FaRkLaR KILAVUZU/"SOZLUGU"!!! - EN ÇOK KARIŞTIRILANLAR

[ne yazık ki]
EN ÇOK KARIŞTIRILANLAR!!!

( SÜREKLİ AYIRDINDA VE FARKINDA OLUNMASI GEREKENLER!!! )
( WHAT NEEDS TO BE IN YOUR AWARENESS;
WHAT NEEDS TO BE DISTINGUISHED! )



GENEL ile ÖZEL / ÖZEL ile GENEL




- GENEL ile/ve/<> ÖZEL
( Beyan. İLE/VE/<> Örnek. )
( Zıtlar vardır fakat zıtlık yoktur. )
( Hastalık "yoktur", hasta vardır. )
( Bazen ve/ya da bazı durumlarda/koşullarda, bir ilke için "herkesten", bazen de bir kişi/insan için tüm ilkeler("imiz")den vazgeçebilmeliyizdir/vazgeçmeliyizdir! )

- !GENELLEME(!) ile/ve/<> !İNDİRGEME(!) ile/ve/<> !SİLME(!) ile/ve/<> !ÇARPITMA(!)

- "GENEL BİR YAKLAŞIMLAR" değil GENEL YAKLAŞIMLAR

- "GENEL KONUŞMAK" ile "LÂFI DOLANDIRMAK"

- "GENEL PLANDA" ile "GENİŞ PLANDA"

- "KASITLI" (OLARAK) ile/ve/değil/yerine ÖZELLİKLE

- "KISALTMA" ve/veya "HIZLANDIRMA" ile/> GENELLEME ve İNDİRGEME

- AKSİYOM ile GENELLEME

- AYRINTI ile/ve ÖZEL

- AYRI ile/ve ÖZEL

- BÂ-HUSÛS değil/yerine/= ÖZELLİKLE, EN ÇOK

- BASİT ile/ve GENEL

- BELEDİYE OTOBÜSLERİ ile ÖZEL HALK OTOBÜSLERİ

- BELİRTİ ile ÖZELLİK

- BİSİKLET ile/ve ÖZEL BİSİKLET

- BURÇ değil GENELLEME
( Kişileri, burçlarına göre ayırmak ve tanımlamak, ciddi bir karşılığı bulunmayan, gerçekliklerden, yaşamın ayrıntılarından ve/veya kendinden kaçışlara hizmet eden genellemelerdir. )

- DAHA ÖZEL ALGILA/YORUMLA! ile/ve/<> DAHA GENEL DÜŞÜN
( Kendini, iyi hissettiğinde. İLE/VE/<> Kendini, kötü hissettiğinde. )

- DEGİŞİK/LİK ile ÖZEL/LİK

- DEVLET:
ÖZGÜRLÜK ve/||/<> TUTKU
ve/||/<> GENEL ve/||/<> ÖZEL ve/||/<> NESNEL ve/||/<> ÖZNEL
( Devlet, özgürlükle tutkunun, genelle özelin, nesnelle öznelin bireşimini[/tevhîdini] sağlar. [Devlet, sadece, bürokratik ve politik bir örgüt değildir!] )

- ETKİ ile/ve/<> ÖZELLİK

- FARKLI ile/ve ÖZEL

- FARK ile ÖZELLİK

- GEÇİCİ ile/ve/değil ÖZEL

- GELENEK ile/ve/<> GENELLİK

- GENE-LİKLE değil/< GENELLİKLE
( Vurgu ve harfi tam/doğru seslendirerek! [Dudak ve bilgi tembelliği yapmadan!] [Harfleri biraraya getirerek değil kulak dolgunluğuyla, doğrusu nasıl söyleniyorsa o şekilde söyleyerek!] )

- GENEL <> ÖZEL ile/ve/değil/yerine BİÇİM <> ÖZ

- GENEL AF ile/ve/değil KISMÎ GENEL AF

- GENEL DUYULAR ile/ve/<> ÖZEL DUYULAR
( Görme, İşitme, Dokunma. İLE/VE/<> Koklama, Tatma. )
( Bellek kayıtları yoğundur. İLE/VE/<> Bellek kayıtları hafiftir. )

- GENEL GERÇEKLİK ile/ve/||/<>/>/< ETKİLİ GERÇEKLİK

- GENEL GÖRELİLİK ile/ve/<>/< ÖZEL GÖRELİLİK
( DEĞİŞMEZLİK/BAKIŞIM[SİMETRİ] İLKESİ [İng. INVARIANCE PRINCIPLE]: Fizik yasaları ya da fiziksel bir nicelik, belirli dönüşümler altında değişmezdir. | Özel görelilik kuramı. | Genel görelilik kuramı. )
( Özel göreliliğin değişmezliğini, sadece eylemsizlik(ivmesiz) referans sistemleri için sınırlı tutmuş olmasının açmazını tamamlayan ve fizik objektifliğin alanını genişleten ve matematik ifadesini, Riemannian uzay-zaman koordinatları ile bulan kuram. [1911] [Fizik yasaları, sürekli koordinat dönüşümleriyle birbirlerine geçilebilen, eylemli ya da eylemsiz tüm referans sistemlerinde değişmez olmalıdırlar.]
İLE/VE/<>/<
Birbirlerine göre düzgün doğrusal hareket eden [ivmesiz] eylemsizlik referans sistemleri için sınırlı ve geçerli, iki postüla üzerine kurulmuş olan ve matematik ifadesini, Minkowski uzay-zaman boyutları [tensörü] ile bulan kuram. [1905] [Fizik yasaları, tüm eylemsizlik referans [Galile] sistemlerinde aynı matematik şekle sahip [değişmez(invariant)] olmalıdırlar. Işık, uzayda, her yönde, sabit c hızıyla kaynağından ve gözlemcinin hareketinden bağımsız olarak yayılır ve hiçbir sinyal ya da enerji, ışığınkinden daha yüksek bir hızla yayılamaz.] )

- GENEL [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- GENEL [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- GENEL-GEÇER

- GENEL/UMUM ile MUTLAK

- Genelde KONUŞ!!!

- GENELDE ile/ve/değil TEMELDE

- GENELLEME:
"GENİŞ DÜŞÜNMEK"
değil GEVİŞ GETİRMEK

- Genellemeden KONUŞ!!!

- GENELLEME ile/ve "BÜYÜTMEK"

- GENELLEME ile/ve/değil "SIÇRAMA"

- GENELLEME ile/ve/değil ABARTMA

- GENELLEME ile/ve/> AYRIMCILIK

- GENELLEME ile/değil BENZETME/TEŞBİH

- GENELLEME ile ÇIKARIM

- GENELLEME ile/ve/değil/yerine DEĞİLLEME

- GENELLEME ile/ve EKSİK TÜMEVARIM
( Her şeyi genelleştirmeyi seven kişi, çoğunlukla yalan söyler. )

- GENELLEME ile/değil/yerine/>< EMİN OLARAK

- GENELLEME ile/ve/<> EZBERİNİ SÖYLEMEK

- GENELLEME ve/||/< GENELLEMENİN FARKINDALIĞI

- GENELLEME ile/ve/||/<>/> HATA

- GENELLEME ile/ve/<>/|| KABUL

- GENELLEME ile/ve/<> ÖTEKİLEŞTİRME

- GENELLEME ile/ve/değil SINIRLAMA

- GENELLEME ile TOPTANCI TUTUM

- GENELLEME ile/ve/değil YUVARLAMA

- GENELLEŞTİRME ile/ve MUTLAKLAŞTIRMA

- GENELLEŞTİRME ile/yerine OLASILIK OLARAK (DEĞERLENDİRME)

- GENELLEŞTİRME ile/değil ÖRNEKLENDİRME

- GENELLEŞTİRME ile/ve SOYUTLAŞTIRMA

- GENELLEŞTİRME ile/ve SOYUTLAYARAK GENELLEŞTİRME

- GENELLEŞTİRME = TAMİM = GENERALIZATION[İng.] = GÉNÉRALISATION[Fr.] = GENERALISATION[Alm.] = GENERALIS[Lat.]

- GENELLİKLE ile ÇOĞUNLUKLA

- GENELLİKLE ile GENEL-GEÇER

- GENELLİYORSAK/GENELLEYECEKSEK
ile/değil/yerine/><
GENELLEMİYORSAK/GENELLEMEYECEKSEK

( [söyleyeceğimizi] Söylemeyelim ve daha çok düşünmeye devam edelim. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Söyleyebiliriz/konuşabiliriz, düşünebiliriz. )

- GENELME ile GENELEME ile GENELLEME
( Genişleme. İLE Bir düşüncenin, farklı sözlerle, yeniden/tekrar anlatılması. İLE Bir ya da birkaç özel/tekil veriyi/durumu, herşeyi/herkesi katarak ve tek bir şeye indirgeyerek açıklamaya çalışma "iddiası"/zayıflığı.[Tüm genellemeler, yanlıştır! Bu bile!] )

- GENEL ile/ve/değil/yerine/||/<> "AĞIRLIKLI"

- GENEL ile BASMAKALIP

- GENEL ile/ve/yerine/değil ÇEŞİTLİ

- GENEL ile DÜZENLİ/SÜREKLİ GENEL

- GENEL ile/ve EVRENSEL
( ... İLE/VE Somutta çeşitlilik. )

- GENEL ile/ve EVRENSEL

- GENEL ile GELENEKSEL

- GENEL ile GENELDE

- GENEL ile/ve GENİŞ

- GENEL ile GERÇEK

- GENEL ile/ve/değil/<> KABUL

- GENEL ile/ve KAPSAYICI

- GENEL ile/ve/değil MİLLÎ

- GENEL ile/ve/değil OLAĞAN

- GENEL ile/ve ORTAKLAŞA

- GENEL ile ÖZEL

- GENEL ile/ve/<> ÖZEL
( Beyan. İLE/VE/<> Örnek. )
( Zıtlar vardır fakat zıtlık yoktur. )
( Hastalık "yoktur", hasta vardır. )
( Bazen ve/ya da bazı durumlarda/koşullarda, bir ilke için "herkesten", bazen de bir kişi/insan için tüm ilkeler("imiz")den vazgeçebilmeliyizdir/vazgeçmeliyizdir! )

- GENEL ile/ve TEMEL
( Uzlaşım. İLE/VE Zorunluluk. )

- GENEL ile TÜM

- GENEL ile/ve TÜMEL
( Vahdet. İLE/VE Ahad. )
( Zorunluluk yoktur/olmaz! İLE/VE Zorunluluk vardır, aranır ve/veya bulunmak zorundadır. )

- GENEL = UMUMÎ = GENERAL[İng., İsp.] = GÉNÉRAL[Fr.] = ALLGEMEIN[Alm.] = GENERALIS[Lat.]

- GENİŞ ZAMAN ile/ve/<> GENELLEŞTİRME

- GİZEM ile/ve/değil/yerine GENELE/HERKESE AÇIK OLMAYAN

- GÜZELLİK ile/ve/||/<> ÖZELLİK

- HAFİFE ALMAK ile/ve/<> GENELLEMEK

- HAK:
KESİNLİK
ve/||/<> DOĞRULUK ve/||/<> GENELLİK

- HASSAS (KONU) ile ÖZEL (KONU)

- İLGİNÇ ile ÖZEL

- İŞ HAYATI ile/ve/<> ÖZEL HAYAT
( Hayat-veren kaynağa ulaşıncaya dek, su olmayan herşeyi atarsınız. )

- İŞLEVSELLİK ile/ve/||/<> ÖZELLİK

- İTHAM ile/ve/<> GENELLEME

- KİŞİNİN:
ÖZELİ
ile/ve/||/<>/> ÖZELİ OLARAK KALMASI GEREKENLER

- KİŞİYE ÖZEL ile/ve/değil TEKRAR EDİLEMEZLİK

- KIYASLAMA HATALARI:
GENELLEŞTİRME
ile/ve/||/<> ÖZELLEŞTİRME

- KOLEJ değil/yerine/= ÖZEL OKUL | BİLGİTEY

- MAHSUS[Ar.] değil/yerine/= ÖZELLİKLE

- MÜLHAK BÜTÇE ile/ve ÖZEL BÜTÇE

- NİCEL ÇOKLUK ile/ve GENEL KABUL/LER

- NİTELİK ile ÖZELLİK

- ÖNCELİKLİ/LER ile/ve GENEL
( For human. VS./AND On nature. )
( İnsanda. İLE/VE Doğada. )

- ÖNCELİK ile/ve ÖZELLİK

- ÖNEMLİ ile/ve ÖZEL

- ÖNYARGI ile/ve GENELLEME
( Ne kadar genelleme yapılıyorsa düşünce de o derece yoktur. )

- ORTAK, GENEL = COMMON[İng.] = COMMUN[Fr.] = COMMUNISGEWÖHNLICH[Alm.]

- ORTALAMA (OLARAK) ile/ve GENELLEME

- ÖZEL HAT ile ÖZEL HAYAT

- ÖZELLİK ile ÖZELİK
( Bir şeyin, benzerlerinden ya da başka şeylerden ayrılmasını sağlayan nitelik. İLE [felsefe] Herhangi bir durumu gösterebilme yeteneği. )

- ÖZEL ile/ve/değil/yerine/||/<> AYRINTI

- ÖZEL ile GİZLİ

- ÖZEL ile/ve/<>/hem de GÖZEL

- ÖZEL = HUSUSİ = SPECIAL[İng.] = SPÉCIAL[Fr.] = BESONDERE[Alm.] = ESPECIAL[İsp.]

