FaRkLaR KILAVUZU/"SOZLUGU"!!! - ÖRNEKLER


ÖRNEKLER'DE

KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
( SÜREKLİ AYIRDINDA VE FARKINDA OLUNMASI GEREKENLER!!! )

 



Doğrudan, bu bölüm/sayfa içeriğinde
arama yapmak için...

( Klavyenizde "Ctrl + F" tuşlarıyla[önce "Ctrl" tuşu ve basılı tutarken "F" tuşuna basarak] ve/veya(^/v) fareyle[mouse] sol üst köşedeki "Düzenle/Edit" kısmında "Bul/Find"'ı tıklayarak aradığınız sözcüğü yazarak aramanızı yapabilirsiniz. )
* ( Windows için geçerlidir. )
* ( Linux ve Macintosh kullanıcıları nasıl arama yapacaklarını biliyorlardır. )



AÇIKLAMALAR/ÖNSÖZ
[Mutlaka okuyunuz!!!]

 

- Bazı sözcüklerin, hem sözlüklerdeki karşılığına yer verilmekte, bazılarına da özellikle yer vermeyip psikolojik, felsefi, bilimsel, sanatsal, göreceli, uygulayımsal, belirli bir sınırlılık ve yaklaşımlardan yararlanılarak parantezler açılmıştır.

- Bu çalışmada, başlıkların altlarındaki bilgilere/açıklamalara (parantezlere), kişilerin, kendilerinin düşünmelerine fırsat verebilme amacıyla ve özellikle pek fazla yer verilmemektedir. Zihinlerce/kişilerce uygun bulunmayabilecek bilgiler/parantezler, gözardı edilebilir.
[ Kavramların yanında bulunan ( ) parantezler, ek bilgi ya da açıklama olarak, [ ] köşeli parantezler ise ayrıntı/teknik bilgi vermek üzere kullanılmıştır. ]

- Çoğu sözcüğe, özellikle ve belirli bir yaklaşımla yer verilmemiştir. Hayır! / Evet!

- Bu çalışmada, çoğu sözcüğün/kavramın altında, bazılarında “açıklama/ları” bulunmakta, bazılarında da -özellikle ve çeşitli nedenlerden dolayı- bulunmamaktadır.

- Bazı başlıkların altına, veri/bilgi girmemizin çeşitli nedenlerinden biri ise ulaşım/erişim kolaylığı sağlamak üzere, hazır veri/bilgi karşılıklarını sunmak üzeredir! [Dolayısıyla sizin de FaRkLaR Kılavuzu'na destek olabilmek amacıyla üyeliğinizi şimdi başlatmanızı dileriz! Teşekkür ederiz!] )

- Bu çalışmanın, sadece sözlük olarak algılanmamasını ve kullanılmamasını da sağlamak amacıyla ve özellikle “:”[iki nokta üst üste] ya da “...dır!” şeklinde belirtilmemiştir!

- Bu çalışmada, başlıkların [kavram ya da olguların], ne olduklarından çok, ne olmadıklarına işaret etme çabası güdülmektedir. [ Bir DEĞİL’leme çalışması olarak değerlendirilmelidir! ]

- Bu çalışmada bulunan tüm karşılaştırmaların, tanımlan(a)mayan, sözcük olarak karşılığı/adı tam olarak oluşturul(a)mamış, fakat zihinlerimizde karşılığı bulunan/bulunabilen “3.” anlamları ve/veya ara anlamları düşünülebilir.

- Bu kılavuz/sözlük, dil(d)e/kavramlar(d)a/sözcükler(d)e ilginizin daha da artması ve sözlük/ahit kullanımını artırmayı amaçlamaktadır.

- İngilizce’ye ve öteki dillere yer verme nedenimiz, öteki dillerle karşılaştırmalı yaklaşımla belirli bir bilince sahip olmanıza, aracı olabilmektir.

- Çoğu sözcüğün, zaman içinde, kökenbilimsel(etimolojik) derinliklerine ve öteki dillerdeki karşılıklarına da yer verilecektir. (Bu konuda her türlü destek ^v(ve/veya) katkınızı görmekten mutluluk duyarız!)

- Bu kılavuzdaki bilgiler, SDP(Sinir Dili Programlası)(NLP) üzerine de kılavuzluk edebilir.

- Bu kılavuz, soru sorma/sorgulama, yoğun/derin düşünme aracı/vesilesi olarak kullanılabilir.

- Bu kılavuz/sözlük üzerine olan tüm katkı/destek/uyarı/yorum ve önerilerinizi görmek ve değerlendirmekten mutluluk duyarız! Ayrıca burayı tıklayarak, dille ve buradaki içerikle ilgilenebileceğini düşündüğünüz kişilere tavsiye edebilirsiniz.



"... ile/ve/değil/yerine ..."
[bağlaçların kullanımı/okunuşu...]

- Kavramların aralarında kullanılan/bulunan
"... ile/ve/değil/yerine ..."
bağlaçları, ilgili satırı 2/3/4 kez ve ayrı ayrı şekilde okumanız ve satırları tekrarlamamak içindir.
( - UCLAR ile FARKLAR [karıştırılmamalı!]
- UCLAR ve FARKLAR [ayrı olmalarının yanısıra birlikte de düşünülebilir/kullanılabilir!]
- UCLAR değil FARKLAR [dır!]
- UCLAR yerine FARKLAR [düşünülmeli/kullanılmalıdır!] )



... ile ...
[ÖNCESİ | SONRASI]

- Sözcükleri dizerken ya da "... ile" öncesiyle "ile ..." sonrası arasında bir öncelik/fark/özellik/tercih/vurgu yoktur. Her ikisini de kesinlikle birbirine karıştırmamak, her ikisinin de derinliğine/önemine ve ciddiyetine yer/destek verilmesi gerekmektedir.

- Belirlemelerin/karşılaştırmaların daha da oturması/derinleşmesi için, "ile"den sonraki sözcüğün yanına tekrar "ile"den önceki sözcüğü düşünerek/koyarak değerlendiriniz.
( "- SİMGE ile KAVRAM" ise "- SİMGE ile KAVRAM [ile SİMGE]" gibi. )

EN SON YAPILMIŞ OLAN EKLEMELER
[ 06 Haziran - 16 Ağustos 2018 arasında... ]


 

Bugün [16 Ağustos 2018] itibariyle
Örnekler bölümüne yapılmış olan eklemeler aşağıdaki gibidir.
[ 06 Haziran - 16 Ağustos 2018 arasında... ]
( 38 yeni ekleme, 40 katkı )


- BİR ŞEYİN:
İLGİ ÇEKMESİ
ile/||/<> DİKKAT ÇEKMESİ
[ Eklenme Tarih ve Saati: 13 Ağustos | 12:31 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50197 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


- DEĞERİNİ/Zİ BİLİN!
[ Eklenme Tarih ve Saati: 09 Ağustos | 13:04 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50190 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( DEĞERİNİ/Zİ BİLİN!

Kırlangıç, bir adama âşık olmuş.

Penceresinin önüne konmuş, tüm cesaretini toplamış, tüylerini kabartmış, güzel durduğuna iknâ olduktan sonra...

Küçük, sevimli gagasıyla cama vurmuş.

Tık... tık... tık...

Adam, cama bakmış. Ama içeride kendi işleriyle ugraşıyormuş. Bir meşgulmüş, bir meşgulmüş! Kimmiş, onu işinden alıkoyan?

Minik bir kırlangıç!

Heyecanlı kırlangıç, telâşını bastırmaya çalışarak, deriiin bir soluk almış, şirin gagasını açmış, sözcükler dökülmeye başlamış:

- Hey adam! Ben seni seviyorum. Nedenini, niçinini sorma. Uzun zamandır, seni izliyorum. Bugün, cesaret buldum konuşmaya. Lütfen, pencereyi aç ve beni içeri al. Birlikte yaşayalım.

Adam birden parlamış.

- Yok daha neler?

- Durduk yerde sen de nereden çıktın şimdi? Olmaz alamam! demiş.

Gerekçesi de sersemceymiş:

- Sen kuşsun! Hiç kuş insana aşık olur mu?

Kırlangıç mahçup olmuş. Başını önüne eğmiş. Ama pes etmemiş, bir süre sonra tekrar pencereye gelmiş, gülümseyerek bir kez daha şansını denemiş:

- Adam, adam! Haydi aç artık şu pencereni. Al beni içeri! Ben, sana dost olurum. Hiç canını sıkmam.

Adam, kararlı; adam, ısrarlı:

- "Yok, yok ben seni içeri alamam" demiş. Biraz da kabaymış, sözü kısa kesmiş:

- "İşim gücüm var, git başımdan!"

Aradan bir zaman geçmiş. Kırlangıç, son kez adamın penceresine gitmiş:

- "Bak! Soğuklar da başladı, üşüyorum dışarıda. Aç şu pencereyi, al beni içeri! Yoksa, sıcak yerlere göç etmek zorunda kalırım. Çünkü, ben ancak sıcakta yaşarım. Pişman olmazsın, seni eğlendiririm. Birlikte yemek yeriz, bak hem sen de yalnızsın! Yalnızlığını paylaşırım..." demiş.

Bazıları, gerçekleri duymayı sevmezmiş. Adam, bu yalnızlık sorununa içerlemiş. Pek bir sinirlenmiş.

- "Ben, yalnızlığımdan memnunum!" demiş... Kuştan, onu rahat bırakmasını istemiş. Düpedüz kovmuş. Kırlangıç, son denemesinden de başarısızlıkla çıkınca, başını önüne eğmiş, çekip gitmiş.

Yine aradan zaman geçmiş. Adam, önce düşünmüş, sonra itiraf etmiş:

- "Hay benim akılsız başım" demiş.

- "Ne kadar aptallık ettim! Beklenmedik bir anda karşıma çıkan bir dostluk fırsatını teptim. Niye onun teklifini kabul etmedim ki? Şimdi böyle kös kös oturacağıma, zevkli vakit geçirirdik birlikte."

Pişman olmuş olmasına ama iş işten geçmiş. Yine de kendini rahatlatmayı ihmal etmemiş:

- "Sıcaklar başlayınca, kırlangıcım nasıl olsa yine gelir. Ben de onu içeri alır, mutlu bir yaşam sürerim."

Ve çok uzunca bir süre, sıcakların gelmesini beklemiş. Gözü yollardaymış. Yaz gelmiş, başka kırlangıçlar gelmiş. Ama... Onunki hiç görünmemiş!

Yazın sonuna kadar penceresi açık beklemiş ama boşuna. Kırlangıç, yokmuş!

Gelen başka kırlangıçlara sormuş ama gören olmamış. Sonunda, danışmak ve bilgi almak için bir bilge kişiye gitmiş.

Olanları anlatmış. Bilge kişi, gözlerini adama dikmiş ve demiş ki:

- "Kırlangıçların yaşamı, altı aydır..."

* * * * *

Yaşamda bazı fırsatlar vardır, yalnızca bir kez elimize geçer ve değerlendiremezsek uçup gider.

Yaşamda bazı kişiler vardır, sadece bir kez karşımıza çıkar, değerini bilemezsek kaçıp giderler. Ve asla geri gelmezler. )

- "GEREKSİNİMİMİZ OLMAYAN ŞEYLERİ ALMAK" ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> GEREKSİNİM DUYDUĞUMUZ ŞEYLERİ SATMAK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 09 Ağustos | 11:15 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50189 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Gereksinim duymadığımız şeyleri almak, gereksinim duyduğumuz şeyleri satmaya neden olur. )

- "ADAM SATMIŞLIĞI/MIZ"
değil/ne yazık ki/><
"ADAM SANMIŞLIĞI/MIZ"

[ Eklenme Tarih ve Saati: 07 Ağustos | 01:54 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50183 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Yoktur. DEĞİL/NE YAZIK Kİ/>< Vardır. )

- GELİŞMİŞ/LİK ve/||/<>/> YALINLAŞ(TIRIL)MIŞ/LIK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 06 Ağustos | 14:28 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50171 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Yalınlaşmak/yalınlaştırabilmek, gelişmişliğin, en son durumudur. )

- "GÖZÜN GÖRMEYİP GÖNLÜN KATLANMASI"
ile/ve/||/<>
"GÖZDEN UZAK/IRAK, GÖNÜLDEN UZAK/IRAK"

[ Eklenme Tarih ve Saati: 03 Ağustos | 20:05 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50166 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


- [ne yazık ki]
"BİLİNMEYEN CENNET"
ile/"değil"/"yerine"
"BİLİNEN CEHENNEM"İ YEĞLEMEK

[ Eklenme Tarih ve Saati: 03 Ağustos | 19:38 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50159 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


- KİŞİLER ARASINDA:
"DUVAR ÖRMEK"
değil/yerine/>< "KÖPRÜ KURMAK"
[ Eklenme Tarih ve Saati: 03 Ağustos | 16:15 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50148 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


- YİRMİ YIL ÇALIŞAN ÖĞRETMEN:
[ya] BİR YILLIK "DENEYİMİNİ", YİRMİ YIL BOYUNCA TEKRAR EDEN
ile/değil/yerine/ne yazık ki/ya da/><
YİRMİ YILLIK DENEYİMİ OLAN

[ Eklenme Tarih ve Saati: 01 Ağustos | 23:58 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50145 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


- DÜŞÜNCE ve/||/<>/< MANTIK
ve/||/<>
EYLEM ve/||/<>/< EDEB

[ Eklenme Tarih ve Saati: 30 Temmuz | 16:45 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50142 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Düşüncenin edebi, mantıktır. VE/||/<> Eylemin mantığı, edebdir. )

- (B)İLİM ve/||/<> ZİKİR ve/||/<> AŞK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 08 Temmuz | 22:50 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50079 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Aklın gereği/terbiyesi/zekâtı. VE/||/<> Sözün gereği/terbiyesi/zekâtı. VE/||/<> Gönlün gereği/terbiyesi/zekâtı. )

- HAK ve/||/<> TAŞ
[ Eklenme Tarih ve Saati: 08 Temmuz | 21:37 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50078 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Yerini bulur. VE/||/<> Gediğini bulur. )

- SAKIN!:
ADAMIN, YERE BAKANINDAN
ve/||/<>
SUYUN, YAVAŞ AKANINDAN

[ Eklenme Tarih ve Saati: 05 Temmuz | 23:00 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50075 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


- ADÂLET=KUTUP YILDIZI:
GÖĞE
ve/||/<>/> GÖNÜLE
[ Eklenme Tarih ve Saati: 05 Temmuz | 02:55 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50065 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Doğar. VE/||/<>/> Işığını saçar/yayar. )

- İYİ OLMAK ile/ve/değil/||/<>/< ÂDİL OLMAK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 05 Temmuz | 02:46 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50062 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


- (")EĞRİ(") ile/ve/değil/yerine/||/<>/></>/< (")DOĞRU(")
[ Eklenme Tarih ve Saati: 05 Temmuz | 02:18 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50061 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Doğrulabilir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Eğrilebilir. )
( Ne "eğriler", doğrula; ne "doğrular", eğrile. )

- CAN'IN:
"AZI"
ile/ve/||/<> "ÇOĞU"
[ Eklenme Tarih ve Saati: 30 Haziran | 02:09 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50035 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Can'ın, "azı", "çoğu" olmaz! )

- "ARMUDUN SAPI" ile/ve/||/<>/< "ÜZÜMÜN ÇÖPÜ"
[ Eklenme Tarih ve Saati: 29 Haziran | 16:02 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50017 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


- "NİYE KONUŞUYORUZ?" değil NEYİ KONUŞUYORUZ?
[ Eklenme Tarih ve Saati: 29 Haziran | 14:30 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50016 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Konuşmak/konuşabilmek esas ve önceliklidir. Bazı şeyler gerçekleşmeden, olumsuzlukları ve yetersizliklerin yaşanmasına fırsat vermemek üzere, konuşabilmek, doğadaki en güçlü ve olanaklı yetimizdir. Konuşmanın, "niye"si, "gereksizliği" vs. olmaz! )

- LÜKS ile/değil/yerine TOKGÖZLÜLÜK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 29 Haziran | 11:28 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50015 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Yapay yoksulluk. İLE/DEĞİL/YERİNE Doğal zenginlik. )

- "DAMARDAN" değil/yerine DOĞRUDAN
[ Eklenme Tarih ve Saati: 28 Haziran | 20:06 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50014 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


- BÜLBÜL'ÜN:
"SESİ"
ile/ve/değil/||/<>/< DERDİ
[ Eklenme Tarih ve Saati: 27 Haziran | 00:20 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50005 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


- EĞİTİM:
"BOŞ KABI DOLDURMAK"
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KIVILCIMLA ATEŞ YAKMAK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 26 Haziran | 11:44 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50001 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


- "DÜNYAYI YERİNDEN OYNATMAK" ile/ve/||/<>/< OTURDUĞUMUZ YERDEN KALKMAK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 24 Haziran | 14:22 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50000 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


- YOL ÜSTÜNDE TAŞ GÖRSEK, ...:
"YOLDAN VAZGEÇMEK"
ile/değil/yerine/>< ÜSTÜNDEN GEÇMEK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Haziran | 22:48 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49986 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


- "BAYIR" "DERSEK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/> "HAYIR"("!") "DERSEK"
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Haziran | 22:37 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49985 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Bayır olur. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Hayır olur. )

- "BAYIR" "DERSEK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/> "BAĞ" "DERSEK"
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Haziran | 22:20 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49984 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Bayır olur. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Bağ olur. )

- VUSÛL ve/||/<>/< USÛL
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Haziran | 14:40 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49976 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Yöntem olmadan, kavuşma olmaz. / Usûlsüz, vusûl olmaz. )

- ŞERBET ile/ve/değil/||/<>/< "ŞERBET"
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Haziran | 14:25 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49974 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Boğazdan akan. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Dilden dökülen. )

- ACI ve/||/<> İYİ NİYET
[ Eklenme Tarih ve Saati: 17 Haziran | 01:44 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49965 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Kuma yazılmalı. VE/||/<> Taşa kazınmalı. )

- (")TIRNAK İÇİNDE(") ile/ve/||/<> (")KENDİ İÇİNDE(")
[ Eklenme Tarih ve Saati: 11 Haziran | 00:08 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49873 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


- "ALTINDA KALMAK" ile/değil/yerine/< "ALTINDAN KALMAK"
[ Eklenme Tarih ve Saati: 10 Haziran | 18:54 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49872 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


- YOKTUR:
YOLA ÇIKIP VARMAYAN
ve/||/<> YOLDAN ÇIKIP VARAN
[ Eklenme Tarih ve Saati: 09 Haziran | 15:01 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49866 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


- BAZI KÖPRÜLERİ ile/ve/||/<> BAZI KÖPRÜLERİ
[ Eklenme Tarih ve Saati: 09 Haziran | 13:06 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49863 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Geçmek gerek. VE/||/<> Yıkmak gerek. )

- "SAP, DÖNER; KESER, DÖNER ve/||/<>/> GÜN GELİR, HESAP DÖNER"
[ Eklenme Tarih ve Saati: 09 Haziran | 13:02 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49862 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


- "DAVAR" ile/değil/yerine BU DA VAR
[ Eklenme Tarih ve Saati: 08 Haziran | 13:07 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49860 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( … İLE/DEĞİL/YERİNE )

- YAPMACIK OLUP SEVİLMEK değil/yerine/>< KENDİN OLUP SEVİLMEMEK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 07 Haziran | 19:48 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49839 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


- DÜZ < = > TERS
ÇEŞİTLİ ÖRNEKLER...

[ Eklenme Tarih ve Saati: 08 Haziran | 14:57 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/25386 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( 246642 | 623326 | 7895987 | 42699624 )

- KARGA ile BÜYÜK KARGA
[ Eklenme Tarih ve Saati: 11 Temmuz | 22:34 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/22754 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Tûle emeli simgeler. )
 



 


 

 

( Bugün [16 Ağustos 2018] itibariyle
Örnekler bölümünde,
462 yeni ekleme, 675 katkı
)


- "... YAPIYORLAR" ile/değil/yerine/< "... YAPILIYOR"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/44871 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kişi ve sonuç odaklı/lık, merkezli/lik. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Kavram, olay, olgu ve süreç odaklı/lık. Süreç ve sonuç birlik ve bütünlüğünde. )
( Hiçbir yere ulaştırmaz. Güdük/düşük bir zihniyettir. Sorunlu ve sorun odaklıdır. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Herşeyi anlamaya yarayacak ilk ve temel adımdır. İleri bir zihniyettir. Çözümcü ve çözüm odaklıdır. )
( "Haklısın." / "Doğru söylüyorsun" İLE/DEĞİL/YERİNE/< Doğru. )
( Belirleyici (olabilir) fakat bağlayıcı değildir. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Hem belirleyici, hem de bağlayıcıdır. )
( Kişiler, ancak çeperdedir. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Ancak, kavramlar merkezdedir ve merkezde olabilir. )
( Kavramları, olayları ve olguları bilir, içerir/barındırır. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Kişileri kapsar. )

- "1000 TARAKTA BEZİ OLMAK/OLAN" ile/değil/yerine/>< "10 PARMAĞINDA, 10 MARİFET(İ OLAN)"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/9926 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "360 DERECE DÖNMEK" değil 180 DERECE DÖNMEK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11661 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "Diyelim ki" diyorsan doğru örnek seçerek KONUŞ!!!
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/26141 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "ADAM ADAMDIR, OLMASA DA PULU; EŞEK EŞEKTİR, OLMASA DA (ATLASTAN OLSA) ÇULU" ile/ve "DEVE HACI OLMAZ, GİTMEKLE MEKKE'YE, EŞEK DERVİŞ OLMAZ, TAŞ TAŞIMAKLA TEKKE'YE"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/9757 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "ADAM SATMIŞLIĞI/MIZ"
değil/ne yazık ki/><
"ADAM SANMIŞLIĞI/MIZ"

[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50183 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yoktur. DEĞİL/NE YAZIK Kİ/>< Vardır. )

- "ADAMINA GÖRE" ile/değil/yerine MUHATABINA GÖRE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/48956 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "AKLIMA GELMİYOR" ile/ve/değil "AKLIMA GETİREMİYORUM"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/5098 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "AKLINI BAŞINA TOPLA!" ve/||/<>/> "KENDİNE GEL!"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/37745 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "ALTINDA KALMAK" ile/değil/yerine/< "ALTINDAN KALMAK"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49872 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "ANLAYANA SİVRİSİNEK SAZ, ANLAMAYANA DAVUL-ZURNA AZ" ile/ve/<> "BİR TÜMCE YETER SÖZDEN ANLAYANA, DESTAN YAZSAN FARK ETMEZ, SÖZDEN ANLAMAYANA"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33651 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "ARMUDUN SAPI" ile/ve/||/<>/< "ÜZÜMÜN ÇÖPÜ"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50017 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "AT BUNLARI DIŞARI":
BAŞKALARINI
değil KENDİNİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/32544 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kendinde bulunan farklı/çeşitli "zihinleri/kişileri", kendi kulağını tutarak dışarı atmak. )

- "ATIYORUM" değil/yerine "SESLİ DÜŞÜNÜYORUM!"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/4893 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Örnek vermeden önce ya da bir bağlantı kurmadan önce iyi düşünmek ve bunu doğru/iyi belirtmek gerek! )
( Benzetmede/teşbihte, hata olmaz/olmamalı! [Yanlış/yetersiz örnekle istenilen aktarılamaz, amaca ulaşılamaz(maksat hâsıl olmaz)!] )

- "AVUCUNU YALAMAK" ile "YUMRUĞUNU YALAMAK"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/9928 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Karşılık bulamamak. İLE Cimrilik. )

- "AY AYAKTA, ÇOBAN YATAKTA, AY YATAKTA ÇOBAN AYAKTA" ile/ve "ERKEN KALKAN ERKEN YOL ALIR"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/9759 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "AYI" ile/değil/yerine "ARI"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/32886 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gibi yeme/oturma! İLE/DEĞİL/YERİNE Gibi çalış! )

- "AYNAN YOKSA KOMŞUNA BAK" ile/ve "BANA ARKADAŞINI SÖYLE, SANA KİM OLDUĞUNU SÖYLEYEYİM"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/9758 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "BABA, HİMMET!" > "OĞLUM, HİZMET!" değil "BABA, HİMMET!" =/<>/|| "OĞLUM, HİZMET!"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/30674 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( "Hizmet edersen, himmet görürsün/ederim" DEĞİL Hizmet ederken himmet görürsün. )

- "BAYIR" "DERSEK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/> "BAĞ" "DERSEK"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49984 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bayır olur. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Bağ olur. )

- "BAYIR" "DERSEK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/> "HAYIR"("!") "DERSEK"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49985 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bayır olur. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Hayır olur. )

- "BEN DE SİZDENİM" ve/> "BENİM GİBİ/DURUMUMDA OLAN BAŞKA BİRİ DAHA VAR MI?"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/3722 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çok sıradışı bir ortamda/bölgede/toplumda/durumda, kişinin ilk düşündükleri. )

- "BİR LOKMA, BİR HIRKA" ile/ve/||/<> "AZICIK AŞIM, AĞRISIZ BAŞIM"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33403 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "BURGAÇ/EĞRİM/GİRDAP"[Fars.] ile/ve/||/<> KISIR DÖNGÜ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/47762 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "BUZDAĞININ":
GÖRÜNEN BÖLÜMÜ
ile/ve GÖRÜNMEYEN BÖLÜMÜ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/197 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gördüğünüz, olan değildir. )
( Görünüşler, aldatıcıdır. )
( Adı değiştirebilirsiniz fakat gerçek yine kalır. )
( Appearances are deceptive. )

- "ÇARPICI" ile "ÇARPITICI"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/48696 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "ÇEKİŞMEK" ile "SİDİK YARIŞTIRMAK"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/10024 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Akıllı kişi, kimseyle yarışmaz. Böylece, kimse, onunla yarışamaz. )

- "ÇOK MUHABBET, TEZ AYRILIK GETİRİR" ile/ve/değil/yerine/||/<> "VUSLATTA, GINA VARDIR"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/38823 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "ÇOK PARAYA GEREKSİNİMİM/İZ VAR" ile/değil PARAYA, ÇOK GEREKSİNİMİM/İZ VAR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/36607 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "DAĞ" OLMAK ile/değil/yerine "VADİ" OLMAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/31372 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yağmur yağar ama akar gider. İLE/DEĞİL/YERİNE Yağmuru toplar, göl olursun. )

- "DAĞ" ile/ve/değil/yerine/<>/>/>< BAĞ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33319 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bakmazsak/özenmezsek. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/>/>< Bakarsak/özenirsek. )

- "DAMARDAN" değil/yerine DOĞRUDAN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50014 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "DAVAR" ile/değil/yerine BU DA VAR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49860 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( … İLE/DEĞİL/YERİNE )

- "DAVUL" ile/değil/yerine "SİVRİSİNEK"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/694 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Anlamayana. İLE/DEĞİL/YERİNE Anlayana. )
( Az. İLE/DEĞİL/YERİNE Saz. )

- "DESİNLER" DİYE YAPMAK değil/yerine İŞLET FİİLİN, DUYSUN KULAĞIN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/30859 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "DEVE-CÜCE" OYUNU yerine "TOHUM-FİDAN-AĞAÇ" OYUNU
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34644 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "DEVEKUŞUNA":
"UÇ!" DENİLİNCE
ve/||/<> "KOŞ!" DENİLİNCE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49786 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ben, "deveyim" demiş. VE/||/<> Ben, "kuşum" demiş. )
( "İşimize geldiği gibi yaşama"nın, zavallılık seviyesindeki yansıması. )

- "DİZE GELMEK" ile/ve/||/<> DİZ ÇÖKMEK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33945 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bilgi ve zekâ karşısında. İLE Sevgide. )

- "DONUP KALMAK" ile "APIŞIP KALMAK"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/6973 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "DÜĞÜMÜ KESMEK" ile/değil/yerine "DÜĞÜMÜ ÇÖZMEK"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/31952 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "DÜNYAYI YERİNDEN OYNATMAK" ile/ve/||/<>/< OTURDUĞUMUZ YERDEN KALKMAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50000 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "EN ÇİRKİN" değil EN CESUR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35103 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Lizzie Velasquez )

- "ETİ SENİN, KEMİĞİ BENİM!" değil ONU, ETİNDEN VE KEMİĞİNDEN (SAPLANTISINDAN) AYIR!
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/9710 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "FİLİZ" ile/ve "KIVILCIM"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/129 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "GEREKSİNİMİMİZ OLMAYAN ŞEYLERİ ALMAK" ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> GEREKSİNİM DUYDUĞUMUZ ŞEYLERİ SATMAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50189 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gereksinim duymadığımız şeyleri almak, gereksinim duyduğumuz şeyleri satmaya neden olur. )

- "GİYDİKÇE AÇILIR" ile/ve/||/<> "UZADIKÇA ŞEKİL ALIR" ile/ve/||/<> "ZAMANLA UNUTURSUN"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/38081 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tezgâhtarın "kandırmacası"/kaktırması. İLE/VE/||/<> Kuaförün "kandırmacası"/kaktırması. İLE/VE/||/<> "Arkadaşın" kayıtsızlığı. )

- "GÖRENEDİR GÖRENE, KÖRE NEDİR KÖRE NE?" ile/ve "ANLAYANA SİVRİSİNEK SAZ, ANLAMAYANA DAVUL-ZURNA AZ"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/9767 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "GÖZDEN IRAK OLAN, GÖNÜLDEN IRAK OLUR"
ile/ve/değil/yerine
"GÖNÜLE GİREN, GÖZDEN UZAK OLSA NE OLUR"

[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/48813 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "GÖZE ALMAK" değil "GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURMAK"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11768 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "GÖZÜKÜYOR"/"GÖZÜKTÜ" değil GÖRÜNÜYOR/GÖRÜNDÜ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/4923 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "GÖZÜN GÖRMEYİP GÖNLÜN KATLANMASI"
ile/ve/||/<>
"GÖZDEN UZAK/IRAK, GÖNÜLDEN UZAK/IRAK"

[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50166 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "GÜZEL"/"ÇİRKİN" diye birşey yok!
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/5817 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "HAVA ATMAK" ile "SİDİK YARIŞTIRMAK"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/9047 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "HERKESE ...'YA DİKKAT ETMESİNİ TAVSİYE EDİYORUM" değil "HERKESİ ...'YA DİKKAT ETMESİ İÇİN UYARIYORUM"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11735 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "HOŞ DEĞİL!" ile/değil ALIŞIK OLMADIĞINDAN DOLAYI!
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/4991 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "İDEAL" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GEREKLİLİK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49336 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "ISITILAN KURBAĞA" ÖYKÜSÜ değil/yerine "SARI ÖKÜZ" ÖYKÜSÜ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/39141 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( ... DEĞİL/YERİNE Otlakların birinde bir öküz sürüsü yaşarmış. Çevredeki aslan sürüsünün de gözü öküzlerdeymiş. Ancak, öküzler saldırı anında bir araya geldiği zaman, aslanların yapılacak bir şeyi kalmazmış. Bu yüzden küçük hayvanlarla beslenmek zorunda kalan aslanlar, iyi beslenememeye başlayınca bir çare düşünmüşler. Topal aslan yanına bir iki aslanı da alarak, beyaz bayrak çekmiş ve öküz sürüsüne yanaşmış.

"SUÇ, HEP O SARI ÖKÜZ'DE..."

Öküzlerin önderi Boz Öküz ve yanındakilere tatlı dille konuşmaya başlamış:
"Saygıdeğer öküz efendiler. Bugün buraya sizden özür dilemeye geldik. Biliyorum. Bugüne kadar size zarar verdik. Ama inanın ki, bunların hiçbirini isteyerek yapmadık. Tüm suç hep o Sarı Öküz''de. Onun rengi sizinkilerden farklı ve bizim de gözümüzü kamaştırıyor, aklımızı başımızdan alıyor. Biz de barışseverliğimizi unutuyor ve saldırganlaşıyoruz. Sizle bir sorunumuz yok. Verin onu bize, siz kurtulun, yine barış içinde yaşayalım."

Boz Öküz ve heyeti, bu sözler üzerine, aralarında tartışmış ve teklifi haklı bularak, Sarı Öküz'ü vermişler aslanlara. Bir tek, Benekli Öküz karşı çıkmış ama kimseye derdini anlatamamış.

"AFERİN! SİZİ KUTLARIZ!"

Bir süre sonra, aslanlar yine aynı yöntemle gelip, bu kez Uzun Kuyruk'u istemişler:
"Gördünüz mü ne kadar barış severiz. Sizi de kararınızdan dolayı kutlarız. Ancak, şu sizin Uzun Kuyruk var ya, kuyruğunu salladıkça nereden baksak görünüyor ve aklımızı başımızdan alıyor. Size saldırmamak için kendimizi zor tutuyoruz. Oysa siz normal kuyruklusunuz. Verin onu bize, bu konuyu kapatıp, barış içinde yaşamaya devam edelim."

Boz Öküz ve heyeti, Uzun Kuyruk''u teslim etmiş, yine Benekli Öküz karşı çıkmış. Uzun Kuyruk, aslanların pençesi altında can vermiş.

"NEREDE KAYBETTİK BİZ BU SAVAŞI?"

Bu olay, sürekli tekrarlanmış, her seferinde farklı bahanelerle. Sonunda, öküzler zayıflamış, aslanlar küstahlaşmış. Artık, hiçbir bahane ileri sürmeden, doğrudan müdahale ederek, "Verin bize şunu, yoksa karışmayız" demeye başlamışlar. Birer birer aslanların pençesinde can verirken, Boz Öküz ve birkaç öküz kalmış geride. İçlerinden biri, önderlerine, "Ne oldu bize? Nerede kaybettik biz bu savaşı? Oysa, zamanında ne kadar da güçlüydük" diye sormuş.

