Tanzimat döneminde sonlanmaya başlamıştır. İLE/VE El çırpma âdeti, Tanzimat döneminde Avrupa'dan girmiştir. )

- ALKIŞ ile/ve/yerine BİLARDO ALKIŞI
( Elleri, avuç içlerini çarptırarak. İLE/VE/YERİNE Orta parmak ya da yüzük parmağını, baş parmakla birleştirip ve kaydırıp avuç içine çarptırarak. )
( Daha çok/güçlü ses çıkararak. İLE/VE/YERİNE Daha az/güçsüz ses çıkararak. )
( Daha kaba. İLE/VE/YERİNE Daha nazik. )
( Beğeni ve coşkunu daha çok ve doğrudan duyurmak/yansıtmak üzere. İLE/VE/YERİNE Sporcunun odaklanmasına ve derinleşmesine engel olmamak üzere. )

- ALKIŞ ile/ve TEZAHÜRAT

- ALKOL ile STEROL[Fr.]
( ... İLE Hayvanlarda, bitkilerde ve D vitamininde bulunan, genellikle karbon atomlarından oluşan, alkol niteliğinde organik bir madde. )

- ALL READY vs. ALREADY

- ALL TOGETHER vs. ALTOGETHER

- ALL vs. EACH/PER

- ALL WAYS vs. ALWAYS

- ALLAAAH! ile/ve/<> EYVAAAH! ile/ve/<> AAAH!
( Avamın zikri. İLE/VE/<> Salihlerin zikri. İLE/VE/<> Hakk âşıklarının zikri. )

- ALLAH
( VARLIK VE YOKLUĞUN BİRLİĞİ )

- ALLÂH İÇİN değil ALLÂH RIZÂSI İÇİN

- ALLÂH İLE ile/ve ALLÂH İÇİN ile/ve ALLÂH'TAN

- ALLAH ZİKRİ ile/ve YA ALLAH ZİKRİ
( Belirli bir noktadan sonra Allah'a "O" bile demek caiz değildir. )

- ALLAH'A SECDE (ETMEK) ile/ve/<> ÂDEM'E SECDE (ETMEK)
( Namazı/nı edâ etmek. İLE/VE/<> İnsanla buluşmak/birleşmek/anlaşmak. )

- ALLAH'A:
TÂLİB (OLMAK / OLAN/LAR)
ile/ve/<> TÂLİBLERE TÂLİB (OLMAK / OLAN/LAR)

- ALLAH'I BİLMEK ve/<> HADDİNİ BİLMEK

- ALLAH'IN LAFZI değil ALLAH'IN KELÂMI

- ALLAH'IN LAFZI değil ALLAH'IN KELÂMI

- ALLÂH'IN MAKAMI:
NAZ MAKAMI
değil NİYÂZ MAKAMI

- ALLÂH'IN VARLIĞI ile/değil ALLÂH'IN BİRLİĞİ

- ALLÂH'IN VARLIĞI ile/değil ALLÂH'IN BİRLİĞİ

- ALLAH'IN ZÂTINI DÜŞÜNMEK ile/ve/yerine ALLAH'IN ÂSÂR'INI DÜŞÜNMEK

- ALLAH'IN:
EMRİ
ile/ve/||/<> MURADI

- ALLAH'IN:
ZÂT'I
ile/ve SIFATLARI
( Allah'ın zâtı insanda, sıfatı âlemde. )

- ALLAH'TAN FÂNÎ OLMAK ile/ve/||/<>/> ALLAH İLE BÂKÎ OLMAK

- ALLAH, ÇALÂP ile/ve ALLAAAAAAAAHHH
( Fark mahreçte(çıkış yeri). Yani Satır ile Sadır(göğüs)'dan söyleme. Bir sözün ağızın ucundan çıkması, herhangi birşey ya da çok da önemli olmadığı yaklaşımıyla seslendirme. İLE/VE İçten, derinden, yoğun, hissederek, yaşayarak düşünmek, duymak ve seslendirmek. )
( Bir adım senden, benliğinden çık, ikinci adım Allah. )
( Allah kişinin ufkunda değil, derunundadır. )
( Görünecek olsa, ona bile tuzak kurarlar, kurdukları tuzağa da kendileri düşerler. )
( Üzerine konuşulamayan (sözlerin yetmediği) hikmet. )

- ALLAH, DERDİMİZİ ARTIRSIN ile/ve/<> ..., ALLAH DERDİMİZİ ARTIRSIN

- ALLAH:
HÜSN-Ü MUTLAK
ve/ya da HAYR-I MAHZ ve/ya da BAHR-I ÂMÂ

- ALLAH:
LİLAH
ve LAH ve AH ve HU

- ALLÂH ile/ve ÂLEM

- ALLAH ile/ve/<> AŞK
( "Açıkladıkça" gizlenen. İLE/VE/<> Gizledikçe açığa çıkan. )

- ALLAH ile/ve/<> DİN
( [Aklın] Sınırı. İLE/VE/<> Terbiyesi. )

- ALLAH ve GÖNÜL
( Gözünü açan eşyayı, gönlünü açan Allah'ı görür. )

- ALLAH ile HAKK
( Kimlik. İLE Varlık. )
( Allah'a güvenenin yolu, Hakk'tır. )

- ALLÂH ile/ve HIZIR
( Hıdır ile Arapça'da "yeşil" anlamına gelen "ahdar" sözcüğü aynı köktendir. Hıdır, Allah'ta fâni olmuş bir kişinin gözüdür. )

- ALLAH > ISTILÂH
( Allah, kişiyi, ıstılâh eder. )
( Kişi, Allah olmaz! )

- ALLAH ile/ve PEYGAMBER
( Neyin/nelerin yapılmayacağını ve yapılacağını bildiren. İLE Neyin/nelerin, nasıl yapılacağını ve yapılmayacağını bildiren. )

- ALLAH ve RAHMAN ve İNSAN
( KİŞİ/İNSAN: Hak(k)'ı amaç edinen. )
( İsmi. VE Cismi. VE Tezâhürü. )
( İNSAN: Hakk ile Hakk olan, Hakk'ı kendinde bulan. )
( Allah'ın usturlabı, insandır. )

- ALLAH ile/ve/<> RAHMAN ile/ve/<> RAHİM
( Kimlik adı. İLE/VE/<> Varlık adı. İLE/VE/<> Eylem adı. )

- ALLAK BULLAK (OLMAK/ETMEK)

- ALLÂME ile FERİŞTAH

- ALLAYIP PULLAMA

- ALLEGE vs. ASSERT vs. CLAIM vs. RECKON

- ALLEGRO[< İt. Mutlu, sevinçli.] ile ALLEGRETTO
( Hızlı, canlı çalmak/çalınan. İLE Allegro'dan daha yavaş tempoda çalmak/çalınan. )

- ALLEM KALLEM (ETMEK)

- ALLI-PULLU

- ALLIGATOR vs. CROCODILE

- ALLUSION vs. CRITICISM

- ALLUSION vs. DELUSION

- ALLUSION vs. ILLUSION

- ALMAK ile EDİNMEK

- ALMAK ile/yerine EDİNMEK

- ALMAK ile/yerine EDİNMEK

- ALMAK ile/ve KABUL ETMEK

- ALMAK ile/ve/<> ÖĞRENMEK

- ALMAK ile SATIN ALMAK

- ALMANAK değil/yerine/= YILLIK

- ALMANYA, ... ve/||/<> İSPANYA, ...
( ... Hollanda'lıları denize doğru iterek, deniz üzerinden, öteki anakaradakileri sömürgeleştirmelerle ayakta kalmak zorunda bırakmıştır. VE/||/<> ... Portekiz'lileri denize doğru iterek, deniz üzerinden, öteki anakaradakileri sömürgeleştirmelerle ayakta kalmak zorunda bırakmıştır. )

- ALMOST vs. NEARLY

- ALNAÇ/CEPHE
( Bir şeyin ön tarafı/yüzü. )

- ALNI ile/ve KALBİ ile/ve KAPISI AÇIK OLMAK

- ALOHA ile/ve BULA
( [Merhaba!] Hawaii'de. İLE/VE Fiji'de. )

- ALOPESİ
( Kellik. )

- ALOTROPİ
( Ayrı biçimlenme. )

- ALPHORN ile DIDGERIDOO

- ALPİN
( Dağların ağaç sınırının yukarısında kalan, sürekli yeşil çayırlar ile kaplı bölge. )

- ALPİNİZM
( Dağcılık. )

- ALPYILDIZI
( Dağların çok yüksek yamaçlarında rastlanan bir çiçek.[Lat. PARADISIA LILIASTRUM] )

- ALSANCAK (- İZMİR) = PUNTA

- ALT ÇENE DİŞLERİ ile/ve ÜST ÇENE DİŞLERİ
( ... İLE/VE Kökleri daha uzundur. [Yerçekimine karşı koymak üzere böyle olduğu şeklinde yorumlanmaktadır.] )

- ALT ÇENE:
HAYVANLARDA
ile/+/> İNSANDA
( İki yönde hareket eder. [Aşağı/yukarı./Açma-kapama. VE Sağa-sola.] İLE/+/> Üç yönde hareket edebilir.[Aşağı/yukarı./Açma-kapama. VE Sağa-sola. VE İleri-geri.] )
( Yakalama, ısırma. VE Çiğnemeyi sağla(tı)r. İLE/+/> Konuşmayı sağla(tı)r. )

- ALT ÇENE ve ÜST ÇENE
( CÂM-I SÎM[gümüş kadeh][mecaz]: Sevgilinin çenesi. )

- ALT ÇENE ve ÜST ÇENE

- ALT DEĞİŞKE ile/ve ÜST DEĞİŞKE

- ALT DUDAK = ŞEFE-İ SÜFLÂ = LÈVRE INFÉRIEURE

- ALT HAVA YUVARI ile GÖZ YUVARI ile HAVA YUVARI ile ISI/SICAK YUVARI(MAGMA KATMANI) ile IŞIK YUVARI ile İYON YUVARI ile RENK YUVARI ile SU YUVARI ile TAŞ YUVARI ile YER YUVARI
( ... İLE ... İLE ... İLE ... İLE ... İLE Yer gazyuvarındaki atom ve moleküllerin, güneş ışınlarıyla iyonlaştığı, 80-400 km. yükseklikler arasındaki katman. İLE ... İLE 12 km. İLE 150 km. İLE ... İLE 5000 km. )

- ALT KISIM = KIT'A SÜFLÂ = PARTIE INFÉRIEURE

- ALTA SIRALAMA / ALT DİZİNLEME
( SUBORDINATION )

- ALTAR
( Semâvî - Arzî buluşma noktası. )

- ALTBİÇİM
( ALLOMORPH )

- ALTBİÇİMLİK

- ALTERATION vs. IMMEDIATELY ALTERATION

- ALTERATION vs./and CHANGING THE SELF

- ALTERNATE vs. ALTERNATIVE

- ALTERNATİF TIP yerine TAMAMLAYICI TIP

- ALTERNATİF ile OLANAK

- ALTERNATİF ile/ve/değil UZANIM

- ALTERNATIVE vs. CHOICE

- ALTERNATIVE vs. POSSIBILITY

- ALTHOUGH vs. THOUGH

- ALTI ÜSTÜ

- ALTIGEN ile/ve/<> DAİRE

- ALTİMETRE değil/yerine/= YÜKSEKLİKÖLÇER

- ALTIN KAPLAMA ile LAKE

- ALTIN KÖKÜ ile BOYA KÖKÜ ile EĞİR KÖKÜ ile HELVACI KÖKÜ ile MEYAN KÖKÜ ile EK KÖK ile SAÇAK KÖK ile YUMRU KÖK

- ALTIN ORAN ve/<> FIBONACCI SAYILARI/DİZİSİ
( 1.6180339887 ve/<> 0, 1, 1, 2, 3, 5, 8, 13, 21, 34, 55, 89, 144, 233, 377, 610, 987 ... [son iki sayının toplamı alınarak devam edilir] )
( Dizideki ardışık iki sayının oranı, sayılar büyüdükçe Altın Oran'a yaklaşır. )
( MİMARLIK ÜZERİNE ON KİTAP - VITRUVIUS[Marcus Vitruvius Pollio, M.Ö. 80 ile 15] )
( Altin_Oran.mp4 [1] | Altin_Oran2.mp4 [2] )
( )
( Wikipedia'da... http://tr.wikipedia.org/wiki/Altin_oran )
( Okuduğunuz Herşeye İnanmayın: Salyangoz Kabukları ve Fibonacci Sayıları

Kişiler, mucizelere inanmak isterler. Hayatın tamamının mucizelerle dolu olmasını isterler. Her şeyin birbirine kusursuz bir şekilde oturmasını, olaylar, olgular ve sistemlerde hiçbir pürüz olmamasını isterler. Bu, insan türünün beyin yapısı ve çalışma prensipleri düşünüldüğünde anlaşılırdır. Fakat yine de tanıdığımız en karmaşık yapı olan beynimizin, bu kadar basit hatalara düşebildiği gerçeğini göz önünde bulundurarak, etrafımızı incelerken çok daha dikkatli ve gerçekçi olmamız gerekmektedir. Burada, yardımımıza bilimsel yöntem ve analiz metotları koşmaktadır. Çünkü kişiler, kendilerini kandırmaya açıktırlar. Duygularına hemencecik yenik düşerler, bu bakımdan zaafları vardır. Söylediğimiz gibi, her şeyin büyüleyici, her şeyin sıradışı, her şeyin olağanüstü, her şeyin masalsı olmasını isteriz. Ancak doğa kusurludur. Bu kusurları görmezden gelerek bilim üretemeyiz. Çünkü kusurlara bakarak, hataları anlayarak, eksiklikleri fark ederek sistemlerin nasıl çalıştığını, nasıl çalışmaları gerektiğini, neden kusursuz olamayacaklarını anlarız. Hatta bu sayede onları geliştiririz, doğadakilerden daha başarılı sistemler üretebiliriz.

HP, Apple, Netscape Communications gibi birçok büyük teknoloji firmasında yazılım mühendisi olarak görev almış olan, aynı zamanda astronomi, biyoloji, matematik gibi alanlarda araştırmalar yürüten, teknoloji ve bilim yazarlığı yapan, bilimin yayılması için konuşmalara katılan Akkana Peck, deniz kabuklarının matematiği ile ilgili bir araştırma yazısı üzerinde çalışırken ilginç bir gerçekle karşılaşmış. Hikayeyi bilirsiniz: doğada kusursuz bir matematik olduğu, ayçiçeklerinden salyangoz kabuklarına, kol uzunluğumuzdan çeşitli kentlerin bulunduğu coğrafi lokasyonlara kadar her şeyin "özel bir matematik" dahilinde olduğu iddia edilir. Hatta kimi zaman üniversitelerin animasyon birimleri ve grafikerleri bile bunu öyle bir göstermektedirler ki, sanki doğada hakikaten tüm canlıların uyduğu bir matematiksel/geometrik düzen varmış gibi bir algı yaratılır. Kolumuzun toplam uzunluğunun dirseğimizden parmak ucuna kadar olan uzunluğa oranının "altın oran"a uymak zorunda olduğunu sanarız. Deniz kabuklarının ve deniz minarelerinin gerçekten de Fibonacci sayılarına mükemmel şekilde uyduğunu sanar, ayçiçeği tohumlarının kusursuz bir matematiği takip ettiğine inanırız. Bunların hepsi koca bir hatadır. Akkana Peck bu gerçekle yüzleşmesini şöyle anlatıyor:

"Bir arkadaşımın üniversitedeki matematik dersine Fibonacci sayılarıyla ilgili bilgi vermek üzere davet edilmiştim. Daha lisedeyken Fibonacci sayıları üzerine araştırmalar yapmaya başlamıştım ve onların büyüyen bir şehrin güç istasyonlarını planlamada nasıl kullanıldığını incelemiştim. Tüm bunları o derste anlatacaktım, dolayısıyla araştırmalarımda bulduğum tüm görselleri bulmaya ihtiyacım vardı. Bilirsiniz, çam kozalaklarındaki, çiçeklerin yapraklarındaki, ağaçlardaki dallanmalardaki matematiksel oranları, Altın Oran'ı, Fibonacci/Altın Spiralini, vb. doğadaki matematiği gösteren görsellere ihtiyacım vardı. Örneğin bir Nautilus kabuğunun nasıl harika bir şekilde Fibonacci sayılarına uyduğunu göstermeyi istiyordum.

Çam kozalaklarını topladım, bazı fotoğraflar çektim, slaytlar hazırladım ve iş, altın orana uyan spiralleri göstermeye geldi. Ufak bir GIMP metni hazırlayarak bilgisayarımın otomatik olarak Fibonacci spiralini oluşturmasını sağladım. Sonrasında, bir odacıklı Nautilus fotoğrafı aramaya başladım. Amacım, bu spirale ne kadar kusursuz şekilde uyduğunu göstermekti. Sonunda Wikipedia'dan harika bir örnek buldum. GIMP içerisine yapıştırdım ve üzerine altın spirali çizdim. Sonrasında ise birbirine uydurmak üzere boyutlarla oynamaya başladım. İmkansızdı. Hiçbir şekilde spiral, kabuğun şekline uymuyordu!

Ne kadar çabalarsam çabalayayım, hiçbir şekilde kabuk ile spirali uyduramadım. Ben de Google Images'ı kullanarak daha fazla kabuk fotoğrafı bulmaya çalıştım. Bulduğum hiçbir kabuk spirale uymuyordu! Hatta Fibonacci sarmalına yaklaşamıyordum bile!"

Akkana Peck, bu konuda yalnız değildir. Başlangıçta sözünü ettiğimiz düşünceler, halk arasına o kadar yerleşmiştir ki, bizim matematiğimizden doğan bazı oranların doğada halikulade bir şekilde olması gerektiğini sanarız. Evet, bu oranlar kabaca doğadaki organizmaların yapılarında rastlanabilir. Aslında bunda şaşılacak bir şey yoktur. Örneğin Fibonacci sayıları dediğiniz sayılar, kademeli olarak bir önceki toplama eklenerek artan sayılardır. Bir deniz minaresi kabuğu da, bir önceki zaman diliminde üretilen kabuk miktarının üzerine konarak arttığı için, elbette, ister istemez Fibonacci sayıları dediğimiz sayıya uyacaktır. Bir ayçiçeğinin tohumları, merkezden başlayıp etrafa yayılır. Altın spiral de, belli bir merkezden başlayıp etrafa yayılan çizgilerden elde edilir. Dolayısıyla ikisinin birbirine uyması kaçınılmazdır. Bizler bu oranları tanımlarız. Bu oranlar, gökten inmezler. Eğer doğada, bu oranları tanımladığımız temele uyan bazı sistemler varsa, o sistemlerin sonucunda yine bu oranları görmemiz son derece anlaşılırdır. Hatta bu, kaçınılmaz bir sonuçtur.

Daha açık bir örneği şöyle verebiliriz: tüm sayı sistemleri etrafımızda kendini tekrar eden objeleri kategorize ederek gelişmiştir. 1, 2, 3 gibi sayılar, aslında kategorizasyon amacı taşır. Tek olan bir olguya "1" deriz. Kendini tekrar ediyorsa, bu sayıyı arttırırız. Sayılar böyle oluşmuştur. Tüm matematik, bunun üzerine inşa edilmiştir. Dolayısıyla matematiği, doğadaki sistemleri tanımlamak için, doğadaki sistemlere bakarak geliştirdik. Örneğin matematikteki "türev" denen işlem, "değişim miktarını" verir. Dolayısıyla etrafımızda düzenli olarak değişen şeylere bakıp, türev hesabına uymalarına şaşıramayız. Ancak nedense bu matematiksel unsurların adı "altın oran" veya "Fibonacci sayıları" gibi daha havalı isimler olunca, sanki özel bir anlamları varmış zannedilir. Halbuki tıpkı türev, integral, vb. matematiksel hesaplamalar gibi, bu oranlar da doğaya bakarak inşa ettiğimiz sistemlerin ürünüdür. Doğadaki sistemlerde bu matematiksel izleri görmemizde şaşılacak bir taraf yoktur.

Ancak sorun bu da değildir. Sorun, doğada bu oranlara uyduğu iddia edilen birçok sistemin, daha fazla sayıda veriyle gözden geçirildiğinde, bu oranlara hiç de uymadığını görmemizdir. Örneğin spesifik bir kişinin omuz-kol uzunluğunu, dirsek-kol uzunluğuna böldüğünüzde 1.618'e çok yakın bir sayı elde edebilirsiniz belki, ki bu "altın oran" olarak bilinir. Ancak 100 kişinin kolunu ölçtüğünüzde, bu orandan ciddi anlamda sapma olduğunu görürsünüz. Belki ortalamaları gene altın orana yakın olacaktır; ki bu son derece anlaşılırdır, çünkü bu oranların doğa yasalarının tanımından kaynaklandığı düşünülmektedir. Örneğin kütleçekiminin bir cismin yerden yüksekliğine etkisinin, ağırlıkla sınırlandırılmış olmasından ötürü birçok uzunluğun altın orana uymak zorunda olduğu düşünülmektedir ve bu konuda araştırmalar sürmektedir. Altın oran, sonradan keşfedilen bir özellik değildir. Doğada var olan oranlardan çıkarılan bir özelliktir. Eğer ki etrafımızda altın orana uyan obje sayısı gerçekten çok fazlaysa, beynimizin de bu oranı daha hoş görecek şekilde evrimleşmesi kaçınılmaz bir sonuçtur.

Science News'de yayınlanan bir makalede deniz kabuklarının spiralleri ele alınmıştır. 1999 yılında emekli matematikçi Clement Falbo San Francisco'da bulunan Kaliforniya Bilim Akademisi'nde bir dizi Nautilus kabuğunun ölçümünü yaptı. Bulguları ilginçti: evet, kabuklar altın spiral gibi logaritmik bir seriyi takip ediyordu. Ancak kabukların oranı 1.24 ila 1.43 arasında değişiyordu. Ortalama oranları ise 1.33'e 1'di! Bu, 1.618 civarında olması beklenen altın orana yakın bile değildi!

Sonradan, 2002 yılında aynı sorunu John Sharp da fark etti. Ancak matematikçilerin bu bulgularına rağmen halk arasında halen bu oranların canlıların yapısını %100 yönettiği ve bu canlıların vücutlarının bu oranlara %100 uyduğu gibi saplantılı bir sanrı bulunmaktadır. Sharp şöyle söylüyor:

"Bu yanlış iddiayla ilgili en ilgi çekici olan şey, ne kadar yaygın olduğudur. Hatta bu konuları daha iyi bilmeleri gereken matematikçiler bile bu hataya düşmektedirler. İşte bu, neden geometrinin daha geniş olarak ve sıradan olmayan bir şekilde öğretilmesi gerektiğini göstermektedir. Sadece geometri de değil, şekiller ve oranların görsel estetiği de düzgün öğretilmelidir."

Burada son olarak şu sorun doğmaktadır: bir sayı, bir diğerine ne kadar yakın olursa, tamamen uyduğu söylenilebilir? Yukarıdaki sayılar arasındaki fark matematiksel olarak barizdir. Dolayısıyla 1.33 sayısını gidip de "1.618'e çok yakın, dolayısıyla bu canlılar altın orana uyuyorlar." dememiz mümkün değildir. Daha önce de söylediğimiz gibi, spirallerin büyüme tipinden ötürü buna benzer bir orana uyması kaçınılmazdır. Eğer doğadaki bir sistemin, belli bir orana uyduğunu iddia edeceksek, ondalık basamağından sonraki en az 2-3 adet değerin o orana birebir uymasını bekleriz. Örneğin pi sayısını kullanırken 3.14 olarak almak yeterlidir. Daha fazlası hesaba dikkate değer bir katkı sağlamaz (ancak dahasını eklerseniz hesabınızın isabetliliği artar). Daha azı ise kabul edilmez, çünkü çok yüksek hata payı demektir. Benzer şekilde, Dünya'nın yerçekim ivmesini 9.81 almak kabul edilebilirdir; ancak 10'a yuvarlamak ilkokul düzeyinde bir hesap yapılmıyorsa kabul edilemez. Benzer şekilde, bir sistemin altın orana uyduğu iddia ediliyorsa, o sistemden aldığınız oran en azından 1.62 civarında olmaldır ki genelde doğrudan 1.618'e uyması beklenir. Ancak 1.3 gibi bir sayının 1.618'e yakın olduğunu, dolayısıyla sistemin "altın orana kusursuz şekilde uyduğunu" söylemek akıl, bilim ve gerçek dışıdır. )

- ALTIN ORAN ve/||/<>/> TEKRARLAYAN ALTIN ORAN

- ALTIN ORAN ve YAŞAMSALLIK

- ALTIN ZEHİRLİ OK KURBAĞASI ile KARA AYAKLI OK KURBAĞASI
( Dünyanın en zehirli kurbağası. İLE Dünyanın ikinci en zehirli kurbağası. )
( Adını, zehirlerini kamışçıkların ucundaki oklara bulayan yerliler vermiştir. [Şişe kapağı kadar ölçüdeki zehirle 10 kişiyi/insanı ya da 20.000 fareyi öldürebilecek kadar zehirlidir] )
( Kimi zaman nane yeşili, kimi zaman sarıdır. İLE Parlak turuncu ya da sarı renkte bir gövdesi, deniz mavisi bacakları vardır. )
( Keşfeden, Kaptan James Cochrane. [1823] İLE ... )
( APOSEMATİZM: Uyarı işareti. [Kurbağa ne kadar güzelse o kadar tehlikelidir.] )

- ALTIN ZEHİRLİ OK KURBAĞASI ile SEMENDER[Fars. < Yun.]/SALAMANDRA[Fr.]
( ... İLE Kurbağagillerin kuyruklu takımından bir hayvan. | Ateşte yaşar [ateşte yanmadığına hatta ateşi söndürdüğüne inanılan] bir masal hayvanı. )

- ALTIN(PARA) ile/ve/değil/yerine/||/<> SÖZ/KELÂM
( Doğada. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> İnsanda. )

- ALTIN:
SAF
ile/ve/değil/<> SOM
( Sade(ce) altın. İLE/VE/DEĞİL/<> Altınla dolu. )

- Altına-Üstüne bak da KONUŞ!!!

- ALTIN[Au] ile BAKIR[Cu]
( 118 Element Arasında Neden Altın Bu Kadar Değerli? )

- ALTIN ile BUNDUKÎ[Fars.]
( ... İLE Bir altın para. [Türkçe'de "Fındık altını" denilen Bundukî adı, Venedik şehrinin Arapça adı olan Bundukiyye'den gelmiştir.] )

- ALTIN ve CIVA
( Civa, altının kardeşidir. )

- ALTIN ile/ve FLORİ[İt.]
( ... İLE/VE Altın para. )

- ALTIN ile GULDEN
( ... İLE Hollanda altını. )

- ALTIN ve GÜMÜŞ
( Atom numarası 79, atomik kütlesi 196.97, ergime noktası 1064,76 ºC, kaynama noktası 2807 ºC, yoğunluğu 19.32 g/cm³, doğal olarak %100 bollukla 197 kütle numaralı [Au¹97;] kararlı izotopu biçiminde bulunan, 1.38MeV, ߯ ve 412keV gama ışınları yayınlayan, 2.7 gün yarılanma süreli 198 kütle numaralı radyoaktif izotopu [Au¹98;], tıpta, karaciğer sintigrafisinde kullanılan, havadan etkilenmeyen, sadece klor ve brom ile tepkimeye giren, dövülüp haddelenmesi kolay olduğundan dolayı kolay işlenebilen ve 10¯4 mm. kalınlığında yaprak haline getirilebilen, bazlarda ve hiçbir asitin tek başına etkileyemediği/çözündüremediği ancak hidroklorik ve nitrik asitlerin kral suyu denilen karışımında çözünen, yüksek değerli [1 ve 3 değerlikler alan], paslanmaz, parlak sarı renkli soy metal. [Au] VE Atom numarası 47, atomik kütlesi 107.88, yoğunluğu 10.5 g/cm³, ergime sıcaklığı 960ºC, kaynama sıcaklığı 1950ºC, kütle numarası 99-122 arasında yapay radyoaktif izotopları olan, ancak Ag¹07;[%51.35] ve Ag¹09;[%48.65] bolluk oranlarıyla doğal olarak bulunan, 107 ve 109 kütle numaralı kararlı izotopları, sırasıyla 30b ve 84b etki kesitleriyle nötron yakalayarak, kısa yarı ömürlü, her ikisi de gama ve beta yayınlayarak bozunan Ag¹08; ve Ag¹10; radyoizotoplarına dönüştüğünden, nötron ölçümünde kullanılan fosfat camların etkinleştirilmesinde kullanılan, parlak, paslanmaz beyaz bir metal öğe. | En iyi iletkendir. )
( HACEREYN: İki taş. )

- ALTIN ile/değil HELYODOR[Fr.]
( ... İLE/DEĞİL Altın sarısı renginde, berilden oluşan, kuyumculukta kullanılan bir taş. )

- ALTIN ile KOİNAJ
( ... İLE %90 Altın[Au] ve %10 Bakır[Cu] içerir. )

- ALTIN ile KREMİÇ
( ... İLE Avusturya altını. )

- ALTIN ile/değil PENES[Macarca]
( ... İLE Süs olarak kullanılan, ziynet altını taklidi, sarı tenekeden pul. )

- ALTIN yerine PUL(HİMÂRÎ MANIR)

- ALTIN ile TİLLE[Fars.]
( ... İLE İşlenmemiş altın. )

- ALTIN ile YALDIZ
( ... İLE Eşyaya, altın ya da gümüş görünüşü vermek için kullanılan, sıvı ya da yaprak durumundaki altın, gümüş ve bunların taklidi olan madde. | Bu madde ile eşyalara yapılan süs. | Aldatıcı dış görünüş, göz boyama. )

- ALTIN ile ZER-İ MAGRİBÎ[Fars.]
( ... İLE Saf/hâlis ve iyi altın. )

- ALTIN ile ZERİK
( Eski İran'da, Dariüs devrinde bastırılmış altın para. )

- ALTIPLANO:
BATI CORDILLERA
ile/ve/<> DOĞU CORDILLERA
( Bolivya'nın Güneybatı'sındaki dağlık bölgede yer alan Altiplano, ülkenin Güneybatı'sı boyunca uzanarak, And Dağları'nı iki kola ayırmaktadır.[Rüzgâra açık, soğuk ve yüksek bir bölge olmasına karşın, ülke nüfusunun 3/4'ü bu bölgede yaşamaktadır.][Başkenti La Paz ve Oruro gibi ülkenin tüm büyük kentleri, bu bölgede kurulmuş.][Bolivya'ya, "Republica del Altiplano(Yüksek Plato Cumhuriyeti)" da denilmektedir.] )

- ALTIPLANO ile LA PAZ
( ... İLE Bolivya'nın başkenti La Paz, Altiplano'dan 434 m. düşük rakımda kurulmuş olması nedeniyle, soğuk dağ rüzgârlarına karşı nispeten daha korunaklıdır. )
( ... İLE Güney Amerika'nın, güneşe en yakın kenti ve dünyanın en yüksek başkentidir. )
( ... İLE Yüksek rakım nedeniyle, La Paz'a giden turistler halsizlik çekmektedirler.[La Paz'a gidip de, yükseltinin yarattığı hastalıktan dolayı ölen diplomatların gömüldüğü bir "Büyükelçi Mezarlığı" da varmış.] )
( ... İLE Deniz seviyesinden yükseklik, kentin bir bölümünde 4000 m.'ye yakın, öbür bölümünde ise 3200 m. kadar. Yani, aradaki fark yaklaşık 1 km. Bu yüzden, sıcaklık ve bitki örtüsünde olduğu kadar, ekonomik ve toplumsal etkinliklerde de büyük farklılıklar görülüyor. Düşük gelirli ailelerin yaşadığı mahalleler ve sanayi bölgesi, yüksek kesimlerde; orta halli ailelerin yerleşim bölgeleri ise daha alçak olan kesimde yer alıyor. Ama arada ters bir orantı var. Zenginlik arttıkça, "aşağılar" tercih ediliyor. La Paz'da, "yukarıdakiler"in sayısı, "aşağıdakiler"den çok fazla. Yani yoksulluk, "zirve"ye ulaşmış durumda. )

- ALTIPLANO ve/<> VALLES ve/<> ORIENTE
( Bolivya'nın, üç yerleşim bölgesi.[Dünyanın en yüksek yerleşim alanı.][3600 - 3800 m.] )

- ALTI ile ALTI
( Rakam. İLE Bir nesnenin tabanı. )

- ALTLI ÜSTLÜ

- ALTRUİZM değil/yerine/= ÖZGECİLİK | BEN DÜŞMANLIĞI

- ALTÜST (ETMEK, OLMAK)

- ALTYAPI ile/değil ÜSTYAPI
( Üstyapıyı şekillendirir. İLE/DEĞİL Altyapıyı değiştirir. )

- ALUMİNA ile ALUMİNAT ile ALUMİNİT ile ALUNİT

- ALÜMİNYUM FOSFAT ile PEGANİT[Fr.]
( ... İLE Hidratlı, doğal alüminyum fosfat. )

- ALÜMİNYUM ile/değil GALYUM
( ... İLE/DEĞİL Çok seyrek bulunan, alüminyumu andıran, yoğunluğu 5.9, atom ağırlığı 69.72 olan, 29.8 °C'de ergiyen öğe. [simgesi: Ga] )

- ALÜMİNYUM ile/değil/yerine KARBON

- ALÜMİNYUM ile/ve/değil/yerine KARBON

- ALÜVYON[Fr. ALLUVION] değil/yerine/= LIĞ

- AL ile AL ile Al.
( Aldatma, dek, dolap, hile. İLE Kırmızı, kızıl, kanın rengi. | Kırmızı renkte olan. | Dorunun açığı, kızıla çalan. | Yüze sürülen pembe düzgün, allık. İLE Alüminyum'un simgesi. )

- ÂL ile ÂL ile ÂL[< ULÜVV]
( Hîle, düzen, dek. İLE Aile. | Evlât. | Sülâle. İLE Yüce, yüksek. )

- AL ile/ve/değil/yerine /||/<>/< AS
( )
( [gereksinimin] Varsa. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Yoksa. )

- AL ile KIRMIZI

- ÂMÂ
( ALTINDA VE ÜSTÜNDE HAVA BULUN(MAY)AN BULUT )

- ÂMÂ-İ MUTLAK ile/<> ÂMÂ-İ İZÂFÎ
( HİCÂB-I CELÂL: Mutlak körlük. )

- AMA/UMA ile/ve LAMA
( Japon Buda rahipleri. İLE/VE Tibet Buda rahipleri. )

- AMABİLE[İt.]
( Bir parçanın, sevimli ve cana yakın çalınacağını anlatır. )

- AMAÇ:
AYRICALIK
değil/yerine HİZMET

- AMAÇ:
BİRLİK
ve/<> BÜTÜNLÜK

- AMAÇ ile ARAÇ

- AMAÇ ile/ve/değil/yerine ARAÇ
( Araç, amaca/sonuca yönelik çabanın içinde kullanılanların/ uygulananların her bir ayrı işlev parçası ve/veya bütünü. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Amaç, aracın/araçların devrede oluş süreçlerinin tamamlanmış olduğu sonuç. )

- AMAÇ ve/||/<>/> BİLİM
( Anlam doğar. VE/||/<>~> Açıklama sunar. )

- AMAÇ ve COŞKU

- AMAÇ ve/||/<>/> DEĞER

- AMAÇ ile/ve DİN

- AMAÇ ile/ve/değil/<> GEREKSİNİM

- AMAÇ ile/değil KASIT

- AMAÇ ile/ve SONUÇ

- AMAÇ ile/ve/değil/||/<>/< YEĞLENİLİRLİK/TERCİH EDİLİRLİK

- AMAÇ ile/ve/değil/||/<>/> YÖNELİM

- AMAÇ ile/ve YÖNTEM
( YÖNTEM ARAYIŞLARI - SARTRE kitabını okumanızı salık veririz. )

- AMADİNDA
( Afrika müziğine özgü, ağaç gövdelerinden yapılan bir tür ksilofon. )

- ÂMÂK[Ar. < MAAK/MAUK]
( Göz pınarları. )

- ÂMÂK[Ar. < MAAK/MAUK] ile A'MÂK[Ar. < UMK]
( Göz pınarları. İLE Derinlikler. )

- ÂMÂL[< EMEL]
( ÜMİTLER, DİLEKLER, İSTEKLER )

- Aman diyeyim SUS!!!

- Amansız KONUŞ!!!

- AMAN ile/ve MEDED
( Hz. Muhammed. İLE/VE Hz. Ali. )

- AMARULA
( Meyvesinde alkol oluşan/bulunan ağaç/meyve. )

- AMASYA KÖPRÜLERİ'Nİ

- AMASYA ile AMASRA
( Orta Karadeniz'de. [Çorum - Merzifon - Amasya] İLE Batı Karadeniz'de. [Zonguldak - Bartın - Amasra] )

- AMATÖR TUTUM ile ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK

- AMATÖR/LÜK ile PROFESYONEL/LİK
( Genel kabul ile tanımlanan. )
( Sanatta, tam tersi! )

- AMATÖR ile AZ ANLAYAN

- AMATÖR değil/yerine/= ÖZENGEN

- AMATÖR ile/ve/= PES ETMEMİŞ AMATÖR/PROFESYONEL

- AMAZON IRMAĞI ve/||/<> ORNACO IRMAĞI

- AMAZON[Lat.]
( Memesiz. )

- AMAZON ile/ve/<> GOOGLE ile/ve/<> FACEBOOK ile/ve/<> MICROSOFT ile/ve/<> APPLE ile/ve/<> ORACLE
( )

- AMÂ ile A'MÂ
( Körlük, görmezlik, manevi körlük, bilgisizlik. | Yağmur bulutları. İLE Kör. | Bilgisiz/cahil. )

- AMA ile ÂMÂ
( Fakat. İLE Görmez, kör. )

- AMA ile ANCAK

- ÂMÂ ile KÖR

- ÂMÂ ile KÖR
( Köre renk, sağıra ahenk olmaz! )

- AMBALAJ ile/ve/değil EŞİK

- AMBARGO ile SANSÜR

- AMBARLAR ile AMBARLI
( Cevizlibağ - Zeytinburnu'nda. İLE Avcılar'da. )

- AMBAR değil ANBAR

- AMBAR ile SARPIN
( Tahıl kuyusu, zahire ambarı. )

- AMBAR ile YARIM AMBAR
( Yapı yerinde kum, çakıl gibi maddeleri ölçmekte kullanılan, kenarları 75 cm. olan küp biçiminde ölçek. Eni, boyu, 1'er m., yüksekliği 42 cm. olan ambarlar da kullanılmaktadır. | Bu ölçeğin hacmi, 0,422 m³, 2,5 ambar yaklaşık 1 m³'tür. | Depo. İLE Kenarları 60 cm. olan küp biçiminde ambar. )

- AMBIGUOUS vs. DIM vs. OBSCURE vs. UNLUCID VAGUE

- AMBLEM değil/yerine/= BELİRTKE

- AMBLEM ile LOGO
( Çizgi ve resimle yapılan işaretler. İLE Bir ürünün, şirketin ya da hizmetin adının, harf ve resimsel öğeler kullanılarak simgeleştirilmesidir. )

- AMBLEM değil/yerine/= SİMGE, BELİR(TK)GE

- AMBOLİ/EMBOLİZM
( Yabancı bir madde kütlesinin damarları tıkayarak kan akımını engellemesi. )

- AMBULANCE değil AMBULANS

- AMBULANS SİRENİ ile POLİS SİRENİ ile İTFAİYE SİRENİ

- AMBULANS değil HASTA TAŞIMA/NAKİL ARACI

- AMCA-DAYI/EMMİ-DAYI

- AMCA ile/ve BABA
( [Biyolojik açıdan] Babayla kardeşlik bağlantısı olan eril gövdeli kişi/ye verilen ad. İLE/VE Testislerinde oluşan spermler aracılığıyla dünyaya gelinen kişi. )

- AMCA ile/ve/< DAYI[< TAGAY]
( Babayla kardeşlik bağlantısı olan eril gövdeli kişi/ye verilen ad. İLE/VE Anneyle kardeşlik bağlantısı olan eril gövdeli kişi. )

- AMEL
( NİYETİN TEZAHÜR ETMİŞ HALİ )

- Âmel et ve KONUŞ!!!

- AMEL-İ SÂLİH ile/ve/||/<> TAKVÂ

- AMELE[< ÂMİL] ile HAMELE[< HÂMİL]
( İşçi, emekçi, ırgat, amel eden. İLE Taşıyanlar, kaldıranlar. )

- AMELE ile FAİL

- AMELÎ FELSEFELER:
HULKÎ SAN'AT
ile/ve SİYÂSET

- AMELİNE GÜVENMEK ile/ve/değil/yerine ALLAH'A GÜVENMEK

- AMELİYAT

- AMELİYAT:
DA VINCI İLE
ile/değil/yerine OLAĞAN
( "Robotik Cerrahi Gerçekten Üstün mü? - Ahmet Rasim Küçükusta" yazısını okumak için burayı tıklayınız... )

- AMELİYAT:
GÖVDEDE
ile/ve/<> ZİHİNDE
( Uyutmak gerek. İLE/VE/<> Uyandırmak gerek. )

- AMELİYATIN BAŞARILI GEÇMESİ ile/ve (fakat) HASTANIN ÖLMESİ

- AMEL ile/ve EMEK
( Dünyalık için. İLE/VE Ahiret için. )

- AMEL ile FİİL
( Sıfatla birlikte kullanılır. İLE Hareketin dışına çıkmak. )
( İnsan amel eder. İLE Allah'ın fiili vardır. )

- AMEL ve/<> İMAN

- AMEL ile/ve/> KİBİR

- AMEL ile UYGULAMA(TATBİK)

- AMENTIFÈRES = SEBLÎYE

- AMERICAN ENGLISH - BRITISH ENGLISH

- AMERİKA ARMUDU(AVOKADO) ile ÇAKAL ARMUDU ile DAĞ ARMUDU ile HİNT ARMUDU
( Defnegillerden, Amerika'da yetişen bir ağaç. | Bu ağacın, armuda benzer yemişi. İLE ... İLE ... İLE ... )

- AMERİKA BADEMİ ile HİNT BADEMİ ile TAS BADEMİ

- AMERİKA BİZONU ile AVRUPA BİZONU, BONNACON, VAHŞİ İNEK
( Dışkılarını, 70 metrenin üzerinde bir mesafeye püskürterek kendilerini savunurlarmış. [Ortaçağ dönemine ait metinlerden] )

- AMERİKA ELMASI ile DAĞ ELMASI ile DEVE ELMASI ile FİL ELMASI ile KİRAZ ELMASI ile PAMUK ELMASI ile LÜBNAN ELMASI[TUFFÂH-İ LÜBNÂN] ile YER ELMASI/BADAT/TUFFÂH-ÜL-ARZ[Ar.]

- AMERİKA KARAAYISI ile ASYA KARAAYISI

- AMERİKA ÜZÜMÜ ile AYI ÜZÜMÜ ile BEKTAŞÎ ÜZÜMÜ ile ÇAVUŞ ÜZÜMÜ ile DENİZ ÜZÜMÜ ile KÖPEK ÜZÜMÜ ile KUŞ ÜZÜMÜ ile TİLKİ ÜZÜMÜ

- AMERİKA VİZONU ile AVRUPA VİZONU
( ... İLE Avlanma sırasında, nabızları, dakikada 300 kez atabilmektedir. )

- AMERİKAN TİMSAHI ile TİMSAH
( Tatlı suda yaşarlar. İLE Bazıları tuzlu suda yaşarlar. )
( Karada saldırgan değildir. İLE Büyük ve saldırgandır. )
( Tek çenelerini kullanırlar. İLE İki çenelerini de kullanırlar. )
( ... İLE Daha uzun ve daha dar burunları vardır. Gözleri daha öndedir. Dördüncü dişleri alt çeneden dışarı taşar. )
( Mide özsularında, demir ve çeliği eritmeye yetecek kadar hidroklorik asit vardır. )
( ARCHOSAURIA: Timsahları, dinozorları ve kuşları içeren sürüngen öbeği. )
( ARCHOSAURIA: Timsahları, dinozorları ve kuşları içeren sürüngen öbeği. )
( CAYMAN[Amazonlar'da] ile ... )
( [kökeni/etimolojisi] EL LAGARTO DAS INDIAS[İsp. Hint kertenkelesi] ile KROKODEILOS[Yun.]: Kertenkele. [İlk kez Heredot kullanmıştır.] )
( Timsah | Timsah | Timsah )
(
Tarihin en büyük timsahı. [Avustralya, 1957. boyu 8,6 m.] )
( Yaşamları boyunca, 2000 civarında diş değiştirirler. İLE ... )
( Anne timsahlar, yuvalarındaki yumurtaların üstünde yatma olanağı bulamazlarsa yumurtaların serin ortamda büyümesiyle dişi timsahlar çıkıyor. Üzerlerinde yatma olanağı bulurlarsa yumurtaların sıcak ortamda büyümeleri sonucunda eril timsahlar çıkıyor. )
( 68 dişleri vardır. )
( Timsahlar, terlemez. )

- AMERINDIAN
( Güney Amerika yerlileri. )

- AMFİBOL[Yun.] ile HORNBLENT[Alm.]
( Piroksenlere yakın, siyah/esmer, yeşil renkli bir silikat grubu. İLE Doğal alüminyum, kalsiyum, demir ve magnezyum silikatından oluşmuş, koyu yeşil ya da kara renkte, parlak bir amfibol türü. )

- ÂMÎ
( "Aşağı tabaka"dan olan. )

- AMIDA[Jap.] = Amitabha[Sansk.]

- AMİDA[Japonca](AMİTABHA[Sansk.])
( Arık Ülke'yi yönettiği varsayılan Buda'nın adı. Öyküye göre önceleri bir kralken tahtını bırakıp kaçınık derviş yaşamını benimsemiş, Bodhisattva'lık yeminleri etmiş. Bu yeminlerden birine göre adını içtenlikle anan herkesin ölümünden sonra "Arık Ülke"de tekrardoğumunu sağlamadıkça, en yüksek aydınlanmaya ulaşmamaya and içmiş. bkz. Jodo )

- AMİDA ile/ve NAMAZ
( Yahudilik'te. İLE/VE İslâm'da. )
( 3 rekat. İLE/VE 5 rekat. )

- AMİGDALA ÇEKİRDEK ile/ve/||/<> PREFRONTAL KORTEKS

- ÂMİL KUVVET ile/ve FAİL KUVVET
( Etken. İLE/VE Etkin. )

- AMİLAZ
( Nişastayı parçalayarak şekere çeviren bir enzim. )

- AMİNO ASİT ile PEPTİD
( Proteinlerin yapı taşları niteliğindeki organik asit. İLE İki ya da daha çok amino asitten oluşan protein bileşiği. )

- AMİN[< Fr. AMONYAK] ile ÂMİN[Ar. < İbr.]
( Amonyaktaki hidrojen yerine tek değerli hidrokarbonlu köklerin geçmesiyle oluşan ürünlerin genel adı. İLE "Allah kabul etsin" anlamında, duaların arasında ve sonunda kullanılır. )

- ÂMİN ile/ve ALLAH ALLAH
( Dua sonrası zikredilen. İLE/VE Alevî ve Bektâşî'likte dua sonrası zikredilen. )

- AMİN ile ÂMİN
( Kimya terimi. İLE Dua. )

- AMİP[Yun.] ile ÖGLENA[Fr.]
( Amipler takımından, gövdesinin biçim değiştirmesiyle oluşan geçici kollar ya da ayaklar üzerinde sürünerek yer değiştiren, tatlı ve tuzlu sularda yaşayan tek gözeli canlı. İLE Tatlı sularda yaşayan, kamçı biçimindeki uzantısı ile devinen, mekik biçimindeki tek gözeli canlı. | Botanikçilerin bitki, zoologların hayvan kabul ettiği canlı. )

- AMİRAL ile VİSAMİRAL[Fr.]
( ... İLE Amiralden bir rütbe aşağıdaki deniz subayı. )

- AMİR ile/ve MEMUR

- ÂMİR ile/ve MEMUR/BUYRUK/İŞYAR[dil devriminin ilk yıllarında]

- AMME ZİRAİ[Ar.] ile KERAH
( 100 eski parmağa eşit olan, eski bir uzunluk birimi. İLE Amme zirai'nin 1/32'sine eşit, eski bir uzunluk ölçüsü. )

- AMONG vs. BETWEEN

- AMONYAK/NIŞADIRRUHU ile/ve/<> NIŞADIR[Fars.] ile/ve/<> NIŞADIRKAYMAĞI
( ... İLE/VE/<> Amonyak tuzu. İLE/VE/<> Amonyum karbonat. )

- AMORE ve/||/<>/< MORE ve/||/<>/< ORE ve/||/<>/< RE
( Sevgi/Aşk. VE/||/<>/< Ahlâk. VE/||/<>/< Söz. VE/||/<>/< Eylem. )

- AMORTİSMAN değil/yerine/= YIPRANMA PAYI

- AMOZON değil AMAZON

- AMPER[< AMPÈRE (Fizikçi)] ile/ve OHM/OM
( Elektrik akımında yeğinlik/şiddet birimi. İLE/VE Elektrik direnci. )

- AMPER ile MİKROAMPER
( ... İLE Amperin, milyonda birine eşit akım şiddet birimi. )

- AMPER ile VOLTAMPER[Fr.]
( ... İLE Dalgalı gerilimde, 1 voltluk bir gerilim altında, 1 amperlik bir akımın ürettiği güç birimi. )

- AMPİRİK ile EMPİRİK
( İkisi de aynı anlamda fakat seslendirilişleri kişilerin tercihine göre değişiyor. )

- AMPLİFİKATÖR değil/yerine/= YÜKSELTEÇ
( Alçak ya da yüksek frekanslı akımların, yararlı etkilerini artırmaya yarayan araç. )

- AMPLITUDE
( Genlik, dalganın en yüksek noktası~sıfır noktası arasındaki nicelik. )

- AMPLITUDE MODULATION (AM)
( Genlik modülasyonu, taşıyıcı dalganın genliğini, ses gibi iletilecek sinyallerin genliğine ve sıklığına uygun olarak değiştirme. )

- AMSTERDAM ile BARSELONA ile PARİS ile NEW YORK ile DUBAİ
(







)

- AMUTAYUS
( Taş Buda heykelciği. )

- ÂMÛT[Fars.] ile AMUT[Ar.]
( Yalçın kayalarda ve yüksek yerlerde bulunan kuş yuvası. İLE Dikme, direk, sütun. )

- ÂMÛT[Fars.] değil/yerine/= KUŞ YUVASI
( Yalçın kayalarda ve yüksek yerlerde bulunan kuş yuvası. )

- AMU ile/ve/= DALTON
( AMU ve DALTON aynı birimdir. )
( Nötron ve protonun kütleleri yaklaşık bir dalton'dur. [Bir elektronun kütlesi nötron ya da protonun kütlesinin 1/2.000'i kadar olduğu için, atomun toplam kütlesi hesaplanırken, bu miktar ihmal edilir.] )
( DALTON YASASI: Bir ideal gaz karışımının toplam basıncı, karışımı oluşturan gazların kısmî basınçlarının toplamına eşittir. )

- AM ile ÂM[çoğ. A'VÂM] ile AMM[çoğ. AMMÂT] ile ÂMM[< UMÛM] ile HAMM
( Sevgi. | İstek, istemek, istenilen. | Dişillik örgeni, vajina. İLE Yıl, sene. İLE Amca. İLE Genel/umûmî, herkese ait. İLE Şiddetli hararet. )

- AN be AN SUS!!!

- ÂN ve MEKÂN ile/ve/||/<> ZAMAN ve ZEMİN

- AN'ANÂT ile ANÂNET
( Gelenekler, rivâyetler. İLE Eşeysel güçsüzlük, iktidarsızlık. )

- AN'ANE ile/değil ANNEANNE
( Gelenek. İLE/DEĞİL Annenin annesi. )

- ÂN-BE-ÂN
( Gittikçe, yavaş yavaş. )

- ÂN-I DAİM
( GÜNEŞ )

- ÂN-I DAİM ile/ve/değil/<>/< ÂN-I MUHAYYEL

- AN-I DAİM ile/ve HAKİKAT

- AN/ŞİMDİ ile/ve/= GEÇMİŞ
( Geçmiş ve gelecek, ebedi şimdi'de birlikte varolurlar. )
( Kimseyi, geçmiş zamanlar uğruna ödüllendirmeyin. )

- AN/ŞİMDİ ile/ve/= GELECEK

- ANA ARTER değil ARTER

- ANA BUDAK

- ANA KAYNAKLAR ile/ve İKİNCİL KAYNAKLAR
( Petrol, Doğalgaz, Uranyum. İLE/VE Güneş, akarsu, rüzgâr, jeotermal, hidrojen. )

- ANA KUCAĞI ve/<> BABA OCAĞI

- ANA MAKAMLAR
( * Çarğah
* Buselik
* Kürdi
* Rast
* Uşşak
* Neva
* Hüseyni
* Hicaz
* Hümayun
* Uzzal
* Zirgüle
* Karciğar
* Süzinak )
( Bu basit makamlar, 6 çeşit dörtlü ve beşliden yapılmıştır. Arka arkaya belirli aralıklara gelen 4 sese "dörtlü" 5 sese "beşli" denir. Bunlar şunlardır; Çargah, buselik, kürdi, rast, uşşak(hüseyni) ve hicaz dörtlü ve beşlileri. )

- Ana nüsha aynen kopye edilmelidir. Satır satır, ana nüshaya uygun olarak bu istinsah işi yapılmalıdır. ve/> Sonra ana nüsha diğer nüshalarla yaprak yaprak kontrol edilmeli, farklılıklar çıkarılmalıdır.