- ÖZEL ile KENDİ

- ÖZEL ile/ve/<> KİŞİSEL

- ÖZEL ile/ve/değil/yerine KİŞİSEL

- ÖZEL ile/ve/değil/yerine/||/<> ÖZELLİĞİ OLAN

- ÖZEL ile ÖZGÜ
( Durumun özel koşulları kavranıp, büyük başarı beklenmemeli. )

- ÖZEL ile ÖZGÜ

- ÖZEL ile/ve/değil ÖZGÜN

- ÖZEL ile/ve/değil/yerine SIRADIŞI

- ÖZGÜN ile/ve/<> ÖZEL

- ÖZGÜRLÜK ve/||/<>/>/< ÖZELEŞTİRİ

- PAYLAŞILABİLEN ile ÖZEL OLAN
( SİHAN: Hisseler. )

- SADECE ile/ve/değil ÖZELLİKLE

- SAVCI/LIK ile GENEL SORGU SAVCI/LIĞI

- SOYUTLAMA ile GENELLEME

- SÖZEL ile/ve/değil ŞİFAİ

- SÜREÇ ile/ve/<> ÖZELLİK

- TAAMMÜM]Ar.} değil/yerine/= YAYILMA, GENELLEŞME

- TAMİM[Ar.]/SİRKÜLER[Fr.] değil/yerine/= GENELGE

- TAPMAK:
GENELLEME
ve/ya da/<> İNDİRGEME ve/ya da/<> ÖZDEŞLEŞTİRME

- TESPİT ile GENELLEME

- TOPLUMSAL ADÂLET'İN TANIMLARINDA:
GENEL
ile/ve TOPLUMSAL ile/ve SİYASAL
( Toplum içinde ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal yönden yoksul, mahrum ve zayıfların doğrudan doğruya toplum tarafından korunmaları. İLE/VE Kişinin, insan onuruna uygun bir düzeye, sadece emeğinin karşılığı ile çıkabilmesinin sağlanması. İLE/VE Kişilerde, kültürel ve siyasal zayıflığı doğuran olumsuz etmenlerin toplum gücüyle kaldırılması. )

- ÜÇGENLER ile/ve/<> ÖZEL ÜÇGENLER
( ... İLE/VE/<> )
( ... İLE/VE/<> )

- UMUM(Î) değil/yerine/= GENEL

- ÜRETİM:
ENDÜSTRİYEL
ile/ve/<> ÖZEL
( Özel üretim yapan işletmelerde, ürünler sıfırdan tasarlanarak ya da siparişe özel olarak mühendislik çalışmaları sonucunda ortaya çıkar. Sipariş için gerçekleştirilen tasarım, ürünün sonucuna aktarılacağından dolayı ve hazırda bulunan pek çok tahmin nedeniyle, tüm üretim sürecinde esnek bir yapı olmasını gerektirmektedir. Varolan süreçlerin esnekliği dolayısıyla da, özel üretim yapan işletmeler, ERP sistemlerinden temel olarak esneklik ve çeviklik beklemektedirler. Endüstriyel üretim yapan işletmeler tarafında ise ürünler, sipariş bazlı olarak ayarlanır. Müşteriler, stokta bulunan bir ürünü sipariş edebilecekleri gibi, önceden tasarlanmış ve katalogda yer alan bazı özellikler ve seçenekleri de satın alınacak ürüne katarak sipariş verebilirler ancak değişiklik istekleri, kataloglar ile sınırlıdır.

Özel üretim yapan firmalar, esneklik ve çevikliğe önem verirken, endüstriyel üretim yapan firmalar daha çok operasyonel verimliliğe odaklanmaktadır. Aynı zamanda, endüstriyel üretim yapan firmalar, üretim süreçlerinde, özel üretim sürecindeki her bir projenin değiştiği durumun aksine, tahmin edilebilirlik ve süreklilikten gelen avantajlara da sahip olurlar. Tahminler ve yansıtmalar sayesinde de, yöneticiler, sonuçları ölçebilirler ve gerektiğinde yönlerini değiştirebilirler. Bu değerler de bulunulan süreçlerin gelişmesini ve tüm zincirin bütünleşmesinin güçlenmesini sağlar. )

- VAZGEÇİRMEDE/CAYDIRICILIKTA:
GENEL ÖNLEM
ile/ve/||/<> ÖZEL ÖNLEM

- YAYGIN BİLGİ ile/ve/<> ÖZEL BİLGİ ile/ve/<> BİLGİ
( 1- Ammeden, ammeye aktarılan yaygın bilgi.
2- Alimlerden, alimlere aktarılan özel bilgi.
3- Tek bir kişiden, tek bir kişiye aktarılan bilgi. )

- YEREL ile/ve ÖZEL

- [ne yazık ki]
GENELLEME
ile/ve/ya da/||/<>/= İNDİRGEME ile/ve/ya da/||/<>/= ÖZDEŞLEŞTİRME
( Tüm genelleme ya da indirgemeler, tamamen yanlıştır! )

- [ne yazık ki]
GENELLEME
ile/ve/||/<>/< "İDDİA"
( [ne yazık ki] Ne kadar çok "genelleme" yapı(lı)yorsa, o kadar çok iddia edilir/eder. )

- [ne yazık ki]
GENELLEME
ve/||/<>/< BİLGİSİZLİK

BİRİNCİL OLAN/LAR ile İKİNCİL OLAN/LAR




- BİRİNCİL OLAN ile/ve/<> İKİNCİL OLAN
( Hayatımızda, zihnimizde, dilimizde ve pratikte yerini almış kullanımların, uygulamaların ve bilgilerin uygun zamanda, yerinde kullanımı, iletişim ve paylaşımlarımızın en temel gerekenlerindendir. Seçtiğimiz konu/kavram ve soruların, önemi ve uygunluğu üzerinde sorumluluk sahibiyiz ya da olmamız gerekmektedir. Dolayısıyla, bir konunun ve/veya soru-nun önceliğini de göz önünde bulundurmak gerekir. Kavramların nitelikleri ve duruma uygunluğunu gözlemleyip, ona göre yerinde ve sırasında kullanmamız gereken sorular/konular olabilir. Bu noktada, neyin, hangi konuda/ortamda uygun olup-olmadığı üzerine, öncelikli olup-olmadığı üzerine önceden bir düşünüş ve çalışma yapma/yapmış olma gerekliliği vardır. )

- "AYNA" ile/ve/> İKİNCİ VAROLAN
( Her varolan, her zerreye; her zerre, her varolana etki eder. )

- "EN ÖNEMLİ" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BİRİNCİ

- "İLK DİL" ile/ve "İKİNCİ DİL" ile/ve "ÜÇÜNCÜ DİL"
( Hiyeroglif dili. İLE/VE Simge dili. İLE/VE Mektup dili. )
( Kutsal ya da tanrısal dil. İLE/VE İşaretler ya da kahramanlık armaları. İLE/VE Biririnden uzak kimselerin yaşamlarının halihazırdaki gereksinimlerini birbirlerine iletmeleri için. )
( GIAMBATTISTA VICO )

- AĞUSTOS'UN İLK 15'İ ile AĞUSTOS'UN İKİNCİ 15'İ

- ATLAS KEMİĞİ[Boyun omurlarının birincisi] ile AŞIK KEMİĞİ ile BEL KEMİĞİ ile ÇEKİÇ KEMİĞİ ile DİRSEK KEMİĞİ ile ELMACIK KEMİĞİ ile KOL KEMİĞİ ile ÖRS KEMİĞİ

- AYASOFYA'DA:
BİRİNCİ
ile/ve İKİNCİ ile/ve ÜÇÜNCÜ
( M.S.: 360 ile/ve 415 ile/ve 537 )

- BİRİNCİ DERECE SIVI/LAR ile/ve/<> İKİNCİ DERECE SIVI/LAR
( Dört hılt. İLE/VE/<> Temel sıvılar ya da fazlalıklar. )

- BİRİNCİ NİTELİK(LER) ile İKİNCİ NİTELİK(LER)
( Gerçektir. İLE/VE Zihinseldir. )

- BİRİNCİL NİTELİKLER ile/ve İKİNCİL NİTELİKLER

- BİRİNCİL OLAN(/Olma[ma]sı Gereken) ile İKİNCİL OLAN(/Olma[ma]sı Gereken)

- BİRİNCİL OLAN ile/ve/<> İKİNCİL OLAN
( Hayatımızda, zihnimizde, dilimizde ve pratikte yerini almış kullanımların, uygulamaların ve bilgilerin uygun zamanda, yerinde kullanımı, iletişim ve paylaşımlarımızın en temel gerekenlerindendir. Seçtiğimiz konu/kavram ve soruların, önemi ve uygunluğu üzerinde sorumluluk sahibiyiz ya da olmamız gerekmektedir. Dolayısıyla, bir konunun ve/veya soru-nun önceliğini de göz önünde bulundurmak gerekir. Kavramların nitelikleri ve duruma uygunluğunu gözlemleyip, ona göre yerinde ve sırasında kullanmamız gereken sorular/konular olabilir. Bu noktada, neyin, hangi konuda/ortamda uygun olup-olmadığı üzerine, öncelikli olup-olmadığı üzerine önceden bir düşünüş ve çalışma yapma/yapmış olma gerekliliği vardır. )

- BİRİNCİL VE İKİNCİL DUYULAR'DA:
İNSAN
ile HAYVAN
( İnsanda, birincil duyular, görme ve işitme örgenleri üzerindedir. İLE Hayvanın türüne göre değişir. )

- BİRİNCİL/ASLÎ İBÂDETLER ile/ve/<> İKİNCİL/TALÎ İBÂDETLER
( Kurallara/İslâm'a uygun yaşanılan/yapılan herşey ibadettir. )

- BİRİNCİL ile/ve İKİNCİL DUYULAR
( Görme ve İşitme. İLE/VE Dokunma, Pozisyon, Koklama ve Tad. )

- BİRİNCİ[1.] ile/ve/değil İLK

- BİRİNCİ ile ÖNCÜL

- EK ile/ve/değil İKİNCİL

- FÖRST KLAS/FIRST CLASS değil/yerine/= BİRİNCİ SINIF, SEÇKİN YER, BAŞTAPKI

- GEBELİKTE:
İLK 3 AY
ile/ve/<> İKİNCİ 3 AY ile/ve/<> ÜÇÜNCÜ 3 AY
( http://www.DilaraKocak.com.tr/gebelik )

- İKİNCİ/L EL(LER)DEN ÖĞRENMEK ve/||/=/<>/> ÖĞRENMEMEK

- İKİNCİL KAYNAKLARLA:
ÇÖZÜMLEME
değil/yerine BETİMLEME
( İkincil kaynaklarla, belki betimleyici(tasvirî) çalışmalar yapılabilir fakat çözümleyici(tahlilî) çalışmalar yapılamaz! )

- İKİNCİL KAYNAKLAR ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ANA KAYNAKLAR
( Petrol, Doğalgaz, Uranyum. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Güneş, akarsu, rüzgâr, jeotermal, hidrojen. )

- İKİNCİL/ESAS OLMAYAN ÖRGENLER = A'ZÂ-İ REDÎFE = ORGANES ACCESSOIRES

- İKİNCİLLER ile/ve/<> ÇEŞİTLİLİK

- İKİNCİLLEŞTİRME ile/ve/<> TARİHSELLENDİRME

- İLK BİRİNCİ[1.] ile/ve/değil İLK

- İLK FELSEFE ile/ve İKİNCİ FELSEFE
( Metafizik. İLE Fizik. )

- İLK KEMÂL ile/ve İKİNCİ KEMÂL
( [Kişi ...] Ancak, insan olma olanaklarıyla doğar. İLE/VE Ancak, kendine emek verdikçe, özendikçe insanlaşır. )
( Hiçbir bitki, bitkileşmez; hiçbir hayvan, hayvanlaşmaz fakat kişi, insanlaşır. Ancak kişi, kendi seviyesine ait yeti ve yetenekleri gerçekleştirdikçe, geliştirdikçe insan olur. )

- İLKSEL ile/ve BİRİNCİL

- KANSERDE:
BİRİNCİL TEDAVİ
ile/ve/yerine/<> NEOADJUVAN TEDAVİ
( ... İLE Eğer hormon tedavisi, birincil tedavi öncesi verilirse buna Neoadjuvan Tedavi denir. Kanser hücrelerinin öldürülmesine ve birincil tedavinin etkili olmasına yardımcı olur. )
( http://kanserle-dans.blogspot.com )

- KULLANILMIŞ ile/ve İKİNCİ(2.) EL

- MEZOZOİK[Fr. < Yun.] değil/yerine/= İKİNCİ ÇAĞ

- MİDE ile BÖRKENEK(İKİNCİ MİDE)(GEVİŞ GETİRENLERDE)

- NEDENLERDEN BİRİNCİSİ ile/ve/değil/yerine NEDENLERDEN BİRİ

- ÖNEMSİZ ile/ve/değil İKİNCİL

- PEYGAMBER'İN:
SOL'U
değil SAĞ-I SÂNÎ(ÖTEKİ/İKİNCİ SAĞI)

- RAMAZAN AYININ:
İLK 10 GÜNÜ
ile/ve/<> İKİNCİ 10 GÜNÜ ile/ve/<> ÜÇÜNCÜ 10 GÜNÜ
( Rahmet günleri. İLE/VE/<> Mağfiret günleri. İLE/VE/<> Cehennem'den azad günleri. )

- RÖVANŞ[Fr.] değil/yerine/= İKİNCİ OYUN/KARŞILAŞMA

- SAVUNUCU YAKLAŞIM/AÇIKLAMA ile/değil/yerine İKİNCİL/ALTERNATİF YAKLAŞIM/AÇIKLAMA

- SOY ADI/SOYADI değil/yerine SON ADI/SONADI, EK ADI/EKADI, İKİNCİ/İKİNCİL ADI
( Kişinin/kişinin, "soy adı" diye tanımlanmış/kullanılan sözcük, kişinin "soy"unu değil kişinin aynı ada sahip olduğu/olabileceği tek(/ilk/birinci) adına, takma ad[meslek,özellik vs.] vermek yerine belirli, kayıt altına alınan/alınacak bir ek/ikinci adla tanımak/tanımlamak üzere kullanılmıştır. )

- TALİH ile/ve/= TA'Lİ(İKİNCİL)

- TÂLİ değil/yerine/= İKİNCİL

- TARİHİN TEKRARINDA:
BİRİNCİSİ
ile/ve/||/<>/> İKİNCİSİ
( Trajedi. İLE/VE/||/<>/> Komedi. )

- VAROLANLARDA:
YANSIMA
ile/ve İKİNCİLLİK

- YANINDA ile İKİNCİL

ARAÇ ile AMAÇ / AMAÇ ile/değil/yerine ARAÇ




- AMAÇ ile/ve/değil/yerine ARAÇ
( Araç, amaca/sonuca yönelik çabanın içinde kullanılanların/ uygulananların her bir ayrı işlev parçası ve/veya bütünü. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Amaç, aracın/araçların devrede oluş süreçlerinin tamamlanmış olduğu sonuç. )

- "TEMELE ALMA" ve/<> AMAÇ

- AMAÇ ile ARAÇ
( Araç, amaca/sonuca yönelik çabanın içinde kullanılanların/ uygulananların her bir ayrı işlev parçası ve/veya bütünü. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Amaç, aracın/araçların devrede oluş süreçlerinin tamamlanmış olduğu sonuç. )

- AMAÇ ve COŞKU

- AMAÇ ve/||/<>/> DEĞER

- AMAÇ ile/ve DİN

- AMAÇ ile/ve/değil/<> GEREKSİNİM

- AMAÇ ile/değil KASIT

- AMAÇ ile/ve SONUÇ

- AMAÇ ile/ve/değil/||/<>/> YÖNELİM

- AMAÇ ile/ve YÖNTEM
( YÖNTEM ARAYIŞLARI - SARTRE kitabını okumanızı salık veririz. )

- ANLAM/MA'NÂ ile/ve AMAÇ
( Denilmek istenilen şey. İLE/VE İstenilenin düzenlenmesi. )

- ANLAM ile/ve AMAÇ

- ANLAM ile/ve/<> AMAÇ

- ANLAM ile/ve/||/<>/< DEĞER ile/ve/||/<>/< AMAÇ
( "Herkeste, [zannı] var." İLE/VE/||/<>/< "Herkeste var." İLE/VE/||/<>/< Herkeste yok. )

- ARAÇ ile AYGIT

- ARAÇ ile/ve GEREÇ

- ARAÇ ile/ve ÖĞE
( Köprü yalnızca bir tek işe yarar - üstünden geçmeye. )

- ARAÇ = VASITA = MEANS, VEHICLE[İng.] = MOYEN[Fr.] = MITTEL[Alm.] = MEZZO[İt.] = MEDIO[İsp.] = VIA, RATIO[Lat.] = (HO) POROS[Yun.] = VESÎLE, VÂSİTA[Ar.] = VESÎLE[Fars.] = MIDDELEN[Felm.]

