TERiMLER

 

( 6618 Sözcük/Terim/Kavram )
( Tamamını görmek için üyeliğiniz gerekmektedir! )

( Kılavuz/Sözlük içi arama için: Klavyenizde "Ctrl + F" tuşlarıyla(önce "Ctrl" tuşu ve basılı tutarken "F" tuşuna basarak) ve/veya(^/v) fareyle(mouse) sol üst köşedeki "Düzenle/Edit" kısmında "Bul/Find"'ı tıklayarak aradığınız sözcüğü yazarak aramanızı yapabilirsiniz. )
* ( Windows için geçerlidir. )
* ( Linux ve Macintosh kullanıcıları nasıl arama yapacaklarını biliyorlardır. )

 

- A: SAYGI[Çince'de]
[Insan]

- A CAPELLA: Çalgı eşliği olmayan koro.
[Muzik]

- A'MÂL-ÜL-MA'DEN: Metalurji.
[Bilim]

- A'SAC: Saçı, alnı üzerine dökülmüş.
[Insan]

- A'ZÂ[< UZV]: ÖRGENLER, ÜYELER
[TIP]

- ÂBİL: Çayırda otlayarak suya gereksinimi olmayan hayvan.
[Hayvanlar]

- ABİSTA: Abhazya'da, mısır unundan yapılan bir yiyecek.
[Beslenme]

- ABİYOGENEZ: Kendiliğinden türeme.
[Doga]

- ABORDA: Teknenin yanını vererek yanaşması.
[Nesneler]

- ABRAMAK: Deniz taşıtlarını yönetmek.
[Nesneler]

- ABRÂŞ[Ar.]: Yüzünde sam lekesi bulunan kişi.
[Insan]

- AÇÇELERANDO[İt.]: Parçanın, çalınırken, gittikçe hızlandırılacağını anlatır.
[Muzik]

- ACEM-KÜRDÎ: Türk mûsikîsinde kullanılan birleşik(mürekkeb) makamdır.
[Muzik]

- ACEM-PÛSELİK: Tahminen iki yüzyıllık bir birleşik(mürekkeb) makamdır. Acem mürekkebine, bir pûselik beşlisinin eklenmesinden doğmuştur.
[Muzik]

- ACEM-RAST: Adına Kırşehir'li Yusuf'un edvarında rastlanılan makam. [XV. yy.]
[Muzik]

- ACEM-UŞŞAK: Adına Müstakimzâde Süleyman'ın dergisinde rastlanılan makam. [XVII. yy.]
[Muzik]

- ACEM-ZİRKEŞÎDE: Adına Kırşehir'li Yusuf'un edvarında rastlanılan makam. [XV. yy.]
[Muzik]

- AÇIK KÜME: OPEN CLASS
[Dil]

- ACITATO[İt.]: Bir parçanın, canlı ve coşkun çalınacağını gösterir.
[Muzik]

- AÇMAZ: Şahı koruyan taşlardan her birinin yerinden oynatılmaması durumu. | İçinden zor çıkılır durum. | Karşısındakine bir nükte ya da tekerleme söyleme olanağı veren söz.
[Genel]

- ACUL: Tez canlı, içi tez, ivecen.
[Davranis-Tutum]

- ACYO: Herhangi bir paranın, gerçek değeriyle, sürüm değeri arasında ya da bir ticaret senedinin üzerinde, yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arsında beliren fark. | Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.
[Genel]

- AD: NOUN
[Dil]

- AD TÜMCECİĞİ: NOUN CLAUSE
[Dil]

- ADCIL: NOMINAL
[Dil]

- ADIL: PRO
[Dil]

- ADIL DÜŞMELİ DİL: PRO DROP LANGUAGE
[Dil]

- ADÎMET-ÜL-CENÂH, APTERİKS: Yeni Zelanda'ya özgü bir kuş.
[Hayvanlar]

- ADÎMET-ÜL-ERCÜL: AYAKSIZLAR, APODES[Fr.]
[Hayvanlar]

- ADÎMET-ÜL-KURÛN[Ar.]: Deve gibi boynuzu oymayan çatal tırnaklılar.
[Hayvanlar]

- ADIN HALLERİ'Nİ:
[Dil]