- ANA TÜMCE

- ANA TÜMCE
( MAIN CLAUSE )

- ANÂ' ile ÂNÂ'[< ÂNÎ] ile A'NÂ'[< İNV] ile ANA
( Güçlük, zahmet, meşakkat. İLE Gece yarısı vakitleri. İLE Taraflar, nâhiyeler. İLE "Anne" sözünün/hitabının kısaltılmışı. )

- ANA-BABA (GÜNÜ)
( Bir ortamın çok kalabalık ve hareketli olduğu betimlenir. )

- ANA/ESAS ÖRGENLER, ÇİÇEKTEKİ ÜREME ÖRGENLERİ = A'ZÂ-İ ASLÎYE = ORGANES ESSENTIELS

- ANADOLU
( AYDINLIK, RUH )

- ANADOLU BİLGELİĞİ ve/> ANTİK MISIR ve/> ANADOLU BİLGELİĞİ

- ANADOLU HİSARI(GÜZELCEHİSAR/YENİCEHİSAR) ile/ve ANADOLU HİSARI

- ANADOLU HİSARI ile/ve ANADOLU KAVAĞI
( Kanlıca - Kandilli arasındadır. İLE/VE Boğaziçi'nin kuzeyinde, Karadeniz'in başlangıcındadır. )

- ANADOLU KÜLTÜRÜ ile/ve/<> ANADOLU KÜLTÜRLERİ
( )

- ANADOLU TÜRKÜLERİ ile/ve/değil İSTANBUL TÜRKÜLERİ
( Daha çok, doğal, insani ya da çeşitli felâketlerden/sıkıntılardan dolayı yaşanan acılarıyla yazılır/yakılır. İLE/VE/DEĞİL Aşk acılarıyla yazılır/bestelenir. )
( ... İLE/VE/DEĞİL Karagöz-Hacivat gösterilerinde sıkça -ve her tipleme için ayrı- kullanılır. )

- ANADOLU UYGARLIĞI ile/ve/değil ANADOLU UYGARLIKLARI

- ANADOLU ile/ve AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ

- ANADOLU ile ASYA (KITASI)

- ANADOLU ile/ve/<> RUMELİ
( Celâl. İLE/VE/<> Cemâl. )

- ANADONİ ile PASCAL UÇURUMU

- ANAGENEZ[< Yun. ANA: Yukarı. | GENEZ: Temel.] ile KLADOGENEZ[< Yun. CLADOS: Dal. | GENEZ: Temel.]

- ANAGOJİ ile ANALOJİ
( İlk nedene yükselmeye çalışılan düşünme yolu. Tümevarım türü. İLE Andırış, benzerlik, benzetim, örnekseme, kıyas. )

- ANAHTARLAR:
SOL
ile/ve/<> DO ile/ve/<> FA
( )
( Dizenin ikinci çizgisi üzerine konulan ve çizgiye adını veren ve ince sesleri göstermeye yarayan bir anahtardır. İLE/VE/<> Portenin üzerine çizilen ve o çizgideki notaya adını veren anahtar. İLE/VE/<> Portedeki notaların, "Fa" yüksekliğinde olacağını gösteren im. )

- ANAHTAR[Rumca] değil/yerine/= AÇKI/AÇAR

- ANAHTAR ile PAPAĞAN ANAHTARI
( ... İLE Saçtan yapılmış küçük çaplı boru ve bağlantı parçalarının sökülüp takılmasında kullanılan anahtar. )

- ANAKİKLİK/PALİNDROM
( Tersinden okununca da aynı anlamı veren sözcük ya da tümce. )

- ANAKİKLİK ile AMBİGRAM


- ANAKONDA ile YEŞİL ANAKONDA
( ... İLE Güneydoğu Asya'da ve Amazon ormanlarında yaşarlar. )
( ... İLE 9 m.'yi aşabilirler. 250 kg. ağırlığında olabilirler. )
( ... İLE Suda, karada oldukları kadar yavaş değillerdir. )

- ÂNAK ile A'NÂK ile A'NÂK[< UNK]
( Çok/en zarif. İLE Boynu uzun [kişi]. İLE Boyunlar, gerdanlar. | Yaprak sapları. | Rüzgârla kalkan toz bulutu. )

- ANALI-KIZLI (DOLAŞMAK)

- ANALİST değil/yerine/= ÇÖZÜMLEYİCİ

- ANALİTİK YARGI ile/ve SENTETİK YARGI
( A A'dır. İLE/VE A B'dir. )

- ANALİZ[İng.] yerine ÇÖZÜMLEME

- ANALOG ile DİJİTAL

- ANALOJİ ile HOMOLOJİ

- ANALOJİ ile/ve METAFİZİK

- ANALYSIS vs. INTERPRETATION

- ANANDA
( Mutluluk. )
( Mutluluk. )

- ANANE[Ar.] değil/yerine/= GELENEK

- ANÂNE ile AN'ANE[çoğ. AN'ANÂT]
( Bir bulut. İLE Gelenek, rivâyet. | Açıklamalar, tafsîlât. )

- ANANE ile/değil ANNEANNE

- ÂNÂN[Fars. < ÂN] ile ANÂN[< ANÂNE] ile A'NÂN[< UNK]
( Onlar. İLE Bulutlar. İLE Ağacın ucu. | Ufuklar. )

- ANARTRİ[Fr. < Yun.]
( Dil tutukluğu. )
( Dil tutukluğu. )

- ANÂSIR-I ERBA'ANIN YEDİ TABAKASI
( * ATEŞ TABAKASI(TABAKA-İ NÂRİYYE)
* DUHANİYE TABAKASI(TABAKA-İ DUHÂNİYYE)
* ZEMHERİYYE TABAKASI(TABAKA-İ ZEMHERİYYE)
* BUHARİYYE TABAKASI(TABAKA-İ BUHÂRİYYE)
* SU TABAKASI(TABAKA-İ MÂİYYE)
* TİNİYYE TABAKASI(TABAKA-İ TİNİYYE)
* HÂLİS TOPRAK TABAKASI(TABAKA-İ HÂLİSE) )

- ANASON ile ÇİNANASONU
( Manolyagillerden, kokulu tohumu, hamur işlerinde ve rakı yapımında kullanılan, yurdumuzda ekim yapılan bir bitki. İLE Manolyagillerden, sarı renkteki çiçekleri anoson kokan bir ağaççık. )

- ANATMAN(ANATTA[Palice])
( Ben'in yokluğu, ruhun yokluğu doktrini; kişisel, ayrık, sürekli bir benliğin var olmadığını savunan öğreti. Theravada Budizmi'nde varoluşun üç özelliğinden biri; Atman yok anlamına gelen bir sözcük. )

- ANATMAN[Sansk.] = ANATTA[Palice]

- ANATOMİ = ANATOMY[İng.] = ANATOMIE[Fr., Alm.] = ANATOMIA[İt., İsp., Lat., Yun.] = 'İLM el-TEŞRİH[Ar.] = KÂLBUDŞENÂSÎ[Fars.] = ONTLEEDKUNDE[Felm.]

- ANATOMİ ve ETİYOLOJİ ve PATOLOJİ

- ANATOMİ ile HİSTOLOJİ ile FONKSİYON

- ANAVASYA
( Göçücü balıkların, Akdeniz'den, Karadeniz'e çıkması. )

- ANAXIMANDER ile ANAXIMENES

- ANAYASA:
KATI
ile/ve/değil/yerine/<> ESNEK

- ANAYASA ile/ve MEDÎNE VESÎKASI

- ANAYOL(CADDE) ile SOKAK

- ANA ile ANA ile ANA ile ANA(ANNE)
( Pencere anası, telaro. İLE Daha sonra sürülecek sıvanın kalınlığını ayarlamak için bir duvara vurulan alçı ya da sıva mastar, sıva anası. | Mermer, palladyen, mozaik gibi bir gereçle kaplanacak döşemelerin üzerine, düzlüğü ya da gerekli eğimleri sağlamak üzere aynı gereçten yer yer yapılan ve uygulamada üst noktalarına uyulan kılavuz tümsek. İLE Yaklaşık boyutları, 30/30 cm. olan, kerpiç blok. İLE Anne. )

- Ana ile KONUŞ!!!

- ANA değil/yerine/= ONA

- ANBAR değil AMBAR

- ANBER
( Güzellerin saçı. [Ada balığının bağırsaklarında toplanan yumuşak, yapışkan~misk gibi kokan, kül renginde bir madde. | Güzel koku.] )

- ANBER-EFŞÂN
( Nihâvend makamı gibi başlayıp sonradan yegâhta karar veren makam. )

- ANBER-TER
( Güzellerin benleri~zülüfleri. | Gece. )

- ANCHORMAN değil/yerine/= ANA HABER SUNUCUSU

- AND vs. ALSO

- ANDA değil/yerine/= ORADA
( Orada. )

- ANDROID ile IOS
( )

- ANDROJİNİ/HÜNSÂ(ERSELİK)/HERMAFRODİT
( Bir bireyde, hem erile, hem dişile özgü özelliklerin bulunması durumu. )

- ÂNE, ÂSÂB[Ar.]
( Kasık. | Kasık kılı. )

- ANEMAS KULESİ VE ZİNDANLARI ile/ve HERAKLEUS BURÇLARI

- ANEMİ ile AKDENİZ ANEMİSİ(TALASEMİ)
( [Ar., Fars.] FAKR-ÜD-DEM ile ... )

- ANEMOMETRE değil/yerine/= YELÖLÇER
( Yelölçer. )

- ANESTEZİK ile ANALJEZİK
( Gövdede [bölgesel] ya da beyinde [genel]. İLE Beyinde [bölgesel/noktasal]. )

- ANGAJMAN değil/yerine/= BAĞLANTI

- ANGARYA[Yun.]
( Bir kimseye ya da bir topluluğa zorla ve ücretsiz yaptırılan iş. (Yasaktır! [Anayasa md. 17]) | Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılan iş. | Maldan ya da hizmetten ücretsiz yararlanma. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine zorunlu ücretsiz hizmeti. | Savaş durumundaki bir devletin, kendi karasularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. | Olağanüstü durumlarda, devletin vatandaşlara ait taşıtlarına el koyması. )

- ANGARYA değil/yerine/= YÜKLENTİ

- ANGEL vs. ANGLE

- ANGER vs. REBELLION

- ANGLE vs. DIRECTION

- ANGLE vs./and SPEED

- ANGORA:
AKRİLİK
ve MOHER
( %50 ve %50 )

- ANGSTRÖM[< A. Joneas Angström]

- ANGSTRON
( Santimin yüz milyonda biri. )

- ANGUT ile/ve KEPÇEBURUN
( Yaban ördeği. İLE/VE Bir tür yaban ördeği. )

- ANGUT ile/ve SÜNE
( Yaban ördeği. İLE/VE Bir tür yaban ördeği. )

- ANGUT ile/ve TAMAT
( Yaban ördeği. İLE/VE Bir tür yaban ördeği. )

- ANGUT ile/ve YEŞİLBAŞ
( Yaban ördeği. İLE/VE Eril yaban ördeği. )

- ANHÂ MİNHÂ : ŞUNDAN BUNDA, ŞU BU, ÖTEBERİ, ŞÖYLE BÖYLE EDEREK

- ANHASI-MİNHASI(YLA)
( Tüm ayrıntılarıyla. | Tamam(ıyla)/Hepsi. )

- ÂNİD ile ANÎD[< İNÂD]
( İnat eden, inatçı. İLE Çok inatçı. )

- ANÎF[< UNF] ile ÂNİF
( Sert, şiddetli. | Kaba/kötü tutumda bulunan. İLE Pek yakında geçen. )

- ANIHA
( Abhazya'da bir inanç. [Bu bölgede, her birinden bir ailenin sorumlu olduğu 7 adet "Anıha" vardır.] )

- ANİMASYON ile/değil/yerine CANLANDIRMA

- ANIMA ile/ve ANIMUS
( Dişil. İLE/VE Eril. )
( CARL JUNG )

- ANIMSA(YA)BİLMEDE:
ÖNCELİK
ve/||/<> YOĞUNLUK ve/||/<> PEKİŞTİRME

- ANIMSAMAK ile AKILDA TUTMAK

- ANIMSAMAK ve/<> İÇSELLEŞ(TİR)MEK

- ANIMSAMALI!

- ANIMSAMA ile/ve/> ANMA

- ANIMSAMA ile/ve/değil ÇAĞRIŞIM
( Şimdi'ye getirme. İLE/VE/DEĞİL Şimdi'yi, geçmişe/geçmiştekine taşıma/bağlama. )
( LETHOLOGICA: "Dilimin ucunda fakat söyleyemiyorum" durumu. )

- ANIMSAMA ile/ve/||/<> ÖĞRENME
( Günlük dilde kullandığımız ve düşüncemizdeki gibi gerçekleşmeyen öğrenme işlevi ve sürecinin, öğrenme çeşitlerini bilmenin de kaygının nedeni/kaynağı ve sürecinde, kaygı duygu-durum bozukluklarında, hem doğru tanımlamak, hem de tersine çevirmek üzere ne kadar işe yarayacağını anımsamak durumundayız.

Bilindiği üzere, psikoloji araştırma ve deneylerinde, hayvanlardan ve özellikle de çeşitli nedenlerden dolayı sıçanlardan da yararlanılır. Kişinin, zihinsel ve bu doğrultuda, davranışsal ve tutumsal çözümlemelerinde, anımsamanın ve öğrenmenin sürecini de sıçanlar üzerinden şöyle ilginç bir deneyle anla(t)ma olanağımız bulunuyor.

Anımsama ile Öğrenme arasındaki farkları değerlendirebileceğimiz en verimli örnek ve deney ise Su Labirenti[Water Mase]'dir.

Sıçanın, sıçrayarak dışarı çıkamayacağı, ancak yüzerek bir çıkışa ulaşabileceğini düşündüren, 50 - 60 cm. derinliğindeki ve birkaç metre çaptaki, görüş mesafesi sıfır olan, boyalı bir suyla dolu havuzu, yüzeyinde, dörde böldüğümüzü varsayalım.

Havuzun bir çeyreğinde bulunan ve su üzerinde, sıçanı, batmadan taşıyabilecek bir mantarın çaprazındaki bir noktadan da sıçanı havuza bıraktığımızda, havuzun tamamında, suyun içinde ve herhangi bir yerinde yüzerken mantarı keşfetmesi ve üzerine çıkması, sıçan için bir çıkış kapısı ve bir kayıt olarak yerini almıştır.

Sıçan, yine aynı havuzun bambaşka bir noktasından tekrar havuza bırakıldığında, aynı çeyrekte bulunan mantarın, birkaç saniye daha hızlı keşfedilmeye başlandığı gözlemlenmektedir. Bu süreç ve tekrar sayısı arttıkça, sıçan, havuzun neresinden suya bırakılırsa bırakılsın, sürenin kısalmasıyla ve doğrudan bulunduğu çeyreğe ve noktaya yüzme şeklinde bir sonuca ulaşmaktadır. Bu durum, sıçanın, mantarın bulunduğu çeyreği ve yeri, öğrenmiş olması değil anımsaması ile ifade edilmektedir.

İkinci aşamada, mantar, havuzun içinden alınır ve sıçan, tekrar farklı çeyreklerden havuza bırakılır. Hangi çeyrekten ve kaç kere suya bırakılırsa bırakılsın, doğrudan, mantarın bulunduğu aynı çeyreğe yüzmekte ve mantarın bulunduğu noktanın etrafında yüzmektedir. Bu daha kapsamlı durum, süreç ve sonuç ise öğrenme ile ifade edilmektedir.

Kaygının ortadan kaldırılması için bilginin yanı sıra, zihnin işleyişinin de bilinmesi, çok belirleyici ve kolaylaştırıcı bir katkı sağlamaktadır. )

- ANIMSAMA ile/ve REKLÂM
( En az bilineni, en çok bilinen aracılığıyla imgeleme. İLE Az bilinenin, çok bilinen ve/veya tanınan aracılığıyla sunulması. )
( Yapıcı bir yaklaşım daha çok etkindir. İLE/VE Yıkıcı bir yaklaşım daha çok etkindir. )

- ANIMSAMA = TAHATTÜR = REMINISCENCE[İng.] = RÉMINISCENCE/RAPPELER[Fr.] = ANAMNESIS/ERINNERN[Alm.] = RECORDOR[Lat.] = ANAMNESIS[Yun.]

- ANIMSATMA ile ÖNE ÇIKARMA

- Anında KONUŞ!!!

- ANIRMA ile/<> KİŞNEME
( Eşeğin çıkardığı yüksek ses. İLE/<> Atın çıkardığı yüksek ses. )

- ANİRVACHANİYA
( Tarif edilemez. )

- ÂNÎSE[Fars.] ile ÂNİSE[Ar.]
( Sıkı bağlı şey. | Koyulaşmış/katılaşmış akıcı maddeler. [kan ya da mürekkep gibi] İLE Cana yakın kız/kadın. )

- ANİTYA[Sansk.](Anikka[Palice])
( Geçicilik, değişkenlik; Theravada Budizmi'nde varoluşun üç özelliğinden biri. )

- ANİTYA[Sansk.] = ANİKKA[Palice]

- ANIT ve/<> KANIT

- ANI ile ... ÂNI

- ÂNÎ ile ÂNÎ ile ÂNÎ ile A'NÎ
( Alçakgönüllü. | Köle. | Meşgul. | Mustarib. | İşçi. | Müfettiş. | Tahsildar. [dişil ÂNİYE] İLE Bir an içinde, hemen, o anda, derhal. İLE Olmuş, kemâle ermiş. İLE Yâni. )

- ANI ve/<> TANI

- ANJİN değil/yerine BOĞAK

- ANK
( Hayat kuvveti. )

- ANKÂ (KUŞU) ile KAKNÛS (KUŞU)
( Kaf Dağı'nda yaşadığı varsayılan, tüyleri renkli, yüzü insana benzer, asla yere konmayıp sürekli yükseklerde uçan ve kendinde her kuştan bir alâmet bulunduran, adı var kendi yok bir kuştur. Boynu uzun olduğu için Ankâ adıyla anılır. Efsaneye göre dişil bir kuşmuş. Başka bir söylentiye göre, cennet kuşuna benzer yeşil bir kuşmuş. Bu yüzden ona "Zümrüd-ü Ankâ" denilirmiş. İran'lıların Ankâ'ya üzerinde oturan otuz kuştan birer renk ve alâmet bulundurduğu için "Sîmurg" ya da "Sîreng" dedikleri ankâ sözcüğünün eski Oğuzca'da anmak (an-) kökünden "birşey anımsatan resim" anlamına geldiği düşünülürse, Zümrüd-ü Ankâ'nın "Simurg'a benzeyen, Simurg'u andıran" anlamında Simurg-ı Ankâ tamlamasından bozularak dilimize yerleştiği düşünülür. | Kuşları ve çocukları yuttuğu için bu kuşa, yutan, yok eden anlamda "Mugrib" sıfatı verilerek "Anka-i Magrib" de denilir. | Bir söylenceye göre, Ankâ Kuşu, Musa Peygamber zamanında tek ve dişil olarak dünyada yer almış. Sonra Tanrı ona bir eril eş yaratmış. Zamanla bunlar çoğalmışlar. Musa öldükten sonra Necd ve Hicaz'ı kaplamış ve o çevrede bulunan çocuklara musallat olmuşlar. Bunun üzerine zamanın peygamberi Halid b. Sinan el-Absî'nin bedduası ile yok olmuşlar. İLE Hümâ ve musikî kuşu. | Kemik yiyerek yaşayan, bilinmeyen bir kuş. Eskiler bu kuşun tercihen sürekli karlarla örtülü bulunan bir bölgede yaşadığına ve yırtıcı bir kuş olduğuna inanırlarmış. Başka bir söylenceye göre, bu kuş Bahr-i Muhit adalarında yaşarmış ve güvercin büyüklüğünde, gagası sarı, kanadı zümrüt yeşilli ve beyazlı bir kuşmuş. | Bazı Türk kabîleleri arasında çocukları koruyan bir meleğe ve can alan Azrail'e de Hümâ adı verilmiştir. )

- ANKÂ KUŞU ile/ve KAF DAĞI

- ANKA KUŞU :/<> TURNA KUŞU

- ANKA-YI LÂ MEKÂN ile ANKA-YI MAĞRİB
( Allah. İLE Zümrüd-ü Anka kuşunun bir adı. )

- ANKARA GEMİSİ:
SOLACE
ile/ve/değil/< IRAQUOIS
( Ankara gemisinin ilk adı, "Solace" değildir. 1927 yılında, New Port News'te yapılan geminin, kızaktan, denize inen gövdesinde, "Solace"den önce, Altı Uluslar diye bilinen, Amerika Yerlisi kabilelerinin ortak adı olan, "Iraquois" yazılıydı. )

- ANKARA KEÇİSİ ile/ve YABAN KEÇİSİ(NÄFE[Fars.]) ile/ve AKDAĞ KEÇİSİ ile/ve MARKOR ile/ve ŞAMUA ile/ve TAR ile/ve TİFTİK

- ANKARA KEDİSİ/ANGORA ile/ve VAN KEDİSİ
( Suyu sevmezler. İLE/VE Suyu, suda oynamayı ve yüzmeyi seven, ender türden kedilerdir. )
( Hareketlidir. İLE/VE Yavaş hareket ederler. )
( İki gözü de mavidir. İLE/VE Bir gözü mavi, öteki ise yeşil ya da sarıdır.[Genetik bozukluktan dolayı] )

- ANKET[Fr. < Lat. INQUIRERE] değil/yerine/= SORMACA/SORUŞTURMA

- ANKİLOZ
( Eklemin oynaklığını kaybederek işlemez duruma gelmesi. )

- ANLA! ve/||/<>/> TAMAMLA!

- ANLA(YA)MAMAK ile/ve/değil KABULLEN(E)MEMEK

- ANLA(YAMA)MAK ile/ve KAVRA(YAMA)MAK
( Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul-zurna az! )
( "Karga'nın Bülbül'ü, Bülbül'ün Karga'yı anlaması fakat aradakilerin anlayamaması" )

- Anla-ş-mak için KONUŞ!!!

- ANLAK/ZEKÂ ile/ve DOĞA

- ANLAK/ZEKÂ ile İÇGÜDÜ

- ANLAK/ZEKÂ ile TECRÜBE

- ANLAK = ZEKÂ = INTELLECT/INTELLIGENCE[İng.] = ENTENDEMENT/INTELLIGENCE[Fr.] = VERSTAND/INTELLIGENZ[Alm.] = INTELLECTUS/INTELLIGENITIA[Lat.] = INTELIGENCIA[İsp.]

- ANLAM
( İnsanda karşılığı bulunmayan şey, anlam değildir. )

- ANLAM (BULMAK/ARAMAK) ve/<> HUZUR

- ANLAM ARAYIŞI ile/ve/<> ANLAM ÇOKLUĞUNA YÖNELME

- ANLAM ARAYIŞI ile/ve/||/<> ANLAM VERME

- ANLAM BİLİMİ ile DİL BİLİMİ ile EDEBİYAT BİLİMİ ile GÖK BİLİMİ ile HALK BİLİMİ ile İŞ BİLİMİ ile TOPLUM BİLİMİ ile TOPRAK BİLİMİ ile YER BİLİMİ
( İlim kuvvetin, iman kılıcın, sükût da delinmez zırhın olsun! )

- ANLAM BOŞLUĞU ile/ve/değil ANLAM YİTİMİ

- ANLAM BÜTÜNLÜĞÜ ile/ve PARÇA PARÇA ELE ALIŞ

- ANLAM BÜTÜNLÜĞÜ ile PARÇA PARÇA ELE ALIŞ

- ANLAM İYİLEŞMESİ ile/>< ANLAM KÖTÜLEŞMESİ

- ANLAM KAYBI ile/ve/<> ANLAM KAYMASI

- ANLAM SANATLARI'NDA:
İLHAM
ile/ve/<> TEVRİYE[< VERÂ] ile/ve/<> İSTİHDAM ile/ve/<> MUGALATA-İ MANEVİYE ile/ve/<> TENÂSÜB[< NİSBET] ile/ve/<> LEFF Ü NEŞR ile/ve/<> TECÂHÜL-İ ÂRİF[/ÂNE/ÎN] ile/ve/<> HÜSN-İ TA'LÎL[< İLLET] ile/ve/<> SİHR-İ HELÂL ile/ve/<> İRSÂD ile/ve/<> MÜBALAĞA ile/ve/<> TEZAD ile/ve/<> İSTİĞRÂK[< GARK][GULÜVV] ile/ve/<> TEKRÎR[< KERR] ile/ve/<> RÜCÛ ile/ve/<> TEFRÎK[< FARK] ile/ve/<> KAT' ile/ve/<> TERDÎD[< REDD] ile/ve/<> İLTİFÂT ile/ve/<> TELMİH ile/ve/<> İRSÂL-İ MESEL
( İki ya da ikiden fazla anlamı olan bir sözcüğü, bir mısra ya da beyitte tüm anlamlarıyla kullanma sanatı. İLE/VE
Bir mısra ya da beyitte, birden fazla anlamı olan bir sözcüğü, anlamlarından sadece yakın anlamını söyleyip uzak anlamını kastetme sanatı. İLE/VE
Bir mısra ya da beyitte, bir sözcüğü hem gerçek, hem mecaz anlamlarını kastederek kullanma sanatı. İLE/VE
Anlamı birden fazla olan sözcük ve deyimleri beyitin anlamını değişik biçimlerde açıklanabilecek biçimde kullanma sanatı. İLE/VE
Bir konuyla ilgili birden fazla sözcüğü bir mısra ya da beyitte sıralama amacı gütmeden kullanmak. İLE/VE
Bir beyitte yer alan, birbirleriyle ilgili sözcüklerin sıralanmasıyla yapılan edebî sanat. İLE/VE
Bir anlam inceliği yaratmak ya da bir lâtife yapmak amacıyla, bilinmiyormuş ya da başka türlü biliniyormuş gibi gösterme sanatı. İLE/VE
Nedeni bilinen bir olayı, düşsel ya da gerçekdışı ve güzel bir olaya bağlama yoluyla yapılan edebî sanat. İLE/VE
Bir sözcüğü ya da söz öbeğini hem kendinden önceki sözcüklerin sonunda, hem sözcüklerin başında anlamlı olacak biçimde kullanma. İLE/VE
Bir mısranın secî ya da uyağını bir iki sözcükle ima etme sanatı. İLE/VE
Bir sözün etkisini güçlendirmek için bir şeyi abartılı biçimde az ya da çok göstererek ve lâtifeli bir şekilde anlatma. İLE/VE
İki duygu/düşünce/hayal arasındaki birbirlerine karşıt özellikleri birarada söyleme. İLE/VE
Över gibi görünerek yermek, yerer gibi görünerek övme sanatı. İLE/VE
Söyleyişi güçlendirmek için belirli bir anlamdaki sözcüğü ya da söz öbeğini yineleme sanatı. İLE/VE
Bir sözün anlamını, bir kavramın gücünü pekiştirmek için, o sözden/kavramdan cayar gibi görünüp cayılmış görünen sözü/kavramı daha güçlü biçimde belirtmek. İLE/VE
İki şey arasındaki farkı belirtmek. İLE/VE
Söyleyişin gücünü artırmak için, sözü [mısrayı, satırı] yarıda kesmek. İLE/VE
Sözü, beklenmedik, çarpıcı bir sonuca bağlama sanatı. İLE/VE
Şiirde bir duygulanma ya da duygu değişikliğiyle şiirdeki konuyu değiştirmeden seslenilen kişiyi ya da varolanı değiştirmek. İLE/VE
Bilinen bir olay, kişi ya da nükte, fıkra, atasözünü dolaylı biçimde anlatma, ima etme sanatı. İLE/VE
Bir düşünceyi pekiştirmek amacıyla bir atasözü ya da o değerde bir söz öbeğini alıntılamak/kullanmak. )

- ANLAM TEKLİĞİ ile/ve/||/<> GÖRÜNÜŞ ÇOKLUĞU

- ANLAM VAROLANI ile/ve BİLGİ VAROLANI
( Anlam üretimi varsa. İLE/VE Veri ve bilgi sahibi. )
( Aşkın. İLE/VE Özdeş. )
( İnsan. İLE/VE Beşer. )

- ANLAM VERMEK ile ANLAM YÜKLEMEK

- ANLAM YİTİMİ ile/ve DİRENÇ YİTİMİ

- ANLAM [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- ANLAM [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- ANLAM'DA:
DÜŞÜNMÜŞLÜK
ile/ve/değil YAŞANMIŞLIK

- ANLAM-ANLAYIŞ ile/ve/<> KAVRAM-KAVRAYIŞ

- ANLAM/A ile/ve/<> ANLAMLANDIRMA

- ANLAM/KAVRAM:
NİCELİK EVRENSEL
ve/||/<> TİKEL ve/||/<> TEKİL

- ANLAM/KAVRAM ve/||/<> NİTELİK ve/||/<> İLİŞKİ ve/||/<> KİPLİK

- ANLAM/LI ile/ve ÇAĞRIŞIM/LI

- ANLAM/LI = MEAN/ING[İng.] = SIGNIFICATION[Fr.] = BEDEUTUNG[Alm.] = SIGNIFICATO[İt.] = SIGNIFICACION[İsp.] = SIGNIFICATIO[Lat.] = HE DIANOIA, HE DÜNAMIS[Yun.] = MEDLÛL, DELÂLET[Ar., Fars.] = BETEKENIS[Felm.]

- ANLAM/MA'NÂ ile/ve AMAÇ
( Denilmek istenilen şey. İLE/VE İstenilenin düzenlenmesi. )

- ANLAM:
ALGI/DÜZEN
ve/||/<> İMGE

- ANLAM:
PARÇADA
ile/ve/değil/||/<>/> BÜTÜNDE

- ANLAMA (TEMYİZ)

- ANLAMA(MA)K ile/ve İDRAK ETME(ME)K
( Haller sonsuz sayıdadır. Birini idrak edince hepsini idrak etmiş olursunuz. )

- ANLAMA(MA)K ile/değil KABUL ETME(ME)K

- Anlamadan DİNLE!!!

- Anlamadan SUS!!!

- ANLAMADAN-DİNLEMEDEN

- Anlamadıklarını, anlamanın kurallarıyla KONUŞ!!!

- Anlamak için DİNLE!!!

- Anlamak için SUS!!!

- ANLAMAK/ANLA(YA)MAMAK ile/ve/değil ALGILAMAK/ALGILA(YA)MAMAK

- ANLAMAK/ANLAMAMAK ile/ve/değil/yerine (EN AZINDAN) BİRAZ BİLGİ SAHİBİ OLMAK

- ANLAMAK ile "HAZM ETMEK"

- ANLAMAK ve/<> "ÖLMEK"
( Anlamak, "ölmeye" başlamak demektir. )

- ANLAMAK ile/ve/||/<> "YAKALAMAK"

- ANLAMAK ile "YARGI/LAMAK"
( Nezâketle dinlemek, akıllıca yanıt vermek, dengeli inceleme ve tarafsız karar vermek yargıcın özelliklerindendir. )

- ANLAMAK ile/ve (İLKELERE BAĞLI) ÇEVİRİ

- ANLAMAK ile/ve AÇIKLAMAK

- ANLAMAK ile AÇIKLAMAK

- ANLAMAK ile/ve ALMAK

- ANLAMAK ve/||/<> ANILARI OLMAK
( Ancak, anıları olanlar, anlarlar. )

- ANLAMAK ile/ve/<> ANLAŞILMAK
( Gereken. İLE/VE/<> Gereksinim. )

- ANLAMAK ile/ve/> DEĞİŞİM/DÖNÜŞÜM

- ANLAMAK ve/||/=/<> DOĞMAK

- ANLAMAK ile/ve/> ETKİLENMEK

- ANLAMAK ile/ve EYLEM
( Eylemin en yüksek biçimi, dildir/sözdür. )

- ANLAMAK ve/<> HALE BÜRÜNMEK

- ANLAMAK ile/ve/değil/yerine/> İÇSELLEŞTİRMEK

- ANLAMAK ile/ve İDRAK ETMEK

- ANLAMAK ve/> KATLANMAK

- ANLAMAK ile/ve KAVRAMAK
( Anlamaya yardımcı olmak, gerçek yardımdır. )

- ANLAMAK ile/ve TAKDİR ETMEK

- ANLAMAK >< TECAVÜZ
( Tecavüz eden, anlayamaz ve anla(/ya)mamıştır. )

- ANLAMAK ve/> ULAŞMAK
( Anlayan yapar! Anlayan yaşar! )

- ANLAMAK ve/||/<> UYGULAMAK

- ANLAMAK ile/ve VAROLMAK

- ANLAMAK ile/ve/<> YAVAŞLAMAK/DURULMAK
( Hareketimizin hızı arttıkça, kavram hızımız da azalıyor. Anlamak/kavramak için hızımızı biraz azaltıp yavaşlamadıkça, durmadıkça ve durulmadıkça anlayamayacağımızı zihnimizden çıkarmayalım! )

- ANLAMAK ile/ve/||/<>/>/< YORUMLAYARAK ANLAMAK

- ANLAMAMAK ile/ve/değil "KABUL EDEMEMEK"

- ANLAMAMAK ile/değil ANLAYAMAMAK
( Düşünme becerisinin gelişmemiş olması nedeniyle. İLE/DEĞİL Veri yetersizliği/eksikliği nedeniyle. )

- ANLAMAMAK ile/ve/<>/değil TEMBELLİK

- ANLAMANIN:
SESİ
ile/ve KURALLARI
( Hmmm.[içinden ve/veya sesli!] İLE/VE 1. Nötr olmak. | 2. Nitelikli soru sormak. )

- Anlamayacağı için SUS!!!

- ANLAMA ile/ve ANLAMLANDIRMA
( Yaşamı farklılaştırır. )

- ANLAMA ile ANLAMLANDIRMA

- ANLAMA ile DOĞRULUK

- ANLAMA = FEHM, İDRAK = UNDERSTANDING, COMPREHENSION[İng.] = COMPRENDRE[Fr.] = DAS VERSTEHEN, HET VERSTAAN[Alm.] = ENTENDER, COMPRENDER[İsp.] = COMPREHENSIO[Lat.] = HE DIANOIA[Yun.] = MEFHUM[Ar.] = DARK[Fars.]

- ANLAMA ile/ve İNANMA

- ANLAMA ile İNANMA

- ANLAMA ile/ve/<> TANIMA

- ANLAMA ile/ve/> YENİDEN KURMA

- ANLAMA ve YENİDEN YAŞAMA

- ANLAMA ile/ve YORUMLAMA

- ANLAMA ile YORUMLAMA

- ANLAMA ile YORUMLAMA

- ANLAMA ile/ve YORUMLAYICI ANLAMA

- ANLAMA ile/ve/değil/yerine ZEVK ETME

- ANLAMBİLİM = SEMANTICS[İng.] = SÉMANTIQUE[Fr.] = WORTBEDEUTUNGSLEHRE, SEMANTIK[Alm.] = SEMANTICO[İt., İsp.] = İLM el-DELÂLET[Ar.] = NAMÛGÂRŞİNASÎ[Fars.] = SEMANTIEK[Felm.]

- ANLAMIN:
KAYMASI
ile İÇİNİN BOŞALMASI
( İkisi de, kavramın dizgesinden/bağlamından çıkmasıyla oluşmaya başlar. )

- ANLAMINA GELİYOR ile/yerine ANLAMINA DA GELİYOR

- ANLAMINDADIR/MANÂSINDADIR değil/yerine ANLAMINADIR/MANÂSINADIR

- ANLAMINDADIR/MANÂSINDADIR değil/yerine ANLAMINADIR/MANÂSINADIR

- ANLAMLANDIRMAK ile/ve "ZEVK ETMEK"

- ANLAMLANDIRMAK ile/ve/<>/> KAVRAMAK

- ANLAMLANDIRMA ile/ve DENEYİM

- ANLAMLANDIRMA ile/ve/<> DİRİMLİLİK

- ANLAMLANDIRMA ile/ve ETKİ
( Sorgulanmayan yaşam, yaşam değildir. )

- ANLAMLI BAKMAK ile ALICI GÖZÜYLE BAKMAK

- Anlamlı KONUŞ!!!

- ANLAMSAL ÖLÇÜT ile BİÇİMBİLİMSEL ÖLÇÜT ile SESBİLİMSEL ÖLÇÜT

- Anlamsız bulduğunda SUS!!!

- ANLAMSIZ/LIK ile/ve "UZAK/LIK"
( Ederler davasını, bilmezler mânâsını. )

- ANLAMSIZLIK ve KAVRAMSIZLIK ve İNSANSIZLIK
( Kişi kendi çabalarına yön verecek ışığı hayal gücünün imgelerinden değil, açık seçik düşünülmüş kavramlardan almalıdır. )

- ANLAMSIZ ile/ve/||/<> GEREKSİZ ile/ve/||/<> OLANAKSIZ

- ANLAMSIZ ile SAÇMA
( Saçma/abes olan bir şeye yönelmek, felsefî olarak olanaksızdır! )

- ANLAMSIZ ile YERSİZ

- ANLAM ile/ve ÂLEM

- ANLAM ile/ve ALT ANLAM
( ... ile/ve HIPONOIA )

- ANLAM ile/ve AMAÇ

- ANLAM ile/ve/<> AMAÇ

- ANLAM ile ANLAM VERİCİ
( Ne olmadığını anlamak, anlamaya olanak/ortam yaratır. )

- ANLAM ile ANLAM VERİCİ

- ANLAM ile/ve/<> ANLAM VERME

- ANLAM ile/ve ANLAM'IN ANLAMI

- ANLAM ile/ve/<> ANLAMI ANLAMAK

- ANLAM ile/ve/<> BAĞLAM

- ANLAM ve/<> BÜTÜNLÜK
( Anlam, bütünlük gerektirir. )
( Meaning needs integrity. )
( Anlamak, beğenmenin başlangıcıdır. )

- ANLAM ile/ve/> DAYANAK

- ANLAM ile/ve/||/<>/< DEĞER ile/ve/||/<>/< AMAÇ
( "Herkeste, [zannı] var." İLE/VE/||/<>/< "Herkeste var." İLE/VE/||/<>/< Herkeste yok. )

- ANLAM ile/ve/<> DERİNLİK
( Anlam, amaca yönelik olandır/olmalıdır. )

- ANLAM ile/ve/<> DERİNLİK

- ANLAM ile/ve/değil EŞİK

- ANLAM ile/ve/> ETKİ
( Anlam varsa ifadesi sonsuza kadar gider. )

- ANLAM ve/=/||/<> FARK

- ANLAM ile/ve İÇLEM
( ... İLE/VE Bir kavramın çağrıştırdığı kaplama giren niteliklerin ya da taşıdığı özelliklerin tümü. | Bir nesnenin içeriğini oluşturan şey. )

- ANLAM ile/ve/<> İMLEM

- ANLAM ile/ve/<> İŞLEV

- ANLAM ile/ve KAVRAM

- ANLAM ile KAVRAM

- ANLAM ve KRİZ

- ANLAM ile/ve/<> MUTLULUK

- ANLAM ile/ve NEDEN/İLLET

- ANLAM ile/ve/<> SORUMLULUK

- ANLAM ile/ve/<> TAD
( Bir şeyin anlamı olmazsa, tadı/lezzeti de olmaz. )

- ANLAM ve/<> TARİH ve/<> DİL

- ANLAM ile/ve/<> USTALIK

- ANLAM ile/ve YORUM

- ANLAR ile/ve/değil/<> AN'IN SÜREKLİLİĞİ

- ANLASAN ile ANLARSAN

- Anlaşarak KONUŞ!!!

- ANLAŞARAK, ANTLAŞMAK ile/ve/||/<> ANTLAŞARAK, ANLAŞMAK

- ANLAŞILAN/ANLAŞILIR ile/ve/||/<>/> AŞILAN/AŞILIR

- Anlaşılmak için KONUŞ!!!

- ANLAŞILMAMAK/ANLAŞILAMAMAK ile/ve/> YANLIŞ ANLAŞILMAK
( Kişiyi, en çok zorlayan, en ağrına giden şey anlaşıl(a)mamaktır. İLE/VE/> Anlaşılamamaktan daha zoru da vardır, o da yanlış anlaşılmış olmaktır. )
( Bir bitki için, güneşe yönelememek ve bir üst hareket eden canlı zincirine katılamamak, onlara "hizmet edememek"; bir aslana kediymişcesine yaklaşmak, pireyi yürütmek ne kadar ağır bir durumsa!... )

- ANLAŞILMAMAK ile/ve/<>/değil/yerine/en azından YANLIŞ ANLAŞILMAMAK

- ANLAŞILMAMA ile/değil KABUL EDİLMEME/GÖRMEME

- Anlaşmak için SUS!!!

- ANLAŞMALI!

- ANLAŞMA ile/ve/değil/<> ANTLAŞMA
( Anlama durumunun, kişilerin birbirlerinin dediklerini, konusu geçen noktayı ve içeriğini/kapsamını/ayrıntılarını duymuş, bilmiş, anlamış ve belirli bir yönde düşünce, duygu ve amaç bakımından birleşmiş olmayı belirtmektedir. İLE/VE/DEĞİL/<> Ahidleşme[toplulukta/toplumda] ve/veya muahede[iki kişinin], karşılıklı olarak bağlayıcılık özelliğiyle/koşullarıyla sözleşmesi, yeminleşmesi. )

- ANLATABİLDİĞİN ile/ve/değil/yerine (ÇOK) İYİ ANLATABİLDİĞİN

- Anlatabilmek için SUS!!!

- ANLATAMAMAK ile/ve İNANDIRAMAMAK

- Anlatanı DİNLE!!!

- Anlatarak KONUŞ!!!

- Anlatılanı DİNLE!!!

- ANLATIM/AKTARIM:
YASALARLA
ile/ve/<>/> MESELLERLE ile/ve/<>/> MİSALLERLE ile/ve/<>/> MASALLARLA ile/ve/<>/> KAVRAMLARLA
( Hz. Musa ve döneminde/dilinde. İLE/VE/<>/> Hz. İsa ve döneminde/dilinde. İLE/VE/<>/> Hz. Muhammed ve döneminde/dilinde. İLE/VE/<>/> Âriflerin dilinde. İLE/VE/<>/> Filozofların dilinde. )
( Tevrat'ın dili/usûlü/üslûbu. İLE/VE/<>/> İncil'in dili/usûlü/üslûbu. İLE/VE/<>/> Kur'ân-ı Kerîm'in dili/usûlü/üslûbu. İLE/VE/<>/> Âriflerin dili/usûlü/üslûbu. İLE/VE/<>/> Filozofların dili/usûlü/üslûbu. )

- ANLATIMDA:
"İKİLEME GİRMEK"
ile/değil İKİLEME DÜŞMEK

- ANLATIMDA:
BİRAZ SONRA
değil DAHA SONRA

- ANLATIMDA:
ÜLKE ADI
ile/yerine/değil KENT/ŞEHİR ADI

- ANLATIMDA:
"DÜNKÜ"
değil "BİR GÜN ÖNCEKİ"

- ANLATIMLARDA:
BİRAZ SONRA
değil DAHA SONRA, BİR SÜRE SONRA

- ANLATIM ile/ve/<> AKTARIM

- Anlatmak için DİNLE!!!

- Anlatmak için SUS!!!

- ANLATMAK ile/ve "GEVEZELİK"

- ANLATMAK ile/ve "GEVEZELİK"

- ANLATMAK ile/değil ANIMSATMAK

- ANLATMAK ile/ve/<> ANLAMAK

- ANLATMAK ile/ve/değil/yerine DEĞİLLE(TTİR)ME
( Anlamasını sağla(t)mak. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Kavramasını sağla(t)mak. )
( Yok. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Var değil. )

- ANLATMAK değil NAKL ETMEK

- ANLATMAK ile/yerine NAKLETMEK

- ANLATMAK değil NAKLETMEK

- ANLATMAK ile/ve/<> ÖĞRENMEK ÜZERE/İÇİN ANLATMAK

- ANLATMAK ile/ve ÖYLE/ŞÖYLE/BÖYLE ANLATMAK

- ANLATMAK ile/ve PAYLAŞMAK

- ANLAYABİLMEK ve/||/<>/ ANLATABİLMEK
( Bir şeyi anlayabilmenin en iyi yolu, onu, en iyi şekilde anlatabilmeye çalışmaktır. )

- ANLAYAMAMAK ile/ve/<> AÇIKLAYAMAMAK

- ANLAYAMAMAK ile/ve/<> ANLAM VEREMEMEK

- ANLAYANA ile/ve MERAKLILARINA!

- ANLAYAN ile/ve UYGULAYAN ile/ve ÖNEMSEMEK

- Anlayarak KONUŞ!!!

- ANLAYICI ile/ve ANLAMLANDIRICI

- Anlayış için SUS!!!

- Anlayışlı ol ve KONUŞ!!!

- ANLAYIŞLI/LIK ile BİLGİLİ/LİK / BİLGİSİZ/LİK

- ANLAYIŞLI ile/ve/değil FEDÂKÂR

- ANLAYIŞSIZ/LIK ile BİLİNÇLİ ANLAYIŞSIZ/LIK

- ANLAYIŞ ile/ve DEĞİŞİM

- ANLAYIŞ ile/ve HOŞGÖRÜ

- ANLAYIŞ ile/ve OLUŞ

- ANLAYIŞ ile/ve/<> TANIM

- ANLAYIŞ ile/ve/değil/yerine YAKINLIK
( Herkese ve herşeye gösterme! İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Her zaman, herkese ve herşeye göster! )

- ANLAYIŞ ile/ve/||/<> YAKLAŞIM

- ANLAYIŞ ile/ve/değil/yerine/<> YOL GÖSTERMEK

- ANLAYIŞ ile/ve ZEVK

- ANLI-ŞANLI

- ANLIK ile/ve ANLAK
( [Tasarımsal] Us. İLE/VE Zekâ. )

- ANLIK ile/ve/<> TAMLIK

- ANLIK = ZİHİN = MIND[İng.] = MENS[Lat.]

- Anlıyorsan SUS!!!

- ANMA GÜNÜ ile/yerine/değil ANLAMA GÜNÜ

- ANMA ile/ve TEKRAR

- ANNE SÜTÜ ve/=/<> ŞEFKAT

- ANNE(/ANA) OLMAK ile/yerine ANNE(/ANA) KALMAK

- ANNE-ÇOCUK İLİŞKİSİ ile/ve/değil/< ANNE-BEBEK İLİŞKİSİ

- ANNE/BABA-ÇOCUK ve/<> İMAM-CEMAAT
( Ebeveynlerle çocukların bazı durum ve ilişkilerinde, ebeveynlerin bazı yanlışları/hataları, "imam-cemaat" ilişkisindeki gibi dengesiz, abartılı ve uclarda olabilir. )

- ANNE/BABA ile/ve/<> ÇOCUK ile/ve/<> TORUN
( )

- ANNEANNE ile "ANNE" ANNEANNE ("ANNE" OLAN ANNEANNE)
( Bu durum, daha çok, anneannelerin yetiştirdiği çocuklar için geçerlidir. )

- ANNEDEN DOĞAN ile/ve "BABADAN" DOĞAN

- ANNEDEN DOĞAN ile/ve "MÜRŞİTTEN" DOĞAN

- ANNEDEN DOĞAN ile/ve KENDİNDEN DOĞAN
( Kendinden doğan, kendinden kurtulan kişi, insandır. )
( Kanın ve endişenin ötesine geçmeyen, insan değildir. )

- ANNELERİN/BABALARIN EN BÜYÜK KORKUSU ile/ve/<> ENGELLİ ANNELERİNİN/BABALARININ EN BÜYÜK KORKUSU
( Çocuklarının ölmesi. İLE/VE/<> Çocuklarından önce ölmek. )

- ANNENİ:
İNCİTME!
ve/||/<> AZARLAMA!

- ANNENİN:
GÜNDÜZ SÜTÜ
ile/ve GECE SÜTÜ

- ANNE ile/ve/<>/< ANNEANNE

- ANNE ile/ve/ya da/||/<> BAKICI

- ANNE ile/ve/> MÜREBBÎ ile/ve/> RAB
( [bebeği/çocuğu] 1 yaşına kadar. İLE/VE/> 18 yaşına kadar. İLE/VE/> Ömrünün sonuna kadar. )

- ANNE ile/<> SÜTANNE/SÜTNİNE

- ANNE ile ÜVEY ANNE

- ANNE ve/||/<> YAVRUSU
( Ayrı kaldıkları takdirde, hangisi tamdır? Yan yana geldiklerinde hangisi fazladır? )

- ANNOUNCEMENT vs. ADVERTISEMENT

- ANOFEL/TATARCIK
( Hastalık, sıtma mikrobu bulaştıran sivrisinek. )

- ANOKSEMİ ile HİPOKSEMİ
( Kanda oksijen(O2) yokluğu. İLE Kanda oksijen(O2) azalması. )

- ANOKSİ ile HİPOKSİ
( Dokuda oksijen(O2) yokluğu. İLE Dokuda oksijen(O2) azalması. )

- ANOMİ ile HİÇÇİLİK/NİHİLİZM

- ANONS değil/yerine/= DUYURU

- ANOREKSİYA ile PAROREKSİA ile HİPOROREKSİA

- ANOREKSİYA ile PELLEGRA
( İştahsızlık. İLE Vitaminsizlikten kaynaklanan hastalık. )

- ANORMAL ile İLGİNÇ

- ANORŞİDİ
( Doğuştan erbezlerinde eksiklik. )

- ANOSOGNOZİ ile/ve/<> YARISAL BOŞLAMA(İHMAL)
( Anosognozi, daha çok felçli bireylerde görülen, gövdesinin kötürüm bölümünün, kötürüm olduğunun farkında olmamaya ya da buna inanmamaya neden olan bir sinir sayrılığıdır(hastalığıdır). [Anosognozik bir kötürüm sayrının(hastanın), elinin önüne bir kalem koyup bunu kaldırmasını isterseniz, "yorgunum" ya da "kalem gereksinimim yok" gibi yanıtlar alırsınız. Eli felçli olduğundan dolayı, alamayacağının farkında bile değildir. Bazı ileri örnekler de, körken, hâlâ görebildiğini sanabilir. Beynin sağ tarafındaki bir bozulma, bu sayrılığa yol açıyor.] İLE/VE/<> Bu beyin bozulumu sayrılığını yaşayanlar, kendilerinin ve çevrelerinin sadece yarısını algılayabiliyor. [ Sayrı, erkekse, yüzünün sadece bir yarısını traş eder. Öteki yarısının farkında bile değildir. Bir tabak yemek verseniz, sadece yarısını yiyip, yemeğin çok az olduğundan yakınırlar. Çevrelerinin ve gövdelerinin sadece yüzde ellisini algılarlar. ] )

- ANOTHER vs. DIFFERENT

- ANOT ile/ve/||/<>/>< KATOT
( Redoks tepkimelerinde, yükseltgenmenin gerçekleştiği elektrottur. Katot'un tersi olarak tanımlanabilecek, artılığı ve eksiliği duruma göre değişen iletken uc. Elektroliz tepkimesinde, anot artı ucta olur. İLE/VE/||/<>/>< İndirgenmenin gerçekleştiği elektrottur. Anot'un antisi olarak tanımlanabilecek, pozitifliği ve negatifliği duruma göre değişen iletken uctur. Devreden akım geçirmesi için dış etkiye gerek yoksa, katot, eksi uc olur. Galvanizli olan kimyasal pil reaksiyonunda ise katot, artı yüklü olur. Katot, bir elektrokimyasal hücrede, indirgenmenin meydana geldiği elektrottur. Bir elektrolizde, Hidrojen'in de açığa çıkmasını önlemek için kullanılır. Eksi uc ya da Negatif yüklü elektrot anlamını taşır. Devreden akım geçirmesi için dış etkiye gerek yoksa, katot eksi uc olur. Galvanizli olan kimyasal pil reaksiyonunda ise katot artı yüklü olur. Katot, daha çok, sıvı ve gazlar üzerinden akım iletilen düzenlerde negatif elektrottur. Elektron tüplerinde ya da lambalarda, ısıtılarak elektron yayan eleman ve elektroliz düzenlerinde bataryanın negatif kutbunun bağlandığı elektrot, katot adını alır. Elektronlar bu elektrot sayesinde sisteme girer. Elektron tüplerinde ve gazlı deşarj lambalarında kullanılan katotlar, soğuk ve sıcak (termoiyonik) olmak üzere iki bölümde incelenebilir. )

- ANSEFALİT ile NEVRİT
( Beyin dokusu yangısı(iltihabı). İLE Sinir yangısı. )

- ANSİKLOPEDİYE GİREN ile MEZARA GİREN

- ANSİKLOPEDİ ile/ve/<>/yerine INTERNET

- ANSWER vs. EQUIVALENT

- ANSWER vs./and EXPLANATION

- ANTAHKARANA
( Psişe, zihin. Zihin, kolektif anlamda, zekâ(buddhi), ego(ahamkara) ve zihin(manas)'i içerir. )

- ANTANT[Fr.] (KALMAK) | yerine ANTLAŞMAK

- ANTARKTİKA ile/ve ATACAMA ÇÖLÜ
( Bazı bölgelerine 2 milyon yıldır yağmur yağmamıştır. İLE/VE Bazı bölgelerine 400 yıldır yağmur yağmamıştır. )
( Dünyadaki en kurak yer. İLE/VE Dünyadaki ikinci kurak yer. Şili'dedir. [Sahra'dan 250 kat daha kurak.] )
( Dünyanın en rüzgârlı ve en hızlı estiği yeridir. İLE/VE ... )
( Dünyadaki suyun %70'i buz şeklinde burada bulunmaktadır. İLE/VE ... )

- ANTAT değil/yerine ANTANT[Fr.] (KALMAK) | değil/yerine ANTLAŞMAK

- ANTEDON
( Denizlâlesi. )

- ANTEFİKS[Lat. ANTEFIXA] ile ANTEMİYON[Yun. ANTHOS: Çiçek.]
( Eskiden, kiremitlerin uclarını tutmak üzere, yapıların çatılarına ya da frizlerine konulan, çoğu pişmiş topraktan yapılmış süslere verilen ad, kiremit ağızlığı. Saçak uclarına yerleştirilen antefikslerden, kimi zaman çörten olarak da yararlanılırdı. Antefikslerin bir başka türü de iç ve dış frizlerin süslenmesinde kullanılan küçük, alçak kabartmalardır. İLE Eski Yunan ve Roma mimarlıklarında, mermer antefikslerde ya da silmelerde görülen, hanımelini andırır, oymalı bir çeşit süsleme. )

- ANTEN/DUYARGA ile KÜÇÜK ANTEN/KÜÇÜK DUYARGA

- ANTEN ile/ve UYDU ANTENİ

- ANTEP/ŞAM FISTIĞI ile ÇAM FISTIĞI

- ANTER = HAŞEFE[Ar.] = ANTHÈRE[Fr.]