- ARAÇ ile/ve YÖNTEM

- BİLİM'İN:
TANIMI
ile/ve KONUSU ile/ve SORUN ALANI ile/ve AMACI

- BİLİNÇ ile/ve/<> AMAÇ/LILIK
( Kişi, amacı kadardır. )

- BİLİNÇ ve/<> AMAÇ ve/<> EYLEM/ETKİNLİK

- DİL ile/ve/<>/değil ARAÇ

- DOLAYISIYLA ile/ve/değil/yerine ARACILIĞIYLA/VESİLESİYLE

- DÜZYAZININ GELİŞMESİ ile/ve/||/<> ARAÇLARIN, TEKNİKLEŞTİRİLMESİ

- ENERJİNİN/BESİNİN:
KAYNAĞI
ve/||/<>/> ARACI ve/||/<>/> TAŞIYICISI ve/||/<>/> TÜKETİCİSİ
( Güneş. VE/||/<>/> Toprak. VE/||/<>/> Bitkiler. VE/||/<>/> Hayvan/İnsan. )

- EREK/AMAÇ ile/değil GARAZ/GAREZ[Ar.]
( ... İLE/DEĞİL Birine karşı güdülen kötülük etme isteği, kin, düşmanlık. )

- FELSEFE ile/ve/< AMAÇ
( Amacı bilinmeyen şey, felsefeye konu olamaz. )

- GAYE değil/yerine/= AMAÇ/EREK

- HAYAL GÜCÜ ile ARAÇ-GEREÇ

- İŞBİRLİĞİ ve/<> AMAÇ BİRLİĞİ

- KAYNAK ile/ve/değil/yerine ARAÇ

- KOMİSYONCU/SİMSAR[Ar.] değil/yerine/= ARACI

- KONU:
AMAÇ
ile/ve BAĞLAM/INDA

- KONUNUN ÖZÜNÜ KAÇIRMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
KISIR DÖNGÜ
ile/ve/||/<> İLGİSİZ AMAÇ ile/ve/||/<> İLGİSİZ SONUÇ ile/ve/||/<> İDDİAYI ZAYIFLATMA ile/ve/||/<> KONUYU SAPTIRMA

- KONU ile/ve AMAÇ
( Amaç, en üstün önemi taşır. )
( The motive, matters supremely. )

- KURAL ile AMAÇ

- KUŞKU:
NİYETTE
ile/ve/||/<> AMAÇTA
( Yola çıkarmaz. İLE/VE/||/<> Yol aldırtmaz. )

- MADDE/MÂNÂ:
İŞLEV
ile/ve/<> AMAÇ

- MAKSAT[Ar.] değil/yerine/= AMAÇ

- MOTORLU ARAÇ değil/yerine BİSİKLET
( Paranızı harcatır ve şişmanlatır. DEĞİL/YERİNE Paranızı korur ve zayıflatır. )
( Geçmişte. DEĞİL/YERİNE Bugün ve gelecekte. )

- MUTLULUK:
KİŞİDE/MALDA/MAKAMDA
değil/yerine AMAÇTA

- NEDEN ile/ve/||/<> AMAÇ

- NESNESİNE/KONUSUNA GÖRE İLİM ile/ve AMACINA GÖRE İLİM

- ÖLÇÜ ile/ve AMAÇ

- ORTADA/Kİ ile/ve/değil/yerine ARACI
( Uzak illet. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Yakın illet. )
( MUTAVASSIT ile/ve/değil/yerine VASITA )

- ÖZGÜRLÜK:
EREK/AMAÇ
değil BAŞLANGIÇ

- ÖZ ile/ve/<> ARAÇ

- ÖZ ile ARAÇ

- PARANOYA:
ERDEM
ve/||/<> AMAÇTAN UZAKLAŞMA/"SOYUTLANMA"

- SANATIN:
DİLİ
ile/ve/değil/<>/< ARACI

- SİBİRYA'DA:
ÖZEL ARAÇ
ile/ve/değil/<> TAKSİ

- VÂSITA değil/yerine/= ARAÇ/TAŞIT

- VASITA ile TAŞIT ile ARAÇ

- VESAİT yerine ARAÇ

- YAMAÇ ile/ve GÜZEY
( ... İLE Az güneş alan çok gölgeli kuzey yamaç. )
( Dağların güzeyindeki karlar geç erir. )

- YAŞAM ile/ve AMAÇ
( Yaşamın amacı, amacı olan bir yaşamdır. )

- YASA ile/ve ARAÇ

- YOL ile/ve/değil/<> ARAÇ

- YÖNETİMDE:
YETKİ
ve/||/<> BİÇİM/ŞEKİL ve/||/<> NEDEN ve/||/<> KONU ve/||/<> AMAÇ

SÜREÇ ile SONUÇ / SONUÇ ile/değil SÜREÇ




- SÜREÇ ile/ve/<>/> (")SONUÇ(")
( Hiçbir nesne/kavram/olgu, taşıdığı/yansıttığı ada/olguya, kendine daha uygun bir ad/tanım bulunmasını olanaksızlaştıracak derecede bağlı değildir. )
( Süreci kavramadan, sonuçlar konuşulamaz!
Süreç düşünülmeden ve konuşulmadan, "sonuç"/lar konuşulamaz! )
( Sefer. İLE/VE/<>/> "Zafer". )
( Yargılama. İLE/VE/<>/> Yürütüm[infaz]. )
( Âlim ve âriflerin takibi, tutumu, ilgilendiği, odaklandığı, öncellediği. İLE/VE/<>/> Câhillerin, gençlerin, çocukların, toplumların, "güçlüler"in, yetersizlerin, eziklerin, kibirlilerin, kendini ya da başkalarını küçümseyenlerin, keyifçilerin, hazcıların, çıkarcıların, "avcı"ların, kozcuların, kumarbazların "tavrı", aradıkları, "öncelledikleri", saplandıkları, müşterisi ve bağımlısı oldukları. )
( Zihinleri/akılları devrede olanlar/tutanların ilgilendiği. İLE/VE/<>/> Duyguları ağır basanların duyarsızlığı/kayıtsızlığı. )
( Gerçekliklerle yüzleşebilenlerin ilgilendiği. İLE/VE/<>/> Beklenti(sin)de olanların uğraştığı/didiştiği. )

- "... BİLMİNİ BİLMEK" ile/ve/değil/yerine (EN AZINDAN) ... BİLMİNİN SONUÇLARINI BİLMEK

- "... NEDENİYLE" ile "... SONUCUNDA"

- "... ÖYKÜ/SÜ" değil ... SÜRECİ

- "Demek ki" ile her inancına ve kişisel sonuçlarına bağlamadan KONUŞ!!!

- "Sonuçta" diyerek son sözü kendine ait kılmadan KONUŞ!!!

- "BAŞARI" ile/değil/ne yazık ki SONUÇ MERKEZLİLLİK/ODAKLILIK
( Bir şeyin/durumun, "çoğunluk" tarafından istenmesi, kabul görmesi, başarı değildir/olamaz! )

- "GİDİŞAT" ile/ve/değil/yerine/<> SÜREÇ

- "MALZEME" ile SONUÇ

- "ÖNYARGI" ile/ve/değil/||/<>/> "SONUÇ ODAKLILIK"

- "ÖZÜNDE ..." ile/ve/<> "SONUÇTA ..."

- "SONUÇ" ile/değil/yerine ÇIKARIM

- "SONUÇ, SONUÇTA" ile/ve/değil/yerine "ŞU AN"
( Her ikisinin kullanımında da, "Önemli[öncelikli] olan, şu andır/sonuçtur" indirgemeci/lik yanlışlığı yapılmamalıdır! )

- "SONUÇTA ..." ile/ve/değil/yerine/<> GEREKSİNİM

- "SONUÇTA" yerine ÇÜNKÜ

- "SONUÇTA" yerine ÇÜNKÜ

- "TEKNİK OLARAK" ile/ve/<> "SONUÇTA"

- "YANİ" ile/ve "SONUÇTA"

- (")MALİYET(") ile/ve/<> SONUÇ

- (TARİHSEL) SÜREÇ ile/ve (TARİHSEL) KOŞUL

- ...NIN SÜRECİ ile/ve ...NIN SÜRECİ

- ALGILAMA SÜRECİNDE:
BELİRGİNLİK
ile/ve/> KONUM ile/ve/> ŞİDDET ile/ve/> SÜRE

- AMAÇ ile/ve SONUÇ

- ARADIĞIN SÜRECE/KADAR ARARIM değil ARAMADIĞIN KADAR ARAMAM

- Başarılı sonuç için süreçte KONUŞ!!!

- BAŞLANGIÇ ile/ve SÜREÇ(VETÎRE)
( ... İLE/VE Bir öncekini içeren, bir sonrakine yol açan gelişim. )
( Ancak başlangıçta sizin olan sonda da sizin olarak kalır. )
( Başlangıç ile son arasındaki fark ancak zihinde vardır. )

- BEKLENİLEN ile/ve/değil/yerine SONUÇ

- BELİRLİ NEDENLER ile/ve/||/<>/> BELİRLİ KOŞULLAR ile/ve/||/<>/> BELİRLİ SONUÇLAR
( Geçmiş. İLE/VE/||/<>/> Şimdi. İLE/VE/||/<>/> Gelecek. )

- BİLGİNİN:
BAŞLANGICI
ile/değil/yerine SÜRECİ
( Uzmanlaştığını ve doruğa çıktığını sanmak. İLE/DEĞİL/YERİNE İşin başında olduğuna inanır. )

- BİSİKLETTE:
EVRİM
ile/ve/değil/<> SÜREÇ
( Bisikletin sürecini izlemek için burayı tıklayınız... )

- ÇAĞ ile/ve/değil/yerine SÜREÇ

- ÇÖZÜM ile/ve SONUÇ

- DAYANÇ/SABIR:
SÜREYE
ile/ve/değil SÜRECE

- DELİL ile/ve SONUÇ
( Her delilden, her sonuç çıkarılamaz! )

- DENEME SÜRECİ ile DEMLENME SÜRECİ

- DENEYİMSEL TAMAMLIK ile SONUÇLU TAMAMLIK ile TÜMEL TAMAMLIK ile YAKIN GEÇMİŞ TAMAMLIK ile TAMAMLIK GÖRÜNÜŞÜ

- DİZGE ile/ve SÜREÇ

- DÖNEM ile/ve SÜREÇ

- DURAĞAN SÜREÇ ile/ve/değil/yerine ETKİN SÜREÇ

- DURUM ile/ve/> SONUÇ
( Neden-sonuç, sadece zihindedir. )
( Kişi, tüm etmenleri bilmeden, hemen sonuçlar çıkarmamalıdır. )
( Durum beter, durun yeter! )

- DURUM ile/ve/<> SÜREÇ
( Durumun doğasını değerlendirmeden zorla sürdürmeye çalışmak sorunlara yol açmıştır. )
( Durumunun doğasını ve ruhunun derinliklerini araştırmaktan daha hayati bir şey yoktur. )

- DÜŞÜNMENİN/KONUŞMANIN (OLASI) SONUÇLARINI:
"ÖNGÖRMEK"
ile/ve/değil/yerine/<> "GÖZE ALMAK"

- EVLİLİK:
SONUÇ
değil BAŞLANGIÇ VE SÜREÇ

- EYTİŞİM(DİYALEKTİK) ile SÜREÇ(VETÎRE)

- FELSEFE ile/ve/<> SÜREÇLİ FELSEFE

- GERÇEK ile YAKLAŞIMSAL SONUÇ

- GİRİŞ-GELİŞME-SONUÇ ile/ve/değil/yerine/||/<> SÜREÇ-SONUÇ / USÛL-ESAS
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Süreç olmadan(düşünülmeden/konuşulmadan), sonuca; yöntem(usûl) olmadan, asıl(esas) konuya geçilemez/değinilemez! )
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Konuşuruz[konuşmalıyız!], etkin susmak üzere; susarız[susabilmeliyiz!], yetkin konuşmak üzere! ["Söyleyerek" değil söyleşerek/konuşarak!] )
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Tümdengelim yapabilmek için tümevarımsal düşünmüş olmak gerekir! )
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Anlamak için konuşmak; konuşmak için dinlemek; dinlemek için de susabilmek gerekir! [Anlamanın iki temel koşulu: 1. Nötr olmak/olabilmek. | 2. (Nitelikli) Soru sormak.] )
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Algı düzenimizi (paradigmamızı) düzeltmek/değiştirmek/geliştirmek üzere, zaman zaman/sık sık "fabrika ayarlarımıza" dönmek gerekir. [Yaşamın ve özellikle de gündelik yaşamın/konuların hızına/yoğunluğuna (fazla) kapılmamak için!] )
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Çıkarlarımıza yönelik/uygun olarak, "kazanın" "doğurduğuna" inanma eğilimi gösterirken; sonuç odaklı/merkezli olmamak üzere, "kazanın" "öldüğünü" kabul edebilme ve düşünme gücünü kullanmaya cesâret etmemiz gerekir. )