- ADJUNTAS: Porto Riko'da bir dağ kasabası.[Kuru fasulye ve pilavıyla ünlüdür.]
[Mekanlar]

- ADLÎ: II. Sultan Bayezid'in şiirdeki mahlâsı.
[OSMANLI]

- ADSIL ÇEKİM: NOMINAL INFLECTION
[Dil]

- AEIDEIN: Şarkı söyleme eylemi.
[Muzik]

- AFARACI: Harman yerinde vs. toplamakta çalıştırılan işçilere verilen ad.
[Insan]

- Ağ: Ak.
[YunusEmre]

- AĞAÇKAKAN CAMİSİ: Fatih'tedir. [XVII. yy.]
[Istanbul]

- AGAMİ: Borazankuşu. (Güney Amerika'da.)
[Hayvanlar]

- AGAT/AKİK TAŞI: Ancak elmasla kesilebilir.
[Doga]

- AGBES: Kül rengi.
[Genel]

- Ağı: Zehir.
[YunusEmre]

- AĞINMAK: Hayvanların, yere yatıp yuvarlanması.
[Hayvanlar]

- AĞIZ: Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü.
[Hayvanlar]

- AGMATOLOJİ: Kırık bilimi.
[Insan]

- AGNASYON: Sadece baba tarafından olan akrabalık.
[Insan]

- AGONİZM: Hayvanların tüm davranışları.
[Hayvanlar]

- AGROSTOLOJİ: Bir botanik dalı.
[Doga]

- AGUTİ: Dasyproctidae türünden çikolata renkli bir kemirgen.
[Hayvanlar]

- AH: DÛD-I DİL, AŞK ATEŞİNİN DUMANI
[Oncelikliler]

- AH U ENÎN:
[Dil]

- AHCEN: Kıvırcık saç.
[Insan]

- Ahî: Kardeş, fütüvvet ehli, Yunus'ta tarikat kardeşi.
[YunusEmre]

- Ahimsa: Zararsızlık; başkalarını düşünce, söz ve hareketle incitmemek.
[Dil/UZAKDOGU]

- ÂHİYÂNE[Fars.]: Beyin kemiği, kıhıf.
[Insan]

- AHTAL[Ar.]: Çabuk yürüyen. | Boşboğaz.
[Insan]

- AKÂKİR: Eczacı/lık. | Bitki kökü.
[Insan]

- AKARİB[< AKREB]: Zehirli ve tehlikeli hayvancıklar.
[Hayvanlar]

- AKİK: AGA'TE
[Nesneler]

- Âkil: Aklı başında.
[YunusEmre]

- AKLIN 3 GÖRÜNÜMÜ/TEZÂHÜRÜ:
[Oncelikliler]

- AKNÂ: İnce, yumru burunlu.
[Insan]

- AKR: 52 ar değerinde, eski bir Fransız/İngiliz yer ölçüsü.[Günümüzde, İngiltere'de, 1 akr = 4840 yarda kareye yani 40,47 ar'a, 4046,724 m²'ye eşittir.]
[Nesneler]

- AKRİLİK/ACRYLIC / OLEFIN:
[Nesneler]

- AKROPOLİS: Eski Yunan'da, yüksek yerlere kurulan ve etrafı surlarla çevrili olup içinde saray ve tapınak bulunan berkitilmiş(sağlamlaştırılmış) şehir.
[Mekanlar]

- AKROSTİŞ/İSTİHRÂC[< HURÛC]/MUVAŞŞAH[< VİŞÂH]: Mısra başlarındaki harflerden, şiirin ithaf edildiği kişinin adı okunan şiir biçimi.
[Sanat]

- AKSÂ-YI ŞARK: Uzakdoğu. Çin, Japonya.
[Mekanlar]

- AKTARIM: REPORTATIVE
[Dil]

- AKUDERSİSİ: Abhazya'da yapılan bir yemek/meze.
[Beslenme]

- AKUK[Ar.]: Gebe hayvan.
[Hayvanlar]

- AKUR: Yaralayan, ısıran, azgın, kuduz hayvan.
[Hayvanlar]

- AKVÂZ[Ar.]: Kum tepeleri.
[Doga]

- AKVE: Evin önündeki açık meydan, avlu.
[Mekanlar]