- ANTİBİYOTİK değil/yerine SAĞLIK

- ANTICIPATE vs. EXPECT vs. HOPE

- ANTİJEN SAPMASI ile ANTİJEN KAYMASI
( Virüs, insan gövdesindeyken de gerçekleşen, daha küçük değişiklikler anlamına gelir. İLE Daha köklü değişiklikler anlamına gelir. )
( İnsanın etkisi olsa da aşılı ya da aşısız olmak, değişikliklerin gerçekleşmesini etkilemiyor. İLE Ciddi salgınlara neden olabiliyor. )

- ANTİK YUNAN'DA:
HELEN DÖNEMİ
ile/ve/<> HELENİSTİK DÖNEM ile/ve/<> ROMA DÖNEMİ
( M.Ö. VI. - IV. yy. İLE/VE/<> M.Ö. IV. - I. yy. İLE/VE/<> M.S. I. - V. yy. )

- ANTİKA ile PİKO[Fr.]
( ... İLE Makinada yapılan, bir tür antika. )

- ANTİK ile ARKAİK

- ANTİK ile/ve/değil KADÎM

- ANTİLOP ile AFRİKA ANTİLOPU

- ANTİLOP ile BEYAZ ANTİLOP(ADDAX)
( ... İLE Sahara Çölü'nde yaşarlar. )

- ANTİLOP ile/ve İMPALA
( ... İLE/VE Bir tür antilop. )

- ANTİLOP ile KARAANTİLOP

- ANTİLOP ile KARACA
( ... İLE Boynuzları küçük ve çatallıdır. )

- ANTİLOP ile KAYAANTİLOPU

- ANTİLOP ile KOA
( ... İLE Hilâl boynuzlu bir Afrika antilobu. )

- ANTİLOP ile KOBUS

- ANTİLOP ile KUDU

- ANTİLOP ile/ve ÖKÜZ BAŞLI ANTİLOP
( ... İLE/VE Güney Afrika'da yaşarlar. )

- ANTİLOP ile ORİKS
( ... İLE Çöllerde yaşayan bir antilop. )

- ANTİLOP ile SAMURANTİLOPU

- ANTİLOP ile SAYGA

- ANTİLOP ile SİTATUNGA

- ANTİLOP ile TESEBE
( ... İLE İri bir antilop. )

- ANTİLOP ile TİBET ANTİLOBU

- ANTİLOP ile WALLER ANTİLOPU/GERENUK

- ANTİPARANTEZ değil ANTRPARANTEZ (ya da ARTIPARANTEZ) / İSTİTRAT[Ar.]

- ANTİPATİK değil/yerine/= SEVİMSİZ, İTİCİ, SOĞUK

- ANTLAŞAMAMAK ile/ve/en azından/||/<>/< ANTLAŞAMADIĞIMIZDA ANTLAŞMAK

- Antlaşarak KONUŞ!!!

- ANTLAŞMA/AHİT/MİSAK ve UYUŞMA/AHENK

- ANTLAŞMALI!

- ANTLAŞMALI ile DANIŞIKLI-DÖNÜŞÜKLÜ
( [Por. ve İsp.] KOMPRADOR: İşbirlikçi. )

- Antlaşmazlıkları unut ve SUS!!!

- ANTLAŞMA ile/ve/<> İŞBİRLİĞİ
( Kişinin çok fazla işbirliği içinde olabildiği çeşitli düzeyler vardır. )

- ANTLAŞMA ile/ve UZLAŞMA

- ANTRENÖR SPORCU

- ANTREPO(ARDİYE[Ar.]) ile DEPO
( Vergileri ödenmemiş, gümrüğe ait malların korunması için kurulan depo. İLE ... )

- ANTROPOFAJİ
( Yamyamlık. )

- ANTROPOLOJİ

- ANTROPOMORFİK TANRI ile/ve TEOMORFİK İNSAN

- ANUBHAVA
( Doğrudan idrak, deneyimleme. Bir eylemin sonunda edinilen deneyim. İdrak, duygu ve düşünce anubhava'dır. Tüm deneyimlerde "Ben"den gayrı deneyimci yoktur. Böylece tüm anubhava "Ben" ilkesine götürür. "Ben-im" )

- ANUBIS
( ÇAKAL TANRI )

- ANURA ile/ve APODA
( Dört üyeli, kuyruksuz amfibileri kapsayan su ve kara kurbağaları takımı. İLE/VE Bacaksız amfibileri kapsayan takım. )

- ANÜRİ
( Böbreklerden sidiğin süzülememesi. )

- ANÜS ile/ve/değil EŞİK

- ANÜS ile/değil KLOAK
( İnsanda. İLE/DEĞİL Hayvanlarda. )

- ANUTTURA SAMYAK SAMBODHI
( Buda'nın aydınlanma olayını anlatmak için kullanılan bileşik sözcük; tam ve anlaşılmaz en yüksek aydınlanma. )

- ANXIETY vs. APPREHENSION

- ANXIETY vs. BOREDOM/DISTRESS/DEPRESSION

- ANXIOUS ABOUT vs. ANXIOUS FOR vs. ANXIOUS TO

- ANYONYA-ABHAVA
( Karşılıklı yokluk. )

- ANYON değil/yerine EKSİN

- ANYTHING vs. ANYTHING

- AN ile ÂN
( -dan, -den. [ANH, ANHÂ] İLE En kısa süre. )

- AN ile/ve/||/<> ANLAK ile/ve/||/<> ANLIK ile/ve/||/<> US
( RUH ile/ve/||/<> ZEKÂ ile/ve/||/<> ZİHİN ile/ve/||/<> AKIL )
( Akıl;
* Sınır tayin eder;
* Kendine rakip kabul etmez;
* Buyurucudur )
( Akıl yönetimindeki zihin, düşünceyi verir. )
( Ayna güneşi çekmek için hiçbir şey yapamaz. O sadece parlaklığını koruyabilir. Zihin de hazır olur olmaz güneş onun içinde parlar. )
( Karmaşanız(teşevvüş), yalnızca zihninizdedir. )
( Berrak bir zihin ve temiz bir kalp için çaba gösterin. )
( Duygu ve düşünceyi olağan şartlarda ayırd edemezsin, ancak akıl bunu sağlar. )
( Zekâ, özgürlüğe açılan kapıdır ve uyanık dikkat, zekânın anasıdır. )
( Zekâ, bilme gücünün, zihindeki yansımasıdır. )
( Zekâ, doğruluk, Hürmüz'ün; cehalet, yalan ise Ehrimen'in sıfatlarıdır. )
( Your confusion is only in your mind.
Seek a clear mind and a clean heart. )

- AN ile AN ile AN
( Zamanın bölünemeyecek kadar kısa bir bölümü. Kıpı, lahza, dem. İLE İki tarla arasındaki sınır. İLE Canlının, duygu ve davranışlar dışındaki süreç ve etkinliklerinin bütünlüğü.[An bulanıklığı/yorgunluğu.] )

- ÂN ve/||/<>/> CÂN ve/||/<>/> CANÂN ve/||/<>/> CİHÂN

- AN ile DÖNEM

- AN ile/ve/değil EŞİK

- ÂN ile/<> ESNÂ
( En kısa zaman birimi. İLE/<> Ara, aralı, vakit, sıra. )

- AN ile/ve NOKTA
( Tek başlarına tanımlanamayan fakat tüm tanımların başlangıcıdırlar. )
( Kuşatılamaz, kavranamaz, tutulamazlar. )

- AN ve/<> VAKİT ve/<> ZAMAN

- ÂN ile/ve ZAMAN
( LÂM ile/ve CİM )

- APAÇIK/LIK = SELFEVIDENCE/SELFEVIDENT[İng.] = ÉVIDENCE/ÉVIDENT[Fr.] = OFFENKUNDIG/OFENKUNDIGKEIT[Alm.] = EVIDENZA[İt.] = EVIDENCIA[İsp.] = EVIDENTA, PERSPICUITAS[Lat.] = ANERGEIA[Yun.] = BEDEHA(T)/BEDİHÎ, BEYYİN[Ar.] = HODPEYDÂ[Fars.] = KLAARBLIJKELIJK/HEID[Felm.]

- APAÇIK ile NET/LİK, KESİN/LİK
( "Mantıklı" ya da "mantıksız", apaçık olanı yadsıyamazsınız. )
( Bilim, bilimde kesinliğin olmamasıdır. )
( BEDÂHET: Besbelli, apaçık olma durumu. | Bir konuda hazırlıksız konuşabilme yeteneği. )
( "Logic" or "no logic", you cannot deny the obvious. )

- APAKSEPANA
( İnme, nâzil. )

- Apansız KONUŞ!!!

- APAR TOPAR (TOPLANMAK/KAÇMAK/ÇIKMAK)

- APARA
( Aşağılık, düşüklük. )

- APARATVA
( Yakınlık. )

- APARTMAN ile DEPARTMAN

- APAYRI ile BAMBAŞKA

- APHELION değil/yerine/= GÜNÖTE

- APIAN
( Arı ile ilgili. )

- APIK-SAPIK (DÜŞÜNCELER/DAVRANIŞLAR)

- APIR-SAPIR (KONUŞMAK)

- APİYOLOJİ/APIOLOGY[İng.]
( Arı bilimi. )

- API ile API
( Amerikan Petrol Enstitüsü[American Petroleum Institute] İLE Uygulama Programlama Arayüzü[Application Programming Interface] )

- APNE ile ASFİKSİ
( Solunumun durması. İLE Oksijen yetersizliğinden dolayı boğulma. )

- APOGAMİ
( Eşeysel örgenlerin birleşmede bulunmadığı üreme şekli. )

- APOGEE değil/yerine/= YERÖTE

- APOMİKSİ
( Döllenmeksizin özel dokularla çoğalma. )

- APOSTERİORİ değil/yerine/= SONSAL

- APOSTON SOFRASI

- APOSTROF ile KESME

- APOSTROF değil/yerine/= KESME (İMİ)

- APPETITE vs. DESIRE

- APPRECIABLE vs. APPRECIATIVE

- APPROACH vs. REACTION

- APPROPRIATE vs. CONVENIENT vs. EXPEDIENT vs. PROPER vs. SUITABLE

- APRAKSİ
( İşlev yitimi. )

- APRİORİ değil/yerine/= İLKSEL

- APSE ile YARA

- APSİS[Fr. ABSCISSE < Lat.] ile APSİS[Lat.]/APSİT[Yun. APSİS, İDOS: Daire, tonoz.]
( Yönlü bir eksen üzerinde, bir noktanın, başlangıç noktasına olan uzaklığının cebirsel değeri. | Bir düzlem içinde bir noktanın yerini belirlemeye yarayan koordinatlardan yatay olanı. | Bir noktanın uzaydaki yerini belirlemeye yaraya ana çizgilerden yatay olanı. İLE Kiliselerde, koronun arkasında bulunan ve camilerine mihrap kısmının karşılığı olan, yarım daire ya da yarım çokgen şeklinde, çoğu tonozlo örtülü bölüm. [Apsitler, çoğu zaman apsidiyollerle çevrili olurlar. Roma'lılar, yapı dışına taşan yarın daire şeklindeki gözlere, absida derlerdi. Bazilikaların uclarında bir absida bulunurdu. Kiliselerdeki apsitlerin kökeni budur.] )

- APTAL "DOST" ile/değil/yerine AKILLI "DÜŞMAN"

- APTAL OLMAK ile/değil/yerine/||/<>/< İYİ OLMAK
( Birinin hatasını, hiç olmamış gibi saymak. İLE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Affedebilecek kadar. )

- APTAL/LIK ile/ve/değil OLANAKSIZ/LIK

- APTALLIK (ETMEK) ile HATA

- APTALLIK ve/<> İNTİHAR

- APTAL ile/değil/yerine/>< ABDAL
( Hakikat, Ben'im! İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Ben, hakikatim. )
( "Kafası çalışmama", "gaflette/acziyette bulunma" ve birçok ayrıntılı anlamları taşıyan aşağılayıcı/küçük düşürücü durum/hitap. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Kul. Kulluk. Abdiyet (makamı). )
( Değişmeyen. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Değişen. )
( Devrilir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Evrilir. )
( Abdal olan, aptal olanı affedebilir. )
( Yanıtları, anlamsız bulur. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Soruyu, anlamsız bulur. )
( Hep, haklı olmayı, beceri zanneder. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Hep ya da hiç, haklı olmayacağını/olmayabileceğini bilir. )
( [bir oylamanın, sonucunun] "Oy çokluğu" ile alınmasına sevinir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< "Oy birliği" ile alınmasını bekler/ister. )
( Abdal'a, aptal gibi davranır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Aptal'a, abdal gibi davranır. )
( Uyur, düşünemez. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Düşünür, uyuyamaz. )
( "De ki, ..." derler. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< "... Peki!" derler. )
( [bir düşüncenin] Taraftarı olur. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Tarafı olur. )
( Savrulur. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Savunur. )
( Lâf eder. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Söz eder.
[ bkz. www.FaRkLaR.net/Dil ] )
( Dolu taneleri gibidir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Kar taneleri gibidir. )
( Öfkeyle konuşur. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sükûnetle konuşur. )
( [için öncelikli olan] "Başarmak"tır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Denemektir. )
( Hiç bir esinti bile duymaz. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Mâlûm olur. )
( [ "Batı"ya / "Doğu"ya ] Hayranlık duyar ya da nefret eder. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Ne hayranlık duyar, ne de nefret eder. [Sadece, anlamaya çalışır.] )
( [ Söz'ün ] Kandırıcılığına kapılır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Hakikatini arar. )
( Yakını görür, uzağı söyler. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Uzağı görür, yakını söyler. )
( Zikrine kanma! İLE/DEĞİL/YERİNE/>< "Bikr"ine["ilk olması"na] kapılma[zannetme]! )
( [zihnine/"aklına"] "Güzel" deyince, kadın gelir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< "Kadın" deyince, güzel/lik gelir. )
( Yaptığından pişmanlık duyar ve yere çöker. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Tövbe eder ve ayağa kalkar. )
( "Gözü açık"tırlar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< "Kör"dürler. [gözleri, geçici/"değerli" olanlara kapalıdır] )
( Mey ile hoş olur. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Aşk ile mest olur. )
( Düşünür ve durur. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Durur ve düşünür.
[ Duran, susmak bilmez; düşünen, hemen susar. ] )
( Alacaklı gibi sevdiğinden dolayı, en küçük antlaşmazlıkta, hacze gelir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Borçlu gibi sever, bedel ödemekten çekinmez. )
( Ortadır[vasat] ama ortada[vasatta] durmayı bilmez. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Orta değildir ve ortada[vasatta] (dengede/itidalde) durmayı bilir. )
( [sevindiğinde] Sırıtır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Gülümser. )
( Zırlar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Ağlar. )
( [ "düş"te iken, uya(ndı)rılınca ] Ne uyanır, ne de utanır.[ve sayıklar] İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Uyanır ve utanır. )
( Dünyayı kurtarmaya çalışır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Dünyadan kurtulmaya çalışır.
[ En sonunda da, abdal, kendine kavuşur; aptal, dünyaya. ] )
( Yararının/çıkarının peşinden koşar. [ve de zarar eder] İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yararı ve güzel(lik)i arar. [ıstırap duyar] )
( Anlaşılmak ister. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Anlamak ister.
[ Oysa ki, [hakikatte] Anlaması gerekir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Anlaşılması gerekir. ] )
( Aptalı bulunca, aptal aptal konuşur.[abdalın yanına düşse de, yine aptal aptal konuşmaya devam eder] İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Abdalı bulunca, susar.[aptalın yanına düşse de susar] )
( Tüm bunları ve ayrıntıları, aptalca/saçma(lık) olarak "görür"/"düşünür". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Ayrımları/ayrıntıları görür ve susar.
www.FaRkLaR.net/SUS )
( Herkesin beğendiğini beğenir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Beğendiğinin, başkalarınca da beğenilmesini ister. )
( Rakamlara itibar eder. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sözcüklere itibar eder. )
( Küfreder. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Şükreder. )
( [kendini] Alacaklı zanneder. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Borçlu hisseder. )
( [Kendine gelmek için] Yerin sarsılmasına gereksinim duyar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yüreğin sarsılmasına gereksinim duyar. )
( Anlamaz ve sürekli konuşur. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Anlar ve susar. )

- APTAL ile/değil EFTAL

- APTAL ile ŞAPŞAL
( ... İLE Aptalca davranışlarda bulunan, alık kişi. | Üstüne başına önem vermeyen, özen göstermeyen. | Bol, dökük ve biçimsiz (giyecek). )

- AQUEDUCT vs. BRIDGE

- ARTIRMA ile ARTTIRMA

- ARTTIRMA değil ARTIRMA

- Ara ara KONUŞ!!!

- ARA AŞIĞI ile DAMLALIK AŞIĞI ile MAHYA AŞIĞI ile MONTAJ AŞIĞI/KONSTRÜKTİF AŞIK ile AŞIK TAKOZU ile ÂŞIKYOLU
( Mahya aşığı ile damlalık aşığı arasında kalan aşıklardan her biri. İLE Ahşap makaslı çatılarda, oluk tarafında dış duvarlar üzerine yerleştirilen ve mertek uclarını taşıyan aşık. Kırma ya da beşikörtüsü çatılarda, mahyaya yerlşetirilen aşık. İLE Mahyada, taşıyıcı aşık bulunmaması durumunda ya da bir mertek çatısında mertek uclarını bağlamak için bunların altına yerleştirilen ve mertekler tarafından taşınan küçük kesitli aşık. İLE Aşıkların oturmalarını sağlamak ve kaymalarını önlemek için eğik makas kirişlerinin üzerine çakılan konik ağaç parça. İLE Dik köşeli çizgilerin kırılarak devam etmesiyle oluşan eski bir geometrik bezeme.[Eskiden, "âşık yolunu şaşırmış" ya da "sarhoşyolu" da denilmiş.] )

- ARA İNANÇLAR ile/ve/||/<> OTONOM DÜŞÜNCELER

- ARA İNANIŞLARDA:
TUTUM
ile/ve/||/<> KURAL ile/ve/||/<> SAYILTI

- Ara vermek için SUS!!!

- ARÂ' ile ÂRÂ'[Ar. < RE'Y] ile -ÂRÂ[Fars.]
( Bölge, mıntıka/mıntaka. İLE Oylar. İLE Süsleyen, bezeyen. [Dil-ârâ] )

- ARA:
1. GÜN
ile 2. GÜN
( Kendin. İLE Başkaları. )

- Arabada yan/arka koltuktaysan SUS!!!

- ARABÂN-KÜRDÎ
( Dede Efendi'nin düzenlemesi/terkibi olduğu kabul edilebilecek olan az kullanılmış mürekkep bir makamdır. [Beyâtî-arabân makamına bir kürdî dörtlüsü eklenerek oluşturulmuştur] )

- ARABÂN-KÜRDÎ ile ARABÂN-NİGÂR
( Dede Efendi'nin düzenlemesi/terkibi olduğu kabul edilebilecek olan az kullanılmış mürekkep bir makamdır. [Beyâtî-arabân makamına bir kürdî dörtlüsü eklenerek oluşturulmuştur] İLE Adı anonim bir edvâr-ı ilm-i mûsikîde geçen makam. )

- ARABÂN-NİGÂR
( Adı anonim bir edvâr-ı ilm-i mûsikîde geçen makam. )

- ARABA değil/yerine BİSİKLET
( Arabadan İn, Bisiklete Bin!...

)

- ARABA ile LANDO/LANDON[Fr.]
( ... İLE Dört tekerlekli, içinde dingillere paralel olarak düzenlenmiş, karşılıklı iki oturma sırası bulunan binek arabası. )

- ARABÎ ile A'RÂBÎ[Ar. çoğ. EÂRÎB]/[Fars. BÂDİYE-NİŞÎN]
( Arap budununa/kavmine ait olan/lar. | Arapça, Arap dili. İLE Çölde yaşayan Arap. )

- ARABULUCU ile/değil UZLAŞTIRMACI

- ARAB ile ÂRÂB[< İREB, İRBE] ile A'RÂB[< ARAB]
( Irak, Şam, Hicaz, Yemen, Mısır'da ve Afrika'nın kuzeyinde bulunan semitik kavmin genel adı. İLE Akıllar, zekâlar. | Hâcetler. | Hîleler, dekler, oyunlar. İLE Çöl Arapları. )

- ARAÇ
( INSTRUMENT )

- ARAÇ AKILSALLIĞI ile/ve/<> DEĞER AKILSALLIĞI

- ARAÇ [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- ARAÇ [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- ARAÇ [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- ARAÇ [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- ARAÇ-GEREÇ

- ARACI ile/ve/değil EŞİK

- ARAÇLAR/BİLGİLER/TUTUMLAR:
KURUCU
ile/ve/||/<> TAŞIYICI ile/ve/||/<> ÖĞRETİCİ

- ARAÇLARDAN İNERKEN VE KAPILARINI AÇARKEN:
SOLDAN
ile/ve/değil/yerine SAĞDAN
( Araç yolcularının, inecekleri zaman, sol kapıyı değil sağ kapıyı kullanmalarına özen gösterelim. Sürücülerin de özellikle bisikletliler, motorsikletliler ve hatta yayaları düşünerek, aniden çıkış yapmamaları gerektiğini her zaman için anımsatalım ve birbirimizi uyaralım. Aniden açılan kapılar yüzünden yaşanılan gereksiz ve büyük kazaları, bilinçli ve dikkatli davranarak önlemek olanaklıdır. Lütfen araçtan ani çıkışlar yapmadan ayna kullanarak kapıları açalım! )

- ARAÇLARDAN(OTOBÜS, TREN, VAPUR VS.) ÇÖP ATMAK yerine CEPTE/ÇANTADA TUTMAK

- ARAÇ ile AYGIT

- ARAÇ ile/ve GEREÇ

- ARAÇ ile/ve ÖĞE
( Köprü yalnızca bir tek işe yarar - üstünden geçmeye. )

- ARAÇ = VASITA = MEANS, VEHICLE[İng.] = MOYEN[Fr.] = MITTEL[Alm.] = MEZZO[İt.] = MEDIO[İsp.] = VIA, RATIO[Lat.] = (HO) POROS[Yun.] = VESÎLE, VÂSİTA[Ar.] = VESÎLE[Fars.] = MIDDELEN[Felm.]

- ARAÇ ile/ve YÖNTEM

- ARADA (OLMAK) ile/ve/değil/yerine AKIŞTA (OLMAK)

- Arada bir KONUŞ!!!

- Arada sırada DİNLE!!!

- Arada sırada SUS!!!

- ARADA-DEREDE (KALMAK, İŞ GÖRMEK)

- ARADIĞIN SÜRECE/KADAR ARARIM değil ARAMADIĞIN KADAR ARAMAM

- ARAF ile/ve/değil EŞİK

- ARAKIYE ile ARAKIYE/MEY
( Dervişlerin giydiği, tiftikten yapılmış ince külâh. İLE Küçük zurna. Doğu Anadolu'da kullanılır. )

- ARAKNOİD
( Beynin üzerini örten ince zar. )

- Aralıklı KONUŞ!!!

- ARALIK ile ARALIK
( 12. ay. İLE Ara, boşluk. )

- ARAMA (TALEB)

- ARAMA EMRİ ile/ve/değil/<> YAKALAMA EMRİ

- ARAMA-TARAMA

- ARAMADIĞIMIZI BULAMAMAK ile/ve/||/<> DOLDURMADIĞIMIZI BOŞALTAMAMAK ile/ve/||/<> SAHİP OLMADIĞIMIZDAN VAZGEÇEMEMEK ile/ve/||/<> BULUNMADIĞIMIZ YERİ TERK EDEMEMEK

- ARAMAK ile/ve/değil/yerine/<> BULMAK İÇİN/ÜZERE ARAMAK

- ARAMAK ile/ve/<> PAYLAŞMAK
( Bir şeylerin paylaşıldığı kişi aranır. Birinin sizi uzun süre sonra ya da -maddi, manevi- bir gereksinimi doğrultusunda araması çıkar değil/olmayabilir, sizin zihninde ve gönlünde bir yeriniz olduğundandır. )
( Sahip olduğunuz her şeyi, her kimin gereksinimi varsa, onunla severek paylaşın. )

- ARAMAK ile/ve PAYLAŞMAK

- ARAMAK = SEARCH/SEEK/LOOK FOR[İng.] = CHERCHER[Fr.] = SUCHEN[Alm.] = CERCARE[İt.] = BUSCAR[İsp.]

- ARAMA ile ARAŞTIRMA
( Arayan ve aranılan birdir ve önemli[öncelikli] olan, yalnızca arayıştır. )

- ARAMA ile/ve/<> BULMA
( Aramakla bulunmaz fakat bulanlar aramış olanlardır. )
( Arayan aradığı sürece ayrı kalır. )

- ARÂMÎ ile/ve ARABÎ

- ÂRÂM[Ar. < İREM] ile ÂRÂM[Fars.]
( Çölde, özellikle konulan belirteç/nişan. İLE Durma, eğlenme, dinlenme. | Yerleşme, dinlenme, karar kılma. )

- ARANAN ile/ve/<>/> ARINAN

- ARANIP TARANMA

- ARAP CAMİİ
( [Daha önce St. Dominiko Kilisesi] [Azapkapı - Perşembe Pazarı'ndadır.] )

- ARAP TASAVVUFU ile/ve İRAN TASAVVUFU ile/ve ANADOLU TASAVVUFU
( Bilimsel/İlmî. İLE/VE Sanatsal. İLE/VE Eylemsel. )

- ARAPAYMA BALIĞI ile ARANOVA BALIĞI ile TAMBAKUİ BALIĞI
( 3 m. uzunluğunda ve 160 kg. ağırlığındadır. İLE ... İLE 40 kg. ağırlığındadır. )
( Sürü olarak avlanırlar. İLE ... İLE ... )
( Amazon ormanlarında yaşarlar. )

- ARAPÇA (TERİMLER) ile PEHLEVİCE (TERİMLER)

- ARAPÇA HAT KALEMİ ile İBRÂNİCE HAT KALEMİ

- ARAPÇA ile FARSÇA
( SİBEVEYN: Arapça dilbilgisini oluşturan kişi. )

- ARAPÇA ile/ve/||/<> FARSÇA ile/ve/||/<> TÜRKÇE
( Felsefe/bilim dili. İLE/VE/||/<> Sanat dili. İLE/VE/||/<> Eylem dili. )

- ARAP ile ÂRÂP
( Irkı tanımlama. İLE "...-cı" olma(savunma, koruma, kayırma) )

- ARASÂT[< ARSA]
( CENNET İLE CEHENNEM ARASINDA OLDUĞU SÖYLENEN YER | MAHŞER YERİ, HAŞİR VE NEŞİR MEYDANI )

- ARAŞTIRMA YAPMAK ile ÇALIŞMA YAPMAK

- ARAŞTIRMA-GELİŞTİRME[AR-GE] ile/ve/||/<>/> ÜRÜN GELİŞTİRME

- ARAŞTIRMACI ile/ve/||/<>/> UYGULAYICI

- ARAŞTIRMA ile/ve GÖZLEM

- ARAŞTIRMA ile İNCELEME ile ÇÖZÜMLEME/ANALİZ
( TA'MÎK[Ar. < UMK | çoğ. TA'MÎKÂT]: Derinleştirme, derin kazma. | Esasına varacak şekilde araştırma, inceleme. )

- ARAS[yerel < Isparta bölgesi] ile/ve/<> ARASTA[Fars. ARASTE: Süslenmiş.] ile/ve/<> ARASTAK[Fars.]
( Çarşı. İLE/VE/<> Eskiden, çarşılarda aynı çeşit mal satan esnafın bulunduğu bölüm. | Üstü örtülü ya da dükkânlarının önü saçaklı çarşı. [Eskiden, arasta, külliyelerin bir bölümünü meydana getirirdi.] | Ordu çarşısı. [Eskiden, ordugâhta kurulan seyyar çarşı.] İLE/VE/<> Yapıların üzerine gelen süslü saçak. | Tavan. | Yatak sayvanı. )

- ARAYAN KİMSENİN OLMAMASI ile/ve ARANABİLECEK KİMSENİN OLMAMASI

- ARAYAN-SORAN (OLURSA)

- ARAYIP SORMAK

- ARAYIŞ ile/ve BEKLENTİ

- ARAYIŞ ile/ve SORGULAMA

- ARAZ-I-LÂZIM ile ARAZ-I-MUFÂRIK
( Gerekli araz.[Mâhiyetten ayrılması olanaksızdır] İLE Ayrılabilir araz.[Mâhiyetten ayrılması olanaksız değildir.] )

- ARAZBÂR
( Türk mûsikîsinin pek eski birleşik(mürekkeb) makamlarındandır. [Nevâ'da beyâtî ve rast beşlisi'nin çârgâh'taki şeddi ve uşak dörtlüsünün birleşmesinden meydana gelmiştir.] )

- ARAZBÂR-PÛSELİK
( III. Selim'in ihtirâ[benzeri görülmemiş bir şey icâd etme] ettiği birleşik(mürekkeb) makamlardan biridir. [Arazbâr mürekkebine bir pûselik dörtlüsü ya da beşlisi eklenerek meydana gelmiştir.] [Devamı~ayrıntılı açıklamaları için...] )

- ARAZBÂR ile ARAZBÂR-PÛSELİK ile ARAZBÂR-ZEMZEM
( Türk mûsikîsinin pek eski birleşik(mürekkeb) makamlarındandır. [Nevâ'da beyâtî ve rast beşlisi'nin çârgâh'taki şeddi ve uşak dörtlüsünün birleşmesinden meydana gelmiştir.] İLE III. Selim'in ihtirâ[benzeri görülmemiş bir şey icâd etme] ettiği birleşik(mürekkeb) makamlardan biridir. [Arazbâr mürekkebine bir pûselik dörtlüsü ya da beşlisi eklenerek meydana gelmiştir.] İLE Nasır Abdülbâkî'nin tetkik ve tahkikinde adı geçen makam. )

- ARÂZİ[< ARZ] ile A'RÂZÎ
( Yerler, topraklar. İLE Ârızî, tesâdüfî, rastgele. )

- ARAZİ[Ar. < ARZ] ile/ve/<> ARSA[Ar.]
( Yeryüzü parçası, yerey, yer, toprak. İLE Üzerinde yapı kurulmak üzere ayrılmış yer. Yasanın tanımlamasına göre, belediye sınırları içinde bulunup belediyece parsellenmiş arazi. )

- ARAZİ[Ar.] değil/yerine/= YEREY
( Yeryüzünden bir parça. | Yerkabuğunun oluşumu bakımından ele alınan herhangi bir parçası. )

- ARAZİ ile BATAKLIK

- ARAZİ ile BOSTAN[Fars. < BÛSTÂN]
( ... İLE Sebze bahçesi. | Kavun, karpuz tarlası. | Kavun ve karpuza verilen ortak ad. )

- ARAZİ ile ÇAL
( .. İLE Taşlık yer. )

- ARAZİ ile ÇİMENLİK

- ARAZİ ile DAZ
( ... İLE Çıplak toprak. )

- ARAZİ ile/ve TOPRAK
( TOPRAK

Tarlam, sana üçyüz fidan aşılasam
Tarla coşar, fidan coşar, el coşar
Gücüm yetse, hemen işe başlasam
Kazma coşar, kürek coşar, bel coşar

Muhidime örnek olmak maksadım
Sevinir evlâdım, söylenir adım
Hız ile yürür idim olsa kanadım
Yolcu coşar, ayak coşar, yol coşar

Çalışırsan toprak verir cömerttir
Emeksiz istemek, dermansız derttir
Çalışmak, insana büyük servettir
Kese coşar, gönül coşar, el coşar

Yılda bir kez, çiçek açan ağaçlar
Hayatta insana ömür bağışlar
Her taraftan cıvıldaşır o kuşlar
Seher coşar, bülbül coşar, gül coşar

Güzelin kulağı, küpeyi saklar
Ağacın yaprağı, meyveyi koklar
Mehtap ile birleşince yapraklar
Gölge coşar, mehtap coşar, dal coşar

Yel, dala değdikçe, sor ki, dallar ne çeker
Durmaz inler, ırgalanır, Hû çeker
Demişler ki, bu derdi bu çeker
Veysel ağlar, sazı ile tez coşar

 

[ Veysel (Âşık) 'ın yazdığı ilk şiirdir. ]

[ Sürekli erişim adresi...
www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/12792 ]

)

- ARAZ[Ar.]/SEMPTOM[Fr. < Yun.] değil/yerine/= BULGU

- ARA ile/ve/değil EŞİK

- ARBITRARY(-I-NESS) vs. PROBABILITY

- ARCTIC değil/yerine/= KUZEY YERUCU

- ARDAK ile ARDIŞIK
( Mantarların etkisiyle ahşapta meydana gelen ve renk değişikliği doğuran çürüme başlangıcı. İLE Aynı öğenin birbiri ardına gelmesi. )

- ARDA ile/ve BAGET
( Uzun değnek. İLE/VE İnce kısa değnek. )

- ÂRDEN[Fars.]
( Süzgü. | Kevgir. )

- ARDI ARDINA (DİZİLMEK)

- ARDI ARKASI (GELMEMEK)

- ARDIÇ OTU ile AYRIK OTU ile BEŞPARMAK OTU ile BOĞAN OTU ile CANAVAR OTU ile ÇOREK OTU ile DALAK OTU ile DELİCE OTU(RYE GRASS) ile EĞRELTİ OTU[Lat. NEPHRODIUM FILIX MAS] ile ENGEREK OTU ile GEYİK OTU ile GÜZELAVRATOTU[Lat. ATROPA BELLADONNA] ile İDRİS OTU ile KANARYA OTU ile KELEBEK OTU ile KENE OTU ile KÜSTÜM OTU ile MELEK OTU ile MERCAN OTU ile NEVRUZ OTU ile ÖKSE OTU ile PİSİPİSİ OTU ile TAŞKIRAN OTU ile YÜKSÜK OTU[Lat. DIGITALIS PURPUREA] ile ACI OT ile SÜTLÜ OT

- ARDIÇ ile ANDIZ
( Servigillerden, güzel kokulu, yapraklarını kışın da dökmeyen, yuvarlak kara yemişleri ilâç olarak kullanılan bir ağaçcık. İLE Bir çeşit ardıç. | Kırlarda yetişen, yabani bir otun kökü. )

- ARDIÇ ile/ve TAG

- Ardından konuşma! Yüzüne KONUŞ!!!

- ÂRD[Fars.]
( Buğday ve benzerlerinden öğütülen un. | Değirmen taşına buğdayı akıtan oluk. )

- AREA[Lat.] ile ARENA[Lat. HARENA: Kum, kumlu yer.]
( İlk Doğu kiliselerini çevreleyen, ağaçlı kutsal avlu. [Bu avlulardan bazıları, bölge papazlarının barınaklarına açılan revaklarla çevriliydi.] İLE Çok ince kum. | Antikçağda, anfitiyatro, hipodrom, sirk gibi yerlerin ortasında güreş, yarış, oyun gibi yerlerin ortasında, güreş, yarış, oyun gibi çeşitli gösteriler yapılan, üzerine kum serilmiş alan. )

- ÂREC[Fars.] ile AREC ile A'REC[Ar.] / LENG[Fars.]
( Dirsek. İLE Topallık. İLE Topal, aksak. )

- ARENA ile AGORA

- AREOMETRE[Yun. ARAIOS: Sulu, az koyu. | METRON: Ölçü.] değil/yerine/= SIVIÖLÇER
( Bir sıvının, özgül ağırlığını ölçmeye yarayan aygıt. )

- ARGO ile ADİCE/BAYAĞI/ÂMİYÂNE[Ar., Fars.]

- ARGO ile KÜFÜR

- ARGO ile MÜSTEHCEN

- ARGO ile YÜKSEK ARGO ile DÜŞÜK ARGO
( [Türkmen, Gagauz, Özbek, Uygur, Tatar, Başkurt, Kumuk, Karaçay-Malkar, Nogay, Kazak, Kırgız, Altay, Hakas, Tuva, Şor Türkçe'lerinde] ARGO )
( [Çekoslavakya'da] HANTYRKA )
( [Çin'de] HSIANG T'AN, HSIANG Ç'ANG )
( [Finlandiya'da] MONGERRUS )
( [Hindistan'da] SÂSÎ, DOM, NATÎ [Çingene dili asıllılardır], BALAÎBALAN )
( [Hollanda'da] BARGOENS )
( [İran'da] LÛTRÂ, ZEBÂN-I ZERGERÎ[kuyumcu dili], LOTİZEBÂNÎ, KURBATÎ/ESSÎM ARGOSU[Ar. İran'ın kuzeyinde] )
( [İspanya'da] CALO, [eskiden] GERMANIA )
( [İtalya'da] FURBESCO, ZERGA[Venedik'te], GERGO[Jargon anlamına] )
( [Macaristan'da] TOLVANJNYELV[hırsız dili] )
( [Mısır'da] HALEBÎ ARGOSU )
( [Norveç'te] FANTESPROG )
( [Portekiz'de] CALAO )
( [Romanya'da] ŞMECHEREASCA, LIMBA CARAITORILOR )
( [Rusça] ARGO [Kril abecesiyle APRO], VOROVSKIY YAZIK[hırsız dili] )
( [Yunanistan'da] MALLIARA GLOSA[bayağı dil anlamına] )

- ARGUE vs. BICKER vs. DEBATE vs. DISCUSS vs. DISPUTE vs. QUARREL

- ARGUE ile DISAGREEMENT

- ARGÜMAN[İng. ARGUMENT] değil/yerine/= (İKNA EDİCİ, YETERLİ/YETKİN) KANIT

- ARGUMENT vs. SQUABBLE

- ARHAN/ARAHANT[Sansk.]

- ARHAN/ARAHANT[Sansk.] = ARHAT[Palice]

- ÂRÎ
( ÇIPLAK )
( HÜR )

- ARI BİTİ

- ARI KAVRAM ve/<> AKIL

- ARI KUŞU ile YEŞİL ARI KUŞU

- ARI SIRRI ve/=/<> ALİ SIRRI
( ... VE/=/<> Beyin. )

- ARI-DURU

- ÂRİF HİKMET EFENDİ ile/ve ÂRİF HİKMET
( Şeyhülislâm. İLE/VE Medine'li. )

- Ârif'i DİNLE!!!

- ÂRİF-İ MÜKEMMEL ile/ve/değil ÂRİF-İ MÜKEMMÎL

- Ârifçe sus, ârifçe KONUŞ!!!

- ARİFE değil/yerine/= ÖNGÜN

- ÂRİF ve ÂGÂH ve HEMDERT

- ÂRİF ile ARRÂFE

- ÂRİF ile/ve/> HAKÎM ile/ve/> MÜTEELLİH
( ... > Hem ârif, hem de hakîm olan. )
( Kâmiller/ârifler, Allah'ın nazarıyla bakarlar. )
( Ârif olan... İçi, dışı, dengede tutan. )

- ÂRİF ile MUHLİS

- ÂRİF ile/ve ZARÂFET

- ÂRİF ile/ve ZARİF
( Ârif, muhatabının, kendi selâmıyla selâmlar. )
( ÂRİF: Devr eden. )
( Karşılık almaz. İLE/VE Fazladan verir. )

- ARIK
( Fidan dikilen yer. )

- ARIK ile ARIK
( Ark. | Fide ya da fidan dikilen yer. İLE Zayıf, kuru, sıska. )

- ÂRİLER/ARYANS
( M.Ö. 1500 ile 100 yılları arasında Hindistan'a gelip İndus Vadisi Arîlerine, Kuzey Hindistan'a~son olarak da Ganj ovası Arîlerine yerleştiler ve buraya "Arîler, Arîler'in Anavatanı" anlamına gelen "Aryavarta" dediler. Hindistan'a kast sistemini getirdiler. )

- ÂRİM ile ARİM
( Uygunsuz, hoşa gitmez, ters. İLE İnatçı, kafa tutan. )

- ARIN(DIR)MA'DA:
| SU İLE / ATEŞ İLE / SIYIRARAK |
ile/değil/yerine/<>/>/<
DÜŞÜNCE/ZİHİN İLE


- ARINDIRMA ile/ve KESİNLEŞTİRME

- ARINMA ve/> AKTARMA ve/> ULAŞMA
( KATARSIS ve/> PARODESIS ve/> EPOPTEIA )

- ARINMA/ARINDIRMA ile/ve/=/<> AYDINLANMA
( Arınma, duyguların eğitilmesi ve duyarlılık-yetisinin geliştirilmesi için yöntem olarak kullanılmaktaydı. Sanat bu arınmanın yöntemi olarak benimsenmişti. )
( Büyüklüğü tanıyabilmek için olgunlaşmanız, kutsallık için gönlünüzü arındırmanız gerekir. )
( Zaferin sırrı, Arınma ve Bilgi'ye ulaştıktan sonra çalışmaktır. )
( Aydınlanma, kültürden uygarlığa geçiştir. )
( "Bir"deki "Birlik"i ya da "Birlik"in "Bir", "Tek" ve "Bütünsel" oluşunun farkındalığına ulaşmak "Aydınlanma"dır. )
( Aydınlanma, insan aklına güvenmek; onu tanımak ve akla dayalı bir yaşamı gerçekleştirmeyi amaçlar. )
( Aydınlanma, Varlığın Armonik Birliği'nin kavranmasını temel almış; buna bağlı olarak Toplum'un armonik birliğe ulaştırılması ve toplum içndeki kişilerin 'Tekil-Bütünlük'e gelerek 'Bireyleşmesi'ni amaç edinmiştir. )
( İngilizce'de "Enlightenment", Fransızca'da "Enlaitement", Almanca'da "Aufklærung", İtalyanca'da "Essere Illuminato", Osmanlıca'da "Tenevvür", Tasavvuf'ta "İşrak". )
( Tüm ezoterik okullarda Arınma, Aydınlanma ve Sevgi, Bilgeliğin Yöntemi, ortak bir tutum olarak benimsenmiştir. )
( Kavramlar dünyasına giren her insan evrensellikle bağ kurmuştur. Bunun ayırdında olmak, aydınlanmaya başlamak demektir. )
( Ancak anlayış aydınlatır. )
( Aydınlanmış kişi erdemli olmalıdır. )
( Ermişliğin özü, içinde bulunulan AN'ı(şimdiyi) tümüyle kabul etmek ve olmakta olanlarla uyumlanmaktır. )
( Only understanding enlighten. )

- ARINMA ile/ve/> AŞKINLIK

- ARINMA ve/||/<>/> AYDINLANMA ve/||/<>/> AŞK

- ARINMA ile/ve/değil/<> DUYARLILAŞ(TIR)MA

- ARINMA ile/< ELEŞTİRİ

- ARINMA ve/<> GÜVEN
( Ancak, arınmış zihinlere güvenebilirsin. )

- ARINMA ile/ve/> MÜŞÂHEDE

- ARINMA ve/<> YAPILAN(DIR)MA

- ARIŞ/İRİŞ ile ARIŞ ile ARIŞ
( Kolun, dirsekten parmaklara kadar olan bölümü. İLE Çözgü. İLE Araba oku. )

- ARISTO VE İBNİ SİNÂ VE IMMANUEL KANT ile/ve ARISTO VE İBNİ SİNÂ VE KUTBUTTİN RÂZÎ VE IMMANUEL KANT

- ARISTON ile ARISTO(TELES)

- ARİSTOTELES (Biyolojide!)

- ARİSTOTELES ASTRONOMİSİ ile/ve BATLAMYUS KOZMOLOJİSİ[astronomisi değildir!]

- ARİSTOTELES MANTIĞI/SERT CİSİMLER MANTIĞI ile/ve BULANIK MANTIK

- ARİSTO ve HAREZMİ

- ÂRİŞ[Fars.] ile ARÎŞ[Ar.]
( Anlam/mânâ, kavram/mefhum. İLE Asma çardağı. | Samandan yapılmış bir çeşit ev. | Sundurma. )

- ARITA PORSELENİ ile KOPYALARI
( ... İLE 3 çeşittir. )

- ARITA/IMARI PORSELENİ ile/ve NABESHIMA PORSELENİ

- ARITMAK ile ARINDIRMAK

- ARİTMETİK/ASTRONOMİ ile/ve GEOMETRİ ile/ve ŞİİR ile/ve MÜZİK
( Zamanı hesap ettiğinizde Aritmetik, Astronomi; mekânı ölçmeye başladığınızda geometri; dili ölçmeye başladığınızda da şiir ortaya çıkar. Zaman ve dili beraber ölçtüğünüzde müzik ortaya çıkar. )

- ARİTMETİK ile/ve/değil CEBİR ile/ve/değil GEOMETRİ
( Zaman. İLE/VE/DEĞİL Zemin/mekân. )
( ... İLE/VE/DEĞİL Aksiyomatik olarak kurulan ilk ilim. )
( ... İLE/VE/DEĞİL Dengeyi/itidali simgeler. )
( Geometri, mekânın yorumudur. )

- ARİTMETİK ile/ve/||/<> LOGARİTMA[Yun.]
( ... İLE/VE/||/<> Büyük çarpmaları, bölmeleri, kök ve kuvvet alışlarını yapabilmek için bulunan bir yol. Biri geometrik, öbürü aritmetik olarak kurulan iki sayı dizisinden, aritmetik olanın her sayısı, karşılaştığı geometrik sayının logaritmasıdır. [1=0 | 10=1 | 100=2 | 1000=3 | 10.000=4 vb.] )

- ARITMOS ile/ve MEGETHOS
( Adet. İLE/VE Mikdar. )
( Sayılar kuramı. İLE/VE Geometrik cebir. )
( Hermes/Hermetik. İLE/VE Phytagoras/Pisagor. )

- ARİYA ATHANGİKA/MAGGA
( Sekiz Katlı Soylu Yol.
( 1. Samyag Drishti [Doğru ve tam görüş.]
2. Samyag Samkalpa [Doğru ve tam anlayış.]
3. Samyag Vak [Doğru ve tam konuşmak.]
4. Samyag Karmanta [Doğru ve tam etkinlik.]
5. Samyag Ajiva [Doğru ve tam hayatını kazanma yolları.(İlkelerle iş yapmaktır.)]
6. Samyag Uyayama [Doğru ve tam çaba uygulamak.]
7. Samyag Smriti [Doğru ve tam farkındalık.]
8. Samyag Samadhi [Doğru ve tam uyanıklık.] )

- ARİYA SACCA
( Dört Soylu Hakikat.(Budizm'de)
( 1. Dukha [Tüm varoluş biçimleri.][Özellikle insan varoluşu, acı çekmeyle karakterize edilir.]
2. Samudaya [Acının nedeni arzular ve tutkulardır.]
3. Nirodha [Arzu ve tutkuların kaynaklarının kurutulmasıyla acı sona erdirilebilir.]
4. Magga [Arzu ve tutkuların kaynaklarını kurutacak olan, Sekiz Katlı Soylu Yol'un uygulanmasıdır.] )

- ÂRİYET değil/yerine/= ÖDÜNÇ, EĞRETİ

- ARIYORSAN:
ELİNİ ÖPECEK
ve YAKASINA YAPIŞILACAK
( Kendi elini öp! VE Kendi yakana yapış! )
( ELİNİ ÖPECEK BİRİNİ ARIYORSAN, KENDİ ELİNİ ÖP!
YAKASINA YAPIŞILACAK BİRİNİ ARIYORSAN, KENDİ YAKANA YAPIŞ! )

- ÂRIZA[Ar.] ile ARÎZA[< ÂRIZ]
( Engebe. | Aksama, aksaklık. | Bir notanın sesini yarım ton yükseltmek, alçaltmak ya da eski durumuna getirmek için notanın soluna konulan diyez, bemol ve bekar belirteçlerinin ortak adı. İLE Küçüğün büyüğe yazdığı yazı. )

- ÂRIZ[< ARZ] ile ÂRIZÎ[< ÂRIZ]
( Gelen. | Rastlantısal olay. | Dağ, bulut vs. gibi görünmeye engel olan her şey. | Yanak. İLE Sonradan çıkan. | Gelip-geçici, muvakkat. )

- ÂRİZ ile ARÎZ ile ARÎZ[< ARZ]
( Ardıç ağacı. İLE Semiz. | Enli, geniş. | Alçakgönüllü, lâtif, lâyık. İLE Geniş, enli. )

- ARI ile ALBİNO ARI

- ARI ile ARI
( Bal yapan hayvan. İLE Sade. )

- ARI ile BRİTANYA KARA ARISI

- ARI ile DEV JAPON ARISI

- ARI ile/ve/<> DURU

- ARI ile GAL ARISI

- ARI ile HAWAII ARISI
( Birleşik Devletler Balık ve Vahşi Yaşam Servisi, sarı yüzlü Hawaii arılarının 7 türünü 'soyu tükenmekte olan canlılar' dizinine aldı. [2016] )

- ARI ile HİMALAYA ARISI

- ARI ile İĞNESİZ ARI
( ARI İĞNESİ: STING/ER )

- ARI ile ORKİDE ARISI

- ARI ile YAĞMUR ORMANI ARISI

- ARJANTİN GÖLÜ
( 1560 km² alanı ve 27 km. uzunluğu ile Güney Amerika'nın en büyük 3. gölü. )

- ARK/KANAL değil/yerine/= SU YOLU

- ARKA PARMAK BULUNANLAR ile/ve ARKA PARMAK BULUNMAYANLAR

- ARKADAŞ/LIK ile DOST/LUK
( Belli seviyede tutulan iletişim ve paylaşımın, dolayısıyla ilişkinin durumu. İLE Dostlukta son derece derin ve yoğun yakınlık, iletişim ve paylaşım vardır. Bir kişinin birini "Samimi arkadaşım/kankam(kan kardeşim)" olarak tanıtması için en temelde, o iki kişinin sırlarını paylaşabilmesi ve Para ve Seks durumu hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olma durumu vardır. )
( Dostluk, duygulu, erdemli iki kişi arasında, kendiliğinden meydana geliveren bir anlaşmadır. Duygulu diyorum, çünkü bir keşiş, dünyadan el etek çekmiş biri, hiç kötü olmaz da dostluk nedir bilmeden yaşayabilir. Erdemli diyorum, çünkü kötülerin, olsa olsa suç ortakları olur, haz düşkünlerinin zevk ve eğlence arkadaşları, çıkarlarını arayanların ortakları vardır, siyaset kişileri, çevrelerine fitne fücurlar toplarlar, çoğu avarelerin bağlılıkları, prenslerin dalkavukları olur; erdemli kişilerin, yalnız onların dostları vardır. )
( İyi arkadaş, yanında yüksek sesle konuşup düşünebileceğin insandır. )
( Kişilerin en âcizi, dost edinmeyendir! Bundan da âcizi ise, dostunu yitirendir. )
( Eğer hiç dostun yoksa, sen bir dost ol! )

- ARKADAŞ:
SAYISI
ile/ve/değil/yerine NİTELİĞİ
( Başarıda belirli olur. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Sıkıntıda belirli olur. )

- ARKADAŞINLA KARDEŞ (GİBİ) OLMAK/OLABİLMEK ile/ve KARDEŞİNLE KARDEŞ OLMAK/OLABİLMEK

- Arkadaşınla KONUŞ!!!

- ARKADAŞLARI ile/ve/<> DÜŞMANLARI
( Yakın tutmalı! İLE/VE/<> Daha da yakın tutmalı! )

- ARKADAŞLIK/DOSTLUK ile/ve EŞEYSELLİK
( BAHNÂME: Eşeysellik ilminden bahseden kitaplardır. [Daha önceleri tıp kitabı olarak çalışılmıştır.] )

- ARKADAŞLIK ve/> YOL
( Önce arkadaş, sonra yol. )
( Evvel refîk, sümme tarîk. )

- ARKADAŞ ile "ARKADAŞ"
( Herkesi arkadaş olur, her "arkadaş"ı da arkadaştır zannetme! )

- ARKADAŞ ile/ve/<> DOST ile/ve/<> KARDEŞ
( Eğlenebildiklerimizle. İLE/VE/<> Anlatabildiklerimizle. İLE/VE/<> Ağlayabildiklerimizle. )

- ARKADAŞ ile/ve REFÂKATÇİ

- ARKADAŞ ve/||/<> SAĞLIK
( İkisinin değeri ve önemi de kaybedilince anlaşılıyor ne yazık ki. )

- ARKADAŞ ile/ve/değil TANIDIK
( [ne yazık ki] Hesap yapanların, arkadaşları/dostları yoktur. Sadece, "hesaplarına"/"çıkarlarına"/"beklentilerine" uyan "tanıdıkları" vardır. )

- ARKADA ile/ve/değil ARKANDA

- ARKAİK ile/ve/<> GELENEKSEL

- ARKAİK ile/ve GELENEKSEL

- ARKAİK ile KADÎM

- ARKASINDAKİ ile/değil ARDINDAKİ

- ARKASINI GÖRMELİ!

- ARKATASAR/ARKAPLAN ile ALTYAPI

- ARKATASAR ile ZEMİN

- ARKEEN[Fr. < Yun.]
( Kambriyumlardan önce oluşan, en eski yer katı. )

- Arkeoloji Müzesi

- ARKETİP ile PROTOTİP
( Tarihsellik. İLE İlkesellik. )

- ARKE ile/ve/değil/yerine İLKE
( Doğada. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Zihinde. )

- ARKTİKA ile/ve ANTARTİKA
( Kuzey kutbunda kutup noktasıyla birinci enlem içinde kalan kara ve deniz parçası. İLE/VE Güney kutbu. )
( KUTB-İ ŞİMÂLÎ: Kuzey kutbu. )

- ARKUCI
( Erkek ve kız ailelerinin arasında/tanışmasında aracı olan. )

- ARKURU
( Eğri, karşı, ters, aykırı. )

- ARK değil/yerine/= SU YOLU

- ARMADA[İsp.]
( DONANMA[Denizc.] )

- ARMADİLLO ile BAĞIRTKAN, TÜYLÜ ARMADİLLO
( ... İLE Günün 17 saatini uyuyarak geçirirler. [uyku sırasında kaldırmaya çalışsanız da uyanmazlar] )

- ARMADİLLO ile DEV ARMADİLLO
( ... İLE 60 kg. ağırlığındadırlar. )
( ... İLE En fazla sayıda dişe sahip memelilerdir. )
( ... İLE Tırnakları 20 cm. civarındadır. )

- ARMADİLLO ile DOKUZ KEMERLİ ARMADİLLO

- ARMADİLLO ile PANGOLİN

- ARMADİLLO ile PEMBE GÖĞÜSLÜ ARMADİLLO

- ARMADİLLO ile ÜÇ KEMERLİ ARMADİLLO
( ... İLE Top gibi yuvarlanabilen tek türdür. )

- ARMAĞAN ile/ve/<> GÖRÜMLÜK
( ... İLE/VE/<> Yalnız görülmek için konulan nesne. | Nişanlanılacak kıza ilk kez görmeye gidildiğinde, erkek tarafından takılan ya da verilen armağan. )

- ARMAĞAN ile SAÇI
( ... İLE Gelinin başından saçılan çiçek, şeker, arpa, para gibi şeyler. | Düğün armağanı. )

- ARMAĞAN ile SUNGU
( ... İLE Bir büyüğe sunulan armağan. | Bir tanrıya ya da tapınağa yapılan bağış. )

- ARMAĞAN ile SÜRRE
( ... İLE Osmanlı sultanlarının, her yıl, Mekke ve Medine'ye gönderdikleri para ve armağanlar. )

- ARMATÖR ile ARMATÜR[Fr. < Lat.] ile ARMATUR[Alm. < Lat.]
( Ticaret gemisi iyesi/sahibi. İLE Betonarme teçhizatı, donatı. | Akkor telli lambalı sortide duy, kordon, tavan kapaı, varsa tij ve glop; floresan lambalı sortide balast, starter, şasi. [Lambalar, armatürün dışında sayılır.] | Ventil, batarya, geri tepme ve emniyet ventili ve benzeri gereçlerin, hepsine verilen ad, donatı. İLE Bir aygıtın ana bölümünü oluşturan tümü. | Bir mıknatısın iki kutbu arasında, kuvvet akımını, toplu bir duruma getirmek için bu kutuplar arasına yerleştirilen demir parçası. | Bir kondansatördeki iki iletken yüzeyden her biri. )

- ARMA ve TUĞRA

- ARMUT/KAVUN ile PAPEY
( ... İLE Görünüşü armuda benzer fakat tadı kavunu andırır.[Uzakdoğu'da ve özellikle Singapur'un Little India bölgesinde bulunmaktadır.] )

- ARMUT ile HİNTARMUDU
( ... İLE Mersingillerden, sıcak bölgelerde yetişen, meyvesi yenilen, tahtası sert bir ağaç. )

- ARNAVUTLUK
( Kartallar Ülkesi. )

- ARPALAMA
( Atların ayaklarında görülen ve rahat yürümelerini engelleyen bir hastalık. )

- ARPA ile MALT
( ... İLE Kurutulmuş arpa. )

- ARPA ile PİSİPİSİOTU
( ... İLE Buğdaygillerden, tarla ve yol kenarlarında kendi kendine biten bir tür arpa.[Fazla kılçıklı olduğundan, hayvan yemi bile olmaya elverişli değildir.] )

- ARPEJ[İt. < Fr.]
( Bir akort oluşturan seslerin, birbiri arkasından çalınması. )

- ARP ile/ve AÇILI ARP

- ARP ile/< ÇENG

- ARP ile/ve ÇENK

- ARP ile/ve SAUNG GZUK
( ARP: Dostluğun simgesi. [İki arkadaş, her fırsat bulduğuklarında, biri arp çalar öteki de dikkatli bir şekilde dinlermiş. Dinleyen arkadaşı, bir gün beklenmedik bir şekilde erkenden ölmüş. Bunun üzerine, arp çalan arkadaşı, arpın tellerini koparmış ve bir daha hiç arp çalmamış. O gün bugündür, arp, dostluğun simgesi olarak kalmış. ] )
( ... İLE/VE Myanmar(Burma) çalgısı. Yay-arpların en zarifi. )

- ARRIVE AT vs. ARRIVE IN

- ARROGANCE vs. PRIDE

- ARŞ-I ÂLÂ [Alnın üstü.]