- GİRİŞ ile/ve/||/<>/> GELİŞME ile/ve/||/<>/> SONUÇ

- HATA ile/ve SONUÇ

- HUZUR ve/<> YARATICI SÜREÇ

- İDEOLOJİK TAVIR ile SONUÇ ODAKLILIK

- İLİŞKİ ile/ve SÜREÇ
( İlişki, kavramın özünü, süreç de onun içeriğini oluşturur. )
( İlişki(relatio), doğasal, toplumsal ve bilinçsel tüm olgular arasındaki karşılıklı bağlılıktır. )
( Bir şey "ne" ise, ancak başka bir şeyle ilişkisinde "o"dur. )
( Bir şeyi tanımak, o şeyin ilişkilerini tanımaktır. )
( Evrende herhangi bir şey ancak ilişkileriyle varlaşır. )
( Uslamlamanın ya da akıl yürütmenin temeli ilişki kurmaktır. )
( Tüm varoluşlar "İlişki'nin zorunlu sonucu olduğu gibi, varoluşların zorunlu koşulu da "İlişki"dir. )
( Bir şeyin kendi iç çelişkisi ve o çeşitli yanları arasındaki ilişkiler "İç İlişkiler"; o şeyle başka şeyler arasındaki ilişkiler ise "Dış İlişkiler"dir. )
( İç ve Dış İlişkiler birbirleriyle bağımlıdır. )

- KARAR ile/ve SONUÇ

- KARMAŞIK ALGILAMA SÜREÇLERİ'NDE:
ÖRÜNTÜ
ve/<> HAREKET ve/<> DERİNLİK

- KAVRAM ile/ve/<>/= SÜREÇ

- KAYNAK ve/<> YOL ve/<> SONUÇ
( TİNSELLİK/İNSAN: Kaynağı, yolu ve sonucu kendinde olan. )

- KEŞF ile/ve/değil SONUÇ
( Felsefede/tasavvufta. İLE/VE/DEĞİL Bilimde. )

- KESİT ile/ve/değil/yerine/||/<> "SONUÇ"

- KONUNUN ÖZÜNÜ KAÇIRMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
KISIR DÖNGÜ
ile/ve/||/<> İLGİSİZ AMAÇ ile/ve/||/<> İLGİSİZ SONUÇ ile/ve/||/<> İDDİAYI ZAYIFLATMA ile/ve/||/<> KONUYU SAPTIRMA

- MEKÂN ve ZAMAN ve KUVVET(GRAVİTASYON) | ve SÜREÇ

- MİYAD yerine SÜRECİNİ TAMAMLADI

- MÜKADDİME ve 3 MAKALE ve SONUÇ
( Mahiyeti ve Amacı. VE Müfredât | Kaziyeler ve Hükümleri | Kıyas. VE Kıyasın maddeleri | Eczay-ı Ulûm )
( Mukaddime olmaksızın bir ilme başlanamaz. )
( Ebherî Metin-Çeviri-İnceleme: Hüseyin Sarıoğlu - İz Yayıncılık )
( Kindî(ö. 866), Ahmed ibn Tayyib es-Serahsî(ö. 896), Ebû Bekr Muhammed ibn Zekeriyyâ er-Râzî(ö. 925)'nin ihtisarları, Ebu'l-Ferec ibnü't-Tayyib(ö. 1020), Mettâ ibn Yûnus(ö. 940), İbnü'l-Hammâr(ö. 942), Fârâbî(ö. 950)'nin şerhleri; Fârâbî, İhvân-ı Safâ, İbn Sînâ(ö. 1037) ve Ebherî(ö. 1265). )
( MUHTASAR VE MÜFİT )
( KISA VE ANLAMLI )

- NEDEN-SONUÇ ile İLLET-MÂLÛL

- NESNELER'DE:
TARİH
ile/ve/<>/değil SÜREÇ
( Nesnelerin tarihi olmaz, süreci olur. )

- NETİCE değil/yerine/= SONUÇ

- OLASI (BİR DURUM/SÜREÇ/YANLIŞLIK/KAZA/SONUÇ) ile/ve/değil/yerine OLASI(LIKLI) (BİR DURUM/SÜREÇ/YANLIŞLIK/KAZA/SONUÇ)

- OLİMPİYAT SONUÇLARI[2016]:
ÜLKELER
ve/ne yazık ki/>< TÜRKİYE
( )
( Türkiye, 1 altın, 3 gümüş, 4 bronz olmak üzere toplam 8 madalyanın sahibi oldu. )

- OLUŞ ile/ve/<>/değil SÜREÇ

- PROSES değil/yerine/= SÜREÇ

- RASTGELME ile KAZA SONUCUNDA

- RUH:
ETKİSİYLE/SONUÇLARIYLA BİLİNEN
ile/ve/<> İÇERİĞİYLE/KAPSAMIYLA BİLİN(E)MEYEN

- SADED[Ar.] ile SONUÇ
( Asıl konu. | Yakınlık, civar. | Düşünce, niyet, kasıt; girişim/teşebbüs. İLE ... )

- SERÜVEN ile SÜREÇ

- SINIR ile/ve SONUÇ

- SON SÜREÇ

- SON UC (SONUÇ)

- SONUÇ

- SONUÇLARA DAYANÇ/SABIR ile/ve NEDENLERE DAYANÇ/SABIR
( Nedenlere sabretmek, çok daha zordur. )

- SONUÇ ile/ve/<>/değil/yerine BİLEŞKE

- SONUÇ ile/ve BİLGİ

- SONUÇ ile/ve/değil EŞİK

- SONUÇ ile/ve/değil GÖSTERGE

- SONUÇ ile/ve/değil KAYNAK

- SONUÇ ile/ve/<> NEDEN/SEBEP

- SONUÇ ile/ve NEDEN/SEBEP OLAMAYAN SONUÇ

- SONUÇ = NETİCE = CONCLUSION[İng., Fr.] = SCHLUSS, SCHLUSSATZ, KONKLUSION[Alm.] = CONCLUSIO[Lat.] = CONCLUSIÓN[İsp.]

- SONUÇ ile/ve/||/<> ÖZET

- SONUÇ ile/ve/değil SON/ÂKIBET

- SONUÇ ile TEPKİ

- SONUÇ ile/ve TESELLİ

- SONUÇ ile TOPLAM

- SONUÇ ile/ve/değil TÜMDENGELİM

- SONUÇ ile/ve/değil/||/<>/> ÜRÜN

- SONUÇ ile/ve/değil/<> UZANTI

- SORUN ile SORUNUN SONUCU

- SÜREÇ [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- SÜREÇ [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- SÜREÇTE (OLMAK) ve/||/<> AKIŞTA (OLMAK)

- SÜREÇ ile/ve/<>/> (")SONUÇ(")
( Hiçbir nesne/kavram/olgu, taşıdığı/yansıttığı ada/olguya, kendine daha uygun bir ad/tanım bulunmasını olanaksızlaştıracak derecede bağlı değildir. )
( Süreci kavramadan, sonuçlar konuşulamaz!
Süreç düşünülmeden ve konuşulmadan, "sonuç"/lar konuşulamaz! )
( Sefer. İLE/VE/<>/> "Zafer". )
( Yargılama. İLE/VE/<>/> Yürütüm[infaz]. )
( Âlim ve âriflerin takibi, tutumu, ilgilendiği, odaklandığı, öncellediği. İLE/VE/<>/> Câhillerin, gençlerin, çocukların, toplumların, "güçlüler"in, yetersizlerin, eziklerin, kibirlilerin, kendini ya da başkalarını küçümseyenlerin, keyifçilerin, hazcıların, çıkarcıların, "avcı"ların, kozcuların, kumarbazların "tavrı", aradıkları, "öncelledikleri", saplandıkları, müşterisi ve bağımlısı oldukları. )
( Zihinleri/akılları devrede olanlar/tutanların ilgilendiği. İLE/VE/<>/> Duyguları ağır basanların duyarsızlığı/kayıtsızlığı. )
( Gerçekliklerle yüzleşebilenlerin ilgilendiği. İLE/VE/<>/> Beklenti(sin)de olanların uğraştığı/didiştiği. )

- SÜREÇ ile/ve AKIBET

- SÜREÇ ile/ve AKIŞ

- SÜREÇ ile/ve AŞAMA

- SÜREÇ ile/ve/<> AŞAMALI BİRLİK

- SÜREÇ ile/ve/||/<>/< DAYANÇ/ÇIDAM/SABIR
( Ancak, anlayış, aydınlatır. )

- SÜREÇ ile/ve/<>/değil DÖNGÜ

- SÜREÇ ile/ve DÖNÜŞÜM
( Belirli bir seviyeye (olgunluğa/kemâle) ulaşmadan dönüşüm gerçekleşemez fakat dönüştürücü öğe/ler içeridedir. )

- SÜREÇ ve/||/<> EYTİŞİM/DİYALEKTİK

- SÜREÇ ile FETRET[Ar.]
( ... İLE İki peygamber ya da sultan arasında peygambersiz/sultansız geçen süre. | İslâm'a göre, Hz. İsa ile Hz. Muhammed arasında geçen süre. | İki olay arasındaki süre. | Hükümet gücünün gevşediği bir yerde, düzenin yeniden kurulmasına kadar geçen süre. )

- SÜREÇ ile/ve/<> GELİŞİM

- SÜREÇ ile/ve İÇERİK

- SÜREÇ ile/ve İZ

- SÜREÇ ile/ve MEKANİZMA

- SÜREÇ ile/ve/<> MÜCADELE

- SÜREÇ ile/ve OLUŞUM
( Taşı delen, suyun gücü değil damlaların sürekliliğidir. )

- SÜREÇ ile/ve/<> ÖZELLİK

- SÜREÇ ile PROSEDÜR

- SÜREÇ ile SONUÇ (Merkezlilik)
( Ağaç, meyvesinden tanınır. )

- SÜREÇ ile/ve SÖYLEYİŞ/BİÇEM/ÜSLÛP
( ... İLE/VE Konuşmacının, duygu, düşünce ve bilgilerini, ötekine iletme biçimi ya da yolu/yöntemi. )

- SÜREÇ ile/ve SÜREÇ İÇİNDEKİ BAĞLAM

- SÜREÇ ile SÜREGİDEN

- SÜREÇ ile/ve SÜREKLİLİK

- SÜREÇ ile/ve/değil TANIM

- SÜREÇ ile/ve/<> TARİHSELLİK

- SÜREÇ ile/ve TARÎK

- SÜREÇ ile/ve/||/<> TÜRÜM
( ... İLE/VE/||/<> Varolanların oluşumu. )

- SÜREÇ = VETİRE = PROCESS[İng.] = PROCESSUS[Fr.] = PROZESS[Alm.] = PROCESSUS[Lat.] = PROCESO[İsp.]

- SÜREÇ ile/ve YAPI

- SÜREÇ ile/ve/<> YOL

- SÜRESİ ile/ve SÜRECİ

- SÜRE ile SÜREÇ
( Sınırı/Dışı. İLE Hacmi/İçi. )

- TASIMLAMA/KIYASLAMA ile/ve SÜREÇ-SONUÇ İLİŞKİSİ ile/ve EREĞE GÖRE
( Enine zaman. İLE/VE Boyuna zaman. İLE/VE Felsefe. )
( ARISTO ile/ve DESCARTES ile/ve ... )

- UYARI/İKAZ ile/ve/değil/yerine OLUMSUZ SONUÇLARA/SONUÇLARI İŞARET

- UZUN SÜREÇ değil UZUN SÜRE

- YOL ile/ve SÜREÇ
( Kendiniz bulmadıkça o sizin kendi yolunuz olmayacaktır ve sizi hiçbir yere götürmeyecektir. )
( Sürece katılmadıkça anlaşılmaz. )
( Kişiyi, yürüdüğü yol yorar. )

- YOL ile/ve SÜREÇ

- YÖNTEM/TARZ/YAKLAŞIM SORUNU ile/ve/değil/daha çok SONUÇ ÇIKARMA SORUNU

- YÖNTEM ile SÜREÇ

- YORUMLAMAK ile/ve SONUÇLANDIRMAK

- ZORUNLU SÜREÇ ile/ve/değil ZORUNLULUK İÇEREN SÜREÇ

- [ne yazık ki]
"SONUÇ ODAKLILIK"
ile/ve/||/<> "GARANTİCİLİK"
( Bilgisiz ve anlayışsızların, süreci düşünemeyen, düşünmek istemeyenlerin, rahatı/keyfi yerinde olanların "zihni/tutumu". İLE/VE/||/<> Herşeyin, en başta hazır ve en iyi olmasını bekleyenlerin, geleceğe don biçebileceğini zannedenlerin "zihni/tutumu". )

- [ne yazık ki]
"SONUÇ ODAKLILIK"
ve/||/<>/>/< HİLEKÂRLIK

- [ne yazık ki]
"SONUÇ ODAKLILIK/MERKEZLİLİK"
ile/ve/||/<>/>/< TERBİYESİZLİK

KURAM ile UYGULAMA / UYGULAMA ile KURAM




- KURAM/TEORİ ile/ve/<> UYGULAMA/PRATİK

- "MANTIKEN" ile/ve/değil "KURAMSAL/TEORİK OLARAK"

- ...('YI/YA) YAPMAMA/UYGULAMAMA/UYMAMA:
"ÖZGÜRLÜĞÜ"
ile/ve/değil/yerine OLANAĞI/OLANAKLILIĞI/İHTİYÂRI

- ABBE KIRILMA ÖLÇÜTÜ ve/||/<> ABBE KURAMI ve/||/<> ABBE ÖLÇÜTÜ ve/||/<> ABBE PRİZMASI ve/||/<> ABBE SAYISI ve/||/<> ABBE YOĞUNLAŞTIRICISI
( Sıvıların kırılma indisini ölçmek için kullanılan kırılmaölçer. VE/||/<> Gerçek bir görüntü elde edilecek bir mercek, cismin tüm kırınım saçaklarını geçirecek kadar büyük olmalıdır. VE/||/<>Bir teleskobun çözme gücü için açısal ayrılma λ/d'den küçük olmamalıdır. Burada λ gelen ışığın dalga boyu, d; objektifin yarıçapıdır. VE/||/<> Dik görüntü elde etmek için kullanılan, iki çift dik açılı prizmadan oluşan ve dört yansıma yapan düzen. VE/||/<> Dağıtıcı gücün tersi. VE/||/<> İyi bir ışık toplama özelliğine sahip, sayısal açıklığı 1.25 olan ve mikroskopide yaygın olarak kullanılan, basit iki mercekten oluşan düzenek. )

