FaRkLaR KILAVUZU/"SOZLUGU"!!! - Düşünce-Duygu-Davranış/Psikoloji


DÜŞÜNCE-DUYGU-DAVRANIŞLAR'DA
(PSİKOLOJİ'DE)

KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
( SÜREKLİ AYIRDINDA VE FARKINDA OLUNMASI GEREKENLER!!! )

 



Doğrudan, bu bölüm/sayfa içeriğinde
arama yapmak için...

( Klavyenizde "Ctrl + F" tuşlarıyla[önce "Ctrl" tuşu ve basılı tutarken "F" tuşuna basarak] ve/veya(^/v) fareyle[mouse] sol üst köşedeki "Düzenle/Edit" kısmında "Bul/Find"'ı tıklayarak aradığınız sözcüğü yazarak aramanızı yapabilirsiniz. )
* ( Windows için geçerlidir. )
* ( Linux ve Macintosh kullanıcıları nasıl arama yapacaklarını biliyorlardır. )



UZMAN/LIK
(PROFESSION)



( 816 FaRk, 915 katkı )


 

Bu sayfanın devamı için üyeliğiniz/katılımınız gerekmektedir!...
( This part needs your membership/participation to continue on this page!... )

Kullanıcı Adı / Username


Şifre / Password




  • Yeni Üyeliğinizi/Katılımınızı başlatmak için burayı tıklayınız...
    ( Click here to start your membership/participation... )
  • DANIŞAN / HASTA/LIK
    (PATOLOGY)



    ( 859 FaRk, 936 katkı )


     

    Bu sayfanın devamı için üyeliğiniz/katılımınız gerekmektedir!...
    ( This part needs your membership/participation to continue on this page!... )

    Kullanıcı Adı / Username


    Şifre / Password




  • Yeni Üyeliğinizi/Katılımınızı başlatmak için burayı tıklayınız...
    ( Click here to start your membership/participation... )


  • PSİKOLOJİ NEDİR? / NE DEĞİLDİR?
    (WHAT IS / NOT?)



    ( 29 FaRk, 45 katkı )


    - "KENDİNDEN KAÇMAK" ile/değil/yerine/||/<>/< KENDİNİ KOVALAMAK

    - BEYİN ve/<>/||/hem de EL
    ( Zihninizde ne varsa, elinize o vurur. )
    ( )

    - DAVRANIŞ ile/ve TUTUM
    ( Koşullarınızı (belki) değiştiremezsiniz, fakat tavır ve tutumunuzu değiştirebilirsiniz. )
    ( Başkalarına açık davranırsanız kaybetmezsiniz. )
    ( Davranışlarda üç amaç: * Yarar, * Haz, * İyi. )
    ( Kendi tutumunuzu değiştirebilirsiniz. )
    ( Tutum, fırsatı kendine çeker. )
    ( Önemli[öncelikli] olan, ne yaptığınız değil, ne yapmaktan vazgeçtiğinizdir. )
    ( Gövdenin öfkesini gözleyin, davranışlarınız kontrol altında olsun. Hiç kimseye davranışlarınızla zarar vermeyin. )

    - DİN:
    MİTOLOJİK
    ile/ve/||/<> PSİKOLOJİK ile/ve/||/<> TEOLOJİK
    ( Alt seviyede. İLE/VE/||/<> Orta seviyede. İLE/VE/||/<> Üst/ileri seviyede. )

    - DÜŞÜNCE ile/ve/<> DUYGU

    - EVRENBİLİM(KOZMOLOJİ) ve PSİKOLOJİ ve GEOMETRİ/MANTIK

    - FELSEFE ve PSİKOLOJİ

    - FİZYOLOJİK GEREKSİNİMLER ile/ve/<> PSİKOLOJİK GEREKSİNİMLER
    ( Yerleşim dışında. İLE/VE/<> Yerleşim merkezlerinde. )

    - İÇ VE DIŞ (BİLİNCİ):
    HAYVANDA
    ile İNSAN'DA
    ( Yoktur. [Birdir!] İLE Vardır. )

    - İNSAN FELSEFESİNDE:
    FİZİK ÖTESİ/METAFİZİK
    ve/<> VARLIKBİLİM/ONTOLOJİ ve/<> BİLGİBİLİM/EPİSTEMOLOJİ ve/<> ZİHİNBİLİM/PSİKOLOJİ ve/<> TOPLUMBİLİM/SOSYOLOJİ

    - MİZAÇ(HASLET) ile/ve KARAKTER
    ( Doğuştan gelen özellikler. İLE/VE Sonradan oluşan kişisel özellikler. )
    ( Kişiler, iyi öğrenciler gibi, karakterlerini, açıklıkla ve devamlılıkla geliştirmelidir. )

    - MÜZİĞİN PSİKO-FİZYOLOJİK ETKİLENİMLERİ
    ( * Kan dolaşımını etkiler.
    * Damar basıncını bazı kişilerde yükseltebilir, bazılarında düşürebilir.
    * Kas kasılmalarını artırır.
    * Solunum hareketlerini etkiler ve serbestleştirir.
    * Sindirim işlerinde olumlu etkileri vardır.
    * Damar basıncının değişiklikleri, sedaların tonları, şiddetleri ve perdeleri ile orantılıdır.
    * Kişiyi huzura kavuşturan psikojenik etkileri vardır. )

    - PDR ile/ve/||/<> RPD
    ( Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik. İLE/VE/||/<> Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık. )

    - PSİKOLOG ile PSİKİYATRİST

    - PSİKOLOJİ'DE
    ( * YAKLAŞIM TÜRLERİ'NDE:
    NÖROBİYOLOJİK ile/ve DAVRANIŞSAL ile/ve BİLİŞSEL ile/ve PSİKOANALİTİK ile/ve FENOMENOLOJİK
    * PSİKOLOJİ ALANLARI'NDA:
    DENEYSEL ile/ve FİZYOLOJİK ile/ve GELİŞİMSEL ile/ve KİŞİLİK ile/ve SOSYAL ile/ve BİLİŞSEL ile/ve KLİNİK VE DANIŞMANLIK ile/ve OKUL VE EĞİTİM ile/ve ENDÜSTRİ
    * ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ'NDE:
    DENEYSEL ile/ve GÖZLEM ile/ve TARAMA ile/ve TEST ile/ve VAK'A TARİHÇESİ )

    - PSİKOLOJİ:
    BİLİMSEL
    ve/||/<> SANATSAL
    ( Gövde. VE/||/<> Zihin. )

    - PSİKOLOJİDE/TÜZEDE KORUMA:
    KENDİ İÇİN
    ve/||/<>/> YAKIN ÇEVRE İÇİN ve/||/<>/> TOPLUM İÇİN

    - PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK(PDR) ile PSİKOLOJİ ile PSİKİYATRİ
    ( 1898 - Türkiye'de, Psikiyatri eğitiminin başlangıcı. )

    - PSİKOLOJİK ile/değil/yerine PSİKOJENİK

    - PSİKOLOJİK ile/değil PSİŞİK

    - PSİKOLOJİ ile/ve BİLİM ile/ve FELSEFE
    ( Bilinçle. İLE/VE Nesnelerle. İLE/VE Bilincin bilinci. )

    - PSİKOLOJİ ve ELEKTROMANYETİK

    - PSİKOLOJİ ile/ve/<> PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK(PDR)

    - PSİKOPOS ile MATRÂN/MITRÂN
    ( Katoliklerde bölge papazı. İLE Taç giymiş psikopos. )

    - TAKINTI/OBSESYON ile/ve/> SİNİRCE/TAASSUB/NEVROZ ile/ve/> PSİKOZ

    - TERZİ:
    [hem] "ORTOPEDİST"
    ve/||/<>/hem de "PSİKOLOG"

    - TOPLUMDIŞI/ASOSYAL ile TOPLUM KARŞITI/ANTİSOSYAL
    ( Başkalarına uymamaya yöneliklerdir. İLE Başkalarının, kendilerine "uymasını beklerler". )

    - TRAFİK KURALLARI ve/<> PSİKİYATRİ

    - TUTUM ile/ve TAVIR
    ( Koşullarınızı (belki) değiştiremezsiniz, fakat tavır ve tutumunuzu değiştirebilirsiniz. )
    ( Kibar, asil ve hassas bir tavır içinde olun. )
    ( İşlerinizde sessiz ve alçakgönüllü bir tavır edinin. )
    ( Alışkanlık haline gelmiş olan yumuşak tavır, problemler karşısında etkisiz kalmaya neden olur. )
    ( Kişinin hayatını belirleyen şey, tavır ve hareketleridir. )
    ( Uyumlu tavrınızdan vazgeçmeyin ve güncel, yararsız çözümlere kapılmayın. )
    ( Konumunuzu ancak bilinçli tavırlar sağlama alabilir. )
    ( Yolcunun zenginliği, kişinin iç varlığıyla barışık olma yeteneğinin simgesidir ve bu durum uyumlu ve çekici bir tavrı yaratır. )
    ( Bilge kişinin tavrı önemlidir. )

    ÖNCELİKLİLER
    (PRIORITIES)



    ( 32 FaRk, 49 katkı )


    - "KENDİNDEN KAÇMAK" ile/değil/yerine/||/<>/< KENDİNİ KOVALAMAK

    - BEYİN ve/<>/||/hem de EL
    ( Zihninizde ne varsa, elinize o vurur. )
    ( )

    - DAVRANIŞ ile/ve TUTUM
    ( Koşullarınızı (belki) değiştiremezsiniz, fakat tavır ve tutumunuzu değiştirebilirsiniz. )
    ( Başkalarına açık davranırsanız kaybetmezsiniz. )
    ( Davranışlarda üç amaç: * Yarar, * Haz, * İyi. )
    ( Kendi tutumunuzu değiştirebilirsiniz. )
    ( Tutum, fırsatı kendine çeker. )
    ( Önemli[öncelikli] olan, ne yaptığınız değil, ne yapmaktan vazgeçtiğinizdir. )
    ( Gövdenin öfkesini gözleyin, davranışlarınız kontrol altında olsun. Hiç kimseye davranışlarınızla zarar vermeyin. )

    - DİN:
    MİTOLOJİK
    ile/ve/||/<> PSİKOLOJİK ile/ve/||/<> TEOLOJİK
    ( Alt seviyede. İLE/VE/||/<> Orta seviyede. İLE/VE/||/<> Üst/ileri seviyede. )

    - DÜŞÜNCE ile/ve/<> DUYGU

    - EVRENBİLİM(KOZMOLOJİ) ve PSİKOLOJİ ve GEOMETRİ/MANTIK

    - FELSEFE ve PSİKOLOJİ

    - FİZYOLOJİK GEREKSİNİMLER ile/ve/<> PSİKOLOJİK GEREKSİNİMLER
    ( Yerleşim dışında. İLE/VE/<> Yerleşim merkezlerinde. )

    - İÇ VE DIŞ (BİLİNCİ):
    HAYVANDA
    ile İNSAN'DA
    ( Yoktur. [Birdir!] İLE Vardır. )

    - İNSAN FELSEFESİNDE:
    FİZİK ÖTESİ/METAFİZİK
    ve/<> VARLIKBİLİM/ONTOLOJİ ve/<> BİLGİBİLİM/EPİSTEMOLOJİ ve/<> ZİHİNBİLİM/PSİKOLOJİ ve/<> TOPLUMBİLİM/SOSYOLOJİ

    - MİZAÇ(HASLET) ile/ve KARAKTER
    ( Doğuştan gelen özellikler. İLE/VE Sonradan oluşan kişisel özellikler. )
    ( Kişiler, iyi öğrenciler gibi, karakterlerini, açıklıkla ve devamlılıkla geliştirmelidir. )

    - MÜZİĞİN PSİKO-FİZYOLOJİK ETKİLENİMLERİ
    ( * Kan dolaşımını etkiler.
    * Damar basıncını bazı kişilerde yükseltebilir, bazılarında düşürebilir.
    * Kas kasılmalarını artırır.
    * Solunum hareketlerini etkiler ve serbestleştirir.
    * Sindirim işlerinde olumlu etkileri vardır.
    * Damar basıncının değişiklikleri, sedaların tonları, şiddetleri ve perdeleri ile orantılıdır.
    * Kişiyi huzura kavuşturan psikojenik etkileri vardır. )

    - PDR ile/ve/||/<> RPD
    ( Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik. İLE/VE/||/<> Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık. )

    - PSİKOLOG ile PSİKİYATRİST

    - PSİKOLOJİ'DE
    ( * YAKLAŞIM TÜRLERİ'NDE:
    NÖROBİYOLOJİK ile/ve DAVRANIŞSAL ile/ve BİLİŞSEL ile/ve PSİKOANALİTİK ile/ve FENOMENOLOJİK
    * PSİKOLOJİ ALANLARI'NDA:
    DENEYSEL ile/ve FİZYOLOJİK ile/ve GELİŞİMSEL ile/ve KİŞİLİK ile/ve SOSYAL ile/ve BİLİŞSEL ile/ve KLİNİK VE DANIŞMANLIK ile/ve OKUL VE EĞİTİM ile/ve ENDÜSTRİ
    * ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ'NDE:
    DENEYSEL ile/ve GÖZLEM ile/ve TARAMA ile/ve TEST ile/ve VAK'A TARİHÇESİ )

    - PSİKOLOJİ:
    BİLİMSEL
    ve/||/<> SANATSAL
    ( Gövde. VE/||/<> Zihin. )

    - PSİKOLOJİDE/TÜZEDE KORUMA:
    KENDİ İÇİN
    ve/||/<>/> YAKIN ÇEVRE İÇİN ve/||/<>/> TOPLUM İÇİN

    - PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK(PDR) ile PSİKOLOJİ ile PSİKİYATRİ
    ( 1898 - Türkiye'de, Psikiyatri eğitiminin başlangıcı. )

    - PSİKOLOJİK ile/değil/yerine PSİKOJENİK

    - PSİKOLOJİK ile/değil PSİŞİK

    - PSİKOLOJİ ile/ve BİLİM ile/ve FELSEFE
    ( Bilinçle. İLE/VE Nesnelerle. İLE/VE Bilincin bilinci. )

    - PSİKOLOJİ ve ELEKTROMANYETİK

    - PSİKOLOJİ ile/ve/<> PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK(PDR)

    - PSİKOPOS ile MATRÂN/MITRÂN
    ( Katoliklerde bölge papazı. İLE Taç giymiş psikopos. )

    - TAKINTI/OBSESYON ile/ve/> SİNİRCE/TAASSUB/NEVROZ ile/ve/> PSİKOZ

    - TERZİ:
    [hem] "ORTOPEDİST"
    ve/||/<>/hem de "PSİKOLOG"

    - TOPLUMDIŞI/ASOSYAL ile TOPLUM KARŞITI/ANTİSOSYAL
    ( Başkalarına uymamaya yöneliklerdir. İLE Başkalarının, kendilerine "uymasını beklerler". )

    - TRAFİK KURALLARI ve/<> PSİKİYATRİ

    - TUTUM ile/ve TAVIR
    ( Koşullarınızı (belki) değiştiremezsiniz, fakat tavır ve tutumunuzu değiştirebilirsiniz. )
    ( Kibar, asil ve hassas bir tavır içinde olun. )
    ( İşlerinizde sessiz ve alçakgönüllü bir tavır edinin. )
    ( Alışkanlık haline gelmiş olan yumuşak tavır, problemler karşısında etkisiz kalmaya neden olur. )
    ( Kişinin hayatını belirleyen şey, tavır ve hareketleridir. )
    ( Uyumlu tavrınızdan vazgeçmeyin ve güncel, yararsız çözümlere kapılmayın. )
    ( Konumunuzu ancak bilinçli tavırlar sağlama alabilir. )
    ( Yolcunun zenginliği, kişinin iç varlığıyla barışık olma yeteneğinin simgesidir ve bu durum uyumlu ve çekici bir tavrı yaratır. )
    ( Bilge kişinin tavrı önemlidir. )

    www.FaRkLaR.net/Felsefe


    www.FaRkLaR.net/Bilim


    www.FaRkLaR.net/Sanat


    www.FaRkLaR.net/Spor


    www.FaRkLaR.net/Insan


    www.FaRkLaR.net/Dil


    www.FaRkLaR.net/BEN-ben


    www.FaRkLaR.net/kisiler


    www.FaRkLaR.net/AYDIN


    www.FaRkLaR.net/Mantik


    www.FaRkLaR.net/kisiselgelisim


    www.FaRkLaR.net/Davranis-Tutum


    www.FaRkLaR.net/Durum-Tutum


    www.FaRkLaR.net/ilim-irfan


    www.FaRkLaR.net/saygi-sevgi


    www.FaRkLaR.net/hizmet


    www.FaRkLaR.net/SABIR


    www.FaRkLaR.net/Terk


    www.FaRkLaR.net/OLMALI


    www.FaRkLaR.net/Paylasim


    www.FaRkLaR.net/YANLIS


    www.FaRkLaR.net/toplum


    www.FaRkLaR.net/bisiklet


    www.FaRkLaR.net/tuze


    www.FaRkLaR.net/Doga


    www.FaRkLaR.net/TIP


    www.FaRkLaR.net/Beslenme


    www.FaRkLaR.net/vegan


    www.FaRkLaR.net/Hayvanlar


    www.FaRkLaR.net/Bitkiler


    www.FaRkLaR.net/simge


    www.FaRkLaR.net/Tarih


    DÜŞÜNCE/DÜŞÜNME - DUYGU - DAVRANIŞ
    (THOUGHT/TO THINK, EMOTION, BEHAVIOUR-ATTITUDE-MANNER)



    DÜŞÜNCE

    ( 661 FaRk, 921 katkı )


    - "... DÜŞÜNCELİ DÜŞÜNÜRLER" değil ... "KABULLÜ" DÜŞÜNÜRLER

    - "... ŞEKLİNDE DÜŞÜNMEK" ile "... ŞEKLİNDE BAKMAK"

    - "Aslında" "öyle/şöyle" (oldu/olacak) ise zamanında düşün de ona göre KONUŞ!!!

    - "Belki de" olasılıklarını düşünebiliyorsan birine ayrıcalık yapmadan KONUŞ!!!

    - "Ne bileyim" diyorsan düşünüp, öğrenip, bilebileceğini anımsa ve/< ona göre KONUŞ!!!

    - "Niye ki?" diyerek, hazırcı değil önce kendin düşün de ona göre KONUŞ!!!

    - "AKILLI OLMAK" ile/ve/değil/yerine YETERİNCE AKILLI OLMAK/DAVRANMAK

    - "AKILSIZ"/"KAFASIZ" ile YETERSİZ(/DÜŞÜNCESİZ)

    - "AKL(IN)A" GÖRE "AKIL" ile/değil/yerine AKIL

    - "AKLIN" KULLANDIĞI KAVRAMLAR/DİL ve/||/<> KAVRAMLARIN/DİLİN KULLANDIĞI "AKIL"/ZİHİN/KİŞİ

    - "ATIYORUM" değil/yerine "SESLİ DÜŞÜNÜYORUM!"
    ( Örnek vermeden önce ya da bir bağlantı kurmadan önce iyi düşünmek ve bunu doğru/iyi belirtmek gerek! )
    ( Benzetmede/teşbihte, hata olmaz/olmamalı! [Yanlış/yetersiz örnekle istenilen aktarılamaz, amaca ulaşılamaz(maksat hâsıl olmaz)!] )

    - "AZ BİLMEK" ve/değil/için/||/<>/< ÇOK OKUMAK/DİNLEMEK/DÜŞÜNMEK

    - "BAŞTAN DÜŞÜNMEK" ile/ve/değil/yerine/||/<> ZAMANINDA DÜŞÜNMEK

    - "ÇOCUK DÜŞÜNCESİ" ile/değil/yerine "ŞİZOİD DÜŞÜNCE" ile/değil/yerine BİRLİK DÜŞÜNCESİ

    - "ÇOK DÜŞÜNME" ile/ve/değil/yerine İYİ/DOĞRU/YETERLİ/NİTELİKLİ DÜŞÜNME
    ( Çok düşün(ül)memeli, iyi/doğru/yeterli/nitelikli düşün(ül)meli! )

    - "DIŞSAL" ile/ve/||/=/<>/> DÜŞÜNCENİN YANSIMALARI/NESNELER

    - "DOKUNAKLI" ile/ve/||/<>/< DÜŞÜNDÜRÜCÜ/DUYGUSAL

    - "DÜŞÜNCEME" değil DÜŞÜNMEK

    - "DÜŞÜNDÜĞÜNÜ", VAROLANA "GİYDİRMEK" ile/değil/yerine VAROLANI DÜŞÜNMEK

    - "DÜŞÜNMEK" ile/değil GELİŞTİRMEK

    - "DÜŞÜNÜNCE" (YANITLARIM) ile/ve/değil DÜŞÜNDÜKTEN SONRA (YANITLAYAYIM)

    - "DUYGU" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< NİYET

    - "ESKİ DÖNEM DÜŞÜNCEYE("AKADEMİSYENLERE") GÖRE":
    ÖLÇÜLEBİLİRSE
    ile ÖLÇÜLEMEZSE
    ( "Bilim." İLE "Şiir." )

    - "FARKLI DÜŞÜNMEK" ile/ve "GENİŞ DÜŞÜNMEK"

    - "FİKİR YÜRÜTMEK" ile/ve "ÇERÇEVE OLUŞTURMAK"

    - "HAKLI/LIK" ve/değil/||/+/<>/< AKILLI/LIK

    - "HAKSIZLIK" ile/değil BİLİNÇ FARKLILIKLARI

    - "İÇSEL" ve/||/<> DÜŞÜNSEL

    - "İNANÇ" ile/ve/değil/||/<> DAVRANIŞ
    ( Seni, daha iyi bir insan yapan, "inançların" değil davranışlarındır. )

    - "KARŞITLIK" değil/yerine/>< ZEKÂ
    ( Uzlaşmaz karşıtlıklara düşkünlük, zekânın zayıflığındandır. )

    - "KAŞINMAK" değil/yerine/ya da/>< DÜŞÜNÜP TAŞINMAK

    - "KENDİMİ AŞMAM GEREK" "DÜŞÜNCESİ"
    ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/<
    HİZMETİNİ ARTIRMAK VE SÜRDÜRMEK


    - "KENDİMİ DÜŞÜNMEM GEREKİYOR" değil DÜŞÜNMEYE, KENDİMDEN BAŞLAMAM GEREKİYOR

    - "KESİN DÜŞÜNCE" ile/değil/yerine TEMEL DÜŞÜNCE

    - "KIVRAK ZEKÂ" ile "HAZIR YANIT"

    - "KORKMAK" ile/ve "NE DER?" [DÜŞÜNCESİ]

    - "KÜÇÜK ZİHİN" ile/değil/yerine/<>/> "ORTA ZİHİN" ile/değil/yerine/<>/> "İLERİ ZİHİN"
    ( "Her sorunun" kendince bir yanıtı/açıklaması vardır. İLE/DEĞİL/YERİNE Deneyimlerinden öğrenir. İLE/DEĞİL/YERİNE Herşeyden ve herkesten öğrenir. )
    ( Kişilerle uğraşır. İLE/DEĞİL/YERİNE Olaylarla uğraşır. İLE/DEĞİL/YERİNE Düzenle/sistemle uğraşır. )
    ( "Dengini" arar. İLE ... İLE/DEĞİL/YERİNE Kendini arar. )
    ( "İleri zihinler, kendi çağının ötesindedir, zekiler, kendine bir şeyler çıkarır ve ahmak olan da buna karşı koyar.[The great person is ahead of their time, the smart make something out of it, and the blockhead, sets themselves against it.]" )

    - "KURMAK" ile/yerine DÜŞÜNMEK
    ( Kuruntu/vesvese ile zihne düşenler düşünme değildir! [kuruntulardan vazgeçebilmeli!] )
    ( Bırak, farklı düşünce/duygu kuşları başının üzerinden uçsunlar. Sen ancak başının üzerinde yuva yapmamalarını sağlayabilirsin! )

    - "KURNAZLIK" ile/değil/yerine AKIL

    - "KUTSALLIK" ile/ve/değil DUYGU YÜKLÜLÜK

    - "MERAK EDİYORUM" değil DÜŞÜNÜYORUM

    - "MERAK":
    KİŞİLER ÜZERİNE/ÜZERİNDEN
    ile/değil/yerine/< DÜŞÜNCELER/ZİHİNLER ÜZERİNE/ÜZERİNDEN

    - "MESAFELİ OLMAK" ile/ve "POLİTİK DAVRANMAK"

    - "MUTLAK" ile/ve/değil/yerine DÜŞÜNME BİÇİMİ

    - "ÖNYARGILARINI" YENİDEN DÜZENLEMEK ile/değil/yerine DÜŞÜNMEK

    - "SESLİ DÜŞÜNME" ile/<>/ne yazık ki SÖYLENME

    - "ŞÖYLE DÜŞÜNMEK" ve/||/<>/>/< DENEY

    - "TEDBİR" ile/ve/değil/yerine/>/< AKIL
    ( Dışarıda. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>/< İçeride. )
    ( Bilgisizde. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>/< Düşünende. )
    ( "Gelecekte." İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>/< Şu anda ve burada. )
    ( Nesne. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>/< Kavram. )

    - "YANLIŞ DÜŞÜNMEK" ile/değil FARKLI DÜŞÜNMEK

    - "YAPABİLDİĞİM" ile "YAPABİLDİĞİMİ DÜŞÜNDÜĞÜM"

    - "YETERSİZ" ile/değil/yerine/>< AKILLI
    ( Daha fazla bilinmek için "uğraşırlar". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Daha fazla bilmek için çalışırlar. )

    - "YORUM"(KEYFİYET / LÂF | KÜFÜR | HERZE) ile/değil/yerine/>< DÜŞÜNCE

    - "ZEKÂ GÖSTERGESİ":
    YANITLAR(IY)LA
    ile/ve/değil/yerine/||/<>/> SORULAR(IY)LA

    - "ZEKÂNIN ELVERMESİ" ile "AKLIN BASMASI"

    - (")İÇ(") ve/=/<> ZİHİN/DÜŞÜNCE

    - (FİZİKSEL) NEDENSELLİK ile/ve/değil/||/<>/>/< ZİHİNSEL NEDENSELLİK

    - (HERHANGİ BİR) DÜŞÜNCEYE:
    MAHKUM
    ile/ve/değil/yerine HÂKİM

    - (TEK/BAZI) FİLOZOFLAR/DÜŞÜNÜRLER

    - ... GERÇEKLİK:
    EVRENSEL/BÜTÜNCÜL ...
    ile/ve/||/<> FİZİKSEL ... ile/ve/||/<> ZİHİNSEL ... ile/ve/||/<> ÖZNEL ... ile/ve/||/<> İLİŞKİSEL ...

    - ...'NIN(BEKLEMENİN/DÜŞÜNMENİN VB.):
    "ÂLEMİ" YOK!
    değil GEREĞİ YOK!

    - ACIMA ile DUYGUDAŞLIK

    - ADÂLET'İN KURALI ile/ve/||/<> AKIL'IN KURALI

    - ADÂLET:
    BİLGİNİN KONUSU
    ile/ve/değil/||/<> DÜŞÜNCENİN KONUSU

    - ADÂLET:
    SEVGİ
    ve/||/<> DÜŞÜNCE

    - AHLÂK = AKIL

    - AHLÂK ile/ve/<> DÜŞÜNÜŞ

    - AHMAK KİŞİNİN ARADIĞI değil/yerine/>< AKILLI KİŞİNİN ARADIĞI
    ( Başkalarında. DEĞİL/YERİNE/>< Kendinde. )

    - AKIL-BALİĞ değil ÂKİL-BALİĞ

    - AKIL-FİKİR (ERDİREMEMEK)

    - AKIL-FİKİR SAHİBİ OLMA(MA)K ile İFLÂH OLMA(MA)K

    - AKILLA DÜŞÜNÜLENLER:
    DUYULUR OLANLAR
    ve/<> DUYULUR OLMAYANLAR

    - AKILLI ÇALIŞKANLAR ile/ve AKILLI TEMBELLER ile/ve
    AKILSIZ ÇALIŞKANLAR
    ile/ve AKILSIZ TEMBELLER
    ( Ödüllendirilmeli! İLE Teşvik edilmeli! İLE Ceza verilmeli! İLE Kovmalı! )
    ( Takdir etmeli! İLE Dikkat etmeli! İLE İkaz etmeli! İLE Terk etmeli! )
    ( [+ +] ile [+ -] ile
    [- +] ile [- -] )

    - AKIL ve/ AHLÂK ve/ ADÂLET ve/ ÂDÂB ve/ AŞK

    - ÂKIL <> AK(I)L <> MAKÛL

    - ÂKİL ile AKIL
    ( Yiyen. | Aklı başında. İLE Us. )

    - AKIL ile/ve/> ÂKİL
    ( ... İLE/VE/> Kendi "aklını", evrenin aklıyla birleştirmiş/bütünleştirmiş kişi. )

    - AKIL ve/için/||/<>/< AKLIN SERÜVENİNİN İZLENMESİ

    - ÂKİL ile/ve ÂŞIK

    - AKIL ve BEDEN
    ( İnsan hem kafasını [Hüvelbâtın]ını, hem de bedenini [hüvezzahir]ini kullanabilmelidir. )

    - AKIL ile/ve BELLEK
    ( Katıksız aklın, belleğe gereksinimi yoktur. )

    - AKIL ile/ve/||/<> BİLGİ ile/ve/||/<> HİKMET
    ( Akıl kavramsal olup akla; Bilgi simgesel olup sezgiye; Hikmet mistik olup iç görüye ve iç deneyime hitap eder. )
    ( Aklın bilgiye ve hikmete kavuşması, neredeyse tüm uygarlıklarda ortak olarak Güneş, Işık, Nur simgeleri ile belirtilmektedir. )
    ( Genç ve kuvvetli iken uyanmayan ve uyandığı zaman çaba göstermeyen, böylelikle tembelliğe ve karar yoksunluğuna düşen kişi, hiçbir zaman hikmet yolunu bulamaz. )
    ( Gölgesinin, bir kişiyi izlemesi gibi, saf olan akılla konuşan ve davranan kişiyi de sevinç izler. )
    ( Uyanmak için bir şoku beklemeyen akıllıdır. [ki bu çok sert olabilir] )
    ( Herşeyin akılla kavranamayacağını akıl edemeyen, akılsızdır. )
    ( Hikmetin dili, simge ve sükûttur. )
    ( HİKMET: Cehaleti kaldıran herşey! )
    ( HİKMET: Kuramsal aklın, erdemi. )
    ( Wise is he who does not wait for a shock, which can be quite rude. )

    - AKIL ile/ve/<> BİLİNÇ(ŞUUR)
    ( Akıl, bilincin, birincil aracıdır. )
    ( Yıkılmaya uygun/lâyık bir "akla" sahip ol! )

    - AKIL ile CEHÂLET
    ( Akıllı olduğu için şeytanı ahmağa tercih ederim ama şeytana uymam. )
    ( Akılsız dostun olacağına, akıllı düşmanın olsun. )
    ( Eğer akıl resmedilebilseydi güneş karanlığa gömülürdü; cehalet resmedilebilseydi gece onun yanında aydınlık kalırdı. )

    - AKIL ile/ve DAYANÇ/SABIR

    - AKIL ve/<> DİL ve/<> BEN
    ( Aklın dili sözcükler, gönlün dili muhabbettir. )
    ( Akıl, hiçbir zaman gövdede durmaz. Neyi, nereyi seviyorsa orada gezer durur. )

    - AKIL ile/ve/<> DOĞA
    ( Doğa, kolayı değil en kolayı tercih eder. )

    - AKIL ile/ve/<> DÜZEN/TERTİP
    ( AKIL: Bağ, Bağlamak. Uygun olanı, uygun olana bağlamak. )
    ( AKIL: Bilinen(ler)den hareket edip bilinmeyen(ler)i tespit etmek. )
    ( Akıl, eşik(te)dir/berzah(ta)dır. )
    ( Akıl yorulmazsa gövde zor yorulur. )

    - AKIL ile/ve/<>/= EYLEM
    ( Kişi, eylem varolanıdır. )
    ( AKIL: Eylemler(imiz)e düzen verme/katma. )

    - AKIL ile/ve/değil FAAL AKIL

    - AKIL ile/ve/||/<> FİKİR
    ( Varolanları[mevcudu] bilmek. İLE/VE/||/<> Varlığı[vucudu] bilmek. )

    - AKIL ve/<> GAYRET

    - AKIL ve/||/<> GÖRME ve/||/<> DUYMA ve/||/<> KONUŞMA
    ( CAMİ: CEBRAİL ve/||/<> AZRAİL ve/||/<> MİKAİL ve/||/<> İSRAFİL )

    - AKIL ve/<> GÜVEN

    - AKIL ile/ve/<> HAKİKAT
    ( Akıl çırpınıp âciz kalacak ki, hakikat, bu aczin sonunda meydana çıksın. )

    - AKIL ve/<>/>/< HAYAL
    ( Akıl ile düzenlenir. VE/<>/>/< Hayal ile yapılır. )
    ( Olanlar. VE/<>/>/< [sen / kendi/n] Yarat!(tıkların). )
    ( Düzenler. VE/<>/>/< Yaratır. )

    - AKIL ve HİKMET

    - AKIL ve İLİM/BİLİM ve İBÂDET
    ( Bu 3 alanda tatil[< ÂTIL] olmaz. )

    - AKIL ile/ve/değil/<> İMAN SAHİBİ
    ( Tartışır. İLE/VE/DEĞİL/<> Tartışmaz. )

    - AKIL ile/ve İSTİDLÂL
    ( a) Felsefe, b) Kelâm )

    - AKIL ile/ve/<> KALP
    ( Su. İLE/VE/<> Toprak. )
    ( Kalbi ayrı olanların, aklı bir olmaz. )

    - AKIL ile/ve/<> KALP

    - AKIL ile/ve/||/<> KANIT

    - AKIL ve/< MAKULÂT ve/< MEKULÂT ve/< MAHSUSÂT[ZAHİRÎ VE BÂTINÎ]

    - AKIL ve/değil/<> MERHAMET
    ( Tüm dünya, sana hizmet etse doymazsın. VE/DEĞİL/<> Kişi[sen], dünyaya rahmet ederse(n), tüm dünya doyar. )

    - AKIL ve METAFİZİK

    - AKIL ve/<> MUHAYYİLE ve/<> İMAN
    ( Zihnin yetilerine doymadıkça, muhayyile alanına (pek) geçilemez. )

    - AKIL ile/ve/> NAKİL
    ( Önce. İLE/VE/> Sonra. )
    ( Evvel. İLE/VE/> Müevvel[< te'vil][yoruma açık]. )

    - AKIL ile/ve NAZAR
    ( el-NAZAR: Düşünmek aklın bilinmeyenden bilinmeyene doğru yaptığı harekettir. )
    ( LOCKE[YANSI/REFLEKSİYON] ile DESCARTES )
    ( Bkz. H. ZİYÂ ÜLKEN - İSLÂM DÜŞÜNCESİ - ÜLKEN YAY. )

    - AKIL ve/||/<>/>/< OLANAK
    ( Yaşam, akıl ettiğin ve olanakların kadardır. [geliştirip değiştirebilme gücü/olanakları sende olmak üzere] )

    - AKIL ile/ve/<> ORTAK AKIL
    ( Aklınızı kullanma cesaretini gösteriniz! )

    - AKIL ile/ve RIZÂ

    - AKIL ile/ve/<> SEZGİ
    ( Dışı kavrar. İLE/VE/<> İçi kavrar. )
    ( Varolana düzen verir. İLE/VE/<> ... )
    ( Açıklayıcı, düzenleyici. İLE/VE/<> Yaratıcı. )

    - AKIL ile/ve STRATEJİ

    - AKIL ve/<> TARİHSEL/LİK

    - AKIL ile/ve VAHİY
    ( Mum ile güneş aranmaz, akılla da vahiy tartılmaz. )

    - AKIL ile/ve YANSIZLAŞTIRMA

    - AKIL ile/ve/<> ZİHİN
    ( Bireşimsel/tevhîdî olan. İLE/VE/<> Ayrımsal olan. )
    ( Bütünleştirir. İLE/VE/<> Parçalar. )

    - AKLI, DUYGULARA ARAÇ KILMAK ile/değil DUYGULARI, AKLA ARAÇ KILMAK

    - AKLIN İLKESİ ile/ve AKIL

    - AKLININ BAŞINA GELMESİ ile/değil/yerine/>< AKLI BAŞINDA DAVRANMAK

    - Âlimce düşün ve âlimce KONUŞ!!!

    - ALLAH'IN ZÂTINI DÜŞÜNMEK ile/ve/yerine ALLAH'IN ÂSÂR'INI DÜŞÜNMEK

    - ANLAK/ZEKÂ ile DENEYİM/TECRÜBE

    - ANLAK/ZEKÂ ile/ve DOĞA

    - ANLAK = ZEKÂ = INTELLECT/INTELLIGENCE[İng.] = ENTENDEMENT/INTELLIGENCE[Fr.] = VERSTAND/INTELLIGENZ[Alm.] = INTELLECTUS/INTELLIGENITIA[Lat.] = INTELIGENCIA[İsp.]

    - ANLAM VAROLANI ile/ve BİLGİ VAROLANI
    ( Anlam üretimi varsa. İLE/VE Veri ve bilgi sahibi. )
    ( Aşkın. İLE/VE Özdeş. )
    ( İnsan. İLE/VE Beşer. )

    - ANLAM'DA:
    DÜŞÜNMÜŞLÜK
    ile/ve/değil YAŞANMIŞLIK

    - ANLAMA = FEHM, İDRAK = UNDERSTANDING, COMPREHENSION[İng.] = COMPRENDRE[Fr.] = DAS VERSTEHEN, HET VERSTAAN[Alm.] = ENTENDER, COMPRENDER[İsp.] = COMPREHENSIO[Lat.] = HE DIANOIA[Yun.] = MEFHUM[Ar.] = DARK[Fars.]

    - ANLIK = ZİHİN = MIND[İng.] = MENS[Lat.]

    - APIK-SAPIK (DÜŞÜNCELER/DAVRANIŞLAR)

    - ARA İNANÇLAR ile/ve/||/<> OTONOM DÜŞÜNCELER

    - ARI KAVRAM ve/<> AKIL

    - ARIN(DIR)MA'DA:
    | SU İLE / ATEŞ İLE / SIYIRARAK |
    ile/değil/yerine/<>/>/<
    DÜŞÜNCE/ZİHİN İLE


    - ARZU ile/ve DÜŞÜNCE
    ( Öznelerini ya da nesnelerini tahrip eden ya da doyurulduklarında yatışmayan arzular kendileriyle çelişen arzulardır ve onlar tatmin edilemezler. )
    ( Ancak sevgi, iyi niyet ve şefkatle harekete geçirilmiş arzular hem özne hem nesne için yararlıdırlar ve tamamıyla doyurulabilirler. )
    ( Arzuladığınız şeyi hak ediyor musunuz? )
    ( Arzudan kaçınmayın, sadece onun doğru kanallardan akmasına dikkat edin. )
    ( Siz ortak iyiliği (bütünün hayrını) arzu ettiğinizde tüm dünya sizinle birlikte arzu eder. )
    ( Şefkat ve merhametten doğan bir arzuyu yerine getirmek için tüm evren harekete geçer. )

    - AŞK ve/||/<>/>< AKIL
    ( Aklınızı kullandığınız kadar aşkınızı kullanmazsanız, denge/yi tutturamazsınız. )
    ( Sen, sen olduğun sürece o değilsin; o geldiğinde de sen olmazsın. )

    - AYDINLANMIŞLIK(ENTELEKYA) ile/ve AKIL(REASON) ile/ve ORAN(RASYO)
    ( Ereğe bağlı akıl. İLE/VE Nedene/sebebe bağlı akıl. İLE/VE Tasıma/kıyasa bağlı akıl. )
    ( Ereğe ulaştırır. İLE/VE Hikmet sunar. İLE/VE Düzen sağlar. )

    - AZI DİŞLERİ ile/ve AKIL DİŞLERİ
    ( Öğütme dişleri. İLE/VE Buluğ çağı ile yaklaşık otuz yaşları arasındaki gençlik devri arasındadır. Bundan dolayı bu dişlere akıl dişi adı verilir. )

    - BAKILAN ile/ve DÜŞÜNÜLEN
    ( Güzeldir. İLE/VE Güzelliktir. )

    - BANA/DÜŞÜNCEME/İNANCIMA:
    "TERS"
    ile/değil/yerine UZAK / AYKIRI

    - BAŞARI:
    ZEKÂ
    ve/değil/||/<>/< SORUNLARLA UĞRAŞMAKTAN VAZGEÇMEYEREK

    - BASİTLEŞTİRME ile/ve/değil DÜŞÜNCE

    - BAŞKALARINI DÜŞÜNMEK ile/değil/yerine BAŞKALARINI DA DÜŞÜNMEK

    - BAŞLANGIÇ ile/>< BİLİNÇ
    ( Başlangıca en yakın olan, bilince, en uzak olandır. )

    - BATI FELSEFESİ ile/ve/yerine ZİHİN FELSEFESİ

    - BAZI DUYGULAR/DURUMLAR:
    DİLLENDİR(E)MESEK DE ...
    ile/ve/değil/||/<>/>/< DİLLENDİRİRSEK
    ( ... de (")olur("). İLE/VE/DEĞİL/||/<>/>/< Bambaşka[tatlı/değerli/etkil(eşiml)i/karşılıklı/coşkulu/sevimli/sevecen] olur. )

    - BEKLENTİ yerine BİLİNÇ

    - BELLEK ile/ve/<>/yerine AKIL

    - BELLEMEK ile/yerine SORGULAMAK/DÜŞÜNMEK
    ( Sormaz ki bilsin, sorsa bilir; bilmez ki sorsun, bilse sorar. )

    - BEN-İM ile BENİM
    ( "Benim" bir kişiye özgü, ötekileri hesaba katmayan ayrımcılık demektir. )
    ( BENİM!

    Uzun boylu, ay yüzlü bir kız vardı kasabanın birinde. Onun sevgisiyle herkes yolunu yitirmişti. İşi gücü dilberlikti, bez yıkarken saçlarını çözer, eteğini beline toplar, âşıklarının gönüllerine ateş çalardı.

    Kemâle ermiş, yaşını başını almış bir adam da âşık oldu ona ve tez vakitte kemâlini yitirdi, tecrübeli aklı deliliğe yaklaştı, yüzünün aşkıyla beli iki kat olup gönlü belâ zinciriyle bir girdapta kaldı. Sonunda dayanamadı, kendini ona vakfetti, her işi onun için, herşeyi onun adına yapmaya başladı. Ücretle iş yapsa kazancını ona sunar, eline altın geçse gider o gümüş gövdeliye verirdi. Bir gün genç kız kendisine dedi ki:

    - Yanışın her an biraz daha artmada ama aşkta masraf ziyâde gerek, sendeki sermaye yalnızca âşk olursa mutfak boş kalır, daha fazlaya gücün yetmezse geç bu sevdadan, davul dengi dengine demişler...

    - Sevgili, dedi âşık, gövdemde bir avuç ilikten, bir parça deriden başka bir şey kalmadı yolunda harcayacak. Bari beni sat da elde ettiğinle bir müddet daha hoş ol.

    - Genç kız âşığını derhal Mısır'a götürdü, orada bir kürsü kurmuşlar, âdet etmişler, satıcı kürsüye oturur, kölesi ayakta durup müşteri beklerdi. Bir müddet beklediler. Adam hiç üzüntü göstermiyor, hiç boynunu bükmüyor, hatta müşteri çıktığı vakit baş gösterecek ayrılığı da aklına getirmiyordu. Bir adam gelip genç kıza sordu:

    - Şu ayakta bekleyen ihtiyar senin kulun mu?
    - Evet, benim kulumdur!...

    O sırada ihtiyar bayılıp düştü. Adam pazarlık ile onu satın aldı ve kendine geldiğinde şehrin dışında bir mezarlığa götürdü. Meğer o adamın babası ölmüş, o da babasının ruhu için bir köle azâd etmeyi ahdetmiş, ihtiyarı satın alması bundanmış. Mezarın başında zavallı ihtiyarı azâd edip cebini de altınla doldurduktan sonra gönlünü şâd etmek için dedi ki:

    - Diliyorsan ey ihtiyar, Mısır'da kal, malın eksilmez, seni gözetirim. Dilersen de var git, çünkü artık hürsün, kendi kendinin sultanısın.

    İhtiyar teşekkür ederek genç kızın ardınca koşup yetişti ve altınları avucuna sayıp gönlünü alana yine gönlünü teslim etti. Dünyayı onun yüzünde apaydın görüyordu ve dedi ki:

    - A sevgili! Şu gönül, senin için satılmaktan aldığı lezzeti bugüne dek hiçbir şeyden almadı. Hele "benim kulumdur" dediğin andaki saadetim, sanmam ki başka bir kimsede olsun!

    Haydi yine beni pazara götürüp sat ki,
    tekrar "Benim!" dediğini duyayım! )

    - BEN/SEN BİLİNCİ ile/ve/<>/yerine BİZ BİLİNCİ
    ( Ben Var'ım!, Ben Tek'im!, Ben Anlamlı'yım! / Sen Var'sın!, Sen Tek'sin!, Sen Anlamlı'sın! İLE/YERİNE Biz Var'ız!, Biz Tek'iz!, Biz Anlamlı'yız! ( Hiçbir şey benim ya da sizin değildir - her şey bizimdir. )
    ( Nothing is mine or yours - everything is ours. )

    - BENZER ile AKIL

    - BETİMLEMELİ/TASAVVURLU DÜŞÜNME ile BETİMLEMESİZ/TASAVVURSUZ DÜŞÜNME

    - BEYÂNİ AKIL ile/ve BURHANİ AKIL ile/ve İRFÂNİ AKIL

    - BEYİNDE/ZİHİNDE:
    BİLİŞSEL
    ve/||/<>/< DUYGUSAL ve/||/<>/< DUYUSAL ve/||/<>/< MOTOR

    - BEYİN ile/ve/||/<> AKIL
    ( Donanım/ekran. İLE/VE/||/<> Yazılım[işletim sistemi, program]. )

    - BEYİN ve/<>/||/hem de EL
    ( Zihninizde ne varsa, elinize o vurur. )
    ( )

    - BİLGİ = (")DÜŞÜNCEDİR(") ile/ve/||/<> (")ERDEMDİR(") ile/ve/||/<> (")DÜZENDİR(") ile/ve/||/<> (")BAĞLAMDIR(")
    ( [ise | durumu/düşüncesi] Felsefeyi verir. İLE/VE/||/<> Ahlâk'ı verir. İLE/VE/||/<> Toplumu verir. İLE/VE/||/<> Bilgeliği verir. )

    - BİLGİ DÜZENEĞİ ile/ve/||/<> DUYGU DÜZENEĞİ

    - BİLGİ/VERİ ile/ve/<> DÜŞÜNCE/FİKİR
    ( Bilgi/veri sahibi olmadan, düşünce/fikir sahibi olunmaz/olunmamalı! )

    - BİLGİ ile/ve DÜŞÜNCE
    ( Rasyonel akıl. İLE/VE Entellektüel akıl. Amaçlı, evrensel düşünme. )
    ( Geçmişte tutar. İLE/VE Gelecekte tutar, geleceğe yöneliktir. )
    ( Bilgi olmadan fikir olmaz/olmamalıdır. )

    - BİLİM TARİHİ ile/ve DÜŞÜNCE TARİHİ

    - BİLİM TARİHİ ile/ve DÜŞÜNCE TARİHİ

    - BİLİNÇ/Lİ ile KASIT/LI

    - BİLİNÇ/Lİ ile/ve/değil/<>/|| ÖLÇÜ/LÜ

    - BİLİNCE KONU OLAN ile/ve DIŞSALLIK

    - BİLİNCİN YADSINMASI ile/ve/değil/<> BİLİNCİN, İÇERİĞİNİN YADSINMASI

    - BİLİNCİN:
    DOĞASI
    ile/ve/<> NİTELİKLERİ ile/ve/<> KÖKENLERİ ile/ve/<> İŞLEVLERİ

    - BİLİNÇLİ ile/değil BİLEREK

    - BİLİNÇLİ ile/değil/yerine BİLİNÇLENMİŞ

    - BİLİNÇLİ ile/ve/değil KASTEN

    - BİLİNÇLİ ile/ve/değil PLANLI

    - BİLİNÇ ve/<> ADÂLET
    ( Kişide. VE/<> Toplumda. )

    - BİLİNÇ ve/<> AMAÇ ve/<> EYLEM/ETKİNLİK

    - BİLİNÇ ile/ve ANLAYIŞ

    - BİLİNÇ ve/||/<> EDİM/EYLEM ve/||/<> OLANAK/LI/LIK

    - BİLİNÇ ile/<> HUKUKUN YAYGINLAŞTIRILMASI

    - BİLİNÇ ve/||/<> KİŞİ ve/||/<> YAŞAM
    ( Gövde. VE/||/<> Kişi. VE/||/<> Yaşam. )
    ( Tohum. VE/||/<> Ağaç. VE/||/<> Meyve. )

    - BİLİNÇ ve KOŞUL/LAR

    - BİLİNÇ ile/ve/> NÜFÛZ

    - BİLİNÇ ile/ve/<> ÖZBİLİNÇ
    ( Sen/o. VE/<>/< Ben. )

    - BİLİNÇ ile/ve/<> SEZGİ
    ( Bilinç-ötesi bir hal vardır fakat bu bilinçsizlik hali değildir. )
    ( Bilinç ötesinde deneyim olamaz. )
    ( Kendinizi içinde her şeyin olduğu ve oluştuğu bilinç okyanusu olarak idrak edin. )
    ( Kişi durumun doğasını sezmeli ve kendini ona göre ayarlamalıdır. )
    ( SEZGİ: Aklın çalışma hızının artması. )

    - BİLMELEKE AKIL ile BİLFİİL AKIL ile MÜSTEFAD AKIL ile FAAL AKIL
    ( İBN-İ SİNÂ )
    ( İBN-İ SİNÂ BU KONULARDA ÖZELLİKLE YAZMAMIŞTIR: * HİKMET-İ AMELİYE (Çünkü fıkıh'da var olarak kabul eder.) * AHLÂK-TOPLUM-SİYÂSET )

    - BİLMEMEK ile/ve/ne yazık ki/<>/> BİLMEYE/DÜŞÜNMEYE YANAŞMAMAK

    - BİLMEMEK ile/değil DAHA/EN DOĞRU(YA YAKIN) OLAN TANIMI/BİLGİYİ DÜŞÜNMEK

    - BİR DÜŞÜNCE/BİLGİ/SÖZ İLE:
    TOPLUMU "BOZMAK"
    ile/değil TOPLUMUN BİR BÖLÜMÜNÜ "BOZMAK" ["bozulacağına" dair ısrarcı olunuyorsa...]
    ( Olumsuz/kötü niyetli kasıt. İLE/DEĞİL Gelişmek/geliştirmek üzere/için. [Bazı bilgi ve durumlar, herkese değil bazı kişilere verilebilir/verilmelidir.] )

    - BİR DÜŞÜNCEYİ "SAVUNAN" ile/değil/yerine/>< BİR DÜŞÜNCEYE SAHİP OLAN
    ( Ötekileştirir, ayrıştırır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Bizleştirir ve birleştirir. )

    - BİR DÜŞÜNCEYİ:
    "BESLEMEK"
    ile/ve/değil/yerine SADECE BİLMEK

    - BİR KONUYU/OLGUYU:
    KENDİNE("BANA") GÖRE DÜŞÜNMEK/ÇÖZÜMLEMEK/YORUMLAMAK
    ile/ve/değil/yerine O KAVRAMI (/N İÇİNDE) KONUŞMAK

    - BİR OLAY/DURUM:
    ÖNCESİNDEKİ DÜŞÜNCE/SÖZ/YORUM
    ile/değil/yerine SONRASINDAKİ DÜŞÜNCE/SÖZ/YORUM

    - BİR ŞEYİN(DÜŞÜNCENİN/EYLEMİN):
    EGEMEN OLMA(MA)SI
    ile/ve/değil/<> ÖNÜMÜZE GEÇME(ME)Sİ

    - BİREŞİM/TEVHİD:
    AKIL
    ve/||/<> BEN ve/||/<> GÖNÜL

    - BİRLİK:
    DİLDE
    ve/||/<> DÜŞÜNCEDE ve/||/<> İŞTE

    - BİSİKLET ve/<> BİLGİ/BİLİNÇ/BİLGELİK...

    - BİSİKLET ve/<> BİLİNÇ

    - BİSİKLET ve/<> ÇEVRE BİLİNCİ

    - BİSİKLET ve/<> RAHATLIK

    - BİSİKLET ve/<> TRAFİK EĞİTİMİ/BİLİNCİ

    - BİSİKLET ve/<> UÇMA DUYGUSU/DÜŞÜNCESİ

    - BOŞ DÜŞÜNCE ile/ve/<> KÖR TUTUM/DAVRANIŞ

    - Bulamazsan "71'inci bir neden vardır! diye düşün öyle KONUŞ!!!

    - BULUNÇ/VİCDAN ile/ve/<> BİLİNÇ

    - ÇAĞRIŞTIRMA ile/ve/<> DÜŞÜNDÜRME

    - CAHİLİN YAŞADIĞI/"DÜŞÜNDÜĞÜ" CEHALET ile BİLENİN YAŞADIĞI/"DÜŞÜNDÜĞÜ", ZANNETTİĞİ CEHÂLET
    ( Bilgisiz kişiye, hikmet dolu sözlerin yararı nedir? Kör bir kişiye, bir lambanın yararı nedir? )

    - CAHİL ile/ve/değil/yerine DÜŞÜNEMEYEN
    ( Herkes düşünür fakat herkes düşünmeyi düşünemez! )

    - CANLI ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< BİLİNÇLİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< BİLİNCİNİN BİLİNCİNDE OLAN/OLABİLEN
    ( Uyurken. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< "Uyurgezer". İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Uyanıkken. )
    ( Bitki. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Hayvan. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< İnsan. )

    - ÇIKAR(LAR)INI "DÜŞÜNMEK/İSTEMEK/BEKLEMEK" değil/yerine/>< HAK ETTİKLERİNE VE/VEYA ETTİĞİN KADARINA RIZÂ GÖSTERMEK

    - ÇIKAR(LAR)INI DÜŞÜNME/K ile/değil/yerine ONU(N)/ÖTEKİ(Nİ)/SENİ(N) (İYİLİĞİN/ÇIKARIN) (İÇİN) DÜŞÜNME/K

    - ÇIKARIM ile/değil/yerine (SADECE) DÜŞÜNME

    - DAHA AZ DÜŞÜN! ile/ve/<> DAHA ÇOK DÜŞÜN!
    ( [Düşündüğün...] Kendini, kötü hissettiriyorsa/hissett(ir)diğinde. İLE/VE/<> Kendini, iyi hissettiriyorsa/hissett(ir)diğinde. )

    - DAHA ÖZEL ALGILA/YORUMLA! ile/ve/<> DAHA GENEL DÜŞÜN
    ( Kendini, iyi hissettiğinde. İLE/VE/<> Kendini, kötü hissettiğinde. )

    - DAVRANIŞSAL YAKLAŞIM ile/ve/||/<> BİLİŞSEL YAKLAŞIM

    - DAVRANIŞ ile/ve/değil EŞİK

    - DAVRANIŞ ve/<> İYİ NİYET
    ( Davranışların en iyisi iyi niyetten, niyetin en iyisi ise bilimden ortaya çıkandır. )

    - DAVRANIŞ ile/ve/<> KURTARICI DAVRANIŞ

    - Dayanamayacakların için önceden düşün ve KONUŞ!!!

    - DEĞİŞİMDE:
    KATILAŞMIŞLIK
    değil/yerine AKILLANMIŞLIK
    ( Canı çok acıyarak. DEĞİL/YERİNE Yeterince/çok şey öğrenerek/bilerek. )

    - DENEMEK > TAKLİT ETMEK değil/yerine/> DÜŞÜNMEK
    ( En acı olan. > En kolay olan. DEĞİL/YERİNE/<>/> En akıllıca olan. )

    - DERİN DERİN (DÜŞÜNMEK)

    - DERİN DÜŞÜNMEK(TEFEKKÜR) ile/ve UYUMAK
    ( Uykunun karanlığı bile tazeleyici ve gençleştiricidir. )
    ( Uyanıkken bilinçlisiniz; uyurken sadece canlısınız. )
    ( FİKR-İ AMÎK[Ar. < UMK]: DERİN DÜŞÜNCE )

    - DERİN DÜŞÜNME ve/<> TAHAMMÜL

    - DERİN/YOĞUN/GENİŞ DÜŞÜN(E)MEMEK ile/değil/<> BİLGİSİZLİK/DÜŞÜNCESİZLİK
    ( Bilgisizlik de, bilgi de zihindedir, gerçekte değil. )
    ( Bilgisiz olup, doğruyu savunacağına; bilgili olup, yanlışı savun! )

    - DİLİ/Nİ ARINDIRMAK ve/<> DÜŞÜNCENİ/ZİHNİNİ ARINDIRMAK

    - DİLİN, FARKINDALIKLI KULLANIMI ile/ve FELSEFÎ BİLİNÇ

    - DİL ile/ve/||/<>/= AKIL

    - DİL ile/ve/<> AKIL
    ( Lâl. İLE/VE/<> Mat. )

    - DİL ve/< AKIL ve/< DENEYİM/TECRÜBE
    ( Dil, akıl ve deneyimde temellenir. )

    - DİL ve/<> BİLİNÇ

    - DİL ile/ve/<> BİLİNÇLENME

    - DİL ve/<>/= DÜŞÜNCE
    ( Düşünceyi sınırlandırarak gelişir ve kişiyi geliştirir. VE/<>/= Dili geliştirerek gelişir ve kişiyi geliştirir. )
    ( Birlikte tutmak/birleştirmek gerekiyor. )
    ( Zihin - Dil, Beyin - El ilişkisi! )
    ( Dilin tıkandığı yerde düşünce, dili, düşüncenin tıkandığı yerde dil, düşünceyi geliştirir. )
    ( Dil, düşünceyi, geliştirir de, ketler de. )

    - DİL ve/<> DÜŞÜNCE ve/<> KÜLTÜR
    ( Birbirinden ayrılamaz bir bütündür. )

    - DİL ile/ve/<>/= DÜŞÜNME

    - DİL ve/||/<> ZİHİN ve/||/<> YAŞAM
    ( Ne ki, dilinde, aynı zihninde; ne ki, zihninde, aynı dilinde! )
    ( Dil, ne kadar zengin; zihin, o kadar engin. )

    - DİNLENME:
    GÖVDEDE
    ile/ve/||/<> BEYİNDE ile/ve/||/<> GÖNÜLDE
    ( Uzanarak. İLE/VE/||/<> Uyuyarak. İLE/VE/||/<> Paylaşarak![Aynı zaman ve mekânda, aynı durumları paylaşarak!] [Söyleşerek DEĞİL susuşabilerek!] )

    - Dinleyemeyenleri düşün ve DİNLE!!!

    - DİSİPLİN:
    GÖVDEDE
    ve/||/<> AKILDA ve/||/<> DUYGUDA
    ( Spor. VE/||/<> Felsefe. VE/||/<> Sanat. )

    - DOĞAL BİLİNÇ ile/ve/<> EYTİŞİMSEL BİLİNÇ

    - DOĞRU DÜŞÜNME ile/ve/<> DOĞRU İSTEME
    ( Kazandığın zaman pişman olacağın, kaybettiğin zaman üzüleceğin şeyleri isterken dikkatli olmak gerek. )
    ( Bir şey iyi olduğu için istenmez, istendiği için iyidir. )

    - DOLAYIM(LI/SIZ) ile DÜŞÜNÜLMÜŞ

    - DURAN ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< DÜŞÜNEN
    ( Susmak bilmez. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Hemen susar.
    bkz. www.FaRkLaR.net/SUS )

    - Düşün ve DİNLE!!!

    - Düşün ve KONUŞ!!!

    - Düşün ve SUS!!!

    - DÜŞÜN! ve/||/<>/> OKU!
    ( Konuşmadan önce. VE/||/<>/> Düşünmeden önce. )

    - DÜŞÜNCE ile/ve/<> DUYGU

    - DÜŞÜNCE
    ( 10¯³¹ jul )

    - DÜŞÜNCE ve/||/<>/< MANTIK
    ve/||/<>
    EYLEM ve/||/<>/< EDEB

    ( Düşüncenin edebi, mantıktır. VE/||/<> Eylemin mantığı, edebdir. )

    - DÜŞÜNCE [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

    - DÜŞÜNCE [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

    - DÜŞÜNCE, DÜŞÜNMEK yerine ZAMANINDA DÜŞÜNMEK
    ( Düşünce, düşünce başlar. [yere/aşağı düşünce!][düşen, düşünce/düştükten sonra anlar/bilir!] )
    ( "Melek Şehri" filmini de izlemenizi salık veririz. )

    - DÜŞÜNCE/DÜŞÜNME ve/<> İMGELEM YETİSİ

    - DÜŞÜNCE/DUYGU/DAVRANIŞ'LARDA:
    KOŞMAK/EMEKLEMEK
    değil/yerine YÜRÜMEK

    - DÜŞÜNCE/FİKİR ile/ve/<>/< BİLGİ
    ( Amaca yönelik. İLE/VE/<>/< Nedene yönelik. )
    ( Gelecek. İLE/VE/<>/< Şimdi. )

    - DÜŞÜNCE/İNANÇ/İDEAL ile/ve/<> KİŞİ
    ( Bazen ancak bir düşünce/inanç/ideal için herkesten vazgeçebilirsin, bazen de ancak bir kişi için tüm düşünce/inanç/ideallerinden! )

    - DÜŞÜNCE:
    GİZEMLİ
    değil GİZLİ

    - DÜŞÜNCEDEN DAHA ZARARLI OLAN:
    "USTA SALDIRICI"
    ile/ve/değil/||/<> ACEMİ SAVUNUCU

    - DÜŞÜNCELERİ ÖĞRENMEK ile/ve/değil/yerine DÜŞÜNMEYİ ÖĞRENMEK/BECERMEK

    - DÜŞÜNCELERİN/HAYALLERİN:
    "KAÇMAK"
    ile/değil/yerine PEŞİNDEN KOŞMAMAK

    - Düşüncelerini DİNLE!!!

    - Düşüncelerini dizginlemek için DİNLE!!!

    - Düşüncelerini dizginlemek için SUS!!!

    - DÜŞÜNCENİN KENDİ ile/ve/<> DÜŞÜNCENİN İÇERİĞİ

    - DÜŞÜNCENİN, GELİŞİGÜZEL "KULLANILIŞI" ile/değil/yerine/>/>< FELSEFE

    - DÜŞÜNCESİZLİK ile DÜŞÜNEMEMEK/DÜŞÜNEMEMİŞ OLMAK

    - DÜŞÜNCEYİ/HAYALİ, DOĞAYA YANSITMAK değil/yerine DOĞAYI, ZİHİNDE İNŞÂ ETMEK

    - DÜŞÜNCEYİ:
    SÖZDE/YAZIDA BIRAKMAK
    ile/değil/yerine UYGULAMAYA SOKMAK
    ( Bir düşüncene(/düşünceye/ilkeye/mirasa), ancak, sen sahip çıkarsan (uygular ve devam ettirirsen), bir anlam/değer kazanır/sın ve/veya kazandırır/sın. )

    - DÜŞÜNCEYLE BAKMAK ile DÜŞÜNCE OLMADAN BAKMAK

    - DÜŞÜNCE ile/ve/||/<>/>/< DİKKAT
    ( Düşünceler dedikleriniz, zihnin yüzeyindeki dalgacıklardır ancak. )
    ( Yaşamınızdaki en önemli şeye -kendinize-, bölünmez dikkatinizi verin. )
    ( Zorlamasız, kendi benliği ile kısıtlanmamış bir dikkat ve ilgi gerekir. )
    ( Olgun kişi, dikkatini içine yönelterek, meziyetlerini geliştirir. )
    ( Dikkat, Şimdi'ye geri getirir. )
    ( Dikkat, özgürleştirir. )
    ( Dikkatsizlik, tutsaklaştırır. )
    ( Dikkatsizlik, köreltir; dikkat, berraklaştırır. )
    ( Öteye ulaşmak için uyanık bir sükûnete ve sessiz dikkate gereksinimimiz vardır. )
    ( Dikkatsizliğiniz yüzünden kendi çevrenizde inşâ etmiş olduğunuz hapishaneyi inceleyin. )
    ( Başparmağınız işaret parmağınıza dokunuyor. İkisi de dokunuyor ve dokunuluyor. Dikkatinizi başparmağınızda topladığınız zaman başparmak hissedendir ve işaret parmağı da nesne. Dikkat odağını değiştirin, ilişki de tersine döner. )
    ( Attention liberates. )
    ( Inattention obscures, attention clarifies. )
    ( It needs effortless, un-self-conscious attention.
    To go beyond, you need alert immobility, quiet attention.
    Attention brings you back to the present.
    Study the prison you have built around yourself by inadvertence.
    Your thumb touches your forefinger. Both touch and are touched. When your attention; is on the thumb, the thumb is the feeler and the forefinger - the self. Shift the focus of attention and the relationship is reversed. )

    - DÜŞÜNCE ve/<> DUYGU ve/<> DAVRANIŞ/TUTUM ve/<> DEĞERLER
    ( Akıl[doğru bağ/lar] ve ilim ile yapılandırılır. VE/<> Çeşitli fizyolojik ve psikolojik isteklerle ve eğlencelerle doyurulur. VE/<> Çalışarak, iş yaparak, kazanarak ve kazandırarak dengelenir. )
    ( Düşünceler, duygulardan önce gelir. )
    ( %80 ve/<> %20 ve/<> ... )

    - DÜŞÜNCE ile/ve DÜZEN

    - DÜŞUNCE ile EDİM

    - DÜŞÜNCE ile/değil/yerine FARKLILIKLARI BİRLİĞE GETİREN DÜŞÜNCE
    ( En ufak bir fark gördüğün müddetçe sen gerçeğe yabancısın demektir. )
    ( Kederin nedeni, farklılıklar ve ayrımlar değildir. )

    - DÜŞÜNCE ile FARKLILIKLARI BİRLİĞE GETİREN DÜŞÜNCE

    - DÜŞÜNCE ile/ve/<> FELSEFE
    ( ... İLE/VE/<> Düşüncenin hesabını verebilmek. )

    - DÜŞÜNCE = FİKİR, MİSAL = IDEA[İng.] = IDÉE[Fr.] = IDEE[Alm.] = IDEA < IDEIN[Yun.]

    - DÜŞÜNCE = FİKİR = THOUGHT[İng.] = PENSÉE[Fr.] = GEDANKE[Alm.] = PENSAMIENTO[İsp.]

    - DÜŞÜNCE ile/ve/değil/yerine HESABINI VEREBİLECEĞİN DÜŞÜNCE
    ( Her düşündüğünü seslendirmemeli/söylememelisin! )

    - DÜŞÜNCE ile İNANÇ

    - DÜŞÜNCE ile/ve İNANÇ

    - DÜŞÜNCE ile/ve/> İNANÇ
    ( İnandığınızı yapın ve yaptığınıza inanın. Başka her şey enerji ve zaman savurganlığıdır. )
    ( İNANÇ: Değişimi engelleme. )

    - DÜŞÜNCE ile/ve/+/<> İNANÇ ile/ve/+/<> İMAN
    ( Bilgi ve/+ yorum. [D] İLE/VE/+/<> Düşüncenin karesi. [D²] İLE/VE/+/<> Düşüncenin küpü. [D³] )
    ( [Kanıt gereksinimi] Vardır. İLE/VE/+/<> Daha çoktur. İLE/VE/+/<> Hem vardır, hem yoktur; ne vardır, ne de yoktur. )

    - DÜŞÜNCE ile/ve/değil/yerine KENDİNİ OLUŞTURAN DÜŞÜNCE

    - DÜŞÜNCE ile MİSAFİR-İ GAYBÎ
    ( ZAMAN ZAMAN İNSANIN AKLINA GELEN KÖTÜ DÜŞÜNCELER [GELİP GEÇİCİDİR!] )

    - DÜŞÜNCE ile/ve TANRI

    - DÜŞÜNCE ile TEKLİF

    - DÜŞÜNCE ile/değil/yerine TÜREYEBİLİR/TÜRETİLEBİLİR DÜŞÜNCE
    ( İyi düşünceler, hormonların dengeli salgılanmasını sağlar. )
    ( Yüksek düşünceler örnek kullanılmadan, hoşnut edici bir biçimde anlatılamazlar. )
    ( Kötü düşünce, döner-dolaşır, ne yapar-eder size ulaşır! )

    - DÜŞÜNCE ile/ve TUTKU

    - DÜŞÜNCE ile/ve/||/<> VARLIK
    ( ... İLE/VE/||/<> En temel düşünce. )

    - DÜŞÜNCE ile/ve VARSAYIM

    - Düşünemediğin zaman SUS!!!

    - DÜŞÜNEMEMEK ile/ve/<> AYIRD EDEMEMEK
    ( Düşünemeyen ayırd etmeyi de ayrıntıları da göremez. [ayıramayınca/düşünemeyince de bedelini ağır ödeyebilir!] )

    - DÜŞÜNEN ile/ve/<> DÜŞÜNCELİ

    - Düşünerek KONUŞ!!!

    - DÜŞÜNME (")YOĞUNLUĞU(") ile/değil/>< VERİ PAYLAŞIMI

    - DÜŞÜNME (TAFAKKUR)

    - DÜŞÜNME/KONUŞMA:
    "OLANAK(LI/SIZ)"
    ile/ve/değil/yerine VAROLAN

    - DÜŞÜNMEDEN ÖĞRENMEK ile/ve/<> ÖĞRENMEDEN DÜŞÜNMEK
    ( Yararsız. İLE/VE/<> Tehlikeli. )

    - DÜŞÜNMEDEN ile/ve/değil/yerine KENDİLİĞİNDEN

    - Düşünmek için DİNLE!!!

    - DÜŞÜNMEK/TAHAYYÜL ile/ve DÜŞÜNEMEMEK/TAHAYYÜL (BİLE) EDEMEMEK
    ( Bazı şeyler hayal edilebilir fakat bazı şeyleri ne düşünmek, ne hayal edebilmek bile söz konusu değildir. )

    - DÜŞÜNMEK/TEFEKKÜR ile/ve ÖLÇÜNMEK/TEEMMÜL
    ( ... İLE/VE Gerek bir olayın sebeplerini daha çok çözümleme ve daha doğru anlamak gerekse bir hareket tarzının sonuçlarını, özellikle de yarar ile sakıncalarını irdelemek amacıyla, oluşmuş/oluşturulmuş 'yargı'nın, eleştirilmek üzere, 'askı'ya alınmasıdır. Aklın benzer addettiği duyuları, dolayısıyla da 'olaylar'ı belirli bir 'kavram şemsiyesi' altında 'düşünmek'tir. O belirli 'kavram' altında düşünülen duyulardan, böylelikle de 'olaylar'dan biriyle karşılaşıldığında 'olay'a denk düşen 'kavram'ı 'akıl'da 'uyandırmak'tır. )
    ( Fikir yürütme, düşünme. İLE/VE Katlanmalı düşünme, idrak. )
    ( Kişi, herşeyin tohumudur. Neyi tefekkür ederse onun tohumudur. )
    ( Kişiyi kurtaracak ilâçlar, aşk ve düşünmektir. )

    - DÜŞÜNMEK:
    ya KAÇARKEN
    ile/ve/ya da SIÇARKEN

    - DÜŞÜNMEK ile/ve/değil/yerine BİLDİĞİN ŞEY ÜZERİNE DÜŞÜNMEK
    ( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Tefekkür. )

    - DÜŞÜNMEK ve/<>/>/< BOŞ KONUŞMAMAYI BECERMEK
    ( Düşünmeden konuşmanın cezası, sonradan düşünmeye mahkûm olmaktır. )
    ( Bir şey ki, yapmasan da olur. YAPMA! Bir şey ki, söylemesen de olur. SÖYLEME! )
    ( Konuşulacak bir kişi olduğunda, onunla konuşamamak, onu yitirmek demektir. Konuşulamayacak bir kişiyle konuşmaksa sözlerin boşuna harcanması demektir. )
    ( Bazı şeyleri konuşmuyoruz diye aklımız/sözümüz yok zannedilmesin! )

    - DÜŞÜNMEK ile DEĞERLENDİRMEK

    - DÜŞÜNMEK ile DEĞERLENDİRMEK

    - DÜŞÜNMEK ve/<> DÖNÜŞMEK

    - DÜŞÜNMEK ile/ve/değil/<> DÜŞÜNDÜĞÜNÜ DÜŞÜNMEK

    - DÜŞÜNMEK ile/ve/değil/yerine DÜŞÜNMEYİ "DERT" EDİNMEK

    - DÜŞÜNMEK ile/ve/değil/yerine DÜŞÜNMEYİ DEĞERLENDİREREK DÜŞÜNMEK

    - DÜŞÜNMEK ile/ve/<>/= ETKİNLİK
    ( TEFEKKÜR ile/ve/<>/= FAALİYET )

    - DÜŞÜNMEK ve/||/=/<> GÖRMEK
    ( DÜŞÜNMEK: Görmeyi, yeniden ve tekrar tekrar öğrenmek. )

    - DÜŞÜNMEK ile/ve/<> HAYAL ETMEK
    ( Kişinin en yüce yetisi düşünme yetisidir. Akılda bulunduğu için de en önemli varlıktır/değerdir. )

    - DÜŞÜNMEK ile HESAPLAMAK

    - DÜŞÜNMEK ve KENDİNİN BİLİNCİNDE OLMAK

    - DÜŞÜNMEK ile/ve/<>/değil/yerine ÖNGÖRMEK
    ( Bazı ileri/yüksek düşünceler, örnek kullanılmadan, hoşnut edici bir biçimde anlatılamazlar. )

    - DÜŞÜNMEK ile TAKILMAK

    - DÜŞÜNMEK ile/ve/<> TEKRARLAMAK

    - DÜŞÜNMEK ile/ve VAROLMAYANI DÜŞÜN(EBİL)MEK

    - DÜŞÜNMELİ!

    - DÜŞÜNMEMEK ile DÜŞÜNMEMİŞ OLMAK

    - DÜŞÜNMEMENİN BEDELİ(/YÜKÜ/AĞIRLIĞI) ile/değil/yerine DÜŞÜNMENİN "BEDELİ"
    ( Çoktur! İLE/DEĞİL/YERİNE Yoktur! )

    - DÜŞÜNMEMİŞ OLMAK ile/değil YETERSİZLİK/ZAYIFLIK/GERİLİK
    ( ... ile/değil REKÂKET )

    - DÜŞÜNMENİN/KONUŞMANIN (OLASI) SONUÇLARINI:
    "ÖNGÖRMEK"
    ile/ve/değil/yerine/<> "GÖZE ALMAK"

    - DÜŞÜNMEYE/ANLATMAYA BAŞLAMA:
    KÖTÜLERDEN
    ile/değil/yerine İYİLERDEN

    - DÜŞÜNMEYİ BECEREMEMEK ve/||/<>/>/< DÜŞÜNMEYİ SEV(E)MEMEK

    - DÜŞÜNMEYİ BİLMEMEK ile/ve/<>/= KONUŞMAYI BİLMEMEK
    ( Düşünmeyi bilmeyen, [sürdürmeyen ve geliştirmeyen] konuşmayı da bilemez! )

    - DÜŞÜNME ile/ve AYIK DÜŞÜNME

    - DÜŞÜNME ile/ve BÖLÜMLEME

    - DÜŞÜNME ile/ve/<> DENETLEME

    - DÜŞÜNME ile/ve/<> DİL
    ( Düşünme, sözcüklerle gerçekleşmez. İLE/VE/<> Düşünme, sözcükleri kullanır! )
    ( Beyin-el ilişkisi ve zihin-dil ilişkisi sürekli akılda tutulmalı! )
    ( Bir şey ki, söylemesen de olur! SÖYLEME! )
    ( Düşünme/düşünce, dil kullanımıdır. )
    ( Kişi, dilinin ardında gizlidir. )
    ( İNTÂK[< NUTK]: Dile getirme, söyletme. | Akledilen şeyleri idrak etmek. )
    ( Türk dilinin kökenlerini araştırmanın birinci koşulu sağlıklı bir dil felsefesi bilgisi edinmek, bu felsefenin ışığında yürümeyi bilmek, araştırılan sorunlara bu felsefenin yöntemiyle yaklaşmaktır.

    Bir topluluğun dilinde, o topluluğun yaşama anlayışını, yaşama biçimini, olaylara, doğaya bakışını yansıtmayan sözcüklerin hepsi yabancı kökenlidir.

    Kavramlarının üretirken somuttan soyuta yönelmeyi başaramayan bir toplumun dilinde soyut varlıkları içeren sözcüklerin bulunması bir olasılıktan öteye geçemez.

    Bir toplumun düşünce ortamında bulunmayan şeyin kavramı da yoktur.

    Kavramlar düşünsel içeriklerin taşıyıcısıdır.

    Dilcinin bilge olması kaçınılmazdır.

    Dilin gerçeğini ancak bilge dilci kavrayabilir.

    Bir aydın başka dillerden aldığı kavramlarla düşünemez, üretemez, ancak aktarır, bellekten belleğe gönderir.

    Doğal yapısı ağacın yetişmesine elverişli olmayan bir ülkede orman ürünleriyle ilgili kavramlar üretilebilir mi? Kişi bilmediği bir nesneye bildiği bir adı verebilir mi?

    Düşünsel alanda yeri olmayan bir kavram içeriğinin sözcüğe girmesi sözkonusu değildir.

    Soyut varlıklar üretemeyen bir topluluğun dilinde soyutu yansıtan kavramın yeri yoktur.

    Anlamsal içerik, o sözcüğü konuşan topluluğun düşünsel çevresiyle bağlantılıdır.

    Bir dille konuşup yazmak o dili bilmek değildir, önemli olan o dille düşünmek, üretmek, düşünsel bir alan yaratmaktır.

    Dilin yüzeysel özellklerine bakarak kökenine inmeye çalışmak yanıltıcıdır, saptırıcıdır. Kökte bulunmayan anlamı sözcükte aramak da dil bilincinden yoksunluk demektir.

    Dilin ayakta durmasını, yaşamasını, yayılmasını sağlayan yazıdır.

    Dil insanla, insan dille vardır.

    Dili yaşatan, geçmişten geleceğe taşıyan yazıdır. )

    - DÜŞÜNME ile/ve/değil DOĞRU DÜŞÜNME
    ( Aklın bilinmeyenden bilinene doğru yaptığı hareket. İLE/VE/DEĞİL Aklın bilinenden bilinmeyene doğru yaptığı hareket. )
    ( Aklın bilinenle bilinmeyen arasındaki hareketi. İLE/VE/DEĞİL ... )
    ( Düşündüğün şeye bürünürsün/bulaşırsın. )

    - DÜŞÜNME ile/ve/<> DÜŞÜNCE
    ( Hayat. İLE/VE/<> Yaşam(/a/k). )
    ( Düşünce damlacıklarıyla doldurulan havuzda yüzmek. İLE/VE/<> Kişinin[düşünenin/düşünmesi gerekenin], suyun üstünde (yaşamda) kalmasını sağlayan kaldırma gücünü sağlayan yasa/zorunluluk/gereklilik. )
    ( Bilinenleri, bilinmeyenlere götürebilecek şekilde düzenlemek. )
    ( Sonsuz olanaklılıklar. )
    ( Her şey düşünce ile başlar. )
    ( Düşün-ce: Yukarıdan düşünce/inince sende ortaya çıkan. )
    ( Bir yerini/dizini incitmeyen düşünmeye başlamaz kolay kolay. )
    ( Düşünme ifade edilerek düşünce haline getirilmiş olur. )
    ( Aklın bilinen ile bilinmeyen arasındaki hareketidir. )
    ( Düşünme süreci tamamlandığında, yani anlamlı bir bütünlük oluşturulduğunda, soruya yanıt verilir. )
    ( Düşünmeyi kesmek zorunda değilsiniz, sadece ilgilenmeyi kesin. )
    ( Düşüncelerinizi gözleyin, düşüncelerinizi gözlemekte olan kendinizi gözleyin. )
    ( Düşüncelerinizi sokak trafiğini seyreder gibi seyredin. )
    ( Rüyanızda bir çölde susuzluktan ölmekte olduğunuzu görürken, başucunuzda duran bir bardak suyun size yararı olmadığı gibi. )
    ( Düşüncelere sarılmayın yeter. )
    ( Zihin fukara olunca, fikir ukala olur! )
    ( Tefekkür, müşâhede ile olur. )
    ( Kendi düşünce berraklığınıza, amaçtaki safiyetinize ve eylemdeki dürüstlüğünüze güvenin. )
    ( Düşünmenin hakkını verirsen, düşünme de senin hakkını sana teslim eder. )
    ( Düşünmek için sükûnete gereksinim vardır. )
    ( el-NAZAR: Düşünmek, aklın, bilinmeyenden bilinmeyene doğru yaptığı harekettir. )
    ( Hayat. İLE Yaşam. )
    ( Düşüncenin nesnesi düşüncenin içindedir. )

    - DÜŞÜNME ile DÜŞÜNMEYİ DÜŞÜNMEK

    - DÜŞÜNME ile/ve/||/<>/>/< DUYUMSAMA

    - DÜŞÜNME EYLEM

    - DÜŞÜNME ile/ve/<> HESAPLAMA
    ( Düşünmeyi, yeteri kadar ve ancak gerektiği/gerektirdiği kadar sürdürmek gerek. )
    ( Ya hesap bilmiyorsun, ya da dayak yememişsin! )

    - DÜŞÜNME =/<> İÇ KONUŞMA
    ( İKİ BEN: İç konuşma, düşünme.
    KONUŞMA: RUBÛBİYET )

    - DÜŞÜNME ile/ve/değil İÇGÜDÜ
    ( Dolayımlı. İLE/VE/DEĞİL Dolayımsız, doğrudan. )

    - DÜŞÜNME ile/ve/<> SİMGESEL DÜŞÜNME
    ( ... İLE/VE/<> Sayın Metin Bobaroğlu'nun, Simgesel Düşünme adlı kitabını okumanızı salık veririz. )

    - DÜŞÜNME ile/ve TEFEKKÜR
    ( ... İLE/VE Gördüğü şey üzerinden fikrini derinleştirmek. )

    - DÜŞÜNME = TEFEKKÜR = THINK[İng.] = PENSÉE[Fr.] = DENKEN[Alm.] = COGITARE, COGITATIO[Lat.] = NOEIN, DIANOIA[Yun.] = PENSAR[İsp.]

    - DÜŞÜNME ile/ve/<> YANSIMALI DÜŞÜNME

    - DÜŞÜNME ile YOĞUNLAŞMA/KONSANTRASYON

    - DÜŞÜNSEL UĞRAŞ ile/ve/<>/değil/yerine VAROLUŞSAL UĞRAŞ

    - DÜŞÜNSEL ile/ve/<> MANTIKSAL

    - DÜŞÜNSEL ile/ve MANTIKSAL

    - DÜŞÜNÜLMEMİŞ KABUL yerine DÜŞÜNÜLMÜŞ BEN

    - DÜŞÜNÜP TAŞINMAK

    - DÜŞÜNÜR ile/ve/ne yazık ki/> DÜŞÜNÜLENLERİ "DÜŞÜNÜR"
    ( Her uzun dönemde, ancak birkaç kişi. İLE/VE/NE YAZIK Kİ/> Geri kalanlar. )

    - DÜŞÜNÜŞ BİÇİMİ ile/ve/<> BİLGİ ÇERÇEVESİ

    - DÜŞÜNÜŞ ile SORGULAMA
    ( ... İLE Sonuç ya da kararda tutarlılık/bütünlük elde etmek üzere ayrıntılı/derinlemesine düşünme. )

    - DÜŞÜRMEK değil/yerine DÜŞÜNMEK

    - DUYARLILIK ile/ve ZEKÂ

    - DUYGULARA BAŞVURMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
    TEHDİT
    ile/ve/||/<> DUYGU ile/ve/||/<> ÖNYARGILI DİL ile/ve/||/<> MAZERET

    - Duygulu KONUŞ!!!

    - DUYGUSAL BİRLİK ve/< İLKESEL BİRLİK

    - DUYGUSAL/LIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DUYARLI/LIK

    - DUYU ve/+ AKIL ve/+ HADS ve/+ MATEMATİK

    - DUYU ve/||/<> DUYGU ve/||/<> AKIL
    ( Akıl eleştiri kaldırır, duygu/vicdan kaldırmaz. )
    ( Duygular bilgilerle ters orantılıdır. Ne kadar az biliş varsa o kadar savunuş vardır. )
    ( ZİHİN: İç duyuların toplam adı. )
    ( DUYU: (DIŞ DUYULAR) İNTİBÂ/İZLENİM/MÜŞAHEDÂT ve DUYGU: (İÇ DUYULAR) ANLAM-DEĞER, MANEVİYAT/VİCDÂNİYAT, (AHLÂK, DİN, ESTETİK) [ ZİHİN/İHSAS/MAHSUSAT ] ve AKIL: AKLİYÂT/MÜDRİKÂT, TÜMELLER-FORMLAR, BİLGİ(TANIM + YARGI + TASAVVUR + TASDİK) [ İDRAK ] )
    ( Sadece duyulara verilen yanıtlar/karşılıklar, kişiyi sakatlar. VE/||/<> Sadece duygulara verilen yanıtlar/karşılıklar, kişiyi köreltir. VE/||/<> Sadece akla verilen yanıtlar/karşılıklar, kişiyi ketler. )
    ( Sadece duyulara verilen yanıtlar/karşılıklar, kişiyi hayvanileştirir. VE/||/<> Sadece duygulara verilen yanıtlar/karşılıklar, kişiyi mistikleştirir. VE/||/<> Sadece akla verilen yanıtlar/karşılıklar, kişiyi vahşileştirir. )

    - DUYU ile HAYAL ile AKIL
    ( Biriyle uğraşan zihin/kişi, öteki ikisiyle uğraşamaz. [Çivi çakmak. İLE Sevgiliyi düşünmek. İLE Matematik yapmak.] )
    ( Kişileri birleştiren, [ortak] hayalleridir. [aklın olabildiğince devrede olanları/tutulanları ile tabii!] )

    - DUYU ile/ve/||/<>/> ZİHİN ile/ve/||/<>/> AKIL
    ( "Çırak". İLE/VE/||/<>/> "Kalfa". İLE/VE/||/<>/> "Usta". )

    - EĞİTİM:
    GERÇEKLERİN ÖĞRETİLMESİ
    ile/ve/değil/||/<>/< DÜŞÜNMEK İÇİN AKLIN EĞİTİLMESİ

    - EL-BEYİN İLİŞKİSİ/EYTİŞİMİ ile/ve/<> DİL-DÜŞÜNCE İLİŞKİSİ/EYTİŞİMİ

    - ELİF:
    GÖVDE
    değil AKIL

    - EN BÜYÜK:
    YOKSUN/LUK
    ile/ve/<> FAKİR/LİK
    ( Akılsızlık. İLE/VE/<> Bilgisizlik. )

    - EN HIZLI OLAN:
    | SES HIZI ve IŞIK HIZI |
    ile/ve/değil/||/<>/>/< DÜŞÜNCE HIZI
    ( | [ a0 = 340 m/s ] VE [ c0 = 300.000 km/s ] | İLE/VE/DEĞİL/||/<>/>/< Sınırsız ve en hızlı. )
    ( | [ a0 = 1/√K0 g0 ] [ a0 = √ m . Y ] VE [ c = 1/√e0 μ0 ] | İLE/VE/DEĞİL/||/<>/>/< ... )

    - EN HOŞ DUYGU:
    BİRİNİN, YÜZÜNDEKİ GÜLÜMSEMENİN NEDENİ OLDUĞUNU BİLMEK :)


    - ENİNE BOYUNA (DÜŞÜNMEK, DEĞERLENDİRMEK)

    - ERKEN DAVRANMAK yerine DÜŞÜNMEK/FELSEFE YAPMAK

    - ESEME/MANTIK ile/ve/<> ALGI DÜZENEĞİ(/"DÜŞÜNCE KALIBI")(/PARADİGMA)

    - ESKİ EŞYA ve/||/<< ESKİ DÜŞÜNCE
    ( At! VE/||/<> At! )

    - EVİNİ ve/||/<>/< ZİHNİNİ/KALBİNİ
    ( Konuk gelecekmiş gibi temiz tut! VE/||/<>/< Ölüm gelecekmiş gibi temiz tut! )

    - EVRENSEL AKIL ile/ve/<> BİREYSEL AKIL

    - EYLEMSİZ DÜŞÜNME/DÜŞÜNCE ile/değil/yerine EYLEMLİ DÜŞÜNME/DÜŞÜNCE
    ( El duası olmadan, dil duası olmaz. )
    ( Yaparak başarırsınız, tartışıp çekişerek değil. )
    ( Kalbi değiştiren eylemdir. )
    ( Herşey yapıldığında zihin sessiz kalır. )
    ( Sağlam bir anlayışa sahip bir kişi, eylemden sakınmaz. )
    ( İnandığınızı yapın ve yaptığınıza inanın. Başka her şey enerji ve zaman savurganlığıdır. )
    ( Evinizin eşiğini temizlemeden, komşunuzun damındaki kardan şikâyet etmeyiniz. )

    - EYLEM ve/<>/>< DÜŞÜNME

    - Fatih'in dil ordusunu bil de KONUŞ!!!

    - FEHM ile/ve FİKİR
    ( Tekrar vardır. İLE/VE Hareket vardır. )

    - FELSEFE SİSTEMİ ile FELSEFİ DÜŞÜNCE TARZI

    - FELSEFE TARİHİ ile/ve/değil DÜŞÜNCE TARİHİ

    - FELSEFE:
    DÜŞÜNME BAĞLAMI
    ile/ve/<> BİLGİ TÜRÜ

    - FELSEFE ile/ve DÜŞÜNCE
    ( Düşünce, düşünce başlar. [yere/aşağı düşünce!] )
    ( Bir yerini/dizini incitmeyen düşünmeye başlamaz kolay kolay. )
    ( Düşünce, düşünce başlar. [yere/aşağı düşünce!] )
    ( Bir yerini/dizini incitmeyen, düşünmeye başlamaz kolay kolay. )
    ( Dilin dilbilgisi. İLE/VE/<> Aklın dilbilgisi. )
    ( Yunan ökesi/dehası. VE Roma ökesi/dehası. )
    ( Aristoteles. İLE/VE Büyük İskender. )
    ( Tekillerden, tümeli görmeye çalışmak. İLE/VE Tekilde, tümeli görmek esastır. )
    ( Felsefe, matematiğin çalışma odasını, röntgen ışığıyla yansıtmaya çalışır. )
    ( Birleştirmek/birlikte tutmak gerekiyor. )
    ( Hayranlık. VE Hayret. )
    ( Zanaat. VE Teknokrasi, işçilik. VE İdeoloji. )
    ( İdeoloji. İLE/DEĞİL/YERİNE Felsefe. )
    ( Hayret. VE/<> Hayranlık. VE/<> Aşk. )
    ( Hikmet, teolojik; illet, metafizik; sebep, fizik nedenleri aramaktır. )
    ( Hikmet: Nasıl ise onu o şekilde bilmek. )
    ( Hikmet: Varolanları, nasılsa o şekilde ve tâkatı kadar bilmek. )
    ( Hikmet: Olgunlaşmayı istemek. )
    ( Hikmet: Doğada ve zamanda illetlendirmek. )
    ( Hikmet: Gizil durumda, tüm erdemleri içerir. )
    ( Hikmet Tanrısı: ENKİ )
    ( Hikmet: İstikmal el-Nefs. )
    ( Hikmet: "En Yüksek Hikmet". Onu kazanmış olmaya(onun iktinâ'ına) "'İlm", o ilme meleke kazanmış olmaya "Felsefe". )
    ( Hikmet'in, 36 tür tarifi! )
    ( FELSEFE: KAVLÎ HİKMET )
    ( PHIL0-SOPHOS ile/ve SOPHOS )
    ( el-Hikmet: ilmun bi-a'yan'il-mevcudât alâ ma hiye fi'nefs'il emr bi-kaderi takat'il-beşeriyye )
    ( Fikir üretir. İLE/VE Tedbir üretir. )
    ( Nazarî hikmet. VE Amelî hikmet. )
    ( ... İLE HİKMET-İ HÂLİDA, CÂVİDÂN-I HIRED, PHILOSOPHIA PERENNIS )
    ( Genel felsefe eserlerinin adı olarak bu ad kullanılır. İLE/VE İlm-i mantık'ın başka bir adıdır. Pek çok mantık kitabı bu adı taşır. İLE/VE Abdurrahman Hazinî'nin eserinin adıdır. Eser, çekim ve cisimlerin özgül ağırlıklarından bahseder. Modern döneme kadar konuyla ilgili en önemli çalışmadır. İngilizce çevirisi de vardır. )
    ( Kişinin [ve evrenin] sorularına aklın sınırları içinde kalarak yanıt vermeye çalışmak. VE Anlama ilişkin soruların akıl ile değil kurguyla yapılacağına yönelik yaklaşımı felsefenin soruları içinde kalarak yanıtlamaya çalışmak. )
    ( GAZALİ ve KANT )
    ( Kişinin, kendine soru sormaya başlamasıyla devreye girer. )

    - FELSEFE ve/||/<>/> ÖZBİLİNÇ

    - FİKİR değil/yerine/= DÜŞÜNCE

    - FİKİR ile TEZÂHÜR

    - FİKİR ile/ve/yerine VİCDAN

    - FİKİR ile/ve ZİKİR
    ( Felsefe. İLE Tasavvuf. )

    - FİKİR ve/> ZİKİR ve/> ŞÜKÜR

    - FÎKRÎ ile LAFZÎ(MANTIK/NUTK(Düşünme-Konuşma)'da)
    ( Lafzî nutk, insan gövdesinin bir örgeni olan dilden kaynaklanarak, gövdenin öteki bir örgeni olan kulağa ulaşan ses ve yazaçlardan(hecelerden) oluşur; dolayısıyla cisim ve duyularla ilgilidir. Bu yüzden kelâmın ne olduğu, nasıl oluştuğu, anlamı nasıl gösterdiği(delâlet) vb. konuların mantık çerçevesinde incelenmesine Dil Mantığı(İlmu'l-Mantıki'l-luğavî) adı verilir. İLE Fikrî nutk ise, insan zihninin(nefs) varlıkların anlamını özleri itibariyle tasavvurundan başka bir şey olmayıp ruh ve akılla ilgilidir. Bu bağlamda zihnin varlıkların anlamlarını özleri itibariyle idrâki, ilham ve vahyin keyfiyeti gibi konuların mantık çerçevesinde ele alınıp incelenmesine de Felsefî Mantık (İlmu'l-Mantıki'l-felsefî) denilir. )

    - GECE-GÜNDÜZ (DÜŞÜNMEK, ÇALIŞMAK)

    - GELECEĞİ MERAK ETME!(K) ile/değil/yerine GEÇECEK OLANI İYİ DÜŞÜN!(MEK)
    ( Nasıl olsa gelecek. İLE/DEĞİL/YERİNE Zihninden hiç silinmeyecek. )

    - GELENEKTE, TEVHİD:
    AKIL ÜZERİNDEN
    ile/ve/> KALP VE DUYGU ÜZERİNDEN
    ( Tenzih ile. İLE/VE/> Teşbih üzerinden. )
    ( İkisinde de, sur üflenerek çağrılırdı. )

    - GENELLEME:
    "GENİŞ DÜŞÜNMEK"
    değil GEVİŞ GETİRMEK

    - GERÇEKLERİ DÜŞÜNMEK ile/ve/değil/||/<>/>/< GERÇEKLERİ ORTAYA ÇIKARABİLECEKLERİ DÜŞÜNMEK

    - GEREKSİNİMLER ve İLİŞKİLER SIRADÜZENİ:
    DİRİMSEL
    ve/||/<>/> BİLİŞSEL ve/||/<>/> DAVRANIŞSAL

    - GEREKTİĞİ KADAR DÜŞÜNMEK/KONUŞMAK/YAPMAK ile/ve DEĞERİ/DEĞDİĞİ KADAR DÜŞÜNMEK/KONUŞMAK/YAPMAK

    - GİDİMLİ AKIL ile VİCDÂNİ AKIL
    ( TAAKKUL ile .. )

    - GÖRÜ ile/ve TANIKLIK

    - GÖVDE ve/||/<> ANLIK(ZİHİN) ve/||/<> TİN
    ( Çap/çeper. VE/||/<> Yarıçap. VE/||/<> Merkez. )

    - GÖVDE ile/ve/<> ZİHİN
    ( Gövde ile gövdede barınan bilinç arasında zihin yer alır. )
    ( Gövde, ölçüsünü bilir, ama zihin bilmez. )
    ( Gövde ve zihin sınırlıdırlar, onun için de incinmeye açıktırlar, onların, korunmaya gereksinimleri vardır ve bu da korkuya yol açar. )
    ( Gövde, dış varlığı, bilinç iç varlığı tanımlar, saf farkındalık halinde ise En Yüce Olan'la temas kurulur. )
    ( Gövdenin ötesine geçmek için sağlıklı olmalısınız; zihnin ötesine geçmek için ise zihniniz kusursuz bir düzen içinde olmalı. )

    - GÖZ ve/||/<>/>/< AKIL
    ( Göz, odur ki; dağın arkasını göre! VE/||/<>/>/< Akıl, odur ki; başına geleni/geleceği bile! )

    - GÖZ ve/<> BİLİNÇ
    ( Göz ve bilinç, tüm dünyayı gördüğü halde, kendini (pek) (kolay kolay) göremez. )

    - GÜLME:
    ŞAŞIRMA
    ve/||/<>/< DÜŞÜNME

    - GÜNEŞ ile/ve/<> AY
    ( Arı bilinç. İLE/VE/<> Süreçteki bilinç. )
    ( Tümel, kavramsal. İLE/VE/<> Kavramsal. )

    - GÜZELLİK ile/ve/hem de AKIL
    ( Güzellik ondur, dokuzu don-dur. )
    ( Güzele kırk günde doyulur, iyi huyluya kırk yılda doyulmaz. )
    ( Güzel bürünür, çirkin görünür. )

    - HAREKET ve/||/<> DUYGULANIM ve/||/<> BENZETME
    ( İki kişi arasındaki tüm ilişkilerde ve temelinde, anne ile çocuğun ilişkisinde, yerli yerinde ve yeterince bulunması gerekenler... )

    - HAREKET ve/> EYLEM ve/> YAŞAM ve/> BİLİNÇ
    ( HAREKET: Bil-kuvve olanın, bil-fiil olması için gerekli çaba. )

    - HAREKET ve/> TİN/PSİŞE ve/> ZEKÂ
    ( Değiştirir. VE/> Birleştirir. VE/> Dönüştürür. )

    - HASTALIĞI, ZİHİN/DÜŞÜNCE GÜCÜYLE:
    "İYİLEŞTİRMEK"
    ile/ve/<>/değil/yerine İLERLEMESİNİ ENGELLEMEK

    - HEMFİKİR değil/yerine/= OYDAŞ

    - Her düşündüğünde SUS!!!

    - HİÇ Mİ HİÇ (DÜŞÜNMEMEK, UĞRAŞMAMAK)

    - HİÇKİMSEYLE KONUŞ(A)MAYACAĞIN/PAYLAŞ(A)MAYACAĞIN DÜŞÜNCELER/SÖZLER[KONULAR, OLAYLAR, OLGULAR, KAVRAMLAR] ile/ve/<> KENDİNİN (BİLE) DÜŞÜNMEK İSTEMEYECEĞİN DÜŞÜNCELER/SÖZLER[KONULAR, OLAYLAR, OLGULAR, KAVRAMLAR]

    - HIZLI DÜŞÜNMEK ile/ve/değil HAYAL (ETMEK)

    - HÜCRE/BEYİN/ZİHİN GÖVDE

    - HZ. MUHAMMED('İN):
    "GÖLGESİ YOK/TU"
    değil KENDİNİ GÖVDE OLARAK DÜŞÜNMEZ/Dİ

    - İÇ DÜZEN ve/||/<>/< NEDENSELLİK BAĞLARI

    - İÇGÖRÜ:
    "DUYGUSAL"
    ile/ve/değil/yerine/||/<> DÜŞÜNSEL/ZİHİNSEL

    - İÇİN İÇİN (AĞLAMAK/GÜLMEK/ÜZÜLMEK/DÜŞÜNMEK)

    - İDEAL değil/yerine/= DÜŞÜNSEL

    - İHSAS ile/ve AKIL
    ( MAHSUSAT ve MAKULÂT )

    - İKAL ile/ve/||/<> AKIL
    ( İçten. İLE/VE/||/<> Dıştan. )

    - İKİRCİK(TEREDDÜT) ile/değil DÜŞÜNÜYOR OLMAK

    - İLGİ ile/ve/<> ZEKÂ
    ( Zekâ, özgürlüğe açılan kapıdır ve uyanık dikkat, zekânın anasıdır. )
    ( Intelligence is the door to freedom and alert attention is the mother of intelligence. )

    - İLİM-İRFAN ve FİKİR-FELSEFE ve GÜZEL SANATLAR

    - İLKESEL/İLKEYİ DÜŞÜNMEK/KONUŞMAK ile/ve İLKEYLE DÜŞÜNMEK/KONUŞMAK
    ( Anlayışı konuşmak, aklı anlamak. İLE/VE Şeyi, olayı anlamak. )
    ( Varlıksal. İLE/VE Varoluşsal. )

    - İLKESİZLİK ile/ve/= DÜŞÜNCESİZLİK

    - İMAN ile/ve/<> AKIL
    ( Bir elinden, bir eline. İLE/VE/<> ... )

    - İMGELERDEN ARINMA ve/> SAF BİLİNÇ > MÂBED

    - İNANMA +/+/+ BİLME +/+/+ DÜŞÜNME +/+/+ GÜZELLİK
    ( Din. + Bilim. + Felsefe. + Estetik. )

    - İNSAN'IN/KİŞİNİN DÜŞÜNMESİ ile/ve TANRI'NIN DÜŞÜNMESİ
    ( [mâhiyetçe değil derece olarak!] Bilkuvve'den bilfiil'e doğru. İLE/VE Bilfiil. )

    - İPE-SAPA (GELMEZ İŞ/SÖZ/HAREKET/DAVRANIŞ)

    - IQ[AYKÜU] değil/yerine ZEKÂ

    - İRADE ile BİLİNÇ

    - IŞIK HIZI ile/değil/< DÜŞÜNCE HIZI
    ( Saniyede, 300.000 km. İLE/DEĞİL/< En hızlı olan. )

    - İSLÂM DÜŞÜNCESİ ile/ve TÜRK DÜŞÜNCESİ

    - İSTEK ile/ve/<> AKIL

    - İSTEK ile/ve/<> DÜŞÜNME

    - İSTENÇ(İRÂDE) ile BİLİNÇ
    ( Kavram olarak bilinç, aklın gözüdür. )

    - İSTER İSTEMEZ (DÜŞÜNMEK)

    - İSTİŞÂRE[< ŞÛRÂ (çoğ. İSTİŞÂRÂT)] değil/yerine/= FİKİR SORMA, DANIŞMA

    - İYİ AHLÂK ve DOĞRU DÜŞÜNME

    - İyi düşün ve KONUŞ!!!

    - İYİ DÜŞÜN!:
    KALBİ
    ve/||/<>/>/< KAPIYI ve/||/<>/>/< SON SÖZÜNÜ
    ( Kırmak yerine. VE/||/<>/>/< Çarpmak yerine. VE/||/<>/>/< Söylemeden önce. )

    - İYİ/YETERİNCE DÜŞÜNMEK ile/ve/||/<>/>/< İSABETLİ KARAR VERMEK

    - İYİLİK:
    SÖZ İLE
    ve/||/<> VERMEK İLE ve/||/<> DÜŞÜNCE İLE
    ( Güven oluşturur. VE/||/<> Sevgi oluşturur. VE/||/<> Derinlik oluşturur. )

    - İZLEM/STRATEJİ ile/ve AKIL
    ( Üst kuram, kuram kurma kuramı. İLE/VE ... )
    ( Strateji sakatsa takviye yetmez. )

    - KABULLENMEK değil/yerine DÜŞÜNMEK

    - KARA KARA (DÜŞÜNMEK)

    - KARA KARA DÜŞÜNME(NSH) ile/değil/yerine DÜŞÜNME

    - KARİKATÜR değil/yerine/= DÜŞÜNÇİZİ

    - KÂRINCA KARARINCA (YAŞAMAK, DAVRANMAK)

    - KAS (GÜCÜ) ile/ve/<>/yerine/değil DÜŞÜNCE (GÜCÜ)

    - KAS BİLGİSİ/BİLİNCİ ve/<> KEMİK BİLGİSİ/BİLİNCİ

    - KAVRAM KARMAŞASI ile/değil ZİHİN/DÜŞÜNÜŞ KARMAŞASI

    - KAVRAYIŞ = FİKR-İ İPTİDAİ, TASAVVUR-I SAZEC = APPREHENSION[İng., Alm.] = APPRÉHENSION[Fr.] = APPREHENSIO[Lat.] = APRENSIÓN[İsp.]

    - KENDİ KENDİNE DÜŞÜNMEK ile KENDİ ÜZERİNE DÜŞÜNMEK
    ( Düşünceleri denetleme/dayanakça gereksinimi duymadan. İLE Düzenli, uyumlu ve bütünlüklü. )
    ( Bırak çeşitli düşünce/duygu kuşları başının üzerinden uçsunlar. Sen ancak başının üzerinde yuva yapmamalarını sağla!/[sağlayabilirsin!] )

    - KENDİ KENDİNE KONUŞMAK ile/değil "SESLİ DÜŞÜNMEK"
    ( Denetleyemeden. İLE/DEĞİL Farkındalıkla. )
    ( ... İLE/DEĞİL Kişi bazen farkında olmadan da düşündüklerini seslendirebilir. )
    ( Durumu iyice tartın ve düşünmekten sakın kaçınmayın. )

    - KENDİNDE DÜŞÜNCE ile/ve KENDİ İÇİN DÜŞÜNCE ile/ve KENDİNDE KENDİ İÇİN DÜŞÜNCE

    - KERÂMET ile/ve/değil KESKİN ZEKÂ
    ( Keskin zekâ, kerâmete kıç attırır. )

    - KİŞİ/İNSAN ve/= AKIL
    ( Akılla her şey bilinir de insan bilinmez. )

    - KİŞİNİN, ...:
    "MİZAH GÜCÜ"
    ile/ve/değil/yerine/||/<>/< "AKIL GÜCÜ"

    - KİŞİSEL DÜŞÜNCEM ile/ve/değil/yerine OLMASI/OLMAMASI GEREKEN

    - KİŞİYİ/ÇOCUĞU ÖVMEK ile/değil/yerine/||/></< DAVRANIŞI ÖVMEK
    ( Kibri geliştirir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>
    - KİTAP/MUSHAF:
    UYUYAN BİREY/TOPLUM İÇİN
    değil/><
    OKUYAN VE DÜŞÜNEN BİREY/TOPLUM İÇİN

    ( )

    - KOGNİTİF[İng. < COGNITIVE] değil/yerine/= BİLİŞSEL

    - KÖKEN DİLLER ile/ve/<> UZLAŞIMSAL DİLLER ile/ve/<> DAVRANIŞSAL DİLLER ile/ve/<> İMGESEL DİLLER ile/ve/<> KURMACA DİLLER ile/ve/<> BİÇİMSEL DİLLER

    - KONUŞMAK DÜŞÜNMEYİ BİLMEK

    - KONUŞMAYI BİLMEK ve/= DÜŞÜNMEYİ BİLMEK

    - KORKAK/LIK ile/ve/değil/yerine AKIL/LI/LIK
    ( Bir şeyin, haklı olduğunu bildiğin halde, o şeyden yana çıkmazsan, korkaksın demektir. )

    - KORKU ile/ve/||/<> AKIL
    ( İşin içine korku girdiği oranda, "akıl" da etkinleşir. Bir kişi, ne kadar korkusuz ise "aklını" o kadar az kullanır. )

    - KORKU ile/> ZEKÂ

    - KÜFÜR değil/yerine/>< FİKİR
    ( Gerçeğin üstünü örtmek. DEĞİL/YERİNE/>< Gerçeğin örtüsünü açmak. )

    - KÜLTÜR:
    İÇGÜDÜ
    ve/>/+ İÇTEPİ ve/>/+ DÜŞÜNCE ve/>/+ İNANÇ

    - KÜLTÜREL(DÖNEMSEL) "DEĞER YARGILARI"NI "ÖĞRETMEK" değil/yerine/>< EĞİTİLENİ, DEĞER(LER)İN DÜŞÜNSEL BİLGİSİYLE DONATMAK

    - KURNAZLIK ile/değil/yerine ZEKÂ

    - KURU KURU (DÜŞÜNMEK)
    ( Bir şey yapmak yerine sadece düşünerek zaman geçirmek, işe yaramamak. )

    - MADDE ve/<> BİLİNÇ
    ( Yayılan/a. VE/<> Kavranılan/a. )

    - MADDE ile EVRENSEL ZİHİN
    ( "İdrak edilenlerin bütünlüğü/toplamı" denilen. İLE "İdrak edenlerin bütünlüğü" denilen. )
    ( MADDE: KÜTLE ve HACİM ve EYLEMSİZLİK )
    ( Her düzeyde berrak bir zihne gereksinim vardır. )
    ( Zihin ve dünya ayrı değildir! )
    ( Dünyanın ne olduğunu düşünüyorsanız, o, sizin kendi zihninizdir. )
    ( Tüm uzay ve zaman, zihindedir. )
    ( Gerçeğin zihinde yansıması için zihnin berraklığı ve sessizliği gereklidir. )
    ( Ortak etmeni bulmak için tüm ayrımları terk etmek zorundasınız. Ancak evrensel olan ortaktır. )

    - MADDE ve/> FİKİR ve/> DEĞER

    - MADDE > SÛRET > CİSİM > NEFS > AKIL

    - MADDE ile/ve/<> ZİHİN
    ( Madde, şekildir; zihin, isimdir. )

    - MADDÎ KEYİFLER/ZEVKLER ile/ve/değil/yerine MANEVÎ ZEVKLER
    ( Başta istek, sonrasında bıkkınlık verir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Başta isteksizlik, sonrasında şevk verir. )

    - MANTIKÇA DÜŞÜNMEK ile/ve/<> VARLIKÇA DÜŞÜNMEK

    - MANTIKLI DÜŞÜNMEK ile/ve MANTIK BİLMEK

    - METİN ile/ve FİKİR

    - MODERN DÜŞÜNÜŞ/ANLAYIŞ/YAKLAŞIM ile/ve/değil/yerine/> POSTMODERN DÜŞÜNÜŞ/ANLAYIŞ/YAKLAŞIM
    ( Ya, ya da ilkesiyle/yaklaşımıyla. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/> Hem, hem de ve Ne, ne de ilkesiyle/yaklaşımıyla. )

    - MUÂMELE[Ar.] değil/yerine/= İŞLEM; DAVRANIŞ

    - MÜFEKKİRE ile/ve AKIL
    ( Düşünme yetisi/gücü. İLE ... )

    - MÜLÂHAZA[< LÂHZ] değil/yerine/= DİKKATLE BAKMA | İYİCE DÜŞÜNME | DÜŞÜNCE

    - MÜTEESSİR[< ESR < ESÂRET] değil/yerine/= HÜZÜNLÜ, KEDERLİ, ÜZÜNTÜLÜ | BİRİNİN ACISIYLA ACILANAN | DUYGULANMIŞ

    - MÜTEFEKKİR[Ar.] değil/yerine/= DÜŞÜNÜR

    - MUTLU OLMAK İÇİN GEREKEN "BENCİLLİK":
    "SADECE KENDİNİ DÜŞÜNMEK"
    değil/yerine ÖNCELİKLE KENDİNİ DÜŞÜNEBİLMEK

    - NAMAZ:
    DÜŞÜNCE
    ve EYLEM BİRLİĞİ/BULUŞMASI

    - NEDENLİ DÜŞÜNMEK ve/=/||/<>/> DERİN DÜŞÜNMEK

    - NESNE PUTU ile/ve/ZİHİN/DÜŞÜNCE PUTU

    - NESNE PUTU ile/ve/ZİHİN/DÜŞÜNCE PUTU

    - NESNESİZ ile/ve/||/<> DÜŞÜNCESİZ
    ( Nesnesiz ve düşüncesiz, kültür olanağı yoktur. )

    - NİYET ile/ve/<>/>/< EYLEM
    ( Niyet, eylemden önceliklidir. )
    ( Eylem, içtenliğin kanıtıdır. )
    ( Eylem, gerçeğin mihenk taşıdır. )
    ( Berraklık ve sevecenlik eylemdir. )
    ( Eylem konusunda tasa çekmeyin, aklınıza ve gönlünüze özen gösterin. )
    ( Gerçeği bulmak için günlük hayatınızın en küçük eylemlerinde gerçek olmalısınız. )
    ( Gerçek, samimi eylemin meyvesidir. )
    ( Kalbi değiştiren eylemdir. )
    ( Sağlam bir anlayışa sahip bir kişi, eylemden sakınmaz. )
    ( İmgenin ardında ve ötesinde olan idrak ve eylem gücüsünüz. )
    ( Eylem, gizli, bilinmeyen, bilinemez olandır. Sadece onun meyvesini bilebilirsiniz. )
    ( Hiç kimse, bir başkası adına eylemde bulunamaz. )
    ( Vazgeçme! Üşenme! Erteleme! )
    ( Nobody can act for another. )
    ( Do not give up! Do not dilatory! Do not delay! )
    ( Action is a proof of earnestness.
    Action is the touchstone of reality.
    Clarity and charity is action.
    You need not worry about action, look after your mind and heart.
    Action is hidden, unknown, unknowable. You can only know the fruit.
    A man of steady understanding will not refrain from action. )

    - ÖFKE ile/ve/||/<>/> SUÇLULUK DÜŞÜNCESİ/DUYGUSU

    - ÖĞRETMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< DÜŞÜNMELERİNİ SAĞLAMAK

    - OLAN/OLACAK OLAN ile "ŞU/ŞÖYLE OLURSA, ŞU/ŞÖYLE OLUR" DÜŞÜNCESİ

    - OLASILIĞI DÜŞÜNMEYE BAŞLAMAK ile/ve OLASILIĞIN YÜKSEK OLMASI

    - OLASILIKLARI DÜŞÜNEBİLMELİ!

    - OLASILIKLARI DÜŞÜNMEK/HESAPLAMAK ile "ŞOM AĞIZLILIK"

    - OLGUSAL GERÇEKLİK ile/ve AKILSAL GERÇEKLİK

    - OLGU ile DÜŞÜNCE/FİKİR

    - OLGU ile OLGU HAKKINDAKİ DÜŞÜNCE

    - ÖNCE/Sİ ve/<> BİLİNC/İ

    - ONU DÜŞÜNMEK/HİSSETMEK ile/ve ONUN GİBİ DÜŞÜNMEK/HİSSETMEK
    ( Sevgi. İLE AŞK. )
    ( Sevgi. İLE Koşulsuz Sevgi. )

    - Önünü-Ardını düşün de KONUŞ!!!

    - ÖNYARGILARINI DÜZENLEMEK ile/değil/yerine/>< DÜŞÜNMEK

    - ORGANİK DÜŞÜNCE ile KATEGORİK DÜŞÜNCE

    - ORGANİK DÜŞÜNCE ile SINIFSAL DÜŞÜNCE

    - ORTAK AKIL ile/ve/||/<> ORTAK İSTENÇ

    - ÖTEDUYUM/UZADUYUM/RÂBITA/TELEPATİ ile/değil AYNI ŞEYİ DÜŞÜNMEK

    - ÖZBİLİNÇ ile/ve/=/<> ÖZGÜRLÜK ile/ve/=/<> ÖZGÜNLÜK
    ( Özgürlük, özgünlüktür. )
    ( ESERLERDE: Kayıtsız, bireysel. İLE/VE/=/<> Öncekilere(kaynakçalara) bağlılık üzerine/üzerinden. )

    - ÖZERK/LİK ve/<> BİLİNÇLİ/LİK

    - ÖZGÜR DÜŞÜNME'Yİ:
    "ÖĞRETMEK"
    ile/değil/yerine OLANAKLARINI SAĞLAMAK/SUNMAK
    ( Özgür düşünmeyi ancak kişinin kendi gerçekleştirebileceğinden öğretilemez fakat olanaklarını sunmak/sağlamak gereklidir! )

    - ÖZGÜR FİKİR ve/<> ÖZGÜR VİCDAN ve/<> ÖZGÜR İRFÂN

    - ÖZGÜRLÜK:
    KİŞİNİN, ...
    "CANININ İSTEDİĞİ GİBİ DAVRANMASI"
    ile/değil İSTEMEDİĞİ HİÇBİR ŞEYİ YAPMAK ZORUNDA OLMAMASI
    ( Özgürlük, hiçbir zaman canının istediği gibi davranmak anlamına gelmemiştir ve öyle bir hak vermemiştir/veremez. )
    ( İkinci görüşün olmadığı yerde özgürlük olmaz. )
    ( ÖZGÜRLÜK: Belirlenimden, belirlenime geçmek. )

    - SABİTFİKİR ile/ve/> TAKINTI ile/ve/> TAASSUB/NEVROZ
    ( Bir "düşüncenin", yerinden oynatılamazlığı. İLE/VE/> Sabitfikre, duygunun da katılması (ile). İLE/VE/> Sinirlilik/asabileşme ve çeşitli türlerde tepkisellikler. )

    - SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR:
    BİÇİMSİZ
    ile/ve/||/<> BELİRSİZLİK ile/ve/||/<> SALDIRI ile/ve/||/<> KONUNUN ÖZÜNÜ KAÇIRMA ile/ve/||/<> TARTIŞMALI NEDEN ile/ve/||/<> İSTATİSTİKSEL HATA ile/ve/||/<> ŞAŞIRTMA ile/ve/||/<> YETKEYE BAŞVURMA ile/ve/||/<> DUYGULARA BAŞVURMA ile/ve/||/<> KIYASLAMA HATALARI ile/ve/||/<> SINIFLANDIRMA HATALARI
    ( BİÇİMSİZ SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR ile/ve/||/<> SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR
    ( INFORMAL FALLACIES vs./and/||/<> FALLACIES )

    BELİRSİZLİK SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: GÖNDERMELİ ile/ve/||/<> VURGULAMA ile/ve/||/<> ÇOK ANLAMLILIK
    ( FALLACY OF: EQUIVOCATION vs./and/||/<> ACCENT vs./and/||/<> AMPHIBOLY )

    SALDIRI SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: KARALAMA ile/ve/||/<> NİTELİKSEL ile/ve/||/<> "SEN / SEN DE ..." ile/ve/||/<> DOLDURUŞA GETİRME
    ( ARGUMENT AGAINST THE MAN vs./and/||/<> CIRCUMSTANTIAL AD HOMINEM vs./and/||/<> FALLACY OF "YOU / YOU ALSO" vs./and/||/<> POISONING THE WELL )

    KONUNUN ÖZÜNÜ KAÇIRMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: KISIR DÖNGÜ ile/ve/||/<> İLGİSİZ AMAÇ ile/ve/||/<> İLGİSİZ SONUÇ ile/ve/||/<> İDDİAYI ZAYIFLATMA ile/ve/||/<> KONUYU SAPTIRMA
    ( BEGGING THE QUESTION vs./and/||/<> FALLACY OF IRRELEVANT PURPOSE vs./and/||/<> IRRELEVANT CONCLUSION vs./and/||/<> FALLACY OF STRAW-MAN vs./and/||/<> FALLACY OF RED HERRING )

    TARTIŞMALI NEDEN SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: YANLIŞ NEDEN ile/ve/||/<> ÖNCESİNDE ile/ve/||/<> ORTAK ETKİ ile/ve/||/<> GÖZDEN KAÇIRILABİLİR NEDEN ile/ve/||/<> YANLIŞ YÖN ile/ve/||/<> KARMAŞIK NEDENLER
    ( FALLACY OF FALSE CAUSE vs./and/||/<> FALLACY OF "PREVIOUS THIS" vs./and/||/<> JOINT EFFECT vs./and/||/<> GENUINE BUT INSIGNIFICANT CAUSE vs./and/||/<> WRONG DIRECTION vs./and/||/<> COMPLEX CAUSE )

    İSTATİSTİKSEL HATA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: YETERSİZ ÖRNEK ile/ve/||/<> TEMSİL ETMEYEN ÖRNEK ile/ve/||/<> YANLIŞ BENZETME ile/ve/||/<> YOK SAYMA ile/ve/||/<> SÜMEN ALTI ile/ve/||/<> KUMARBAZ
    ( FALLACY OF INSUFFICIENT SAMPLE vs./and/||/<> UNREPRESENTATIVE SAMPLE vs./and/||/<> FALSE ANALOGY vs./and/||/<> SLOTHFUL INDUCTION vs./and/||/<> FALLACY OF SLANTING vs./and/||/<> GAMBLER'S FALLACY )

    ŞAŞIRTMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: DEVEDE KULAK ile/ve/||/<> YA SİYAH, YA BEYAZ ile/ve/||/<> KANITLAMA ZORUNLULUĞU ile/ve/||/<> FELÂKET ÇIĞIRTKANLIĞI ile/ve/||/<> İMÂLI SORU ile/ve/||/<> ÇOK SORULU ile/ve/||/<> SINIRLI SEÇENEK
    ( FALLACY OF THE BEARD vs./and/||/<> BLACK OR WHITE FALLACY vs./and/||/<> ARGUMENT FROM IGNORANCE vs./and/||/<> FALLACY OF SLIPPERY SLOPE vs./and/||/<> COMPLEX QUESTION vs./and/||/<> FALLACY OF MANY QUESTIONS vs./and/||/<> FALLACY OF LIMITED CHOICES )

    YETKEYE BAŞVURMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: BİR BİLENE SORMA ile/ve/||/<> YETERSİZ KAYNAK ile/ve/||/<> İNANCA BAŞVURMA ile/ve/||/<> ORTAK TUTUMA BAŞVURMA ile/ve/||/<> ÖBEK BASKISI ile/ve/||/<> YARARCI ile/ve/||/<> BEĞENDİRME ile/ve/||/<> DAYATMA ile/ve/||/<> İÇİNDEKİ DEĞİL DIŞINDAKİ(ZARF-MAZRUF) ile/ve/||/<> GENETİK
    ( ARGUMENT TO AUTHORITY vs./and/||/<> FALLACY OF UNQUALIFIED SOURCE vs./and/||/<> APPEAL TO BELIEF vs./and/||/<> APPEAL TO COMMON PRACTICE vs./and/||/<> BANDWAGON, PEER PRESSURE vs./and/||/<> PRAGMATIC FALLACY vs./and/||/<> APPEAL TO PERSONAL INTERESTS vs./and/||/<> FALLACY OF "IS" TO "OUGHT" vs./and/||/<> STYLE OVER SUBSTANCE vs./and/||/<> GENETIC FALLACY )

    DUYGULARA BAŞVURMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: TEHDİT ile/ve/||/<> DUYGU ile/ve/||/<> ÖNYARGILI DİL ile/ve/||/<> MAZERET
    ( ARGUMENT FROM FORCE vs./and/||/<> ARGUMENT TO PITY vs./and/||/<> PREJUDICIAL LANGUAGE vs./and/||/<> FALLACY OF SPECIAL PLEADING )

    SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR ile/ve/||/<> HATALAR
    ( FALLACIES vs./and/||/<> MISTAKES/WRONGS )

    KIYASLAMA HATALARI: GENELLEŞTİRME ile/ve/||/<> ÖZELLEŞTİRME
    ( FALLACY OF CONVERSE ACCIDENT vs./and/||/<> FALLACY OF ACCIDENT )

    SINIFLANDIRMA HATALARI: BÜTÜNLEME ile/ve/||/<> İNDİRGEME
    ( FALLACY OF COMPOSITION vs./and/||/<> FALLACY OF DIVISION ) )

    - SAĞALTIM:
    DAVRANIŞÇI ve/ya da BİLİŞSEL
    ile/ve/||/<> DİNAMİK ile/ve/||/<> VAROLUŞÇU

    - SAKİNLEŞME:
    AKILDA
    ve/||/<> GÖNÜLDE
    ( Bilgi ile. VE/||/<> Sevgi ile. )
    ( Elinde getiren, karnında götürür; aklında getiren, gönlünde götürür. )

    - SAVUNMA MEKANİZMALARINDA:
    FİZİKSEL OLARAK KAZANILMIŞ SAVUNMA SİLAHLARI
    ile/ve DAVRANIŞSAL OLARAK KAZANILMIŞ SAVUNMA HAREKETLERİ

    - SAYGISIZLIK ile/ve/değil DÜŞÜNCESİZLİK

    - SEMPATİZAN[Fr.] değil/yerine/= DUYGUDAŞ

    - SENDEN FARKLI DÜŞÜNEN(E TAHAMMÜL) ile SENDEN FARKLI İNANAN(A TAHAMMÜL)

    - SEVGİDE:
    KOŞULSUZLUK
    ve/||/<> HESAPSIZLIK ve/||/<>
    SÜREKLİLİK
    ve/||/<> VEREREK BAŞLAMAK(< ALMA DÜŞÜNCESİNİN/BEKLENTİSİNİN OLMAMASI)

    - SEVGİNİN:
    "AŞIRISI"
    değil/olmaz BİLİNÇSİZİ

    - SEZGİ ile/ve/<> ZEKÂ

    - ŞİİR:
    "DUYGULANMAK" İÇİN
    değil DUYUMSAMAK İÇİN

    - ŞİKÂYET ETMEK/SÖYLENMEK değil/yerine NE YAPABİLECEĞİNİ VE NASIL YAPABİLECEĞİNİ DÜŞÜNMEK VE EYLEME GEÇMEK

    - SİMGESEL DÜŞÜNME ile/ve/> DÜŞÜNCENİN, KENDİNİ ÖRMESİ

    - SİMGESEL YAPI(/BİLİNÇ) ile/ve/<> KAVRAMSAL YAPI(/BİLİNÇ)
    ( Mahal. İLE/VE/<> Mekân. )
    ( Yaşanır. İLE/VE/<> Kuşatır. )
    ( Açıklanamaz.[Anlamlandırılır.] İLE/VE/<> Açıklanabilir. )

    - SLOGAN[İng.]/KLİŞE değil/yerine/>< DÜŞÜNME
    ( Kısa ve çarpıcı, propaganda sözü. DEĞİL/YERİNE/>< Düşünülmüş söz. )

    - SOLUK/NEFES ile/ve/<> KELÂM
    ( ... İLE/VE/<> Soluğa/nefese verilen şekil. )

    - SORGULAMA ile/ve/> DÜŞÜNCE/FİKİR AYRILIĞI

    - SÖZCÜĞÜN:
    USSAL ANLAMI
    ile DUYGUSAL ANLAMI

    - SÖZÜ/DÜŞÜNCEYİ:
    "KALDIRMAK"
    ile/ve "TAŞIMAK"

    - STOACILIK = REVÂKİYE
    ( Aklın egemenliğini, doğaya uygun yaşamayı, ruhun duyumsamazlığı ve dünya yurttaşlığı ülküsünü amaç edinen, Kıbrıs'lı Zenon'un kurduğu, öğretiye ilişkin derslerin stoa denilen direkli galeride verildiği öğreti. )

    - ŞU ANDA VE BURADA, ...:
    NE OLUYOR?
    ve/||/<>/> DUYULARIM NELER? ve/||/<>/> NASIL DAVRANIYORUM/DAVRANABİLİRİM? ve/||/<>/> YARARLI/YARARIMA OLAN NEDİR? ve/||/<>/> NE/LER YAPABİLİRİM?

    - SUS!!! ve düşün!

    - SUSMAK ile/ve/<>/değil/yerine DÜŞÜNMEKTE OLDUĞUNU BELİRTMEK

    - ŞUURSUZLUK değil/yerine/= BİLİNÇSİZLİK

    - ŞUUR değil/yerine/= BİLİNÇ/US
    ( ŞUUR[Ar.]: Çatlak, sızıntı. = Kendi varoluşunun, sorumluluğu ve denetimi. )

    - SUYUN, GÖVDEDEKİ VE ZİHİNDEKİ:
    ARINDIRICILIĞI
    ve/<> DENGELEYİCİLİĞİ
    ( Çeşitli ve olası sıkıntı/yoğunluk durumlarında, banyo yapmanın, sıcak suyun ve ılık suyla tamamlamanın etkisinden/katkısından ve özelliğinden her zaman yararlanabilirsiniz... )

    - TAKLİT:
    (SADECE/BİR) DAVRANIŞ
    ile/ve/değil/||/<>/< KİMLİĞİNİ BULMA (ÇABASI)

    - TARİHTE KALAN DÜŞÜNCE ile/ve/değil/yerine/<> DÜŞÜNCENİN TARİHİ

    - TARİH ile/ve/||/<> DÜŞÜNCE TARİHİ
    ( [Kişilerin] Nasıl, düşünmeden hareket ettiklerinin öyküsü. İLE/VE/||/<> Nasıl, hareket etmeden düşündüklerinin öyküsü. )

    - TASARIMSAL AKIL ile İMGESEL AKIL ile DÜŞÜNSEL/ANALİTİK/İNDİRGEYİCİ AKIL

    - TASAVVURLU DÜŞÜNME ile TASAVVURSUZ DÜŞÜNME

    - TAVIR ile/ve/değil/||/<>/< AKIL
    ( Tavrının olması için aklın olması gerekmez. )

    - TEDBİR ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< FİKİR (ETMEK)
    ( Sonuca yönelik düşünme. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Sonuca yönelik olmayan düşünme. )
    ( Zat bakımından aynı, itibar bakımından ayrılardır. )
    ( Sona bakmak. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Yola bakmak. )
    ( [not] Thinking to [get/go] consequence. VS./AND/BUT/||/<>/>/< Any kind of thinking without consequence.
    Any kind of thinking without consequence. INSTEAD OF Thinking to [get/go] consequence. )

    - TEMBELLİK ile/ve/değil/<> "KENDİNE"(KEYFİNE/RAHATINA) GÖRE DÜŞÜNME

    - TEMBELLİK ile DÜŞÜNÜR/SANATÇI "TEMBELLİĞİ"
    ( Yıkıcı. İLE "Tembellik" sonrası, yapıcı, yaratıcı ve dönüştürücü bir ürüne götürebilecek türden. )

    - TEMİZ ZİHİN ile/ve/<> TEMİZ GÖNÜL

    - TENİN:
    "BESLENMESİ"
    ile/ve/<> DESTEKLENMESİ
    ( İçeriden. İLE/VE/<> Dışarıdan. )

    - TERBİYE(EĞİTİM) ile/ve/> TÂLİM(ÖĞRETİM/ALIŞTIRMA) ile/ve/> TE'DİB(EDEB)(DAVRANIŞ/TUTUM)
    ( Davranış-eylem. İLE/VE Düşünce-bilgi. VE/> Terkib. )
    ( Göze dayanır. İLE/VE Kulağa dayanır. VE/> Davranıştır. )
    ( İyi-kötü. İLE/VE Doğru-yanlış. VE/> Güzel. )
    ( Örnek gerektirir. İLE/VE Bilen/hoca gerektirir. VE/> "Kişi kendin bilmek", haddini bilmek gerektirir. )
    ( Her yerdedir. İLE/VE Belirli bir yerdedir. VE/> Her yer ve zamandadır. )
    ( Bütüncüldür. İLE/VE Sıradüzenseldir. VE/> Estetiktir. )
    ( Kalb-i selîm. İLE/VE Akl-ı selîm VE/> Zevk-i selîm. )
    ( Integral. İLE/VE Hierarchical. VE/> Aesthetical. )

    - TESLİMİYET ve/<>/|| ZEKÂ

    - TİNSEL BENLİK ile/ve/<> AŞKIN BENLİK

    - TOHUM:
    YUMURTA
    ile/ve/değil/||/<>/< DÜŞÜNCE

    - TOPLUMSAL HİZMET ve/||/<>/= AKIL

    - TRAFİKTE:
    HIZ DÜŞÜRMEK
    ve/||/<>/< SEVDİKLERİMİZİ DÜŞÜNMEK

    - TÜM DÜŞÜNCELERİN, ...:
    BAŞLADIĞI/KAYNAĞI
    ve/||/<> DURDUĞU/SONLANDIĞI
    ( Akıl. VE/||/<> Akıl. )

    - TUPAMAROS ve/<> SOL DÜŞÜNCE
    ( 60'lı yıllarda, güç koşullarda yaşayan Uruguay'lı köylülerin, sendikalaşma hareketi olarak başlayıp, kentlerdeki sol düşünce ile birleşen örgüt. VE/<> ... )

    - TÜRK DÜŞÜNCESİ ve DİVÂN EDEBİYATI

    - TUTARLI OLMAK ile/ve/değil/<> TUTARLI DAVRANMAK
    ( Zorunlu değildir. İLE/VE/DEĞİL/<> Zorunludur. )
    ( Sorunlu olabilir. İLE/VE/DEĞİL/<> Sorunsuzdur. )
    ( Her zaman için geçerli olamayabilir. İLE/VE/DEĞİL/<> Çoğunlukla geçerli olmalıdır. )
    ( "İddia"sında/zannında olabilirsin. İLE/VE/DEĞİL/<> İspat edersin. )
    ( Söz ile. İLE/VE/DEĞİL/<> Tutum/tavır ile. )

    - TÜZE ve/||/<>/= AKIL

    - ÜÇ AKIL:
    MUTLU
    ve/||/<> YARDIMSEVER ve/||/<> EVRENSEL

    - ÜÇ BÜYÜK TEHLİKE:
    DUYGUSUZLUK
    ile/ve/<> ETKİSİZLİK ile/ve/<> AKILSIZLIK
    ( "Akıllı" kişilerde. İLE/VE/<> "Duygulu" kişilerde. İLE/VE/<> Etkili kişilerde. )

    - ÜÇ TEHLİKE:
    AKILLILARDA
    ile/ve/||/<> DUYGUSALLARDA ile/ve/||/<>
    "ETKİLİLERDE"

    ( [ne yazık ki] Duygusuzluk. İLE/VE/||/<> Etkisizlik. İLE/VE/||/<> Akılsızlık. )

    - UNUTABİLMEK ile/değil BİLGELEŞME

    - US(AKIL) ile/ve/<> ANLAK(ZEKÂ)
    ( Senin kuracağın. İLE/VE/<> Bahşedilmiş olan. )

    - US ile ZİHİN

    - UYARAN ile UYARILAN

    - UYGARLIK ve/||/<> ZEKÂ

    - UZAGÖRÜ/ÖTEGÖRÜ/TELEPATİ ile/değil AYNI ŞEYİ DÜŞÜNMEK

    - ÜZÜLMEK ile DÜŞÜNMEK

    - UZUN UZUN DÜŞÜNMEK/BOŞ BOŞ OTURMAK ile/ve/değil/yerine AZ AZ (DA OLSA) EYLEMEK/BİR ŞEYLER YAPMAK
    ( Pek kolay olmasa da... )
    ( Kepçe tutan elim olsun, dış kapıda yerim olsun! )

    - VEHİM ile AKIL
    ( Vehmin "işlevi", kişiyi kaygılandırmak, aklın görevi ise uyarmaktır. )
    ( Akıldan istedim delâlet, akıl verdi dalâlet. )

    - VERİLİ (ORTAK) AKIL ile/ve/> KURULU (ORTAK) AKIL
    ( Kültür. İLE/VE/> Uygarlık. )
    ( Nedenbilimsel. İLE/VE/> Erekbilimsel. )

    - VİCDANSIZ FİKİR/FİKİRSİZ VİCDAN yerine AKIL

    - VİCDAN ile AKIL
    ( Değerlere dayanır. İLE Kurallara dayanır. )

    - YAKINLIK:
    FİZİKSEL
    ile/ve/||/<> UYGULAYIMSAL ile/ve/||/<> DUYGUSAL ile/ve/||/<> EŞEYSEL

    - YALIN DÜŞÜNCE ve/||/<>/> SEZGİ ve/||/<>/> TASARIM ve/||/<>/> KAVRAM

    - YALINLIK ve AKIL

    - YALNIZLIK ile DÜŞÜNÜR/YAZAR "YALNIZLIĞI"
    ( ... İLE Azınlıkta olmanın ya da paylaşım ağının yaygın olamamasından dolayı duyumsanan. )

    - YANILSAMA(İLÜZYON) ile/değil ZİHİNSEL(MENTAL)
    ( Yapılacak işlem/eylem, önceden söylenmez. İLE/DEĞİL Zihin/düşünce gücüyle gerçekleştirilecek olan, önceden söylenir/belirtilir. )

    - YAŞADIĞIN GİBİ "DÜŞÜNMEK" ile/değil/yerine/>< DÜŞÜNDÜĞÜN GİBİ YAŞAMAK
    ( )

    - YAŞAM KOŞULLARINI DEĞİŞTİRMEDE ETKİSİ/İŞLEVİ OLABİLECEK "ÇÖZÜM":
    "KİMSENİN, BENİ TANIMADIĞI" BİR YERDE/ÇEVREDE OLMA/YAŞAMA ZANNI/"İSTEĞİ"
    ile/değil BENİ TANIYANLARIN OLMADIĞI YERDE/ÇEVREDE BULUNMA DÜŞÜNCESİ/"İSTEĞİ"

    - YAŞAM ve/||/=/<> BİLİNÇ/FARKINDALIK/ŞUUR
    ( KENDİNİN SORUMLULUĞU )

    - YEME-İÇME ve/||/<> SOLUK ve/||/<> YÜRÜME ve/||/<> HAREKET ve/||/<> UYKU ve/||/<> DÜŞÜNCE ve/||/<> CESARET ve/||/<> GÜNEŞLENME
    ( Hayvanlar gibi olsun... VE/||/<> Kaplumbağalar gibi olsun... VE/||/<> Güvercinler gibi olsun... VE/||/<> Maymunlar gibi olsun... VE/||/<> Köpekler gibi olsun... VE/||/<> Fil gibi olsun... VE/||/<> Dişi Aslan gibi olsun... VE/||/<> Ayı gibi olsun... )

    - YEREL DİL/LER ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GÖVDE DİLİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ZİHİN DİLİ
    ( İşaretler/simgeler[yazılar/sözcükler], sesler aracılığıyla sürdürülen dil. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Durum/duruş, davranış/tutum, el/yüz/göz[bakış, jest, mimik], işaret/simge, ses tonu/vurgusu aracılığıyla sürdürülen dil. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< İmgeler, nesneler, kavramlar, olay/olgu ve durumların kayıtlarının yoğrulduğu dil. )
    ( Ülkelerin/bölgelerin, toplulukların/bireylerin, ortak/uzlaşımsal olarak belirlediği/kullandığı. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Sınırların, bölgesel/yerel farklılıkların bulun(a)madığı. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Bireyin donanımı(geliş[me]mişliği] oranındaki. )
    ( IQ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< EQ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SQ )

    - YERLİ-YERİNDE (DAVRANMAK, KONUŞMAK)

    - YETİ ile/ve YETENEK

    - YİNE DE ile KARŞIN/RAĞMEN[RAĞM: İnadına davranma.]

    - YOK/LUK ile/ve/değil ZİHİN
    ( Yok etmeyince, yok olmaz. )

    - YÖNTEM ile/ve/<> BİLİNÇ

    - YORULMA:
    ZİHİNDE
    ile/ve/||/<> GÖVDEDE
    ( Uyku kaçar. İLE/VE/||/<> Uyku gelir. )
    ( Yeterince düşünmekten kaçmak ve/veya uykunuzun gelmesini istiyorsanız, fiziksel işler yapınız, (daha çok) hizmet ediniz. )

    - YORUM ile/ve DÜŞÜNCE/FİKİR
    ( ... İLE/VE Düzenlemek, tertip etmek. | Ham düşünce, haber. )
    ( Fikir, varolanlar üzerine değil varolması gerekenler üzerinedir/olmalıdır. )
    ( Ancak sizi arzu, korku ve yanlış fikirlerden kurtaracak olan iyidir. )

    - YÜKLENME ile/değil/yerine DÜŞÜNME

    - YÜKSEK ZEKÂ ile/ve/değil/<> YARATICILIK

    - ZÂKİ ile ZAKÎ[< ZEKÂ] ile ZAKÎ[< ZEKÂ] ile ZÂKİR
    ( Saf, halis, temiz, pak. İLE Keskin/güzel kokulu. İLE Saf, temiz, doğru hareketli. İLE Anan, zikreden/zikredici. | Tekkelerde zikir sırasında dervişleri teşvik için ilâhiler okuyan kişi. )

    - ZAMAN ve ZEMİN(BAĞLAM) ile/ve/değil/yerine/||/<> ZİHİN ve ZEMİN(KOŞULLAR)
    ( Bir şeyin(/durumun/olgunun/olayın), öyle olması ya da olmamasındaki, az ya da çok oranında(etmenliliğinde) olmasındaki belirleyiciler. )
    ( Dış. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> İç. )
    ( İkincil. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Birincil. )

    - ZAMANIN, DÜŞÜNÜLMESİNDE/DEĞERLENDİRİLMESİNDE:
    ÖNCELİK
    ve/||/<> SIRALAMALARI

    - ZEKÂ' ile ZEKÂ'
    ( Saflık, duruluk; hal düzgünlüğü. İLE Zeyreklik, çabuk anlama, zihin keskinliği. )

    - ZEKÂ:
    (HIZLI) (İSÂBETLİ) "BİRLEŞTİRME/BAĞLANTILANDIRMA/KESKİNLEŞTİRME" BİLGİSİ
    ile/ve/değil/||/<> AYIRMA BİLGİSİ/YETİSİ

    - ZEKÂSIZ SEVGİ ile SEVGİSİZ ZEKÂ

    - ZEKÂT ve/||/<>/>/< ZEKÂ

    - ZEKÂVET ile ZEKÂVET
    ( Zeyreklik, çabuk anlama, kavrama. İLE Zekâ, zekilik. )

    - ZEKÂ ile/ve/<> "YATIRIM"

    - ZEKÂ ile/ve/||/<> AKIL
    ( Birleştirme/bağlantılandırma üzerine ve becerisi. İLE/VE/||/<> Ayırabilme, dışarıda bırakabilme üzerine ve becerisi. )
    ( Kendini düşünür. İLE/VE/||/<> [Önce kendiyle birlikte] Başkalarını da düşünür. )
    ( "Savaşta". İLE/VE/||/<> Barış için! )
    ( Dün zekiydim, dünyayı değiştirmek isterdim. İLE/VE/||/<> Bugün akıllıyım, kendimi değiştiriyorum. )
    ( ... İLE/VE/||/<> Bağ. | Eskiden, develerin ayağına bağladıkları bağ. | Kendini, gereksinimi duyulan şeyi, kendi aracılığıyla elde edilen özel bir sıfatla kayıtlandırmış zât. )
    ( Sözel/yazınsal. İLE/VE/||/<> Matematik. )
    ( )
    ( Dilin becerisi/hüneri. İLE/VE/||/<> Dilin freni. )

    - ZEKÂ değil/yerine/= ANLAK

    - ZEKÂ ile/ve/değil AYIRDINDALIK

    - ZEKÂ ile/ve/<> BECERİ/MAHARET
    ( İç duyuların hızlılığı, açıklığı, keskinliği. İLE/VE/<> Gövdenin yapılması güç alıştırmalara yatkın olması durumu. Ustalık. )
    ( Soyutlama gücü. | Bilenme. | Tezkiye. İLE/VE/<> Yatkınlık ve öğrenime bağlı olarak bir işi başarma/sonuçlandırma yeteneği. )
    ( Kişi, kendine, becerilerini geliştirecek zamanı ayırmalıdır. )
    ( Kişi, kaba kuvvet kullanırken, ötekiler beceriye başvurur. )
    ( Arzu ve imgeleme dünyayı yaratır, zekâ ise ikisini bağdaştırarak bir uyum ve barış duygusunu sağlar. )
    ( Zekâ, yabancıya karşı kullanılır. [yakınlara ya da yakınlar arasında değil!] )
    ( CERBEZE: Zekâ keskinlği. )

    - ZEKÂ ile/ve/<> BİLGELİK
    ( Mutlu olmak için kendimizi (özümüzü) bilmek dışında hiçbir şeye gereksinimimiz olmadığını bilmek, bilgeliktir. )
    ( Üstün kişinin parlak zekâsı, değişmez bir özelliğidir. )
    ( Hayret ve merak bilgeliğin şafağıdır. )
    ( Ne sevmek, ne de nefret etmek; tüm uygulayımsal/pratik yaşam bilgeliğinin bir yarısını, "Hiçbir şey söylememek" ve öbür yarısını da "Hiçbir şeye inanmamak" oluşturur. )
    ( Zihninizin tutsağı olduğunuzu, kendi yarattığınız hayali bir dünyada yaşadığınızı bilmek, bilgeliğin şafağıdır. )
    ( ZEKÂ: Gerektiğinde, düşüncelerini değiştirebilmektir. )
    ( SMART:
    SPECIFIC
    MEASURABLE
    ACHIEVABLE
    REALISTIC
    TIME BOUND

    To know that you need nothing to be happy, except self-knowledge, is wisdom.
    Wonder is the dawn of wisdom.
    To know that you are a prisoner of your mind, that you live in an imaginary world of your own creation is the dawn of wisdom. )

    - ZEKÂ ile/ve/değil DEHÂ

    - ZEKÂ ve/||/<> DUYARLILIK

    - ZEKÂ ile/ve/<>/değil EDEP/EDEB

    - ZEKÂ ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< EMEK

    - ZEKÂ ve/<>/>< EYLEM

    - ZEKÂ ile GÖRÜNTÜ
    ( Zekâsını beğendiğin kişinin, görüntüsünü merak etme!
    Zekâsını kullanmayan birininse, görüntüsünden etkilenme! )

    - ZEKÂ ile/ve/<> KUVVET ile/ve/<> MADDE

    - ZEKÂ ile/ve/değil/||/<> ÖNCELİK (VERME[ME]K)

    - ZEKÂ ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< ŞEFKÂT
    ( [karşısında] Eğiliriz. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Diz çökeriz. )

    - ZEKÂ ve/||/<> SEVGİ
    ( [İnsan] Zekâ karşısında dize gelir. VE/||/<> Sevgi karşısında diz çöker. )

    - ZEKÂ ve/<> SORUMSUZLUK

    - ZEKÂ ve/||/<>/< SOYUTLAMA GÜCÜ / STİL

    - ZEKÂ ile YETENEK

    - ZEKÎ[< ZEKÂ), ZEKİYYE değil/yerine/= TEMİZ, HÂLİS, HÂLİ TEMİZ OLAN KİMSE | AKLINI SAFLAŞTIRMIŞ, ARI, DURU HALE GETİRMİŞ KİŞİ

    - ZEKÎ[< ZEKÂ] ile ZEKÎ[çoğ. EZKİYÂ] ile ZEKÎR
    ( Temiz, halis, hali temiz olan kişi. İLE Zeyrek, zekâ sahibi, çabuk anlayışlı. İLE Unutmayan, belleği güçlü. )

    - ZEVK ve/||/<>/< ZEKÂ

    - ZİHİN > AKIL ve/||/<>/> BETİMLEME > KAVRAM ve/||/<>/> OLASILIK > ZORUNLULUK

    - ZİHİN SÖZLÜĞÜ ile ...

    - ZİHİN YOĞUNLUĞU ile/ve LİBİDO DÜŞÜKLÜĞÜ

    - ZİHİNDE:
    OLGU
    değil [ya] NESNE [ya da] OLAY

    - ZİHİNLE KONUŞMAK ile/ve/değil/yerine/<> "KALBİNLE" BAKMAK

    - ZİHİNSEL ENGELLİ/LİK ile/ve DÜŞÜNME ENGELLİ/LİK
    ( Hastalık/ta. İLE/VE Olumsuz alışkanlık/ta. )
    ( Bazı bireylerde. İLE/VE Toplum(lar)da. )

    - ZİHİNSEL SEZGİ ile/ve/değil AKILSAL SEZGİ
    ( Zihin, fukarâ olursa; akıl, ukalâ olur. )

    - ZİHİN değil/yerine/= ANLIK

    - ZİHİN ile/ve/<> BEYİN

    - ZİHİN ve/||/<>/> BİR(LİK)

    - ZİHİN ile/ve/değil/yerine BİRLEŞTİRİCİ/KAPSAYICI ZİHİN
    ( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Koşullara karşı mücadele eden, başlangıçta düş kırıklığına uğrasa da zafere ulaşan, eylem halindeki sevgi. )

    - ZİHİN ile DOĞA

    - ZİHİN ve/<> KALP/GÖNÜL
    ( Eril. VE/<> Dişil. )
    ( Dışa açıktır. VE/<> Herkese ve her zaman açılmaz/açılmamalıdır. )
    ( Karanlık, dipsiz uçurumu yaratır. VE/<> Tüm sınırları aşıp geçer. )
    ( "Olmaz"ından öte olmaz, zihninden öte konmazın yok! )

    - ZİHİN ile/ve ZEVK

    - ZİHNİ ve GÖNLÜ:
    DAR OLAN
    ile/değil/yerine/>< ZENGİN OLAN
    ( Dünyayı da sunsan, "Daha yok mu?" der. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Kuru ekmek de versen, şükreder. :) )
    ( Yüzünü asar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yüzü güler. :) )

    - ZİHNİNİ ...:
    "YORMAK"
    değil KULLANMAK

    - ZORUNLULUK ile/ve/> ZEKÂ

    - [DURUM > DUYGU > DÜŞÜNCE > DAVRANIŞ >= ... ]
    ile
    [DURUM > DÜŞÜNCE > DAVRANIŞ > DUYGU >= ... ]
    ile
    [DUYGU > DURUM > DAVRANIŞ >= ... ]
    ile
    [DÜŞÜNCE > DAVRANIŞ > DURUM > DUYGU >= ... ]

    ( Sorun. İLE Çözüm. İLE Âşık. Düşünme[sonradan]. İLE Biliminsanı. )

    - [ne yazık ki]
    !"BİRBİRİNE DÜŞMEK"
    değil/yerine/>< BİRBİRİNİ DÜŞÜNMEK

    - [ne yazık ki]
    "ÇIKAR"
    ile/değil/yerine/>< AKIL

    - [ne yazık ki]
    DÜŞÜNMEYEN
    ile DÜŞÜNEMEYEN ile DÜŞÜNEMİYOR OLMASINA ALDIRMAYAN
    ( Tutucu. İLE Aptal. İLE Köle. )

    - [ne yazık ki]
    FARKINDA OLMAMA
    ile/ve/<> KABUL ETMEME

    - [ne yazık ki]
    KEYFÎ "DÜŞÜNMEK"/KONUŞMAK
    ile/değil/yerine KENDİNE GÖRE "DÜŞÜNMEK/KONUŞMAK/YAŞAMAK"
    ( [ne yazık ki] Kişiler, (çoğunlukla) yiyecekleri ve yatacakları bir şeyleri olduğu sürece düşünmeyi reddederler. [ya da bu yanılsamadan ve keyfiyetten vazgeçip düşün(ebil)meyi, her şeye yeğlemelidirler] )

    - [ne yazık ki]
    MANTIK DIŞI/LIK
    ile/değil "DUYGUSAL/LIK"

    - [ne yazık ki]
    NE KADAR, KENDİMİZİ "DÜŞÜNÜYORSAK"
    ile/ve/||/<>/> O KADAR, İŞTEN/SORUMLULUKTAN KAÇMAK/ÇALMAK

    - | "DÜŞÜNMEK" ve "İNANMAK" ve "SEVMEK" |
    ile/ve/ne yazık ki/||/<>/>
    EYLEMEK

    ( Çok fazla. İLE/VE/NE YAZIK Kİ/||/<>/> Çok az. )



    DUYGU
    (EMOTION, FEELING)


    ( 75 FaRk, 84 katkı )


    - "ACIKLI" ile/ve/değil/yerine DUYGUSAL

    - "DOKUNAKLI" ile/ve/||/<>/< DÜŞÜNDÜRÜCÜ/DUYGUSAL

    - "DUYGU" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< NİYET

    - "DUYGUSAL/LIK" ile/ve/||/<> TEPKİSEL/LİK
    ( Bilgisizlikle. İLE/VE/||/<> Bilinçsizlikle. )

    - "DUYGUSALLIK YAPMAK" ile/değil/yerine DUYGUSAL OLABİLMEK
    ( Çiftler birbirlerine yönelik olarak duygusallıklarını yaşayabilmeli, duygusal olabilmelidir fakat birbirlerine ağırlık/yük yapacak türden duygusal yüklenmelerden kaçınmalıdır. )

    - "KUTSALLIK" ile/ve/değil DUYGU YÜKLÜLÜK

    - "ROMANTİK" ile/değil DUYGUSAL/LIK

    - (BAZI) DUYGULARI/NI:
    SÜREKLİ YAŞAMAK/DUYUMSAMAK
    ile/ve/değil YOĞUN YAŞAMAK/DUYUMSAMAK

    - ACIMA ile DUYGUDAŞLIK

    - AKLI, DUYGULARA ARAÇ KILMAK ile/değil DUYGULARI, AKLA ARAÇ KILMAK

    - BAZI DUYGULAR/DURUMLAR:
    DİLLENDİR(E)MESEK DE ...
    ile/ve/değil/||/<>/>/< DİLLENDİRİRSEK
    ( ... de (")olur("). İLE/VE/DEĞİL/||/<>/>/< Bambaşka[tatlı/değerli/etkil(eşiml)i/karşılıklı/coşkulu/sevimli/sevecen] olur. )

    - BEYİNDE/ZİHİNDE:
    BİLİŞSEL
    ve/||/<>/< DUYGUSAL ve/||/<>/< DUYUSAL ve/||/<>/< MOTOR

    - BİLGİ DÜZENEĞİ ile/ve/||/<> DUYGU DÜZENEĞİ

    - BİLGİSİZ/LİK / CAHİL/LİK ile/ve/||/<>/>/< "DUYGUSAL/LIK"

    - BİR ...:
    SÖZCÜK
    ve/||/<> DUYGU ve/||/<> İNSAN
    ( Kararı/nı değiştirebilir. VE/||/<> Yaşamı/nı değiştirebilir. VE/||/<> Seni/insanı değiştirebilir. )

    - BİSİKLET ve/<> UÇMA DUYGUSU/DÜŞÜNCESİ

    - DİSİPLİN:
    GÖVDEDE
    ve/||/<> AKILDA ve/||/<> DUYGUDA
    ( Spor. VE/||/<> Felsefe. VE/||/<> Sanat. )

    - DÜŞÜNCE/DUYGU/DAVRANIŞ'LARDA:
    KOŞMAK/EMEKLEMEK
    değil/yerine YÜRÜMEK

    - DÜŞÜNCE ve/<> DUYGU ve/<> DAVRANIŞ/TUTUM ve/<> DEĞERLER
    ( Akıl[doğru bağ/lar] ve ilim ile yapılandırılır. VE/<> Çeşitli fizyolojik ve psikolojik isteklerle ve eğlencelerle doyurulur. VE/<> Çalışarak, iş yaparak, kazanarak ve kazandırarak dengelenir. )
    ( Düşünceler, duygulardan önce gelir. )
    ( %80 ve/<> %20 ve/<> ... )

    - DUYGU [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

    - DUYGU [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

    - DUYGU [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

    - DUYGU:
    BASTIRILMIŞ
    ile/ve/||/<> REDDEDİLMİŞ

    - DUYGUDAŞLIK = TECAZÜP = SYMPATHY[İng.] = SYMPATHIE[Fr., Alm.] = SYMPATHEIA[Yun.] = SIMPETIA[İsp.]

    - DUYGULANIM = TEESSÜR = AFFECTION[İng., Fr.] = AFFEKT, AFFEKTION[Alm.] = CARIÑO[İsp.]

    - DUYGULARA BAŞVURMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
    TEHDİT
    ile/ve/||/<> DUYGU ile/ve/||/<> ÖNYARGILI DİL ile/ve/||/<> MAZERET

    - Duygulu KONUŞ!!!

    - DUYGUNUN:
    NESNESİ
    ile/ve/değil/<>/< NEDENİ

    - DUYGUSAL BİRLİK ve/< İLKESEL BİRLİK

    - DUYGUSAL YALNIZLIK ile "ENTELLEKTÜEL YALNIZLIK"

    - DUYGUSAL/LIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DUYARLI/LIK

    - DUYGUSALLIK ve/> KONTROLSÜZLÜK

    - DUYGUSALLIK ve/> MUTSUZLUK

    - DUYGUSAL = HİSSÎ = SENTIMENTAL[İng., Fr.] = SENTIMENTAL, EMPFINDSAM[Alm.]

    - DUYGU ile/ve/||/<> "BİR DUYGUNUN, BAŞKA BİR DUYGUYLA KARŞILANMASI/KAPATILMAYA ÇALIŞILMASI"
    ( Ancak, bilgi ve bilinç ile doğal işleyişin dışına çıkılabilir. )

    - DUYGU ile/ve SU

    - DUYGU ile/ve/<> COŞKU
    ( Kaynağı ve uyaranları, dışarıdan olanlara verilen geribildirim. İLE/VE/<> Kaynağı, içte/sende bulunanlarla verilen geribildirim. )
    ( İkincildir. İLE/VE/<> Birincildir. )

    - DUYGU ile/ve DUYU/HİS

    - DUYGU = HİS = FEELING, SENTIMENT, (EMOTION)[İng.] = SENTIMENT[Fr.] = GEFÜHL[Alm.] = SENTIMIENTO[İsp.]

