FaRkLaR KILAVUZU/"SOZLUGU"!!! - BAĞIMLILAŞTIRMA, BAĞIMLILIK


BAĞIMLILAŞTIRMA ve BAĞIMLILIK'ta

KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
( SÜREKLİ AYIRDINDA VE FARKINDA OLUNMASI GEREKENLER!!! )

 

İNSANLIK SUÇLARI
(BAĞIMLILAŞTIRMA, BAĞIMLILIK)



( 752 FaRk, 807 katkı )


- "...'YA (ÇOK) DÜŞKÜN" ile/ve/değil/yerine "...'YI (ÇOK) SEVEN"

- "AÇIK" ile/ve/değil/<> ZAAF

- "ALIŞKIN" ile/değil/yerine ALIŞKANLIĞI OLAN

- "APTALLIK"/TAN ile/değil/ne yazık ki ÇARESİZLİK/TEN

- "BAĞIMLILIK" ile/değil/yerine/>< GEREKSİNİM

- "DELİSİ OLMAK/OLAN" ile/değil/yerine DÜŞKÜN

- "EZBER" ile/ve/değil ALIŞKANLIK
( EZBER hem de ALIŞKANLIK )

- "HAK" ile/değil BAĞIMLILIK

- "KENDİNİ SAKLAMAK" >< KIZMAK
( Kimse, kızdığında, kendini/özünü saklayamaz. )

- "KEYİF" değil/yerine/>< GEREKSİNİM

- "KEYİF/RAHATLIK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÇALIŞMA/HİZMET
( % 3[daha çok] -31[en fazla, azınlıkla/bazen] İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< % 96[daha çok] - 69[en az, çoğunlukla] )

- "MERKEZCİ/LİK" ile/ve/<>/> BAĞIMLI/LIK

- "PARA" (SAPLANTISI) değil/yerine "KİŞİ"[KARDEŞ/ARKADAŞ/OLANAKSIZ/MAĞDUR]

- "TAKINTI" ile/değil/yerine ALERJİ

- "ZAYIFLIK" ile ZAAF

- (")SORUNLARI("):
BAŞKALARIYLA OLAN/LAR
ile/değil/yerine (OLABİLDİĞİNCE) KENDİYLE OLAN/LAR
( Sorunun, kendi(nde) olduğunu anla(ya)mayan kişiler, ne yazık ki, çözümü, başkalarının huzurunu bozmakta "ararlar/bulurlar". )
( [çoğunlukla] Kendiyle, (ciddi) sorunları olan(lar)dır. İLE/DEĞİL/YERİNE Başkalarıyla, "sorunlu" "görünseler/düşünülseler" de sorunsuzdur(lar). )

- (ALIŞKANLIK YAPICILARDAN) UZAK DURMALI!

- (KOŞULSUZ) SEVGİ:
(EN BÜYÜK) ZAAF
ve ERDEM

- (SİGARA) "YASAĞI" değil SINIRLAMASI/KISITLAMA/SI
( Yürürlüğe giren yasa, bir "YASAK" koyma değildir! Toplum yaşamında ve kişiler arasında düzenin sağlanması, hakların korunması için ortak kullanım alanı kuralları uygulanmak zorundadır. Sigarayla ilgili düzenleme, kişilerin bulunmak zorunda/durumunda olduğu -kapalı ya da açık- ortamlarda sigara kullanıcılarının keyfî uygulamalarına izin vermemek üzerinedir. Bu durumdan rahatsız olan/olabilecek kişilerin haklarının korunması üzerine de bu tür kısıtlamalar getirilmesi gerekmiştir. "YASAK" olarak ifade edilen durum, "sigara içme yasağı" değil belirli ortak kullanım alanlarında keyfî tutumda bulunulmasına engel olabilmek üzere ve çevrenin rahatsız edilmemesine yöneliktir. Doğrudan, genel bir "içmeme yasağı" getirilmemiştir. "YASAK"[< YASA][yasaya/kanuna bağlı olan] sözcüğü ve kullanımının da, kişiler [içen-içmeyen, rahatsız olan/lar] arasında anlaşamamazlık/ihtilâf [ya da olası çatışma durumunda] toplum ve devlet tarafından kabul ve onay görmüş, uyumlu bir düzen sağlanabilmesi üzerine, gereken koşulların, yazılı ve tüzel(hukukî) bir karşılığının bulunması üzerinedir. Birlik ve bütünlüğü, sürdürülebilirliği sağlayabilmenin göstergesi ve dayanakçası olarak, "YASA" ve yasal gereklilik, işlevini yerine getirmek üzere uygulanmaktadır. Kişi, kendi evinde istediği gibi [çırılçıplak] dolaşabileceği halde dışarıda/sokakta, ortak alanlarda dolaşamayacağı gibi. Bu durumu anlayan ve kabul edebilen tütün kullanıcıları, tütün ürünleri kısıtlamasının da bir uzlaşım ve çözüm gerektirdiğini rahatlıkla anlayacak ve kabul ediyor olacaklardır. )

- 1 BAĞIMLI > 4 BAĞIMLI YAKINI
( Alkolik yakınları ve arkadaşlarının ortak sorunlarını çözebilmek için deneyimlerini ve umutlarını paylaştıkları bir topluluk. | http://www.al-anon-tr.org )
( Bağımlılığa Hayır Derneği | http://www.BagimliligaHAYIR.org )

- ALIŞKANLIK AHLÂKI ile/ve/değil/yerine YEĞLEME/TERCİH AHLÂKI

- ALIŞKANLIK/ÂDET ile GEREKLİLİK

- ALIŞKANLIK ve/< BELLEK
( Olumsuz alışkanlıklar, bellekteki kayıtların kötüye kullanımlarından kaynaklanırlar. )

- ALIŞKANLIK ile DADANMA

- ALIŞKANLIK ile GELENEK

- ALIŞKANLIK ile GEREKLİLİK
( Normal bir hal acı verici olamaz, ama yanlış bir alışkanlık çoğu zaman süreğen acılara yol açar. )
( Alışkanlık ve ihtiras kör eder ve yanlışa götürür. )
( Alışılmış olana tutunduğunuz sürece keşif gerçekleşemez. )

- ALIŞKANLIK = İTİYAT = HABIT[İng.] = HABITUDE[Fr.] = GEWOHNHEIT[Alm.] = HABITUS[Lat.] = HEKSIS[Yun.] = COSTUMBRE[İsp.]

- ALIŞKANLIK ile/ve/değil ŞARTLANMA

- ALIŞKANLIK ile/ve/<> ŞAŞKINLIK

- ALIŞKANLIK ile ZAAF
( Alışkanlık, anahtarı kaybolmuş bir kelepçedir. )
( Alışkanlıklar tutkuyu, tutku da karakteri etkiler. )

- ÂŞIK OLMAK ile/ve/||/<> TAKINTILI-ZORLAYICI(OBSESİF-KOMPULSİF) KİŞİLİK BOZUKLUĞU
( Gövdede, aynı biyokimyasal etkileri "yaratıyor"/yaratabiliyor. )

- AŞIRI/ABARTILI KEYFİYET ve/||/<>/> GECİKEN/GECİKMİŞ ADÂLET

- AŞIRI/LIK ve/<> EKSİK/LİK
( YARASA: "Güzelliğim" "fazla görülmesin" diye gece uçarmış. KUĞU: Güzelliğini sergilemekten, su içmeyi bile boşvererek/unutarak susuzluktan ölmüş. )
( Aşırı gidersen tersi olur. )

- BAĞIMLI/LIK(MÜPTELÂLIK) ile ISRARCI/LIK

- BAĞIMLI/LIK ile/yerine BAĞLI/LIK
( Onlar mı size, siz mi onlara bağlısınız? )

- BAĞIMLILIK SÜRECİ VE SONUCU:
HASTAHANE
ve/||/<>/> CEZAEVİ ve/||/<>/> MEZAR

- BAĞIMLILIK ile/ve AŞIRILIK

- BAĞIMLILIK = DEPENDENCE[İng.] = DÉPENDANCE[Fr.] = ANHÄNGIGKEIT, DEPENDENZ[Alm.] = DIPENDENZA[İt.] = DEPENDENCIA[İsp.] = CONIUNCTIO[Lat.] = TO KATANTES, SÜNDESMOS[Yun.] = TAVAKKUF[Ar.] = BASTEGÎ[Fars.] = AFHANKELIJKHEID[Felm.]

- BAĞIMLILIK ile ÖZDEŞLİK
( İnsan değil mi, hem yapar, hem tapar! )

- BAĞIMLILIK ile/ve SAPLANTI

- BAĞIMLILIK ile/ve YERİNDEN OYNATILAMAZLIK

- BAĞLI ile/değil BAĞIMLI

- BAHANE[Ar.] = MAHANA/MAHNA
( İleri sürülen, sözde neden. )

- BELİRLİ/LİK ile/ve BAĞIMLI/LIK

- BİLEREK / BİLMEYEREK ile/ve/||/<> İSTEYEREK / İSTEMEYEREK ile/ve/||/<> DOĞRUDAN / DOLAYLI

- BİR YANLIŞIN YAPILMASINDA VE YORUMLANMASINDA:
KAZÂ
ile/ve/ne yazık ki/<>/> HATA ile/ve/ne yazık ki/<>/> YEĞLEME/TERCİH
( İlk kez olmuşsa. İLE/VE/<>/> İkincei kez olmuşsa. İLE/VE/<>/> Üçüncü kez oluyorsa. )

- BIRAKMAK ile/ve/yerine/değil UZAKLAŞTIRMAK / TERCİH DEĞİŞTİRMEK [Özellikle sigara ve çeşitli bağımlılık yapıcılarda!]
( Mutlu olmak için herhangi bir şeye bağımlı olmak, çaresizliğin son aşamasıdır. )
( Herhangi bir şeye karşı artık bağımlı olmadığınızda, payınıza düşeni yapmışsınız demektir. )
( Zihninizi, içiyle dışıyla bilmedikçe, bağımlılıklar sizi terk etmeyeceklerdir. )
( Bağımlılıklarınızdan vazgeçin. Vazgeçmeniz gereken başka hiçbir şey yoktur. )
( Bilincine varmadığınız bir şeyi, terk edemezsiniz. )
( Alışkanlık ve ihtiras, kör eder ve yanlışa götürür. )
( Alışkanlık! Gereklilik değil! )
( SİGARAYI: "BIRAKTIM!" değil/yerine "İÇMİYORUM" ya da "İÇMEMEYİ YEĞLİYORUM/TERCİH EDİYORUM!" )
( Mücadelemiz içenlerle değil maddeyle!
Koruyup kolladığımız, kişiler; kovduğumuz, o sinsi madde!...
Davetimiz, sağlıklı olmak; kabul etmediğimiz, sararmak...
Çözümlerimiz, herkes için; çaresi "Hayır!"da...
Herkes için hayırlı olan, hayırsızı yakmamakta... )
( Not necessary! It's habit/addiction. )
( FEEL FREE TO SAY NO! )
( Dependence on anything for happiness is utter misery.
When you are no longer attached to anything, you have done your share.
Attachments are in the mind and will not leave you until you know your mind in and out.
Give up your addictions. There is nothing else to give up.
You cannot leave if you don't aware of it.
Habit/addiction and passion makes blind and takes to the false.
"I PREFER, NOT TO SMOKE" instead of "QUIT SMOKING/CIGARETTE" )

- CEHÂLET ile/ve/<> TAKINTI

- DALGI/GAFLET ile/ve/||/<> HADSİZLİK

- DAYATMA değil/yerine/>< DAYANIŞMA

- DÖNGÜ ile ALIŞKANLIK

- DÖRT İSTEK:
AÇGÖZLÜLÜK
ile/ve/||/<>/> ÇEKİŞME ile/ve/||/<>/> GÖSTERİŞ ile/ve/||/<>/> GÜÇ TUTKUSU

- DOYUMSUZ/LUK ile/ve/<>/|| DUYARSIZ/LIK

- DOYUM ile/ve/> TEKRAR

- DÜŞKÜNLÜK ile/ve/değil/yerine ÖNCELİK (VERMEK/VERİLEN)

- DÜŞKÜNLÜK ile/ve/değil/yerine SEVGİ
( Sevgi, tutkunluk ve düşkünlük göstermez, düşkünlük ise sevgi değildir. )

- EGOİST/HODBİN[Fars.] değil/yerine/= BENCİL

- EN BÜYÜK:
YOKSUN/LUK
ile/ve/<> FAKİR/LİK
( Akılsızlık. İLE/VE/<> Bilgisizlik. )

- GERÇEĞİN, BİLİNEBİLECEK YÖNLERİNİ, DOĞRU OLARAK ALGILAMAK ve BİLİNEMEYECEK OLANLARIN, BİLİNEMEYECEĞİNİ DOĞRU OLARAK ALGILAMAK

- GEREKLİLİK ile/ve/değil ALIŞKANLIK

- GİRİŞİMCİ ile/ve/değil/||/< "SUÇLU"

- İÇİÇE/LİK ile BAĞIMLI/LIK
( Bağımlı olduğunu imgeleyen yalnızca zihindir. )

- İNHİMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> BAĞIMLILIK
( Bir şeye, aşırı düşkünlük gösterme, kapılma. İLE/VE/||/<>/> ... )

- İRONİ > ALAY ALIŞKANLIĞI

- KEYFÎ/LİK değil/yerine/= OLUMSAL/LIK

- KEYFÎ ile/değil/yerine İTİBÂRÎ
( Tüm ayrımlar, itibârîdir fakat keyfidir anlamına gelmez! )

- KEYİF ve/<> GÜVENLİK

- KEYİF ile TEMBELLİK

- KEYİF ile/değil/< YAŞAM
( Keyifler değildir yaşamı değerli yapan. Yaşamdır, keyif almayı değerli kılan. )

- KEYİF ile/ve/değil/yerine/< ZEVK
( Gövdesel. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Zihinsel. )
( Maddi. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Manevi. )
( Geçici. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Kalıcı. )
( Yatarak/yatmaktan. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Hareketle/hareketten. )
( Bir şey yapmadan "yaşadığın"[ı zannettiğin]. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Bir şey/ler yaparak elde ettiğin. )
( Yaşandığı oranda pişmanlığa götürür. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Yaşandığı oranda sevinç/neşe verir. )
( Eşekte de vardır. İLE/VE/YERİNE İnsandadır. )
( İkisi de ıstırabın eseridir. )
( İki ıstırap verici durum arasındaki bir aralıktırlar. )
( Istırap akışı içinde yalnızca bir kesintidirler. )
( Utanç verici bir keyfin, keyfi geçer, utancı kalır. )
( Keyifteki mikdar arttıkça eleme dönüşür. )
( Ancak çalıştıktan ya da bir şeyler yaptıktan sonra, kısa süreli ve hak edilen keyfin tadı olur. )
( Zevk, susabilmeyi (sükût etmeyi) öğrendikten sonra başlar. )
( Kişi, kendini ya da başkalarını utandırabilecek ucuz keyiflere, ne şimdi, ne de sonra kapılmamalıdır. )
( Keyifler değildir yaşamı değerli yapan. Yaşamdır, keyif almayı değerli kılan. )
( Araçlı "duyum"/haz. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Aracısız algılayış/idrak. )

- KİBİR ile/ve/<>/değil BAĞIMLILIK
( Kibir, kişinin, sahip olduklarını, "hak etmediği" korkusundan kaynaklanır... )

- KİŞİ/İNSAN ve/||/<>/< ZAAF
( Kişi, "zaafları"nın toplamı kadardır. )

- KOŞULLANMA ile/ve/değil ALIŞKANLIK

- KÖTÜ TEMEL ve/ne yazık ki/> KÖTÜ İSTEK

- KÖTÜ/LÜK ile/ve/değil/<> KÖTÜLÜKLERE NEDEN/VESİLE OLAN
( Kendinden çok, başkalarından az isteyen bir kişi, kendini, kötülüklerden uzak tutar. )

- MADDE BAĞIMLI/LIĞI ile/ve/||/<> DAVRANIŞSAL BAĞIMLI/LIK

- MADDELERE:
BAĞLILIK
değil BAĞIMLILIK

- MADDÎ KEYİFLER/ZEVKLER ile/ve/değil/yerine MANEVÎ ZEVKLER
( Başta istek, sonrasında bıkkınlık verir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Başta isteksizlik, sonrasında şevk verir. )

- MAZOŞİST/MAZOŞİZM[Fr., İng.] değil/yerine/= ÖZEZER/LİK

- MENFAAT ile/ve ZAAF
( Köleliğe neden olurlar. )

- MÜCRİM[Ar.] değil/yerine/= SUÇLU

- MÜFRİT[Ar.] değil/yerine/= AŞIRI

- MUSALLAT[Ar.] değil/yerine/= PEŞİNE DÜŞME/DÜŞEN
( Bir kişi ya da şeyin üzerine, bıktıracak kadar düşmek/düşen. )

- MUTLAK ile/ve/değil ALIŞKANLIK

- MUTSUZLUK NEDENLERİ'NDE:
CEHÂLET
ve DALGI/GAFLET

- MUZA'AF ile MUZÂAF[< ZIF] ile MUZÂF[< ZAYF | çoğ. MUZÂFÂT]
( Bir o kadar daha çoğaltılmış, bir kat daha artmış, taz'îf edilmiş. İLE İki kat, kat kat, katmerli. | Aynı "orta harfi" ile "son harfi", aynı harfin tekrarından oluşan sözcük.[musrir:musirr / müdrir:müdirr | hâdid:hadd] İLE Katılmış, bağlanmış, bağlı, izâfe edilmiş. | [ad takılarında] Belirtilen, başka bir ada katılmış ve onu tamamlamış olan. )

- OBSESİF değil/yerine/= TAKINTILI

- ÖNYARGI ile/ve SAPLANTI

- SABİTFİKİR ile/ve/> TAKINTI ile/ve/> TAASSUB/NEVROZ
( Bir "düşüncenin", yerinden oynatılamazlığı. İLE/VE/> Sabitfikre, duygunun da katılması (ile). İLE/VE/> Sinirlilik/asabileşme ve çeşitli türlerde tepkisellikler. )

- SAPLANTI ile/değil AŞK

- SAPLANTI = FİKR-İ SABİT = FIXED IDEA[İng.] = IDÉE FIXE[Fr.] = FIXE IDEE[Alm.] = FIXUS[Lat.]

- SAPLANTI ile/değil TİK[Fr.]
( ... İLE/DEĞİL Herhangi bir kas kümesinin, istençdışı devinmesi. | Alışkanlıkla sık sık yinelenen, gülünç, sıkıcı söz ya da el, kol, yüz devinmesi. )

- SEVGİ ile/ve BAĞIMLILIK
( Neyi çok[gereğinden fazla] seversek, canımızdan olduran odur. )

- ŞİDDET[Ar. < ŞEDD] değil/yerine/= YEĞİNLİK
( Yeğin olma durumu. | Bir etkinliğin ya da bir gücün derecesi. | Bir ses çıkarılırken algılanan ve titreşimlerin genliğinden kaynaklanan özellik. )

- SİGARAYLA MÜCADELEDE:
"ZORLAMA"
değil/yerine MERAK ETMESİNİ SAĞLAMA
( Burayı tıklayarak izleyiniz... )

- SÜREKLİLİK ile BAĞIMLILIK

- TAKINTI/OBSESYON ile/ve/> SİNİRCE/TAASSUB/NEVROZ ile/ve/> PSİKOZ

- TAKINTILI TUTKU ile/değil/yerine UYUMLU TUTKU

- TAKINTI ile/ve/değil BÂTIL İNANÇ

- TAKINTI ile/ve/<> BEKLENTİ

- TAKINTI ile/ve/değil/yerine BİLGİ

- TAKINTI ile/ve/değil/yerine DÜŞKÜNLÜK

- TAKINTI ile/ve SAPLANTI
( Takıntı, var olmayan ikiliği her yerde görmekte direnen zihninizdedir. )
( MONOMANİ: Zihnin tek bir şeye takılıp kalması biçimindeki akıl dengesizliği. )

- TAKINTI ile TAKINAK
( Bir durum ve sorunla ilişkisi olan başka durum ya da sorun. | Bütünlemeye kalınan ders. | Küçük, önemsiz borç. | Bir şeye hastalık derecesinde düşkünlük. | İlişki kurulan kişi. İLE Bilince takılarak korku ve bunalım yaratan, kişinin çabalarına karşın kurtulamadığı düşünce. )

- TAKINTI ile TUTKU
( Geçmişin büyük kişileri sadece yolu gösterirler. Çaba göstermesi ve bu yolda yürümesi gereken kişi sizsiniz. Derin derin düşünün ve bu yolu izleyerek tutkulardan ve yanılgılardan kurtulun. )

- TARZ ile/değil ALIŞKANLIK

- TEDBİRSİZLİK ile/ve/değil DALGI/GAFLET

- TEKNOLOJİ ile/ve/<> BAĞIMLILIK

- TEMBELLİK ile/ve/değil ALIŞKANLIK

- TİRYÂKİ değil/yerine/= DÜŞKÜN

- TUTKUN/LUK ile/değil DÜŞKÜN/LÜK

- TUTKU ile/ve ZAAF

- TUTUM/U BENİMSEMEK ALIŞKANLIK OLUŞTURMAK

- TUTUM/U BENİMSEMEK ile/ve/> ALIŞKANLIK OLUŞTURMAK

- UCLARDA OLMAK ile/ve/değil BİR UCDAN, ÖTEKİ UCA GEÇMEK
( Süreç/te. İLE/VE/DEĞİL Sonuç/ta (kalmak). )

- UYGULANMALI!:
[ne] YER
ne de GEÇİT VERMELİ
( Adâletsizliğe ve hukuksuzluğa...
Görüntü ve reklâm kirliliğine, "yerel yönetimlerin", "yöneticilerin" keyfiyetine ve adâletsizliğine...
Gürültü/uğultu kirliliğine ve korna/zil çalanlara...
Işık kirliliğine...
Sigara ve tüm ürünleriyle çevreyi ve toplumu rahatsız eden nesnelere ve içen davranış/tutum ve kişilere...
Dilde, yazım hatalarına ve yazım kurallarına uymayanlara...
Beslenmede, abur-cubura, "et" ve "hayvansal ürünlere"...
Her türlü saygısızlık ve keyfiyete...


Ne yer, ne de geçit vermemek üzere, haklarımızı sürekli bilmeli ve anımsamalı, hakkı/mızın biz almadıkça verilmeyeceğinin bilinciyle gereken her türlü eylem, tavır, tutum, duruş ve davranış içinde olmamız gerektiğini uygulayarak göstermek, paylaşmak, aktarmak, eğitmek, dayanışmak, işbölümü ve işbirliği içinde olmak durumunda ve zorundayızdır. )

- UZAK DURULMASI GEREKEN KİŞİLER:
"HEP HAKLILAR"
ve/||/<> "HERŞEYE, SÜREKLİ İTİRAZ EDENLER" ve/||/<> "SADECE BEN" DİYENLER ve/||/<> BAŞKALARINI DEĞERSİZ GÖRENLER ve/||/<> ÇIKARCILAR ve/||/<> İSTEDİĞİ OLMADIĞINDA TUTUM DEĞİŞTİRENLER ve/||/<> ARAMADIĞIN SÜRECE ARAMAYANLAR ve/||/<> İŞİ DÜŞMEDİKÇE TANIMAYANLAR ve/||/<> İŞİ BİTTİĞİNDE, YANINDA DURMAYANLAR

- YATKINLIK ile/ve/değil ALIŞKANLIK

- YILDIRMA ile/ve/<> BEZDİRME

- YOKSUL:
YENİ
ile ÖZGÜR ile YARATICI ile BİRLEŞMİŞ ile DÜŞKÜN
( Eric Hoffer'ın, Kesin İnançlılar[Kitle Hareketlerinin Anatomisi] adlı kitabını okumanızı salık veririz... )

- YOKSUNLUK ile/ve/değil/> GEREKSİNİM

- ZAAF[Ar.] değil/yerine/= DÜŞKÜN/LÜK

- ZAAF ile BEKLENTİ

- ZAAF ile/ve/değil/yerine/<> EĞİLİM

- ZAAF ile/ve/değil EKSİK

- ZAAF ve/||/<> SAVUNMA

- ZAAF ile/ve/değil/yerine SINIR(LAMA)

- ZAN ile/ve/||/<>/> İDDİA

- ZECREN ile ZECRİ
( Yasaklayarak. | Zorlayarak. | Eziyet ederek. İLE Zorlayıcı, zorlayan, yasaklayan. )

- ZORLAMA ile/ve/ZORUNDA BIRAKMA

- [ne yazık ki!]
ÖZÜR DİLEYEMEMEK/DİLEYEMEYEN
ile/ve/<> TEŞEKKÜR EDEMEMEK/EDEMEYEN

- [ne yazık ki]
!FIRSATÇILAR
ile/ve !KONFORCULAR

- [ne yazık ki]
!MÜFSİT[Ar.]/MÜZEVİR[Ar.]
değil/yerine/= ARABOZUCU

- [ne yazık ki]
!MÜPTELA[Ar. < BELÂ]
değil/yerine/= BAĞIMLI | DÜŞKÜN, TUTULMUŞ

- [ne yazık ki]
!SALDIRI
ile/ve/||/<>/>/< !ŞİDDET

- [ne yazık ki]
!SUÇ
ve/||/<>/> CEZA

- [ne yazık ki]
"SONUÇ ODAKLILIK"
ve/||/<>/>/< HİLEKÂRLIK

- [ne yazık ki]
"YİYELİM-İÇELİM, KİMSEYE DOKUNMAYALIM"
ve/||/<>/>/< "YİYEYİM-İÇEYİM, KESEME DOKUNMAYAYIM"

- [ne yazık ki]
AŞIRI DOYUM
ve/||/<>/> KÜSTAHLIK

- [ne yazık ki]
BAĞIMLI/LIK
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SINIRLI/LIK

- [ne yazık ki]
BAĞIMLI
ile/değil TUTKUN

- [ne yazık ki]
BÜYÜK SORUN/YANILSAMA:
"ACI ÇEKMEMEK"
ve/||/<>/>/< "KENDİMİZİ KANDIRMAK" / KANDIRDIĞIMIZI/KANDIRABİLECEĞİMİZİ ZANNETMEK

- [ne yazık ki]
EZBERE YAŞAMAK
ve/||/<>/> KÖTÜLÜK

- [ne yazık ki]
İNSANLIK SUÇLARI:
SOYKIRIM
ile/ve/||/<> İŞKENCE/ŞİDDET ile/ve/||/<> TERÖR ile/ve/||/<> NEFRET/DÜŞMANLIK ile/ve/||/<> IRKÇILIK ile/ve/||/<> KÖLELEŞTİRME ile/ve/||/<> İNSAN KAÇAKÇILIĞI ile/ve/||/<> ORGAN TİCARETİ ile/ve/||/<> BAĞIMLILAŞTIRMA ile/ve/||/<> "HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRATMAK"
( Bağımlılaştırma - İnsanlık Suçu İlişkisi - Muharrem Balcı )

- [ne yazık ki]
ISRARLI
ile/ve/||/<> TAKINTILI

- [ne yazık ki]
KEYİF EHLİ
ile/ve İŞİNE GELDİĞİ GİBİ YAŞAYAN

- [ne yazık ki]
KÖR ŞİDDET
ile NEDENSİZ ŞİDDET

- [ne yazık ki]
MELÂNET[Ar. < LA'N]
değil/yerine/= BÜYÜK KÖTÜLÜK

- [ne yazık ki]
SAVSAKLAMA
ile/ve/||/<> BOŞVERME

- [ne yazık ki]
SORUMLULUKTAN KAÇMAK
ile/ve/||/<>/< ÖZGÜRLÜĞÜ YADSIMAK

- [ne yazık ki]
SORUNU ÇÖZMEYE:
NİYETİNİN OLMAMASI
ile/ve/değil/||/<> KARARLILIK GÖSTERMEMEK

- [ne yazık ki]
TAZIYA, "TUT!"
ve/||/<> TAVŞANA, "KAÇ!"

- [ne yazık ki]
YALAN SÖYLEMEK
ile/ve/||/<>/> KENDİ YALANINA İNANMAK

- [ne yazık ki]
[ne] "SÖZ DİNLEMEK"
ile/ve/ne de/||/<>/< RİCÂ TANIMAK

- !BÖLÜCÜLÜK ile/ve/||/<> !ÖTEKİLEŞTİRME

- !HEMPA[Fars.] ile/değil/yerine/>< KANKA
( Kötü işlerde aynı amaçla ve birlikte hareket eden kişi, ayaktaş. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Kan kardeşliği kadar yakınlıkla birlikte hareket eden/ler. )

- !HINÇ ile/ve/||/<> !ÖÇ
( Zayıf olan, "alınır". "Alınan", kızar. Kızan, öfkelenir. İLE/VE/||/<> Daha zayıf olan, incinir. İncinen, gücenir. Gücenen, kinlenir. )

- !İHTİKÂR ile !İHTİLAS
( Vurgunculuk, vurgun. İLE Aşırma, para aşırma, aşırtı. )

- !İŞKENCE ile/değil/yerine CEZA

- !MENFÛR[Ar. < NEFRET] değil/yerine/= İĞRENÇ

- !MONARŞİ[Fr. < Lat. < Yun.] değil/yerine/= TEKERKLİK
( Siyasal yetkenin, genellikle miras yolu ile bir kişinin üzerinde toplandığı devlet yönetimi. )

- !ÖFKE ile/ve/ne yazık ki/> !SALDIRI

- !RANT ve/ne yazık ki/> !"RAHAT"/LIK

- !ŞAKA ile/ve/||/<>/> !İNTİKAM

- !SAVAŞ değil/yerine/>< SANAT

- !SAVAŞ ile/ve/değil/yerine SAVAŞIM

- !SİGARA İÇEN ile/ve/değil/<> İÇİREN/İÇTİREN/İÇTİRTEN
( ... İLE/VE/DEĞİL/<> Etkin/Edilgin/Ettirgen. )
( [ne yazık ki] İçmeyenler. İLE/VE/DEĞİL/<> İçenler ve içmeyenler. )

- !TOKAT = !ŞAMAR
( Açık elle yüze vurulan tokat. )

- !TOKAT ile !ŞAPLAK
( ... İLE "Şap" diye ses çıkaran tokat. )

- !ZULM ile/ve/değil/yerine/<>/< CEBR

- !ZULÜM ile/ve/değil/||/<> İHMALKÂRLIK

- "ADAM SATMIŞLIĞI/MIZ"
değil/ne yazık ki/><
"ADAM SANMIŞLIĞI/MIZ"

( Yoktur. DEĞİL/NE YAZIK Kİ/>< Vardır. )

- "ADAMINA GÖRE" ile/değil/yerine MUHATABINA GÖRE

- "ADSIZ NARKOTİKLER" değil ADSIZ NARKOTİK (ARKADAŞ BİRLİĞİ)
( Adsız Narkotik Arkadaşlık Birliği Tel.: 536. 341 01 89 )

- "AKIL ALMAYI" İSTEMEMEK değil/yerine/> "AKLINI BAŞINA TOPLAMAK"
( Kimseden "akıl almak" istemiyorsan, aklını başına topla! )

- "AŞIRI/LIK" ile/ve/değil SIRADIŞI/LIK

- "BANA GÖRE" ile/değil/yerine "BENİM İÇİN"

- "BENZETME" ile/ve/değil/||/<>/< ZORLAMA

- "BUNU ALDIM" <>/||/>/< "BUNALDIM" değil/yerine
YANLIŞIMIN/YANILSAMAMIN/OYUNUN FARKINDAYIM


- "BÜYÜK BURUN/LULUK" ve/||/<>/> BURNUNUN DİBİNDEKİ FIRSATLARI/GERÇEKLERİ GÖREMEME

- "CESARET" ile/ve/değil/||/<> "GÖZDEN ÇIKARMAK"

- "ÇOK SESLİLİK" / "İFADE HAKKI" ile/değil DENSİZLİK
( "Sosyal medya"da. İLE/DEĞİL Günlük yaşamda. )
( Keyfiyette. İLE/DEĞİL Gerçeklikte. )
( "Kendi çıkarlarında." İLE/DEĞİL Ortak alanda, olanaklarda ve koşullarda. )

- "DAĞILMAK" değil/yerine/>< DALMAK

- "DELİSİ OLMAK" ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> NANKÖRÜ OLMAK
( Ulaşamadıklarının. İLE/VE/NE YAZIK Kİ/||/<>/> Ulaştıklarının. )

- "DENSİZ/LİK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< "HEVESLİ/LİK"

- "DİZE GELMEK" ile/ve/||/<> DİZ ÇÖKMEK
( Bilgi ve zekâ karşısında. İLE Sevgide. )

- "DÜŞMAN OLMAK" değil/yerine/>< BİRBİRİNE HAYRAN OLMAK

- "EDEPSİZLİK" ile/değil/yerine COŞKU

- "EZMEK" ile/ve/<> "KÜÇÜK DÜŞÜRMEK"

- "FAYTON SEFÂSI" değil ATLARIN CEFÂSI

- "GENELLEME" ile/değil/yerine/>< İCTİHÂD

- "GÖMMEK" değil/yerine/>< GÖRMEK

- "GÜYA" ile "KENDİNCE"

- "HAFİFE ALMAK" ile/ve/değil/<> "BOŞLAMAK"

- "HARCAMA" ile/ve/<>/> YALNIZLIK
( Kazanmak için etrafındakileri harcayanların elde edeceği şey "galibiyet" değil yalnızlıktır. )

- "HAYVANSEÇER" değil/yerine/>< HAYVANSEVER
( Kedi, köpek sevip inek, koyun, balık yediğinizde, hayvansever değil, hayvan seçer oluyorsunuz. Ne zaman bir köpeğe duyduğunuz sevgiyi ve dostâne yakınlaşmayı bir ineğe de duyarsınız; işte o zaman kendinizle çelişmemiş olacaksınız. )
( Kendime, evrene, çevrem(iz)e, hayvanlara, tüm canlıların yaşam hakkına saygı göstermek üzere ve sağlığım/ız için de et ve hayvansal ürünleri yememeyi yeğliyorum/z...

Bu duyarlılığı gösteren ve gösterecek herkese teşekkür ediyorum/z... )
( )

- "HEM ..., HEM DE ..." ile "DURUMA GÖRE ..."

- "HER ELİNİ SIKAN" İLE ... ile/ve/<> "HER CANINI SIKAN" İLE ...
( Dost olma! İLE/VE/<> Düşman olma! )

- "HİÇÇİ/LİK" ile/ve/||/<>/> ALAYCI/LIK

- "İNDİRGEMECİLİK" >< ÇEŞİTLİLİK

- "KAÇMAK" ile/ve/değil/yerine ÜSTLENMEMEK

- "KALINKAFALI/LIK" ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< HAYAL GÜCÜNÜN OLMAMASI

- "KAŞINMAK" değil/yerine/ya da/>< DÜŞÜNÜP TAŞINMAK

- "KAYBOLMAK" ile/ve/değil/yerine/<>/> "KAPILMAK"

- "KEŞKE ..." değil/yerine/>< FARKINDALIK
( Ne kadar farkında olursak, "keşke"lerimiz de o kadar az olur. )

- "KESKİN SİRKE, KÜPÜNE ZARAR" ile/ve/||/<> "ÖFKEYLE KALKAN, ZARARLA OTURUR"

- "KİŞİYE GÖRE RENK DEĞİŞTİRMEK" ile/değil/>< KİŞİLİĞİNİN, RENKLİ OLMASI

- "KÖPÜRME" ile/ve/||/<> "YÜKSELME"

- "KÖTÜ/LÜK" ile/ve/değil/||/<> "KABA/LIK"

- "KÖTÜLÜK ETMEK" ile/ve/||/<>/< ZARAR VERMEK
( İnsanda. İLE/VE/||/<>/< Kişilerde ve hayvanlarda. )

- "KÖTÜMSERLİK" değil/yerine/>< KONUŞABİLMEK
( Konuşabilirsek, "kötümserlik" oluşmaz. )

- "KRİZ YOK" değil/ne yazık ki KERİZ ÇOK

- "KÜÇÜK GÖRMEK" ile/ve/<> "KÜÇÜK DÜŞÜRMEK"

- "KÜÇÜK ZİHİN" ile/değil/yerine/<>/> "ORTA ZİHİN" ile/değil/yerine/<>/> "İLERİ ZİHİN"
( "Her sorunun" kendince bir yanıtı/açıklaması vardır. İLE/DEĞİL/YERİNE Deneyimlerinden öğrenir. İLE/DEĞİL/YERİNE Herşeyden ve herkesten öğrenir. )
( Kişilerle uğraşır. İLE/DEĞİL/YERİNE Olaylarla uğraşır. İLE/DEĞİL/YERİNE Düzenle/sistemle uğraşır. )
( "Dengini" arar. İLE ... İLE/DEĞİL/YERİNE Kendini arar. )
( "İleri zihinler, kendi çağının ötesindedir, zekiler, kendine bir şeyler çıkarır ve ahmak olan da buna karşı koyar.[The great person is ahead of their time, the smart make something out of it, and the blockhead, sets themselves against it.]" )

- "KURNAZ/LIK" ile/değil/=/<>/>/< APTAL/LIK
( İkisinin de hiçbir "kazanımı", kalıcı değildir/olamaz. )

- "MEYDAN OKUMA" ile/değil/yerine DİRENÇ

- "MÜKEMMELİYETÇİ/LİK" ile/ve/değil/<> "GARANTİCİ/LİK"

- "ÖDEŞMEK" ile/ve/<> "BOY ÖLÇÜŞMEK"

- "ÖFKE" ile/ve/||/<>/> "KAYGI"

- "ÖNYARGI" ile/ve/değil/||/<>/> "SONUÇ ODAKLILIK"

- "PERDE" ile "PERDELEME"

- "SAÇMALIK" ile/ve/değil/yerine/<> ÇELİŞKİ

- "SALDIRI" ile/değil/yerine "ÇIKIŞ"

- "ŞİDDET" ></< "İKTİDAR"
( "iktidarın bitmeye başladığı yerde, şiddet başlar." )

- "SİGARA İÇİLMEYEN BÖLÜM" yerine SİGARA İÇİLEN BÖLÜM

- "SİNDİREMEMEK/HAZMEDEMEMEK" ile/ve/<> TESLİM OLAMAMAK

- "SİNİRLİ/LİK" ile/ve/değil/<> TEPKİSEL/LİK

- "SÖYLE! GİTSİN!" değil/yerine/> SUS! BİTSİN!

- "SUÇLAMAK" ile/değil/yerine SORUMLU OLMAK

- "SÜREKLİ/DAİMA" ile/ve/||/<> AŞIRI/LIK

- "SÜRÜNMEK" ile "ZORLANMAK"

- "TAKINTI" ile/değil "RAHATLIK"

- "TEHDİT" ile/değil/yerine TESPİT

- "ÜMİT" ile/değil ÇIKARCILIK

- "ÜZMEK" ile/değil ZORLAMAK
( [Öğretmen, öğrencileri biraz ...] "üzmüş". İLE/DEĞİL "zorlamış". )

- "YANLIŞ YAPMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<> YALNIZ KALMAK

- "YANLIŞ" ile/değil FARKLI

- "YANLIŞ" ile/değil/yerine/||/<>/< GEREKSİZ

- "YANLIŞLARA AĞIT YAKMAK" ile/değil/yerine/>< DOĞRULARI İNŞÂ ETMEK

- "YAPILAMAZLIK" ile/ve/değil/||/=/<>/< MANTIKDIŞILIK

- "YARGISIZ İNFAZ" ile/ve/değil/ne yazık ki/<>/> "YARGILI" İNFAZ

- "YERİNDEN ETME" ile/ve/<> "RAYINDAN ÇIKARMA"

- "YÜRÜTMEK" ile/değil/yerine/>< YÜRÜMEK
( Bir şeyleri, parçaları. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yaşamı, yolu ve bütünü. )

- "ZARARLI/YANLIŞ/KÖTÜ/GÜNAH/HARAM AMA ..." ile/değil/yerine ... VE ZARARLI/YANLIŞ/KÖTÜ/GÜNAH/HARAM

- "ZORLAMAK" ile "SIKIŞTIRMAK"

- "ZORLUK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ZORLANMA
( Dışarıda/ki/ler/de. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< İçeride/ki/ler/de/n. )

- (")AŞIRI(") ile/değil/yerine/<> ÖTE

- (")EĞRİ(") ile/ve/değil/yerine/||/<>/></>/< (")DOĞRU(")
( Doğrulabilir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Eğrilebilir. )
( Ne "eğriler", doğrula; ne "doğrular", eğrile. )

- (")KANDIRMA("):
BAŞKALARINI
ile/ve/değil/||/<>/< KENDİNİ

- (")SIVAMAK(") ile SIVAMAK
( Sıva ile kaplamak, sıva vurmak. | Harcı bir yere vurmak. | Sıvar gibi bulaştırmak. | Okşamak, sıvazlamak. İLE Kol ya da paçayı yukarı çekip toplamak ya da kıvırmak. )

- (")YALPALAMA(") ile/<> (")TÖKEZLEME(")

- (AYNI/FARKLI) HATALAR İÇİN:
"KİMSEYE GÜVENMEMEK"
ile/değil/yerine İKİ KEZ GÜVENMEMEK

- (not HARMFUL FOR) HARMFUL TO

- ...'NIN:
"SUÇLUSU"
ile/ve/değil/yerine/<>/< SORUMLUSU

- ABARTMA ile/ve/değil/yerine ÖNE ÇIKARMA

- AÇGÖZLÜLÜK = TAMAH = AVARICE[İng.] = AVARICE/AVIDITÉ[Fr.]

- ACIDAN KAÇINMAK ile HAZZA YÖNELMEK

- ÂCİZ/LİK ile/ve/<> YOKSUN/LUK

- ADÂLET:
SUÇU/"SUÇLU"YU ARAMAK
ile/ve/değil/||/<>/< (SONUNA KADAR) MÂSUMU/MASUMİYETİ MASUMİYETİ ARAMAK

- ADÂLET ile/ve/<> DÜŞMANIN "ADÂLETİ"
( Adâletin gerekliliği ve önceliği, düşmanının "adâletine" maruz kalmamak ve mağdur olmamak içindir. )

- ADÂVET değil/yerine/= DÜŞMANLIK, YAĞILIK

- ADMIRATION vs. ECSTASY

- ÂFÂKÎ ile/ve/<> İZÂFÎ ile/ve/<> KEYFÎ

- AFFETMEK ile/ve/||/<>/< KABUL ETMEK

- AKSATMAK ile/ve/||/<> İHMAL ETMEK

- ALIŞKANLIK ve GEÇMİŞ

- ALIŞMA ile DADANMA
( Sevimsiz şeyler, put edinilmez. )

- ALIŞMA ile/değil/yerine/||/<>/ne yazık ki KATLANMA

- APIK-SAPIK (DÜŞÜNCELER/DAVRANIŞLAR)

- AŞAĞILAMA >< ÖVME/SIVAZLAMA

- AŞIRI DERECE yerine İLERİ DERECE

- AŞIRI KULLANIM ile/değil/yerine YERİNDE KULLANIM

- AŞIRI/LIK ile/ve/değil AYKIRI/LIK

- AŞIRI/LIK ile UC

- AŞIRI/LIK ile/ve ZORLAMA

- AŞIRI değil/yerine/>< BAŞARI

- AŞKTA ve İŞTE ve DOSTTA
( Vasatından, uzak duralım! VE Kesatından, uzak duralım! VE Fesatından, uzak duralım! )

- ATÂLET[Ar.] değil/yerine/= EYLEMSİZLİK/SÜREDURUM

- ATÂLET ile/değil/yerine/>< ADÂLET

- ATILAN TOKADIN:
"SAHİBİ"
ile/ve/değil/yerine/ne yazık ki/||/<>/>/< NEDENİ

- AZITMA ile/ve/değil/yerine/> KAZITMA

- AZMIŞ ile KUDURMUŞ

- BAĞIRMAYA ZORLAYAN ACI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SESSİZ KALMAYA ZORLAYAN ACI
( Ağırdır. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Çok daha ağırdır. )

- BAHÂNE yerine ÇÖZÜM/ÇÂRE
( [bir işi] Yapmak istemeyenin "tutumu". YERİNE Yapmak isteyenin tutumu. )
( "Çareler" yazısı için burayı tıklayınız... )

- BAŞKASINI "KANDIRMAK" değil KENDİNİ YADSIMAK

- BAŞLANGIÇ:
EYLEM
ile/ve/değil/||/<>/< ÖRTÜK EYLEM

- BASTIRILMA ile/ve/<> DIŞLANMA

- BAZI ŞEYLERİ:
UNUTMAYA ÇALIŞMAK
ile/değil/yerine/>
HİÇ YAŞAMAMAK/YAŞAMAMAYA ÇALIŞMAK


- BEKLENTİ ile/ve/<>/< EZBER / KALIP / KABUL

- BEKLENTİ değil KENDİNDEN KAÇIŞ
( Merkezden uzaklaşmak. )

- BELİRLİ HATA ile BELİRSİZ HATA
( Nedeni bilinen, sonuçlara ancak ve sadece tek bir yönde etki eden ve giderilebilen, sistematik hata ile eş anlamlı bir hata sınıfı. İLE Ölçme sırasında kaçınılmaz, küçük, kontrol edilemeyen değişkenlerin etkisinden kaynaklanan belirsizlikler. )

- BELİRSİZLİK SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
GÖNDERMELİ
ile/ve/||/<> VURGULAMA ile/ve/||/<> ÇOK ANLAMLILIK

- BENCİLLİK ile/>< ELEŞTİRİ

- BENİMSEME ile KİŞİSELLEŞTİRME

- BEVS ile BEVŞ[Fars.]

- BEVS ile BEVŞ[Fars.]
( Acele, ileri geçme/gitme. | Bıktırıncaya kadar ısrar etme. | Bir kimseden kaçıp gizlenme. | Bir şeyin rengi. İLE Çalım, gösteriş, debdebe. )

- BÎ-GÂNE değil/yerine/= KAYITSIZ, İLGİSİZ

- BİÇİMSİZ SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR ile/ve/||/<> SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR

- BİD'AT ile KÜFÜR

- BİLİNÇSİZ(CE) ile/ve/değil KONTROLDIŞI

- BİLİRKEN SUSMAK ve/=/||/<> BİLMEZKEN KONUŞMAK/SÖYLEMEK
( (Bazen) İkisi de kötü ve yanlıştır. )

- BİLİŞİM SUÇLARI ile/ve/||/<> ELEKTRONİK SUÇLAR ile/ve/||/<> DİJİTALSUÇLAR ile/ve/||/<> BİLGİ TEKNOLOJİLERİ SUÇLARI

- BİR ULUSUN:
DÜŞMANLARI
ile/ve/<> "AYDINLARI"
( Askerî-siyasî örgütünü yener. İLE/VE/<> Tarihini yener/değersizleştirir. )

- BİR YANLIŞI:
"BİLEREK YAPMAK"
ile/değil/yerine/><
BİLMEDEN YAPMAK

( Belirleyici olan, bulunç/vicdandır. )

- BIRAKMAK ile/ve/değil AŞMAK

- BIRAKMAK ile YERİNE KOYMAK

- BİRİNCİLİK ile YENMEK
( Çokluda. İLE İkilide. )

- BORDERLINE ile BIPOLAR

- BOŞ DÜŞÜNCE ile/ve/<> KÖR TUTUM/DAVRANIŞ

- BOŞ SÖZ ve/||/<>/>/< VAKİT HIRSIZLIĞI

- BUNALIM ve/> KÖTÜLÜK

- CAHİL/LİK ile/ve/<> APTAL/LIK
( Elif'i, mertek zannetmek. [Bir şey bilmediği halde konuşanlar için kullanılan deyim. (Elif harfini ve bu kadar basit bir şeyi bile bilmeyecek kadar bilgisiz olma durumu.)][MERTEK: Eskiden evleri yaparken kullanılan dört köşe ya da yuvarlak kalınca ağaç gövdesi.] )
( CAHİLLER...
* Her şeyde, hemen öfkelenirler.
* Yararı olmayan şeylerden konuşurlar.
* Yersiz [yanlış yerlere] sadaka verirler.
* Sırrı korumayıp açık ederler ve yayarlar.
* Dostunu ve düşmanını birbirinden ayıramazlar.
* Merhametsiz ve vicdansızdırlar. Hoşgörü, onları bırakmıştır.
* Kindar olup, fitne ve fücûr çıkarmayı severler.
* İftira atmaktan, başkasının âhını almaktan kaçınmazlar.
* Dedikodu ve yalanları çoktur.
* Güvenilmezdirler, emanete ihanet ederler.
* Dünya nimetleri için el-etek öpmeyi çok severler, utanmazlar.
* Yoldaşını yarı yolda bırakırlar, yedikleri kaba etmekten çekinmezler.
* Kalplerinde vefâ, diğergamlık, kadirşinaslık olmaz.
* Nezâket ve letâfet onlara hiç değmemiş, olmamış meyve misali hamdırlar!
* Edep, onları terk etmiştir! )

- CANINI YAKMA! ve/||/<>/>/< 'AH'INI ALMA!
( Zayıf olanın! VE/||/<>/>/< Hiçkimsenin! )

- ÇATIŞMA ile/ve/<> DİDİŞME

- ÇATIŞMA değil/yerine/>< UZLAŞMA

- CAYDIRMA ile/ve/||/<>/> ZORLAŞTIRMA ile/ve/||/<>/> YASAKLAMA

- CEBİR = CEBR[Fars., Ar.] = ALGEBRA[İg., İt., İsp., Dan., Rus.] = ALGÈBRE[Fr.] = ARS RATIOCINANDI PER LITTERAS, ARS PER LITTERAS[Orta Lat.] = ALGEBRA, BUCHSTABENRECHNUNG[Alm.] = ALGEBRA, STELKUNDE[Fel.]

- ÇİFTE STANDART ile İKİYÜZLÜLÜK/RİYÂ

- CONGENITAL vs. INBORN vs. INBRED vs. INHERENT vs. INNATE

- CYCLONE vs. HABIT

- DALINI KIRMAMAK ve/||/<> GÜVENİNİ KIRMAMAK
( Ağaçtan, meyve almak istiyorsak... VE/||/<> Kişilerden, sevgi bekliyorsak... )

- DALMADAN ile/değil/yerine DAĞILMADAN

- DAVRANIM(CONDUCT) BOZUKLUĞU ile/ve ANTİSOSYAL KİŞİLİK BOZUKLUĞU
( 18 yaş altındakilerin olumsuz davranış/tutumlarında tanımlanan. İLE/VE 18 yaş üstündekilerin olumsuz davranış/tutumlarında tanımlanan. )

- DAYAMA ile DAYATMA
( Nesnelerde. İLE "Davranış ve tutumlarda". )

- DAYATMA/CI "ÇÖZÜMLER" ile/değil/yerine/>< GERÇEK/SAĞLAM ÇÖZÜMLER

- DENSİZ/LİK ile/ve/<> PATAVATSIZ/LIK

- DEPENDENCE vs. ATTACHMENT

- DEPENDENT vs. DEPENDANT

- DERVİŞ:
DÜNYA
ve/||/<> İKİYÜZLÜLÜK ve/||/<> VARLIK ve/||/<> YALAN ve/||/<> KÖSNÜ/ŞEHVET
( DERVİŞ: DAL ve/||/<> RA ve/||/<> VAV ve/||/<> YE ve/||/<> ŞIN )

- DEVRİM ve/ne yazık ki/||/<>/> !KIYIM

- DİDİNME ile/ne yazık ki DİDİŞME
( Kendi içinde. İLE/NE YAZIK Kİ Kişilerle, olanlarla, geçmişle. )

- DİDİŞME ile DİDİŞİM
( El ya da sözle birbirini hırpalamak. | Geçimini sağlamak amacıyla güç koşullarda çalışmak, uğraşmak. İLE Konuşma ve tartışmayı, bir araç değil bir amaç sayan felsefe yöntemi. )

- DİNLEMEMEK ile/ve/||/<> BASTIRMAYA ÇALIŞMAK ile/ve/||/<> ORTAMDA DEĞİLMİŞ GİBİ DAVRANMAK

- DİNLEMEMEK ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/>/< NANKÖRLÜK
( Bir tek, nankörler dinlemez! )

- DİRENÇ ile DİRENİŞ

- DIŞINDA/GAYRI ile/değil/yerine RIZÂ

- DIŞLAMA! ve/||/<> YARGILAMA!

- DIŞLAMA(MA)K ile/ve/||/<> KÜÇÜMSE(ME)MEK

- DIŞLAMAK ile REDDETMEK

- DISUSE vs. MISUSE

- DONKEY PLEASURE vs. PLEASURE OF ARTIST

- DÜŞÜRMEK değil/yerine DÜŞÜNMEK

- DUYGULARA BAŞVURMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
TEHDİT
ile/ve/||/<> DUYGU ile/ve/||/<> ÖNYARGILI DİL ile/ve/||/<> MAZERET

- DUYGUSALLIK ve/> KONTROLSÜZLÜK

- ECR-İ HASS ile/ve/<> ECR-İ MÜŞTEREK

- ED'İYE[< DUÂ] ile/ve/<>/> HEDİYE
( Yalvarmalar, yakarmalar. İLE/VE/<>/> Armağan. )

- EDEN > BULUR

- EHLİYETE, KISMÎ/TAM ENGEL OLABİLECEKLER:
CİNNET
ile/ve/||/<> SAĞIRLIK ile/ve/||/<> UNUTMA(NİSYAN) ile/ve/||/<> UYKU ile/ve/||/<> SARA ile/ve/||/<> HASTALIK(MARAZ) ile/ve/||/<> SAKATLIK(MALÛLİYET) ile/ve/||/<> BUNAMA(ATEH) ile/ve/||/<> CEHİL ile/ve/||/<> SARHOŞLUK(SEKİR) ile/ve/||/<> HAFİFLİK(HEZEL) ile/ve/||/<> İSRAF ile/ve/||/<> ESÂRET ile/ve/||/<> ENGEL(ZECİR) ile/ve/||/<> YOLCULUK(SEYAHAT)

- EKSİKLİK ile/ve YOKSUNLUK

- EKSTREM değil/yerine/= UC/AŞIRI

- EN BÜYÜK DÜŞMAN
( ARZU VE İHTİRASLAR )

- ESARET değil/yerine/= TUTSAKLIK/BOYUNDURUK(/YÜK)

- EXCEEDINGLY vs. EXCESSIVELY

- EXTREME DEVOTION vs. SELF-SACRIFICE

- EYLEM ile/değil EYLEME(K)

- FAHİŞ[Ar.] değil/>< NARH[Fars.]
( Ölçüyü aşan, aşırı, çok fazla. | Ahlâka ve törelere uygun olmayan. DEĞİL/>< Tüketiciyi korumak amacıyla, özellikle zorunlu gereksinme maddeleri için devletçe saptanan fiyat. )

- FAKİRİN CANI değil/yerine "ZENGİNİN" MALI

- FORGET vs. LEAVE

- GADDAR ile CANİ

- GAMSIZ/LIK ile/ve/değil/||/<> "GEMSİZ/LİK"

- GARAZ değil/yerine/= HEDEF, GAYE, MEYİL, İSTEK

- GENELLEME ile/değil/yerine/>< EMİN OLARAK

- GENELLEME ile/ve/<> EZBERİNİ SÖYLEMEK

- GENELLEŞTİRME = TAMİM = GENERALIZATION[İng.] = GÉNÉRALISATION[Fr.] = GENERALISATION[Alm.] = GENERALIS[Lat.]

- GENELLİYORSAK/GENELLEYECEKSEK
ile/değil/yerine/><
GENELLEMİYORSAK/GENELLEMEYECEKSEK

( [söyleyeceğimizi] Söylemeyelim ve daha çok düşünmeye devam edelim. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Söyleyebiliriz/konuşabiliriz, düşünebiliriz. )

- GENELME ile GENELEME ile GENELLEME
( Genişleme. İLE Bir düşüncenin, farklı sözlerle, yeniden/tekrar anlatılması. İLE Bir ya da birkaç özel/tekil veriyi/durumu, herşeyi/herkesi katarak ve tek bir şeye indirgeyerek açıklamaya çalışma "iddiası"/zayıflığı.[Tüm genellemeler, yanlıştır! Bu bile!] )

- GINAÎ ile İZÂFÎ

- GÖÇEBE ile HORDA
( ... İLE Göçebe ve ilkel olarak yaşayan, yağmacı ve sataşkan topluluk. )

- GÖRDÜĞÜNÜ "SEVMEK" ile/değil/yerine/>< SEVDİĞİNİ GÖRMEK

- GÖVDE ve/||/<> ANLIK(ZİHİN) ve/||/<> TİN
( Çap/çeper. VE/||/<> Yarıçap. VE/||/<> Merkez. )

- GÜÇ ile/ve/||/<>/>< "ZAYIFLIK"
( Güçlü ağaç, meyve vermede acele etmez. )

- GÜNAH ile/ve/<> SEYYİAT

- GÜVENEN/E ve/||/<> YALAN SÖYLEYEN/E
( Yalan söyleme! VE/||/<> Güvenme! )

- HABITUS = HABITUS[Lat.] = HEKSIS[Yun.]

- HADDİ/Nİ AŞMA ile/ve/||/<>/>/< "RAHATLIK"
( HADDİ/Nİ AŞMA ile/ve/||/<>/>/< "RAHATLIK" )

- HAFİFE ALMA ile/değil/yerine ELEŞTİRİ

- HAMAL/LIK ile/ve/||/<> HAİN/LİK
( (")Düşmanından("), bir şey almayanların durumu. İLE/VE/||/<> (")Düşmanından("), yanlış şeyler alanların durumu. )

- HARAZA ile HARAZA
( Kavga, gürültü, karışıklık. | Öfke, sinir. İLE Sığırın öd kesesinden çıkan taş. )

- HATALARI/NI ...:
KABUL ET!
ve/||/<>/> DERS AL! ve/||/<>/> TEKRARLAMA!

- HATA ve/||/<>/< DENEME
( Hata yapmış olman, denediğin anlamına gelir. Denemeden, vazgeçme! )

- HATA ile/ve/||/<>/< GURUR

- HATA ile/ve/||/<>/> İHLÂL ile/ve/||/<>/> İKRAR

- HAZ ile/değil/yerine OLGUNLUK
( Olgunluk, hazzı erteleyebilme becerisidir. )

- HEDİYE ile ÖRTÜLÜ RÜŞVET

- HELÂL-HARAM ile MÂRUF-MÜNKER
( Pek kabul edilmemek ve onaylanmamakla birlikte, farzları yerine getirmemenin, eksikliklerin, yanlışların, en son noktada cezâsı yoktur/olmaz. İLE İnsanlığı ve geneli kapsayan yanlışların cezâsı da vardır. )
( MÂRUF: Herkesçe bilinen, tanınan, belirli, sanlı. | Şeriatın uygun gördüğü, beğendiği ve buyurduğu. )

- HİLE ile/ve/<> DESİSE
( ... İLE/VE/<> Hile, oyun, el altından yapılan iş. )

- HIRABE[Ar. harbe/savaşa giderken] değil/yerine/= YOL KESME

- HIRSIZ değil/yerine/>HIRSSIZ
( Hırssız kişi, hırsızlığa gerek duymaz. )

- HIRS = AMBITIO[İng.] = AMBITION[Fr.] = EHRGEIZ, EHRSUCHT[Alm.] = AMBITIO[Lat.]

- HUBB ile/değil/yerine/>< HUBB
( Aldatıcı, kurnaz, hilekâr. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sevgi. )

- HUKUKSUZ/LUK ve/> KAYITSIZ/LIK

- HUKUKU:
DELMEK
ile/değil/yerine DEĞİŞTİRMEK

- HÜSN-Ü KURUNTU ile/değil SÛ-İ ZANN

- HUYSUZLAŞMAK ile/değil HUYSUZLANMAK

- İCBÂR/CEBRETME değil/yerine/= ZORLAMA/ZORLANMA

- İCTİNÂB/İHTİYAT[Ar.] değil/yerine/= SAKINMA, ÇEKİNME, UZAKLAŞMA

- İFRÂD ile TEFRÎT
( TEK OLARAK SÖYLEME, MÜFRED | AYIRMA | TEK BAŞINA HACCA GİTME | AŞIRI GİTME, AŞIRILIK )

- İĞTİNAM[Ar.] değil/yerine/= YAĞMA

- İHÂNET ile/değil MUHÂLEFET

- İHÂNET değil/yerine/>< SADÂKAT
( Sözler verilir, sözler unutulur; gün gelir, ihânet eden, sadâkat ister. )

- İHMÂLÎ ile/ve/<> İCRÂÎ

- İHMAL ile/ve/değil/>/< OLASI KAST

- İHMAL değil/yerine/= SAVSAKLAMA/SAVSAMA

- İKİYÜZLÜ/LÜK ile/ve/değil/||/<>/>/< KORKAK/LIK

- İLTİMAS ile ŞEFAAT ile İSAR ile TAFDİL[< FADL]
( Haksız yere, yasa ve kurallara uymaksızın kayırma, arka çıkma. | Birine herhangi bir konuda öncelik ve ayrıcalık tanıma. İLE Birinin suçunun bağışlanması ya da dileğinin yerine getirilmesi için o kişiyle Tanrı arasında, peygamberin yaptığı aracılık. İLE İkram; bahşiş. | Cömertlikle verme. | Dökme, saçma, serpme. | Kişinin, kendi, gereksinim duymasına karşın bahşiş vermesi. | Seçme. İLE Birini, ötekilerden üstün tutma. | En üstünlük. )

- INDEPENDENCE vs. ARBITRARINESS

- INDEPENDENCE vs./and SOLIDARITY

- İNDİRGEMEK ile/ve/<> "DÜŞÜRMEK"

- İNDİRGEME ile/ve/değil/yerine/>< DAYANDIRMA

- İNHİMAK ile İPTİLA
( Bir şeye, aşırı düşkünlük gösterme, kapılma. İLE Düşkünlük, tiryakilik. )

- İPE-SAPA (GELMEZ İŞ/SÖZ/HAREKET/DAVRANIŞ)

- İRÂDE ile/ve/<> ŞEHVET ile/ve/<> TAMAH
( Varoluş ve sürdürme isteği. İLE/VE/<> Dürtü ve/veya "güdü"ler aracılığıyla isteme. İLE/VE/<> İstemenin aşırılıkları. Açgözlülük, hırs. )

- İŞ:
[ne yazık ki]
ÖYLESİNE
ve/||/<> ŞİŞİRME

- İŞARET PARMAĞIYLA GÖSTERMEK ile/ve/değil/yerine/|| AYAK İZİ

- İŞİMİZ/UĞRAŞIMIZ/HİZMETİMİZ:
| "YIKMAK" ve/ya da "YAKMAK" İLE |
değil YAPMAK İLE

- ISIRMAK ile/değil/yerine "DİŞLERİNİ GÖSTERMEK"

- İSRAF ve/değil/yerine İNFÂK

- ISRAR ile ZORLAMA

- İSTEDİĞİNİ:
ALMAK
ile/ve/değil/<> ALDIKTAN SONRA HÂLÂ İSTİYOR OLMAK

- İSYAN/KÂR/LIK ile/ve/değil/yerine/<> TEPKİ/SEL/LİK

- İŞ ve/<> ZORLAYICILIK
( İş zorlayıcı, zorlayıcı olan ise eğlenceli olmalı/olabilmelidir. )

- İTİRAF ETMEK ile/değil KABUL ETMEK

- İTİRAF ile/ve/değil/ne yazık ki TEHDİT

- KABA/LIK ile/ve/değil/<> SAF/LIK

- KABALIK ve/||/<>/< GÜÇLÜ TAKLİDİ
( Kabalık, zayıf kişinin, güçlü taklididir. )

- KABZIMAL[Ar.] ile MADRABAZ[Fars.]
( Meyve sebze üreticileri ile satıcılar arasında, aracılık eden kişi. İLE Sebze, meyve gibi yiyecekleri, yerinden getirterek, toptan satan kişi. | Hile yapan, hileci. )

- KAÇMAK ile/değil/yerine UZAK DURMAK

- KAÇMA ile/ve/<> KENDİNDEN KAÇMA
( Geçenlerde, bir şair arkadaşımla konuşuyordum. İlk kez yurtdışına çıkmıştı. İzlenimlerini sorduğumda, kestirme bir yanıt verip "Dünyam daraldı" dedi. Bu sözüne şaşırdığımı görünce sözlerini sürdürdü. "Eskiden, kaçıp gideceğim yerlerin var olduğunu bilmek, bir ölçüde rahatlatıyordu beni. Fakat şimdi anladım ki, kaçıp gidilecek bir yer yokmuş." )

- KADIN, ...:
..., SEVMEDİĞİ KİŞİYE[ERKEK/KADIN] ...
ile/><
..., SEVDİĞİ KİŞİ[ERKEK/KADIN] İÇİN ...

( ... hiç acımaz. İLE/>< ... kendine hiç acımaz. )

- KAHRAMAN >< KURBAN

- KAKIMAK = ÖFKELENMEK

- KANDIRMAK ile/<> "ATLATMAK"

- KANDIRMA ile/ve/<>/> "YUTTURMA"

- KANDIRMA ile/değil OYALAMA

- KANMAK/ALDANMAK ile/ve/değil KAPILMAK

- KARALAMA ile/ve/||/<>/>/< DIŞLAMA

- KARPUZ ile EBU CEHİL KARPUZU
( ... İLE Zehirlidir. )

- KASIT ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< DAYANAKÇA

- KAYITSIZ/LIK ile/ve/||/<>/>/< ÂTIL/ATÂLET

- KAYITSIZLIK değil/yerine/>< DERT EDİNME

- KAYITSIZLIK ile/değil İZLEME / SEYRETME

- KAZANA YANAŞIRSAK ve/||/<> KÖTÜYE YANAŞIRSAK
( Karası bulaşır. VE/||/<> Belâsı bulaşır. )

- KAZÂ ile/ve/<>/> TESÂDÜF ile/ve/<>/> İSTİKRAR
( 1 kere olursa. İLE/VE/<>/> 2 kere olursa. İLE/VE/<>/> 3. kez olursa. )

- KÂZIM ile KÂZÎM
( Öfkesini tutan. [arasıra] İLE/VE Öfkesini tutan. [sürekli] )

- KENDİMİZİ:
"YÜCELTMEK"
değil/yerine DÜZELTMEK

- KEYFİYET ile/değil/yerine TASARRUF

- KİBİR = PRIDE[İng.] = ORGUEIL[Fr.] = HOCHMUT[Alm.] = SUPERBIA[Lat.]

- KİMSEYİ:
(ÇOK/FAZLA) ÖVMEMELİ
ve/||/<> KÜSMEMELİ ve/||/<> YAKINMAMALI ve/||/<> SUÇLAMAMALI

- KİŞİ:
ŞER
ile/değil/yerine/>< ER

- KİŞİLERİ KULLANARAK/SÖMÜREREK ile/değil/yerine/>< KİŞİLER ARACILIĞIYLA

- KİŞİLERİ:
[ne yazık ki]
!"DENEMEK/SINAMAK"
değil/yerine/>< KONUŞMAK
( "Denenilen" şeyin sonucunu "elde ettirir" belki fakat o kişiyi mutlaka ve sonsuza kadar kaybettirir. DEĞİL/YERİNE/>< Kişiyi kaybetmemek/kazanmak için özellikle de yakın olduğumuz kişileri denememek/sınamamak gerekir. Çeşitli oyunlar yaparak, tuzaklar kurarak elde edilen "bilgi/sonuç" geçersizdir. Aslolan ise her koşulda, en olumsuzu söylemek bile olsa konuşmayı yeğlemektir. )

- KİŞİLERİN:
HATASINDAN/YANLIŞINDAN/SUÇUNDA/GÜNAHINDAN
ve/fakat TÖVBESİNDEN
( Haberimiz olabilir. VE/FAKAT Haberimiz olmayabilir. [Dolayısıyla, kimseyi kınamamak gerek!] )

- KİŞİLİK ÖRGÜTLENMELERİ/BOZUKLUKLARI:
[PARANOİD ile ŞİZOİD ile ŞİZOTİPAL]
ile [ANTİSOSYAL ile NARSİSİSTİK ile BORDERLINE ile HİSTRİONİK] ile [BAĞIMLI KİŞİLİK ile ÇEKİNGEN ile OBSESİF-KOMPULSİF] ile [PASİF AGRESİF ile KENDİNİ TEKRARLAYAN(SELF REPEATING)]

- KISKANÇLIK = JEALOUSY[İng.] = JALOUSIE[Fr.] = EIFERSUCHT[Alm.] = ZELOTYPIA[Lat.]

- KISMEN "DOĞRU" ile/ve/||/<>/> ABARTI

- KISMEN "DOĞRU" ile/ve/||/<> ÇARPITMA

- KIYASLAMA HATALARI:
GENELLEŞTİRME
ile/ve/||/<> ÖZELLEŞTİRME

- KIYAS ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<> HAKARET
( Kimseye ve de özellikle çocuklara, ne kıyas, ne de hakaret edilmez! )

- KÖKTENCİLİK = CEZRİYE = RADICALISM[İng.] = RADICALISME[Fr.] = RADIKALISMUS[Alm.] = RADICALMENTE[İsp.]

- KOLAY DEĞİL fakat (DAHA FAZLA) ZORLAŞTIRMA(YABİLİRSİN)!

- KOLAYCILIK ile/ve/||/<> KAÇIŞ

- KÖLELEŞTİRENLER:
SEVİLME İSTEĞİ
ve/||/<>/> BEĞENİLME İSTEĞİ ve/||/<>/> TAKDİR EDİLME İSTEĞİ

- KOMİSYONCU/SİMSAR[Ar.] değil/yerine/= ARACI

- KONUNUN ÖZÜNÜ KAÇIRMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
KISIR DÖNGÜ
ile/ve/||/<> İLGİSİZ AMAÇ ile/ve/||/<> İLGİSİZ SONUÇ ile/ve/||/<> İDDİAYI ZAYIFLATMA ile/ve/||/<> KONUYU SAPTIRMA

- KONUYU:
"SULANDIRMAK"
ile/ve/||/<> "BASİTLEŞTİRMEK"

- KORKU + BİLGİSİZLİK = NEFRET

- KORKU ve/||/<>/< ZARAR GÖRMEK

- KÖTÜ/LÜK ile ...
( VAROLANLAR ARASINDAKİ GÖRELİLİK )

- KÖTÜLEME ile/ve/değil/yerine TESPİT ETME

- KÖTÜLÜK ETME! ve/<> KUYU KAZMA!
( Kötü düşersin. VE/<> Kendin düşersin. )

- KÖTÜLÜKLERLE "YÜKSELMEK" değil/yerine/><
İYİLİKLERLE "KAYBETMEK"


- KÖTÜ = ŞER = BAD, EVIL, WRONG[İng.] = MAL[Fr.] = BÖSE, UEBEL[Alm.] = MALUS[Lat.] = MALO[İsp.]