- AKLINA GELMEME(Sİ) ile/ve UYGULAMAYA/KULLANMAYA UYGUN BULMAMAK

- AMEL ile UYGULAMA(TATBİK)

- ANLAMAK ve/||/<> UYGULAMAK

- AYIRICI AKIL ile/ve UYGULAMALI AKIL ile/ve KURAMSAL AKIL
( Yararlı-Zararlı. İLE/VE İyi-Kötü. İLE/VE Doğru-Yanlış. )

- BİLGİ KURAMI(TEORİSİ) ile BİLİM FELSEFESİ

- BİLMEK ile/ve/<> KULLANMAYI/UYGULAMAYI BİLMEK
( Bildiklerinizi yaşa(r)sanız, bilmedikleriniz de öğretilir. )

- BİLMEK ile KULLANMAYI/UYGULAMAYI BİLMEK

- BOHR KURAMI ile (BOHR) BREIT WIGNER ile (BOHR) SOMMERFELD KURAMI/ATOM MODELİ ile BOHR VAN LEEUWEN KURAMI ile BOHR WHEELER KURAMI ile BOHR MANYETONU ile (BOHR) KARŞILIKLILIK/UYUMLULUK İLKESİ/KURAMI
( Bir atomda, elektronların, çekirdek etrafında, belirli ve kesikli dairesel yörüngelerde hareket ettiğini ve elektromanyetik ışın soğurulması ve yayınlanmasının, ancak, elektronun izinli enerji düzeyleri arasındaki geçişe karşılık geldiğini ileri süren atom modeli kuramı.
İLE
Breit Wigner formülünden üretilen, çekirdek tepkimeleriyle ilgili kuram.
İLE
Elektronların, Rutherford ve Bohr atom modellerinde ileri sürdüğü gibi, dairesel yörüngelerde değil, eliptik yörüngelerde hareket ettiği varsayımına göre yer vektörü ¯r ve 0 açısına bağlı olarak, nr ve nθ radyal ve azimütal kuvantum sayıları olmak üzere [ƒpθ dθ = nθh → pθ = nθh ve ƒpr dr = nrh → pr = nrh] iki yeni kuvantlaştırma koşulu ileri süren model. [Burada, p: momentum; h: Dirac sabitidir.]
İLE
Manyetizmanın, bir kuvantum olayı olduğu ve klasik fizik sınırları içinde kalınarak anlaşılamayacağını ileri süren kuram.
İLE
Sıvı damlası modeline göre, yüzey geriliminden dolayı sıkıştırılamaz ve düzgün yüklü olduğunu varsayarak, çekirdeğin bölünmeye karşı kararlılığını hesaba katan kuram.
İLE
Elektronun manyetik momentinin, yörüngesel açısal momentumunun en yüksek değeri L = l.h ve l = 1 için μβ = e . h / 4Πm = 9.274 x 10¯24 A . m² ile verilen değeri. [Burada, h: Planck sabiti; e: elektron yükü ve m: kütlesidir.]
İLE
Mikroskobik sistemleri açıklayan kuvantum mekaniği ilkeleri, makroskobik sistemlere uygulandığında da zorunlu olarak aynı sonuçları verir. | Toplam değerleri Q1 ve Q2 olan yük dağılımlarının, uzayın herhangi bir noktasında oluşturdukları potansiyeller, sırasıyla, U1 ve U2 ise Q1 x U2 = Q2xU1 'dir. | Sınır yüzeyleriyle çevrili bir akışkan sisteminde, yüzeylere dik v1 ve v2 hız bileşenlerinden kaynaklanan basınçlar, sırasıyla P1, P2 ise tüm yüzeyler üzerinden Σv1x P2 - v2 x P1 = 0 'dır. )

- DÜŞÜNCEYİ:
SÖZDE/YAZIDA BIRAKMAK
ile/değil/yerine UYGULAMAYA SOKMAK
( Bir düşüncene(/düşünceye/ilkeye/mirasa), ancak, sen sahip çıkarsan (uygular ve devam ettirirsen), bir anlam/değer kazanır/sın ve/veya kazandırır/sın. )

- EARNSHAW KURAMI
( Bir elektrik alanı içindeki yüklü bir cisim, sadece elektrik kuvvetlerinin etkisiyle dengede kalamaz. )

- EYLEM ile/ve UYGULAMA
( Doğruluk ve eylemin birliği! )
( Bencil olmayan ve arzudan arınmış eylem! )

- FELSEFE ile/ve KURAMSAL/TEORİK AKIL

- HERŞEYİN KURAMI[THE THEORY OF EVERYTHING] ve/<> I ORIGINS
( Stephen Hawking'in yaşam öyküsü ve "Zamanın Kısa Tarihi" kitabı üzerine... VE/<> Gözün ve doğanın sınırsızlıkları, bilim ve bilin(e)meyen alanların/durumların ilişkisi ve/veya birlikteliği üzerine önemli iki film. )

- İCRAAT değil/yerine/= İŞ YAPMA; UYGULAMALAR

- İLGİ ve/> (DÜZGÜN) UYGULAMA
( İlgi bir kez uyandığında, düzgün uygulama onu izler. )

- İNSAN GELİŞİMİ KURAMCILARINDA:
MARGARET MAHLER
ile/ve/||/<> JOHN BOWLBY ile/ve/||/<> SIGMUND FREUD ile/ve/||/<> ERIK ERIKSON ile/ve/||/<> JEAN PIAGET ile/ve/||/<> DANIEL STERN

- İSMAİLÎ-BÂTINÎ TEVİL KURAMI ile/ve MUTEZİLE TEVİL KURAMI

- KEŞİF ile/ve RİYÂZÂT(UYGULAMA)
( Mistisizm (İşrâkîlik). İLE/VE Tasavvuf. )

- KOLAY ile/ve UYGULAMA/PRATİK
( ÂSÂN ile/ve ... )

- KONUŞMAK/YAZMAK ile/ve/yerine/değil/hem de YAPMAK/UYGULAMAK
( Bir kişinin bir şey yapıyor ya da yapmıyor gibi görünmesi çoğu zaman yanıltıcıdır. )
( Bir kişinin bir şey yapıyor ya da yapmıyor gibi görünmesi çoğu zaman yanıltıcıdır. )

- KULLANMAK ile/ve/değil/yerine UYGULAMAK

- KURAL ile/ve/değil KURAM

- KURAM/GÖRÜNCE/TEORİ ile "SENARYO"

- KURAM/TEORİ[İng. THEORY] ile ...
( Hareket halinde olan şeyin dışına çıkıp, dışarıdan incelemek. )

- KURAM/TEORİ ile/ve/<> UYGULAMA/PRATİK

- KURAMDAN KOPUK UYGULAMA ile/ve/<> UYGULAMADAN KOPUK KURAM
( Kördür. İLE/VE/<> Topaldır. )

- KURAMIN:
DOĞRULUĞU
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< UYGUNLUĞU

- KURAMLAR/TEORİLER ile VARSAYIMLAR/HİPOTEZLER
( -- ABBE KURAMI(ABBE'S THEORY):
( Gerçek bir görüntü elde edilecek bir mercek, cismin tüm kırınım saçaklarını geçirecek kadar büyük olmalıdır. )

-- BATLAMYUS KURAMI(PTOLEMIAN THEORY):
( Yerküre, evrenin merkezidir ve güneş ile ay, yer çevresinde döner. )

-- BÜYÜK PATLAMA KURAMI(BIG BANG THEORY):
( Evren başlangıçta tıkız bir madde kitlesi (kozmik yumurta) halindeydi. Daha sonra bu patladı ve gaz kırıntılarından oluşan bir kitle haline dönüştü. Bu kırıntılar da yoğunlaşarak yıldızları meydana getirdi. )

-- DALTON'UN ATOM KURAMI(ATOMIC THEORY OF DALTON):
( 1) Tüm maddeler yok edilemez, küçücük, bölünmez taneciklerden oluşmuştur.
2) Fiziksel ve kimyasal değişimlerde atomlar varlıklarını korurlar. Parçalanamaz ya da yeniden oluşturulamazlar.
3) Aynı elemetin atomları büyüklük, biçim, kütle ve daha başka özellikleri bakımından birbirinden ayırt edilemez. Ancak bir element atomları başka elementlerin atomlarından farklıdır.
4) Kimyasal olaylar atomların birleşmesi ya da ayrılması sonucudur. Atomlar birleşerek molekülleri oluşturur. Bu bileşik moleküller tamamen birbirinin aynıdır. )

-- DARWIN KURAMI(DARWIN'S THEORY):
( Organizmalar tümünün yaşaması olanaksız sayıda yavru ürettiklerinden, yavrular sağ kalabilme savaşına girerler ve içlerinden ancak yeterince gelişmiş olanlar yaşamlarını sürdürebilirler. Sağ kalmalarını sağlayan özellikler kalıtım yoluyla bir sonraki kuşağa geçtiğinden, bu kuşağın canlıları da bir önceki kuşağın başarılı yönlerini edinirler. )

-- FLOJİSTON KURAMI(THEORY OF PHLOGISTON):
( Yanıcı maddelerde bir akışkan madde vardır ve bunun içinde bulunduğu maddeden ayrılması yanma olayına rol açar. )

-- GEZEGENLERİN OLUŞUMU KURAMI(PLANETESTIMAL THEORY):
( Bir yıldız güneşe yaklaşarak gaz kütlelerini çeker ve soğuyarak ufak gezegenleri oluşturur. )

-- GÖRELİLİK/İZAFİYET KURAMI(THEORY OF RELATIVITY):
( Einstein'ın açıkladığı, enerji ile kütle arasında bir eşdeğerliğin bulunduğu, herhangi bir enerji kaybının bir kütle kazancına kütle kaybının da enerji kazancına yol açacağı ilkesi. )

-- HÜCRE KURAMI(CELL THEORY):
( 1) Tüm organizmalar hücrelerden oluşur.
2) Yaşamsal etkinliklerin tümü hücrelerde gerçekleşir.
3) Tüm canlı hücreler öteki hücreler tarafından bölünme ya da üreme yolu ile oluşturulur. )

-- IŞIĞIN DALGA KURAMI(WAVE THEORY OF LIGHT):
( Işık dalgalar halinde yayılır. )

-- IŞIĞIN PARÇACIK KURAMI(PARTICLE THEORY OF LIGHT):
( Işık çok küçük hızlı taneciklerden oluşur. )

-- KENDİLİĞİNDEN OLUŞ KURAMI(THEORY OF SPONTANEUS GENERATION):
( Abiyogenez; cansız maddelerin birden ve kendiliğinden bir canlı oluşturması kuramı. )

-- KOPERNİK KURAMI(COPERNICUS THEORY):
( Yerküre de dahil olmak üzere gezegenler eksenleri etrafında döner ve güneş etrafında bir yörünge üzerinde hareket ederler. )

-- KUVANTUM KURAMI(QUANTUM THEORY):
( Işın-enerji, "kuanta" denen belirli, küçük birimler verir ve emer; bir cisim enerji verirken de alırken de içindeki atomların durumu bozulur, titreşmeye başlar; atomların bu titreşimi ışık şeklinde ortaya çıkar, bu ışık da bize renk şeklinde görünür. )

-- LAMARK'IN EVRİM KURAMI(LAMARC'S THEORY OF EVOLUTION):
( 1) Kullanılan her organ büyür ve ve kuvvetlenir. Kullanılmayanlar da zayıflar, küçülür ve sonuçta körelir.
2) Gereksinim, yeni organların oluşmasına neden olur. Ve böylece canlının ortama uyması olanaklı olur.
3) Sonradan kazanılan bu karakterler, dölden döle geçerek canlının ortama daha iyi uymasını sağlar ve yeni türler meydana gelir. )

 

-- AVOGADRO VARSAYIMI(AVOGADRO'S HYPOTHESIS):
( Aynı basınç ve sıcaklık koşulları altında bulunan tüm gazların eşit hacimleri, aynı sayıda molekül içerir. [6.02 x 10 üssü 23] )

-- NEBULA VARSAYIMI(NEBULA HYPOTHESIS):
( Güneş sistemi dönen bir Nebula(bulutsu), gazdan iç içe halkalar oluşturmuş daha sonra bu gaz halkalar soğuma sonucu yoğunlaşarak gezegenleri ve bunların uydularını; nebulanın çekirdek bölümü ise güneşi meydana getirmiştir. ) )

- KURAMSAL BİLGİ ile/ve ESTETİK BİLGİ ile/ve DEĞER/AKSİYOLOJİK BİLGİ

- KURAMSAL(NAZARÎ) TASAVVUF ile/ve UYGULAYIMSAL/KILGISAL/AMELÎ TASAVVUF

- KURAMSAL(TEORİK) BİLGİ ile/ve ESTETİK BİLGİ ile/ve DEĞER/AKSİYOLOJİK BİLGİ

- KURAMSAL(TEORİK) BİLGİ ile TEKNİK BİLGİ
( Kuram, yanlışlanamadığı sürece geçerlidir. İLE Kullanımdaki/uygulamadaki başarılı yansıması oranında geçerlidir. )

- KURAMSAL(TEORİK) FELSEFE ile UYGULAYIMSAL(PRATİK) FELSEFE

- KURAMSAL/TEORİK AHLÂK(MORAL) ile/ve UYGULAYIMSAL/KILGISAL/PRATİK AHLÂK

- KURAMSAL/TEORİK FİZİK ile MATEMATİKSEL FİZİK

- KURAMSALLIK ile/ve/<> YARATICILIK
( Aklın mâbedi. İLE/VE/<> Kalbin mâbedi. )

- KURAMSAL = NAZARÎ = THEORETIC[İng.] = THÉORIQUE, THÉORETIQUE[Fr.] = THEORETISCH[Alm.] = THEORIKOS, THEORETIKOS[Yun.]