    - DUYGU ile/ve TUTKU

    - DUYU ve/||/<> DUYGU ve/||/<> AKIL
    ( Akıl eleştiri kaldırır, duygu/vicdan kaldırmaz. )
    ( Duygular bilgilerle ters orantılıdır. Ne kadar az biliş varsa o kadar savunuş vardır. )
    ( ZİHİN: İç duyuların toplam adı. )
    ( DUYU: (DIŞ DUYULAR) İNTİBÂ/İZLENİM/MÜŞAHEDÂT ve DUYGU: (İÇ DUYULAR) ANLAM-DEĞER, MANEVİYAT/VİCDÂNİYAT, (AHLÂK, DİN, ESTETİK) [ ZİHİN/İHSAS/MAHSUSAT ] ve AKIL: AKLİYÂT/MÜDRİKÂT, TÜMELLER-FORMLAR, BİLGİ(TANIM + YARGI + TASAVVUR + TASDİK) [ İDRAK ] )
    ( Sadece duyulara verilen yanıtlar/karşılıklar, kişiyi sakatlar. VE/||/<> Sadece duygulara verilen yanıtlar/karşılıklar, kişiyi köreltir. VE/||/<> Sadece akla verilen yanıtlar/karşılıklar, kişiyi ketler. )
    ( Sadece duyulara verilen yanıtlar/karşılıklar, kişiyi hayvanileştirir. VE/||/<> Sadece duygulara verilen yanıtlar/karşılıklar, kişiyi mistikleştirir. VE/||/<> Sadece akla verilen yanıtlar/karşılıklar, kişiyi vahşileştirir. )

    - EMOJİ/SMILEY[İng.] değil/yerine/= DUYGUCUK

    - EN HOŞ DUYGU:
    BİRİNİN, YÜZÜNDEKİ GÜLÜMSEMENİN NEDENİ OLDUĞUNU BİLMEK :)


    - GELENEKTE, TEVHİD:
    AKIL ÜZERİNDEN
    ile/ve/> KALP VE DUYGU ÜZERİNDEN
    ( Tenzih ile. İLE/VE/> Teşbih üzerinden. )
    ( İkisinde de, sur üflenerek çağrılırdı. )

    - GEREKSİNİMLER ve İLİŞKİLER SIRADÜZENİ:
    DİRİMSEL
    ve/||/<>/> BİLİŞSEL ve/||/<>/> DAVRANIŞSAL

    - GÜDÜSEL ile DUYGUSAL

    - HAREKET ile/ve/||/<> DUYGU

    - HAREKET ve/||/<> DUYGULANIM ve/||/<> BENZETME
    ( İki kişi arasındaki tüm ilişkilerde ve temelinde, anne ile çocuğun ilişkisinde, yerli yerinde ve yeterince bulunması gerekenler... )

    - HİSSİY(Y)ÂT[Ar.] değil/yerine/= DUYGULAR, SEZİŞLER

    - HİSS[Ar. çoğ. AHSÂS] değil/yerine/= GÜÇLÜ DUYGU, DUYMA GÜCÜ

    - HİS ile DUYGU

    - İÇGÖRÜ:
    "DUYGUSAL"
    ile/ve/değil/yerine/||/<> DÜŞÜNSEL/ZİHİNSEL

    - KAPILMA ile DUYGULANIM

    - KİŞİYİ/ÇOCUĞU ÖVMEK ile/değil/yerine/||/></< DAVRANIŞI ÖVMEK
    ( Kibri geliştirir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>
    - MÜTEESSİR[< ESR < ESÂRET] değil/yerine/= HÜZÜNLÜ, KEDERLİ, ÜZÜNTÜLÜ | BİRİNİN ACISIYLA ACILANAN | DUYGULANMIŞ

    - NARSİSİZM ile AŞAĞILIK DUYGUSU

    - NESNEL/OBJEKTİF DUYGULAR ile/ve PAY ALMA/KATILMA DUYGULARI ile/ve DURUM (İÇERİKSİZ) DUYGULARI

    - ÖFKE ile/ve/||/<>/> SUÇLULUK DÜŞÜNCESİ/DUYGUSU

    - SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR:
    BİÇİMSİZ
    ile/ve/||/<> BELİRSİZLİK ile/ve/||/<> SALDIRI ile/ve/||/<> KONUNUN ÖZÜNÜ KAÇIRMA ile/ve/||/<> TARTIŞMALI NEDEN ile/ve/||/<> İSTATİSTİKSEL HATA ile/ve/||/<> ŞAŞIRTMA ile/ve/||/<> YETKEYE BAŞVURMA ile/ve/||/<> DUYGULARA BAŞVURMA ile/ve/||/<> KIYASLAMA HATALARI ile/ve/||/<> SINIFLANDIRMA HATALARI
    ( BİÇİMSİZ SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR ile/ve/||/<> SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR
    ( INFORMAL FALLACIES vs./and/||/<> FALLACIES )

    BELİRSİZLİK SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: GÖNDERMELİ ile/ve/||/<> VURGULAMA ile/ve/||/<> ÇOK ANLAMLILIK
    ( FALLACY OF: EQUIVOCATION vs./and/||/<> ACCENT vs./and/||/<> AMPHIBOLY )

    SALDIRI SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: KARALAMA ile/ve/||/<> NİTELİKSEL ile/ve/||/<> "SEN / SEN DE ..." ile/ve/||/<> DOLDURUŞA GETİRME
    ( ARGUMENT AGAINST THE MAN vs./and/||/<> CIRCUMSTANTIAL AD HOMINEM vs./and/||/<> FALLACY OF "YOU / YOU ALSO" vs./and/||/<> POISONING THE WELL )

    KONUNUN ÖZÜNÜ KAÇIRMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: KISIR DÖNGÜ ile/ve/||/<> İLGİSİZ AMAÇ ile/ve/||/<> İLGİSİZ SONUÇ ile/ve/||/<> İDDİAYI ZAYIFLATMA ile/ve/||/<> KONUYU SAPTIRMA
    ( BEGGING THE QUESTION vs./and/||/<> FALLACY OF IRRELEVANT PURPOSE vs./and/||/<> IRRELEVANT CONCLUSION vs./and/||/<> FALLACY OF STRAW-MAN vs./and/||/<> FALLACY OF RED HERRING )

    TARTIŞMALI NEDEN SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: YANLIŞ NEDEN ile/ve/||/<> ÖNCESİNDE ile/ve/||/<> ORTAK ETKİ ile/ve/||/<> GÖZDEN KAÇIRILABİLİR NEDEN ile/ve/||/<> YANLIŞ YÖN ile/ve/||/<> KARMAŞIK NEDENLER
    ( FALLACY OF FALSE CAUSE vs./and/||/<> FALLACY OF "PREVIOUS THIS" vs./and/||/<> JOINT EFFECT vs./and/||/<> GENUINE BUT INSIGNIFICANT CAUSE vs./and/||/<> WRONG DIRECTION vs./and/||/<> COMPLEX CAUSE )

    İSTATİSTİKSEL HATA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: YETERSİZ ÖRNEK ile/ve/||/<> TEMSİL ETMEYEN ÖRNEK ile/ve/||/<> YANLIŞ BENZETME ile/ve/||/<> YOK SAYMA ile/ve/||/<> SÜMEN ALTI ile/ve/||/<> KUMARBAZ
    ( FALLACY OF INSUFFICIENT SAMPLE vs./and/||/<> UNREPRESENTATIVE SAMPLE vs./and/||/<> FALSE ANALOGY vs./and/||/<> SLOTHFUL INDUCTION vs./and/||/<> FALLACY OF SLANTING vs./and/||/<> GAMBLER'S FALLACY )

    ŞAŞIRTMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: DEVEDE KULAK ile/ve/||/<> YA SİYAH, YA BEYAZ ile/ve/||/<> KANITLAMA ZORUNLULUĞU ile/ve/||/<> FELÂKET ÇIĞIRTKANLIĞI ile/ve/||/<> İMÂLI SORU ile/ve/||/<> ÇOK SORULU ile/ve/||/<> SINIRLI SEÇENEK
    ( FALLACY OF THE BEARD vs./and/||/<> BLACK OR WHITE FALLACY vs./and/||/<> ARGUMENT FROM IGNORANCE vs./and/||/<> FALLACY OF SLIPPERY SLOPE vs./and/||/<> COMPLEX QUESTION vs./and/||/<> FALLACY OF MANY QUESTIONS vs./and/||/<> FALLACY OF LIMITED CHOICES )

    YETKEYE BAŞVURMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: BİR BİLENE SORMA ile/ve/||/<> YETERSİZ KAYNAK ile/ve/||/<> İNANCA BAŞVURMA ile/ve/||/<> ORTAK TUTUMA BAŞVURMA ile/ve/||/<> ÖBEK BASKISI ile/ve/||/<> YARARCI ile/ve/||/<> BEĞENDİRME ile/ve/||/<> DAYATMA ile/ve/||/<> İÇİNDEKİ DEĞİL DIŞINDAKİ(ZARF-MAZRUF) ile/ve/||/<> GENETİK
    ( ARGUMENT TO AUTHORITY vs./and/||/<> FALLACY OF UNQUALIFIED SOURCE vs./and/||/<> APPEAL TO BELIEF vs./and/||/<> APPEAL TO COMMON PRACTICE vs./and/||/<> BANDWAGON, PEER PRESSURE vs./and/||/<> PRAGMATIC FALLACY vs./and/||/<> APPEAL TO PERSONAL INTERESTS vs./and/||/<> FALLACY OF "IS" TO "OUGHT" vs./and/||/<> STYLE OVER SUBSTANCE vs./and/||/<> GENETIC FALLACY )

    DUYGULARA BAŞVURMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: TEHDİT ile/ve/||/<> DUYGU ile/ve/||/<> ÖNYARGILI DİL ile/ve/||/<> MAZERET
    ( ARGUMENT FROM FORCE vs./and/||/<> ARGUMENT TO PITY vs./and/||/<> PREJUDICIAL LANGUAGE vs./and/||/<> FALLACY OF SPECIAL PLEADING )

    SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR ile/ve/||/<> HATALAR
    ( FALLACIES vs./and/||/<> MISTAKES/WRONGS )

    KIYASLAMA HATALARI: GENELLEŞTİRME ile/ve/||/<> ÖZELLEŞTİRME
    ( FALLACY OF CONVERSE ACCIDENT vs./and/||/<> FALLACY OF ACCIDENT )

    SINIFLANDIRMA HATALARI: BÜTÜNLEME ile/ve/||/<> İNDİRGEME
    ( FALLACY OF COMPOSITION vs./and/||/<> FALLACY OF DIVISION ) )

    - SAVUNMA MEKANİZMALARINDA:
    FİZİKSEL OLARAK KAZANILMIŞ SAVUNMA SİLAHLARI
    ile/ve DAVRANIŞSAL OLARAK KAZANILMIŞ SAVUNMA HAREKETLERİ

    - SEMPATİZAN[Fr.] değil/yerine/= DUYGUDAŞ

    - ŞİİR:
    "DUYGULANMAK" İÇİN
    değil DUYUMSAMAK İÇİN

    - ŞİİR ile/ve/değil DUYGU BOŞALIMI

    - SÖZCÜĞÜN:
    USSAL ANLAMI
    ile DUYGUSAL ANLAMI

    - ŞU ANDA VE BURADA, ...:
    NE OLUYOR?
    ve/||/<>/> DUYULARIM NELER? ve/||/<>/> NASIL DAVRANIYORUM/DAVRANABİLİRİM? ve/||/<>/> YARARLI/YARARIMA OLAN NEDİR? ve/||/<>/> NE/LER YAPABİLİRİM?

    - TAHASSÜSÂT[< TAHASSÜS < HİSS] değil/yerine/= DUYGULANMA/DUYGULANIM
    ( DUYGULANMALAR, HİSLENMELER | KALPLE İSTEMEK )

    - TAKLİT:
    (SADECE/BİR) DAVRANIŞ
    ile/ve/değil/||/<>/< KİMLİĞİNİ BULMA (ÇABASI)

    - TEMİZ ZİHİN ile/ve/<> TEMİZ GÖNÜL

    - ÜÇ BÜYÜK TEHLİKE:
    DUYGUSUZLUK
    ile/ve/<> ETKİSİZLİK ile/ve/<> AKILSIZLIK
    ( "Akıllı" kişilerde. İLE/VE/<> "Duygulu" kişilerde. İLE/VE/<> Etkili kişilerde. )

    - ÜÇ TEHLİKE:
    AKILLILARDA
    ile/ve/||/<> DUYGUSALLARDA ile/ve/||/<>
    "ETKİLİLERDE"

    ( [ne yazık ki] Duygusuzluk. İLE/VE/||/<> Etkisizlik. İLE/VE/||/<> Akılsızlık. )

    - ÜZGÜN/LÜK ve/||/<>/> DÜZGÜN/LÜK

    - YAKINLIK:
    FİZİKSEL
    ile/ve/||/<> UYGULAYIMSAL ile/ve/||/<> DUYGUSAL ile/ve/||/<> EŞEYSEL

    - YİNE DE ile KARŞIN/RAĞMEN[RAĞM: İnadına davranma.]

    - [DURUM > DUYGU > DÜŞÜNCE > DAVRANIŞ >= ... ]
    ile
    [DURUM > DÜŞÜNCE > DAVRANIŞ > DUYGU >= ... ]
    ile
    [DUYGU > DURUM > DAVRANIŞ >= ... ]
    ile
    [DÜŞÜNCE > DAVRANIŞ > DURUM > DUYGU >= ... ]

    ( Sorun. İLE Çözüm. İLE Âşık. Düşünme[sonradan]. İLE Biliminsanı. )

    - [ne yazık ki]
    MANTIK DIŞI/LIK
    ile/değil "DUYGUSAL/LIK"

    www.FaRkLaR.net/saygi-sevgi




    DAVRANIŞ-TUTUM-TAVIR
    (BEHAVIOUR-ATTITUDE-MANNER)


    ( 168 FaRk, 209 katkı )


    - "ALIŞKANLIK" (İLE) ile/değil KENDİLİĞİNDENLİK (İLE)

    - "BENLİK" "TUTUMUNDA":
    KİM OLMADIĞIMIZ
    ile/ve KARŞIT OLDUKLARIMIZ

    - "DUYGUSAL/LIK" ile/ve/||/<> TEPKİSEL/LİK
    ( Bilgisizlikle. İLE/VE/||/<> Bilinçsizlikle. )

    - "EZBER" ile/ve/değil ALIŞKANLIK
    ( EZBER hem de ALIŞKANLIK )

    - "İNANÇ" ile/ve/değil/||/<> DAVRANIŞ
    ( Seni, daha iyi bir insan yapan, "inançların" değil davranışlarındır. )

    - "KILLIK" ile/değil (BİLİNÇLİ) TAVIR/TUTUM

    - "KUYRUĞU DİK TUTMAK" ile/değil "OMURGALI" DURMAK/DAVRANMAK

    - "PROTEST" (TUTUM/TAVIR) değil/yerine TEPKİCİ/TEPKİSEL (TUTUM/TAVIR)

    - (ALIŞKANLIK YAPICILARDAN) UZAK DURMALI!

    - AHLÂK ile/ve/<> TUTUM

    - AKLININ BAŞINA GELMESİ ile/değil/yerine/>< AKLI BAŞINDA DAVRANMAK

    - ALAY EDİLECEK TUTUM/DURUM ile/değil/yerine MUHABBET

    - ALAYCI TUTUM/LAR yerine SAYGI GÖSTERMEK

    - ALIŞKANLIK AHLÂKI ile/ve/değil/yerine YEĞLEME/TERCİH AHLÂKI

    - ALIŞKANLIK GÖRÜNÜŞÜ
    ( HABITUAL ASPECT )

    - ALIŞKANLIK/ÂDET ile GEREKLİLİK

    - ALIŞKANLIK ve/< BELLEK
    ( Olumsuz alışkanlıklar, bellekteki kayıtların kötüye kullanımlarından kaynaklanırlar. )

    - ALIŞKANLIK ile DADANMA

    - ALIŞKANLIK ve GEÇMİŞ

    - ALIŞKANLIK ile GELENEK

    - ALIŞKANLIK ile GEREKLİLİK
    ( Normal bir hal acı verici olamaz, ama yanlış bir alışkanlık çoğu zaman süreğen acılara yol açar. )
    ( Alışkanlık ve ihtiras kör eder ve yanlışa götürür. )
    ( Alışılmış olana tutunduğunuz sürece keşif gerçekleşemez. )

    - ALIŞKANLIK = İTİYAT = HABIT[İng.] = HABITUDE[Fr.] = GEWOHNHEIT[Alm.] = HABITUS[Lat.] = HEKSIS[Yun.] = COSTUMBRE[İsp.]

    - ALIŞKANLIK ile/ve/değil ŞARTLANMA

    - ALIŞKANLIK ile/ve/<> ŞAŞKINLIK

    - ALIŞKANLIK ile ZAAF
    ( Alışkanlık, anahtarı kaybolmuş bir kelepçedir. )
    ( Alışkanlıklar tutkuyu, tutku da karakteri etkiler. )

    - AMATÖR TUTUM ile ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK

    - APIK-SAPIK (DÜŞÜNCELER/DAVRANIŞLAR)

    - ARA İNANIŞLARDA:
    TUTUM
    ile/ve/||/<> KURAL ile/ve/||/<> SAYILTI

    - ARAÇLAR/BİLGİLER/TUTUMLAR:
    KURUCU
    ile/ve/||/<> TAŞIYICI ile/ve/||/<> ÖĞRETİCİ

    - AZ/YETERSİZ KAZANÇ TUTUMLU OLMAK

    - BAĞNAZLIĞIN KALKMASI:
    BİLİMSEL TUTUM (İLE)
    değil FELSEFİ ANLAYIŞ (İLE)

    - BAKIŞ AÇISI ile/ve/||/<>/>/< TUTUM

    - BASKILAYICI TUTUM ile/değil/yerine SINIRLAYICI TUTUM

    - BİLGİSİZLİK/CEHALET >< BİLİMSEL TUTUM ve BAĞNAZLIK >< FELSEFİ ANLAYIŞ ve GÜÇ/ŞİDDET >< SANATSAL DUYARLILIK

    - BİLİMSEL BİLGİ ile/ve BİLİMSEL TUTUM

    - BİLİMSEL TUTUM/DURUŞ ve/||/<> FELSEFÎ ANLAYIŞ ve/||/<> SANATSAL/ESTETİK DUYARLILIK ve/||/<> HAREKETLİ(SPORCUL) YAŞAM
    ( Hayret. VE/||/<> Hayranlık. VE/||/<> Aşk. VE/||/<> Coşku. )

    - Bilimsel tutumla KONUŞ!!!

    - BİLİMSEL TUTUM ve/<> BİLİMSEL TARTIŞMA

    - BİLİMSEL YÖNTEM ile/ve/değil/yerine/<>/< BİLİMSEL TUTUM

    - BOŞ DÜŞÜNCE ile/ve/<> KÖR TUTUM/DAVRANIŞ

    - CİMRİ/LİK, HASİS/LİK, PİNTİ/LİK ile/değil/yerine TUTUMLU/LUK

    - DAVRANIM(CONDUCT) BOZUKLUĞU ile/ve ANTİSOSYAL KİŞİLİK BOZUKLUĞU
    ( 18 yaş altındakilerin olumsuz davranış/tutumlarında tanımlanan. İLE/VE 18 yaş üstündekilerin olumsuz davranış/tutumlarında tanımlanan. )

    - DAVRANIŞLARIMIZ:
    "İYİ/KÖTÜ"
    ile/ve/değil/||/<> GÜÇLÜ/ZAYIF

    - DAVRANIŞSAL YAKLAŞIM ile/ve/||/<> BİLİŞSEL YAKLAŞIM

    - DAVRANIŞ ile/ve TUTUM
    ( Koşullarınızı (belki) değiştiremezsiniz, fakat tavır ve tutumunuzu değiştirebilirsiniz. )
    ( Başkalarına açık davranırsanız kaybetmezsiniz. )
    ( Davranışlarda üç amaç: * Yarar, * Haz, * İyi. )
    ( Kendi tutumunuzu değiştirebilirsiniz. )
    ( Tutum, fırsatı kendine çeker. )
    ( Önemli[öncelikli] olan, ne yaptığınız değil, ne yapmaktan vazgeçtiğinizdir. )
    ( Gövdenin öfkesini gözleyin, davranışlarınız kontrol altında olsun. Hiç kimseye davranışlarınızla zarar vermeyin. )

    - DAVRANIŞ = BEHAVIOUR[İng.] = COMPORTEMENT[Fr.] = VERHALTEN[Alm.] = COMPORTARSE[İsp.]

    - DAVRANIŞ ile/ve/değil EŞİK

    - DAVRANIŞ ile/ve İSTİKRARLI DAVRANIŞ
    ( Kişi, beklenti ve davranışlarında sade olmalıdır. )

    - DAVRANIŞ ve/<> İYİ NİYET
    ( Davranışların en iyisi iyi niyetten, niyetin en iyisi ise bilimden ortaya çıkandır. )

    - DAVRANIŞ ile/ve/<> KURTARICI DAVRANIŞ

    - DAVRANIŞ ve TUTUMLAR'DA

    - DİNLEMEMEK ile/ve/||/<> BASTIRMAYA ÇALIŞMAK ile/ve/||/<> ORTAMDA DEĞİLMİŞ GİBİ DAVRANMAK

    - DİN ile DOGMATİK TUTUM

    - DİSİPLİN:
    GÖVDEDE
    ve/||/<> AKILDA ve/||/<> DUYGUDA
    ( Spor. VE/||/<> Felsefe. VE/||/<> Sanat. )

    - DOĞRU/YANLIŞ ile/ve/değil İDEOLOJİK TUTUM

    - DOĞRU/YETKİN DAVRANIŞ/EYLEM(SÂLİH AMEL):
    BARIŞ
    ve/<> KURTULUŞ[KURTARICI EYLEM]
    ( Kendinle. VE/<> Hizmetle/eylemle. )

    - DÖNGÜ ile ALIŞKANLIK

    - DURUŞ ile/ve TUTUM

    - DÜŞÜNCE/DUYGU/DAVRANIŞ'LARDA:
    KOŞMAK/EMEKLEMEK
    değil/yerine YÜRÜMEK

    - DÜŞÜNCE ve/<> DUYGU ve/<> DAVRANIŞ/TUTUM ve/<> DEĞERLER
    ( Akıl[doğru bağ/lar] ve ilim ile yapılandırılır. VE/<> Çeşitli fizyolojik ve psikolojik isteklerle ve eğlencelerle doyurulur. VE/<> Çalışarak, iş yaparak, kazanarak ve kazandırarak dengelenir. )
    ( Düşünceler, duygulardan önce gelir. )
    ( %80 ve/<> %20 ve/<> ... )

    - DUYGULARA BAŞVURMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
    TEHDİT
    ile/ve/||/<> DUYGU ile/ve/||/<> ÖNYARGILI DİL ile/ve/||/<> MAZERET

    - Duygulu KONUŞ!!!

    - DUYGUSAL BİRLİK ve/< İLKESEL BİRLİK

    - DUYGUSALLIK ve/> KONTROLSÜZLÜK

    - ELEŞTİRİ ile/ve TAVIR

    - EN HOŞ DUYGU:
    BİRİNİN, YÜZÜNDEKİ GÜLÜMSEMENİN NEDENİ OLDUĞUNU BİLMEK :)


    - EN İYİ DAVRANIŞ
    ( İYİ NİYETTEN OLUŞAN ( Davranışların en iyisi iyi niyetten, niyetin en iyisi ise bilimden ortaya çıkandır. )

    - EREK ile/ve TAVIR

    - ESTETİK ÖZNE ile/ve/> ESTETİK NESNE ile/ve/> ESTETİK TAVIR ile/ve/> ESTETİK HAZ ile/ve/> ESTETİK YARGI ile/ve/> DEĞER

    - ETKİNLİK/FİİL ile/ve DAVRANIŞ ile/ve EYLEM
    ( İş üretir. Durumu değiştirmektir. İLE/VE Psişik durumların dışavurumu. İLE/VE Bilinçli, amaçlı etkinlik. )

    - FELSEFÎ ANLAYIŞ VE BİLİMSEL TUTUM/DURUŞ VE SANATSAL DUYARLILIK ve/< BEREKET

    - FİİL ile/ve DAVRANIŞ ile/ve EYLEM
    ( İş üretir. Durumu değiştirmektir. İLE/VE Psişik durumların dışavurumu. İLE/VE Bilinçli, amaçlı etkinlik. )

    - GELEN TELEFONU/MESAJI/ÇAĞRIYI/MEKTUBU:
    HER ŞEYİ BİR YANA ATARAK, KONTROLDIŞI/BİLİNÇDIŞI YANITLAMAK
    değil/>< ORTAMI/ÇEVREYİ/KİŞİYİ/KİŞİLERİ GÖZÖNÜNDE BULUNDURARAK UYGUN ZAMANDA, UYGUN TUTUM İLE YANITLAMAK

    - GENELLEME ile TOPTANCI TUTUM

    - GEREKLİLİK ile/ve/değil ALIŞKANLIK

    - GEREKSİNİMLER ve İLİŞKİLER SIRADÜZENİ:
    DİRİMSEL
    ve/||/<>/> BİLİŞSEL ve/||/<>/> DAVRANIŞSAL

    - HAREKET ile/ve DAVRANIŞ
    ( ... İLE/VE Bilinçsiz/bilinçli hareket. )

    - HAREKET ile/ve/||/<> DUYGU

    - HAREKET ve/||/<> DUYGULANIM ve/||/<> BENZETME
    ( İki kişi arasındaki tüm ilişkilerde ve temelinde, anne ile çocuğun ilişkisinde, yerli yerinde ve yeterince bulunması gerekenler... )

    - HATA ile TUTUM
    ( Aynı hatayı, iki kez yapamayız. Birincisi hataydı belki fakat ikincisi, artık bir yeğlemedir, yanlış bir tutumdur. )

    - HUY ile/ve/değil/yerine TUTUM

    - HUY ile/ve/değil/yerine TUTUM

    - İDEOLOJİK TAVIR ile SONUÇ ODAKLILIK

    - İPE-SAPA (GELMEZ İŞ/SÖZ/HAREKET/DAVRANIŞ)

    - İRONİ > ALAY ALIŞKANLIĞI

    - İSTİSKAL[< SIKLET] değil/yerine/= SOĞUK DAVRANMA
    ( Ağır görme, huzurundan hoşlanmama. | Soğuk davranışlarla hoşlanmadığını belirginleştirme. Yüz vermeme, kovarcasına davranma, kovma. )

    - KABUL ve/<> UYGUN DAVRANIŞ

    - KÂR TUTUMLU OLMAK

    - KÂRINCA KARARINCA (YAŞAMAK, DAVRANMAK)

    - KAVGA ile/ve/değil/yerine TUTUM

    - KAYGI ile TUTUM

    - KİP = CİHET, HAL, TAVIR = MODE, MOOD[İng.] = MODE[Fr.] = MODUS[Alm., Lat.] = MODO[İsp.]

    - KİŞİLİK ile/değil TUTUM
    ( Kim olduğunla ilgili. İLE/DEĞİL Onun, "kim olduğu" ile ilgili. )
    ( [not] Who I am. VS./BUT Who you are. )

    - KİŞİYİ/ÇOCUĞU ELEŞTİRMEK ile/değil/yerine/></< DAVRANIŞI ELEŞTİRMEK
    ( Utancı artırır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>
    - KİŞİYİ/ÇOCUĞU ÖVMEK ile/değil/yerine/||/></< DAVRANIŞI ÖVMEK
    ( Kibri geliştirir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>
    - KÖKEN DİLLER ile/ve/<> UZLAŞIMSAL DİLLER ile/ve/<> DAVRANIŞSAL DİLLER ile/ve/<> İMGESEL DİLLER ile/ve/<> KURMACA DİLLER ile/ve/<> BİÇİMSEL DİLLER

    - KOŞULLANMA ile/ve/değil ALIŞKANLIK

    - KUR'ÂN-I KERÎM:
    BAŞAT TAVIR
    ile/ve/<> REVNAK[Fars.][: Parlaklık, güzellik, tazelik, süs.]

    - MADDE BAĞIMLI/LIĞI ile/ve/||/<> DAVRANIŞSAL BAĞIMLI/LIK

    - MUÂMELE[Ar.] değil/yerine/= İŞLEM; DAVRANIŞ

    - MUKTESİT[Ar.] değil/yerine/= TUTUMLU

    - MUTLAK ile/ve/değil ALIŞKANLIK

    - NİYET'TE:
    SAMİMİYET, İÇTENLİK, YAKINLIK
    ve TUTUM'DA:
    RESMİYET, MESAFE, CİDDİYET


    - ÖNCELİK = PRIORITY/PRECEDENCE[İng.] = [Fr.] = [Alm.] = [İt.] = [İsp.]

    - ÖZGÜRLÜK:
    KİŞİNİN, ...
    "CANININ İSTEDİĞİ GİBİ DAVRANMASI"
    ile/değil İSTEMEDİĞİ HİÇBİR ŞEYİ YAPMAK ZORUNDA OLMAMASI
    ( Özgürlük, hiçbir zaman canının istediği gibi davranmak anlamına gelmemiştir ve öyle bir hak vermemiştir/veremez. )
    ( İkinci görüşün olmadığı yerde özgürlük olmaz. )
    ( ÖZGÜRLÜK: Belirlenimden, belirlenime geçmek. )

    - PARÇA ile/ve TAVIR

    - SABIR ve/<> TAVIR/TUTUM
    ( Hiç bir şeyin yokken gösterdiğin. VE/<> Her şeyin varken sergilediğin. )

    - SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR:
    BİÇİMSİZ
    ile/ve/||/<> BELİRSİZLİK ile/ve/||/<> SALDIRI ile/ve/||/<> KONUNUN ÖZÜNÜ KAÇIRMA ile/ve/||/<> TARTIŞMALI NEDEN ile/ve/||/<> İSTATİSTİKSEL HATA ile/ve/||/<> ŞAŞIRTMA ile/ve/||/<> YETKEYE BAŞVURMA ile/ve/||/<> DUYGULARA BAŞVURMA ile/ve/||/<> KIYASLAMA HATALARI ile/ve/||/<> SINIFLANDIRMA HATALARI
    ( BİÇİMSİZ SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR ile/ve/||/<> SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR
    ( INFORMAL FALLACIES vs./and/||/<> FALLACIES )

    BELİRSİZLİK SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: GÖNDERMELİ ile/ve/||/<> VURGULAMA ile/ve/||/<> ÇOK ANLAMLILIK
    ( FALLACY OF: EQUIVOCATION vs./and/||/<> ACCENT vs./and/||/<> AMPHIBOLY )

    SALDIRI SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: KARALAMA ile/ve/||/<> NİTELİKSEL ile/ve/||/<> "SEN / SEN DE ..." ile/ve/||/<> DOLDURUŞA GETİRME
    ( ARGUMENT AGAINST THE MAN vs./and/||/<> CIRCUMSTANTIAL AD HOMINEM vs./and/||/<> FALLACY OF "YOU / YOU ALSO" vs./and/||/<> POISONING THE WELL )

    KONUNUN ÖZÜNÜ KAÇIRMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: KISIR DÖNGÜ ile/ve/||/<> İLGİSİZ AMAÇ ile/ve/||/<> İLGİSİZ SONUÇ ile/ve/||/<> İDDİAYI ZAYIFLATMA ile/ve/||/<> KONUYU SAPTIRMA
    ( BEGGING THE QUESTION vs./and/||/<> FALLACY OF IRRELEVANT PURPOSE vs./and/||/<> IRRELEVANT CONCLUSION vs./and/||/<> FALLACY OF STRAW-MAN vs./and/||/<> FALLACY OF RED HERRING )

    TARTIŞMALI NEDEN SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: YANLIŞ NEDEN ile/ve/||/<> ÖNCESİNDE ile/ve/||/<> ORTAK ETKİ ile/ve/||/<> GÖZDEN KAÇIRILABİLİR NEDEN ile/ve/||/<> YANLIŞ YÖN ile/ve/||/<> KARMAŞIK NEDENLER
    ( FALLACY OF FALSE CAUSE vs./and/||/<> FALLACY OF "PREVIOUS THIS" vs./and/||/<> JOINT EFFECT vs./and/||/<> GENUINE BUT INSIGNIFICANT CAUSE vs./and/||/<> WRONG DIRECTION vs./and/||/<> COMPLEX CAUSE )

    İSTATİSTİKSEL HATA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: YETERSİZ ÖRNEK ile/ve/||/<> TEMSİL ETMEYEN ÖRNEK ile/ve/||/<> YANLIŞ BENZETME ile/ve/||/<> YOK SAYMA ile/ve/||/<> SÜMEN ALTI ile/ve/||/<> KUMARBAZ
    ( FALLACY OF INSUFFICIENT SAMPLE vs./and/||/<> UNREPRESENTATIVE SAMPLE vs./and/||/<> FALSE ANALOGY vs./and/||/<> SLOTHFUL INDUCTION vs./and/||/<> FALLACY OF SLANTING vs./and/||/<> GAMBLER'S FALLACY )

    ŞAŞIRTMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: DEVEDE KULAK ile/ve/||/<> YA SİYAH, YA BEYAZ ile/ve/||/<> KANITLAMA ZORUNLULUĞU ile/ve/||/<> FELÂKET ÇIĞIRTKANLIĞI ile/ve/||/<> İMÂLI SORU ile/ve/||/<> ÇOK SORULU ile/ve/||/<> SINIRLI SEÇENEK
    ( FALLACY OF THE BEARD vs./and/||/<> BLACK OR WHITE FALLACY vs./and/||/<> ARGUMENT FROM IGNORANCE vs./and/||/<> FALLACY OF SLIPPERY SLOPE vs./and/||/<> COMPLEX QUESTION vs./and/||/<> FALLACY OF MANY QUESTIONS vs./and/||/<> FALLACY OF LIMITED CHOICES )

    YETKEYE BAŞVURMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: BİR BİLENE SORMA ile/ve/||/<> YETERSİZ KAYNAK ile/ve/||/<> İNANCA BAŞVURMA ile/ve/||/<> ORTAK TUTUMA BAŞVURMA ile/ve/||/<> ÖBEK BASKISI ile/ve/||/<> YARARCI ile/ve/||/<> BEĞENDİRME ile/ve/||/<> DAYATMA ile/ve/||/<> İÇİNDEKİ DEĞİL DIŞINDAKİ(ZARF-MAZRUF) ile/ve/||/<> GENETİK
    ( ARGUMENT TO AUTHORITY vs./and/||/<> FALLACY OF UNQUALIFIED SOURCE vs./and/||/<> APPEAL TO BELIEF vs./and/||/<> APPEAL TO COMMON PRACTICE vs./and/||/<> BANDWAGON, PEER PRESSURE vs./and/||/<> PRAGMATIC FALLACY vs./and/||/<> APPEAL TO PERSONAL INTERESTS vs./and/||/<> FALLACY OF "IS" TO "OUGHT" vs./and/||/<> STYLE OVER SUBSTANCE vs./and/||/<> GENETIC FALLACY )

    DUYGULARA BAŞVURMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: TEHDİT ile/ve/||/<> DUYGU ile/ve/||/<> ÖNYARGILI DİL ile/ve/||/<> MAZERET
    ( ARGUMENT FROM FORCE vs./and/||/<> ARGUMENT TO PITY vs./and/||/<> PREJUDICIAL LANGUAGE vs./and/||/<> FALLACY OF SPECIAL PLEADING )

    SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR ile/ve/||/<> HATALAR
    ( FALLACIES vs./and/||/<> MISTAKES/WRONGS )

    KIYASLAMA HATALARI: GENELLEŞTİRME ile/ve/||/<> ÖZELLEŞTİRME
    ( FALLACY OF CONVERSE ACCIDENT vs./and/||/<> FALLACY OF ACCIDENT )

    SINIFLANDIRMA HATALARI: BÜTÜNLEME ile/ve/||/<> İNDİRGEME
    ( FALLACY OF COMPOSITION vs./and/||/<> FALLACY OF DIVISION ) )

    - SAĞALTIM:
    DAVRANIŞÇI ve/ya da BİLİŞSEL
    ile/ve/||/<> DİNAMİK ile/ve/||/<> VAROLUŞÇU

    - SAVUNMA MEKANİZMALARINDA:
    FİZİKSEL OLARAK KAZANILMIŞ SAVUNMA SİLAHLARI
    ile/ve DAVRANIŞSAL OLARAK KAZANILMIŞ SAVUNMA HAREKETLERİ

    - SEVGİ ile/ve/<>/değil ALIŞKANLIK

    - SÖZ(CÜK)LERİ/Nİ ve/||/<> TUTUMU/NU DEĞİŞTİR...
    DÜNYA/N DEĞİŞSİN!


    - ŞU ANDA VE BURADA, ...:
    NE OLUYOR?
    ve/||/<>/> DUYULARIM NELER? ve/||/<>/> NASIL DAVRANIYORUM/DAVRANABİLİRİM? ve/||/<>/> YARARLI/YARARIMA OLAN NEDİR? ve/||/<>/> NE/LER YAPABİLİRİM?

    - SUSMA HAKKININ TARİHÇESİNDE, DÖNÜM NOKTALARI:
    JOHN LILBURNE'NİN TUTUMU
    ve/||/<>/>/< MIRANDA UYARILARI
    ( 1637 yılında, İngiliz tarihinin en renkli, en dramatik kişilerinden biri olan John Lilburne’un, halkı yönetime karşı kışkırtan bir kitap yayımladığından dolayı tutuklanıp bu mahkeme önüne çıkarılması, susma hakkı konusunda bir dönüm noktası olmuştur. Lilburne, mahkemede, açıkça neyle suçlandığı hakkında bilgilendirilene kadar, sorulan sorulara yanıt vermeyi reddetti. Bu durum, ceza yargılaması açısından, tarihin bize taşıdığı, susma hakkının kullanılması ile ilgili ilk durumdur.

    VE/||/<>/>/<

    1. Sessiz kalma hakkınız vardır.
    2. Söyleyeceğiniz her şey, mahkemede, aleyhinize kullanılabilir.
    3. Herhangi bir soruya yanıt vermeden önce, avukat ile konuşma hakkınız vardır ve soruları yanıtlarken, avukatınız, yanınızda bulunabilir.
    4. Eğer bir avukat tutamıyorsanız ve dilerseniz, size bir avukat belirlenecektir.
    5. İfade sırasında, herhangi bir anda, soruların öncesinde ya da sonrasında, susma hakkınızı ve avukattan yararlanma hakkını kullanabilirsiniz. [1966 Arizona - ABD] )
    ( 1- You have the right to remain silent.
    2- Anything you say can and will be used against you in a court of law.
    3- You have the right to an attorney.
    4- If you cannot afford an attorney, one will be appointed for you. )

    - TÂCİZ ile/değil TAVIR

    - TAKLİT:
    (SADECE/BİR) DAVRANIŞ
    ile/ve/değil/||/<>/< KİMLİĞİNİ BULMA (ÇABASI)

    - TARZ ile/değil ALIŞKANLIK

    - TARZ ile TAVIR

    - TASLAMAK ile TAVIR TAKINMAK

    - TAVIR ALMAK ile/ve/<> HAKSIZLIK ETMEMEK/ETMEDEN!

    - TAVIR ile/ve/değil/||/<>/< AKIL
    ( Tavrının olması için aklın olması gerekmez. )

    - TAVIR ile EDÂ

    - TAVIR ile/ve KARİZMA

    - TAVIR ile/ve TARZ

    - TAVIR ile YAKLAŞIM

    - TEMBELLİK ile/ve/değil ALIŞKANLIK

    - TEPKİ ile/ve/değil/yerine TUTUM

    - TEPKİ ile/ve/değil/yerine TUTUM

    - TERBİYE(EĞİTİM) ile/ve/> TÂLİM(ÖĞRETİM/ALIŞTIRMA) ile/ve/> TE'DİB(EDEB)(DAVRANIŞ/TUTUM)
    ( Davranış-eylem. İLE/VE Düşünce-bilgi. VE/> Terkib. )
    ( Göze dayanır. İLE/VE Kulağa dayanır. VE/> Davranıştır. )
    ( İyi-kötü. İLE/VE Doğru-yanlış. VE/> Güzel. )
    ( Örnek gerektirir. İLE/VE Bilen/hoca gerektirir. VE/> "Kişi kendin bilmek", haddini bilmek gerektirir. )
    ( Her yerdedir. İLE/VE Belirli bir yerdedir. VE/> Her yer ve zamandadır. )
    ( Bütüncüldür. İLE/VE Sıradüzenseldir. VE/> Estetiktir. )
    ( Kalb-i selîm. İLE/VE Akl-ı selîm VE/> Zevk-i selîm. )
    ( Integral. İLE/VE Hierarchical. VE/> Aesthetical. )

    - TEZ ile TAVIR

    - TEZ ile TAVIR

    - TUTARLI OLMAK ile/ve/değil/<> TUTARLI DAVRANMAK
    ( Zorunlu değildir. İLE/VE/DEĞİL/<> Zorunludur. )
    ( Sorunlu olabilir. İLE/VE/DEĞİL/<> Sorunsuzdur. )
    ( Her zaman için geçerli olamayabilir. İLE/VE/DEĞİL/<> Çoğunlukla geçerli olmalıdır. )
    ( "İddia"sında/zannında olabilirsin. İLE/VE/DEĞİL/<> İspat edersin. )
    ( Söz ile. İLE/VE/DEĞİL/<> Tutum/tavır ile. )

    - TUTKU ile/ve/değil/yerine TUTUM

    - TUTUM NİYET

    - TUTUM TAVIR

    - TUTUM/U BENİMSEMEK ALIŞKANLIK OLUŞTURMAK

    - TUTUM/U BENİMSEMEK ile/ve/> ALIŞKANLIK OLUŞTURMAK

    - TUTUM:
    GELİŞMİŞ
    ile/ve/||/<> "ÖĞRENİLMİŞ" ile/ve/||/<> SİNMİŞ

    - TUTUM:
    ORTADAN KALDIRICI
    değil/yerine DÖNÜŞTÜRÜCÜ

    - TUTUMLARI BELİRLEMEK ile/ve TUTUMLARDA TUTARLI OLMAK

    - TUTUMLULUK ile/ve/değil PARA HARCAYAMAMAK

    - TUTUM ile/ve TAVIR
    ( Koşullarınızı (belki) değiştiremezsiniz, fakat tavır ve tutumunuzu değiştirebilirsiniz. )
    ( Kibar, asil ve hassas bir tavır içinde olun. )
    ( İşlerinizde sessiz ve alçakgönüllü bir tavır edinin. )
    ( Alışkanlık haline gelmiş olan yumuşak tavır, problemler karşısında etkisiz kalmaya neden olur. )
    ( Kişinin hayatını belirleyen şey, tavır ve hareketleridir. )
    ( Uyumlu tavrınızdan vazgeçmeyin ve güncel, yararsız çözümlere kapılmayın. )
    ( Konumunuzu ancak bilinçli tavırlar sağlama alabilir. )
    ( Yolcunun zenginliği, kişinin iç varlığıyla barışık olma yeteneğinin simgesidir ve bu durum uyumlu ve çekici bir tavrı yaratır. )
    ( Bilge kişinin tavrı önemlidir. )

    - TUTUM ile TAVIR

    - TUTUM = ATTITUDE[İng., Fr.] = EINSTELLUNG/HALTUNG[Alm.] = ATTITUDINE[İt.] = ACTIDUD[İsp.]

    - TUTUM ile/ve/değil EŞİK

    - TUTUM ile/ve KARAKTER

    - TUTUM ile/ve/< NİYET
    ( ... İLE/VE Neden değil Niçin[Ne İçin]. )
    ( İlke'li düşünmek, niyettir. )
    ( Niyet, davranışları birleştiriyorsa ilkedir. )
    ( Onun, sizin için ne olduğunu, zihinsel tutumunuz belirler. )
    ( Özbilincim'in, "vicdânım" doğrultusunda eylemek isteğini beslemesi de, 'niyet'tir. )
    ( ... İLE/VE Neden değil Niçin(Ne İçin). )
    ( Niyet davranışları birleştiriyorsa ilkedir. )
    ( Onun sizin için ne olduğunu zihinsel tutumunuz belirler. )

    - TUTUM ile/ve/||/<>/> SİYASET
    ( İnsanda. İLE/VE/||/<>/> Toplumda. )

    - ÜÇ BÜYÜK TEHLİKE:
    DUYGUSUZLUK
    ile/ve/<> ETKİSİZLİK ile/ve/<> AKILSIZLIK
    ( "Akıllı" kişilerde. İLE/VE/<> "Duygulu" kişilerde. İLE/VE/<> Etkili kişilerde. )

    - ÜÇ TEHLİKE:
    AKILLILARDA
    ile/ve/||/<> DUYGUSALLARDA ile/ve/||/<>
    "ETKİLİLERDE"

    ( [ne yazık ki] Duygusuzluk. İLE/VE/||/<> Etkisizlik. İLE/VE/||/<> Akılsızlık. )

    - ÜSLÛP ile TAVIR
    ( [ne yazık ki] Doğruyu dile getirmenin üslûbundan dem vuranlar, yanlışı en kaba biçimde ifade etmekten kaçınmıyorlar... )

    - ÜSLÛP ile TUTUM

    - UZAK DURULMASI GEREKEN KİŞİLER:
    "HEP HAKLILAR"
    ve/||/<> "HERŞEYE, SÜREKLİ İTİRAZ EDENLER" ve/||/<> "SADECE BEN" DİYENLER ve/||/<> BAŞKALARINI DEĞERSİZ GÖRENLER ve/||/<> ÇIKARCILAR ve/||/<> İSTEDİĞİ OLMADIĞINDA TUTUM DEĞİŞTİRENLER ve/||/<> ARAMADIĞIN SÜRECE ARAMAYANLAR ve/||/<> İŞİ DÜŞMEDİKÇE TANIMAYANLAR ve/||/<> İŞİ BİTTİĞİNDE, YANINDA DURMAYANLAR

    - YAKINLIK:
    FİZİKSEL
    ile/ve/||/<> UYGULAYIMSAL ile/ve/||/<> DUYGUSAL ile/ve/||/<> EŞEYSEL

    - YALAN ile DOĞASINA UYGUN DAVRANMAK

    - YATKINLIK ile/ve/değil ALIŞKANLIK

    - YEĞLEME/TERCİH ile/ve/> TUTUM

    - YERLİ-YERİNDE (DAVRANMAK, KONUŞMAK)

    - YETKEYE BAŞVURMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
    BİR BİLENE SORMA
    ile/ve/||/<> YETERSİZ KAYNAK ile/ve/||/<> İNANCA BAŞVURMA ile/ve/||/<> ORTAK TUTUMA BAŞVURMA ile/ve/||/<> ÖBEK BASKISI ile/ve/||/<> YARARCI ile/ve/||/<> BEĞENDİRME ile/ve/||/<> DAYATMA ile/ve/||/<> İÇİNDEKİ DEĞİL DIŞINDAKİ(ZARF-MAZRUF) ile/ve/||/<> "GENETİK"

    - YİNE DE ile KARŞIN/RAĞMEN[RAĞM: İnadına davranma.]

    - YÖNTEM ile/ve/<> TUTUM

    - [DURUM > DUYGU > DÜŞÜNCE > DAVRANIŞ >= ... ]
    ile
    [DURUM > DÜŞÜNCE > DAVRANIŞ > DUYGU >= ... ]
    ile
    [DUYGU > DURUM > DAVRANIŞ >= ... ]
    ile
    [DÜŞÜNCE > DAVRANIŞ > DURUM > DUYGU >= ... ]

    ( Sorun. İLE Çözüm. İLE Âşık. Düşünme[sonradan]. İLE Biliminsanı. )

    - [ne yazık ki]
    AKILLILARIN DURUMU
    ile/ve/||/<> APTALLARIN TUTUMU
    ( [ne yazık ki] Sürekli, kuşku içinde. İLE "Küstahça, kendinden emin." )

    - [ne yazık ki]
    BOŞ SÖZ
    ile/ve/||/<>/> YANLIŞ DAVRANIŞ-TUTUM

    - [ne yazık ki]
    ÇOCUĞUNA TAPMA
    ve ALAYCI TAVIR
    ( Modern kişinin, öncül ve ölümcül tutumları. )
    ( http://ahmetcorak.blogspot.com.tr/2010/01/ahtapor-anne.html )

    - [ne yazık ki]
    ORTAK ALANDA:
    "KİŞİSEL DAVRANIŞ"
    ve/||/<>/< "KEYFÎ TUTUM"
    ( İkisi de yapılmamalı! )

    - [ne yazık ki]
    ÖTEKİLEŞTİRMEDE:
    AYRIMCILIK
    ile/ve/<> NEFRET (SÖYLEMLERİ/TUTUMLARI)

    www.FaRkLaR.net/Felsefe


    www.FaRkLaR.net/Bilim


    www.FaRkLaR.net/Sanat


    www.FaRkLaR.net/Spor


    www.FaRkLaR.net/Insan


    www.FaRkLaR.net/Dil


    www.FaRkLaR.net/BEN-ben


    www.FaRkLaR.net/kisiler


    www.FaRkLaR.net/AYDIN


    www.FaRkLaR.net/Mantik


    www.FaRkLaR.net/kisiselgelisim


    www.FaRkLaR.net/Davranis-Tutum


    www.FaRkLaR.net/Durum-Tutum


    www.FaRkLaR.net/ilim-irfan


    www.FaRkLaR.net/saygi-sevgi


    www.FaRkLaR.net/hizmet


    www.FaRkLaR.net/SABIR


    www.FaRkLaR.net/Terk


    www.FaRkLaR.net/OLMALI


    www.FaRkLaR.net/Paylasim


    www.FaRkLaR.net/YANLIS


    www.FaRkLaR.net/toplum


    www.FaRkLaR.net/bisiklet


    www.FaRkLaR.net/tuze


    www.FaRkLaR.net/Doga


    www.FaRkLaR.net/TIP


    www.FaRkLaR.net/Beslenme


    www.FaRkLaR.net/vegan


    www.FaRkLaR.net/Hayvanlar


    www.FaRkLaR.net/Bitkiler


    www.FaRkLaR.net/simge


    www.FaRkLaR.net/Tarih


    DUYU, DUYUM, ALGI
    (SENSE, SENSATION, PERCEPTION)



    ( 138 FaRk, 166 katkı )


    - "DUYU/HİS" ile/ve/<> "DEĞER"

    - "ŞİZOİD" ile/değil DUYUSAL

    - (")DOĞRU DUYU/HİS(") ile/ve NASIL ÖĞRENİLECEĞİNİ BİLMEK
    ( Doğru hisse sahip olan, nasıl öğreneceğini bilir. )

    - (BAZI) DUYGULARI/NI:
    SÜREKLİ YAŞAMAK/DUYUMSAMAK
    ile/ve/değil YOĞUN YAŞAMAK/DUYUMSAMAK

    - AĞUSTOS BÖCEĞİ/ORAKBÖCEĞİ | ZÎZÜ[Ar.] | CICADA[İng.] | CICADIS/LANIUS[Lat.] ile/ve ATEŞBÖCEĞİ/YILDIZBÖCEĞİ[Lat. LAMPYRIS NOCTILUCA][1 cm.den daha küçüktürler.] ile/ve YERÂA[Ar. | çoğ. YERÂ'], KİRM-İ AHTER, KİRM-İ ŞEB-EFRÛZ, KİRM-İ ŞEB-TÂB, ÂTEŞÎZE[Fars.]) ile/ve BOK BÖCEĞİ(HUNFESÂ'[Ar. | çoğ. HANÂFİS], KÜSTEL[Fars.], GEOTRUPES STERCORARIUS[Lat.], SCARABE/KHEBER) ile/ve GELİN BÖCEĞİ ile/ve HANIM BÖCEĞİ ile/ve İPEK BÖCEĞİ[Ar. DÛD-İ HARÎR, DÛD-ÜL-KAZZ | Fars. DÎVE, KİRM-İ EBRİŞÎM/PÎLE | Lat. BOMBYX MORI] ile/ve KIZ BÖCEĞİ ile/ve UĞUR BÖCEĞİ/UÇUÇBÖCEĞİ/HANIMBÖCEĞİ[Lat. COCCINELLA SEPTEMPUNCTATA] ile/ve AĞILI BÖCEK ile/ve ÇALGICI BÖCEK ile/ve MAKASLI BÖCEK ile/ve MAYIS BÖCEĞİ(COCKCHAFER)[Lat. MELOLONTHA VULGARIS] ile/ve TAM GELİŞMEMİŞ BÖCEK(NYMPH) ile/ve UYUZBÖCEĞİ[Lat. SARCOPTES SCABIEI]

    - AKILDA KESİNLİK ile/> DUYULARDA KESİNLİK

    - AKL-I SELÎM değil/yerine/= SAĞDUYU

    - AKLEDİLEBİLEN ile ALGILANABİLEN

    - ALGI BOZUKLUĞU ile/ve GERÇEK İLE HAYALİN AYRILAMAMASI
    ( İkisi de deliliğin/delirmenin göstergesi olabilir. )

    - ALGI DÜZENEĞİ ile/ve DEĞERLER DİZGESİ

    - ALGI DÜZENEĞİ ile YAPI

    - ALGI YANILSAMALARI'NDA:
    MÜLLER-LYLER
    ve POGGENDORFF ve WUNDT ve ZOLLNER ve BOURDON

    - ALGIDA/KABULDE:
    TEK TANIM
    ile/yerine/değil PARANTEZ BİLGİ

    - ALGILAMA SÜRECİNDE:
    BELİRGİNLİK
    ile/ve/> KONUM ile/ve/> ŞİDDET ile/ve/> SÜRE

    - ALGILAMAK ile/ve GÖRMEK

    - ALGILAMAK ile HİSSETMEK

    - ALGILAMAK ile HİSSETMEK

    - ALGILAMAK ile/ve için DİNLEMEK
    ( TO LISTEN for PERCEPTION )

    - ALGILAMAK ile/ve İDRAK ETMEK

    - ALGILAMAK ile İDRAK ETMEK

    - ALGILAMAK = İDRAK ETMEK = PERCEIVE[İng.] = PERCEVOIR[Fr.] = ERKENNEN/WAHRNEHMEN[Alm.] = PERCIPIO[Lat.]

    - ALGILAMA ile YARGILAMA
    ( Kültüre dayanır. İLE Uygarlığa dayanır. )

    - ALGILAYIŞ ile/ve/<> DENEYİM

    - ALGISAL BİL(İN)EMEME/AGNOZİ ile BİL(İN)EMEME/AGNOZİ

    - ALGISAL EŞİKLER'DE:
    ÖZEL ALICILAR
    ile/ve MUTLAK EŞİK ile/ve FARK EŞİĞİ

    - ALGISIZ KAVRAMLAR ile/ve/<> KAVRAMSIZ ALGILAR
    ( Boş. İLE/VE/<> Kör. )

    - ALGI ile/ve/<> ANLAYIŞ

    - ALGI ile/ve/> DEĞER ile/ve/> YARGI

    - ALGI ile/ve ESTETİK ALGI

    - ALGI ile ESTETİK ALGI

    - ALGI = İDRAK = PERCEPTION[İng., Fr.] = WAHRNEHMUNG[Alm.] = PERCEPCION[İsp.] = PERCEPTIONIS[Lat.] = HE KATALEPSIS[Yun.] = el-İDRÂK el-HİSSÎ[Ar.] = İDRÂK-İ CUZ'Î[Fars.] = GEWAARWORDING, WAARNEMING[Felm.]

    - ALGI ile KABUL

    - ALGI ile KABUL

    - ALGI ile/ve/<> KAVRAYIŞ
    ( Sizin olan, algılama gücünüzdür, algıladığınız değil. )
    ( İçinize sabır ve dikkatle bakın, algılananın algılayan olamayacağını anımsayın. )
    ( Algılayan bulunmadan algılama, bilen olmadan biliş, seven olmadan sevgi, eylem olmadan eylem ile ilgilenme. )

    - ALGI ile KAVRAYIŞ

    - ALGI ile/ve/||/<>/> OLAY ile/ve/||/<>/> OLGU
    ( Duyum. İLE/VE/||/<>/> Olumsal/keyfî. İLE/VE/||/<>/> Zorunluluk. Kavram. )
    ( Gövdenin işlevleri. İLE/VE/||/<>/> Zihnin işleri. İLE/VE/||/<>/> Aklın edimleri. )
    ( Olaylar değil olayları algılayış biçimimiz önemlidir(önceliklidir). )

    - ALGI ile/ve/değil/<> OLGU
    ( İlkeli/yasalı değildir. Keyfîdir. İLE/VE/DEĞİL/<> İlkelidir/yasalıdır. )
    ( Betimleme'den Kavram'a geçiş gibi, Algı ile Olgu arasındaki fark da ilkeli/yasalı olup olmamasıdır. )

    - ALIŞKINLIK ile/ve/> DUYUMSAMAMAK/HİSSETMEMEK

    - ANLAM:
    ALGI/DÜZEN
    ve/||/<> İMGE

    - ANLAMAK/ANLA(YA)MAMAK ile/ve/değil ALGILAMAK/ALGILA(YA)MAMAK

    - BELLEK YİTİMİ ile DUYUM YİTİMİ ile ACI YİTİMİ ile SÖZ YİTİMİ ile HAREKETLERDEKİ DÜZENSİZLİK

    - BELLEK ile/ve/<> ALGI
    ( KUVVE-İ ZÂKİRE ile/ve/<> İDRAK )
    ( Algı bir örgütlemedir. )
    ( Bellek Haritası )

    - BEŞ(5) DUYU ile BEŞ(5) SIR

    - BİLİNÇ TİPİ ile/ve ALGI DÜZENEĞİ

    - BİRİNCİL VE İKİNCİL DUYULAR'DA:
    İNSAN
    ile HAYVAN
    ( İnsanda, birincil duyular, görme ve işitme örgenleri üzerindedir. İLE Hayvanın türüne göre değişir. )

    - BİRİNCİL ile/ve İKİNCİL DUYULAR
    ( Görme ve İşitme. İLE/VE Dokunma, Pozisyon, Koklama ve Tad. )

    - ÇEKİRDEK DUYULAR ve/||/<> KAYGI ve/||/<> GÜVENLİK STRATEJİLERİ

    - CİDDİ/BÜYÜK HATA ile PİŞMANLIK DUYULACAK EYLEM/HATA/OLGU
    ( Tekrar edilmedikçe, hiçbir şey hata değildir. )
    ( Hatanızı keşfedin ve korkudan kurtulun. )
    ( Zarif bir gerileme, kişinin gururunu hiç zedelemezken, pişmanlığın yol açtığı gerileme hem çevresinde hem de ruhunda derin zararlarla sonuçlanır. )
    ( BATÂNET[Ar.]: Büyük karınlılık. | Çok yiyicilik, oburluk. )
    ( BEL'AM[Ar.]: Terbiyesiz, açgözlü, pisboğaz, obur. )
    ( 7 büyük hata/günah: Açgözlülük | Kıskançlık | Oburluk | Şehvet | Gurur | Tembellik | Öfke )
    ( İlkesiz Siyaset | Emeksiz Zenginlik | Vicdansız Haz | Niteliksiz Bilgi | Ahlâksız Ticaret | İnsaniyetsiz Bilim | Özverisiz İbâdet )

    - DIŞ DUYULAR ile/ve/<>/+/ve İÇ DUYULAR
    ( Görme, İşitme, Koklama, Tatma, Dokunma. İLE/VE/<>/+ Hiss-i Müşterek, Hayal[Hissî Suretler], Vehim[Tikel Anlamlar], Hafıza, Kuvve-i Mutasarrıfa[Hayalhane'ye dayanırsa: Muhayyile; Vehim'e dayanırsa: Müdrike.] )
    ( 5 DUYU ile/ve/<>/+ VİCDAN )
    ( İÇ DUYULAR:
    ( * ORTAK DUYU
    * HAYALHANE
    (TEKİL BİÇİM)
    * VÂHİME
    (TEKİL/TİKEL ANLAMLAR)
    * HÂFIZA
    (TEKİL ANLAMLAR)
    * KUVVE-İ MUTASARRIFA (İŞLEMCİ)
    KUVVE-İ MUTASARRIFA + HAYALHÂNE = MUHAYYİLE
    KUVVE-İ MUTASARRIFA + HÂFIZA = MÜVEHHİME
    KUVVE-İ MUTASARRIFA + AKIL = MÜFEKKİRE
    AKIL = MÜDRİKE )

    - DOKUNMAK ile/ve DUYUMSAMAK/HİSSETMEK

    - DUYGU ile/ve DUYU/HİS

    - DUYMAK/DUYUMSAMAK ile/ve/||/<>/< ÖNEMSEMEK

    - DUYU(M) ile ALGI

    - DUYU/M ile/ve ALGI

    - DUYULAR'DA:
    MEKANİK
    ile/ve/<> KİMYASAL ile/ve/<> TERMAL ile/ve/<> ELEKTROMANYETİK

    - DUYULARDA:
    GÖRME VE DUYMA
    ile TATMA VE KOKLAMA VE DOKUNMA/LÂMİSE[Ar.]
    ( Temsil edilebilirlik sağlayan. İLE Temsil edilebilirlik sağlayamayan. )
    ( "Süreklilik" sağlar. İLE "Geçici"dir. )
    ( Duyulara açık olan, en örtük olandır! )

    - DUYULAR ile/ve/<>/değil FARKINDALIK

    - DUYUM/SAMA = İHSAS = SENSATION[İng., Fr.] = EMPFINDUNG[Alm.] = SENSACION[İsp.] = SENTIO[Lat.]

    - DUYUMSADIKLARIMIZ:
    SOMUT
    değil SOYUT

    - DUYUMSAMAK ile/ve/<> KABUL ETMEK

    - DUYUMSAMALI/HİSSETMELİ!

    - DUYUMSAMA ile/ve/||/<> DUYARLILIK
    ( Dışarıdakilerde/n. İLE/VE//||/<> İçte/n. )

    - DUYUMSAMA ile HEYECAN

    - DUYUMSAMA ile/ve YANILSAMA

    - DUYUMSATABİLMEK/DUYUMSAYABİLEN ile/ve/||/<>/> DUYUMSAYABİLDİĞİNİ, DUYUMSATABİLMEK/DUYUMSATABİLEN

    - Duyumsayarak KONUŞ!!!

    - DUYUM ile/ve HAZ

    - DUYUM ile TAHMİN

    - DUYUSAL SOYUT ile/ve/değil/||/<>/>/< SOYUT
    ( Doğa. İLE/VE/||/<>/>/< Akıl. )

    - DUYUSAL = HİSSÎ = SENSITIVE[İng.] = SENSITIF[Fr.] = SENSITIV, EMPFINDLICH[Alm.] = SENSITIVO[İsp.]

    - DUYUSAL ile/ve/<> USSAL
    ( Geçici. İLE/VE/<> Kalıcı. )

    - DUYU ile/ve/<>/değil/yerine AKLIN DOĞASI

    - DUYU ve/||/<>/> ALGI ve/||/<>/> BETİMLEME ve/||/<>/> TASARIM

    - DUYU ile/ve/değil EŞİK

    - DUYU = HASSE = SENSE[İng.] = SENS[Fr.] = SINN/E[Alm.] = SENSUS[Lat.] = SENTIDO[İsp.]

    - DUYU ile HAYAL ile AKIL
    ( Biriyle uğraşan zihin/kişi, öteki ikisiyle uğraşamaz. [Çivi çakmak. İLE Sevgiliyi düşünmek. İLE Matematik yapmak.] )
    ( Kişileri birleştiren, [ortak] hayalleridir. [aklın olabildiğince devrede olanları/tutulanları ile tabii!] )

    - EMPATİ yerine EŞDUYUM

    - ENGELLİLER:
    GÖVDESEL
    ile/ve/ne yazık ki/||/<> DUYUSAL ile/ve/ne yazık ki/||/<> İŞİTME ile/ve/ne yazık ki/||/<> KONUŞMA ile/ve/ne yazık ki/||/<> ZİHİNSEL ile/ve/ne yazık ki/||/<> GEÇİCİ ile/ve/ne yazık ki/||/<> YAŞLILAR

    - EŞİKALTI ALGI ile/ve KOLAYLAŞTIRMA(PRIMING)

    - ESTETİK ALGI ile ESTETİK DEĞER

    - ESTETİK ALGI ile ESTETİK YARGI
    ( Felsefe. İLE Bilim. )
    ( Bakışma. İLE Konuşma. )
    ( Öznel. İLE Toplumsal. )

    - ESTETİK değil/yerine/= GÜZELDUYU

    - FISILTI ile KONUŞMA ile TRAFİK ile AĞRI DUYUSU
    ( 1 - 40 dB İLE 40 - 80 dB İLE 80 - 120 dB İLE 120 dB üstü )
    ( MUHÂCEZE: Fısıldamak. )

    - FISILTI ile KONUŞMA ile TRAFİK ile AĞRI DUYUSU:
    1 - 40 dB İLE 40 - 80 dB İLE 80 - 120 dB İLE 120 dB üstü.


    - GENEL DUYULAR ile/ve/<> ÖZEL DUYULAR
    ( Görme, İşitme, Dokunma. İLE/VE/<> Koklama, Tatma. )
    ( Bellek kayıtları yoğundur. İLE/VE/<> Bellek kayıtları hafiftir. )

    - GERÇEĞİN, BİLİNEBİLECEK YÖNLERİNİ, DOĞRU OLARAK ALGILAMAK ve BİLİNEMEYECEK OLANLARIN, BİLİNEMEYECEĞİNİ DOĞRU OLARAK ALGILAMAK

    - GÖRÜNEN/BİLİNEN/DUYULAN ile/ve/yerine GÖRÜNENİN/BİLİNENİN/DUYULANIN ÖTESİ

    - GÖRÜNEN/BİLİNEN/DUYULAN ile/ve/değil GÖRÜNENİN/BİLİNENİN/DUYULANIN ÖTESİ

    - GÖZLEM MANZARASI ve/<>/değil/yerine ALGI MANZARASI

    - GÜDÜLENMEDE:
    ALGI
    ve/||/<>/> SEÇME ve/||/<>/> ÖZERKLİK ve/||/<>/> ÖZYETKİNLİK

    - HİSS-İ SELÎM/BON SENS[Fr.] değil/yerine/= SAĞDUYU, İLHÂMÂT-I RABBÂNÎ

    - İKİ AYRI ŞEYİN BULUŞMASI ile/ve/değil VAROLANIN ALGILANMASI

    - KARAKTER ile ALGI DÜZENEĞİ

    - KARMAŞIK ALGILAMA SÜREÇLERİ'NDE:
    ÖRÜNTÜ
    ve/<> HAREKET ve/<> DERİNLİK

    - KİMLİĞİN ALGILANIŞ BİÇİMİ ve/<> DİL

    - KOKU ALMA DUYUSU EN GELİŞKİN/LER
    ( * KUTUP AYISI
    ile ABCDEF ( * KÖPEK/LER )

    - MENTALİTE[Fr.]["MANTALİTE" değil!] değil/yerine/= ANLAYIŞ, BAKIŞ, ALGILAMA

    - MODEL ile/ve ALGI DÜZENEĞİ

    - MUAZZEZ[Ar.] değil/yerine/= SAYILAN, SAYGI DUYULAN/GÖSTERİLEN

    - OLAYLAR VE KİŞİLER ve/||/<> YÜKLENEN ANLAM ve/||/<> ALGI ve/||/<> YORUM | BİLİŞSEL ÇARPITMALAR

    - OLUMLU-OLUMSUZ ALGISI ile/ve VARLIK-YOKLUK ALGISI

    - ORTAK DUYU = HİSS-İ MÜŞTEREK = COMMON SENSE[İng.] = SENS COMMUN[Fr.] = GEMEINSINN[Alm.] = SENSUS COMMUNIS[Lat.] = KOINE AISTHESIS[Yun.] = COMÚN SENTIDO[İsp.]

    - ÖRÜNTÜ KURMA DÜRTÜSÜ ve/||/<> KEŞİF ve/||/<> DUYUSAL/EŞEYSEL ve/||/<> BAĞLANMA ve/||/<> BAKICILIK ve/||/<> YAKINLIK ve/||/<> GERİ ÇEKİLME/KAÇINMA/ÖFKE/ZITLIK
    ( Kişinin ve bebeğin, ilk harekete geç(iril)en, yönelim, donanım ve gereksinimleri... )

    - ÖTEDUYUM/UZADUYUM(TELEPATİ) ile DURUGÖRÜ

    - ÖTEDUYUM/UZADUYUM(TELEPATİ) ile RÂBITA

    - Öteduyumsal/uzaduyumsal/telepatik KONUŞ!!!

    - ÖZEL DUYULAR ile/ve/<> YÜZEYEL DUYULAR ile/ve/<> DERİN DUYULAR ile/ve/<> İÇ DUYULAR

    - RESEPTÖR[Fr.] yerine ALICI/(ALGILAYICI)/ALMAÇ

    - SAĞDUYU ve/<> DENGE

    - SAĞDUYU ile DUYARLILIK
    ( AKL-I/HİSS-İ SELÎM ile HASSASİYET )

    - SAĞDUYU = HASSE-İ SELİME = GOOD SENSE[İng.] = BON SENS[Fr.] = GESUNDER VERSTAND[Alm.]

    - SAĞDUYU ile/ve/||/<> SAĞGÖRÜ
    ( Doğru, akla uygun yargılar verme yeteneği. | Doğru ile yanlışı birbirinden ayırma ve doğru yargılama gücü. İLE/VE/||/<> Gerçekleri, yanılmadan görebilme yeteneği. )

    - SANSUALİZM[Fr.]/SENSÜALİZM[İng.] değil/yerine/= DUYUMCULUK

    - Saygı duyulmak için DİNLE!!!

    - SEMÂ'DA:
    DÖNÜŞ ve/<> DUYUŞ
    ve/<> HİTAB ve/<> OLUŞ

    - SENSÖR değil/yerine/= ALICI/ALGILAYICI

    - SERİ ZAMAN ALGILAMASI ile SÜREKLİ ZAMAN ALGILAMASI

    - SERİ ZAMAN ALGILAMASI ile SÜREKLİ ZAMAN ALGILAMASI

    - SEZGİ ile İÇSEL ALGI

    - SİMGE ile/ve DUYU
    ( Tini gösterir. İLE/VE Nesnenin görünüşünü gösterir. )

    - SORUMLULUKLARIN AZALDIĞI DURUMLAR:
    CİNNET
    ile/ve/||/<> SAĞIRLIK YA DA ÖTEKİ DUYU YİTİMLERİ ile/ve/||/<> BELLEK ZAYIFLIĞI ile/ve/||/<> UYKU ile/ve/||/<> SARA ile/ve/||/<> HASTALIK ile/ve/||/<> HATA

    - TAM ALGI = İDRAK-İ DAKİK = APPERCEPTION[İng., Fr., Alm.] = PERCIPERE[Lat.]

    - TARİF EDİLEMEZ ile/yerine/değil/ve DUYULARA GETİRİLEMEZ

    - TELEPATİ değil/yerine/= UZADUYUM

    - TOKLUK (DUYUSU):
    Önce mide duvarında ve şişkinlikle yaşanır. 20 dakika sonra da beyinde.


    - TOPLUMSALLAŞAMAMADA/DİSASASİYASYONDA:
    GERÇEKLİK ALGISINI YİTİRME/DEREALİZASYON
    ve/||/<> KİŞİLİK ALGISINI YİTİRME/DEPERSONALİZASYON

    - UZADUYUM GÖSTERGE

    - VAHÂ[Ar.] ile ILGIM/SERAP/YALGIN/PUSARIK
    ( Çöl ortasında suyu ve yeşilliği olan yer. İLE ... )

    - VAROLAN ile/ve/değil DUYU

    - VAROLAN ile/ve/değil DUYUMLANAN

    - VAROLUŞÇU MAHİYET ALGISI/YORUMU ile MAHİYET
    ( Öncelik. İLE Sınır. )
    ( Sadece insanda. İLE Tüm varolanlarda. )
    ( Zamansal. İLE Olguların kaynağı. )

    - VİCDAN değil/yerine/= BULUNÇ/DUYUNÇ

    - YAPISAL ALGI ile/ve/<> DOĞRUDAN ALGI

    - YARARCI/PRAGMATİK (YAKLAŞIM) ile/ve/değil/yerine ALGI DÜZENSEL/PARADİGMATİK (YAKLAŞIM)

    - YAŞAMAK ile/ve DUYUMSAMAK

    - ZAMAN ALGISINDA:
    24 SAAT
    ile/ve/değil/yerine/<> (HER) AN
    ( Kesikli süreklilik. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<> Kesiksiz süreklilik. )
    ( Güneşe ve güne göre. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<> İnternette. )
    ( Doğal. İLE/VE/<> Yapay. )
    ( Dengeli. İLE/VE/<> Dengesiz. )
    ( Doğal sınırların güvenliği ve güvencesinde. İLE/VE/<> Şişirilmiş "sınırsızlığın" ve ucların uçurumunda. )

    - ZUHURUNUN ŞİDDETİNDEN ALGILANAMAMA

    - [ÖĞRENİYORUZ/ANLIYORUZ]
    OKUDUĞUMUZU
    ile/ve/<> DUYDUĞUMUZU ile/ve/<> GÖRDÜĞÜMÜZÜ ile/ve/<> HEM DUYUP, HEM GÖRDÜĞÜMÜZÜ ile/ve/<> TARTIŞTIĞIMIZI ile/ve/<> DENEYİMLEDİĞİMİZİ ile/ve/<> ANLATTIĞIMIZI/ÖĞRETTİĞİMİZİ
    ( %10 ile/ve/<> %20 ile/ve/<> %30 ile/ve/<> %50 ile/ve/<> %70 ile/ve/<> %80 ile/ve/<> %95 )

    KORKU ile KAYGI / KAYGI ile KORKU
    (FEAR & ANXIETY)



    ( 133 FaRk, 176 katkı )


    - KORKU ile KAYGI
    ( KAYNAK: Korkunun kaynağını biliriz, ancak kaygının kaynağı belirsizdir.
    SÜRE: Korku, daha kısa sürelidir, kaygı ise uzun süre devam eder.
    ŞİDDET: Korku, kaygıdan daha şiddetlidir. )
    ( Beyinde. [amigdala'da]. İLE Zihinde.["bağlarda"] )
    ( [kaynağı] Dışarıda. İLE İçeride. )
    ( Dışarıdan içeriye. İLE İçeriden dışarıya. )
    ( Varoluşsal, zorunlu, geçerli, gerekli, etkili ve yetkin. İLE Anlamsız, değersiz, geçersiz, gereksiz, etkisiz ve yetkisiz. )
    ( Köpek/arı korkusu (yakındaysa/yakınlaşıyorsa)
    "Köpek/arı kaygısı" (uzaktaysa/yakınlaşmasa da)

    Uçak korkusu (binmeye yaklaştıkça)
    "Uçak kaygısı" (binmeden ve düşmesi "düşüncesiyle")

    Terk edilme korkusu (ondan daha önce terk edememe düşüncesiyle)
    "Terk edilme kaygısı" (binmeye yaklaştıkça)

    [Deneyimleneceklerde, elde etmede, sınırlarda ve sınavlarda...]
    Başaramama korkusu (zihnindeki ve "kendince" sınırsız "çözümleriyle")
    "Başaramama kaygısı" (çıkarlarının kaybedilecek olması ya da çatışmasıyla)

    [Varoluş sürecinde ve gereksiniminde...]
    "Ben olamama" korkusu (ötekilerin "gücü" ya da "üstünlüğüyle")
    "Ben olamama" kaygısı (aidiyet sağlayamamayla) )
    ( "KAYGI değil/yerine SAYGI" yazısı için burayı tıklayınız... )
    ( Korkunun bir bölümü, varolanlara bir zarar düşünmediğimiz zaman gider. )
    ( İhanetten uzak kaldığın kadar korkmazsın. )
    ( Zan gitmedikçe, korkudan ve kaygıdan kurtulamayız. )
    ( Gövde ve zihin sınırlıdırlar, onun için de incinmeye açıktırlar, onların, korunmaya gereksinimleri vardır ve bu da korkuya yol açar. )
    ( Gelecek için antrenman, tutumlar geliştirme; bunlar korku işaretidir. )
    ( Acı çekmemiş olan, korkmaz. )
    ( İç ve dış arasındaki ayrımın yalnızca zihinde olduğunu idrak ettiğiniz zaman, artık korkunuz kalmaz. )
    ( Arzulardan ve korkulardan kurtulun, görüşünüz birdenbire berraklaşacak ve herşeyi olduğu gibi göreceksiniz. )
    ( İç değerinizi bilmelisiniz, ona güvenmelisiniz ve günlük yaşantınızda arzu ve korkularınızı feda ederek bunu belirgin kılmalısınız. )
    ( Arzudan ve korkudan kurtulmak sizi öyle korkutmasın. Bu hepinizin bildiğinden öylesine farklı, çok daha yoğun ve ilginç bir hayat yaşayabilmenizi sağlayacaktır; öyle ki siz her şeyi kaybetmekle, gerçekten her şeyi kazanmış olursunuz. )
    ( Once you realise that all comes from within, that the world in which you live has not been projected onto you but by you, your fear comes to an end.
    You are love itself - when you are not afraid.
    An understanding mind is free of desires and fears.
    The more you know yourself the less you are afraid.
    Discover your mistake and be free of fear.
    The body and the mind are limited and therefore vulnerable; they need protection which gives rise to fear.
    Training for the future, developing attitudes is a sign of fear.
    Who has not suffered is not afraid.
    When you realise that the distinction between inner and outer is in the mind only, you are no longer afraid.
    Be free of desires and fears and at once your vision will clear and you shall see all things as they are.
    You must know your inner worth and trust it and express it in the daily sacrifice of desire and fear.
    Do not be afraid of freedom from desire and fear. It enables you to live a life so different from all you know, so much more intense and interesting, that, truly, by losing all you gain all. )
    ( FEAR: [not] Forget Everything And Run vs./AND/BUT Face Everything And Rise
    Face Everything And Rise INSTEAD OF Forget Everything And Run )
    ( Korku, bilmemekten ileri gelir. )
    ( Bir kez, her şeyin içten geldiğini, içinde yaşadığınız dünyanın size değil, sizin tarafınızdan yansıtıldığını idrak ettiğinizde, korkularınız sona erer. )
    ( Siz aslında sevgisiniz - korkmadığınız zaman. )
    ( Anlayan bir zihin, arzulardan ve korkulardan azâdedir. )
    ( Kendinizi ne kadar daha çok bilirseniz, o kadar daha az korkarsınız. )
    ( Hatanızı keşfedin ve korkudan kurtulun. )
    ( Gövdemizin sahibi olursak, korkuyu atarız. )

    - "FELSEFÎ KAYGI" ile/ve/değil FELSEFÎ YAKLAŞIM

    - "KOKLATMAK" ile "KORKUTMAK"

    - "KORKUTMA" ile "KORKUTMA"
    ( Engellemek/korumak için olan. İLE Şaşırtmak, gülmek, eğlenmek için olan. )
    ( Çocukları hiçbir şekilde korkutmayınız! [Belki sadece/ancak savaşta düşmanı olabilir![o da ancak daha fazla zarar görmemek içindir.] İLE Düşmanın bile olsa, ne şaka, ne de başka bir gerekçe ya da koşulla, hiç kimseyi korkutmayınız! )

    - "MERAK ETME(!)" ile/ve/değil/yerine "ENDİŞELENME(!)"

    - KORKU ile HAVF ile İTTİKÂ
    ( ... İLE Sevdiğini gücendirme korkusu. İLE Sakınma, Allah'dan korkma. )

    - ACIMAK ile KAYGILANMAK

    - ADÂLET ve/<>/< KAYGISIZLIK

    - AHLÂK:
    KORKU
    ile/ve/<> HAK ile/ve/<> FERÂGAT ile/ve/<> AŞK

    - ANNELERİN/BABALARIN EN BÜYÜK KORKUSU ile/ve/<> ENGELLİ ANNELERİNİN/BABALARININ EN BÜYÜK KORKUSU
    ( Çocuklarının ölmesi. İLE/VE/<> Çocuklarından önce ölmek. )

    - BİLGİ ve/||/<>/> İYİLİK ve/||/<>/> KARARLILIK
    ( Kuşkudan kurtarır. VE/||/<>/> Acı çekmekten kurtarır. VE/||/<>/> Kaygıdan kurtarır. )

    - BİLİM ve/< KORKU

    - BİREŞİM(TEVHİD) >< KORKU ve ÜZÜNTÜ

    - CESARET:
    KORKUNUN YOKLUĞU
    ile/ve/değil/+/||/<>/< BENCİLLİĞİN BULUNMAMASI

    - DİLEK/TEMENNİ ile ENDİŞE
    ( Özellikle, "İnşaallah" dendiğinde. )

    - DİNİ İNANÇ ile/ve/değil "DİNİ KAYGI"

    - DÜŞME KAYGISI ile/ve/||/<> YÜKSEK SES KAYGISI
    ( İnsanın, doğduğunda,sahip olduğu, sadece iki korku. [Öteki tüm korku ve kaygıları sonradan öğrenir.] )

    - DUYARLILIK/HASSASİYET ile/ve/değil/yerine ENDİŞE [>< BİLGİ/BİLİNÇ]

    - EDEB ile/ve KORKU

    - ENDİŞE ile/ve HAYRET

    - ENDİŞE ile/ve/<> KARAMSARLIK

    - ENDİŞE ile/ve/> SIKINTI
    ( Geçmiş ıstırabın anısı ve onun yinelenmesi korkusu, kişiyi, gelecek hakkında kaygılandırır. )

    - ENDİŞE ile SIKINTI

    - ENDİŞE ile/ve/<> TELÂŞ

    - EVHAM ile VESVESE

    - GÖRÜNTÜNÜN/MANZARANIN:
    EN ÇİRKİNİ/KORKUNCU
    ile/değil/yerine/>< EN GÜZELİ
    ( Somurtan bir "yüz". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Gülen bir yüz. :) )
    ( Gülen İnsan Yüzünün Görsel FaRkLaR'ı için burayı tıklayınız... )
    ( Kara delik. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Güneş. )

    - HAİNLİK(TEN) ile/değil KORKU(DAN)

    - HAVF/FOBİ değil/yerine/= YILGI, KORKU, KORKMA
    ( Belirli nesneler ya da durumlar karşısında duyulan, olağandışı güçlü korku, dehşet. )

    - HÜZÜN VE ÜZÜNTÜ ile/ve ÜMİT VE KAYGI
    ( Geçmişte. İLE/VE Gelecekte. )
    ( AHZEN: Çok hüzünlü, kederli. )
    ( In the past. vs./AND In the future. )

    - İLHÂMAT ile VESVESE

    - İLHAM ile VESVESE

    - İLK KORKU (ANI)

    - İŞE/ÇALIŞMAYA BAŞLAYAMAMAK ile/ve/<>/değil İŞİN/ÇALIŞMANIN BÖLÜNMESİ/KESİLMESİ KAYGISI
    ( Her iş/çalışma, başlayana, elin değene kadardır. )

    - İSTEK/ARZU ile/ve KORKU
    ( Keyfin/zevkin, hazzın anısı. İLE/VE Acının/ıstırabın anısı. )
    ( Her ikisi de zihni huzursuz eder. )

    - KAYBETME KORKUSU değil KAVUŞMA ÜMİDİ
    ( Yakınlıkta. DEĞİL Uzaklıkta.
    Yakınlık, uzaklıktan daha sıkıntılıdır. )

    - KAYGI/ENDİŞE ile ÇEKİNME/ÇEKİNCE

    - KAYGILANMAMALI!

    - KAYGI ile/ve/değil/yerine DUYARLILIK

    - KAYGI ve/||/<>/> HUYSUZLUK

    - KAYGI ile/ve/||/<>/> KAÇINMA

    - KAYGI ile KURUNTU

    - KAYGI değil/yerine/>< SAYGI
    ( "Kaygı..." yazısı için burayı tıklayınız... )

    - KAYGI ile/ve TEDİRGİNLİK/PERTÜRBASYON

    - KAYGI ile/ve TELAŞ/LANMA

    - KAYGI ile TUTUM

    - KAYGI ile/ve/<> ÜRPERTİ

    - KAYGI ile VESVESE/İŞKİLLENMEK

    - KORGU ile KAYGI

    - KORKU (RAHEB)

    - KORKU + BİLGİSİZLİK = NEFRET

    - KORKU(HAVF) ile HAŞYET(ALLAH'TAN KORKMA) ile HEYBET
    ( Korku peşimizi bırakmaz. Tüm çalışıp çabalamamız, ölüm korkusundan. Halbuki, korku gitmeyince Allah dostu olamayız. )
    ( Korkunun bir bölümü, Allah'ın "Rezzâk-ı Âlem" olduğunu anlayınca gider. )
    ( İhanet bitsin, kanundan da, hemcinsinden de, Allah'tan da korkmazsın. )

    - KORKU/KAYGI [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

    - KORKU/KAYGI [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

    - KORKULACAK OLAN:
    KİŞİNİN KAZANDIĞI PARA
    değil "PARANIN KAZANDIĞI KİŞİ"

    - KORKUSUZ/LUK ile/değil/yerine CESARET
    ( Cesaret, korkusuz olmak demek değildir. Cesaret, korkuyla dolu olmana karşın, kontrolü, korkunun eline vermemektir. )

    - KORKUTAN ile/ve/||/<> KORKAN
    ( Korkutanlarla ile korkanlar arasında sessiz bir suç ortaklığı vardır. )

    - KORKUTMA ile/ve/değil/yerine UYARMA

    - KORKUTUCU ile/ve/değil/yerine CAYDIRICI

    - KORKUYA DAYALI "SAYGI" ile/değil/yerine SAYGI

    - KORKU ile KAYGI
    ( KAYNAK: Korkunun kaynağını biliriz, ancak kaygının kaynağı belirsizdir.
    SÜRE: Korku, daha kısa sürelidir, kaygı ise uzun süre devam eder.
    ŞİDDET: Korku, kaygıdan daha şiddetlidir. )
    ( Beyinde. [amigdala'da]. İLE Zihinde.["bağlarda"] )
    ( [kaynağı] Dışarıda. İLE İçeride. )
    ( Dışarıdan içeriye. İLE İçeriden dışarıya. )
    ( Varoluşsal, zorunlu, geçerli, gerekli, etkili ve yetkin. İLE Anlamsız, değersiz, geçersiz, gereksiz, etkisiz ve yetkisiz. )
    ( Köpek/arı korkusu (yakındaysa/yakınlaşıyorsa)
    "Köpek/arı kaygısı" (uzaktaysa/yakınlaşmasa da)

    Uçak korkusu (binmeye yaklaştıkça)
    "Uçak kaygısı" (binmeden ve düşmesi "düşüncesiyle")

    Terk edilme korkusu (ondan daha önce terk edememe düşüncesiyle)
    "Terk edilme kaygısı" (binmeye yaklaştıkça)

    [Deneyimleneceklerde, elde etmede, sınırlarda ve sınavlarda...]
    Başaramama korkusu (zihnindeki ve "kendince" sınırsız "çözümleriyle")
    "Başaramama kaygısı" (çıkarlarının kaybedilecek olması ya da çatışmasıyla)

    [Varoluş sürecinde ve gereksiniminde...]
    "Ben olamama" korkusu (ötekilerin "gücü" ya da "üstünlüğüyle")
    "Ben olamama" kaygısı (aidiyet sağlayamamayla) )
    ( "KAYGI değil/yerine SAYGI" yazısı için burayı tıklayınız... )
    ( Korkunun bir bölümü, varolanlara bir zarar düşünmediğimiz zaman gider. )
    ( İhanetten uzak kaldığın kadar korkmazsın. )
    ( Zan gitmedikçe, korkudan ve kaygıdan kurtulamayız. )
    ( Gövde ve zihin sınırlıdırlar, onun için de incinmeye açıktırlar, onların, korunmaya gereksinimleri vardır ve bu da korkuya yol açar. )
    ( Gelecek için antrenman, tutumlar geliştirme; bunlar korku işaretidir. )
    ( Acı çekmemiş olan, korkmaz. )
    ( İç ve dış arasındaki ayrımın yalnızca zihinde olduğunu idrak ettiğiniz zaman, artık korkunuz kalmaz. )
    ( Arzulardan ve korkulardan kurtulun, görüşünüz birdenbire berraklaşacak ve herşeyi olduğu gibi göreceksiniz. )
    ( İç değerinizi bilmelisiniz, ona güvenmelisiniz ve günlük yaşantınızda arzu ve korkularınızı feda ederek bunu belirgin kılmalısınız. )
    ( Arzudan ve korkudan kurtulmak sizi öyle korkutmasın. Bu hepinizin bildiğinden öylesine farklı, çok daha yoğun ve ilginç bir hayat yaşayabilmenizi sağlayacaktır; öyle ki siz her şeyi kaybetmekle, gerçekten her şeyi kazanmış olursunuz. )
    ( Once you realise that all comes from within, that the world in which you live has not been projected onto you but by you, your fear comes to an end.
    You are love itself - when you are not afraid.
    An understanding mind is free of desires and fears.
    The more you know yourself the less you are afraid.
    Discover your mistake and be free of fear.
    The body and the mind are limited and therefore vulnerable; they need protection which gives rise to fear.
    Training for the future, developing attitudes is a sign of fear.
    Who has not suffered is not afraid.
    When you realise that the distinction between inner and outer is in the mind only, you are no longer afraid.
    Be free of desires and fears and at once your vision will clear and you shall see all things as they are.
    You must know your inner worth and trust it and express it in the daily sacrifice of desire and fear.
    Do not be afraid of freedom from desire and fear. It enables you to live a life so different from all you know, so much more intense and interesting, that, truly, by losing all you gain all. )
    ( FEAR: [not] Forget Everything And Run vs./AND/BUT Face Everything And Rise
    Face Everything And Rise INSTEAD OF Forget Everything And Run )
    ( Korku, bilmemekten ileri gelir. )
    ( Bir kez, her şeyin içten geldiğini, içinde yaşadığınız dünyanın size değil, sizin tarafınızdan yansıtıldığını idrak ettiğinizde, korkularınız sona erer. )
    ( Siz aslında sevgisiniz - korkmadığınız zaman. )
    ( Anlayan bir zihin, arzulardan ve korkulardan azâdedir. )
    ( Kendinizi ne kadar daha çok bilirseniz, o kadar daha az korkarsınız. )
    ( Hatanızı keşfedin ve korkudan kurtulun. )
    ( Gövdemizin sahibi olursak, korkuyu atarız. )

    - KORKU ile/ve/||/<>/> AĞRI ile/ve/||/<>/> GERGİNLİK

    - KORKU ile/ve/||/<> AKIL
    ( İşin içine korku girdiği oranda, "akıl" da etkinleşir. Bir kişi, ne kadar korkusuz ise "aklını" o kadar az kullanır. )

    - KORKU ile ANLAYIŞ EKSİKLİĞİ

    - KORKU ile/ve/<> BÂTIL İNANÇ
    ( Korku, bâtıl inançların temel kaynağıdır. )

    - KORKU ve/> BERRAKLIK ve/> ERK(GÜÇ) ve/> YAŞLILIK
    ( BİLGİ İNSANI

    Görüşmelerimiz sırasında, ... tutarlı bir biçimde, "bilgi insanı" sözcüklerini kullanıyor ya da bu kavrama göndermeler yapıyordu. Ama bununla ne demek istediğini hiç açıklamamıştı. Bunu, ona sordum.

    "Bilgi insanı, öğrenimin zorluklarına katlanmayı göze almış kimsedir," diye yanıtladı. "Acele etmeden, bocalamadan, erk ve bilgi gizlerinin sökülmesi, çözülmesi yolunda, gidebileceği son aşamaya varmış olan bir kişidir."

    "Her isteyen, bilgi insanı olabilir mi?"

    "Hayır, herkes olamaz."

    "Bilgi insanı olmak için insan ne yapmalıdır öyleyse?"

    "Dört doğal düşmanına meydan okuyup onları yenmelidir."

    "O dört düşmanını yenen bir kişi, bilgi insanı olur mu?"

    "Evet. Ancak, dört düşmanının her birini yenebilen kişiye, 'bilgi insanı' denir."

    "Bu düşmanları yenen herkes, 'bilgi insanı' olur mu?"

    "Hepsini yenen herkes, 'bilgi insanı' olur."

    "Bu düşmanlarla savaşıma geçmeden önce, yapılması gereken başka şeyler yok mudur?"

    "Yoktur. Her isteyen, bilgi insanı olmayı deneyebilir ama çok azı gerçekten başarır bu işi -doğal bir şey bu-. Bilgi insanı olma yolunda karşılaşılan düşmanlar, gerçekten korkunç şeylerdir; çoğu kişi, yenik düşer onlara."

    "Nasıl düşmanlar bunlar, ... ?

    Düşmanlar konusunda konuşmak istemedi. Bu konuyu anlamam için daha çok zaman olduğunu söyledi. Sözü değiştirmemek amacıyla benim bir bilgi insanı olup olamayacağımı sordum. Bunu kimsenin kestiremeyeceğini bildirdi. Ama bir bilgi insanı olup olamayacağımı gösteren herhangi bir ipucu bulunup bulunmadığını ısrarla sorunca, bunun, o dört düşmanla savaşımımın sonucuna bağlı olduğunu -onları yenebiliyor muyum yoksa onlara yeniliyor muyum- ama o savaşımın sonucunu şimdiden bilmesinin olanaksızlığını belirtti.

    "Savaşımın sonucunu görebilmek için büyü yapmak ya da fala bakmak olanaklı mıdır?" diye sordum. Hiçkimsenin, ne araç kullanırsa kullansın, bu savaşımın sonucunu önceden bilemeyeceğini, kesin bir dille anlattı. Neden olarak da bilgi insanı olmanın, geçici bir şey olduğunu gösterdi. Bu noktayı açıklamasını istediğimde, yanıtı şöyle oldu:

    "Bilgi insanı olmak sürekli değildir! Bir kişi, tam olarak bilgi insanı olamaz. Ancak, çok kısa bir an için olunuverir. Dört düşmanı yendikten sonra!"

    "Söylesene, nasıl düşmanlar bunlar?"

    Yanıt vermedi. Yine üsteledim ama konuyu değiştirdi ve başka şeyler anlatmaya başladı.

     

    ( Ertesi gün... )

     

    Gitmeye hazırlanıyorken, birden, bilgi kişininın düşmanlarını yine sormak geldi içimden. Uzun süre uzakta kalacağımı, söyleyeceklerini yazarsam, bu konuları düşünme fırsatıını bulabileceğimi anlatarak onu ikna etmeye çalıştım.

    Bir süre, ikircikli, bekledi; sonra konuşmaya başladı:

    "Bir kişi, öğrenmeye başlayınca, amaçlarının neler olduğunu kesin olarak bilmez. Başka bir niyeti vardır, amaçları belirgin değildir. Hiçbir zaman gerçekleşemeyecek ödüller ummaktadır. Çünkü, öğrenmenin "zorluklarını" bilmiyordur henüz."

    "Yavaş yavaş öğrenmeye başlar -önceleri azar azar, sonra da büyük parçalar halinde-. Çok geçmeden, düşünceleri çatışır. Öğrendiği şey, umduğu, düşlediği gibi çıkmamıştır; bu durum, onu korkutur. Öğrenim, hiç de beklendiği gibi olmamıştır. Öğreniminin her adımı, yepyeni görevler yükler kişiye; kişinin korkuları, acımasızca birikir, baş kaldırır. Bir savaş alanına döner yaşamı.

    "İşte, doğal düşmanların birincisiyle böyle karşılaşılır: Korkuyla! Yenmesi güç, hain, korkunç bir düşmandır korku. Tüm yol boyunca saklanır, ummadığın yerlerde, sinsi sinsi bekler seni. Eğer, onu karşında gördüğün zaman, kaçmaya başlarsan, unut artık bilgiye ulaşmayı."

    "Korkup kaçan kimseye ne olur?"

    "Bir şey olmaz. Ama öğrenemez bir daha. Korkusunu göğüslemesi, korkusuna karşın, öğrenme yolunda, bir adım daha ilerlemeyi göze alması gerekir. Bir adım daha, bir adım daha. Korkuyla dolmalı... Evet! Ama korksa da ilerlemeyi sürdürmeli, durmamalı! Bu işin yöntemi böyledir! Bu birinci düşmanın, pes edeceği bir an gelecektir. Kişiye, güven duygusu gelir. Niyeti daha da güçlenir. Öğrenmeyi, öyle korkutucu bir şey gibi görmez artık."

    "Bu sevinçli an gelince, birinci doğal düşmanını yendiğini çok iyi bilir kişi."

    "Hemen mi olur bu, yoksa, azar azar mı?

    "Azar azar olur ama korkusunun kaybolması çabuk olur. Birdenbire olur."

    "Ama yeni bir şeyler gelirse başına, yine korkmaz mı kişi?"

    "Hayır. Korkusunu, bir kez yitirmeyegörsün. Kişi, artık yaşamında korku nedir bilmez. Korkunun yerini, zihin berraklığı alır -korkuyu silen bir zihin berraklığı-. Artık, o kişi, ne istediğini biliyordur; o isteklerini nasıl doyuracağını da biliyordur. Yeni öğrenimleri kazanmak için adımlarını nasıl atması gerektiğini sezer; her şey apaçık çıkmıştır ortaya. Artık, hiçbir şey saklı değildir bu kişiden."

    "Bu da, ikinci düşmanın karşısına çıkarır onu: Berraklık! Ulaşılması, o denli zor olan zihin berraklığı, korkuyu kovar ama kör eder insanı aynı zamanda."

    "Kişinin, kendinden kuşku duymasına yol açar, istediği şeyi yapabileceği inancını verir ona. Çünkü, o kişi, artık, herşeyi apaçık görebilmektedir. Berraklığın yüreklendirdiği kişi, bir türlü durmak bilmez. Ama büyük bir hata yapmaktadır. Bu işin, bir eksik yanı vardır. Kişi, kendini bu sözde erke bırakırsa, ikinci düşmanına boyun eğmiş sayılır. Ve öğrenme diye bir şey kalmaz. Sabırlı olması gereken yerde aceleci olacak ya da acele edilmesi gereken yerde sabırlı olmayı yeğleyecektir. Zaman gelecek, artık, yeni bir şey öğrenme yetisini yitirecektir."

    "Bu tür bir yenilgiye uğrayan kişiye ne olur? Ölür mü?"

    "Hayır, ölmez. İkinci düşmanı, bu kişinin, bir bilgi insanı olma çabasını kösteklemiştir; artık, bu kişi, bilgi insanı olmayı istemek yerine, devingen, kıvrak bir savaşçı olmayı yeğleyebilir. Ya da soytarı olmayı. Ne var ki, kendine pek pahalıya mal olan o berraklık, hiçbir zaman karanlığa ve korkuya dönüşmeyecektir. Yaşam boyunca, her şeyi açıkça görecektir ama yeni bir şey öğrenemeyecektir, öğrenme özlemi çekmeyecektir."

    "Ama yenilmemek için yapabileceği bir şey yok mudur?"

    "Korkuyu nasıl aşmışsa yine öyle yapmalıdır. Berraklığa, meydan okumalıdır. Elde ettiği berraklığı, önünü daha iyi görüp yeni adımlarını ona göre atmak için kullanmalıdır. En önemlisi de, berraklığının, bir yanlışlık sonucu ortaya çıktığını düşünmelidir. Ve öyle bir an gelecektir ki, bu berraklığın, gözleri önündeki bir noktadan başka bir şey olmadığını anlayacaktır. Böylece, ikinci düşmanını da yenmiş olacaktır. Artık, hiçbir şeyin, ona zarar veremeyeceği bir yere ulaşacaktır. Bu, bir hata olmayacaktır. Bu, gerçek bir erk(güç) olacaktır."

    "Bu yere ulaşınca, ardından koştuğu erke, sonunda kavuştuğunu bilecektir. Ne isterse yapar artık bu erkle. Dostu, onun buyruğundadır artık. Ne isterse, yasa odur. Çevresinde ne varsa görmektedir. Ne var ki, üçüncü düşman dikiliverir karşısına: Erk!

    "Düşmanların en güçlüsüdür erk. En doğal şey, ona boyun eğmektir. Öyle ya... O kişinin buyruğunda değil midir erk!? Buyurur; kimi sakıncaları göze ala ala, kendi yasalarını, kendi yapar. Çünkü, buyruk ondadır."

    "Bu durumdaki biri, yaklaşmakta olan üçüncü düşmanın, pek farkına varmaz. Bir bakmışsın, birdenbire, haberi bile olmadan yitivermiş savaşımı. Düşmanı, onu, kıyıcı, tutarsız bir adam haline getirivermiş..."

    "Erkini yitirir mi?"

    "Hayır, berraklığını da erkini de hiçbir zaman yitirmez."

    "Bilgi kişinindan farkı nedir, öyleyse?"

    "Kendi erkine yenilen bir kişi, onu, doğru dürüst yönlendiremeden ölür gider. Yazgısının üstüne, yük gibi biner erki. Böyle biri, kendini yönetemez ve bilmez erkini, ne zaman ya da nasıl kullanması gerektiğini."

    "Bu düşmanlardan birine yenilirsen, bu kesin bir yenilgi mi demektir?"

    "Evet, kesin yenilgi olur bu. Bu düşmanlardan biri, insanı yenmeyegörsün, artık yapılabilecek bir şey kalmaz."

    "Örneğin, erke yenilen bir kişi, yanlışını görerek, durumu düzeltebilir mi?"

    "Düzeltemez. Bir kere yenilmeyegörsün, işi bitmiştir artık."

    "Ya geçiciyse erke aldanması; ya erki teperse zamanında?"

    "Savaşım sürüyor sayılır o durumda. Hâlâ 'bilgi insanı' olmaya çalışıyor demektir bu. Artık, hiç çabalamıyorsa, kendini koyuverirse yenilmiş olur bu kişi ancak."

    "Ama bir insan yıllarca korkuya yenik düşebilir ve sonunda korkusunu yenebilir."

    "Hayır, doğru değildir bu. Korkuya kapılırsan, korkuyu yenemezsin; çünkü, öğrenmekten ürküyorsundur, öğrenmek için çaba göstermiyorsundur. Ama korkusunun içinde yıllar boyunca sürdürürse öğrenme çabasını, ola ki, korkusunu yenebilir. Çünkü, kendini, korkuya tümüyle bırakmamıştır."

    "Üçüncü düşmanı nasıl yeneriz?"

    "Ona karşı çıkarak. Bile bile... Kendimizin olmadığını kavrayarak. Tüm öğrendiklerimizi, dikkatle ve inançla kullanarak, sürekli olarak sınırlarımızı zorlamayarak... Kendimizi denetleme durumunda, berraklığın ve erkin, hatalardan da kötü olduğunu görebilirsek, her şeyi denetimimiz altında bulundurduğumuz bir noktaya erişebiliriz. İşte, o noktada, erkimizi nasıl ve ne zaman kullanabileceğimizi biliriz. Üçüncü düşmanı böylece yenmiş oluruz."

    "Bu da kişiyi, öğrenim yolculuğunun sonuna getirir. Bir de ne görürsün! Sonuncu düşman, karşına dikilmiş durmaktadır: Yaşlılık! Düşmanların en acımasızıdır bu. Hiçbir zaman, tümüyle yenemeyeceğimiz bir düşman... Sürekli olarak savaşıp uzak tutmaya çalışmaktan başka yapılacak bir şey yoktur."

    "İşte, bu dönemde, kişi, hiçbir şeyden korkmaz; zihni berraktır, sabırsız değildir -tüm erkleri denetimi altındadır-. Ne var ki, bu dönem, aynı zamanda, boyun eğmeyen bir dinlenme isteğinin ortaya çıktığı bir dönemdir. Bir yere uzanmak, unutmak isteğine bırakırsa kendini; yorulur yorulmaz, sürdürdüğü çabayı bırakırsa, son olanağını kaybetmiş olur. Titrek, yaşlı bir yaratık durumuna sokuverir onu düşmanı. Çekilme arzusu, tüm berraklığını, erkini ve bilgisini bastırır."

    "Ama kişi, silkinir de yorgunluğundan sıyrılır, yaşamının gereklerini sürdürürse, bu son yenilmez düşmanıyla savaşımda bir an bile olsa başarılı olursa, işte o zaman 'bilgi insanı' olmuş demektir. Berraklığın, erkin ve bilginin egemen olduğu bu an, yeterlidir onun için." )

    - KORKU ile/ve/<>/değil ÇARESİZLİK

    - KORKU ||/ve/yerine/|| CEHALET ||/ve/yerine/|| BİLGİ ||/ve/yerine/|| CESARET
    ( Korku, bilgisizlikten de, çok bilgiden de olur. )
    ( CESARET: Köprüyü geçmeyi göze alabilmek. )

    - KORKU ile/ve ÇEKİNME

    - KORKU ile/ve ÇEKİNME
    ( Korkunun bir bölümü, Allah'ın mahluklarına bir zarar düşünmediğimiz zaman gider. )

    - KORKU ile/yerine CİDDİYE ALMAK

    - KORKU > DEHŞET > NEFRET/HAYRANLIK

    - KORKU ile/ve/||/<> DENETİM ODAKLI KORKU

    - KORKU ile/ve/değil/yerine DİKKAT

    - KORKU = FEAR[İng.] = CRAINTE[Fr.] = FURCHT[Alm.] = METUS[Lat.]

    - KORKU ile GERİLİM

    - KORKU ve/||/<> HAZ
    ( Bireylerin, suç işleme nedenleri. )

    - KORKU ile/ve İHÂNET

    - KORKU ile İKİRCİK

    - KORKU ile/ve İMAN

    - KORKU ile/ve/> KAÇMAK

    - KORKU ile/ve/değil/yerine KORUMA

    - KORKU ile/ve/||/<>/> ÖFKE

    - KORKU ile/ve/değil/yerine OLGU

    - KORKU ile/ve/yerine SAYGI
    ( Korkuyu yenmek, bilgeliğin başlangıcıdır. )
    ( Tanrı'yı düşünmeden önce, kendinizi kabul etmek zorundasınız. )
    ( Before you think God, you must accept yourself. )

    - KORKU ile/değil/yerine SEVGİ
    ( Bir kez, her şeyin içten geldiğini, içinde yaşadığınız dünyanın size değil, sizin tarafınızdan projekte edildiğini idrak ettiğinizde, korkularınız sona erer. )
    ( Bazen, bazı korkular da sevgiye dönüşebilmektedir. [STOCKHOLM SENDROMU] )
    ( Korkutamazsın beni, seviyorum seni! )
    ( Bir kez, her şeyin içten geldiğini, içinde yaşadığınız dünyanın size değil, sizin tarafınızdan projekte edildiğini idrak ettiğinizde, korkularınız sona erer. )

    - KORKU değil/yerine SEVGİ

    - KORKU değil/yerine/>< ŞÜKRAN

    - KORKU ile/ve/değil/yerine TARİH BİLİNCİ
    ( Ulusların uygarlık seviyelerini, tarih incelemelerindeki çaba ve becerilerine göre belirlemek olanaklıdır. )

    - KORKU ile/ve/değil/yerine TEDBİR

    - KORKU ile/ve/değil TEPKİ

    - KORKU ile/ve/ya da/<> UKALALIK

    - KORKU ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< ÜMİT
    ( Mahkum eder. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>< Özgür bırakır. )

    - KORKU ile/ve/> ÜRKÜ/PANİK[Yun.]

    - KORKU ile/ve UTANMA

    - KORKU ile/> ZEKÂ

    - KUŞKU ile/ve KAYGI

    - KUŞKU ile/ve KORKU
    ( Eğer kuşku varsa, korku da varolacaktır. )

    - MELANKOLİ değil/yerine/= KARAKAYGI

    - MİNNETTARLIK ile/ve KORKU

    - MÜSTERÎH[Ar. < RAHAT] değil/yerine/= İÇİ RAHAT / KAYGISIZ

    - MUTSUZLUK ya da KAYGILILIK ile/değil/yerine/>< HUZURLULUK
    ( Geçmişte. YA DA Gelecekte. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Şu anda ve burada/kilerle. )

    - NEFSİ:
    "TEMİZE ÇIKARMA KAYGISI"
    ile/değil/yerine/>< TEZKİYE ETME ÇABASI

    - NEFS ve/<> KORKU

    - ÖLÜM KORKUSU < GÖVDE ZANNI

    - ÖLÜM KORKUSU yerine NEFSİNE TÂBİ OLMA KORKUSU

    - ONUR ile KORKU
    ( Dengesini iyi ayarlamak gerek! )
    ( Onurun, korkunun önüne geçerse canını kaybedersin! Korkun, onurunun önüne geçerse vatanını kaybedersin! )

    - ÖVÜNME ile/ve/değil "KORKUTMA" (ÇABASI/ZANNI)

    - PARANOYA ile KORKU

    - RABB KORKUSU ile/ve/<> ÖLÜM KORKUSU
    ( Hikmetin başlangıcıdır. İLE/VE/<> Varoluşun sürekliliğidir/sağlayıcısıdır. )
    ( Nitelikli varoluş. İLE/VE/<> Varoluş. )
    ( Yaşama bağlanma güdüsü. İLE/VE/<> Varolma dürtüsü. )
    ( Duyulmayan, anlam çığlığı. )
    ( İkisi de, O'nsuz kalma korkusudur. )

    - REMM ile REM[Fars.]
    ( Onarma. İLE Ürkme. | Titreme. | Sürü. )

    - REV'/REV'A ile REVÂ[Fars.] ile REVÂH
    ( Korku. | Heyecan. İLE Yakışır, uygun, yerinde. İLE Bir şeyi elde etmekten doğan neşe. | Güneş doğduktan sonra gece oluncaya kadar geçen zaman. )

    - RU'B ile RUB' ile RUBB ile RÛB[Fars.]
    ( Korku. İLE Dörtte bir, çeyrek, bir şeyin dört bölümünden biri. İLE Meyve suyu. İLE Süpürme, süpürge. )

    - ŞAŞIRMA ve/> KORKU

    - ŞAŞKINLIK ile KORKU

    - SON KORKU

    - STRES ile KORKU
    ( Kültürel. İLE Doğal. )

    - TASA ile ENDİŞE

    - TEDİRGİNLİK ile/ve/<> KORKU

    - TEHDİT ile/ve/> KORKU

    - TEPKİSİZLİK ile/ve/<> HAZIR-YANITLI OLAMAMA KAYGISI

    - TEREDDÜT/D[Ar. < REDD] ile ENDÎŞE[Fars. < DÂNİŞ]
    ( Kararsızlık. İLE Bilgiden/bilimden uzak olma. (durumu/sonucu) [DÂNİŞ: Biliş, bilgi, ilim.] )

    - ÜRPERME ile KORKU
    ( Şecaat'ten gelir. İLE Öfke'den gelir. )

    - ÜZÜNTÜ ve SIKINTI ve ENDİŞE
    ( Geçmişe ait. VE Şimdide. VE Gelecek için. )

    - VESVESE ile "KUR(MAK)"

    - VESVESE ile ...
    ( ŞÜPHE, KURUNTU, İŞKİL )

    - VESVESE ile EVHAM

    - VESVESE ile VEHM

    - YABANCILAŞMA ile/ve/> KORKU

    - YÜKSEKLİK KORKUSU ile/değil/yerine "ALÇAKLIK" KORKUSU

    - ZORUNLULUK ile/ve/<>/> KORKU

    - [ne yazık ki]
    "KAYGILARIMIZA" BOYUN EĞMEK
    ve/=/||/<>/>
    ÖZGÜRLÜĞÜMÜZE SIRT ÇEVİRMEK


    - | KORKU ile/ve/||/<> ÖFKE ile/ve/||/<> ÜZÜNTÜ ile/ve/||/<> UTANÇ[>< AÇGÖZLÜLÜK] ile/ve/||/<> TİNSİNTİ | ile/ve/||/<> NEŞE ile/ve/||/<> ŞAŞIRMA
    ( Farklı coğrafyalarda yaşayıp farklı dilleri konuşsa da, yeryüzünde yaşayan tüm bireyler, şu 6 duygu-durum için aynı yüz ifadesi ve mimikleri kullanıyor. )
    ( )

    BELLEK
    (MEMORY)



    ( 62 FaRk, 77 katkı )


    - "KALP ..." değil OLUMLU/OLUMSUZ, BELLEK KAYITLARI

    - "ÖĞÜT VERMEK" ile/ve/değil/yerine İYİ/DOĞRU ÖRNEK GÖSTERMEK

    - (")KENDİLİK("):
    (")KAYITLARIMIZDA(")
    ile/ve/||/<>/< BELLEĞİMİZDE

    - (UZUN SÜRELİ) BELLEKTE:
    ANISAL
    ile/ve/||/<> ANLAMSAL ile/ve/||/<> İŞLEMSEL

    - (TOPLUMSAL) BELLEK [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

    -
    BELLEK [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

    - AKIL ile/ve BELLEK
    ( Katıksız aklın, belleğe gereksinimi yoktur. )

    - ALIŞKANLIK ve/< BELLEK
    ( Olumsuz alışkanlıklar, bellekteki kayıtların kötüye kullanımlarından kaynaklanırlar. )

    - ARŞİV ile/ve/değil/yerine BELLEK/HAFIZA/GÖNÜL
    ( Batı geleneğinde. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Doğu geleneğinde. )

    - BELEK ile/değil BELLEK
    ( Çocuk bezi. İLE/DEĞİL Yaşantıları, öğrenilen konuları, bunların geçmişle ilişkisini, bilinçli olarak anlıkta saklama olanağı/gücü, hafıza. | Bir bilgisayarda, programı değişmeyen verileri, yapılacak iş için gerekli olan ara sonuçları toplayan bölüm. )

    - BELLEĞE DAYANARAK YAŞAYAN ile BELLEĞİ (GEREKTİĞİNDE) KULLANARAK YAŞAYAN

    - BELLEĞE YÖNELİK BİLGİ (YÖNETİMİ/KULLANIMI) ile/yerine EYLEME YÖNELİK BİLGİ (YÖNETİMİ/KULLANIMI)

    - BELLEĞİN AŞAMALARI'NDA:
    KODLAMA
    ile/ve/> DEPOLAMA ile/ve/> ARA-BUL-GERİYE GETİR
    ( Belleğe yerleştirilir. > Bellekte tutulur. > Bellekten çağrılır. )

    - BELLEĞİNDEN SİLMEK ile/ve/> ETKİSİNDEN/"BÜYÜSÜNDEN" KURTULMAK

    - BELLEK SİLME ile/ve PROPAGANDA

    - BELLEK YİTİMİ ile DUYUM YİTİMİ ile ACI YİTİMİ ile SÖZ YİTİMİ ile HAREKETLERDEKİ DÜZENSİZLİK

    - BELLEK-GÖVDE(/NEDENSEL-GÖVDE) ile/ve/değil/yerine/< GÖVDE

    - BELLEKTE TAŞIMAK ile/değil/yerine BİLMEK
    ( Bilgi 2'dir. 1. Hakkında veri sahibi olmak. 2. Nerede bulacağını/bulabileceğini bilmek. [Bu çağda olması gereken ve öncelikli olan nerede bulabileceğini bilmektir.] )
    ( Yanlışı. >< Doğrusu. )

    - BELLEKTE TUTMAK/TAŞIMAK değil/>< BİLMEK

    - BELLEKTE TUTMAYA ÇALIŞMAK ile/ve/değil/yerine "HEYBEYE ATMAK"

    - BELLEK ile/ve/<>/yerine AKIL

    - BELLEK ile/ve/<> ALGI
    ( KUVVE-İ ZÂKİRE ile/ve/<> İDRAK )
    ( Algı bir örgütlemedir. )
    (
    Bellek Haritası )

    - BELLEK ve/||/<> DİL

    - BELLEK ile/ve GELECEK

    - BELLEK ile/ve GÖRÜ

    - BELLEK = HÂFIZA = MEMORY[İng.] = MÉMOIRE[Fr.] = GEDÄCHTNIS[Alm.] = MEMORIA[dissil/f.]/RECUERDO[eril/m.][İsp.]

    - BELLEK ile/ve/değil İLGİ

    - BELLEK ile/<> MNEMOTEKNİ[Fr. < Yun. MNEME: Bellek. | TEKHNE: Sanat.]
    ( ... İLE/<> Bazı alıştırma ve çağrışımlardan yararlanarak, belleği geliştirme yöntemi. )

    - BELLEK ile/ve/değil ÖNCELİK

    - BELLEK ile/ve TARİH
    ( Bellek, sadece benzerlik ve sürekliliği temel alırken, tarih farklılık ve düzensizlikleri önemser. )
    ( Bellek, geçmişi sözlü gelenek içinde yaşatırken, tarih, geçmişi, yazıyla sergilemektedir. )
    ( Bellek, sadece benzerlik ve sürekliliği temel alırken, tarih farklılık ve düzensizlikleri önemser. )
    ( Bellek, geçmişi sözlü gelenek içinde yaşatırken, tarih, geçmişi, yazıyla sergilemektedir. )

    - BELLEK ile/ve US
    ( Sahip olunan etkin/aktif ya da pasif bilgilerin, şimdiki zamanda, uygulanabilir/pratik bilgi olarak, hızla ortaya çıkartılabilmesi Us'a[akla/akıllı olmaya] işaret etmez. Beynin çalışma yapıları özerklik gösterdiğinden, içinde bulunulan topludurum[konjonktür] gereği beynin nasıl çalışabileceği önceden bilinebilir/tespit edilebilir değildir. )
    ( Bellek, süreklilik, yanılsama verir, tekrarlanış ise nedensellik fikrini yaratır. )
    ( Bellek ve beklenti olmadıkça zaman da yoktur. )
    ( Bellek, iyi bir hizmetkârdır fakat kötü bir efendidir. )

    - BELLEME(EZBERLEME) ile/yerine ÖĞRENME

    - BELLEMEK ile/ve/yerine EZBERLEMEK[Fars.]
    ( ... İLE/VE/YERİNE Kalbe yazmak. )
    ( ... İLE/VE/YERİNE Kalbe yazmak. )

    - BELLEMEK ile/yerine SORGULAMAK/DÜŞÜNMEK
    ( Sormaz ki bilsin, sorsa bilir; bilmez ki sorsun, bilse sorar. )

    - BELLEME ile BELLEME
    ( Öğrenip akılda tutmak. | Sanmak. İLE Bel denilen araçla toprağı işlemek. )

    - BELLETİCİ AHLÂK ile/yerine DÖNÜŞTÜRÜCÜ AHLÂK

    - BİLİYOR OLMAK ile/ve/<>/değil BELLEĞİN GÜÇLÜ OLMASI

    - EDEBİYAT ile/ve/değil BELLEK

    - EZBER değil/yerine/= BELLEME

    - GELENEK ile/ve/değil/<> BELLEK
    ( Sürüyorsa/yaşanıyorsa. İLE/VE/DEĞİL/<> "Yaşatılmaya" çalışılıyorsa. )

    - HÂFIZA değil/yerine/= BELLEK

    - HAFIZA ile/ve HAYALHÂNE
    ( Tekil anlam deposu. İLE/VE Tekil biçim deposu. )

    - HAFIZA ile/ve ZİKİR

    - HAYALHANE ile/ve/<> HÂFIZA

    - HAYALHÂNE ile/ve/<> HAFIZA/BELLEK
    ( bkz. İÇ DUYULAR )

    - KAVRAMAK ve BELLEMEK

    - KISA SÜRELİ BELLEK ile/ve/<> UZUN SÜRELİ BELLEK
    ( Biyofizik bir süreçtir. İLE/VE/<> Biyokimyasal bir süreçtir. )
    ( Sessel kod önemlidir. İLE/VE/<> Anlamsal kod önemlidir. )
    ( 7 +/- 2 kapasitesi vardır. İLE/VE/<> Kapasitesi sınırsızdır. )
    ( Ara-bul-geriye getir hemen hemen hatasızdır. İLE/VE/<> Hata yapmaya son derece eğilimlidir. )
    ( Yeni öğrenilen davranış ya da bilgi, kısa süreli bellekte 30 saniye kadar kalır ve sonra uzun süreli belleğe aktarılır. )
    ( Hipokampüs, kısa süreli bellekle ilgili bir beyin bölgesidir. )
    ( Bir bilginin uzun süreli belleğe girmesi protein sentezi ile gerçekleşir. )
    ( Otuz saniye geçtikten sonra anımsanan her bilgi ya da olay uzun süreli bellekten çağrılır. )
    ( KÜMELEME: Uzun süreli bellekteki bilgileriniz aracılığıyla size verilen yeni birimleri anlamlı bir biçimde gruplama sürecine kümeleme(clustering) adı verilir. )

    - KISA SÜRELİ BELLEK ile/ve/değil YANKISAL DEPO
    ( 10 - 30 saniye. İLE/VE/DEĞİL 250 milisaniye - 4 saniye. )

    - KİTAP:
    BELLEK
    ve/||/<> İDDİA
    ( Korutur. VE/||/<> Sağlatır. )

    - KUVVE-İ HÂFIZA ile/ve/<> KUVVE-İ ZÂKİRE

    - PARAMNEZİ ile ...
    ( Bellek bozukluğu. )

    - SORUMLULUKLARIN AZALDIĞI DURUMLAR:
    CİNNET
    ile/ve/||/<> SAĞIRLIK YA DA ÖTEKİ DUYU YİTİMLERİ ile/ve/||/<> BELLEK ZAYIFLIĞI ile/ve/||/<> UYKU ile/ve/||/<> SARA ile/ve/||/<> HASTALIK ile/ve/||/<> HATA

    - SÖZ:
    BELLEKTE
    ile/ve SOHBETTE
    ( Girdiği gibi çıkar. İLE/VE Dönüşerek ve kişiyi[konuşanı ve dinleyeni] dönüştürerek çıkar. )
    ( Girdiği gibi çıkar. İLE/VE Dönüşerek çıkar. )

    - SÜREKLİLİK ile/ve/<> BELLEK

    - TARİH ile/ve/<> BELLEK

    - TEKRAR ve/<> BELLEK GÜÇLENDİRMESİ

    - YAŞAM/BİLİNÇ ile/ve/değil/=/< BELLEK
    ( Bellekte, bir boşluğun olması, bilinçte (de), bir boşluğun olmasını gerektirmez. )

    - [ne yazık ki]
    BELLEK KAYBININ NEDENLERİ:
    KAN ŞEKERİNİN OYNAMASI
    ve/||/<> VİTAMİNLERİN EKSİLMESİ ve/||/<> MİNERAL YOKSUNLUĞU ve/||/<> YAĞLARIN DENGESİZLİĞİ ve/||/<> HORMONLARIN AZLIĞI

    www.FaRkLaR.net/Dil


    www.FaRkLaR.net/Sanat


    www.FaRkLaR.net/Tarih


    www.FaRkLaR.net/Toplum


    ANIMSAMA, GERİ ÇAĞIRMA ve UNUTMA/UNUTABİLME, ÖĞRENME, KOŞULLANMA
    (TO REMIND, TO RECALL & [ABLE] TO FORGET, TO LEARN)



    ANIMSAMA, GERİ ÇAĞIRMA
    (TO REMIND, TO RECALL)


    ( 58 FaRk, 67 katkı )


    - "Allah'tan" ise senin yetersiz diline/sözüne/onayına kalmayacağını anımsa da ona göre KONUŞ!!!

    - "Ne bileyim" diyorsan düşünüp, öğrenip, bilebileceğini anımsa ve/< ona göre KONUŞ!!!

    - "GÖNDERME" ile/ve/<> ANIMSATMA

    - "MALUMUNUZ" ... ile/ve/değil/yerine/<> ANIMSARSANIZ ...

    - "NEREDE OKUDUĞUMU BİLMİYORUM AMA ..." değil "NEREDE OKUDUĞUMU ANIMSAYAMIYORUM AMA ..."

    - "UNUTMADAN" ile/ve/<>/değil/yerine DAHA ÇOK ANIMSAMAYA ÇALIŞARAK

    - "UNUTMUŞUM" değil/yerine YETERİNCE (HIZLI) ANIMSAYAMAMIŞIM

    - "UNUTTURMA!" değil/yerine "ANIMSATIRMISIN!"

    - "UNUTUYORUM" değil/yerine BAZEN ANIMSAYAMIYORUM

    - .. İLE SINIRLI OLDUĞUNU:
    DİLE GETİRMEK
    ile/ve/||/<> ANIMSATMAK

    - ANIMSA(YA)BİLMEDE:
    ÖNCELİK
    ve/||/<> YOĞUNLUK ve/||/<> PEKİŞTİRME

    - ANIMSAMAK ile AKILDA TUTMAK

    - ANIMSAMAK ve/<> İÇSELLEŞ(TİR)MEK

    - ANIMSAMALI!

    - ANIMSAMAMAK / ANIMSANMAMASI GEREKENLER
    ile/ve/değil/yerine/||/<>/>
    ANIMSAMAK / ANIMSAMAMIZ GEREKENLER

    ( Yaşadığımız, "olumlu"/"olumsuz", "büyük"/"küçük" herşeyi, sürekli anımsasaydık, delirirdik. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Bazen/çoğunlukla, bazı "olumlu"/"olumsuz", "büyük"/"küçük" bilgi ve deneyimleri, delirmemek, kendimizi kaybetmemek/korumak, korkmak/korkabilmek ve varoluşumuzun sürekliliği için anımsamamız/anımsayabilmemiz gerekir. )

    - ANIMSAMA ile/ve/> ANMA

    - ANIMSAMA ile/ve/değil ÇAĞRIŞIM
    ( Şimdi'ye getirme. İLE/VE/DEĞİL Şimdi'yi, geçmişe/geçmiştekine taşıma/bağlama. )
    ( LETHOLOGICA: "Dilimin ucunda fakat söyleyemiyorum" durumu. )

    - ANIMSAMA ile/ve/||/<> ÖĞRENME
    ( Günlük dilde kullandığımız ve düşüncemizdeki gibi gerçekleşmeyen öğrenme işlevi ve sürecinin, öğrenme çeşitlerini bilmenin de kaygının nedeni/kaynağı ve sürecinde, kaygı duygu-durum bozukluklarında, hem doğru tanımlamak, hem de tersine çevirmek üzere ne kadar işe yarayacağını anımsamak durumundayız.

    Bilindiği üzere, psikoloji araştırma ve deneylerinde, hayvanlardan ve özellikle de çeşitli nedenlerden dolayı sıçanlardan da yararlanılır. Kişinin, zihinsel ve bu doğrultuda, davranışsal ve tutumsal çözümlemelerinde, anımsamanın ve öğrenmenin sürecini de sıçanlar üzerinden şöyle ilginç bir deneyle anla(t)ma olanağımız bulunuyor.

    Anımsama ile Öğrenme arasındaki farkları değerlendirebileceğimiz en verimli örnek ve deney ise Su Labirenti[Water Mase]'dir.

    Sıçanın, sıçrayarak dışarı çıkamayacağı, ancak yüzerek bir çıkışa ulaşabileceğini düşündüren, 50 - 60 cm. derinliğindeki ve birkaç metre çaptaki, görüş mesafesi sıfır olan, boyalı bir suyla dolu havuzu, yüzeyinde, dörde böldüğümüzü varsayalım.

    Havuzun bir çeyreğinde bulunan ve su üzerinde, sıçanı, batmadan taşıyabilecek bir mantarın çaprazındaki bir noktadan da sıçanı havuza bıraktığımızda, havuzun tamamında, suyun içinde ve herhangi bir yerinde yüzerken mantarı keşfetmesi ve üzerine çıkması, sıçan için bir çıkış kapısı ve bir kayıt olarak yerini almıştır.

    Sıçan, yine aynı havuzun bambaşka bir noktasından tekrar havuza bırakıldığında, aynı çeyrekte bulunan mantarın, birkaç saniye daha hızlı keşfedilmeye başlandığı gözlemlenmektedir. Bu süreç ve tekrar sayısı arttıkça, sıçan, havuzun neresinden suya bırakılırsa bırakılsın, sürenin kısalmasıyla ve doğrudan bulunduğu çeyreğe ve noktaya yüzme şeklinde bir sonuca ulaşmaktadır. Bu durum, sıçanın, mantarın bulunduğu çeyreği ve yeri, öğrenmiş olması değil anımsaması ile ifade edilmektedir.

    İkinci aşamada, mantar, havuzun içinden alınır ve sıçan, tekrar farklı çeyreklerden havuza bırakılır. Hangi çeyrekten ve kaç kere suya bırakılırsa bırakılsın, doğrudan, mantarın bulunduğu aynı çeyreğe yüzmekte ve mantarın bulunduğu noktanın etrafında yüzmektedir. Bu daha kapsamlı durum, süreç ve sonuç ise öğrenme ile ifade edilmektedir.

    Kaygının ortadan kaldırılması için bilginin yanı sıra, zihnin işleyişinin de bilinmesi, çok belirleyici ve kolaylaştırıcı bir katkı sağlamaktadır. )

    - ANIMSAMA ile/ve REKLÂM
    ( En az bilineni, en çok bilinen aracılığıyla imgeleme. İLE Az bilinenin, çok bilinen ve/veya tanınan aracılığıyla sunulması. )
    ( Yapıcı bir yaklaşım daha çok etkindir. İLE/VE Yıkıcı bir yaklaşım daha çok etkindir. )

    - ANIMSAMA = TAHATTÜR = REMINISCENCE[İng.] = RÉMINISCENCE/RAPPELER[Fr.] = ANAMNESIS/ERINNERN[Alm.] = RECORDOR[Lat.] = ANAMNESIS[Yun.]

    - ANIMSATMA ile ÖNE ÇIKARMA

    - ANLATMAK ile/değil ANIMSATMAK

    - BENİMSEMEK ve/||/<> ANIMSAMAK

    - BİLGİ ile/ve/<> ANIMSAMA
    ( Anımsamayı bilgi sanıyorsunuz. Gerçek bilgi her zaman taze, yeni ve beklenmediktir. )

    - BİLGİ ile/ve ANIMSAMA

    - BİLMEK ile/ve/<> ANIMSAMAK
    ( Bilmek, anımsamaktır. )

    - BİREŞİM/TEVHİD:
    SEVGİLİNİ, HERŞEYDE/HER YERDE GÖRMEK
    değil/yerine HERŞEYDE/HER YERDE, SEVDİĞİNİ ANIMSAMAK
    ( Bir yâr için ağyâra minnet ettiğim ayıb eyleme
    Bağ-ı bân bir gül için bin hâra[dikene] hizmetkâr olur )

    - DENEYİM ve ANIMSATMA
    ( Deneyimi aktaramazsınız fakat yol gösterebilir ve anımsatabilirsiniz. )

    - DERLEYİP TOPARLAMA ile/ve/<> ANIMSATMA

    - DİKKAT ETMEMEK/ETMEMİŞ OLMAK ile/ve/değil/yerine ANIMSA(YA)MAMAK

    - Dinlediğini anımsa ve DİNLE!!!

    - EZKÂR[< ZİK[İ]R]:
    ZİKİRLER | ANMALAR, ANIMSAMALAR, SÖYLEMELER


    - GURBETTE OLDUĞUNU:
    ANLAMAYAN/ANIMSAMAYAN
    değil/yerine ANLAYAN/ANIMSAYAN

    - HAKLARIMIZIN ANIMSATILMASINDA:
    "SARKITMA"
    değil/>< ANINDA/DERHAL

    - HATIRLADIM/ANIMSADIM yerine HATIRLATILDI/ANIMSATILDI

    - HATIRLADIM/ANIMSADIM değil HATIRLATILDI/ANIMSATILDI

    - HATIRLAMAK ile/değil/yerine/= ANIMSAMAK

    - HAYAL-MEYAL (ANIMSAMAK)

    - HİÇ BİLMEMEK ile ANIMSA(YA)MAMAK
    ( Anımsanacak neyi unuttum? )

    - İSTİHSAL ile İSTİHZAR
    ( Çıkarma, elde etme. | Üretim, üretme. İLE Hazırlama. | Anımsama. )

    - KENDİNİ ANIMSAMAK ile/ve/<> KENDİNİ BİLMEK
    ( Kendini-anımsayış zihindedir. Kendini-bilme ise zihnin ötesindedir. )
    ( Kendini-anımsayış zihindedir. Kendini-bilme ise zihnin ötesindedir. )

    - KENDİNİ AZIMSAMAK değil/yerine/>< KENDİNİ ANIMSAMAK

    - KİŞİLERİN ANIMSANMASI:
    "ZAYIFLIKLARI"
    ile/değil/yerine/>< ÇABALARI

    - KONUŞMAK ile/ve ANIMSAMAK/ANIMSATMAK

    - ÖĞRENMEK/ANIMSAMAK ile/ve/değil/yerine YARATMAK

    - PERCEPTION vs./and TO LISTEN

    - SAHİP OLMAK ile/değil KENDİNDE VAR (OLDUĞUNU BİLMEK/ANIMSAMAK)

    - SEVMEK-SEVİLMEK ile/ve/<> ANIMSAMAK-ANIMSANMAK ile/ve/<> BAĞIŞLAMAK-BAĞIŞLANMAK
    ( Üçü de güzeldir fakat ilkleriyle de yetin(ebil)mek gerekir. )

    - SIKÇA KONUŞMAK ile/ve/değil/yerine ANIMSATMAK

    - Sözcüklerin değerini anımsayarak KONUŞ!!!

    - Sustuğunu anımsa ve SUS!!!

    - TANIMA ile/ve/<> ANIMSAMA
    ( Tanıma, size verilen bir uyarıcıyla daha önce karşılaşıp karşılaşmadığınıza karar vermenizi gerektirir. )
    ( Tanıma durumunda daha fazla sayıda ara-bul-geriye getir ipucu bulunduğundan, belleğiniz ipuclarının hepsini ya da birçoğunu kullanır ve sizi anımsama olayına götürür. )
    ( Ne kadar çok ara-bul-geriye getir ipucu varsa, anımsama da o derece iyi olur. )
    ( Anımsamayla ilgili araştırmalarda, ara-bul-geriye getir ipucları kaybolmasının, anımsayamama olayının en belli başlı nedenlerinden biri olduğunu gösterir. )
    ( Kodlama sırasında kullanılan örgütleme düzeni, ara-bul-geriye getir anında ipucu olarak kullanılır. )
    ( Örgütleme düzenini, büyüdüğünüz ve iyi bildiğiniz bir mahalleye benzetebiliriz. Kodlama sırasında bu mahallenin belirli sokaklarını ve bu sokaklarda daha önceden bildiğiniz evleri ziyaret eder ve size verilen, yeni bilgileri bu evlere bırakırsınız. Sizden bilgiler yeniden geri istendiğinde, başka bir deyişle anımsama sırasında, yerlerini çok iyi bildiğiniz evleri yeniden sırayla ziyaret eder ve bırakmış olduğunuz bilgilere ulaşırsınız. )
    ( Her olay bir bağlam içinde oluşur. Öğrenme anındaki bağlam, anımsama anındaki bağlama ne kadar benzerse, anımsama o kadar kolay olur. -örnek ise- Sınav ortamına benzer bir ortamda bilgi öğrenilirse, sınavda anımsanması daha kolay olur. Neşeliyken öğrendiğiniz bir şiiri, üzüntülü bir hal içindeyken anımsamanız zorlaşır. Hüzünlü bir ortamda öğrenilen bilgiler hüzünlü bir ortamda; sevinçli ve mutlu bir haldeyken öğrenilen bilgiler ya da meydana gelen olaylar sevinçli ve mutlu durumlarda daha kolay anımsanır. )
    ( Anımsanması istenen şeyleri örgütleyerek ara-bul-geriye getir ipucunun verimliliği artırılabilir. )

    - UNUTMAK ile/ve/değil/yerine ANIMSAMAMAK
    ( Unutmak, belki olanaklı değildir fakat anımsamamak, olanaklıdır/olasılıklıdır. )

    - UNUTTUM yerine ANIMSAYAMADIM(/HATIRLAYAMADIM)

    - UNUTUR(UZ) ile ANIMSAR(IZ) ile ÖĞRENİR(İZ)
    ( Anlatılırsa/k. İLE Eğitilirse/k. İLE Deneyimletilirse/k. )

    - YANSIMA ve/||/<> ANIMSAMA

    - YAPALIM/YAZALIM DA...:
    "SONRA UNUTURUZ"
    değil ANIMSA(YA)MAYABİLİRİZ



    UNUTMA/UNUTABİLME
    ([ABLE] TO FORGET)


    ( 140 FaRk, 290 katkı )


    - "GİTMEK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< UNUTMAK
    ( Eylem. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Devrim. )

    - "GİYDİKÇE AÇILIR" ile/ve/||/<> "UZADIKÇA ŞEKİL ALIR" ile/ve/||/<> "ZAMANLA UNUTURSUN"
    ( Tezgâhtarın "kandırmacası"/kaktırması. İLE/VE/||/<> Kuaförün "kandırmacası"/kaktırması. İLE/VE/||/<> "Arkadaşın" kayıtsızlığı. )

    - "ISITILAN KURBAĞA" ÖYKÜSÜ değil/yerine "SARI ÖKÜZ" ÖYKÜSÜ
    ( ... DEĞİL/YERİNE Otlakların birinde bir öküz sürüsü yaşarmış. Çevredeki aslan sürüsünün de gözü öküzlerdeymiş. Ancak, öküzler saldırı anında bir araya geldiği zaman, aslanların yapılacak bir şeyi kalmazmış. Bu yüzden küçük hayvanlarla beslenmek zorunda kalan aslanlar, iyi beslenememeye başlayınca bir çare düşünmüşler. Topal aslan yanına bir iki aslanı da alarak, beyaz bayrak çekmiş ve öküz sürüsüne yanaşmış.

    "SUÇ, HEP O SARI ÖKÜZ'DE..."

    Öküzlerin önderi Boz Öküz ve yanındakilere tatlı dille konuşmaya başlamış:
    "Saygıdeğer öküz efendiler. Bugün buraya sizden özür dilemeye geldik. Biliyorum. Bugüne kadar size zarar verdik. Ama inanın ki, bunların hiçbirini isteyerek yapmadık. Tüm suç hep o Sarı Öküz''de. Onun rengi sizinkilerden farklı ve bizim de gözümüzü kamaştırıyor, aklımızı başımızdan alıyor. Biz de barışseverliğimizi unutuyor ve saldırganlaşıyoruz. Sizle bir sorunumuz yok. Verin onu bize, siz kurtulun, yine barış içinde yaşayalım."

    Boz Öküz ve heyeti, bu sözler üzerine, aralarında tartışmış ve teklifi haklı bularak, Sarı Öküz'ü vermişler aslanlara. Bir tek, Benekli Öküz karşı çıkmış ama kimseye derdini anlatamamış.

    "AFERİN! SİZİ KUTLARIZ!"

    Bir süre sonra, aslanlar yine aynı yöntemle gelip, bu kez Uzun Kuyruk'u istemişler:
    "Gördünüz mü ne kadar barış severiz. Sizi de kararınızdan dolayı kutlarız. Ancak, şu sizin Uzun Kuyruk var ya, kuyruğunu salladıkça nereden baksak görünüyor ve aklımızı başımızdan alıyor. Size saldırmamak için kendimizi zor tutuyoruz. Oysa siz normal kuyruklusunuz. Verin onu bize, bu konuyu kapatıp, barış içinde yaşamaya devam edelim."

    Boz Öküz ve heyeti, Uzun Kuyruk''u teslim etmiş, yine Benekli Öküz karşı çıkmış. Uzun Kuyruk, aslanların pençesi altında can vermiş.

    "NEREDE KAYBETTİK BİZ BU SAVAŞI?"

    Bu olay, sürekli tekrarlanmış, her seferinde farklı bahanelerle. Sonunda, öküzler zayıflamış, aslanlar küstahlaşmış. Artık, hiçbir bahane ileri sürmeden, doğrudan müdahale ederek, "Verin bize şunu, yoksa karışmayız" demeye başlamışlar. Birer birer aslanların pençesinde can verirken, Boz Öküz ve birkaç öküz kalmış geride. İçlerinden biri, önderlerine, "Ne oldu bize? Nerede kaybettik biz bu savaşı? Oysa, zamanında ne kadar da güçlüydük" diye sormuş.

    Boz Öküz, Benekli Öküz'ün sözlerini anımsayarak, gözleri nemli... "Biz, Sarı Öküz'ü verdiğimiz gün kaybettik bu savaşı..." )

    - "KENDİNİ AŞMAK" ile/ve "KENDİNDEN UZAKLAŞABİLMEK"
    ( Eyleyerek/yaparak, bilerek. İLE/VE Bütünlükle ve unutabilme becerisiyle. )

    - "KENDİNİ UNUTMAK" ile/ve "KENDİNİ VERMEK"
    ( Duyarlılığı artırır. İLE/VE Yaratıcılığı artırır. )

    - "TAKILMAK" ile UNUTMAK

    - "UNUT!" değil/yerine UMUT/ÜMİT

    - "UNUTMADAN" ile/ve/<>/değil/yerine DAHA ÇOK ANIMSAMAYA ÇALIŞARAK

    - "UNUTMAK" ÜZERİNE KONUŞMAMAK

    - "UNUTMAK" ile/ve/değil/yerine ÜZERİNE KONUŞMAMAK

    - "UNUTMAK" ile/ve/değil/yerine ÜZERİNE KONUŞMAMAK

    - "UNUTMUŞUM" değil/yerine YETERİNCE (HIZLI) ANIMSAYAMAMIŞIM

    - "UNUTMUTTUM" değil UNUTMUŞUM

    - "UNUTTURMA!" değil/yerine "ANIMSATIRMISIN!"

    - "UNUTUL/URUNUTURUZ/UNUTURUM/UNUTURSUN" değil/yerine/></<
    YAZMAZSAK/YAZMAZSAM/YAZMAZSAN UNUTULUR/UNUTURUZ/UNUTURUM/UNUTURSUN


    - "UNUTUYORUM" değil/yerine BAZEN ANIMSAYAMIYORUM

    - (BAZI ŞEYLERİ) UNUTABİLMELİ!

    - ADI UNUTABİLMEK İÇİN:
    ZİKİR YOLU
    ile/ve MUHABBET YOLU
    ( Daha büyüğünü düşünerek.[zikr] İLE/VE Sevdiğini düşünerek. )

    - AFFETMEK ile UNUTMAK ile BARIŞMAK

    - ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK/TEVÂZÛ ile/ve/değil/yerine YOK(LUK) BİLİNCİ/MAHVİYET
    ( Önceki alçakgönüllüklerin bellekte bulunduğu, anımsandığı alçakgönüllülük. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Önceki alçakgönüllüklerin bellekte bulundurulmadığı, unutulduğu alçakgönüllülük. )
    ( Takvâ. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Verâ. )
    ( Ebru sanatı )

    - Antlaşmazlıkları unut ve SUS!!!

    - ARZU/İSTEK ile SEÇME OLANAĞI
    ( Arzu ve korkuyla hareket etmek bağımlılıktır, sevgiyle hareket etmek ise özgürlüktür. )
    ( Sevgi seçici değildir, arzu seçicidir. )
    ( Arzu geçmişe, korku geleceğe yöneliktir. )
    ( Arzulardan ve korkulardan kurtulun, görüşünüz birdenbire berraklaşacak ve herşeyi olduğu gibi göreceksiniz. )
    ( Arzunun sahte olarak tanınması ile arzudan kurtulmuşluk kendiliğinden gelir. )
    ( Unutmak zorunda değiliz; arzu ve korku son bulunca, tutsaklık da biter. )
    ( İç değerinizi bilmelisiniz, ona güvenmelisiniz ve günlük yaşantınızda arzu ve korkularınızı feda ederek bunu belirgin kılmalısınız. )
    ( Arzuladığınız şeyde mutluluk yoktur. [Mutluluk sizdedir!] )
    ( Gerçek olmayanı yaratan imgelemedir, onu devam ettiren ise arzudur. )
    ( İmgeleme ve arzunun son bulmasıyla birlikte varlık da sona erer ve şu ya da bu oluş saf varoluşla kaynaşıp birleşir, ki onu tarif olanaklı değildir, o ancak yaşanabilir. )
    ( Kişisel arzularınızı terk edin ve böylece tasarruf edilen gücü dünyanın değişmesi yolunda kullanın! )
    ( Eğer arzularınız güçlü ve gerçeklerse, gerçekleşmek üzere hayatınızı yoğurup şekillendireceklerdir. )
    ( Kendini-bilmek için, herşeyin, arzudan doğmuş imgeleme olduğunu fark etmek gereklidir. )
    ( Zihin arzudan azade ve rahat olmalıdır. )
    ( Anlayan bir zihin, arzulardan ve korkulardan azâdedir. )
    ( Arzudan ve korkudan kurtulmak sizi öyle korkutmasın. Bu hepinizin bildiğinden öylesine farklı, çok daha yoğun ve ilginç bir hayat yaşayabilmenizi sağlayacaktır; öyle ki siz her şeyi kaybetmekle, gerçekten her şeyi kazanmış olursunuz. )

    - AŞIRI/LIK ve/<> EKSİK/LİK
    ( YARASA: "Güzelliğim" "fazla görülmesin" diye gece uçarmış. KUĞU: Güzelliğini sergilemekten, su içmeyi bile boşvererek/unutarak susuzluktan ölmüş. )
    ( Aşırı gidersen tersi olur. )

    - AŞK ile/ve/||/<>/> ŞİİR
    ( ... İLE/VE/||/<>/> Birinin unuttuğunu, öbürüne unutturmayan söz. )
    ( Aşk (bile), şiirin bahanesidir. )

    - AVUNÇ ile/ve/||/<> AVUNTU
    ( Acının hafiflemesi ya da unutulması. Teselli. İLE İnsanı avutan şey. )

    - AYRILIKLARDA, UNUTABİLMEK İÇİN:
    ZAMAN
    ile/ve/ya da BAŞKA BİRİ
    ( Ayrılıklar umutsuzluğa düşürmesin. Bir daha buluşmak için bir elveda gereklidir. )
    ( Buluşmak, dost olanlar için kaçınılmazdır. )

    - BARIŞMAK ile/ve UNUTMAK

    - BAZI ŞEYLERİ:
    UNUTMAYA ÇALIŞMAK
    ile/değil/yerine/>
    HİÇ YAŞAMAMAK/YAŞAMAMAYA ÇALIŞMAK


    - BELLEĞİNDEN SİLMEK ile/ve/> ETKİSİNDEN/"BÜYÜSÜNDEN" KURTULMAK

    - BİLİMBİREYİ ile/ve/değil/yerine DOĞA FİLOZOFU
    ( Bugünkü anlamda "Bilim" sözcüğünün kullanımı ilk kez ancak 1837 civarında kullanılmaya başlanmıştır. Dolayısıyla 1837 öncesi uğraşlara "doğa felsefesi" ve bu alanda çalışma yapanlara "bilimkişisi" değil "doğa filozofu" tanımı kullanılmaktadır. )
    ( Âlimin ölümü, âlemin ölümü gibidir. )
    ( ... ile/ve/değil PERİPATETİK | MEŞŞAİ )
    ( Görüşmelerimiz sırasında, ... tutarlı bir biçimde, "bilgi insanı" sözcüklerini kullanıyor ya da bu kavrama göndermeler yapıyordu. Ama bununla ne demek istediğini hiç açıklamamıştı. Bunu, ona sordum.

    "Bilgi insanı, öğrenimin zorluklarına katlanmayı göze almış kimsedir," diye yanıtladı. "Acele etmeden, bocalamadan, erk ve bilgi gizlerinin sökülmesi, çözülmesi yolunda, gidebileceği son aşamaya varmış olan bir kişidir."

    "Her isteyen, bilgi insanı olabilir mi?"

    "Hayır, herkes olamaz."

    "Bilgi insanı olmak için insan ne yapmalıdır öyleyse?"

    "Dört doğal düşmanına meydan okuyup onları yenmelidir."

    "O dört düşmanını yenen bir kişi, bilgi insanı olur mu?"

    "Evet. Ancak, dört düşmanının her birini yenebilen kişiye, 'bilgi insanı' denir."

    "Bu düşmanları yenen herkes, 'bilgi insanı' olur mu?"

    "Hepsini yenen herkes, 'bilgi insanı' olur."

    "Bu düşmanlarla savaşıma geçmeden önce, yapılması gereken başka şeyler yok mudur?"

    "Yoktur. Her isteyen, bilgi insanı olmayı deneyebilir ama çok azı gerçekten başarır bu işi -doğal bir şey bu-. Bilgi insanı olma yolunda karşılaşılan düşmanlar, gerçekten korkunç şeylerdir; çoğu kişi, yenik düşer onlara."

    "Nasıl düşmanlar bunlar, ... ?

    Düşmanlar konusunda konuşmak istemedi. Bu konuyu anlamam için daha çok zaman olduğunu söyledi. Sözü değiştirmemek amacıyla benim bir bilgi insanı olup olamayacağımı sordum. Bunu kimsenin kestiremeyeceğini bildirdi. Ama bir bilgi insanı olup olamayacağımı gösteren herhangi bir ipucu bulunup bulunmadığını ısrarla sorunca, bunun, o dört düşmanla savaşımımın sonucuna bağlı olduğunu -onları yenebiliyor muyum yoksa onlara yeniliyor muyum- ama o savaşımın sonucunu şimdiden bilmesinin olanaksızlığını belirtti.

    "Savaşımın sonucunu görebilmek için büyü yapmak ya da fala bakmak olanaklı mıdır?" diye sordum. Hiçkimsenin, ne araç kullanırsa kullansın, bu savaşımın sonucunu önceden bilemeyeceğini, kesin bir dille anlattı. Neden olarak da bilgi insanı olmanın, geçici bir şey olduğunu gösterdi. Bu noktayı açıklamasını istediğimde, yanıtı şöyle oldu:

    "Bilgi insanı olmak sürekli değildir! Bir kişi, tam olarak bilgi insanı olamaz. Ancak, çok kısa bir an için olunuverir. Dört düşmanı yendikten sonra!"

    "Söylesene, nasıl düşmanlar bunlar?"

    Yanıt vermedi. Yine üsteledim ama konuyu değiştirdi ve başka şeyler anlatmaya başladı.

     

    ( Ertesi gün... )

     

    Gitmeye hazırlanıyorken, birden, bilgi kişininın düşmanlarını yine sormak geldi içimden. Uzun süre uzakta kalacağımı, söyleyeceklerini yazarsam, bu konuları düşünme fırsatıını bulabileceğimi anlatarak onu ikna etmeye çalıştım.

    Bir süre, ikircikli, bekledi; sonra konuşmaya başladı:

    "Bir kişi, öğrenmeye başlayınca, amaçlarının neler olduğunu kesin olarak bilmez. Başka bir niyeti vardır, amaçları belirgin değildir. Hiçbir zaman gerçekleşemeyecek ödüller ummaktadır. Çünkü, öğrenmenin "zorluklarını" bilmiyordur henüz."

    "Yavaş yavaş öğrenmeye başlar -önceleri azar azar, sonra da büyük parçalar halinde-. Çok geçmeden, düşünceleri çatışır. Öğrendiği şey, umduğu, düşlediği gibi çıkmamıştır; bu durum, onu korkutur. Öğrenim, hiç de beklendiği gibi olmamıştır. Öğreniminin her adımı, yepyeni görevler yükler kişiye; kişinin korkuları, acımasızca birikir, baş kaldırır. Bir savaş alanına döner yaşamı.

    "İşte, doğal düşmanların birincisiyle böyle karşılaşılır: Korkuyla! Yenmesi güç, hain, korkunç bir düşmandır korku. Tüm yol boyunca saklanır, ummadığın yerlerde, sinsi sinsi bekler seni. Eğer, onu karşında gördüğün zaman, kaçmaya başlarsan, unut artık bilgiye ulaşmayı."

    "Korkup kaçan kimseye ne olur?"

    "Bir şey olmaz. Ama öğrenemez bir daha. Korkusunu göğüslemesi, korkusuna karşın, öğrenme yolunda, bir adım daha ilerlemeyi göze alması gerekir. Bir adım daha, bir adım daha. Korkuyla dolmalı... Evet! Ama korksa da ilerlemeyi sürdürmeli, durmamalı! Bu işin yöntemi böyledir! Bu birinci düşmanın, pes edeceği bir an gelecektir. Kişiye, güven duygusu gelir. Niyeti daha da güçlenir. Öğrenmeyi, öyle korkutucu bir şey gibi görmez artık."

    "Bu sevinçli an gelince, birinci doğal düşmanını yendiğini çok iyi bilir kişi."

    "Hemen mi olur bu, yoksa, azar azar mı?

    "Azar azar olur ama korkusunun kaybolması çabuk olur. Birdenbire olur."

    "Ama yeni bir şeyler gelirse başına, yine korkmaz mı kişi?"

    "Hayır. Korkusunu, bir kez yitirmeyegörsün. Kişi, artık yaşamında korku nedir bilmez. Korkunun yerini, zihin berraklığı alır -korkuyu silen bir zihin berraklığı-. Artık, o kişi, ne istediğini biliyordur; o isteklerini nasıl doyuracağını da biliyordur. Yeni öğrenimleri kazanmak için adımlarını nasıl atması gerektiğini sezer; her şey apaçık çıkmıştır ortaya. Artık, hiçbir şey saklı değildir bu kişiden."

    "Bu da, ikinci düşmanın karşısına çıkarır onu: Berraklık! Ulaşılması, o denli zor olan zihin berraklığı, korkuyu kovar ama kör eder insanı aynı zamanda."

    "Kişinin, kendinden kuşku duymasına yol açar, istediği şeyi yapabileceği inancını verir ona. Çünkü, o kişi, artık, herşeyi apaçık görebilmektedir. Berraklığın yüreklendirdiği kişi, bir türlü durmak bilmez. Ama büyük bir hata yapmaktadır. Bu işin, bir eksik yanı vardır. Kişi, kendini bu sözde erke bırakırsa, ikinci düşmanına boyun eğmiş sayılır. Ve öğrenme diye bir şey kalmaz. Sabırlı olması gereken yerde aceleci olacak ya da acele edilmesi gereken yerde sabırlı olmayı yeğleyecektir. Zaman gelecek, artık, yeni bir şey öğrenme yetisini yitirecektir."

    "Bu tür bir yenilgiye uğrayan kişiye ne olur? Ölür mü?"

    "Hayır, ölmez. İkinci düşmanı, bu kişinin, bir bilgi insanı olma çabasını kösteklemiştir; artık, bu kişi, bilgi insanı olmayı istemek yerine, devingen, kıvrak bir savaşçı olmayı yeğleyebilir. Ya da soytarı olmayı. Ne var ki, kendine pek pahalıya mal olan o berraklık, hiçbir zaman karanlığa ve korkuya dönüşmeyecektir. Yaşam boyunca, her şeyi açıkça görecektir ama yeni bir şey öğrenemeyecektir, öğrenme özlemi çekmeyecektir."

    "Ama yenilmemek için yapabileceği bir şey yok mudur?"

    "Korkuyu nasıl aşmışsa yine öyle yapmalıdır. Berraklığa, meydan okumalıdır. Elde ettiği berraklığı, önünü daha iyi görüp yeni adımlarını ona göre atmak için kullanmalıdır. En önemlisi de, berraklığının, bir yanlışlık sonucu ortaya çıktığını düşünmelidir. Ve öyle bir an gelecektir ki, bu berraklığın, gözleri önündeki bir noktadan başka bir şey olmadığını anlayacaktır. Böylece, ikinci düşmanını da yenmiş olacaktır. Artık, hiçbir şeyin, ona zarar veremeyeceği bir yere ulaşacaktır. Bu, bir hata olmayacaktır. Bu, gerçek bir erk(güç) olacaktır."

    "Bu yere ulaşınca, ardından koştuğu erke, sonunda kavuştuğunu bilecektir. Ne isterse yapar artık bu erkle. Dostu, onun buyruğundadır artık. Ne isterse, yasa odur. Çevresinde ne varsa görmektedir. Ne var ki, üçüncü düşman dikiliverir karşısına: Erk!

    "Düşmanların en güçlüsüdür erk. En doğal şey, ona boyun eğmektir. Öyle ya... O kişinin buyruğunda değil midir erk!? Buyurur; kimi sakıncaları göze ala ala, kendi yasalarını, kendi yapar. Çünkü, buyruk ondadır."

    "Bu durumdaki biri, yaklaşmakta olan üçüncü düşmanın, pek farkına varmaz. Bir bakmışsın, birdenbire, haberi bile olmadan yitivermiş savaşımı. Düşmanı, onu, kıyıcı, tutarsız bir adam haline getirivermiş..."

    "Erkini yitirir mi?"

    "Hayır, berraklığını da erkini de hiçbir zaman yitirmez."

    "Bilgi kişinindan farkı nedir, öyleyse?"

    "Kendi erkine yenilen bir kişi, onu, doğru dürüst yönlendiremeden ölür gider. Yazgısının üstüne, yük gibi biner erki. Böyle biri, kendini yönetemez ve bilmez erkini, ne zaman ya da nasıl kullanması gerektiğini."

    "Bu düşmanlardan birine yenilirsen, bu kesin bir yenilgi mi demektir?"

    "Evet, kesin yenilgi olur bu. Bu düşmanlardan biri, insanı yenmeyegörsün, artık yapılabilecek bir şey kalmaz."

    "Örneğin, erke yenilen bir kişi, yanlışını görerek, durumu düzeltebilir mi?"

    "Düzeltemez. Bir kere yenilmeyegörsün, işi bitmiştir artık."

    "Ya geçiciyse erke aldanması; ya erki teperse zamanında?"

    "Savaşım sürüyor sayılır o durumda. Hâlâ 'bilgi insanı' olmaya çalışıyor demektir bu. Artık, hiç çabalamıyorsa, kendini koyuverirse yenilmiş olur bu kişi ancak."

    "Ama bir insan yıllarca korkuya yenik düşebilir ve sonunda korkusunu yenebilir."

    "Hayır, doğru değildir bu. Korkuya kapılırsan, korkuyu yenemezsin; çünkü, öğrenmekten ürküyorsundur, öğrenmek için çaba göstermiyorsundur. Ama korkusunun içinde yıllar boyunca sürdürürse öğrenme çabasını, ola ki, korkusunu yenebilir. Çünkü, kendini, korkuya tümüyle bırakmamıştır."

    "Üçüncü düşmanı nasıl yeneriz?"

    "Ona karşı çıkarak. Bile bile... Kendimizin olmadığını kavrayarak. Tüm öğrendiklerimizi, dikkatle ve inançla kullanarak, sürekli olarak sınırlarımızı zorlamayarak... Kendimizi denetleme durumunda, berraklığın ve erkin, hatalardan da kötü olduğunu görebilirsek, her şeyi denetimimiz altında bulundurduğumuz bir noktaya erişebiliriz. İşte, o noktada, erkimizi nasıl ve ne zaman kullanabileceğimizi biliriz. Üçüncü düşmanı böylece yenmiş oluruz."

    "Bu da kişiyi, öğrenim yolculuğunun sonuna getirir. Bir de ne görürsün! Sonuncu düşman, karşına dikilmiş durmaktadır: Yaşlılık! Düşmanların en acımasızıdır bu. Hiçbir zaman, tümüyle yenemeyeceğimiz bir düşman... Sürekli olarak savaşıp uzak tutmaya çalışmaktan başka yapılacak bir şey yoktur."

    "İşte, bu dönemde, kişi, hiçbir şeyden korkmaz; zihni berraktır, sabırsız değildir -tüm erkleri denetimi altındadır-. Ne var ki, bu dönem, aynı zamanda, boyun eğmeyen bir dinlenme isteğinin ortaya çıktığı bir dönemdir. Bir yere uzanmak, unutmak isteğine bırakırsa kendini; yorulur yorulmaz, sürdürdüğü çabayı bırakırsa, son olanağını kaybetmiş olur. Titrek, yaşlı bir yaratık durumuna sokuverir onu düşmanı. Çekilme arzusu, tüm berraklığını, erkini ve bilgisini bastırır."

    "Ama kişi, silkinir de yorgunluğundan sıyrılır, yaşamının gereklerini sürdürürse, bu son yenilmez düşmanıyla savaşımda bir an bile olsa başarılı olursa, işte o zaman 'bilgi insanı' olmuş demektir. Berraklığın, erkin ve bilginin egemen olduğu bu an, yeterlidir onun için." )

    - BİLMEK ile/ve/<> FARKINDALIK
    ( Su. İLE/VE/<> Elektrik. [Herhangi birini tercih edemezsiniz. İkisi de aynı anda olmak durumundadır.] )
    ( Her gün, bir şey öğrenmek. İLE/VE/<> Her gün, "zihnimizdeki" bir bilginin/kaydın (daha) gitmesine, unutulmasına fırsat vermek. )
    ( Bilme; olma ve sevme'nin de yanısıra gerçek doğamızın bir yansımasıdır. )
    ( Yalnızca, eyleyenler bilirler, bilenler de eylerler. )
    ( İdrak edeceğiz ki, bilmek, sevmektir; sevmek de bilmektir. )
    ( Farkındalık, tüm zamanı ve uzayı içerir. )
    ( Kişi, bilmediğini ayağının altına alsa, başı, göğe erer. )
    ( Bilmek, belirlemektir. )
    ( Knowing is a reflection of your true nature along vs. being and loving.
    Awareness contains all space and time. )

    - BIRAKMAK ile/ve/değil UNUTMAK

    - BİRLİKTE OLMAYALIM!:
    SEVMEDİKLERİMİZLE
    ve/||/<> "UNUTAMADIKLARIMIZLA"

    - BUNALMA ile BUNAMA/ATEH

    - CEHÂLET ile/ve/<>/> DALGI/GAFLET
    ( Kişinin, eşyanın hakikatine ilişkin bilgisizliği. İLE/VE/<>/> Kişinin, kendi hakikatine ilişkin bilgisizliği. )
    ( Eden kendine eder; yapan bulur ve çeker. Sürekli anımsa! Kazanmak, koca bir yaşam ister. Kaybetmeye ise anlık gaflet yeter. )
    ( [giderilebilir!] Tâlimle. İLE/VE/<>/> Tenbihle. )

    - CESARET ile/ve/||/<>/> GÜÇ ile/ve/||/<>/> MUTLULUK
    ( En kısa sürede özür dileyerek. İLE/VE/||/<>/> En kısa sürede affederek. İLE/VE/||/<>/> En kısa zamanda unutarak. )

    - ÇOK ÇEŞİTLİ/FARKLI ŞEYLERİ BİLMEK ile/ve/<> BİLDİĞİ(N) KONUDA ÇOK ÇEŞİTLİ/DERİN ŞEYLERİ BİLMEK
    ( Okyanusun yüzeyini görüp de alttaki derinliği ve ucsuz bucaksızlığı tümüyle unutma! )

    - DİYABET ile/ve/||/<> ALZHEIMER
    ( Washington Üniversitesi’nde yürütülen bir çalışma, kan şekerindeki yükselmenin, Alzheimer hastalarında rastlanılan amyloid beta kaynaklı plak oluşumunu da tetiklediğini ortaya çıkardı. Böylece, diyabet ile Alzheimer arasında doğrudan bir bağ olduğu kesinleşti.