Boz Öküz, Benekli Öküz'ün sözlerini anımsayarak, gözleri nemli... "Biz, Sarı Öküz'ü verdiğimiz gün kaybettik bu savaşı..." )

- "İŞLENİLEN/İŞLENİLMEYECEK HALT" ile "YENİLEN/YENİLMEYECEK NANE"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16043 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "İTİ, AN; ÇOMAĞI HAZIRLA!" ile/değil/yerine "İYİ KİŞİ, SÖZÜNÜN ÜZERİNE GELİR"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/48952 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "KALDIRMAK" ile/değil/yerine YAY(IL)ARAK GÖSTERMEME/GÖRÜNMEME
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/31972 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "KARTOPU" ve/ne yazık ki/||/<>/> ÇIĞ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/47752 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "KAŞIKLA VERİP, KEPÇEYLE ALMAK" değil/yerine KOŞULSUZ VE BEKLENTİSİZ VERMEK/HİZMET
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/36671 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "KESER" ya da "RENDE" GİBİ OLMAK değil/yerine "TESTERE" GİBİ OLMAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/47316 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( "Hep bana, hep bana." YA DA "Hep sana, hep sana." DEĞİL/YERİNE Hem sana, hem bana. )

- "KİM OLDUĞUMUZ" ile/ve/değil/yerine/< ADAM OLUP OLMADIĞIMIZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/29984 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "KÖPÜRTME" ile "PARLATMA"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/46278 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "KÜL OLMAK" ile/ve/||/<> "GÜL OLMAK"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/37228 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Nefsini yakarak. İLE/VE/||/<> İyilik yaparak. )

- "KUYRUĞU DİK TUTMAK" ile/değil "OMURGALI" DURMAK/DAVRANMAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/48225 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "KUYUNUN DERİNLİĞİ" değil "İPİN KISALIĞI"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/45469 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "MUM DİBİNE IŞIK VERMEZ" ile "TERZİ KENDİ SÖKÜĞÜNÜ DİKEMEZ"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/9783 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "NİYE KONUŞUYORUZ?" değil NEYİ KONUŞUYORUZ?
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50016 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Konuşmak/konuşabilmek esas ve önceliklidir. Bazı şeyler gerçekleşmeden, olumsuzlukları ve yetersizliklerin yaşanmasına fırsat vermemek üzere, konuşabilmek, doğadaki en güçlü ve olanaklı yetimizdir. Konuşmanın, "niye"si, "gereksizliği" vs. olmaz! )

- "OKU, BABAN GİBİ EŞEK OLMA!" ile/değil OKU BABAN GİBİ, EŞEK OLMA!
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/9703 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Virgülün/vurgunun/durağın nerede olduğu çok önemli! )

- "ÖRNEK ALMAK" ile "DERS ALMAK"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/28996 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "ÖRNEK ALMAK" ile/ve ÖYKÜNMEK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/28997 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "PARMAK BASMAK" ile "ALTINI ÇİZMEK"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/9887 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "PATRON OLMAK" ile/değil/yerine ÖRNEK VE ÖNDER OLMAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/44999 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "PERŞEMBE'NİN GELİŞİ, ÇARŞAMBA'DAN, BELİRLİ OLUR" ile/<> "ADAM OLACAK ÇOCUK, BOKUNDAN BELİRLİ OLUR"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/46861 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "SAKLA BENİ, VARKEN; BULUNAYIM SANA, YOKKEN" ile/ve "SAKLA SAMANI, GELİR ZAMANI"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/9768 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "SAP, DÖNER; KESER, DÖNER ve/||/<>/> GÜN GELİR, HESAP DÖNER"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49862 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "SU KAÇIRMAK" ile "KANTARIN TOPUZUNUN KAÇMASI"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/10011 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "SU KOYVERMEK" ile "YELKENLERİ SUYA İNDİRMEK"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/37357 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "SU TESTİSİ, SU YOLUNDA KIRILIR" ile/değil/yerine "GÖRGÜLÜ KUŞLAR, GÖRDÜĞÜNÜ İŞLER"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/9726 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "SU UYUR, DÜŞMAN UYUMAZ" değil "SÜ(SUBAY/ASKER) UYUR, DÜŞMAN UYUMAZ"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/9718 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "TEŞBİHTE HATA OLMAZ" değil TEŞBİHTE, HATA OLMAZ/OLMASIN/OLMAMALI!
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/8732 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hangi benzetmeyi yaparsan yap, önemli değildir anlamına gelmez. Benzetme(teşbih) yapacağın zaman hata yapmama gerekliliğini anlatır! [Teşbih sözcüğünden sonra virgül/duraklama çok önemli!] )
( Halk arasında daha çok, yapılan benzetmeden alınılmamasını dilemek için söylenilir ama bu yanlış kullanımdır. )
( Sürücü-Hükümet örneği - Levent Gültekin )

- "TEŞBİHTE, HATA OLMAZ/OLMAMALI!" değil/yerine "TEŞBİHİN, AYAĞI TOPALDIR"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/8733 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "TÜRKÇE, LASTİK GİBİDİR/BİR DİLDİR" değil/ne yazık ki (CAHİL/AHMAK) KİŞİ, HERŞEYİ, HER YERE (OLMADIK YERLERE) ÇEKER/ÇEKEBİLİR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/8735 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "ÜSTÜNE TUZ BİBER EKMEK" ile/ve "YANGINA KÖRÜKLE GİTMEK"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/9775 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "ÜZÜM, ÜZÜME, BAKA BAKA KARARIR" ile/ve/||/<> "KÖRLE YATAN, ŞAŞI KALKAR"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35101 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "VERİRSEN ALIRSIN" değil "VERİRSEN, ALIRSIN"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/9705 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "YAKIŞAN/YAKIŞMAYAN" ile/ve/değil/||/<>/< UYGUN DÜŞEN/DÜŞMEYEN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49432 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "YALVARMAK" ile/değil/yerine KİBARLIK(TAN)
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/6578 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( "Uygun bir yerde indirir misin!" diyen bir yolcuya, minibüs şöförünün yanıtı: "Ne yalvarıyorsun! 'İndir!' de, indirelim!" )

- "YAŞAMI KOVALAMAK" ile "YAŞAMI YAKALAMAK"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/9949 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "YAYAN" (KALMAK) değil YAYA (KALMAK)
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/48212 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- "YILDIZ KAYMASI" değil GÖKTAŞI
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/48262 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( "Yıldız kayması" diye adlandırılan durum, atmosfere girdiğinde, yanmaya başlayan, küçük göktaşlarıdır. )

- "YÜZ VERİLDİ DİYE ASTARINI" İSTEMEK ile "ENSEYE TOKAT, GÖTE PARMAK"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/9779 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- (")DİŞ"İM" AĞRIYOR(") değil ÖYLE BİR ŞEY/"İN" Mİ VAR?
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/31556 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- (")EĞRİ(") ile/ve/değil/yerine/||/<>/></>/< (")DOĞRU(")
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50061 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Doğrulabilir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Eğrilebilir. )
( Ne "eğriler", doğrula; ne "doğrular", eğrile. )

- (")ELİNİ ÖP(TÜR)MEK(") ile/ve/değil/||/<>/< EĞİLMEYİ GÖ(STE)RMEK/DENEYİMLE(T)MEK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49528 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- (")İT(") ve/||/<>/> (")BİT(")
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/37758 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İtle yatan, bitle kalkar. )

- (")MİKROSKOP(") ile/ve/||/<>/>< (")TELESKOP(")
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35097 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( [Kişinin] Önemini/"büyüklüğünü" gösterir. İLE/VE/||/<>/>< Önemsizliğini/küçüklüğünü gösterir. )

- (")TIRNAK İÇİNDE(") ile/ve/||/<> (")KENDİ İÇİNDE(")
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49873 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- (")TOHUM(") ve/||/<> (")MEYVE(") ve/||/<> (")ÇEKİRDEK(")/ÇİĞDEM[Ege'de]]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/46301 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- (B)İLİM ve/||/<> ZİKİR ve/||/<> AŞK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50079 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Aklın gereği/terbiyesi/zekâtı. VE/||/<> Sözün gereği/terbiyesi/zekâtı. VE/||/<> Gönlün gereği/terbiyesi/zekâtı. )

- 0.99³65 = 0.03
ile/değil/yerine/><
1.01³65 = 3.78

[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49435 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Her gün yaptığımız işi (ya da kendimizi), %1 iyileştirdiğimizde, 365 gün sonra vardığımız sonuç ile her gün, %1 gerilettiğimizde vardığımız sonuç arasında, ne kadar büyük FaRkLaR olduğunu görüyoruz!... )

- 0:
YUTAN
ile ETKİSİZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35012 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çarpmada. [... x ...] İLE Toplamada/çıkarmada. [ ... + ... ] )

- ACI ve/||/<> İYİ NİYET
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49965 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kuma yazılmalı. VE/||/<> Taşa kazınmalı. )

- ADÂLET=KUTUP YILDIZI:
GÖĞE
ve/||/<>/> GÖNÜLE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50065 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Doğar. VE/||/<>/> Işığını saçar/yayar. )

- ADAM OLUP OLMADIĞIN ile/ve/>/değil NE KADAR ADAM OLDUĞUN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/29985 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- ÂFAK ile/ve ENFÜS
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/19888 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir şeyi anlatmak için şeriat erbabı âfaktan, hakikat erbabı ise enfüsten örnek verir. )

- AĞUSTOS BÖCEĞİ/ORAKBÖCEĞİ | ZÎZÜ[Ar.] | CICADA[İng.] | CICADIS/LANIUS[Lat.] ile/ve ATEŞBÖCEĞİ/YILDIZBÖCEĞİ[Lat. LAMPYRIS NOCTILUCA][1 cm.den daha küçüktürler.] ile/ve YERÂA[Ar. | çoğ. YERÂ'], KİRM-İ AHTER, KİRM-İ ŞEB-EFRÛZ, KİRM-İ ŞEB-TÂB, ÂTEŞÎZE[Fars.]) ile/ve BOK BÖCEĞİ(HUNFESÂ'[Ar. | çoğ. HANÂFİS], KÜSTEL[Fars.], GEOTRUPES STERCORARIUS[Lat.], SCARABE/KHEBER) ile/ve GELİN BÖCEĞİ ile/ve HANIM BÖCEĞİ ile/ve İPEK BÖCEĞİ[Ar. DÛD-İ HARÎR, DÛD-ÜL-KAZZ | Fars. DÎVE, KİRM-İ EBRİŞÎM/PÎLE | Lat. BOMBYX MORI] ile/ve KIZ BÖCEĞİ ile/ve UĞUR BÖCEĞİ/UÇUÇBÖCEĞİ/HANIMBÖCEĞİ[Lat. COCCINELLA SEPTEMPUNCTATA] ile/ve AĞILI BÖCEK ile/ve ÇALGICI BÖCEK ile/ve MAKASLI BÖCEK ile/ve MAYIS BÖCEĞİ(COCKCHAFER)[Lat. MELOLONTHA VULGARIS] ile/ve TAM GELİŞMEMİŞ BÖCEK(NYMPH) ile/ve UYUZBÖCEĞİ[Lat. SARCOPTES SCABIEI]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/22808 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- AHNIT ile AHRAZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35258 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sakat, hasta, kötürüm. | Akılsız, aptal. İLE Dilsiz, sağır ve dilsiz. )

- AKILSIZ BAŞ ve/||/<>/> AYAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49409 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Akılsız başın cezasını, ayaklar çeker. )

- ALACAKLININ, ALACAĞINI, ALMAYA GİTMESİ değil/yerine BORÇLUNUN, VERECEĞİNİ, ALACAKLIYA GÖTÜRMESİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16263 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- ALTIN ORAN ve/<> FIBONACCI SAYILARI/DİZİSİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/1187 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( 1.6180339887 ve/<> 0, 1, 1, 2, 3, 5, 8, 13, 21, 34, 55, 89, 144, 233, 377, 610, 987 ... [son iki sayının toplamı alınarak devam edilir] )
( Dizideki ardışık iki sayının oranı, sayılar büyüdükçe Altın Oran'a yaklaşır. )
( MİMARLIK ÜZERİNE ON KİTAP - VITRUVIUS[Marcus Vitruvius Pollio, M.Ö. 80 ile 15] )
( Altin_Oran.mp4 [1] | Altin_Oran2.mp4 [2] )
( )
( Wikipedia'da... http://tr.wikipedia.org/wiki/Altin_oran )
( Okuduğunuz Herşeye İnanmayın: Salyangoz Kabukları ve Fibonacci Sayıları

Kişiler, mucizelere inanmak isterler. Hayatın tamamının mucizelerle dolu olmasını isterler. Her şeyin birbirine kusursuz bir şekilde oturmasını, olaylar, olgular ve sistemlerde hiçbir pürüz olmamasını isterler. Bu, insan türünün beyin yapısı ve çalışma prensipleri düşünüldüğünde anlaşılırdır. Fakat yine de tanıdığımız en karmaşık yapı olan beynimizin, bu kadar basit hatalara düşebildiği gerçeğini göz önünde bulundurarak, etrafımızı incelerken çok daha dikkatli ve gerçekçi olmamız gerekmektedir. Burada, yardımımıza bilimsel yöntem ve analiz metotları koşmaktadır. Çünkü kişiler, kendilerini kandırmaya açıktırlar. Duygularına hemencecik yenik düşerler, bu bakımdan zaafları vardır. Söylediğimiz gibi, her şeyin büyüleyici, her şeyin sıradışı, her şeyin olağanüstü, her şeyin masalsı olmasını isteriz. Ancak doğa kusurludur. Bu kusurları görmezden gelerek bilim üretemeyiz. Çünkü kusurlara bakarak, hataları anlayarak, eksiklikleri fark ederek sistemlerin nasıl çalıştığını, nasıl çalışmaları gerektiğini, neden kusursuz olamayacaklarını anlarız. Hatta bu sayede onları geliştiririz, doğadakilerden daha başarılı sistemler üretebiliriz.

HP, Apple, Netscape Communications gibi birçok büyük teknoloji firmasında yazılım mühendisi olarak görev almış olan, aynı zamanda astronomi, biyoloji, matematik gibi alanlarda araştırmalar yürüten, teknoloji ve bilim yazarlığı yapan, bilimin yayılması için konuşmalara katılan Akkana Peck, deniz kabuklarının matematiği ile ilgili bir araştırma yazısı üzerinde çalışırken ilginç bir gerçekle karşılaşmış. Hikayeyi bilirsiniz: doğada kusursuz bir matematik olduğu, ayçiçeklerinden salyangoz kabuklarına, kol uzunluğumuzdan çeşitli kentlerin bulunduğu coğrafi lokasyonlara kadar her şeyin "özel bir matematik" dahilinde olduğu iddia edilir. Hatta kimi zaman üniversitelerin animasyon birimleri ve grafikerleri bile bunu öyle bir göstermektedirler ki, sanki doğada hakikaten tüm canlıların uyduğu bir matematiksel/geometrik düzen varmış gibi bir algı yaratılır. Kolumuzun toplam uzunluğunun dirseğimizden parmak ucuna kadar olan uzunluğa oranının "altın oran"a uymak zorunda olduğunu sanarız. Deniz kabuklarının ve deniz minarelerinin gerçekten de Fibonacci sayılarına mükemmel şekilde uyduğunu sanar, ayçiçeği tohumlarının kusursuz bir matematiği takip ettiğine inanırız. Bunların hepsi koca bir hatadır. Akkana Peck bu gerçekle yüzleşmesini şöyle anlatıyor:

"Bir arkadaşımın üniversitedeki matematik dersine Fibonacci sayılarıyla ilgili bilgi vermek üzere davet edilmiştim. Daha lisedeyken Fibonacci sayıları üzerine araştırmalar yapmaya başlamıştım ve onların büyüyen bir şehrin güç istasyonlarını planlamada nasıl kullanıldığını incelemiştim. Tüm bunları o derste anlatacaktım, dolayısıyla araştırmalarımda bulduğum tüm görselleri bulmaya ihtiyacım vardı. Bilirsiniz, çam kozalaklarındaki, çiçeklerin yapraklarındaki, ağaçlardaki dallanmalardaki matematiksel oranları, Altın Oran'ı, Fibonacci/Altın Spiralini, vb. doğadaki matematiği gösteren görsellere ihtiyacım vardı. Örneğin bir Nautilus kabuğunun nasıl harika bir şekilde Fibonacci sayılarına uyduğunu göstermeyi istiyordum.

Çam kozalaklarını topladım, bazı fotoğraflar çektim, slaytlar hazırladım ve iş, altın orana uyan spiralleri göstermeye geldi. Ufak bir GIMP metni hazırlayarak bilgisayarımın otomatik olarak Fibonacci spiralini oluşturmasını sağladım. Sonrasında, bir odacıklı Nautilus fotoğrafı aramaya başladım. Amacım, bu spirale ne kadar kusursuz şekilde uyduğunu göstermekti. Sonunda Wikipedia'dan harika bir örnek buldum. GIMP içerisine yapıştırdım ve üzerine altın spirali çizdim. Sonrasında ise birbirine uydurmak üzere boyutlarla oynamaya başladım. İmkansızdı. Hiçbir şekilde spiral, kabuğun şekline uymuyordu!

Ne kadar çabalarsam çabalayayım, hiçbir şekilde kabuk ile spirali uyduramadım. Ben de Google Images'ı kullanarak daha fazla kabuk fotoğrafı bulmaya çalıştım. Bulduğum hiçbir kabuk spirale uymuyordu! Hatta Fibonacci sarmalına yaklaşamıyordum bile!"

Akkana Peck, bu konuda yalnız değildir. Başlangıçta sözünü ettiğimiz düşünceler, halk arasına o kadar yerleşmiştir ki, bizim matematiğimizden doğan bazı oranların doğada halikulade bir şekilde olması gerektiğini sanarız. Evet, bu oranlar kabaca doğadaki organizmaların yapılarında rastlanabilir. Aslında bunda şaşılacak bir şey yoktur. Örneğin Fibonacci sayıları dediğiniz sayılar, kademeli olarak bir önceki toplama eklenerek artan sayılardır. Bir deniz minaresi kabuğu da, bir önceki zaman diliminde üretilen kabuk miktarının üzerine konarak arttığı için, elbette, ister istemez Fibonacci sayıları dediğimiz sayıya uyacaktır. Bir ayçiçeğinin tohumları, merkezden başlayıp etrafa yayılır. Altın spiral de, belirli bir merkezden başlayıp etrafa yayılan çizgilerden elde edilir. Dolayısıyla ikisinin birbirine uyması kaçınılmazdır. Bizler bu oranları tanımlarız. Bu oranlar, gökten inmezler. Eğer doğada, bu oranları tanımladığımız temele uyan bazı sistemler varsa, o sistemlerin sonucunda yine bu oranları görmemiz son derece anlaşılırdır. Hatta bu, kaçınılmaz bir sonuçtur.

Daha açık bir örneği şöyle verebiliriz: tüm sayı sistemleri etrafımızda kendini tekrar eden objeleri kategorize ederek gelişmiştir. 1, 2, 3 gibi sayılar, aslında kategorizasyon amacı taşır. Tek olan bir olguya "1" deriz. Kendini tekrar ediyorsa, bu sayıyı arttırırız. Sayılar böyle oluşmuştur. Tüm matematik, bunun üzerine inşa edilmiştir. Dolayısıyla matematiği, doğadaki sistemleri tanımlamak için, doğadaki sistemlere bakarak geliştirdik. Örneğin matematikteki "türev" denen işlem, "değişim miktarını" verir. Dolayısıyla etrafımızda düzenli olarak değişen şeylere bakıp, türev hesabına uymalarına şaşıramayız. Ancak nedense bu matematiksel unsurların adı "altın oran" veya "Fibonacci sayıları" gibi daha havalı isimler olunca, sanki özel bir anlamları varmış zannedilir. Halbuki tıpkı türev, integral, vb. matematiksel hesaplamalar gibi, bu oranlar da doğaya bakarak inşa ettiğimiz sistemlerin ürünüdür. Doğadaki sistemlerde bu matematiksel izleri görmemizde şaşılacak bir taraf yoktur.

Ancak sorun bu da değildir. Sorun, doğada bu oranlara uyduğu iddia edilen birçok sistemin, daha fazla sayıda veriyle gözden geçirildiğinde, bu oranlara hiç de uymadığını görmemizdir. Örneğin spesifik bir kişinin omuz-kol uzunluğunu, dirsek-kol uzunluğuna böldüğünüzde 1.618'e çok yakın bir sayı elde edebilirsiniz belki, ki bu "altın oran" olarak bilinir. Ancak 100 kişinin kolunu ölçtüğünüzde, bu orandan ciddi anlamda sapma olduğunu görürsünüz. Belki ortalamaları gene altın orana yakın olacaktır; ki bu son derece anlaşılırdır, çünkü bu oranların doğa yasalarının tanımından kaynaklandığı düşünülmektedir. Örneğin kütleçekiminin bir cismin yerden yüksekliğine etkisinin, ağırlıkla sınırlandırılmış olmasından ötürü birçok uzunluğun altın orana uymak zorunda olduğu düşünülmektedir ve bu konuda araştırmalar sürmektedir. Altın oran, sonradan keşfedilen bir özellik değildir. Doğada var olan oranlardan çıkarılan bir özelliktir. Eğer ki etrafımızda altın orana uyan obje sayısı gerçekten çok fazlaysa, beynimizin de bu oranı daha hoş görecek şekilde evrimleşmesi kaçınılmaz bir sonuçtur.

Science News'de yayınlanan bir makalede deniz kabuklarının spiralleri ele alınmıştır. 1999 yılında emekli matematikçi Clement Falbo San Francisco'da bulunan Kaliforniya Bilim Akademisi'nde bir dizi Nautilus kabuğunun ölçümünü yaptı. Bulguları ilginçti: evet, kabuklar altın spiral gibi logaritmik bir seriyi takip ediyordu. Ancak kabukların oranı 1.24 ila 1.43 arasında değişiyordu. Ortalama oranları ise 1.33'e 1'di! Bu, 1.618 civarında olması beklenen altın orana yakın bile değildi!

Sonradan, 2002 yılında aynı sorunu John Sharp da fark etti. Ancak matematikçilerin bu bulgularına rağmen halk arasında halen bu oranların canlıların yapısını %100 yönettiği ve bu canlıların vücutlarının bu oranlara %100 uyduğu gibi saplantılı bir sanrı bulunmaktadır. Sharp şöyle söylüyor:

"Bu yanlış iddiayla ilgili en ilgi çekici olan şey, ne kadar yaygın olduğudur. Hatta bu konuları daha iyi bilmeleri gereken matematikçiler bile bu hataya düşmektedirler. İşte bu, neden geometrinin daha geniş olarak ve sıradan olmayan bir şekilde öğretilmesi gerektiğini göstermektedir. Sadece geometri de değil, şekiller ve oranların görsel estetiği de düzgün öğretilmelidir."

Burada son olarak şu sorun doğmaktadır: bir sayı, bir diğerine ne kadar yakın olursa, tamamen uyduğu söylenilebilir? Yukarıdaki sayılar arasındaki fark matematiksel olarak barizdir. Dolayısıyla 1.33 sayısını gidip de "1.618'e çok yakın, dolayısıyla bu canlılar altın orana uyuyorlar." dememiz mümkün değildir. Daha önce de söylediğimiz gibi, spirallerin büyüme tipinden ötürü buna benzer bir orana uyması kaçınılmazdır. Eğer doğadaki bir sistemin, belirli bir orana uyduğunu iddia edeceksek, ondalık basamağından sonraki en az 2-3 adet değerin o orana birebir uymasını bekleriz. Örneğin pi sayısını kullanırken 3.14 olarak almak yeterlidir. Daha fazlası hesaba dikkate değer bir katkı sağlamaz (ancak dahasını eklerseniz hesabınızın isabetliliği artar). Daha azı ise kabul edilmez, çünkü çok yüksek hata payı demektir. Benzer şekilde, Dünya'nın yerçekim ivmesini 9.81 almak kabul edilebilirdir; ancak 10'a yuvarlamak ilkokul düzeyinde bir hesap yapılmıyorsa kabul edilemez. Benzer şekilde, bir sistemin altın orana uyduğu iddia ediliyorsa, o sistemden aldığınız oran en azından 1.62 civarında olmaldır ki genelde doğrudan 1.618'e uyması beklenir. Ancak 1.3 gibi bir sayının 1.618'e yakın olduğunu, dolayısıyla sistemin "altın orana kusursuz şekilde uyduğunu" söylemek akıl, bilim ve gerçek dışıdır. )

- AMİDA[Japonca](AMİTABHA[Sansk.])
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/39952 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Arık Ülke'yi yönettiği varsayılan Buda'nın adı. Öyküye göre önceleri bir kralken tahtını bırakıp kaçınık derviş yaşamını benimsemiş, Bodhisattva'lık yeminleri etmiş. Bu yeminlerden birine göre adını içtenlikle anan herkesin ölümünden sonra "Arık Ülke"de tekrardoğumunu sağlamadıkça, en yüksek aydınlanmaya ulaşmamaya and içmiş. bkz. Jodo )

- ANAGOJİ ile ANALOJİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/15850 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İlk nedene yükselmeye çalışılan düşünme yolu. Tümevarım türü. İLE Andırış, benzerlik, benzetim, örnekseme, kıyas. )

- ANIMSAMA ile/ve/||/<> ÖĞRENME
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/48923 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Günlük dilde kullandığımız ve düşüncemizdeki gibi gerçekleşmeyen öğrenme işlevi ve sürecinin, öğrenme çeşitlerini bilmenin de kaygının nedeni/kaynağı ve sürecinde, kaygı duygu-durum bozukluklarında, hem doğru tanımlamak, hem de tersine çevirmek üzere ne kadar işe yarayacağını anımsamak durumundayız.

Bilindiği üzere, psikoloji araştırma ve deneylerinde, hayvanlardan ve özellikle de çeşitli nedenlerden dolayı sıçanlardan da yararlanılır. Kişinin, zihinsel ve bu doğrultuda, davranışsal ve tutumsal çözümlemelerinde, anımsamanın ve öğrenmenin sürecini de sıçanlar üzerinden şöyle ilginç bir deneyle anla(t)ma olanağımız bulunuyor.

Anımsama ile Öğrenme arasındaki farkları değerlendirebileceğimiz en verimli örnek ve deney ise Su Labirenti[Water Mase]'dir.

Sıçanın, sıçrayarak dışarı çıkamayacağı, ancak yüzerek bir çıkışa ulaşabileceğini düşündüren, 50 - 60 cm. derinliğindeki ve birkaç metre çaptaki, görüş mesafesi sıfır olan, boyalı bir suyla dolu havuzu, yüzeyinde, dörde böldüğümüzü varsayalım.

Havuzun bir çeyreğinde bulunan ve su üzerinde, sıçanı, batmadan taşıyabilecek bir mantarın çaprazındaki bir noktadan da sıçanı havuza bıraktığımızda, havuzun tamamında, suyun içinde ve herhangi bir yerinde yüzerken mantarı keşfetmesi ve üzerine çıkması, sıçan için bir çıkış kapısı ve bir kayıt olarak yerini almıştır.

Sıçan, yine aynı havuzun bambaşka bir noktasından tekrar havuza bırakıldığında, aynı çeyrekte bulunan mantarın, birkaç saniye daha hızlı keşfedilmeye başlandığı gözlemlenmektedir. Bu süreç ve tekrar sayısı arttıkça, sıçan, havuzun neresinden suya bırakılırsa bırakılsın, sürenin kısalmasıyla ve doğrudan bulunduğu çeyreğe ve noktaya yüzme şeklinde bir sonuca ulaşmaktadır. Bu durum, sıçanın, mantarın bulunduğu çeyreği ve yeri, öğrenmiş olması değil anımsaması ile ifade edilmektedir.

İkinci aşamada, mantar, havuzun içinden alınır ve sıçan, tekrar farklı çeyreklerden havuza bırakılır. Hangi çeyrekten ve kaç kere suya bırakılırsa bırakılsın, doğrudan, mantarın bulunduğu aynı çeyreğe yüzmekte ve mantarın bulunduğu noktanın etrafında yüzmektedir. Bu daha kapsamlı durum, süreç ve sonuç ise öğrenme ile ifade edilmektedir.

Kaygının ortadan kaldırılması için bilginin yanı sıra, zihnin işleyişinin de bilinmesi, çok belirleyici ve kolaylaştırıcı bir katkı sağlamaktadır. )

- ANLATABİLDİĞİN ile/ve/değil/yerine (ÇOK) İYİ ANLATABİLDİĞİN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/3995 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- ANLATIM/AKTARIM:
YASALARLA
ile/ve/<>/> MESELLERLE ile/ve/<>/> MİSALLERLE ile/ve/<>/> MASALLARLA ile/ve/<>/> KAVRAMLARLA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33277 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hz. Musa ve döneminde/dilinde. İLE/VE/<>/> Hz. İsa ve döneminde/dilinde. İLE/VE/<>/> Hz. Muhammed ve döneminde/dilinde. İLE/VE/<>/> Âriflerin dilinde. İLE/VE/<>/> Filozofların dilinde. )
( Tevrat'ın dili/usûlü/üslûbu. İLE/VE/<>/> İncil'in dili/usûlü/üslûbu. İLE/VE/<>/> Kur'ân-ı Kerîm'in dili/usûlü/üslûbu. İLE/VE/<>/> Âriflerin dili/usûlü/üslûbu. İLE/VE/<>/> Filozofların dili/usûlü/üslûbu. )

- ANLAYABİLMEK ve/||/<>/ ANLATABİLMEK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35268 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir şeyi anlayabilmenin en iyi yolu, onu, en iyi şekilde anlatabilmeye çalışmaktır. )

- ANNE/BABA-ÇOCUK ve/<> İMAM-CEMAAT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34064 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ebeveynlerle çocukların bazı durum ve ilişkilerinde, ebeveynlerin bazı yanlışları/hataları, "imam-cemaat" ilişkisindeki gibi dengesiz, abartılı ve uclarda olabilir. )

- ANOSOGNOZİ ile/ve/<> YARISAL BOŞLAMA(İHMAL)
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34615 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Anosognozi, daha çok felçli bireylerde görülen, gövdesinin kötürüm bölümünün, kötürüm olduğunun farkında olmamaya ya da buna inanmamaya neden olan bir sinir sayrılığıdır(hastalığıdır). [Anosognozik bir kötürüm sayrının(hastanın), elinin önüne bir kalem koyup bunu kaldırmasını isterseniz, "yorgunum" ya da "kalem gereksinimim yok" gibi yanıtlar alırsınız. Eli felçli olduğundan dolayı, alamayacağının farkında bile değildir. Bazı ileri örnekler de, körken, hâlâ görebildiğini sanabilir. Beynin sağ tarafındaki bir bozulma, bu sayrılığa yol açıyor.] İLE/VE/<> Bu beyin bozulumu sayrılığını yaşayanlar, kendilerinin ve çevrelerinin sadece yarısını algılayabiliyor. [ Sayrı, erkekse, yüzünün sadece bir yarısını traş eder. Öteki yarısının farkında bile değildir. Bir tabak yemek verseniz, sadece yarısını yiyip, yemeğin çok az olduğundan yakınırlar. Çevrelerinin ve gövdelerinin sadece yüzde ellisini algılarlar. ] )

- ARAÇLARDAN İNERKEN VE KAPILARINI AÇARKEN:
SOLDAN
ile/ve/değil/yerine SAĞDAN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16192 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Araç yolcularının, inecekleri zaman, sol kapıyı değil sağ kapıyı kullanmalarına özen gösterelim. Sürücülerin de özellikle bisikletliler, motorsikletliler ve hatta yayaları düşünerek, aniden çıkış yapmamaları gerektiğini her zaman için anımsatalım ve birbirimizi uyaralım. Aniden açılan kapılar yüzünden yaşanılan gereksiz ve büyük kazaları, bilinçli ve dikkatli davranarak önlemek olanaklıdır. Lütfen araçtan ani çıkışlar yapmadan ayna kullanarak kapıları açalım! )

- ARAZİ ile/ve TOPRAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/12792 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( TOPRAK

Tarlam, sana üçyüz fidan aşılasam
Tarla coşar, fidan coşar, el coşar
Gücüm yetse, hemen işe başlasam
Kazma coşar, kürek coşar, bel coşar

Muhidime örnek olmak maksadım
Sevinir evlâdım, söylenir adım
Hız ile yürür idim olsa kanadım
Yolcu coşar, ayak coşar, yol coşar

Çalışırsan toprak verir cömerttir
Emeksiz istemek, dermansız derttir
Çalışmak, insana büyük servettir
Kese coşar, gönül coşar, el coşar

Yılda bir kez, çiçek açan ağaçlar
Hayatta insana ömür bağışlar
Her taraftan cıvıldaşır o kuşlar
Seher coşar, bülbül coşar, gül coşar

Güzelin kulağı, küpeyi saklar
Ağacın yaprağı, meyveyi koklar
Mehtap ile birleşince yapraklar
Gölge coşar, mehtap coşar, dal coşar

Yel, dala değdikçe, sor ki, dallar ne çeker
Durmaz inler, ırgalanır, Hû çeker
Demişler ki, bu derdi bu çeker
Veysel ağlar, sazı ile tez coşar

 

[ Veysel (Âşık) 'ın yazdığı ilk şiirdir. ]

[ Sürekli erişim adresi...
www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/12792 ]

)

- AŞIRI HIZ ve/||/<>/> GERÇEKLER
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/47770 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Aşırı hız yapılan düşünceler, gerçeklere çarparak durur. )

- AYAĞA BAKMAK ile/ve/değil/yerine YERE BAKMAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16267 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- AYAK SÜRÜYEREK YÜRÜMEK ile/yerine/değil AYAK SÜRÜMEDEN YÜRÜMEK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16241 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- AYIP "GÖRME"!
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/31435 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Görürsen de ört! )

- Az kullanılması gerekenleri ve kullanırken çok dikkat edilecekleri bil de KONUŞ!!!
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/26128 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( "Demek ki"...
"Zaten", "herşey", "aslında" ve"sadece"
"sonuç" ile başlar/başlamış!


Az kullanılması gerekenleri ve kullanırken çok dikkat edilecekleri bil de KONUŞ!!!
"Zaten" diyerek, her "işine gelene/gelmeyene" bağlamadan KONUŞ!!!
"Aslında" "öyle/şöyle" (oldu/olacak) ise zamanında düşün de ona göre KONUŞ!!!
"Sadece/sırf" diyerek onca konuşulanı gözardı etmeden KONUŞ!!!