- KÜÇÜK HESAP ile/değil/yerine/>< AYRINTI
( "Küçük/güdük zihin"liler "uğraşır". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Profesyoneller uğraşır. )
( Gözü, tanede olan kuşun, ayağı, tuzaktan kurtulmaz. )
( FERİ[Ar.]: Ayrıntılarla ilgili, ayrıntı niteliğinde olan. | İkinci derecede/n olan. )

- KÜFÜR değil/yerine/>< FİKİR
( Gerçeğin üstünü örtmek. DEĞİL/YERİNE/>< Gerçeğin örtüsünü açmak. )

- KÜFÜR ile İGLÂZ[< GALÎZ, çoğ. İGLÂZÂT]
( ... İLE Kaba, kötü "söz" söyleme. )

- KUMAR BAĞIMLILIĞI DÖNEMLERİ/NDE:
BALAYI
ve/||/<>/> DURAKLAMA ve/||/<>/> ÇÖKÜŞ ve/||/<>/> YIKILIŞ
( Genellikle kısa sürer ve "kazançlı" geçen bir dönemdir. Daha sonraki süreçte, sürekli bu dönem anımsanarak oynanmaya devam edilir. VE/||/<>/> Kazanma ve kaybetme dönemleri, ardışık bir biçimde birbirini takip eder. VE/||/<>/> Kayıplar artmaya başladığından dolayı bahis miktarları çoğalır ve borçlanmalar başlar. İş ve aile, boşlanmaya başlanır. Alkol ve madde tüketimi artar/başlar. VE/||/<>/> Ekonomik kaynaklar tamamen tükenmiştir. Yalan, yasadışı maddî kaynak kullanma, yasal sorunlar, aile parçalanması, depresyon ve intihar görülür. )

- LAY vs. LIE

- MADDİ HAZ ile/ve MANEVİ HAZ
( Zamana bağlı olarak. İLE/VE AN'da. )

- MAĞLUP/MAĞLUBİYET değil/yerine/= YENİK/YENİLEN/YENİLGİ/SIMAK
( Bir savaşta, yarışmada kaybetme, yenilme. | Bir işte, bir uğraşta başarısızlığa uğrama, kaybetme. )

- MECBUR ile MEMUR

- MERHAMET:
ACIMAK
değil/yerine/< ACITMAMAK

- MEŞRÛLAŞTIRMA ile KILIFLANDIRMA

- METAZORİ[Fr. < Yun.] değil/yerine/= ZORLA

- MEZELLET[Ar.] değil/yerine/= ALÇALMA, BAYAĞILAŞMA

- MIYMINTI/LIK ile MİSKİN/LİK[Ar.]
( Kişinin sabrını tüketecek derecede yavaş ve mızmızca iş gören. İLE Çok uyuşuk olan. | Hoş görülmeyecek durumlar karşısında tepki göstermeyen. | Âciz, zavallı. | Cüzzam hastalığına tutulmuş olan. )

- MIZIKÇI/LIK değil/yerine/= OYUNBOZAN/LIK
( Çeşitli nedenlerle oyunu bozan, yenilgiyi kabul etmeyen, kolayca darılan kişi. )

- MÜBEZZİR değil/yerine/= TEBZÎR EDEN, GEREKSİZ, YERSİZ HARCAYAN, İSRÂF EDEN

- MÜCBİR[< CEBR] değil/yerine/= ZORLAYICI/ZORLAYAN

- MUGALATA değil/yerine/= YANILTMACA
( Yanıltmak için, yanıltacak yolda söz söyleme. | Başkasını yanıltmak için, doğru olmadığı bilinerek yapılan uslamlama ve çıkarsama. )

- MUHÂCİM[Ar. < HÜCUM] değil/yerine/= SALDIRAN/SALDIRICI

- MUHADDİR/E[< HADR] ile MUHADDİR
( Uyuşturan, uyuşturucu, tahdîr eden. [Fr. NARCOTIQUE] İLE Kabartan, şişiren. )

- MUKÂVEMET[Ar.] değil/yerine/= DİRENME
( Dayanma, karşı durma, karşı koyma, direnme, direniş. | Direnç. )

- MÜNKİR[< NEKR] değil/yerine/= İNKÂR EDEN, KABUL ETMEYEN

- MÜRÂÎ/LİK[< RİYÂ] değil/yerine/= İKİYÜZLÜ/LÜK

- MUSTARİP ile MÜTEESSİR
( Acı çeken. İLE Kederli, hüzünlü, üzüntülü. | Birinin acısıyla acılanan. | Etkilenen. )

- MÜTEHADDİ'[< HUD'A] ile MÜTEHADDÎ
( Bilerek aldanan, tahaddu' eden. İLE Çekişen, tahaddî eden. )

- MÜTEHADDİR[< HADER] ile MÜTEHADDİR
( Örtünen, bürünen, tahaddür eden. İLE Yokuş aşağı giden, hızla aşağı doğru inen, yuvarlanan. )

- MÜTEHADDIR ile MÜTEHÂDI'
( Yeşillenen, yeşil renk bağlayan, tahaddur eden. İLE Aldanmamış iken aldanmış gibi görünen. )

- MUTLAK KABUL ETMEK ile/değil/yerine ÖNEMSEMEK

- MÜZEVVER[< ZEVER] ile MÜZEVVİR[< ZEVER]
( Uydurulmuş, düzme söz, haber, tezvîr olunmuş. İLE Yalanı, telleyip pullayan, arabozucu, tezvîr eden. )

- NARSİSİZM ile/ve/||/<> KÖTÜCÜL(MALIGNANT) NARSİSİZM

- NEFSÂNÎ ile/ve/||/<>/< ŞEHVÂNÎ/ŞEHVETLİ

- NEPOTİZM ile PATRONAJ ile KAYIRMA

- NICOTIANA RUSTICA ile NICOTIANA TABAKUM
( Rusya ve Hindistan'da yetişir. İLE Dünyanın çoğu bölgesinde bulunanın adıdır. )

- NONSENSE/FOOLISH vs. STUPIDITY

- ÖFKE ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< "TEPKİ"

- ÖFKE ile/ve/||/<>/> SUÇLULUK DÜŞÜNCESİ/DUYGUSU

- ÖĞÜT ile/ve/<>/>< HAKARET
( Bir insana, başkaları yanında verilen "öğüt", öğüt değil "küçük düşürme", "aşağılama" ya da "hakaret" olabilir/olur[bazen/çoğunlukla]. Kimseye ve de özellikle çocuklara, ne kıyas, ne de öğüt, doğru/uygun zaman, zemin ve koşullar oluş(turul)madıkça, yapılmamalıdır. )

- OLANIN, ZARARI değil/yerine/>< OLMASI GEREKENİN, YARARI

- ÖLÇÜSÜZ/LÜK ile/ve/değil/||/<> "GEMSİZ/LİK"

- OLMA!:
[ne] PİŞMAN
ne DÜŞMAN ne [de] KAHRAMAN

- OLUMSUZ BAKIŞ/BAKAN ile/değil/yerine/>< OLUMLU BAKIŞ/BAKAN
( Her çözüm için mutlaka bir "sorun" bulmak/bulanlar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Her "sorun" için en az bir çözüm bulmak/bulanlar. )

- OLUMSUZLUKLARI/OLUMSUZLUKLARDAN:
"BESLE(N)ME"
ile/ve/<> "BEZE(N)ME"

- ORANTISIZ GÜÇ ile/ve/||/<> ORANTISIZ HOŞGÖRÜ

- ÖZDEŞLEŞTİRME ile/ve/||/<> KÖRLÜK

- PERSECUTE vs. PROSECUTE

- PEYK[Fars.] ile PEYREV[Fars.]
( Uydu. | Bir başkasına bağımlılığı olan. İLE Başkasının izinden giden, izleyen/izleyici. )

- PİŞKİN/LİK ile/ve/||/<> YÜZSÜZ/LÜK

- PİŞMAN/LIK değil/yerine/>< DAYANÇ/LI / SABIR/LI
( Uzun süreli. DEĞİL/YERİNE/>< Kısa süreli.
[Kısa süreli dayanç, uzun süreli pişmanlıktan korur.] )

- PİŞMAN/LIK ile/ve/||/<>/> VİCDAN AZABI

- PİŞMANLIK:
YAPTIKLARIMIZDAN
ile/ve/değil/yerine/ne yazık ki/||/<>/> YAPMADIKLARIMIZDAN

- PLEASURE vs./and JUDGEMENT

- PORSELEN ile MERTEBANİ/SELADON TABAK
( ... İLE İçine konulan yiyeceğin zehirli olup olmamasına göre renk değiştiren tabak. )

- PROVOKATÖR değil/yerine/= KIŞKIRTMACI

- REFLEKS(İNSİYÂK) ile ALARM/UYARI

- REZİL/LİK ile/ve/||/<> SEFİL/LİK

- RİCS[çoğ. ERCÂS] ile RİCZ[çoğ. ERCÂZ]
( Dinin yasak ettiği şey, günah. | Pislik, murdarlık. İLE Azap. | Puta tapma. | Pislik. )

- SABRI OLMAYAN ile/ve/değil/yerine/>/<>/>< RÂZI OLAN
( İntizar eden. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/>/<>/>< Zevk eden. )

- SAÇMA(LIK)LAR / SAFSATALAR ile/değil/yerine FaRkLaR
( Sözcükler: "SEN ..." / "SEN DE ..." ile başlatılan/saldırılan "tanımlar".
* Tanım/açıklama: Tartışmada, öteki kişinin söz ve hareketlerini, kendi görüşünü savunmada kanıt olarak kullanma. | "Bir savın doğruluğunun, savı geliştiren kişinin, kişiliği ile ilgisi olduğu" "savı". | Bir kişinin önerileri yerine, önerinin reddedilmesini sağlamak üzere, kişiye sövülerek yapılan saldırı.
Örnek: - "Senin müdür hakkında söylediklerini duydum. Nankör adam! Sen müdürün o kadar ekmeğini yedin!"
- "...yı şu yaptıysa doğrudur/yanlıştır."
- "...yı savunuyorsa ahlâksızın tekiymiş."
Lat./İng.: ARGUMENTUM AD HOMINEM

* Tanım/açıklama: Tepkisel indirgemecilik.
Örnek:
- ... sorununun bu hâle gelmesinin toplumsal, ekonomik, politik bir sürü nedeni var.
- "Terör örgütünü mü savunuyorsun bana?!..."
İng.: STRAW MAN

Sözcük: "ONA BAKARSAN ..." ile başlayan "tanımlar".
Tanım/açıklama: "Ortak özellik gösteren iki önermenin birbiriyle aynı olması ya da birbirine çok benzemesi gerektiği" "savı". ZAYIF BENZETME
Örnek: "Osmanlı İmparatorluğu da tıpkı Roma İmparatorluğu gibi parçalanmıştır."
İng.: WEAK ANALOGY

Sözcük: "HERKES ..." ile başlayan "tanımlar".
Tanım/açıklama: "Çoğunluğun benimsediğinin doğru olduğu" "savı".
Örnek: " 'Herkes' ona oy verdiğine göre yaptıkları da doğrudur."
Lat.: ARGUMENTUM AD POPULUM

Sözcük: "DEMEK Kİ ..." ile başlayan "tanımlar".
Tanım/açıklama: "Zaman içinde, önce gerçekleşen bir olgunun, onu izleyen başka bir olgunun nedeni olması gerektiği" "savı".
Örnek: "Güneş tutulmasından sonra deprem oldu. Demek ki depremin nedeni güneş tutulmasıdır."
Lat.: POST HOC ERGO PROPTER HOC

Sözcükler: "DEMEK Kİ ..." / "SONUÇTA ..." / "TEMELDE ..." ile başlayan "tanımlar".
Tanım/açıklama: "Tersi kanıtlanamayanın doğru olduğu" "savı".
Örnek: "UFO'ların dünyayı ziyaret etmediği yolunda hiçbir kanıt yoktur. Demek ki ediyorlar."
Lat.: ARGUMENTUM AD IGNORANTIAM

Sözcükler: "DEMEK Kİ ..." / "ZATEN ..." ile başlayan "tanımlar".
* Tanım/açıklama: "Bağlantı, ilişki ya da ortak özelliklerin, mutlaka neden-sonuç ilişkisi içinde olduğu" "savı".
Örnek: "Genç kızlar, çok çikolata yiyor. Genç kızlarda sivilce çok görülüyor. Demek ki, sivilcenin nedeni çikolatadır."
Lat.: CUM HOC ERGO PROPTER HOC

* Tanım/açıklama: "Geleneksel olanın doğru olduğu" "savı".
Örnek 1: "...'yı öldürmemiz gerekiyor. Çünkü töre böyle."
Örnek 2: "Bunca yıldır böyle yapılıyor. Demek ki doğrudur."
Lat.: ARGUMENTUM AD TRADITIO / ANTIQUITATEM

* Tanım/açıklama: "Bir tartışmanın taraflarından birinin sessiz kalmasının, sessiz kalan tarafın tartışılan konuda bilgisi olmadığını, haksız olduğunu veya yanıldığını kabullenmesi anlamına geldiği" "savı".
Örnek: "Sükût, ikrardan gelir! Türk atasözü."
Örnek:
- Sanık, sorguda susma hakkını kullanmıştır!
- "Suçsuzsa neden sussun ki?! Kalkıp açık açık, 'Ben suçsuzum!' derdi suçlu olmasaydı!"
Lat.: ARGUMENTUM EX SILENTIO

Sözcükler: "DEMEK Kİ ..." / "BELKİ DE ..." ile başlayan "tanımlar".
Tanım/açıklama: "Sorunun ardında yatan varsayımların doğru olduğu" "savı". YÜKLÜ SORU
Örnek:
- Uyuşturucu kullanmaktan ne zaman vazgeçtin?
- Vazgeçmedim!
- Demek ki hâlâ kullanıyorsun?!...
- Hayır, hiç kullanmadım!
- "Ama vazgeçmediğini itiraf ettin!"
İng.: LOADED QUESTION

Sözcükler: "TEMELDE ..." / "HİÇ" / "HEP" ile başlayan "tanımlar".
Tanım/açıklama: Döngüsel nedensellik. Kendi kendini "kanıtlayan" önerme.
Örnek: "O, tembeldir. Çünkü çalışmayı hiç sevmez."
Örnek: "Yalancı değilim. O nedenle, tüm söylediklerim doğrudur."
Örnek: "Sudan hafif maddeler yüzerler. Çünkü batmazlar."
Lat.: PETITIO PRINCIPII
İng.: BEGGING THE QUESTION

Sözcükler: "NASILSA ..." ile başlayan "tanımlar".
* Tanım/açıklama: "Ünlülerin/güçlülerin/zenginlerin söylediklerinin doğru ya da yoksulların söylediklerinin yanlış olduğu" "savı".
Örnek 1: "... bunu söylüyorsa doğrudur."
Örnek 2: "O beş parasızın teki! Söylediklerine kim inanır!?..."
Lat.: ARGUMENTUM AD CRUMENAM

* Tanım/açıklama: "Yoksulların söylediklerinin doğru ya da zenginlerin söylediklerinin yanlış olduğu" "savı".
Örnek: "Adamın beş parası yok ki çapkınlık yapabilsin!"
Örnek: "Adamın milyonları var. Güya eşini hiç aldatmamış!"
Lat.: ARGUMENTUM AD LAZARUM

* Tanım/açıklama: "Acınacak durumda olmanın ya da çaresizliğin, söylenilen ya da yapılanların yanlışlığına ağır bastığı" "savı".
Örnek: "Adam ayakta duramayacak denli yaşlı ve hasta. Bence geçmişte yaptıklarından sorumlu tutulmasına artık gerek kalmamalı."
Lat.: ARGUMENTUM AD MISERICORIDIAM

Sözcükler: "İLLE DE" / "TEMELDE ..." ile başlayan "tanımlar".
Tanım/açıklama: "Yalnızca iki seçeneğin var olduğu savı." YANLIŞ İKİLEM.
Örnek: "Ya çözümün bir parçasısındır ya da sorunun!"
İng.: BIFURCATION

Sözcükler: "ELİMDE DEĞİL ..." / "NE BİLEYİM ..." sözlerinin eklendiği "tanımlar".
Tanım/açıklama: "Güç"/"zayıflık" kullanımı.
Örnek: "Ders kitaplarında yazılanlar doğrudur. Eğer yanlış dersem öğretmen beni sınıfta bırakır."
Lat.: ARGUMENTUM AD BACULUM


Az kullanılması gerekenleri ve kullanırken çok dikkat edilecekleri bil de KONUŞ!!! )
( http://www.nku.edu/~garns/165/ppt3_2.html

http://courses.washington.edu/spcmu/334/fallacies.html )
( Safsata Türleri )

- SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR:
BİÇİMSİZ
ile/ve/||/<> BELİRSİZLİK ile/ve/||/<> SALDIRI ile/ve/||/<> KONUNUN ÖZÜNÜ KAÇIRMA ile/ve/||/<> TARTIŞMALI NEDEN ile/ve/||/<> İSTATİSTİKSEL HATA ile/ve/||/<> ŞAŞIRTMA ile/ve/||/<> YETKEYE BAŞVURMA ile/ve/||/<> DUYGULARA BAŞVURMA ile/ve/||/<> KIYASLAMA HATALARI ile/ve/||/<> SINIFLANDIRMA HATALARI
( BİÇİMSİZ SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR ile/ve/||/<> SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR
( INFORMAL FALLACIES vs./and/||/<> FALLACIES )

BELİRSİZLİK SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: GÖNDERMELİ ile/ve/||/<> VURGULAMA ile/ve/||/<> ÇOK ANLAMLILIK
( FALLACY OF: EQUIVOCATION vs./and/||/<> ACCENT vs./and/||/<> AMPHIBOLY )

SALDIRI SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: KARALAMA ile/ve/||/<> NİTELİKSEL ile/ve/||/<> "SEN / SEN DE ..." ile/ve/||/<> DOLDURUŞA GETİRME
( ARGUMENT AGAINST THE MAN vs./and/||/<> CIRCUMSTANTIAL AD HOMINEM vs./and/||/<> FALLACY OF "YOU / YOU ALSO" vs./and/||/<> POISONING THE WELL )

KONUNUN ÖZÜNÜ KAÇIRMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: KISIR DÖNGÜ ile/ve/||/<> İLGİSİZ AMAÇ ile/ve/||/<> İLGİSİZ SONUÇ ile/ve/||/<> İDDİAYI ZAYIFLATMA ile/ve/||/<> KONUYU SAPTIRMA
( BEGGING THE QUESTION vs./and/||/<> FALLACY OF IRRELEVANT PURPOSE vs./and/||/<> IRRELEVANT CONCLUSION vs./and/||/<> FALLACY OF STRAW-MAN vs./and/||/<> FALLACY OF RED HERRING )

TARTIŞMALI NEDEN SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: YANLIŞ NEDEN ile/ve/||/<> ÖNCESİNDE ile/ve/||/<> ORTAK ETKİ ile/ve/||/<> GÖZDEN KAÇIRILABİLİR NEDEN ile/ve/||/<> YANLIŞ YÖN ile/ve/||/<> KARMAŞIK NEDENLER
( FALLACY OF FALSE CAUSE vs./and/||/<> FALLACY OF "PREVIOUS THIS" vs./and/||/<> JOINT EFFECT vs./and/||/<> GENUINE BUT INSIGNIFICANT CAUSE vs./and/||/<> WRONG DIRECTION vs./and/||/<> COMPLEX CAUSE )

İSTATİSTİKSEL HATA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: YETERSİZ ÖRNEK ile/ve/||/<> TEMSİL ETMEYEN ÖRNEK ile/ve/||/<> YANLIŞ BENZETME ile/ve/||/<> YOK SAYMA ile/ve/||/<> SÜMEN ALTI ile/ve/||/<> KUMARBAZ
( FALLACY OF INSUFFICIENT SAMPLE vs./and/||/<> UNREPRESENTATIVE SAMPLE vs./and/||/<> FALSE ANALOGY vs./and/||/<> SLOTHFUL INDUCTION vs./and/||/<> FALLACY OF SLANTING vs./and/||/<> GAMBLER'S FALLACY )

ŞAŞIRTMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: DEVEDE KULAK ile/ve/||/<> YA SİYAH, YA BEYAZ ile/ve/||/<> KANITLAMA ZORUNLULUĞU ile/ve/||/<> FELÂKET ÇIĞIRTKANLIĞI ile/ve/||/<> İMÂLI SORU ile/ve/||/<> ÇOK SORULU ile/ve/||/<> SINIRLI SEÇENEK
( FALLACY OF THE BEARD vs./and/||/<> BLACK OR WHITE FALLACY vs./and/||/<> ARGUMENT FROM IGNORANCE vs./and/||/<> FALLACY OF SLIPPERY SLOPE vs./and/||/<> COMPLEX QUESTION vs./and/||/<> FALLACY OF MANY QUESTIONS vs./and/||/<> FALLACY OF LIMITED CHOICES )

YETKEYE BAŞVURMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: BİR BİLENE SORMA ile/ve/||/<> YETERSİZ KAYNAK ile/ve/||/<> İNANCA BAŞVURMA ile/ve/||/<> ORTAK TUTUMA BAŞVURMA ile/ve/||/<> ÖBEK BASKISI ile/ve/||/<> YARARCI ile/ve/||/<> BEĞENDİRME ile/ve/||/<> DAYATMA ile/ve/||/<> İÇİNDEKİ DEĞİL DIŞINDAKİ(ZARF-MAZRUF) ile/ve/||/<> GENETİK
( ARGUMENT TO AUTHORITY vs./and/||/<> FALLACY OF UNQUALIFIED SOURCE vs./and/||/<> APPEAL TO BELIEF vs./and/||/<> APPEAL TO COMMON PRACTICE vs./and/||/<> BANDWAGON, PEER PRESSURE vs./and/||/<> PRAGMATIC FALLACY vs./and/||/<> APPEAL TO PERSONAL INTERESTS vs./and/||/<> FALLACY OF "IS" TO "OUGHT" vs./and/||/<> STYLE OVER SUBSTANCE vs./and/||/<> GENETIC FALLACY )

DUYGULARA BAŞVURMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: TEHDİT ile/ve/||/<> DUYGU ile/ve/||/<> ÖNYARGILI DİL ile/ve/||/<> MAZERET
( ARGUMENT FROM FORCE vs./and/||/<> ARGUMENT TO PITY vs./and/||/<> PREJUDICIAL LANGUAGE vs./and/||/<> FALLACY OF SPECIAL PLEADING )

SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR ile/ve/||/<> HATALAR
( FALLACIES vs./and/||/<> MISTAKES/WRONGS )

KIYASLAMA HATALARI: GENELLEŞTİRME ile/ve/||/<> ÖZELLEŞTİRME
( FALLACY OF CONVERSE ACCIDENT vs./and/||/<> FALLACY OF ACCIDENT )

SINIFLANDIRMA HATALARI: BÜTÜNLEME ile/ve/||/<> İNDİRGEME
( FALLACY OF COMPOSITION vs./and/||/<> FALLACY OF DIVISION ) )

- SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR ile/ve/||/<> HATALAR

- SAFDİL[Fars.] ile/= SAFDERUN[Fars.]
( Kolayca aldatılan. )

- SAKÎM[Ar. < SAKAMET] değil/yerine/= BOZUK/YANLIŞ/EKSİK
( Hasta, hastalıklı. | Yanlış. | Rivâyeti doğru, sağlam olmayan hadîs. )

- SAKÎM[Ar. < SAKAMET] değil/yerine/= HASTA, HASTALIKLI | YANLIŞ
( RİVÂYETİ DOĞRU, SAĞLAM OLMAYAN (HADÎS) | HASTA, HASTALIKLI | YANLIŞ )

- SALDIRI SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
KARALAMA
ile/ve/||/<> NİTELİKSEL ile/ve/||/<> "SEN / SEN DE ..." ile/ve/||/<> DOLDURUŞA GETİRME

- SANA YAPILAN "KÖTÜLÜK" ile/değil/yerine/ne yazık ki/>< SENİN YAPTIĞIN KÖTÜLÜK/YANLIŞ/HATA
( Unut/abil! İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Unutma! )

- SAPKINLIK ile "DEJENERASYON"

- SAPMA ile/ve/<> SAPLANMA

- SARHOŞLUK ile ZAFER SARHOŞLUĞU
( ... İLE En kötü sarhoşluk. )

- ŞARLATAN[İt.] ile/ve/<> ŞAKLABAN
( Kendi bilgi ve niteliklerini ya da mallarını överek, çevresindekileri kandıran, dolandıran kişi. İLE Şen, şakacı ve güldürücü kişi. | Dalkavuk. )

- ŞAŞIRTMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
DEVEDE KULAK
ile/ve/||/<> YA SİYAH, YA BEYAZ ile/ve/||/<> KANITLAMA ZORUNLULUĞU ile/ve/||/<> FELÂKET ÇIĞIRTKANLIĞI ile/ve/||/<> İMÂLI SORU ile/ve/||/<> ÇOK SORULU ile/ve/||/<> SINIRLI SEÇENEK

- ŞAŞKIN/LIK ile/değil/yerine AŞKIN/LIK

- SATVET[Ar.] değil/yerine/= (ZORLU/SİNDİRİCİ) GÜÇ

- SAVAŞ ya da KORSANLIK değil/yerine/>< TİCARET

- SAVAŞI KAYBETMEK:
ÖLÜNCE
değil DÜŞMANA BENZEYİNCE

- SAVSAKLAMA ile/ve/<> SALLAMA

- SAVURGAN/LIK ile/değil/yerine/>< SADAKAT

- SAVUŞMA/CIZLAM ile SIVIŞMA
( Kaçma. İLE Ortadan kaybolma. )

- SEHVEN[Ar.] değil/yerine/= YANLIŞLIK/LA
( YANLIŞLIKLA, BİLMEYEREK )

- SEHV değil/yerine/= YANLIŞ, HATA | YANILMA

- ŞEKVÂ değil/yerine/= ŞİKÂYET, HOŞNUTSUZLUK
( ŞİKÂYET, HOŞNUTSUZLUK )

- ŞERGİL değil/yerine/= ASKINTI, BAŞ BELÂSI

- SEVGİ:
YANLIŞLARI ÖRTMEK İÇİN
değil ZORLUKLARI AŞMAK İÇİN

- SEVGİNİN:
"AŞIRISI"
değil/olmaz BİLİNÇSİZİ

- SEVMEK:
SIRADIŞI ŞEYLER YAPMAK
değil SIRADAN ŞEYLERİ, ÖZENLE YAPMAK

- SEYYİÂT[< SEYYİE] değil/yerine/= KÖTÜLÜKLER | SUÇLAR, GÜNAHLAR | KÖTÜLÜĞE KARŞILIK ÇEKİLEN SIKINTILAR

- SEYYİE[Ar.] değil/yerine/= KÖTÜLÜK

- SIKICI ile/ve/değil ZORLAYICI

- SINIFLANDIRMA HATALARI:
BÜTÜNLEME
ile/ve/||/<> İNDİRGEME

- ŞİŞİRME ile "ŞİŞİRME"/ŞİŞİRMECE
( Şişirme işi. İLE Baştan savma, kötü iş. )

- SIZMAK ile BAYILMAK
( Yorgunluk ya da içki gibi nedenlerle kendinden geçerek uyuyakalmak. İLE Çeşitli fizyolojik[sıcak, açlık/susuzluk, yorgunluk gibi] ve/veya psikolojik nedenlerle dayanma gücünü kaybetmek, kendinden geçmek. )

- SORUN ile/ve/değil/<> KAÇMA

- ŞOVENİZM[Fr. CHAUVINISME] ile DÜŞMANLIK
( Kendi ulusunu öne çıkararak değişik ırk ve uluslar arasında düşmanlık yaratmayı amaçlayan ve bu yolda kışkırtmada bulunan aşırı akım. İLE ... )

- SUÇSUZLUĞUNU İDDİA ETMEK ile/ve/||/<> SUÇU/NU İNKÂR ETMEK

- SUÇ ile CÜNHA
( ... İLE Cürüm derecesindeki suçlara, yani kabahatten ağır ve cinayetten hafif olan suçlara verilen ad. )

- SUÇ ile/değil/<> SAPMA

- TAAMMÜDEN[Ar.] değil/yerine/= KASTEN

- TAASSUB ile AKIL TUTULMASI

- TÂCİZ değil/yerine/= USANDIRI, USANÇ

- TAFZİH[Ar.] değil/yerine/= REZİL ETME
( Birinin kötü yanlarını ortaya çıkarma. )

- TAHAKKÜM[Ar.] değil/yerine/= BASKI, ZORLAMA

- TAHARRÜŞ[Ar.] değil/yerine/= TIRMALANMA, KURCALANMA, AZDIRILMA

- TAHRİBAT[Ar.] değil/yerine/= YIKIP BOZMA

- TAKLİT:
(SADECE/BİR) DAVRANIŞ
ile/ve/değil/||/<>/< KİMLİĞİNİ BULMA (ÇABASI)

- TAKSİRAT[Ar.] değil/yerine/= HATALAR

- TAKSİR[Ar.] değil/yerine/= HATA
( Kısaltma, kısma. | Kusurda bulunma. | Dikkatsizlik, tedbirsizlik, meslekte acemilik ya da düzene, buyruklara ve talimata uymazlıktan doğan kusurlu olma durumu. )

- TAMA ile DOYMAZLIK | ÇOK İSTEME | AÇGÖZLÜLÜK

- TARTIŞMALI NEDEN SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
YANLIŞ NEDEN
ile/ve/||/<> ÖNCESİNDE ile/ve/||/<> ORTAK ETKİ ile/ve/||/<> GÖZDEN KAÇIRILABİLİR NEDEN ile/ve/||/<> YANLIŞ YÖN ile/ve/||/<> KARMAŞIK NEDENLER

- TASALLUT[< SALÂLET] ile SATAŞMA, BAŞINA EKŞİME, MUSALLAT OLMA

- TAŞKINLIK:
İYİLİK ODAKLILARDA
ile KÖTÜLÜK ODAKLILARDA
( Aç kaldığında. İLE Tok olduğunda. )

- TEHDİT ile/değil/yerine/> DÜZEN
( Herhangi bir yerdeki adâletsizlik. İLE/DEĞİL/YERİNE/> Her yer, zaman ve koşulda adâlet. )

- TEHDİT değil/yerine/>< İKNA

- TEHLİKELİ:
AÇLIK ve TEHDİTTE
ile/ve/<>/>< TOKLUK ve GÜÇLÜLÜKTE
( (")Hayvanlar("). İLE/VE/<>/>< [bazı/"bilinçsiz"] "Kişiler". )

- TEK DÜZE ile/ve/değil/||/<> TEK TİP

- TEKBENCİLİK = ENEİYE = SOLIPSISM[İng.] = SOLIPSISME[Fr.] = SOLIPSISMUS[Alm.] = SOLUS:YALNIZ, TEK, IPSE:BEN[Lat.]

- TEMBELLİK ile/ve/değil/<> "KENDİNE"(KEYFİNE/RAHATINA) GÖRE DÜŞÜNME

- TEPKİSELLİK ile/değil/yerine İKNÂ

- TERBİYESİZLİK ile/ve/değil/<> İNAT

- TESPİT ile GENELLEME

- TETİKLEMEK ile KÖRÜKLEMEK

- TETİKLEME ile/değil YANKILANDIRMA

- TİCARET ile/değil KAÇAKÇILIK

- TIRESOME vs. TIRING

- TOPLUMSAL DIŞLA(N)MA ile/ve/||/<> KÜLTÜREL DIŞLA(N)MA

- TÜMÜYLE HAZ >< TÜMÜYLE "KÂR"/ÇIKAR
( Tümüyle haz, "kâr"dan/çıkardan vazgeçmeyi; tümüyle "kâr"/çıkar, hazdan vazgeçmeyi gerektirir. Dolayısıyla, hem haz, hem de yarar, ne haz, ne de "kâr"; dengelisi olarak da, biraz haz, biraz da "kâr" üzerinden düşünülebilir, hareket edilebilir fakat [0-1 şeklinde "ya / ya da" ile] biri birine, yeğlenemez ve/veya üzerine inşâ olunamaz/olunmamalıdır! )

- TUTARSIZLIĞINDAN UTANMAMAK ile/ve/||/<>/< ÖLÇÜYÜ SEVMEMEK

- ULTRA değil/yerine/= AŞIRI

- USDIŞI = GAYR-İ AKLÎ = IRRATIONAL[İng., Alm.] = IRRATIONNEL[Fr.]

- UTANÇ VERİCİ ile/ve/||/<> KÜÇÜK DÜŞÜRÜCÜ

- UTANMAK ve/> UYANMAK

- ÜVEYE EDERSEK ve/||/<> GELİNE EDERSEK
( [kendi] Çocuğumuzda buluruz! VE/||/<> Kızımızda buluruz. )

- UYARICI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< UYARAN

- UYUMA ile/ve UYUŞMA

- UZAK DURMALI!:
KÖRDEN değil NANKÖRDEN
<>
YÜZSÜZDEN değil İKİYÜZLÜDEN
<>
"TİPİ BOZUK"TAN değil "SÜTÜ BOZUKTAN"


- VAHİM/ÜZÜCÜ OLAN:
YALAN SÖYLEMİŞ OLMASI
ile/ve/değil/||/<>/> ONA BİR DAHA GÜVENEMEYECEK OLMAK

- VAHİM ile/ve/değil/> VAHŞET

- VOYVO[İsp.] değil/yerine/= SATAŞMA
( Alay ederek sataşmak için söylenir. )

- YABANCILAŞMA ile/ve DUYARSIZLIK

- YADSIMA >< KUTSAMA

- YADSIMA ile/ve/<> ÖNEMSEMEME

- YALAN SÖYLEMEK ile/değil/yerine/>< GERÇEĞİ SÖYLEMEK
( Geleceğinizin önemli/belirleyici bir parçası olur. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Geçmişinizdeki (herhangi) bir parçadır. )
( If you tell the truth, it becomes a part of your past. If you lie, it becomes a part of your future. )

- YALAN:
DÜNYADA
ve/||/<> SİYÂSETTE ve/||/<> TİCARETTE ve/||/<> FELSEFEDE ve/||/<> EDEBİYATTA ve/||/<> GAZETECİLİKTE ve/||/<> GENÇLİKTE
( Vefâ. VE/||/<> Vaad. VE/||/<> Reklam. VE/||/<> Safsata. VE/||/<> Mecaz. VE/||/<> Haber. VE/||/<> Aşk. )

- YALANCI/LIK ile/değil/yerine/>< DÜRÜST/LÜK
( Haksız da olsa hiç susmaz. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< İncitilirse, bir daha hiç konuşmaz. )

- YALANCI/LIK ile MİTOMAN/İ
( ... İLE MİTOMANİ: Kendi söylediği yalana inanma hastalığı. ) )

- YALAN ile/değil/yerine/>< GERÇEK
( Yüksek sesle çıkar, gürültülüdür ve çok söz söyletir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sessizdir ve az söz söyletir. )

- YALAN ile/ve/değil/yerine/||/<> KISMEN "DOĞRU"

- YALAN ile/||/<> KÖTÜ YALAN
( Kötüdür. İLE/||/<> Daha kötüdür. )

- YALAN ile/değil/yerine MASAL
( Portakalı soydum
Başucuma koydum
Ben bir yalan uydurdum. İLE/DEĞİL/YERİNE Ben bir masal uydurdum. )

- YANILMA = HATA = ERROR[İng., Lat., İsp.] = ERREUR[Fr.] = IRRTUM[Alm.]

- YANLIŞ ANLAMAK ile/ve/<> ÇARPITMAK

- YANLIŞ ZAMAN VE YER ile/ve/||/<> "KÖRÜN TAŞI, KELİN KAFASINA DENK GELİRMİŞ"

- YANLIŞ/DOĞRU ile/değil KENDİNCE

- YANLIŞ/KÖTÜ/AŞIRI/ABARTILI KULLANILANLAR:
"SIKINTI YOK!"
ve/<> "AYNEN" ve/<> "KESİNLİKLE" ve/<> "HAYIRLISI" ve/<> "KISMET" ve/<> "TABİİ Kİ DE" ve/<> "YAPILACAK BİR ŞEY YOK" ve/<> "BENCE DE"

- YANLIŞTA:
[ne yazık ki]
TEKRAR
ile/değil/> "KARAR"

- YANLIŞ = HATALI = WRONG[İng.] = FAUX[Fr.] = FALSCH[Alm.] = FALSUS[Lat.] = INJURIA[İsp.]

- YANLIŞ ile/değil/ne yazık ki KARAR
( Bir yanlışı tekrar ediyorsan, artık o bir yanlış değil karardır. )

- YAPIŞIK ile/değil/yerine BAĞLI

- YAPMACIK/LIK ile/ve/<> "ZORLAMA"

- YARDIMCI ile/ne yazık ki !YARDAK/ÇI
( ... İLE Özellikle kötü işlerde birine yardım eden kişi. )

- YARININI İYİLEŞTİRMENİN YOLU/YÖNTEMİ ve/||/<>/</: BUGÜN, NEYİ YANLIŞ YAPTIĞINI BİLMEK

- YASA DIŞI ile "YASA ÜSTÜ"
( "Yasa üstü" olduğu "kabul edilen", yasa dışı değildir(olmayabilir) fakat yasa dışı olan, yasa üstü değildir/olmaz. )

- YASALLIK ile/ve/||/<>/< SUÇUN TANIMLANMASI

- YEĞİN ile/>< YEĞNİ
( Zorlu, katı, şiddetli. | [mecaz] Baskın, üstün. İLE/>< Ağır olmayan, hafif. | Ciddi olmayan. )

- YER DEĞİŞTİRME ile/ve/||/<> YANLIŞ (YERE) YERLEŞTİRME

- YERGİ, SUÇLAMA = BLAME[İng.] = BLÂME[Fr.] = TADEL[Alm.] = VITUPERIUS[Lat.]

- YETKEYE BAŞVURMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
BİR BİLENE SORMA
ile/ve/||/<> YETERSİZ KAYNAK ile/ve/||/<> İNANCA BAŞVURMA ile/ve/||/<> ORTAK TUTUMA BAŞVURMA ile/ve/||/<> ÖBEK BASKISI ile/ve/||/<> YARARCI ile/ve/||/<> BEĞENDİRME ile/ve/||/<> DAYATMA ile/ve/||/<> İÇİNDEKİ DEĞİL DIŞINDAKİ(ZARF-MAZRUF) ile/ve/||/<> "GENETİK"

- YİNE DE ile KARŞIN/RAĞMEN[RAĞM: İnadına davranma.]

- YOKLUĞU/N İLE:
TEHDİT
ile/değil/yerine TERBİYE

- YOKSUNLUK ile/ve GEREKSİNİM

- YÜZÜSTÜ ile YÜZÜSTÜ
( Yüzü yere gelecek biçimde. İLE Başlanmış fakat tamamlanmamış bir durumda. )

- ZAN:
"ÖNE SÜRÜLEBİLECEK BİR ŞEY"
değil
ANCAK, KABUL EDİLECEK BİR ŞEY


- ZAN ile/ve/değil/yerine/<>/>< SEN

- ZARLA-ZORLA

- ZAYIF/GÜÇSÜZ OLANI:
"CEZALANDIRMAK"
değil KAYITSIZLIK

- ZEDELEME ile/ve/<> SARSMA

- ZEHİR ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< İLÂÇ
( Kullanım/uygulama/katkı oranındadır. )

- ZELÎL[Ar. < ZİLLET] değil/yerine/= AŞAĞILANAN/HOR GÖRÜLEN
( HOR, HAKİR, ALÇAK, AŞAĞI TUTULAN, AŞAĞILANAN )

- ZEVK ile HAZ

- ZORLA GÜZELLİK OLMAZ değil ZORLAMAYLA/ZORLAYARAK, GÜZELLİK OLMAZ

- ZORLAMAK ile/değil/yerine "ÜZERİNE GİTMEK"

- ZORLAMA ile/ve/||/<> ABARTI

- ZORLAMA ile/ve DAYATMA

- ZORLAMA ile KANIRTMA

- ZORLAMA ile ZORBALIK

- ZORLAMA ile/ve/değil/yerine/<> ZORUNLULUK
( Kişilerde/insanda. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<> Doğada. )

- ZORLANARAK ile/değil ZORLAYARAK

- ZORLANMA ile SIKINTI

- ZORLAŞTIRMAK değil ZORLAMAK

- ZORLAYICI/LIK ile YOL KESİCİ/LİK

- ZORLAYICI ve/<> EĞLENCELİ
( İş zorlayıcı, zorlayıcı olan ise eğlenceli olmalı/olabilmelidir. )

- ZORUNLU ile ZORLAYARAK/ZORLANARAK

- ZORUNLU ile/ve/değil ZORLAYICI

- ZULÜM/ZÂLİM ile ADÂLETTEN UZAKLAŞMAK/UZAKLAŞAN | BİR ŞEYİN YERİNDE OLMAMASI
( ADALETTEN UZAKLAŞMAK/UZAKLAŞAN | BİR ŞEYİN YERİNDE OLMAMASI )

- [ne yazık ki]
TAGALLÜP[Ar.]
değil/yerine/= ZORBALIK

- [ne yazık ki]
!"CAN/I ACITMAK"
ile/ve/||/<> !"CAN YAKMAK" ile/ve/||/<> !"CANINA OKUMAK"

- [ne yazık ki]
!"FAŞİST/LİK"
ile/değil/yerine !ZORBA/LIK

- [ne yazık ki]
!EZİYET
ile/<> !İŞKENCE

- [ne yazık ki]
!FAHİŞ/FUHUŞ
ile/ve/||/<> !MURABAHA/TEFECİLİK
( Ölçüyü aşan, aşırı, çok fazla. | Ahlâka ve törelere uygun olmayan. İLE/VE/||/<> Bir malı, çok fazla kârla satma. | Yasanın izin verdiği sınırdan aşkın faiz alma. )

- [ne yazık ki]
!HAKARET ETMEK
ve/=/||/<>/> !YOK ETMEK

- [ne yazık ki]
!İFTİRA
ile !İFK
( Birine, aslı olmayan bir suç yükleme. İLE Bir suçu, birine yükleme. )

- [ne yazık ki]
!IRKÇILIK
ile/ve/<> !EŞEYSELCİLİK

- [ne yazık ki]
!İŞKENCE
ile/ve/<> !İNSANLIK DIŞI "UYGULAMA"

- [ne yazık ki]
!İSTİSHÂR
değil/yerine/= !ALAY ETME, EĞLENME

- [ne yazık ki]
!KİN
ile/<> !GILLÜGİŞ/GILLIGIŞ
( ... İLE/<> Gizli kin, gizli ve kötü erek/amaç. )

- [ne yazık ki]
!KÖTÜLEME
ile/ve/değil/||/<> !"YAKIŞTIRMA"

- [ne yazık ki]
!MÜSKİRAT[Ar. < SEKR]
değil/yerine/= SARHOŞ EDEN ŞEYLER

- [ne yazık ki]
!MÜSTEMLEKE[Ar.]
değil/yerine/= SÖMÜRGE

- [ne yazık ki]
!MÜTECÂVİZ[Ar.]
değil/yerine/= SALDIRGAN/SALDIRICI/SATAŞKAN

- [ne yazık ki]
!ÖTEKİLEŞTİRME
ile/ve/||/<>/> !DÜŞMANLAŞTIRMA

- [ne yazık ki]
!SAVAŞLAR:
ESKİ
ile/ve/<>/> YENİ
( XVII. yy. İLE/VE/<>/> XX. yy. ve sonrası. )

- [ne yazık ki]
!SAVAŞLAR:
RASYONEL
ile/ve/<> KİTLELERİN SEFERBER EDİLDİĞİ ile/ve/<> ASİMETRİK

- [ne yazık ki]
!SAVAŞ
ve/||/<>/>/< !YILDIRMA/TERÖR[Fr.]

- [ne yazık ki]
!TEHDİT
ile/ve/||/<> TEHLİKE

- [ne yazık ki]
!ZULM
ile/ve/||/<> !DALKAVUKLUK
( [ne yazık ki] "Küçük gördüklerine." İLE/VE/||/<> "Büyük gördüklerine." )

- [ne yazık ki]
"ANLAMAMAZLIKTAN GELMEK"
ile/ve/||/<> "İŞİNE GELMEMESİ"

- [ne yazık ki]
"ARSIZLIK"
ile/değil ACIMASIZLIK
( Arsız, "güçlü" olunca, haklıyı, suçlu çıkarır. )

- [ne yazık ki]
"BİRİLERİNİN EKMEĞİNE YAĞ SÜRMEK"
ile/ve/||/<> "HIRSIZA, YOL GÖSTERMEK"

- [ne yazık ki]
"DÜNYANIN DAR GELMESİ"
ile/ve/değil/<> "KÖŞELERİN KAPILMASI/TUTULMASI OYUNU/ÇABASI/YANILSAMASI"

- [ne yazık ki]
"HAZCILIK"
ile/ve/||/<> "BAŞINA BUYRUKLUK"
( "Hazcı'yım!(Hedonist'im!)" demek, kendini merkeze koyarak ve herkesten ve herşeyden, tüm sorumluluklarından soyutlandığını zannetmek, "Ateist'im!" demek kadar komik ve zavallıcadır. )

- [ne yazık ki]
"İDDİAYA GİRMEK"
ile/ve/||/<> "İDDİA ETMEK"

- [ne yazık ki]
"KEYFİ/Nİ YAŞAMAK"
ile/ve/değil/||/<>/>/< KEYFİ/Nİ (VE KENDİNİ) DAYATMAK

- [ne yazık ki]
"KEYFİNİ SÜRMEK"
ile/ve/||/<>/> EZBERİNİ YAŞAMAK/DAYATMAK

- [ne yazık ki]
"NİYET OKUMA"
ile/ve/||/<> "AKIL OKUMA"
( İkisi de yanlıştır ve olanaksızdır. Hiçbir zaman, zemin ve koşulda yapılmamalıdır! )

- [ne yazık ki]
"PAY KAPMAYA ÇALIŞMAK"
değil/yerine HAK ETMEK

- [ne yazık ki]
"SÖZÜ/SORUYU, TARTMADAN SÖYLEMEK"
ve/||/<>/> ALACAĞIN YANITTAN İNCİNMEMEK

- [ne yazık ki]
(")UYARI("):
(")AŞIRI(")
ile/ve/||/<> (")YETERSİZ(") ile/ve/||/<> (")YERSİZ(") ile/ve/||/<> (")YANLIŞ(")

- [ne yazık ki]
(")VATAN("):
BARIŞTA
ve/||/<> SAVAŞTA
( Varsılların. VE/||/<> Yoksulların. )

- [ne yazık ki]
(ÇOK) BENCİL/LİK
değil/yerine/>< (ÇOK) BİLGİ(Lİ/LİK)
( Ne kadar bilgi, o kadar az bencillik; ne kadar az bilgi, o kadar çok bencillik. )

- [ne yazık ki]
(FAZLA) BASKI
ve/||/<>/>/< İHMAL

- [ne yazık ki]
ACELECİLİK
ile/ve/||/<> DAYATMA

- [ne yazık ki]
AYRIŞ(TIR)MA
ile/ve/<> YABANCILAŞ(TIR)MA

- [ne yazık ki]
AZ BİLME
ve/||/ne yazık ki/<>/> ÇOK SAVUNMA

- [ne yazık ki]
BAZI KİŞİLERİN, HATALARI/SUÇLARI:
"ÇUVALA BASMASI"
ile/ve/||/<> "DUVARA ASMASI"
( Kendilerininkileri. İLE/VE/||/<> Bizimkileri/seninkileri. )
( Özellikle daha büyük olanlarını. İLE/VE/||/<> Özellikle daha küçük olanlarını. )

- [ne yazık ki]
BENCİLLİK
ile/ve/||/<>/> NEFRET VE DÜŞMANLIK

- [ne yazık ki]
BOŞ SÖZ
ile/ve/||/<>/> YANLIŞ DAVRANIŞ-TUTUM

- [ne yazık ki]
CEBR
ve/||/<> HİLE

- [ne yazık ki]
ÇEKİŞME
ile/ve/<>/< İNATLAŞMA

- [ne yazık ki]
DAYATMA
ve/||/+/<>/> ZORBALIK

- [ne yazık ki]
DEDİKODU
ile/ve/değil/||/<>/>/< İFTİRA

- [ne yazık ki]
DİRENÇ
ile/ve/değil/yerine/<>/> TEPKİ

- [ne yazık ki]
DIŞLA(N)MA:
TOPLUMSAL
ile BİREYSEL

- [ne yazık ki]
DOĞRU OLDUĞUNU BİLDİĞİN HALDE, YAPMAMAK
ile/ve/<> YANLIŞ/HATALI/EKSİK OLANI, BİLMENE KARŞIN, YAPMAK

- [ne yazık ki]
EDEPSİZ
ile/değil/yerine/>< EDEPLİ
( Bildiği sözcükler kadar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Bilmediği sözcükler kadar. )

- [ne yazık ki]
EN KÖTÜ HUY
ile/ve/||/<> EN BÜYÜK HATA ile/ve/||/<> EN BÜYÜK SAFLIK
( Bazılarının karşısında bile iyi olmaktan vazgeçememek. İLE/VE/||/<> Herkesi, kendimiz gibi zannetmek. İLE/VE/||/<> Her bir kişiye güvenmek. )

- [ne yazık ki]
ENGEL OLMAYA ÇALIŞANLAR
ve/||/<>/>/< BAŞARACAĞIMIZA EN ÇOK İNANANLAR

- [ne yazık ki]
GENELLEME
ile/ve/||/<>/< "İDDİA"
( [ne yazık ki] Ne kadar çok "genelleme" yapı(lı)yorsa, o kadar çok iddia edilir/eder. )

- [ne yazık ki]
GENELLEME
ve/||/<>/< BİLGİSİZLİK

- [ne yazık ki]
HAKSIZLIK
ve/||/<>/>/< ÖFKE
( Haksızlık etme. öfkenle hareket etme! )

- [ne yazık ki]
HAMAKÂT
ile/<> İNAT
( Ahmaklık, "beyinsizlik", bönlük(HALÂFET, HUMK, HÜTR) İLE/<> Ne yapmayacağını bilmemek. )

- [ne yazık ki]
HUKUKSUZ/LUK
ve/> ACIMASIZ/LIK

- [ne yazık ki]
İDAM
ile/ve/değil/<> İTHAM

- [ne yazık ki]
İDDİA
ile/ve/||/<>/< ÖFKE

- [ne yazık ki]
İHLÂL
ile/ve/||/<> JUS COGENS İHLÂLLERİ

- [ne yazık ki]
İNDİRGEME
ile/ve/değil/||/<> YOK SAYMA

- [ne yazık ki]
İSTÎLÂ
ile/ve/||/<>/> SÖMÜRÜ

- [ne yazık ki]
KANDIRMADA:
"APTAL/LIĞIMIZ"
ile/ve/değil/||/<>/< "ONUN/ONLARIN" KARAKTERSİZ/LİĞİ
( Olmuyor. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Oluyor. )

- [ne yazık ki]
KÖTÜ KULLANIM
ile/ve/||/<>/> KÖTÜYE KULLANIM
( [... olduğunu/olacağını] "biliyorsun/biliyordun." İLE/VE/||/<>/> "ZÂTEN"/"SONUÇTA"/"ASLINDA" biliyorsun/biliyordun." )
( "Bir alışveriş, bir fiş." şeklinde, fazladan/gereksiz açıklama yapmak, uyarıda bulunmak. İLE/VE/||/<>/> "Ama bunu söylemenize gerek yok ki! Ben yapınca alışverişi, ZÂTEN/SONUÇTA alıyorum satış fişi." şeklinde [soluksuz/beklemeksizin/düşünmeksizin] "yanıt vermek." )
( Bir kişinin, neyi bilip bilmediğini ve/veya o an/dönem için anımsayıp anımsamadığını "belirlemek", beklentisi içinde olmak, dilin/ifadenin kötü kullanılmasıdır. [Hiçkimsenin, neyi bilip bilmediği, isteyip istemediği ya da yapıp yapamayacağı, hiçbir zaman, zemin ve koşulda bilinemez!] İLE/VE/||/<>/> Sözcüklerin yetersiz ve kötü kullanımıyla birlikte "niyet okumak" ya da genelleyici/indirgeyici/özdeştleştirici/köktenci/toptancı/sonuç odaklı bir yargı ifadesi ise sürecin ve ilişkinin tükenmesine neden olacak/olmuş bir kötüye kullanımdır. [Güç ve baskı uygulama isteği ve/veya nedeniyle olduğu/olabileceği gibi sorumluluktan kaçmak gibi çok çeşitli anlamsız/gereksiz nedenlerden de kaynaklanmaktadır.] )

- [ne yazık ki]
KÖTÜLERİN, "BASKISI"
ile/değil/||/<> İYİLERİN, KAYITSIZLIĞI

- [ne yazık ki]
KÖTÜMSERLİK
= BEDBİNLİK = PESSIMISM[İng.] = PESSIMISME[Fr.] = PESSIMISMUS[Alm.] = PESSIMUS[Lat.]

- [ne yazık ki]
KÜSTAH/LIK
ve/||/<>/< ÖZENSİZ/LİK

- [ne yazık ki]
MANTIK DIŞI/LIK
ile/değil "DUYGUSAL/LIK"

- [ne yazık ki]
ÖĞRENMEME
ve/||/<>/> ÖĞRENİLEN YANLIŞLARDAN VAZGEÇMEME ve/||/<>/> YENİDEN ÖĞRENMEME

- [ne yazık ki]
ORANTISIZ GÜÇ
ve/||/<>/< KÖR ŞİDDET

- [ne yazık ki]
ORTAK ALANDA:
"KİŞİSEL DAVRANIŞ"
ve/||/<>/< "KEYFÎ TUTUM"
( İkisi de yapılmamalı! )

- [ne yazık ki]
ÖTEKİLEŞTİRME
ile/ve/<> TEKTİPLEŞTİRME

- [ne yazık ki]
OYALAMAK
ile/ve/||/<> "UYUTMAK"

- [ne yazık ki]
ÖZENSİZ/LİK
ile/ve/||/<> SAYGISIZ/LIK

- [ne yazık ki]
PSİKOPAT/LIK
ile/ve/||/<> İNSAFSIZ/LIK

- [ne yazık ki]
SEVGİSİZLİK
ve/||/<>/> KAYITSIZLIK

- [ne yazık ki]
SİYASET İLE
ve/||/<> DİN İLE ve/||/<> FUTBOL İLE ve/||/<> SAVAŞ İLE
( Yanıltılırız. VE/||/<> Avutuluruz. VE/||/<> Uyutuluruz. VE/||/<> Korkutuluruz. )

- [ne yazık ki]
SÖZDE, ÖLÇÜ BİLMEMEK/BİLMEYEN
ve/||/<> EDEPSİZLİKTE SINIR TANIMAMAK/TANIMAYAN

- [ne yazık ki]
SUÇLAMA
ile/ve/<> DIŞLAMA

- [ne yazık ki]
TEHDİT ETMEK
ile/ve/değil/||/<>/< "ABA ALTINDAN SOPA GÖSTERMEK"

- [ne yazık ki]
TEHDİT
ile ŞANTAJ[Fr. CHANTAGE]
( Gözdağı. İLE Herhangi bir çıkar sağlamak amacıyla bir kimseyi, kendiyle ilgili lekeleyici, gözden düşürücü bir haberi yayma ya da açığa çıkarma tehdidiyle korkutma. )

- [ne yazık ki]
TEZYÎF[Ar. < ZEYF]
değil/yerine/= DEĞERSİZ GÖSTERME | ALAY ETME

- [ne yazık ki]
YALAKA/LIK/DALKAVUK/LUK
ile/ve/<> YARDAKÇI/LIK
( ... İLE/VE/<> Özellikle kötü işlerde birine yardım eden kişi. )

- [ne yazık ki]
YANLIŞ OLANDAN, DOĞRUYU AYIRAMAMAK/AYIRAMAYAN
ile/ve/<>
DOĞRU OLANDAN, YANLIŞI AYIRAMAMAK/AYIRAMAYAN


- [ne yazık ki]
YIRTICI
ile/ve/<> YIKICI

- [ne yazık ki]
ZAVALLILIK:
PARAYLA OLAN
ile/ve/değil/<> PARAYLA OLMAYAN

- [ne] YAP! "EMRİ" ile/ve/||/<>/ne de YAPMA! "ENGELİ"

- [ya] YALAN BEYAN ile/değil/yerine/ya da SUSMA HAKKI
( Sanık, yalan söylese bile sözlerinde çelişkiye düşer ve onlardan ipuçları elde edilebilir. İLE/DEĞİL/YERİNE/YA DA Sanığı, doğru söylemeye zorlamak, insanın varoluşuna, onuruna ve kişi haklarına aykırı olur. [Kişinin, kendini, ceza tehdidi altına sokması olanaklı değildir.] )

- | CÂNİ ve BUDALA | ile/değil/>< OYUNCU
( Sürekli akıl var ve hiç duygu yoksa. VE Sürekli duygu var ve hiç akıl yoksa. İLE/DEĞİL/>< Akıl ve duygunun dengelenmesiyle. )

- | DESPOT ile/<>/> SÜRÜ |
değil/yerine
YURTTAŞ

( | Yönetmeyi bilen, yönetilmeyi bilmeyen. İLE Yönetilmeyi bilen, yönetmeyi bilmeyen. | DEĞİL/YERİNE Yönetmeyi ve yönetilmeyi bilen. )

İNSANLIK SUÇLARI
(SOYKIRIM, İŞKENCE/ŞİDDET, TERÖR, NEFRET/DÜŞMANLIK, IRKÇILIK, KÖLELEŞTİRME, İNSAN KAÇAKÇILIĞI, ORGAN TİCARETİ, BAĞIMLILAŞTIRMA, HAYALKIRIKLIĞINA UĞRATMA)



( 358 FaRk, 373 katkı )


- !"IRKÇI/LIK" ile/ve/değil/<> OYMAKÇI/LIK / KABİLECİ/LİK

- !"LÂNETLEME" ile !"KARALAMA"
( Dinlerde. İLE İdeolojilerde. )

- !AŞAĞILAYICI/LIK ile/ve/<> !DIŞLAYICI/LIK

- !BÖLÜCÜLÜK ile/ve/||/<> !ÖTEKİLEŞTİRME

- !CEHÂLET ve/<> !BAĞNAZLIK ve/<> !ÖFKE ve/<> !YEGİNLİK/ŞİDDET

- !DEDİKODUCU ile/ve/= !YAĞI/DÜŞMAN/HASIM
( Biz ancak kendimizin düşmanıyızdır. )
( Kişi, bilmediğine düşman olur. )

- !DÜŞMAN OLMAK ile/ve "GICIK" OLMAK

- !DÜŞMAN/LIK ve !KİN

- !FAŞİZM ile/ve !SOYKIRIM

- !İFTİRA ile/ve !KARALAMA

- !İŞKENCE ile/değil/yerine CEZA

- !KAVGA ile !SAVAŞ

- !KÖLE ile !SERF[Lat.]
( ... İLE Derebeylik toplum düzeninde, toprakla birlikte alınıp satılan köle. )

- !KÖLE ile/değil/<>/< İŞÇİ

- !MENFÛR[Ar. < NEFRET] değil/yerine/= İĞRENÇ

- !MİSİLLEME ile/ve/ne yazık ki/> !SAVAŞ

- !MONARŞİ[Fr. < Lat. < Yun.] değil/yerine/= TEKERKLİK
( Siyasal yetkenin, genellikle miras yolu ile bir kişinin üzerinde toplandığı devlet yönetimi. )

- !ŞAKA ile/ve/||/<>/> !İNTİKAM

- !SAVAŞ değil/yerine/>< SANAT

- !SAVAŞ ile/ve/değil/yerine SAVAŞIM

- !SİGARA İÇEN ile/ve/değil/<> İÇİREN/İÇTİREN/İÇTİRTEN
( ... İLE/VE/DEĞİL/<> Etkin/Edilgin/Ettirgen. )
( [ne yazık ki] İçmeyenler. İLE/VE/DEĞİL/<> İçenler ve içmeyenler. )

- !YALAN ile !İFTİRA

- !ZULM ile/ve/değil/yerine/<>/< CEBR

- !ZULÜM ile/ve/değil/||/<> İHMALKÂRLIK

- "ADAM SATMIŞLIĞI/MIZ"
değil/ne yazık ki/><
"ADAM SANMIŞLIĞI/MIZ"

( Yoktur. DEĞİL/NE YAZIK Kİ/>< Vardır. )

- "ADAMINA GÖRE" ile/değil/yerine MUHATABINA GÖRE

- "BENZETME" ile/ve/değil/||/<>/< ZORLAMA

- "ÇİRKİN/LİK" ile/ve/<> ÇİĞ/LİK

- "DAHA FAZLA" ile "DAHA ŞİDDETLİ"

- "DÜŞMAN OLMAK" değil/yerine/>< BİRBİRİNE HAYRAN OLMAK

- "EZMEK" ile/ve/<> "KÜÇÜK DÜŞÜRMEK"

- "FAYTON SEFÂSI" değil ATLARIN CEFÂSI

- "GENELLEME" ile/değil/yerine/>< İCTİHÂD

- "GÖMMEK" değil/yerine/>< GÖRMEK

- "GRUPLAŞ(TIR)MA" ile/ve/değil/ne yazık ki/<> "KUTUPLAŞ(TIR)MA"

- "HİÇÇİ/LİK" ile/ve/||/<>/> ALAYCI/LIK

- "IRKÇI/LIK" ile/değil YABANCI DÜŞMAN(LIĞ)I

- "İYİ-KÖTÜ" AYRIMI YAPMAK/TELKİN ETMEK değil/yerine (SADECE) NE OLMADIĞINI BELİRTME (ÇABASI)

- "KÖTÜLÜK ETMEK" ile/ve/||/<>/< ZARAR VERMEK
( İnsanda. İLE/VE/||/<>/< Kişilerde ve hayvanlarda. )

- "KÜÇÜK GÖRMEK" ile/ve/<> "KÜÇÜK DÜŞÜRMEK"

- "ÖFKE" ile/ve/||/<>/> "KAYGI"

- "ÖTEKİLEŞTİRME" değil/yerine/>< [sadece] ÖTEKİ/BAŞKASI

- "ŞİDDET" ></< "İKTİDAR"
( "iktidarın bitmeye başladığı yerde, şiddet başlar." )

- "SUÇLAMAK" ile/değil/yerine SORUMLU OLMAK

- "TEHDİT" ile/değil/yerine TESPİT

- (")DÜŞMAN(") ile/ve/değil KARŞI GÜÇ

- (")DÜŞMAN(") ile/değil/yerine RAKİP

- (")KANDIRMA("):
BAŞKALARINI
ile/ve/değil/||/<>/< KENDİNİ

- (SORUN:
) "İNANMAK/İNANMAMAK"
değil KAYITSIZLIK

- ...'NIN:
"KARŞITI"
ile/değil DIŞINDA KALAN/BIRAKILAN

- ADÂLETSİZLİK DURUMLARINDA, "TARAFSIZ"(SESSİZ/ÂTIL) DURUYORSAK, KÖTÜLERİN/KÖTÜLÜĞÜN TARAFINI TUTMUŞUZDUR ile/ve/||/<> ÇÖZÜMÜN BİR PARÇASI DEĞİLSEK, SORUNUN BİR PARÇASIYIZDIR

- ADÂLET ile/ve/<> DÜŞMANIN "ADÂLETİ"
( Adâletin gerekliliği ve önceliği, düşmanının "adâletine" maruz kalmamak ve mağdur olmamak içindir. )

- ADÂVET değil/yerine/= DÜŞMANLIK, YAĞILIK

- AŞAĞILAMA >< ÖVME/SIVAZLAMA

- AŞAĞILAYICI/LIK / DIŞLAYICI/LIK ile/ve/<> "HERETİK" DEMEK

- ATÂLET[Ar.] değil/yerine/= EYLEMSİZLİK/SÜREDURUM

- AYRIM ile/ve/<>/||/değil ÖTEKİLEŞTİRME

- AYRIŞTIRMAK ile/değil/yerine KAYNAŞTIRMAK

- BAĞIRMAYA ZORLAYAN ACI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SESSİZ KALMAYA ZORLAYAN ACI
( Ağırdır. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Çok daha ağırdır. )

- BARIŞTA ile/ve/ne yazık ki/<>/>< "SAVAŞTA"
( Çocuklar, anne-babalarını toprağa verir. İLE/VE/NE YAZIK Kİ/<>/>< Anne-babalar, çocuklarını toprağa verir. )

- BASKI ile/ve/değil/yerine/<> HAKİMİYET

- BASTIRILMA ile/ve/<> DIŞLANMA

- BÂTIL ile ZULÜM
( Kendi dışında haklılık kabul etmeyen. İLE Sonuçları. )

- BEN OLMAYAN ile/ve/<> ÖTEKİLEŞTİRME

- BENCİLLİK ile/>< ELEŞTİRİ

- BENZETMELERDE:
AT
ile/ne yazık ki MAYMUN
( Duygu olarak. İLE/NE YAZIK Kİ Biçim olarak. )

- BİLGELİK ve BAŞKALARINI KARALAMAMAK

- BİLGİSİZLİK/CEHALET >< BİLİMSEL TUTUM ve BAĞNAZLIK >< FELSEFİ ANLAYIŞ ve GÜÇ/ŞİDDET >< SANATSAL DUYARLILIK

- BİR KİŞİYİ:
"KÜÇÜMSEMEK"
ile/ve/değil/||/<>/>< "BÜYÜK GÖRMEK"
( Ahlâksızlıktır. İLE/VE/DEĞİL/>< Bilgisizliktir. )
( Akılsızlık. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/>< Korkaklık. )

- BİR ULUSUN:
DÜŞMANLARI
ile/ve/<> "AYDINLARI"
( Askerî-siyasî örgütünü yener. İLE/VE/<> Tarihini yener/değersizleştirir. )

- BÜYÜK ÇÖKÜŞ/LER ile/ve/<> SAVAŞ

- CÂHİL ile/ve/<> ZÂLİM
( Sorgulamayan. İLE/VE/<> Sorgulatmayan. )
( Hiçbir şey, eyleme geçen cahillik kadar korkunç olamaz. )

- CANINI YAKMA! ve/||/<>/>/< 'AH'INI ALMA!
( Zayıf olanın! VE/||/<>/>/< Hiçkimsenin! )

- CEHÂLET/CÂHİL ile/ve ZULÜM/ZÂLİM
( Cahil kişi, kendinin bile düşmanı iken, başkasına dost olması nasıl beklenir? )
( Zulümle âbâd olanın, sonu, berbâd olur. )

- CEHÂLET ve/<> ŞİDDET ve/<> BAĞNAZLIK

- CEZÂ TÜZESİNDE/HUKUKUNDA ile/ve İCRÂ TÜZESİNDE/HUKUKUNDA ile/ve CEZÂ USÛLÜNDE ile/ve DÜŞMAN CEZÂ TÜZESİNDE/HUKUKUNDA
( Güneşin batmasından bir saat sonra başlar ve güneşin doğmasından bir saat öncesine kadar devam eder. [TCK 502] İLE/VE Güneşin batmasından doğmasına kadar süren zaman. [İc. İf. K. 51] İLE/VE Nisan ayı başından 30 Eylül'e kadar saat 21.00'den sabahın 04.00'üne; 01 Ekim'den 31 Mart'a kadar saat 21.00'den sabahın 06.00'sına kadar devam eden süre. [CMUK 96] )

- DALINI KIRMAMAK ve/||/<> GÜVENİNİ KIRMAMAK
( Ağaçtan, meyve almak istiyorsak... VE/||/<> Kişilerden, sevgi bekliyorsak... )

- DAYAMA ile DAYATMA
( Nesnelerde. İLE "Davranış ve tutumlarda". )

- DAYATMA değil/yerine/>< DAYANIŞMA

- DAYATMA ile/değil/yerine ZORUNLULUK

- DEVRİM ve/ne yazık ki/||/<>/> !KIYIM

- DIŞLAMA! ve/||/<> YARGILAMA!

- DIŞLAMA(MA)K ile/ve/||/<> KÜÇÜMSE(ME)MEK

- DIŞLAMA(MA) ile/ve/<> HOR GÖRME(ME)

- DIŞLAMAK ile ARKADA BIRAKMAK

- DIŞLAMAK ile AŞAĞILAMAK

- DIŞLAMAK ile/ve/değil/yerine DIŞARIDA BIRAKMAK

- DIŞLAMAK ile GÖRMEMEZLİKTEN GELMEK

- DIŞLAMAK ile REDDETMEK

- DIŞLAMA ile ÖTEKİLEŞTİRME

- DIŞLAYICI

- DÜŞMAN/LIK ile/değil/yerine/>< DOST/LUK
( Düşmanın en büyük hilesi, "dostluğudur". )
( Dostluğunun bedelini ödemekten kaçınanın, "düşmanlığı"nı önemsemeyebilirsin. Fakat düşmanlığının bedelini ödemeye hazır olanın, "dostluğu"nu ciddiye al! )
( Dedikodu/nu eder. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Uyarır/ikaz eder. )

- DÜŞMAN/LIK ile/değil/yerine FARKLI/LIK

- DÜŞMAN:
KARŞINDAKİ
ile/ve/değil/||/<> "YANINDAKİ" ile/ve/değil/||/<> "İÇİNDEKİ"
( Elindeki kılıçla. İLE/VE/DEĞİL/||/<> Arkasına sakladığı hançerle. )

- Düşmanın olsa bile DİNLE!!!

- DÜŞMANLIK değil/yerine/>< BİREŞİM/TEVHİD

- DÜŞÜRMEK değil/yerine DÜŞÜNMEK

- EN BÜYÜK DÜŞMAN
( ARZU VE İHTİRASLAR )

- EŞEYSEL USANDIRI/TÂCİZ ile MOBBING

- ETİKET[Fr. < Alm.] ile/= YAFTA[Fars.]
( Bir malın, tür, miktar vb. niteliklerini ya da kitap, defter vb. şeylerin, kime ait olduğunu belirtmek, belirli kılmak için üzerlerine konulan küçük kâğıt. | Toplum içindeki davranışlarda izlenecek yol.TEŞRİFAT İLE/= Üzerine asıldığı ya da yapıştırıldığı şeylerle ilgili herhangi bir bilgi veren, yazılı kâğıt parçası. )

- EZİYET(CEVR) ile ISTIRAP

- EZİYET değil RAHMET

- EZİYET ile/değil/yerine ZAHMET

- FAHİŞ[Ar.] değil/>< NARH[Fars.]
( Ölçüyü aşan, aşırı, çok fazla. | Ahlâka ve törelere uygun olmayan. DEĞİL/>< Tüketiciyi korumak amacıyla, özellikle zorunlu gereksinme maddeleri için devletçe saptanan fiyat. )

- FAKİRİN CANI değil/yerine "ZENGİNİN" MALI

- FELSEFE ile/ve SAVAŞ TARİHİ
( Aristoteles. İLE/VE Büyük İskender. )

- FUHUŞ ile/ve/||/<> GABİN
( ... İLE/VE/||/<> Alışverişte, satın alınan mala ödenilen karşılığın, malın değerinden çok fazla olması, alışverişte hile yapma. | Edimler arasında açık oransızlık. )

- GADDAR ile CANİ

- GENELLEME:
"GENİŞ DÜŞÜNMEK"
değil GEVİŞ GETİRMEK

- GENELLEME ile/ve/> AYRIMCILIK

- GENELLEME ile/ve/<> ÖTEKİLEŞTİRME

- GİRİŞİMCİ ile/ve/değil/||/< "SUÇLU"

- GÜVENEN/E ve/||/<> YALAN SÖYLEYEN/E
( Yalan söyleme! VE/||/<> Güvenme! )

- HAİNLEŞTİRME ile/ve/<> ÖTEKİLEŞTİRME

- HİDDET ile/ve ŞİDDET

- HIRABE[Ar. harbe/savaşa giderken] değil/yerine/= YOL KESME

- HOR GÖRME ve/<> KISKANMA
( Fakirsen. VE/<> Zenginsen. )

- HUKUKSUZ/LUK ve/> KAYITSIZ/LIK

- İFTİRÂS ile İFTİRÂZ[< FARZ]
( Yırtıp paralama, zorla yere yıkma. İLE Gerekli sayma, farz kılma. )

- İFTİRA ile/ve/değil/||/<> YANLIŞ ANLAŞILMA

- İHÂNET ile/değil MUHÂLEFET

- İHÂNET değil/yerine/>< SADÂKAT
( Sözler verilir, sözler unutulur; gün gelir, ihânet eden, sadâkat ister. )

- İKİ (EN BÜYÜK) "ENGEL"/TEHDİT ile/ve/||/<> İKİ (EN BÜYÜK) "ENGEL"/TEHDİT
( Önce, Kadın; Sonra, Ölüm. İLE/VE/||/<> Önce, Kadın; Sonra, Ölüm. )
( Erkek için. İLE/VE/||/<> Kadın için. )

- İLTİMAS ile ŞEFAAT ile İSAR ile TAFDİL[< FADL]
( Haksız yere, yasa ve kurallara uymaksızın kayırma, arka çıkma. | Birine herhangi bir konuda öncelik ve ayrıcalık tanıma. İLE Birinin suçunun bağışlanması ya da dileğinin yerine getirilmesi için o kişiyle Tanrı arasında, peygamberin yaptığı aracılık. İLE İkram; bahşiş. | Cömertlikle verme. | Dökme, saçma, serpme. | Kişinin, kendi, gereksinim duymasına karşın bahşiş vermesi. | Seçme. İLE Birini, ötekilerden üstün tutma. | En üstünlük. )

- IRK ADI ile MİLLET ADI

- IRKÇI ULUSÇULUK ile ETNİK ULUSÇULUK ile KÜLTÜREL ULUSÇULUK ile VATAN ULUSÇULUK

- IRKÎ ŞUUBİYE ile/değil LİSÂNÎ ŞUUBİYE

- IRK değil/yerine/= SOY

- IRK ile/değil/yerine ULUS/MİLLET

- İRONİ > ALAY ALIŞKANLIĞI

- İŞ:
[ne yazık ki]
ÖYLESİNE
ve/||/<> ŞİŞİRME

- İŞİMİZ/UĞRAŞIMIZ/HİZMETİMİZ:
| "YIKMAK" ve/ya da "YAKMAK" İLE |
değil YAPMAK İLE

- İSRAF ile SUİSTİMAL

- İSTEMEDEN ile RASTLANTI ile DÜŞMANCA
( 1 KEZ ile 2. KEZ ile 3. KEZ )
( Bir hata, ikinci kez yapılmaz. İkinci kez yapıyorsanız, üçüncü kez de yapacaksınız demektir. )

- İSTİMLÂK ile DAYATMA

- İSTİSMÂR[< SEMERE] ile/ve/<>/değil SÛ-İ İSTİ'MÂL[< AMEL | çoğ. İSTİ'MÂLÂT]
( İşletme, yararlanma. | Sömürme. İLE/VE/<>/DEĞİL Kötü/yersiz/yolsuz kullanma. )
( )

- İSTİSMÂR ile/ve/değil FEDÂ

- İSTİSMAR ile/ve RİYÂ

- İTİRAF ile/ve/değil/ne yazık ki TEHDİT

- KABA/LIK ile/ve/değil/<> SAF/LIK

- KABZIMAL[Ar.] ile MADRABAZ[Fars.]
( Meyve sebze üreticileri ile satıcılar arasında, aracılık eden kişi. İLE Sebze, meyve gibi yiyecekleri, yerinden getirterek, toptan satan kişi. | Hile yapan, hileci. )

- KADIN, ...:
..., SEVMEDİĞİ KİŞİYE[ERKEK/KADIN] ...
ile/><
..., SEVDİĞİ KİŞİ[ERKEK/KADIN] İÇİN ...

( ... hiç acımaz. İLE/>< ... kendine hiç acımaz. )

- KAHRAMAN >< KURBAN

- KANDIRMAK ile/<> "ATLATMAK"

- KANDIRMA ile/ve/<>/> "YUTTURMA"

- KANDIRMA ile/değil OYALAMA

- KAPİTALİZM ile/ve SAVAŞ

- KARALAMA ile/ve/||/<>/>/< DIŞLAMA

- KARALAMA ile/değil/yerine ELEŞTİREL

- KARANLIK:
ZULÜM
ile SIKINTI
( Algısı. İLE Duygusu. )

- KARPUZ ile EBU CEHİL KARPUZU
( ... İLE Zehirlidir. )

- KAVGA ile ZULÜM

- KAZANA YANAŞIRSAK ve/||/<> KÖTÜYE YANAŞIRSAK
( Karası bulaşır. VE/||/<> Belâsı bulaşır. )

- KENDİ GİBİ OLMAYANDAN UZAKLAŞMA ile/ve KENDİ GİBİ OLMAYANI DIŞLAMA

- KENDİMİZİ:
"YÜCELTMEK"
değil/yerine DÜZELTMEK

- KENDİNİ BİLMEYİŞ/BULMAYIŞ:
> DÜŞMAN BULMAK
ve/ya da/yoksa da DÜŞMAN YARATMAK

- KİMSEYİ:
(ÇOK/FAZLA) ÖVMEMELİ
ve/||/<> KÜSMEMELİ ve/||/<> YAKINMAMALI ve/||/<> SUÇLAMAMALI

- KİŞİ:
"TAŞLANIR"
ve/||/<> "DIŞLANIR" ve/||/<> "SINANIR"
( İyiliği kadar. VE/||/<> Merhameti kadar. VE/||/<> Teslimiyeti kadar. )

- KİŞİLERİ KULLANARAK/SÖMÜREREK ile/değil/yerine/>< KİŞİLER ARACILIĞIYLA

- KİŞİLERİ:
[ne yazık ki]
!"DENEMEK/SINAMAK"
değil/yerine/>< KONUŞMAK
( "Denenilen" şeyin sonucunu "elde ettirir" belki fakat o kişiyi mutlaka ve sonsuza kadar kaybettirir. DEĞİL/YERİNE/>< Kişiyi kaybetmemek/kazanmak için özellikle de yakın olduğumuz kişileri denememek/sınamamak gerekir. Çeşitli oyunlar yaparak, tuzaklar kurarak elde edilen "bilgi/sonuç" geçersizdir. Aslolan ise her koşulda, en olumsuzu söylemek bile olsa konuşmayı yeğlemektir. )

- KİŞİYİ YIKAN:
DÜŞMAN(LAR)IN SÖZLERİ
ile/değil/||/<>/< DOSTLARIN SESSİZLİĞİ

- KÖLELEŞTİRENLER:
SEVİLME İSTEĞİ
ve/||/<>/> BEĞENİLME İSTEĞİ ve/||/<>/> TAKDİR EDİLME İSTEĞİ

- KÖLE ile/değil/yerine GÖNÜLLÜ "KÖLE"

- KOLONİ değil/yerine/= YABANCI TOPLULUĞU/SÖMÜRGE/GÖÇMEN

- KORKU + BİLGİSİZLİK = NEFRET

- KÖTÜ TEMEL ve/ne yazık ki/> KÖTÜ İSTEK

- KÖTÜLEME ile/ve/değil/yerine TESPİT ETME

- KÖTÜLÜK ETME! ve/<> KUYU KAZMA!
( Kötü düşersin. VE/<> Kendin düşersin. )

- KÖTÜLÜKLERLE "YÜKSELMEK" değil/yerine/><
İYİLİKLERLE "KAYBETMEK"


- KRAL/DESPOT ile/değil/yerine/>< DEVLET ADAMI
( Yöneten fakat yönetil(e)meyen "kişi". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yöneten ve yönetilen kişi. )

- KÜÇÜMSEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< ÖTEKİLEŞTİRMEK

- KÜFÜR değil/yerine/>< FİKİR
( Gerçeğin üstünü örtmek. DEĞİL/YERİNE/>< Gerçeğin örtüsünü açmak. )

- KÜFÜR ile ZULÜM

- MAZOŞİST/MAZOŞİZM[Fr., İng.] değil/yerine/= ÖZEZER/LİK

- MERHAMET:
ACIMAK
değil/yerine/< ACITMAMAK

- MÜCBİR[< CEBR] değil/yerine/= ZORLAYICI/ZORLAYAN

- MUGALATA değil/yerine/= YANILTMACA
( Yanıltmak için, yanıltacak yolda söz söyleme. | Başkasını yanıltmak için, doğru olmadığı bilinerek yapılan uslamlama ve çıkarsama. )

- NARSİSİZM ile/ve/||/<> KÖTÜCÜL(MALIGNANT) NARSİSİZM

- NEFRET ile/ve/||/<>/> KİN/BUĞZ
( Gereksiz/fazla/aşırı düşünce yönelimi. İLE/VE/||/<>/> Gereksiz/fazla/aşırı olan düşünceyi, süresiz ya da çok uzun süre sürdürme ve eyleme geçme düşüncesi ya da girişimi. )
( Nefret, çok gereksiz/fazla/anlamsız, isabetsiz ve olumsuz bir düşünceyi sürdürmek gerektirdiğinden dolayı, kimseye nefret gerektirecek kadar zaman/enerji/bellek ayırmanın gereği/anlamı/değeri ya da etkisi yoktur/olmaz/olmayacaktır! İLE/VE/||/<>/> Kimseye fakat özellikle de birinci derece yakınlara ve üzerimizde (çok/az) emeği geçenlere kin tut(a)mayacağımızı anımsamamızda, kabul etmemizde yarar vardır. )

- NEPOTİZM ile PATRONAJ ile KAYIRMA

- OLMA!:
[ne] PİŞMAN
ne DÜŞMAN ne [de] KAHRAMAN

- OLUMSUZ OLASILIK ile/ve TEHDİT

- ÖNYARGI ile/ve SAPLANTI

- ORANTISIZ GÜÇ ile/ve/||/<> ORANTISIZ HOŞGÖRÜ

- ORANTISIZ ŞİDDET ve/<> ORANTISIZ GÜÇ

- ÖTEKİLEŞMİŞ/LİK ile/değil ÖTEKİLEŞTİRİLMİŞ/LİK

- ÖTEKİLEŞTİRME ile/değil/yerine/>< HAK/LAR

- ÖTEKİLEŞTİRME ile/değil TANIYAMAMA

- PERSECUTE vs. PROSECUTE

- PORSELEN ile MERTEBANİ/SELADON TABAK
( ... İLE İçine konulan yiyeceğin zehirli olup olmamasına göre renk değiştiren tabak. )

- SALDIRI SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
KARALAMA
ile/ve/||/<> NİTELİKSEL ile/ve/||/<> "SEN / SEN DE ..." ile/ve/||/<> DOLDURUŞA GETİRME

- SATİR[Fr.] değil/yerine/= YERGİ

- SATVET[Ar.] değil/yerine/= (ZORLU/SİNDİRİCİ) GÜÇ

- SAVAŞ ya da KORSANLIK değil/yerine/>< TİCARET

- SAVAŞI KAYBETMEK:
ÖLÜNCE
değil DÜŞMANA BENZEYİNCE

- SAVAŞMA değil/yerine/<>/> TANIŞMA

- SAVAŞ değil/yerine/>< BARIŞ
( İyisi yoktur. DEĞİL/YERİNE/>< Kötüsü yoktur. )

- SAVAŞ ile/değil FETİH

- SAVAŞ yerine MÜCADELE

- SAVAŞ ile/ve/değil/yerine/< SALDIRI/Ş

- ŞEHVET ve ŞİDDET

- SEMİRME ile/ve/<>/< SÖMÜRME

- ŞERGİL değil/yerine/= ASKINTI, BAŞ BELÂSI

- ŞİDDET[Ar. < ŞEDD] değil/yerine/= YEĞİNLİK
( Yeğin olma durumu. | Bir etkinliğin ya da bir gücün derecesi. | Bir ses çıkarılırken algılanan ve titreşimlerin genliğinden kaynaklanan özellik. )

- ŞİDDET ve/||/<> KÜFÜR
( [ne yazık ki] Kalbinde, muhabbet olmayanın (b)elinde. VE/||/<> Aklında, düşünce olmayanın dilinde. )

- ŞİDDET değil/yerine/>< ÖZEN

- ŞİDDET =/||/<>/>/< ÖZENSİZLİK

- SİGARAYLA MÜCADELEDE:
"ZORLAMA"
değil/yerine MERAK ETMESİNİ SAĞLAMA
( Burayı tıklayarak izleyiniz... )

- ŞIMARMAK ve/<> SÖMÜRMEK

- ŞİŞİRME ile "ŞİŞİRME"/ŞİŞİRMECE
( Şişirme işi. İLE Baştan savma, kötü iş. )

- SÖMÜRGE ile/değil SÖMÜRÜLGE
( ... İLE/DEĞİL Diline, değerlerine, gelişimine ve üretime katılmayan toplumların geldiği/geleceği nokta. )

- Sömürmek yerine DİNLE!!!

- SÖMÜRME ile/ve/<> "SÖĞÜŞLEME"

- SÖMÜRÜ ile/ve/<> DAYATMA

- SÖMÜRÜ ile SUİSTİMAL ile MANİPÜLÂSYON

- SÖMÜRÜ ve/||/<>/< TAHRİK

- ŞOVENİZM[Fr. CHAUVINISME] ile DÜŞMANLIK
( Kendi ulusunu öne çıkararak değişik ırk ve uluslar arasında düşmanlık yaratmayı amaçlayan ve bu yolda kışkırtmada bulunan aşırı akım. İLE ... )

- SUÇ ile CÜNHA
( ... İLE Cürüm derecesindeki suçlara, yani kabahatten ağır ve cinayetten hafif olan suçlara verilen ad. )

- SUİSTİMAL ile İSTİSMAR
( İşletme, yararlanma. | Sömürme. İLE/VE/<>/DEĞİL Kötü/yersiz/yolsuz kullanma. )

- SUİSTİMAL ile SÖMÜRÜ

- TAAMMÜDEN[Ar.] değil/yerine/= KASTEN

- TÂCİZ ile/değil TAVIR

- TÂCİZ değil/yerine/= USANDIRI, USANÇ

- TAFZİH[Ar.] değil/yerine/= REZİL ETME
( Birinin kötü yanlarını ortaya çıkarma. )

- TAHAKKÜM[Ar.] değil/yerine/= BASKI, ZORLAMA

- TAHARRÜŞ[Ar.] değil/yerine/= TIRMALANMA, KURCALANMA, AZDIRILMA

- TAHRİBAT[Ar.] değil/yerine/= YIKIP BOZMA

- TASALLUT[< SALÂLET] ile SATAŞMA, BAŞINA EKŞİME, MUSALLAT OLMA

- TECAVÜZ değil/yerine/>< ANLAMA (ÇABASI)
( Tecavüz eden, anlayamaz ve anla(/ya)mamıştır. )

- TEHDİT ile/değil "GÖZDAĞI VERMEK"

- TEHDİT ile/değil/yerine/> DÜZEN
( Herhangi bir yerdeki adâletsizlik. İLE/DEĞİL/YERİNE/> Her yer, zaman ve koşulda adâlet. )

- TEHDİT değil/yerine/>< İKNA

- TEHDİT ile/ve/> KORKU

- TEHDİT ile/ve/||/<>/> TEDİRGİNLİK

- TEHDİT değil/yerine TEKLİF

- TEHDİT ile/değil/yerine ULTİMATOM
( ... İLE/DEĞİL/YERİNE Kesin ve dönülmez söz. Son söz. | Bir devletin öteki devlete karşı zora başvuracağını bildirmesi. )

- TEHDİT ile/ve/değil/yerine UYARI

- TEHDİT ile/ve/<> YASAK

- TEK DÜZE ile/ve/değil/||/<> TEK TİP

- TEMBELLİK ile/ve/değil/<> "KENDİNE"(KEYFİNE/RAHATINA) GÖRE DÜŞÜNME

- TERK ile/ve/değil/yerine EZİYET
( Bazen, terk edilmektense eziyet görmeye bile râzı olabilirsin. )

- TOPLUMSAL DIŞLA(N)MA ile/ve/||/<> KÜLTÜREL DIŞLA(N)MA

- UCLARDA OLMAK ile/ve/değil BİR UCDAN, ÖTEKİ UCA GEÇMEK
( Süreç/te. İLE/VE/DEĞİL Sonuç/ta (kalmak). )

- USDIŞI = GAYR-İ AKLÎ = IRRATIONAL[İng., Alm.] = IRRATIONNEL[Fr.]

- UTANÇ VERİCİ ile/ve/||/<> KÜÇÜK DÜŞÜRÜCÜ

- ÜVEYE EDERSEK ve/||/<> GELİNE EDERSEK
( [kendi] Çocuğumuzda buluruz! VE/||/<> Kızımızda buluruz. )

- VAHİM ile/ve/değil/> VAHŞET

- VOYVO[İsp.] değil/yerine/= SATAŞMA
( Alay ederek sataşmak için söylenir. )

- YABANCILAŞMA ile/ve/<> ÖTEKİLEŞTİRME

- YANLIŞ ZAMAN VE YER ile/ve/||/<> "KÖRÜN TAŞI, KELİN KAFASINA DENK GELİRMİŞ"

- YAPMACIK/LIK ile/ve/<> "ZORLAMA"

- YILDIRMA ile/ve/<> BEZDİRME

- YILDIRMA ile/ve/<> SİNDİRME

- YOKLUĞU/N İLE:
TEHDİT
ile/değil/yerine TERBİYE

- YÜZÜSTÜ ile YÜZÜSTÜ
( Yüzü yere gelecek biçimde. İLE Başlanmış fakat tamamlanmamış bir durumda. )

- ZAN:
"ÖNE SÜRÜLEBİLECEK BİR ŞEY"
değil
ANCAK, KABUL EDİLECEK BİR ŞEY


- ZAYIF/GÜÇSÜZ OLANI:
"CEZALANDIRMAK"
değil KAYITSIZLIK

- ZECREN ile ZECRİ
( Yasaklayarak. | Zorlayarak. | Eziyet ederek. İLE Zorlayıcı, zorlayan, yasaklayan. )

- ZEDELEME ile/ve/<> SARSMA

- ZELLE ile ZULÜM

- ZULÜM/ZÂLİM ile ADÂLETTEN UZAKLAŞMAK/UZAKLAŞAN | BİR ŞEYİN YERİNDE OLMAMASI
( ADALETTEN UZAKLAŞMAK/UZAKLAŞAN | BİR ŞEYİN YERİNDE OLMAMASI )

- ZULÜM ile/<>/>< "ZEVK"
( Eziyet, başkaları tarafından kendinize/birine yapılmış/yapılıyor ise. İLE/<>/>< Eziyeti, kendi, kendine yapıyor ise/niz. )

- ZULÜM ile EZİYET

- ZULÜM ile KAHR
( Dışarıdan. İLE İçeriden. )

- ZULÜM değil/yerine/>< ŞEFKAT
( İlimsiz şefkat, zulümdür. )

- [ne yazık ki]
TAGALLÜP[Ar.]
değil/yerine/= ZORBALIK

- [ne yazık ki]
!"CAN/I ACITMAK"
ile/ve/||/<> !"CAN YAKMAK" ile/ve/||/<> !"CANINA OKUMAK"

- [ne yazık ki]
!"FAŞİST/LİK"
ile/değil/yerine !ZORBA/LIK

- [ne yazık ki]
!"IRKÇILIK"
ile MİLLİYETÇİLİK

- [ne yazık ki]
!"KARALAMAK"
ile/değil/yerine REDDETMEK

- [ne yazık ki]
!BANKA SOYARKEN
ile/ve/<> !ÜLKE SOYARKEN
( Kar maskesi takılır. İLE/VE/<> "Din maskesi" takılır. )

- [ne yazık ki]
!DEDİKODU
ile/değil/yerine/>< BİLGİ
( "Dilde". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Akılda. )

- [ne yazık ki]
!EZİYET
ile/<> !İŞKENCE

- [ne yazık ki]
!FAHİŞ/FUHUŞ
ile/ve/||/<> !MURABAHA/TEFECİLİK
( Ölçüyü aşan, aşırı, çok fazla. | Ahlâka ve törelere uygun olmayan. İLE/VE/||/<> Bir malı, çok fazla kârla satma. | Yasanın izin verdiği sınırdan aşkın faiz alma. )

- [ne yazık ki]
!HAKARET ETMEK
ve/=/||/<>/> !YOK ETMEK

- [ne yazık ki]
!İFTİRA
ile !İFK
( Birine, aslı olmayan bir suç yükleme. İLE Bir suçu, birine yükleme. )

- [ne yazık ki]
!IRKÇILIK
ile/ve/<> !EŞEYSELCİLİK

- [ne yazık ki]
!İŞKENCE
ile/ve/<> !İNSANLIK DIŞI "UYGULAMA"

- [ne yazık ki]
!İSTİSHÂR
değil/yerine/= !ALAY ETME, EĞLENME

- [ne yazık ki]
!KİN
ile/<> !GILLÜGİŞ/GILLIGIŞ
( ... İLE/<> Gizli kin, gizli ve kötü erek/amaç. )

- [ne yazık ki]
!KÖTÜLEME
ile/ve/değil/||/<> !"YAKIŞTIRMA"

- [ne yazık ki]
!MÜSTEMLEKE[Ar.]
değil/yerine/= SÖMÜRGE

- [ne yazık ki]
!MÜTECÂVİZ[Ar.]
değil/yerine/= SALDIRGAN/SALDIRICI/SATAŞKAN

- [ne yazık ki]
!ÖTEKİLEŞTİRME
ile/ve/||/<>/> !DÜŞMANLAŞTIRMA

- [ne yazık ki]
!SALDIRI
ile/ve/||/<>/>/< !ŞİDDET

- [ne yazık ki]
!SAVAŞLAR:
ESKİ
ile/ve/<>/> YENİ
( XVII. yy. İLE/VE/<>/> XX. yy. ve sonrası. )

- [ne yazık ki]
!SAVAŞLAR:
RASYONEL
ile/ve/<> KİTLELERİN SEFERBER EDİLDİĞİ ile/ve/<> ASİMETRİK

- [ne yazık ki]
!SAVAŞ
ile/ve/değil/||/<> !İÇ SAVAŞ/AYAKLANMA

- [ne yazık ki]
!SAVAŞ
ve/||/<>/>/< !YILDIRMA/TERÖR[Fr.]