    Ayrıntıları için burayı tıklayınız... )

    - EHLİYETE, KISMÎ/TAM ENGEL OLABİLECEKLER:
    CİNNET
    ile/ve/||/<> SAĞIRLIK ile/ve/||/<> UNUTMA(NİSYAN) ile/ve/||/<> UYKU ile/ve/||/<> SARA ile/ve/||/<> HASTALIK(MARAZ) ile/ve/||/<> SAKATLIK(MALÛLİYET) ile/ve/||/<> BUNAMA(ATEH) ile/ve/||/<> CEHİL ile/ve/||/<> SARHOŞLUK(SEKİR) ile/ve/||/<> HAFİFLİK(HEZEL) ile/ve/||/<> İSRAF ile/ve/||/<> ESÂRET ile/ve/||/<> ENGEL(ZECİR) ile/ve/||/<> YOLCULUK(SEYAHAT)

    - EKİN/KÜLTÜR ile/ve/<> BİLİNÇDIŞI
    ( Kültür: Unuttuklarından, geri kalan. )

    - EKVADOR ile/ve/<> GALAPAGOS ADALARI
    ( ... İLE/VE/<> Ekvador'un yaklaşık 1000 km. açığında, Büyük Okyanus'tadır. )
    ( ... İLE/VE/<> Rastgele serpiştirilmiş gibi duran ve irili ufaklı, 42 adadan oluşmaktadır. En büyük adası Isabela, en küçük adası ise Plazasur'dur.[13 km²] )
    ( ... İLE/VE/<> Ekvador Cumhuriyeti'nin bir ilini oluşturmaktadır.[Yönetim merkezi, San Cristobal adasında yer alan Puerto Baquerizo'dur.] )
    ( ... İLE/VE/<> Adaların tamamı volkaniktir. En büyüğü olan Isabella üzerinde, 2000'den fazla sönmüş yanardağ bulunmaktadır. Ferdinanda adasında, 1977'den beri 53 adet volkanik patlama tespit edilmiştir. )
    ( ... İLE/VE/<> İspanyolca'da, Kaplumbağa anlamına gelmektedir. )
    ( ... İLE/VE/<> Jeolojik yaşları, 70.000 - 3 milyon yıl arasında değişmektedir.[Daha genç olanlarda, toprak rengi daha koyudur.] )
    ( ... İLE/VE/<> 1535 yılında, Panama Psikoposu Thomas de Berlanga tarafından, yollarını kaybederek tesadüfen keşfedilmiştir. Daha sonra unutularak korsanların ve ne yazık ki, balina avcılarının barınağı olmuş. 1932 yılında ise Albay Hernandez komutasındaki bir Ekvador Birliği, adaları, Ekvador topraklarına katmıştır. 1959 yılında ise, ulusal parka dönüştürülmüştür. )
    ( ... İLE/VE/<> Kuzey ve Güney'inde farklı iklimler sürmektedir. )
    ( ... İLE/VE/<> Etobur yırtıcı hayvan bulunmadığında, dünyanın hiçbir yerinde bulunmayan türler, bugüne kadar bu coğrafyada yaşamını sürdürmüştür. Hiçbiri, insanı düşman olarak algılamamakta ve insandan korkmamaktadır. )
    ( ... İLE/VE/<> İnsan yerleşimi, tüm adaların yüzölçümünün sadece %4'ü ile sınırlıdır.[Adaya giden turistler, ya 8 - 100 yolcu alabilen 80 gemiden birine binip 5 - 7 günlük adalar turuna çıkmaktadır ya da Santa Cruz adasındaki turistik merkez Puerto Ayora liman kentinde kalıp günlük turlara katılabilmektedir.] )
    ( ... İLE/VE/<> Charles Darwin, bilimsel araştırma ve gözlemlerini bu adalardan bazılarında yapmıştır. )
    ( ... İLE/VE/<> Soğuk suları, mercan oluşumuna izin vermemektedir ve çok zengin bir dirimsel[biyolojik] çeşitlilik bulunmamaktadır. )

    - EN CESUR ve/||/<> EN GÜÇLÜ ve/||/<> EN MUTLU
    ( İlk özür dileyen. VE/||/<> İlk affeden. VE/||/<> İlk unutan. )

    - EZHEL ile EZHER
    ( Pek dalgın ve unutkan. Gaflette çok bulunan. İLE Pek beyaz, güzel ve parlak. )

    - FELSEFE ve/||/<> AŞK ve/||/<> SANAT
    ( "Evet!" diyememektir. VE/||/<> "Hayır!" diyememektir. VE/||/<> Soruyu anımsayamamaktır. )

    - GİRDAP ile/değil SUALTI AKINTISI
    ( Sualtı akıntıları kıyı boyunca herhangi bir yerde oluşabilir. Eğer belinize kadar suya girmiş halde orada duruyorsanız ve akıntının içine göğsünüze kadar girdiyseniz, sualtı akıntısı sizi kaparak açık denize doğru sürükleyebilir. Elbette genellikle yüzmeyi bilmeyen kişiler bunu yapıyor – bir yerde durarak kendi kendilerine eğleniyorlar. Hiçbir koşul altında kişilerden uzakta denize girmeyin ve tabii ki kırmızı bayraklara ve kumsalda bulunan uyarı işaretlerine dikkat edin.

    Bir sualtı akıntısına kapılırsanız ne yapmanız gerekir?

    1. Paniklemeyin!

    Panik durumunda hareketlerimiz kendimizi koruma içgüdüsü tarafından kontrol edilir ve akıllıca kararlar almak daha zor bir hale gelir. Sualtı akıntısına kapıldığınız zaman gerçekten ne yapmanız gerektiğini biliyorsanız kurtulma olanağınız vardır.

    2. Gücünüzü koruyun!

    Kıyıya yüzmeye çalışarak akıntıya karşı mücadele etmeyin! Ne yazık ki bu tüm enerjinizi tüketmekten başka bir işe yaramayacaktır. Kıyıya doğru yüzmek yerine kıyıya paralel yüzün. Eğer sualtı akıntısı dar ise [5 metreye kadar], çok çabuk bir şekilde akıntıdan kaçabilirsiniz.

    3. Sualtı akıntısı geniş ise [20 metre ya da daha fazla] ne yapmalı?

    Bu durumda, kurallara uyarak kıyıya paralel bir şekilde yüzseniz bile kaçmak çok kolay olmayacaktır. Ancak yine de kurtulamadığınızı fark ettiğiniz an paniklemeyin! Sadece rahatlayın, çünkü ters akıntı çok uzun sürmeyecektir; yaklaşık 5 dakika içinde duracaktır. Durduğu zaman, ilk olarak kıyıya paralel bir şekilde 50-100 metre yüzün ve daha sonra kıyıya doğru yüzün. Eğer doğrudan kıyıya yüzmeye çalışırsanız, akıntının her zaman aynı noktada tekrar başlama olasılığından dolayı tekrar akıntıya kapılabilirsiniz.

    Unutmamanız gereken önemli şeyler var!

    1. Bir sualtı akıntısı sizi asla dibe çekmez.

    Sualtı akıntıları, girdaplarla aynı şey değildir. Sizi su yüzeyi boyunca çekerler ancak asla denizin dibine çekmezler.

    2. Bir sualtı akıntısının genişliği her zaman sınırlıdır.

    Genellikle genişlikleri 50 metreden fazla olmaz. Çoğunlukla 10-20 metreyi geçmezler. Kıyı boyunca 20-30 metre yüzdüğünüz zaman güvenli bir şekilde akıntıdan çıkabilirsiniz.

    3. Bir sualtı akıntısının uzunluğu her zaman sınırlıdır.

    Su akışı her zaman nispeten hızlı bir şekilde zayıflar ve dalgaların pik yaparak kırılmaya başladıkları noktada sonlanır. Sörfçüler bu bölgeye “Hat” derler; genellikle kıyı şeridinden itibaren 100 metreden daha ileride olmazlar. )

    - GÖRMEK ile/ve/<> BİLMEK
    ( Görüyorum demek göz ile değil, Biliyorum demek dil ile değil! )
    ( Duyduğumu unuturum, gördüğümü anımsarım, okuduğumu anlarım. )

    - Harcadıklarını/tükenenleri unut ve SUS!!!

    - HASENE(İYİ) ile SEYYİE(KÖTÜ)
    ( İyiyi murad edenler memnun olacaktır, kötüyü murad edenler lâyıkını bulacaktır. )
    ( Allah yoluna giden kişiler, kendilerine yapılan kötülüğü ve kötülük yapanları, bir de kendilerinin başkalarına yaptıkları iyilikleri unuturlar. Fakat kendilerinin yaptığı kötülükleri ve kendilerine yapılan iyilikleri unutmazlar. )

    - HİÇ BİLMEMEK ile ANIMSA(YA)MAMAK
    ( Anımsanacak neyi unuttum? )

    - HİÇKİMSE...
    ( * ... varoluşundan şüphe edemez ve varoluşunu inkâr edemez.
    * ... olmak, konuşmaya başlayana kadardır.
    * ..., kimsenin, düşüncesini/niyetini okuyamaz.
    * ..., hiçkimsenin, neyi bilip bilmediğini, isteyip istemediğini ya da yapıp yapamayacağını, hiçbir zaman, zemin ve koşulda bilemez.
    * ...'nin diline ve dinine, dil uzatmamalı!
    *...'nin iç dünyasına karışma; hiçkimseyi, iç dünya karıştırma; hiçkimseye iç dünyanı "tamamen" açma!
    * ..., bir şeyin sonucunu, önceden, kesin olarak bilemez.
    * ...ye, bir şey öğretmeye çalışmamalı fakat düşünmelerine aaracı olabiliriz.
    * ..., kimseyle kıyaslanamaz ve ölçülendirilemez.
    * ..., hiçkimseye benzetilemez/benzetilmemeli!
    * ..., hiçkimseyi yargılayabilecek kadar kusursuz değildir.
    * ..., "idâre edilmek"ten hoşlanmaz.
    * ..., değişime karşı değildir. (Yeter ki, ucu, kendine dokunmasın.)
    * ..., "Bulunmaz Hint kumaşı" değildir!
    * ...'nin terazisi, bir başkasını tartmaya yetmez!
    * ..., hiçkimseyi/e övmemeli, küsmemeli, yakınmamalı, suçlamamalı![olgunluğun gereği ve göstergelerindendir.]
    * ...'yi, başkalarının "anlattıklarıyla" yargılamamalı!
    * ...'ye, güvenmemek değil yanlışta olana, yanlış yapana ikinci kez güvenmemek!
    * ...'yle, ikinci kez tanışamayız.
    * ... ile fazla yüz-göz olmaya değmez/gelmez.
    * ..., kendi için rahmet okuyamaz.
    * ..., kendinden daha zengin olamaz.
    * ..., kendi değerini bilmezsen/ortaya çıkarmazsan, senin/onun değerini bil(e)mez.
    * ..., dirseğini yalayamaz.
    * ..., gölgesinin dışına zıplayamaz.
    * ..., kendini gıdıklayamaz.
    * ..., ayak parmaklarından birini ötekilerden ayrı olarak bükemez.
    [Biri bükülmek istendiğinde hepsi bükülür.]
    * ..., aramadığını bulamaz, doldurmadığını boşaltamaz, sahip olmadığı şeyden vazgeçemez, bulunmadığı yeri terk edemez.
    * ..., duymak istemeyen kadar sağır, görmek istemeyen kadar kör, anlamak istemeyen kadar âciz, yapmak istemeyen kadar âtıl olamaz!
    * ..., unutmak istediği bir şeyin fotoğrafını çekmez.
    * ..., kızdığında, kendini/özünü saklayamaz.
    * ..., başka bir kişinin, iki dudağının ötesinde/berisinde değildir.
    * ..., yalnızken, dengede değildir.
    * ..., düşünürken, düşündüğünden daha tehlikeli bir şeyi düşünemez
    * ..., üçüncü kişi olmayı kabul etmez/edemez![Üç kişi biraradaysa, bir kişi orayı terk etmelidir!]
    * ..., başarı merdivenini, elleri cebinde tırmanmamıştır.
    * ..., başkasının donunu/külodunu giymez.
    * ..., bazı durum/koşullarda, bize yardımcı olamaz.
    * ..., kısa kısa konuşurken/yazarken, uzun uzun düşünmüş/düşünüyor olamaz.
    * ..., hepimiz kadar akıllı değildir/olamaz.
    * ...nin, "Ahhh"ını alma!
    * ...ye, sürekli "toplarsa", hiçbir şey yetmez.[Sürekli paylaşırsa/k da herkese yeter!]
    * ..., sürekli olarak ve herşeyi kazanamaz fakat görülmesi gerekeni görebilirse herşeyde ve sürekli kazançlı çıkabilir.
    * ..., bazı/çoğu düşünce/söz/yer vs., hiçkimseye ait olmadan, herkesindir!
    * ..., hiçkimseye tamamen tâbi değildir, olamaz, olmamalıdır da.
    * ..., üretimden çekilip tüm geleceğini, bir kişinin(adamın/kadının) "buluncuna(vicdanına)", "aşkına", (")samimiyetine("), bir gün, aklının karışmasına ve yanılgılarına bırakmamalıdır.
    * Felsefe, ...'nin, itibar edip etmemesine, itibar etmeyendir/etmemektir.
    * AŞK'I, ÂŞIKLAR BİLİR [Başka da kimse bilemez.]
    * Zaman, hiçkimse için durmaz. )

    - HİCRÂN değil/yerine/= AYRILIK [bkz. FIRAK, FÜRKAT, İFTİRÂK] | UNUTULMAZ ACI, KEDER, İÇ ACISI

    - İFSÂH[< FASÂHET] ile İFSÂH[< FÜSHAT] ile İFSÂH[< FESH]
    ( Açık ve düzgün söz söyleme. İLE Açma, genişletme. İLE Unutma, akıldan çıkarma, ihmal etme. )

    - İHÂNET değil/yerine/>< SADÂKAT
    ( Sözler verilir, sözler unutulur; gün gelir, ihânet eden, sadâkat ister. )

    - İKİ KİŞİ ARASINDAKİ İYİLİK KURALLARI:
    BİRİNİN
    ve/||/<> ÖTEKİNİN
    ( Verdiğini, hemen unutması. VE/||/<> Aldığını, hiç unutmaması. )

    - İLİŞKİ ile/ve GEÇİŞ
    ( Geride kalanı unutmadan ilerlemek olanaklı değildir. )

    - İLK:
    ÖZÜR DİLEYEN
    ve/<>/|| AFFEDEN ve/<>/|| UNUTAN
    ( En cesurdur. VE/<>/|| En güçlüdür. VE/<>/|| En mutludur. )

    - İLM-İ ZÂHİR ile/ve/<> İLM-İ BÂTIN ile/ve/<> İLM-İ LEDÜN
    ( İlimler üç bölüktür.
    - Sülûk yoluyla elde edilen ilim.
    - Keşfe dayanan ilim.
    - Sırra bağlı ilim.[Hiçbir şekilde belirtilmez.] )
    ( Ledün ilmi, bilineni unutma ilmidir. )
    ( Ledün ilmi, öğrenmek değil, unutma ilmidir. )
    ( Bildiklerimizi unıta unuta, ilimsiz bir ilim zuhur eder. )
    ( Bilip unutacağız, sıra kendimize gelecek. Kendimizi de, önce bileceğiz, sonra unutacağız. )
    ( Bugünkü Cennet-i İrfâna dahil olsalar uşşak, Yarınki va'dolan hûri veyâ gılmanı neylerler... )
    ( Su. İLE/VE/<> Saf su gibidir. )
    ( Su. İLE/VE/<> Süt. )

    - İSTİGRÂK[< GARK] değil/yerine/= DALMA, İÇİNE GÖMÜLME | KENDİNDEN GEÇİP DÜNYAYI UNUTMA | BOĞULMA | FAZLA ABARTMA [bkz. GULÜVV]

    - İYİLİK:
    BAŞKASINA YAPTIĞIMIZ
    ile/ve/||/<> BİZE YAPILAN
    ( Unutalım! İLE/VE/||/<> Unutmayalım! )

    - KANIT ile KANIT[< KUNÛT]["ka" uzun okunur] ile KANİT[< KUNÛT]["ka" uzun okunur]
    ( Bir şeyin doğruluğu/gerçekliği konusunda kanı verici belge/öğe, delil. İLE Ümidi tamamen sönmüş, ümitsiz, kederli. İLE İtaatli, bağlı, dindar. )

    - KEMÂL'İ TAHSİL ve GÜZEL'İ MÜŞÂHEDE
    ( Kemâlât, geçtiğimiz yolu unutmayıp, oraya kişileri götürmek üzere geri dönmektir. )

    - KENDİNDE, KENDİNİ BİLMEK ile/ve KENDİNE, HESABINI VERMEK
    ( Aşk. İLE/VE Tefekkür. )
    ( Kişi, ne yaparsa kendi yapar, kendine yapar. )
    ( Eden kendine eder; yapan bulur ve çeker. Sürekli anımsa! Kazanmak, koca bir yaşam ister. Kaybetmeye ise anlık gaflet yeter. )

    - KENDİNİ "UYUTMAK" ile/ve/<> KENDİNİ UNUTMAK

    - KENDİNİ GELİŞTİRMEK ile/ve/<> UNUTMAK

    - KENDİNİ UNUTMAK ile/ve KENDİNİ ADAMAK
    ( Duyarlılığı artırır. İLE/VE Yaratıcılığı artırır. )
    ( Kişinin kendi parçalanıp dağılmadıkça, yani muhît olmadıkça, kendinden vazgeçmez. )
    ( Bir göz açıp kapayıncaya kadarki zaman içinde, kişi, kendinden geçebilse... )

    - KORKU ve/> BERRAKLIK ve/> ERK(GÜÇ) ve/> YAŞLILIK
    ( BİLGİ İNSANI

    Görüşmelerimiz sırasında, ... tutarlı bir biçimde, "bilgi insanı" sözcüklerini kullanıyor ya da bu kavrama göndermeler yapıyordu. Ama bununla ne demek istediğini hiç açıklamamıştı. Bunu, ona sordum.

    "Bilgi insanı, öğrenimin zorluklarına katlanmayı göze almış kimsedir," diye yanıtladı. "Acele etmeden, bocalamadan, erk ve bilgi gizlerinin sökülmesi, çözülmesi yolunda, gidebileceği son aşamaya varmış olan bir kişidir."

    "Her isteyen, bilgi insanı olabilir mi?"

    "Hayır, herkes olamaz."

    "Bilgi insanı olmak için insan ne yapmalıdır öyleyse?"

    "Dört doğal düşmanına meydan okuyup onları yenmelidir."

    "O dört düşmanını yenen bir kişi, bilgi insanı olur mu?"

    "Evet. Ancak, dört düşmanının her birini yenebilen kişiye, 'bilgi insanı' denir."

    "Bu düşmanları yenen herkes, 'bilgi insanı' olur mu?"

    "Hepsini yenen herkes, 'bilgi insanı' olur."

    "Bu düşmanlarla savaşıma geçmeden önce, yapılması gereken başka şeyler yok mudur?"

    "Yoktur. Her isteyen, bilgi insanı olmayı deneyebilir ama çok azı gerçekten başarır bu işi -doğal bir şey bu-. Bilgi insanı olma yolunda karşılaşılan düşmanlar, gerçekten korkunç şeylerdir; çoğu kişi, yenik düşer onlara."

    "Nasıl düşmanlar bunlar, ... ?

    Düşmanlar konusunda konuşmak istemedi. Bu konuyu anlamam için daha çok zaman olduğunu söyledi. Sözü değiştirmemek amacıyla benim bir bilgi insanı olup olamayacağımı sordum. Bunu kimsenin kestiremeyeceğini bildirdi. Ama bir bilgi insanı olup olamayacağımı gösteren herhangi bir ipucu bulunup bulunmadığını ısrarla sorunca, bunun, o dört düşmanla savaşımımın sonucuna bağlı olduğunu -onları yenebiliyor muyum yoksa onlara yeniliyor muyum- ama o savaşımın sonucunu şimdiden bilmesinin olanaksızlığını belirtti.

    "Savaşımın sonucunu görebilmek için büyü yapmak ya da fala bakmak olanaklı mıdır?" diye sordum. Hiçkimsenin, ne araç kullanırsa kullansın, bu savaşımın sonucunu önceden bilemeyeceğini, kesin bir dille anlattı. Neden olarak da bilgi insanı olmanın, geçici bir şey olduğunu gösterdi. Bu noktayı açıklamasını istediğimde, yanıtı şöyle oldu:

    "Bilgi insanı olmak sürekli değildir! Bir kişi, tam olarak bilgi insanı olamaz. Ancak, çok kısa bir an için olunuverir. Dört düşmanı yendikten sonra!"

    "Söylesene, nasıl düşmanlar bunlar?"

    Yanıt vermedi. Yine üsteledim ama konuyu değiştirdi ve başka şeyler anlatmaya başladı.

     

    ( Ertesi gün... )

     

    Gitmeye hazırlanıyorken, birden, bilgi kişininın düşmanlarını yine sormak geldi içimden. Uzun süre uzakta kalacağımı, söyleyeceklerini yazarsam, bu konuları düşünme fırsatıını bulabileceğimi anlatarak onu ikna etmeye çalıştım.

    Bir süre, ikircikli, bekledi; sonra konuşmaya başladı:

    "Bir kişi, öğrenmeye başlayınca, amaçlarının neler olduğunu kesin olarak bilmez. Başka bir niyeti vardır, amaçları belirgin değildir. Hiçbir zaman gerçekleşemeyecek ödüller ummaktadır. Çünkü, öğrenmenin "zorluklarını" bilmiyordur henüz."

    "Yavaş yavaş öğrenmeye başlar -önceleri azar azar, sonra da büyük parçalar halinde-. Çok geçmeden, düşünceleri çatışır. Öğrendiği şey, umduğu, düşlediği gibi çıkmamıştır; bu durum, onu korkutur. Öğrenim, hiç de beklendiği gibi olmamıştır. Öğreniminin her adımı, yepyeni görevler yükler kişiye; kişinin korkuları, acımasızca birikir, baş kaldırır. Bir savaş alanına döner yaşamı.

    "İşte, doğal düşmanların birincisiyle böyle karşılaşılır: Korkuyla! Yenmesi güç, hain, korkunç bir düşmandır korku. Tüm yol boyunca saklanır, ummadığın yerlerde, sinsi sinsi bekler seni. Eğer, onu karşında gördüğün zaman, kaçmaya başlarsan, unut artık bilgiye ulaşmayı."

    "Korkup kaçan kimseye ne olur?"

    "Bir şey olmaz. Ama öğrenemez bir daha. Korkusunu göğüslemesi, korkusuna karşın, öğrenme yolunda, bir adım daha ilerlemeyi göze alması gerekir. Bir adım daha, bir adım daha. Korkuyla dolmalı... Evet! Ama korksa da ilerlemeyi sürdürmeli, durmamalı! Bu işin yöntemi böyledir! Bu birinci düşmanın, pes edeceği bir an gelecektir. Kişiye, güven duygusu gelir. Niyeti daha da güçlenir. Öğrenmeyi, öyle korkutucu bir şey gibi görmez artık."

    "Bu sevinçli an gelince, birinci doğal düşmanını yendiğini çok iyi bilir kişi."

    "Hemen mi olur bu, yoksa, azar azar mı?

    "Azar azar olur ama korkusunun kaybolması çabuk olur. Birdenbire olur."

    "Ama yeni bir şeyler gelirse başına, yine korkmaz mı kişi?"

    "Hayır. Korkusunu, bir kez yitirmeyegörsün. Kişi, artık yaşamında korku nedir bilmez. Korkunun yerini, zihin berraklığı alır -korkuyu silen bir zihin berraklığı-. Artık, o kişi, ne istediğini biliyordur; o isteklerini nasıl doyuracağını da biliyordur. Yeni öğrenimleri kazanmak için adımlarını nasıl atması gerektiğini sezer; her şey apaçık çıkmıştır ortaya. Artık, hiçbir şey saklı değildir bu kişiden."

    "Bu da, ikinci düşmanın karşısına çıkarır onu: Berraklık! Ulaşılması, o denli zor olan zihin berraklığı, korkuyu kovar ama kör eder insanı aynı zamanda."

    "Kişinin, kendinden kuşku duymasına yol açar, istediği şeyi yapabileceği inancını verir ona. Çünkü, o kişi, artık, herşeyi apaçık görebilmektedir. Berraklığın yüreklendirdiği kişi, bir türlü durmak bilmez. Ama büyük bir hata yapmaktadır. Bu işin, bir eksik yanı vardır. Kişi, kendini bu sözde erke bırakırsa, ikinci düşmanına boyun eğmiş sayılır. Ve öğrenme diye bir şey kalmaz. Sabırlı olması gereken yerde aceleci olacak ya da acele edilmesi gereken yerde sabırlı olmayı yeğleyecektir. Zaman gelecek, artık, yeni bir şey öğrenme yetisini yitirecektir."

    "Bu tür bir yenilgiye uğrayan kişiye ne olur? Ölür mü?"

    "Hayır, ölmez. İkinci düşmanı, bu kişinin, bir bilgi insanı olma çabasını kösteklemiştir; artık, bu kişi, bilgi insanı olmayı istemek yerine, devingen, kıvrak bir savaşçı olmayı yeğleyebilir. Ya da soytarı olmayı. Ne var ki, kendine pek pahalıya mal olan o berraklık, hiçbir zaman karanlığa ve korkuya dönüşmeyecektir. Yaşam boyunca, her şeyi açıkça görecektir ama yeni bir şey öğrenemeyecektir, öğrenme özlemi çekmeyecektir."

    "Ama yenilmemek için yapabileceği bir şey yok mudur?"

    "Korkuyu nasıl aşmışsa yine öyle yapmalıdır. Berraklığa, meydan okumalıdır. Elde ettiği berraklığı, önünü daha iyi görüp yeni adımlarını ona göre atmak için kullanmalıdır. En önemlisi de, berraklığının, bir yanlışlık sonucu ortaya çıktığını düşünmelidir. Ve öyle bir an gelecektir ki, bu berraklığın, gözleri önündeki bir noktadan başka bir şey olmadığını anlayacaktır. Böylece, ikinci düşmanını da yenmiş olacaktır. Artık, hiçbir şeyin, ona zarar veremeyeceği bir yere ulaşacaktır. Bu, bir hata olmayacaktır. Bu, gerçek bir erk(güç) olacaktır."

    "Bu yere ulaşınca, ardından koştuğu erke, sonunda kavuştuğunu bilecektir. Ne isterse yapar artık bu erkle. Dostu, onun buyruğundadır artık. Ne isterse, yasa odur. Çevresinde ne varsa görmektedir. Ne var ki, üçüncü düşman dikiliverir karşısına: Erk!

    "Düşmanların en güçlüsüdür erk. En doğal şey, ona boyun eğmektir. Öyle ya... O kişinin buyruğunda değil midir erk!? Buyurur; kimi sakıncaları göze ala ala, kendi yasalarını, kendi yapar. Çünkü, buyruk ondadır."

    "Bu durumdaki biri, yaklaşmakta olan üçüncü düşmanın, pek farkına varmaz. Bir bakmışsın, birdenbire, haberi bile olmadan yitivermiş savaşımı. Düşmanı, onu, kıyıcı, tutarsız bir adam haline getirivermiş..."

    "Erkini yitirir mi?"

    "Hayır, berraklığını da erkini de hiçbir zaman yitirmez."

    "Bilgi kişinindan farkı nedir, öyleyse?"

    "Kendi erkine yenilen bir kişi, onu, doğru dürüst yönlendiremeden ölür gider. Yazgısının üstüne, yük gibi biner erki. Böyle biri, kendini yönetemez ve bilmez erkini, ne zaman ya da nasıl kullanması gerektiğini."

    "Bu düşmanlardan birine yenilirsen, bu kesin bir yenilgi mi demektir?"

    "Evet, kesin yenilgi olur bu. Bu düşmanlardan biri, insanı yenmeyegörsün, artık yapılabilecek bir şey kalmaz."

    "Örneğin, erke yenilen bir kişi, yanlışını görerek, durumu düzeltebilir mi?"

    "Düzeltemez. Bir kere yenilmeyegörsün, işi bitmiştir artık."

    "Ya geçiciyse erke aldanması; ya erki teperse zamanında?"

    "Savaşım sürüyor sayılır o durumda. Hâlâ 'bilgi insanı' olmaya çalışıyor demektir bu. Artık, hiç çabalamıyorsa, kendini koyuverirse yenilmiş olur bu kişi ancak."

    "Ama bir insan yıllarca korkuya yenik düşebilir ve sonunda korkusunu yenebilir."

    "Hayır, doğru değildir bu. Korkuya kapılırsan, korkuyu yenemezsin; çünkü, öğrenmekten ürküyorsundur, öğrenmek için çaba göstermiyorsundur. Ama korkusunun içinde yıllar boyunca sürdürürse öğrenme çabasını, ola ki, korkusunu yenebilir. Çünkü, kendini, korkuya tümüyle bırakmamıştır."

    "Üçüncü düşmanı nasıl yeneriz?"

    "Ona karşı çıkarak. Bile bile... Kendimizin olmadığını kavrayarak. Tüm öğrendiklerimizi, dikkatle ve inançla kullanarak, sürekli olarak sınırlarımızı zorlamayarak... Kendimizi denetleme durumunda, berraklığın ve erkin, hatalardan da kötü olduğunu görebilirsek, her şeyi denetimimiz altında bulundurduğumuz bir noktaya erişebiliriz. İşte, o noktada, erkimizi nasıl ve ne zaman kullanabileceğimizi biliriz. Üçüncü düşmanı böylece yenmiş oluruz."

    "Bu da kişiyi, öğrenim yolculuğunun sonuna getirir. Bir de ne görürsün! Sonuncu düşman, karşına dikilmiş durmaktadır: Yaşlılık! Düşmanların en acımasızıdır bu. Hiçbir zaman, tümüyle yenemeyeceğimiz bir düşman... Sürekli olarak savaşıp uzak tutmaya çalışmaktan başka yapılacak bir şey yoktur."

    "İşte, bu dönemde, kişi, hiçbir şeyden korkmaz; zihni berraktır, sabırsız değildir -tüm erkleri denetimi altındadır-. Ne var ki, bu dönem, aynı zamanda, boyun eğmeyen bir dinlenme isteğinin ortaya çıktığı bir dönemdir. Bir yere uzanmak, unutmak isteğine bırakırsa kendini; yorulur yorulmaz, sürdürdüğü çabayı bırakırsa, son olanağını kaybetmiş olur. Titrek, yaşlı bir yaratık durumuna sokuverir onu düşmanı. Çekilme arzusu, tüm berraklığını, erkini ve bilgisini bastırır."

    "Ama kişi, silkinir de yorgunluğundan sıyrılır, yaşamının gereklerini sürdürürse, bu son yenilmez düşmanıyla savaşımda bir an bile olsa başarılı olursa, işte o zaman 'bilgi insanı' olmuş demektir. Berraklığın, erkin ve bilginin egemen olduğu bu an, yeterlidir onun için." )

    - KÖTÜLÜĞE, EN İYİ KARŞILIK
    ( UNUTMAK )

    - KUĞU:
    Güzelliğini sergilemekten, su içmeyi bile boşvererek/unutarak susuzluktan ölmüş.


    - KURTULMAK ile ÖZGÜRLEŞMEK
    ( Özgürleşme, kişinin kendi kendine empoze etmiş olduğu yanlış fikirlerden kurtulmasıdır. )
    ( Bir canlı varolan, kurtuluşun onun ulaşabileceği bir yerde olduğunu bir kez işitir ve anlarsa, asla unutmayacaktır. )
    ( Liberation is of the self from its false and self-imposed ideas.
    Once a living being has heard and understood that deliverance is within his reach, he will never forget, for it is the first message from within. )

    - LÂL OLANDAN ve AÇ OLANDAN ve HİÇ OLANDAN
    ( Sözün değerini öğreniriz. VE Ekmeğin değerini öğreniriz. VE Aşk'ın değerini öğreniriz. )
    ( Bir yılın değerini anlamak için, sınıfta kalmış bir öğrenciye sor.
    Bir ayın değerini anlamak için, 8 aylık bir bebek doğuran anneye sor.
    Bir haftanın değerini anlamak için, haftalık dergi çıkaran bir yayıncıya sor.
    Bir saatin değerini anlamak için, kavuşmayı bekleyen sevgililere sor.
    Bir dakikanın değerini anlamak için, trenini kaçıran yolcuya sor.
    Bir saniyenin değerini anlamak için, bir kazayı önleyemeyen sürücüye sor.
    Bir saniyenin yüzde birinin değerini anlamak için, olimpiyatlarda, gümüş madalya kazanan koşucuya sor.

    Her an'ını, değerlendir; her dakikanı, çok özel biriyle paylaş!
    Zamanında ortak edebileceğin kadar özel biri. Unutma zaman hiçkimse için durmaz.
    Geçmiş zaman, Tarih; Gelecek zaman, Gizemli; ŞU AN ise sana verilen gerçek bir armağandır. )

    - MADDÎ İKRAM ile/ve/<>/|| MANEVÎ İKRAM
    ( Anımsayamayabilirsiniz. İLE/VE/<>/|| Unutmazsınız. )

    - MATUH[Ar.] değil/yerine/= BUNAK

    - MİGREN ile KÜME NÖBETLERİ
    ( ... İLE Kronik, yarım baş ağrısı nöbetleri şeklinde ortaya çıkan, nöbetleri, birbiriyle ilişkili ve migrenden farklı bir baş ağrısıdır. Küme tipi baş ağrısı, migren ağrılarından daha kısa sürer. Ataktan etkilenen sağ ya da sol tarafta, gözde kızarıklık, gözlerden gözyaşı gelmesi, burun tıkanıklığı/akıntısı, göz çevresinde şişlik gibi belirtiler oluşur. 24 saatlik atak süresince 2 ya da daha fazla nöbet görülebilir. )

    - MÜTESELLİ[< SÜLVÂN] ile MÜTESELLİH[çoğ. MÜTESELLİHÎN]
    ( Avunan, acıyı/kederi unutur gibi olan, teselli bulan. İLE Silahlanan, silah kuşanan. )

    - MUTSUZLUK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> MUTLULUK
    ( Sahip olduklarımızı unuttuğumuzdan dolayı. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Sahip ol(a)madıklarımıza ulaşmak için. )

    - NANKÖR ile/değil/yerine/>< VEFÂLI
    ( Tek bir yanlışınızı/eksiğinizi/zararınızı görse, tüm iyiliklerinizi/artılarınızı/yararlarınızı unutur. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çok fazla yanlışınızı/eksiğinizi/zararınızı görse bile iyiliklerinizi/artılarınızı/yararlarınızı unutmaz. )

    - NİSYÂN değil/yerine/= UNUTUŞ

    - OKUMAK! ile/ve/değil/||/<>/> OKUMAK! ile/ve/değil/||/<>/> OKUMAK!
    ( Duyduğumu unuturum, gördüğümü hatırlarım, okuduğumu anlarım. )
    ( Kurnaz kişiler, okumayı küçümserler, basit kişiler, ona hayran olurlar, akıllı kişiler ise ondan yararlanırlar. )
    ( Okumak bir kişiyi doldurur, kişilerle konuşmak hazırlar, yazmak ise olgunlaştırır. )
    ( Kişi kendini yetiştirmek/terbiye etmek için okumalıdır! [Başkalarına bilgi satmak için değil!] )
    ( Kitap okumak, sevgilinin fotoğrafına bakmak gibidir. )
    ( Büyük buluş! )
    ( )

    - Olan-biteni unut ve SUS!!!

    - ÖRDEK ile DODO
    ( ... İLE 1700'de soyu tamamen tükenmiştir. )
    ( ... İLE 1865'te, Alice Harikalar Diyarı'nda kitabında görülene kadar unutulmuştu. )

    - ÖZGÜRLÜK ile/ve İÇ ÖZGÜRLÜK
    ( Nedeni, kendinde olmak, kendi dışında olmamak. İLE/VE ... )
    ( Özgürlük, hiçbir karşılık beklemeksizin yapılan iş/hizmettir. )
    ( Özgürlük, üzüntüden kurtulmuşluk demektir. )
    ( Özgürlük, kendini sınırlayabilme gücüdür. )
    ( Özgürlük, zorunluluğun bilincidir. )
    ( Özgürlük, ancak ve sadece, tarih ve kültürde olanaklıdır. )
    ( Özgürlük isteği ve iradesi olmadıkça özgürlük kazanılamaz ve korunamaz da. )
    ( Özgürlük, bazı yöntemlerin ya da koşulların ustaca uygulanması ya da kullanılması sonucu kazanılmaz. O, nedensel sürecin ötesindedir. Onu hiçbir şey zorlayamaz ya da engelleyemez. )
    ( Eğer özgür olmak istiyorsanız, özgürlüğe en yakın olan adımı atmayı ihmal etmeyin. )
    ( Özgürlüğe ulaşmak için çaba göstermelisiniz. )
    ( Bir şey ile özdeşleşmemek, doğal ve kendiliğinden olursa, o, özgürleşmedir. )
    ( İhtiras, emel kişiseldir, özgürleşme ise kişisel olandan kurtuluştur. )
    ( Özgürleşme, keşfetme özgürlüğü demektir. )
    ( Özgürleşme, bir elde ediş, bir kazanma meselesi değil, bir cesaret meselesidir. )
    ( Özgürleşme, özgür olduğunuza inanma ve ona göre davranma cesaretidir. )
    ( Özgürleşme, doğal bir süreçtir ve sonuçta, kaçınılmazdır. Fakat onu şimdi'ye getirmek sizin gücünüz dahilindedir. )
    ( Özgürleşmede, emelin hem öznesi, hem nesnesi artık yoktur. )
    ( "Anlayış yoluyla özgürleşme", kadîm ve basit bir yoldur. )
    ( Özgürlük, terk edişten geçer. )
    ( Özgürleştirecek olan, açık ve berrak görüştür. )
    ( Birlik, özgürleştirir; özgürlük, birleştirir. )
    ( Sükûnet içinde ve bağımlılıklardan kurtulmuş olmak, her türlü kişisel çıkar endişelerinin, her türlü bencilce hesapların erişemeyeceği bir yerde durmak, özgürlüğe ulaşmanın kaçınılmaz şartıdır. )
    ( Bir kalemin minicik ucu nasıl sayısız resim çizebilirse, öylece, farkındalığın boyutsuz noktası da koskoca evrenin içeriğini çizer. Siz işte o noktayı bulun ve özgür olun. )
    ( Kişinin, canının istediğini yapma keyfiyeti, bağımlılıktır. Halbuki, kişinin yapması gerekeni, doğru olanı yapma olanağı, gerçek özgürlüktür. )
    ( Sizi hiçbir şey özgür kılamaz, çünkü siz özgürsünüz. )
    ( Fincanın içindeki boşluk özgürdür. O ancak fincana ilişkin olarak görüldüğünde, fincanın içinde sayılabilir. )
    ( Huzuru olan kişi özgür olur ve özgür olan kişi de başkalarını özgürlüğe ulaştırır. )
    ( Yağmurun izlediği gökgürültüsü, özgürlüğe kavuşmayı simgeler. )
    ( Unutmak zorunda değiliz; arzu ve korku son bulunca, tutsaklık da biter. )
    ( Tutsaklığı yaratan, karakter ve mizaç dediğimiz, duygusal bağlılıklar, sempati ve antipatilerin oluşturduğu davranış kalıplarıdır. )
    ( Unity, liberates; freedom, unites. )

    - SANA YAPILAN "KÖTÜLÜK" ile/değil/yerine/ne yazık ki/>< SENİN YAPTIĞIN KÖTÜLÜK/YANLIŞ/HATA
    ( Unut/abil! İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Unutma! )

    - SEHİV[Ar.] değil/yerine/= HATA
    ( Unutma nedeniyle yapılan hata ve sonucu bakımından, çok önemli olmayan yanlışlık.[Akla geldiğinde telâfisi de yapılmak üzere.] )
    ( Bizden hatâ, Hakk'tan atâ'. )

    - SES ile/ve/değil/yerine SESSİZLİK(SÜKÛNET)
    ( Sessizlik, baş etmendir. )
    ( Sessizlikle Bilgelik, Davranışlarla Krallık. )
    ( Sessizlik ve sükûn - öte yol budur. )
    ( Sessizlikten başka hiçbir belirli düşünce, zihnin doğal hali olamaz. )
    ( Sessizliğe ulaştığınızda, herşey doğal biçimde, sizin tarafınızdan bir girişim olmaksızın kendiliğinden oluşacaktır. )
    ( Aklın, davranışlardaki en açık belirtisi sükûnet ile zarâfettir. )
    ( Sessizlik ve sükûnet içinde, gelişirsiniz. )
    ( Sükûnet ve sessizlik içinde, büyürsünüz. )
    ( Size yardım edecek olan, sessizliktir. )
    ( Sükûnet ve sessizlik içinde "Ben" kabuğu erir ve iç ile dış bir olur. )
    ( Umudunuz, zihninizde sessiz ve gönlünüzde sakin kalmakta yatar. )
    ( Öteye varabilmek için sessizliğe râzı olmalısınız. )
    ( Tüm gereksinimim(iz), SESSİZLİK. )
    ( Kendinize tam bir sessizlik içinde bakın, kendinizi tarif etmeyin. )
    ( Sessiz ve sakin kalın. )
    ( Gerçeğe varmış olan kişiler çok sessizdirler. )
    ( İlim, hâle inkılâp edince ses çıkmaz. )
    ( Sadece aslî olanda sükûn ve huzur vardır. )
    ( Sessizlik bir kez idrak edildiğinde, o, değişebilir olanı derin biçimde etkiler, kendi etkilenmeden kalarak. )
    ( Sessizlik hakkındaki tüm konuşmalar, gürültüden ibarettir. )
    ( YAZIT

    Gürültü patırtının ortasında sükûnetle dolaş; sessizliğin içinde, huzur bulunduğunu unutma! Başka türlü davranmak, açıkça gerekmedikçe, herkesle dost olmaya çalış. Sana bir kötülük yapıldığında verebileceğin en iyi karşılık, unutmak olsun. Bağışla ve unut! Fakat kimseye teslim olma! İçten ol; telâşsız, kısa ve açık seçik konuş. Başkalarına da kulak ver. Aptal ve cahil oldukları zaman bile dinle onları; çünkü, dünyada, herkesin bir öyküsü vardır.

    Yalnız planlarının değil, başarılarının da tadını çıkarmaya çalış. İşinle ne kadar küçük olursa olsun ilgilen; yaşamdaki dayanağın odur. Seveceğin bir iş seçersen, yaşamında bir an bile çalışmış ve yorulmuş olmazsın. İşini öyle seveceksin ki, başarıların, gövdeni ve yüreğini güçlendirirken, verdiklerinle de yepyeni yaşamlar başlatmış olacaksın.

    Olduğun gibi görün ve göründüğün gibi ol. Sevmediğin zaman sever gibi yapma. Çevrene, önerilerde bulun fakat hükmetme. Kişileri yargılarsan, onları sevmeye zamanın kalmaz. Ve unutma ki, insanlığın, yüzyıllardır öğrendikleri, sonsuz uzunlukta bir kumsaldaki tek bir kum taneciğinden daha fazla değildir.

    Aşka burun kıvırma sakın; o, çöl ortasındaki yemyeşil bir bahçedir. O bahçeye uygun bir bahçıvan olmak için her bitkinin sürekli bakıma gereksinimi olduğunu unutma.

    Kaybetmeyi, ahlâksız kazanca yeğle. İlkinin acısı bir an, ötekinin vicdan azâbı, yaşam boyu sürer. Bazı idealler, o kadar değerlidir ki, o yolda yenilmen bile zafer sayılır. Bu dünyada bırakacağın en büyük miras, dürüstlüktür.

    Yılların geçmesine öfkelenme; gençliğe yakışan şeyleri gülümseyerek teslim et geçmişe. Yapamayacağın şeylerin, yapabileceklerini engellemesine izin verme.

    Rüzgârın yönünü değiştiremediğin zaman, yelkenlerini, rüzgâra göre ayarla. Çünkü dünya, karşılaştığın fırtınalarla değil gemiyi, limana getirip getiremediğinle ilgilenir. Ara sıra isyana yönelecek olsan da anımsa ki, evreni yargılamak olanaksızdır. Ondan dolayı, kavgalarını sürdürürken bile kendinle barış içinde ol.

    Anımsar mısın doğduğun zamanları: Sen ağlarken, herkes, sevinçle gülüşüyordu. Öyle bir yaşam geçir ki, herkes ağlasın öldüğünde, sen mutlulukla gülümse. :) Sabırlı, sevecen, erdemli ol. Önünde sonunda, tüm servetin, sensin. Görmeye çalış ki, tüm pisliğine ve kalleşliğine karşın, dünya, yine de kişinin biricik güzel mekânıdır.

    Eski Bir Tapınak Yazıtı (Xsenius İ.Ö. IX. yy.) )
    ( HÂMÛŞÂN[Fars.]: Sessizler, susmuşlar. | Mevlevî mezarlıkları. )

    - SİLDİRME HAKKI ile/ve/||/<> ÇEVRİMİÇİ UNUTULMA HAKKI

    - SOHBET:
    KENDİNİ UNUTMAK
    ile/ve/<> KATMAMAK
    ( Sohbette, sipariş olmaz. )
    ( SOHBET: Soruları[sualleri/istekleri] unutturan. )
    ( SOHBET: Uzaduyumla[telepati] etkileşim. )

    - SUFLE[Fr.] ile SUFLE[Fr.]
    ( Sahnedeki oyunculara, izleyicilere duyurmadan unutulmuş bir sözü ya da tümceyi anımsatma. İLE Un, şeker vb. maddelerin yoğun sıvı kıvama gelinceye kadar çırpılıp pişirilmesiyle yapılan bir tatlı türü. )

    - TAHÂDU'[< HUD'A] ile TAHADDU'/TAHAZZU'[< HUDÛ'/HUZÛ'] ile TAHADDUR[< HIDR/HIZR] ile TAHAZZUR[< HÂZIR] ile TAHADDÜR[< HADER] ile TAHADDÜR[< HADR] ile TAHAZZÜR[< HAZER] ile TAHATTUR[çoğ. TAHATTURÂT]
    ( Aldanmış gibi görünme. İLE Alçakgönüllülük gösterme. İLE Yeşilleşme, yeşil renk bağlama. İLE Hazır olma/bulunma. İLE Örtünmek, tesettür. | Uyuşma, uyuşturulma. İLE Yokuş aşağı inme. | Yukarıdan aşağı akıp gitme. İLE Sakınma, korunma, çekinme. İLE Anımsama, hatıra getirme/getirilme, unutulduktan sonra anımsanan şey. )

    - TUTKU ile/ve/<> AŞK
    ( Zamanın unutturduğu. İLE/VE/<> Zamanın unutturmadığı. )

    - TÜZE(HUKUK) ile/<> YAZIN(EDEBİYAT)
    ( Toplumbilim. İLE/<> Sanat. )
    ( [Amaç] Adâlet. İLE/<> Dilde ve düşüncede, incelik. )
    ( Yorum, yasa koyucunun amacına göredir ve gerekçelere bakılır. İLE/<> Çağrışım ve yorumlar, okurdan okura değişir. )
    ( Her ikisi de bir "söz" söyler fakat hukuk açısından "kuralın" ya da "yargının" sözü esastır. [Kuralın sözünü, yasa koyucu; yargının sözünü, yargıç söyler. Yargıcın sözü, kuralın sözüne uygun olmak zorundadır.] İLE/<> Önemli[öncelikli] olan, öykünün sözüdür. )
    ( [sözü] Yasa koyucu ya da yargıç söyler. İLE/<> Önce, yazar; sonra, okur söyler. )
    ( Akla, mantığa ve toplumsal gerçekliğe dayanır, sınır koyar. İLE/<> Hayal gücü ve yaratıcılık, öne çıkar ve sınırsızdır. )
    ( [sözü] Zorla söyler, zorla dinletir. İLE/<> Zorla söylemez, ["Heves" sözüdür, muhatapları gönüllüdür.] ["Zorla güzellik olmaz!" ama hukuk olur! Hukuk'un, zorlayıcı/yaptırım gücü vardır.] )
    ( Tekil öyküler hakkında yargıya varabilmek için olası öykülerin tamamını kuşatacak, "genel kurallar" koymayı amaçlar.[Tekil bir öykünün peşinden giden edebiyat, hukukun sabitlemek, her zaman ve her yerde aynı anlama getirmek istediği sözü açmak, genişletmek, çoğaltmak, yeni anlamlar katmak içindir.] İLE/<> Kişinin, insan öykülerinin peşindedir. )
    ( Çelişki sevmez, gördüğü yerde çelişkileri bertaraf etmek ister. İLE/<> Çelişkileri kışkırtıp bu çelişkilerden yeni anlamlar doğmasına ebelik yapmayı, en azından böylesi olasılıklar bulunduğunu unutturmamayı arzular. )
    ( Tekil kişiyi, genel ve soyut koşullar içinde değerlendirir. Yasalar, genel işlemlerdir, belirli bir durum içindeki herkes için düzenlenmişlerdir[tedvîn]. İLE/<> Kişinin, bir başkasından ayrıldığı noktaların peşindedir. )
    ( Yönlendirmelerle ilgilenmez, eylemle ilgilenir. Hukukun odaklandığı, öncelikle eylemdir, istisnalar dışında, eyleme giden yol önem taşımaz. İLE/<> Bu yoldaki uğrakları, kişinin durumunu, yönlendirmelerini, onu etkileyen etmenleri didikler. )
    ( Kişinin, neyi, neden yaptığının değil, ne yaptığının ve bu yaptığının ne gibi sonuçlar doğurduğunun yanıtını arar. İLE/<> Kişinin derinliğinin ve yapıp ettiklerindeki değişkenlerin peşindedir. Bunun doğal sonucu olarak, edebiyatçı, insanı, "yargılamak" yerine anlamaya çalışır. )
    ( Süreç ve sonuç birliği, bütünlüğü vardır/aranır. İLE/<> Süreç odaklıdır. )
    ( Açık, net, sözü uzatmayan ve tartışmaya kapalı bir ifade biçiminin peşindedir. İLE/<> Sayısız çağrışımlar, uzun soluklu ifadeler kullanır. )
    ( Hukuk ve Edebiyat Dersleri’nin, Türkiye’deki Serüveni:

    Özyeğin Ünv., Bilgi Ünv. [2014 - ...]

    Akdeniz Ünv., Kemerburgaz Ünv., Ulus. Antalya Ünv. [2013 - ...]

    Turgut Özal Ünv., Yaşar Ün, [2012 - ...]

    Kocaeli Ünv., Atılım Ün. [2011 - ...]

    Kadir Has Ünv. [2009 - ...]

    Ankara Ünv. [2006 - ...]

    Galatasaray Ünv. [2005 - 2010]

    Bilgi Ünv. [2004 - 2007]

    Bahçeşehir Ünv. [2001 - 2010]



    Dünyada, edebiyat ve hukuk ilişkisinin, akademide konuşulmaya başlandığı tarihler...

    ABD’de, 1800'lerin sonu...

    Almanya ve İtalya'da 1920'li yıllar...

    Fransa ve İspanya2da 1950'li yıllar... )
    ( Düz kalıplardan oluşan, tek renkli, sınırlı ifade olanakları ile iş görür. İLE/<> Sözcükleri, sınırsızca kullanır, benzetmeler, ironiler, çift anlamlar, imâlar ile son derece geniş dil olanaklarına sahiptir. )
    ( "h" ve "k" ["sert"] İLE/<> "d" ve "b" [yumuşak] )
    ( Düzenler, emreder, tanımlar ya da bilgilendirir. İLE/<> Belirtir. Duygu ve düşünceleri, estetik kaygılarla dile getirir. )
    ( Hukuk metni, "yazar" merkezlidir. İLE/<> Edebî metin, okur merkezlidir. )
    ( Alıcı, satıcı, sanık, mağdur gibi sonsal sınıflandırmalar içinde biriciklikleri pek de düşünülmeden değerlendirilirler.[Katalog suçlar vardır fakat katalog kahramanlar yoktur.] İLE/<> Kişi[kahraman], kendine özgüdür. Biricik olduğu göz ardı edilmez. )
    ( "Olmayacak" bir öykü üstüne söz söylemez. İLE/<> Gerçeğe aykırı olanla da olanaksız olanla da ilgilenir.

    Yasa, olası öykülerde...

    Ya kahramana ne yapması gerektiğini söyler: Kural

    Ya ne yapmaması gerektiğini: Yasak

    Ya yapacağı şeyi nasıl yapacağını: Yöntem/Usûl

    Ya kahramanın yaptığı şeyi yapmış sayıp saymayacağını: Tespit

    Ya da kahramanın yaptığı veya yapmadığı şeyin yaptırımını: Ceza, Tazminat vb. )
    ( Hukuk Fakültesi Mezunu Yazarlar...

    Fuat Köprülü, Necati Cumalı, Oktay Rıfat, Ziya Osman Saba, Mithat Cemal Kuntay, Burhan Felek, Samet Ağaoğlu, Metin Önal Mengüşoğlu, Rasim Özdenören, Mevlana İdris, Sibel Eraslan, Nuri Pakdil, Orhan Seyfi Orhon, Şevket Rado, Gülten Akın, Demir Özlü, Vüs'at O. Bener, Orhan Hançerlioğlu, Asaf Halet Çelebi, Çetin Altan, İlhan Selçuk, Uğur Mumcu, Zeyyat Selimoğlu, Şemsi Belli, Kemal Burkay, Erdal Öz, Yiğit Okur, Ebubekir Eroğlu, Tahir Abacı, Turgay Fişekçi, Akif Kurtuluş, Behçet Çelik, Faruk Erem...



    Hukuk Fakültesini yarıda bırakanlar:

    Attilâ İlhan, Yakup Kadri, Ahmet Haşim, Hilmi Yavuz, Ahmet Muhip Dıranas, Melih Cevdet Anday... )
    ( Hukuk ve Edebiyat Dersleri’nin, Türkiye’deki Serüveni:

    Özyeğin Ünv., Bilgi Ünv. [2014 - ...]

    Akdeniz Ünv., Kemerburgaz Ünv., Ulus. Antalya Ünv. [2013 - ...]

    Turgut Özal Ünv., Yaşar Ün, [2012 - ...]

    Kocaeli Ünv., Atılım Ün. [2011 - ...]

    Kadir Has Ünv. [2009 - ...]

    Ankara Ünv. [2006 - ...]

    Galatasaray Ünv. [2005 - 2010]

    Bilgi Ünv. [2004 - 2007]

    Bahçeşehir Ünv. [2001 - 2010]



    Dünyada, edebiyat ve hukuk ilişkisinin, akademide konuşulmaya başlandığı tarihler...

    ABD’de, 1800'lerin sonu...

    Almanya ve İtalya'da 1920'li yıllar...

    Fransa ve İspanya2da 1950'li yıllar... )
    ( Hukuk ve Edebiyat arasında, buraya kadarki FaRkLaR, Sayın Mehmet Ali Başaran'ın (avukat ve edebiyatçı) tespitleridir. Katkıları için çok teşekkür ediyor, çalışmalarının ve başarılarının sürekliliğini diliyoruz... )

    - UNUT(TUR)MA ile/ve/değil/yerine/<>/>< GÜVEN

    - UNUTABİLMEK ile/değil BİLGELEŞME

    - UNUTABİLMEK ve/=/||/<>/> İYİLEŞMEK

    - Unutarak DİNLE!!!

    - UNUTKANLIK(TAN) ile/ve/değil BEZMİŞLİK(TEN)

    - UNUTMA HAKKI ve/||/<> UNUTULMA HAKKI
    ( "Unutulma Hakkı" nedir? için burayı tıklayınız... )

    - UNUTMA(K) değil UNUTABİLME(K)
    ( Kavram. DEĞİL Kişinin/kişinin olanağı, becerisi, bilgisi, bilgeliği(irfanı), istenci(irâdesi) ve direnci(ihtiyârı). )

    - UNUTMABENİ
    ( İkiçeneklilerden, küçük mavi çiçekler açan bir bitki. )

    - Unutmadan DİNLE!!!

    - Unutmak için DİNLE!!!

    - Unutmak için SUS!!!

    - UNUTMAK(UNUTKANLIK) ile/değil ZİHNİN(AKLIN/"KAFANIN") YOĞUN/BİR YER(LER)DE OLMASI

    - UNUTMAK/UNUTABİLMEK ile/ve/<> BIRAKMAK/BIRAKABİLMEK
    ( Unutmamak, bir anlamda putperestliktir. )
    ( LETE: Unutma yudumu. )
    ( Ledün ilmi, bilineni unutma ilmidir. )
    ( Olursak olacağız. Evvelinin evveli, ahirinin ahiri yok. Bu kadar yaş yaşadık, ne anladık? İstikbal dersen, bir saniye ilerisinden haberimiz yok, hepsi rüya. İyisi mi, hepsini unut! )
    ( Huzur, rahatlıktadır. Rahatlık ise unutmakla olur. )

    - UNUTMAK ile "ATLAMAK"

    - UNUTMAK ile/değil "BASTIRMAK"

    - UNUTMAK ile "BİLİYORUM" SANMAK

    - UNUTMAK ile/ve/değil/yerine/<> AFFETMEK
    ( Bir hatayı, hem unutmak, hem affetmek aptallıktır. Ne unutmak, ne affetmek, hainliktir. Hatayı unutmayıp sahibini affetmek, işte bu erdemdir. )
    ( Söylenilmeyebilecek, yanlış/yersiz/zamansız bir söz, ancak affedilir fakat unutulmaz! )
    ( Aldığın dersi kaybettirir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<> Bakış açını değiştirir. )

    - UNUTMAK ile/ve/değil/yerine ANIMSAMAMAK
    ( Unutmak, belki olanaklı değildir fakat anımsamamak, olanaklıdır/olasılıklıdır. )

    - UNUTMAK ile/değil/yerine ASKIYA ALMAK

    - UNUTMAK ile BİLMEMEK

    - UNUTMAK ile DEŞMEMEK

    - UNUTMAK ile/ve/değil/yerine HIZLI GEÇMEK

    - UNUTMAK ile KUTLAMAK
    ( [durum/haber] Kötüyse. İLE İyiyse. )

    - UNUTMAK ile/ve YENİLEMEK

    - Unutmamak için DİNLE!!!

    - Unutmamak için SUS!!!

    - UNUTMAMALI!

    - UNUTMA ile/ve AKLINA GELMEME(Sİ)

    - UNUTMA ile İHMAL

    - UNUTTUM yerine ANIMSAYAMADIM(/HATIRLAYAMADIM)

    - UNUTTUM yerine UNUTTURULDU

    - UNUTULMA HAKKI'NDA:
    ANALOG
    ile/ve/<> ÇEVRİMİÇİ ile/ve/<> SİLDİRME ile/ve/<> DİZİNDEN ÇIKARMA(DELISTING)
    ( Basılı. İLE/VE/<> Dijital. İLE/VE/<> Kişisel veriler. İLE/VE/<> ... )

    - UNUTULMA HAKKI'NDA:
    BİLGİ
    ile/ve/||/<> ZAMAN
    ( DOĞRU BİLGİ ile/ve/||/<> HUKUKA UYGUN, YAYILMIŞ BİLGİ

    ile~ve~||~<>

    BİLGİNİN: TOPLUMSAL ÖNEMİMİ YİTİRMESİ ile/ve/||/<> GÜNCELLİĞİNİ YİTİRMESİ )

    - UNUTULMA HAKKI'NDA:
    LEBACH KARARI
    ve/||/<> MELVIN V. REID KARARI

    - UNUTULMA HAKKI'NDA:
    RIGHT TO OBLIVION
    ile/ve/||/<> RIGHT TO BE FORGOTTEN

    - UNUTULMA HAKKI ile/ve/||/<> AF

    - UNUTULMUŞ ile/ve/değil/yerine UNUTULMAYA YÜZ TUTAN

    - UNUTUR(UZ) ile ANIMSAR(IZ) ile ÖĞRENİR(İZ)
    ( Anlatılırsa/k. İLE Eğitilirse/k. İLE Deneyimletilirse/k. )

    - UZLAŞIM ve UNUTMA

    - VİRTÜÖZ ile/ve/> SANATÇI
    ( Aleti/ni unutan. İLE/VE/> Kendini unutan. )

    - YAPALIM/YAZALIM DA...:
    "SONRA UNUTURUZ"
    değil ANIMSA(YA)MAYABİLİRİZ

    - YARATICILIK ile/ve CANLANDIRMAK ile/ve HAREKET KATMAK
    ( Kuralları önce bilmek, sonra [yeri geldiğinde ve gerektiğince] unutmak/unutabilmek gerek! )

    - ZAMAN:
    UNUTTURMAYABİLİR
    ve/fakat UYUŞTURABİLİR

    - ZÜHÛL[< ZAHL] ile ZÜHÛL[< ZEHL]
    ( Öcler, intikamlar, düşmanlıklar. İLE Dalgınlıkla unutma ya da geciktirme. | İşin çokluğu nedeniyle geciktirme. )

    - [BİLGİ/SÖZ]
    "KULAĞINDAN":
    GİRMEYEN
    ile GİRİP-ÇIKAN ile ZİHNİNE[/"KALBİNE"] ULAŞAN
    ( Hiçbir şekilde dinlemeyen/anla(ya)mayan. İLE Anlasa/Dinlese de unutan, kayıtsız kalan. İLE Tutan/kaydeden, dönüştüren, işleyen, uygulayan. )

    - [Fars.] EZ-BER ile EZ-DİL
    ( Zihinde tutma, unutmamaya çalışma. [EZ: -den. | BER: Göğüs. EZ-BER: Göğüsten.(Kalpten/kalbe anlamına!)]["ezberden" değildir/yanlıştır!] İLE Gönülden. )

    - [Fars.] FERÂMÛŞ ile FERÂMÜŞ
    ( Unutma, hatırdan çıkma. İLE Ferâmûş'un hafifletilmişi. )

    - [Fars.] NİŞÂN ile -NİŞÂN
    ( İz, belirti. | İşaret, fabrika işareti. | Yara izi. | Amaç, hedef, vurulması istenilen nokta. | Vurulacak noktaya silahı çevirme. | Sevgililik işareti. | Bu işareti takmak üzere yapılan tören. | Hatıra için dikilen taş. | Tuğra. | Taltif için verilen madalya. | Ferman. İLE "duran, dikilen, kalan" gibi anlamları gelerek bileşik sıfatlar yapar.[HATIR-NİŞAN: Unutulmayan, akılda kalan.] )

    - [ne yazık ki]
    PARA/NIZ:
    VARSA
    ile/ve/değil/yerine YOKSA
    ( Sadece kendiniz, kim olduğunuzu unutursunuz. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Tüm dünya, kim olduğunuzu unutur. )

    - [önce] UMUT" sonra UNUT!"

    www.FaRkLaR.net/ilim-irfan




    ÖĞRENME
    (TO LEARN)


    ( 93 FaRk, 104 katkı )


    - "Bilip-bilmeden" konuşma! Doğrusunu öğren de KONUŞ!!!

    - "Ne bileyim" diyorsan düşünüp, öğrenip, bilebileceğini anımsa ve/< ona göre KONUŞ!!!

    - "FELSEFE ÖĞRENMEK" değil/yerine "FELSEFE YAPMAK"

    - "NE ÖĞRENDİMSE/YAPTIMSA" değil NE ÖĞRENDİYSEM/YAPTIYSAM

    - "SANATÇIYIM" DİYEBİLMEK İÇİN:
    USTANI GEÇECEKSİN
    ve/||/<>/> SENİ GEÇECEK BİR ÖĞRENCİ YETİŞTİRECEKSİN

    - (")DOĞRU DUYU/HİS(") ile/ve NASIL ÖĞRENİLECEĞİNİ BİLMEK
    ( Doğru hisse sahip olan, nasıl öğreneceğini bilir. )

    - (BAZI ŞEYLERİ:
    ) ÖĞRENDİKTEN SONRA YAŞAMAK
    ile/ve/<>/değil/yerine YAŞADIKTAN SONRA ÖĞRENMEK

    - (ÖZEL OKULLARDA)
    MÜŞTERİ
    değil/yerine ÖĞRENCİ

    - 4 YIL, 4 AY, 4 GÜN:
    Çocukların, eğitime (ilk öğrenim ve eğitime) başlatılma eşiği.


    - ÇATAL-BIÇAK KULLANIMINI BİLMELİ/ÖĞRENMELİ/ÖĞRETMELİ! (ERKEN YAŞTA)

    - ALIŞMAK ile/ve/değil KOŞULLANMAK

    - ALMAK ile/ve/<> ÖĞRENMEK

    - ANIMSAMA ile/ve/||/<> ÖĞRENME
    ( Günlük dilde kullandığımız ve düşüncemizdeki gibi gerçekleşmeyen öğrenme işlevi ve sürecinin, öğrenme çeşitlerini bilmenin de kaygının nedeni/kaynağı ve sürecinde, kaygı duygu-durum bozukluklarında, hem doğru tanımlamak, hem de tersine çevirmek üzere ne kadar işe yarayacağını anımsamak durumundayız.

    Bilindiği üzere, psikoloji araştırma ve deneylerinde, hayvanlardan ve özellikle de çeşitli nedenlerden dolayı sıçanlardan da yararlanılır. Kişinin, zihinsel ve bu doğrultuda, davranışsal ve tutumsal çözümlemelerinde, anımsamanın ve öğrenmenin sürecini de sıçanlar üzerinden şöyle ilginç bir deneyle anla(t)ma olanağımız bulunuyor.

    Anımsama ile Öğrenme arasındaki farkları değerlendirebileceğimiz en verimli örnek ve deney ise Su Labirenti[Water Mase]'dir.

    Sıçanın, sıçrayarak dışarı çıkamayacağı, ancak yüzerek bir çıkışa ulaşabileceğini düşündüren, 50 - 60 cm. derinliğindeki ve birkaç metre çaptaki, görüş mesafesi sıfır olan, boyalı bir suyla dolu havuzu, yüzeyinde, dörde böldüğümüzü varsayalım.

    Havuzun bir çeyreğinde bulunan ve su üzerinde, sıçanı, batmadan taşıyabilecek bir mantarın çaprazındaki bir noktadan da sıçanı havuza bıraktığımızda, havuzun tamamında, suyun içinde ve herhangi bir yerinde yüzerken mantarı keşfetmesi ve üzerine çıkması, sıçan için bir çıkış kapısı ve bir kayıt olarak yerini almıştır.

    Sıçan, yine aynı havuzun bambaşka bir noktasından tekrar havuza bırakıldığında, aynı çeyrekte bulunan mantarın, birkaç saniye daha hızlı keşfedilmeye başlandığı gözlemlenmektedir. Bu süreç ve tekrar sayısı arttıkça, sıçan, havuzun neresinden suya bırakılırsa bırakılsın, sürenin kısalmasıyla ve doğrudan bulunduğu çeyreğe ve noktaya yüzme şeklinde bir sonuca ulaşmaktadır. Bu durum, sıçanın, mantarın bulunduğu çeyreği ve yeri, öğrenmiş olması değil anımsaması ile ifade edilmektedir.

    İkinci aşamada, mantar, havuzun içinden alınır ve sıçan, tekrar farklı çeyreklerden havuza bırakılır. Hangi çeyrekten ve kaç kere suya bırakılırsa bırakılsın, doğrudan, mantarın bulunduğu aynı çeyreğe yüzmekte ve mantarın bulunduğu noktanın etrafında yüzmektedir. Bu daha kapsamlı durum, süreç ve sonuç ise öğrenme ile ifade edilmektedir.

    Kaygının ortadan kaldırılması için bilginin yanı sıra, zihnin işleyişinin de bilinmesi, çok belirleyici ve kolaylaştırıcı bir katkı sağlamaktadır. )

    - ANLATMAK ile/ve/<> ÖĞRENMEK ÜZERE/İÇİN ANLATMAK

    - BELLEME(EZBERLEME) ile/yerine ÖĞRENME

    - BİLDİKLERİNİ YAPMAK ve/<> BİLMEDİKLERİNİ ÖĞRENMEK
    ( Bildiğinizle amel/hizmet edin; bilmedikleriniz, size sunulacaktır. )

    - BİLEN ile/ve/||/<> ÖĞRENEN ile/ve/||/<> DİNLEYEN

    - BİLGİ TAŞIYICISI OLMAK ile/değil/yerine/||/<>/>/< ÖĞRENMEYİ ÖĞRENMEK

    - BİLGİ(EL-İLM) ile ÖĞRENİM(TE'ALLÜM) ile ÖĞRETİM(TA'LÎM)
    ( İhvân'ın Îsâgûcî'de ele aldığı konulardan biridir. Ona göre; "Bilgi, bilinenin(nesne) bilenin(özne) zihnindeki suretinden; sanat ise bilen sanatkârın zihindeki bu suretleri dışa vurup maddeye uygulamasından başka bir şey değildir." Öbür taraftan, öğreticinin nefsi(zihin) fiil halinde, öğrencininki ise güç halinde "bilen"(allâme)'dir. Bu durumda öğretim , güç halindeki bilgiyi fiil haline çıkarma, öğrenim ise güç halindeki bilginin fiil haline çıkmasından öte bir şey değildir. Hal böyle olunca özü itibariyle güç halinde bilen durumundaki cüz'î insan nefislerinin fiil halinde bilen felekî-küllî nefs tarafından fiil haline geçirilmesi gerekmektedir. )

    - BİLGİLEN(DİR)ME ile/ve/<> ÖĞREN(/T)İM
    ( Düşünmeden öğrenmek, yitirilmiş bir emektir. )
    ( Öğrenensiniz, yapansınız, öğretensiniz. )

    - BİLME ZEVKİ ile/ve/<> ÖĞRENME ZEVKİ/SEVGİSİ
    ( Eğer uyanık ve zeki isek, her şeyden öğreniriz. )
    ( ZAİKA/ZEVK: Dil. )
    ( Öğrenmeye yönelik bir sevgi beslemeden, iyilik yapmaktan hoşlanmak, kişiyi, basitliğe götürür.
    Öğrenme sevgisi olmadan, bir şeyi anlamaya çalışmak, kişiyi, karışıklığa götürür.
    Öğrenme sevgisi olmadan, içtenliği istemek, kişiyi, zararlı sonuca götürür.
    Öğrenme sevgisi olmadan, doğruluğu istemek, kişiyi, başkaldırıya götürür.
    Öğrenme sevgisi olmadan, dayanıklı olmayı istemek, kişiyi, gereksiz davranışlarda bulunmaya götürür. )
    ( We learn from everything, if we are alert and intelligent. )

    - BİLMEK ile/ve/değil ÖĞRENİM YOLUYLA İNANDIRILMIŞLIK

    - BİLMEMEK ile/ve/değil YENİ ÖĞRENMİŞ OLMAK

    - DEĞİŞİM:
    KIRILINCA
    ile/ve/||/<> KANDIRILINCA ile/ve/||/<> ÇOK FAZLA ŞEY ÖĞRENİNCE ile/ve/||/<> ÂŞIK OLUNCA

    - DOKTOR ile/ve (SÜREKLİ) TALEBE/ÖĞRENCİ
    ( Ancak doktorasını tamamlayan kişi öğrenciliğe tam olarak başlamış kişidir. )

    - DOKTOR ile/ve ÖĞRENCİ
    ( Öğrencilik doktoradan sonra başlar. )

    - DÜŞÜNCELERİ ÖĞRENMEK ile/ve/değil/yerine DÜŞÜNMEYİ ÖĞRENMEK/BECERMEK

    - DÜŞÜNMEDEN ÖĞRENMEK ile/ve/<> ÖĞRENMEDEN DÜŞÜNMEK
    ( Yararsız. İLE/VE/<> Tehlikeli. )

    - ESER ile/ve/<>/=/|| ÖĞRENCİ

    - FELSEFE ÖĞRENMEK ile/yerine/değil FELSEFE YAPMAYI ÖĞRENMEK

    - GENÇKEN ÇABALA!:
    "PARA/ÇIKAR KAZANMAK" İÇİN
    değil/yerine ÖĞRENMEK İÇİN

    - HAKİKAT'TEN ÖĞRENMEK ile/ve/<> HAKİKATEN ÖĞRENMEK

    - HAKİKAT:
    ÖĞRENİLEBİLİR
    fakat ÖĞRETİLEMEZ
    ( Belki. FAKAT Asla! )

    - İKİNCİ/L EL(LER)DEN ÖĞRENMEK ve/||/=/<>/> ÖĞRENMEMEK

    - İNANÇ/İNANDIRILMA ile KOŞULLANMA/KOŞULLANDIRILMA

    - İşaret dilini öğren! Öyle KONUŞ!!!

    - KARAR VERELİM! ve/||/<> HAZIRLANALIM! ve/||/<> BAŞLAYALIM! ve/||/<> ÖĞRENELİM! ve/||/<> ÇALIŞALIM! ve/||/<> DİNLEYELİM! ve/||/<> ÇABALAYALIM! ve/||/<> GÜLÜMSEYELİM! :)
    ( [başkaları] Ertelese de. VE/||/<> Hayallere dalsa da. VE/||/<> Sonraya bıraksa da. VE/||/<> Uyusa da. VE/||/<> Dilese de. VE/||/<> Konuşsa da. VE/||/<> Vazgeçse de. VE/||/<> Kaşlarını çatsa da. )

    - MÜPTEDİ[Ar.] değil/yerine/= ÖĞRENMEYE YENİ BAŞLAYAN

    - MUTTALİ[Ar.] değil/yerine/= ÖĞRENMİŞ
    ( Öğrenmiş, haber almış, bilgi edinmiş. )

    - ODAKLANMAK ile/ve KOŞULLANMAK

    - Öğrencileri DİNLE!!!

    - Öğrendikten sonra KONUŞ!!!

    - ÖĞRENECEK OLAN ile "AYAK UYDURACAK OLAN"

    - ÖĞRENENLER:
    ÖNCEDEN
    ile/ve/<> OTORİTEDEN ile/ve/<> DENEYEREK ile/ve/<> YAŞAMDAN
    ( İndirimli fiyatından. İLE/VE/<> Özgürlük bedeliyle. İLE/VE/<> Etiket fiyatından. İLE/VE/<> Gecikme zammıyla. )

    - ÖĞRENİLECEK OLAN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TERK EDİLECEK OLAN

    - ÖĞRENİLEMEZ ile/ve ANLAŞILAMAZ

    - ÖĞRENİLEN ÖZGÜRLÜK ile/değil/yerine ÖZGÜRLÜK

    - ÖĞRENİLEREK ile/ve/değil SORGULANARAK

    - ÖĞRENİM/ÖĞRETİM ÜNİVERSİTESİ ile/ve/değil/yerine ARAŞTIRMA ÜNİVERSİTESİ

    - ÖĞRENME'DE:
    KLASİK
    ile/ve EDİMSEL ile/ve PEKİŞTİRME ile/ve BİLİŞSEL ile/ve BİLGİSAYAR YARDIMIYLA

    - ÖĞRENME:
    ZAMANINDA
    ile/ve/||/<> OTORİTEDEN ile/ve/||/<> DENEYEREK ile/ve/||/<> HAYATTAN ile/ve/||/<> HAYATTAN BİLE (ÖĞRENEMEME)
    ( İndirimli fiyattan. İLE/VE/||/<> Özgürlük bedeliyle. İLE/VE/||/<> Etiket fiyatından. İLE/VE/||/<> Gecikme zammıyla. İLE/VE/||/<> Boşa geçmiş, koskoca bir yaşamla. )

    - Öğrenmek için DİNLE!!!

    - Öğrenmek için SUS!!!

    - ÖĞRENMEK/ANIMSAMAK ile/ve/değil/yerine YARATMAK

    - ÖĞRENMEK/ÖĞRENMEMEK ile/ve/ya da "ÇİLESİNİ ÇEKMEK"

    - ÖĞRENMEK ile/ve/<>/> "KALPTE BULMAK"

    - ÖĞRENMEK ile/ve BAĞLANMAK

    - ÖĞRENMEK ile/ve/> BECERMEK

    - ÖĞRENMEK ile/ve/<> BİLGİ EDİNMEK

    - ÖĞRENMEK ile BİR KEZ DAHA GÖRMEK

    - ÖĞRENMEK ile/ve EDİNMEK

    - ÖĞRENMEK ile/değil/yerine/||/<>/< KAVRAMAK

    - ÖĞRENMEK ile/ve/<>/değil/yerine KEŞFETMEK

    - ÖĞRENMEK ile/ve ÖĞRENDİĞİNİ GÖRMEK

    - ÖĞRENME ile/ve/<>/yerine ANLAMA
    ( Yapmak, onu bildiğini göstermektir. )
    ( Bir şeyi iyi anlayın, ulaşmışsınız demektir. )
    ( Öğrenmek, bildiğini fark etmektir. )
    ( Tekrarın etkili olabilmesi için anlamlı bir biçimde ve istekle yapılması gerekir. )
    ( Okuyarak ve/veya gözlemleyerek ve/veya deneyimleyerek. İLE/VE/<>/YERİNE Severek. )
    ( Understand one thing well, and you have arrived. )

    - ÖĞRENME ile/ve/değil/<> DEĞER KAZANMA

    - ÖĞRENME ile/ve/> DÖNÜŞME

    - ÖĞRENME ve/<> EKSİKLİK
    ( Öğrenebilmek için eksiklik -ve de eksikliğinin farkındalığı- gerekir. )

    - ÖĞRENME ile/ve/değil/yerine KOŞULLANMA

    - ÖĞRENME ile/ve/||/<>/> PAYLAŞMA

    - ÖĞRENME ile/ve/değil/<> SÜZME

    - ÖĞRETMEK ve/||/=/<>/< ÖĞRENMEK
    ( Öğretirken kendini araya sokmazsın, öğrenirken ben varım demezsin. )
    ( Öğretirken alçakgönüllülük, öğrenirken o bile değil [tam teslimiyet!(bilgiye tabii! kişiye değil!)]. )
    ( [öğrenmek] 2 kere. VE/||/=/<>/< 1 kere. )

    - ÖĞRETMENİ OLALIM! ve/||/+/<>/>/< ÖĞRENCİSİ OLALIM!
    ( Nefsimizin. VE/||/+/<>/>/< Vicdanımızın. )

    - Önce susmayı öğren! sonra KONUŞ!!!

    - OTODİDAKT değil/yerine/= ÖZÖĞRENİMLİ

    - OYUNUN KURALLARINI ÖĞRENMEK ve/||/<>/> OYNAMAK
    ( Önce. VE/||/<>/> Sonra. )

    - SAYGI DUYMAK/GÖSTERMEK:
    ÖĞRENCİ(N)DEN
    değil ÖĞRENCİ(N/Y)E

    - SERTİFİKA[Fr.]/DİPLOMA[Yun.] ile ÖĞRENİM BELGESİ

    - Sözcüklerin kökenini öğren/bil de KONUŞ!!!

    - SUSMA HAKKI ve/||/<> ADİL YARGILANMA HAKKI ve/||/<> KENDİNE YÜKLENEN SUÇU ÖĞRENME HAKKI ve/||/<> SAVUNMA HAKKI ve/||/<> İFADE SERBESTLİĞİ ve/||/<> MASUMİYET GÖSTERGESİ ve/||/<> SİLAHLARIN EŞİTLİĞİ ve/||/<> AVUKAT YARDIMI ve/||/<> AYDILATMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ ve/||/<> HUKUK DEVLETİ İLKESİ

    - SUSmamayı Mecnun'dan, SUSmayı Leylâ'dan öğren! ve sen de SUS!!!

    - Susuşmayı bil, öğren de SUS!!!

    - TALEBE değil/yerine/= ÖĞRENCİ

    - TRAFİKTE ÖNCELİKLİLER[sırasıyla]:
    ENGELLİ/LER
    ile/ve/< HASTA/LAR ile/ve/< YAŞLI/LAR ile/ve/< ÇOCUK/LAR, ÖĞRENCİ/LER ile/ve/< HANIM/LAR ile/ve/< YAYA/LAR ile/ve/< BİSİKLETLİ/LER ile/ve/< MOTOSİKLETLİ/LER ile/ve/< ACİL DURUM ARAÇLARI[hasta taşıma, itfaiye, polis] ile/ve/< TOPLU TAŞIMA ARAÇLARI[raylı düzenler öncelikli olmak üzere!] ile/ve/< ARABA/LAR ile/ve/< AYRICALIKLI/LAR[her seviyedeki/konumdaki resmî makam araçları (her ne kadar güvenlikleri "önemli/öncelikli" sayılsa da!)]
    ( Kişiye ait arabaların sayılarının ülkemizde çok olması [ya da artmasının teşvik ediliyor olması], yolların eski olanaksızlıklara göre düzenlenmiş olması, önceliği arabalara vermek için geçerli bir neden değildir/olamaz! Tam tersine, konumları/sıraları en sondadır! [Bu zihniyeti geliştirmeyi ve yaygınlaştırmayı, her birimiz haklarımıza sahip çıkarak daha da hızlandıracağız! Lütfen!!! Sizin de farkındalığınız, desteğiniz ve katılımınızla!...] )

    - TUTUM:
    GELİŞMİŞ
    ile/ve/||/<> "ÖĞRENİLMİŞ" ile/ve/||/<> SİNMİŞ

    - UNUTUR(UZ) ile ANIMSAR(IZ) ile ÖĞRENİR(İZ)
    ( Anlatılırsa/k. İLE Eğitilirse/k. İLE Deneyimletilirse/k. )

    - XSONOFENES:
    FİLOZOF (OLAN)
    ile SOKRATES'İN ÖĞRENCİSİ

    - YALAN SÖYLEMEMEYİ ÖĞRENMEK/BİLMEK ile/ve/<> YALAN SÖYLEYEMEMEYİ ÖĞRENMEK/BİLMEK
    ( Öğrenmiş ve uyguluyor olmak gerek. İLE/VE/<> [hâlâ öğrenilemediyse] Özellikle çocuklardan öğrenilebilir. )

    - YAŞAM(AY)I ÖĞRENMEK ile/ve/değil/=/||/<>/< SAÇMALAMAMAYI ÖĞRENMEK

    - YÜZMEYİ ÖĞRENMELİ/BİLMELİ!

    - [bazen] [ya/hem]
    "KAZANÇ"/"KÂR"
    ile/ve/değil/yerine/bazen/hem de/ya da/||/<>
    DENEYİM/ÖĞRENME/YARAR

    ( "Hep mi ben kazanacağım/"kazanmalıyım"?",
    Sadece benim mi yolum sürekli açık olacak/"olmalı"?
    [eksik/fazla/özensiz] Yapmasam da olmaz mı?
    [eksik/fazla/özensiz] Söylemesem/konuşmasam da olmaz mı? )

    - [ne yazık ki]
    ÖĞRENMEME
    ve/||/<>/> ÖĞRENİLEN YANLIŞLARDAN VAZGEÇMEME ve/||/<>/> YENİDEN ÖĞRENMEME

    - [ÖĞRENİYORUZ/ANLIYORUZ]
    OKUDUĞUMUZU
    ile/ve/<> DUYDUĞUMUZU ile/ve/<> GÖRDÜĞÜMÜZÜ ile/ve/<> HEM DUYUP, HEM GÖRDÜĞÜMÜZÜ ile/ve/<> TARTIŞTIĞIMIZI ile/ve/<> DENEYİMLEDİĞİMİZİ ile/ve/<> ANLATTIĞIMIZI/ÖĞRETTİĞİMİZİ
    ( %10 ile/ve/<> %20 ile/ve/<> %30 ile/ve/<> %50 ile/ve/<> %70 ile/ve/<> %80 ile/ve/<> %95 )

    DÜRTÜ ve GÜDÜ/GÜDÜLENME
    (DRIVE & MOTIVATION)



    DÜRTÜ(DRIVE)

    ( 8 FaRk, 8 katkı )


    - BİN ZAHMET ile/değil/yerine/>BİR HOŞ SÖZ

    - DÜRTÜLER ile/ve/||/<> KAYGI ile/ve/||/<> SAVUNMALAR

    - DÜRTÜ = DRIVE, IMPULSE[İng.] = IMPULSION[Fr.] = TRIEB[Alm.] = IMPETUS[Lat.]

    - DÜRTÜ ile/ve/<> GÜDÜ(MOTİVASYON)
    ( Fiziksel kaynaklı gereksinim. İLE/VE/<> Zihinsel/düşünsel kaynaklı gereksinim. )

    - DÜRTÜ ve/||/<> ÖRÜNTÜ KURMA DÜRTÜSÜ

    - DÜRTÜ ile/ve/değil/||/<>/> UYARAN ile/ve/değil/||/<>/> UYARILMA

    - ÖRÜNTÜ KURMA DÜRTÜSÜ ve/||/<> KEŞİF ve/||/<> DUYUSAL/EŞEYSEL ve/||/<> BAĞLANMA ve/||/<> BAKICILIK ve/||/<> YAKINLIK ve/||/<> GERİ ÇEKİLME/KAÇINMA/ÖFKE/ZITLIK
    ( Kişinin ve bebeğin, ilk harekete geç(iril)en, yönelim, donanım ve gereksinimleri... )

    - TETİKLEME ile DÜRTÜKLEME
    ( MÜRŞİD: Tetikleyici. )



    GÜDÜ/GÜDÜLENME
    (MOTIVATION)


    ( 48 FaRk, 51 katkı )


    - AHLÂK ile/ve İÇGÜDÜ
    ( Sonradan. İLE/VE Doğuştan. )
    ( AHLÂK: Düşünmeden ve kolaylıkla yapılan davranış/tutum. )
    ( İNSİYÂK[Ar.]: Bir gücün etkisiyle çekilip gitme. | Ardı sıra gitme. | İçgüdü. )

    - ANLAK/ZEKÂ ile İÇGÜDÜ

    - BELIEF vs./and STRUGGLE

    - DÜRTÜ ile/ve/<> GÜDÜ(MOTİVASYON)
    ( Fiziksel kaynaklı gereksinim. İLE/VE/<> Zihinsel/düşünsel kaynaklı gereksinim. )

    - DÜŞÜNME ile/ve/değil İÇGÜDÜ
    ( Dolayımlı. İLE/VE/DEĞİL Dolayımsız, doğrudan. )

    - EŞGÜDÜM(KOORDİNASYON) ile/değil EŞZAMANLI/LIK(SENKRON/İZASYON)

    - GREED vs. PASSION

    - GÜDÜ:
    ZİHİNSEL
    ile/ve/||/<> FİZYOLOJİK ile/ve/||/<> TOPLUMSAL

    - GÜDÜLENME(MOTİVASYON) <- > SABIR <- > GÜDÜLENME(MOTİVASYON)

    - GÜDÜLENMEDE:
    ALGI
    ve/||/<>/> SEÇME ve/||/<>/> ÖZERKLİK ve/||/<>/> ÖZYETKİNLİK

    - GÜDÜLENMEDE:
    İLİŞKİLİLİK
    ve/||/<>/> GÜVEN ve/||/<>/> ŞEFKÂT ve/||/<>/> ÖZGÜNLÜK

    - GÜDÜLENMEDE:
    UYARILMA
    ve/||/<>/> MERAK ve/||/<>/> DENETİM ve/||/<>/> OLGUNLAŞMA

    - GÜDÜLENME ve/>/< DAYANÇ/SABIR ( ve/>/< GÜDÜLENME)
    ( Yaşam, Güdülenme ve Sabır üzerine işlemektedir. )
    ( Herhangi bir işe başlarken çeşitli nedenlerle zihinsel hareketlilik başlatılır fakat uzun süren/sürecek işlerde ancak bir yere kadar yeterli olur. Güdünün tükenmeye başladığı noktada sabır devreye girer/girmelidir. İşin süresine, zorluğuna göre sabrın da yetmeyeceği noktaya gelinir. Sabrın tükendiği noktada da işin tamamlanması noktasına yaklaşılmıştır ve sona yaklaşmış olmanın güdülemesiyle de süreç/iş tamamlanır. )

    - GÜDÜLENME ve/> KATILIM

    - GÜDÜLENME ve/> VERİMLİLİK

    - GÜDÜLENME ile/ve/> YÖNELME/YÖNLENME

    - GÜDÜMBİLİM = CYBERNETICS[İng.] = CYBERNÉTIQUE[Fr.] = KYBERNETIK[Alm.] = KYBERNETIKE, KYBERNETES[Yun.]

    - Güdümsüz KONUŞ!!!

    - GÜDÜSEL ile DUYGUSAL

    - GUDÜVV ile GUDVE[çoğ. GADÂT]
    ( Sabah vaktinde bir iş yapma ya da yola çıkma. İLE Sabahla güneş doğması arasındaki zaman. )

    - GÜDÜ ile CEZBE
    ( İtim. İLE Çekim. )

    - GÜDÜ ve/||/<>/>/< GÜCÜ

    - GÜDÜ ile HEVES

    - GÜDÜ = SAİK = MOTIVE[İng.] = MOTIF[Fr.] = MOTIV[Alm.] = MOVERE[Lat.] = MOTIVO[İsp.]

    - HÖDÜK/LÜK ile/ve/değil/<> GÜDÜK/LÜK
    ( Görgüsüz, kaba, anlayışı kıt kişi. İLE/VE/DEĞİL/<> Eksik yanı olan, tamamlanmamış, kısa. | Kuyruğu kesik ya da kopmuş. | Yetersiz, sonuç vermemiş. )

    - İÇGÜDÜ ile/ve GEN

    - İÇGÜDÜ ile/ve/||/<> KENDİLİĞİNDENLİK

    - İÇGÜDÜ ile/ve/değil NİYET

    - İÇGÜDÜ = SEVK-İ TABİÎ, GARİZE, İNSİYAK = INSTINCT[İng., Fr.] = INSTINKT[Alm.] = INSTINCTUS[Lat.] = INSTINTO[İsp.]

    - İÇTEPİ ile İÇGÜDÜ
    ( Toplumda(kilerde)n. İLE Doğadan. )

    - İNSİYÂK değil/yerine/= İÇGÜDÜ | ARDI SIRA GİTME | BİR KUVVETİN ETKİSİYLE ÇEKİLİP GİTME

    - İSTEK ile/ve/<> İÇGÜDÜ

    - İTKİ ile İÇGÜDÜ

    - KOORDİNASYON değil/yerine/= DÜZENLEME/EŞGÜDÜM

    - KÜÇÜK ile GÜDÜK

    - KÜLTÜR:
    İÇGÜDÜ
    ve/>/+ İÇTEPİ ve/>/+ DÜŞÜNCE ve/>/+ İNANÇ

    - KURAL GÜDÜMLÜ YAPI İLKESİ ile ...
    ( STRUCTURE DEPENDENCY PRINCIPLE )

    - MOTİVASYON[İng.] değil/yerine/= GÜDÜLE(N)ME

    - MOTİVASYON ile PERFORMANS

    - MOTIVATION vs. PERFORMANCE

    - MOTIVATION[İng., Fr., Alm.] değil/yerine/= GÜDÜLENİM

    - PERFORMANS =/ve İLETİŞİM =/ve GÜDÜLENME =/ve YETKİNLİK/LER
    ( NE? ve NEDEN? ve NASIL? )

    - SAVUNMA ve/||/<> GÜDÜLENME ve/||/<> KAYGI

    - SEZGİ/ÖKE(DEHÂ):
    ZEKÂ
    ve/+ İÇGÜDÜ

    - SEZGİ ile İÇGÜDÜ

    - TİN ile İÇGÜDÜ

    - VAROLAN/VAROLUŞ GÜDÜSÜ:
    AZ ENERJİ HARCAMA
    ile/ve ÇOK ENERJİ DEPOLAMA
    ( Kişi, ikisinin de dengesini kuran/sağlayandır. )

    - ZEKÂ-İÇGÜDÜ ile ZEKÂ-İÇTEPİ

    HEYECAN, COŞKU, TUTKU
    (EXCITEMENT, EXUBERANCE | EBULLIENCE, PASSION)



    ( 117 FaRk, 134 katkı )


    - "AŞK HASTALIĞI" değil ÂŞIK OLMAMA(NIN YARATTIĞI) SORUN/LARI

    - "COŞMAK" ile/ve "AKMAK"

    - "EDEPSİZLİK" ile/değil/yerine COŞKU

    - "FANATİK" değil/yerine/= "BAĞNAZ/TUTKUN"

    - "HEYECANLAN(M)IYORUM" ile/ve/değil/yerine/<> "HEYECANI(MI) İÇİMDE TAŞIYORUM/TUTUYORUM"

    - "TAKIK" ile/değil/yerine ÂŞIK

    - (B)İLİM ve/<> KÜLTÜR COŞKUSU

    - AŞK ile/ve/değil/||/<> TUTKU
    ( Bilincin kayması. | Zihnin by-pass'ı. İLE/VE/DEĞİL ... )
    ( AŞK: Kendi kendini deneyimleme. )
    ( AŞK: Kara baht. )
    ( AŞK: Uykuya dalmadan önceki son düşündüğün ve uyandığındaki ilk düşündüğün. [tabii uyuyabiliyorsan] )
    ( AŞK: Kendi bilgisinin bittiği yerde, aczin başladığı zaman bilinebilir. )

    - ACZİYET ile/ve/<>/değil AŞK

    - ÂDET = CUSTOM[İng.] = COUTUME[Fr.] = BRAUCH[Alm.] = ABITUDINE[İt.] = COSTUMBRE[İsp.]

    - ALIŞKANLIK = İTİYAT = HABIT[İng.] = HABITUDE[Fr.] = GEWOHNHEIT[Alm.] = HABITUS[Lat.] = HEKSIS[Yun.] = COSTUMBRE[İsp.]

    - AMAÇ ve COŞKU

    - ÂŞIK OLMAK ile/ve/değil/||/<> "ÇARPILMAK"

    - ÂŞIK OLMAK ile "HASTA OLMAK"

    - AŞIK ile ÂŞIK
    ( Baldır kemiği ile eklemleşerek, bileğin belirli başlı oynak merkezini oluşturan, ayak bileğinde bulunan, küçük kemiklerden biri. | Yapı çatılarında, uzun mertek, aşırma. | AŞIK ATMAK: Yarışmak. İLE Vurgun, tutkun. )

    - ÂŞIK ile KUL

    - AŞK'I BESLEYENLER ile AŞK'I ÖLDÜRENLER
    ( * MUTLULUK
    * HOŞGÖRÜ
    * SEVGİ
    * İLGİ
    * TEN UYUMU
    * DOKUNMA
    * BİRLİKTE ZAMAN GEÇİRME
    * UYUM
    * NEŞE
    * ÖZLEM
    * FEDÂKÂRLIK
    * KISKANÇLIK
    * PAYLAŞIM
    * SEVGİ VE AŞK SÖZCÜKLERİ
    * ROMANTİZM
    * SADAKAT
    * ÖZEN
    * SAYGI
    * CESARET
    * ÇILGINLIK
    * ONAYLAMA
    * DÜRÜSTLÜK
    * DUYARLILIK

    ile

    * İHMAL
    * İLETİŞİM AZLIĞI
    * ÇATIŞAN KİŞİLİK
    * BASKICI TUTUMLAR
    * SÖZEL VE FİZİKSEL ŞİDDET
    * ONU TANIMAMAK
    * UMUTSUZLUK
    * [BAZEN] EVLİLİK )

    - AŞK'IN "AZALMASI/DÜŞMESİ" ile/ve/değil/<> KANIKSAMA

    - AŞK'IN GETİRDİĞİ TUTKU ile/ve TUTKUNUN GETİRDİĞİ BELÂ

    - AŞK'IN:
    BEDELİ
    ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KUDRETİ

    - AŞK ile/ve/değil/yerine/<> COŞKU

    - AZMAK ile COŞMAK

    - BAŞARMAK ile/ve/değil KAZANMA (İSTEĞİ/COŞKUSU)

    - BEKLENTİ ile/ve/değil/yerine HEYECAN

    - BİSİKLET ve/<> COŞKU

    - BİSİKLET ve/<> HEYECAN

    - CAN ve/<> COŞKU

    - CONTROL vs. COST CONTROL

    - Coşkulu KONUŞ!!!

    - COŞKUNLUK ile CEZBE

    - COŞKU ile DİDİŞME

    - COŞKU ve ŞİMDİ/LEŞTİRME

    - COŞMAK ile/ve/<> KOŞMAK

    - COSMOLOGY vs. TEOLOGY vs. HUMAN

    - COSMOS ile/ve TOPOS
    ( Küreyi/küreleri kapsayan. İLE/VE Kürenin içindekileri kapsayan. )

    - DEHÂ ile/ve/değil TUTKU

    - DEVLET:
    ÖZGÜRLÜK ve/||/<> TUTKU
    ve/||/<> GENEL ve/||/<> ÖZEL ve/||/<> NESNEL ve/||/<> ÖZNEL
    ( Devlet, özgürlükle tutkunun, genelle özelin, nesnelle öznelin bireşimini[/tevhîdini] sağlar. [Devlet, sadece, bürokratik ve politik bir örgüt değildir!] )

    - DOKUNMA COŞKUSU/TUTKUSU ile/ve/değil/yerine/<> GÖRME COŞKUSU/TUTKUSU

    - DÖRT İSTEK:
    AÇGÖZLÜLÜK
    ile/ve/||/<>/> ÇEKİŞME ile/ve/||/<>/> GÖSTERİŞ ile/ve/||/<>/> GÜÇ TUTKUSU

    - DÜŞÜNCE ile/ve TUTKU

    - DUYGU ile/ve/<> COŞKU
    ( Kaynağı ve uyaranları, dışarıdan olanlara verilen geribildirim. İLE/VE/<> Kaynağı, içte/sende bulunanlarla verilen geribildirim. )
    ( İkincildir. İLE/VE/<> Birincildir. )

    - DUYGU ile/ve TUTKU

    - DUYUMSAMA ile HEYECAN

    - EDİLGİNLİK, TUTKU = PASSION[İng., Fr.] = LEIDENSCHAFT[Alm.] = PASSIO[Lat.]

    - EĞLENCE ile/ve/<> HEYECAN

    - EŞEYSEL BOŞALMA ile/ve HEYECANSAL BOŞALMA
    ( En doğal haliyle, gövdenin ve eşeysel örgenlerin fiziksel devinim ile gerçekleştiği yakınlık ve paylaşımın, titreme, sarsılma, penisten/vajinadan özel sıvının(belsuyu) dışarı çıkması gibi çeşitli dışavurumlar ve yoğunluklar yaşanması. İLE Bir düşüncenin/hayalin/projenin/işin gerçekleşmesi yönündeki enerjinin içinde bulunulan ana yaklaşması, geç kalma, bir aracı kaçırmada yaşanan heyecan gibi çok çeşitli özel durumlar ile yaşanabilen heyecanlar ve kendinden geçiş derecesindeki mutlulukların yaşanması durumu ve eşeysel uyarılma/yoğunluk ve boşalım tecrübesi. )

    - ESRİME (TUTKU)

    - EŞSÖZ = İADE-İ MÂNÅ = TAUTOLOGY[İng.] = TAUTOLOGIE[Fr., Alm.] = TAUTOLOGIA[Yun.] = COSA FINALIS

    - EVRENBİLİM = KEVNİYAT = COSMOLOGY[İng.] = COSMOLOGIE[Fr.] = KOSMOLOGIE[Alm.] = COSMOLOGIA[Lat.] = KOSMOLOGIA[Yun.]

    - EVRENDOĞUM = KİYANİYAT, TEŞEKKÜL-İ ÂLEM = COSMOGONY[İng.] = COSMOGONIE[Fr.] = KOSMOGONIE[Alm.] = KOSMO-GONIA[Yun.]

    - EVREN = KÂİNAT = COSMOS[İng., Fr.] = KOSMOS[Alm.] = KOSMOS[Yun.]
    ( VAROLANLARIN HEPSİ | OLANLAR | AYALTI DÜNYA [olarak kabul edilirdi] )

    - FELSEFE ve/||/<> AŞK ve/||/<> SANAT
    ( "Evet!" diyememektir. VE/||/<> "Hayır!" diyememektir. VE/||/<> Soruyu anımsayamamaktır. )

    - FELSEFE ve/<> TUTKU
    ( Kişi, felsefeyi, ancak tutkuyla yaşama katar. )

    - GİRİFTÂR[Fars.] ile TUTKUN

    - HAYAL ve HEYECAN

    - HEVES ile/ve HEYECAN

    - HEVES ile/ve/değil/yerine/<>/> TUTKU

    - HEYACAN değil HEYECAN

    - HEYECAN:
    "HATA YAPTIRABİLİR"
    ve/fakat/||/<>/> HAK'I YAPTIRIR

    - HEYECAN:
    TÜMELİN
    > TEKİLLEŞMESİ

    - HEYECAN ile/ve ACELE

    - HEYECAN ile/ve DAVET

    - HEYECAN ile/ve ENERJİ

    - HEYECAN ile/ve/> ETKİ

    - HEYECAN ile GERGİNLİK

    - HEYECAN ile HELECAN
    ( ... İLE Yürek çarpıntısı, çarpıntı. )

    - HEYECAN ile/ve/değil TELÂŞ

    - HEYECAN ve/=/<> YARATIM

    - HEYECAN ile/ve YOĞUN İLGİ/İSTEKLİLİK

    - HEZEYAN/SABUKLANMA ile/değil/yerine/>< COŞKU

    - HURÛŞ değil/yerine/= COŞMA, TAŞMA, ŞAMATA, TELÂŞ, GÜRÜLTÜ

    - İÇSELLEŞTİRME ve/||/<> COŞKU

    - İHTİRÂS değil/yerine/= TUTKU

    - İTKİ ile/ve/||/<> TUTKU

    - KAVRAMAK ve/||/<>/> HEYECAN

    - KÜLTÜREL ŞARTLANMIŞLIKLAR ile/değil/yerine KÜLTÜREL COŞKULAR

    - KÜLTÜR ve/||/<> TUTKU/COŞKU

    - LEZZET ile/ve/<> HEYECAN

    - MARCOS:
    MARGARITAS
    ve/||/<> ALTAMIRANO ve/||/<> RANCHONUEVO ve/||/<> COMITAN ve/||/<> OCOSINGO ve/||/<> SAN CRISTOBAL
    ( Zapatist Ulusal Kurtuluş Örgütü'nün, altı kentin başharflerinden oluşan Meksika yerlilerinin önderi. )

    - MÜHEYYİÇ[Ar.] değil/yerine/= COŞTURUCU

    - NEŞE ve/||/<> COŞKU

    - PARA TUTKUSU/HAMAN ile/ve ORUN/MEVKİ TUTKUSU/BELÂM ile/ve RUHBANLIK/İLÂH OLMA TUTKUSU
    ( KÂRUN ile/ve FİRAVUN ile/ve BELÂM )
    ( Emeğin sömürücüsü. İLE/VE Siyasetin zâlimi. İLE/VE Maneviyatın gaspçısı. )

    - PRICE vs. COST

    - PRIMITIVE RELIGIONS vs./and MORAL RELIGIONS vs./and COSMIC RELIGIONS

    - PSİKOLOJİK VE TOPLUMSAL SORUNLARIN KÖKENİNDE:
    [ya] COŞKUNUN
    ile/ve/ya da/||/<> ÖFKENİN ile/ve/ya da/||/<> KORKUNUN DÜZENLENEMEMESİ

    - RİSK ile/değil HEYECAN

    - SAPLANTI ile/değil AŞK

    - ŞEHVETTEN ile/ve/değil/yerine AŞKTAN
    ( Beşer doğulur. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE İnsan olunur. )
    ( Geçici. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Kalıcı. )
    ( Beşeri aşk. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Kendi. | Tüm yetkin olanlar. )
    ( Mülkiyet. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Özgürlük. )

    - ŞEHVET ile/ve/değil/<>/>/< AŞK
    ( Herkes, dur der! İLE/VE/DEĞİL/<>/>/< Herkes, kabul eder. )

    - SEVGİ:
    CAN
    ve/<> HEYECAN

    - SEVGİLİ ile/ve ÂŞIK
    ( Sultan. İLE/VE Kul. )
    ( Âşıksan, o da sana âşık olur. [Âşık-mâşuk ayrımı/farkı da kalmaz.] )
    ( Sevgili ile başbaşa olana, ağyâr gerekmez. )
    ( Birbirinin güneşinde ısınırlar. İLE/VE Yanarlar. )
    ( DAVUD: Sevgili. )

    - SEVGİ ile/ve/||/<> SEZGİ ile/ve/||/<> COŞKU

    - SEVGİ ile TUTKU

    - SİF[İng. COST-INSURANCE-FREIGHT] değil/yerine/= MALİYET
    ( Bir malın fiyatı, sigortası ve navlunu birlikte olmak üzere maliyeti. )

    - SOHBET ve COŞKU

    - STRES ile/değil/yerine/>< TUTKU
    ( İstemediğin bir şey için çok çalışmak. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sevdiğin bir şey için çok çalışmak. )

    - SUSABİLMEK/SÜKÛT ve/||/<> PERHİZ/REJİM ve/||/<> NEŞE ve/||/<> COŞKU

    - TAKINTILI TUTKU ile/değil/yerine UYUMLU TUTKU

    - TAKINTI ile TUTKU
    ( Geçmişin büyük kişileri sadece yolu gösterirler. Çaba göstermesi ve bu yolda yürümesi gereken kişi sizsiniz. Derin derin düşünün ve bu yolu izleyerek tutkulardan ve yanılgılardan kurtulun. )

    - TELÂŞ ile/yerine HEYECAN

    - TEVECCÜD[< VECD]:
    VECDE GELME, HALLENME, COŞMA


    - TUTKU (ŞEREH)

    - TUTKUN/LUK ile/değil DÜŞKÜN/LÜK

    - TUTKU ile/ve/<> AŞK
    ( Zamanın unutturduğu. İLE/VE/<> Zamanın unutturmadığı. )

    - TUTKU ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< AŞK

    - TUTKU ile/ve ÇİLE

    - TUTKU ile/ve/değil/yerine/>< FERÂGAT

    - TUTKU ile FETİŞ

    - TUTKU = İHTİRAS = PASSION[İng., Fr.] = LEIDENSCHAFT[Alm.] = PASSIO[Lat.] = PATHOS[Yun.] = PASION[İsp.]

    - TUTKU ile KÖSNÜ/ŞEHVET
    ( ŞEHVET: Maddeye olan bağımlılık. )
    ( ŞEHVET: Anımsamak - imgelemek - ummak/beklentide olmak. )
    ( Kişiyi yenik düşüren her istek, kösnüdür/şehvettir. )
    ( LUST: Bondage to matter. )
    ( LUST: Remembering - imagining - anticipating. )

    - TUTKU ile/ve/değil/yerine TUTUM

    - TUTKU ile/ve ZAAF

    - ÜRPERTİ ile/ve/> TUTKU

    - YAR'LA BİR OL(A)MAMAK ||/=/<> YERLE BİR OLMAK

    - YAŞAM:
    ANLAM
    değil TUTKU

    - ZEVK ile/ve HEYECAN

    - [ne yazık ki]
    BAĞIMLI
    ile/değil TUTKUN

    TARİH
    [HISTORY]

    BİLİM/LER
    [SCIENCE/S]

    DİRİMBİLİM
    [BIOLOGY]

    FELSEFE
    [PHILOSOPHY]

    EŞEYSELLİK
    [SEXOLOGY]

    BAĞIMLILIK
    (ADDICTION)



    ( 754 FaRk, 809 katkı )


    - !BÖLÜCÜLÜK ile/ve/||/<> !ÖTEKİLEŞTİRME

    - !HEMPA[Fars.] ile/değil/yerine/>< KANKA
    ( Kötü işlerde aynı amaçla ve birlikte hareket eden kişi, ayaktaş. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Kan kardeşliği kadar yakınlıkla birlikte hareket eden/ler. )

    - !HINÇ ile/ve/||/<> !ÖÇ
    ( Zayıf olan, "alınır". "Alınan", kızar. Kızan, öfkelenir. İLE/VE/||/<> Daha zayıf olan, incinir. İncinen, gücenir. Gücenen, kinlenir. )

    - !İHTİKÂR ile !İHTİLAS
    ( Vurgunculuk, vurgun. İLE Aşırma, para aşırma, aşırtı. )

    - !İŞKENCE ile/değil/yerine CEZA

    - !MENFÛR[Ar. < NEFRET] değil/yerine/= İĞRENÇ

    - !MONARŞİ[Fr. < Lat. < Yun.] değil/yerine/= TEKERKLİK
    ( Siyasal yetkenin, genellikle miras yolu ile bir kişinin üzerinde toplandığı devlet yönetimi. )

    - !ÖFKE ile/ve/ne yazık ki/> !SALDIRI

    - !RANT ve/ne yazık ki/> !"RAHAT"/LIK

    - !ŞAKA ile/ve/||/<>/> !İNTİKAM

    - !SAVAŞ değil/yerine/>< SANAT

    - !SAVAŞ ile/ve/değil/yerine SAVAŞIM

    - !SİGARA İÇEN ile/ve/değil/<> İÇİREN/İÇTİREN/İÇTİRTEN
    ( ... İLE/VE/DEĞİL/<> Etkin/Edilgin/Ettirgen. )
    ( [ne yazık ki] İçmeyenler. İLE/VE/DEĞİL/<> İçenler ve içmeyenler. )

    - !TOKAT = !ŞAMAR
    ( Açık elle yüze vurulan tokat. )

    - !TOKAT ile !ŞAPLAK
    ( ... İLE "Şap" diye ses çıkaran tokat. )

    - !ZULM ile/ve/değil/yerine/<>/< CEBR

    - !ZULÜM ile/ve/değil/||/<> İHMALKÂRLIK

    - "...'YA (ÇOK) DÜŞKÜN" ile/ve/değil/yerine "...'YI (ÇOK) SEVEN"

    - "AÇIK" ile/ve/değil/<> ZAAF

    - "ADAM SATMIŞLIĞI/MIZ"
    değil/ne yazık ki/><
    "ADAM SANMIŞLIĞI/MIZ"

    ( Yoktur. DEĞİL/NE YAZIK Kİ/>< Vardır. )

    - "ADAMINA GÖRE" ile/değil/yerine MUHATABINA GÖRE

    - "ADSIZ NARKOTİKLER" değil ADSIZ NARKOTİK (ARKADAŞ BİRLİĞİ)
    ( Adsız Narkotik Arkadaşlık Birliği Tel.: 536. 341 01 89 )

    - "AKIL ALMAYI" İSTEMEMEK değil/yerine/> "AKLINI BAŞINA TOPLAMAK"
    ( Kimseden "akıl almak" istemiyorsan, aklını başına topla! )

    - "ALIŞKIN" ile/değil/yerine ALIŞKANLIĞI OLAN

    - "APTALLIK"/TAN ile/değil/ne yazık ki ÇARESİZLİK/TEN

    - "AŞIRI/LIK" ile/ve/değil SIRADIŞI/LIK

    - "BAĞIMLILIK" ile/değil/yerine/>< GEREKSİNİM

    - "BANA GÖRE" ile/değil/yerine "BENİM İÇİN"

    - "BENZETME" ile/ve/değil/||/<>/< ZORLAMA

    - "BUNU ALDIM" <>/||/>/< "BUNALDIM" değil/yerine
    YANLIŞIMIN/YANILSAMAMIN/OYUNUN FARKINDAYIM


    - "BÜYÜK BURUN/LULUK" ve/||/<>/> BURNUNUN DİBİNDEKİ FIRSATLARI/GERÇEKLERİ GÖREMEME

    - "CESARET" ile/ve/değil/||/<> "GÖZDEN ÇIKARMAK"

    - "ÇOK SESLİLİK" / "İFADE HAKKI" ile/değil DENSİZLİK
    ( "Sosyal medya"da. İLE/DEĞİL Günlük yaşamda. )
    ( Keyfiyette. İLE/DEĞİL Gerçeklikte. )
    ( "Kendi çıkarlarında." İLE/DEĞİL Ortak alanda, olanaklarda ve koşullarda. )

    - "DAĞILMAK" değil/yerine/>< DALMAK

    - "DELİSİ OLMAK" ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> NANKÖRÜ OLMAK
    ( Ulaşamadıklarının. İLE/VE/NE YAZIK Kİ/||/<>/> Ulaştıklarının. )

    - "DELİSİ OLMAK/OLAN" ile/değil/yerine DÜŞKÜN

    - "DENSİZ/LİK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< "HEVESLİ/LİK"

    - "DİZE GELMEK" ile/ve/||/<> DİZ ÇÖKMEK
    ( Bilgi ve zekâ karşısında. İLE Sevgide. )

    - "DÜŞMAN OLMAK" değil/yerine/>< BİRBİRİNE HAYRAN OLMAK

    - "EDEPSİZLİK" ile/değil/yerine COŞKU

    - "EZBER" ile/ve/değil ALIŞKANLIK
    ( EZBER hem de ALIŞKANLIK )

    - "EZMEK" ile/ve/<> "KÜÇÜK DÜŞÜRMEK"

    - "FAYTON SEFÂSI" değil ATLARIN CEFÂSI

    - "GENELLEME" ile/değil/yerine/>< İCTİHÂD

    - "GÖMMEK" değil/yerine/>< GÖRMEK

    - "GÜYA" ile "KENDİNCE"

    - "HAFİFE ALMAK" ile/ve/değil/<> "BOŞLAMAK"

    - "HAK" ile/değil BAĞIMLILIK

    - "HARCAMA" ile/ve/<>/> YALNIZLIK
    ( Kazanmak için etrafındakileri harcayanların elde edeceği şey "galibiyet" değil yalnızlıktır. )

    - "HAYVANSEÇER" değil/yerine/>< HAYVANSEVER
    ( Kedi, köpek sevip inek, koyun, balık yediğinizde, hayvansever değil, hayvan seçer oluyorsunuz. Ne zaman bir köpeğe duyduğunuz sevgiyi ve dostâne yakınlaşmayı bir ineğe de duyarsınız; işte o zaman kendinizle çelişmemiş olacaksınız. )
    ( Kendime, evrene, çevrem(iz)e, hayvanlara, tüm canlıların yaşam hakkına saygı göstermek üzere ve sağlığım/ız için de et ve hayvansal ürünleri yememeyi yeğliyorum/z...

    Bu duyarlılığı gösteren ve gösterecek herkese teşekkür ediyorum/z... )
    ( )

    - "HEM ..., HEM DE ..." ile "DURUMA GÖRE ..."

    - "HER ELİNİ SIKAN" İLE ... ile/ve/<> "HER CANINI SIKAN" İLE ...
    ( Dost olma! İLE/VE/<> Düşman olma! )

    - "HİÇÇİ/LİK" ile/ve/||/<>/> ALAYCI/LIK

    - "İNDİRGEMECİLİK" >< ÇEŞİTLİLİK

    - "KAÇMAK" ile/ve/değil/yerine ÜSTLENMEMEK

    - "KALINKAFALI/LIK" ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< HAYAL GÜCÜNÜN OLMAMASI

    - "KAŞINMAK" değil/yerine/ya da/>< DÜŞÜNÜP TAŞINMAK

    - "KAYBOLMAK" ile/ve/değil/yerine/<>/> "KAPILMAK"

    - "KENDİNİ SAKLAMAK" >< KIZMAK
    ( Kimse, kızdığında, kendini/özünü saklayamaz. )

    - "KEŞKE ..." değil/yerine/>< FARKINDALIK
    ( Ne kadar farkında olursak, "keşke"lerimiz de o kadar az olur. )

    - "KESKİN SİRKE, KÜPÜNE ZARAR" ile/ve/||/<> "ÖFKEYLE KALKAN, ZARARLA OTURUR"

    - "KEYİF" değil/yerine/>< GEREKSİNİM

    - "KEYİF/RAHATLIK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÇALIŞMA/HİZMET
    ( % 3[daha çok] -31[en fazla, azınlıkla/bazen] İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< % 96[daha çok] - 69[en az, çoğunlukla] )

    - "KİŞİYE GÖRE RENK DEĞİŞTİRMEK" ile/değil/>< KİŞİLİĞİNİN, RENKLİ OLMASI

    - "KÖPÜRME" ile/ve/||/<> "YÜKSELME"

    - "KÖTÜ/LÜK" ile/ve/değil/||/<> "KABA/LIK"

    - "KÖTÜLÜK ETMEK" ile/ve/||/<>/< ZARAR VERMEK
    ( İnsanda. İLE/VE/||/<>/< Kişilerde ve hayvanlarda. )

    - "KÖTÜMSERLİK" değil/yerine/>< KONUŞABİLMEK
    ( Konuşabilirsek, "kötümserlik" oluşmaz. )

    - "KRİZ YOK" değil/ne yazık ki KERİZ ÇOK

    - "KÜÇÜK GÖRMEK" ile/ve/<> "KÜÇÜK DÜŞÜRMEK"

    - "KÜÇÜK ZİHİN" ile/değil/yerine/<>/> "ORTA ZİHİN" ile/değil/yerine/<>/> "İLERİ ZİHİN"
    ( "Her sorunun" kendince bir yanıtı/açıklaması vardır. İLE/DEĞİL/YERİNE Deneyimlerinden öğrenir. İLE/DEĞİL/YERİNE Herşeyden ve herkesten öğrenir. )
    ( Kişilerle uğraşır. İLE/DEĞİL/YERİNE Olaylarla uğraşır. İLE/DEĞİL/YERİNE Düzenle/sistemle uğraşır. )
    ( "Dengini" arar. İLE ... İLE/DEĞİL/YERİNE Kendini arar. )
    ( "İleri zihinler, kendi çağının ötesindedir, zekiler, kendine bir şeyler çıkarır ve ahmak olan da buna karşı koyar.[The great person is ahead of their time, the smart make something out of it, and the blockhead, sets themselves against it.]" )

    - "KURNAZ/LIK" ile/değil/=/<>/>/< APTAL/LIK
    ( İkisinin de hiçbir "kazanımı", kalıcı değildir/olamaz. )

    - "MERKEZCİ/LİK" ile/ve/<>/> BAĞIMLI/LIK

    - "MEYDAN OKUMA" ile/değil/yerine DİRENÇ

    - "MÜKEMMELİYETÇİ/LİK" ile/ve/değil/<> "GARANTİCİ/LİK"

    - "ÖDEŞMEK" ile/ve/<> "BOY ÖLÇÜŞMEK"

    - "ÖFKE" ile/ve/||/<>/> "KAYGI"

    - "ÖNYARGI" ile/ve/değil/||/<>/> "SONUÇ ODAKLILIK"

    - "PARA" (SAPLANTISI) değil/yerine "KİŞİ"[KARDEŞ/ARKADAŞ/OLANAKSIZ/MAĞDUR]

    - "PERDE" ile "PERDELEME"

    - "SAÇMALIK" ile/ve/değil/yerine/<> ÇELİŞKİ

    - "SALDIRI" ile/değil/yerine "ÇIKIŞ"

    - "ŞİDDET" ></< "İKTİDAR"
    ( "iktidarın bitmeye başladığı yerde, şiddet başlar." )

    - "SİGARA İÇİLMEYEN BÖLÜM" yerine SİGARA İÇİLEN BÖLÜM

    - "SİNDİREMEMEK/HAZMEDEMEMEK" ile/ve/<> TESLİM OLAMAMAK

    - "SİNİRLİ/LİK" ile/ve/değil/<> TEPKİSEL/LİK

    - "SÖYLE! GİTSİN!" değil/yerine/> SUS! BİTSİN!

    - "SUÇLAMAK" ile/değil/yerine SORUMLU OLMAK

    - "SÜREKLİ/DAİMA" ile/ve/||/<> AŞIRI/LIK

    - "SÜRÜNMEK" ile "ZORLANMAK"

    - "TAKINTI" ile/değil "RAHATLIK"

    - "TAKINTI" ile/değil/yerine ALERJİ

    - "TEHDİT" ile/değil/yerine TESPİT

    - "ÜMİT" ile/değil ÇIKARCILIK

    - "ÜZMEK" ile/değil ZORLAMAK
    ( [Öğretmen, öğrencileri biraz ...] "üzmüş". İLE/DEĞİL "zorlamış". )

    - "YANLIŞ YAPMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<> YALNIZ KALMAK

    - "YANLIŞ" ile/değil FARKLI

    - "YANLIŞ" ile/değil/yerine/||/<>/< GEREKSİZ

    - "YANLIŞLARA AĞIT YAKMAK" ile/değil/yerine/>< DOĞRULARI İNŞÂ ETMEK

    - "YAPILAMAZLIK" ile/ve/değil/||/=/<>/< MANTIKDIŞILIK

    - "YARGISIZ İNFAZ" ile/ve/değil/ne yazık ki/<>/> "YARGILI" İNFAZ

    - "YERİNDEN ETME" ile/ve/<> "RAYINDAN ÇIKARMA"

    - "YÜRÜTMEK" ile/değil/yerine/>< YÜRÜMEK
    ( Bir şeyleri, parçaları. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yaşamı, yolu ve bütünü. )

    - "ZARARLI/YANLIŞ/KÖTÜ/GÜNAH/HARAM AMA ..." ile/değil/yerine ... VE ZARARLI/YANLIŞ/KÖTÜ/GÜNAH/HARAM

    - "ZAYIFLIK" ile ZAAF

    - "ZORLAMAK" ile "SIKIŞTIRMAK"

    - "ZORLUK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ZORLANMA
    ( Dışarıda/ki/ler/de. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< İçeride/ki/ler/de/n. )

    - (")AŞIRI(") ile/değil/yerine/<> ÖTE

    - (")EĞRİ(") ile/ve/değil/yerine/||/<>/></>/< (")DOĞRU(")
    ( Doğrulabilir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Eğrilebilir. )
    ( Ne "eğriler", doğrula; ne "doğrular", eğrile. )

    - (")KANDIRMA("):
    BAŞKALARINI
    ile/ve/değil/||/<>/< KENDİNİ

    - (")SIVAMAK(") ile SIVAMAK
    ( Sıva ile kaplamak, sıva vurmak. | Harcı bir yere vurmak. | Sıvar gibi bulaştırmak. | Okşamak, sıvazlamak. İLE Kol ya da paçayı yukarı çekip toplamak ya da kıvırmak. )

    - (")SORUNLARI("):
    BAŞKALARIYLA OLAN/LAR
    ile/değil/yerine (OLABİLDİĞİNCE) KENDİYLE OLAN/LAR
    ( Sorunun, kendi(nde) olduğunu anla(ya)mayan kişiler, ne yazık ki, çözümü, başkalarının huzurunu bozmakta "ararlar/bulurlar". )
    ( [çoğunlukla] Kendiyle, (ciddi) sorunları olan(lar)dır. İLE/DEĞİL/YERİNE Başkalarıyla, "sorunlu" "görünseler/düşünülseler" de sorunsuzdur(lar). )

    - (")YALPALAMA(") ile/<> (")TÖKEZLEME(")

    - (ALIŞKANLIK YAPICILARDAN) UZAK DURMALI!

    - (AYNI/FARKLI) HATALAR İÇİN:
    "KİMSEYE GÜVENMEMEK"
    ile/değil/yerine İKİ KEZ GÜVENMEMEK

    - (KOŞULSUZ) SEVGİ:
    (EN BÜYÜK) ZAAF
    ve ERDEM

    - (not HARMFUL FOR) HARMFUL TO

    - (SİGARA) "YASAĞI" değil SINIRLAMASI/KISITLAMA/SI
    ( Yürürlüğe giren yasa, bir "YASAK" koyma değildir! Toplum yaşamında ve kişiler arasında düzenin sağlanması, hakların korunması için ortak kullanım alanı kuralları uygulanmak zorundadır. Sigarayla ilgili düzenleme, kişilerin bulunmak zorunda/durumunda olduğu -kapalı ya da açık- ortamlarda sigara kullanıcılarının keyfî uygulamalarına izin vermemek üzerinedir. Bu durumdan rahatsız olan/olabilecek kişilerin haklarının korunması üzerine de bu tür kısıtlamalar getirilmesi gerekmiştir. "YASAK" olarak ifade edilen durum, "sigara içme yasağı" değil belirli ortak kullanım alanlarında keyfî tutumda bulunulmasına engel olabilmek üzere ve çevrenin rahatsız edilmemesine yöneliktir. Doğrudan, genel bir "içmeme yasağı" getirilmemiştir. "YASAK"[< YASA][yasaya/kanuna bağlı olan] sözcüğü ve kullanımının da, kişiler [içen-içmeyen, rahatsız olan/lar] arasında anlaşamamazlık/ihtilâf [ya da olası çatışma durumunda] toplum ve devlet tarafından kabul ve onay görmüş, uyumlu bir düzen sağlanabilmesi üzerine, gereken koşulların, yazılı ve tüzel(hukukî) bir karşılığının bulunması üzerinedir. Birlik ve bütünlüğü, sürdürülebilirliği sağlayabilmenin göstergesi ve dayanakçası olarak, "YASA" ve yasal gereklilik, işlevini yerine getirmek üzere uygulanmaktadır. Kişi, kendi evinde istediği gibi [çırılçıplak] dolaşabileceği halde dışarıda/sokakta, ortak alanlarda dolaşamayacağı gibi. Bu durumu anlayan ve kabul edebilen tütün kullanıcıları, tütün ürünleri kısıtlamasının da bir uzlaşım ve çözüm gerektirdiğini rahatlıkla anlayacak ve kabul ediyor olacaklardır. )

    - ...'NIN:
    "SUÇLUSU"
    ile/ve/değil/yerine/<>/< SORUMLUSU

    - 1 BAĞIMLI > 4 BAĞIMLI YAKINI
    ( Alkolik yakınları ve arkadaşlarının ortak sorunlarını çözebilmek için deneyimlerini ve umutlarını paylaştıkları bir topluluk. | http://www.al-anon-tr.org )
    ( Bağımlılığa Hayır Derneği | http://www.BagimliligaHAYIR.org )

    - ABARTMA ile/ve/değil/yerine ÖNE ÇIKARMA

    - AÇGÖZLÜLÜK = TAMAH = AVARICE[İng.] = AVARICE/AVIDITÉ[Fr.]

    - ACIDAN KAÇINMAK ile HAZZA YÖNELMEK

    - ÂCİZ/LİK ile/ve/<> YOKSUN/LUK

    - ADÂLET:
    SUÇU/"SUÇLU"YU ARAMAK
    ile/ve/değil/||/<>/< (SONUNA KADAR) MÂSUMU/MASUMİYETİ MASUMİYETİ ARAMAK

    - ADÂLET ile/ve/<> DÜŞMANIN "ADÂLETİ"
    ( Adâletin gerekliliği ve önceliği, düşmanının "adâletine" maruz kalmamak ve mağdur olmamak içindir. )

    - ADÂVET değil/yerine/= DÜŞMANLIK, YAĞILIK

    - ADMIRATION vs. ECSTASY

    - ÂFÂKÎ ile/ve/<> İZÂFÎ ile/ve/<> KEYFÎ

    - AFFETMEK ile/ve/||/<>/< KABUL ETMEK

    - AKSATMAK ile/ve/||/<> İHMAL ETMEK

    - ALIŞKANLIK AHLÂKI ile/ve/değil/yerine YEĞLEME/TERCİH AHLÂKI

    - ALIŞKANLIK/ÂDET ile GEREKLİLİK

    - ALIŞKANLIK ve/< BELLEK
    ( Olumsuz alışkanlıklar, bellekteki kayıtların kötüye kullanımlarından kaynaklanırlar. )

    - ALIŞKANLIK ile DADANMA

    - ALIŞKANLIK ve GEÇMİŞ

    - ALIŞKANLIK ile GELENEK

    - ALIŞKANLIK ile GEREKLİLİK
    ( Normal bir hal acı verici olamaz, ama yanlış bir alışkanlık çoğu zaman süreğen acılara yol açar. )
    ( Alışkanlık ve ihtiras kör eder ve yanlışa götürür. )
    ( Alışılmış olana tutunduğunuz sürece keşif gerçekleşemez. )

    - ALIŞKANLIK = İTİYAT = HABIT[İng.] = HABITUDE[Fr.] = GEWOHNHEIT[Alm.] = HABITUS[Lat.] = HEKSIS[Yun.] = COSTUMBRE[İsp.]

    - ALIŞKANLIK ile/ve/değil ŞARTLANMA

    - ALIŞKANLIK ile/ve/<> ŞAŞKINLIK

    - ALIŞKANLIK ile ZAAF
    ( Alışkanlık, anahtarı kaybolmuş bir kelepçedir. )
    ( Alışkanlıklar tutkuyu, tutku da karakteri etkiler. )

    - ALIŞMA ile DADANMA
    ( Sevimsiz şeyler, put edinilmez. )

    - ALIŞMA ile/değil/yerine/||/<>/ne yazık ki KATLANMA

    - APIK-SAPIK (DÜŞÜNCELER/DAVRANIŞLAR)

    - AŞAĞILAMA >< ÖVME/SIVAZLAMA

    - ÂŞIK OLMAK ile/ve/||/<> TAKINTILI-ZORLAYICI(OBSESİF-KOMPULSİF) KİŞİLİK BOZUKLUĞU
    ( Gövdede, aynı biyokimyasal etkileri "yaratıyor"/yaratabiliyor. )

    - AŞIRI DERECE yerine İLERİ DERECE

    - AŞIRI KULLANIM ile/değil/yerine YERİNDE KULLANIM

    - AŞIRI/ABARTILI KEYFİYET ve/||/<>/> GECİKEN/GECİKMİŞ ADÂLET

    - AŞIRI/LIK ile/ve/değil AYKIRI/LIK

    - AŞIRI/LIK ve/<> EKSİK/LİK
    ( YARASA: "Güzelliğim" "fazla görülmesin" diye gece uçarmış. KUĞU: Güzelliğini sergilemekten, su içmeyi bile boşvererek/unutarak susuzluktan ölmüş. )
    ( Aşırı gidersen tersi olur. )

    - AŞIRI/LIK ile UC

    - AŞIRI/LIK ile/ve ZORLAMA

    - AŞIRI değil/yerine/>< BAŞARI

    - AŞKTA ve İŞTE ve DOSTTA
    ( Vasatından, uzak duralım! VE Kesatından, uzak duralım! VE Fesatından, uzak duralım! )

    - ATÂLET[Ar.] değil/yerine/= EYLEMSİZLİK/SÜREDURUM

    - ATÂLET ile/değil/yerine/>< ADÂLET

    - ATILAN TOKADIN:
    "SAHİBİ"
    ile/ve/değil/yerine/ne yazık ki/||/<>/>/< NEDENİ

    - AZITMA ile/ve/değil/yerine/> KAZITMA

    - AZMIŞ ile KUDURMUŞ

    - BAĞIMLI/LIK(MÜPTELÂLIK) ile ISRARCI/LIK

    - BAĞIMLI/LIK ile/yerine BAĞLI/LIK
    ( Onlar mı size, siz mi onlara bağlısınız? )

    - BAĞIMLILIK SÜRECİ VE SONUCU:
    HASTAHANE
    ve/||/<>/> CEZAEVİ ve/||/<>/> MEZAR

    - BAĞIMLILIK ile/ve AŞIRILIK

    - BAĞIMLILIK = DEPENDENCE[İng.] = DÉPENDANCE[Fr.] = ANHÄNGIGKEIT, DEPENDENZ[Alm.] = DIPENDENZA[İt.] = DEPENDENCIA[İsp.] = CONIUNCTIO[Lat.] = TO KATANTES, SÜNDESMOS[Yun.] = TAVAKKUF[Ar.] = BASTEGÎ[Fars.] = AFHANKELIJKHEID[Felm.]

    - BAĞIMLILIK ile ÖZDEŞLİK
    ( İnsan değil mi, hem yapar, hem tapar! )

    - BAĞIMLILIK ile/ve SAPLANTI

    - BAĞIMLILIK ile/ve YERİNDEN OYNATILAMAZLIK

    - BAĞIRMAYA ZORLAYAN ACI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SESSİZ KALMAYA ZORLAYAN ACI
    ( Ağırdır. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Çok daha ağırdır. )

    - BAĞLI ile/değil BAĞIMLI

    - BAHANE[Ar.] = MAHANA/MAHNA
    ( İleri sürülen, sözde neden. )

    - BAHÂNE yerine ÇÖZÜM/ÇÂRE
    ( [bir işi] Yapmak istemeyenin "tutumu". YERİNE Yapmak isteyenin tutumu. )
    ( "Çareler" yazısı için burayı tıklayınız... )

    - BAŞKASINI "KANDIRMAK" değil KENDİNİ YADSIMAK

    - BAŞLANGIÇ:
    EYLEM
    ile/ve/değil/||/<>/< ÖRTÜK EYLEM

    - BASTIRILMA ile/ve/<> DIŞLANMA

    - BAZI ŞEYLERİ:
    UNUTMAYA ÇALIŞMAK
    ile/değil/yerine/>
    HİÇ YAŞAMAMAK/YAŞAMAMAYA ÇALIŞMAK


    - BEKLENTİ ile/ve/<>/< EZBER / KALIP / KABUL

    - BEKLENTİ değil KENDİNDEN KAÇIŞ
    ( Merkezden uzaklaşmak. )

    - BELİRLİ HATA ile BELİRSİZ HATA
    ( Nedeni bilinen, sonuçlara ancak ve sadece tek bir yönde etki eden ve giderilebilen, sistematik hata ile eş anlamlı bir hata sınıfı. İLE Ölçme sırasında kaçınılmaz, küçük, kontrol edilemeyen değişkenlerin etkisinden kaynaklanan belirsizlikler. )

    - BELİRLİ/LİK ile/ve BAĞIMLI/LIK

    - BELİRSİZLİK SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
    GÖNDERMELİ
    ile/ve/||/<> VURGULAMA ile/ve/||/<> ÇOK ANLAMLILIK

    - BENCİLLİK ile/>< ELEŞTİRİ

    - BENİMSEME ile KİŞİSELLEŞTİRME

    - BEVS ile BEVŞ[Fars.]

    - BEVS ile BEVŞ[Fars.]
    ( Acele, ileri geçme/gitme. | Bıktırıncaya kadar ısrar etme. | Bir kimseden kaçıp gizlenme. | Bir şeyin rengi. İLE Çalım, gösteriş, debdebe. )

    - BÎ-GÂNE değil/yerine/= KAYITSIZ, İLGİSİZ

    - BİÇİMSİZ SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR ile/ve/||/<> SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR

    - BİD'AT ile KÜFÜR

    - BİLEREK / BİLMEYEREK ile/ve/||/<> İSTEYEREK / İSTEMEYEREK ile/ve/||/<> DOĞRUDAN / DOLAYLI

    - BİLİNÇSİZ(CE) ile/ve/değil KONTROLDIŞI

    - BİLİRKEN SUSMAK ve/=/||/<> BİLMEZKEN KONUŞMAK/SÖYLEMEK
    ( (Bazen) İkisi de kötü ve yanlıştır. )

    - BİLİŞİM SUÇLARI ile/ve/||/<> ELEKTRONİK SUÇLAR ile/ve/||/<> DİJİTALSUÇLAR ile/ve/||/<> BİLGİ TEKNOLOJİLERİ SUÇLARI

    - BİR ULUSUN:
    DÜŞMANLARI
    ile/ve/<> "AYDINLARI"
    ( Askerî-siyasî örgütünü yener. İLE/VE/<> Tarihini yener/değersizleştirir. )

    - BİR YANLIŞI:
    "BİLEREK YAPMAK"
    ile/değil/yerine/><
    BİLMEDEN YAPMAK

    ( Belirleyici olan, bulunç/vicdandır. )

    - BİR YANLIŞIN YAPILMASINDA VE YORUMLANMASINDA:
    KAZÂ
    ile/ve/ne yazık ki/<>/> HATA ile/ve/ne yazık ki/<>/> YEĞLEME/TERCİH
    ( İlk kez olmuşsa. İLE/VE/<>/> İkincei kez olmuşsa. İLE/VE/<>/> Üçüncü kez oluyorsa. )

    - BIRAKMAK ile/ve/değil AŞMAK

    - BIRAKMAK ile/ve/yerine/değil UZAKLAŞTIRMAK / TERCİH DEĞİŞTİRMEK [Özellikle sigara ve çeşitli bağımlılık yapıcılarda!]
    ( Mutlu olmak için herhangi bir şeye bağımlı olmak, çaresizliğin son aşamasıdır. )
    ( Herhangi bir şeye karşı artık bağımlı olmadığınızda, payınıza düşeni yapmışsınız demektir. )
    ( Zihninizi, içiyle dışıyla bilmedikçe, bağımlılıklar sizi terk etmeyeceklerdir. )
    ( Bağımlılıklarınızdan vazgeçin. Vazgeçmeniz gereken başka hiçbir şey yoktur. )
    ( Bilincine varmadığınız bir şeyi, terk edemezsiniz. )
    ( Alışkanlık ve ihtiras, kör eder ve yanlışa götürür. )
    ( Alışkanlık! Gereklilik değil! )
    ( SİGARAYI: "BIRAKTIM!" değil/yerine "İÇMİYORUM" ya da "İÇMEMEYİ YEĞLİYORUM/TERCİH EDİYORUM!" )
    ( Mücadelemiz içenlerle değil maddeyle!
    Koruyup kolladığımız, kişiler; kovduğumuz, o sinsi madde!...
    Davetimiz, sağlıklı olmak; kabul etmediğimiz, sararmak...
    Çözümlerimiz, herkes için; çaresi "Hayır!"da...
    Herkes için hayırlı olan, hayırsızı yakmamakta... )
    ( Not necessary! It's habit/addiction. )
    ( FEEL FREE TO SAY NO! )
    ( Dependence on anything for happiness is utter misery.
    When you are no longer attached to anything, you have done your share.
    Attachments are in the mind and will not leave you until you know your mind in and out.
    Give up your addictions. There is nothing else to give up.
    You cannot leave if you don't aware of it.
    Habit/addiction and passion makes blind and takes to the false.
    "I PREFER, NOT TO SMOKE" instead of "QUIT SMOKING/CIGARETTE" )

    - BIRAKMAK ile YERİNE KOYMAK

    - BİRİNCİLİK ile YENMEK
    ( Çokluda. İLE İkilide. )

    - BORDERLINE ile BIPOLAR

    - BOŞ DÜŞÜNCE ile/ve/<> KÖR TUTUM/DAVRANIŞ

    - BOŞ SÖZ ve/||/<>/>/< VAKİT HIRSIZLIĞI

    - BUNALIM ve/> KÖTÜLÜK

    - CAHİL/LİK ile/ve/<> APTAL/LIK
    ( Elif'i, mertek zannetmek. [Bir şey bilmediği halde konuşanlar için kullanılan deyim. (Elif harfini ve bu kadar basit bir şeyi bile bilmeyecek kadar bilgisiz olma durumu.)][MERTEK: Eskiden evleri yaparken kullanılan dört köşe ya da yuvarlak kalınca ağaç gövdesi.] )
    ( CAHİLLER...
    * Her şeyde, hemen öfkelenirler.
    * Yararı olmayan şeylerden konuşurlar.
    * Yersiz [yanlış yerlere] sadaka verirler.
    * Sırrı korumayıp açık ederler ve yayarlar.
    * Dostunu ve düşmanını birbirinden ayıramazlar.
    * Merhametsiz ve vicdansızdırlar. Hoşgörü, onları bırakmıştır.
    * Kindar olup, fitne ve fücûr çıkarmayı severler.
    * İftira atmaktan, başkasının âhını almaktan kaçınmazlar.
    * Dedikodu ve yalanları çoktur.
    * Güvenilmezdirler, emanete ihanet ederler.
    * Dünya nimetleri için el-etek öpmeyi çok severler, utanmazlar.
    * Yoldaşını yarı yolda bırakırlar, yedikleri kaba etmekten çekinmezler.
    * Kalplerinde vefâ, diğergamlık, kadirşinaslık olmaz.
    * Nezâket ve letâfet onlara hiç değmemiş, olmamış meyve misali hamdırlar!
    * Edep, onları terk etmiştir! )

    - CANINI YAKMA! ve/||/<>/>/< 'AH'INI ALMA!
    ( Zayıf olanın! VE/||/<>/>/< Hiçkimsenin! )

    - ÇATIŞMA ile/ve/<> DİDİŞME

    - ÇATIŞMA değil/yerine/>< UZLAŞMA

    - CAYDIRMA ile/ve/||/<>/> ZORLAŞTIRMA ile/ve/||/<>/> YASAKLAMA

    - CEBİR = CEBR[Fars., Ar.] = ALGEBRA[İg., İt., İsp., Dan., Rus.] = ALGÈBRE[Fr.] = ARS RATIOCINANDI PER LITTERAS, ARS PER LITTERAS[Orta Lat.] = ALGEBRA, BUCHSTABENRECHNUNG[Alm.] = ALGEBRA, STELKUNDE[Fel.]

    - CEHÂLET ile/ve/<> TAKINTI

    - ÇİFTE STANDART ile İKİYÜZLÜLÜK/RİYÂ

    - CONGENITAL vs. INBORN vs. INBRED vs. INHERENT vs. INNATE

    - CYCLONE vs. HABIT

    - DALGI/GAFLET ile/ve/||/<> HADSİZLİK

    - DALINI KIRMAMAK ve/||/<> GÜVENİNİ KIRMAMAK
    ( Ağaçtan, meyve almak istiyorsak... VE/||/<> Kişilerden, sevgi bekliyorsak... )

    - DALMADAN ile/değil/yerine DAĞILMADAN

    - DAVRANIM(CONDUCT) BOZUKLUĞU ile/ve ANTİSOSYAL KİŞİLİK BOZUKLUĞU
    ( 18 yaş altındakilerin olumsuz davranış/tutumlarında tanımlanan. İLE/VE 18 yaş üstündekilerin olumsuz davranış/tutumlarında tanımlanan. )

    - DAYAMA ile DAYATMA
    ( Nesnelerde. İLE "Davranış ve tutumlarda". )

    - DAYATMA/CI "ÇÖZÜMLER" ile/değil/yerine/>< GERÇEK/SAĞLAM ÇÖZÜMLER

    - DAYATMA değil/yerine/>< DAYANIŞMA

    - DENSİZ/LİK ile/ve/<> PATAVATSIZ/LIK

    - DEPENDENCE vs. ATTACHMENT

    - DEPENDENT vs. DEPENDANT

    - DERVİŞ:
    DÜNYA
    ve/||/<> İKİYÜZLÜLÜK ve/||/<> VARLIK ve/||/<> YALAN ve/||/<> KÖSNÜ/ŞEHVET
    ( DERVİŞ: DAL ve/||/<> RA ve/||/<> VAV ve/||/<> YE ve/||/<> ŞIN )

    - DEVRİM ve/ne yazık ki/||/<>/> !KIYIM

    - DİDİNME ile/ne yazık ki DİDİŞME
    ( Kendi içinde. İLE/NE YAZIK Kİ Kişilerle, olanlarla, geçmişle. )

    - DİDİŞME ile DİDİŞİM
    ( El ya da sözle birbirini hırpalamak. | Geçimini sağlamak amacıyla güç koşullarda çalışmak, uğraşmak. İLE Konuşma ve tartışmayı, bir araç değil bir amaç sayan felsefe yöntemi. )

    - DİNLEMEMEK ile/ve/||/<> BASTIRMAYA ÇALIŞMAK ile/ve/||/<> ORTAMDA DEĞİLMİŞ GİBİ DAVRANMAK

    - DİNLEMEMEK ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/>/< NANKÖRLÜK
    ( Bir tek, nankörler dinlemez! )

    - DİRENÇ ile DİRENİŞ

    - DIŞINDA/GAYRI ile/değil/yerine RIZÂ

    - DIŞLAMA! ve/||/<> YARGILAMA!

    - DIŞLAMA(MA)K ile/ve/||/<> KÜÇÜMSE(ME)MEK

    - DIŞLAMAK ile REDDETMEK

    - DISUSE vs. MISUSE

    - DÖNGÜ ile ALIŞKANLIK

    - DONKEY PLEASURE vs. PLEASURE OF ARTIST

    - DÖRT İSTEK:
    AÇGÖZLÜLÜK
    ile/ve/||/<>/> ÇEKİŞME ile/ve/||/<>/> GÖSTERİŞ ile/ve/||/<>/> GÜÇ TUTKUSU

    - DOYUMSUZ/LUK ile/ve/<>/|| DUYARSIZ/LIK

    - DOYUM ile/ve/> TEKRAR

    - DÜŞKÜNLÜK ile/ve/değil/yerine ÖNCELİK (VERMEK/VERİLEN)

    - DÜŞKÜNLÜK ile/ve/değil/yerine SEVGİ
    ( Sevgi, tutkunluk ve düşkünlük göstermez, düşkünlük ise sevgi değildir. )

    - DÜŞÜRMEK değil/yerine DÜŞÜNMEK

    - DUYGULARA BAŞVURMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
    TEHDİT
    ile/ve/||/<> DUYGU ile/ve/||/<> ÖNYARGILI DİL ile/ve/||/<> MAZERET

    - DUYGUSALLIK ve/> KONTROLSÜZLÜK

    - ECR-İ HASS ile/ve/<> ECR-İ MÜŞTEREK

    - ED'İYE[< DUÂ] ile/ve/<>/> HEDİYE
    ( Yalvarmalar, yakarmalar. İLE/VE/<>/> Armağan. )

    - EDEN > BULUR

    - EGOİST/HODBİN[Fars.] değil/yerine/= BENCİL

    - EHLİYETE, KISMÎ/TAM ENGEL OLABİLECEKLER:
    CİNNET
    ile/ve/||/<> SAĞIRLIK ile/ve/||/<> UNUTMA(NİSYAN) ile/ve/||/<> UYKU ile/ve/||/<> SARA ile/ve/||/<> HASTALIK(MARAZ) ile/ve/||/<> SAKATLIK(MALÛLİYET) ile/ve/||/<> BUNAMA(ATEH) ile/ve/||/<> CEHİL ile/ve/||/<> SARHOŞLUK(SEKİR) ile/ve/||/<> HAFİFLİK(HEZEL) ile/ve/||/<> İSRAF ile/ve/||/<> ESÂRET ile/ve/||/<> ENGEL(ZECİR) ile/ve/||/<> YOLCULUK(SEYAHAT)

    - EKSİKLİK ile/ve YOKSUNLUK

    - EKSTREM değil/yerine/= UC/AŞIRI

    - EN BÜYÜK DÜŞMAN
    ( ARZU VE İHTİRASLAR )

    - EN BÜYÜK:
    YOKSUN/LUK
    ile/ve/<> FAKİR/LİK
    ( Akılsızlık. İLE/VE/<> Bilgisizlik. )

    - ESARET değil/yerine/= TUTSAKLIK/BOYUNDURUK(/YÜK)

    - EXCEEDINGLY vs. EXCESSIVELY

    - EXTREME DEVOTION vs. SELF-SACRIFICE

    - EYLEM ile/değil EYLEME(K)

    - FAHİŞ[Ar.] değil/>< NARH[Fars.]
    ( Ölçüyü aşan, aşırı, çok fazla. | Ahlâka ve törelere uygun olmayan. DEĞİL/>< Tüketiciyi korumak amacıyla, özellikle zorunlu gereksinme maddeleri için devletçe saptanan fiyat. )

    - FAKİRİN CANI değil/yerine "ZENGİNİN" MALI

    - FORGET vs. LEAVE

    - GADDAR ile CANİ

    - GAMSIZ/LIK ile/ve/değil/||/<> "GEMSİZ/LİK"

    - GARAZ değil/yerine/= HEDEF, GAYE, MEYİL, İSTEK

    - GENELLEME ile/değil/yerine/>< EMİN OLARAK

    - GENELLEME ile/ve/<> EZBERİNİ SÖYLEMEK

    - GENELLEŞTİRME = TAMİM = GENERALIZATION[İng.] = GÉNÉRALISATION[Fr.] = GENERALISATION[Alm.] = GENERALIS[Lat.]

    - GENELLİYORSAK/GENELLEYECEKSEK
    ile/değil/yerine/><
    GENELLEMİYORSAK/GENELLEMEYECEKSEK

    ( [söyleyeceğimizi] Söylemeyelim ve daha çok düşünmeye devam edelim. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Söyleyebiliriz/konuşabiliriz, düşünebiliriz. )

    - GENELME ile GENELEME ile GENELLEME
    ( Genişleme. İLE Bir düşüncenin, farklı sözlerle, yeniden/tekrar anlatılması. İLE Bir ya da birkaç özel/tekil veriyi/durumu, herşeyi/herkesi katarak ve tek bir şeye indirgeyerek açıklamaya çalışma "iddiası"/zayıflığı.[Tüm genellemeler, yanlıştır! Bu bile!] )

    - GERÇEĞİN, BİLİNEBİLECEK YÖNLERİNİ, DOĞRU OLARAK ALGILAMAK ve BİLİNEMEYECEK OLANLARIN, BİLİNEMEYECEĞİNİ DOĞRU OLARAK ALGILAMAK

    - GEREKLİLİK ile/ve/değil ALIŞKANLIK

    - GINAÎ ile İZÂFÎ

    - GİRİŞİMCİ ile/ve/değil/||/< "SUÇLU"

    - GÖÇEBE ile HORDA
    ( ... İLE Göçebe ve ilkel olarak yaşayan, yağmacı ve sataşkan topluluk. )

    - GÖRDÜĞÜNÜ "SEVMEK" ile/değil/yerine/>< SEVDİĞİNİ GÖRMEK

    - GÖVDE ve/||/<> ANLIK(ZİHİN) ve/||/<> TİN
    ( Çap/çeper. VE/||/<> Yarıçap. VE/||/<> Merkez. )

    - GÜÇ ile/ve/||/<>/>< "ZAYIFLIK"
    ( Güçlü ağaç, meyve vermede acele etmez. )

    - GÜNAH ile/ve/<> SEYYİAT

    - GÜVENEN/E ve/||/<> YALAN SÖYLEYEN/E
    ( Yalan söyleme! VE/||/<> Güvenme! )

    - HABITUS = HABITUS[Lat.] = HEKSIS[Yun.]

    - HADDİ/Nİ AŞMA ile/ve/||/<>/>/< "RAHATLIK"
    ( HADDİ/Nİ AŞMA ile/ve/||/<>/>/< "RAHATLIK" )

    - HAFİFE ALMA ile/değil/yerine ELEŞTİRİ

    - HAMAL/LIK ile/ve/||/<> HAİN/LİK
    ( (")Düşmanından("), bir şey almayanların durumu. İLE/VE/||/<> (")Düşmanından("), yanlış şeyler alanların durumu. )

    - HARAZA ile HARAZA
    ( Kavga, gürültü, karışıklık. | Öfke, sinir. İLE Sığırın öd kesesinden çıkan taş. )

    - HATALARI/NI ...:
    KABUL ET!
    ve/||/<>/> DERS AL! ve/||/<>/> TEKRARLAMA!

    - HATA ve/||/<>/< DENEME
    ( Hata yapmış olman, denediğin anlamına gelir. Denemeden, vazgeçme! )

    - HATA ile/ve/||/<>/< GURUR

    - HATA ile/ve/||/<>/> İHLÂL ile/ve/||/<>/> İKRAR

    - HAZ:
    DEĞİŞKEN
    ile/değil/yerine DEVİNGEN
    ( Gövdede ve gövdeye yönelik.[keyif] İLE/DEĞİL/YERİNE Zihinde ve zihne yönelik.[zevk] )

    - HAZ ile/değil/yerine OLGUNLUK
    ( Olgunluk, hazzı erteleyebilme becerisidir. )

    - HEDİYE ile ÖRTÜLÜ RÜŞVET

    - HELÂL-HARAM ile MÂRUF-MÜNKER
    ( Pek kabul edilmemek ve onaylanmamakla birlikte, farzları yerine getirmemenin, eksikliklerin, yanlışların, en son noktada cezâsı yoktur/olmaz. İLE İnsanlığı ve geneli kapsayan yanlışların cezâsı da vardır. )
    ( MÂRUF: Herkesçe bilinen, tanınan, belirli, sanlı. | Şeriatın uygun gördüğü, beğendiği ve buyurduğu. )

    - HİLE ile/ve/<> DESİSE
    ( ... İLE/VE/<> Hile, oyun, el altından yapılan iş. )

    - HIRABE[Ar. harbe/savaşa giderken] değil/yerine/= YOL KESME

    - HIRSIZ değil/yerine/>HIRSSIZ
    ( Hırssız kişi, hırsızlığa gerek duymaz. )

    - HIRS = AMBITIO[İng.] = AMBITION[Fr.] = EHRGEIZ, EHRSUCHT[Alm.] = AMBITIO[Lat.]

    - HUBB ile/değil/yerine/>< HUBB
    ( Aldatıcı, kurnaz, hilekâr. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sevgi. )

    - HUKUKSUZ/LUK ve/> KAYITSIZ/LIK

    - HUKUKU:
    DELMEK
    ile/değil/yerine DEĞİŞTİRMEK

    - HÜSN-Ü KURUNTU ile/değil SÛ-İ ZANN

    - HUYSUZLAŞMAK ile/değil HUYSUZLANMAK

    - İCBÂR/CEBRETME değil/yerine/= ZORLAMA/ZORLANMA

    - İÇİÇE/LİK ile BAĞIMLI/LIK
    ( Bağımlı olduğunu imgeleyen yalnızca zihindir. )

    - İCTİNÂB/İHTİYAT[Ar.] değil/yerine/= SAKINMA, ÇEKİNME, UZAKLAŞMA

    - İFRÂD ile TEFRÎT
    ( TEK OLARAK SÖYLEME, MÜFRED | AYIRMA | TEK BAŞINA HACCA GİTME | AŞIRI GİTME, AŞIRILIK )

    - İĞTİNAM[Ar.] değil/yerine/= YAĞMA

    - İHÂNET ile/değil MUHÂLEFET

    - İHÂNET değil/yerine/>< SADÂKAT
    ( Sözler verilir, sözler unutulur; gün gelir, ihânet eden, sadâkat ister. )

    - İHMÂLÎ ile/ve/<> İCRÂÎ

    - İHMAL ile/ve/değil/>/< OLASI KAST

    - İHMAL değil/yerine/= SAVSAKLAMA/SAVSAMA

    - İKİYÜZLÜ/LÜK ile/ve/değil/||/<>/>/< KORKAK/LIK

    - İLTİMAS ile ŞEFAAT ile İSAR ile TAFDİL[< FADL]
    ( Haksız yere, yasa ve kurallara uymaksızın kayırma, arka çıkma. | Birine herhangi bir konuda öncelik ve ayrıcalık tanıma. İLE Birinin suçunun bağışlanması ya da dileğinin yerine getirilmesi için o kişiyle Tanrı arasında, peygamberin yaptığı aracılık. İLE İkram; bahşiş. | Cömertlikle verme. | Dökme, saçma, serpme. | Kişinin, kendi, gereksinim duymasına karşın bahşiş vermesi. | Seçme. İLE Birini, ötekilerden üstün tutma. | En üstünlük. )

    - INDEPENDENCE vs. ARBITRARINESS

    - INDEPENDENCE vs./and SOLIDARITY

    - İNDİRGEMEK ile/ve/<> "DÜŞÜRMEK"

    - İNDİRGEME ile/ve/değil/yerine/>< DAYANDIRMA

    - İNHİMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> BAĞIMLILIK
    ( Bir şeye, aşırı düşkünlük gösterme, kapılma. İLE/VE/||/<>/> ... )

    - İNHİMAK ile İPTİLA
    ( Bir şeye, aşırı düşkünlük gösterme, kapılma. İLE Düşkünlük, tiryakilik. )

    - İPE-SAPA (GELMEZ İŞ/SÖZ/HAREKET/DAVRANIŞ)

    - İRÂDE ile/ve/<> ŞEHVET ile/ve/<> TAMAH
    ( Varoluş ve sürdürme isteği. İLE/VE/<> Dürtü ve/veya "güdü"ler aracılığıyla isteme. İLE/VE/<> İstemenin aşırılıkları. Açgözlülük, hırs. )

    - İRONİ > ALAY ALIŞKANLIĞI

    - İŞ:
    [ne yazık ki]
    ÖYLESİNE
    ve/||/<> ŞİŞİRME

    - İŞARET PARMAĞIYLA GÖSTERMEK ile/ve/değil/yerine/|| AYAK İZİ

    - İŞİMİZ/UĞRAŞIMIZ/HİZMETİMİZ:
    | "YIKMAK" ve/ya da "YAKMAK" İLE |
    değil YAPMAK İLE

    - ISIRMAK ile/değil/yerine "DİŞLERİNİ GÖSTERMEK"

    - İSRAF ve/değil/yerine İNFÂK

    - ISRAR ile ZORLAMA

    - İSTEDİĞİNİ:
    ALMAK
    ile/ve/değil/<> ALDIKTAN SONRA HÂLÂ İSTİYOR OLMAK

    - İSYAN/KÂR/LIK ile/ve/değil/yerine/<> TEPKİ/SEL/LİK

    - İŞ ve/<> ZORLAYICILIK
    ( İş zorlayıcı, zorlayıcı olan ise eğlenceli olmalı/olabilmelidir. )

    - İTİRAF ETMEK ile/değil KABUL ETMEK

    - İTİRAF ile/ve/değil/ne yazık ki TEHDİT

    - KABA/LIK ile/ve/değil/<> SAF/LIK

    - KABALIK ve/||/<>/< GÜÇLÜ TAKLİDİ
    ( Kabalık, zayıf kişinin, güçlü taklididir. )

    - KABZIMAL[Ar.] ile MADRABAZ[Fars.]
    ( Meyve sebze üreticileri ile satıcılar arasında, aracılık eden kişi. İLE Sebze, meyve gibi yiyecekleri, yerinden getirterek, toptan satan kişi. | Hile yapan, hileci. )

    - KAÇMAK ile/değil/yerine UZAK DURMAK

    - KAÇMA ile/ve/<> KENDİNDEN KAÇMA
    ( Geçenlerde, bir şair arkadaşımla konuşuyordum. İlk kez yurtdışına çıkmıştı. İzlenimlerini sorduğumda, kestirme bir yanıt verip "Dünyam daraldı" dedi. Bu sözüne şaşırdığımı görünce sözlerini sürdürdü. "Eskiden, kaçıp gideceğim yerlerin var olduğunu bilmek, bir ölçüde rahatlatıyordu beni. Fakat şimdi anladım ki, kaçıp gidilecek bir yer yokmuş." )

    - KADIN, ...:
    ..., SEVMEDİĞİ KİŞİYE[ERKEK/KADIN] ...
    ile/><
    ..., SEVDİĞİ KİŞİ[ERKEK/KADIN] İÇİN ...