- AKVES[Ar.]: Sıkıntılı vakit.
[Genel]

- ALACATEK: Olgunlaşmamış ekin.
[Doga]

- ALAN: AS
[Insan]

- ALAŞIM BİÇİM: PORTMANTEAU MORPH
[Dil]

- ALAY KÖŞKÜ: Sultanların, saraylardaki halkı selâmladığı ve törenleri izlediği köşkler.
[Istanbul]

- ALBASTER: [eskiden] Camlara renk vermek için ince kesit olarak kesilmiş renkli mineraller kullanılan yöntemin adı.
[Nesneler]

- ALBİNİZM(AKŞIN/ALBİNO[Fr. < Lat.]): Saç, kirpik, kaş ve deride aşırı beyazlık hastalığı. (Soydan geçer.)
[Insan]

- Aldar: Aldatır.
[YunusEmre]

- ALEGORİ: Soyut bir fikri heykel ya da resimle anlatma.
[Sanat]

- ALGOLOJİ/FİKOLOJİ: Suyosunu bilimi.
[Doga]

- ALİDAT/MASTARA: Açı cetveli.
[Bilim]

- ALIŞKANLIK GÖRÜNÜŞÜ: HABITUAL ASPECT
[Dil]

- ÂLÎZ/Î[Fars.]: Çifte.
[Hayvanlar]

- ALNAÇ/CEPHE: Bir şeyin ön tarafı/yüzü.
[Nesneler]

- ALOPESİ: Kellik.
[Insan]

- ALOTROPİ: Ayrı biçimlenme.
[Nesneler]

- ALPAKA[Güney Amerika yerlilerinin dilinden]: Çiftparmaklılar takımının, devegiller sınıfından, Güney Amerika'da yaşayan, uzun tüylü, memeli bir hayvan.[Lat. LAMA GLAMA PACOS]
[Hayvanlar]

- ALPİN: Dağların ağaç sınırının yukarısında kalan, sürekli yeşil çayırlar ile kaplı bölge.
[Doga]

- ALPİNİZM: Dağcılık.
[Doga]

- ALPYILDIZI: Dağların çok yüksek yamaçlarında rastlanan bir çiçek.[Lat. PARADISIA LILIASTRUM]
[Doga]

- ALTA SIRALAMA / ALT DİZİNLEME: SUBORDINATION
[Dil]

- ALTBİÇİM: ALLOMORPH
[Dil]

- ALTBİÇİMLİK: ALLOMORPHY
[Dil]

- AMABİLE[İt.]: Bir parçanın, sevimli ve cana yakın çalınacağını anlatır.
[Muzik]

- AMADİNDA: Afrika müziğine özgü, ağaç gövdelerinden yapılan bir tür ksilofon.
[Muzik]

- ÂMÂK[Ar. < MAAK/MAUK]: Göz pınarları.
[Insan]

- AMARULA: Meyvesinde alkol oluşan/bulunan ağaç/meyve.
[Doga]

- AMAZON[Lat.]: Memesiz.
[Insan]

- AMBOLİ/EMBOLİZM: Yabancı bir madde kütlesinin damarları tıkayarak kan akımını engellemesi.
[Insan]

- AMERINDIAN: Güney Amerika yerlileri.
[Insan]

- ÂMÎ: "Aşağı tabaka"dan olan.
[Insan]

- AMİLAZ: Nişastayı parçalayarak şekere çeviren bir enzim.
[TIP]

- AMPLITUDE: Genlik, dalganın en yüksek noktası~sıfır noktası arasındaki nicelik.
[Bilim]

- AMPLITUDE MODULATION (AM): Genlik modülasyonu, taşıyıcı dalganın genliğini, ses gibi iletilecek sinyallerin genliğine ve sıklığına uygun olarak değiştirme.
[Bilim]

- ÂMÛT[Fars.]: Yalçın kayalarda ve yüksek yerlerde bulunan kuş yuvası.
[Hayvanlar]

- AMYANT: Doğal magnezyum kalsiyum silkatın, ak-gri renkte sıcaklık ve aside dayanıklı, iplikli yapıda madde. Çeşitli oranlarda kireçle karışık mineralleri, ip, keçe, katman biçimlerinde ısı yalıtımı ya da sızma önleyici olarak kullanılır.
[Nesneler]