- KURAM ile/ve/değil ANLAYIŞ

- KURAM ile/ve/< GÖZLEM

- KURAM ile/ve/< KAVRAM
( Bir kuramın varlığı(ontolojisi) yoksa herhangi bir kuramdır. )

- KURAM ve/||/<> KİŞİ ve/||/<> HASTALIK ve/||/<> KİŞİLİK BOZUKLUĞU
( Davranışçı Terapi | Benedict | Paraonoid Bozukluk | Depresif Kişilik

Bilişsel Kuram | Beck | Obsesif Kompulsif Bozukluk | Obsesif Kompulsif Kişilik Bozukluğu

Bireysel Psi.(Adler) | Adler | Karşı Olma, Karşı Gelme Bozukluğu | Şizotipal

Ego state | Ecstein | Paylaşılmış Psikotik bozukluk | Pasif Agresif

Psikotoplumsal Gelişim | E.Erickson | Eşeysel İşlev Bozukluğu | Antisosyal

Kendilik Psikolojisi | Kohut | Uyku Bozukluğu | Mazoşistik

DDDT | Ellis | Özgül Fobiler | Çekingenlik

Evrimsel Psikiyatri | Maslow | Vajinismus | Paranoid

Roger'cı Sağaltım | Rogers | Yaygın Kaygı Bozukluğu | Histriyonik

Ego Psikolojisi | Anna Freud | Travma Sonrası Stres Bozukluğu[PTSB] | Obsesif Kompulsif Kişilik Bozukluğu

Varoluşçu Terapi | Yalom | Yaz Etkileşimi | Self-defeating

Bireysel Psikoloji(Adler) | Bandura | Somatizasyon Bozukluğu | Pasif Agresif

Ayrılma-Bireyleşme | Mahler | Panik Bozukluk | Çekingenlik

Masterson Kuramı | Masterson | Şizofreni | Narsisistik

Transpersonel Psi. | Jung | Depresyon | Şizoid

Fenomenolojik Kuram | Kernberg | Sosyal Fobi | Borderline

Dürtü-Savunma Kuramı | Fairbairn | Madde Bağımlılığı | Şizoid

Biyolojik Kuram | E. Fromm | Egodistonik | Eşeşeysellik | Antisosyal

T.A | Watkins | Tikler | Sadistik

Oyun ve Gerçeklik | Winnicott | Kimlik krizi | Paranoid

Dürtü-Savunma Kuramı | Freud | Fobiler | Antisosyal

Logoterapi | Frankl | Dürtü Kontrol Bozukluğu | Pasif agresif

Hümanistik Psi. | Otto Rank | Konversiyon Bozukluğu | Histriyonik

Nöropsikanaliz | Schore | Hiperaktivite | Karışık tip

Nesne ilişkileri | Sullivan | Yeme Bozukluğu | Depresif Kişilik

Varoluşçuluk | Rollo May | Bipolar Bozukluk | Bağımlı

T.A. | Jacobson | İntihar | Self-Defeating

Gestalt | Bowlby | Davranım Bozukluğu(Ergen) | Narsisistik

Toplumsal Travama | Vamık Volkan | Toplumsal Travmanın Çözümü | Onarıcı ve Yıkıcı Önder

Şema Terapi | Risley | Parafidiler | Borderline )

- KURAM = NAZARİYE = FUAD = THEORY[İng.] = THEÉORIE[Fr.] = THEORIE[Alm.] = THEORIA, THEOREIN[Yun.] = TEORIA[İsp.]

- KURAM ile/ve/değil TEKLİF

- KURAM ile/ve/değil/||/<> YAKLAŞIM

- KURAM ile/ve/değil/yerine YARAR

- KUVANTUM KURAMI değil/yerine KUVANTUM MEKANİĞİ
( )
( )

- LESEPASE ile/ve PRATİKA
( Sınırı geçmek için verilen yazılı izin. İLE/VE Gemilere verilen giriş ve çıkış izni. )

- MATEMATİK ile KURAMSAL/TEORİK FİZİK

- MUHÂKEMÂT'I:
VAROLUŞ/A
değil/yerine UYGULAMA/LARA

- NAZARÎ değil/yerine/= KURAMSAL
( TEORİK )

- NİYET ve/||/<>/> KARAR ve/||/<>/> UYGULAMA

- PRATİK/TATBİK/AT ile UYGULAMA

- PRATİK değil/yerine/= KOLAY

- SAF AKLIN ELEŞTİRİSİ ile PRATİK AKLIN KRİTİĞİ ile YARGI GÜCÜNÜN ELEŞTİRİSİ
( Doğru ile yanlışı inceler. İLE İyi ile kötüyü inceler. İLE [Bir bölümünde] Güzel, çirkin ve yüceyi inceler. )

- SANAT, GELENEKSEL UYGULAMANIN(RİTÜEL):
İÇİNDE
değil DIŞINDA

- SORUNSAL ile/ve/değil KURAMSAL SORUNSAL

- SORUN ile/ve/değil (KURAMSAL) DİL SORUN/LARI

- TATBÎK(AT) değil/yerine/= UYGULAMA

- TEKRARLAMA ile UYGULAMA

- TEORİ ile/ve "SENARYO"

- TEORİ ile PRATİK

- TEORİ ile THEORIA
( Varsayımın bir iddia biçimine getirilmesi. İLE Şeyin özünü yakalayacak şekilde bütüne bakmak. )

- TEORİ ile/ve ÜTOPYA
( ... İLE/VE Hayalini şekillendirmek/eğitmek. )

- THALES KURAMI ile ...
( Bir dik üçgende, dik açının tepe noktasından hipotenüse indirilen dikmenin, iki tarafında kalan iki üçgen, birbirine ve asıl üçgene benzer üçgenlerdir. )

- UYARLAMAK ile/değil UYGULAMAK

- UYGULAMA (RİYÂZET)

- UYGULAMALI!

- UYGULAMAYA YÖNELİK BİLGİ ile/ve SAF SOYUT BİLGİ

- ZİL'DE:
PARMAK ZİLİ
ile/ve ZİLLİ MAŞA (ARAP)[Çankırı sohbet toplantılarında elden ele özel ezgisi ve gezdirme uygulamalarından.]

- [ne yazık ki]
!İŞKENCE
ile/ve/<> !İNSANLIK DIŞI "UYGULAMA"

KORKU ile KAYGI / KAYGI ile KORKU




- KORKU ile KAYGI
( KAYNAK: Korkunun kaynağını biliriz, ancak kaygının kaynağı belirsizdir.
SÜRE: Korku, daha kısa sürelidir, kaygı ise uzun süre devam eder.
ŞİDDET: Korku, kaygıdan daha şiddetlidir. )
( Beyinde. [amigdala'da]. İLE Zihinde.["bağlarda"] )
( [kaynağı] Dışarıda. İLE İçeride. )
( Dışarıdan içeriye. İLE İçeriden dışarıya. )
( Varoluşsal, zorunlu, geçerli, gerekli, etkili ve yetkin. İLE Anlamsız, değersiz, geçersiz, gereksiz, etkisiz ve yetkisiz. )
( Köpek/arı korkusu (yakındaysa/yakınlaşıyorsa)
"Köpek/arı kaygısı" (uzaktaysa/yakınlaşmasa da)

Uçak korkusu (binmeye yaklaştıkça)
"Uçak kaygısı" (binmeden ve düşmesi "düşüncesiyle")

Terk edilme korkusu (ondan daha önce terk edememe düşüncesiyle)
"Terk edilme kaygısı" (binmeye yaklaştıkça)

[Deneyimleneceklerde, elde etmede, sınırlarda ve sınavlarda...]
Başaramama korkusu (zihnindeki ve "kendince" sınırsız "çözümleriyle")
"Başaramama kaygısı" (çıkarlarının kaybedilecek olması ya da çatışmasıyla)

[Varoluş sürecinde ve gereksiniminde...]
"Ben olamama" korkusu (ötekilerin "gücü" ya da "üstünlüğüyle")
"Ben olamama" kaygısı (aidiyet sağlayamamayla) )
( "KAYGI değil/yerine SAYGI" yazısı için burayı tıklayınız... )
( Korkunun bir bölümü, varolanlara bir zarar düşünmediğimiz zaman gider. )
( İhanetten uzak kaldığın kadar korkmazsın. )
( Zan gitmedikçe, korkudan ve kaygıdan kurtulamayız. )
( Gövde ve zihin sınırlıdırlar, onun için de incinmeye açıktırlar, onların, korunmaya gereksinimleri vardır ve bu da korkuya yol açar. )
( Gelecek için antrenman, tutumlar geliştirme; bunlar korku işaretidir. )
( Acı çekmemiş olan, korkmaz. )
( İç ve dış arasındaki ayrımın yalnızca zihinde olduğunu idrak ettiğiniz zaman, artık korkunuz kalmaz. )
( Arzulardan ve korkulardan kurtulun, görüşünüz birdenbire berraklaşacak ve herşeyi olduğu gibi göreceksiniz. )
( İç değerinizi bilmelisiniz, ona güvenmelisiniz ve günlük yaşantınızda arzu ve korkularınızı feda ederek bunu belirgin kılmalısınız. )
( Arzudan ve korkudan kurtulmak sizi öyle korkutmasın. Bu hepinizin bildiğinden öylesine farklı, çok daha yoğun ve ilginç bir hayat yaşayabilmenizi sağlayacaktır; öyle ki siz her şeyi kaybetmekle, gerçekten her şeyi kazanmış olursunuz. )
( Once you realise that all comes from within, that the world in which you live has not been projected onto you but by you, your fear comes to an end.
You are love itself - when you are not afraid.
An understanding mind is free of desires and fears.
The more you know yourself the less you are afraid.
Discover your mistake and be free of fear.
The body and the mind are limited and therefore vulnerable; they need protection which gives rise to fear.
Training for the future, developing attitudes is a sign of fear.
Who has not suffered is not afraid.
When you realise that the distinction between inner and outer is in the mind only, you are no longer afraid.
Be free of desires and fears and at once your vision will clear and you shall see all things as they are.
You must know your inner worth and trust it and express it in the daily sacrifice of desire and fear.
Do not be afraid of freedom from desire and fear. It enables you to live a life so different from all you know, so much more intense and interesting, that, truly, by losing all you gain all. )
( FEAR: [not] Forget Everything And Run vs./AND/BUT Face Everything And Rise
Face Everything And Rise INSTEAD OF Forget Everything And Run )
( Korku, bilmemekten ileri gelir. )
( Bir kez, her şeyin içten geldiğini, içinde yaşadığınız dünyanın size değil, sizin tarafınızdan yansıtıldığını idrak ettiğinizde, korkularınız sona erer. )
( Siz aslında sevgisiniz - korkmadığınız zaman. )
( Anlayan bir zihin, arzulardan ve korkulardan azâdedir. )
( Kendinizi ne kadar daha çok bilirseniz, o kadar daha az korkarsınız. )
( Hatanızı keşfedin ve korkudan kurtulun. )
( Gövdemizin sahibi olursak, korkuyu atarız. )

- "FELSEFÎ KAYGI" ile/ve/değil FELSEFÎ YAKLAŞIM

- "KOKLATMAK" ile "KORKUTMAK"

- "KORKUTMA" ile "KORKUTMA"
( Engellemek/korumak için olan. İLE Şaşırtmak, gülmek, eğlenmek için olan. )
( Çocukları hiçbir şekilde korkutmayınız! [Belki sadece/ancak savaşta düşmanı olabilir![o da ancak daha fazla zarar görmemek içindir.] İLE Düşmanın bile olsa, ne şaka, ne de başka bir gerekçe ya da koşulla, hiç kimseyi korkutmayınız! )

- "MERAK ETME(!)" ile/ve/değil/yerine "ENDİŞELENME(!)"

- KORKU ile HAVF ile İTTİKÂ
( ... İLE Sevdiğini gücendirme korkusu. İLE Sakınma, Allah'dan korkma. )

- ACIMAK ile KAYGILANMAK

- ADÂLET ve/<>/< KAYGISIZLIK

- AHLÂK:
KORKU
ile/ve/<> HAK ile/ve/<> FERÂGAT ile/ve/<> AŞK

- ANNELERİN/BABALARIN EN BÜYÜK KORKUSU ile/ve/<> ENGELLİ ANNELERİNİN/BABALARININ EN BÜYÜK KORKUSU
( Çocuklarının ölmesi. İLE/VE/<> Çocuklarından önce ölmek. )

- BİLGİ ve/||/<>/> İYİLİK ve/||/<>/> KARARLILIK
( Kuşkudan kurtarır. VE/||/<>/> Acı çekmekten kurtarır. VE/||/<>/> Kaygıdan kurtarır. )

- BİLİM ve/< KORKU

- BİREŞİM(TEVHİD) >< KORKU ve ÜZÜNTÜ

- CESARET:
KORKUNUN YOKLUĞU
ile/ve/değil/+/||/<>/< BENCİLLİĞİN BULUNMAMASI

- DİLEK/TEMENNİ ile ENDİŞE
( Özellikle, "İnşaallah" dendiğinde. )

- DİNİ İNANÇ ile/ve/değil "DİNİ KAYGI"

- DÜŞME KAYGISI ile/ve/||/<> YÜKSEK SES KAYGISI
( İnsanın, doğduğunda,sahip olduğu, sadece iki korku. [Öteki tüm korku ve kaygıları sonradan öğrenir.] )

- DUYARLILIK/HASSASİYET ile/ve/değil/yerine ENDİŞE [>< BİLGİ/BİLİNÇ]

- EDEB ile/ve KORKU

- ENDİŞE ile/ve HAYRET

- ENDİŞE ile/ve/<> KARAMSARLIK

- ENDİŞE ile/ve/> SIKINTI
( Geçmiş ıstırabın anısı ve onun yinelenmesi korkusu, kişiyi, gelecek hakkında kaygılandırır. )

- ENDİŞE ile SIKINTI

- ENDİŞE ile/ve/<> TELÂŞ

- EVHAM ile VESVESE

- GÖRÜNTÜNÜN/MANZARANIN:
EN ÇİRKİNİ/KORKUNCU
ile/değil/yerine/>< EN GÜZELİ
( Somurtan bir "yüz". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Gülen bir yüz. :) )
( Gülen İnsan Yüzünün Görsel FaRkLaR'ı için burayı tıklayınız... )
( Kara delik. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Güneş. )

- HAİNLİK(TEN) ile/değil KORKU(DAN)

- HAVF/FOBİ değil/yerine/= YILGI, KORKU, KORKMA
( Belirli nesneler ya da durumlar karşısında duyulan, olağandışı güçlü korku, dehşet. )

- HÜZÜN VE ÜZÜNTÜ ile/ve ÜMİT VE KAYGI
( Geçmişte. İLE/VE Gelecekte. )
( AHZEN: Çok hüzünlü, kederli. )
( In the past. vs./AND In the future. )

- İLHÂMAT ile VESVESE

- İLHAM ile VESVESE

- İLK KORKU (ANI)

- İŞE/ÇALIŞMAYA BAŞLAYAMAMAK ile/ve/<>/değil İŞİN/ÇALIŞMANIN BÖLÜNMESİ/KESİLMESİ KAYGISI
( Her iş/çalışma, başlayana, elin değene kadardır. )

- İSTEK/ARZU ile/ve KORKU
( Keyfin/zevkin, hazzın anısı. İLE/VE Acının/ıstırabın anısı. )
( Her ikisi de zihni huzursuz eder. )

- KAYBETME KORKUSU değil KAVUŞMA ÜMİDİ
( Yakınlıkta. DEĞİL Uzaklıkta.
Yakınlık, uzaklıktan daha sıkıntılıdır. )

- KAYGI/ENDİŞE ile ÇEKİNME/ÇEKİNCE

- KAYGILANMAMALI!