    ( ... hiç acımaz. İLE/>< ... kendine hiç acımaz. )

    - KAHRAMAN >< KURBAN

    - KAKIMAK = ÖFKELENMEK

    - KANDIRMAK ile/<> "ATLATMAK"

    - KANDIRMA ile/ve/<>/> "YUTTURMA"

    - KANDIRMA ile/değil OYALAMA

    - KANMAK/ALDANMAK ile/ve/değil KAPILMAK

    - KARALAMA ile/ve/||/<>/>/< DIŞLAMA

    - KARPUZ ile EBU CEHİL KARPUZU
    ( ... İLE Zehirlidir. )

    - KASIT ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< DAYANAKÇA

    - KAYITSIZ/LIK ile/ve/||/<>/>/< ÂTIL/ATÂLET

    - KAYITSIZLIK değil/yerine/>< DERT EDİNME

    - KAYITSIZLIK ile/değil İZLEME / SEYRETME

    - KAZANA YANAŞIRSAK ve/||/<> KÖTÜYE YANAŞIRSAK
    ( Karası bulaşır. VE/||/<> Belâsı bulaşır. )

    - KAZÂ ile/ve/<>/> TESÂDÜF ile/ve/<>/> İSTİKRAR
    ( 1 kere olursa. İLE/VE/<>/> 2 kere olursa. İLE/VE/<>/> 3. kez olursa. )

    - KÂZIM ile KÂZÎM
    ( Öfkesini tutan. [arasıra] İLE/VE Öfkesini tutan. [sürekli] )

    - KENDİMİZİ:
    "YÜCELTMEK"
    değil/yerine DÜZELTMEK

    - KEYFÎ/LİK değil/yerine/= OLUMSAL/LIK

    - KEYFİYET ile/değil/yerine TASARRUF

    - KEYFÎ ile/değil/yerine İTİBÂRÎ
    ( Tüm ayrımlar, itibârîdir fakat keyfidir anlamına gelmez! )

    - KEYİF ve/<> GÜVENLİK

    - KEYİF ile TEMBELLİK

    - KEYİF ile/değil/< YAŞAM
    ( Keyifler değildir yaşamı değerli yapan. Yaşamdır, keyif almayı değerli kılan. )

    - KEYİF ile/ve/değil/yerine/< ZEVK
    ( Gövdesel. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Zihinsel. )
    ( Maddi. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Manevi. )
    ( Geçici. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Kalıcı. )
    ( Yatarak/yatmaktan. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Hareketle/hareketten. )
    ( Bir şey yapmadan "yaşadığın"[ı zannettiğin]. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Bir şey/ler yaparak elde ettiğin. )
    ( Yaşandığı oranda pişmanlığa götürür. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Yaşandığı oranda sevinç/neşe verir. )
    ( Eşekte de vardır. İLE/VE/YERİNE İnsandadır. )
    ( İkisi de ıstırabın eseridir. )
    ( İki ıstırap verici durum arasındaki bir aralıktırlar. )
    ( Istırap akışı içinde yalnızca bir kesintidirler. )
    ( Utanç verici bir keyfin, keyfi geçer, utancı kalır. )
    ( Keyifteki mikdar arttıkça eleme dönüşür. )
    ( Ancak çalıştıktan ya da bir şeyler yaptıktan sonra, kısa süreli ve hak edilen keyfin tadı olur. )
    ( Zevk, susabilmeyi (sükût etmeyi) öğrendikten sonra başlar. )
    ( Kişi, kendini ya da başkalarını utandırabilecek ucuz keyiflere, ne şimdi, ne de sonra kapılmamalıdır. )
    ( Keyifler değildir yaşamı değerli yapan. Yaşamdır, keyif almayı değerli kılan. )
    ( Araçlı "duyum"/haz. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Aracısız algılayış/idrak. )

    - KİBİR ile/ve/<>/değil BAĞIMLILIK
    ( Kibir, kişinin, sahip olduklarını, "hak etmediği" korkusundan kaynaklanır... )

    - KİBİR = PRIDE[İng.] = ORGUEIL[Fr.] = HOCHMUT[Alm.] = SUPERBIA[Lat.]

    - KİMSEYİ:
    (ÇOK/FAZLA) ÖVMEMELİ
    ve/||/<> KÜSMEMELİ ve/||/<> YAKINMAMALI ve/||/<> SUÇLAMAMALI

    - KİŞİ/İNSAN ve/||/<>/< ZAAF
    ( Kişi, "zaafları"nın toplamı kadardır. )

    - KİŞİ:
    ŞER
    ile/değil/yerine/>< ER

    - KİŞİLERİ KULLANARAK/SÖMÜREREK ile/değil/yerine/>< KİŞİLER ARACILIĞIYLA

    - KİŞİLERİ:
    [ne yazık ki]
    !"DENEMEK/SINAMAK"
    değil/yerine/>< KONUŞMAK
    ( "Denenilen" şeyin sonucunu "elde ettirir" belki fakat o kişiyi mutlaka ve sonsuza kadar kaybettirir. DEĞİL/YERİNE/>< Kişiyi kaybetmemek/kazanmak için özellikle de yakın olduğumuz kişileri denememek/sınamamak gerekir. Çeşitli oyunlar yaparak, tuzaklar kurarak elde edilen "bilgi/sonuç" geçersizdir. Aslolan ise her koşulda, en olumsuzu söylemek bile olsa konuşmayı yeğlemektir. )

    - KİŞİLERİN:
    HATASINDAN/YANLIŞINDAN/SUÇUNDA/GÜNAHINDAN
    ve/fakat TÖVBESİNDEN
    ( Haberimiz olabilir. VE/FAKAT Haberimiz olmayabilir. [Dolayısıyla, kimseyi kınamamak gerek!] )

    - KİŞİLİK ÖRGÜTLENMELERİ/BOZUKLUKLARI:
    [PARANOİD ile ŞİZOİD ile ŞİZOTİPAL]
    ile [ANTİSOSYAL ile NARSİSİSTİK ile BORDERLINE ile HİSTRİONİK] ile [BAĞIMLI KİŞİLİK ile ÇEKİNGEN ile OBSESİF-KOMPULSİF] ile [PASİF AGRESİF ile KENDİNİ TEKRARLAYAN(SELF REPEATING)]

    - KISKANÇLIK = JEALOUSY[İng.] = JALOUSIE[Fr.] = EIFERSUCHT[Alm.] = ZELOTYPIA[Lat.]

    - KISMEN "DOĞRU" ile/ve/||/<>/> ABARTI

    - KISMEN "DOĞRU" ile/ve/||/<> ÇARPITMA

    - KIYASLAMA HATALARI:
    GENELLEŞTİRME
    ile/ve/||/<> ÖZELLEŞTİRME

    - KIYAS ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<> HAKARET
    ( Kimseye ve de özellikle çocuklara, ne kıyas, ne de hakaret edilmez! )

    - KÖKTENCİLİK = CEZRİYE = RADICALISM[İng.] = RADICALISME[Fr.] = RADIKALISMUS[Alm.] = RADICALMENTE[İsp.]

    - KOLAY DEĞİL fakat (DAHA FAZLA) ZORLAŞTIRMA(YABİLİRSİN)!

    - KOLAYCILIK ile/ve/||/<> KAÇIŞ

    - KÖLELEŞTİRENLER:
    SEVİLME İSTEĞİ
    ve/||/<>/> BEĞENİLME İSTEĞİ ve/||/<>/> TAKDİR EDİLME İSTEĞİ

    - KOMİSYONCU/SİMSAR[Ar.] değil/yerine/= ARACI

    - KONUNUN ÖZÜNÜ KAÇIRMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
    KISIR DÖNGÜ
    ile/ve/||/<> İLGİSİZ AMAÇ ile/ve/||/<> İLGİSİZ SONUÇ ile/ve/||/<> İDDİAYI ZAYIFLATMA ile/ve/||/<> KONUYU SAPTIRMA

    - KONUYU:
    "SULANDIRMAK"
    ile/ve/||/<> "BASİTLEŞTİRMEK"

    - KORKU + BİLGİSİZLİK = NEFRET

    - KORKU ve/||/<>/< ZARAR GÖRMEK

    - KOŞULLANMA ile/ve/değil ALIŞKANLIK

    - KÖTÜ TEMEL ve/ne yazık ki/> KÖTÜ İSTEK

    - KÖTÜ/LÜK ile ...
    ( VAROLANLAR ARASINDAKİ GÖRELİLİK )

    - KÖTÜ/LÜK ile/ve/değil/<> KÖTÜLÜKLERE NEDEN/VESİLE OLAN
    ( Kendinden çok, başkalarından az isteyen bir kişi, kendini, kötülüklerden uzak tutar. )

    - KÖTÜLEME ile/ve/değil/yerine TESPİT ETME

    - KÖTÜLÜK ETME! ve/<> KUYU KAZMA!
    ( Kötü düşersin. VE/<> Kendin düşersin. )

    - KÖTÜLÜKLERLE "YÜKSELMEK" değil/yerine/><
    İYİLİKLERLE "KAYBETMEK"


    - KÖTÜ = ŞER = BAD, EVIL, WRONG[İng.] = MAL[Fr.] = BÖSE, UEBEL[Alm.] = MALUS[Lat.] = MALO[İsp.]

    - KÜÇÜK HESAP ile/değil/yerine/>< AYRINTI
    ( "Küçük/güdük zihin"liler "uğraşır". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Profesyoneller uğraşır. )
    ( Gözü, tanede olan kuşun, ayağı, tuzaktan kurtulmaz. )
    ( FERİ[Ar.]: Ayrıntılarla ilgili, ayrıntı niteliğinde olan. | İkinci derecede/n olan. )

    - KÜFÜR değil/yerine/>< FİKİR
    ( Gerçeğin üstünü örtmek. DEĞİL/YERİNE/>< Gerçeğin örtüsünü açmak. )

    - KÜFÜR ile İGLÂZ[< GALÎZ, çoğ. İGLÂZÂT]
    ( ... İLE Kaba, kötü "söz" söyleme. )

    - KUMAR BAĞIMLILIĞI DÖNEMLERİ/NDE:
    BALAYI
    ve/||/<>/> DURAKLAMA ve/||/<>/> ÇÖKÜŞ ve/||/<>/> YIKILIŞ
    ( Genellikle kısa sürer ve "kazançlı" geçen bir dönemdir. Daha sonraki süreçte, sürekli bu dönem anımsanarak oynanmaya devam edilir. VE/||/<>/> Kazanma ve kaybetme dönemleri, ardışık bir biçimde birbirini takip eder. VE/||/<>/> Kayıplar artmaya başladığından dolayı bahis miktarları çoğalır ve borçlanmalar başlar. İş ve aile, boşlanmaya başlanır. Alkol ve madde tüketimi artar/başlar. VE/||/<>/> Ekonomik kaynaklar tamamen tükenmiştir. Yalan, yasadışı maddî kaynak kullanma, yasal sorunlar, aile parçalanması, depresyon ve intihar görülür. )

    - LAY vs. LIE

    - MADDE BAĞIMLI/LIĞI ile/ve/||/<> DAVRANIŞSAL BAĞIMLI/LIK

    - MADDELERE:
    BAĞLILIK
    değil BAĞIMLILIK

    - MADDİ HAZ ile/ve MANEVİ HAZ
    ( Zamana bağlı olarak. İLE/VE AN'da. )

    - MADDÎ KEYİFLER/ZEVKLER ile/ve/değil/yerine MANEVÎ ZEVKLER
    ( Başta istek, sonrasında bıkkınlık verir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Başta isteksizlik, sonrasında şevk verir. )

    - MAĞLUP/MAĞLUBİYET değil/yerine/= YENİK/YENİLEN/YENİLGİ/SIMAK
    ( Bir savaşta, yarışmada kaybetme, yenilme. | Bir işte, bir uğraşta başarısızlığa uğrama, kaybetme. )

    - MAZOŞİST/MAZOŞİZM[Fr., İng.] değil/yerine/= ÖZEZER/LİK

    - MECBUR ile MEMUR

    - MENFAAT ile/ve ZAAF
    ( Köleliğe neden olurlar. )

    - MERHAMET:
    ACIMAK
    değil/yerine/< ACITMAMAK

    - MEŞRÛLAŞTIRMA ile KILIFLANDIRMA

    - METAZORİ[Fr. < Yun.] değil/yerine/= ZORLA

    - MEZELLET[Ar.] değil/yerine/= ALÇALMA, BAYAĞILAŞMA

    - MIYMINTI/LIK ile MİSKİN/LİK[Ar.]
    ( Kişinin sabrını tüketecek derecede yavaş ve mızmızca iş gören. İLE Çok uyuşuk olan. | Hoş görülmeyecek durumlar karşısında tepki göstermeyen. | Âciz, zavallı. | Cüzzam hastalığına tutulmuş olan. )

    - MIZIKÇI/LIK değil/yerine/= OYUNBOZAN/LIK
    ( Çeşitli nedenlerle oyunu bozan, yenilgiyi kabul etmeyen, kolayca darılan kişi. )

    - MÜBEZZİR değil/yerine/= TEBZÎR EDEN, GEREKSİZ, YERSİZ HARCAYAN, İSRÂF EDEN

    - MÜCBİR[< CEBR] değil/yerine/= ZORLAYICI/ZORLAYAN

    - MÜCRİM[Ar.] değil/yerine/= SUÇLU

    - MÜFRİT[Ar.] değil/yerine/= AŞIRI

    - MUGALATA değil/yerine/= YANILTMACA
    ( Yanıltmak için, yanıltacak yolda söz söyleme. | Başkasını yanıltmak için, doğru olmadığı bilinerek yapılan uslamlama ve çıkarsama. )

    - MUHÂCİM[Ar. < HÜCUM] değil/yerine/= SALDIRAN/SALDIRICI

    - MUHADDİR/E[< HADR] ile MUHADDİR
    ( Uyuşturan, uyuşturucu, tahdîr eden. [Fr. NARCOTIQUE] İLE Kabartan, şişiren. )

    - MUKÂVEMET[Ar.] değil/yerine/= DİRENME
    ( Dayanma, karşı durma, karşı koyma, direnme, direniş. | Direnç. )

    - MÜNKİR[< NEKR] değil/yerine/= İNKÂR EDEN, KABUL ETMEYEN

    - MÜRÂÎ/LİK[< RİYÂ] değil/yerine/= İKİYÜZLÜ/LÜK

    - MUSALLAT[Ar.] değil/yerine/= PEŞİNE DÜŞME/DÜŞEN
    ( Bir kişi ya da şeyin üzerine, bıktıracak kadar düşmek/düşen. )

    - MÜSEKKİN/MÜNEVVİM[< NEVM] ile/>< MÜNEBBİH[< NEBEH]
    ( Sakinleştirici, uyutucu/uyutan. İLE/>< Uyarıcı. )

    - MUSTARİP ile MÜTEESSİR
    ( Acı çeken. İLE Kederli, hüzünlü, üzüntülü. | Birinin acısıyla acılanan. | Etkilenen. )

    - MÜTEHADDİ'[< HUD'A] ile MÜTEHADDÎ
    ( Bilerek aldanan, tahaddu' eden. İLE Çekişen, tahaddî eden. )

    - MÜTEHADDİR[< HADER] ile MÜTEHADDİR
    ( Örtünen, bürünen, tahaddür eden. İLE Yokuş aşağı giden, hızla aşağı doğru inen, yuvarlanan. )

    - MÜTEHADDIR ile MÜTEHÂDI'
    ( Yeşillenen, yeşil renk bağlayan, tahaddur eden. İLE Aldanmamış iken aldanmış gibi görünen. )

    - MUTLAK KABUL ETMEK ile/değil/yerine ÖNEMSEMEK

    - MUTLAK ile/ve/değil ALIŞKANLIK

    - MUTSUZLUK NEDENLERİ'NDE:
    CEHÂLET
    ve DALGI/GAFLET

    - MUZA'AF ile MUZÂAF[< ZIF] ile MUZÂF[< ZAYF | çoğ. MUZÂFÂT]
    ( Bir o kadar daha çoğaltılmış, bir kat daha artmış, taz'îf edilmiş. İLE İki kat, kat kat, katmerli. | Aynı "orta harfi" ile "son harfi", aynı harfin tekrarından oluşan sözcük.[musrir:musirr / müdrir:müdirr | hâdid:hadd] İLE Katılmış, bağlanmış, bağlı, izâfe edilmiş. | [ad takılarında] Belirtilen, başka bir ada katılmış ve onu tamamlamış olan. )

    - MÜZEVVER[< ZEVER] ile MÜZEVVİR[< ZEVER]
    ( Uydurulmuş, düzme söz, haber, tezvîr olunmuş. İLE Yalanı, telleyip pullayan, arabozucu, tezvîr eden. )

    - NARSİSİZM ile/ve/||/<> KÖTÜCÜL(MALIGNANT) NARSİSİZM

    - NEFSÂNÎ ile/ve/||/<>/< ŞEHVÂNÎ/ŞEHVETLİ

    - NEPOTİZM ile PATRONAJ ile KAYIRMA

    - NICOTIANA RUSTICA ile NICOTIANA TABAKUM
    ( Rusya ve Hindistan'da yetişir. İLE Dünyanın çoğu bölgesinde bulunanın adıdır. )

    - NONSENSE/FOOLISH vs. STUPIDITY

    - OBSESİF değil/yerine/= TAKINTILI

    - ÖFKE ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< "TEPKİ"

    - ÖFKE ile/ve/||/<>/> SUÇLULUK DÜŞÜNCESİ/DUYGUSU

    - ÖĞÜT ile/ve/<>/>< HAKARET
    ( Bir insana, başkaları yanında verilen "öğüt", öğüt değil "küçük düşürme", "aşağılama" ya da "hakaret" olabilir/olur[bazen/çoğunlukla]. Kimseye ve de özellikle çocuklara, ne kıyas, ne de öğüt, doğru/uygun zaman, zemin ve koşullar oluş(turul)madıkça, yapılmamalıdır. )

    - OLANIN, ZARARI değil/yerine/>< OLMASI GEREKENİN, YARARI

    - ÖLÇÜSÜZ/LÜK ile/ve/değil/||/<> "GEMSİZ/LİK"

    - OLMA!:
    [ne] PİŞMAN
    ne DÜŞMAN ne [de] KAHRAMAN

    - OLUMSUZ BAKIŞ/BAKAN ile/değil/yerine/>< OLUMLU BAKIŞ/BAKAN
    ( Her çözüm için mutlaka bir "sorun" bulmak/bulanlar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Her "sorun" için en az bir çözüm bulmak/bulanlar. )

    - OLUMSUZLUKLARI/OLUMSUZLUKLARDAN:
    "BESLE(N)ME"
    ile/ve/<> "BEZE(N)ME"

    - ÖNYARGI ile/ve SAPLANTI

    - ORANTISIZ GÜÇ ile/ve/||/<> ORANTISIZ HOŞGÖRÜ

    - ÖZDEŞLEŞTİRME ile/ve/||/<> KÖRLÜK

    - PERSECUTE vs. PROSECUTE

    - PEYK[Fars.] ile PEYREV[Fars.]
    ( Uydu. | Bir başkasına bağımlılığı olan. İLE Başkasının izinden giden, izleyen/izleyici. )

    - PİŞKİN/LİK ile/ve/||/<> YÜZSÜZ/LÜK

    - PİŞMAN/LIK değil/yerine/>< DAYANÇ/LI / SABIR/LI
    ( Uzun süreli. DEĞİL/YERİNE/>< Kısa süreli.
    [Kısa süreli dayanç, uzun süreli pişmanlıktan korur.] )

    - PİŞMAN/LIK ile/ve/||/<>/> VİCDAN AZABI

    - PİŞMANLIK:
    YAPTIKLARIMIZDAN
    ile/ve/değil/yerine/ne yazık ki/||/<>/> YAPMADIKLARIMIZDAN

    - PLEASURE vs./and JUDGEMENT

    - PORSELEN ile MERTEBANİ/SELADON TABAK
    ( ... İLE İçine konulan yiyeceğin zehirli olup olmamasına göre renk değiştiren tabak. )

    - PROVOKATÖR değil/yerine/= KIŞKIRTMACI

    - REFLEKS(İNSİYÂK) ile ALARM/UYARI

    - REZİL/LİK ile/ve/||/<> SEFİL/LİK

    - RİCS[çoğ. ERCÂS] ile RİCZ[çoğ. ERCÂZ]
    ( Dinin yasak ettiği şey, günah. | Pislik, murdarlık. İLE Azap. | Puta tapma. | Pislik. )

    - SABİTFİKİR ile/ve/> TAKINTI ile/ve/> TAASSUB/NEVROZ
    ( Bir "düşüncenin", yerinden oynatılamazlığı. İLE/VE/> Sabitfikre, duygunun da katılması (ile). İLE/VE/> Sinirlilik/asabileşme ve çeşitli türlerde tepkisellikler. )

    - SABRI OLMAYAN ile/ve/değil/yerine/>/<>/>< RÂZI OLAN
    ( İntizar eden. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/>/<>/>< Zevk eden. )

    - SAÇMA(LIK)LAR / SAFSATALAR ile/değil/yerine FaRkLaR
    ( Sözcükler: "SEN ..." / "SEN DE ..." ile başlatılan/saldırılan "tanımlar".
    * Tanım/açıklama: Tartışmada, öteki kişinin söz ve hareketlerini, kendi görüşünü savunmada kanıt olarak kullanma. | "Bir savın doğruluğunun, savı geliştiren kişinin, kişiliği ile ilgisi olduğu" "savı". | Bir kişinin önerileri yerine, önerinin reddedilmesini sağlamak üzere, kişiye sövülerek yapılan saldırı.
    Örnek: - "Senin müdür hakkında söylediklerini duydum. Nankör adam! Sen müdürün o kadar ekmeğini yedin!"
    - "...yı şu yaptıysa doğrudur/yanlıştır."
    - "...yı savunuyorsa ahlâksızın tekiymiş."
    Lat./İng.: ARGUMENTUM AD HOMINEM

    * Tanım/açıklama: Tepkisel indirgemecilik.
    Örnek:
    - ... sorununun bu hâle gelmesinin toplumsal, ekonomik, politik bir sürü nedeni var.
    - "Terör örgütünü mü savunuyorsun bana?!..."
    İng.: STRAW MAN

    Sözcük: "ONA BAKARSAN ..." ile başlayan "tanımlar".
    Tanım/açıklama: "Ortak özellik gösteren iki önermenin birbiriyle aynı olması ya da birbirine çok benzemesi gerektiği" "savı". ZAYIF BENZETME
    Örnek: "Osmanlı İmparatorluğu da tıpkı Roma İmparatorluğu gibi parçalanmıştır."
    İng.: WEAK ANALOGY

    Sözcük: "HERKES ..." ile başlayan "tanımlar".
    Tanım/açıklama: "Çoğunluğun benimsediğinin doğru olduğu" "savı".
    Örnek: " 'Herkes' ona oy verdiğine göre yaptıkları da doğrudur."
    Lat.: ARGUMENTUM AD POPULUM

    Sözcük: "DEMEK Kİ ..." ile başlayan "tanımlar".
    Tanım/açıklama: "Zaman içinde, önce gerçekleşen bir olgunun, onu izleyen başka bir olgunun nedeni olması gerektiği" "savı".
    Örnek: "Güneş tutulmasından sonra deprem oldu. Demek ki depremin nedeni güneş tutulmasıdır."
    Lat.: POST HOC ERGO PROPTER HOC

    Sözcükler: "DEMEK Kİ ..." / "SONUÇTA ..." / "TEMELDE ..." ile başlayan "tanımlar".
    Tanım/açıklama: "Tersi kanıtlanamayanın doğru olduğu" "savı".
    Örnek: "UFO'ların dünyayı ziyaret etmediği yolunda hiçbir kanıt yoktur. Demek ki ediyorlar."
    Lat.: ARGUMENTUM AD IGNORANTIAM

    Sözcükler: "DEMEK Kİ ..." / "ZATEN ..." ile başlayan "tanımlar".
    * Tanım/açıklama: "Bağlantı, ilişki ya da ortak özelliklerin, mutlaka neden-sonuç ilişkisi içinde olduğu" "savı".
    Örnek: "Genç kızlar, çok çikolata yiyor. Genç kızlarda sivilce çok görülüyor. Demek ki, sivilcenin nedeni çikolatadır."
    Lat.: CUM HOC ERGO PROPTER HOC

    * Tanım/açıklama: "Geleneksel olanın doğru olduğu" "savı".
    Örnek 1: "...'yı öldürmemiz gerekiyor. Çünkü töre böyle."
    Örnek 2: "Bunca yıldır böyle yapılıyor. Demek ki doğrudur."
    Lat.: ARGUMENTUM AD TRADITIO / ANTIQUITATEM

    * Tanım/açıklama: "Bir tartışmanın taraflarından birinin sessiz kalmasının, sessiz kalan tarafın tartışılan konuda bilgisi olmadığını, haksız olduğunu veya yanıldığını kabullenmesi anlamına geldiği" "savı".
    Örnek: "Sükût, ikrardan gelir! Türk atasözü."
    Örnek:
    - Sanık, sorguda susma hakkını kullanmıştır!
    - "Suçsuzsa neden sussun ki?! Kalkıp açık açık, 'Ben suçsuzum!' derdi suçlu olmasaydı!"
    Lat.: ARGUMENTUM EX SILENTIO

    Sözcükler: "DEMEK Kİ ..." / "BELKİ DE ..." ile başlayan "tanımlar".
    Tanım/açıklama: "Sorunun ardında yatan varsayımların doğru olduğu" "savı". YÜKLÜ SORU
    Örnek:
    - Uyuşturucu kullanmaktan ne zaman vazgeçtin?
    - Vazgeçmedim!
    - Demek ki hâlâ kullanıyorsun?!...
    - Hayır, hiç kullanmadım!
    - "Ama vazgeçmediğini itiraf ettin!"
    İng.: LOADED QUESTION

    Sözcükler: "TEMELDE ..." / "HİÇ" / "HEP" ile başlayan "tanımlar".
    Tanım/açıklama: Döngüsel nedensellik. Kendi kendini "kanıtlayan" önerme.
    Örnek: "O, tembeldir. Çünkü çalışmayı hiç sevmez."
    Örnek: "Yalancı değilim. O nedenle, tüm söylediklerim doğrudur."
    Örnek: "Sudan hafif maddeler yüzerler. Çünkü batmazlar."
    Lat.: PETITIO PRINCIPII
    İng.: BEGGING THE QUESTION

    Sözcükler: "NASILSA ..." ile başlayan "tanımlar".
    * Tanım/açıklama: "Ünlülerin/güçlülerin/zenginlerin söylediklerinin doğru ya da yoksulların söylediklerinin yanlış olduğu" "savı".
    Örnek 1: "... bunu söylüyorsa doğrudur."
    Örnek 2: "O beş parasızın teki! Söylediklerine kim inanır!?..."
    Lat.: ARGUMENTUM AD CRUMENAM

    * Tanım/açıklama: "Yoksulların söylediklerinin doğru ya da zenginlerin söylediklerinin yanlış olduğu" "savı".
    Örnek: "Adamın beş parası yok ki çapkınlık yapabilsin!"
    Örnek: "Adamın milyonları var. Güya eşini hiç aldatmamış!"
    Lat.: ARGUMENTUM AD LAZARUM

    * Tanım/açıklama: "Acınacak durumda olmanın ya da çaresizliğin, söylenilen ya da yapılanların yanlışlığına ağır bastığı" "savı".
    Örnek: "Adam ayakta duramayacak denli yaşlı ve hasta. Bence geçmişte yaptıklarından sorumlu tutulmasına artık gerek kalmamalı."
    Lat.: ARGUMENTUM AD MISERICORIDIAM

    Sözcükler: "İLLE DE" / "TEMELDE ..." ile başlayan "tanımlar".
    Tanım/açıklama: "Yalnızca iki seçeneğin var olduğu savı." YANLIŞ İKİLEM.
    Örnek: "Ya çözümün bir parçasısındır ya da sorunun!"
    İng.: BIFURCATION

    Sözcükler: "ELİMDE DEĞİL ..." / "NE BİLEYİM ..." sözlerinin eklendiği "tanımlar".
    Tanım/açıklama: "Güç"/"zayıflık" kullanımı.
    Örnek: "Ders kitaplarında yazılanlar doğrudur. Eğer yanlış dersem öğretmen beni sınıfta bırakır."
    Lat.: ARGUMENTUM AD BACULUM


    Az kullanılması gerekenleri ve kullanırken çok dikkat edilecekleri bil de KONUŞ!!! )
    ( http://www.nku.edu/~garns/165/ppt3_2.html

    http://courses.washington.edu/spcmu/334/fallacies.html )
    ( Safsata Türleri )

    - SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR:
    BİÇİMSİZ
    ile/ve/||/<> BELİRSİZLİK ile/ve/||/<> SALDIRI ile/ve/||/<> KONUNUN ÖZÜNÜ KAÇIRMA ile/ve/||/<> TARTIŞMALI NEDEN ile/ve/||/<> İSTATİSTİKSEL HATA ile/ve/||/<> ŞAŞIRTMA ile/ve/||/<> YETKEYE BAŞVURMA ile/ve/||/<> DUYGULARA BAŞVURMA ile/ve/||/<> KIYASLAMA HATALARI ile/ve/||/<> SINIFLANDIRMA HATALARI
    ( BİÇİMSİZ SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR ile/ve/||/<> SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR
    ( INFORMAL FALLACIES vs./and/||/<> FALLACIES )

    BELİRSİZLİK SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: GÖNDERMELİ ile/ve/||/<> VURGULAMA ile/ve/||/<> ÇOK ANLAMLILIK
    ( FALLACY OF: EQUIVOCATION vs./and/||/<> ACCENT vs./and/||/<> AMPHIBOLY )

    SALDIRI SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: KARALAMA ile/ve/||/<> NİTELİKSEL ile/ve/||/<> "SEN / SEN DE ..." ile/ve/||/<> DOLDURUŞA GETİRME
    ( ARGUMENT AGAINST THE MAN vs./and/||/<> CIRCUMSTANTIAL AD HOMINEM vs./and/||/<> FALLACY OF "YOU / YOU ALSO" vs./and/||/<> POISONING THE WELL )

    KONUNUN ÖZÜNÜ KAÇIRMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: KISIR DÖNGÜ ile/ve/||/<> İLGİSİZ AMAÇ ile/ve/||/<> İLGİSİZ SONUÇ ile/ve/||/<> İDDİAYI ZAYIFLATMA ile/ve/||/<> KONUYU SAPTIRMA
    ( BEGGING THE QUESTION vs./and/||/<> FALLACY OF IRRELEVANT PURPOSE vs./and/||/<> IRRELEVANT CONCLUSION vs./and/||/<> FALLACY OF STRAW-MAN vs./and/||/<> FALLACY OF RED HERRING )

    TARTIŞMALI NEDEN SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: YANLIŞ NEDEN ile/ve/||/<> ÖNCESİNDE ile/ve/||/<> ORTAK ETKİ ile/ve/||/<> GÖZDEN KAÇIRILABİLİR NEDEN ile/ve/||/<> YANLIŞ YÖN ile/ve/||/<> KARMAŞIK NEDENLER
    ( FALLACY OF FALSE CAUSE vs./and/||/<> FALLACY OF "PREVIOUS THIS" vs./and/||/<> JOINT EFFECT vs./and/||/<> GENUINE BUT INSIGNIFICANT CAUSE vs./and/||/<> WRONG DIRECTION vs./and/||/<> COMPLEX CAUSE )

    İSTATİSTİKSEL HATA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: YETERSİZ ÖRNEK ile/ve/||/<> TEMSİL ETMEYEN ÖRNEK ile/ve/||/<> YANLIŞ BENZETME ile/ve/||/<> YOK SAYMA ile/ve/||/<> SÜMEN ALTI ile/ve/||/<> KUMARBAZ
    ( FALLACY OF INSUFFICIENT SAMPLE vs./and/||/<> UNREPRESENTATIVE SAMPLE vs./and/||/<> FALSE ANALOGY vs./and/||/<> SLOTHFUL INDUCTION vs./and/||/<> FALLACY OF SLANTING vs./and/||/<> GAMBLER'S FALLACY )

    ŞAŞIRTMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: DEVEDE KULAK ile/ve/||/<> YA SİYAH, YA BEYAZ ile/ve/||/<> KANITLAMA ZORUNLULUĞU ile/ve/||/<> FELÂKET ÇIĞIRTKANLIĞI ile/ve/||/<> İMÂLI SORU ile/ve/||/<> ÇOK SORULU ile/ve/||/<> SINIRLI SEÇENEK
    ( FALLACY OF THE BEARD vs./and/||/<> BLACK OR WHITE FALLACY vs./and/||/<> ARGUMENT FROM IGNORANCE vs./and/||/<> FALLACY OF SLIPPERY SLOPE vs./and/||/<> COMPLEX QUESTION vs./and/||/<> FALLACY OF MANY QUESTIONS vs./and/||/<> FALLACY OF LIMITED CHOICES )

    YETKEYE BAŞVURMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: BİR BİLENE SORMA ile/ve/||/<> YETERSİZ KAYNAK ile/ve/||/<> İNANCA BAŞVURMA ile/ve/||/<> ORTAK TUTUMA BAŞVURMA ile/ve/||/<> ÖBEK BASKISI ile/ve/||/<> YARARCI ile/ve/||/<> BEĞENDİRME ile/ve/||/<> DAYATMA ile/ve/||/<> İÇİNDEKİ DEĞİL DIŞINDAKİ(ZARF-MAZRUF) ile/ve/||/<> GENETİK
    ( ARGUMENT TO AUTHORITY vs./and/||/<> FALLACY OF UNQUALIFIED SOURCE vs./and/||/<> APPEAL TO BELIEF vs./and/||/<> APPEAL TO COMMON PRACTICE vs./and/||/<> BANDWAGON, PEER PRESSURE vs./and/||/<> PRAGMATIC FALLACY vs./and/||/<> APPEAL TO PERSONAL INTERESTS vs./and/||/<> FALLACY OF "IS" TO "OUGHT" vs./and/||/<> STYLE OVER SUBSTANCE vs./and/||/<> GENETIC FALLACY )

    DUYGULARA BAŞVURMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: TEHDİT ile/ve/||/<> DUYGU ile/ve/||/<> ÖNYARGILI DİL ile/ve/||/<> MAZERET
    ( ARGUMENT FROM FORCE vs./and/||/<> ARGUMENT TO PITY vs./and/||/<> PREJUDICIAL LANGUAGE vs./and/||/<> FALLACY OF SPECIAL PLEADING )

    SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR ile/ve/||/<> HATALAR
    ( FALLACIES vs./and/||/<> MISTAKES/WRONGS )

    KIYASLAMA HATALARI: GENELLEŞTİRME ile/ve/||/<> ÖZELLEŞTİRME
    ( FALLACY OF CONVERSE ACCIDENT vs./and/||/<> FALLACY OF ACCIDENT )

    SINIFLANDIRMA HATALARI: BÜTÜNLEME ile/ve/||/<> İNDİRGEME
    ( FALLACY OF COMPOSITION vs./and/||/<> FALLACY OF DIVISION ) )

    - SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR ile/ve/||/<> HATALAR

    - SAFDİL[Fars.] ile/= SAFDERUN[Fars.]
    ( Kolayca aldatılan. )

    - SAKÎM[Ar. < SAKAMET] değil/yerine/= BOZUK/YANLIŞ/EKSİK
    ( Hasta, hastalıklı. | Yanlış. | Rivâyeti doğru, sağlam olmayan hadîs. )

    - SAKÎM[Ar. < SAKAMET] değil/yerine/= HASTA, HASTALIKLI | YANLIŞ
    ( RİVÂYETİ DOĞRU, SAĞLAM OLMAYAN (HADÎS) | HASTA, HASTALIKLI | YANLIŞ )

    - SALDIRI SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
    KARALAMA
    ile/ve/||/<> NİTELİKSEL ile/ve/||/<> "SEN / SEN DE ..." ile/ve/||/<> DOLDURUŞA GETİRME

    - SANA YAPILAN "KÖTÜLÜK" ile/değil/yerine/ne yazık ki/>< SENİN YAPTIĞIN KÖTÜLÜK/YANLIŞ/HATA
    ( Unut/abil! İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Unutma! )

    - SAPKINLIK ile "DEJENERASYON"

    - SAPLANTI ile/değil AŞK

    - SAPLANTI = FİKR-İ SABİT = FIXED IDEA[İng.] = IDÉE FIXE[Fr.] = FIXE IDEE[Alm.] = FIXUS[Lat.]

    - SAPLANTI ile/değil TİK[Fr.]
    ( ... İLE/DEĞİL Herhangi bir kas kümesinin, istençdışı devinmesi. | Alışkanlıkla sık sık yinelenen, gülünç, sıkıcı söz ya da el, kol, yüz devinmesi. )

    - SAPMA ile/ve/<> SAPLANMA

    - SARHOŞLUK ile ZAFER SARHOŞLUĞU
    ( ... İLE En kötü sarhoşluk. )

    - ŞARLATAN[İt.] ile/ve/<> ŞAKLABAN
    ( Kendi bilgi ve niteliklerini ya da mallarını överek, çevresindekileri kandıran, dolandıran kişi. İLE Şen, şakacı ve güldürücü kişi. | Dalkavuk. )

    - ŞAŞIRTMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
    DEVEDE KULAK
    ile/ve/||/<> YA SİYAH, YA BEYAZ ile/ve/||/<> KANITLAMA ZORUNLULUĞU ile/ve/||/<> FELÂKET ÇIĞIRTKANLIĞI ile/ve/||/<> İMÂLI SORU ile/ve/||/<> ÇOK SORULU ile/ve/||/<> SINIRLI SEÇENEK

    - ŞAŞKIN/LIK ile/değil/yerine AŞKIN/LIK

    - SATVET[Ar.] değil/yerine/= (ZORLU/SİNDİRİCİ) GÜÇ

    - SAVAŞ ya da KORSANLIK değil/yerine/>< TİCARET

    - SAVAŞI KAYBETMEK:
    ÖLÜNCE
    değil DÜŞMANA BENZEYİNCE

    - SAVSAKLAMA ile/ve/<> SALLAMA

    - SAVURGAN/LIK ile/değil/yerine/>< SADAKAT

    - SAVUŞMA/CIZLAM ile SIVIŞMA
    ( Kaçma. İLE Ortadan kaybolma. )

    - SEHVEN[Ar.] değil/yerine/= YANLIŞLIK/LA
    ( YANLIŞLIKLA, BİLMEYEREK )

    - SEHV değil/yerine/= YANLIŞ, HATA | YANILMA

    - ŞEKVÂ değil/yerine/= ŞİKÂYET, HOŞNUTSUZLUK
    ( ŞİKÂYET, HOŞNUTSUZLUK )

    - ŞERGİL değil/yerine/= ASKINTI, BAŞ BELÂSI

    - SEVGİ:
    YANLIŞLARI ÖRTMEK İÇİN
    değil ZORLUKLARI AŞMAK İÇİN

    - SEVGİNİN:
    "AŞIRISI"
    değil/olmaz BİLİNÇSİZİ

    - SEVGİ ile/ve BAĞIMLILIK
    ( Neyi çok[gereğinden fazla] seversek, canımızdan olduran odur. )

    - SEVMEK:
    SIRADIŞI ŞEYLER YAPMAK
    değil SIRADAN ŞEYLERİ, ÖZENLE YAPMAK

    - SEYYİÂT[< SEYYİE] değil/yerine/= KÖTÜLÜKLER | SUÇLAR, GÜNAHLAR | KÖTÜLÜĞE KARŞILIK ÇEKİLEN SIKINTILAR

    - SEYYİE[Ar.] değil/yerine/= KÖTÜLÜK

    - ŞİDDET[Ar. < ŞEDD] değil/yerine/= YEĞİNLİK
    ( Yeğin olma durumu. | Bir etkinliğin ya da bir gücün derecesi. | Bir ses çıkarılırken algılanan ve titreşimlerin genliğinden kaynaklanan özellik. )

    - SİGARAYLA MÜCADELEDE:
    "ZORLAMA"
    değil/yerine MERAK ETMESİNİ SAĞLAMA
    ( Burayı tıklayarak izleyiniz... )

    - SIKICI ile/ve/değil ZORLAYICI

    - SINIFLANDIRMA HATALARI:
    BÜTÜNLEME
    ile/ve/||/<> İNDİRGEME

    - ŞİŞİRME ile "ŞİŞİRME"/ŞİŞİRMECE
    ( Şişirme işi. İLE Baştan savma, kötü iş. )

    - SIZMAK ile BAYILMAK
    ( Yorgunluk ya da içki gibi nedenlerle kendinden geçerek uyuyakalmak. İLE Çeşitli fizyolojik[sıcak, açlık/susuzluk, yorgunluk gibi] ve/veya psikolojik nedenlerle dayanma gücünü kaybetmek, kendinden geçmek. )

    - SORUN ile/ve/değil/<> KAÇMA

    - ŞOVENİZM[Fr. CHAUVINISME] ile DÜŞMANLIK
    ( Kendi ulusunu öne çıkararak değişik ırk ve uluslar arasında düşmanlık yaratmayı amaçlayan ve bu yolda kışkırtmada bulunan aşırı akım. İLE ... )

    - SUÇSUZLUĞUNU İDDİA ETMEK ile/ve/||/<> SUÇU/NU İNKÂR ETMEK

    - SUÇ ile CÜNHA
    ( ... İLE Cürüm derecesindeki suçlara, yani kabahatten ağır ve cinayetten hafif olan suçlara verilen ad. )

    - SUÇ ile/değil/<> SAPMA

    - SÜREKLİLİK ile BAĞIMLILIK

    - TAAMMÜDEN[Ar.] değil/yerine/= KASTEN

    - TAASSUB ile AKIL TUTULMASI

    - TÂCİZ değil/yerine/= USANDIRI, USANÇ

    - TAFZİH[Ar.] değil/yerine/= REZİL ETME
    ( Birinin kötü yanlarını ortaya çıkarma. )

    - TAHAKKÜM[Ar.] değil/yerine/= BASKI, ZORLAMA

    - TAHARRÜŞ[Ar.] değil/yerine/= TIRMALANMA, KURCALANMA, AZDIRILMA

    - TAHRİBAT[Ar.] değil/yerine/= YIKIP BOZMA

    - TAKINTI/OBSESYON ile/ve/> SİNİRCE/TAASSUB/NEVROZ ile/ve/> PSİKOZ

    - TAKINTILI TUTKU ile/değil/yerine UYUMLU TUTKU

    - TAKINTI ile/ve/değil BÂTIL İNANÇ

    - TAKINTI ile/ve/<> BEKLENTİ

    - TAKINTI ile/ve/değil/yerine BİLGİ

    - TAKINTI ile/ve/değil/yerine DÜŞKÜNLÜK

    - TAKINTI ile/ve SAPLANTI
    ( Takıntı, var olmayan ikiliği her yerde görmekte direnen zihninizdedir. )
    ( MONOMANİ: Zihnin tek bir şeye takılıp kalması biçimindeki akıl dengesizliği. )

    - TAKINTI ile TAKINAK
    ( Bir durum ve sorunla ilişkisi olan başka durum ya da sorun. | Bütünlemeye kalınan ders. | Küçük, önemsiz borç. | Bir şeye hastalık derecesinde düşkünlük. | İlişki kurulan kişi. İLE Bilince takılarak korku ve bunalım yaratan, kişinin çabalarına karşın kurtulamadığı düşünce. )

    - TAKINTI ile TUTKU
    ( Geçmişin büyük kişileri sadece yolu gösterirler. Çaba göstermesi ve bu yolda yürümesi gereken kişi sizsiniz. Derin derin düşünün ve bu yolu izleyerek tutkulardan ve yanılgılardan kurtulun. )

    - TAKLİT:
    (SADECE/BİR) DAVRANIŞ
    ile/ve/değil/||/<>/< KİMLİĞİNİ BULMA (ÇABASI)

    - TAKSİRAT[Ar.] değil/yerine/= HATALAR

    - TAKSİR[Ar.] değil/yerine/= HATA
    ( Kısaltma, kısma. | Kusurda bulunma. | Dikkatsizlik, tedbirsizlik, meslekte acemilik ya da düzene, buyruklara ve talimata uymazlıktan doğan kusurlu olma durumu. )

    - TAMA ile DOYMAZLIK | ÇOK İSTEME | AÇGÖZLÜLÜK

    - TARTIŞMALI NEDEN SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
    YANLIŞ NEDEN
    ile/ve/||/<> ÖNCESİNDE ile/ve/||/<> ORTAK ETKİ ile/ve/||/<> GÖZDEN KAÇIRILABİLİR NEDEN ile/ve/||/<> YANLIŞ YÖN ile/ve/||/<> KARMAŞIK NEDENLER

    - TARZ ile/değil ALIŞKANLIK

    - TASALLUT[< SALÂLET] ile SATAŞMA, BAŞINA EKŞİME, MUSALLAT OLMA

    - TAŞKINLIK:
    İYİLİK ODAKLILARDA
    ile KÖTÜLÜK ODAKLILARDA
    ( Aç kaldığında. İLE Tok olduğunda. )

    - TEDBİRSİZLİK ile/ve/değil DALGI/GAFLET

    - TEHDİT ile/değil/yerine/> DÜZEN
    ( Herhangi bir yerdeki adâletsizlik. İLE/DEĞİL/YERİNE/> Her yer, zaman ve koşulda adâlet. )

    - TEHDİT değil/yerine/>< İKNA

    - TEHLİKELİ:
    AÇLIK ve TEHDİTTE
    ile/ve/<>/>< TOKLUK ve GÜÇLÜLÜKTE
    ( (")Hayvanlar("). İLE/VE/<>/>< [bazı/"bilinçsiz"] "Kişiler". )

    - TEK DÜZE ile/ve/değil/||/<> TEK TİP

    - TEKBENCİLİK = ENEİYE = SOLIPSISM[İng.] = SOLIPSISME[Fr.] = SOLIPSISMUS[Alm.] = SOLUS:YALNIZ, TEK, IPSE:BEN[Lat.]

    - TEKNOLOJİ ile/ve/<> BAĞIMLILIK

    - TEMBELLİK ile/ve/değil/<> "KENDİNE"(KEYFİNE/RAHATINA) GÖRE DÜŞÜNME

    - TEMBELLİK ile/ve/değil ALIŞKANLIK

    - TEPKİSELLİK ile/değil/yerine İKNÂ

    - TERBİYESİZLİK ile/ve/değil/<> İNAT

    - TESPİT ile GENELLEME

    - TETİKLEMEK ile KÖRÜKLEMEK

    - TETİKLEME ile/değil YANKILANDIRMA

    - TİCARET ile/değil KAÇAKÇILIK

    - TIRESOME vs. TIRING

    - TİRYÂKİ değil/yerine/= DÜŞKÜN

    - TOPLUMSAL DIŞLA(N)MA ile/ve/||/<> KÜLTÜREL DIŞLA(N)MA

    - TÜMÜYLE HAZ >< TÜMÜYLE "KÂR"/ÇIKAR
    ( Tümüyle haz, "kâr"dan/çıkardan vazgeçmeyi; tümüyle "kâr"/çıkar, hazdan vazgeçmeyi gerektirir. Dolayısıyla, hem haz, hem de yarar, ne haz, ne de "kâr"; dengelisi olarak da, biraz haz, biraz da "kâr" üzerinden düşünülebilir, hareket edilebilir fakat [0-1 şeklinde "ya / ya da" ile] biri birine, yeğlenemez ve/veya üzerine inşâ olunamaz/olunmamalıdır! )

    - TUTARSIZLIĞINDAN UTANMAMAK ile/ve/||/<>/< ÖLÇÜYÜ SEVMEMEK

    - TUTKUN/LUK ile/değil DÜŞKÜN/LÜK

    - TUTKU ile/ve ZAAF

    - TUTUM/U BENİMSEMEK ALIŞKANLIK OLUŞTURMAK

    - TUTUM/U BENİMSEMEK ile/ve/> ALIŞKANLIK OLUŞTURMAK

    - UCLARDA OLMAK ile/ve/değil BİR UCDAN, ÖTEKİ UCA GEÇMEK
    ( Süreç/te. İLE/VE/DEĞİL Sonuç/ta (kalmak). )

    - ULTRA değil/yerine/= AŞIRI

    - USDIŞI = GAYR-İ AKLÎ = IRRATIONAL[İng., Alm.] = IRRATIONNEL[Fr.]

    - UTANÇ VERİCİ ile/ve/||/<> KÜÇÜK DÜŞÜRÜCÜ

    - UTANMAK ve/> UYANMAK

    - ÜVEYE EDERSEK ve/||/<> GELİNE EDERSEK
    ( [kendi] Çocuğumuzda buluruz! VE/||/<> Kızımızda buluruz. )

    - UYARICI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< UYARAN

    - UYGULANMALI!:
    [ne] YER
    ne de GEÇİT VERMELİ
    ( Adâletsizliğe ve hukuksuzluğa...
    Görüntü ve reklâm kirliliğine, "yerel yönetimlerin", "yöneticilerin" keyfiyetine ve adâletsizliğine...
    Gürültü/uğultu kirliliğine ve korna/zil çalanlara...
    Işık kirliliğine...
    Sigara ve tüm ürünleriyle çevreyi ve toplumu rahatsız eden nesnelere ve içen davranış/tutum ve kişilere...
    Dilde, yazım hatalarına ve yazım kurallarına uymayanlara...
    Beslenmede, abur-cubura, "et" ve "hayvansal ürünlere"...
    Her türlü saygısızlık ve keyfiyete...


    Ne yer, ne de geçit vermemek üzere, haklarımızı sürekli bilmeli ve anımsamalı, hakkı/mızın biz almadıkça verilmeyeceğinin bilinciyle gereken her türlü eylem, tavır, tutum, duruş ve davranış içinde olmamız gerektiğini uygulayarak göstermek, paylaşmak, aktarmak, eğitmek, dayanışmak, işbölümü ve işbirliği içinde olmak durumunda ve zorundayızdır. )

    - UYUMA ile/ve UYUŞMA

    - UZAK DURMALI!:
    KÖRDEN değil NANKÖRDEN
    <>
    YÜZSÜZDEN değil İKİYÜZLÜDEN
    <>
    "TİPİ BOZUK"TAN değil "SÜTÜ BOZUKTAN"


    - UZAK DURULMASI GEREKEN KİŞİLER:
    "HEP HAKLILAR"
    ve/||/<> "HERŞEYE, SÜREKLİ İTİRAZ EDENLER" ve/||/<> "SADECE BEN" DİYENLER ve/||/<> BAŞKALARINI DEĞERSİZ GÖRENLER ve/||/<> ÇIKARCILAR ve/||/<> İSTEDİĞİ OLMADIĞINDA TUTUM DEĞİŞTİRENLER ve/||/<> ARAMADIĞIN SÜRECE ARAMAYANLAR ve/||/<> İŞİ DÜŞMEDİKÇE TANIMAYANLAR ve/||/<> İŞİ BİTTİĞİNDE, YANINDA DURMAYANLAR

    - VAHİM/ÜZÜCÜ OLAN:
    YALAN SÖYLEMİŞ OLMASI
    ile/ve/değil/||/<>/> ONA BİR DAHA GÜVENEMEYECEK OLMAK

    - VAHİM ile/ve/değil/> VAHŞET

    - VOYVO[İsp.] değil/yerine/= SATAŞMA
    ( Alay ederek sataşmak için söylenir. )

    - YABANCILAŞMA ile/ve DUYARSIZLIK

    - YADSIMA >< KUTSAMA

    - YADSIMA ile/ve/<> ÖNEMSEMEME

    - YALAN SÖYLEMEK ile/değil/yerine/>< GERÇEĞİ SÖYLEMEK
    ( Geleceğinizin önemli/belirleyici bir parçası olur. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Geçmişinizdeki (herhangi) bir parçadır. )
    ( If you tell the truth, it becomes a part of your past. If you lie, it becomes a part of your future. )

    - YALAN:
    DÜNYADA
    ve/||/<> SİYÂSETTE ve/||/<> TİCARETTE ve/||/<> FELSEFEDE ve/||/<> EDEBİYATTA ve/||/<> GAZETECİLİKTE ve/||/<> GENÇLİKTE
    ( Vefâ. VE/||/<> Vaad. VE/||/<> Reklam. VE/||/<> Safsata. VE/||/<> Mecaz. VE/||/<> Haber. VE/||/<> Aşk. )

    - YALANCI/LIK ile/değil/yerine/>< DÜRÜST/LÜK
    ( Haksız da olsa hiç susmaz. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< İncitilirse, bir daha hiç konuşmaz. )

    - YALANCI/LIK ile MİTOMAN/İ
    ( ... İLE MİTOMANİ: Kendi söylediği yalana inanma hastalığı. ) )

    - YALAN ile/değil/yerine/>< GERÇEK
    ( Yüksek sesle çıkar, gürültülüdür ve çok söz söyletir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sessizdir ve az söz söyletir. )

    - YALAN ile/ve/değil/yerine/||/<> KISMEN "DOĞRU"

    - YALAN ile/||/<> KÖTÜ YALAN
    ( Kötüdür. İLE/||/<> Daha kötüdür. )

    - YALAN ile/değil/yerine MASAL
    ( Portakalı soydum
    Başucuma koydum
    Ben bir yalan uydurdum. İLE/DEĞİL/YERİNE Ben bir masal uydurdum. )

    - YANILMA = HATA = ERROR[İng., Lat., İsp.] = ERREUR[Fr.] = IRRTUM[Alm.]

    - YANLIŞ ANLAMAK ile/ve/<> ÇARPITMAK

    - YANLIŞ ZAMAN VE YER ile/ve/||/<> "KÖRÜN TAŞI, KELİN KAFASINA DENK GELİRMİŞ"

    - YANLIŞ/DOĞRU ile/değil KENDİNCE

    - YANLIŞ/KÖTÜ/AŞIRI/ABARTILI KULLANILANLAR:
    "SIKINTI YOK!"
    ve/<> "AYNEN" ve/<> "KESİNLİKLE" ve/<> "HAYIRLISI" ve/<> "KISMET" ve/<> "TABİİ Kİ DE" ve/<> "YAPILACAK BİR ŞEY YOK" ve/<> "BENCE DE"

    - YANLIŞTA:
    [ne yazık ki]
    TEKRAR
    ile/değil/> "KARAR"

    - YANLIŞ = HATALI = WRONG[İng.] = FAUX[Fr.] = FALSCH[Alm.] = FALSUS[Lat.] = INJURIA[İsp.]

    - YANLIŞ ile/değil/ne yazık ki KARAR
    ( Bir yanlışı tekrar ediyorsan, artık o bir yanlış değil karardır. )

    - YAPIŞIK ile/değil/yerine BAĞLI

    - YAPMACIK/LIK ile/ve/<> "ZORLAMA"

    - YARDIMCI ile/ne yazık ki !YARDAK/ÇI
    ( ... İLE Özellikle kötü işlerde birine yardım eden kişi. )

    - YARININI İYİLEŞTİRMENİN YOLU/YÖNTEMİ ve/||/<>/</: BUGÜN, NEYİ YANLIŞ YAPTIĞINI BİLMEK

    - YASA DIŞI ile "YASA ÜSTÜ"
    ( "Yasa üstü" olduğu "kabul edilen", yasa dışı değildir(olmayabilir) fakat yasa dışı olan, yasa üstü değildir/olmaz. )

    - YASALLIK ile/ve/||/<>/< SUÇUN TANIMLANMASI

    - YATKINLIK ile/ve/değil ALIŞKANLIK

    - YEĞİN ile/>< YEĞNİ
    ( Zorlu, katı, şiddetli. | [mecaz] Baskın, üstün. İLE/>< Ağır olmayan, hafif. | Ciddi olmayan. )

    - YER DEĞİŞTİRME ile/ve/||/<> YANLIŞ (YERE) YERLEŞTİRME

    - YERGİ, SUÇLAMA = BLAME[İng.] = BLÂME[Fr.] = TADEL[Alm.] = VITUPERIUS[Lat.]

    - YETKEYE BAŞVURMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
    BİR BİLENE SORMA
    ile/ve/||/<> YETERSİZ KAYNAK ile/ve/||/<> İNANCA BAŞVURMA ile/ve/||/<> ORTAK TUTUMA BAŞVURMA ile/ve/||/<> ÖBEK BASKISI ile/ve/||/<> YARARCI ile/ve/||/<> BEĞENDİRME ile/ve/||/<> DAYATMA ile/ve/||/<> İÇİNDEKİ DEĞİL DIŞINDAKİ(ZARF-MAZRUF) ile/ve/||/<> "GENETİK"

    - YILDIRMA ile/ve/<> BEZDİRME

    - YİNE DE ile KARŞIN/RAĞMEN[RAĞM: İnadına davranma.]

    - YOKLUĞU/N İLE:
    TEHDİT
    ile/değil/yerine TERBİYE

    - YOKSUL:
    YENİ
    ile ÖZGÜR ile YARATICI ile BİRLEŞMİŞ ile DÜŞKÜN
    ( Eric Hoffer'ın, Kesin İnançlılar[Kitle Hareketlerinin Anatomisi] adlı kitabını okumanızı salık veririz... )

    - YOKSUNLUK ile/ve/değil/> GEREKSİNİM

    - YOKSUNLUK ile/ve GEREKSİNİM

    - YÜZÜSTÜ ile YÜZÜSTÜ
    ( Yüzü yere gelecek biçimde. İLE Başlanmış fakat tamamlanmamış bir durumda. )

    - ZAAF[Ar.] değil/yerine/= DÜŞKÜN/LÜK

    - ZAAF ile BEKLENTİ

    - ZAAF ile/ve/değil/yerine/<> EĞİLİM

    - ZAAF ile/ve/değil EKSİK

    - ZAAF ve/||/<> SAVUNMA

    - ZAAF ile/ve/değil/yerine SINIR(LAMA)

    - ZAN:
    "ÖNE SÜRÜLEBİLECEK BİR ŞEY"
    değil
    ANCAK, KABUL EDİLECEK BİR ŞEY


    - ZAN ile/ve/||/<>/> İDDİA

    - ZAN ile/ve/değil/yerine/<>/>< SEN

    - ZARLA-ZORLA

    - ZAYIF/GÜÇSÜZ OLANI:
    "CEZALANDIRMAK"
    değil KAYITSIZLIK

    - ZECREN ile ZECRİ
    ( Yasaklayarak. | Zorlayarak. | Eziyet ederek. İLE Zorlayıcı, zorlayan, yasaklayan. )

    - ZEDELEME ile/ve/<> SARSMA

    - ZEHİR ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< İLÂÇ
    ( Kullanım/uygulama/katkı oranındadır. )

    - ZELÎL[Ar. < ZİLLET] değil/yerine/= AŞAĞILANAN/HOR GÖRÜLEN
    ( HOR, HAKİR, ALÇAK, AŞAĞI TUTULAN, AŞAĞILANAN )

    - ZEVK ile HAZ

    - ZORLA GÜZELLİK OLMAZ değil ZORLAMAYLA/ZORLAYARAK, GÜZELLİK OLMAZ

    - ZORLAMAK ile/değil/yerine "ÜZERİNE GİTMEK"

    - ZORLAMA ile/ve/||/<> ABARTI

    - ZORLAMA ile/ve DAYATMA

    - ZORLAMA ile KANIRTMA

    - ZORLAMA ile ZORBALIK

    - ZORLAMA ile/ve/ZORUNDA BIRAKMA

    - ZORLAMA ile/ve/değil/yerine/<> ZORUNLULUK
    ( Kişilerde/insanda. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<> Doğada. )

    - ZORLANARAK ile/değil ZORLAYARAK

    - ZORLANMA ile SIKINTI

    - ZORLAŞTIRMAK değil ZORLAMAK

    - ZORLAYICI/LIK ile YOL KESİCİ/LİK

    - ZORLAYICI ve/<> EĞLENCELİ
    ( İş zorlayıcı, zorlayıcı olan ise eğlenceli olmalı/olabilmelidir. )

    - ZORUNLU ile ZORLAYARAK/ZORLANARAK

    - ZORUNLU ile/ve/değil ZORLAYICI

    - ZULÜM/ZÂLİM ile ADÂLETTEN UZAKLAŞMAK/UZAKLAŞAN | BİR ŞEYİN YERİNDE OLMAMASI
    ( ADALETTEN UZAKLAŞMAK/UZAKLAŞAN | BİR ŞEYİN YERİNDE OLMAMASI )

    - [ne yazık ki!]
    ÖZÜR DİLEYEMEMEK/DİLEYEMEYEN
    ile/ve/<> TEŞEKKÜR EDEMEMEK/EDEMEYEN

    - [ne yazık ki]
    TAGALLÜP[Ar.]
    değil/yerine/= ZORBALIK

    - [ne yazık ki]
    !"CAN/I ACITMAK"
    ile/ve/||/<> !"CAN YAKMAK" ile/ve/||/<> !"CANINA OKUMAK"

    - [ne yazık ki]
    !"FAŞİST/LİK"
    ile/değil/yerine !ZORBA/LIK

    - [ne yazık ki]
    !EZİYET
    ile/<> !İŞKENCE

    - [ne yazık ki]
    !FAHİŞ/FUHUŞ
    ile/ve/||/<> !MURABAHA/TEFECİLİK
    ( Ölçüyü aşan, aşırı, çok fazla. | Ahlâka ve törelere uygun olmayan. İLE/VE/||/<> Bir malı, çok fazla kârla satma. | Yasanın izin verdiği sınırdan aşkın faiz alma. )

    - [ne yazık ki]
    !FIRSATÇILAR
    ile/ve !KONFORCULAR

    - [ne yazık ki]
    !HAKARET ETMEK
    ve/=/||/<>/> !YOK ETMEK

    - [ne yazık ki]
    !İFTİRA
    ile !İFK
    ( Birine, aslı olmayan bir suç yükleme. İLE Bir suçu, birine yükleme. )

    - [ne yazık ki]
    !IRKÇILIK
    ile/ve/<> !EŞEYSELCİLİK

    - [ne yazık ki]
    !İŞKENCE
    ile/ve/<> !İNSANLIK DIŞI "UYGULAMA"

    - [ne yazık ki]
    !İSTİSHÂR
    değil/yerine/= !ALAY ETME, EĞLENME

    - [ne yazık ki]
    !KİN
    ile/<> !GILLÜGİŞ/GILLIGIŞ
    ( ... İLE/<> Gizli kin, gizli ve kötü erek/amaç. )

    - [ne yazık ki]
    !KÖTÜLEME
    ile/ve/değil/||/<> !"YAKIŞTIRMA"

    - [ne yazık ki]
    !MÜFSİT[Ar.]/MÜZEVİR[Ar.]
    değil/yerine/= ARABOZUCU

    - [ne yazık ki]
    !MÜPTELA[Ar. < BELÂ]
    değil/yerine/= BAĞIMLI | DÜŞKÜN, TUTULMUŞ

    - [ne yazık ki]
    !MÜSKİRAT[Ar. < SEKR]
    değil/yerine/= SARHOŞ EDEN ŞEYLER

    - [ne yazık ki]
    !MÜSTEMLEKE[Ar.]
    değil/yerine/= SÖMÜRGE

    - [ne yazık ki]
    !MÜTECÂVİZ[Ar.]
    değil/yerine/= SALDIRGAN/SALDIRICI/SATAŞKAN

    - [ne yazık ki]
    !ÖTEKİLEŞTİRME
    ile/ve/||/<>/> !DÜŞMANLAŞTIRMA

    - [ne yazık ki]
    !SALDIRI
    ile/ve/||/<>/>/< !ŞİDDET

    - [ne yazık ki]
    !SAVAŞLAR:
    ESKİ
    ile/ve/<>/> YENİ
    ( XVII. yy. İLE/VE/<>/> XX. yy. ve sonrası. )

    - [ne yazık ki]
    !SAVAŞLAR:
    RASYONEL
    ile/ve/<> KİTLELERİN SEFERBER EDİLDİĞİ ile/ve/<> ASİMETRİK

    - [ne yazık ki]
    !SAVAŞ
    ve/||/<>/>/< !YILDIRMA/TERÖR[Fr.]

    - [ne yazık ki]
    !SUÇ
    ve/||/<>/> CEZA

    - [ne yazık ki]
    !TEHDİT
    ile/ve/||/<> TEHLİKE

    - [ne yazık ki]
    !ZULM
    ile/ve/||/<> !DALKAVUKLUK
    ( [ne yazık ki] "Küçük gördüklerine." İLE/VE/||/<> "Büyük gördüklerine." )

    - [ne yazık ki]
    "ANLAMAMAZLIKTAN GELMEK"
    ile/ve/||/<> "İŞİNE GELMEMESİ"

    - [ne yazık ki]
    "ARSIZLIK"
    ile/değil ACIMASIZLIK
    ( Arsız, "güçlü" olunca, haklıyı, suçlu çıkarır. )

    - [ne yazık ki]
    "BİRİLERİNİN EKMEĞİNE YAĞ SÜRMEK"
    ile/ve/||/<> "HIRSIZA, YOL GÖSTERMEK"

    - [ne yazık ki]
    "DÜNYANIN DAR GELMESİ"
    ile/ve/değil/<> "KÖŞELERİN KAPILMASI/TUTULMASI OYUNU/ÇABASI/YANILSAMASI"

    - [ne yazık ki]
    "HAZCILIK"
    ile/ve/||/<> "BAŞINA BUYRUKLUK"
    ( "Hazcı'yım!(Hedonist'im!)" demek, kendini merkeze koyarak ve herkesten ve herşeyden, tüm sorumluluklarından soyutlandığını zannetmek, "Ateist'im!" demek kadar komik ve zavallıcadır. )

    - [ne yazık ki]
    "İDDİAYA GİRMEK"
    ile/ve/||/<> "İDDİA ETMEK"

    - [ne yazık ki]
    "KEYFİ/Nİ YAŞAMAK"
    ile/ve/değil/||/<>/>/< KEYFİ/Nİ (VE KENDİNİ) DAYATMAK

    - [ne yazık ki]
    "KEYFİNİ SÜRMEK"
    ile/ve/||/<>/> EZBERİNİ YAŞAMAK/DAYATMAK

    - [ne yazık ki]
    "NİYET OKUMA"
    ile/ve/||/<> "AKIL OKUMA"
    ( İkisi de yanlıştır ve olanaksızdır. Hiçbir zaman, zemin ve koşulda yapılmamalıdır! )

    - [ne yazık ki]
    "PAY KAPMAYA ÇALIŞMAK"
    değil/yerine HAK ETMEK

    - [ne yazık ki]
    "SONUÇ ODAKLILIK"
    ve/||/<>/>/< HİLEKÂRLIK

    - [ne yazık ki]
    "SÖZÜ/SORUYU, TARTMADAN SÖYLEMEK"
    ve/||/<>/> ALACAĞIN YANITTAN İNCİNMEMEK

    - [ne yazık ki]
    "YİYELİM-İÇELİM, KİMSEYE DOKUNMAYALIM"
    ve/||/<>/>/< "YİYEYİM-İÇEYİM, KESEME DOKUNMAYAYIM"

    - [ne yazık ki]
    (")UYARI("):
    (")AŞIRI(")
    ile/ve/||/<> (")YETERSİZ(") ile/ve/||/<> (")YERSİZ(") ile/ve/||/<> (")YANLIŞ(")

    - [ne yazık ki]
    (")VATAN("):
    BARIŞTA
    ve/||/<> SAVAŞTA
    ( Varsılların. VE/||/<> Yoksulların. )

    - [ne yazık ki]
    (ÇOK) BENCİL/LİK
    değil/yerine/>< (ÇOK) BİLGİ(Lİ/LİK)
    ( Ne kadar bilgi, o kadar az bencillik; ne kadar az bilgi, o kadar çok bencillik. )

    - [ne yazık ki]
    (FAZLA) BASKI
    ve/||/<>/>/< İHMAL

    - [ne yazık ki]
    ACELECİLİK
    ile/ve/||/<> DAYATMA

    - [ne yazık ki]
    AŞIRI DOYUM
    ve/||/<>/> KÜSTAHLIK

    - [ne yazık ki]
    AYRIŞ(TIR)MA
    ile/ve/<> YABANCILAŞ(TIR)MA

    - [ne yazık ki]
    AZ BİLME
    ve/||/ne yazık ki/<>/> ÇOK SAVUNMA

    - [ne yazık ki]
    BAĞIMLI/LIK
    ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SINIRLI/LIK

    - [ne yazık ki]
    BAĞIMLI
    ile/değil TUTKUN

    - [ne yazık ki]
    BAZI KİŞİLERİN, HATALARI/SUÇLARI:
    "ÇUVALA BASMASI"
    ile/ve/||/<> "DUVARA ASMASI"
    ( Kendilerininkileri. İLE/VE/||/<> Bizimkileri/seninkileri. )
    ( Özellikle daha büyük olanlarını. İLE/VE/||/<> Özellikle daha küçük olanlarını. )

    - [ne yazık ki]
    BENCİLLİK
    ile/ve/||/<>/> NEFRET VE DÜŞMANLIK

    - [ne yazık ki]
    BOŞ SÖZ
    ile/ve/||/<>/> YANLIŞ DAVRANIŞ-TUTUM

    - [ne yazık ki]
    BÜYÜK SORUN/YANILSAMA:
    "ACI ÇEKMEMEK"
    ve/||/<>/>/< "KENDİMİZİ KANDIRMAK" / KANDIRDIĞIMIZI/KANDIRABİLECEĞİMİZİ ZANNETMEK

    - [ne yazık ki]
    CEBR
    ve/||/<> HİLE

    - [ne yazık ki]
    ÇEKİŞME
    ile/ve/<>/< İNATLAŞMA

    - [ne yazık ki]
    DAYATMA
    ve/||/+/<>/> ZORBALIK

    - [ne yazık ki]
    DEDİKODU
    ile/ve/değil/||/<>/>/< İFTİRA

    - [ne yazık ki]
    DİRENÇ
    ile/ve/değil/yerine/<>/> TEPKİ

    - [ne yazık ki]
    DIŞLA(N)MA:
    TOPLUMSAL
    ile BİREYSEL

    - [ne yazık ki]
    DOĞRU OLDUĞUNU BİLDİĞİN HALDE, YAPMAMAK
    ile/ve/<> YANLIŞ/HATALI/EKSİK OLANI, BİLMENE KARŞIN, YAPMAK

    - [ne yazık ki]
    EDEPSİZ
    ile/değil/yerine/>< EDEPLİ
    ( Bildiği sözcükler kadar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Bilmediği sözcükler kadar. )

    - [ne yazık ki]
    EN KÖTÜ HUY
    ile/ve/||/<> EN BÜYÜK HATA ile/ve/||/<> EN BÜYÜK SAFLIK
    ( Bazılarının karşısında bile iyi olmaktan vazgeçememek. İLE/VE/||/<> Herkesi, kendimiz gibi zannetmek. İLE/VE/||/<> Her bir kişiye güvenmek. )

    - [ne yazık ki]
    ENGEL OLMAYA ÇALIŞANLAR
    ve/||/<>/>/< BAŞARACAĞIMIZA EN ÇOK İNANANLAR

    - [ne yazık ki]
    EZBERE YAŞAMAK
    ve/||/<>/> KÖTÜLÜK

    - [ne yazık ki]
    GENELLEME
    ile/ve/||/<>/< "İDDİA"
    ( [ne yazık ki] Ne kadar çok "genelleme" yapı(lı)yorsa, o kadar çok iddia edilir/eder. )

    - [ne yazık ki]
    GENELLEME
    ve/||/<>/< BİLGİSİZLİK

    - [ne yazık ki]
    HAKSIZLIK
    ve/||/<>/>/< ÖFKE
    ( Haksızlık etme. öfkenle hareket etme! )

    - [ne yazık ki]
    HAMAKÂT
    ile/<> İNAT
    ( Ahmaklık, "beyinsizlik", bönlük(HALÂFET, HUMK, HÜTR) İLE/<> Ne yapmayacağını bilmemek. )

    - [ne yazık ki]
    HUKUKSUZ/LUK
    ve/> ACIMASIZ/LIK

    - [ne yazık ki]
    İDAM
    ile/ve/değil/<> İTHAM

    - [ne yazık ki]
    İDDİA
    ile/ve/||/<>/< ÖFKE

    - [ne yazık ki]
    İHLÂL
    ile/ve/||/<> JUS COGENS İHLÂLLERİ

    - [ne yazık ki]
    İNDİRGEME
    ile/ve/değil/||/<> YOK SAYMA

    - [ne yazık ki]
    İNSANLIK SUÇLARI:
    SOYKIRIM
    ile/ve/||/<> İŞKENCE/ŞİDDET ile/ve/||/<> TERÖR ile/ve/||/<> NEFRET/DÜŞMANLIK ile/ve/||/<> IRKÇILIK ile/ve/||/<> KÖLELEŞTİRME ile/ve/||/<> İNSAN KAÇAKÇILIĞI ile/ve/||/<> ORGAN TİCARETİ ile/ve/||/<> BAĞIMLILAŞTIRMA ile/ve/||/<> "HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRATMAK"
    ( Bağımlılaştırma - İnsanlık Suçu İlişkisi - Muharrem Balcı )

    - [ne yazık ki]
    ISRARLI
    ile/ve/||/<> TAKINTILI

    - [ne yazık ki]
    İSTÎLÂ
    ile/ve/||/<>/> SÖMÜRÜ

    - [ne yazık ki]
    KANDIRMADA:
    "APTAL/LIĞIMIZ"
    ile/ve/değil/||/<>/< "ONUN/ONLARIN" KARAKTERSİZ/LİĞİ
    ( Olmuyor. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Oluyor. )

    - [ne yazık ki]
    KEYİF EHLİ
    ile/ve İŞİNE GELDİĞİ GİBİ YAŞAYAN

    - [ne yazık ki]
    KÖR ŞİDDET
    ile NEDENSİZ ŞİDDET

    - [ne yazık ki]
    KÖTÜ KULLANIM
    ile/ve/||/<>/> KÖTÜYE KULLANIM
    ( [... olduğunu/olacağını] "biliyorsun/biliyordun." İLE/VE/||/<>/> "ZÂTEN"/"SONUÇTA"/"ASLINDA" biliyorsun/biliyordun." )
    ( "Bir alışveriş, bir fiş." şeklinde, fazladan/gereksiz açıklama yapmak, uyarıda bulunmak. İLE/VE/||/<>/> "Ama bunu söylemenize gerek yok ki! Ben yapınca alışverişi, ZÂTEN/SONUÇTA alıyorum satış fişi." şeklinde [soluksuz/beklemeksizin/düşünmeksizin] "yanıt vermek." )
    ( Bir kişinin, neyi bilip bilmediğini ve/veya o an/dönem için anımsayıp anımsamadığını "belirlemek", beklentisi içinde olmak, dilin/ifadenin kötü kullanılmasıdır. [Hiçkimsenin, neyi bilip bilmediği, isteyip istemediği ya da yapıp yapamayacağı, hiçbir zaman, zemin ve koşulda bilinemez!] İLE/VE/||/<>/> Sözcüklerin yetersiz ve kötü kullanımıyla birlikte "niyet okumak" ya da genelleyici/indirgeyici/özdeştleştirici/köktenci/toptancı/sonuç odaklı bir yargı ifadesi ise sürecin ve ilişkinin tükenmesine neden olacak/olmuş bir kötüye kullanımdır. [Güç ve baskı uygulama isteği ve/veya nedeniyle olduğu/olabileceği gibi sorumluluktan kaçmak gibi çok çeşitli anlamsız/gereksiz nedenlerden de kaynaklanmaktadır.] )

    - [ne yazık ki]
    KÖTÜLERİN, "BASKISI"
    ile/değil/||/<> İYİLERİN, KAYITSIZLIĞI

    - [ne yazık ki]
    KÖTÜMSERLİK
    = BEDBİNLİK = PESSIMISM[İng.] = PESSIMISME[Fr.] = PESSIMISMUS[Alm.] = PESSIMUS[Lat.]

    - [ne yazık ki]
    KÜSTAH/LIK
    ve/||/<>/< ÖZENSİZ/LİK

    - [ne yazık ki]
    MANTIK DIŞI/LIK
    ile/değil "DUYGUSAL/LIK"

    - [ne yazık ki]
    MELÂNET[Ar. < LA'N]
    değil/yerine/= BÜYÜK KÖTÜLÜK

    - [ne yazık ki]
    ÖĞRENMEME
    ve/||/<>/> ÖĞRENİLEN YANLIŞLARDAN VAZGEÇMEME ve/||/<>/> YENİDEN ÖĞRENMEME

    - [ne yazık ki]
    ORANTISIZ GÜÇ
    ve/||/<>/< KÖR ŞİDDET

    - [ne yazık ki]
    ORTAK ALANDA:
    "KİŞİSEL DAVRANIŞ"
    ve/||/<>/< "KEYFÎ TUTUM"
    ( İkisi de yapılmamalı! )

    - [ne yazık ki]
    ÖTEKİLEŞTİRME
    ile/ve/<> TEKTİPLEŞTİRME

    - [ne yazık ki]
    OYALAMAK
    ile/ve/||/<> "UYUTMAK"

    - [ne yazık ki]
    ÖZENSİZ/LİK
    ile/ve/||/<> SAYGISIZ/LIK

    - [ne yazık ki]
    PSİKOPAT/LIK
    ile/ve/||/<> İNSAFSIZ/LIK

    - [ne yazık ki]
    SAVSAKLAMA
    ile/ve/||/<> BOŞVERME

    - [ne yazık ki]
    SEVGİSİZLİK
    ve/||/<>/> KAYITSIZLIK

    - [ne yazık ki]
    SİYASET İLE
    ve/||/<> DİN İLE ve/||/<> FUTBOL İLE ve/||/<> SAVAŞ İLE
    ( Yanıltılırız. VE/||/<> Avutuluruz. VE/||/<> Uyutuluruz. VE/||/<> Korkutuluruz. )

    - [ne yazık ki]
    SORUMLULUKTAN KAÇMAK
    ile/ve/||/<>/< ÖZGÜRLÜĞÜ YADSIMAK

    - [ne yazık ki]
    SORUNU ÇÖZMEYE:
    NİYETİNİN OLMAMASI
    ile/ve/değil/||/<> KARARLILIK GÖSTERMEMEK

    - [ne yazık ki]
    SÖZDE, ÖLÇÜ BİLMEMEK/BİLMEYEN
    ve/||/<> EDEPSİZLİKTE SINIR TANIMAMAK/TANIMAYAN

    - [ne yazık ki]
    SUÇLAMA
    ile/ve/<> DIŞLAMA

    - [ne yazık ki]
    TAZIYA, "TUT!"
    ve/||/<> TAVŞANA, "KAÇ!"

    - [ne yazık ki]
    TEHDİT ETMEK
    ile/ve/değil/||/<>/< "ABA ALTINDAN SOPA GÖSTERMEK"

    - [ne yazık ki]
    TEHDİT
    ile ŞANTAJ[Fr. CHANTAGE]
    ( Gözdağı. İLE Herhangi bir çıkar sağlamak amacıyla bir kimseyi, kendiyle ilgili lekeleyici, gözden düşürücü bir haberi yayma ya da açığa çıkarma tehdidiyle korkutma. )

    - [ne yazık ki]
    TEZYÎF[Ar. < ZEYF]
    değil/yerine/= DEĞERSİZ GÖSTERME | ALAY ETME

    - [ne yazık ki]
    YALAKA/LIK/DALKAVUK/LUK
    ile/ve/<> YARDAKÇI/LIK
    ( ... İLE/VE/<> Özellikle kötü işlerde birine yardım eden kişi. )

    - [ne yazık ki]
    YALAN SÖYLEMEK
    ile/ve/||/<>/> KENDİ YALANINA İNANMAK

    - [ne yazık ki]
    YANLIŞ OLANDAN, DOĞRUYU AYIRAMAMAK/AYIRAMAYAN
    ile/ve/<>
    DOĞRU OLANDAN, YANLIŞI AYIRAMAMAK/AYIRAMAYAN


    - [ne yazık ki]
    YIRTICI
    ile/ve/<> YIKICI

    - [ne yazık ki]
    ZAVALLILIK:
    PARAYLA OLAN
    ile/ve/değil/<> PARAYLA OLMAYAN

    - [ne yazık ki]
    [ne] "SÖZ DİNLEMEK"
    ile/ve/ne de/||/<>/< RİCÂ TANIMAK

    - [ne] YAP! "EMRİ" ile/ve/||/<>/ne de YAPMA! "ENGELİ"

    - [ya] YALAN BEYAN ile/değil/yerine/ya da SUSMA HAKKI
    ( Sanık, yalan söylese bile sözlerinde çelişkiye düşer ve onlardan ipuçları elde edilebilir. İLE/DEĞİL/YERİNE/YA DA Sanığı, doğru söylemeye zorlamak, insanın varoluşuna, onuruna ve kişi haklarına aykırı olur. [Kişinin, kendini, ceza tehdidi altına sokması olanaklı değildir.] )

    - | CÂNİ ve BUDALA | ile/değil/>< OYUNCU
    ( Sürekli akıl var ve hiç duygu yoksa. VE Sürekli duygu var ve hiç akıl yoksa. İLE/DEĞİL/>< Akıl ve duygunun dengelenmesiyle. )

    - | DESPOT ile/<>/> SÜRÜ |
    değil/yerine
    YURTTAŞ

    ( | Yönetmeyi bilen, yönetilmeyi bilmeyen. İLE Yönetilmeyi bilen, yönetmeyi bilmeyen. | DEĞİL/YERİNE Yönetmeyi ve yönetilmeyi bilen. )
    Muharrem BALCI - İnsanlık Suçları ve Bağımlılıklarla Mücadele

    A'dan, Z'ye



    YAPMAYABİLECEKLERİM(İZ)(/YAPMAYALIM!)
    (/DİRENÇ/İHTİYÂR[< HAYIR])



    ( 2314 FaRk, 2612 katkı )


    - !"IRKÇI/LIK" ile/ve/değil/<> OYMAKÇI/LIK / KABİLECİ/LİK

    - !"LÂNETLEME" ile !"KARALAMA"
    ( Dinlerde. İLE İdeolojilerde. )

    - !AŞAĞILAYICI/LIK ile/ve/<> !DIŞLAYICI/LIK

    - !BAŞLIK PARASI ile/ve !DRAHOMA
    ( Erkek tarafı, gelin için verirdi. İLE/VE Kız tarafı, erkek için verirdi. [Musevilik'te.] )

    - !BÖLÜCÜLÜK ile/ve/||/<> !ÖTEKİLEŞTİRME

    - !CEHÂLET ve/<> !BAĞNAZLIK ve/<> !ÖFKE ve/<> !YEGİNLİK/ŞİDDET

    - !CESÂRET ile !İNTİKAM
    ( İntikama yönelik çaba, cesaretten değil acziyettendir. )

    - !DALGA GEÇMEK ile/ve/değil/||/<>/< BİLMEMEK

    - !DESPOT[Fr.] değil/yerine/= !BUYURGAN

    - !DÜŞMAN OLMAK ile/ve "GICIK" OLMAK

    - !DÜŞMAN/LIK ve !KİN

    - !FÂHİŞ ile !İHTİKÂR

    - !FAŞİZM ile/ve !SOYKIRIM

    - !GENELLEME(!) ile/ve/<> !İNDİRGEME(!) ile/ve/<> !SİLME(!) ile/ve/<> !ÇARPITMA(!)

    - !HARBİYE ile Harbiye ile Harbiye
    ( Savaş işleri. İLE Subay yetiştiren yüksekokul, Harp Okulu. İLE Elmadağ - Taksim ile Pangaltı - Nişantaşı arasındaki bölgenin adı. )

    - !HEMPA[Fars.] ile/değil/yerine/>< KANKA
    ( Kötü işlerde aynı amaçla ve birlikte hareket eden kişi, ayaktaş. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Kan kardeşliği kadar yakınlıkla birlikte hareket eden/ler. )

    - !HİLE-HURDA

    - !HINÇ/GAYZ ile !İNTİKAM
    ( Zayıf olan, nefret etme ve intikam alma eğilimindedir. Tembel olduğundan da, yatışır ve bu düşüncelerden vazgeçer. )

    - !HINÇ ile/ve/||/<> !ÖÇ
    ( Zayıf olan, "alınır". "Alınan", kızar. Kızan, öfkelenir. İLE/VE/||/<> Daha zayıf olan, incinir. İncinen, gücenir. Gücenen, kinlenir. )

    - !HIRSIZLIK ile !YAĞMA

    - !İFTİRA ile/ve !KARALAMA

    - !İHTİKÂR ile !İHTİLAS
    ( Vurgunculuk, vurgun. İLE Aşırma, para aşırma, aşırtı. )

    - !İŞKENCE ile/değil/yerine CEZA

    - !İSYAN ile/ve !KÜFÜR

    - !KARAÇALI = ÇALIDİKENİ
    ( Hünnapgillerden, kurak yerlerde yetişen, çiçekleri altın sarısı renginde, dikenli bir bitki. | İki kişinin arasına girerek ilişkileri bozan kişi. )

    - !KAVGA ile !SAVAŞ

    - !KİN:
    "TUTMAK"
    ile/değil/yerine/>< TUTMAMAK
    ( Güçsüz olanlar, kin tutar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Güçlü olanlar, kin tutmaz. )

    - !KİN ile/ve/||/<> !İNTİKAM

    - !KISKANÇLIK ile/ve/<> !KİN

    - !KÖLE ile !SERF[Lat.]
    ( ... İLE Derebeylik toplum düzeninde, toprakla birlikte alınıp satılan köle. )

    - !KÖLE ile/değil/<>/< İŞÇİ

    - !MENFÛR[Ar. < NEFRET] değil/yerine/= İĞRENÇ

    - !MİSİLLEME ile/ve/ne yazık ki/> !SAVAŞ

    - !MONARŞİ[Fr. < Lat. < Yun.] değil/yerine/= TEKERKLİK
    ( Siyasal yetkenin, genellikle miras yolu ile bir kişinin üzerinde toplandığı devlet yönetimi. )

    - !ÖFKE ile/ve/ne yazık ki/> !SALDIRI

    - !RANT ve/ne yazık ki/> !"RAHAT"/LIK

    - !ŞAKA ile/ve/||/<>/> !İNTİKAM

    - !SİGARA İÇEN ile/ve/değil/<> İÇİREN/İÇTİREN/İÇTİRTEN
    ( ... İLE/VE/DEĞİL/<> Etkin/Edilgin/Ettirgen. )
    ( [ne yazık ki] İçmeyenler. İLE/VE/DEĞİL/<> İçenler ve içmeyenler. )

    - !ŞİRK ile/ve/||/<> !KİBİR
    ( Tanrı'ya, başka bir şeyi/birini ortak koşmak. İLE/VE/||/<> Tanrı'ya, kendini ortak koşmak. )

    - !TAHKİR ile/ve/||/<> !TEZYÎF[< ZEYF]
    ( Aşağılama, onur kırma, onuruna dokunma. İLE/VE/||/> Değersiz gösterme. | Alay etme. )

    - !TAHKİR ile/değil/yerine TENKİT/TENKİD
    ( Bir kaçıştır.[kendinden, utancından, küçüklüğünden] İLE/DEĞİL/YERİNE Bilmeyi zorunlu kılar. )

    - !TOKAT ile !FİSKE[Yun.]

    - !TOKAT = !ŞAMAR
    ( Açık elle yüze vurulan tokat. )

    - !TOKAT ile !ŞAPLAK
    ( ... İLE "Şap" diye ses çıkaran tokat. )

    - !TOKAT ile !YUMRUK

    - !VANDALLIK ile !BARATARYA
    ( Miladın, başlangıç yıllarında yaşayan ve Roma İmparatorluğu ile yaptığı savaşlarda, acımasızlığı ile ün salan bir Doğu Germen halkı. | Eski kültür ve sanat anıtlarını yakıp yıkan; bunların değerini bilmeyen kimse ya da halk. İLE Kaptanın, tayfaların, gemi sahibine, armatöre ya da sigorta ortaklığına, bilerek verdikleri zarar. )

    - !ZULM ile/ve/değil/yerine/<>/< CEBR

    - !ZULÜM ile/ve/değil/||/<> İHMALKÂRLIK

    - "... OLMALI" ile/değil/yerine "... OLMASA DAHA İYİ"

    - "... YAPIYORLAR" ile/değil/yerine/< "... YAPILIYOR"
    ( Kişi ve sonuç odaklı/lık, merkezli/lik. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Kavram, olay, olgu ve süreç odaklı/lık. Süreç ve sonuç birlik ve bütünlüğünde. )
    ( Hiçbir yere ulaştırmaz. Güdük/düşük bir zihniyettir. Sorunlu ve sorun odaklıdır. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Herşeyi anlamaya yarayacak ilk ve temel adımdır. İleri bir zihniyettir. Çözümcü ve çözüm odaklıdır. )
    ( "Haklısın." / "Doğru söylüyorsun" İLE/DEĞİL/YERİNE/< Doğru. )
    ( Belirleyici (olabilir) fakat bağlayıcı değildir. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Hem belirleyici, hem de bağlayıcıdır. )
    ( Kişiler, ancak çeperdedir. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Ancak, kavramlar merkezdedir ve merkezde olabilir. )
    ( Kavramları, olayları ve olguları bilir, içerir/barındırır. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Kişileri kapsar. )

    - "... YAPMAYAYIM" ile/ve/değil "... YAPMAMIŞ OLAYIM/YAPMIŞ OLMAYAYIM"

    - "1000 TARAKTA BEZİ OLMAK/OLAN" ile/değil/yerine/>< "10 PARMAĞINDA, 10 MARİFET(İ OLAN)"

    - "Ben" diliyle kendini merkeze koymadan KONUŞ!!!

    - "Dangıl-dungul" konuşma! Biraz nazik ol öyle KONUŞ!!!

    - "Elimde değil" diye kendini/başkalarını "kandır"(a)madağını bilerek KONUŞ!!!

    - "Fıs-fıs" konuşma! Çevrene ayıp etmeden KONUŞ!!!

    - "Niye ki?" diyerek, hazırcı değil önce kendin düşün de ona göre KONUŞ!!!

    - "Sonuçta" diyerek son sözü kendine ait kılmadan KONUŞ!!!

    - "AÇIK SÖZLÜ" ile/değil PATAVATSIZ
    ( ... İLE/DEĞİL Sözlerinin nereye varacağını düşünmeden, saygısızca konuşan, davranışlarına dikkat etmeyen. )

    - "ADAM SATMIŞLIĞI/MIZ"
    değil/ne yazık ki/><
    "ADAM SANMIŞLIĞI/MIZ"

    ( Yoktur. DEĞİL/NE YAZIK Kİ/>< Vardır. )

    - "ADAMDAN SAY(MA)MAK" ile/değil MUHATAB ALMA(MA)K

    - "ADAMI OLMAK" değil "ADAM OLMAK"

    - "ADAMINA GÖRE" ile/değil/yerine ADÂBINA GÖRE

    - "AĞIR/LIK" ile/ve HANTAL/LIK
    ( Kişisel [mizac ya da karakterden dolayı] ya da çevresel etmenlerden/beklentilerden dolayı. İLE/VE Zihinsel kaynaklı eksik/yetersiz/yanlış davranış ve tutumlardan dolayı. )

    - "AĞLAMAMAK" değil/yerine AĞLATMAMAK

    - "AHLAKSIZLIK" ile/değil AHLAK ÖLÇÜTLERİNİN BULUNMAMASI

    - "AKIL ALMAYI" İSTEMEMEK değil/yerine/> "AKLINI BAŞINA TOPLAMAK"
    ( Kimseden "akıl almak" istemiyorsan, aklını başına topla! )

    - "AKILSIZ" İLERLEMEK değil AKLI AŞARAK İLERLEMEK

    - "AKLINI, BAŞINA TOPLAMAK" ile/ve "AYAĞINI, DENK ALMAK"

    - "ALDATMAK" ile/değil ANLATAMAMAK

    - "ALIŞKIN" ile/değil/yerine ALIŞKANLIĞI OLAN

    - "APTALLIK"/TAN ile/değil/ne yazık ki ÇARESİZLİK/TEN

    - "ARKA ÇIKMA" ile/ve/değil/yerine KENDİNİ, ONUN YERİNE KOYMA

    - "ARMUDUN SAPI" ile/ve/||/<>/< "ÜZÜMÜN ÇÖPÜ"

    - "ART NİYETLİ OLMAK" ile/ve/<> "GÜNAHINI ALMAK"

    - "AŞAĞI GÖRME" ya da "YUKARI GÖRME" | ile/ve/değil/yerine EŞ GÖRME

    - "ASALAK" ile/değil SIĞINTI

    - "AŞIRI ALÇAKGÖNÜLLÜ/LÜK" ile/ve/<>/>/< YAĞCI/LIK

    - "AŞIRI/LIK" ile/ve/değil SIRADIŞI/LIK

    - "AYI" ile/değil/yerine "ARI"
    ( Gibi yeme/oturma! İLE/DEĞİL/YERİNE Gibi çalış! )

    - "AZ BİLMEK" ve/değil/için/||/<>/< ÇOK OKUMAK/DİNLEMEK/DÜŞÜNMEK

    - "AZ" / "ÇOK" değil/yerine ORANTISIZ/ORANTILI

    - "BAĞIMLILIK" ile/değil/yerine/>< GEREKSİNİM

    - "BAK! BEN NE YAPTIM!" İÇİN YAPMAK ile/ve/değil/yerine HİZMET OLARAK YAPMAK

    - "BAKIN! BEN NE YAPTIM/YAPMIŞIM" değil/yerine YAPILANIN BİLGİSİ

    - "BAŞA KAKMAK" ile/ve/<> KENDİN YAPTIN ZANNETMEK

    - "BAŞARI İÇİN YAŞAMAK" ile/değil/yerine YAŞAMI/NI SÜRDÜRMEK

    - "BAŞKALARINI ÇÖZMEYE ÇALIŞMAK" ve/||/<>/> KENDİNİ DÜĞÜMLEMEK

    - "BAŞTAN ÇIKARMAK" ile/ve "YOLDAN ÇIKARMAK"

    - "BEN, SENİ ..."-"BEN DE SENİ ..."
    ile/ve/ne yazık ki/||/<>/>
    "BEN, SENİN ..."-"BEN DE SENİN ..."

    ( [İlişkilerin] Başlangıcında. İLE/VE/NE YAZIK Kİ/||/<>/> Sürecinde ve/veya sonunda. )

    - "BENLİKTEN/EGODAN" "VAZGEÇMEMEK" ve/ne yazık ki/> KENDİNDEN VAZGEÇMEK

    - "BENZETME" ile/ve/değil/||/<>/< ZORLAMA

    - "BESLENME" ile "TUTUNMA"

    - "BIÇAK, KEMİĞE DAYANINCA" ile/ve "DOĞUM SANCISI BAŞLAYINCA"

    - "BİLMEMEK" ile/ve/değil/yerine İLGİLENMEMEK

    - "BİRİKTİRDİĞİN" değil PAYLAŞTIĞIN

    - "BOYUN EĞMEK" ile TESLİMİYET

    - "BUNU ALDIM" <>/||/>/< "BUNALDIM" değil/yerine
    YANLIŞIMIN/YANILSAMAMIN/OYUNUN FARKINDAYIM


    - "BURNU BÜYÜK/LÜK" ile/değil/yerine SEÇKİN/LİK

    - "BÜYÜK BURUN/LULUK" ve/||/<>/> BURNUNUN DİBİNDEKİ FIRSATLARI/GERÇEKLERİ GÖREMEME

    - "ÇEKİŞMEK" ile "SİDİK YARIŞTIRMAK"
    ( Akıllı kişi, kimseyle yarışmaz. Böylece, kimse, onunla yarışamaz. )

    - "CESARET" ile/ve/değil/||/<> "GÖZDEN ÇIKARMAK"

    - "ÇEVRE İÇİN" YAŞAMAK değil/yerine ÇEVRE İLE BİRLİKTE YAŞAMAK

    - "ÇIKARLARIMIZI", BİRİLERİNDEN/ÖTEKİLERDEN ...:
    !"ÖNDE/ÜSTTE TUTMA(MA)K"
    ile/değil/yerine AYRI TUTMA(MA)K

    - "CİNS/LİK" / "KIL/LIK" ile "UYUZ/LUK"

    - "ÇIPLAK" ile/ve/değil/||/<>/< YABAN/Î

    - "ÇİRKİN/LİK" "ARAMAK"/BULMAK ile/değil/yerine MAZERET ARAMAK/BULMAK

    - "ÇİRKİN/LİK" ile/ve/<> ÇİĞ/LİK

    - "ÇOK BİLMEK/BİLEN" ile/ve/değil/yerine/||/<>/>
    ÇOK BİLMEK/BİLEN / ÇOK BİLGİSİ OLMAK/OLAN

    ( Hiç yanıltmaz. [Her bilinen, her zaman, zemin ve koşul için "yeterince" hatta tamamen bilinir, emin olunan/olunur "kabul edilir."] İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Çok yanıltır. [Veriyle/bilgiyle uğraşmak, varolanlar ve varolabileceklerin tüm (olası) çeşitlilikleriyle uğraşmak demek olduğundan dolayı her ilerleyişte, çok sayıda, yeni bilinmez(lik)ler/veriler açığa çıkar. Dolayısıyla da bilinemeyecek sayıda (sonsuzlukta), bilmenin/verinin ve yeninin sınırı olmadığı kadar yanılmanın da sınırı olmaz/yoktur. Bu durum ve süreçten dolayı da yeni olanların karşısında, yanılma da kaçınılmazdır. Tabii bu süreç/yol da bir o kadar tetikleyicidir. Bilme isteğinin pek sonu olmadığından ve olmayacağından dolayı da yanılmaktan da kurtulma olanağı yoktur. Süreç ve sonuç itibariyle de iyi bir durum ve süreçtir.] )

    - "ÇOK BİLMİŞLİK" ile/ve/değil/<> HADDİNİ/AMACINI AŞAN, ANLAMSIZ(GEREKSİZ/YERSİZ) SÖZ/KONUŞMA

    - "ÇOK SESLİLİK" / "İFADE HAKKI" ile/değil DENSİZLİK
    ( "Sosyal medya"da. İLE/DEĞİL Günlük yaşamda. )
    ( Keyfiyette. İLE/DEĞİL Gerçeklikte. )
    ( "Kendi çıkarlarında." İLE/DEĞİL Ortak alanda, olanaklarda ve koşullarda. )

    - "ÇÖZÜMÜN BİR PARÇASI DEĞİLSEK, SORUNUN BİR PARÇASIYIZDIR" ile/ve/||/<> "YAŞAMAKLA MEŞGUL OLMAZSAK, ÖLMEKLE MEŞGUL OLURUZ"

    - "DAHA ÇOK OLAN"I ARAMAK değil/yerine DAHA AZ OLANIN TADINI ÇIKARMAK

    - "DELİSİ OLMAK" ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> NANKÖRÜ OLMAK
    ( Ulaşamadıklarının. İLE/VE/NE YAZIK Kİ/||/<>/> Ulaştıklarının. )

    - "DENEME-YANILMA" değil/yerine YAŞANMIŞLIKLARDAN DERS ALMAK

    - "DENEYİM" ile/değil KUŞKUCULUK
    ( Bazı kisiler, yavaş yavaş, inanmamayı, güvenmemeyi, sevmemeyi ve tamamen kuşkucu olmayı öğrenir. Bu süreç gerçekleştiğinde de artık çok geçtir. Ne yazık ki, (bazı) "zihinlerin", "deneyim" dediği şey budur. Aklıyla bağlantısını kaybetmiş bir kişi, "deneyimli" olarak tanımlar kendini. )

    - "DENİZDE YÜZÜP DEREDE BOĞULMAK" ile/<> "DİMYAT'A, PİRİNCE GİDERKEN, EVİNDEKİ BULGURDAN OLMAK"

    - "DENSİZ/LİK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< "HEVESLİ/LİK"

    - "DEREYİ GÖRMEDEN PAÇALARI SIVAMAK" ile "DOĞMAMIŞ ÇOCUĞA DON BİÇMEK"

    - "DERT/LERİNİ ANLATMAK" ile/değil/yerine (NİTELİKLİ VE YÜKSÜZ) İLİŞKİ (KURMAK)

    - "DESİNLER" DİYE YAPMAK değil/yerine İŞLET FİİLİN, DUYSUN KULAĞIN

    - "DEVEKUŞUNA":
    "UÇ!" DENİLİNCE
    ve/||/<> "KOŞ!" DENİLİNCE
    ( Ben, "deveyim" demiş. VE/||/<> Ben, "kuşum" demiş. )
    ( "İşimize geldiği gibi yaşama"nın, zavallılık seviyesindeki yansıması. )

    - "DİŞLEMEK" ile "KEMİRMEK"

    - "DOĞRU BİLDİĞİNİ" "YAPMAK" ile/değil "CANININ İSTEDİĞİNİ" "YAPMAK" [değil/yerine/daha iyisi YAPMAMAK]

    - "DOĞRUYU SÖYLEMEK, HER ZAMAN DOĞRU DEĞİLDİR" değil HER DOĞRUYU, HER ZAMAN VE HER YERDE SÖYLEMEMEK GEREK
    ( "Doğruyu söylemek, her zaman doğru değildir" diyenler, kendileri için "en yararlı olabilecek" yanlışı söylemek için en uygun zamanı bekleyenlerdir... )

    - "DÜŞMAN OLMAK" değil/yerine/>< BİRBİRİNE HAYRAN OLMAK

    - "DÜŞÜNDÜĞÜNÜ", VAROLANA "GİYDİRMEK" ile/değil/yerine VAROLANI DÜŞÜNMEK

    - "DUYGUSAL OLMAK" ile/değil/yerine DUYGUSAL OLABİLMEK

    - "DUYGUSAL/LIK" ile/ve/||/<> TEPKİSEL/LİK
    ( Bilgisizlikle. İLE/VE/||/<> Bilinçsizlikle. )

    - "DUYGUSALLIK YAPMAK" ile/değil/yerine DUYGUSAL OLABİLMEK
    ( Çiftler birbirlerine yönelik olarak duygusallıklarını yaşayabilmeli, duygusal olabilmelidir fakat birbirlerine ağırlık/yük yapacak türden duygusal yüklenmelerden kaçınmalıdır. )

    - "EDEPSİZLİK" ile/değil/yerine COŞKU

    - "EMİR VERMEK" ile/ve/değil/yerine/>/< DOĞRUDAN SÖYLEMEK

    - "ENGELLEMEK" ile/değil/yerine SINIRINI/HADDİNİ BİLDİRMEK

    - "ETİKET/LEMEK" ile "YAFTA/LAMAK"

    - "ETİKETLEME" ile "DAMGALAMA"

    - "EZBER" ile/ve/değil ALIŞKANLIK
    ( EZBER hem de ALIŞKANLIK )

    - "EZMEK" ile/ve/<> "KÜÇÜK DÜŞÜRMEK"

    - "FANATİK" değil/yerine/= "BAĞNAZ/TUTKUN"

    - "FAYTON SEFÂSI" değil ATLARIN CEFÂSI

    - "GARANTİCİ/LİK" ile/ve/değil/||/< KORKAK/LIK
    ( Doğru yolu görüp de gitmemek, korkaklıktır. )

    - "GEÇİMSİZ/LİK" ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< SEVGİSİZ/LİK

    - "GERÇEKLEŞMEYECEKTİ" değil "YAŞANMAYACAKTI"

    - "GEREK YOK" ile/ve "DEĞMEZ"

    - "GEREKSİNİMİMİZ OLMAYAN ŞEYLERİ ALMAK" ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> GEREKSİNİM DUYDUĞUMUZ ŞEYLERİ SATMAK
    ( Gereksinim duymadığımız şeyleri almak, gereksinim duyduğumuz şeyleri satmaya neden olur. )

    - "GERİCİLİK" ile/değil DİRENÇ

    - "GERİLME" ile "ŞİŞME"

    - "GERİSİ GELİR" ile/ve/||/<> "SONU GELMEZ"

    - "GÖMMEK" değil/yerine/>< GÖRMEK

    - "GÖNÜL HIRSIZ(LIĞ)I" ile/ve/||/<> "AÇIK KAPI ARSIZ(LIĞ)I"

    - "GÖTÜ KALKMAK" ile/ve/değil/yerine "KANI BİTLENMEK"

    - "GRUPLAŞ(TIR)MA" ile/ve/değil/ne yazık ki/<> "KUTUPLAŞ(TIR)MA"

    - "HADDİNİ AŞMAK" ile ÇIĞRINDAN ÇIKMAK

    - "HAFİFE ALMAK" ile/ve/değil/<> "BOŞLAMAK"

    - "HAKLI ÇIK(AR)MA" ÇABASI ile/ve "KÂRLI ÇIK(AR)MA" ÇABASI

    - "HAKLI ÇIKMAK" ile/değil/yerine/>< HAKLI OLMAK

    - "HAMAL/LIK" ve AHMAK/LIK

    - "HARCAMA" ile/ve/<>/> YALNIZLIK
    ( Kazanmak için etrafındakileri harcayanların elde edeceği şey "galibiyet" değil yalnızlıktır. )

    - "HATA/KUSUR ARAMAK/BULMAK" (İÇİN/ÜZERE) ile/değil/yerine BİR EKSİĞİNİ/HATASINI (DAHA) DÜZELTTİRMEYE ARACI OLMAK

    - "HAVA ATMAK" ile "SİDİK YARIŞTIRMAK"

    - "HAVA ATMAK" ile/değil/yerine PAYLAŞMAK

    - "HAYATI/NI YAŞAMAK" ile/değil/yerine ADAM OLMAK

    - "HAYATINI YAŞAMAK" ile/ve/<>/değil/yerine HAYATI YAŞAMAK

    - "HAYVANSEÇER" değil/yerine/>< HAYVANSEVER
    ( Kedi, köpek sevip inek, koyun, balık yediğinizde, hayvansever değil, hayvan seçer oluyorsunuz. Ne zaman bir köpeğe duyduğunuz sevgiyi ve dostâne yakınlaşmayı bir ineğe de duyarsınız; işte o zaman kendinizle çelişmemiş olacaksınız. )
    ( Kendime, evrene, çevrem(iz)e, hayvanlara, tüm canlıların yaşam hakkına saygı göstermek üzere ve sağlığım/ız için de et ve hayvansal ürünleri yememeyi yeğliyorum/z...

    Bu duyarlılığı gösteren ve gösterecek herkese teşekkür ediyorum/z... )
    ( )

    - "HER ELİNİ SIKAN" İLE ... ile/ve/<> "HER CANINI SIKAN" İLE ...
    ( Dost olma! İLE/VE/<> Düşman olma! )

    - "HERKESE YETİŞMEYE ÇALIŞMAK" ve/değil/ne yazık ki/||/<>/> KENDİNE GEÇ KALMAK

    - "HİÇÇİ/LİK" ile/ve/||/<>/> ALAYCI/LIK

    - "İÇSELLEŞTİRME" ile/ve/<> "ÖZDEŞLEŞTİRME"

    - "İDDİA" ile KANAAT

    - "İNANMADAN AİT OLMAK" ile/değil AİT OLMADAN İNANMAK

    - "IRKÇI/LIK" ile/değil YABANCI DÜŞMAN(LIĞ)I

    - "İŞİNE GELEN" ile/değil/ne yazık ki "KOLAYINA GELEN"

    - "İŞLENİLEN/İŞLENİLMEYECEK HALT" ile "YENİLEN/YENİLMEYECEK NANE"

    - "İYİ OYNAYAN/LAR" ile/değil/yerine/>< İYİ OLAN/LAR

    - "KAÇMAK" ile/ve/değil ANLAMSIZ/DEĞERSİZ BULMAK, DEĞER VERMEMEK

    - "KAÇMAK" ile/değil/yerine KAÇINMAK
    ( Tüm canlılarda. İLE/DEĞİL/YERİNE Hayvanlarda[kısmen] ve insanda. )

    - "KALIN KAFALI/LIK" ile/ve ANLAMAK İSTEMEMEK

    - "KALIN/LIK / KABA/LIK" değil/yerine/>< "İNCE/LİK"
    ( Kişinin, kırılma nedeni. >< Herşeyin kırıldığı nokta. )

    - "KALINKAFALI/LIK" ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< HAYAL GÜCÜNÜN OLMAMASI

    - "KÂR" değil/yerine AR

    - "KARIŞMA" ile/ve BAŞKALDIRI

    - "KARIŞMAK":
    NE YAPMAYACAĞI/NA / SÖYLEMEYECEĞİ/NE
    ile/değil
    NE YAPTIĞINA/SÖYLEDİĞİNE

    ( Birine, ne yapmayacağını söylemek/anlatmak/göstermek karışmak değildir! ["Karışmak", yapılacak yanlış ya da doğru olan eylem/söz için kullanılabilir ancak.] )
    ( Kişilerin ne söyleyeceğini ya da yapacağını söylemeye, "müdahale" ya da "karışmak" denilebilir (belki ve çoğu şey için). Fakat ortak olan kavram, ifade, durum, davranış ve tutumlarda, toplumsal birlik, düzenlilik ve sürekliliğin sağlanması için gerektiğinde, hepimizin, birbirimize neyi yapamayacağını/yapmayabileceğini söylemesi kabalık ya da karışmak değildir! )

    - "KARIŞMAK" ile "BURNUNU SOKMAK"

    - "KAŞIKLA VERİP, KEPÇEYLE ALMAK" değil/yerine KOŞULSUZ VE BEKLENTİSİZ VERMEK/HİZMET

    - "KAŞINMAK" değil/yerine/ya da/>< DÜŞÜNÜP TAŞINMAK

    - "KATI/LIK" ile/ve/değil ISRAR/CI/LIK

    - "KENDİNDEN KAÇMAK" ile/değil/yerine/||/<>/< KENDİNİ KOVALAMAK

    - "KENDİNE DÖNÜŞTÜRMEK" ile/değil/yerine KENDİNİ DÖNÜŞTÜRMEK

    - "KESER" ya da "RENDE" GİBİ OLMAK değil/yerine "TESTERE" GİBİ OLMAK
    ( "Hep bana, hep bana." YA DA "Hep sana, hep sana." DEĞİL/YERİNE Hem sana, hem bana. )

    - "KESİN DÜŞÜNCE" ile/değil/yerine TEMEL DÜŞÜNCE

    - "KESKİN SİRKE, KÜPÜNE ZARAR" ile/ve/||/<> "ÖFKEYLE KALKAN, ZARARLA OTURUR"

    - "KEYİF" değil/yerine/>< GEREKSİNİM

    - "KİBİRLİ" ile "KASINTI"

    - "KİLİTLE(N)ME" ile/değil "DÜĞÜMLE(N)ME"

    - "KİMSEYE GÜVENME!" değil KİMSEYE (TAMAMEN) BIRAKMA!

    - "KIRMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/> GÖNÜL ALMAYI (DA) BİLMEK
    ( Herkesin yapabildiği/yapabileceği. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Bazılarının yapabildiği/yapabileceği. )

    - "KIRMIZI IŞIK:
    HERKESE YANMALI"
    ve/fakat/ne yazık ki/>/< "BANA YANMASIN"

    - "KISALTMA" ve/veya "HIZLANDIRMA" ile/> GENELLEME ve İNDİRGEME

    - "KİŞİLERİ KONUŞMAK" ile/değil/yerine KİŞİLERLE KONUŞMAK

    - "KİŞİSELLEŞTİRMEK" ile "KARAKTERLEŞTİRMEK"

    - "KİŞİYE GÖRE RENK DEĞİŞTİRMEK" ile/değil/>< KİŞİLİĞİNİN, RENKLİ OLMASI

    - "KIZDIRMAK İÇİN" değil TERBİYESİZLİK/DENSİZLİK

    - "KIZMAK" ile/ve KINAMAK

    - "KOMPLO TEORİSİ" ile/değil/yerine TEORİ/KURAM
    ( [düşük/yüksek olasılıklı] Akıl hastalığı içinde. İLE/DEĞİL/YERİNE Akıl[felsefe/bilim/sanat] ile. )

    - "Konuşacağız da ne olacak?" demeden KONUŞ!!!

    - "KÖPÜRME" ile/ve/||/<> "YÜKSELME"

    - "KORKMAK" ile/ve "NE DER?" [DÜŞÜNCESİ]

    - "KÖRLÜK":
    ZİHİNSEL
    ile/ve/||/<> İŞLETME ile/ve/||/<> BENCİL
    ( Kendi eksiklerini "görememe". İLE/VE/||/<> Şirketinde tekrarlayan yanlışlara karşı oluşan "görememe". İLE/VE/||/<> Dost eleştirisine, "niyet okuyarak", inanmamak. )

    - "KÖTÜ/LÜK" ile/ve/değil/||/<> "KABA/LIK"

    - "KÖTÜLEMEK" ile/değil/yerine NE OLDUĞUNU BELİRTMEK

    - "KÖTÜLÜK ETMEK" ile/ve/||/<>/< ZARAR VERMEK
    ( İnsanda. İLE/VE/||/<>/< Kişilerde ve hayvanlarda. )

    - "KÖTÜMSER/LİK" >< "İYİMSER/LİK" ile/değil/yerine/>< GERÇEKÇİ/LİK
    ( [sadece] Tüneli "görür". >< Tünelin sonundaki ışığı "görür". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Tünelle birlikte, ışığı ve gelebilecek treni görür. )

    - "KÖTÜMSERLİK" değil/yerine/>< KONUŞABİLMEK
    ( Konuşabilirsek, "kötümserlik" oluşmaz. )

    - "KRALDAN ÇOK, KRALCI/LIK" ile/ve/değil/yerine/<> "KURALDAN ÇOK, KURALCI/LIK"

    - "KÜÇÜK GÖRMEK" ile/ve/<> "KÜÇÜK DÜŞÜRMEK"

    - "KÜFÜR ETMEK/EDEN" ile/değil/yerine/>< ŞÜKÜR ETMEK/EDEN

    - "KUL" ile/ve/||/<> KÜL
    ( Neye "inanıyorsak". İLE/VE/||/<> Neye "yanıyorsak". )

    - "KULAK KABARTMAK" ile/değil/yerine SORMAK
    ( Ağız aramak, ya da kulak kabartmak yerine doğrudan öğrenmeye yönelik soru sormak gerek. [her ne kadar sorulamayacak/konuşulamayacak şeyler olsa da] )

    - "KURALCILIKTA":
    AKILSIZLAŞMA
    >< ROBOTLAŞMA

    - "KURNAZ/LIK" ile/değil/=/<>/>/< APTAL/LIK
    ( İkisinin de hiçbir "kazanımı", kalıcı değildir/olamaz. )

    - "KURNAZ/LIK" ile/değil/yerine ZEKİ/LİK

    - "KURNAZLIK" ile/değil/yerine AKIL

    - "KUTUPLAŞMA" değil/yerine KUCAKLAŞMA

    - "KUYRUĞU DİK TUTMAK" ile/değil "OMURGALI" DURMAK/DAVRANMAK

    - "MERAK":
    KİŞİLER ÜZERİNE/ÜZERİNDEN
    ile/değil/yerine/< DÜŞÜNCELER/ZİHİNLER ÜZERİNE/ÜZERİNDEN

    - "MEYDAN/CANINA OKUMAK" değil/yerine/>< KİTAP OKUMAK

    - "MİMLE(N)MEK" ile/ve/||/<> "DİŞ BİLE(N)MEK"

    - "MÜKEMMELİYETÇİ/LİK" ile/ve/değil/<> "GARANTİCİ/LİK"

    - "MUTSUZLUK" değil/yerine/> DEĞERİNİ AZALTMAK
    ( Bir şeyin/kişinin, bize verdiği mutsuzluktan kurtulmak istiyorsak, ona verdiğimiz "değeri/itibarı" azaltmamız gerekiyor. )

    - "NEMRUT/LUK" ile YÜZÜ/SURATI ASIKLIK

    - "NEMRUTLUK" ile MESAFELİLİK

    - "NESEB/SOY" değil/yerine/>< NİSBET

    - "ÖDEŞMEK" ile/ve/<> "BOY ÖLÇÜŞMEK"

    - "ÖFKE" ile/ve/||/<>/> "KAYGI"

    - "ÖLMEYE DEĞER" ile ÖLDÜRMEYE DEĞER ile/değil/yerine YAŞAMAYA DEĞER
    ( Birkaç şey var. İLE Hiçbir şey yok. İLE/DEĞİL/YERİNE Çok şey var. )

    - "ÖNYARGI" ile/ve/değil/||/<>/> "SONUÇ ODAKLILIK"

    - "ÖTEKİLEŞTİRME" değil/yerine/>< [sadece] ÖTEKİ/BAŞKASI

    - "OYNAYAN/LAR" ile/yerine "GİBİ YAPANLAR"

    - "OYUN" ile "DÜMEN"

    - "PANİK YAPMA!" ile "ACELE ETME!"

    - "PARA" (SAPLANTISI) değil/yerine "KİŞİ"[KARDEŞ/ARKADAŞ/OLANAKSIZ/MAĞDUR]

    - "PAZU GÖSTERMEK" ile/değil/yerine/||/<>/></< GÖNLÜNÜN GENİŞLİĞİ

    - "PES ETMEK" ile/ve/değil/yerine/>< AKIŞINA BIRAKMAK

    - "PES ETMEK" ile/ve/değil/yerine VAZGEÇMEK

    - "RAHAT" ile ÇOLPA/MELEME
    ( Rahatına düşkün. )

    - "RAHAT/LIK" ile/ve/değil TERBİYESİZ/LİK

    - "SAHİPLENME" ile/değil/yerine/< AİDİYET
    ( Kentte. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Köyde, doğada. )

    - "SALDIRMAK" ile/ve/değil "YÜKLENMEK"

    - "SAMİMİYET" ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/> ÇIKAR

    - "SANA SÖVÜYORUM" değil/yerine/>< SENİ SEVİYORUM
    ( DEĞİL/YERİNE/>< )

    - "SAVUNDUĞUNDAN" DOLAYI BİLMEK ile/değil/yerine/>< BİLDİĞİNDEN DOLAYI SAVUNMAK

    - "SAYGISIZ/LIK" ile/ve/değil/||/<>/< ÇEKİNCESİZ/LİK

    - "SAYGISIZLIK" ile/değil/yerine (FAZLA/AŞIRI/AYKIRI) "RAHATLIK"

    - "SESLİ DÜŞÜNME" ile/<>/ne yazık ki SÖYLENME

    - "ŞEYTANI/SÜTUNU TAŞLAMAK" değil KAFANI/KENDİNİ TAŞLAMAK

    - "ŞİDDET" ></< "İKTİDAR"
    ( "iktidarın bitmeye başladığı yerde, şiddet başlar." )

    - "ŞİKÂYET ETMEK" ile/değil/yerine/>< DURUMU(NU)/ZİHNİ(Nİ) DEĞİŞTİRMEK

    - "SİNİRLİ/LİK" ile/ve/değil/<> TEPKİSEL/LİK

    - "SIRTINI DÖNMEK" değil/yerine "SIRTINI YASLAMAK"

    - "SIZLANMA" ile/ve/değil TESPİT

    - "SONRA" ile/ve/ne yazık ki/||/=/<>/> HİÇBİR ZAMAN

    - "SORMAK":
    [ya] "MERAKTAN"
    ile/ve/||/<>/ya da "ÖYLESİNE"

    - "SORUN/SIKINTI":
    "FARKLI OLMAK/TA"
    ile/ve/||/<>/ne yazık ki FARKINDA OLMAMAK/TA
    ( )

    - "SORUNLU" ile/değil/yerine/>< SORUMLU

    - "SÖYLE! GİTSİN!" değil/yerine/> SUS! BİTSİN!

    - "SÖZLERİNİ" "DUYURMAK İÇİN":
    "KİŞİLERİ TUTMAK"
    değil/yerine ÇENEYİ TUTMAK

    - "SU KAÇIRMAK" ile "KANTARIN TOPUZUNUN KAÇMASI"

    - "SU KOYVERMEK" ile "YELKENLERİ SUYA İNDİRMEK"

    - "SUÇLAMA" ile/ve/değil/yerine "YÜKLEME"

    - "SUÇLAMAK" ile/değil/yerine SORUMLU OLMAK

    - "SÜREKLİ/DAİMA" ile/ve/||/<> AŞIRI/LIK

    - "TAKILMA" ile/ve/||/<> "BÜYÜTME"

    - "TAKINTI" ile/değil "RAHATLIK"

    - "TAKINTI" ile/değil/yerine ÇALIŞMA VE ÜRETME (GEREKLİLİĞİ)

    - "TAKINTI" ile/değil/yerine GEREKENİ/GEREĞİNİ YAPMAK

    - "TAKINTI" ile/değil/yerine İLKELİLİK

    - "TAKINTI" ile/değil/yerine TUTARLI OLMA (ÇABASI)

    - "TAPMAK" ile/değil/yerine HAYRAN/"HASTASI" OLMAK

    - "TAVİZ VER(ME)MEK" ile "GERİ ADIM ATMA(MA)K

    - "TEDBİRLİLİK" ile/ve/değil/||/<>/< KARAMSARLIK

    - "TEHDİT" ile/değil/yerine TESPİT

    - "TERİM SOĞUMASIN" değil/yerine DİNLENMEYİ BİLMEK

    - "TRUMP" ile/değil "OBAMA / BUSH / CLINTON"
    (

    İLE/DEĞİL



    /



    /

    )

    - "TÜRKÇE, LASTİK GİBİDİR/BİR DİLDİR" değil/ne yazık ki (CAHİL/AHMAK) KİŞİ, HERŞEYİ, HER YERE (OLMADIK YERLERE) ÇEKER/ÇEKEBİLİR

    - "TUTMAMAK" ile/ve/değil KISKANMAK

    - "TUTTURMADA":
    ÜZÜNTÜ
    ile/ve/||/<>/> ÖFKE

    - "ÜÇKAĞITÇI" ile/ve/||/<>/> HAİN

    - "ÜÇKAĞITÇI" ile İÇTEN PAZARLIKÇI/ÇIKARCI

    - "UĞRAŞMAK":
    AKLINDAKİLERLE
    ile/ve/||/<> GÖNLÜNDEKİLERLE
    ( Gündüzleri. İLE/VE/||/<> Geceleri. )

    - "UĞRAŞMAK" ile "TAKILMAK"

    - "ÜMİT" ile/değil ÇIKARCILIK

    - "UNUTUL/URUNUTURUZ/UNUTURUM/UNUTURSUN" değil/yerine/></<
    YAZMAZSAK/YAZMAZSAM/YAZMAZSAN UNUTULUR/UNUTURUZ/UNUTURUM/UNUTURSUN


    - "ÜSTÜN/LÜK / GERİ/LİK" ile/ve/değil/yerine FARK/LI/LIK

    - "ÜSTÜN/LÜK" ile/ve/değil/yerine KAPSAYICI/LIK

    - "ÜSTÜNE TUZ BİBER EKMEK" ile/ve "YANGINA KÖRÜKLE GİTMEK"

    - "ÜSTÜNLÜK" ile/ve/<>/değil/yerine "FARK"

    - "ÜSTÜNLÜK" ile/değil/yerine BÜTÜNLÜK
    ( )

    - "ÜSTÜNLÜK" değil/>< SEÇİLMİŞ/LİK

    - "VURDUMDUYMAZ/LIK" ile/değil/yerine NEŞELİ/LİK

    - "YAKINDIĞIMIZ" ile/ve/değil/yerine/ne yazık ki/||/<>/< (")YAKINIMIZ(")

    - "YAKIŞAN/YAKIŞMAYAN" ile/ve/değil/||/<>/< UYGUN DÜŞEN/DÜŞMEYEN

    - "YALVARMAK" ile/değil/yerine KİBARLIK(TAN)
    ( "Uygun bir yerde indirir misin!" diyen bir yolcuya, minibüs şöförünün yanıtı: "Ne yalvarıyorsun! 'İndir!' de, indirelim!" )

    - "YANLIŞ YAPMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<> YALNIZ KALMAK

    - "YANLIŞ" ile/değil/yerine/||/<>/< GEREKSİZ

    - "YANLIŞLARA AĞIT YAKMAK" ile/değil/yerine/>< DOĞRULARI İNŞÂ ETMEK

    - "YAPILAMAZLIK" ile/ve/değil/||/=/<>/< MANTIKDIŞILIK

    - "YAPMA!":
    EMİR
    değil KOLAYLAŞTIRMA/HIZLANDIRMA
    ( Bilenlerin/tecrübelilerin/büyüklerin, "... Yapma!/Etme!" sözleri/öğütleri, bir yasak/engel/kısıtlama değil yapılmayacakların kolay ve daha az olmasından dolayı, tecrübelerinden yararlanılmasını istedikleri içindir. Hemen buyruk/emir olarak algılanıp tepki göstermemekte yarar vardır! )

    - "YAPMAYACAĞIM ŞEY/İŞ YOK" ile/değil/yerine YAPAMAYACAĞIM ŞEY/İŞ YOK

    - "YAR/UÇURUM" OLMAK ile/değil/yerine/>< YÂR OLMAK

    - "YARGI" ile/değil/yerine/>< BİLME

    - "YARGILAMA" ile/ve/<> DAYATMA

    - "YARGILAMAK" ile/değil "İNDİRGEMEK"

    - "YARGILAMAK" ile "KÖTÜLEMEK"

    - "YARGILAMAK" ile/değil/yerine KEŞFETMEK

    - "YAZIK ETMEK" ile/ve "AYIP ETMEK"

    - "YEMEK":
    ACIKINCA
    ile/ne yazık ki ÜZÜLÜNCE ile/ne yazık ki KIZINCA
    ( Sofradakileri. İLE/NE YAZIK Kİ Kendimizi. İLE/NE YAZIK Kİ Birbirimizi. )

    - "YENİLGİ":
    "KAYBETTİĞİNDE"
    değil VAZGEÇTİĞİNDE

    - "YOK ETMEK" ile/değil/yerine/>< YAŞATMAK
    ( Yoketmek yerine yaşatmak )

    - "YOK" DEMEK ile/değil/yerine GÖRMEMEZLİKTEN GELMEK

    - "YOL VERMEK" ile/değil/yerine "YER VERMEK"

    - "YUMUŞAMA" ile "YAVŞAMA"

    - "YÜRÜTMEK" ile/değil/yerine/>< YÜRÜMEK
    ( Bir şeyleri, parçaları. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yaşamı, yolu ve bütünü. )

    - "YUVARLAMA" ile/ve/||/<> "KESTİRME"

    - "YÜZ VERİLDİ DİYE ASTARINI" İSTEMEK ile "ENSEYE TOKAT, GÖTE PARMAK"

    - "ZAMAN GEÇİRMEK" ile/değil/yerine ZAMANI DOLDURMAK

    - "ZARARLI/YANLIŞ/KÖTÜ/GÜNAH/HARAM AMA ..." ile/değil/yerine ... VE ZARARLI/YANLIŞ/KÖTÜ/GÜNAH/HARAM

    - "ZAYIF" ya da "GÜÇLÜ" ile/değil/yerine ZEKİ
    ( İntikam alır. YA DA Affeder. İLE/DEĞİL/YERİNE Görmemezlikten gelir. )

    - "ZAYIFLIK" ile ZAAF

    - "ZEKÂ" değil/ne yazık ki BOŞLAMA(İHMAL)
    ( Çocukların, telefonda/tablette oyun bulup oynaması, zeki olduğunu değil ne yazık ki, boşlandığını gösterir. )

    - "ZİHNİN BURUŞMASI" ile/değil/>< TENİN BURUŞMASI
    ( "Heyecanımızdan vazgeçmemizle".[Olmamalı!] İLE/DEĞİL/>< Yıllarla.[Olabilir.] )

    - (")DOLDURMAK(") ile/ve/<> (")ŞİŞİRMEK(")

    - (")HAK(") ile/ve/değil/yerine OLANAK

    - (")İYİ/LİK(") ile/ve/>< (")KÖTÜ/LÜK(")
    ( Hesapsız/plansız. İLE/VE/>< Hesaplı/planlı. )
    ( İyi, yapmak ve yaratmakla; kötü, tembellik ve işsizlikle görülür. )
    ( Mükemmel olmayanı mükemmel olan uğruna seve seve feda edin, o zaman iyi ve kötü tartışmaları artık hiç olmayacak. )
    ( Ortak iyiliği (bütünün hayrını) arzu ettiğinizde, tüm dünya sizinle birlikte arzu eder. )
    ( Yapmış olduğu kötülüğü daha sonra yaptığı iyilikle yenen kişi, ayın, ışığını örten bulutlardan kurtulduğu zamanki gibi, dünyaya ışık yayar. )
    ( Olgun kişi, iyiyi gözlemleyerek onun peşinden gider, kötüyü gözlemleyerek düzeltmeye çalışır. )
    ( En yüksek katta şereflendirilmenin anlamı, kişinin iyiliğe olan içten aşkının doğurduğu başarıdır. )
    ( Olayları iyi ve kötü diye ayırdığınız sürece, haklı olabilirsiniz. Gerçekte ise, yerine getirildiklerinde, iyi kötüye, kötü de iyiye dönüşür. )
    ( Kötüyü kötü görebilmeliyiz ki, iyiyi arayabilelim. )
    ( Her şeyi iyi görürsek, tuzağa düşeriz. )
    ( ARETE[Hellence]: İyilik. | Erdem, yetenek, yetkinlik, yararlılık. )
    ( İyi şeylerin olduğu/olabildiği/olabileceği kadar, kötü; kötü şeylerin olduğu kadar da, iyi şeylerin olduğu/olabildiği/olabileceği ve bu bağlamda da, iyi/kötü tanımının olmadığı/olamayacağı, ancak ve sadece bizim alt seviye yükleme(leri)mizle ya da indirgeme(leri)mizle söz konusu olduğunu anımsamakta yarar vardır. )
    ( İyi birini gördüğünüzde, onu taklit etmeye çalışın. Kötü birini gördüğünüzde, onun kusurlarını, kendinizde de arayın. )

    - (")KABARMA(") ile/ve/<> (")KÖPÜRME(")

    - (")KANDIRMA("):
    BAŞKALARINI
    ile/ve/değil/||/<>/< KENDİNİ

    - (")PARLAMA(") ile (")ALEVLENME(")
    ( İŞTİAL: Tutuşma, parlama, alevlenme. )

    - (")PİS OLMAK(") ile/ve/<>/değil/yerine (YETERİNCE) TEMİZ OLMAMAK

    - (")PUT/LARI/NI KIRMAMAK(") ve/||/<>/> KENDİNİ, PUT KILMAK

    - (")SADAKA DAĞITMAK(") ile/ve/||/değil/yerine/< HAKSIZLIKLARI ORTADAN KALDIRMAK

    - (")TANIMAK(") ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TANIYANI(ZİHNİ) TANIMAK

    - (")ÜMİTSİZLİK(") değil/yerine/>< SEVGİ

    - (")ÜSTÜN(") ve/||/=/<> İNSANI/KİŞİLERİ SEVEN
    ( En "üstün" kişi/ler, kişileri/insanı seven(ler)dir. )

    - (")YETERSİZ/LİK(") ile/ve "SIĞ/LIK"

    - (ALIŞKANLIK YAPICILARDAN) UZAK DURMALI!

    - (BİRŞEYE/ŞEYLERE) KARŞI OLMAK İÇİN/ÜZERE ile/ve/değil/yerine (BİR/BİRÇOK) YANLIŞA İŞARET ETMEK İÇİN/ÜZERE

    - (ÇOK KONUŞMAK ile/ve BOŞ KONUŞMAK) ile/ve/yerine ÇOK/BOŞ KONUŞMAMAK

    - (DAHA) ("ÜST") GÜCE[OLANAKLARA/KİŞİLERE] TAPARLIK ile/ve/değil/yerine/||/<> ÖYKÜNME
    ( Düşük bilgi/bilinç seviyesindeki ya da çıkarcı kişilerin(zihinlerin), iyiliğ(in)e yönelimde, güdülenmesini ve kötülüğ(ün)e başvurmada da kendini tutmasını sağlatan en etkili/etkin iki durum/tutum. )

    - (EN FAZLA:
    ) KISKANÇLIK YAPMAK
    ile/yerine KISKANÇLIK DUYMAK

    - (HERŞEYİ) ELLEMEMELİ/DOKUNMAMALI!

    - (KENDİ KENDİNE) HÜKÜM VERMEK değil/yerine İSTİŞÂRE

    - (SİGARA) "YASAĞI" değil SINIRLAMASI/KISITLAMA/SI
    ( Yürürlüğe giren yasa, bir "YASAK" koyma değildir! Toplum yaşamında ve kişiler arasında düzenin sağlanması, hakların korunması için ortak kullanım alanı kuralları uygulanmak zorundadır. Sigarayla ilgili düzenleme, kişilerin bulunmak zorunda/durumunda olduğu -kapalı ya da açık- ortamlarda sigara kullanıcılarının keyfî uygulamalarına izin vermemek üzerinedir. Bu durumdan rahatsız olan/olabilecek kişilerin haklarının korunması üzerine de bu tür kısıtlamalar getirilmesi gerekmiştir. "YASAK" olarak ifade edilen durum, "sigara içme yasağı" değil belirli ortak kullanım alanlarında keyfî tutumda bulunulmasına engel olabilmek üzere ve çevrenin rahatsız edilmemesine yöneliktir. Doğrudan, genel bir "içmeme yasağı" getirilmemiştir. "YASAK"[< YASA][yasaya/kanuna bağlı olan] sözcüğü ve kullanımının da, kişiler [içen-içmeyen, rahatsız olan/lar] arasında anlaşamamazlık/ihtilâf [ya da olası çatışma durumunda] toplum ve devlet tarafından kabul ve onay görmüş, uyumlu bir düzen sağlanabilmesi üzerine, gereken koşulların, yazılı ve tüzel(hukukî) bir karşılığının bulunması üzerinedir. Birlik ve bütünlüğü, sürdürülebilirliği sağlayabilmenin göstergesi ve dayanakçası olarak, "YASA" ve yasal gereklilik, işlevini yerine getirmek üzere uygulanmaktadır. Kişi, kendi evinde istediği gibi [çırılçıplak] dolaşabileceği halde dışarıda/sokakta, ortak alanlarda dolaşamayacağı gibi. Bu durumu anlayan ve kabul edebilen tütün kullanıcıları, tütün ürünleri kısıtlamasının da bir uzlaşım ve çözüm gerektirdiğini rahatlıkla anlayacak ve kabul ediyor olacaklardır. )

    - (YAPILMAMASI GEREKENİ) YAPMAMALI!

    - (YERE/SOKAĞA/DIŞARI) ÇÖP ATMAK yerine/değil CEPTE/ÇANTADA TUTMAK

    - ...'NIN:
    "KARŞITI"
    ile/değil DIŞINDA KALAN/BIRAKILAN

    - ...'YI SORMAMAK ile/ve/||/<>/> ...'YA BAKMAMAK

    - ...('YI/YA) YAPMAMA/UYGULAMAMA/UYMAMA:
    "ÖZGÜRLÜĞÜ"
    ile/ve/değil/yerine OLANAĞI/OLANAKLILIĞI/İHTİYÂRI

    - 0[SIFIR]:
    "YUTAN"
    ile/ve/değil/||/<>/< DURAN/DURDURAN / ARA

    - 1 YUMURTA = 5 SİGARA
    ( Bveganyasam.blogspot.com.tr/2015/03/1-yumurta-5-sigara.html )

    - 110 km. ile/değil/yerine 90 km.
    ( Ölüm ile[/değil/yerine] Yaşam arasındaki fark kadardır. )
    ( )

    - ABARTI ile PALAVRA

    - ABARTMAK ile/ve/değil/yerine "KÖPÜRTMEK"

    - ABARTMAK ile/ve/değil/<> DURMAYI BİL(E)MEMEK/BECEREMEMEK

    - ABARTMAK ile SAPTIRMAK

    - ABARTMA ile/ve/değil/||/<> FAZLA ÖNEMSEME

    - ABARTMA ile/ve GAYRETKEŞLİK

    - ABARTMA ile İDEALLEŞTİRME

    - ABARTMA ile KABARTMA
    ( Zihinde[vehmin olumsuz kullanımıyla]/olaylarda/olgularda/kavramlarda. İLE Nesnelerde. )

    - ABARTMA ile/ve/değil/yerine ÖNE ÇIKARMA

    - ABES ile/ve/<> AYIP

    - ACELE ETMEK ile SABIRSIZLANMAK

    - AÇGÖZLÜ/LÜK ile DOYMAZ/LIK
    ( Aç doyar fakat açgözlü doyamaz. )

    - AÇGÖZLÜLÜK ile/değil/yerine/>< GEREKSİNİM

    - AÇGÖZLÜLÜK ile İŞTAH

    - AÇGÖZLÜLÜK = TAMAH = AVARICE[İng.] = AVARICE/AVIDITÉ[Fr.]

    - ACI/ISTIRAP:
    KÖTÜLERİN ŞİDDETİNDEN
    ile/ve/değil/||/<>/< İYİLERİN SESSİZLİĞİNDEN

    - ACIDAN KAÇINMAK ile HAZZA YÖNELMEK

    - ACIMA(MA) ile/ve/||/<> AFFETME(ME)
    ( ... İLE/VE/||/<> Acıma(ma) düşüncesi/duygusu barındırabilir de, barındırmayabilir de. )
    ( Tüm varolanlar için geçerli olabilir. İLE/VE/||/<> Sadece insan için geçerlidir. )
    ( Nesnesine ve/veya olgusuna, doğrudan ve/veya dolaylı etkisi olmayabilir/olmaz. İLE/VE/||/<> Kişisine ve/veya kendine, doğrudan ve/veya dolaylı etkisi/katkısı/artısı olabilir/olur. )

    - ACIMA ve/ne yazık ki/||/<>/> CİDDİYE ALMAMA

    - ACIMA ile/değil KENDİNE ACIMA
    ( Kişiyi, acımak değil kendine acımak bitirir. )

    - ÂCİZ/LİK ile/ve/<> YOKSUN/LUK

    - ÂCİZ ile/ve/<> ÂTIL

    - AÇLIK ÇEK(TİR)EREK EĞİT(İL)MEK:
    MİDENİZE
    değil/yerine "NEFRETİ(Nİ)ZE/KİNİN(İZ)E"

    - ACZİYET ile/ve/<> ATÂLET

    - ADÂLET BEKLEME! ve/||/<> HUZUR BEKLEME!
    ( [ne yazık ki] "Gücün", "haklı çıktığı/çıkarıldığı" yerlerde. VE/||/<> "Güce tapan" "kişilerin" olduğu yerde. )

    - ADÂLETSİZLİK DURUMLARINDA, "TARAFSIZ"(SESSİZ/ÂTIL) DURUYORSAK, KÖTÜLERİN/KÖTÜLÜĞÜN TARAFINI TUTMUŞUZDUR ile/ve/||/<> ÇÖZÜMÜN BİR PARÇASI DEĞİLSEK, SORUNUN BİR PARÇASIYIZDIR

    - ADÂLETSİZLİK ve/||/<> ANLAMSIZLIK
    ( [Çözüm olarak ...] Tüzeyi[hukuku] bulduk fakat tüzeye ulaşamadık. VE/||/<> Sanatı bulduk fakat sanat bize ulaşamadı. )
    ( Adâletsizliklerin en büyüğü, âdil olmayıp âdil gibi görünmektir. )

    - ADÂLET ve/||/<>/> HUZUR
    ( Gücün, "haklı olduğu" yerde bekleme! VE/||/<>/> Güce tapan bireylerin olduğu yerde bekleme! )

    - ADAM ile/ve/||/<> EFENDİ
    ( Bir şey/ler biliyorsan, susma! İbret alsınlar. İLE/VE/||/<> Bir şey bilmiyorsan, sus ki, en azından, efendi sansınlar. )

    - ADANMAK ile/yerine/değil (GEREKTİĞİ/YETERİ KADAR) ÖNCELİK/ÖNEM VERMEK

    - ADÂVET değil/yerine/>< DEĞİM/LİYÂKAT

    - ADÂVET değil/yerine/= DÜŞMANLIK, YAĞILIK

    - ÂFÂKÎ ile/ve/<> İZÂFÎ ile/ve/<> KEYFÎ

    - AĞIZ AÇIKLIĞI ile/değil/yerine/>< ZİHİN AÇIKLIĞI
    ( Kişinin, zihni, ne kadar kapalıysa; ağzı, o kadar açık olur. )

    - AĞIZDAN ÇIKACAK OLAN (TEK) BİR SÖZCÜK ile/ve/||/<>/< AĞIZDAN ÇIK(A)MAYABİLECEK OLAN (TEK) BİR SÖZCÜK
    ( Bir şey ki, yapmasan da olur, YAPMA! Bir şey ki, söylemesen de olur, SÖYLEME! )

    - AĞLAMAK ve/değil/yerine/<>/>< GÜLMEK :)
    ( Yalnız. VE/DEĞİL/YERİNE/<>/>< Herkesle birlikte. :) )
    ( Heraklitos. VE/DEĞİL/YERİNE/<>/>< Demokritos. )

    - AGRESİF[İng. AGRESSIVE] değil/yerine/= SALDIRGAN

    - AHLÂKSIZLIK ile/ve/değil KÖTÜ/OLUMSUZ AHLÂK

    - AHLÂKSIZLIK ile/ve/değil KÖTÜ/OLUMSUZ AHLÂK

    - AHMAK KİŞİNİN ARADIĞI değil/yerine/>< AKILLI KİŞİNİN ARADIĞI
    ( Başkalarında. DEĞİL/YERİNE/>< Kendinde. )

    - AHMAK/LIK ile/ve/değil/ya da HAİN/LİK
    ( Hain, korkaktır. )

    - AİLE BASKISI ile/ve/||/<>/> MAHALLE BASKISI

    - AKIL-FİKİR SAHİBİ OLMA(MA)K ile İFLÂH OLMA(MA)K

    - AKILLI ÇALIŞKANLAR ile/ve AKILLI TEMBELLER ile/ve
    AKILSIZ ÇALIŞKANLAR
    ile/ve AKILSIZ TEMBELLER
    ( Ödüllendirilmeli! İLE Teşvik edilmeli! İLE Ceza verilmeli! İLE Kovmalı! )
    ( Takdir etmeli! İLE Dikkat etmeli! İLE İkaz etmeli! İLE Terk etmeli! )
    ( [+ +] ile [+ -] ile
    [- +] ile [- -] )

    - AKLI, DUYGULARA ARAÇ KILMAK ile/değil DUYGULARI, AKLA ARAÇ KILMAK

    - AKSATMAK ile/ve/||/<> İHMAL ETMEK

    - ALAY (ETME) = DERISION[İng.] = DÉRISION[Fr.] = SPOTT[Alm.] = IRRISIO[Lat.]

    - ALAY EDİLECEK TUTUM/DURUM ile/değil/yerine MUHABBET

    - ALAYCI TUTUM/LAR yerine SAYGI GÖSTERMEK

    - ALAY ile ALAY
    ( Herhangi bir törende ya da gösteride yer alan kalabalık. | Çok kalabalık. | Tümü, hepsi. | Genel olarak üç tabur ve bunlara bağlı birliklerden oluşan asker topluluğu. İLE Ses tonu, söz, davranış gibi araçlarla, biriyle, bir şeyle/durumla eğlenme. )

    - ALAY ile İSTİHZA
    ( ... İLE Gizli ya da ince alay. )

    - ALDANAN ya da ALDATAN ile/ve/||/<> HEM ALDANAN, HEM ALDATAN
    ( Hayvan. İLE/VE/||/<> İnsan. )

    - ALDANMAK ile ALDATMAK
    ( Aldattığını düşünen/zanneden, kimi aldatmıştır acaba? Sadece, Kendini! )

    - ALDANMA ile/ve SORUMLULUK
    ( Dünyayı bileceksin, aldanmamak için! Sonrayı/ahireti bileceksin, aldatmamak için! )

    - ALDATMA:
    1 KERE
    ve/||/<> 2 KERE
    ( Aydınların aydınlat("a")madığı bir toplumu, şarlatanlar aldatır. )
    ( Yazıklar olsun ona. VE/||/<> Yazıklar olsun bana. )

    - ALDATMAK ile "NUMARA ÇEKMEK"

    - ALDATMA ile "TEZGÂH"
    ( Aldatmayın, incitmeyin! )
    ( Don't cheat, don't hurt! )

    - ALDIRMAZ ile/ve/<> KALDIRMAZ
    ( Köleleştirince. İLE/VE/<> "Köle!" deyince. )

    - ALINGAN/LIK ile PARANOYA/K

    - ALIŞILMIŞ/LIK ile/değil/yerine/>< AŞILMIŞ/LIK

    - ALIŞKANLIK AHLÂKI ile/ve/değil/yerine YEĞLEME/TERCİH AHLÂKI

    - ALIŞKANLIK ile DADANMA

    - ALIŞKINLIK ile/ve/> DUYUMSAMAMAK/HİSSETMEMEK

    - ALIŞMA ile DADANMA
    ( Sevimsiz şeyler, put edinilmez. )

    - ALIŞMA ile/değil/yerine/||/<>/ne yazık ki KATLANMA

    - ANLAMSIZ ile/ve/||/<> GEREKSİZ ile/ve/||/<> OLANAKSIZ

    - ANNE/BABA-ÇOCUK ve/<> İMAM-CEMAAT
    ( Ebeveynlerle çocukların bazı durum ve ilişkilerinde, ebeveynlerin bazı yanlışları/hataları, "imam-cemaat" ilişkisindeki gibi dengesiz, abartılı ve uclarda olabilir. )

    - ANNENİ:
    İNCİTME!
    ve/||/<> AZARLAMA!

    - APTALLIK (ETMEK) ile HATA

    - APTALLIK ve/<> İNTİHAR

    - APTAL ile ŞAPŞAL
    ( ... İLE Aptalca davranışlarda bulunan, alık kişi. | Üstüne başına önem vermeyen, özen göstermeyen. | Bol, dökük ve biçimsiz (giyecek). )

    - ARAÇLARDAN(OTOBÜS, TREN, VAPUR VS.) ÇÖP ATMAK yerine CEPTE/ÇANTADA TUTMAK

    - ARDINA KADAR AÇMA! ve/||/<> TAMAMEN KAPATMA!
    ( Kapatmaya gücünün yetmeyeceği kapıyı. VE/||/<> Açmaya yüzünün tutmayacağı kapıyı. )

    - ARSIZ/LIK ile YÜZSÜZ/LÜK

    - ARSIZ ile/değil/yerine/>< ÂDİL
    ( Bilgisizler güçlendiğinde. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Bilgeler güçlendiğinde. )

    - ARSIZ ile/ve/<> UMARSIZ

    - ASABİYET ile/değil/yerine/>< ADÂLET

    - AŞAĞILAMA >< ÖVME/SIVAZLAMA

    - ASANSÖRDE:
    DOĞRUCA ADIM ATMAK
    değil/>< ADIM ATMADAN ÖNCE AYNAYI (KENDİNİ AYNADA) GÖRMEK
    ( Yanlışı. >< Doğrusu. )

    - ASIKYÜZLÜLÜK ile/değil ZİHNİ MEŞGUL(/KAFASI DOLU) OLMAK

    - AŞIRI "AKILCILIK" >< YARATICILIK

    - AŞIRI HIZ ve/||/<>/> GERÇEKLER
    ( Aşırı hız yapılan düşünceler, gerçeklere çarparak durur. )

    - AŞIRI KİBAR/LIK ile/değil AHMAK/LIK

    - AŞIRI KULLANIM ile/değil/yerine YERİNDE KULLANIM

    - AŞIRI SEVGİ ile/yerine SEVGİ

    - AŞIRI ŞÜPHECİ/LİK ile/ve/> SARLDIRGAN/LIK

    - AŞIRI/ABARTILI KEYFİYET ve/||/<>/> GECİKEN/GECİKMİŞ ADÂLET

    - AŞIRI/LIK ile/ve/değil AYKIRI/LIK

    - AŞIRI/LIK ve/<> EKSİK/LİK
    ( YARASA: "Güzelliğim" "fazla görülmesin" diye gece uçarmış. KUĞU: Güzelliğini sergilemekten, su içmeyi bile boşvererek/unutarak susuzluktan ölmüş. )
    ( Aşırı gidersen tersi olur. )

    - AŞIRI/LIK ile UC

    - AŞIRI/LIK ile/ve ZORLAMA

    - ATAK ile/değil/ne yazık ki !SALDIRGAN

    - ATÂLET[Ar.] değil/yerine/= EYLEMSİZLİK/SÜREDURUM

    - ATÂLET ile/değil/yerine/>< ADÂLET

    - ATÂLET ile/ve/değil/<>/< OLANAKSIZLIK

    - ÂTIL (KALMAK) değil/yerine/>< ÂDİL (OLMAK)

    - ATILAN TOKADIN:
    "SAHİBİ"
    ile/ve/değil/yerine/ne yazık ki/||/<>/>/< NEDENİ

    - AVUÇ/LAMAK ile/ve KOŞAM/LAMAK
    ( ... İLE/VE İki elle avuç/lamak. )

    - AYAĞA BAKMAK ile/ve/değil/yerine YERE BAKMAK

    - AYAK > EL ile/ve/||/<>/> İFFET[Ar. < ŞEHVET] ile/ve/||/<>/> ŞECAAT[Ar. < ÖFKE]
    ( ... İLE/VE/<>/> Kendini (")savunur/korur("). İLE/VE/<>/> Haksızlığa gösterilen öfke. [Hakk'ı savunur/korur.] )
    ( ... İLE/VE/<>/> Temizlik. | Namus. İLE/VE/<>/> Yiğitlik, yüreklilik, koçaklık. )

    - AYAK SÜRÜYEREK YÜRÜMEK ile/yerine/değil AYAK SÜRÜMEDEN YÜRÜMEK

    - AYARTICI ile KIŞKIRTICI

    - AYIP "GÖRME"!
    ( Görürsen de ört! )

    - AYIP ile/ve/< ISTIRAP

    - AYIRMAK ile KOPARMAK

    - AYIRMA ile/ve KAYIRMA

    - AYLAK/LIK ile ÂVÂRE/LİK
    ( BATÂLET[Ar.]: İşsizlik, âvârelik. | Cesaret, kahramanlık. )

    - AYLAKLIK ile ÇALIŞMAMAK

    - AYNILAŞ(TIR)MAK değil/yerine/>< FARKLILAŞ(TIR)MAK
    ( Rekâbet edilirse. DEĞİL/YERİNE/>< Cesâret edilirse. )

    - AYNILAŞTIRMAK ile/değil/yerine/>< FARKLILIKLARIN KABULÜ

    - AYRICALIK (BEKLENTİSİ) ile/ve/değil/yerine NEZÂKET

    - AYRIM <>/> ÇATIŞKI <>/> BİREŞİM

    - AYRIM ile/ve/<>/||/değil ÖTEKİLEŞTİRME

    - AYRIŞMAK değil/yerine BULUŞMAK

    - AYRIŞMA ile/ve/değil/yerine/<>/>< KATILMA

    - AYRIŞTIRMAK ile/değil/yerine KAYNAŞTIRMAK

    - AZARLAMAK/İTAP/TEKDÎR/TEVBÎH[Ar.] ile/ve/değil/yerine UYARMAK
    ( NUSH İLE USLANMAYANI ETMELİ TEKDÎR
    TEKDÎR İLE USLANMAYANIN HAKKI KÖTEKTİR )
    ( Dostun azarı, olgunluğa(kemâle) götürür. )
    ( Kendini "azarla", kimse, seni azarlayamaz. )

    - AZARLAMA ile/ve/değil/<> SORGULAMA

    - AZIMSAMAK ile HAFİFE ALMAK

    - AZIMSAMAK ile KÜÇÜMSEMEK

    - AZITMA ile/ve/değil/yerine/> KAZITMA

    - AZMAK ile AZMAK ile AZMAK
    ( Taşkınlıkta ileri gitmek, kötülüğünü artırmak. | Denizin, ırmağın kabarması/yükselmesi. | Etkili, tehlikeli duruma gelmek. | Eşeysel duyguları artmak. | Çamaşırın, artık beyazlatılamaz duruma gelmesi. | İki ayrı ırktan doğmak. [Katır, Liger, Tigon gibi.] İLE Yolunu kaybetmek/şaşırmak. İLE Su birikmiş çukur ya da hendek. )

    - AZMIŞ ile KUDURMUŞ

    - BACAK/EL SALLAMAK ile/ve/değil/yerine BEKLENTİSİZ VE SAKİN, O ANDA VE ORADA OLMAK
    ( Bulunulan koşullardan çıkma ya da [çeşitli ve belirli/belirsiz] sıkılma durumlarında yapılan kontrolsüz el/kol/ayak/bacak sallamalarının/hareketlerinin nedeni daha çok "bir an önce o ortamdan/koşullardan çıkma/uzaklaşma" ya da "sonraki sürece/aşamalara geçme" isteği üzerinedir. Bunu da sürenin/sürecin "kısalması/hızlanması" beklentisiyle, farkında olmadan [/"ne yaptıklarını biliyor oldukları" "iddiasıyla"/zannıyla] el/ayak/bacak sallayarak ya da nesnelerle uğraşarak [çizerek, kağıt karalayarak, kalem çevirerek, nesne parçalayarak/delerek, tespih çekerek vs.], zihinlerini başka şeylerle meşgul ederek ve ancak bir şeylerle uğraşmak yoluyla çözmeye çalışırlar. Bu hareketler, "küçük/önemsiz/değersiz hareketler" varsayıldığından dolayı yapan kişi tarafından algılanmaz. [Daha çok da gençlikte/olgunlaşmamışlıktan ve/veya cahillikten dolayı görülen/yaşanılan bir durumdur.] Bu durumlarda, çevredeki kişiler, çıkan sesle ya da gözleriyle ve zihinleriyle, yapılan harekete ister istemez takılırlar. Bu uyaranları, hem kişinin kendi için, hem de çevresindekileri düşünerek kontrol altında tutmaları gerekir. Bunu da, zihinlerini bulundukları zaman ve zeminde tutmaya çalışarak, geçmesi gereken zamana ve koşullara biraz daha sabrederek ya da odaklanarak sağlayabilirler. Sürekli olarak anımsanmalı ki, zihin, başka/çeşitli noktalarda bulunabilir fakat gövdeyi düşünce hızında bir yerlere taşımak olanaklı değildir. )

    - BACAKLARIN KAPALI-AÇIK TUTULMASI('NI)

    - BAĞIMLI/LIK(MÜPTELÂLIK) ile ISRARCI/LIK

    - BAĞIMLI/LIK ile/yerine BAĞLI/LIK
    ( Onlar mı size, siz mi onlara bağlısınız? )

    - BAĞIMLILIK SÜRECİ VE SONUCU:
    HASTAHANE
    ve/||/<>/> CEZAEVİ ve/||/<>/> MEZAR

    - BAĞIMLILIK ile/ve AŞIRILIK

    - BAĞIMLILIK ile/ve SAPLANTI

    - BAĞIMSIZLIK ile KEYFÎLİK

    - BAĞIRAN değil/yerine/>< BAĞIRMAYAN
    ( Değeri yüksek olmayan mal satanlar. DEĞİL/YERİNE/>< Değeri yüksek olan mal ve/veya hizmet sunanlar. )
    ( İşportacı, eskici. DEĞİL/YERİNE/>< Kuyumcu/sarraf. antikacılar. )
    ( "Pop", "rock" vb. müzikçiler. DEĞİL/YERİNE/>< Sanat müziği/klasik müzik vb. söyleyen ve dinleyenler. )

    - BAĞIRARAK SÖYLEMEK ile/değil/yerine/= SERT SÖYLEMEK

    - BAĞIRMAK ile/değil YÜKSEK SESLE KONUŞMAK

    - BAĞLANMA:
    SAKİNLİK
    ve/||/<>/>< KAYGI

    - BAĞNAZ/LIK ile/ve/<> YOBAZ/LIK

    - BAĞY/İSYAN[Ar.] değil/yerine/= BAŞKALDIRI
    ( Azgınlık, zulüm, isyan. | İstemek, talep etmek. | Yaranın şişmesi. | Yağmurun şiddetle yağması. )

    - BAHANE BULMAK ile/değil/yerine ÇÖZÜMÜNÜ/ÇARESİNİ BULMAK(/ARAMAK)
    ( "İstemediği/n" herşeye. İLE/DEĞİL/YERİNE (Gerçekten) İstediği herşeyin. )

    - BAHANELERE SIĞINMAK ve/> BAHANELERE ESİR OLMAK

    - BAKMAK:
    KAÇIRDIKLARINA
    değil/yerine YAKALAYABİLECEKLERİNE

    - BAKMAK ile/ve "SÜZMEK"

    - BAŞIBOŞ:
    İŞSİZLER
    ile/ve/değil/<> DAHA İYİSİNİ YAPABİLECEK OLANLAR

    - BAŞINA GELEN ile/ve/||/<>/< OLMAMASI GEREKEN

    - BASİRET ile/<> BASİRETSİZLİK ile/<> AYMAZLIK
    ( Yanlış yapmadan önce düşünmek. İLE/<> Yaparken, düşünmemek. İLE/<> Yanlış yapabileceğini düşünmemek. )

    - BAŞKASINA:
    BIRAKMA
    ile/ve/<> "YIKMA"

    - BAŞKASINI "KANDIRMAK" değil KENDİNİ YADSIMAK

    - BASKILAYICI TUTUM ile/değil/yerine SINIRLAYICI TUTUM

    - BASKI ile/ve/değil/yerine/<> HAKİMİYET

    - BAŞLAMAK İÇİN ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> BAŞLAMAMAK/YAPMAMAK İÇİN
    ( "En" doğru zamanı beklemek. İLE/VE/||/<>/> [bazen/çoğunlukla] Olumsal/keyfî "bahane" (olabilir). )

    - BASTIRILMA ile/ve/<> DIŞLANMA

    - BATILILAŞMA ile "DEJENERASYON"

    - BÂTIL ile ZULÜM
    ( Kendi dışında haklılık kabul etmeyen. İLE Sonuçları. )

    - BAYILMAK ile/ve/değil/yerine/<>/> AYILMAK

    - BAZI "SÖZ(CÜK)LERİN/DEYİMLERİN":
    "KULLANIMINDA" ve/||/<>
    KİŞİLERİN/ÇALIŞANLARIN "DUYDUKLARI/ANLADIKLARI"
    ile/değil/yerine/><
    DAHA İYİSİ

    ( "O, benim işim/sorunum değil!":
    "Yardım etmeye yanaşmayacağımızı belirtmiş olmak ya da kısaca/doğrudan "Hayır!" demiş olmanın yararı/değeri yoktur. ve/||/<>/> "Sadece, kendim için çalışırım."
    İLE/DEĞİL/YERİNE
    Yapamayacağımızı söylemek ya da daha sonra yapabileceğimizi, yardım edebileceğimizi söylemek.

    "Onu daha önce denemiştik.":
    Bir düşünce ya da ara çözüm önermek varken, "tarihi bağlam sunma"nın ya da kişileri dinlememenin kimseye bir yararı yoktur. ve/||/<>/> "Buna katılmak istemiyorum" ya da "Ben herşeyi bilirim", "Sen/siz, hiçbir şeyi bilmezsiniz"
    İLE/DEĞİL/YERİNE
    Yeni bir yaklaşım için her zaman bir yer vardır.

    "Onun için bütçemiz yok/uygun değil.":
    Bir düşünce ya da ara çözüm önermek varken, "ekonomik" sıkıntılardan söz etmenin ya da kişileri dinlememenin kimseye bir yararı yoktur. ve/||/<>/> "Başını önüne eğ ve senden beklenileni yap!"
    İLE/DEĞİL/YERİNE
    Her zaman büyük düşünceler oluşturulabilir/bulunabilir ya da daha düşük bütçelerle de çok fazla şey yapılabilir.[Çalışanların yaratıcılığını ve üretimini engellememek gerekir.]