- ARŞ-ÜR RAHMAN
( BEYİN )
( AKL-I KÜLL'E ERİŞEN İNSANIN ZEKÂ YÜKSEKLİĞİDİR [bkz. SAHİB-İ ZAMAN] )

- ARŞÂ
( Güverte. )

- ARSAMEIA ile/ve ARTAMEIA
( Kahta. İLE/VE Gönen. )

- ARSENİK[Fr. < Yun.] değil/yerine/= SIÇANOTU
( Atom numarası 33 ve atom ağırlığı 74.91, yoğunluğu 5.7 olan, atmosfer basıncı altında, 450 °C'de süblimleşen, maden filizlerinde çok yaygın bulunan, metal görünümünde, basit öğe. Simgesi: As )

- ARŞİMET BURGUSU/VİDASI değil/yerine/= SU BURGUSU/VİDASI
( Eskiden kullanılan, su yükseltme düzeni. [Bir ucu suya daldırılan eğik bir borunun, içindeki burgu döndükçe, suyu yükseltir.] )

- ARŞİMET(ARCHIMEDES):
KATISI
ile/ve/||/<> SAYISI ile/ve/||/<> YASASI
( Hepsinin aynı tipte ve çok yüzlü açılarının eşit olması gerekmediği halde, yüzlerinin hepsi de düzenli çokgenler olan 13 olası katıdan biri. İLE/VE/||/<> Yerçekim gücünün ağdalılık gücüne oranını veren, boyutsuz sayılar öbeğinden biri. İLE/VE/||/<> Bir sıvı içine daldırılmış olan bir cisim, batan bölümünün hacmi kadar sıvının ağırlığına eşit bir güçle yukarı doğru itilir. )

- ARŞIN ile ÇARŞI ARŞINI ile MİMAR/BİNA ARŞINI(ZİRA-I MİMARİ)/PARMAK ile YENİ ARŞIN
( El parmaklarının ucundan, omuza kadar olan, 0,75855 m.'ye eşit, eski bir uzunluk ölçüsü. [Önceleri, 60 parçaya bölünen arşın, 994 Hicri yılından sonra 24'e bölünmüştür.] İLE Eskiden, kumaş ölçmekte kullanılan, 8 urup ve 16 kerrap'a bölünen, 0,6858 m.'ye eşit arşın. İLE Eskiden, Türk mimarlarının kullandıkları, 75,774 cm.lik arşın. İLE Osmanlılar'da, 1869'da, metre karşılığı olarak kabul edilen arşın. )

- ARŞIN ile URUP[Ar.]
( ... İLE Arşının sekizde bir uzunluğundaki ölçü. )

- ARŞİV değil/yerine/= BELGELİK

- ARŞİV ile/ve/değil/yerine BELLEK/HAFIZA/GÖNÜL
( Batı geleneğinde. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Doğu geleneğinde. )

- ARSIZ/LIK ile YÜZSÜZ/LÜK

- ARSIZ ile/değil/yerine/>< ÂDİL
( Bilgisizler güçlendiğinde. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Bilgeler güçlendiğinde. )

- ARSIZ ile/değil/yerine/>< HAKLI ...
( Olan yerde/için. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< "Suçlu" "olur"/"görülür". )

- ARSIZ ile/ve/<> UMARSIZ

- ARSLÂNÎ[Fars.]
( Arslanlı. [eski kuruş para] )

- ARSLAN değil ASLAN

- ARŞ ile/ve/> ÂLÂ

- ARS ile ARS
( Sevinç, ferahlık. İLE Yıldırımlı gök gürültüsü, yıldırım. )

- ARŞ ve/<> BEYN | BEYYİNE
( Beyin. VE/<> İki yan/ı. )

- ARŞ ile/ve EL
( El ayası, Arş-u Rahman'dan büyüktür. )

- ARŞ ile/ve/= KALP

- ART vs. CRAFT

- ARTAL
( Benzerlerinden daha büyük olan. )

- ARTER/LER ile/ve/<> VEN/LER
( Kalpten çıkarlar. İLE/VE/<> Karaciğerden çıkarlar. )
( Kalp için kanı havalandırıp metabolizmanın neden olduğu işlerden dolayı kanı temizlemekte görevlidirler. Yaşamsal güçleri tüm gövdeye taşırlar. İLE/VE/<> Gövdenin birçok yanına kanı dağıtırlar. )

- ARTHROPOT
( Dış iskeleti ve eklemli bacakları olan segmentli gövdeye sahip sölomat hayvanlar. )

- ARTI DEĞER ve DERİNLİK

- ARTICULATE vs. DEFINE vs. ENUNCIATE vs. EXPATIATE vs. EXPLAIN vs. EXPRESS vs. EXPLICATE vs. NARRATE vs. STATE

- Artık SUS!!!

- Artıksız KONUŞ!!!

- ARTİKÜLASYON[Fr., İng. ARTICULATION] değil/yerine/= BOĞUMLANMA

- ARTIK ile FAZLALIK

- Artılı KONUŞ!!!

- ARTIRMAK ile/ve/<> YAYGINLAŞTIRMAK

- ARTIRMA ile/ve İLERLEME

- ARTMA ile/ve ÇOĞALMA

- ARTMETİK ORAN ve/||/<> GEOMETRİK ORAN

- ARTODA
( Gözde, iris ile billur cismin arasındaki boşluk. )

- ARTVİN =/< LİVANE

- ARÛB[Ar.]
( Eşine/sevgilisine çok düşkün kadın. )

- ARÛZ:
DİL
değil MÜZİK [<>ARÛZ]

- ARÛZ:
DİL
değil SADÂ

- ARÛZ[Ar.] ile REMEL[Ar.]
( ... İLE Aruz ölçülerinden biri. | Türk müziğinde bir usûl. )

- ARÛZ ile/değil ARÛS
( Yan, taraf. | Yanak. | Yol. | Usul. | Hecelerin uzunluğu ve kısalığı esasına dayanan, belirli kalıpları, Türk, Fars, Efgan, Pakistan ve kısmen Hindistan nazımlarında kullanılan vezin. [Arap dilcilerinden İmam Halil'in, eski Arap şiirlerini esas tutarak bir düzene bağladığı söylenegelen] | Arap nazmında beytin birinci dizesinin son bölümü.[bizde yoktur!] İLE Gelin. [ŞEB-İ ARÛS: Düğün gecesi.] | Hüsrev Perviz'in sekiz hazinesinden biri. | Kükürt. )

- ARÛZ ve/<> BELÂGAT

- ARYA[< İt. ARIA] ile ARIETTA
( İnsan sesi için beste. İLE Kısa ve küçük arya. )

- ARYA[İt.]
( Orkestra eşliğinde söylenen ve tek ses için bestelenmiş müzik parçası. )

- ARZÎ(/FERŞÎ) MELEK(E) ile SEMÂVÎ(/ULVÎ) MELEK(E)
( Bedensel güç. İLE Zihinsel güç. )

- ARZÎ ile ARZÎ
( Toprağa ait, toprakla ilgili. İLE En ile ilgili. )

- ARZU/İSTEK ile SEÇME ÖZGÜRLÜĞÜ
( Arzu ve korkuyla hareket etmek bağımlılıktır, sevgiyle hareket etmek ise özgürlüktür. )
( Sevgi seçici değildir, arzu seçicidir. )
( Arzu geçmişe, korku geleceğe yöneliktir. )
( Arzulardan ve korkulardan kurtulun, görüşünüz birdenbire berraklaşacak ve herşeyi olduğu gibi göreceksiniz. )
( Arzunun sahte olarak tanınması ile arzudan kurtulmuşluk kendiliğinden gelir. )
( Unutmak zorunda değilsiniz; arzu ve korku son bulunca, tutsaklık da biter. )
( İç değerinizi bilmelisiniz, ona güvenmelisiniz ve günlük yaşantınızda arzu ve korkularınızı feda ederek bunu belirgin kılmalısınız. )
( Arzuladığınız şeyde mutluluk yoktur. [Mutluluk sizdedir!] )
( Gerçek olmayanı yaratan imgelemedir, onu devam ettiren ise arzudur. )
( İmgeleme ve arzunun son bulmasıyla birlikte varlık da sona erer ve şu ya da bu oluş saf varoluşla kaynaşıp birleşir, ki onu tarif olanaklı değildir, o ancak yaşanabilir. )
( Kişisel arzularınızı terk edin ve böylece tasarruf edilen gücü dünyanın değişmesi yolunda kullanın! )
( Eğer arzularınız güçlü ve gerçeklerse, gerçekleşmek üzere hayatınızı yoğurup şekillendireceklerdir. )
( Kendini-bilmek için, herşeyin, arzudan doğmuş imgeleme olduğunu fark etmek gereklidir. )
( Zihin arzudan azade ve rahat olmalıdır. )
( Anlayan bir zihin, arzulardan ve korkulardan azâdedir. )
( Arzudan ve korkudan kurtulmak sizi öyle korkutmasın. Bu hepinizin bildiğinden öylesine farklı, çok daha yoğun ve ilginç bir hayat yaşayabilmenizi sağlayacaktır; öyle ki siz her şeyi kaybetmekle, gerçekten her şeyi kazanmış olursunuz. )

- ARZU[Ar.] ile/değil/yerine İSTEK
( Tüketme nesnesiyle. İLE Ulaşma nesnesiyle. )

- ARZU ile/ve DÜŞÜNCE
( Öznelerini ya da nesnelerini tahrip eden ya da doyurulduklarında yatışmayan arzular kendileriyle çelişen arzulardır ve onlar tatmin edilemezler. )
( Ancak sevgi, iyi niyet ve şefkatle harekete geçirilmiş arzular hem özne hem nesne için yararlıdırlar ve tamamıyla doyurulabilirler. )
( Arzuladığınız şeyi hak ediyor musunuz? )
( Arzudan kaçınmayın, sadece onun doğru kanallardan akmasına dikkat edin. )
( Siz ortak iyiliği (bütünün hayrını) arzu ettiğinizde tüm dünya sizinle birlikte arzu eder. )
( Şefkat ve merhametten doğan bir arzuyu yerine getirmek için tüm evren harekete geçer. )

- ARZ ile/ve/<> ARŞ

- ARZ ile ARZ ile ARZ
( Sunma. | Anlatma, bildirme. İLE En, genişlik. İLE Yer, yeryüzü. )

- ARZ ile ARZ ile ÂRZ[Fars.] ile ARZ
( Bir büyüğe sunma, gösterme, önüne koyma. İLE Dünya. | Toprak. İLE Ardıç ağacı. İLE En, genişlik. | Enlem. )

- ARZ ile BEYÂN

- AR[Fr. < Lat.] ile AR ile Ar
( Tarım alanları için yüz metrekare değerinde yüzey ölçü birimi. Bir ar, kenarı on metre olan bir karenin alanıdır. İLE Utanma, utanç duyma. İLE [kimya] Argon'un simgesi. )

- AR ile HİCAP

- AR ile NAMUS/İFFET
( Hayatta namuslu yaşamanın en gerçek yolu, olduğun gibi görünmektir. )
( ... ile SİLİG: Namuslu. )

- AŞ ERME değil AŞ YERME

- AS IF vs. LIKE

- AŞ ve EŞ ve/||/<>/>/< İŞ

- AS vs. LIKE

- ÂS(İ)TÂNE
( BÜYÜK TEKKE | MERKEZ | PAYİTAHT | EŞİK )

- AS- ile AS ile AS ile As
( Ast sıfatının kısaltılmışı. Eklendiği sözcüğün, daha aşağı derecelisini anlatan, yeni sözcükler türetmeye yarayan ön ek. İLE Kutup gelinciği. Sansargillerden, yazın esmer kırmızı, kışın beyaz renkli, etçil bir hayvan. Kakım, ermin. [Lat. MUSTELA ERMINEA] İLE İskambil kâğıtlarında, bir. | Bir işte, başta gelen. [Assolist] İLE Arsenik'in simgesi. )

- AŞÂ' ile A'ŞÂ
( Geçimi/maişeti için çok çalışan. İLE Gözleri "dumanlı" kişi. | Çeşitli yüzyıllarda yaşamış birkaç Arap şairinin adı. )

- ASABİYET ile/değil/yerine/>< ADÂLET

- ÂSÂB[< ESEB] ile ÂSÂB ile A'SÂB
( Gövdenin alt kısmında çıkan kıllar, kasık kılları. İLE Sinir, damar. İLE Sinirler. )

- ÂSAF[Ar.]
( Doğu edebiyatlarında vezirin eş anlamlısı olarak kullanılır. Süleyman peygamberin meşhur veziri~İsrailoğulları soyundan gelen Âsaf b. Berhıya'dan kalmadır. )

- AŞAĞI EĞİLİM ile/ve YUKARI EĞİLİM
( Toprak ve Su. İLE/VE Ateş ve Hava. )

- AŞAĞI(SI)-YUKARI(SI) ile ALT(I)-ÜST(Ü)

- AŞAĞI-YUKARI

- AŞAĞILAMAK ile/ve KUTSAMAK

- AŞAĞILAMA >< ÖVME/SIVAZLAMA

- AŞAĞILAMA ile/ve/<> UZAKLAŞMA

- AŞAĞILAYICI/LIK / DIŞLAYICI/LIK ile/ve/<> "HERETİK" DEMEK

- AŞAĞILAYICILIK ile/ve/<> DIŞLAYICILIK

- AŞAĞILIK KOMPLEKSİ değil/yerine/= ALTSANMA

- ASALAK ile DIŞASALAK
( Bir canlının içinde ya da üzerinde, sürekli ya da geçici olarak, onun zararına yaşayan, başka canlı. TUFEYLİ, PARAZİT | Başkalarının sırtından geçinen kişi, ekti. İLE Konakçının* üzerinde yaşayan ve çoğunlukla, kan emen asalak. [*KONAKÇI: Asalağın erginini ya da gelişim evrelerinden herhangi birini taşıyan canlı, konak.] )

- ASALAK ile İÇASALAK
( ... İLE Konakçının içinde yaşayan asalak. )

- ASALAK ile PARAZİTOLOJİ[İng. PARASITOLOGY | Fr. PARASITOLOGIE][Osm. Ar. TUFEYLİYYÂT]
( Asalakları inceleyen bilim dalı. )

- ASALAK ile TAMASALAK
( ... İLE Toprağa ve özümlemeye bağlı tüm besinlerini, konakçıdan sağlayan bitki asalağı. )

- ASALAK ile/değil ÜSTBİTKEN/EPİFİT[Fr. < Yun.]
( ... İLE/DEĞİL Başka bir bitkinin üzerinde biten fakat asalak olmayan bitki. )

- ASALAK ile YARIMASALAK
( ... İLE Üzerinde yaşadığı konakçı bitkiden, bazen hazır besin maddesi alan, gerektiğinde, kendibeslek yaşayabilen, klorofili bitkilerde görülen, tam olmayan asalaklık durumu. )

- ASALAK ile/değil YATALAK

- ASÂLAR:
KAŞAĞ
ile MU'ÎN/İTTİKÂ ile DESTECÛB ile ŞEŞBER ile MÜTTEKÂ ile ZERDESTE ile CEVGÂN

- ASÂLET ve/=/||/<>/>/< HAKKÂNİYET

- ASALE ile ASÂLÉ
( Çok zehirli bir yılan. İLE Bal peteği. )

- ÂSÂL[Ar. < ASÎL]
( İkindi ile akşam ya da yatsı arasındaki zamanlar. [Bİ-L-GUDÜV-Vİ VE-L-ÂSÂL: Sabah-akşam.] )

- ÂSÂL ile ÂSÂL[Fars.] ile ÂSÂL[Ar. < ASÎL]
( Ahlâk. İLE Temel, kök. İLE İkindi ile akşam ya da yatsı arasındaki zamanlar. )

- AŞAMA ile/ve/değil EŞİK

- AŞAMA ile ETAP

- AŞAMA ile/ve NOKTA

- AŞAMA ile/ve SIRA
( TERETTÜB[Ar. < RÜTÛB]: Sıralanma, sırasında olma, sırası gelme. | Ait olma, icab etme, gerekme. )
( Dün, ben sizin gibiydim; yarın, siz de benim gibi olacaksınız! )

- ASAMSKRİTA[Sansk.](WU-WEİ[Çince])
( Geçici olana dair olmayan. Neden-sonuç ilişkisine maruz olmayan. Doğumsuzluk ve ölümsüzlük dünyası. )

- ASAMSKRİTA[Sansk.] = WU-WEI[Çince]

- ASANSÖRDE:
DOĞRUCA ADIM ATMAK
değil/yerine ADIM ATMADAN ÖNCE AYNAYI (KENDİNİ AYNADA) GÖRMEK

- ASANSÖRDE:
DOĞRUCA ADIM ATMAK
değil/>< ADIM ATMADAN ÖNCE AYNAYI (KENDİNİ AYNADA) GÖRMEK
( Yanlışı. >< Doğrusu. )

- ÂSÂN değil/yerine/= KOLAY

- ÂSÂR'IN TERETTÜB ETMESİ ile/ve ÂSÂR'IN TERETTÜB ETMEMESİ
( Fiziksel. İLE/VE Zihinsel. )

- ÂSÂR[Ar. < ESER] ile ASAR ile ÂSÂR[Ar. < ISR] ile ASÂR ile A'SÂR[Ar. < ASR] ile AS'AR
( İzler, nişâneler, alâmetler. | Âbideler. | Gelenekler, öyküler. İLE Toz. [GUBÂR] | Sığınak, sığınılacak yer. [MELCE'] İLE Görevler. | Yükler. | Kabahatler, cürümler. İLE Fakirlik. İLE Yüzyıllar. İLE Pek kibirli. | Çarpık yüzlü. )

- ASÂ ile ÂSÂ[Fars.] ile -ÂSÂ, ÂSÂY[Fars.] ile A'SÂ
( Değnek, sopa. | Dervişlerin taşıdıkları sopa. İLE Esneme. | Ciddilik, vakar. | Süs, bezek. İLE ... gibi. İLE Değnekler, sopalar. )

- ÂSÂ ile ÇÖVEN/ÇEVGEN[< Fars.]/HELVACIKÖKÜ/SABUNOTU
( ... İLE Kökü ve dalları, suyu sabun katılmış gibi köpürten, kir temizleyici bir bitki, sabunotu, helvacıkökü. | Çevgen. )

- ASA ile KUREKEION

- ASÂ ile/ve/<>/değil MÜTTEKÂ[< VEKÂ]
( ... İLE/VE/<>/DEĞİL İttikâ olunacak, dayanılacak âlet. | Koltuk değneği. | Asâ. | Uzanmadan, otururken ve çeneyi dayayarak dinlenmek/uyumak üzere kullanılan asâ. )

- ASBEST[Yun.] ile AMYANT[Fr. AMIANTE < Yun.]
( Lifli, az çok yumuşak ve ateşte niteliği değişmeyen bir mineral silikat olup tremolitin bozulmasından oluşur ve kayalıklarda damarlar halinde bulunur. İki çeşidi vardır. Birincisi esnektir, kolayca eğilip bükülebilen tellerden meydana gelir, birkaç santimetrelik tellere ve ince parçacıklara ayrılabilir. 1500 °C'de ergir. İkincisi, kısa tellidir, daha az ayrılabilir, asitlere karşı daha dayanıklıdır, 1100-1300 °C'de ergir. Asbest, lifler halinde ayrılabilen başlıca mineraldir. Solunum yoluyla kanser yapıcı etkisi nedeniyle yapıdaki kullanımı azalmış, çoğu ülkede de yasaklanmıştır. İLE Kolayca bükülen ve ateşe dayanan liflerden oluşmuş, bir çeşit ak asbest. Hidrate olmuş, lifli yapıda, doğal kalsiyum ve magnezyum silikatıdır. | Doğal magnezyum kalsiyum silkatın, ak-gri renkte sıcaklık ve aside dayanıklı, iplikli yapıda madde. Çeşitli oranlarda kireçle karışık mineralleri, ip, keçe, katman biçimlerinde ısı yalıtımı ya da sızma önleyici olarak kullanılır. | Kolayca bükülen ve ateşe dayanan, liflerden oluşmuş, bir tür ak asbest. )

- ASCEND vs. ASSENT

- ASCERTAIN vs. LEARN

- ASCII ile/değil/yerine/> ANSI ile/değil/yerine/> ISO-8859-1 ile/değil/yerine/> Unicode UTF-8
( Başlangıçta. İLE/DEĞİL/YERİNE/> Windows'ta. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/> HTML4'te. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/> HTML5'te. )

- ASCRIBE vs. ATTRIBUTE vs. IMPUTE

- ASDIC ile SONAR

- ASEL ile A'SEL ile ASER
( Bal. | Cennetteki dört sudan biri.[AHLÂT: İnsandaki dört sıvı.] İLE Eğri olan katı şey. | Eğri dişli ya da bacaklı kişi. İLE Solaklık. )

- ASEPSİ
( Isıyla alet ve pansuman eşyasının mikropsuzlaştırılması. )

- ASER ile A'SER
( Solaklık. İLE Pek zor ve çetin, dayanılması çok güç. | Solak. )

- ASETAL ile ASTEALDEHİT ile ASETAMİT ile ASETANİLİT

- ASGARÎ MÜŞTEREK ile/ve/yerine AZAMÎ MÜŞTEREK

- ASGARİ ile/ve/<> BAŞLANGIÇ

- ASHÂB-I NAKL ile/ve ERBÂB-I AKL
( Önce inanıp sonra akıl eden. İLE/VE Önce akıl edip sonra inanan. )

- ASHAB/ESHÂB/SAHÂBE ile İHVÂN

- ASHAB ile/ve ÂLİM

- ASHAB ile MÜCTEHİD

- ASHAB ile/ve/> TABİİN ile/ve/> TEB-İ TABİİN

- ASHAR ile ASHÂR[< SIHR]
( Saçı kızıl olan. | Kırmızı tüylü. İLE Evlenme dolayısıyla erkek tarafı akrabalar, güveyler. )

- AŞIBOYASI ile/ve/<>/< AŞITAŞI
( İçindeki demir hidroksit miktarına bağlı olarak rengi pas sarısından çok koyu, kırmızıya kadar değişen toz boya. [Eskiden, binaların dış ahşap kaplamalarında yaygın olarak kullanılırdı.] | Koyuca kırmızı, kiremit rengi. İLE/VE/<>/< Aşıboyası yapmakta kullanılan taş. )

- AŞİB ile AŞÎB
( Çok otlu. İLE Bol otlu. )

- ÂŞIK OLMAK ile/ve/değil/||/<> "ÇARPILMAK"

- ÂŞIK OLMAK ile "HASTA OLMAK"

- ÂŞIK OLMAK ile AŞK/I YAŞAMAK

- ÂŞIK OLMAK ile/ve/||/<> TAKINTILI-ZORLAYICI(OBSESİF-KOMPULSİF) KİŞİLİK BOZUKLUĞU
( Gövdede, aynı biyokimyasal etkileri "yaratıyor"/yaratabiliyor. )

- ÂŞIK PAŞA ile/ve ÂŞIK PAŞA-ZÂDE
( 1272 - 1333 ile 1303 - 1481 )
( En önemli eseri, Garîb-nâme'dir. İLE En önemli eseri, Âşık Paşa-zâde Tarihi'dir. )

- ÂŞIK VEYSEL ve/<> SELMAN EFENDİ

- Âşık'ını DİNLE!!!

- Âşikâr olduğu için SUS!!!

- ÂŞİKÂRE ile/ve/değil ÂŞIK-ÂNE

- ÂŞİKÂR ile/değil ÂŞİNÂ

- ÂŞIKLAR ARASINDA:
VE
ile/değil/yerine İLE
( Bireysellik. İLE/DEĞİL/YERİNE Birliktelik. )
( Batı'da. İLE/DEĞİL/YERİNE Doğu'da. )
( Romeo ve Juliet. İLE/DEĞİL/YERİNE Leylâ ile Mecnun. )

- ASIKYÜZLÜ/LÜK ile MEYMENETSİZ[Ar.]
( ... İLE "Uğursuz", huysuz, aksi. )

- ASIKYÜZLÜLÜK ile/değil ZİHNİ MEŞGUL(/KAFASI DOLU) OLMAK

- ÂŞIK ve (")MUM(")

- ÂŞIK ile ÂRİF
( Susarsa helâk olur. İLE Konuşursa helâk olur. )

- AŞIK ile ÂŞIK
( Baldır kemiği ile eklemleşerek, bileğin belirli başlı oynak merkezini oluşturan, ayak bileğinde bulunan, küçük kemiklerden biri. | Yapı çatılarında, uzun mertek, aşırma. | AŞIK ATMAK: Yarışmak. İLE Vurgun, tutkun. )

- ÂŞIK <> AŞK <> MAŞÛK(A)

- ÂŞIK ile/ve/değil/yerine/<> HAYRAN

- ÂŞIK ile KUL

- ÂŞIK ile/ve/||/<> MECNÛN
( Kardeşlerdir. )

- ÂŞIK ile/ve/||/<> SÂDIK ile/ve/||/<> LÂYIK

- ÂŞIK ile ŞIPSEVDİ
( ... İLE Görür görmez seven, âşık olan kişi. )

- ASIL [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- ASIL [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- ASIL/ESAS ile/ve/<>/|| ÖNCELİK/Lİ
( Yokluk, esas ve önceliklidir. )

- AŞILAMAZ/LIK ile/değil/yerine TÜKETİLEMEZ/LİK

- AŞILAMA ile/ve/<> ÇELİKLEME

- AŞILAMA ile KÜLTÜRLEME

- AŞILAMA ile ŞEKİLLENDİRME

- AŞILANMA/MAYALANMA:
SÖZLE
ile/ve/değil/|| SES İLE

- AŞILANMA/MAYALANMA:
ŞÜPHEYİ SÖYLEMEK
ile/değil/yerine İMANI SÖYLEMEK

- AŞILARDA:
YARMA(ÇELİK) AŞI
ile/ve GÖZ AŞI

- AŞILMAMASI GEREKEN BEL ÇEVRESİ
( [dişillerde] 80 cm. | [erillerde] 94 cm. )

- ASÎL ile ASÎLE[çoğ. ASÂİL]
( Öğleden sonranın son bölümü, akşamüstü. | Ölüm. İLE Öğleden sonranın son bölümü, akşamüstü. | Bir şeyin bütünü. | Ölüm. )

- ASÎL ile ASÎL[< ASL]
( Öğleden sonranın son bölümü, akşamüstü. | Ölüm. İLE Sağlam. | İyice kökleşmiş. | Kendi adına hareket eden. | Edepli, terbiyeli. )

- ASIL ile/ve/<> FASIL

- ASIL ile/ve/<> FASIL

- ASIL ile MAYA

- ASIL ile/ve/değil MERKEZ('DE)

- ASIL ile/değil ÖNCELİKLE

- ASIL ile/>< TAKLİT
( Bir şeyin en ileri zıddı, taklididir. )

- ASIL ile/ve UNSUR

- ASİMETRİ ile/değil YAMUKLUK

- AŞINDIRMAK değil/yerine AŞMAK

- AŞINIM/KOROZYON/CORROSION[İng.] ile/ve TERSİNEMEZLİK/ENTROPİ/ENTROPY[İng.]

- AŞÎRÂN ile AŞÎRÂN-MÂYE ile AŞÎRÂN-PÛSELİK/PÛSELİK-AŞÎRÂN ile AŞÎRÂN-ZEMZEME
( Hüseynî-aşîrân perdesinin ve makamının adının kısaltılmış şeklidir. İLE Nasır Abdülbakî'nin, tetkik ve tahkikinde adı geçen makam. İLE Türk mûsikîsinin en eski makamlarındandır. Aşirân'da uşşak ve pûselik makamlarından mürekkeptir. İLE Sâdullah Ağa'nın düzenlediği bir makamdır. Bu makam, pûselik-aşîrân mürekkebine, mi'de bir kürdî dörtlüsü eklenmesiyle oluşmuştur. )

- AŞİRET ile KABİLE
( Devlet örgütünün geri ve etkisiz olduğu toplumlarda insanların korunma ve yaşama gereksinimiyle bir şefin yönetimi altında birleşerek meydana getirdikleri küme. İLE ... )

- ÂSİRE ile ASÎRE, SECÎR
( Hayvanın ayağının arasına takılan köstek. İLE Posa, cibre. )

- AŞIRI AKILCILIK >< YARATICILIK

- AŞIRI DERECE yerine İLERİ DERECE

- AŞIRI HIZ ve/||/<>/> GERÇEKLER
( Aşırı hız yapılan düşünceler, gerçeklere çarparak durur. )

- AŞIRI KİBARLIK ile/değil AHMAKLIK

- AŞIRI KULLANIM ile/değil/yerine YERİNDE KULLANIM

- AŞIRI SEVGİ ile/yerine SEVGİ

- AŞIRI ŞÜPHECİ/LİK ile/ve/> SARLDIRGAN/LIK

- AŞIRI/ABARTILI KEYFİYET ve/||/<>/> GECİKEN/GECİKMİŞ ADÂLET

- AŞIRI/LIK ile/ve/değil AYKIRI/LIK

- AŞIRI/LIK ve/<> EKSİK/LİK
( YARASA: "Güzelliğim" "fazla görülmesin" diye gece uçarmış. KUĞU: Güzelliğini sergilemekten, su içmeyi bile boşvererek/unutarak susuzluktan ölmüş. )
( Aşırı gidersen tersi olur. )

- AŞIRI/LIK ile UC

- AŞIRI/LIK ile/ve ZORLAMA

- AŞIRI değil/yerine/>< BAŞARI

- AŞÎR ile ÂŞİR
( Onda bir [1/10]. | Samimi dost ve arkadaş. | Koca. İLE Onuncu. | Öşür toplayan. )

- ÂSİR ile ÂSİR/ÂSİRE ile ÂSİR/ÂSİRE ile ASÎR ile ASÎR ile ASÎR[< USRET]
( Bir söylenceyi/efsaneyi aktaran/nakleden. İLE Ayağı kayan. İLE [Üzüm ve benzerleri gibi şeyleri] Şırasını ya da yağını almak üzere sıkan. İLE Bitişik komşu. | Karmakarışık, dolaşık. İLE Şırası ya da yağı alınmak üzere sıkılmış şey, usâre. İLE Zor, güç, zahmetli. | Titiz. )

- ASIR değil/yerine/= YÜZYIL

- ASİSTAN değil/yerine/= YARDIMCI

- ASİT VE ALKALİ BESİNLER'İ
( MEYVELER'DE:
- TADI ASİT OLAN MEYVELER ile/ve TADI HAFİF ASİT OLAN MEYVELER
( * Portakal - Alkali
* Mandalina - Alkali
* Klementin - Alkali
* Greyfurt - Alkali
* Limon - Alkali
* Nar - Alkali
* Ananas - Alkali
İLE/VE
HAFİF ASİT OLANLAR
* Çilek - Alkali
* Domates - Alkali
* Elma - Alkali
* Armut - Alkali
* Şeftali - Alkali
* Üzüm - Alkali
* Kiraz - Alkali
* Kayısı - Asit
* Erik - Asit )

- TADI TATLI OLANLAR
* Hurma - Alkali
* İncir - Alkali
* Tatlı üzüm - Alkali
* Tatlı elma - Alkali
* Muz - Alkali

- YANSIZ MEYVELER
* Karpuz - Alkali
* Kavun - Alkali

- KURUTULMUŞ MEYVELER
* Erik - Asit
* Kayısı - Asit
* Armut - Alkali
* Elma - Alkali
* İncir - Alkali
* Muz (olgunsa) - Alkali

SEBZELER'DE:
- HAFİF UNLU ile/ve ORTA DERECE UNLU ile/ve ÇOK UNLU
( HAFİF UNLULAR

* Kuşkonmaz - Alkali
* Patlıcan - Alkali
* Mantar - Alkali
* Lahana - Alkali
* Karnabahar - Alkali
* Balkabağı - Alkali
* Salatalık - Alkali
* Kabak - Alkali
* Tere - Alkali
* Ispanak - Alkali
* Hindiba - Alkali
* Yeşil Fasulye - Alkali
* Marul - Alkali
* Mısır/Frenk Salatası - Alkali
* Pırasa - Alkali
* Tatlı Biber - Alkali
* Turp - Alkali
* Semizotu - Alkali
* Kuzukulağı - Asit
İLE/VE
ORTA DERECE UNLULAR
* Enginar - Alkali
* Pancar - Alkali
* Havuç - Alkali
* Kereviz - Alkali
* Brüksel Lahanası - Alkali
* Şalgam - Alkali
* Maydanoz - Alkali
* Radika - "Alkali
* Taze Bezelye - Alkali
* Roka - Alkali
* Bamya - Alkali
* Soğan - Asit
* Sarımsak - Asit
İLE/VE
- ÇOK UNLULAR
* Kestane - Alkali
* Patates - Alkali
* Yer elması - Alkali )

- KURU SEBZELER
* Bakla - Asit
* Kuru fasulye - Asit
* Kuru bezelye - Asit
* Mercimek - Asit
* Soya - Asit

YAĞLI MADDELER
* Avokado - Alkali
* Zeytin - Alkali

YAĞLI KURUYEMİŞLER
* Ceviz - Asit
* Fındık - Asit
* Şamfıstığı - Asit
* Amerikan fıstığı - Asit
* Badem - Alkali

TAHIL VE MAMULLERİ
* Yulaf - Asit
* Buğday - Asit
* Beyaz un - Asit
* Mısır - Asit
* Arpa - Asit
* Kepekli ve beyaz pirinç - Asit
* Çavdar - Asit
* Kepekli ekmek - Asit
* Hamur işleri - Asit
* İrmik - Asit
* Mısır unu - Asit
* Yulaf unu - Asit
* Patates nişastası - Asit

ZARARLI OLANLAR
* Kakao - Asit
* Çay ve kahve - Asit
* Baharat - Asit
* Konserveler - Asit
* Şeker ve şekerli maddeler - Asit
* Her tür pasta ve benzerleri - Asit
* Alkol - Asit )

- ASİT/ASİDİTE ile NÖTRAL ile ALKALİ/BAZİKLİK
( 1-2-3-4-5-6 ile 7 ile 8-9-10-11-12-13-14 )
( 2[Mide sıvısı, limon suyu], 3[Sirke, bira, şarap, kola], 4[Domates suyu], 5[Sade kahve, yağmur suyu], 6[Sidik] İLE 7[Saf su, insan kanı] İLE 8-9[Deniz suyu], 10-11[Magnezyum hidroksit sıvısı], 11-12[Amonyaklı temizlik sıvısı], 12-13[Çamaşır suyu], 13-14[Yağ çözücü temizlik maddesi] )
( [H+] > [OH-] ile [H+] = [OH-] ile [H+] < [OH-] )

- ASİT değil/yerine/= EKŞİT

- ASİT ile FORMİK ASİT
( ... İLE Karıncalarda ve bazı bitkilerde bulunan asit. [HCOOH] )

- ASİT ile POLİASİT[Fr.]
( ... İLE Bileşiminde birçok asit özelliği bulunan madde. )

- ÂŞİYAN MEZARLIĞI değil KAYALAR MEZARLIĞI
( ÂŞİYAN[Fars.]: Yuva, ev. )

- ÂSİYE ile ÂSİYE ile ÂSİYE
( Sütun, direk, kolon. | Kederli, üzüntülü [kadın]. İLE Hz. Mûsâ'yı, Nil'den çıkararak büyütüp yetiştiren Firavun'un eşinin adı. İLE İsyancı kadın. )

- ÂSÎ[Ar. < ESER] ile ASÎ ile ASÎ, ASİYE ile ÂSÎ[< İSYÂN, çoğ. USÂT] ile ÂSÎ ile ÂSÎ[Fars.]
( Ahlâkı bozuk, ahlâksız, çapkın. İLE Uygun, elverişli. İLE Çok isyancı. İLE Karşı gelen. | Haydut, şakî. | Günahkâr. İLE Hekim, cerrah. İLE Kederli, mahzûn. )

- ÂŞÎ[Fars.] ile ÂŞÎ[Ar.] ile AŞÎ
( Aşçı. İLE Akşam yemeği yiyen. | Gidip, uzaklaşan. İLE Tavuk karasına tutulmuş. | Akşam. | Akşam yemeği. )

- AŞI ile AĞAÇ AŞILAMA

- AŞK ERBÂBI ile/ve ZEVK ERBÂBI

- AŞK YAŞAMI ile/ve/=/değil/yerine EŞEYSELLİK/SEKS YAŞAMI

- AŞK [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- AŞK [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- AŞK [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- AŞK'I BESLEYENLER ile AŞK'I ÖLDÜRENLER
( * MUTLULUK
* HOŞGÖRÜ
* SEVGİ
* İLGİ
* TEN UYUMU
* DOKUNMA
* BİRLİKTE ZAMAN GEÇİRME
* UYUM
* NEŞE
* ÖZLEM
* FEDÂKÂRLIK
* KISKANÇLIK
* PAYLAŞIM
* SEVGİ VE AŞK SÖZCÜKLERİ
* ROMANTİZM
* SADAKAT
* ÖZEN
* SAYGI
* CESARET
* ÇILGINLIK
* ONAYLAMA
* DÜRÜSTLÜK
* DUYARLILIK

ile

* İHMAL
* İLETİŞİM AZLIĞI
* ÇATIŞAN KİŞİLİK
* BASKICI TUTUMLAR
* SÖZEL VE FİZİKSEL ŞİDDET
* ONU TANIMAMAK
* UMUTSUZLUK
* [BAZEN] EVLİLİK )

- AŞK'IN "AZALMASI/DÜŞMESİ" ile/ve/değil/<> KANIKSAMA

- AŞK'IN FİZYOLOJİSİ
( 1. FAZ:(AMFETAMİN FAZI)(6 AY - 3 YIL)
FENİLETİLAMİN
DOPAMİN
NOREPİNEFRİN
2. FAZ: ENDORFİN FAZI
GÜVEN
3. FAZ: OKSİTOSİN FAZI
VAZOPRESSİN + ÖSTROJEN
TESTOSTERON
SERATONİN > MELATONİN
RAHATLAMA > UYUKLAMA(ASETİLKOLİN-UYKUDA SALGILANIR)
(BESLENME)

- AŞK'I BESLEYENLER ile AŞK'I ÖLDÜRENLER
AŞK'I BESLEYENLER
:
( * MUTLULUK
* HOŞGÖRÜ
* SEVGİ
* İLGİ
* TEN UYUMU
* DOKUNMA
* BİRLİKTE ZAMAN GEÇİRME
* UYUM
* NEŞE
* ÖZLEM
* FEDÂKÂRLIK
* KISKANÇLIK
* PAYLAŞIM
* SEVGİ VE AŞK SÖZCÜKLERİ
* ROMANTİZM
* SADAKAT
* ÖZEN
* SAYGI
* CESARET
* ÇILGINLIK
* ONAYLAMA
* DÜRÜSTLÜK
* DUYARLILIK )

AŞK'I ÖLDÜRENLER:
( * İHMAL
* İLETİŞİM AZLIĞI
* ÇATIŞAN KİŞİLİK
* BASKICI TUTUMLAR
* SÖZEL VE FİZİKSEL ŞİDDET
* ONU TANIMAMAK
* UMUTSUZLUK
* [BAZEN] EVLİLİK ) )

- AŞK'IN GIDASI:
HASRET
ve HİCRAN

- AŞK'IN:
BEDELİ
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KUDRETİ

- AŞK'TA:
GÖRMEK
ile/ve DOKUNMAK
( Çoğaltır. İLE/VE Azaltır. )

- AŞK-I HAKÎKÎ/İLÂHÎ ile/ve AŞK-I MECÂZÎ

- AŞK-MEŞK

- AŞK/MÂŞUK ve/<> MASUMİYET/MASUM

- AŞK:
ARAYIŞ
ile/değil/yerine/>/< ADAYIŞ/ADANIŞ

- AŞK:
[bazen]
CAN
ile/<> GAM ile/<> HİÇ

- AŞK:
ANLAMAYAN İÇİN
ile/değil/yerine ANLAYAN İÇİN
( Bir günlük. İLE/DEĞİL/YERİNE Ömürlük. )

- AŞK:
ÇOK UZAK
ile/ve/<>/< FAZLA YAKIN

- AŞK:
İKRAM
değil İHSAN

- AŞK:
KAVUŞMADAN(VUSLATTAN) ÖNCE
değil/yerine/<> KAVUŞMADAN(VUSLATTAN) SONRA

- AŞK:
SİN
ile/ve/||/<>/> ŞIN
( | HİPOTALAMUS ve/||/+ HİPOFİZ ve/||/+ EPİFİZ | ile/ve/||/<>/>
| İYİ/LİK ve/||/+ DOĞRU/LUK ve/||/+ GÜZEL/LİK | )

- AŞK:
SOHBET
ve ZİKİR

- ASKA'[< SUK] ile ASKA'
( Bölgeler. | Çeşme duvarlarının bölmeleri. İLE Kanarya. [kuş] )

- AŞKÂR[/Â/E], ÂŞİKÂR/E[Fars.] ile AŞKAR[Ar.]
( Belirli, açık, meydanda. İLE Koyu al. | Kızıl saçlı adam. | Doru[gövdesi kızıl, ayakları ve yelesi kara] at. )

- ASKER/POLİS ile ZAPTİYE[Ar.]

- ASKERÎ ile/değil ASGARÎ

- ASKER[Fars.] ile ASKER, CÜND[Ar.], LEŞKER[Fars.]
( Devredici, seyyar. İLE Er. )

- ASKER ile PENCİK[Fars.]
( ... İLE Asker yetiştirilmek üzere, savaş tutsaklarından, beşte bir oranında ayrılan acemioğlan adaylarına verilen ad. )

- ASKER ile SEKBAN[Fars.]
( ... İLE Osmanlılar'da, sınır boylarında görev yapan bir sınıf asker. | Eyalet paşaları ve sancak beylerine bağlı olarak görev yapan bir sınıf asker. )

- ASKETİZM değil/yerine/= ADANMIŞLIK, ÇİLECİLİK

- Aşkım olduğun için SUSuyorum!

- AŞKIN GETİRDİĞİ TUTKU ile/ve TUTKUNUN GETİRDİĞİ BELÂ

- AŞKIN KİŞİ ile/ve/<> AŞK('IN) KİŞİSİ

- AŞKIN TANRI/LAR ile YARI TANRI/LAR

- AŞKIN TANRI ile İÇKİN TANRI ile TEVHİD TANRI
( Semitik dinlerde, önce "Aşkın Tanrı" kavramıyla soyutlamaya gidilerek paganlık aşılmak istenmiş (Musevilik); sonra "İçkin Tanrı" kavramıyla "Tanrı Kutu" insana indirgenmiş (Hristiyanlık); sonra her iki kavramın birleşmesine gidilerek "Tevhid Tanrı" kavramı oluşmuştur (Müslümanlık). )

- AŞKIN(TRANSANDANTAL) ile SOYUT
( AŞKIN: Farklılıkları birliğe getiren ilkeler. )

- AŞKIN/LIK ile/ve/<>/> İÇKİN/LİK

- AŞKIN/LIK ile İÇKİN/LİK
( Evrenseller. İLE/VE/<> İçerikleri. )
( Değişmez. İLE/VE/<> Değişken. )
( Yaşam. İLE/VE/<> Yaşama kattıkların. )
( Adâlet. İLE/VE/<> Yasa. )

- AŞKIN/LIK = MÜTEAL = TRANSCENDENT, BEYOND[İng.] = TRANSCENDANT, AU DELÀ DE[Fr.] = TRANSZENDENT, JENSEITS/DAS JENSEITIGE[Alm.] = OLTRE[İt.] = MAS ALLA DE[İsp.] = TRANS, TRANSCENDENS, ULTRA[Lat.] = PERA(N)[Yun.] = MÂVERA/Î[Ar.] = MÂFEVK[Fars.] = BOVENGAAND[Felm.]

- Aşkını DİNLE!!!

- AŞKINLIĞA ULAŞMAK ile/ve/değil/yerine AŞKINLIĞIN, KİŞİDE AÇIĞA ÇIKMASI

- AŞKINLIK ile/ve/> GÖREVDEŞLİK/SİNERJİ

- AŞKINLIK ve/||/<>/< İLKELERİN OYNANAMAZLIĞI

- AŞKINLIK ve/||/<>/< ZAMANSIZLIK

- AŞKINSAL = TRANSCENDENTAL[İng., Fr.] = TRANSZENDENTALE[Alm.] = TRANSCENDENTALIS[Lat.]

- AŞKIN ile AŞKINSAL

- ASKIYA ALINAMAZLIK ile/ve/||/<> GÖZARDI EDİLEMEZLİK ile/ve/||/<> İNDİRGENEMEZLİK

- ASKI ile FİŞKA[İt.]
( ... İLE Çapa tırnağını kaldırıp asmak için geminin kenarında bulunan sabit ya da hareketli demir askı. )

- ASKI ile SAP

- AŞKLA ve/||/<> SEVGİYLE ve/||/<> MUHABBETLE
( Doğ(ur)mak. VE/||/<> Büyü(t)mek. VE/||/<> Geliş(tir)mek. )

- AŞKTA:
"YANMAK"
ile/>< "SÖNMEK"
( Var. İLE/>< Yok. )

- AŞKTA:
ÖLMEK
ile DÖNMEK
( Var. İLE Yok. )

- AŞKTA:
"SÖNMEK"
ile/değil/yerine/>< "YANMAK"
( Yok. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Var. )

- AŞKTA:
SAÇMALAMAK
ve/ya da SUSMAK

- AŞKTAN DOĞANLAR ile/ve/değil AŞKIN DOĞANLAR/VAROLANLAR
( Dünya/Batı. İLE/VE/DEĞİL Anadolu'da. )

- AŞKTA ve İŞTE ve DOSTTA
( Vasatından, uzak duralım! VE Kesatından, uzak duralım! VE Fesatından, uzak duralım! )

- AŞK[Ar.] değil/yerine/= SEVİ

- AŞK ile/ve/<> (")TİTİZLİK(")

- AŞK = (FALL IN) LOVE[İng.] = AMOUR[Fr.] = LIEBE[Alm.] = AMORE[İt.] = AMOR[İsp., Lat.] = HO ER.S, HE FILIA, HE AGAPE[Yun.] = İŞK[Ar., Fars.] = MIN[Felm.]

- AŞK ile/ve/> SEVGİ
( İçine girme isteği/coşkusu ile. İLE/VE/> İçine alma isteği/coşkusu ile. )
( Dudaklarından öpme isteği/coşkusu ile. İLE/VE/> Yanaklarından öpme isteği/coşkusu ile. )
( Gönüldeki durum, kişiye hâkim oluyorsa. İLE/VE/> Kişi, gönlündeki duruma hâkim olabiliyorsa. )
( Aşk, düzenliyi ve güzeli, akla ve mûsikî eğitimine uygun bir biçimde sevmektir. )
( Aşk, bilincin kaymasıdır. )
( Özne ile nesnenin, sarmal birliği. )
( Kişinin, aslını bulma zevki. )
( Muhabbet Yolu, Aşk Apartmanı, No.1, o kapıdan gir! )
( Aşkta, herşeyin mânâsı var, davası yok. )
( Aşkta, özün yanmaya, gözün ağlamaya başlar. )
( Meyl edip muhabbet ettiğin şeyin, olmaması durumu. )
( Aşk/Âşık! Ölümden ne korkarsın? Korkma! Ebedî varsın! )
( Dün olmayan. | Güzelliğe duyulan özlem. İLE/VE/> ... )
( İTİLÂK: Birinin sevgisine yakalanma, tutulma. )
( Aşk ehline, önce dert düşer, aşk değil! )

- AŞK ve/<> AF

- AŞK ile/ve/değil/<> AHİD'E VEFÂ

- AŞK ve/||/<>/>< AKIL
( Aklınızı kullandığınız kadar aşkınızı kullanmazsanız, denge/yi tutturamazsınız. )
( Sen, sen olduğun sürece o değilsin; o geldiğinde de sen olmazsın. )

- AŞK ile/ve ÂŞIK
( Çaresizlik yoktur. İLE/VE Çaresizlik çoktur/yaşayabilir. )
( Birçok şeye [herşeye/herkese] yönelik olabilir. İLE/VE Tek bir şeye/kişiye yönelmiştir. )
( Aşk, daha çok, tek taraflıdır. )
( Aşk ehline, padişahların tahtı, tahta parçasından başka bir şey değildir. )
( AŞK :/= Yasaksa!... [Aşk, ancak yasak aşk ise süreklidir/sürdürülebilirdir.] )
( Mutlu aşk/âşık yoktur.(yoktur) )
( "Kör-kütük âşık olmak" değil bir "kütüğe" âşık olup kör olmak. )
( AŞK'I, ÂŞIKLAR BİLİR
[Başka da, hiçkimse bilemez.] )
( Âşık, türkü yakmazsa, aşka katlanamaz. )
( KENDİNDE VÜCÛD OLMAYAN ZÂT )
( I love my love, but my love doesn't love me as I love my love. )
( )
( "Çıkıktır o. Âşık olsan, duramazdın." )
( )

- AŞK ve/<> AŞKINLIK

- AŞK ile/ve/değil ÇEKİM/CÂZİBE

- AŞK ile/ve/<>/> CESARET

- AŞK ile/ve/değil/yerine/<> COŞKU

- AŞK ile/ve DALÂLET

- AŞK ile/ve DALÂLET

- AŞK ile/ve/> DERT
( Aşkın gıdası, derttir. )
( Söylemem derdimi, hemderde bile! )
( Aşk adamı inletir, dert adamı söyletir. )
( Aşkın gıdası derttir. )
( Aşkın gıdası derttir. )

- AŞK ile/ve DEVAMLILIK

- AŞK ile/ve/> EŞK[Fars.]
( ... İLE/VE/> Gözyaşı. )

- AŞK ve/> FEDÂKARLIK

- AŞK ve FEDAKÂRLIK

- AŞK ile GARÂM

- AŞK ile/ve/<>/> GÜLMEK :)
( Sen gülersen, hayat güler. :) :) :) )

- AŞK ve HAKK
( Nefisle karışık aşk zillete, Allah'la karışık aşk da devlete götürür. )
( İrfaniyetle ilmin, ilimle ibâdetin araları, birer asır kadar uzaktır. Fakat aşk, bu mesafeyi bir adımda aşar gider. Aşksız da olur ama beşer ömrü yetmez. )

- AŞK ile HAYALPERESTLİK

- AŞK ile/ve/<> HELÂK OLMAK
( Aşk/âşık olmadan helâk olunmaz. )

- AŞK ile HIRS

- AŞK ve İCÂD ETMEK

- AŞK ile/ve İHLÂS
( Aşk kelâmını anlamak için âşık olmak gerektir. )
( Âşıklar ölmez! Ölen, hayvân imiş. )
( Aşkta herşeyin mânâsı var, davası yok. )
( AŞK: VASITA-İ VUSLAT-İ İLÂHÎ )

- AŞK ve/> İHSAN

- AŞK ve/> İRFAN

- AŞK ve/> İRFAN

- AŞK ile/< IŞK
( ... İLE/< Sarmaşık. )

- AŞK ile/ve İŞTİYÂK

- AŞK ve/<> KAVUŞMA(VUSLAT)
( İkisi de AN'dadır. )

- AŞK >< KAYITSIZLIK [NEFRET değil!]