- [ne yazık ki]
!SAVAŞ
ile ASKERİCİLİK/MİLİTARİZM

- [ne yazık ki]
!SUÇLAMA
ile !KARALAMA

- [ne yazık ki]
!TEHDİT
ile/ve/||/<> TEHLİKE

- [ne yazık ki]
!ZULM
ile/ve/||/<> !DALKAVUKLUK
( [ne yazık ki] "Küçük gördüklerine." İLE/VE/||/<> "Büyük gördüklerine." )

- [ne yazık ki]
"DÜNYANIN DAR GELMESİ"
ile/ve/değil/<> "KÖŞELERİN KAPILMASI/TUTULMASI OYUNU/ÇABASI/YANILSAMASI"

- [ne yazık ki]
"KEYFİ/Nİ YAŞAMAK"
ile/ve/değil/||/<>/>/< KEYFİ/Nİ (VE KENDİNİ) DAYATMAK

- [ne yazık ki]
"KEYFİNİ SÜRMEK"
ile/ve/||/<>/> EZBERİNİ YAŞAMAK/DAYATMAK

- [ne yazık ki]
"NİYET OKUMA"
ile/ve/||/<> "AKIL OKUMA"
( İkisi de yanlıştır ve olanaksızdır. Hiçbir zaman, zemin ve koşulda yapılmamalıdır! )

- [ne yazık ki]
"SONUÇ ODAKLILIK"
ve/||/<>/>/< HİLEKÂRLIK

- [ne yazık ki]
(")VATAN("):
BARIŞTA
ve/||/<> SAVAŞTA
( Varsılların. VE/||/<> Yoksulların. )

- [ne yazık ki]
(FAZLA) BASKI
ve/||/<>/>/< İHMAL

- [ne yazık ki]
ACELECİLİK
ile/ve/||/<> DAYATMA

- [ne yazık ki]
AYRIMCILIK
ile/ve/||/<> NEFRET

- [ne yazık ki]
AYRIŞ(TIR)MA
ile ÖTEKİLEŞ(TİR)ME

- [ne yazık ki]
AYRIŞ(TIR)MA
ile/ve/<> YABANCILAŞ(TIR)MA

- [ne yazık ki]
BENCİLLİK
ile/ve/||/<>/> NEFRET VE DÜŞMANLIK

- [ne yazık ki]
BİLGİSİZ/LİK / CEHÂLET
ve/||/<> ACIMASIZ/LIK

- [ne yazık ki]
BÜYÜK SORUN/YANILSAMA:
"ACI ÇEKMEMEK"
ve/||/<>/>/< "KENDİMİZİ KANDIRMAK" / KANDIRDIĞIMIZI/KANDIRABİLECEĞİMİZİ ZANNETMEK

- [ne yazık ki]
CEBR
ve/||/<> HİLE

- [ne yazık ki]
DAYATMA
ve/||/+/<>/> ZORBALIK

- [ne yazık ki]
DEDİKODU
ile/ve/değil/||/<>/>/< İFTİRA

- [ne yazık ki]
DESPOT
ile/ve/<> DİKTATÖR ile/ve/<> FAŞİST ile/ve/<> TİRAN
( Bir ülkeyi, zora ve baskıya dayanarak "yöneten" kişi. | Ortadoks Rumlar'ın, din başklanlarına verilen ad. | Her dediğini ve dilediğini yaptırmak isteyen kişi. İLE/VE/<> Tüm siyasal yetkileri kendinde toplamış kişi. | Zorba. İLE/VE/<> Eski Yunan'da, siyasal erki, tek başına elinde tutan kişi. | Siyasal erki, zorla ele geçiren, onu kötüye kullanan kişi. | Acımasız, gaddar. )
( Hiçbir koşul ya da yasaya bağlı olmadığı/olamayacağı, sınırlandırılamayacağı zannı ve/veya iddiasıyla davranır. İLE/VE/<> "Yasaya" "bağlı" görünümünde, kişisel/keyfî davranır. İLE/VE/<> ... İLE/VE/<> ... )
( İSTİBDAT: Uyruklarına hiçbir hak ve özgürlük tanımayan sınırsız monarşi, despotluk. )

- [ne yazık ki]
DIŞLA(N)MA:
TOPLUMSAL
ile BİREYSEL

- [ne yazık ki]
DOĞRU OLDUĞUNU BİLDİĞİN HALDE, YAPMAMAK
ile/ve/<> YANLIŞ/HATALI/EKSİK OLANI, BİLMENE KARŞIN, YAPMAK

- [ne yazık ki]
DÜŞMAN/LIK
ile/ve/değil/yerine/||/<> KARŞIT/LIK

- [ne yazık ki]
ENGEL OLMAYA ÇALIŞANLAR
ve/||/<>/>/< BAŞARACAĞIMIZA EN ÇOK İNANANLAR

- [ne yazık ki]
EZÂ
ve/||/<> CEFÂ (ÇEK(TİR)MEK)
( İncinme, incitme, can yakma. İLE/VE/||/<> Büyük sıkıntı, eziyet. )

- [ne yazık ki]
EZBERE YAŞAMAK
ve/||/<>/> KÖTÜLÜK

- [ne yazık ki]
HAKSIZLIK
ve/||/<>/>/< ÖFKE
( Haksızlık etme. öfkenle hareket etme! )

- [ne yazık ki]
HUKUKSUZ/LUK
ve/> ACIMASIZ/LIK

- [ne yazık ki]
İDAM
ile/ve/değil/<> İTHAM

- [ne yazık ki]
İDDİA
ile/ve/||/<>/< ÖFKE

- [ne yazık ki]
İHLÂL
ile/ve/||/<> JUS COGENS İHLÂLLERİ

- [ne yazık ki]
İNDİRGEME
ile/ve/değil/||/<> YOK SAYMA

- [ne yazık ki]
İNSANLIK SUÇLARI:
SOYKIRIM
ile/ve/||/<> İŞKENCE/ŞİDDET ile/ve/||/<> TERÖR ile/ve/||/<> NEFRET/DÜŞMANLIK ile/ve/||/<> IRKÇILIK ile/ve/||/<> KÖLELEŞTİRME ile/ve/||/<> İNSAN KAÇAKÇILIĞI ile/ve/||/<> ORGAN TİCARETİ ile/ve/||/<> BAĞIMLILAŞTIRMA ile/ve/||/<> "HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRATMAK"
( Bağımlılaştırma - İnsanlık Suçu İlişkisi - Muharrem Balcı )

- [ne yazık ki]
İSRAF
ile/ve/||/<> ŞİDDET

- [ne yazık ki]
İSTÎLÂ
ile/ve/||/<>/> SÖMÜRÜ

- [ne yazık ki]
İTHAM
ile İMÂ

- [ne yazık ki]
KANDIRMADA:
"APTAL/LIĞIMIZ"
ile/ve/değil/||/<>/< "ONUN/ONLARIN" KARAKTERSİZ/LİĞİ
( Olmuyor. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Oluyor. )

- [ne yazık ki]
KÖTÜ KULLANIM
ile/ve/||/<>/> KÖTÜYE KULLANIM
( [... olduğunu/olacağını] "biliyorsun/biliyordun." İLE/VE/||/<>/> "ZÂTEN"/"SONUÇTA"/"ASLINDA" biliyorsun/biliyordun." )
( "Bir alışveriş, bir fiş." şeklinde, fazladan/gereksiz açıklama yapmak, uyarıda bulunmak. İLE/VE/||/<>/> "Ama bunu söylemenize gerek yok ki! Ben yapınca alışverişi, ZÂTEN/SONUÇTA alıyorum satış fişi." şeklinde [soluksuz/beklemeksizin/düşünmeksizin] "yanıt vermek." )
( Bir kişinin, neyi bilip bilmediğini ve/veya o an/dönem için anımsayıp anımsamadığını "belirlemek", beklentisi içinde olmak, dilin/ifadenin kötü kullanılmasıdır. [Hiçkimsenin, neyi bilip bilmediği, isteyip istemediği ya da yapıp yapamayacağı, hiçbir zaman, zemin ve koşulda bilinemez!] İLE/VE/||/<>/> Sözcüklerin yetersiz ve kötü kullanımıyla birlikte "niyet okumak" ya da genelleyici/indirgeyici/özdeştleştirici/köktenci/toptancı/sonuç odaklı bir yargı ifadesi ise sürecin ve ilişkinin tükenmesine neden olacak/olmuş bir kötüye kullanımdır. [Güç ve baskı uygulama isteği ve/veya nedeniyle olduğu/olabileceği gibi sorumluluktan kaçmak gibi çok çeşitli anlamsız/gereksiz nedenlerden de kaynaklanmaktadır.] )

- [ne yazık ki]
KÖTÜLERİN, "BASKISI"
ile/değil/||/<> İYİLERİN, KAYITSIZLIĞI

- [ne yazık ki]
MANTIK DIŞI/LIK
ile/değil "DUYGUSAL/LIK"

- [ne yazık ki]
MELÂNET[Ar. < LA'N]
değil/yerine/= BÜYÜK KÖTÜLÜK

- [ne yazık ki]
NAGASAKİ
ve/||/<> HİROŞİMA
( Atom bombası, İkinci Dünya Savaşı sırasında sırasıyla 06 ve 09 Ağustos 1945 tarihlerinde atıldı. )

- [ne yazık ki]
NEYİ
BÖLÜŞEMİYORUZ?
ve/||/<> NİYE DÖVÜŞÜYORUZ?
( Hiçbir mal, bizim değil! VE/||/<> Hiçbir can, bizim değil! )

- [ne yazık ki]
ÖĞRENMEME
ve/||/<>/> ÖĞRENİLEN YANLIŞLARDAN VAZGEÇMEME ve/||/<>/> YENİDEN ÖĞRENMEME

- [ne yazık ki]
ORANTISIZ GÜÇ
ve/||/<>/< KÖR ŞİDDET

- [ne yazık ki]
ÖTEKİLEŞTİRMEDE:
AYRIMCILIK
ile/ve/<> NEFRET (SÖYLEMLERİ/TUTUMLARI)

- [ne yazık ki]
ÖTEKİLEŞTİRME
ile/ve/<> TEKTİPLEŞTİRME

- [ne yazık ki]
OYALAMAK
ile/ve/||/<> "UYUTMAK"

- [ne yazık ki]
PSİKOPAT/LIK
ile/ve/||/<> İNSAFSIZ/LIK

- [ne yazık ki]
SAVAŞ DÖNEMLERİNDE:
RİTÜELLEŞMİŞ
ile SINIRLAMACI OLAN ile FETİH ile MUTLAK AMACI OLAN ile SINIRI OLMAYAN

- [ne yazık ki]
SAVAŞLARDA:
PARTİZAN
ile/<> GERİLLA ile/<> TERÖR

- [ne yazık ki]
SAVSAKLAMA
ile/ve/||/<> BOŞVERME

- [ne yazık ki]
SEVGİSİZLİK
ve/||/<>/> KAYITSIZLIK

- [ne yazık ki]
ŞİDDETİN MEŞRÛLAŞTIRILMASI
ile/ve/<> ÖTEKİLEŞTİRME

- [ne yazık ki]
ŞİDDETTEN DOLAYI ...
ile/ve/değil/ne yazık ki/<> "BİZİM/SEN"İN "SESSİZLİĞİNDEN/TEPKİSİZLİĞİNDEN DOLAYI ..."

- [ne yazık ki]
ŞİDDET
ve/||/<> TERBİYESİZLİK

- [ne yazık ki]
SİYASET İLE
ve/||/<> DİN İLE ve/||/<> FUTBOL İLE ve/||/<> SAVAŞ İLE
( Yanıltılırız. VE/||/<> Avutuluruz. VE/||/<> Uyutuluruz. VE/||/<> Korkutuluruz. )

- [ne yazık ki]
SÖZDE, ÖLÇÜ BİLMEMEK/BİLMEYEN
ve/||/<> EDEPSİZLİKTE SINIR TANIMAMAK/TANIMAYAN

- [ne yazık ki]
SUÇLAMA
ile/ve/<> DIŞLAMA

- [ne yazık ki]
TAZIYA, "TUT!"
ve/||/<> TAVŞANA, "KAÇ!"

- [ne yazık ki]
TEHDİT ETMEK
ile/ve/değil/||/<>/< "ABA ALTINDAN SOPA GÖSTERMEK"

- [ne yazık ki]
TEHDİT
ile ŞANTAJ[Fr. CHANTAGE]
( Gözdağı. İLE Herhangi bir çıkar sağlamak amacıyla bir kimseyi, kendiyle ilgili lekeleyici, gözden düşürücü bir haberi yayma ya da açığa çıkarma tehdidiyle korkutma. )

- [ne yazık ki]
YIRTICI
ile/ve/<> YIKICI

- [ne yazık ki]
ZAN
ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> İFTİRA

- [ne] İSTEMEK ne de DAYATMAK

- [ne] YAP! "EMRİ" ile/ve/||/<>/ne de YAPMA! "ENGELİ"

- | DESPOT ile/<>/> SÜRÜ |
değil/yerine
YURTTAŞ

( | Yönetmeyi bilen, yönetilmeyi bilmeyen. İLE Yönetilmeyi bilen, yönetmeyi bilmeyen. | DEĞİL/YERİNE Yönetmeyi ve yönetilmeyi bilen. )

EN SON YAPILMIŞ OLAN EKLEMELER
[ 06 Eylül - 23 Ekim 2018 arasında... ]


 

Bugün [23 Ekim 2018] itibariyle
Bağımlılık bölümüne yapılmış olan eklemeler aşağıdaki gibidir.
[ 06 Eylül - 23 Ekim 2018 arasında... ]
( 5 yeni ekleme, 3 katkı )


-@ KEYİF ile/değil/< YAŞAM
[ Eklenme Tarih ve Saati: 20 Eylül | 15:37 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50312 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Keyifler değildir yaşamı değerli yapan. Yaşamdır, keyif almayı değerli kılan. )

-@ [ne yazık ki]
"YİYELİM-İÇELİM, KİMSEYE DOKUNMAYALIM"
ve/||/<>/>/< "YİYEYİM-İÇEYİM, KESEME DOKUNMAYAYIM"
[ Eklenme Tarih ve Saati: 12 Eylül | 16:22 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50296 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ KUMAR BAĞIMLILIĞI DÖNEMLERİ/NDE:
BALAYI
ve/||/<>/> DURAKLAMA ve/||/<>/> ÇÖKÜŞ ve/||/<>/> YIKILIŞ
[ Eklenme Tarih ve Saati: 11 Eylül | 18:20 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50295 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Genellikle kısa sürer ve "kazançlı" geçen bir dönemdir. Daha sonraki süreçte, sürekli bu dönem anımsanarak oynanmaya devam edilir. VE/||/<>/> Kazanma ve kaybetme dönemleri, ardışık bir biçimde birbirini takip eder. VE/||/<>/> Kayıplar artmaya başladığından dolayı bahis miktarları çoğalır ve borçlanmalar başlar. İş ve aile, boşlanmaya başlanır. Alkol ve madde tüketimi artar/başlar. VE/||/<>/> Ekonomik kaynaklar tamamen tükenmiştir. Yalan, yasadışı maddî kaynak kullanma, yasal sorunlar, aile parçalanması, depresyon ve intihar görülür. )

-@ "YAPILAMAZLIK" ile/ve/değil/||/=/<>/< MANTIKDIŞILIK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 06 Eylül | 14:43 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50272 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


-@ KEYİF ile/ve/değil/yerine/< ZEVK
[ Eklenme Tarih ve Saati: 20 Eylül | 15:35 ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/6532 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

( Gövdesel. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Zihinsel. )
( Maddi. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Manevi. )
( Geçici. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Kalıcı. )
( Yatarak/yatmaktan. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Hareketle/hareketten. )
( Bir şey yapmadan "yaşadığın"[ı zannettiğin]. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Bir şey/ler yaparak elde ettiğin. )
( Yaşandığı oranda pişmanlığa götürür. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Yaşandığı oranda sevinç/neşe verir. )
( Eşekte de vardır. İLE/VE/YERİNE İnsandadır. )
( İkisi de ıstırabın eseridir. )
( İki ıstırap verici durum arasındaki bir aralıktırlar. )
( Istırap akışı içinde yalnızca bir kesintidirler. )
( Utanç verici bir keyfin, keyfi geçer, utancı kalır. )
( Keyifteki mikdar arttıkça eleme dönüşür. )
( Ancak çalıştıktan ya da bir şeyler yaptıktan sonra, kısa süreli ve hak edilen keyfin tadı olur. )
( Zevk, susabilmeyi (sükût etmeyi) öğrendikten sonra başlar. )
( Kişi, kendini ya da başkalarını utandırabilecek ucuz keyiflere, ne şimdi, ne de sonra kapılmamalıdır. )
( Keyifler değildir yaşamı değerli yapan. Yaşamdır, keyif almayı değerli kılan. )
( Araçlı "duyum"/haz. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Aracısız algılayış/idrak. )
 





HUKUK[< HAK](/TÜZE)



( 1352 FaRk, 1577 katkı )


- "... HAKKI İÇİN" değil HAKKI BÂKÎ OLSUN/KALSIN

- "...'YA SIĞMAYACAK" ile/değil ... İLE SINIRLANDIRIL(A)MAYACAK

- "..., BENİM (EN) DEMOKRATİK HAKKIM(DIR)!" değil HAKKIM(DIR)!

- "Kaba-saba" konuşacak kadar yalnız değilsin! Haddini bil de KONUŞ!!!

- "ADAMDAN SAY(MA)MAK" ile/değil MUHATAB ALMA(MA)K

- "AĞIR CEZA SAVCISI" değil AĞIR CEZA MAHKEMESİ NEZDİNDEKİ SAVCI

- "AKIL VERMEK" ile/ve/değil/yerine BİLDİKLERİNİ ANLATMAK

- "APAÇIK" ile/ve "GÜN GİBİ"

- "AYAK BASMAK" ile/ve/<>/> "ADIM ATMAK"

- "BAĞLAMAK" ile/ve "ÇÖZMEK"

- "BAKMAK" ile/ve/<> "SAHİP ÇIKMAK"

- "BAŞIMIZA GELEN" ile/ve/değil/||/<>/>/< NASIL TEPKİ VERDİĞİMİZ

- "BENLİK" "TUTUMUNDA":
KİM OLMADIĞIMIZ
ile/ve KARŞIT OLDUKLARIMIZ

- "ÇIKARIMIZI GÖZETMEK" ile/ve/değil/yerine/<> ZARAR GÖRMEMEK

- "ÇIKARLARIMIZI", BİRİLERİNDEN/ÖTEKİLERDEN ...:
!"ÖNDE/ÜSTTE TUTMA(MA)K"
ile/değil/yerine AYRI TUTMA(MA)K

- "ÇOK GÖRMEK/GÖRDÜĞÜMÜZ" ile/değil/yerine HAK GÖRMEK/GÖRDÜĞÜMÜZ
( "Kendimize" hak gördüğümüzü, başkasına "çok" görmeyelim! )

- "ÇÖZMEK" ile/ve "AŞMAK"

- "ÇÖZMEK" ile/ve/değil/yerine "SÜZMEK"

- "ÇÖZMEK" ile/değil GİDERMEK

- "ÇÖZÜM BULMAK" ile "ÇÖZÜM YARATMAK"

- "ÇÖZÜMÜN BİR PARÇASI DEĞİLSEK, SORUNUN BİR PARÇASIYIZDIR" ile/ve/||/<> "YAŞAMAKLA MEŞGUL OLMAZSAK, ÖLMEKLE MEŞGUL OLURUZ"

- "DAHA ÇOK OLAN"I ARAMAK değil/yerine DAHA AZ OLANIN TADINI ÇIKARMAK

- "ENGEL/SORUN" ile/değil/yerine ARA/DİNLENME NOKTASI/VESİLESİ

- "GERİ ADIM ATMAK" ile/değil/yerine GEREKEN ADIM(LAR)I ATMAK

- "GÖZÖNÜNDE BULUNDURMAK" ile/ve/ya da "ÇÖZMEK"

- "GÜÇLÜ OLAN" ile/ve/||/<>/< "DAHA GÜÇLÜ OLAN"
( Zayıf yönünü bilen. İLE/VE/||/<>/< Zayıf yönünü yönetebilen. )

- "GÜÇLÜ OLAN" ile/değil/yerine (")HAKLI(") OLAN
( Güçlü olan, haklı değildir! Haklı olan ise güçlü olandır! )

- "HAK" ile/değil BAĞIMLILIK

- "HAKKINI VERMEK" değil HAKKINI TESLİM ETMEK

- "HAKLI BULMAK" ile/ve/değil/yerine SAVUNMAK

- "HAKLI ÇIK(AR)MA" ÇABASI ile/ve "KÂRLI ÇIK(AR)MA" ÇABASI

- "HAKLI ÇIKMAK" ile/değil/yerine/>< HAKLI OLMAK

- "HAKLI OLAN" ile/ve/değil/yerine/||/<> HAKÇA OLAN

- "HAKLI" OLAN ile/değil/yerine AKLI OLAN

- "HAKLI/LIK" ve/değil/||/+/<>/< AKILLI/LIK

- "HAKLISIN!/YANLIŞSIN!" değil DOĞRU!/YANLIŞ!

- "HAKLISIN" yerine DOĞRU

- "HAYATINI YAŞAMAK" ile/ve/<>/değil/yerine HAYATI YAŞAMAK

- "HERŞEYİN ANLAMINI ÇÖZMEK" ve/=/||/<>/> HİÇBİR ŞEYİN ANLAMININ, (PEK DE FAZLA) OLMADIĞINI ANLAMAK

- "HESABINI GÜDMEK/YAPMAK" ile/<> "DAVASINI GÜDMEK/YAPMAK"

- "HESAP" ile/ve GEREKÇE

- "HESAPLAŞMA" ile/ve/değil/yerine "YÜZLEŞME"

- "HUKUKTA, KARDEŞLİK" değil KARDEŞLİK HUKUKU

- "İDARE ETMEK" ile/değil/yerine "ÇÖZÜM BULMAK"

- "KALABALIKLARDAN YANA OLMAK" ile/değil/yerine HAKTAN YANA OLMAK

- "KALITIM" ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< KATILIM

- "KARIŞMAK":
NE YAPMAYACAĞI/NA / SÖYLEMEYECEĞİ/NE
ile/değil
NE YAPTIĞINA/SÖYLEDİĞİNE

( Birine, ne yapmayacağını söylemek/anlatmak/göstermek karışmak değildir! ["Karışmak", yapılacak yanlış ya da doğru olan eylem/söz için kullanılabilir ancak.] )
( Kişilerin ne söyleyeceğini ya da yapacağını söylemeye, "müdahale" ya da "karışmak" denilebilir (belki ve çoğu şey için). Fakat ortak olan kavram, ifade, durum, davranış ve tutumlarda, toplumsal birlik, düzenlilik ve sürekliliğin sağlanması için gerektiğinde, hepimizin, birbirimize neyi yapamayacağını/yapmayabileceğini söylemesi kabalık ya da karışmak değildir! )

- "KAYIP" SANILAN KAZANÇ ile/ve/||/<> "KAZANÇ" SAYILAN KAYIP

- "KEYFİNİ SÜRMEK" ile/ve "ZEVKİNİ ÇIKARMAK"

- "KONU" ile "DAVA"

- "KÖRLÜK":
ZİHİNSEL
ile/ve/||/<> İŞLETME ile/ve/||/<> BENCİL
( Kendi eksiklerini "görememe". İLE/VE/||/<> Şirketinde tekrarlayan yanlışlara karşı oluşan "görememe". İLE/VE/||/<> Dost eleştirisine, "niyet okuyarak", inanmamak. )

- "KUTUPLAŞMA" değil/yerine KUCAKLAŞMA

- "MESELE" ile "DAVA"

- "O DA HAKLI, O DA, O DA" ile/değil/yerine HER BİRİNDE, HAKLILIK PAYI VAR

- "PAY" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HAK

- "SAP, DÖNER; KESER, DÖNER ve/||/<>/> GÜN GELİR, HESAP DÖNER"

- "SINIRLARI GENİŞLETMEK" ile "EŞİĞİ YÜKSELTMEK"

- "SORUN" ile/ve/değil/<> "YÜK"

- "SORUN/SIKINTI":
"FARKLI OLMAK/TA"
ile/ve/||/<>/ne yazık ki FARKINDA OLMAMAK/TA
( )

- "SORUNLARLA/SIKINTILARLA":
"BOĞUŞMAK"
değil/yerine YOĞRULMAK

- "SORUNLU" ile/değil/yerine/>< SORUMLU

- "SUÇ ATFETMEK" değil SUÇ İSNÂD ETMEK

- "SUÇLAMAK" ile/değil/yerine DEĞERLENDİRMEK

- "SUÇLU ATFETMEK" değil SUÇLU ADDETMEK

- "TAKINTI" ile/değil "RAHATLIK"

- "TAKİP ETMEK" ile/yerine/değil "İÇİNDE (PARÇASI) OLMAK"

- "TARTMAK" ile/ve/<> DEĞERLENDİRMEK

- "TEHLİKE" ile/değil VAROLUŞ SORUNSALI

- "TORPİL" ile/ve/değil/yerine HAKKINI TESLİM ETMEK

- "ÜSTÜNLÜĞÜN", "TÜZESİ" değil/>< TÜZENİN, ÜSTÜNLÜĞÜ
( Sakın Ha! - Sami Selçuk )

- "UZUN" YAŞAMAK ile/ve/<>/değil/yerine DERİN/DÜRÜST/DOĞRU YAŞAMAK

- "VURDUMDUYMAZ/LIK" ile/değil/yerine NEŞELİ/LİK

- "YARGILAMA" ile/ve/<> DAYATMA

- "YASAK GETİRMEK/KOYMAK" ile/değil/yerine KATKI/DESTEK
( Sizi seven/düşünen yakınlarınızın yapmamanızı istedikleri/söyledikleri şeyler, size engel/yasak koymak değil yaşamınızı hızlıca nitelikli kılma niyetiyle/amacıyladır daha çok. [Size o anda uygun "görünmemesi" ile çatışmaya gitmek yerine biraz/bir kez daha düşünmeyi gerektirir sadece.] )

- "YERİNDEN ETME" ile/ve/<> "RAYINDAN ÇIKARMA"

- ( RİTÜEL ve TÖRE[ÖRF] )
ile/ve/değil/yerine/<>/>
TÜZE(HUKUK)

( Köyde. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/> Kentte. )
( [ Bilinçaltı. VE Bilinç dışı. ] İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/> Bilinç. )
( Bir kültürün, ortalama kamusal bilgisinin belleği. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/> ... )

- (")ÇIKAR(") ile/değil/yerine OLASI ZARARLARI AZALTMA

- (")HAK(") ile/ve/değil/yerine OLANAK

- (")HAKLILIK/HAKSIZLIK(") ile/ve/değil/||/<> İSABETLİLİK/İSABETSİZLİK

- (")SADAKA DAĞITMAK(") ile/ve/||/değil/yerine/< HAKSIZLIKLARI ORTADAN KALDIRMAK

- (")SAHİP OLMAK(") ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< LÂYIK OLMAK

- (")SORUN(") ile/değil/yerine FARK

- (")SORUNLARI("):
BAŞKALARIYLA OLAN/LAR
ile/değil/yerine (OLABİLDİĞİNCE) KENDİYLE OLAN/LAR
( Sorunun, kendi(nde) olduğunu anla(ya)mayan kişiler, ne yazık ki, çözümü, başkalarının huzurunu bozmakta "ararlar/bulurlar". )
( [çoğunlukla] Kendiyle, (ciddi) sorunları olan(lar)dır. İLE/DEĞİL/YERİNE Başkalarıyla, "sorunlu" "görünseler/düşünülseler" de sorunsuzdur(lar). )

- (")YASALLIK(") ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HUKUKÎLİK

- (B)İLİM ve/||/<> ZİKİR ve/||/<> AŞK
( Aklın gereği/terbiyesi/zekâtı. VE/||/<> Sözün gereği/terbiyesi/zekâtı. VE/||/<> Gönlün gereği/terbiyesi/zekâtı. )

- (OLASI) BİR OLUMSUZLUĞU/KAYIBI:
"ESAS ALMAK"
değil/yerine ...'YI DA ÖNGÖRMEK/DEĞERLENDİRMEK

- (SORUN:
) "İNANMAK/İNANMAMAK"
değil KAYITSIZLIK

- ... "ÖZGÜRLÜĞÜ" değil ... HAKKI

- 18 ve/<>/> 40:
Hak ve söz sahibi olma eşikleri.


- 2./3./4.:
"MAHKEME"
değil DURUŞMA

- ACTA JURE IMPERII ile/ve/||/<> ACTUA JURE GESTIONIS ile/ve/||/<> LEX FORI
( Devletin, "egemenliğine dayanarak", yapmış olduğu eylemlerden doğan sorumluluğu. İLE/VE/||/<> Yönetimin, "egemenliğine dayanarak", yapmış olduğu eylemlerden doğan sorumluluğu. İLE/VE/||/<> Yargıcın, hukuktaki, doğrudan uygulama kuralları. )

- ACZİNİ BİLMEK ile/ve/<> HADDİNİ BİLMEK
( Âlim bildiğini bilir, Ârif Kendini/Bileni Bilir, Kâmil Aczini/Haddini Bilir! )

- ADÂLET/HUKUK değil/yerine/= TÜZE

- ADÂLET:
SUÇU/"SUÇLU"YU ARAMAK
ile/ve/değil/||/<>/< (SONUNA KADAR) MÂSUMU/MASUMİYETİ MASUMİYETİ ARAMAK

- ADÂLET:
VARLIĞI VE VAROLANI BİLMEK/TANIMAK
ve/||/<> HAK'I BİLMEK/TANIMAK ve/||/<> KENDİNİ BİLMEK/TANIMAK

- ADÂLETSİZLİK DURUMLARINDA, "TARAFSIZ"(SESSİZ/ÂTIL) DURUYORSAK, KÖTÜLERİN/KÖTÜLÜĞÜN TARAFINI TUTMUŞUZDUR ile/ve/||/<> ÇÖZÜMÜN BİR PARÇASI DEĞİLSEK, SORUNUN BİR PARÇASIYIZDIR

- ADÂLET ile/ve HAK/İSTİHKAK

- ADÂLET ve/||/<>/< HAKİKAT
( Toplumsal kurumların birincil erdemi. VE/||/<>/< Düşünce düzenlerinin birincil erdemi. )

- ADÂLET ile/ve/<> HAKKANİYET

- ADÂLET ile/ve/değil/||/<>/< SINIRLAR

- ADÂLET ile/ve/<>/ TÜZENİN SAĞLADIĞI GÜVEN(İLİR)LİK

- AĞ ile/ve BÜTÜNLÜK

- AHLÂK:
KORKU
ile/ve/<> HAK ile/ve/<> FERÂGAT ile/ve/<> AŞK

- AHLÂKÎ OLAN ile/ve/<> TÜZEL OLAN ile/ve/<> POLİTİK OLAN

- AHLÂK ile/ve HAKİKAT

- AİT OLMAK ile PARÇASI OLMAK

- AİT ile/ve/değil EMÂNET/VEDİA[Ar.]

- AKIL ile/ve/<> HAKİKAT
( Akıl çırpınıp âciz kalacak ki, hakikat, bu aczin sonunda meydana çıksın. )

- AKLÎ HİKMET ile/ve HAKÎKÎ HİKMET
( Felsefe. İLE/VE Tasavvuf. )
( Rab korkusu, hikmetin başlangıcıdır. )

- AKLÎ ZORUNLULUK ile/ve/<> OLGUSAL ZORUNLULUK

- ALDANMA ve/<> KAYIP

- ÂLEM ile HAKİKAT

- ALLAH'I BİLMEK ve/<> HADDİNİ BİLMEK

- ALLAH ile HAKK
( Kimlik. İLE Varlık. )
( Allah'a güvenenin yolu, Hakk'tır. )

- AMAÇ:
BİRLİK
ve/<> BÜTÜNLÜK

- AMBULANS SİRENİ ile POLİS SİRENİ ile İTFAİYE SİRENİ

- AN-I DAİM ile/ve HAKİKAT

- ANALİZ[İng.] yerine ÇÖZÜMLEME

- ANAYASA:
DEVLETİN SINIRLANDIRILMASI
ve/||/<> TEMEL HAKLAR VE BİREY HAKLARININ GÜÇLENDİRİLMESİ

- ANLAM BÜTÜNLÜĞÜ ile/ve PARÇA PARÇA ELE ALIŞ

- ANLAM:
PARÇADA
ile/ve/değil/||/<>/> BÜTÜNDE

- ANLAM ile/ve/<>/>/< BÜTÜNLÜK
( Anlam, bütünlük gerektirir. )
( Meaning needs integrity. )
( Anlamak, beğenmenin başlangıcıdır. )

- ANLAYIŞ ile/ve HOŞGÖRÜ

- ANLIK/ZİHİN:
SABİT
ile/değil/yerine/>< GELİŞİME AÇIK/YAKIN
( "Zeki görünme isteğinde olur." İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Öğrenme isteğine sahip olur. )
( Zorluklardan kaçınır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Zorluklara kucak açar.
Engellerde, kolaylıkla vazgeçer. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Terslikler karşısında sağlam durur.
Çabayı, yararsız görür. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çabayı, ustalığa giden yol olarak görür.
Yararlı olumsuz geribildirimleri "gereksiz görür." İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Eleştirilerden öğrenir. )

- ARAŞTIRMA ile İNCELEME ile ÇÖZÜMLEME/ANALİZ
( TA'MÎK[Ar. < UMK | çoğ. TA'MÎKÂT]: Derinleştirme, derin kazma. | Esasına varacak şekilde araştırma, inceleme. )

- ÂRİF ile/ve/> HAKÎM ile/ve/> MÜTEELLİH
( ... > Hem ârif, hem de hakîm olan. )
( Kâmiller/ârifler, Allah'ın nazarıyla bakarlar. )
( Ârif olan... İçi, dışı, dengede tutan. )

- ARSIZ ile/değil/yerine/>< HAKLI ...
( Olan yerde/için. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< "Suçlu" "olur"/"görülür". )

- ASÂLET ve/=/||/<>/>/< HAKKÂNİYET

- ASIL ile/değil ÖNCELİKLE

- AŞK ve HAKK
( Nefisle karışık aşk zillete, Allah'la karışık aşk da devlete götürür. )
( İrfaniyetle ilmin, ilimle ibâdetin araları, birer asır kadar uzaktır. Fakat aşk, bu mesafeyi bir adımda aşar gider. Aşksız da olur ama beşer ömrü yetmez. )

- ASLÎ UNSURLAR ile/ve/||/<> KÜLLÎ KAİDELER

- ATOM ALTI/NDA ve/<> BÜTÜNLÜK/TE
( Belirsizliğin yaşandığı alanlar. )

- AVANTAJ ile ÇIKAR

- AYNI DİLİ KONUŞMAK ve/||/<> AYNI DURUMU/HÂLİ PAYLAŞMAK

- AYRILMA ile AYRIŞMA

- AYRIMLAR İÇİNDEKİ BÜTÜNLÜK

- AYRIŞTIKLARIMIZ ile/değil/yerine BULUŞTUKLARIMIZ(BULUŞABİLECEKLERİMİZ)

- BAĞIŞ/HİBE ile/ve/değil/yerine HEDİYE

- BAĞIŞIKLIK:
MUTLAK
ile/değil/yerine/<>/>< SINIRLI

- BAĞLAMAK ile ÇÖZMEK

- BAĞ ile/ve/||/<>/> BÜTÜNLÜK

- BAKIM ve/<> BÜTÜNLÜK

- BAŞARI:
ZEKÂ
ve/değil/||/<>/< SORUNLARLA UĞRAŞMAKTAN VAZGEÇMEYEREK

- BAŞARI ile/ve/||/<>/< ÖTEKİLERİN BAŞARISI
( Başarıya ulaşmanın en hızlı yolu, ötekilerin başarısına (da) yardımcı olmaktır. )
( The fastest way to succeed is to help others succeed. )

- BAŞKA (BİR ÇÖZÜM) ile/ve/değil YENİ (BİR ÇÖZÜM)

- BAŞKALARINI DÜŞÜNMEK ile/değil/yerine BAŞKALARINI DA DÜŞÜNMEK

- BAZI BİLGİLERİN SUNUMUNDA:
TAÇLANMAK
ile/ve/değil/<>/></< TAŞLANMAK
( Taşlanılmadan, taçlanılmaz! )

- BEKLENTİDE OLMA(MA)K ile/ve/değil/yerine/>< "RAHATLIK"

- BEKLENTİ ile/ve ÇIKAR

- BELÂ'DA:
ŞERİAT
ile TARİKAT ile HAKİKAT ile MÂRİFET
( Sabreder. İLE Rızâ gösterir, şükr eder. İLE Nedenini araştırır, ilmini yapar. İLE Hizmet eder. )

- BELİRLEME ile/ve SINIRLAMA

- BELİRSİZ/LİK ile/ve/||/<> OLUMSUZ/LUK
( Zihnin, işleyebildiği tek durum/koşul belirginlik; rahat edemediği tek durum ise belirsizliktir. )

- BELİRSİZLİK <>/>< BÜTÜNLÜK
( INDEFINITENESS <>/>< INTEGRITY )

- BENİMSEMEK ile/ve/<> SAVUNMAK

- BENLİKTE ÖLMEK ve/||/<>/> HAKİKATTE DİRİLMEK

- BENZERLİKLERİN BİRARAYA GETİRİLMESİ ile/ve/<> FARKLILIKLARIN/AYRIMLARIN ÖNE ÇIKARILMASI

- BERÂET ile/ve/<> BERÂET-İ ZİMMET
( Bir dâvâ sonucunda, temiz ve ilişkisiz çıkma, aklık, arılık, aklanma. İLE/VE/<> Zimmetinde bir şey olmayış, aklık. )

- BEREKET ve/<>/< PAYLAŞIM

- BİLİM/SEL ile/ve KAVRAM/SAL

- BİLİMDE YERALAN ile/ve/değil BİLİMDE DE YERALAN

- BİLİNÇ ile/<> HUKUKUN YAYGINLAŞTIRILMASI

- BİLİNİRLİK ile/ve/||/<>/>/< BELİRGİNLİK

- BİLİNMEZLİK ile/ve/<>/>/< BELİRSİZLİK

- BİLMEK ile/ve "ÇÖZMEK"

- BİR DÜŞÜNCEYİ:
"BESLEMEK"
ile/ve/değil/yerine SADECE BİLMEK

- BİR KONUYU/OLGUYU:
KENDİNE("BANA") GÖRE DÜŞÜNMEK/ÇÖZÜMLEMEK/YORUMLAMAK
ile/ve/değil/yerine O KAVRAMI (/N İÇİNDE) KONUŞMAK

- BİR PARÇA ile/ve/= BİN PARÇA

- BİREŞİM/TEVHİD:
KAİNATTA
ile/ve/<> HAKK'TA
( Ruhun vahdetine, HAKK denilir. )

- BİREY/KİŞİ < TÜZE/HUKUK

- BİRLİK ile/ve BÜTÜNLÜK
( Hareket bakıp dinginliği, dinginlikte hareketi anlamak birliktir. )
( En küçük bir şey için tüm evren katkıda bulunur. )
( Birlik özgürleştirir, özgürlük birleştirir. )
( "Ben gövdeyim" fikrini yok edin, o zaman iç ve dış bir olacak. )
( Duvarın ve onun her iki tarafının "burası" ya da "orası" gibi tanımlanamayacak tek bir alan olduğu idrak edilmeli. )
( Bir durum tanınıp anlaşıldığı anda, olaylar uygun karşılığı vermek üzere harekete geçeceklerdir. )
( Ayrılık ve görünümlerin bir ve bütün olduğunu kavramak için aklın sakinleştirilmesi ve dinginlik kazanması gereklidir. )
( İdrak edilenlerin bütünlüğü (toplamı) sizin "madde" dediğinizdir. İdrak edenlerin bütünlüğü ise sizin "evrensel zihin" dediğinizdir. )
( Kişisel gövdeniz bir parçadır ki onun içinde bütün harikülâde bir şekilde yansımaktadır. )
( Hareket eden'in içinde devinimsiz olan'ı, değişenin içinde değişmez olanı ayırt edebilmeyi öğrenin, ta ki tüm farklılıkların sadece görünüşte olduğunu ve birliğin gerçek olduğunu idrak edinceye kadar. )
( Mutlak bütünlüğün değişmezliği! )
( Doğruluk ve eylemin birliği! )
( HOLOGRAFİ[Yun. < HOLON]: Evren, üç boyutlu olan, bütünlük. )
( Toprağın üstündeki su, birliği simgeler. )
( Balıkların Stratejisi )
( Unity liberates. Freedom unites. )
( BÜTÜNLÜK: Kişinin kurtuluşu. )
( The entire universe contributes to the least thing.
Realise that the wall and both sides of it are one single space, to which no idea like 'here' or 'there' applies.
A situation has been cognised, events will move in adequate response.
The totality of the perceived is what you call "matter". The totality of all perceivers is what you call the "universal mind".
Your personal body is a part in which the whole is wonderfully reflected.
The immutability of absolute! )
( Bir'likten söz etmeyi ertele! Sen, henüz, hiç yerle bir olmamışsın. )

- BİRLİK ile/ve ÇIKAR BİRLİĞİ

- BİRLİK ile/ve KAVRAMSALLIK

- BİR ile/ve/||/<> BİRLİK ile/ve/||/<> BÜTÜNLÜK
( Allah. İLE/VE/||/<> Evren. İLE/VE/||/<> İnsan. )
( The god. VS./AND/||/<> The universe. VS./AND/||/<> The human. )

- BİR ile BİRLİK ile BÜTÜNLÜK

- BİSİKLET ve/<> (DAHA) AZ TRAFİK SORUNU
( TRAFİĞİ TIKAMIYORUZ! TRAFİK, BİZİZ! )

- BİSİKLET ve/<> BÜTÜNLÜK

- BİSİKLET ve/<> ÇEVRE BİLİNCİ

- BİSİKLET ve/<> TRAFİK EĞİTİMİ/BİLİNCİ

- BOZUK ile SORUNLU

- BÜLÛĞ ile REŞİT
( En erken başlangıcı erilde 12, dişilde 9 yaşındadır. Sonu, her ikisinde de 15-16'dır. [İklime ve kişiye göre değişebilir.] İLE Reşit olma yaşı, [yasalarca] 18 yaşını tamamlayıncadır. )

- BÜTÜNLENME ile/ve/||/<> TAMAMLANMA

- Bütünlük için DİNLE!!!

- Bütünlük için SUS!!!

- Bütünlüklü KONUŞ!!!

- BÜTÜNLÜK ile/ve/||/<> BİREŞİM

- BÜTÜNLÜK ile/ve/<> BÜTÜNCÜLLÜK

- BÜTÜNLÜK ile/ve DOKUNULMAZLIK

- BÜTÜNLÜK ile ESRİME
( ... İLE Esrime, duyulur olanlardan, bir başka deyişle tikel şeylerden başlayıp derece derece iç algıya ve iç algıdan da geçip bir an için bile olsa yokluğa dalmak, aslına kavuşmak demektir. )

- BÜTÜNLÜK ile/ve/<> İÇİÇELİK

- BÜTÜNLÜK ve/<> IŞILTI

- BÜTÜNLÜK ve/<> IŞIMA

- BÜTÜNLÜK ile/ve/<> SÜREKLİLİK

- BÜTÜNLÜK ile/değil TÜMEL

- BÜTÜNLÜK ile YOĞUNLAŞMA/KONSANTRASYON

- BÜTÜNSEL ile BÜTÜNLÜKLÜ

- BÜTÜN ile/ve/değil/<> PARÇA
( Bir kavramın, bireylerinin toplamı, bütünü vermez. )
( Bütün, parçaların toplamından daha fazla birşeydir. )
( ZIRNIK[Fars. < ZIRNÎH]: Sıçanotu, arsenik madeni ile kükürt karışığı bir madde. | Herhangi bir şeyin en küçük, önemsiz ve işe yaramaz parçası. )

- BUYURGANLIK ile/değil TOPLUMSALLIK

- CAHİLİN AĞLAYIŞI ile/değil/yerine ÂLİMİN AĞLAYIŞI

- CAMİ ile DEFTERDAR CAMİİ[1541]
(NAZLI MAHMUT EFENDİ)

( )

- CAN'IN:
"AZI"
ile/ve/||/<> "ÇOĞU"
( Can'ın, "azı", "çoğu" olmaz! )

- CANINI YAKMA! ve/||/<>/>/< 'AH'INI ALMA!
( Zayıf olanın! VE/||/<>/>/< Hiçkimsenin! )

- CAN ve/<> HAKK
( CANDIR, HAKK'IN BEDELİ )

- CELB-İ MENÂFİ değil/yerine/>< DEF-İ MEFÂSID
( Yanlışları önlemek ve işlememek; çıkarları, iyilikleri getirmek ve işlemekten öncelik kazanır. )

- ÇEŞİTLEME ve/<> EŞİTLEME

- CEZA TÜZESİ(HUKUKU) ile/ve/değil ÖZGÜRLÜKLERİN TÜZESİ(HUKUKU)

- CEZÂ TÜZESİNDE/HUKUKUNDA ile/ve İCRÂ TÜZESİNDE/HUKUKUNDA ile/ve CEZÂ USÛLÜNDE ile/ve DÜŞMAN CEZÂ TÜZESİNDE/HUKUKUNDA
( Güneşin batmasından bir saat sonra başlar ve güneşin doğmasından bir saat öncesine kadar devam eder. [TCK 502] İLE/VE Güneşin batmasından doğmasına kadar süren zaman. [İc. İf. K. 51] İLE/VE Nisan ayı başından 30 Eylül'e kadar saat 21.00'den sabahın 04.00'üne; 01 Ekim'den 31 Mart'a kadar saat 21.00'den sabahın 06.00'sına kadar devam eden süre. [CMUK 96] )

- CEZÂDA AŞIRIYA DÜŞMEK değil/yerine/>< HATAYLA BERAAT

- CİDDİYET:
SURATSIZLIKLA
ile/değil İLKELERLE

- ÇIKAR "AHLÂKI" ile/değil/yerine FERÂGAT AHLÂKI

- ÇIKAR(LAR)INI "DÜŞÜNMEK/İSTEMEK/BEKLEMEK" değil/yerine/>< HAK ETTİKLERİNE VE/VEYA ETTİĞİN KADARINA RIZÂ GÖSTERMEK

- ÇIKAR(LAR)INI DÜŞÜNME/K ile/değil/yerine ONU(N)/ÖTEKİ(Nİ)/SENİ(N) (İYİLİĞİN/ÇIKARIN) (İÇİN) DÜŞÜNME/K

- ÇIKAR(MENFAAT) ÇATIŞMASI ile/değil/yerine ÇIKAR İLİŞKİSİ

- ÇIKAR/MENFAAT ile/<> EĞİLMEK
( Nokta kadar çıkar/menfaat için virgül kadar eğilmeye değmez. )

- ÇIKAR/NEF'[Ar.] ile/yerine YARAR
( Ancak ayrılıkçılık ve çıkarcılık, dünyada gerçek ıstırabın ortaya çıkmasına neden olur. )

- ÇIKARIM ile/değil/yerine (SADECE) DÜŞÜNME

- ÇIKARIM ile/değil SOYUTLA(N)MA

- ÇIKARSAMA ile KANI

- ÇIKARSAMA ile/ve/<> USLAMLAMA

- ÇIKAR ile/ve/değil/yerine ALIŞVERİŞ

- ÇIKAR ile/değil/yerine DEĞER

- ÇIKAR >< GÜZEL/LİK

- ÇIKAR ile/değil/yerine HİZMET

- ÇIKAR ile/değil/yerine İLKE

- ÇIKAR ile/değil/yerine KATKI

- ÇIKAR ile/ve ÖNCELİK

- ÇIKAR ile/değil/yerine TAD/ZEVK

- ÇIKAR ile/değil/yerine/>< VİCDAN
( Çıkar konuşunca, vicdan susar fakat sus(turul)mamalıdır! )

- ÇÖZME ile ÇÖZÜNME ile ÇÖZÜNÜRLÜK ile ÇÖZÜNME ENTALPİSİ ile ÇÖZÜNMEYEN MADDE
( Bir katının, çözeltiye geçirilmesi. İLE Katı, sıvı ya da gaz durumundaki maddelerin, molekül ya da atomlarını birarada tutan güçleri yenerek bir başka madde içinde tek faz oluşturacak şekilde dağılmaları olayı. İLE Bir maddenin çözünmesine eşlik eden entalpi değişimi. İLE Bir maddenin, belirli bir sıcaklıktaki doygun çözeltisindeki derişimi. İLE Belirli bir çözücüde çözünmeyen madde. [Aksi belirtilmemişse çözücünün su olduğu anlaşılır.] )

- ÇÖZÜLME ile/değil ÇÖZÜMLEME

- Çözüm için DİNLE!!!

- ÇÖZÜM ORTAKLIĞI ile YATIRIM ORTAKLIĞI

- ÇÖZÜM ÜRETMEK ile/ve ÇÖZÜM OTURTMAK

- ÇÖZÜMLEME/ANALİZ ile/ve ELEŞTİRİ

- ÇÖZÜMLEMELER('İ)

- ÇÖZÜMLEME ile ÇÖZÜM

- ÇÖZÜMLEME ile ETKİLE(N)ME

- ÇÖZÜMLEME ve/> GELİŞTİRME

- ÇÖZÜMLEME ile/ve ÖZGÜRLEŞTİRME

- ÇÖZÜMLEME ile/ve RAHATLATMA

- ÇÖZÜMLEME ile/ve SERİMLEME

- ÇÖZÜMSÜZLÜK ile/ve/> ÇARESİZLİK
( Çözümsüzlük hiçbir zaman çözüm değildir/olamaz! [kabul edilemez/edilmemeli, gözardı edilemez/edilmemeli, boş verilemez/verilmemeli, ertelenemez/ertelenmemeli!] )

- Çözümü KONUŞ!!!

- ÇÖZÜMÜNÜN BASİT/KOLAY OLMASI/OLMAMASI ile/ve/değil/yerine BİR ÇÖZÜMÜNÜN (VAR) OLMASI

- ÇÖZÜM ile/ve AÇIKLAMA

- ÇÖZÜM ile ÇARE
( Genel ya da kavramsal bir olguya işaret eder. İLE Belirli bir olgu ya da soruna işaret eder. )
( Çare/ler...
Bbiledegil.blogspot.com.tr/2015/02/careler.html )

- ÇÖZÜM ile/ve/||/<> DÜZENLEME

- ÇÖZÜM ile İDEAL

- ÇÖZÜM ile/ve OYUN

- ÇÖZÜM ile/ve SONUÇ

- ÇÖZÜM ile/ve/değil/yerine/> SÜREKLİ/ESASLI/KALICI/KÖKLÜ/GERÇEK ÇÖZÜM
( Bir olay ya da kişinin bir durumu/sorunu ile sınırlı/özel kalabilen. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/> Sürekli ve her koşulda, herhangi bir özel durumla sınırlı kalmayacak sürekli/kalıcı olan. )
( Seninle. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/> Senden sonra da! )
( Ne olduğu. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/> Ne/nasıl[ne/yin asıl] olması gerektiği. )

- ÇÖZÜM ile/ve TEDBİR

- ÇÖZÜM ile YANIT
( Geciken yanıt yanlış yanıttır. )
( Bir sorunun doğru çözümü, onun ancak evrensel, tarafsız bir araştırma ve sorgulama içinde çözümlenmesiyle bulunabilir. )
( Her sorunun kökeni geçmişte, çözümü gelecektedir. )

- CUMHURİYET ile/ve DEMOKRASİ
( Belirli (bir) ideolojide. İLE/VE İdeolojiler arasında. )
( ONAFHANKELIJKHEIDPLEIN
[Paramaribo'daki, Cumhuriyet Meydanı'nın yerel adı.] )

- DA'VÂ ile DÂV[Fars.]
( Şikâyetçi olarak mahkemeye başvurma. | Sorun, mesele. | Bir konu/sorun üzerinde özel bir düşünce sahibi olma, iddia. İLE Satranç, dama, tavla gibi oyunlarda tutulan sıra, nöbet. | Oyunda sürülen para. | Sövme. | Dâvâ. | Duvar sırası. )

- DAĞITIM ile/ve/<> BÖLÜŞÜM

- DAVACI ile/>< DAVALI

- DÂVÂ ile/ve DAVET

- DÂVÂ ile/ve DELİL ile/ve İSPAT
( BEYYİNE: Bir olayın doğruluğunu ortaya koyabilen yöntem. | Duruşma sırasında bir savı gerçekleştirmek için başvurulan belge, tanıt, tutamak, delil. )

- DÂVÂ ile/ve/||/<>/> DURUŞMA

- DÂVÂ ile/ve/değil/yerine HİZMET

- DÂVÂ ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< MÂNÂ
( Bilmezler mânâsını, ederler dâvâsını. )

- DÂVÂ ile ŞEKVÂ
( ... İLE Şikâyetin, mahkemelik olmadan, dava haline getirilmesi. )

- DÂVÂ değil/yerine/>< TERK-İ DÂVÂ

- DAYATMA/CI "ÇÖZÜMLER" ile/değil/yerine/>< GERÇEK/SAĞLAM ÇÖZÜMLER

- DAYATMA ile/ve/değil/yerine SINIRLAMA

- DEĞERLENDİRME YAPMAK ve/için/< HAKİKATLERİ BİLMEK

- DEĞERLENDİRMELİ!

- DEĞERLENDİRME ile/ve/> ANLAMLANDIRMA

- DEĞERLENDİRME ile DEĞER-LENDİRME

- DEĞERLENDİRME ile HESAPLAMA

- DEĞERLENDİRME ile NİTELENDİRME

- DEĞERLERİMİZİ, ÇÖP DURUMUNA DÜŞÜRMEK değil/yerine ÇÖPLERİMİZİ, DEĞER DURUMUNA ÇIKARMAK

- DEĞER ile KRİTER

- DEĞİM/LİYÂKAT ile HAK EDİŞ

- DENGELEYİCİLİK ile/ve BÜTÜNLÜK

- DENGELİ ile/ve/||/<> BÜTÜNLÜKLÜ

- DENGE ile/ve/<> DİNGİNLİK

- DENGE ve/<> HUZUR

- DENKLİK ile/ve/<> BÜTÜNLÜK

- DERT ile SORUN

- DEVLET DÜZENİ ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<> HÜKÜMET DÜZENİ

- DİKOSTERİA
( Eski Yunan'da halk mahkemesi. )

- DİLİ(ZİHNİ) (DOĞRU/YETKİN) KULLANMAK ile/ve/<> TÜRKÇE'Yİ (DOĞRU/YETKİN) KULLANMAK

- DİN DERSİ ile/ve/||/<> DÜN DERSİ

- DİN-İ İSLÂM ile/ve/<> DİN-İ FITRAT ile/ve/<> HAKK DİN
( Hz. Muhammed. İLE/VE/<> Hz. İbrahim. İLE/VE/<> Hz. Musa. )

- DIŞLAŞIM ile DIŞAVURUM

- DİZGE ile/ve/<> BÜTÜNLÜK
( Aslında her biri öbürüdür. )

- DİZGE ile/ve/<> BÜTÜNLÜKLÜ DİZGE

- DOĞAL SEMERE ile MEDENÎ SEMERE
( Doğal. İLE Antlaşma ya da yasalar ile belirlenmiş. )
( SEMERE: Meyve. | Yarar, verim. | Sonuç. | Bir şeyden elde edilen gelir. )

- DOĞA ile/ve ZORUNLULUK

- DOĞRU/YANLIŞ ile/ve/değil/yerine EN AZ YANLIŞ
( Bazen/bazı durum/konu/olaylarda, doğru ya da yanlış üzerinden değil, en az yanlışı düşünerek[hesaplayarak, göze alarak] hareket etmek, karar almak durumunda/zorunda kalabilir/olabilirsiniz. )

- DOĞRU/YANLIŞ ile İYİ/KÖTÜ ile GÜZEL/ÇİRKİN/YÜCE

- DOĞRUDAN KAYIP ile DOLAYLI KAYIP
( Herşeyi kaybetmekle, gerçekten herşeyi kazanmış olursunuz. )
( Asla kaybedilmemiş olan asla bulunamaz. )

- DOĞRULAMAK ile/ve/<> DOLDURMAK

- DOĞRULAMAK ile/ve/değil KANITLAMAK

- DOĞRULUK = HAKİKAT = TRUTH[İng.] = VÉRITÉ[Fr.] = WAHRHEIT, RICHIGKEIT[Alm.] = VERITAS[Lat.] = ALÉTHEIA[Yun.] = VERDAD[İsp.]

- DOYUM ve/||/<>/< BÜTÜNLÜK

- DÜĞÜM değil/yerine/>< ÇÖZÜM

- DURDURMAK ile/ve/<> ENGELLEMEK

- DURDURMA ile/ve/||/<> SINIRLANDIRMA

- DURUM ile/ve/<> DURUŞ

- DÜRÜST/LÜK >< BİLGİSİZ/LİK(CEHÂLET)

- DÜŞÜNCE ve/||/<>/< MANTIK
ve/||/<>
EYLEM ve/||/<>/< EDEB

( Düşüncenin edebi, mantıktır. VE/||/<> Eylemin mantığı, edebdir. )

- DÜŞÜNCEYLE BAKMAK ile DÜŞÜNCE OLMADAN BAKMAK

- DÜŞÜNMEK ile DEĞERLENDİRMEK

- DÜŞÜNMEK ile DEĞERLENDİRMEK

- DÜŞÜNMEK ile/ve/değil/yerine DÜŞÜNMEYİ DEĞERLENDİREREK DÜŞÜNMEK

- DÜŞÜNMEK ile/ve/<>/= ETKİNLİK
( TEFEKKÜR ile/ve/<>/= FAALİYET )

- DUYARLILIK ile/ve/<> İÇSELLEŞTİRME

- DUYUMSAMAK ile/ve/<> KABUL ETMEK

- DÜZELTME ile (YENİDEN) DÜZENLEME

- DÜZELTME ile/ve/değil BİLGİLENDİRME

- DÜZEN KURMAK ile STANDARTLARI OTURTMAK

- DÜZEN'İN:
İÇTE ARANMASI
ile DIŞTA ARANMASI
( İçinize yönelin ve ne olmadığınızı keşfedin. )

- DÜZENLİ/LİK ile/ve/<> BÜTÜNLÜK/LÜ/LÜK

- EDEPLİ:
FELSEFECİ
ve/||/<> MATEMATİKÇİ ve/||/<> HUKUKÇU
( Ancak, felsefeci, matematikçi ve hukukçular edeplidir.[Ancak, dile hâkim olabildikleri ve sorgulayabildikleri oranda.] [Ne hareketi/sporu temel/öncelikli alan, ne bilimsel tutarlılığı olan, ne de sanatsal duyarlılığı ile sınırları/nı aşan.] )

- EDİNİM ile ÇIKARIM

- EFDAL[< FÂDIL, FÂZIL]
( DAHA FAZÎLETLİ | EN ÂLÂ, ÜSTÜN )

- EFRÂDINI CÂMÎ ve/<> ÂĞYÂRINI MÂNÎ
( Bir kavramın tüm bireylerini kuşatıp ötekileri dışarıda bıraktığında kullanılan bir deyim. )
( "İnsan düşünen bir canlıdır" tanımı verildiğinde bu tanımın içine tüm insan bireylerini içerir. Girmeyen hayvan(behaim) vs. dışarıda bırakır. )

- EĞİLMEDE:
"ÇIKAR" / "ÜSTÜNLÜK"
ile/değil/yerine SAYGI
( Nokta kadar "çıkar/ın" için, virgül kadar eğilme! / Kimse, kimseden "üstün" ya da yukarıda değildir/olamaz. İLE/DEĞİL/YERİNE Bir kişinin, hizmetine, emeğine, çabasına saygı duyuyorsak... )

- EĞİTİM ile/ve/> DUYARLILIK

- EK OLMAK değil/yerine HAK OLMAK

- ELEŞTİRİ ile/ve/değil/yerine DEĞERLENDİRME
( Eleştiri, bulunduğun durumu tespit ile başlamalıdır. )

- EMPATİ:
SANA
ve/<> ONA
( Yapılmasını istemediğin şeyi, başkasına yapmamak. VE/<> Sana davranılmasını/yapılmasını istediğin şeyi/şekilde, ona yapmak. )

- ENGELLİ (mi?) ile/değil ENGELLENEN (mi?)
( BOLLUK-KITLIK )

- ENGELLİYE:
ACIMAK
ile/değil/yerine SAYGI GÖSTERMEK

- ENİNE BOYUNA (DÜŞÜNMEK, DEĞERLENDİRMEK)

- ERDEM ve/||/<> TÜZE(HUKUK)
( Erdemin ölçüsü, tüze'dir. )

- EŞDEĞERLİLİK ile/ve/||/<> BÜTÜNLÜK

- ESEME/MANTIK ile/ve/> ÇIKARIM

- EŞİT (DEVLET), EŞİTİ YARGILAYAMAZ
( [Lat.] PAR IN PAREM NON HABET IMPERIUM )

- EŞİT HAK ile/ve/||/<>/>/< EŞİT PAYLAŞIM

- EŞİT/LİK ile/ve/<> UYUMLU/LUK

- EŞİTLİK ile HAKKANİYET

- EVALUATE vs. ASSESS vs. APPRAISE
( Değerlendirmek, takdir etmek. İLE Değerlendirmek, takdir etmek. İLE Değerlendirmek, değer biçmek. )

- EVLİLİK:
SONUÇ
değil BAŞLANGIÇ VE SÜREÇ

- EVRENSEL AKIL ile/ve/<> BİREYSEL AKIL

- EVRENSEL ile/ve/değil/yerine PAYLAŞILAN

- EYLEM:
KARINCA[< KARIŞTIRARAK]
ve/||/<> KARARINCA/KARARINDA

- EYLEM ile/ve/değil/yerine BÜTÜNLÜK İÇİNDE EYLEM

- FARK ET! ve/||/<> HAK ET!

- FARKINDALIK ve/<> ÜMİT
( Paylaş! VE/<> Aşıla! )
( Yeni yılda da, sağlıklı ve mutlu AN'lar yaşamak üzere, Farkındalık'larımızı paylaşıyor ve birbirimize, -en azından gülümseyerek :)- Ümit aşılamaya devam ediyoruz... :) )

- FAZLA ile/ve SORUN

- FEDÂKÂRLIK değil/yerine HAK/LAR

- FELSEFE ve/||/<>/> İDEOLOJİ ve/||/<>/> TÜZE
( Başlar. VE/||/<>/> Deneyimlenir. VE/||/<>/> Düzenlenir. )

- FELSEFE ve TÜZE(HUKUK)
( Yunan ökesi/dehası. VE Roma ökesi/dehası. )

- FELSEFÎ SORU/SORGULAMA ile/ve/= DEĞERLENDİRME

- FERAHLATMA ve/<> KOLAY(LIK)(ÂSÂN[Fars.])

- FIKIH ve/> TASAVVUF
( "Tasnif'ul Ulûum" kitabında Tasavvuf: "İmanın meyvesi ve İslâm'ın neticesi."/"Hüve semeretül iman ve neticetü'l-İslâm" )
( İman ve itikadı anlatan geniş ve derin ilim.[Bu ilmi anlatan kitaplara AKÂİD de denilir.] VE Gövde ile yapılacak ahkâm-ı islâmiye'yi bildiren ilim ve kitapları. VE Halk için, tahsili olmayanlar için yazılmış olan ve herkesin bilmesi, inanması ve yapması gereken kelâm, ahlâk ve fıkıh bilgilerini kısaca ve açıkça anlatan ilim ve kitapları. )

- GAYR'A BENZEMEK değil/yerine HAKK'A BENZEMEK

- GELECEĞİ "TAHMİN ETMEK" değil/yerine GELECEĞİ YARATMAK

- GELECEĞİ MERAK ETME!(K) ile/değil/yerine GEÇECEK OLANI İYİ DÜŞÜN!(MEK)
( Nasıl olsa gelecek. İLE/DEĞİL/YERİNE Zihninden hiç silinmeyecek. )

- GENELLEME ile/ve/değil SINIRLAMA

- GENELLEŞTİRME ile/yerine OLASILIK OLARAK (DEĞERLENDİRME)

- GERÇEK KİŞİ/LİK ile TÜZEL KİŞİ/LİK

- GERÇEK/LİK ile/ve HAKİKAT[Ar.]
( Çok. İLE/VE Tek. )
( Varoluş. İLE/VE Varlık. | İlke. )
( Bilimde. İLE/VE Felsefede. )
( ... İLE/VE Var'ı var, yok'u yok olarak bilmektir. )
( ... İLE/VE Varoluşu kişinin iradesine bağlı olmayan. )
( Sürekli değişen, değişmeye mahkum olan. / Olup da bitmeye yönelmiş olan. İLE/VE Ebedî olan. Üstündeki örtü [peçe/lethia(Yun. > alethia)] kaldırılıp altındaki biçimin ortaya çıkması. )
( Beklenmeyen ve tahmin edilemez olan gerçektir. )
( Saf, karışımsız ve bağımsız olan gerçektir. )
( Gerçek, en yüce mutluluktur. )
( Gerçekten söz etmek bile mutluluktur. )
( Gerçek, kavranamaz olandır. )
( Gerçek olan, sürekli sözsüzdür. )
( Gerçek, gerçek-olmayanda gerçeği görür. )
( Sahte olanlar gittiğinde, geride kalan, gerçek olandır. )
( Geçicilik, gerçekdışılığın en iyi kanıtıdır. )
( Gerçek, herhangi bir amaca hizmet edemez. )
( Gerçek, herkes için her zaman geçerlidir. )
( Gerçek, bilen ve bilinen ikileminin ötesindedir. )
( Gerçek, ŞU AN'da ve BURADA olandır. )
( Gerçeği bilmek, onunla uyum içinde olmak demektir. )
( Gerçeği bilmeye uğraşmayın, çünkü zihin yoluyla edinilen bilgi gerçek bilgi değildir. )
( Gerçeğe varış, sizin bir kişi olmadığınız olgusunun fark edilmesidir. )
( Gerçeğe varmış olan kişiler, çok sessizdirler. )
( Gerçeği bir formüle bağlama arzumuz onu inkâr demek oluyor, çünkü o sözcüklere sığdırılamaz. )
( Gerçek, bir şeyi ister gibi istenemez. )
( Gerçek, herkes için birdir, ancak sahte olan kişiseldir. )
( Gerçeğin deneyimi diye bir şey yoktur. Gerçek, deneyim ötesidir. )
( Gerçeğin zihinde yansıması için zihnin berraklığı ve sessizliği gereklidir. )
( Ancak, hayrette olduğunuz zaman, gerçeği bilebilirsiniz. )
( Ancak, gerçeğin kendi olduğunuzda, gerçeği bilebilirsiniz. )
( Gerçek, keşiftedir, keşfedilmişte değil. )
( Eğer anlatabilirseniz, o gerçek olan değildir. )
( Sözler, sözleri yaratırlar; gerçek ise sessizdir. )
( Gerçek olmayanı yaratan, zihindir ve sahtenin, sahte olduğunu gören de zihindir. )
( Zaman ve uzay ile sınırlı ve bir tek kişi için geçerli olan, gerçek değildir. )
( Gerçek, sahtenin reddi ve inkârı ile ifade edilebilir -eylemle. )
( Neyin gerçek olmadığını bilebilirsiniz -ki bu da sizin sahte olandan kurtulmanıza yeter. )
( Gerçeğe varmış kişi, egosuzdur. )
( Neyle aşırı meşgulseniz, onun gerçekliğine inanırsınız. )
( Gereksiniminiz olan tek şey, gerçeğe duyulan samimi özlemdir. )
( Gerçeğin bilinmesi için "ben" ve "benimki" fikirleri gitmelidir. )
( Gerçeğin, zihinde yansıması için zihnin berraklığı ve sessizliği gereklidir. )
( Gerçeği keşfettiğimi ne zaman anlarım? "Bu doğru", "Bu doğru değil" fikri ortaya çıkmadığı zaman. )
( Gerçeği bulmak için günlük hayatınızın en küçük eylemlerinde gerçek olmalısınız. )
( Gerçeği aramak, üstlenilen tüm işler arasında en tehlikeli olandır, çünkü o sizin içinde yaşadığınız dünyayı yıkar. )
( Gerçeğin aranışında, yalan ve hile olamaz. )
( Eğer amacınız gerçek sevgisi ve hayat sevgisi ise, korkmanıza gerek yoktur. )
( Kendinizi yeterli ve emin hissettiğiniz sürece, gerçek, sizin ulaşamayacağınız yerdedir. )
( Söyleyecek yalan bulamayanların başvurduğu son çare gerçektir. )
( Hakiki olmayanın hakiki olmadığını fark eder ve onu atarsınız. )
( Hakiki olan, zarın hem içinde, hem dışındadır. )
( Hakikat, gerçekliğin ardında duran dayanakçadır. )
( Hakikat, olguları birliğe getiren ilkedir. )
( Hakikat, "betimlenemez" olduğu ölçüde kendini ortaya koyar; karmaşıktır, anlamı belirsizdir, varlığını karşıtların buluşmasına dayalı olarak sürdürür ve ancak erginleme vahiyleri yoluyla dile getirilebilir. )
( Hakikatin üzerindeki perdelerden biri, dildir. )
( Adâlet, ancak hakikatten, saadet, ancak adâletten doğabilir. )
( HODOS TES ALETHEIA: Hakîkate götüren yol. )
( Hem, hem de. İLE/VE Ne, ne de. )
( The unexpected and unpredictable is real.
What is pure, unalloyed, unattached is real.
The real is bliss supreme.
Even to talk of real is happiness.
The real is inconceivable.
The fact is always non-verbal.
The real sees the real in the unreal.
What remains when the false is no more, is real.
Transiency is the best proof of unreality.
Reality is beyond the duality of the knower and the known.
The real is for all and forever.
Reality is beyond the duality of the knower and the known.
The real is, what is RIGHT NOW and RIGHT HERE.
To know reality is to be in harmony with it.
Do not try to know the truth, for knowledge by the mind is not true knowledge.
Realisation is of the fact that you are not a person.
Realised people are very quiet.
Your very desire to formulate truth denies it, because it cannot be contained in words.
The real cannot be wanted, as a thing is wanted.
Reality is common to all. Only the false is personal.
There is no such thing as the experience of the real. The real is beyond experience.
Clarity and silence of the mind are necessary for the reflection of reality to appear in the mind.
You can know reality only when you are astonished.
You know the real by being real.
Truth is in the discovery not in the discovered.
If you can convey, it is not the real thing.
Words create words, reality is silent.
It is the mind that creates the unreal and it is the mind that sees the false as false.
What is limited in time and space, and applicable to one person only, is not real.
Truth can be expressed only by the denial of the false -in action.
You can know what is not true - which is enough to liberate you from the false.
The realised man is egoless.
Whatever you are engrossed in you take to be real.
All you need is a sincere longing for reality.
For reality to be, the ideas of 'me' and 'mine' must go.
Clarity and silence of the mind are necessary for the reflection of reality to appear in the mind.
When do I know that I have discovered truth? When the idea 'this is true', 'that is true' does not arise.
To find reality you must be real in the smallest daily action.
The search for reality is the most dangerous of all undertakings for it will destroy the world in which you live.
There can be no deceit in the search for truth.
If your motive is love of truth and life, you need not be afraid.
As long as you feel competent and confident, reality is beyond your reach.
You can see the unreal as unreal and discard it.
The real is both within and without the skin. )
( Olduğu biçimde. İLE/VE Etkisi itibariyle. )
( 1- Gözlemleyebilsek de, gözlemleyemesek de varolanların, varoluşu.
2- Tutarlı gözlemlerden ya da deneylerden, genel sonuçlar çıkarmanın meşrû olduğu.
3- Hiçbir etkinin, ışık hızından daha hızlı yayılamayacağı.[YERELLİK/LOCALITY]

[Bernard D'Espagnat] )

- GERÇEKLERİ DÜŞÜNMEK ile/ve/değil/||/<>/>/< GERÇEKLERİ ORTAYA ÇIKARABİLECEKLERİ DÜŞÜNMEK

- GERÇEKLERİN GERÇEKLİĞİ ile/ve HAKİKATİN HAKİKATİ
( Töz. İLE/VE İlke. )

- GERÇEK = HAKİKİ, VAKİ = REAL[İng., İsp.] = RÉEL[Fr.] = REAL, WIRKLICH[Alm.] = REALIS, VERUS[Lat.]

- GEREKLERİNİ YAP(A)MADIYSAN:
HESAP SORMA!
ve SIZLANMA!

- GİDERİLEMEZ/LİK ile/ve/<> VAROLUŞU REDDEDİLEMEZ/LİK

- GÖNÜL ve/=/<> HAKİKAT

- GÖREV/İMİZ:
"SİYASET"
değil TESİS-İ ADÂLET

- GREV ile/<>/>< LOKAVT[İng.]
( ... İLE/<>/>< İşverenin, işçileri, topluca işten uzaklaştırma ya da işten çıkarma kararı. )

- GÜÇ/KUDRET ve/||/<> MERHAMET

- GÜÇ:
SIÇRAYIŞ
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SARSILMAZ DURUŞ

- GÜNLÜK DİL ile HUKUK DİLİ

- GÜNLÜK KONUŞMALARIN SIRADANLIĞINDA/YALINLIĞIYLA:
AMAÇLI
ile/ve/||/<> BİLEREK ile/ve/||/<> BİLMEDEN ile/ve/||/<> BÜTÜNLÜKLÜ
( Reklam. İLE/VE/||/<> Evlilik. İLE/VE/||/<> Dostluk. İLE/VE/||/<> Sanat. )
( Kitlelere "oynanıyorsa". İLE/VE/||/<> Saygıyla bütünleşilecekse. İLE/VE/||/<> Sevgiyle yaklaşılıyorsa. İLE/VE/||/<> Susulabiliyorsa. )
( )

- GÜRÜLTÜSÜZ/LÜK ile/ve/> SESSİZ/LİK
( Gereksiz dış etmenlerin (sesin) bulunmamasıyla. İLE/VE/> Kendiliğinden, doğal olarak. )

- GÜZELLİK:
İZLENİLEN
ile/ve/değil/yerine/||/<>/> YAŞANILAN

- Haddini bildirmek için KONUŞ!!!

- Haddini bilmek için KONUŞ!!!

- HADDİNİ BİLMEK ile/ve HAKKINI BİLMEK
( Olgunlaşmayan meyveye, el uzanmaz. )

- HADDİNİ BİLMEK ve HESABINI BİLMEK

- HADDİNİ BİLMEK ve/||/<> VAROLMA/VAROLABİLME

- HAD ile HADD
( Sınır. İLE Küllî varlığın müşâhedesine erdiren bir yol. )

- HAD ile/ve HARAM
( Akılda. İLE/VE Dinde. )

- HAD ile/ve/<>/< MATLA'[< TULÛ | çoğ. MATÂLİ']

- HAD ile/ve/<> ÖLÇÜ
( Bilgelik, aklın; Cesaret, kalbin; Ölçülülük, duyguların kontrolüdür. )

- HAK EDİŞ ile/ve/değil/> HAKKINDAN VAZGEÇEBİLMEK

- HAK EDİŞ ile/ve UYGUNLUK

- HAK GÖZETME ile VİCDAN

- HAK SİLLESİNİN:
SADÂSI
ve/||/<> DEVÂSI ve/||/<> DÂVÂSI
( Olmaz! )

- HAK'LA İSTEMEK ve/<> HAKK'LA İSTEMEK

- HAK(K)'A TESLİM OLMAK ve/||/<>/>/< KENDİNLE BARIŞIK OLMAK

- HAK-HUKUK (SAHİBİ OLMAK, PEŞİNDE KOŞMAK)

- HAK-HUKUK ile GAK-GUGUK
( Her zaman için. İLE Bazen/bugün. )

- HAK-SIZ ile HAKK-SIZ

- HAK/LAR [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- HAKİKAT BİLGİSİ ile/ve/||/=/<>/>/< KENDİNİN BİLGİSİ

- HAKİKAT [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- HAKİKAT GERÇEKLİK

- HAKİKAT'İ ZİKR ETMEK ile/ve HAKİKAT'İN ŞÜKRÜ

- HAKİKAT'TEN ÖĞRENMEK ile/ve/<> HAKİKATEN ÖĞRENMEK

- HAKİKAT-İ KÂBE ve HAKİKAT-İ KIBLE

- HAKİKAT:
ÖĞRENİLEBİLİR
fakat ÖĞRETİLEMEZ
( Belki. FAKAT Asla! )

- HAKİKATA OLAN BAĞLILIK ile/ve/<> KİŞİYE/İNSANLIĞA YAPILAN HİZMET
( Bir'e hizmet, bin'e hizmet; bin'e hizmet, bir'e hizmet. )

- HAKİKATE YAKLAŞMAK ile/ve HAKİKATTEN UZAKLAŞMAK
( İki uc da çıldırmaya/delirmeye neden olur. )
( İki uc da çıldırmaya/delirmeye neden olur. )

- HAKİKATE YOL ile/ve/<> HAKİKATTE YOL
( Vardır. İLE/VE/<> Yoktur. )

- HAKİKATİ İFADE EDEN ile HERŞEYİ/HERKESİ BAĞLAYICI

- HAKİKATİ:
[ya] ARAMA!
ve/ya da/<> HERKESE VE HER YERDE/ZAMAN AÇIKLAMA!
( [Kişiyi] Yalnız kılar. VE/YA DA/<> Maskara eder. )

- HAKİKÂTİNİ DAĞITMAK ile/ve HAKİKÂTİNDEN VAZGEÇMEK

- HAKİKATLERİN SANATI ile SANATIN HAKİKATLERİ

- HAKİKATTE:
[ne] ŞAH
ne de PADİŞAH

- HAKİKAT ve DİZGE

- HAKİKAT ile/ve/||/<> EVRENSEL/LİK

- Hakikat ile hakikat

- Hakikat ile hakikat

- Hakikat ile/ve hakikat

- HAKİKAT ile HAKİKAT
( Temel. İLE Ayrım. )
( HAKİKAT: İlkesel tutum/bakış. )

- HAKİKAT ile HAKİKAT-ÜL-HAKAİK
( Doğa. İLE Tin. )

- HAKİKAT ve/<> HAYR

- HAKİKAT ile/ve/||/<>/< İTİBAR

- HAKİKAT ile/ve KEMÂLÂT
( İzi yoktur ki izinden biline, Dahi tozmaz ki tozundan biline, Sen anı sanma sözünden biline, Hakikat ehlinin olmaz nişanı. )
( GÜZELLİK/KEMÂL: * TENASÜB-Ü ÂZÂ(ÖRGENLERİN UYUMU) * AKIL * AHLÂK * ÇÖZÜM ÜRETEBİLMEK )
( Kemâlâtın en büyüğü, kişinin kendini herkesten küçük görmesidir. )
( Hakikat, tüm âleme değil ancak ehline gösterilir. )
( Hakikat karşılığında ne para alınır, ne de bir şey. )
( Hakikati biliyorsan ölümü iste! )
( Kelâmı, hakikati zamanından önce kulağımıza çalsalar, zeytinyağıyla şişirilen ve çürüyen incire benzeriz. )

- HAKİKAT ile/ve/değil MUTÂBAKAT
( HAKİKAT: Düşünce dünyası ile dış dünya arasındaki uyuşma/mutâbakat. )

- HAKİKAT ve/||/<>/> ÖZGÜRLÜK ve/||/<>/> DOYUM

- HAKİKAT ile/ve/değil SIDKİYET

- HAKİKAT ile/ve/değil SIDKİYET

- HAKİKAT ile/<> UPUYGUNLUK

- HAKİKAT ile/ve/değil VAK'A

- HAKİKÎ:
AYNÎ/HARİCÎ
ile/ve/<> ZİHNÎ
( NEFS EL-EMR )

- HAKÎM ile HÂKİM ile HAKEM ile HEKİM
( Hikmet sahibi. İLE Hüküm veren, yargıç. İLE Karar veren. İLE Tabip, tıp doktoru. )

- HAKK BİLMEK ile/ve HAKK'TAN BİLMEK
( Vahdet-i Hakk'ı bilenin, dili lâldir, aklı mat. )
( Allah, Hakk'ın küllî mertebesidir. )
( Allah bilence olsun. )
( HAKK: Kendiyle kaim olan varolan. )
( İNSAN HAKK'TA, HAKK İNSAN'DA; HAK EDENE! )

- HAKK'A KAVUŞMAK ile/ve/<> HAK ETTİĞİNE KAVUŞMAK

- HAKK'A RAZI OLMAK ile/ve HAKKINA RAZI OLMAK
( İltifatına aldanma, hakaretine yerinme! )
( Allah'a en yakın olduğun an, en küçük göründüğün andır. )
( HAK: Rabbin sana tahsis ettiği. )

- HAKK'LA İSTEMEK ve/<> HAKK'ÇA İSTEMEK

- HAKKAK["ka" uzun okunur] ile HAKKÂK[< HAKK]
( Kutucu, hokkacı. İLE Hak eden. | Mühür vs. kazıyan kişi. )

- HÂKKA ile HAKKA["ka" uzun okunur]
( Sürekli musîbet, âfet, keder. | Kıyâmet günü. İLE Doğrusu.[el-HAKK, HAKKAN, HAKİKATEN] )

- HAKKIN, SENİN YANINDA OLDUĞUNA İNANMAK ile/ve/değil/yerine/<> KENDİNİN, HAKKIN YANINDA OLDUĞUNA İNANMAK

- HAKKINI İADE ETMEK ve/<> HAKKINI TESLİM ETMEK

- HAKK ile/ve/<> HÂK
( ... İLE/VE/<> Kendine varlık vermeyen. )
( Bizzâtihî varlık. İLE/VE/<> Toprak. )

- HAKLARI:
TESİS ETMEK
ve/||/<>/>/< TESLİM ETMEK

- HAKLAR ve/||/<>/< HAKLARIN HAKLARI

- HAKLI OLANI, GÜÇLÜ KILAMAMAK ve/ne yazık ki/> GÜÇLÜ OLANI, "HAKLI KILMAK"

- HAKLI/HAKSIZ ÇIKARMAYA ÇALIŞMAK ile/değil/yerine ANLAMAYA ÇALIŞMAK

- HAKLI/LIK ile/ve VERİCİ/LİK

- HAK ile/ve/değil/||/<>/>/< AŞK

- HAK ile/ve/<>/< AYRICALIK/İMTİYAZ(/MÜMTAZ)[Ar. < MEYZ]

- HAK ve/||/<>/> GÜÇ

- HAK ile/ve/<> GÜVENCE

- HAK ile/ve HAD

- HAK ile HÂK
( Adalet. İLE Toprak. )

- HAK ile/ve HAKİKAT

- HAK ile HAKK
( Adâlet. İLE Allâh. )
( Her disiplinin kendi ve belirleyicileri. İLE Disiplinleri aşkın. )

- HÂK ile HÂK[Fars.] ile HAKK[çoğ. HUKUK] ile HAKK
( Orta, vasat. | İnsaniyetli, mert ve yiğit adam. İLE Toprak. İLE Allah, tanrı. | Doğruluk ve insaf. | Bir kişiye ait olan şey. | Dava ve iddiada hakikate uygunluk, doğruluk. | Geçmiş/harcanmış emek. | Pay, hisse. | Doğru, gerçek. | Lâyık, münâsip. İLE Kazıma, kazınma, bir şeyin üstünü çelik kalemle yazı ya da resim olarak oyma. | Yazıyı, yanlışı kazıma. )

- HAK ile HAK ile HÂK[Fars.]
( Tüze. | Türenin[tüzeye/hukuka uygunluk] gerektirdiği ya da birine ayırdığı şey, kazanım. | Dava ya da savda gerçeğe uygunluk, doğruluk. | Geçmiş ve harcanmış emek. | Emek karşılığı ücret. | Doğru, gerçek. İLE Maden, ağaç, taş üzerine, elle yazı ya da şekil oyma. İLE Toprak. )

- HAK ile/değil HAZ
( Birçok şeyin, hakkınız olduğuna inanabilirsiniz fakat bir düşünün bakalım! Sadece hazzınız [için] olmasın? )

- HAK ve/<> HİKMET

- HAK ile/ve/<> HİZMET

- HAK ile/ve/||/<> NASİP

- HAK = RIGHT[İng.] = DROIT[Fr.] = RECHT[Alm.] = JUS[Lat.]