    "Ben (size) söylemiştim.":
    Kişiler, düşünce ve girişimlerinin kötü bir düşünce olduğunu düşünür ve o konuda bir daha hiçbir şey yapmamaya başlarlar. ve/||/<>/> "Bugüne kadar bize karşı davranmış olduklarını düşündürür."
    İLE/DEĞİL/YERİNE
    Çözümü, bu sözü hiçbir zaman, zemin ve koşulda kullanmamaktır ya da sadece susabilmeyi becermektir.

    "İşleyişe uygun değil!":
    Konuşmaların, gevezelik ya da saçma olduğunu, süreçten uzak kalındığını düşündürtür. ve/||/<>/> "Burada, işlerin yürümesi için tek bir yol bulunmaktadır."
    İLE/DEĞİL/YERİNE
    Kurallar, kesin sonuçlar anlamına gelmediğinden dolayı, işleyiş, gelişmeyi engelliyorsa o engelleri değiştirmek/düzeltmek gerekir. )

    - BAZI ŞEYLERİ:
    ÇIRPINARAK SİLMEK
    ile/değil/yerine/>< BİR ÇIRPIDA SİLMEK

    - BAZI ŞEYLERİ:
    UNUTMAYA ÇALIŞMAK
    ile/değil/yerine/>
    HİÇ YAŞAMAMAK/YAŞAMAMAYA ÇALIŞMAK


    - BEBEK BAKIMINDA, EN ÖNEMLİLER...
    ( BEBEĞİ, ÜŞÜTMEMEK VE DÜŞÜRMEMEK! )

    - BEKLENTİDE/İSTEKTE:
    YENİ/Sİ
    ile/ve/<> DAHA FAZLASI/ÇOK

    - BEKLENTİ ile/ve/<> BASKI

    - BEKLENTİ ile/ve/=/||/<>/>/< BATKI/HÜSRAN

    - BEKLENTİ ile/ve/=/||/<>/>/< DERT

    - BEKLENTİ ile/ve/<>/< EZBER / KALIP / KABUL

    - BEKLENTİ değil/yerine HİZMET

    - BEKLENTİ değil KENDİNDEN KAÇIŞ
    ( Merkezden uzaklaşmak. )

    - BELEŞÇİ/LİK ile/ve/<> OTLAKÇI/LIK

    - BELEŞÇİ ile/ve/değil PARASIZ

    - BELİRLEYİCİ/LİK ile/ve/<> OYALAYICI/LIK

    - BELİRLİ HATA ile BELİRSİZ HATA
    ( Nedeni bilinen, sonuçlara ancak ve sadece tek bir yönde etki eden ve giderilebilen, sistematik hata ile eş anlamlı bir hata sınıfı. İLE Ölçme sırasında kaçınılmaz, küçük, kontrol edilemeyen değişkenlerin etkisinden kaynaklanan belirsizlikler. )

    - BELİRSİZ/LİK ile/ve/||/<> OLUMSUZ/LUK
    ( Zihnin, işleyebildiği tek durum/koşul belirginlik; rahat edemediği tek durum ise belirsizliktir. )

    - BELİRSİZLİK SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
    GÖNDERMELİ
    ile/ve/||/<> VURGULAMA ile/ve/||/<> ÇOK ANLAMLILIK

    - BEN OLMAYAN ile/ve/<> ÖTEKİLEŞTİRME

    - BEN/SEN BİLİNCİ ile/ve/<>/yerine BİZ BİLİNCİ
    ( Ben Var'ım!, Ben Tek'im!, Ben Anlamlı'yım! / Sen Var'sın!, Sen Tek'sin!, Sen Anlamlı'sın! İLE/YERİNE Biz Var'ız!, Biz Tek'iz!, Biz Anlamlı'yız! ( Hiçbir şey benim ya da sizin değildir - her şey bizimdir. )
    ( Nothing is mine or yours - everything is ours. )

    - BENCİ/LİK ile BENCİL/LİK
    ( Bencillik, parçanın adına ve bütünün zararına, açgözlülük etmek, ele geçirmek, biriktirmek demektir. )
    ( Kişi, iç gerçeklerini gözardı eder etmez bencilliğe sürüklenebilir. )
    ( Dar görüşlü, çiğ kişiler, varlığı bencilce kullanırken, büyük kişiler sahip olduklarını başkalarının yararına değerlendirirler. )
    ( Başkalarına yararlı olabilmek için esneklik, bencillikten kurtulmak ve insan doğasını anlamak gerekir. )
    ( Bencillik ıstırabın nedenidir. )
    ( Bencillik tüm kötülüklerin kaynağıdır. )
    ( Kendinin, gövde ve zihin olmadığını bilen bir kişi, bencil olamaz. Çünkü, bencillik nedeni olabilecek bir şeye sahip değildir. )
    ( Savunmak zorunda olduğunuz bir egonuz olduğu sürece şiddet kullanmak zorundasınız. )
    ( Tek kötülük, budalalık ve bencilliktir. )
    ( Bencillik merkezi yok olduğu zaman, tüm haz arzusu ve ıstırap korkusu biter. )

    - BENCİL/LİK ile/değil/yerine BİREYSEL/LİK

    - BENCİL/LİK ile ÇIKARCI/LIK
    ( AFERİST: Çıkarcı, vurguncu, dalavereci. )

    - BENCİL/LİK ile/ve/> SAHTEKÂR/LIK

    - BENCİLLİK ile/>< ELEŞTİRİ

    - BENCİLLİK ile/değil/yerine KİŞİLİK/ŞAHSİYET
    ( Kişi, kendini dışarıdan/ötekinden koruyan değil, dışarıyı/ötekini kendinden koruyan kişidir. )

    - BENDE YOK, SENDE DE OLMASIN ile/değil/yerine SENDE VAR, BENDE DE OLSUN

    - BENİMSEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KABUL ETMEK

    - BENİMSEME ile KİŞİSELLEŞTİRME

    - BENMERKEZCİ/LİK ile/değil/yerine/>< EVRENSELLİK

    - BENZETMELERDE:
    AT
    ile/ne yazık ki MAYMUN
    ( Duygu olarak. İLE/NE YAZIK Kİ Biçim olarak. )

    - BEN ile/ve/<> SEN
    ( Varlığım sensin, bilincin ben-im. )

    - BEŞER ile/değil/yerine/>< ÂDEM
    ( [Kendi sorumluluğunu] Al(a)mayan/alamamış. İLE Alan/almış. )

    - BESLENME:
    "CANIN SIKILDIKÇA"
    değil/yerine/>< ACIKDIKÇA

    - BEVS ile BEVŞ[Fars.]

    - BEVS ile BEVŞ[Fars.]
    ( Acele, ileri geçme/gitme. | Bıktırıncaya kadar ısrar etme. | Bir kimseden kaçıp gizlenme. | Bir şeyin rengi. İLE Çalım, gösteriş, debdebe. )

    - BEZGİN/LİK ile/ve DELİ/LİK

    - BEZGİN/LİK ile/ve/||/<>/>/< ÜMİTSİZ/LİK

    - BEZGİN ile/değil/yerine GEZGİN

    - BİÇİMSİZ SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR ile/ve/||/<> SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR

    - BİD'AT ile KÜFÜR

    - BİLDİĞİNE GİDEN ile/ve/değil/yerine/<> BİLMEDİĞİNE GİDEN

    - BİLECEN/UKALÂ ile "ÇOK BİLMİŞ"

    - BİLENİN/BİLGENİN/USTANIN/HOCANIN, HER:
    [hem] YAPTIĞI/NI
    ile/ve/<>/||/değil/yerine/hem de DEDİĞİ/Nİ
    ( Yapma. İLE/VE/<>/||/DEĞİL/YERİNE Yap. )

    - BİLEREK/BİLE BİLE ile İNADINA

    - BİLGE ve/||/<> ALÇAKGÖNÜLLÜ
    ( Herkesten farklı olduğumuzu kavrayabilecek kadar. VE/||/<> Kimseden daha iyi olmadığımızı sürekli anımsayabilecek kadar. )

    - BİLGİSİZLİK/CEHALET ve/> İHMAL

    - BİLGİSİZLİK:
    BİLMEMEK
    ile/ve/değil/ne yazık ki/+/||/<>/< ANLAMAYA DİRENMEK

    - BİLİNÇSİZLİK ile/ve/değil BİLGİYE KAPALILIK
    ( BİLİNÇSİZLİK: Örtük/açık nesnellik. )

    - BİLİNMEYENLE İLGİLENMEK ile/ve/<>/değil/yerine BİLİNENLE İLGİLENMEK

    - BİLİP BİLMEDEN (KONUŞMAK)

    - BİLİP DE:
    SUSMAK
    ile KONUŞMAMAK

    - BİLİP DE:
    SUSMAK
    ile SAKLAMAK

    - BİLİRKEN SUSMAK ve/=/||/<> BİLMEZKEN KONUŞMAK/SÖYLEMEK
    ( (Bazen) İkisi de kötü ve yanlıştır. )

    - BİLİŞİM SUÇLARI ile/ve/||/<> ELEKTRONİK SUÇLAR ile/ve/||/<> DİJİTALSUÇLAR ile/ve/||/<> BİLGİ TEKNOLOJİLERİ SUÇLARI

    - BİLMEDİĞİNDEN KORKMAK ile/ve/değil/yerine BİLDİĞİNDEN KORKMAK

    - BİLMEMEK ile/ve/ne yazık ki/<>/> BİLMEYE/DÜŞÜNMEYE YANAŞMAMAK

    - BİLMEMEK ile/ve/değil/<> KABUL ETMEMEK/"EDEMEMEK"

    - BİLMEMEK ile/ve/değil TERBİYESİZ/LİK

    - BİLMEZİN ATTIĞI TAŞ ile/ve/değil DOSTUN ATTIĞI GÜL YAPRAĞI
    ( (belki/bazen) Canımızı (fazla) acıtmaz. İLE/VE/DEĞİL Can dayanmaz. )

    - BİR ...:
    SÖZCÜK
    ve/||/<> DUYGU ve/||/<> İNSAN
    ( Kararı/nı değiştirebilir. VE/||/<> Yaşamı/nı değiştirebilir. VE/||/<> Seni/insanı değiştirebilir. )

    - BİR DÜŞÜNCE/BİLGİ/SÖZ İLE:
    TOPLUMU "BOZMAK"
    ile/değil TOPLUMUN BİR BÖLÜMÜNÜ "BOZMAK" ["bozulacağına" dair ısrarcı olunuyorsa...]
    ( Olumsuz/kötü niyetli kasıt. İLE/DEĞİL Gelişmek/geliştirmek üzere/için. [Bazı bilgi ve durumlar, herkese değil bazı kişilere verilebilir/verilmelidir.] )

    - BİR DÜŞÜNCEYİ "SAVUNAN" ile/değil/yerine/>< BİR DÜŞÜNCEYE SAHİP OLAN
    ( Ötekileştirir, ayrıştırır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Bizleştirir ve birleştirir. )

    - BİR İŞİ/N:
    "UCUNDAN TUTMAK"
    ile/değil/yerine/>< "OMUZLAMAK"

    - BİR İŞİN:
    "KOLAY GELMESİ"
    ile/değil/ne yazık ki "KOLAYINA GELMESİ"

    - BİR KİŞİYİ:
    "KÜÇÜMSEMEK"
    ile/ve/değil/||/<>/>< "BÜYÜK GÖRMEK"
    ( Ahlâksızlıktır. İLE/VE/DEĞİL/>< Bilgisizliktir. )
    ( Akılsızlık. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/>< Korkaklık. )

    - BİR KOLTUĞA, İKİ KARPUZ SIĞMAZ ve/||/<> BİR İPTE, İKİ CANBAZ YÜRÜMEZ

    - BİR ŞEY Kİ...
    YAPMASAN DA OLUR
    ve/||/<> SÖYLEMESEN DE OLUR
    ( Yapma! VE/||/<> Söyleme! )

    - BİR ŞEYİ ELDE ETMEK İÇİN:
    ÇABALAMAK
    ile/ve/sonra/ne yazık ki/||/<>/> KENARA ATMAK ile/ve/sonra/ne yazık ki/||/<>/> ANLAMAK

    - BİR ŞEYİ:
    KISKANMAK
    ile/ve/değil "CANI ÇEKMEK"

    - BİR YANLIŞI:
    "BİLEREK YAPMAK"
    ile/değil/yerine/><
    BİLMEDEN YAPMAK

    ( Belirleyici olan, bulunç/vicdandır. )

    - BİRBİRİMİZE ...:
    "DÜŞMEK"
    değil/yerine/>< "DÜŞKÜN OLMAK"

    - BİRDENBİRE ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ZAMANLA
    ( Çok az şey. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Çoğu şey. )

    - BİREYSEL/LİK ile/ve/<>/> YALNIZ/LIK

    - BİRİNE ÇARPMAK ile/ne yazık ki BİRİNİ "ÇARPMAK"
    ( ... İLE/NE YAZIK Kİ Yankesicilik, üçkâğıtçılık, hırsızlık. )
    ( İstemeden, kazayla. İLE/NE YAZIK Kİ Amaçlı, planlı. )

    - BİRİNE, YENİDEN GÜVENİP FIRSAT VERDİĞİMİZDE:
    "KALDIĞIMIZ YER"
    ile/ve/değil/ne yazık ki KANDIĞIMIZ YER

    - BİRİNE:
    2 KEZ (VE ÜZERİ) BAKMAK
    ile/ve/değil/yerine 1 KEZ BAKMAK

    - BİRİNE:
    UZUN UZUN BAKMAK
    ile SIK SIK BAKMAK
    ( Belirli/kısa bir süreden sonrası rahatsız edicidir. İLE Rahatsız etmeyecek kadar/şekilde, belirli aralıklarla takipte olmak. )

    - BİRİNİ:
    TANIMAK
    ile GÖZÜNÜ AYIR(A)MAMAK

    - BİRİNİ:
    YOLDA BIRAKMAK
    ile
    YOLUNDA BIRAKMAK/İNDİRMEK


    - BİRLEŞTİRİCİ ile AYRIŞTIRICI
    ( [söz/karar/tutum] Bir kesimi birleştirici olabilir ve fakat hiçbir kesimi ayrıştırıcı olmamalıdır. )

    - BİRLİKTE OLMAYALIM!:
    SEVMEDİKLERİMİZLE
    ve/||/<> "UNUTAMADIKLARIMIZLA"

    - BİRŞEYE:
    YOK DEME!
    ve KENDİNE BENZETME!

    - BÖBÜRLENMEK ve/||/<> HORULDAMAK
    ( Gündüz. VE/||/<> Gece. )
    ( "Uyanıkken". VE/||/<> Uyurken. )

    - BÖBÜRLENME değil/yerine/>< KİŞİNİN/İNSAN(IN) DEĞERİ(Nİ) BİLMEK

    - BÖĞÜRMEK ile ÖĞÜRMEK

    - BOL EKMEK, AZ YEMEK değil/yerine (YETERİNCE) YEMEK, AZ EKMEK
    ( Para/olanak olmayınca. DEĞİL/YERİNE Her koşulda. )

    - BÖLÜNMEK ile/değil/yerine BÖLÜŞMEK
    ( Yok eder. İLE/DEĞİL/YERİNE Tok eder. )
    ( Bölüşürsek tok oluruz, bölünürsek yok oluruz. )

    - BOŞ DURMAK değil/yerine KOŞTURMAK

    - BOŞ DÜŞÜNCE ile/ve/<> KÖR TUTUM/DAVRANIŞ

    - BOŞ KONUŞMA(MA)K ile BOŞUNA KONUŞMA(MA)K

    - BOŞ KONUŞMA(MA)K ile BOŞUNA/BEYHÛDE[Fars.] KONUŞMA(MA)K
    ( Düşünmeden konuşmanın cezası, sonradan düşünmeye mahkûm olmaktır. )
    ( HERZE[Fars.]: Boş lakırdı, saçma. )

    - BOŞ KONUŞMAK ile/değil/yerine/>< AÇIKSÖZLÜLÜK

    - BOŞ SÖZ ile/ve/değil DEDİKODU

    - BOŞ SÖZ ve/||/<>/>/< VAKİT HIRSIZLIĞI

    - BUNALIM ile/ve DUYARSIZLIK

    - BUNDA, ANLAŞIL(A)MAYACAK ...:
    "... BİR ŞEY Mİ VAR?" / ... NE VAR?"
    ile/değil/yerine/>< ANLAŞIL(A)MAYAN BİR ŞEY VAR MI?
    ( İkisi de soru değil "soru" "kipinde"/"biçiminde", yukarıdan/dikey bir dille, yargı/yükleme sözleridir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Anlamaya çalışmak üzere ve anlayışla, yatay bir dille âdil/tarafsız/yüksüz/yargısız/nötr yaklaşım sözü/sorusu. )

    - BURÇ değil GENELLEME
    ( Kişileri, burçlarına göre ayırmak ve tanımlamak, ciddi bir karşılığı bulunmayan, gerçekliklerden, yaşamın ayrıntılarından ve/veya kendinden kaçışlara hizmet eden genellemelerdir. )

    - BÜTÜNSELLEŞTİRME ile İNDİRGEME

    - BÜYÜK HATA:
    BİR ŞEYE/KİŞİYE, GEREĞİNDEN FAZLA DEĞER VERMEK
    ile/ve/değil/<> KENDİNE, HAK ETTİĞİNDEN DAHA AZ DEĞER VERMEK

    - BUYURGANLIK ile/değil TOPLUMSALLIK

    - CAHİL/LİK ile/ve SARHOŞ/LUK

    - CAHİL:
    BİLMEYEN
    değil/ne yazık ki BİLMEK İSTEMEYEN, BİLMEMEKTEN "MUTLU OLAN"

    - CAHİLİN, CEHALETİNE SUSMASI ile/= ÂLİMİN, İLMİNİ SAKLAMASI
    ( İkisi de kabul edilebilir ve doğru değildir! )

    - CAHİL ile/ve/||/<> "PİSLİK"

    - CAHİL ile/ve KABA
    ( Kişiyi/cahili, bilgili ya da bilgisizliğinden değil yaklaşımından tanırsınız/anlarsınız! )
    ( Erkeğin okumuşu Kâdı, kadının okumuşu cadı olurmuş. )

    - CÂHİL ile/ve/<> ZÂLİM
    ( Sorgulamayan. İLE/VE/<> Sorgulatmayan. )
    ( Hiçbir şey, eyleme geçen cahillik kadar korkunç olamaz. )

    - ÇAL(IN)MA ile/değil KAÇIR(IL)MA
    ( Nesneler için geçerlidir. İLE/DEĞİL Canlılar[insan ve/veya hayvan] için geçerlidir. )

    - ÇALIŞMA SÜRESİ/SAATİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< EMEK YOĞUNLUĞU/NİTELİĞİ

    - ÇALMAK ile/değil/yerine/>< ÇALIŞMAK

    - CAN SIKINTISINDAN (DOLAYI) YEMEK ile/değil/yerine AÇLIKTAN (DOLAYI) YEMEK

    - CANINI YAKMA! ve/||/<>/>/< 'AH'INI ALMA!
    ( Zayıf olanın! VE/||/<>/>/< Hiçkimsenin! )

    - ÇAPUT BAĞLAMA ile/ve/<> SALAMA
    ( ... İLE/VE/<> Sahalar'ın, çaput bağlamaya verdikleri ad. )

    - ÇARESİZLİK ile/ve/değil/yerine/<> SABIR

    - ÇATIŞMA değil/yerine/>< ÇALIŞMA

    - ÇATIŞMA ile/değil ÇEKİŞTİRME

    - ÇATIŞMA ile/ve/değil/yerine/||/<>/> UZLAŞMA BECERİSİ

    - ÇATMAK ile SATAŞMAK

    - CAYDIRMA ile/ve/||/<>/> ZORLAŞTIRMA ile/ve/||/<>/> YASAKLAMA

    - CEBİR = CEBR[Fars., Ar.] = ALGEBRA[İg., İt., İsp., Dan., Rus.] = ALGÈBRE[Fr.] = ARS RATIOCINANDI PER LITTERAS, ARS PER LITTERAS[Orta Lat.] = ALGEBRA, BUCHSTABENRECHNUNG[Alm.] = ALGEBRA, STELKUNDE[Fel.]

    - CEBR ile/ve/değil/yerine/<>/< CEZB
    ( Dışsal. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< İçsel. )

    - CEFÂKÂR ile CEFÂKEŞ
    ( [eziyet] Çeken. İLE Eden. )

    - CEHÂLET KİBARLIĞI ile/değil/yerine NEZÂKET/KİBARLIK
    ( "Kibarlığını" yüzüne-gözüne bulaştırır. İLE/DEĞİL/YERİNE Zamanını, zeminini, gerektiği kadar ve ölçüsünü bilerek/tutturarak, bilinçle. )

    - CEHÂLET/BİLGİSİZLİK ve/<> ÇOK VE BOŞ (GEREKSİZ) KONUŞMAK

    - CEHÂLET/CÂHİL ile/ve ZULÜM/ZÂLİM
    ( Cahil kişi, kendinin bile düşmanı iken, başkasına dost olması nasıl beklenir? )
    ( Zulümle âbâd olanın, sonu, berbâd olur. )

    - CEHÂLET ile/ve/yerine/değil İLİM
    ( Dönüp dolaşmak. İLE Bilinenden bilinmeyene gitmek. )
    ( Dünyaya sizin cahilliğe son vermenizden daha çok yardımı olabilecek bir başka şey yoktur. )
    ( İLMİ: - Ya Öğreten, - Ya öğrenen, - Ya seven olmak gerek. )
    ( İlmin saati, feyzi belirli olmaz. )
    ( İlim öğrendikçe, ilim onun niyetini tashih eder. )

    - CEHÂLET ve/>/ve/< KABA GÜÇ ve/>/ve/< BAĞNAZLIK

    - CEHÂLET ile/ve/< KİN

    - CEHÂLET ile/ve LAUBALİ/LİK

    - CEHÂLET ve/> RED
    ( Cahilin reddi/inkârı, ne kadar hızlı ve uzunsa o kadar cahildir. )

    - CEHÂLET ve/> SABIRSIZLIK

    - CEHÂLET ve/<> ŞİDDET ve/<> BAĞNAZLIK

    - CEHÂLET ile SIDKİYET(SÂDIK OLMA)

    - ÇEKİNGEN/LİK ile/ve/<> DAYANÇLI/LIK/SABIRLI/LIK

    - ÇEKİNGEN/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> MESAFELİ/LİK

    - ÇEKİŞME değil/yerine/>< UYUM

    - ÇELİŞİK ile/ve/değil BARIŞMAMIŞ

    - ÇELİŞKİLİ ile/ve/değil/<> ÖZENSİZ

    - ÇENESİ DÜŞÜK/LÜK ile ZEVZEK/LİK

    - ÇENEYİ "ÇALIŞTIRMAK" değil/yerine ELİNİ "ÇALIŞTIRMAK"

    - ÇENEYİ KULLANMADA:
    (FAZLA) KONUŞMAK İÇİN
    ile/ve/değil/yerine ÇİĞNEMEK İÇİN

    - CESARET ile CÜRET

    - CESARET ile/değil KABA/LIK

    - CESÂRET ile/değil YÜZSÜZ/LÜK

    - CEZALARDA:
    YANLIŞ YAPILANA
    ile YAPILMAYANA/KARŞILANMAYANA [zorunlu olduğu halde]
    ( Geliştirir. İLE [belki] Dönüştürür. )
    ( Verilebilir de, verilmeyebilir de. İLE Çoğunlukla verilmesi gerekir. )
    ( Niyete göre hafifletilebilir. İLE Ne niyet, ne özel koşullar pek değerlendirilmez. )
    ( Haklılık/haksızlık, yerindelik-yersizlik, adâlet aranabilir. İLE Ne haklılık, ne de herhangi bir şey aranmaz. )
    ( Nush ile uslanmayanı, etmeli tekdîr Tekdîr ile uslanmayanın hakkı kötektir! )

    - CİDDİ/BÜYÜK HATA ile PİŞMANLIK DUYULACAK EYLEM/HATA/OLGU
    ( Tekrar edilmedikçe, hiçbir şey hata değildir. )
    ( Hatanızı keşfedin ve korkudan kurtulun. )
    ( Zarif bir gerileme, kişinin gururunu hiç zedelemezken, pişmanlığın yol açtığı gerileme hem çevresinde hem de ruhunda derin zararlarla sonuçlanır. )
    ( BATÂNET[Ar.]: Büyük karınlılık. | Çok yiyicilik, oburluk. )
    ( BEL'AM[Ar.]: Terbiyesiz, açgözlü, pisboğaz, obur. )
    ( 7 büyük hata/günah: Açgözlülük | Kıskançlık | Oburluk | Şehvet | Gurur | Tembellik | Öfke )
    ( İlkesiz Siyaset | Emeksiz Zenginlik | Vicdansız Haz | Niteliksiz Bilgi | Ahlâksız Ticaret | İnsaniyetsiz Bilim | Özverisiz İbâdet )

    - CİDDİYE ALMA(MA) ile MUHATAP ALMA(MA)/SAYMA(MA)
    ( İTTİHAZ: Sayma, tutma. | Alma. )

    - CİDDİYET:
    SURATSIZLIKLA
    ile/değil İLKELERLE

    - CİDDİYET ile/>< ASIKYÜZLÜLÜK

    - Çıfıt ile çıfıt
    ( Yahudi. İLE Hileci, düzenbaz. )

    - ÇİFTE STANDART ile İKİYÜZLÜLÜK/RİYÂ

    - ÇIKAR "AHLÂKI" ile/değil/yerine FERÂGAT AHLÂKI

    - ÇIKAR(LAR)INI "DÜŞÜNMEK/İSTEMEK/BEKLEMEK" değil/yerine/>< HAK ETTİKLERİNE VE/VEYA ETTİĞİN KADARINA RIZÂ GÖSTERMEK

    - ÇIKAR(MENFAAT) ÇATIŞMASI ile/değil/yerine ÇIKAR İLİŞKİSİ

    - ÇIKAR/MENFAAT ile/<> EĞİLMEK
    ( Nokta kadar çıkar/menfaat için virgül kadar eğilmeye değmez. )

    - ÇIKAR ile/değil/yerine/>< VİCDAN
    ( Çıkar konuşunca, vicdan susar fakat sus(turul)mamalıdır! )

    - CİMRİLİK ile/ve/değil PARA HARCAYAMAMAK
    ( Bazı kişiler cimri değildir fakat para da harcayamaz. )

    - ÇOCUĞA, "GELECEK HAZIRLAMAK" değil ÇOCUĞU, GELECEĞE HAZIRLAMAK

    - ÇOCUĞUMUZ, BÜYÜR VE GELİŞİRKEN:
    "BEKLEDİĞİMİZ"
    ile/değil/yerine/>< GERÇEKTE OLAN
    ( )

    - ÇOCUĞUN GEREKSİNİMLERİ/SORUNLARI İLE "İLGİLENMEK"/KENDİ YAPABİLECEKLERİNİ "GİDERMEK" ile/değil/ne yazık ki/> ÇOCUĞU KÖRELTMEK/KAYBETMEK

    - ÇOCUKÇA/LIK ile/değil/yerine ÇOCUKSU/LUK

    - ÇOCUKLARA ABUR CUBUR ALMAK/VERMEK, GÖTÜRMEK, HEDİYE ETMEK yerine MEYVE VERMEK, GÖTÜRMEK, HEDİYE ETMEK
    ( Çikolata/gofret çeşitleri, özellikle çocuklar için olduğu gibi yetişkinler için de sağlığa zararlı ürünlerdir. Neredeyse hiç denilebilecek kadar az tüket(tir)menizi salık veririz. LÜTFEN! )
    ( Çocukları meyve ya da daha yararlı yiyecek ya da küçük/basit/ucuz hediye ve oyuncaklarla sevindirebiliriz. )
    ( Çocuklarımıza ve geleceğimize sahip çıkmak, yapılmaması gerekenleri bugün yerine getirerek, sürekli doğru örnek olarak sağlanabilir. )
    ( Çikolata/gofret çeşitleri, özellikle çocuklar için olduğu gibi yetişkinler için de sağlığa zararlı ürünlerdir. Neredeyse hiç denilebilecek kadar az tüket(tir)menizi salık veririz. LÜTFEN! )
    ( Çocukları meyve ya da daha yararlı yiyecek ya da küçük/basit/ucuz hediye ve oyuncaklarla sevindirebiliriz. )

    - ÇOCUKLARIN, KARANLIKTAN KORKMASI
    ile/değil/ne yazık ki/>
    "YETİŞKİNLERİN", AYDINLIKTAN KORKMASI


    - ÇOCUKLARIN:
    !YÜZÜNE TOKAT ATMAK
    değil/yerine !KIÇLARINA VURMAK

    - ÇOĞUNLUĞUN:
    İSTEDİĞİNİ İSTEMEMEK
    ile/ve/<> İSTEMEDİĞİNİ İSTEMEK

    - ÇOK KONUŞMAK değil/yerine/>< AZ KONUŞMAK
    ( Sık sık pişman olunur. DEĞİL/YERİNE/>< Pek az pişman olunur. )

    - ÇOK KULLANIM ile/ve/değil/||/<> KÖTÜ KULLANIM

    - ÇOK SERT OLMA! ve/<> ÇOK YUMUŞAK OLMA!
    ( Kırılırsın. VE/<> Ezilirsin. )

    - ÇOK SEVMEK değil/yerine SEVMEK
    ( Neyi çok[gereğinden fazla] seversek, canımızdan olduran odur. )

    - ÇOK TERBİYESİZ ile ÇOK TERBİYELİ
    ( İkisi de çok tehlikelidir. )

    - ÇOK YEMEK ile/değil/yerine YEMEYİ SEVMEK

    - CÖMERTLİK ile İSRAF

    - ÇÖP/LÜK ile/değil MİDE!
    ( Mide çöplük değildir! "Atılmasın/günah" diye (gereksiz/fazladan) yemek de mideyi çöplük durumuna düşürür. Yiyecekler atılması gerekiyorsa atılmalıdır/atılabilmelidir. )

    - ÇÖPE değil/yerine GERİ DÖNÜŞÜME

    - ÇÖP ve/<> KİLO
    ( Ancak/sadece kişinin/insanın oluşturdukları. )

    - CÜRET ile/ve/değil/||/<> BİLGİSİZLİK

    - CÜRET ile/ve/<> KÜSTAHLIK

    - CYCLONE vs. HABIT

    - DALGA GEÇMEK İÇİN GÜLMEK ile/değil SEVDİĞİNDEN DOLAYI GÜLMEK

    - DALGA GEÇMEK ile/değil/yerine (SADECE) TAKLİT ETMEK
    ( Bozarak, yamultarak tekrar/taklit. İLE/DEĞİL/YERİNE Birinin davranışını/tutumunu, sözünü/sesisini gerçeğine en yakın durum çabasıyla tekrarlama. )
    ( Olumsuz. İLE/DEĞİL/YERİNE Olumlu ya da nötr. )
    ( Gereksiz, yersiz, anlamsız. İLE/DEĞİL/YERİNE Belirli bir ölçüde kabul görebilecek kadar/şekilde. )

    - DALGA GEÇMEK ile/ve/değil CİDDİYE ALMAMAK
    ( Ciddiye almayabilirsiniz fakat dalga geçmek gerekmiyor! )

    - DALGI/GAFLET ile/ve/||/<> HADSİZLİK

    - DALGI/GAFLET ile/ve/<>/değil/yerine İHMAL

    - DALGI/GAFLET ile YANLIŞ(HATÂ) ile DALÂLET
    ( Kişi, yanlışları olup da bunları düzeltmezse, bunları benimsemiş demektir. )
    ( Gaflet de bir nimettir. )

    - DALINI KIRMAMAK ve/||/<> GÜVENİNİ KIRMAMAK
    ( Ağaçtan, meyve almak istiyorsak... VE/||/<> Kişilerden, sevgi bekliyorsak... )

    - DALKAVUK OLMAK değil/yerine DAL OLMAK

    - DANGALAK/LIK ile ACİZ/LİK

    - DARALTMA ile/ve/<> İNDİRGEME

    - DARGIN/LIK ile/ve/<> DURGUN/LUK

    - DAVRANIM(CONDUCT) BOZUKLUĞU ile/ve ANTİSOSYAL KİŞİLİK BOZUKLUĞU
    ( 18 yaş altındakilerin olumsuz davranış/tutumlarında tanımlanan. İLE/VE 18 yaş üstündekilerin olumsuz davranış/tutumlarında tanımlanan. )

    - DAVUL ve/||/<> TOKMAK
    ( Davul, ayrı kişide; tokmak, ayrı kişide olmaz! )

    - DAYAMA ile DAYATMA
    ( Nesnelerde. İLE "Davranış ve tutumlarda". )

    - DAYATMA/CI "ÇÖZÜMLER" ile/değil/yerine/>< GERÇEK/SAĞLAM ÇÖZÜMLER

    - DAYATMA ile/ve/"BİLDİĞİNİ OKUMA"

    - DAYATMA ile/ve/= ARKASINDAN İŞ ÇEVİRMEK

    - DAYATMA değil/yerine/>< DAYANIŞMA

    - DAYATMA ile/ve/> İSYAN
    ( Etki. İLE/VE/> Tepki. )

    - DAYATMA ile/değil/yerine ZORUNLULUK

    - DEDİKODU/GIYBET:
    SÖZLE
    ile/ve HAREKETLE ile/ve DİNLEYEREK

    - DEDİKODU/KOĞUCULUK/GIYBET ile/ve "ÇEKİŞTİRME"
    ( NEMÎMESÂZ: Dedikoducu. )

    - DEDİKODU ile/ve/<>/= CEHÂLET

    - DEDİKODU ile/ve GEVEZELİK

    - DEDİKODU ile/değil/yerine HATA
    ( Çalışmayanın "yaptığı". İLE/DEĞİL/YERİNE Çalışanın yaptığı. )

    - DEDİKODU ile/ve/değil/< TEVÂTÜR[Ar. < VİTR]
    ( Söylenti. [Olumsuz/istenmeyen.] İLE/VE/DEĞİL Bir haberin/bilgi(nin) yayılması. [Olumludur.] )

    - DEĞERLERİMİZİ, ÇÖP DURUMUNA DÜŞÜRMEK değil/yerine ÇÖPLERİMİZİ, DEĞER DURUMUNA ÇIKARMAK

    - DEĞERSİZ/"KÜÇÜK" GÖRMEK ile/değil UZAK(LAŞMIŞ) OLMAK

    - DEĞİŞİMDE:
    KATILAŞMIŞLIK
    değil/yerine AKILLANMIŞLIK
    ( Canı çok acıyarak. DEĞİL/YERİNE Yeterince/çok şey öğrenerek/bilerek. )

    - DEĞİŞİMİN:
    KURBANI OLMAK
    değil/yerine/>< USTASI OLMAK

    - DELİ/LİK ile ÇILGIN/LIK

    - DENEME-YANILMA ile/ve/bazen/ne yazık ki DENEME-"YAMULMA"

    - DENEMEK > TAKLİT ETMEK değil/yerine/> DÜŞÜNMEK
    ( En acı olan. > En kolay olan. DEĞİL/YERİNE/<>/> En akıllıca olan. )

    - DENGE ve/||/<>/> KONFOR[=> ÇÜRÜME] ve/||/<>/> SORUN ve/||/<>/> KARMAŞA ve/||/<>/> ÇÖZÜMLER/ÇARELER
    ( En "dengeli" ya da eşit durum, ölümdür. VE/||/<>/> En konforlu durum, çürümedir ve mezarlıktadır. VE/||/<>/> En büyük/ciddi "sorunlar" ile harekete geçilir. VE/||/<>/> En hareketli ortamlarda karmaşa ve kargaşa oluşur. VE/||/<>/> Daha iyi/nitelikli/isabetli çözümler oluş(tur)maya başlarız. )

    - DENSİZ/LİK ile/ve/<> DANGALAK/LIK

    - DENSİZ/LİK ile/ve/<> PATAVATSIZ/LIK

    - DERGİ/GAZETE OKUMAK ZAMANINI VE YERİNİ BİLMEK[ARKADAŞ VE YAKINLARIN YANINDA değil!]

    - DERİN/YOĞUN/GENİŞ DÜŞÜN(E)MEMEK ile/değil/<> BİLGİSİZLİK/DÜŞÜNCESİZLİK
    ( Bilgisizlik de, bilgi de zihindedir, gerçekte değil. )
    ( Bilgisiz olup, doğruyu savunacağına; bilgili olup, yanlışı savun! )

    - DEVRİK TÜMCE/CÜMLE ile/ve/yerine (DÜZGÜN/DOĞRU) TÜMCE/CÜMLE

    - DEVRİM ve/ne yazık ki/||/<>/> !KIYIM

    - DEVŞİRMEK ile/ve DENŞİRMEK
    ( Biraraya getirmek, derlemek, toparlamak. | Katlamak, düzgün duruma getirmek. | Asker olarak yetiştirilmek üzere Yeniçeri Ocağı'na alınacak çocukları seçip, toplama. İLE/VE Bir şeyin doğasını ya da niteliğini bozmak. )

    - DİDİNME ile/ne yazık ki DİDİŞME
    ( Kendi içinde. İLE/NE YAZIK Kİ Kişilerle, olanlarla, geçmişle. )

    - DİDİŞMEK ile/ve CEDELLEŞMEK

    - DİDİŞMEK ile/ve ÇEKİŞMEK

    - DİDİŞMEK ile HİZİPLEŞMEK

    - DİDİŞME ile DİDİŞİM
    ( El ya da sözle birbirini hırpalamak. | Geçimini sağlamak amacıyla güç koşullarda çalışmak, uğraşmak. İLE Konuşma ve tartışmayı, bir araç değil bir amaç sayan felsefe yöntemi. )

    - DİĞERLERİNE GÖRE YAŞAMAK ile/değil/yerine DEĞERLERİNE GÖRE YAŞAMAK
    ( Kaç kuruşunun olduğu önemlidir. İLE/DEĞİL/YERİNE Nasıl bir duruşun olduğu önemlidir. )

    - DİKKAT ÇEKMEK ile İLGİ TOPLAMAK
    ( CÂLİB-İ DİKKAT ile ... )

    - DİKKATE ALMA(MA)K ile/ve/yerine CİDDİYE ALMA(MA)K

    - DİLENCİ ile CERRAR
    ( .. İLE Çekici, sürükleyici. | Zorla para alan. | Savaş araçlarıyla donatılmış, kalabalık ordu. | Dilenci. )

    - DİLENMEK ile/ve/değil/yerine DİLEMEK
    ( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Beklenti içinde olmadan istemek. )

    - DİNLEMEK ile "KULAK KABARTMAK"
    ( Kulağı ve dili olana söylüyorum, kulaksız ve dilsiz olan işitiyor. )

    - DİNLEMEMEK ile/ve/||/<> BASTIRMAYA ÇALIŞMAK ile/ve/||/<> ORTAMDA DEĞİLMİŞ GİBİ DAVRANMAK

    - DİNLEMEMEK ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/>/< NANKÖRLÜK
    ( Bir tek, nankörler dinlemez! )

    - DİNLEMİŞ/DİNLİYOR GİBİ GÖRÜNMEK ile/değil/yerine DİNLEMEK

    - DİNLEYENİN OLMAMASI ile/değil ANLAYANIN OLMAMASI
    ( Dinleyeni olmadığından değil anlayanı olmadığından sessizleşir insan. )

    - DİRETME ile/ne yazık ki DAYATMA

    - DİRİĞ/ESİRGEME ile KAYIRMA
    ( Anneler/babalar, tüm çocukları esirger ve fakat kendi çocuklarını (çoğunlukla/bazen) kayırırlar. )
    ( Herkesi esirger ve fakat bazı kişileri, bazı durum ve koşullarda kayırır.[o kişiyi korumak ve o durumun/koşulun genelleşmemesini sağlamış olmak, sürdürmek üzere/için!] )

    - DİŞ MACUNU VE BENZERİ TÜPLERİNİN:
    ORTASINDAN SIKMAK
    yerine DİBİNDEN, YUKARI DOĞRU SIKMAK

    - DIŞLAMA! ve/||/<> YARGILAMA!

    - DIŞLAMA(MA)K ile/ve/||/<> KÜÇÜMSE(ME)MEK

    - DIŞLAMA(MA) ile/ve/<> HOR GÖRME(ME)

    - DIŞLAMAK ile ARKADA BIRAKMAK

    - DIŞLAMAK ile AŞAĞILAMAK

    - DIŞLAMAK ile GÖRMEMEZLİKTEN GELMEK

    - DIŞLAMA ile ÖTEKİLEŞTİRME

    - DIŞLAMA ile/değil/yerine UYANDIRMA (ÇABASI/VESİLESİ)

    - DIŞLAYICI ile/değil/yerine KAPSAYICI

    - DOĞRUDAN SÖYLEMEK ile AÇIK AÇIK SÖYLEMEK/KONUŞMAK

    - DOKUNMA COŞKUSU/TUTKUSU ile/ve/değil/yerine/<> GÖRME COŞKUSU/TUTKUSU

    - DOKUNMA!:
    ÖZELİNE
    ve/||/<> ÖZÜRÜNE ve/||/<> KUTSALINA

    - DOLANDIRICI ile TAVCI
    ( ... İLE Birini kandırarak, yüze gülerek aldatan kişi. | Yurt dışından geldiğini söyleyerek üzerindeki değeri düşük altın ya da mücevherleri çok değerli gösterip dolandırıcılık yapan kişi. )

    - DOLANDIRMAK ile DOLANDIRMAK
    ( Üçkağıt. İLE Uzatmak. )

    - DONUKLUK ile/değil ÇİĞLİK

    - DÖRT İSTEK:
    AÇGÖZLÜLÜK
    ile/ve/||/<>/> ÇEKİŞME ile/ve/||/<>/> GÖSTERİŞ ile/ve/||/<>/> GÜÇ TUTKUSU

    - DOST:
    YANLIŞINI DUYURAN/YAYAN
    değil YANLIŞINDA UYARAN ve/sonra KORUYAN/KOLLAYAN

    - DOSTUNA, HERŞEYİ/Nİ ANLATMA! ve DÜŞMANINA, BÜYÜK/FAZLA HAKARET ETME!
    ( [ileride] Düşmanın olabilir. VE Dostun olabilir. )
    ( ...nın, yarısını göster, yarısını gösterme! )

    - DOYUMSUZ/LUK ile/ve/<>/|| DUYARSIZ/LIK

    - DUDAK BÜKMEK ile DUDAK SARKITMAK
    ( Beğenmemek. İLE Somurtmak. )

    - DURDURMAK ve/||/<>/< DURMAK
    ( Yaşamımızdaki ve çevremizdeki tüm yakın ya da uzak sorunları, öncelikle sorunların ve sorunları yaratanların karşılarında durarak, yapmayarak, yaptırmayarak, "Hayır!" deme olanağımızla[ihtiyârımızla/muhtariyetimizle] durdurabiliriz. )

    - DÜRÜST/LÜK >< BİLGİSİZ/LİK(CEHÂLET)

    - DÜŞKÜNLÜK ile/ve/değil/yerine ÖNCELİK (VERMEK/VERİLEN)

    - DÜŞMAN ve DELİ ile/değil/yerine/||/>< DOST ve ÂŞIK
    ( İşine geleni söyler. VE Ağzına geleni söyler. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Gerçekleri söyler. VE Gönlünden geçeni söyler. )

    - DÜŞMAN/LIK ile/değil/yerine/>< DOST/LUK
    ( Düşmanın en büyük hilesi, "dostluğudur". )
    ( Dostluğunun bedelini ödemekten kaçınanın, "düşmanlığı"nı önemsemeyebilirsin. Fakat düşmanlığının bedelini ödemeye hazır olanın, "dostluğu"nu ciddiye al! )
    ( Dedikodu/nu eder. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Uyarır/ikaz eder. )

    - DÜŞMAN:
    KARŞINDAKİ
    ile/ve/değil/||/<> "YANINDAKİ" ile/ve/değil/||/<> "İÇİNDEKİ"
    ( Elindeki kılıçla. İLE/VE/DEĞİL/||/<> Arkasına sakladığı hançerle. )

    - DÜŞMANLIK değil/yerine/>< BİREŞİM/TEVHİD

    - DUŞU/YIKANMAYI:
    SICAK SUYLA TAMAMLAMAK
    değil ILIK (ya da [DAYANILABİLİR] SOĞUĞA YAKIN) SUYLA TAMAMLAMAK

    - DUŞU:
    YEMEKTEN/KAHVALTIDAN SONRA, DOLU MİDEYLE YAPMAK
    değil/yerine YEMEKTEN/KAHVALTIDAN ÖNCE, BOŞ MİDEYLE YAPMAK

    - DÜŞÜN(E)MEMEK değil/ne yazık ki/< "DÜŞÜNMEYİ İSTEMEMEK"

    - DÜŞÜNCE/DUYGU/DAVRANIŞ'LARDA:
    KOŞMAK/EMEKLEMEK
    değil/yerine YÜRÜMEK

    - DÜŞÜNCEDEN DAHA ZARARLI OLAN:
    "USTA SALDIRICI"
    ile/ve/değil/||/<> ACEMİ SAVUNUCU

    - DÜŞÜNCELERİ ÖĞRENMEK ile/ve/değil/yerine DÜŞÜNMEYİ ÖĞRENMEK/BECERMEK

    - DÜŞÜNCESİZLİK ile DÜŞÜNEMEMEK/DÜŞÜNEMEMİŞ OLMAK

    - DÜŞÜNMEK ile TAKILMAK

    - DÜŞÜNMEMEK ile DÜŞÜNMEMİŞ OLMAK

    - DÜŞÜNMEMİŞ OLMAK ile/değil YETERSİZLİK/ZAYIFLIK/GERİLİK
    ( ... ile/değil REKÂKET )

    - DÜŞÜNMEYE/ANLATMAYA BAŞLAMA:
    KÖTÜLERDEN
    ile/değil/yerine İYİLERDEN

    - DÜŞÜNMEYİ BECEREMEMEK ve/||/<>/>/< DÜŞÜNMEYİ SEV(E)MEMEK

    - DÜŞÜNMEYİ BİLMEMEK ile/ve/<>/= KONUŞMAYI BİLMEMEK
    ( Düşünmeyi bilmeyen, [sürdürmeyen ve geliştirmeyen] konuşmayı da bilemez! )

    - DÜŞÜRMEK değil/yerine DÜŞÜNMEK

    - DUYARLILIK/HASSASİYET ile/ve/değil/yerine ENDİŞE [>< BİLGİ/BİLİNÇ]

    - DUYARSIZ/LIK ile/ve/değil/yerine/||/<> KAYITSIZ/LIK

    - DUYGULARA BAŞVURMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
    TEHDİT
    ile/ve/||/<> DUYGU ile/ve/||/<> ÖNYARGILI DİL ile/ve/||/<> MAZERET

    - DUYGUSALLIK ve/> KONTROLSÜZLÜK

    - DUYGUSALLIK ve/> MUTSUZLUK

    - DUYGU ile/ve/||/<> "BİR DUYGUNUN, BAŞKA BİR DUYGUYLA KARŞILANMASI/KAPATILMAYA ÇALIŞILMASI"
    ( Ancak, bilgi ve bilinç ile doğal işleyişin dışına çıkılabilir. )

    - DUYMA(MA)K ile/ve DİNLEME(ME)K
    ( Her dinlemiyor gibi görünen, dinlemiyor değildir! )
    ( Beyin ve kulak ile. İLE/VE Zihin, veri/bilgi, düşünce ve tutum ile. )

    - DÜZ ANLAM ile TERS ANLAMLANDIRMA

    - DÜZEN KURUCU ile "DÜZEN KORUYUCU" ile "DÜZENİN PARÇASI"

    - ECR-İ HASS ile/ve/<> ECR-İ MÜŞTEREK

    - EDEN > BULUR

    - EĞİLMEDE:
    "ÇIKAR" / "ÜSTÜNLÜK"
    ile/değil/yerine SAYGI
    ( Nokta kadar "çıkar/ın" için, virgül kadar eğilme! / Kimse, kimseden "üstün" ya da yukarıda değildir/olamaz. İLE/DEĞİL/YERİNE Bir kişinin, hizmetine, emeğine, çabasına saygı duyuyorsak... )

    - EĞİLMEK ile/değil DİZLERİ KIRARAK YERE YAKLAŞMAK
    ( Belden eğilmek çok dikkat edilmesi gereken bir eylemdir. Olabildiğince dikkat ederek belden eğilmemek gerekir. Yerden bir şey alınacağı, özellikle kaldırılacağı zaman mutlaka dizleri kırarak yere yaklaşıp, bacak kuvvetiyle doğrulmaktır doğru olan. )

    - EĞLENMEK ile/ve/değil/=/<> OYALANMAK

    - EK OLMAK değil/yerine HAK OLMAK

    - ELEŞTİRİ ile "ALT-ÜST ETME"

    - ELEŞTİRİ ile/ve/> DİKKAT ÇEKMEK ile/ve/> ABARTMAK

    - ELEŞTİRİ ile/ve/değil/||/<>/< GİZLİ HAYRANLIK

    - ELEŞTİRMEK ÜZERE BİLGİ TOPLAMAK/CIMBIZLAMAK ile/değil/>< (TAM/DOĞRU/SAMİMİ) DİNLEMEK

    - ELİNE ile/ve DİLİNE ile/ve BELİNE SAHİP ÇIKMAK

    - EMİR EDEN ile/ve/yerine HİZMET EDEN

    - EMİR ile/ve EDEB
    ( Emir, edebten üstündür. )

    - EMİR ile TÂLİMAT

    - EN (")ÜSTÜNLER/BÜYÜKLER("):
    AHMAKLIK/HAMÂKAT ve KENDİNİ BEĞENMEK
    değil/yerine AKIL ve İYİ HUY
    ( Yoksulluğun. VE Korkulacakların. DEĞİL/YERİNE Zenginliğin. VE Beğenileceklerin. )

    - EN BÜYÜK PİŞMANLIK...
    ( "Pişman olurum" diye yapmadıklarımız. )

    - EN BÜYÜK ZAMAN HIRSIZI:
    KARARSIZLIK


    - EN BÜYÜK:
    YOKSUN/LUK
    ile/ve/<> FAKİR/LİK
    ( Akılsızlık. İLE/VE/<> Bilgisizlik. )

    - ENDİŞE ile/ve/<> KARAMSARLIK

    - ENDİŞE ile/ve/> SIKINTI
    ( Geçmiş ıstırabın anısı ve onun yinelenmesi korkusu, kişiyi, gelecek hakkında kaygılandırır. )

    - ENDİŞE ile/ve/<> TELÂŞ

    - ENGEL OLMAK ile ARAYA GİRMEK

    - ENGEL OLMAK değil/yerine TEŞVİK ETMEK

    - ENGELLEYİCİ ile/değil/yerine DENGELEYİCİ

    - ENGELLİ (mi?) ile/değil ENGELLENEN (mi?)
    ( BOLLUK-KITLIK )

    - ENGELLİYE:
    ACIMAK
    ile/değil/yerine SAYGI GÖSTERMEK

    - ERKEN SAMİMİYET ile/değil/yerine SAMİMİYET
    ( Erken samimiyet, pişmanlık doğurur. )

    - ESARET değil/yerine/= TUTSAKLIK/BOYUNDURUK(/YÜK)

    - EŞEK HAZZI ile SANATÇI HAZZI

    - EŞEYSEL ENGELLENME ile/ve/değil VAROLUŞSAL ENGELLENME

    - EŞEYSEL USANDIRI/TÂCİZ ile MOBBING

    - EŞİTSİZLİK ile/ve DENGESİZLİK

    - ESNEMEDE [AĞZIN EL İLE KAPANIŞINDA]:
    SOL ELİN DIŞI
    ile/ve/değil/yerine SAĞ ELİN AVUÇİÇİ
    ( Tüm genel/günlük koşullarda. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Namazda. )

    - EŞYALARI/ÇANTAYI:
    BIRAKMAK, ORTAMA GÜVENMEK
    yerine/değil YANINDA TUTMAK, SAHİP ÇIKMAK
    ( Eşyanın/çantanın yanınızda tutulmasının gerekliliği, çalınmaması için değil/yanısıra, bir hasar/kayıp ya da hırsızlık durumunda orada bulunan herkesi zan altında bırakmaması içindir. )

    - EŞYALARI:
    VİTRİNDE/SANDIKTA/... TUTMAK/SAKLAMAK
    ile/yerine/değil KULLANMAK
    ( "Bir gün kullanılır", "Misafir için" vb. düşünceler/tutumlar yerine kullanalım onları! )

    - ETİKET[Fr. < Alm.] ile/= YAFTA[Fars.]
    ( Bir malın, tür, miktar vb. niteliklerini ya da kitap, defter vb. şeylerin, kime ait olduğunu belirtmek, belirli kılmak için üzerlerine konulan küçük kâğıt. | Toplum içindeki davranışlarda izlenecek yol.TEŞRİFAT İLE/= Üzerine asıldığı ya da yapıştırıldığı şeylerle ilgili herhangi bir bilgi veren, yazılı kâğıt parçası. )

    - ETKİ/LEME ile ENGEL/LEME
    ( Engeller bir ölçüde kalktığında, O, bir anda içinize doğar. )
    ( Sana engel olmaya çalışanlar, başaracağına, en çok inananlardır. )
    ( It will dawn on you suddenly, when the obstacles are removed to some extent. )

    - ETKİLEMEYE ÇALIŞMAK (İÇİN) KONUŞMAK/ANLATMAK ile/ve/değil/yerine (SADECE) KENDİNİ ANLATMAK/TANIMLAMAK (İÇİN) KONUŞMAK/ANLATMAK

    - EVİNİ/MUTFAĞINI/BUZDOLABINI, MARKETE ÇEVİRMEK değil/yerine EVİNİ/ZİHNİNİ, MARKETTE TUTMAK
    ( İstediğimiz zaman/gerektiğinde, gerektiği kadarını marketten almak varken "her an ve hemen istediğim yerine gelsin" diye onlarca gereksiz/gerekli ürünü evimizde bulundurmamız şart değil! )

    - EVLİLİKTE/İLİŞKİDE:
    (")KÜSME(")
    ve/<>/>/< (")BAĞIRMA(")

    - EXCEEDINGLY vs. EXCESSIVELY

    - EYLEMSİZ "ÖNGÖRÜ" ile/ve/<> ÖNGÖRÜSÜZ "EYLEM"
    ( Hayal görmek. İLE/VE/<> Karabasan görmek. )

    - EZBERCİ/LİK ile/değil/yerine HAZIRCI/LIK

    - FAHİŞ[Ar.] değil/>< NARH[Fars.]
    ( Ölçüyü aşan, aşırı, çok fazla. | Ahlâka ve törelere uygun olmayan. DEĞİL/>< Tüketiciyi korumak amacıyla, özellikle zorunlu gereksinme maddeleri için devletçe saptanan fiyat. )

    - FÂİZ ve/||/<>/> FÂHİŞ[çoğ. FUHUŞ]

    - FAZLA FEDÂKÂR/LIK
    ve/||/<>/>/ne yazık ki
    (FAZLA) VEFÂSIZ/LIK

    ( Fedâkârlığın fazlası, vefâsızlığa neden olur. )

    - FAZLA SAFLIK ile/ve/> İHÂNET
    ( Bazen fazla saflık da ihanetin nedeni/kaynağı olabilir. )

    - FAZLA ile/ve/değil HIZLI

    - FEDÂKÂRLIK:
    YAPTIKLARIN
    ile/değil YAPMADIKLARIN
    ( Başkaları için. İLE/DEĞİL Kendin için. )

    - FESAT ile PARANOYAK
    ( İçi fesat olanın işi kesat olur. )

    - FIRSATÇI/ÇIKARCI ile/değil KÂMİL

    - FİŞFİKLEMEK ile KIŞKIRTMAK

    - GADİR["ga" uzun okunur] ile GADÎR[çoğ. GUDERÂ', GUDÜRÂN]
    ( Gadreden, ihanet eden, fenalık eden. İLE Sel ile oluşan birikinti su, durgun su, göl. | Küçük ırmak. )

    - GAFLET ile/ve/<> CEHÂLET

    - GARAZ değil/yerine/= HEDEF, GAYE, MEYİL, İSTEK

    - GASP değil/yerine/>< FERÂGAT

    - GASTRONOMİ değil ASTRONOMİ
    ( Damağını tatmin etmek için yaşamını yok eden olmak. DEĞİL Uzayın/doğanın derinliklerini araştıran olmak gerek. )

    - GAZAB değil/yerine/= ÖFKE, HİDDET, KIZGINLIK

    - GAZ ve/<> KABIZLIK/İNKIBAZ

    - GEÇ KALMAK ile/değil/yerine GENÇ KALMAK

    - GEÇİCİ ile/ve ALDATICI

    - GECİKTİRME ile/ve/değil/yerine/<> ÖTELEME

    - GEÇİM SIKINTISI ile/ve/> CAN SIKINTISI
    ( Geçim sıkıntısı olanların, can sıkıntısı yaşama fırsatları bulunmaz. )

    - GEÇİŞ KARTINI:
    YAVAŞ BASMAK
    ile/değil/yerine ÜZERİNDE TUTMAK/BEKLEMEK

    - GEÇİŞTİRMEK ile/ve/değil/yerine HIZLANDIRMAK

    - GEÇİŞTİRMEK ile/ve/<> ÖTELEMEK

    - GEĞİRMEK ile/ve OSURMAK
    ( Kültürlere göre ikisi de çok büyük ayıp/yanlış/hata olarak da, sıradan bir durum olarak da algılanabilmekte/değerlendirilebilmektedir. )
    ( Bazı kültürlerde, yemek sırasında yellenme bile sıradan bir durum olarak karşılanabilmektedir. )
    ( FLATUS VOCES )
    ( Üstten. İLE/VE Alltan. )
    ( Ağızdan. İLE/VE Anüsten. )

    - GELECEĞİ "MERAK EDENLER"İN BAKACAKLARI:
    "FALLAR/BURÇLAR"
    değil/yerine MEZAR(LIK)LAR
    ( Bin "merak", bir borcu (bile) ödemez. )
    ( Merak, kişinin, kendi başına (g)ördüğü bir "iştir". )

    - GELECEKTEN ÜMİDİ/Nİ KESMEK ile/ve/değil/<> YAPACAKLARINDAN VAZGEÇMEK

    - GELEN TELEFONU/MESAJI/ÇAĞRIYI/MEKTUBU:
    HER ŞEYİ BİR YANA ATARAK, KONTROLDIŞI/BİLİNÇDIŞI YANITLAMAK
    değil/>< ORTAMI/ÇEVREYİ/KİŞİYİ/KİŞİLERİ GÖZÖNÜNDE BULUNDURARAK UYGUN ZAMANDA, UYGUN TUTUM İLE YANITLAMAK

    - GELİRİNİ KULLANMA/TÜKETME:
    YAŞAMAK ÜZERE
    ve/||/<>/> HAYIR İŞLEMEK ÜZERE ve/||/<>/> "HAYIR!" DİYEBİLMEK ÜZERE

    - GELİŞİGÜZELLİK ile/ve KEYFÎLİK

    - GENÇKEN ÇABALA!:
    "PARA/ÇIKAR KAZANMAK" İÇİN
    değil/yerine ÖĞRENMEK İÇİN

    - GENELLEME:
    "GENİŞ DÜŞÜNMEK"
    değil GEVİŞ GETİRMEK

    - GENELLEME ile/ve "BÜYÜTMEK"

    - GENELLEME ile/ve/değil "SIÇRAMA"

    - GENELLEME ile/ve/değil ABARTMA

    - GENELLEME ile/ve/> AYRIMCILIK

    - GENELLEME ile/değil BENZETME/TEŞBİH

    - GENELLEME ile ÇIKARIM

    - GENELLEME ile/ve/değil/yerine DEĞİLLEME

    - GENELLEME ile/ve EKSİK TÜMEVARIM
    ( Her şeyi genelleştirmeyi seven kişi, çoğunlukla yalan söyler. )

    - GENELLEME ile/değil/yerine/>< EMİN OLARAK

    - GENELLEME ile/ve/<> EZBERİNİ SÖYLEMEK

    - GENELLEME ve/||/< GENELLEMENİN FARKINDALIĞI

    - GENELLEME ile/ve/||/<>/> HATA

    - GENELLEME ile/ve/<> ÖTEKİLEŞTİRME

    - GENELLEME ile/ve/değil SINIRLAMA

    - GENELLEME ile TOPTANCI TUTUM

    - GENELLEME ile/ve/değil YUVARLAMA

    - GENELLEŞTİRME ile/ve MUTLAKLAŞTIRMA

    - GENELLEŞTİRME ile/değil ÖRNEKLENDİRME

    - GENELLEŞTİRME ile/ve SOYUTLAŞTIRMA

    - GENELLEŞTİRME ile/ve SOYUTLAYARAK GENELLEŞTİRME

    - GENELLEŞTİRME = TAMİM = GENERALIZATION[İng.] = GÉNÉRALISATION[Fr.] = GENERALISATION[Alm.] = GENERALIS[Lat.]

    - GENELLİYORSAK/GENELLEYECEKSEK
    ile/değil/yerine/><
    GENELLEMİYORSAK/GENELLEMEYECEKSEK

    ( [söyleyeceğimizi] Söylemeyelim ve daha çok düşünmeye devam edelim. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Söyleyebiliriz/konuşabiliriz, düşünebiliriz. )

    - GENELME ile GENELEME ile GENELLEME
    ( Genişleme. İLE Bir düşüncenin, farklı sözlerle, yeniden/tekrar anlatılması. İLE Bir ya da birkaç özel/tekil veriyi/durumu, herşeyi/herkesi katarak ve tek bir şeye indirgeyerek açıklamaya çalışma "iddiası"/zayıflığı.[Tüm genellemeler, yanlıştır! Bu bile!] )

    - GENİŞ ZAMAN ile/ve/<> GENELLEŞTİRME

    - GEREKLERİNİ YAP(A)MADIYSAN:
    HESAP SORMA!
    ve SIZLANMA!

    - GEREKSİNİM DUYMAYACAKLARINI SATIN ALMAK > GEREKSİNİM DUYACAKLARINI SATMAK ZORUNDA KALMAK

    - GEREKSİZ ELEŞTİRİ ile/ve/değil/||/<>/< GİZLİ HAYRAN/LIK

    - GEREKSİZ/YERSİZ/ANLAMSIZ "TEPKİ VERMEK" ile/ve/değil/yerine HAREKETE GEÇMEK
    ( Sadece aptallar, gereksiz/yersiz/anlamsız "tepki verir". )

    - GERGİN/LİK ile/ve/değil ŞİŞKİN/LİK

    - GERİ ÇEKİLMEME ve/||/<> AÇIKLAMA GETİRMEME

    - GERİCİLİK ile/değil/yerine GELENEKÇİLİK

    - GEVEZE/YANŞAK ile ÇAÇARON[< İt.]
    ( ... İLE Karşısındakini susturacak biçimde ve çok konuşan, çenesi güçlü, geveze. )

    - GEVEZELİK ile/değil/yerine/>< KENDİNİ GELİŞTİRMEK

    - GEVŞEK/LİK ile/ve/||/<> ESNEK/LİK

    - GICIK ETMEK ile/ve İLGİ ÇEKMEK

    - GÖÇEBE ile HORDA
    ( ... İLE Göçebe ve ilkel olarak yaşayan, yağmacı ve sataşkan topluluk. )

    - GÖRDÜĞÜNÜ "SEVMEK" ile/değil/yerine/>< SEVDİĞİNİ GÖRMEK

    - GÖRGÜSÜZ/LÜK ile/değil/yerine BİLGİSİZ/LİK
    ( Bilgisizlik, görgüsüzlükten daha ağırdır ve görgüsüzlüğe yeğdir. )
    ( Görgü, sürekliliğin, kalıcılığa dönüşmesiyle gerçekleşir. )

    - GÖRKEME BAŞVURMAK değil/yerine/>< YALINLAŞMAK
    ( Zayıf "kişilikler"de. DEĞİL/YERİNE/>< Güçlü kişiliklerde. )

    - GÖRMEK/BAKMAK:
    "İSTEDİĞİNİ"
    ile/ve/değil/yerine/||/<> İSTEDİĞİN ŞEY İÇİN GEREKEN(LER)İ

    - GÖRMEMEZLİKTEN GELMEK ile/ve/<> KAÇMAK

    - GÖRMEMEZLİKTEN GELMEK ile/ve YUTTURMAK

    - GÖRÜNTÜNÜN/MANZARANIN:
    EN ÇİRKİNİ/KORKUNCU
    ile/değil/yerine/>< EN GÜZELİ
    ( Somurtan bir "yüz". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Gülen bir yüz. :) )
    ( Gülen İnsan Yüzünün Görsel FaRkLaR'ı için burayı tıklayınız... )
    ( Kara delik. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Güneş. )

    - GÖVDE(N):
    [ne] ATMAK
    ve [ne de] TAPMAK

    - GÖZ KAPAĞI ve/+/||/<> DUDAK
    ( "Herşeyi görme!" diye vardır. VE/+/||/<> "Her sözü söyleme!" diye vardır. )
    ( Kulakta, sürekli takılı olması gereken iki küpe...

    Bir şey ki, yapmasan da olur... YAPMA!
    Bir şey ki, söylemesen de olur... SÖYLEME! )

    - GÜCÜN:
    KENDİ ELİNDE TUTULMASI
    ile BAŞKASINA UYGULANMASI
    ( Elinde biriktirdiğin/tuttuğun oranda sana zarar verir. İLE Başkasına zarar verir. )
    ( Haset vb. )

    - GÜLMEK ile AYIPLAMA

    - GÜLME ile KİKİRDEME

    - GÜLÜŞ(ÜN) < ACI(SI) değil/yerine ACI(N) > GÜLÜŞ(Ü)
    ( Olmamalı. DEĞİL/YERİNE Olabilir. )

    - GÜNAH ile/ve/<> SEYYİAT

    - GÜNEŞE:
    YAKIN OLMA! ve UZAK OLMA!
    değil/yerine/><
    BELİRLİ BİR UZAKLIKTA OL!

    ( Yanarsın. VE Donarsın. DEĞİL/YERİNE Yaşam bulursun. )

    - GÜNEŞTE:
    YANMAK
    ile/ve/değil/yerine KARARMAK
    ( 11:00 ile 16.00 arası güneş altında kalınmamalı! [yaz saati uygulamasına göre] )

    - GÜNLÜK YAŞA(MAK) ile/değil/yerine GÜNÜ YAŞA(MAK)
    ( Vurdumduymazlık içinde, hesapsız, düzensiz, aykırı, asalak yaşam. İLE/DEĞİL/YERİNE Gün içinde yaşanan, olan-biten herşeyi, olumlu ya da olumsuz tam anlamıyla yaşamak. )
    ( Temel olan, günü tam bir uyum ve bütünlük içinde yaşamak. Günü Yaşa(Carpe Diem), günlük yaşamak değildir! )

    - GÜNÜ GEÇİRMEK değil/yerine GÜNÜ YAŞAMAK
    ( Kişi, inandığı gibi yaşayamıyorsa, yaşadığı gibi inanmaya başlar. )

    - GÜNÜ, GÜNÜNE EŞİT OLAN ve/> ÂN'I, ÂN'INA EŞİT OLAN

    - GÜRÜLTÜ YAPMAMALI!

    - Gürültü yapmayacak şekilde DİNLE!!!

    - GÜRÜLTÜ/DAĞDAĞA ve/<>/= DEDİKODU

    - GÜRÜLTÜ ile YAYGARA
    ( ... İLE Gereksiz olarak yüksek sesle bağırıp çığırma. )

    - GURUR:
    "GÜÇLÜ" KILAR
    ve fakat MUTLU ETMEZ

    - GURUR ile/değil İNAT

    - GURUR ile KİBİR
    ( Kibir, kişinin, kendine "iltifatıdır". [iltifat, en karşı konulamaz olanlardandır] )
    ( BÂD-DÂR[Fars.]: Kibirli. | Şişman. | Deli. | Hiçbir işle ilgisi olmayan. )
    ( Kibir, bele bağlanmış taş gibidir. Onunla, ne yüzülür, ne de uçulur. )

    - GURUR değil/yerine/>< MUTLULUK
    ( Neden, çocuklar, kavga ettikten sonra hemen barışıp birlikte oynamaya devam ederler? Çünkü, onların mutluluğu, gururdan daha değerlidir. )

    - GÜZELLİK >< FAZLALIK
    ( Güzellik, fazlalıklardan arınmışlıktır. )

    - HADDİ/Nİ AŞMA ile/ve/||/<>/>/< "RAHATLIK"
    ( HADDİ/Nİ AŞMA ile/ve/||/<>/>/< "RAHATLIK" )

    - HADDİNİ-HESABINI (BİLMEMEK)

    - HÂDİ'[< HADÎA] ile HÂDÎ ile HÂDÎ[< HİDÂYET | çoğ. HEVÂDÎ, HÜDÂT] ile HAYDİ!
    ( Hileci, dolapçı. | Fena, bozuk. İLE Sırada ilk, birinci. | Yenilene yardım eden, yardımcı. İLE Doğru yolu gösteren, hidâyet eden. | Kılavuz, rehber. | Önde giden. | Mızrak ucu. İLE "Hareket geç!" )

    - HAFİFE ALMAK ile/ve/<> GENELLEMEK

    - HAFİFE ALMA ile/değil/yerine ELEŞTİRİ

    - HAİN/LİK ile/değil/yerine VEFÂSIZ/LIK

    - HAİNLEŞTİRME ile/ve/<> ÖTEKİLEŞTİRME

    - HAİNLİK(TEN) ile/değil KORKU(DAN)

    - HAİNLİK ile/değil/ne yazık ki BİLMEMEZLİK

    - HAKARET ile/ve SÖZLÜ SALDIRI

    - HAKARET ile/değil TESPİT

    - HAKİKÂTİNİ DAĞITMAK ile/ve HAKİKÂTİNDEN VAZGEÇMEK

    - HAKÎR ile/değil HAKİR

    - HAKKINDA KONUŞMAK ile DEDİKODU
    ( Çocukların ağzı fakat "büyüklerin" içi konuşur. )
    ( Konuştuğunda hayır söyle ya da sus! )

    - HAKLI OLANI, GÜÇLÜ KILAMAMAK ve/ne yazık ki/> GÜÇLÜ OLANI, "HAKLI KILMAK"

    - HAMAL/LIK ile/ve/||/<> HAİN/LİK
    ( (")Düşmanından("), bir şey almayanların durumu. İLE/VE/||/<> (")Düşmanından("), yanlış şeyler alanların durumu. )

    - HANTALLIK ile/ve/> ATÂLET
    ( Hantallık, atâlete ve sonrasında da gittikçe kişinin kendini tüketmesine yöneltir/neden olur. )

    - HARAZA ile HARAZA
    ( Kavga, gürültü, karışıklık. | Öfke, sinir. İLE Sığırın öd kesesinden çıkan taş. )

    - HARCADIKLARINDAN KALANI BİRİKTİRMEK değil/yerine/>< BİRİKTİRDİKTEN SONRA, KALANI HARCAMAK

    - HAREKET ile/ve/<> TELÂŞ

    - HARÎM ile HARÎM
    ( Saygısız, çekinmez, kayıtsız. İLE Biri için kutsal olan şeyler. | Harem dairesi, harem. | Evin içi gibi başkasına kapalı olan yer. | Bir evin civârı. | Avlu. | Ortak, şerîk. | Hacıların, hac zamanında büründükleri örtü. )

    - HÂRİS ile HÂRİS[< HİRÂSET] ile HARÎS[< HIRS]

    - HASED ile BUHUL ile ŞUH ile GIPTA
    ile/değil/yerine/>/<
    SEHÂVET ile İSÂR ile CÛD ile FAKR ile MAHV

    ( | "Bende yok, onda da olmasın." İLE "Bende var ama onda olmasın". İLE "Onunki, benim olsun". İLE "Onda var, bende de olsun". |

    İLE/DEĞİL/YERİNE/>/<

    | "Bende var ama onda da olsun". İLE "Benim değil onun olsun". İLE "Benim yok ama onun, olsun". İLE "Onda yok, bende de olmasın". İLE "[Paylaştığı/bölüştüğü halde ...] Bir şey mi vermişim/z?". | )

    - HASED/HASET
    ( KIŞKANÇLIK, ÇEKEMEMEZLİK | HAKKI ÖRTMEK [KÖKÜ KÜFÜRDÜR] )

    - HATADAN:
    ÇEKİNMEK
    ile/değil KAÇINMAK

    - HATALARINLA:
    [ya] YÜZSÜZLEŞMEK
    ya da/değil/yerine YÜZLEŞMEK
    ( Kişinin, kendiyle yüzleşmeye yüzü yoksa, başkalarının hatalarıyla oynar durur. )

    - HATA ile/ve/değil/yerine/||/<> AĞMAN
    ( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Eksiklik, kusur, ayıp. )

    - HATA ile/ve/||/<>/< GURUR

    - HATA ile/ve/||/<>/> İHLÂL ile/ve/||/<>/> İKRAR

    - HATA ile/ve/değil/< NİYET BOZUKLUĞU

    - HAYALPERESTLİK ile ABARTMA

    - HAYIFLANMAK ile SIZLANMAK

    - HAYIR! ve/||/<> YAPMAYABİLECEKLERİM/İZ
    ( Kişi, kendini, en iyi, en kolay ve en hızlı olarak yazı aynasında tanır ve gerçekleştirir. Öncelikli olarak, iki ayrı sayfada, "HAYIR!" ve "YAPMAYABİLECEKLERİM" dizinlerini oluşturmakla başlamak gerekmektedir.[Üşenmeden, ertelemeden, vazgeçmeden, en kısa sürede başlamanızı salık veririz...] )

    - HAYIR >< İSRAF
    ( Hayırlıda israf, israfta hayır olmaz. )

    - HAYIR = NO[İng., İt., İsp.] = NON[Fr.] = NEIN[Alm.]

    - HAYVAN GİBİ YAŞAYAN "KİŞİ/İNSAN" ile/değil/>< İNSAN GİBİ HAREKET EDEN "HAYVAN"

    - HAZ:
    DEĞİŞKEN
    ile/değil/yerine DEVİNGEN
    ( Gövdede ve gövdeye yönelik.[keyif] İLE/DEĞİL/YERİNE Zihinde ve zihne yönelik.[zevk] )

    - HECCAV[Ar.] değil/yerine YERGİCİ

    - HEP ile/değil 2 (KEZ)

    - HER İŞE KARIŞMAK =/<> HİÇBİR İŞ YAPMAMAK

    - HERCÂÎ[Fars.] değil/yerine/= YELTEK/GELGEÇ
    ( İsteğinde kararlı olmayan ya da konudan konuya geçiveren. | Aşkta, değişken, vefâsız. )

    - HESABI:
    "YIKMAK"
    ile/ve/değil/yerine "YÜKLEMEK"

    - HEVES KIRILMASI ve/<>/> YALNIZLIĞA YÖNELİM/DÜŞKÜNLÜK

    - HEYECAN ile/ve ACELE

    - HEYECAN ile/ve/değil TELÂŞ

    - HİCİV/HİCV değil/yerine/= YERGİ/TAŞLAMA
    ( Birini, bir toplumu, bir düşünceyi, bir nesneyi ya da bir göreneği yermek için yazılmış yazı ya da söylenmiş söz. )
    ( Terbiyesize, terbiyesizliğini, terbiyesizlik yapmadan ve onun seviyesine inmeden söylemek/yazmak. )
    ( Taşlamak. | Sert madenleri aşındırıcı bir taşla parlatma ve yerine uymasını sağlama. | Alaylı halk şiiri. | Kapalı bir biçimde, dolaylı olarak söz söyleme, tariz. | Hakaret. )

    - HİÇKİMSEYİ:
    ÖVMEMEK
    ve/||/<> KÜSMEMEK ve/||/<> YAKINMAMAK ve/||/<> SUÇLAMAMAK
    ( Olgunluğun gereği ve göstergelerindendir. )

    - HİDDET ile/ve ŞİDDET

    - HİLE ile/ve/<> DESİSE
    ( ... İLE/VE/<> Hile, oyun, el altından yapılan iş. )

    - HİLE ile/ve HESAP

    - HIRABE[Ar. harbe/savaşa giderken] değil/yerine/= YOL KESME

    - HIRA ile HIRA
    ( Zayıf, cılız. İLE Çok yiyen, obur. )

    - HIRPALAMA ile TARTAKLAMA
    ( Örseleme. | Dövmek. | İtip kakmak, azarlamak ya da yıpratmak. İLE Çekerek ve iterek hırpalamak. )

    - HIRS ve İSRAF değil/yerine/>< İKTİSAD ve KANAAT
    ( Zararlı bir küfrân. VE Nimeti, çirkin ve zararlı bir küçümseme. DEĞİL/YERİNE/>< Nimete, güzel ve yararlı bir saygı. İLE Ticaretli bir şükran. )
    ( Yanıltır, zelîl eder. DEĞİL/YERİNE/>< Aziz eder. )

    - HIRSIZ/LIK ile/ve/değil "UYANIK/LIK"

    - HIRSIZ değil/yerine/>HIRSSIZ
    ( Hırssız kişi, hırsızlığa gerek duymaz. )

    - HIRS değil/yerine GEREKSİNİM
    ( Dünya, herkesin gereksinimine yetecek kadarını sunar; fakat herkesin hırsına yetecek kadarını değil. )

    - HIRS ile/ve/<> HIZ

    - HIRS ile İHTİRAS
    ( Kontrol edebiliriz. İLE Kontrolü altındayızdır. )
    ( Sevdiğimiz şeyler, arzu ve ihtiraslarımız, en büyük düşmanımızdır. )
    ( We can control it. VS. We are under control of it. )
    ( HIRS: Devenin, dilini ısırıp kendi kanını emmesi. İLE Kişinin, kendini yiyip bitirmesi. )

    - HIRS değil/yerine/>< SABIR

    - HIRS değil/yerine/>< YASA

    - HISIM ile HASIM
    ( Akraba, yakın. İLE Yağı, düşman. )

    - HIYÂNET ile İSABETSİZLİK

    - HIZ REKORU ile/değil HIRS REKORU

    - HIZ YAPMAMALI!

    - HİZİPLEŞME ile HIRLAŞMA

    - HİZMETİN:
    [ne yazık ki]
    KÖTÜ İŞLEMESİ
    ile/ve/||/<>/< GEÇ İŞLEMESİ ile/ve/||/<>/< İŞLEMEMESİ

    - HIZ değil/yerine/>< DAYANÇ/SABIR

    - HIZ ve/<> DİKKAT
    ( Hız, yoğun dikkat gerektirir. )

    - HIZ ile/ve HAZ
    ( Kişinin en büyük baş belâları. )

    - HOCANIN:
    YAPTIĞI
    ile/ve/değil/yerine/<>/>/< SÖYLEDİĞİ/DEDİĞİ
    ( Hocanın dediğini yap, yaptığını yapma! )

    - HOR GÖRMEK değil/yerine HOŞ GÖRMEK

    - HOR GÖRMEK ile KENDİNİ HOR GÖRMEK
    ( ZİLLET: Hakirlik, horluk, aşağılık, alçaklık. )

    - HOR GÖRME ve/<> KISKANMA
    ( Fakirsen. VE/<> Zenginsen. )

    - HORGÖRÜ ile/yerine HOŞGÖRÜ
    ( Hor görme! Hor gördüğüne muhtaç olursun. )
    ( Güçlü bir zihin hoşgörülü, dar bir zihin horgörülü olur. )

    - HOYRATLIK[Yun.] ile HUŞÛNET[Ar.]
    ( Kaba, kırıcı ve hırpalayıcı. İLE Sertlik, kabalık, kırıcılık. )

    - HUKUKSUZ/LUK ve/> KAYITSIZ/LIK

    - HUKUKU:
    DELMEK
    ile/değil/yerine DEĞİŞTİRMEK

    - HÜKÜMETİ/HÜKÜMETLERİ CİDDİYE ALMAK yerine DEVLETİN/VATANIN BÜTÜNLÜĞÜ VE GELECEĞİ İÇİN ÇABA HARCAMAK/ÜRETİMDE BULUNMAYA DEVAM ETMEK

    - HÜKÜM ile ÖNYARGI

    - HULUS[Ar.] ile HULUSKÂR[Ar., Fars.]
    ( Gönül temizliği. İLE Temiz duygulu, içten. | Dalkavuk, şakşakçı. )

    - HURÛŞ değil/yerine/= COŞMA, TAŞMA, ŞAMATA, TELÂŞ, GÜRÜLTÜ

    - HÜSN-Ü KURUNTU ile/değil HÜSN-Ü ZANN
    ( HÜSN-Ü ZANN İLE BAK
    GÖRDÜĞÜN RAHMAN OLUR )

    - HÜSN-Ü KURUNTU ile/değil SÛ-İ ZANN

    - HUY değil/yerine HUY EDİNMEK
    ( Bilinçsiz. DEĞİL/YERİNE Farkındalıkla. )

    - HÜZÜN VE ÜZÜNTÜ ile/ve ÜMİT VE KAYGI
    ( Geçmişte. İLE/VE Gelecekte. )
    ( AHZEN: Çok hüzünlü, kederli. )
    ( In the past. vs./AND In the future. )

    - HUZURSUZLUK ile/ve/<> SIKINTI
    ( Dıştakilerden kaynaklı. İLE/VE/<> İçeride olanlar. )

    - İBZÂL ile İBZÂR
    ( Esirgemeyip bol bol harcama ve kullanma. İLE İsraf. )

    - İBZA ile İBZÂL

    - İCBÂR/CEBRETME değil/yerine/= ZORLAMA/ZORLANMA

    - İCBÂR ile/değil/yerine İTİBÂR

    - İÇE ATMA ile/ve/değil/yerine/<>/>YANSITMA

    - İÇSEL FUKARALIK ile/ve/<> EN BÜYÜĞÜN SAHİPLENİLMESİ

    - İDDİA ETMEK ile/ve/değil/yerine/fakat/<> SÖYLEMEK
    ( Edilemez. İLE/VE/FAKAT/<>/DEĞİL/YERİNE Söylenilebilir. )

    - İDDİALI OLMAK ile/yerine/değil ÇABA(SINI) GÖSTERMEK
    ( Başarı, ancak yorulmaksızın doğru çabaları göstererek kazanılır. )
    ( İyi huyluluğun etkisi, alçakgönüllü ve sıralı çabalarla elde edilen kalıcı durumlarda görünür. )

    - İDDİA ile DAYANAKÇA

    - İDDİA ile/ve/değil/<> İNAT

    - İDDİA değil/yerine NEŞE

    - İDEOLOJİK TAVIR ile SONUÇ ODAKLILIK

    - İDLÂL değil/yerine/= NAZ ETME, NAZLANMA | AŞIRI DERECEDE NAZLANMA

    - İFLÂH (OLMA[MA]K) ile İSLÂH (OLMA[MA]K)

    - İFNÂ / İCBÂR değil/yerine İKNÂ

    - İFRÂD ile TEFRÎT
    ( TEK OLARAK SÖYLEME, MÜFRED | AYIRMA | TEK BAŞINA HACCA GİTME | AŞIRI GİTME, AŞIRILIK )

    - İHÂNET ile/değil MUHÂLEFET

    - İHÂNET değil/yerine/>< SADÂKAT
    ( Sözler verilir, sözler unutulur; gün gelir, ihânet eden, sadâkat ister. )

    - İHÂNET değil/yerine/>< SEVGİ
    ( İhânet, sevgiyi öldürür. )
    ( KÂBİL >< HÂBİL )

    - İHBAR ile/ve/değil DEDİKODU

    - İHMAL ile/ve/değil/>/< OLASI KAST

    - İHMAL değil/yerine/= SAVSAKLAMA/SAVSAMA

    - İHMAL ile TERK

    - İHTİLÂF yerine İTTİFAK

    - İHTİYÂR SAHİBİ (OLMAK/OLAN) ile/ve/<>/|| TASARRUF SAHİBİ (OLMAK/OLAN)

    - İKİLEM ile İKİRCİK

    - İKİNCİL KAYNAKLAR ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ANA KAYNAKLAR
    ( Petrol, Doğalgaz, Uranyum. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Güneş, akarsu, rüzgâr, jeotermal, hidrojen. )

    - İKİRCİK ile İKİRİM
    ( TEREDDÜT ile/ve KARARSIZLIK )

    - İKİYÜZLÜ/LÜK ile/ve/değil/||/<>/>/< KORKAK/LIK

    - İKİYÜZLÜLÜK ile/ve/>/değil/yerine GÖSTERİŞ BUDALALIĞI

    - İLGİSİZLİK ile/ve/değil KAYITSIZLIK

    - İLHAM ile VESVESE

    - İLİŞKİ ile/değil İLİŞKİ DIŞI İLİŞKİ

    - İLK KAR, YENMEZ!

    - İLKELLİK değil/yerine/>< İLKELİLİK
    ( İnsanı ayakta tutan, iskelet ve kas sistemi değil ilkeliliğidir. )

    - İLTİFAT ile HAKARET

    - İLTİMAS ile ŞEFAAT ile İSAR ile TAFDİL[< FADL]
    ( Haksız yere, yasa ve kurallara uymaksızın kayırma, arka çıkma. | Birine herhangi bir konuda öncelik ve ayrıcalık tanıma. İLE Birinin suçunun bağışlanması ya da dileğinin yerine getirilmesi için o kişiyle Tanrı arasında, peygamberin yaptığı aracılık. İLE İkram; bahşiş. | Cömertlikle verme. | Dökme, saçma, serpme. | Kişinin, kendi, gereksinim duymasına karşın bahşiş vermesi. | Seçme. İLE Birini, ötekilerden üstün tutma. | En üstünlük. )

    - İLZÂM ile/ve/<> İCBÂR

    - İNÂ'[< EVÂNÎ] ile İ'NÂ ile ÎNÂ' ile ÎNÂ'
    ( Kap kacak. İLE Zahmete uğratma. İLE Yemiş toplama zamanının gelmesi. İLE Geciktirme, alıkoyma. )

    - İNANÇSIZLIK ile KUŞKU/ŞÜPHE
    ( Ne çıplaklık, ne dağınık saçlar, ne pislik, ne günlerce oruç tutmak, ne yerde yatmak, ne de bağdaş kurarak saatlerce bir yerde oturmak, şüphe ve isteklerden arınmamış bir kişiyi kurtarmaz. )

    - İNANDIĞI NOKTAYA ÇEKMEK İÇİN SORMAK ile SADECE SORU OLARAK SORU SORMAK
    ( Saptırma/çarpıtma. İLE Gerçeğe/doğruya olan bağlılıkla. )
    ( Kötü niyetli ya da bilgisizce. İLE Doğruyu bulmaya yönelik. )

    - İNAT (EDEN) ile/ve/değil/yerine/<> DİRENÇ/İHTİYÂR[< HAYIR] (GÖSTEREN)

    - İNAT ETMEK ile/ve/||/<> PES ETMEMEK ile/ve/||/<> VAZGEÇMEMEK

    - İNAT ETMEK ile/ve/yerine VAZGEÇMEMEK

    - İNAT ile/ve CEHALET

    - İNAT değil/yerine/>< İNSAF

    - İNAT yerine İRÂDE

    - İNAT ile/ve ÜSTÜNE GİTMEK

    - İNDİRGEMECİLİK ile/ve/||/<> GEREKİRCİLİK ile/ve/||/<> NESNELLİK

    - İNDİRGEMEK ile/ve/<> "DÜŞÜRMEK"

    - İNDİRGEMEK ile/değil/yerine ANLAMAYA ÇALIŞMAK

    - İNDİRGEMEK ile/ve/değil HAPSETMEK

    - İNDİRGEMEK ile/ve/<> HAPSETMEK

    - İNDİRGEME ile BASİTLEŞTİRME

    - İNDİRGEME ile/değil/yerine BİLME/BİLEREK

    - İNDİRGEME ile/ve/değil/yerine/>< DAYANDIRMA

    - İNDİRGEME ile/değil/yerine DÖNÜŞ/RÜCÛ/İRCÂ

    - İNDİRGEME ile EŞDEĞER TUTMA/"GÖRME"

    - İNDİRGEME ile/ve/||/<>/>/= HADDİNİ AŞMAK

    - İNDİRGEME ile/ve/> İHMAL

    - İNDİRGEME ile/ve/<>/> KALIPLAŞ(TIR)MA

    - İNDİRGEME ile/ve/> ORTADAN KALDIRMA

    - İNFİRAT ile İNHİSAR
    ( Topluluktan ayrı durma. İLE Tekel. | Tek başına sahip olma. )

    - İNHİMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> BAĞIMLILIK
    ( Bir şeye, aşırı düşkünlük gösterme, kapılma. İLE/VE/||/<>/> ... )

    - İNHİMAK ile İPTİLA
    ( Bir şeye, aşırı düşkünlük gösterme, kapılma. İLE Düşkünlük, tiryakilik. )

    - İNKÂR ile/ve/||/<>/> "AKILSALLAŞTIRMA"

    - İNSANIN/KİŞİNİN AHLÂKI ile/ve HERHANGİ BİR ŞEYİN/NESNENİN "AHLÂKI"

    - İNSANSIZLAŞTIRMA ile/ve/<> DİLSİZLEŞTİRME

    - İNSAN ile HERHANGİ BİR ŞEY('İ)
    ( Kişi, başlı başına bir şeydir! Hiçbir şeyle karıştırılamaz/karıştırılmamalıdır! )

    - İNTİKAM ile/değil/yerine ADÂLET

    - İNTİKAM değil/yerine/>< AFFETMEK
    ( En etkili/büyük intikam, affetmektir. )

    - İNTİKAM ve/>/= KAYBETMEK

    - IRKÇI ULUSÇULUK ile ETNİK ULUSÇULUK ile KÜLTÜREL ULUSÇULUK ile VATAN ULUSÇULUK

    - İRONİ ile ALAY
    ( Alay edenin, nasibi kesilir/kesiktir! )
    ( Sevgiliyle alay edilmez[edemezsin]. )

    - İRONİ > ALAY ALIŞKANLIĞI

    - İŞ:
    [ne yazık ki]
    ÖYLESİNE
    ve/||/<> ŞİŞİRME

    - İŞARET PARMAĞIYLA GÖSTERMEK ile/ve/değil/yerine/|| AYAK İZİ

    - ÎSÂR ile İS'ÂR ile ÎSÂR ile İS'ÂR/İSGAR["ga" uzun okunur] ile İ'SÂR ile İ'SÂR ile İ'SÂR ile İSÂR
    ( Bağ, sargı. | Esirlik. İLE Fiyat biçme, narh koyma. İLE İkram, bahşiş. | Cömertlikle verme. | Dökme, saçma, serpme. | Kendi muhtaç olduğu halde bahşiş verme. | Seçme. İLE Çocuğun diş çıkarması. İLE Sürçdürme, ayak kaydırma. | Birini, büyüklere kötüleme/zemmetme. İLE Güçleştirme. | Fakirleşme. İLE İkindi zamanında bulunma. | Gelin olma çağına gelme. | Kasırga. İLE Keçi memesine takılan kese/torba. )

    - İŞE/ÇALIŞMAYA BAŞLAYAMAMAK ile/ve/<>/değil İŞİN/ÇALIŞMANIN BÖLÜNMESİ/KESİLMESİ KAYGISI
    ( Her iş/çalışma, başlayana, elin değene kadardır. )

    - İŞGÜZAR/LIK ile/ve/||/<>/< BİLGİSİZ/LİK

    - İŞİMİZ/UĞRAŞIMIZ/HİZMETİMİZ:
    | "YIKMAK" ve/ya da "YAKMAK" İLE |
    değil YAPMAK İLE

    - İŞLENMİŞ/RAFİNE/PAKETLİ/KONSERVE/DONMUŞ/HAZIR GIDALAR ile/değil/yerine OLABİLDİĞİ KADAR DOĞAL OLANI
    ( )

    - İSRAF (EKONOMİSİ) değil/yerine/>< İNSAF (EKONOMİSİ)

    - İSRAF ve/değil/yerine İNFÂK

    - İSRAF ile NANKÖRLÜK

    - İSRAF ile SUİSTİMAL

    - ISRAR ETMEK değil/yerine/>< AŞMAK

    - ISRAR ile DİRETMEK

    - ISRAR ile/ve İBRÂM[Ar.]
    ( ... İLE/VE Can sıkacak derecede ısrar etme, üstüne düşme, zorlama. )

    - ISRAR ile/ve İNAT
    ( Ne/yi yapacağın üzerindeki bilinçli kararlılıkta. İLE/VE Ne/yi yapmayacağın üzerine göstermen gereken bilgi ve bilincin, davranış ve tutumun bulunmamasında. )
    ( Sen varsan. İLE/VE Sen yoksan. )
    ( Akıllılıkta. İLE/VE Duygusallıkta. )
    ( Çözümleyicilikte. İLE/VE Tepkisellikte. )

    - ISRÂR ile ISNÂ'
    ( Ayak direme. İLE Yardım etme. | Anla(ya)mayan birinin, gerektiği gibi öğrenmesi. )

    - ISRAR ile/değil ŞANSINI ZORLAMAK (İÇİN)

    - İŞTE:
    "GÖNÜL EĞLENDİRMEK"
    ile/ve/değil/yerine/||/>GÖNÜLLÜLÜK

    - İSTEDİĞİN KADAR ARAMA(MA)K ile/ve/değil/hem de İSTEDİĞİN ZAMAN ARAMA(MA)K

    - İSTEDİĞİNİ:
    ALMAK
    ile/ve/değil/<> ALDIKTAN SONRA HÂLÂ İSTİYOR OLMAK

    - İSTEKSİZ/LİK ile/ve/değil KARARSIZ/LIK

    - İSTEMEDEN ile RASTLANTI ile DÜŞMANCA
    ( 1 KEZ ile 2. KEZ ile 3. KEZ )
    ( Bir hata, ikinci kez yapılmaz. İkinci kez yapıyorsanız, üçüncü kez de yapacaksınız demektir. )

    - İSTENÇ/İRÂDE
    ile/ve/değil/yerine/||/+/<>
    DİRENÇ/İHTİYÂR[< HAYIR]

    ( Yapma becerisi/isteği/coşkusu. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/+/<> Yapmama becerisi/isteği/coşkusu. )
    ( Zihinde, nefiste. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/+/<> Akılda. )
    ( Seçim. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/+/<> Tercih. )
    ( Cins. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/+/<> Fasl. )
    ( Varoluş/sal. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/+/<> Varoluşunun sürekliliği için/yönünde. )
    ( Bir şeyi yapmanın, tek bir yolu yoktur. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/+/<> Yolu, tektir! [Yapmamaktır!] )
    ( Başı, ortası/süreci ve sonucu, akıl iledir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/+/<> Özgüven iledir ve öz/güven sağlatır. )

    - İSTİRHÂM[< RUHM] değil/yerine/= YALVARMA

    - İSTİSÂRE ile İSTİŞÂRE[< ŞÛRÂ (çoğ. İSTİŞÂRÂT)]
    ( Tozutma, toz savurma. | Fitnecilik, fesatçılık etme. İLE Fikir sorma, danışma. )

    - İSTİSKAL[< SIKLET] değil/yerine/= SOĞUK DAVRANMA
    ( Ağır görme, huzurundan hoşlanmama. | Soğuk davranışlarla hoşlanmadığını belirginleştirme. Yüz vermeme, kovarcasına davranma, kovma. )

    - İSYAN (MECLİSİ) değil/yerine İSTİŞARE (MECLİSİ)

    - İSYAN/KÂR/LIK ile/ve/değil/yerine/<> TEPKİ/SEL/LİK

    - İTHAM ile/ve/<> GENELLEME

    - İTHAM ile İSNAD

    - İTİBARÎ ile/ve/değil KEYFÎ

    - İTİRAF ile/ve/değil/ne yazık ki TEHDİT

    - İYİLER:
    KAYBETMEZ
    <>/>/ne yazık ki KAYBEDİLİR

    - İYİLİK YAPAR GİBİ GÖRÜNMEK ile/değil/>< İYİLİK YAPIP GÖRÜNMEMEK

    - İYİLİKTE:
    [ne yazık ki]
    !"NEDEN ARAYIŞI"
    ve/<> !"ÖDÜL BEKLENTİSİ"
    ( Herhangi bir nedeni de olmaz/olmamalıdır ve hiçbir ödül beklentisi de oluşmamalıdır. İyilik, neden-sonuç ilişkisinin tamamen dışındadır ve ancak dışındaysa iyiliktir. )

    - İZAÇ[Ar.] değil/yerine/= BUNALTMA
    ( Bunaltma, tedirgin etme. )

    - İZİN VERME(ME)K ile "SAYGI" GÖSTERME(ME)K

    - KABA/LIK ile/ve/ya da ÇIKARCI/LIK

    - KABA/LIK ile/ve SAÇMA/LIK

    - KABA/LIK ile/ve/değil/<> SAF/LIK

    - KABALIK ve/||/<>/< GÜÇLÜ TAKLİDİ
    ( Kabalık, zayıf kişinin, güçlü taklididir. )

    - KABZIMAL[Ar.] ile MADRABAZ[Fars.]
    ( Meyve sebze üreticileri ile satıcılar arasında, aracılık eden kişi. İLE Sebze, meyve gibi yiyecekleri, yerinden getirterek, toptan satan kişi. | Hile yapan, hileci. )

    - KABZ değil/yerine/>< FERÂGAT

    - KAÇMAK ile/ve/değil/ne yazık ki KOLAYINA KAÇMAK

    - KAÇMAK ile/ve/değil/yerine UZAK DURMAK
    ( UZAK DUR!
    * Karnı tokken sızlanandan
    * Zevk sürerken sıkılandan
    * El içinde ağlayandan
    * Dost sözünden gocunandan
    * Kuşkusuyla buz tutandan
    * Düşmanına dost durandan
    * Suretiyle kandırandan
    * Aynalardan kovulandan
    * Şeytanıyla yarışandan
    * Sevabını anlatandan
    * Günahına kulp takandan

    Mete Özgencil )

    - KAÇMAK ile/değil/yerine UZAK DURMAK

    - KAÇMAK ile/değil/yerine VAZGEÇMEYİ BİLMEK/BECERMEK

    - KAÇMA ile/ve/<> KENDİNDEN KAÇMA
    ( Geçenlerde, bir şair arkadaşımla konuşuyordum. İlk kez yurtdışına çıkmıştı. İzlenimlerini sorduğumda, kestirme bir yanıt verip "Dünyam daraldı" dedi. Bu sözüne şaşırdığımı görünce sözlerini sürdürdü. "Eskiden, kaçıp gideceğim yerlerin var olduğunu bilmek, bir ölçüde rahatlatıyordu beni. Fakat şimdi anladım ki, kaçıp gidilecek bir yer yokmuş." )

    - KADEH ile/ve/değil/yerine PİSAGOR'UN KADEHİ
    ( ... İLE Ölçüyü kaybedersen, herşeyi/ni kaybedersin. )
    ( ... İLE İçine konulan şarabın, kadehin ortasındaki çıkıntının seviyesini geçmesiyle, fazla olanı değil kadehin içindeki tüm sıvıyı, altındaki deliklerden akıtır. [Nerede duracağını ve ne kadar içmesi gerektiğini bilmeyenler için ve sınırlarını öğrenmeleri için yapılmıştır.] )
    ( | )

    - KADER ile/ve/||/<> KARMA
    ( ... ile/ve/||/<> )
    ( Karma ve Kader kavramlarını, kapsamlı bir şekilde anlamak ve görmek üzere "My name is Earl" dizisini baştan sona izlemenizi öneririz... )
    ( Karma'nın etkileyici ve ilham verici 10 yasası )

    - KALLEŞ/LİK ile/değil/yerine KARDEŞ/LİK

    - KALMA!:
    KÖR
    ve/||/<> SAĞIR ve/||/<> DİLSİZ
    ( Geçmiş(in)e. VE/||/<> Şimdi'(n/y)e. VE/||/<> Geleceğ(in)e. )

    - KAMBURLAŞMA değil/yerine/>< DİK/DÜZGÜN DURMA/OTURMA/YÜRÜME

    - KANAAT ile/ve/değil/yerine KANIT

    - KANDIRMA/CA ile/ve/değil ŞAŞIRTMA/CA

    - KANDIRMAK(YEMEK) ile YANILTMAK

    - KANDIRMAK ile/<> "ATLATMAK"

    - KANDIRMAK ile/ve/değil "BAŞTAN ÇIKARMAK"

    - KANDIRMAK ile/ve/değil "GÖZÜNÜ BOYAMAK"

    - KANDIRMAK ile ALDATMAK

    - KANDIRMAK ile SANDIRMAK

    - KANDIRMA ile/ve/<>/> "YUTTURMA"

    - KANDIRMA ile/ve/değil/yerine/<> İKNA

    - KANDIRMA ile/değil OYALAMA

    - KANITLARI:
    SAKLAMAK
    ile/ve ÇARPITMAK ile/ve YOK ETMEK

    - KAPILARI:
    AÇIK BIRAKMAK
    değil/yerine KAPALI TUTMAK
    ( Tuvalet kapısı gibi kapıların, içeridekiler tarafından kapatılması isteği, kendilerini saklamak üzere değil kapının önünden geçecek kişileri(/bayanları) içeriyi görmek zorunda bırakmamak içindir! [Lütfen özellikle bayanların rahatsızlığını dikkate alarak ve saygı göstererek tuvalet giriş kapılarını kapalı tutmaya özen gösterelim!...] )

    - KAPILMAYALIM!:
    KARANLIĞA
    ve/||/<> KARAMSARLIĞA

    - KAPIYI:
    VURMADAN/ÇALMADAN AÇMAK/GİRMEK
    ile/değil/yerine VURARAK/ÇALARAK AÇMAK/GİRMEK

    - KARA KARA DÜŞÜNME(NSH) ile/değil/yerine DÜŞÜNME

    - KARALAMA ile/ve/||/<>/>/< DIŞLAMA

    - KARAMSAR/LIK ve/||/<>/>/< KORKAK/LIK

    - KARAMSAR/LIK ile/ve KÖTÜMSER/LİK ile/ve OLUMSUZ/LUK (NEGATİF/LİK)

    - KARAMSARLIK değil/yerine/>< KAVRAMSALLIK

    - KARIŞMA! ile/ve/||/<> KARIŞTIRMA! ile/ve/||/<> AÇMA!
    ( [... iç dünya(sı)na/ı ...] Hiçkimsenin. İLE/VE/||/<> Hiçkimseyi. İLE/VE/||/<> Hiçkimseye. )

    - KARIŞTIRMAK ile İÇ İÇE GEÇİRMEK

    - KARMAŞA/KARGAŞA değil/yerine YAŞAMIN OLUŞTURULMASI
    ( Türdeşlik ve görelilik ile. DEĞİL/YERİNE Düzen kurarak. )

    - KAŞI(N)MAK ile KARIŞTIRMAK

    - KASIT ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< DAYANAKÇA

    - KAVGA ile/ve/değil/yerine TUTUM

    - KAVGA ile ZULÜM

    - KAVRAM KARMAŞASI ile/ve/değil (KASITLI) KAVRAM SAPTIRMASI

    - KAVRAM KARMAŞASI ile/değil ZİHİN/DÜŞÜNÜŞ KARMAŞASI

    - KAYGI/ENDİŞE ve/||/<>/> ÜZÜNTÜ/KEDER

    - KAYGI ile/ve/değil/yerine DUYARLILIK

    - KAYGI ve/||/<>/> HUYSUZLUK

    - KAYGI ile/ve TEDİRGİNLİK/PERTÜRBASYON

    - KAYGI ile/ve TELAŞ/LANMA

    - KAYGI ile/ve/<> ÜRPERTİ

    - KAYGI ile VESVESE/İŞKİLLENMEK

    - KAYITSIZ/LIK ile/ve/||/<>/>/< ÂTIL/ATÂLET

    - KAYITSIZ/LIK ile VURDUMDUYMAZ/LIK
    ( Kişi ne yaparsa, kendi yapar, kendine yapar fakat bazı tutumlarla etrafındakilere de zarar verebilir! )

    - KAYITSIZLIK ile/ve DIŞLAMA

    - KAYITSIZLIK ile/ve/değil/yerine İLGİLENMEMEK

    - KAYITSIZLIK ile/değil İZLEME / SEYRETME

    - KAYNAKLARDAN YARARLANMAMAK ile/ve/değil/yerine/<> ADLARINA YER VERMEMEK

    - KAZANA YANAŞIRSAK ve/||/<> KÖTÜYE YANAŞIRSAK
    ( Karası bulaşır. VE/||/<> Belâsı bulaşır. )

    - KAZANIM ile/ve/değil/yerine/||/<>/> DONANIM
    ( "Kâr". İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Yarar. )

    - KAZÂ ile/ve/||/<>/> KADER
    ( Gereksinim. İLE/VE/||/<>/> Ölçü. )
    ( Gerekeni/gereksinimi ölçülendirmek. )
    ( Tekil. İLE/VE/||/<>/> Çoğul. )
    ( Kaderin gerçekleşmesi/vukû bulması, bilinmesi, görülmesi. İLE/VE/||/<>/> Bilinmez. )
    ( Göz. İLE/VE/||/<>/> Bakış/bakma. )
    ( Zorunluluk/cebr. İLE/VE/||/<>/> Özgürlük[seçenek/yeğleme]. )

    - KAZÂ ile/ve/<>/> TESÂDÜF ile/ve/<>/> İSTİKRAR
    ( 1 kere olursa. İLE/VE/<>/> 2 kere olursa. İLE/VE/<>/> 3. kez olursa. )

    - KENDİ DÜNYASINDA OLMAK/OLAN ile/ve "KENDİNİ BEĞENMİŞ"LİK
    ( Olgun kişi, kendini beğenmiş değildir ve işlerinde adil ve tutarlıdır. )
    ( NAHVET[Ar.]: Kibir, gurur, böbürlenme. Kendini beğenme. )

    - KENDİ FİYATINI VERMEK ile KANDIRMAK/"KAZIKLAMAK"

    - KENDİ İÇİN KILMA ile/değil/yerine BELİRLEME

    - KENDİMİZİ:
    "YÜCELTMEK"
    değil/yerine DÜZELTMEK

    - KENDİNE YAPILAN ile EŞİNE/ÇOCUĞUNA YAPILAN
    ( Affedebilirsin. İLE [pek/kolay kolay] Affetmezsin. )

    - KENDİNE YONTMAK değil/yerine KENDİNİ YONTMAK

    - KENDİNİ "KASMAK" ile/değil KENDİNİ KISMAK

    - KENDİNİ "KÜÇÜMSEME" ile/ve/=/||/<>/< ÖVÜNME

    - KENDİNİ AVUTMAK ile KENDİNİ KANDIRMAK

    - KENDİNİ AZIMSAMAK değil/yerine/>< KENDİNİ ANIMSAMAK

    - KENDİNİ BEĞENME ile KENDİNE YETERLİK
    ( EGOISM/EGOIST vs. NARSISISM/NARSISIST )

    - KENDİNİ BEĞENMİŞ/LİK ile/ve/<>/değil "BURNU HAVADA/LIK"

    - KENDİNİ BİLMEMEK ile/ve/değil DENSİZLİK
    ( ... İLE/VE/DEĞİL Yakışıksız ve saygısızca davranma. )

    - KENDİNİ BİLMEYİŞ/BULMAYIŞ:
    > DÜŞMAN BULMAK
    ve/ya da/yoksa da DÜŞMAN YARATMAK

    - KENDİNİ HAKLI ÇIKARAN >< DÜRÜST
    ( Kendini haklı çıkaran, dürüst değildir. )

    - KENDİNİ HERKESTEN "ÜSTÜN GÖRMEK" ile/değil/yerine YALNIZLIĞINI KABUL ETMİŞ OLMAK

    - KENDİNİ ÖVEN ile/değil/yerine/>< KENDİNİ BİLEN

    - KENDİNİ UNUTMAK ile/ve KENDİNİ ADAMAK
    ( Duyarlılığı artırır. İLE/VE Yaratıcılığı artırır. )
    ( Kişinin kendi parçalanıp dağılmadıkça, yani muhît olmadıkça, kendinden vazgeçmez. )
    ( Bir göz açıp kapayıncaya kadarki zaman içinde, kişi, kendinden geçebilse... )

    - KENDİNİ, BAŞKALARINDAN KORUMAK ile/ve/değil/yerine BAŞKALARINI, KENDİNDEN KORUMAK

    - KENDİNİ:
    "YÜCELTEN"
    değil/yerine/>< ALÇALTAN
    ( Alçalır. DEĞİL/YERİNE/>< Yücelir. )

    - KESKİN ile/değil/yerine/>< SAKİN
    ( Zâhirde. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Mânâda. )

    - KETLEMEK/ENGELLEMEK değil/yerine ÜRETİM/DÖNÜŞÜM

    - KEYFÎ/LİK ile/ve/<> ÇOCUK/LUK

    - KEYFÎ/LİK ile/değil/yerine KENDİLİĞİNDEN/LİK

    - KEYFÎ/LİK ile OLASILIK

    - KEYFÎ/LİK değil/yerine/= OLUMSAL/LIK

    - KEYFÎLİK ile/>< TUTARLILIK
    ( Keyfîlik, yaşam içermez. Yaşam, keyfî değildir. )

    - KEYFÎLİK ile/ve ZORUNLULUKTAKİ KEYFÎLİK

    - KEYFİNDE/LİK ile/değil/yerine KENDİNDE/LİK

    - KEYFÎ ile/ve DEĞİŞKEN

    - KEYFÎ ile/değil/yerine İTİBÂRÎ
    ( Tüm ayrımlar, itibârîdir fakat keyfidir anlamına gelmez! )

    - KEYFÎ ile/değil MUTLAK DEĞİL

    - KEYİF ile TEMBELLİK

    - KEYİF ile/değil/< YAŞAM
    ( Keyifler değildir yaşamı değerli yapan. Yaşamdır, keyif almayı değerli kılan. )

    - KEYİF ile/ve/değil/yerine/< ZEVK
    ( Gövdesel. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Zihinsel. )
    ( Maddi. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Manevi. )
    ( Geçici. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Kalıcı. )
    ( Yatarak/yatmaktan. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Hareketle/hareketten. )
    ( Bir şey yapmadan "yaşadığın"[ı zannettiğin]. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Bir şey/ler yaparak elde ettiğin. )
    ( Yaşandığı oranda pişmanlığa götürür. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Yaşandığı oranda sevinç/neşe verir. )
    ( Eşekte de vardır. İLE/VE/YERİNE İnsandadır. )
    ( İkisi de ıstırabın eseridir. )
    ( İki ıstırap verici durum arasındaki bir aralıktırlar. )
    ( Istırap akışı içinde yalnızca bir kesintidirler. )
    ( Utanç verici bir keyfin, keyfi geçer, utancı kalır. )
    ( Keyifteki mikdar arttıkça eleme dönüşür. )
    ( Ancak çalıştıktan ya da bir şeyler yaptıktan sonra, kısa süreli ve hak edilen keyfin tadı olur. )
    ( Zevk, susabilmeyi (sükût etmeyi) öğrendikten sonra başlar. )
    ( Kişi, kendini ya da başkalarını utandırabilecek ucuz keyiflere, ne şimdi, ne de sonra kapılmamalıdır. )
    ( Keyifler değildir yaşamı değerli yapan. Yaşamdır, keyif almayı değerli kılan. )
    ( Araçlı "duyum"/haz. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Aracısız algılayış/idrak. )

    - KİBİR:
    HALKTAN "UZAK DURMAK"
    değil HAK VE HAKİKATTEN UZAK DURMAK

    - KİBİR ile/ve/değil/<> ALAYCILIK

    - KİBİR değil/yerine/>< ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK
    ( Büyük görünme. / Küçüklüğün ölçüsü. DEĞİL/YERİNE/>< Küçük görünme. / Büyüklüğün ölçüsü. )

    - KİBİR ile/ve/<>/değil BAĞIMLILIK
    ( Kibir, kişinin, sahip olduklarını, "hak etmediği" korkusundan kaynaklanır... )

    - KİBİR ile/ve/<> BENCİLLİK

    - KİBİR ile/değil ÇEKİNGENLİK

    - KİBİR >< KISKANÇLIK/GÜNÜ/HASET
    ( Sahip olanda. >< Sahip ol(a)mayanda. )

    - KİBİR değil/yerine/>< MAHVİYET

    - KİBİR değil/yerine/>< ONUR/VAKAR
    ( Kartal, vakarı; yılan, bilgeliği simgeler. )

    - KİBİR ile/değil/yerine ÖZSAYGI

    - KİBİR = PRIDE[İng.] = ORGUEIL[Fr.] = HOCHMUT[Alm.] = SUPERBIA[Lat.]

    - KİBİR >< SAYGI(HÜRMET)

    - KİFÂYETSİZ MUHTERİS ile/ve/<> HEBENNEKA[Ar.]
    ( ... İLE/VE/<> Zeki ve becerikli olmadığı halde, kendini öyle sanan. )

    - KİLO ALDIRAN ile/ve/değil YARAYAN/YARAMAYAN

    - KİMSEYİ:
    (ÇOK/FAZLA) ÖVMEMELİ
    ve/||/<> KÜSMEMELİ ve/||/<> YAKINMAMALI ve/||/<> SUÇLAMAMALI

    - KİMYÂ' ile ...
    ( ARZUYU TERK, MEVCÛDA KANÂAT )

    - KINAMAK ile YARGILAMAK
    ( Birilerini, sadece, sizden daha farklı yanlış/hata yapıyor diye kınamayınız. )

    - KINAMA ile TENKİD

    - KİNÂYE-İ BAÎDE ile KİNÂYE-İ HAFÎFE ile KİNÂYE-İ KARÎBE ile KİNÂYE-İ VÂZIHA
    ( Uzak bir ipucuna dayanan dokundurma/kinâye. İLE Dokundurmalı söz, şiir. İLE Yakın bir ipucuna dayanan dokundurma/kinâye. İLE Başka bir anlama gelme olasılığı bulunmayan apaçık dokundurma/kinâye. )

    - KİNÂYE ile/yerine "DOKUNDURMA"

    - KİR/Lİ/LİK ile/ve/= PASAK/LI/LIK

    - KIRILMA('DA):
    İNCELİK('TEN)
    ile/değil/<> KALINLIK('TAN)
    ( Her şey. İLE/<>/DEĞİL İnsan. )

    - KISA VADELİ YARAR-UZUN VADELİ ZARAR ile/değil/yerine ÂN'I YAŞAMAK

    - KİŞİ ODAKLILIK ile/değil/yerine/>< OLGU(/DURUM/KAVRAM/BAĞLAM) ODAKLILIK
    ( [GELECEK:] "Kim gelecek? O gelecek." şeklinde algılar/yorumlar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Geçmiş ya da şimdi değil Şimdi'den sonrası olan zamansal durumu/kavramı düşünmek olarak algılar/yorumlar. )

    - KİŞİ/İNSAN ve/||/<>/< ZAAF
    ( Kişi, "zaafları"nın toplamı kadardır. )

    - KİŞİ:
    "YARGILAYAN"
    ile/değil/yerine/>< KATILAN

    - KİŞİLERDE:
    (")KÖTÜ(")
    ile/değil/yerine/>< (")İYİ(")
    ( [İlkesi]
    Sahip olmak. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Olmak.

    [Simgesi]
    Yılan. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Elif. [ | ]

    [Sıfatı]
    Yalancı. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Dürüst.

    [Hak(k)'a karşı]
    Başkaldırır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Boyun eğer.

    [Haksızlığa karşı]
    Boyun eğer. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Başkaldırır.

    [Öteki ile ilişkisi]
    Sömürür. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< "Öteki" diye biri yoktur.

    [Etkisi]
    Korku salar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Ümidi yayar.

    [Duygusal durumu]
    Korkak. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sevecen.

    [Görünüşü]
    Her kılıfa girebilir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Gülümser. :)

    [İletişimde]
    Yargılar ve suçlar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Anlar ve eğitir.

    [Toplumsal etkisi]
    Köleleştirir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Özgürleştirir.

    [İş/hizmet karşısında]
    Sorumluluk almaz. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sorumluluk alır.

    [Başarı yolunda]
    Sonuç odaklıdır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Süreç odaklıdır.

    [Uygarlığa katkısı]
    Aydınlığı karartır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Karanlığı aydınlatır. )

    - KİŞİLERİ KULLANARAK/SÖMÜREREK ile/değil/yerine/>< KİŞİLER ARACILIĞIYLA

    - KİŞİLERİ, YARI YOLDA BIRAKMAK değil/ne yazık ki KİŞİLERİN, ÇIKARLARININ BİTTİĞİ YERDE UZAKLAŞMASI

    - KİŞİLERİ:
    "DENEMEK"
    değil/yerine "TARTMAK"

    - KİŞİLERİ:
    [ne yazık ki]
    !"DENEMEK/SINAMAK"
    değil/yerine/>< KONUŞMAK
    ( "Denenilen" şeyin sonucunu "elde ettirir" belki fakat o kişiyi mutlaka ve sonsuza kadar kaybettirir. DEĞİL/YERİNE/>< Kişiyi kaybetmemek/kazanmak için özellikle de yakın olduğumuz kişileri denememek/sınamamak gerekir. Çeşitli oyunlar yaparak, tuzaklar kurarak elde edilen "bilgi/sonuç" geçersizdir. Aslolan ise her koşulda, en olumsuzu söylemek bile olsa konuşmayı yeğlemektir. )

    - KİŞİLERİ:
    "EZMEK"
    ile/değil/yerine "YÜKLENMEK"

    - KİŞİLERİN, "ROBOTLAŞMASI" değil/yerine/>< ROBOTLARIN, KİŞİLERİ TAKLİT ETMESİ

    - KİŞİLERİN, BİZİ HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRATMASI ile/ve/değil/<>/< YANLIŞ KİŞİLERE YATIRIM YAPMAMIZ ve/ya da KİŞİLERDEN, FAZLA BEKLENTİDE OLMAK

    - KİŞİLERİN:
    HATASINDAN/YANLIŞINDAN/SUÇUNDA/GÜNAHINDAN
    ve/fakat TÖVBESİNDEN
    ( Haberimiz olabilir. VE/FAKAT Haberimiz olmayabilir. [Dolayısıyla, kimseyi kınamamak gerek!] )

    - KİŞİSEL DÜŞÜNCEM ile/ve/değil/yerine OLMASI/OLMAMASI GEREKEN

    - KİŞİYE/KİŞİNİN:
    SIĞINMA
    ile/ve/değil/||/<>/>/< GÜCÜNDEN YARARLANMA

    - KİŞİYİ YIKAN:
    DÜŞMAN(LAR)IN SÖZLERİ
    ile/değil/||/<>/< DOSTLARIN SESSİZLİĞİ

    - KİŞİYİ/ÇOCUĞU ELEŞTİRMEK ile/değil/yerine/></< DAVRANIŞI ELEŞTİRMEK
    ( Utancı artırır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>
    - KİŞİYİ/ÇOCUĞU ÖVMEK ile/değil/yerine/||/></< DAVRANIŞI ÖVMEK
    ( Kibri geliştirir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>
    - KİŞİYİ/KİŞİLERİ:
    "KÜÇÜMSEMEK"
    ve/||/<> "BÜYÜK GÖRMEK"
    ( Ahlâksızlıktır. VE/||/<> Korkaklıktır. )

    - KİŞİYİ:
    FARKLI KILAN
    ve/||/<> GÜÇLÜ KILAN ve/||/<> KENDİ KILAN
    ( Affettiklerimiz. VE/||/<> Sabrettiklerimiz. VE/||/<> Vazgeçtiklerimiz. )

    - KISKANÇ/LIK ile/ve/değil HUYSUZ/LUK

    - KISKANÇLIK:
    HALK ARASINDA
    ile SINIRLI/BELİRLİ BİR ÇEVREDE (/[eskiden] SARAYDA)
    ( İğne ucu gibidir. İLE Hançer ucu gibidir. )

    - KISKANÇLIK ile/ve BEĞENMEME

    - KISKANÇLIK ile ÇEKEMEMEZLİK

    - KISKANÇLIK ile/değil/yerine GIPTA
    ( İlgili olanağın o kişinin elinden çıkmasını istemek. [ve gerçekleşmesi için anlamsız sorunlar çıkarmaya çabalamak.] İLE/DEĞİL/YERİNE Kendi elinde de bulunmasını istemek [ve gereklerini yerine getirmeye çabalamak.] )
    ( Kişi, başkalarını kıskanarak, pek çok şanssızlığı üzerine çeker. )

    - KISKANÇLIK ile/ve/değil İĞRENME

    - KISKANÇLIK = JEALOUSY[İng.] = JALOUSIE[Fr.] = EIFERSUCHT[Alm.] = ZELOTYPIA[Lat.]

    - KISKANMAK ile/değil "KUDURMAK"

    - KIŞKIRTMA ile/ve/> FIŞKIRTMA

    - KIŞKIRTMA ile/ve/</değil/yerine TETİKLEME

    - KISMEN "DOĞRU" ile/ve/||/<>/> ABARTI

    - KISMEN "DOĞRU" ile/ve/||/<> ÇARPITMA

    - KİTAP OKUMAK ile/||/<> DENİZ SUYU İÇMEK
    ( Okumak, deniz suyu içmek gibidir. İçtikçe susanır, susadıkça içilir. )

    - KİTAP OKUYANLAR ile/>< HIRSIZLAR
    ( Kitap çalmaz. İLE/>< Kitap okumaz. )

    - KİTAP/DEFTER VS. SAYFALARININ UCUNU BÜKEREK ÇEVİRMEK yerine/değil BÜKMEDEN (DIŞINDAN/YAPRAKLARINDAN)(ALTTAN/ÜSTTEN/YANDAN) ÇEVİRMEK

    - KİTAPSIZLIK ile/değil/yerine "HESAPSIZLIK"

    - KİTAPTA:
    YAPRAĞIN UCUNU/YARISINI KATLAMAK
    değil/yerine AYRAÇ KULLANMAK

    - KIYAS/LAMAK ile/ve/değil/<> KISKANÇLIK

    - KIYASLAMA HATALARI:
    GENELLEŞTİRME
    ile/ve/||/<> ÖZELLEŞTİRME

    - KIYASLAMA ile "TOKUŞTURMA"

    - KIYAS ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<> HAKARET
    ( Kimseye ve de özellikle çocuklara, ne kıyas, ne de hakaret edilmez! )

    - KIYAS ile/yerine KARŞILAŞTIRMA
    ( Tanım/Örnek: Bir sayfanın ikiye bölünerek, iki ayrı olgunun/kavramın kendi özlerinin iki ayrı sütunda sadece veri olarak dizilişi ve öylece yorum eklemeden bırakılması. İLE Yapılan tablonun/karşılaştırmanın altına ekleme/yorum şeklinde göreceliliği, sınırlılığı ve kısıtlılığı potansiyelinin gözardı edilerek bir değerlendirme yapılması.(sınırı aşmak/bilmemek). Sonuç: Kıyasın değil, karşılaştırmanın daha yerinde, arı, saf, doğru olacağı ve kıyas yapmama gerekliliği. )
    ( Nispet. İLE/YERİNE Oran. )

    - KIYAS ile/değil YANLIŞ KIYAS
    ( ... İLE Bilgisizin/cahilin yaptığı. )

    - KIZGINLIK ile/değil AŞAĞILAMA

    - KIZMAK ile/ve/||/<>/< BİLGİSİZLİK
    ( Ne kadar az bilirsen, o kadar kızarsın. )

    - KIZMAK ile/değil DOĞRUDAN SÖYLEMEK

    - KIZMAK ile HOMURDANMAK

    - KIZMAK ile/değil/yerine/< ÜZÜLMEK

    - KÖKTENCİLİK = CEZRİYE = RADICALISM[İng.] = RADICALISME[Fr.] = RADIKALISMUS[Alm.] = RADICALMENTE[İsp.]

    - KOLAY DEĞİL fakat (DAHA FAZLA) ZORLAŞTIRMA(YABİLİRSİN)!

    - KOLAYCILIK ile/ve/||/<> KAÇIŞ

    - KOLAYCILIK ile/ve/değil/<> TESLİMİYET

    - KÖLELEŞTİRENLER:
    SEVİLME İSTEĞİ
    ve/||/<>/> BEĞENİLME İSTEĞİ ve/||/<>/> TAKDİR EDİLME İSTEĞİ

    - KONUNUN ÖZÜNÜ KAÇIRMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
    KISIR DÖNGÜ
    ile/ve/||/<> İLGİSİZ AMAÇ ile/ve/||/<> İLGİSİZ SONUÇ ile/ve/||/<> İDDİAYI ZAYIFLATMA ile/ve/||/<> KONUYU SAPTIRMA

    - KONUŞ(MAY)ABİLECEKLERİMİZ ile/ve/||/<> KONUŞ(MAY)ABİLECEĞİMİZ KADARIYLA KONUŞ(MAY)ABİLECEKLERİMİZ

    - KONUŞMAMAK ile KÜSMEK
    ( Görüşme, birarada olma durumu söz konusudur. İLE Görüşmemek, birarada olmamak üzere. )

    - KONUŞMAMAK ile/değil/yerine YERİNDE/KARARINCA/UYGUN KONUŞMAK

    - KONUŞMAYA DEĞER KİŞİLERLE KONUŞMAMAK ile/ve/<> KONUŞMAYA DEĞMEZ KİŞİLERLE KONUŞMAK
    ( Kişileri kaybettirir. İLE/VE/<> Söz(cük)leri kaybettirir. )

    - KONUŞTURAN/KONUŞULAN REKLÂM ile/ve/<>/değil/yerine SATTIRAN REKLÂM

    - KONUYU:
    "HAFİFLETMEK"
    ile "SULANDIRMAK"

    - KONUYU:
    "SULANDIRMAK"
    ile/ve/||/<> "BASİTLEŞTİRMEK"

    - KOPMA:
    (")İNCELDİĞİ(") YERDEN
    ile/değil/ne yazık ki "İNCİNDİĞİ/MİZ / İNCİTTİĞİ/MİZ" YERDEN

    - KOPUK/LUK ile KAYITSIZ/LIK

    - KOPUK ile AYRI/K

    - KORKAĞIN "KILICI" ile/değil/yerine/>< CESURUN BAKIŞI

    - KORKAK/LIK ile/ve/değil/yerine AKIL/LI/LIK
    ( Bir şeyin, haklı olduğunu bildiğin halde, o şeyden yana çıkmazsan, korkaksın demektir. )

    - KORKAK ile/ve/<> KAYPAK

    - KORKMAK ile/değil SAVUNMAYA GEÇMEK

    - KORKU + BİLGİSİZLİK = NEFRET

    - KORKULACAK OLAN:
    KİŞİNİN KAZANDIĞI PARA
    değil "PARANIN KAZANDIĞI KİŞİ"

    - KORKULACAK OLAN:
    BİZİMLE AYNI DÜŞÜNCEDE OLMAYANLAR
    ile/değil/yerine AYNI DÜŞÜNCEDE OLMAYIP BUNU SÖYLEME CESARETİNDE OLMAYANLAR

    - KORKUTAN ile/ve/||/<> KORKAN
    ( Korkutanlarla ile korkanlar arasında sessiz bir suç ortaklığı vardır. )

    - KORKUYA DAYALI "SAYGI" ile/değil/yerine SAYGI

    - KORKU[PHOBOS] ile/ve/<> DEHŞET[DEIMOS]
    ( Mars'ın uydularının ve ["savaş tanrısı"] Ares'in aracını çeken atların adı. )
    ( 1877 - ASAPH HALL )

    - KORKU ||/ve/yerine/|| CEHALET ||/ve/yerine/|| BİLGİ ||/ve/yerine/|| CESARET
    ( Korku, bilgisizlikten de, çok bilgiden de olur. )
    ( CESARET: Köprüyü geçmeyi göze alabilmek. )

    - KORKU > DEHŞET > NEFRET/HAYRANLIK

    - KORKU ile İKİRCİK

    - KORKU ile/ve/> KAÇMAK

    - KORKU ile/ve/||/<>/> ÖFKE

    - KORKU ile/ve/ya da/<> UKALALIK

    - KORKU ile/ve/> ÜRKÜ/PANİK[Yun.]

    - KORNA/ZİL değil/yerine FREN / BEKLEMEK!
    ( Motorlu araç sürücülerinin, özellikle sokak aralarında ve tüm yollarda, yayalara/bisikletlilere/motosikletlilere korna çalmasının; bisikletlilerin de yayalara, özellikle de yayaların arasındayken zil çalmasının bir anlamı/farkı olmadığını/olmayacağını sürekli anımsaması gerekmektedir.

    Herhangi bir araç kullananların, yayalara ve büyük araçların, kendinden daha küçük araca öncelik verme zorunluluğunu anlaması/anımsaması gerekmektedir. )

    - KORNA değil/yerine IŞIK/SELEKTÖR/SİNYAL
    ( Yayalara korna çalınmaz! [araç sahipleri, rahat/sıcak arabalarının içinde, fren ve gaz ayaklarının altında, her türlü olanağa sahip olarak beklemeyi bilmeli/uygulamalıdırlar!] )
    ( İster bisiklet/motosiklet olsun, ister herhangi bir araç olsun, sokak aralarında ve kişilere hiçbir zaman ve koşulda korna çalınmaz!!! [özellikle görme engellilere ve yaşlılara!] )
    ( Kırmızı ışıkta ya da en ufak bir duraksamada çalınan kornaların gereksizliğini anlamış ve sürekli anımsıyor olmamız gerekir! [Çalınan kornanın da hiçbir şeyi değiştirmeyeceği, hızlandırmayacağını da!] )
    ( Kornalar otoyollarda, hızın ve gürültünün yüksek olduğu yerlerde, araçlar arasında kullanılmak üzere bir olanaktır. Ki otoyolda dahi, ışık/sinyal/selektör varken korna çalmak gereksiz/işlevsiz/anlamsızdır! )

    - KÖSTEK değil/yerine/>< DESTEK

    - KOŞULLARIN "AĞIRLIĞI" değil/ne yazık ki ("BAZI") "KİŞİLERİN" DUYARSIZLIĞI/KAYITSIZLIĞI

    - KÖTÜ BAKIŞ(NAZAR) ile/değil/yerine GÖZLEMLEYİCİ BAKIŞ
    ( Yiğidi mezara, deveyi kazana götürür. İLE/DEĞİL/YERİNE ... )

    - KÖTÜ GÜN/DURUM/HAL DOSTU (OLMAK) ile/ve/yerine İYİ GÜN/DURUM/HAL DOSTU (OLMAK)
    ( Arkadaşlıkta ve evlilikte geçerli olabilir, olmalıdır. İLE/VE/YERİNE Sevgililikte geçerli olmalıdır. )

    - KÖTÜ NİYETLE PLAN YAPIP "KAZANMAK" ile/değil/yerine/>< İYİ NİYETLE ÜMİT EDİP KAYBETMEK

    - KÖTÜ TEMEL ve/ne yazık ki/> KÖTÜ İSTEK

    - KÖTÜ/LÜK ile/ve/<> GEREKSİZ YERE/LİK

    - KÖTÜ/LÜK ile/ve/değil KISKANÇ/LIK / HASUT[Ar.]
    ( Başkasına zarar vermek, kendini güvende hissetmeyen kişinin korkusundan kaynaklanır. )

    - KÖTÜ/LÜK ile/ve/değil/<> KÖTÜLÜKLERE NEDEN/VESİLE OLAN
    ( Kendinden çok, başkalarından az isteyen bir kişi, kendini, kötülüklerden uzak tutar. )

    - KÖTÜLEME ile/ve/değil/yerine TESPİT ETME

    - KÖTÜLÜK ETME! ve/<> KUYU KAZMA!
    ( Kötü düşersin. VE/<> Kendin düşersin. )

    - KÖTÜLÜKLERLE "YÜKSELMEK" değil/yerine/><
    İYİLİKLERLE "KAYBETMEK"


    - KÖTÜYÜ, DOĞRUDAN GÖSTERMEK/ANLATMAK ile/ve/değil/yerine KÖTÜYÜ, DAHA KÖTÜSÜNÜ GÖSTEREREK GÖSTERMEK/ANLATMAK

    - KÜÇÜK HESAP ile/değil/yerine/>< AYRINTI
    ( "Küçük/güdük zihin"liler "uğraşır". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Profesyoneller uğraşır. )
    ( Gözü, tanede olan kuşun, ayağı, tuzaktan kurtulmaz. )
    ( FERİ[Ar.]: Ayrıntılarla ilgili, ayrıntı niteliğinde olan. | İkinci derecede/n olan. )

    - KÜÇÜMSEMEK ve/||/=/<> ABARTMAK/"BÜYÜLTMEK"

    - KÜÇÜMSEMEK ile HOR GÖRMEK
    ( Kimseyi küçümseme! Nokta da küçüktür fakat bitirir tümceyi. )
    ( "Karıncayı bile incitmem" deme! "Bile"den incinir karınca. Söz söylemek, İrfân ister; anlamak, İnsan! )

    - KÜÇÜMSEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< ÖTEKİLEŞTİRMEK

    - KÜÇÜMSEME = DISDAIN, CONTEMPT[İng.] = MÉSESTIME[Fr.] = UNTERSCHÄTZUNG[Alm.] = DESPECTUS[Lat.]

    - KÜFR ETMEK ile/değil/yerine "BU DA VAR(MIŞ)" DEMEK

    - KÜFÜR[Ar. KFR/KÂFİR: Örten. | Çiftçi.] (ETMEK) değil/yerine/= SÖVGÜ/SÖVMEK

    - KÜFÜR ile/ve/= AŞIRI ABARTI
    ( SEBBETMEK ile/ve/= ... )

    - KÜFÜR ile/ve/<> İDDİA
    ( Küfürlerin büyük çoğunluğu aynı zamanda birer iddiadırlar. )

    - KÜFÜR ile İGLÂZ[< GALÎZ, çoğ. İGLÂZÂT]
    ( ... İLE Kaba, kötü "söz" söyleme. )

    - KÜFÜR ile ZULÜM

    - KÜLTÜREL ŞARTLANMIŞLIKLAR ile/değil/yerine KÜLTÜREL COŞKULAR

    - KUMAR BAĞIMLILIĞI DÖNEMLERİ/NDE:
    BALAYI
    ve/||/<>/> DURAKLAMA ve/||/<>/> ÇÖKÜŞ ve/||/<>/> YIKILIŞ
    ( Genellikle kısa sürer ve "kazançlı" geçen bir dönemdir. Daha sonraki süreçte, sürekli bu dönem anımsanarak oynanmaya devam edilir. VE/||/<>/> Kazanma ve kaybetme dönemleri, ardışık bir biçimde birbirini takip eder. VE/||/<>/> Kayıplar artmaya başladığından dolayı bahis miktarları çoğalır ve borçlanmalar başlar. İş ve aile, boşlanmaya başlanır. Alkol ve madde tüketimi artar/başlar. VE/||/<>/> Ekonomik kaynaklar tamamen tükenmiştir. Yalan, yasadışı maddî kaynak kullanma, yasal sorunlar, aile parçalanması, depresyon ve intihar görülür. )

    - KÜPE ile HIZMA
    ( Küpe kulak memesine takılan. İLE Hızma kulak memesinde ikinci ve/veya kulak memesi dışında kulağın herhangi bir yerine takılan. Yüzün ve gövdenin her yerine takan görülmektedir. )

    - KURALSIZLIK ile/değil/yerine/>< KURALLILIK
    ( En kötü "kurallılık", en iyi kuralsızlıktan iyidir. )

    - KURNAZ/LIK ile/değil CERBEZE
    ( ... İLE/DEĞİL İyi konuşma. | Beceriklilik, girginlik. | Kurnazlık, hilekârlık. )

    - KURNAZ/LIK ile SİNSİ/LİK

    - KURU KURU "ÜZÜLMEK" / "ÜZÜLÜYORUM" DEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< YAPABİLECEĞİN BİR ŞEY/LER
    ( Yok. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Var. )

    - KUŞKULANMA ile İŞKİLLENME[Fars.]

    - KÜSKÜN/LÜK ile/ve/+/||/<>/> BIKKIN/LIK
    ( Yaşama değil yanlış kişilere. İLE/VE/+/||/<>/> Yanlış/yetersiz "zihinliler"in, yüzlerine bakmak zorunda kalmaktan. )

    - KUŞKU ve/||/=/<>/> KARANLIĞA KOŞMAK

    - KUŞKU ile/ve KAYGI

    - KÜSTAH/LIK ile FODUL/LUK[Ar.]
    ( ... İLE Üstünlük taslayan, kibirlenen. )

    - KÜSTAH/LIK ile/ve/<>/değil ÖZENSİZ/LİK

    - KÜSTAHLIK YAPMAMALI!

    - KÜSTAHLIK değil "GÜÇLÜ OLMA(/GÖRÜNME)" TAKLİDİ
    ( Küstahlık, zayıf kişinin, güçlü olma çabasıdır/taklididir. )

    - KÜSTAHLIK ile/ve/=/< HAREKETİN AŞIRISI

    - KÜSTAH ile HARFENDAZ[Ar., Fars.]
    ( ... İLE Onur kırıcı söz söyleyen. )

    - KUTSALLAŞTIRMA ile KUTSAMA

    - LÂF GETİREN ile/ve/> LÂF GÖTÜREN

    - LAUBALİ/LİK ile "SULU/LUK"

    - LAUBALİ/LİK ile LAKAYİT/LİK

    - LÂÜBÂLİ/LİK değil/yerine/= YILIŞIK/LIK

    - LÜKS ile/değil/yerine TOKGÖZLÜLÜK
    ( Yapay yoksulluk. İLE/DEĞİL/YERİNE Doğal zenginlik. )

    - MADDE BAĞIMLI/LIĞI ile/ve/||/<> DAVRANIŞSAL BAĞIMLI/LIK

    - MADDÎ KEYİFLER/ZEVKLER ile/ve/değil/yerine MANEVÎ ZEVKLER
    ( Başta istek, sonrasında bıkkınlık verir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Başta isteksizlik, sonrasında şevk verir. )

    - MAĞDUR[Ar.] değil/yerine/= KIYGIN
    ( Haksızlığa uğramış kişi. )

    - MAHCUBİYET[Ar.] değil/yerine/= UTANGAÇLIK/SIKILGANLIK

    - MAKUL KUŞKU ile YETERLİ KUŞKU ile AĞIRLIKLI KUŞKU
    ( ... İLE Dava açmadaki belirleyeci. İLE ... )

    - MÂLÂYÂNÎ ile/ve GIYBET

    - MALI SEVME ile/değil/yerine KENDİNİ SEVME
    ( Kendini sevemeyenin sevdiği. İLE ... )

    - MÂNİ'[< MEN | çoğ. MENEA] ile MA'NÎ/MÂNÂ[Fars.] ile Mânî[Fars.]
    ( Geri bırakan, alıkoyan, engel olan, men eden. | Engel, özür. İLE Eş, benzer. İLE Ünlü Çin'li nakkaşın adı. Behram Şâpûr zamanında İran'a gelip Zerdüşt ve Îsâ dinlerinin karışımı olan bâtıl mezhebini yaymaya başlamış olmasından dolayı idam edilmiştir. [Erteng/Erjeng adlı yapıtı ünlüdür.] )

    - MANİTA[İt., argo] ile MANİTA[argo]
    ( Tanışıyormuş gibi yaparak para sızdırma. Dolandırıcı. İLE Sevgili. )

    - MAYA[Hintçe]/İLÜZYON[İng. < ILLUSION]/DOXA[Yun.] değil/yerine/= YANILSAMA

    - MAYMUN ile (")ŞEBEK(")
    ( ... İLE Afrika'nın dağlık bölgelerinde, sürüler durumunda yaşayan, uzun ya da kısa kuyruklu türleri olan maymunlar. | Çirkin ve arsız kişi. )

    - MAZOŞİST/MAZOŞİZM[Fr., İng.] değil/yerine/= ÖZEZER/LİK

    - ME'YÛS[< YE'S]/NEVMÎD[Fars. < NÂ-ÜMÎD] değil/yerine/= ÜMİTSİZ

    - MECBURİYET/LE ile/ve/değil/yerine/||/></< MUHABBET/LE

    - MECZÛB ve/||/<>/> DİLEKÇESİ...
    ( 1965 yılında vefât eden, Elazığ Tımarhanesi'ndeki bir meczubun (ortadaki) Allah'a yazdığı mektubu...

    “Ben, dünya Kürresi, Türkiye karyesi ve Urfa Köyü'nden, (El-Aziz --Elazığ) Tımarhanesi (Akıl ve Ruh Sağlığı Hastanesi) sakinlerinden; ismi önemsiz, cismi değersiz, çaresiz ve kimsesiz bir abdi acizin, ahir deminde misafiri Azrail’i beklerken, Başhekimlik üzerinden, Hâkimler Hakimi'nin dergâh-ı Ulûhiyetine son arzuhâlimdir:

    Ben, gam(dertlilik) deryasında, fakirlik vatanında, horluk ve rezillik kaftanında, PADİŞAH yapılmışım.

    Meyvelerden, dağdağana; çalgılardan, ney-kemana kapılmışım… Benim yatağım, akasya dikeninden; yorganım, kirpi derisinden farksızdır. Kalbim, Ayizman’ın(Hitlerin işkenceci Nazi Komutanı) fırını ve Sahrâ'nın çöl fırtınasıdır.

    Ruhum, âşık-ı Hüdâ Mahbûb peresttir, lâkin aklım, kaderin cilvesi ve talihin sillesiyle gûresttir(gel-gittir).

    Bana gelen, derd ü gamın kilosu beleştir. Nerede bir güzel varsa, bana karşı keleştir(yüz vermez, cesaretlidir), tüm yiğitler de bana hep ters ve terestir.

    Aylar geçti, tek temizliğim, gözyaşıyla ve kara toprakla aldığım teyemmüm abdesttir. Yani, içtiğimiz, kezzap suyu; mezemiz ise ateştir.

    Ol Resûl-i zişân ve Sultân-ı dü-cihân: “Cenâb-ı Allah’ın, insanları, dünya; dünyayı ise insan için yarattığını; Ruhları, vucud için, vucudları ise ruhlar için yarattığını; erkekleri, kadınlar; kadınları, erkekler için yarattığını; Cennet'i, mü’min kullar, mü’min kulları da Cennet için yarattığını; cehennemi, inkârcılar ve münâfıklar, inkârcıları ve münâfıkları da cehennem için yarattığını” hadisleriyle haber vermiştir.

    Peki, acaba, benim gibi meczub divâneleri ne maksatla halk etmiştir? Bilen babayiğit, meydana çıkıp söylesin...

    Allah, sana iman verdi, sen, tuğyan edersin; O in’am etti, sen, küfran(nankörlük) edersin; O, ikram etti, sen, inkâr edersin; O, ihsân etti, sen, isyân edersin; bir de kalkıp bana deli divâne diye bühtân edersin!...

    Bu söylediklerimin hepsi, ruhumun içinde cenk etmektedir. Eğer, dilekçemin yanıtı gelirse bu manevralar sona erecektir.

    Şimdi, adresimi arz ediyorum: Kur’ân’ı geldiği yere, yine Kur’ân’ı getiren, geri taşısın. Madem ki, ahkâmı ve ahlâkı kalmadı, Kur’ân’ın kâğıdı ve yazısı neye yarasın?! Tâ ki, Hz. Muhammed Mehdi (A.S) gelince, yeniden okunup yaşansın!

    Ey, zerrelerden kürrelere, yerlerden göklere, tüm âlemlerin Rabbi!...

    Ey, cemâdî, nebâtî, hayvanî, insanî, ruhanî ve nuranî, her şeyin ve herkesin yegâne sahibi!...

    Ey, iman ve şuur ehl-i kalplerin, en yüce habîbi!...

    Ey, dertli bedenlerin, kederli gönüllerin ve yaralı yüreklerin tabîbi!...

    Ben, bi-çâre kulun ki; garipler garîbi, hüzünlerin esîri, zulümlerin mustarîbi, öksüz, yetim ve sahipsiz bir tımarhane delisi...

    Ama kutsî muhabbet ve hasretinin divânesi!...

    Herkesi ve her şeyimi elimden aldın ama sana sığındım, aşkına sarıldım, yegâne Sen kaldın!... Yurdumdan, yuvamdan, evimden, barkımdan ayırdın, gurbete ve hasrete saldın. Ama onları ararken, Sana ulaştım, sevdâna daldım! Böylece, fânî ve hayalî görüntülerden kurtarıp hakîkî tecellîne mazhar kıldın.

    Yüceler yücesi Rabbim, Efendim!

    Hakk'tan saparak ve haddimi aşarak, hâşâ, Sen'den, Burak bineği, Cebrail seyisi, Sidret'ül Münteha menzili, cümle mahlûkâtın en şereflisi, Rahmân'ın en mükemmel tecelli ve temsilcisi… Kâinâtın fahrî ebedîsi, Âhir zaman Nebî'si ve Mehdî'si, Levh-i Mahfûz'un tercümanı ve tebliğcisi, Efendiler efendisi, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi vesellem’in) Mahbubiyeti'ni mi istedim?...

    Hanif Din'in üstadı ve nice Nebîlerin atası, Hz. İbrahim’in, halîliyetini; Hz. Süleyman’ın, saltanat ve servetini; Hz. Musa’nın, Celâdet ve cesâretini; Hz. İsa’nın ruhanîyetini mi istedim?...

    Hz. Ebû Bekir Sıddık’ın, yüksek fazîlet ve kurbiyyetini; Hz. Ömer'ül Faruk’un, dirâyet ve teslimiyetini; Hz. Osman-ı Zinnureyn'in, asâlet ve sehâvetini; Hz. Aliy'ül Murtaza’nın, ilim ve velâyetini mi istedim?...

    Senden, mülk-ü-hâkimiyet, şan-ü-şöhret, mal-ü-servet mi talep ettim? Senden, vucuduma sıhhat ve âfiyet; aklıma ziyâ ve selâmet; hayatıma, huzur ve istikâmet dilendiysem, bunlar için de bin kere tevbe ettim!

    Çünkü, Şeriât'ın iptal, Tarikât'ın ihmal, Hakîkât'ın ihlâl ve mü’minlerin iğfâl edildiği bir zillet ve rezâlet döneminde, bana, akıl ve mükellefiyet verseydin, bu, sadece benim mesûliyet ve mahzûniyetimi ziyâdeleştirecekti!

    Sultan'ım Efendi'm!

    Ben, Senden, sadece, seni istedim; pahası, elbet böyle yüksektir ve tüm sevdiklerimi ve sahiplendiklerimi uğruna fedâ etmektir.

    Rabbim, elbet vardır hikmeti ki, bu kuluna, böyle zillet ve zahmet çektirirsin. Ben, hâşâ, itiraz değil naz ederim ama umarım, Sen, niyâz kabul edersin.

    Aile efrâdımı, akl-ı izânımı alıp beni hicrâna saldın. Ama yine de şükür; ya akıllı kalıp ama hâin ve hilekâr olaydım...

    Ya varlıklı kalıp ama zâlim ve sahtekâr olaydım...

    Ya âlim ve saygın kalıp ama gâfil ve riyâkâr olaydım...

    Ya arkalı etraflı kalıp ama azgın ve zulümkâr olaydım...

    Ya sağlıklı sefâlı kalıp ama sapıtmış, ahlâksız ve vicdansız olaydım!...

    Derd-ü-belâ ki, sabredenlerin vesile-i mirâcıdır. Mü'minler, kalbimin tâcı; mücrimler, rahmetin muhtâcı; münkirler, hikmetin icabı; Sâdık ve âşık, ehl-i cehd adâletin ilâcıdır. Velâkin, bu münâfık, hain ve zâlimler ise çıban başıdır, akrep gibi sancıdır; şerefli insana, helâli dışında tüm kadınlar, kızlar, ana-bacıdır.

    Ey Rabbim, Efendi'm!

    Malûm-u âlîniz ve yüce takdirinizdir ki; ne özenli-bezekli elbiselerle gezdiğim bayramlarım oldu… Ne onurlu ve huzurlu seyahatlerim ve seyranlarım oldu… Ne etrafımda hizmet ve rağbet gösteren dostlarım ve hayranlarım oldu!...

    Lezzet ne imiş, izzet ne imiş ve fazilet ne imiş tatmadım; ama şikâyet şekâvettir; tüm bu fânî ve fenâ nimetlerin asıl sahibi olan Padişahlar Padişahı'nı buldum...

    Beni, yoktan var ettin, iman ve hidâyet buyurup varlığından haberdar ettin, ama aklımı alıp kulunu, bi-karar ettin. Sana, sonsuz şükürler olsun!...

    Şimdi, son dileğim, beni yanına al ve bir daha huzurundan ve sonsuz nûrundan ayırma, ne olursun!

    Umarım, bu dilekçeyi yazdım diye bana darılmazsın; çünkü, Zâtından gayrıya yalvarıp yakarmanın, ŞİRK olduğunu buyurdun!

    Selâm ve dua ile... )

    - MEDH/SENÂ[Ar.] değil/yerine/= ÖVGÜ
    ( [>< KADH/ZEMM] )

    - MENFAAT ile/ve ZAAF
    ( Köleliğe neden olurlar. )

    - MERHAMET:
    ACIMAK
    değil/yerine/< ACITMAMAK

    - MESNED/SİZ[Ar.] yerine DAYANAK/SIZ

    - MEŞRÛLAŞTIRMA ile KILIFLANDIRMA

    - MEZELLET[Ar.] değil/yerine/= ALÇALMA, BAYAĞILAŞMA

    - MİHNET[Ar.] değil/yerine/= SIKINTI/ÜZÜNTÜ
    ( ZAHMET, EZİYET | GAM, KEDER, SIKINTI, DERT | BELÂ, MUSİBET )

    - MİNNET DUYMAK ile SAYGI DUYMAK

    - MİSANTROP[Fars.]/MERDÜMGİRÎZ[Fars.] değil/yerine/= KİŞİLERDEN/İNSANDAN "KAÇAN"

    - MİSKİN/LİK ile/ve/<> BEZGİN/LİK

    - MİSTİK/LİK ile MİSKİN/LİK

    - MIYMINTI/LIK ile MİSKİN/LİK[Ar.]
    ( Kişinin sabrını tüketecek derecede yavaş ve mızmızca iş gören. İLE Çok uyuşuk olan. | Hoş görülmeyecek durumlar karşısında tepki göstermeyen. | Âciz, zavallı. | Cüzzam hastalığına tutulmuş olan. )

    - MIZIKÇI/LIK değil/yerine/= OYUNBOZAN/LIK
    ( Çeşitli nedenlerle oyunu bozan, yenilgiyi kabul etmeyen, kolayca darılan kişi. )

    - MONDEN[Fr.]
    ( Toplum yaşamı ile ilgili. | Yüksek sosyete yaşamını seven. )

    - MONOTON[Fr.] değil/yerine/= TEKDÜZE

    - MÜBÂYENET değil/yerine/= ÇELİŞKİ
    ( Bir şeyin, kendinden başka bir şey olmaması. )

    - MÜBEZZİR değil/yerine/= TEBZÎR EDEN, GEREKSİZ, YERSİZ HARCAYAN, İSRÂF EDEN

    - MÜCBİR[< CEBR] değil/yerine/= ZORLAYICI/ZORLAYAN

    - MÜCRİM[Ar.] değil/yerine/= SUÇLU

    - MUDİL[çoğ. MUDİLÂT] ile MUDİLL[< DALÂLET]
    ( Güç, zor, çetin. İLE Doğru yoldan çıkarıp eğri yola saptıran, dalâlete düşüren. )

    - MÜFRİT[Ar.] değil/yerine/= AŞIRI

    - MUGALATA değil/yerine/= YANILTMACA
    ( Yanıltmak için, yanıltacak yolda söz söyleme. | Başkasını yanıltmak için, doğru olmadığı bilinerek yapılan uslamlama ve çıkarsama. )

    - MUHÂCEZE ile MUACCİZE[< ACZ]
    ( Fısıldamak. İLE Sıkıntı verme, bıktırma, usandırma, tâciz etme. | Yapışkanlık, sırnaşıklık. )

    - MUHÂCİM[Ar. < HÜCUM] değil/yerine/= SALDIRAN/SALDIRICI

    - MUHADDİR/E[< HADR] ile MUHADDİR
    ( Uyuşturan, uyuşturucu, tahdîr eden. [Fr. NARCOTIQUE] İLE Kabartan, şişiren. )

    - MUHAFAZAKÂRLIK ile/ve/||/<> TEPKİSELLİK

    - MUHAFAZAKÂR[Ar., Fars.] değil/yerine/= TUTUCU

    - MUKÂVEMET[Ar.] değil/yerine/= DİRENME
    ( Dayanma, karşı durma, karşı koyma, direnme, direniş. | Direnç. )

    - MÜPTEZEL[Ar.] değil/yerine/= DEĞERSİZ
    ( Saygınlığını yitirmiş. | Çokluğundan dolayı değerini yitiren, değersiz. )

    - MUSALLAT[Ar.] değil/yerine/= PEŞİNE DÜŞME/DÜŞEN
    ( Bir kişi ya da şeyin üzerine, bıktıracak kadar düşmek/düşen. )

    - MÜŞKÜLPESENT[Ar., Fars.] değil/yerine/= GÜÇ BEĞENEN, TİTİZ

    - MUTCULUK(MUTLULUKCULUK) ile/ve YARARCILIK ile/ve HAZCILIK

    - MÜTEADDÎ[< UDVÂN] ile MÜTEÂDÎ[< ADÛ]
    ( Saldıran, zulm eden, taaddî eden. | Geçişli fiil.[düşündürmek, anlatmak vb.] | Türk müziğinin en az altı yüzyıllık bir mürekkep makamı olup, zamanımıza kalmış bir örneği bulunmamaktadır. İLE Düşmanlık eden, teâdî eden. )

    - MÜTEHADDİ'[< HUD'A] ile MÜTEHADDÎ
    ( Bilerek aldanan, tahaddu' eden. İLE Çekişen, tahaddî eden. )

    - MÜTEREDDİT[Ar.] değil/yerine/= İKİRCİKLİ

    - MUTLAK KABUL ETMEK ile/değil/yerine ÖNEMSEMEK

    - MUTLU İKEN ile ÜZÜNTÜLÜ İKEN ile ÖFKELİ İKEN
    ( Söz verme! İLE Yanıt verme! İLE Karar verme. )

    - MUTLULUK:
    DAHA ÇOK OLANI ARAMAK
    değil/yerine/>< DAHA AZ OLANIN, TADINI ÇIKARMAK

    - MUTLULUK >< KİBİR/BÖBÜRLENME

    - MUZIR[Ar. < ZARAR] ile MUZİP[Ar.]
    ( Zararlı, zarar veren, zarara sokan. | Yaramaz, herşeyi bozan/karıştıran. İLE Şaka yapmaktan hoşlanan, takılgan. )

    - NANKÖR ile/değil/yerine/>< VEFÂLI
    ( Tek bir yanlışınızı/eksiğinizi/zararınızı görse, tüm iyiliklerinizi/artılarınızı/yararlarınızı unutur. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çok fazla yanlışınızı/eksiğinizi/zararınızı görse bile iyiliklerinizi/artılarınızı/yararlarınızı unutmaz. )

    - NARSİSİZM ile/ve/||/<> KÖTÜCÜL(MALIGNANT) NARSİSİZM

    - NARSİSİZM değil/yerine/= ÖZSEVERLİK

    - NAYLON POŞETLER(İ KULLANMAK) yerine/değil FİLE/SEPET (KULLANMAK)

    - NAZ ile/ve/değil GAZ

    - NE YAPACAĞINI BİLMEK
    ile/ve/değil/yerine/<
    NE YAPMAYACAĞINI! BİLMEK !!!

    ( Ne yapman gerektiğinden çok, önce ne yapmaman gerekiğini bil, yeter. Çoğu zaman ne yapman gerektiğini bilemeyebilirsin, fakat ne yapmaman gerektiğini her zaman çok iyi bilebilirsin. )
    ( İsabet ve kesinlik tutturulamayabilir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< İsabet ve kesinlik üzerinedir, kolaylıkla sağlanabilir, tamamen uzlaşımsal ortak bir hareket noktası sunabilir. )
    ( Kendini gerçekleştirmiş, saygın ve önemli birine sormuşlar:
    Nasıl bu noktaya geldiniz?
    Yakınlarında bulunan bir kişiyi göstererek, herşeyi ondan öğrendiğini söylemiş.

    Çevresindekiler hayret içinde ve inanamayarak demişler ki:
    Nasıl olur? O işaret ettiğiniz kişi, her türlü, düzenbazlığı, yalanı, rezilliği yapan biridir.

    Yanıt: Heh işte!
    O ne yaptıysa ben yapmadım! )
    ( Bir şey ki, yapmasan da olur, YAPMA!
    Bir şey ki, söylemesen de olur, SÖYLEME! )
    ( Irmağın derinliği, iki ayakla birden ölçülmez! )

    - NEFRET ile/ve/||/<>/> KİN/BUĞZ
    ( Gereksiz/fazla/aşırı düşünce yönelimi. İLE/VE/||/<>/> Gereksiz/fazla/aşırı olan düşünceyi, süresiz ya da çok uzun süre sürdürme ve eyleme geçme düşüncesi ya da girişimi. )
    ( Nefret, çok gereksiz/fazla/anlamsız, isabetsiz ve olumsuz bir düşünceyi sürdürmek gerektirdiğinden dolayı, kimseye nefret gerektirecek kadar zaman/enerji/bellek ayırmanın gereği/anlamı/değeri ya da etkisi yoktur/olmaz/olmayacaktır! İLE/VE/||/<>/> Kimseye fakat özellikle de birinci derece yakınlara ve üzerimizde (çok/az) emeği geçenlere kin tut(a)mayacağımızı anımsamamızda, kabul etmemizde yarar vardır. )

    - NEFRET ile/ve/değil/yerine/<> ÖFKE
    ( Nefretiniz, elektriğe dönüştürülebilseydi, dünyanın tamamını aydınlatırdı. )

    - NEFRET ile/değil/yerine/>< SEVGİ
    ( 3 DEREKE[Cehâletle orantılı olarak] ile/değil/yerine/>< 3 DERECE )
    ( Kendinden. Yanındakilerden. Onu sevenlerden. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Kendini. Yanındakileri de. Onu sevenleri de. )
    ( Eden uzaklaşır. >< Yakınlaştırır. )
    ( Düşmanlarımızdan nefret etmemek gerek. Bu, algılama ve yargılama yetimizi sınırlar. )
    ( Nefret, başarısızlığa uğramış sevgidir. )

    - NEFSİ:
    "TEMİZE ÇIKARMA KAYGISI"
    ile/değil/yerine/>< TEZKİYE ETME ÇABASI

    - NEGATİF/LİK ile/ve İÇEDÖNÜK/LÜK

    - NEPOTİZM ile PATRONAJ ile KAYIRMA

    - NESNELERİ, YERE ...:
    ATMAK
    ile/değil/yerine KOYMAK

    - NETLİK ile "AŞIRILIK"

    - NEZÂKET ile/<> İKİYÜZLÜLÜK/RİYÂ
    ( Nezâkette, çoğunlukla, bir parça ikiyüzlülük saklıdır/vardır. )

    - NEZÂKET ile REZÂLET

    - NICOTIANA RUSTICA ile NICOTIANA TABAKUM
    ( Rusya ve Hindistan'da yetişir. İLE Dünyanın çoğu bölgesinde bulunanın adıdır. )

    - NİFÂK ile/>< İNFÂK
    ( Saklıyorsan. İLE/>< Veriyorsan. )
    ( İnfâk, nifâğın panzehiridir. )

    - NİYET BOZUKLUĞU ile/değil NİYET EKSİKLİĞİ

    - NİYETSİZ/LİK ile/ve TERBİYESİZ/LİK

    - ÖFKE(> ADRENALİN >) ve/> KALP KRİZİ
    ( Keskin sirke, küpüne zarar. )

    - ÖFKE/GADAP ile CELÂLLENME
    ( Hiçbir şeyi gözü görmeyecek şekilde kızmak. İLE Haksızlığa karşı haklı olarak gösterilen tepki. )

    - ÖFKE:
    KUDRET
    ile/ve/değil/yerine ŞECAAT

    - ÖFKE ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< "TEPKİ"

    - ÖFKE = ANGER[İng.] = COLËRE[Fr.] = ZORN[Alm.] = ira[Lat.]