"Sonuçta" diyerek son sözü kendine ait kılmadan KONUŞ!!!
"Son tahlilde" deyince daha bir üst perdeden konuşmadığını bilerek KONUŞ!!!
"Temelde" olanın ne olduğuna iyi bak da ona göre sağlam KONUŞ!!!
"Allah'tan" ise senin yetersiz diline/sözüne/onayına kalmayacağını anımsa da ona göre KONUŞ!!!
"Demek ki" ile her inancına ve kişisel sonuçlarına bağlamadan KONUŞ!!!
"Nasılsa" diyerek çıkarlarını öncellemeden KONUŞ!!!

"Ona bakarsan" diyerek sözü düşürmeden KONUŞ!!!
"Belki de" olasılıklarını düşünebiliyorsan birine ayrıcalık yapmadan KONUŞ!!!
"İlle de" o ya da öyle değil koşulsuz KONUŞ!!!
"Diyelim ki" diyorsan doğru örnek seçerek KONUŞ!!!

"Ne var?" diyerek, ahmaklık etmeden KONUŞ!!!
"Ne var ki?" diyerek, "saf görünümlü" kurnaz olmadan KONUŞ!!!
"Ne peki?" diye anlaşılması çok basit olanı karmaşıklaştırmadan KONUŞ!!!
"Niye ki?" diyerek, hazırcı değil önce kendin düşün de ona göre KONUŞ!!!

"Elimde değil" diye kendini/başkalarını "kandır"(a)madağını bilerek KONUŞ!!!
"Ne bileyim" diyorsan düşünüp, öğrenip, bilebileceğini anımsa ve ona göre KONUŞ!!!

"Herkes"i katmadan KONUŞ!!!
"Hiç kimse" demeden KONUŞ!!!
"Hep"siz KONUŞ!!!
"Her zaman"a yaymadan KONUŞ!!!
"Hiçbir zaman" diye kestirip atmadan KONUŞ!!!

"Keşke ..." ile geçmişe dönmeye çalışmadan KONUŞ!!!
"Ya ..." ile belirsiz olanı belirlemeden KONUŞ!!!

"Böyle ... Böyle ..." demeden KONUŞ!!!
"Şey - şey - şey" demeden KONUŞ!!!
"Falan-filan" diye boşluğa bağlamadan KONUŞ!!!
"Bla-bla-bla" diye başka dilde kullanmadan KONUŞ!!!
"Dedi/Dedim" tekrarsız KONUŞ!!!

"Ben" diliyle kendini merkeze koymadan KONUŞ!!!
"Sen" diliyle kişileri katmadan, hedef almadan KONUŞ!!!
"Sen de" diyerek saldırmadan ve savunmadan KONUŞ!!!

www.FaRkLaR.net/KONUS )
( dikkat edilecekleri bil de KONUŞ!!! )

- BAĞIRMAYA ZORLAYAN ACI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SESSİZ KALMAYA ZORLAYAN ACI
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49793 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ağırdır. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Çok daha ağırdır. )

- BAĞIŞLANMAK ve/||/<>/< BAĞIŞLAMA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35407 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Pişmanlık duymayanı bağışlamak, "suya, resim yapmak" gibidir. )

- BARDAK DOLDURURKEN, DUDAK PAYI
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16168 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İçecekler ağzına kadar doldurulmaz. Hem taşırken dökülmemesi için, hem de içerken dudak payı denen bir boşluk bırakmak gerekir. )

- BAŞINA GELECEK ile/ve/||/<>/> GÖZÜNE GÖRÜNECEK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49275 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- BAŞINA GELEN ile/ve/||/<>/< OLMAMASI GEREKEN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49300 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- BAŞKALARIYLA KIYASLAMA ile/değil/yerine/>< BAŞKALARINI ÖRNEK ALMA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49111 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- BAZI BİLGİLERİN SUNUMUNDA:
TAÇLANMAK
ile/ve/değil/<>/></< TAŞLANMAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/31750 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Taşlanılmadan, taçlanılmaz! )

- BAZI DURUMLARIN/ENGELLERİN/SIKINTILARIN:
"SEL GİBİ GEÇMESİ"
ve/||/<> "YEL GİBİ ESMESİ"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49130 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( "Derelerde/n". VE/||/<> "Tepelerde/n". )

- BAZI KÖPRÜLERİ ile/ve/||/<> BAZI KÖPRÜLERİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49863 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Geçmek gerek. VE/||/<> Yıkmak gerek. )

- BEN-İM ile BENİM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/1682 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( "Benim" bir kişiye özgü, ötekileri hesaba katmayan ayrımcılık demektir. )
( BENİM!

Uzun boylu, ay yüzlü bir kız vardı kasabanın birinde. Onun sevgisiyle herkes yolunu yitirmişti. İşi gücü dilberlikti, bez yıkarken saçlarını çözer, eteğini beline toplar, âşıklarının gönüllerine ateş çalardı.

Kemâle ermiş, yaşını başını almış bir adam da âşık oldu ona ve tez vakitte kemâlini yitirdi, tecrübeli aklı deliliğe yaklaştı, yüzünün aşkıyla beli iki kat olup gönlü belâ zinciriyle bir girdapta kaldı. Sonunda dayanamadı, kendini ona vakfetti, her işi onun için, herşeyi onun adına yapmaya başladı. Ücretle iş yapsa kazancını ona sunar, eline altın geçse gider o gümüş gövdeliye verirdi. Bir gün genç kız kendisine dedi ki:

- Yanışın her an biraz daha artmada ama aşkta masraf ziyâde gerek, sendeki sermaye yalnızca âşk olursa mutfak boş kalır, daha fazlaya gücün yetmezse geç bu sevdadan, davul dengi dengine demişler...

- Sevgili, dedi âşık, gövdemde bir avuç ilikten, bir parça deriden başka bir şey kalmadı yolunda harcayacak. Bari beni sat da elde ettiğinle bir müddet daha hoş ol.

- Genç kız âşığını derhal Mısır'a götürdü, orada bir kürsü kurmuşlar, âdet etmişler, satıcı kürsüye oturur, kölesi ayakta durup müşteri beklerdi. Bir müddet beklediler. Adam hiç üzüntü göstermiyor, hiç boynunu bükmüyor, hatta müşteri çıktığı vakit baş gösterecek ayrılığı da aklına getirmiyordu. Bir adam gelip genç kıza sordu:

- Şu ayakta bekleyen ihtiyar senin kulun mu?
- Evet, benim kulumdur!...

O sırada ihtiyar bayılıp düştü. Adam pazarlık ile onu satın aldı ve kendine geldiğinde şehrin dışında bir mezarlığa götürdü. Meğer o adamın babası ölmüş, o da babasının ruhu için bir köle azâd etmeyi ahdetmiş, ihtiyarı satın alması bundanmış. Mezarın başında zavallı ihtiyarı azâd edip cebini de altınla doldurduktan sonra gönlünü şâd etmek için dedi ki:

- Diliyorsan ey ihtiyar, Mısır'da kal, malın eksilmez, seni gözetirim. Dilersen de var git, çünkü artık hürsün, kendi kendinin sultanısın.

İhtiyar teşekkür ederek genç kızın ardınca koşup yetişti ve altınları avucuna sayıp gönlünü alana yine gönlünü teslim etti. Dünyayı onun yüzünde apaydın görüyordu ve dedi ki:

- A sevgili! Şu gönül, senin için satılmaktan aldığı lezzeti bugüne dek hiçbir şeyden almadı. Hele "benim kulumdur" dediğin andaki saadetim, sanmam ki başka bir kimsede olsun!

Haydi yine beni pazara götürüp sat ki,
tekrar "Benim!" dediğini duyayım! )

- BEYAZ (TÜYLÜ) KUĞU ile/ve SİYAH (TÜYLÜ) KUĞU
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/22702 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( ... İLE Bilim Tarihi'ni altüst eden ve Karl Raimund Popper'ın tespitiyle, bilimselliğin "Doğrulanabilirlik İlkesi" ile değil "Yanlışlanabilirlik İlkesi" ile sağlam zemine oturmasına vesile olan ve örnek olarak kullanılan siyah kuğu. )
( Siyah Kuğu | Siyah ve Beyaz Kuğu )

- BİLENİN/BİLGENİN/USTANIN/HOCANIN, HER:
[hem] YAPTIĞI/NI
ile/ve/<>/||/değil/yerine/hem de DEDİĞİ/Nİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/30506 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yapma. İLE/VE/<>/||/DEĞİL/YERİNE Yap. )

- BİLGİ/VERİ/HABER:
[ne yazık ki]
YOKSA
ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< VARSA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49580 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( "Asıp kesme." İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>< Saygı, sevgi, şefkat, merhamet, anlayış. )

- BİLİMBİREYİ BENZETMELERİNDE:
"KARINCA"
ile/ve "ÖRÜMCEK" ile/ve "ARI"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/7635 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Toplar ve istif eder. / Bazı bilimkişileri için geçerlidir. İLE/VE Örer ve bekler. / Bazı bilimkişileri, kurgular ve bekler. İLE/VE Toplar, özümser ve sunar. / Bazı bilimkişileri, olguları toplar, kuram içinde üretir ve sunar. )
( FRANCIS BACON - NOVUM ORGANON )

- BİLİNÇ ve/=/:/||/<>/>/< ŞU ANDA VE BURADA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49530 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- BİLMEZİN ATTIĞI TAŞ ile/ve/değil DOSTUN ATTIĞI GÜL YAPRAĞI
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/32807 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( (belki/bazen) Canımızı (fazla) acıtmaz. İLE/VE/DEĞİL Can dayanmaz. )

- BİR FİL DAHA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/32102 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Timur'un, köy halkına, bakmaları için bıraktığı fil, köyün tüm erzağını tüketiyormuş.

Sonunda, dostu olduğunu bildikleri Nasreddin Hoca'dan, Timur'a bu durumu anlatmasını rica etmişler.

Hoca da, "Haydi, hep beraber gidelim!" demiş.

Yola koyulmuşlar.

Timur'un korkusundan, hocanın arkasındaki kalabalık yavaş yavaş azalmış.

Hoca, Timur'un karşısına çıktığında, arkasına bir bakmış ki, kimse yok!

Timur: "Ne var hoca? Ne istiyorsun?" diye, merakla sormuş.

Nasreddin Hoca: "Bizim köy ahalisi, fili çok sevmiş. Sizden, bir tane daha istiyorlar." demiş. )

- BİR KOLTUĞA, İKİ KARPUZ SIĞMAZ ve/||/<> BİR İPTE, İKİ CANBAZ YÜRÜMEZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/48263 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- BİR ŞEY ÖĞRETMENİN EN İYİ YOLU
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/40840 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( ÖRNEKLERLE GÖSTERMEK )

- BİR ŞEYİN:
İLGİ ÇEKMESİ
ile/||/<> DİKKAT ÇEKMESİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50197 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- BİRİNE:
2 KEZ (VE ÜZERİ) BAKMAK
ile/ve/değil/yerine 1 KEZ BAKMAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16266 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- BİR ile/ve ÖRNEK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/2004 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- BİTİŞİK "DE/DA" ile AYRIK "DE/DA"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/8608 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yer, yön, nesne ya da kişi belirtiyorsa. İLE Yer, yön, nesne ya da kişi belirtmiyorsa. | Bir koşul ve/veya durum belirtiyorsa. )
( ÖRNEKLER: Arabada, evde, odada, sinemada, yerde, havada, İstanbul'da, orada/burada, köyde, kentte, bittiğinde, yediğinde, sonuçta. İLE Oda da, sen de, o da, bu da, öyle de, şöyle de, bilse de, bitse de, olsa da, düşünse de, yapsa da, sonuç da. )
( Ayrık ve bitişik 'de/da'ları, 'ki'leri, "mi'leri, gerektiği gibi yaz(a)mayan/yayınlamayanların, okuyuculara ve dilimize saygısı olmayanların "tutumu", beyaz donla denize girenlerin neden olduğu görüntü kirliliği gibidir. Evet! İstediği şekilde yazmak, beyaz donla girmeyi yanlış gör(e)meyen herkesin hakkıdır. Fakat daha az görüntü kirliliği yaratmak varken, ıslakken üzerlerine yapışan kumaşın ve tutmayan lastiklerinin anlamsızlığını, yetersizliğini ve yanlışlığını görememek de bir kader değil orantısızlığını/ölçüsüzlüğünü bilebilecek kadardır. )
( )
( )
( )
( )
( )
( )
( )

- BİTİŞİK "Kİ" ile AYRIK "Kİ"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/8607 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yer, yön, nesne ya da kişi belirtiyorsa. İLE Yer, yön, nesne ya da kişi belirtmiyorsa. | Bir koşul ve/veya durum belirtiyorsa. )
( ÖRNEKLER: Ankara'daki, arabadaki/evdeki, internetteki, süreçteki, dersteki, oradaki, geldiğindeki, incideki, elmadaki, kitaptaki, sendeki/bendeki/ondaki/bizdeki, Elif'teki. İLE Öyle ki, madem ki, sanma ki, oysa ki, geldi ki, yaptı ki, söyledi ki, düştü ki, zevkli ki, yazılı ki, belgeli ki, ispatlı ki, bitti ki. )
( Ayrık ve bitişik 'ki'leri, "mi'leri, 'de/da'ları, gerektiği gibi yaz(a)mayan/yayınlamayanların, okuyuculara ve dilimize saygısı olmayanların "tutumu", beyaz donla denize girenlerin neden olduğu görüntü kirliliği gibidir. Evet! İstediği şekilde yazmak, beyaz donla girmeyi yanlış gör(e)meyen herkesin hakkıdır. Fakat daha az görüntü kirliliği yaratmak varken, ıslakken üzerlerine yapışan kumaşın ve tutmayan lastiklerinin anlamsızlığını, yetersizliğini ve yanlışlığını görememek de bir kader değil orantısızlığını/ölçüsüzlüğünü bilebilecek kadardır. )
( )
( )
( )
( )
( )
( )
( )

- BÖCEKKAPAN ile DROSERA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35498 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bazı örgenleri, böcek yakalamaya ve sindirmeye uygun olan bitkilerin ortak adı. İLE Bunlara örnek bir bitki. )

- BÜLBÜL'ÜN:
"SESİ"
ile/ve/değil/||/<>/< DERDİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50005 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- BUNDA, ANLAŞIL(A)MAYACAK ...:
"... BİR ŞEY Mİ VAR?" / ... NE VAR?"
ile/değil/yerine/>< ANLAŞIL(A)MAYAN BİR ŞEY VAR MI?
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49245 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İkisi de soru değil "soru" "kipinde"/"biçiminde", yukarıdan/dikey bir dille, yargı/yükleme sözleridir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Anlamaya çalışmak üzere ve anlayışla, yatay bir dille âdil/tarafsız/yüksüz/yargısız/nötr yaklaşım sözü/sorusu. )

- BURKİNA FASO'DA:
YOL SORMA
ve/<> HAL-HATIR SORMA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/32619 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Herhangi birine yol soracak olursanız, önce tokalaşırlar. Hal-hatır sorarak, size gideceğiniz yeri tarif eder ve sonra tekrar tokalaşarak ayrılırlar. )

- BÜTÜNCÜL ile/ve/||/<> ORGANİK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49281 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- BÜYÜK HATA:
BİR ŞEYE/KİŞİYE, GEREĞİNDEN FAZLA DEĞER VERMEK
ile/ve/değil/<> KENDİNE, HAK ETTİĞİNDEN DAHA AZ DEĞER VERMEK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/36543 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- BUZ ile/ve SU
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/31110 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Üzerine damga yapılmaz! İLE/VE Üzerine yazı yazılmaz! )

- CAM BARDAK'A, SICAK/KAYNAR İÇECEK DOLDURURKEN...
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16167 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Metal bir kaşık koyarak camın çatlaması/kırılması önlenebilir. )

- ÇAM ile ALAÇAM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35262 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çamgillerin örnek bitkisi olan çok çeşitli türleri yurdumuzda yetişen bir orman ağacı. İLE Rengi kızıla yakın bir çam türü. )

- CAN'IN:
"AZI"
ile/ve/||/<> "ÇOĞU"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50035 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Can'ın, "azı", "çoğu" olmaz! )

- CANAVAROTU
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/40474 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Canavarotugiller ailesinin örnek türlerinden olan ve kenevirle tütün köklerinin asalaklarından biri sayılan çiçekli bitki. [Lat. OROBANCHE RAMOSA] )

- CEBRÂİL ile/ve/<> MİKÂİL ile/ve/<> İSRÂFİL ile/ve/<> AZRÂİL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/20469 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Cebrail'in görevi, haber vermektir, yani ağız. İLE/VE/<> Mikail'in görevi, Doğu'dan Batı'ya, tüm sesleri işitmekmiş, Kulak. İLE/VE/<> İsrafil'in öttürdüğü surlardan biri, kişileri öldürecek, öbürüyse diriltecekmiş, değil mi? Burnumuzdan aldığımız solukla biz de diriliyoruz, kanımızdaki canlılar da. Kapa bakalım birisinin burnunu, ölüyor mu, ölmüyor mu? Burun da, her soluk alış-verişte iki sur öttürüyor. İLE/VE/<> Azrail gözdür. İnsan ölürken, önce gözleri solar. )
( ... İLE/VE/<> Sevgi. | Cazibe. | Vahdetin gölgesi. İLE/VE/<> ... İLE/VE/<> Amellerin toplamı. )
( TÂVUS-İ SİDRE: Cebrail aleyhisselâm. )
( KERRÛBİYYÛN: Dört büyük melek. )
( GREŞTA GABET: Dört büyük melek. )
( BÂNG-İ REVÂREV[Fars.]: İsrafil'in üfleyeceği sûrun ikinci derecesi. )
( ... İLE/VE/<> ... İLE/VE/<> ... İLE/VE/<> Alıp, saklayan. )
( Epistemelojik. İLE/VE/<> Ontolojik. İLE/VE/<> ... İLE/VE/<> ... )
( Ağız/a. İLE/VE/<> Kulak/a. İLE/VE/<> Dil/e. İLE/VE/<> Göz/e. )
( ... İLE/VE/<> Allah'ın adını taşıyan melek. İLE/VE/<> ... İLE/VE/<> ... )
( Azrail'e can vermeyen,
Hakk'a, Hakikat'e varamaz. )

- CEP TELEFONU'NDA:
SELÂMLAŞMA/HATIR
yerine DOĞRUDAN KONUYU KONUŞMAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16204 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- ÇOCUKLARA ABUR CUBUR ALMAK/VERMEK, GÖTÜRMEK, HEDİYE ETMEK yerine MEYVE VERMEK, GÖTÜRMEK, HEDİYE ETMEK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/8112 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çikolata/gofret çeşitleri, özellikle çocuklar için olduğu gibi yetişkinler için de sağlığa zararlı ürünlerdir. Neredeyse hiç denilebilecek kadar az tüket(tir)menizi salık veririz. LÜTFEN! )
( Çocukları meyve ya da daha yararlı yiyecek ya da küçük/basit/ucuz hediye ve oyuncaklarla sevindirebiliriz. )
( Çocuklarımıza ve geleceğimize sahip çıkmak, yapılmaması gerekenleri bugün yerine getirerek, sürekli doğru örnek olarak sağlanabilir. )
( Çikolata/gofret çeşitleri, özellikle çocuklar için olduğu gibi yetişkinler için de sağlığa zararlı ürünlerdir. Neredeyse hiç denilebilecek kadar az tüket(tir)menizi salık veririz. LÜTFEN! )
( Çocukları meyve ya da daha yararlı yiyecek ya da küçük/basit/ucuz hediye ve oyuncaklarla sevindirebiliriz. )

- ÇOCUK ile HIRSIZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/32253 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İkisi için de, geldiğimiz son nokta[olanaklar/koşullar], onların başlangıç noktasıdır.[Dolayısıyla, ne çocuğun, ne de hırsızın "zekâ"sının ve/veya "başarı"larının üzerinde fazla durulmaz/durulmamalıdır!] )

- ÇÖZÜMÜNÜN BASİT/KOLAY OLMASI/OLMAMASI ile/ve/değil/yerine BİR ÇÖZÜMÜNÜN (VAR) OLMASI
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/4658 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- ÇUHAÇİÇEĞİ ile AYIKULAĞI
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35299 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İlkbaharda çiçek açan çuhaçiçeğigillerin örnek bitkisi. İLE Çuhaçiçeğinin bir türü. )

- DALINI KIRMAMAK ve/||/<> GÜVENİNİ KIRMAMAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49797 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ağaçtan, meyve almak istiyorsak... VE/||/<> Kişilerden, sevgi bekliyorsak... )

- DAMA ile/değil/yerine SATRANÇ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35816 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( 2000 sonrası. İLE/DEĞİL/YERİNE 2000 öncesi. )

- DAMKORUĞU ile/ve/<> DAMKORUĞUGİLLER
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/36150 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Damkoruğugillerden, bir ya da çok yıllık türleri olan, ılık iklimlerde yetişen, otsu bir bitki. İLE/VE/<> İkiçeneklilerden, örnek bitkisi damkoruğu olan bir bitki ailesi. )

- DAMLA ile/ve/<> DERYA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/564 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- DEĞERİNİ/Zİ BİLİN!
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50190 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( DEĞERİNİ/Zİ BİLİN!

Kırlangıç, bir adama âşık olmuş.

Penceresinin önüne konmuş, tüm cesaretini toplamış, tüylerini kabartmış, güzel durduğuna iknâ olduktan sonra...

Küçük, sevimli gagasıyla cama vurmuş.

Tık... tık... tık...

Adam, cama bakmış. Ama içeride kendi işleriyle ugraşıyormuş. Bir meşgulmüş, bir meşgulmüş! Kimmiş, onu işinden alıkoyan?

Minik bir kırlangıç!

Heyecanlı kırlangıç, telâşını bastırmaya çalışarak, deriiin bir soluk almış, şirin gagasını açmış, sözcükler dökülmeye başlamış:

- Hey adam! Ben seni seviyorum. Nedenini, niçinini sorma. Uzun zamandır, seni izliyorum. Bugün, cesaret buldum konuşmaya. Lütfen, pencereyi aç ve beni içeri al. Birlikte yaşayalım.

Adam birden parlamış.

- Yok daha neler?

- Durduk yerde sen de nereden çıktın şimdi? Olmaz alamam! demiş.

Gerekçesi de sersemceymiş:

- Sen kuşsun! Hiç kuş insana aşık olur mu?

Kırlangıç mahçup olmuş. Başını önüne eğmiş. Ama pes etmemiş, bir süre sonra tekrar pencereye gelmiş, gülümseyerek bir kez daha şansını denemiş:

- Adam, adam! Haydi aç artık şu pencereni. Al beni içeri! Ben, sana dost olurum. Hiç canını sıkmam.

Adam, kararlı; adam, ısrarlı:

- "Yok, yok ben seni içeri alamam" demiş. Biraz da kabaymış, sözü kısa kesmiş:

- "İşim gücüm var, git başımdan!"

Aradan bir zaman geçmiş. Kırlangıç, son kez adamın penceresine gitmiş:

- "Bak! Soğuklar da başladı, üşüyorum dışarıda. Aç şu pencereyi, al beni içeri! Yoksa, sıcak yerlere göç etmek zorunda kalırım. Çünkü, ben ancak sıcakta yaşarım. Pişman olmazsın, seni eğlendiririm. Birlikte yemek yeriz, bak hem sen de yalnızsın! Yalnızlığını paylaşırım..." demiş.

Bazıları, gerçekleri duymayı sevmezmiş. Adam, bu yalnızlık sorununa içerlemiş. Pek bir sinirlenmiş.

- "Ben, yalnızlığımdan memnunum!" demiş... Kuştan, onu rahat bırakmasını istemiş. Düpedüz kovmuş. Kırlangıç, son denemesinden de başarısızlıkla çıkınca, başını önüne eğmiş, çekip gitmiş.

Yine aradan zaman geçmiş. Adam, önce düşünmüş, sonra itiraf etmiş:

- "Hay benim akılsız başım" demiş.

- "Ne kadar aptallık ettim! Beklenmedik bir anda karşıma çıkan bir dostluk fırsatını teptim. Niye onun teklifini kabul etmedim ki? Şimdi böyle kös kös oturacağıma, zevkli vakit geçirirdik birlikte."

Pişman olmuş olmasına ama iş işten geçmiş. Yine de kendini rahatlatmayı ihmal etmemiş:

- "Sıcaklar başlayınca, kırlangıcım nasıl olsa yine gelir. Ben de onu içeri alır, mutlu bir yaşam sürerim."

Ve çok uzunca bir süre, sıcakların gelmesini beklemiş. Gözü yollardaymış. Yaz gelmiş, başka kırlangıçlar gelmiş. Ama... Onunki hiç görünmemiş!

Yazın sonuna kadar penceresi açık beklemiş ama boşuna. Kırlangıç, yokmuş!

Gelen başka kırlangıçlara sormuş ama gören olmamış. Sonunda, danışmak ve bilgi almak için bir bilge kişiye gitmiş.

Olanları anlatmış. Bilge kişi, gözlerini adama dikmiş ve demiş ki:

- "Kırlangıçların yaşamı, altı aydır..."

* * * * *

Yaşamda bazı fırsatlar vardır, yalnızca bir kez elimize geçer ve değerlendiremezsek uçup gider.

Yaşamda bazı kişiler vardır, sadece bir kez karşımıza çıkar, değerini bilemezsek kaçıp giderler. Ve asla geri gelmezler. )

- DEĞERLERİMİZİ, ÇÖP DURUMUNA DÜŞÜRMEK değil/yerine ÇÖPLERİMİZİ, DEĞER DURUMUNA ÇIKARMAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/31193 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- DEĞİŞİM:
KİMYASAL
ile/ve/<> FİZİKSEL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/37336 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( * Maddenin molekül yapısı değişir.
* Maddenin görünür yapısı değişir.
* Hem moleküler yapısı, hem de görünür yapısı itibariyle yeni bir madde meydana gelir. [kâğıdın yanması]
* Ortaya çıkan yeni madde, eski durumuna kesinlikle geri dönemez. [Yanan nesneden [kağıttan vs.] arta kalan küllerle yeni bir nesne [kağıt vs.] meydana getirilemez.]
[Örnekler: Yanıcı madde olan hidrojen ve oksijen moleküllerinin tepkimeye girerek; yanıcı olmayan suyun ortaya çıkması. | Kâğıdın yakılması. | Un helvası yapımı. | Mumun yanması. | Demirin paslanması. | Odunun yanması. | Sebzelerin çürümesi.

İLE/VE/<>

Maddenin molekül yapısında değişme meydana gelmez.
Maddenin sadece şekli, görüntüsü değişir.
Sadece görünür yapısı değişen, moleküler yapısı değişim göstermemiş yeni bir madde ortaya çıkar [Suyun buharlaşması]
Ortaya çıkan bu madde, eski durumuna dönebilir.[Buharlaşan suyun, tekrar suya dönüşebilmesi. Bulut ve yağmur]
[Örnekler: Eriyen mumun tekrar donarak tekrar kullanılması. | Kağıdın yırtılması. | Çaydanlıkta bulunan suyun kaynaması ve ortaya çıkan buharın tekrar yoğunlaşarak suya dönüşmesi.] )

- DELÂLET-İ LAFZİYE ile DELÂLET-İ GAYR-I LAFZİYE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16748 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sesli/Sözlü delâlet. İLE Sessiz/Sözlü delâlet. )
( Tabii | Vazî | Aklî İLE/VE Tabii | Vazî | Aklî )
( İkisi de; Tabiiye, Akliye, Vaz'iye olarak 3'e ayrılır. )
( Delâlet-i Gayr-ı Lafziye'ye örnekler; * Tabiiye(Aşık, maşuku rüyet zamanında(gördüğünde), vech-i aşıkta zuhur eden kırmızılık) * Akliye[Kardaki (ayak/dal vs.) iz(i)] * Vaz'iye[ (-Duman işaretleri, -Trafik lambaları) (uylaşım(sal)) (muvadaa/karşılıklı konmak) (dil) (mantık)] )
( Delâleti(rehberi) olmayan, dalâlete düşer. )

- DELİ ile DÎVÂNE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/6154 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Dîvan'dan, bir söz çıkar, âleme sığmaz. Dîvâne'den bir söz çıkar, Dîvân'a sığmaz. )
( Ârifim ben! diye hiçbir kimseye ta'n etme sen,
Defter-ü-divâna sığmaz söz gelir, dîvâneden!
[ Bâyezîd-i Bistâmî, bir tımarhanenin önünden talebeleriyle birlikte geçiyormuş.

Onlara ders vermek üzere hekime sorar:
"Sen akıl hastalıklarına çare buluyorsun, günah derdine de bir çâre var mı?"

Hekim, başını kaşıya dursun,
bir deli yanıt verir:
"İstiğfar kökünü tövbe yaprağıyla karıştırmalı,
gönül havanına koyup tevhid tokmağıyla dövmeli,
insaf eleğinden eleyip gözyaşıyla hamur etmeli,
aşk ateşinde pişirip muhabbet balıyla karıştırmalı
ve kanaat kaşığıyla da gece gündüz yemeli!"

Delinin bu sözü bittikten sonra, Bâyezid-i Bistâmi şöyle der:

Ârifim ben! diye hiçbir kimseye ta'n etme sen,
Defter-ü-divâna sığmaz söz gelir, dîvâneden!] )

- DEM ve/||/<> GAM ve/||/<> SERENCAM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49129 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Olsun! VE/||/<> Olmasın! VE/||/<> Hayrolsun! )

- DENİZ ve/||/<> DALGA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/48631 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Enerji. VE Etki eden enerji. )

- DERTLEŞME ile/ve "DERS" (ÇIKARMAK)
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/7178 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- DERT ve/<> DERMAN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/7172 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( DERMAN ARARDIM, DERDİME
DERDİM, BANA DERMAN İMİŞ

BURHAN ARARDIM, ASLIMA
ASLIM, BANA BURHAN İMİŞ )
( SÖYLEMEM KİMSEYE DERDİMİ,
DERMANIM OLMASIN DİYE! )
( Derdini bilen, dermanını bulmuş demektir. )
( Derdine derman olmayacak ortamda derdini konuşmak edepsizliktir! )
( I was seeking the recipe to my trouble...
I saw that, my trouble was the recipe...

I was seeking the evidence to my essense...
I saw that, my essense was the evidence... )

- DİL, DOĞRU KULLANILMAZSA...
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/9350 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Öğrenciler, bir gün, hocalarına sorarlar... - Eğer elinizde, ülkenin işlerini düzeltecek bir güç ve olanak bulunsaydı, işe nereden başlardınız?

Hoca, düşünmeden, şu yanıtı verir:

- Dilin, doğru kullanılmasına çalışırdım.

Öğrenciler, hocalarının yüzüne şaşkın şaşkın bakarlar:

- Fakat bu küçük bir şey. Niçin çok önemli olduğunu söylüyorsunuz?

Bilge hoca, başını sallar ve şöyle devam eder:

- Eğer dil doğru kullanılmazsa, ağızdan çıkan sözcükler, ifade edilmek istenen şeyleri vermez. Söylenen sözler ve kullanılan sözcükler, ifade edilmek istenen amacı anlatamayınca da, yapılması gereken işler yapılamaz. Yapılması gereken işler yapılamayınca da ahlâk ve sanat, soysuzlaşır. Ahlâk ve sanat soysuzlaşınca da adâletsizlik başlar. Bu durumdaü, halk ne yapacağını bilemez ve çaresizlik içinde bocalar, durur... )

- DİL ile/ve TARİH
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/8455 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Herşeye yayılmış olan en genel temsil. İLE/VE ... )
( Dil, zihin tarafından, zihin için meydana getirilmiştir. )
( Dil, varlığın evidir. )
( Zihin, dili şekillendirir ve dil de zihne şekil verir. )
( Konfüçyüs: "Eğer konuşulan dil doğru değilse, o zaman söylenilen şey, söylenilmek istenen şey olmaz. O zaman, yapılması gereken yapılmaz ve eğer işler yapılmadan kalırsa, maneviyat ve sanat bozulur. O zaman, adâlet, sahtekârlıkla yürür. Eğer bu olursa, kişiler, kendilerini umutsuz bir karmaşanın içinde bulurlar. Bu nedenle, söylenilen şey her şeyden önemlidir ve bu konuda dikkatsizlik yapılmamalıdır." )
( Language is an instrument of the mind. It is made by the mind, for the mind. )

- DİVAN ŞİİRİ TÜRLERİ [DİNSEL]:
TEVHÎD
ile/ve/<> MÜNÂCÂT[< NECV] ile/ve/<> NAAT ile/ve/<> MİRÂCİYE ile/ve/<> MAKTEL-İ HÜSEYİN ile/ve/<> HİLYE ile/ve/<> MEVLİD ile/ve/<> KIRK HADİS ile/ve/<> MENÂKIBNÂME ile/ve/<> KISSA ile/ve/<> SİYER
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/38839 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tanrı'nın birliğini ve ululuğunu anlatan şiir/ler. İLE/VE/<>
Allah'a dua etme, yalvarma. | Allah'a dua konulu şiirler/manzûme. İLE/VE/<>
Hz. Muhammed'i övmek, ona yakarma, şefaat dileme amacıyla yazılmış şiir/ler. İLE/VE/<>
Hz. Muhammed'in mirâcını anlatan şiirler. İLE/VE/<>
Hz. Hüseyin'in Kerbela'da şehit edilişini konu alan ve acıklı bir üslûpta yazılan eserler. İLE/VE/<>
Hz. Muhammed'in fiziksel ve kişisel özelliklerini, örnek davranışlarını konu alan eserler. İLE/VE/<>
Hz. Muhammed'in doğumunu ve kısaca yaşamını övgüyle anlatan yapıtlar. İLE/VE/<>
Hz. Muhammed'in kırk sözünden oluşan yapıtlar. İLE/VE/<>
Din büyüklerinin, tarikat kurucularının, ermişlerin olağanüstü yaşamlarını anlatan yapıtlardır. İLE/VE/<>
Öğüt verici ve öğretici öykü, fıkra, masal, menkıbe türü eserler. İLE/VE/<>
Hz. Muhammed'in hayatını anlatan yapıtlar. )

- DOKUNMAK ile/ve/değil DEĞİNMEK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/7398 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Fiziksel. İLE/VE/DEĞİL Zihinsel/kavramsal. | Bağlantı kurmak, ilişkiye geçmek. )

- DOMİNO ETKİSİ ile/ve/||/<> ZİNCİRLEME ETKİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/45365 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- DONANIMLI OLMAK ile HAZIRLIKLI OLMAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16161 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İlerleme ancak hazırlık(sadhana) aşamasında olur. )

- DOST:
KOLAY KAZANILMAZ
ve KOLAY KAYBEDİLEBİLİR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/29848 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- DUBLÖR ile/değil DUBLÜR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/6068 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çıkrık. İLE/DEĞİL Büyük perdelerin astarı. )
( Yanlışı. >< Doğrusu. )

- DÜĞÜNÇİÇEĞİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/40752 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Düğünçiçeğigillerin örnek bitkisi. [Lat. RANUNCULUS] )

- DULAVRATOTU ile DULAPTALOTU
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/36411 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bileşikgillerden, tıpta kullanılan bir bitki. İLE Dulaptalotugillerin örnek bitkisi olan, yüksek yerlerde yetişen, çiçekleri güzel kokan bir ağaççık. )

- DÜNYA NÜFUSU(-1) ile/ve/||/<>/ya da 1 KİŞİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/48954 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( "Pamuk". İLE/VE/||/<>/YA DA "Demir". )

- DÜNYADA, BİR KİŞİ/İNSAN OLMAK ile/ve/<>/değil BİR KİŞİ İÇİN DÜNYA OLMAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/4791 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- DÜŞÜNCE ve/||/<>/< MANTIK
ve/||/<>
EYLEM ve/||/<>/< EDEB

[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50142 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Düşüncenin edebi, mantıktır. VE/||/<> Eylemin mantığı, edebdir. )

- DÜŞÜNCE ile/değil/yerine TÜREYEBİLİR/TÜRETİLEBİLİR DÜŞÜNCE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/1378 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İyi düşünceler, hormonların dengeli salgılanmasını sağlar. )
( Yüksek düşünceler örnek kullanılmadan, hoşnut edici bir biçimde anlatılamazlar. )
( Kötü düşünce, döner-dolaşır, ne yapar-eder size ulaşır! )

- DÜŞÜNMEK ile/ve/<>/değil/yerine ÖNGÖRMEK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/1385 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bazı ileri/yüksek düşünceler, örnek kullanılmadan, hoşnut edici bir biçimde anlatılamazlar. )

- DÜZ < = > TERS
ÇEŞİTLİ ÖRNEKLER...