- KAYGI ile/ve/değil/yerine DUYARLILIK

- KAYGI ve/||/<>/> HUYSUZLUK

- KAYGI ile/ve/||/<>/> KAÇINMA

- KAYGI ile KURUNTU

- KAYGI değil/yerine/>< SAYGI
( "Kaygı..." yazısı için burayı tıklayınız... )

- KAYGI ile/ve TEDİRGİNLİK/PERTÜRBASYON

- KAYGI ile/ve TELAŞ/LANMA

- KAYGI ile TUTUM

- KAYGI ile/ve/<> ÜRPERTİ

- KAYGI ile VESVESE/İŞKİLLENMEK

- KORGU ile KAYGI

- KORKU (RAHEB)

- KORKU + BİLGİSİZLİK = NEFRET

- KORKU(HAVF) ile HAŞYET(ALLAH'TAN KORKMA) ile HEYBET
( Korku peşimizi bırakmaz. Tüm çalışıp çabalamamız, ölüm korkusundan. Halbuki, korku gitmeyince Allah dostu olamayız. )
( Korkunun bir bölümü, Allah'ın "Rezzâk-ı Âlem" olduğunu anlayınca gider. )
( İhanet bitsin, kanundan da, hemcinsinden de, Allah'tan da korkmazsın. )

- KORKU/KAYGI [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- KORKU/KAYGI [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]

- KORKULACAK OLAN:
KİŞİNİN KAZANDIĞI PARA
değil "PARANIN KAZANDIĞI KİŞİ"

- KORKUSUZ/LUK ile/değil/yerine CESARET
( Cesaret, korkusuz olmak demek değildir. Cesaret, korkuyla dolu olmana karşın, kontrolü, korkunun eline vermemektir. )

- KORKUTAN ile/ve/||/<> KORKAN
( Korkutanlarla ile korkanlar arasında sessiz bir suç ortaklığı vardır. )

- KORKUTMA ile/ve/değil/yerine UYARMA

- KORKUTUCU ile/ve/değil/yerine CAYDIRICI

- KORKUYA DAYALI "SAYGI" ile/değil/yerine SAYGI

- KORKU ile KAYGI
( KAYNAK: Korkunun kaynağını biliriz, ancak kaygının kaynağı belirsizdir.
SÜRE: Korku, daha kısa sürelidir, kaygı ise uzun süre devam eder.
ŞİDDET: Korku, kaygıdan daha şiddetlidir. )
( Beyinde. [amigdala'da]. İLE Zihinde.["bağlarda"] )
( [kaynağı] Dışarıda. İLE İçeride. )
( Dışarıdan içeriye. İLE İçeriden dışarıya. )
( Varoluşsal, zorunlu, geçerli, gerekli, etkili ve yetkin. İLE Anlamsız, değersiz, geçersiz, gereksiz, etkisiz ve yetkisiz. )
( Köpek/arı korkusu (yakındaysa/yakınlaşıyorsa)
"Köpek/arı kaygısı" (uzaktaysa/yakınlaşmasa da)

Uçak korkusu (binmeye yaklaştıkça)
"Uçak kaygısı" (binmeden ve düşmesi "düşüncesiyle")

Terk edilme korkusu (ondan daha önce terk edememe düşüncesiyle)
"Terk edilme kaygısı" (binmeye yaklaştıkça)

[Deneyimleneceklerde, elde etmede, sınırlarda ve sınavlarda...]
Başaramama korkusu (zihnindeki ve "kendince" sınırsız "çözümleriyle")
"Başaramama kaygısı" (çıkarlarının kaybedilecek olması ya da çatışmasıyla)

[Varoluş sürecinde ve gereksiniminde...]
"Ben olamama" korkusu (ötekilerin "gücü" ya da "üstünlüğüyle")
"Ben olamama" kaygısı (aidiyet sağlayamamayla) )
( "KAYGI değil/yerine SAYGI" yazısı için burayı tıklayınız... )
( Korkunun bir bölümü, varolanlara bir zarar düşünmediğimiz zaman gider. )
( İhanetten uzak kaldığın kadar korkmazsın. )
( Zan gitmedikçe, korkudan ve kaygıdan kurtulamayız. )
( Gövde ve zihin sınırlıdırlar, onun için de incinmeye açıktırlar, onların, korunmaya gereksinimleri vardır ve bu da korkuya yol açar. )
( Gelecek için antrenman, tutumlar geliştirme; bunlar korku işaretidir. )
( Acı çekmemiş olan, korkmaz. )
( İç ve dış arasındaki ayrımın yalnızca zihinde olduğunu idrak ettiğiniz zaman, artık korkunuz kalmaz. )
( Arzulardan ve korkulardan kurtulun, görüşünüz birdenbire berraklaşacak ve herşeyi olduğu gibi göreceksiniz. )
( İç değerinizi bilmelisiniz, ona güvenmelisiniz ve günlük yaşantınızda arzu ve korkularınızı feda ederek bunu belirgin kılmalısınız. )
( Arzudan ve korkudan kurtulmak sizi öyle korkutmasın. Bu hepinizin bildiğinden öylesine farklı, çok daha yoğun ve ilginç bir hayat yaşayabilmenizi sağlayacaktır; öyle ki siz her şeyi kaybetmekle, gerçekten her şeyi kazanmış olursunuz. )
( Once you realise that all comes from within, that the world in which you live has not been projected onto you but by you, your fear comes to an end.
You are love itself - when you are not afraid.
An understanding mind is free of desires and fears.
The more you know yourself the less you are afraid.
Discover your mistake and be free of fear.
The body and the mind are limited and therefore vulnerable; they need protection which gives rise to fear.
Training for the future, developing attitudes is a sign of fear.
Who has not suffered is not afraid.
When you realise that the distinction between inner and outer is in the mind only, you are no longer afraid.
Be free of desires and fears and at once your vision will clear and you shall see all things as they are.
You must know your inner worth and trust it and express it in the daily sacrifice of desire and fear.
Do not be afraid of freedom from desire and fear. It enables you to live a life so different from all you know, so much more intense and interesting, that, truly, by losing all you gain all. )
( FEAR: [not] Forget Everything And Run vs./AND/BUT Face Everything And Rise
Face Everything And Rise INSTEAD OF Forget Everything And Run )
( Korku, bilmemekten ileri gelir. )
( Bir kez, her şeyin içten geldiğini, içinde yaşadığınız dünyanın size değil, sizin tarafınızdan yansıtıldığını idrak ettiğinizde, korkularınız sona erer. )
( Siz aslında sevgisiniz - korkmadığınız zaman. )
( Anlayan bir zihin, arzulardan ve korkulardan azâdedir. )
( Kendinizi ne kadar daha çok bilirseniz, o kadar daha az korkarsınız. )
( Hatanızı keşfedin ve korkudan kurtulun. )
( Gövdemizin sahibi olursak, korkuyu atarız. )

- KORKU ile/ve/||/<>/> AĞRI ile/ve/||/<>/> GERGİNLİK

- KORKU ile/ve/||/<> AKIL
( İşin içine korku girdiği oranda, "akıl" da etkinleşir. Bir kişi, ne kadar korkusuz ise "aklını" o kadar az kullanır. )

- KORKU ile ANLAYIŞ EKSİKLİĞİ

- KORKU ile/ve/<> BÂTIL İNANÇ
( Korku, bâtıl inançların temel kaynağıdır. )

- KORKU ve/> BERRAKLIK ve/> ERK(GÜÇ) ve/> YAŞLILIK
( BİLGİ İNSANI

Görüşmelerimiz sırasında, ... tutarlı bir biçimde, "bilgi insanı" sözcüklerini kullanıyor ya da bu kavrama göndermeler yapıyordu. Ama bununla ne demek istediğini hiç açıklamamıştı. Bunu, ona sordum.

"Bilgi insanı, öğrenimin zorluklarına katlanmayı göze almış kimsedir," diye yanıtladı. "Acele etmeden, bocalamadan, erk ve bilgi gizlerinin sökülmesi, çözülmesi yolunda, gidebileceği son aşamaya varmış olan bir kişidir."

"Her isteyen, bilgi insanı olabilir mi?"

"Hayır, herkes olamaz."

"Bilgi insanı olmak için insan ne yapmalıdır öyleyse?"

"Dört doğal düşmanına meydan okuyup onları yenmelidir."

"O dört düşmanını yenen bir kişi, bilgi insanı olur mu?"

"Evet. Ancak, dört düşmanının her birini yenebilen kişiye, 'bilgi insanı' denir."

"Bu düşmanları yenen herkes, 'bilgi insanı' olur mu?"

"Hepsini yenen herkes, 'bilgi insanı' olur."

"Bu düşmanlarla savaşıma geçmeden önce, yapılması gereken başka şeyler yok mudur?"

"Yoktur. Her isteyen, bilgi insanı olmayı deneyebilir ama çok azı gerçekten başarır bu işi -doğal bir şey bu-. Bilgi insanı olma yolunda karşılaşılan düşmanlar, gerçekten korkunç şeylerdir; çoğu kişi, yenik düşer onlara."

"Nasıl düşmanlar bunlar, ... ?

Düşmanlar konusunda konuşmak istemedi. Bu konuyu anlamam için daha çok zaman olduğunu söyledi. Sözü değiştirmemek amacıyla benim bir bilgi insanı olup olamayacağımı sordum. Bunu kimsenin kestiremeyeceğini bildirdi. Ama bir bilgi insanı olup olamayacağımı gösteren herhangi bir ipucu bulunup bulunmadığını ısrarla sorunca, bunun, o dört düşmanla savaşımımın sonucuna bağlı olduğunu -onları yenebiliyor muyum yoksa onlara yeniliyor muyum- ama o savaşımın sonucunu şimdiden bilmesinin olanaksızlığını belirtti.

"Savaşımın sonucunu görebilmek için büyü yapmak ya da fala bakmak olanaklı mıdır?" diye sordum. Hiçkimsenin, ne araç kullanırsa kullansın, bu savaşımın sonucunu önceden bilemeyeceğini, kesin bir dille anlattı. Neden olarak da bilgi insanı olmanın, geçici bir şey olduğunu gösterdi. Bu noktayı açıklamasını istediğimde, yanıtı şöyle oldu:

"Bilgi insanı olmak sürekli değildir! Bir kişi, tam olarak bilgi insanı olamaz. Ancak, çok kısa bir an için olunuverir. Dört düşmanı yendikten sonra!"

"Söylesene, nasıl düşmanlar bunlar?"

Yanıt vermedi. Yine üsteledim ama konuyu değiştirdi ve başka şeyler anlatmaya başladı.

 

( Ertesi gün... )

 

Gitmeye hazırlanıyorken, birden, bilgi kişininın düşmanlarını yine sormak geldi içimden. Uzun süre uzakta kalacağımı, söyleyeceklerini yazarsam, bu konuları düşünme fırsatıını bulabileceğimi anlatarak onu ikna etmeye çalıştım.

Bir süre, ikircikli, bekledi; sonra konuşmaya başladı:

"Bir kişi, öğrenmeye başlayınca, amaçlarının neler olduğunu kesin olarak bilmez. Başka bir niyeti vardır, amaçları belirgin değildir. Hiçbir zaman gerçekleşemeyecek ödüller ummaktadır. Çünkü, öğrenmenin "zorluklarını" bilmiyordur henüz."

"Yavaş yavaş öğrenmeye başlar -önceleri azar azar, sonra da büyük parçalar halinde-. Çok geçmeden, düşünceleri çatışır. Öğrendiği şey, umduğu, düşlediği gibi çıkmamıştır; bu durum, onu korkutur. Öğrenim, hiç de beklendiği gibi olmamıştır. Öğreniminin her adımı, yepyeni görevler yükler kişiye; kişinin korkuları, acımasızca birikir, baş kaldırır. Bir savaş alanına döner yaşamı.

"İşte, doğal düşmanların birincisiyle böyle karşılaşılır: Korkuyla! Yenmesi güç, hain, korkunç bir düşmandır korku. Tüm yol boyunca saklanır, ummadığın yerlerde, sinsi sinsi bekler seni. Eğer, onu karşında gördüğün zaman, kaçmaya başlarsan, unut artık bilgiye ulaşmayı."

"Korkup kaçan kimseye ne olur?"

"Bir şey olmaz. Ama öğrenemez bir daha. Korkusunu göğüslemesi, korkusuna karşın, öğrenme yolunda, bir adım daha ilerlemeyi göze alması gerekir. Bir adım daha, bir adım daha. Korkuyla dolmalı... Evet! Ama korksa da ilerlemeyi sürdürmeli, durmamalı! Bu işin yöntemi böyledir! Bu birinci düşmanın, pes edeceği bir an gelecektir. Kişiye, güven duygusu gelir. Niyeti daha da güçlenir. Öğrenmeyi, öyle korkutucu bir şey gibi görmez artık."

"Bu sevinçli an gelince, birinci doğal düşmanını yendiğini çok iyi bilir kişi."

"Hemen mi olur bu, yoksa, azar azar mı?

"Azar azar olur ama korkusunun kaybolması çabuk olur. Birdenbire olur."

"Ama yeni bir şeyler gelirse başına, yine korkmaz mı kişi?"

"Hayır. Korkusunu, bir kez yitirmeyegörsün. Kişi, artık yaşamında korku nedir bilmez. Korkunun yerini, zihin berraklığı alır -korkuyu silen bir zihin berraklığı-. Artık, o kişi, ne istediğini biliyordur; o isteklerini nasıl doyuracağını da biliyordur. Yeni öğrenimleri kazanmak için adımlarını nasıl atması gerektiğini sezer; her şey apaçık çıkmıştır ortaya. Artık, hiçbir şey saklı değildir bu kişiden."

"Bu da, ikinci düşmanın karşısına çıkarır onu: Berraklık! Ulaşılması, o denli zor olan zihin berraklığı, korkuyu kovar ama kör eder insanı aynı zamanda."