- HAK ile/ve RIZÂ

- HAK ile/ve YERİNDE HAK

- HAK ile/ve YERİNDE HAK

- HAK ile/ve/||/<>/>/< ZORUNLULUK

- HALK ŞAİRİ ile HAKK ŞAİRİ

- HALK ile/ve HAKK
( Hakk'ın sıfatları. Hakk'ın perdesi. İLE Allah. )

- HAL ile/ve HAKK
( Peygamber ve büyük kişilerin halleri, ardından gelenlere yardımda bulunabilmelidir. )

- HASSASİYET ve/<>/>/< HAYSİYET

- HATIR ile DEĞER

- HAT ile HAD

- HAYAL KIRIKLIĞI ile/ve/||/<> MUTSUZLUK

- HAZAR[Ar.] ile Hazar
( Barış. İLE Hazar Denizi çevresinde yaşamış, eski bir Türk boyu ya da boydan olan kişi. )

- HAZM ile HAZM
( Kesin karar, sebat, direnme. | Doğru ve sağlam oy ve karar. İLE Midedeki yiyecekleri eritme, sindirme. )

- HİÇLİK ile/ve/=/<>/değil/yerine/hem de/ya da/belki BÜTÜNLÜK

- HİKMET ile/ve/<> HAKK

- HİSSE SENEDİ ile PAY BELGİTİ

- HİSSÎ ile/ve HAKÎKÎ
( ... İLE/VE İlletini aramak/bulmak. )

- HİZMET ve HAKK
( HİZMET İLE BULANLAR BULDU HAKK'I
HİZMETSİZ KİMİN VAR, KİMDE HAKKI )

- HUKUK DÜZENİ ile/ve/||/<>/< DÜNYA GÖRÜŞÜ

- HUKUK'UN:
KÖRELTİLMESİ
değil/yerine/>< YAYGINLAŞTIRILMASI

- HUKUK:
ZORUNLULUK
ile/ve/değil/||/<>/< GEREKLİLİK

- HUKUKİ ERDEMLER'DE:
GENELLİK
ve/||/<> İLÂN ETME ve/||/<> GERİYE YÜRÜ(TÜLE)MEME ve/||/<> AÇIKLIK ve/||/<> ÇELİŞKİSİZLİK ve/||/<> UYMA OLANAĞI ve/||/<> KALICILIK ve/||/<> İLÂN EDİLEN KURAL İLE RESMÎ EYLEM ARASINDAKİ UYGUNLUK

- HUKUKSUZ/LUK ve/> KAYITSIZ/LIK

- HUKUKU:
DELMEK
ile/değil/yerine DEĞİŞTİRMEK

- HÜKÜMDAR ile HAKAN[< KAĞAN]
( ... İLE Türk, Moğol ve Tatar hanları için "hükümdarlar hükümdarı" anlamında kullanılan bir san. | Osmanlı sultanlarına verilen san. )

- HÜNER:
BİLMEK
ile/ve/değil/<> İÇİNDE YAŞAMAK

- HUZUR/BARIŞ/BİRLİK/DİRLİK SAĞLA(T)MAK:
SÖZLERLE
ile/ve/<>/> YAPILANLARLA ile/ve/<>/> VAROLUŞLA
( Ne söylemeyeceğini bilerek. İLE/VE/<>/> Ne yapmayacağını bilerek. İLE/VE/<>/> (hiçbir şey söylemesen ve yapmasan bile) Varoluşun, yeterlidir![ve de bunu sürekli anımsayarak!] )

- HUZUR ve/||/<> BARIŞ
( İç/içte. VE/||/<> Dış/dışta. )

- HUZUR ve/<> SEVİNÇ

- HZ. İBRAHİM ile/ve HZ. İSHAK ile/ve HZ. YAKUP ile/ve HZ. MUSA ile/ve İSRAİLOĞULLARI
( Ahid. İLE/VE And. İLE/VE Yasa/Akıl. İLE/VE Yollar. İLE/VE İşler. )

- İADE[< AVD] >< MÜSÂDERE[< SUDÛR | çoğ. MÜSÂDERÂT]
( Geri gönderme/çevirme. | Eski/önceki durumuna getirme. | Karşılık yapma. | Birinci dizenin son sözcüğünü, ikinci dizenin başında tekrarlayarak yazılan şiir. >< Tanzimat'tan önce, herhangi suçlu birinin malının, hükümetçe, sultan adına alıkonulması. | Yasak bir şeyin, yasaya uygun olarak alıkonulması/zabtı, zoralım. )

- İBARATLAR ile/ve İŞARATLAR ile/ve LETAİF/LER ile/ve HAKAİK/LER ile/ve MESEL/LER

- İÇ BÜTÜNLÜK ile/ve TUTARLILIK

- İÇ TUTARLILIK ile/ve/<> İÇ BÜTÜNLÜK
( Mantık. İLE/VE/<> Şiir. )

- İÇİNDE OLMAK ile/ve PARÇASI OLMAK

- İCMÂ ile/ve/II TEVÂTÜR
( Fıkıh'ta. İLE/VE/II Hadis'te. )

- İCRÂ ve/> İHYÂ

- İCRÂ ile/ve/||/<> İNFAZ

- İÇSELLEŞTİRME ile ÖZÜMSEME

- İÇTEN PAZARLIKLI ile ÇIKARCI

- İÇTİHAT, İÇTİHÂD değil/yerine/= GÖRÜŞ; ANLAYIŞ/KAVRAYIŞ
( Görüş, özel görüş, anlayış, kavrayış. | Yasada ya da örf ve âdet tüzesinde uygulanacak kuralın açıkça ve ikirciksiz olarak bulunmadığı konularda, yargıcın ya da tüzecinin düşüncelerinden doğan sonuç. )

- İDDİA (ETMEK) ile TAAHHÜT (ETMEK)

- İDDİA ile/değil/yerine HAKİKAT

- İDDİA ile/ve/değil/yerine ÖNESÜRÜM

- İFADE HAKKI ve/||/<>/>/< ÖTEKİ HAKLAR

- İHKAK-I HAK ile/ve/||/<>/> YARGILAMA
( Bir hakkı, usûlü dairesinde yerine getirme, mürâfaa ve muhâkeme sonucunda, ispat ve izhâr etme. )

- İHLÂS ve/<> EYLEM
( İhlâs, bir eylemi, o eylemin özüne özgü kılmaktır. )

- İHTİLÂF ile TEFRİKA

- İHTİTÂB[< HUTBE] ile İHTİTÂB[< HATAB]
( Nikâhla isteme. İLE Odun toplama, odun kesme. )

- İHTİYÂR SAHİBİ (OLMAK/OLAN) ile/ve/<>/|| TASARRUF SAHİBİ (OLMAK/OLAN)

- İKİ SORUN:
ADÂLETSİZLİK
ile/ve/||/<> ANLAMSIZLIK
( Tüze(hukuk) ile sağlanmaya/çözülmeye çalışılmaktadır fakat hukuka ulaşılamamıştır. İLE/VE/||/<> Sanat ile giderilmeye çalışılmaktadır fakat ne yazık ki, sanat, kişilere ulaşamamıştır. )

- İKİNCİL KAYNAKLARLA:
ÇÖZÜMLEME
değil/yerine BETİMLEME
( İkincil kaynaklarla, belki betimleyici(tasvirî) çalışmalar yapılabilir fakat çözümleyici(tahlilî) çalışmalar yapılamaz! )

- İKTİZÂ ile/ve/||/<> TAHYİR ile/ve/||/<> VAZI

- İLİM:
HAKİKAT
ve/+/||/<> İTİBAR

- İLİMLER(ULÛM) ile/ve/<> FENN(FÜNÛN) ile/ve/<> MEBHAS[MEBÂHİS]
( * İLM-EL-YAKÎN: KESİN BİLGİ
* İLM-İ AHCÂR: TAŞBİLİMİ, JEOLOJİ
* İLM-İ AHLÂK: AHLÂK BİLGİSİ
* İLM-İ AHVÂL-İ CEVV: METEOROLOJİ
* İLM-İ AKVÂM: MİLLETLERİN, KAVİMLERİN, KÜLTÜR, GÖRENEK GİBİ HALLERİNİ ARAŞTIRAN, İNCELEYEN İLİM, ETNOLOJİ, IRKIYYÂT
* İLM-İ ARÛZ: [ed.] VEZİN, NAZIM ÖLÇÜLERİYLE İLGİLİ BULUNAN BİLİM
* İLM-İ ARZ, İLM-ÜL-ARZ: JEOLOJİ
* İLM-İ ÂSÂR-I ATÎKA: ARKEOLOJİ
* İLM-İ BEDÂYİ': ESTETİK
* İLM-İ BEDEN, İLM-ÜL-EBDÂN: HEKİMLİK BİLGİSİ
* İLM-İ BEDÎ': [ed.] GÜZEL SÖZ SÖYLEME VE YAZMA BİLİMİ, ESTETİK
* İLM-İ BEDÎHÎ: GERÇEĞİ SEZEREK ANLAMA BİLİMİ
* İLM-İ BELÂGAT: İYİ, GÜZEL, PÜRÜZSÜZ SÖZ SÖYLEME, UZDİLLİLİK; SÖZÜN DÜZGÜN, KUSURSUZ, YERİNDE VE ADAMINA GÖRE SÖYLENMESİNİ ÖĞRETEN BİLİM
* İLM-İ BEYÂN: İFADE BİLİMİ
* İLM-İ CEBR: CEBİR BİLGİSİ (CEBİR(GABER) [SÜMERCE'DEN](HAREZMİ)): Kırılan kemiği yerine koymak.

* İLM-İ CEDEL: BİLİMSEL TARTIŞMA
* İLM-İ CERR-İ ESKAL: MAKİNE VE KUVVETLER İLE BU KUVVETLERDEN DOĞAN HAREKETLER ARASINDAKİ İLİŞKİLERİ ARAŞTIRAN BİLİM
* İLM-İ EDEB: ARAP DİLBİLGİSİ
* İLM-İ EDVÂR: MÜZİK BİLGİSİ
* İLM-İ EHÂDİS, İLM-İ AHBÂR, İLM-İ ÂSÂR: HZ. MUHAMMED VE YAKINLARININ SÖZLERİYLE, HAREKETLERİYLE İLGİLİ BULUNAN GELENEKLERİ KONU EDİNEN BİLİM
* İLM-İ EKTÂF: KÜREKKEMİĞİNE YA DA BU KEMİĞİN PARÇALARINA GEÇMİŞİ BİLME VE GELECEKTEN HABER VERME BİLİMİ
* İLM-İ ELSİNE: DİLBİLİM, LİNGUİSTİK
* İLM-İ EMRÂZ, İLM-ÜL EMRÂZ: PATOLOJİ
* İLM-İ ENSÂB, İLM-ÜL ENSÂB: JENEOLOJİ
* İLM-İ ENSÂC, İLM-ÜL ENSÂC: DOKUBİLİM, HİSTOLOJİ
* İLM-İ ENVÂ: AY'IN ZAMANLARINI ARAŞTIRAN BİLİM
* İLM-İ ESMÂ': ALLAH ADLARININ VE NİTELİKLERİNİN ANLAM VE AÇIKLAMALARIYLA İLGİLİ OLAN BİLİM
* İLM-İ EZELÎ: ALLAH'IN EZELÎ BİLGİSİ, ÖNCEBİLİM
* İLM-İ FERÂİZ: (huk.) ŞER'İ MİRAS İLMİ
* İLM-İ FETVÂ: (huk.) İSLÂM DİNİ YASALARINI İNCELEYEREK BAZI İDARÎ VE ADLÎ KONULARDA BİR KARARA VARMA BİLGİSİ
* İLM-İ FIKH: (huk.) ŞERÎAT İLMİ, ŞERÎATIN USUL VE HÜKÜMLERİ, AMELÎ VE ŞER'Î MESELELER BİLGİSİ, BİR ŞEYİ GEREĞİ GİBİ ANLAYIP BİLME
* İLM-İ HABER, İLM-İ HADÎS: HZ. MUHAMMED'İN SÖZLERİNİ İNCELEYEREK BUNLARDAN ÇIKAN ANLAMLARI AÇIKLAYAN BİLİM
* İLM-İ HÂL: DİN KAİDELERİNİ ÖĞRETMEK ÜZERE YAZILMIŞ KİTAP; TEKKEDE ÖĞRENİLEN BİLGİLER
* İLM-İ HAYVÂNÂT: ZOOLOJİ
* İLM-İ HENDESE/MESÂHA/MİSÂHA: GEOMETRİ BİLİMİ
* İLM-İ HESÂB: ARİTMETİK
* İLM-İ HEY'ET: ASTRONOMİ
* İLM-İ HİKMET: FELSEFE İLE İLGİLİ KONULARI İNCELEYEN BİLİM
* İLM-İ HİLÂF Ü CEDEL: TARTIŞMA/MÜNÂKAŞA YOLLARINI ÖĞRETEN BİLİM
* İLM-İ HİSÂB: ARİTMETİK
* İLM-İ HİYEL, İLM-ÜL HİYEL: MEKANİK BİLGİSİ
* İLM-İ HUKUK: HUKUK BİLGİSİ
* İLM-İ İCTİMÂ': TOPLUMBİLİM, SOSYOLOJİ
* İLM-İ İDÂRE: İDARE BİLGİSİ
* İLM-İ İKTİSÂD: EKONOMİ POLİTİK
* İLM-İ İLÂHÎ: TEODİSE
* İLM-İ İMLÂ: DİLBİLGİSİ KURALLARINA UYGUN YAZI BİLGİSİ; PERSPEKTİF RESİMDE KURALA UYGUN RESİM ÇİZME İLMİ
* İLM-İ İSNÂD: İLK NAZARİYE SAHİBİNİ İNCELEYEN VE BU NAZARİYENİN ONA BAĞLANMASI GEREKTİĞİNİ SAVUNAN İLİM
* İLM-İ İŞTİKAK: SÖZCÜK TÜRETME YOLLARINI ARAŞTIRAN İLİM, ETİMOLOJİ
* İLM-İ KABL-ET-TÂRİH: TARİHÖNCESİ DEVİRLERE AİT VARLIKLARI VE OLAYLARI KONU EDİNEN İLİM, PREHİSTORYA
* İLM-İ KAFİYE: ŞİİRDE RİTİM SAĞLAMA İLMİ
* İLM-İ KAL: MEDRESEDE ÖĞRENİLEN İLİM
* İLM-İ KEFF: AVUÇ ÇİZGİLERİNE BAKARAK GEÇMİŞİ VE GELECEĞİ BİLME İLMİ
* İLM-İ KELÂM: KUR'AN'IN HÜKÜMLERİNİ AÇIKLAYAN VE YORUMLAYAN İLİM
* İLM-İ KELÂM VE AKAİD: METAFİZİK
* İLM-İ KIHIF: KAFATASI KEMİĞİNİN ŞEKİL BAKIMINDAN AKLÎ MELEKE/YETİLERİN BELİRTİSİ OLDUĞUNU İLERİ SÜREN GÖRÜŞ, FRENOLOJİ
* İLM-İ KIRÂAT: KUR'AN'IN İLK YEDİ KİŞİ TARAFINDAN YEDİ TÜRLÜ OKUNUŞ TARZINI SAVUNAN VE BU YOLDAKİ ÇALIŞMALARI KAPSAYAN İLİM
* İLM-İ KIYÂFET: İNSANIN YÜZÜNDEN VE DIŞ GÖRÜNÜŞÜNDEN, İÇ VASIFLARINA, İÇ HAYATINA DAİR AHKAM ÇIKARMA BİLGİSİ
* İLM-İ KİMYÂ: KİMYA BİLGİSİ; SUN'Î OLARAK ALTIN VE GÜMÜŞ YAPMA İLMİ
* İLM-İ KİTÂB: KUR'AN'IN AÇIKLANMA VE YORUMUNA ÖZGÜ İLİM
* İLM-İ KİTÂBET: YAZI YAZMA, BİR MADDEYİ KURALLARINA UYGUN OLARAK EN GÜZEL BİR ŞEKİLDE KALEME ALMA İLMİ
* İLM-İ LEDÜN: ALLAH'IN SIRLARINA AİT MANEVİ BİLGİ
* İLM-İ LÛGAT: SÖZLÜKBİLİM, LEKSİKOLOJİ
* İLM-İ MAÂD: HAYAT SONU BİLGİSİ, ESKATOLOJİ
* İLM-İ MAÂNÎ: SÖZCÜĞÜN GEREKEN DURUMA, YANİ AÇIKLAMANIN ÖZÜNE YAKIŞMASI YOLLARINI GÖSTEREN İLİM, ANLAMBİLİM, SEMANTİK
* İLM-İ MAÂŞ: MAİŞET, GEÇİM, HAYAT BİLGİSİ
* İLM-İ MÂ-BA'D-ÜD-TABÎA: METAFİZİK
* İLM-İ MA'DENİYYÂT: MADEN ARAŞTIRMA VE İNCELEME İLMİ
* İLM-İ MAHÂSİN: ESTETİK
* İLM-İ MA'NÂ: GÜZEL SÖZ SÖYLEME İLMİ
* İLM-İ MA'NEVÎ: RÛHÎ VE ZİHNÎ OLGULARI VE OLAYLARI KONU EDİNEN İLİM
* İLM-İ MENÂHİC: YÖNETME İŞLERİ İÇİN GEREKLİ BİLGİYİ VEREN İLİM, METODOLOJİ
* İLM-İ MENAKİT: KRONOLOJİK VE ASTRONOMİK ZAMANLARI İNCELEYEN İLİM
* İLM-İ MENŞE'-İ AKVÂM: KAVİMLERİN, MİLLETLERİN MENŞEİ İLE, DOĞUŞU İLE İLGİLİ OLAN İNCELEME VE ARAŞTIRMALAR YAPAN İLİM
* İLM-İ MERÂYÂ: BİR İŞİN EN İNCE AYRINTILARINA KADAR İNMEYİ ÖĞRETEN İLİM
* İLM-İ MERÂYÂ-Yİ MUHRİKA: MERCEKLERİN, YAPIM, KULLANILMA VE YAKICI OLAN TÜRLERİNİ ARAŞTIRARAK KURALLARA BAĞLAYAN İLİM
* İLM-İ MESÂHA: YÜZÖLÇÜMÜ BİLGİSİ
* İLM-İ MEVCÛDÂT: DOĞANIN TÜM VARLIKLARINI İNCELEYEN İLİM
* İLM-İ MUÂMELE: MÜMİNLERİN, ALLAH VE KULLARINA KARŞI OLAN VAZİFE İLE İLGİLİ BİLGİLERDEN BAHSEDEN İLİM
* İLM-İ MÛSIKÎ: MÜZİĞİN TÜM KONULARINI İÇİNE ALNA İLİM, MÜZİK BİLGİSİ, MÜZİKOLOJİ
* İLM-İ MÜSTEHÂSÂT: ESKİ VARLIK-BİLİM, PALEONTOLOJİ
* İLM-İ NEBÂTÂT: BOTANİK
* İLM-İ NEFS, İLM-ÜN-NEFS: PSİKOLOJİ
* İLM-İ NÜCÛM: ASTROLOJİ
* İLM-İ PÎŞÂNÎ: ALINA BAKARAK, KARAKTERİ, ALINYAZISINI OKUMA İLE İLGİLİ İLİM
* İLM-İ REML: GEREKLİ OLAN ARAÇLAR KULLANILARAK FALA BAKMA
* İLM-İ RİVÂYET: GELENEKLERİN DOĞRULUK DERECESİNİ ARAŞTIRAN İLİM
* İLM-İ RİYÂZET: TASAVVUFU KONU EDİNEN İLİM
* İLM-İ RÛH, İLM-ÜR-RÛH: PSİKOLOJİ
* İLM-İ RÜSÛM: VERGİ MEVZUATI VE GÜMRÜĞE AİT KONULARLA İLGİLİ OLAN İLİM
* İLM-İ RÜŞEYN: DÖLLENMİŞ YUMURTACIĞIN CENİN DURUMUNA KADAR GEÇİRDİĞİ SAFHALARI İNCELEYEN İLİM, EMBRİYOLOJİ
* İLM-İ SAÂDET: MUTLULUĞU EN BÜYÜK GAYE EDİNEN BU GÖRÜŞLE İLE İLGİLİ BULUNAN BİLGİLERİ ELE ALAN İLİM
* İLM-İ SARF: SÖZCÜKLERİ, ONLARIN KONULUŞLARINI, TÜREYİŞ VE ÇEKİMLERİNİ KONU EDİNEN DİL VE EDEBİYAT BÖLÜMÜ
* İLM-İ SARF VE NAHV: GRAMER-SENTAKS İLMİ
* İLM-İ SAVT: AKUSTİK
* İLM-İ SECÂYÂ: IRABİLİM, ETOLOJİ
* İLM-İ SERVET: SİYASÎ İKTİSAT İLMİ
* İLM-İ SİHR: İNSAN RUHUNU ETKİLEYEN VE BAZI OLAYLARIN SEYRİNİ DURDURACAĞINA İNANILAN BÜYÜ İLE İLGİLİ OLAN İLİM
* İLM-İ SİMYÂ: HARFLERLE, SAYILARLA, İLÂHÎ SÖZLER VE ALLAH'IN ADLARINI KULLANMAKLA KÂİNATIN SIRLARINI ÇÖZME İLMİ
* İLM-İ SÛRÎ: ÜRETİM BİLGİSİ, ÜRETİMİ GELİŞTİRME BİLGİSİ
* İLM-İ SÜLÛK: ALLAH VE DİN UĞRUNA ÇİLE DOLDURMA YOLUNU ÖĞRETEN İLİM
* İLM-İ ŞERÎF: MÛSIKÎ
* İLM-İ ŞUHÛD: GÖZLEME, DENEYE DAYANAN BİLİM
* İLM-İ TABAKAT-ÜL-ARZ: YERBİLİMİ, JEOLOJİ
* İLM-İ TABÎÎ: DOĞABİLİM
* İLM-İ TASAVVUF: TASAVVUF İLMİ, TASAVVUFÎ DÜŞÜNCE VE MEVZU TARZINI YORUMLAYIP İNCELEYEN BİLİM
* İLM-İ TASVÎR-İ MİYÂH: [coğr.] SU BİLGİSİ, HİDROGRAFİ
* İLM-İ TAVSÎF-İT-TABÎA: FİZYOGRAFYA
* İLM-İ TEDBÎR-İ MENZİL: EV EKONOMİSİ İLMİ
* İLM-İ TEDKÎK-İ HUTÛT: ESKİ YAZILARI OKUYUP, ÇÖZME İLMİ
* İLM-İ TEFSÎR: KUR'AN'I İZAH ETMENİN YOLLARINI, USULLERİNİ BİLDİREN İLİM
* İLM-İ TEKVÎN: KÂİNATIN YARATILIŞINI İNCELEYEN BİLİM, KOZMOGONİ
* İLM-İ TE'LİF: MÜZİK KOMPOZİSYONU İLMİ
* İLM-İ TENCÎM: YILDIZLARA BAKARAK GEÇMİŞTEN VE GELECEKTEN HÜKÜM ÇIKARMA İLMİ
* İLM-İ TERBİYE-İ ETFÂL: EĞİTBİLİM, PEDAGOJİ
* İLM-İ TEŞRİH: KUTSAL KİTAPLARIN AÇIKLANMA VE YORUMLANMASIYLA İLGİLİ BULUNAN İLİM
* İLM-İ TEVHÎD: ALLAH'IN BİRLİĞİNE AİT BİLGİ, YORUM GİBİ ŞEYLERİ TOPLAYIP İNCELEYEN İLİM
* İLM-İ TE'VÎL: KUR'AN İLE İLGİLİ OLAN BİLGİLERLE UĞRAŞAN İLİM
* İLM-İ TEVLÎD: BAHÇIVANLIK İLMİ
* İLM-İ TIBB: TIP İLMİ, HEKİMLİK BİLİMİ
* İLM-İ TILSIMÂT: TILSIM, BÜYÜ İLMİ
* İLM-İ VEZÂİF: ÖDEV BİLGİSİ, DEONTOLOJİ
* İLM-İ VÜCÛH: KUR'AN'IN TÜRLÜ TÜRLÜ OKUNUŞLARINI ÖĞRETEN İLİM
* İLM-İ YAKÎN: İLÂHÎ ÂLEMLERE İLİŞİK BİLGİLERİ TOPLAYAN VE DOĞRULUĞUNDAN ŞÜPHE EDİLMEYEN İLİM

ile/ve/<>

- FENN(FÜNÛN)
* FENN-İ
:
* FENN-İ DERYÂ: DENİZCİLİK
* FENN-İ İNŞÂ: YAZI YAZMA SANATI
* FENN-İ KİMYÂ: KİMYÂ İLMİ
* FENN-İ MA'DENİYYÂT: MİNERALOJİ
* FENN-İ MENÂFİ'-ÜL-A'ZÂ: FİZYOLOJİ
* FENN-İ MESÂHA-İ ARÂZÎ: YER ÖLÇME BİLGİSİ[fr. GÉODÉSIE]
* FENN-İ SAYDELÂNÎ: ECZACILIK
* FENN-İ TABAKAT-ÜL-ARZ: JEOLOJİ
* FENN-İ TERBİYE-İ ETFÂL: PEDAGOJİ
* FENN-İ TEŞRÎH: ANATOMİ BİLGİSİ
* FENN-İ ZİRÂAT: ZİRÂAT, EKİNCİLİK BİLGİSİ

ile/ve/<>

- MEBHAS[Ar. çoğ. MEBÂHİS]: Bir şeyin arandığı yer. | Arama, araştırma yeri. | Bâb, fasıl. | Logic[İng.]/Logie[Fr.] sözünün karşılığı.
* MEBHAS-I ADALÂT: KAS BİLİMİ
* MEBHAS-İ AHCÂR: TAŞBİLİM, LİTOLOJİ
* MEBHAS-İ A'SÂB: SİNİRBİLİM, NEVROLOJİ
* MEBHAS-İ CÜMÛDİYYE: BUZUL BİLİMİ, GLASİYOLOJİ
* MEBHAS-İ ENHÂR: AKARSU BİLİMİ, POTAMOLOJİ
* MEBHAS-İ ESBÂB: NEDENBİLİM, ETYOLOJİ
* MEBHAS-İ ESVÂT: SES BİLGİSİ, FONETİK
* MEBHAS-İ GAYÂT: EREKBİLİM, TELEOLOJİ
* MEBHAS-İ HAYVÂNÂT-I NÂİME: YUMUŞAKÇALAR BİLİMİ
* MEBHAS-İ KUVVET-İ HAVÂ: HAVA DEVİNİMİ BİLGİSİ, AERODİNAMİK
* MEBHAS-İ MA'RİFET: BİLGİ KURAMI, EPİSTEMOLOJİ
* MEBHAS-İ MÜSTEHÂSÂT: ESKİVAROLAN BİLİMİ, PALEONTOLOJİ
* MEBHAS-İ RÜŞEYM: EMBRİYOLOJİ
* MEBHAS-İ TASVÎR-İ CİBÂL: DAĞ BİLGİSİ
* MEBHAS-İ TAVSÎF-İ MAÂDİN: METALOGRAFİ[kimya]
* MEBHAS-İ TUFEYLÂT: ASALAKBİLİMİ
* MEBHAS-İ ZIYÂ: IŞIK BİLGİSİ
* MEBHAS-İ VUCUD: VAROLAN BİLİMİ, ONTOLOJİ
* MEBHAS-ÜL-BEŞER: İNSANBİLİM, ANTROPOLOJİ
* MEBHAS-ÜL-EŞKÂL: BİÇİMBİLİM, MORFOLOJİ
* MEBHAS-ÜL-EV'İYE: DAMARBİLİMİ
* MEBHAS-ÜL-EZHÂR: ÇİÇEKLER BİLİMİ/BİLGİSİ
* MEBHAS-ÜL-HAREKÂT: DEVİNBİLİMİ, DİNAMİK
* MEBHAS-ÜL-İZÂM: KEMİK BİLİMİ
* MEBHAS-ÜL-MİYÂH: SU BİLİMİ, HİDROLOJİ )

- İLİM ve/<> HAKİKAT
( "Cahil" dediğimizde, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir.

Yoksa, okumuş olanlardan, en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okuma bilmeyenlerden de hakikati gören, gerçek âlimler çıkabilir. )

- İLİŞKİLİ ile/ve/<> BÜTÜNLÜKTE

- İLKELERİN:
VAROLMA SORUNSALI
ile/ve İŞLEVSELLİĞİ ile/ve DEĞİŞİMİ ile/ve OLMAMASI ile/ve BİRLİĞİ ile/ve İNKÂRI

- İLKELLİK değil/yerine/>< İLKELİLİK
( İnsanı ayakta tutan, iskelet ve kas sistemi değil ilkeliliğidir. )

- İLKE ve/=/<>/> HAKİKAT

- İLM el-YAKÎN ile AYN el-YAKÎN ile HAKK el-YAKÎN
( Okuyarak/duyarak eminlik. İLE Görerek eminlik. İLE Hakk'la, bizzat yaşayarak eminlik. )

- İLM'EL YAKÎN ile AYN'EL YAKÎN ile HAKK'EL YAKÎN
( Okuyarak/duyarak eminlik. İLE Görerek eminlik. İLE Hakk'la, bizzat yaşayarak eminlik. )

- İLM'EL YAKÎN ile/ve AYN'EL YAKÎN ile/ve HAKK'EL YAKÎN )
( AVAM ile/ve EBRAR ile/ve MUKARREBÎN )

- İLM-İ KELÂM ve İLM-İ FIKIH ve İLM-İ HÂL
( İman ve itikadı anlatan geniş ve derin ilim.[Bu ilmi anlatan kitaplara AKÂİD de denilir.] VE Gövde ile yapılacak ahkâm-ı islâmiye'yi bildiren ilim ve kitapları. VE Halk için, tahsili olmayanlar için yazılmış olan ve herkesin bilmesi, inanması ve yapması gereken kelâm, ahlâk ve fıkıh bilgilerini kısaca ve açıkça anlatan ilim ve kitapları. )

- İMAN ile/ve/<> SALİH AMEL ile/ve/<> HAKKI TAVSİYE ile/ve/<> SABRI TAVSİYE

- İMTİYÂZ değil/yerine/= AYRICALIK | FARKLI OLMA

- İMZA ile/ve/||/<> PARAF
( ... İLE/VE/||/<> Sadece baş harflerle yazılan, kısa imza. )

- İNANÇ ile/ve/<>/değil AKLINA/ÇIKARLARINA UYGUNLUK

- İNSAF ile/ve HAKKÂNİYET

- İNSAN HAKLARI:
VAZGEÇİLEMEZ
ve/||/<> DEVREDİLEMEZ

- İNSAN HAKLARINDA:
BAŞKALARININ HAKKI
ve/||/<>/> TOPLUMUN DÜZENİ

- İNSANIN "DOĞASI" değil (BİR/ÇOK) NİTELİĞİ, DOĞASI KILMAK
( Kişi, belirli bir doğa ile doğmaz. Bir niteliği, doğası durumuna getirebilir.[TETABBU] )

- İRDELEME ile/ve/<> ÇÖZÜMLEME

- İŞ GÖREMEMEZLİK ile/ve/değil/yerine ENGELLİLİK ORANI

- İSABETSİZ "HAKLILIK" ile/değil/yerine İSABETLİ "HAKLILIK"

- İŞE ALINMA ile/ve İŞTEN ÇIKARILMA
( Bilgi, beceri gibi özelliklerle. İLE/VE Davranış ve tutumlarla. )

- İSTEDİĞİNİ:
ALMAK
ile/ve/değil/<> ALDIKTAN SONRA HÂLÂ İSTİYOR OLMAK

- İSTEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<> YEĞLEMEK

- İSTENÇ/İRÂDE ve/||/<>/> SİYÂSET
( Bireydeki yapma isteği. VE/||/<>/> Toplumdaki yapma isteği. )

- İSTİHKAK[< HAKK]["ka" uzun okunur] ile İSTİKÂK ile İŞTİKAK[< ŞAKK]
( Hakkı olma, hak kazanma. | Hak kazanılan şey. İLE Bitkilerin çokluktan dolayı birbirlerine dolaşık/sarmaşık olması. İLE Yarılmış bir şeyin bir bölümünü alma. | Aynı kökten çıkma, türeme. | Aynı kökten türemiş sözcükleri aynı mısra ya da beyitin içinde kullanma sanatı. [teslîm, selâmet, selâm] )

- İSTİRDAT değil/yerine/= KURTARMA, GERİ ALMA

- İSTİZAH[Ar.] değil/yerine/= GENSORU
( Herhangi bir konuda, açıklayıcı bilgi isteme, bir sorunun açıklanmasını isteme. )

- İSTİZAN[Ar.] değil/yerine/= YETKİ/İZİN İSTEME

- İSYAN (MECLİSİ) değil/yerine İSTİŞARE (MECLİSİ)

- İTFA[Ar.] ile/değil/yerine BORÇ ÖDEME
( ... İLE Söndürme. | Sönüm. | Bir borcu, azar azar ödeyerek kapatma, sönüm. )

- İTİBARÎ ile "HAKİKÎ"

- İTİRAZ ETMEK ile/ve/||/<> KARŞI ÇIKMAK

- İTİRAZ ile/ve/<> İTİZAL

- İYİ NİYET(Lİ YAKLAŞIM) ile/ve/<>/değil/yerine ÇÖZÜMCÜ (VE YAPICI) YAKLAŞIM
( İyi niyet, bir şeyleri çözmekte/aşmakta yeterli değildir/olmayabilir. )

- İYİ OLMAK ile/ve/değil/||/<>/< ÂDİL OLMAK

- İYİLİK ile/ve/değil İŞİNİN HAKKINI TESLİM ETMEK
( İyiliğe iyiliği her kişi yapar, Kötülüğe iyiliği er kişi yapar. )
( "(BİR) GÜZELLİK YAPMAK": İYİLİK )

- İZAH ve/<> HİZA

- JUS COGENS ile/ve/||/<> OBLIGATIO ERGA OMNES ile/ve/||/<> OPINIO JURIS
( Hukukta en üst kurallar. İLE/VE/||/<> Uluslararası hukuk açısından, devletlerin uymakla ve gözetmekle yükümlü olduğu kurallar. | "Herkese karşı hak". İLE/VE/||/<> Davranışın, bir hukukî zorunluluk oluşturduğunun kanaati. | Devletlerin, bir uygulamasının, örf ve âdet hukuku kuralı durumuna "ge(tiri)lmesi". | Devletlerin, işlem ve eylemlerinin, hukukî olması zorunluluğu. )

- KABA/LIK ile/ve/ya da ÇIKARCI/LIK

- KAĞIT PARANIN BASIMI ile/ve MADENÎ PARANIN BASIMI
( Merkez Bankası tarafından. İLE/VE Maliye Bakanlığı tarafından. )

- KALBİN YOLU ile/ve/||/<> ZİHNİN YOLU
( Hoştur fakat tehlikelidir. VE/||/<> Sıradandır fakat güvenlidir. )

- KALMA!:
KÖR
ve/||/<> SAĞIR ve/||/<> DİLSİZ
( Geçmiş(in)e. VE/||/<> Şimdi'(n/y)e. VE/||/<> Geleceğ(in)e. )

- KAMU
( Tüm, hep, hepsi. )

- KAMUOYU ile KAMU VİCDANI

- KAPSAM ile/ve/= BÜTÜNLÜK

- KARMAŞIK YAPININ DEĞERİNİ DÜŞÜRMEK ile/değil/yerine KARMAŞIK YAPIYI, BASİT/KOLAY ÇÖZÜMLE ÇÖZMEK

- KARŞIT/LAR ile/ve ÇÖZÜMSÜZ KARŞIT/LAR

- KAVRAMSAL BİRLİK ile/ve/<> ZAMANSAL AYRIM

- KAYGI değil/yerine/>< SAYGI
( "Kaygı..." yazısı için burayı tıklayınız... )

- KAZANMA ile "HAKLILIK"
( Kazanmak, haklılık gibi bir beklentili, yanlı sonuç çıkarmaz! )

- KELÂM'IN:
İHMÂLİ
değil/yerine/>< İMÂLİ
( Kelâmın imâli, ihmâlinden evlâdır. )
( Kelâmın imâli, mümkün olmaz ise ihmâl olunur. / Kelâm, imâl olunmazsa, ihmâl olunur. )

- KENDİ HAKKIN ile/ve/değil/yerine/||/<> İNSAN HAKLARI

- KENDİ/LİK ile/ve/= BÜTÜN/LÜK

- KENDİNE ODAKLANMAK ile/ve/<> HAKK'A YÖNELMEK

- KENDİNİ BİLME BİLGİSİ ile/ve/değil/yerine HAKİKAT BİLGİSİ

- KENDİNİ HAKLI ÇIKARAN >< DÜRÜST
( Kendini haklı çıkaran, dürüst değildir. )

- KEŞİF ile/ve/= HAKİKAT
( Ancak hakikat/i olanlar keşfedilir. )

- KESKİN/LİK ile/ve/<> CİDDİ/YET

- KİBİR:
HALKTAN "UZAK DURMAK"
değil HAK VE HAKİKATTEN UZAK DURMAK

- KİM OLDUĞUNU BELİRTMEMEK ile/ve/||/<>/> KİM OLDUĞUNU ANLATMA GEREKLİLİĞİ/ZORUNLULUĞU
( Bazen ve bazı durumlarda/koşullarda/ortamlarda, gereklilik ya da yeğleme/olumsallık[keyfiyet]. İLE/VE/||/<>/> Zorunluluk. )

- KİMİN, "HAKLI/HAKSIZ" OLDUĞU değil/yerine NEYİN, DOĞRU OLDUĞU
( Bir şeyin, haklı olduğunu bildiğin halde, o şeyden yana çıkmazsan, korkaksın demektir. )

- KİPLİK:
SORUN BELİRTEN ÖNERME
ve/||/<> İDDİA EDİLEN ve/||/<> İTİRAZ GÖTÜRMEZ OLAN/APAÇIK

- KİŞİ ODAKLILIK ile/değil/yerine/>< OLGU(/DURUM/KAVRAM/BAĞLAM) ODAKLILIK
( [GELECEK:] "Kim gelecek? O gelecek." şeklinde algılar/yorumlar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Geçmiş ya da şimdi değil Şimdi'den sonrası olan zamansal durumu/kavramı düşünmek olarak algılar/yorumlar. )

- KİŞİ/İNSAN ve/||/<>/< ZAAF
( Kişi, "zaafları"nın toplamı kadardır. )

- KİŞİ:
KONUŞTUĞU
ile/ve/değil/fakat/||/<>/< SUSTUĞU

- KİŞİLER ARASINDA:
"DUVAR ÖRMEK"
değil/yerine/>< "KÖPRÜ KURMAK"

- KİŞİSEL VERİLERİN:
KORUNMASI HUKUKU
ile/ve/||/<>/< İŞLENMESİNDEKİ İLKELER

- KİŞİYİ YIKAN:
DÜŞMAN(LAR)IN SÖZLERİ
ile/değil/||/<>/< DOSTLARIN SESSİZLİĞİ

- KİŞİ ile/ve/<>/değil EVRENSEL İLKE

- KITLIKTA:
AÇLIK
değil TOKLUK
( Kıtlık zamanlarında, kişileri, açlık değil alışmış oldukları tokluk öldürür. )

- KOLAYLAŞTIRICI ARABULUCU ile/ve/<> DEĞERLENDİRİCİ ARABULUCU

- KONU/DURUM/BAŞLIK DEĞERLENDİRMEDE:
KOŞULLAR
ve/||/<>/> OLANAKLAR ve OLANAKSIZLIKLAR ve/||/<>/> OLASILIKLAR ve/||/<>/> (ARA) ÇÖZÜMLER

- KONU/KAVRAM/DURUM:
TARTIŞILABİLİR
ile/ve/değil/yerine/< TARTIŞILMAYA DEĞER

- KONULMUŞ ile/ve/değil/yerine ÇIKARIMSAL

- KONUSU OLMAK ile PARÇASI OLMAK

- KÜLTÜRLERARASI/LIK ile/ve/<> UYGARLIKLARARASI/LIK

- KURAL/LAR ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KOŞUL/LAR

- KURMAK ile/ve/> GELİŞTİRMEK

- KUŞKU ile/değil/yerine ÇÖZÜMLEME

- KUŞKU ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< EMİN OLMA[İMAN]

- KUTSAL ile/ve/değil BÜTÜNSEL/BÜTÜNLÜKLÜ

- KUTSAL ile/ve/değil BÜTÜNSEL/BÜTÜNLÜKLÜ

- KUVVET/LER ve/<> BÜTÜN/LÜK

- KUVVETLER AYRILIĞI ile/ve/<>/|| KUVVETLER BİRLİĞİ

- LİYÂKAT ile HAK
( Lâyık oluş. İLE ... )
( İktidar, beceri, erdem. İLE ... )

- LOKMANI ve/||/<> YERİNİ
( Hak et! VE/||/<> Pak et! )

- MAĞDUR HAKLARI ile/ve/<> SANIK HAKLARI

- MAHALLE BASKISI ile/değil ÖRGÜTLÜLÜK

- MAHDUT[Ar.] değil/yerine/= SINIRLANMIŞ

- MAHİYET ve HAKİKAT ve HÜVİYET
( Nedir? VE Mahiyetin dış dünyadaki karşılıkları. VE Kişisel özelliklerle birlikte olan hakikat. )
( İnsan/Birey için geçerlidir. )
( "Anka Kuşu" gibi kavramlarda/örneklerde sadece mahiyet vardır. )

- MAHİYET ile HAKİKAT ile HÜVİYET(KİMLİK)
( Bir kavramın efrad-ı zihniyesinde olan. İLE Bir kavramın efrad-ı hariciyesinde olan. İLE Hakikat mea't-teşahhus. )
( Mahiyet, taksim edilmez. )
( Mahiyetten istisna yapılmaz. )

- MAHKEME ile/ve/<> İSTİNAF (MAHKEMESİ)
( ... İLE/VE/<> Mahkemenin verdiği kararı kabul etmeyerek, bir kararı, istinaf mahkemesine götürme. | [eskiden] [MAHKEMESİ]: İlk derecedeki mahkemelerle Yargıtay arasında yer alan mahkeme. )

- MAHKEME ile/ve/||/<>/> UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ

- MÂKUL ile/ve MEŞRÛ
( Usa/akla uygun olan. | Akıllıca iş gören, mantıklı. | Aşırı olmayan, uygun, elverişli. İLE/VE/+/||/<> Yasanın, kamu vicdanının ve dinin doğru bulduğu. )

- MAL/META ile/değil/yerine CAN

- MASAL ile/ve/<> MESEL ile/ve/<> MİSAL ile/ve/<> HAKİKAT
( Tevrat'ta. İLE/VE/<> İncil'de. İLE/VE/<> Kur'an'da. İLE/VE/<> Hikmet'te. )

- MASLAHAT[< SULH] >< MEFSEDET[< FESÂD]
( İş, emir, husus, madde, keyfiyet. | Önemli iş. | Barış, dirlik, düzen. >< Bozgunculuk, fesatlık, münâfıklık. )

- MATRAH[Ar.] değil/yerine/= TEMEL ALINAN DEĞER
( Bir verginin miktarını belirtmek için temel olarak alınan değer. )

- MECÂZÎ AŞK ile/ve/> HAKİKÎ AŞK

- MECBÛREN ile MECBÛRÎ
( Kendi isteğinin dışında, zorla. İLE Kaçınılmaz, zorunlu. )

- MEKÂN SÜREKLİLİĞİ ve KÜLTÜREL BÜTÜNLÜK

- MEMNUN OLMA ile/ve/değil UYGUN OLMASI

- MESELE değil/yerine/= SORUN

- MEŞRÛİYET:
HUKÛKÎ
ile/ve/||/<> KANUNÎ

- MEVCUD:
HAKİKÎ
ile/ve FARAZÎ/İHTİRAÎ
( Kişiyi/zihni gerektirmez. İLE/VE Kişiyi/zihni gerektirir. )
( Muhalif değil ve fakat mutabık da değildir. İLE/VE ... )

- MİNNET/TARLIK = GRATITUDE, GRATEFULNESS[İng.] = RECONNAISSANCE, OUGRATITUDE[Fr.] = DANK ODER DANKBARKEIT[Alm.] = GRATIA SEU GRATITUDO[Lat.]

- MODIFY vs. AMEND vs. REVAMP
( Değiştirmek, düzeltmek. İLE Değiştirmek, düzeltmek. İLE Kuralları, yeniden düzenlemek. )

- MONARŞİ ile/değil/yerine/||/> BAŞKANLIK ile/değil/yerine/||/> PARLAMENTARİZM

- MÜDAHALE ile/ve/<> SINIRLAMA

- MUHABBET ve/||/<>/< HAKİKAT
( Sözlerde. VE/<> Gözlerde. )

- MUHADDAB[< HAD] ile MUHÂTAB[< HUTBE]
( Boyanmış, tahdîb olunmuş. İLE Kendine söz söylenilen. | İkinci kişi. | Eskiden, Şeyhülislâm tarafından, medresede yetişmiş kişiler arasından seçilen ve huzur derslerine katılan, en çok dört kişiden biri. )

- MUHAFAZAKÂRLIK ile/ve/||/<> TEPKİSELLİK

- MUHÂKEMÂT'I:
VAROLUŞ/A
değil/yerine UYGULAMA/LARA

- MUHAKEME/MAHKEME değil/yerine/= YARGILAMA

- MUHATAP[Ar.] değil/yerine/= KONUŞULAN

- MÜHÜRDAR[Ar., Fars.]
( Devlet büyüklerinin mühürlerini taşımak ve gereken kâğıtları mühürlemekle yükümlü görevli. )

- MÜKÂFÂT[Ar. < KİFÂYET] ile MÜSÂVÂT[Ar. < SEVİYY]
( Beraberlik. | Bir hizmet ya da iyiliğe yönelik edilen iyilik. | Çalışkan öğrenciye öğretmeninin verdiği beğenme kâğıdı, takdir. İLE Eşitlik, aynı halde ve derecede olma. )

- MÜKELLEF/İYET ile/ve/< MES'UL/İYET

- MÜKELLEF[< KÜLFET] ile/ve/<>/< MUHÂTAB[< HUTBE]

- MÜLK DEVLETİ ya da POLİS DEVLETİ ile/değil/yerine HUKUK DEVLETİ

- MÜNÂVEBE[Ar. < NEVBET] değil/yerine/= NÖBETLEŞME/KEŞİKLEME/ALMAŞ | NÖBETLE İŞ GÖRME

- MÜPHEMİYET[Ar.] değil/yerine/= BELİRSİZLİK

- MÜRACAAT[Ar.] değil/yerine/= DANIŞMA/BAŞVURU

- MÜSTAHAKK[Ar. < HAKK]/MÜSTAHİKK[aslı!] değil/yerine/= HAK ETMİŞ

- MÜTEMMİM CÜZ değil/yerine/= TAMAMLAYICI PARÇA

- MUTLAKA ile MUHAKKAK

- MUTLULUK:
DAHA ÇOK OLANI ARAMAK
değil/yerine/>< DAHA AZ OLANIN, TADINI ÇIKARMAK

- MUTLULUK ile ISTIRAP
( Herkesle paylaşılabilir. İLE Özel ve az kişiyle paylaşılabilir. )

- MUTSUZLUK ya da KAYGILILIK ile/değil/yerine/>< HUZURLULUK
( Geçmişte. YA DA Gelecekte. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Şu anda ve burada/kilerle. )

- MUT ile MUT
( Tüm özlemlerin, eksiksiz ve sürekli olarak yerine gelmesinden duyulan kıvanç, kut. İLE Elli şilinlik tahıl ölçeği. )

- NÂİL OLMAK ile/ve/<> LÂYIK OLMAK/OLABİLMEK

- NASFET/NISFET[Ar.] değil/yerine/= HAK VE ADÂLETE UYGUNLUK

- NEFSİ:
"TEMİZE ÇIKARMA KAYGISI"
ile/değil/yerine/>< TEZKİYE ETME ÇABASI

- NİHAÎ ile/ve/değil/yerine CÂMİ

- NİZÂ'[< NEZ] ile/değil/yerine/>< NİZÂM[NAZAME]
( Bilgi, güce tâbi olursa/tutulursa. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Güç, bilgiye tâbi olursa/tutulursa. )
( Çekişme, kavga. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< İncileri, ipe dizmek. )

- NOTER ile/ve/||/<> HAKEM

- ÖĞE ile PARÇA

- OL!:
İÇİNDE
ve/||/<> KIÇINDA ve/||/<> BAŞINDA ve/||/<> YANINDA
( Tarlan varsa. VE/||/<> Teknen varsa. VE/||/<> İşin varsa. VE/||/<> Eşin varsa. )

- OLAN/HÂDİS ile/>< SONRADAN OLAN

- OLANAKLAR ve/||/<>/>/< GELİŞME HAKKI

- OLANI/ELDEKİNİ:
BEĞENMEMEK
ile/ve/<>/değil/yerine DAHA İYİSİNİ İSTEMEK

- OLMAMIŞ OLAN ile OLACAK OLAN
( Olmuş, olmamış olamaz! )

- ÖLMEK yerine HAKK'A YÜRÜMEK

- ÖLMEK yerine HAKK'A YÜRÜMEK

- ÖLÜM-KALIM (MESELESİ)

- OLUMLAMA ile/ve/<> ONAYLAMA

- OLUMSUZLUK ile GÜVENSİZLİK

- OLURSA, SORUN OLMAYAN/OLMAYACAK ile OLMASA/YAŞANMASA, DAHA İYİ OLACAK OLAN

- OLUŞTURMAK ile/ve/değil KURMAK

- OMURGALI ile/ve BİR DURUŞU OLAN/OLABİLEN

- ONA BAKMAK ile/değil/yerine ONUNLA BAKMAK

- ÖNCELİK/Lİ ile/ve/değil/yerine AYRICALIK/LI

- ÖNERİ ile/ve/<>/yerine ÇÖZÜM
( Burada/şurada/orada değil! Sende! )

- ÖRFÎ ile HAKİKÎ ile NAZARÎ

- ÖRGÜTLENME ve/||/<> YAPILANMA

- ORTAK AKLIN, ...:
SÖYLEME ÇIKIŞI
ve/||/<>/> GÖRÜNÜŞE ÇIKIŞI
( Tüze[hukuk]. VE/||/<>/> Tüzel kurumlar. )

- ORTAK ALAN ile/ve ORTAK NOKTA

- ORTAK GEÇMİŞ ve/değil/yerine/||/<>/>/< ORTAK GELECEK

- ORTAK NOKTA ile/ve/değil/yerine ASGARİ MÜŞTEREK

- ORTAKLIK ile/ve/değil/yerine/||/<> ÇÖZÜM ORTAKLIĞI

- ORTAYA ÇIKARMA ile ÖNE ÇIKARMA

- ÖTEKİLEŞTİRME ile/değil/yerine/>< HAK/LAR

- ÖZDEŞLİK ile/ve BÜTÜNLÜK

- ÖZDEŞLİK ile/ve İÇ BÜTÜNLÜK

- ÖZEL HUKUK ile/ve/||/<> KAMU HUKUKU

- ÖZGÜN ZEMİN ile/ve/> YETKİN HEDEF

- ÖZGÜRLÜK ile/ve/||/<>/< HAK
( Özgürlük, hak ile sınırlanır. | Hak ile sınırlanabilmek. İLE/VE/||/<>/< ... )
( Haklılığı/karşılığı olmayan tüm düşünce tutumları dışarıda bırakmak. İLE/VE/||/<>/< ... )
( Özgürlük, salt amaç olamaz. )

- ÖZÜMSEME ile/ve/değil ÖZÜMLEME

- PARÇA(NIN) SAPTA(N)MASI/KABULÜ ile BÜTÜN(ÜN) SAPTA(N)MASI/KABULÜ

- PARÇALANMA ile/ve/değil/yerine DAĞILMA

- PARÇALANMIŞ/LIK ile BÖLÜNMÜŞ/LÜK

- PARÇALARDA, PARÇAYI/LARI GÖRMEK ile/değil/yerine PARÇALARDA, BÜTÜNÜ GÖRMEK

- PARÇALI/LIK ile/değil AYRI/LIK

- PARÇASI OLMAK ile/yerine/değil UZANTISI OLMAK

- PARÇA ile/ve/değil UZANTI

- PATENT[İt.] ile MARKA[İt. < Alm.]
( Bir buluşun ya da o buluşu uygulama alanında kullanma hakkının bir kimseye ait olduğunu gösteren belge. | Uyrukluk belgesi. | Gemilere, ayrıldıkları limanın sağlık durumu için verilen belge. | Bir durum ya da bir işi yalnızca kendi yetkisi altında görme. İLE Resim ya da harfle yapılan işaret. | Bilet, para yerine kullanılan metal ya da başka şeyden parça. )

- PATEN ile PATENT
( Buz üstünde kaymak için kullanılan, çoğunlukla, tabanına, dar ve uzun bir çelik takılı ayakkabı. | Bu ayakkabının düz yerlerde kaymakta kullanılan tekerlekli türü. İLE Bir buluşun ya da o buluşu uygulama alanında kullanma hakkının bir kimseye ait olduğunu gösteren belge. | Uyrukluk belgesi. | Gemilere, ayrıldıkları limanın sağlık durumu için verilen belge. | Bir durum ya da bir işi yalnızca kendi yetkisi altında görme. )

- PAYLAŞIM ile/ve/<> SAYGINLIK

- PERDENİN KALKMASI ve/< HAKK'I ZİKRETMEK

- POLİÇE[< İt. < Yun.] değil/yerine/= SİGORTA SENEDİ

- PROBLEM yerine SORUN

- PSİKOLOJİDE/TÜZEDE KORUMA:
KENDİ İÇİN
ve/||/<>/> YAKIN ÇEVRE İÇİN ve/||/<>/> TOPLUM İÇİN

- PSİKOLOJİK VE TOPLUMSAL SORUNLARIN KÖKENİNDE:
[ya] COŞKUNUN
ile/ve/ya da/||/<> ÖFKENİN ile/ve/ya da/||/<> KORKUNUN DÜZENLENEMEMESİ

- RASTLANTI değil/yerine TÜZE

- RAST[Fars.] ile RAST[Fars.]
( Doğru. | Tesadüf. | Hedefi vurma. İLE Türk müziğinde bir makam adı. )

- REDÂ'[< RED] ile REDÂ'
( Önleme, yasak etme. İLE Süt emme. )

- REDDETMEK ile AŞAĞILAMAK

- REFÎ'[< RİF'AT] ile REFÎH[< REFAH]
( Yüksek, yüce. İLE Refah ve rahat içinde yaşayan. )

- REJECT vs. REFUSE/TURN DOWN vs. REVERSE vs. REVOKE vs. RESCIND vs. REPEAL vs. ANNUL vs. VOID vs. RECONSIDER
( Reddetmek.[konuşma dilinde] İLE Reddetmek. İLE Kararı feshetmek, iptal etmek. İLE Geri almak.[özel hukukta kullanılır][REVOCABLE >< IRREVOCABLE] İLE Yürürlükten kaldırma, iptal etmek, feshetmek. İLE Yürürlükten kaldırma.[Anayasa ve İdare Hukuku'nda] İLE Bozmak, iptal etmek, feshetmek. İLE Geçersiz. İLE Tekrar gözden geçirme, tekrar düşünme. )

- REKLÂM VE GÖRÜNTÜ KİRLİLİĞİ ve GÜRÜLTÜ KİRLİLİĞİ ve SİGARA SORUNU

- RIZÂ ile/ve HAKK
( Evrensel/ortak yasa. İLE/VE ... )
( Candır Hakk'ın bedeli. )
( Amaç bir rızâ! Allah'ı râzı edeceksin. Ondan sonra bak ki, o rızanın altında ne ilimler var. )
( Ek olma, Hakk ol! )
( Kul, Allah'tan razı olmadıkça, Allah Kul'dan razı olmaz. )
( Hakk, bir yetimin gözündedir. )

- SABIR ile/ve/değil/<>/ne yazık ki ÇIKAR

- SABRI OLMAYAN ile/ve/değil/yerine/>/<>/>< RÂZI OLAN
( İntizar eden. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/>/<>/>< Zevk eden. )

- SADAKAT ile/ve/<> BAĞLILIK

- SÂFİYET ve/||/<> İRFÂNİYET ve/||/<> AŞK

- SAFİYET ve/||/<> SAMİMİYET

- SAĞDUYU ve/<> DENGE

- SAĞLIK:
"HİZMET"
ile/ve/değil/||/<>/< HAK

- SAHİH[Ar.] değil/yerine/= DOĞRU

- ŞAHS/FERT/INDIVIDU değil/yerine/= BİREY

- ŞAH değil/yerine/></< AH
( Mazlumun "AH"ı; indirir, "ŞAH"ı. )

- SAKİN/LİK ile/değil KAYITSIZ/LIK
( Her sakin/lik görüntüsü sakinlik olmayabilir hatta kayıtsızlıktan/ilgisizlikten/içekapanıklıktan kaynaklanıyor olabilir! )

- ŞART-I A'ZAM ile/ve ŞART-I BÂTIL ile/ve ŞART-I CÂİZ ile/ve ŞART-I LAĞV ile/ve ŞART-I MÜFSİD ile/ve ŞART-I MÜTEAHHİR ile/ve ŞART-I MÜTEÂRIZ ile/ve ŞART-I MÜTEKADDİM/EVVEL ile/ve ŞART-I NÂSİH ile/ve ŞART-I SÂNİ ile/ve ŞART-I SARÎH ile/ve ŞART-I TAKYÎDÎ ile/ve ŞART-I VÂKIF

- SAVCININ/POLİSİN İŞİ(/GÖREVİ/SORUMLULUĞU):
"ALEYHTE KANIT TOPLAMAK"
değil HEM LEHTE, HEM DE ALEYHTE; NE LEHTE, NE DE ALEYHTE KANIT TOPLAMAK

- SAVUNMA HAKKI ile/ve/||/<> KENDİNİ İFADE ETME HAKKI

- SAYGI ile/ve/<> BAĞ

- ŞEKK/SİZ-ŞÜPHE/SİZ

- SENED-İ HÂKANÎ ile ...
( Tapu senedi. )

- SENİ, SENDEN EDEN ile/değil/yerine SENİ, SEN EDEN

- SERAP ile GERÇEK

- ŞERİA(T):
ANA NEHİR
ve TÜZE(HUKUK)

- ŞERİAT EHLİ ile/ve TARİKAT EHLİ ile/ve/değil/yerine HAKİKAT EHLİ
( Sürekli, varlıktan bahseder. İLE/VE Sürekli, benlikten bahseder. İLE/DEĞİL/YERİNE Hiçliktedir. )

- ŞERİAT ile/ve/<>/> TARİKAT ile/ve/<>/> HAKİKAT ile/ve/<>/> MÂRİFET
( Mal/mülk. İLE/VE/<>/> Ben/Benim. İLE/VE/<>/> Ahlâk. İLE/VE/<>/> ... )
( Fedâ. İLE/VE/<>/> Ferâgat. İLE/VE/<>/> Aşk. İLE/VE/<>/> ... )
( Kişinin elindedir. İLE/VE/<>/> Kişinin elindedir. İLE/VE/<>/> Kişinin elinde değildir. Ancak kişiye iner/nüzûl eder. İLE/VE/<>/> ... )
( Hz. Mûsa. İLE/VE/<>/> Hz. Davud. İLE/VE/<>/> Hz. Îsâ. İLE/VE/<>/> Hz. Muhammed. )
( Varoluş/varolanlar. İLE/VE/<>/> Benlik. İLE/VE/<>/> ... İLE/VE/<>/> ... )
( Sabır. İLE/VE/<>/> Rızâ. İLE/VE/<>/> ... İLE/VE/<>/> ... )
( Şeriatı tut, hakikati yut! )

- ŞERİAT ve/değil/=/<> TÜZE(HUKUK)/HAK/ADÂLET

- ŞERÎ ile ŞER'AN
( İslâm hukukuyla ilgili. İLE İslâm hukuku açısından. )

- SIDK ile/ve HAK
( Önermenin gerçekliğe uygunluğu. İLE/VE Gerçekliğin önermeye uygunluğu. )

- ŞİKÂYET ile/değil YAKINMA
( You create disharmony and then complain! )
( Uyumsuzluk yaratıyor, sonra da yakınıyorsunuz. )

- SIKINTI ile/ve/> ÇÖZÜMLER / ÇARE/LER
( DERMAN ARAR İDİM, DERDİME
DERDİM, BANA DERMAN İMİŞ

BURHAN ARARDIM, ASLIMA
ASLIM, BANA BURHAN İMİŞ )
( "Çare/ler" yazısı için burayı tıklayınız... )
( I was seeking the recipe to my trouble...
I saw that, my trouble was the recipe...

I was seeking the evidence to my essense...
I saw that, my essense was the evidence... )

- SİLA ile ...
( Safiyet, ahlâklılık, erdem. Normlar. )

- SINIFLAMA ile/ve/= SINIRLAMA

- SINIRLAMA/KISITLAMA ile/<> GİZLİLİK

- SINIRLAMAK ile/ve/<> "BAĞLAMAK"

- SINIRLAMAK ile/ve/<> BELİRLEMEK

- SINIRLAMAK ile/ve/<> DIŞTALAMAK

- SINIRLAMA ile/ve/<> ÇERÇEVELEME

- SINIRLAMA ile/ve/< İNDİRGEME

- SINIRLANDIRMA ile/ve (ÖZEL) YÖNLENDİRME

- SINIRLANDIRMA ile/ve/değil KAPSAMA

- SINIRLANDIRMA ile/ve/değil/yerine KONUMLANDIRMA

- SINIRLARI BİLMEK ile/ve/değil/yerine EŞİKLERİ BİLMEK

- SINIRLARI BİLMEK ile/ve/değil/yerine öncelikle EŞİKLERİ BİLMEK

- SINIRLI ile/ve/||/<> SINIRLAYICI

- SINIRSIZ ile SINIRLANAMAYAN

- SIRF ile/ve HAKİKAT

- SİVİL TOPLUM < SİVİL İTAATSİZLİK
( Sivil itaatsizlik olmadan, sivil toplum ol(uş)maz. )

- SİZİ SEVEN BİRİNİN UYARISI/İKAZI ile/>< SİZİ SEVMEYEN BİRİNİN İLTİFATI

- SOHBET ve HUKUK

- SOLİDARİST/SOLİDARİZM/SOLİDARİTE[Fr.] değil/yerine/= DAYANIŞMACI/LIK

- SONLANDIRMA ile/değil BÜTÜNE ERME

- SONSUZLUK ile/ve/<> BÜTÜNLÜK

- SORGULA!:
ELİNİ
ve/||/<> DİLİNİ ve/||/<> YOLUNU ve/||/<> GÜNÜNÜ ve/||/<> GÖNLÜNÜ ve/||/<> SONUNU
( Kazandıkça, bölüşemiyorsan. VE/||/<> Konuştukça, kırıcı oluyorsan. VE/||/<> Yürüdükçe, hedeften çıkıyorsan. VE/||/<> Günler/yıllar geçtikçe, yerinde sayıyorsan. VE/||/<> Sevildikçe, vefâsızlaşıyorsan. VE/||/<> Hangi durumda olursan ol! )

- SORGULAMA ile/ve/> ÇÖZÜMLEME

- SORUN YAŞAMAK ile ÇİLE ÇEKMEK

- SORUN/LAR ile/ve/<> İLETİŞİM KOPUKLUĞU

- SORUN/LU ile RİSK/Lİ

- SORUNDA:
ÇOKLUĞU
ile/değil/yerine HİKMETİ

- SORUNLAR SORUNLAR İÇİN ÇÖZÜM ARAMAK/BULMAK

- SORUNLAR:
"DARBE"
ile/değil/yerine PÜRÜZ

- SORUNLARDAN/KİŞİLERDEN "KAÇMAK/UZAKLAŞMAK" ile/değil/yerine SORUN(LU)LARI UZAKLAŞTIRMAK

- SORUNLARI (SADECE) KONUŞMAK ile/ve/yerine/değil SORUNLAR İÇİN ÇÖZÜM ARAMAK/BULMAK
( Hiçbir sorun, onu yaratan 'bilinç seviyesi'yle çözülemez. )
( Problems cannot be solved at the same level of awareness that created them. )

- SORUNLARI ERTELEMEK/DAHA SONRAYA TAŞIMAK yerine SORUNLARI TERK ETMEK

- SORUNLARI(N):
ÖNEMSEMEMEK
ile/ve/değil/yerine ÜSTÜNDE DURMAMAK

- SORUNLARI/SIKINTILARI:
ÖTELEMEK
ile/değil/yerine ÇÖZMEK

- SORUNLARI:
SORUN OLARAK KONUŞMAK
ile/yerine/değil İLERLEME/GELİŞİM ARACI OLARAK KONUŞMAK/DEĞERLENDİRMEK

- Sorunların çözülmesi için SUS!!!

- SORUNLAR ile/ve/değil/yerine/||/<>/> SORUNLARI TERK ETMEK

- SORUNLU "YASALARI":
REDDEDELİM
değil/yerine DEĞİŞTİRELİM

- SORUNSAL = İHTİMALİ = PROBLEMATIC[İng.] = PRBOLÉMATIQUE[Fr.] = PROBLEMATISCH[Alm.] = PROBLEMATIKOS[Yun.]

- SORUNSAL ile/ve/değil KURAMSAL SORUNSAL

- Sorunu KONUŞ!!!

- SORUNU YOK ETMEK değil/yerine SORUNU YÖNETMEK

- SORUN ile/ve/değil (KURAMSAL) DİL SORUN/LARI

- SORUN ile/ve ÇÖZÜLMESİ GEREKEN
( Hiçbir sorun, o sorunu yaratan "bilinç düzeyi" ile çözülemez. )

- SORUN ile/ve/değil DEĞERLENDİRME

- SORUN ile/ve EKSİKLİK

- SORUN ve/||/<>/> HEDEF ve/||/<>/> ENGEL ve/||/<>/> GÜÇ KAYNAĞI

- SORUN ile/ve/değil/<> KAÇMA

- SORUN ile/ve/değil/yerine KONU
( Sorununuzdan tümüyle haberdar olun, ona her yönünden bakın, onun hayatınızı nasıl etkilediğini gözlemleyin. Sonra onu kendi haline bırakın. )
( Hiçbir sorun tümüyle çözülemez, fakat siz onun geçerli olmadığı bir düzeye kendinizi çekebilirsiniz. )
( Sana bir yararı olmayacak sorun diye bir şey yoktur. )
( Yararlarına gereksinimin olduğu için sorunları ararsın. )

- SORUN = MESELE = PROBLEM[İng., Alm.] = PROBLEME[Fr.] = PROBLEMA < PRO:ÖNE. BALLEIN:ATMAK[Yun.] = PROBLEMA[İsp.]

- SORUN ile/ve/değil ÖNCELİK

- SORUN ile SIKINTI
( Doğal olmayan yollarla sorun çözmek yerine onlara ayak uydurmak daha doğrudur. )

- SORUN ile SORUNUN SONUCU

- SORU ile/ve/> SORUN ile/ve/> SORUNSAL

- SÖZ VERME! ve/||/<> SÖZÜNDEN DÖNME!
( Ölsen de! VE/||/<> Ölsen de! )

- SÖZ VERMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GÜVEN VERMEK
( Güven veriyorsan, ayrıca söz vermen gerekmez. )

- SÖZ ile/ve/<> ÇÖZÜM

- SÜKÛN ve/<> UYUM, BÜTÜNLÜK
( UYUM: Hareketin dinginliği. )

- SULH ile/ve/<> İSLÂM
( Barış. [Ötekindeki kaynakla buluşma.] İLE/VE/<> Barış. [Kendinde/ki, kaynakla buluşma.] )

- ŞURTA ile SAHİBÜ'Ş-ŞURTA
( Önde gidip düşmanla savaşan asker. | Yelkene uygun rüzgâr. İLE Başkent ve öteki büyük merkezlerde, asayiş, şurta teşkilâtı tarafından sağlanırdı. Başlangıçta kadılık makamına bağlı olarak çalışan ve kadıların verdiği cezaları uygulayan bu teşkilât, bir süre sonra müstakil hale getirilmiştir. Görevi, suçluları takip ederek yakalamak olan şurta teşkilâtının başında, merkezde, genellikle nüfûzlu ailelerden seçilen bir görevli bulunurdu. Kentlerde, valilerin emrinde çalışan şurtanın görevi de asayişi korumak ve suçluların yakalanmasını sağlamaktı. )

- SUSMA HAKKI ve/||/<> ADİL YARGILANMA HAKKI ve/||/<> KENDİNE YÜKLENEN SUÇU ÖĞRENME HAKKI ve/||/<> SAVUNMA HAKKI ve/||/<> İFADE SERBESTLİĞİ ve/||/<> MASUMİYET GÖSTERGESİ ve/||/<> SİLAHLARIN EŞİTLİĞİ ve/||/<> AVUKAT YARDIMI ve/||/<> AYDILATMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ ve/||/<> HUKUK DEVLETİ İLKESİ

- SUSMAK:
"STRATEJİ"
ile/ve/değil/||/<>/< HAK

- SUSMAYALIM! ve/||/<> BEKLEMEYELİM!
( Konuşabilme olanağımız varken. VE/||/<> Değiştirme olanağımız varken. )

- ŞÜYÛ' ile ŞÜYÛH[< ŞEYH]
( Herkesçe duyulma, bilinme, yayılma, dağılma. | Ortaklardan birinin, aralarındaki ortak malların her bir parçasının üzerine hisselerinin yayılmış olması. İLE Şeyhler. | Yaşlılar. )

- TAHAKKUK ile/ve İLKE

- TAHDİDAT[Ar.] değil/yerine/= SINIRLAMALAR

- TAHDİT[Ar.] değil/yerine/= SINIRLAMA, ÇEVRELEME

- TAHKİK[< HAKK] ile ...
( DOĞRU OLUP OLMADIĞINI ARAŞTIRMA | DOĞRU OLUP OLMADIĞINI MEYDANA ÇIKARMA | DOĞRU, GERÇEK )

- TAHKİK[< HAKK] ile/ve/<>/> TAHRİR ile/ve/<>/> TAKRİR ile/ve/<>/> TAKRİB ile/ve/<>/> TÂLİM ile/ve/<>/> TEDKİK
( Doğru olup olmadığını araştırma. | Kanıt ile bilmek. [Mantıksal ve felsefi alan.] İLE/VE/<>/> İlgisi olmayanları bilmek. İLE/VE/<>/> Kanıtların iç tutarlılığı araştırma. İLE/VE/<>/> Kanıt ile sonuç arasındaki tutarlılığı araştırma. İLE/VE/<>/> Öğrenme. İLE/VE/<>/> Kanıtlamayı bilmek. )

- TAHLİYE[< HALY] ile TAHLİYE[< HALÂ, HALVET, HALV]
( Süsleme, donatma, bezeme. | Bir madde içine, özelliğini ya da kokusunu değiştirmek üzere şeker, baharat vb. gibi şeyler katma. İLE Boşaltma, boş bırakma. | Serbest bırakma, salıverme. )

- TAKDİR ile/ve DEĞERLENDİRME

- TANIMLAMA ile DEĞERLENDİRME

- TANIMLAMA ile/ve/<> SINIRLAMA
( Sınırlama doğal olmalıdır. Durumun ve kişinin kendinin koyduğu kısıtlamalar fazla sıkı ya da fazla gevşek olduğu takdirde söz edilen doğallık duygusu hissedilemez. )

- TANITLAMA ile/ve/||/<> ÇIKARSAMA

- TANRININ EMRİ ile/ve/değil/= HAKİKATİN CÂZİBESİ

- TASARI ile/ve/||/<>/> TASARIM
( Olması ya da yapılması istenilen bir şeyin, zihinde aldığı biçim. | Tüzel bir işlemin, o işlemi yapmakla yetkili kurul ya da organ önüne getirildiği andaki durumu, üstünde görüşme ve oylama yapılabilir durumdaki metin, layiha. İLE Zihinde canlandırılan biçim, tasavvur. | Bir sanat yapıtının, yapının ya da teknik ürünün ilk taslağı, tasar çizim, dizayn. | Bir araştırma sürecinin çeşitli dönemlerinde izlenecek yol ve işlemleri tasarlayan çerçeve, tasar çizim, dizayn. | Daha önce algılanmış olan bir nesne ya da olayın bilinçte sonradan ortaya çıkan kopyası. )

- TASAVVUF ile/ve HAKİKAT
( Hakikatlerin deneyimlenmiş bilgisi. İLE/VE ... )

- TAVASSUT[Ar.] değil/yerine/= ARACILIK, ARA BULMA, ARACILIK ETME

- TAVIR ALMAK ile/ve/<> HAKSIZLIK ETMEMEK/ETMEDEN!

- TEDİRGİNLİK ile/ve/<> KORKU

- TEHLİKE ve/|| ÇÖZÜM

- TEKLİFSİZ BİRLİKTELİK ile/ve NEDENSİZ BİRLİKTELİK

- TEMEL SORUN ile/ve YAYGIN TEMEL SORUN

- TEMEL ve ÇÖZÜM/LEME

- TENZİH ile/ve TAKYİD/TAKYİT
( Arılama, kusur kondurmama. | Allah'ın tüm kusurlardan uzak olduğuna inanma. İLE Bağlı kılma, kısıtlama, kayıtlama. )

- TEPKİ ile/ve/değil DEĞERLENDİRME

- TERBİYE ile TERBİYE
( Besleyip büyütme. | Beslenip büyütülme. | Eğitim. | Görgü. | Alıştırma. | Hafif cezalandırma. | Tavsiye. | Kayırma, koruma. İLE Bazı yiyecekleri pişirmeden önce limon, salça gibi soslarda bekletme. )

- TESPİT ile/ve/değil/||/<>/>/< HAKKI/NI TESLİM

- TEVÂRÜS[< VERÂSET] ile/ve/> TEMMELLÜK[< MELK/MÜLK] ile/ve/> TEMESSÜL[< MİSL] ile/ve/> TERCÜME

- TOHUM:
YUMURTA
ile/ve/değil/||/<>/< DÜŞÜNCE

- TOPLULUK ile/ve AZINLIK

- TOPLULUK ile/ve BİRLİK

- TÖRE ile/ve/<>/değil/yerine TÜZE/YASA

- TUTARLI OLMAK ile/ve/değil/<> TUTARLI DAVRANMAK
( Zorunlu değildir. İLE/VE/DEĞİL/<> Zorunludur. )
( Sorunlu olabilir. İLE/VE/DEĞİL/<> Sorunsuzdur. )
( Her zaman için geçerli olamayabilir. İLE/VE/DEĞİL/<> Çoğunlukla geçerli olmalıdır. )
( "İddia"sında/zannında olabilirsin. İLE/VE/DEĞİL/<> İspat edersin. )
( Söz ile. İLE/VE/DEĞİL/<> Tutum/tavır ile. )

- TUTUM/U BENİMSEMEK ile/ve/> ALIŞKANLIK OLUŞTURMAK

- TUTUMLARI BELİRLEMEK ile/ve TUTUMLARDA TUTARLI OLMAK

- TUTUM ile/ve/||/<>/> SİYASET
( İnsanda. İLE/VE/||/<>/> Toplumda. )

- TÜZE [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- TÜZE'NİN TEMEL İLKELERİ - ULPIAN[M.S. 170 - 223]:
ONURLU YAŞAMAK
ve/||/<> BAŞKASINI İNCİTMEMEK ve/||/<> HERKESE, HAKKINI TESLİM ETMEK

- TÜZE(HUKUK) ile/ve ADÂLET
( ... İLE/VE Lâyık olana, lâyık olunanı vermek/verebilmektir. )
( Adâlet ancak hakikatten, saadet ancak adâletten doğabilir. )
( Attika mahkemelerinde, suçlu, suçu tespit edildikten sonra, bazı hallerde, kendine uygun gördüğü cezayı kendi isteyebilirdi. )
( Adâlette gecikme olmaz! | Adâletin gecikmesi olmaz/olmamalı! | Adâletin gecikmişi olmaz! )
( "BURNU SÜRTMEK": Yavuz Sultan Selim, hükümdarlığında, hırsızlık yapanları bir direğe bağlar, tanınması için günlerce çarşının içinde dolaştırtırmış. Bugünkü deyimle yüz kızartıcı suçlar dediğimiz çeşitli ahlâki suçlarda ise suçluyu burnu yere sürtecek şekilde bir arabaya yatırtır, burnunu yere sürttürürmüş. "Bırak, burnu sürtsün biraz!" gibi deyimler buradan gelmektedir. Yavuz Sultan Selim'in ilk sekiz yılında yaptığı bu uygulamalarla toplum büyük bir huzura ulaşmış ve hem devletin gücünü, hem de bütçesini üç kat büyütmüştür. )
( ZEMBİLLİ ALİ EFENDİ(CEMÂLÎ)'nin adâlet anlayışını ve uygulamalarını yani kendine neden "Zembilli" denildiğini de araştırmanızı salık veririz. )
( ADÂLET DAİRESİ

Adâlet, dünya barışının temelidir.
Dünya bağının sınırlarını devlet belirler.
İşte bu devlet duvarını inşâ edecek, devlete düzen sağlayacak olan hukuktur.
Siyasi güç olmaksızın hukuk, yaptırımlarını yerine getiremez.
Siyasi gücü, askeriye korur.
Askeri gücün yaşamasını ekonomi sağlar.
Ekonomik gücü halk sunar.
Halkın birliğini sağlayacak olan ise adâlettir.