    - ÖFKE ile/değil BATKI/HÜSRAN

    - ÖFKE ile/ve/değil/||/<>/< ÇARESİZLİK

    - ÖFKE ile/ve/değil/||/<>/< ENGELLENME

    - ÖFKE ile/değil/yerine/>< GÜLÜMSEME :)
    ( Öfkenin uzaklaştırdığını, gülücükler geri getiremez. )

    - ÖFKE ile HIŞIM/HIŞM[Fars.]
    ( Öfkeyi sükûnetle, kötülüğü iyilikle, cimriliği cömertlikle ve yalanı gerçekle yenin. )
    ( Öfkeyi/gadabı tatmin etmek hayvanlıktır. )
    ( Ancak öfkesini/hışmını yenen, yiğittir. )

    - ÖFKE yerine HÜZÜN

    - ÖFKE ile/değil/yerine/>< ŞECÂAT
    ( ... İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Haksızlığa karşı olan öfke. | Yiğitlik, yüreklilik. )
    ( Öfkeyi, şecaate çeviren, merhamettir. )

    - ÖFKE ile/ve/||/<>/> SUÇLULUK DÜŞÜNCESİ/DUYGUSU

    - ÖFKE ile/<> SUSMA/SÜKÛT
    ( Kızmış olduğunun göstergesidir. İLE/<> Kırılmış olduğunun göstergesidir. )

    - ÖFKE ile/ve/> UTANMA
    ( Öfke gelir, göz kararır; öfke gider, yüz kızarır. )

    - ÖĞRENİLECEK OLAN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TERK EDİLECEK OLAN

    - ÖĞÜT ile/ve/<>/>< HAKARET
    ( Bir insana, başkaları yanında verilen "öğüt", öğüt değil "küçük düşürme", "aşağılama" ya da "hakaret" olabilir/olur[bazen/çoğunlukla]. Kimseye ve de özellikle çocuklara, ne kıyas, ne de öğüt, doğru/uygun zaman, zemin ve koşullar oluş(turul)madıkça, yapılmamalıdır. )

    - OLAY/OLGU/DURUM ile/ve/||/<>/>< YADSIMA

    - OLMA!:
    [ne] PİŞMAN
    ne DÜŞMAN ne [de] KAHRAMAN

    - OLMAYANLARI ARAMAK ile/değil/yerine OLANLARI BULMAK/GÖRMEK

    - ÖLÜM KORKUSU < GÖVDE ZANNI

    - OLUMSUZ BAKIŞ/BAKAN ile/değil/yerine/>< OLUMLU BAKIŞ/BAKAN
    ( Her çözüm için mutlaka bir "sorun" bulmak/bulanlar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Her "sorun" için en az bir çözüm bulmak/bulanlar. )

    - OLUMSUZ OLASILIK ile/ve TEHDİT

    - OLUMSUZ(NEGATİF) BAKIŞ ile AŞAĞILAYICI BAKIŞ

    - OLUMSUZDAN "BESLENME" ile/değil/yerine OLUMLUDAN "BESLENME"

    - OLUMSUZLAMA ile/değil/yerine/<> ELEŞTİRİ

    - OLUMSUZLUKLARI/OLUMSUZLUKLARDAN:
    "BESLE(N)ME"
    ile/ve/<> "BEZE(N)ME"

    - OLUMSUZ ile/ve/değil/||/<> UYUMSUZ

    - ÖLÜM ve/<> APTALLIK
    ( Öldüğünde, öldüğünü bilmezsin. Sadece, başkaları için zordur. VE/<> Aynı şey, aptallıkların için de geçerlidir. )

    - ÖNCELİK'İ:
    TELEFONA/MESAJA VERMEK
    değil/yerine ORTAMA/ÇEVREYE/TOPLANTIYA/KİŞİLERE VERMEK

    - ÖNEMSEMEMEK ile HAFİFE ALMAK

    - ÖNEMSİZ/LİK ile GÖZDEN DÜŞ(ÜR)ME

    - ONUN-BUNUN PEŞİNDEN KOŞ(MAK) ile/değil/yerine ONUN PEŞİNDEN KOŞ!

    - ÖNYARGI ile/ve GENELLEME
    ( Ne kadar genelleme yapılıyorsa düşünce de o derece yoktur. )

    - ÖNYARGI ile/ve/değil/yerine ÖN ANLAMA

    - ÖNYARGI = PEŞİN HÜKÜM, FİKR-İ BATIL, İTİKAT-I BATIL = PREJUDICE[İng.] = PRÉJUGÉ[Fr.] = VORURTEIL[Alm.] = PRAEJUDICIUM[Lat.] = PERJUICIO[İsp.]

    - ÖNYARGI ile/ve SAPLANTI

    - ÖNYARGI ile TESPİT

    - ORANTISIZ GÜÇ ile/ve/||/<> ORANTISIZ HOŞGÖRÜ

    - ORANTISIZ ŞİDDET ve/<> ORANTISIZ GÜÇ

    - ÖRTBAS ETMEK ile BASTIRMAK ile GÖZARDI ETMEK

    - OTA-BOKA (KARIŞMAK, BURNUNU SOKMAK)

    - ÖTEKİLEŞMİŞ/LİK ile/değil ÖTEKİLEŞTİRİLMİŞ/LİK

    - ÖTEKİLEŞTİRME ile/değil/yerine/>< HAK/LAR

    - ÖTEKİLEŞTİRME ile/değil TANIYAMAMA

    - OTİZM ile/ve/<> BENCİLLİK ile/ve/<> TEKBENCİLİK

    - OTURMA!:
    TAŞA
    ile YAŞA ile BAŞA
    ( Taşa, başa, yaşa oturmamak gerek. )
    ( Do not sit/stand on/at stone, wet, front! )

    - ÖVGÜ(MEDH) >< YERGİ(TENKİD)

    - ÖVMEK ile/ve BOŞBOĞAZ/LIK

    - ÖVMEK ile TAKDİR ETMEK
    ( Birini, gıyabında övmek, fitneye neden olur/olabilir. )
    ( MEDÂR-I İFTİHÂR: Övünme nedeni/vesilesi. )

    - ÖVMEK ile/ve/=/> YERMEK

    - ÖVMEK ile YÜCELTMEK

    - ÖVME ile KÖTÜLEME
    ( Memnun ettiğin zaman, sende olmayan şeylerle seni öven kişi, kızdırdığın zaman da seni, sende olmayan şeylerle kötüler. )

    - ÖVME ile/ve YÜCELTME

    - ÖVÜNME/"HAVA BASMAK" ile/değil MUTLULUĞUN DIŞAVURUMU

    - ÖVÜNMEK İÇİN ile/ve/değil/yerine LÂYIK OLMAK İÇİN

    - ÖVÜNMEK ile/ve AVUNMAK

    - ÖVÜNMEK ile BÖBÜRLENMEK

    - ÖVÜNMEK ile BÖBÜRLENMEK

    - ÖVÜNME ile/ve/değil "KORKUTMA" (ÇABASI/ZANNI)

    - ÖYKÜ ile/ve/<> ÖVGÜ

    - OYUNA GE(TİRİ)LME! değil/yerine/>< KENDİNE GEL!!!

    - ÖZDEŞLEŞ(TİR)ME ile İNDİRGEME

    - ÖZDEŞLEŞTİRME ile KENDİNDE BULMAK/GÖRMEK
    ( Ne olduğunuzu bilmek için ne olmadığınızı bulun! )
    ( Ancak kendi farkındalığınız ve kendi çabanızla keşfettikleriniz sizin işinize her zaman yarayacak olanlardır. )
    ( Kendinize saygıyla ve sevgiyle yaklaşınız. )
    ( Kişi, kendinin ışığıdır. )
    ( Kendi hakkınızdaki yanlış düşünceleri terk edin. )
    ( Algılanabilir ya da akıl-alabilir bir şey olmadığınızı ve bilinç alanında beliren hiçbir şeyin öz varlığınız olamayacağını bir kez anladıktan sonra, daha derin bir kendini-biliş'e götürecek tek yol olan, herhangi bir şeyle özdeşleşme alışkanlığını kökünden kazıma işine girişeceksiniz. )
    ( Aranacak ve bulunacak hiçbir şey yoktur, çünkü kaybedilmiş bir şey yoktur. )
    ( Sakin kalın, sessiz kalın; o ortaya çıkacak, daha doğrusu, sizi içine alacak. )
    ( Herşey ya kendinde ya da başkasındadır. )

    - ÖZDEŞLEŞTİRME ile/ve/||/<> KÖRLÜK

    - ÖZDEŞLEŞTİRME ile YÜCELTME

    - ÖZENSİZ/LİK ile/ve/<> HAZIRLIKSIZ/LIK

    - ÖZGÜRLÜK:
    KİŞİNİN, ...
    "CANININ İSTEDİĞİ GİBİ DAVRANMASI"
    ile/değil İSTEMEDİĞİ HİÇBİR ŞEYİ YAPMAK ZORUNDA OLMAMASI
    ( Özgürlük, hiçbir zaman canının istediği gibi davranmak anlamına gelmemiştir ve öyle bir hak vermemiştir/veremez. )
    ( İkinci görüşün olmadığı yerde özgürlük olmaz. )
    ( ÖZGÜRLÜK: Belirlenimden, belirlenime geçmek. )

    - ÖZGÜRLÜK ile HER İSTEDİĞİNİ YAPMAK
    ( Özgürlük, hiçbir zaman her istediğini yapmak anlamına gelmemiştir ve öyle bir hak vermemiştir/veremez. )

    - ÖZGÜRLÜK ile/değil/ne yazık ki/>< KEYFÎLİK
    ( Hak ile sınırlanmış olanda. İLE/DEĞİL/NE YAZIK Kİ/>< Hak ile sınırlanmamış olanda. )
    ( Sorumluluk alıyorsak. İLE/DEĞİL/NE YAZIK Kİ/>< Sorumluluk almıyorsak. )

    - ÖZGÜVEN ile KİBİR

    - ÖZGÜVEN ile/değil ŞIMARIKLIK

    - ÖZSAYGI:
    DÜŞÜK
    ile/değil/yerine YÜKSEK
    ( Süreğen kararsızlık ve mükemmelliyetçilik aranır/yaşanır. İLE/DEĞİL/YERİNE Eylemlerinin sorumluluğu kabul edilir. )
    ( Savunucu olma ve başkalarının düşüncelerine karşı duyarlılık görülür. İLE/DEĞİL/YERİNE Karar verirken, mantığı ile temellendirme görülür. )
    ( Hata yapmaktan korkma görülür. İLE/DEĞİL/YERİNE Başarı için kararlılığa sahip olma görülür. )
    ( Başkaları ile kıyaslama yapılır. İLE/DEĞİL/YERİNE Değişime açık olunur. )
    ( Kişinin, kendi hakkında aşırı eleştirellik görülür. İLE/DEĞİL/YERİNE Fizyolojik, zihinsel ve duygusal durumuna göre yaklaşılır. )
    ( Başkaları tarafından onaylanmaya aşırı istek görülür. İLE/DEĞİL/YERİNE Sağlıklı ilişki kurmaya özen gösterilir. )

    - PARA TUTKUSU/HAMAN ile/ve ORUN/MEVKİ TUTKUSU/BELÂM ile/ve RUHBANLIK/İLÂH OLMA TUTKUSU
    ( KÂRUN ile/ve FİRAVUN ile/ve BELÂM )
    ( Emeğin sömürücüsü. İLE/VE Siyasetin zâlimi. İLE/VE Maneviyatın gaspçısı. )

    - PARAN:
    VARSA
    ile/ne yazık ki YOKSA
    ( Sayarlar. İLE/NE YAZIK Kİ "Satarlar." )

    - PARANOYA:
    ERDEM
    ve/||/<> AMAÇTAN UZAKLAŞMA/"SOYUTLANMA"

    - PARANOYA ile KOMPLO

    - PARANOYA ile KORKU

    - PARANOYA ile KURUNTU

    - PARAYI, MEZARA GÖTÜREN >< PARANIN, MEZARA GÖTÜRDÜĞÜ
    ( Yoktur. >< Çoktur. )

    - PARÇALAMAK ile/değil/yerine YARGILAMAK

    - PARÇALAMA ile/ve AÇIKLAMA

    - PARFÜM (KOKUSU) ile/yerine TEMİZ TEN (KOKUSU)

    - PARMAKLA GÖSTERMEK ile/değil/yerine GÖSTERMEK

    - PARMAKLARI:
    ÇITLATMAK
    ile KÜTLETMEK
    ( TO CRACK )

    - PASAKLI/LIK, ÇAPAÇUL ile/ve/değil DAĞINIK/LIK

    - PATLAYANA KADAR ile/değil/yerine DOYANA/DOYACAK KADAR

    - PAYLAMAK değil/yerine PAYLAŞMAK
    ( İter. DEĞİL/YERİNE Çeker. )

    - PAYLAŞMAK ile/ve "YÜKLENME(ME)K"

    - PERSECUTE vs. PROSECUTE

    - PES ETMEK ile KAÇMAK

    - PİS PİS (GÜLMEK)

    - PİSBOĞAZ/ŞİKEMPERVER[Fars.] değil/yerine/= OBUR
    ( Zamansız ve ayırt etmeden, eline geçeni yiyen kişi. İLE Gereğinden çok yemek yiyen, doymak bilmeyen. )

    - PISIRIK ile PİNPİRİK
    ( Tutuk, yüreksiz, beceriksiz. İLE Yaşlı ve güçsüz. )

    - PİŞKİN/LİK ile/ve/değil/yerine EMİN/LİK

    - PİŞKİN/LİK ile/ve PUŞT/LUK

    - PİŞKİN/LİK ile/ve/||/<> YÜZSÜZ/LÜK

    - PİŞMANLIK:
    YAPTIKLARIMIZDAN
    ile/ve/değil/yerine/ne yazık ki/||/<>/> YAPMADIKLARIMIZDAN

    - PLASEBO (ETKİSİ) ile/ve/<>/>< NOSEBO (ETKİSİ)
    ( "Memnun edeceğim." İLE/VE/<>/>< "Zarar vereceğim." )

    - POLYBIUS ve/||/<> MONTESQUIEU
    ( Hiçbir şey insan kalbindeki vicdandan daha korkunç bir tanık ya da daha dehşet verici bir suçlayıcı olamaz. İLE " 'Önyargı' dediğimiz, bazı şeylerin bilinmemesi değil kişinin, kendini tanımamasıdır." )

    - PRESTİJ ile GÖSTERİŞ

    - PROVOKATÖR değil/yerine/= KIŞKIRTMACI

    - PUTLAŞTIRMA ile/değil/yerine VEFÂ

    - RAHAT/LIK ile AYLAK/LIK

    - RAHAT/LIK ile LAUBALİ/LİK

    - RAHATINA GELME(ME)K ile/ve/değil İŞİNE GELME(ME)K

    - RAHATLIK ile/ve/değil ATÂLET

    - RAHATSIZ ETMEK ile/ve RENCİDE[Fars. Kalbi kırılma, incinme.] ETMEK

    - Rahatsız etmeyecek şekilde DİNLE!!!

    - RAKİP ile/ve/< KURBAN
    ( (gerektiğinde) Rakip olabilmek/olmak için kurban da olabilmelisindir. )

    - RÂZI OLUNAN ÖFKE ile RÂZI OLUNMAYAN ÖFKE
    ( Bizi mahkum eden şey, huylarımız, ahlâkımızdır. )

    - REDÂAT ile REDÂET
    ( Süt emme. İLE Kötülük, fenalık, bayağılık. [REZÂLET: Niceliksel. | REDÂET: Niteliksel.] | Hastalık ve yara azgınlığı. )

    - REDDETMEK ile AŞAĞILAMAK

    - REDDETMEK ile/değil BOYUN EĞMEMEK

    - REDDETMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DIŞARIDA BIRAKMAK

    - REDDETME ile/ve/<> KÜÇÜMSEME

    - REHÂVET değil/yerine/>< CESÂRET

    - REHÂVET ile/değil/yerine REKÂBET

    - REKLÂM VE GÖRÜNTÜ KİRLİLİĞİ ve GÜRÜLTÜ KİRLİLİĞİ ve SİGARA SORUNU

    - RENCİDE ETMEK ile/ve/<> "KÜÇÜK DÜŞÜRMEK"

    - REZİL[Ar.] ile/ve/||/<> RÜSVÂ(Y)[Fars.]
    ( Alçak, adi, utanmaz, hayâsız. İLE/VE/||/<> İtibarsız, ayıpları ortaya çıkarılmış, onursuz, rezil. )

    - RİBÂ ile RİBÂ'[< REB]
    ( Bir şeyin artması/çoğalması. | Tartısı ve ölçüsü olan bir malı, aynı cinsten daha fazla olan bir mal ile bir karşılığı olmaksızın, peşin olarak ya da veresiye değiştirmek. | Tefecilikle alınan fâhiş faiz. İLE Evler[bahçeleriyle birlikte], bahar evleri. | Barınılan yerler. | Araziler. | Yaz yağmurları. )

    - RİBÂ ile RİBÂ-YI FAZL
    ( Bir şeyin artması/çoğalması. | Tefecilikle alınan fâhiş faiz. İLE Tartısı ve ölçüsü olan bir malı, aynı cinsten daha fazla olan bir mal ile bir karşılığı olmaksızın, peşin olarak ya da veresiye değiştirmek. )

    - RİCS[çoğ. ERCÂS] ile RİCZ[çoğ. ERCÂZ]
    ( Dinin yasak ettiği şey, günah. | Pislik, murdarlık. İLE Azap. | Puta tapma. | Pislik. )

    - RİYÂ' ile RİYÂH[< RÎH]
    ( Özü, sözü bir olmama, ikiyüzlülük. İLE Rüzgârlar. | Yeller, ağrılar, romatizmalar. )

    - RİYÂ ile NİFÂK
    ( Kendini "kandırma". İLE Başkalarını "kandırma". )

    - RÜYÂ ile/<> RİYÂ
    ( Olmadığı gibi görmek. İLE/<> Olmadığı/n gibi görünmek. )

    - SABIR ile ...'A KATLANMAK

    - SABIR ile KAYITSIZLIK/İLGİSİZLİK

    - SABİTFİKİR ile/ve/> TAKINTI ile/ve/> TAASSUB/NEVROZ
    ( Bir "düşüncenin", yerinden oynatılamazlığı. İLE/VE/> Sabitfikre, duygunun da katılması (ile). İLE/VE/> Sinirlilik/asabileşme ve çeşitli türlerde tepkisellikler. )

    - SABRI OLMAYAN ile/ve/değil/yerine/>/<>/>< RÂZI OLAN
    ( İntizar eden. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/>/<>/>< Zevk eden. )

    - SAÇLARIN BEYAZLAMASI:
    YASTAN
    ile/değil/yerine YAŞTAN

    - SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR:
    BİÇİMSİZ
    ile/ve/||/<> BELİRSİZLİK ile/ve/||/<> SALDIRI ile/ve/||/<> KONUNUN ÖZÜNÜ KAÇIRMA ile/ve/||/<> TARTIŞMALI NEDEN ile/ve/||/<> İSTATİSTİKSEL HATA ile/ve/||/<> ŞAŞIRTMA ile/ve/||/<> YETKEYE BAŞVURMA ile/ve/||/<> DUYGULARA BAŞVURMA ile/ve/||/<> KIYASLAMA HATALARI ile/ve/||/<> SINIFLANDIRMA HATALARI
    ( BİÇİMSİZ SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR ile/ve/||/<> SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR
    ( INFORMAL FALLACIES vs./and/||/<> FALLACIES )

    BELİRSİZLİK SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: GÖNDERMELİ ile/ve/||/<> VURGULAMA ile/ve/||/<> ÇOK ANLAMLILIK
    ( FALLACY OF: EQUIVOCATION vs./and/||/<> ACCENT vs./and/||/<> AMPHIBOLY )

    SALDIRI SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: KARALAMA ile/ve/||/<> NİTELİKSEL ile/ve/||/<> "SEN / SEN DE ..." ile/ve/||/<> DOLDURUŞA GETİRME
    ( ARGUMENT AGAINST THE MAN vs./and/||/<> CIRCUMSTANTIAL AD HOMINEM vs./and/||/<> FALLACY OF "YOU / YOU ALSO" vs./and/||/<> POISONING THE WELL )

    KONUNUN ÖZÜNÜ KAÇIRMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: KISIR DÖNGÜ ile/ve/||/<> İLGİSİZ AMAÇ ile/ve/||/<> İLGİSİZ SONUÇ ile/ve/||/<> İDDİAYI ZAYIFLATMA ile/ve/||/<> KONUYU SAPTIRMA
    ( BEGGING THE QUESTION vs./and/||/<> FALLACY OF IRRELEVANT PURPOSE vs./and/||/<> IRRELEVANT CONCLUSION vs./and/||/<> FALLACY OF STRAW-MAN vs./and/||/<> FALLACY OF RED HERRING )

    TARTIŞMALI NEDEN SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: YANLIŞ NEDEN ile/ve/||/<> ÖNCESİNDE ile/ve/||/<> ORTAK ETKİ ile/ve/||/<> GÖZDEN KAÇIRILABİLİR NEDEN ile/ve/||/<> YANLIŞ YÖN ile/ve/||/<> KARMAŞIK NEDENLER
    ( FALLACY OF FALSE CAUSE vs./and/||/<> FALLACY OF "PREVIOUS THIS" vs./and/||/<> JOINT EFFECT vs./and/||/<> GENUINE BUT INSIGNIFICANT CAUSE vs./and/||/<> WRONG DIRECTION vs./and/||/<> COMPLEX CAUSE )

    İSTATİSTİKSEL HATA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: YETERSİZ ÖRNEK ile/ve/||/<> TEMSİL ETMEYEN ÖRNEK ile/ve/||/<> YANLIŞ BENZETME ile/ve/||/<> YOK SAYMA ile/ve/||/<> SÜMEN ALTI ile/ve/||/<> KUMARBAZ
    ( FALLACY OF INSUFFICIENT SAMPLE vs./and/||/<> UNREPRESENTATIVE SAMPLE vs./and/||/<> FALSE ANALOGY vs./and/||/<> SLOTHFUL INDUCTION vs./and/||/<> FALLACY OF SLANTING vs./and/||/<> GAMBLER'S FALLACY )

    ŞAŞIRTMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: DEVEDE KULAK ile/ve/||/<> YA SİYAH, YA BEYAZ ile/ve/||/<> KANITLAMA ZORUNLULUĞU ile/ve/||/<> FELÂKET ÇIĞIRTKANLIĞI ile/ve/||/<> İMÂLI SORU ile/ve/||/<> ÇOK SORULU ile/ve/||/<> SINIRLI SEÇENEK
    ( FALLACY OF THE BEARD vs./and/||/<> BLACK OR WHITE FALLACY vs./and/||/<> ARGUMENT FROM IGNORANCE vs./and/||/<> FALLACY OF SLIPPERY SLOPE vs./and/||/<> COMPLEX QUESTION vs./and/||/<> FALLACY OF MANY QUESTIONS vs./and/||/<> FALLACY OF LIMITED CHOICES )

    YETKEYE BAŞVURMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: BİR BİLENE SORMA ile/ve/||/<> YETERSİZ KAYNAK ile/ve/||/<> İNANCA BAŞVURMA ile/ve/||/<> ORTAK TUTUMA BAŞVURMA ile/ve/||/<> ÖBEK BASKISI ile/ve/||/<> YARARCI ile/ve/||/<> BEĞENDİRME ile/ve/||/<> DAYATMA ile/ve/||/<> İÇİNDEKİ DEĞİL DIŞINDAKİ(ZARF-MAZRUF) ile/ve/||/<> GENETİK
    ( ARGUMENT TO AUTHORITY vs./and/||/<> FALLACY OF UNQUALIFIED SOURCE vs./and/||/<> APPEAL TO BELIEF vs./and/||/<> APPEAL TO COMMON PRACTICE vs./and/||/<> BANDWAGON, PEER PRESSURE vs./and/||/<> PRAGMATIC FALLACY vs./and/||/<> APPEAL TO PERSONAL INTERESTS vs./and/||/<> FALLACY OF "IS" TO "OUGHT" vs./and/||/<> STYLE OVER SUBSTANCE vs./and/||/<> GENETIC FALLACY )

    DUYGULARA BAŞVURMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: TEHDİT ile/ve/||/<> DUYGU ile/ve/||/<> ÖNYARGILI DİL ile/ve/||/<> MAZERET
    ( ARGUMENT FROM FORCE vs./and/||/<> ARGUMENT TO PITY vs./and/||/<> PREJUDICIAL LANGUAGE vs./and/||/<> FALLACY OF SPECIAL PLEADING )

    SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR ile/ve/||/<> HATALAR
    ( FALLACIES vs./and/||/<> MISTAKES/WRONGS )

    KIYASLAMA HATALARI: GENELLEŞTİRME ile/ve/||/<> ÖZELLEŞTİRME
    ( FALLACY OF CONVERSE ACCIDENT vs./and/||/<> FALLACY OF ACCIDENT )

    SINIFLANDIRMA HATALARI: BÜTÜNLEME ile/ve/||/<> İNDİRGEME
    ( FALLACY OF COMPOSITION vs./and/||/<> FALLACY OF DIVISION ) )

    - SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR ile/ve/||/<> HATALAR

    - SAÇMALAMAK ile/ve DENSİZLİK

    - SADAKAYI:
    SAKAT DİLENCİYE VERMEK
    ile YOKSUL FİLOZOFA VER(E)MEMEK
    ( Bir gün, kötürüm ya da kör olmaktan korktuklarından, "gözünden/gördüklerinden akıllı" olmalarından dolayı. İLE Gün gelip de, felsefenin içinde olacaklarını düşünememekten dolayı. )

    - SADECE KENDİ DENEYİMİNİ "YEĞLEMEK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< ÖTEKİNE (DE) İNANMAK
    ( Bazıları, gökyüzünde 300 trilyon yıldız olduğunu söylerseniz inanır/kabul eder ama "Şu masa, boyalı!" derseniz gidip önce bir eller.

    Sen söylersin, dinlemez; doktor söyler, anında yapar.

    "Köleleştirirsin", aldırmaz; "köle" dersin, "kaldırmaz". )

    - SAF/LIK ile APTAL/LIK

    - SAFDİL[Fars.] ile/= SAFDERUN[Fars.]
    ( Kolayca aldatılan. )

    - SAHİBİNE SORULMADAN/İZİN ALINMADAN KİŞİLERİN (ÖZEL) EŞYALARINA DOKUNULMAZ!

    - SAHTE/LİK ile/değil/yerine/>< İÇTEN/LİK

    - SAHTEKÂR ile HİLEKÂR
    ( Sahtekâr kişi, sahici kişinin gözüne bakamaz. )

    - ŞAKA YAPMAK değil/yerine LÂTÎFE[Ar.]/ESPRİ[Fr., Lat.] YAPMAK
    ( Kişiye yönelik. DEĞİL/YERİNE Duruma, olguya, kavrama yönelik. )
    ( Aradaki ilişki ne kadar yakın olursa olsun, hangi şakanın kimi, ne kadar etkileyeceği, rahatsız edebileceği bilinmez! )
    ( Aşağılama. DEĞİL/YERİNE Yüceltme. )

    - ŞAKA YAPMAK ile LAUBALİLİK

    - SAKİL[Ar.] değil/yerine/= AĞIR | KABA
    ( Ağır. | Sıkıntı veren, sıkıntılı. | Çirkin, kaba. | Türk müziğinde bir usûl. )

    - SAKİN/LİK ile/değil KAYITSIZ/LIK
    ( Her sakin/lik görüntüsü sakinlik olmayabilir hatta kayıtsızlıktan/ilgisizlikten/içekapanıklıktan kaynaklanıyor olabilir! )

    - SAKİN/LİK ile SOĞUK/LUK
    ( Her sakin/lik görüntüsü sakinlik olmayabilir hatta anlamamasından/uzak kalmasından kaynaklanıyor olabilir! )

    - SAKLAMA(MA)K ile/ve/<> ESİRGEME(ME)K

    - SAKLAMAK ile/ve/değil PAYLAŞMAMAK

    - SAKSIYI SÜSLEMEK değil/yerine ÇİÇEĞİ SULAMAK

    - SALAK/LIK ile/ve "ÖKÜZ/LÜK"

    - SALAK/LIK ile/değil/yerine/>< SABIRLI/LIK

    - SALDIRI SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
    KARALAMA
    ile/ve/||/<> NİTELİKSEL ile/ve/||/<> "SEN / SEN DE ..." ile/ve/||/<> DOLDURUŞA GETİRME

    - SALLAPATİ (İŞ YAPMAK)
    ( Düşünmeden ve saygısızca davranan. | Düşüncesizce, saygısızca ve patavatsız bir biçimde. )

    - SAMİMİ OLMAK ile YÜZ-GÖZ OLMAK

    - SANA GÖRE ile BANA GÖRE

    - SANA YAPILAN "KÖTÜLÜK" ile/değil/yerine/ne yazık ki/>< SENİN YAPTIĞIN KÖTÜLÜK/YANLIŞ/HATA
    ( Unut/abil! İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Unutma! )

    - SANATÇIDA:
    KAPRİS
    ve/||/<> KİBİR
    ( "Yakışır" )

    - SAPKINLIK ile "DEJENERASYON"

    - SAPLANTI ile/değil TİK[Fr.]
    ( ... İLE/DEĞİL Herhangi bir kas kümesinin, istençdışı devinmesi. | Alışkanlıkla sık sık yinelenen, gülünç, sıkıcı söz ya da el, kol, yüz devinmesi. )

    - SAPMA ile/ve/<> SAPLANMA

    - SAPTIRMA ile/değil/yerine SAPTAMA

    - SARHOŞLUK ile ZAFER SARHOŞLUĞU
    ( ... İLE En kötü sarhoşluk. )

    - ŞAŞIRTMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
    DEVEDE KULAK
    ile/ve/||/<> YA SİYAH, YA BEYAZ ile/ve/||/<> KANITLAMA ZORUNLULUĞU ile/ve/||/<> FELÂKET ÇIĞIRTKANLIĞI ile/ve/||/<> İMÂLI SORU ile/ve/||/<> ÇOK SORULU ile/ve/||/<> SINIRLI SEÇENEK

    - ŞAŞIRTMAK ile KANDIRMAK

    - ŞAŞKIN/LIK ile/değil/yerine AŞKIN/LIK

    - ŞAŞKIN/LIK ile/ve/<> GÜVENSİZ/LİK

    - ŞAŞKIN/LIK ve PANİK

    - SATİR[Fr.] değil/yerine/= YERGİ

    - SATRANÇTA:
    AÇILIŞ
    ve/||/<> YAPILMAMASI GEREKENLER
    ( * At ile başlanmaz!
    * Kalelerin önündeki piyonlarla başlanmaz! [Yandan değil ortadan başlanır!]
    * Vezir'in önündeki piyonla başlanmaz! )

    - SATVET[Ar.] değil/yerine/= (ZORLU/SİNDİRİCİ) GÜÇ

    - SAVAŞ ya da KORSANLIK değil/yerine/>< TİCARET

    - SAVAŞI KAYBETMEK:
    ÖLÜNCE
    değil DÜŞMANA BENZEYİNCE

    - SAVAŞMA değil/yerine/<>/> TANIŞMA

    - SAVRUK ile SAVSAK
    ( Aklını işine vermeyen, dikkatsiz. | Düzensiz, dağınık. İLE İşlerine önem vermeyip onları gelişigüzel yapıveren ya da daha sonraya bırakan. )

    - SAVSAKLAMA ile/ve/<> SALLAMA

    - SAVUNMA İÇİN BAHANE (BULMAK) ile/yerine/değil ŞÜKÜR İÇİN BAHANE (ARAMAK/BULMAK)
    ( Bulmak için değil, kaybetmek için arıyoruz. )
    ( Her mazharata bir mazeret bulunur. )

    - SAVUNMA ile CAHİLLERİN "SAVUNMASI"
    ( Konu/olgu çerçevesinde kalarak geçerli dayanakçaları öne sürme çabası ve hakkı. İLE Konuyu/olguyu değerlendirmek yerine ya kendilerini savunurlar ya da kişileri örnek gösterir ve saldırırlar. )
    ( Duygular, bilgilerle ters orantılıdır. Ne kadar az biliş varsa o kadar savunuş vardır. )

    - SAVURGAN/LIK >< CİMRİ/LİK

    - SAVURGAN/LIK ile/değil/yerine/>< SADAKAT

    - SAYGISIZLIK ile/ve/değil/<> DİKKATSİZLİK

    - SAYGISIZLIK ile/ve/değil DÜŞÜNCESİZLİK

    - SAYGISIZLIK ile/ve/değil EDEPSİZLİK

    - SAYGISIZLIK ile/ve/değil/<> İLGİSİZLİK

    - SAYGISIZLIK ile/ve/<> SEVGİSİZLİK

    - SEÇENEK ile "ÖNCELİK"
    ( Onun yaşamında, onun için seçeneksek; onu, öncelik yapmayalım. )

    - SEFÂLET ile/ve/değil İÇ SEFÂLET

    - ŞEHVET ve ŞİDDET

    - ŞEKER KARIŞTIRMA'DA...
    ( Çay kaşığı bardağa çarptırılmadan, ses çıkarttırmadan karıştırılır. )

    - SEKTER[Fr.] değil/yerine/= HOŞGÖRÜSÜZ

    - ŞEKVÂ değil/yerine/= ŞİKÂYET, HOŞNUTSUZLUK
    ( ŞİKÂYET, HOŞNUTSUZLUK )

    - SEMİRME ile/ve/<>/< SÖMÜRME

    - SEN Mİ ÇOK "AKILLISIN"? ile BEN/BİZ Mİ, ÇOK "APTAL GÖRÜNÜYORUM/Z"?

    - SENİ SEVMEYENE GÖSTERME!:
    SABIR
    ve/||/<> FEDÂKÂRLIK ve/||/<> SEVGİ
    ( [gösterirsek, onun için ...] ... "Yüzsüzlük" "olur". VE/||/<> ... "Eziklik" "olur". VE/||/<> ... "Kişiliksizlik" "olur". )

    - SENİ, SENDEN EDEN ile/değil/yerine SENİ, SEN EDEN

    - SERAP ile/ve/değil ZAN
    ( "Görsel/görüntülü" zan. İLE/VE/DEĞİL "Görüntü"süz serap. )
    ( Afrika'da, bir şey, sabahın ilk ışığında gerçek, öğle saatinde ise yalandır. )

    - SERBEST ÇAĞRIŞIM ile/ve/değil SALLAMAK

    - ŞERGİL değil/yerine/= ASKINTI, BAŞ BELÂSI

    - SERKEŞ[Fars.] değil/yerine/= KAFA TUTAN, BAŞKALDIRAN

    - SERSERİ/LİK ile AYLAK/LIK

    - SERT ile HAŞİN[Ar.]
    ( ... İLE Sert, kırıcı, gönül kırıcı olan. )

    - SERZENİŞ ile HAYIFLANMA

    - SERZENİŞ ile SIZLANMA

    - SEVEN/SÖVEN ||/>< ÖVEN
    ( (Fazla) Sövmek ile övmek arasında fark yoktur. )

    - SEVGİNİN:
    "AŞIRISI"
    değil/olmaz BİLİNÇSİZİ

    - SEVİNME >< YERİNME

    - SEVİYESİZ/KARŞILIKSIZ/TUTARSIZ İDDİA ile/yerine/değil SEVİYELİ İDDİA

    - SEVMEK:
    "SAHİP OLMAK"
    ile/değil/yerine/< DEĞER VERMEK

    - SEVMEMEK ile/değil/yerine/>< SEVMEK
    ( Ölmek. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< ("Istırap") Yaşamak. )

    - SEV ile/ve SEVMİYORSA
    ( Zor ise. İLE/VE Zorlama!
    [Zor ise sev, sevmiyorsa zorlama!] )

    - ŞEYLERİ:
    HAYAL ETTİĞİN GİBİ GÖRMEK
    yerine (ONLARI) OLDUKLARI GİBİ GÖRMEK
    ( Hayal ettiklerinizin varlığını reddetmeniz daha akıllıca olurdu. )
    ( Eğer kendinizi her zaman sınamazsanız, gerçek ile hayali ayırt edemezsiniz. )
    ( Sizi kendinize karşı kör eden, sizin davranışlarınızdır. )
    ( Düşüncelerinizi ve duygularınızı, sözlerinizi ve eylemlerinizi yakından izlemedikçe ve nedenini ve nasılını bilmeden sizde meydana gelen değişimlere hayretle bakmadıkça, gerçeğe vardığınızı nasıl söyleyebileceksiniz? )
    ( Düşünülüp hayal edilebilen hiçbir şeyin kendiniz olamayacağını bir kez anladığınızda, imgelemelerinizden kurtulmuş olursunuz. )
    ( You would be wiser to deny the existence of what you imagine.
    If you do not test yourself all the time, you will not be able to distinguish between reality and fancy.
    It is your behaviour that blinds you to yourself.
    How do you know that you have realised unless you watch your thoughts and feelings, words and actions and wonder at the changes occurring in you without your knowing why and how?
    Once you have understood that nothing perceivable, or conceivable can be yourself, you are free of your imaginations. )

    - SEYYİÂT[< SEYYİE] değil/yerine/= KÖTÜLÜKLER | SUÇLAR, GÜNAHLAR | KÖTÜLÜĞE KARŞILIK ÇEKİLEN SIKINTILAR

    - SEYYİE[Ar.] değil/yerine/= KÖTÜLÜK

    - SICAK YİYECEĞİ/İÇECEĞİ:
    ÜFLEMEK
    değil/yerine SOĞUMASINI BEKLEMEK

    - ŞİDDET[Ar. < ŞEDD] değil/yerine/= YEĞİNLİK
    ( Yeğin olma durumu. | Bir etkinliğin ya da bir gücün derecesi. | Bir ses çıkarılırken algılanan ve titreşimlerin genliğinden kaynaklanan özellik. )

    - ŞİDDET ve/||/<> KÜFÜR
    ( [ne yazık ki] Kalbinde, muhabbet olmayanın (b)elinde. VE/||/<> Aklında, düşünce olmayanın dilinde. )

    - ŞİDDET değil/yerine/>< ÖZEN

    - ŞİDDET =/||/<>/>/< ÖZENSİZLİK

    - SİFTİNMEK/ZİFTİNMEK = OYALANMAK
    ( Oyalanmak, vakit geçirmek. | Bir yere sürtünerek kaşınmak. )

    - ŞİKÂYET ile/ve HAYIFLANMAK
    ( ... İLE Acınmak, üzülmek, yerinmek, esef etmek. )
    ( HAYIF: Haksızlık, insafsızlık. | Acınma, üzülme. | Yazık! Vah vah! Heyhat! )

    - ŞİKÂYET ile/ve/değil/yerine/||/=/<>/></>/< HİKÂYET
    ( Yaşanılmış bir sorun üzerine konuşulduğunda, o konuya değinmenin gereği, sorunun kendini değil daha sonraki durum ve/veya süreçlerde, kişinin, davranış-tutumlarını ve dilini düzeltmesine, gelişerek değişmesine katkıda bulunulacak şekilde düşünülmeye/konuşulmaya çalışılmasıdır. Biri, bir sorundan konu açıyorsa, bunu, o sorundan "şikâyet ediyor" olarak değil daha sonrası için bir çözüm arıyor ve/veya sunuyor olarak düşünmek/konuşmak ve algılamaya çabalamak gerekir. Bir serzeniş ya da isyan olarak algılanmamalıdır.

    Bu tür durumlarda, ötekine bilgi vererek, değinilecek konu/sorun için, "Benimki/bizimki*, bir şikâyât değil hikâyât![olan-bitenin öyküsü/hikâyesi]" şeklinde, öncelikle, kişinin kendinde ve daha sonra çevresinde, adâleti ve dengeyi sağlamasına destek vermek üzere, çevresiyle olan iletişimini ve ilişkisini sürekli kılmak üzere, bir bilgi verilir ve/veya açıklama/anımsatma/uyarı yapılır.

    [ * "Bizimki" sözü/sözcüğü, "bu konuda/alanda, bu ayrıntılarda, ben ve benim gibi düşünenler" olarak/anlamında ve bencilliğe/tekbenciliğe düşülmemesi için kullanılır. ] )

    - ŞİKÂYET ile/ve/değil/yerine RİCÂ

    - ŞİKÂYET ile/değil YAKINMA
    ( You create disharmony and then complain! )
    ( Uyumsuzluk yaratıyor, sonra da yakınıyorsunuz. )

    - SIKÇA KONUŞMAK ile/ve/değil/yerine ANIMSATMAK

    - SIKILMAK ile/ve SALLANMAK
    ( Sallanmak, o ortamdan/mekândan sıkıldığınız anlamına gelir. )
    ( Ne kadar sıkılsanız da, bir toplantı ya da derste, dinleme/bekleme gibi durumunda sallanmamak/bacakları sallamamak gerekir. )

    - SIKINTI ile/> BUNALTI

    - ŞIMARIK/LIK ile/ve/değil YILIŞIK/LIK, YIVIŞIK
    ( Herşey yolunda gittiğinde, şımarmamak ve öteki kişileri küçük görmemek son derece önemlidir. )
    ( ... İLE/VE/DEĞİL Yapmacık bir gülüşle hoşa gitmeye çalışan. )

    - ŞIMARIKLIK ile/ve KİBİR
    ( Şımardıysan, artık başka bir düşmana gerek kalmamış demektir. )

    - ŞIMARMA ile ŞIRNAMA

    - SINIFLANDIRMA HATALARI:
    BÜTÜNLEME
    ile/ve/||/<> İNDİRGEME

    - SİNİRLİLİK ile/ve/<>/değil İSYAN

    - SİNSİ/LİK ile/ve/değil/<> BİLGİSİZ/LİK

    - SİNSİ ile İÇTEN PAZARLIKLI

    - SIRADANLAŞTIRMA ile/ve/<> KANIKSAMA

    - SIRITMAK ile/yerine GÜLMEK
    ( Aptallık, şaşkınlık, kurnazlık ya da alay belirtir biçimde gülmek. [Durumdaki hoşluğa ya da durumun algılanamamasında düşünsel/duygusal karşılığı olmadan yüz kaslarını düşünce komutlarıyla güler konuma getirmek.] İLE ... )

    - ŞİRK[Ar.] değil/yerine/= EŞKOŞMAK

    - SIRNAŞMAK ile/ve/||/<> YILIŞMAK

    - SIRTINDAN VURAN('A) ve/<> ARKANDAN KONUŞAN('A)
    ( Kızma! Ona güvenip arkanı dönen sensin! VE/<> Darılma! Adam yerine koyan sensin! )

    - SIRTINI DAYAMAK ile/değil/yerine/>< GÜVENMEK

    - ŞİŞİNMEK ile ŞİŞİNMEK
    ( Surat asmak, dargın durmak. | Başkalarına yüksekten bakar gibi bir tavır takınmak, böbürlendiğini davranışlarıyla belirli etmek, kabarmak, gururlanmak. İLE Bazı böceklerin/hayvanların, saldırıya uğradıklarında tüm uzantı ve eklentilerini, düşmanını korkutup ürkütecek biçimde yayarak genişletmesi. )

    - ŞİŞİRME ile "ŞİŞİRME"/ŞİŞİRMECE
    ( Şişirme işi. İLE Baştan savma, kötü iş. )

    - ŞİŞMAN ile/değil/yerine KALIN

    - ŞİŞMAN ile SEMİZ
    ( BEYDAHA: Etine dolgun, iri ve şişmanca hanım. )

    - SİTEM ile/değil BATKI/HÜSRAN

    - SIZLANMA/YAKINMA değil/yerine/>< SORUMLULUK ALMAK

    - SIZLANMA ile/değil/yerine SORGULAMA

    - SIZLANMA ile SÖYLENME/SOKRANMA

    - SNOP[İng.] değil/yerine/= ZÜPPE/KÜSTAH
    ( Seçkin görünmek için bazı çevrelerdeki düşünceleri benimseyen, hayranlık duyan ve onlar gibi davranmaya özenen kişi. )

    - SOKRATES'İN "YARGILANMASINDAKİ" 500 YARGIÇ:
    ÖLÜM KARARI VERENLER
    ile/değil/yerine/>< KARŞI OLANLAR
    ( [ne yazık ki]
    [İlk kararda] 280 >< 220
    [İkinci kararda] 360 >< 140 )

    - SOLİDARİST/SOLİDARİZM/SOLİDARİTE[Fr.] değil/yerine/= DAYANIŞMACI/LIK

    - SÖMÜRME ile/ve/<> "SÖĞÜŞLEME"

    - SÖMÜRÜ ile/ve/<> DAYATMA

    - SÖMÜRÜ ile SUİSTİMAL ile MANİPÜLÂSYON

    - SÖMÜRÜ ve/||/<>/< TAHRİK

    - SORU KİPİNDE İNANÇSIZLIK/ÜMİTSİZLİK ile/değil/yerine SORMAK
    ( "Yapsa ne olacak?" İLE/DEĞİL/YERİNE ... )

    - SORUMLULUK VERME ile/değil/yerine SORUMLULUK ALMA(YI SAĞLAMA)
    ( Sorumluluk verilmez, sorumluluk alınır. Sorumluluk alınması için şartlar uygun yapıya büründürülür. )
    ( It's not right to "giving responsibility". Better to arrange conditions "to taking responsibility". )

    - SORUMLULUK ile KEYFÎLİK
    ( [ne yazık ki] Yüklenilen. İLE Üstlenilen. )

    - SORUN:
    "YAP(A)MAMA"
    ile/ve/değil/||/<>/< BAŞLAYAMAMA

    - SORUNLARDA:
    "ARKADAŞ KAYBETMEK"
    değil ARKADAŞ KEŞFETMEK
    ( Sorunlarda, arkadaş(/sa), kaybedilmez; ancak, keşfedilmiş olunur. )

    - SORUNLARI (SADECE) KONUŞMAK ile/ve/yerine/değil SORUNLAR İÇİN ÇÖZÜM ARAMAK/BULMAK
    ( Hiçbir sorun, onu yaratan 'bilinç seviyesi'yle çözülemez. )
    ( Problems cannot be solved at the same level of awareness that created them. )

    - SORUNLARI ERTELEMEK/DAHA SONRAYA TAŞIMAK yerine SORUNLARI TERK ETMEK

    - SORUNLARI(N):
    ÖNEMSEMEMEK
    ile/ve/değil/yerine ÜSTÜNDE DURMAMAK

    - SORUNLARI/SIKINTILARI:
    ÖTELEMEK
    ile/değil/yerine ÇÖZMEK

    - SORUNLARI:
    SORUN OLARAK KONUŞMAK
    ile/yerine/değil İLERLEME/GELİŞİM ARACI OLARAK KONUŞMAK/DEĞERLENDİRMEK

    - SORUNU YOK ETMEK değil/yerine SORUNU YÖNETMEK

    - SORUN ile/ve/değil/<> KAÇMA

    - SORU ile/ve/değil HAKARET

    - ŞOVENİZM[Fr. CHAUVINISME] ile DÜŞMANLIK
    ( Kendi ulusunu öne çıkararak değişik ırk ve uluslar arasında düşmanlık yaratmayı amaçlayan ve bu yolda kışkırtmada bulunan aşırı akım. İLE ... )

    - SÖYLENİLECEK SÖZÜ OLMAYANIN:
    [ne yazık ki]
    [ya] YÜKSEK SESİ
    ve/ya da/||/<> "ÖFKESİ"

    - SÖYLENİLEN'İ:
    YORUMLAMAK
    ile/değil/yerine DİNLEMEK[Kabul etmek anlamında değil!]
    ( İmgelemeden bakmayı, çarpıtmadan dinlemeyi öğrenin, hepsi bu. )
    ( Dinleyen, anlatandan ârif gerektir. )
    ( Çok dinlememiz ve az konuşmamız için, iki kulağımız ve bir dilimiz var. )

    - SÖYLENMEK ile DODURDA(N)MAK

    - SÖYLENMEK değil/yerine SAKİN OLMAK

    - SOYUTLAMA ile GENELLEME

    - SÖZ/KONUŞMA:
    "UZAMASIN!"
    yerine/değil NE KADAR GEREKİYORSA O KADAR KONUŞMAK

    - SÖZCÜKLERDEN, ANLAMA ULAŞMAK/"GİTMEK" ile/ve/<>/yerine/değil ANLAMDAN, SÖZCÜĞE ULAŞMAK
    ( Sözlerin ötesine geçmeye çalışın. )
    ( Sözler, gerçekleri yaratmaz; onlar ya tarif ya tahrif ederler. )
    ( Sözün tamamı, anlamayana söylenilir. )
    ( Try to go beyond the words.
    Words do not create facts; they either describe them or distort. )

    - SÖZCÜKTEN, ANLAMA GİTMEK ile/yerine/değil ANLAMDAN, SÖZCÜĞE GİTMEK
    ( Sözlerin ötesine geçmeye çalışın. )

    - SÖZÜ "UZATMAK" ve/<> SABRI ZORLAMAK

    - SÖZÜ:
    YANLIŞ ANLAMA
    ile SAPTIRMA
    ( Anlamaya uğraşmayın! Yanlış anlamamanız yeter. )
    ( Yanlış düşüncelerden kurtulun, bu yeter. )
    ( Kendinize iyice bakın, tüm yanlış anlamalar ve yanlış düşünceler eriyip gideceklerdir. )
    ( Herkese, anlayabileceği kadar söz söyleyin. [Kellimünnâse alâ kader-i ukûlihim] )
    ( Bir sözü anlamak için, estetik bir hal gerek. )
    ( Don't try to understand! Enough if you do not misunderstand.
    Get rid of wrong ideas, that is all.
    Have a good look at yourself and all these misapprehensions and misconceptions will dissolve. )

    - SU EKSİKLİĞİ:
    KANDA
    ile/ve/<> OMURLARDA ile/ve/<> KEMİKLERDE ile/ve/<> AKCİĞERDE ile/ve/<> PANKREASTA ile/ve/<> MİDEDE ile/ve/<> BAĞIRSAKLARDA ile/ve/<> HÜCREDE
    ( Yüksek tansiyona neden olur. İLE/VE/<> Bel/boyun fıtığına neden olur. İLE/VE/<> Gut/artrit gibi romatizmal hastalıklara neden olur. İLE/VE/<> Astıma neden olur. İLE/VE/<> Şeker hastalığına neden olur. İLE/VE/<> Ülsere neden olur. İLE/VE/<> Kabızlığa ve kolon kanserine yakalanma olasılığına neden olur. İLE/VE/<> Su eksikliği nedeniyle, beynimiz, hücreye oksijen göndermeyi keserse, oksijen kesilmesi sonucunda da hücre, kanserleşme sürecine girer! )

    - ŞU KONU(LAR)DA:
    "BEN BİLE" HATA/YANLIŞ YAPIYORUM
    değil BEN DE HATA/YANLIŞ YAPABİLİYORUM

    - SU/SIVI DOLU ŞİŞEYİ, ÇANTAYA ...:
    YAN/TERS KOYMAK
    değil/yerine/>< AĞZI, YUKARI GELECEK ŞEKİLDE DİK KOYMAK

    - SUÇSUZLUĞUNU İDDİA ETMEK ile/ve/||/<> SUÇU/NU İNKÂR ETMEK

    - SUÇ ile PAY

    - SUÇ ile YANLIŞ(HATÂ)

    - SÜKSE[Fr.]/SUCCESS[İng.] değil/yerine/= BAŞARI | GÖSTERİŞ, İLGİ ÇEKECEK DURUM

    - SULULUK ile "SULULUK"
    ( Sulu olma durumu. İLE Yersiz şakalar yapma ya da kadınlara tatsız iltifatlarda bulunma durumu. )

    - SÜNEPE/LİK ile/değil/yerine ALÇAKGÖNÜLLÜ/LÜK

    - ŞÜPHE ile KÖTÜ/LÜK

    - SÜRAT[Ar.] değil/yerine/= HIZ
    ( Alınan yolun, harcanan zamana oranı. | Çabukluk. | Bir hareketten doğan güç, şiddet. )

    - SÜREKLİ OLAMAYACAK OLANI, SÜREKLİ KILMAYA ÇALIŞMAK ile/değil/yerine SÜREKLİ OLABİLİR OLANI, SÜREKLİ KILMAYA ÇALIŞMAK
    ( Gövdesel. İLE/DEĞİL/YERİNE Zihinsel. )

    - SÜREKLİ:
    "TOPLARSAK"
    ile/değil/yerine/>< PAYLAŞIRSAK
    ( Hiçkimseye yetmez. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Herkese yeter. )

    - SÜRT(ÜN)MEK ile DEĞMEK

    - SÜRTÜŞME ile/ve/değil ÇEKİŞME

    - SÜSLEME!:
    "SAĞIRA"
    ve/||/<> "KÖRE"
    ( Sözünü. VE/||/<> Yüzünü. )

    - SUSMAYALIM! ve/||/<> BEKLEMEYELİM!
    ( Konuşabilme olanağımız varken. VE/||/<> Değiştirme olanağımız varken. )

    - SUYA-SABUNA (DOKUNMA(MA)K)

    - SUYU KULLANMAK:
    MUSLUĞU AÇAR-AÇMAZ
    ile/yerine BİR MİKTAR SU AKITTIKTAN SONRA

    - TAAMMÜDEN[Ar.] değil/yerine/= KASTEN

    - TAAMMÜT[Ar.] ile/<> TAAMMÜDEN
    ( Bir işi ya da suçu bile bile, tasarlayarak yapma. | İşlenecek bir suçun, daha önceden tasarlanması. İLE/<> Kasten. )

    - TAASSUB ile AKIL TUTULMASI

    - TAASSUB ile/ve/değil BİLGİ/DENEYİM EKSİKLİĞİ

    - TAASSUB ile TASALLUT
    ( Taassub, tasalluta dönüşmemelidir! )

    - TAASSUB ile TUTUCULUK

    - TAASSUP[Ar.] değil/yerine/= BAĞNAZLIK

    - TABASBUS[Ar. < BASBASA]/MÜTEBASBIS değil/yerine/= YALTAKLANMA/YALTAK
    ( Birine hoş görünmek için onursuzca davranmak. )

    - TÂCİZ ile/değil TAVIR

    - TÂCİZ değil/yerine/= USANDIRI, USANÇ

    - TAFRA[Ar.] değil/yerine/= SIÇRAMA
    ( Yukarıya sıçrama, atlama. | Yukarıdan atıp tutma. | İlimde, rütbe, derece alma. )

    - TAFZİH[Ar.] değil/yerine/= REZİL ETME
    ( Birinin kötü yanlarını ortaya çıkarma. )

    - TAHAKKÜM[Ar.] değil/yerine/= BASKI, ZORLAMA

    - TAHAMMÜL EDEMEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< ALIŞAMAMAK

    - TAHAMMÜL ETMEK ile/ve/değil MÜSAMAHA GÖSTERMEK

    - TAHKİR ile/ve/> TAHRİK
    ( Aşağılama, onur kırma, onuruna dokunma. İLE/VE/> Eşeysel isteği, duyguları uyandırma, artırma. | Bir kişiyi, kötü bir iş yapması için harekete geçirme, kışkırtma. | Yola çıkarma, hareket ettirme, kımıldatma. )

    - TAHRİK ile KIŞKIRTMA

    - TAHRİP ile/değil/yerine TENKİT/TENKİD
    ( Yıkma, kırıp dökme, harap etme, bozma. İLE/DEĞİL/YERİNE Bir konuya özgü yazıyı ya da yapıtı, değer bakımından gözden geçirme, eleştirme. )

    - TAKINTILI TUTKU ile/değil/yerine UYUMLU TUTKU

    - TAKINTI ile/ve/değil BÂTIL İNANÇ

    - TAKINTI ile/ve/<> BEKLENTİ

    - TAKINTI ile/ve/değil/yerine BİLGİ

    - TAKINTI ile/ve/değil/yerine DÜŞKÜNLÜK

    - TAKLİT ETMEK ile/yerine DİKKATE ALMAK

    - TAKLİT ile/değil/yerine HAYRANLIK

    - TAMAH[Ar. TAMA] ile/değil/yerine İSTEK
    ( Açgözlülük. | Bir şeyi gönülden ve/veya zihinden geçirerek netleştirmeden düşünmek, hayal etmek. İLE Tanımlı, net, bir nebze daha bilişsel karşılığı olan düşünüş. )

    - TAMA ile DOYMAZLIK | ÇOK İSTEME | AÇGÖZLÜLÜK

    - TANIMADAN/ANLAMADAN YARGILAMAMALI

    - TAN[Ar.] (ETMEK) ile TANLAMAK/TANMAK
    ( Sövme, yerme, ayıplama. İLE Şaşmak, şaşırmak. )

    - TAPI ile TAPİ[Fr. TAPIS]
    ( Tapınılan nesne. İLE ... )

    - TAPMAK:
    GENELLEME
    ve/ya da/<> İNDİRGEME ve/ya da/<> ÖZDEŞLEŞTİRME

    - TAPMAK ile/ve/değil/<> ÖZDEŞLEŞMEK

    - TARAFSIZ/LIK ile BAĞIMSIZ/LIK

    - TARİH AŞKI/TARİH NEFRETİ değil/yerine TARİH BİLGİSİ

    - TARİHSİZLİK ile/ve/<> ALDIRMAZLIK

    - TARTIŞMALI NEDEN SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
    YANLIŞ NEDEN
    ile/ve/||/<> ÖNCESİNDE ile/ve/||/<> ORTAK ETKİ ile/ve/||/<> GÖZDEN KAÇIRILABİLİR NEDEN ile/ve/||/<> YANLIŞ YÖN ile/ve/||/<> KARMAŞIK NEDENLER

    - TARTIŞMA ile/ve/değil KONUŞMA
    ( Bilmediğimiz bir konuda konuşmazsak tartışma çıkmaz. )
    ( - Mutluluğun sırrı nedir?
    - Aptallarla tartışmaya girmemektir.
    - Kesinlikle katılmıyorum. Sır bu olamaz bence.
    - "Doğru". )

    - TARTIŞMA ile/değil/yerine POLEMİK
    ( Söz ile. İLE/DEĞİL/YERİNE Yazı ile tartışma. )

    - TARUMAR[Fars. < TARMÂR] değil/yerine/>< İMÂR
    ( Dağınık, karışık, perişan. DEĞİL/YERİNE/>< Yapılandırma, oluşturma. )

    - TASALLÜB[Ar.] değil/yerine/= KATILAŞMA

    - TASALLUT[< SALÂLET] ile SATAŞMA, BAŞINA EKŞİME, MUSALLAT OLMA

    - TASANNU değil/yerine/= ABARTI, YAPMACIK
    ( Bir şeyi olduğundan daha değerli gösterme. )

    - TASDİ[Ar.] değil/yerine/= CAN SIKMA, BAŞ AĞRITMA, TEDİRGİN ETME

    - TASIM/KIYAS ile/değil/yerine KARŞILAŞTIRMA
    ( Tanım/Örnek: Bir sayfanın ikiye bölünerek, iki ayrı olgunun/kavramın kendi özlerinin iki ayrı sütunda sadece veri olarak dizilişi ve öylece yorum eklemeden bırakılması. İLE/DEĞİL/YERİNE Yapılan tablonun/karşılaştırmanın altına ekleme/yorum şeklinde göreceliliği, sınırlılığı ve kısıtlılığı potansiyelinin gözardı edilerek bir değerlendirme yapılması.(sınırı aşmak/bilmemek). Sonuç: Kıyasın değil, karşılaştırmanın daha yerinde, arı, saf, doğru olacağı ve kıyas yapmama gerekliliği. )
    ( Nispet. İLE/DEĞİL/YERİNE Oran. )
    ( Sabitliği dayatmaya çalışır. İLE/DEĞİL/YERİNE Özgünlük olanağı sunar/sağlar. )
    ( Resim. İLE/DEĞİL/YERİNE Fotoğraf. )
    ( Kıyas, bâtıldır. )
    ( Her şeye/yere kıyas sokulmaz! )

    - TAŞKIN/LIK ile AZGIN/LIK

    - TAŞKINLIK:
    İYİLİK ODAKLILARDA
    ile KÖTÜLÜK ODAKLILARDA
    ( Aç kaldığında. İLE Tok olduğunda. )

    - TAŞKIN ile/ve/değil/yerine AŞKIN

    - TATİL/TÂ'TÎL ile ATÂLET
    ( ATÂLET )

    - TATİLDE [SADECE] YATMAK değil/yerine 1-2 UĞRAŞ/ODAK SAHİBİ OLMAK
    ( Tatil sadece [ya da tamamen] yatma dönemi değildir. Günlük yaşamdaki onlarca uğraş içinde, yeteri kadar rahat zaman ayıramadığımız için yapamadıklarımızı gerçekleştirmek üzere değerlendirmemiz gereken bir süreç/dönemdir! )

    - TEBESSÜM ile MÜDÂRÂ[Fars.][MÜDÂNÂ değil!]
    ( ... İLE Yüze gülme, dost gibi görünme. )

    - TEDİRGİNLİK ile/ve/<> KORKU

    - TEFÂHÜR[< FAHR] değil/yerine/= ÖVÜNME | ÖVÜNÇ

    - TEHDİT ile/değil "GÖZDAĞI VERMEK"

    - TEHDİT ile/değil/yerine/> DÜZEN
    ( Herhangi bir yerdeki adâletsizlik. İLE/DEĞİL/YERİNE/> Her yer, zaman ve koşulda adâlet. )

    - TEHDİT değil/yerine/>< İKNA

    - TEHDİT ile/ve/> KORKU

    - TEHDİT değil/yerine TEKLİF

    - TEHDİT ile/değil/yerine ULTİMATOM
    ( ... İLE/DEĞİL/YERİNE Kesin ve dönülmez söz. Son söz. | Bir devletin öteki devlete karşı zora başvuracağını bildirmesi. )

    - TEHDİT ile/ve/değil/yerine UYARI

    - TEHDİT ile/ve/<> YASAK

    - TEHİR/TAVİK[Ar.] değil/yerine/= GECİKTİRME | ALIKOYMA

    - TEK BOYUTLULUK ile/değil/yerine/> DERİNLEŞME

    - TEKBENCİLİK = ENEİYE = SOLIPSISM[İng.] = SOLIPSISME[Fr.] = SOLIPSISMUS[Alm.] = SOLUS:YALNIZ, TEK, IPSE:BEN[Lat.]

    - TEKLEŞTİRME ile/değil/yerine/>< BİREŞTİRME/TEVHİD

    - TEKNOLOJİ ile/ve/<> BAĞIMLILIK

    - TEL'ÎN değil/yerine ANLAYIŞ/HOŞGÖRÜ

    - TELÂŞ ile/yerine HEYECAN

    - TELÂŞ ile ÜRKÜ/PANİK[Yun.]

    - TELEFONUN KAYBI ile CÜZDANIN KAYBI ile KENDİNİ KAYBETME
    ( 15 dakikada fark ediliyor. İLE 4 saatte fark ediliyor. İLE Farkında bile olunmuyor. )

    - TEMBEL/LİK ile/ve/<> ATÂLET

    - TEMBEL/LİK ile/ve/<> AYLAK/LIK
    ( TENBEL[Fars.]: Tembel, üşengeç, ağır davranan. )
    ( Tembele iş emredersin, ahmağa söz söylersin, o da sana hemen akıl verir. )

    - TEMBEL/LİK ile/ve/<> BEZGİN/LİK

    - TEMBEL/LİK ile/ve/<> MİSKİN/LİK

    - TEMBEL/LİK ve/<>/|| SEVGİSİZ/LİK

    - TEMBELLİK YAPMAMAK ile/ve TEMBELLİK YAPAMAMAK
    ( Bilginin, ilmin yetersizliğinden. İLE/VE Aklın yetersizliğinden. )

    - TEMBELLİK ile/ve/değil/<> "KENDİNE"(KEYFİNE/RAHATINA) GÖRE DÜŞÜNME

    - TEMBELLİK ile/ve/değil ALIŞKANLIK

    - TEMBELLİK ile/ve/<> ÇALIŞMAMAK
    ( Tembellik gövdenin aptallığı; aptallık da, zihnin tembelliğidir. )
    ( Tembel olursan hakkını alamazsın; kızgın olursan hakkın üzerine sabredemezsin. )
    ( Tembellik her kötülüğün anasıdır. )

    - TEMBELLİK ile/ve/<>/değil İŞ BEĞENMEMEZLİK

    - TEMBELLİK ile/ve/değil ÖNCELİK

    - TEMBEL değil/< HAREKETE GEÇİRİLEMEYEN

    - TEMBEL ile HAYLAZ/HAYTA/HAYMANA
    ( ... İLE Hoşa gitmeyen davranışlarda bulunan kişi. | Çalışma gücü varken çalışmayan, aylaklık eden. )
    ( HAYTA: Osmanlılar'ın ilk dönemlerinde, eyalet askerlerinin uc boylarında görevli sınıflarından biri. | Serseri, külhanbeyi, kabadayı. )

    - TEMBEL ile SÜNEPE/SÜMSÜK/MENDEBUR[Fars.]
    ( ... İLE Kılıksız ve uyuşuk, sümsük. )

    - TENEZZÜL ETME(ME)K ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İTİBAR ETME(ME)K

    - TENKÎD:
    TEKLİFSİZ
    değil/yerine/>< TEKLİFLİ
    ( Teklîfsiz tenkîd, tahrîptir; tahrîbat ile tamîrât yapılmaz... )

    - TEPKİSELLİK ile/değil/yerine İKNÂ

    - TEPKİSELLİK ile/ve/değil/yerine İNANDIKLARINDAN VAZGEÇMEMEK

    - TEPKİSİZLİK ile/ve/<> HAZIR-YANITLI OLAMAMA KAYGISI

    - TERBİYESİZ/LİK ile/ve "ŞEREFSİZ/LİK"

    - TERBİYESİZ/LİK ile/ve SALAK/LIK, SALOZ[argo]

    - TERBİYESİZLİK ile/ve/değil/<> İNAT

    - TERBİYESİZ ile HERGELE[Fars. | çoğ. HERÂGİ]
    ( ... İLE Terbiye ve görgüden uzak, bayağı, aşağılık kimse. | Eşek sürüsü. | Binek ve taşıta alışmamış huysuz hayvan. )

    - TEREDDİ[Ar.] değil/yerine/= YOZLUK

    - TEREDDÜT/D[Ar. < REDD] ile ENDÎŞE[Fars. < DÂNİŞ]
    ( Kararsızlık. İLE Bilgiden/bilimden uzak olma. (durumu/sonucu) [DÂNİŞ: Biliş, bilgi, ilim.] )

    - TERK ETMEK ile/ve VAZGEÇMEK
    ( Bilincine varmadığınız bir şeyi terk edemezsiniz. )
    ( Öteye devam etmek için terk etmek durumundasınız. )
    ( Önemli[öncelikli] olan, ne yaptığınız değil, ne yapmaktan vazgeçtiğinizdir. )
    ( Fiziksel vazgeçiş ve terk yalnızca bir içtenlik, bir samimiyet belirtisidir, fakat yalnızca içtenlik de özgürlüğe kavuşturamaz; uyanık bir idrak, istekli bir araştırma ve derin bir incelemeden doğan bir anlayışa gereksinim vardır. )
    ( Yapmanız gereken, tüm anıları ve beklentileri terk etmektir. )
    ( Dıştaki hiçbir şey bir değer ifade etmediği ve gönül her şeyi terk etmeye hazır olduğu zaman, zihinsel olgunluk düzeyine ulaşılmış demektir. )
    ( İç değerinizi bilmelisiniz, ona güvenmelisiniz ve günlük yaşantınızda, arzu ve korkularınızı feda ederek bunu belirgin kılmalısınız. )
    ( Duyup da/bilip de terk etmelidir. )
    ( Birinci adımdan vazgeçmeyen, ikinci adımı atamaz. )
    ( [Kendine/Bilgiye] Teslim olmadan terk edemezsin. )
    ( Ortak etmeni bulmak için tüm ayrımları terk etmek zorundasınız. Ancak evrensel olan ortaktır. )
    ( Gerçek vazgeçiş, terk edilecek bir şeyin bulunmadığını, çünkü size ait hiçbir şeyin bulunmadığını idrak ediştedir. )
    ( Sahte olandan vazgeçin, doğru olan kendi yerini bulacaktır. )
    ( Yanlış anlamalarınızı ortaya çıkarın ve onları terk edin, hepsi bu kadar. )
    ( Birine, vazgeçilmez olduğunu hissettirdiğinde, ilk vazgeçeceği kişi sen olursun. )
    ( You cannot abandon what you do not know.
    To go beyond, you must abandon them.
    It is not what you do, but what you stop doing that matters.
    Mere physical renunciation is only a token of earnestness, but earnestness alone does not liberate. There must be understanding which comes with alert perceptivity, eager enquiry and deep investigation.
    All you have to do is to abandon all memories and expectations.
    You must know your inner worth and trust it and express it in the daily sacrifice of desire and fear.
    The real giving up is in realising that there is nothing to give up, for nothing is your own.
    Give up the false and the true will come into its own. )

    - TERS ile TERS
    ( Gerekli olan duruma karşıt olarak. | Uygun olmayan, elverişsiz. | Gönül ve cesaret kırıcı, huysuz, sert. | Bir şeyin içe gelen yanı, arkası. | Kesici bir aygıtın kesmeyen yanı. | Bir şeyin karşıtı. İLE Hayvan pisliği. )

    - TESELLİ ile KENDİNİ KANDIRMAK

    - TEŞHİR/EKSİBİSYON[< EXHIBITION]/UTAÇICILIK değil/yerine/= GÖSTERMECİLİK

    - TESPİT ile GENELLEME

    - TETİKLEMEK ile KÖRÜKLEMEK

    - TETİKLEME ile KIŞKIRTMA

    - TEZGÂHTAR ile "TEZGÂHTAR"
    ( Satışla uğraşan. İLE Üçkağıtçı. )

    - TEZVÎR[< ZEVR] ile ...
    ( YALAN DOLAN | ARABOZUCULUK )

    - TOKAT ile/ve YUMRUK
    ( BERKİTME/K: Tokat atma/k. )

    - TOKUŞTURMAK ile YARIŞTIRMAK

    - TOPLUMSAL DIŞLA(N)MA ile/ve/||/<> KÜLTÜREL DIŞLA(N)MA

    - TRAFİKTE ÖNCELİKLİLER[sırasıyla]:
    ENGELLİ/LER
    ile/ve/< HASTA/LAR ile/ve/< YAŞLI/LAR ile/ve/< ÇOCUK/LAR, ÖĞRENCİ/LER ile/ve/< HANIM/LAR ile/ve/< YAYA/LAR ile/ve/< BİSİKLETLİ/LER ile/ve/< MOTOSİKLETLİ/LER ile/ve/< ACİL DURUM ARAÇLARI[hasta taşıma, itfaiye, polis] ile/ve/< TOPLU TAŞIMA ARAÇLARI[raylı düzenler öncelikli olmak üzere!] ile/ve/< ARABA/LAR ile/ve/< AYRICALIKLI/LAR[her seviyedeki/konumdaki resmî makam araçları (her ne kadar güvenlikleri "önemli/öncelikli" sayılsa da!)]
    ( Kişiye ait arabaların sayılarının ülkemizde çok olması [ya da artmasının teşvik ediliyor olması], yolların eski olanaksızlıklara göre düzenlenmiş olması, önceliği arabalara vermek için geçerli bir neden değildir/olamaz! Tam tersine, konumları/sıraları en sondadır! [Bu zihniyeti geliştirmeyi ve yaygınlaştırmayı, her birimiz haklarımıza sahip çıkarak daha da hızlandıracağız! Lütfen!!! Sizin de farkındalığınız, desteğiniz ve katılımınızla!...] )

    - TRAFİKTE:
    HIZ DÜŞÜRMEK
    ve/||/<>/< SEVDİKLERİMİZİ DÜŞÜNMEK

    - TRAMVAY'DA, METRO'DA:
    BİNMEYE ÇALIŞMAK
    değil/yerine İNENENLERE ÖNCELİK TANIYIP DAHA SONRA RAHATÇA BİNMEK

    - TRİP ATMAMALI/YAPMAMALI!

    - TÜKETİM ile İSRAF
    ( İSTİHLAK: Tüketim, yoğaltım. )

    - TÜMÜYLE HAZ >< TÜMÜYLE "KÂR"/ÇIKAR
    ( Tümüyle haz, "kâr"dan/çıkardan vazgeçmeyi; tümüyle "kâr"/çıkar, hazdan vazgeçmeyi gerektirir. Dolayısıyla, hem haz, hem de yarar, ne haz, ne de "kâr"; dengelisi olarak da, biraz haz, biraz da "kâr" üzerinden düşünülebilir, hareket edilebilir fakat [0-1 şeklinde "ya / ya da" ile] biri birine, yeğlenemez ve/veya üzerine inşâ olunamaz/olunmamalıdır! )

    - TUTARSIZLIĞINDAN UTANMAMAK ile/ve/||/<>/< ÖLÇÜYÜ SEVMEMEK

    - TUTKU ile/ve/değil/yerine/>< FERÂGAT

    - TUTUM:
    ORTADAN KALDIRICI
    değil/yerine DÖNÜŞTÜRÜCÜ

    - TUTUMLULUK ile/ve/değil PARA HARCAYAMAMAK

    - TUT fakat TAPMA!

    - TUVALET:
    OTURARAK
    değil/yerine ÇÖMELEREK
    ( http://www.squattypotty.com )
    ( ALAFRANGA değil/yerine ALATURKA )

    - ÜÇ BÜYÜK TEHLİKE:
    DUYGUSUZLUK
    ile/ve/<> ETKİSİZLİK ile/ve/<> AKILSIZLIK
    ( "Akıllı" kişilerde. İLE/VE/<> "Duygulu" kişilerde. İLE/VE/<> Etkili kişilerde. )

    - UCLARDA OLMAK(DURMAK/BULUNMAK)
    ile/değil/yerine
    ORTAK NOKTALARDA/ALANLARDA BULUN(/Ş)MAK


    - UCLARDA OLMAK ile/ve/değil BİR UCDAN, ÖTEKİ UCA GEÇMEK
    ( Süreç/te. İLE/VE/DEĞİL Sonuç/ta (kalmak). )

    - UCUZ İŞ ile/değil/yerine/>< İYİ İŞ
    ( İyi değildir. İLE/>< Ucuz değildir. )

    - UĞRAŞILMASI GEREKEN ile/ve/değil/yerine/<>/< UĞRAŞILMAMASI GEREKEN
    ( Gerekeni yapmak, ciddiyetin ve içtenliğin kanıtıdır. )
    ( The doing is the proof of earnestness. )

    - UKALÂ/LIK ile MEGALOMAN/LIK

    - UKALÂ/LIK ile/ve SAYGISIZ/LIK

    - UKALALIK YAPMAMALI!

    - UKALÂLIK ile "AHKÂM KESMEK"

    - UKALÂLIK ile/değil "ÖNEMSEME"

    - UKALÂLIK ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> HAKARET

    - ULTRA değil/yerine/= AŞIRI

    - UNUTMAK/UNUTABİLMEK ile/ve/<> BIRAKMAK/BIRAKABİLMEK
    ( Unutmamak, bir anlamda putperestliktir. )
    ( LETE: Unutma yudumu. )
    ( Ledün ilmi, bilineni unutma ilmidir. )
    ( Olursak olacağız. Evvelinin evveli, ahirinin ahiri yok. Bu kadar yaş yaşadık, ne anladık? İstikbal dersen, bir saniye ilerisinden haberimiz yok, hepsi rüya. İyisi mi, hepsini unut! )
    ( Huzur, rahatlıktadır. Rahatlık ise unutmakla olur. )

    - USDIŞI = GAYR-İ AKLÎ = IRRATIONAL[İng., Alm.] = IRRATIONNEL[Fr.]

    - ÜŞENGEÇ/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<> İHMALKÂR/LIK

    - ÜŞENGEÇ/LİK ile/ve/değil/||/<>/>/< MUTSUZ/LUK
    ( Mutsuz kişiler, yorgun olur ve hiçbir şey yapmak istemezler. )

    - ÜŞENMEK ile YÜKSÜNMEK
    ( ... İLE Bir şeyi, kendine yük saymak, bir şeyi kendine yük olarak kabul etmek. | Üşenmek, tembellik etmek. )

    - ÜŞENME ile/ve/||/<> "GÖZÜNDE BÜYÜLTME"

    - USULSÜZ/LÜK ile HAKSIZ/LIK

    - UTANÇ VERİCİ ile/ve/||/<> KÜÇÜK DÜŞÜRÜCÜ

    - UTANMA:
    BAŞKALARINDAN
    ile/ve/<>/değil/yerine KENDİNDEN

    - UTANMAZ ile NARSİSİST
    ( Her utanmaz, narsisist değildir/olmayabilir fakat her narsisist, utanmazdır. )

    - ÜVEYE EDERSEK ve/||/<> GELİNE EDERSEK
    ( [kendi] Çocuğumuzda buluruz! VE/||/<> Kızımızda buluruz. )

    - UYDURMAK ile "KAFADAN ATMAK"

    - UYDURMAK ile/değil/yerine DUYURMAK

    - UYGULANMALI!:
    [ne] YER
    ne de GEÇİT VERMELİ
    ( Adâletsizliğe ve hukuksuzluğa...
    Görüntü ve reklâm kirliliğine, "yerel yönetimlerin", "yöneticilerin" keyfiyetine ve adâletsizliğine...
    Gürültü/uğultu kirliliğine ve korna/zil çalanlara...
    Işık kirliliğine...
    Sigara ve tüm ürünleriyle çevreyi ve toplumu rahatsız eden nesnelere ve içen davranış/tutum ve kişilere...
    Dilde, yazım hatalarına ve yazım kurallarına uymayanlara...
    Beslenmede, abur-cubura, "et" ve "hayvansal ürünlere"...
    Her türlü saygısızlık ve keyfiyete...


    Ne yer, ne de geçit vermemek üzere, haklarımızı sürekli bilmeli ve anımsamalı, hakkı/mızın biz almadıkça verilmeyeceğinin bilinciyle gereken her türlü eylem, tavır, tutum, duruş ve davranış içinde olmamız gerektiğini uygulayarak göstermek, paylaşmak, aktarmak, eğitmek, dayanışmak, işbölümü ve işbirliği içinde olmak durumunda ve zorundayızdır. )

    - UYGULANMAYAN AHLÂK ile/değil/yerine/>< UYGULANAN AHLÂK
    ( Sözü edilir fakat kendi yoktur. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sözü edilmez fakat uygulanır. )

    - UYUŞUK/TEMBEL ile/ve/=/||/<> HIMBIL

    - UZAK DURMALI!:
    KÖRDEN değil NANKÖRDEN
    <>
    YÜZSÜZDEN değil İKİYÜZLÜDEN
    <>
    "TİPİ BOZUK"TAN değil "SÜTÜ BOZUKTAN"


    - UZAK DURULMASI GEREKEN KİŞİLER:
    "HEP HAKLILAR"
    ve/||/<> "HERŞEYE, SÜREKLİ İTİRAZ EDENLER" ve/||/<> "SADECE BEN" DİYENLER ve/||/<> BAŞKALARINI DEĞERSİZ GÖRENLER ve/||/<> ÇIKARCILAR ve/||/<> İSTEDİĞİ OLMADIĞINDA TUTUM DEĞİŞTİRENLER ve/||/<> ARAMADIĞIN SÜRECE ARAMAYANLAR ve/||/<> İŞİ DÜŞMEDİKÇE TANIMAYANLAR ve/||/<> İŞİ BİTTİĞİNDE, YANINDA DURMAYANLAR

    - UZAK TUT/ALIM! ve/||/<> UZAK DUR/ALIM!
    ( Yüzü "çirkin olan"ı değil yüreği çirkin olanı. VE/||/<> Giysisi kirli olandan değil "zihni/düşüncesi" kirli olandan. )

    - UZAKLAŞMAK ile YABANCILAŞMAK

    - ÜZÜLMEK ile/ve/||/<>/> SÜZÜLMEK

    - UZUN KOLLU ile UZUN KOLLU ile/değil/yerine UZUN KOLLU
    ( Giyecek. İLE Hırsız. İLE/DEĞİL/YERİNE Uzaktan erişen/erişir. )

    - UZUN UZUN BAKMAK ile GÖZ KIRPMAK
    ( ... İLE Bir kişinin, ortalama göz kırpma hızı, 100 - 400 milisaniye arasında gerçekleşmektedir. )

    - UZUN UZUN KONUŞMAK ile "UZATMAK"

    - UZUN UZUN KONUŞMAK ile "UZATMAK"

    - ÜZÜNTÜ ve SIKINTI ve ENDİŞE
    ( Geçmişe ait. VE Şimdide. VE Gelecek için. )

    - VAHİM ile/ve/değil/> VAHŞET

    - VARLIĞI İSTEMEK ve/||/<> YOKLUKTAN KAÇMAK

    - VAZGEÇ! ile/ve/||/<> VAZGEÇME!
    ( Dünyadan. İLE/VE/||/<> Kendinden! )

    - Vazgeçme! DİNLE!!!

    - VAZGEÇMEK ile YEĞLEME/TERCİH

    - VAZGEÇMEYELİM ve ERTELEMEYELİM ve ÜŞENMEYELİM

    - VEHİM ile/ve/||/<> TELÂŞ

    - VEHM ile/ve VEHİM/VÂHİME
    ( Kuruntu. İLE/VE Tekil/tikel anlamları tespit eden güç. )

    - VELVELE[Ar.] değil/yerine/= BAĞRIŞMA
    ( Gürültü, bağrışma. | Gereksiz telaşa ve heyecana düşürmek. )

    - VESVESE ile "KUR(MAK)"

    - VESVESE ile VEHM

    - VİTRİNLERE/TEZGAHLARA UZUN UZUN BAKMAK ile/yerine GEREKENE, GEREKTİĞİ KADAR BAKMAK

    - VOYVO[İsp.] değil/yerine/= SATAŞMA
    ( Alay ederek sataşmak için söylenir. )

    - YABANCI DİLDE EĞİTİM ile/değil/yerine YABANCI DİL EĞİTİMİ

    - YABANCILAŞMA ile/ve/<> ÖTEKİLEŞTİRME

    - YADSIMAK ile YADIRGAMAK

    - YAKARMAK ile YAKINMAK
    ( Israrla istemek, yalvarmak. İLE Sızlanmak, sızlanarak anlatmak, şikâyet etmek. )

    - YALAN SÖYLEMEK ile/değil/yerine/>< GERÇEĞİ SÖYLEMEK
    ( Geleceğinizin önemli/belirleyici bir parçası olur. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Geçmişinizdeki (herhangi) bir parçadır. )
    ( If you tell the truth, it becomes a part of your past. If you lie, it becomes a part of your future. )

    - YALAN SÖYLEMEMEYİ ÖĞRENMEK/BİLMEK ile/ve/<> YALAN SÖYLEYEMEMEYİ ÖĞRENMEK/BİLMEK
    ( Öğrenmiş ve uyguluyor olmak gerek. İLE/VE/<> [hâlâ öğrenilemediyse] Özellikle çocuklardan öğrenilebilir. )

    - YALAN SÖYLEYİP UTANMAK değil/yerine/>< DOĞRUYU SÖYLEYİP "KAYBETMEK"(/KAZANMAK)

    - YALAN SÖYLEYİP UTANMAK değil/yerine DÜRÜST OLUP KAYBETMEK

    - YALAN-DOLAN

    - YALAN:
    DÜNYADA
    ve/||/<> SİYÂSETTE ve/||/<> TİCARETTE ve/||/<> FELSEFEDE ve/||/<> EDEBİYATTA ve/||/<> GAZETECİLİKTE ve/||/<> GENÇLİKTE
    ( Vefâ. VE/||/<> Vaad. VE/||/<> Reklam. VE/||/<> Safsata. VE/||/<> Mecaz. VE/||/<> Haber. VE/||/<> Aşk. )

    - YALAN:
    SAFSATA
    ile/ve/<> MECAZ ile/ve/<> PROPAGANDA ile/ve/<> REKLAM ile/ve/<> HABER
    ( Felsefede. İLE/VE/<> Yazında(edebiyatta). İLE/VE/<> Siyasette. İLE/VE/<> Ticarette. İLE/VE/<> Gazetecilikte. )

    - YALANCI/LIK ile MİTOMAN/İ
    ( ... İLE MİTOMANİ: Kendi söylediği yalana inanma hastalığı. ) )

    - YALANCI ile/değil YANILICI

    - YALAN ile HAKARET

    - YALAN ile/||/<> KÖTÜ YALAN
    ( Kötüdür. İLE/||/<> Daha kötüdür. )

    - YALNIZLAŞMA ile/ve/||/<> YABANCILAŞMA

    - YALNIZLIK ve/< KUŞKU

    - YALVARMAK ile/ve/< TAZARRU'[< ZURÛ]
    ( ... İLE/VE Kendini alçaltarak yalvarma. )
    ( YALVAR: Para. [BÂKÎ'nin bir şiirindeki son beytinde geçen] )

    - YALVARMAK ile/ve YAKARMAK

    - YANAŞMAK ile SIRNAŞMAK

    - YANLIŞ ANLAMAK ile/ve/<> ÇARPITMAK

    - YANLIŞ ANLAMAK ile/değil YANLIŞ ANLAMLANDIRMAK
    ( Dünya, çeşitliliği içinde zengindir, fakat sizin yabancılık ve korku duymanız yanlış anlama yüzündendir. )

    - YANLIŞ ANLATIM ile/değil YETERSİZ ANLATIM

    - YANLIŞ BULMAK/ARAMAK ile "YANLIŞ BULMAK"

    - YANLIŞ YORUMLAMA ile/ve/değil/<> ÇARPITMA

    - YANLIŞ(HATÂ) ile AYIP
    ( DEH ÂK: ON AYIP
    * ÇİRKİNLİK
    * BODURLUK
    * ZULÜM VE ADÂLETSİZLİK
    * OBURLUK
    * KÖTÜ DİLLİLİK
    * YALANCILIK
    * ACEMİLİK
    * AKILSIZLIK
    * KORKAKLIK
    * UTANMAZLIK )
    ( Ayıplara keşif bâtıldır. )

    - YANLIŞ/I YAPMAYACAK KADAR/ŞEKİLDE BİLMEK ile/ve ANLATABİLECEK/AKTARABİLECEK KADAR/ŞEKİLDE BİLMEK

    - YANLIŞ/LIK ile TUTARSIZLIK
    ( Yanlışlık, yetersiz düşüncelerdeki bilgi yoksunluğundan oluşur. )

    - YANLIŞI SAVUNACAK KADAR BİLGİSİZ/LİK ile/ve/||/<> DOĞRUYU İNKÂR EDECEK KADAR NANKÖR/LÜK

    - YANLIŞTA:
    [ne yazık ki]
    TEKRAR
    ile/değil/> "KARAR"

    - YANLIŞ ile "YAMUK"

    - YANLIŞ ile/değil/ne yazık ki KARAR
    ( Bir yanlışı tekrar ediyorsan, artık o bir yanlış değil karardır. )

    - YANLIŞ ile KÖTÜ ile ÇİRKİN ile GÜNAH/YAZUK
    ( Akıl. İLE Ahlâk. İLE Estetik. İLE Din. )
    ( Kötülüğün engellenmesi, iyiyi elde etmekten önceliklidir. [Def-i mazariyat, celb-i menfaatten evlâdır.] )
    ( Kötülük, yanlış anlamaların ve kötüye kullanmaların yarattığı sorunlara yanlış yaklaşımdır. )
    ( Kötülük, dikkatsizliğin gölgesidir. )
    ( Kimse, bile bile kötü değildir; her kötülük, bilgi sanılan bir bilgisizlikten gelir. )
    ( Sadece bir iyi vardır, bilgi; sadece bir kötü vardır, cehalet. )
    ( Daha yüksek bilginize ters düşen her ne yaparsanız, o günahtır. )
    ( Rational. VS. Ethic. VS. Aesthetics. VS. Religious.
    Evil is in the wrong approach to problems created by misunderstanding and misuse.
    Evil is the shadow of inattention.
    Whatever you do against your better knowledge is sin. )

    - YANLIŞ ile/ve/<>/< YANLI İŞ

    - YAPAMAM ile YAPMAMALIYIM

    - YAPAY/BOŞ "GÜZELLİKLER":
    HAZ
    ve/||/<> ZENGİNLİK ve/||/<> ÜN/ŞÖHRET

    - YAPILAN ile/ve/||/<>/>< YAPIL(MA)MASI GEREKEN

    - YAPILMASI İSTENİLEN ile/ve/< YAPILMAMASI İSTENİLEN

    - YAPILMAYACAKLAR ve/|| DİLLENDİRİLEMEYECEKLER
    ( [ne yazık ki] Dillendiriyorsun. VE/|| Yapıyorsun. )
    ( İNTAK: Konuşturma, söyletme. | Dillendirme. )

    - YAPMA!:
    EMİR
    değil KOLAYLAŞTIRMA/HIZLANDIRMA
    ( Bilenlerin/tecrübelilerin/büyüklerin, "... Yapma!/Etme!" sözleri/öğütleri, bir yasak/engel/kısıtlama değil yapılmayacakların kolay ve daha az olmasından dolayı, tecrübelerinden yararlanılmasını istedikleri içindir. Hemen buyruk/emir olarak algılanıp tepki göstermemekte yarar vardır! )

    - YAPMA!:
    SUSACAKKEN KONUŞMAK
    ve/||/<> KONUŞACAKKEN SUSMAK

    - YAPMACIK OLUP "SEVİLMEK" ile/değil/yerine/>< KENDİN OLUP BEĞENİLMEMEK

    - YAPMACIK OLUP SEVİLMEK değil/yerine/>< KENDİN OLUP SEVİLMEMEK

    - YAPMACIK/LIK ile/ve/<> "ZORLAMA"

    - YAPMACIKLIK ile/ve GÖSTERMELİK

    - YAPMAMAK ile YAPAMAMAK

    - YAPTIĞINI "ÖVMEK" değil/ne yazık ki/> YAPTIĞINI YIKMAK

    - YARAMAK/YARAMAZ ile/değil YETMEZ/YETMEK

    - YARDIMCI ile/ne yazık ki !YARDAK/ÇI
    ( ... İLE Özellikle kötü işlerde birine yardım eden kişi. )

    - YARIM/AZ/EKSİK "ANLAŞILAN" ve/||/<> YARIM/AZ/EKSİK YAŞANILAN
    ( Ekinin düşmanıdır. VE/||/<> Yaşamın düşmanıdır. )

    - YARININI İYİLEŞTİRMENİN YOLU/YÖNTEMİ ve/||/<>/</: BUGÜN, NEYİ YANLIŞ YAPTIĞINI BİLMEK

    - YASA DIŞI ile "YASA ÜSTÜ"
    ( "Yasa üstü" olduğu "kabul edilen", yasa dışı değildir(olmayabilir) fakat yasa dışı olan, yasa üstü değildir/olmaz. )

    - YASAL ile YASAL OLMAYAN

    - YAŞAM(AY)I ÖĞRENMEK ile/ve/değil/=/||/<>/< SAÇMALAMAMAYI ÖĞRENMEK

    - YAŞAM:
    "YANLIŞ(LAR)A KATLANMAK İÇİN"
    ile/değil/yerine/>< YANLIŞ(LAR)I DÜZELTMEK ÜZERE

    - YAŞAMAYIP YAŞLANMAK ile/değil/yerine/>< YAŞAYIP YAŞLANMAK

    - YAŞAMDA/BİSİKLETTE:
    KİŞİLERE ÇARPMAMA
    ve/||/<> ARAÇLARA VE KİŞİLERE ÇARPILMAMA

    - YAŞAMINA, GÜN EKLEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< GÜNÜNE, YAŞAM EKLEMEK

    - YAŞLA "İLGİLENENLER/UĞRAŞANLAR" ile/ve/değil "YAŞ İŞLERLE" UĞRAŞANLAR

    - YAŞLANDIĞINDAN DOLAYI OYNAMAYI BIRAKMAK DEĞİL ile/ve/değil/||/<> OYNAMAYI BIRAKTIĞINDAN DOLAYI YAŞLANMAK

    - YATKINLIK ile/ve/değil ALIŞKANLIK

    - YAVAŞ/LIK ile/ve "UYUŞUK/LUK"
    ( MIYMINTI: Kişinin sabrını tüketecek derecede yavaş ve mızmızca iş gören. )
    ( Doğadaki en yavaş canlı/hayvan Bradipus'tur. )

    - YAVAŞLATMAK ile AĞIRDAN ALMAK

    - YAZILI OL(A)MAYAN KURALLAR ile/ve/değil KONUŞUL(A)MAYAN KURALLAR
    ( Gelenek-görenek, töre gibi sözel/şifâhî[Ar.] kurallar. İLE/VE/DEĞİL Bazı/birçok özel/ayrıntı konu ve kuralları. )

    - YAZILIM UZMANI ile/ve/<> YAZILIM GELİŞTİRİCİ ile/ve/<> YAZILIM KORSANI
    ( )
    ( Çoğu yazılım uzmanı ve geliştiriciler bile yazılım korsanlarının göz önünde bulundurdukları kadar yaratıcı değildir. İLE/VE/<> Çoğu yazılım uzmanı ve yazılım korsanı, geliştiricilerin eğitim ve deneyimlerine sahip değildir. İLE/VE/<> Tüm yazılım korsanları, aynı zamanda yazılım "uzmanı ve geliştiricisidir". )
    ( Many programmers, and even developers, are not creative enough to be considered hackers. VS./AND/<> Many programmers, and even hackers, are not educated or experienced enough to be considered developers. VS./AND/<> All hackers and developers are programmers. )
    ( The Difference Between a Programmer, a Hacker, and a Developer )

    - YELEME ile ...
    ( Ciddi işlerle uğraşmayan. )

    - YEMEĞE:
    TUZLA BAŞLAMAK
    ve/> TUZLA TAMAMLAMAK

    - YEMEK İÇİN YAŞAMAK ile/yerine/değil YAŞAMAK İÇİN YEMEK
    ( Hayvan. DEĞİL İnsan. )
    ( Olgun kişi, sözlerinde dikkatli, yiyip içtiklerindeyse ölçülüdür. )
    ( Gıdanın ahlâkı bizde kalır, posası dışarı çıkar. )
    ( Kötüler, yemek için yaşarlar; iyiler ise yaşamak için yerler. )
    ( EŞHÂ[Ar. < ŞEHÎ]: En çok sevilen, sevilerek/istekle yenilen şey. )
    ( NEHEM[Ar.]: Yemeğe, şiddetli arzu duyma. )
    ( TELEBBÜK[Ar.]: Mide dolgunluğuna uğrama. | İMTİLÂ'[MELÂ] )
    ( TÛŞE | KUT-İ LÂ YEMÛT: Ölmeyecek kadar yenilecek şey, azık. )
    ( TÛŞE-İ RÂH: Yol yiyeceği/azığı. )

    - YEMEK YEME "YARIŞI":
    ÇOCUKLUKTA
    ile/ve/değil/yerine YETİŞKİNLİKTE
    ( Oyalanmadan, "hızlıca" yemek. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Olabildiğince yavaş ve lokmaları çok çiğneyerek. )

    - YEMİN ile/ve/<> İNTİKAM
    ( En anlamlı/büyük yemin, söz vermektir. İLE/VE/<> En etkili/büyük intikam, affetmektir. )

    - YETER! ile/ve/||/<> HAYIR!

    - YETERSİZ/LİK ile SEVİYESİZ/LİK

    - YETERSİZLİKLERİ/Nİ İNKÂR ETMEK ile/ve/||/<> KUSURLARI/NI İHMAL ETMEK

    - YETKEYE BAŞVURMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
    BİR BİLENE SORMA
    ile/ve/||/<> YETERSİZ KAYNAK ile/ve/||/<> İNANCA BAŞVURMA ile/ve/||/<> ORTAK TUTUMA BAŞVURMA ile/ve/||/<> ÖBEK BASKISI ile/ve/||/<> YARARCI ile/ve/||/<> BEĞENDİRME ile/ve/||/<> DAYATMA ile/ve/||/<> İÇİNDEKİ DEĞİL DIŞINDAKİ(ZARF-MAZRUF) ile/ve/||/<> "GENETİK"

    - YIKAR:
    ASIK SURAT
    ve AŞIRI SÜRAT ve ARSIZ AVRAT ve HAYIRSIZ EVLAT
    ( Esnafı. VE Sürücüyü. VE Zengini. VE Aileyi. )

    - YIKICI YAKLAŞIM ile/ve/değil/<> KATILAŞTIRICI YAKLAŞIM

    - YIKMAK ile YAKMAK/GÖYMEK

    - YILDIRMA ile/ve/<> BEZDİRME

    - YILDIRMA ile/ve/<> SİNDİRME

    - YILGAR/SATKIN/HAİN/LİK ile/ve/<> NANKÖR/LÜK
    ( Nankör kişi, herşeyin "fiyatını" "bilen"/koyan, fakat hiçbir şeyin değerini bilmeyen kişidir. )

    - YILGAR/SATKIN/HAİN ile/ve/değil CAHİL

    - YİRMİ YIL ÇALIŞAN ÖĞRETMEN:
    [ya] BİR YILLIK "DENEYİMİNİ", YİRMİ YIL BOYUNCA TEKRAR EDEN
    ile/değil/yerine/ne yazık ki/ya da/><
    YİRMİ YILLIK DENEYİMİ OLAN


    - YOBAZ ile/değil CAHİL

    - YOKTUR:
    YOLA ÇIKIP VARMAYAN
    ve/||/<> YOLDAN ÇIKIP VARAN

    - YOL ÜSTÜNDE TAŞ GÖRSEK, ...:
    "YOLDAN VAZGEÇMEK"
    ile/değil/yerine/>< ÜSTÜNDEN GEÇMEK

    - YOLA ÇIKAMAYAN ile/ve/<> YOL ALAMAYAN
    ( Niyetinden kuşku duyan. İLE/VE/<> Amacından kuşku duyan. )

    - YOLA ÇIKMAK:
    "YAŞAMDAN KAÇMAK İÇİN"
    ile/değil/yerine/>< YAŞAMI KAÇIRMAMAK ÜZERE

    - YÖNETİMİN, KUSURSUZ SORUMLULUĞU:
    "İLKE"
    değil/>< İSTİSNA OLMALI

    - YÖNETME ile/ve/||/<>/> YÖNLENDİRME

    - YORUM ile/değil DEDİKODU

    - YOZLAŞMA ile YOBAZLAŞMA

    - YÜKSEKTEN KORKMAK ile/ve/değil DÜŞMEKTEN KORKMAK

    - YÜRÜTME ile/ne yazık ki "YÜRÜTME"
    ( Sürdürme. İLE/NE YAZIK Kİ Çalma. )

    - YÜZSÜZLEŞMEK değil/yerine YÜZLEŞMEK
    ( Ya hatalarınızla yüzleşirsiniz ya da hatalarınızla yüzsüzleşirsiniz. )

    - YÜZÜSTÜ ile YÜZÜSTÜ
    ( Yüzü yere gelecek biçimde. İLE Başlanmış fakat tamamlanmamış bir durumda. )

    - ZAAF[Ar.] değil/yerine/= DÜŞKÜN/LÜK

    - ZAAF ile BEKLENTİ

    - ZAAF ile/ve/değil/yerine/<> EĞİLİM

    - ZAAF ile/ve/değil EKSİK

    - ZÂLİM <>/>< ÂLİM
    ( Zâlim olan, âlim olabilir fakat zâlim olan, ârif ol(a)maz. )
    ( Yol sırasında, süreçte, kimin zâlim, kimin âlim olduğu/olacağı bilinmez. )

    - ZÂLİM ile/değil/yerine LEVVÂM
    ( Başkasına kötülük. İLE/DEĞİL/YERİNE Kendine, [kendini geliştirmek üzere] "yüklenme". | Özeleştiri. )
    ( Zâlime uyan ve/veya susan, zâlimden beterdir. )

    - ZAMAN GEÇTİKÇE:
    YÜZSÜZLEŞEN
    değil HATALARIYLA YÜZLEŞEN

    - ZAMANA YAYMAK ile/ve/<> SONRAYA BIRAKMAK

    - ZANNETMEDEN ÖNCE ve/<> YARGILAMADAN ÖNCE ve/<> YARALAMADAN ÖNCE ve/<> KONUŞMADAN ÖNCE
    ( Öğren! VE/<> Anla! VE/<> Hisset! VE/<> Düşün! )

    - ZANN ile/ve/||/<>/>/< "EZBER/KALIP"

    - ZAN ile İSTİNBÂT[Ar.]
    ( Sanma, sanı. | Şüphe. İLE Bir söz ya da işten gizli bir anlam çıkartma, zımnen, açık olmayarak, dolayısıyla anlama. )

    - ZAN ile/ve/değil/yerine KANAAT

    - ZAN ile/ve KOŞULLANMA

    - ZAN ile/ve/değil/yerine/<>/>< SEN

    - ZARARLI SABİT GELENEĞE SAPLANMA değil/yerine/>< YARARLI SABİTİN TAKLİDİ

    - ZAVALLILAR ile/değil/yerine/>< KİŞİLER
    ( Sadece, güc(ün)e/olanaklar(ın)a "saygı gösterirler". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Herkese saygı gösterirler.
    Çoğunlukla dedikodu yaparlar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Düşüncelerini açıkça paylaşırlar.
    Sadece, çıkarları olduğunda yardımseverlerdir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Kibar ve her zaman yardımseverlerdir.
    Gösterişin hastalarıdır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Gösterişi sevmezler.
    Kolay söz verir, nadiren tutarlar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Verdikleri sözü tutmak için çabalarlar.
    İlgi manyaklarıdır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Alçakgönüllülerdir. )

    - ZAYIF/LAR ile/değil/yerine/>< GÜÇLÜ/LER ile/değil/yerine/>< ZEKİ/LER
    ( İntikam alırlar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Affederler. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Umursamazlar. )
    ( [not] WEAK/S vs./and/but/>< POWERFULL/S vs./and/but SMART/S )
    ( SMART/S and POWERFULL/S instead of WEAK/S )
    ( [not] Revenges. vs./AND/BUT/>< Forgives. vs./AND/BUT Don't care. )

    - ZECREN ile ZECRİ
    ( Yasaklayarak. | Zorlayarak. | Eziyet ederek. İLE Zorlayıcı, zorlayan, yasaklayan. )

    - ZEDELEME ile/ve/<> SARSMA

    - ZEKÂ ve/<> SORUMSUZLUK

    - ZELÎL[Ar. < ZİLLET] değil/yerine/= AŞAĞILANAN/HOR GÖRÜLEN
    ( HOR, HAKİR, ALÇAK, AŞAĞI TUTULAN, AŞAĞILANAN )

    - ZELLE ile ZULÜM

    - ZEVKİNDE/LİK ile/ve/değil/yerine/<> KENDİNDE/LİK

    - ZİBİDİ ile ZÜPPE
    ( Gülünç olacak derecede kısa ve dar giyinmiş olan. | Yersiz ve zamansız davranışları olan kişi. İLE Giyinişte, söz söyleyişte, dilde, düşünüşte, toplumun gülünç ve aykırı saydığı yapmacıklıklara ve aşırılıklara kaçan. )

    - ZİHİNSEL ENGELLİ/LİK ile/ve DÜŞÜNME ENGELLİ/LİK
    ( Hastalık/ta. İLE/VE Olumsuz alışkanlık/ta. )
    ( Bazı bireylerde. İLE/VE Toplum(lar)da. )

    - ZİHNİ ve GÖNLÜ:
    DAR OLAN
    ile/değil/yerine/>< ZENGİN OLAN
    ( Dünyayı da sunsan, "Daha yok mu?" der. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Kuru ekmek de versen, şükreder. :) )
    ( Yüzünü asar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yüzü güler. :) )

    - ZİLLET ve/> İZZET
    ( ... İLE Büyüklük, yücelik, ululuk. )

    - ZIRVALAMAK ile SAÇMALAMAK

    - ZİRVELERİ/Nİ...
    ( ZİRVELERİ/Nİ
    [NE YAZIK Kİ]

    ŞEFKÂTSİZLİĞİ/MİZİ, ANNEDE/N ÖĞREN/DİK
    ANLAYIŞSIZLIĞI/MIZI, BABADA/N ÖĞREN/DİK
    ÖTEKİLEŞTİRME/MİZİ, KARDEŞLERDE/N ÖĞREN/DİK
    UZAKLIĞI/MIZI, YAKINLARIMIZDA/N ÖĞREN/DİK

    ACIMASIZLIĞI/MIZI, KADINLARDA/N ÖĞREN/DİK
    TAKINTILARI/MIZI, ERKEKLERDE/N ÖĞREN/DİK
    KEYFİYETİ/MİZİ, EŞEŞEYSELLERDE/N ÖĞREN/DİK

    SEFİLLİĞİ/MİZİ, ZENGİNLERDE/N ÖĞREN/DİK
    KAYITSIZLIĞI/MIZI, ÜNLÜLERDE/N ÖĞREN/DİK

    İKİYÜZLÜLÜĞÜ/MÜZÜ, POLİTİKACILARDA/N ÖĞREN/DİK
    SAPLANTILARI/MIZI, BAŞ(BA)KANLARDA/N ÖĞREN/DİK

    DİNSİZLİĞİ/MİZİ, DİN(İ)DARLARDA/N ÖĞREN/DİK
    TUTARSIZLIĞI/MIZI, HOCALARDA/N ÖĞREN/DİK
    ZEVZEKLİĞİ/MİZİ, AYDINLARDA/N ÖĞREN/DİK

    SİNSİLİĞİ/MİZİ, TÜCCARLARDA/N ÖĞREN/DİK
    DEDİKODUCULUĞU/MUZU, ESNAFTA/N ÖĞREN/DİK
    İLGİSİZLİĞİ/MİZİ, BİLGİSAYARCILARDA/N ÖĞREN/DİK
    DEĞERSİZLEŞTİRMEYİ/MİZİ, GAZETECİLERDE/N ÖĞREN/DİK

    AKILSIZLIĞI/MIZI, BİLİMKİŞİLERİNDE/N ÖĞREN/DİK
    YÜZEYSELLİĞİ/MİZİ, FELSEFECİLERDE/N ÖĞREN/DİK
    DUYARSIZLIĞI/MIZI, SANATÇILARDA/N ÖĞREN/DİK

    SAYGISIZLIĞI/MIZI, YAYADAN ÖĞREN/DİK
    DİKKATSİZLİĞİ/MİZİ, ONDAN ÖĞREN/DİK
    ÖZENSİZLİĞİ/MİZİ İSE SENDEN ÖĞREN/DİK

    DİDİŞME/MİZİ, KOMŞUDAN ÖĞREN/DİK
    SATAŞMA/MIZI, ARKADAŞTAN ÖĞREN/DİK
    KAVGAYI DA, TARAFTARLARDA/N ÖĞREN/DİK

    [FAKAT/YERİNE]

    BARIŞI, HALKTA/N ÖĞREN/DİK

    BAYRAMI, ÇOCUKLARDA/N ÖĞREN/DİK

    DENGEYİ, DOĞADA/N ÖĞREN/DİK

    KENDİMİZİ, EVRENDE/N ÖĞREN/DİK



    [ Sürekli/doğrudan erişim adresi...
    www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/32793 ] )

    - ZOR ZAMANDA, YALNIZ BIRAKMAK değil/yerine/>< GEREKSİNİM ANINDA, YANINDA OLMAK

    - ZORA DAYANAMAYAN/LAR ile/>< ÖDÜLE "DAYANAMAYAN/LAR"

    - ZORLAMAK ile/değil/yerine "ÜZERİNE GİTMEK"

    - ZORLAMA ile/ve/||/<> ABARTI

    - ZORLAMA ile ZORBALIK

    - ZORLAMA ile/ve/ZORUNDA BIRAKMA

    - ZORLAMA ile/ve/değil/yerine/<> ZORUNLULUK
    ( Kişilerde/insanda. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<> Doğada. )

    - ZORLAYICI/LIK ile YOL KESİCİ/LİK

    - ZORLUKLARA/SIKINTILARA:
    KATLANMAK
    ile/ve/||/<> AYAK UYDURMAK

    - ZORUNLU/LUK ile/değil/yerine İHTİYÂR

    - ZULÜM/ZÂLİM ile ADÂLETTEN UZAKLAŞMAK/UZAKLAŞAN | BİR ŞEYİN YERİNDE OLMAMASI
    ( ADALETTEN UZAKLAŞMAK/UZAKLAŞAN | BİR ŞEYİN YERİNDE OLMAMASI )

    - ZULÜM ile/<>/>< "ZEVK"
    ( Eziyet, başkaları tarafından kendinize/birine yapılmış/yapılıyor ise. İLE/<>/>< Eziyeti, kendi, kendine yapıyor ise/niz. )

    - ZULÜM ile EZİYET

    - ZULÜM ile KAHR
    ( Dışarıdan. İLE İçeriden. )

    - ZULÜM değil/yerine/>< ŞEFKAT
    ( İlimsiz şefkat, zulümdür. )

    - [BİLGİ/SÖZ]
    "KULAĞINDAN":
    GİRMEYEN
    ile GİRİP-ÇIKAN ile ZİHNİNE[/"KALBİNE"] ULAŞAN
    ( Hiçbir şekilde dinlemeyen/anla(ya)mayan. İLE Anlasa/Dinlese de unutan, kayıtsız kalan. İLE Tutan/kaydeden, dönüştüren, işleyen, uygulayan. )

    - [Fars.] DÜRÜŞT ile/değil/yerine/>< DÜRÜST
    ( Sert; gücendirici, kırıcı. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sözünde ve davranışlarında, doğruluktan ayrılmayan, doğru, onurlu. | Doğru, yanlışsız. )

    - [hem] "ÖFKE" ile/ve/hem de/||/<>/>< "HAYRANLIK"

    - [İNANÇ +] KUŞKU ile/ve/||/<> CEHALET ile/ve/||/<> GAFLET ile/ve/||/<> HIRS ile/ve/||/<> KİBİR
    ( Nifak. İLE/VE/||/<> Taassub. İLE/VE/||/<> Gösteriş. İLE/VE/||/<> Fesad. İLE/VE/||/<> Zulüm. )

    - [ne yazık ki!]
    ÖZÜR DİLEYEMEMEK/DİLEYEMEYEN
    ile/ve/<> TEŞEKKÜR EDEMEMEK/EDEMEYEN

    - [ne yazık ki]
    "KENDİNDE":
    !AYRICALIK/ÖNCELİK ("ARAMAK"/"BULMAK")
    ile !"ÖLÜMSÜZLÜK" ZANNETMEK ile !EGEMENLİK "KURMAK"
    ( Adâletten en uzakta olanların, en bilgisiz olanların ve kendinin en yüksekte olduğunu zannedenlerin, "kabul" ya da dayatmaları... )

    - [ne yazık ki]
    GENELLEME
    ile/ve/ya da/||/<>/= İNDİRGEME ile/ve/ya da/||/<>/= ÖZDEŞLEŞTİRME
    ( Tüm genelleme ya da indirgemeler, tamamen yanlıştır! )

    - [ne yazık ki]
    ŞİŞMAN/LIK
    ve/||/<>/> PİŞMAN/LIK
    ( Ağzımızı tutmazsak. VE/||/<>/> Dilimizi tutmazsak. )

    - [ne yazık ki]
    TAGALLÜP[Ar.]
    değil/yerine/= ZORBALIK

    - [ne yazık ki]
    !"CAN/I ACITMAK"
    ile/ve/||/<> !"CAN YAKMAK" ile/ve/||/<> !"CANINA OKUMAK"

    - [ne yazık ki]
    !"FAŞİST/LİK"
    ile/değil/yerine !ZORBA/LIK

    - [ne yazık ki]
    !"IRKÇILIK"
    ile MİLLİYETÇİLİK

    - [ne yazık ki]
    !"KARALAMAK"
    ile/değil/yerine REDDETMEK

    - [ne yazık ki]
    !"KÜÇÜMSEMEK"
    ile/ve/||/<>/> KÜÇÜMSEDİĞİNE GEREKSİNİM DUYMAK/MUHTAÇ KALMAK
    ( Kapalı olan Antep fıstığını, bırakıp sonunda, o kapalı olanları açmaya çalışmak kadar komik, çaresiz ve vahim durumlara düşmemek için çoğu ufak/değersiz/yetersiz "görünen" şeyi ve kişiyi küçümsememek gerekir. )

    - [ne yazık ki]
    !"RAHAT"/LIK
    ve/||/<>/>/< !KAYITSIZ/LIK

    - [ne yazık ki]
    !BANKA SOYARKEN
    ile/ve/<> !ÜLKE SOYARKEN
    ( Kar maskesi takılır. İLE/VE/<> "Din maskesi" takılır. )

    - [ne yazık ki]
    !ÇÖP ATMAK
    =/||/<> !"ÇÖP BIRAKMAK"

    - [ne yazık ki]
    !DEDİKODU
    ile/değil/yerine/>< BİLGİ
    ( "Dilde". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Akılda. )

    - [ne yazık ki]
    !EZİYET
    ile/<> !İŞKENCE

    - [ne yazık ki]
    !FAHİŞ/FUHUŞ
    ile/ve/||/<> !MURABAHA/TEFECİLİK
    ( Ölçüyü aşan, aşırı, çok fazla. | Ahlâka ve törelere uygun olmayan. İLE/VE/||/<> Bir malı, çok fazla kârla satma. | Yasanın izin verdiği sınırdan aşkın faiz alma. )

    - [ne yazık ki]
    !FIRSATÇILAR
    ile/ve !KONFORCULAR

    - [ne yazık ki]
    !HAKARET ETMEK
    ve/=/||/<>/> !YOK ETMEK

    - [ne yazık ki]
    !HİLE[Ar.]
    ile !ŞİKE[Fr. CHIQUE]
    ( Birini aldatmak, yanıltmak için yapılan düzen, dolap, oyun, ayak oyunu, alavere dalavere, desise, entrika. | Çıkar sağlamak için bir şeye değersiz bir şey katma. İLE Bir spor karşılaşmasının sonucunu değiştirmek için maddi ya da manevi bir çıkar karşılığı varılan antlaşma. | Bir çıkar karşılığı, uzlaşarak bir iş yapma, aldatma. )

    - [ne yazık ki]
    !İFTİRA
    ile !İFK
    ( Birine, aslı olmayan bir suç yükleme. İLE Bir suçu, birine yükleme. )

    - [ne yazık ki]
    !IRKÇILIK
    ile/ve/<> !EŞEYSELCİLİK

    - [ne yazık ki]
    !İRTİKÂB
    değil/yerine/= !YİYİCİLİK, RÜŞVET YEME
    ( MÜRTEKİP[Ar.]: Kötü, uygunsuz işler çeviren. | Rüşvet yiyen/yiyici. )

    - [ne yazık ki]
    !İŞKENCE
    ile/ve/<> !İNSANLIK DIŞI "UYGULAMA"

    - [ne yazık ki]
    !İSTİHZÂ'/SARAKA[argo]
    değil/yerine/= !ALAY ETME [bkz. İSTİSHÂR]

    - [ne yazık ki]
    !İSTİSHÂR
    değil/yerine/= !ALAY ETME, EĞLENME

    - [ne yazık ki]
    !İTEN
    ile/||/<> !TUTMAYAN

    - [ne yazık ki]
    !KEYFÎ "İDÂRE"
    ile/ve !KEYFÎ "İRÂDE"

    - [ne yazık ki]
    !KİN
    ile/<> !GILLÜGİŞ/GILLIGIŞ
    ( ... İLE/<> Gizli kin, gizli ve kötü erek/amaç. )

    - [ne yazık ki]
    !KIYIM
    ile/ve/||/<> !"YIKIM"

    - [ne yazık ki]
    !KÖTÜLEME
    ile/ve/değil/||/<> !"YAKIŞTIRMA"

    - [ne yazık ki]
    !MÜFSİT[Ar.]/MÜZEVİR[Ar.]
    değil/yerine/= ARABOZUCU

    - [ne yazık ki]
    !MUHTERİ
    ile/değil/yerine/>< MUCİT
    ( Yeni bir şey yaratan, icat eden. | Yalanlar uydurarak birine iftirada bulunan. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yeni bir buluş ortaya koyan. | Yaratıcı, yaratan. )

    - [ne yazık ki]
    !MÜPTELA[Ar. < BELÂ]
    değil/yerine/= BAĞIMLI | DÜŞKÜN, TUTULMUŞ

    - [ne yazık ki]
    !MÜSTEHZÎ
    değil/yerine/= ALAYCI

    - [ne yazık ki]
    !MÜSTEMLEKE[Ar.]
    değil/yerine/= SÖMÜRGE

    - [ne yazık ki]
    !MÜTECÂVİZ[Ar.]
    değil/yerine/= SALDIRGAN/SALDIRICI/SATAŞKAN

    - [ne yazık ki]
    !ÖTEKİLEŞTİRME
    ile/ve/||/<>/> !DÜŞMANLAŞTIRMA

    - [ne yazık ki]
    !SABOTAJ[Fr.]
    ile !KOMPLO[Fr.] ile !KUMPAS[Fr.] ile !MANİPLE[Fr.]
    ( Baltalama. [Fransa'daki işçilerin, haklarını almak/savunmak üzere tepki olarak ayaklarındaki saboları[tahta ayakkabı], makinelerin içine atmasıyla] İLE Birine, bir kuruluşa karşı, toplu olarak alınan, gizli karar. | Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir tasar. İLE Dizicilerin, harfleri, satır durumuna getirirken, içine yerleştirdikleri ayarlanabilir demir yuva. | Gizli bir iş, düzen hazırlamak. İLE Telgraf imlerini göndermek için bir devredeki akımı kesmekte ya da yeniden vermekte kullanılan aygıt. | Roma ordusunda, 60 ya da 120 erden ibaret bölük. | Bazı papazların ayinlerde sol kolun bileğine yakın taktıkları süslü şerit. )

    - [ne yazık ki]
    !SALDIRI
    ile/ve/||/<>/>/< !ŞİDDET

    - [ne yazık ki]
    !SAVAŞLAR:
    RASYONEL
    ile/ve/<> KİTLELERİN SEFERBER EDİLDİĞİ ile/ve/<> ASİMETRİK

    - [ne yazık ki]
    !SAVAŞ
    ile/ve/değil/||/<> !İÇ SAVAŞ/AYAKLANMA

    - [ne yazık ki]
    !SAVAŞ
    ve/||/<>/>/< !YILDIRMA/TERÖR[Fr.]

    - [ne yazık ki]
    !SAVAŞ
    ile ASKERİCİLİK/MİLİTARİZM

    - [ne yazık ki]
    !SUÇLAMA
    ile !KARALAMA

    - [ne yazık ki]
    !SUÇ
    ve/||/<>/> CEZA

    - [ne yazık ki]
    !TEHDİT
    ile/ve/||/<> TEHLİKE

    - [ne yazık ki]
    !ZULM
    ile/ve/||/<> !DALKAVUKLUK
    ( [ne yazık ki] "Küçük gördüklerine." İLE/VE/||/<> "Büyük gördüklerine." )

    - [ne yazık ki]
    "ANLAMAMAZLIKTAN GELMEK"
    ile/ve/||/<> "İŞİNE GELMEMESİ"

    - [ne yazık ki]
    "ARSIZLIK"
    ile/değil ACIMASIZLIK
    ( Arsız, "güçlü" olunca, haklıyı, suçlu çıkarır. )

    - [ne yazık ki]
    "AYNI KEFEYE KOYMAK"
    ve/||/<> "AYNI POTADA ERİTMEK"
    ( İkisi de bireyler ve toplumlar için çok yanlıştır ve yapılmamalıdır! )

    - [ne yazık ki]
    "AZ İLE YETİNME(ME)K"
    ve/||/<>/> ÇOK'U BUL(AMA)MAK

    - [ne yazık ki]
    "BEN" DEYİP DURAN
    ile KENDİNİ/KENDİNDEKİNİ DAYATAN

    - [ne yazık ki]
    "BİLİNMEYEN CENNET"
    ile/"değil"/"yerine"
    "BİLİNEN CEHENNEM"İ YEĞLEMEK


    - [ne yazık ki]
    "BİRİLERİNİN EKMEĞİNE YAĞ SÜRMEK"
    ile/ve/||/<> "HIRSIZA, YOL GÖSTERMEK"

    - [ne yazık ki]
    "BULUP DA BULAMAK"["BUNAMAK" değil!]
    ile/ve/||/<> "AZIP DA AZIMSAMAK"

    - [ne yazık ki]
    "ÇIKAR"
    ile/değil/yerine/>< AKIL

    - [ne yazık ki]
    "ÇOK BİLMEK"
    ile/ve/||/<>/> ÇOK YANILMAK

    - [ne yazık ki]
    "ÇOK BİLMİŞLİK"
    ile/ve/||/<> "GARANTİCİLİK"
    ( [ne yazık ki] Bir kişi, ne kadar bilmiyorsa, o kadar "bilir". İLE/VE/||/<> Ne kadar "korkuyor" ve "öfkeliyse", o kadar "garanticidir". )

    - [ne yazık ki]
    "DÜNYANIN DAR GELMESİ"
    ile/ve/değil/<> "KÖŞELERİN KAPILMASI/TUTULMASI OYUNU/ÇABASI/YANILSAMASI"

    - [ne yazık ki]
    "GÖZ YUMMA"
    ile/ve/||/<> "GÖZETİP KOLLAMA"

    - [ne yazık ki]
    "HAZCILIK"
    ile/ve/||/<> "BAŞINA BUYRUKLUK"
    ( "Hazcı'yım!(Hedonist'im!)" demek, kendini merkeze koyarak ve herkesten ve herşeyden, tüm sorumluluklarından soyutlandığını zannetmek, "Ateist'im!" demek kadar komik ve zavallıcadır. )

    - [ne yazık ki]
    "İDDİAYA GİRMEK"
    ile/ve/||/<> "İDDİA ETMEK"

    - [ne yazık ki]
    "KABA"
    ile/ve/||/<> "ÇİĞ"

    - [ne yazık ki]
    "KAYGILARIMIZA" BOYUN EĞMEK
    ve/=/||/<>/>
    ÖZGÜRLÜĞÜMÜZE SIRT ÇEVİRMEK


    - [ne yazık ki]
    "KEYFİ/Nİ YAŞAMAK"
    ile/ve/değil/||/<>/>/< KEYFİ/Nİ (VE KENDİNİ) DAYATMAK

    - [ne yazık ki]
    "KEYFÎLİK"
    ile/değil/yerine GÖRELİLİK

    - [ne yazık ki]
    "KEYFİNİ SÜRMEK"
    ile/ve/||/<>/> EZBERİNİ YAŞAMAK/DAYATMAK

    - [ne yazık ki]
    "KİŞİSELLEŞTİRME"
    "YANSITARAK KİŞİSELLEŞTİRME"

    - [ne yazık ki]
    "KÜÇÜK ŞEYLERİ KONUŞMAMAK"
    ve/||/<>/>/ne yazık ki BÜYÜK ŞEYLERİ KONUŞAMAMAK

    - [ne yazık ki]
    "NİYET OKUMA"
    ile/ve/||/<> "AKIL OKUMA"
    ( İkisi de yanlıştır ve olanaksızdır. Hiçbir zaman, zemin ve koşulda yapılmamalıdır! )

    - [ne yazık ki]
    "PAY KAPMAYA ÇALIŞMAK"
    değil/yerine HAK ETMEK

    - [ne yazık ki]
    "SONUÇ ODAKLILIK"
    ile/ve/||/<> "GARANTİCİLİK"
    ( Bilgisiz ve anlayışsızların, süreci düşünemeyen, düşünmek istemeyenlerin, rahatı/keyfi yerinde olanların "zihni/tutumu". İLE/VE/||/<> Herşeyin, en başta hazır ve en iyi olmasını bekleyenlerin, geleceğe don biçebileceğini zannedenlerin "zihni/tutumu". )

    - [ne yazık ki]
    "SONUÇ ODAKLILIK"
    ve/||/<>/>/< HİLEKÂRLIK

    - [ne yazık ki]
    "SONUÇ ODAKLILIK/MERKEZLİLİK"
    ile/ve/||/<>/>/< TERBİYESİZLİK

    - [ne yazık ki]
    "SÖZÜ/SORUYU, TARTMADAN SÖYLEMEK"
    ve/||/<>/> ALACAĞIN YANITTAN İNCİNMEMEK

    - [ne yazık ki]
    "TEPKİ"
    ile/değil/></< YANIT VEREMEMEK
    ( Yanıt veremeyen, tepki verir. )

    - [ne yazık ki]
    "TRENİ/OTOBÜSÜ KAÇIRMAK"
    ile/ve/değil/||/<>/< DOĞRU DURAKTA VE ZAMANINDA BULUNMAMAK

    - [ne yazık ki]
    "YARGILAYAN" SAVUNMA
    ve/||/<> SAVUNULAN "YARGILAMA"

    - [ne yazık ki]
    "YARIM AKILLI/LIK"
    ile/ve/değil/||/<>/>/< YARDIM "AKILLI/LIK"

    - [ne yazık ki]
    "YİYELİM-İÇELİM, KİMSEYE DOKUNMAYALIM"
    ve/||/<>/>/< "YİYEYİM-İÇEYİM, KESEME DOKUNMAYAYIM"

    - [ne yazık ki]
    "YOKUŞA SÜRMEK"
    ile/ve/<> "TOPU, TACA ATMAK"

    - [ne yazık ki]
    "YÖNLENDİRME"
    ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YORUM/LAMA

    - [ne yazık ki]
    "ZITLAŞMA"
    ile/ve/değil İNATLAŞMA

    - [ne yazık ki]
    (")GECİKEN/GECİKMİŞ ADÂLET(")
    =/||/> ADÂLETSİZLİK

    - [ne yazık ki]
    (")UYARI("):
    (")AŞIRI(")
    ile/ve/||/<> (")YETERSİZ(") ile/ve/||/<> (")YERSİZ(") ile/ve/||/<> (")YANLIŞ(")

    - [ne yazık ki]
    (B)İLİMLE (B)İLGİLENENLERE:
    "OKUMUYOR"
    ile/ve/||/<> "ÇALIŞMIYOR" ile/ve/||/<> "AÇGÖZLÜ" ile/ve/||/<> "İDEALSİZ"
    ( [ne yazık ki] Uğraşmayana "dedikleri". İLE/VE/||/<> Meşgul olana "dedikleri". İLE/VE/||/<> Hem (b)ilimle, hem ticaretle uğraşanlara "dedikleri". İLE/VE/||/<> Ne (b)ilimle, ne de ticaretle uğraşanlara "dedikleri".[Bu dedikodulara kulağımızı tıkamayı öğrendiğimiz oranda başarıyı elde ederiz.] )

    - [ne yazık ki]
    (ÇOK) BENCİL/LİK
    değil/yerine/>< (ÇOK) BİLGİ(Lİ/LİK)
    ( Ne kadar bilgi, o kadar az bencillik; ne kadar az bilgi, o kadar çok bencillik. )

    - [ne yazık ki]
    (FAZLA) BASKI
    ve/||/<>/>/< İHMAL

    - [ne yazık ki]
    (FAZLA) ŞIMARTILAN ÇOCUK
    ve/||/<>/> KENDİNDEN NEFRET EDEN ÇOCUK

    - [ne yazık ki]
    ACELE İŞ
    = ŞIPIN İŞİ
    ( Özensiz, acele yapılan iş. )

    - [ne yazık ki]
    ACELECİLİK
    ile/ve/||/<> DAYATMA

    - [ne yazık ki]
    AĞIZ, DOLUYKEN KONUŞMAK
    ile/ve/=/||/<> ZİHİN, BOŞKEN KONUŞMAK

    - [ne yazık ki]
    AHLÂKSIZ
    ile 2 KERE AHLÂKSIZ
    ( Bir kişi, dindar bilindiği halde, ahlâklı değilse, ya bâtıl bir inanca, "din" adı vermektedir, ya da sahtekârdır. )

    - [ne yazık ki]
    AKILLILARIN DURUMU
    ile/ve/||/<> APTALLARIN TUTUMU
    ( [ne yazık ki] Sürekli, kuşku içinde. İLE "Küstahça, kendinden emin." )

    - [ne yazık ki]
    ASIKYÜZLÜLÜK
    ile GÜLÜMSEMEMEK
    ( Gülümsemesini kaybeden kişi, herşeyini kaybetmiştir. )
    ( A person, who has lost their smile, has lost everything. )

    - [ne yazık ki]
    AŞIRI DOYUM
    ve/||/<>/> KÜSTAHLIK

    - [ne yazık ki]
    AYRIMCILIK
    ile/ve/||/<> NEFRET

    - [ne yazık ki]
    AYRIŞ(TIR)MA
    ile ÖTEKİLEŞ(TİR)ME

    - [ne yazık ki]
    AYRIŞ(TIR)MA
    ile/ve/<> YABANCILAŞ(TIR)MA

    - [ne yazık ki]
    AZ BİLME
    ve/||/ne yazık ki/<>/> ÇOK SAVUNMA

    - [ne yazık ki]
    BAĞIMLI/LIK
    ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SINIRLI/LIK

    - [ne yazık ki]
    BAĞIMLI
    ile/değil TUTKUN

    - [ne yazık ki]
    BASİRETSİZLİK
    ve/||/<>/> İHÂNET
    ( Sorumluları "yoksa". VE/||/<>/> Sorumluları bulunamaz. )

    - [ne yazık ki]
    BAZI KİŞİLERİN, HATALARI/SUÇLARI:
    "ÇUVALA BASMASI"
    ile/ve/||/<> "DUVARA ASMASI"
    ( Kendilerininkileri. İLE/VE/||/<> Bizimkileri/seninkileri. )
    ( Özellikle daha büyük olanlarını. İLE/VE/||/<> Özellikle daha küçük olanlarını. )

    - [ne yazık ki]
    BEKLENTİ
    ile/ve/değil/yerine/> ANLAMDAN/DEĞERDEN UZAK DÜŞMEK

    - [ne yazık ki]
    BENCİL/LİK
    ile/ve/<>/değil SORUMSUZ/LUK

    - [ne yazık ki]
    BENCİLLİK
    ile/ve/||/<>/> NEFRET VE DÜŞMANLIK

    - [ne yazık ki]
    BEYAZ DONLA YÜZMEK
    ile/değil/yerine/>< MAYO/ŞORT İLE YÜZMEK
    ( Ayrık ve bitişik 'de/da'ları, "ki'leri, "mi'leri, gerektiği gibi yaz(a)mayan/yayınlamayanların, görüntü kirliliği yaratanların "tutumu". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yazım kurallarına uyarak ve noktalamalara özen göstererek, okuyuculara ve dilimize saygı gösterenlerin, görüntü kirliliği yaratmayanların tutumu. )
    ( )
    ( )
    ( )
    ( )
    ( )
    ( )
    ( )
    ( )
    ( )
    ( )

    - [ne yazık ki]
    BİLGİSİZ/LİK / CEHÂLET
    ve/||/<> ACIMASIZ/LIK

    - [ne yazık ki]
    BOŞ SÖZ
    ile/ve/||/<>/> YANLIŞ DAVRANIŞ-TUTUM

    - [ne yazık ki]
    BÜYÜK SORUN/YANILSAMA:
    "ACI ÇEKMEMEK"
    ve/||/<>/>/< "KENDİMİZİ KANDIRMAK" / KANDIRDIĞIMIZI/KANDIRABİLECEĞİMİZİ ZANNETMEK

    - [ne yazık ki]
    CEBR
    ve/||/<> HİLE

    - [ne yazık ki]
    ÇEKİŞME
    ile/ve/<>/< İNATLAŞMA

    - [ne yazık ki]
    CENDEREYE ALMAK
    ile/ve/<> KISKACINA ALMAK

    - [ne yazık ki]
    ÇOCUĞUNA TAPMA
    ve ALAYCI TAVIR
    ( Modern kişinin, öncül ve ölümcül tutumları. )
    ( http://ahmetcorak.blogspot.com.tr/2010/01/ahtapor-anne.html )

    - [ne yazık ki]
    DAYATMA
    ve/||/+/<>/> ZORBALIK

    - [ne yazık ki]
    DEDİKODU
    ile/ve/değil/||/<>/>/< İFTİRA

    - [ne yazık ki]
    DEVİNİMSİZLİK
    ile/ve/değil DEĞİŞMEZLİK

    - [ne yazık ki]
    DİLSİZ
    ve/||/<>/< SESSİZ ve/||/<>/< BİLGİSİZ
    ( Haksızlıklara karşı. VE/||/<>/< Hukuksuzluklara karşı. VE/||/<>/< Devletin hukuki denetiminde. )

    - [ne yazık ki]
    DIŞLA(N)MA:
    TOPLUMSAL
    ile BİREYSEL

    - [ne yazık ki]
    DOĞRU OLDUĞUNU BİLDİĞİN HALDE, YAPMAMAK
    ile/ve/<> YANLIŞ/HATALI/EKSİK OLANI, BİLMENE KARŞIN, YAPMAK

    - [ne yazık ki]
    DÜŞMAN/LIK
    ile/ve/değil/yerine/||/<> KARŞIT/LIK

    - [ne yazık ki]
    DÜŞÜNMEYEN
    ile DÜŞÜNEMEYEN ile DÜŞÜNEMİYOR OLMASINA ALDIRMAYAN
    ( Tutucu. İLE Aptal. İLE Köle. )

    - [ne yazık ki]
    EDEPSİZ
    ile/değil/yerine/>< EDEPLİ
    ( Bildiği sözcükler kadar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Bilmediği sözcükler kadar. )

    - [ne yazık ki]
    EN KÖTÜ HUY
    ile/ve/||/<> EN BÜYÜK HATA ile/ve/||/<> EN BÜYÜK SAFLIK
    ( Bazılarının karşısında bile iyi olmaktan vazgeçememek. İLE/VE/||/<> Herkesi, kendimiz gibi zannetmek. İLE/VE/||/<> Her bir kişiye güvenmek. )

    - [ne yazık ki]
    ENGEL OLMAYA ÇALIŞANLAR
    ve/||/<>/>/< BAŞARACAĞIMIZA EN ÇOK İNANANLAR

    - [ne yazık ki]
    EZÂ
    ve/||/<> CEFÂ (ÇEK(TİR)MEK)
    ( İncinme, incitme, can yakma. İLE/VE/||/<> Büyük sıkıntı, eziyet. )

    - [ne yazık ki]
    EZBERE YAŞAMAK
    ve/||/<>/> KÖTÜLÜK

    - [ne yazık ki]
    FARKINDA OLMAMA
    ile/ve/<> KABUL ETMEME

    - [ne yazık ki]
    GENELLEME
    ile/ve/||/<>/< "İDDİA"
    ( [ne yazık ki] Ne kadar çok "genelleme" yapı(lı)yorsa, o kadar çok iddia edilir/eder. )

    - [ne yazık ki]
    GENELLEME
    ve/||/<>/< BİLGİSİZLİK

    - [ne yazık ki]
    GÜÇLÜNÜN "SAZINI ÇALMAK"
    ve/||/=/<> NAMUSSUZLUK
    ( Gerekçesi ne olursa olsun, güçsüze karşı güçlünün sazını çalmak, namussuz sayılmak için yeterlidir. )
    ( Namuslular da namussuzlar kadar cesur olmalı! )

    - [ne yazık ki]
    HAKSIZLIK
    ve/||/<>/>/< ÖFKE
    ( Haksızlık etme. öfkenle hareket etme! )

    - [ne yazık ki]
    HALKIN PARASINI, KENDİ ÇOCUKLARINA AYIRMAK
    değil/>< KENDİ PARANI, HALKIN ÇOCUKLARINA BIRAKMAK

    - [ne yazık ki]
    HAMAKÂT
    ile/<> İNAT
    ( Ahmaklık, "beyinsizlik", bönlük(HALÂFET, HUMK, HÜTR) İLE/<> Ne yapmayacağını bilmemek. )

    - [ne yazık ki]
    HAYRANLIK DUYANI
    ve/||/<> GÖRMEMEZLİKTEN GELENE
    ( Görmemezlikten geliyoruz. VE/||/<> Hayranlık duyuyoruz. )

    - [ne yazık ki]
    HAZ
    ve/+/||/<>/> BEN MERKEZCİLİK ve/+/||/<>/> YALNIZLIK ve/+/||/<>/> MUTSUZLUK

    - [ne yazık ki]
    HUKUKSUZ/LUK
    ve/> ACIMASIZ/LIK

    - [ne yazık ki]
    İDAM
    ile/ve/değil/<> İTHAM

    - [ne yazık ki]
    İDDİA
    ile/ve/||/<>/< ÖFKE

    - [ne yazık ki]
    İHÂNET
    ile/ve/değil CEHÂLET

    - [ne yazık ki]
    İHLÂL
    ile/ve/||/<> JUS COGENS İHLÂLLERİ

    - [ne yazık ki]
    İHMAL
    ile/ve/<> İŞGÜZARLIK

    - [ne yazık ki]
    İKİ BÜYÜK YANLIŞ(IMIZ):
    DÜŞÜNMEDEN HAREKET ETMEK
    ve/||/<> HİÇ HAREKET ETMEDEN, SADECE/BOŞ BOŞ "DÜŞÜNMEK"

    - [ne yazık ki]
    İLETİŞİMSİZLİK:
    "ANLAMSIZ KIRGINLIKLAR"
    ve/||/<> "BEKLENTİ" ve/||/<> "ZAMAN KAYBI"

    - [ne yazık ki]
    İNDİRGEME
    ile/ve/değil/||/<> YOK SAYMA

    - [ne yazık ki]
    İNSANLIK SUÇLARI:
    SOYKIRIM
    ile/ve/||/<> İŞKENCE/ŞİDDET ile/ve/||/<> TERÖR ile/ve/||/<> NEFRET/DÜŞMANLIK ile/ve/||/<> IRKÇILIK ile/ve/||/<> KÖLELEŞTİRME ile/ve/||/<> İNSAN KAÇAKÇILIĞI ile/ve/||/<> ORGAN TİCARETİ ile/ve/||/<> BAĞIMLILAŞTIRMA ile/ve/||/<> "HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRATMAK"
    ( Bağımlılaştırma - İnsanlık Suçu İlişkisi - Muharrem Balcı )

    - [ne yazık ki]
    İŞ KAZASI
    ile/ve/değil BÜYÜK İHMAL

    - [ne yazık ki]
    İŞGÜZÂR/LIK
    ile/ve/<> BOŞBOĞAZ/LIK

    - [ne yazık ki]
    İSRAF
    ve/||/<>/> İFLÂS

    - [ne yazık ki]
    İSRAF
    ile/ve/||/<> ŞİDDET

    - [ne yazık ki]
    ISRARLI
    ile/ve/||/<> TAKINTILI

    - [ne yazık ki]
    İSTEDİĞİN SÖZÜ SÖYLEMEK
    ve/||/<>/> İSTEMEDİĞİNİ DUYMAK
    ( "İstediğimiz sözü" söylersek, istemediğimiz sözü de duyarız/duymak zorunda kalırız. )

    - [ne yazık ki]
    İTEN
    ile/ve/değil/||/<>/< TUTMAYAN

    - [ne yazık ki]
    İTHAM
    ile İMÂ

    - [ne yazık ki]
    KANDIRMADA:
    "APTAL/LIĞIMIZ"
    ile/ve/değil/||/<>/< "ONUN/ONLARIN" KARAKTERSİZ/LİĞİ
    ( Olmuyor. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Oluyor. )

    - [ne yazık ki]
    KARAMSAR/LIK
    ve/||/<> KARARSIZ/LIK

    - [ne yazık ki]
    KARGAŞA
    ile VURTUT
    ( ... İLE Silah kullanılan kargaşa. | Uzun uzun çekişerek, sıkı pazarlık ederek. )

    - [ne yazık ki]
    KATI/LIK
    ile YILGAR/SATKIN/HAİN/LİK

    - [ne yazık ki]
    KEYFÎ "DÜŞÜNMEK"/KONUŞMAK
    ile/değil/yerine KENDİNE GÖRE "DÜŞÜNMEK/KONUŞMAK/YAŞAMAK"
    ( [ne yazık ki] Kişiler, (çoğunlukla) yiyecekleri ve yatacakları bir şeyleri olduğu sürece düşünmeyi reddederler. [ya da bu yanılsamadan ve keyfiyetten vazgeçip düşün(ebil)meyi, her şeye yeğlemelidirler] )

    - [ne yazık ki]
    KEYİF EHLİ
    ile/ve İŞİNE GELDİĞİ GİBİ YAŞAYAN

    - [ne yazık ki]
    KİBİR
    ile/ve/<> GİZLİ KİBİR

    - [ne yazık ki]
    KİŞİNİN, ...:
    KİŞİLERLE DİDİŞMESİ
    ile/değil/yerine/><
    DOĞAYLA UĞRAŞMASI


    - [ne yazık ki]
    KÖR ŞİDDET
    ile NEDENSİZ ŞİDDET

    - [ne yazık ki]
    KORNA:
    "SELÂMLAMA/VEDÂLAŞMA"
    ile/ve/||/<> "TEPKİ GÖSTERME" ile/ve/||/<> "ADÂLET ARAMA/SAĞLAMA"

    - [ne yazık ki]
    KÖTÜ KULLANIM
    ile/ve/||/<>/> KÖTÜYE KULLANIM
    ( [... olduğunu/olacağını] "biliyorsun/biliyordun." İLE/VE/||/<>/> "ZÂTEN"/"SONUÇTA"/"ASLINDA" biliyorsun/biliyordun." )
    ( "Bir alışveriş, bir fiş." şeklinde, fazladan/gereksiz açıklama yapmak, uyarıda bulunmak. İLE/VE/||/<>/> "Ama bunu söylemenize gerek yok ki! Ben yapınca alışverişi, ZÂTEN/SONUÇTA alıyorum satış fişi." şeklinde [soluksuz/beklemeksizin/düşünmeksizin] "yanıt vermek." )
    ( Bir kişinin, neyi bilip bilmediğini ve/veya o an/dönem için anımsayıp anımsamadığını "belirlemek", beklentisi içinde olmak, dilin/ifadenin kötü kullanılmasıdır. [Hiçkimsenin, neyi bilip bilmediği, isteyip istemediği ya da yapıp yapamayacağı, hiçbir zaman, zemin ve koşulda bilinemez!] İLE/VE/||/<>/> Sözcüklerin yetersiz ve kötü kullanımıyla birlikte "niyet okumak" ya da genelleyici/indirgeyici/özdeştleştirici/köktenci/toptancı/sonuç odaklı bir yargı ifadesi ise sürecin ve ilişkinin tükenmesine neden olacak/olmuş bir kötüye kullanımdır. [Güç ve baskı uygulama isteği ve/veya nedeniyle olduğu/olabileceği gibi sorumluluktan kaçmak gibi çok çeşitli anlamsız/gereksiz nedenlerden de kaynaklanmaktadır.] )

    - [ne yazık ki]
    KÖTÜLERİN, "BASKISI"
    ile/değil/||/<> İYİLERİN, KAYITSIZLIĞI

    - [ne yazık ki]
    KÖTÜMSERLİK
    = BEDBİNLİK = PESSIMISM[İng.] = PESSIMISME[Fr.] = PESSIMISMUS[Alm.] = PESSIMUS[Lat.]

    - [ne yazık ki]
    KULLANILMAYAN METİN/KİTAP
    ||/<>/> MEZAR

    - [ne yazık ki]
    KURUCU ŞİDDET
    ile/ve/||/<>/> KORUYUCU ŞİDDET

    - [ne yazık ki]
    KÜSTAH/LIK
    ve/||/<>/< ÖZENSİZ/LİK

    - [ne yazık ki]
    KÜSTAHLIK
    ile/ve/||/<>/< "ÖZGÜVEN"

    - [ne yazık ki]
    MAĞDUR
    ile/ve/||/<> MAZLUM

    - [ne yazık ki]
    MELÂNET[Ar. < LA'N]
    değil/yerine/= BÜYÜK KÖTÜLÜK

    - [ne yazık ki]
    MÜDÂRÂ[T][< DERY]
    ile İKİYÜZLÜLÜK | YÜZE GÜLME, DOST GİBİ GÖRÜNME

    - [ne yazık ki]
    NE KADAR, KENDİMİZİ "DÜŞÜNÜYORSAK"
    ile/ve/||/<>/> O KADAR, İŞTEN/SORUMLULUKTAN KAÇMAK/ÇALMAK

    - [ne yazık ki]
    NEYİ
    BÖLÜŞEMİYORUZ?
    ve/||/<> NİYE DÖVÜŞÜYORUZ?
    ( Hiçbir mal, bizim değil! VE/||/<> Hiçbir can, bizim değil! )

    - [ne yazık ki]
    ÖĞRENMEME
    ve/||/<>/> ÖĞRENİLEN YANLIŞLARDAN VAZGEÇMEME ve/||/<>/> YENİDEN ÖĞRENMEME

    - [ne yazık ki]
    ÖNYARGI
    ile/ve/||/<> KUŞKU

    - [ne yazık ki]
    ORANTISIZ GÜÇ
    ve/||/<>/< KÖR ŞİDDET

    - [ne yazık ki]
    ORTAK ALANDA:
    "KİŞİSEL DAVRANIŞ"
    ve/||/<>/< "KEYFÎ TUTUM"
    ( İkisi de yapılmamalı! )

    - [ne yazık ki]
    ÖTEKİLEŞTİRMEDE:
    AYRIMCILIK
    ile/ve/<> NEFRET (SÖYLEMLERİ/TUTUMLARI)

    - [ne yazık ki]
    ÖTEKİLEŞTİRME
    ile/ve/<> TEKTİPLEŞTİRME

    - [ne yazık ki]
    OYALAMAK
    ile/ve/||/<> "UYUTMAK"

    - [ne yazık ki]
    ÖZENSİZ/LİK
    ile/ve/||/<> SAYGISIZ/LIK

    - [ne yazık ki]
    PAYLAŞIMSIZ/LIK
    ile/değil/< "DOYUMSUZ/LUK"

    - [ne yazık ki]
    PSİKOPAT/LIK
    ile/ve/||/<> İNSAFSIZ/LIK

    - [ne yazık ki]
    PUTUNU, KENDİ YAPAR, KENDİ TAPAR"
    ve/||/<> KÖLELEŞTİRİRSİN ALDIRMAZ; "KÖLE" DERSİN, KALDIRMAZ

    - [ne yazık ki]
    SAÇMA
    ile/ve/değil/||/<> BAĞLANTISIZ

    - [ne yazık ki]
    ŞAKŞAKÇI/LIK
    ile YALAKA/LIK

    - [ne yazık ki]
    SALDIRGAN/LIK
    ile/ve "AZGIN/LIK"
    ( Psişik. İLE/VE Ahlâkî. )

    - [ne yazık ki]
    SAVAŞ DÖNEMLERİNDE:
    RİTÜELLEŞMİŞ
    ile SINIRLAMACI OLAN ile FETİH ile MUTLAK AMACI OLAN ile SINIRI OLMAYAN

    - [ne yazık ki]
    SAVAŞLARDA:
    PARTİZAN
    ile/<> GERİLLA ile/<> TERÖR

    - [ne yazık ki]
    SAVSAKLAMA
    ile/ve/||/<> BOŞVERME

    - [ne yazık ki]
    SEVGİSİZ/LİK
    ile/ve/||/<> İLETİŞİMSİZ/LİK ile/ve/||/<> İLGİSİZ/LİK
    ( [kişileri] Geçimsiz yapar. İLE/VE/||/<> Birbirine düşman eder. İLE/VE/||/<> Güzellikleri yok eder. )
    ( [ne yazık ki] Bireyleri sevemeyenler, "insanlık" kavramına sığınırlar... )

    - [ne yazık ki]
    SEVGİSİZLİK
    ile/ve/<> İLETİŞİMSİZLİK ile/ve/<> İLGİSİZLİK
    ( [ne yazık ki]
    [Kişileri ...] Geçimsiz yapan. İLE/VE/<> Birbirine düşman eden. İLE/VE/<> Güzellikleri yok eden. )

    - [ne yazık ki]
    SEVGİSİZLİK
    ve/||/<>/> KAYITSIZLIK

    - [ne yazık ki]
    ŞİDDETİN MEŞRÛLAŞTIRILMASI
    ile/ve/<> ÖTEKİLEŞTİRME

    - [ne yazık ki]
    ŞİDDETTE:
    "YASA"
    ile "SUÇ"
    ( "Devlet uygularsa". İLE Kişi işlerse. )

    - [ne yazık ki]
    ŞİDDETTEN DOLAYI ...
    ile/ve/değil/ne yazık ki/<> "BİZİM/SEN"İN "SESSİZLİĞİNDEN/TEPKİSİZLİĞİNDEN DOLAYI ..."

    - [ne yazık ki]
    ŞİDDET
    ve/||/<> TERBİYESİZLİK

    - [ne yazık ki]
    ŞİKÂYET ile İSRAF ile ANARŞİ ile BASKI/İSTİBDÂD ile İFRÂD-TEFRÎT
    değil/yerine/><
    KANAAT ile İNFAK ile HUZUR/SELÂMET ile ADÂLET ile İSTİKÂMET

    ( [ne yazık ki]
    Bilgisizlik + Yoksulluk >= Şikâyet İLE
    Bilgisizlik + Varsıllık >= İsraf İLE
    Bilgisizlik + Özgürlük >= Anarşi İLE
    Bilgisizlik + Güç >= Baskı/İstibdâd İLE
    Bilgisizlik + Din >= İfrâd - Tefrit İLE

    DEĞİL/YERİNE/><

    Bilgi/(b)ilim + Yoksulluk >= Kanaat İLE
    Bilgi/(b)ilim + Varsıllık >= İnfâk İLE
    Bilgi/(b)ilim + Özgürlük >= Huzur, Barış/Selâmet İLE
    Bilgi/(b)ilim + Güç >= Adâlet İLE
    Bilgi/(b)ilim + Din >= Yön/İstikâmet )

    - [ne yazık ki]
    ŞIMARIK
    ile/ve/<> KÜSTAH

    - [ne yazık ki]
    ŞİŞMANLIK:
    F
    ve/||/<> A ve/||/<> T
    ( Sıklık. VE/||/<> Oran. VE/||/<> Çeşit. )
    ( Frequency. AND/||/<> Amount. AND/||/<> Type. )

    - [ne yazık ki]
    SİYASET İLE
    ve/||/<> DİN İLE ve/||/<> FUTBOL İLE ve/||/<> SAVAŞ İLE
    ( Yanıltılırız. VE/||/<> Avutuluruz. VE/||/<> Uyutuluruz. VE/||/<> Korkutuluruz. )

    - [ne yazık ki]
    SORUMLULUKTAN KAÇMAK
    ile/ve/||/<>/< ÖZGÜRLÜĞÜ YADSIMAK

    - [ne yazık ki]
    SORUNU ÇÖZMEYE:
    NİYETİNİN OLMAMASI
    ile/ve/değil/||/<> KARARLILIK GÖSTERMEMEK

    - [ne yazık ki]
    SÖZCÜĞÜ/TERİMİ: ANLAMAMAK
    ile/ve/değil/||/<>/> BAŞKA ANLAM/LAR "YÜKLEMEK"

    - [ne yazık ki]
    SÖZDE, ÖLÇÜ BİLMEMEK/BİLMEYEN
    ve/||/<> EDEPSİZLİKTE SINIR TANIMAMAK/TANIMAYAN

    - [ne yazık ki]
    SUÇLAMA
    ile/ve/<> DIŞLAMA

    - [ne yazık ki]
    TAZIYA, "TUT!"
    ve/||/<> TAVŞANA, "KAÇ!"

    - [ne yazık ki]
    TEHDİT ETMEK
    ile/ve/değil/||/<>/< "ABA ALTINDAN SOPA GÖSTERMEK"

    - [ne yazık ki]
    TEHDİT
    ile ŞANTAJ[Fr. CHANTAGE]
    ( Gözdağı. İLE Herhangi bir çıkar sağlamak amacıyla bir kimseyi, kendiyle ilgili lekeleyici, gözden düşürücü bir haberi yayma ya da açığa çıkarma tehdidiyle korkutma. )

    - [ne yazık ki]
    TEMBEL/LİK
    ile/ve/değil/||/<> ELİNDEKİNİN DEĞERİNİ BİLMEZ/LİK

    - [ne yazık ki]
    TEZYÎF[Ar. < ZEYF]
    değil/yerine/= DEĞERSİZ GÖSTERME | ALAY ETME

    - [ne yazık ki]
    TUTUCU
    ile GERİCİ

    - [ne yazık ki]
    VERGİ KAÇIRMAK
    değil/yerine VERGİDEN KAÇINMAK

    - [ne yazık ki]
    YALAKA/LIK/DALKAVUK/LUK
    ile/ve/<> YARDAKÇI/LIK
    ( ... İLE/VE/<> Özellikle kötü işlerde birine yardım eden kişi. )

    - [ne yazık ki]
    YALAN SÖYLEMEK
    ile/ve/||/<>/> KENDİ YALANINA İNANMAK

    - [ne yazık ki]
    YALAN SÖYLEYEN
    ile/değil/yerine/>< DOĞRU SÖYLEYEN
    ( Yalan söyleyen/ler, doğru söyleyen(ler)e inanmazlar. )

    - [ne yazık ki]
    YALANLARLA OYALANMAK
    ile/değil/yerine/>< GERÇEKLERLE "YARALANMAK"

    - [ne yazık ki]
    YALAP-ŞAP / YALAP ŞALAP
    YARIM-YAMALAK (İŞ YAPMAK)
    ( Baştan savma, üstünkörü, yarım yamalak. )

    - [ne yazık ki]
    YANLIŞ OLANDAN, DOĞRUYU AYIRAMAMAK/AYIRAMAYAN
    ile/ve/<>
    DOĞRU OLANDAN, YANLIŞI AYIRAMAMAK/AYIRAMAYAN


    - [ne yazık ki]
    YIRTICI
    ile/ve/<> YIKICI

    - [ne yazık ki]
    YOKUŞA SÜRMEK
    ile/yerine ÜMİTSİZLENDİRMEK

    - [ne yazık ki]
    YORAN:
    KOŞULLARIN "AĞIRLIĞI"
    ile/ve/değil/||/<>/< ETRAFINI ANLAMAYAN KİŞİLERİN SAĞIRLIĞI

    - [ne yazık ki]
    YÜZSÜZ/LÜK
    ile/ve/||/<> SIRNAŞIK/LIK
    ( ... İLE/VE/||/<> Can sıktığına, rahatsız ettiğine aldırmadan, birinden, sürekli, yalvarırcasına istekte bulunan ve bu isteğinde direnen kişi. | Sıkıntı veren, rahatsız eden, musallat olan. )

    - [ne yazık ki]
    ZAN
    ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> İFTİRA

    - [ne yazık ki]
    ZAVALLILIK:
    PARAYLA OLAN
    ile/ve/değil/<> PARAYLA OLMAYAN

    - [ne yazık ki]
    ZORA KOŞMA
    ile/ve/||/<> "YOKUŞA SÜRME"

    - [ne yazık ki]
    [ne] "SÖZ DİNLEMEK"
    ile/ve/ne de/||/<>/< RİCÂ TANIMAK

    - [ne yazık ki]
    VEFÂ:
    ÇIKARA
    ile/değil/yerine/>< KİŞİYE

    - [ne/hem] "HAKLI/LIK" ile/ve/ya da/ne de/hem de/<>/>< KIZGIN/LIK
    ( Ne kadar (")haklı(") olduğumuzu zannetsek de, ne kadar kızgın olsak da,
    bazı/çoğu durumu, sakinlikle ve akılla[/tüzeyle] çözerek -ve de en azından çözümleyerek- ilerlemek gerekir. )

    - [ne] İSTEMEK ne de DAYATMAK

    - [önce] YORUM ile/ve/sonra/> AŞIRI YORUM
    ( YORUM VE AŞIRI Y0RUM (UMBERTO ECO) kitabını okumanızı salık veririz. )

    - [Ortalık yerde karıştırılmamalı!]
    BURUN DELİKLERİ
    ve/||/<> KULAK DELİKLERİ

    - [ya] YENİLECEĞİZ değil/yerine/ya da/>< YENİLENECEĞİZ

    - | "GEÇMİŞİNDE YAŞAMAK" ile/ve/<>
    "GELECEKTE YAŞAMAK" |
    değil/yerine/><
    ŞU ANDA OLMAK

    ( | Pişmanlık, suçluluk, şikâyet, üzüntü ve kızgınlık yaşatır. İLE/VE/<> Kaygı, gerginlik, huzursuzluk yaşatır. |
    DEĞİL/YERİNE/><
    Özgürlük, neşe, hafiflik, bilgelik yaşatır. )

    - | "İNANAN" ile/ve/>< "KUŞKULANAN" |
    değil/yerine/>
    BAKMAYI BİLEN

    ( | "Mutludur." ile/ve/>< (")Bilgilidir.(") | DEĞİL/YERİNE Anlayandır. )

    - | "ÖFKE GÜCÜ" ve "İSTEK/ARZU GÜCÜ" | ile/ve/değil/yerine/<>/> AKIL GÜCÜ
    ( Öfkeni, akılla yenemiyorsan, kendini, insandan sayma! )

    - | "REZİL" ve/ya da "SEFİL" |
    değil/yerine/><
    ASİL

    ( [ayrılıktan hemen sonra ...]
    | Başkasının kollarına bırakana "denilen". VE/YA DA Alkole bırakana "denilen". |
    DEĞİL/YERİNE/><
    Zamana bırakana denilen. )

    - | CÂNİ ve BUDALA | ile/değil/>< OYUNCU
    ( Sürekli akıl var ve hiç duygu yoksa. VE Sürekli duygu var ve hiç akıl yoksa. İLE/DEĞİL/>< Akıl ve duygunun dengelenmesiyle. )

    - | İFTAR ||/<>/> İSRAF |
    ile/değil/yerine/><
    ORUÇ

    ( "Kaptırıp koyvermek." İLE/DEĞİL/YERİNE Kendini tutmak. )

    - | KARARSIZLIK ve/ya da KORKAKLIK |
    ile/değil/yerine/><
    CESARET

    ( | Tehlikeye sokar. VE Ölüme götürür/götürebilir. | İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Zafere taşır. )

    - | KESER ya da RENDE | ile/değil/yerine/>< KOL HIZARI
    ( | Kendine yontar. YA DA Ötekine/dışarıya yontar. | İLE/DEĞİL/YERİNE/>< İki tarafa da yontar. )

    - | KISKANÇLIK ile/ve ÇEKEMEMEZLİK | ile/değil/yerine İMRENMEK ile/ve KEREM
    ( |Benim var, onun olmasın! İLE/VE Benim yok, onun da olmasın!| İLE/DEĞİL/YERİNE Onun var, benim de olsun. İLE/VE Benim var, onun da olsun. )

    - | YAZIN(EDEBİYAT) ve POLİTİKA |
    ile/ve/değil/yerine/||/<>/<
    FELSEFE ve SU

    ( İnandırma "gücü". VE Kandırma "gücü".
    İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/<
    Uyandırma gücü/olanağı. VE Kaldırma gücü/olanağı. )

    TERK EDEBİLECEKLERİM(İZ)

    SÖYLEMEYEBİLECEKLERİM(İZ)(/SÖYLEMEYELİM!)
    (/DİRENÇ/İHTİYÂR[< HAYIR])




    - !İFTİRA ile/ve !KARALAMA

    - !İSYAN ile/ve !KÜFÜR

    - "... AMA ..." ile/ve/<> "KEŞKE ..."
    ( Onu kaybettirir. İLE/VE/<> Kendini yok ettirir. )

    - "... YAPIYORLAR" ile/değil/yerine/< "... YAPILIYOR"
    ( Kişi ve sonuç odaklı/lık, merkezli/lik. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Kavram, olay, olgu ve süreç odaklı/lık. Süreç ve sonuç birlik ve bütünlüğünde. )
    ( Hiçbir yere ulaştırmaz. Güdük/düşük bir zihniyettir. Sorunlu ve sorun odaklıdır. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Herşeyi anlamaya yarayacak ilk ve temel adımdır. İleri bir zihniyettir. Çözümcü ve çözüm odaklıdır. )
    ( "Haklısın." / "Doğru söylüyorsun" İLE/DEĞİL/YERİNE/< Doğru. )
    ( Belirleyici (olabilir) fakat bağlayıcı değildir. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Hem belirleyici, hem de bağlayıcıdır. )
    ( Kişiler, ancak çeperdedir. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Ancak, kavramlar merkezdedir ve merkezde olabilir. )
    ( Kavramları, olayları ve olguları bilir, içerir/barındırır. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Kişileri kapsar. )

    - "... ZORUNDA MIYIM?" ve/||/<> "HAKSIZ MIYIM?"
    ( [ne yazık ki] İkisi de bilgisiz/bilinçsiz ve çıkarcı kişilerin kullandığı, sıradan sözlerdir. )

    - "...'YA GEREK YOK" ile/değil/yerine "... YETERLİ"

    - "1000 TARAKTA BEZİ OLMAK/OLAN" ile/değil/yerine/>< "10 PARMAĞINDA, 10 MARİFET(İ OLAN)"

    - "Dangıl-dungul" konuşma! Biraz nazik ol öyle KONUŞ!!!