- AMYANT[Yun.]: Kulayca bükülen ve ateşe dayanan, liflerden oluşmuş, bir tür ak asbest.
[Nesneler]

- Ana: Ona.
[YunusEmre]

- ANA BUDAK: MOTHER NODE
[Dil]

- ANA MAKAMLAR: * Çarğah
* Buselik
* Kürdi
* Rast
* Uşşak
* Neva
* Hüseyni
* Hicaz
* Hümayun
* Uzzal
* Zirgüle
* Karciğar
* Süzinak )
( Bu basit makamlar, 6 çeşit dörtlü ve beşliden yapılmıştır. Arka arkaya belirli aralıklara gelen 4 sese "dörtlü" 5 sese "beşli" denir. Bunlar şunlardır; Çargah, buselik, kürdi, rast, uşşak(hüseyni) ve hicaz dörtlü ve beşlileri. )
[Muzik]

- ANA TÜMCE: MAIN CLAUSE
[Dil]

- ANADOLU: AYDINLIK, RUH
[Mekanlar]

- ANAKİKLİK/PALİNDROM: Tersinden okununca da aynı anlamı veren sözcük ya da tümce.
[Dil]

- ANARTRİ[Fr. < Yun.]: Dil tutukluğu.
[Dil]

- ANAVASYA: Göçücü balıkların, Akdeniz'den, Karadeniz'e çıkması.
[Hayvanlar]

- ANBER: Güzellerin saçı. [Ada balığının bağırsaklarında toplanan yumuşak, yapışkan~misk gibi kokan, kül renginde bir madde. | Güzel koku.]
[Insan]

- ANBER-EFŞÂN: Nihâvend makamı gibi başlayıp sonradan yegâhta karar veren makam.
[Muzik]

- ANBER-TER: Güzellerin benleri~zülüfleri. | Gece.
[Insan]

- Anda: Orada.
[YunusEmre]

- ANDROJİNİ/HÜNSÂ(ERSELİK)/HERMAFRODİT: Bir bireyde, hem erile, hem dişile özgü özelliklerin bulunması durumu.
[Insan]

- ÂNE, ÂSÂB[Ar.]: Kasık. | Kasık kılı.
[Insan]

- ANEMOMETRE: Yelölçer.
[Nesneler]

- ANGARYA[Yun.]: Bir kimseye ya da bir topluluğa zorla ve ücretsiz yaptırılan iş. (Yasaktır! [Anayasa md. 17]) | Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılan iş. | Maldan ya da hizmetten ücretsiz yararlanma. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine zorunlu ücretsiz hizmeti. | Savaş durumundaki bir devletin, kendi karasularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. | Olağanüstü durumlarda, devletin vatandaşlara ait taşıtlarına el koyması.
[Genel]

- ANGSTRÖM[< A. Joneas Angström]: Metrenin on milyarda biri değerine eşit olan ışık dalgalarını ölçme birimi. Simgesi: Aº
[Bilim]

- ANGSTRON: Santimin yüz milyonda biri.
[Bilim]

- ANHASI-MİNHASI(YLA): Tüm ayrıntılarıyla. | Tamam(ıyla)/Hepsi.
[Dil]

- ANK: Hayat kuvveti.
[Insan]

- ANKİLOZ: Eklemin oynaklığını kaybederek işlemez duruma gelmesi.
[Insan]

- ANLAM: İnsanda karşılığı bulunmayan şey, anlam değildir.
[Oncelikliler]

- ANLAMSAL ÖLÇÜT: SEMANTIC CRITERIA
[Dil]

- ANORŞİDİ: Doğuştan erbezlerinde eksiklik.
[Insan]

- Antahkarana: Psişe, zihin. Zihin, kolektif anlamda, zekâ(buddhi), ego(ahamkara) ve zihin(manas)'i içerir.
[Dil/UZAKDOGU]

- Antahkarana: Psişe, zihin. Zihin, kolektif anlamda, zekâ(buddhi), ego(ahamkara) ve zihin(manas)'i içerir.
[Dil/UZAKDOGU]

- ANTEDON: Denizlâlesi.
[Doga]