Adl'dir mucib-i salâh-ı cihan
Cihan bir bağdır, divan devlet
Devletin nâzımı şeriattır
Şeriata olamaz hiç hâris illâ mülk
Mülk zabteylemez illâ leşker
Leşkeri cem edemez illâ mal
Malı cem eyleyen raiyettir
Raiyeti kul eder padişah-ı âleme adl. )
( Sayın Muharrem Balcı'nın yayınlarını paylaştığı adresi... www.MuharremBALCI.com )
( Türk Hukuk Lügâtı'na, burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz... )
( Elimizde kudret olmadığı sürece, özgürlük isteriz.
Kudreti ele geçirince üstün olmak isteriz.
Ama başaramazsak, adâlet isteriz. )

- TÜZE(HUKUK) ile/ve/||/<> ADLÎ TIP

- TÜZE(HUKUK) ile/ve/||/<> ÇOKLU TÜZE

- TÜZE(HUKUK) ve/<>/|| FİZİK

- TÜZE(HUKUK) ile/<> YAZIN(EDEBİYAT)
( Toplumbilim. İLE/<> Sanat. )
( [Amaç] Adâlet. İLE/<> Dilde ve düşüncede, incelik. )
( Yorum, yasa koyucunun amacına göredir ve gerekçelere bakılır. İLE/<> Çağrışım ve yorumlar, okurdan okura değişir. )
( Her ikisi de bir "söz" söyler fakat hukuk açısından "kuralın" ya da "yargının" sözü esastır. [Kuralın sözünü, yasa koyucu; yargının sözünü, yargıç söyler. Yargıcın sözü, kuralın sözüne uygun olmak zorundadır.] İLE/<> Önemli[öncelikli] olan, öykünün sözüdür. )
( [sözü] Yasa koyucu ya da yargıç söyler. İLE/<> Önce, yazar; sonra, okur söyler. )
( Akla, mantığa ve toplumsal gerçekliğe dayanır, sınır koyar. İLE/<> Hayal gücü ve yaratıcılık, öne çıkar ve sınırsızdır. )
( [sözü] Zorla söyler, zorla dinletir. İLE/<> Zorla söylemez, ["Heves" sözüdür, muhatapları gönüllüdür.] ["Zorla güzellik olmaz!" ama hukuk olur! Hukuk'un, zorlayıcı/yaptırım gücü vardır.] )
( Tekil öyküler hakkında yargıya varabilmek için olası öykülerin tamamını kuşatacak, "genel kurallar" koymayı amaçlar.[Tekil bir öykünün peşinden giden edebiyat, hukukun sabitlemek, her zaman ve her yerde aynı anlama getirmek istediği sözü açmak, genişletmek, çoğaltmak, yeni anlamlar katmak içindir.] İLE/<> Kişinin, insan öykülerinin peşindedir. )
( Çelişki sevmez, gördüğü yerde çelişkileri bertaraf etmek ister. İLE/<> Çelişkileri kışkırtıp bu çelişkilerden yeni anlamlar doğmasına ebelik yapmayı, en azından böylesi olasılıklar bulunduğunu unutturmamayı arzular. )
( Tekil kişiyi, genel ve soyut koşullar içinde değerlendirir. Yasalar, genel işlemlerdir, belirli bir durum içindeki herkes için düzenlenmişlerdir[tedvîn]. İLE/<> Kişinin, bir başkasından ayrıldığı noktaların peşindedir. )
( Yönlendirmelerle ilgilenmez, eylemle ilgilenir. Hukukun odaklandığı, öncelikle eylemdir, istisnalar dışında, eyleme giden yol önem taşımaz. İLE/<> Bu yoldaki uğrakları, kişinin durumunu, yönlendirmelerini, onu etkileyen etmenleri didikler. )
( Kişinin, neyi, neden yaptığının değil, ne yaptığının ve bu yaptığının ne gibi sonuçlar doğurduğunun yanıtını arar. İLE/<> Kişinin derinliğinin ve yapıp ettiklerindeki değişkenlerin peşindedir. Bunun doğal sonucu olarak, edebiyatçı, insanı, "yargılamak" yerine anlamaya çalışır. )
( Süreç ve sonuç birliği, bütünlüğü vardır/aranır. İLE/<> Süreç odaklıdır. )
( Açık, net, sözü uzatmayan ve tartışmaya kapalı bir ifade biçiminin peşindedir. İLE/<> Sayısız çağrışımlar, uzun soluklu ifadeler kullanır. )
( Hukuk ve Edebiyat Dersleri’nin, Türkiye’deki Serüveni:

Özyeğin Ünv., Bilgi Ünv. [2014 - ...]

Akdeniz Ünv., Kemerburgaz Ünv., Ulus. Antalya Ünv. [2013 - ...]

Turgut Özal Ünv., Yaşar Ün, [2012 - ...]

Kocaeli Ünv., Atılım Ün. [2011 - ...]

Kadir Has Ünv. [2009 - ...]

Ankara Ünv. [2006 - ...]

Galatasaray Ünv. [2005 - 2010]

Bilgi Ünv. [2004 - 2007]

Bahçeşehir Ünv. [2001 - 2010]



Dünyada, edebiyat ve hukuk ilişkisinin, akademide konuşulmaya başlandığı tarihler...

ABD’de, 1800'lerin sonu...

Almanya ve İtalya'da 1920'li yıllar...

Fransa ve İspanya2da 1950'li yıllar... )
( Düz kalıplardan oluşan, tek renkli, sınırlı ifade olanakları ile iş görür. İLE/<> Sözcükleri, sınırsızca kullanır, benzetmeler, ironiler, çift anlamlar, imâlar ile son derece geniş dil olanaklarına sahiptir. )
( "h" ve "k" ["sert"] İLE/<> "d" ve "b" [yumuşak] )
( Düzenler, emreder, tanımlar ya da bilgilendirir. İLE/<> Belirtir. Duygu ve düşünceleri, estetik kaygılarla dile getirir. )
( Hukuk metni, "yazar" merkezlidir. İLE/<> Edebî metin, okur merkezlidir. )
( Alıcı, satıcı, sanık, mağdur gibi sonsal sınıflandırmalar içinde biriciklikleri pek de düşünülmeden değerlendirilirler.[Katalog suçlar vardır fakat katalog kahramanlar yoktur.] İLE/<> Kişi[kahraman], kendine özgüdür. Biricik olduğu göz ardı edilmez. )
( "Olmayacak" bir öykü üstüne söz söylemez. İLE/<> Gerçeğe aykırı olanla da olanaksız olanla da ilgilenir.

Yasa, olası öykülerde...

Ya kahramana ne yapması gerektiğini söyler: Kural

Ya ne yapmaması gerektiğini: Yasak

Ya yapacağı şeyi nasıl yapacağını: Yöntem/Usûl

Ya kahramanın yaptığı şeyi yapmış sayıp saymayacağını: Tespit

Ya da kahramanın yaptığı veya yapmadığı şeyin yaptırımını: Ceza, Tazminat vb. )
( Hukuk Fakültesi Mezunu Yazarlar...

Fuat Köprülü, Necati Cumalı, Oktay Rıfat, Ziya Osman Saba, Mithat Cemal Kuntay, Burhan Felek, Samet Ağaoğlu, Metin Önal Mengüşoğlu, Rasim Özdenören, Mevlana İdris, Sibel Eraslan, Nuri Pakdil, Orhan Seyfi Orhon, Şevket Rado, Gülten Akın, Demir Özlü, Vüs'at O. Bener, Orhan Hançerlioğlu, Asaf Halet Çelebi, Çetin Altan, İlhan Selçuk, Uğur Mumcu, Zeyyat Selimoğlu, Şemsi Belli, Kemal Burkay, Erdal Öz, Yiğit Okur, Ebubekir Eroğlu, Tahir Abacı, Turgay Fişekçi, Akif Kurtuluş, Behçet Çelik, Faruk Erem...



Hukuk Fakültesini yarıda bırakanlar:

Attilâ İlhan, Yakup Kadri, Ahmet Haşim, Hilmi Yavuz, Ahmet Muhip Dıranas, Melih Cevdet Anday... )
( Hukuk ve Edebiyat Dersleri’nin, Türkiye’deki Serüveni:

Özyeğin Ünv., Bilgi Ünv. [2014 - ...]

Akdeniz Ünv., Kemerburgaz Ünv., Ulus. Antalya Ünv. [2013 - ...]

Turgut Özal Ünv., Yaşar Ün, [2012 - ...]

Kocaeli Ünv., Atılım Ün. [2011 - ...]

Kadir Has Ünv. [2009 - ...]

Ankara Ünv. [2006 - ...]

Galatasaray Ünv. [2005 - 2010]

Bilgi Ünv. [2004 - 2007]

Bahçeşehir Ünv. [2001 - 2010]



Dünyada, edebiyat ve hukuk ilişkisinin, akademide konuşulmaya başlandığı tarihler...

ABD’de, 1800'lerin sonu...

Almanya ve İtalya'da 1920'li yıllar...

Fransa ve İspanya2da 1950'li yıllar... )
( Hukuk ve Edebiyat arasında, buraya kadarki FaRkLaR, Sayın Mehmet Ali Başaran'ın (avukat ve edebiyatçı) tespitleridir. Katkıları için çok teşekkür ediyor, çalışmalarının ve başarılarının sürekliliğini diliyoruz... )

- TÜZE/HUKUK:
BORU GİBİ
değil/yerine HUNİ GİBİ

- TÜZE/HUKUK ve/||/<> SABIR
( Hukuku bilen(/ler), sabreder. )

- TÜZEL İŞLEYİŞTE:
İNGİLİZ
ile/ve/||/<> AMERİKAN ile/ve/||/<> ALMAN ile/ve/||/<> TÜRK

- TÜZEL/HUKUKÎ SORUMLULUK ile/ve/değil/=/||/<>/>/< İNSANÎ/BİREYSEL SORUMLULUK

- TÜZENİN(HUKUKUN):
ÜSTÜNLÜĞÜ
ve/||/<> KORUYUCULUĞU
( Kuşkunun bulunduğu durumlarda, haktan yararlanma durum ve yeteneğini genişletmeyle gerçekleşir. )

- TÜZE ve/||/<>/= AKIL

- TÜZE ile/ve/||/<> AKTÖRE/AHLÂK
( [Hesap] Eylemden sonra. İLE/VE/||/<> Eylemden önce. )

- TÜZE ve/||/<> DEVLET

- TÜZE = JUSTICE[İng.] = DROIT[Fr.] = RECHT[Alm.] = DIRITTO[İt.] = DERECHO[İsp.]

- TÜZE ile/ve MATEMATİK

- TÜZE ile/ve TOPLUMBİLİM

- TÜZE ve/||/<>/>/< USSALLIK

- ULÛM-U HUKUKİYE:
USÛL-Ü FIKIH/NAZARİYAT-I HUKUKİYE
ile/ve/||/<> FÜRU-U FIKIH/TATBİKAT-I HUKUKİYE

- ULUSLARARASI HUKUK ile/ve/değil/ne yazık ki KARŞILIKLI "KABUL"

- ULUSLARARASI ŞİRKET/LER ile/değil/ne yazık ki "ULUS AŞIRI" ŞİRKET/LER
( ... İLE/DEĞİL/NE YAZIK Kİ Hedef ülkeleri/kitleleri ve dünyayı, çıkarları doğrultusunda yönetme/yönlendirme çabası/"başarısı" peşinde koşan şirketler. )

- ULUSLARARASI TÜZEDE:
BENTHAM
ile KELSEN ile AUSTIN

- UNUTMA HAKKI ve/||/<> UNUTULMA HAKKI
( "Unutulma Hakkı" nedir? için burayı tıklayınız... )

- USULSÜZ/LÜK ile HAKSIZ/LIK

- UYGARLIK ve/<> BİREYSEL FEDÂKÂRLIK

- UYGARLIK ve/<> KAVRAMSALLIK

- UYGULANMALI!:
[ne] YER
ne de GEÇİT VERMELİ
( Adâletsizliğe ve hukuksuzluğa...
Görüntü ve reklâm kirliliğine, "yerel yönetimlerin", "yöneticilerin" keyfiyetine ve adâletsizliğine...
Gürültü/uğultu kirliliğine ve korna/zil çalanlara...
Işık kirliliğine...
Sigara ve tüm ürünleriyle çevreyi ve toplumu rahatsız eden nesnelere ve içen davranış/tutum ve kişilere...
Dilde, yazım hatalarına ve yazım kurallarına uymayanlara...
Beslenmede, abur-cubura, "et" ve "hayvansal ürünlere"...
Her türlü saygısızlık ve keyfiyete...


Ne yer, ne de geçit vermemek üzere, haklarımızı sürekli bilmeli ve anımsamalı, hakkı/mızın biz almadıkça verilmeyeceğinin bilinciyle gereken her türlü eylem, tavır, tutum, duruş ve davranış içinde olmamız gerektiğini uygulayarak göstermek, paylaşmak, aktarmak, eğitmek, dayanışmak, işbölümü ve işbirliği içinde olmak durumunda ve zorundayızdır. )

- UYUM DAVALARI/SAVUNMALARI ile/>< KOPUŞ DAVALARI/SAVUNMALARI
( Savunma Saldırıyor - Jacques Verges - Metis Yay. )

- UZAK DURULMASI GEREKEN KİŞİLER:
"HEP HAKLILAR"
ve/||/<> "HERŞEYE, SÜREKLİ İTİRAZ EDENLER" ve/||/<> "SADECE BEN" DİYENLER ve/||/<> BAŞKALARINI DEĞERSİZ GÖRENLER ve/||/<> ÇIKARCILAR ve/||/<> İSTEDİĞİ OLMADIĞINDA TUTUM DEĞİŞTİRENLER ve/||/<> ARAMADIĞIN SÜRECE ARAMAYANLAR ve/||/<> İŞİ DÜŞMEDİKÇE TANIMAYANLAR ve/||/<> İŞİ BİTTİĞİNDE, YANINDA DURMAYANLAR

- UZAKLAŞMAK ile/değil/yerine/>< UZLAŞMAK

- ÜZGÜN/LÜK ve/||/<>/> DÜZGÜN/LÜK

- ÜZÜLMEK ile/ve HESAP SORMAK

- VAR ETMEK ile/ve/<> SAHİP ÇIKMAK

- VAR KOŞULLARINDA
ile/ve/değil/||/<>/<
DAR KOŞULLARINDA


- VARLIK/VAROLUŞ ve/||/<> HAK ve/||/<> HAREKET

- VARLIKBİLİM ve HAKİKAT

- VARLIK ve/=/<> BÜTÜNLÜK

- VEGAN/LIK ve/||/<> CAYNACI/LIK(JAİNİZM)
( Hiçbir hayvanın etini ve/veya ürünlerini yememenin yanısıra, hayvanları, mal/kaynak ya da köle olarak kullanmamayı esas alarak yaşam sürdürme tutumu. VE/||/<> Doğaya, düzene(sisteme) yük ya da olumsuz etki yaratmayacak şekilde, temel gereksinim/zorunlulukların ötesine geçmeyecek şekilde, doğayla uyumlu ve bütünlüklü bir yaşam sürdürme tutumu. )

- VERİLİ (ORTAK) AKIL ile/ve/> KURULU (ORTAK) AKIL
( Kültür. İLE/VE/> Uygarlık. )
( Nedenbilimsel. İLE/VE/> Erekbilimsel. )

- YAKLAŞMAK ile/ve/değil/<>/> YAKINLAŞMAK

- YALAN ile/değil/yerine/>< DOĞRU
( [ne yazık ki] Yalan, öyle işlemiş ki bireylerin diline, "doğruyu söylemek gerekirse" diye bir kalıp "var". )
( Ocağını batırır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Onurunu artırır. )
( Doğruları biliyorsak, yalanları dinlemek, eğlencelidir. )

- YANLIŞA GİTMEMEK ve DOĞRUYA YÖNELMEK

- YAPILAN ile/ve DOLUNAN

- YAPILMASI İSTENİLEN ile/ve/< YAPILMAMASI İSTENİLEN

- YAPMAK ile/ve OLUŞTURMAK

- YARAR/ÇIKAR ile HAZ

- YARARLI/LIK ile/ve/<> ANLAMLI/LIK

- YARATTIĞIN ETKİ ile/ve/<> BIRAKTIĞIN ETKİ/İZ

- YASAK ile/ve/değil/yerine SINIRLAMA/KISITLAMA
( Yürürlüğe giren yasa, bir "YASAK" koyma değildir! Toplum yaşamında ve kişiler arasında düzenin sağlanması, hakların korunması için ortak kullanım alanı kuralları uygulanmak zorundadır. Sigarayla ilgili düzenleme, bireylerin bulunmak zorunda/durumunda olduğu -kapalı ya da açık- ortamlarda sigara kullanıcılarının keyfî uygulamalarına izin vermemek üzerinedir. Bu durumdan rahatsız olan/olabilecek kişilerin haklarının korunması üzerine de bu tür kısıtlamalar getirilmesi gerekmiştir. "YASAK" olarak ifade edilen durum, "sigara içme yasağı" değil belirli ortak kullanım alanlarında keyfî tutumda bulunulmasına engel olabilmek üzere ve çevrenin rahatsız edilmemesine yöneliktir. Doğrudan, genel bir "içmeme yasağı" getirilmemiştir.

"YASAK"[< YASA][yasaya/kanuna bağlı olan] sözcüğü ve kullanımının da, kişiler [içen-içmeyen, rahatsız olan/lar] arasında anlaşamamazlık/ihtilâf [ya da olası çatışma durumunda] toplum ve devlet tarafından kabul ve onay görmüş, uyumlu bir düzen sağlanabilmesi üzerine, gereken koşulların, yazılı ve tüzel(hukukî) bir karşılığının bulunması üzerinedir. Birlik ve bütünlüğü, sürdürülebilirliği sağlayabilmenin göstergesi ve dayanakçası olarak, "YASA" ve yasal gereklilik, işlevini yerine getirmek üzere uygulanmaktadır.

Kişi, kendi evinde istediği gibi [çırılçıplak] dolaşabileceği halde dışarıda/sokakta, ortak alanlarda dolaşamayacağı gibi. Bu durumu anlayan ve kabul edebilen tütün kullanıcıları, tütün ürünleri kısıtlamasının da bir uzlaşım ve çözüm gerektirdiğini rahatlıkla anlayacak ve kabul ediyor olacaklardır. )

- YASAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YAPTIRIMA TÂBİ

- YASAL/KANUNÎ EHLİYETTE:
EHLİYET-İ HUKUK
ve/||/<> MALİKİYET ve/||/<> HÜRRİYET ve/||/<> İSMET

- YAŞAMAK ile/ve YAŞATMAK

- YASAMA ve/||/<>/> YÜRÜTME ve/||/<>/> YARGI

- YAŞAMIN:
ANLAŞILMASI
ile/ve/||/<>/> YAŞANMASI
( Geriye doğru. İLE/VE/||/<>/> İleri doğru. )

- YERİNDE/LİK ile/ve GEÇERLİ/LİK

- YETKİNLEŞ(TİR)MEK ile/ve/<> TAMAMLA(N)MAK
( KEMÂL/TEKÂMÜL )

- YOK/LUK değil/yerine SINIRLANAMAZ/LIK

- YOK/LUK ile/değil/yerine YETERSİZ/LİK

- YOK yerine HAK VERE

- YORUM ile ÇIKARSAMA

- YORUM ile/ve DEĞERLENDİRME

- YÜZSÜZLEŞMEK değil/yerine YÜZLEŞMEK
( Ya hatalarınızla yüzleşirsiniz ya da hatalarınızla yüzsüzleşirsiniz. )

- ZAN(N) ile/değil/yerine/>< İLM

- ZÂYİ/ZİYAN[Ar., Fars.] değil/yerine/= YİTİK/KAYIP/ZARAR

- ZEKÂT ve/||/<>/>/< ZEKÂ

- ZEKÂ ile/ve/<> KUVVET ile/ve/<> MADDE

- ZERÎ' ile ZER'Î ile ZERİ'
( Araya giren, şefaat edici. İLE Arşınla ölçülen şey. İLE Çabuk, kolay olan. )

- ZIMAR ile ZIMÂR

- ZIRVALAMAK ile SAÇMALAMAK

- ZITLIK ile/değil SORUNSALLIK

- ZORLAMA ile/ve/değil/yerine/<> ZORUNLULUK
( Kişilerde/insanda. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<> Doğada. )

- ZORUNLU/ŞER'Î İLİMLER ile/ve/<> ZORUNLU/ŞER'Î OLMAYAN İLİMLER
( USÛL | FÜRÛ | MUKADDİMÂT | MÜTEMMİMÂT ile/ve MAHMUD | MEZMÛM | MÜBAH )

- ZORUNLU ile/ve/<> SORUNLU

- ZOR ile/ve/değil/yerine SORUNLU

- [Fars.] DÜRÜŞT ile/değil/yerine/>< DÜRÜST
( Sert; gücendirici, kırıcı. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sözünde ve davranışlarında, doğruluktan ayrılmayan, doğru, onurlu. | Doğru, yanlışsız. )

- [Fars.] NİŞÂN ile -NİŞÂN
( İz, belirti. | İşaret, fabrika işareti. | Yara izi. | Amaç, hedef, vurulması istenilen nokta. | Vurulacak noktaya silahı çevirme. | Sevgililik işareti. | Bu işareti takmak üzere yapılan tören. | Hatıra için dikilen taş. | Tuğra. | Taltif için verilen madalya. | Ferman. İLE "duran, dikilen, kalan" gibi anlamları gelerek bileşik sıfatlar yapar.[HATIR-NİŞAN: Unutulmayan, akılda kalan.] )

- [HANGİ]
(")HAKLA?(") (HİZMET)
ile/ve/değil/yerine/||/<>
AKLA? (HİZMET)


- [ne yazık ki]
"ÇIKAR"
ile/değil/yerine/>< AKIL

- [ne yazık ki]
"GÖNÜL KIRMAK/GÖNÜLDEN ÇIKMAK"
değil/yerine/><
"GÖNÜLE GİRMEK/GÖNÜL ALMAK"

( [ne yazık ki] Zihindeki (tek ya da çoğul) olumsuz ve ölümlü kayıtlarla. DEĞİL/YERİNE/>< Zihindeki (tek) olumlu ve ölümsüz kayıtla. )
( Kişi, "nasıl" ise gireceği/çıkacağı gönül de öyledir. )

- [ne yazık ki]
"PAY KAPMAYA ÇALIŞMAK"
değil/yerine HAK ETMEK

- [ne yazık ki]
(")GECİKEN/GECİKMİŞ ADÂLET(")
=/||/> ADÂLETSİZLİK

- [ne yazık ki]
(ÇOK) BENCİL/LİK
değil/yerine/>< (ÇOK) BİLGİ(Lİ/LİK)
( Ne kadar bilgi, o kadar az bencillik; ne kadar az bilgi, o kadar çok bencillik. )

- [ne yazık ki]
ENGEL OLMAYA ÇALIŞANLAR
ve/||/<>/>/< BAŞARACAĞIMIZA EN ÇOK İNANANLAR

- [ne yazık ki]
HUKUKSUZ/LUK
ve/> ACIMASIZ/LIK

- [ne yazık ki]
SORUNU ÇÖZMEYE:
NİYETİNİN OLMAMASI
ile/ve/değil/||/<> KARARLILIK GÖSTERMEMEK

- [ne yazık ki]
TÖREYE DOĞAN
ve/||/<> İSVİÇRE TÜZESİYLE EVLENEN ve/||/<> ALMAN YÖNETİM ZİHNİYETİYLE YÖNET(İL)EN ve/||/<> İTALYAN TÜZESİYLE CEZALANDIR(IL)AN ve/||/<> İSLÂMÎ KURALLARA GÖRE GÖMÜLEN

- [ne yazık ki]
VEFÂ:
ÇIKARA
ile/değil/yerine/>< KİŞİYE

- [ne/hem] "HAKLI/LIK" ile/ve/ya da/ne de/hem de/<>/>< KIZGIN/LIK
( Ne kadar (")haklı(") olduğumuzu zannetsek de, ne kadar kızgın olsak da,
bazı/çoğu durumu, sakinlikle ve akılla[/tüzeyle] çözerek -ve de en azından çözümleyerek- ilerlemek gerekir. )

- | KAFTAN ve CÜBBE | ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HIRKA
( | Sultan'da. VE Yargıç'ta. | İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Derviş'te. )

ADÂLET



( 345 FaRk, 546 katkı )


- "ADÂLET YOK" ile/ve/değil/yerine/<> ADÂLET'İ, KENDİN/SEN (YAKIN ÇEVRENDE, OLANAKLARINDA) GERÇEKLEŞTİR (YAŞAT/İHYÂ ET)!

- "ADÂLETSİZLİK" ile/değil KARŞILIKLI HİZMET (İÇİN)

- "ARSLAN" ve "KARTAL" ve "BOĞA" ve İNSAN
( Adâlet. VE Hikmet. VE Kudret. VE Muhabbet. )

- "GÜÇLÜ OLAN" ile/ve/||/<>/< "DAHA GÜÇLÜ OLAN"
( Zayıf yönünü bilen. İLE/VE/||/<>/< Zayıf yönünü yönetebilen. )

- "GÜCÜN" "ADÂLETİ" ile/değil/>< ADÂLETİN GÜCÜ

- "İNANMADAN AİT OLMAK" ile/değil AİT OLMADAN İNANMAK

- "MUTLAK ÖZGÜRLÜK" >< EŞİTLİK ile/<> "MUTLAK EŞİTLİK" >< ÖZGÜRLÜK
( Özgürlük ve Eşitlik, genişlediği oranda, birbirini yok eder.
[ "Mutlak Özgürlük" diye bir şeyden bahsettiğimiz oranda "Eşitlik"ten,
"Mutlak Eşitlik" diye bir şeyden bahsettiğimiz oranda da, "Özgürlük"ten bahsedemeyiz. ] )

- "O DÖNEMDE, ..." ile/değil "O DÖNEM DE, ..."
( Dahi anlamındaki "de" ayrı yazılır! Lütfen! Sadece biraz (daha) özen! )
( Konfüçyüs: "Eğer konuşulan dil doğru değilse, o zaman söylenilen şey, söylenilmek istenen şey olmaz. O zaman, yapılması gereken yapılmaz ve eğer işler yapılmadan kalırsa, maneviyat ve sanat bozulur. O zaman, adâlet, sahtekârlıkla yürür. Eğer bu olursa, kişiler kendilerini umutsuz bir karmaşanın içinde bulurlar. Bu nedenle, söylenilen şey, her şeyden önemlidir ve bu konuda dikkatsizlik yapılmamalıdır." )

- "ÖNYARGI" ile/ve/değil/||/<>/> "SONUÇ ODAKLILIK"

- "ÖNYARGILARINI" YENİDEN DÜZENLEMEK ile/değil/yerine DÜŞÜNMEK

- "SAP, DÖNER; KESER, DÖNER ve/||/<>/> GÜN GELİR, HESAP DÖNER"

- "SORGULAMA" ile YARGILAMA

- "UZUN" YAŞAMAK ile/ve/<>/değil/yerine DERİN/DÜRÜST/DOĞRU YAŞAMAK

- "YARGI" ile/değil/yerine/>< BİLME

- "YARGILAMA" ile/ve/<> DAYATMA

- "YARGILAMAK" ile/değil/yerine KEŞFETMEK

- "YARGISIZ İNFAZ" ile/ve/değil/ne yazık ki/<>/> "YARGILI" İNFAZ

- "YASALARA UYMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<> ADÂLET

- (")EĞRİ(") ile/ve/değil/yerine/||/<>/></>/< (")DOĞRU(")
( Doğrulabilir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Eğrilebilir. )
( Ne "eğriler", doğrula; ne "doğrular", eğrile. )

- ABAD ile/ve/<> AİHM
( Avrupa Birliği Adâlet Divânı İLE/VE/<> Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi )

- ADÂLET BEKLEME! ve/||/<> HUZUR BEKLEME!
( [ne yazık ki] "Gücün", "haklı çıktığı/çıkarıldığı" yerlerde. VE/||/<> "Güce tapan" "kişilerin" olduğu yerde. )

- ADÂLET HEYKELİNİN GÖZLERİNİN KAPALILIĞI:
"NAMUSSUZLARA GÖZ YUMMAK İÇİN"
değil ÂDİL OLMAK İÇİN

- Adâlet için DİNLE!!!

- ADÂLET VE EŞİTLİK ve/||/<>/> UYUM VE DOSTLUK

- ADÂLET [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- ADÂLET'İN KURALI ile/ve/||/<> AKIL'IN KURALI

- ADÂLET-İ MAHZA ile/ve/||/<> ADÂLET-İ İZÂFİYE

- ADÂLET/HUKUK değil/yerine/= TÜZE

- ADÂLET:
"EN YÜKSEK İYİ"
ile/ve/değil/yerine/<> EN YÜKSEK KAMUSAL İYİ

- ADÂLET:
"EŞİTLİK"
ile/ve/değil/||/<> RIZÂ

- ADÂLET:
BİLGİNİN KONUSU
ile/ve/değil/||/<> DÜŞÜNCENİN KONUSU

- ADÂLET:
BİRLİK
ile/ve/<> DİRLİK

- ADÂLET:
DENKLEŞTİRİCİ
ile/ve/||/<> DAĞITICI

- ADÂLET:
DIŞARIDA/UZAKTA
ve/değil/yerine/||/<>/>/< KENDİNDE
( Adâleti, dışarıda/uzakta aramak. VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Kendinde başlatmak ve oluşturmaktır, asıl ve öncelikli olan. )

- ADÂLET:
KİŞİ/KUL
ve/||/<> İLÂH'IN BİRLİĞİ

- ADÂLET:
SEVGİ
ve/||/<> DÜŞÜNCE

- ADÂLET:
SUÇU/"SUÇLU"YU ARAMAK
ile/ve/değil/||/<>/< (SONUNA KADAR) MÂSUMU/MASUMİYETİ MASUMİYETİ ARAMAK

- ADÂLET:
VARLIĞI VE VAROLANI BİLMEK/TANIMAK
ve/||/<> HAK'I BİLMEK/TANIMAK ve/||/<> KENDİNİ BİLMEK/TANIMAK

- ADÂLET:
VELÂYET
değil RİSÂLET
( İç. DEĞİL Dış. )

- ADÂLET:
[BİR ŞEYİ] "YERLİ YERİNE KOYMAK"
değil KENDİNE AİT YERE KOYMAK/BIRAKMAK

- ADÂLET=KUTUP YILDIZI:
GÖĞE
ve/||/<>/> GÖNÜLE
( Doğar. VE/||/<>/> Işığını saçar/yayar. )

- ADÂLETSİZLİK DURUMLARINDA, "TARAFSIZ"(SESSİZ/ÂTIL) DURUYORSAK, KÖTÜLERİN/KÖTÜLÜĞÜN TARAFINI TUTMUŞUZDUR ile/ve/||/<> ÇÖZÜMÜN BİR PARÇASI DEĞİLSEK, SORUNUN BİR PARÇASIYIZDIR

- ADÂLETSİZLİK ve/||/<> ANLAMSIZLIK
( [Çözüm olarak ...] Tüzeyi[hukuku] bulduk fakat tüzeye ulaşamadık. VE/||/<> Sanatı bulduk fakat sanat bize ulaşamadı. )

- ADALET değil ADÂLET

- ADÂLET ile/ve AHKÂM

- ADÂLET ile/ve/<>/< BARIŞ[VARIŞ]/SULH
( Eğer dünyada barış ve uyum istiyorsanız, aklınızda ve gönlünüzde barış ve uyum olmalıdır. )
( Kendinizde düzen olmadıkça, dünyada düzen olmayacaktır. )
( AN SÜKÛT'İN SULH: Davalının susması üzerine gerçekleşen barış. )
( YURTTA SULH, CİHANDA SULH! PAZ EN EL PAIS, PAZ EN EL MUNDO! )

- ADÂLET ile/ve/<> BİLİM ile/ve/<> AŞK

- ADÂLET ve/||/<>/>/< DAYANIŞMA

- ADÂLET ile/ve/||/=/<>/< DENGE, ÖLÇÜLÜLÜK/İTİDÂL[< ADL]
( Toplumla olan ilişkide. İLE/VE/||/=/<>/< Kişide. )
( İçte. İLE/VE/||/=/<>/< Dışta. )

- ADÂLET ile/ve/<> DÜŞMANIN "ADÂLETİ"
( Adâletin gerekliliği ve önceliği, düşmanının "adâletine" maruz kalmamak ve mağdur olmamak içindir. )

- ADÂLET ve/<> EHLİYET

- ADÂLET ile/ve/<> ERDEM/FAZİLET
( Sevginin ürünleri. İLE/VE/<> Aklın ürünleri. )
( "Adâlet, erdemin bir parçası değil bütünüyle erdemdir. Adâletin tersi olan haksızlık da, kötülüğün bir parçası değil bütünüyle kötülüktür." )
( Products of love. VS./AND/<> Products of intelligence. )

- ADÂLET ile/ve/değil EŞİK

- ADÂLET ve/<> GÜÇ
( Güce dayanmayan adâlet âciz, adâlete dayanmayan güç zâlimdir. )

- ADÂLET ile/ve HAK/İSTİHKAK

- ADÂLET ve/||/<>/< HAKİKAT
( Toplumsal kurumların birincil erdemi. VE/||/<>/< Düşünce düzenlerinin birincil erdemi. )

- ADÂLET ile/ve/<> HAKKANİYET

- ADÂLET ve/<>/>/< HİDÂYET

- ADÂLET ve/<> HİKMET ve/<> DİN
( Üçü de, mülkün[egemenlik, yönetim ve siyaset] temelidir. )

- ADÂLET ve/> HİLÂFET

- ADÂLET ve/||/<>/> HUZUR
( Gücün, "haklı olduğu" yerde bekleme! VE/||/<>/> Güce tapan bireylerin olduğu yerde bekleme! )

- ADÂLET ve/||/<> İHSAN

- ADÂLET = JUSTICE[İng., Fr.] = IUSTITIA[Lat.] = GERECHTIGKEIT[Alm.] = DIKAIOSYNE[Yun.] = JUSTICIA[İsp.]

- ADÂLET ve/||/<> KARE
( 2+2=4 VE/||/<> İki üçgen alanın biraradalığı. )

- ADÂLET yoksa/> KARGAŞA

- ADÂLET ile/ve/<> KARMA
( Karma ve Kader kavramlarını, kapsamlı bir şekilde anlamak ve görmek üzere "My name is Earl" dizisini baştan sona izlemenizi öneririz... )

- ADÂLET ve/<>/< KAYGISIZLIK

- ADÂLET ve/<> KEMÂLÂT

- ADÂLET ile/ve/+/<> KUDRET ile/ve/+/<> HİKMET ile/ve/+/<> SEVGİ
( [Simgeleri/Sûretleri] Aslan. İLE/VE/+/<> Boğa. İLE/VE/+/<> Kartal. İLE/VE/+/<> İnsan. )

- ADÂLET ile/ve/<> MANTIK

- ADÂLET ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< MERHAMET

- ADÂLET ile/ve/||/<> MERHAMET ile/ve/||/<> TİCARET

- ADÂLET ile/ve/<> MEŞRÛ EŞİTSİZLİKLER

- ADÂLET ile/ve/||/<> MÜRÜVVET

- ADÂLET ve/<> NİYET ve/<> SÜREKLİLİK

- ADÂLET ve/=/<> ÖLÇÜ/LÜLÜK
( Her konuda/hususta, itidâli ihtiyâr et! )

- ADÂLET ve RAHMET

- ADÂLET ve/||/<>/< RIZÂ ve/||/<>/< BİLGİ/HABER
( Adâletin kaynağı da, hedefi de, durumdaki/olaydaki ilgili kişilerden birinin rızâsıdır. Adâlet, insanı ve rızâsını esas almaktır! [Tabii, rızâ da, en başta, (durumdan/olaydan/tespitten/(ön) "hüküm"den) haberdar etmekle başlar.] )

- ADÂLET ile/ve/<> SAADET

- ADÂLET ve/<> SEVGİ
( Toplumda. VE/<> Bireyde. )

- ADÂLET ile/ve/değil/||/<>/< SINIRLAR

- ADÂLET ile/ve/<>/ TÜZENİN SAĞLADIĞI GÜVEN(İLİR)LİK

- ADÂLET ve/||/<> VİCDAN
( ... VE/||/<> Adâlet evi. )
( Her yerde, zamanda ve koşulda. VE/||/<> Zirvesinde.[İnsanda!] )

- ADÂLET ve/||/<> YAŞAM

- ADÂVET değil/yerine/>< ADÂLET

- ÂDİL ile/ve/||/<>/> AYDIN
( Dışımız. İLE/VE/||/<>/> İçimiz. )

- ADL Ü İHSAN
( ADÂLET VE İYİLİK )

- AĞ ile/ve BÜTÜNLÜK

- AHLÂK ile/ve/<> ADÂLET

- AİT OLMAK ile PARÇASI OLMAK

- AKIL ve/ AHLÂK ve/ ADÂLET ve/ ÂDÂB ve/ AŞK

- AKLIN NİTELİKLERİ:
HİKMET
ve KUDRET ve SEVGİ/ŞEFKÂT ve ADÂLET
( Bunları içermeyen hiçbir söz, akılsal değildir/olamaz. )

- ALGILAMA ile YARGILAMA
( Kültüre dayanır. İLE Uygarlığa dayanır. )

- ALGI ile/ve/> DEĞER ile/ve/> YARGI

- ÂLİM ile/ve ÂRİF
( Âlim; Evvel ile Ahir, Batın ile Zahir'i bilen, tüm bildiklerini en iyi/üst derecede bağlantırabilme/birleştirebilme seviyesine ulaşmış kişi. İLE/VE Ârif; alimin niteliklerinin üzerine ek olarak, hikmetine sahip olup, zaman ve zeminine/mekânına göre değerlendirme yapabilen kişidir. )
( Fikir üretir. İLE/VE Akıl üretir. )
( Faal akıldaki bilgi ile ittisâl eder. İLE/VE Işk ile ittisâl eder. )
( Faal akıldaki bilgiyle belirli bir tecrîd-tehzîb süresince ve hads yoluyla ittisâl eder. İLE/VE Belirli bir riyâzet-tezkiye süresince, ilâhî ışığa doğrudan değer. )
( Doğru hisse sahip olandır. İLE/VE Doğru sonuca sahip olandır. )
( Sorunları/engelleri çözer/çözebilmelidir. İLE/VE Kişileri çözer. )
( İlmini ölümlüden tahsil eden. İLE/VE İlmini ölümsüzden alan. )
( Eşyanın (kesret) hakikatini inceler. İLE/VE Tek'in (letâfet) hakikatini inceler. )
( ... İLE/VE İlâhî inâyetin tecellî sürecini mistik riyâzetle deneyimleyen. )
( Ârifler, ilimsiz, gözsüz, habersiz, müşahedesiz, sıfatsız ve perdesiz görürler. )
( Ârifler meclisine git de, istersen uyu. )
( Âlim, bir konuyu ilm-el yakîn; Ârif, ayn-el yakîn olarak bilir. )
( Âlim fikir/hüküm icâd eder; Ârif, akıl icâd eder. )
( Ölümlüden ilmi alan. İLE/VE Allah'tan ilim sahibi olan. )
( Meselerle, konuşmakla, hükümleri icrâ etmekle adâleti teskin eden zât. İLE Gördüğü şey üzerine insana hali vermekle sekinete ulaştıran zât. )
( Yarım âlim, dinden; yarım doktor, candan eder. )
( Âlimlerin en faziletli ilmi sükûttur. )
( Asıl güneş, âşıkların, âriflerin kalplerinden, gözlerinden doğan güneştir. )
( Vazgeçer. İLE/VE Sığdırır. )
( Bilirler. İLE/VE Yaşadıklarını da bilirler. )
( Malumu bilirler. İLE/VE Mazeretleri bilirler. )
( Baba. İLE/VE Anne. )

- AL ile/ve/değil/yerine /||/<>/< AS
( )
( [gereksinimin] Varsa. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Yoksa. )

- AMAÇ:
BİRLİK
ve/<> BÜTÜNLÜK

- ANLAMAK ile "YARGI/LAMAK"
( Nezâketle dinlemek, akıllıca yanıt vermek, dengeli inceleme ve tarafsız karar vermek yargıcın özelliklerindendir. )

- ANLAM ile/ve/<>/>/< BÜTÜNLÜK
( Anlam, bütünlük gerektirir. )
( Meaning needs integrity. )
( Anlamak, beğenmenin başlangıcıdır. )

- ASABİYET ile/değil/yerine/>< ADÂLET

- AŞIRI/ABARTILI KEYFİYET ve/||/<>/> GECİKEN/GECİKMİŞ ADÂLET

- AŞIRI/LIK ile/ve/değil AYKIRI/LIK

- AŞKIN/LIK ile İÇKİN/LİK
( Evrenseller. İLE/VE/<> İçerikleri. )
( Değişmez. İLE/VE/<> Değişken. )
( Yaşam. İLE/VE/<> Yaşama kattıkların. )
( Adâlet. İLE/VE/<> Yasa. )

- ATÂLET ile/değil/yerine/>< ADÂLET

- ÂTIL (KALMAK) değil/yerine/>< ÂDİL (OLMAK)

- ATOM ALTI/NDA ve/<> BÜTÜNLÜK/TE
( Belirsizliğin yaşandığı alanlar. )

- AYRIMLAR İÇİNDEKİ BÜTÜNLÜK

- BAĞY/İSYAN[Ar.] değil/yerine/= BAŞKALDIRI
( Azgınlık, zulüm, isyan. | İstemek, talep etmek. | Yaranın şişmesi. | Yağmurun şiddetle yağması. )

- BAĞ ile/ve/||/<>/> BÜTÜNLÜK

- BAKIM ve/<> BÜTÜNLÜK

- BAŞKALARINI DÜŞÜNMEK ile/değil/yerine BAŞKALARINI DA DÜŞÜNMEK

- BEKLENİLEN ile/ve/değil/yerine SONUÇ

- BELİRSİZ/LİK ile/ve/||/<> OLUMSUZ/LUK
( Zihnin, işleyebildiği tek durum/koşul belirginlik; rahat edemediği tek durum ise belirsizliktir. )

- BELİRSİZLİK <>/>< BÜTÜNLÜK
( INDEFINITENESS <>/>< INTEGRITY )

- BİLİMDE ve ADÂLETTE
( Doğrulanabilirlik değil yanlışlanabilirlik esastır. VE Şüpheden, sanık yararlanır. )

- BİLİNÇ ve/<> ADÂLET
( Kişide. VE/<> Toplumda. )

- BIRAKMAK ile YERİNE KOYMAK

- BİREŞİM/TEVHÎD İLKESİ:
TOPLUM İÇİN
ve/||/<> BİREY İÇİN
( Adâlet. VE/||/<> İtidal. )

- BİRLİK ile/ve BÜTÜNLÜK
( Hareket bakıp dinginliği, dinginlikte hareketi anlamak birliktir. )
( En küçük bir şey için tüm evren katkıda bulunur. )
( Birlik özgürleştirir, özgürlük birleştirir. )
( "Ben gövdeyim" fikrini yok edin, o zaman iç ve dış bir olacak. )
( Duvarın ve onun her iki tarafının "burası" ya da "orası" gibi tanımlanamayacak tek bir alan olduğu idrak edilmeli. )
( Bir durum tanınıp anlaşıldığı anda, olaylar uygun karşılığı vermek üzere harekete geçeceklerdir. )
( Ayrılık ve görünümlerin bir ve bütün olduğunu kavramak için aklın sakinleştirilmesi ve dinginlik kazanması gereklidir. )
( İdrak edilenlerin bütünlüğü (toplamı) sizin "madde" dediğinizdir. İdrak edenlerin bütünlüğü ise sizin "evrensel zihin" dediğinizdir. )
( Kişisel gövdeniz bir parçadır ki onun içinde bütün harikülâde bir şekilde yansımaktadır. )
( Hareket eden'in içinde devinimsiz olan'ı, değişenin içinde değişmez olanı ayırt edebilmeyi öğrenin, ta ki tüm farklılıkların sadece görünüşte olduğunu ve birliğin gerçek olduğunu idrak edinceye kadar. )
( Mutlak bütünlüğün değişmezliği! )
( Doğruluk ve eylemin birliği! )
( HOLOGRAFİ[Yun. < HOLON]: Evren, üç boyutlu olan, bütünlük. )
( Toprağın üstündeki su, birliği simgeler. )
( Balıkların Stratejisi )
( Unity liberates. Freedom unites. )
( BÜTÜNLÜK: Kişinin kurtuluşu. )
( The entire universe contributes to the least thing.
Realise that the wall and both sides of it are one single space, to which no idea like 'here' or 'there' applies.
A situation has been cognised, events will move in adequate response.
The totality of the perceived is what you call "matter". The totality of all perceivers is what you call the "universal mind".
Your personal body is a part in which the whole is wonderfully reflected.
The immutability of absolute! )
( Bir'likten söz etmeyi ertele! Sen, henüz, hiç yerle bir olmamışsın. )

- BİR ile/ve/||/<> BİRLİK ile/ve/||/<> BÜTÜNLÜK
( Allah. İLE/VE/||/<> Evren. İLE/VE/||/<> İnsan. )
( The god. VS./AND/||/<> The universe. VS./AND/||/<> The human. )

- BİR ile BİRLİK ile BÜTÜNLÜK

- BİSİKLET ve/<> BÜTÜNLÜK

- BÖLÜNMEZLİK ve/<> NOKTA

- Bütünlük için DİNLE!!!

- Bütünlük için SUS!!!

- Bütünlüklü KONUŞ!!!

- BÜTÜNLÜK ile/ve/||/<> BİREŞİM

- BÜTÜNLÜK ile/ve/<> BÜTÜNCÜLLÜK

- BÜTÜNLÜK ile/ve DOKUNULMAZLIK

- BÜTÜNLÜK ile ESRİME
( ... İLE Esrime, duyulur olanlardan, bir başka deyişle tikel şeylerden başlayıp derece derece iç algıya ve iç algıdan da geçip bir an için bile olsa yokluğa dalmak, aslına kavuşmak demektir. )

- BÜTÜNLÜK ile/ve/<> İÇİÇELİK

- BÜTÜNLÜK ve/<> IŞILTI

- BÜTÜNLÜK ve/<> IŞIMA

- BÜTÜNLÜK ile/ve/<> SÜREKLİLİK

- BÜTÜNLÜK ile/değil TÜMEL

- BÜTÜNSEL ile BÜTÜNLÜKLÜ

- CELB-İ MENÂFİ değil/yerine/>< DEF-İ MEFÂSID
( Yanlışları önlemek ve işlememek; çıkarları, iyilikleri getirmek ve işlemekten öncelik kazanır. )

- CESÂRET:
SEÇTİKLERİMİZ
değil VAZGEÇTİKLERİMİZ

- CEZALARDA:
YANLIŞ YAPILANA
ile YAPILMAYANA/KARŞILANMAYANA [zorunlu olduğu halde]
( Geliştirir. İLE [belki] Dönüştürür. )
( Verilebilir de, verilmeyebilir de. İLE Çoğunlukla verilmesi gerekir. )
( Niyete göre hafifletilebilir. İLE Ne niyet, ne özel koşullar pek değerlendirilmez. )
( Haklılık/haksızlık, yerindelik-yersizlik, adâlet aranabilir. İLE Ne haklılık, ne de herhangi bir şey aranmaz. )
( Nush ile uslanmayanı, etmeli tekdîr Tekdîr ile uslanmayanın hakkı kötektir! )

- DAD ile DÂD[Fars.]
( Osmanlı abecesinin onyedinci harfidir.[ebced değeri 800'dür.] İLE Adâlet, doğruluk. | İhsan, vergi. | Veriş, satış. | Sızlanma, yanıp yakılma. | Feryâd, figan. | Kısmet, nasip. | Tuzlu balgam denilen bir cilt hastalığı. )

- DENGELEYİCİLİK ile/ve BÜTÜNLÜK

- DENGELİ ile/ve/||/<> BÜTÜNLÜKLÜ

- DENGE ve ADÂLET

- DENGE ile EŞİTLİK

- DENKLİK ile/ve/<> BÜTÜNLÜK

- DEVLETİN (ÖNCELİKLİ/ZORUNLU) SORUMLULUKLARI:
EĞİTİM
ve/||/<> SAĞLIK ve/||/<> GÜVENLİK ve/||/<> YARGI GÜVENCESİ

- DEVRİM ile BAŞKALDIRI
( Sürekli devrim, sürekliliği ortadan kaldırır. )
( Baskıya/dayatmalara başkaldırmayan kişi, en başta, kendine karşı adâletsizdir. )

- DHARMA[Sansk.] = DHAMMMA[Palice] = FA[Çince]
( 1) Evrensel Kanun.(Hakikat, öğreti, doğruluk, bir şeyin doğası.)
2) Yöntem ve yol.
3) Herhangi bir şey, fikir, nesne, kavram.
4) Buda'nın öğretisi.
5) Evreni yöneten ilke.
6) Zen yaşantısının özü.
7) Sözcüklerle iletilmesi olanaksız olan iç öğreti.
8) Sezgisel, doğrudan doğruya kavranan ve kişisel olarak deneyimlenen aydınlanmanın özü. | Adâlet, dürüstlük. )

- DİL, DOĞRU KULLANILMAZSA...
( Öğrenciler, bir gün, hocalarına sorarlar... - Eğer elinizde, ülkenin işlerini düzeltecek bir güç ve olanak bulunsaydı, işe nereden başlardınız?

Hoca, düşünmeden, şu yanıtı verir:

- Dilin, doğru kullanılmasına çalışırdım.

Öğrenciler, hocalarının yüzüne şaşkın şaşkın bakarlar:

- Fakat bu küçük bir şey. Niçin çok önemli olduğunu söylüyorsunuz?

Bilge hoca, başını sallar ve şöyle devam eder:

- Eğer dil doğru kullanılmazsa, ağızdan çıkan sözcükler, ifade edilmek istenen şeyleri vermez. Söylenen sözler ve kullanılan sözcükler, ifade edilmek istenen amacı anlatamayınca da, yapılması gereken işler yapılamaz. Yapılması gereken işler yapılamayınca da ahlâk ve sanat, soysuzlaşır. Ahlâk ve sanat soysuzlaşınca da adâletsizlik başlar. Bu durumdaü, halk ne yapacağını bilemez ve çaresizlik içinde bocalar, durur... )

- DİL ile/ve TARİH
( Herşeye yayılmış olan en genel temsil. İLE/VE ... )
( Dil, zihin tarafından, zihin için meydana getirilmiştir. )
( Dil, varlığın evidir. )
( Zihin, dili şekillendirir ve dil de zihne şekil verir. )
( Konfüçyüs: "Eğer konuşulan dil doğru değilse, o zaman söylenilen şey, söylenilmek istenen şey olmaz. O zaman, yapılması gereken yapılmaz ve eğer işler yapılmadan kalırsa, maneviyat ve sanat bozulur. O zaman, adâlet, sahtekârlıkla yürür. Eğer bu olursa, kişiler, kendilerini umutsuz bir karmaşanın içinde bulurlar. Bu nedenle, söylenilen şey her şeyden önemlidir ve bu konuda dikkatsizlik yapılmamalıdır." )
( Language is an instrument of the mind. It is made by the mind, for the mind. )

- DİN:
SAMİMİYET
ve/||/<> YALANSIZLIK

- DİN ile/ve/<> İNSAF
( İnsaf, dinin yarısıdır. )

- DIŞLAMA! ve/||/<> YARGILAMA!

- DİZGE ile/ve/<> BÜTÜNLÜK
( Aslında her biri öbürüdür. )

- DİZGE ile/ve/<> BÜTÜNLÜKLÜ DİZGE

- DOGMA ile YARGI

- DOĞRULUK ile/ve/||/<>/>/< YARDIM

- DOYUM ve/||/<>/< BÜTÜNLÜK

- DÜZENLİ/LİK ile/ve/<> BÜTÜNLÜK/LÜ/LÜK

- EDEB ve ADÂLET
( Yerli-yerince hareket etmek. VE Yerli-yerinde olmak. )

- EFRÂDINI CÂMÎ ve/<> ÂĞYÂRINI MÂNÎ
( Bir kavramın tüm bireylerini kuşatıp ötekileri dışarıda bıraktığında kullanılan bir deyim. )
( "İnsan düşünen bir canlıdır" tanımı verildiğinde bu tanımın içine tüm insan bireylerini içerir. Girmeyen hayvan(behaim) vs. dışarıda bırakır. )

- EMPATİ KURMAK ile/ve/değil/=/||/<>/< ÂDİL OLMAK

- EŞDEĞERLİLİK ile/ve/||/<> BÜTÜNLÜK

- EŞİT/LİK ile/ve/<> UYUMLU/LUK

- EŞİTLİK

- EŞİTLİK ADÂLETİ ve/||/<> ONUR ADÂLETİ

- EŞİTLİK ADÂLETİ ile/ve/<> ORAN ADÂLETİ

- EŞİTLİK/MÜSÂVAT ile/ve/değil/yerine/< ADÂLET
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Güçsüzün hakkının/haklarının savunulması/korunması. )
( Kişilerin eşitliği, sadece adâletin [en kısa sürede] sağlanması için [tüze/hukuk önünde] geçerlidir. [ille de bir farkı olacaksa/oldurulacaksa, sadece bilgileri/bildikleri/marifetleri iledir/kadardır.] )
( )

- EŞİTLİK/TESÂVÎ ile TESÂVUK

- EŞİTLİK ile/ve/değil BERABERLİK

- EŞİTLİK ile/ve/||/<>/> FIRSAT EŞİTLİĞİ

- EŞİTLİK ile/ve/değil/||/<> FIRSAT/OLANAK EŞİTLİĞİ

- EŞİTLİK ile HAKKANİYET

- EŞİTLİK = MÜSÂVÂT = EQUALITY[İng.] = ÉGALITÉ[Fr.] = GLEICHHEIT[Alm.] = AEQUALITAS[Lat.] = IGUALDAD[İsp.]

- EŞİTLİK ile/ve PAYLAŞIM

- EYLEM ile/ve/değil/yerine BÜTÜNLÜK İÇİNDE EYLEM

- FELSEFE:
"YAPTIRIMLARI OLAN"
değil/yerine YARGILARI OLAN

- FERAHLATMA ve/<> KOLAY(LIK)(ÂSÂN[Fars.])

- FETVÂ ile YARGI

- FİTRE ile/ve SADAKA
( Ramazan ayı boyunca. [Bayram namazına kadar] İLE/VE Ramazan ayı dışında. )
( ... İLE/VE Tüm nesne/bitki/hayvan ve hizmetler. )

- GELECEĞİ "TAHMİN ETMEK" değil/yerine GELECEĞİ YARATMAK

- GELİŞMİŞ ÜLKE:
FAKİRLERİN BİLE ARABAYA BİNDİĞİ ÜLKE
değil/yerine/><
ZENGİNLERİN BİLE OTOBÜSE BİNDİĞİ ÜLKE


- GERÇEK/LİK ile/ve HAKİKAT[Ar.]
( Çok. İLE/VE Tek. )
( Varoluş. İLE/VE Varlık. | İlke. )
( Bilimde. İLE/VE Felsefede. )
( ... İLE/VE Var'ı var, yok'u yok olarak bilmektir. )
( ... İLE/VE Varoluşu kişinin iradesine bağlı olmayan. )
( Sürekli değişen, değişmeye mahkum olan. / Olup da bitmeye yönelmiş olan. İLE/VE Ebedî olan. Üstündeki örtü [peçe/lethia(Yun. > alethia)] kaldırılıp altındaki biçimin ortaya çıkması. )
( Beklenmeyen ve tahmin edilemez olan gerçektir. )
( Saf, karışımsız ve bağımsız olan gerçektir. )
( Gerçek, en yüce mutluluktur. )
( Gerçekten söz etmek bile mutluluktur. )
( Gerçek, kavranamaz olandır. )
( Gerçek olan, sürekli sözsüzdür. )
( Gerçek, gerçek-olmayanda gerçeği görür. )
( Sahte olanlar gittiğinde, geride kalan, gerçek olandır. )
( Geçicilik, gerçekdışılığın en iyi kanıtıdır. )
( Gerçek, herhangi bir amaca hizmet edemez. )
( Gerçek, herkes için her zaman geçerlidir. )
( Gerçek, bilen ve bilinen ikileminin ötesindedir. )
( Gerçek, ŞU AN'da ve BURADA olandır. )
( Gerçeği bilmek, onunla uyum içinde olmak demektir. )
( Gerçeği bilmeye uğraşmayın, çünkü zihin yoluyla edinilen bilgi gerçek bilgi değildir. )
( Gerçeğe varış, sizin bir kişi olmadığınız olgusunun fark edilmesidir. )
( Gerçeğe varmış olan kişiler, çok sessizdirler. )
( Gerçeği bir formüle bağlama arzumuz onu inkâr demek oluyor, çünkü o sözcüklere sığdırılamaz. )
( Gerçek, bir şeyi ister gibi istenemez. )
( Gerçek, herkes için birdir, ancak sahte olan kişiseldir. )
( Gerçeğin deneyimi diye bir şey yoktur. Gerçek, deneyim ötesidir. )
( Gerçeğin zihinde yansıması için zihnin berraklığı ve sessizliği gereklidir. )
( Ancak, hayrette olduğunuz zaman, gerçeği bilebilirsiniz. )
( Ancak, gerçeğin kendi olduğunuzda, gerçeği bilebilirsiniz. )
( Gerçek, keşiftedir, keşfedilmişte değil. )
( Eğer anlatabilirseniz, o gerçek olan değildir. )
( Sözler, sözleri yaratırlar; gerçek ise sessizdir. )
( Gerçek olmayanı yaratan, zihindir ve sahtenin, sahte olduğunu gören de zihindir. )
( Zaman ve uzay ile sınırlı ve bir tek kişi için geçerli olan, gerçek değildir. )
( Gerçek, sahtenin reddi ve inkârı ile ifade edilebilir -eylemle. )
( Neyin gerçek olmadığını bilebilirsiniz -ki bu da sizin sahte olandan kurtulmanıza yeter. )
( Gerçeğe varmış kişi, egosuzdur. )
( Neyle aşırı meşgulseniz, onun gerçekliğine inanırsınız. )
( Gereksiniminiz olan tek şey, gerçeğe duyulan samimi özlemdir. )
( Gerçeğin bilinmesi için "ben" ve "benimki" fikirleri gitmelidir. )
( Gerçeğin, zihinde yansıması için zihnin berraklığı ve sessizliği gereklidir. )
( Gerçeği keşfettiğimi ne zaman anlarım? "Bu doğru", "Bu doğru değil" fikri ortaya çıkmadığı zaman. )
( Gerçeği bulmak için günlük hayatınızın en küçük eylemlerinde gerçek olmalısınız. )
( Gerçeği aramak, üstlenilen tüm işler arasında en tehlikeli olandır, çünkü o sizin içinde yaşadığınız dünyayı yıkar. )
( Gerçeğin aranışında, yalan ve hile olamaz. )
( Eğer amacınız gerçek sevgisi ve hayat sevgisi ise, korkmanıza gerek yoktur. )
( Kendinizi yeterli ve emin hissettiğiniz sürece, gerçek, sizin ulaşamayacağınız yerdedir. )
( Söyleyecek yalan bulamayanların başvurduğu son çare gerçektir. )
( Hakiki olmayanın hakiki olmadığını fark eder ve onu atarsınız. )
( Hakiki olan, zarın hem içinde, hem dışındadır. )
( Hakikat, gerçekliğin ardında duran dayanakçadır. )
( Hakikat, olguları birliğe getiren ilkedir. )
( Hakikat, "betimlenemez" olduğu ölçüde kendini ortaya koyar; karmaşıktır, anlamı belirsizdir, varlığını karşıtların buluşmasına dayalı olarak sürdürür ve ancak erginleme vahiyleri yoluyla dile getirilebilir. )
( Hakikatin üzerindeki perdelerden biri, dildir. )
( Adâlet, ancak hakikatten, saadet, ancak adâletten doğabilir. )
( HODOS TES ALETHEIA: Hakîkate götüren yol. )
( Hem, hem de. İLE/VE Ne, ne de. )
( The unexpected and unpredictable is real.
What is pure, unalloyed, unattached is real.
The real is bliss supreme.
Even to talk of real is happiness.
The real is inconceivable.
The fact is always non-verbal.
The real sees the real in the unreal.
What remains when the false is no more, is real.
Transiency is the best proof of unreality.
Reality is beyond the duality of the knower and the known.
The real is for all and forever.
Reality is beyond the duality of the knower and the known.
The real is, what is RIGHT NOW and RIGHT HERE.
To know reality is to be in harmony with it.
Do not try to know the truth, for knowledge by the mind is not true knowledge.
Realisation is of the fact that you are not a person.
Realised people are very quiet.
Your very desire to formulate truth denies it, because it cannot be contained in words.
The real cannot be wanted, as a thing is wanted.
Reality is common to all. Only the false is personal.
There is no such thing as the experience of the real. The real is beyond experience.
Clarity and silence of the mind are necessary for the reflection of reality to appear in the mind.
You can know reality only when you are astonished.
You know the real by being real.
Truth is in the discovery not in the discovered.
If you can convey, it is not the real thing.
Words create words, reality is silent.
It is the mind that creates the unreal and it is the mind that sees the false as false.
What is limited in time and space, and applicable to one person only, is not real.
Truth can be expressed only by the denial of the false -in action.
You can know what is not true - which is enough to liberate you from the false.
The realised man is egoless.
Whatever you are engrossed in you take to be real.
All you need is a sincere longing for reality.
For reality to be, the ideas of 'me' and 'mine' must go.
Clarity and silence of the mind are necessary for the reflection of reality to appear in the mind.
When do I know that I have discovered truth? When the idea 'this is true', 'that is true' does not arise.
To find reality you must be real in the smallest daily action.
The search for reality is the most dangerous of all undertakings for it will destroy the world in which you live.
There can be no deceit in the search for truth.
If your motive is love of truth and life, you need not be afraid.
As long as you feel competent and confident, reality is beyond your reach.
You can see the unreal as unreal and discard it.
The real is both within and without the skin. )
( Olduğu biçimde. İLE/VE Etkisi itibariyle. )
( 1- Gözlemleyebilsek de, gözlemleyemesek de varolanların, varoluşu.
2- Tutarlı gözlemlerden ya da deneylerden, genel sonuçlar çıkarmanın meşrû olduğu.
3- Hiçbir etkinin, ışık hızından daha hızlı yayılamayacağı.[YERELLİK/LOCALITY]

[Bernard D'Espagnat] )

- GINÂ değil/yerine/= USANÇ
( GINA: Zenginlik, bolluk. | Usanç, bıkkınlık. | Şarkı, türkü, nağme, ezgi, ırlama. )

- GÖREV/İMİZ:
"SİYASET"
değil TESİS-İ ADÂLET

- GÜNLÜK KONUŞMALARIN SIRADANLIĞINDA/YALINLIĞIYLA:
AMAÇLI
ile/ve/||/<> BİLEREK ile/ve/||/<> BİLMEDEN ile/ve/||/<> BÜTÜNLÜKLÜ
( Reklam. İLE/VE/||/<> Evlilik. İLE/VE/||/<> Dostluk. İLE/VE/||/<> Sanat. )
( Kitlelere "oynanıyorsa". İLE/VE/||/<> Saygıyla bütünleşilecekse. İLE/VE/||/<> Sevgiyle yaklaşılıyorsa. İLE/VE/||/<> Susulabiliyorsa. )
( )

- HADÂLET ile/değil ADÂLET

- HADÂLET ile HADÂRET ile HADÂRET
( Kol ve baldırı etli olma. İLE Alçakgönüllülük. İLE Yeşillik. )

- HAKİKATTE:
[ne] ŞAH
ne de PADİŞAH

- HÂKİM değil/yerine/= YARGIÇ

- HAK ile/ve HAD

- HAK ile HÂK
( Adalet. İLE Toprak. )

- HAK ile HAKK
( Adâlet. İLE Allâh. )
( Her disiplinin kendi ve belirleyicileri. İLE Disiplinleri aşkın. )

- HAK ile/ve YERİNDE HAK

- HASENÂT[< HASENE] ile İNFÂK
( İYİLİKLER, HAYIRLI İŞLER, GÜZELLİKLER )

- HASSASİYET ve/<>/>/< HAYSİYET

- HAYIR İŞ(LER)İ ile/ve/değil/||/<> ADÂLET

- HAYIRSEVER/HAYIRPERVER = HAYIRHAH[Ar., Fars.]
( Yoksullara, düşkünlere, yardıma gereksinimi olanlara, iyilik ve yardım etmeyi seven, iyiliksever, yardımsever. | İyilik dileyen/isteyen, iyicil. )

- HESAP SORMAK ile/değil/yerine ÖRNEK OLMAK

- HESAPLAŞMAYI:
KENDİNLE YAPMAK
ile/ve KENDİNE YAPMAK

- HİÇLİK ile/ve/=/<>/değil/yerine/hem de/ya da/belki BÜTÜNLÜK

- HİKMET ile/ve/> İFFET ile/ve/> CESÂRET ile/ve/> ADÂLET
( Aklın dengeliliği/îtidali. İLE/VE/> Şehvetin dengeliliği/îtidali. İLE/VE/> Öfkenin dengeliliği/îtidali. =/> HİLÂFET, HİDÂYET ve KEMÂLÂT'a eriştirir. )
( Hikmetin dili, simge ve sükûttur. )
( [ucları(tefrit-ifrat)] BİLGİSİZLİK/CEHÂLET >< BİLGİÇLİK/MALÛMATFURUŞLUK ile/ve/> İLGİSİZLİK/İSTEKSİZLİK >< AZGINLIK ile/ve/> KORKAKLIK/KABALIK >< KAHRAMANLIK )

- HÜKÜM ile ÖNYARGI

- HUZUR ve/<> SEVİNÇ

- İÇ BÜTÜNLÜK ile/ve TUTARLILIK

- İÇ TUTARLILIK ile/ve/<> İÇ BÜTÜNLÜK
( Mantık. İLE/VE/<> Şiir. )

- İDAM değil/yerine ADÂLET

- İHKAK-I HAK ile/ve/||/<>/> YARGILAMA
( Bir hakkı, usûlü dairesinde yerine getirme, mürâfaa ve muhâkeme sonucunda, ispat ve izhâr etme. )

- İKİ SORUN:
ADÂLETSİZLİK
ile/ve/||/<> ANLAMSIZLIK
( Tüze(hukuk) ile sağlanmaya/çözülmeye çalışılmaktadır fakat hukuka ulaşılamamıştır. İLE/VE/||/<> Sanat ile giderilmeye çalışılmaktadır fakat ne yazık ki, sanat, kişilere ulaşamamıştır. )

- İLÂM değil/yerine/= YARGI BELGESİ

- İLİM:
YARGI/HÜKÜM
ile/ve/değil/ya da YARGI/HÜKÜM OLMASA DA

- İLİŞKİLİ ile/ve/<> BÜTÜNLÜKTE

- İLİŞKİ ile/ve EŞİTLİK

- İMÂN ile/ve DİN
( Din mülkle, mülk orduyla, ordu malla, mal ülkenin imarıyla, ülkenin imarı, yönetilenlere adâletle sağlanır. )
( Din: Fıtratını bozmamak üzere konulmuş düzen. )

- İNSÂF
( MERHAMETE, VİCDÂNA YA DA MANTIĞA DAYANAN ADÂLET )

- İNSÂF ile İNSÂF
( Yaprak yaprak, lîme lîme olma, dağılma. İLE Merhamete, vicdana ya da mantığa dayanan adâlet. | Ortalama davranış. )

- İNSAN HAKLARINDA:
BAŞKALARININ HAKKI
ve/||/<>/> TOPLUMUN DÜZENİ

- İNTİKAM ile/değil/yerine ADÂLET

- İRÂDÎ ARABULUCU/LUK ile/ve/<> YARGISAL ARABULUCU/LUK

- İSTEK/TALEP değil/yerine ADÂLET

- İSYAN (MECLİSİ) değil/yerine İSTİŞARE (MECLİSİ)

- İTİRAF ve/> PİŞMANLIK ve/> HESAPLAŞMA ve/> TÖVBE

- İYİ BİR YÖNETİCİ OLMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İYİ BİR KİŞİ OLMAK
( AKIL ve/<> ADÂLET ve/<> SİYASET ve/<> DOĞRULUK ve/<> AHLAK BİLGİ

İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/<

ADÂLET DAİRESİ
)

- İYİ NİYET ile/ve/değil/||/<>/>/< ADÂLET

- İYİ OLMAK ile/ve/değil/||/<>/< ÂDİL OLMAK

- KALMA!:
KÖR
ve/||/<> SAĞIR ve/||/<> DİLSİZ
( Geçmiş(in)e. VE/||/<> Şimdi'(n/y)e. VE/||/<> Geleceğ(in)e. )

- KAMU
( Tüm, hep, hepsi. )

- KAPSAM ile/ve/= BÜTÜNLÜK

- KEFİL ile/ve/değil ARACI
( ... ile/ve/değil VESÂTET[Ar.]: Aracılık. )

- KINAMAK ile YARGILAMAK
( Birilerini, sadece, sizden daha farklı yanlış/hata yapıyor diye kınamayınız. )

- KİŞİ:
"YARGILAYAN"
ile/değil/yerine/>< KATILAN

- KİŞİ:
CAN
ve/||/<>/> GÜÇ ve/||/<>/> /< İKRAR ve/||/<>/> /< ADÂLET ve/||/<>/> KEMÂL
( Kişi, doğar ve can kazanır. VE/||/<> />/< Canında güç kazanır/bulur. VE/||/<> />/< Gücünü, kararlarında/ikrarında bulur. VE/||/<> /< Kararında adâletli ise, erdemli olur. VE/||/<> />Adâletinde olgunluğu/kemâli bulursa, olgun/kâmil olur. )

- KİŞİDE/İNSANDA ve/<> TOPLUM('DA)
( Akıl. VE/<> Üniversite. )
( İrâde. VE/<> Siyâset. )
( Vicdan. VE/<> Adâlet. )
( Değişen. VE/<> Dönüşen. )
( İhtiyâr[yapmama bilgisi/isteği] ve irâde[yapma bilgisi/isteği]. VE/<> İhtiyâr. )

- KONUŞMAK ile ANLATMAK
( Herhangi bir şey üzerine. İLE Konuya ya da kişilere bağlı olarak. )

- KÖY ile KİBUTZ
( ... İLE Eşitlik, ortak mülkiyet, tüketim ve eğitim işbirliğini esas alan ve toplumsal adâleti ilke edinmiş kişilerin oluşturduğu İsrail'e özgü bir köy. )

- KÜÇÜK GÜNAH ile BÜYÜK GÜNAH
( Allah'ın, adâletiyle muamele edeceği zaman küçük günah yoktur. İLE Allah'ın, faziletiyle muamele edeceği zaman büyük günah yoktur. )

- KUDRET yoksa ÖZGÜRLÜK
( Elimizde kudret olmadığı sürece, özgürlük isteriz.
Kudreti ele geçirince üstün olmak isteriz.
Ama başaramazsak, adâlet isteriz. )

- KÜLTÜREL(DÖNEMSEL) "DEĞER YARGILARI"NI "ÖĞRETMEK" değil/yerine/>< EĞİTİLENİ, DEĞER(LER)İN DÜŞÜNSEL BİLGİSİYLE DONATMAK

- KUR'AN-I KERÎM:
TEVHİD
ile/ve/<> HAŞR/ÂHİRET ile/ve/<> NÜBÜVVET ile/ve/<> İBÂDET ve ADÂLET

- KUTSAL ile/ve/değil BÜTÜNSEL/BÜTÜNLÜKLÜ

- KUTSAL ile/ve/değil BÜTÜNSEL/BÜTÜNLÜKLÜ

- LAİKLİK ve/<> ADÂLET

- MADDÎ ZEKÂT ile/ve MÂNEVÎ ZEKÂT
( Malı temizler. İLE/VE Nefsi temizler. İlim ve sevgiyle verilir. )
( Olgun bir meyve koparılmaz da sapının ya da çöpünün üstünde kalırsa, tevek onu sömürür, meyvenin içindeki gıda, geldiği yere geri gider. )

- MAHFİL-İ KAZÂ değil/yerine/= ADÂLET MEYDANI

- MEKÂN SÜREKLİLİĞİ ve KÜLTÜREL BÜTÜNLÜK

- MESİH ile/ve/<> MEHDÎ
( [beklenti] Ahlâk ve erdem üzerineyse. İLE Adâlet üzerineyse. )
( [Toplumu] Erdemle düzene getiren. İLE Adâletle düzene getiren. )
( Fazl'ım durur. İLE/VE/<> Adl'im durur. )

- MİRİ KÂTİBİ değil/yerine/= YARGIÇ
( Osmanlı Devleti'nde, maliye ile halk arasındaki davalara bakan yargıç. )

- MİZAN[< VEZN] ile/ve NİZAM
( Farkta cem, cemde fark. | Terazi, ölçü aleti, tartı, ölçek. | Adâlet ve eşitlik. | Akıl, idrak. | Şeriat. | Hesap özeti. İLE/VE Düzen. )

- MUHABBET ile/ve/<> MERHAMET ile/ve/<> ADÂLET

- MUHAKEME/MAHKEME değil/yerine/= YARGILAMA

- MÜŞÂHEDÂT ile/ve VİCDAN
( Duyuların dışa yönelik olması. İLE/VE Duyuların içe yönelik olması. İç duyuların kendini gözlemlemesi. )

- MÜSTANTİK[Ar.] değil/yerine/= SORGU YARGICI/HAKİMİ

- MUTLAK ile/ve ADÂLET

- MUTLULUK ile ISTIRAP
( Herkesle paylaşılabilir. İLE Özel ve az kişiyle paylaşılabilir. )

- NAMUS-U EKBER ile/ve NAMUS-U ESGAR
( Tanrı. İLE/VE Para. | Sessiz adâlet. )

- NASFET/NISFET[Ar.] değil/yerine/= HAK VE ADÂLETE UYGUNLUK

- NUR ve/<> HİDÂYET
( Sevgi. VE/<> Adâlet. )
( Dışarıda adâlet, içeride sevgi. )

- ÖLÇÜT = MISDAK, MİYAR, KISTAS = CRITERION[İng.] = CRITÉRIUM, CRITÈRE[Fr.] = KRITERIUM[Alm.] = KRITERION < KRINEIN:AYIRMA, YARGILAMA[Yun.] = CRITERIO[İsp.]

- ÖLÜM-KALIM (MESELESİ)

- ÖNGÖRÜSÜZLÜK ile/ve/< CEHALET
( CEHALET: Dönüp dolaşmak, sabitesi olmamak. )
( Cehalet diye bir şey yoktur, yalnızca dikkatsizlik ve ilgisizlik vardır. )
( Cehalet neden acı verici olsun? Acı verici durumlar ve sonu gelmez yanılgıların kaynağı olan arzu ve korkunun kökeninde o vardır. )
( Kederin nedeni cehalettir. Mutluluk anlayışı izler. )
( Bilgisizliğin belirtisi, adâletsizlik ve trajediye olan inancın derinliğidir. )
( Üzüntü, zihinsel bir acıdır (ıstırap) ve acı, mutlaka dikkat ister. Ona dikkatinizi verdiğinizde, çağrı durur ve cehalet sorunu da kaybolur. )
( Bilmeyene yaraşan ceza, bilen birinden öğrenmektir. )
( Bilgisizlik, öğrenim ile de öğrenilir. )
( Meğer, cehalet, esaretten betermiş. )
( Cehalet, tahsil ile tahsil olunur. )

- ÖNYARGILARINI DÜZENLEMEK ile/değil/yerine/>< DÜŞÜNMEK

- Önyargısız DİNLE!!!

- Önyargısız KONUŞ!!!

- ÖNYARGI = PEŞİN HÜKÜM, FİKR-İ BATIL, İTİKAT-I BATIL = PREJUDICE[İng.] = PRÉJUGÉ[Fr.] = VORURTEIL[Alm.] = PRAEJUDICIUM[Lat.] = PERJUICIO[İsp.]

- ORTAK AKLIN, ...:
SÖYLEME ÇIKIŞI
ve/||/<>/> GÖRÜNÜŞE ÇIKIŞI
( Tüze[hukuk]. VE/||/<>/> Tüzel kurumlar. )

- ORTAK NOKTA ile/ve/değil/yerine ASGARİ MÜŞTEREK

- ORTAKLIK ile/ve/değil/yerine TOPLUMSAL ADÂLET

- ÖZDEŞLİK ile/ve BÜTÜNLÜK

- ÖZDEŞLİK ile/ve EŞİTLİK

- ÖZDEŞLİK ile/ve İÇ BÜTÜNLÜK

- ÖZGÜRLÜK ve/||/<> EŞİTLİK ve/||/<> DAYANIŞMA
( Aydınlanmanın doğurduğu ilkelerdir. Bunların, topluma yansıması, toplumda karşılık bulması, bir devrim niteliğinde olmakla birlikte, tarihî bir birikimi de gösterir. )

- PARÇALAMAK ile/değil/yerine YARGILAMAK

- PİŞMANLIK ile/ve/yerine (İÇ) HESAPLAŞMA

- POLİTİK ERDEMLER ile/ve/||/<> BİLGELİK[DİANOETİK] ERDEMLERİ
( Tedbir, itidal ve cesaret. İLE/VE/||/<> Adâlet, bilim ve aşk. )

- SABRI OLMAYAN ile/ve/değil/yerine/>/<>/>< RÂZI OLAN
( İntizar eden. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/>/<>/>< Zevk eden. )

- SADAKAT VE BAĞLILIK ve/||/<> FARKINDALIK VE ADÂLET ve/||/<> EDEB VE HAYÂ ve/||/<> FETA VE GÖNÜL
( HZ. EBÛ-BEKİR SIDDÎK ve/||/<> HZ. ÖMER el-FÂRUK/HATTÂB ve/||/<> HZ. OSMAN ZİNNUREYN ve/||/<> HZ. İMÂM-I ALİ )
( Çocukluk. VE/||/<> Gençlik. VE/||/<> Yetişkinlik. VE/||/<> Olgunluk. )

- SALTIK GÖRÜNÜŞLER ile/değil GÖRÜNÜŞLERİN SALTIK İLKESİ

- SAVURGAN/LIK >< CİMRİ/LİK

- ŞERİAT ve/değil/=/<> TÜZE(HUKUK)/HAK/ADÂLET

- SESSİZ ADÂLET ile/ve SESLİ ADÂLET
( Para. İLE/VE Yöneticiler. )

- SEVGİ > İTİDAL < ADÂLET

- ŞİKÂYET ile/ve/değil/yerine/||/=/<>/></>/< HİKÂYET
( Yaşanılmış bir sorun üzerine konuşulduğunda, o konuya değinmenin gereği, sorunun kendini değil daha sonraki durum ve/veya süreçlerde, kişinin, davranış-tutumlarını ve dilini düzeltmesine, gelişerek değişmesine katkıda bulunulacak şekilde düşünülmeye/konuşulmaya çalışılmasıdır. Biri, bir sorundan konu açıyorsa, bunu, o sorundan "şikâyet ediyor" olarak değil daha sonrası için bir çözüm arıyor ve/veya sunuyor olarak düşünmek/konuşmak ve algılamaya çabalamak gerekir. Bir serzeniş ya da isyan olarak algılanmamalıdır.

Bu tür durumlarda, ötekine bilgi vererek, değinilecek konu/sorun için, "Benimki/bizimki*, bir şikâyât değil hikâyât![olan-bitenin öyküsü/hikâyesi]" şeklinde, öncelikle, kişinin kendinde ve daha sonra çevresinde, adâleti ve dengeyi sağlamasına destek vermek üzere, çevresiyle olan iletişimini ve ilişkisini sürekli kılmak üzere, bir bilgi verilir ve/veya açıklama/anımsatma/uyarı yapılır.

[ * "Bizimki" sözü/sözcüğü, "bu konuda/alanda, bu ayrıntılarda, ben ve benim gibi düşünenler" olarak/anlamında ve bencilliğe/tekbenciliğe düşülmemesi için kullanılır. ] )

- SİYÂSET ve/< ADÂLET

- SONSUZLUK ile/ve/<> BÜTÜNLÜK

- SÜKÛN ve/<> UYUM, BÜTÜNLÜK
( UYUM: Hareketin dinginliği. )

- SULTANLARIN/PADİŞAHLARIN SIFATLARI ile ...
( * Yönetilenlerin hakkını gözetir, onlardan hak talep etmez; bu fazilettir(fadl) ve en yüksek(ulyâ) derecedir.
( * Ya da haklarını gözetir ve karşılığında hak talep eder, bu adâlettir(adl) ve orta(vustâ) derecedir.
( * Ya da hak talep eder haklarını gözetmez; bu da aşağı(süflî) derecedir. )

- SUSMA HAKKI ve/||/<> ADİL YARGILANMA HAKKI ve/||/<> KENDİNE YÜKLENEN SUÇU ÖĞRENME HAKKI ve/||/<> SAVUNMA HAKKI ve/||/<> İFADE SERBESTLİĞİ ve/||/<> MASUMİYET GÖSTERGESİ ve/||/<> SİLAHLARIN EŞİTLİĞİ ve/||/<> AVUKAT YARDIMI ve/||/<> AYDILATMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ ve/||/<> HUKUK DEVLETİ İLKESİ

- SUSMAYALIM! ve/||/<> BEKLEMEYELİM!
( Konuşabilme olanağımız varken. VE/||/<> Değiştirme olanağımız varken. )

- TANIMADAN/ANLAMADAN YARGILAMAMALI

- TANRIÇA MAET ile ...
( ADALET VE DOĞRULUK TANRISI/KORUYUCUSU (MAET YASALARI/KURALLARI) )

- TAŞRADA ve/||/<> EVDE
( Adâlet. VE/||/<> Muhabbet. )

- TEHDİT ile/değil/yerine/> DÜZEN
( Herhangi bir yerdeki adâletsizlik. İLE/DEĞİL/YERİNE/> Her yer, zaman ve koşulda adâlet. )

- TEVHİD ve/< ADÂLET ve/< MUHABBET

- TOPLULUK ile/ve/<> TOPLUM
( Tarihi olan. İLE/VE/<> Sosyete. )
( Gerçek bağlam. İLE/VE/<> Tüzel bağlam. )
( Çeşitli arçalar/durumlar ve sevgi bağı ile sürdürülür. İLE/VE/<> Adâlet/yasa ile ayakta tutulur. )
( Bilgisi ve/veya bilgisizliği[cehaleti] çok olabilen. İLE/VE/<> İlmi ve irfanı yüksek olan/olması gereken. )
( Doğrudan ilişkiler ile. İLE/VE/<> Dolay(ım)lı ilişkiler ile. )
( Sevgi. İLE/VE/<> Akıl )

- TOPLUMSAL ADÂLET'İN TANIMLARINDA:
GENEL
ile/ve TOPLUMSAL ile/ve SİYASAL
( Toplum içinde ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal yönden yoksul, mahrum ve zayıfların doğrudan doğruya toplum tarafından korunmaları. İLE/VE Kişinin, insan onuruna uygun bir düzeye, sadece emeğinin karşılığı ile çıkabilmesinin sağlanması. İLE/VE Kişilerde, kültürel ve siyasal zayıflığı doğuran olumsuz etmenlerin toplum gücüyle kaldırılması. )

- TORPİL ile/değil/yerine ARACILIK

- TUTUMLARI BELİRLEMEK ile/ve TUTUMLARDA TUTARLI OLMAK

- TÜZE(HUKUK) ile/ve ADÂLET
( ... İLE/VE Lâyık olana, lâyık olunanı vermek/verebilmektir. )
( Adâlet ancak hakikatten, saadet ancak adâletten doğabilir. )
( Attika mahkemelerinde, suçlu, suçu tespit edildikten sonra, bazı hallerde, kendine uygun gördüğü cezayı kendi isteyebilirdi. )
( Adâlette gecikme olmaz! | Adâletin gecikmesi olmaz/olmamalı! | Adâletin gecikmişi olmaz! )
( "BURNU SÜRTMEK": Yavuz Sultan Selim, hükümdarlığında, hırsızlık yapanları bir direğe bağlar, tanınması için günlerce çarşının içinde dolaştırtırmış. Bugünkü deyimle yüz kızartıcı suçlar dediğimiz çeşitli ahlâki suçlarda ise suçluyu burnu yere sürtecek şekilde bir arabaya yatırtır, burnunu yere sürttürürmüş. "Bırak, burnu sürtsün biraz!" gibi deyimler buradan gelmektedir. Yavuz Sultan Selim'in ilk sekiz yılında yaptığı bu uygulamalarla toplum büyük bir huzura ulaşmış ve hem devletin gücünü, hem de bütçesini üç kat büyütmüştür. )
( ZEMBİLLİ ALİ EFENDİ(CEMÂLÎ)'nin adâlet anlayışını ve uygulamalarını yani kendine neden "Zembilli" denildiğini de araştırmanızı salık veririz. )
( ADÂLET DAİRESİ

Adâlet, dünya barışının temelidir.
Dünya bağının sınırlarını devlet belirler.
İşte bu devlet duvarını inşâ edecek, devlete düzen sağlayacak olan hukuktur.
Siyasi güç olmaksızın hukuk, yaptırımlarını yerine getiremez.
Siyasi gücü, askeriye korur.
Askeri gücün yaşamasını ekonomi sağlar.
Ekonomik gücü halk sunar.
Halkın birliğini sağlayacak olan ise adâlettir.