- AŞK ve/<> KEMÂL
( AŞK: Kendi olgunluğuna/kemâline olan/yönelik tutku/şevk. )

- AŞK ve/||/<>/>/< MAHVİYET

- AŞK ve/<> MEŞK

- AŞK ve MUHABBET ve CEZBE
( Allah'a duyulan. VE İnsan'a duyulan. VE ... )

- AŞK ile/ve/||/<> ONUR

- AŞK ve/||/<>/> ŞAİR/ŞİİR
( Aşkın dokunuşlarıyla herkes şair olur. )

- AŞK ve/<> SAVUNMASIZLIK

- AŞK ile/ve/> SAYGI

- AŞK ile/ve/||/<> SEVDÂ
( Hevesin geçene kadar. İLE/VE/||/<> Soluğun yetene kadar. )
( ... İLE/VE/||/<> Kalbin ortasındaki kararmaya yüz tutmuş kan. | Aşk, sevgi. | Aşırı sevgiden doğan bir çeşit hastalık. | İstek, heves, arzu. | Çok kara/siyah. | Eskilerin, insan mizâcında kabul ettikleri dört hılttan biri. )

- AŞK ile/ve/> SIDKIYET
( Birinde kül olduysan, başkasını ısıtamazsın. )

- AŞK ile/ve/||/<>/> ŞİİR
( ... İLE/VE/||/<>/> Birinin unuttuğunu, öbürüne unutturmayan söz. )
( Aşk (bile), şiirin bahanesidir. )

- AŞK ile/ve ŞÜKÜR

- AŞK ile/ve ŞÜKÜR

- AŞK >< TAASSUB

- AŞK ile TAŞKIN SEVGİ, ĞARAM/GARAM

- AŞK ile/ve/>/değil VEFÂ
( NE MÜMKÜNDÜR VEFÂ BULMAK CİHANIN BÎ-VEFÂSINDAN
MUHİB-İ SÂDIKI YEĞDİR KİŞİNİN AKRABASINDAN )

- ÂŞK ile/ve/<> YANAK
( Âşıkların alınyazısı, sevgililerinin yanaklarında yazmaktadır. )

- AŞK ile/ve YORGUNLUK

- AŞK ve/<> ZÂT
( Zât(ın)'a yol, sadece/ancak AŞK'tır. )

- AŞK ile/ve/||/<> ZEN

- ASLA' ile ASLA'
( Dazlak, başının ön tarafındaki saçlar dökülmüş olan. İLE Hiçbir zaman/vakit. )

- ASLANKUYRUĞU ile ASLANPENÇESİ
( Ballıbabagillerden, eskiden hekimlikte, terletici olarak kullanılan bir bitki. İLE Gülgillerden, sarı, beyaz çiçekli bir yabani bitki. | Şirpençe. )

- ASLANLI YALI = SAİD HALİM PAŞA YALISI

- ASLAN ile DAĞ ASLANI/YENİDÜNYA ASLANI/PUMA/KUGAR
( ... İLE Avlarını sadece akşamları yerler. )
( ... İLE Gebelik süreleri üç aydır. Patogonya'da bulunan pumalar Nisan ayında doğum yaparlar. )
( ... ile KUGAR/PUMA )
( ... ile Puma | Puma )

- ASLAN ile/ve ASYA ASLANI

- ASLAN ile/ve BEYAZ ASLAN

- ASLAN ile GAZANFER[Ar.]
( ... İLE İri aslan. )

- ASLAN ile KAPLAN
( Yemek için avlanır. Toksa saldırmaz. İLE Aç ya da tok olsa da saldırır. )
( Afrika'da yaşar. İLE Asya'da yaşar. )
( Dişilleri, hem daha hızlı, hem de daha çeviktir. İLE ... )
( Yüksek kolesterol hastasıdırlar. İLE ... )
( Kükremeleri, birbirleriyle iletişim kurmak içindir. [avını yıldırmak için değil!] İLE ... )
( Kükreyebilirler fakat mırıldanamazlar. [Boğaz kemikleri kedilerinki gibi katı değildir. Esnek bir kirişle bağlanmıştır. Böylece gırtlakları genişleyebilmekte ve titreşmektedir] İLE ... )
( En çok kaplan Amerika'da yaşar. )
( 300 kadar vahşi Asya Aslanı, Hindistan'ın kuzeyindeki Gujarat'ta bulunan Gir Ormanı'nda yaşamaktadır. İLE Güney Çin Kaplanı'ndan sadece 30 tane kalmıştır. )
( Dünyada 5100 ile 7500 vahşi kaplan kaldığı tahmin edilmektedir. )
( ... İLE Hindistan kaplanları 3000 ila 4700 arasındadır. [100 yıl önce 40.000 kadardı] )
( ... İLE 3 m. ve 300 kg. kadar olanları vardır. )
( ... İLE 35 kg. kadar et yiyebilirler. )
( ... İLE Yalnız yaşar ve avlanırlar. )
( ... İLE Kendi bölgelerini oluşturmak üzere 200 km. kadar yol alabilirler. )
( ... İLE Yalnızca tüyleri değil, derileri de çizgilidir. )
( ... İLE Ayakları perdeli olduğundan çok iyi bir yüzücüdürler. 15 mil kadar yüzebilirler. )
( ... İLE Alkol kokusuna dayanamazlar. İçkili herkese saldırırlar. )
( Yavruların sadece %10'u 2 yaşını geçebilir. [ve de sadece şanslı olanlar 10 yaş ve üzerine ulaşabilir] İLE ... )
( Bir dişil aslan, kızıştığında, eril aslan dört gün boyunca sürekli ve belirli aralıklarla çiftleşir. [Günde 50 keze kadar çıkabilir] [Hayatta kalan her bir yavru için yaklaşık 3000 kez ilişkiye girmektedirler] İLE ... )
( Gebelik süreleri 105-112 gündür. İLE Gebelik süreleri 155 gündür. )
( Güneşi simgeler. İLE [şiirlerde, Dîvân Edebiyatı'nda] "Leyla" sözü geçen/görülen yerde kaplan, karanlık ve yıldız vardır/aramak gerekir. )
( Saldırmayı simgeler. İLE Kibiri simgeler. )
( VERD[Ar.]: Rengi doru olan aslan. )
( EKLEF: Koyu renkli aslan. )
( ŞİBL: Aslan yavrusu. )
( YAGUS[Ar.]["gu" uzun okunur]: Aslan şeklinde olan eski bir putun adı. )
( Aslan ile Kaplan Aslan ile Kaplan | Kaplan | Kaplan )

- ASLAN ve/<> LUMPASA
( ... VE/<> Aslan ini. [Zambiya dilinde] )

- ASLAN ile/ve MALA MALA ASLANI

- ASLAN ile SİYAH ASLAN

- ASLAN ile TAMERİN
( ... İLE Siyah aslan. )

- ASLA ile/yerine HAYIR!
( Asla, asla deme! )
( Never say never again! )

- ASLÎ UNSURLAR ile/ve/||/<> KÜLLÎ KAİDELER

- ASLI-ASTARI (BULUNMAMAK)
( DOĞRU OLMAMAK )

- ASLI-ESASI (BULUNMAMAK/OLMAMAK)

- ASLI-FASLI (BULUNMAMA)

- ASLÎ ile/ve AHLÂKÎ

- ASLÎ ile ASİL

- ASMA' ile ASMÂ ile ASMAH
( Uyanık ve "gözü açık" olan. | Keskin kılıç. İLE Eğri elli/bacaklı. İLE Pek kahraman, çok şecâatli. )

- AŞMAK ile/ve/değil ALIŞMAK

- ASMAK ile AŞMAK

- AŞMAK ile/ve ÇIKMAK

- AŞMAK ile/ve/değil/yerine DEĞİŞTİRMEK/DÖNÜŞTÜRMEK

- AŞMAK ve/> ULAŞMAK

- AŞMA ile/ve/||/<> DÖNÜŞTÜRME

- AŞMA ile/ve İLERLEME
( İlerleme engellemeleri, gerilemeyse övgüleri beraberinde getirir. )

- ASMA ile YABAN ASMASI/AKASMA/MERYEM ANA ASMASI
( ... İLE Düğünçiçeğigillerden, beyaz çiçek veren, bahçelerde süs çiçeği olarak yetiştirilen, sarılıcı bir bitki. )

- AŞOKA
( İmparator (M.Ö. 270) Hindistan'ın büyük Budist hükümdarı; egemen olduğu dönemde Budist sanat ve mimarlığı gelişmiş, Budist ilkelerin sosyal yapıya etkin olmasını sağlayacak uygulamalar yapılmıştır. Budizmi yaymak için Hindistan'ın değişik yörelerine, Seylan'a, Suriye'ye, Mısır'a, Makedonya'ya misyonerler göndermiştir. )

- ASORTİ
( Birbirine uygun, renk ve yapıda olan. )

- ASPARAINEAE = HELYÛNÎYE

- ASPENDOS
( Antalya yakınlarında M.Ö. II. yüzyılda kurulduğu sanılan tarihi şehir. )

- ASPERGER ile/<> OTİZM
( )

- ASPİRATÖR değil/yerine EMMEÇ

- ASR
( ZAMAN, YÜZYIL | İKİNDİ VAKTİ | İKİNDİ EŞİKTİR, DEVİRDİR][İKİNDİDEN SONRA UYUMAK MAKBUL DEĞİLDİR] )

- AŞR-I ÂHİR ile AŞR-I EVSAT ile AŞR-I EVVEL
( Ayın on günlük son bölümü. İLE Ayın ikinci on günlük bölümü. İLE Ayın ilk on günü. )

- ASRÂN
( İki yüzyıl. | Gündüzün ilk zamanı. | Gece ve gündüz. )

- ASRÎ
( Zamana uygun. MODERNE[Fr.] )

- ASSÂLE[Ar.]
( Arı kovanı. | Bal peteği. | Bal arısı. )

- ASSENT vs. CONFIRM vs. JUSTIFY vs. SUBSTANTIATE vs. VERIFY

- ASSERTION vs. EGO

- ASSERTION vs. TO INSIST

- ASSERTION vs./and SERIOUSNESS

- ASSIMILATION vs. IDENTITY

- ASSI değil/yerine/= YARARLI

- ASSOLİST ile SOLİST

- AST/MADUN[Ar.] >< MAFEVK[Ar.]
( Alt aşamada bulunan. / Alt. | Birinin buyruğu altında ona görevli. | Rütbe ya da kıdemce küçük olan asker. >< Üst aşamada bulunan. | Üst, yukarı. )

- ASTONISHMENT/AMAZEMENT vs. ADMIRATION

- ASTRAY vs. DEGENERATION

- ASTRONOMİ ile/ve/||/<> KOZMOLOJİ

- ASTROLOJİ ile BURÇ

- ASTRONOMİ MODELLERİ
( Astronomi modellerini görmek için burayı tıklayınız... )

- ASTRONOMİ'DE:
GÖZLEMLERİN DÜZELTİLMESİ
ile/ve İLKELERİN DÜZELTİLMESİ
( ... İLE/VE * Metafizik * Fizik * Matematik ile. )

- ASTRONOMİK değil/yerine/= ABARTILI

- ASTRONOMİ ile/ve ASTROLOJİ
( Gökyüzü cisimlerinin aritmetik hesaplamaları. İLE/VE Gökyüzü cisimlerinin yeryüzüne etkileri. )
( Bâtın. İLE/VE Zâhir. )
( İLM-İ HEY'ET/FELEK ile İLM-İ AHKÂM-I NÜCÛM )

- ASTRONOMİ ile/ve İLÂHİYAT

- ASTRONOMİ ile/ve OPTİK

- ASTRONOMİ ve TIP

- ASTRONOMİ değil/yerine/= UZAYBİLİM

- ÂSÛDE değil/yerine/= RAHAT, DİNÇ OLAN

- ASÛF ile ASÛF[< ASF]
( Çok şiddetli rüzgâr. | Hızlı yürüyen. İLE Çok zulüm eden. )

- ÂSÜMÂN/ÂSMÂN[Fars.] değil/yerine/= GÖK, SEMÂ

- ASUMAN[Fars.] değil/yerine/= GÖKYÜZÜ

- ASÛM ile ASÛM
( Geçimi/maişeti için çok çalışan. İLE Obur, açgözlü. )

- ASURA
( Titan'a ya da düşmüş bir meleğe benzeyen bir varlık. )

- AŞÛRE PİŞİRMEK yerine AŞÛRE KAYNATMAK
( Muharrem'in 9'unda pişirilir, 10. gün dağıtımı yapılır. )

- AŞÛRE ile/ve/<> ANAŞABUR/ANUŞABUR
( ... İLE/VE/<> Bakliyat kullanılmaz. Tatlı değildir. )

- AŞÛRE ile/ve/<>/|| EBRÛ

- AŞÛRE ile SARAY AŞÛRESİ

- ASURLULAR ile/ve/<> PERSLER

- AŞVÂ'[Ar.]
( Gece, gözü görmeyen. [bayan] )

- ASVAGOŞA
( Hintli Budist şair ve filozof(M.Ö. 100). Zen geleneğinde 12. Pîr olarak kabul edilir. )

- ASVALT değil ASFALT

- AŞVE
( Akşam karanlığı. )

- ÂŞ[Fars.] değil/yerine/= YEMEK
( Muharrem ayında pişirilen aşure. )

- ÂS ile ÂS
( Mersin ağacı. İLE Değirmen. | Kakum denilen bir hayvan. )

- AŞ ve/<>/|| AŞK

- AŞ yerine TAAM

- AT KUYRUK SAÇ ile/ve TOPUZ SAÇ
( [Daha çok] Günlük yaşamda. İLE/VE [Daha çok] Özel toplantılarda. )
( İkisi de alımlıdır/etkileyicidir. )

- AT OUTSIDE vs. FAR AWAY

- AT SİNEĞİ ile CIZ SİNEĞİ ÇEÇE SİNEĞİ ile ET SİNEĞİ ile EV SİNEĞİ/KARASİNEK ile MEYVE SİNEĞİ ile SIĞIR SİNEĞİ ile SİRKE SİNEĞİ[Lat. DROSOPHILA] ile SU SİNEĞİ ile UYUZ SİNEĞİ
( Çiftkanatlılardan, uzunluğu 8 mm. kadar olan, kanatları büyük ve küt, at, sığır, domuzların bacak, kuyruk aralarında yaşayan, eklembacaklı bir sinek türü. İLE İnsana uyku aşılayan sinek. İLE ... İLE ... İLE Uzaya çıkmış ilk hayvan. İLE ... İLE ... İLE ... İLE ... )

- AT THE BEGINNING vs. IN THE BEGINNING

- AT vs. IN

- AT:
"BÜYÜK"
değil ŞİŞMİŞ/ŞİŞİRİLMİŞ
( İnsan, atla olan ilk ilişki dönemlerinde, bugünkü fiziksel özelliklerine sahip değildi. [Zamanla, kişiler tarafından şişirilmiş/büyütülmüşlerdir.] )

- AT:
GEYİK
ve KAYIK ve HÖYÜK
( Önden bakınca. VE Yandan bakınca. VE Arkadan bakınca. )

- AT:
GÜÇLÜ
ile/ve/değil DAYANAKSIZ

- AT:
HİÇKİMSENİN
ve/<> HERKESİN(BİNENİN)

- AT:
SEÇEN
ve/<> SEÇİLEN
( O, sizi seçer. VE/<> Siz, onu seçersiniz. )

- AT:
ŞEHİRDE
değil/yerine TAŞRADA

- AT:
YAKALANAN
değil GELEN

- ATA'yı tanı ve öyle KONUŞ!!!

- Ata/ların ile KONUŞ!!!

- ATA/LAR ile/ve BAHADIR/LAR

- ATAERKİLLİK ile/ve/değil/yerine/< ANAERKİLLİK

- ATAKÖY ile/ve/<> ŞİRİNEVLER

- ATAK ile/değil/ne yazık ki !SALDIRGAN

- ATAK ile/ve SERİ

- Atalar'ını DİNLE!!!

- ATÂLET[Ar.] değil/yerine/= EYLEMSİZLİK/SÜREDURUM

- ATÂLET ile/değil/yerine/>< ADÂLET

- ATÂLET ile/ve/değil/<>/< OLANAKSIZLIK

- ATAL[çoğ. A'TÂL] ile ÂTÂL[< ITL]
( Gövdenin örtülü olmayan bir yeri. [özellikle ense] | Tüm gövde. | Bir kişinin güzelliği. İLE Koltuk altları. | Böğürler. | Yanlar, kenarlar. )

- ATARAK ile/değil/yerine SOYUTLAYARAK

- ATARDAMAR YANGISI ile/ve TOPLARDAMAR DUVARLARI YANGISI ile/ve KALP KAPAKÇIĞI YANGISI
( ARTERİT ile/ve FLEBİT/TROMBOFLEBİT ile/ve VALVULITIS )

- ATARDAMAR ile ANA/BÜYÜK ATARDAMAR

- ATASÖZÜ ile/ve BERCESTE
( ... İLE/VE Kolayca hatıra geliveren ve yüksek bir anlam taşıyan mısra ya da beyit. | Sağlam ve lâtif. | Seçme. )

- ATASÖZÜ = PROVERB[İng.] = PROVERBE[Fr.] = SPRICHWORT[Alm.] = PROVERBIO[İt.] = PROVERBIO[İsp.]

- Atatürk gibi DİNLE!!!

- Atatürk'ü DİNLE!!!

- ATA[Türkçe] ile ATÂ'[Ar.]
( Baba. | Dedelerden/büyükbabalardan her biri. | ATATÜRK sözcüğünün kısaltılmış biçimi. İLE Bağışlama, bahşiş. [> TEÂTÎ] )

- ATBÂ'[< TIB] ile ATBA' ile ATBÂ[< TABY]
( Dereler, kanallar. İLE En pis. İLE Meme başları. )

- ATEİST ile DİNDAR-ATEİST

- ATEİZM/ATEİST:
TANRI TANIMAZ/LIK
ile/ve/değil TANRIYI KARIŞTIRMADAN BİLİMSEL ARAŞTIRMA/ÇALIŞMA YAPMAK

- ATEİZM ile AGNOSTİSİZM/LAEDRİYE[Ar.]
( AGNOSTİK: Bilinemez; Sınırlarını çizmek. )

- ATEİZM ile DEİZM

- ATEİZM ile MATERYALİZM

- ATEİZM ile NATURALİZM

- ATEİZM ile TEİZM
( Ateizm, tanrı tanımazlık, tanrı bilgisine, düşüncesine, inancına sahip olmamak. İLE Teizm, öncelikle ve sadece tanrıyı, aracısız, din ve/veya hiçbir dinî etkilenim olmadan düşünmek, kabul etmek, inanmak, yaşamak. )

- ATELYE/ATÖLYE değil/yerine İŞLİK
( Zanaatçıların ya da resim, yontu gibi sanatlarla uğraşanların çalıştıkları yer. | Gömlek. )

- ATEME
( Atâlet, işsizlik; üşengeçlik, tembellik. | Gecenin ilk üçte biri. )

- ATERİNA[Yun.]
( Gümüş balığı. )

- ATERİNA[Yun.] ile SARDALYE[İt.]
( Gümüşbalığı. İLE Ateşbalığı. )

- ATEŞ ÇİÇEĞİ ile ATLAS ÇİÇEĞİ ile ÇADIR ÇİÇEĞİ ile ÇUHA ÇİÇEĞİ ile GÜZELHATUN ÇİÇEĞİ HANIMELİ(HONEYSUCKLE) ile ITIR ÇİÇEĞİ ile İPEK ÇİÇEĞİ ile KAHKAHA ÇİÇEĞİ ile KÜPE ÇİÇEĞİ ile LÂVANTA ÇİÇEĞİ ile MAHMUR ÇİÇEĞİ ile MUM ÇİÇEĞİ ile PEYGAMBER ÇİÇEĞİ ile SALON ÇİÇEĞİ ile SARAY ÇİÇEĞİ ile TELGRAF ÇİÇEĞİ ile YAYLA ÇİÇEĞİ ile YILAN ÇİÇEĞİ ile YILDIZ ÇİÇEĞİ ile ÖLMEZ ÇİÇEK ile GELİNCİK ÇİÇEĞİ(POPPY)[Lat. FRITILLARIA IMPERIALIS]

- ATEŞ İSTİDASI ile/ve/=/||/<> BAŞA HASIR YAKMA

- ATEŞ TOPRAĞI ile ATEŞ ÇİMENTOSU
( İçinde SiO2 ve alümin[Al2O3] bulunan, mineraller bakımından zengin, ergime noktası 1600 °C'nin üstünde olan ve ateş tuğlası yapımında kullanılan kil. İLE Ateş tuğlası yapımına elverişli, ateş toprağı ile yapılan, ateşe dayanıklı çimento, yüksek alüminli çimento. )

- ATEŞ [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- ATEŞ ALEV

- ATEŞBALIĞI/SARDALYA/SARDALYE[İt.][Lat. CLUPEA PILCHARDUS] ile VONOZ[Yun.] ile SARDUNYA(SARDINE) ile SAZAN(CARP)[Lat. CYPRINUS CARPIO] ile KOLYOS ile HAMSİ(ANCHOVY) ile BAKALYARO[Lat. MERLANGUIS MERLANGUS] ile ÇİNGENE PALAMUDU ile MALTAPALAMUDU[Lat. NAUCRATES DUCTOR] ile TORİK(BONITO) ile ALTIPARMAK ile LÜFER/KUNBER[Ar.] ile ÇİNAKOP/TEMNODON SALTATOR[Lat.] ile ÇİPURA/AURATA AURATA[Lat.] ile HANİ/SERRANUS CARILLA[Lat.] ile HARHARYAS/CARCHARHINUSLAMIA[Lat.] ile İSTRONGİLOS[Lat. SMARIS VULGARIS] ile İŞKİNE[Lat. SCIAENA UMBRA ] ile İZMARİT[Lat. MAENA VULGARIS] ile KOFANA ile TEKİR ile BARBUNYA/BERBUNİ[Ar.]/MULLUS BARBATUS[Lat.] ile KILIÇ ile KALKAN ile LAHOS/LAGOS/KAYAHANİSİ[Yun.] ile LİPSOS[Yun.][Lat. SCORPAENA PORCUS] ile MAZAK[Lat. TRIGIA LINEATA] ile MELANURYA[Lat. SPARUS MELANURYA] ile MORİNA[Lat. GADUS MORRHUA] ile MERLİN BALIĞI ile PİSİ ile PLATİKA[Lat. ACERINA CERNUA] ile RİNA/TIRPANA[Lat. RAJA BATIS] ile SARIAĞIZ[Lat. SCIAENA AQUILLA] ile SARIBALIK[Lat. IDUS JESSES] ile SARIGÖZ[Lat. SARGUS SALVIERI] ile SARIHANİ[Lat. EPINEPHELES GIGAS] ile SARPA[Yun.][Lat. BOOPS SALPA] ile SİNAGUD ile SİVRİ ile KARAGÖZ ile MARANGOZBALIĞI/TESTEREBALIĞI[Lat. PRISTIS PRISTIS] ile MERCAN ile USKUMRU(MACKEREL)[Lat. SCOMBER SCOMBRUS] ile ÇİTARİ/BOX SALPA[Lat.] ile ÇOPRABALIĞI/COBITIS[Lat.] ile ÇOPURİNA ile ÇOTİRA/BALISTES CAPRISCUS[Lat.] ile ÇURÇUR/CRENILABRUS[Lat.] ile DAĞALASI/SALMA ALPINUS[Lat.] ile YAYINBALIĞI[Lat. SILURUS GLANIS] ile YAZILIHANİ[Lat. SERRANUS SCRIBA]

- ATEŞLE PİŞMEK ile/ve/yerine GÜNEŞLE TATLANMAK

- ATEŞTE(ALEVDE) ile/değil/yerine ISIDA/ISIYLA
( Yemeği/besini, dolaylı [tencerede/tavada vb.] ya da doğrudan [mangalda], ateşin/alevin üzerinde pişirmek/ısıtmak yerine kumun bulunduğu bir tepsinin/havuzun içinde pişirmek/ısıtmanın farkı, yemeklerdeki lezzet farkı kadardır. )

- ATEŞ ile AHKER
( ... İLE Ateş koru. )

- ATEŞ ile/ve ALEV
( Zihinde. İLE/VE Gözde. )
( Kavram. İLE/VE Nesne. )

- ATEŞ ile/değil ÂTAŞ[Ar.]
( ... İLE/DEĞİL Susuzluk. )

- ATEŞ ile AZ SOĞUK ALGINLIĞI

- ATEŞ ve/<> KORUK

- ATEŞ ile MÂYİ-İ NÂRÎ
( ... İLE Güneş gibi su halindeki ateş. )

- ATEŞ ile MEŞALE

- ATEŞ ile NİRÂN[< NÂR, NÛR]

- ATEŞ ile NİRÂN[< NÂR, NÛR]
( ... İLE Aydınlıklar, parıltılar, ışıklar. | Tamu, cehennem. | Sönmeyen ateş. )

- ATEŞ = ÖFKE

- ATEŞ ile/ve TOPRAK
( ... İLE/VE Hazinet-ül esma. )

- ATEŞ ile YANGIN

- ATEŞ ile/ve/||/<> YAZI ile/ve/||/<> FELSEFE-BİLİM ile/ve/||/<> SANAYİ
( İnsanlığın gelişimindeki/tarihindeki dört önemli eşik. )
( 70.000'lerde. İLE/VE/||/<> 3500'lerde. İLE/VE/||/<> [M.Ö. ve M.S.] 1000'lerde. İLE/VE/||/<> 1800'lerde. )

- ATFETMEK ile ADDETMEK

- ATHÂR[< TÂHİR] ile ATHAR
( Hanımların, âdet ve doğumdan kurtuldukları zamanlar. İLE Çok temiz olan. )

- ATHEISM vs. THEISM

- ÂTIFET
( KARŞILIKSIZ SEVGİ, İYİLİKSEVERLİK )

- ATIF ile/ve PAY ALMA

- ATIF ile TEŞMİL

- ATIF ile YORUM
( Bilginin yanlış olduğu yerde yorumun doğruluğu yanlışlığı konuşulmaz. [Usûlü yanlışın füruğu tartışılmaz.] )

- ÂTIK
( Yavru kuş. )

- ÂTİK[çoğ. AVÂTİK] ile ÂTİK ile ATÎK/ATÎKA[< ITK]
( Sırtın üst bölümü. İLE Berrak, sâf; karışmamış, değerli/kıymetli. İLE Eski. | Hür. | Güzel, genç kız. | Asîl. | Hz. Ebû Bekir'in takma adı/lâkabı. )

- ATIK ile ARTIK

- ATİK ile ATİK/A
( Çabuk davranan, çevik. İLE Eski, eski zamanla ilgili. )

- ATIK ile ÇÖP

- ATIK ile FAZLALIK

- ATİK ile/değil KADÎM
( Eski. İLE/DEĞİL Eskiyi ardına alarak ve sağlam köklere dayanarak bugüne karşılık verecek ve geleceğe yönelik olabilmesidir. )

- ATIK ile/değil KALINTI

- ÂTIL (KALMAK) değil/yerine/>< ÂDİL (OLMAK)

- ATILGAN = INTREPID[İng.] = INTRÉPIDE[Fr.] = UNERSCHROCKEN[Alm.] = INTREPIDUS[Lat.]

- ATILIM ile/ve/<>/< KATILIM

- ATILMAZ/LAR ile/ve/<> SATILMAZ/LAR

- ATILMIŞ/LIK FIRLATILMIŞ/LIK DÜŞÜRÜLMÜŞ/LÜK İNDİRİLMİŞ/LİK

- ÂTIL ile/değil METRUK

- ATIN, AYNI ANDA:
BİR YANI/YÖNÜ
ve ÖTEKİ YANI/YÖNÜ
( Buzul koşullarında (bile) yaşayabilen. VE/>< Sıcaktan ölebilen. [Hiçbir özel koşula gereksinimi olmadan, doğada kendi başına yaşamını sürdürebilen.] )
( * SEVİMLİ ve KORKAK
* CESUR ve OYNAK
* GÜVENİLİR ve (PEK) GÜVENİLMEZ[/GÜVENİLMEYEBİLİR] )

- ATIN:
ÖNÜ
ve ARKASI ve ORTASI/SIRTI
( Isırır. VE Teper. VE Batar. )

- ATİNA ile ATİNA
( Yunanistan'ın başkenti. İLE Rize - Pazar ilçesinin eski adı. )

- ATİNA ve/<>/>< SELANİK
( ... VE/<>/>< Ege'nin en güzel yarımadalarından biri olan Halkidıkide'de bulunmaktadır. [Adını, Büyük İskender'in üvey kızkardeşi olan Thessalonica'dan almıştır.] )
( ... VE/<>/>< "Thermaikos körfezinin gelini" olarak da bilinen Vardar[Aksios] ırmağının ağzında, Yunan tanrılarının dağı Olympos'un karşısında kurulan Selanik, Bizans döneminde, İstanbul'dan sonra, bölgenin en önemli kentiydi. Bugün de, Yunanistan'ın ikinci büyük kenti olan Selanik'in tek rakibi, adını, tanrıça Athena'dan alan başkent Atina'dır. )
( ... VE/<>/>< Selanik, Kordon sefalarının benzerliği ile İzmir'in küçük kardeşi olarak da tanınır. )

- ATİNA ve/<> SYNTAGMA MEYDANI
( Syntagma[Anayasa] Meydanı, Atina'nın merkezi kabul edilmektedir. )

- ATIP-TUTMA

- ATIŞMAK ile ÇATIŞMAK

- ATIŞMA ile/değil/yerine ÇAKIŞMA
( ... İLE/DEĞİL/YERİNE Birbirine geçip kenetlenmek, takılmak. | Söz yarışı etmek. | Doğru, açı, yüzey gibi geometrik biçimler, üst üste konulduklarında, birbirini bütünüyle örterek eşit olmak. )

- ATIŞTIRMAK değil/yerine NİTELİKLİ BESİNLERİ, YAVAŞ YEMEK

- ATIYORUM/Z değil ATF EDİYORUM/Z

- ÂTÎ[< İTYÂN]
( GELECEK, GELEN KİŞİ/ŞEY | GELECEK ZAMAN, İSTİKBAL | ÖNDE, AŞAĞIDA )

- ÂTÎ[< İTYÂN] ile ÂTÎ/ÂTÎYE[< UTV] ile ATÎ
( Gelecek, gelen [kişi ya da şey]. | Gelecek zaman, istikbal. | Önde, aşağıda. İLE İsyân eden, kafa tutan. İLE İnatçı, "kalın kafa/lı". )

- ATKI AÇIKLIĞI ile/<> ETKEN/EFEKTİF/HESAP AÇIKLIK ile/<> SERBEST AÇIKLIK
( İki anakiriş arasındaki kirişleme açıklığı. | Atkı[lenot] boyu. İLE/<> Bir strüktür öğesinin dayanaklarının, eksenden eksene uzaklığı. İLE/<> Bir kirişin iki dayanağı arasındaki kesintisi açıklık ya da yatay uzaklık. )

- ATKI ile ATKI/LENTO[Fr. LINTEAU]
( ... İLE Kapı ve pencerelerin üstüne yerleştirilen, ağaç, taş ya da beton kiriş, üst eşik, boyunduruk/yük. )

- ATKI ile ATKI ile ATKI ile ATKI ile ATKI/ARGAÇ
( Soğuğa karşı, omuzlara, başa, sırta ya da boyna alınan örtü. İLE Bazı kadın ayakkabılarında ve çocuk patiklerinde, ayağın üstünden geçen, yanda iliklenen, ince, uzun parça. İLE Ekin demetlerini, yükseğe atmaya yarayan araç. İLE Kapı ve pencerelerin üstüne atılan, ağaç, taş ya da beton destek, üst eşik. İLE Dokumacılıkta, mekikle enine atılan iplik. )

- ATKI ile/ve ETOL
( ... İLE/VE Uzun omuz atkısı. )

- ATKUYRUĞU ile ATKUYRUĞU
( Köksapı ömürlü olan, daha çok, nemli yerlerde yetişen ve ilaç olarak kullanılan bir bitki. İLE Saçları, başın arkasında toplayarak yapılan saç biçimi. )

- ATLA DEVE (DEĞİL)

- ATLAMA TAŞI CAMİSİ
( Unkapanı'ndadır. )

- ATLANTİK OKYANUSU ve/<> PLATA IRMAĞI
( Uruguay'ın dünyaca ünlü kumsalı/plajı olan Punta del Este'deki ucun, bir tarafında Atlantik Okyanusu, öteki tarafında ise Plata Irmağı'nın ağzı görülmektedir. )

- ATLAR:
GÜÇLÜ
ile/ve DAYANIKLI ile/ve HIZLI/SÜRATLİ

- ATLAS KEMİĞİ[Boyun omurlarının birincisi] ile AŞIK KEMİĞİ ile BEL KEMİĞİ ile ÇEKİÇ KEMİĞİ ile DİRSEK KEMİĞİ ile ELMACIK KEMİĞİ ile KOL KEMİĞİ ile ÖRS KEMİĞİ

- ATLAS[İlk omur]:
İNSANDA
ve TARİHTE/MİTOLOJİDE
( Kafatasını taşır. VE Aklı taşır. )

- ATLAS ile ATLÂS[< TALAS]
( Düz, havsız, tüysüz. | Büyük harita. | Atlas Denizi. İLE Eskitmeler. | Eski, aşındırılmış. )

- ATLAS ile ATLAS[Yun.]
( ... İLE Dünyanın, bir ülkenin/bölgenin, fiziksel ve siyasal coğrafyası ile ekonomi, tarih gibi konularda, toplu, tutarlı bilgi vermek için biraraya getirilmiş coğrafya haritaları derlemesi. | Bir kitabın sonuna eklenen ya da bir konuyu açıklmaka için hazırlanmış resim ya da levhaların tümü. | Boyun omurlarının, üstten birinicisi. )

- ATLAS ile/ve/yerine LACİVERT ATLAS
( Kırmızıdır. İLE/VE/YERİNE Nadirdir. )

- ATLATMA ve/> MUTLULUK

- ATLET[Fr.] ile/ve FANİLA[İt.]
( Kolsuz. İLE/VE Kollu. )

- ATLI KARINCA ile AT ile KARACA[Erkek çocuklar atlara, kız çocukları Karaca'ya bindirmekten!]

- ATLI KARINCA ile/ve SİYAH KARINCA ile/ve HUBUBAT YİYEN KARINCA
( Tatlı, yağ ve peynir yerler. İLE/VE Üzümün ve meyve ağaçlarının suyunu emerler. Yuvalarındaki çöpler, yapraklar üzerine kusar, katılaşan bu usâreyi kışın emerler. İLE/VE Buğdayın, arpanın sürgün yapacak yerini kesip yerler. )

- ATMA/ATMAN[Sansk.](ATTA[Palice]) ile ATMA-BHAKTİ ile ATMA-PRAKASH
( En Yüce Benlik (Öz), bireysel ruh. Atman, Prakriti'nin üç guna'sından ötedir. Eylemi yapan atmandeğil, sadece Prakriti'dir. İLE En Yüce Olan'a isâbet. İLE Öz Varlık'ın ışığı. )

- ATMA/ATMAN[Sansk.](ATTA[Palice]) ile ATMARAM
( Her varlıkta varolan ölmez, bozulmaz, değişmez, bileşmez özvarlık; varolan herşeyin ne kadar değişik görünümde de olsa aynı özvarlığı paylaştığı doktrin. Upanişadlar'da kendi özünü kavrayan kişinin Brahma ile bütünleştiğine, Tanrı ile bir olduğuna inanılır. İLE Öz Varlık'ın sevinci. )

- ATMACA ile BÂŞAK
( ... İLE Bir cins küçük atmaca. )

- ATMACA ile ÇAKIR/ÇAKIRDOĞAN (ÇAKIRKUŞU)
( ... İLE Kanatları atmacadan dah uzun ve geniş, kuyruğu biraz daha kısa ve yuvarlak ucludur. )
( ... İLE Ormanlarda ürerler. )
( ... İLE Kışın ağaçlı açık arazilerde yaşarlar. )

- ATMACA ile CURA
( ... İLE Küçük atmaca. )

- ATMACA ile/değil DELİCE

- ATMACA ile ÖTÜCÜ ÇAKIR
( ... İLE Kurak ve çalılık açık arazilerde yaşarlar. )

- ATMACA ile ŞAHİN ile DOĞAN
( En küçük tür avcı. Cepten çıkarılıp avın üzerine fırlatılmasından dolayı atmaca adını almıştır. İLE Kartalgillerden, Avrupa ve Asya'nın dağ, orman ve çalılıklarında yaşayan, 50-55 santimetre uzunluğunda yırtıcı bir kuş. [Atmacadan biraz daha büyük.][En hızlı yırtıcı kuş.]]Çok kısa sürede 120 km. hıza ulaşabilir.] İLE En gösterişli avcı kuş. )
( BAVLI: Doğan yavrusu. )
( ŞEVÂHÎN[Ar.]: Şahinler/doğanlar. )
( Atmaca ile Şahin ile Doğan )
( ... İLE Sahibi için avlanır. İLE Kendi için avlanır. )
( ... İLE Avının bir parçasını, sahibinin pişirip vermesiyle yer. İLE Avını, doğrudan çiğ olarak yer. )
( [ağzında] ... İLE Kan yoktur. İLE Kan vardır. )

- ATMACA ile YAZ ATMACASI (YOZ ATMACA)
( ... İLE Kanatları, atmacadan daha uzun ve sivridir. )
( ... İLE Yaprak döken ormanlarda ürerler. )
( ... İLE Sürüler halinde göç ederler. [Eylül ortasında, İstanbul Boğazı'ndan geçerler.] )

- ATMAK ile/ve FIRLATMAK

- ATMAK ile SATMAK

- ATMAN[Sansk.] = ATTA[Palice]

- ATMAN ile/ve/||/<> BRAHMAN
( İÇKİN ile AŞKIN )

- ATMIŞ ile/değil ALTMIŞ
( Kişinin eylemi. İLE/DEĞİL Sayı. )

- ATOM AĞIRLIĞI ile/ve ATOM ÇEKİRDEĞİ
( Atomun bir molünün gram olarak kütlesi. Toplam atomik kütle. İLE/VE Bir atomun proton ve nötronlarını taşıyan merkezi bölümü. )

- ATOM ALTI/NDA ve/<> BÜTÜNLÜK/TE
( Belirsizliğin yaşandığı alanlar. )

- ATOM DÜZEYİ ile/ve/> MOLEKÜLER DÜZEY ile/ve/> ORGANEL DÜZEYİ ile/ve/> HÜCRE DÜZEYİ ile/ve/> DOKU DÜZEYİ ile/ve/> ORGAN DÜZEYİ ile/ve/> ORGAN DÜZENİ(SİSTEMİ) DÜZEYİ ile/ve/> ORGANİZMA DÜZEYİ
( Hücrenin İç Yapısı'nı izlemek için burayı tıklayınız... )

- ATOM GRAM ile ATOM NUMARASI
( 1 mol atomun, gram cinsinden kütlesi. İLE Atomun, elektronlarının sayısı ya da çekirdekteki protonların sayısı. )

- ATOM MODELLERİNDE:
BOHR MODELİ
ile/ve DALTON MODELİ ile/ve RUTHERFORD MODELİ ile/ve THOMSON MODELİ

- ATOM NUMARASI ile/ve KÜTLE NUMARASI
( Bir atomun çekirdeğindeki protonların sayısı. [Her bir öğe/element için kendine özgü atom numarası vardır.] İLE/VE Bir atomun çekirdeğindeki protonların ve nötronlarının sayısının toplamı. [Kütle numarası, atom çekirdeğindeki proton ve nötronların toplamına eşittir.] )

- ATOM ÜSTÜ ile/ve ATOM ALTI

- ATOM(BÖLÜNEMEZLİK) = ATOME[İng.] = ATOME[Fr.] = ATAMUS, INDIVIDIUM CORPUS[Lat.] = (HE) ATOMOS[Yun.] = CUZ'UN LA-YETECEZZA, ZERRE[Ar.] = ATOM, ZERRE[Fars.] = PARAMANU, TANMATRA, ANU[Sans.] = YUANZI[Çince] = GENŞİ[Jap.] = NGUYÊN TU'[Vietnamca] = PARÁNY[Macarca]

- ATOM:
FİZİK'TE
ile/ve/değil FELSEFE'DE
( Bölünmüş olduğu kabul edilir. İLE/VE/DEĞİL Felsefede bölünemeyen anlamını karşılamaya devam eder. )
( Fizikte bölündüğü düşünülen şey bölünmüştür fakat o atom değildir. En son bölünemeyendir atom. )

- ATOMALTI - ÇEKİRDEĞİN İÇİ

- ATOMCU KELÂM ile/ve İBN-İ SÎNÂ'CI KELÂM

- ATOM ile/ve/değil/yerine BÖLÜNEMEYEN EN KÜÇÜK

- ATOM ile/ve/< ÇEKİRDEK ile/ve/< PROTON/NÖTRON(NÜKLEON[Fr. < Lat.]) ile/ve/< MEZON[Fr. < Yun.] ile/ve/< ELEKTRON ile/ve/< KUARK
( 10¯8 cm. İLE/VE/< 10¯¹² cm. İLE/VE/< 10¯¹³ cm. | Elektrondan ağır, protondan hafif bir atom cisimciği. İLE/VE/< 10¯¹6 cm. İLE/VE/< 10¯¹6 cm. )

- ATOM ile/ve/değil EŞİK

- ATOM ile/ve MOLEKÜL[Fr.]
( Bölünemeyen. İLE/VE Pek ufak parça. )
( Bir elementin özelliklerini taşıyan, maddenin en küçük birimi. İLE/VE İki ya da daha fazla sayıda atomun kovalent bağlarla birbirine bağlanmasıyla oluşan madde. )
( CEVHER-İ FERDÎ )
( [kökeni/etimolojisi] TOMOS[Yun.]: Bölmek. İLE/VE ZERRE[Ar.] )
( Rotasyon. İLE/VE Sirkülasyon. )

- ATOM ile MONAD

- ATOM ile ZERRE

- ATON İKANETON

- ATON[< ADONAI] ve/<>/< ATUM/ATOM ve/<>/< AMON
( Gökteki nur. VE/<>/< Yerdeki nur. VE/<>/< Gönüldeki nur. )
( Evrende/ilâhta. VE/<>/< Dünyada/evrende. VE/<>/< İnsanda/kalbinde. )
( Güneş. VE/<>/< Zerre. VE/<>/< İnsan. )

- ATROFİ
( Körelme, dumur. Örgen ya da dokunun beslenemeyerek küçülmesi. )

- ATTITUDE vs. MANNER

- ATTRIBUTION vs. INTERPRETATION

- ATTRIBUTION vs./and TO GET SHARE

- ÂTÛN, BEÇEDÂN, ZÂK, ZÂK-DÂN[Fars.], MEŞÎME[Ar.], RAHİM[Ar.] değil/yerine/= DÖLYATAĞI

- ATVÂD, CEBEL[Ar. < TAVD] ile/ve/< A'LÂM[Ar. < ALEM]
( Dağlar. İLE/VE Yüksek dağlar. )

- ATYANTA-ABHAVA
( Mutlak yokluk. )

- AT[Fars.] ile EŞEK/AFRİKA EŞEĞİ ile KATIR
( At ve eşek kendi neslinin devamı olan hayvanlardır. Hem kendi içlerinde, hem de at ile eşek arasındaki farkları bilmek gerekir. Katır ise, at ile eşeğin çiftleştirilmesi ile oluşan bir hayvandır. Üçü de geviş getirmeyenler[non rumminants] sınıfındadır. )
( Gebelik süreleri 330-335 gündür. İLE Gebelik süreleri 348-377 gündür. İLE ... )
( Atlarda safra kesesi yoktur. )
( Eşeklerin kulakları, atlarınkinden çok daha uzundur. )
( FERESİYYE: Atgiller. )
( AKRAH: Alnı beyaz at. )
( BELAK: Ayakları alacalı at. )
( BÛR[Fars.]/KÜMEYT[Ar..]: Doru, kızıla çalar at. [KÜRÂN, KÜREND, KÜRENG[Fars.]: Kırmızı/al renkli at.] )
( EBREŞ: Sisli, alaca benekli at. )
( GARRÂ': Alnında beyaz bir lekesi, akıtması olan at vs. )
( SABÂH-ÜL-HAYR: Bazı atların alnında bulunan beyaz leke. [beyazlık alnından burnunun üstüne kadar uzarsa buna "akıtma" denilir.] )
( HACÎL[Ar.]/ŞİKÂL[Fars.]: Üç ayağı beyaz[sekili] olan at. )
( HANEB[Ar.]: Atın arka ayaklarının ortasında bulunan dirsek gibi dışarı çıkık bölümü. )
( İŞKİL/İŞKÎL[Fars.]: Önden sağ ve arkadan sol ayağı beyaz olan at.[Araplarca hiç makbul sayılmaz] )
( KARAKUŞ: Atların ayağında görülen bir hastalık. )
( MEŞBÛB[Ar. çoğ. MEŞÂBÎB]: İki ayağı beyaz olan at. )
( MEŞKÛL[Ar.]: Bileklerine kadar üç ayağı beyaz olan at. )
( NEVEND/E[Fars.]: Hızlı giden at. )
( ESB-İ YELE[Fars.]: Koşucu at. )
( PÂLÂ/PÂLÂD/PÂLÂDE/PÂLÂY[Fars.]: Yedek at. )
( PULÂD-REG[Fars.]: Sert damarlı, dayanıklı at. )
( PÂY-İ SEMEND: At ayağı. )
( RÜMMÂNÎ[Ar.]: Kır ile doru arasında bir donu olan at. )
( SABÂ-REFTÂR[Ar., Fars.]: Rüzgâr gibi hafif ve çabuk giden. )
( SARÎH[Ar. çoğ. SARÂİH]: Safkan Arap atı. )
( SEBBAK[Ar.]: Yüğrük[İyi yürüyen/koşan. | Çalışkan. | Çevik, güçlü.] at. )
( SEMEND[Fars.]: Kula[: al ile kır arası] at. | Çevik ve güzel at. )
( ŞU'LE[Fars. çoğ. ŞUAL]: Atlarda beyaz tüylerden oluşan benekler. )
( TAHCÎL[< Ar. HACLE]: Atların ayağında beyaz siğil bulunması. )
( TEKÂVER[Fars.]: Koşucu, seğirtici at. | ESB-İ TEKÂVER: Koşu atı. )
( URNE[Ar.]: Bıcılgan hastalığı.[atların topuklarına yakın yerlerin iltihaplanması] )
( ÜSTÛR[Fars.]: Davar, at ve katır gibi dört ayaklı hayvan. )
( VERD, VERD-İ AĞBES[Ar.]: Doru at. | Hz. Muhammed'in yedi atından birinin adı. )
( YA'FUR[Ar. | çoğ. YAÂFİR]: Hz. Muhammed'in Hayber Vak'ası'nda ganîmet olarak aldığı bir eşeğin adı. )
( HEDÎR[Ar.] / ŞÎHE[Fars.]: At kişnemesi. )
( NEHÂK/NEHÎK/NÜHÂK[< NEHK]: Eşek anırtısı. )
( 6000 - 8000 yıl önce, Türkistan'da evcileştirilmişlerdir. İLE 6000 yıl önce, Etiyopya ve Somali'de evcileştirilmişlerdir. İLE ... )
( Eşek, şehveti simgeler. )
( HERGELE[Fars. | çoğ. HERÂGİ]: Eşek sürüsü. | Binek ve taşıta alışmamış huysuz hayvan. )
( PÂDE[Fars.]: Eşek ve sığır sürüsü. )
( [Ermenice] ... ile AVANAK ile ... )
( At ile Eşek ile Katır )
( Süleymaniye Kütüphanesi'nde, incelenmeyi bekleyen 57 adet yazma eser bulunmaktadır. )
( * SAKARYA: ATATÜRK'ün atı/nın adı.
* HAYYAM: Halife Abdülmecid'in atı/nın adı.
* DERVİŞ: Enver Paşa'nın atı/nın adı.
* MARENGO: Napolyon'un atı/nın adı.
* BUKEFALOS / ÖKÜZ KAFA: İskender'in atı/nın adı.
* İNKİTATUS(SENATÖ): Kaligu'nın atı/nın adı. )
( Tarih Konuşmaları - NTV )
( RAHVAN: Koşarken bir yandaki iki bacağını aynı anda atan at. )

- AT ile/ve/<> AD

- AT ile AKHAL TEKE ATLARI

- AT ile ALABABACAK AT

- AT ile ALACALI AT

- AT ile AŞKAR/EŞKAR[Ar.]
( ... İLE Koyu kırmızı doru[gövdesi kızıl, ayakları ve yelesi kara] at. Battal Gazi'nin atının adıdır. Aşkar Devzâde denilen bu at çok yetenekliymiş. )

- AT ile BEYDÂH/BİDAH[Fars.]
( ... İLE Sert başlı, haşarı at. )

- AT ile/ve/değil/yerine/||/<> BİSİKLET

- AT ile/ve COB, TEVSEN

- AT ile DAV/ZEBRA
( Gebelik süreleri 330-335 gündür. İLE Gebelik süreleri 345 gündür. )
( At ile Zebra )

- AT ile DRUGU/TÜRK ATI
( İlk İslâm devrinde Türk-atı(Esb-i Türk) ünlüydü. )
( Türk at kültürü ile birlikte, iğdiş, yağız, ulak, yam, yamçı, yılkı sözcükleri Arapça'ya ve Farsça'ya geçmiştir. )

- AT ile DÜLDÜL[Ar.]
( ... ile Hz. Muhammed'in, Ester cinsi, dişil katırı. )

- AT ile EDHEM
( ... İLE Karayağız at. )

- AT ve/<> İNSAN

- AT ile KARAYAĞIZ AT

- AT ile/ve/değil/yerine KATIR
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Atın yapamadıklarını sağlama olanağı sunar. )

- AT ile KIR AT

- AT ile KÜHEYLAN
( ... İLE Hızlı koşan arap atı. | Gözü sürmeli, cins arap atı. )

- AT ile MUSTANG(/MESTENGO)

- AT ile/değil PREZAVALSKI ATI
( ... İLE/DEĞİL Gobi Çölü'nde, step iklimine dayalı, kısa boylu atlar. )

- AT ile SÜT KIRI
( ... İLE Beyaz renkli at donu. | Bu renkte olan at. )

- AT ile TEVSEN[Fars.]
( ... İLE Başı sert at. )

- AT ile YABANİ AT/KULAN

- AT ile YAKUT ATI
( ... İLE Kısa bacaklılardır.[Yakutistan'da] )
( ... İLE/VE/<> At yetiştirmede usta olan boyların atları, -60 °C'de bile dışarıda kalabiliyormuş. )

- AT ile YILKI(OTLAK) ATI(/ÖZGÜR AT)
( ... İLE Tek tırnaklı hayvan sürüsü. )
( ... ile Yılkı )

- AUGUST COMTE ve ST. SIMON

- AUGUSTINUS ile/ve/<> ABELARDUS
( Anlamak için iman ediyorum. İLE/VE/<> İman etmek için anlamaya çalışıyorum. )

- AUM:
SOLUK
ve/||/<> SESSİZLİK

- AURORA ile/ve AURA
( Kuzey kutbu ışıkları. İLE/VE İnsan gövdesi etrafındaki ışıma/tireşim/enerji. )

- AVADANLIK
( Alet takımı. )

- AVAGADRO SAYISI ile AVAGADRO YASASI
( Bir moldeki molekül sayısı ve değeri, yaklaşık 6,02 10²3 olan bir sayı. İLE 0 °C sıcaklık ve 1 atmosfer basınçta herhangi bir gazın, bir molü 22,4 L hacim kapladığını ifade eden yasa. )

- AVAL AVAL (BAKMAK)

- AVALOKİTESVARA[Sansk.](KWAN-YIN[Çince], KWANNON[Japonca])
( Şefkat Buda'sı. )

- AVALOKITESVARA[Sansk.] = KWAN-YIN[Çince] = KWANNON[Jap.]

- AVAL ile AVAL
( Bir ticaret senedinde, üçüncü bir kişinin ödemeden sorumlu olanlar yararına, alacaklılara karşı senet bedelini ödeyeceğine ilişkin verdiği güvence. İLE Saflığı, sersemlik derecesine varan kişi. )

- AVAM TENZİHİ ile/ve HAVAS (ÂRİF) TENZİHİ

- AVÂM'IN İSTİĞFÂRI ile ÂRİF/ENBİYÂ İSTİĞFÂRI
( Günahlarından sonra. İLE Sevaplarından sonra. )

- AVÂM[< ÂMM] ile A'VÂM[< ÂM]
( Herkes, kaba ve cahil halk, ayak takımı. İLE Yıllar, seneler. )

- AVAM ile/ve HAVAS ile/ve HAS ile/ve HAS'ÜL-HAS
( İctihadın parçası değil. İLE İctihadın parçası. İLE ... İLE ... )

- AVÂM ile ULEMÂ ile UREFÂ ile ÜMERÂ
( Tedbir peşindedir. İLE Kanıt peşindedir. İLE Tanık peşindedir. İLE Akıl peşindedir. )
( İhtiyât peşindedir. İLE İstidlâl peşindedir. İLE İstişhâd peşindedir. İLE İstişâre peşindedir. )

- AVANAK ile AHMAK

- AVANAK ile AHMAK

- AVANS değil/yerine/= ÖNDELİK

- AVANTAJ ile ÇIKAR

- AVARA ile AVARA
( Bir geminin, başka bir gemiden ya da kıyıdan açılması. | Kıyıya dayanılarak, sandalın açılması için kürekçilere verilen komut. İLE İşe yaramaz, kötü. | Üzerinde döndüğü ve kendini taşıyan milden bağımsız olarak çalışan düzenek. )

- AVÂRIZ değil/yerine/= YER BİÇİMLERİ

- AVATAR
( Haberci, Peygamber. )

- AVATARA
( Enkarnasyon, bedenlenme. )

- AVAZ AVAZ (BAĞIRMAK)

- AVÂZ[Ar.] ile ÂVÂZ[Fars.] ile A'VÂZ[Ar. < İVAZ]
( Nefret. İLE Ses, sedâ. İLE Bedeller, karşılıklar. )

- AVCILAR ile/ve AYRIŞTIRICILAR

- AVCILIK ile/ve TOPLAYICILIK

- AVDET (ETMEK)[Ar.] değil/yerine/= GERİ GELME, DÖNME, DÖNÜŞ

- AVERAJ değil/yerine/= ORTALAMA SAYI FARKI

- AVEZ ile A'VEZ
( Fakirlik, sıkıntı. İLE Anlaşılması güç şiir. | Anlamı anlaşılmaz şey. )

- AVİDYA
( Cahillik. Birincil cehalet, kendi doğamızın cehaleti. Gerçek yaratılışımızı tanımaktaki yetersizlik, bilgisizlik. )

- AVİZE ile/ve/değil AHİZE

- AVİZE ile LAMBA

- AVİZO
( Çeki düzenleyenin (keşidecinin), karşı tarafa (muhataba) çek düzenlediğini haber vermesi. )

- AVLAKA
( Türkiye'nin batıdaki en uc noktası. )

- AVOID vs. TO PROTECT

- AVOKADO:
SERTKEN
değil YUMUŞAKKEN
( Avokadoyu, sertken değil yumuşadıktan sonra tüketmek gerekir. )

- AVRASYA:
ASYA[< ASIA, ASIE]
ile/ve AVRUPA
( 40 milyon km². İLE/VE 10 milyon km² )

- AVRUPA ISTAKOZU[Lat. HOMARUS GAMMARUS] ile AMERİKAN ISTAKOZU[Lat. HOMARUS AMERICANUS] ile ÇEKİRGE ISTAKOZU ile KADİFE YÜZGEÇLİ ISTAKOZ ile KÜRKLÜ ISTAKOZ

- AVRUPA'NIN EN BÜYÜK KENT PARKI:
PHOENIX

( İrlanda'nın başkenti Dublin'de bulunmaktadır. )

- AVRUPA ile AVRUPA BİRLİĞİ

- AVUÇ AVUÇ ("GÖTÜRMEK", YEMEK)

- AVUÇ/LAMAK ile/ve KOŞAM/LAMAK
( ... İLE/VE İki elle avuç/lamak. )

- Avukatınla KONUŞ!!!