[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/25386 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( 246642 | 623326 | 7895987 | 42699624 )

- DÜZELTME ile/ve/değil/yerine/||/<>/< CESARET VERME
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49244 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- EĞİLME:
BARDAK
ile/ve/değil/||/<>/>/< SÜRAHİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/40602 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çırak. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/>/< Usta. )
( Derin olan, dolu olan, usta olan, boyun büker/bükmelidir! Çırak değil! )

- EĞİLMEK ve/||/<> BAŞAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/47748 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kişiler, başaklara benzer. Ne kadar bilgisizse içleri boştur ve dik durur. Ne kadar bilgiliyse o kadar eğilirler. )

- EĞİTİM:
"BOŞ KABI DOLDURMAK"
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KIVILCIMLA ATEŞ YAKMAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50001 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- EK ile/ve/<> ÖRNEK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/37616 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- EL SALVADOR'DA EĞİTİM:
ZORUNLU
değil/yerine ÜCRETSİZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/31861 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( El Salvador'da, öğrenim/eğitim, ücretsizdir ve zorunlu değildir. Eğitim düzeyi de çok yüksektir. )

- EL-MÛZEC / UMMÛZEC[Ar.] ile ÖRNEK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/40821 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Örnek. )

- EL ile/ve/< BAŞ PARMAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/5447 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Parmakları ve eli, el yapan, başparmaktır, başparmağın işlevselliğidir. )

- EMSÂL[< MESEL] ile EMSÂL[< MİSL]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17347 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Destanlar, öyküler, kıssalar. İLE Örnekler, nümûneler. | Eş, benzer. | Eşler, benzerler. | Katsayı. Kaç katı/misli alınacağını bildiren sayı. )

- EMSÂL ile NUMUNE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/9382 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( BENZER ile ÖRNEK )

- ESPERANTO ile/ve POLİGRAFİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/8698 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( 1887'de, Polonya'lı Zamenhof (Dr.) tarafından ortaya atılan ve dünyadaki tüm bireylerin anlaşabilmeleri için düzenlenmiş, 16 kurala dayanan, kolay bir yapma dil. İLE/VE ... )

- EŞYALARI/ÇANTAYI:
BIRAKMAK, ORTAMA GÜVENMEK
yerine/değil YANINDA TUTMAK, SAHİP ÇIKMAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16152 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Eşyanın/çantanın yanınızda tutulmasının gerekliliği, çalınmaması için değil/yanısıra, bir hasar/kayıp ya da hırsızlık durumunda orada bulunan herkesi zan altında bırakmaması içindir. )

- EŞYALARI:
VİTRİNDE/SANDIKTA/... TUTMAK/SAKLAMAK
ile/yerine/değil KULLANMAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16151 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( "Bir gün kullanılır", "Misafir için" vb. düşünceler/tutumlar yerine kullanalım onları! )

- ETEK GİYMEK:
İSKOÇYA'DA
ve YEMEN'DE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/32155 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- FACEBOOK ile TWITTER ile YOUTUBE ile LINKEDIN ile INSTAGRAM ile PINTEREST ile BLOG ile FOUR SQUARE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33986 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kurabiye yemeyi seviyorum. İLE Kurabiye yiyorum. İLE Bakın nasıl da yiyorum kurabiyeyi. İLE Nasıl kurabiye canavarı oldum? İLE Buyurun, kurabiye yerkenki fotoğrafım. İLE Kurabiye tarifimi de paylaşayım. İLE Kurabiye yapma/yeme anılarım. İLE Şurada, kurabiye yiyorum. )
( I like eating cookie. VS. I'm eating cookie. VS. This is how I eat my cookie. VS. My skills include eating cookie. VS. Here's a photo of the cookie I eat. VS. Here's my recipe for the cookie. WITH Here's my cookie eating experience. VS. This is where I am eating the cookie. )

- FARE, FİL, ASLAN, KEDİ, KURT ile/ve ÖTEKİ HAYVANLAR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/22025 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kurt, haseti simgeler. )

- FÂSILA:
SUGRÂ
ile/ve/<> KÜBRÂ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/37531 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( 3 harekeli ve 1 sakin. İLE/VE/<> 4'lü ya da üzeri. )
( [örnek] Kelebek. İLE/VE/<> Otomatik. )

- FORMOL[Lat.] ile FORMÜL[Fr.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/36788 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Formaldehidin %40'lık değişik sulu çözeltisine verilen ad. İLE Genel bir olguyu, bir kuralı ya da ilkeyi açıklayan simgeler takımı. | Bir belgenin yazılacağı biçimi ve ona özgü olan deyimi gösteren örnek. | Çıkar yol, tutulan yol, yöntem. | Kalıplaşmış, basmakalıp anlatım. | Bir ya da daha çok niceliğe bağlı bulunan bir niceliğin hesaplanmasına yarayan, cebirsel anlatım. | Bileşik bir cismin bileşimine giren maddeleri ve bunların o bileşik maddedeki oranlarını gösteren simge takımı. )

- GEBREOTU ile/ve/<>/> GEBRE/KEBERE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/36862 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gebreotugiller ailesinin, çalıya benzer örnek bitkisi. İLE/VE/<>/> Gebreotunun yemişi. )

- GECİKME ile/ve/<> "FİJİ ZAMANI"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/31839 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( ... İLE/VE/<> Fiji'lilerin randevuya geç kaldıklarındaki mazeretleri ve sözleri. )

- GELİŞMİŞ ÜLKE:
FAKİRLERİN BİLE ARABAYA BİNDİĞİ ÜLKE
değil/yerine/><
ZENGİNLERİN BİLE OTOBÜSE BİNDİĞİ ÜLKE

[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/45359 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- GELİŞMİŞ/LİK ve/||/<>/> YALINLAŞ(TIRIL)MIŞ/LIK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50171 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yalınlaşmak/yalınlaştırabilmek, gelişmişliğin, en son durumudur. )

- GENÇLİK ile/<>/>< YETİŞKİNLİK ile/<>/>< YAŞLILIK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35625 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( [ne yazık ki] Zaman ve enerji vardır fakat cepte (pek/yeterince) para yoktur/olmaz. İLE/<>/>< Para ve enerji vardır fakat (pek/yeterince) zaman yoktur/olmaz. İLE/<>/>< Zaman ve para vardır fakat (yeterince) enerji yoktur/olmaz. )

- GENELLEŞTİRME ile/değil ÖRNEKLENDİRME
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33493 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- GENEL ile/ve/<> ÖZEL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/31018 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Beyan. İLE/VE/<> Örnek. )
( Zıtlar vardır fakat zıtlık yoktur. )
( Hastalık "yoktur", hasta vardır. )
( Bazen ve/ya da bazı durumlarda/koşullarda, bir ilke için "herkesten", bazen de bir kişi/insan için tüm ilkeler("imiz")den vazgeçebilmeliyizdir/vazgeçmeliyizdir! )

- GERÇEKLİK/HAKİKAT:
ÇÜRÜTEMEDİĞİMİZ
ve/||/<> TÜKETEMEDİĞİMİZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49531 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- GEREKLİLİK:
BİLMEK
ile/ve/değil/<> YAPMAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/32750 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- GLOTOGONİ ile/ve ETİMOLOJİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/8499 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Dilin kökeni. İLE/VE Sözcüklerin/kavramların kökenini inceleyen bilim dalı. )
( NOMOTHETES: Dilin ilk yaratıcısı olarak kabul edilen. )
( Türk dilinin kökenbilim sözlüğünün eksiksiz olarak ortaya konulması, önceleyin Türk düşüncesinin kaynağını, gelişim aşamalarını, içeriğini bilmeyi gerektirir. Türk insanı, hangi koşullar altında doğaya yönelmiş, hangi ilkelere göre yaşamını biçimlendirmiş, hangi kurallara dayanarak çevresini kuşatan nesnel varlıkları adlandırmıştır? Bu soruların yanıtını felsefe ışığından yararlanamayan bir bilginin, bir uzmanın bulması olanaksızdır. Bir sözcüğün Türkçe olduğunu söyleyebilmek için önce o sözcüğün içeriğini bilmek, o içerikle Türk kişininın düşünsel eğilimlerini açıklamak temel koşuldur.

Bir sözcüğün yapısına, ses düzenine bakarak Türkçe olup olmadığını söylemek kolaydır. Güç olan, sözcüğün kavrama dönüşürken oluşan içeriğini açıklamaktır.

Türkçe'nin Balkan dilleriyle ilişkisi vardır. Ancak, bu ilişki, çok dar bir alana değindir. Türk dilinin kökeninin araştırırken, Balkanlar'a, çok sonralara giden kimi sözcükleri (Türkçe sayılanları) örnek almak, onları kesin kanıt diye göstermek yanıltıcıdır.)

"Türk" sözcüğünün yeni olmasından, ilk kez VIII. yüzyılda Orkun Yazıtları'nda görülmesinden, sonra bu adı alana ulusun tarihi boyunca belirli bir yerde değil de çok dağınık ülkelerde, birbirinden uzak bölgelerde yaşamasından kaynaklanır. Kimi tarihçilere göre Türk topluluğu, Orta Asya'da M.Ö. 3000 dolaylarında vardı, düzenli bir yaşama biçimi, uyumlu bir topluluk içinde varlığını sürdüyordu. Ancak, böylesine eskilere giden görüşlere karşın, elimizde bulunan yazılı kaynaklar, yazıyla saptanan belgeler "Türk" sözcüğünü VIII. yüzyıldan öteye götüremiyor pek.

Türk dili üzerinde çalışan bilginlerin ortaya attıkları değişik görüşlere göre, Türk dilinin kaynağı Orta Asya'dır.

Günümüzde Asya Türkçesi, Anadolu Türkçesi (tüm komşu ağızlarla bütünlük içinde) diyebileceğimiz iki büyük öbek vardır.

Türkçe'nin kökenbilimi üzerinde çalışırken, iki ilke benimsiyoruz.
1- Doğal varlıkların çıkardığı seslerden kurulu sözcükler (Türkçe sözcükler)
2- Başka dillerden Türkçe'ye geçerek değişen ya da olduğu gibi kalan sözcükler
(yabancı kaynaklı sözcükler)

Üzerinde durulması gereken konu Türk dilinin yapısıdır. Araştırıcılar, Türk dilinin Ural-Altay dilleri öbeğinden olduğunu öne sürerler. Bu dil öbeğinin başlıca özelliği, sözcük köklerinin çekimle değişmemesi, tüm çekimlerin köke getirilen eklerle sürdürülmesidir. Oysa Hind-Avrupa dillerinde, sözcük kökleri çekimle değişir, başka bir biçime girer. Durum Arapça'nın içinde bulunduğu dillerde de öyledir.

 

TÜRK DİLİNİN ETİMOLOJİ SÖZLÜĞÜ
İSMET ZEKİ EYÜBOĞLU - SOSYAL YAYINLARI )

- GÖZÜTOK/LUK ile TUZUKURU/LUK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/28217 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- GÖZYAŞININ:
DIŞA AKMASI
ile/ve İÇE AKMASI
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/5343 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- GÜL BAHÇESİ ile/ve/değil/yerine ÇİÇEK BAHÇESİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/32345 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- GÜL[Fars.] ile MENEKŞEGÜLÜ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/46093 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gülgillerin örnek bitkisi. | Bu bitkinin, katmerli, genellikle kokulu olan çiçeği. İLE Tırmanıcı, küçük çiçekli bir gül. )

- GÜNEŞ TUTULMASI ile/ve AY TUTULMASI
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/12660 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Güneş'in tutulmasını haber vermek doğal olgu ve olayları öngörmek konusunda filozoflar ile şairler arasındaki çatışmaya örnek olarak gösterilebilir. Çünkü felsefe/bilim ile şiir arasında, antik dönemde, doğadaki olgu ve olayları öngörme konusunda bir çekişme/çatışma vardı. )
( PENUMBRA: Ay ya da güneş tutulmasının başında ya da sonunda görülen yarı aydınlık, yarı gölge. TERMINATOR: Ay ya da bir gezegenin aydınlık ve karanlık kısımlarını ayıran sınır. )
( Güneş-Ay-Dünya )
( Felsefe tarihi, Thales'in güneş tutulmasındaki hayret ve gözlemleriyle başlatılır. )
( Filozoflarla şairlerin çatışması! )

- HAK ve/||/<> TAŞ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50078 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yerini bulur. VE/||/<> Gediğini bulur. )

- HALÂKA ile/ve İBDÂ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/9414 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir şey aracılığıyla yaratmak. İLE/VE Örneksiz, malzemesiz yaratmak. )

- HALAKA ile/ve İBDÂ'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/19330 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gelenek. İLE/VE/<> Örneksiz olarak bir şey meydana getirme, yaratma. | Yeni ve güzel bir eser meydana getirme. | Yoktan ortaya koyma, icâd. )

- HAL ile HAL ile HAL[Fr. < Cerm.] ile HAL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/37075 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların ya da taşıdığı niteliklerin tümü, durum. | Davranış. | Şimdiki zaman, içinde yaşanılan zaman. | Güç, kuvvet, takat. | Kötü durum, sıkıntı, dert. İLE Genellikle üstü kapalı pazaryeri. İLE Çözme, çözülme eritme, karışık bir sorunun içinden çıkma, sonuca varma. İLE Tahttan indirme. )

- HAVF ile HAVF Ü RECÂ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/41384 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sevgdiğini gücendirme korkusu. İLE [örnek] İki aslan'ın görüş mesafesinin arasında olmak. )

- HAYVAN:
"RİYÂKÂR DEĞİLDİR"
değil İKİYÜZLÜLÜK/RİYÂKÂRLIK YAPAMAZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/32348 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- HAYVANLAR (ÂLEMİ) ve/<> NE OLMADIĞININ/OLMAYACAĞININ GÖSTERGELERİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/32658 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- HER İŞE KARIŞMAK =/<> HİÇBİR İŞ YAPMAMAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/32558 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- HESAP SORMAK ile/değil/yerine ÖRNEK OLMAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/7343 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- HİNDİSTAN'DA ÖTEN HOROZUN SESİ KULAĞIMIZDADIR ile/ve/<> BİR YILDIZ KAYSA DİŞİM AĞRIR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/32688 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- HİPOTEZ ile/değil/yerine ÖRNEK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/7811 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- HIZLI DEĞİŞİM (-İN FARKINDALIĞI) ile YAVAŞ DEĞİŞİM (-İN FARKINDALIĞI)
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/422 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Örnek: Sıcak suya atılmış kurbağa.[hemen zıplar] İLE Kaynayacak olan sudaki kurbağa. [hiçbir şeyin farkına var(a)maz] )
( Emek ve çaba harcayarak değişebileceğinizi hayal etmeyin. )

- HÜKÜMETİ/HÜKÜMETLERİ CİDDİYE ALMAK yerine DEVLETİN/VATANIN BÜTÜNLÜĞÜ VE GELECEĞİ İÇİN ÇABA HARCAMAK/ÜRETİMDE BULUNMAYA DEVAM ETMEK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16273 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- İBÂRET ile/ve/<> İBRET
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/48219 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- İBDÂ ile İBDÂ ile İBDÂ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17712 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Örneksiz olarak bir şey meydana getirme, yaratma. | [edebiyatta] Yeni ve güzel bir eser meydana getirme. İLE Yoktan ortaya koyma, icad. İLE Bir kimsenin, kârı tamamen kendine ait olmak üzere, bir başkasına sermaye vermesi. | Sorulan şeye iyi yanıt verme, güzel söz söyleme. | Kandırma. )

- İĞAĞACI ile İĞDE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/37677 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Anayurdu, Asya'nın dağlık bölgeleri olan, bazı türlerinde yaprakları kışın dökülen, odunu, tornacılık ve kaplamacılıkta kullanılan, kömürü ile karakalem resim yapılan küçük bir ağaç. İLE İğdegillerin örnek bitkisi olan bir ağaç. | Bu ağacın, zeytin biçiminde, kabuğu kırmızıya çalan, sarı renkte, beyaz unlu, tadı mayhoş yemişi. )

- İĞNE ile/değil/< ÇUVALDIZ[< Fars. CÜVÂL-DÛZ, BENDERZ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/14018 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Dikim sağlayan alet. İLE/DEĞİL Çuval gibi şeyleri dikmekte kullanılan büyük iğne. )
( İğneyi, başkasına; çuvaldızı, kendimize batırmalıyız! )

- İLİŞKİ:
EMEK
ile/ve/değil/||/<>/< ÖZEN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49284 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- İLK KAR, YENMEZ!
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16136 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- İLKÖRNEK = ENMUZEC-İ EVVEL = ARCHETYP[İng.] = ARCHÉTYPE[Fr.] = ARCHETYP[Alm.] = ARKHÉTYPOS[Yun.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/39422 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- İMGE ile/ve SİMGE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/15428 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Zihinde ve zihnin tanımlanamaz ayrıntılarındaki/derinliklerindeki karşılığı/varlığı. İLE/VE Zihindeki ayrıntıların ve kombinasyonların işaret, çizim, resim ve fotoğraflandırılmış, kesifleştirilmiş(kabalaştırılmış) hali. )
( ... İLE/VE Çoklu yorum. )
( Eylem'e yöneliktir. İmgelediğine yönelir. İLE/VE Düşünme'ye yöneliktir. )
( ... İLE/VE İnsan için en temel simge, cogito kaynaklı "ben" simgesidir. )
( ... İLE/VE * Yansıtıcıdır.
* Gösterirken gizleyen bir özelliğe sahiptir.
* İzleyiciyi düşünsel etkinliğe çağırır.
* Temsil ettiği soyut ve aşkın değerlerin anımsanmasını, anlaşılmasını ve paylaşılmasını sağlayan bir anahtardır.
* Bilenler arasında tanıma, tanışma ve anlaşma aracı olarak işlev görür.
* Belirli bilgi ve anlayışı, âşina olmayanların zihninden gizler ve âşina olanlara açar.
* Sezginin ve keşfin anahtarıdır.
* Arketipleri(ilk örnekleri) gösterdiği gibi onları yeniden üretir. )
( ... İLE/VE Zamandan ve mekândan bağımsız bir hakikati gösterirler.[Zaman-mekânı aşkın bir ide/ilke'yi gösterebilmek sadece simge ile olanaklıdır.] )
( ... İLE/VE Farklı zaman ve mekânda ortak doğası olan nesneleri gösterebilmesidir. )
( ... İLE/VE 3 temel özelliği...
* Bir ilkeyi gösteriyor olması.
* Farklılıkları birliğe getirmesi.
* Çok anlamlılığa açık olması. )
( ... İLE/VE "Zamanda olan"ı, "zamana aşkın olan" ilişkilendirmede önemli bir rol oynar. )

- İngilizce'de Sıklıkla Yanlış Söylenilen 100 Sözcük ve Deyimler
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11944 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bütün, ("Parçaların biraradalığı", "Bütünlük", "Entegrasyon/Integration/Integrity") anlamını taşıyan bir sözcüktür.

Tüm ise, (ingilizce "Whole/All") ile karşılık bulur. Parça parça olsa da, çeşitli oranlarda eksiklikler de olsa istisnasız ve ayırımsız, tamamıyla/tümüyle kapsamadır.

Bütün elmalar, bütün bireyler, bütün arabalar, bütün kitaplar, bütün örnekler, bütün ayrıntılar, bütün parçalar olmaz! Parçalarının ayrı ayrı kullanılma durumu olmayanlar için gereksiz/yersiz/fazladan bir sözcüktür "bütün".

Bir saksıdaki çiçeğin tüm yaprakları söz konusuysa, "bütün yapraklar" dendiğinde, --her sözcüğün, kendi anlamını taşıdığı bilgisiyle--, ucu sararmış/kırılmış, bir parçası kopmuş yapraklar devredışı bırakılmış olur, ki biz tamamını, hepsini demek istiyoruzdur.

Fransızca'da "sans" ve "cent" sözcükleri "san" diye okunur. Fransızca'yı iyi bilmeyen birinin/birilerinin zamanında "sans numero"yu numarasız ["sans" = -sız] değil de 100 olarak zannetmiş olmasından kaynaklanmıştır tuvaletlere yüz numara denmesi. II. Dünya Savaşı sonrası da Amerikan kültürü ve deyimleri bizi çok etkilediğinden dolayı bu iki sıfır da kalktı onun yerine -"çok değerli bir tanımmış gibi"- WC kullanıldı. )

- İNSAN/KİŞİ:
[ya] KULAKTAN İHYÂ OLUR/YAŞAM BULUR
ya da KULAKTAN İFNÂ/İMHÂ/YOK OLUR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/4785 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- İNSANLIK:
"KURUŞ" İLE
ile/değil/yerine DURUŞ İLE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35818 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- İNTİKAM ile/değil/yerine ADÂLET
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34714 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- İŞÂRÂT ile/ve/<> İBÂRÂT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/4086 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- İŞARET PARMAĞI ile/ve/değil/||/<>/< ÖTEKİ ÜÇ PARMAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/45476 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir yanlışın/eksiğin savunması olarak kendimizi hatasız/suçsuz göstermek için başka bir şeyi/kişiyi işaret ettiğimizde, işaret ettiğimiz parmağımız, işaret edilen şeyle ilgili olsa bile olayların/olguların kökenindekinin, kaynağının ve ağırlığın bizim "düşünce/davranış" ve "yorumumuz" olduğunu, öteki üç parmağımız bizi gösterir. )
( %25. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< %75. )
( İyi birini gördüğünüzde, onu taklit etmeye çalışın. Kötü birini gördüğünüzde, onun kusurlarını, kendinizde de arayın. )

- IŞIK MİKROSKOBU ile/ve ELEKTRON MİKROSKOBU
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/7784 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Işık, cam merceklerden oluşan kondansör tarafından örnek üzerine odaklanır, daha sonra görüntü objektif ve okulerdeki mercekler tarafından büyütülerek gözle ya da fotoğraf filmi üzerinde izlenir. İLE/VE Işık yerine elektron yayıcı kaynak [mikroskobun üst kısmında] kullanılır ve cam mercekler yerine elektromıknatıslar kullanılır. Yayılan elektronlar, kondansör mercekler tarafından örnek üzerine odaklanır. Objektif ve projektör mercekleri tarafından büyütülen görüntü, izlenmek üzere bir ekrana ya da fotoğraf filmi üzerine düşürülür. )

- İSİM CÜMLESİ ile/ve FİİL CÜMLESİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/14981 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İsim + İsim'den ya da İsim + Fiil'den oluşur. İLE/VE Fiil + İsim'den oluşur. )
( Örnek: Hasan kaim. İLE/VE Nasara Hasan. )
( CÜMLE: Yargı bildiren sözcükler/kelimeler bütünü. )

- ISRARLA ile/değil "ALTINI ÇİZEREK"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34775 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- İSTATİSTİKSEL HATA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
YETERSİZ ÖRNEK
ile/ve/||/<> TEMSİL ETMEYEN ÖRNEK ile/ve/||/<> YANLIŞ BENZETME ile/ve/||/<> YOK SAYMA ile/ve/||/<> SÜMEN ALTI ile/ve/||/<> KUMARBAZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34767 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- İSTİŞHÂD ile İSTİŞHÂD
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/45998 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tanık getirme, tanık gösterme. | Şehit olma. İLE Edebî bir düşüncenin sağlamlığını kanıtlamak için, değerli yapıtlardan örnek gösterme. )

- İŞYERİNE, ÖZELLİKLE EVE YENİ GELMİŞ EŞİNİZE/BİRİNE GİRER GİRMEZ BİRŞEY SÖYLEMEK ile/yerine 5-10 DAKİKA SONRA SÖYLEMEK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16180 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- İYİ ANLAMAK ile/ve/||/<>/< YALIN ANLATABİLMEK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/48937 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yalın anlatamıyorsak, yeterince / iyi anlamamışız demektir. )
( If we cannot explain simply, we don't understand it enough well. )

- İYİ OLMAK ile/ve/değil/||/<>/< ÂDİL OLMAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50062 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- KADEH ile/ve/değil/yerine PİSAGOR'UN KADEHİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/32632 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( ... İLE Ölçüyü kaybedersen, herşeyi/ni kaybedersin. )
( ... İLE İçine konulan şarabın, kadehin ortasındaki çıkıntının seviyesini geçmesiyle, fazla olanı değil kadehin içindeki tüm sıvıyı, altındaki deliklerden akıtır. [Nerede duracağını ve ne kadar içmesi gerektiğini bilmeyenler için ve sınırlarını öğrenmeleri için yapılmıştır.] )
( | )

- KAF (DAĞI) ve/<> ANKA (KUŞU)
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/5262 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İnsan beyni/zihni. VE Yeğleme/tercih.[kılma/kılamama | yapma/yapamama] )

- KALABALIKLAŞTIKÇA:
"AKILLANAN/LAR"
ne yazık ki APTALLAŞAN/LAR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/36264 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hayvanlar. İLE/NE YAZIK Kİ Kişiler. )

- KALEM TÜKETMEK ile/ve/değil/daha çok/+/||/<>/></< SİLGİ TÜKETMEK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/46287 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- KAP KALAYLAMAK ile/ve/<>/değil/yerine KALP KALAYLAMAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/4185 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- KAPILARI:
AÇIK BIRAKMAK
değil/yerine KAPALI TUTMAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16193 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tuvalet kapısı gibi kapıların, içeridekiler tarafından kapatılması isteği, kendilerini saklamak üzere değil kapının önünden geçecek kişileri(/bayanları) içeriyi görmek zorunda bırakmamak içindir! [Lütfen özellikle bayanların rahatsızlığını dikkate alarak ve saygı göstererek tuvalet giriş kapılarını kapalı tutmaya özen gösterelim!...] )

- KARGA değil/yerine/>< BÜLBÜL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33405 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çöplüğe götürür. DEĞİL/YERİNE/>< Güle götürür. )

- KAYNAK ile/ve/<> ÖRNEK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34607 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- KENDİLİĞİNDENLİK ile/ve/||/<> SUYUN KALDIRMA GÜCÜ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35073 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- KENDİNİ BİLMEK ile/ve DOĞA AYNASINDA KENDİNİ BİLMEK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/257 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- KEREN ile/değil KARAN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/48972 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Boynuzlu. İLE/DEĞİL Parlamak. )
( )

- KİNÂYE ile/yerine "DOKUNDURMA"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/8677 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- KİŞİ İÇİN:
"ÇİZİLEN RESİM"
ile "BİÇİLEN KAFTAN"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/9732 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- KİŞİLER ARASINDA:
"DUVAR ÖRMEK"
değil/yerine/>< "KÖPRÜ KURMAK"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50148 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- KİŞİLERİ:
"DENEMEK"
değil/yerine "TARTMAK"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/47850 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- KİŞİNİN:
"AĞZIYLA KUŞ TUTMASI"
değil "AĞZINI (KAPALI) TUTMASI"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49227 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- KISSA ile/ve/||/<>/> HİSSE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/42054 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Fıkra, öykü/hikâye, rivâyet. | Vak'a. İLE/VE/||/<>/> ... )

- KİTAP HEDİYE ETMEK:
EHLİNE
ve İSTEKLİSİNE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16143 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- KIYAS ile/yerine KARŞILAŞTIRMA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16274 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tanım/Örnek: Bir sayfanın ikiye bölünerek, iki ayrı olgunun/kavramın kendi özlerinin iki ayrı sütunda sadece veri olarak dizilişi ve öylece yorum eklemeden bırakılması. İLE Yapılan tablonun/karşılaştırmanın altına ekleme/yorum şeklinde göreceliliği, sınırlılığı ve kısıtlılığı potansiyelinin gözardı edilerek bir değerlendirme yapılması.(sınırı aşmak/bilmemek). Sonuç: Kıyasın değil, karşılaştırmanın daha yerinde, arı, saf, doğru olacağı ve kıyas yapmama gerekliliği. )
( Nispet. İLE/YERİNE Oran. )

- KOBALT ile/> NİKEL ile/> KADMİYUM ile/> KURŞUN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/7940 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Atom numarası 27, atomik kütlesi 58.933, yoğunluğu 8.9 g/cm³, ergime sıcaklığı 1495 ºC, kaynama sıcaklığı 2870 ºC, kütle numaraları 54-62 arasında izotopları bulunan, ancak sadece 59 kütle numaralı izotopu [27Co59, %100] kararlı olan, 60 kütle numaralı radyoizotopu [Co60], 5.3 yıl yarılanma süresi ve 1.17 MeV ve 1.33 MeV enerjili iki gama fotonuyla tıpta ışın tedavisinde ve endüstride kullanılan, demir ve nikele benzeyen beyaz metal. Simgesi: Co
İLE/>
Atom numarası 28, atomik kütlesi 58.71, ergime sıcaklığı 1453 ºC, kaynama sıcaklığı 2732 ºC ve yoğunluğu 8.9 g/cm³ olan, 360 ºC'den sonra ferromanyetik özelliğini kaybeden, kütle numaraları 57-66 arasında izotopları bulunan, nikel pillerin ışına maruz kalmasıyla oluşan 63 kütle numaralı radyoizotopu [Ni63] radyoaktif izleyici olarak kullanılan, geçiş metalleri öbeğinden, manyetik özellikli alaşımlarda, trafolarda, elektrik iletkenliği düşük olduğundan, direnç malzemelerinde, elektrik ve elektronik devrelerde, seramik kaplama sanayiinde kullanılan, parlak beyaz metal öğe. Simgesi: Ni
İLE/>
Atom numarası 48, atomik ağırlığı 112.40, ergime sıcaklığı 320.9 ºC, kaynama sıcaklığı 765 ºC ve yoğunluğu 8.6 g/cm³ olan, 0.6 eV'un üstündeki nötronlar için saçılma etki kesitleri yüksek fakat soğurma etki kesitleri küçük, ısıl [0.0253 eV enerjili ya da 2200 m/s hızlı] nötronlar için soğurma etki kesiti çok yüksek [2450 b], saçılma etki kesiti çok düşük [5.6 b] olduğundan, reaktörlerin denetim çubuklarında ve ayrıca ölçüm aygıtlarında nötronlara karşı ekranlama işlevi için kullanılan, çinkoya benzeyen, genellikle çinko yataklarında, onunla birlikte bulunan beyaz metal öğe. Simgesi: Cd
İLE/>
Atom numarası 82, atomik kütlesi 207.2, ergime sıcaklığı 327.5 ºC, kaynama derecesi 1740 ºC ve yoğunluğu 11.35 g/cm³ olan, kütle numarası 190-218 arasında izotopları olan, maliyet/yoğunluk oranı düşük olmasından dolayı ve fiziksel ve mekanik özellikleri, ışından dolayı önemli bir değişikliğe uğramadığından dolayı, gama ışınlarına karşı etkin zırh malzemesi olarak ve özellikle nükleer reaktörlerde nötron+gamalara karşı zırhlamada, sanayide akü yapımında, elektrik iletiminde kullanılan kabloların kaplanmasında, silah sanayiinde mermi yapımında, inşaat sanayiinde bina çatılarının kaplanması ve ses yalıtımında, otomotiv ve gemi endüstirilerinde dengeleme ağırlığı, petrol sanayiinde oktan artırıcı olarak yakıt maddelerinde ve matbaacılıkta harflerin dökümünde kullanılan, kararlı izotopları Pb206[%25.1], Pb207[%21.7] ve Pb208[%52.3]'un sırasıyla uranyum[92U238], aktinyum[92U235, AcU] ve toryum[90Th232] radyoaktif serilerinin son halkalarını oluşturduğu mavimsi gri renkte çok ağır metal. Simgesi: Pb )

- KOKU KULLANMAK ile/değil/yerine ÖNCE TEMİZ OLMAK/TUTMAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16169 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- KOPMA:
(")İNCELDİĞİ(") YERDEN
ile/değil/ne yazık ki "İNCİNDİĞİ/MİZ / İNCİTTİĞİ/MİZ" YERDEN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/48929 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- KÖRLÜK ile "DAĞ KÖRLÜĞÜ"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35542 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- KORNA değil/yerine IŞIK/SELEKTÖR/SİNYAL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16186 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yayalara korna çalınmaz! [araç sahipleri, rahat/sıcak arabalarının içinde, fren ve gaz ayaklarının altında, her türlü olanağa sahip olarak beklemeyi bilmeli/uygulamalıdırlar!] )
( İster bisiklet/motosiklet olsun, ister herhangi bir araç olsun, sokak aralarında ve kişilere hiçbir zaman ve koşulda korna çalınmaz!!! [özellikle görme engellilere ve yaşlılara!] )
( Kırmızı ışıkta ya da en ufak bir duraksamada çalınan kornaların gereksizliğini anlamış ve sürekli anımsıyor olmamız gerekir! [Çalınan kornanın da hiçbir şeyi değiştirmeyeceği, hızlandırmayacağını da!] )
( Kornalar otoyollarda, hızın ve gürültünün yüksek olduğu yerlerde, araçlar arasında kullanılmak üzere bir olanaktır. Ki otoyolda dahi, ışık/sinyal/selektör varken korna çalmak gereksiz/işlevsiz/anlamsızdır! )

- KOTA KİNABALU ile/ve/<> KİNABALU MİLLİ PARKI
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/32841 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Borneo'nun Sabah Eyaleti'nin başkenti. İLE/VE/<> 754 km² yüzölçümü bulunan park, flora ve fauna açısından bir hazine olarak kabul ediliyor. Parkın içinde, 1500 çeşit orkide, sürüngenler ve 518 çeşit kuş bulunuyor.
[Dünyanın en büyük çiçeği olarak kabul edilen, "Rafflesia Arnoldii"nin çapı 91 cm., kalınlığı 1.9 cm., ağırlığı ise 7 kg.] )
( (Kota) Kinabalu (Dağı) Efsanesi:

Kinabalu Dağı'nın zirvesinde çok iri bir inci ve onu sahiplenen bir ejderha varmış. Bu incinin ünü, sınırları aşıp Çin İmparatoru'nun kulağına kadar ulaşmış. İnciye sahip olma hırsıyla yanıp tutuşan imparator, inciyi kendine getirmesi için bir prensini bu dağa göndermiş.