Adl'dir mucib-i salâh-ı cihan
Cihan bir bağdır, divan devlet
Devletin nâzımı şeriattır
Şeriata olamaz hiç hâris illâ mülk
Mülk zabteylemez illâ leşker
Leşkeri cem edemez illâ mal
Malı cem eyleyen raiyettir
Raiyeti kul eder padişah-ı âleme adl. )
( Sayın Muharrem Balcı'nın yayınlarını paylaştığı adresi... www.MuharremBALCI.com )
( Türk Hukuk Lügâtı'na, burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz... )
( Elimizde kudret olmadığı sürece, özgürlük isteriz.
Kudreti ele geçirince üstün olmak isteriz.
Ama başaramazsak, adâlet isteriz. )

- TÜZE(HUKUK) ile/<> YAZIN(EDEBİYAT)
( Toplumbilim. İLE/<> Sanat. )
( [Amaç] Adâlet. İLE/<> Dilde ve düşüncede, incelik. )
( Yorum, yasa koyucunun amacına göredir ve gerekçelere bakılır. İLE/<> Çağrışım ve yorumlar, okurdan okura değişir. )
( Her ikisi de bir "söz" söyler fakat hukuk açısından "kuralın" ya da "yargının" sözü esastır. [Kuralın sözünü, yasa koyucu; yargının sözünü, yargıç söyler. Yargıcın sözü, kuralın sözüne uygun olmak zorundadır.] İLE/<> Önemli[öncelikli] olan, öykünün sözüdür. )
( [sözü] Yasa koyucu ya da yargıç söyler. İLE/<> Önce, yazar; sonra, okur söyler. )
( Akla, mantığa ve toplumsal gerçekliğe dayanır, sınır koyar. İLE/<> Hayal gücü ve yaratıcılık, öne çıkar ve sınırsızdır. )
( [sözü] Zorla söyler, zorla dinletir. İLE/<> Zorla söylemez, ["Heves" sözüdür, muhatapları gönüllüdür.] ["Zorla güzellik olmaz!" ama hukuk olur! Hukuk'un, zorlayıcı/yaptırım gücü vardır.] )
( Tekil öyküler hakkında yargıya varabilmek için olası öykülerin tamamını kuşatacak, "genel kurallar" koymayı amaçlar.[Tekil bir öykünün peşinden giden edebiyat, hukukun sabitlemek, her zaman ve her yerde aynı anlama getirmek istediği sözü açmak, genişletmek, çoğaltmak, yeni anlamlar katmak içindir.] İLE/<> Kişinin, insan öykülerinin peşindedir. )
( Çelişki sevmez, gördüğü yerde çelişkileri bertaraf etmek ister. İLE/<> Çelişkileri kışkırtıp bu çelişkilerden yeni anlamlar doğmasına ebelik yapmayı, en azından böylesi olasılıklar bulunduğunu unutturmamayı arzular. )
( Tekil kişiyi, genel ve soyut koşullar içinde değerlendirir. Yasalar, genel işlemlerdir, belirli bir durum içindeki herkes için düzenlenmişlerdir[tedvîn]. İLE/<> Kişinin, bir başkasından ayrıldığı noktaların peşindedir. )
( Yönlendirmelerle ilgilenmez, eylemle ilgilenir. Hukukun odaklandığı, öncelikle eylemdir, istisnalar dışında, eyleme giden yol önem taşımaz. İLE/<> Bu yoldaki uğrakları, kişinin durumunu, yönlendirmelerini, onu etkileyen etmenleri didikler. )
( Kişinin, neyi, neden yaptığının değil, ne yaptığının ve bu yaptığının ne gibi sonuçlar doğurduğunun yanıtını arar. İLE/<> Kişinin derinliğinin ve yapıp ettiklerindeki değişkenlerin peşindedir. Bunun doğal sonucu olarak, edebiyatçı, insanı, "yargılamak" yerine anlamaya çalışır. )
( Süreç ve sonuç birliği, bütünlüğü vardır/aranır. İLE/<> Süreç odaklıdır. )
( Açık, net, sözü uzatmayan ve tartışmaya kapalı bir ifade biçiminin peşindedir. İLE/<> Sayısız çağrışımlar, uzun soluklu ifadeler kullanır. )
( Hukuk ve Edebiyat Dersleri’nin, Türkiye’deki Serüveni:

Özyeğin Ünv., Bilgi Ünv. [2014 - ...]

Akdeniz Ünv., Kemerburgaz Ünv., Ulus. Antalya Ünv. [2013 - ...]

Turgut Özal Ünv., Yaşar Ün, [2012 - ...]

Kocaeli Ünv., Atılım Ün. [2011 - ...]

Kadir Has Ünv. [2009 - ...]

Ankara Ünv. [2006 - ...]

Galatasaray Ünv. [2005 - 2010]

Bilgi Ünv. [2004 - 2007]

Bahçeşehir Ünv. [2001 - 2010]



Dünyada, edebiyat ve hukuk ilişkisinin, akademide konuşulmaya başlandığı tarihler...

ABD’de, 1800'lerin sonu...

Almanya ve İtalya'da 1920'li yıllar...

Fransa ve İspanya2da 1950'li yıllar... )
( Düz kalıplardan oluşan, tek renkli, sınırlı ifade olanakları ile iş görür. İLE/<> Sözcükleri, sınırsızca kullanır, benzetmeler, ironiler, çift anlamlar, imâlar ile son derece geniş dil olanaklarına sahiptir. )
( "h" ve "k" ["sert"] İLE/<> "d" ve "b" [yumuşak] )
( Düzenler, emreder, tanımlar ya da bilgilendirir. İLE/<> Belirtir. Duygu ve düşünceleri, estetik kaygılarla dile getirir. )
( Hukuk metni, "yazar" merkezlidir. İLE/<> Edebî metin, okur merkezlidir. )
( Alıcı, satıcı, sanık, mağdur gibi sonsal sınıflandırmalar içinde biriciklikleri pek de düşünülmeden değerlendirilirler.[Katalog suçlar vardır fakat katalog kahramanlar yoktur.] İLE/<> Kişi[kahraman], kendine özgüdür. Biricik olduğu göz ardı edilmez. )
( "Olmayacak" bir öykü üstüne söz söylemez. İLE/<> Gerçeğe aykırı olanla da olanaksız olanla da ilgilenir.

Yasa, olası öykülerde...

Ya kahramana ne yapması gerektiğini söyler: Kural

Ya ne yapmaması gerektiğini: Yasak

Ya yapacağı şeyi nasıl yapacağını: Yöntem/Usûl

Ya kahramanın yaptığı şeyi yapmış sayıp saymayacağını: Tespit

Ya da kahramanın yaptığı veya yapmadığı şeyin yaptırımını: Ceza, Tazminat vb. )
( Hukuk Fakültesi Mezunu Yazarlar...

Fuat Köprülü, Necati Cumalı, Oktay Rıfat, Ziya Osman Saba, Mithat Cemal Kuntay, Burhan Felek, Samet Ağaoğlu, Metin Önal Mengüşoğlu, Rasim Özdenören, Mevlana İdris, Sibel Eraslan, Nuri Pakdil, Orhan Seyfi Orhon, Şevket Rado, Gülten Akın, Demir Özlü, Vüs'at O. Bener, Orhan Hançerlioğlu, Asaf Halet Çelebi, Çetin Altan, İlhan Selçuk, Uğur Mumcu, Zeyyat Selimoğlu, Şemsi Belli, Kemal Burkay, Erdal Öz, Yiğit Okur, Ebubekir Eroğlu, Tahir Abacı, Turgay Fişekçi, Akif Kurtuluş, Behçet Çelik, Faruk Erem...



Hukuk Fakültesini yarıda bırakanlar:

Attilâ İlhan, Yakup Kadri, Ahmet Haşim, Hilmi Yavuz, Ahmet Muhip Dıranas, Melih Cevdet Anday... )
( Hukuk ve Edebiyat Dersleri’nin, Türkiye’deki Serüveni:

Özyeğin Ünv., Bilgi Ünv. [2014 - ...]

Akdeniz Ünv., Kemerburgaz Ünv., Ulus. Antalya Ünv. [2013 - ...]

Turgut Özal Ünv., Yaşar Ün, [2012 - ...]

Kocaeli Ünv., Atılım Ün. [2011 - ...]

Kadir Has Ünv. [2009 - ...]

Ankara Ünv. [2006 - ...]

Galatasaray Ünv. [2005 - 2010]

Bilgi Ünv. [2004 - 2007]

Bahçeşehir Ünv. [2001 - 2010]



Dünyada, edebiyat ve hukuk ilişkisinin, akademide konuşulmaya başlandığı tarihler...

ABD’de, 1800'lerin sonu...

Almanya ve İtalya'da 1920'li yıllar...

Fransa ve İspanya2da 1950'li yıllar... )
( Hukuk ve Edebiyat arasında, buraya kadarki FaRkLaR, Sayın Mehmet Ali Başaran'ın (avukat ve edebiyatçı) tespitleridir. Katkıları için çok teşekkür ediyor, çalışmalarının ve başarılarının sürekliliğini diliyoruz... )

- UHUVVET ile ADÂLET
( KARDEŞLİK | DOSTLUK, BAĞLILIK )

- UYGARLIK/MEDENİYET:
TOPRAK
ve/+/||/<> DİL ve/+/||/<> DİN

- UYGARLIK ve/||/<>/< ADÂLET
( Ayakta durabilmek için. VE/||/<>/< Sürdürülebilirlik için. )

- VARGI ile YARGI
( Verilen bir önermeden, çıkarsama yoluyla varılan sonuç. İLE Kavrama, karşılaştırma, değerlendirme gibi yollara başvurularak, kişi, durum ya da nesnelerin eleştirici bir biçimde değerlendirilmesi.[HÜKÜM] | Yasalara göre mahkemece bir olay ya da olgunun doğuşuna etken olan nedenlerin de göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi sonucu verilen karar.[KAZA] )

- VARLIK ve/=/<> BÜTÜNLÜK

- VAROLUŞ ve/||/<> EŞİTLİK

- VEGAN/LIK ve/||/<> CAYNACI/LIK(JAİNİZM)
( Hiçbir hayvanın etini ve/veya ürünlerini yememenin yanısıra, hayvanları, mal/kaynak ya da köle olarak kullanmamayı esas alarak yaşam sürdürme tutumu. VE/||/<> Doğaya, düzene(sisteme) yük ya da olumsuz etki yaratmayacak şekilde, temel gereksinim/zorunlulukların ötesine geçmeyecek şekilde, doğayla uyumlu ve bütünlüklü bir yaşam sürdürme tutumu. )

- VİCDAN ile/||/<> GAM

- YALAN ile/değil/yerine/>< DOĞRU
( [ne yazık ki] Yalan, öyle işlemiş ki bireylerin diline, "doğruyu söylemek gerekirse" diye bir kalıp "var". )
( Ocağını batırır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Onurunu artırır. )
( Doğruları biliyorsak, yalanları dinlemek, eğlencelidir. )

- YANLIŞ(HATÂ) ile AYIP
( DEH ÂK: ON AYIP
* ÇİRKİNLİK
* BODURLUK
* ZULÜM VE ADÂLETSİZLİK
* OBURLUK
* KÖTÜ DİLLİLİK
* YALANCILIK
* ACEMİLİK
* AKILSIZLIK
* KORKAKLIK
* UTANMAZLIK )
( Ayıplara keşif bâtıldır. )

- YARGI/HÜKÜM ile/ve/||/<> KARAR

- YARGIÇ:
AVRUPA'DA
ile AMERİKA'DA
( Konusunda, çok bilgilidir. İLE Uzlaştırıcı ve halkın sağduyusuna göre karar verirler. )

- YARGIÇ ile YARGICI
( Ulus adına, yargı yetkisini kullanarak yasaya aykırı davranışlarda ya da uyuşulmayan işlerde, yasayı yerine getirmekle, tüzeyi gerçekleştirmekle görevli kişi. İLE Bir anlaşmazlığı çözmek için iki tarafın başvurduğu kişi ya da kendine seçme yetkisi verilen bilirkişi, hakem. )

- YARGILAMA SIRASINDA, SUSMANIN ...:
YORUMLANMASININ GENİŞLİĞİ
ve/||/<> KULLANILDIĞI AŞAMA ve/||/<> AVUKATININ, ORADA/YANINDA BULUNMASI ve/||/<> ZANLININ, BİLGİLENDİRİLMESİ
( ... VE/||/<> Duruşmada susma polis tarafından gerçekleştirilecek ifade alma sırasındaki susmaya nazaran daha geniş yorumlanır. Zira bu görüşe göre duruşma aşamasında sanık panik içinde ya da hazırlıksız olduğunu ileri süremez VE/||/<> Burada, kişinin bir hukukçunun yardımından yararlandığı, haklarından haberdar olduğu önkabulünden hareket edilmektedir. VE/||/<> Polisin, sorgusundan önce bilgilendirme yapması durumunda, susma, daha dikkatli irdelenmektedir. )

- YARGILAMAK ile/ve/değil/yerine/> YARLIGAMAK
( Bir karara varmak üzere davalı ile davacıyı dinlemek. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/> Birinin suçunu bağışlamak, mağfiret etmek. )

- YARGILAMANIN TARİHÇESİNDE:
İTHAM
ile/ve/||/<> TAHKİK ile/ve/||/<> İŞBİRLİĞİ

- YARGILAMA ile/değil/yerine/>SORGULAMA

- YARGILAMA ile/ve/> YARGILANMA

- YARGITAY/TEMYİZ SÜRESİ BAŞLANGICI:
TEFHİM İLE
değil TEBLİĞ İLE
( Haberi okumak için burayı tıklayınız... )

- YARGI ile/ve/<> ÇIKARIM

- YARGI ile/ve/<> ÇÖZÜM

- YARGI = HÜKÜM = JUDGEMENT[İng.] = JUGEMENT[Fr.] = URTEIL[Alm.] = IUDICIUM[Lat.] = APOPHASIS[Yun.] = JUICIO[İsp.]

- YARGI ile İKİRCİK(TEREDDÜT)

- YARGI ile KANAAT

- YARGI ile/ve/||/<>/< SAVUNMA
( Savunma olmadan, yargı olmaz. )

- YARGI ile/ve/||/<>/> YÜRÜTÜM(İNFAZ)
( Süreç. İLE/VE/||/<>/> Sonuç. )

- YOKSULLUĞU SONLANDIRMAK:
HAYIR İŞİ
ile/ve/değil/||/<> ADÂLET

- YOLUN BAŞI ile/ve/||/=/<> YOLUN SONU

- YÖNETİM ile/ve/<> ADÂLET

- YONUGİ ile/ve/<> KARENBİ ile/ve/<> GİNDO ile/ve/<> SEBU ile/ve/<> DEGOGO
( [görevleri] Şef ailesi. İLE/VE/<> Halkla ilişkiler. İLE/VE/<> Sağlık ve tıp. İLE/VE/<> Tüze ve adâlet. İLE/VE/<> Ticaret ve dış ilişkiler. )
( Mali'nin, Dogon bölgesindeki, Songo köyünde yaşayan kabileler. )

- ZÂHİR ile/ve BÂTIN
( Sonra/Âhir. İLE/VE Önce/Evvel. )
( Sırt. İLE/VE Karın. )
( Adâlet ile dengelenir. İLE Aşk ile dengelenir. )
( Güneş bâtı(n)dan [içinizden] doğar. )

- ZAMAN VE KOŞULLARIN DEĞİŞİMİ ve/<> YASALARIN DEĞİŞİMİ
( Zamanın ve koşulların değişmesiyle birlikte yasaların da değişikliğe uğraması kaçınılmazdır.
Ezmanın tagayyürü ile ahkâmın tagayyürü inkâr olunamaz! )

- ZANNETMEDEN ÖNCE ve/<> YARGILAMADAN ÖNCE ve/<> YARALAMADAN ÖNCE ve/<> KONUŞMADAN ÖNCE
( Öğren! VE/<> Anla! VE/<> Hisset! VE/<> Düşün! )

- ZEKÂT ve/||/<>/>/< ZEKÂ

- ZULÜM/ZÂLİM ile ADÂLETTEN UZAKLAŞMAK/UZAKLAŞAN | BİR ŞEYİN YERİNDE OLMAMASI
( ADALETTEN UZAKLAŞMAK/UZAKLAŞAN | BİR ŞEYİN YERİNDE OLMAMASI )

- [Fars.] PENÂH ile -PENÂH
( Sığınma, sığınılacak yer. İLE Bir şeyin sığınağı, koruyucusu, dayanağı anlamlarıyla bileşik sözcükler yapar.[ADÂLET-PENÂH: Adâletin sığındığı yer.] )

- [ne yazık ki]
"KENDİNDE":
!AYRICALIK/ÖNCELİK ("ARAMAK"/"BULMAK")
ile !"ÖLÜMSÜZLÜK" ZANNETMEK ile !EGEMENLİK "KURMAK"
( Adâletten en uzakta olanların, en bilgisiz olanların ve kendinin en yüksekte olduğunu zannedenlerin, "kabul" ya da dayatmaları... )

- [ne yazık ki]
"GÖNÜL KIRMAK/GÖNÜLDEN ÇIKMAK"
değil/yerine/><
"GÖNÜLE GİRMEK/GÖNÜL ALMAK"

( [ne yazık ki] Zihindeki (tek ya da çoğul) olumsuz ve ölümlü kayıtlarla. DEĞİL/YERİNE/>< Zihindeki (tek) olumlu ve ölümsüz kayıtla. )
( Kişi, "nasıl" ise gireceği/çıkacağı gönül de öyledir. )

- [ne yazık ki]
(")GECİKEN/GECİKMİŞ ADÂLET(")
=/||/> ADÂLETSİZLİK

- [ne yazık ki]
ÇOK
ile/değil/>< AZ
( Sözcük. İLE/VE/DEĞİL/||/>< Anlam.
"Yargı". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Adâlet.
Geveze. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Konuşan.
Sevişen. İLE/VE/DEĞİL/||/>< Seven.
Yürüyen. İLE/VE/DEĞİL/||/>< İlerleyen. )

- [ne yazık ki]
HERHANGİ BİR YERDEKİ ADÂLETSİZLİK
ile/değil/yerine/> HER YERDEKİ ADÂLET
( Tehdit. İLE/DEĞİL/YERİNE/> Düzen. )
( Herhangi bir yerdeki adâletsizlik, adâleti tehdit eder her yerde. )
( Injustice anywhere is a threat to justice everywhere. )

- [ne yazık ki]
İHLÂL
ile/ve/||/<> JUS COGENS İHLÂLLERİ

- [ne yazık ki]
KORNA:
"SELÂMLAMA/VEDÂLAŞMA"
ile/ve/||/<> "TEPKİ GÖSTERME" ile/ve/||/<> "ADÂLET ARAMA/SAĞLAMA"

- [ne yazık ki]
ÖNYARGI
ile/ve/||/<> KUŞKU

- [ne yazık ki]
ŞİKÂYET ile İSRAF ile ANARŞİ ile BASKI/İSTİBDÂD ile İFRÂD-TEFRÎT
değil/yerine/><
KANAAT ile İNFAK ile HUZUR/SELÂMET ile ADÂLET ile İSTİKÂMET

( [ne yazık ki]
Bilgisizlik + Yoksulluk >= Şikâyet İLE
Bilgisizlik + Varsıllık >= İsraf İLE
Bilgisizlik + Özgürlük >= Anarşi İLE
Bilgisizlik + Güç >= Baskı/İstibdâd İLE
Bilgisizlik + Din >= İfrâd - Tefrit İLE

DEĞİL/YERİNE/><

Bilgi/(b)ilim + Yoksulluk >= Kanaat İLE
Bilgi/(b)ilim + Varsıllık >= İnfâk İLE
Bilgi/(b)ilim + Özgürlük >= Huzur, Barış/Selâmet İLE
Bilgi/(b)ilim + Güç >= Adâlet İLE
Bilgi/(b)ilim + Din >= Yön/İstikâmet )

- [yargı/hüküm bulunsa da, bulunmasa da] İLİM:
TASAVVUR MERHU HÜKM (TASDİK)
ile/ve TASAVVUR FEKAT/SÂZEC/LÂ HÜKME MA'HÛ
( Yargı içermesi gereken. İLE/VE Yargı içermemesi gereken. )
( Bi şart. İLE/VE Bilâ şart. )

ÖZGÜRLÜK



( 164 FaRk, 233 katkı )


- "BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ" ile/ve/değil GAZETECİLERİN SERBESTLİĞİ

- "ÇOK SESLİLİK" / "İFADE HAKKI" ile/değil DENSİZLİK
( "Sosyal medya"da. İLE/DEĞİL Günlük yaşamda. )
( Keyfiyette. İLE/DEĞİL Gerçeklikte. )
( "Kendi çıkarlarında." İLE/DEĞİL Ortak alanda, olanaklarda ve koşullarda. )

- "KENDİNE ÖZGÜN" değil KENDİNE ÖZGÜ ya da ÖZGÜN

- "MUTLAK ÖZGÜRLÜK" >< EŞİTLİK ile/<> "MUTLAK EŞİTLİK" >< ÖZGÜRLÜK
( Özgürlük ve Eşitlik, genişlediği oranda, birbirini yok eder.
[ "Mutlak Özgürlük" diye bir şeyden bahsettiğimiz oranda "Eşitlik"ten,
"Mutlak Eşitlik" diye bir şeyden bahsettiğimiz oranda da, "Özgürlük"ten bahsedemeyiz. ] )

- "ÖZGÜN" ile/değil "KAFASI KARIŞIK"

- "ÖZGÜRLÜĞÜNE" YÖNELİM/EĞİLİM ile/ve/değil/yerine ÖZGÜRLÜĞE YÖNELİM/EĞİLİM

- "SAV/İDDİA"YA KARŞI, KANIT ORTAYA KOYMA SORUMLULUĞU:
GÜMRÜKTE
ve/||/<> İNSAN HAKLARINDA ve/||/<> KİŞİSEL VERİ İŞLEMEDE
( Kişiye aittir.[Bunların dışındakilerde, "sav/iddia" sahibinindir.] )

- "SORUNLU" ile/değil/yerine/>< SORUMLU

- "SUÇLAMAK" ile/değil/yerine SORUMLU OLMAK

- (")GÖNÜLLÜLÜK(") ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< SORUMLULUK ALMAK

- ... "ÖZGÜRLÜĞÜ" değil ... HAKKI

- ...'NIN:
"SUÇLUSU"
ile/ve/değil/yerine/<>/< SORUMLUSU

- ...('YI/YA) YAPMAMA/UYGULAMAMA/UYMAMA:
"ÖZGÜRLÜĞÜ"
ile/ve/değil/yerine OLANAĞI/OLANAKLILIĞI/İHTİYÂRI

- ADÂLET:
SUÇU/"SUÇLU"YU ARAMAK
ile/ve/değil/||/<>/< (SONUNA KADAR) MÂSUMU/MASUMİYETİ MASUMİYETİ ARAMAK

- AİT OLMA ve/||/<>/>/< SORUMLULUK

- ALDANMA ile/ve SORUMLULUK
( Dünyayı bileceksin, aldanmamak için! Sonrayı/ahireti bileceksin, aldatmamak için! )

- ANLAM ile/ve/<> SORUMLULUK

- ARZU/İSTEK ile SEÇME OLANAĞI
( Arzu ve korkuyla hareket etmek bağımlılıktır, sevgiyle hareket etmek ise özgürlüktür. )
( Sevgi seçici değildir, arzu seçicidir. )
( Arzu geçmişe, korku geleceğe yöneliktir. )
( Arzulardan ve korkulardan kurtulun, görüşünüz birdenbire berraklaşacak ve herşeyi olduğu gibi göreceksiniz. )
( Arzunun sahte olarak tanınması ile arzudan kurtulmuşluk kendiliğinden gelir. )
( Unutmak zorunda değiliz; arzu ve korku son bulunca, tutsaklık da biter. )
( İç değerinizi bilmelisiniz, ona güvenmelisiniz ve günlük yaşantınızda arzu ve korkularınızı feda ederek bunu belirgin kılmalısınız. )
( Arzuladığınız şeyde mutluluk yoktur. [Mutluluk sizdedir!] )
( Gerçek olmayanı yaratan imgelemedir, onu devam ettiren ise arzudur. )
( İmgeleme ve arzunun son bulmasıyla birlikte varlık da sona erer ve şu ya da bu oluş saf varoluşla kaynaşıp birleşir, ki onu tarif olanaklı değildir, o ancak yaşanabilir. )
( Kişisel arzularınızı terk edin ve böylece tasarruf edilen gücü dünyanın değişmesi yolunda kullanın! )
( Eğer arzularınız güçlü ve gerçeklerse, gerçekleşmek üzere hayatınızı yoğurup şekillendireceklerdir. )
( Kendini-bilmek için, herşeyin, arzudan doğmuş imgeleme olduğunu fark etmek gereklidir. )
( Zihin arzudan azade ve rahat olmalıdır. )
( Anlayan bir zihin, arzulardan ve korkulardan azâdedir. )
( Arzudan ve korkudan kurtulmak sizi öyle korkutmasın. Bu hepinizin bildiğinden öylesine farklı, çok daha yoğun ve ilginç bir hayat yaşayabilmenizi sağlayacaktır; öyle ki siz her şeyi kaybetmekle, gerçekten her şeyi kazanmış olursunuz. )

- ÂZÂDE ile HÜRRİYET

- BAĞIMSIZLIK ile/ve ÖZGÜRLÜK
( Bağımsızlığınızı idrak edin ve mutlu kalın. )

- BENZERSİZLEŞTİRME ile/ve/değil/yerine "FARKLILIK"/"ÖZGÜNLÜK" ATFETMEK

- BİLGİLENME ve ÖZGÜRLÜK

- BİREYİN ÖZGÜRLÜĞÜ ile/ve TOPLUMUN ÖZGÜRLÜĞÜ

- BİRLİK ile/ve/<> ÖZGÜRLÜK
( Birlik özgürleştirir, özgürlük birleştirir. )
( Unity liberates. Freedom unites. )

- BİSİKLET ve/<> ÖZGÜRLÜK

- BORÇLU/LUK ile/ve SORUMLU/LUK

- CEZA TÜZESİ(HUKUKU) ile/ve/değil ÖZGÜRLÜKLERİN TÜZESİ(HUKUKU)

- DEVLET:
ÖZGÜRLÜK ve/||/<> TUTKU
ve/||/<> GENEL ve/||/<> ÖZEL ve/||/<> NESNEL ve/||/<> ÖZNEL
( Devlet, özgürlükle tutkunun, genelle özelin, nesnelle öznelin bireşimini[/tevhîdini] sağlar. [Devlet, sadece, bürokratik ve politik bir örgüt değildir!] )

- DEVLETİN (ÖNCELİKLİ/ZORUNLU) SORUMLULUKLARI:
EĞİTİM
ve/||/<> SAĞLIK ve/||/<> GÜVENLİK ve/||/<> YARGI GÜVENCESİ

- DİKKAT ÇEKME ile/ve/||/<> SORUMLULUK

- DİNDE:
ZORUNLULUK
ile/ve/<> SORUMLULUK
( [var ise] Sorumluluk yoktur. İLE/VE/<> Zorunluluk yoktur. )

- DİSİPLİN ile KONTROL

- DİSİPLİN ile/ve SORUMLULUK

- DİSİPLİN ile TİTİZLİK

- DOĞRU ile/ve ÖZGÜN
( Her zaman geçerli. İLE/VE Modern çağda geçerli. )

- EGEMENLİK ile/ve ÖZGÜRLÜK

- EMİN OLMAK ve/<> ÖZGÜR OLMAK

- GALİBİYET ve/> BOZGUN
( Yenilen kişi mutsuz olduğundan, galibiyet nefreti doğurur. Bu nedenle, galibiyeti ve bozgunu terkeden kişi, sevinci bulur. )

- GİRİŞİM/KALKIŞMA ve/<>/> BOZGUN

- GÖREV ile/ve/<>/değil SORUMLULUK

- GÜÇ ile/ve/||/<> SORUMLULUK

- GÜDÜLENMEDE:
İLİŞKİLİLİK
ve/||/<>/> GÜVEN ve/||/<>/> ŞEFKÂT ve/||/<>/> ÖZGÜNLÜK

- GÜZELLİK ve/||/<>/> ÖZGÜRLÜK
( Güzellik, özgür kılar. )

- HAKİKAT AHLÂKI ve ÖZGÜRLÜK AHLÂKI

- HAKİKAT ve/||/<>/> ÖZGÜRLÜK ve/||/<>/> DOYUM

- HÜRRİYET ile HÜVİYET

- HÜVVİYET ve/||/<> HÜRRİYET

- İMAN ve/||/<>/> ÖZGÜRLÜK
( Etkileşim durumunda olduğumuz ne varsa/oluyorsa, onlardan emin olduğumuz/olabildiğimiz oranda özgürüzdür/özgürleşiriz.[İman, dinsel ya da dinin sınırları/tekeli altında bir kavram değil emin olmaktır.] )

- KENDİNE GÖRE ile ÖZGÜN

- KONSENSUS ile DİSİPLİN

- KUDRET yoksa ÖZGÜRLÜK
( Elimizde kudret olmadığı sürece, özgürlük isteriz.
Kudreti ele geçirince üstün olmak isteriz.
Ama başaramazsak, adâlet isteriz. )

- KUSURLU SORUMLULUK(/HİZMET ve GÖREV) ile/ve/||/<> KUSURSUZ SORUMLULUK ile/ve/||/<> TOPLUMSAL OLASILIK

- MESÛL(İYET)[Ar.] yerine SORUMLU(LUK)

- MESÛL ve/||/<>/> MESÛD

- MİSYON[İng. < MISSION] değil/yerine/= EREK, BEKLENTİ, GENİŞ SORUMLULUK

- MÜKELLEF/İYET ile/ve/< MES'UL/İYET

- NESNENİN MERKEZİ ve/||/<> BİLİNCİN MERKEZİ ve/||/<> ÖZGÜRLÜĞÜN MERKEZİ
( Kendi dışındadır. VE/||/<> Kendini bilmedir. VE/||/<> Kendine yeten varolmadır. )

- ÖĞRENİLEN ÖZGÜRLÜK ile/değil/yerine ÖZGÜRLÜK

- OLUMLU ÖZGÜRLÜK ile/ve OLUMSUZ ÖZGÜRLÜK
( Olumsuz özgürlük de bir olanaktır/olanaklılıktır. )
( Kişi köleliği ya da engelliliği de tercih ederek özgürlük hissedebilir. )

- OLUMSUZ ÖZGÜRLÜK ve/= GEREKSİNİM

- ORİJİNAL değil/yerine/= ÖZGÜN

- ÖZBİLİNÇ ile/ve/=/<> ÖZGÜRLÜK ile/ve/=/<> ÖZGÜNLÜK
( Özgürlük, özgünlüktür. )
( ESERLERDE: Kayıtsız, bireysel. İLE/VE/=/<> Öncekilere(kaynakçalara) bağlılık üzerine/üzerinden. )

- ÖZEL ile/ve/değil ÖZGÜN

- ÖZGÜL ile ÖZGÜN

- ÖZGÜN TANIM ile BİRİNİN/...'NIN TANIMI

- ÖZGÜN ZEMİN ile/ve/> YETKİN HEDEF

- ÖZGÜN/LÜK ile ÖZERK/LİK

- ÖZGÜN/LÜK ile/ve/değil ÖZGÜL/LÜK
( Yalnız kendine özgü bir nitelik taşıyan. | Bir buluş sonucu olan, nitelikleri bakımından benzerlerinden ayrı ve üstün olan. | Çeviri olmayan, asıl olan. İLE Bir türle ilgili, bir türe ait. )
( ÖZGÜL AĞIRLIK: Bir nesnenin, 1 cm³ oylumundaki parçasını ağırlığı. [Sadece suyun özgül ağırlığı, 1'dir.] )

- ÖZGÜN/LÜK ile/ve/< ÖZGÜR/LÜK
( Başkalarının özgünlüğünü kabul etmeyenin kendi de özgün ve özgür değildir, olamaz. )
( Özgürlük, özgün olmak içindir. )

- ÖZGÜN/LÜK ile/ve SANAT/SAL/LIK

- ÖZGÜNLÜK ile/ve/<> BENZERSİZLİK

- ÖZGÜN ile/ve/<>/|| FARKLI

- ÖZGÜN ile/ve/<> ÖZEL

- ÖZGÜN ile/ve YENİ

- ÖZGÜR/LÜK ile/ve ÖZGÜN/LÜK

- ÖZGÜRLÜĞE ULAŞMAK/SAHİP ÇIKMAK değil ÖZGÜRLÜĞÜN ZORUNLULUĞU (VE DOLAYISIYLA SORUMLULUĞUNU ALMAK)

- Özgürlüğün için DİNLE!!!

- Özgürlüğün için SUS!!!

- ÖZGÜRLÜK

- Özgürlük için DİNLE!!!

- Özgürlük için SUS!!!

- ÖZGÜRLÜK [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- ÖZGÜRLÜK [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- ÖZGÜRLÜK/BELEDİYE MEYDANI ile/ve/<> SAN FRANSISCO MEYDANI
( Ekvador'un başkenti Quito'nun, iki önemli meydanı. )

- ÖZGÜRLÜK:
KİŞİNİN, ...
"CANININ İSTEDİĞİ GİBİ DAVRANMASI"
ile/değil İSTEMEDİĞİ HİÇBİR ŞEYİ YAPMAK ZORUNDA OLMAMASI
( Özgürlük, hiçbir zaman canının istediği gibi davranmak anlamına gelmemiştir ve öyle bir hak vermemiştir/veremez. )
( İkinci görüşün olmadığı yerde özgürlük olmaz. )
( ÖZGÜRLÜK: Belirlenimden, belirlenime geçmek. )

- ÖZGÜRLÜK:
EREK/AMAÇ
değil BAŞLANGIÇ

- ÖZGÜRLÜK ile/ve "MANYAKLIK"

- ÖZGÜRLÜK ile/ve/<> AŞK (AHLÂKI)
( Külün, bir daha ateşte yanmadığı gibi, kişi de aşkta yok(fânî) olmuşsa, ne kendi aklına, ne de başkasının aklına aldanır. )
( HİLMİ ZİYA ÜLKEN'in, "AŞK AHLÂKI" adlı kitabını da okumanızı salık veririz. )
( )

- ÖZGÜRLÜK ile BAŞIBOŞLUK

- ÖZGÜRLÜK ile/ve BELİRLENİM
( Dış varlık yasası. İLE/VE Tin'in yasası. )

- ÖZGÜRLÜK ve/||/<>/< BİRİCİKLİK

- ÖZGÜRLÜK ile/ve CESARET

- ÖZGÜRLÜK ve/||/<> EŞİTLİK ve/||/<> DAYANIŞMA
( Aydınlanmanın doğurduğu ilkelerdir. Bunların, topluma yansıması, toplumda karşılık bulması, bir devrim niteliğinde olmakla birlikte, tarihî bir birikimi de gösterir. )

- ÖZGÜRLÜK ile/ve/değil/||/<>/> ESNEKLİK

- ÖZGÜRLÜK ve/<>/= ETKİNLİK

- ÖZGÜRLÜK ile/ve GÜVENLİK

- ÖZGÜRLÜK ile/ve/||/<>/< HAK
( Özgürlük, hak ile sınırlanır. | Hak ile sınırlanabilmek. İLE/VE/||/<>/< ... )
( Haklılığı/karşılığı olmayan tüm düşünce tutumları dışarıda bırakmak. İLE/VE/||/<>/< ... )
( Özgürlük, salt amaç olamaz. )

- ÖZGÜRLÜK ile HER İSTEDİĞİNİ YAPMAK
( Özgürlük, hiçbir zaman her istediğini yapmak anlamına gelmemiştir ve öyle bir hak vermemiştir/veremez. )

- ÖZGÜRLÜK = HÜRRİYET = LIBERTY, FREEDOM[İng.] = LIBERTÉ[Fr.] = FREITHEIT[Alm.] = LIBERTAS[Lat.] = LIBERTAD[İsp.]

- ÖZGÜRLÜK ile/ve İÇ ÖZGÜRLÜK
( Nedeni, kendinde olmak, kendi dışında olmamak. İLE/VE ... )
( Özgürlük, hiçbir karşılık beklemeksizin yapılan iş/hizmettir. )
( Özgürlük, üzüntüden kurtulmuşluk demektir. )
( Özgürlük, kendini sınırlayabilme gücüdür. )
( Özgürlük, zorunluluğun bilincidir. )
( Özgürlük, ancak ve sadece, tarih ve kültürde olanaklıdır. )
( Özgürlük isteği ve iradesi olmadıkça özgürlük kazanılamaz ve korunamaz da. )
( Özgürlük, bazı yöntemlerin ya da koşulların ustaca uygulanması ya da kullanılması sonucu kazanılmaz. O, nedensel sürecin ötesindedir. Onu hiçbir şey zorlayamaz ya da engelleyemez. )
( Eğer özgür olmak istiyorsanız, özgürlüğe en yakın olan adımı atmayı ihmal etmeyin. )
( Özgürlüğe ulaşmak için çaba göstermelisiniz. )
( Bir şey ile özdeşleşmemek, doğal ve kendiliğinden olursa, o, özgürleşmedir. )
( İhtiras, emel kişiseldir, özgürleşme ise kişisel olandan kurtuluştur. )
( Özgürleşme, keşfetme özgürlüğü demektir. )
( Özgürleşme, bir elde ediş, bir kazanma meselesi değil, bir cesaret meselesidir. )
( Özgürleşme, özgür olduğunuza inanma ve ona göre davranma cesaretidir. )
( Özgürleşme, doğal bir süreçtir ve sonuçta, kaçınılmazdır. Fakat onu şimdi'ye getirmek sizin gücünüz dahilindedir. )
( Özgürleşmede, emelin hem öznesi, hem nesnesi artık yoktur. )
( "Anlayış yoluyla özgürleşme", kadîm ve basit bir yoldur. )
( Özgürlük, terk edişten geçer. )
( Özgürleştirecek olan, açık ve berrak görüştür. )
( Birlik, özgürleştirir; özgürlük, birleştirir. )
( Sükûnet içinde ve bağımlılıklardan kurtulmuş olmak, her türlü kişisel çıkar endişelerinin, her türlü bencilce hesapların erişemeyeceği bir yerde durmak, özgürlüğe ulaşmanın kaçınılmaz şartıdır. )
( Bir kalemin minicik ucu nasıl sayısız resim çizebilirse, öylece, farkındalığın boyutsuz noktası da koskoca evrenin içeriğini çizer. Siz işte o noktayı bulun ve özgür olun. )
( Kişinin, canının istediğini yapma keyfiyeti, bağımlılıktır. Halbuki, kişinin yapması gerekeni, doğru olanı yapma olanağı, gerçek özgürlüktür. )
( Sizi hiçbir şey özgür kılamaz, çünkü siz özgürsünüz. )
( Fincanın içindeki boşluk özgürdür. O ancak fincana ilişkin olarak görüldüğünde, fincanın içinde sayılabilir. )
( Huzuru olan kişi özgür olur ve özgür olan kişi de başkalarını özgürlüğe ulaştırır. )
( Yağmurun izlediği gökgürültüsü, özgürlüğe kavuşmayı simgeler. )
( Unutmak zorunda değiliz; arzu ve korku son bulunca, tutsaklık da biter. )
( Tutsaklığı yaratan, karakter ve mizaç dediğimiz, duygusal bağlılıklar, sempati ve antipatilerin oluşturduğu davranış kalıplarıdır. )
( Unity, liberates; freedom, unites. )

- ÖZGÜRLÜK ile/ve/<>/ancak KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRMEK
( Dışarıdan sınırlanmak kölelik, içeriden sınırlanmak özgürlük, sınırlanmamak keyfîliktir, o da kendini kaybettirir. )

- ÖZGÜRLÜK ile/değil/ne yazık ki/>< KEYFÎLİK
( Hak ile sınırlanmış olanda. İLE/DEĞİL/NE YAZIK Kİ/>< Hak ile sınırlanmamış olanda. )
( Sorumluluk alıyorsak. İLE/DEĞİL/NE YAZIK Kİ/>< Sorumluluk almıyorsak. )

- ÖZGÜRLÜK ile KRİTERSİZLİK

- ÖZGÜRLÜK ile/ve MUTLULUK
( Özgür ve mutlu yaşamak için can sıkıntısını feda etmelisindir. )

- ÖZGÜRLÜK ile/ve NAMUS

- ÖZGÜRLÜK ve/||/<>/>/< ÖZELEŞTİRİ

- ÖZGÜRLÜK ile/ve/değil/||/<>/< ÖZERKLİK

- ÖZGÜRLÜK ile/ve/<> ÖZGÜRLEŞTİRİCİ EYLEM
( Özgürleşme, doğal bir süreçtir. Ve sonucunda, kaçınılmazdır. Şimdi'ye getirmek ise bizim gücümüz(tercihimiz/önceliklerimiz) dahilindedir. )

- ÖZGÜRLÜK ile/ve ÖZGÜRLÜĞE MAHKUMİYET

- ÖZGÜRLÜK ile/ve/değil/yerine ÖZGÜRLÜĞÜN KULLANILIŞI

- ÖZGÜRLÜK ile/ve ÖZGÜRLÜKTEN KAÇIŞ

- ÖZGÜRLÜK ve/||/<> ÖZGÜVEN
( Eminlik sunar/sağlar. )

- ÖZGÜRLÜK ile/ve/||/<> SÖZGÜRLÜK

- ÖZGÜRLÜK ile/ve YALNIZLIK
( Yalnızlığı sevmeyen, özgürlüğü de sevmez. )
( Kişi, ancak yalnız olduğunda özgürdür. )

- ÖZGÜRLÜK ve YANSIMA

- ÖZGÜRLÜK ile/ve/<> YAPABİLME/EDEBİLME

- ÖZGÜRLÜK ile/ve/<>/= ZENGİNLİK

- ÖZGÜ ile ÖZGÜN

- ÖZNEL ÖZGÜRLÜK ve/||/<>/< NESNEL DÜZEN
( Nesnel düzen olmadan, öznel özgürlük, yalnızca bir kapristir, anarşidir, karmaşadır. Öznel özgürlük, devlet olmadan gerçekleştirilemez. )

- RAHAT/LIK ile/ve ÖZGÜR/LÜK
( ÖZGÜR: Varoluş ve etkinliği öz belirlenimli. )

- RESÛL ve MESÛL
( Resul ile mesul birdir. Resul olan mesuldür. Mesul olan resuldür. )

- SERBEST/LİK ile BAŞIBOŞ/LUK

- SERBEST/LİK ile DAĞINIK/LIK

- SERBEST/LİK ile/ve ÖZGÜR/LÜK, HÜR/LÜK
( Fizik. İLE/VE Metafizik. )
( Her zaman bulunamayabilir. Kişinin hareketlerinin sınırlanması. İLE/VE Kendinin bilincinde olmak. )
( Kişi, farkındalıkta olduğu/kaldığı sürece özgürdür. )
( Kişinin özgür olduğunu bilmesi, kendini bilmesidir. )

- SIZLANMA/YAKINMA değil/yerine/>< SORUMLULUK ALMAK

- SORGULANMAK ile/ve/değil/yerine SORUMLULUK/U/NU ALMAK

- Sorumlu KONUŞ!!!

- SORUMLU TUT(UL)MAK ile/ve/değil/yerine SORUMLU OLMAK

- SORUMLU/LUK ile/ve SUÇLU/LUK
( Sorumlu olmak, suçlulukla bağdaştırılmamalıdır. )

- SORUMLULUK ...:
BİRİ/LERİ İÇİN
değil HERKES İÇİN

- SORUMLULUK DUYMAK ile/ve/||/<>/> SORUMLU OLMAK

- SORUMLULUK VERME ile/değil/yerine SORUMLULUK ALMA(YI SAĞLAMA)
( Sorumluluk verilmez, sorumluluk alınır. Sorumluluk alınması için şartlar uygun yapıya büründürülür. )
( It's not right to "giving responsibility". Better to arrange conditions "to taking responsibility". )

- SORUMLULUK [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- SORUMLULUK:
TEK
ile/ve/||/<> TOPLU

- SORUMLULUK ile/ve AVANTAJ

- SORUMLULUK ve/<> BAKIM

- SORUMLULUK ile/ve KARAR
( Kararlılık için duyarlılık ve tedbirlilik gerekir. )
( Olgun kişi, özellikle hareket içeren sorumluluklara olumlu bakar. )

- SORUMLULUK ile KEYFÎLİK
( [ne yazık ki] Yüklenilen. İLE Üstlenilen. )

- SORUMLULUK ile/ve MEKANİZMA
( Sorumluluklardan kaçmanın yolu, "Benim sorumluluklarım var" demektir. )

- SORUMLULUK = MESÛLİYET = RESPONSIBILITY[İng.] = RESPONSABILITÉ[Fr.] = VERANTWORTUNG[Alm.]

- SORUMLULUK ile/ve OLGUNLUK

- SORUMLULUK ile SEVAP OLARAK (YAPMAK)

- SORUMLULUK ile/ve SORGULAMA

- SORUMLULUK ile/ve ÜSTLENME
( Sorumluluklarımızdan kaçınırsak, sorumluluklardan kaçınmamızın olumsuz/ağır sonuçlarından kaçınamayız. )

- SÖYLEMEKTEN/YAPMAKTAN (")KURTULMAK(") ile/ve/<>/değil SORUMLULUKTAN (")KURTULMAK(")

- TARİH BİLİNCİ ve/<> SORUMLULUK

- TARİH ve/||/<>/< ÖZGÜRLÜK İSTEĞİ

- TRAFİKTE:
"SİNİRLİ OLMAK"
değil/yerine SORUMLU OLMAK
( www.plakanialdim.com )
( Facebook, KENDİNE GEL!!! sayfasına katılın, uyarın!

Kişi, kurum ve kuruluşların, "yaptıkları" fakat yapmayabilecekleri yanlış(lık)ları göstererek anlatmak üzere kurulmuş bir uyarı sayfasıdır!

Sen de uyar! )
( Sivil Yaya Girişimi )
( Emniyet Şeridi İhlâli, Makas Atanlar, Yaya Geçidine park edenlere sinirlenip söyleneceğinize, fotoğraflayıp internetten İHBAR edin! Cezası, ilgiliye gitsin... )

- TÜRK ile/ve/değil/yerine TÜRKİYE CUMHURİYETİ VATANDAŞI

- TÜZEL/HUKUKÎ SORUMLULUK ile/ve/değil/=/||/<>/>/< İNSANÎ/BİREYSEL SORUMLULUK

- VELÂYET:
ÖZGÜRLÜK
ve/<> ÖZGÜNLÜK

- VUSLAT ve/değil ÖZGÜNLÜK

- VUSLAT ve/değil ÖZGÜRLÜK

- YARATICI ile/ve/değil ÖZGÜN

- YETKİNLİK ve/<>/= ÖZGÜRLÜK

- YETKİ ve/||/<> ÖZGÜRLÜK ve/||/<> SORUMLULUK

- YETKİ ile/ve SORUMLULUK
( YVHS: YETKİ VER, HESAP SOR! )
( YETKİ VER, HESAP SORMA! değil/yerine YETKİ VER, HESAP SOR! )

- YÖNETİMİN, KUSURSUZ SORUMLULUĞU:
"İLKE"
değil/>< İSTİSNA OLMALI

- YÖNETİM ile/ve/||/<>/> YÖNETİMİN SORUMLULUĞUNUN, TARİHSEL GELİŞİMİ
( ... İLE/VE/||/<>/> Blanco Kararı ile. [1873] )

- ZORUNLULUK ile/ve/||/<>/>< ÖZGÜRLÜK

- ZORUNLULUK ile/ve/değil/||/<> SORUMLULUK
( Her kişi, herkes karşısında, her şeyden sorumludur. )

- [ne yazık ki]
NE KADAR, KENDİMİZİ "DÜŞÜNÜYORSAK"
ile/ve/||/<>/> O KADAR, İŞTEN/SORUMLULUKTAN KAÇMAK/ÇALMAK

- [ne yazık ki]
SORUMLULUKTAN KAÇMAK
ile/ve/||/<>/< ÖZGÜRLÜĞÜ YADSIMAK

- | SİSTEME AİDİYET ile SİSTEMSİZLİK | ile/yerine/değil SİSTEMLİ ÖZGÜRLÜK

MEŞRÛİYET



( 112 FaRk, 126 katkı )


- "BULMAK" ile/ve "TESPİT ETMEK"

- "KESİN BİLGİ" ile/ve/değil/yerine YETKİN BİLGİ

- "KESİN DÜŞÜNCE" ile/değil/yerine TEMEL DÜŞÜNCE

- "KESİN/LİK" ile/ve/değil/yerine YETKİN/LİK

- "KESİNLİK" değil/yerine/>< YAKLAŞIM / YAKINLIK

- "KESİNLİKLE" ile/ve/değil "TAMAMEN"

- "MEŞHUR" ile/değil MEŞRÛ

- "RESMEN" ile "KESİN"

- "SAPLAMA" ile/değil SAPTAMA
( Hızla batırmak. İLE/DEĞİL Bir şeyi belirgin kılma, tespit. | Yıkanmış gümüş bromürlü tabakanın, gümüş bromür kalıntılarını eritmek için filmin kimyasal bir eriyikten geçirilmesi. )

- "TABİÎ Kİ" ile/ve/<> "KESİNLİKLE"

- "TEHDİT" ile/değil/yerine TESPİT

- (")KESİNLİK(") ile/ve/değil KESİNLİĞİN OLANAKSIZLIĞI

- (")SUÇLAMA(") ile/değil/yerine TESPİT

- (NET/KESİN/EMİN) BİLGİ SUNMAK ile (")MÜDAHALE (ETMEK)(")

- ADÂLET:
SUÇU/"SUÇLU"YU ARAMAK
ile/ve/değil/||/<>/< (SONUNA KADAR) MÂSUMU/MASUMİYETİ MASUMİYETİ ARAMAK

- ADÂLET ile/ve/<> MEŞRÛ EŞİTSİZLİKLER

- AKILDA KESİNLİK ile/> DUYULARDA KESİNLİK

- AKLIN İLKELERİ ve/+/<> 4.[DÖRDÜNCÜ] DURUM[: KESİNLİKLE (HİÇBİR ŞEKİLDE/ZAMAN) BİLİNEMEZ/LİK/LER]

- APAÇIK ile NET/LİK, KESİN/LİK
( "Mantıklı" ya da "mantıksız", apaçık olanı yadsıyamazsınız. )
( Bilim, bilimde kesinliğin olmamasıdır. )
( BEDÂHET: Apaçık olma durumu. | Bir konuda hazırlıksız konuşabilme yeteneği. )
( "Logic" or "no logic", you cannot deny the obvious. )

- ARINDIRMA ile/ve KESİNLEŞTİRME

- ASLÎ UNSURLAR ile/ve/||/<> KÜLLÎ KAİDELER

- AYNEN ile/ve/||/=/<> KESİNLİKLE

- BAZI DURUMLARDAKİ YENİLGİNİN KESİNLİĞİNDE:
ÖYLE "YENİL(MEK)" Kİ
ile/ve/değil/||/<>/> DÜŞMANIN KAZAN(A)MAMASI

- BELÂ'DA:
ŞERİAT
ile TARİKAT ile HAKİKAT ile MÂRİFET
( Sabreder. İLE Rızâ gösterir, şükr eder. İLE Nedenini araştırır, ilmini yapar. İLE Hizmet eder. )

- BELİRGİN/LİK ile KESİN/LİK

- BİLGİ:
TÜMEL/LİK
ile/ve/||/<> ÖZSEL/LİK ile/ve/||/<> NEDENSEL/LİK ile/ve/||/<> KESİN/LİK

- BİLGİDE:
TÜMELLİK
ile/ve/||/<> KESİNLİK ile/ve/||/<> ZORUNLULUK

- DEĞER ile/ve/değil TESPİT

- DİN ile/ve ŞERİAT

- DOĞAL ile MEŞRÛ

- DOĞRU/LUK ile/ve KESİN/LİK

- DÖLLEYİCİ KELÂM yoksa ŞERİAT

- ETİMOLOJİK MEŞRÛLAŞTIRMA ile MİMOLOJİK MEŞRÛLAŞTIRMA

- GERÇEK KESİNTİLİ(HAKÎKİYYE) ile SADECE İKİ ŞIKKI UZLAŞTIRMAYI ENGELLEYEN ile SADECE İKİ ŞIKKI DA BOŞA ÇIKARMAYI ENGELLEYEN
( İki şıkkı uzlaştırmayı ve boşa çıkarmayı birlikte engelleyen.(Sayı ya çifttir ya tektir.) Bu şey ya ağaçtır ya taştır. Zeyd ya denizdedir ya da boğulmaz. )

- GERÇEK ile/ve/değil/yerine KESİN/LİK

- GEREKÇE ile/ve MEŞRUİYET ZEMİNİ

- GEREKLİLİK ve/> SÜREKLİLİK ve/> KESİNLİK

- GÜLMEK ile/ve/değil/<> GÜLÜŞÜNE MEŞRÛ KAYNAK BULMAK/BULABİLMEK
( Umberto Eco'nun, Gülün Adı adlı eserini okumanızı salık veririz. )

- HAK:
KESİNLİK
ve/||/<> DOĞRULUK ve/||/<> GENELLİK

- HAKARET ile/değil TESPİT

- İDDİA ile KESİNLİK

- İNANÇ ile/ve/değil/yerine TESPİT

- İTMÎNÂN değil/yerine/= KESİN OLARAK BİLME | EMİN OLMA | BİRİNE İNANMA, GÜVENME )

- İYİ ile/ve KESİN

- İZLENİM ile TESPİT

- KESİN OLAN ÜZERİNE ile/ve/değil/yerine OLASILIK ÜZERİNE

- KESİN/LİK ile "KATI/LIK"

- KESİN/LİK ile KATI/LIK

- KESİN/LİK ile SABİT/LİK

- KESİNLEŞTİRME ile/değil/yerine/>< BULANIKLAŞTIRMA

- KESİNLİK(YAKÎN) ve/<> HUZUR

- KESİNLİK ile/ve/değil BİLGİ

- KESİNLİK ile/ve DAKİKLİK

- KESİNLİK ile/ve/değil/yerine MATEMATİKSELLİK

- KESİNLİK ile/ve/değil/yerine/|| OLASILIKLI KESİNLİK

- KESİN ile KESKİN

- KESİN ile MÜKEMMEL
( Siz, zâten mükemmelsiniz. )
( Mükemmelsiniz, yalnızca bunu bilmiyorsunuz. )
( Mükemmel olan, tüm mükemmelliklerin kaynağına geri döner. )
( Şeyler, kendi mükemmelliklerinden ötürü yıkılırlar. )
( Mutlak mükemmellik, Şimdi ve Burada'dır. )

- KONU ile/ve YÜKLEM ile/ve KESİNLİK/BURHAN

- MÂKUL ile/ve MEŞRÛ
( Usa/akla uygun olan. | Akıllıca iş gören, mantıklı. | Aşırı olmayan, uygun, elverişli. İLE/VE/+/||/<> Yasanın, kamu vicdanının ve dinin doğru bulduğu. )

- MESRÛ' ile MEŞRÛ'/MEŞRÛA[< ŞER] ile MEŞRÛH/A[< ŞERH]
( Sar'a hastalığına tutulmuş, sar'alı. kişi. İLE Şeriatın izin verdiği, şer'an caiz olan, şeriata, hukuka/yasaya uygun. İLE Açıklanmış, şerh olunmuş. | Uzun uzadıya anlatılan. )

- MESRÛD[< SERD] ile MESRÛD[Fars.]
( Söylenilmiş, bildirilmiş, serd olunmuş. İLE Büyü, sihir, efsun. )

- MEŞRÛİYET:
HUKÛKÎ
ile/ve/||/<> KANUNÎ

- MEŞRÛİYET ile MEŞRÛTİYET
( Yasanın, kamu vicdanının ve dinin doğru bulduğu. İLE Hükümdarla yönetilen bir ülkede, hükümdarın başkanlığı altında parlamento yönetimine dayanan hükümet biçimi. | Osmanlı döneminde, 1876 anayasasıyla başlayan ve 1918 Mondros Antlaşması'na kadar süren ve I. ve II. Meşrutiyet dönemi adlarıyla anılan süre. )

- MEŞRÛLAŞTIRMA ile KILIFLANDIRMA

- MESRÛR[< SÜRÛR] ile NEŞELİ
( SEVİNMİŞ, NEŞELİ, MEMNUN, ARZUSUNA KAVUŞMUŞ )

- MEŞRÛ ve/||/+/<>/> MAKUL ve/||/+/<>/> MASUM
( Tütün[sigara vb.], çevremizdeki en çok maruz kaldığımız ve en sorunlu dayatmalardandır ne yazık ki. Tabii, bizim izin/fırsat vermememiz dışında! )

- MÜŞTEMELÂT/MÜŞTEMİLAT ile/ve/değil MEŞRÛTA
( Herhangi bir yapıya göre ayrı bir işlevi bulunan bölüm ya da yapı, eklentiler. İLE Belirli koşullarla vakfedilmiş ayrıcalıklar. İlk sahibi tarafından satılmama koşuluyla bırakılmış olan ev, tarla gibi gayrımenkul. | Hocaların, şeyhlerin, cami görevlilerinin yaşadığı/bulunduğu ev/yer. | İmâret, hastahane gibi kurumlarda çalışanların oturmaları için ayrılan lojman, odalar. )

- MUTLAK/LIK ile/ve KESİN/LİK

- NET/LİK ile KESİN/LİK

- ÖLÇÜ ile/ve YASALLIK/MEŞRUİYET

- ONAY ile/ve/değil TESPİT

- ÖNYARGI ile TESPİT

- PARADİGMA ile KESİNLİK

- PERCEPTION OF SERIAL TIME vs. PERCEPTION OF CONTINUAL TIME

- SALDIRI ile/değil SAPTAMA/TESPİT/BEYAN

- SAPTAMA ile/ve YAKALAMA

- SAPTIRMA ile/değil/yerine SAPTAMA

- ŞERAİT ile/ve/<> ŞERİAT
( Koşullar. İLE/VE/<> Yasalar. )
( Koşullar, yasaları harekete geçirir. )

- ŞERAT[çoğ. EŞRÂT] ile ŞERÂİT[< ŞART/ŞARÎTA] ile ŞERÎAT[< ŞER | çoğ. ŞERÂİ]
( Nişan, iz, alâmet. | Bir şeyin bayağısı, en aşağısı. İLE Şartlar, koşullar. İLE Doğru yol. | Allah'ın emri. | Âyet, hadîs ve icmâ-i ümmet esaslarına dayanan din kaideleri. )

- ŞERİA(T):
ANA NEHİR
ve TÜZE(HUKUK)

- ŞERİAT EHLİ ile/ve TARİKAT EHLİ ile/ve/değil/yerine HAKİKAT EHLİ
( Sürekli, varlıktan bahseder. İLE/VE Sürekli, benlikten bahseder. İLE/DEĞİL/YERİNE Hiçliktedir. )

- ŞERİATI TAMAMLAMAK/TAMAMLAYAN ile/ve AHLÂKI TAMAMLAMAK/TAMAMLAYAN

- ŞERİAT ile/değil "KÖKTEN DİNCİLİK"

- ŞERİAT ile/ve DEMİR

- ŞERİAT ile/ve HİKMET-İ TEŞRÎ
( Şeriat şeraite[koşullara] göredir. )

- ŞERİAT ve/<> İTAAT

- ŞERİAT ile/ve/değil ŞERİAT-I/ŞER-İ ŞERÎF

- ŞERİAT ile/ve/<>/> TARİKAT ile/ve/<>/> HAKİKAT ile/ve/<>/> MÂRİFET
( Mal/mülk. İLE/VE/<>/> Ben/Benim. İLE/VE/<>/> Ahlâk. İLE/VE/<>/> ... )
( Fedâ. İLE/VE/<>/> Ferâgat. İLE/VE/<>/> Aşk. İLE/VE/<>/> ... )
( Kişinin elindedir. İLE/VE/<>/> Kişinin elindedir. İLE/VE/<>/> Kişinin elinde değildir. Ancak kişiye iner/nüzûl eder. İLE/VE/<>/> ... )
( Hz. Mûsa. İLE/VE/<>/> Hz. Davud. İLE/VE/<>/> Hz. Îsâ. İLE/VE/<>/> Hz. Muhammed. )
( Varoluş/varolanlar. İLE/VE/<>/> Benlik. İLE/VE/<>/> ... İLE/VE/<>/> ... )
( Sabır. İLE/VE/<>/> Rızâ. İLE/VE/<>/> ... İLE/VE/<>/> ... )
( Şeriatı tut, hakikati yut! )

- ŞERİAT ve/değil/=/<> TÜZE(HUKUK)/HAK/ADÂLET

- ŞİKÂYET ile/ve/değil/yerine/||/<> TESPİT

- SINIRLANDIRMADA:
YASALILIK
ve/||/<> GEÇERLİLİK(MEŞRÛİYET) ve/||/<> TOPLUMSAL GEREKLİLİK

- SÖYLEMEK ile SAPTAMAK

- SÖZLÜK ÇALIŞMASI/OKUMASI:
HERKESİN HARCI
ile/ve/değil/||/<>/< HERKESİN İHTİYACI

- SÜREKLİLİK ile/ve ZORUNLULUK ile/ve KESİNLİK

- TAHLİL ile TESPİT

- TANIM ile TESPİT

- TAYİN ile/ve/değil TESPİT

- TEPKİ ile/ve/değil/yerine TESPİT

- TESPİT ETMEK ile/ve ELDE ETMEK

- TESPİT ile ÇIKARIM

- TESPİT ile GENELLEME

- TESPİT ile/ve/değil/||/<>/>/< HAKKI/NI TESLİM

- TESPİT ile İLERİ SÜRME

- TESPİT değil/yerine/= SAPTAMA

- TESPİT ile/ve TEKLİF

- TESPİT ile/ve TEŞHİS

- YAKÎN:
KESİN/LİK
ile/ve/değil YAKLAŞIK/LIK

- YASALARA UYGUNLUK(MEŞRÛİYET) ile/ve/<> YAYGINLIK

- YETKİN BİLGİ ile/değil/yerine KESİN(YAKÎN) BİLGİ

- YETKİN ile KESİN

- ZİKR:
ŞERİAT'TA
ile/ve RUHULLAH'TA
( Etmezsen olmaz. İLE/VE "Edersen olmaz." )

- [ne yazık ki]
ŞİDDETİN MEŞRÛLAŞTIRILMASI
ile/ve/<> ÖTEKİLEŞTİRME

RIZÂ[< BİLGİ/HABER]



( 137 FaRk, 157 katkı )


- "GÖNÜL YAPMAK" ve/||/<> RIZÂ DEVŞİRMEK

- ADÂLET:
"EŞİTLİK"
ile/ve/değil/||/<> RIZÂ

- ADÂLET ve/||/<>/< RIZÂ ve/||/<>/< BİLGİ/HABER
( Adâletin kaynağı da, hedefi de, durumdaki/olaydaki ilgili kişilerden birinin rızâsıdır. Adâlet, insanı ve rızâsını esas almaktır! [Tabii, rızâ da, en başta, (durumdan/olaydan/tespitten/(ön) "hüküm"den) haberdar etmekle başlar.] )

- AKIL ile/ve RIZÂ

- AKİTTE:
TASAVVUN SURETİYLE BEYİ
ile/ve/||/<> TEVLİYET ile/ve/||/<> TERÂBUH ile/ve/||/<> TEHASSÜR ile/ve/||/<> ŞİRKET ile/ve/||/<> İKÂLE ile/ve/||/<> MÜBÂDELE ile/ve/||/<> SARF ile/ve/||/<> TEVEHHÜP ile/ve/||/<> SULH ile/ve/||/<> BORÇ ile/ve/||/<> TEATİ ile/ve/||/<> HIYAR ile/ve/||/<> SELEM ile/ve/||/<> MEŞRÛİYET KEYFİYETİ ile/ve/||/<> RIZÂ VE MUVAFAKAT >< FUZÛLÎ

- ALLÂH İÇİN değil ALLÂH RIZÂSI İÇİN

- BAĞ:
ÖZERKLİK
ve/<> HAZIR OLMA ve/<> GÖNÜLLÜLÜK/RIZÂ ve/<> HAREKETE GEÇME/GEÇEBİLME ve/<> KURABİLME(SÜRDÜREBİLME/SÜREKLİLİK) ve/<> PAYLAŞIM ve/<> GÜÇ

- BAĞLANMA ile/ve KARŞILIKLI RIZÂ

- BENLİK:
EMİR ALTINDA
ile/ve/> SORGULAYAN ile/ve/> SEZGİSEL ile/ve/> BEKLENTİSİZ ile/ve/> RIZÂ SAHİBİ ile/ve/> RÂZI OLUNAN ile/ve/> SAFLAŞMIŞ

- BİLDİRME ile/ve/değil/yerine/<> ÖNERME

- CEMÂL GÖRMEK ve/<> KEMÂL BULMAK ve/<> RIZÂ DEVŞİRMEK

- ÇIKAR(LAR)INI "DÜŞÜNMEK/İSTEMEK/BEKLEMEK" değil/yerine/>< HAK ETTİKLERİNE VE/VEYA ETTİĞİN KADARINA RIZÂ GÖSTERMEK

- DAYANÇ/SABIR ile/ve/<> RIZÂ

- DIŞINDA/GAYRI ile/değil/yerine RIZÂ

- DOSTLUKTA/YOLCULUKTA:
İKNÂ
ve/||/<> RIZÂ
( [ne yazık ki] Dostlukta ya da bir yol alışta, iknâ ve rızâ değil de zorlama var ise, yoldaşlar, önce birbirlerini yargılamaya sonra da birbirlerini yok etmeye başlarlar. )
( Amaçları farklı iki kişinin, aynı yolda yürümesi, onları yoldaş kılmaz, bir süreliğine yol arkadaşı kılar. Birbirlerini taşımaz, yük olurlar. )

- HABERLEŞMEK ile/ve/değil HABERDAR ETMEK

- HAK ile/ve RIZÂ

- HELÂL ve/= RIZÂ

- HOŞNUT/LUK ile/ve/<> RIZÂ/RÂZI

- İBÂDET ile/ve RIZÂ

- İRTİDÂ'[< RIDÂ]/İRTİZÂ'[< RIZÂ] ile İRTİZÂH
( BİR ŞEY KESİLME, BİR ŞEYDEN ZİYÂN GÖRME | BEĞENME, SEÇME | RÂZI OLMA, UYGUN BULMA ile ÖZÜR DİLEME | BİRAZ BAHŞİŞ ALMA )

- İRTİDÂ'[< RİDÂ] ile İRTİDÂ'[< RIDÂ]/İRTİZÂ'[< RIZÂ] ile İRTİDÂ' ile İRTİDÂD[< REDD]
( Örtünme, çarşaf gibi şeye bürünme. Beğenme, seçme. | Uygun bulma, râzı olma. İLE Süt emme. İLE Yasak olan şeyden geri durma, çekinme. İLE İslâm dinini bırakarak başka bir dini kabul etme. )

- İRTİZÂ'[< RIZÂ]:
SÜT EMME


- İRTİZÂ ile İRTİZÂ'[< RIZÂ] ile İRTİZÂ'[< RIZÂ] ile İRTİZÂH
( Bir şeyin eksilmesi, bir şeyden zarar/ziyan görme. İLE Beğenme, seçme. | Uygun bulma, razı olma. İLE Süt emme. | Özür dileme. | Biraz bahşiş alma. )

- İZİN ile/ve/değil/yerine/< RIZÂ

- KERÂMET değil/yerine RIZÂ

- LOKMA ile/ve/<> RIZÂ

- MUHABBET ve KARŞILIKLI RIZÂ
( Her türlü muhabbet menfaatsiz olmalıdır. )

- MURTAZÂ[< RIZÂ]:
BEĞENİLMİŞ, SEÇİLMİŞ | HZ. ALİ'NİN LÂKABI


- MURTAZI'[< RIZÂ] ile MURZI'[< RIZÂ]
( Süt emen, irtizâ' eden. İLE Bebek emziren, ırza' eden. )

- POLARİZASYON/POLARISATION değil/yerine/= UCLAŞMA

- RÂDÎ/RÂDÎYYE ile RÂDİYE[< RIZÂ] ile RA'DİYYE
( Rıza gösteren, kabul eden, boyun eğen. İLE Râzı olsun! İLE Torpil. )

- RÂZÎ/RAZİYYE[< RIZÂ] ile RAZÎ/RADÎ[çoğ. RUZAÂ] ile Râzî
( Kabul eden, boyun eğen, rıza gösteren. İLE Süt kardeş. | Süt emen çocuk. İLE Rey şehrine bağlı/mensup, bu şehirle ilgili olan. | İran'ın "Rey" şehrinden olan. | Sırra/râza bağlı/mensup. )

- RIZÂ ile AÇIK RIZÂ

- RIZÂ ve/<> BÜTÜNCÜL(KÜLLÎ) BENLİK

- RIZÂ ile/ve/değil EŞİK

- RIZÂ ile/ve HAKK
( Evrensel/ortak yasa. İLE/VE ... )
( Candır Hakk'ın bedeli. )
( Amaç bir rızâ! Allah'ı râzı edeceksin. Ondan sonra bak ki, o rızanın altında ne ilimler var. )
( Ek olma, Hakk ol! )
( Kul, Allah'tan razı olmadıkça, Allah Kul'dan razı olmaz. )
( Hakk, bir yetimin gözündedir. )

- RIZÂ ve/< İKNÂ

- RIZÂ >< MÜLKİYET
( [her yer] Cennet. >< Cehennem. )
( Nesnesini tüketmek ister. >< Mülkiyet ister. )

- RIZÂ ile/ve TESLİMİYET
( Teslim ol(a)mayan, teslim edemez. )

- RIZÂ ve ZİYÂDELİK

- SEVGİ ve/||/<>/< RIZÂ

- TAHRÎS ile TAHRÎS[< HIRS | çoğ. TAHRÎSÂT] ile TAHRÎZ[< HIRZ | çoğ. TAHRÎZÂT] ile TAHRÎŞ[çoğ. TAHRÎŞÂT]
( İçinde bir şey saklanılan nesne. Ambar. İLE Hırslandırma/hırslandırılma. İLE Kışkırtma, kışkırtılma. İLE Tırmalama, tırmalanma. | Yakış kaşındırma, azdırma. )

- TATMİN ve/||/<> İKNÂ ve/||/<> RIZÂ

- TEVEKKÜL ve/||/<>/> RIZÂ ve/||/<>/> SABIR
( Ulaşamadığına gösterdiğin. VE/||/<>/> Ulaştığına gösterdiğin. VE/||/<>/> Kaybettiğine gösterdiğin. )

- VARLIK ile/ve RIZÂ'



RIZÂNIN İLK AYAĞI/DAYANAĞI, KAYNAĞI
(BİLGİ/HABER ALMA/VERME)


- "HABERİM OLMADI" ile/değil/yerine HABERİM BİLE OLMADI
( Kendini merkeze koyarak. İLE/DEĞİL/YERİNE Kavramı, olguyu, süreci, ortak alanı/durumları göz önünde bulundurarak. )

- "HABERİNİN OLMAMASI" ile/ve/||/<>/ne yazık ki HABERİNİN OLMAMASINDAN, HABERİNİN OLMAMASI

- "HABERLER KÖTÜ GELSE DE" ile/değil KÖTÜ HABERLER GELSE DE
( Haberlerin, "kişinin algısına/yorumuna göre değişebilir" anlamına gelmesi/getirilebilmesi. İLE/DEĞİL Haberlerin, kötü/olumsuz haberler olduğunu bildirmesi. )

- "İZİNSİZ GÖSTERİ/YÜRÜYÜŞ" değil/yerine GÜVENLİK İÇİN HABER VERME GEREKLİLİĞİ

- "RESMÎ GEÇİT" değil RESM-İ GEÇİT

- ADÂLET ve/||/<>/< RIZÂ ve/||/<>/< BİLGİ/HABER
( Adâletin kaynağı da, hedefi de, durumdaki/olaydaki ilgili kişilerden birinin rızâsıdır. Adâlet, insanı ve rızâsını esas almaktır! [Tabii, rızâ da, en başta, (durumdan/olaydan/tespitten/(ön) "hüküm"den) haberdar etmekle başlar.] )

- ANLAMAK/ANLAMAMAK ile/ve/değil/yerine (EN AZINDAN) BİRAZ BİLGİ SAHİBİ OLMAK

- ANLAŞARAK, ANTLAŞMAK ile/ve/||/<> ANTLAŞARAK, ANLAŞMAK

- ANLAŞMA ile/ve/değil/<> ANTLAŞMA
( Anlama durumunun, kişilerin birbirlerinin dediklerini, konusu geçen noktayı ve içeriğini/kapsamını/ayrıntılarını duymuş, bilmiş, anlamış ve belirli bir yönde düşünce, duygu ve amaç bakımından birleşmiş olmayı belirtmektedir. İLE/VE/DEĞİL/<> Ahidleşme[toplulukta/toplumda] ve/veya muahede[iki kişinin], karşılıklı olarak bağlayıcılık özelliğiyle/koşullarıyla sözleşmesi, yeminleşmesi. )

- ANTANT[Fr.] (KALMAK) | yerine ANTLAŞMAK

- ANTAT değil/yerine ANTANT[Fr.] (KALMAK) | değil/yerine ANTLAŞMAK

- ANTLAŞAMAMAK ile/ve/en azından/||/<>/< ANTLAŞAMADIĞIMIZDA ANTLAŞMAK

- Antlaşarak KONUŞ!!!

- ANTLAŞMA/AHİT/MİSAK ve UYUŞMA/AHENK

- ANTLAŞMALI!

- ANTLAŞMALI ile DANIŞIKLI-DÖNÜŞÜKLÜ
( [Por. ve İsp.] KOMPRADOR: İşbirlikçi. )

- Antlaşmazlıkları unut ve SUS!!!

- ANTLAŞMA ile/ve/<> İŞBİRLİĞİ
( Kişinin çok fazla işbirliği içinde olabildiği çeşitli düzeyler vardır. )

- ANTLAŞMA ile/ve UZLAŞMA

- BAŞLANGIÇ ile/ve/değil KAYIT TARİHİ, RESMİYET KAZAN(DIR)MA

- BELGİT/SENET ÇEŞİTLERİ'NDE:
ADİ
ile RESMİ ile RE'SEN DÜZENLENMİŞ/TANZİM EDİLMİŞ ile TASDİKLİ ile HATIR ile KIYMETLİ ile TİCÂRÎ ile EMTİA

- BİLGİ/VERİ/HABER:
[ne yazık ki]
YOKSA
ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< VARSA
( "Asıp kesme." İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>< Saygı, sevgi, şefkat, merhamet, anlayış. )

- BİLGİ/VERİ ile/ve/<> DÜŞÜNCE/FİKİR
( Bilgi/veri sahibi olmadan, düşünce/fikir sahibi olunmaz/olunmamalı! )

- BİLGİ/VERİ ile/ve/değil/yerine YAKLAŞIK BİLGİ
( Ulaştıklarımız, bilgi değil ancak yaklaşık bilgidir. )

- BİLME/K ile/ve/değil BİLGİSİNE SAHİP OLMA

- BİSİKLET ve/<> HABERLEŞME

- BÜŞRÂ, MÜJDE değil/yerine/= SEVİNÇLİ HABER

- ÇOK ŞEYDEN HABERDAR OLMAK ile/ve/değil/yerine BİRBİRİMİZİ DİNLEMEK

- DATA[İng.] değil/yerine/= VERİ

- DİREKTİF/TÂLİMAT değil/yerine/= YÖNERGE/BUYURU

- DOĞRULAMA, OLUMLAMA = TAHKİK = VERIFICATION[İng.] = VÉRIFICATION[Fr.] = VERIFIKATION[Alm.] = VERIFICACION[İsp.]

- DONE değil/yerine/= VERİ

- DÜŞÜNME (")YOĞUNLUĞU(") ile/değil/>< VERİ PAYLAŞIMI

- ELÇİ/HABERCİ değil/yerine/= ULAK

- GAYR-I HABERİYE(İNŞAÎ) ile HABERİYE(MEŞKÛKE)
( Emir, nehy, soru. İLE Şekk, şüphe. )

- GAZETE ile/ve/||/<> RESMÎ GAZETE

- GECİKME HABER VERMEK

- GENELGE ile/ve/||/<>/> YÖNERGE
( Bağlayıcılığı vardır. İLE/VE/||/<>/> Bağlayıcılığı yoktur. )

- HABER ALMA GEREKSİNİMİ ile/ve/değil/<> HABER ALMA HAKKI

- Haber DİNLE!!!