- ANTİKİTE: Antik devir, ilkçağ.
[Oncelikliler]

- ANTROPOFAJİ: Yamyamlık.
[Insan]

- ANÜRİ: Böbreklerden sidiğin süzülememesi.
[Insan]

- APATAM: Afrika yerlilerinin barınağı.
[Mekanlar]

- APIAN: Arı ile ilgili.
[Hayvanlar]

- APİYOLOJİ/APIOLOGY[İng.]: Arı bilimi.
[Hayvanlar]

- APOGAMİ: Eşeysel örgenlerin birleşmede bulunmadığı üreme şekli.
[Doga]

- APOMİKSİ: Döllenmeksizin özel dokularla çoğalma.
[Doga]

- APRAKSİ: İşlev yitimi.
[TIP]

- ARABÂN-KÜRDÎ: Dede Efendi'nin düzenlemesi/terkibi olduğu kabul edilebilecek olan az kullanılmış mürekkep bir makamdır. [Beyâtî-arabân makamına bir kürdî dörtlüsü eklenerek oluşturulmuştur]
[Muzik]

- ARABÂN-NİGÂR: Adı anonim bir edvâr-ı ilm-i mûsikîde geçen makam.
[Muzik]

- ARAÇ: INSTRUMENT
[Dil]

- ARAKNOİD: Beynin üzerini örten ince zar.
[Insan]

- ARAP CAMİİ: [Daha önce St. Dominiko Kilisesi] [Azapkapı - Perşembe Pazarı'ndadır.]
[Mekanlar]

- ARAROT: Sıcak iklimlerde yetişen maranta adlı kamıştan ve başka bitkilerin kökünden çıkarılan un. (Çocuk maması yapılan un.)
[Beslenme]

- ARAZBÂR: Türk mûsikîsinin pek eski birleşik(mürekkeb) makamlarındandır. [Nevâ'da beyâtî ve rast beşlisi'nin çârgâh'taki şeddi ve uşak dörtlüsünün birleşmesinden meydana gelmiştir.]
[Muzik]

- ARAZBÂR-PÛSELİK: III. Selim'in ihtirâ[benzeri görülmemiş bir şey icâd etme] ettiği birleşik(mürekkeb) makamlardan biridir. [Arazbâr mürekkebine bir pûselik dörtlüsü ya da beşlisi eklenerek meydana gelmiştir.] [Devamı~ayrıntılı açıklamaları için...]
[Muzik]

- ARAZBÂR-ZEMZEM: Nasır Abdülbâkî'nin tetkik ve tahkikinde adı geçen makam.
[Muzik]

- ÂRDEN[Fars.]: Süzgü.
[Nesneler]

- ÂRDEN[Fars.]: Kevgir.
[Nesneler]

- ÂRD[Fars.]: Buğday ve benzerlerinden öğütülen un. | Değirmen taşına buğdayı akıtan oluk.
[Beslenme]

- AREOMETRE[ARAIOS: Sulu, az koyu. METRON: Ölçü.]: Sıvı ölçer.
[Nesneler]

- ARI BİTİ: OIL BEETLE
[Hayvanlar]

- ARIK: Fidan dikilen yer.
[Mekanlar]

- ARIKUŞU: Arıkuşugillerden, sırtı sarı, karnı mavimsi yeşil, Güney Avrupa, Kuzey Afrika, Orta Asya'da, az ağaçlıklı, açık yerlerde yaşayan bir kuş.[Lat. MEROPS APIASTER]
[Hayvanlar]

- ARJANTİN GÖLÜ: 1560 km² alanı ve 27 km. uzunluğu ile Güney Amerika'nın en büyük 3. gölü.
[Doga]

- ARK: Su yolu.
[Doga]

- ARKADAŞ VE YAKINLARIN YANINDA:
[Davranış - Tutum]

- ARKEEN[Fr. < Yun.]: Kambriyumlardan önce oluşan, en eski yer katı.
[Doga]

- ARKUCI: Erkek ve kız ailelerinin arasında/tanışmasında aracı olan.
[Insan]

- Arkuru: Eğri, karşı, ters, aykırı.
[YunusEmre]

- ARMADA[İsp.]: DONANMA[Denizc.]
[Genel]