Prens, henüz dağa çıkmadan, dağın eteğindeki bir köyde, güzel bir yerli kıza âşık olmuş ve onunla evlenmiş. Bir çocukları da olmuş.

Daha sonra görevini anımsayıp dağa çıkan ve ejderhaya görünmeden inciyi almayı başaran prens, Çin'e dönmek üzere bir gemiyle yola çıkmış. Ancak, yolda korsanlara yakalanan prens, hem canını kaybetmiş, hem de inciyi.

Bu olay, eşinin köyünde de duyulunca, yabancıları sevmeyen köy halkı, prensin dul eşiyle alay etmeye, aşağılamaya başlamış. Prensin güzel eşi, bu aşağılamalara daha fazla dayanamayarak, çocuğuyla birlikte kutsal dağın tepesinden aşağı atlamış.

Bu olaydan sonra da, bu kutsal dağa, "Kota Kinabalu" yani "Çinli'nin dul eşi" denilmiş. )

- KÖTÜYÜ, DOĞRUDAN GÖSTERMEK/ANLATMAK ile/ve/değil/yerine KÖTÜYÜ, DAHA KÖTÜSÜNÜ GÖSTEREREK GÖSTERMEK/ANLATMAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/31056 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- KÜL ve/<> KURŞUN ve/<> SİRKE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/38206 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Herhangi bir nesnenin, bir sonraki aşaması bulunmayan, fiziksel ve/veya kimyasal sonları/eşikleri. )

- KUMAŞ ile MATAH[Ar.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/42259 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( ... İLE Ticaret malı. [Daha çok kumaş cinsinden kâr getiren mal] ["Çok matah bir şey sanki"] )

- KURABİYE HIRSIZI
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/29694 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir gece kadının biri bekliyordu havaalanında,
Daha epeyce zaman vardı, uçağın kalkmasına.
Havaalanındaki dükkandan bir kitap ve bir paket
kurabiye alıp, buldu kendine oturacak bir yer.

Kendini kitabına öyle kaptırmıştı ki, yine de
Yanında oturan adamın olabildiğince cüretkar bir şekilde
Aralarında duran paketten birer birer kurabiye
Aldığını gördü, ne kadar görmezden gelse de.

Bir taraftan kitabını okuyup, bir taraftan kurabiyesini yerken,
Gözü saatteydi, "kurabiye hırsızı" yavaş yavaş
Tüketirken kurabiyelerini.
Kulağı saatin tik tak larındaydı ama yine de
engelleyemiyordu tik tak lar sinirlenmesini.
Düşünüyordu kendi kendine, "Kibar bir insan olmasaydım,
Morartırdım şu adamın gözlerini!"
Her kurabiyeye uzandığında, adam da uzatıyordu elini.
Sonunda pakette tek bir kurabiye kalınca
"Bakalım şimdi ne yapacak?" dedi kendi kendine.
Adam, yüzünde asabi bir gülümsemeyle
Uzandı son kurabiyeye ve böldü kurabiyeyi ikiye.
Yarısını kurabiyenin atarken ağzına, verdi diğer yarıyı kadına.

Kadın kapar gibi aldı kurabiyeyi adamın elinden ve
"Aman Tanrım, ne cüretkar ve ne kaba bir adam,
Üstelik bir teşekkür bile etmiyor!"
Anımsamıyordu bu kadar sinirlendiğini hayatında,

Uçağının kalkacağı anons edilince bir iç çekti rahatlamayla.
Topladı eşyalarını ve yürüdü çıkış kapısına,
Dönüp bakmadı bile "kurabiye hırsızı"na.
Uçağa bindi ve oturdu rahat koltuğuna,
Sonra uzandı, bitmek üzere olan kitabına.

Çantasına elini uzatınca, gözleri açıldı şaşkınlıkla.
Duruyordu gözlerinin önünde bir paket kurabiye!
Çaresizlik içinde inledi, "Bunlar benim kurabiyelerimse eğer ;
Ötekiler de onundu ve paylaştı benimle her bir kurabiyesini!"
Özür dilemek için çok geç kaldığını anladı üzüntüyle,
Kaba ve cüretkâr olan, "kurabiye hırsızı" kendiydi işte. )

- KÜREK ÇEKMEK ile/ve/değil/yerine/<>/>< LAVA[İt.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/38102 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/>< Herhangi bir yere yanaşmış filikanın, kürek çekmeden ilerlemesi için söylenilen söz/emir. )

- KUŞEVLERİNDE:
CAMİ ŞEKLİNDE OLANLAR
ile/ve MEDRESE ŞEKLİNDE OLANLAR ile/ve KERVANSARAY ŞEKLİNDE OLANLAR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/19032 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Camilerde, köprülerde ve çeşitli eski mimari yapılarda yer verilmiştir. )
( Ayazma Camisi örnekleri birarada görebilmek açısından önerilir. )
( Özellikle Kayseri'de geniş alanlarda ve çokça ayrılmış alanlar vardır. )

- LÂM'I-CİM'İ (YOK)
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/10929 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Lâm, ÂN'ı; Cim, Zaman'ı simgeler. )
( "Beklenilecek, zaman geçirilebilecek yanı yok!" anlamında kullanılır. )

- LÂYIK değil/yerine/= YARAŞIK, YAKIŞIR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/38292 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- LEYLA ve MECNUN ile/ve/||/<> FERHAD ve ŞİRİN ile/ve/||/<> ZÜHRE ve TAHİR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49125 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- LÜKS ile/değil/yerine TOKGÖZLÜLÜK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50015 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yapay yoksulluk. İLE/DEĞİL/YERİNE Doğal zenginlik. )

- MADEN İŞÇİSİ İÇİN:
YERÜSTÜ
değil/ne yazık ki/<>/>< YERALTI
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35546 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Açlık var ve kesin. DEĞİL/NE YAZIK Kİ/<>/>< Ölüm var ve olasılık. )

- MAHİYET ve HAKİKAT ve HÜVİYET
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/2856 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Nedir? VE Mahiyetin dış dünyadaki karşılıkları. VE Kişisel özelliklerle birlikte olan hakikat. )
( İnsan/Birey için geçerlidir. )
( "Anka Kuşu" gibi kavramlarda/örneklerde sadece mahiyet vardır. )

- MANKURTLAŞMA ile/<> KÖZ/KÖS-KAMANLAŞMA ile/<> KANARALAŞMA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/44482 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( MANKURT EFSANESİ

Efsaneye göre, Kazakistan'ın uçsuz-bucaksız Sarı-Özek bozkırının yerlisi olan Kazaklar, eski tarihlerde, onların su kuyularına ve otlaklarına göz diken Juan-Juanlar'ın zaman zaman baskınlarına maruz kalmaktadırlar. Baskınlarda bazen Kazaklar, bazen de Juan-Juanlar gâlip gelmektedir. Juan-Juanlar savaşı kazandıklarında, alıp götürdükleri esirlerin bazılarını başka kabilelere satmaktadırlar ki bunlar oldukça şanslı sayılırlar. Çünkü hiç olmazsa, köle olarak da olsa, sağ kalmaktadırlar. Güçlü kuvvetli esirleri ise satmamakta, akıl almaz işkencelerle, belleklerini kaybettirerek, adeta delirtmekte ve onları, kendilerinin sadık köleleri olarak en önemli işlerde çalıştırmaktadırlar.

Juan-Juanlar'ın işkencesini dinlemek bile acı vericidir: Önce, esirin başını, bir tane bile saç bırakmamacasına tamamen tıraş etmektedirler. Hemen o anda, bir deve kesmekte, devenin derisinin en kalın yeri olan boynundan parçalar keserek, kanlı kanlı, esirin tıraşlı başına sımsıkı sarmaktadırlar. -Aytmatov, bu deri başlığı, bugün yüzme sporunda kafaya takılan kauçuk başlığa benzetmektedir.-

Bu işkenceye maruz kalan esir, bazen acılar içinde kıvranarak ölmektedir (ki onlar da şanslı sayılmalıdır!), ölmeyenlerin boynuna, kafasını yerlere sürtmesin diye bir boyunduruk takılmaktadır. Bu haliyle esiri götürüp, çığlıklarının da duyulmayacağı ıssız bir yere, elleri kolları bağlı, aç ve susuz, kızgın güneşin altında günlerce bırakmaktadırlar. Tabiî, güneşte kavrulan deri kurudukça, kafayı bir mengene gibi sıkmakta, işkence, dayanılmaz hale gelmektedir. Fakat işkenceyi asıl dayanılmaz yapan, sadece bu değildir. Kafadaki saçlar, bir taraftan uzamaya çalışmaktadır. Fakat dışarıya doğru büyüyemediği için, kafa derisinin içine doğru büyümeye çalışmaktadır. Sonunda esir, aklını yitirmekte, belleği iyice sıfırlanmaktadır. Adeta, içine saman doldurulmuş bir post (korkuluk) haline gelmektedir. İşkencenin beşinci günü Juan-Juanlar gelip sağ kalan esirleri almakta, boynundaki engeli çıkarmakta, kendine yiyecek-içecek vermektedirler. Böylece, köle, beden gücünü yeniden toplayıp kendine gelmektedir. Fakat bundan böyle o normal bir insan değildir, o artık bir mankurttur!

Böyle bir mankurt, köle pazarlarında, güçlü-kuvvetli on esirin fiyatına satılabilmektedir. Eğer aralarındaki bir savaşta bir mankurt öldürülürse, Juan-Juanlar karşılık olarak, hür bir kişinin bedelinin üç katını almaktadırlar. Bir mankurtu, ailesinden birileri gerek kaçırmak, gerekse fidye vermek suretiyle vb. geri almak istemezmiş. Çünkü o artık aileden biri değildir, aksine, zararlı biri olmuştur. Belleği iyice boşaltılan mankurt, babasını, çocukluğunu vs. asla anımsamamakta, hatta insan olduğunu bile bilmemektedir. Yani ağzı var ama dili yoktur. Efendisine mutlak koşulda itaat eden, gayet evcil bir hayvana benzemektedir. Kaçmayı bilmediği için böyle bir riski de yoktur mankurtun... Sadece karnının acıktığını hissetmekte o kadar...

Efendisinin emir ve komutlarına bir köpek sadakatiyle bağlıdır. Mankurtlaşan köleler, en kötü ve en zor işleri gık demeden yapmaktadırlar. Sarı-Özek'in ucsuz-bucaksız çöllerinde, kavurucu sıcak altında deve sürüleri otlatmak ancak onların yapabileceği bir iştir. Ölmeyecek kadar yiyecek, donmayacak kadar giysi vermek yeterlidir onlar için.

İşte, Juan-Juanlar, tutsak kişilere, bu en ağır işkenceyi, belleğini yitirme, anılarını elinden alma, kimliğini unutturma işkencesini tatbik etmektedirler. Nayman Ana öyküsü, oğlu Colaman böyle bir mankurtlaşmaya maruz kalan bir ananın dramıdır.

Nayman Ana, oğlu Kolaman [Colaman: Yol aydınlığı.] kaçırıldıktan sonra yıllarca ondan hiçbir haber alamamıştır. Öldü mü, kaldı mı, mankurt mu yapıldı, bilmemektedir. Derken, bir gün, Naymanlar bölgesine gelen tüccarlar, Juan-Juanlar'ın, su kuyuları yanından geçerken, deve sürüleri güden genç bir çobanla karşılaştıklarından bahsederler. Çobanın hiçbir şey anımsamadığını, sorulan sorulara 'evet' ya da 'hayır' gibi kısa yanıtlar verdiğini vs. anlatırlar. Tüccarlar, onunla biraz da alay etmişlerdir. Nayman Ana, anlatılanları sessizce dinlemiş, fakat hiç oralı olmamış, sanki bir şey duymamış gibi davranmıştır. Fakat birden içine bir kor düşmüştür; sanki bu anlatılanın, oğlu Kolaman olduğuna dair birden bir aydınlık belirmiştir içinde. Tabiî aydınlıkla beraber de bir korku...

Nayman Ana, gördüğü böyle bir ışık karşısında daha fazla duramaz, derhal hazırlıklara koyulur, hiçkimseye sezdirmeden, devesine biner ve sabahın erken saatinde, çobanların bahsettiği, Juan-Juanlar'ın su kuyularına doğru yola koyulur. Kilometrelerce gider Sarı-Özek bozkırında ve binbir türlü korkunun sarmalında, sonunda, oğlunu bulur. Evet, Nayman Ana, deve sürüsünün başında, oğlu Kolaman'ı, başındaki deri şapkasıyla yapayalnız bulur. Herşeye karşın oğlunu tanımakta zorlanmaz.

Kolaman, gözlerine kadar indirdiği şapkasının altından durgun gözlerle anasına bakmaktadır. Sanki, o ıssız çölde, yanına bir kişinin gelmiş olması, onu, hiç ama hiç ilgilendirmemektedir. Hiçbir heyecan, depreşme, o geleni bilme, tanıma arzusu görülmemektedir. Kolaman'a, oğluna yaklaşan Nayman Ana, gerçeği artık iyice anlamıştır: Hıçkırıklar arasında varır sarılır oğlunun boynuna. "Oğlum, oğlum Kolaman! Benim, bak ben geldim, ben annen, Nayman Ana! Sen benim oğlumsun!" derse de, bu sözler, Kolaman için hiçbir anlam ifade etmemektedir. Nayman Ana, tekrar tekrar dener, kendini oğluna tanıtabilmeyi, ondan bir söz olsun yanıt alabilmeyi; adının Kolaman olduğunu anımsamasını, kendi memleketini, babasını, anasını anımsasın ister ama heyhât...

Kolaman, boş ve anlamsız gözlerle bakmaktadır. Karşısındaki kadının niçin ağladığını, neden burada, bu ıssız çölde, karşısında bulunduğunu, ondan ne istediğini hiç mi hiç düşünemiyor, hiçbir şey hissetmiyordur. Anası, bir girişim daha yapar ve bu sefer, Kolaman, adının 'Mankurt' olduğunu söyler. Anası çırpınmakta, hüngür hüngür ağlamakta, bir taraftan da bu zulmü yapanların akıllarına nasıl olup da böyle işkence yöntemlerini getirdiği için Tanrı'ya sitem etmektedir...

Nayman Ana, Sarı-Özek'te söylenen bir ağıdı anımsar:
"Ben, öldürülen, derisine saman doldurulan yavru devenin anasıyım. Buraya, saman dolu yavrumun tulumunu koklamaya, yavrumun kokusunu almaya geldim."

Nayman Ana, tekrar tekrar oğluna bir mankurt olmadığını, kendinin bir Nayman, asıl adının, Colaman olduğunu söylerse de sonuç alamaz. O anda, uzaktan gelen bir Juan-Juan'ı fark eder ve kaçar. Juan-Juan da onu fark etmiştir fakat Nayman Ana gizlenir ve Juan-Juan'ın eline geçmekten kurtulur. Nayman Ana geceyi orada geçirir. Sabahleyin etrafı kolaçan ederek yeniden sokulur, "içine saman doldurulan yavrusunun tulumunun" yanına...

Kararı, ne pahasına olursa olsun oğlunu alıp buralardan götürmek, onu kaçırmaktır. Bu sefer yine Juan-Juanlar gelmektedirler, o yine kaçar. Juan-Juanlar kadının kim olduğunu öğrenmek için Kolaman'ı iyice sorguya çekerler. Tabiî ki konuyu anlamışlardır ve Kolaman'a emir verir, o kadın yine gelirse, onu öldürmesini sıkı sıkıya tembihlerler.

Kolaman'ın efendileri gittikten sonra son bir ümitle yanına gelen annesi bir an oğlunu göremez. Göremez, çünkü o anda, Kolaman, bir devenin arkasına sinmiş, elindeki oku annesine nişan almakla meşguldür. Annesi, oğlunu fark ettiğinde ok yaydan çıkmıştır ve öldürücü darbeyle Nayman Ana, devesinden yere yığılır. Düşerken, son sözleri, "Adını anımsa, adını anımsa!" olmuştur.

Kolaman, yani Mankurt, öz anasını düşman evinde, düşmanın sürüsünün başında ve düşmanın talimatına bağlı kalarak öldürmüştür. Nayman Ana'nın düşüp öldüğü bu yere, "Ana-Beyit Mezarlığı" denilmiştir. Yani "Ana'nın yattığı yer"...

İLE/<>

KÖZKAMANLAŞMAK

Destana göre, Manas, Alma Ata ıramağının gözesinde, Sungur'da oturan, hiç oğlu olmamış Yakup (Cakıp) Han'ın, duasından sonra Tanrı'nın verdiği yiğit oğludur. Manas birçok olağanüstülükler göstermiş, İslâm yolunda mücadele etmiş biri olarak takdim edilmektedir. Manas'ın, küçükken Kalmuklar'a esir düşen ve Moğolistan'a götürülüp orada büyütülen Köz-Kaman adında bir amcası vardır. Köz-Kaman, Moğolistan'da, Kalmuklar arasında büyütülür, bir Kalmuk kızıyla evlendirilir, oğulları olur ve bir gün oğullarıyla birlikte ata yurduna geri döner. Fakat o artık Kalmukça konuşmaktadır. Manas, daha önce amcasını hiç görmemiştir, dolayısıyla onu tanımamaktadır. Üstelik de Kalmukça konuştuğu için, amcasını casus zannetmektedir. Manas amcasını yakalar ve zincire vurur. Bu arada Manas, babasına mektup yazarak, amcası hakkında bilgi sağlar. Babası, amcasına iyi davranmasını söyler. Manas, babasının sözüne uyarak amcasını salıverir. Hatta bir de onun onuruna şölen verir fakat işte Köz-Kaman'lık gerçek yüzünü ortaya koymuştur: Köz-Kaman'ın oğulları şölende arbede çıkarırlar ve Manas'ı döverler. Manas, ileride Kalmuklar'a karşı sefere çıktığında da Köz-Kaman ve oğullarının ihanetinden kurtulamaz.

[Manas Destanı ve Köz-Kaman: Köz-Kaman, Manas Destanı, kahramanlarından birinin adıdır. Adını, bir Kırgız yiğidinden alan, 400 bin dizelik Manas Destanı, bir Kırgız destanı olup, Müslüman Kırgızlar'la, putperest Kalmuklar arasındaki mücadeleyi anlatmaktadır. Manas'ın tarihî bir kişilik olmadığını ileri sürenler varsa da, onun bir Kırgız beyi ya da bir Kırgız yiğidi olma olasılığı yüksektir. Bu destanda, Kırgızlar'ın tüm örf-âdet ve gelenekleri, inanç ve dünya görüşleri işlenmiştir.]

İLE/<>

KANARALAŞMAK

Bir köyde, yaşlı bir adam ve oğulları yaşamaktadır. Bir gün, adamın sürüsünden esrarengiz bir şekilde koyunlar eksilmeye başlar. Oğullar, eksilen koyunların ölüsünü ya da dirisini aramadık yer bırakmazlar ama ne yazık ki bulunamamaktadır. Babaları, bu duruma epeyce kafa yormakta fakat akıl erdirememektedir. Adamın, en sonunda aklına yatan düşünce şudur: Koyunları evin köpekleri, yani bizzat sürüyü korumakla görevli olan "bekçi" köpekler yemektedirler. Bu demektir ki, köpekler kanaralaşmıştır!

Yaşlı adam, çocuklarına talimat verir, der ki, "Gidin, evdeki tüm köpekleri öldürün. Hiçbir eniği de sağ bırakmayın! Daha sonra başka köylerden yeni enikler bulur getirir ve onları yeni baştan eğitirsiniz."

Oğullar, babalarının dediği gibi yaparlar ve fakat birkaç yıl sonra yine aynı durum görülmeye başlanır. Bu sefer, adam, çocuklarını başına toplar ve onlara, birkaç yıl önce kendilerine verdiği talimatı aynen yapıp yapmadıklarını sorar. Küçük oğul, o gün küçük bir eniği, acıdığı için öldürmemiş olduğunu itiraf eder. Evet, konu anlaşılmıştır: O küçük enik, anasından-babasından kanaralaşmayı öğrenmiştir, kanaralaşmak bir şekilde ona da bulaşmıştır. Büyüdükçe o da bu "ahlâkı" öteki köpeklere öğretmiştir. )

- MANTAR ile/değil ESMERKÜF
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/36556 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( ... İLE Esmerküfler ailesinin asalak yaşama uyabilen örnek türü. Özellikle arılarda öldürücü gelişmeler doğuran, ilkel mantar. )

- MANTAR ile IŞILKÜF
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/37475 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( ... İLE Sığır, domuz ve insana ışılküflüce etkeni, ışılküflerin örnek türü olan asalak mantar. )

- MARCEL CAMUS ile ALBERT CAMUS
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49277 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( [21 Nisan] 1912 - [13 Ocak] 1982 ile 1913 - 1960 )

- MASALLAR:
ÇOCUKLARA
ile/ve/||/<> YETİŞKİNLERE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49206 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Uyutmak için. İLE/VE/||/<> Uyandırmak için. )

- MASAL ile/ve/<> MESEL ile/ve/<> MİSAL ile/ve/<> HAKİKAT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/48964 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tevrat'ta. İLE/VE/<> İncil'de. İLE/VE/<> Kur'an'da. İLE/VE/<> Hikmet'te. )

- MÂVERÂ[Ar.] değil/yerine/= ÖTE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/46018 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ard, geri, bir şeyin ötesinde, arkasında bulunan. | Türk müziğinin eski bir mürekkep makamı.[Biri, devr-i kebir, öteki, fahte usûlünde, iki tane müellifi belirli olmayan peşrev ile bir tane, yine müellifi bilinmeyen saz semaisi, bu makama örnektir.] )

- MAYA ile AŞI
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33712 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- MENDİL HEDİYE ETMEK değil/ve İÇİNDEKİNİ GİZLEMEK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16142 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hediye edilen mendiller içindeki altın ya da paranın görünmemesini sağlamak içindi(r). )

- MENEND/MÂNEND değil/yerine/= GİBİ, EŞSİZ, ÖRNEKSİZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/42334 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- MESEL[Ar.] ile MENKIBE[Ar.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/42373 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Örnek, benzer, nümûne. | Dokunaklı, anlamlı, örnek alınacak söz. | Atasözü. | Eğitici ve ahlâka yararlı olan öykü/masal. İLE Din büyüklerinin ya da tarihe geçmiş ünlü kişilerin, yaşamları ve olağanüstü davranışlarıyla ilgili öykü. )

- Mİ'SÂL ile MİSÂL[< EMSÎLE]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34183 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ucu uzun ağaç, gelberi. İLE Örnek. | Masal. | Düş/rüyâ. | Benzer, andırır. | Yalnızca ilk harfi[fâsı], harf-i illet olan sözcük.[VASL, VÂİZ, YÜMÜN, MEYSÛR vb.] )

- MİSÂL[Ar.] değil/yerine/= ÖRNEK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/42456 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( ÖRNEK | MASAL | RÜYÂ, DÜŞ | BENZER, ANDIRIR )

- MODEL[Fr.]/MOSTRA[İt.] değil/yerine/= ÖRNEK/KÖZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/12388 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Örnek. | Bir özelliği olan nesne ya da kişi. | Bir sanatçıya poz veren kişi. | Biçim. | Örnekleri içinde toplayan dergi. | Tip. | Benzer. | Örnek alınmaya değer kişi ya da şey. | Manken. )

- MODEL ile ÖRNEK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/28998 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- MORİTANYA'DA:
ÇAY
ve 3 SUNUM/ANLAMI
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/31866 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Moritanya'da, ufak bardakta üç kez çay ikram edilir.

1. Yaşamın kendi gibi acıdır.
2. Aşk kadar tatlıdır.
3. Ölüm kadar katıdır. )

- MÜKÂFÂT[< KİFÂYET] ile ...
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/42575 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( BERÂBERLİK | BİR HİZMET VE İYİLİĞE KARŞI EDİLEN İYİLİK | ÇALIŞKAN TALEBEYE HOCASININ VERDİĞİ TAKDİR )

- MÜMESSEL[< MESL] ile MÜMESSİL[< MESL]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34545 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Örnek getirilmiş, örnek olarak söylenilmiş, temsîl edilmiş. | Basılmış, tab edilmiş. İLE Benzeten, temsîl eden. | Kitap bastıran. | Biri ya da bir kurum adına hareket eden. | Oyuncu. | Gıdayı eriterek kan ve et yapan. | Sınıfta yoklama yapan ve düzeni sağlayan öğrenci. )

- MUSLUK (OLMAK) değil/yerine SU (OLMAK)
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/32302 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- MÜSÛL ile MÜSÜL[< MİSÂL]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34879 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Saygıdan dolayı ayakta durma. İLE Örnekler. | Platon'un, "İdealar" olarak bahsettiği. )

- MÜTEŞABİH ile/ve/değil/||/<> MESEL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49326 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- MÜTEŞEBBİH:
"BENZER"
ile/ve/değil/||/<>/< ŞÜPHE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49324 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- MUTLULUK:
İSTASYON
ile/değil/yerine/>< YOLCULUK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/36090 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- MÜZEYE GİR fakat "MÜZELİK OLMA!"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/30145 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- MÜZİK/ŞARKI ALBÜMLERİNDE:
10'DA BİRKAÇ
ile 10'DA 10 ile 10'DA 100/1000
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/39789 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir sanatçının, albümlerinde yaptığı müzik ve şarkıların ancak birkaçı, ötekilere göre çok daha fazla sevilir. İLE Bazı sanatçılarımızın, bazı albümlerinde bulunan parçaların, 10'unun da tutması, çok az sanatçının yakalayabildiği bir durum ve başarıdır. İLE Ancak birkaç sanatçımız da, 10 parçalık albümleriyle, bizde 100/1000 büyük şarkılık etki ve coşku uyandırıyor. Aşk şarkıları, bunların başında geliyor. Yazdığı sözleriyle, müziğiyle, buğulu hoş sadâsı, kişilere olan saygısı ve yakınlığıyla, sanat yaşamının başlangıcından beri aynı şekilde ve artarak devam eden tüm dinleyici/hayran kitlesine de baktığımızda, özellikle Yaşar'ım/ız, bu sanatçı ve şarkılara en iyi örneklerden biridir. Başarılarının artarak devamını dileyerek, saygı, sevgi ve teşekkürümüzü sunuyoruz... )

- NAYLON POŞETLER(İ KULLANMAK) yerine/değil FİLE/SEPET (KULLANMAK)
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16144 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- NE KADAR SEVDİĞİNİZ ve/+/||/<> NE KADAR NAZİK YAŞADIĞINIZ ve/+/||/<> NASIL, ZARAFETLE VAZGEÇEBİLDİĞİNİZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/46289 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- NEREDE, NE KADAR BAHŞİŞ VERİLİR?
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16139 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- NEŞE >< HASTALIK ya da KURUNTU
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/37182 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Neşeli olmayan kişiden, iki türlü kuşkulanılır. Ya hastadır ya da o kişinin, başkalarına bildirmek istemediği bir kuruntusu vardır. [ATATÜRK] )

- NÜMÛNE ile ÖRNEK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/42888 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- ÖFKE ile/değil BATKI/HÜSRAN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34717 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- ÖFKE ile/ve/||/<>/> SUÇLULUK DÜŞÜNCESİ/DUYGUSU
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/48893 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- ÖĞÜT VERMEK ile/ve/değil/yerine İYİ/DOĞRU ÖRNEK GÖSTERMEK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/4200 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- ÖĞÜT ile/ve/değil/yerine/||/<> (İYİ/YETERLİ/NİTELİKLİ) ÖRNEK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/36065 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yolu, uzundur. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Yolu, kısa ve etkilidir. )

- ÖKÜZDİLİ/SIĞIRDİLİ ile ÖKÜZGÖZÜ/SIĞIRGÖZÜ/MASTIÇİÇEĞİ/ARNİKA ile SIĞIRKUYRUĞU
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/38997 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sığırdiligillerin örnek bitkisi. İLE Bileşikgillerden, sarı renkte, papatyayı andırır bir çiçek ve onun bitkisi. İLE Sıracagillerden, ülkemizde yabani olarak birçok türü yetişen, tüylü yapraklı, sarı çiçekli bir kır bitkisi. )

- OLAN ile/ve/<>/||/hem de ÖLEN ile/ve/<>/||/hem de YANAN ile/ve/<>/||/hem de YENİLEN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/32794 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hiçbirine, çözüm yoktur. )

- OLMA!:
[ne] PİŞMAN
ne DÜŞMAN ne [de] KAHRAMAN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/37054 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- OLMAYAN MEYVEYE EL UZANMAZ ve/<> AŞILANMAYAN MEYVE TATLANMAZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/32328 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- ÖN KAPI ile ORTA KAPI(LAR) ile ARKA KAPI
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16187 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Otobüslerde ön kapı binmek içindir! Orta kapı(lar) ve arka kapı ise inmek içindir! Dikkat ediniz! )

- ÖNCELİK'İ:
TELEFONA/MESAJA VERMEK
değil/yerine ORTAMA/ÇEVREYE/TOPLANTIYA/KİŞİLERE VERMEK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16200 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- ÖNCÜ ve/||/<> İNCİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34231 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- ÖNLEMEK ile/ve/||/<> ÖNÜNE GEÇMEK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/48966 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- ÖRGÜ ile/ve/<> ÖRÜ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/39017 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Örnek eylemi ya da biçimi. | Tığ ya da şişlerle, ilmiklerin yan yana getirimesiyle örülerek yapılmış şey. | Örülmüş saç bölüğü, belik. | Dokumacılıkta atık ve çözgü ipliklerinin, dokumayı oluşturacak biçimde belirli bir desene göre kesişmesi. | Bazı sinir ya da damarların birbirine geçip dolaşmasından ortaya çıkan oluşum. | İletişim, ulaşım vb.'nin ülke yüzeyinde yayılmış biçimi. | Konunun ana çizgisi, oyunun işlenişi ya da çatısı. | Örülerek yapılmış olan. İLE Örnek işi. | Otlak. | Tarlalarda, sele karşı yapılmış set. | Yama olarak yapılan örgü. )

- Örnek alarak KONUŞ!!!
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/25999 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- Örnek olarak KONUŞ!!!
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/26000 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- ÖRNEK VERMEK ile/ve/<> İŞARET ETMEK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/4087 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kötü örnek, örnek değildir! [Su-i misal, misal teşkil etmez!] )
( Örnekte/benzetmede, hata olmaz/olmamalıdır! [Teşbihte, hata olmaz!] )
( Örnekler topaldır, üstüne gidilmez. )

- ÖRNEKLEMEK ile ÖRNEKLEMEMEK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/32450 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Beni sıkar. İLE Seni sıkar. )
( Anlayamama(sı)ndan dolayı, örnekleme zorunluluğu doğar. )
( "TEŞBİHTE HATA OLMAZ" değil TEŞBİHTE, HATA OLMASIN/OLMAZ/OLMAMALI!
[ Hangi benzetmeyi yaparsan yap, önemli değildir anlamına gelmez. Benzetme(teşbih) yapacağın zaman hata yapmama gerekliliğini anlatır! [Teşbih sözcüğünden sonra virgül/duraklama çok önemli!]) ( Halk arasında daha çok, yapılan benzetmeden alınılmamasını dilemek için söylenilir ama bu yanlış kullanımdır. ] )
( Kötü örnek, örnek değildir!
[Sui misal, misal teşkil etmez!] )

- ÖRNEK ile/ve AÇIKLAMA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/28999 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- ÖRNEK ve RESM-İ NÂKIS
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16794 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- OTOBÜSTE:
İLERLEMEK
ile YANAŞMAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16188 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- OTURMA!:
TAŞA
ile YAŞA ile BAŞA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/29196 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Taşa, başa, yaşa oturmamak gerek. )
( Do not sit/stand on/at stone, wet, front! )