- HABER VERMEK:
GEÇMİŞTEN
ile GELECEKTEN
( Herkes. İLE Peygambere özgü. )

- HABER/İHBAR ile İNŞA

- HABER/SAVA ile MÜJDE

- HABERCİ ile CAŞIT/ÇAŞIT
( Haber ulaştırıcı, haber veren. İLE Bir devletin ya da biri(leri)nin sırlarını, başkalarının hesabına öğrenmeyi üstüne alan kişi. | Yasadışı olan bir durumu, yetkililere bildiren kişi. | Ara bozmak amacıyla söz taşıyan kişi. )

- HABERCİ ile ELÇİ
( ULAK ile ... )
( AVATAR ile ... )

- HABERDAR OLMAK ile/ve/<> FARKINDALIK

- HABERDAR ile ALEMDAR ile FEHİMDAR

- HABERÎ ile/ve/değil/yerine NAKLÎ

- HABERLEŞMEK ile/ve/değil HABERDAR ETMEK

- HABERSİZ AYRILMADA/UZAKLAŞMADA:
VAROLUP OLMAMANI UMURSAMAMAK
ile/ve/<>/< VAROLUŞUNUN, ÖNEMİ/ANLAMI/DEĞERİ/FARKI YOK

- HABER ile/ve/<>/hem de/değil/yerine BİLGİ

- HABER ile İŞÂA/T[< ŞÜYÛ]
( Bir haberi herkese duyurma. )

- HABER ile/ve/değil/yerine İSTİHBARAT
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Sorup tahkik ederek haber alma. )

- HABER ve/||/<>/< PİŞMANLIK

- HABER ile/ve/= VERİ

- HUBÛR ile HUBÛR[< HABER]
( Sevinç, neşe/sürûr. | Bilginler, âlimler, fakihler, zekiler, anlayışlıklar.[< HİBR: Öğretmen. | Mürekkep. | Yahudi/İsrailoğulları bilgini.] İLE Haberler, havâdisler. )

- İBRA ile İBDÂ'/İBZA
( Alacaklının, hakkından kısmen ya da tamamen vazgeçmesi. | Borçtan kurtarma, aklama. İLE Kârı tamamen kendine ait olmak üzere bir kimseye sermaye vermek. [VİDAA: Verilen sermaye. | MÜBDÎ: Sermaye veren. | MÜSTEBZÎ: Sermaye alan.] | Sorulan soruya güzel yanıt verme. | Kandırma. )

- İLÂN ile İLÂM
( Duyuru. | Açıkça bildirme/duyurma. İLE Bildirme, anlatma. | Bir davanın, mahkemece nasıl bir hükme bağlandığını gösteren resmi belge. )

- İLK ANTLAŞMA

- İNHA[Ar.] ile YÖNERGE
( Resmi bir göreve atama ya da bir üst aşama için yazılan yazı. İLE ... )

- İSTATİSTİK ile/ve/değil VERİTABANI

- İZİN VERİRSE/NİZ ile/değil/yerine UYGUN GÖRÜRSENİZ

- İZİN VERMEK(/"VERİRSENİZ) ile/değil/yerine UYGUN GÖRMEK(/"GÖRÜRSENİZ)

- KAYITLI(RESMî) ile KAYITSIZ(GAYRIRESMî)

- KÖTÜ HABER ile/ve/değil/yerine/||/<>/> İYİ HABER
( Hiçbir şey, sonsuza kadar sürmez. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Hiçbir şey, sonsuza kadar sürmez. )

- MAĞDUR[Ar.] değil/yerine/= KIYGIN
( Haksızlığa uğramış kişi. )

- MALZEME ile/ve VERİ

- MARİFET VERİ

- MUHTIRA[Ar.]/MEMORANDUM[İng.] değil/yerine/= YÖNERGE/ANDAÇ/GÜNLÜK
( Herhangi bir şeyi anımsatma, uyarma amacıyla yazılan yazı. | Bir devletin, başka bir develete, siyasal sorunlarla ilgili olarak yolladığı uyarı yazısı, diplomatik nota. | Andaç. | Günlük. )

- MÜSTAHBER[< HABER | çoğ. MÜSTAHBERÂT] ile MÜSTAHBİR[< HABER]
( Haber alınmış, duyulmuş, işitilmiş, istihbâr olunmuş. İLE Haber alan, duyan, işiten, istihbâr eden. )

- NESNE ile/ve VERİ/MA'LÛMÂT

- ÖNGÖRÜ ile/ve/değil/yerine/<> VERİ

- PAKT[Fr.] değil/yerine/= ANTLAŞMA

- PROTOKOL değil/yerine SÖZLEŞME/ANTLAŞMA

- REGÜLASYON değil/yerine/= YÖNERGE

- SEVGİ:/=/<
"ANTLAŞMAK"
değil/yerine NEDENSİZ DE
( Sevgi, antlaşmak değildir,
Nedensiz de sevilir.
Bazen küçük bir an için
Ömür bile verilir. )

- SİYASETNAME ile/ve/değil/||/<> GENELGE

- SÖZLEŞME ile/ve/değil ANTLAŞMA

- TAMİM[Ar.]/SİRKÜLER[Fr.] değil/yerine/= GENELGE

- TANIMAK ile/ve/değil DUYMUŞ/HABERDAR OLMAK

- TARİH ile/ve/<> VERİ

- TEVÂTÜR:
UYDURMA SÖZ
değil GÜVENİLİR KİŞİLERDEN GELEN BİLGİ/HABER

- TRAFİKTE ÖNCELİKLİLER[sırasıyla]:
ENGELLİ/LER
ile/ve/< HASTA/LAR ile/ve/< YAŞLI/LAR ile/ve/< ÇOCUK/LAR, ÖĞRENCİ/LER ile/ve/< HANIM/LAR ile/ve/< YAYA/LAR ile/ve/< BİSİKLETLİ/LER ile/ve/< MOTOSİKLETLİ/LER ile/ve/< ACİL DURUM ARAÇLARI[hasta taşıma, itfaiye, polis] ile/ve/< TOPLU TAŞIMA ARAÇLARI[raylı düzenler öncelikli olmak üzere!] ile/ve/< ARABA/LAR ile/ve/< AYRICALIKLI/LAR[her seviyedeki/konumdaki resmî makam araçları (her ne kadar güvenlikleri "önemli/öncelikli" sayılsa da!)]
( Kişiye ait arabaların sayılarının ülkemizde çok olması [ya da artmasının teşvik ediliyor olması], yolların eski olanaksızlıklara göre düzenlenmiş olması, önceliği arabalara vermek için geçerli bir neden değildir/olamaz! Tam tersine, konumları/sıraları en sondadır! [Bu zihniyeti geliştirmeyi ve yaygınlaştırmayı, her birimiz haklarımıza sahip çıkarak daha da hızlandıracağız! Lütfen!!! Sizin de farkındalığınız, desteğiniz ve katılımınızla!...] )

- TÜZÜK ile/ve/||/<>/> YÖNETMELİK

- VERİ/BİLGİ/HABER:
"HEVESİMİZİ KAÇIRMAK İÇİN"
değil SÜRECİMİZİ KOLAYLAŞTIRSIN VE YOĞUNLAŞALIM DİYE

- VERİVERME ile VERİ VERMEK

- VERİ ile/ve/> BİLİ ile/ve/> BİLGİ ile/ve/> FARKINDALIK

- VERİ ile/ve/=/<> HABER

- YAPMAK İSTENİLEN ile/ve YAPILMASINA İZİN VERİLENLER ile/ve YAPILABİLENLER
( Güdülenme. İLE/VE Görev tanımı. İLE/VE Yetkinlikler. )

- YASA ile YÖNERGE

- YORUMLU HABER ile/değil/yerine HABER

- [hem] ŞİFRELEME ile/ve/değil/yerine/hem de/<>/>/< VERİYİ/BİLGİYİ GİZLEME

- | VERİ ve/> BİLİ(ENFORMASYON) ve/> BİLGİ | ile/ve/+/<>/>/<
FARKINDALIK | BİLGELİK(İRFAN/HİKMET)
ile/ve/+/<>/>/< ZARİFLİK/ZARÂFET
( BİLGİ: İnsan aklı sınırıları içerisinde evreni ve doğayı anlama çabası. )
( Bilgi, göklere uçabileceğimiz kanatlardır. )
( Yapmanız gereken şey farkında olmanın farkında olmaktır. )
( Tüm sonuçlarına katlanabilmektir. )
( Hiçbir uygarlık, varolan bilgiyle çatışmadan, bilgi üretemez. )
( KUTADGUBİLİG: Mutluluk/saadet veren bilgi, kutlu bilgi. Çinliler ona Edebü'l-Mülûk derler, Maçinliler onu Enîsü'l-memâlik diye adlandırırlar. Bu meşrık ilinin büyükleri buna doğruca Zînetü'l-ümerâ derler. İranlılar buna Şehnâme derler, Turanlılar ise Kutadgu bilig diye anarlar. )
( | Yazaç/harf. VE/> Hece. VE/> Sözcük. |

İLE/VE/+/<>/>/<

Tümce. )
( | ... VE/> "Ne, ne zaman, nerede, kim?" soruları ve yanıtlarıyla/karşılıklarıyla. VE/> "Nasıl?" sorusuyla ve yanıtlarıyla/karşılıklarıyla. |

İLE/VE/+/<>/>/<

"Neden?" sorusuyla ve yanıtlarıyla/karşılıklarıyla. )
( [bilginin/kavramın/nesnenin/olgunun] | Öncesi VE/> Sonrası VE/> İçi VE/> Dışı |

İLE/VE/+/<>/>/<

Zamanı ve Zemini )
( | Letter, phoneme. AND/> Morpheme. AND/> Word. |

vs./AND/+/<>/>/<

Sentence. )
( | [by] ... AND/> "What, where, when, who?" questions and answers. AND/> "How?" question and answers. |

vs./AND/+/<>/>

"Why?" question and answers. )
( | Before AND/> After. AND/> Inside AND/> Outside |

vs./AND/+/<>/>/<

Time and place. )
( )

HUKUK'UN KAYNAKLARI

( 644 FaRk, 708 katkı )

YAZILI OLANLAR
(ULUSLARARASI ANTLAŞMALAR, ANAYASALAR, YASALAR, KHK, TÜZÜKLER, YÖNETMELİKLER)



- ULUSLARARASI ANTLAŞMALAR ve/||/<>/> ANAYASA

- "TOPLUMSAL KABUL/LER" ile/ve "TOPLUMSAL 'KALIP/LAR'"
( Aynı toplumdaki birçok birey [ve çoğunluk] tarafından, [kendileri için ne kadar uygun olmasa da] -sözlü ya da sözsüz, yazılı ya da yazısız- sürdürülen kurallara/geleneklere işaret eder. İLE/VE Daha çok, içleri boş [dayanaksız] olarak algılanan [ve olumsuz olarak değerlendirilen] alışkanlıklara/geleneklere işaret eder. )

- (ULUSAL/ULUSLARARASI) ÖRGÜT ile (ULUSAL/ULUSLARARASI) KURUM

- 1921 ANAYASASI ile 1924 ANAYASASI

- AKİT ile ÂKİT
( Sözleşme, bağıt, mukavele. | Nikah. İLE Bir işi, karşılıklı olarak kararlaştırıp üstlerine alan taraflardan her biri, bağıtçı. )

- ANAYASA:
KATI
ile/ve/değil/yerine/<> ESNEK

- ANAYASA:
DEVLETİN SINIRLANDIRILMASI
ve/||/<> TEMEL HAKLAR VE BİREY HAKLARININ GÜÇLENDİRİLMESİ

- ANAYASA ile/ve MEDÎNE VESÎKASI

- AVRUPA ile AVRUPA BİRLİĞİ

- BEDEL (ÖDEMEK) ile/ve/<>/değil/yerine KEFÂLET (ÖDEMEK)

- BM ile NATO

- BÜYÜK DEVLET ile/ve/değil/yerine KÜÇÜK DEVLET

- CAYDIRMA ile/ve/||/<>/> ZORLAŞTIRMA ile/ve/||/<>/> YASAKLAMA

- CUMHURİYET ile/ve ELERKİ

- DEVLETİN YÜKÜMLÜLÜKLERİ V GÖREVLERİNDE:
OLUMSUZ
ile/ve/||/<> OLUMLU
( Saygı gösterme, karışmama. İLE/VE/||/<> Geliştirme, yayma. | Koruma. | Yerine getirme, ortam hazırlama. )

- DEVLET ve ÖMÜR

- DOĞADA:
YASA
değil KUVVET

- DOĞA ile/ve YASA
( DOĞA: Hareketin yasalarının bilimi. )

- DURDURMA ile/ve/||/<> SINIRLANDIRMA

- ELERKİ ile/ve/yerine MERİTOKRASİ

- HAKLAR:
SINIRLANDIRILAMAZ OLANLAR
ile/ve/||/<> SINIRLANDIRILABİLİR OLANLAR

- HIRS değil/yerine/>< YASA

- HÜKÜMET ile HANEDAN

- İHTİYÂT ile/ve/||/<>/> KANUN

- İLK YASA/KÂNUN
( Yılın ilk ve son ayları. )

- İNSAN HAKLARI:
VAZGEÇİLEMEZ
ve/||/<> DEVREDİLEMEZ

- ISO 9000 ile/ve/<> ISO 9001

- İSTİMLÂK değil/yerine/= KAMULAŞTIRMA

- JIM CROW YASALARI ile NÜRNBERG YASALARI

- KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME(KHK) ile/ve/değil/yerine/||/<> YASA

- KÂNUN-I EVVEL ile/ve KÂNUN-I SÂNÎ

- KÂNÛN[Ar.]
( Kış mevsiminin ilk ayı.[Aralık.] )

- KANUN ile KÂNUN
( Yasa. | Çalgı aleti. İLE Yılın ilk ve son ayları. )

- KANUN değil/yerine/= YASA

- KURUMSAL DEVLET ile KİŞİ DEVLET

- LEGAL değil/yerine/= YASAL

- MESAFE NAVLUNU ile/ve PİŞMANLIK NAVLUNU
( NAVLUN/FREIGTH[İng.]: Denizde mal taşıma karşılığı verilen ücret. )
( C.F. [COST - FREIGTH]: Mal bedeli ve nakliye ücreti içinde olmak üzere belirli bir yerde malın teslimi için yapılan satış. [Sigorta dahil değildir. Alıcı isterse teslim anına kadar risklerini karşılayacak sigortayı yaptırabilir.] )
( Beklenilmeyen bir drurum sonucunda geminin taşınmaz malı kaybetmesi nedeniyle navlun sözleşmesi sona ermekle birlikte bir miktar mal kurtarılmış ise bu mallar için ödenen ücret. İLE/VE Kiracının yolculuk başlamadan önce navlun akdinden vazgeçmesi halinde ödemekte zorunlu olduğu orandır. )

- MEŞRÛİYET:
HUKÛKÎ
ile/ve/||/<> KANUNÎ

- MUKANNEN[< KANUN] ile MUAYYEN[< AYN]
( Belirli, şaşmaz. İLE Belirli, tâyin edilmiş. | Kararlaştırılan. )

- MUKANNEN[< KANUN] ile MUKANNİN[< KANUN]
( Belirli, şaşmaz. İLE Yasa yapan. )

- MUKANNEN[< KANUN] ile YAKÎN[< YAKN]
( Belirli, şaşmaz. İLE Kesin, kesinlik. )

- NAVLUN SÖZLEŞMESİNDE:
ISKARÇA
ile/ve KIRKAMBAR ile/ve TRİPÇARTER
( Tam gemi kiralanması. İLE/VE Parça mal taşıma sözleşmesi. İLE/VE Yolculuk üzerine navlun. )

- OHAL'DE, (")ÖNLEMLER("):
ANAYASAL ve YASAL
ve/ne yazık ki YASADIŞI

- ÖLÇÜ ile/ve YASALLIK/MEŞRUİYET

- POLİÇE[< İt. < Yun.] ile BOLİÇE
( Belirli bir sürenin sonunda, belirli bir parayı, kendi adına ya da bir başkasının buyruğuna ödemesi için alacaklının, borçluya yazdığı bildiri. | Sigorta senedi. İLE Yahudi kadını. )

- PRENSİP ile YASAK

- SINIRLANDIRMADA:
YASALILIK
ve/||/<> GEÇERLİLİK(MEŞRÛİYET) ve/||/<> TOPLUMSAL GEREKLİLİK

- SINIRLARI BİLMEK ile/ve/değil/yerine öncelikle EŞİKLERİ BİLMEK

- ŞİRKET UNVANI ile/ve/<> MARKA

- SORUNLU "YASALARI":
REDDEDELİM
değil/yerine DEĞİŞTİRELİM

- STATÜ[Fr.] değil/yerine/= TÜZÜK

- TEHDİT ile/ve/<> YASAK

- TÜZÜK ile/ve/||/<>/> YÖNETMELİK

- ULUSLARARASI ANTLAŞMALAR ve/||/<>/> ANAYASA

- ULUSLARARASI ANTLAŞMA ve/||/<> MARPOL
( ... VE/||/<> Gemilerden kaynaklanan kirliliğin önlenmesine yönelik uluslararası antlaşma. )

- ULUSLARARASI ile/değil DEVLETLERARASI

- YASA/KANUN ile ...
( KÜLLÎ KAİDELER )

- YASA/KANUN ve/<> KORUMA
( Değişir. VE/<> Değişmez. )

- YASAKLAMA ile/ve/||/<>/> YÖNLENDİRME

- YASAK ile ENGEL

- YASAK ile/ve/değil/yerine/<> OLANAKSIZLIK

- YASAK ile/ve/değil/yerine SINIRLAMA/KISITLAMA
( Yürürlüğe giren yasa, bir "YASAK" koyma değildir! Toplum yaşamında ve kişiler arasında düzenin sağlanması, hakların korunması için ortak kullanım alanı kuralları uygulanmak zorundadır. Sigarayla ilgili düzenleme, bireylerin bulunmak zorunda/durumunda olduğu -kapalı ya da açık- ortamlarda sigara kullanıcılarının keyfî uygulamalarına izin vermemek üzerinedir. Bu durumdan rahatsız olan/olabilecek kişilerin haklarının korunması üzerine de bu tür kısıtlamalar getirilmesi gerekmiştir. "YASAK" olarak ifade edilen durum, "sigara içme yasağı" değil belirli ortak kullanım alanlarında keyfî tutumda bulunulmasına engel olabilmek üzere ve çevrenin rahatsız edilmemesine yöneliktir. Doğrudan, genel bir "içmeme yasağı" getirilmemiştir.

"YASAK"[< YASA][yasaya/kanuna bağlı olan] sözcüğü ve kullanımının da, kişiler [içen-içmeyen, rahatsız olan/lar] arasında anlaşamamazlık/ihtilâf [ya da olası çatışma durumunda] toplum ve devlet tarafından kabul ve onay görmüş, uyumlu bir düzen sağlanabilmesi üzerine, gereken koşulların, yazılı ve tüzel(hukukî) bir karşılığının bulunması üzerinedir. Birlik ve bütünlüğü, sürdürülebilirliği sağlayabilmenin göstergesi ve dayanakçası olarak, "YASA" ve yasal gereklilik, işlevini yerine getirmek üzere uygulanmaktadır.

Kişi, kendi evinde istediği gibi [çırılçıplak] dolaşabileceği halde dışarıda/sokakta, ortak alanlarda dolaşamayacağı gibi. Bu durumu anlayan ve kabul edebilen tütün kullanıcıları, tütün ürünleri kısıtlamasının da bir uzlaşım ve çözüm gerektirdiğini rahatlıkla anlayacak ve kabul ediyor olacaklardır. )

- YASAK ile/ve/değil/yerine/||/<> SINIRLILIK/KISITLILIK
( Kişi, özellikle başkalarını yönettiği koşullarda, amacına ulaşmak için kendinin kabullenemeyeceği kısıtlamaları başkalarına uygulamamalıdır. Eğer duruma uyan, ama özgürlüğü de sınırlamayan sınırlar konulabilirse büyük başarılar elde etmek olanaklıdır. )

- YASAK ile/ve/değil/yerine/||/<> VİCDAN

- YASAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YAPTIRIMA TÂBİ

- YASAL OLMAYAN ile KAYITSIZ

- YASAL ile YASAL OLMAYAN

- YASAMA SORUMSUZLUĞU ile/ve/<> YASAMA DOKUNULMAZLIĞI

- YASA ile/ve/||/<>/< ANAYASA

- YASA ile/ve ARAÇ

- YASA ile/ve/değil EŞİK

- YASA = KANUN = LAW[İng.] = LOI[Fr.] = GESETZ[Alm.] = LEX[Lat.] = NOMOS[Yun.] = LEY[İsp.]

- YASA ve/<> KOŞUL/LAR

- YASA ile/ve KUVVET

- YASA ile MUTLAK

- YASA ile/ve OLGU

- YASA ile/ve UYUM

- YASA ile/ve YAPTIRIM
( KANUN ile/ve MÜEYYİDE )

- YASA ile YÖNERGE

- YASA ile YÖNETMELİK

- YETKİ(Lİ)NİN KAYNAĞI ile YETKİ(Lİ)NİN EYLEMİ

- ZAMAN VE KOŞULLARIN DEĞİŞİMİ ve/<> YASALARIN DEĞİŞİMİ
( Zamanın ve koşulların değişmesiyle birlikte yasaların da değişikliğe uğraması kaçınılmazdır.
Ezmanın tagayyürü ile ahkâmın tagayyürü inkâr olunamaz! )

- [ne yazık ki]
ŞİDDETTE:
"YASA"
ile "SUÇ"
( "Devlet uygularsa". İLE Kişi işlerse. )



YAZILI OLMAYANLAR
(ÖRF, ÂDET, GELENEK)



- "GELENEK" ile/ve/değil/<> ÇOĞUNLUK

- "TRADİSYON" değil/yerine GELENEK

- ( RİTÜEL ve TÖRE[ÖRF] )
ile/ve/değil/yerine/<>/>
TÜZE(HUKUK)

( Köyde. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/> Kentte. )
( [ Bilinçaltı. VE Bilinç dışı. ] İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/> Bilinç. )
( Bir kültürün, ortalama kamusal bilgisinin belleği. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/> ... )

- ÂDET ile İBÂDET
( Fark, Niyet ve İdrak'te. Âdet ile ibâdeti ayıran, niyettir. )
( İhanetle ibâdet birarada olmaz. )

- ÂDET ile/ve/<> ÖRF
( Davranışlarla ilgilidir. İLE/VE/<> Bilgiyle ilgilidir. )

- ÂDET ile SÜNNET
( Âdetleri âdet etme, âdeti terk etme! )

- ALIŞKANLIK/ÂDET ile GEREKLİLİK

- ALIŞKANLIK ile GELENEK

- ANANE[Ar.] değil/yerine/= GELENEK

- ARKAİK ile/ve/<> GELENEKSEL

- BİLGİNİN BİLİNCİ ile/ve ÂDETLERDEKİ ÖZÜ AÇIĞA ÇIKARACAK BİLİNÇ

- BİLİMSEL ile/ve/<> GELENEKSEL

- BİLİM ile/ve GELENEK

- BİRİNE EĞİLMEK:
İBÂDET
değil TÂZİM(SAYGI)

- DEĞER ile/ve/<> GELENEK

- DEĞER ile/ve GELENEK

- DİN:
İMAN/İTİKÂT
ile/ve İBÂDET ile/ve MUAMELÂT

- DİN ile GELENEK

- DİN ile/ve GELENEK
( DİN: İnançlar ağı. )

- FELSEFE ile/ve GELENEK

- FOLKLOR ile GELENEK

- GELENEK-GÖRENEK

- GELENEK-GÖRENEKLER [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- GELENEK:
DÜZ
değil KIRILMALI

- GELENEK:
SOMUT
ile/ve/||/<>/< SOYUT
( İçi boş. İLE/VE/||/<>/< Evrensel. )

- GELENEK:
UYGULAMALI
ile/ve/||/<>/< METİN TABANLI

- GELENEKÇİLİK ile/değil/yerine/>< GELENEK
( Yaşayanların, ölmüş durumudur. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Ölmüşlerin, yaşayan durumudur. )

- GELENEKSEL ENTELLEKTÜEL ile/ve/<> ORGANİK ENTELLEKTÜEL
( Öğretmenler, yöneticiler vb. İLE/VE/<> Kurum, sınıf, küme vb. )

- GELENEKSEL MİTOLOJİ ile/ve DİNSEL MİTOLOJİ

- GELENEKSELCİLER ile MODERNİSTLER
( Şimdisi olmayan bir geçmişi yaşayanlar. İLE Geçmişi olmayan bir şimdide yaşayanlar. )

- GELENEKSELLEŞME ile/ve/||/<>/< KURUMSALLAŞMA

- GELENEKSEL ile/ve/değil/yerine/||/<> KAVRAMSAL

- GELENEKTE, TEVHİD:
AKIL ÜZERİNDEN
ile/ve/> KALP VE DUYGU ÜZERİNDEN
( Tenzih ile. İLE/VE/> Teşbih üzerinden. )
( İkisinde de, sur üflenerek çağrılırdı. )

- GELENEKTE:
İNŞÂ
ile/ve/ya da İMHÂ

- GELENEKTE:
SÜREKLİLİK
ile/ve/||/<> ELEŞTİRELLİK

- GELENEKTE:
SÜREKLİLİK
ile/ve/<> TUTARLILIK

- GELENEKTE:
SÜREKLİLİK
ile/ve TUTARLILIK

- GELENEK ile/ve/değil/<> BELLEK
( Sürüyorsa/yaşanıyorsa. İLE/VE/DEĞİL/<> "Yaşatılmaya" çalışılıyorsa. )

- GELENEK ile/ve DİZGE

- GELENEK ve/> GELECEK

- GELENEK ile/ve GELENEKÇİ GELENEK

- GELENEK ile/ve/<> GENELLİK

- GELENEK ile/ve/<> GEREKLİLİK

- GELENEK ile/ve/değil/<> GÖRENEK
( ... İLE/VE/DEĞİL/<> Bir şeyi, eskiden beri görüldüğü gibi yapma alışkanlığı. )

- GELENEK ile/ve/<> MODERNİTE

- GENEL ile GELENEKSEL

- GENETİK ile/değil GELENEKSEL

- GERİCİLİK ile/değil/yerine GELENEKÇİLİK

- KABALA = CABALA[İng.] = CABALE[Fr.] = KABBALA[Alm.] = KABBALAH:ALINMIŞ ŞEYLER, GELENEK[İbr.]

- KABUL/LER ile/ve/değil/<> GELENEK/LER

- KADÎM BİLGELİK ile/ve/<> KADÎM GELENEK
( ... İLE/VE/<> Kadîm Gelenek, hiçbir kültürün, milletin ve/veya egemenliği altında değildir! Evrenseldir ve bu geleneğe ulaşmak, hünerdir. )

- KLÂSİK GELENEKTE ve MODERN GELENEKTE
( Mantık + Dil Felsefesi. VE Mantık + Matematik. )
( ... VE 1860 sonrası. )

- KLASİK ile/ve/değil/yerine/<> GELENEKSEL

- KLASİK ile GELENEKSEL

- KÜLTÜREL GELENEK ile/ve/<> FELSEFÎ GELENEK

- KÜLTÜREL GELENEK ile/ve FELSEFÎ GELENEK

- LURIANİK KABALA ile/ve GELENEKSEL KABALA

- MODERN GELENEK ile/ve KLÂSİK GELENEK
( Hareket esastır. İLE/VE Sükûn esastır. )

- MÜSTEŞHED[< ŞEHÂDET | çoğ. MÜSTEŞHEDÂT] ile MÜSTEŞFÎ[< ŞEHÂDET]
( Tanık olarak gösterilen, şâhit tutulan. İLE Şâhit tutan, istişhâd eden. )

- ÖRF-Ü ÂAM ile ÖRF-Ü HÂSS
( Sözlük anlamıyla. İLE Terim anlamıyla. )

- ÖRFÎ ile HAKİKÎ ile NAZARÎ

- ÖRF değil/yerine/= TÖRE/GELENEK

- SANAT, GELENEKSEL UYGULAMANIN(RİTÜEL):
İÇİNDE
değil DIŞINDA

- SÖZLU KÜLTÜR(/GELENEK) ile/ve/<> YAZILI KÜLTÜR(/GELENEK)
( Göçerlerin. İLE/VE/<> Yerleşiklerin. )
( [daha çok] Doğu'da. İLE/VE/<> Batı'da. )

- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ile/ve/< GELENEK

- SÜREKLİ ile/ve GELENEKSEL

- TAASSUB ile/değil/yerine GELENEKSEL DEĞER/LER

- TABU ile/değil GELENEK

- TAKLİT ile ÂDET

- TARİH ile/ve/<> GELENEK
( Geleneğin sürüşü resmi değildir ve gönüllü olarak yapılır. )

- TASAVVUF GELENEĞİ ile/ve HERMETİK GELENEK

- TÖRE ile/değil GELENEK
( Tarihsel deneyim. İLE/DEĞİL Toplumsal deneyim. )

- TÖRE ile/ve KİMLİK

- TÖRE = ÖRF/ADÂT = CUSTOMS[İng.] = MOEURS[Fr.] = SITTE[Alm.] = MOS-MORES[Lat.] = ADUANA[İsp.]

- TÖRE ile/ve/<>/değil/yerine TÜZE/YASA

- [ne yazık ki]
GELENEKSEL KİŞİ
ile MODERN KİŞİ
( Ebeveynlerine tapar. İLE Çocuklarına tapar. )


YARDIMCI KAYNAKLAR
YARGI KARARLARI(İCTİHÂD)



- "GENELLEME" ile/değil/yerine/>< İCTİHÂD

- ADÂLET:
SUÇU/"SUÇLU"YU ARAMAK
ile/ve/değil/||/<>/< (SONUNA KADAR) MÂSUMU/MASUMİYETİ MASUMİYETİ ARAMAK

- AKL-I TEMYİZÎ ile/ve AKL-I AMELÎ ile/ve AKL-I NAZARÎ
( Yararlı/Zararlı. İLE/VE İyi/Kötü. İLE/VE Doğru/Yanlış. )

- AKL-I TEMYİZÎ ile/ve AKL-I TECRİBÎ

- FERMAN ile/ve FETVÂ

- FETVÂ ile/ve/||/<>/< İCTİHÂD
( ... İLE/VE/||/<> Müçtehitler tarafından kabul[ittihaz] edilen ictihâdın ifade biçimi. | İctihâd ile ortaya çıkan sonuçların, ifade edilmesinde bir araç. )

- FETVÂ ile KAZA-İ KARAR

- FETVÂ ile/ve TAKVÂ

- FETVÂ ile YARGI

- İCTİHÂD:
I. DÖNEM/DEVİR
ile/ve/||/<>/> II. DÖNEM/DEVİR ile/ve/||/<>/> III. DÖNEM/DEVİR

- İCTİHÂD:
TEŞRÎ
ile/ve/||/<> ADLÎ

- İCTİHÂD[< CEHD]/İÇTİHAT ve İSTİNBÂT
( Nefsin, güç tüketerek bir şey elde etmesi. | Gücü, kuvveti yettiği kadar çalışma. | Fıkıh'ta, yed-i tûlâ sahibi, büyük din âlimlerinin, Kur'ân-ı Kerîm ve Ahâdis-i Nebevviye'ye dayanarak ortaya koydukları şer'î düstur. | Birinin, bir şeyden, anlam ve hüküm çıkararak, o iş hakkındaki düşüncesi, görüşü. İLE Bir söz ya da işten, gizli bir anlam çıkarma. Açık olmayarak, dolayısıyla, zımnen anlama. )

- İCTİHÂD ile EMSAL

- İCTİHAD ile FIKIH
( Dil + Anlam. Büyük din âlimlerinin Kur'ân-ı Kerim ve Hadis-i Nebeviyye'ye dayanarak vazettikleri karar. İLE -Fetva, -Mezhep, -Kanun, -Yargı )

- İCTİHAD ile İSTİDLÂL

- İCTİHAD >< TAHKÎK

- İÇTİHAT, İÇTİHÂD değil/yerine/= GÖRÜŞ; ANLAYIŞ/KAVRAYIŞ
( Görüş, özel görüş, anlayış, kavrayış. | Yasada ya da örf ve âdet tüzesinde uygulanacak kuralın açıkça ve ikirciksiz olarak bulunmadığı konularda, yargıcın ya da tüzecinin düşüncelerinden doğan sonuç. )

- İFTÂ'[< FETVÂ] ile İFTÂH[< FETH]
( Fetvâ verme, bir işi fetvâ ile halletme. İLE Açma, fethetme. )

- İSLÂM İCTİHÂDINDA:
KAZAÎ
ve/||/<> ADLÎ

- İSTİFTÂ'[< FETVÂ] ile İSTİFTÂH[< FETH]
( Fetvâ almak/istemek. Müftüye başvurma. İLE Siftah etme. | Başlama, başlanılma. | Açma, açılma. )

- MEKTUP ile/ve FERMAN
( BİTİK/G[Sözün yakalanıp saklandığı, muhafaza edildiği yer. | Sözün bittiği(türediği), ozlaştığı yer.] ile/ve YARLIĞ )

- MEKTUP ile SİRKÜLER
( ... İLE Birçok kişiye ulaştırılmak üzere çoğaltılmış mektup. )

- MÜFTABİH ile/ve/||/<> MÜFTÂBİH
( Hakkında, fetvâ verilmiş olan. Kendiyle amel olunması icâb eden hüküm. İLE/VE/||/<> Müctehid âlimlerin ictihâdlarının kendiyle fetvâ. )

- MÜFTİ, MÜFTÜ[< FETVÂ] ile ...
( FETVÂ VEREN (FETVÂ EMİNİ) | İL VE İLÇELERDE DİN İŞLERİNE BAKAN KİMSE )

- MÜSTEFTÎ[< FETVÂ] ile MÜSTEFTİH[< FETH]
( Müftüden fetvâ isteyen. | Bir müşkülün halini, çözülmesini isteyen. İLE Açan, başlayan, istiftâh eden. )

- NAKZ ile/ve/||/<> TAHSİS ile/ve/||/<> TAMİM ile/ve/||/<> İCMÂL ile/ve/||/<> TEFSİR

- TEFRİK ile/ve/<> TEMYİZ
( Ayırma, ayırd etme, seçme. İLE/VE/<> ... )

- TEMYÎZ[< MEYZ] ile İSTÎNÂF
( Ayırma, ayrılma, seçme, seçilme. | İyiyi, kötüden ayırt etme. İLE Yeniden başlama. | Bidâyet mahkemesi tarafından verilen kararın, bir üst mahkemeye başvurarak kaldırılmasını isteme. | Sözün başlangıcı, söz başı. )
( Yasa yolunda, üst mahkeme, hukuka aykırı olan kararı, sadece bozar, kendi yeniden yargılama yaparak karar veremez. İLE Yasa yolu incelemesi sonunda, hukuka aykırı bulunan yerel mahkeme kararı yerine üst mahkemece, yeniden yargılama yapılarak yeni bir karar verilir. )

- TEŞRÎH[< ŞERH | çoğ. TEŞRÎHÂT] ile TEŞRÎHÎ ile TEŞRÎÎ
( Açma, yayma, etraflıca şerh etme/edilme. | Dilim dilim, parça parça kesme. | Bir ölü gövdesini kesip parçalara ayırma. Otopsi. | Anatomi. | İskelet. İLE Anatomiye özgü, anatomiyle ilgili. İLE Yasa ile, yasa ile ilgili. )

- TEŞRİ ile FETVÂ

- YARGITAY/TEMYİZ SÜRESİ BAŞLANGICI:
TEFHİM İLE
değil TEBLİĞ İLE
( Haberi okumak için burayı tıklayınız... )




FELSEFE sayfası için burayı tıklayınız...


BİLİM sayfası için burayı tıklayınız...


SANAT sayfası için burayı tıklayınız...


TOPLUM sayfası için burayı tıklayınız...


DİL (BİLGİSİ) sayfası için burayı tıklayınız...


MANTIK sayfası için burayı tıklayınız...


LÛGAT sayfası için burayı tıklayınız...


USÛL/YÖNTEM, ARAÇ ve YARGILAMA



( 984 FaRk, 1125 katkı )


- !"SANIKTAN, KANITA GİTMEK" değil KANITTAN, SANIĞA GİTMEK

- "... ANLAMINDA" ile/ve/<> "... ORANINDA"

- "AÇIK" KONUŞMAK ile/ve/değil/yerine AYRINTILI İFADE ETMEK

- "AĞZINI AÇMAK" ile/ve SAVUNMA
( Bazı durum ya da sorularda, doğrudan/gerçeklikten ne kadar bahsedecek olsan da ağzını açtığın anda haksız olduğun algısı oluşabilir. )
( Hiçbir şey söylenmemesi gereken durumlar vardır ve buna göre davranmak gerekir. )

- "AKIL" ile/ve/değil/yerine KULLANILAN/UYGULANAN AKIL

- "AKILLANMAK" ve/||/<>/< "AKIL ALMAK"

- "AYARLAMAK" ile/ve/<>/değil DENK GETİRMEK

- "AZ" / "ÇOK" değil/yerine ORANTISIZ/ORANTILI

- "BİR ÖLÇÜYE BAĞLAMAK" ile/ve/değil "BİR ÖLÇÜYE DAYANDIRMAK"

- "BULMAK" ile/ve "TESPİT ETMEK"

- "DAYANAK" ile "DÜZLEM"

- "DENEYİM" ile/değil KUŞKUCULUK
( Bazı kisiler, yavaş yavaş, inanmamayı, güvenmemeyi, sevmemeyi ve tamamen kuşkucu olmayı öğrenir. Bu süreç gerçekleştiğinde de artık çok geçtir. Ne yazık ki, (bazı) "zihinlerin", "deneyim" dediği şey budur. Aklıyla bağlantısını kaybetmiş bir kişi, "deneyimli" olarak tanımlar kendini. )

- "DOĞRU/LUK" ile/ve/değil/yerine OLANAKLI/LIK

- "DÜZELTME" ile/değil/yerine ZENGİNLEŞTİRME

- "EZBER BOZMAK" ile/ve/||/<>/>/< FARKLI/YENİ BİR BAKIŞ AÇISI

- "GENELLEME" ile/değil/yerine/>< İCTİHÂD

- "GERİ ADIM ATMAK" ile/değil/yerine GEREKEN ADIM(LAR)I ATMAK

- "GÖREV"İNİ YAPMAK ile/ve/değil/yerine/||/<> GEREĞİNİ YAPMAK

- "GÖZDEN ÇIKARMAK" ile/değil/yerine "GÖZDEN KAÇIRMAK"

- "HESAP SORMAK" ile/değil/yerine UYARMAK

- "HESAP" ile/ve GEREKÇE

- "İDARE ETMEK" ile/değil/yerine "ÇÖZÜM BULMAK"

- "İDDİA ETMEK" değil "ÖNE SÜRMEK"

- "İŞİNE GELİRSE" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< "UYARSA/UYUYORSA"

- "İSPAT ETMEK" ile "ORTAYA KOYMAK"

- "KALDIRMAK" ile/değil/yerine YAY(IL)ARAK GÖSTERMEME/GÖRÜNMEME

- "KARIŞMAK" ile MÜDAHALE (ETMEK)

- "KARIŞMAK" ile SORGULAMAK

- "KARŞI ÇIKMAK" ile/değil/yerine ELEŞTİRMEK

- "KAVRAM KARGAŞASI" değil KAVRAM KARMAŞASI
( Kargaşa, kişiler arasında olandır. )

- "KENDİNE DÖNÜŞTÜRMEK" ile/değil/yerine KENDİNİ DÖNÜŞTÜRMEK

- "KESİN BİLGİ" ile/ve/değil/yerine YETKİN BİLGİ

- "KESİN DÜŞÜNCE" ile/değil/yerine TEMEL DÜŞÜNCE

- "KESİN/LİK" ile/ve/değil/yerine YETKİN/LİK

- "KESİNLİK" değil/yerine/>< YAKLAŞIM / YAKINLIK

- "KESİNLİKLE" ile/ve/değil "TAMAMEN"

- "KIRMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/> GÖNÜL ALMAYI (DA) BİLMEK
( Herkesin yapabildiği/yapabileceği. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Bazılarının yapabildiği/yapabileceği. )

- "MANTIK" ile/değil/yerine UYGULAMA

- "MERAK":
KİŞİLER ÜZERİNE/ÜZERİNDEN
ile/değil/yerine/< DÜŞÜNCELER/ZİHİNLER ÜZERİNE/ÜZERİNDEN

- "MEYDAN OKUMA" ile/değil/yerine DİRENÇ

- "MÜSTEKİL" değil MÜSTAKİL

- "ÖDÜN VERMEK" ile/değil/yerine ÖNCELİK YÖNETİMİ

- "ÖĞÜT VERMEK" ile/ve/değil/yerine İYİ/DOĞRU ÖRNEK GÖSTERMEK

- "ÖNE ÇIKARMA" ile "TEMEL/E ALMA"

- "ÖNE ÇIKARMAK" ile "MERKEZE ALMAK"

- "ÖNE SÜRMEK" ile/ve "ÖNE ÇIKARMAK"

- "ÖNEMLİ OLAN" ile/ve/değil/yerine ÖNEMİ OLAN
( Herşeyin bir (az/orta/çok) önemi(değeri) vardır fakat önemli olup olmamayı, öncelik belirler. )

- "PARAMETRE/LER" ile/ve "DİNAMİK/LER"

- "REDDEDİLDİ" ile/ve/||/<> "KABUL EDİLMEDİ"

- "RESMEN" ile "KESİN"

- "SAPLAMA" ile/değil SAPTAMA
( Hızla batırmak. İLE/DEĞİL Bir şeyi belirgin kılma, tespit. | Yıkanmış gümüş bromürlü tabakanın, gümüş bromür kalıntılarını eritmek için filmin kimyasal bir eriyikten geçirilmesi. )

- "SAV/İDDİA"YA KARŞI, KANIT ORTAYA KOYMA SORUMLULUĞU:
GÜMRÜKTE
ve/||/<> İNSAN HAKLARINDA ve/||/<> KİŞİSEL VERİ İŞLEMEDE
( Kişiye aittir.[Bunların dışındakilerde, "sav/iddia" sahibinindir.] )

- "SAVUNDUĞUNDAN" DOLAYI BİLMEK ile/değil/yerine/>< BİLDİĞİNDEN DOLAYI SAVUNMAK

- "SONUÇ" ile/değil/yerine ÇIKARIM

- "SÖZ(Ü) DİNLEMEK" ile/ve/değil/yerine SÖYLENİLENİ/İSTENİLENİ YAPMAK/YAPABİLMEK

- "SUÇLAMAK" ile/değil/yerine SORUMLU OLMAK

- "TABİÎ Kİ" ile/ve/<> "KESİNLİKLE"

- "TEHDİT" ile/değil/yerine TESPİT

- "ÜSTÜNDE DURMAMA" ile GEÇİŞTİRME

- "YAVAŞLA(T)MA" ile/ve/değil/||/<>/>/< AZAL(T)MA

- "YOK ETMEK" ile/ve/<>/değil/yerine TIRNAK İÇİNE ALMAK "..."

- "YÜRÜTMEK" ile/değil/yerine/>< YÜRÜMEK
( Bir şeyleri, parçaları. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yaşamı, yolu ve bütünü. )

- "ZOR" değil/yerine/< KOLAY DEĞİL

- (")KESİNLİK(") ile/ve/değil KESİNLİĞİN OLANAKSIZLIĞI

- (")SADAKA DAĞITMAK(") ile/ve/||/değil/yerine/< HAKSIZLIKLARI ORTADAN KALDIRMAK

- (")SUÇLAMA(") ile/değil/yerine TESPİT

- (BAZI) DUYGULARI/NI:
SÜREKLİ YAŞAMAK/DUYUMSAMAK
ile/ve/değil YOĞUN YAŞAMAK/DUYUMSAMAK

- (Bir bilgiye/konuya)SAHİP OLMAK ile HÂKİM OLMAK

- (KİŞİSEL) YORUM ile/ve/değil/yerine/<> NESNELLİK
( Yorum niteliğindeki hiçbir yaklaşım/açıklama, nesnellik iddiasında bulunamaz. )

- (NET/KESİN/EMİN) BİLGİ SUNMAK ile (")MÜDAHALE (ETMEK)(")

- (OLASI) BİR OLUMSUZLUĞU/KAYIBI:
"ESAS ALMAK"
değil/yerine ...'YI DA ÖNGÖRMEK/DEĞERLENDİRMEK

- (ŞER'Î) ADLÎ DELİL:
MADDENİN VUCUDA GETİRDİĞİ
ile/ve/||/<> KANUN TESİS ETMİŞ BULUNAN ile/ve/||/<> ŞAHADET ile/ve/||/<> KARİNE ile/ve/||/<> YEMİN

- .. İLE SINIRLI OLDUĞUNU:
DİLE GETİRMEK
ile/ve/||/<> ANIMSATMAK

- ... "ÖZGÜRLÜĞÜ" değil ... HAKKI

- ... TEMEL/Lİ ile ... DAYANAK/LI

- ...'NIN:
KANITI
ile/değil GÖSTERGESİ

- ...('YI/YA) YAPMAMA/UYGULAMAMA/UYMAMA:
"ÖZGÜRLÜĞÜ"
ile/ve/değil/yerine OLANAĞI/OLANAKLILIĞI/İHTİYÂRI

- ...MIŞ GİBİ ile/ve GİZLİ

- AÇIK OYLAMA ile GİZLİ OYLAMA

- AÇIKLAMAK ile KANITLAMAK

- AÇIKLAMAK ile/ve YER VERMEK

- AÇIKLAMA ile/ve İSPAT

- AÇIKLAMA ile ÖZET

- AÇIKLAMA ile SAVUNMA

- AÇIK ile AÇIKLIK

- AÇIMLANAN ile/ve SERİMLENEN

- ADÂLET:
SUÇU/"SUÇLU"YU ARAMAK
ile/ve/değil/||/<>/< (SONUNA KADAR) MÂSUMU/MASUMİYETİ MASUMİYETİ ARAMAK

- ADÂLET:
VARLIĞI VE VAROLANI BİLMEK/TANIMAK
ve/||/<> HAK'I BİLMEK/TANIMAK ve/||/<> KENDİNİ BİLMEK/TANIMAK

- ADEM
|------VEHM------|ŞEKK|------ZANN------|
ile/ve/değil//yerine/=/||/<>/>/<
YAKÎN

( 0
|------%50 altı.[1-49]------|%50-50|------%50 üzeri.[51-99]------|
ile/ve/değil/yerine/=/||/<>/>/<
%100 )
( Anımsadığınız şeylerle, onlar gerçekmişlercesine meşgul oluyorsunuz. )
( YOK(LUK)
|------ KURUNTU------|BELKİ|------KUŞKU------|
ile/ve/değil/yerine/=/||/<>/>/<
KESİN(LİK) )

- ÂFETLER:
SEMÂVÎ
ile/ve/||/<> MÜKTESEP

- AKILDA KESİNLİK ile/> DUYULARDA KESİNLİK

- AKIL ile/ve/||/<> KANIT

- AKIL ile/ve/> NAKİL
( Önce. İLE/VE/> Sonra. )
( Evvel. İLE/VE/> Müevvel[< te'vil][yoruma açık]. )

- AKİT'TE, DEĞİŞMEZLİK(İSTİMRAR):
SÜREKLİ
ile/<> GEÇİCİ ile/<> GÖRÜNMEZ BİR BOZULMA NEDENİ İÇEREN

- AKİTTE:
TASAVVUN SURETİYLE BEYİ
ile/ve/||/<> TEVLİYET ile/ve/||/<> TERÂBUH ile/ve/||/<> TEHASSÜR ile/ve/||/<> ŞİRKET ile/ve/||/<> İKÂLE ile/ve/||/<> MÜBÂDELE ile/ve/||/<> SARF ile/ve/||/<> TEVEHHÜP ile/ve/||/<> SULH ile/ve/||/<> BORÇ ile/ve/||/<> TEATİ ile/ve/||/<> HIYAR ile/ve/||/<> SELEM ile/ve/||/<> MEŞRÛİYET KEYFİYETİ ile/ve/||/<> RIZÂ VE MUVAFAKAT >< FUZÛLÎ

- AKL-I TEMYİZÎ ile/ve AKL-I AMELÎ ile/ve AKL-I NAZARÎ
( Yararlı/Zararlı. İLE/VE İyi/Kötü. İLE/VE Doğru/Yanlış. )

- AKL-I TEMYİZÎ ile/ve AKL-I TECRİBÎ

- AKLÎ BELİRLENİM (İLE) ile/değil SEZGİSEL DENEYİM (İLE)

- AKLI, DUYGULARA ARAÇ KILMAK ile/değil DUYGULARI, AKLA ARAÇ KILMAK

- AKLIN İLKELERİ ve/+/<> 4.[DÖRDÜNCÜ] DURUM[: KESİNLİKLE (HİÇBİR ŞEKİLDE/ZAMAN) BİLİNEMEZ/LİK/LER]

- AKLIN İLKELERİ ile/ve AKLIN İŞLEVLERİ
( * ÖZDEŞLİK [birliği verir]
* ÇELİŞMEZLİK [çokluğu verir]
* 3.[ÜÇÜNCÜ] DURUMUN/ŞIKKIN OLANAKSIZLIĞI [değeri verir]
ile/ve
* TÜMEVARIM
* TÜMDENGELİM )

- AKLIN İLKESİ ile/ve AKIL

- AKLINA GELMEME(Sİ) ile/ve UYGULAMAYA/KULLANMAYA UYGUN BULMAMAK

- AKTARMAK ile/ve/<>/değil PAYLAŞMAK

- AKTARMA ile/ve/> UYARLAMA

- ALACAKLININ, ALACAĞINI, ALMAYA GİTMESİ değil/yerine BORÇLUNUN, VERECEĞİNİ, ALACAKLIYA GÖTÜRMESİ

- ALÂMETTE:
MAHZ
ile/ve/||/<> İLLET ANLAMINDA ile/ve/||/<> ŞART MAKAMINDA ile/ve/||/<> MECÂZEN

- ALÇALMA/SI ile/değil AZALMA/SI

- ALGISIZ KAVRAMLAR ile/ve/<> KAVRAMSIZ ALGILAR
( Boş. İLE/VE/<> Kör. )

- ALTIN(PARA) ile/ve/değil/yerine/||/<> SÖZ/KELÂM
( Doğada. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Kişide. )

- AMEL ile UYGULAMA(TATBİK)

- ANIMSATMA ile ÖNE ÇIKARMA

- ANIT ve/<> KANIT

- ANLAMAK ve/||/<> UYGULAMAK

- ANLAMSIZ/LIK ile/ve "UZAK/LIK"
( Ederler davasını, bilmezler mânâsını. )

- ANLAM ile/ve/> DAYANAK

- ANLAYAMAMAK ile/ve/<> AÇIKLAYAMAMAK

- APAÇIK ile NET/LİK, KESİN/LİK
( "Mantıklı" ya da "mantıksız", apaçık olanı yadsıyamazsınız. )
( Bilim, bilimde kesinliğin olmamasıdır. )
( BEDÂHET: Apaçık olma durumu. | Bir konuda hazırlıksız konuşabilme yeteneği. )
( "Logic" or "no logic", you cannot deny the obvious. )

- ARAMA EMRİ ile/ve/değil/<> YAKALAMA EMRİ

- ARAŞTIRMACI ile/ve/||/<>/> UYGULAYICI

- ARGÜMAN[İng. ARGUMENT] değil/yerine/= (İKNA EDİCİ, YETERLİ/YETKİN) KANIT

- ARINDIRMA ile/ve KESİNLEŞTİRME

- ASIL ile/ve/<> FASIL

- ASIL ile MAYA

- ASIL ile/>< TAKLİT
( Bir şeyin en ileri zıddı, taklididir. )

- ASIL ile/ve UNSUR

- ASKERÎ ile/değil ASGARÎ

- ATAK ile/değil/ne yazık ki !SALDIRGAN

- ATILIM ile/ve/<>/< KATILIM

- AYIRICI AKIL ile/ve UYGULAMALI AKIL ile/ve KURAMSAL AKIL
( Yararlı-Zararlı. İLE/VE İyi-Kötü. İLE/VE Doğru-Yanlış. )

- AYNEN ile/ve/||/=/<> KESİNLİKLE

- AYNI ANDA DOĞRU ile/ve/değil/yerine AYRI AYRI/TEK TEK DOĞRU

- AZARLAMA ile/ve/değil/<> SORGULAMA

- BÂBİL TİPİ/TARZI KANIT ile YUNAN TİPİ/TARZI KANIT
( HESAB BİLİMİNDE ÖĞRENCİLERE KILAVUZ (İRŞÂDU'L-TULLÂB İLÂ 'İLMİ'L-HİSÂB) )

- BAĞLAM ile/ve/||/<> KOŞULLAR

- BAĞLANTILANDIRMAK ile VURGULAMAK

- BAĞLAYICILIK ile/ve/||/<> KANIT NİTELİĞİ

- BÂRİZ (OLAN) ile SABİT (OLAN)

- BAŞKA (BİR ÇÖZÜM) ile/ve/değil YENİ (BİR ÇÖZÜM)

- BAŞKA:
O İŞ
ile O İŞ

- BAŞKASININ SORUSU ile/değil/yerine KENDİ SORUN

- BAZI DURUMLARDAKİ YENİLGİNİN KESİNLİĞİNDE:
ÖYLE "YENİL(MEK)" Kİ
ile/ve/değil/||/<>/> DÜŞMANIN KAZAN(A)MAMASI

- BEDÎHÎ:
TANIMLANABİLİR YAPIDA OLMAYAN
ile/ve DELİL GETİRİLEBİLİR YAPIDA OLMAYAN

- BEKLENTİYİ YÖNETMEYE ODAKLANMAK ile/ve/değil/yerine/||/<> ÇÖZÜM ÜRETMEYE ÇABALAMAK

- BELİRGİN/LİK ile KESİN/LİK

- BELİRLE/N/ME, BELİRLENİM = DETERMINATION[İng.] = DÉTERMINATION[Fr.] = DAS BESTIMMEN[Alm.] = DETERMINAZIONE[İt.] = DETERMINACION[İsp.] = CONSTITUTIO, DEFINITIO, DETERMINATIO[Lat.] = HO HORISMOS, HE TAKSIS[Yun.] = VUCHA(T), MÂL[Ar.] = TAYÎN[Fars.] = BEPALING[Felm.]

- BELİRLEYİCİ ile/ve/değil/<> ÖLÇÜT

- BELİRSİZLİK SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
GÖNDERMELİ
ile/ve/||/<> VURGULAMA ile/ve/||/<> ÇOK ANLAMLILIK

- BELLEMEK ile/yerine SORGULAMAK/DÜŞÜNMEK
( Sormaz ki bilsin, sorsa bilir; bilmez ki sorsun, bilse sorar. )

- BERÂHÎN[< BÜRHÂN]
( DELİLLER, TANIKLAR )

- BETİMLEMELİ/TASAVVURLU DÜŞÜNME ile BETİMLEMESİZ/TASAVVURSUZ DÜŞÜNME

- BEYAN ile SAVUNMA

- BEYAZ OY ile YEŞİL OY ile KIRMIZI OY
( Kabul demektir. İLE Çekimser kalındığını gösterir. İLE Red demektir. )

- BİÇİMLENDİRME (GİRİŞİMİ/ÇABASI) ile/ve/<>/değil/yerine YÖNLENDİRME (GİRİŞİMİ/ÇABASI)

- BİÇİMSİZ SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR ile/ve/||/<> SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR

- BİLDİĞİNİ:
YAPMAZSAN
ile/değil/yerine YAPARSAN
( Sadece zihnin, bir miktar/bölüm bilir. İLE/DEĞİL/YERİNE Her/bir yerin (tam) bilir/yetkindir. )
( Yetersizdir. İLE/DEĞİL/YERİNE Yeterlidir. )

- BİLDİRGE ile/ve/değil PAYLAŞIM

- BİLDİRME ile/ve/değil/yerine/<> ÖNERME

- BİLGİ'DE:
KANIT/DELİL
ile/ve KEŞİF

- BİLGİ:
TÜMEL/LİK
ile/ve/||/<> ÖZSEL/LİK ile/ve/||/<> NEDENSEL/LİK ile/ve/||/<> KESİN/LİK

- BİLGİDE:
TÜMELLİK
ile/ve/||/<> KESİNLİK ile/ve/||/<> ZORUNLULUK

- BİLGİLEN(DİR)ME ile/ve/<> EĞİTİM
( Kanuni Sultan Süleyman döneminde eğitim bütçesi toplam bütçenin dörtte biri kadardı. )

- BİLGİLİ ile/ve/<>/değil EDİB

- BİLGİNİN DOĞRULUĞU ile/ve/<> DOĞRULUĞUN BİLGİSİ

- BİLGİNİN ELDE EDİLİŞİ ile/ve/<> BİLGİNİN PAYLAŞIMI/AKTARIMI
( Sahip olduğunuz herşeyi, her kimin gereksinimi varsa, onunla severek paylaşın. )
( Share willingly and gladly all you have with whoever needs. )

- BİLGİNİN:
ELDE EDİLİŞİ
ile/ve/||/<> İFADE EDİLİŞİ

- BİLGİYİ:
KULLANMAK
ile/ve/<> DÜZENLEMEK

- BİLGİ ile/ve/<> GEREKÇELENDİRİLMİŞ BİLGİ(EPİSTEMOLOJİ)
( Bilgi, erdem; erdem de mutluluk üretir. )

- BİLGİ ile/ve SEÇENEK

- BİLİNÇDIŞI:
ANLAMAZ
ve/||/<>/> UYGULAR

- BİLİNEBİLECEK ile/değil BİLDİRİLİRSE BİLİNECEK

- BİLİNMEMESİ ile/ve/değil BURADA YER ALMAMASI

- BİLME GEREKLİLİĞİ/ZORUNLULUĞU ile/ve/<> GEREKÇELENDİRME GEREKLİLİĞİ/ZORUNLULUĞU

- BİLMEK ile/ve/<> KULLANMAYI/UYGULAMAYI BİLMEK
( Bildiklerinizi yaşa(r)sanız, bilmedikleriniz de öğretilir. )

- BİLMEK ile KULLANMAYI/UYGULAMAYI BİLMEK

- BİLMEMEK ile KÖTÜ (OLARAK) BİLMEK

- BİLMEMEK ile/ve/değil YENİ ÖĞRENMİŞ OLMAK

- BİLMEYİ BİLMEK ve/||/<> BİLGİ ÜRETİMİ ve/||/<> GÜVENİLİR BİLGİ ve/||/<> BİLGİNİN UYGULANMASI/KULLANIMI

- BİLMİYOR OLMAK ile/ve/=/<> İLGİLENMEMİŞ/İLGİLENMİYOR OLMAK

- BİN ZAHMET ile/değil/yerine/>BİR HOŞ SÖZ

- BİR ADIM (İLE) ile/ve/<> BİR "SÖZ"(ÜN) (İLE)
( Karşına geçer/geçebilir. İLE/VE/<> Düşmanın olabilir. )

- BİR DURUMA GEREKÇE BULMAK ile/ve GEREKÇE BULDUKTAN SONRA BİR DURUMA DÜŞMEK

- BİR OLAY/DURUM:
ÖNCESİNDEKİ DÜŞÜNCE/SÖZ/YORUM
ile/değil/yerine SONRASINDAKİ DÜŞÜNCE/SÖZ/YORUM

- BİR ŞEYİN, ...:
[ne] SADECE BAŞINA
ne de SADECE SONUNA İNAN

- BORÇ ile/ve/değil/yerine "EMÂNET"

- BOŞ KONUŞMAK ile/değil/yerine/>< AÇIKSÖZLÜLÜK

- BOZMA değil/yerine/>< DÜZELTME

- BULGU ile/ve/<> KANIT

- BULUNTU ile/değil BULGU

- BULUŞMAK ile/ve UYUŞMAK

- BULUŞMA ile/ve UZLAŞMA

- BURHAN TÜRLERİ
( I. - Burhân-ı Vicdânî/Kalbî, - Burhân-ı Nazarî.
II. - Burhân-ı Tecrübî, - Burhân-ı Mahlût.
III. - Burhân-ı Limmî(Sonsal/Deneysel/Aposteriori), - Burhân-ı İnnî(Önsel/Kuramsal/Apriori).
IV. - Burhân-ı Riyâzî: *Burhân/İsbat bi'l-hutut(1. Terkîbî, 2. Tahlîlî), * Burhân/İsbat bi'l-misal.
V. - Burhân-ı Hulfî/Nakz. )

- BURHAN-I LİMMÎ ile/ve BURHAN-I İNNÎ
( Fizik. İLE/VE Matematik. )
( Niçin? İLE/VE Nasıl? )
( Tabii. İLE/VE Tâlimî. )
( Zihinde. İLE/VE Hem zihinde, hem dışarıda. )
( Aposteriori. İLE/VE Apriori. )

- BURHAN ve İRFAN

- CEDEL ile/değil/yerine/<> BURHAN
( Bir bilginin, yanlışları göstermesi. İLE/DEĞİL/YERİNE/<> Savını temellendirmek. )

- ÇEKİŞME ile ÇELİŞME

- CEZÂDA AŞIRIYA DÜŞMEK değil/yerine/>< HATAYLA BERAAT

- ÇIKARSAMA ile "DOĞURTMA"

- ÇIKARSAMA ile KANI

- ÇIKARTMAK ile ÇIKARMAK

- ÇOK (FAZLA) ŞEY BİLMEK ile/ve/<>/değil/yerine İŞE YARAYACAK ÇOK (FAZLA) ŞEY BİLMEK

- DAHA ÖZEL ALGILA/YORUMLA! ile/ve/<> DAHA GENEL DÜŞÜN
( Kendini, iyi hissettiğinde. İLE/VE/<> Kendini, kötü hissettiğinde. )

- DAKİK DİL ve/||/<>/> SAHİH TASAVVUR

- DAMGA ile/ve MÜHÜR

- DANIŞMA ve/||/<>/> DAYANIŞMA
( Bin bilsek de bir bilene danışmak gerek. )

- DÂVÂ ile/ve DELİL ile/ve İSPAT
( BEYYİNE: Bir olayın doğruluğunu ortaya koyabilen yöntem. | Duruşma sırasında bir savı gerçekleştirmek için başvurulan belge, tanıt, tutamak, delil. )

- DAVUL ve/||/<> TOKMAK
( Davul, ayrı kişide; tokmak, ayrı kişide olmaz! )

- Dayanakçalı KONUŞ!!!

- DAYANAK ile/ve ARKAPLAN

- DAYANAK ile DAYANAKÇA

- DAYANAK = MABİH-İL-KIVAM = SUBSTRATUM[İng.] = SUBSTRAT[Fr., Alm.] = SUBSTSRATUM[Lat.] = HYPOKEIMENON[Yun.] = LECHO[İsp.]

- DAYANAK ile/ve ZEMİN

- DEĞERLENDİRME YAPMAK ve/için/< HAKİKATLERİ BİLMEK

- DEĞER ile/ve/değil TESPİT

- DELİLLER [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]

- DELİLLER [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- DELİL ile/ve DAYANAK

- DELİL ile/ve GEREKÇE

- DELİL ile/ve İSPAT
( Önermeleri, kıyası sağlayacak şekilde düzenlemek. İLE/VE ... )

- DELİL ile/ve SONUÇ
( Her delilden, her sonuç çıkarılamaz! )

- DELİL değil/yerine/= TUTAMAK

- DERECE ile/ve DEĞER/LENDİRME

- DERECE ile KERE/KEZ

- DERECE ile KERTE/RADDE[Ar.]

- DERECE ile SEVİYE

- DİDİKLEMEK ile/ve İNCELEMEK

- DİKKAT ÇEKMEK ile/ve/değil/yerine ÖNEMİNİ BELİRTMEK

- DİKKATE ALMAK ile/ve/<> GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURMAK

- DİLİ(ZİHNİ) (DOĞRU/YETKİN) KULLANMAK ile/ve/<> TÜRKÇE'Yİ (DOĞRU/YETKİN) KULLANMAK

- DİNLEMİŞ/DİNLİYOR GİBİ GÖRÜNMEK ile/değil/yerine DİNLEMEK

- DİREK ile/ve/<> DAYANAK

- DİRENİŞ değil/yerine DİRİLİŞ

- DİRİĞ/ESİRGEME ile KAYIRMA
( Anneler/babalar, tüm çocukları esirger ve fakat kendi çocuklarını (çoğunlukla/bazen) kayırırlar. )
( Herkesi esirger ve fakat bazı kişileri, bazı durum ve koşullarda kayırır.[o kişiyi korumak ve o durumun/koşulun genelleşmemesini sağlamış olmak, sürdürmek üzere/için!] )

- DIŞLAYICI ile/değil/yerine KAPSAYICI

- DOĞRU/LUK ile/ve BAĞLI/LIK

- DOĞRU/LUK ile/ve GEÇİCİ/LİK

- DOĞRU/LUK ve/> GÜVENİLİR/LİK

- DOĞRU/LUK ile/ve KESİN/LİK

- DOĞRU/LUK ile/ve TATMİN EDİCİ/LİK

- DOĞRU/LUK ile/ve/> UYGULANABİLİR/LİK

- DOĞRU/LUK ile/ve/değil/yerine UYGUN/LUK

- DOĞRUDAN ile DOLAYLI

- DOĞRULAMA, OLUMLAMA = TAHKİK = VERIFICATION[İng.] = VÉRIFICATION[Fr.] = VERIFIKATION[Alm.] = VERIFICACION[İsp.]

- DOĞRULAMAK ile/ve/<> DOLDURMAK

- DOĞRULAMAK = VERIFY[İng.] = VÉRIFIER[Fr.] = VERIFIZIEREN[Alm.]

- DOĞRUYA EN YAKIN ile/ve YANLIŞTAN EN UZAK

- DOĞRU ile/ve/<> İSPATLANAMAYAN

- DOĞRU ile/ve/değil/yerine/||/<> KISMEN DOĞRU

- DOĞRU ile UYGUN
( [Ar..] SÂDIK ile MÜNÂSİB[< NİSBET] )

- DOĞRU ile/ve YANLIŞ
( Amacına yakınlaş(tır)mak. İLE/VE Amacından uzaklaş(tır)mak. )

- DURAN ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< DÜŞÜNEN
( Susmak bilmez. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Hemen susar.
bkz. www.FaRkLaR.net/SUS )

- DURDURMAK ile/ve/<> ENGELLEMEK

- DURUMDAN/HALDEN ANLAMAK ve/||/<> GÖNÜL KIRMAMAK

- DURUŞMA ile/ve/||/<> TENSİB DURUŞMASI/İSTİNÂBE
( ... İLE/VE/||/<> Davanın görülmekte olduğu mahkemeye gönderilmek için başka bir yerde bulunan bir tanığın, oradaki mahkemece ifadesinin alınması. )

- DÜSTÛR değil/yerine/= KURAL
( KANUN, KAİDE, KURAL )

- DÜŞÜN! ve/||/<>/> OKU!
( Konuşmadan önce. VE/||/<>/> Düşünmeden önce. )

- DÜŞÜNCE, DÜŞÜNMEK yerine ZAMANINDA DÜŞÜNMEK
( Düşünce, düşünce başlar. [yere/aşağı düşünce!][düşen, düşünce/düştükten sonra anlar/bilir!] )
( "Melek Şehri" filmini de izlemenizi salık veririz. )

- DÜŞÜNCENİN KENDİ ile/ve/<> DÜŞÜNCENİN İÇERİĞİ

- DÜŞÜNCEYİ:
SÖZDE/YAZIDA BIRAKMAK
ile/değil/yerine UYGULAMAYA SOKMAK
( Bir düşüncene(/düşünceye/ilkeye/mirasa), ancak, sen sahip çıkarsan (uygular ve devam ettirirsen), bir anlam/değer kazanır/sın ve/veya kazandırır/sın. )

- DÜŞÜNMEK/TEFEKKÜR ile/ve ÖLÇÜNMEK/TEEMMÜL
( ... İLE/VE Gerek bir olayın sebeplerini daha çok çözümleme ve daha doğru anlamak gerekse bir hareket tarzının sonuçlarını, özellikle de yarar ile sakıncalarını irdelemek amacıyla, oluşmuş/oluşturulmuş 'yargı'nın, eleştirilmek üzere, 'askı'ya alınmasıdır. Aklın benzer addettiği duyuları, dolayısıyla da 'olaylar'ı belirli bir 'kavram şemsiyesi' altında 'düşünmek'tir. O belirli 'kavram' altında düşünülen duyulardan, böylelikle de 'olaylar'dan biriyle karşılaşıldığında 'olay'a denk düşen 'kavram'ı 'akıl'da 'uyandırmak'tır. )
( Fikir yürütme, düşünme. İLE/VE Katlanmalı düşünme, idrak. )
( Kişi, herşeyin tohumudur. Neyi tefekkür ederse onun tohumudur. )
( Kişiyi kurtaracak ilâçlar, aşk ve düşünmektir. )

- DÜŞÜNME ile/ve AYIK DÜŞÜNME

- DÜŞÜNME ile/ve/<> DENETLEME

- DÜŞÜNME ile DÜŞÜNMEYİ DÜŞÜNMEK

- DÜŞÜNME ile/ve/<> HESAPLAMA
( Düşünmeyi, yeteri kadar ve ancak gerektiği/gerektirdiği kadar sürdürmek gerek. )
( Ya hesap bilmiyorsun, ya da dayak yememişsin! )

- DUYGULARA BAŞVURMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
TEHDİT
ile/ve/||/<> DUYGU ile/ve/||/<> ÖNYARGILI DİL ile/ve/||/<> MAZERET

- DÜZ ANLAM ile TERS ANLAMLANDIRMA

- DÜZEY ile DERECE

- EF'AL:
SIHHAT
ile/ve/||/<> İNİKAT ile/ve/||/<> NİFAZ ile/ve/||/<> LÜZÛM

- EFDAL[< FÂDIL, FÂZIL]
( DAHA FAZÎLETLİ | EN ÂLÂ, ÜSTÜN )

- EFRÂDINI CÂMÎ ve/<> ÂĞYÂRINI MÂNÎ
( Bir kavramın tüm bireylerini kuşatıp ötekileri dışarıda bıraktığında kullanılan bir deyim. )
( "İnsan düşünen bir canlıdır" tanımı verildiğinde bu tanımın içine tüm insan bireylerini içerir. Girmeyen hayvan(behaim) vs. dışarıda bırakır. )

- EHLİYETE, KISMÎ/TAM ENGEL OLABİLECEKLER:
CİNNET
ile/ve/||/<> SAĞIRLIK ile/ve/||/<> UNUTMA(NİSYAN) ile/ve/||/<> UYKU ile/ve/||/<> SARA ile/ve/||/<> HASTALIK(MARAZ) ile/ve/||/<> SAKATLIK(MALÛLİYET) ile/ve/||/<> BUNAMA(ATEH) ile/ve/||/<> CEHİL ile/ve/||/<> SARHOŞLUK(SEKİR) ile/ve/||/<> HAFİFLİK(HEZEL) ile/ve/||/<> İSRAF ile/ve/||/<> ESÂRET ile/ve/||/<> ENGEL(ZECİR) ile/ve/||/<> YOLCULUK(SEYAHAT)

- EL-BURHÂN ile CEDEL ile HATÂBE(T) ile ŞİİR ile MUĞÂLATA/SAFSATA
( İspat. Kesin sonuç olmak amacıyla kesinlik taşıyan öncüllerden oluşturulan kıyas. İLE Diyalektik. Yaygın olarak bilinen önermelerden oluşan kıyas. İLE Retorik. Güvene bağlı olarak kabullenilen(makbûlât) önermelerden oluşan kıyas. İLE Poetik. İnsan ruhunu mutluluğa ya da mutsuzluğa yöneltici etkisi olan önermelerden oluşan kıyas. İLE Sofistik. Gerçeğe benzer ya da yaygınlık kazanmış yalan ya da kuruntudan oluşan önermelerden oluşan kıyas. )
( Safsata Türleri )

- ELEŞTİRİ ile/değil/yerine TESPİT

- EMÂNETİ:
TESLİM ETMEK
ile/ve/değil/<> TEVDÎ ETMEK

- EMÂRE ile EMMÂRE

- EMİN ve/||/<>/> YEMİN
( Eminsek, yemine gerek kalmaz fakat yine de bazen ve bazı koşullarda yemin edilebilir/beklenebilir. [Doğru söz, yeminden ileridir.] )

- EMİR ile TÂLİMAT

- EMPATİ ile/ve HOMEOSTASİS

- EN DAYANIKLILAR ile EN DAYANAKSIZLAR, EN KOLAY/HIZLI ÇÜRÜYENLER
( Pancar, havuç, soğan. İLE Kuşkonmaz, Brokoli, Mısır. )

- ENCÜMEN/KOMİTE/KOMİSYON değil/yerine/= YARKURUL
( Meclis ya da herhangi bir kurultayda, bazı konuları inceleyerek, varılan sonuçları tartışılmak için genel kurula getirmekle görevli, üyeler arasından oluşturulan altkurul. )

- ESEME/MANTIK ile/ve/<> ALGI DÜZENEĞİ(/"DÜŞÜNCE KALIBI")(/PARADİGMA)

- ESEME/MANTIK ile/ve/<> ANLAMA YÖNTEMİ

- ETKİLEYİCİ ile/ve BELİRLEYİCİ

- EVALUATE vs. ASSESS vs. APPRAISE
( Değerlendirmek, takdir etmek. İLE Değerlendirmek, takdir etmek. İLE Değerlendirmek, değer biçmek. )

- EVLİLİK:
AİLE KARARI(GÖRÜCÜ)
ile/ve/<> BEŞİK KERTMESİ ile/ve/<> DEĞİŞ-TOKUŞ
( Sibirya'nın kuzeyinde uygulanan üç çeşit evlilik. Eskiden ve kısmen hâlâ, gençler, 12 - 16 yaş arasında evlendirilirlermiş. İLE/VE/<> ... İLE/VE/<> Bir kızın, bir aileye gelin ve oğlunun da damat olarak gitmesi. )

- EYLE! ve/||/<> GÖSTER! ve/||/<> KANITLA!
( Konuşmak yerine. VE/||/<> Söylemek yerine. VE/||/<> Söz vermek yerine. )
( Instead of talk! AND/||/<> Instead of say! AND/||/<> Instead of promise! )

- EYLEMSİZ "ÖNGÖRÜ" ile/ve/<> ÖNGÖRÜSÜZ "EYLEM"
( Hayal görmek. İLE/VE/<> Karabasan görmek. )

- EYLEM ve/<>/>< DÜŞÜNME

- EYLEM ile/ve UYGULAMA
( Doğruluk ve eylemin birliği! )
( Bencil olmayan ve arzudan arınmış eylem! )

- FELSEFE ve/||/<> AŞK ve/||/<> SANAT
( "Evet!" diyememektir. VE/||/<> "Hayır!" diyememektir. VE/||/<> Soruyu anımsayamamaktır. )

- FES[< Fas] ile/değil FESH
( Şapka yerine kullanılan, kırmızı, kalın çuhadan yapılmış, tepesinde püskülü olan, silindir biçiminde başlık. İLE/DEĞİL Verilmiş bir yargıyı/kararı, bozma, kaldırma. | Dağıtma, dağıtılma, kapatma. )

- FETVÂ ile YARGI

- FİİLLERDE:
HUKUKULLAH
ile/ve/||/<> HUKUK'UL-ABD ADDEDİLEN ile/ve/||/<> İKİSİ BİRDEN ile/ve/||/<> HUKUK'UL-ABD'İN GALİP BULUNDUĞU

- FİİL ile/ve AMEL

- FIKIH ile USUL-İ FIKIH
( -Fetva, -Mezhep, -Kanun, -Yargı İLE * Deliller/Kaynaklar - Naklî(-Kitap, -Sünnet) - Aklî(-Kıyas, -İstihsan, -Mesalih-i Mürsele, -İstishab, -Örf, -Sedd-i Zerayi) - Mülhak Olanlar * Hükümler * İstinbat(hüküm elde etmek üzerine uğraş) * İctihad )

- FİZİBİLİTE değil/yerine/= YAPILABİLİRLİK/UYGULANABİLİRLİK

- FREN YAPMAK ile/ve/değil/yerine/||/<> HIZ KESMEK

- GEÇERLİ BİLGİ ile GEÇERSİZ BİLGİ
( Bilginin yanlış olduğu yerde yorumun doğruluğu yanlışlığı konuşulmaz. / Usûlü yanlışın füruğu tartışılmaz. )

- GEÇERLİ/LİK ile/ve/<>/değil YETERLİ/LİK

- GEÇERLİLİK ile/ve/<> BAĞLAYICILIK

- GEÇERLİLİK ve/||/<> TUTARLILIK ve/||/<> TARİHSELLİK

- GEÇİCİ ile/ve ALDATICI

- GEÇİCİ ile/ve KALICI
( Kendi, istikrarlı, sabit olmayan bir zihinde, herhangi bir şey nasıl kalıcı olabilir? )
( Geçici olanın içindeki kalıcı olanı, gerçek olmayanın içinde gerçek olanı araştırın. )
( Geçicilik, gerçek olmayışın kanıtıdır. )
( Geçicilik, gerçekdışılığın en iyi kanıtıdır. )
( Olgun kişinin nutuğu, içerikli; yaşama biçimiyse kalıcı olmalıdır. )

- GELENEK:
UYGULAMALI
ile/ve/||/<>/< METİN TABANLI

- GERÇEĞİN, BİLİNEBİLECEK YÖNLERİNİ, DOĞRU OLARAK ALGILAMAK ve BİLİNEMEYECEK OLANLARIN, BİLİNEMEYECEĞİNİ DOĞRU OLARAK ALGILAMAK

- GERÇEK KESİNTİLİ(HAKÎKİYYE) ile SADECE İKİ ŞIKKI UZLAŞTIRMAYI ENGELLEYEN ile SADECE İKİ ŞIKKI DA BOŞA ÇIKARMAYI ENGELLEYEN
( İki şıkkı uzlaştırmayı ve boşa çıkarmayı birlikte engelleyen.(Sayı ya çifttir ya tektir.) Bu şey ya ağaçtır ya taştır. Zeyd ya denizdedir ya da boğulmaz. )

- GERÇEK/LİK ile/ve/<>/değil GEREKÇE/LİLİK
( Olgularda. İLE/VE/<>/DEĞİL Açıklamalarda/tanımlarda. )
( Gerçeklik, saltık değildir/olamaz. )

- GERÇEKÇİ ile CİDDİ

- GERÇEKLİK TANIMI/TASAVVURU ile/ve NEDENSELLİK TANIMI/TASAVVURU ile/ve KİŞİ ZİHNİ

- GERÇEK ile/ve/değil/yerine KESİN/LİK

- GERÇEK ile/>< SAHTE
( İlk/en başta küçük/düşük. İLE İlk/en başta büyük/yüksek. )
( İlerledikçe/derinleştikçe yüce/ulaşılmaz. İLE İlerledikçe/derinleştikçe değersiz. )
( ZAVALLILAR ile/değil/yerine/>< KİŞİLER:
Sadece, güc(ün)e/olanaklar(ın)a "saygı gösterirler". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Herkese saygı gösterirler.
Çoğunlukla dedikodu yaparlar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Düşüncelerini açıkça paylaşırlar.
Sadece, çıkarları olduğunda yardımseverlerdir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Kibar ve her zaman yardımseverlerdir.
Gösterişin hastalarıdır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Gösterişi sevmezler.
Kolay söz verir, nadiren tutarlar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Verdikleri sözü tutmak için çabalarlar.
İlgi manyaklarıdır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Alçakgönüllülerdir. )

- GEREKÇE/DAYANAKÇA ile/ve/||/<> ORAN/TI
( Gerekçe/dayanakça göstermeden, "karar almak/vermek"; oran(orantı) vermeden, "söz söylemek"; olanaksız, yetersiz ve değersizdir. )

- GEREKÇE ile/ve DAYANAK/ÇA

- GEREKÇE ile/ve MEŞRUİYET ZEMİNİ

- GEREKÇE ile ZORLAYICI GEREKÇE

- GEREKEN ile/ve/değil/yerine GEREKMEYEN
( İSTİLZAM: Gerektirme, gerekme. )

- GEREKLER ve/<> GERÇEKLER

- GEREKLİLİK ve/> SÜREKLİLİK ve/> KESİNLİK

- GİZLİ/LİK ile/ve/değil/<> GÖRÜLMESİ/DUYULMASI/BİLİNMESİ İSTENİLMEYEN

- GİZLİLİK ve GEREKLİLİK

- GİZLİ ile/ve/değil AÇIĞA ÇIKMAMIŞ

- GİZLİ ile/ve/değil AYRI

- GİZLİ ile/değil İÇTE

- GİZLİ ile/ve/değil/yerine KİŞİYE ÖZEL

- GİZLİ ile/ve/değil ÖRTÜK
( SIR: Kuşatmanın, betimlemenin dışında olan. )
( SIR: Çömleğin, dışına çekilen son kat toprakla tekrar fırına verilerek pişirilmesi. [İçindeki sıvıyı sızdırmamayı sağlar fakat albenisi/parlaklığı artar. Dolayısıyla "Bu sırdır! ona göre!" denilerek anlatılanlar, anlatılan kişi tarafından da başka bir kişiye aynı şekilde "sırdır!" diyerek anlatılır.] )
( İki kişinin bildiği, (artık) sır değildir. )

- GÖRÜLEN ile/ve GÖRÜLMEYEN

- GÖSTERMEK ile/ve KANITLAMAK

- GÖZ KARARI ile/değil/yerine ÖLÇÜ

- GÖZETMEK ile GÖZETLEMEK

- GÖZLEMLEMEK ile/ve/||/<> "TARTMAK"

- GÖZLEMSEL BİLGİ ile/ve KATILIMSAL BİLGİ

- GREV ile İŞ YAVAŞLATMA

- GÜCÜN:
KENDİ ELİNDE TUTULMASI
ile BAŞKASINA UYGULANMASI
( Elinde biriktirdiğin/tuttuğun oranda sana zarar verir. İLE Başkasına zarar verir. )
( Haset vb. )

- GÜÇ ile DAYANAK

- GÜVENCE ile/ve DAYANAKÇA

- HABERLEŞMEK ile/ve/değil HABERDAR ETMEK

- HAK:
KESİNLİK
ve/||/<> DOĞRULUK ve/||/<> GENELLİK

- HAKARET ile/değil TESPİT

- HAKİKAT ile/<>/>< YANILSAMA

- HAKLI/HAKSIZ ÇIKARMAYA ÇALIŞMAK ile/değil/yerine ANLAMAYA ÇALIŞMAK

- HALK OYLAMALARINDA:
1961
ile 1982 ile 1987 ile 1988 ile 2007 ile 2010
( )

- HAL ve/> MAHAL ve/> TAHALLÜL

- HARF (KULLANIMI) ile/ve RAKAM (KULLANIMI)
( Sürekli nicelik ve süreksiz nicelik farkını karşılayabilmeye yarar. )
( Rakamların, değerlerle karışmamasını da sağlar. )
( NAKŞ ETMEK )

- HAZIR BİLGİ ile/ve/değil/yerine YÖNLENDİRİCİ BİLGİ

- HAZIR OLMAK ile/ve/<>/değil/yerine HAZIRLIKLI OLMAK

- HEDEF ile/ve İDDİA

- HERŞEYİ YAZMAK ile/ve/değil/yerine YAZILABİLDİĞİ KADAR/INI YAZMAK

- HESAPLAMA ile/ve/<> AÇIKLAMA

- HIZLANDIRICI ile/ve KOLAYLAŞTIRICI

- HÜCCET ile DELİL

- HUDUS ile/ve/||/<> ZAMAN ile/ve/||/<> NİSAP ile/ve/||/<> GÜN ile/ve/||/<> RES ile/ve/||/<> KÂBE ile/ve/||/<> NEŞV-Ü-NEMÂ ile/ve/||/<> KAST VE NİYET ile/ve/||/<> HÜKÜMLER ile/ve/||/<> BEKÂ ile/ve/||/<> MEŞRÛ TASARRUF

- HUKUKİ ERDEMLER'DE:
GENELLİK
ve/||/<> İLÂN ETME ve/||/<> GERİYE YÜRÜ(TÜLE)MEME ve/||/<> AÇIKLIK ve/||/<> ÇELİŞKİSİZLİK ve/||/<> UYMA OLANAĞI ve/||/<> KALICILIK ve/||/<> İLÂN EDİLEN KURAL İLE RESMÎ EYLEM ARASINDAKİ UYGUNLUK