- ARNAVUTLUK: Kartallar Ülkesi.
[Mekanlar]

- ARPALAMA: Atların ayaklarında görülen ve rahat yürümelerini engelleyen bir hastalık.
[Hayvanlar]

- ARPEJ[İt. < Fr.]: Bir akort oluşturan seslerin, birbiri arkasından çalınması.
[Muzik]

- ARŞÂ: Güverte.
[Nesneler]

- ARSLÂNÎ[Fars.]: Arslanlı. [eski kuruş para]
[Nesneler]

- ARTAL: Benzerlerinden daha büyük olan.
[Nesneler]

- ARTHROPOT: Dış iskeleti ve eklemli bacakları olan segmentli gövdeye sahip sölomat hayvanlar.
[Hayvanlar]

- ARTODA: Gözde, iris ile billur cismin arasındaki boşluk.
[TIP]

- ARÛB[Ar.]: Eşine/sevgilisine çok düşkün kadın.
[Insan]

- ARYA[İt.]: Orkestra eşliğinde söylenen ve tek ses için bestelenmiş müzik parçası.
[Muzik]

- ÂSAF[Ar.]: Doğu edebiyatlarında vezirin eş anlamlısı olarak kullanılır. Süleyman peygamberin meşhur veziri~İsrailoğulları soyundan gelen Âsaf b. Berhıya'dan kalmadır.
[Insan]

- ÂSÂL[Ar. < ASÎL]: İkindi ile akşam ya da yatsı arasındaki zamanlar. [Bİ-L-GUDÜV-Vİ VE-L-ÂSÂL: Sabah-akşam.]
[Genel]

- ASEPSİ: Isıyla alet ve pansuman eşyasının mikropsuzlaştırılması.
[Insan]

- AŞÎRÂN: Hüseynî-aşîrân perdesinin ve makamının adının kısaltılmış şeklidir.
[Muzik]

- AŞÎRÂN-MÂYE: Nasır Abdülbakî'nin, tetkik ve tahkikinde adı geçen makam.
[Muzik]

- AŞÎRÂN-PÛSELİK/PÛSELİK-AŞÎRÂN: Türk mûsikîsinin en eski makamlarındandır. Aşirân'da uşşak~pûselik makamlarından mürekkeptir.
[Muzik]

- AŞÎRÂN-ZEMZEME: Sâdullah Ağa'nın düzenlediği bir makamdır. Bu makam, pûselik-aşîrân mürekkebine, mi'de bir kürdî dörtlüsü eklenmesiyle oluşmuştur.
[Muzik]

- AŞİRET: Devlet örgütünün geri ve etkisiz olduğu toplumlarda insanların korunma ve yaşama gereksinimiyle bir şefin yönetimi altında birleşerek meydana getirdikleri küme.
[Insan]

- AŞK: Dün olmayan. | Güzelliğe duyulan özlem.
[Oncelikliler]

- ASLÎ YETİLER:
[Oncelikliler]

- ASORTİ: Birbirine uygun, renk ve yapıda olan.
[Nesneler]

- ASPENDOS: Antalya yakınlarında M.Ö. II. yüzyılda kurulduğu sanılan tarihi şehir.
[Mekanlar]

- ASRÂN: İki yüzyıl. | Gündüzün ilk zamanı. | Gece ve gündüz.
[Genel]

- ASRÎ: Zamana uygun. MODERNE[Fr.]
[Genel]

- ASSÂLE[Ar.]: Arı kovanı. | Bal peteği. | Bal arısı.
[Hayvanlar]

- Assı: Faydalı.
[YunusEmre]

- AŞURE GÜNÜ: Muharrem'in 9'unda pişirilir, 10. gün dağıtımı yapılır.
[Beslenme]

- AŞVÂ'[Ar.]: Gece, gözü görmeyen. [bayan]
[Insan]

- AŞVE: Akşam karanlığı.
[Doga]

- ASYA'DAKİ BAZI ESKİ TÜRK YAZITLARI:
[Dil]

- ÂŞ[Fars.]: Yemek, aş. | Muharrem ayında pişirilen aşure.
[Beslenme]

- ATEME: Atâlet, işsizlik; üşengeçlik, tembellik. | Gecenin ilk üçte biri.
[Genel]