- OYUN VE OYUNCAKTA:
TAKIL
ve/||/<> KATIL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49522 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- OYUN VE OYUNCAKTA:
TAŞ
ile/ve/||/<> TOPRAK ile/ve/||/<> TUĞLA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49520 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- OYUN VE OYUNCAKTA:
TON[RENK]
ile/ve/||/<> TINI ile/ve/||/<> TANIŞ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49521 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- OYUNA GE(TİRİ)LME! değil/yerine/>< KENDİNE GEL!!!
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33956 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- ÖZET ile/ve ÖRNEK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/4444 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- PALAMUT ile PALAMUT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/39075 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Uskumrugillerden, pulsuz bir balık. İLE Palamutluların örnek bitkisi olan bir orman ağacı. | Bu ağacın uzunca, fındığa benzeyen, kadehçik denilen sert ve pürüzlü bir yüksük içinde olan, tanence zengin yemişi. )

- PALAMUT ile PALIT/PELİT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/39080 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Palamutluların örnek bitkisi olan bir orman ağacı. | Bu ağacın uzunca, fındığa benzeyen, kadehçik denilen sert ve pürüzlü bir yüksük içinde olan, tanence zengin yemişi. İLE Çınar, meşe gibi ağaçların meyvesi. )

- PAMUK ile/ve/değil/yerine/<>/> İP ile/ve/değil/yerine/<>/> KUMAŞ ile/ve/değil/yerine/<>/> GİYSİ ile/ve/değil/yerine/<>/> MARKA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/38237 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( 1 TL. ile/ve/<>/> 10 TL. ile/ve/<>/> 100 TL. ile/ve/<>/> 1000 TL. ile/ve/<>/> 10.000 TL. )

- POLİTİK ERDEMLER ile/ve/||/<> BİLGELİK[DİANOETİK] ERDEMLERİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/45540 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tedbir, itidal ve cesaret. İLE/VE/||/<> Adâlet, bilim ve aşk. )

- POSTACI ile/değil/yerine POSTA KUTUSU
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/31817 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Papua Yeni Gine'de, hiç postacı bulunmuyor. Ancak posta kutusu kiralayabiliyorsunuz. )

- PROTOTİP[Fr.] değil/yerine/= İLKÖRNEK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/12461 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- RİSÂLET VE NÜBÜVVET ile VELÂYET
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/31735 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Örnek kişi. İLE ... )
( Yasalarla koruma. İLE Sevgiyle koruma. )
( Fark. İLE Tevhid. )
( Bildirme. İLE Çekim/câzibe. )
( Yönetir. İLE Yönetmez. )
( Korur. İLE Sunar. )
( Sunarak. İLE Sarılarak. )
( Bildirir. İLE Paylaşır. )

- RÜYA ile UYKU
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/31940 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ahiretten bir örnektir. İLE Ölümden bir örnektir. )
( Uykuda eyleme vurma - Ahmet Çorak )

- SABIR ile ...'A KATLANMAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/20394 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- SAÇMA(LIK)LAR / SAFSATALAR ile/değil/yerine FaRkLaR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34760 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sözcükler: "SEN ..." / "SEN DE ..." ile başlatılan/saldırılan "tanımlar".
* Tanım/açıklama: Tartışmada, öteki kişinin söz ve hareketlerini, kendi görüşünü savunmada kanıt olarak kullanma. | "Bir savın doğruluğunun, savı geliştiren kişinin, kişiliği ile ilgisi olduğu" "savı". | Bir kişinin önerileri yerine, önerinin reddedilmesini sağlamak üzere, kişiye sövülerek yapılan saldırı.
Örnek: - "Senin müdür hakkında söylediklerini duydum. Nankör adam! Sen müdürün o kadar ekmeğini yedin!"
- "...yı şu yaptıysa doğrudur/yanlıştır."
- "...yı savunuyorsa ahlâksızın tekiymiş."
Lat./İng.: ARGUMENTUM AD HOMINEM

* Tanım/açıklama: Tepkisel indirgemecilik.
Örnek:
- ... sorununun bu hâle gelmesinin toplumsal, ekonomik, politik bir sürü nedeni var.
- "Terör örgütünü mü savunuyorsun bana?!..."
İng.: STRAW MAN

Sözcük: "ONA BAKARSAN ..." ile başlayan "tanımlar".
Tanım/açıklama: "Ortak özellik gösteren iki önermenin birbiriyle aynı olması ya da birbirine çok benzemesi gerektiği" "savı". ZAYIF BENZETME
Örnek: "Osmanlı İmparatorluğu da tıpkı Roma İmparatorluğu gibi parçalanmıştır."
İng.: WEAK ANALOGY

Sözcük: "HERKES ..." ile başlayan "tanımlar".
Tanım/açıklama: "Çoğunluğun benimsediğinin doğru olduğu" "savı".
Örnek: " 'Herkes' ona oy verdiğine göre yaptıkları da doğrudur."
Lat.: ARGUMENTUM AD POPULUM

Sözcük: "DEMEK Kİ ..." ile başlayan "tanımlar".
Tanım/açıklama: "Zaman içinde, önce gerçekleşen bir olgunun, onu izleyen başka bir olgunun nedeni olması gerektiği" "savı".
Örnek: "Güneş tutulmasından sonra deprem oldu. Demek ki depremin nedeni güneş tutulmasıdır."
Lat.: POST HOC ERGO PROPTER HOC

Sözcükler: "DEMEK Kİ ..." / "SONUÇTA ..." / "TEMELDE ..." ile başlayan "tanımlar".
Tanım/açıklama: "Tersi kanıtlanamayanın doğru olduğu" "savı".
Örnek: "UFO'ların dünyayı ziyaret etmediği yolunda hiçbir kanıt yoktur. Demek ki ediyorlar."
Lat.: ARGUMENTUM AD IGNORANTIAM

Sözcükler: "DEMEK Kİ ..." / "ZATEN ..." ile başlayan "tanımlar".
* Tanım/açıklama: "Bağlantı, ilişki ya da ortak özelliklerin, mutlaka neden-sonuç ilişkisi içinde olduğu" "savı".
Örnek: "Genç kızlar, çok çikolata yiyor. Genç kızlarda sivilce çok görülüyor. Demek ki, sivilcenin nedeni çikolatadır."
Lat.: CUM HOC ERGO PROPTER HOC

* Tanım/açıklama: "Geleneksel olanın doğru olduğu" "savı".
Örnek 1: "...'yı öldürmemiz gerekiyor. Çünkü töre böyle."
Örnek 2: "Bunca yıldır böyle yapılıyor. Demek ki doğrudur."
Lat.: ARGUMENTUM AD TRADITIO / ANTIQUITATEM

* Tanım/açıklama: "Bir tartışmanın taraflarından birinin sessiz kalmasının, sessiz kalan tarafın tartışılan konuda bilgisi olmadığını, haksız olduğunu veya yanıldığını kabullenmesi anlamına geldiği" "savı".
Örnek: "Sükût, ikrardan gelir! Türk atasözü."
Örnek:
- Sanık, sorguda susma hakkını kullanmıştır!
- "Suçsuzsa neden sussun ki?! Kalkıp açık açık, 'Ben suçsuzum!' derdi suçlu olmasaydı!"
Lat.: ARGUMENTUM EX SILENTIO

Sözcükler: "DEMEK Kİ ..." / "BELKİ DE ..." ile başlayan "tanımlar".
Tanım/açıklama: "Sorunun ardında yatan varsayımların doğru olduğu" "savı". YÜKLÜ SORU
Örnek:
- Uyuşturucu kullanmaktan ne zaman vazgeçtin?
- Vazgeçmedim!
- Demek ki hâlâ kullanıyorsun?!...
- Hayır, hiç kullanmadım!
- "Ama vazgeçmediğini itiraf ettin!"
İng.: LOADED QUESTION

Sözcükler: "TEMELDE ..." / "HİÇ" / "HEP" ile başlayan "tanımlar".
Tanım/açıklama: Döngüsel nedensellik. Kendi kendini "kanıtlayan" önerme.
Örnek: "O, tembeldir. Çünkü çalışmayı hiç sevmez."
Örnek: "Yalancı değilim. O nedenle, tüm söylediklerim doğrudur."
Örnek: "Sudan hafif maddeler yüzerler. Çünkü batmazlar."
Lat.: PETITIO PRINCIPII
İng.: BEGGING THE QUESTION

Sözcükler: "NASILSA ..." ile başlayan "tanımlar".
* Tanım/açıklama: "Ünlülerin/güçlülerin/zenginlerin söylediklerinin doğru ya da yoksulların söylediklerinin yanlış olduğu" "savı".
Örnek 1: "... bunu söylüyorsa doğrudur."
Örnek 2: "O beş parasızın teki! Söylediklerine kim inanır!?..."
Lat.: ARGUMENTUM AD CRUMENAM

* Tanım/açıklama: "Yoksulların söylediklerinin doğru ya da zenginlerin söylediklerinin yanlış olduğu" "savı".
Örnek: "Adamın beş parası yok ki çapkınlık yapabilsin!"
Örnek: "Adamın milyonları var. Güya eşini hiç aldatmamış!"
Lat.: ARGUMENTUM AD LAZARUM

* Tanım/açıklama: "Acınacak durumda olmanın ya da çaresizliğin, söylenilen ya da yapılanların yanlışlığına ağır bastığı" "savı".
Örnek: "Adam ayakta duramayacak denli yaşlı ve hasta. Bence geçmişte yaptıklarından sorumlu tutulmasına artık gerek kalmamalı."
Lat.: ARGUMENTUM AD MISERICORIDIAM

Sözcükler: "İLLE DE" / "TEMELDE ..." ile başlayan "tanımlar".
Tanım/açıklama: "Yalnızca iki seçeneğin var olduğu savı." YANLIŞ İKİLEM.
Örnek: "Ya çözümün bir parçasısındır ya da sorunun!"
İng.: BIFURCATION

Sözcükler: "ELİMDE DEĞİL ..." / "NE BİLEYİM ..." sözlerinin eklendiği "tanımlar".
Tanım/açıklama: "Güç"/"zayıflık" kullanımı.
Örnek: "Ders kitaplarında yazılanlar doğrudur. Eğer yanlış dersem öğretmen beni sınıfta bırakır."
Lat.: ARGUMENTUM AD BACULUM


Az kullanılması gerekenleri ve kullanırken çok dikkat edilecekleri bil de KONUŞ!!! )
( http://www.nku.edu/~garns/165/ppt3_2.html

http://courses.washington.edu/spcmu/334/fallacies.html )
( Safsata Türleri )

- SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR:
BİÇİMSİZ
ile/ve/||/<> BELİRSİZLİK ile/ve/||/<> SALDIRI ile/ve/||/<> KONUNUN ÖZÜNÜ KAÇIRMA ile/ve/||/<> TARTIŞMALI NEDEN ile/ve/||/<> İSTATİSTİKSEL HATA ile/ve/||/<> ŞAŞIRTMA ile/ve/||/<> YETKEYE BAŞVURMA ile/ve/||/<> DUYGULARA BAŞVURMA ile/ve/||/<> KIYASLAMA HATALARI ile/ve/||/<> SINIFLANDIRMA HATALARI
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34761 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( BİÇİMSİZ SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR ile/ve/||/<> SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR
( INFORMAL FALLACIES vs./and/||/<> FALLACIES )

BELİRSİZLİK SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: GÖNDERMELİ ile/ve/||/<> VURGULAMA ile/ve/||/<> ÇOK ANLAMLILIK
( FALLACY OF: EQUIVOCATION vs./and/||/<> ACCENT vs./and/||/<> AMPHIBOLY )

SALDIRI SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: KARALAMA ile/ve/||/<> NİTELİKSEL ile/ve/||/<> "SEN / SEN DE ..." ile/ve/||/<> DOLDURUŞA GETİRME
( ARGUMENT AGAINST THE MAN vs./and/||/<> CIRCUMSTANTIAL AD HOMINEM vs./and/||/<> FALLACY OF "YOU / YOU ALSO" vs./and/||/<> POISONING THE WELL )

KONUNUN ÖZÜNÜ KAÇIRMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: KISIR DÖNGÜ ile/ve/||/<> İLGİSİZ AMAÇ ile/ve/||/<> İLGİSİZ SONUÇ ile/ve/||/<> İDDİAYI ZAYIFLATMA ile/ve/||/<> KONUYU SAPTIRMA
( BEGGING THE QUESTION vs./and/||/<> FALLACY OF IRRELEVANT PURPOSE vs./and/||/<> IRRELEVANT CONCLUSION vs./and/||/<> FALLACY OF STRAW-MAN vs./and/||/<> FALLACY OF RED HERRING )

TARTIŞMALI NEDEN SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: YANLIŞ NEDEN ile/ve/||/<> ÖNCESİNDE ile/ve/||/<> ORTAK ETKİ ile/ve/||/<> GÖZDEN KAÇIRILABİLİR NEDEN ile/ve/||/<> YANLIŞ YÖN ile/ve/||/<> KARMAŞIK NEDENLER
( FALLACY OF FALSE CAUSE vs./and/||/<> FALLACY OF "PREVIOUS THIS" vs./and/||/<> JOINT EFFECT vs./and/||/<> GENUINE BUT INSIGNIFICANT CAUSE vs./and/||/<> WRONG DIRECTION vs./and/||/<> COMPLEX CAUSE )

İSTATİSTİKSEL HATA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: YETERSİZ ÖRNEK ile/ve/||/<> TEMSİL ETMEYEN ÖRNEK ile/ve/||/<> YANLIŞ BENZETME ile/ve/||/<> YOK SAYMA ile/ve/||/<> SÜMEN ALTI ile/ve/||/<> KUMARBAZ
( FALLACY OF INSUFFICIENT SAMPLE vs./and/||/<> UNREPRESENTATIVE SAMPLE vs./and/||/<> FALSE ANALOGY vs./and/||/<> SLOTHFUL INDUCTION vs./and/||/<> FALLACY OF SLANTING vs./and/||/<> GAMBLER'S FALLACY )

ŞAŞIRTMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: DEVEDE KULAK ile/ve/||/<> YA SİYAH, YA BEYAZ ile/ve/||/<> KANITLAMA ZORUNLULUĞU ile/ve/||/<> FELÂKET ÇIĞIRTKANLIĞI ile/ve/||/<> İMÂLI SORU ile/ve/||/<> ÇOK SORULU ile/ve/||/<> SINIRLI SEÇENEK
( FALLACY OF THE BEARD vs./and/||/<> BLACK OR WHITE FALLACY vs./and/||/<> ARGUMENT FROM IGNORANCE vs./and/||/<> FALLACY OF SLIPPERY SLOPE vs./and/||/<> COMPLEX QUESTION vs./and/||/<> FALLACY OF MANY QUESTIONS vs./and/||/<> FALLACY OF LIMITED CHOICES )

YETKEYE BAŞVURMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: BİR BİLENE SORMA ile/ve/||/<> YETERSİZ KAYNAK ile/ve/||/<> İNANCA BAŞVURMA ile/ve/||/<> ORTAK TUTUMA BAŞVURMA ile/ve/||/<> ÖBEK BASKISI ile/ve/||/<> YARARCI ile/ve/||/<> BEĞENDİRME ile/ve/||/<> DAYATMA ile/ve/||/<> İÇİNDEKİ DEĞİL DIŞINDAKİ(ZARF-MAZRUF) ile/ve/||/<> GENETİK
( ARGUMENT TO AUTHORITY vs./and/||/<> FALLACY OF UNQUALIFIED SOURCE vs./and/||/<> APPEAL TO BELIEF vs./and/||/<> APPEAL TO COMMON PRACTICE vs./and/||/<> BANDWAGON, PEER PRESSURE vs./and/||/<> PRAGMATIC FALLACY vs./and/||/<> APPEAL TO PERSONAL INTERESTS vs./and/||/<> FALLACY OF "IS" TO "OUGHT" vs./and/||/<> STYLE OVER SUBSTANCE vs./and/||/<> GENETIC FALLACY )

DUYGULARA BAŞVURMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: TEHDİT ile/ve/||/<> DUYGU ile/ve/||/<> ÖNYARGILI DİL ile/ve/||/<> MAZERET
( ARGUMENT FROM FORCE vs./and/||/<> ARGUMENT TO PITY vs./and/||/<> PREJUDICIAL LANGUAGE vs./and/||/<> FALLACY OF SPECIAL PLEADING )

SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR ile/ve/||/<> HATALAR
( FALLACIES vs./and/||/<> MISTAKES/WRONGS )

KIYASLAMA HATALARI: GENELLEŞTİRME ile/ve/||/<> ÖZELLEŞTİRME
( FALLACY OF CONVERSE ACCIDENT vs./and/||/<> FALLACY OF ACCIDENT )

SINIFLANDIRMA HATALARI: BÜTÜNLEME ile/ve/||/<> İNDİRGEME
( FALLACY OF COMPOSITION vs./and/||/<> FALLACY OF DIVISION ) )

- SADRAZAM TORUNU değil SADRAZAM'IN SOL TAŞAĞI
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11660 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- SAĞLIK ve/||/<>/< SÜREKLİLİK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49308 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- ŞÂHİD[< ŞEHÂDET | çoğ. ŞEVÂHİD] ile ŞÂHİD[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18447 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tanık. | Senet yerine geçecek şekilde büyük bir eserden ya da kimseden alınan örnek. İLE Sevgili. | Güzel. )

- SAKIN!:
ADAMIN, YERE BAKANINDAN
ve/||/<>
SUYUN, YAVAŞ AKANINDAN

[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50075 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- SAKSIYI SÜSLEMEK değil/yerine ÇİÇEĞİ SULAMAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/30087 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- SALEP[Ar.] ile VANİLYA[İsp.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/45361 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Salepgillerin örnek bitkisi. | Bu bitkinin yumru durumundaki köklerinden, dövülerek hazırlanan beyaz toz. | Bu tozun, şekerli su ile kaynatılmasıyla yapılan sıcak içecek. İLE Salepgillerden, çiçekleri beyaz, kokulu, tırmanıcı küçük bir bitki. | Bu bitkinin, tatlılara hoş koku vermesi için kullanılan meyvesi. )

- SALEP ile SA'LEB[çoğ. SAÂLİB]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18340 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Salepgillerin örnek bitkisi, orkide. [Lat. ORCHIS] | Bu bitkinin yumru durumundaki köklerinden dövülerek hazırlanan beyaz toz. | Bu tozun, şekerli süt ya da su ile kaynatılmasıyla yapılan sıcak içecek. İLE Tilki. )

- SAPOTAĞACI ve/<> SAPOTGİLLER
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/46692 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sapotgillerin örnek bitkisi olan, lezzetli meyvesi ve çiklet yapımında kullanılan salgısı için sıcak ülkelerde yetiştirilen bir ağaç. VE/<> İkiçeneklilerden, örnek bitkisi sapotağacı olan, sıcak ülkelerde, genellikle Orta Amerika'da yetişen, bazı cinslerinden gütaperka çıkarılan bir bitki ailesi. )

- SARMAŞIK ile ÇİTSARMAŞIĞI
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/36035 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( ... İLE Çitsarmaşığıgillerin örnek bitkisi olan, daha çok, tarla kenarlarında yetişen, beyaz çiçekli, sarılıcı, otsu bitki. )

- SAVUNMA ile CAHİLLERİN "SAVUNMASI"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/2788 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Konu/olgu çerçevesinde kalarak geçerli dayanakçaları öne sürme çabası ve hakkı. İLE Konuyu/olguyu değerlendirmek yerine ya kendilerini savunurlar ya da kişileri örnek gösterir ve saldırırlar. )
( Duygular, bilgilerle ters orantılıdır. Ne kadar az biliş varsa o kadar savunuş vardır. )

- SAYILABİLİR SONSUZLUK ile/ve SAYILAMAZ SONSUZLUK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/30420 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tam sayılar kümesidir. [Tam sayıların sonu yoktur. Herhangi bir tam sayıya, 1 eklerseniz, yeni ve daha büyük bir tam sayı elde edersiniz.] İLE/VE Sayılamaz sonsuz sayılara "irrasyonel" sayılar denilir. Herhangi iki tam sayının bölümü olarak ifade edilemezler. [Bu tür sonsuzluğa örnekler, Pi sayısı[3.141592654...] ve e sayısı[2.718281828...] olabilir.] [Doğa ve evren ile ilgili matematik modellerde sabit olan sayılar, e ve Pi sayılarını içerdiklerinden, evrende ve öznede, sayılamaz bir sonsuzluk bulunduğunu gözönünde bulundurmak zorundayız.] )

- SAYILABİLİR/SAYILAMAZ SONSUZLUK ile/ve/<> NOKTASAL SONSUZLUK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/30421 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( ... İLE/VE/<> Bu sonsuzluk türü, hem geometrik, hem de aritmetik olması bakımından, doğrudan doğa ile ilgilidir. Bu tür sonsuzluğa "singülarite" denilmektedir. [Doğada bir merkeze doğru odaklanan -anafor adını verdiğimiz- sudaki ve hortum denilen havadaki noktasal sonsuzluklar buna örnek gösterilebilirler.] )

- ŞEKER KARIŞTIRMA'DA...
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16166 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çay kaşığı bardağa çarptırılmadan, ses çıkarttırmadan karıştırılır. )

- ŞERBET ile/ve/değil/||/<>/< "ŞERBET"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49974 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Boğazdan akan. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Dilden dökülen. )

- SES ile/ve/değil/yerine SESSİZLİK(SÜKÛNET)
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/922 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sessizlik, baş etmendir. )
( Sessizlikle Bilgelik, Davranışlarla Krallık. )
( Sessizlik ve sükûn - öte yol budur. )
( Sessizlikten başka hiçbir belirli düşünce, zihnin doğal hali olamaz. )
( Sessizliğe ulaştığınızda, herşey doğal biçimde, sizin tarafınızdan bir girişim olmaksızın kendiliğinden oluşacaktır. )
( Aklın, davranışlardaki en açık belirtisi sükûnet ile zarâfettir. )
( Sessizlik ve sükûnet içinde, gelişirsiniz. )
( Sükûnet ve sessizlik içinde, büyürsünüz. )
( Size yardım edecek olan, sessizliktir. )
( Sükûnet ve sessizlik içinde "Ben" kabuğu erir ve iç ile dış bir olur. )
( Umudunuz, zihninizde sessiz ve gönlünüzde sakin kalmakta yatar. )
( Öteye varabilmek için sessizliğe râzı olmalısınız. )
( Tüm gereksinimim(iz), SESSİZLİK. )
( Kendinize tam bir sessizlik içinde bakın, kendinizi tarif etmeyin. )
( Sessiz ve sakin kalın. )
( Gerçeğe varmış olan kişiler çok sessizdirler. )
( İlim, hâle inkılâp edince ses çıkmaz. )
( Sadece aslî olanda sükûn ve huzur vardır. )
( Sessizlik bir kez idrak edildiğinde, o, değişebilir olanı derin biçimde etkiler, kendi etkilenmeden kalarak. )
( Sessizlik hakkındaki tüm konuşmalar, gürültüden ibarettir. )
( YAZIT

Gürültü patırtının ortasında sükûnetle dolaş; sessizliğin içinde, huzur bulunduğunu unutma! Başka türlü davranmak, açıkça gerekmedikçe, herkesle dost olmaya çalış. Sana bir kötülük yapıldığında verebileceğin en iyi karşılık, unutmak olsun. Bağışla ve unut! Fakat kimseye teslim olma! İçten ol; telâşsız, kısa ve açık seçik konuş. Başkalarına da kulak ver. Aptal ve cahil oldukları zaman bile dinle onları; çünkü, dünyada, herkesin bir öyküsü vardır.

Yalnız planlarının değil, başarılarının da tadını çıkarmaya çalış. İşinle ne kadar küçük olursa olsun ilgilen; yaşamdaki dayanağın odur. Seveceğin bir iş seçersen, yaşamında bir an bile çalışmış ve yorulmuş olmazsın. İşini öyle seveceksin ki, başarıların, gövdeni ve yüreğini güçlendirirken, verdiklerinle de yepyeni yaşamlar başlatmış olacaksın.

Olduğun gibi görün ve göründüğün gibi ol. Sevmediğin zaman sever gibi yapma. Çevrene, önerilerde bulun fakat hükmetme. Kişileri yargılarsan, onları sevmeye zamanın kalmaz. Ve unutma ki, insanlığın, yüzyıllardır öğrendikleri, sonsuz uzunlukta bir kumsaldaki tek bir kum taneciğinden daha fazla değildir.

Aşka burun kıvırma sakın; o, çöl ortasındaki yemyeşil bir bahçedir. O bahçeye uygun bir bahçıvan olmak için her bitkinin sürekli bakıma gereksinimi olduğunu unutma.

Kaybetmeyi, ahlâksız kazanca yeğle. İlkinin acısı bir an, ötekinin vicdan azâbı, yaşam boyu sürer. Bazı idealler, o kadar değerlidir ki, o yolda yenilmen bile zafer sayılır. Bu dünyada bırakacağın en büyük miras, dürüstlüktür.

Yılların geçmesine öfkelenme; gençliğe yakışan şeyleri gülümseyerek teslim et geçmişe. Yapamayacağın şeylerin, yapabileceklerini engellemesine izin verme.

Rüzgârın yönünü değiştiremediğin zaman, yelkenlerini, rüzgâra göre ayarla. Çünkü dünya, karşılaştığın fırtınalarla değil gemiyi, limana getirip getiremediğinle ilgilenir. Ara sıra isyana yönelecek olsan da anımsa ki, evreni yargılamak olanaksızdır. Ondan dolayı, kavgalarını sürdürürken bile kendinle barış içinde ol.

Anımsar mısın doğduğun zamanları: Sen ağlarken, herkes, sevinçle gülüşüyordu. Öyle bir yaşam geçir ki, herkes ağlasın öldüğünde, sen mutlulukla gülümse. :) Sabırlı, sevecen, erdemli ol. Önünde sonunda, tüm servetin, sensin. Görmeye çalış ki, tüm pisliğine ve kalleşliğine karşın, dünya, yine de kişinin biricik güzel mekânıdır.

Eski Bir Tapınak Yazıtı (Xsenius İ.Ö. IX. yy.) )
( HÂMÛŞÂN[Fars.]: Sessizler, susmuşlar. | Mevlevî mezarlıkları. )

- SEVEN/SÖVEN ||/>< ÖVEN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/31749 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( (Fazla) Sövmek ile övmek arasında fark yoktur. )

- SEVMEK ile/ve/+/||/<>/>/< (DAHA ÇOK) SEVMEYİ İSTEMEK/YEĞLEMEK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/47325 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- SEV ile/ve SEVMİYORSA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/32433 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Zor ise. İLE/VE Zorlama!
[Zor ise sev, sevmiyorsa zorlama!] )

- SİSTEM[İng., Fr.] ile/ve ŞABLON[Alm. SCHABLONE]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/2467 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Düzen. | Bir sonuç elde etmeye yarayan yöntemler düzeni. | Yol, yöntem. | Bir aracı oluşturan düzen, düzenek/tertibat. | Model, tip. | [felsefe] Dizge. İLE Üzerindeki harf ve şekillerin çevre çizgileri kalem ucu girecek biçimde oyuk olan, bu çizgilerden kalemle istenilen biçim elde edilen, metal ya da plastikten cetvel. | Değişik alanlarda düzeltme, belirleme, ölçme, denetleme işlerinde kullanılan ve yaptığı işe göre yapısı değişen araç. | Çok kez tekrarlandığından, kanıksanmış basmakalıp örnek. )

- SIZLANMA/YAKINMA değil/yerine/>< SORUMLULUK ALMAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49532 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- SOKAK ile/ve/değil EV(İMİZ!)
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16147 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Lütfen çöpleri yere ya da ağaç/çiçek diplerine değil, çöp kutularına atalım! Ya da cebimizde tutalım! )

- SOLUNUM ve/||/<>/> DOĞRU SOLUNUM ve/||/<>/> DİYAFRAMA ALMA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49257 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Türkçe, soluk verirken konuşulan bir dildir. Konuşmanın etkili olabilmesi ve söyleyişin düzgün olabilmesi için, konuşan kişilerin, doğru solunum uygulamalarını biliyor ve kullanıyor olmaları gerekir. VE/||/<>/> İyi bir solunum, soluk alırken, akciğerlere yeterli ölçüde havayı alıp yorgunluk duymadan geri vermektir. [İyi bir solunum elde edebilmek için diyaframı kullanarak soluk almamız gerekmektedir.] VE/||/<>/> Akciğerleri çevreleyen kaburga kafesinin altında bulunan boşluğu kullanarak soluk almaktır. [Bebeklerin soluk alış-verişi, diyafram soluğuna, en iyi örnektir.] )

- SOMUTU AÇIKLAMAYA ÇALIŞMAK ile/ve/değil/yerine SOYUTU ANLATIP SOMUTTAN ÖRNEK VERMEK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/2296 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- SÖYLEMEK ile/ve/yerine ÖRNEK VERMEK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/21038 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- SÖZ ile/ve/||/<>/> SUSABİLME/SÜKÛT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49368 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( "Gümüş." İLE/VE/||/<>/> "Altın." )

- SU ÜZERİNE ile/ve/<> BUZ ÜZERİNE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/32123 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yazı yazılmaz! İLE/VE/<> Mühür kazınmaz! )

- SUSMA HAKKININ TARİHÇESİNDE, DÖNÜM NOKTALARI:
JOHN LILBURNE'NİN TUTUMU
ve/||/<>/>/< MIRANDA UYARILARI
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49392 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( 1637 yılında, İngiliz tarihinin en renkli, en dramatik kişilerinden biri olan John Lilburne’un, halkı yönetime karşı kışkırtan bir kitap yayımladığından dolayı tutuklanıp bu mahkeme önüne çıkarılması, susma hakkı konusunda bir dönüm noktası olmuştur. Lilburne, mahkemede, açıkça neyle suçlandığı hakkında bilgilendirilene kadar, sorulan sorulara yanıt vermeyi reddetti. Bu durum, ceza yargılaması açısından, tarihin bize taşıdığı, susma hakkının kullanılması ile ilgili ilk durumdur.