    - "Fıs-fıs" konuşma! Çevrene ayıp etmeden KONUŞ!!!

    - "Nasılsa" diyerek çıkarlarını öncellemeden KONUŞ!!!

    - "ANLAMIYORSUN!" / "BENİ ANLAMIYORSUN!" ile/değil/yerine SÖYLEDİKLERİMDE ANLAŞILMAYAN NEDİR?
    ( İkisi de, çok yanlış "ifade"lerdir! İkisinin yerine de,
    "Söylediklerimde, anlaşılmayan nedir?" / "Söylediklerimde, anlaşılmayan neyse onu açayım..." vb.,
    kişiyi hedef almayan, konuşulan konunun üzerinde durulacak kavramları ve ifadeleri kullanmak gerekir! )

    - "BENİ İLGİLENDİRMİYOR" ile/ve/değil/yerine "BENİ (ÇOK) (FAZLA) İLGİLENDİRMİYOR"

    - "BU" ve/||/<> "NEYSE"
    ( İşaret edilen/edilecek kişi çok yakınımız olsa bile hiçkimse için, hiçbir zaman, zemin ve koşulda söylenil(e)mez!["Bu" sözcüğü, ancak nesneler için kullanılır!] VE/||/<> Konuşma sırasında, konular, konuşulanlar için söylenil(e)mez! )

    - "ÇOK BİLMİŞLİK" ile/ve/değil/<> HADDİNİ/AMACINI AŞAN, ANLAMSIZ(GEREKSİZ/YERSİZ) SÖZ/KONUŞMA

    - "DENİZDE YÜZÜP DEREDE BOĞULMAK" ile/<> "DİMYAT'A, PİRİNCE GİDERKEN, EVİNDEKİ BULGURDAN OLMAK"

    - "DÜRZÜ" değil/>< DÜRZİ
    ( Ağır bir hakaret ve küfür sözü olarak kullanılır. DEĞİL/>< Suriye'nin, Havran bölgesinde yaşayan ve kendilerine özgü mezhepleri olan bir müslüman topluluğu. )

    - "EMİR VERMEK" ile/ve/değil/yerine/>/< DOĞRUDAN SÖYLEMEK

    - "EN SEVMEDİĞİM" (ŞEY) ile/değil/yerine PEK/HİÇ SEVMEDİĞİM (BİR ŞEY)

    - "FAZLA KONUŞMAK" ile/değil/yerine GEREĞİNDEN FAZLA KONUŞMAK
    ( Kişinin, "Fazla konuşmak" diye bir durumu ol(a)maz fakat belirli/belirsiz bir konuda/alanda/olguda, gereğinden fazla konuşması söz konusu olabilir. [Kişinin, doğadaki fiziksel donanımlarının yetersizliğini giderecek olanın, beyni ve zihni olmasından dolayı ve bunu da, geri dönülmez bir duruma girmeden önce gidermek, çözüm üretmek üzere dili ve konuşma becerisi karşılar. Modern dönemlerde gelinmiş kopukluklar, hızlı ve kısa/kesik sözler kullanma "çabası/beklentisi" nedeniyle de "konuşmanın fazlası" diye bir olgu, durum geliştirilemez ve/veya bu kişisel/düşük "beklentinin" karşılanması, çevremizdeki kişilerden beklenilemez!] )

    - "GİDER" (YAPMAK) ile "ATAR" (YAPMAK)

    - "HAKLISIN" yerine DOĞRU

    - "HER NEYSE" değil/yerine "NEYSE"

    - "İDDİA" ile KANAAT

    - "İŞİNE GELİRSE" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< "UYARSA/UYUYORSA"

    - "İŞLENİLEN/İŞLENİLMEYECEK HALT" ile "YENİLEN/YENİLMEYECEK NANE"

    - "İSTİYORUM" / "İSTEMİYORUM" ile/ve/ya da/||/<> "SEVİYORUM" / "SEVMİYORUM"
    ( Hiçbir zaman, bir açıklama yeterliliği ve niteliğinde değillerdir. Daha çok da, kaçmaya ya da dayatmaya yönelik yanıtlardır.

    Anımsanması gereken nokta da, sizin kullandığınız oranda ve koşullardaki keyfiyetle, bir başkası da aynı keyfiyetle bunları kullanabilir, karşılık verebilir ve sonuç tam bir hüsran ve boşluk/anlamsızlık yaratır/yaratacaktır.

    Dolayısıyla da, yaşamın getirdiği durumlarla/zorunluluklarla yüzleşerek, kaçmaksızın, isteyip-istememe, sevip-sevmeme alanından çıkarmak gerekir. )

    - "İTİ, AN; ÇOMAĞI HAZIRLA!" ile/değil/yerine "İYİ KİŞİ, SÖZÜNÜN ÜZERİNE GELİR"

    - "KABACA ..." değil/yerine ANA AKIŞI İÇİNDE ...

    - "KARIŞMAK":
    NE YAPMAYACAĞI/NA / SÖYLEMEYECEĞİ/NE
    ile/değil
    NE YAPTIĞINA/SÖYLEDİĞİNE

    ( Birine, ne yapmayacağını söylemek/anlatmak/göstermek karışmak değildir! ["Karışmak", yapılacak yanlış ya da doğru olan eylem/söz için kullanılabilir ancak.] )
    ( Kişilerin ne söyleyeceğini ya da yapacağını söylemeye, "müdahale" ya da "karışmak" denilebilir (belki ve çoğu şey için). Fakat ortak olan kavram, ifade, durum, davranış ve tutumlarda, toplumsal birlik, düzenlilik ve sürekliliğin sağlanması için gerektiğinde, hepimizin, birbirimize neyi yapamayacağını/yapmayabileceğini söylemesi kabalık ya da karışmak değildir! )

    - "KİMSE DİKKAT ETMİYOR" yerine/değil BEN NE YAPMAMALIYIM/YAPABİLİRİM?

    - "KIRMIZI IŞIK:
    HERKESE YANMALI"
    ve/fakat/ne yazık ki/>/< "BANA YANMASIN"

    - "KOLAY(LIKLA) SÖYLEMEK" ile/ve/değil/<> İNAN(M)IYOR OLMAK

    - "Konuşacağız da ne olacak?" demeden KONUŞ!!!

    - "NASIL OLURSA OLSUN" ile/değil "NASIL OLMUŞ OLURSA OLSUN"

    - "NE YAPARSAN YAP" değil SEN BİLİRSİN

    - "NİYE KONUŞUYORUZ?" değil NEYİ KONUŞUYORUZ?
    ( Konuşmak/konuşabilmek esas ve önceliklidir. Bazı şeyler gerçekleşmeden, olumsuzlukları ve yetersizliklerin yaşanmasına fırsat vermemek üzere, konuşabilmek, doğadaki en güçlü ve olanaklı yetimizdir. Konuşmanın, "niye"si, "gereksizliği" vs. olmaz! )

    - "NUTUK ATMAK" ile/değil/yerine ÖĞÜT VERMEK
    ( Hiçbir ârif, "nutuk" atmaz. )

    - "SANA (DA) BİR ŞEY SÖYLENİLMİYOR" değil/yerine NE SÖYLEYECEĞİNİ (İYİ) BİLMEK
    ( Ne söylediğini ve haddini iyi bilirsen beklemediğin tepkiler de almazsın. )

    - "SANA SÖVÜYORUM" değil/yerine/>< SENİ SEVİYORUM
    ( DEĞİL/YERİNE/>< )

    - "SORMAK":
    [ya] "MERAKTAN"
    ile/ve/||/<>/ya da "ÖYLESİNE"

    - "SÖYLE! GİTSİN!" değil/yerine/> SUS! BİTSİN!

    - "TUTTUĞUN, ALTIN OLSUN!" ile/ve/||/<>
    "ALLAH, NE İSTEĞİN/MURADIN VARSA, VERSİN!"

    ( Gerçekleşse, ikisi de kötü dua/beddua olabilecek, bu kadar ileri/uc derecede ve olanaksız olan "düşünce", "dilek", "dua" ya da "sözlere", "dilde" ve yaşamımızda yer vermemek gerekmektedir. Niyeti ve sözü de abartmak yerine uygun/doğru davranış ve tutumlarımızla, hizmet ederek, eyleyerek, çalışarak ve daha çok vererek ya da paylaşarak yani "el duası olmadan, dil duasının olmayacağını" anlamak ve anımsamak durumundayızdır. Bilgisiz, akılsız, yetersiz yaklaşımlara ya da "üçkâğıtçılıkta", bunlar gibi abartılı sözlere de itibar etmemenin bilgisi ve bilinciyle sağlanabilmektedir. )

    - "YALAN SÖYLÜYORSUN!" ile/değil/yerine "HATA EDİYORSUN"

    - "YANLIŞSAM BENİ DÜZELT/İN!" değil YANLIŞSA / YANLIŞ VARSA/OLU(ŞU)RSA DÜZELT/İN/İZ!
    ( Bu "M / N" harflerinin yani "BEN / SEN" "dilinin/kullanımı", "kişi temelli/odaklı" alt seviye "düşünüş"[düşünmeyiş/düşünemeyiş] ile bağlantılı olarak ya da öteki dillerden ve özellikle İngilizce'deki kullanımdan gelen kötü/yanlış bir kullanım/ifade şeklidir. )

    - "YAPAMAZSIN" ile/değil/yerine "YAPMAMALISIN"

    - "YAPMAYACAĞIM ŞEY/İŞ YOK" ile/değil/yerine YAPAMAYACAĞIM ŞEY/İŞ YOK

    - "YARAYI DEŞMEK" ile/ve/||/<> "SIKINTIYI PERÇİNLEMEK"

    - "YORULUYOR İNSAN" değil YORULUYORUM
    ( Kişisel ve/veya özel olan bir durumu, genelleyerek ya da abartarak, [kendine hizmet eden/çıkarına uyan] "akla" bürümenin [rasyonalizasyonun], çevreye hiçbir etkisi/katkısı olmadığı gibi, en başta, bu sözü söyleyen kişiye ve çevresine/zihinlere olan yükü çok fazladır. Aslolan da, ne söyleyeceğini bilmek değil ne söylemeyeceğini düşünmek ve ona göre konuşmak/konuşabilmektir! )

    - "YORUM"(KEYFİYET / LÂF | KÜFÜR | HERZE) ile/değil/yerine/>< DÜŞÜNCE

    - "ZATEN ..." ile/değil/yerine "NASIL OLSA ..."

    - AĞIZDAN ÇIKACAK OLAN (TEK) BİR SÖZCÜK ile/ve/||/<>/< AĞIZDAN ÇIK(A)MAYABİLECEK OLAN (TEK) BİR SÖZCÜK
    ( Bir şey ki, yapmasan da olur, YAPMA! Bir şey ki, söylemesen de olur, SÖYLEME! )

    - APTAL ile ŞAPŞAL
    ( ... İLE Aptalca davranışlarda bulunan, alık kişi. | Üstüne başına önem vermeyen, özen göstermeyen. | Bol, dökük ve biçimsiz (giyecek). )

    - ARGO ile ADİCE/BAYAĞI/ÂMİYÂNE[Ar., Fars.]

    - AŞKTA:
    SAÇMALAMAK
    ve/ya da SUSMAK

    - Az kullanılması gerekenleri ve kullanırken çok dikkat edilecekleri bil de KONUŞ!!!
    ( "Demek ki"...
    "Zaten", "herşey", "aslında" ve"sadece"
    "sonuç" ile başlar/başlamış!


    Az kullanılması gerekenleri ve kullanırken çok dikkat edilecekleri bil de KONUŞ!!!
    "Zaten" diyerek, her "işine gelene/gelmeyene" bağlamadan KONUŞ!!!
    "Aslında" "öyle/şöyle" (oldu/olacak) ise zamanında düşün de ona göre KONUŞ!!!
    "Sadece/sırf" diyerek onca konuşulanı gözardı etmeden KONUŞ!!!

    "Sonuçta" diyerek son sözü kendine ait kılmadan KONUŞ!!!
    "Son tahlilde" deyince daha bir üst perdeden konuşmadığını bilerek KONUŞ!!!
    "Temelde" olanın ne olduğuna iyi bak da ona göre sağlam KONUŞ!!!
    "Allah'tan" ise senin yetersiz diline/sözüne/onayına kalmayacağını anımsa da ona göre KONUŞ!!!
    "Demek ki" ile her inancına ve kişisel sonuçlarına bağlamadan KONUŞ!!!
    "Nasılsa" diyerek çıkarlarını öncellemeden KONUŞ!!!

    "Ona bakarsan" diyerek sözü düşürmeden KONUŞ!!!
    "Belki de" olasılıklarını düşünebiliyorsan birine ayrıcalık yapmadan KONUŞ!!!
    "İlle de" o ya da öyle değil koşulsuz KONUŞ!!!
    "Diyelim ki" diyorsan doğru örnek seçerek KONUŞ!!!

    "Ne var?" diyerek, ahmaklık etmeden KONUŞ!!!
    "Ne var ki?" diyerek, "saf görünümlü" kurnaz olmadan KONUŞ!!!
    "Ne peki?" diye anlaşılması çok basit olanı karmaşıklaştırmadan KONUŞ!!!
    "Niye ki?" diyerek, hazırcı değil önce kendin düşün de ona göre KONUŞ!!!

    "Elimde değil" diye kendini/başkalarını "kandır"(a)madağını bilerek KONUŞ!!!
    "Ne bileyim" diyorsan düşünüp, öğrenip, bilebileceğini anımsa ve ona göre KONUŞ!!!

    "Herkes"i katmadan KONUŞ!!!
    "Hiç kimse" demeden KONUŞ!!!
    "Hep"siz KONUŞ!!!
    "Her zaman"a yaymadan KONUŞ!!!
    "Hiçbir zaman" diye kestirip atmadan KONUŞ!!!

    "Keşke ..." ile geçmişe dönmeye çalışmadan KONUŞ!!!
    "Ya ..." ile belirsiz olanı belirlemeden KONUŞ!!!

    "Böyle ... Böyle ..." demeden KONUŞ!!!
    "Şey - şey - şey" demeden KONUŞ!!!
    "Falan-filan" diye boşluğa bağlamadan KONUŞ!!!
    "Bla-bla-bla" diye başka dilde kullanmadan KONUŞ!!!
    "Dedi/Dedim" tekrarsız KONUŞ!!!

    "Ben" diliyle kendini merkeze koymadan KONUŞ!!!
    "Sen" diliyle kişileri katmadan, hedef almadan KONUŞ!!!
    "Sen de" diyerek saldırmadan ve savunmadan KONUŞ!!!

    www.FaRkLaR.net/KONUS )
    ( dikkat edilecekleri bil de KONUŞ!!! )

    - BAĞIRARAK SÖYLEMEK ile/değil/yerine/= SERT SÖYLEMEK

    - BELİRSİZLİK SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
    GÖNDERMELİ
    ile/ve/||/<> VURGULAMA ile/ve/||/<> ÇOK ANLAMLILIK

    - BEYLİK SÖZLER ve/||/<>/< EZBER SÖZLER

    - BİÇİMSİZ SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR ile/ve/||/<> SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR

    - BİD'AT ile KÜFÜR

    - BİLİRKEN SUSMAK ve/=/||/<> BİLMEZKEN KONUŞMAK/SÖYLEMEK
    ( (Bazen) İkisi de kötü ve yanlıştır. )

    - BİR DURUMA ya da SÖYLENİLEN SÖZE, GERİBİLDİRİMDE:
    (BEN) "ANLAMADIM"
    ile/değil/yerine/||/<>/> "ANLAM VEREMEDİM"

    - BİR DÜŞÜNCE/BİLGİ/SÖZ İLE:
    TOPLUMU "BOZMAK"
    ile/değil TOPLUMUN BİR BÖLÜMÜNÜ "BOZMAK" ["bozulacağına" dair ısrarcı olunuyorsa...]
    ( Olumsuz/kötü niyetli kasıt. İLE/DEĞİL Gelişmek/geliştirmek üzere/için. [Bazı bilgi ve durumlar, herkese değil bazı kişilere verilebilir/verilmelidir.] )

    - BİR ŞEY Kİ...
    YAPMASAN DA OLUR
    ve/||/<> SÖYLEMESEN DE OLUR
    ( Yapma! VE/||/<> Söyleme! )

    - BOŞ (BATIL) İNANÇ = SUPERSTITION[İng., Fr.] = ABERGLAUBE[Alm.] = SUPERSTITIO[Lat.]

    - BOŞ KONUŞMA(MA)K ile BOŞUNA KONUŞMA(MA)K

    - BOŞ KONUŞMAK ile/değil/yerine/>< AÇIKSÖZLÜLÜK

    - BUNDA, ANLAŞIL(A)MAYACAK ...:
    "... BİR ŞEY Mİ VAR?" / ... NE VAR?"
    ile/değil/yerine/>< ANLAŞIL(A)MAYAN BİR ŞEY VAR MI?
    ( İkisi de soru değil "soru" "kipinde"/"biçiminde", yukarıdan/dikey bir dille, yargı/yükleme sözleridir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Anlamaya çalışmak üzere ve anlayışla, yatay bir dille âdil/tarafsız/yüksüz/yargısız/nötr yaklaşım sözü/sorusu. )

    - BURÇ değil GENELLEME
    ( Kişileri, burçlarına göre ayırmak ve tanımlamak, ciddi bir karşılığı bulunmayan, gerçekliklerden, yaşamın ayrıntılarından ve/veya kendinden kaçışlara hizmet eden genellemelerdir. )

    - ÇOCUĞA İFADEDE/HİTAPTA:
    "KIRARSIN/KIRACAKSIN" / "DÖKERSİN/DÖKECEKSİN" / "DÜŞERSİN/DÜŞECEKSİN"
    değil/yerine SIKI TUT! / DİKKAT ET!

    - ÇOK KONUŞMAK değil/yerine/>< AZ KONUŞMAK
    ( Sık sık pişman olunur. DEĞİL/YERİNE/>< Pek az pişman olunur. )

    - ÇOK SÖZ ile/ve/<> ÇOK MAL
    ( Yalansız olmaz. İLE/VE/<> Haramsız olmaz. )

    - DENSİZ/LİK ile/ve/<> PATAVATSIZ/LIK

    - DEVRİK TÜMCE/CÜMLE ile/ve/yerine (DÜZGÜN/DOĞRU) TÜMCE/CÜMLE

    - DİLLENME ile/değil DİLLENDİRME

    - DOĞRUDAN SÖYLEMEK ile AÇIK AÇIK SÖYLEMEK/KONUŞMAK

    - DOST:
    ACI SÖYLEYEN
    değil ACIYI, TATLI SÖYLEYEN

    - DÜŞÜNMEK ve/<>/>/< BOŞ KONUŞMAMAYI BECERMEK
    ( Düşünmeden konuşmanın cezası, sonradan düşünmeye mahkûm olmaktır. )
    ( Bir şey ki, yapmasan da olur. YAPMA! Bir şey ki, söylemesen de olur. SÖYLEME! )
    ( Konuşulacak bir kişi olduğunda, onunla konuşamamak, onu yitirmek demektir. Konuşulamayacak bir kişiyle konuşmaksa sözlerin boşuna harcanması demektir. )
    ( Bazı şeyleri konuşmuyoruz diye aklımız/sözümüz yok zannedilmesin! )

    - DUYGULARA BAŞVURMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
    TEHDİT
    ile/ve/||/<> DUYGU ile/ve/||/<> ÖNYARGILI DİL ile/ve/||/<> MAZERET

    - EL-BURHÂN ile CEDEL ile HATÂBE(T) ile ŞİİR ile MUĞÂLATA/SAFSATA
    ( İspat. Kesin sonuç olmak amacıyla kesinlik taşıyan öncüllerden oluşturulan kıyas. İLE Diyalektik. Yaygın olarak bilinen önermelerden oluşan kıyas. İLE Retorik. Güvene bağlı olarak kabullenilen(makbûlât) önermelerden oluşan kıyas. İLE Poetik. İnsan ruhunu mutluluğa ya da mutsuzluğa yöneltici etkisi olan önermelerden oluşan kıyas. İLE Sofistik. Gerçeğe benzer ya da yaygınlık kazanmış yalan ya da kuruntudan oluşan önermelerden oluşan kıyas. )
    ( Safsata Türleri )

    - ELİNE ile/ve DİLİNE ile/ve BELİNE SAHİP ÇIKMAK

    - ETKİLEMEYE ÇALIŞMAK (İÇİN) KONUŞMAK/ANLATMAK ile/ve/değil/yerine (SADECE) KENDİNİ ANLATMAK/TANIMLAMAK (İÇİN) KONUŞMAK/ANLATMAK

    - GENELLEME ile/ve/<> EZBERİNİ SÖYLEMEK

    - GEVEZE/YANŞAK ile ÇAÇARON[< İt.]
    ( ... İLE Karşısındakini susturacak biçimde ve çok konuşan, çenesi güçlü, geveze. )

    - GÖZ KAPAĞI ve/+/||/<> DUDAK
    ( "Herşeyi görme!" diye vardır. VE/+/||/<> "Her sözü söyleme!" diye vardır. )
    ( Kulakta, sürekli takılı olması gereken iki küpe...

    Bir şey ki, yapmasan da olur... YAPMA!
    Bir şey ki, söylemesen de olur... SÖYLEME! )

    - GÜLMEK ile AYIPLAMA

    - HER BİLDİĞİMİZİ ... ile/ve/||/<> HER SÖYLEDİĞİMİZİ ...
    ( Söylemiyoruz! İLE/VE/||/<> Biliyoruz! )

    - HER ile TÜM

    - HİCİV/HİCV değil/yerine/= YERGİ/TAŞLAMA
    ( Birini, bir toplumu, bir düşünceyi, bir nesneyi ya da bir göreneği yermek için yazılmış yazı ya da söylenmiş söz. )
    ( Terbiyesize, terbiyesizliğini, terbiyesizlik yapmadan ve onun seviyesine inmeden söylemek/yazmak. )
    ( Taşlamak. | Sert madenleri aşındırıcı bir taşla parlatma ve yerine uymasını sağlama. | Alaylı halk şiiri. | Kapalı bir biçimde, dolaylı olarak söz söyleme, tariz. | Hakaret. )

    - HİÇKİMSEYLE KONUŞ(A)MAYACAĞIN/PAYLAŞ(A)MAYACAĞIN DÜŞÜNCELER/SÖZLER[KONULAR, OLAYLAR, OLGULAR, KAVRAMLAR] ile/ve/<> KENDİNİN (BİLE) DÜŞÜNMEK İSTEMEYECEĞİN DÜŞÜNCELER/SÖZLER[KONULAR, OLAYLAR, OLGULAR, KAVRAMLAR]

    - İÇİNDEN SÖYLENİLMESİ GEREKEN ile AĞIZDAN DIŞARIYA ÇIKMASI/ÇIKMAMASI GEREKEN

    - İSTATİSTİKSEL HATA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
    YETERSİZ ÖRNEK
    ile/ve/||/<> TEMSİL ETMEYEN ÖRNEK ile/ve/||/<> YANLIŞ BENZETME ile/ve/||/<> YOK SAYMA ile/ve/||/<> SÜMEN ALTI ile/ve/||/<> KUMARBAZ

    - İTHAM ile AŞAĞILAMA
    ( Suçlama, suçlu görme. İLE Küçük görme. )

    - İYİ DÜŞÜN!:
    KALBİ
    ve/||/<>/>/< KAPIYI ve/||/<>/>/< SON SÖZÜNÜ
    ( Kırmak yerine. VE/||/<>/>/< Çarpmak yerine. VE/||/<>/>/< Söylemeden önce. )

    - KAÇMAK ile/ve/değil/yerine UZAK DURMAK
    ( UZAK DUR!
    * Karnı tokken sızlanandan
    * Zevk sürerken sıkılandan
    * El içinde ağlayandan
    * Dost sözünden gocunandan
    * Kuşkusuyla buz tutandan
    * Düşmanına dost durandan
    * Suretiyle kandırandan
    * Aynalardan kovulandan
    * Şeytanıyla yarışandan
    * Sevabını anlatandan
    * Günahına kulp takandan

    Mete Özgencil )

    - KIYAS ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<> HAKARET
    ( Kimseye ve de özellikle çocuklara, ne kıyas, ne de hakaret edilmez! )

    - KIZGINLIK ile/değil AŞAĞILAMA

    - KONUNUN ÖZÜNÜ KAÇIRMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
    KISIR DÖNGÜ
    ile/ve/||/<> İLGİSİZ AMAÇ ile/ve/||/<> İLGİSİZ SONUÇ ile/ve/||/<> İDDİAYI ZAYIFLATMA ile/ve/||/<> KONUYU SAPTIRMA

    - KONUŞ(MAY)ABİLECEKLERİMİZ ile/ve/||/<> KONUŞ(MAY)ABİLECEĞİMİZ KADARIYLA KONUŞ(MAY)ABİLECEKLERİMİZ

    - KONUŞMA(MA)NIN:
    "ANLAMSIZLIĞI"
    ile/ve/değil/yerine/<> "GEREKSİZLİĞİ"
    ( Konuşmak, kişinin, her koşul ve zamanda, en öncelikli yeti ve eylememidir. Dolayısıyla, kendi isteksiz ya da kopuk olduğumuz durumlar için "konuşmanın gereği yok" şeklinde düşünülmemeli ve konuşulmamalıdır. Anlamsızlığı, isabetsizliği, yersizliği/zamansızlığı olabilir fakat "gereksizliği" diye bir durum söz konusu olmadığı gibi bu ["niyetteki/kasıttaki"] söz de söylenemez/söylenmemelidir. )

    - KONUŞMADA/ANLATIMDA:
    (KİŞİYİ) "KESMEK"/"DÜZELTMEK"
    değil/yerine (KİŞİNİN) SÖZÜNÜ "KESMEK"/"DÜZELTMEK"

    - KONUŞMAK ile/yerine GEREKTİĞİ KADAR KONUŞMAK
    ( İTNAP: Sözü boş yere uzatmak. )

    - KONUŞMAMAK ile/değil/yerine YERİNDE/KARARINCA/UYGUN KONUŞMAK
    ( Bir insan ne kadar çok gürültü yaparsa, sözleri de o kadar çok sessizdir. )

    - KOPMA:
    (")İNCELDİĞİ(") YERDEN
    ile/değil/ne yazık ki "İNCİNDİĞİ/MİZ / İNCİTTİĞİ/MİZ" YERDEN

    - KÜFR ETMEK ile/değil/yerine "BU DA VAR(MIŞ)" DEMEK

    - KÜFÜR[Ar. KFR/KÂFİR: Örten. | Çiftçi.] (ETMEK) değil/yerine/= SÖVGÜ/SÖVMEK

    - KÜFÜR ile/ve/= AŞIRI ABARTI
    ( SEBBETMEK ile/ve/= ... )

    - KÜFÜR ile/ve/<> İDDİA
    ( Küfürlerin büyük çoğunluğu aynı zamanda birer iddiadırlar. )

    - KÜFÜR ile İGLÂZ[< GALÎZ, çoğ. İGLÂZÂT]
    ( ... İLE Kaba, kötü "söz" söyleme. )

    - MÂLÂYÂNÎ ile/ve GIYBET

    - MESNED/SİZ[Ar.] yerine DAYANAK/SIZ

    - ÖĞÜT ile/ve/<>/>< HAKARET
    ( Bir insana, başkaları yanında verilen "öğüt", öğüt değil "küçük düşürme", "aşağılama" ya da "hakaret" olabilir/olur[bazen/çoğunlukla]. Kimseye ve de özellikle çocuklara, ne kıyas, ne de öğüt, doğru/uygun zaman, zemin ve koşullar oluş(turul)madıkça, yapılmamalıdır. )

    - OLASILIKLARI DÜŞÜNMEK/HESAPLAMAK ile "ŞOM AĞIZLILIK"

    - ÖZGÜRLÜK:
    KİŞİNİN, ...
    "CANININ İSTEDİĞİ GİBİ DAVRANMASI"
    ile/değil İSTEMEDİĞİ HİÇBİR ŞEYİ YAPMAK ZORUNDA OLMAMASI
    ( Özgürlük, hiçbir zaman canının istediği gibi davranmak anlamına gelmemiştir ve öyle bir hak vermemiştir/veremez. )
    ( İkinci görüşün olmadığı yerde özgürlük olmaz. )
    ( ÖZGÜRLÜK: Belirlenimden, belirlenime geçmek. )

    - SAÇMA(LIK)LAR / SAFSATALAR ile/değil/yerine FaRkLaR
    ( Sözcükler: "SEN ..." / "SEN DE ..." ile başlatılan/saldırılan "tanımlar".
    * Tanım/açıklama: Tartışmada, öteki kişinin söz ve hareketlerini, kendi görüşünü savunmada kanıt olarak kullanma. | "Bir savın doğruluğunun, savı geliştiren kişinin, kişiliği ile ilgisi olduğu" "savı". | Bir kişinin önerileri yerine, önerinin reddedilmesini sağlamak üzere, kişiye sövülerek yapılan saldırı.
    Örnek: - "Senin müdür hakkında söylediklerini duydum. Nankör adam! Sen müdürün o kadar ekmeğini yedin!"
    - "...yı şu yaptıysa doğrudur/yanlıştır."
    - "...yı savunuyorsa ahlâksızın tekiymiş."
    Lat./İng.: ARGUMENTUM AD HOMINEM

    * Tanım/açıklama: Tepkisel indirgemecilik.
    Örnek:
    - ... sorununun bu hâle gelmesinin toplumsal, ekonomik, politik bir sürü nedeni var.
    - "Terör örgütünü mü savunuyorsun bana?!..."
    İng.: STRAW MAN

    Sözcük: "ONA BAKARSAN ..." ile başlayan "tanımlar".
    Tanım/açıklama: "Ortak özellik gösteren iki önermenin birbiriyle aynı olması ya da birbirine çok benzemesi gerektiği" "savı". ZAYIF BENZETME
    Örnek: "Osmanlı İmparatorluğu da tıpkı Roma İmparatorluğu gibi parçalanmıştır."
    İng.: WEAK ANALOGY

    Sözcük: "HERKES ..." ile başlayan "tanımlar".
    Tanım/açıklama: "Çoğunluğun benimsediğinin doğru olduğu" "savı".
    Örnek: " 'Herkes' ona oy verdiğine göre yaptıkları da doğrudur."
    Lat.: ARGUMENTUM AD POPULUM

    Sözcük: "DEMEK Kİ ..." ile başlayan "tanımlar".
    Tanım/açıklama: "Zaman içinde, önce gerçekleşen bir olgunun, onu izleyen başka bir olgunun nedeni olması gerektiği" "savı".
    Örnek: "Güneş tutulmasından sonra deprem oldu. Demek ki depremin nedeni güneş tutulmasıdır."
    Lat.: POST HOC ERGO PROPTER HOC

    Sözcükler: "DEMEK Kİ ..." / "SONUÇTA ..." / "TEMELDE ..." ile başlayan "tanımlar".
    Tanım/açıklama: "Tersi kanıtlanamayanın doğru olduğu" "savı".
    Örnek: "UFO'ların dünyayı ziyaret etmediği yolunda hiçbir kanıt yoktur. Demek ki ediyorlar."
    Lat.: ARGUMENTUM AD IGNORANTIAM

    Sözcükler: "DEMEK Kİ ..." / "ZATEN ..." ile başlayan "tanımlar".
    * Tanım/açıklama: "Bağlantı, ilişki ya da ortak özelliklerin, mutlaka neden-sonuç ilişkisi içinde olduğu" "savı".
    Örnek: "Genç kızlar, çok çikolata yiyor. Genç kızlarda sivilce çok görülüyor. Demek ki, sivilcenin nedeni çikolatadır."
    Lat.: CUM HOC ERGO PROPTER HOC

    * Tanım/açıklama: "Geleneksel olanın doğru olduğu" "savı".
    Örnek 1: "...'yı öldürmemiz gerekiyor. Çünkü töre böyle."
    Örnek 2: "Bunca yıldır böyle yapılıyor. Demek ki doğrudur."
    Lat.: ARGUMENTUM AD TRADITIO / ANTIQUITATEM

    * Tanım/açıklama: "Bir tartışmanın taraflarından birinin sessiz kalmasının, sessiz kalan tarafın tartışılan konuda bilgisi olmadığını, haksız olduğunu veya yanıldığını kabullenmesi anlamına geldiği" "savı".
    Örnek: "Sükût, ikrardan gelir! Türk atasözü."
    Örnek:
    - Sanık, sorguda susma hakkını kullanmıştır!
    - "Suçsuzsa neden sussun ki?! Kalkıp açık açık, 'Ben suçsuzum!' derdi suçlu olmasaydı!"
    Lat.: ARGUMENTUM EX SILENTIO

    Sözcükler: "DEMEK Kİ ..." / "BELKİ DE ..." ile başlayan "tanımlar".
    Tanım/açıklama: "Sorunun ardında yatan varsayımların doğru olduğu" "savı". YÜKLÜ SORU
    Örnek:
    - Uyuşturucu kullanmaktan ne zaman vazgeçtin?
    - Vazgeçmedim!
    - Demek ki hâlâ kullanıyorsun?!...
    - Hayır, hiç kullanmadım!
    - "Ama vazgeçmediğini itiraf ettin!"
    İng.: LOADED QUESTION

    Sözcükler: "TEMELDE ..." / "HİÇ" / "HEP" ile başlayan "tanımlar".
    Tanım/açıklama: Döngüsel nedensellik. Kendi kendini "kanıtlayan" önerme.
    Örnek: "O, tembeldir. Çünkü çalışmayı hiç sevmez."
    Örnek: "Yalancı değilim. O nedenle, tüm söylediklerim doğrudur."
    Örnek: "Sudan hafif maddeler yüzerler. Çünkü batmazlar."
    Lat.: PETITIO PRINCIPII
    İng.: BEGGING THE QUESTION

    Sözcükler: "NASILSA ..." ile başlayan "tanımlar".
    * Tanım/açıklama: "Ünlülerin/güçlülerin/zenginlerin söylediklerinin doğru ya da yoksulların söylediklerinin yanlış olduğu" "savı".
    Örnek 1: "... bunu söylüyorsa doğrudur."
    Örnek 2: "O beş parasızın teki! Söylediklerine kim inanır!?..."
    Lat.: ARGUMENTUM AD CRUMENAM

    * Tanım/açıklama: "Yoksulların söylediklerinin doğru ya da zenginlerin söylediklerinin yanlış olduğu" "savı".
    Örnek: "Adamın beş parası yok ki çapkınlık yapabilsin!"
    Örnek: "Adamın milyonları var. Güya eşini hiç aldatmamış!"
    Lat.: ARGUMENTUM AD LAZARUM

    * Tanım/açıklama: "Acınacak durumda olmanın ya da çaresizliğin, söylenilen ya da yapılanların yanlışlığına ağır bastığı" "savı".
    Örnek: "Adam ayakta duramayacak denli yaşlı ve hasta. Bence geçmişte yaptıklarından sorumlu tutulmasına artık gerek kalmamalı."
    Lat.: ARGUMENTUM AD MISERICORIDIAM

    Sözcükler: "İLLE DE" / "TEMELDE ..." ile başlayan "tanımlar".
    Tanım/açıklama: "Yalnızca iki seçeneğin var olduğu savı." YANLIŞ İKİLEM.
    Örnek: "Ya çözümün bir parçasısındır ya da sorunun!"
    İng.: BIFURCATION

    Sözcükler: "ELİMDE DEĞİL ..." / "NE BİLEYİM ..." sözlerinin eklendiği "tanımlar".
    Tanım/açıklama: "Güç"/"zayıflık" kullanımı.
    Örnek: "Ders kitaplarında yazılanlar doğrudur. Eğer yanlış dersem öğretmen beni sınıfta bırakır."
    Lat.: ARGUMENTUM AD BACULUM


    Az kullanılması gerekenleri ve kullanırken çok dikkat edilecekleri bil de KONUŞ!!! )
    ( http://www.nku.edu/~garns/165/ppt3_2.html

    http://courses.washington.edu/spcmu/334/fallacies.html )
    ( Safsata Türleri )

    - SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR:
    BİÇİMSİZ
    ile/ve/||/<> BELİRSİZLİK ile/ve/||/<> SALDIRI ile/ve/||/<> KONUNUN ÖZÜNÜ KAÇIRMA ile/ve/||/<> TARTIŞMALI NEDEN ile/ve/||/<> İSTATİSTİKSEL HATA ile/ve/||/<> ŞAŞIRTMA ile/ve/||/<> YETKEYE BAŞVURMA ile/ve/||/<> DUYGULARA BAŞVURMA ile/ve/||/<> KIYASLAMA HATALARI ile/ve/||/<> SINIFLANDIRMA HATALARI
    ( BİÇİMSİZ SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR ile/ve/||/<> SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR
    ( INFORMAL FALLACIES vs./and/||/<> FALLACIES )

    BELİRSİZLİK SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: GÖNDERMELİ ile/ve/||/<> VURGULAMA ile/ve/||/<> ÇOK ANLAMLILIK
    ( FALLACY OF: EQUIVOCATION vs./and/||/<> ACCENT vs./and/||/<> AMPHIBOLY )

    SALDIRI SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: KARALAMA ile/ve/||/<> NİTELİKSEL ile/ve/||/<> "SEN / SEN DE ..." ile/ve/||/<> DOLDURUŞA GETİRME
    ( ARGUMENT AGAINST THE MAN vs./and/||/<> CIRCUMSTANTIAL AD HOMINEM vs./and/||/<> FALLACY OF "YOU / YOU ALSO" vs./and/||/<> POISONING THE WELL )

    KONUNUN ÖZÜNÜ KAÇIRMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: KISIR DÖNGÜ ile/ve/||/<> İLGİSİZ AMAÇ ile/ve/||/<> İLGİSİZ SONUÇ ile/ve/||/<> İDDİAYI ZAYIFLATMA ile/ve/||/<> KONUYU SAPTIRMA
    ( BEGGING THE QUESTION vs./and/||/<> FALLACY OF IRRELEVANT PURPOSE vs./and/||/<> IRRELEVANT CONCLUSION vs./and/||/<> FALLACY OF STRAW-MAN vs./and/||/<> FALLACY OF RED HERRING )

    TARTIŞMALI NEDEN SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: YANLIŞ NEDEN ile/ve/||/<> ÖNCESİNDE ile/ve/||/<> ORTAK ETKİ ile/ve/||/<> GÖZDEN KAÇIRILABİLİR NEDEN ile/ve/||/<> YANLIŞ YÖN ile/ve/||/<> KARMAŞIK NEDENLER
    ( FALLACY OF FALSE CAUSE vs./and/||/<> FALLACY OF "PREVIOUS THIS" vs./and/||/<> JOINT EFFECT vs./and/||/<> GENUINE BUT INSIGNIFICANT CAUSE vs./and/||/<> WRONG DIRECTION vs./and/||/<> COMPLEX CAUSE )

    İSTATİSTİKSEL HATA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: YETERSİZ ÖRNEK ile/ve/||/<> TEMSİL ETMEYEN ÖRNEK ile/ve/||/<> YANLIŞ BENZETME ile/ve/||/<> YOK SAYMA ile/ve/||/<> SÜMEN ALTI ile/ve/||/<> KUMARBAZ
    ( FALLACY OF INSUFFICIENT SAMPLE vs./and/||/<> UNREPRESENTATIVE SAMPLE vs./and/||/<> FALSE ANALOGY vs./and/||/<> SLOTHFUL INDUCTION vs./and/||/<> FALLACY OF SLANTING vs./and/||/<> GAMBLER'S FALLACY )

    ŞAŞIRTMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: DEVEDE KULAK ile/ve/||/<> YA SİYAH, YA BEYAZ ile/ve/||/<> KANITLAMA ZORUNLULUĞU ile/ve/||/<> FELÂKET ÇIĞIRTKANLIĞI ile/ve/||/<> İMÂLI SORU ile/ve/||/<> ÇOK SORULU ile/ve/||/<> SINIRLI SEÇENEK
    ( FALLACY OF THE BEARD vs./and/||/<> BLACK OR WHITE FALLACY vs./and/||/<> ARGUMENT FROM IGNORANCE vs./and/||/<> FALLACY OF SLIPPERY SLOPE vs./and/||/<> COMPLEX QUESTION vs./and/||/<> FALLACY OF MANY QUESTIONS vs./and/||/<> FALLACY OF LIMITED CHOICES )

    YETKEYE BAŞVURMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: BİR BİLENE SORMA ile/ve/||/<> YETERSİZ KAYNAK ile/ve/||/<> İNANCA BAŞVURMA ile/ve/||/<> ORTAK TUTUMA BAŞVURMA ile/ve/||/<> ÖBEK BASKISI ile/ve/||/<> YARARCI ile/ve/||/<> BEĞENDİRME ile/ve/||/<> DAYATMA ile/ve/||/<> İÇİNDEKİ DEĞİL DIŞINDAKİ(ZARF-MAZRUF) ile/ve/||/<> GENETİK
    ( ARGUMENT TO AUTHORITY vs./and/||/<> FALLACY OF UNQUALIFIED SOURCE vs./and/||/<> APPEAL TO BELIEF vs./and/||/<> APPEAL TO COMMON PRACTICE vs./and/||/<> BANDWAGON, PEER PRESSURE vs./and/||/<> PRAGMATIC FALLACY vs./and/||/<> APPEAL TO PERSONAL INTERESTS vs./and/||/<> FALLACY OF "IS" TO "OUGHT" vs./and/||/<> STYLE OVER SUBSTANCE vs./and/||/<> GENETIC FALLACY )

    DUYGULARA BAŞVURMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: TEHDİT ile/ve/||/<> DUYGU ile/ve/||/<> ÖNYARGILI DİL ile/ve/||/<> MAZERET
    ( ARGUMENT FROM FORCE vs./and/||/<> ARGUMENT TO PITY vs./and/||/<> PREJUDICIAL LANGUAGE vs./and/||/<> FALLACY OF SPECIAL PLEADING )

    SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR ile/ve/||/<> HATALAR
    ( FALLACIES vs./and/||/<> MISTAKES/WRONGS )

    KIYASLAMA HATALARI: GENELLEŞTİRME ile/ve/||/<> ÖZELLEŞTİRME
    ( FALLACY OF CONVERSE ACCIDENT vs./and/||/<> FALLACY OF ACCIDENT )

    SINIFLANDIRMA HATALARI: BÜTÜNLEME ile/ve/||/<> İNDİRGEME
    ( FALLACY OF COMPOSITION vs./and/||/<> FALLACY OF DIVISION ) )

    - SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR ile/ve/||/<> HATALAR

    - SAFSATA ile HURÂFE

    - SAFSATA ile TOTOLOJİ
    ( Belirli bir niyet üzere uyarlanmışlık da vardır. İLE ... )

    - SALDIRI SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
    KARALAMA
    ile/ve/||/<> NİTELİKSEL ile/ve/||/<> "SEN / SEN DE ..." ile/ve/||/<> DOLDURUŞA GETİRME

    - ŞAŞIRTMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
    DEVEDE KULAK
    ile/ve/||/<> YA SİYAH, YA BEYAZ ile/ve/||/<> KANITLAMA ZORUNLULUĞU ile/ve/||/<> FELÂKET ÇIĞIRTKANLIĞI ile/ve/||/<> İMÂLI SORU ile/ve/||/<> ÇOK SORULU ile/ve/||/<> SINIRLI SEÇENEK

    - SERBEST ÇAĞRIŞIM ile/ve/değil SALLAMAK

    - ŞİDDET ve/||/<> KÜFÜR
    ( [ne yazık ki] Kalbinde, muhabbet olmayanın (b)elinde. VE/||/<> Aklında, düşünce olmayanın dilinde. )

    - SIZLANMA ile SÖYLENME/SOKRANMA

    - SÖYLEMEK ile/değil "AĞZINDAN KAÇIRMAK"

    - SÖYLENİLECEK SÖZÜ OLMAYANIN:
    [ne yazık ki]
    [ya] YÜKSEK SESİ
    ve/ya da/||/<> "ÖFKESİ"

    - SÖZ(CÜK):
    GERÇEK
    ile/ve/||/<>/> MECAZ ile/ve/||/<>/> KİNÂYE ile/ve/||/<>/> SARİH
    ( Çıkarımsal. İLE/VE/||/<>/> Hayal/Muhayyile. İLE/VE/||/<>/> Sezgi/Hads. İLE/VE/||/<>/> Apaçık. )
    ( Soğan. İLE/VE/||/<>/> Sarımsak. İLE/VE/||/<>/> Koku. İLE/VE/||/<>/> Yaygın koku. )
    ( )
    ( Söz(cük)leri/ni değiştir... Dünya/n değişsin...
    )
    ( )

    - SÖZDEN ÖNCEKİ 3 EŞİK:
    İYİLİK
    ve/||/<> İNCELİK ve/||/<> GEREKLİLİK

    - SÖZÜ "UZATMAK" ve/<> SABRI ZORLAMAK

    - SÖZÜ:
    SÖYLEMEDEN ÖNCE
    ile/ve/||/<> SÖYLEDİKTEN SONRA
    ( Önünde dur! İLE/VE/||/<> Ardında dur! )

    - SÖZÜ:
    YANLIŞ ANLAMA
    ile SAPTIRMA
    ( Anlamaya uğraşmayın! Yanlış anlamamanız yeter. )
    ( Yanlış düşüncelerden kurtulun, bu yeter. )
    ( Kendinize iyice bakın, tüm yanlış anlamalar ve yanlış düşünceler eriyip gideceklerdir. )
    ( Herkese, anlayabileceği kadar söz söyleyin. [Kellimünnâse alâ kader-i ukûlihim] )
    ( Bir sözü anlamak için, estetik bir hal gerek. )
    ( Don't try to understand! Enough if you do not misunderstand.
    Get rid of wrong ideas, that is all.
    Have a good look at yourself and all these misapprehensions and misconceptions will dissolve. )

    - SUNTURLU KÜFÜR ile SİNKAF'LI KÜFÜR
    ( Çok kötü, berbat, ağza alınmaz küfür. İLE S.k/me sözcüğünün geçtiği küfürlerin, "S" ve "K" harflerinin Arapça okunuşuyla ifade edilmesi. )
    ( SUNTURLU: Yaman, adamakıllı, dehşetli. | Gösterişli, görkemli. )

    - TAHKİR ile/ve/> TAHRİK
    ( Aşağılama, onur kırma, onuruna dokunma. İLE/VE/> Eşeysel isteği, duyguları uyandırma, artırma. | Bir kişiyi, kötü bir iş yapması için harekete geçirme, kışkırtma. | Yola çıkarma, hareket ettirme, kımıldatma. )

    - TAHRİK ile KIŞKIRTMA

    - TÂMÂT-I CÜHELÂ[Fars.] ile TÂMÂT/SÖZ
    ( Cahillerin, saçmasapan sözleri. )

    - TARTIŞMALI NEDEN SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
    YANLIŞ NEDEN
    ile/ve/||/<> ÖNCESİNDE ile/ve/||/<> ORTAK ETKİ ile/ve/||/<> GÖZDEN KAÇIRILABİLİR NEDEN ile/ve/||/<> YANLIŞ YÖN ile/ve/||/<> KARMAŞIK NEDENLER

    - TARTIŞMA ile/değil/yerine POLEMİK
    ( Söz ile. İLE/DEĞİL/YERİNE Yazı ile tartışma. )

    - TERÂNE[Fars.] ile ...
    ( Ezgi, nağme, uyum, makam. | Dört dizeden oluşan, birinci, ikinci ve dördüncü dizeleri, birbirleriyle uyaklı olan şiir. | Tekrarlana tekrarlana, usanç verici bir durum alan söz. )

    - UKALÂLIK ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> HAKARET

    - UTANÇ VERİCİ ile/ve/||/<> KÜÇÜK DÜŞÜRÜCÜ

    - YALAN SÖYLEMEMEYİ ÖĞRENMEK/BİLMEK ile/ve/<> YALAN SÖYLEYEMEMEYİ ÖĞRENMEK/BİLMEK
    ( Öğrenmiş ve uyguluyor olmak gerek. İLE/VE/<> [hâlâ öğrenilemediyse] Özellikle çocuklardan öğrenilebilir. )

    - YALAN SÖYLEYİP UTANMAK değil/yerine/>< DOĞRUYU SÖYLEYİP "KAYBETMEK"(/KAZANMAK)

    - YALAN:
    SAFSATA
    ile/ve/<> MECAZ ile/ve/<> PROPAGANDA ile/ve/<> REKLAM ile/ve/<> HABER
    ( Felsefede. İLE/VE/<> Yazında(edebiyatta). İLE/VE/<> Siyasette. İLE/VE/<> Ticarette. İLE/VE/<> Gazetecilikte. )

    - YALAN ile HAKARET

    - YALAN ile/ve YANLIŞ
    ( İzin verilmez. İLE/VE İzin verilebilir. )
    ( [argo] MAVAL[: Uydurma söz.] ile/ve ... )

    - YANLIŞ/KÖTÜ/AŞIRI/ABARTILI KULLANILANLAR:
    "SIKINTI YOK!"
    ve/<> "AYNEN" ve/<> "KESİNLİKLE" ve/<> "HAYIRLISI" ve/<> "KISMET" ve/<> "TABİİ Kİ DE" ve/<> "YAPILACAK BİR ŞEY YOK" ve/<> "BENCE DE"

    - YAPALIM/YAZALIM DA...:
    "SONRA UNUTURUZ"
    değil ANIMSA(YA)MAYABİLİRİZ

    - YAPILMAYACAKLAR ve/|| DİLLENDİRİLEMEYECEKLER
    ( [ne yazık ki] Dillendiriyorsun. VE/|| Yapıyorsun. )
    ( İNTAK: Konuşturma, söyletme. | Dillendirme. )

    - YAPTIĞINI "ÖVMEK" değil/ne yazık ki/> YAPTIĞINI YIKMAK

    - YEMİN ile/ve/<> İNTİKAM
    ( En anlamlı/büyük yemin, söz vermektir. İLE/VE/<> En etkili/büyük intikam, affetmektir. )

    - YETKEYE BAŞVURMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
    BİR BİLENE SORMA
    ile/ve/||/<> YETERSİZ KAYNAK ile/ve/||/<> İNANCA BAŞVURMA ile/ve/||/<> ORTAK TUTUMA BAŞVURMA ile/ve/||/<> ÖBEK BASKISI ile/ve/||/<> YARARCI ile/ve/||/<> BEĞENDİRME ile/ve/||/<> DAYATMA ile/ve/||/<> İÇİNDEKİ DEĞİL DIŞINDAKİ(ZARF-MAZRUF) ile/ve/||/<> "GENETİK"

    - ZAMANINDA YA DA ZAMANSIZ SÖYLENMİŞ SÖZLER ile/ve GERÇEK YA DA YANLIŞ SÖZLER ile/ve HOŞ YA DA ACI SÖZLER ile/ve YARARLI YA DA YARARSIZ SÖZLER ile/ve NAZİK VE GÜCENDİRİCİ SÖZLER

    - ZAN ile/ve/değil/yerine KANAAT

    - [Fars.] DÜRÜŞT ile/değil/yerine/>< DÜRÜST
    ( Sert; gücendirici, kırıcı. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sözünde ve davranışlarında, doğruluktan ayrılmayan, doğru, onurlu. | Doğru, yanlışsız. )

    - [ne yazık ki]
    !HAKARET ETMEK
    ve/=/||/<>/> !YOK ETMEK

    - [ne yazık ki]
    !İFTİRA
    ile !İFK
    ( Birine, aslı olmayan bir suç yükleme. İLE Bir suçu, birine yükleme. )

    - [ne yazık ki]
    !İTHAM
    ile !TEKFÎR
    ( Çoğunlukla/bazen itham, küfürden daha ağırdır. )

    - [ne yazık ki]
    "SÖZÜ/SORUYU, TARTMADAN SÖYLEMEK"
    ve/||/<>/> ALACAĞIN YANITTAN İNCİNMEMEK

    - [ne yazık ki]
    ÇOCUĞUNA TAPMA
    ve ALAYCI TAVIR
    ( Modern kişinin, öncül ve ölümcül tutumları. )
    ( http://ahmetcorak.blogspot.com.tr/2010/01/ahtapor-anne.html )

    - [ne yazık ki]
    İSTEDİĞİN SÖZÜ SÖYLEMEK
    ve/||/<>/> İSTEMEDİĞİNİ DUYMAK
    ( "İstediğimiz sözü" söylersek, istemediğimiz sözü de duyarız/duymak zorunda kalırız. )

    - [ne yazık ki]
    KÖTÜ KULLANIM
    ile/ve/||/<>/> KÖTÜYE KULLANIM
    ( [... olduğunu/olacağını] "biliyorsun/biliyordun." İLE/VE/||/<>/> "ZÂTEN"/"SONUÇTA"/"ASLINDA" biliyorsun/biliyordun." )
    ( "Bir alışveriş, bir fiş." şeklinde, fazladan/gereksiz açıklama yapmak, uyarıda bulunmak. İLE/VE/||/<>/> "Ama bunu söylemenize gerek yok ki! Ben yapınca alışverişi, ZÂTEN/SONUÇTA alıyorum satış fişi." şeklinde [soluksuz/beklemeksizin/düşünmeksizin] "yanıt vermek." )
    ( Bir kişinin, neyi bilip bilmediğini ve/veya o an/dönem için anımsayıp anımsamadığını "belirlemek", beklentisi içinde olmak, dilin/ifadenin kötü kullanılmasıdır. [Hiçkimsenin, neyi bilip bilmediği, isteyip istemediği ya da yapıp yapamayacağı, hiçbir zaman, zemin ve koşulda bilinemez!] İLE/VE/||/<>/> Sözcüklerin yetersiz ve kötü kullanımıyla birlikte "niyet okumak" ya da genelleyici/indirgeyici/özdeştleştirici/köktenci/toptancı/sonuç odaklı bir yargı ifadesi ise sürecin ve ilişkinin tükenmesine neden olacak/olmuş bir kötüye kullanımdır. [Güç ve baskı uygulama isteği ve/veya nedeniyle olduğu/olabileceği gibi sorumluluktan kaçmak gibi çok çeşitli anlamsız/gereksiz nedenlerden de kaynaklanmaktadır.] )

    - [ne yazık ki]
    SÖZCÜĞÜ/TERİMİ: ANLAMAMAK
    ile/ve/değil/||/<>/> BAŞKA ANLAM/LAR "YÜKLEMEK"

    - [ne yazık ki]
    SÖZDE, ÖLÇÜ BİLMEMEK/BİLMEYEN
    ve/||/<> EDEPSİZLİKTE SINIR TANIMAMAK/TANIMAYAN

    YAPABİLECEKLERİMİZ/İRÂDE (/YAPALIM!)



    ( 1175 FaRk, 1494 katkı )


    - !HEMPA[Fars.] ile/değil/yerine/>< KANKA
    ( Kötü işlerde aynı amaçla ve birlikte hareket eden kişi, ayaktaş. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Kan kardeşliği kadar yakınlıkla birlikte hareket eden/ler. )

    - !İŞKENCE ile/değil/yerine CEZA

    - !KİN:
    "TUTMAK"
    ile/değil/yerine/>< TUTMAMAK
    ( Güçsüz olanlar, kin tutar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Güçlü olanlar, kin tutmaz. )

    - "... YAPIYORLAR" ile/değil/yerine/< "... YAPILIYOR"
    ( Kişi ve sonuç odaklı/lık, merkezli/lik. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Kavram, olay, olgu ve süreç odaklı/lık. Süreç ve sonuç birlik ve bütünlüğünde. )
    ( Hiçbir yere ulaştırmaz. Güdük/düşük bir zihniyettir. Sorunlu ve sorun odaklıdır. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Herşeyi anlamaya yarayacak ilk ve temel adımdır. İleri bir zihniyettir. Çözümcü ve çözüm odaklıdır. )
    ( "Haklısın." / "Doğru söylüyorsun" İLE/DEĞİL/YERİNE/< Doğru. )
    ( Belirleyici (olabilir) fakat bağlayıcı değildir. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Hem belirleyici, hem de bağlayıcıdır. )
    ( Kişiler, ancak çeperdedir. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Ancak, kavramlar merkezdedir ve merkezde olabilir. )
    ( Kavramları, olayları ve olguları bilir, içerir/barındırır. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Kişileri kapsar. )

    - "...DAN KALKARAK" ile "...DAN HAREKET EDEREK"

    - "1000 TARAKTA BEZİ OLMAK/OLAN" ile/değil/yerine/>< "10 PARMAĞINDA, 10 MARİFET(İ OLAN)"

    - "ACELE ETMEK" ile/değil/yerine HIZLI HAREKET ETMEK
    ( Hızlı hareket edin ama önce kendi kendinizle barışmanın ve çevreye uyum sağlamanın bir yolunu bulun. )
    ( Fazla ağırdan almayın ama gereksiz yere acele de etmeyin; yolunuzda ilerleyin yeter. )
    ( Fazla acele eden kişi, kendini her zaman ya birkaç adım önde ya da birkaç dakika geride bulur. )

    - "AÇIK OLMAK" ile İSTEKLİ OLMAK
    ( YA GEL, OL VE GİT! YA GİT, OL VE GEL! )

    - "AÇIK" KONUŞMAK ile/ve/değil/yerine AYRINTILI İFADE ETMEK

    - "ADAMDAN SAY(MA)MAK" ile/değil MUHATAB ALMA(MA)K

    - "ADAMI OLMAK" değil "ADAM OLMAK"

    - "ADAMINA GÖRE" ile/değil/yerine ADÂBINA GÖRE

    - "AKIL" ile/ve/değil/yerine KULLANILAN/UYGULANAN AKIL

    - "AKILLI OLMAK" ile/ve/değil/yerine YETERİNCE AKILLI OLMAK/DAVRANMAK

    - "AKILSIZ" İLERLEMEK değil AKLI AŞARAK İLERLEMEK

    - "AKLINI, BAŞINA TOPLAMAK" ile/ve "AYAĞINI, DENK ALMAK"

    - "ANLAMAK" ile/ve YANLIŞ ANLAMA(MA)K

    - "ARKA ÇIKMA" ile/ve/değil/yerine KENDİNİ, ONUN YERİNE KOYMA

    - "AYI" ile/değil/yerine "ARI"
    ( Gibi yeme/oturma! İLE/DEĞİL/YERİNE Gibi çalış! )

    - "AZ BİLMEK" ve/değil/için/||/<>/< ÇOK OKUMAK/DİNLEMEK/DÜŞÜNMEK

    - "AZ" / "ÇOK" değil/yerine ORANTISIZ/ORANTILI

    - "BABA, HİMMET!" > "OĞLUM, HİZMET!" değil "BABA, HİMMET!" =/<>/|| "OĞLUM, HİZMET!"
    ( "Hizmet edersen, himmet görürsün/ederim" DEĞİL Hizmet ederken himmet görürsün. )

    - "BAK! BEN NE YAPTIM!" İÇİN YAPMAK ile/ve/değil/yerine HİZMET OLARAK YAPMAK

    - "BAŞARI İÇİN YAŞAMAK" ile/değil/yerine YAŞAMI/NI SÜRDÜRMEK

    - "BİÇTİĞİN" ve/||/<>/>/< "EKTİĞİN"
    ( "Biçtiğini" beğenmiyorsan, "ektiğine" bakmalısın! )

    - "BİRİKTİRDİĞİN" değil PAYLAŞTIĞIN

    - "BÜYÜME" ile/ve/değil/yerine HAREKET

    - "ÇALIŞMAK" ile/ve "BAŞLAMAK"
    ( Her iş, başlayana kadardır! )

    - "CESARET" ile/ve/değil/||/<> "GÖZDEN ÇIKARMAK"

    - "ÇEVRE İÇİN" YAŞAMAK değil/yerine ÇEVRE İLE BİRLİKTE YAŞAMAK

    - "ÇOK BİLMEK/BİLEN" ile/ve/değil/yerine/||/<>/>
    ÇOK BİLMEK/BİLEN / ÇOK BİLGİSİ OLMAK/OLAN

    ( Hiç yanıltmaz. [Her bilinen, her zaman, zemin ve koşul için "yeterince" hatta tamamen bilinir, emin olunan/olunur "kabul edilir."] İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Çok yanıltır. [Veriyle/bilgiyle uğraşmak, varolanlar ve varolabileceklerin tüm (olası) çeşitlilikleriyle uğraşmak demek olduğundan dolayı her ilerleyişte, çok sayıda, yeni bilinmez(lik)ler/veriler açığa çıkar. Dolayısıyla da bilinemeyecek sayıda (sonsuzlukta), bilmenin/verinin ve yeninin sınırı olmadığı kadar yanılmanın da sınırı olmaz/yoktur. Bu durum ve süreçten dolayı da yeni olanların karşısında, yanılma da kaçınılmazdır. Tabii bu süreç/yol da bir o kadar tetikleyicidir. Bilme isteğinin pek sonu olmadığından ve olmayacağından dolayı da yanılmaktan da kurtulma olanağı yoktur. Süreç ve sonuç itibariyle de iyi bir durum ve süreçtir.] )

    - "ÇÖZÜM BULMAK" ile "ÇÖZÜM YARATMAK"

    - "ÇÖZÜMÜN BİR PARÇASI DEĞİLSEK, SORUNUN BİR PARÇASIYIZDIR" ile/ve/||/<> "YAŞAMAKLA MEŞGUL OLMAZSAK, ÖLMEKLE MEŞGUL OLURUZ"

    - "DAHA ÇOK OLAN"I ARAMAK değil/yerine DAHA AZ OLANIN TADINI ÇIKARMAK

    - "DENEME-YANILMA" değil/yerine YAŞANMIŞLIKLARDAN DERS ALMAK

    - "DENSİZ/LİK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< "HEVESLİ/LİK"

    - "DESİNLER" DİYE YAPMAK değil/yerine İŞLET FİİLİN, DUYSUN KULAĞIN

    - "DOĞRUYU SÖYLEMEK, HER ZAMAN DOĞRU DEĞİLDİR" değil HER DOĞRUYU, HER ZAMAN VE HER YERDE SÖYLEMEMEK GEREK
    ( "Doğruyu söylemek, her zaman doğru değildir" diyenler, kendileri için "en yararlı olabilecek" yanlışı söylemek için en uygun zamanı bekleyenlerdir... )

    - "DÜNYAYI DEĞİŞTİRMEK" ile/değil/yerine DÜNYANI[İSTEKLERİNİ/ÇEVRENİ/KOŞULLARINI] DEĞİŞTİRMEK

    - "DÜŞMAN OLMAK" değil/yerine/>< BİRBİRİNE HAYRAN OLMAK

    - "DUYGUSAL OLMAK" ile/değil/yerine DUYGUSAL OLABİLMEK

    - "DUYGUSALLIK YAPMAK" ile/değil/yerine DUYGUSAL OLABİLMEK
    ( Çiftler birbirlerine yönelik olarak duygusallıklarını yaşayabilmeli, duygusal olabilmelidir fakat birbirlerine ağırlık/yük yapacak türden duygusal yüklenmelerden kaçınmalıdır. )

    - "EDEPSİZLİK" ile/değil/yerine COŞKU

    - "EMİR VERMEK" ile/ve/değil/yerine/>/< DOĞRUDAN SÖYLEMEK

    - "GÖMMEK" değil/yerine/>< GÖRMEK

    - "HAKLI ÇIKMAK" ile/değil/yerine/>< HAKLI OLMAK

    - "HAREKET" ile/ve "NUMARA"

    - "HATA/KUSUR ARAMAK/BULMAK" (İÇİN/ÜZERE) ile/değil/yerine BİR EKSİĞİNİ/HATASINI (DAHA) DÜZELTTİRMEYE ARACI OLMAK

    - "HAVA ATMAK" ile/değil/yerine PAYLAŞMAK

    - "HAVF" >< RECÂ

    - "HAYATI/NI YAŞAMAK" ile/değil/yerine ADAM OLMAK

    - "HAYVANSEÇER" değil/yerine/>< HAYVANSEVER
    ( Kedi, köpek sevip inek, koyun, balık yediğinizde, hayvansever değil, hayvan seçer oluyorsunuz. Ne zaman bir köpeğe duyduğunuz sevgiyi ve dostâne yakınlaşmayı bir ineğe de duyarsınız; işte o zaman kendinizle çelişmemiş olacaksınız. )
    ( Kendime, evrene, çevrem(iz)e, hayvanlara, tüm canlıların yaşam hakkına saygı göstermek üzere ve sağlığım/ız için de et ve hayvansal ürünleri yememeyi yeğliyorum/z...

    Bu duyarlılığı gösteren ve gösterecek herkese teşekkür ediyorum/z... )
    ( )

    - "HERŞEYİ BİLEN" ile/değil KENDİNİ BİLEN

    - "İDARE ETMEK" ile/değil/yerine "ÇÖZÜM BULMAK"

    - "İDDİA" ile KANAAT

    - "İDEALİST" OLMAK değil/yerine İLKELİ OLMAK / HAYIR DİYEBİLME GÜCÜ

    - "İNANMADAN AİT OLMAK" ile/değil AİT OLMADAN İNANMAK

    - "İŞ" ile/ve/||/<> HAREKET

    - "KAÇMAK" ile/değil/yerine KAÇINMAK
    ( Tüm canlılarda. İLE/DEĞİL/YERİNE Hayvanlarda[kısmen] ve insanda. )

    - "KALIN/LIK / KABA/LIK" değil/yerine/>< "İNCE/LİK"
    ( Kişinin, kırılma nedeni. >< Herşeyin kırıldığı nokta. )

    - "KÂR" değil/yerine AR

    - "KARIŞMA" ile/ve BAŞKALDIRI

    - "KARIŞMAK":
    NE YAPMAYACAĞI/NA / SÖYLEMEYECEĞİ/NE
    ile/değil
    NE YAPTIĞINA/SÖYLEDİĞİNE

    ( Birine, ne yapmayacağını söylemek/anlatmak/göstermek karışmak değildir! ["Karışmak", yapılacak yanlış ya da doğru olan eylem/söz için kullanılabilir ancak.] )
    ( Kişilerin ne söyleyeceğini ya da yapacağını söylemeye, "müdahale" ya da "karışmak" denilebilir (belki ve çoğu şey için). Fakat ortak olan kavram, ifade, durum, davranış ve tutumlarda, toplumsal birlik, düzenlilik ve sürekliliğin sağlanması için gerektiğinde, hepimizin, birbirimize neyi yapamayacağını/yapmayabileceğini söylemesi kabalık ya da karışmak değildir! )

    - "KARIŞMAK" ile MÜDAHALE (ETMEK)

    - "KARIŞMAK" ile SORGULAMAK

    - "KARIŞMAK" ile UĞRAŞMAK

    - "KAŞINMAK" değil/yerine/ya da/>< DÜŞÜNÜP TAŞINMAK

    - "KENDİNDEN KAÇMAK" ile/değil/yerine/||/<>/< KENDİNİ KOVALAMAK

    - "KENDİNE DÖNÜŞTÜRMEK" ile/değil/yerine KENDİNİ DÖNÜŞTÜRMEK

    - "KESER" ya da "RENDE" GİBİ OLMAK değil/yerine "TESTERE" GİBİ OLMAK
    ( "Hep bana, hep bana." YA DA "Hep sana, hep sana." DEĞİL/YERİNE Hem sana, hem bana. )

    - "KEYİF" değil/yerine/>< GEREKSİNİM

    - "KİMSE DİKKAT ETMİYOR" yerine/değil BEN NE YAPMAMALIYIM/YAPABİLİRİM?

    - "KIRMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/> GÖNÜL ALMAYI (DA) BİLMEK
    ( Herkesin yapabildiği/yapabileceği. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Bazılarının yapabildiği/yapabileceği. )

    - "KİŞİLERİ KONUŞMAK" ile/değil/yerine KİŞİLERLE KONUŞMAK

    - "KİŞİYE GÖRE RENK DEĞİŞTİRMEK" ile/değil/>< KİŞİLİĞİNİN, RENKLİ OLMASI

    - "KIZMAK" ile/ve KINAMAK

    - "KOMPLO TEORİSİ" ile/değil/yerine TEORİ/KURAM
    ( [düşük/yüksek olasılıklı] Akıl hastalığı içinde. İLE/DEĞİL/YERİNE Akıl[felsefe/bilim/sanat] ile. )

    - "KORKMAK" ile/değil/yerine ONUN SEVİYESİNE İNMEMEK/DÜŞMEMEK

    - "KÖTÜLEMEK" ile/değil/yerine NE OLDUĞUNU BELİRTMEK

    - "KÖTÜMSER/LİK" >< "İYİMSER/LİK" ile/değil/yerine/>< GERÇEKÇİ/LİK
    ( [sadece] Tüneli "görür". >< Tünelin sonundaki ışığı "görür". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Tünelle birlikte, ışığı ve gelebilecek treni görür. )

    - "KÖTÜMSERLİK" değil/yerine/>< KONUŞABİLMEK
    ( Konuşabilirsek, "kötümserlik" oluşmaz. )

    - "KUL" ile/ve/||/<> KÜL
    ( Neye "inanıyorsak". İLE/VE/||/<> Neye "yanıyorsak". )

    - "KULAK KABARTMAK" ile/değil/yerine SORMAK
    ( Ağız aramak, ya da kulak kabartmak yerine doğrudan öğrenmeye yönelik soru sormak gerek. [her ne kadar sorulamayacak/konuşulamayacak şeyler olsa da] )

    - "KURNAZLIK" ile/değil/yerine AKIL

    - "KUTUPLAŞMA" değil/yerine KUCAKLAŞMA

    - "KUYRUĞU DİK TUTMAK" ile/değil "OMURGALI" DURMAK/DAVRANMAK

    - "MERAK":
    KİŞİLER ÜZERİNE/ÜZERİNDEN
    ile/değil/yerine/< DÜŞÜNCELER/ZİHİNLER ÜZERİNE/ÜZERİNDEN

    - "MEYDAN/CANINA OKUMAK" değil/yerine/>< KİTAP OKUMAK

    - "NEREDE ÇOKLUK, ORADA BOKLUK" ile/ve/değil/yerine NEREDE HAREKET, ORADA BEREKET

    - "ÖĞÜT VERMEK" ile/ve/değil/yerine İYİ/DOĞRU ÖRNEK GÖSTERMEK

    - "ÖRNEK ALMAK" ile "DERS ALMAK"

    - "PATRON OLMAK" ile/değil/yerine ÖRNEK VE ÖNDER OLMAK

    - "PES ETMEK" ile/ve/değil/yerine/>< AKIŞINA BIRAKMAK

    - "PEŞİNDE KOŞMAMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<> VAZGEÇMEK

    - "SAMİMİYET" ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/> ÇIKAR

    - "SAVUNDUĞUNDAN" DOLAYI BİLMEK ile/değil/yerine/>< BİLDİĞİNDEN DOLAYI SAVUNMAK

    - "ŞİKÂYET ETMEK" ile/değil/yerine/>< DURUMU(NU)/ZİHNİ(Nİ) DEĞİŞTİRMEK

    - "SIRTINI DÖNMEK" değil/yerine "SIRTINI YASLAMAK"

    - "SORUN/SIKINTI":
    "FARKLI OLMAK/TA"
    ile/ve/||/<>/ne yazık ki FARKINDA OLMAMAK/TA
    ( )

    - "SORUNLU" ile/değil/yerine/>< SORUMLU

    - "SÖYLE! GİTSİN!" değil/yerine/> SUS! BİTSİN!

    - "SOYLU" ve/||/=/<> İNSAFA GELEN
    ( En "soylu" kişi/ler, insafa gelen(ler)dir. )

    - "SÖZ(Ü) DİNLEMEK" ile/ve/değil/yerine SÖYLENİLENİ/İSTENİLENİ YAPMAK/YAPABİLMEK

    - "SU KOYVERMEK" ile "YELKENLERİ SUYA İNDİRMEK"

    - "SUÇLAMAK" ile/değil/yerine SORUMLU OLMAK

    - "TAKINTI" ile/değil/yerine ÇALIŞMA VE ÜRETME (GEREKLİLİĞİ)

    - "TAKINTI" ile/değil/yerine GEREKENİ/GEREĞİNİ YAPMAK

    - "TAKINTI" ile/değil/yerine İLKELİLİK

    - "TAKINTI" ile/değil/yerine TUTARLI OLMA (ÇABASI)

    - "TEDBİRLİLİK" ile/ve/değil/||/<>/< KARAMSARLIK

    - "TERİM SOĞUMASIN" değil/yerine DİNLENMEYİ BİLMEK

    - "UNUTMAK" ile/ve/değil/yerine ÜZERİNE KONUŞMAMAK

    - "UNUTMAK" ile/ve/değil/yerine ÜZERİNE KONUŞMAMAK

    - "UNUTUL/URUNUTURUZ/UNUTURUM/UNUTURSUN" değil/yerine/></<
    YAZMAZSAK/YAZMAZSAM/YAZMAZSAN UNUTULUR/UNUTURUZ/UNUTURUM/UNUTURSUN


    - "ÜSTÜN/LÜK" ile/ve/değil/yerine KAPSAYICI/LIK

    - "ÜSTÜNLÜK" ile/değil/yerine BÜTÜNLÜK
    ( )

    - "VERİRSEN ALIRSIN" değil "VERİRSEN, ALIRSIN"

    - "VURDUMDUYMAZ/LIK" ile/değil/yerine NEŞELİ/LİK

    - "YAKIŞAN/YAKIŞMAYAN" ile/ve/değil/||/<>/< UYGUN DÜŞEN/DÜŞMEYEN

    - "YALAN SÖYLEME!" ile/değil/yerine "DOĞRUYU SÖYLE!"
    ( Suçlamak. İLE/DEĞİL/YERİNE Yol göstermek. )

    - "YALVARMAK" ile/değil/yerine KİBARLIK(TAN)
    ( "Uygun bir yerde indirir misin!" diyen bir yolcuya, minibüs şöförünün yanıtı: "Ne yalvarıyorsun! 'İndir!' de, indirelim!" )

    - "YANLIŞLARA AĞIT YAKMAK" ile/değil/yerine/>< DOĞRULARI İNŞÂ ETMEK

    - "YAPMAYACAĞIM ŞEY/İŞ YOK" ile/değil/yerine YAPAMAYACAĞIM ŞEY/İŞ YOK

    - "YAR/UÇURUM" OLMAK ile/değil/yerine/>< YÂR OLMAK

    - "YARGI" ile/değil/yerine/>< BİLME

    - "YARGILAMAK" ile/değil/yerine KEŞFETMEK

    - "YOL VERMEK" ile/değil/yerine "YER VERMEK"

    - "YUVARLAMA" ile/ve/||/<> "KESTİRME"

    - "ZAMAN GEÇİRMEK" ile/değil/yerine ZAMANI DOLDURMAK

    - "ZAYIF" ya da "GÜÇLÜ" ile/değil/yerine ZEKİ
    ( İntikam alır. YA DA Affeder. İLE/DEĞİL/YERİNE Görmemezlikten gelir. )

    - "ZAYIFLIK" ile/değil KİŞİLİKLİ/OMURGALI KALMAYI YEĞLEMEK

    - (")AYAKTA DURACAK DURUMUNUN OLMAMASI(") ile/ve/||/<>/< YAŞAMDA DURACAK NEDENLERİNİN OLMASI

    - (")GEÇMEK(") ile (")ATLAMAK(")

    - (")İLKE(") ile/ve/<> KİŞİ/İNSAN
    ( Bazen, bir ilke için herkesten, bazen bir kişi/insan için tüm ilkeler(imiz)den vazgeçebiliriz/vazgeçebilmeliyiz! )

    - (")İYİ/LİK(") ile/ve/>< (")KÖTÜ/LÜK(")
    ( Hesapsız/plansız. İLE/VE/>< Hesaplı/planlı. )
    ( İyi, yapmak ve yaratmakla; kötü, tembellik ve işsizlikle görülür. )
    ( Mükemmel olmayanı mükemmel olan uğruna seve seve feda edin, o zaman iyi ve kötü tartışmaları artık hiç olmayacak. )
    ( Ortak iyiliği (bütünün hayrını) arzu ettiğinizde, tüm dünya sizinle birlikte arzu eder. )
    ( Yapmış olduğu kötülüğü daha sonra yaptığı iyilikle yenen kişi, ayın, ışığını örten bulutlardan kurtulduğu zamanki gibi, dünyaya ışık yayar. )
    ( Olgun kişi, iyiyi gözlemleyerek onun peşinden gider, kötüyü gözlemleyerek düzeltmeye çalışır. )
    ( En yüksek katta şereflendirilmenin anlamı, kişinin iyiliğe olan içten aşkının doğurduğu başarıdır. )
    ( Olayları iyi ve kötü diye ayırdığınız sürece, haklı olabilirsiniz. Gerçekte ise, yerine getirildiklerinde, iyi kötüye, kötü de iyiye dönüşür. )
    ( Kötüyü kötü görebilmeliyiz ki, iyiyi arayabilelim. )
    ( Her şeyi iyi görürsek, tuzağa düşeriz. )
    ( ARETE[Hellence]: İyilik. | Erdem, yetenek, yetkinlik, yararlılık. )
    ( İyi şeylerin olduğu/olabildiği/olabileceği kadar, kötü; kötü şeylerin olduğu kadar da, iyi şeylerin olduğu/olabildiği/olabileceği ve bu bağlamda da, iyi/kötü tanımının olmadığı/olamayacağı, ancak ve sadece bizim alt seviye yükleme(leri)mizle ya da indirgeme(leri)mizle söz konusu olduğunu anımsamakta yarar vardır. )
    ( İyi birini gördüğünüzde, onu taklit etmeye çalışın. Kötü birini gördüğünüzde, onun kusurlarını, kendinizde de arayın. )

    - (")MERCİMEĞİ(") ... :
    "FIRINA VERMENİN" HAZZI
    ve/||/<>
    EVSİZ(LER)E VERMENİN HUZURU

    ( EVSİZLERİ (DE) DÜŞÜN(ELİM)!!! )
    ( Çorbada Tuzun Olsun!... )
    ( Aynada gördüğün, ben(evsiz) değil(im)!

    Bu işte bir Evsizlik var!

    Ne yersek paylaşıyoruz!...
    Bu kurda-kuşa, bu bana, bu da bir evsize...

    Evlenme teklifime yardım eder misin!?

    Ben - Sen - O | Biz - Siz - Evsiz

    3 taş oynamak için taşta oturmak/yatmak zorunda değilsin!

    Yazın kaşın, kışın taşın! (İşimiz/yaşamımız bu/böyle!)

    Düşün, taşın! Ya da kaşın!

    "Evde yokuz!" / "Evdeyim!"
    ( Senin yalanın. / Benim yalanım. )

    Benim görmem için pertavsız gerekebilir fakat senin görmen(düşünmen) için bir evsiz görmen gerekmiyor!

    Yaşar, ne(rede) yaşar; ne(rede) yaşamaz(. / ?)

    Ah bir Çelik kapım olsa...
    Evsiz Hercai

    Neden, huzurlu evinizde, evsizler için bir Hadise çıkmasın? )

    - (")NE YAPACAĞINI BİLMEK(") ile/ve/değil/||/<>/> BİLDİĞİNİ, YAPMAK/UYGULAMAK

    - (")SADAKA DAĞITMAK(") ile/ve/||/değil/yerine/< HAKSIZLIKLARI ORTADAN KALDIRMAK

    - (")TANIMAK(") ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TANIYANI(ZİHNİ) TANIMAK

    - (")ÜMİTSİZLİK(") değil/yerine/>< SEVGİ

    - (")ÜSTÜN(") ve/||/=/<> İNSANI/KİŞİLERİ SEVEN
    ( En "üstün" kişi/ler, kişileri/insanı seven(ler)dir. )

    - (")YORULMADA("):
    HAREKET
    ile/değil DURGUNLUK
    ( Kişiyi, hareket değil durgunluk yorar. )

    - (BAZI ŞEYLERİ:
    ) ÖĞRENDİKTEN SONRA YAŞAMAK
    ile/ve/<>/değil/yerine YAŞADIKTAN SONRA ÖĞRENMEK

    - (ÇOK KONUŞMAK ile/ve BOŞ KONUŞMAK) ile/ve/yerine ÇOK/BOŞ KONUŞMAMAK

    - (HER KOŞULDA) YAP!:
    NE YAPABİLİYORSAN
    ile/ve/||/<> NE KADARINA SAHİPSEN ile/ve/||/<> NEREDEYSEN

    - (KENDİ KENDİNE) HÜKÜM VERMEK değil/yerine İSTİŞÂRE

    - (YERE/SOKAĞA/DIŞARI) ÇÖP ATMAK yerine/değil CEPTE/ÇANTADA TUTMAK

    - ... HAKKI ("VERMEK") ile/ve/değil/||/<>/< ... FIRSATI (TANIMAK)

    - ... OLMASINDAN/DURUMUNDAN (DA):
    ANLAŞILACAĞI GİBİ ..."
    ile/ve/değil "HAREKET EDİLEBİLECEĞİ GİBİ ..."

    - ...'YI OKUMUŞ OLMAK ile ...'YI OKUMAMIŞ OLMAK

    - ...'YI SORMAMAK ile/ve/||/<>/> ...'YA BAKMAMAK

    - 1 ve/||/<>/>/< 2 ve/||/<>/>/< 4 ve/||/<>/>/< 8
    ( Konuş. VE/||/<>/>/< Yaz! VE/||/<>/>/< Oku! VE/||/<>/>/< Dinle! )

    - KAN BAĞIŞI ve ÖRGEN BAĞIŞI
    ( )

    - ACIMA(MA) ile/ve/||/<> AFFETME(ME)
    ( ... İLE/VE/||/<> Acıma(ma) düşüncesi/duygusu barındırabilir de, barındırmayabilir de. )
    ( Tüm varolanlar için geçerli olabilir. İLE/VE/||/<> Sadece insan için geçerlidir. )
    ( Nesnesine ve/veya olgusuna, doğrudan ve/veya dolaylı etkisi olmayabilir/olmaz. İLE/VE/||/<> Kişisine ve/veya kendine, doğrudan ve/veya dolaylı etkisi/katkısı/artısı olabilir/olur. )

    - ACIMA ile/değil KENDİNE ACIMA
    ( Kişiyi, acımak değil kendine acımak bitirir. )

    - ACI ile/ve/<>/değil/yerine SUSKU/SÜKÛT

    - AÇLIK ÇEK(TİR)EREK EĞİT(İL)MEK:
    MİDENİZE
    değil/yerine "NEFRETİ(Nİ)ZE/KİNİN(İZ)E"

    - ACZİNİ BİLMEK ile/ve/<> HADDİNİ BİLMEK
    ( Âlim bildiğini bilir, Ârif Kendini/Bileni Bilir, Kâmil Aczini/Haddini Bilir! )

    - ADA(N)MAK ile/ve VAKFETMEK

    - ADÂLETSİZLİK DURUMLARINDA, "TARAFSIZ"(SESSİZ/ÂTIL) DURUYORSAK, KÖTÜLERİN/KÖTÜLÜĞÜN TARAFINI TUTMUŞUZDUR ile/ve/||/<> ÇÖZÜMÜN BİR PARÇASI DEĞİLSEK, SORUNUN BİR PARÇASIYIZDIR

    - ADÂLET ile/ve/<>/< BARIŞ[VARIŞ]/SULH
    ( Eğer dünyada barış ve uyum istiyorsanız, aklınızda ve gönlünüzde barış ve uyum olmalıdır. )
    ( Kendinizde düzen olmadıkça, dünyada düzen olmayacaktır. )
    ( AN SÜKÛT'İN SULH: Davalının susması üzerine gerçekleşen barış. )
    ( YURTTA SULH, CİHANDA SULH! PAZ EN EL PAIS, PAZ EN EL MUNDO! )

    - ADÂLET ve/||/<>/>/< DAYANIŞMA

    - ADÂLET ile/ve/<> KARMA
    ( Karma ve Kader kavramlarını, kapsamlı bir şekilde anlamak ve görmek üzere "My name is Earl" dizisini baştan sona izlemenizi öneririz... )

    - ADÂLET ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< MERHAMET

    - ADÂLET ve/||/<>/< RIZÂ ve/||/<>/< BİLGİ/HABER
    ( Adâletin kaynağı da, hedefi de, durumdaki/olaydaki ilgili kişilerden birinin rızâsıdır. Adâlet, insanı ve rızâsını esas almaktır! [Tabii, rızâ da, en başta, (durumdan/olaydan/tespitten/(ön) "hüküm"den) haberdar etmekle başlar.] )

    - ADAM ile/ve/||/<> EFENDİ
    ( Bir şey/ler biliyorsan, susma! İbret alsınlar. İLE/VE/||/<> Bir şey bilmiyorsan, sus ki, en azından, efendi sansınlar. )

    - ADANMAK ile/yerine/değil (GEREKTİĞİ/YETERİ KADAR) ÖNCELİK/ÖNEM VERMEK

    - ADANMAK ile/yerine/değil (GEREKTİĞİ/YETERİ KADAR) ÖNCELİK/ÖNEM VERMEK

    - ADANMIŞ/LIK ile FEDAKÂR/LIK

    - ADÂVET değil/yerine/>< DEĞİM/LİYÂKAT

    - AFFEDEBİLMEK ile/ve/||/<> SABREDEBİLMEK ile/ve/||/<> VAZGEÇEBİLMEK
    ( [Kişiyi] Farklı kılar. İLE/VE/||/<> Güçlü kılar. İLE/VE/||/<> Kendi kılar. )

    - AFFEDEBİLMEK ile/ve/değil/yerine/||/<> VAZGEÇEBİLMEK

    - AFFETMEK ile/ve/değil/yerine GÖZARDI ETMEK

    - AFFETMEK ile UNUTMAK ile BARIŞMAK

    - AĞIZ AÇIKLIĞI ile/değil/yerine/>< ZİHİN AÇIKLIĞI
    ( Kişinin, zihni, ne kadar kapalıysa; ağzı, o kadar açık olur. )

    - AĞLAMAK ve/değil/yerine/<>/>< GÜLMEK :)
    ( Yalnız. VE/DEĞİL/YERİNE/<>/>< Herkesle birlikte. :) )
    ( Heraklitos. VE/DEĞİL/YERİNE/<>/>< Demokritos. )

    - AHLÂK/ERDEM ve/||/<> EYLEM/SELLİK

    - AHLÂKLI değil AHLÂK KİŞİSİ

    - AHMAK KİŞİNİN ARADIĞI değil/yerine/>< AKILLI KİŞİNİN ARADIĞI
    ( Başkalarında. DEĞİL/YERİNE/>< Kendinde. )

    - AKIL-FİKİR SAHİBİ OLMA(MA)K ile İFLÂH OLMA(MA)K

    - AKILLI ÇALIŞKANLAR ile/ve AKILLI TEMBELLER ile/ve
    AKILSIZ ÇALIŞKANLAR
    ile/ve AKILSIZ TEMBELLER
    ( Ödüllendirilmeli! İLE Teşvik edilmeli! İLE Ceza verilmeli! İLE Kovmalı! )
    ( Takdir etmeli! İLE Dikkat etmeli! İLE İkaz etmeli! İLE Terk etmeli! )
    ( [+ +] ile [+ -] ile
    [- +] ile [- -] )

    - AKLI, DUYGULARA ARAÇ KILMAK ile/değil DUYGULARI, AKLA ARAÇ KILMAK

    - AKLIN AHLÂKI ve/||/<> KALBİN AHLÂKI
    ( Mantık. VE/||/<> Edep. )

    - AKLIN DİLİ ile/ve/<> GÖNLÜN DİLİ
    ( Düzyazı. İLE/VE/<> Şiir. )

    - AKLIN SESİ ve/||/<> KALBİN SESİ ve/||/<> MİDENİN SESİ
    ( Herhangi bir işi yapmadan önce ve yaparken, üçünün sesi de olmalı ve olabildiğince orantılı, dengeli ve uyumlu olmalıdır. )

    - AKLIN:
    DÜZEN VERİCİLİĞİ
    ile/ve/||/<> İŞLEM GÖRÜCÜLÜĞÜ

    - ALAY EDİLECEK TUTUM/DURUM ile/değil/yerine MUHABBET

    - ALAYCI TUTUM/LAR yerine SAYGI GÖSTERMEK

    - ALDANAN ya da ALDATAN ile/ve/||/<> HEM ALDANAN, HEM ALDATAN
    ( Hayvan. İLE/VE/||/<> İnsan. )

    - ALIŞILMIŞ/LIK ile/değil/yerine/>< AŞILMIŞ/LIK

    - ALIŞKANLIK AHLÂKI ile/ve/değil/yerine YEĞLEME/TERCİH AHLÂKI

    - ALIŞTIRMA ile/ve ÇALIŞMA

    - ALKIŞ ile/ve ALKIŞ
    ( Padişahlar ve vezirler hakkında, halk tarafından hep bir ağızdan söylenen dua sözleri. Tanzimat döneminde sonlanmaya başlamıştır. İLE/VE El çırpma âdeti, Tanzimat döneminde Avrupa'dan girmiştir. )

    - ANLA! ve/||/<>/> TAMAMLA!

    - ANLAMAK ile/ve EYLEM
    ( Eylemin en yüksek biçimi, dildir/sözdür. )

    - ANLAMAK ile/ve/değil/yerine/> İÇSELLEŞTİRMEK

    - ANLAYIŞ ile/ve/değil/yerine/<> YOL GÖSTERMEK

    - ARAÇLARDAN(OTOBÜS, TREN, VAPUR VS.) ÇÖP ATMAK yerine CEPTE/ÇANTADA TUTMAK

    - ARAMA ile/ve/<> BULMA
    ( Aramakla bulunmaz fakat bulanlar aramış olanlardır. )
    ( Arayan aradığı sürece ayrı kalır. )

    - ARINMA ve/||/<>/> AYDINLANMA ve/||/<>/> AŞK

    - ARKADAŞINLA KARDEŞ (GİBİ) OLMAK/OLABİLMEK ile/ve KARDEŞİNLE KARDEŞ OLMAK/OLABİLMEK

    - ARSIZ ile/değil/yerine/>< ÂDİL
    ( Bilgisizler güçlendiğinde. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Bilgeler güçlendiğinde. )

    - ARSIZ ile/değil/yerine/>< HAKLI ...
    ( Olan yerde/için. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< "Suçlu" "olur"/"görülür". )

    - AŞIRI "AKILCILIK" >< YARATICILIK

    - ATÂLET ile/değil/yerine/>< ADÂLET

    - ÂTIL (KALMAK) değil/yerine/>< ÂDİL (OLMAK)

    - ATILAN TOKADIN:
    "SAHİBİ"
    ile/ve/değil/yerine/ne yazık ki/||/<>/>/< NEDENİ

    - AYAĞA BAKMAK ile/ve/değil/yerine YERE BAKMAK

    - AYAK > EL ile/ve/||/<>/> İFFET[Ar. < ŞEHVET] ile/ve/||/<>/> ŞECAAT[Ar. < ÖFKE]
    ( ... İLE/VE/<>/> Kendini (")savunur/korur("). İLE/VE/<>/> Haksızlığa gösterilen öfke. [Hakk'ı savunur/korur.] )
    ( ... İLE/VE/<>/> Temizlik. | Namus. İLE/VE/<>/> Yiğitlik, yüreklilik, koçaklık. )

    - AYARTICI ile KIŞKIRTICI

    - AYDINLANMA ile/ve/||/<>/> SÜKÛNET

    - AYIRICI AKIL ile/ve UYGULAMALI AKIL ile/ve KURAMSAL AKIL
    ( Yararlı-Zararlı. İLE/VE İyi-Kötü. İLE/VE Doğru-Yanlış. )

    - AYIRMA ile/ve/||/<> YALINLAŞTIRMA ile/ve/||/<> ARA ÇÖZÜM/LER ARAMA/BULMA
    ( Düşüncenin, bilgilerin, nesnelerin, kavram, olay ve olgular üzerinde en temel uygulanması gerekenlerin başında, onları bütün olarak görebilmenin yanı sıra ve ötesinde, ayırma bilgisi, becerisi ve oranı bulunmaktadır.

    Bilmek ya da bilinebilenler, ancak küçültme ya da ayırma bilgi ve becerisiyle elde edilebilirler. Bu işin ustalığı da, her ustalığın temelinde bulunan çıraklık sürecinde gerçekleşir ve kaynağını, gücünü çıraklık döneminden alır. Bu bilgi, deneyim ve dönem, kalfalıkta ve ustalıkta bile olunsa, tüm sürecin neredeyse tamamıdır.

    Birleştirme bilgi ve becerisi olarak tanımlanan ustalık, yetkin çıraklıktır. Hatta ustalık diye bir şeyden bile söz edilemeyecek kadar tek bir bilinç ve beceridir. Kişinin, bisiklet kullanmayı bir kere öğrenmesinden sonra, yaşam boyunca bir daha bisiklet kullanmayı öğrenmeye gerek kalmaması, kendinin değil, suyun kaldırma gücündeki gibi, kendiliğindenliğiyle, doğasıyla sağlanır. Zihnin ya da bilincin devrede olması ile değil, beynin ya da öte bir bilincin devrede olmasıyla, bilinç merdiveninde görülen, bilinçsiz bilinçlilik ya da yeterlilik ile sağlanır.

    Karmaşık olan ya da öyle "algılanan" süreçlerin çözümü de, onları, oldukları yapıda değil, küçülterek ya da çok haneli sayıdan oluşan bir bölmenin, tek haneli bir sayıya doğru yalınlaştırılması ile gerçekleşir.

    Çözümsüz "görünen" durumların da çözümü, köklü/kökten çözüm arayışı değil ara çözüm üretebilmektir. Yaşamımızda, karşılaşılabilecek sonsuz olumlu ya da olumsuz olasılıktaki durum ve süreçler için bazen ya da çoğunlukla, bir düşünce ya da nesneden, ödün vermeden ya da bir parçasından vazgeçmeden, bir şey elde etmek ya da yetersiz/olumsuz sürecin devam etmesine göz yumarak, bir sonuç ya da çözüm oluşturmak olanaklı değildir.

    Ne herhangi bir düşünce ya da bir durum için, ne de kaygının sona erdirilmesi, olumsuz ya da yetersiz koşulların tamamen ortadan kalkma "beklentisi" ya da "dileği" ile sağlanamayacağından dolayı, ayırmayı, yalınlaştırmayı ve ara çözümler üretmeyi bilmek, becermek gerekmektedir.


    "Hiçbir sorun, onu yaratan 'bilinç seviyesi'yle çözülemez." )

    - AYNILAŞ(TIR)MAK değil/yerine/>< FARKLILAŞ(TIR)MAK
    ( Rekâbet edilirse. DEĞİL/YERİNE/>< Cesâret edilirse. )

    - AYRICALIK (BEKLENTİSİ) ile/ve/değil/yerine NEZÂKET

    - AYRILACAK ZAMAN ve/||/<> VERİLECEK SELÂM
    ( Vefâ bilmeyene zaman ayrılmaz/ayrılmamalı. VE/||/<> Değer bilmeyene selâm verilmez. )

    - AYRIM <>/> ÇATIŞKI <>/> BİREŞİM

    - AYRIŞMAK değil/yerine BULUŞMAK

    - AYRIŞTIRMAK ile/değil/yerine KAYNAŞTIRMAK

    - AZARLAMAK/İTAP/TEKDÎR/TEVBÎH[Ar.] ile/ve/değil/yerine UYARMAK
    ( NUSH İLE USLANMAYANI ETMELİ TEKDÎR
    TEKDÎR İLE USLANMAYANIN HAKKI KÖTEKTİR )
    ( Dostun azarı, olgunluğa(kemâle) götürür. )
    ( Kendini "azarla", kimse, seni azarlayamaz. )

    - BACAK/EL SALLAMAK ile/ve/değil/yerine BEKLENTİSİZ VE SAKİN, O ANDA VE ORADA OLMAK
    ( Bulunulan koşullardan çıkma ya da [çeşitli ve belirli/belirsiz] sıkılma durumlarında yapılan kontrolsüz el/kol/ayak/bacak sallamalarının/hareketlerinin nedeni daha çok "bir an önce o ortamdan/koşullardan çıkma/uzaklaşma" ya da "sonraki sürece/aşamalara geçme" isteği üzerinedir. Bunu da sürenin/sürecin "kısalması/hızlanması" beklentisiyle, farkında olmadan [/"ne yaptıklarını biliyor oldukları" "iddiasıyla"/zannıyla] el/ayak/bacak sallayarak ya da nesnelerle uğraşarak [çizerek, kağıt karalayarak, kalem çevirerek, nesne parçalayarak/delerek, tespih çekerek vs.], zihinlerini başka şeylerle meşgul ederek ve ancak bir şeylerle uğraşmak yoluyla çözmeye çalışırlar. Bu hareketler, "küçük/önemsiz/değersiz hareketler" varsayıldığından dolayı yapan kişi tarafından algılanmaz. [Daha çok da gençlikte/olgunlaşmamışlıktan ve/veya cahillikten dolayı görülen/yaşanılan bir durumdur.] Bu durumlarda, çevredeki kişiler, çıkan sesle ya da gözleriyle ve zihinleriyle, yapılan harekete ister istemez takılırlar. Bu uyaranları, hem kişinin kendi için, hem de çevresindekileri düşünerek kontrol altında tutmaları gerekir. Bunu da, zihinlerini bulundukları zaman ve zeminde tutmaya çalışarak, geçmesi gereken zamana ve koşullara biraz daha sabrederek ya da odaklanarak sağlayabilirler. Sürekli olarak anımsanmalı ki, zihin, başka/çeşitli noktalarda bulunabilir fakat gövdeyi düşünce hızında bir yerlere taşımak olanaklı değildir. )

    - BACAKLARIN KAPALI-AÇIK TUTULMASI('NI)

    - BAĞ:
    ÖZERKLİK
    ve/<> HAZIR OLMA ve/<> GÖNÜLLÜLÜK/RIZÂ ve/<> HAREKETE GEÇME/GEÇEBİLME ve/<> KURABİLME(SÜRDÜREBİLME/SÜREKLİLİK) ve/<> PAYLAŞIM ve/<> GÜÇ

    - BAĞIMLI/LIK ile/yerine BAĞLI/LIK
    ( Onlar mı size, siz mi onlara bağlısınız? )

    - BAĞIŞ/HİBE ile/ve/değil/yerine HEDİYE

    - BAĞIŞ ile/<> İHSÂN ile/<> LÜTÛF ile/<> HİMMET ile/<> KEREM ile/<> İNÂYET ile/<> İLTİFAT ile/<> ATÂ ile/<> ATIFET ile/<> HÎBE

    - BAĞLANMA:
    SAKİNLİK
    ve/||/<>/>< KAYGI

    - BAHANE BULMAK ile/değil/yerine ÇÖZÜMÜNÜ/ÇARESİNİ BULMAK(/ARAMAK)
    ( "İstemediği/n" herşeye. İLE/DEĞİL/YERİNE (Gerçekten) İstediği herşeyin. )

    - BAKMAK:
    KAÇIRDIKLARINA
    değil/yerine YAKALAYABİLECEKLERİNE

    - BAKMAYALIM! > KATILALIM!

    - BARIŞMAK ile/ve/değil/yerine AŞMAK

    - BARIŞMAK ile/ve UNUTMAK

    - BARIŞ = SULH = PEACE[İng.] = LA PAIX[Fr.] = DER FRIEDEN[Alm.] = LA PACE[İt.] = LA PAZ[İsp.] = PAX[Lat.] = HE EIRENE[Yun.] = SELÂM, SULH[Ar.] = ÂŞTÎ[Fars.] = VREDE[Felm.]

    - BAŞIBOŞ:
    İŞSİZLER
    ile/ve/değil/<> DAHA İYİSİNİ YAPABİLECEK OLANLAR

    - BAŞINA GELEN ile/ve/||/<>/< OLMAMASI GEREKEN

    - BAŞKALARINI AFFETMEK ile/ve/||/<>/< KENDİNİ AFFETMEK
    ( Affetmek, bir mahkûmu serbest bırakmaktır ve o mahkûmun kendin olduğunu keşfetmektir. )
    ( AFFEDELİM!!!

    Lise öğretmeni bir gün derste öğrencilerine bir teklifte bulunur:

    "Bir hayat deneyimine katılmak ister misiniz?"

    Öğrenciler çok sevdikleri hocalarının bu teklifini tereddütsüz kabul ederler. "O zaman" der öğretmen. "Bundan sonra ne dersem yapacağınıza da söz verin"

    Öğrenciler bunu da yaparlar. "Şimdi yarınki ödevinize hazır olun. Yarın hepiniz birer plastik torba ve beşer kilo patates getireceksiniz!"

    Öğrenciler, bu işten pek birşey anlamamışlardır. Ama ertesi sabah hepsinin sıralarını üzerinde patatesler ve torbalar hazırdır. Kendine meraklı gözlerle bakan öğrencilerine şöyle der öğretmen:

    "Şimdi, bugüne dek affetmeyi reddettiğiniz her kişi için bir patates alın,o kişinin adını o patatesin üzerine yazıp torbanın içine koyun."

    Bazı öğrenciler torbalarına üçer-beşer tane patates koyarken, bazılarının torbası neredeyse ağzına kadar dolmuştur. Öğretmen, kendine "Peki şimdi ne olacak?" der gibi bakan öğrencilerine ikinci açıklamasını yapar:

    "Bir hafta boyunca nereye giderseniz gidin, bu torbaları yanınızda taşıyacaksınız. Yattığınız yatakta, bindiğiniz otobüste, okuldayken sıranızın üstünde? Hep yanınızda olacaklar."

    Aradan bir hafta geçmiştir. Hocaları sınıfa girer girmez, denileni yapmış olan öğrenciler şikâyete başlarlar:
    "Hocam, bu kadar ağır torbayı her yere taşımak çok zor."
    "Hocam, patatesler kokmaya başladı. Vallahi, kişiler, tuhaf bakıyorlar bana artık. Hem sıkıldık, Hem yorulduk!"

    Öğretmen gülümseyerek öğrencilerine şu dersi verir:

    "Görüyorsunuz ki, affetmeyerek asıl kendimizi cezalandırıyoruz. Kendimizi ruhumuzda ağır yükler taşımaya mahkum ediyoruz. Affetmeyi karşımızdaki kişiye bir ihsan olarak düşünüyoruz,

    halbuki affetmek, en başta kendimize yaptığımız bir iyiliktir. )
    ( Kendini affetmeyen kişinin, tüm kusurları affedilebilir. )

    - BASKILAYICI TUTUM ile/değil/yerine SINIRLAYICI TUTUM

    - BAŞLAMAK ve/<> BAŞARMAK
    ( Başlamak, başarmanın yarısıdır. )
    ( Her iş, başlayana kadardır. )

    - BAYILMAK ile/ve/değil/yerine/<>/> AYILMAK

    - BAZI "SÖZ(CÜK)LERİN/DEYİMLERİN":
    "KULLANIMINDA" ve/||/<>
    KİŞİLERİN/ÇALIŞANLARIN "DUYDUKLARI/ANLADIKLARI"
    ile/değil/yerine/><
    DAHA İYİSİ

    ( "O, benim işim/sorunum değil!":
    "Yardım etmeye yanaşmayacağımızı belirtmiş olmak ya da kısaca/doğrudan "Hayır!" demiş olmanın yararı/değeri yoktur. ve/||/<>/> "Sadece, kendim için çalışırım."
    İLE/DEĞİL/YERİNE
    Yapamayacağımızı söylemek ya da daha sonra yapabileceğimizi, yardım edebileceğimizi söylemek.

    "Onu daha önce denemiştik.":
    Bir düşünce ya da ara çözüm önermek varken, "tarihi bağlam sunma"nın ya da kişileri dinlememenin kimseye bir yararı yoktur. ve/||/<>/> "Buna katılmak istemiyorum" ya da "Ben herşeyi bilirim", "Sen/siz, hiçbir şeyi bilmezsiniz"
    İLE/DEĞİL/YERİNE
    Yeni bir yaklaşım için her zaman bir yer vardır.

    "Onun için bütçemiz yok/uygun değil.":
    Bir düşünce ya da ara çözüm önermek varken, "ekonomik" sıkıntılardan söz etmenin ya da kişileri dinlememenin kimseye bir yararı yoktur. ve/||/<>/> "Başını önüne eğ ve senden beklenileni yap!"
    İLE/DEĞİL/YERİNE
    Her zaman büyük düşünceler oluşturulabilir/bulunabilir ya da daha düşük bütçelerle de çok fazla şey yapılabilir.[Çalışanların yaratıcılığını ve üretimini engellememek gerekir.]


    "Ben (size) söylemiştim.":
    Kişiler, düşünce ve girişimlerinin kötü bir düşünce olduğunu düşünür ve o konuda bir daha hiçbir şey yapmamaya başlarlar. ve/||/<>/> "Bugüne kadar bize karşı davranmış olduklarını düşündürür."
    İLE/DEĞİL/YERİNE
    Çözümü, bu sözü hiçbir zaman, zemin ve koşulda kullanmamaktır ya da sadece susabilmeyi becermektir.

    "İşleyişe uygun değil!":
    Konuşmaların, gevezelik ya da saçma olduğunu, süreçten uzak kalındığını düşündürtür. ve/||/<>/> "Burada, işlerin yürümesi için tek bir yol bulunmaktadır."
    İLE/DEĞİL/YERİNE
    Kurallar, kesin sonuçlar anlamına gelmediğinden dolayı, işleyiş, gelişmeyi engelliyorsa o engelleri değiştirmek/düzeltmek gerekir. )

    - BAZI DEĞERLERİ/İLKELERİ:
    "ALMIŞ/ALMAMIŞ" OLMAK
    ile/ve/değil/yerine/||/<> ANLAMIŞ OLMAK

    - BAZI DURUMLARDAKİ YENİLGİNİN KESİNLİĞİNDE:
    ÖYLE "YENİL(MEK)" Kİ
    ile/ve/değil/||/<>/> DÜŞMANIN KAZAN(A)MAMASI

    - BAZI ŞEYLERİ:
    ÇIRPINARAK SİLMEK
    ile/değil/yerine/>< BİR ÇIRPIDA SİLMEK

    - BEKLENTİ değil/yerine HİZMET

    - BELİRLEYİCİ/LİK ile/ve/<> OYALAYICI/LIK

    - BELİRLİ BİR ALANDA/KONUDA:
    BİN KİTAP OKUMAK
    ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< (YETKİN) BİR KİTABI, BİN KEZ OKUMAK

    - BELLEĞE YÖNELİK BİLGİ (YÖNETİMİ/KULLANIMI) ile/yerine EYLEME YÖNELİK BİLGİ (YÖNETİMİ/KULLANIMI)

    - BELLEK YİTİMİ ile DUYUM YİTİMİ ile ACI YİTİMİ ile SÖZ YİTİMİ ile HAREKETLERDEKİ DÜZENSİZLİK

    - BEN/SEN BİLİNCİ ile/ve/<>/yerine BİZ BİLİNCİ
    ( Ben Var'ım!, Ben Tek'im!, Ben Anlamlı'yım! / Sen Var'sın!, Sen Tek'sin!, Sen Anlamlı'sın! İLE/YERİNE Biz Var'ız!, Biz Tek'iz!, Biz Anlamlı'yız! ( Hiçbir şey benim ya da sizin değildir - her şey bizimdir. )
    ( Nothing is mine or yours - everything is ours. )

    - BENDE YOK, SENDE DE OLMASIN ile/değil/yerine SENDE VAR, BENDE DE OLSUN

    - BENİMSEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KABUL ETMEK

    - BENMERKEZCİ/LİK ile/değil/yerine/>< EVRENSELLİK

    - BEŞER ile/değil/yerine/>< ÂDEM
    ( [Kendi sorumluluğunu] Al(a)mayan/alamamış. İLE Alan/almış. )

    - BESLENME:
    "CANIN SIKILDIKÇA"
    değil/yerine/>< ACIKDIKÇA

    - BICIR BICIR (KONUŞMAK, HAREKET ETMEK)
    ( Küçük, şirin çocuklar için söylenilen. )

    - BİLDİĞİN GİBİ ve/||/<> SEVDİĞİN GİBİ ve/||/<>
    DİLEDİĞİN GİBİ
    ... OLSUN!:


    - BİLDİĞİNE GİDEN ile/ve/değil/yerine/<> BİLMEDİĞİNE GİDEN

    - BİLDİĞİNİ:
    YAPMAZSAN
    ile/değil/yerine YAPARSAN
    ( Sadece zihnin, bir miktar/bölüm bilir. İLE/DEĞİL/YERİNE Her/bir yerin (tam) bilir/yetkindir. )
    ( Yetersizdir. İLE/DEĞİL/YERİNE Yeterlidir. )

    - BİLDİKLERİNİ YAPMAK ve/<> BİLMEDİKLERİNİ ÖĞRENMEK
    ( Bildiğinizle amel/hizmet edin; bilmedikleriniz, size sunulacaktır. )

    - BİLENİN/BİLGENİN/USTANIN/HOCANIN, HER:
    [hem] YAPTIĞI/NI
    ile/ve/<>/||/değil/yerine/hem de DEDİĞİ/Nİ
    ( Yapma. İLE/VE/<>/||/DEĞİL/YERİNE Yap. )

    - BİLEN ile/ve/||/<> ÖĞRENEN ile/ve/||/<> DİNLEYEN

    - BİLGE/LİK ve/||/<> GÖNÜLLÜ/LÜK

    - BİLGELİK:
    (DERİNLİKLİ/KAPSAMLI) KONUŞMAK
    ile/ve/<>/değil YAPMAK
    ( (Derinlikli/kapsamlı) Konuşmak, bilgelik değildir. Bilgelik, yapmaktır! )

    - BİLGELİK ve BAŞKALARINI KARALAMAMAK

    - BİLİMSEL "...DIR!" ile KENDİNİ İSPAT "...DIR!"I

    - BİLİMSEL TUTUM/DURUŞ ve/||/<> FELSEFÎ ANLAYIŞ ve/||/<> SANATSAL/ESTETİK DUYARLILIK ve/||/<> HAREKETLİ(SPORCUL) YAŞAM
    ( Hayret. VE/||/<> Hayranlık. VE/||/<> Aşk. VE/||/<> Coşku. )

    - BİLİMTEY'DE:
    SANATÇI YETİŞTİRMEK
    ve/||/<>/< SANATÇININ DEĞERİNİ BİLMEK

    - BİLİNMESİ GEREKENLER ile/ve/> YAPILMASI GEREKENLER

    - BİLİNMEYENLE İLGİLENMEK ile/ve/<>/değil/yerine BİLİNENLE İLGİLENMEK

    - BİLİRKEN SUSMAK ve/=/||/<> BİLMEZKEN KONUŞMAK/SÖYLEMEK
    ( (Bazen) İkisi de kötü ve yanlıştır. )

    - BİLMEDİĞİN SÖZCÜKLER İÇİN SÖZLÜĞE BAKMAK ile/ve/<>/yerine [ÖZELLİKLE] BİLDİĞİN SÖZCÜKLER İÇİN SÖZLÜĞE BAKMAK

    - BİLMEDİĞİNDEN KORKMAK ile/ve/değil/yerine BİLDİĞİNDEN KORKMAK

    - BİLMEK VE SUSMAK ile BİLMEMEK VE SUSMAK

    - BİLMEK ile/ve/<> KENDİNİ BİLMEK ile/ve/<> BAŞKASINI BİLMEK
    ( Başkalarının hatalarını, yaptıklarını ya da yapmadıklarını değil kendi hatalarınızı, kendi yaptıklarınızı ve yapmadıklarınızı düşünün. )
    ( Bir süre için başkalarını kendi hallerine bırakın ve kendinizi inceleyin. )

    - BİLMEK ile/ve/değil/yerine ANLAŞILIR KILABİLMEYİ BİLMEK

    - BİLMEK ile/ve/<> BİLMEDİĞİNİ BİLMEYİ BİLMEK
    ( "Bilmediğinizi bilmek", gerçek bilgidir. )
    ( "Daha iyisini bilemiyorum." [Hiç olmazsa bu kadarını biliyorsunuz.] )
    ( Bilmiyorsunuz, bunu bilmediğinizi de bilmiyorsunuz. )
    ( Bilmediğinizi ve anlamadığınızı bilmek gerçek bilgidir, alçakgönüllü bir kalbin bilgisidir. )
    ( Bilmediğini bilen, bellekten ve beklentiden kurtulmuş olan, ebedidir. )
    ( Hayatınızın her bir anında bilmeye gereksiniminiz olanı bilirsiniz. )
    ( Ancak bilmediğiniz zaman, araştırmak için serbest olursunuz. )
    ( Biliyorum diyene hiçbir şey koklatılmaz. )
    ( Ne kadar bilirsek, yanılmamız da o kadar. )
    ( Bildiğimiz, yanıldığımıza yetmez. )
    ( Felsefe, neleri bilmediğini bilmektir. )
    ( O ki, bilmiyor ama biliyor bilmediğini; çocuktur, onu eğitin/yetiştirin. O ki, bilmiyor ama bilmiyor bilmediğini; cahildir, ondan uzakça durun. O ki, biliyor ama bilmiyor bildiğini; (belki) uykudadır, onu uyandırın. O ki, biliyor ama biliyor bildiğini; bilge kişidir, onu izleyin. )
    ( ŞİO ME NİHİL ŞİRE: EN İYİ BİLDİĞİM ŞEY, HİÇBİR ŞEY BİLMEDİĞİM )

    - BİLMEK ile/ve/> BULMAK ile/ve/> SUSMAK
    ( Çabuk iyileşmek istiyorsan ağzını kapalı tut! )
    ( Bilinmeden bulunmaz, bulduktan sonraki biliş de apayrıdır. )
    ( Kişi, ne kadar bilirse bilsin, bilmediği çok şey vardır. )

    - BİLMEK ile KULLANMAYI/UYGULAMAYI BİLMEK

    - BİLMEK ile/ve/<> OLAYLARI/ZORLUKLARI "ALTTAN ALABİLMEK"

    - BİLMEK ve/> SEVMEK ve/> VERMEK ve/> BULMAK
    ( İlmince bilinirsin, ikramınca ihsan görürsün, sevdiğince sevilirsin. )

    - BİLMEK ve/<> YAPMAK
    ( Yapmak, onu bildiğini göstermektir. )
    ( Bilmek, yapabilmektir. )
    ( Kişi, bildiklerini, yönetir/yönetmelidir: bilmedikleri tarafından yönetilir. )

    - BİLMEYE ÇALIŞMAK ile/ve/yerine/değil ANLAMAYA ÇALIŞMAK

    - BİR ...:
    SÖZCÜK
    ve/||/<> DUYGU ve/||/<> İNSAN
    ( Kararı/nı değiştirebilir. VE/||/<> Yaşamı/nı değiştirebilir. VE/||/<> Seni/insanı değiştirebilir. )

    - BİR DÜŞÜNCEYİ "SAVUNAN" ile/değil/yerine/>< BİR DÜŞÜNCEYE SAHİP OLAN
    ( Ötekileştirir, ayrıştırır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Bizleştirir ve birleştirir. )

    - BİR İŞİ/N:
    "UCUNDAN TUTMAK"
    ile/değil/yerine/>< "OMUZLAMAK"

    - BİR KİTAP OKUYAN ile/ve/<> İKİ KİTAP OKUYAN ile/ve/<> ÜÇ KİTAP OKUYAN
    ( Herşeyi bildiğini sanar. İLE/VE/<> Kuşkuya düşer. İLE/VE/<> Hiçbir şey bilmediğini anlar. )

    - BİR KONU/OLGU/DURUM/YAZI/SÖZÜ ANLAMAK ile/ve/değil/yerine (ONU) YAŞAMAK

    - Bir yerde ya da birinde "hata" "görürsen", 70 neden ara! ile/ve/||/<>/> Bulamazsan, "Bilemediğim, 71. neden var olabilir." de!

    - BİRBİRİMİZE ...:
    "DÜŞMEK"
    değil/yerine/>< "DÜŞKÜN OLMAK"

    - BİRDENBİRE ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ZAMANLA
    ( Çok az şey. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Çoğu şey. )

    - BİREYSEL/LİK ile/ve/<>/> YALNIZ/LIK

    - BİRİNE, BİR ŞEY(LER)İ:
    LÜTÛF ETMEK
    değil/yerine/>< (O) KİŞİNİN DEĞERİNİ BİLEREK, BİR ŞEY(LER)İ PAYLAŞMAK

    - BİRLEŞTİRİCİ ile AYRIŞTIRICI
    ( [söz/karar/tutum] Bir kesimi birleştirici olabilir ve fakat hiçbir kesimi ayrıştırıcı olmamalıdır. )

    - BİRLİKTE HAREKET ETMEK ile/ve BİRLİKTE OLMAK
    ( Trinidad Tobago'nun ambleminde, "Birlikte Hareket Edersek Başarırız!" yazmaktadır. )

    - BİSİKLET ve/<> MUTLULUK

    - BÖBÜRLENME değil/yerine/>< KİŞİNİN/İNSAN(IN) DEĞERİ(Nİ) BİLMEK

    - BOL EKMEK, AZ YEMEK değil/yerine (YETERİNCE) YEMEK, AZ EKMEK
    ( Para/olanak olmayınca. DEĞİL/YERİNE Her koşulda. )

    - BÖLÜNMEK ile/değil/yerine BÖLÜŞMEK
    ( Yok eder. İLE/DEĞİL/YERİNE Tok eder. )
    ( Bölüşürsek tok oluruz, bölünürsek yok oluruz. )

    - BOŞ DURMAK değil/yerine KOŞTURMAK

    - BOŞ KONUŞMA(MA)K ile BOŞUNA KONUŞMA(MA)K

    - BOŞ KONUŞMA(MA)K ile BOŞUNA/BEYHÛDE[Fars.] KONUŞMA(MA)K
    ( Düşünmeden konuşmanın cezası, sonradan düşünmeye mahkûm olmaktır. )
    ( HERZE[Fars.]: Boş lakırdı, saçma. )

    - BOŞ KONUŞMAK ile/değil/yerine/>< AÇIKSÖZLÜLÜK

    - BOYUN EĞMEK ile/değil DAYANÇ/SABIR
    ( İNHİNA: Eğrilme, bükülme. | Baş eğme. )

    - BÜTÜNSELLEŞTİRME ile İNDİRGEME

    - BÜYÜK/LÜK ile/ve/değil BÜTÜN/LÜK
    ( Parçalar arasındadır. DEĞİL Küçüğü olmayan büyük(lük)tür. )
    ( Büyük, küçülebilendir. )
    ( Büyüğün büyüklüğü, küçüğünü düşünmesindedir, sevmesindedir. )
    ( Ne kadar seviyor ve düşünüyorsa o kadar büyüktür. )
    ( Kişi, maneviyatta büyümezse, isterse 500 yıl yaşasın, yine çocuktur. )
    ( Yaşayanın değil, düşünenin ve anlayanın yaşı büyüktür. )
    ( Büyük, küçüğü sevmeye memurdur. )

    - ÇABA = EDEAVOUR[İng.] = EFFORT[Fr.] = BESTREBEN[Alm.] = CONATUS[Lat.]

    - ÇALIŞKAN/LIK ile/ve/> ZEKİ/LİK
    ( Çalışkan ve alçakgönüllü kişiler, şansı yakalayacaktır. )
    ( Çalışan kişi, sürekli saf; tembel ise hilekârdır. )

    - ÇALIŞMA SÜRESİ/SAATİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< EMEK YOĞUNLUĞU/NİTELİĞİ

    - ÇALIŞMA:
    TOPLUM İÇİN
    ile/ve/||/<> İNSAN/LIK İÇİN

    - ÇALIŞMAK İÇİN DİNLENMEK ile/ve/<>/değil/yerine ÇALIŞTIKTAN SONRA DİNLENMEK

    - ÇALIŞMAK ve/<> KAZANMAK
    ( KÂSİB[< KESB]: Çalışıp kazanan. )

    - ÇALIŞMAK ile/ve TEMBELLİK SONRASI ÇALIŞMAK
    ( ... İLE/VE Olumlu bir yaklaşımla, daha dönüştürücü, üretken bir çalışmaya dönüştürülebilir. )

    - ÇALMAK ile/değil/yerine/>< ÇALIŞMAK

    - CAN SIKINTISINDAN (DOLAYI) YEMEK ile/değil/yerine AÇLIKTAN (DOLAYI) YEMEK

    - CANLI ile/ve HAREKETLİ/HAREKET EDEBİLEN

    - ÇARESİZLİK ile/ve/değil/yerine/<> SABIR

    - ÇATIŞMA değil/yerine/>< ÇALIŞMA

    - ÇATIŞMA ile/ve/değil/yerine/||/<>/> UZLAŞMA BECERİSİ

    - CEBR ile/ve/değil/yerine/<>/< CEZB
    ( Dışsal. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< İçsel. )

    - CEHÂLET KİBARLIĞI ile/değil/yerine NEZÂKET/KİBARLIK
    ( "Kibarlığını" yüzüne-gözüne bulaştırır. İLE/DEĞİL/YERİNE Zamanını, zeminini, gerektiği kadar ve ölçüsünü bilerek/tutturarak, bilinçle. )

    - CEHÂLET ile/ve/yerine/değil İLİM
    ( Dönüp dolaşmak. İLE Bilinenden bilinmeyene gitmek. )
    ( Dünyaya sizin cahilliğe son vermenizden daha çok yardımı olabilecek bir başka şey yoktur. )
    ( İLMİ: - Ya Öğreten, - Ya öğrenen, - Ya seven olmak gerek. )
    ( İlmin saati, feyzi belirli olmaz. )
    ( İlim öğrendikçe, ilim onun niyetini tashih eder. )

    - CEHÂLET ile SIDKİYET(SÂDIK OLMA)

    - ÇEKİNGEN/LİK ile/ve/<> DAYANÇLI/LIK/SABIRLI/LIK

    - ÇEKİNGEN/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> MESAFELİ/LİK

    - ÇEKİŞME değil/yerine/>< UYUM

    - ÇENEYİ "ÇALIŞTIRMAK" değil/yerine ELİNİ "ÇALIŞTIRMAK"

    - CESARET:
    KORKUNUN YOKLUĞU
    ile/ve/değil/+/||/<>/< BENCİLLİĞİN BULUNMAMASI

    - CESARET ile CÜRET

    - CESARET ile/değil KABA/LIK

    - CESARET ile/ve KARARLILIK

    - CİDDİYE ALMA(MA) ile MUHATAP ALMA(MA)/SAYMA(MA)
    ( İTTİHAZ: Sayma, tutma. | Alma. )

    - ÇIKAR "AHLÂKI" ile/değil/yerine FERÂGAT AHLÂKI

    - ÇIKAR(LAR)INI "DÜŞÜNMEK/İSTEMEK/BEKLEMEK" değil/yerine/>< HAK ETTİKLERİNE VE/VEYA ETTİĞİN KADARINA RIZÂ GÖSTERMEK

    - ÇIKAR ile/değil/yerine/>< VİCDAN
    ( Çıkar konuşunca, vicdan susar fakat sus(turul)mamalıdır! )

    - ÇOCUĞA, "GELECEK HAZIRLAMAK" değil ÇOCUĞU, GELECEĞE HAZIRLAMAK

    - ÇOCUĞUMUZ, BÜYÜR VE GELİŞİRKEN:
    "BEKLEDİĞİMİZ"
    ile/değil/yerine/>< GERÇEKTE OLAN
    ( )

    - ÇOCUKÇA/LIK ile/değil/yerine ÇOCUKSU/LUK

    - ÇOCUKLARA ABUR CUBUR ALMAK/VERMEK, GÖTÜRMEK, HEDİYE ETMEK yerine MEYVE VERMEK, GÖTÜRMEK, HEDİYE ETMEK
    ( Çikolata/gofret çeşitleri, özellikle çocuklar için olduğu gibi yetişkinler için de sağlığa zararlı ürünlerdir. Neredeyse hiç denilebilecek kadar az tüket(tir)menizi salık veririz. LÜTFEN! )
    ( Çocukları meyve ya da daha yararlı yiyecek ya da küçük/basit/ucuz hediye ve oyuncaklarla sevindirebiliriz. )
    ( Çocuklarımıza ve geleceğimize sahip çıkmak, yapılmaması gerekenleri bugün yerine getirerek, sürekli doğru örnek olarak sağlanabilir. )
    ( Çikolata/gofret çeşitleri, özellikle çocuklar için olduğu gibi yetişkinler için de sağlığa zararlı ürünlerdir. Neredeyse hiç denilebilecek kadar az tüket(tir)menizi salık veririz. LÜTFEN! )
    ( Çocukları meyve ya da daha yararlı yiyecek ya da küçük/basit/ucuz hediye ve oyuncaklarla sevindirebiliriz. )

    - ÇOCUKLARA:
    KONUŞMAYI "ÖĞRETMEK"
    ile/ve/değil/yerine DİNLEMEYİ GÖSTERMEK/ÖĞRETMEK

    - ÇOK KONUŞMAK değil/yerine/>< AZ KONUŞMAK
    ( Sık sık pişman olunur. DEĞİL/YERİNE/>< Pek az pişman olunur. )

    - ÇOK SEVMEK değil/yerine SEVMEK
    ( Neyi çok[gereğinden fazla] seversek, canımızdan olduran odur. )

    - ÇOK ŞEYDEN HABERDAR OLMAK ile/ve/değil/yerine BİRBİRİMİZİ DİNLEMEK

    - ÇOK TERBİYESİZ ile ÇOK TERBİYELİ
    ( İkisi de çok tehlikelidir. )

    - ÇOK YEMEK ile/değil/yerine YEMEYİ SEVMEK

    - CÖMERTLİK ile İSRAF

    - ÇÖPE değil/yerine GERİ DÖNÜŞÜME

    - CÜNÛN ile FÜNÛN ile SÜKÛN
    ( Coşkunluk. [Aşkın öncesi]. İLE İlim. [Aşkın ortası]. İLE Sakinlik. [Aşkın sonu]. )

    - DALINI KIRMAMAK ve/||/<> GÜVENİNİ KIRMAMAK
    ( Ağaçtan, meyve almak istiyorsak... VE/||/<> Kişilerden, sevgi bekliyorsak... )

    - DANIŞMA ve/||/<>/> DAYANIŞMA
    ( Bin bilsek de bir bilene danışmak gerek. )

    - DAVRANIŞ ile/ve İSTİKRARLI DAVRANIŞ
    ( Kişi, beklenti ve davranışlarında sade olmalıdır. )

    - DAYANIKLI/LIK ile/ve/||/<> AĞIRBAŞLI/LIK

    - DAYATMA değil/yerine/>< DAYANIŞMA

    - DEĞERLERİMİZİ, ÇÖP DURUMUNA DÜŞÜRMEK değil/yerine ÇÖPLERİMİZİ, DEĞER DURUMUNA ÇIKARMAK

    - DEĞİŞİMDE:
    KATILAŞMIŞLIK
    değil/yerine AKILLANMIŞLIK
    ( Canı çok acıyarak. DEĞİL/YERİNE Yeterince/çok şey öğrenerek/bilerek. )

    - DEĞİŞİMİN:
    KURBANI OLMAK
    değil/yerine/>< USTASI OLMAK

    - DEĞİŞİM ile HAREKET

    - DENEME-YANILMA ile/ve/bazen/ne yazık ki DENEME-"YAMULMA"

    - DENEMEK > TAKLİT ETMEK değil/yerine/> DÜŞÜNMEK
    ( En acı olan. > En kolay olan. DEĞİL/YERİNE/<>/> En akıllıca olan. )

    - DENGE ve/||/<>/> KONFOR[=> ÇÜRÜME] ve/||/<>/> SORUN ve/||/<>/> KARMAŞA ve/||/<>/> ÇÖZÜMLER/ÇARELER
    ( En "dengeli" ya da eşit durum, ölümdür. VE/||/<>/> En konforlu durum, çürümedir ve mezarlıktadır. VE/||/<>/> En büyük/ciddi "sorunlar" ile harekete geçilir. VE/||/<>/> En hareketli ortamlarda karmaşa ve kargaşa oluşur. VE/||/<>/> Daha iyi/nitelikli/isabetli çözümler oluş(tur)maya başlarız. )

    - DENGE ve/||/<> SÜKÛNET

    - DERS ile/ve/<> ÖDEV
    ( İşlenen/alınan dersleri üşünmeden, ertelemeden, gereksiz görmeden sıcağı sıcağına ödevlerle tekrarlamak gerekir! )

    - DEVAM ETMELİ!
    YAŞAMAYA
    ve/||/<>/> SEVMEYE ve/||/<>/> GÜLMEYE :)

    - DEVAM ile/ve TAKİP

    - DEVİNİM = HAREKET = MOVE, MOTION, MOVEMENT[İng.] = MOUVEMENT[Fr.] = BEWEGUNG[Alm.] = MOTUS[Lat.] = KINESIS[Yun.] = MOVIMIENTO[İsp.]

    - DEVRİK TÜMCE/CÜMLE ile/ve/yerine (DÜZGÜN/DOĞRU) TÜMCE/CÜMLE

    - DİDİNME ile/ne yazık ki DİDİŞME
    ( Kendi içinde. İLE/NE YAZIK Kİ Kişilerle, olanlarla, geçmişle. )

    - DİĞERLERİNE GÖRE YAŞAMAK ile/değil/yerine DEĞERLERİNE GÖRE YAŞAMAK
    ( Kaç kuruşunun olduğu önemlidir. İLE/DEĞİL/YERİNE Nasıl bir duruşun olduğu önemlidir. )

    - DİKKATE ALMA(MA)K ile/ve/yerine CİDDİYE ALMA(MA)K

    - DİLENMEK ile/ve/değil/yerine DİLEMEK
    ( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Beklenti içinde olmadan istemek. )

    - DİL ve/||/<> ZİHİN ve/||/<> YAŞAM
    ( Ne ki, dilinde, aynı zihninde; ne ki, zihninde, aynı dilinde! )
    ( Dil, ne kadar zengin; zihin, o kadar engin. )

    - DİNGİNLİK ile HAREKETSİZLİK
    ( Hareketsiz kalma, eylemde bulun; çünkü etkinlik hareketsizliğe üstündür; hareketsizlik manevi yaşamı köreltir. )
    ( Ayrılık ve görünümlerin bir ve bütün olduğunu kavramak için aklın sakinleştirilmesi ve dinginlik kazanması gereklidir. )

    - DİNGİNLİK ve/<> HAREKETTE DİNGİNLİK

    - DİNLEMEMEK ile/ve/||/<> BASTIRMAYA ÇALIŞMAK ile/ve/||/<> ORTAMDA DEĞİLMİŞ GİBİ DAVRANMAK

    - DİNLEMİŞ/DİNLİYOR GİBİ GÖRÜNMEK ile/değil/yerine DİNLEMEK

    - DİNLEYELİM! ve/||/<> YÜZLEŞELİM! ve/||/<> ANLAYALIM!
    ( [Yoksa ...] Dilimiz, bizi sağır eder. VE/||/<> Kalbimiz, bizi tutsak eder. VE/||/<> Zihnimiz, bizi deli eder. )

    - DİNLEYEN ile/ve/||/<> OKUYAN
    ( Ne düşüneceğini öğrenir. İLE/VE/||/<> Nasıl düşüneceğini öğrenir. )

    - DİŞ MACUNU VE BENZERİ TÜPLERİNİN:
    ORTASINDAN SIKMAK
    yerine DİBİNDEN, YUKARI DOĞRU SIKMAK

    - DIŞARIDA ARAMAK ile/ve/değil/yerine İÇERİDE/YAKINDA ARAMAK/BULMAK
    ( Dışarıda aranan/bulunan, kaybedilir de. )

    - DİSİPLİNLERARASILIK ile/ve/<> SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

    - DIŞLAMA(MA)K ile/ve/||/<> KÜÇÜMSE(ME)MEK

    - DIŞLAMA(MA) ile/ve/<> HOR GÖRME(ME)

    - DIŞLAMAK ile ARKADA BIRAKMAK

    - DIŞLAMA ile/değil/yerine UYANDIRMA (ÇABASI/VESİLESİ)

    - DIŞLAYICI ile/değil/yerine KAPSAYICI

    - DOĞAÇLAMA ile KOMPOZİSYON

    - DOĞA ve/=/<> HAREKET VE SÜKÛNUN İLKESİ

    - DOĞRUDAN SÖYLEMEK ile AÇIK AÇIK SÖYLEMEK/KONUŞMAK

    - DOĞRUDAN YARDIM ile/değil/yerine DOLAYLI YARDIM
    ( Politikacıdan gelir. İLE/DEĞİL/YERİNE Bilgelerden gelir. )

    - DOĞRULUK ve/||/<> İYİLİK ve/||/<> YÖN(ELİM)/İSTİKÂMET
    ( Hak ve hakikatte. VE/||/<> Eylemde. VE/||/<> Davranışta. )

    - DOĞRUSAL HAREKET ile/ve DAİRESEL/DÖNGÜSEL HAREKET
    ( HAREKET-İ MÜSTAKİME ile/ve HAREKET-İ MÜSTEDİRE )

    - DOST KAZANMAK ile/ve/değil/yerine DOSTU/DOSTLARI KAYBETMEMEK
    ( Dost kazanmak yerine varolan dostları [tanıyarak/anlayarak] kaybetmemeye çalışmalı! )

    - DOST OL(A)MAYAN/A ile/değil/yerine DOST (OLAN/A, OLABİLEN/E)
    ( Yol ver. İLE/DEĞİL/YERİNE "Yaşamını ver." )
    ( KIYIM-KIYIM, KIYIL Kİ, DOST ÖNÜNE ÇIK(ABİL) )

    - DOST:
    YANLIŞINI DUYURAN/YAYAN
    değil YANLIŞINDA UYARAN ve/sonra KORUYAN/KOLLAYAN

    - DOYURMAK ÜZERE ile/ve/değil/yerine HAREKETE GEÇİRMEK

    - DUDAK/MİDE ORUCU ile/ve/değil/||/< DİL ORUCU

    - DURAĞANLIK/ATÂLET(OTURMA/YATMA) ile/değil/yerine/>< HAREKET
    ( Üşütür ve giydirir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Isıtır ve soyundurur. )

    - DURDURMAK ve/||/<>/< DURMAK
    ( Yaşamımızdaki ve çevremizdeki tüm yakın ya da uzak sorunları, öncelikle sorunların ve sorunları yaratanların karşılarında durarak, yapmayarak, yaptırmayarak, "Hayır!" deme olanağımızla[ihtiyârımızla/muhtariyetimizle] durdurabiliriz. )

    - DURDURMAK ile/ve/<> ENGELLEMEK

    - DURMA = DÜZGÜN DOĞRUSAL HAREKET
    ( Aralarında fark yoktur. )

    - DURUMDAN/HALDEN ANLAMAK ve/||/<> GÖNÜL KIRMAMAK

    - DÜRÜSTLÜK:
    "ÇOK ARKADAŞ"
    değil/yerine İYİ DOST (KAZANDIRIR)

    - DÜŞ/ÜNÜ KURMAK ve/||/<>/> HAREKETE GEÇMEK

    - DÜŞMAN ve DELİ ile/değil/yerine/||/>< DOST ve ÂŞIK
    ( İşine geleni söyler. VE Ağzına geleni söyler. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Gerçekleri söyler. VE Gönlünden geçeni söyler. )

    - DÜŞMAN/LIK ile/değil/yerine/>< DOST/LUK
    ( Düşmanın en büyük hilesi, "dostluğudur". )
    ( Dostluğunun bedelini ödemekten kaçınanın, "düşmanlığı"nı önemsemeyebilirsin. Fakat düşmanlığının bedelini ödemeye hazır olanın, "dostluğu"nu ciddiye al! )
    ( Dedikodu/nu eder. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Uyarır/ikaz eder. )

    - DÜŞMANLIK değil/yerine/>< BİREŞİM/TEVHİD

    - DUŞU/YIKANMAYI:
    SICAK SUYLA TAMAMLAMAK
    değil ILIK (ya da [DAYANILABİLİR] SOĞUĞA YAKIN) SUYLA TAMAMLAMAK

    - DUŞU:
    YEMEKTEN/KAHVALTIDAN SONRA, DOLU MİDEYLE YAPMAK
    değil/yerine YEMEKTEN/KAHVALTIDAN ÖNCE, BOŞ MİDEYLE YAPMAK

    - DÜŞÜN! ve/||/<>/> OKU!
    ( Konuşmadan önce. VE/||/<>/> Düşünmeden önce. )

    - DÜŞÜNCE ve/||/<>/< MANTIK
    ve/||/<>
    EYLEM ve/||/<>/< EDEB

    ( Düşüncenin edebi, mantıktır. VE/||/<> Eylemin mantığı, edebdir. )

    - DÜŞÜNCE/DUYGU/DAVRANIŞ'LARDA:
    KOŞMAK/EMEKLEMEK
    değil/yerine YÜRÜMEK

    - DÜŞÜNCELERİ ÖĞRENMEK ile/ve/değil/yerine DÜŞÜNMEYİ ÖĞRENMEK/BECERMEK

    - DÜŞÜNMEK ve/<>/>/< BOŞ KONUŞMAMAYI BECERMEK
    ( Düşünmeden konuşmanın cezası, sonradan düşünmeye mahkûm olmaktır. )
    ( Bir şey ki, yapmasan da olur. YAPMA! Bir şey ki, söylemesen de olur. SÖYLEME! )
    ( Konuşulacak bir kişi olduğunda, onunla konuşamamak, onu yitirmek demektir. Konuşulamayacak bir kişiyle konuşmaksa sözlerin boşuna harcanması demektir. )
    ( Bazı şeyleri konuşmuyoruz diye aklımız/sözümüz yok zannedilmesin! )

    - DÜŞÜNMEK ile TAKILMAK

    - DÜŞÜNMEYE/ANLATMAYA BAŞLAMA:
    KÖTÜLERDEN
    ile/değil/yerine İYİLERDEN

    - DÜŞÜRMEK değil/yerine DÜŞÜNMEK

    - DUYARLILIK/HASSASİYET ile/ve/değil/yerine ENDİŞE [>< BİLGİ/BİLİNÇ]

    - DUYMA(MA)K ile/ve DİNLEME(ME)K
    ( Her dinlemiyor gibi görünen, dinlemiyor değildir! )
    ( Beyin ve kulak ile. İLE/VE Zihin, veri/bilgi, düşünce ve tutum ile. )

    - DÜZEN KURUCU ile "DÜZEN KORUYUCU" ile "DÜZENİN PARÇASI"

    - DÜZEN ve/<> GÜZELLİK ve/<> UYUM

    - DÜZEN ve/||/<>/>/< SÜKÛNET

    - DÜZGÜN DAİRESEL HAREKET ile DÜZGÜN DOĞRUSAL HAREKET
    ( Açısal hızın sabit kaldığı hareket. İLE Hız vektörünün yön ve büyüklüğünün doğru boyunca değişmediği [sabit kaldığı] hareket. )

    - EDİMSELLİK:
    DOĞADA
    ve/||/<>/> TİNDE
    ( İkisinde de kuvvettir. )

    - EĞİLMEK ve/||/<> BAŞAK
    ( Kişiler, başaklara benzer. Ne kadar bilgisizse içleri boştur ve dik durur. Ne kadar bilgiliyse o kadar eğilirler. )

    - EĞİLMEK ile/değil DİZLERİ KIRARAK YERE YAKLAŞMAK
    ( Belden eğilmek çok dikkat edilmesi gereken bir eylemdir. Olabildiğince dikkat ederek belden eğilmemek gerekir. Yerden bir şey alınacağı, özellikle kaldırılacağı zaman mutlaka dizleri kırarak yere yaklaşıp, bacak kuvvetiyle doğrulmaktır doğru olan. )

    - EĞLENMEK ile/ve/değil/=/<> OYALANMAK

    - EGO/N/(/U) ile/değil/yerine BENLİK/ĞİNİ
    ( Yok bil! İLE/DEĞİL/YERİNE Var bil! )

    - EL-KOL (HAREKETİ)

    - ELEŞTİRİ ile "ALT-ÜST ETME"

    - ELEŞTİRMEK ÜZERE BİLGİ TOPLAMAK/CIMBIZLAMAK ile/değil/>< (TAM/DOĞRU/SAMİMİ) DİNLEMEK

    - ELLERİ YIKAMADA:
    YEMEKTEN ÖNCE
    ve UYUMADAN ÖNCE
    ( ... VE Uyku/rüya sırasında -düşük de olsa- parmağınızı gözünüze değdirme olasılığından dolayı gözün mikrop kapmaması için uyumadan önce elleri temiz tutmakta yarar vardır! )

    - EMÂNET ETMEK değil/yerine TEŞEKKÜR ETMEK

    - EMEK ile/ve HAREKET

    - EMİR EDEN ile/ve/yerine HİZMET EDEN

    - EMİR ile/ve EDEB
    ( Emir, edebten üstündür. )

    - EN BÜYÜK PİŞMANLIK...
    ( "Pişman olurum" diye yapmadıklarımız. )

    - EN YAVAŞ HAREKET EDEN HAYVAN
    ( BRADİPUS )

    - EN YAVAŞ HAREKET EDEN KUŞ
    ( HOATZİN )

    - ENERJİ ile DEVİNGENLİK/CANLILILIK/HAREKETLİLİK

    - ENGEL OLMAK değil/yerine TEŞVİK ETMEK

    - ENGELLİYE:
    ACIMAK
    ile/değil/yerine SAYGI GÖSTERMEK

    - ERKEN SAMİMİYET ile/değil/yerine SAMİMİYET
    ( Erken samimiyet, pişmanlık doğurur. )

    - ESAS ile/ve/< USÛL/YÖNTEM
    ( Temel, öz. İLE/VE/< Yöntem, yol, uygulayım, metot. )
    ( Usûl olmadan vusûl olmaz.[Yöntem olmazsa kavuşulmaz/ulaşılmaz.] )
    ( Anayasa ve bazı/çoğu önemli davalar, önce usûlden sonra esastan ele alınırlar. )
    ( Kızgın tencere, bir kulpundan tutulmaz. )

    - ESNEMEDE [AĞZIN EL İLE KAPANIŞINDA]:
    SOL ELİN DIŞI
    ile/ve/değil/yerine SAĞ ELİN AVUÇİÇİ
    ( Tüm genel/günlük koşullarda. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Namazda. )

    - EŞYALARI/ÇANTAYI BIRAKMAK, ORTAMA GÜVENMEK YANINDA TUTMAK, SAHİP ÇIKMAK

    - EŞYALARI/ÇANTAYI:
    BIRAKMAK, ORTAMA GÜVENMEK
    yerine/değil YANINDA TUTMAK, SAHİP ÇIKMAK
    ( Eşyanın/çantanın yanınızda tutulmasının gerekliliği, çalınmaması için değil/yanısıra, bir hasar/kayıp ya da hırsızlık durumunda orada bulunan herkesi zan altında bırakmaması içindir. )

    - EŞYALARI:
    VİTRİNDE/SANDIKTA/... TUTMAK/SAKLAMAK
    ile/yerine/değil KULLANMAK
    ( "Bir gün kullanılır", "Misafir için" vb. düşünceler/tutumlar yerine kullanalım onları! )

    - EYLEM/HAREKET ve/||/<>/>/< SAĞALTIM/TEDAVİ/ŞİFÂ

    - EYLEMSİZ DÜŞÜNME/DÜŞÜNCE ile/değil/yerine EYLEMLİ DÜŞÜNME/DÜŞÜNCE
    ( El duası olmadan, dil duası olmaz. )
    ( Yaparak başarırsınız, tartışıp çekişerek değil. )
    ( Kalbi değiştiren eylemdir. )
    ( Herşey yapıldığında zihin sessiz kalır. )
    ( Sağlam bir anlayışa sahip bir kişi, eylemden sakınmaz. )
    ( İnandığınızı yapın ve yaptığınıza inanın. Başka her şey enerji ve zaman savurganlığıdır. )
    ( Evinizin eşiğini temizlemeden, komşunuzun damındaki kardan şikâyet etmeyiniz. )

    - EYLEM ile/değil EYLEME(K)

    - FERÂGAT ile/ve/<> TESLİMİYET

    - FİİL ile/ve DAVRANIŞ ile/ve EYLEM
    ( İş üretir. Durumu değiştirmektir. İLE/VE Psişik durumların dışavurumu. İLE/VE Bilinçli, amaçlı etkinlik. )

    - FIRSATÇI/ÇIKARCI ile/değil KÂMİL

    - FİTRE ile/ve SADAKA
    ( Ramazan ayı boyunca. [Bayram namazına kadar] İLE/VE Ramazan ayı dışında. )
    ( ... İLE/VE Tüm nesne/bitki/hayvan ve hizmetler. )

    - GASP değil/yerine/>< FERÂGAT

    - GAZETE OKUMAK ile/ve/<>/||/değil/yerine KİTAP OKUMAK

    - GECİKTİRME ile/ve/değil/yerine/<> ÖTELEME

    - GEÇİŞ KARTINI:
    YAVAŞ BASMAK
    ile/değil/yerine ÜZERİNDE TUTMAK/BEKLEMEK

    - GEÇMİŞE SAPLANMAMAK ve/||/<> GELECEĞE ODAKLANMAMAK

    - GELİRİNİ KULLANMA/TÜKETME:
    YAŞAMAK ÜZERE
    ve/||/<>/> HAYIR İŞLEMEK ÜZERE ve/||/<>/> "HAYIR!" DİYEBİLMEK ÜZERE

    - GELİŞİM ve/||/<> ARINMA ve/||/<> YOZLAŞMAMA

    - GELİŞMİŞLİĞİN, OLGUNLUĞUN/KEMÂLÂTIN SONU:
    YALINLIK
    ve/||/<> SÜKÛT

    - GELİŞTİRME ile/ve/<> ÖNÜNÜ/ÖTESİNİ AÇIK TUTMAK

    - GENÇKEN ÇABALA!:
    "PARA/ÇIKAR KAZANMAK" İÇİN
    değil/yerine ÖĞRENMEK İÇİN

    - GENELLEME ile/değil/yerine/>< EMİN OLARAK

    - GENELLEŞTİRME ile/değil ÖRNEKLENDİRME

    - GEREK GÖRMEMEK ile/ve/<> YEĞLEMEMEK/TERCİH ETMEMEK

    - GEREKLİLİK:
    BİLMEK
    ile/ve/değil/<> YAPMAK

    - GEREKSİZ/YERSİZ/ANLAMSIZ "TEPKİ VERMEK" ile/ve/değil/yerine HAREKETE GEÇMEK
    ( Sadece aptallar, gereksiz/yersiz/anlamsız "tepki verir". )

    - GİTMEK ile/ve/değil/yerine HAREKET (ETMEK)
    ( ZİHAP ile/ve/değil/yerine ... )

    - GÖRKEME BAŞVURMAK değil/yerine/>< YALINLAŞMAK
    ( Zayıf "kişilikler"de. DEĞİL/YERİNE/>< Güçlü kişiliklerde. )

    - GÖRMEK/BAKMAK:
    "İSTEDİĞİNİ"
    ile/ve/değil/yerine/||/<> İSTEDİĞİN ŞEY İÇİN GEREKEN(LER)İ

    - GÖRÜNTÜNÜN/MANZARANIN:
    EN ÇİRKİNİ/KORKUNCU
    ile/değil/yerine/>< EN GÜZELİ
    ( Somurtan bir "yüz". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Gülen bir yüz. :) )
    ( Gülen İnsan Yüzünün Görsel FaRkLaR'ı için burayı tıklayınız... )
    ( Kara delik. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Güneş. )

    - GÖRÜNÜR HAREKET ile/ve GERÇEK HAREKET

    - GÖRÜNÜR HAREKET ile/ve GERÇEK HAREKET

    - GÖRÜNÜŞ/LER ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HAREKET/LER

    - GÖSTERMEK ile/ve/değil/yerine/<> SİMGELERLE/ÖYKÜLERLE/MASALLARLA ANLATMAK

    - GÖZ KAPAĞI ve/+/||/<> DUDAK
    ( "Herşeyi görme!" diye vardır. VE/+/||/<> "Her sözü söyleme!" diye vardır. )
    ( Kulakta, sürekli takılı olması gereken iki küpe...

    Bir şey ki, yapmasan da olur... YAPMA!
    Bir şey ki, söylemesen de olur... SÖYLEME! )

    - GÜCÜN:
    KENDİ ELİNDE TUTULMASI
    ile BAŞKASINA UYGULANMASI
    ( Elinde biriktirdiğin/tuttuğun oranda sana zarar verir. İLE Başkasına zarar verir. )
    ( Haset vb. )

    - GÜLEN ile/ve GÜLDÜREN
    ( ... İLE/VE Gülünecek olana gülmemeyi becerebilen, ciddiyetini sürdürebilen. )

    - GÜLME ile KİKİRDEME

    - GÜLÜŞ(ÜN) < ACI(SI) değil/yerine ACI(N) > GÜLÜŞ(Ü)
    ( Olmamalı. DEĞİL/YERİNE Olabilir. )

    - GÜNEŞE:
    YAKIN OLMA! ve UZAK OLMA!
    değil/yerine/><
    BELİRLİ BİR UZAKLIKTA OL!

    ( Yanarsın. VE Donarsın. DEĞİL/YERİNE Yaşam bulursun. )

    - GÜNLÜK HAREKET/LER ile/ve DÜZENSİZ HAREKET/LER
    ( ... ile/ve TERÂCÛİYYİN )

    - GÜNLÜK YAŞA(MAK) ile/değil/yerine GÜNÜ YAŞA(MAK)
    ( Vurdumduymazlık içinde, hesapsız, düzensiz, aykırı, asalak yaşam. İLE/DEĞİL/YERİNE Gün içinde yaşanan, olan-biten herşeyi, olumlu ya da olumsuz tam anlamıyla yaşamak. )
    ( Temel olan, günü tam bir uyum ve bütünlük içinde yaşamak. Günü Yaşa(Carpe Diem), günlük yaşamak değildir! )

    - GÜNÜ GEÇİRMEK değil/yerine GÜNÜ YAŞAMAK
    ( Kişi, inandığı gibi yaşayamıyorsa, yaşadığı gibi inanmaya başlar. )

    - Gürültü yapmayacak şekilde DİNLE!!!