"Kişinin, kendinden kuşku duymasına yol açar, istediği şeyi yapabileceği inancını verir ona. Çünkü, o kişi, artık, herşeyi apaçık görebilmektedir. Berraklığın yüreklendirdiği kişi, bir türlü durmak bilmez. Ama büyük bir hata yapmaktadır. Bu işin, bir eksik yanı vardır. Kişi, kendini bu sözde erke bırakırsa, ikinci düşmanına boyun eğmiş sayılır. Ve öğrenme diye bir şey kalmaz. Sabırlı olması gereken yerde aceleci olacak ya da acele edilmesi gereken yerde sabırlı olmayı yeğleyecektir. Zaman gelecek, artık, yeni bir şey öğrenme yetisini yitirecektir."

"Bu tür bir yenilgiye uğrayan kişiye ne olur? Ölür mü?"

"Hayır, ölmez. İkinci düşmanı, bu kişinin, bir bilgi insanı olma çabasını kösteklemiştir; artık, bu kişi, bilgi insanı olmayı istemek yerine, devingen, kıvrak bir savaşçı olmayı yeğleyebilir. Ya da soytarı olmayı. Ne var ki, kendine pek pahalıya mal olan o berraklık, hiçbir zaman karanlığa ve korkuya dönüşmeyecektir. Yaşam boyunca, her şeyi açıkça görecektir ama yeni bir şey öğrenemeyecektir, öğrenme özlemi çekmeyecektir."

"Ama yenilmemek için yapabileceği bir şey yok mudur?"

"Korkuyu nasıl aşmışsa yine öyle yapmalıdır. Berraklığa, meydan okumalıdır. Elde ettiği berraklığı, önünü daha iyi görüp yeni adımlarını ona göre atmak için kullanmalıdır. En önemlisi de, berraklığının, bir yanlışlık sonucu ortaya çıktığını düşünmelidir. Ve öyle bir an gelecektir ki, bu berraklığın, gözleri önündeki bir noktadan başka bir şey olmadığını anlayacaktır. Böylece, ikinci düşmanını da yenmiş olacaktır. Artık, hiçbir şeyin, ona zarar veremeyeceği bir yere ulaşacaktır. Bu, bir hata olmayacaktır. Bu, gerçek bir erk(güç) olacaktır."

"Bu yere ulaşınca, ardından koştuğu erke, sonunda kavuştuğunu bilecektir. Ne isterse yapar artık bu erkle. Dostu, onun buyruğundadır artık. Ne isterse, yasa odur. Çevresinde ne varsa görmektedir. Ne var ki, üçüncü düşman dikiliverir karşısına: Erk!

"Düşmanların en güçlüsüdür erk. En doğal şey, ona boyun eğmektir. Öyle ya... O kişinin buyruğunda değil midir erk!? Buyurur; kimi sakıncaları göze ala ala, kendi yasalarını, kendi yapar. Çünkü, buyruk ondadır."

"Bu durumdaki biri, yaklaşmakta olan üçüncü düşmanın, pek farkına varmaz. Bir bakmışsın, birdenbire, haberi bile olmadan yitivermiş savaşımı. Düşmanı, onu, kıyıcı, tutarsız bir adam haline getirivermiş..."

"Erkini yitirir mi?"

"Hayır, berraklığını da erkini de hiçbir zaman yitirmez."

"Bilgi kişinindan farkı nedir, öyleyse?"

"Kendi erkine yenilen bir kişi, onu, doğru dürüst yönlendiremeden ölür gider. Yazgısının üstüne, yük gibi biner erki. Böyle biri, kendini yönetemez ve bilmez erkini, ne zaman ya da nasıl kullanması gerektiğini."

"Bu düşmanlardan birine yenilirsen, bu kesin bir yenilgi mi demektir?"

"Evet, kesin yenilgi olur bu. Bu düşmanlardan biri, insanı yenmeyegörsün, artık yapılabilecek bir şey kalmaz."

"Örneğin, erke yenilen bir kişi, yanlışını görerek, durumu düzeltebilir mi?"

"Düzeltemez. Bir kere yenilmeyegörsün, işi bitmiştir artık."

"Ya geçiciyse erke aldanması; ya erki teperse zamanında?"

"Savaşım sürüyor sayılır o durumda. Hâlâ 'bilgi insanı' olmaya çalışıyor demektir bu. Artık, hiç çabalamıyorsa, kendini koyuverirse yenilmiş olur bu kişi ancak."

"Ama bir insan yıllarca korkuya yenik düşebilir ve sonunda korkusunu yenebilir."

"Hayır, doğru değildir bu. Korkuya kapılırsan, korkuyu yenemezsin; çünkü, öğrenmekten ürküyorsundur, öğrenmek için çaba göstermiyorsundur. Ama korkusunun içinde yıllar boyunca sürdürürse öğrenme çabasını, ola ki, korkusunu yenebilir. Çünkü, kendini, korkuya tümüyle bırakmamıştır."

"Üçüncü düşmanı nasıl yeneriz?"

"Ona karşı çıkarak. Bile bile... Kendimizin olmadığını kavrayarak. Tüm öğrendiklerimizi, dikkatle ve inançla kullanarak, sürekli olarak sınırlarımızı zorlamayarak... Kendimizi denetleme durumunda, berraklığın ve erkin, hatalardan da kötü olduğunu görebilirsek, her şeyi denetimimiz altında bulundurduğumuz bir noktaya erişebiliriz. İşte, o noktada, erkimizi nasıl ve ne zaman kullanabileceğimizi biliriz. Üçüncü düşmanı böylece yenmiş oluruz."

"Bu da kişiyi, öğrenim yolculuğunun sonuna getirir. Bir de ne görürsün! Sonuncu düşman, karşına dikilmiş durmaktadır: Yaşlılık! Düşmanların en acımasızıdır bu. Hiçbir zaman, tümüyle yenemeyeceğimiz bir düşman... Sürekli olarak savaşıp uzak tutmaya çalışmaktan başka yapılacak bir şey yoktur."

"İşte, bu dönemde, kişi, hiçbir şeyden korkmaz; zihni berraktır, sabırsız değildir -tüm erkleri denetimi altındadır-. Ne var ki, bu dönem, aynı zamanda, boyun eğmeyen bir dinlenme isteğinin ortaya çıktığı bir dönemdir. Bir yere uzanmak, unutmak isteğine bırakırsa kendini; yorulur yorulmaz, sürdürdüğü çabayı bırakırsa, son olanağını kaybetmiş olur. Titrek, yaşlı bir yaratık durumuna sokuverir onu düşmanı. Çekilme arzusu, tüm berraklığını, erkini ve bilgisini bastırır."

"Ama kişi, silkinir de yorgunluğundan sıyrılır, yaşamının gereklerini sürdürürse, bu son yenilmez düşmanıyla savaşımda bir an bile olsa başarılı olursa, işte o zaman 'bilgi insanı' olmuş demektir. Berraklığın, erkin ve bilginin egemen olduğu bu an, yeterlidir onun için." )

- KORKU ile/ve/<>/değil ÇARESİZLİK

- KORKU ||/ve/yerine/|| CEHALET ||/ve/yerine/|| BİLGİ ||/ve/yerine/|| CESARET
( Korku, bilgisizlikten de, çok bilgiden de olur. )
( CESARET: Köprüyü geçmeyi göze alabilmek. )

- KORKU ile/ve ÇEKİNME

- KORKU ile/ve ÇEKİNME
( Korkunun bir bölümü, Allah'ın mahluklarına bir zarar düşünmediğimiz zaman gider. )

- KORKU ile/yerine CİDDİYE ALMAK

- KORKU > DEHŞET > NEFRET/HAYRANLIK

- KORKU ile/ve/||/<> DENETİM ODAKLI KORKU

- KORKU ile/ve/değil/yerine DİKKAT

- KORKU = FEAR[İng.] = CRAINTE[Fr.] = FURCHT[Alm.] = METUS[Lat.]

- KORKU ile GERİLİM

- KORKU ve/||/<> HAZ
( Bireylerin, suç işleme nedenleri. )

- KORKU ile/ve İHÂNET

- KORKU ile İKİRCİK

- KORKU ile/ve İMAN

- KORKU ile/ve/> KAÇMAK

- KORKU ile/ve/değil/yerine KORUMA

- KORKU ile/ve/||/<>/> ÖFKE

- KORKU ile/ve/değil/yerine OLGU

- KORKU ile/ve/yerine SAYGI
( Korkuyu yenmek, bilgeliğin başlangıcıdır. )
( Tanrı'yı düşünmeden önce, kendinizi kabul etmek zorundasınız. )
( Before you think God, you must accept yourself. )

- KORKU ile/değil/yerine SEVGİ
( Bir kez, her şeyin içten geldiğini, içinde yaşadığınız dünyanın size değil, sizin tarafınızdan projekte edildiğini idrak ettiğinizde, korkularınız sona erer. )
( Bazen, bazı korkular da sevgiye dönüşebilmektedir. [STOCKHOLM SENDROMU] )
( Korkutamazsın beni, seviyorum seni! )
( Bir kez, her şeyin içten geldiğini, içinde yaşadığınız dünyanın size değil, sizin tarafınızdan projekte edildiğini idrak ettiğinizde, korkularınız sona erer. )

- KORKU değil/yerine SEVGİ

- KORKU değil/yerine/>< ŞÜKRAN

- KORKU ile/ve/değil/yerine TARİH BİLİNCİ
( Ulusların uygarlık seviyelerini, tarih incelemelerindeki çaba ve becerilerine göre belirlemek olanaklıdır. )

- KORKU ile/ve/değil/yerine TEDBİR

- KORKU ile/ve/değil TEPKİ

- KORKU ile/ve/ya da/<> UKALALIK

- KORKU ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< ÜMİT
( Mahkum eder. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>< Özgür bırakır. )

- KORKU ile/ve/> ÜRKÜ/PANİK[Yun.]

- KORKU ile/ve UTANMA

- KORKU ile/> ZEKÂ

- KUŞKU ile/ve KAYGI

- KUŞKU ile/ve KORKU
( Eğer kuşku varsa, korku da varolacaktır. )

- MELANKOLİ değil/yerine/= KARAKAYGI

- MİNNETTARLIK ile/ve KORKU

- MÜSTERÎH[Ar. < RAHAT] değil/yerine/= İÇİ RAHAT / KAYGISIZ

- MUTSUZLUK ya da KAYGILILIK ile/değil/yerine/>< HUZURLULUK
( Geçmişte. YA DA Gelecekte. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Şu anda ve burada/kilerle. )

- NEFSİ:
"TEMİZE ÇIKARMA KAYGISI"
ile/değil/yerine/>< TEZKİYE ETME ÇABASI

- NEFS ve/<> KORKU

- ÖLÜM KORKUSU < GÖVDE ZANNI

- ÖLÜM KORKUSU yerine NEFSİNE TÂBİ OLMA KORKUSU

- ONUR ile KORKU
( Dengesini iyi ayarlamak gerek! )
( Onurun, korkunun önüne geçerse canını kaybedersin! Korkun, onurunun önüne geçerse vatanını kaybedersin! )

- ÖVÜNME ile/ve/değil "KORKUTMA" (ÇABASI/ZANNI)

- PARANOYA ile KORKU

- RABB KORKUSU ile/ve/<> ÖLÜM KORKUSU
( Hikmetin başlangıcıdır. İLE/VE/<> Varoluşun sürekliliğidir/sağlayıcısıdır. )
( Nitelikli varoluş. İLE/VE/<> Varoluş. )
( Yaşama bağlanma güdüsü. İLE/VE/<> Varolma dürtüsü. )
( Duyulmayan, anlam çığlığı. )
( İkisi de, O'nsuz kalma korkusudur. )

- REMM ile REM[Fars.]
( Onarma. İLE Ürkme. | Titreme. | Sürü. )

- REV'/REV'A ile REVÂ[Fars.] ile REVÂH
( Korku. | Heyecan. İLE Yakışır, uygun, yerinde. İLE Bir şeyi elde etmekten doğan neşe. | Güneş doğduktan sonra gece oluncaya kadar geçen zaman. )

- RU'B ile RUB' ile RUBB ile RÛB[Fars.]
( Korku. İLE Dörtte bir, çeyrek, bir şeyin dört bölümünden biri. İLE Meyve suyu. İLE Süpürme, süpürge. )

- ŞAŞIRMA ve/> KORKU

- ŞAŞKINLIK ile KORKU

- SON KORKU

- STRES ile KORKU
( Kültürel. İLE Doğal. )

- TASA ile ENDİŞE

- TEDİRGİNLİK ile/ve/<> KORKU

- TEHDİT ile/ve/> KORKU

- TEPKİSİZLİK ile/ve/<> HAZIR-YANITLI OLAMAMA KAYGISI

- TEREDDÜT/D[Ar. < REDD] ile ENDÎŞE[Fars. < DÂNİŞ]
( Kararsızlık. İLE Bilgiden/bilimden uzak olma. (durumu/sonucu) [DÂNİŞ: Biliş, bilgi, ilim.] )

- ÜRPERME ile KORKU
( Şecaat'ten gelir. İLE Öfke'den gelir. )

- ÜZÜNTÜ ve SIKINTI ve ENDİŞE
( Geçmişe ait. VE Şimdide. VE Gelecek için. )

- VESVESE ile "KUR(MAK)"

- VESVESE ile ...
( ŞÜPHE, KURUNTU, İŞKİL )

- VESVESE ile EVHAM

- VESVESE ile VEHM

- YABANCILAŞMA ile/ve/> KORKU

- YÜKSEKLİK KORKUSU ile/değil/yerine "ALÇAKLIK" KORKUSU

- ZORUNLULUK ile/ve/<>/> KORKU

- [ne yazık ki]
"KAYGILARIMIZA" BOYUN EĞMEK
ve/=/||/<>/>
ÖZGÜRLÜĞÜMÜZE SIRT ÇEVİRMEK


- | KORKU ile/ve/||/<> ÖFKE ile/ve/||/<> ÜZÜNTÜ ile/ve/||/<> UTANÇ[>< AÇGÖZLÜLÜK] ile/ve/||/<> TİNSİNTİ | ile/ve/||/<> NEŞE ile/ve/||/<> ŞAŞIRMA
( Farklı coğrafyalarda yaşayıp farklı dilleri konuşsa da, yeryüzünde yaşayan tüm bireyler, şu 6 duygu-durum için aynı yüz ifadesi ve mimikleri kullanıyor. )
( )

 
Bu sayfa 01 Ocak 2018 itibariyle 366 kez incelenmiş/okunmuştur.