VE/||/<>/>/<

1. Sessiz kalma hakkınız vardır.
2. Söyleyeceğiniz her şey, mahkemede, aleyhinize kullanılabilir.
3. Herhangi bir soruya yanıt vermeden önce, avukat ile konuşma hakkınız vardır ve soruları yanıtlarken, avukatınız, yanınızda bulunabilir.
4. Eğer bir avukat tutamıyorsanız ve dilerseniz, size bir avukat belirlenecektir.
5. İfade sırasında, herhangi bir anda, soruların öncesinde ya da sonrasında, susma hakkınızı ve avukattan yararlanma hakkını kullanabilirsiniz. [1966 Arizona - ABD] )
( 1- You have the right to remain silent.
2- Anything you say can and will be used against you in a court of law.
3- You have the right to an attorney.
4- If you cannot afford an attorney, one will be appointed for you. )

- TAHKİYE[< HİKÂYE] değil/yerine/= HİKÂYE ETME, ANLATMA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/43718 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- TAKLİT ETMEK ile/ve/değil/yerine/<> ÖRNEK ALMAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/6267 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- TAKLİT ve/değil/yerine/< TAKDİR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/6265 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- TANIMA ile/ve/<> ANIMSAMA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/5292 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tanıma, size verilen bir uyarıcıyla daha önce karşılaşıp karşılaşmadığınıza karar vermenizi gerektirir. )
( Tanıma durumunda daha fazla sayıda ara-bul-geriye getir ipucu bulunduğundan, belleğiniz ipuclarının hepsini ya da birçoğunu kullanır ve sizi anımsama olayına götürür. )
( Ne kadar çok ara-bul-geriye getir ipucu varsa, anımsama da o derece iyi olur. )
( Anımsamayla ilgili araştırmalarda, ara-bul-geriye getir ipucları kaybolmasının, anımsayamama olayının en belli başlı nedenlerinden biri olduğunu gösterir. )
( Kodlama sırasında kullanılan örgütleme düzeni, ara-bul-geriye getir anında ipucu olarak kullanılır. )
( Örgütleme düzenini, büyüdüğünüz ve iyi bildiğiniz bir mahalleye benzetebiliriz. Kodlama sırasında bu mahallenin belirli sokaklarını ve bu sokaklarda daha önceden bildiğiniz evleri ziyaret eder ve size verilen, yeni bilgileri bu evlere bırakırsınız. Sizden bilgiler yeniden geri istendiğinde, başka bir deyişle anımsama sırasında, yerlerini çok iyi bildiğiniz evleri yeniden sırayla ziyaret eder ve bırakmış olduğunuz bilgilere ulaşırsınız. )
( Her olay bir bağlam içinde oluşur. Öğrenme anındaki bağlam, anımsama anındaki bağlama ne kadar benzerse, anımsama o kadar kolay olur. -örnek ise- Sınav ortamına benzer bir ortamda bilgi öğrenilirse, sınavda anımsanması daha kolay olur. Neşeliyken öğrendiğiniz bir şiiri, üzüntülü bir hal içindeyken anımsamanız zorlaşır. Hüzünlü bir ortamda öğrenilen bilgiler hüzünlü bir ortamda; sevinçli ve mutlu bir haldeyken öğrenilen bilgiler ya da meydana gelen olaylar sevinçli ve mutlu durumlarda daha kolay anımsanır. )
( Anımsanması istenen şeyleri örgütleyerek ara-bul-geriye getir ipucunun verimliliği artırılabilir. )

- TANIM ile/ve/<> ÖRNEK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/1326 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Örnekte/benzetmede, hata olmaz/olmamalıdır! [Teşbihte, hata olmaz!] )
( Yanlış örnek, örnek değildir! [Su-i misal, misal teşkil etmez!] )

- TARİH ile/ve/||/<> DÜŞÜNCE TARİHİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/45110 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( [Kişilerin] Nasıl, düşünmeden hareket ettiklerinin öyküsü. İLE/VE/||/<> Nasıl, hareket etmeden düşündüklerinin öyküsü. )

- TASAVVUF ve/<> İNSAN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/19110 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kim ahlâkını temizlerse, o insandır. )
( Akılla her şey bilinir de insan bilinmez. )
( BATI'DA: İnsan(/ben) sanatın tanrısı. VE/<> ( Kişinin varlığını, mahiyetini tarif edebilecek hiçbir örnek yoktur. )
( ... ve AHSEN-İ TAKVÎM: En güzel nizâm, tertip, şekil ve sûret. )
( SİN: İNSAN = 60 | ÂDEM - HAVVÂ = 60 )
( PHILON )

- TAŞI DELEN:
"SUYUN GÜCÜ"
değil DAMLALARIN SÜREKLİLİĞİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/47855 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- TASIM/KIYAS ile/değil/yerine KARŞILAŞTIRMA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/730 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tanım/Örnek: Bir sayfanın ikiye bölünerek, iki ayrı olgunun/kavramın kendi özlerinin iki ayrı sütunda sadece veri olarak dizilişi ve öylece yorum eklemeden bırakılması. İLE/DEĞİL/YERİNE Yapılan tablonun/karşılaştırmanın altına ekleme/yorum şeklinde göreceliliği, sınırlılığı ve kısıtlılığı potansiyelinin gözardı edilerek bir değerlendirme yapılması.(sınırı aşmak/bilmemek). Sonuç: Kıyasın değil, karşılaştırmanın daha yerinde, arı, saf, doğru olacağı ve kıyas yapmama gerekliliği. )
( Nispet. İLE/DEĞİL/YERİNE Oran. )
( Sabitliği dayatmaya çalışır. İLE/DEĞİL/YERİNE Özgünlük olanağı sunar/sağlar. )
( Resim. İLE/DEĞİL/YERİNE Fotoğraf. )
( Kıyas, bâtıldır. )
( Her şeye/yere kıyas sokulmaz! )
( Tanım/Örnek: Bir sayfanın ikiye bölünerek, iki ayrı olgunun/kavramın kendi özlerinin iki ayrı sütunda sadece veri olarak dizilişi ve öylece yorum eklemeden bırakılması. İLE Yapılan tablonun/karşılaştırmanın altına ekleme/yorum şeklinde göreceliliği, sınırlılığı ve kısıtlılığı potansiyelinin gözardı edilerek bir değerlendirme yapılması.(sınırı aşmak/bilmemek). Sonuç: Kıyasın değil, karşılaştırmanın daha yerinde, arı, saf, doğru olacağı ve kıyas yapmama gerekliliği. )
( Nispet. İLE/YERİNE Oran. )

- TATİLDE [SADECE] YATMAK değil/yerine 1-2 UĞRAŞ/ODAK SAHİBİ OLMAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16198 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tatil sadece [ya da tamamen] yatma dönemi değildir. Günlük yaşamdaki onlarca uğraş içinde, yeteri kadar rahat zaman ayıramadığımız için yapamadıklarımızı gerçekleştirmek üzere değerlendirmemiz gereken bir süreç/dönemdir! )

- TAVIR ile/ve/değil/||/<>/< AKIL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49290 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tavrının olması için aklın olması gerekmez. )

- TAVŞAN ADASI ile/ve SEDEF ADASI ile/ve BÜYÜKADA ile/ve HEYBELİADA ile/ve BURGAZADA ile/ve KINALIADA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16437 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Vapur seferleri Kabataş, Kadıköy ve Bostancı'dan yapılmaktadır. )
( Sedef Adası'na belirli saatlerde sadece Bostancı'dan ulaşılmaktadır. Tavşan Adası'na ise yapılmamaktadır. )
( bkz. ADALAR SEFERLERİ )
( "Prens Adaları" ya da "Kızıl Adalar" adlarıyla da bilinirler. )
( Türkiye'nin ilk Sanatoryum'u[Fr. < Lat. Verem hastalarının iyileştirilmesi için kurulmuş hastahane] Heybeliada'da, 1924 yılında kurulmuştur. )
( İmparatorluk ailesi ile devlet ileri gelenlerinin sürgün yerleridir. )
( İmparator II. Justinus, 569 yılında Büyükada'da bir saray ile bir manastır yaptırmıştır. [Bugünkü Maden semtinde] )
( IV. Leon'un annesi Eirene, II. Justinus'un sarayının bulunduğu yere, 775-780 yıllarında kadın manastırı inşa ettirmiştir. [Manastırın duvarları ile bir sarnıcın kalıntısı günümüze ulaşmıştır.] )
( Heybeliada, adını adada işletilen bakır madeninden almıştır. )
( Kınalıada'ya Bizans devrinde iki manastır yaptırılmıştır. )
( 944'te, İmparator Romanos Lekapenos ile 1071'de Malazgirt'te Selçuklular'a yenildikten sonra, Konstantinopolis'e dönüşünde IV. Romanos Diogenes, Kınalıada'ya sürgün edilir. )
( Sedefadası'nda, VIII. yüzyılda bir erkekler manastırı inşa edilmiştir. [Günümüzdeki kalıntılar bu yapıya ait olabilir.] )
( Tarihi kaynaklarda, Tavşan Adası'nda bir manastır varolduğu kaydedilmiştir. )
( NEANDROS ile/ve TEREUINTHA, TEREBINTHOS/TEREBINTHODES ile/ve PITYADES MEGALE[Plinius], PRİNKİPİ/PRINKIPO[Bizans Devri'nde] ile/ve HAKLİ (BAKIR), KHALKE, KHALKITIS ile/ve ANTİGONİ/ANTIGONEIA, [Antikçağ yazarları, Erebinthus, Bizanslı yazarlar ise Therebintos ya da Panormos adını vermişlerdir] ile/ve PROTİ/PROTA["Birincisi" anlamına gelir] )
( PRINCESS ISLANDS )
( Heybeliada'da, en önemli Bizans Devri yapısı Panagia Kamariotissa Kilisesi'dir. [XIII. ya da XIV. yüzyılda inşa edilmiş, yonca planlı, son dönemin mimari özelliklerini yansıtan önemli bir örnektir.] )

- TECRÎD[< Ar. CERED | çoğ. TECRÎDÂT] ile/< İNTİZÂ[< Ar. NEZ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/4382 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Maddî olandan arındırmak. | Soymak/soyutlamak. İLE/< Dış-dünyada, bir nesnede gizilgüç[bilkuvve/potansiyel] olarak bulunan bir özelliği, zihnin soyutlayarak yetkin örnek[ideal-form] haline getirmesi. | Ayıklamak. )
( Soyma, soyulma. | Ayırma, bir tarafta tutma. | Herşeyden el-ayak çekme. | Soyutlama. | Yalıtma. | Bir şairin kendini soyut bir kişilik, yani ayrı bir kişi sayarak ona hitab etmesi. | Noktasız harflerden oluşan sözcüklerle tümce ya da mısra yapma. İLE/< Çekip koparma, koparıp alma. )
( İntizâ olmadan, tecrîd olmaz. )
( Without the extraction, there cannot be the abstraction. )

- TEK ELİNİ KALDIRMAK ile İKİ ELİNİ BİRDEN KALDIRMAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/7359 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( "Durumu" kabul etmek. İLE "Durumu" kabul etmemek. )

- TEKNOLOJİ FAKÜLTESİ ile MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/36209 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ülkemizde, mühendisler, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Mühendislik Fakültesi ve Teknoloji Fakültesi'nden çıkmaktadır. Mühendislik Fakültesi ve Mühendislik Mimarlık Fakültesi, eşdeğer olduğundan dolayı, sadece Mühendislik Fakültesi demek yanlış olmayacaktır.

Mühendislik ve Teknoloji Fakülteleri, teknik eğitim veren birer fakültedirler.

2009 yılına kadar, Teknoloji Fakülteleri yerine Teknik Eğitim Fakülteleri vardı. Bu fakülteler teknik eleman yetiştirmekle beraber “Öğretmen” unvanında teknik elemanlar yetiştiriyorlardı. Daha sonra YÖK tarafından alınan kararla bu fakülteler Teknoloji Fakültesine dönüştürüldü.

Teknoloji Fakültelerine dönüş yapılmasının temel nedeni, ülkemizin gelişimini hızlandırmaktır. Bunu yaparken, Avrupa ülkelerinde uygulanan Politeknik (polytechnic) fakülteleri rol model alınmaya çalışılmıştır. Alınmaya çalışılmıştır diyorum çünkü Avrupa ülkelerindeki politekniklerin sayısı ülke başına bir iki taneyi geçmez. Ülkemizde ise açılmasının hemen ardından sayıları hızla artmıştır ve şu an 21 tane Teknoloji Fakültesi bulunmaktadır.

Teknoloji Fakültesi mezunları, mühendislik unvanı alabiliyorlar mı?

Teknoloji Fakültesi mezunları, mühendislik fakültesi mezunları ile eşdeğer diploma almaktadırlar. Mühendislik fakültesinden mezun mühendislerin yetkileri, hakları, hukukları ne ise Teknoloji Fakültesi mezunu mühendislerin de tamamen aynıdır. Bu karar, Yükseköğretim Yürütme Kurulu'nun 09.07.2014 tarih ve 4407 sayı ile aldığı karardır.

Yükseköğretim Yürütme Kurulu kararına göre, Teknoloji Fakültesi (TF) de artık bir mühendislik fakültesidir. Amacı, sektöre, gereksinimi olan nitelikli mühendisler yetiştirmek olarak ifade edilmektedir.

2009 yılından, 2014 yılına kadar, çoğu kez, Teknoloji Fakültesi mezunlarına, mühendislik yetkisi verilmek istenilmiş fakat açılan davalar, yapılan itirazlar sonucunda, bu istek geri çevrilmiştir. Açılan davaların gerekçesi, Teknoloji Fakültesi eğitiminde, mühendislik temel derslerinin kredisinin az olması olarak gösterilmiştir. Bunun üzerine, Teknoloji fakültelerinde verilen teorik mühendislik derslerinin sayısı artırılmış, daha sonra mühendislik unvanı verilmiştir.

Teknoloji fakültesinde, uygulama (pratik yapma) olanağı, Mühendislik fakültesinden fazla mıdır?

Teknoloji Fakültesi ve Mühendislik Fakültesi arasındaki farkı anlatan her yazıda, Teknoloji fakültelerindeki uygulama olanaklarının, Mühendislik Fakültesinden fazla olduğu anlatılmakta, hatta tamamen buna vurgu yapılmaktadır.

Teknoloji Fakültesindeki öğrenciler, 8 dönemlik (dönem=yarıyıl) eğitimlerinin son dönemlerini yani 8. dönemlerini tamamen staj yaparak geçirmektedirler (bazı üniversitelerde, dönemiçi staj, 7. dönemde yapılmaktadır ve işyeri eğitimi olarak adlandırılmaktadır). Bu, Teknoloji Fakülteleri için bir zorunluluktur. Teknoloji ve Mühendislik Fakültesini ayıran temel fark da budur. Ancak bu, Mühendislik Fakültesinde uygulama olmadığı anlamına gelmemelidir. Zira, benzer uygulama (hatta daha iyisi) bazı üniversitelerin Mühendislik Fakültelerinde uygulanmaktadır. Bu uygulama şöyledir: Mühendislik Fakültesinde okuyan öğrenciler, son sınıfa geldiklerinde, haftanın 3 günü teorik dersleri almakta, haftanın iki günü ise antlaşmalı şirketlerde stajyer (dönemiçi stajyer) olarak staj yapmaktadır. Haftanın iki günü, genellikle de Perşembe ve Cuma günleri olarak tercih edilmektedir. Bunun nedeni, isteyen öğrencilerin (şirketin de kabul etmesi durumunda) haftasonlarında da stajına devam edebilmesine olanak tanımaktır. Hatta, Mühendislik Fakültesindeki bu uygulama, bir adım daha ileri götürülmüştür. Şöyle ki: Öğrenciler, mezun olabilmek için bitirme tezleri yazmak zorundadır. Normal şartlar altında bu tezler genellikle kendi seçtikleri konularda ya da hocalarının verdikleri konularda olmaktadır. Ancak Mühendislik Fakültesindeki dönemiçi staj yapan öğrenciler, bitirme tezlerini sanayiden gelen problemler üzerine yapmakta, böylece gerçek bir probleme çözüm getirmektedirler. Örneğin; A, B ve C adlı firmalar, üniversitenin ilgili bölümüne problemlerini sunmakta ve bunların çözülmesini istemektedir. Dönemiçi staj yapan öğrenciler de bitirme tezlerini bu problemlerin çözümü üzerine yapmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, tezin yapım aşamasında, şirket olanaklarının kullanılıyor olmasıdır. Eğer A firmasında, dönemiçi staj yapıyorsan ve o şirketin problemini çözmek üzere bitirme tezini hazırlıyorsan, tez çalışman boyunca şirket olanaklarını (şirket laboratuvarlarını, şirketteki deneyimli mühendislerin bilgilerini/deneyimlerini vb.) kullanma olanağı doğmaktadır. Bu sayede, öğrenci, hem sanayideki gerçek problemleri görme, hem bunları çözme deneyimi kazanma, hem de şirkete kendini gösterme olanağına sahip olmaktadır. Sonuç itibariyle, bahsedildiği gibi, sadece Teknoloji Fakültelerinde dönemiçi staj uygulaması olmamakta, aynı uygulamanın geliştirilmiş hali, muhtelif Mühendislik Fakültelerinde de uygulanmaktadır.

Bunun yanısıra, hem Teknoloji Fakültesinde, hem de Mühendislik Fakültesinde, yaz stajı uygulaması vardır. Üniversiteye bağlı olarak, her mühendislik öğrencisinin mezun olması için yapması gereken belirli bir staj süresi (günü) vardır. Bu, her iki fakültede de bir zorunluluktur.

Dönemiçi staj konusunda, şu noktaya da vurgu yapmak gerekir. Teknoloji Fakültesinde okuyan her öğrenci için 8 yarıyıllık eğitiminin 1 yarıyılı boyunca, dönemiçi staj yapmak bir zorunluluktur. Fakat Mühendislik Fakültesinde okuyan her öğrencinin dönemiçi yapma zorunluluğu yoktur. Bu yüzden, Mühendislik Fakültesi seçilirken, dönemiçi staja önem verilmek isteniyorsa hangi üniversitenin bu olanağı verdiğine dikkat etmek gerekir. Ayrıca, dönemiçi staj olanağı veren her Mühendislik Fakültesi, duruma göre her öğrenciye dönemiçi staj olanağı verememekte, ancak belirli bir başarıya sahip olanlara, dönemiçi staj olanağı sunmaktadır. Üniversite seçiminde bu etmenin gözönünde bulundurulması gerekir.

Mühendislik Fakültesindeki dönemiçi staj uygulamasına, kendi üniversitem olan Uludağ Üniversitesi'nden örnek verebilirim. Üniversitemizde, Mühendislik Fakültesi adı altında, toplamda 7 tane mühendislik bölümü vardır: Otomotiv Mühendisliği, Makine Mühendisliği, Elektrik-Elektronik Mühendisliği, Tekstil Mühendisliği, İnşaat Mühendisliği, Endüstri Mühendisliği, Çevre Mühendisliği. Bursa, sanayi kenti olduğundan, Üniversite-Sanayi İşbirliği adı altında, sanayi ile iç içe çalışmalar yapılmaktadır. Bunun tipik örneği de öğrencilere yönelik olan dönemiçi stajdır. Dönemiçi stajda, bazı mühendislik bölümleri için belirli bir kontenjan vardır (örneğin, Makine Mühendisliği için 20 kişilik kontenjan). 4. sınıfa gelmiş Makine Mühendisliği öğrencilerinden gerekli başarıyı göstermiş en iyi 20 öğrenci dönemiçi staj yapabilmekte, ötekilerine ise üniversite tarafından dönemiçi staj olanağı sunulmamaktadır. Ancak, öğrencilerin kendileri dönemiçi staj ayarlarsa buna izin verilmekte, başarı kriteri aranmamaktadır. Fakat bazı bölümlerde (örneğin, kendi bölümüm olan, Otomotiv Mühendisliği'nde) kontenjan sınırlaması yoktur. 4. sınıfa gelmiş ve alttan dersi bulunmayan her öğrenciye, üniversitemizin antlaşma yaptığı şirketlerden birinde staj yapma olanağı sunulmaktadır. Hatta başarı sıralamasına göre (başarı kriteri genellikle akademik not ortalaması olmaktadır) sıralanmakta ve her öğrenciye staj yapabileceği şirketlerin listesi verilmektedir. Öğrenci, staj yapmak istediği şirketi buradan seçebilmektedir. Üniversitemizde, her mühendislik öğrencisinin 50 iş günü staj yapması gerekmektedir. 2 dönem boyunca (4. sınıf boyunca), haftanın iki günü staj yapan öğrenciler, bu zorunlu olan 50 iş gününü doldurmuş olmaktadırlar (yani mezun olması için gerekli staj gününü sağlamış olmaktadırlar). Ancak, isteyen öğrenciler, dönemiçi staj yapmanın yanısıra, yaz stajı da yapabilmektedir. Zira, üniversitemiz, 50 iş günü zorunlu stajına karşılık, toplamda 80 günlük stajyer sigortasını karşılamaktadır. Bu da dönemiçi staj yapılsa bile yaz stajı için 20-30 gün arasında, yaz stajı yapma olanağına sahip olunması anlamına gelmektedir. İsteyen öğrenciler, yaz stajı yapmakta, istemeyenler ise sadece dönemiçi staj yapmaktadır. Hatta, bazı öğrenciler, dönemiçi staj yapmak yerine zorunlu staj süresini yaz stajlarıyla doldurmak istemektedirler ki bunda da bir sakınca yoktur.

Teknoloji Fakültesine kimler gidebilir?

Teknoloji Fakültesi, meslek lisesi mezunu öğrencilerin mühendis olabilmesi için kurulmuş bir fakültedir. Bu nedenle, asıl hitap edilmek istenilen kitle, meslek lisesi mezunu öğrencileridir. Yine bu nedenle, meslek lisesi mezunlarının Teknoloji Fakültesini seçmeleri durumunda, ek puan uygulamasına tâbi olmaktadırlar. Bunun yanısıra, meslek lisesinden mezun öğrencilerin, matematik altyapıları, mühendislik için yetersiz olduğundan, Teknoloji Fakültelerini kazanmaları durumunda 1 yıl (2 dönem=2 yarıyıl) boyunca Matematik-Fizik-Kimya derslerinin alındığı, hazırlık sınıfını okumak zorundadırlar.

Teknoloji Fakültelerinde, düz lise, Anadolu Lisesi gibi genel lise mezunları da öğrenim görebilmektedir. Bu öğrencilerin, Teknoloji Fakültesini kazanmasında baz alınan puan türü, MF-4 puan türüdür. MF-4 puanıyla öğrenim hakkı kazanan öğrenciler, 1 yıllık hazırlık eğitimi almamakta, doğrudan 1. sınıftan eğitimlerine başlamaktadırlar.

Teknoloji Fakültesine iki tip öğrencinin (genel lise mezunları ve meslek lisesi mezunları) girebilmesi de üniversite kontenjanlarıyla sınırlandırılmıştır. Çoğu üniversite, hangi puan türünde ne kadar öğrenci alacağını önceden bildirmektedir. Örneğin; "Teknoloji Fakültesi, Otomotiv Mühendisliği'ne alımın %40'ı, MF-4 puan türüyle tercih yapacak öğrencilere; %60’ı, MTOK öğrencilerine ayrılmıştır" şeklinde bildirilmektedir.

Teknoloji Fakültelerinde uygulanan 1 yıllık matematik hazırlık eğitimi, yine 1 yıl süren İngilizce hazırlık ile karıştırılmamalıdır. 1 yıllık İngilizce eğitim, matematik hazırlıktan tamamen farklıdır. İngilizce hazırlık eğitiminde, öğrencilere sadece İngilizce öğretilmektedir. İngilizce hazırlık, MF-4’le ya da MTOK’la gelinmiş olmasına bakılmadan, üniversiteye bağlı olarak, öğrencilere zorunlu olarak verilebilmektedir. Bazı üniversitelerde, İngilizce öğretimi ile matematik öğretimi birleştirilip 1 yıl içinde verilebilmektedir. Bu uygulamanın, üniversitede olup olmadığına, üniversite tercihinde dikkat edilmesi gerekir.

Teknoloji Fakültesi ve Mühendislik Fakültesi öğrencilerinin aldığı teorik eğitimde farklılıklar var mıdır?

Ders içeriklerine bakıldığında, yaklaşık olarak aynı dersleri almaktadırlar. Bu nedenle, dersi veren hoca ile dersi alan öğrenciler, farklılığın temel nedenini oluşturmaktadırlar. Şimdi bu iki etmeni inceleyelim.

Teknoloji Fakültelerinin büyük çoğunluğu, daha önce Teknik Eğitim Fakültesinde okumuş yani Teknik Öğretmen olarak eğitim almış akademisyenlerden oluşmaktadır. Takdir edersiniz ki, öğretmenlik mesleği ile mühendislik mesleği birbirinden oldukça farklıdır. Bir kişinin öğretmen olabilmesi için bazı bilgileri belirli bir seviyede bilmesi ve bunu ötekilere aktarması yeterlidir. Buradaki temel iki nokta; bilmek ve aktarmaktır. Mühendislik mesleğinde ise bazı bilgilerin belirli seviyede bilinmesi ve bunların uygulanması, mühendisliğin gereğidir. Zira, mühendislik, bilimin temel ilkelerini, mühendislik problemlerini çözmek üzere kullanmaktır (mühendisliğin ve mühendisin ne olduğunu öğrenmek için şu yazıma bakabilirsiniz: Mühendislik Nedir, Mühendis Kimdir?). Buradaki temel noktalar, bilmek ve uygulamaktır. Görüldüğü gibi, mühendislikle öğretmenlik farklıdır. Mühendislik Fakültelerine baktığımızda ise büyük çoğunluğu (neredeyse tamamı), mühendislik eğitimi almış ve mühendislik üzerinde çalışmalarını yürüten akademisyenler dersleri vermektedir. Ancak, bu söylediklerimden, Teknoloji Fakültesindeki akademisyenlerin Mühendislik Fakültesindekilerden daha kötü olduğu anlamı çıkmamalıdır (ve ben de bunu söyleyebilecek konumda değilim). Anlattıklarımdan çıkarılması gereken sonucun ne olduğunu sorarsanız, yanıtım şu olur: Seçecek olduğunuz üniversitenin, fakültelerin akademisyenlerini ayrıntılı şekilde araştırın. Yanıtını aradığınız soru şu olsun: "Ben, nasıl en iyi şekilde mühendis olurum?" Teknik Eğitimden ya da Mühendislik Fakültesinden mezun olup olmadıklarına değil öğrencileri nasıl yetiştirdiğine bakın. Bir kişi, alanının en iyisi olabilir fakat bildiklerini öğrencilere aktarmakta sıkıntılar yaşayabilir, öğrencilerin seviyesine inemeyebilir, öğrenciler anlamayabilir. Bu nedenle, ilgili bölümde okuyan öğrencilere, hocaların tarzlarını, öğrencileri yetiştirme biçimlerini sorun, ona göre kararınızı verin. Bunu yaparken de bir öğrenciyi dikkate alıp karar vermeyin; en tembelinden, en çalışkanına kadar her öğrenciden bilgi almaya çalışın. Böylece daha isabetli kararlar verebilirsiniz.

Üniversite, fakülte seçiminde, akademisyenleri incelerken (tabiî ki de öğrenci açısından) bakmanız gereken bir konu da uzmanlık alanıdır. Dersi veren hocanın, dersin içeriği konusunda yetkin olup olmadığına bakın. Bunu, her ders için yapın. Çünkü mühendislikte her ders, her konu önemlidir ve alınan tüm dersler sonucunda, mühendislik yaklaşımı kazanılmaktadır. Mesela ilgili üniversitede Motorlar dersi veriliyor olsun. Motorlar dersinin içeriğinde de İçten Yanmalı Motorlar anlatılıyor olsun. Dersi veren hocanın, özgeçmişine bakın ve içten yanmalı motorlar konusunda yapmış olduğu çalışmalara, yönettiği projelere vs. bakın. Bu, o ilgili kişinin uzmanlığını öğrenmenin bir yoludur. Bunu, her ders için yapın; her dersin uzmanı tarafından veriliyor olması, bulmak istediğimiz sonuçtur. Bu konu, (bence) oldukça önemlidir. Özellikle yeni açılan üniversitelerde, akademisyen sayısının yetersiz olması, yeni açılan bölümlerin çok fazla uzmanlık gerektirmesi, bazı derslerin uzmanları tarafından verilmesini önlemektedir.

İkinci etmen ise öğrencidir ki, bu, üniversiteden, bölümden ve akademisyenden çok daha önemli bir etmendir. Okuduğunuz üniversite, bölüm, ders veren hocalar ne kadar iyi olursa olsun, iş yine öğrenciye yani kendinize kalmaktadır. Tabiri caizse, hoca tahtada atomu parçalasa bile sen onu anlamadıktan/anlamak istemedikten sonra bunun hiçbir anlamı olmayacaktır. Öğrencilerin istekli olması, öğrenmeye, araştırmaya hevesli olması gerekir. Mühendislikte proje yapmak önemlidir; öğrenciler, proje yapmak istemeli ve bunun için de hocalarından destek almalıdır. Proje konusunda üniversitenin etkisi, olanaklar açısından avantajlı olabilir. Bazı üniversiteler, projelere destek vermekte, sanayi ile işbirliği yapılmasına önayak olmakta ya da laboratuvar olanağı sunmaktadır. Üniversite açısından farklılık, bu şekilde olmaktadır.

Mühendislik eğitiminde, öğrenci kitlesi de önemlidir. Dersi veren akademisyenler, en aşağı, doktora yapmış olduklarından, lisans düzeyindeki konuları çok rahat şekilde anlatabilecek seviyede olmaktadırlar ve lisans seviyesinden çok daha fazlasını bilmektedirler. Ders verilirken, öğrenciler, kitlesel bazda (yani sınıf olarak) ne kadar öğrenebilirse akademisyenler o seviyede eğitim vermektedir. Eğer, öğrenciler, verilenleri almıyorsa ve hocalar hâlâ belirli konuların öğrenilmesinde ısrar ediyorsa, o derste yığılmalar olmakta, sınava giren öğrenci sayısı artmakta, sonuç itibariyle de göz yumulmak zorunda kalınmaktadır. Göz yummadan kasıt, akademisyenin istediği bilgi seviyesinden aşağı durumda olan öğrencilerin, dersten başarılı sayılıyor olmasıdır. Bu da dersin içeriğini hafifletmek, sınavlarda kolay sormak vs. şeklinde olmaktadır. İşte üniversite ve fakülte seçiminde dikkat edilmesi gereken en temel noktalardan biri de budur. Birlikte eğitim alacak olduğun öğrenci kitlesinin seviyesi. Ne yazık ki ki, çoğu mühendislik bölümü, barajın hemen üstündedir. Bundan ötürü, ilgili bölümü kazanan öğrenciler çok temelsiz olmakta, mühendisliğin gereği olan matematikten ve fizikten habersiz olarak eğitimlerine başlamaktadırlar. Bu şekilde gelen öğrenciler, eğitim seviyesinin düşmesine neden olmakta, mühendisliğin gerektirdiği donanıma sahip olmadan mezun olmaktadırlar. Öğrenci, bireysel olarak ne kadar istekli olursa olsun bulunduğu ortam, isteğini, hevesini kırmakta, bir süre sonra da olayı seyrine bırakmasına yol açmaktadır. Eğitim seviyesinin çok düşük olduğu durumlarda (yani derslerin yüzeysel olarak verildiği, derinlere inil(e)mediği), bir öğrencinin sınıftan farklı olarak her dersi derinlemesine öğrenmek istemesi, çok büyük zahmet olmaktadır ki genelde bu olanaklı değildir.

Mühendislik ve Teknoloji Fakültesi açısından baktığımızda, Teknoloji Fakültelerindeki öğrencilerin, temellerinin zayıf olduğu su götürmez bir gerçektir. Teknoloji Fakülteleri, meslek lisesi mezunları için oluşturulduğundan ve burayı seçen meslek lisesi mezunlarına ek puan verildiğinden, Teknoloji Fakültesini kazanan bir meslek lisesi öğrencisi, genel lise mezunu öğrenciden çok daha az matematik, fizik vb. yaparak bölümü kazanmaktadır. Okunulacak olan bölüm, mühendisliktir, mühendisliğin gereği, matematik bilmektir. Her ne kadar, 1 yıl matematik eğitimi veriliyor olsa da istenilen temelin sağlanıp sağlanamadığı, tartışmalı bir konudur. Bunların yanısıra, Mühendislik Fakültesini kazanan her öğrenci kitlesinin iyi olduğu söylenemez. Ülkemizde çok fazla mühendislik bölümü açılmış olmasından dolayı Mühendislik-Teknoloji Fakültesi ayırt etmeksizin, çoğu mühendislik bölümünü kazanmak için barajı geçmek ya da çok az matematik, fizik bilmek yeterli olmaktadır. Sonuç itibariyle, istenilen donanımda mühendis yetişmemekte, mezun sayısının fazla olmasından dolayı da iş bulmakta sıkıntılar yaşanmaktadır.

Benim naçizane tavsiyem, seçtiğiniz bölümün puanlarına, akademisyenlerine, akademisyenlerin uzmanlık alanlarına göre verdikleri derslere, üniversitenin laboratuvar olanaklarına, şehir sanayi durumuna, üniversiteyle işbirliği içinde olup olmamasına dikkat edilmesi gerektiği yönündedir.

Adem ORUZ
04 Haziran 2015 )

- TENKÎL[çoğ. TENKÎLÂT] ile TENKÎR[< NEKR | çoğ. TENKÎRÂT]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33762 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Uzaklaştırma. | Örnek olacak bir ceza verme. | [birini] Tepeleme. İLE Bilinmeyecek, tanınmayacak duruma getirme. | Bir adı, nekre yapma.[Harf-i tarifsiz, elif-lâm'sız kullanma.] )

- TERBİYE(EĞİTİM) ile/ve/> TÂLİM(ÖĞRETİM/ALIŞTIRMA) ile/ve/> TE'DİB(EDEB)(DAVRANIŞ/TUTUM)
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/7035 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Davranış-eylem. İLE/VE Düşünce-bilgi. VE/> Terkib. )
( Göze dayanır. İLE/VE Kulağa dayanır. VE/> Davranıştır. )
( İyi-kötü. İLE/VE Doğru-yanlış. VE/> Güzel. )
( Örnek gerektirir. İLE/VE Bilen/hoca gerektirir. VE/> "Kişi kendin bilmek", haddini bilmek gerektirir. )
( Her yerdedir. İLE/VE Belirli bir yerdedir. VE/> Her yer ve zamandadır. )
( Bütüncüldür. İLE/VE Sıradüzenseldir. VE/> Estetiktir. )
( Kalb-i selîm. İLE/VE Akl-ı selîm VE/> Zevk-i selîm. )
( Integral. İLE/VE Hierarchical. VE/> Aesthetical. )

- TİP ile ...
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/44013 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Benzerlerinin niteliklerini toplayan örnek. )

- TOHUM ve/||/<> MASAL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/36202 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( [ölür] Ekilmezse. VE/||/<> Anlatılmazsa. )

- TOPRAĞI:
GÜNEŞTE SULAMAK
ile/yerine GÖLGEDE/AKŞAMÜSTÜ SULAMAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16196 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- TRAFİKTE ÖNCELİKLİLER[sırasıyla]:
ENGELLİ/LER
ile/ve/< HASTA/LAR ile/ve/< YAŞLI/LAR ile/ve/< ÇOCUK/LAR, ÖĞRENCİ/LER ile/ve/< HANIM/LAR ile/ve/< YAYA/LAR ile/ve/< BİSİKLETLİ/LER ile/ve/< MOTOSİKLETLİ/LER ile/ve/< ACİL DURUM ARAÇLARI[hasta taşıma, itfaiye, polis] ile/ve/< TOPLU TAŞIMA ARAÇLARI[raylı düzenler öncelikli olmak üzere!] ile/ve/< ARABA/LAR ile/ve/< AYRICALIKLI/LAR[her seviyedeki/konumdaki resmî makam araçları (her ne kadar güvenlikleri "önemli/öncelikli" sayılsa da!)]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16185 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kişiye ait arabaların sayılarının ülkemizde çok olması [ya da artmasının teşvik ediliyor olması], yolların eski olanaksızlıklara göre düzenlenmiş olması, önceliği arabalara vermek için geçerli bir neden değildir/olamaz! Tam tersine, konumları/sıraları en sondadır! [Bu zihniyeti geliştirmeyi ve yaygınlaştırmayı, her birimiz haklarımıza sahip çıkarak daha da hızlandıracağız! Lütfen!!! Sizin de farkındalığınız, desteğiniz ve katılımınızla!...] )

- TRAMVAY'DA, METRO'DA:
BİNMEYE ÇALIŞMAK
değil/yerine İNENENLERE ÖNCELİK TANIYIP DAHA SONRA RAHATÇA BİNMEK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16190 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- TÜMCE ile İÇTÜMCE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/37668 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( ... İLE Bir tümce içinde, tümleç gibi kullanılan iç tümce.[Örnek: Bakan, "Aylıklar, yılbaşından önce verilecektir." dedi.] )

- TURNUSOL (KÂĞIDI) ile MİHENK (TAŞI) ile KİLİT (TAŞI)
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/14395 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Birtakım bitkilerden elde edilen mavi boya maddesi. İLE Altının gerçeğini sahtesinden ayırmak ve ayarını belirlemek üzere kullanılan sert ve siyah taş. )

- TUTUCU ile APTAL ile KÖLE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35961 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Düşünmeyen. İLE Düşünemeyen. İLE Düşünmüyor olmasına aldırmayan. )

- TÜZE/HUKUK:
BORU GİBİ
değil/yerine HUNİ GİBİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49312 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- UÇURTMALARIN UÇMASI:
YEL GÜCÜ
ile/ve/değil/||/<>/>/< YELE KARŞI KOYARAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/48436 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- ULUSAL BİRLİK ile/ve/<> KABİLE BİRLİĞİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/31819 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Toplumların/ulusların birliğini sağlayan, en önemli ve öncelikli olgu, dilidir. İLE/VE/<> "Tek ağız" anlamına gelen Vantok Kültürü, Papua Yeni Gine'de bulunan bir kabilenin, üyelerinin aynı dili kullanmalarıyla, birbirlerini her yönden korudukları bir kültür de, buna en iyi örneklerdendir. )

- USTA ile KALFA ile ÇIRAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/5959 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- VARLIK ile/ve/< İNSAN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/3766 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kişinin, varoluşunu açıklayabilecek hiçbir örnek olamaz/yoktur. )

- VETED:
MECMÛ
ile/ve/<> METRÛK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/37530 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İlk ikisi harekeli, sonundaki sakin ise. [örnek: sekiz] İLE/VE/<> Sondaki sakin, ortaya gelmişse. [örnek: altı] )
( Kısa hece önce ve uzun hece sonra. İLE/VE/<> Uzun hece önce ve kısa hece sonra. )

- VUSÛL ve/||/<>/< USÛL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49976 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yöntem olmadan, kavuşma olmaz. / Usûlsüz, vusûl olmaz. )

- YAKIN İLİŞKİ ve/||/<>/< "DÖRT MEVSİM" BOYUNCA GÖRMEK/YAŞAMAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49295 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İlişki/yakın ilişki, dört mevsim boyunca görmeden ol(uş)maz! )

- YALAN ile/değil/yerine/>< DOĞRU
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/25252 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( [ne yazık ki] Yalan, öyle işlemiş ki bireylerin diline, "doğruyu söylemek gerekirse" diye bir kalıp "var". )
( Ocağını batırır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Onurunu artırır. )

- YANLIŞ ZAMAN VE YER ile/ve/||/<> "KÖRÜN TAŞI, KELİN KAFASINA DENK GELİRMİŞ"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49128 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- YAPMACIK OLUP SEVİLMEK değil/yerine/>< KENDİN OLUP SEVİLMEMEK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49839 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- YAŞAM BOYU:
DERS
ile/değil/yerine/ya da/>< DOST
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35888 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir kişiye tamamen güvendiğinizde, kesin olarak deneyimleyeceğiniz, ikisinden biridir. )

- YAŞAM/YAZIN/ŞİİR/MÜZİK/DANS:
KURT, ...
ve/||/<> KUŞ, ... ve/||/<> AT, ...
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49135 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( ...'un, sürüsüyle gittiği gibi. VE/||/<> ...'un, havada uçtuğu gibi. VE/||/<> ..'ın, ovada koştuğu gibi. )

- YAŞAM:
MASAL
ile/ve/||/<>/> ROMAN ile/ve/||/<>/> FIKRA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/45451 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Başlangıçta. İLE/VE/||/<>/> Yaşandıkça. İLE/VE/||/<>/> Anlattıkça. )

- YAŞAYANLAR ile/fakat/ne yazık ki ÖLENLER
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/36064 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ölenlerin gözlerini kapatıyor. İLE/FAKAT/NE YAZIK Kİ Yaşayanların gözlerini açamıyor. )

- YAŞLANMA ve/<> DAĞA TIRMANMA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/46125 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( [çıktıkça] Soluğunuz daralır, yorgunluğunuz artar. VE/FAKAT/<> Görüş/bakış açınız genişler. )

- YAVUZ SULTAN SELİM ve ZEMBİLLİ ALİ (HASANÎ) EFENDİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/14628 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- YEĞLEMEK/TERCİH ETMEK ve/<> LÜTFEN ve/<>/+/||/> BÖYLE ve/<> BU DA VAR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/47279 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( "Sihirli" sözcükler. VE/+/||/<>/> "Sigorta" sözcükler. )
( Dışsal ve ilksel. VE/+/||/<>/> İçsel ve sonsal. )
( Varoluşumuzda, tüm canlı/cansız nesne, bitki, hayvan ve insanla, gövdelerimizin aracılığıyla etkileşim, zihnimizin aracılığıyla da hem etkileşim, hem de daha ileri ve nitelikli bir etkileşim olan iletişim ilişkilerinde bulunuyoruz. Bu ilişkilerimizin başlangıç ve ortaklığı ise yetkin bir benzetmeyle, hiçbir ayrımın bulun(a)madığı bir . [NOKTA]'dan oluşmasıdır.