    - GÜVEN KAZANMA ile/ve/<>/||/değil/yerine GÜVENİ/Nİ SARSMAMA

    - GÜVEN KAZANMA ile/ve/<>/değil/yerine KENDİNİ TANITMA
    ( Yeterli gelmeyebilir. İLE/VE/<>/DEĞİL/YERİNE Hem yeterli gelir, hem geliştirir/ilerletir, hem de güven sunar/kazandırır. )

    - GÜVEN!:
    GÜLÜŞÜN ARDINDAKİ KEDERE
    ve/||/<> ÖFKENİN ARDINDAKİ SEVGİYE ve/||/<> SESSİZLİĞİN ARDINDAKİ NEDENE

    - GÜVENİLİRLİK ile/ve/> SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK
    ( SİKA[< VÜSÛK]: Güven, emniyet. | Güvenilir/inanılır kişi. )

    - GÜVEN ve/||/<> DERİNLİK ve/||/<> SEVGİ
    ( Söz ile yapılan iyilik. VE/||/<> Düşünce ile yapılan iyilik. VE/||/<> Vererek yapılan iyilik. )

    - GÜVEN ile/ve/||/<> SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

    - HADAR ile/ve/||/<> SÜKÛN

    - HADDİNİ BİLMEK ile/ve HAKKINI BİLMEK
    ( Olgunlaşmayan meyveye, el uzanmaz. )

    - HADDİNİ BİLMEK ve HESABINI BİLMEK

    - HÂDİ'[< HADÎA] ile HÂDÎ ile HÂDÎ[< HİDÂYET | çoğ. HEVÂDÎ, HÜDÂT] ile HAYDİ!
    ( Hileci, dolapçı. | Fena, bozuk. İLE Sırada ilk, birinci. | Yenilene yardım eden, yardımcı. İLE Doğru yolu gösteren, hidâyet eden. | Kılavuz, rehber. | Önde giden. | Mızrak ucu. İLE "Hareket geç!" )

    - HAKİKÂTİNİ DAĞITMAK ile/ve HAKİKÂTİNDEN VAZGEÇMEK

    - HAKKINI İADE ETMEK ve/<> HAKKINI TESLİM ETMEK

    - HAKK ve/||/=/<> HAREKET[BİZÂTİHÎ]

    - HAKLI/HAKSIZ ÇIKARMAYA ÇALIŞMAK ile/değil/yerine ANLAMAYA ÇALIŞMAK

    - HALDUR HULDUR (HAREKET ETMEK)

    - HÂL ve/> TEMKİN ve/> SÜKÛN

    - HAMD ile/ve ŞÜKÜR ile/ve ŞÜKÜR

    - HANIM-HANIMCIK (OTURMAK, HAREKET ETMEK)

    - HARAKET değil HAREKET

    - HARCADIKLARINDAN KALANI BİRİKTİRMEK değil/yerine/>< BİRİKTİRDİKTEN SONRA, KALANI HARCAMAK

    - HAREKET EDEN ŞEY ile HAREKET ETMESİ BAKIMINDAN ŞEY

    - HAREKET EDEN/ETTİREN ile/ve DEĞİŞEN
    ( Bir cismin belirli konumlarda belirli aralıklarda bulunması. İLE/VE ... )
    ( * Hareket nedir? * Şey nedir? * İlke nedir? * Aralarındaki ilişki nedir? İLE/VE Değişenin bilgisi elde edilebilen şey değildir, kesin olarak elde edilemez. )

    - HAREKET HALİNDEKİ TEK BUZUL:
    PERITO MORENO

    ( Dünyanın, hareket halindeki tek buzulu olan bu buzul, adını, Patagonya'da uzun süre bilimsel çalışmalar yapan, Şili-Arjantin sınırının da çizilmesine yardımcı olan, ancak bu buzulu hiç görememiş olan Francisio Moreno'dan almıştır. [Buzullar, genellikle yükseklerde (Tibet, Himalaya gibi) ya da Kutup'a çok yakın enlemlerde (Grönland, Alaska, Antartika gibi) oluşur. Bu durumda, her iki etmen de bulunmamaktadır. Bu buzulu, bol kar, rüzgâr ve nem ortaya çıkarmıştır.] )
    ( 257 km² yüzeye, 34 km. uzunluğa ve 4 km. genişliğe sahiptir. Gölle buluştuğu noktada yüksekliği 60 m.[su altında 100 m. daha | gölden 6 km. geride ise 400 m.] )
    ( Her gün 1-2 cm. ilerleyen buzulun hacminde pek bir azalma olmadığı belirtiliyor. )

    - HAREKET'İN:
    NEDEN'İ
    ile/ve NASIL'I

    - HAREKET'TE:
    İŞÂRÂT-I HİSSİYE
    ile/ve MAKSADÜ'L HAREKET

    - HAREKET'TE:
    YER DEĞİŞTİRMEK
    değil KENDİ İÇİNDE DEĞİŞMEK

    - HAREKET-İ MÜSTAKÎME ile HAREKET-İ UFKİYE ile HAREKET-İ MENKÛSE

    - HAREKET/DEVİM ile/ve ETKİNLİK/DEVİNİM

    - HAREKET:
    CEVHER'DE
    ile NİCELİK'TE ile NİTELİK'TE ile MEKÂN'DA

    - HAREKET:
    GÖRELİ
    ile/ve/<> BAĞIL

    - HAREKET:
    NESNENİN/DURANIN, KENDİNİ BULUNDUĞU DURUMDAN/NOKTADAN OLUMSUZLAMASI/DIŞARI ÇIKARMASI
    ile/ve/||/<>/> YENİDEN OLUMLAMASI/YAPILANMASI

    - HAREKET:
    NOKTA
    ve/<> HAT ve/<> SATIH/YÜZEY ve/<> HACİM/CİSİM

    - HAREKETİ-İ İRÂDİYE ile İRÂDE-İ AKLİYE
    ( Hayvan/da. İLE İnsan'da. )

    - HAREKETİN KAYNAĞI ile BİLGİNİN KAYNAĞI

    - HAREKETİN SÜREKLİLİĞİ:
    DOĞADA
    ile/ve/<> YAŞAMDA
    ( Sürekli oluşum. İLE/VE/<> Sürekli insanlaşma. )
    ( Yaşamdaki temeddün, doğadaki tekevvün'ün devamıdır. [ve bunun da sonsal amacı, kişinin, daha da insanlaşarak, olgunluğa/kemâle ermesidir.] )
    ( DOĞA: Hareket ile sükûnun ilkesi. )

    - HAREKETLİ/LİK ile/ve/<> ETKİN/LİK

    - HAREKETSİZ DİRENİŞ ile/ve/||/<> SESSİZ ÇIĞLIK

    - HAREKETSİZLİK ve/||/<>/> ÇÜRÜME

    - HAREKET ile/ve ARDIŞIKLIK

    - HAREKET ile/ve BELİRLEYİCİLİK

    - HAREKET ile/ve BELİRSİZLİK

    - HAREKET ve/<> BEREKET
    ( Varoluşu sağlar. VE/<> Varoluşun sürekliliğini sağlar. )

    - HAREKET ve/<> BİÇİM

    - HAREKET ile/ve DAVRANIŞ
    ( ... İLE/VE Bilinçsiz/bilinçli hareket. )

    - HAREKET ile/ve/değil DEĞİŞİM

    - HAREKET ve/<> DİNGİNLİK

    - HAREKET ile/ve DİRİLİK

    - HAREKET ile/ve/||/<> DUYGU

    - HAREKET ve/||/<> DUYGULANIM ve/||/<> BENZETME
    ( İki kişi arasındaki tüm ilişkilerde ve temelinde, anne ile çocuğun ilişkisinde, yerli yerinde ve yeterince bulunması gerekenler... )

    - HAREKET ile/ve ETKİLEŞİM

    - HAREKET ile/ve ETKİNLİK
    ( Hareket, tamamlanmamış etkinlik; etkinlik ise tamamlanmış harekettir. )
    ( Geçmiş-Şimdi-Gelecek'in bütünlüğü. )

    - HAREKET ile EYLEM

    - HAREKET ile EYLEM

    - HAREKET ve/> EYLEM ve/> YAŞAM ve/> BİLİNÇ
    ( HAREKET: Bil-kuvve olanın, bil-fiil olması için gerekli çaba. )

    - HAREKET ile/ve FİİL

    - HAREKET ve/= HAKK

    - HAREKET ile HAREKÂT

    - HAREKET ile/ve HAREKETİN AMACI

    - HAREKET ve/<> HAREKETTE DİNGİNLİK

    - HAREKET ile/ve HİKMET

    - HAREKET ile/ve İMAR

    - HAREKET ile İNTİKAL

    - HAREKET ve KEMÂL/SINIR
    ( Her hareket, kemâline erer/sonlanır. )

    - HAREKET ile/ve/değil KESİNTİSİZLİK

    - HAREKET ile/ve KIMILDAMA

    - HAREKET ile KIPIRTI

    - HAREKET ile/ve KUVVET

    - HAREKET ve MADDE

    - HAREKET ve OLUŞ ve YOKOLUŞ

    - HAREKET ve SABİTLİK

    - HAREKET ile SES ile KONUŞMA

    - HAREKET ile/ve ŞEY
    ( Çırpıntı ve su ayrı değildir. Sizi suyun varlığından haberdar eden de o çırpıntıdır. )

    - HAREKET ile/ve SINIRLILIK

    - HAREKET ve/<> SÜKÛN
    ( Kendi halini/yerini bulmak/bulmaya çalışmak. VE/<> Tamamlanma. )
    ( Hareket, sükûn ister. VE/<> Sükûn/et, hareketin ademidir/yokluğudur. )
    ( Kasların, harekete; zihnin, sükûna gereksinimi vardır. )
    ( Özde, hareket aranmaz/"bulunmaz". )
    ( DOĞA: Hareketin yasalarının bilimi. )
    ( HAREKET: Doğal yerinde bulunmama. )

    - HAREKET ve/> SÜREKLİLİK

    - HAREKET ile/ve SÜRÜKLENME

    - HAREKET ile/ve/<> TELÂŞ

    - HAREKET ve/> TİN/PSİŞE ve/> ZEKÂ
    ( Değiştirir. VE/> Birleştirir. VE/> Dönüştürür. )

    - HAREKET ve/> ÜMİT/UMUT

    - HAREKET ile/ve/||/<> UYUMLULAŞTIRILMIŞ HAREKET

    - HAREKET ile/ve VARLIK

    - HAREKET ile/ve/değil YER DEĞİŞTİRME(İNTİKAL)
    ( Basit düzeydeki zihinlerde, hareket, yer değiştirme olarak yorumlanır. )

    - HAREKET ve/> YÖN
    ( Hareketin başladığı andan itibaren yön oluşmaya başlar. )
    ( Hareketin, yöne gereksinimi vardır. )
    ( Yön, İbni Sinâ'nın tüm eserlerinde ayrı ve başlı başına bir bölümdür. )

    - HASED ile BUHUL ile ŞUH ile GIPTA
    ile/değil/yerine/>/<
    SEHÂVET ile İSÂR ile CÛD ile FAKR ile MAHV

    ( | "Bende yok, onda da olmasın." İLE "Bende var ama onda olmasın". İLE "Onunki, benim olsun". İLE "Onda var, bende de olsun". |

    İLE/DEĞİL/YERİNE/>/<

    | "Bende var ama onda da olsun". İLE "Benim değil onun olsun". İLE "Benim yok ama onun, olsun". İLE "Onda yok, bende de olmasın". İLE "[Paylaştığı/bölüştüğü halde ...] Bir şey mi vermişim/z?". | )

    - HASSAS/LIK ile DUYARLI/LIK

    - HASTALIĞI, ZİHİN/DÜŞÜNCE GÜCÜYLE:
    "İYİLEŞTİRMEK"
    ile/ve/<>/değil/yerine İLERLEMESİNİ ENGELLEMEK

    - HATADAN:
    ÇEKİNMEK
    ile/değil KAÇINMAK

    - HATALARINLA:
    [ya] YÜZSÜZLEŞMEK
    ya da/değil/yerine YÜZLEŞMEK
    ( Kişinin, kendiyle yüzleşmeye yüzü yoksa, başkalarının hatalarıyla oynar durur. )

    - HÂTEM ile Hâtem
    ( Mühür, üstü mühürlü yüzük. İLE Arap kabîleleri arasında tanınmış "Tayyi" kabîlesine mensup ve cömertliğiyle ünlü olan "İbnü Abd-illâh Bin Sa'd"ın takma adı. | Çok cömert. )

    - HAYIR >< İSRAF
    ( Hayırlıda israf, israfta hayır olmaz. )

    - HAYVAN GİBİ YAŞAYAN "KİŞİ/İNSAN" ile/değil/>< İNSAN GİBİ HAREKET EDEN "HAYVAN"

    - HAZ:
    DEĞİŞKEN
    ile/değil/yerine DEVİNGEN
    ( Gövdede ve gövdeye yönelik.[keyif] İLE/DEĞİL/YERİNE Zihinde ve zihne yönelik.[zevk] )

    - HAZIR OLMAK ile/yerine AKŞAMDAN(/ÖNCEDEN) HAZIRLANMAK

    - HERŞEYİ YAZMAK ile/ve/değil/yerine YAZILABİLDİĞİ KADAR/INI YAZMAK

    - HERŞEYİN DÜZELECEĞİNE ve/||/<> HERŞEYİ DÜZELTEBİLECEĞİNE ve/||/<> HERŞEYİN BİTECEĞİNE
    ( İnanarak dileyelim! VE/||/<> İnanarak çabalayalım! VE/||/<> İnanarak sabredelim! )

    - HESAP SORMAK ile/değil/yerine ÖRNEK OLMAK

    - HEYECAN:
    "HATA YAPTIRABİLİR"
    ve/fakat/||/<>/> HAK'I YAPTIRIR

    - HİBBE[< HİBEB] ile HİBE[< HİBÂT]
    ( Paçavra, kesilmiş kumaş parçası. İLE Bağışlama, bağış. )

    - HİPERAKTİF ile/değil HAREKETLİ
    ( Öğrenme becerisi gösteremeyenler için geçerlidir. İLE ... )
    ( Nohut, boncuk vb. gibi şeyleri, önündeki ağzı dar şişeye 1-2-3 dk. boyunca doldurabiliyorsa ve dikkatini belirli sürelerde bir şeyler üzerinde tutabiliyorsa hiperaktif değildir! )

    - HIRS ve İSRAF değil/yerine/>< İKTİSAD ve KANAAT
    ( Zararlı bir küfrân. VE Nimeti, çirkin ve zararlı bir küçümseme. DEĞİL/YERİNE/>< Nimete, güzel ve yararlı bir saygı. İLE Ticaretli bir şükran. )
    ( Yanıltır, zelîl eder. DEĞİL/YERİNE/>< Aziz eder. )

    - HIRS değil/yerine GEREKSİNİM
    ( Dünya, herkesin gereksinimine yetecek kadarını sunar; fakat herkesin hırsına yetecek kadarını değil. )

    - HIRS değil/yerine/>< SABIR

    - HIRS değil/yerine/>< YASA

    - HIZLI ile/ve/değil/yerine HAREKETLİ

    - HİZMET[bkz. HİDMET, HİDEMÂT] değil/yerine/= İŞ GÖRME, GÖREV

    - HIZ değil/yerine/>< DAYANÇ/SABIR

    - HOCANIN:
    YAPTIĞI
    ile/ve/değil/yerine/<>/>/< SÖYLEDİĞİ/DEDİĞİ
    ( Hocanın dediğini yap, yaptığını yapma! )

    - HORGÖRÜ ile/yerine HOŞGÖRÜ
    ( Hor görme! Hor gördüğüne muhtaç olursun. )
    ( Güçlü bir zihin hoşgörülü, dar bir zihin horgörülü olur. )

    - HÜKÜMETİ/HÜKÜMETLERİ CİDDİYE ALMAK yerine DEVLETİN/VATANIN BÜTÜNLÜĞÜ VE GELECEĞİ İÇİN ÇABA HARCAMAK/ÜRETİMDE BULUNMAYA DEVAM ETMEK

    - HÜSN-Ü KURUNTU ile/değil HÜSN-Ü ZANN
    ( HÜSN-Ü ZANN İLE BAK
    GÖRDÜĞÜN RAHMAN OLUR )

    - HUZUR ile/ve SÜKÛN

    - İ'TİZÂL[< AZL] ile İ'TİZÂR[< ÖZR | çoğ. İ'TİZÂRÂT]
    ( Bir tarafa çekilme. | İşten çekilme. | Ehl-i sünnet'ten Vâsıl b. Atâ'nın kurduğu mu'tezile mezhebi. | Takımdan ayrılma. İLE Özür dileme. )

    - İBZA ile İBZÂL

    - İCÂBEN ile ALÇAKGÖNÜLLÜLÜKLE

    - İCBÂR ile/değil/yerine İTİBÂR

    - İÇSELLEŞTİRME ve/+/||/<>/> İŞSELLEŞTİRME

    - İÇSELLEŞTİRME ile/> SÜREKLİLİK/SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

    - İDDİA ETMEK ile/ve/değil/yerine/fakat/<> SÖYLEMEK
    ( Edilemez. İLE/VE/FAKAT/<>/DEĞİL/YERİNE Söylenilebilir. )

    - İDDİALI OLMAK ile/yerine/değil ÇABA(SINI) GÖSTERMEK
    ( Başarı, ancak yorulmaksızın doğru çabaları göstererek kazanılır. )
    ( İyi huyluluğun etkisi, alçakgönüllü ve sıralı çabalarla elde edilen kalıcı durumlarda görünür. )

    - İDDİA ile DAYANAKÇA

    - İDDİA değil/yerine NEŞE

    - İFLÂH (OLMA[MA]K) ile İSLÂH (OLMA[MA]K)

    - İHÂNET değil/yerine/>< SEVGİ
    ( İhânet, sevgiyi öldürür. )
    ( KÂBİL >< HÂBİL )

    - İHMAL ile TERK

    - İHTİLÂF yerine İTTİFAK

    - İLK HAREKET

    - İLKELER ile/ve/değil/||/<> İLKESELLİK
    ( Değişebilir/değiştirilebilir, geliştirilebilir, yok edilebilir. İLE/VE/DEĞİL/||/<> Aşılamaz, geçilemez, ertelenemez, göz ardı edilemez, askıya alınamaz, kenara konulamaz. )

    - İLKELLİK değil/yerine/>< İLKELİLİK
    ( İnsanı ayakta tutan, iskelet ve kas sistemi değil ilkeliliğidir. )

    - İLKESEL/İLKEYİ DÜŞÜNMEK/KONUŞMAK ile/ve İLKEYLE DÜŞÜNMEK/KONUŞMAK
    ( Anlayışı konuşmak, aklı anlamak. İLE/VE Şeyi, olayı anlamak. )
    ( Varlıksal. İLE/VE Varoluşsal. )

    - İLTİFAT ve/+/||/<>/> CESARET VERMEK

    - İLTİFAT ile/ve ONAY

    - İLTİFAT ile/ve/değil/yerine/<> ŞÜKRAN

    - İMAN ve/> GÜVENLİ/RAHAT HAREKET ALANI

    - İMECE ile FASON(/FERLAKS SİSTEMİ-FRANSIZ/PUTTING-OUT SİSTEMİ)

    - İMTİNÂ ile İSTİNKÂF
    ( Çekinme. İLE Çekinme, geri durma, sakınma. )

    - İNANDIĞI NOKTAYA ÇEKMEK İÇİN SORMAK ile SADECE SORU OLARAK SORU SORMAK
    ( Saptırma/çarpıtma. İLE Gerçeğe/doğruya olan bağlılıkla. )
    ( Kötü niyetli ya da bilgisizce. İLE Doğruyu bulmaya yönelik. )

    - İNAT (EDEN) ile/ve/değil/yerine/<> DİRENÇ/İHTİYÂR[< HAYIR] (GÖSTEREN)

    - İNAT değil/yerine/>< İNSAF

    - İNAT yerine İRÂDE

    - İNDİRGEME ile/ve/değil/yerine/>< DAYANDIRMA

    - İNFÂK ile/ve/||/<> KİŞİ

    - İNSAF ile/ve HAKKÂNİYET

    - İNSAN'IN/KİŞİNİN DÜŞÜNMESİ ile/ve TANRI'NIN DÜŞÜNMESİ
    ( [mâhiyetçe değil derece olarak!] Bilkuvve'den bilfiil'e doğru. İLE/VE Bilfiil. )

    - İNTİKAM değil/yerine/>< AFFETMEK
    ( En etkili/büyük intikam, affetmektir. )

    - İPE-SAPA (GELMEZ İŞ/SÖZ/HAREKET/DAVRANIŞ)

    - İRŞÂD:
    İLİM ÖĞRETMEK
    değil UYKUDAN UYANDIRMAK

    - İŞE YARAYAN ile/ve/değil/||/<>/< İŞ GÖREN

    - İŞİMİZ/UĞRAŞIMIZ/HİZMETİMİZ:
    | "YIKMAK" ve/ya da "YAKMAK" İLE |
    değil YAPMAK İLE

    - İŞİTMEK ile/ve DUYMAK/DİNLEMEK
    ( İşlevsel. İLE/VE Katılımcı. )

    - İSKAT/ISKAT[< SUKUT | çoğ. ISKATÂT]["ka" uzun okunur] ile İSKÂT[< SÜKÛT]
    ( Düşürme/düşürülme. | Yok etme. | Hükümsüz bırakma. | Ölünün azapsız kalması için dağıtılan sadaka. İLE Susturma, sükût ettirme. | Tartışmada yanıt veremeyecek duruma getirme, ağzını kapattırma. | Kandırma, râzı etme. )

    - İŞLENMİŞ/RAFİNE/PAKETLİ/KONSERVE/DONMUŞ/HAZIR GIDALAR ile/değil/yerine OLABİLDİĞİ KADAR DOĞAL OLANI
    ( )

    - İŞLEVSEL/LİK ile/ve EYLEMSEL/LİK

    - İSMET ve/<> İFFET

    - İSRAF (EKONOMİSİ) değil/yerine/>< İNSAF (EKONOMİSİ)

    - İSRAF ve/değil/yerine İNFÂK

    - ISRAR ETMEK değil/yerine/>< AŞMAK

    - ISRÂR ile ISNÂ'
    ( Ayak direme. İLE Yardım etme. | Anla(ya)mayan birinin, gerektiği gibi öğrenmesi. )

    - İŞTE:
    "GÖNÜL EĞLENDİRMEK"
    ile/ve/değil/yerine/||/>GÖNÜLLÜLÜK

    - İSTEMEDEN VERMEK ile/değil İSTENİLMEDEN VERMEK

    - İSTEMEMEK ile/ve/<>/değil/yerine GEREK GÖRMEMEK

    - İSTEMEMEK ile/ve/<>/değil/yerine YEĞLEMEMEK/TERCİH ETMEMEK

    - ISTIRAP ve HAREKET

    - İSTİSÂRE ile İSTİŞÂRE[< ŞÛRÂ (çoğ. İSTİŞÂRÂT)]
    ( Tozutma, toz savurma. | Fitnecilik, fesatçılık etme. İLE Fikir sorma, danışma. )

    - İSYAN (MECLİSİ) değil/yerine İSTİŞARE (MECLİSİ)

    - İTAAT ile/ve/değil/<> DÜZEN

    - İTFA[Ar.] ile/değil/yerine BORÇ ÖDEME
    ( ... İLE Söndürme. | Sönüm. | Bir borcu, azar azar ödeyerek kapatma, sönüm. )

    - İTİRAF ile/ve/değil/ne yazık ki TEHDİT

    - İTİRAF ile/ve/||/<> TÖVBE

    - İYİ KULLANMAK ile/ve/||/<> YARARLANMAK

    - İYİLİK YAPAR GİBİ GÖRÜNMEK ile/değil/>< İYİLİK YAPIP GÖRÜNMEMEK

    - İYİLİK ile/ve HİZMET
    ( Her kişi, yapmadığı tüm iyiliklerden suçludur. )
    ( İyilik, sağırın duyabildiği, körün görebildiği bir dildir. )

    - İZİN (VERMEK) ile/ve/değil/yerine FIRSAT (VERMEK)
    ( Kendine kapı açıldığı halde içeri girmeyen, kovulmayı (da) hak eder. )

    - İZİN İSTEMEK ile/ve/değil/yerine OLUR ALMA, BİLGİ VERME (GEREKLİLİĞİ)

    - İZİN VERMEMEK ile/ve ENGEL OLMAK

    - İZLEMEK ile/ve/<> DESTEKLEMEK

    - KABZ değil/yerine/>< FERÂGAT

    - KAÇMAK ile/değil/yerine UZAK DURMAK

    - KAÇMAK ile/değil/yerine VAZGEÇMEYİ BİLMEK/BECERMEK

    - KADEH ile/ve/değil/yerine PİSAGOR'UN KADEHİ
    ( ... İLE Ölçüyü kaybedersen, herşeyi/ni kaybedersin. )
    ( ... İLE İçine konulan şarabın, kadehin ortasındaki çıkıntının seviyesini geçmesiyle, fazla olanı değil kadehin içindeki tüm sıvıyı, altındaki deliklerden akıtır. [Nerede duracağını ve ne kadar içmesi gerektiğini bilmeyenler için ve sınırlarını öğrenmeleri için yapılmıştır.] )
    ( | )

    - KALLEŞ/LİK ile/değil/yerine KARDEŞ/LİK

    - KALP ve SES
    ( İkisini de yumuşatmak gerekiyor. )

    - KÂL ve/> HÂL ve/> SÜKÛT

    - KAMBURLAŞMA değil/yerine/>< DİK/DÜZGÜN DURMA/OTURMA/YÜRÜME

    - KANAAT ile/ve/değil/yerine KANIT

    - KANDIRMAK ile SANDIRMAK

    - KANDIRMA ile/ve/değil/yerine/<> İKNA

    - KAPILARI:
    AÇIK BIRAKMAK
    değil/yerine KAPALI TUTMAK
    ( Tuvalet kapısı gibi kapıların, içeridekiler tarafından kapatılması isteği, kendilerini saklamak üzere değil kapının önünden geçecek kişileri(/bayanları) içeriyi görmek zorunda bırakmamak içindir! [Lütfen özellikle bayanların rahatsızlığını dikkate alarak ve saygı göstererek tuvalet giriş kapılarını kapalı tutmaya özen gösterelim!...] )

    - KAPIYI:
    VURMADAN/ÇALMADAN AÇMAK/GİRMEK
    ile/değil/yerine VURARAK/ÇALARAK AÇMAK/GİRMEK

    - KAPSAYICI/LIK ile/ve/||/<> KUCAKLAYICI/LIK

    - KARAMSARLIK değil/yerine/>< KAVRAMSALLIK

    - KARIŞMA! ile/ve/||/<> KARIŞTIRMA! ile/ve/||/<> AÇMA!
    ( [... iç dünya(sı)na/ı ...] Hiçkimsenin. İLE/VE/||/<> Hiçkimseyi. İLE/VE/||/<> Hiçkimseye. )

    - KARMAŞA/KARGAŞA değil/yerine YAŞAMIN OLUŞTURULMASI
    ( Türdeşlik ve görelilik ile. DEĞİL/YERİNE Düzen kurarak. )

    - KARMAŞIK ALGILAMA SÜREÇLERİ'NDE:
    ÖRÜNTÜ
    ve/<> HAREKET ve/<> DERİNLİK

    - KARŞI KOYMAK ile/değil/yerine FARKINDALIK

    - KARŞILAMA ile/ve/||/<> UĞURLAMA
    ( Giydiğinle. İLE/VE/||/<> Sohbetinle.
    Kişiler, giydiğiyle karşılanır, sohbetiyle uğurlanır. )
    ( Dress, how you want to be addressed. )

    - KASIT ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< DAYANAKÇA

    - KATKI ile/ve/<>/değil/yerine/|| DEVAM ETTİRME

    - KAVRA! ve/> AT!

    - KAYGI ile/ve/değil/yerine DUYARLILIK

    - KAYNAĞA/KİTABA/SÖZE/SÖYLEYENE GÜVENMEK ile/ve/değil/yerine ANLAMA GÜVENMEK

    - KAZANIM ile/ve/değil/yerine/||/<>/> DONANIM
    ( "Kâr". İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Yarar. )

    - KÂZIM ile KÂZÎM
    ( Öfkesini tutan. [arasıra] İLE/VE Öfkesini tutan. [sürekli] )

    - KEMAL/OLGUNLUK ve/<> ÖZGÜR/LÜK

    - KENDİ YAZAN ile YAZDIRAN

    - KENDİLİĞİNDENLİK ile DOĞAÇLAMA

    - KENDİNE YONTMAK değil/yerine KENDİNİ YONTMAK

    - KENDİNİ "KASMAK" ile/değil KENDİNİ KISMAK

    - KENDİNİ AZIMSAMAK değil/yerine/>< KENDİNİ ANIMSAMAK

    - KENDİNİ BEĞENME ile KENDİNE YETERLİK
    ( EGOISM/EGOIST vs. NARSISISM/NARSISIST )

    - KENDİNİ GELİŞTİRMEK ve/||/<>/> KUŞAĞINI YETİŞTİRMEK
    ( Bugün. VE/||/<>/> Yarın. )

    - KENDİNİ GELİŞTİRMEK ile/ve/<> UNUTMAK

    - KENDİNİ HAKLI ÇIKARAN >< DÜRÜST
    ( Kendini haklı çıkaran, dürüst değildir. )

    - KENDİNİ TANI/BİL!:
    HÜRMET
    ve/||/<> MUHABBET ve/||/<> MERHAMET
    ( Kendini bilen, bilmeyenin kusuruna bakmaz. )

    - KENDİNİ, BAŞKALARINDAN KORUMAK ile/ve/değil/yerine BAŞKALARINI, KENDİNDEN KORUMAK

    - KESKİN ile/değil/yerine/>< SAKİN
    ( Zâhirde. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Mânâda. )

    - KETLEMEK/ENGELLEMEK değil/yerine ÜRETİM/DÖNÜŞÜM

    - KEYFÎ/LİK ile/değil/yerine KENDİLİĞİNDEN/LİK

    - KEYFİNDE/LİK ile/değil/yerine KENDİNDE/LİK

    - KEYİF ile/değil/< YAŞAM
    ( Keyifler değildir yaşamı değerli yapan. Yaşamdır, keyif almayı değerli kılan. )

    - KEYİF ile/ve/değil/yerine/< ZEVK
    ( Gövdesel. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Zihinsel. )
    ( Maddi. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Manevi. )
    ( Geçici. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Kalıcı. )
    ( Yatarak/yatmaktan. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Hareketle/hareketten. )
    ( Bir şey yapmadan "yaşadığın"[ı zannettiğin]. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Bir şey/ler yaparak elde ettiğin. )
    ( Yaşandığı oranda pişmanlığa götürür. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Yaşandığı oranda sevinç/neşe verir. )
    ( Eşekte de vardır. İLE/VE/YERİNE İnsandadır. )
    ( İkisi de ıstırabın eseridir. )
    ( İki ıstırap verici durum arasındaki bir aralıktırlar. )
    ( Istırap akışı içinde yalnızca bir kesintidirler. )
    ( Utanç verici bir keyfin, keyfi geçer, utancı kalır. )
    ( Keyifteki mikdar arttıkça eleme dönüşür. )
    ( Ancak çalıştıktan ya da bir şeyler yaptıktan sonra, kısa süreli ve hak edilen keyfin tadı olur. )
    ( Zevk, susabilmeyi (sükût etmeyi) öğrendikten sonra başlar. )
    ( Kişi, kendini ya da başkalarını utandırabilecek ucuz keyiflere, ne şimdi, ne de sonra kapılmamalıdır. )
    ( Keyifler değildir yaşamı değerli yapan. Yaşamdır, keyif almayı değerli kılan. )
    ( Araçlı "duyum"/haz. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Aracısız algılayış/idrak. )

    - KİBİR değil/yerine/>< ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK
    ( Büyük görünme. / Küçüklüğün ölçüsü. DEĞİL/YERİNE/>< Küçük görünme. / Büyüklüğün ölçüsü. )

    - KİBİR değil/yerine/>< MAHVİYET

    - KİBİR değil/yerine/>< ONUR/VAKAR
    ( Kartal, vakarı; yılan, bilgeliği simgeler. )

    - KİBİR ile/değil/yerine ÖZSAYGI

    - KİBİR >< SAYGI(HÜRMET)

    - KİLO VERMEK/ALMAK değil/yerine KİLOYU AŞAĞIYA/YUKARIYA KONTROL ETMEK

    - KİM?:
    DEĞİŞİM İSTER?
    ile DEĞİŞMEK İSTER?
    ( Herkes. İLE Pek az (aklını kullanma cesaretini gösteren) kişi. )

    - KISA VADELİ YARAR-UZUN VADELİ ZARAR ile/değil/yerine ÂN'I YAŞAMAK

    - KISA/KÜÇÜK USÛL ile/ve UZUN/BÜYÜK USÛL

    - KİŞİ UYUMU ile ...
    ( PERSON AGREEMENT )

    - KİŞİ/KENDİ ile/ve İNSANLIK
    ( İnsanlık, bizden, çoluğumuzun çocuğumuzun, konu konşumuzun, milletimizin ve insanlığın yararlanmasıdır. )

    - KİŞİ:
    "YARGILAYAN"
    ile/değil/yerine/>< KATILAN

    - KİŞİLERDE:
    (")KÖTÜ(")
    ile/değil/yerine/>< (")İYİ(")
    ( [İlkesi]
    Sahip olmak. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Olmak.

    [Simgesi]
    Yılan. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Elif. [ | ]

    [Sıfatı]
    Yalancı. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Dürüst.

    [Hak(k)'a karşı]
    Başkaldırır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Boyun eğer.

    [Haksızlığa karşı]
    Boyun eğer. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Başkaldırır.

    [Öteki ile ilişkisi]
    Sömürür. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< "Öteki" diye biri yoktur.

    [Etkisi]
    Korku salar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Ümidi yayar.

    [Duygusal durumu]
    Korkak. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sevecen.

    [Görünüşü]
    Her kılıfa girebilir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Gülümser. :)

    [İletişimde]
    Yargılar ve suçlar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Anlar ve eğitir.

    [Toplumsal etkisi]
    Köleleştirir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Özgürleştirir.

    [İş/hizmet karşısında]
    Sorumluluk almaz. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sorumluluk alır.

    [Başarı yolunda]
    Sonuç odaklıdır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Süreç odaklıdır.

    [Uygarlığa katkısı]
    Aydınlığı karartır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Karanlığı aydınlatır. )

    - KİŞİLERİ KULLANARAK/SÖMÜREREK ile/değil/yerine/>< KİŞİLER ARACILIĞIYLA

    - KİŞİLERİN:
    İLK SÖYLEDİKLERİ
    ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SON YAPTIKLARI

    - KİŞİLERİN:
    HATASINDAN/YANLIŞINDAN/SUÇUNDA/GÜNAHINDAN
    ve/fakat TÖVBESİNDEN
    ( Haberimiz olabilir. VE/FAKAT Haberimiz olmayabilir. [Dolayısıyla, kimseyi kınamamak gerek!] )

    - KİŞİYE/KİŞİNİN:
    SIĞINMA
    ile/ve/değil/||/<>/>/< GÜCÜNDEN YARARLANMA

    - KİŞİYİ YIKAN:
    DÜŞMAN(LAR)IN SÖZLERİ
    ile/değil/||/<>/< DOSTLARIN SESSİZLİĞİ

    - KİŞİYİ/ÇOCUĞU ELEŞTİRMEK ile/değil/yerine/></< DAVRANIŞI ELEŞTİRMEK
    ( Utancı artırır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>
    - KİŞİYİ/ÇOCUĞU ÖVMEK ile/değil/yerine/||/></< DAVRANIŞI ÖVMEK
    ( Kibri geliştirir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>
    - KİŞİYİ:
    FARKLI KILAN
    ve/||/<> GÜÇLÜ KILAN ve/||/<> KENDİ KILAN
    ( Affettiklerimiz. VE/||/<> Sabrettiklerimiz. VE/||/<> Vazgeçtiklerimiz. )

    - KIŞKIRTMA ile/ve/</değil/yerine TETİKLEME

    - KİTAP HEDİYE ETMEK:
    EHLİNE
    ve İSTEKLİSİNE

    - KİTAP OKUMAK:
    "UYUMAK İÇİN"
    değil UYANIK KALMAK/OLMAK ÜZERE

    - KİTAP OKUMAK ile/||/<> DENİZ SUYU İÇMEK
    ( Okumak, deniz suyu içmek gibidir. İçtikçe susanır, susadıkça içilir. )

    - KİTAP/DEFTER VS. SAYFALARININ UCUNU BÜKEREK ÇEVİRMEK yerine/değil BÜKMEDEN (DIŞINDAN/YAPRAKLARINDAN)(ALTTAN/ÜSTTEN/YANDAN) ÇEVİRMEK

    - KİTAP/MUSHAF:
    UYUYAN BİREY/TOPLUM İÇİN
    değil/><
    OKUYAN VE DÜŞÜNEN BİREY/TOPLUM İÇİN

    ( )

    - KİTAPTA:
    YAPRAĞIN UCUNU/YARISINI KATLAMAK
    değil/yerine AYRAÇ KULLANMAK

    - KIYÂM ve/||/<> SÜKÛNET ve/||/<> KAVL ve/||/<> HAYAT
    ( Hizmet ile olsun! VE/||/<> Hürmet ile olsun! VE/||/<> Hikmet ile olsun! VE/||/<> Edep ile olsun! )

    - KIYAS ile/yerine KARŞILAŞTIRMA
    ( Tanım/Örnek: Bir sayfanın ikiye bölünerek, iki ayrı olgunun/kavramın kendi özlerinin iki ayrı sütunda sadece veri olarak dizilişi ve öylece yorum eklemeden bırakılması. İLE Yapılan tablonun/karşılaştırmanın altına ekleme/yorum şeklinde göreceliliği, sınırlılığı ve kısıtlılığı potansiyelinin gözardı edilerek bir değerlendirme yapılması.(sınırı aşmak/bilmemek). Sonuç: Kıyasın değil, karşılaştırmanın daha yerinde, arı, saf, doğru olacağı ve kıyas yapmama gerekliliği. )
    ( Nispet. İLE/YERİNE Oran. )

    - KOKU KULLANMAK ile/değil/yerine ÖNCE TEMİZ OLMAK/TUTMAK

    - KOLAYCILIK ile/ve/değil/<> TESLİMİYET

    - KONTROLÜ SONDA YAPMAK ile/yerine KONTROLÜ BAŞTA VE SÜREKLİ YAPMAK

    - KONU/DURUM/BAŞLIK DEĞERLENDİRMEDE:
    KOŞULLAR
    ve/||/<>/> OLANAKLAR ve OLANAKSIZLIKLAR ve/||/<>/> OLASILIKLAR ve/||/<>/> (ARA) ÇÖZÜMLER

    - KONUŞ(MAY)ABİLECEKLERİMİZ ile/ve/||/<> KONUŞ(MAY)ABİLECEĞİMİZ KADARIYLA KONUŞ(MAY)ABİLECEKLERİMİZ

    - KONUŞMAK İÇİN SIRA BEKLEMEK değil/yerine DİNLEMEK

    - KONUŞMAK/YAZMAK ile/ve/yerine/değil/hem de YAPMAK/UYGULAMAK
    ( Bir kişinin bir şey yapıyor ya da yapmıyor gibi görünmesi çoğu zaman yanıltıcıdır. )

    - KONUŞMAK:
    "AĞIZLA"
    ve/değil/||/<>/< AKILLA

    - KONUŞMAK ile/ve/değil/yerine/<> SUSMAK
    ( Sessizlikle Bilgelik, Davranışlarla Krallık. )
    ( Konuşmak gereksinim olabilir fakat susmak sanattır. )
    ( Kişiye/insana, konuşmayı öğrenebilmesi için iki yıl, dilini tutmasını öğrenebilmesi için altmış yıl gereklidir. )
    ( Yarışılamaz. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<> Yarışılabilir. )
    ( Yaşam, konuşanların birbirleriyle dalaşı, susanların ise barışıyladır. )
    ( Dışarıdakileri(nesneleri/kişileri/olayları/olguları/durumları) değiştirmek/geliştirmek istiyorsan... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<> İçeriyi/içerdekileri/yaşamını(zihnindekileri) yani kendini değiştirmek/geliştirmek istiyorsan... )
    ( Konuşan, susabilenin hizmetkârıdır. )
    ( Wisdom by silence, royalty by behaviours. )

    - KONUŞMAK ve/||/<> ÇALIŞMAK

    - KONUŞMAK ile/ve/değil/< DİNLEMEK

    - KONUŞMAMAK ile/değil/yerine YERİNDE/KARARINCA/UYGUN KONUŞMAK

    - KONUŞMAYA DEĞER KİŞİLERLE KONUŞMAMAK ile/ve/<> KONUŞMAYA DEĞMEZ KİŞİLERLE KONUŞMAK
    ( Kişileri kaybettirir. İLE/VE/<> Söz(cük)leri kaybettirir. )

    - KONUŞTURAN/KONUŞULAN REKLÂM ile/ve/<>/değil/yerine SATTIRAN REKLÂM

    - KORKAĞIN "KILICI" ile/değil/yerine/>< CESURUN BAKIŞI

    - KORKULACAK OLAN:
    BİZİMLE AYNI DÜŞÜNCEDE OLMAYANLAR
    ile/değil/yerine AYNI DÜŞÜNCEDE OLMAYIP BUNU SÖYLEME CESARETİNDE OLMAYANLAR

    - KORKU ||/ve/yerine/|| CEHALET ||/ve/yerine/|| BİLGİ ||/ve/yerine/|| CESARET
    ( Korku, bilgisizlikten de, çok bilgiden de olur. )
    ( CESARET: Köprüyü geçmeyi göze alabilmek. )

    - KORNA/ZİL değil/yerine FREN / BEKLEMEK!
    ( Motorlu araç sürücülerinin, özellikle sokak aralarında ve tüm yollarda, yayalara/bisikletlilere/motosikletlilere korna çalmasının; bisikletlilerin de yayalara, özellikle de yayaların arasındayken zil çalmasının bir anlamı/farkı olmadığını/olmayacağını sürekli anımsaması gerekmektedir.

    Herhangi bir araç kullananların, yayalara ve büyük araçların, kendinden daha küçük araca öncelik verme zorunluluğunu anlaması/anımsaması gerekmektedir. )

    - KORNA değil/yerine IŞIK/SELEKTÖR/SİNYAL
    ( Yayalara korna çalınmaz! [araç sahipleri, rahat/sıcak arabalarının içinde, fren ve gaz ayaklarının altında, her türlü olanağa sahip olarak beklemeyi bilmeli/uygulamalıdırlar!] )
    ( İster bisiklet/motosiklet olsun, ister herhangi bir araç olsun, sokak aralarında ve kişilere hiçbir zaman ve koşulda korna çalınmaz!!! [özellikle görme engellilere ve yaşlılara!] )
    ( Kırmızı ışıkta ya da en ufak bir duraksamada çalınan kornaların gereksizliğini anlamış ve sürekli anımsıyor olmamız gerekir! [Çalınan kornanın da hiçbir şeyi değiştirmeyeceği, hızlandırmayacağını da!] )
    ( Kornalar otoyollarda, hızın ve gürültünün yüksek olduğu yerlerde, araçlar arasında kullanılmak üzere bir olanaktır. Ki otoyolda dahi, ışık/sinyal/selektör varken korna çalmak gereksiz/işlevsiz/anlamsızdır! )

    - KÖSTEK değil/yerine/>< DESTEK

    - KÖTÜ GÜN/DURUM/HAL DOSTU (OLMAK) ile/ve/yerine İYİ GÜN/DURUM/HAL DOSTU (OLMAK)
    ( Arkadaşlıkta ve evlilikte geçerli olabilir, olmalıdır. İLE/VE/YERİNE Sevgililikte geçerli olmalıdır. )

    - KÖTÜLÜKLERLE "YÜKSELMEK" değil/yerine/><
    İYİLİKLERLE "KAYBETMEK"


    - KÜÇÜĞÜN, BÜYÜĞE SELÂM VERMESİ ile/ve/değil/yerine BÜYÜĞÜN, KÜÇÜĞE SELÂM VERMESİ

    - KÜÇÜK HESAP ile/değil/yerine/>< AYRINTI
    ( "Küçük/güdük zihin"liler "uğraşır". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Profesyoneller uğraşır. )
    ( Gözü, tanede olan kuşun, ayağı, tuzaktan kurtulmaz. )
    ( FERİ[Ar.]: Ayrıntılarla ilgili, ayrıntı niteliğinde olan. | İkinci derecede/n olan. )

    - KÜFR ETMEK ile/değil/yerine "BU DA VAR(MIŞ)" DEMEK

    - KÜLTÜREL ŞARTLANMIŞLIKLAR ile/değil/yerine KÜLTÜREL COŞKULAR

    - KURTULMAK ile ÖZGÜRLEŞMEK
    ( Özgürleşme, kişinin kendi kendine empoze etmiş olduğu yanlış fikirlerden kurtulmasıdır. )
    ( Bir canlı varolan, kurtuluşun onun ulaşabileceği bir yerde olduğunu bir kez işitir ve anlarsa, asla unutmayacaktır. )
    ( Liberation is of the self from its false and self-imposed ideas.
    Once a living being has heard and understood that deliverance is within his reach, he will never forget, for it is the first message from within. )

    - KURU KURU "ÜZÜLMEK" / "ÜZÜLÜYORUM" DEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< YAPABİLECEĞİN BİR ŞEY/LER
    ( Yok. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Var. )

    - KUŞKULANMAK ile/değil/yerine/>< YAPMAK
    ( )

    - KÜSTAHLIK ile/ve/=/< HAREKETİN AŞIRISI

    - LÜKS ile/değil/yerine TOKGÖZLÜLÜK
    ( Yapay yoksulluk. İLE/DEĞİL/YERİNE Doğal zenginlik. )

    - MADDE İKİLİĞİ ile HAREKET İKİLİĞİ

    - MADDE VE HAREKET ile/ve MADDE YA DA HAREKET ile/ve MADDE İLE HAREKET

    - MADDENİN (T)ÖZÜ ve/||/<> İNSANIN (T)ÖZÜ ve/||/<> TİNİN (T)ÖZÜ
    ( Çekim, zorunluluk. VE/||/<> Özgürlük. VE/||/<> Eylem. )

    - MADDÎ KEYİFLER/ZEVKLER ile/ve/değil/yerine MANEVÎ ZEVKLER
    ( Başta istek, sonrasında bıkkınlık verir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Başta isteksizlik, sonrasında şevk verir. )

    - MAHREK[< HAREKET] ile MAHREK
    ( [mat.] Hareketli bir noktanın güttüğü yol. | Bir gök nesnesinin hareketinde, ağırlık merkezinin geometri bakımından yeri, yörünge. [Fr. ORBITE] İLE Yakacak yer. )

    - MALI SEVME ile/değil/yerine KENDİNİ SEVME
    ( Kendini sevemeyenin sevdiği. İLE ... )

    - MANEVRA[Fr.] değil/yerine/= DÖNÜŞ/HAREKET
    ( Bir aygıtın işleyişini düzenleme, yönetme eylemi ya da biçimi. | Geminin bir yere yanaşmak ya da bir yerden çıkmak için yaptığı hareket. | Lokomotifin, katar katmak ya da katar dağıtmak için ileri geri giderek hattan hasa geçmesi. | Hareket, gidiş-geliş. | Asker birliklerini, savaşa hazırlamak amacıyla, arazi üzerinde yapılan geniş ölçüde savaş denemesi, tatbikat. | İstenilen amaca ulaşmak için tutulması gereken yol. )

    - MECBURİYET/LE ile/ve/değil/yerine/||/></< MUHABBET/LE

    - MECZÛB ve/||/<>/> DİLEKÇESİ...
    ( 1965 yılında vefât eden, Elazığ Tımarhanesi'ndeki bir meczubun (ortadaki) Allah'a yazdığı mektubu...

    “Ben, dünya Kürresi, Türkiye karyesi ve Urfa Köyü'nden, (El-Aziz --Elazığ) Tımarhanesi (Akıl ve Ruh Sağlığı Hastanesi) sakinlerinden; ismi önemsiz, cismi değersiz, çaresiz ve kimsesiz bir abdi acizin, ahir deminde misafiri Azrail’i beklerken, Başhekimlik üzerinden, Hâkimler Hakimi'nin dergâh-ı Ulûhiyetine son arzuhâlimdir:

    Ben, gam(dertlilik) deryasında, fakirlik vatanında, horluk ve rezillik kaftanında, PADİŞAH yapılmışım.

    Meyvelerden, dağdağana; çalgılardan, ney-kemana kapılmışım… Benim yatağım, akasya dikeninden; yorganım, kirpi derisinden farksızdır. Kalbim, Ayizman’ın(Hitlerin işkenceci Nazi Komutanı) fırını ve Sahrâ'nın çöl fırtınasıdır.

    Ruhum, âşık-ı Hüdâ Mahbûb peresttir, lâkin aklım, kaderin cilvesi ve talihin sillesiyle gûresttir(gel-gittir).

    Bana gelen, derd ü gamın kilosu beleştir. Nerede bir güzel varsa, bana karşı keleştir(yüz vermez, cesaretlidir), tüm yiğitler de bana hep ters ve terestir.

    Aylar geçti, tek temizliğim, gözyaşıyla ve kara toprakla aldığım teyemmüm abdesttir. Yani, içtiğimiz, kezzap suyu; mezemiz ise ateştir.

    Ol Resûl-i zişân ve Sultân-ı dü-cihân: “Cenâb-ı Allah’ın, insanları, dünya; dünyayı ise insan için yarattığını; Ruhları, vucud için, vucudları ise ruhlar için yarattığını; erkekleri, kadınlar; kadınları, erkekler için yarattığını; Cennet'i, mü’min kullar, mü’min kulları da Cennet için yarattığını; cehennemi, inkârcılar ve münâfıklar, inkârcıları ve münâfıkları da cehennem için yarattığını” hadisleriyle haber vermiştir.

    Peki, acaba, benim gibi meczub divâneleri ne maksatla halk etmiştir? Bilen babayiğit, meydana çıkıp söylesin...

    Allah, sana iman verdi, sen, tuğyan edersin; O in’am etti, sen, küfran(nankörlük) edersin; O, ikram etti, sen, inkâr edersin; O, ihsân etti, sen, isyân edersin; bir de kalkıp bana deli divâne diye bühtân edersin!...

    Bu söylediklerimin hepsi, ruhumun içinde cenk etmektedir. Eğer, dilekçemin yanıtı gelirse bu manevralar sona erecektir.

    Şimdi, adresimi arz ediyorum: Kur’ân’ı geldiği yere, yine Kur’ân’ı getiren, geri taşısın. Madem ki, ahkâmı ve ahlâkı kalmadı, Kur’ân’ın kâğıdı ve yazısı neye yarasın?! Tâ ki, Hz. Muhammed Mehdi (A.S) gelince, yeniden okunup yaşansın!

    Ey, zerrelerden kürrelere, yerlerden göklere, tüm âlemlerin Rabbi!...

    Ey, cemâdî, nebâtî, hayvanî, insanî, ruhanî ve nuranî, her şeyin ve herkesin yegâne sahibi!...

    Ey, iman ve şuur ehl-i kalplerin, en yüce habîbi!...

    Ey, dertli bedenlerin, kederli gönüllerin ve yaralı yüreklerin tabîbi!...

    Ben, bi-çâre kulun ki; garipler garîbi, hüzünlerin esîri, zulümlerin mustarîbi, öksüz, yetim ve sahipsiz bir tımarhane delisi...

    Ama kutsî muhabbet ve hasretinin divânesi!...

    Herkesi ve her şeyimi elimden aldın ama sana sığındım, aşkına sarıldım, yegâne Sen kaldın!... Yurdumdan, yuvamdan, evimden, barkımdan ayırdın, gurbete ve hasrete saldın. Ama onları ararken, Sana ulaştım, sevdâna daldım! Böylece, fânî ve hayalî görüntülerden kurtarıp hakîkî tecellîne mazhar kıldın.

    Yüceler yücesi Rabbim, Efendim!

    Hakk'tan saparak ve haddimi aşarak, hâşâ, Sen'den, Burak bineği, Cebrail seyisi, Sidret'ül Münteha menzili, cümle mahlûkâtın en şereflisi, Rahmân'ın en mükemmel tecelli ve temsilcisi… Kâinâtın fahrî ebedîsi, Âhir zaman Nebî'si ve Mehdî'si, Levh-i Mahfûz'un tercümanı ve tebliğcisi, Efendiler efendisi, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi vesellem’in) Mahbubiyeti'ni mi istedim?...

    Hanif Din'in üstadı ve nice Nebîlerin atası, Hz. İbrahim’in, halîliyetini; Hz. Süleyman’ın, saltanat ve servetini; Hz. Musa’nın, Celâdet ve cesâretini; Hz. İsa’nın ruhanîyetini mi istedim?...

    Hz. Ebû Bekir Sıddık’ın, yüksek fazîlet ve kurbiyyetini; Hz. Ömer'ül Faruk’un, dirâyet ve teslimiyetini; Hz. Osman-ı Zinnureyn'in, asâlet ve sehâvetini; Hz. Aliy'ül Murtaza’nın, ilim ve velâyetini mi istedim?...

    Senden, mülk-ü-hâkimiyet, şan-ü-şöhret, mal-ü-servet mi talep ettim? Senden, vucuduma sıhhat ve âfiyet; aklıma ziyâ ve selâmet; hayatıma, huzur ve istikâmet dilendiysem, bunlar için de bin kere tevbe ettim!

    Çünkü, Şeriât'ın iptal, Tarikât'ın ihmal, Hakîkât'ın ihlâl ve mü’minlerin iğfâl edildiği bir zillet ve rezâlet döneminde, bana, akıl ve mükellefiyet verseydin, bu, sadece benim mesûliyet ve mahzûniyetimi ziyâdeleştirecekti!

    Sultan'ım Efendi'm!

    Ben, Senden, sadece, seni istedim; pahası, elbet böyle yüksektir ve tüm sevdiklerimi ve sahiplendiklerimi uğruna fedâ etmektir.

    Rabbim, elbet vardır hikmeti ki, bu kuluna, böyle zillet ve zahmet çektirirsin. Ben, hâşâ, itiraz değil naz ederim ama umarım, Sen, niyâz kabul edersin.

    Aile efrâdımı, akl-ı izânımı alıp beni hicrâna saldın. Ama yine de şükür; ya akıllı kalıp ama hâin ve hilekâr olaydım...

    Ya varlıklı kalıp ama zâlim ve sahtekâr olaydım...

    Ya âlim ve saygın kalıp ama gâfil ve riyâkâr olaydım...

    Ya arkalı etraflı kalıp ama azgın ve zulümkâr olaydım...

    Ya sağlıklı sefâlı kalıp ama sapıtmış, ahlâksız ve vicdansız olaydım!...

    Derd-ü-belâ ki, sabredenlerin vesile-i mirâcıdır. Mü'minler, kalbimin tâcı; mücrimler, rahmetin muhtâcı; münkirler, hikmetin icabı; Sâdık ve âşık, ehl-i cehd adâletin ilâcıdır. Velâkin, bu münâfık, hain ve zâlimler ise çıban başıdır, akrep gibi sancıdır; şerefli insana, helâli dışında tüm kadınlar, kızlar, ana-bacıdır.

    Ey Rabbim, Efendi'm!

    Malûm-u âlîniz ve yüce takdirinizdir ki; ne özenli-bezekli elbiselerle gezdiğim bayramlarım oldu… Ne onurlu ve huzurlu seyahatlerim ve seyranlarım oldu… Ne etrafımda hizmet ve rağbet gösteren dostlarım ve hayranlarım oldu!...

    Lezzet ne imiş, izzet ne imiş ve fazilet ne imiş tatmadım; ama şikâyet şekâvettir; tüm bu fânî ve fenâ nimetlerin asıl sahibi olan Padişahlar Padişahı'nı buldum...

    Beni, yoktan var ettin, iman ve hidâyet buyurup varlığından haberdar ettin, ama aklımı alıp kulunu, bi-karar ettin. Sana, sonsuz şükürler olsun!...

    Şimdi, son dileğim, beni yanına al ve bir daha huzurundan ve sonsuz nûrundan ayırma, ne olursun!

    Umarım, bu dilekçeyi yazdım diye bana darılmazsın; çünkü, Zâtından gayrıya yalvarıp yakarmanın, ŞİRK olduğunu buyurdun!

    Selâm ve dua ile... )

    - MEKÂN ile/ve HAREKET
    ( HAREKET: GEÇMİŞ-ŞİMDİ-GELECEK'İN BÜTÜNLÜĞÜ )
    ( TOPOS/KHORA İLE/VE ... )

    - MEKÂN ve ZAMAN ve HAREKET

    - MENDİL HEDİYE ETMEK değil/ve İÇİNDEKİNİ GİZLEMEK
    ( Hediye edilen mendiller içindeki altın ya da paranın görünmemesini sağlamak içindi(r). )

    - MESAİ[Ar.]/VARDİYA[İt.] değil/yerine/= ÇALIŞMA/EMEK
    ( Çalışma, emek. | Gemilerde, beklenen nöbet. | Gemide, nöbet yeri. | Nöbetleşe çalışma, posta. )

    - MEVT-İ TABİÎ ile/ve MEVT-İ İRÂDÎ
    ( ... İLE/VE Ölmeden önce "ölmek". )

    - MEYL/TEMÂYÜL ile/ve/> HAREKET
    ( Hareketten önceki ilk durum, hareketin başlangıcı. İLE/VE/> ... )

    - MİDENİN BOŞ KALMASI/BIRAKILMASI ile/ve/<> ZİHNİN BOŞ KALMASI/BIRAKILMASI
    ( [olumlu/olumsuz şekilde] Gözlere yansır. İLE/VE/<> Sözlere yansır. )

    - MİNNET DUYMAK ile SAYGI DUYMAK

    - MÜBÂGAME değil/yerine/= TATLI DİLLİLİK

    - MÜBAŞERET[Ar.] değil/yerine/= GİRİŞİM
    ( Bir işe başlama. )

    - MUHARRİK[< HAREKET] ile ...
    ( TAHRÎK EDEN, HAREKETE GEÇİREN, OYNATAN | KIŞKIRTAN, AYARTAN, DÜRTEN )

    - MUHARRİK[< HARÎK] ile MUHARRİK[< HARK] ile MUHARRİK[< HAREKET]
    ( Yakan, tahrîk eden. İLE Çok yakan. | Çok hareket eden. | Pek susatan. İLE Hareket ettiren, oynatan. | Kışkırtan, ayartan, dürten. | [fels.] Devitken. | [kimya] Karmaç. )

    - MÜHEYYİÇ[Ar.] değil/yerine/= COŞTURUCU

    - MUKTESİT[Ar.] değil/yerine/= TUTUMLU

    - MÜLTEFİT[Ar.] değil/yerine/= GÜLERYÜZLÜ

    - MÜSTASHAB[< SOHBET] ile MÜSTASHİB[< SOHBET]
    ( Yanında arkadaş olarak bulundurulan. İLE Yanına alan, beraber olunan, istishâb eden. )

    - MÜŞTEREK[Ar.] değil/yerine/= BİRLİKTE, ORTAK/LAŞA

    - MÜTEHARRİK[< HAREKET] ile ...
    ( HAREKET EDEN, KIMILDAYAN, OYNAYAN )

    - MÜTEHARRIK[< HARK] ile MÜTEHARRİK[< HAREKET]
    ( Yırtılan, taharruk eden. İLE Hareket eden, kımıldayan, oynayan. | [felsefe, fizik] Hareketli, işler. )

    - MUTLAK KABUL ETMEK ile/değil/yerine ÖNEMSEMEK

    - MUTLU OLMAK:
    "HERŞEYİN YOLUNDA OLMASIYLA"
    değil SORUNLARI, GÖRMEMEZLİKTEN GELEREK

    - MUTLU/LUK ve/||/<>/>/< DİNGİN/LİK

    - MUTLULUK:
    DAHA ÇOK OLANI ARAMAK
    değil/yerine/>< DAHA AZ OLANIN, TADINI ÇIKARMAK

    - NANKÖR ile/değil/yerine/>< VEFÂLI
    ( Tek bir yanlışınızı/eksiğinizi/zararınızı görse, tüm iyiliklerinizi/artılarınızı/yararlarınızı unutur. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çok fazla yanlışınızı/eksiğinizi/zararınızı görse bile iyiliklerinizi/artılarınızı/yararlarınızı unutmaz. )

    - NASIL GÖRDÜĞÜNÜ DEĞİŞTİR ve/<>/> NASIL DEĞİŞTİĞİNİ GÖR

    - NAYLON POŞETLER(İ KULLANMAK) yerine/değil FİLE/SEPET (KULLANMAK)

    - NE KADAR SEVDİĞİNİZ ve/+/||/<> NE KADAR NAZİK YAŞADIĞINIZ ve/+/||/<> NASIL, ZARAFETLE VAZGEÇEBİLDİĞİNİZ

    - NE KADAR:
    ("ÇOK"/"AZ") YEDİĞİN
    ile/değil/yerine/||/<>/< ÇOK ÇİĞNEDİĞİN
    ( Yediğini, iç; içtiğini, ye!
    [ O kadar çok ve uzun süre çiğne ki, lokmanı, katı değil sıvı duruma gelene gelsin ve yediğin şeyi yutma ve ancak içmiş ol! İçtiklerini de, yavaş yavaş, çiğniyormuş gibi yut! ] )

    - NE YAPABİLİRİM?:
    OLAĞAN KOŞULLARDA
    ve/||/<> OLUMSUZ KOŞULLARDA ve/||/<> OLUMLU KOŞULLARDA | ve/||/<> KİŞİYE YÖNELİK
    ( [yalın haliyle] Ne yapabilirim?.[her koşulda!] VE/||/<> Tüm olumsuz koşullara karşın ne yapabilirim? VE/||/<> Bu olanaklarla daha ne/ler yapabilirim? | VE/||/<> Senin için ne yapabilirim?[üç koşulu da ayırabilen ve anlayabilenlerin erişebileceği noktadır!] )

    - NE YAPABİLİRİM? ve/> NASIL YAPABİLİRİM?
    ( Kişinin, kendine sorabileceği en temel sorulardır! )

    - NE YAPACAĞINI BİLMEK
    ile/ve/değil/yerine/<
    NE YAPMAYACAĞINI! BİLMEK !!!

    ( Ne yapman gerektiğinden çok, önce ne yapmaman gerekiğini bil, yeter. Çoğu zaman ne yapman gerektiğini bilemeyebilirsin, fakat ne yapmaman gerektiğini her zaman çok iyi bilebilirsin. )
    ( İsabet ve kesinlik tutturulamayabilir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< İsabet ve kesinlik üzerinedir, kolaylıkla sağlanabilir, tamamen uzlaşımsal ortak bir hareket noktası sunabilir. )
    ( Kendini gerçekleştirmiş, saygın ve önemli birine sormuşlar:
    Nasıl bu noktaya geldiniz?
    Yakınlarında bulunan bir kişiyi göstererek, herşeyi ondan öğrendiğini söylemiş.

    Çevresindekiler hayret içinde ve inanamayarak demişler ki:
    Nasıl olur? O işaret ettiğiniz kişi, her türlü, düzenbazlığı, yalanı, rezilliği yapan biridir.

    Yanıt: Heh işte!
    O ne yaptıysa ben yapmadım! )
    ( Bir şey ki, yapmasan da olur, YAPMA!
    Bir şey ki, söylemesen de olur, SÖYLEME! )
    ( Irmağın derinliği, iki ayakla birden ölçülmez! )

    - NEFRET ile/değil/yerine/>< SEVGİ
    ( 3 DEREKE[Cehâletle orantılı olarak] ile/değil/yerine/>< 3 DERECE )
    ( Kendinden. Yanındakilerden. Onu sevenlerden. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Kendini. Yanındakileri de. Onu sevenleri de. )
    ( Eden uzaklaşır. >< Yakınlaştırır. )
    ( Düşmanlarımızdan nefret etmemek gerek. Bu, algılama ve yargılama yetimizi sınırlar. )
    ( Nefret, başarısızlığa uğramış sevgidir. )

    - NEFSİ:
    "TEMİZE ÇIKARMA KAYGISI"
    ile/değil/yerine/>< TEZKİYE ETME ÇABASI

    - NEŞE = MERRIMENT, CHEERFULNESS[İng.] = GAIETÉ[Fr.] = HEITERKEIT[Alm.] = HILARITAS[Lat.]

    - NESNE ile/ve/<> HAREKET

    - NEZÂKET ile/<> İKİYÜZLÜLÜK/RİYÂ
    ( Nezâkette, çoğunlukla, bir parça ikiyüzlülük saklıdır/vardır. )

    - NEZÂKET ile REZÂLET

    - NİFÂK ile/>< İNFÂK
    ( Saklıyorsan. İLE/>< Veriyorsan. )
    ( İnfâk, nifâğın panzehiridir. )

    - NİYET'TE:
    SAMİMİYET, İÇTENLİK, YAKINLIK
    ve TUTUM'DA:
    RESMİYET, MESAFE, CİDDİYET


    - NİYET ile/ve/<>/>/< EYLEM
    ( Niyet, eylemden önceliklidir. )
    ( Eylem, içtenliğin kanıtıdır. )
    ( Eylem, gerçeğin mihenk taşıdır. )
    ( Berraklık ve sevecenlik eylemdir. )
    ( Eylem konusunda tasa çekmeyin, aklınıza ve gönlünüze özen gösterin. )
    ( Gerçeği bulmak için günlük hayatınızın en küçük eylemlerinde gerçek olmalısınız. )
    ( Gerçek, samimi eylemin meyvesidir. )
    ( Kalbi değiştiren eylemdir. )
    ( Sağlam bir anlayışa sahip bir kişi, eylemden sakınmaz. )
    ( İmgenin ardında ve ötesinde olan idrak ve eylem gücüsünüz. )
    ( Eylem, gizli, bilinmeyen, bilinemez olandır. Sadece onun meyvesini bilebilirsiniz. )
    ( Hiç kimse, bir başkası adına eylemde bulunamaz. )
    ( Vazgeçme! Üşenme! Erteleme! )
    ( Nobody can act for another. )
    ( Do not give up! Do not dilatory! Do not delay! )
    ( Action is a proof of earnestness.
    Action is the touchstone of reality.
    Clarity and charity is action.
    You need not worry about action, look after your mind and heart.
    Action is hidden, unknown, unknowable. You can only know the fruit.
    A man of steady understanding will not refrain from action. )

    - NOT ALMAK ile "NOT DÜŞMEK"

    - ÖFKE ile/<> SUSMA/SÜKÛT
    ( Kızmış olduğunun göstergesidir. İLE/<> Kırılmış olduğunun göstergesidir. )

    - ÖĞRENME ile/ve/||/<>/> PAYLAŞMA

    - ÖĞRETMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< DÜŞÜNMELERİNİ SAĞLAMAK

    - ÖĞRETMEK ile/ve/<> FARK ETMEK/ETTİRMEK
    ( Öğretmek, başkalarına senin kadar iyi bildiklerini anımsatmaktır. )
    ( EACH ONE, TEACH ONE )

    - ÖĞRETMEK ile/ve/<>/değil/yerine GÖSTERMEK

    - ÖĞRETMEK ile/ve/değil/yerine KEŞF ETTİRMEK

    - ÖĞÜT ile/ve/değil/yerine/||/<> (İYİ/YETERLİ/NİTELİKLİ) ÖRNEK
    ( Yolu, uzundur. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Yolu, kısa ve etkilidir. )

    - OKUMAK! ile/ve/değil/||/<>/> OKUMAK! ile/ve/değil/||/<>/> OKUMAK!
    ( Duyduğumu unuturum, gördüğümü hatırlarım, okuduğumu anlarım. )
    ( Kurnaz kişiler, okumayı küçümserler, basit kişiler, ona hayran olurlar, akıllı kişiler ise ondan yararlanırlar. )
    ( Okumak bir kişiyi doldurur, kişilerle konuşmak hazırlar, yazmak ise olgunlaştırır. )
    ( Kişi kendini yetiştirmek/terbiye etmek için okumalıdır! [Başkalarına bilgi satmak için değil!] )
    ( Kitap okumak, sevgilinin fotoğrafına bakmak gibidir. )
    ( Büyük buluş! )
    ( )

    - OKUMA:
    EKRANDAN
    ile/değil/yerine KÂĞITTA
    ( Ekrandan okuma, kâğıt üzerinden okumaya göre %25 daha yavaştır. )

    - OKUMAK:
    ÖNCELİKLE
    ile/ve TEKRAR TEKRAR

    - OKUMAK:
    SABAH
    ile/ve/||/<>/> AKŞAM ile/ve/||/<>/> YATARKEN/YATMADAN ÖNCE

    - OKUMAK:
    YOLDA
    ile/ve BEKLERKEN

    - OKUMAK ve/<> BİRARAYA GELMEK/GETİRMEK
    ( Anlamak için okursun, anlarsan okursun! )

    - OKUMAK ile/ve/değil/||/<>/= DUYURMAK/İLETMEK

    - OKUMAYA DEĞER ŞEYLER YAZMAK ve/||/<> YAZILMAYA DEĞER ŞEYLER YAŞA(T)MAK

    - OKUMA ile/ve/değil HECELEME

    - OKUNULACAKLAR ile/ve/<> KONUŞULACAKLAR

    - OLASILIKLARA "GÜVENMEK" ile/ve/değil/yerine KENDİMİZE GÜVENMEK
    ( Anımsa ki, her zaman şanslı olmayabilirsin! )

    - OLAY/OLGU/DURUM ile/ve/||/<>/>< YADSIMA

    - OLDUĞUN GİBİ GÖRÜNMEK/KONUŞMAK ile/ve/<> GÖRÜNDÜĞÜN/KONUŞTUĞUN GİBİ OLMAK
    ( Kendinizi olduğunuz gibi bilmek için tüm fikirlerden vazgeçiniz. )

    - OLGUN/LUK ve/||/<>/>/< SUSKUN/LUK

    - OLGUNLUK/KEMÂLÂT ve SÜKÛT
    ( Kemâlâtın sonu sükûttur. )
    ( KEMÂL: YEKSAN-REKSAN )
    ( KEM-ÂLÂTLA, KEMÂLÂT OLMAZ )
    ( Cemal görmek, kemal bulmak. )
    ( Belirli bir seviyeye (olgunluğa/kemale) ulaşmadan dönüşüm gerçekleşemez fakat dönüştürücü öğe/ler içeridedir. )

    - OLMAYANLARI ARAMAK ile/değil/yerine OLANLARI BULMAK/GÖRMEK

    - ÖLMEK ile/ve/||/<>/>/< "ÖLMEDEN ÖNCE ÖLMEK"
    ( Dünyanın içinden çıkmak. İLE/VE/||/<>/>/< Dünyayı, içinden çıkarmak. )

    - OLUMSUZ BAKIŞ/BAKAN ile/değil/yerine/>< OLUMLU BAKIŞ/BAKAN
    ( Her çözüm için mutlaka bir "sorun" bulmak/bulanlar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Her "sorun" için en az bir çözüm bulmak/bulanlar. )

    - OLUMSUZDAN "BESLENME" ile/değil/yerine OLUMLUDAN "BESLENME"

    - OLURSA, SORUN OLMAYAN/OLMAYACAK ile OLMASA/YAŞANMASA, DAHA İYİ OLACAK OLAN

    - ONAY (ALMAK)/ONAYLAMAK ile/ve/değil/yerine OLUR (ALMAK)/OLURLAMAK

    - ÖNCELİK'İ:
    TELEFONA/MESAJA VERMEK
    değil/yerine ORTAMA/ÇEVREYE/TOPLANTIYA/KİŞİLERE VERMEK

    - ÖNEM VERMEK ile DEĞER/DESTEK VERMEK

    - ÖNEMSEMEK ile CİDDİYE ALMAK

    - ONUN-BUNUN (SÖZÜYLE HAREKET ETMEK)

    - ONUN-BUNUN PEŞİNDEN KOŞ(MAK) ile/değil/yerine ONUN PEŞİNDEN KOŞ!

    - ÖNYARGILARINI DÜZENLEMEK ile/değil/yerine/>< DÜŞÜNMEK

    - ORTAM:
    HAREKETİ TETİKLEMEZ
    ile/değil/hatta/>< ENGELLER

    - OTOBÜSTE:
    İLERLEMEK
    ile YANAŞMAK

    - OTURANIN, AYAKTAKİNE SELÂM VERMESİ değil AYAKTAKİNİN, OTURANA SELÂM VERMESİ

    - OTURMAK ile/ve SAYGI DUYARAK VE GÖSTEREREK [TAZÎM] İLE OTURMAK

    - ÖVGÜ(MEDH) >< YERGİ(TENKİD)

    - ÖVMEK ile TAKDİR ETMEK
    ( Birini, gıyabında övmek, fitneye neden olur/olabilir. )
    ( MEDÂR-I İFTİHÂR: Övünme nedeni/vesilesi. )

    - ÖVÜNME/"HAVA BASMAK" ile/değil MUTLULUĞUN DIŞAVURUMU

    - ÖVÜNMEK İÇİN ile/ve/değil/yerine LÂYIK OLMAK İÇİN

    - ÖYKÜ ile/ve/<> ÖVGÜ

    - ÖZELEŞTİRİ ile/ve/<> TÖVBE
    ( Değişmeye çalışmak. İLE/VE/<> Değişmek. )

    - ÖZEN ile/ve/||/<> SAYGI

    - ÖZGÜR DÜŞÜNME'Yİ:
    "ÖĞRETMEK"
    ile/değil/yerine OLANAKLARINI SAĞLAMAK/SUNMAK
    ( Özgür düşünmeyi ancak kişinin kendi gerçekleştirebileceğinden öğretilemez fakat olanaklarını sunmak/sağlamak gereklidir! )

    - ÖZGÜRLÜK ile/ve/değil/yerine ÖZGÜRLÜĞÜN KULLANILIŞI

    - ÖZGÜRLÜK ile/ve/<> YAPABİLME/EDEBİLME

    - ÖZSAYGI:
    DÜŞÜK
    ile/değil/yerine YÜKSEK
    ( Süreğen kararsızlık ve mükemmelliyetçilik aranır/yaşanır. İLE/DEĞİL/YERİNE Eylemlerinin sorumluluğu kabul edilir. )
    ( Savunucu olma ve başkalarının düşüncelerine karşı duyarlılık görülür. İLE/DEĞİL/YERİNE Karar verirken, mantığı ile temellendirme görülür. )
    ( Hata yapmaktan korkma görülür. İLE/DEĞİL/YERİNE Başarı için kararlılığa sahip olma görülür. )
    ( Başkaları ile kıyaslama yapılır. İLE/DEĞİL/YERİNE Değişime açık olunur. )
    ( Kişinin, kendi hakkında aşırı eleştirellik görülür. İLE/DEĞİL/YERİNE Fizyolojik, zihinsel ve duygusal durumuna göre yaklaşılır. )
    ( Başkaları tarafından onaylanmaya aşırı istek görülür. İLE/DEĞİL/YERİNE Sağlıklı ilişki kurmaya özen gösterilir. )

    - ÖZÜR DİLEMEK ile AF
    ( Alt/küçük ya da akranlara. İLE Yukarıdakilerden. )

    - PARFÜM (KOKUSU) ile/yerine TEMİZ TEN (KOKUSU)

    - PAYLAMAK değil/yerine PAYLAŞMAK
    ( İter. DEĞİL/YERİNE Çeker. )

    - PAYLAŞMAK ile/ve "YÜKLENME(ME)K"

    - PİŞMANLIK:
    YAPTIKLARIMIZDAN
    ile/ve/değil/yerine/ne yazık ki/||/<>/> YAPMADIKLARIMIZDAN

    - POZİTİF/LİK ile/ve UYUMLU/LUK

    - PUTLAŞTIRMAMAK ve/||/<> DONDURMAMAK

    - PUTLAŞTIRMA ile/değil/yerine VEFÂ

    - Rahatsız etmeyecek şekilde DİNLE!!!

    - REDDETMEK ile/değil BOYUN EĞMEMEK

    - REHÂVET değil/yerine/>< CESÂRET

    - REHÂVET ile/değil/yerine REKÂBET

    - REKÂBET EDERSEN değil/yerine/>< CESÂRET EDERSEN
    ( Aynılaş(tır)ırsın. DEĞİL/YERİNE/>< Farklılaş(tır)ırsın. )

    - RESMİYET ile CİDDİYET ile KİBARLIK ile MESAFE/Lİ/LİK
    ( Olgun kişiler, başkalarıyla aralarına mesafe koyarken, bunu hiddetle değil asâletle yaparlar. )

    - SANAT ile/ve/değil/yerine SINAAT/ZANAAT
    ( Tasarım. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Yaratıcı imgelem. )
    ( SANAT: İşlevinden/görünüşünden arındırılmış olan. )

    - SABIR ile ...'A KATLANMAK

    - SABIR ile KAYITSIZLIK/İLGİSİZLİK

    - SABIR ile/ve/<> ŞÜKÜR

    - SABİT ile/ve/değil HAREKET NOKTASI

    - SADAKAYI:
    SAKAT DİLENCİYE VERMEK
    ile YOKSUL FİLOZOFA VER(E)MEMEK
    ( Bir gün, kötürüm ya da kör olmaktan korktuklarından, "gözünden/gördüklerinden akıllı" olmalarından dolayı. İLE Gün gelip de, felsefenin içinde olacaklarını düşünememekten dolayı. )

    - SADECE KENDİ DENEYİMİNİ "YEĞLEMEK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< ÖTEKİNE (DE) İNANMAK
    ( Bazıları, gökyüzünde 300 trilyon yıldız olduğunu söylerseniz inanır/kabul eder ama "Şu masa, boyalı!" derseniz gidip önce bir eller.

    Sen söylersin, dinlemez; doktor söyler, anında yapar.

    "Köleleştirirsin", aldırmaz; "köle" dersin, "kaldırmaz". )

    - SAĞDUYU ile DUYARLILIK
    ( AKL-I/HİSS-İ SELÎM ile HASSASİYET )

    - SAĞLIK ve/||/<>/< SÜREKLİLİK

    - SAHİH (OLAN) ile/ve SALİH (OLAN)
    ( Bilinmeli. İLE/VE Uygulanmalı. )

    - SAHTE/LİK ile/değil/yerine/>< İÇTEN/LİK

    - SAKİN OLMAK ile/ve/<> (KENDİNE) HÂKİM OLMAK

    - SAKİN/LİK ile/ve/<> SESSİZ/LİK, SÜKÛNET

    - SALAK/LIK ile/değil/yerine/>< SABIRLI/LIK

    - SAMİMİ OLMAK ile YÜZ-GÖZ OLMAK

    - SAMİMİYETİN BELİRTİSİ ve/||/<> DÜRÜSTLÜĞÜN İFADESİ
    ( Gözler. VE/||/<> Sözler. )

    - SAMİMİYET >< YALNIZLIK

    - SANATSAL DUYARLILIK İÇİN SANAT(IN):
    EYLEMİ
    ve/ya da İLGİSİ

    - SAPTIRMA ile/değil/yerine SAPTAMA

    - ŞAŞKIN/LIK ile/değil/yerine AŞKIN/LIK

    - SAVAŞ ya da KORSANLIK değil/yerine/>< TİCARET

    - SAVAŞMA değil/yerine/<>/> TANIŞMA

    - SAVUNMA İÇİN BAHANE (BULMAK) ile/yerine/değil ŞÜKÜR İÇİN BAHANE (ARAMAK/BULMAK)
    ( Bulmak için değil, kaybetmek için arıyoruz. )
    ( Her mazharata bir mazeret bulunur. )

    - SAVUNMA MEKANİZMALARINDA:
    FİZİKSEL OLARAK KAZANILMIŞ SAVUNMA SİLAHLARI
    ile/ve DAVRANIŞSAL OLARAK KAZANILMIŞ SAVUNMA HAREKETLERİ

    - SAVUNMA ile CAHİLLERİN "SAVUNMASI"
    ( Konu/olgu çerçevesinde kalarak geçerli dayanakçaları öne sürme çabası ve hakkı. İLE Konuyu/olguyu değerlendirmek yerine ya kendilerini savunurlar ya da kişileri örnek gösterir ve saldırırlar. )
    ( Duygular, bilgilerle ters orantılıdır. Ne kadar az biliş varsa o kadar savunuş vardır. )

    - SAVURGAN/LIK ile/değil/yerine/>< SADAKAT

    - SAYGI DUYMAK ile/ve/değil/<> SAYGILI OLMAK, SAYGI GÖSTERMEK
    ( İçsel. İLE/VE/DEĞİL/<> Dışsal. )
    ( Saygı duymak zorunda değilsinizdir fakat saygılı olmak zorundasınızdır. )

    - SAYGI ile/ve/<> SABIR

    - SEDÂ/SÂDÂ (ÇIKARMAK):
    DİŞLERİN ISLIKLI SESİ YOLUYLA
    ile/ve DİLİN HAREKET ETTİRİLMESİ YOLUYLA ile/ve DAMAĞIN BÜZÜLMESİ YOLUYLA ile/ve DUDAKLARIN BİRBİRİNE BASTIRILMASI YOLUYLA ile/ve BURUNDAN SOLUMA YOLUYLA

    - ŞEKER KARIŞTIRMA'DA...
    ( Çay kaşığı bardağa çarptırılmadan, ses çıkarttırmadan karıştırılır. )

    - SEKÎNET ile/ve SÜKÛNET(SAMA[Sansk.])
    ( Gönül Huzuru/Sessizliği. İLE/VE Zihin Huzuru/Sessizliği. )
    ( Sekine'nin yaşama geçirilmesi, zaman-mekân-imkân ile olanaklıdır. Bengidir(ebedi). Belirli zaman, belirli mekân ve belirli imkânların elverdiği ölçüde yaşama geçirilir. )

    - SELÂM ve/> İKRAM ve/> KELÂM

    - SENİ SEVMEYENE GÖSTERME!:
    SABIR
    ve/||/<> FEDÂKÂRLIK ve/||/<> SEVGİ
    ( [gösterirsek, onun için ...] ... "Yüzsüzlük" "olur". VE/||/<> ... "Eziklik" "olur". VE/||/<> ... "Kişiliksizlik" "olur". )

    - SENİ, SENDEN EDEN ile/değil/yerine SENİ, SEN EDEN

    - SES ile/ve/değil/yerine SESSİZLİK(SÜKÛNET)
    ( Sessizlik, baş etmendir. )
    ( Sessizlikle Bilgelik, Davranışlarla Krallık. )
    ( Sessizlik ve sükûn - öte yol budur. )
    ( Sessizlikten başka hiçbir belirli düşünce, zihnin doğal hali olamaz. )
    ( Sessizliğe ulaştığınızda, herşey doğal biçimde, sizin tarafınızdan bir girişim olmaksızın kendiliğinden oluşacaktır. )
    ( Aklın, davranışlardaki en açık belirtisi sükûnet ile zarâfettir. )
    ( Sessizlik ve sükûnet içinde, gelişirsiniz. )
    ( Sükûnet ve sessizlik içinde, büyürsünüz. )
    ( Size yardım edecek olan, sessizliktir. )
    ( Sükûnet ve sessizlik içinde "Ben" kabuğu erir ve iç ile dış bir olur. )
    ( Umudunuz, zihninizde sessiz ve gönlünüzde sakin kalmakta yatar. )
    ( Öteye varabilmek için sessizliğe râzı olmalısınız. )
    ( Tüm gereksinimim(iz), SESSİZLİK. )
    ( Kendinize tam bir sessizlik içinde bakın, kendinizi tarif etmeyin. )
    ( Sessiz ve sakin kalın. )
    ( Gerçeğe varmış olan kişiler çok sessizdirler. )
    ( İlim, hâle inkılâp edince ses çıkmaz. )
    ( Sadece aslî olanda sükûn ve huzur vardır. )
    ( Sessizlik bir kez idrak edildiğinde, o, değişebilir olanı derin biçimde etkiler, kendi etkilenmeden kalarak. )
    ( Sessizlik hakkındaki tüm konuşmalar, gürültüden ibarettir. )
    ( YAZIT

    Gürültü patırtının ortasında sükûnetle dolaş; sessizliğin içinde, huzur bulunduğunu unutma! Başka türlü davranmak, açıkça gerekmedikçe, herkesle dost olmaya çalış. Sana bir kötülük yapıldığında verebileceğin en iyi karşılık, unutmak olsun. Bağışla ve unut! Fakat kimseye teslim olma! İçten ol; telâşsız, kısa ve açık seçik konuş. Başkalarına da kulak ver. Aptal ve cahil oldukları zaman bile dinle onları; çünkü, dünyada, herkesin bir öyküsü vardır.

    Yalnız planlarının değil, başarılarının da tadını çıkarmaya çalış. İşinle ne kadar küçük olursa olsun ilgilen; yaşamdaki dayanağın odur. Seveceğin bir iş seçersen, yaşamında bir an bile çalışmış ve yorulmuş olmazsın. İşini öyle seveceksin ki, başarıların, gövdeni ve yüreğini güçlendirirken, verdiklerinle de yepyeni yaşamlar başlatmış olacaksın.

    Olduğun gibi görün ve göründüğün gibi ol. Sevmediğin zaman sever gibi yapma. Çevrene, önerilerde bulun fakat hükmetme. Kişileri yargılarsan, onları sevmeye zamanın kalmaz. Ve unutma ki, insanlığın, yüzyıllardır öğrendikleri, sonsuz uzunlukta bir kumsaldaki tek bir kum taneciğinden daha fazla değildir.

    Aşka burun kıvırma sakın; o, çöl ortasındaki yemyeşil bir bahçedir. O bahçeye uygun bir bahçıvan olmak için her bitkinin sürekli bakıma gereksinimi olduğunu unutma.

    Kaybetmeyi, ahlâksız kazanca yeğle. İlkinin acısı bir an, ötekinin vicdan azâbı, yaşam boyu sürer. Bazı idealler, o kadar değerlidir ki, o yolda yenilmen bile zafer sayılır. Bu dünyada bırakacağın en büyük miras, dürüstlüktür.

    Yılların geçmesine öfkelenme; gençliğe yakışan şeyleri gülümseyerek teslim et geçmişe. Yapamayacağın şeylerin, yapabileceklerini engellemesine izin verme.

    Rüzgârın yönünü değiştiremediğin zaman, yelkenlerini, rüzgâra göre ayarla. Çünkü dünya, karşılaştığın fırtınalarla değil gemiyi, limana getirip getiremediğinle ilgilenir. Ara sıra isyana yönelecek olsan da anımsa ki, evreni yargılamak olanaksızdır. Ondan dolayı, kavgalarını sürdürürken bile kendinle barış içinde ol.

    Anımsar mısın doğduğun zamanları: Sen ağlarken, herkes, sevinçle gülüşüyordu. Öyle bir yaşam geçir ki, herkes ağlasın öldüğünde, sen mutlulukla gülümse. :) Sabırlı, sevecen, erdemli ol. Önünde sonunda, tüm servetin, sensin. Görmeye çalış ki, tüm pisliğine ve kalleşliğine karşın, dünya, yine de kişinin biricik güzel mekânıdır.

    Eski Bir Tapınak Yazıtı (Xsenius İ.Ö. IX. yy.) )
    ( HÂMÛŞÂN[Fars.]: Sessizler, susmuşlar. | Mevlevî mezarlıkları. )

    - SEVDİĞİNİ:
    "SÖYLEYEN"
    ile/ve/değil/||/<>/> GÖSTEREN

    - SEVGİ ile/ve/değil/yerine KOŞULSUZ SEVGİ
    ( Sevgi, ayırmanın, ayrımların reddidir. )
    ( Dünyanın eylem halindeki sevgi olduğunu bir kez anlarsanız, ona tamamen farklı bir gözle bakacaksınız. )
    ( Sevgide belirli bir düşünce kaynaklı ve/veya dayanaklı, beklentili bir duygulanım durumu varolabilir, fakat koşulsuz sevgide hiçbir düşünce, beklenti olmaksızın, olumlu-olumsuz her koşulda sevmek vardır. )
    ( KOŞULSUZ SEVGİ, "EĞER"siz, "ÇÜNKÜ"süz, "AMA"sız; "KARŞIN'LI/RAĞMEN"li SEVGİ'dir! )
    ( Ayırd etme ve ayrılık duygusu olmadığında, buna SEVGİ diyebilirsiniz. )
    ( Eğer, ne bir gövde, ne bir zihin, hatta ne de tanık, fakat bunlardan tümüyle öte olduğunuz fikrini sürekli taşırsanız, zihninizin berraklığı artacak, arzularınız saflık kazanacaklar, eylemleriniz merhametli ve sevecen olacaklardır; bu iç arınması sizi bir başka dünyaya bir gerçek ve korkusuz sevgi dünyasına götürecektir. )
    ( Sevgide yabancılar yoktur. )
    ( Sevgide "bir" bile yoktur, "iki" nasıl olabilsin? )
    ( Sevgi, yaradılışın önünde gelir. )
    ( Gerçek ve sevgi, kişinin asıl doğasıdır ve akıl ve gönül, onun ifade araçlarıdır. )
    ( Sevgi mutluluktan çok gelişmeyi, bilincin ve varlığın genişleyip derinleşmesini ister. Bunu her ne engellerse acıya neden olur, sevgi acıdan çekinmez. )
    ( İdrak edeceksiniz ki bilmek sevmektir, sevmek de bilmektir. )
    ( Kendini ifade etmek, teyit etmek, zorlukları yenmek sevginin doğasıdır. )
    ( Sevgi ve sevginin ilham ettiği irade (istek) olmadıkça, hiçbir şey yapılamaz. )
    ( Sevginin doğal sonucu itaattir. )
    ( Sever de dinlersek, o da bizi kendine alır. )
    ( İnsan sevdiğini omuzuna alır da yine de yorulmaz. )
    ( Sevgi tutkunluk ve düşkünlük göstermez, düşkünlük ise sevgi değildir. )
    ( Sevgi tembel değildir ve berraklık da yönetir. )
    ( Aşırı sevgi ihmal doğurur. )
    ( Sözleri ve davranışları doğru, erdem ve görüş sahibi kişiyi tüm dünya sever. )
    ( In love there are no strangers. )
    ( Love is the refusal to separate, to make distinctions.
    Once you have understood that the world is love in action, you will look at it quite differently.
    Unconditional love is, unless "IF", "BECAUSE", "BUT". ( If you stay vs. the idea that you are not the body nor the mind, not even their witness, but altogether beyond, your mind will grow in clarity, your desires - in purity, your actions - in charity and that inner distillation will take you to another world, a world of truth and fearless love.
    Truth and love are man's real nature and mind and heart are the means of its expression.
    More than happiness, love wants growth, the widening and deepening of consciousness and being. Whatever prevents becomes a cause of pain, and love does not shirk from pain.
    When the sense of distinction and separation is absent, you may call it love.
    To know is to love and to love is to know.
    Love does not cling; clinging is not love.
    Without love, and will inspired by love, nothing can be done.
    It is in the nature of love to express itself, to affirm itself, to overcome difficulties.
    Love is not lazy and clarity directs. )

    - SEVGİ ve/<> SAYGI GÖSTERMEK

    - SEVİLİYORSAK ile SEVİLMİYORSAK
    ( Gurur duyup sarılalım. İLE Saygı gösterip uzaklaşalım. )

    - SEVİYESİZ/KARŞILIKSIZ/TUTARSIZ İDDİA ile/yerine/değil SEVİYELİ İDDİA

    - SEVMEK:
    "SAHİP OLMAK"
    ile/değil/yerine/< DEĞER VERMEK

    - SEVMEK ve/=/||/<>/< GÜVENMEK
    ( Sevmek, güvenmektir. )

    - SEVMEMEK ile/değil/yerine/>< SEVMEK
    ( Ölmek. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< ("Istırap") Yaşamak. )

    - SEV ile/ve SEVMİYORSA
    ( Zor ise. İLE/VE Zorlama!
    [Zor ise sev, sevmiyorsa zorlama!] )

    - ŞEYLERİ:
    HAYAL ETTİĞİN GİBİ GÖRMEK
    yerine (ONLARI) OLDUKLARI GİBİ GÖRMEK
    ( Hayal ettiklerinizin varlığını reddetmeniz daha akıllıca olurdu. )
    ( Eğer kendinizi her zaman sınamazsanız, gerçek ile hayali ayırt edemezsiniz. )
    ( Sizi kendinize karşı kör eden, sizin davranışlarınızdır. )
    ( Düşüncelerinizi ve duygularınızı, sözlerinizi ve eylemlerinizi yakından izlemedikçe ve nedenini ve nasılını bilmeden sizde meydana gelen değişimlere hayretle bakmadıkça, gerçeğe vardığınızı nasıl söyleyebileceksiniz? )
    ( Düşünülüp hayal edilebilen hiçbir şeyin kendiniz olamayacağını bir kez anladığınızda, imgelemelerinizden kurtulmuş olursunuz. )
    ( You would be wiser to deny the existence of what you imagine.
    If you do not test yourself all the time, you will not be able to distinguish between reality and fancy.
    It is your behaviour that blinds you to yourself.
    How do you know that you have realised unless you watch your thoughts and feelings, words and actions and wonder at the changes occurring in you without your knowing why and how?
    Once you have understood that nothing perceivable, or conceivable can be yourself, you are free of your imaginations. )

    - SEZGİYİ HAREKETE GEÇİRMEK ile/ve SEZGİYİ OLGUNLAŞTIRMAK

    - SICAK YİYECEĞİ/İÇECEĞİ:
    ÜFLEMEK
    değil/yerine SOĞUMASINI BEKLEMEK

    - ŞİKÂYET ile/ve/değil/yerine/||/=/<>/></>/< HİKÂYET
    ( Yaşanılmış bir sorun üzerine konuşulduğunda, o konuya değinmenin gereği, sorunun kendini değil daha sonraki durum ve/veya süreçlerde, kişinin, davranış-tutumlarını ve dilini düzeltmesine, gelişerek değişmesine katkıda bulunulacak şekilde düşünülmeye/konuşulmaya çalışılmasıdır. Biri, bir sorundan konu açıyorsa, bunu, o sorundan "şikâyet ediyor" olarak değil daha sonrası için bir çözüm arıyor ve/veya sunuyor olarak düşünmek/konuşmak ve algılamaya çabalamak gerekir. Bir serzeniş ya da isyan olarak algılanmamalıdır.

    Bu tür durumlarda, ötekine bilgi vererek, değinilecek konu/sorun için, "Benimki/bizimki*, bir şikâyât değil hikâyât![olan-bitenin öyküsü/hikâyesi]" şeklinde, öncelikle, kişinin kendinde ve daha sonra çevresinde, adâleti ve dengeyi sağlamasına destek vermek üzere, çevresiyle olan iletişimini ve ilişkisini sürekli kılmak üzere, bir bilgi verilir ve/veya açıklama/anımsatma/uyarı yapılır.

    [ * "Bizimki" sözü/sözcüğü, "bu konuda/alanda, bu ayrıntılarda, ben ve benim gibi düşünenler" olarak/anlamında ve bencilliğe/tekbenciliğe düşülmemesi için kullanılır. ] )

    - ŞİKÂYET ile/ve/<> İHBAR

    - ŞİKÂYET ile/ve/değil/yerine RİCÂ

    - SIKINTI ile/ve/> ÇÖZÜMLER / ÇARE/LER
    ( DERMAN ARAR İDİM, DERDİME
    DERDİM, BANA DERMAN İMİŞ

    BURHAN ARARDIM, ASLIMA
    ASLIM, BANA BURHAN İMİŞ )
    ( "Çare/ler" yazısı için burayı tıklayınız... )
    ( I was seeking the recipe to my trouble...
    I saw that, my trouble was the recipe...

    I was seeking the evidence to my essense...
    I saw that, my essense was the evidence... )

    - SIRITMAK ile/yerine GÜLMEK
    ( Aptallık, şaşkınlık, kurnazlık ya da alay belirtir biçimde gülmek. [Durumdaki hoşluğa ya da durumun algılanamamasında düşünsel/duygusal karşılığı olmadan yüz kaslarını düşünce komutlarıyla güler konuma getirmek.] İLE ... )

    - SIZLANMA/YAKINMA değil/yerine/>< SORUMLULUK ALMAK

    - SIZLANMA ile/değil/yerine SORGULAMA

    - SOLİDARİST/SOLİDARİZM/SOLİDARİTE[Fr.] değil/yerine/= DAYANIŞMACI/LIK

    - SOLUK ALMA ile/ve/değil/< SOLUK VERME
    ( TEBEHHÜR: Kısa ve sık soluk alma. )

    - SONA BAKMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< YOLA BAKMAK

    - SORU KİPİNDE İNANÇSIZLIK/ÜMİTSİZLİK ile/değil/yerine SORMAK
    ( "Yapsa ne olacak?" İLE/DEĞİL/YERİNE ... )

    - SORUMLULUK VERME ile/değil/yerine SORUMLULUK ALMA(YI SAĞLAMA)
    ( Sorumluluk verilmez, sorumluluk alınır. Sorumluluk alınması için şartlar uygun yapıya büründürülür. )
    ( It's not right to "giving responsibility". Better to arrange conditions "to taking responsibility". )

    - SORUMLULUK ile KEYFÎLİK
    ( [ne yazık ki] Yüklenilen. İLE Üstlenilen. )

    - SORUNLARDA:
    "ARKADAŞ KAYBETMEK"
    değil ARKADAŞ KEŞFETMEK
    ( Sorunlarda, arkadaş(/sa), kaybedilmez; ancak, keşfedilmiş olunur. )

    - SORUNLARI (SADECE) KONUŞMAK ile/ve/yerine/değil SORUNLAR İÇİN ÇÖZÜM ARAMAK/BULMAK
    ( Hiçbir sorun, onu yaratan 'bilinç seviyesi'yle çözülemez. )
    ( Problems cannot be solved at the same level of awareness that created them. )

    - SORUNLARI ERTELEMEK/DAHA SONRAYA TAŞIMAK yerine SORUNLARI TERK ETMEK

    - SORUNLARI:
    SORUN OLARAK KONUŞMAK
    ile/yerine/değil İLERLEME/GELİŞİM ARACI OLARAK KONUŞMAK/DEĞERLENDİRMEK

    - SORUNLAR ile/ve/değil/yerine/||/<>/> SORUNLARI TERK ETMEK

    - SÖZ (ALMAK/VERMEK) ile/değil/yerine OLUR/ONAY (ALMAK/VERMEK)

    - SÖZ/KONUŞMA:
    "UZAMASIN!"
    yerine/değil NE KADAR GEREKİYORSA O KADAR KONUŞMAK

    - SÖZCÜKTEN, ANLAMA GİTMEK ile/yerine/değil ANLAMDAN, SÖZCÜĞE GİTMEK
    ( Sözlerin ötesine geçmeye çalışın. )

    - SÖZLÜK ÇALIŞMALI/OKUMALI!

    - SÖZ ile/ve/||/<>/> SUSABİLME/SÜKÛT
    ( "Gümüş." İLE/VE/||/<>/> "Altın." )

    - SPOR ile/ve/değil HAREKET

    - ŞU/O KİTABI:
    "OKUMANIZI, TAVSİYE EDERİM"
    ile/ve/||/<>
    "OKUMAYANI, TASFİYE EDERİM"


    - SU/SIVI DOLU ŞİŞEYİ, ÇANTAYA ...:
    YAN/TERS KOYMAK
    değil/yerine/>< AĞZI, YUKARI GELECEK ŞEKİLDE DİK KOYMAK

    - SUÇLAMAYI/İTHAMI:
    DEF ETMEK
    ile/ve/||/<> İNKÂR ETMEK

    - SUÇSUZLUĞUNU İDDİA ETMEK ile/ve/||/<> SUÇU/NU İNKÂR ETMEK

    - SÜKÛN SÜKÛT

    - Sükûn/et için DİNLE!!!

    - Sükûn/et için SUS!!!

    - SÜKÛN/ET ile/ve/> SEKÎN/E(T)
    ( Zihnin sessizliği, gürültüden/düşünceden arınmışlığı. İLE/VE/> Kalbin sessizliği. )
    ( Simge bulunmayan bilinç. İLE/VE/> İmge bile bulunmayan bilinç. )
    ( Sükûnet ve durağanlık yarar sağlar. )
    ( Kişi, güvenle içinden gelen sese kulak vermelidir. )
    ( Dik arka, derin iç sükûnetin simgesidir. )
    ( Düşünmek için sükûnete gereksinim vardır. )
    ( Zevk, sükût etmesini öğrendikten sonra başlar. )

    - SÜKÛNET ile ...
    ( ZİHNİN HUZURU | DURGUNLUK, DİNGİNLİK | RAHAT )

    - SÜKÛNET ve/<>/= MUTLULUK
    ( Evrensel bir nimet olan sessizlikten zevk alabilenler dünyanın en mutlu kişileridir. )

    - SÜKÛNET ile SÜKÛT
    ( Durum. İLE Tutum. )
    ( Öteye ulaşmak için uyanık bir sükûnete ve sessiz dikkate gereksiniminiz var. )
    ( Sakinlik, hareketsizlik. İLE Sessizlik. )
    ( Sükût, Allah'ın ihsanıdır. )
    ( Sükût, kazanç mahâlidir; konuşma ise sarf mahâli. )

    - SÜKÛN ve/<> UYUM, BÜTÜNLÜK
    ( UYUM: Hareketin dinginliği. )

    - SÜKÛN ile/ve YOKLUK

    - Sükût için DİNLE!!!

    - Sükût için SUS!!!

    - SÜKÛT:
    ZORUNLU(ZARÛRÎ)
    ile/ve/<> DOĞAL(TABİÎ)

    - SUKUT["ku" uzun okunur] ile SÜKÛT
    ( Düşme, aşağı inme. | Sarkma. | Büyük bir görevden ayrılma. | Çocuğun eksik ya da ölü olarak doğması. İLE Susma, söz söylememe. )

    - SÜKÛT[Ar.] değil/yerine/= SUSKU

    - SÜKÛT ile UZLET

    - SULH ve/||/<> SÜKÛN

    - SÜREKLİ OLAMAYACAK OLANI, SÜREKLİ KILMAYA ÇALIŞMAK ile/değil/yerine SÜREKLİ OLABİLİR OLANI, SÜREKLİ KILMAYA ÇALIŞMAK
    ( Gövdesel. İLE/DEĞİL/YERİNE Zihinsel. )

    - SÜREKLİ/LİK ile/ve SÜRDÜRÜLEBİLİR/LİK

    - SÜREKLİ:
    "TOPLARSAK"
    ile/değil/yerine/>< PAYLAŞIRSAK
    ( Hiçkimseye yetmez. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Herkese yeter. )

    - SÜRPRİZ ile/ve BEKLENMEDİK (OLUMLU) "GELİŞME"

    - SÜRPRİZ ile/ve ÜMİT/UMUT

    - SUSABİLMEK/SÜKÛT ve/||/<> PERHİZ/REJİM ve/||/<> NEŞE ve/||/<> COŞKU

    - SUSMAK ile/ve/<>/değil/yerine DÜŞÜNMEKTE OLDUĞUNU BELİRTMEK

    - SUSMAK ile/ve/değil/yerine SUSABİLMEK
    ( Kişi, susuyorsa; ya çok az şey biliyordur ya da çok fazla. )

    - SUSMAYALIM! ve/||/<> BEKLEMEYELİM!
    ( Konuşabilme olanağımız varken. VE/||/<> Değiştirme olanağımız varken. )

    - SUSMA ile/ve SUSUŞMA

    - SUYA-SABUNA (DOKUNMA(MA)K)

    - SUYU KULLANMAK:
    MUSLUĞU AÇAR-AÇMAZ
    ile/yerine BİR MİKTAR SU AKITTIKTAN SONRA

    - TÂCİZ ile/değil TAVIR

    - TAFRA[Ar.] değil/yerine/= SIÇRAMA
    ( Yukarıya sıçrama, atlama. | Yukarıdan atıp tutma. | İlimde, rütbe, derece alma. )

    - TAHAMMÜL ETMEK ile/ve/değil MÜSAMAHA GÖSTERMEK

    - TAHFİF değil/yerine/>< TÂZİM

    - TAHKİYE[< HİKÂYE] değil/yerine/= HİKÂYE ETME, ANLATMA

    - TAHRÎK[< HAREF] ile TAHRÎK[< HARK] ile TAHRÎK[< HAREKET | çoğ. TAHRÎKÂT]
    ( Yırtma, yırtılma, yarma, yarılma. İLE Çok yakma/yakılma. | Susatma/susatılma. İLE Kımıldatma, oynatma. | Kışkırtma, azdırma. | Yola çıkarma. | Uyandırma. | Meczum(cezimli) bir harfi hareke ile okuma.[İLM sözcüğünü İLİM olarak okuma.] )

    - TAKINTI ile/ve/değil/yerine BİLGİ

    - TAKLİT ETMEK ile/yerine DİKKATE ALMAK

    - TAKLİT ETMEK ile/ve/değil/yerine/<> ÖRNEK ALMAK

    - TAKTİK ile STRATEJİ(K)

    - TAM, DOĞRU VE DÜZENLİ YAZMAK ile/ve VURGULU KONUŞMAK

    - TARİH AŞKI/TARİH NEFRETİ değil/yerine TARİH BİLGİSİ

    - TARUMAR[Fars. < TARMÂR] değil/yerine/>< İMÂR
    ( Dağınık, karışık, perişan. DEĞİL/YERİNE/>< Yapılandırma, oluşturma. )

    - TASARRUF[< SARF] değil/yerine/= ARTIRIM
    ( SAHİP OLMA | İDÂRE İLE KULLANMA, TUTUM, EKONOMİ | ARTIRMA, ARTIRILMA )

    - TASIM/KIYAS ile/değil/yerine KARŞILAŞTIRMA
    ( Tanım/Örnek: Bir sayfanın ikiye bölünerek, iki ayrı olgunun/kavramın kendi özlerinin iki ayrı sütunda sadece veri olarak dizilişi ve öylece yorum eklemeden bırakılması. İLE/DEĞİL/YERİNE Yapılan tablonun/karşılaştırmanın altına ekleme/yorum şeklinde göreceliliği, sınırlılığı ve kısıtlılığı potansiyelinin gözardı edilerek bir değerlendirme yapılması.(sınırı aşmak/bilmemek). Sonuç: Kıyasın değil, karşılaştırmanın daha yerinde, arı, saf, doğru olacağı ve kıyas yapmama gerekliliği. )
    ( Nispet. İLE/DEĞİL/YERİNE Oran. )
    ( Sabitliği dayatmaya çalışır. İLE/DEĞİL/YERİNE Özgünlük olanağı sunar/sağlar. )
    ( Resim. İLE/DEĞİL/YERİNE Fotoğraf. )
    ( Kıyas, bâtıldır. )
    ( Her şeye/yere kıyas sokulmaz! )

    - TAŞKIN ile/ve/değil/yerine AŞKIN

    - TATİLDE [SADECE] YATMAK değil/yerine 1-2 UĞRAŞ/ODAK SAHİBİ OLMAK
    ( Tatil sadece [ya da tamamen] yatma dönemi değildir. Günlük yaşamdaki onlarca uğraş içinde, yeteri kadar rahat zaman ayıramadığımız için yapamadıklarımızı gerçekleştirmek üzere değerlendirmemiz gereken bir süreç/dönemdir! )

    - TEBESSÜM ve/<> TEFEKKÜR ve/<> TEŞEKKÜR ve/<> TEZEKKÜR
    ( GÜLÜMSEME ve/<> DÜŞÜNME ve/<> KIVANÇ ve/<> ANMA/ANIMSAMA/TEKRAR )

    - TEDBİR ve/||/<> İTİDAL ve/||/<> CESARET

    - TEHDİT ile/değil/yerine/> DÜZEN
    ( Herhangi bir yerdeki adâletsizlik. İLE/DEĞİL/YERİNE/> Her yer, zaman ve koşulda adâlet. )

    - TEHDİT değil/yerine TEKLİF

    - TEK BOYUTLULUK ile/değil/yerine/> DERİNLEŞME

    - TEKLEŞTİRME ile/değil/yerine/>< BİREŞTİRME/TEVHİD

    - TEL'ÎN değil/yerine ANLAYIŞ/HOŞGÖRÜ

    - TEMBEL değil/< HAREKETE GEÇİRİLEMEYEN

    - TENEZZÜL ETME(ME)K ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İTİBAR ETME(ME)K

    - TEPKİ VERMEK ile TEPKİ GÖSTERMEK

    - TEPKİSELLİK ile/değil/yerine İKNÂ

    - TERK ile/ve/> HAYIR
    ( Güç ve hayırlar herkes içindir ve isteyen herkese hazırdır. )
    ( Dıştaki hiçbir şey bir değer ifade etmediği ve gönül her şeyi terk etmeye hazır olduğu zaman, zihinsel olgunluk düzeyine ulaşılmış demektir. )
    ( Power and grace are for all and for the asking.
    A level of mental maturity is reached when nothing external is of any value and the heart is ready to relinquish all. )

    - TERK ETMEK ile/ve VAZGEÇMEK
    ( Bilincine varmadığınız bir şeyi terk edemezsiniz. )
    ( Öteye devam etmek için terk etmek durumundasınız. )
    ( Önemli[öncelikli] olan, ne yaptığınız değil, ne yapmaktan vazgeçtiğinizdir. )
    ( Fiziksel vazgeçiş ve terk yalnızca bir içtenlik, bir samimiyet belirtisidir, fakat yalnızca içtenlik de özgürlüğe kavuşturamaz; uyanık bir idrak, istekli bir araştırma ve derin bir incelemeden doğan bir anlayışa gereksinim vardır. )
    ( Yapmanız gereken, tüm anıları ve beklentileri terk etmektir. )
    ( Dıştaki hiçbir şey bir değer ifade etmediği ve gönül her şeyi terk etmeye hazır olduğu zaman, zihinsel olgunluk düzeyine ulaşılmış demektir. )
    ( İç değerinizi bilmelisiniz, ona güvenmelisiniz ve günlük yaşantınızda, arzu ve korkularınızı feda ederek bunu belirgin kılmalısınız. )
    ( Duyup da/bilip de terk etmelidir. )
    ( Birinci adımdan vazgeçmeyen, ikinci adımı atamaz. )
    ( [Kendine/Bilgiye] Teslim olmadan terk edemezsin. )
    ( Ortak etmeni bulmak için tüm ayrımları terk etmek zorundasınız. Ancak evrensel olan ortaktır. )
    ( Gerçek vazgeçiş, terk edilecek bir şeyin bulunmadığını, çünkü size ait hiçbir şeyin bulunmadığını idrak ediştedir. )
    ( Sahte olandan vazgeçin, doğru olan kendi yerini bulacaktır. )
    ( Yanlış anlamalarınızı ortaya çıkarın ve onları terk edin, hepsi bu kadar. )
    ( Birine, vazgeçilmez olduğunu hissettirdiğinde, ilk vazgeçeceği kişi sen olursun. )
    ( You cannot abandon what you do not know.
    To go beyond, you must abandon them.
    It is not what you do, but what you stop doing that matters.
    Mere physical renunciation is only a token of earnestness, but earnestness alone does not liberate. There must be understanding which comes with alert perceptivity, eager enquiry and deep investigation.
    All you have to do is to abandon all memories and expectations.
    You must know your inner worth and trust it and express it in the daily sacrifice of desire and fear.
    The real giving up is in realising that there is nothing to give up, for nothing is your own.
    Give up the false and the true will come into its own. )

    - TEŞEKKÜR ETMEK ve/||/<> ÖZÜR DİLEMEK
    ( Bunları bilmeyenlere, kapıları/nı kapatmak gerekir. )

    - TEŞEKKÜR ETMEK ile/ve TAKDİR ETMEK

    - TEŞEKKÜR ile/ve ŞÜKÜR
    ( Kişilere ve topluma teşekkür etmeyi bilmeyen, şükür etmeyi bilemez. )

    - TESELLİ ile KENDİNİ KANDIRMAK

    - TESKİN ile/ve/||/<> TESELLİ

    - TESLİMİYET ile/ve/||/<> ÇARESİZLİK

    - TESLİMİYET ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< TERK-İ DÂVÂ

    - TETİKLEME ile KIŞKIRTMA

    - TEVHİD ve SÜKÛNET
    ( Tevhîd, sükûnettir. )

    - TOPLUMLARI:
    BİLGİNLER/AYDINLAR AYDINLAT("A")MAZSA
    ne yazık ki/> ŞARLATANLAR ALDATIR

    - TOPLUMSAL ADÂLET'İN TANIMLARINDA:
    GENEL
    ile/ve TOPLUMSAL ile/ve SİYASAL
    ( Toplum içinde ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal yönden yoksul, mahrum ve zayıfların doğrudan doğruya toplum tarafından korunmaları. İLE/VE Kişinin, insan onuruna uygun bir düzeye, sadece emeğinin karşılığı ile çıkabilmesinin sağlanması. İLE/VE Kişilerde, kültürel ve siyasal zayıflığı doğuran olumsuz etmenlerin toplum gücüyle kaldırılması. )

    - TÖREN ile/ve/yerine EYLEM

    - TÖVBE ile/ve/||/<>/> AFFETME

    - TRAFİKTE ÖNCELİKLİLER[sırasıyla]:
    ENGELLİ/LER
    ile/ve/< HASTA/LAR ile/ve/< YAŞLI/LAR ile/ve/< ÇOCUK/LAR, ÖĞRENCİ/LER ile/ve/< HANIM/LAR ile/ve/< YAYA/LAR ile/ve/< BİSİKLETLİ/LER ile/ve/< MOTOSİKLETLİ/LER ile/ve/< ACİL DURUM ARAÇLARI[hasta taşıma, itfaiye, polis] ile/ve/< TOPLU TAŞIMA ARAÇLARI[raylı düzenler öncelikli olmak üzere!] ile/ve/< ARABA/LAR ile/ve/< AYRICALIKLI/LAR[her seviyedeki/konumdaki resmî makam araçları (her ne kadar güvenlikleri "önemli/öncelikli" sayılsa da!)]
    ( Kişiye ait arabaların sayılarının ülkemizde çok olması [ya da artmasının teşvik ediliyor olması], yolların eski olanaksızlıklara göre düzenlenmiş olması, önceliği arabalara vermek için geçerli bir neden değildir/olamaz! Tam tersine, konumları/sıraları en sondadır! [Bu zihniyeti geliştirmeyi ve yaygınlaştırmayı, her birimiz haklarımıza sahip çıkarak daha da hızlandıracağız! Lütfen!!! Sizin de farkındalığınız, desteğiniz ve katılımınızla!...] )

    - TRAFİKTE:
    HIZ DÜŞÜRMEK
    ve/||/<>/< SEVDİKLERİMİZİ DÜŞÜNMEK

    - TRAMVAY'DA, METRO'DA:
    BİNMEYE ÇALIŞMAK
    değil/yerine İNENENLERE ÖNCELİK TANIYIP DAHA SONRA RAHATÇA BİNMEK

    - TUTARLI OLMAK ile/ve/değil/<> TUTARLI DAVRANMAK
    ( Zorunlu değildir. İLE/VE/DEĞİL/<> Zorunludur. )
    ( Sorunlu olabilir. İLE/VE/DEĞİL/<> Sorunsuzdur. )
    ( Her zaman için geçerli olamayabilir. İLE/VE/DEĞİL/<> Çoğunlukla geçerli olmalıdır. )
    ( "İddia"sında/zannında olabilirsin. İLE/VE/DEĞİL/<> İspat edersin. )
    ( Söz ile. İLE/VE/DEĞİL/<> Tutum/tavır ile. )

    - TUTKU ile/ve/değil/yerine/>< FERÂGAT

    - TUTUM/U BENİMSEMEK ile/ve/> ALIŞKANLIK OLUŞTURMAK

    - TUTUM:
    ORTADAN KALDIRICI
    değil/yerine DÖNÜŞTÜRÜCÜ

    - TUTUMLARI BELİRLEMEK ile/ve TUTUMLARDA TUTARLI OLMAK

    - TUTUMLULUK ile/ve/değil PARA HARCAYAMAMAK

    - TUVALET:
    OTURARAK
    değil/yerine ÇÖMELEREK
    ( http://www.squattypotty.com )
    ( ALAFRANGA değil/yerine ALATURKA )

    - TÜZE'NİN TEMEL İLKELERİ - ULPIAN[M.S. 170 - 223]:
    ONURLU YAŞAMAK
    ve/||/<> BAŞKASINI İNCİTMEMEK ve/||/<> HERKESE, HAKKINI TESLİM ETMEK

    - UCLARDA OLMAK(DURMAK/BULUNMAK)
    ile/değil/yerine
    ORTAK NOKTALARDA/ALANLARDA BULUN(/Ş)MAK


    - UCUZ İŞ ile/değil/yerine/>< İYİ İŞ
    ( İyi değildir. İLE/>< Ucuz değildir. )

    - UĞRAŞILMASI GEREKEN ile/ve/değil/yerine/<>/< UĞRAŞILMAMASI GEREKEN
    ( Gerekeni yapmak, ciddiyetin ve içtenliğin kanıtıdır. )
    ( The doing is the proof of earnestness. )

    - ÜMİT ile/ve/<> EMEK
    ( Ümit kalacağına emek kalsın. )

    - UNUTMAK/UNUTABİLMEK ile/ve/<> BIRAKMAK/BIRAKABİLMEK
    ( Unutmamak, bir anlamda putperestliktir. )
    ( LETE: Unutma yudumu. )
    ( Ledün ilmi, bilineni unutma ilmidir. )
    ( Olursak olacağız. Evvelinin evveli, ahirinin ahiri yok. Bu kadar yaş yaşadık, ne anladık? İstikbal dersen, bir saniye ilerisinden haberimiz yok, hepsi rüya. İyisi mi, hepsini unut! )
    ( Huzur, rahatlıktadır. Rahatlık ise unutmakla olur. )

    - UNUTMAK ile/ve/değil/yerine/<> AFFETMEK
    ( Bir hatayı, hem unutmak, hem affetmek aptallıktır. Ne unutmak, ne affetmek, hainliktir. Hatayı unutmayıp sahibini affetmek, işte bu erdemdir. )
    ( Söylenilmeyebilecek, yanlış/yersiz/zamansız bir söz, ancak affedilir fakat unutulmaz! )
    ( Aldığın dersi kaybettirir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<> Bakış açını değiştirir. )

    - USÛL ile/ve ERKÂN
    ( Yöntemler. İLE/VE Esaslar, destekler. | Reisler. )

    - UTANMAK değil/yerine DOĞRUYU SÖYLEYİP "KAYBETMEK"/KAZANMAK

    - UTANMA ile EDEB

    - UYDURMAK ile/değil/yerine DUYURMAK

    - UYGARLIK ve/||/=/<>/< İNSAN/LIK

    - UYGULANMAYAN AHLÂK ile/değil/yerine/>< UYGULANAN AHLÂK
    ( Sözü edilir fakat kendi yoktur. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sözü edilmez fakat uygulanır. )

    - UYSAL ve/||/<> UYUMLU
    ( Hayvanlarda. VE/||/<> İnsanda. )

    - UYUM/LU/LUK ile/ve YALIN/LIK

    - UYUMLU/LUK ile/ve UYGUN/LUK

    - UZAK DURMALI!:
    KÖRDEN değil NANKÖRDEN
    <>
    YÜZSÜZDEN değil İKİYÜZLÜDEN
    <>
    "TİPİ BOZUK"TAN değil "SÜTÜ BOZUKTAN"


    - UZAK DURULMASI GEREKEN KİŞİLER:
    "HEP HAKLILAR"
    ve/||/<> "HERŞEYE, SÜREKLİ İTİRAZ EDENLER" ve/||/<> "SADECE BEN" DİYENLER ve/||/<> BAŞKALARINI DEĞERSİZ GÖRENLER ve/||/<> ÇIKARCILAR ve/||/<> İSTEDİĞİ OLMADIĞINDA TUTUM DEĞİŞTİRENLER ve/||/<> ARAMADIĞIN SÜRECE ARAMAYANLAR ve/||/<> İŞİ DÜŞMEDİKÇE TANIMAYANLAR ve/||/<> İŞİ BİTTİĞİNDE, YANINDA DURMAYANLAR

    - UZAK TUT/ALIM! ve/||/<> UZAK DUR/ALIM!
    ( Yüzü "çirkin olan"ı değil yüreği çirkin olanı. VE/||/<> Giysisi kirli olandan değil "zihni/düşüncesi" kirli olandan. )

    - UZUN UZUN DÜŞÜNMEK/BOŞ BOŞ OTURMAK ile/ve/değil/yerine AZ AZ (DA OLSA) EYLEMEK/BİR ŞEYLER YAPMAK
    ( Pek kolay olmasa da... )
    ( Kepçe tutan elim olsun, dış kapıda yerim olsun! )

    - ÜZÜNTÜNÜN PAYLAŞIMI ve/||/<> SEVİNCİN PAYLAŞIMI
    ( Üzüntüyü azaltır. VE/||/<> Sevinci çoğaltır. )

    - VARLIK/VAROLUŞ ve/||/<> HAK ve/||/<> HAREKET

    - VARLIK ile/ve/= HAREKET

    - VAROLAN ile/ve HAREKET

    - VAZGEÇ! ile/ve/||/<> VAZGEÇME!
    ( Dünyadan. İLE/VE/||/<> Kendinden! )

    - Vazgeçme! DİNLE!!!

    - VAZGEÇMEK ile YEĞLEME/TERCİH

    - VEFÂ ile ...
    ( SÖZÜNDE DURMA, SÖZÜNÜ YERİNE GETİRME )
    ( DOSTLUĞU DEVAM ETTİRME )
    ( ONUN YANINDAYKEN NASILSAN, UZAKTAYKEN DE AYNI OLMAK )

    - VEFÂ ile/ve/değil/<> SAYGI GÖSTERMEK

    - VERDİĞİN ŞEYLERİ "GÖRMEMEK" ve/||/<>/>/< VEREBİLECEĞİN ŞEYLERİ ARTIRMAK

    - VERİNCE, ALMAYI BEKLEMEK değil/yerine ALINCA, VERMEYİ BECERMEK

    - VERMEK ile/ve/değil ZAMANINDA VERMEK/İNFÂK[Ar.]

    - VİTRİNLERE/TEZGAHLARA UZUN UZUN BAKMAK ile/yerine GEREKENE, GEREKTİĞİ KADAR BAKMAK

    - YABANCI DİLDE EĞİTİM ile/değil/yerine YABANCI DİL EĞİTİMİ

    - YALAN SÖYLEMEK ile/değil/yerine/>< GERÇEĞİ SÖYLEMEK
    ( Geleceğinizin önemli/belirleyici bir parçası olur. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Geçmişinizdeki (herhangi) bir parçadır. )
    ( If you tell the truth, it becomes a part of your past. If you lie, it becomes a part of your future. )

    - YALAN SÖYLEMEMEYİ ÖĞRENMEK/BİLMEK ile/ve/<> YALAN SÖYLEYEMEMEYİ ÖĞRENMEK/BİLMEK
    ( Öğrenmiş ve uyguluyor olmak gerek. İLE/VE/<> [hâlâ öğrenilemediyse] Özellikle çocuklardan öğrenilebilir. )

    - YALAN SÖYLEYİP UTANMAK değil/yerine/>< DOĞRUYU SÖYLEYİP "KAYBETMEK"(/KAZANMAK)

    - YALAN SÖYLEYİP UTANMAK değil/yerine DÜRÜST OLUP KAYBETMEK

    - YALIN/LIK ve/<> GÜZEL/LİK

    - Yanıt bulmak için DİNLE!!!

    - Yanıt bulmak için SUS!!!

    - YANIT:
    AHLÂKSIZA
    ve/||/<> BİLGİSİZE
    ( [ya(kı)nından] Uzaklaşmak. VE/||/<> [imâsızca] Susmak. )

    - YANITI OLAN ile/ve/değil/yerine SORUSU OLAN
    ( Yetişkin/ler. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Çocuk ve çocuksu yanını/zihnini sürdürebilen/ler. )

    - YANLIŞA GİTMEMEK ve DOĞRUYA YÖNELMEK

    - YAP! | YAPSANA ile/değil/yerine YAPAR MISIN / YAPIYORUZ

    - YAP!:
    (")KİŞİLERİN(") "YAPTIĞINI"
    değil/yerine
    KİŞİNİN(/KENDİ) YAPABİLECEĞİNİ


    - YAPICI OLMALI!

    - YAPICI YAKLAŞIM ile/ve/<> İNCELTİCİ YAKLAŞIM

    - YAPILACAK ile/ve YAPILABİLECEK
    ( Yapılan her şey sizin tarafınızdan, yani evrensel ve tükenmez enerji tarafından yapılır. )

    - YAPILANDIRMA ile/ve/<>/değil/yerine İLİŞKİLENDİRME

    - YAPILMASI İSTENİLEN ile/ve/< YAPILMAMASI İSTENİLEN

    - YAPMACIK OLUP SEVİLMEK değil/yerine/>< KENDİN OLUP SEVİLMEMEK

    - YAPMAK ile/ve/değil/yerine YAPILANDIRMAK

    - YAPTIĞIN İŞİ SEVMEK ile/ve/||/<>/>/< SEVDİĞİN İŞİ YAPMAK

    - YARAMAK/YARAMAZ ile/değil YETMEZ/YETMEK

    - YARARIN SAĞLANMASI ile/ve/değil/yerine/< ZARARIN UZAKLAŞTIRILMASI
    ( IZRAR[Ar.]: Zarar verme, zarara sokma. )

    - YARATICILIK ile/ve CANLANDIRMAK ile/ve HAREKET KATMAK
    ( Kuralları önce bilmek, sonra [yeri geldiğinde ve gerektiğince] unutmak/unutabilmek gerek! )

    - YARDIMCI OLMAK ile/ve FIRSAT VERMEK
    ( Tekrarlanması gereken yardım, yardım değildir. )
    ( Yapılmaya değer tek yardım, yardıma gereksinim duymaktan kurtuluşu sağlamaktır. )
    ( Bizi, insan yapacak olan, berraklık ve yardımseverliktir. )
    ( En önemli yardımcı, gerçeğin, içimizde bulunuşudur. )

    - YARDIMCI OLMAK ile/ve/<> KOLAYLIK SAĞLAMAK/SUNMAK

    - YARDIM ile/ve/<> İÇ YARDIM
    ( Hizmet. İLE/VE/<> Himmet. )
    ( Başkasından/dışarıdan. İLE/VE/<> Kendinden. )

    - YARININI İYİLEŞTİRMENİN YOLU/YÖNTEMİ ve/||/<>/</: BUGÜN, NEYİ YANLIŞ YAPTIĞINI BİLMEK

    - YAŞAM ALANI ile/ve/değil HAREKET ALANI
    ( Bazı düşünürlerin/sanatçıların, [turistlerin ya da turist gibi yaşayanların vb.] her hareket alanlarının, yaşam alanı olmadığı gibi. )

    - YAŞAM ÖYKÜNÜ:
    İYİ YAZ
    ve/||/<> SIKLIKLA DÜZENLE

    - YAŞAM(AY)I ÖĞRENMEK ile/ve/değil/=/||/<>/< SAÇMALAMAMAYI ÖĞRENMEK

    - YAŞAM:
    "YANLIŞ(LAR)A KATLANMAK İÇİN"
    ile/değil/yerine/>< YANLIŞ(LAR)I DÜZELTMEK ÜZERE

    - YAŞAMAK ile/ve EYLEMİNDE BULUNMAK

    - YAŞAMAK ve/||/<> SEVMEK
    ( Direnmektir. VE/||/<> Güvenmektir. )

    - YAŞAMAYIP YAŞLANMAK ile/değil/yerine/>< YAŞAYIP YAŞLANMAK

    - YAŞAMINA, GÜN EKLEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< GÜNÜNE, YAŞAM EKLEMEK

    - YAŞAM ile/ve HAREKET

    - YATKINLIK ile/ve/değil ALIŞKANLIK

    - YAVAŞLATMAK ile AĞIRDAN ALMAK

    - YAVAŞLIK ile/ve/||/<> ESNEKLİK

    - YAZDIĞINI YAP!(MAK) ve/<> YAPTIĞINI YAZ!(MAK)
    ( Yapacağını yaz, yazdığını yap! )
    ( Yaşamak için ayağa kalkmıyorsan, yazmak için masaya oturma! )

    - YAZILI OL(A)MAYAN KURALLAR ile/ve/değil KONUŞUL(A)MAYAN KURALLAR
    ( Gelenek-görenek, töre gibi sözel/şifâhî[Ar.] kurallar. İLE/VE/DEĞİL Bazı/birçok özel/ayrıntı konu ve kuralları. )

    - YAZMAK ve/=/||/<> BİRLİĞE GETİRMEK

    - YEMEK İÇİN YAŞAMAK ile/yerine/değil YAŞAMAK İÇİN YEMEK
    ( Hayvan. DEĞİL İnsan. )
    ( Olgun kişi, sözlerinde dikkatli, yiyip içtiklerindeyse ölçülüdür. )
    ( Gıdanın ahlâkı bizde kalır, posası dışarı çıkar. )
    ( Kötüler, yemek için yaşarlar; iyiler ise yaşamak için yerler. )
    ( EŞHÂ[Ar. < ŞEHÎ]: En çok sevilen, sevilerek/istekle yenilen şey. )
    ( NEHEM[Ar.]: Yemeğe, şiddetli arzu duyma. )
    ( TELEBBÜK[Ar.]: Mide dolgunluğuna uğrama. | İMTİLÂ'[MELÂ] )
    ( TÛŞE | KUT-İ LÂ YEMÛT: Ölmeyecek kadar yenilecek şey, azık. )
    ( TÛŞE-İ RÂH: Yol yiyeceği/azığı. )

    - YEMEK ISINIRKEN TELEFON ETMEMEK/DALMAMAK

    - YEMEK YEME "YARIŞI":
    ÇOCUKLUKTA
    ile/ve/değil/yerine YETİŞKİNLİKTE
    ( Oyalanmadan, "hızlıca" yemek. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Olabildiğince yavaş ve lokmaları çok çiğneyerek. )

    - YEMEME ile ORUÇ/RİYÂZAT

    - YILANLARDA:
    PUSUDA BEKLEYENLER
    ile/ve/değil/yerine/||/<> AV PEŞİNDE HAREKET EDENLER

    - YİRMİ YIL ÇALIŞAN ÖĞRETMEN:
    [ya] BİR YILLIK "DENEYİMİNİ", YİRMİ YIL BOYUNCA TEKRAR EDEN
    ile/değil/yerine/ne yazık ki/ya da/><
    YİRMİ YILLIK DENEYİMİ OLAN


    - YOL ÜSTÜNDE TAŞ GÖRSEK, ...:
    "YOLDAN VAZGEÇMEK"
    ile/değil/yerine/>< ÜSTÜNDEN GEÇMEK

    - YOLA ÇIKMAK:
    "YAŞAMDAN KAÇMAK İÇİN"
    ile/değil/yerine/>< YAŞAMI KAÇIRMAMAK ÜZERE

    - YOLCU ile/ve GEZGİN
    ( ... ile/ve SEYYAH )

    - YÖNETME ile/ve/||/<>/> YÖNLENDİRME

    - YORUM:
    "DOĞRU ANLAMA" UĞRAŞI
    ile/ve/değil/<> YANLIŞ ANLAMAMA ÇABASI

    - YÜZLEŞMEK ile/ve/||/<>/> GERİDE BIRAKMAK

    - YÜZSÜZLEŞMEK değil/yerine YÜZLEŞMEK
    ( Ya hatalarınızla yüzleşirsiniz ya da hatalarınızla yüzsüzleşirsiniz. )

    - ZÂLİM ile/değil/yerine LEVVÂM
    ( Başkasına kötülük. İLE/DEĞİL/YERİNE Kendine, [kendini geliştirmek üzere] "yüklenme". | Özeleştiri. )
    ( Zâlime uyan ve/veya susan, zâlimden beterdir. )

    - ZAMAN GEÇTİKÇE:
    YÜZSÜZLEŞEN
    değil HATALARIYLA YÜZLEŞEN

    - ZAMANA YAYMAK ile/ve/<> SONRAYA BIRAKMAK

    - ZAMAN ve HAREKET
    ( Zaman, hareketin miktarıdır. )

    - ZAN:
    "ÖNE SÜRÜLEBİLECEK BİR ŞEY"
    değil
    ANCAK, KABUL EDİLECEK BİR ŞEY


    - ZANNETMEDEN ÖNCE ve/<> YARGILAMADAN ÖNCE ve/<> YARALAMADAN ÖNCE ve/<> KONUŞMADAN ÖNCE
    ( Öğren! VE/<> Anla! VE/<> Hisset! VE/<> Düşün! )

    - ZAN ile/ve/değil/yerine KANAAT

    - ZARÂFET ile/ve/<> LETÂFET

    - ZARARSIZ OLMAK ile/ve/||/<>/> YARARLI OLMAK

    - ZAVALLILAR ile/değil/yerine/>< KİŞİLER
    ( Sadece, güc(ün)e/olanaklar(ın)a "saygı gösterirler". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Herkese saygı gösterirler.
    Çoğunlukla dedikodu yaparlar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Düşüncelerini açıkça paylaşırlar.
    Sadece, çıkarları olduğunda yardımseverlerdir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Kibar ve her zaman yardımseverlerdir.
    Gösterişin hastalarıdır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Gösterişi sevmezler.
    Kolay söz verir, nadiren tutarlar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Verdikleri sözü tutmak için çabalarlar.
    İlgi manyaklarıdır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Alçakgönüllülerdir. )

    - ZEKİ KİŞİLERİN, İŞE ALINMA AMACI:
    NE YAPACAKLARINI SÖYLEMEK
    ile/değil/yerine İŞVERENLERİN, NE/LER YAPACAĞINI/YAPABİLECEĞİNİ SÖYLEMELERİ

    - ZEMİN ile/ve HAREKET NOKTASI
    ( Zemini olmayanın ereği olmaz. )

    - ZENGİN ve/||/=/<> GÖNÜL AÇAN(FETHEDEN)
    ( En zengin kişi/ler, gönül fetheden(ler)dir. )

    - ZEVKİNDE/LİK ile/ve/değil/yerine/<> KENDİNDE/LİK

    - ZİHNİ ve GÖNLÜ:
    DAR OLAN
    ile/değil/yerine/>< ZENGİN OLAN
    ( Dünyayı da sunsan, "Daha yok mu?" der. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Kuru ekmek de versen, şükreder. :) )
    ( Yüzünü asar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yüzü güler. :) )

    - ZORLAMAK ile/değil/yerine "ÜZERİNE GİTMEK"

    - ZORLUKLARA/SIKINTILARA:
    KATLANMAK
    ile/ve/||/<> AYAK UYDURMAK

    - ZORUNLU HAREKET ile/ve/değil ZORLAMALI HAREKET

    - ZULÜM değil/yerine/>< ŞEFKAT
    ( İlimsiz şefkat, zulümdür. )

    - [Ar.] BEŞÛŞ/BEŞÎR ile/ve/< BÂSİM/BESÎM[< BESM]
    ( Güleryüzlü, şen. )
    ( BESÂMET/BEŞÂŞET: Güleryüzlülük. )

    - [Fars.] DÜRÜŞT ile/değil/yerine/>< DÜRÜST
    ( Sert; gücendirici, kırıcı. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sözünde ve davranışlarında, doğruluktan ayrılmayan, doğru, onurlu. | Doğru, yanlışsız. )

    - [Fars.] HÂMÛŞ/SÂKİT[Ar. < SÜKÛT]/SAMUT[Ar.] ile HAMÛŞ/HAMUŞ/HÂMUŞ/HÂMÜŞ
    ( Susmuş, sessiz. | Mevlânâ'nın bazı gazellerinde kullandığı takma adı/mahlası. İLE "HÂMÛŞ" sözü/sözcüğünün hafifletilmiş ve çeşitli kullanımları. [çoğ. HÂMÛŞÂN: Mevlevi mezarlıklarına verilen ad] )

    - [hem] BİLMEK ile/ve/||/<>/>/=/hem de YAPABİLMEK
    ( Bilmek, yapabilmektir! )
    ( Bildiklerimiz, yapabildiklerimizdir. )

    - [ne yazık ki]
    !"BİRBİRİNE DÜŞMEK"
    değil/yerine/>< BİRBİRİNİ DÜŞÜNMEK

    - [ne yazık ki]
    !MUHTERİ
    ile/değil/yerine/>< MUCİT
    ( Yeni bir şey yaratan, icat eden. | Yalanlar uydurarak birine iftirada bulunan. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yeni bir buluş ortaya koyan. | Yaratıcı, yaratan. )

    - [ne yazık ki]
    "AZ İLE YETİNME(ME)K"
    ve/||/<>/> ÇOK'U BUL(AMA)MAK

    - [ne yazık ki]
    "ÇIKAR"
    ile/değil/yerine/>< AKIL

    - [ne yazık ki]
    "PAY KAPMAYA ÇALIŞMAK"
    değil/yerine HAK ETMEK

    - [ne yazık ki]
    "SÖZÜ/SORUYU, TARTMADAN SÖYLEMEK"
    ve/||/<>/> ALACAĞIN YANITTAN İNCİNMEMEK

    - [ne yazık ki]
    "YÖNLENDİRME"
    ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YORUM/LAMA

    - [ne yazık ki]
    (ÇOK) BENCİL/LİK
    değil/yerine/>< (ÇOK) BİLGİ(Lİ/LİK)
    ( Ne kadar bilgi, o kadar az bencillik; ne kadar az bilgi, o kadar çok bencillik. )

    - [ne yazık ki]
    BASİRETSİZLİK
    ve/||/<>/> İHÂNET
    ( Sorumluları "yoksa". VE/||/<>/> Sorumluları bulunamaz. )

    - [ne yazık ki]
    EDEPSİZ
    ile/değil/yerine/>< EDEPLİ
    ( Bildiği sözcükler kadar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Bilmediği sözcükler kadar. )

    - [ne yazık ki]
    HALKIN PARASINI, KENDİ ÇOCUKLARINA AYIRMAK
    değil/>< KENDİ PARANI, HALKIN ÇOCUKLARINA BIRAKMAK

    - [ne yazık ki]
    KİŞİNİN, ...:
    KİŞİLERLE DİDİŞMESİ
    ile/değil/yerine/><
    DOĞAYLA UĞRAŞMASI


    - [ne yazık ki]
    NEYİ
    BÖLÜŞEMİYORUZ?
    ve/||/<> NİYE DÖVÜŞÜYORUZ?
    ( Hiçbir mal, bizim değil! VE/||/<> Hiçbir can, bizim değil! )

    - [ne yazık ki]
    ŞİKÂYET ile İSRAF ile ANARŞİ ile BASKI/İSTİBDÂD ile İFRÂD-TEFRÎT
    değil/yerine/><
    KANAAT ile İNFAK ile HUZUR/SELÂMET ile ADÂLET ile İSTİKÂMET

    ( [ne yazık ki]
    Bilgisizlik + Yoksulluk >= Şikâyet İLE
    Bilgisizlik + Varsıllık >= İsraf İLE
    Bilgisizlik + Özgürlük >= Anarşi İLE
    Bilgisizlik + Güç >= Baskı/İstibdâd İLE
    Bilgisizlik + Din >= İfrâd - Tefrit İLE

    DEĞİL/YERİNE/><

    Bilgi/(b)ilim + Yoksulluk >= Kanaat İLE
    Bilgi/(b)ilim + Varsıllık >= İnfâk İLE
    Bilgi/(b)ilim + Özgürlük >= Huzur, Barış/Selâmet İLE
    Bilgi/(b)ilim + Güç >= Adâlet İLE
    Bilgi/(b)ilim + Din >= Yön/İstikâmet )

    - [ne yazık ki]
    ŞİŞMANLIK:
    F
    ve/||/<> A ve/||/<> T
    ( Sıklık. VE/||/<> Oran. VE/||/<> Çeşit. )
    ( Frequency. AND/||/<> Amount. AND/||/<> Type. )

    - [ne yazık ki]
    YALAN SÖYLEYEN
    ile/değil/yerine/>< DOĞRU SÖYLEYEN
    ( Yalan söyleyen/ler, doğru söyleyen(ler)e inanmazlar. )

    - [ne yazık ki]
    VEFÂ:
    ÇIKARA
    ile/değil/yerine/>< KİŞİYE

    - [ne] İSTEMEK ne de DAYATMAK

    - [ya] "BİR YOL BULMAK/AÇMAK" ve/ya da/||/<>/>/< [ya] YOL AÇMAK ve/ya da/||/<>/>/< YOLDAN ÇEKİLMEK

    - [ya] YENİLECEĞİZ değil/yerine/ya da/>< YENİLENECEĞİZ

    - | "GEÇMİŞİNDE YAŞAMAK" ile/ve/<>
    "GELECEKTE YAŞAMAK" |
    değil/yerine/><
    ŞU ANDA OLMAK

    ( | Pişmanlık, suçluluk, şikâyet, üzüntü ve kızgınlık yaşatır. İLE/VE/<> Kaygı, gerginlik, huzursuzluk yaşatır. |
    DEĞİL/YERİNE/><
    Özgürlük, neşe, hafiflik, bilgelik yaşatır. )

    - | "ÖFKE GÜCÜ" ve "İSTEK/ARZU GÜCÜ" | ile/ve/değil/yerine/<>/> AKIL GÜCÜ
    ( Öfkeni, akılla yenemiyorsan, kendini, insandan sayma! )

    - | "REZİL" ve/ya da "SEFİL" |
    değil/yerine/><
    ASİL

    ( [ayrılıktan hemen sonra ...]
    | Başkasının kollarına bırakana "denilen". VE/YA DA Alkole bırakana "denilen". |
    DEĞİL/YERİNE/><
    Zamana bırakana denilen. )

    - | KARARSIZLIK ve/ya da KORKAKLIK |
    ile/değil/yerine/><
    CESARET

    ( | Tehlikeye sokar. VE Ölüme götürür/götürebilir. | İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Zafere taşır. )

    - | KISKANÇLIK ile/ve ÇEKEMEMEZLİK | ile/değil/yerine İMRENMEK ile/ve KEREM
    ( |Benim var, onun olmasın! İLE/VE Benim yok, onun da olmasın!| İLE/DEĞİL/YERİNE Onun var, benim de olsun. İLE/VE Benim var, onun da olsun. )

    - | YAZIN(EDEBİYAT) ve POLİTİKA |
    ile/ve/değil/yerine/||/<>/<
    FELSEFE ve SU

    ( İnandırma "gücü". VE Kandırma "gücü".
    İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/<
    Uyandırma gücü/olanağı. VE Kaldırma gücü/olanağı. )

    (KOŞULSUZ) SAYGI ve SEVGİ
    [(UNCONDITIONAL) RESPECT and LOVE]

    (B)İLİM ve BİLGELİK
    [/İRFAN/HİKMET/WISDOM/GNOSIS]

    

    AÇIKLAMALAR/ÖNSÖZ
    [Mutlaka okuyunuz!!!]

     

    - Bazı sözcüklerin, hem sözlüklerdeki karşılığına yer verilmekte, bazılarına da özellikle yer vermeyip psikolojik, felsefi, bilimsel, sanatsal, göreceli, uygulayımsal, belirli bir sınırlılık ve yaklaşımlardan yararlanılarak parantezler açılmıştır.

    - Bu çalışmada, başlıkların altlarındaki bilgilere/açıklamalara (parantezlere), kişilerin, kendilerinin düşünmelerine fırsat verebilme amacıyla ve özellikle pek fazla yer verilmemektedir. Zihinlerce/kişilerce uygun bulunmayabilecek bilgiler/parantezler, gözardı edilebilir.
    [ Kavramların yanında bulunan ( ) parantezler, ek bilgi ya da açıklama olarak, [ ] köşeli parantezler ise ayrıntı/teknik bilgi vermek üzere kullanılmıştır. ]

    - Çoğu sözcüğe, özellikle ve belirli bir yaklaşımla yer verilmemiştir. Hayır! / Evet!

    - Bu çalışmada, çoğu sözcüğün/kavramın altında, bazılarında “açıklama/ları” bulunmakta, bazılarında da -özellikle ve çeşitli nedenlerden dolayı- bulunmamaktadır.

    - Bazı başlıkların altına, veri/bilgi girmemizin çeşitli nedenlerinden biri ise ulaşım/erişim kolaylığı sağlamak üzere, hazır veri/bilgi karşılıklarını sunmak üzeredir! [Dolayısıyla sizin de FaRkLaR Kılavuzu'na destek olabilmek amacıyla üyeliğinizi şimdi başlatmanızı dileriz! Teşekkür ederiz!] )

    - Bu çalışmanın, sadece sözlük olarak algılanmamasını ve kullanılmamasını da sağlamak amacıyla ve özellikle “:”[iki nokta üst üste] ya da “...dır!” şeklinde belirtilmemiştir!

    - Bu çalışmada, başlıkların [kavram ya da olguların], ne olduklarından çok, ne olmadıklarına işaret etme çabası güdülmektedir. [ Bir DEĞİL’leme çalışması olarak değerlendirilmelidir! ]

    - Bu çalışmada bulunan tüm karşılaştırmaların, tanımlan(a)mayan, sözcük olarak karşılığı/adı tam olarak oluşturul(a)mamış, fakat zihinlerimizde karşılığı bulunan/bulunabilen “3.” anlamları ve/veya ara anlamları düşünülebilir.

    - Bu kılavuz/sözlük, dil(d)e/kavramlar(d)a/sözcükler(d)e ilginizin daha da artması ve sözlük/ahit kullanımını artırmayı amaçlamaktadır.

    - İngilizce’ye ve öteki dillere yer verme nedenimiz, öteki dillerle karşılaştırmalı yaklaşımla belirli bir bilince sahip olmanıza, aracı olabilmektir.

    - Çoğu sözcüğün, zaman içinde, kökenbilimsel(etimolojik) derinliklerine ve öteki dillerdeki karşılıklarına da yer verilecektir. (Bu konuda her türlü destek ^v(ve/veya) katkınızı görmekten mutluluk duyarız!)

    - Bu kılavuzdaki bilgiler, SDP(Sinir Dili Programlası)(NLP) üzerine de kılavuzluk edebilir.

    - Bu kılavuz, soru sorma/sorgulama, yoğun/derin düşünme aracı/vesilesi olarak kullanılabilir.

    - Bu kılavuz/sözlük üzerine olan tüm katkı/destek/uyarı/yorum ve önerilerinizi görmek ve değerlendirmekten mutluluk duyarız! Ayrıca burayı tıklayarak, dille ve buradaki içerikle ilgilenebileceğini düşündüğünüz kişilere tavsiye edebilirsiniz.

    

    "... ile/ve/değil/yerine ..."
    [bağlaçların kullanımı/okunuşu...]

    - Kavramların aralarında kullanılan/bulunan
    "... ile/ve/değil/yerine ..."
    bağlaçları, ilgili satırı 2/3/4 kez ve ayrı ayrı şekilde okumanız ve satırları tekrarlamamak içindir.
    ( - UCLAR ile FARKLAR [karıştırılmamalı!]
    - UCLAR ve FARKLAR [ayrı olmalarının yanısıra birlikte de düşünülebilir/kullanılabilir!]
    - UCLAR değil FARKLAR [dır!]
    - UCLAR yerine FARKLAR [düşünülmeli/kullanılmalıdır!] )

    

    ... ile ...
    [ÖNCESİ | SONRASI]

    - Sözcükleri dizerken ya da "... ile" öncesiyle "ile ..." sonrası arasında bir öncelik/fark/özellik/tercih/vurgu yoktur. Her ikisini de kesinlikle birbirine karıştırmamak, her ikisinin de derinliğine/önemine ve ciddiyetine yer/destek verilmesi gerekmektedir.

    - Belirlemelerin/karşılaştırmaların daha da oturması/derinleşmesi için, "ile"den sonraki sözcüğün yanına tekrar "ile"den önceki sözcüğü düşünerek/koyarak değerlendiriniz.
    ( "- BİLİNÇALTI ile BİLİNÇDIŞI" ise "- BİLİNÇALTI ile BİLİNÇDIŞI [ile BİLİNÇALTI]" gibi. )

    EN SON YAPILMIŞ OLAN EKLEMELER
    [ 06 Eylül - 17 Kasım 2018 arasında... ]

    
     

    Bugün [17 Kasım 2018] itibariyle
    Düşünce-Duygu-Davranış/Psikoloji bölümüne yapılmış olan eklemeler aşağıdaki gibidir.
    [ 06 Eylül - 17 Kasım 2018 arasında... ]
    ( 82 yeni ekleme, 61 katkı )


    -@ GERGİNLİK ile/ve/||/<> TEDİRGİNLİK
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 15 Kasım | 10:25 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50705 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


    -@ 40'LI YAŞLAR ile/ve/||/<>/> 50'Lİ YAŞLAR
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 13 Kasım | 12:04 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50690 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

    ( Gençliğin yaşlılığı. İLE/VE/||/<>/> Yaşlılığın gençliği. )

    -@ MUSTAFA SAMİ ve/||/<>/> MONGERİ ve/||/<>/> RAŞİT TAHSİN BEY[1870 - 1936] ve/||/<>/> MAZHAR OSMAN
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 05 Kasım | 13:46 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50629 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

    ( Serriyat-ı Akliye Dersleri )

    -@ ATA EFENDİ ve/||/<> NAZİF EFENDİ
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 05 Kasım | 13:35 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50626 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


    -@ AUGUSTE RODIN ile/ve/||/<>/> KEMAL KÜNMAT
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 05 Kasım | 13:35 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50625 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

    ( "Düşünen Adam" heykelini yapan. İLE/VE/||/<>/> Bakırköy Akıl Hastahanesi'ndeki "Düşünen Adam" heykelini yapan. )

    -@ GÖMLEK ile TESPİT(/DELİ) GÖMLEĞİ
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 05 Kasım | 13:29 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50623 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


    -@ AKLİYE ile/ve/||/<> ASABİYE
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 05 Kasım | 13:29 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50622 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


    -@ PSİKİYATRİ'DE:
    FRANSIZ EKOLÜ
    ile/ve/||/<>/> ALMAN EKOLÜ
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 05 Kasım | 13:28 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50621 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


    -@ PSİKİYATRİ ile/ve/||/<>/> PSİKİYATRİST[< ALYENİST]
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 05 Kasım | 13:23 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50620 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

    ( 1803'te[/n sonra]. ile/ve/||/<>/> 1840'ta[/n sonra]. )

    -@ MÜSEKKİN/MÜNEVVİM[< NEVM] ile/>< MÜNEBBİH[< NEBEH]
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 05 Kasım | 13:21 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50619 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

    ( Sakinleştirici, uyutucu/uyutan. İLE/>< Uyarıcı. )

    -@ ADLER ile/ve/<> ADLER
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 28 Ekim | 12:44 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50589 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

    ( Friedrich İLE/VE/<> Alfred )
    ( Fizik'te. İLE/VE/<> Psikoloji'de. )

    -@ KORKU[PHOBOS] ile/ve/<> DEHŞET[DEIMOS]
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 02 Kasım | 11:13 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50576 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

    ( Mars'ın uydularının ve ["savaş tanrısı"] Ares'in aracını çeken atların adı. )
    ( 1877 - ASAPH HALL )

    -@ GÜNEŞE:
    ARKAMIZI DÖNMEK
    değil/yerine/>< YÜZÜMÜZÜ DÖNMEK
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 24 Ekim | 12:57 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50543 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

    ( Gölgeleri/sorunları, önümüzde gösterir ve ümit yitiricidir. DEĞİL/YERİNE/>< Gölgeleri/sorunları, ardımızda bırak(tır)ır. )

    -@ MELANKOLİ ile/>< MANIA
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 23 Ekim | 16:02 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50530 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

    ( ["coşku"] İçe dönük. İLE/>< Dışa dönük. )

    -@ BİN ZAHMET ile/değil/yerine/>BİR HOŞ SÖZ
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 21 Ekim | 08:26 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50518 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


    -@ ÖLÇME ile/ve/||/<> ÖLÇÜMLEME
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 21 Ekim | 08:08 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50516 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


    -@ GİZLİ EVSİZLER ile GEÇİCİ EVSİZLER ile SÜREKLİ EVSİZLER
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 20 Ekim | 18:51 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50513 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

    ( Evsiz kalabilme olasılığı yüksek olan ve zaman zaman evsiz kalan kişiler.[Yoksulluk sınırının altında yaşarlar ve sürekli olarak evsiz kalma olasılığıyla karşı karşıyalardır.] İLE Evsizlik süresi çok uzun olmayan evsiz kişiler. [Kendilerini, evsizlerden farklı olarak toplumun bir parçası olarak tanımlarlar. Kaygı, depresyon belirtileri, alkol ve madde kullanımı görülebilir. Evlerini, işlerini ve toplumsal konumlarını tekrar kazanmak için çaba gösterirler.] İLE Uzun süre boyunca evsiz olan kişiler. [Sokak ve parklarda yaşamayı, olağan olarak görürler ve açıkça evsiz olarak tanımlanırlar. Öteki kişilerle iletişimlerinde çok kuşkuculardır.] )

    -@ ÇOCUK/TA, "SAYGISIZ/LIK":
    [ya] YILIŞIK/LIK
    ya da ŞIMARIK/LIK
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 09 Ekim | 10:45 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50499 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

    ( Aşırı baskıdan dolayı. YA DA Aşırı "sevgi"den dolayı. )

    -@ 0 - 10 ile/ve/||/<>/> 10 - 20 ile/ve/||/<>/> 20 - 30 ile/ve/||/<>/> 30 - 40 ile/ve/||/<>/> 40 - 50 ile/ve/||/<>/> 50 - 60 ile/ve/||/<>/> 60 - 70 ile/ve/||/<>/> 70 - 80 ile/ve/||/<>/> 80 - 90 ile/ve/||/<>/> 90 - 100
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 08 Ekim | 12:32 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50496 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

    ( Büyüme/gelişme yaşları/mız. İLE/VE/||/<>/> Dinleme ya da dinlememe/direnme yaşları/mız. İLE/VE/||/<>/> Anlama/anlamama yaşları/mız. İLE/VE/||/<>/> Deneyimleme yaşları/mız. İLE/VE/||/<>/> Değerlendirme(me) yaşları/mız. İLE/VE/||/<>/> "Demlenme" yaşları/mız. İLE/VE/||/<>/> Verimlilik yaşları/mız. İLE/VE/||/<>/> Destek olma yaşları/mız. İLE/VE/||/<>/> "Dertlenme" yaşları/mız. İLE/VE/||/<>/> Destek alma yaşları/mız. )

    -@ SAVCININ/POLİSİN İŞİ(/GÖREVİ/SORUMLULUĞU):
    "(HERHANGİ) (BİR) ZANLI YAKALAMAK"
    değil (İLGİLİ/KANITLI) ZANLIYI YAKALAMAK
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 03 Ekim | 18:03 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50450 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


    -@ ŞEVK ve/||/<> ŞEHVET
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 03 Ekim | 16:59 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50441 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


    -@ ÇOCUK GELİŞİMİNDE:
    3
    ile/ve/||/<> 6 ile/ve/||/<> 9 ile/ve/||/<> 12
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 03 Ekim | 13:40 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50437 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

    ( Çocuklarımızın fiziksel ve zihinsel sağlığı için...


    3 yaşından önce televizyon izletmiyoruz!...
    İLE/VE/||/<>
    6 yaşından önce bilgisayar oyunları oynatmıyoruz!...
    İLE/VE/||/<>
    9 yaşından önce tek başına internete girmesine izin vermiyoruz!
    İLE/VE/||/<>
    12 yaşından önce de sosyal medya kullanmalarına izin vermiyoruz!... )
    ( )

    -@ ÖĞÜT ve/||/<>/> MERAK
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 03 Ekim | 11:35 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50436 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


    -@ ACI/ISTIRAP:
    KÖTÜLERİN ŞİDDETİNDEN
    ile/ve/değil/||/<>/< İYİLERİN SESSİZLİĞİNDEN
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 02 Ekim | 18:11 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50434 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


    -@ TASALLÜB[Ar.] değil/yerine/= KATILAŞMA
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 02 Ekim | 17:47 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50432 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


    -@ KİNÂYE[Ar.] ile TARİZ[Ar.]
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 02 Ekim | 16:26 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50426 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

    ( Düşünüleni dolaylı olarak anlatan söz. | Üstü kapalı, sitemli, dokunaklı söz. | Bir sözü, gerçek anlamının dışında kullanma sanatı. İLE Kapalı bir biçimde, dolaylı olarak söz söyleme, taşlama. )

    -@ TAKT[Fr. < TACT] değil/yerine/= YERİNDE KONUŞMA/DAVRANMA
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 01 Ekim | 19:51 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50388 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


    -@ ANLADIĞIMIZI SANMAK ile/değil/yerine SANDIĞIMIZI ANLAMAK
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 01 Ekim | 19:28 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50386 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


    -@ "SALLAMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< "SARSMAK"
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 01 Ekim | 17:05 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50385 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


    -@ BAZI "SÖZ(CÜK)LERİN/DEYİMLERİN":
    "KULLANIMINDA" ve/||/<>
    KİŞİLERİN/ÇALIŞANLARIN "DUYDUKLARI/ANLADIKLARI"
    ile/değil/yerine/><
    DAHA İYİSİ

    [ Eklenme Tarih ve Saati: 01 Ekim | 16:59 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50384 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

    ( "O, benim işim/sorunum değil!":
    "Yardım etmeye yanaşmayacağımızı belirtmiş olmak ya da kısaca/doğrudan "Hayır!" demiş olmanın yararı/değeri yoktur. ve/||/<>/> "Sadece, kendim için çalışırım."
    İLE/DEĞİL/YERİNE
    Yapamayacağımızı söylemek ya da daha sonra yapabileceğimizi, yardım edebileceğimizi söylemek.

    "Onu daha önce denemiştik.":
    Bir düşünce ya da ara çözüm önermek varken, "tarihi bağlam sunma"nın ya da kişileri dinlememenin kimseye bir yararı yoktur. ve/||/<>/> "Buna katılmak istemiyorum" ya da "Ben herşeyi bilirim", "Sen/siz, hiçbir şeyi bilmezsiniz"
    İLE/DEĞİL/YERİNE
    Yeni bir yaklaşım için her zaman bir yer vardır.

    "Onun için bütçemiz yok/uygun değil.":
    Bir düşünce ya da ara çözüm önermek varken, "ekonomik" sıkıntılardan söz etmenin ya da kişileri dinlememenin kimseye bir yararı yoktur. ve/||/<>/> "Başını önüne eğ ve senden beklenileni yap!"
    İLE/DEĞİL/YERİNE
    Her zaman büyük düşünceler oluşturulabilir/bulunabilir ya da daha düşük bütçelerle de çok fazla şey yapılabilir.[Çalışanların yaratıcılığını ve üretimini engellememek gerekir.]


    "Ben (size) söylemiştim.":
    Kişiler, düşünce ve girişimlerinin kötü bir düşünce olduğunu düşünür ve o konuda bir daha hiçbir şey yapmamaya başlarlar. ve/||/<>/> "Bugüne kadar bize karşı davranmış olduklarını düşündürür."
    İLE/DEĞİL/YERİNE
    Çözümü, bu sözü hiçbir zaman, zemin ve koşulda kullanmamaktır ya da sadece susabilmeyi becermektir.

    "İşleyişe uygun değil!":
    Konuşmaların, gevezelik ya da saçma olduğunu, süreçten uzak kalındığını düşündürtür. ve/||/<>/> "Burada, işlerin yürümesi için tek bir yol bulunmaktadır."
    İLE/DEĞİL/YERİNE
    Kurallar, kesin sonuçlar anlamına gelmediğinden dolayı, işleyiş, gelişmeyi engelliyorsa o engelleri değiştirmek/düzeltmek gerekir. )

    -@ OKUMAK ve/||/<> KONUŞMAK ve/||/<> YAZMAK
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 01 Ekim | 16:12 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50383 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

    ( Tamamlar. VE/||/<> Hazırlar. VE/||/<> Olgunlaştırır. )

    -@ [ne yazık ki]
    NİCE KİŞİLER
    ile NİCE GİYSİLER
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 01 Ekim | 16:09 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50382 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

    ( [ne yazık ki] Görürüz, üstünde giysi olmayan. İLE Görürüz, içinde insan olmayan. )

    -@ KORKULACAK OLAN:
    BİZİMLE AYNI DÜŞÜNCEDE OLMAYANLAR
    ile/değil/yerine AYNI DÜŞÜNCEDE OLMAYIP BUNU SÖYLEME CESARETİNDE OLMAYANLAR
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 01 Ekim | 15:30 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50379 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


    -@ DAYANIKLILIK ve/||/<> GÖNÜL FERAHLIĞI ve/||/<> MERHAMET ve/||/<> SABIR
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 28 Eylül | 15:58 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50376 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

    ( Daha yüksek bir terbiye yoktur. VE/||/<> Daha büyük bir mutluluk yoktur. VE/||/<> Daha kutsal bir görev yoktur. VE/||/<> Daha etkili bir güç yoktur. )

    -@ DÖNÜŞTÜRME ve/||/<>/< DÜŞÜNME
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 28 Eylül | 14:11 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50373 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


    -@ "DERTLERİN ARTMASI" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GERÇEK(LİK)LERİN ANLAŞILMASI
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 28 Eylül | 12:50 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50372 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


    -@ [ne yazık ki]
    İKİ BÜYÜK YANLIŞ(IMIZ):
    DÜŞÜNMEDEN HAREKET ETMEK
    ve/||/<> HİÇ HAREKET ETMEDEN, SADECE/BOŞ BOŞ "DÜŞÜNMEK"
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 24 Eylül | 23:01 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50371 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


    -@ ÖLÜM ile/değil COTARD SENDROMU
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 23 Eylül | 19:33 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50370 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

    ( ... İLE/DEĞİL Cotard sendromu yaşayan biri tarafından kendisinin ölü olduğu iddiasıdır. Cotard'ı olanlar, sıklıkla kendilerinin ve dünyanın varoluşundan kuşku duyarlar. Bu sanrılara, sıklıkla (paradoks) intihar girişimleri ve düşünceleri de eşlik etmektedir. Cotard sanrısında, genellikle gerçekdışılık düşüncesi, görsel tanıma zorluğu ve kişinin gövdesinin çürüdüğü ve kötü koktuğu inancı vardır. Cotard sanrısının nedeniyle ilgili olarak araştırmacılar arasında uyuşmazlık vardır. Bazı araştırmacılar, bunu bir muhakeme bozukluğu olarak görmektedir. )

    -@ TEPKİ ile/>< TEPKİ BOZUKLUĞU SENDROMU
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 23 Eylül | 19:27 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50369 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

    ( ... İLE/>< Beyin rahatsızlıklarıyla birlikte oluşan, tepki ve yanıt verme gibi yetileri aşırı derecede etkileyen bir sendrom. )

    -@ BEKLENTİYİ YÖNETMEYE ODAKLANMAK ile/ve/değil/yerine/||/<> ÇÖZÜM ÜRETMEYE ÇABALAMAK
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 23 Eylül | 19:26 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50368 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


    -@ BAŞARI ve/||/<>/>/< ÖZGÜVEN
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 21 Eylül | 09:22 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50365 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


    -@ OLGUN/LUK ve/||/<> AKILLI/LIK ve/||/<> GÜÇLÜ/LÜK
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 21 Eylül | 01:21 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50358 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

    ( Hatalarımızı kabul edebilecek kadar. VE/||/<> Hatalarımızdan ders alabilecek kadar. VE/||/<> Hatalarımızı düzeltebilecek kadar. )

    -@ KEYİF ile/değil/< YAŞAM
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 20 Eylül | 15:37 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50312 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

    ( Keyifler değildir yaşamı değerli yapan. Yaşamdır, keyif almayı değerli kılan. )

    -@ "BAŞARI İÇİN YAŞAMAK" ile/değil/yerine YAŞAMI/NI SÜRDÜRMEK
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 16 Eylül | 18:35 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50306 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


    -@ KONUŞMAK:
    "AĞIZLA"
    ve/değil/||/<>/< AKILLA
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 14 Eylül | 20:32 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50305 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


    -@ İNSAN:
    DİRİMSEL(BİO)
    ve/||/<> ANLIKSAL/ZİHİNSEL(PSİKO) ve/||/<> TOPLUMSAL(SOSYAL) VAROLAN
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 13 Eylül | 21:12 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50304 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


    -@ İNİŞ >< ÇIKIŞ ile/ve/||/<> GİDİŞ >< GELİŞ
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 13 Eylül | 21:06 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50303 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


    -@ ALZHEIMER ile/ve/||/<> BINSWANGER SENDROMU
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 13 Eylül | 21:03 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50302 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


    -@ SIGMUND FREUD ve/||/<> LUDWIG BINSWANGER
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 13 Eylül | 21:00 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50301 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


    -@ PSİKOTERAPİ ve/||/<>/> FELSEFÎ PSİKOTERAPİ
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 13 Eylül | 20:49 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50300 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


    -@ SAĞALTIM/PSİKOTERAPİ ile/ve/||/<>/> PSİKANALİZ
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 13 Eylül | 20:31 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50299 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


    -@ [ne yazık ki]
    "YİYELİM-İÇELİM, KİMSEYE DOKUNMAYALIM"
    ve/||/<>/>/< "YİYEYİM-İÇEYİM, KESEME DOKUNMAYAYIM"
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 12 Eylül | 16:22 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50296 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


    -@ KUMAR BAĞIMLILIĞI DÖNEMLERİ/NDE:
    BALAYI
    ve/||/<>/> DURAKLAMA ve/||/<>/> ÇÖKÜŞ ve/||/<>/> YIKILIŞ
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 11 Eylül | 18:20 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50295 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

    ( Genellikle kısa sürer ve "kazançlı" geçen bir dönemdir. Daha sonraki süreçte, sürekli bu dönem anımsanarak oynanmaya devam edilir. VE/||/<>/> Kazanma ve kaybetme dönemleri, ardışık bir biçimde birbirini takip eder. VE/||/<>/> Kayıplar artmaya başladığından dolayı bahis miktarları çoğalır ve borçlanmalar başlar. İş ve aile, boşlanmaya başlanır. Alkol ve madde tüketimi artar/başlar. VE/||/<>/> Ekonomik kaynaklar tamamen tükenmiştir. Yalan, yasadışı maddî kaynak kullanma, yasal sorunlar, aile parçalanması, depresyon ve intihar görülür. )

    -@ FELSEFE ve/||/<> AŞK ve/||/<> SANAT
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 11 Eylül | 16:19 ]
    [ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50294 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

    ( "Evet!" diyememektir. VE/||/<> "Hayır!" diyememektir. VE/||/<> Soruyu anımsayamamaktır. )

    -@ BİLGİ ve/||/<>/> İYİLİK ve/||/<>/> KARARLILIK
    [ Eklenme Tarih ve Saati: 11 Eylül | 08:56 ]
    [