- AVUKAT ile/değil/<> MÜDÂFÎ

- AVUKAT ile SAVCI
( [yarısı dolu bir bardağın] Dolu ve boş bölümlerini ayrı ayrı görebilen ve savunabilen. İLE Boş bölümün, dolu olan bölümünden öncelikli olmadığını gösterme sorumluluğu ve yetkisiyle "iddia etmesi" ve/veya "savunabilmesi" gereken. )

- AVUN(T)MA ile KAN(DIR)MA

- AVUNÇ ile/ve/||/<> AVUNTU
( Acının hafiflemesi ya da unutulması. Teselli. İLE İnsanı avutan şey. )

- AVUNMAK ile YETİNMEK

- AVUNMA ile KANIKSAMA

- AVUNMA ile/ve NEŞE

- AVUNMA ile/ve OYALANMA

- AVUNTU ile/ve/değil/yerine/<> GERÇEK/LİK

- AVUNTU ile/ve KETLE(N)ME

- AVUSTURYA ile AVUSTRALYA
( NEMÇE/NEMSE: Osmanlılar'da Avusturya'nın adı. )
( BEÇ: Viyana'nın, Macarca adı. )

- Avutmak için DİNLE!!!

- AWAKE vs. SOBER

- AWARE OF vs. FAMILIAR WITH

- AY ALTI (ÂLEM) ile/ve AY ÜSTÜ (ÂLEM)
( Fizik. İLE/VE Matematik. )
( Doğrusal hareket vardır. İLE Doğrusal hareket yoktur. )
( METAFİZİK - (ÖTESİ) MATEMATİK - (ÜSTÜ) FİZİK - (ALTI) )
( Klâsik kozmolojide, Ay feleğinin altında bulunan, dört unsurun, toprak, su, hava ve ateş, karışımından meydana gelen, madenler, bitkiler, hayvanlar ve insan ile metereoloji olgu ve olaylarının yer aldığı, çizgisel hareketin hakim olduğu, oluş ve bozuluş dünyası. İLE/VE Klasik kozmolojide, atlas feleği ile ay feleği arasında yer alan, esirden meydana gelmiş, dairesel hareketin hakim olduğu, mahiyetini kozmoloji, heyetini ise astronominin incelediği dünya. )

- AY MAYMUNU ile AY AY LEMURU[MAYMUN değil!]
( Asya ile Avustralya arasındaki cennet adalarında yaşarlar. İLE Madagaskar'da yaşarlar. )
( ... İLE Yeterli miktarda yiyecek bulabilmek için arayış sırasında, bir gecede, 3 km. yol almış olurlar. )

- AY/DOLUNAY ile/ve YENİAY
( MEH ile/ve HİLÂL, ŞEHR )

- AYA İRİNİ
( Camiye dönüştürülmemiş tek kilise. )

- AYA(AYOS)
( Mübarek, aziz. )

- AYAĞA BAKMAK ile/ve/değil/yerine YERE BAKMAK

- AYAĞA KALKMA/KIYAM ve/||/<>/> UYANMA/UYANIKLIK/YAKAZA ve/||/<>/> YÜRÜYÜŞ/SEYR

- Ayağını DİNLE!!!

- AYAK
( Çoban, murakıb, müş'ir, müşir, müşire veya payende; reddade, müşahide, takibe, garib )

- AYAK SÜRÜYEREK YÜRÜMEK ile/yerine/değil AYAK SÜRÜMEDEN YÜRÜMEK

- AYAKÇAK ile AYAKÇIN
( Merdiven, merdiven basamağı. | Dokuma tezgâhı ayaklığı. | Çocukların, cambazların ayaklarına takıp yürüdükleri çifte sırık. İLE Dokuma tezgâhlarında, atkı ipliklerini devindirmek için ayakla basılan tahta ayaklık. )

- AYAKKABI BAĞCIKLARINI:
BAĞLAMAK
ile/değil/yerine/> MIKNATIS
( ... İLE )

- AYAKKABI/BAŞMAK ile AYAKAPI
( ... İLE Fener-Balat'taki kapı. )

- AYAKKABI ile BATİNKA
( ... İLE Ayakkabı. [Tataristan'da.] )

- AYAKKABI ile ÇEDİK
( ... İLE Bir tür ayakkabı. )

- AYAKKABI yerine İZLİK
( Ayakkabı, dünyayı ve dünya malını simgeler. Eve ve camiye girerken dünya ve dünyaya ait herşey dışarıda bırakılır. )

- AYAKKABI ile/ve/<> LORTA[İt.]
( ... İLE/VE/<> Ayakkabı kalıbının çapı. )

- AYAKKABI ile MASKARATA[İt.]
( ... İLE Ayakkabının üst yüzünün ön tarafında dikişle ayrılan burun bölümü. )

- AYAKKABI ile POSTAL[Fars.]
( ... İLE Konçlu ve kaba potin. | [mecaz] Düşkün, eski değer ve onurunu yitirmiş kadın. )

- AYAKKABI ile SAYA
( ... İLE Ayakkabının, yumuşak olan üst bölümü. )

- AYAKTA DURMAK ile DİKİLMEK
( Dik dur fakat diklenme! )

- AYAKTA DURMAK ve/fakat/||/<>/>/< HAYATTA KALMAK
( Yeterince gücün olmayabilir/kalmayabilir. VE/FAKAT/||/<>/>/< Nedenlerin vardır ve yeterince çoktur. )

- Ayakta KONUŞ!!!

- AYAKTAKİ KEMİKLER:
BAŞPARMAKTA
ile/ve/||/<> ÖTEKİ PARMAKLARDA
( 2'şer kemik bulunur. İLE/VE/||/<> 3'er kemik bulunur. )

- AYAK ile/ve AĞIM
( ... İLE/VE Ayağın üstündeki tümsek. )

- AYAK ve/<> TÜM ÖRGENLER

- AYÂL = AİLE

- AYAN-BEYAN (ORTADA OLMAK)
( Kanıt gerektirmemek. )

- ÂYÂN-I SÂBİTE ile ARKETİP

- ÂYÂN-I SÂBİTE ile İLÂHİ İSİMLER

- AYANDON
( 28 Ocak'ta başlayan bir fırtına. )

- AYÂN ile Â'YÂN[< AYN]
( Belirli, açık, meydanda. İLE Gözler. | Bir memleketin ileri gelenleri. )

- AYAN ile ÂYAN
( Belli, açık. İLE İleri gelenler. )
( Belirli, açık. İLE İleri gelenler. | Meclis/senato üyeleri. )

- AYARLAMAK ile AYARTMAK

- AYARTICI ile KIŞKIRTICI

- AYAR[Madeni parada]
( Basılı madeni paranın içerdiği değerli maden miktarının karışıma olan oranı. )

- AYAR ile AĞYAR
( Bir iş ya da davranışta gereken ölçü. İLE Başkaları, yabancılar/eller. | Dışında/ki, hariç, haricinde/ki. )
( Tanımdaki/ifadedeki gereklilik kuralı: Parçalarını bulunduran, dışındakilere engel olan. [Efrâdını câmi, ağyarını mâni.] )

- ÂYAR değil AYAR

- AYAR ile KIRAT
( Değerli maddelerin saflık derecesi. İLE Elmas, zümrüt vb. değerli taşların tartısında kullanılan, 0,20043 g. olan ağırlık ölçü birimi. )

- AYASOFYA MİNARELERİ'NDE:
MİMAR SİNAN DÖNEMİ
ile FATİH DÖNEMİ
( [müze girişi itibariyle] Sol taraftakiler. İLE Sağ taraftakiler. )

- AYASOFYA'DA:
BİRİNCİ
ile/ve İKİNCİ ile/ve ÜÇÜNCÜ
( M.S.: 360 ile/ve 415 ile/ve 537 )

- AYASOFYA'DA:
İMAM
ile/ve/değil KÜRSÜ ŞEYHİ

- AYASOFYA ile KÜÇÜK AYASOFYA CAMİSİ
( ... İLE Sultanahmet'in aşağısında, Küçük Ayasofya Caddesi'nin sonundadır. )
( ... İLE 1505'te, Bâbüssaâde Ağası Hadım Hüseyin Ağa emriyle Bizans kilisesinden[527] camiye dönüştürülmüştür. )

- AYASOFYA ve ZEYREK
( Fatih Sultan Mehmet'in fetih sonrasında benim diye belirlediği yerler. )

- AYASTEFANOS = YEŞİLKÖY

- ÂYÂT-I İLMÎYE/KAVL ile/ve ÂYÂT-I KEVNÎYE
( Peygamberlere Cebrail aracılığıyla indirilmiş ayetler. İLE/VE Tüm âlem. Kainattaki herşey Allah'ın tüm ayetleridir. [Okuyabilene aşk olsun!] )

- ÂYÂT-I MÜTEŞÂBİHAT ile ÂYÂT-I MUHKEMÂT

- AYAZMA[< Yun.][Hristiyanlıkta]
( Hristiyan'larda okunmuş kutsal su. | Şifalı/kutsal su/kaynak/pınar. )

- AYA ile/ve APAZ
( Avuç içi. İLE/VE Kapalı avuç. )

- AYÂ ile ÂYÂ[Fars.], ACABA[Ar.] ile A'YÂ ile AYA
( Yeteneksiz/kabiliyetsiz, kudretsiz. | Tedavi edilemez, iyileştirilemez. İLE Şüphe ve tereddüt bildiren edat. İLE Daha ya da en kudretsiz, hiç iktidarı olmayan. İLE El/avuç içi, ayak tabanı. | Yaprakların düz ve parlak bölümü. )

- AYA ile FINDIK YUVASI
( Avuçiçi. İLE Eldeki çukurluk. )

- AYDAKİ 3 ZİRVE:
ULUĞ BEY
ve/<> KOPERNIK ve/<> GALILEO
( Uluğ Bey, kurduğu sektans sistemi ile 1180 yıldızın konumunu ve bir yılın 365 gün olduğunu, Kopernik'ten 60, Galileo'dan 200 yıl önce, hemen hemen doğru olarak hesaplamıştır. )

- AYDINLANMA(/IŞIKLANMAK) = TENEVVÜR = İŞRAK(tasavvuf) = ENLIGHTENMENT[İng.] = ENLAITEMENT, SIÈCLES DES LUMIÈRES[Fr.] = AUFKLæRUNG[Alm.] = ESSERE ILLUMINATO[İt.]

- AYDINLANMALI!

- AYDINLANMA ile/ve "ÖLMEDEN ÖNCE ÖLMEK"

- AYDINLANMA ile/ve/> AŞMA

- AYDINLANMA >< AYDINLANMA İSTEĞİ

- AYDINLANMA ile/ve/<>/> DEVRİM

- AYDINLANMA ile/ve/değil EŞİK

- AYDINLANMA ile/ve MİLÂD

- AYDINLANMA ile MİSTİK AYDINLANMA
( ... İLE Birlik bilinci. )

- AYDINLANMA ile OLGUNLAŞMA
( Olgun olanlar daha çok deneyim birikimine sahip olanlardır. )
( AYDINLANMA: Aklını kullanabilme cesareti. )
( Tüm aklını aydınlanmaya ulaşma amacına yöneltmiş ve tüm duygusal zevklerden arınmış kişiye "akıntıya karşı giden insan" adı verilmiştir. Çünkü o kişi sonsuzluğun sevincine ulaşmak için, dünya yaşamının korkunç dalgalarıyla boğuşmaktadır. )

- AYDINLANMA ve/=/<> SEVİNÇ

- AYDINLANMA ile/ve/||/<>/> SÜKÛNET

- AYDINLANMIŞLIK(ENTELEKYA) ile/ve AKIL(REASON) ile/ve ORAN(RASYO)
( Ereğe bağlı akıl. İLE/VE Nedene/sebebe bağlı akıl. İLE/VE Tasıma/kıyasa bağlı akıl. )
( Ereğe ulaştırır. İLE/VE Hikmet sunar. İLE/VE Düzen sağlar. )

- AYDINLANMIŞLIK ve/<> UYANDIRILMIŞLIK

- AYDINLANMIŞ ile BİLGE
( Kendini tanıyan. İLE Kendini tanımakla birlikte/öte başkalarını da tanıyan. )
( Bir bilge, şeylerin, olduklarından farklı olmalarını istemez/beklemez. )
( Mutlu olmak için kendimizi(özümüzü) bilmek dışında, hiçbir şeye gereksiniminiz olmadığını bilmek, bilgeliktir. )
( Bilge, şu dört zaaftan tamamıyla korunmuş olan kişidir:
* Benlik
* Bencillik
* Önyargı
* İnat )
( Bilge, iç deneyimler ile sezgiyi yansıtmaktan âciz kalan kavramlarla elden geldiğince az iş görmeye bakar. )
( BİLGE: Seni, sana bildiren. )
( MERKEZ EFENDİ )
( Knows the self. VS. Knows the self with all others.
A wise/saint does not want things to be different from what they are.
To know that you need nothing to be happy, except self-knowledge, is wisdom. )

- Aydınlatan(Sattva).

- AYDINLATMA ile/ve/değil AYDINLANMA

- AYDIN = MÜNEVVER = INTELLECTUAL[İng.] = INTELLECTUEL[Fr.] = INTELLEKTUELL[Alm.] = INTELLETTUALE[İt.] = INTELECTUAL[İsp.] = PAIDEUMENOS[Yun.] = MUFEKKİR[Ar.] = RÛŞENFİKR[Fars.] = INTELLEKTUEEL[Felm.] = ZİYÂLİ[Azarbaycan = Özbek Tr.] = BİLİKTİ[Kazak Tr.] = BİLİMDÜ[Kırgız Tr.] = DIANOOUMENOS[Rumca] = PROSVEŞÇONNIY[Rusça]

- ÂYET
( KUR'AN-I KERİM'İN HERHANGİ BİR CÜMLESİ | ALÂMET, NİŞAN | DELİL )

- ÂYET ile/ve AŞİR
( ... İLE/VE On ayetlik bölüm. )

- ÂYET ile/ve/<>/II HADİS-İ KUTSÎ

- ÂYET ile HADİS ile İCMÂ ile KIYAS
( Tefsir edilir. İLE Şerh edilir. )
( Âyet + Hadis = Nass )
( BELGÜ ile ... )

- AYET ile/ve/<> HİKMET
( İddia edersen, böyle/şöyle olursun. )

- ÂYET ve/||/<>/< SİMGE

- AYGIR ile BEYGİR
( Eril at.[Damızlık] İLE Arabaya koşulan. Erildir fakat enenmiştir/kısırlaştırılmıştır. )
( EFRÂS[Ar. < FERES]: Atlar, beygirler, kısraklar. )
( ESB-İ LÂGAR[Fars.]: Zayıf beygir. )
( YÂM[Fars.]: Posta[menzil] beygiri. )

- AYGIR ile KISRAK
( Eril at. İLE Dişil at. )

- AYI GÜLÜ ile ÇİN GÜLÜ ile JAPON GÜLÜ

- AYIKLAMAK ile SÜZMEK
( Araçsız. İLE Araçlı/araçla. )

- AYIKLAMALI!

- AYIKLAMA ile/ve GÖZARDI ETME

- AYIKLAMA ile/ve/<>/> İŞLEME

- AYIKLAMA ile/ve SINIFLANDIRMA

- AYIKLAMA ile SOYUTLAMA

- AYIK ile UYANIK

- AYILMA ile FARKINDALIK

- Ayinesi iştir kişinin, SUS!!!

- Ayinesi susmaktır kişinin, SUS!!!

- ÂYİNLERİN SAĞLADIKLARI:
AŞIK'IN, AŞKINI ARTIRMAK
ile/ve GAFİL'İN GAFLETİNİ KALDIRMA

- AYİN değil/yerine/= TÖREN

- AYIP GÖRME!
( Görürsen de ört! )

- AYIP ile/ve < TEZAD

- AYIP >< AYIK

- AYIP ile/ve/< ISTIRAP

- AYIP ile/ve/<>/> KAYIP

- AYIRDINDA/LIK ile/ve/<> FARKINDA/LIK
( Ayırt edebilme bağımlılıklardan kurtuluşa götürür. )
( Ayırt edebilme yeteneği sizi bağımlılıklardan kurtuluşa, tutkusuzluğa götürecektir; bu hal ise doğru davranışı, eylemi sağlayacaktır; doğru davranış ise sizi gerçek varlığınıza ulaştıran içsel köprüyü kuracaktır. )
( Ayırt etme ve ayrılık duygusu olmadığında, buna sevgi diyebilirsiniz. )
( Olgun kişi toplulukları düzenleyerek neyi birbirinden ayırması gerektiğini bilir. )
( Kişinin kendi için doğru olanı ayırd etmesi ve sıkı çalışması er ya da geç ödüllendirilecektir. )
( Kişi durumunun mükemmel olduğunun ve hatta daha da ilerleyeceğinin ayrımına varmalıdır. )
( Farkındalık her şeyin ötesidir - hem varlığın, hem yokluğun. )
( Farkına varın ki, her ne olursa, size, sizin tarafınızdan, sizin aracılığınızla olur ve siz, her ne algılarsanız, onun yaratanı, tadına varanı ve yok edenisiniz. )
( Önemli[öncelikli] olan, yalnızca farkındalıktır, onun içerdikleri değil. )
( Tam farkındalık halinde temas kurulmuştur. )
( Bir ilişki kurmak ve sürdürmek için, doğrudan eylemle ifade edilen sevecen bir farkındalık hali gereklidir. )
( Yeni ve özel bir farkındalık biçimi gerekmez. )
( Kişinin gönlünü görebilecek berrak içgörüye sahip olmadıkça ayırt edemezsiniz. )
( Kendi hakkınızdaki farkındalığınızı derinleştirin ve genişletin, o zaman tüm hayırlar ve lütûflar akacaktır. )
( Şimdi yapılmakta olan ayırt edebilme ve ihtirassız olma uygulaması, zamanı geldiğinde meyvesini verecektir. )
( Tüm gereksiniminiz, varoluşunuzun, bir sözlü beyan şeklinde değil, fakat her an mevcut bir gerçek olarak farkında olmaktır. )
( Varoluşunuzun farkındalığı, gerçek varlığınızı görmenizi sağlayacaktır. )
( Sadece var olduğunuzun farkında olun ve farkında kalın. )
( Discrimination leads to detachment. )
( In full awareness the contact is established.
Discrimination will lead to detachment; detachment will ensure right action; right action will build the inner bridge to your real being.
Awareness is beyond all - being as well as not-being.
Awareness itself is all important, not the content of it.
Deepen and broaden your awareness of yourself and all the blessings will flow.
You cannot, unless you have a clear insight into the heart of person.
Be aware that whatever happens, happens to you, by you, through you, that you are the creator, enjoyer and destroyer of all you perceive.
For establishing and maintaining relationship affectionate awareness expressed in direct action is required.
No new, or special kind of awareness is needed.
Discrimination and dispassion practised now will yield their fruits at the proper time.
All you need is to be aware of being, not as a verbal statement, but as an ever-present fact.
The awareness that you are, will open your eyes to what you are.
Just be aware that you are and remain aware. )

- AYIRDINDALIK ile/ve/<> İÇSELLEŞTİRME

- AYIRDINDALIK ile UYANIKLIK/YAKAZA

- AYIRICI AKIL ile/ve UYGULAMALI AKIL ile/ve KURAMSAL AKIL
( Yararlı-Zararlı. İLE/VE İyi-Kötü. İLE/VE Doğru-Yanlış. )

- AYIRICI PERDE = HİCÂB-I FÂSIL = CLOISON

- AYIRICI ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< BİRLEŞTİRİCİ

- AYIRIP KAYIRMAK

- AYIRMAK/AYIRABİLMEK ile/ve/>/= TOPARLAMAK/TOPARLAYABİLMEK

- AYIRMAK ile AYIKLAMAK

- AYIRMAK ile/değil/yerine AYIRD ETMEK

- AYIRMAK ile/değil/yerine AYRICALIK/LAR (TANIMAK)

- AYIRMAK ile DIŞARIDA BIRAKMAK

- AYIRMAK ile KOPARMAK

- AYIRMAK ile KOPARMAK

- AYIRMAK ile/değil SIYIRMAK

- AYIRMA ile KAYIRMA

- AYIRMA ile/ve KAYIRMA

- AYIRMA ile/ve/değil/yerine PAYLAŞIM

- AYIRMA ile ŞİFLEME
( ... İLE Pamuğu, kozasından ayırmak. | Mısırı, koçanından ayırmak. )

- AYIRMA ile SONSAL SINIFLAMA

- AYIRMA ile/ve/||/<> YALINLAŞTIRMA ile/ve/||/<> ARA ÇÖZÜM/LER ARAMA/BULMA
( Düşüncenin, bilgilerin, nesnelerin, kavram, olay ve olgular üzerinde en temel uygulanması gerekenlerin başında, onları bütün olarak görebilmenin yanı sıra ve ötesinde, ayırma bilgisi, becerisi ve oranı bulunmaktadır.

Bilmek ya da bilinebilenler, ancak küçültme ya da ayırma bilgi ve becerisiyle elde edilebilirler. Bu işin ustalığı da, her ustalığın temelinde bulunan çıraklık sürecinde gerçekleşir ve kaynağını, gücünü çıraklık döneminden alır. Bu bilgi, deneyim ve dönem, kalfalıkta ve ustalıkta bile olunsa, tüm sürecin neredeyse tamamıdır.

Birleştirme bilgi ve becerisi olarak tanımlanan ustalık, yetkin çıraklıktır. Hatta ustalık diye bir şeyden bile söz edilemeyecek kadar tek bir bilinç ve beceridir. Kişinin, bisiklet kullanmayı bir kere öğrenmesinden sonra, yaşam boyunca bir daha bisiklet kullanmayı öğrenmeye gerek kalmaması, kendinin değil, suyun kaldırma gücündeki gibi, kendiliğindenliğiyle, doğasıyla sağlanır. Zihnin ya da bilincin devrede olması ile değil, beynin ya da öte bir bilincin devrede olmasıyla, bilinç merdiveninde görülen, bilinçsiz bilinçlilik ya da yeterlilik ile sağlanır.

Karmaşık olan ya da öyle "algılanan" süreçlerin çözümü de, onları, oldukları yapıda değil, küçülterek ya da çok haneli sayıdan oluşan bir bölmenin, tek haneli bir sayıya doğru yalınlaştırılması ile gerçekleşir.

Çözümsüz "görünen" durumların da çözümü, köklü/kökten çözüm arayışı değil ara çözüm üretebilmektir. Yaşamımızda, karşılaşılabilecek sonsuz olumlu ya da olumsuz olasılıktaki durum ve süreçler için bazen ya da çoğunlukla, bir düşünce ya da nesneden, ödün vermeden ya da bir parçasından vazgeçmeden, bir şey elde etmek ya da yetersiz/olumsuz sürecin devam etmesine göz yumarak, bir sonuç ya da çözüm oluşturmak olanaklı değildir.

Ne herhangi bir düşünce ya da bir durum için, ne de kaygının sona erdirilmesi, olumsuz ya da yetersiz koşulların tamamen ortadan kalkma "beklentisi" ya da "dileği" ile sağlanamayacağından dolayı, ayırmayı, yalınlaştırmayı ve ara çözümler üretmeyi bilmek, becermek gerekmektedir.


"Hiçbir sorun, onu yaratan 'bilinç seviyesi'yle çözülemez." )

- AYIT/HAYIT
( Mineçiçeğigillerden, Akdeniz çevresinde yetişen, mavi, beyaz ya da menekşe renginde çiçekler açan, 1-2 metre boyunda bir ağaççık.[Lat. V. AGNUS CASTUS] )

- AYI ile AYI SANSARI/VOLVERİN

- AYI ile/ve KANADA AYISI
( ... İLE/VE Avlanmak için suyun içine dalma özelliği geliştirmiştir. )

- AYI ile KESELİ AYI

- AYI ile KODYAK AYISI
( )

- AYI ile KUTUPAYISI
( Bozayılar, simsiyah renkte de olabilmektedir. İLE Kutupayıları, beyaz değildir. Derileri siyah renktedir, kürkleri yarı saydamdır. [Beyaz görünümleri, ışığın saydam yüzeylerden kırılarak yansımasının bir sonucudur] )
( EBÛ-HAMÎD / EBÛ-HÛMİD: Ayı. )
( Ayı ile Kutup Ayısı )
( What to do if you see a bear? )
( ... İLE 160 km. yüzebilirler. )

- AYI ile MALAYAAYISI

- AYKIRI/LIK = PARADOX[İng.] = PARADOXE[Fr.] = WIDERSINNING/KEIT, PARADOX/IE[Alm.] = PARADOSSO[İt.] = PARADOX[İsp.] = PARADOXON[Lat.] = PARADOKSOS[Yun.] = MUFÂRIK[Ar.] = TENÂKUZ[Fars.] = PARADOX[Felm.]

- AYKIRI/LIK ile/ve/değil UYMAMA

- AYKIRILIK ile AŞIRILIK

- AYKIRI ile "UZAK"

- AYKIRI ile/ve/değil/yerine/<>/< AYRI

- AYKIRI ile DIŞARIDA OLAN/KALAN

- AYKIRI ile TUHAF

- AYKIRI ile UÇARI

- AYKIRI değil/yerine/= YADIRGI DÜŞMEK

- AYLAK AYLAK (GEZMEK)

- AYLAK/LIK ile ÂVÂRE/LİK
( BATÂLET[Ar.]: İşsizlik, âvârelik. | Cesaret, kahramanlık. )

- AYLAKLIK ile ÇALIŞMAMAK

- AYLAR

- AYMARA ile/ve QUECHUA
( Titicaca Gölü'nün, Bolivya sınırları içinde bulunan adalarında yaşayan yerli halkın kullandığı, eski bir yerli dil. İLE/VE Gölün Peru'da bulunan bölümünde kullanılan, İnka'lardan kalma dil. )

- AYNA GÖRÜNTÜ

- AYNA:
DOĞA NESNELERİ
ve/||/<> NESNELER ve/||/<> KİŞİ/İNSAN ve/||/<> YAZI

- AYNADA:
YÜZÜNÜ GÖRMEK
ile/ve/değil/yerine ÖZÜNÜ GÖRMEK
( [istersen] Cama bak. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Can'a bak! )

- AYNADUVAR/ARALAMA DUVARI ile AYNATAŞI
( Bir duvarda, çevresi silmeli, mermer taklidi düz sıvalı ya da kabartmalı bölüm. İLE Eski evlerde ya da çeşmelerde, musluğun takıldığı, çoğu oymayla süslü, düşey taş. )

- AYNÂ[Ar. < ÎYN] ile AYNA[Fars.] ile AYNA
( İri ve güzel gözlü. İLE Işığı yansıtan, varolanların görüntüsünü veren, cilâlı ve sırlı cam. İLE Atların diz kapağı. )

- AYNA ve/||/<>/> AYNI

- AYNA ile/ve/||/<> DİKİZ AYNASI
( )

- AYNA değil/yerine/= GÖZGÜ

- AYNA ile/ve YANSIMA
( )

- AYNEN ile/ve/||/=/<> KESİNLİKLE

- AYNEN ile/ve TAMAMEN

- AYNI ANDA DOĞRU ile/ve/değil/yerine AYRI AYRI/TEK TEK DOĞRU

- AYNI DİLİ KONUŞMAK ve/||/<> AYNI DURUMU/HÂLİ PAYLAŞMAK

- AYNI ŞEYE, FARKLI ADLAR KOYMAK ya da FARKLI ŞEYLERE, AYNI ADI KOYMAK
( İkisi de, yapılmaması gerekenlerdendir. Kavramlar, durumlar, olay ve olgular arasındaki farkları ya da karıştırılmaması gerekenlerin bilinciyle gerçekleştirilebilir. )

- Aynı şeyi KONUŞ!!!

- Aynı yöne bakarak KONUŞ!!!

- AYNI ZAMANDA ile/ve/değil AYRICA

- AYNI ZAMANDA ve/||/<> ÇOK

- AYNI ZAMANDA ile/ve/değil/yerine ÜSTELİK

- AYNI/LIK ile PARALEL/LİK

- AYNILAŞ(TIR)MAK değil/yerine/>< FARKLILAŞ(TIR)MAK
( Rekâbet edilirse. DEĞİL/YERİNE/>< Cesâret edilirse. )

- AYNILAŞTIRMAK ile/değil/yerine/>< FARKLILIKLARIN KABULÜ

- AYNİYET ile ANALOJİ

- AYNİYET ile MİN VECH

- AYNİ ile AYNÎ
( Hep o, başkası değil. | Tıpkısı. İLE Para olarak değil, maddî/eşya olarak verilen. )

- AYNI ile/değil BENZER

- AYNI ile/ve/değil HEMEN HEMEN AYNI

- AYNI ile/ve/değil/<> İÇ İÇE

- AYNI ile/ve ORTAK

- AYNI ile ÖZDEŞ

- AYNŞTAYN ile AYNŞTAYNİYUM
( Avagadro sayısıyla foton enerjisinin çarpımına eşit olan ve fotokimyada kullanılan bir ışık enerjisi birimi. İLE İlk kez, 1952'de, hidrojen bombası denemesinde keşfedilen, artık hızlandırıcılarda üretilen, aktinitler ailesinden, atom numarası 99, kütle numarası 244'ten 254'e kadar değişmekle birlikte, nötronlarla bombardımanı sonucunda, 15 nötronun peşi peşine U²38; çekirdeğine girmesinin ardından, 6.63MeV enerjili alfalar yayan, 20 gün yarılanma süreli, 253 kütle numaralı izotopu ve daha sonra Pu²39;'un termik nötronlarla bombardımanında, 1.1MeV enerjili betalar[Β¯] yayan, 36 saat yarılanma süreli, 200Μg-300Μg kadar 254 kütle numaralı radyoizotopları elde edilen yapay öğe. Simgesi: Es )

- AYN[< A'YÂN, UYÛN]
( GÖZ | ASLI, KENDİ | BİR ŞEYİN EŞİ, TIPKISI | KAYNAK, PINAR )

- AYN ile/ve DEYN
( Zat. İLE/VE Sıfat. )

- AYRAÇ(/PARANTEZ/KAVS[Ar.]) " ( ) " ile KÖŞELİ AYRAÇ " [ ] "

- AYRAÇ ile/ve MİKLEB
( ... İLE/VE Eski ciltli kitapların kapaklarında sabit bulunan ayraç. )

- AYRI AYRI İŞLER ve AYRI AYRI KİMLİKLER

- AYRI PETALLİ KOROLLA, DIALIPETAL KOROLLA, KORİPETAL KOROLLA = TÜVEYC-İ KESÎRÜ'L-EVRÂK = COROLLE POLYPÉTALE, COROLLE DIALYPÉTALE

- AYRI SEPALLİ KALİKS, DİALİSEPAL KALİKS, KORİSEPAL KALİKS = KE'S-İ KESÎRÜ'L-EVRÂK = CALICE POLYSÉPALE, CALICE DIALYSÉPALE

- AYRI-GAYRI (OLMAMA)

- AYRI-GAYRI ile/ve GÂFİL OLMAMAK

- AYRI/LIK ile/ve AYKIRI/LIK

- AYRI/LIK ile/ve BAŞKA/LIK

- AYRI/LIK ile/ve TAŞKIN/LIK

- AYRICALIK (BEKLENTİSİ) ile/ve/değil/yerine NEZÂKET

- AYRICALIK ile "AĞIRLIK"

- AYRICALIK ile/ve/||/<>/< AŞK

- AYRICALIK ile AZINLIK

- AYRICALIK ile/ve/değil/yerine FARK

- AYRICA ile/ve/||/<> EK OLARAK

- Ayrık de'leri, ki'leri, mi'leri önemseyerek yaz ve KONUŞ!!!

- AYRIKOTU ile İDRİSOTU
( ... İLE Bir tür ayrıkotu. )

- AYRIKOTU ile/değil ZEMBİLOTU
( ... İLE/DEĞİL Buğdaygillerden, ayrıkotuna benzeyen, çorak yerlerde yetişen bitki. )

- AYRIK ile AYRIM
( Ayrılmış. | Ayrı tutulan, başkalarına benzemeyen. | Kuraldışı, müstesna. İLE Ayırma eylemi. | Bir kişi ya da nesnenin, ötekilerle karış(tırıl)mamasını sağlayan ayrılık, benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik, başkalık, fark. | Alt bölüm. | Cinsleri ve türleri birbirinden ayıran ana karakter. | Ayrılma noktası. | Bir ya da daha çok sahne içinde geliştirilip, olayın tamamlanmış bir parçasını veren film bölüğü. )

- AYRILACAK ZAMAN ve/||/<> VERİLECEK SELÂM
( Vefâ bilmeyene zaman ayrılmaz/ayrılmamalı. VE/||/<> Değer bilmeyene selâm verilmez. )

- AYRILIK/BOZUŞMA değil/yerine/>< BİRLİK
( Ölümdür/memattır. DEĞİL/YERİNE/>< Yaşamdır/hayattır. )

- AYRILIK/İKİLİK ile/değil SALINIM

- AYRILIKLARDA, UNUTABİLMEK İÇİN:
ZAMAN
ile/ve/ya da BAŞKA BİRİ
( Ayrılıklar umutsuzluğa düşürmesin. Bir daha buluşmak için bir elveda gereklidir. )
( Buluşmak, dost olanlar için kaçınılmazdır. )

- AYRILIKLARIN BİRLİĞİ ile VARLIK BİRLİĞİ
( Armoni. İLE Vahdet-i Vücud. )

- AYRILIK ile/ve ALAN AYRILIĞI

- AYRILIK ile/ve/>/değil BAŞLANGIÇ

- AYRILIK ile/ve/<> HASTALIK ile/ve/<> ÖLÜM

- AYRILIK ile İKİLİK

- AYRILIK ile/ve SON

- Ayrılırken KONUŞ!!!

- AYRILMA-BİREYLEŞME EVRELERİNDE:
3-8
ve/||/<>/> 10-15 ve/||/<>/> 15-22 ve/||/<>/> 22-30 AY
( Farklılaşma ve gövde imgesinin gelişimi. VE/||/<>/> Uygulama. VE/||/<>/> Yeniden yakınlaşma. VE/||/<>/> Bireyleşmenin sağlamlaştırılması ve nesne sürekliliğinin başlangıcı. )

- AYRILMAK ile/ve UZAKLAŞMAK

- AYRILMA ile AYRIŞMA

- AYRILMA ile/ve/||/<>/> BOŞANMA

- AYRILMA ile/ve/değil/yerine DÖNME

- AYRILMIŞ ile DUL

- AYRIM/AYRILIK = FASL-I KARİP = DIFFERENCE[İng.] = DIFFÉRENCE/DIVERSITÉ[Fr.] = DIFFERENZ/VERSCHIEDENHEIT[Alm.] = DIFFERENTIA/DIVERSITAS[Lat.] = DIAPHORA[Yun.] = DIFERENCIA[İsp.]

- AYRIMLAR İÇİNDEKİ BÜTÜNLÜK

- AYRIMLI BİRLİK ile/ve AYRIMLI BİR ile/ve AYRIMSIZ TEK

- AYRIMLI BİRLİK ile/ve AYRIMLI BİR ile/ve AYRIMSIZ TEK

- AYRIMLI BİRLİK ile/değil AYRIMLI, AŞILMIŞ BİRLİK

- AYRIMLI ÖZDEŞLİK ile/ve/<> BİREŞİM(TEVHİD)

- AYRIM ile/değil AÇIKLAMAK/ÖĞRETMEK ÜZERE, (PEDAGOJİK)

- AYRIM ile/ve ANLAMLANDIRMA

- AYRIM ile AYIRIM

- AYRIM ile/ve/<> BİRLİK

- AYRIM <>/> ÇATIŞKI <>/> BİREŞİM

- AYRIM ile/ve İLİŞKİ

- AYRIM ile/ve/<>/||/değil ÖTEKİLEŞTİRME

- AYRIM ile/ve SINIR

- AYRINCA ile/değil/yerine ÖNCÜL

- AYRINTI/LAR ile/ve/yerine TEMEL İLKE/LER

- AYRINTILAMA
( ELABORATION )

- AYRINTILARIN "ZENGİNLİĞİ" ile/ve/||/<>/< YORUM GÜCÜ "ZAYIFLIĞI"

- AYRINTILI ile/ve/<> KAPSAMLI

- AYRINTI ile AYIRTI

- AYRINTI ile AYIRTI

- AYRINTI ile AYRIM

- AYRINTI ile AYRIM

- AYRINTI ve BASAMAK

- AYRINTI ile/ve DERİNLİK

- AYRINTI ile/ve/||/<> GELECEK

- AYRINTI ile İNCELİK

- AYRINTI ile NÜANS
( ... İLE Resim sanatında renk ayrıntısı. )

- AYRINTI >< ÖLÜM

- AYRINTI ile/ve ÖZEL

- AYRIŞ(TIR)MA ile ÖTEKİLEŞ(TİR)ME

- AYRIŞIK

- AYRIŞIK/HETEROJEN[İng., Fr.] ile BAĞDAŞIK/MÜTECÂNİS[Ar.]/HOMOJEN[İng., Fr.]

- AYRIŞMA/AYRILMA ile/değil/yerine FARKLILAŞMA ile/değil/yerine BİREYLEŞME

- AYRIŞMAK değil/yerine BULUŞMAK

- AYRIŞMA ile/ve İNCELME

- AYRIŞMA ile/ve/değil/yerine/<>/>< KATILMA

- AYRIŞTIKLARIMIZ ile/değil/yerine BULUŞTUKLARIMIZ(BULUŞABİLECEKLERİMİZ)

- AYRIŞTIRICI ile/değil KOPUK

- AYRIŞTIRMAK ile/değil/yerine KAYNAŞTIRMAK

- AYRI ile/ve APAYRI

- AYRI ile/ve BAŞKA

- AYRI değil/yerine/>< BİR

- AYRI ile/ve GAYRI ile/ve ŞEBİH

- AYRI ile/ve ÖZEL

- AYRI ile/ve/değil/yerine UZAK

- AYRUK
( Ayrı, başka, gayri. )

- AYSBERG değil/yerine/= BUZDAĞI

- AYVA
( SEFERCEL[Ar.], ÂBÎ, BİH/Î[Fars.] )

- AYVAZ ile/ve AZAP
( Konaklarda çalışan uşak. İLE/VE Çiftlik uşağı. )

- AYYÛK[Ar.]
( Kuzey yarımkürede bulunan keçi takım yıldızının en parlak yıldızıdır. )

- AY ve/<> 2016 HO3
( [Dünyanın] Uydusu. VE/<> Yarı uydusu. )
( ... VE/<> NASA, 2016 HO3 adlı bir asteroid keşfettiğini ve bunun dünyanın yarı uydusu olduğunu açıkladı. 2016 HO3 adlı asteroidin, 10 yıl önce görüntüden kaybolan 2003 YN107'nin bir benzeri olduğu belirtildi. İlk keşfin, 27 Nisan'da Hawaii'deki Pan-STARRS 1 araştırma teleskopunu kullanan bilimkişileri tarafından yapıldığını açıklayan NASA, o günden bu yana incelenip gökbilimciler tarafından kayıt altına alınan asteroidin, "2016 HO3" adıyla etiketlendiğini açıkladı. İncelemeler sonucunda, bir yarı uydu olduğu sonucuna varılan asteroidin, 38 - 120 metre çapında olduğu tahmin ediliyor. )
( )

- AZ ANLAYAN ile ÇOK ANLAYAN

- AZ BİLME ve/||/ne yazık ki/<>/> ÇOK SAVUNMA

- AZ BUZ (UĞRAŞMAMAK)

- AZ ENERJİ ve/<> DÜZEN

- AZ İLE YETİNMEK ile/ve/||/<>/> ÖLÇÜLÜLÜK

- Az kullanılması gerekenleri ve kullanırken çok dikkat edilecekleri bil de KONUŞ!!!
( "Demek ki"...
"Zaten", "herşey", "aslında" ve"sadece"
"sonuç" ile başlar/başlamış!


Az kullanılması gerekenleri ve kullanırken çok dikkat edilecekleri bil de KONUŞ!!!
"Zaten" diyerek, her "işine gelene/gelmeyene" bağlamadan KONUŞ!!!
"Aslında" "öyle/şöyle" (oldu/olacak) ise zamanında düşün de ona göre KONUŞ!!!
"Sadece/sırf" diyerek onca konuşulanı gözardı etmeden KONUŞ!!!

"Sonuçta" diyerek son sözü kendine ait kılmadan KONUŞ!!!
"Son tahlilde" deyince daha bir üst perdeden konuşmadığını bilerek KONUŞ!!!
"Temelde" olanın ne olduğuna iyi bak da ona göre sağlam KONUŞ!!!
"Allah'tan" ise senin yetersiz diline/sözüne/onayına kalmayacağını anımsa da ona göre KONUŞ!!!
"Demek ki" ile her inancına ve kişisel sonuçlarına bağlamadan KONUŞ!!!
"Nasılsa" diyerek çıkarlarını öncellemeden KONUŞ!!!

"Ona bakarsan" diyerek sözü düşürmeden KONUŞ!!!
"Belki de" olasılıklarını düşünebiliyorsan birine ayrıcalık yapmadan KONUŞ!!!
"İlle de" o ya da öyle değil koşulsuz KONUŞ!!!
"Diyelim ki" diyorsan doğru örnek seçerek KONUŞ!!!

"Ne var?" diyerek, ahmaklık etmeden KONUŞ!!!
"Ne var ki?" diyerek, "saf görünümlü" kurnaz olmadan KONUŞ!!!
"Ne peki?" diye anlaşılması çok basit olanı karmaşıklaştırmadan KONUŞ!!!
"Niye ki?" diyerek, hazırcı değil önce kendin düşün de ona göre KONUŞ!!!

"Elimde değil" diye kendini/başkalarını "kandır"(a)madağını bilerek KONUŞ!!!
"Ne bileyim" diyorsan düşünüp, öğrenip, bilebileceğini anımsa ve ona göre KONUŞ!!!

"Herkes"i katmadan KONUŞ!!!
"Hiç kimse" demeden KONUŞ!!!
"Hep"siz KONUŞ!!!
"Her zaman"a yaymadan KONUŞ!!!
"Hiçbir zaman" diye kestirip atmadan KONUŞ!!!

"Keşke ..." ile geçmişe dönmeye çalışmadan KONUŞ!!!
"Ya ..." ile belirsiz olanı belirlemeden KONUŞ!!!

"Böyle ... Böyle ..." demeden KONUŞ!!!
"Şey - şey - şey" demeden KONUŞ!!!
"Falan-filan" diye boşluğa bağlamadan KONUŞ!!!
"Bla-bla-bla" diye başka dilde kullanmadan KONUŞ!!!
"Dedi/Dedim" tekrarsız KONUŞ!!!

"Ben" diliyle kendini merkeze koymadan KONUŞ!!!
"Sen" diliyle kişileri katmadan, hedef almadan KONUŞ!!!
"Sen de" diyerek saldırmadan ve savunmadan KONUŞ!!!

www.FaRkLaR.net/KONUS )
( dikkat edilecekleri bil de KONUŞ!!! )

- AZ SONRA ile/değil/yerine DAHA SONRA

- Az ve öz KONUŞ!!!

- AZ VEREN değil/yerine ÇOK VEREN
( Candan. DEĞİL/YERİNE Maldan. )
( Az veren canından, çok veren malından olur. )

- AZ YEMEK ile/ve/<>/değil/yerine ÇOK YEMEMEK

- AZ(DIR)MAK ile AYAKLAN(DIR)MAK

- AZ-BUÇUK

- AZ-ÇOK ile VAR-YOK

- AZ/YETERSİZ KAZANÇ TUTUMLU OLMAK

- AZA'
( SABIR | CENÂZE ALAYI | BAŞSAĞLIĞI ZİYARETİ )

- AZAB:
TECELLÎDE İNAT
ve TAASSUB

- AZAB ile/ve/<> HAZ

- AZÂB ile/ve/> LEZZET

- ÂZÂDE, HÜR, SERBEST değil/yerine/= ÖZGÜR

- ÂZÂDE ve ÂMÂDE

- ÂZÂDE ile HÜRRİYET

- AZAL(T)MA ile/ve ÇOĞAL(T)MA

- AZALMA ile/ve BOZULMA

- AZALTICI TEDBİR/LER ile/ve/değil/yerine ÖNLEYİCİ TEDBİR/LER
( Ucuz, kolay. | Görünür. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Pahalı, kolay olmayan. | Pek görünmez. )

- AZALT ve/değil/yerine/||/<>/>/< BIRAK ve/değil/yerine/||/<>/>/< ÇOĞALT
( Yediğin yemeği...
Yemeğin tuzunu...
İçtiğinin şekerini...
Satın alacağın eşyaları...
Harcadığın parayı...
Boşa geçen zamanı...
Gözyaşlarını...
Kafaya taktıklarını...
Televizyon ve bilgisayar/internet başında harcadığın zamanı.
Telefonla uğraştığın süreyi...
İnsandan beklentini...

VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/<

Hız yapmayı...
Şikâyet etmeyi...
Çekingenliği...
Rezil olma korkusunu...
Alaycılığı...
Sabırsızlığı...
Çocuğuna taparlığı...
Mazeret üretmeyi...
Başkaları için yaşamayı...
"Yapamam" "düşüncesini"...
Olumsuz düşünmeyi...
Olumsuz söz(cük)leri...
Surat asmayı...
Önyargıyı...
Herkesi eleştirmeyi...
Herkesi düzeltmeye çalışmayı...

VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/<

Özen göstermeyi...
Saygı göstermeyi...
Sevmeyi...
Selâm vermeyi...
Gülümsemeyi... :)
Olumlu düşünmeyi...
Vermeyi...
Sabrını...
Şükretmeyi...
Teşekkür etmeyi...
Su içme miktarını...
Çocuklarla zaman geçirmeyi...
Özür dilemeyi...
Mazur görmeyi...
Alttan almayı...
İstikrarını...
Hayal kurmayı...
Ayırmayı...
Yalınlaştırmayı...
Ara çözümleri...
Güzel söz söylemeyi...
Kitap ve sözlük okumayı... )

- AZÂMET ile/ve ZARÂFET

- AZAP ile/ve/<> ASLINDAN AYRI DÜŞMEK

- AZAP ile AZAP
( Dünyada günah işlemiş olanlara, ahirette verilecek ceza. | Büyük sıkıntı, ezinç. İLE Çiftlik uşağı. | Anadolu beyliklerinde, donanmada kullanılan asker. )

- AZAP değil/yerine/= EZİNÇ
( Şiddetli acı ya da sıkıntı. )

- AZAP değil/yerine HESAP
( Haramdan gelen ile. DEĞİL/YERİNE Helâlden gelenin. )

- AZAR AZAR

- AZARLAMAK/İTAP/TEKDÎR/TEVBÎH[Ar.] ile/ve/değil/yerine UYARMAK
( NUSH İLE USLANMAYANI ETMELİ TEKDÎR
TEKDÎR İLE USLANMAYANIN HAKKI KÖTEKTİR )
( Dostun azarı, olgunluğa(kemâle) götürür. )
( Kendini "azarla", kimse, seni azarlayamaz. )

- AZARLAMA ile/ve/değil/<> SORGULAMA

- AZARLAMA ile/değil SÖYLENME

- AZAR ile SAPARTA/ZAPARTA[İt.]
( ... İLE Gemi bordasındaki top çıkarılan dört köşe boşluk ve açıklık. | Bir batarya topun, birden ateş etmesi. | Azar, tersleme. )

- AZÂZİL ile MİKAİL
( Baş melek. İLE Baş melek. )
( Ahâdiyet'te. İLE Ulûhiyet'te. )

- AZDIRMAK ile/ve/değil/||/<>/< "BAŞTAN ÇIKARMAK"

- AZELYA/AÇALYA
( Fundagillerden, kokusuz, güzel renkli çiçekler açan bir bitki. [Lat. AZALEOS] )

- AZERİLER
( SAF OĞUZLAR )

- AZI DİŞLERİ ile/ve AKIL DİŞLERİ
( Öğütme dişleri. İLE/VE Buluğ çağı ile yaklaşık otuz yaşları arasındaki gençlik devri arasındadır. Bundan dolayı bu dişlere akıl dişi adı verilir. )

- AZI, GÖRÜP; "DÜNYAYA SAHİP OLACAĞIM(IZ)A" değil/yerine DÜNYAYI GÖRÜP AZA, SAHİP OLMAK

- AZÎM/E[< AZAMET] ile ÂZİM[< AZM]
( Büyük, ulu, iri. İLE Niyetli, kesin karar veren. )

- AZÎMET değil/yerine/= GİTME, GİDİŞ

- AZÎMET ile RUHSAT

- ÂZİME[Ar.] ile ÂZİME[Fars.]
( Kıtlık yılı. İLE Cuma günü. | Bayram günü. )

- AZIMSAMAK ile HAFİFE ALMAK

- AZIMSAMAK ile KÜÇÜMSEMEK

- AZİMUT ile/ve/<> MANYETİK AZİMUT ile/ve/<> AZİMUT AÇISI ile/ve/<> AZİMUT PUSULASI
( Sabit bir nokta ya da kutup etrafında bir açıyla ölçülen konum, tepe noktası. İLE/VE/<> Manyetik kuzeye bağlı azimut. İLE/VE/<> Gök küresinin herhangi bir noktasıyla güney yönü arasındaki açı. İLE/VE/<> Herhangi bir gökcisminden kerteriz alarak, onun manyetik güney açısını belirlemek için kullanılan pusula. )

- AZİM ile ISRAR

- AZİM ve/<> NASİP

- AZINLIK ile/değil ETNİK ÖBEK

- ÂZÎR[Fars.] ile ÂZÎR ile ÂZÎR
( Ağrı, sızı, akıntı, ıstırap. | Azar. İLE Özür, özür dileyen. İLE Biçilmiş ekinin tarlada satılması. )

- AZITMA ile/ve/değil/yerine/> KAZITMA

- AZÎZ
( MUHTEREM, SAYIN, İZZETLİ, ONURLU, GÜÇLÜ | SEVGİLİ )

- AZİZ ile YÜCE

- AZMAK ile AZMAK ile AZMAK
( Taşkınlıkta ileri gitmek, kötülüğünü artırmak. | Denizin, ırmağın kabarması/yükselmesi. | Etkili, tehlikeli duruma gelmek. | Eşeysel duyguları artmak. | Çamaşırın, artık beyazlatılamaz duruma gelmesi. | İki ayrı ırktan doğmak. [Katır, Liger, Tigon gibi.] İLE Yolunu kaybetmek/şaşırmak. İLE Su birikmiş çukur ya da hendek. )

- AZMAK ile COŞMAK

- AZMÎN/ASTÉINE[Fr.] değil/yerine/= KEMİK ÖZÜ

- AZMIŞ ile KUDURMUŞ

- AZOOSPERMİ ile ASPERMİ ile NEKROSPERMİ
( Azoospermi; Spermada olgun spermium'ların bulunmayışıdır. Bu durumdaki kişilerin spermasında spermiogenesis'in değişik olgunlaşma kademelerindeki hücreler vardır, fakat olgun spermium yoktur. İLE Aspermi; Ejakulat'ta ne spermium ve ne de Testis kanalcıklarına ait hiçbir hücrenin bulunmamasıdır. İLE Nekrospermi; Eğer tüm spermiumlar hareketsiz ise ve bunlar özel metodlarla yeniden hareketlendirilemeyendir. )

- AZOT = NITROGENE[İng.] = AZOTE[Fr.] = STICKSTOFF[Alm.] = AZOTO[İt.] = NITROGENO[İsp.] = NİRÛCÎN, AZÛT[Ar.] = NÎTRÛJEN, AZOT[Fars.] = STIKSTOF[Felm.]

- AZ değil/yerine GEREKTİĞİ KADAR

- AZ ile/ve/<>/değil GİZLİ

- AZ ile/değil/yerine ÖZ
( Deme! İLE De! )

- AZ ile YOK

- A ile/<> A ile/<> A ile/<> A ile/<> A/Å
( Amper. İLE/<> Anot. İLE/<> Argon. İLE/<> Angström.[10¯¹0][Santimetrenin yüz milyonda biridir. 0,1 nanometre ya da 100 pikometredir.][uzunluk birimi] )

- B ile KONUŞ!!!

- B KAT SAYISI[EINSTEIN KAT SAYILARI] ile B KAYNAĞI
( Atom ya da moleküllerin elektronik seviyeleri arasındaki geçiş olasılığını ve soğurma kat sayısı bulunduğu takdirde, ışıma kat sayısının da kendiliğinden bulunabileceğini gösteren Anm, Bmn, ve Bnm kat sayıları. Bir n durumundaki atomlar v frekanslı bir elektromanyetik ışınıma maruz kaldıklarında, hv enerjili bir foton soğurarak daha yüksek bir m enerji seviyesine geçiş yapabilirler. Bu geçişi yapan atomların sayısı; Bnm Nn.u(v) ile verilir. Burada, u(v), v frekanslı ışının enerji yoğunluğu, Nn; n durumundaki atomların sayısı, Bnm; soğurma için Einstein kat sayısıdır. Benzer şekilde, m durumundaki atomlar da ışınla etkileşebilir ve foton yayarak n durumuna geçiş yapabilirler. Bu değişimi yapan atomların sayısı, BnmNmu(v) ile verilir. m durumundaki atomlar da kendiliğinden, bir foton yayınıyla n durumuna geçiş yapabilir. Bu geçişi yapan atomların sayısı da AnmNmu(v) ile verilir. Bu kat sayılar arasında Bnm/Bmn = gm/gn bağıntısı vardır. Burada, gm ve gn; m ve n durumlarının istatistik ağırlıklarıdır. Isıl denge durumunda Bmn = Bnm ve Anm = 8 πv³/c³ Bnm = 8 πv³/c³Bnm dir.
İLE
Elektron tüplerinde anot için yüksek gerilim, ekran ızgara için de güç kaynağı. )

- B'yi DİNLE!!!

- B'yi dinlemek/anlamak istiyorsan SUS!!!