"Nokta"dan aşağı doğru açılan, büyüyerek ve genişleyerek dalgalanan bir çizgide, zihin ve enerjilerimizle, aşağı [yoğunluğa/kesâfete] doğru inen; yukarı [inceliğe/letâfete] doğru da yükselen bir aralıkta bulunuyor ve sürekli olarak çeşitli bilgi, bilinç seviyelerimizle, davranış-tutumlarımızdaki incelik ve kabalıklarla da aşağı ve yukarı bir salınımla, tekrar noktaya doğru geri dönmek [rücû] üzere yaşam yolculuğumuza devam ediyoruz.

Bu süreçte, az/çok ya da öteki varolanlara oranla daha "gelişmiş ya da geliş(e)memiş" varolanlar["insan"] olarak, kişiler arasındaki ilişkilerimizde de çeşitli bilgi ve bilinç farklarımızın ve tutumlarımız üzerinden sürdürdüğümüz yaşamamızda, bazı sözcüklerin önceliğini ve olumlu etkilerini görüyoruz. Bunları, etkileri ile "sihirli" ve hizmetleri itibariyle de "sigorta" sözcükler olarak kullanıyoruz. Bu sözcükler, bir piramit olarak düşündüğümüzde, sözcüklerin doruğunda yer alıyorlar.

Etkileri itibariyle neredeyse bir "sihir" olarak tanımladığımız bu sözcükler, kulağın duyacağı oranda seslendirilerek dışsal ve her düşünce ya da sözün, başında ya da sonunda, ilksel/öncelikli olarak kullanılmalarıyla gerçekleşiyor.

Yaşamı, (nitelikli) yaşam; insanı, (nitelikli) insan yapan ve öteki varolanlardan ayıran en önemli(öncelikli) durum ve kavram, sadece insana özgü bulunan, yeğleme olanağıdır. "Yeğleme/tercih etme" farkındalığıyla sürdürdüğümüz tüm düşünme ve konuşma süreçleri, bize, olgular arasındaki ayrımda durabilme ve isabetsiz olabilecek ile isabetli olan arasındaki tutumu ya da kararı verme olanağını sağlatıyor. Yani, "Bu gece/sabah, uyumayayım ve şu işleri tamamlayayım." düşüncesi ve ayrımında, "Bu gece/sabah, uyumamayı ve işleri tamamlamayı yeğliyorum." sözü ile olası zorluklar karşısında olanakların artmasını, kontrol altında tutulması gereken gücün/olanakların, bizim elimizde olmasını sağlatıyor. Gün içinde, binlerce kez içinde bulunduğumuz bu ve bunun gibi ayrımlarda, farkındalığımızı devrede tutmamızı sağlayan yeğleme olanağımız, ilgili kararımızı, uygulamamızı, günümüzü ve yaşamımızı nitelikli seviyelere çıkarmakla birlikte, kaygılanmaya neden olabilecek "düşüncelerden" de alabildiğine uzaklaşabilmemizi sağlıyor.

İkinci "sihirli" sözcüğümüz olan "Lütfen" sözü/sözcüğünün kullanımı da, aramızdaki farkların, ayrımların yok olduğu noktadan düşünerek ve seslenerek söylememizi, aktarmamızı ya da paylaşmamızı sağlıyor. Bir emiri bile ricâya dönüştürebilen bir olanak sunuyor. Yani, bir yakınımıza, "Bana bir bardak su getir!" şeklindeki, "yakınlıktan ya da rahatlıktan" dolayı emir kipinde söyleyebileceğimiz sözü bile kendimiz düşünmek varken, yakınımızın, "sihirli sözcüğü söylersen getiririm" uyarısıyla, "Peki. Lütfen, bana bir bardak su getir." sözüyle bambaşka bir alana taşımış oluruz. Bu ve buna benzer/benzemez tüm örnek ya da durumlarda, Lüt(û)fen, dikkat ve incelikle(rikkatle) söyleyebileceğimiz sözlerin yeğlenmesindeki ve gereksiz yere kaygıların oluşmasına engel olabileceğini de her ânımızda ve kararımızda, her sözümüzde göstermenin niteliği ve verimliliğinden de uzak duramayız herhalde.

Yaşamda, çok çeşitli durumlar söz konusu ve olasılık içindeyken, pek kolay kaldıramayacağımız ve taşıyamayacağımız durum ve olaylarla da karşı karşıya geliriz. Bu durumlarda kullandığımız sözcükler ise "sigorta" sözcüklerdir.

Başımıza gelebilecek her türlü maddi/manevi kayıp, ölüm, önceki koşulların yitirilmesi gibi en zorlayıcı olanlarında ise gereken tüm eylemler gerçekleştirildikten ve sözler söylenildikten, ıstıraplar paylaşıldıktan, sözün yetmeyeceği ve aklın tükeneceği noktadan sonra eğer bir yerlerde sonlandırılmazsa büyük zarar göreceğimiz kesin durumlar için çözüm aracı olan "sigorta" sözcükler(imiz)den ilki "Böyle" sözü/sözcüğüdür.

Yaşamın belirli aralığında bulunan zorlu durumların ötesinde de çok sıradışı, rekor ya da istisnai olumlu/olumsuz olay ve olgularla da karşılaşabilir, görebilir ya da duyabiliriz. "Böyle" sözünün yetmeyeceği (çok) aşırı ya da aykırı durumlar için de imdada yetişen, elektrik tesisatındaki düzenek gibi, büyük zararlara neden olmaması için kurulan önlem ve sigorta aracı olarak, "Bu da var" sözü/sözcüğü kullanılmaktadır. Bu sözcüklerin özelliği ise bunları, ancak kendimize söyleyebilmek üzere içsel ve sonsal olmalarıdır.

Kaygının pek fazla oluşmamasını, bu sözcüklerin kullanımı ile de büyük oranda sağlamış oluruz. )

- YETENEK ile/ve/||/<>/> TAKIM OYUNU
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49568 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Maçı kazandırır. İLE/VE/||/<>/> Şampiyonluğu getirir. )

- YİRMİ YIL ÇALIŞAN ÖĞRETMEN:
[ya] BİR YILLIK "DENEYİMİNİ", YİRMİ YIL BOYUNCA TEKRAR EDEN
ile/değil/yerine/ne yazık ki/ya da/><
YİRMİ YILLIK DENEYİMİ OLAN

[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50145 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- YOKTUR:
YOLA ÇIKIP VARMAYAN
ve/||/<> YOLDAN ÇIKIP VARAN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49866 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- YOL ÜSTÜNDE TAŞ GÖRSEK, ...:
"YOLDAN VAZGEÇMEK"
ile/değil/yerine/>< ÜSTÜNDEN GEÇMEK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49986 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- YOSUN ile PASİFİK YOSUNU
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/32168 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sularda yetişen, ilkel yapıdaki örneklerine verilen genel ad. İLE Patagonya'da. )

- YOSUN ile/ve/<> YOSUNCUL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/45758 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sularda yetişen, ilkel yapıdaki örneklerine verilen genel ad. İLE/VE/<> Yosunla beslenen ya da yosunların içinde yaşayan. )

- ZÂLİM ile/değil/yerine LEVVÂM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/31533 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Başkasına kötülük. İLE/DEĞİL/YERİNE Kendine, [kendini geliştirmek üzere] "yüklenme". | Özeleştiri. )
( Zâlime uyan ve/veya susan, zâlimden beterdir. )

- ZENGİNKEN, FAKİR DÜŞMEK ile/ve/||/<> ZÂLİMLER ARASINDA, ÂLİM OLMAK ile/ve/||/<> HATIRLIYKEN, İTİBARSIZLAŞMAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/37405 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- ZİRVELERİ/Nİ...
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/32793 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( ZİRVELERİ/Nİ
[NE YAZIK Kİ]

ŞEFKÂTSİZLİĞİ/MİZİ, ANNEDE/N ÖĞREN/DİK
ANLAYIŞSIZLIĞI/MIZI, BABADA/N ÖĞREN/DİK
ÖTEKİLEŞTİRME/MİZİ, KARDEŞLERDE/N ÖĞREN/DİK
UZAKLIĞI/MIZI, YAKINLARIMIZDA/N ÖĞREN/DİK

ACIMASIZLIĞI/MIZI, KADINLARDA/N ÖĞREN/DİK
TAKINTILARI/MIZI, ERKEKLERDE/N ÖĞREN/DİK
KEYFİYETİ/MİZİ, EŞEŞEYSELLERDE/N ÖĞREN/DİK

SEFİLLİĞİ/MİZİ, ZENGİNLERDE/N ÖĞREN/DİK
KAYITSIZLIĞI/MIZI, ÜNLÜLERDE/N ÖĞREN/DİK

İKİYÜZLÜLÜĞÜ/MÜZÜ, POLİTİKACILARDA/N ÖĞREN/DİK
SAPLANTILARI/MIZI, BAŞ(BA)KANLARDA/N ÖĞREN/DİK

DİNSİZLİĞİ/MİZİ, DİN(İ)DARLARDA/N ÖĞREN/DİK
TUTARSIZLIĞI/MIZI, HOCALARDA/N ÖĞREN/DİK
ZEVZEKLİĞİ/MİZİ, AYDINLARDA/N ÖĞREN/DİK

SİNSİLİĞİ/MİZİ, TÜCCARLARDA/N ÖĞREN/DİK
DEDİKODUCULUĞU/MUZU, ESNAFTA/N ÖĞREN/DİK
İLGİSİZLİĞİ/MİZİ, BİLGİSAYARCILARDA/N ÖĞREN/DİK
DEĞERSİZLEŞTİRMEYİ/MİZİ, GAZETECİLERDE/N ÖĞREN/DİK

AKILSIZLIĞI/MIZI, BİLİMKİŞİLERİNDE/N ÖĞREN/DİK
YÜZEYSELLİĞİ/MİZİ, FELSEFECİLERDE/N ÖĞREN/DİK
DUYARSIZLIĞI/MIZI, SANATÇILARDA/N ÖĞREN/DİK

SAYGISIZLIĞI/MIZI, YAYADAN ÖĞREN/DİK
DİKKATSİZLİĞİ/MİZİ, ONDAN ÖĞREN/DİK
ÖZENSİZLİĞİ/MİZİ İSE SENDEN ÖĞREN/DİK

DİDİŞME/MİZİ, KOMŞUDAN ÖĞREN/DİK
SATAŞMA/MIZI, ARKADAŞTAN ÖĞREN/DİK
KAVGAYI DA, TARAFTARLARDA/N ÖĞREN/DİK

[FAKAT/YERİNE]

BARIŞI, HALKTA/N ÖĞREN/DİK

BAYRAMI, ÇOCUKLARDA/N ÖĞREN/DİK

DENGEYİ, DOĞADA/N ÖĞREN/DİK

KENDİMİZİ, EVRENDE/N ÖĞREN/DİK



[ Sürekli/doğrudan erişim adresi...
www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/32793 ] )

- [Ar.] ESVÂB[< SEVB] ile/değil ESBÂB[< SEBEB]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/9659 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Giyimler, giyilecek şeyler. İLE/DEĞİL Nedenler/sebepler, aracılar/vâsıtalar, lâzımalar. )
( ESBÂB-I MÛCİBE: Gerek(tir)en/icâb eden nedenler/sebepler. )

- [ne yazık ki]
ŞİŞMAN/LIK
ve/||/<>/> PİŞMAN/LIK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/47057 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ağzımızı tutmazsak. VE/||/<>/> Dilimizi tutmazsak. )

- [ne yazık ki]
"ANLAMAMAZLIKTAN GELMEK"
ile/ve/||/<> "İŞİNE GELMEMESİ"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49581 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- [ne yazık ki]
"BİLİNMEYEN CENNET"
ile/"değil"/"yerine"
"BİLİNEN CEHENNEM"İ YEĞLEMEK

[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50159 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- [ne yazık ki]
"BULUP DA BULAMAK"["BUNAMAK" değil!]
ile/ve/||/<> "AZIP DA AZIMSAMAK"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49273 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- [ne yazık ki]
"DÜNYANIN DAR GELMESİ"
ile/ve/değil/<> "KÖŞELERİN KAPILMASI/TUTULMASI OYUNU/ÇABASI/YANILSAMASI"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35914 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- [ne yazık ki]
"YOKUŞA SÜRMEK"
ile/ve/<> "TOPU, TACA ATMAK"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/32982 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- [ne yazık ki]
BEYAZ DONLA YÜZMEK
ile/değil/yerine/>< MAYO/ŞORT İLE YÜZMEK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/44539 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ayrık ve bitişik 'de/da'ları, "ki'leri, "mi'leri, gerektiği gibi yaz(a)mayan/yayınlamayanların, görüntü kirliliği yaratanların "tutumu". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yazım kurallarına uyarak ve noktalamalara özen göstererek, okuyuculara ve dilimize saygı gösterenlerin, görüntü kirliliği yaratmayanların tutumu. )
( )
( )
( )
( )
( )
( )
( )
( )
( )

- [ne yazık ki]
DİKENLİ TELLER

[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/48827 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( DİKENLİ TELLER

Madenlerden tel ekme tekniğini bulmakla yetinmeyen kişi, bu icadından çeşitli sanat ve sanayi dalları yarattı. Kafes ve kümes telinden, gelin ve telgraf teline uzanan tel türlerinden biri de dikenli teldir. Kadayıf telinden çok devedikenine benzeyen dikenli tele "teldikeni" de denebilirmiş ama, adı konmuş bir kere, değişmesi zor. Bozkırda sığır güden kovboylar için üretilen dikenli tel, savaşlarda toplama kamplarında kullanılmış. Kimi ülkeler telin üretimini, kimi ticaretini yasaklamış; ötekiler de tüketimi. Ülkemizde dikenli telle ilgili yasal kısıtlamalar olup olmadığı kesin bilinmiyor. Ancak nerede "yasak" levhası varsa onun yakınında dikenli tel örgü bulunması yabancı konuklarımızın hemen dikkatini çekiyor. Çünkü, yasak ya da tehlikeli bölge simgesi olan dikenli telin tüketim düzeyi, ülkenin kültür düzeyi ile yapısal ve açısal sorunlarını gösteriyor. Filtreli sigara ve Calcium(kuvvet) iğnesi türünden Frenk icatlarına fazlaca düşkün olan milletlerin dikenli tel tüketme eğiliminin giderek yükseldiği saptanmış. Yakın geleceğin üst düzey devlet yöneticiliğine aday olan sevgili evlatlarımıza karşı dikenli telin saldırganca kullanıldığı da anlaşılmış. Üstelik, eskiçağlarda "dikendutu" olarak bilinen böğürtlen çitleri yerine, günümüzde dikenli telörgüler kullanılması da çocuklarımızı hiç mutlu etmiyormuş. Nüfusunun yüzde elli oranında şehirli, yüzde yetmiş oranında okuryazar olmasıyla övünen Türkiye'deki dikenli tel tüketimi, plancılarla iktisatçıların tüylerini diken diken eden bir artış hızına ulaşmış. Kesin olmayan ilk hesaplamalara göre yıllık yüzde yüzyirmisekiz dolayındaki tüketim artışı, resmi enflasyon rakamlarını üçe katlayabilen tek tüketim kalemidir.

Bu denemede, dikenli telin şehir halkı ile topluma etkileri üzerinde durulmakta, güncelleşen milli soruna medeni bir çözüm yolu aranmaktadır.

Dikenli telin güvenilir tarihçesi ne yazık ki hâlâ yazılmamış. Tüm bildiklerimiz, yabancı dillerdeki ünlü ansiklopedilerden aktarılıyor. İlk üretim patenti 1874 yılında alınmış. Amerikalı mucit, madeni tele diken takmanın teknik kolayını (aletini) bulmuş. Erkeksi görüntüsünü vurgulamak için, bu yeni icada "sakallı tel" adı verilmiş. Çoğu sakallı olan yiğitlerimiz, Birinci Dünya Savaşı sırasında Mısır'da tanıştıkları yeni silaha "dikenli tel" adını koymuşlar. Sakalın traş çaresi var da dikeninki yok. Dikenli tel örgüler, o gün bugündür, düşmanlara, kaçakçılara, hırsızlara, savaş esirlerine tutuklulara, gözaltına alınanlara karşı bir güvenlik önlemi (aracı) olarak, inşaat şantiyelerinde, Hazine'den tahsisli resmi konutlarda, spor-eğitim ve turizm tesislerinde, yasak ve hassas bölgelerde, saray, köşk, müze ve çocuk bahçelerinde kullanılıyor. Kendi ülkelerinde dikenli teli belki hiç görmemiş olan kimi diplomatlar, bizdeki yaygın kullanıma özenerek, Kançılarya ve Rezidansların bahçe duvarlarını dikenli tellerle takviye etmeye başlamışlar. Bilinen çoğu örnek olaylar, dikenli tel çitlerin, aslında etkili olmadığını ve sadece "yasak" anlamında kullanıldığını ortaya koyuyormuş.

Genellikle güvenilir kaynaklardan alınan derlenen doğrulanmamış bilgilere göre, 1890'da 2000 ton olan dünya dikenli tel üretimi, 1930'da yaklaşık 200.000 tona, 1980'de 22.888.900 metrik tona ulaşmış. Avrupa, Akdeniz ve İslam ülkeleri arasındaki tüketim hızı artışında Türkiye yıllardır ilk sıraları koruyormuş. BM istatistikleri, sanayi ülkelerinde üretilen üstün kaliteli dikenli tellerin daha çok gelişmekte olan ülkelerde tüketildiğini gösteriyormuş. Sivil amaçlı projelerde, DT-7-ASA 9000 TSE standardına uygun (galvanizli çelikten yapılmış) piyasada "Kirpi" mal diye bilinen ithal mallar ihracatında adı geçen ülkeler, dikenli tel kullanılmasını tümden yasaklamışlar. Hatta, et ve süt paketleri üzerinde "Dikenli telsiz çiftliklerde üretilmiştir" damgası vuruluyormuş. Afrika İnsan Hakları Derneği'nin 1986 tarihli araştırması da, dikenli telin hayvanlardan çok yurttaşlara ve şehirlilere karşı kullanıldığı gerçeğini ortaya koymuş.

İlk "Dikenli Tel Yasası" 1894'te İngiltere'de yürürlüğe girmiş. Yasa, dikenli telin insana ve hayvanlara zarar verecek şekilde kullanılmasını yasaklamış. Meskûn yerlerde ve yol kenarında kurulu tel örgüler kaldırılmış, yasaya uymayan kişi ve kurumlara ağır cezalar kesilmiş. Yasa başarılı olmuş. Medeni ülkelere sokulmayan dikenli teller, günümüzde artık medeniyet merkezi sayılan şehirlerde görülüyor. "Gülü seven dikenine katlanır" sözü uyarınca, dikenl tel, en çok da, anıt ve sanat yapıları, okullar, luna-parklar ile çocuk bahçelerinde "yasak" (girilmez/geçilmez/dokunulmaz) anlamında kullanılıyor. Kime karşı, neden yasak? Malı mı koruduğu yoksa canı mı sakındığı? belirsiz olan yasağın kendi, tehlikesinden büyük bir simge! "Dikkat Köpek Var!" ihbarı gibi, "Dikkat Dikenli Tel" diye uyarmak gerekir hemşerileri.

Dikenli telden korunmak için neler yapılabilir? Telin dikenlerini traşlayan elektriklitraş makine patenti 1974'te alınmışsa da, yapılan pazar araştırmaları sonunda, talep azlığı nedeniyle üretime geçilememiş. Uluslararası Hayvanları Koruma Derneği'nin dergisine göre, en basit ve ucuzundan bir tel makası ve iki kalifiye işçi ile yaklaşık 200.000 metrelik tel örgünün üç günde kesilip kaldırılacağı; diken-traş makinelerine hiç ihtiyaç bulunmadığı anlaşılmış. Bu yüzden diken traşlama makinesi yerine, çim-biçme makineleri alınması tavsiye ediliyor.

En kolay ve etkili çözümü Türk çocukları bulmuş. Dikenli telleri, birer yay teli gibi gerip birbirine bağlayarak tel örgülerde 40-50 santimetrelik pencereler açmayı öğrenmişler. Çok büyük değil ama geçmeye yetiyor. Gönüller şen olsun! Büyüklerce tasarlanan tel engellerin çocuklara karşı etkili olmadığı görülüyor. Uzun sözün kısası, dikenli tel, öyle aşılmaz, geçilmez, sağlam ya da dayanıklı bir engel değildir. Tırmalar, yaralar, belki sakatlar ama kararlı kişileri durduramaz. Hele bizim mahalle çocuklarını asla!

Dikenli telle yıllardır içli-dışlı yaşamaya alışmış bir toplumdaki dikenli tel alışkanlığı nasıl giderilebilir? Günlük hayatımızın parçası olan tellerden vazgeçilebilir mi? Şili, Peru ve Uruguay'daki ilk denemeler, yasağın karaborsaya yol açtığı ve milli standarda uymayan malların piyasaya sürüldüğünü göstermiş. Halkın taklitlerden sakınması güçleşmiş. Ayrca, "Dikenli tel kullanmak yasaktır" levhalarının dikenli telle çevrilmesi de -resmi tüketimin artmasına yol açarken- muhalefet basınında çıkan karikatürlere konu olmuş.

Dikenli telin sakıncası yalnızca ele-göze batmasından, gelip geçen vatandaşların elbise ve eteklerini yırtmasından, her ay yüzler ve binlerce çocuğa yok yere tetanoz serumu yapılmasından ibaret değildir. Asıl üzerinde durulması gereken sorun, dikenli telin gelişigüzel kullanımından doğan duygusal tepki ve manevi yıkıntılardır. AT ülkeleri, Belediyeler Biriği Genel Kurulu, dikenli telle korunmuş kent mekânlarının, hemşeriye hakaret, çocuklara saldırı, milli onura saygısızlık, kamu yararına "muzır" olduğuna karar vermiş.

Güney Amerika'da 1985'te yapılan bir kamuoyu yoklamasına göre, dikenli telli şehirlerde yetişen çocukların, küçüklerini sevmediği, büyüklerini saymadığı, vatandaşlık görevlerini yerine getirmediği görülmüş.* Yakın Doğu'nun Sincan özerk yöresinde at koşturan soydaşlarımızla geçen yaz yapılan bilimsel söyleşide, Uygurlar'ın dikenli tel örgüleri hiç bilmedikleri anlaşılmış. New York Belediyesi de, Batı Yakası'nın Öyküsü filminden sonra okul bahçeleri çevresindeki tel örgüleri tümden kaldırmaya karar vermiş. Çünkü bu okullarda yetişmiş çocukların 2-3 katlı binalara merdivensiz tırmandıkları görülmüş.

Dikenli telden yapılmış en ünlü engel, Birinci Savaş'ta Avusturya (Alp) Cephesi'nde savaşan ve zafer kazanan İtalyan piyadelerinin "Konçertino" (Küçük Konçerto) adını verdikleri istihkam (savaş) aracıdır. Akordiyon körüğü gibi açılıp kapanabilen, rüzgarlı kış gecelerinde, memleket ezgilerini anımsatan özlem dolu sesler çıkaran dikenli kangallar bir dönem Napoliten serenadlar kadar ün kazanmış. İtalyan savaşçılarn kara mizahı, medeniyet yolunda ilerleyen insanlık onuru için görkemli bir esin kaynağı olabilir mi? diye düşünüyorum.

Fantastik çözüm yolları geliyor insanın aklına. Önce, dikenli tel örgülerin önünde ya da arkasına yerleştirilecek sanayi tipi, kuvvetli hava üfüren vantilatörlerle, dikenli tellerin müzik yapma gücü kanıtlanabilir ve amatör müzikseverlerin bu telleri dev akordiyonlar gibi çalması sağlanabilir. İkinci ve daha etkili çözüm yolu olarak şehir merkezi (Centrum) çevresinden sökülecek dikenli tellerden yapılacak Santurlar, Belediye konservatuvar öğrencilerine parasız dağıtılabilir. Hele bir düşünün, değerli dostlarım: "Konser ya da Konçerto alanı: Giriş Serbesttir! Alışageldiğimiz, dikenli yasaklar yerine kulağa ne kadar hoş geliyor, değil mi?

Yasaklar konusunu işleyip de, dikenli tel örgülere yer vermeyen kimi usta sanatçılarımıza buradan kişisel bir çağrıda bulunmak istiyorum. Yaşar Kemal gibi yazarlar dikenli tel yasaklarına karşı bir kampanya açabilirler. Kampanyanın koordinatörlüğünü belirlemek üzere uluslararası yarışmalar da düzenlenebilir. Belediye Başkanlığı, İl Eğitim Müdürlüğü ile İlçe Zabıta Amirliği'nin açılacak yarışmaya danışman olarak katılması sağlanabilir. En çok (kilo veya kilometre) dikenli teli en kısa zamanda söküp kaldıran yerel örgüte, çocuk ve yaşlı hemşerilerden kurulu yarışma jürisi tarafından Büyük Belde Belediyeler Birliği (BBBB)'nin Başarı Beratı (BB) verilebilir. Yarışmayı kazanan örgüt bandosu ile Konservatuvar Santur Heyeti'nin şehir merkezinde konserler vermesi de düşünülebilir. Tanıtma Vakıflarımız, yeni spor dalının, Akdeniz ve Balkan Oyunları ile Olimpiyat programına alınması için harekete geçirilebilir. Uluslararası yarışmalardaki ulusal başarılara yıllardır özlem duyan ülkemiz, bir yandan altın madalyaları toplarken, barışcı çabalarındaki başarısından dolayı Nobel'e aday da olabilir. Belki hayal denecek ama dikenli tel örgülerimizin kaldırılabileceğini ve şehir merkezlerinin dikensiz, toplu-taşıma raylar ile örülebileceğini sanıyorum. Dikensiz şehir merkezlerinde yetişen kuşakların güllere karşı daha duyarlı ve saygılı olacaklarını da hayal ediyorum.

Dikenli tel, ekili tarlaları, başıboş sürülere karşı başarıyla korumuştur. Endüstrileşen ülkelerde bostana giren danalar tasarım önlemleriyle durduruldu. Zamana ayak uyduramayan ve geri kalmış ülkelerde, şehirlerin konut, eğitim, sağlık, üretim, ulaşım, dinlenme ve savunma bölgeleri birbirine karışınca, tel örgülü yasaklar kaçınılmaz olmuş. Çağdaş Belediyeler, savaşı anımsatan yasakları yaşatmak yerine dikensiz mekanlar yaratmak yolunu seçti. Kent bölgeleri yasalarla belirlenince dikenli tel yasaklara gerek kalmamış. Parklarda, hipodromda, Hisarda, stadyumda, okulda ve otoyoldaki dikenli "yasak"ların yerini biz de deneyebiliriz. Halk dilinde "köşeyi dönmek" başarmak anlamına gelir. Oysa Hemşeri, köşeleri değil, kestirmelerin dikkenarlardan yaklaşık, üçte-bir oranında daha kısa ve kârlı olduğunu keşfetmiştir. Dikdörtgen prizmanın köşegenleri yaya trafiğe açılınca, köşeleri bekleyen dikenler işlevsiz kalır. Böylece, uygar davranışa duyarlı şehir tasarımı, dikenli telin kullanma gerekçesini ortadan kaldırır. Dikenli tele çözüm bulan Belediye (Başkanı), "Gidemediğin yer senin değildir." sözüyle ünlü Sivas Valisi Halil Rıfat Paşa gibi, tarihe geçebilir. Gidilen her yer belediyenin, vatandaşın malı olur, vatan olur. Bu öneri de, kuşkusuz, biraz hayal-kurgudur ama gerçek-üstü kuruntu değildir.

Vatandaşımıza, "Girebildiğin her yer senindir. Bu vatan senindir" diyebilmeliyiz.

* Manuel Scorza, Dikenli Tel adlı belgesel romanında (Türkçesi 1975), dikenli teli bir silah gibi kullanan sömürgecilere yenik düşen ve tüm otlaklarını yitiren Peru'lu köylülerin öyküsünü anlatır. Köyün rahibi, dikenli tel örgüyü "Şeytanla top oynayan kişinin işine", Yerli-köylülerse, "Tanrı'nın Gazabına" benzetmişler, Tanrı'ya yalvarmışlarsa da sonuç hiç değişmemiş!

Sayın Bozkurt Güvenç'in, İnsan ve Kültür adlı kitabından... )

- [ne yazık ki]
SÖZDE, ÖLÇÜ BİLMEMEK/BİLMEYEN
ve/||/<> EDEPSİZLİKTE SINIR TANIMAMAK/TANIMAYAN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49795 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- [ne yazık ki]
TAZIYA, "TUT!"
ve/||/<> TAVŞANA, "KAÇ!"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49799 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- [ne yazık ki]
YEMEĞİN "YANMASI":
ATEŞ İLE
ile/ve/||/<> TUZ İLE ile/ve/||/<> ACI BİBER İLE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/47689 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yemekler, sadece ve doğrudan ateş ile değil fazla kullanılan tuz ya da acı biber, baharat vb. ile de yenilmez duruma düştüğünde kullanılan deyim. )

- [ne] "VARLIĞA YERİNİRİM" ne de "YOKLUĞA ERİNİRİM"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/32323 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ancak, yokluğu birebir, kendin deneyimle(yebil)dikten sonra söyleyebilirsin/söylemelisin! )

 



 






SÖZLER

 

 

 

 

 

 

 

YAZILAR

......

--------------------

 

 





 

 


 

   

 

Bu sayfa 01 Ocak 2018 itibariyle 85 kez incelenmiş/okunmuştur.

 

FaRkLaR Kılavuzu Facebook Grubu             FaRkLaR Kılavuzu Twitter Sayfası
grubumuza da katılabilirsiniz...             'dan da takip edebilirsiniz...
 

6D Bilgi Hizmetleri vs. | www.6Dtr.com       FaRkLaR Kılavuzu       GösterGe Bilişim ve İnternet Hizmetleri

Yenilikler ve Duyurular | Desteğiniz Lüt(û)fen!!!