- ATERİNA[Yun.]: Gümüş balığı.
[Hayvanlar]

- ÂTIK: Yavru kuş.
[Hayvanlar]

- ATLAMA TAŞI CAMİSİ: Unkapanı'ndadır.
[Istanbul]

- ATROFİ: Körelme, dumur. Örgen ya da dokunun beslenemeyerek küçülmesi.
[Insan]

- ÂTÛN, BEÇEDÂN, ZÂK, ZÂK-DÂN[Fars.], MEŞÎME[Ar.]: Rahim.
[Insan]

- AVADANLIK: Alet takımı.
[Nesneler]

- AVİZO: Çeki düzenleyenin (keşidecinin), karşı tarafa (muhataba) çek düzenlediğini haber vermesi.
[Genel]

- AVLAKA: Türkiye'nin batıdaki en uc noktası.
[Mekanlar]

- AYA(AYOS): Mübarek, aziz.
[Istanbul]

- AYAK: Çoban, murakıb, müş'ir, müşir, müşire veya payende; reddade, müşahide, takibe, garib
[Yazmalar]

- AYAR[Madeni parada]: Basılı madeni paranın içerdiği değerli maden miktarının karışıma olan oranı.
[Nesneler]

- AYASTEFANOS: YEŞİLKÖY
[Istanbul]

- AYAZMA: Hristiyan'larda okunmuş kutsal su.
[Mekanlar]

- AYAZMA[< Yun.][Hristiyanlıkta]: Şifalı/kutsal su/kaynak/pınar.
[Istanbul]

- AYIT/HAYIT: Mineçiçeğigillerden, Akdeniz çevresinde yetişen, mavi, beyaz ya da menekşe renginde çiçekler açan, 1-2 metre boyunda bir ağaççık.[Lat. V. AGNUS CASTUS]
[Doga]

- AYIÜZÜMÜ: Fundagillerden, küçük taneli yemişler veren, tüylü bir bitki. [Lat. ARBUTUS UVA-URSI]
[Doga]

- AYNA: Atların diz kapağı.
[Hayvanlar]

- AYRINTILAMA: ELABORATION
[Insan]

- AYRIŞIK: DISJOINT
[Dil]

- Ayruk: Ayrı, başka, gayri.
[YunusEmre]

- AYVA: SEFERCEL[Ar.], ÂBÎ, BİH/Î[Fars.]
[Beslenme]

- AYYÛK[Ar.]: Kuzey yarımkürede bulunan keçi takım yıldızının en parlak yıldızıdır.
[Doga]

- AZELYA/AÇALYA: Fundagillerden, kokusuz, güzel renkli çiçekler açan bir bitki. [Lat. AZALEOS]
[Doga]

- AZERİLER: SAF OĞUZLAR
[Insan]

- ÂZİME[Ar.]: Kıtlık yılı.
[Genel]

- ÂZİME[Fars.]: Cuma günü.
[Genel]

- ÂZİME[Fars.]: Bayram günü.
[Genel]

- AZMÎN: Kemik özü. ASTÉINE[Fr.]
[Insan]


 

Bu sayfanın devamı, B'den itibaren tüm öteki harfler ve 6618 terim/sözcük/kavramın tamamını görmek için üyeliğiniz/katılımınız gerekmektedir!...
( This part needs your membership/participation to continue and to see after letter B and 6618 terms/words/concept on this page!... )

Kullanıcı Adı / Username


Şifre / Password




  • Yeni Üyeliğinizi/Katılımınızı başlatmak için burayı tıklayınız...
    ( Click here to start your membership/participation... )
  •  

     

    Bu sayfa 01 Ocak 2017 itibariyle 266 kez incelenmiş/okunmuştur.

     

    FaRkLaR Kılavuzu Facebook Grubu             FaRkLaR Kılavuzu Twitter Sayfası
    grubumuza da katılabilirsiniz...             'dan da takip edebilirsiniz...
     

    6D Bilgi Hizmetleri vs. | www.6Dtr.com       FaRkLaR Kılavuzu       GösterGe Bilişim ve İnternet Hizmetleri

    Yenilikler ve Duyurular | Desteğiniz Lüt(û)fen!!!