- B12'DE:
SİYANA KOBALAMİN
ile/<> METİL KOBALAMİN

- B12 ve/||/<>/< HOLOTRANSKOBALAMİN

- B2B ile/ve/||/<>/> B2C
( Toptan/cılık İLE/VE/||/<>/> Perakende/cilik. )
( Business To Business. VS./AND/||/<>/> Business To Customer/Consumer. )

- BA'DE ile BÂDE[Fars.]
( Sonra. İLE Şarap, içki. | Aşk, Allah sevgisi. | Halk öykülerinde Hızır'ın kahramanlara ve bazı saz şairlerine rüyalarında sunduğu içki. )

- BA'L ile BÂL[Fars.] ile BÂL ile BAL
( Karı-koca'dan her biri. | Güneş tanrısı. [İslâm öncesi] İLE Kanat. | Kol. | Boypos. | Üst, yukarı. İLE Kalp, yürek, gönül, hatır. | Kızıldeniz'in Habeş sahillerinde bulunduğu söylencesiyle gayet büyük ve pullu bir balık. İLE Arıların, beslenmek üzere çiçeklerden topladığı ve peteklere doldurdukları sıvı. )

- BA'S[Ar.] değil/yerine/= GÖNDERME, GÖNDERİLME | DİRİLTME | PEYGAMBERLİK

- BÂ' ile BÂ'
( B harfinin Arapça okunuşu. [BÂ-İ MUVAHHİDE: Tek noktalı harf olmasından. | BÂ-İ TAHTÂNİYYE: Noktasının harfin altında olmasından.] İLE Kulaç. | Erişme, yetme. | Kuvvet, kudret, beceriklilik. | Şeref, kerem, vergili, verimli olma. )

- BÂ-HUSÛS değil/yerine/= ÖZELLİKLE, EN ÇOK

- BAALBEK(HELIOPOLIS)
( Dünyanın en geniş akrapolu olan Roma kalıntısı.[Beyrut] | Güneş şehri. [Lübnan'dadır.] )

- BAAS
( Bir görev için ayağa kalkmak. )

- BÂB
( Kapı, sığınılacak yer, başvurulacak yer. )
( Kapı, sığınılacak yer, başvurulacak yer. )
( Kapı, sığınılacak yer, başvurulacak yer. )
( Kapı, sığınılacak yer, başvurulacak yer. )
( Kapı, sığınılacak yer, başvurulacak yer. )
( Bir kitabın bölümlerinden her biri. )
( İş, husus, madde. )
( KAPI )
( BÖLÜM, KONU BAŞLIĞI )

- BÂB-ÜS-SAÂDE
( Sarayın dış kapısı. Topkapı Sarayı'nın üçüncü kapısı. )

- BÂB-ÜS-SAÂDE ile/ve BÂB-ÜS-SELÂM
( Topkapı Sarayı'nın üçüncü kapısı. İLE/VE Topkapı Sarayı'nın ikinci kapısı. )

- BABA BABA

- BABA TATLISI = ŞAMBABA
( Bir tür hamur tatlısı. )

- BABA-OĞUL ÇEŞMESİ
( Acıbadem'dedir. [1841] )

- BABA:
EVE, "EKMEK" GETİREN
ile/ve/değil/||/<> SEVGİSİNE, EMEK VEREN

- BABAANNE ile/ve ANNEANNE

- BABADAĞI ile/ve SANDAK DAĞLARI

- BABA ve/||/<> OĞUL ve/||/<> KUTSAL RUH
( Yasama. VE/||/<> Yürütme. VE/||/<> Yargı. )

- BÂBET[Fars.] ile BABET[Fr.]
( Dizinde "kezâlik". | Uygun bir şey. | Bent, fıkra. | Taallûk, münâsebet. | Elmas dal. [süs] İLE Bayan [bale] ayakkabısı. )

- BÂBİL
( Bağdat'ın aşağı tarafında bulunan~büyücülüğünden dolayı, eski edebiyatımızda "çeh-i Bâbil" olarak yer alan ve birçok dilin meydana gelmesi bakımından da masalda adı geçen "Bâbil Kulesi"nin bulunduğu, ilk çağdan kalma şehir. )

- BÂBİL ASTRONOMİSİ ile/ve YUNAN ASTRONOMİSİ
( Belirli bir olgunun zamanını belirlemek. İLE/VE Belirli bir zamanda olgunun kendini belirleme. )
( Aritmetik. İLE/VE Geometrik. )

- BABİL EKOLÜ ile YUNAN EKOLÜ

- BÂBİL TİPİ/TARZI KANIT ile YUNAN TİPİ/TARZI KANIT
( HESAB BİLİMİNDE ÖĞRENCİLERE KILAVUZ (İRŞÂDU'L-TULLÂB İLÂ 'İLMİ'L-HİSÂB) )

- BÂBİL/MARDUK KULESİ ile/değil (BAB-İL ile E-TEMEN-ANKİ)
( ... ile/değil KAPI-BÖLGE/ŞEHİR ile EV-TEMEL-ANU'NUNKİ )

- BABUN ile ZEYTİN BABUNU

- BABY vs. CHILD

- BÂB[çoğ. EBVÂB] ile BÂB[Fars.] ile BÂB
( Kapı. | Geçit, boğaz. | Bölüm. | İş, şekil, mesele, yol, konu/mevzû. | Tövbe.[tas.] İLE Uygun, lâyık. Elverişli. Hayır, uğur. İLE Baba, ata. | Mânevî önder, şeyh. )

- BÂC-I AĞNAM ile/ve/<> BÂC-I TAMGA ile/ve/<> BÂC-I BÜZÜRK ile/ve/<> BÂC-I KIRTIL ile/ve/<> BÂC-I NİYÂBET
( BÂC[Fars.]: Vergi/harç. | Gümrük vergisi. )

- BACAK/EL SALLAMAK ile/ve/değil/yerine BEKLENTİSİZ VE SAKİN, O ANDA VE ORADA OLMAK
( Bulunulan koşullardan çıkma ya da [çeşitli ve belirli/belirsiz] sıkılma durumlarında yapılan kontrolsüz el/kol/ayak/bacak sallamalarının/hareketlerinin nedeni daha çok "bir an önce o ortamdan/koşullardan çıkma/uzaklaşma" ya da "sonraki sürece/aşamalara geçme" isteği üzerinedir. Bunu da sürenin/sürecin "kısalması/hızlanması" beklentisiyle, farkında olmadan [/"ne yaptıklarını biliyor oldukları" "iddiasıyla"/zannıyla] el/ayak/bacak sallayarak ya da nesnelerle uğraşarak [çizerek, kağıt karalayarak, kalem çevirerek, nesne parçalayarak/delerek, tespih çekerek vs.], zihinlerini başka şeylerle meşgul ederek ve ancak bir şeylerle uğraşmak yoluyla çözmeye çalışırlar. Bu hareketler, "küçük/önemsiz/değersiz hareketler" varsayıldığından dolayı yapan kişi tarafından algılanmaz. [Daha çok da gençlikte/olgunlaşmamışlıktan ve/veya cahillikten dolayı görülen/yaşanılan bir durumdur.] Bu durumlarda, çevredeki kişiler, çıkan sesle ya da gözleriyle ve zihinleriyle, yapılan harekete ister istemez takılırlar. Bu uyaranları, hem kişinin kendi için, hem de çevresindekileri düşünerek kontrol altında tutmaları gerekir. Bunu da, zihinlerini bulundukları zaman ve zeminde tutmaya çalışarak, geçmesi gereken zamana ve koşullara biraz daha sabrederek ya da odaklanarak sağlayabilirler. Sürekli olarak anımsanmalı ki, zihin, başka/çeşitli noktalarda bulunabilir fakat gövdeyi düşünce hızında bir yerlere taşımak olanaklı değildir. )

- BACAKLARIN KAPALI-AÇIK TUTULMASI('NI)

- BACAKSIZLAR/SÜRÜNGENLER ile 2 BACAKLILAR ile 4 BACAKLILAR ile 6 BACAKLILAR ile 8 BACAKLILAR

- BACCAO
( Tüm yaşamlarını ve çözümlerini deniz üzerinde kuran/sürdüren, karaya çıkmayanlar. [Filipinler'de] )

- BACHELOR ile/ve MASTER ile/ve Ph.D.
( KALFA ile/ve USTA ile/ve ÜSTAD )
( Üniversite mezunu. İLE/VE Lisansüstü yapmış. İLE/VE Doktora yapmış. )
( Terimlerden haberdar olmuş olur. İLE/VE Yayınları ve kaynakları tanır/tarar. İLE/VE Özgün bir şeyler ortaya çıkarır. )

- BACH ve MENDELSON

- BACH ile/ve VIVALDI

- BACH VIVALDI

- BACIKURUM ile/ve BACIMALAY
( [Malezya yöresel giysisi] Bayanların. İLE/VE Bayların. )

- BACKGROUND vs. GROUND

- BACON ile BACON

- BACTERIA ve ARCHAEA ve EUKARYA
( ... VE ... VE Hayvanların bulunduğu alan. )

- BÂD-ÂVERD
( Doğu müziğinde bir ses. )

- BÂD-İ SABÂ
( SABÂ RÜZGÂRI, DOĞUDAN ESEN HAFİF, HOŞ RÜZGÂR | [müzik] ADI MANZUM ANONİM BİR EDVARDA GEÇEN MAKAM )

- BADAR/FALAK
( Ayı yavrusu. )

- BADARNA
( Halat sargısı. )

- BÂDÂŞ[Fars.] ile BAĞDAŞ
( Mükâfât[< kifâyet], yeterlilik. İLE Her iki ayağın da öteki bacağın uyluğunun altına alınarak oturma biçimi. )

- BÂDELİ ÂŞIK ile BÂDESİZ ÂŞIK

- BÂDELİ ŞAİR ile/ve BÂDESİZ ŞAİR

- BADEMCİK
( TONSIL )

- BADEM[Fars.] ile PAYAM/ACIPAYAM
( SOMATA: Badem şerbeti. )

- BADEM ile ACIBADEM
( ... İLE Gülgillerden, bir meyve ağacı. | Bu ağacın, acımtırak, keskin kokulu meyvesi. )

- BADEM = LEVZE = AMANDE, NOYAU

- BÂDİHE
( ÂNİ İLHAM )

- BÂDİNCÂN ile BÂDİNGÂN[Fars.]
( Patlıcan. )

- BÂDİR ile BÂDİRE[çoğ. BEVÂDİR]
( Hemen yapmak isteyen. | Birdenbire vukû bulan. | Dolunay. | Büyümüş çocuk. | Olgun meyve. İLE Musîbet, felâket. | Zor geçit. | Hiddetli iken yapılan bir yanlışlık. | Bazı nesnelerin ya da her türlü bitkinin ucu. | Külfetsiz, güçlük çekmeden söylenilen söz. )

- BÂDİYET-ÜŞ-ŞÂM[Ar.]
( Fırat ile Dicle'nin birleşip denize döküldüğü noktadan itibaren batıya doğru uzanan çöl. )

- BÂDÎ[< BED] ile BÂDE[Fars.]
( Neden, mûcib. | Neden olan. | İlk, başlangıç. | [Fels.] Sonsal, aposteriori. İLE Rüzgâra ya a havaya özgü. | Geçici. )

- BAĞ-BADEM

- BAĞ-BAHÇE (İÇİNDE YAŞAMAK)

- BAĞ/BAĞLANTI ile/ve AYRIM

- BAĞ:
ÖZERKLİK
ve/<> HAZIR OLMA ve/<> GÖNÜLLÜLÜK/RIZÂ ve/<> HAREKETE GEÇME/GEÇEBİLME ve/<> KURABİLME(SÜRDÜREBİLME/SÜREKLİLİK) ve/<> PAYLAŞIM ve/<> GÜÇ

- BAGALEK[Fars.]
( Koltukaltından çıkan yumruca, köpek memesi. )

- BAĞA ile ZEBL
( Kaplumbağa kabuğu. İLE Deniz kaplumbağasının kabuğu. )

- BAĞDAD
( DARÜ'S-SELÂM )

- BAĞDAŞ KURMAK ile LOTUS OTURUŞU

- BAĞDAŞIK = MÜTECÂNİS = HOMOGENEOUS[İng.] = HOMOGÈNE[Fr.] = GLEICHARTIG[Alm.] = OMOGENO[İt.] = HOMOGÉNEO[İsp.] = EIUSDEM GENERIS[Lat.] = HOMOGENES, HOMOIOMERES[Yun.] = MUTECÂNİS[Ar.] = MOTECÂNES[Fars.] = GELIJKSOORTIG[Felm.]

- BAĞDAŞTIRMACILIK, SENKRETİZM = SYNCRETISM[İng.] = SYNCRÉTISME[Fr.] = SYNKRETISMUS[Alm.] = SINCRETISMO[İt.] = SYNCRETISMUS[Yeniçağ Lat.] = SÜNKRATISMOS[Yun.]

- BAĞDAŞTIRMA ile ÖZDEŞLEŞTİRME
( Romantizme kapılma ya da saçma amaçları kendininkilerle özdeşleştirme tehlikesi vardır. )
( Arzuladığınız, korktuğunuz ve kendinizi duygularınızla özdeşleştirdiğiniz zaman, keder ve tutsaklığı yaratırsınız. )
( Sizi mutlu ya da mutsuz eden sadece kendinizi zihninizle özdeşleştirişinizdir. Zihninizin kölesi oluşunuza başkaldırın, tutsaklığınızı kendiniz yaratmış olduğunuzu görerek bağımlılık ve nefret zincirlerini kopartın. Özgürlük amacınızı zihninizde sürekli tutun, ta ki, özgür olduğunuz, özgürlüğün uzak bir gelecekte ve acı verici çabalarla kazanılacak bir şey olmadığı fakat onun her zaman sizin için, kullanmanız için hazır olduğu gerçeği içinize doğuncaya dek! )
( Tek sorununuz, her algıladığınız şeyle kendinizi özdeşleştirme hevesinde oluşunuzdur. )

- BAGET[Fr. < BAGUETTE]
( Bateri çalmaya yarayan ince, kısa çubuk. | [Öteki anlamları/kullanımları için sözlüklere başvurunuz!] )

- BAĞIMLI BİÇİMBİRİM

- BAĞIMLI/LIK(MÜPTELÂLIK) ile ISRARCI/LIK

- BAĞIMLI/LIK ile/yerine BAĞLI/LIK
( Onlar mı size, siz mi onlara bağlısınız? )

- BAĞIMLILIK SÜRECİ VE SONUCU:
HASTAHANE
ve/||/<>/> CEZAEVİ ve/||/<>/> MEZAR

- BAĞIMLILIK ile/ve AŞIRILIK

- BAĞIMLILIK = DEPENDENCE[İng.] = DÉPENDANCE[Fr.] = ANHÄNGIGKEIT, DEPENDENZ[Alm.] = DIPENDENZA[İt.] = DEPENDENCIA[İsp.] = CONIUNCTIO[Lat.] = TO KATANTES, SÜNDESMOS[Yun.] = TAVAKKUF[Ar.] = BASTEGÎ[Fars.] = AFHANKELIJKHEID[Felm.]

- BAĞIMLILIK ile/değil/yerine/>< GEREKSİNİM

- BAĞIMLILIK ile ÖZDEŞLİK
( İnsan değil mi, hem yapar, hem tapar! )

- BAĞIMLILIK ile/ve SAPLANTI

- BAĞIMLILIK ile/ve YERİNDEN OYNATILAMAZLIK

- BAĞIMLI ile/değil TUTKUN

- BAĞIMSIZ DEĞİŞKEN ile/ve BAĞIMLI DEĞİŞKEN
( Tanım aralığı. İLE/VE Değer aralığı. )

- BAĞIMSIZ/LIK ile/ve/||/<> ÖZERK/LİK

- BAĞIMSIZLIK ile/ve/yerine DAYANIŞMA

- BAĞIMSIZLIK ile KEYFÎLİK

- BAĞIMSIZLIK ile/ve ÖZGÜRLÜK
( Bağımsızlığınızı idrak edin ve mutlu kalın. )

- BAĞIMSIZLIK ile/ve/||/<> TARAFSIZLIK

- BAĞINI KESMEK ile/ve KENDİNE YÖNELMEK

- BAĞINTILI/LIK ile/ve/||/<>/> ZORUNLU/LUK

- BAĞINTI ve/||/<> ÖLÇÜT

- BAĞIRA ÇIĞIRA

- BAĞIRAN değil/yerine/>< BAĞIRMAYAN
( Değeri yüksek olmayan mal satanlar. DEĞİL/YERİNE/>< Değeri yüksek olan mal ve/veya hizmet sunanlar. )
( İşportacı, eskici. DEĞİL/YERİNE/>< Kuyumcu/sarraf. antikacılar. )
( "Pop", "rock" vb. müzikçiler. DEĞİL/YERİNE/>< Sanat müziği/klasik müzik vb. söyleyen ve dinleyenler. )

- BAĞIRARAK SÖYLEMEK ile/değil/yerine/= SERT SÖYLEMEK

- BAĞIRMAK ile ANIRMAK

- BAĞIRMAK ile BOZLAMAK
( ... İLE Devenin anırması/"bağırması". | Çığlık koparmak. )

- BAĞIRMAK ile HÖYKÜRMEK
( ... İLE Kişilerin, dua ederken kendilerinden geçerek tek ya da hep bir ağızdan yüksek sesle bağırması/bağrışması. )

- BAĞIRMAK ile/değil YÜKSEK SESLE KONUŞMAK

- BAĞIRMA ile ÇIĞLIK

- BAĞIRMA ile HAYKIRMA

- BAĞIRMA ile VURGU

- BAĞIRSAK ile/ve KÖRBAĞIRSAK

- Bağırtma! DİNLE!!!

- Bağırtmamak için DİNLE!!!

- BAĞIR ile/ve BÖĞÜR
( Göğüs kafesinin üst bölümü. İLE/VE Göğüs kafesinin alt bölümü. [Aşağıdaki 11. ve 12. kaburgaların bulunduğu bölge] )

- BAĞIŞLAMAK ile/ve/değil BAĞIŞ YAPMAK

- BAĞIŞLAMA ile/ve DAYANÇ/SABIR (ETME)

- BAĞIŞLANMAK ve/||/<>/< BAĞIŞLAMA
( Pişmanlık duymayanı bağışlamak, "suya, resim yapmak" gibidir. )

- BAĞIŞLAYAN ile/ve/değil ESİRGEYEN

- BAĞIŞ ile/ve BORÇ
( Sahip olunan nakit paranın en fazla 3'te 1'i. İLE/VE Sahip olunan nakit paranın en fazla 10'da 1'ini tek kişiye ya da paylaştırarak birkaç kişiye. )

- BAĞIŞ ile/<> İHSÂN ile/<> LÜTÛF ile/<> HİMMET ile/<> KEREM ile/<> İNÂYET ile/<> İLTİFAT ile/<> ATÂ ile/<> ATIFET ile/<> HÎBE

- BAĞIŞ ve RAHMET

- BAGİ ile BÂGÎ[Fars.] ile BÂGI[çoğ. BUGAT]
( Serkeşlik, azgınlık. İLE Aynı bahçede yetişen. İLE Haksızlık eden serkeş. )

- BAĞKESEN
( Makaslıböcek. )

- BAĞLAÇ = CONJUNCTION[İng.] = CONJONCTION[Fr.] = KONJUNKTION[Alm.] = CONGIUNZIONE[İt.] = CONJUNCIÓN[İsp.] = COPULA[Lat.]

- BAĞLAMA
( Telli Kur'ân-ı Kerîm. )

- BAĞLAMA SAPINDA:
KISA
ile UZUN
( )

- BAĞLAMAK ile ÇÖZMEK

- BAĞLAMAK ile/ve DÜĞÜM

- BAĞLAMA ile/değil BAĞLAMA
( Yaygın olarak bilinen, belirli bir boy ve düzende olan. | Tezeneli sazların genel adı olarak.[Tar dışında!] İLE/DEĞİL Topluluklarda pek kullanılmayan, cura ile tambura saz arası boyda, daha çok solo icrada [eski halk ozanları] kullanılan. )

- BAĞLAMA ile/ve/||/<> ÖZNEYE DUYARLILIK

- BAĞLAMA ile YONGAR
( ... İLE Üç telli bağlama. )

- Bağlamında KONUŞ!!!

- Bağlamlı KONUŞ!!!

- BAĞLAM ile/ve AÇI

- BAĞLAM ile/ve BAĞLAÇ

- BAĞLAM ile/ve/||/<> KOŞULLAR

- BAĞLAM ve/> NİYET ve/> EREK

- BAĞLAM ve/||/<> YAŞAMSAL KOŞULLAR

- BAĞLANMA (İNKIYÂD)

- BAĞLANMA ile/ve KARŞILIKLI RIZÂ

- BAĞLANMA ile/ve KARŞILIKLI RIZÂ

- BAĞLANTI (KURMAK) ile/ve YORUM (YAPMAK)

- BAĞLANTILANDIRMAK ile VURGULAMAK

- Bağlantılı KONUŞ!!!

- BAĞLANTI ile "AYAK"

- BAĞLANTI ile/ve BAĞLAM

- BAĞLANTI ile ORANTI

- BAĞLANTI ile/ve ÖZDEŞLİK

- BAĞLANTI ile/ve/değil/||/<> YANKI

- BAĞLAYICILIK ile/ve BORÇLULUK

- BAĞLAYICILIK ile/ve/||/<> KANIT NİTELİĞİ

- BAĞLAYICILIK ile/ve/<> ÖTEYE GEÇİLEMEZLİK

- BAĞLI BAĞIMLI

- BAĞLI/LIK ile/ve/<> SAYGILI/LIK

- BAĞLILIK ile/ve GEREKSİNİM

- BAGL[çoğ. BİGAL] ile/ve BAGLE
( Eril katır. İLE/VE Dişil katır. )

- BAĞNAZ/LIK ile/ve/<> YOBAZ/LIK

- BAĞNAZLIĞIN KALKMASI:
BİLİMSEL TUTUM (İLE)
değil FELSEFİ ANLAYIŞ (İLE)

- BAĞSIZ/LIK ile/ve/<> BAHTSIZ/LIK

- BAĞY/İSYAN[Ar.] değil/yerine/= BAŞKALDIRI
( Azgınlık, zulüm, isyan. | İstemek, talep etmek. | Yaranın şişmesi. | Yağmurun şiddetle yağması. )

- BAĞ ve/<>

- BAĞ ile/ve/<> BAĞINTI

- BAĞ ile BAĞLANTI

- BAĞ ile/ve/||/<>/> BÜTÜNLÜK

- BAĞ ile/ve/||/<> HEVENK[Fars.]
( ... İLE/VE/||/<> Bir ipe geçirilmiş ya da birbirine bağlanmış yaş yemiş ya da sebze bağı. )

- BAĞ ile İÇGÖBEK
( ... İLE Çiçeklerin dişil örgeninde, yumurtacık ile kabuğu arasındaki bağ. )

- BAĞ ile/ve/<> İLİŞKİ

- BAĞ ile SAKANDIRIK
( ... İLE Başlıklarda, çene bağı. )

- BAHA-MA
( Sığ deniz. )

- BAHÂÎ ile BAHAÎ/LİK
( Alışkın. İLE Din. )

- BAHANE BULMAK ile/değil/yerine ÇÖZÜMÜNÜ/ÇARESİNİ BULMAK(/ARAMAK)
( "İstemediği/n" herşeye. İLE/DEĞİL/YERİNE (Gerçekten) İstediği herşeyin. )

- BAHANELERE SIĞINMAK ve/> BAHANELERE ESİR OLMAK

- BAHANE[Ar.] = MAHANA/MAHNA
( İleri sürülen, sözde neden. )

- BAHÂNE ile "İTİCİ GÜÇ"

- BAHÂNE yerine ÇÖZÜM/ÇÂRE
( [bir işi] Yapmak istemeyenin "tutumu". YERİNE Yapmak isteyenin tutumu. )
( "Çareler" yazısı için burayı tıklayınız... )

- BAHANE <> GÜZELLİK

- BAHÂNE ile MAZERET

- BAHÂNE ile/ve/değil VESÎLE

- BAHARATLI ile/ve/değil ACI

- BAHÂRÂT[< BAHÂR] ile BAHÂRET[Fars.]
( ... İLE Üstünlük, seçkinlik. )

- BAHARAT ile BARSAMA/MARSAMA
( ... İLE Hoş kokulu yaprakları yemeklere konulan, nane ve yabankekiğinin ortak adı. )

- BAHARİYE ADALARI
( Haliç'te, Eyüp - Sütlüce tarafında bulunan küçük adacıklar. )

- BAHARİYE ile/ve BAHARİYE
( Eyüp'te.[Bostan İskelesi - Silâhtarağa arasında] İLE/VE Kadıköy'de.[Altıyol - Küçük Moda arasında] )

- BAHÂR[Fars. çoğ. BAHÂRÂN]
( Kışla yaz arasındaki mevsim. İlkyaz. [22 Mart - 21 Haziran arasıdır] )

- BAHÂR[Fars. çoğ. BAHÂRÂN] ile BAHÂR ile BAHHÂR[< BAHR]
( Kışla yaz arasındaki mevsim. İlkyaz. [22 Mart - 21 Haziran arasıdır] İLE Güzellik. | Güzel. | Sığırgözü, papatya, sığır papatyası, sarı papatya. | Put, sanme, çelîpa. | Atılmış pamuk. | Ölçek. | Karanfil, tarçın, karabiber gibi kokulu şeyler. İLE Denizci, gemici. )

- BAHAR ile BAHAR/BAHARAT
( [Kuzey yarımküre için] 21 Mart'ta, gündüz-gece eşitliğiyle başlayarak, 22 Haziran'da, gündönümü ile biten, kış ve yaz arasındaki mevsim, ilkyaz. | Bu mevsimde ağaçlarda açan çiçekler ve yapraklar. | Gençlik çağı. İLE Yiyecek ve içeceklere, hoş koku ve tad vermek için kullanılan kurutulmuş ve öğütülmüş bitkiler. )
( BAHARİYE: Divan Edebiyatı'nda, bahar betimlemesi ile başlayan kaside. )
( BİBERİYE: Ballıbabagillerden, Akdeniz çevresinde çok yetişen, yaprakları hoş kokulu bir bitki. [Lat. ROSMARINUS OFFICINALIS] )

- BAHÂ ile BAHÂ'[Fars.] ile BÂHÂ/BÂHA
( Güzellik, zariflik. | Parıltı. | Alışma, dadanma. İLE Değer, kıymet, bedel. İLE Bir evin etrafiındaki kapalı avlu ya da bahçe. | Açık meydan, alan. | Suyun derin yeri. )

- BAHÂ ile/değil/yerine BAHÂNE

- BAHÂ ile VÂHA
( ... İLE Çöl ortasında suyu ve yeşilliği olan yer. )

- BAHÇELİEVLER ile/ve BAHÇELİEVLER
( Bakırköy ve Zeytinburnu'nun kuzeyinde bulunan bir ilçe. İLE/VE Çengelköy - Kuleli semtlerinin doğusunda bulunan bir semt. )

- BAHÇE[< Fars. BAĞ-ÇE: Küçük bağ.] ile/ve BAĞ/BOSTAN[Fars.]
( ... İLE/VE Büyük bahçe. | Sebze bahçesi. | Kavun/karpuz tarlası. )

- BAHÇE ile ÇEPER
( ... İLE Çit. | Ahlâksız, huysuz, geçimsiz kişi. | Bağ çubuğu, çalı çırpı. | Sebze bahçesi. | [dirimbilim] Zar. )

- BAHÇE ile/ve HADİKA
( ... İLE/VE Ağaçlı bahçe. )

- BAHÇE ile/ve HARIM
( ... İLE/VE Sebze ve meyve bahçesi. )
( ... İLE Sebze ve meyve bahçesi. | Tarla ve bahçe çevresindeki çit. )

- BAHÇE ile/ve KELE/KELEME
( ... İLE/VE Bakımsız bahçe. | Sürülmemiş tarla. )

- BÂHİK ile BÂHİKA
( Bir gözü görmeyen. İLE Görmeyen, kör. )

- BAHÎL[< BUHL çoğ. BUHALÂ] ile BÂHİL
( Cimri, hasîs, tamahkâr. İLE Serseri, başıboş. | Eli değneksiz çoban. | Yularsız deve. )

- BAHİR
( DENİZ, DERYÂ | EKİN SULAYICI, SULAYAN | BELİRLİ, AÇIK, APAÇIK | IŞIKLI, PARLAK )

- BÂHİRE ile BÂHİRE ile BAHÎRE
( Dikenli ağaç. | Çok koşan cins deve. İLE Vapur. İLE İslâm'dan önceki dönemde, Araplar'ın, kulağını keserek işaretleyip biraktıkları dişil deve ya da koyun. )

- BAHİR ile BÂHİR ile BÂHİR ile BÂHİR
( Deniz. İLE Yalancı, ahmak, alık. İLE Ekin sulayıcı, sulayan. İLE Belirli, açık, apaçık. | Işıklı, parlak, güzel. )

- BAHİS[< BAHS] ile BÂHİS
( Konuşulan şey, söz. | İddialaşma. İLE Bahseden, araştıran. )

- BAHR
( Arûz'da aslî bir vezinle ondan doğan vezinler mecmûası. )

- BAHR-İ NÂZÜK
( Muradnâme'de geçtiğine göre en az 5-6 yüzyıllık bir makamdır. )

- BAHREYN:
2 ADA
ile/ve/+/<> 31 ADA
( Bahreyn'in başkenti, Mename'nin yer aldığı Bahreyn Adası ve 8ona bir dalgakıranla bağlı olan küçük] Maharrak Adası. İLE/VE/+/<> Öteki 31 ada. )
( Bahreyn, 33 adadan oluşan bir aral(takımada) ülkesidir. )
( Bahreyn'in sözcük anlamı, "iki deniz ülkesi"dir. [Denizin içinde, tatlı su kaynakları olduğundan dolayı bu ad verilmiş.] )

- bahreyn ile Bahreyn
( İki deniz. [Basra Körfezi ile Hint Denizi. / Akdeniz ile Hint Denizi. / Karadeniz ile Hint Denizi.] | İki büyük esas, temel şey. İLE Basra Körfezi'nde yer alan bir ada ülkesi. )

- BAHREYN ve/<> KUR'ÂN-I KERÎM MÜZESİ
( Bahreyn'in başkenti Mename'de bulunan İslâm Merkezi'nde, Bait Al Quran[Kur'ân-ı Kerîm Müzesi] bulunmaktadır. [Başta Türkiye olmak üzere, dünyanın birçok ülkesinden getirilen ve çoğu el yazması olan Kur'ân'lar sergilenmektedir.][Gutenberg'in, matbaayı bulmasından sonra basılan ilk Kur'ân-ı Kerîm de bu müzede bulunmaktadır.] )

- BAHRİ ile BAHRî
( Kuş. İLE Denizle ilgili. )

- BAHŞİŞ VERMEK < NEREDE, NE KADAR BAHŞİŞ VERİLİR?

- BAHŞİŞ ile ARMAĞAN

- BAHŞİŞ ile/ve/değil/yerine/||/<> KATKI PAYI

- BAHS ile BAHS/BAHİS
( Kur'an tabirlerinden olup "nâkıs" anlamına gelir. | Yağmur suyu ile ekilmesi olanaklı tarla. | Zulüm, işkence. | Gümrük alma. İLE Konuşulan şey, söz. | İddialaşma. )

- BAHŞ ile CEZA

- BAHS ve NAZAR
( Araştırma. VE Kuramsal bakış. )

- BÂHTER ile BÂHTER
( Batı. [Yeni şairlerin kullanımında] İLE Doğu. [Eski şairlerin kullanımında] )

- BAHTÎ
( Bazı Divan şairlerinin ortak olarak kullandıkları mahlas. )

- BAHTİYÂR[Fars.] ile BAHTİYÂR[Fars.]
( Mutlu kişi. İLE Güneydoğu Anadolu, Musul ve Bağdat'ta kullanılan bir makam. )

- BAHT ile BAHT[Fars.]
( Öz, hâlis, saf. İLE Tâlih, kader, kısmet. | Cet, büyük baba. | Kargı. )

- BÂHÛR ile BAHÛR
( Çok sıcak/lık. İLE Ödağacı, misk, lâden gibi maddelerden meydana gelen ve yakılırsa güzel bir koku veren ot, tütsü, günlük. )

- BÂH ile BÂH[Fars.]
( Şehvet. İLE Yol. )

- BAI
( Akli Ruh. )

- BAÎD-İ LÂZIM
( Bir makamın seyir dahilinde bulunup da istimali yok denilecek kadar o makama dâhil olan perdelere denir. [Sabâ makamının seyrinde neva perdesinin cüz'i bulunması gibi] )

- BAÎM ile BÂİN
( Put, heykel. İLE Dibi geniş kuyu, bostan kuyusu. )

- BAÎR ile BÂİR
( Eril deve. İLE Şaşkın, perişan durumda olan. )

- BAK-TERİ/LER/İN değil/< BAKTERİ/LER/İN

- BAKA BAKA (ISKALAMAK)

- BAKANAK ile TOYAK ile TOYNAK
( Geviş getiren hayvanların tırnağı. İLE At tırnağı. İLE At, eşek gibi tektırnaklı hayvanların tırnağı. )

- BAKARA
( SIĞIR, İNEK )

- BÂKİ'NİN:
25 YAŞ ÖNCESİ ŞİİRLERİ
ile/ve 25 YAŞ SONRASI ŞİİRLERİ

- Bâkî'ye

- BAKICI ile DADI

- BAKILAN ile/ve DÜŞÜNÜLEN
( Güzeldir. İLE/VE Güzelliktir. )

- BAKIMLI/LIK ile/ve/> ALIMLI/LIK

- BAKIM ve/<> BÜTÜNLÜK

- BAKIM ve KÜLTÜR ve UYGARLIK

- BAKIM ile/ve/<> ÖZEN

- BAKIM ile/ve/<> TEMİZLİK

- BAKIP BAKIŞTIRMAK

- BAKIR MAVİSİ ile BAKIR YEŞİLİ ile BERLİN MAVİSİ
( Bazik bakır karbonat. İLE Kurşun kromat ve bakır oksitten oluşan, doğal boyar madde. İLE Demir III hekzasiyano ferrat (II)'ın özel adı. )

- BAKIR NEFESLİLER ile/ve TAHTA NEFESLİLER

- BAKIR ile/ve/<> FÜLÜS[Ar.]
( ... İLE/VE/<> Bakır para. )

- BAKIŞ

- BAKIŞ AÇISI [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- BAKIŞ AÇISI [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- BAKIŞ AÇISI ile/ve "ÇERÇEVE"

- BAKIŞ AÇISI ile/ve/||/<>/>/< TUTUM

- BAKIŞIK = SYMMETRICAL[İng.] = SYMÉTRFIQUE[Fr.] = EBENMÄßIG, SPIEGELGLEICH[Alm.] = SIM(M)ETRICO[İt., İsp.] = ÆQUALIS ET CONGRUENS, CONVENIENTER COMPOSITUS[Lat.] = SÜMMETROS, EMMETROS, EURÜTHMOS[Yun.] = MAVÂZİ, MUTEVÂZİ[Ar.] = MUTEKÂRON[Fars.] = SYMMETRISCH[Felm.]

- BAKIŞIM/SİMETRİ ile/ve/<> AYAR(GAUGE) SİMETRİLERİ

- BAKIŞIM/SİMETRİ ile/ve/<>/|| KIRIK BAKIŞIM/SİMETRİ

- BAKIŞIM/SİMETRİ ile/ve/||/<> KÜTLE

- BAKIŞIM/SİMETRİ ile/ve UYUM

- BAKIŞIMSIZLIK/ASİMETRİ ile TERS ORANTI

- BAKIŞIM = SYMMETRY[İng.] = SYMÉTRIE[Fr.] = EBENMAß, SPIEGELGLEICHHEIT, SYMMETRIE[Alm.] = SIMMETRIA[İt.] = SIMETRIA[İsp.] = CONVENIENTIA PARTIUM[Lat.] = SÜMMETRIA, EMMETRIA, EURÜTHMIA[Yun.] = el-TENÂSUK, el-TAMÂSUL, TAVÂZİ, MAVÂZÂT[Ar.] = TEKÂRON, SÂZOVÂRÎ[Fars.] = SYMMETRIE[Felm.]

- BAKIŞMAK ile/ve YİYİŞMEK/SEVİŞMEK

- BAKIŞ ile/ve AÇI

- BAKIŞ ile/ve/> UFUK
( Bakış/nazar derinleştikçe ufuk açılır. )

- BAKIŞ ile/ve YÖNELİŞ

- bâkî[< BEKÂ çoğ. BEVÂKİ] ile bâkî[< BÜKÂ] ile BÂKÎ
( Tanrı. | Sürekli/daimi, kalıcı. | Alt taraf. | Artık, artan, fazla, geri kalan, bundan başka. İLE Ağlayan. [Fars. GİRYÂN] İLE Divan şairi ve uzun adıyla Abdülbâki Mahmut. Kanûnî Sultan Süleyman tarafından korunmuş ve Meliküşşuarâ, Sultânüşşuarâ gibi unvanlar kazanmıştır. [1527 - 1599] [Tüm Osmanlı tarihinde cenazesine en çok katılım olan kişidir.] )

- BÂKÎ[< BEKÂ]
( TANRI | DÂİMÎ, KALICI )

- BÂKÎ ile/ve/||/<> ASLÎ

- BAKKA, KÜÇÜK ÇEKİRDEKLİ ETLİ MEYVE = SİMÂR-I TUFFÂHÎYE-İ MATMÛRETÜ'N-NEVÂT = MÉLONIDE À PÉPINS, BAIE

- BAKKAL-ÇAKKAL

- BAKL, BAKLA[Ar. çoğ. BUKUL]
( Sebze, yeşillik. | Yeşil kabuklu, iri taneli sebze. )

- BAKLAVA-BÖREK (YİYEREK YAŞAMIYOR OLMAK)

- BAKLAVA ile SAMSA[Fars.]
( ... İLE Baklavaya benzeyen, bir tür hamur tatlısı. )

- BAKLA[Ar.] ile ACIBAKLA/YAHUDİBAKLASI/TÜRMÜS[bot.]
( ... İLE Baklagillerden, acı olan, taneleri suda tatlılaştırılarak yenilen otsu bir bitki. )

- BAKLA ile ÇİN/HİNT BAKLASI
( [Ar. (botanikte)] BÂKILÂ )

- BAKLA ile FUL[Ar.]
( ... İLE Taşkırangillerden, çokça türü bulunan bir ağaççık ve bunun hoş kokulu, beyaz çiçeği. | Küçük taneli bir bakla türü. )

- BAKLİYE MEYVESİ, LEGÜMEN = SİMÂR-I BAKLÎYE = GOUSSE, LÉGUME

- BAKMAK:
KAÇIRDIKLARINA
değil/yerine YAKALAYABİLECEKLERİNE

- BAKMAK ile "GÖZ ATMAK"

- BAKMAK ile/ve "SÜZMEK"

- BAKMAK ile/ve GÖZLEM
( NAZAR: Aklın hareketi.[HAREKET'ÜL AKL] )

- BAKMAK yerine NAZAR KILMAK

- BAKMAK değil NAZAR KILMAK

- BAKMALI!

- BAKMAYIN! > KATILIN!

- BAKŞÎ
( KÂTİP, FİLOZOF )

- BAKTERİ ile BAKTERİSİT ile BAKTERİYOFAJ ile BAKTERİYOSTATİK
( Virüsten farklı, yaklaşık 0,4-1,5 μm boyutunda, sert bir hücre duvarı ile hücre zarı ve sitoplazmaya sahip, çekirdek zarları olmadığından dolayı, DNA ve RNA'ları sitoplazma içinde bulunan, Enterobacteria sınıfından bir mikroorganizma. İLE Bakteri öldürücü madde. İLE Bakterileri yok eden virüslere verilen ad. İLE Bakteriyi öldürmeksizin büyüme ve çoğalmasını yavaşlatma ya da durdurma özelliğine sahip olan. )

- BAKTERİ ile BASİL
( ... İLE Bakterilerin, çomak biçiminde, ince ve uzun olan türü. )

- BAKTERİ değil/yerine/= BOZGAN

- BAKTERİ ile/ve MİKROFOK
( ... İLE/VE Nokta biçiminde hareketsiz bakteriler. )

- BAKTERİ ile/ve/||/<>/< SİYANOBAKTERİ
( )

- BAKTERİ ile SPİRİL[Fr. < Lat.]
( ... İLE Sarmal biçiminde uzun ve kıvrık, bazıları titrek tüylerle kaplı, iplik biçimindeki bakterilerin genel adı. )

- BAKTERİ ile VİBRİYON[Fr.]
( ... İLE Virgül biçimindeki bakteri. )

- BAKTERİ ile VİRÜS
( Virüsten farklı, yaklaşık 0,4-1,5 μm boyutunda, sert bir hücre duvarı ile hücre zarı ve sitoplazmaya sahip, çekirdek zarları olmadığından dolayı, DNA ve RNA'ları sitoplazma içinde bulunan, Enterobacteria sınıfından bir mikroorganizma. İLE Bakteri öldürücü madde. İLE Canlı hücrelerde yaşayan, metabolizmaları bulunmayan, oksijen kullanılmayan, makromoleküller oluşturmayan, büyümeyen ya da ölmeyen fakat sadece canlı hücrelerde üreyen, biçimleri bakterilerininkilere benzeyen, çoğu hastalığa yol açan, ancak elektron mikroskobunda belirlenebilecek kadar küçük olan, protein ve nükleik asitlerden oluşan, enfeksiyon yapan madde. )

- BAKTIĞIN ve/<> AKTIĞIN

- BAKULUM ile/değil PENİS
( Penis kemiği. [Kemirgenlerde, rakun, mors, binturong ve bazı memelilerde bulunur.] [İnsan ve örümcek maymunları bu kemiğe sahip olmayan tek primatlardır.] )

- BÂKURE["ku" uzun okunur] ile BÂKÛRE
( Sığır sürüsü. | Yararı, zararı ayıramayan sersem, budala. İLE Önce yetişen, turfanda yemiş. )

- BAL ARISI ile BÜYÜK SARI BAL ARISI
( ... İLE İskoçya'da yaşarlar. )

- BAL ARISI ile/ve EŞEK ARISI/ZENBUR ile/ve YABAN ARISI/SARICA ile/ve ERİL ARI
( Bal yapan arı. İLE/VE Et yiyen arı. | Sarı eşek arısı, vesveseyi simgeler. İLE/VE ... İLE/VE Bal yapmayan iğnesiz arı. )
( Bal arıları, en uzun süre yaşayan böceklerdir. )
( Bal arısının iğnesinin ucu kıvrıktır, sokunca çıkaramaz. Yavaş çekse çıkarır ama öfkeli ve sinirli olduğu için, yavaş çekmek elinden gelmez. Birdenbire çekince de, iğnesi kopar ve soktuğu yerde kalır. )
( Arı, karnındaki boğum köklerden soluk alır. [Boğumlu, halkalı hayvanlar ciğersizdir.] )
( Arı kovanının ısısı insan gövdesiyle aynıdır. )
( Antenleriyle koku alırlar. )
( Balarıları, karmaşık bir dizi hareket ve sallanmadan oluşan "salınma danslarıyla" birbirlerine yiyeceğin niteliğini, uzaklığını ve tam konumunu anlatabilirler. [Bu iletişimlerini bizler de anlayabiliyoruz. Her salınım, kovandan 45 metre uzakta anlamına gelir. (Karl von Frisch 1945 [Bu keşfiyle, hayvan davranışları çalışmalarında verilen tek Nobel ödülünü kazanmıştır.]) ] )
( Bir turları yaklaşık 12 km.dir. )
( Saatte 30 km. hızla uçabilmektedirler. )
( Dümdüz hatlar üzerinde gidip gelmektedirler. )
( Tek kalan bir arı, ne kadar zeki olursa olsun, kovandan ayrı kaldığında tamamen savunmasızdır. )
( Beyinlerinde 950.000 sinir hücresi vardır. )
( Morötesi aralıkta görebilmektedirler. [İnsan yüzlerini dahi tanırlar] )
( Arı kafalarının fotoğrafları... )

- BAL KAPANI HANI
( Tahtakale'dedir. [XV. yy.] )

- BALAK
( Hayvan yavrusu. )

- BALAKLAVA ile/ve/||/<> BAF
( ile/ve/||/<> )

- BALAK ile KÖS

- BALANCE vs. HARMONY

- BALANİT
( Glans(penis başı) yangısı. )

- BALANS[Fr., İng.] değil/yerine/= DENGE

- BALAST ile MUCUR[Erm.][MICIR değil!]
( Demiryoluna döşenen taş kırıkları. İLE Kömür kırıntısı. | Yol yapımında kullanılan taş kırıntısı. | Bir şeyin işe yaramayan bölümü. )

- BALÇIK ile LÖS[Alm.]
( ... İLE En çok, vadilerle yamaçlarda bulunan, kil ve kum karışımı, sarı renkli verimli balçık. )

- BALE'DE:
5 AYAK DURUŞU
ile/ve/||/<> PLIE ile/ve/||/<> ÇARPMA ADIMI(BEATEN STEP) ile/ve/||/<> KEÇİ SIÇRAYIŞI(CAPRIOLLES/CAPRIOLA[İt.])
( AYAK DURUŞU:
1. Ayaklar yanlara doğru düz bir çizgidedir. ve topuklar birbirine değer.
2. Birinci duruşun bir adım boyu kadar yanlara açılmış durumudur ve ayaklar yine yanlara doğru düz bir çizgidedir.
3. Bir ayak ötekinin önündedir ve öndeki ayağın topuğu arkadaki ayağın orta çukuruna değmektedir.
4. Bir ayak, bir adım boyu ötekinin önündedir ve ayaklar dışa dönüktür.
5. Bir ayak, hemen ötekinin önünde ve ona tümüyle dokunacak şekilde ve dışa dönük olarak yerleşir. [Bu duruşta ön ayağın arkasından sadece arka ayağın başparmağı görülür.]

İLE/VE/||/<>

PLIE:
Dizlerin kırılması hareketidir. [Bir zıplama hareketine başlamadan önce ya da bitirdikten sonra dizler mutlaka plie ile yanlara eğilir.] | Günlük bale derslerinde dansçının kaslarının ve tendonlarının yumuşaması ve dengeyi güçlendirmesi için ayaklar dışa dönük şekilde dizleri yavaşça kırarak balenin 5 duruşunda yapılan dersin açılış hareketidir.

İLE/VE/||/<>

ÇARPMA ADIMI(BEATEN STEP):
Bir bacağın ötekine çarpması ya da havada iken iki bacağın karşılıklı çarparak geçişmesi hareketine verilen ad.

İLE/VE/||/<>

KEÇİ SIÇRAYIŞI(CAPRIOLLES/CAPRIOLA[İt.]):
Her yöne yapılabilen bu harekette, sıçradıktan sonra iki bacak yere paralel olacak kadar yükselir ve birbirine çarpar. )

- BÂLİĞ değil/yerine/= ERİN

- BALIK KARTALI ile BALIK KARTALI
( Su kıyılarında yaşayan, balıkla beslenen, beyaz, kahverengi çizgili, yırtıcı kuş. İLE Fok yavrularını avlarlar. )

- BALIK KARTALI ile MADAGASKAR, BALIK KARTALI

- BALIK/LAR ile İNCİ KEFALİ
( ... İLE Sadece Van Gölü'nde yaşar/bulunur. )

- BALIKÇIL ile BALABANKUŞU
( ... İLE Bataklıklarda yaşayan, balıkçıla benzer, ağır ve iri bir kuş. )

- BALIKÇIL ile KIZILCA BALIKÇIL

- BALIK ile 4 GÖZLÜ BALIK

- BALIK ile ACIBALIK/GÖRDEK
( ... İLE Sazangillerden, Avrupa'da ve ülkemiz göllerinde yaşayan, 8-10 cm. uzunluğunda bir balık. )

- BALIK ile ANÇUEZ

- BALIK ile BALON BALIĞI
( )

- BALIK ile/ve/değil ÇAMUR ZIP-ZIPI

- BALIK ile CHAMBO BALIĞI
( ... İLE Malawi'de, Malawi Gölü'nde yaşarlar. )

- BALIK ile FİL BALIĞI

- BALIK ile LAMPREY
( ... ile )

- BALIK ile MAVİ HALKALI ÇAMUR BALIKLARI
( ... İLE Sular çekildiğinde bile kara ve çamurda yaşayabilen balıklar. )

- BALIK ile OKÇU BALIK

- BALIK ile ORFOZ
( ... İLE Hanigillerden, Ege ve Akdeniz'de bulunan bir balık. )

- BALIK ile PAPAĞAN BALIĞI

- BALİNA ile BALEN BALİNASI

- BALİNA ile BEYAZ BALİNA (BELUGA)
( ... İLE Sırt yüzgeçleri yoktur. )
( ... ile Beyaz Balina )
( ... İLE Çıkardıkları seslerin yoğunluğu ve hoşluğundan dolayı, "Deniz kanaryası" olarak da adlandırılmaktadırlar. )

- BALİNA ile BOYNUZLU BALİNA
( ... İLE Burunlarındaki uzantı, boynuz değil sol kesici dişlerinden birinin uzamış olmasıdır. )

- BALİNA ile BRIGHT BALİNASI

- BALİNA ile BRİT BALİNA

- BALİNA ile BUZUL BALİNASI

- BALİNA ile GAGALI BALİNALAR
( )

- BALİNA ile GRİ BALİNA/KUZEY PASİFİK GERÇEK BALİNASI
( ... İLE/VE Bilinçsizce yapılan avlanmalardan dolayı dünyada sadece 50 gri balina kalmıştır. )
( ... ile Gri Balina )

- BALİNA ile KADIRGABALIĞI/İSPERMEÇET/SPERM BALİNASI
( ... İLE Erilleri, en büyük beyine sahip hayvandır. )
( ... İLE 1000 m. derinlikte yaşayabilir ve avlanırlar. [2000 m. derinliğe kadar dalabilirler] )
( ... İLE 40 dk. boyunca suyun altında kalabilirler. )
( ... İLE En yüksek sesli hayvandır. )
( ... İLE Karayip falezlerinde görülebilmektedir. )
( ... ile İspermeçet Balinası )
( ... ile )

- BALİNA ile KAMBUR BALİNA
( ... İLE 12 - 16 metre uzunluğunda ve 35 - 40 ton ağırlıkları vardır. )
( ... İLE Her yıl beslenme ve üreme amacıyla göç ederler. [Kışın kutuplarda, yazın tropik denizlerde olmak üzere yaklaşık 25.000 km. yolculuk ederler.] )

- BALİNA ile KATİL BALİNA / ORCA
( ... ile Orca )
( Dünyada 50.000'e yakın oldukları kaydediliyor.[2013] )

- BALİNA ile KAYTAS

- BALİNA ile KÜÇÜK DİŞLİ BALİNALAR

- BALİNA ile KUZEY BALİNASI
( ... İLE Okyanuslarda yaşayan balina. )

- BALİNA ile MAVİ BALİNA/GÖK BALİNA
( ... İLE Gelmiş geçmiş en büyük canlıdır. [İkinci sırada bulunan Afrika Fili'nden 30 kat daha ağırdır.][En büyük dinozor bile ağırlığının yarısına zor erişirdi.] )
( ... İLE Boyu, burun ucundan kuyruğunun ucuna kadar ortalama 30 metre uzunluğa kadar ulaşabilmektedir. Ağırlığı da genellikle 190 ton civarındadır. )
( ... İLE Gövdesine günde 88, saatte 3.5 kg. ekler. )
( ... İLE Kalbi günde 7500 litre kan temizler. [Bir seferde 225 litre kan pompalar.] [Aort damarı 5 yaşında bir çocuğun yüzebileceği büyüklüktedir.] )
( ... İLE Ortalama ömürleri olan 70 yıl boyunca, her yıl Ekvator ile kutuplar arasında yolculuk yaparlar. )
( ... İLE 2-3 yılda bir ve yaklaşık bir yıllık gebelik süresi sonunda tek yavru doğurarak ürerler. Yavrularını Ekvator sularında doğururlar ve büyümeleri için 5 ay boyunca Ekvator sularında kalırlar.[Her gün 500'er lt. süt emzirerek ve toplam 50 ton ağırlık kaybederek] )
( ... İLE Ortalama 22 kilometre hızla yol alsalar da, hızlarını kolayca 50 kilometreye kadar çıkarabilirler. )
( ... İLE İspermeçet balinasından sonra en yüksek sesli ikinci hayvandır. )
( ... İLE Ne yazık ki günümüzde sayıları 5000'in altına düşmüştür. [1868'te patlar zıpkının yapılmasından sonra avlanarak (1931'de, 29.000'i tek bir avlanma mevsiminde öldürülmüştür.) :((] )
( Bir fil, bir mavi balinanın dilinden daha hafiftir. )
( ... ile Mavi Balina | Mavi Balina İskeleti )
( Bir mavi balinanın kalp damarlarının içine bir insan girebilir. )

- BALİNA ile MİNKE BALİNASI

- BALİNA ile MUSUR

- BALİNA ile NAR BALİNASI / CESET BALİNASI / DENİZ GERGEDANI
( ... İLE Alt çenedeki tek dişin üst dudağı delerek 2 - 3 m. uzamasının sonucudur. )
( ... ile Nar Balinası / Deniz Gergedanı )

- BALİNA ile PİLOT BALİNA

- BALİNA ile UZUN BALİNA
( Hatay'da karaya vuran balina haberi için burayı tıklayınız... )

- BALİNA ile VOLFİN/WHOLPHIN[İng.]
( ... İLE Eril katil balina ile dişil yunusun birleşmesinden ortaya çıkmıştır. Türüne oldukça az rastlanmaktadır. )
( ... İLE )

- BALKANLARDA TÜRKÇE YER ADLARI KILAVUZU

- BALKELEBEĞİ
( Bal kovanlarına çok zarar veren bir böcek. [Lat. GALLERIA CEREANA] )

- BALKI
( Güzel, süslü, parlak. | Sancı, ağrı. )

- BALKIMAK
( Parlamak, ışıldamak, çakmak. )

- BALKIR/ŞİMŞEK ile/ve GÖK GÜRLEMESİ

- BALKIR/ŞİMŞEK ile/ve YILDIRIM
( Bir bulutun tabanı ile yer arasında, iki bulut arasında ya da bir bulut içinde elektrik boşalırken oluşan kırık çizgi biçimindeki geçici ışık, balkır, çakım, çakın, yalabık, yıldırak. | Parıltı. İLE/VE 30 milyon volt gücündeki elektriktir. 30.000°C'lık bir sıcaklığa ulaşır. Saatte 115.000 km.'nin üzerinde bir hızla gider. Tek bir yıldırım çarpması 100.000 amperlik elektrik akımı taşır, bu mikdar 200.000 nüfuslu bir şehri 1 dakika boyunca aydınlatabilir. )
( ... İLE/VE Dünyada her gün 17 milyondan fazla ya da saniyede 200'ün üzerinde yıldırım düşer. )
( ... İLE/VE Baylara, bayanlardan 6 kat daha fazla yıldırım çarpar. )
( Açık havada şimşekli ve gökgürültülü bir fırtınaya yakalanırsanız, en güvenli konum, ağaçlardan uzak durup yüzükoyun yere yatmaktır. )
( Her yıl 3-6 Britanya'lı ve 100 Amerika'lı yıldırım çarpması sonucu ölür. Ölüm nedenleri daha çok gövdelerine yakın bir yerde seyyar paratonerler (golf sopaları, karbon kamışlı olta ve balenli sutyen) taşımalarıdır. )
( Yıldırım çarpmalarının en çok görüldüğü yerler kıyı bölgeleridir.[Kilometrekare başına yılda yaklaşık 2 kez!] )
( Bulutlar arasında. İLE/VE Bulut ile yeryüzü arasında. )

- BALKON ile/ve/değil CUMBA/ŞÂH-NİŞÎN[Fars.]

- BALKON ile PARADİ[Fr. < Yun.]
( ... İLE Bir tiyatro salonunda, en üst balkon. )

- BALKON ile VERANDA[< Portekizce]
( ... İLE Camlı taraça. )

- BALLANDIRA BALLANDIRA (ANLATMAK)

- BALON ile ZEPLİN[Alm. < FERDINAND VON ZEPPELIN]
( ... İLE Çoğunlukla hidrojen ya da helyumla şişirilmiş, güdümlü balon. )

- BALOTAJ[< Fr. < Alm.]
( Bir seçimde, adaylardan hiçbirinin, gerekli/eşik oy sayısını sağlayamaması nedeniyle seçimin sonuçsuz kalması. )

- BALO[< İt. < Yun.] ile BALOZ[< Yun.]
( Danslı ve resmi giyimli gece toplantısı. İLE Gemici, işçi gibi kişilerin, eğlenmek üzere gittikleri içkili, danslı yer. )

- BALSIRA ile BALSIRA
( Yaprakların üzerinde oluşan bir tür küf. İLE Bir tür kudret helvası. )

- BALTA/KAZMA ile/değil ÇÜKÜR
( ... İLE/DEĞİL Bir tarafı balta, bir tarafı kazma olan araç. )

- BALTALARDA:
KERKİ
ile/ve NACAK ile/ve İVGİ/TEBERZİN
( Büyük olan. İLE/VE Küçük balta. Kısa saplı odun baltası. İLE/VE Ağaç oymada kullanılan kesici araç. )

- BALTA ile ÇEKİÇ

- BALTA ile NACAK
( ... İLE Sapı kısa, küçük, odun baltası. )

- BALYOS ile BALYOZ
( Osmanlı döneminde, Frenk ve özellikle Venedik elçilerine verilen ad. İLE Büyük taşları kırmak, kazık çakmak gibi işlerde kullanılan, çok iri ve ağır çekiç. )

- BÂL[Fars.] değil/yerine/= KUŞ KANADI

- BAL ile/ve/değil EĞİR
( ... İLE/VE/DEĞİL Arıların çıkardığı bir tür salgı. )

- BAM-GÜM

- BAMBU[Malezya yerlilerinin dilinden] ile/ve/değil KARGI
( Buğdaygillerden, sıcak ülkelerde yetişen, boyu 25 metre kadar olabilen, mobilya, merdiven, baston gibi çoğu eşyanın yapımında kullanılan bir tür kamış. HEZAREN, HİNTKAMIŞI | Bu kamıştan yapılmış olan. İLE/VE/DEĞİL Bambunun küçüğü. )

- BAMBU ile BAMBUL
( ... İLE Kurtçuk evresinde, ekinlerin kökünü, ergin evrede başakları kemiren, kahverengi, kınkanatlı böcek. )

- BAMBU ile ÇİN BAMBUSU

- BAMBU ile HEZAREN[Fars.: HEZAR[BİN] RENK]
( ... İLE Düğünçiçeğigillerden, hekimlikte kullanılan zehirli bir bitki. | Bambu. [Fars. HİZRAN] | Bambu saplarından yapılmış eşya. )

- BAMYA ANITI
( Topkapı Sarayı'ndadır. [1811] )

- BAMYA ile AMBERİYE

- BÂM[Fars.]/SAKAF[Ar.] değil/yerine/= ÇATI, DAM, KUBBE

- BANA GÖRE (BİR ŞEY) ile/ve/değil BANA ÖZGÜ / BENİM İÇİN (BİR ŞEY)

- BANA/DÜŞÜNCEME/İNANCIMA:
"TERS"
ile/değil/yerine UZAK / AYKIRI

- BANAĞACI ile BANAĞACI
( Sepetçi söğüdü, sorgun. İLE Asya'nın tropik bölgelerinde ve Afrika'nın kuzeyinde yetişen, yaprakları telek damarlı, çiçekleri salkım durumunda, meyvesinden kokusuz bir yağ elde edilen ağaç. )

- BANAL[Fr.] değil/yerine SIRADAN
( Herkesin kullandığı/anladığı. | Bayağı, sıradan. İLE ... )

- BANÇO
( Telli bir çalgı. )

- BANDIRMA
( Güvenilir liman. )

- BANGIR BANGIR (BAĞIRMAK)

- BANGKOK
( Zeytin/Erik Köyü. [BANG: Köy. | MAKOK: Zeytin ya da erik ya da ikisinin karışımı.] )

- BANHU
( Yaylı bir çalgı. )

- BANKA SOYMAK ve/=/||/<> BANKA AÇMAK
( Banka soymak, banka açmaktan daha büyük bir suç değildir. )

- BANKADAKİ PARA ve/||/=/<> BAYAT PARA

- BANTU
( İNSAN )

- BANU ÇİÇEK ve/<> BAMSI BEYREK
( Dede Korkut Öyküleri'nde geçen bir aşk öyküsü. )

- BANYAN AĞACI
( Fiji'de ve Asya'da bulunan, Hindu dininde de kutsal kabul edilen bir ağaç. )

- BÂN[Fars.] ile BÂN
( Dam, yüzey. İLE Sorgun ağacı, bey söğüdü. | [mecaz] Sevgilinin boyu. )

- BAN ile BAN[Hırvatça]
( ... İLE Osmanlı döneminde, Macaristan ve Slovenya dolaylarında, sancak beylerine ve küçük prenslere verilen san. )

- BAOBAB AĞACI = ŞİŞE AĞACI = TERSYÜZ AĞACI = ŞEYTAN AĞACI
( )
( Anavatanı Madagaskar olan Baobab ağaçları, Mali'de de bulunmaktadır. [İçinin su dolu olması, çöl koşullarında ayakta kalmalarını sağlamaktadır.][Beyaz çiçeklerinden sos yapılmaktadır.] )
( )

- BAOBAB AĞAÇLARI:
AFRİKA
ile/ve/<> BÜYÜK ile/ve/<> AVUSTRALYA ile/ve/<> MADAGASKAR ile/ve/<> PERRIER ile/ve/<> FONY ile/ve/<> SUAREZ ile/ve/<> ZA
( )

- BARACK OBAMA

- BARAKA ile HUĞ
( ... İLE Saz ya da kamıştan yapılmış baraka. )

- BARAKA ile IGLOO/APUTIAK
( ... İLE Eskimoların kar ve buzdan yaptıkları ev. )

- BARAKA ile SALAŞ[Macarca]
( ... İLE Sebze, meyve vb. satmak için kurulmuş, eğreti, derme çatma dükkan. | Tahtadan yapılmış baraka. )

- BARAKA ile/ve SIĞINAK/PENÂH[Fars.]/MELCE'[Ar. < MELÂCİ]
( ... İLE/VE Sığınılacak, iltica edilecek yer. | Hâmî. )

- BARASİNGA ile/ve LERCİ
( Bataklık geyiği. İLE/VE Misk geyiği. )

- BARBAROS[İt.]
( Kırmızı sakallı. )

- BARBUNYA ile FASULYE

- BARBYSOS değil/yerine/= KÂĞITHANE

- BARDAK DOLDURURKEN, DUDAK PAYI
( İçecekler ağzına kadar doldurulmaz. Hem taşırken dökülmemesi için, hem de içerken dudak payı denen bir boşluk bırakmak gerekir. )

- BARDAK ERİĞİ ile CAN ERİĞİ ile ÇAKAL ERİĞİ | [Lat. PRUNUS SPINOSA] ile DAĞ ERİĞİ ile GÖVEM ERİĞİ ile MALTA ERİĞİ/YENİDÜNYA ile TÜRBE ERİĞİ

- BARDAK-ÇANAK

- BARDAK ile KADEH

- BAREM(BARREME[Fr.])
( Hazır cetvellerin sonucuna dayanılarak yapılan hesaplar için kullanılan terim. )

- BÂRİK ile BÂRÎK[Fars.]
( Parıldayan. İLE Nâzik, dakik, rakik/ince. )

- BARINAK:
MAMUT KEMİĞİNDEN
ile/<>/> GÖKDELEN

- BARINAK ile APATAM
( ... İLE Afrika yerlilerinin barınağı. )

- BARINAK ile GÜME/GÜMELE
( ... İLE Bostanda kurulan bekçi barınağı. )

- BARINDIRMA ile KAPSAMA

- BARINMA ile/ve BÜRÜNME
( MELCE'[Ar.]: Barınak, sığınak. )

- BARIŞ MANÇO KÜLTÜR MERKEZİ ile BARIŞ MANÇO KÜLTÜR MERKEZİ
( Kadıköy'de. İLE Avcılar'da. )

- Barış ve KONUŞ!!!

- BARIŞ(TIR)MAK:
BAŞKALARINI
ile/ve/değil/<> KENDİNİ (KENDİNLE)
( Zaman zaman. İLE/VE/<>/DEĞİL Her zaman. )

- BARIŞ:
KENDİNLE
ve/||/<> DÜNYAYLA
( Kendiyle barışmayan, dünyayla barışamaz.
Kendinde, dünyayla barışmayan, kendiyle barışamaz. )

- Barışçıl KONUŞ!!!

- BARİSFER/PİROSFER[Fr.]
( Dünyanın ateş halindeki çekirdeği. )

- BARIŞI:
KURMAK
ile/ve/||/<>/> KORUMAK

- BARIŞMAK ile/ve/değil/yerine AŞMAK

- BARIŞMAK ile/ve UNUTMAK

- BARIŞTA ile/ve/ne yazık ki/<>/>< "SAVAŞTA"
( Çocuklar, anne-babalarını toprağa verir. İLE/VE/NE YAZIK Kİ/<>/>< Anne-babalar, çocuklarını toprağa verir. )

- BARIŞTIRICI ile/ve/||/<> KURTARICI

- BARIŞ ve/<> KURTULUŞ

- BARIŞ ve/<> KURTULUŞ

- BARIŞ = SULH = PEACE[İng.] = LA PAIX[Fr.] = DER FRIEDEN[Alm.] = LA PACE[İt.] = LA PAZ[İsp.] = PAX[Lat.] = HE EIRENE[Yun.] = SELÂM, SULH[Ar.] = ÂŞTÎ[Fars.] = VREDE[Felm.]

- BARİT ile BARİTİN
( Baryum oksit [BaO] ya da Baryum Hidroksit [Ba (OH)2]. İLE Doğal Baryum Sülfat [Ba So4] )

- BARİYER değil/yerine/= ÖNLEÇ/ENGEL

- BÂRİZ (OLAN) ile SABİT (OLAN)

- BÂRİZ değil/yerine/= BELİRGİN

- BÂRİ[Fars.] değil/yerine/= EN AZINDAN / HİÇ OLMAZSA

- BÂRÎ ile BÂRÎ[Fars.] ile BÂRİ'/BÂRİA[Ar. < BERÂAT]
( Yaratan, yaratıcı. İLE Hiç olmazsa, bir kere, hâsılı. İLE Mükemmel, güzel, üstün. )

- BARKOD değil/yerine/= TANITKI

- BAROGRAF[< Fr. < Yun.] ile BAROMETRE[< Fr. < Yun.] ile BAROSKOP[< Fr. < Yun.] ile BAROSTAT[< Fr. < Yun.]
( Yükseltiyazar.[BAROS: Ağırlık. | GRAPHEIN: Yazmak.] İLE Basınçölçer. [BAROS: Ağırlık. | METRON: Ölçü.] İLE Havanın, içinde bulunduğu cisimlerin ağırlığı üzerine yaptığı hafifletici etkiyi gösteren ve hava basıncında oluşan değişimleri kaydeden, havası boşaltılabilen bir fanus içinde terazisi bulunan fizik aygıtı.[BAROS: Ağırlık. | SKOPEIN: Gözlemlemek.] İLE Basıncı sabit bir değerde tutmaya yarayan aygıt.[BAROS: Ağırlık. | STAT: Durum, ölçek.] )

- BAROK ile GEÇ BAROK

- BAROMETRE

- BAROMETRE[< Fr. < Yun.] değil/yerine/= BASINÇÖLÇER

- BÂRRÎ ile BÂRİYY
( İnce kumaştan örülen hasır. İLE Hasır. )

- BARSAM
( Yüzgeçleri dikenli ve zehirli, bir çeşit çarpanbalığı.[Lat. TRACHINUS VIPERA] )

- BARUT

- BARYE

- BAR ile BÂR
( Sayrılık(hastalık) sırasında dil üzerinde görülen beyaz renkli tabaka, pas. İLE Ağırlık, sıkıntı vermek. | Tanrı, Allah. )

- BAR ile BAROMETRE ile BAROSKOP
( C.G.S. sisteminde, basınç birimi. [1 bar= 1 din/cm²=0,1000 Pa.] İLE Atmosfer basıncını ölçen aygıt. İLE İçinde sıvı bulunan, bir U tüpü şeklinde olan ve hava basıncındaki değişimleri kaydeden bir aygıt. )

- BAR ile BAR ile BAR[< İng.] ile BAR[< Yun.]
( Anadolu'nun, doğu ve kuzey bölgelerinde, en çok da Erzurum bölgesinde el ele tutuşularak oynanan bir oyun. [Hançer/bilezik barı.] İLE Kaplarda, su nedeniyle oluşan tortu. | Yağmurdan sonra toprağın yüzeyinde görülen beyaz tabaka. | Sayrılık sırasında, dil üzerinde görülen beyaz renkli tabaka. İLE Danslı, içkili eğlence yeri. | Ayaküstü içki içilen meyhane. | Bir salonda, içki içmek için hazırlanmış köşe. İLE Hava basıncı birimi. )

- BAR ile MİLİBAR[Fr.]
( ... İLE Bir barın, binde biri değerinde, atmosfer basıncı ölçü birimi. )

- BÂR ile/ve/<>/değil/yerine YÂR

- BAS BAS (BAĞIRMAK)

- BAŞ BİTİ ile/ve GÖVDE BİTİ ile/ve KASIK/PUBİS BİTİ
( ... İLE/VE Sadece elbiselerimizin üzerinde yaşarlar. İLE/VE Eşeysel örgenlerin çevresindeki kıl diplerine yerleşen bit. )
( ... İLE/VE 70.000 yıl önce, baş bitinden evrilmişlerdir. İLE/VE ... )
( Bir başta, en fazla 100 bit bulunur. [1 ayda bu sayıya ulaşırlar.] )
( Bitler, sıçrayamadıklarından dolayı ancak temas edilerek bulaşırlar. )
( Bitler, günde 6 yumurta bırakırlar. )
( Bit yavruları, yumurtadan çıkabilmek için bulundukları yumurtanın içine hava emerler. Yumurta kırılana kadar basınç artarak patlar ve bu şekilde dışarı çıkarlar. [1 haftada yetişkin olurlar.] )
( Bazı bitler oldukça zararlıdır. [İnsan gövdesine yapışan bitlerin dışkılarında tifüs ve siper humması gibi hastalıklar bulunur.] )
( ... ile/ve GORİL BİTİ[Lat. PTHIRUS GORILLAE] ile yakın akrabadırlar. [DNA'ları 3 milyon yıl önce ayrılmıştır.] )
( BİTOTU: Sıracagillerden, çok çeşidi bulunan ve kuzey yarımkürede yetişen bir bitki. [Lat. PEDICULARIS] | Bitlere karşı kullanılan bir özdek/madde. )

- BAŞ DÖNMESİ ile DENGESİZLİK
( )

- BAŞ DÖNMESİ ile VERTİLİGO

- BAŞ GÖZÜ ile/ve KALP GÖZÜ ile/ve SIR GÖZÜ
( "SUYUN AKMAYA BAŞLADIĞI KAYNAK" )

- BAŞ MELEK ile/ve CEBRAİL
( ... İLE/VE Meleklerin birliği. )
( ... İLE/VE Cebrail, anlayış ve ilimdir. )

- BAŞ PARMAK TIRNAĞI ile/ve ORTA PARMAK TIRNAĞI
( En hızlı uzayan. İLE/VE En yavaş uzayan. )

- BAŞ-GÖZ (ETMEK)
( Evlendirmek. )

- BAŞA BAŞ (MÜCADELE ETMEK)

- BAŞAK, SPİKA = SÜNBÜLE = ÉPI

- BAŞAK ile BAŞAK
( Arpa, buğday, yulaf gibi ekinlerin, taneleri taşıyan kılçıklı başı. | Tarlalarda, bağlarda, dökülmüş ya da tek tük kalmış olan ürün. İLE Zodyak üzerinde Aslan ile Terazi burçları arasında bulunan burcun adı. )

- BAŞAK ile SAKSIGÜZELİ
( ... İLE Damkoruğugillerden, yaprakları etli, çiçekleri başak biçiminde bir süs bitkisi. )

- BASAMAK ile ASANSÖR

- BASAMAK ile/ve/değil EŞİK

- BASAMAK ile/ve/değil/<> TARAÇA

- BAŞARI ÖYKÜSÜ ile/ve/||/<> BAŞARISIZLIK ÖYKÜSÜ

- BAŞARI:
ZEKÂ
ve/değil/||/<>/< SORUNLARLA UĞRAŞMAKTAN VAZGEÇMEMEKTEN

- Başarılı sonuç için süreçte KONUŞ!!!

- BAŞARISIZ OLMAK ile/değil BAŞARISIZ KALMAK

- BAŞARISIZLIK ile/değil/yerine DÜŞMEK
( Başarısızlık, düştüğün yerde kalmaktır. İLE/DEĞİL/YERİNE Düşmek, başarısızlık değildir. )

- BAŞARISIZLIK ile/değil OLANAKSIZLIK/PARASIZLIK

- BAŞARISIZLIK ile/ve/değil ŞANSSIZLIK
( Düşmek, başarısızlık değil düştüğün yerde kalmaktır. )

- BAŞARI ve/<>/< ÇABA

- BAŞARI ile DEĞER
( Başarılarınızı değerlerinize bağlarsanız, başarısızlıklarınızı da değerlerinize bağlarsınız. )

- BAŞARI ile/ve/||/<>/< ÖTEKİLERİN BAŞARISI
( Başarıya ulaşmanın en hızlı yolu, ötekilerin başarısına (da) yardımcı olmaktır. )
( The fastest way to succeed is to help others succeed. )

- BAŞARI ile/ve PARA KAZANMAK/SAHİBİ OLMAK

- BAŞARI = SUCCESS[İng.] = SUCCÈS[Fr.] = ERFOLG[Alm.] = SUCCESSO[İt.] = ÉXITO[İsp.]

- BAŞARMAK ile/ve/değil KAZANMA (İSTEĞİ/COŞKUSU)

- BASAR ile/ve/<> BASÎRET
( Dış/organik gözler. İLE/VE/<> İç göz, "kalp" gözü. | Hakk'tan görüş, seziş. )

- BAŞBAŞA/LIK ile/ve/değil BİRLİKTE/LİK

- BAŞBAŞA ile/değil/<> BİREBİR

- BASBAYAĞI

- BAŞCIK, KÖMEÇ, KAPİTULUM = KIMME = CAPITULE

- BASE vs. BASIS

- BASE vs. METHOD

- BASE vs./and ELEMENT

- BÂŞE-İ FELEK[Ar.]:
"Nesr-i tâir" ve "vâki" denilen iki yıldız.


- BÂŞENG
( Asma üzerinde bulunan üzüm salkımı. | Tohumluk olmak üzere alıkonulan sarı ve iri hıyar. )

- BASE[D] vs. FUNDAMENTAL

- Başı ve sonu için BİŞNEV!

- BAŞIBOŞ:
İŞSİZLER
ile/ve/değil/<> DAHA İYİSİNİ YAPABİLECEK OLANLAR

- BASIMEVİ/MATBAA

- BASIMLAMA
( Bazı kuşların yumurtadan ilk çıktığı anda çevresinde hareket eden ilk nesneye bağlanıp sürekli o nesneyi izlemelerine verilen addır. )

- BAŞINA GELECEK ile/ve/||/<>/> GÖZÜNE GÖRÜNECEK

- BAŞINA GELEN ile/ve/||/<>/< OLMAMASI GEREKEN

- BASINÇ(LI) = PRESSURE[İng.] = PRESSION[Fr.] = DRUCK[Alm.] = PRESSIONE[İt.] = PRESIÓN[İsp.] = PRESSUS[Lat.] = HO PIESMOS[Yun.] = ZAĞD[Ar.] = FEŞÂR[Fars.] = DRUK[Felm.]

- BASINÇÖLÇER ile BASIÖLÇER

- BASINÇÖLÇER ile BASIÖLÇER
( Hava basıncını ölçerek, yer yükseltilerini ve hava değişimlerini saptamak için kullanılan aygıt, barometre. İLE Buharın ya da herhangi bir gazın bulunduğu kabın, yüzeyine yaptığı basıncı belirleyen aygıt, manometre. | Akışkanların basıncını ölçen aygıt. )
( )

- BASINÇ ile/ve/<> ISI

- BASINÇ ile/ve/<> OTOKLAV[Fr. < Lat., Yun.]
( ... İLE/VE/<> Vida ve civatalarla tutturulmuş, basit bir kapağı olan, iç basınca dayanıklı kap. | Laboratuvar işlerinde ve ameliyatlarda yararlanılan, her türlü araç ve gereçleri mikropsuzlaştırmak için kullanılan, basınçlı buhar kazanı. )

- Başını ağrıtmamak için SUS!!!

- Başını kes ve SUS!!!

- BASIN = PRESS[İng.] = PRESSE[Fr.] = PRESSE[Alm.] = STAMPA[İt.] = PRENSA[İsp.]

- BASIP GİTMEK

- BASÎRET[Ar.] değil/yerine/= SAĞGÖRÜ
( Doğru, akla uygun yargılar verme yeteneği. | Doğru ile yanlışı birbirinden ayırma ve doğru yargılama gücü. )

- BASİRET ile/<> BASİRETSİZLİK ile/<> AYMAZLIK
( Yanlış yapmadan önce düşünmek. İLE/<> Yaparken, düşünmemek. İLE/<> Yanlış yapabileceğini düşünmemek. )

- BASİT "BİR ŞEKİLDE" ile/ve/değil/yerine KISA BİR ANLATIMLA

- BASİT BAŞAK/SPİKA = SÜNBÜLE-İ ÂDÎYE = ÉPI SIMPLE

- BASİT KAPİTULUM = KIMMÎYE-İ ÂDÎYE = CAPITULE

- BASİT ÖRGENLER/DOKULAR ile/ve/<> BİLEŞİK ÖRGENLER
( Bütün organ olarak aynı adı taşıyan ve aynı tanımla belirlenen, görülen ve idrak edilen kısımlardır, et ve sinir gibi. İLE/VE/<> Bütün olarak farklı ölçüdeki kısımlardan meydana gelmiş olup, onların bu kısımları gerek doğa olarak, gerekse ad olarak, birbirinden farklıdır; el, ayak ve yüz gibi. )
( Basit örgenler: Kemikler, Kıkırdak, Sinirler, Tendonlar, Bağ Dokusu, Arterler, Venler/Damarlar, Membranlar, Et. İLE/VE ... )
( el-KÂNÛN fi't-TIBB )
( AHŞÂ'[Ar. < HAŞÂ]: İç örgenler. | Gövdede bulunan bağırsaklar, ciğer gibi şeyler, içirik. | Cihetler, mahaller, bölgeler. )
( MAÂRÎ[Ar.]: Kişinin sürekli açıkta olan/kalan örgenleri. )
( TELÂSUK[Ar.]: Bitişme, bitişiklik. | Bir örgenin bir başkasına bitişip yapışması. )

- BASİT SALKIM = ANKÛD-I ÂDÎ = GRAPPE

- BASİT SÖZCÜK
( SIMPLE / SIMPLEX WORD )

- BÂSIT-ÜR-RIZK[Ar.]
( Bir örgeni uzatıp açan kas. )

- BASİTLEŞTİRME ile DEĞERSİZLEŞTİRME

- BASİTLEŞTİRME ile/ve/değil DÜŞÜNCE

- BASİTLİK ve KUŞATICILIK

- BASİT ile BASİT
( Kolay, pratİk. İLE Aşağılayıcı, küçümseyici kullanım. )

- BASİT ile BİRLİK

- BASİT ile/ve GENEL

- BASİT ile MÜREKKEB

- BASİT ile/ve/değil/yerine ÖZET

- BASİT ile/ve/yerine ÖZET

- BASİT ile/ve/değil ÖZET

- BASİT ile/ve/yerine/değil ÖZET

- BASİT ile/ve/<> SABİT

- BASİT ile SIRADAN

- BAŞKA (BİR ÇÖZÜM) ile/ve/değil YENİ (BİR ÇÖZÜM)

- BAŞKA BİR ...:
"DÜNYA"
değil YAŞAM (BİÇİMİ)
( Yoktur. DEĞİL Vardır, olanaklıdır. )

- Başka sözlere kulak kabartmadan DİNLE!!!

- BAŞKA/LIK ile FARK(LI/LIK)

- BAŞKALARI ...:
BİZİMLE YÜRÜYEBİLİR
ve/fakat BİZİM İÇİN YÜRÜ(YE)MEYEBİLİR

- BAŞKALARINA "EFENDİLİK" ile/değil/yerine/>< KENDİMİZE EFENDİLİK
( "Güç" gerektirir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Güçlü olmayı gerektirir. )

- BAŞKALARINI AFFETMEK ile/ve/||/<>/< KENDİNİ AFFETMEK
( Affetmek, bir mahkûmu serbest bırakmaktır ve o mahkûmun kendin olduğunu keşfetmektir. )
( AFFEDELİM!!!

Lise öğretmeni bir gün derste öğrencilerine bir teklifte bulunur:

"Bir hayat deneyimine katılmak ister misiniz?"

Öğrenciler çok sevdikleri hocalarının bu teklifini tereddütsüz kabul ederler. "O zaman" der öğretmen. "Bundan sonra ne dersem yapacağınıza da söz verin"

Öğrenciler bunu da yaparlar. "Şimdi yarınki ödevinize hazır olun. Yarın hepiniz birer plastik torba ve beşer kilo patates getireceksiniz!"

Öğrenciler, bu işten pek birşey anlamamışlardır. Ama ertesi sabah hepsinin sıralarını üzerinde patatesler ve torbalar hazırdır. Kendine meraklı gözlerle bakan öğrencilerine şöyle der öğretmen:

"Şimdi, bugüne dek affetmeyi reddettiğiniz her kişi için bir patates alın,o kişinin adını o patatesin üzerine yazıp torbanın içine koyun."

Bazı öğrenciler torbalarına üçer-beşer tane patates koyarken, bazılarının torbası neredeyse ağzına kadar dolmuştur. Öğretmen, kendine "Peki şimdi ne olacak?" der gibi bakan öğrencilerine ikinci açıklamasını yapar:

"Bir hafta boyunca nereye giderseniz gidin, bu torbaları yanınızda taşıyacaksınız. Yattığınız yatakta, bindiğiniz otobüste, okuldayken sıranızın üstünde? Hep yanınızda olacaklar."

Aradan bir hafta geçmiştir. Hocaları sınıfa girer girmez, denileni yapmış olan öğrenciler şikâyete başlarlar:
"Hocam, bu kadar ağır torbayı her yere taşımak çok zor."
"Hocam, patatesler kokmaya başladı. Vallahi, kişiler, tuhaf bakıyorlar bana artık. Hem sıkıldık, Hem yorulduk!"

Öğretmen gülümseyerek öğrencilerine şu dersi verir:

"Görüyorsunuz ki, affetmeyerek asıl kendimizi cezalandırıyoruz. Kendimizi ruhumuzda ağır yükler taşımaya mahkum ediyoruz. Affetmeyi karşımızdaki kişiye bir ihsan olarak düşünüyoruz,

halbuki affetmek, en başta kendimize yaptığımız bir iyiliktir. )
( Kendini affetmeyen kişinin, tüm kusurları affedilebilir. )

- BAŞKALARINI DÜŞÜNMEK ile/değil/yerine BAŞKALARINI DA DÜŞÜNMEK

- BAŞKALARININ (")TERBİYESİZLİĞİ(") ile/değil/yerine/>< KENDİ TERBİYEN

- Başkalarıyla da KONUŞ!!!

- BAŞKALARIYLA KIYASLAMA ile/değil/yerine/>< BAŞKALARINI ÖRNEK ALMA

- BAŞKALAŞIM ile/ve DEĞİŞİM

- BAŞKALAŞIM ile GELİŞİM

- BAŞKALAŞIM ile İÇBAŞKALAŞIM
( ... İLE Püskürük magmaların, soğurdukları kültelerin/kayaçların etkisi altında, bileşimlerinde oluşan başkalaşım. )

- BAŞKALAŞIM ile YARIBAŞKALAŞIM
( ... İLE Böceklerde, kurtçuk evresi görülmeyen başkalaşma türü. )

- BAŞKALAŞTIRMA ile/ve/değil/yerine DÖNÜŞTÜRME

- BAŞKALDIRI ile/değil/yerine ELEŞTİRİ

- BAŞKAN/SERVER[Fars.] ile PATRON

- BAŞKAN ile/ve/||/<> DANIŞMAN ile/ve/||/<> MUHTAR
( Dernek, vakıf, parti, enstitü, belediye, spor kulübü vb. gibi, "başkanlık" konumu ile sürdürülen kurum ve kuruluşlarda, "Başkan" olarak görev yapan kişinin, öteki yönetim kurulu üyelerinden hiçbir farkı, önceliği ya da üstünlüğü yoktur ve de ol(a)maz! Sadece, üstlenmiş olduğu geçici görevinde, biraz daha sorumluluk ve çok büyük bir fark ya da ayrıcalık oluşturmayacak bazı küçük ama önemli yetkileri bulunmaktadır. Bu, sınırsız ve sonsuz olmayan "yetkilerini" de, öncelikle ve tamamen, kurumun/kuruluşun ve yönetim kurulunun ne yapacakları değil ne gibi yanlışlıkların, eksikliklerin kalmaması, sorunların daha az çıkması yönünde, bilgi ve deneyim artılarını, kurum/kuruluş ve topluma sunacağı hizmeti amacıyla kullanmak durumundadır. Söz ya da karar verme makamı diye bir üstünlüğü de söz konusu değildir. Ortak alınmış/alınacak olan uygulama, yürütme kararlarında, oy fazlalığının bulunması, kişisel isteği ya da çıkarları yönünde değil sadece toplumun ortak çıkarları yönünde kullanılmak üzere, biraz daha fazla olan bilgi ve deneyimiyle, olası yanlış karar ve uygulamalara engel olabilmesi içindir. Dolayısıyla, bir şeyleri kendilerine sormak ya da izin istemek gibi bir üstünlükleri de söz konusu değildir. Fakat ne yazık ki, "Aman, işimiz ve aramız bozulmasın" kaygısıyla, kişiler, olması ve yapılması gereken süreçlerde sessiz kalırlar ve bu da başkanlık görevinde bulunan kişinin yetkilerini aşmasına, kötüye kullanmasına ve bu yanlışlara göz yumulmasına kadar gitmektedir. Bu tıkanıklığın giderilmesi için de başta, yönetim ve yürütme kurulu olmak üzere, tüm üyelerin ve vatandaşların, kişi değil kavram, kurum ve hizmet esaslı bir çalışma sürecinde olunduğunu anımsaması gerekmektedir.

İLE/VE/||/<>

Kişi, kurum ve kuruluşlara hizmet etmekte olan danışmanlar, kendilerine danışılan konuların uygulayıcısı durumunda değillerdir ve bu durumda bırakılamazlar. Olası uygulamalardaki, girilmeyecek, sapılmayacak yönleri ve yolları işaret etmekle görevlilerdir. Ne yapılması hakkında, bilgi ve deneyim aktarımında bulunurlar fakat önerdikleri alanda daha fazla bilgili diye, işi ya da süreci, danışmana bırakmak gibi bir tutum ya da beklenti sergilenemez.

İLE/VE/||/<>

Halk tarafından seçilerek ve belirli bir dönem, koşul, sorumluluk, yetki ve görevlerle sınırlı kalmak üzere, yaşanılan bölgenin ilk yönetimsel yetkilisi olarak, bölgedeki ne yapılacaklarla değil ne yapılmayacaklarla, neyin, ne kadar süre ve koşulda, eksik ya da sorunlu kalmamasını sağlamak üzere, ihtiyâr heyeti desteği ile işbirliğinde bulunan kişidir. "Muhtar" sözcüğü, "Hayır!" kökünden gelerek, kendi ya da yakın çevresinin irâdesiyle değil ne yapılmayacağının ya da engel olunacağının bilgisine sahip olan kişi, ihtiyârını devrede tutan kişi anlamına gelmektedir. Fiziksel olarak yapılması gereken işlerde de belediye başkanını, güvenlik amacıyla da vali, kaymakam, polis, jandarma gibi ilgili kurum ve yetkililerle daha yakın ve doğrudan ilişki içinde olma görevindelerdir. Kaymakam ve valilerden daha alt bir yetki ve konumda olsalar da, belediye başkanından sonra değil önce gelirler. )

- BAŞKASINA SÖYLEDİĞİN/SÖYLEYEBİLDİĞİN ile ANCAK/SADECE KENDİNE SÖYLEYEBİLECEĞİN

- BAŞKASINA:
BIRAKMA
ile/ve/<> "YIKMA"

- BAŞKASINI "KANDIRMAK" değil KENDİNİ YADSIMAK

- BAŞKASININ SORUSU ile/değil/yerine KENDİ SORUN

- BAŞKASININ, BİZİ KEŞFETMESİ ile/ve/>/değil/yerine KENDİNİ KEŞFETME
( Beşer. İLE/VE/>/DEĞİL/YERİNE İnsan. )

- BAŞKASININ/BAŞKALARININ YANITLARI ile/ve/değil/yerine KENDİ(NİN) YANITLARI(N)

- BAŞKASIYLA PAYLAŞTIĞIN/PAYLAŞABİLDİĞİN ile ANCAK/SADECE KENDİN YAŞAYABİLECEĞİN

- BAŞKA ile BAŞKA

- BAŞKA ile FARKLI

- BAŞKA ile ÖTEKİ

- BAŞKENT ile/ve/<> ÖTEKİ ŞEHİRLER

- BASKETBOL değil/yerine/= SEPETTOPU

- BASKETBOL ile/ve/değil/yerine/||/<>/> SİLEMBOL

- BASKILAYICI TUTUM ile/değil/yerine SINIRLAYICI TUTUM

- BASKIN/HAKİM GEN ile/ve/<> SAKLI GEN
( Kişinin geni olduğu gibi, dünyanın da geni, insandır. )

- BASKIN ile BAŞAT

- BASKIN ile BASKILI

- BASKIN ile/ve/||/<> EGEMEN

- BASKIN ile/ve YAYGIN

- BASKIN ile YOĞUN

- BASKI ile/ve BASINÇ
( Tek bir yönden. İLE/VE Her yönden. )
( Baskı yapan şeyi/nesneyi gösterir/düşündürür. İLE/VE Baskı olunan şeyi/nesneyi/durumu gösterir/düşündürür. )

- BASKI ile/ve/<> DAYATMA

- BASKI ile/ve/değil/yerine/<> HAKİMİYET

- BASKI ile HEGEMONYA[Yun.]
( ... İLE Bir devletin, başka bir devlet üzerindeki siyasi üstünlüğü ve baskısı. )

- BAŞLAMAK İÇİN ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> BAŞLAMAMAK/YAPMAMAK İÇİN
( "En" doğru zamanı beklemek. İLE/VE/||/<>/> [bazen/çoğunlukla] Olumsal/keyfî "bahane" (olabilir). )

- BAŞLAMAK-BİTİRMEK ile BAŞLAMAK-TAMAMLAMAK

- BAŞLAMAK ve/<> BAŞARMAK
( Başlamak, başarmanın yarısıdır. )
( Her iş, başlayana kadardır. )

- BAŞLANGIÇ

- BAŞLANGIÇ (BİDÂYET)

- BAŞLANGIÇ MİT/LERİ ile/ve KURULUŞ MİT/LERİ ile/ve KURTULUŞ MİT/LERİ ile/ve KURTARICI MİT/LER ile/ve SON/KIYÂMET MİT/LERİ ile/ve YENİDEN DİRİLİŞ MİT/LERİ ile/ve GELECEK/ESKATOLOJİ MİT/LERİ ile/ve ÜTOPYA/CENNET MİT/LERİ ile/ve BAŞLANGIÇ/KOZMOGONİ MİT/LERİ ile/ve NEDENSELLİK/ETYOLOJİ MİT/LERİ ile/ve AHLÂK MİT/LERİ ile/ve PSİŞİK MİT/LER

- BAŞLANGIÇ:
EYLEM
ile/ve/değil/||/<>/< ÖRTÜK EYLEM

- BAŞLANGIÇ ile/>< BİLİNÇ
( Başlangıca en yakın olan, bilince, en uzak olandır. )

- BAŞLANGIÇ ve/||/<> EMEK

- BAŞLANGIÇ ile/ve/değil EŞİK

- BAŞLANGIÇ ile/ve/değil KAYIT TARİHİ, RESMİYET KAZAN(DIR)MA

- BAŞLANGIÇ ile MAYA

- BAŞLANGIÇ ile ÖNCE

- BAŞLANGIÇ ile/ve SÜREÇ(VETÎRE)
( ... İLE/VE Bir öncekini içeren, bir sonrakine yol açan gelişim. )
( Ancak başlangıçta sizin olan sonda da sizin olarak kalır. )
( Başlangıç ile son arasındaki fark ancak zihinde vardır. )

- BAŞLANGIÇ ile/ve TÜRDEŞLİK

- BAŞLANGIÇ ve/=/||/<>/> VARSAYIM

- BAŞLANGIÇ ile/ve YENİLİK

- BAŞLANGIÇ ile/ve/||/<> ZEMİN

- BAŞLAT(RESET) ile AÇMA-KAPAMA(POWER)

- BAŞLI BAŞINA (ELE ALMAK)

- BAŞLIBAŞINA ile BAMBAŞKA

- BAŞLIK KISALTMA
( ACRONYM )

- BAŞLIK ile BARATA[< İt.]
( ... İLE Osmanlı sarayında, genel olarak bostancıların, baltacı ve kapıcıların giydikleri, kırmızı çuhadan yapılmış başlık. )

- BAŞLIK ile IŞKIRLAK
( ... İLE Karagöz'ün başlığı. )

- BAŞLIK ile TAMLAMA

- BAŞLU değil/yerine/= YARALI

- BAŞÖRTÜSÜ ile TÜRBAN

- BAŞÖRTÜSÜ ile/ve/değil YEMENİ[Ar.]
( ... İLE/VE/DEĞİL Kalıpla basılıp elle boyanan, kadınların başlarına bağladıkları tülbent. | Bir tür hafif ve kaba ayakkabı. )

- BASRA OKULU ile/ve/<> KÛFE OKULU

- BASSO[Japonca]
( Çinli Zen ustası Ma-tsu'ya (709-788) Japonya'da verilen ad. )

- BAST
( YAYMA, AÇMA )

- BAST (HALİ) ile/ve KABZ (HALİ)
( Kâmil kişinin ihtiyârındadır. )

- BAST-I ZAMAN ile TAYY-İ ZAMAN
( Zamanın uzamış gibi olması. İLE Zamanın kısalmış gibi olması. )

- BAŞTAN ANLATMAK ile/yerine SORULURSA ANLATMAK

- BAŞTAN AŞAĞI/YA

- BAŞTAN BAŞA (SARMAK, DOLAŞMAK)

- BAŞTAN SONA ile TÜME VARIM

- BAŞTANKARA ile BAŞTAN KARA
( Kuş. İLE Gitmek, etmek. )

- BAŞTANKARA ile FANTA
( ... İLE Mevimsi yeşil renkli bir baştankara. )

- BAŞTANKARA ile MAVİ BAŞTANKARA

- BAŞTA ile/ve/değil BAŞINDA

- BASTIR(IL)MAK ile SİNDİR(İL)MEK

- BASTIRILMA ile/ve/<> DIŞLANMA

- BASTIRILMIŞ/LIK ile/ve VAZGEÇMİŞ/LİK
( Kişiler, neden/nasıl vazgeçerler?
( Why people give up? )

Hızlı sonuç beklediklerinden dolayı...
( Expect fast results... )

Kendilerine inançlarını kestiklerinden dolayı...
( Stop believing in themselves... )

Geçmişe saplanıp kalmalarından dolayı...
( Get stuck in the past... )

Hatalarında yaşadıklarından dolayı...
( Dwell on mistakes... )

Gelecekten korktuklarından dolayı...
( Fear the future... )

Değişime direndiklerinden dolayı...
( Resist the change/alteration... )

Güçlerinden vazgeçtiklerinden dolayı...
( Give up the power... )

Güçsüzlüklerine inandıklarından dolayı...
( Believe in their weaknesses... )

Dünyaya sahip oldukları zannından dolayı...
( Feel the world owes them something... )

Başarıyı istemekten çok, hata yapma korkularından dolayı...
( Fear failure more than desire success... )

Nelerin olanaklar içinde olduğunu görememelerinden dolayı...
( Never visualize what is possible... )

Kaybedecek şeylerinin çok olduğu zannından dolayı...
( Feel they have something to lose... )

Fazla çalışmaktan dolayı...
( Overwork... )

Sorunlarının sadece kendilerine özgü ve biricik olduğunu zannetmelerinden dolayı...
( Assume their problems are unique... )

Geri dönmenin ve geri dön işaretinin, hata yaptıkları anlamına geldiğini zannetmelerinden dolayı...
( See failure as the signal to turn back... )

Kendilerini, üzgün, güçsüz, acınası hissetmelerinden dolayı...
( Feel sorry for themselves... ) )

- BASTIRILMIŞ ile/ve GİZLİ

- BASTIRMAK ile/ve/<> GÖZARDI ETMEK

- BASTON ile DEĞNEK

- BAŞUCU ile BAŞ UCU

- BÂSÛR[Ar. çoğ. BEVÂSÎR] ile KANLI BÂSÛR/DİZANTERİ[Fr. < Yun.]
( Kalınbağırsakta ve makadın etrafındaki siyah kan damarlarının şişmesinden ve bazen iltihaplanmasından dolayı, makadın içinde ve dışında oluşan memeler yüzünden makattan kan ya da irin gelmesi. İLE Ağrılı ve kanlı ishalle beliren, bağırsakta yaralara yol açan, bulaşıcı, salgın sayrılık. )

- BÂSÛR[Ar. çoğ. BEVÂSÎR] değil/yerine/= MAYASIL
( Kalınbağırsakta ve makadın etrafındaki siyah kan damarlarının şişmesinden ve bazen iltihaplanmasından dolayı, makadın içinde ve dışında oluşan memeler yüzünden makattan kan ya da irin gelmesi. )

- BAŞ ile BAŞ/HEAD[İng.]

- BAŞ = HEAD[İng.] = TÊTE[Fr.] = HAUPT[Alm.] = TESTA[İt.] = CABEZA[İsp.] = CAPUT[Lat.] = HE KEFALE[Yun.] = REİS[Ar.] = SER[Fars.] = HOOFD[Felm.]

- BAŞ ile KAFA

- BAŞ ile/ve LEŞ

- BAŞ ile ÖN

- BAŞ ile UC

- BAT/BATH/EPRAH[İbr.]
( Bir hacim ölçüsü. )

- BATA-ÇIKA (BUGÜNLERE GELMEK)

- BATAKLIKKETENİ
( Papirüs ailesinden, bataklıklarda yetişen bir bitki, pamukotu. [Lat. ERIOPHORUM] )

- BATBATA[Ar.]
( Kazın ötmesi. )
( Kazın ötmesi. )
( Kazın suya dalışı. )

- BATI AVRUPA'DA AYDINLAR:
KİLİSE
ile/ve/<> RAHİPLER
( Aydınlar, Batı Avrupa'da, dinî–ilmî-felsefî-siyasî bir dizge olarak Kilise'nin yerini alan kapitalist-emperyalist–pozitivist yaşam görüşünün rahipleri olarak yükselmişlerdir. )

- BATI FELSEFESİ ile/ve/yerine ZİHİN FELSEFESİ

- BATI KÜLTÜRÜ ile/ve/<> DOĞU KÜLTÜRÜ
( Sağır. İLE/VE/<> Kör. )
( Sağır olduklarından dolayı birbirleriyle [göstererek/işaret ederek] görsel dille iletişim ve paylaşımda bulunurlar. [Doğu'nun söylediklerini, anlattıklarını bilgeliklerini duyamazlar.] İLE/VE/<> Kör olduklarından dolayı birbirleriyle [ses ile] sözel/şifai dille iletişim ve paylaşımda bulunurlar. [Batı'nın gösterdiklerini, tekniğini, bilimini göremezler.] )
( Anadolu Kültürü, hem Batı'nın, hem de Doğu'nun değerlerini/olanaklarını, körlük ya da sağırlık yaşamadan biraraya getirebilmiş ve getirebilecek nadir kültürlerdendir. )
( Sol beyin/yarımküre ağırlıklı. İLE/VE/<> Sağ beyin/yarımküre ağırlıklı. )
( Hermetik.[Mısır] İLE/VE/<> Sanskrit.[Hindistan] )
( KÜLTÜR: Üretim-Tüketim-Paylaşım )
( KÜLTÜR[< CULTURA < COLERE/CULTIVARE]: Toprağa işlemek, toprağın işlenmesi/sürülmesi. | Bakmak, yetiştirmek. )
( Karıştırmamak ve/fakat birleştirmek gerekir. )

- BATI ROMA İMPARATORLUĞU ile/ve/değil DOĞU ROMA İMPARATORLUĞU
( ... İLE Fethedilmiş olan. )

- BATI/GÜNİNDİ ile/ve DOĞU
( Güneşin battığı yön. İLE/VE Güneşin doğduğu yön. )

- BATI/LI() ile BATI/LI
( Coğrafya. İLE Uygarlık. )

- BATI/LI(coğrafya) = KEDİN, KURIYAKI = WEST/ERN[İng.] = OUEST, OCCIDENT/AL[Fr.] = DER WESTEN/WESTLICH[Alm.] = OCCIDENTE/OCCIDENTAL(E)[İt., İsp.] = OCCIDENS/OCCIDENTEM[Lat.] = HE DÜZIS/PROS HELION DÜZIN[Yun.] = el-ĞARB/ĞARBÎ[Ar.] = BÂKHTER/Î[Fars.] = HET WESTEN/WESTELIJK[Felm.]

- BATI/LI(uygarlık) = GARB/Î = OCCIDENT/AL[İng., Fr.] = DAS ABENDLAND/ABENDLÄNDISCH[Alm.] = OCCIDENTE/OCCIDENTAL(E)[İt., İsp.] = VESPER, OCCIDENS, TERRÆ OCCIDENTEM VERSUS SITÆ[Lat.] = HE PROS HELIOU DÜSMAS[Yun.] = el-MAĞRİB[Ar.] = GARBÎ[Fars.] = HET AVONDLAND/S[Felm.]

- BATİK ile ÇİTENGE
( ... İLE Zambiya'da, 2 m.'lik, göz alıcı renklerle yapılan tek parçalı, pamuk batik. )

- BATILILAŞMA ile "DEJENERASYON"

- BÂTIL[< BUTLÂN]
( BOŞ, BEYHÛDE | ÇÜRÜK | ZEMİNİ OLMAYAN )

- BÂTIL ile HURÂFE/SANAKA
( Vak'a'ya mutabık olmayan/olmama. İLE ... )

- BÂTIL ile/ve YANLIŞ

- BÂTIL ile ZULÜM
( Kendi dışında haklılık kabul etmeyen. İLE Sonuçları. )

- BATIN/BATN[çoğ. BUTÛN, EBTÂN] ile BÂTIN[çoğ. BEVÂTIN] ile BATÎN
( Karın. | Nesil, soy. İLE İç. | İç yüz. | Gizli, görünmeyen nesne. | Tanrı. | İçteki. | Çukur, kuytu yer. İLE Büyük karınlı. | Uzak yer. )

- BÂTIN:
UMÛMA GÖSTERİLİR
ile/ve (fakat) UMUM YARARLANAMAZ

- BÂTINÎ >< ZÂHİRÎ değil/yerine/= İÇREK >< DIŞRAK

- BÂTINÎ/LİK = ESOTERIC/ISM[İng.] = ÉSOTÉRIQUE/ÉSOTÉRISME[Fr.] = ESOTERISCH/ESOTERISMUS[Alm.] = ESOTERISMO[İt., İsp.] = ESOTERICUS[Lat.] = ESOTERIKOS[Yun.] = BÂTİNİ/YYE, SİRRİ/YYE[Ar.] = BÂTİNÎ/GERÎ[Fars.] = ESOTERISCH/ESOTERISME[Felm.]

- BÂTINÎ ile/değil HERETİK
( Kendi dininin içindeki "sapmalar". İLE/DEĞİL Dinin dışına yönelik "sapmalar". )
( ... İLE/DEĞİL Ortodoksluk içinde ve sonrasında oluşmuşluğuyla ad bulmuştur. )

- BATIN ile BÂTIN
( Karın[bağırsak bölgesi]. İLE İç; gizli. )
( Karın. | Soy, nesil. İLE İç. | Gizli. | Gözle görülmeyen. )

- BÂTIN ve/<> EDEB

- BATIRMAK ile BANDIRMAK

- BATÎR ile BÂTİR ile BÂTİR[Fars.]
( Nalbant. İLE Keskin kılıç. İLE Turna. )

- BATI değil BATI/RDI/LAR

- BATKI/HÜSRAN ile PİŞMANLIK

- BATMAN
( Miktarı, bölgelere ve tartılacak şeylere göre değişen, eski bir ağırlık ölçüsü. )

- BATTANİYE ile PİKE[Fars.]
( ... İLE Kabartmalı pamuklu kumaş. | Bu kumaştan yapılan yatak örtüsü. | Bu kumaştan yapılan eşya. | Yüksekten, hedef üzerine büyük bir açı ile inme, yüksekten, hederin üzerine dik olarak saldırma. )

- BATTANİYE ile VELENSE[İsp.]

- BATTANİYE ile YORGAN

- BATTI ÇIKTI

- BAYAT, DURMUŞ
( STALE[İng.] )

- BAYATİ
( Türk müziğinde, Uşşak dörtlüsüne, buselik beşlisi katılmasıyla oluşturulmuş, eski bir makam. )

- BAYAT ile KURU

- BAYBURT ile BABERT
( Türkiye'de. İLE Irak'ta. )

- BAYBURT ile BAYBURT

- BAYEZİD MEYDANI'NDA:
ÇINAR AĞACI
ile/ve KESTANE AĞACI

- BAYEZİD YANGIN KULESİ değil OSMANLI TOPU('nun dikilmiş hali)
( Mimar Krikor Amira Balyan [1828] )
( İstanbul Üniversitesi bahçesindedir. )
( 85 m. yüksekliktedir. Gözcülerin bulunduğu bölüm 68 m.'dedir. [180 basamaklıdır] )
( Dış çevresi 43.70 m., iç çevresi 11.20 m.'dir. )

- BAYEZİD'İN:
DELİSİ
ve VELİSİ ve KEDİSİ

- BAYGIN ile/değil/yerine/>< AYGIN

- BAYILDIM YOKUŞU
( Maçka'dadır. )

- BAYILMAK ile/ve/değil/yerine/<>/> AYILMAK

- BAYILMA ile KENDİNDEN GEÇME

- BAYKAL GÖLÜ değil/< BAY-GAL GÖLÜ
( Ateş/Aşk Denizi[< BAY-GAL][Yakut dilinden]
Zengin Deniz[Moğollar ve Buryatların dilinde]
Baykal Denizi[göl olarak görmeyenler/değerlendirmeyenler]
Sibirya'nın Gözü
Boyu 648 km., eni 40 ilâ 80 km. arasında değişiyor.
31.000 km2'lik bir alanı kaplar ve 23.000 km3'lük bir su hacmi vardır.
En derin yeri 1637 metredir.[daha derin noktalarının olduğu da söyleniyor]
Göle akan 336 ırmak bulunmaktadır. [Fazla suyunu akıtan tek ırmak ise Angara Irmağı.]
25 milyon yaşında olduğu belirtiliyor. )

- BAYKAL GÖLÜ ve/<> LENA IRMAĞI
( ... VE/<> Baykal Gölü'nden doğup 4400 km. sonra kuzey buz denizine dökülen ve dünyanın en uzun 11. ırmağıdır.[Yılda 540 km³ suyu denize akıtır. İrili ufaklı, 240.000 su kütlesiyle buluşur.][Lena ve kolları, tam 50.000 km² alanı kaplar.][Genişliği bazen 40 km.'ye ulaşır.] )
( ... VE/<> 1000 yıldır aynı yolu çizmektedir. Üzerinde herhangi bir baraj ya da bir elektrik santrali yapılmamıştır. Böylece, ekoloji, dünyanın bu bölgesinde korunmaktadır. 67 milyon yaşında olan Lena'nın suyu hâlâ içilebilir ve dünyanın en temiz ırmağıdır. )
( ... VE/<> Kışın, 210 gün boyunca donar. Üzerinde açılan yoldan trafik işler. Bu caddeye, "Yakut Asfaltı" derler. )

- BAYKAL GÖLÜ ile/ve TANGANİKA GÖLÜ
( Sibirya'da. İLE/VE Tanzanya'da. )
( [dünyadaki] En derin göl. İLE/VE İkinci en derin göl. )
( Baykal Gölü'nün suyu, rahatlıkla içilebilecek kadar temizdir. İLE/VE ... )
( Baykal Gölü'nün, 31.000 km²'lik alanı, 23.000 km³'lük hacmi vardır.[Dünyadaki tüm ırmaklar Baykal Gölü'ne aksa, bu hacmi, ancak bir yılda doldurabilirmiş.] )

- B