- HÜLLE ile HÜLLE[Ar.]
( Haller, durumlar. İLE/DEĞİL Yurttaşlar Yasası'nın kabulünden önce, kocasından üç kez boşanan kadının, yine eski kocasıyla evlenebilmesi için yabancı bir erkeğe, bir günlüğüne nikâh edilmesi. )

- HUSÛSÎ MAHİYET ARZEDEN, EF'AL-İ BEŞERİYE:
ÖLÜYE AİT
ile/ve/||/<> DİRİYE AİT
( Miras. İLE/VE/||/<> Ceza hukuku. || Muamelât[Medenî, Borç ve Ticaret Hukuku] || Evlilik/İzdivaç )

- İADE ve/> İKÂME

- İÇERİK ile/ve İDDİA

- İÇERME ile/ve/<> KAPSAMA
( Ayrıştırıcı/ayrıştırılmış. İLE/VE/<> Birleştirici/birleşik. )
( İçine almak, içinde bulundurmak. | Bir şeyin, başka bir şeyin varoluşunu gerektirmesi, birinin ötekini ister istemez düşündürmesi. İLE/VE/<> Sınırları içine başka konuları ya da anlamları alma durumu. )
( Bir kümenin/öbeğin/başlığın altında, belirli olan bir parçayı/üyeyi işaret etmek. İLE/VE/<> Bir kümenin/öbeğin/başlığın altında, olası dışarıda kalmış/kalabilecek parçalarına/üyelerine işaret etmek. )
( İçtekileri işaret eder. İLE/VE/<> Dıştaki çerçeveleyenin sınırlarını işaret eder. )

- İCRAAT değil/yerine/= İŞ YAPMA; UYGULAMALAR

- İCRÂÎ KURUL ile/ve/||/<>/< İSTİŞÂRÎ KURUL

- İCRÂ[Ar.] değil/yerine/= YÜRÜTME

- İCTİMÂ-İ ŞERÂİT ve/||/<> İMTİNÂ-İ MEVÂNİ
( Koşulların, biraraya gelmesi. VE/||/<> Engellerin, ortadan kalkması. )

- İDDİA ETMEK/EDİLEN ile/değil/yerine İLERİ SÜRMEK/SÜRÜLEN

- İDDİA ETMEK ile/ve/değil/yerine/fakat/<> SÖYLEMEK
( Edilemez. İLE/VE/FAKAT/<>/DEĞİL/YERİNE Söylenilebilir. )

- İDDİALI ile/ve YETERLİ

- İDDİA ile/ve BENCİLLİK
( Bencillik, parçanın adına ve bütünün zararına, açgözlülük etmek, ele geçirmek, biriktirmek demektir. )
( Tüm çatışmaların kökeninde "ben" ve "benim" fikirleri yatar. )
( Sadece kendi ötenize, egonuzdan öteye uzanmalısınız, o zaman onu bulacaksınız. )
( Bencillik, ıstırabın nedenidir. )
( Kendinin, gövde ve zihin olmadığını bilen bir kişi, bencil olamaz, çünkü bencillik nedeni olabilecek bir şeye sahip değildir. )
( Tek kötülük, budalalık ve bencilliktir. )
( Bencillik merkezi yok olduğu zaman, tüm haz arzusu ve ıstırap korkusu biter. )

- İDDİA ile/ve/<> CİDDİYET

- İDDİA ile/ve/değil ÇIKIŞ NOKTASI

- İDDİA ile DAYANAK
( İddiaya itiraz edilmez! Ancak "delil"lerine edilebilir. )
( UMDE: Dayanılacak, güvenilecek şey/kişi/yer, destek. | İlke. | Herkesin güvendiği kişi. )

- İDDİA ile DAYANAKÇA

- İDDİA ile/ve/||/<>/> GEREKÇE

- İDDİA ile/ve/değil/yerine GÖRÜŞ

- İDDİA ile HEVES
( Yüksek zihinlerin iddiası, düşük zihinlerin hevesi olur. )

- İDDİA ile İDDİADA İDDİA
( Kesin iddia, tutsaklık demektir. )
( Olmadığınız şey olduğunuzu iddia etmekte ve aslında olduğunuz şey olduğunuzu da inkâr etmektesiniz. )

- İDDİA ile/ve/değil İMÂ

- İDDİA ve/> İSPAT
( İddia ettin mi, ispat isterler. )
( HALLAC-I MANSUR )

- İDDİA ile KESİNLİK

- İDDİA ile YÂDES/T[< Fars. YÂD DÂŞ][LÂDES değil!]
( ... İLE Bellekte/hatırda tutulan şey. )

- İFADE HAKKI ve/||/<>/>/< ÖTEKİ HAKLAR

- İHTİBÂRSIZ İHTİYÂR ile/değil/yerine İHTİYÂR
( Deneyimsiz/ihtibarsız ihtiyâr, ne doğru, ne de sağlıklı olur. )

- İHTİLÂF yerine İTTİFAK

- İHTİYATEN ile İHTİYATÎ
( Her duruma, her olasılığa karşı, ileriyi düşünerek. İLE İlerisi düşünülerek yapılan. )

- İHTİYÂT ile/ve/||/<>/> KANUN

- İKİNCİL KAYNAKLARLA:
ÇÖZÜMLEME
değil/yerine BETİMLEME
( İkincil kaynaklarla, belki betimleyici(tasvirî) çalışmalar yapılabilir fakat çözümleyici(tahlilî) çalışmalar yapılamaz! )

- İKİRCİK(TEREDDÜT) ile/değil DÜŞÜNÜYOR OLMAK

- İKRAM ile/ve İNFÂK
( Birey. İLE/VE Aydın. )

- İKRAR ve TEKRİS

- İLÂN ile REKLÂM

- İLERİ SÜRÜLEN ile/ve/<> İDDİA EDİLEN

- İLGİ ve/> (DÜZGÜN) UYGULAMA
( İlgi bir kez uyandığında, düzgün uygulama onu izler. )

- İLİM SAHİBİ OLMAK ile/ve/<> YED-İ TÛL/TÛLÂ SAHİBİ OLMAK
( [bir konunun/alanın/şeyin] Öncesi ve sonrasını, içini ve dışını bilmek. | Terimlerini ve tarihçesini bilmek. İLE/VE/<> Bir alanda, tam ve çok geniş bilgi sahibi olmak. )

- İLİŞKİ ile ÇIKARSAMA

- İLKE ile/ve/||/<> DAYANAK

- İLLET-İ CELÎ ile/ve/||/<> İLLET-İ HAFÎ ile/ve/||/<> MÜNÂSEBET ile/ve/||/<> REY-İ HÜZZAK
( Zahir ve açık bir nedene dayanan yol. İLE/VE/||/<> Gizli bir nedene dayanan yol. İLE/VE/||/<> Mantıkî bir ilişkiye dayanan yol. İLE/VE/||/<> Bu alanda uğraşan âlimlerin oylarına dayanan yol. )

- İLMİ EĞİTİM ve/<> İRFÂNÎ TERBİYE

- İMTİNA ile İMTİSAL
( Kaçınma, sakınma, çekinme. İLE Bir örneğe göre davranma, uyma, benzemeye çalışma. | Alınan buyruğa tümüyle uyma. )

- İMZAYI:
ADIN ALTINA ATMAK
ile/ve/değil/yerine ÜSTÜNE ATMAK

- İNANÇ ile/ve/değil/yerine TESPİT

- İNANMAK ile/değil/yerine KABUL ETME(ME)K

- İNDİRGEMEK ile/ve/değil HAPSETMEK

- İNDİRGEME ile/ve/değil/yerine/>< DAYANDIRMA

- İNDİRGEME ile/ve/<>/> KALIPLAŞ(TIR)MA

- İNDİRGEME ile/ve/> ORTADAN KALDIRMA

- İNFÂK ile/ve/||/<> KİŞİ

- İNKÂR ile/ve/değil İSPATLANAMAMA

- İNŞÂ ile/ve/<> İMHÂ
( Her inşâ edilen, aynı zamanda, yok olmaya da başlamıştır. İLE/VE/<> Her imhâ edilen, aynı zamanda, inşâ/var olmaya da başlamıştır. )

- İNTAÇ ile İNTİHA
( Bir işi sonuçlandırma, sona erdirme, bitirme. İLE Son, sona erme, sonu gelme. )

- İNTIBÂ[Ar.] değil/yerine/= İZLENİM

- İNTİZÂÎ TECVİZ ile/ve İHTİRAÎ TECVİZ

- İRCÂ ve/||/<>/>/< İCRÂ
( Dönmek. VE/||/<>/>/< Uygulamak/eylemek/işlemek/yürütmek. )

- İRCÂ ile İLCÂ
( Dönmek. İLE Zorlama, zorunda bırakma. )

- İRDELEME ile/ve/<> ÇÖZÜMLEME

- İRDELEME ile/ve İNCELEME

- İŞARET ile DELİL

- İŞE YARAR/LIK ve/<> KÖPRÜ

- İŞİ/Nİ İYİ YAPMAK ve/||/<>/> HELÂLİNDEN KAZANMAK

- İŞLEV ile/ve TERETTÜB-ÜL ÂSÂR[Ar.]
( ... İLE/VE Varolanın içeriğine(mahiyetine) ilişkin niteliklerinin ortaya çıkması. )

- İSPAT/TANIT ile/ve KANIT
( Matematik'te. İLE/VE Matematik dışında. )
( Öne sürülen bir şeyin doğruluğunu göstermede izlenen düşünce süreci. | Tanıtlamaya yarayan belge veya herhangi bir şey, beyyine, hüccet. İLE Bir şeyin doğruluğu, gerçekliği konusunda kanaat verici belge, delil, iz, argüman. | Anlaşmazlık konusu olan şeyde, yargıcın kanılarını oluşturan şey, delil. | Sonurguya ulaşan bir uslamlamanın dayandığı gerçek, delil. )

- İSPAT ile DELİL ile BURHAN
( .. İLE .. İLE Kendine uygun ilkeleri olan, ne'liği ve niçin'liği belirli olan. )

- İSPAT ile/ve DESTEK

- İSPAT ile/ve HÜCCET ile/ve BURHAN ile/ve DELİL
( BELGİT: Bir kişinin, yapmaya ya da ödemeye borçlu olduğu şeyi göstermek üzere imzaladığı resmi kâğıt, senet. | Bir önermeyi tanıtlamak için gösterilen ve daha önce doğru olarak kabul edilen başka önerme. )

- İSPAT ile/ve İNANDIRICILIK

- İSPAT ile SUBÛT
( Zihinde. İLE Hem zihinde, hem de dışarıda/olguda. )
( ... İLE Gerçekleşme, şüpheye yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkma. )

- İSPAT ile/ve/<> ŞÜPHESİZLİK

- İSPAT değil/yerine/= TANITLAMA

- ISRAR ile İDDİA

- İSTATİSTİKSEL HATA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
YETERSİZ ÖRNEK
ile/ve/||/<> TEMSİL ETMEYEN ÖRNEK ile/ve/||/<> YANLIŞ BENZETME ile/ve/||/<> YOK SAYMA ile/ve/||/<> SÜMEN ALTI ile/ve/||/<> KUMARBAZ

- İŞTEN ÇIKIŞTA/ÇIKARILMADA:
KIDEM TAZMİNATI
ile/ve/<> İHBAR TAZMİNATI ile/ve/<> İŞSİZLİK ÖDENEĞİ
( )

- İSTİCVÂB[< CEVÂB] değil/yerine/= SORUP YANIT ALMA, YANIT ALMA AMACIYLA SÖYLETME | SORGU

- İSTİFSAR ile/ve/<> İSTİNTAK
( Bir şeyin açıklanmasını, aydınlığa kavuşmasını isteme, anlamaya çalışma, sorma. İLE/VE/<> Sorgu. | Sorguya çekme. )

- İSTİFSAR ile/değil/yerine/<> SORGULAMA
( Bir şeyin açıklanmasını, aydınlığa kavuşmasını isteme, anlamaya çalışma, sorma. İLE ... )

- İSTİHRAÇ ile İSTİHSAL ile İSTİNTAÇ
( Anlam, sonuç çıkarma/çıkarsama. İLE Çıkarma, elde etme. | Üretim, üretme. İLE Sonuç çıkarma. | Bir büyük önermeden küçüğe ve sonurguya, yasalardan olaylara, nedenden sonuca giderek sonuç çıkarma. )

- ISTILAH[< SULH] değil/yerine/= TERİM, İLİM SÖZÜ, TÂBİR

- İSTİMLÂK ile DAYATMA

- İSTİŞARE ile/ve/<> İSTİFÂDE

- İTİBAR ile/ve/||/<> TAHAMMÜL

- İTİRAZ (ETMEK) ile/ve/<>/değil/yerine SORU (SORMAK)

- İTİRAZ ETMEK ile/ve/||/<> KARŞI ÇIKMAK

- İTİRAZ:
KABUL EDİLDİ
>< REDDEDİLDİ

- İTİRAZ ile/ve/değil/yerine İLÂVE/EK, KATKI
( Li-kâilin en-yekûl: Güçlü bir itirazı imler; yanıtın da bu itiraza orantılı olması amaçlanır. İn kulte: Orta seviyeli bir itiraza işaret eder. Fe-in kîle: Zayıf bir itiraz olduğu anlamına gelir. La-yukâl: Çok zayıf bir karşı düşüncenin dile getirilmesinde kullanılır. )

- İTMÎNÂN değil/yerine/= KESİN OLARAK BİLME | EMİN OLMA | BİRİNE İNANMA, GÜVENME )

- ITTILÂ' ile ITTILÂ[< TULÛ | çoğ. ITTILAÂT]
( Kokulu şeyler sürünme. İLE Öğrenme, tanıma, bilme, haberli olma. )

- İVEDİ/MÜSTACEL değil/yerine EVGİN
( Öncelikle yapılması gereken. )

- İYİLİK YAPAR GİBİ GÖRÜNMEK ile/değil/>< İYİLİK YAPIP GÖRÜNMEMEK

- İYİ ile/ve KESİN

- İZİN ile/ve BİLGİ

- İZLEM/STRATEJİ(K)[Fr. < Yun. STRATOS: Ordu. | AGO: Gütmek.] ile/ve/<> TAKTİK
( Üst kuram, kuram kurma kuramı. İLE/VE Stratejinin uygulanması. )

- İZLENİM ile TESPİT

- KABUL/LER ile/ve/değil/<> GELENEK/LER

- KABUL ile/ve/||/<>/>/< İTİBAR
( ... İLE/VE/||/<>/>/< Saygı gösterme. | Önem verme. | Onur/şeref, haysiyet. | Bir şeyin, gerçek değil kararlaştırılan değeri. | İbret alma. | [ticaret] Söz ya da imzanın değeri. [İng./Fr. CREDIT] | Değer. )

- KALBİN YOLU ile/ve/||/<> ZİHNİN YOLU
( Hoştur fakat tehlikelidir. VE/||/<> Sıradandır fakat güvenlidir. )

- KALDIRMAK ile/değil/yerine İYİLEŞTİRME

- KANAAT ile/ve/değil/yerine KANIT

- KANIT ARAMAK ile/değil/yerine KAVRAYIŞ

- KANIT(LANABİLİRLİK) ile/ve/||/<> ZORUNLULUK

- KANIT/DELİL ile/ve İTİRAZ
( Hem filozofların, hem kelâmcıların birbirlerine yönelik yaptığı. )
( DELİL: Burhanın zihinde olması. (İNNE/İNNİ) )
( Kendiyle başka bir şeye işaret eden. İLE/>< ... )

- KANITIN YOKLUĞU ve YOKLUĞUN KANITI
( İkisi de olamaz! )

- KANITLAMAK ile İNANDIRMAK

- KANITLANABİLİRLİK
( EVIDENTIALITY )

- KANITLARI:
SAKLAMAK
ile/ve ÇARPITMAK ile/ve YOK ETMEK

- KANIT = DELİL = ARGUMENT[İng., Fr., Alm.] = ARGUMENTUM, ARGUERE[Lat.] = ARGUMENTO[İsp.]

- KANIT ile/ve GÖSTERGE

- KANIT ile/ve İSPAT
( Fizik'te. İLE/VE Matematik'te. )

- KANIT ile KANIT[< KUNÛT]["ka" uzun okunur] ile KANİT[< KUNÛT]["ka" uzun okunur]
( Bir şeyin doğruluğu/gerçekliği konusunda kanı verici belge/öğe, delil. İLE Ümidi tamamen sönmüş, ümitsiz, kederli. İLE İtaatli, bağlı, dindar. )

- KANIT ve/||/<>/< KAVRAM

- KANIT ile/ve KAYNAK

- KANIT ve/<> SONSUZLUK

- KARAMSARLIK değil/yerine/>< KAVRAMSALLIK

- KARÎNE ile DELİL

- KARIŞMAK ile MÜDAHALE ETMEK

- KASIT ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< DAYANAKÇA

- KAVRAM ile KARÎNE

- KAVRAM ve ÖNERME ve ÇIKARIM

- KAYITLI ile/ve/değil/||/<>/< KANITLI

- KAYIT ile ZABIT (/TUTMAK)

- KAYNAKLANMA ile/ve/değil/||/<>/< KAYNAK ALMA

- KAZÂ ile/ve/||/<>/> KADER
( Gereksinim. İLE/VE/||/<>/> Ölçü. )
( Gerekeni/gereksinimi ölçülendirmek. )
( Tekil. İLE/VE/||/<>/> Çoğul. )
( Kaderin gerçekleşmesi/vukû bulması, bilinmesi, görülmesi. İLE/VE/||/<>/> Bilinmez. )
( Göz. İLE/VE/||/<>/> Bakış/bakma. )
( Zorunluluk/cebr. İLE/VE/||/<>/> Özgürlük[seçenek/yeğleme]. )

- KELÂM ile/ve/<> İRFAN ile/ve/<> BURHAN

- KELEPÇE:
AŞAĞILAYICI
değil KORUYUCU
( Zanlı kişinin ellerinin/kollarının önden [ya da duruma/kişiye göre arkadan] kelepçelenmesi, olası ve çeşitli panik, korku ya da kaygılarla, ilk başta kendine daha sonra da çevresine zarar verme olasılığını engelleyebilmek ve kişiyi korumak üzeredir. Hakaret ya da aşağılayıcı bir davranış olarak düşünülmemeli/algılanmamalıdır. )

- KEMİK ve/||/<> FREN ve/||/<> İNSAF

- KENDİLİĞİNDEN/LİK ile İSTER-İSTEMEZ

- KENDİNİ BİLME BİLGİSİ ile/ve/değil/yerine HAKİKAT BİLGİSİ

- KENDİNİ UNUTMAK ile/ve KENDİNİ ADAMAK
( Duyarlılığı artırır. İLE/VE Yaratıcılığı artırır. )
( Kişinin kendi parçalanıp dağılmadıkça, yani muhît olmadıkça, kendinden vazgeçmez. )
( Bir göz açıp kapayıncaya kadarki zaman içinde, kişi, kendinden geçebilse... )

- KEŞİF ile/ve RİYÂZÂT(UYGULAMA)
( Mistisizm (İşrâkîlik). İLE/VE Tasavvuf. )

- KESİN OLAN ÜZERİNE ile/ve/değil/yerine OLASILIK ÜZERİNE

- KESİN/LİK ile "KATI/LIK"

- KESİN/LİK ile KATI/LIK

- KESİN/LİK ile SABİT/LİK

- KESİNLEŞTİRME ile/değil/yerine/>< BULANIKLAŞTIRMA

- KESİNLİK(YAKÎN) ve/<> HUZUR

- KESİNLİK ile/ve/değil BİLGİ

- KESİNLİK ile/ve DAKİKLİK

- KESİNLİK ile/ve/değil/yerine MATEMATİKSELLİK

- KESİNLİK ile/ve/değil/yerine/|| OLASILIKLI KESİNLİK

- KESİN ile KESKİN

- KESİN ile MÜKEMMEL
( Siz, zâten mükemmelsiniz. )
( Mükemmelsiniz, yalnızca bunu bilmiyorsunuz. )
( Mükemmel olan, tüm mükemmelliklerin kaynağına geri döner. )
( Şeyler, kendi mükemmelliklerinden ötürü yıkılırlar. )
( Mutlak mükemmellik, Şimdi ve Burada'dır. )

- KEYFÎ/LİK ile OLASILIK

- KİMLİK (KARTI) ile EHLİYET

- KİMLİK (KARTI) ile PASO

- KISA/KÜÇÜK USÛL ile/ve UZUN/BÜYÜK USÛL

- KİŞİLERİ TANIMAK:
TANIŞIRKEN
ile/ve/değil/yerine/>< TARTIŞIRKEN

- KİŞİNİN:
ZARAR GÖRMESİNİ ENGELLEMEK
ile/ve/||/<>/>/< VERMESİNİ ENGELLEMEK

- KİŞİYE ÖZEL ile/ve/değil TEKRAR EDİLEMEZLİK

- KIŞKIRTMAK ile "KAMÇILAMAK"

- KISMÎ UYGUNLUK ve YANILTICILIK

- KIYAS(LAMA)/TASMİM[Ar.] değil/yerine/= TASIM(LAMA)

- KIYASIN ENGELLERİNDE(DEF-İ KIYAS):
MEN
ile/ve/||/<> MUARAZA ile/ve/||/<> NAKZ-I İCMÂLÎ ile/ve/||/<> NAKZ-I TAFSİLÎ/ŞEBİHÎ

- KIYAS ile/yerine KARŞILAŞTIRMA
( Tanım/Örnek: Bir sayfanın ikiye bölünerek, iki ayrı olgunun/kavramın kendi özlerinin iki ayrı sütunda sadece veri olarak dizilişi ve öylece yorum eklemeden bırakılması. İLE Yapılan tablonun/karşılaştırmanın altına ekleme/yorum şeklinde göreceliliği, sınırlılığı ve kısıtlılığı potansiyelinin gözardı edilerek bir değerlendirme yapılması.(sınırı aşmak/bilmemek). Sonuç: Kıyasın değil, karşılaştırmanın daha yerinde, arı, saf, doğru olacağı ve kıyas yapmama gerekliliği. )
( Nispet. İLE/YERİNE Oran. )

- KIYAS ile/değil YANLIŞ KIYAS
( ... İLE Bilgisizin/cahilin yaptığı. )

- KIYAS ile/ve YORUM

- KLAVYE KULLANIMI(/CISI) ile FARE KULLANIMI(/CISI)
( Üretim/üret[k]en. İLE Tüketim/tüket[k]en. )

- KÖKEN ile/ve/değil/||/<>/< KAYNAK

- KOLAY ile/ve/değil EN KOLAY
( Doğa, kolayı değil en kolayı tercih eder. )

- KOLAY ile/ve UYGULAMA/PRATİK
( ÂSÂN ile/ve ... )

- KONSENSUS değil/yerine/= UZLAŞIM

- KONTROLÜ SONDA YAPMAK ile/yerine KONTROLÜ BAŞTA VE SÜREKLİ YAPMAK

- KONUNUN ÖZÜNÜ KAÇIRMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
KISIR DÖNGÜ
ile/ve/||/<> İLGİSİZ AMAÇ ile/ve/||/<> İLGİSİZ SONUÇ ile/ve/||/<> İDDİAYI ZAYIFLATMA ile/ve/||/<> KONUYU SAPTIRMA

- KONUŞMAK/YAZMAK ile/ve/yerine/değil/hem de YAPMAK/UYGULAMAK
( Bir kişinin bir şey yapıyor ya da yapmıyor gibi görünmesi çoğu zaman yanıltıcıdır. )
( Bir kişinin bir şey yapıyor ya da yapmıyor gibi görünmesi çoğu zaman yanıltıcıdır. )

- KONUŞMAK ile/ve/değil/yerine KANITLAMAK

- KONUŞMAYI BİLMEK ve/= DÜŞÜNMEYİ BİLMEK

- KONU ile/ve YÜKLEM ile/ve KESİNLİK/BURHAN

- KOVUŞTURMA değil/yerine/>< TAKİPSİZLİK

- KOZMOLOJİK KANITLAR
( MEHMET EMİN ÜSKÜDARÂVÎ'nin kitabını okumanızı salık veririz. )

- KULLANIM DEĞERİ ile/ve/<> UYGULANIM DEĞERİ

- KULLANMAK ile/ve/değil/yerine UYGULAMAK

- KURAL/LAR ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KOŞUL/LAR

- KURAM/TEORİ ile/ve/<> UYGULAMA/PRATİK

- KURAMDAN KOPUK UYGULAMA ile/ve/<> UYGULAMADAN KOPUK KURAM
( Kördür. İLE/VE/<> Topaldır. )

- KURAMSAL(TEORİK) FELSEFE ile UYGULAYIMSAL(PRATİK) FELSEFE

- KURAMSAL/TEORİK AHLÂK(MORAL) ile/ve UYGULAYIMSAL/KILGISAL/PRATİK AHLÂK

- KURU KURU "ÜZÜLMEK" / "ÜZÜLÜYORUM" DEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< YAPABİLECEĞİN BİR ŞEY/LER
( Yok. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Var. )

- KURUCU BAĞLILIK ile NEDENSEL BAĞLILIK

- KURUL ile/ve/yerine/değil KOORDİNASYON

- KURUM ile/ve/değil/yerine/< KURUL

- KURUM ve/<> TÖREN(MERÂSİM)
( Her kurum, törenleri ile yaşa(tılı)r. )

- KUŞKU SORUSU ile/yerine ANLAMA SORUSU
( Yanıtlarını bildiğiniz, boş sorular sormamalısınız. )
( [Felsefede] BED-GÜMÂN[Fars.]/SEPTİK[İng.]: Şüpheci, her şeyden şüphe eden. )

- KUŞKU/ŞÜPHE ile ŞEKK[çoğ. ŞUKÛK]
( Olumsuz emin olmama. İLE %50 - %50 | Ne o, Ne o. )
( LA REYB: Şüpheyi kaldıran ne ise. )
( Haram ya da helâl olduğu hakkında kesin yargı verilemeyen durum. | Doğru ya da yanlış olduğu tespit edilemeyen durum. [Cezada şüphe, sanık lehine yorumlanır.] İLE ... )

- KUŞKU:
GÜÇLÜ
ile ZAYIF

- KUŞKULANMA ile İŞKİLLENME[Fars.]

- KUŞKU değil/yerine/>< BİLGİ
( BİLGİ: Kuşkuyu yok eden neyse, o! | Kuşkunun giderildiği kavrayış. )

- KUŞKU ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< EMİN OLMA[İMAN]

- MAKUL KUŞKU ile YETERLİ KUŞKU ile AĞIRLIKLI KUŞKU
( ... İLE Dava açmadaki belirleyeci. İLE ... )

- MALA KEFÂLET ile/ve KİŞİYE KEFÂLET

- MANEVİYÂT:
KABALIKTAN
> ZARÂFET'E

- MANİFESTO[İt. < Lat.] değil/yerine/= BİLDİRİ

- MANTIKSAL KANIT ile/ve/<> MATEMATİKSEL KANIT

- MANTIKTA:
TASAVVUR
ile/ve MEVZÛ ile/ve MAKSAT

- MANTIK ile/ve ÇIKARIM

- MAYA[Hintçe]/İLÜZYON[İng. < ILLUSION]/DOXA[Yun.] değil/yerine/= YANILSAMA

- MECBUR ile MEMUR

- MECHÛL[< CEHL] değil/yerine/= BİLİNMEYEN

- MEDÂR[Ar.< DEVR] değil/yerine/= DÖNENCE | DAYANAK

- MERİYET[Ar.] değil/yerine/= YÜRÜRLÜK, GEÇERLİLİK
( Gereğinin yapılır olması durumu. )

- MERİ[Ar.] ile YÜRÜRLÜKTE, GEÇERLİ
( Yürürlükte olan, geçerli olan. )

- MESNED/SİZ[Ar.] yerine DAYANAK/SIZ

- MEŞRÛİYET ile MEŞRÛTİYET
( Yasanın, kamu vicdanının ve dinin doğru bulduğu. İLE Hükümdarla yönetilen bir ülkede, hükümdarın başkanlığı altında parlamento yönetimine dayanan hükümet biçimi. | Osmanlı döneminde, 1876 anayasasıyla başlayan ve 1918 Mondros Antlaşması'na kadar süren ve I. ve II. Meşrutiyet dönemi adlarıyla anılan süre. )

- MEŞRÛ ve/||/+/<>/> MAKUL ve/||/+/<>/> MASUM
( Tütün[sigara vb.], çevremizdeki en çok maruz kaldığımız ve en sorunlu dayatmalardandır ne yazık ki. Tabii, bizim izin/fırsat vermememiz dışında! )

- MEŞVERET[Ar.] değil/yerine/= DANIŞMA
( Danışma, bir iş üzerinde konuşma. )

- MEVCUT ile/değil GEÇERLİ

- MİZAN ile/ve USÛL/YÖNTEM

- MODIFY vs. AMEND vs. REVAMP
( Değiştirmek, düzeltmek. İLE Değiştirmek, düzeltmek. İLE Kuralları, yeniden düzenlemek. )

- MUÂMELE[Ar.] değil/yerine/= İŞLEM; DAVRANIŞ

- MUAMELE ve/<> MUHASEBE

- MUBÂH[Ar. < İBÂHA] ile MÂKUL[Ar. < AKL]
( İşlenmesinde, sevap ya da günah olmayan şey/iş. İLE Akıllıca, akla uygun, akıllıca iş gören, anlayışlı, mantıklı. )

- MÜDÂFAA ile/ve MUHAFAZA

- MÜDELLEL[Ar.] değil/yerine/= KANITLANMIŞ/KANITLI

- MUHÂKEMÂT'I:
VAROLUŞ/A
değil/yerine UYGULAMA/LARA

- MUHAMMEN[Ar.] değil/yerine/= ORANLANAN

- MUHAMMES ile MUHAMMES
( Usûl. İLE Beş parçası olan, beşli. | Beşgen. )

- MUHAVVİL[Ar. < HAVL] değil/yerine/= DEĞİŞTİREN/DÖNÜŞTÜREN
( Tahvîl, tahvîl eden, değiştiren, başka şekle soran. )

- MUHDES ve/||/<> MANZUM ve/||/<> MALÛL ve/||/<> MAKÛL ve/||/<> MAHDUT ve/||/<> MÜSPET

- MÜHÜR ile/ve HATEM
( ... İLE/VE Yüzük gibi parmağa takılan mühür. )

- MUKAYYET ile MUTLAK

- MUKNİ[Ar.] değil/yerine/= İNANDIRAN

- MUMAİLEYH[Ar.] değil/yerine/= ADI GEÇEN

- MÜNÂKAŞA[< NAKŞ] ile/değil/yerine İSTİŞÂRE[< ŞÛRÂ]
( Atışma, çekişme. | Tartışma. | İrdeleme. İLE/DEĞİL/YERİNE Yazılı olarak bildirilmesini isteme. )
( Polemik, tartışma, "söz dalaşı" ya da atışma değil "yazılı olarak tartışma, değerlendirme" anlamına gelmektedir.

Eski deyimiyle de, "Yazı ile bildirilmesini isteme" anlamına gelen, İSTİŞ'ÂR[çoğ. İSTİŞ'ÂRÂT] kullanılmaktaydı.

Sözlü iletişimde, zihni ve düşünceyi, kavramı ya da olguyu aktarma ve paylaşmada ve özellikle de düşünce ayrılıklarındaki savların konuşulması ve tartışılmasında, yetersizlik ve (kolay/tam) takip edilemezlik durumu oluşur/oluşabilir.

Buna engel olmak için, düşünülen, savunulan şey üzerindeki savların ve ayrıntıların, yazılı olarak sunulması, olası savrulmaları da engelleyebileceği yöntem(ler)le yani yazıyla çözülebilir.

Ayrışma/tartışma konusu, yazılı olarak sunulduğunda ya da alındığında, hem kişinin kendi düşüncelerini ve ayrıntılarını, yazı aynasında tekrar (tekrar) değerlendirilebilmesi, hem de ötekinin sözünü/savını doğru/yetkin/kapsamlı takip edebilme ve anlayabilme olanağı sağlanmış olur.

Dolayısıyla, "polemiğe girmeyelim" deyimi, tam aksine, ""bu konuda, polemik yapmalıyız" şeklinde ve daha doğrusu da "bunu, karşılıklı olarak yazılı şekilde sunmalı ve tartışmalıyız" şeklinde olmalıdır. )

- MÜNÂZARA ile MÜZÂKERE/KENGEŞ
( Kurallara uygun olarak karşılıklı konuşma. | Bilimsel tartışma. İLE Bir konuyla ilgili görüşme, danışma. | Sözlü sınav. | Etüt, mütalaa. )

- MURAFAA[Ar.] değil/yerine/= DURUŞMA
( Duruşma. | Yargıtay'da yapılan duruşma. )

- MÜRECCAH[< RÜCHÂN] ile YEĞLENEN, TERCİH EDİLEN, ÜSTÜN TUTULAN

- MÜSÂADE[< SU'ÛD] ile MÜSÂMAHA[< SEMÂHAT]

- MÜŞÂHEDE ve/<> MÜKÂŞEFE
( Görmek. VE/<> Perdeyi açmak. )

- MUSANNİF/CİLBENT[Fars.]/KLASÖR değil/yerine/= SIRALAÇ

- MÜSPET ile MENFİ
( Olumlu. İLE Olumsuz. )

- MÜSTAKÎL ile MÜSTAKİLL[< KILLET]
( Pazarlığın bozulmasını isteyen. İLE Başlı başına, kendi başına, kendin kendine, ayrıca, bağımsız. )

- MUTLAK/LIK ile/ve KESİN/LİK

- MUVAZAA[Ar.] değil/yerine/= DANIŞIK/LIK

- NAHİV ve FIKIH USULÜ ve TEFSİR USULÜ

- NE YAPABİLİRİM? ve/> NASIL YAPABİLİRİM?
( Kişinin, kendine sorabileceği en temel sorulardır! )

- NE? ve/||/<> NASIL? ve/||/<> NEDEN? ve/||/<> NİÇİN?
( Hangi şey? VE/||/<>/>/< Ne asıl? VE/||/<>/>/< Ne'den? VE/||/<>/>/< Ne için? )
( Evren/doğa/nesne/insan. VE/||/<>/>/< Bilim. VE/||/<>/>/< Sanat. VE/||/<>/>/< Felsefe. )
( Nedir sorusu, metafizik bir sorudur. )
( "What is?" question is metaphysical question. )
( Cosmos/nature/matter/human. VS./AND/||/<>/>/< Science. VS./AND/||/<>/>/< Art. VS./AND/||/<>/>/< Philosophy. )

- NEDENSEL/LİK ile/ve/||/<> ORANSAL/LIK

- NEDEN ile/ve/||/<> AMAÇ

- NEDEN ile KANIT
( Tek kanıtınız kendinizsiniz. )

- NET/LİK ile KESİN/LİK

- NETLEŞTİRME ile/ve/<> YÜZLEŞ(TİR)ME ile/ve/<> YORUMLAMA
( Psikoterapi yöntem ve süreçleri. )

- NETLİK ile BELİRGİNLİK
( Güneş parlarken hemen hemen görünmez. )

- NEYİN ARANILMASI GEREKTİĞİ ile/ve/değil/yerine NEREDE ARANILMASI GEREKTİĞİ

- NİKÂH ile/ve DÜĞÜN

- NİYET ve/||/<>/> KARAR ve/||/<>/> UYGULAMA

- NİYET ile/ve/<> YÖNTEM

- ÖĞE(UNSUR) ile MUTLAK
( Daha altına inilemeyen. İLE ... )

- OKUMAK ile/ve/değil/||/<>/< OKUYABİLMEK

- OLAGELEN ile/ve/> SÜREGİDEN
( Geçmişten bugüne. [değiştirip değiştirilememesi ayrı bir konu olmak üzere...] İLE/VE/> Geçmiş de (bazen/kısmen/tamamen) içinde olmak üzere, bugün de devam eden ve etmesi olası olan. )

- OLANAKLILIK ile/ve/<> GEÇERLİLİK

- OLANAKLILIK ile/ve/<> GERÇEKLİK

- OLASILIĞI DÜŞÜNMEYE BAŞLAMAK ile/ve OLASILIĞIN YÜKSEK OLMASI

- ÖLÇEKLER/MİKYÂS[< KIYÂS]:
Ölçü aleti, kıyas edecek alet. | Uzunluk ölçeği.

( BAHÂR[Ar.]: Ölçek. )
( * MİKYÂS-I AMEL/ERGOGRAF: Kas gücünü ölçmekte kullanılan âlet.
* MİKYÂS-I AMÛDÎ: İki nokta arasındaki dikey[şâkulî] mesafeyi belirlemeye yarayan âlet.
* MİKYÂS-I GAZ/MANOMETRE: Gaz ölçmekte kullanılan âlet.
* MİKYÂS-I HACM: Hacim ölçüleri.
* MİKYÂS-I HAMZ: Asit ölçmekte kullanılan âlet.
* MİKYÂS-I HİSS: Duyumölçer.
* MİKYÂS-I HURDEBÎNÎ: Mikrometre.
* MİKYÂS-I İNHİNÂ/MEYL: Eğimölçer.
* MİKYÂS-I İRTİFÂ'/ALTIMETRE: Yükseklikölçer.
* MİKYÂS-I KALEVÎ: Alkol derecesini ölçmekte kullanılan âlet.
* MİKYÂS-I KESÂFET/DENSIMETRE: Yoğunlukölçer.
* MİKYÂS-I KLOR: Klorölçer, klorimetre.
* MİKYÂS-I KUVVET: Kuvvetölçer, dinamometre.
* MİKYÂS-I KÜRE: Küreölçer.
* MİKYÂS-I KÜÛL: Alkollü bir sıvıda alkol yüzdesini gösteren âlet.
* MİKYÂS-I MÂ: Hidrometre.
* MİKYÂS-I MÂYİÂT: Sıvıölçer, areometre.
* MİKYÂS-I MEYL: Eğim ölçüsü.
* MİKYÂS-I NÂR: Ateşölçer, pirametre.
* MİKYÂS-I RİYÂH: Yelölçer, anemometre.
* MİKYÂS-I RÜTÛBET: Havanın rütûbet derecesini ölçen âlet.
* MİKYÂS-I SAFFET-İ HEVÂ: Odyometre.
* MİKYÂS-I SEDÂ: Sedânın[insan sesinin] uyumunu ve şiddetini ölçmeye yarayan âlet.
* MİKYÂS-I ZELÂZİL: Yer sarsıntısının şiddetini ve yönünü gösteren âletler, sismograf.
* MİKYÂS-ÜL-GAZÂT: Gazölçer, manometre.
* MİKYÂS-ÜL-HARÂRE: Termometre.
* MİKYÂS-ÜL-LEVN: Renkölçer, kolorimetre.
* MİKYÂS-ÜL-MATAR: Bir yılda yağan yağmur mikdarını gösteren âlet, pluviometre. )

- ÖLÇMEK ile/ve HESAPLAMAK

- ÖLÇME ile/ve/||/<> ÖLÇÜMLEME

- ÖLÇÜLEBİLİR/LER ile ÖLÇÜLEMEZ/LER

- ÖLÇÜLEBİLİRLİK ile/ve ÖLÇÜLEMEZLİK
( Sanat, evrenin ölçülemezliği ile uğraşır. )

- ÖLÇÜT ile/ve/||/<> GEREKÇE

- ÖLÇÜ ile/ve AMAÇ

- ÖLÇÜ ile/ve AYAR

- ÖLÇÜ ile/ve KONTROL

- ÖLÇÜ = MEASURE[İng.] = MESURE[Fr.] = MAß[Alm.] = MISURA[İt.] = MEDIDA[İsp.]

- ÖLÇÜ ile/ve/<> ÖLÇÜT ile/ve/<> ÖLÇEK

- OLMAYAN MEYVEYE EL UZANMAZ ve/<> AŞILANMAYAN MEYVE TATLANMAZ

- OLUMSUZLUK BELİRTİMİ ile/değil/yerine DURUM BELİRTİMİ
( Sevmiyorum. İLE/DEĞİL/YERİNE Seviyor Değilim. )

- ONAY (ALMAK)/ONAYLAMAK ile/ve/değil/yerine OLUR (ALMAK)/OLURLAMAK

- ONAY ile/ve/değil TESPİT

- ÖNCELİK/Lİ (OLAN) ile/ve ÖNEM/Lİ (OLAN)
( Önde gelmesi gereken, öne alınmalıdır. )

- ÖNCELİKLİ KILMAK ile/ve/<> ÖNE ÇIKARMAK

- ÖNCELİK = PRIORITY/PRECEDENCE[İng.] = [Fr.] = [Alm.] = [İt.] = [İsp.]

- ÖNEMLİ ile/ve/<> ÜZERİNDE DURULMASI GEREKEN

- ÖNERİLEN ile/ve OLAGELEN

- ÖNERİ ile/ve/||/<> "YOL GÖSTERMEK"

- ÖNERME(KAZA, KAZİYE) ile KIYAS(BURHAN, [DEMONSTRATION])

- ÖNGÖREBİLDİĞİMİZ ...:
ORANDA
ile/ve/||/<> DOĞRULTUDA

- ONUN NEZDİNDE ile/yerine ONA GÖRE
( NEZD[Fars.]: Yan, kat. | Göre, nazarında, fikrince. )

- ÖNYARGI ile TESPİT

- ORAN/NİSBÎ ile/ve/<> GÖRELİLİK/İZÂFİYET

- ORANTISIZ GÜÇ ile/ve/||/<> ORANTISIZ HOŞGÖRÜ

- ÖRNEKLEMEK ile ÖRNEKLEMEMEK
( Beni sıkar. İLE Seni sıkar. )
( Anlayamama(sı)ndan dolayı, örnekleme zorunluluğu doğar. )
( "TEŞBİHTE HATA OLMAZ" değil TEŞBİHTE, HATA OLMASIN/OLMAZ/OLMAMALI!
[ Hangi benzetmeyi yaparsan yap, önemli değildir anlamına gelmez. Benzetme(teşbih) yapacağın zaman hata yapmama gerekliliğini anlatır! [Teşbih sözcüğünden sonra virgül/duraklama çok önemli!]) ( Halk arasında daha çok, yapılan benzetmeden alınılmamasını dilemek için söylenilir ama bu yanlış kullanımdır. ] )
( Kötü örnek, örnek değildir!
[Sui misal, misal teşkil etmez!] )

- OTUR(T)MAK ile ÖRTÜŞ(TÜR)MEK

- OTURUM ile OTURUŞ
( Bir meclis ya da kurulun, çözümlenmesi ve/veya çözülmesi gereken sorunları görüşüp tartışmak üzere yaptığı toplantı, celse. | Yasama meclislerinin birleşimlerinden her biri. İLE Oturma eylemi ya da biçimi. )

- OY ŞEKİLLERİ'NDE:
İŞARİ
ile AÇIK ile KAPALI/GİZLİ
( El kaldırarak ya da ayağa kalkarak. İLE Adının yazılı olduğu kağıtla. İLE Adsız ve işaretsiz kağıtla. )

- ÖZDEŞLİK ile/ve ÇELİŞMEZLİK ile/ve 3. OLASILIĞIN/ŞIKKIN OLANAKSIZLIĞI
( Bir şey hem siyah hem de siyah olmayan olamaz. İLE A=B ve A=B' ==> muhal Bir şey ya siyahtır ya da siyah olmayandır. A=B veya A=B' ==> zorunlu )

- ÖZEL ile KENDİ

- ÖZEL ile/ve/<> KİŞİSEL

- ÖZEN ile/ve/||/<> SAYGI

- PARADİGMA ile KESİNLİK

- PARAMETRE ile AÇI

- PARAMETRE ile DEĞİŞKEN

- PARÇA(NIN) SAPTA(N)MASI/KABULÜ ile BÜTÜN(ÜN) SAPTA(N)MASI/KABULÜ

- PEK KONUŞMAMAK ile/değil/yerine/>/< (DAHA) AZ KONUŞMAK

- PRATİK/TATBİK/AT ile UYGULAMA

- PROTESTO[İt.] ile MANİFESTO[İt. < Lat.]
( Bir davranışı, bir düşünceyi, bir uygulamayı, haksız, yersiz, gereksiz bularak karşı çıkma, kabul etmeme. | Herhangi bir davranışın, haksız, yersiz, gereksiz görülerek onanmadığını bildiren resmi açıklama. | Değerli evrak niteliğindeki borç senedinin ödenmemesi durumunda, özel bir biçime bağlı ve belirli hukuksal sonuçlar doğuran bildirim. İLE Bir gemideki malları göstermek için kaptan tarafından boşaltma işlemlerinin yapılacağı gümrük idaresine verilen dizin. | Bildiri. )

- PROTOKOL ile FORMALİTE

- RAPOR/DA:
BAĞLAYICI/LIK
ile/değil/yerine YOL GÖSTERİCİ/LİK

- RAPOR[İng.] değil/yerine/= YAZANAK
( Herhangi bir işte, bir konuda yapılan inceleme, araştırma sonucunu, düşünceleri ya da saptamaları bildiren yazı. )

- RE'SEN ile RESEN[Fars.]
[ikisi de "REYSEN" değil!]

( Kendi kendine, kendi başına, kimseye danışmadan. İLE İp, urgan, halat. )

- REDDETMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DIŞARIDA BIRAKMAK

- REFT ile REFT[Fars.]
( Bir şeyi ufalama, kırıntı durumuna getirme. İLE Gitme, gidiş. | Yeniçeri ocağıyla sonraları askerlik dairelerinde kişiler için tutulan künye defterlerinde "ayrıldı" anlamına kullanılan bir sözcük. )

- REJECT vs. REFUSE/TURN DOWN vs. REVERSE vs. REVOKE vs. RESCIND vs. REPEAL vs. ANNUL vs. VOID vs. RECONSIDER
( Reddetmek.[konuşma dilinde] İLE Reddetmek. İLE Kararı feshetmek, iptal etmek. İLE Geri almak.[özel hukukta kullanılır][REVOCABLE >< IRREVOCABLE] İLE Yürürlükten kaldırma, iptal etmek, feshetmek. İLE Yürürlükten kaldırma.[Anayasa ve İdare Hukuku'nda] İLE Bozmak, iptal etmek, feshetmek. İLE Geçersiz. İLE Tekrar gözden geçirme, tekrar düşünme. )

- RİÂYET değil/yerine/= GÜTME, GÖZETME | UYMAK, SAYGI, SAYMA | AĞIRLAMA
( GÜTME, GÖZETME | UYMAK, SAYGI, SAYMA | AĞIRLAMA )

- RİTÜEL ile PROTOKOL[Fr. < Yun.]
( ... İLE Bir toplantı, oturum, soruşturma sonunda imzalanan belge. | Diplomatlar arasında yapılan antlaşma tutanağı. | Diplomatlıkta, devletler arasındaki ilişkilerde geçen yazışmalarda, resmi törenlerde, devlet başkanları ile onları temsilcileri arasındaki görüşmelerde uyulan kurallar. )

- RİVÂYET ile/ve/<> İŞÂRET
( Büyüklerden. İLE/VE/<> Âlimlerden. )

- RUK'A[< RAKABE] ile RUKA'/RIKA'[< RUK'A]
( Üzerine yazı yazılan kâğıt parçası. | Kısa mektup.[ŞUKKA] | Yama. | Dilekçe. İLE Üzerine yazı yazılan kâğıt parçaları. | Kısa mektuplar. | Yamalar. | Dilekçeler. )

- RÜKÛN[< REMS] ile RÜKN[çoğ. ERKÂN] ile RÜKÛNET
( Can ve gönülden eğilim/meyil. İLE Bir şeyin en sağlam tarafı, temel direği. | Kolon, direk. | Güçlü, nüfuzlu, önemli kimse. | İslâm tüzesinde/hukukunda sözleşmenin kurulmuş sayılması için bulunması gerekli şartlar. İLE Ağırbaşlılık, gururluluk. )

- RÜÛS[< RE'S] ile RÜZZ
( Başlar. | Sadrazam'ın verebileceği küçük rütbeler için verilen resmî yazı. | İlmiye, âlimler/ulemâ derecelerinden biri.[Medrese öğrenimini tamamlayıp mülâzim olanlar, yedi yıllık mülâzemet süresini de tamamladıktan sonra Şeyhülislâm'ın bulunduğu yeterlik/rüûs sınavına girerken, kazananlar müderris tayin olunurdu.] İLE Pirinç.[ERZ] )

- SAÇMA(LIK)LAR / SAFSATALAR ile/değil/yerine FaRkLaR
( Sözcükler: "SEN ..." / "SEN DE ..." ile başlatılan/saldırılan "tanımlar".
* Tanım/açıklama: Tartışmada, öteki kişinin söz ve hareketlerini, kendi görüşünü savunmada kanıt olarak kullanma. | "Bir savın doğruluğunun, savı geliştiren kişinin, kişiliği ile ilgisi olduğu" "savı". | Bir kişinin önerileri yerine, önerinin reddedilmesini sağlamak üzere, kişiye sövülerek yapılan saldırı.
Örnek: - "Senin müdür hakkında söylediklerini duydum. Nankör adam! Sen müdürün o kadar ekmeğini yedin!"
- "...yı şu yaptıysa doğrudur/yanlıştır."
- "...yı savunuyorsa ahlâksızın tekiymiş."
Lat./İng.: ARGUMENTUM AD HOMINEM

* Tanım/açıklama: Tepkisel indirgemecilik.
Örnek:
- ... sorununun bu hâle gelmesinin toplumsal, ekonomik, politik bir sürü nedeni var.
- "Terör örgütünü mü savunuyorsun bana?!..."
İng.: STRAW MAN

Sözcük: "ONA BAKARSAN ..." ile başlayan "tanımlar".
Tanım/açıklama: "Ortak özellik gösteren iki önermenin birbiriyle aynı olması ya da birbirine çok benzemesi gerektiği" "savı". ZAYIF BENZETME
Örnek: "Osmanlı İmparatorluğu da tıpkı Roma İmparatorluğu gibi parçalanmıştır."
İng.: WEAK ANALOGY

Sözcük: "HERKES ..." ile başlayan "tanımlar".
Tanım/açıklama: "Çoğunluğun benimsediğinin doğru olduğu" "savı".
Örnek: " 'Herkes' ona oy verdiğine göre yaptıkları da doğrudur."
Lat.: ARGUMENTUM AD POPULUM

Sözcük: "DEMEK Kİ ..." ile başlayan "tanımlar".
Tanım/açıklama: "Zaman içinde, önce gerçekleşen bir olgunun, onu izleyen başka bir olgunun nedeni olması gerektiği" "savı".
Örnek: "Güneş tutulmasından sonra deprem oldu. Demek ki depremin nedeni güneş tutulmasıdır."
Lat.: POST HOC ERGO PROPTER HOC

Sözcükler: "DEMEK Kİ ..." / "SONUÇTA ..." / "TEMELDE ..." ile başlayan "tanımlar".
Tanım/açıklama: "Tersi kanıtlanamayanın doğru olduğu" "savı".
Örnek: "UFO'ların dünyayı ziyaret etmediği yolunda hiçbir kanıt yoktur. Demek ki ediyorlar."
Lat.: ARGUMENTUM AD IGNORANTIAM

Sözcükler: "DEMEK Kİ ..." / "ZATEN ..." ile başlayan "tanımlar".
* Tanım/açıklama: "Bağlantı, ilişki ya da ortak özelliklerin, mutlaka neden-sonuç ilişkisi içinde olduğu" "savı".
Örnek: "Genç kızlar, çok çikolata yiyor. Genç kızlarda sivilce çok görülüyor. Demek ki, sivilcenin nedeni çikolatadır."
Lat.: CUM HOC ERGO PROPTER HOC

* Tanım/açıklama: "Geleneksel olanın doğru olduğu" "savı".
Örnek 1: "...'yı öldürmemiz gerekiyor. Çünkü töre böyle."
Örnek 2: "Bunca yıldır böyle yapılıyor. Demek ki doğrudur."
Lat.: ARGUMENTUM AD TRADITIO / ANTIQUITATEM

* Tanım/açıklama: "Bir tartışmanın taraflarından birinin sessiz kalmasının, sessiz kalan tarafın tartışılan konuda bilgisi olmadığını, haksız olduğunu veya yanıldığını kabullenmesi anlamına geldiği" "savı".
Örnek: "Sükût, ikrardan gelir! Türk atasözü."
Örnek:
- Sanık, sorguda susma hakkını kullanmıştır!
- "Suçsuzsa neden sussun ki?! Kalkıp açık açık, 'Ben suçsuzum!' derdi suçlu olmasaydı!"
Lat.: ARGUMENTUM EX SILENTIO

Sözcükler: "DEMEK Kİ ..." / "BELKİ DE ..." ile başlayan "tanımlar".
Tanım/açıklama: "Sorunun ardında yatan varsayımların doğru olduğu" "savı". YÜKLÜ SORU
Örnek:
- Uyuşturucu kullanmaktan ne zaman vazgeçtin?
- Vazgeçmedim!
- Demek ki hâlâ kullanıyorsun?!...
- Hayır, hiç kullanmadım!
- "Ama vazgeçmediğini itiraf ettin!"
İng.: LOADED QUESTION

Sözcükler: "TEMELDE ..." / "HİÇ" / "HEP" ile başlayan "tanımlar".
Tanım/açıklama: Döngüsel nedensellik. Kendi kendini "kanıtlayan" önerme.
Örnek: "O, tembeldir. Çünkü çalışmayı hiç sevmez."
Örnek: "Yalancı değilim. O nedenle, tüm söylediklerim doğrudur."
Örnek: "Sudan hafif maddeler yüzerler. Çünkü batmazlar."
Lat.: PETITIO PRINCIPII
İng.: BEGGING THE QUESTION

Sözcükler: "NASILSA ..." ile başlayan "tanımlar".
* Tanım/açıklama: "Ünlülerin/güçlülerin/zenginlerin söylediklerinin doğru ya da yoksulların söylediklerinin yanlış olduğu" "savı".
Örnek 1: "... bunu söylüyorsa doğrudur."
Örnek 2: "O beş parasızın teki! Söylediklerine kim inanır!?..."
Lat.: ARGUMENTUM AD CRUMENAM

* Tanım/açıklama: "Yoksulların söylediklerinin doğru ya da zenginlerin söylediklerinin yanlış olduğu" "savı".
Örnek: "Adamın beş parası yok ki çapkınlık yapabilsin!"
Örnek: "Adamın milyonları var. Güya eşini hiç aldatmamış!"
Lat.: ARGUMENTUM AD LAZARUM

* Tanım/açıklama: "Acınacak durumda olmanın ya da çaresizliğin, söylenilen ya da yapılanların yanlışlığına ağır bastığı" "savı".
Örnek: "Adam ayakta duramayacak denli yaşlı ve hasta. Bence geçmişte yaptıklarından sorumlu tutulmasına artık gerek kalmamalı."
Lat.: ARGUMENTUM AD MISERICORIDIAM

Sözcükler: "İLLE DE" / "TEMELDE ..." ile başlayan "tanımlar".
Tanım/açıklama: "Yalnızca iki seçeneğin var olduğu savı." YANLIŞ İKİLEM.
Örnek: "Ya çözümün bir parçasısındır ya da sorunun!"
İng.: BIFURCATION

Sözcükler: "ELİMDE DEĞİL ..." / "NE BİLEYİM ..." sözlerinin eklendiği "tanımlar".
Tanım/açıklama: "Güç"/"zayıflık" kullanımı.
Örnek: "Ders kitaplarında yazılanlar doğrudur. Eğer yanlış dersem öğretmen beni sınıfta bırakır."
Lat.: ARGUMENTUM AD BACULUM


Az kullanılması gerekenleri ve kullanırken çok dikkat edilecekleri bil de KONUŞ!!! )
( http://www.nku.edu/~garns/165/ppt3_2.html

http://courses.washington.edu/spcmu/334/fallacies.html )
( Safsata Türleri )

- SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR:
BİÇİMSİZ
ile/ve/||/<> BELİRSİZLİK ile/ve/||/<> SALDIRI ile/ve/||/<> KONUNUN ÖZÜNÜ KAÇIRMA ile/ve/||/<> TARTIŞMALI NEDEN ile/ve/||/<> İSTATİSTİKSEL HATA ile/ve/||/<> ŞAŞIRTMA ile/ve/||/<> YETKEYE BAŞVURMA ile/ve/||/<> DUYGULARA BAŞVURMA ile/ve/||/<> KIYASLAMA HATALARI ile/ve/||/<> SINIFLANDIRMA HATALARI
( BİÇİMSİZ SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR ile/ve/||/<> SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR
( INFORMAL FALLACIES vs./and/||/<> FALLACIES )

BELİRSİZLİK SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: GÖNDERMELİ ile/ve/||/<> VURGULAMA ile/ve/||/<> ÇOK ANLAMLILIK
( FALLACY OF: EQUIVOCATION vs./and/||/<> ACCENT vs./and/||/<> AMPHIBOLY )

SALDIRI SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: KARALAMA ile/ve/||/<> NİTELİKSEL ile/ve/||/<> "SEN / SEN DE ..." ile/ve/||/<> DOLDURUŞA GETİRME
( ARGUMENT AGAINST THE MAN vs./and/||/<> CIRCUMSTANTIAL AD HOMINEM vs./and/||/<> FALLACY OF "YOU / YOU ALSO" vs./and/||/<> POISONING THE WELL )

KONUNUN ÖZÜNÜ KAÇIRMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: KISIR DÖNGÜ ile/ve/||/<> İLGİSİZ AMAÇ ile/ve/||/<> İLGİSİZ SONUÇ ile/ve/||/<> İDDİAYI ZAYIFLATMA ile/ve/||/<> KONUYU SAPTIRMA
( BEGGING THE QUESTION vs./and/||/<> FALLACY OF IRRELEVANT PURPOSE vs./and/||/<> IRRELEVANT CONCLUSION vs./and/||/<> FALLACY OF STRAW-MAN vs./and/||/<> FALLACY OF RED HERRING )

TARTIŞMALI NEDEN SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: YANLIŞ NEDEN ile/ve/||/<> ÖNCESİNDE ile/ve/||/<> ORTAK ETKİ ile/ve/||/<> GÖZDEN KAÇIRILABİLİR NEDEN ile/ve/||/<> YANLIŞ YÖN ile/ve/||/<> KARMAŞIK NEDENLER
( FALLACY OF FALSE CAUSE vs./and/||/<> FALLACY OF "PREVIOUS THIS" vs./and/||/<> JOINT EFFECT vs./and/||/<> GENUINE BUT INSIGNIFICANT CAUSE vs./and/||/<> WRONG DIRECTION vs./and/||/<> COMPLEX CAUSE )

İSTATİSTİKSEL HATA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: YETERSİZ ÖRNEK ile/ve/||/<> TEMSİL ETMEYEN ÖRNEK ile/ve/||/<> YANLIŞ BENZETME ile/ve/||/<> YOK SAYMA ile/ve/||/<> SÜMEN ALTI ile/ve/||/<> KUMARBAZ
( FALLACY OF INSUFFICIENT SAMPLE vs./and/||/<> UNREPRESENTATIVE SAMPLE vs./and/||/<> FALSE ANALOGY vs./and/||/<> SLOTHFUL INDUCTION vs./and/||/<> FALLACY OF SLANTING vs./and/||/<> GAMBLER'S FALLACY )

ŞAŞIRTMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: DEVEDE KULAK ile/ve/||/<> YA SİYAH, YA BEYAZ ile/ve/||/<> KANITLAMA ZORUNLULUĞU ile/ve/||/<> FELÂKET ÇIĞIRTKANLIĞI ile/ve/||/<> İMÂLI SORU ile/ve/||/<> ÇOK SORULU ile/ve/||/<> SINIRLI SEÇENEK
( FALLACY OF THE BEARD vs./and/||/<> BLACK OR WHITE FALLACY vs./and/||/<> ARGUMENT FROM IGNORANCE vs./and/||/<> FALLACY OF SLIPPERY SLOPE vs./and/||/<> COMPLEX QUESTION vs./and/||/<> FALLACY OF MANY QUESTIONS vs./and/||/<> FALLACY OF LIMITED CHOICES )

YETKEYE BAŞVURMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: BİR BİLENE SORMA ile/ve/||/<> YETERSİZ KAYNAK ile/ve/||/<> İNANCA BAŞVURMA ile/ve/||/<> ORTAK TUTUMA BAŞVURMA ile/ve/||/<> ÖBEK BASKISI ile/ve/||/<> YARARCI ile/ve/||/<> BEĞENDİRME ile/ve/||/<> DAYATMA ile/ve/||/<> İÇİNDEKİ DEĞİL DIŞINDAKİ(ZARF-MAZRUF) ile/ve/||/<> GENETİK
( ARGUMENT TO AUTHORITY vs./and/||/<> FALLACY OF UNQUALIFIED SOURCE vs./and/||/<> APPEAL TO BELIEF vs./and/||/<> APPEAL TO COMMON PRACTICE vs./and/||/<> BANDWAGON, PEER PRESSURE vs./and/||/<> PRAGMATIC FALLACY vs./and/||/<> APPEAL TO PERSONAL INTERESTS vs./and/||/<> FALLACY OF "IS" TO "OUGHT" vs./and/||/<> STYLE OVER SUBSTANCE vs./and/||/<> GENETIC FALLACY )

DUYGULARA BAŞVURMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: TEHDİT ile/ve/||/<> DUYGU ile/ve/||/<> ÖNYARGILI DİL ile/ve/||/<> MAZERET
( ARGUMENT FROM FORCE vs./and/||/<> ARGUMENT TO PITY vs./and/||/<> PREJUDICIAL LANGUAGE vs./and/||/<> FALLACY OF SPECIAL PLEADING )

SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR ile/ve/||/<> HATALAR
( FALLACIES vs./and/||/<> MISTAKES/WRONGS )

KIYASLAMA HATALARI: GENELLEŞTİRME ile/ve/||/<> ÖZELLEŞTİRME
( FALLACY OF CONVERSE ACCIDENT vs./and/||/<> FALLACY OF ACCIDENT )

SINIFLANDIRMA HATALARI: BÜTÜNLEME ile/ve/||/<> İNDİRGEME
( FALLACY OF COMPOSITION vs./and/||/<> FALLACY OF DIVISION ) )

- SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR ile/ve/||/<> HATALAR

- SAÇMA ile "SAKAT"

- Safsatasız KONUŞ!!!

- SAFSATA ile HURÂFE

- SAFSATA ile TOTOLOJİ
( Belirli bir niyet üzere uyarlanmışlık da vardır. İLE ... )

- SAHİH (OLAN) ile/ve SALİH (OLAN)
( Bilinmeli. İLE/VE Uygulanmalı. )

- SAHİH ile SAKÎM

- SAKLI ile/ve/değil GİZLİ

- SALÂHİYET ve/||/<> EHLİYET ve/||/<> KUDRET

- SALDIRI SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
KARALAMA
ile/ve/||/<> NİTELİKSEL ile/ve/||/<> "SEN / SEN DE ..." ile/ve/||/<> DOLDURUŞA GETİRME

- SALDIRI ile/değil SAPTAMA/TESPİT/BEYAN

- SAMİMİYET >< SAVUNMA
( "Savunmalarını" bırakmıyorsun ki, samimi olmasını istediğin kişi/ler bunu yapsın. )

- SANSÜR[Fr.] değil/yerine/= DENETLEME/SIKIDENETİM
( Her türlü yayının, sinema ve tiyatro yapıtlarının, hükümetçe, önceden denetlenmesi. Yayın ve gösterilmesinin, izne bağlı olması, sıkıdenetim. | Denetleme işini yapan kurul. )

- SAPTAMA ile/ve YAKALAMA

- SAPTIRMA ile/değil/yerine SAPTAMA

- ŞAŞIRTMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
DEVEDE KULAK
ile/ve/||/<> YA SİYAH, YA BEYAZ ile/ve/||/<> KANITLAMA ZORUNLULUĞU ile/ve/||/<> FELÂKET ÇIĞIRTKANLIĞI ile/ve/||/<> İMÂLI SORU ile/ve/||/<> ÇOK SORULU ile/ve/||/<> SINIRLI SEÇENEK

- SATILAMAZ ile/ve/||/<> DEVREDİLEMEZ

- SAVUNMA ile CAHİLLERİN "SAVUNMASI"
( Konu/olgu çerçevesinde kalarak geçerli dayanakçaları öne sürme çabası ve hakkı. İLE Konuyu/olguyu değerlendirmek yerine ya kendilerini savunurlar ya da kişileri örnek gösterir ve saldırırlar. )
( Duygular, bilgilerle ters orantılıdır. Ne kadar az biliş varsa o kadar savunuş vardır. )

- SAVUNMA ile DESTEKLEME

- SAVUNMA ile ÖNCELLEME

- SAVUNMA ile/değil/yerine SERİMLEME

- SAVUNUCU YAKLAŞIM/AÇIKLAMA ile/değil/yerine İKİNCİL/ALTERNATİF YAKLAŞIM/AÇIKLAMA

- SAYMAK ile/ve ÖLÇMEK
( Matematik/aritmetik. İLE/VE Geometrik. )
( İSTİMARA[İt.]: Ölçme, değerlendirme. | Bir kabın, oylumunu ya da alabileceği miktarı hesaplama. )

- SEBEPLER:
HAKİKATEN
ile/ve/||/<> İLLET HÜKMÜNDE ile/ve/||/<> MAHİYETİNDE İLLET OLMA ŞÜPHESİ BULUNAN ile/ve/||/<> MECÂZEN

- SEBZELERDE:
EN DAYANIKLILAR
ile EN DAYANIKSIZLAR, EN KOLAY/HIZLI ÇÜRÜYENLER
( Pancar, havuç, soğan. İLE Kuşkonmaz, Brokoli, Mısır. )

- ŞEFFAFLIK ile REKLÂM

- ŞEKİL ve/<> KANIT

- ŞEKK ile/ve OLASILIKLI

- ŞEKK ile/ve/< ZANN ile/ve/< ZAN-I GALİP ile/ve/< VEHİM ile/ve/< ŞÜPHE[< TEŞBİH]
( Birbirine muhalif iki şeyden birini, ötekine yeğleme sırasında kişide ortaya çıkan ikircik. Bir yargıda herhangi birini yeğlemeksizin "...dır" ile "...değildir" arasında yaşanan ikircik(tereddüt). İLE/VE Birinin yeğlenip ötekinin terk edilememesi. İLE/VE Birinin yeğlenip ötekinin terk edilebilmesi. [Yakîn(kesinlik) derecesindedir.] İLE/VE Yargının yeğlenen tarafı. İLE/VE Kavramın/olgunun gizliliği, karmaşıklığı ve kapalılığı. )

- SENET-SEBET[< Sabit, Delil]

- SERDETMEK[Ar.] değil/yerine/= İLERİ SÜRMEK

- SEVİYE[Ar.] değil/yerine/= DÜZEY

- ŞİFRE OLARAK KALMASI GEREKEN ile/ve DEŞİFRE EDİLMESİ GEREKEN

- SİGORTA[İt.] ile REASÜRANS[Fr.]
( Bir şeyin ya da birinin, herhangi bir yönden, ileride karşılaşabileceği zararı gidermek için, önceden ödenen önödeme karşılığında, bu işle uğraşan kuruluşla yapılan bağlnatı sözleşmesi. | Bu tür sözleşmeleri yapan şirket. | Özellikle elektrik devresinde, akım çok güçlü olduğunda, eriyerek, güvenliği sağlayan, kazayı önleyen nesne ya da düzenek. İLE Bir sigorta ortaklığının, sigorta ettiği paranın bir bölümünü, olabilecek zarara karşı, başka bir ortaklığa yeniden sigorta ettirmesi işi. )

- ŞİKÂYET ile/ve/değil/yerine/||/=/<>/></>/< HİKÂYET
( Yaşanılmış bir sorun üzerine konuşulduğunda, o konuya değinmenin gereği, sorunun kendini değil daha sonraki durum ve/veya süreçlerde, kişinin, davranış-tutumlarını ve dilini düzeltmesine, gelişerek değişmesine katkıda bulunulacak şekilde düşünülmeye/konuşulmaya çalışılmasıdır. Biri, bir sorundan konu açıyorsa, bunu, o sorundan "şikâyet ediyor" olarak değil daha sonrası için bir çözüm arıyor ve/veya sunuyor olarak düşünmek/konuşmak ve algılamaya çabalamak gerekir. Bir serzeniş ya da isyan olarak algılanmamalıdır.

Bu tür durumlarda, ötekine bilgi vererek, değinilecek konu/sorun için, "Benimki/bizimki*, bir şikâyât değil hikâyât![olan-bitenin öyküsü/hikâyesi]" şeklinde, öncelikle, kişinin kendinde ve daha sonra çevresinde, adâleti ve dengeyi sağlamasına destek vermek üzere, çevresiyle olan iletişimini ve ilişkisini sürekli kılmak üzere, bir bilgi verilir ve/veya açıklama/anımsatma/uyarı yapılır.

[ * "Bizimki" sözü/sözcüğü, "bu konuda/alanda, bu ayrıntılarda, ben ve benim gibi düşünenler" olarak/anlamında ve bencilliğe/tekbenciliğe düşülmemesi için kullanılır. ] )

- ŞİKÂYET ile/ve/değil/yerine/||/<> TESPİT

- SINIR KOYMAK ile/ve HAKİMİYET ALTINDA TUTMAK

- SINIRLAMA/KISITLAMA ile/<> GİZLİLİK

- SINIRLANDIRMADA:
YASALILIK
ve/||/<> GEÇERLİLİK(MEŞRÛİYET) ve/||/<> TOPLUMSAL GEREKLİLİK

- SINIRLI ile/ve/||/<> SINIRLAYICI

- SINIR ile/ve/<>/değil/yerine ÇERÇEVE

- SINIR ile SON

- SİNN-İ İNHİTÂT değil/yerine/= ÇÖKKÜNLÜK DÖNEMİ

- SIR ile/ve SINIR

- SIR ile/ve/değil SINIR

- SORGULAMAK ile/değil/yerine/</>< SORU SORMAK
( Bazı "savcı"ların yanlış, olumsuz, yüklü, kandırıcı tarzı. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Düşünenlerin, uygun, doğru, yerinde tutumu. )

- SORGULAMA ile/ve/> DÜŞÜNCE/FİKİR AYRILIĞI

- SORGULAMA ile/ve SINAMA

- SORGULAMA ile/ve YORUM ÇOKLUĞU(NA ULAŞMAK)

- SORUMLULUKLARIN AZALDIĞI DURUMLAR:
CİNNET
ile/ve/||/<> SAĞIRLIK YA DA ÖTEKİ DUYU YİTİMLERİ ile/ve/||/<> BELLEK ZAYIFLIĞI ile/ve/||/<> UYKU ile/ve/||/<> SARA ile/ve/||/<> HASTALIK ile/ve/||/<> HATA

- SORUMLULUKLARIN, KISMEN AZALDIĞI DURUMLAR:
BİLGİSİZLİK
ile/ve/||/<> SARHOŞLUK(SEKİR) ile/ve/||/<> HAFİFLİK(HEZEL) ile/ve/||/<> SEFAHET ile/ve/||/<> SEFER

- SORUMLULUKLARIN, KISMEN AZALDIĞI DURUMLAR:
KÜÇÜKLÜK
ile/ve/||/<> BUNAMA(ATEH) ile/ve/||/<> ÂDET GÖRME(HAYIZ)

- SORUNLARA ODAKLANMAK ile/değil/yerine/>< OLASILIKLARA VE (ARA) ÇÖZÜMLERE ODAKLANIRSAK
( Daha çok sorun/umuz olur/oluşturur. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Daha çok seçeneğimiz ve çözümümüz olur/oluşur. )

- SORUŞTURMA ile/ve/<> KOVUŞTURMA/KOĞUŞTURMA/TA'KÎBÂT

- SÖYLEMEK ile/ve/yerine ÖRNEK VERMEK

- SÖYLEMEK ile SAPTAMAK

- SÖYLENİLEMEYEN ile/ve/<> SESLENDİRİLEMEYEN
( ARETA ile/ve/<> APORETA )

- SÖZ (ALMAK/VERMEK) ile/değil/yerine OLUR/ONAY (ALMAK/VERMEK)

- SÖZ SÖYLEMEK ile/ve/||/<> ANLAMAK
( İrfan ister. İLE/VE/||/<> İnsan/kişi ister. )

- SÖZ(CÜK):
GERÇEK
ile/ve/||/<>/> MECAZ ile/ve/||/<>/> KİNÂYE ile/ve/||/<>/> SARİH
( Çıkarımsal. İLE/VE/||/<>/> Hayal/Muhayyile. İLE/VE/||/<>/> Sezgi/Hads. İLE/VE/||/<>/> Apaçık. )
( Soğan. İLE/VE/||/<>/> Sarımsak. İLE/VE/||/<>/> Koku. İLE/VE/||/<>/> Yaygın koku. )
( )
( Söz(cük)leri/ni değiştir... Dünya/n değişsin...
)
( )

- SÖZLÜK ÇALIŞMASI/OKUMASI:
HERKESİN HARCI
ile/ve/değil/||/<>/< HERKESİN İHTİYACI

- SÖZLÜK ile/ve BEYDER
( ... İLE/VE Doğru sözlük. )

- SÖZÜ:
SÖYLEMEDEN ÖNCE
ile/ve/||/<> SÖYLEDİKTEN SONRA
( Önünde dur! İLE/VE/||/<> Ardında dur! )

- STATÜ[Fr.] değil/yerine/= TÜZÜK

- SU ÜZERİNE ile/ve/<> BUZ ÜZERİNE
( Yazı yazılmaz! İLE/VE/<> Mühür kazınmaz! )

- ŞU, ŞUNA/ŞUNUNLA:
"TERS ORANTILI"
ile/değil "TERS"

- ŞÜPHELENDİRMEMEK ile/ve/<>/değil/yerine KARIŞMAMAK

- ŞÜPHE[< TEŞBİH] ile/ve REYB

- ŞÜPHE ile KÖTÜ/LÜK

- ŞÜPHE ve/< TASAVVUR
( Tasavvur olmadan şüphe oluşmaz/edilmez. )
( Kuşku söz konusu olduğunda sanığın lehine kullanılır. )

- ŞÜPHE ile/ve/değil/yerine TERK

- ŞÛRA-YI DEVLET değil/yerine/= DANIŞTAY

- SÜREÇ İŞÇİLİĞİ ve/||/<> SÜREKLİLİK

- SÜREÇ ile PROSEDÜR

- SÜREKLİLİK ile/ve ZORUNLULUK ile/ve KESİNLİK

- SUSABİLMEK:
İCÂBEN
ile/ve/değil/||/<>/< EDEBEN

- SÜSLEMEK ve/> TAÇLANDIRMAK

- TAAHHÜT değil/yerine/= ÜSTENME

- TAHKİKTE:
VİCDANÎ KANAAT
değil YASAL KANIT

- TAHLÎL ile ŞERH

- TAHLİL ile TÂLİL
( Kavramların tanımı/tahlili yapılır. İLE Olguların talili(tümdengelim) yapılır, nedenleri gösterilir. )

- TAHLİL ile TESPİT

- TAHLİL ile YORUM

- TAHMİN ile/ve/değil TEMENNİ/DİLEK

- TAHRÎR ile TAKRÎR
( Yazma, kitabet, kompozisyon. İLE Yerleştirme, yerleştirilme. | Anlatma, ders verme. | Önerge. | Tapu dairesinde taşınmaz malını başkasına sattığını ya da ipotek ettiğini söyleme. )
( Bilginin tarihselleştirilmesi. İLE ... )

- TAKARRÜR[Ar.] değil/yerine/= KARAR VERME
( Bir yerde karar kılma, yerleşme. | Karar verilme. )

- TAKDİR ile/ve DEĞERLENDİRME

- TAKRÎBÎ ile/değil/yerine/>< TAHKÎKÎ

- TAKTİK ile STRATEJİ(K)

- TAM AYRI TUTMA/İSTİSNA ile/ve/||/<>/> BÖLÜMSEL/KISMÎ AYRI TUTMA/İSTİSNA

- TÂMÎK[Ar.] değil/yerine/= DERİNLEŞ(TİRİL)ME

- TAMİR ile TELÂFİ ile TASHİH[< SIHHAT]

- TANIMLAMA ile/ve/<> ÖLÇÜ

- TANIM ile/ve/<> İSPAT

- TANIM ile/ve KANIT

- TANIM ile TESPİT

- TANITLAMA = BURHAN = DEMONSTRATION[İng., Alm.] = DÉMONSTRATION[Fr.] = DEMONSTRATIO[Lat.] = DEMOSTRAR[İsp.]

- TANITLAMA ile KANITLAMA

- TANITLAMA ile/ve/||/<> TANITLAMAK
( Tanıtlamak işi, ispatlama. | Öne sürülen bir iddianın doğruluğunu mantıksal yöntemle gösterme. İLE/VE/||/<> Bir iddianın gerçekliğini inkâr edilmeyecek bir kesinlikle göstermek, ispatlamak. | Muhakeme etme yoluyla ya da tanık göstererek bir şeyin doğruluğunu ortaya koymak. )

- TARİH ile/ve/<> BAĞLAM

- TARİH ve/< DAYANAKÇA ve/< KAYNAK

- TARTIŞMALI NEDEN SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
YANLIŞ NEDEN
ile/ve/||/<> ÖNCESİNDE ile/ve/||/<> ORTAK ETKİ ile/ve/||/<> GÖZDEN KAÇIRILABİLİR NEDEN ile/ve/||/<> YANLIŞ YÖN ile/ve/||/<> KARMAŞIK NEDENLER

- TARZ ile TAVIR

- TARZ ile ÜSLÛB

- TARZ ile YÖNTEM

- TASDİKNÂME ile/>< TAKDİRNÂME
( Verilen onayı gösteren belge. | Okulunu bitirmeden ayrılan öğrenciye okul yönetimi tarafından verilen, son öğrenim düzeyini gösteren belge. | Başka bir öğrenim kurumuna geçen öğrenciye okul yönetimi tarafından verilen, son öğrenim düzeyini gösteren belge. İLE/>< Yapılan bir işin beğenildiğini belirtmek amacıyla verilen yazılı belge, takdir. | Okullarda belirli bir başarı düzeyinin üzerine çıkan öğrenciye karnesiyle birlikte verilen belge, takdir. )

- TASHİH[< SIHHAT] ile/ve/değil/yerine/+/> TEKMİL

- TASIM/KIYAS ile/değil/yerine KARŞILAŞTIRMA
( Tanım/Örnek: Bir sayfanın ikiye bölünerek, iki ayrı olgunun/kavramın kendi özlerinin iki ayrı sütunda sadece veri olarak dizilişi ve öylece yorum eklemeden bırakılması. İLE/DEĞİL/YERİNE Yapılan tablonun/karşılaştırmanın altına ekleme/yorum şeklinde göreceliliği, sınırlılığı ve kısıtlılığı potansiyelinin gözardı edilerek bir değerlendirme yapılması.(sınırı aşmak/bilmemek). Sonuç: Kıyasın değil, karşılaştırmanın daha yerinde, arı, saf, doğru olacağı ve kıyas yapmama gerekliliği. )
( Nispet. İLE/DEĞİL/YERİNE Oran. )
( Sabitliği dayatmaya çalışır. İLE/DEĞİL/YERİNE Özgünlük olanağı sunar/sağlar. )
( Resim. İLE/DEĞİL/YERİNE Fotoğraf. )
( Kıyas, bâtıldır. )
( Her şeye/yere kıyas sokulmaz! )

- TASRİH[Ar.] değil/yerine/= BELİRTME

- TASVİP/ONAMA ile/ve TASDİK/ONAY

- TATBÎK(AT) değil/yerine/= UYGULAMA

- TATBİKAT-I HUKUKİYE:
MUHTELİF MAHİYET ARZEDEN, EF'AL-İ BEŞERİYE
ile/ve/||/<> HUSÛSÎ MAHİYET ARZEDEN, EF'AL-İ BEŞERİYE ile/ve/||/<> DİNÎ VE İCTİMÂÎ MAHİYET ARZEDEN, EF'AL-İ BEŞERİYE

- TAVASSUT[Ar.] değil/yerine/= ARACILIK, ARA BULMA, ARACILIK ETME

- TAVIR ile EDÂ

- TÂVİZ değil/yerine/= ÖDÜN

- TAVSİYE ve/> İSTİŞÂRE

- TAYİN ile/ve/değil TESPİT

- TEBAHHUR[< BAHR] ile ...
( DERYALANMA, DENİZLEŞME | BİR ŞEYİN İÇİNE DALMA VE PEK DERİNİNE VARMA | BİR İLİMDE DERİN İHTİSAS KAZANMA )

- TECRÎD[< Ar. CERED | çoğ. TECRÎDÂT] ile/< İNTİZÂ[< Ar. NEZ]
( Maddî olandan arındırmak. | Soymak/soyutlamak. İLE/< Dış-dünyada, bir nesnede gizilgüç[bilkuvve/potansiyel] olarak bulunan bir özelliği, zihnin soyutlayarak yetkin örnek[ideal-form] haline getirmesi. | Ayıklamak. )
( Soyma, soyulma. | Ayırma, bir tarafta tutma. | Herşeyden el-ayak çekme. | Soyutlama. | Yalıtma. | Bir şairin kendini soyut bir kişilik, yani ayrı bir kişi sayarak ona hitab etmesi. | Noktasız harflerden oluşan sözcüklerle tümce ya da mısra yapma. İLE/< Çekip koparma, koparıp alma. )
( İntizâ olmadan, tecrîd olmaz. )
( Without the extraction, there cannot be the abstraction. )

- TECRİD ile/değil/yerine TEZKİYE

- TECVÎZ[Ar. CEVÂZ | çoğ. TECVÎZÂT] ile/ve TAKDİR
( Olanaklıları kabul eder. İLE/VE ... )

- TEDBİR ile/ve/||/<>/< İHTİYÂR

- TEFRİK ile/ve/<> TEMYİZ
( Ayırma, ayırd etme, seçme. İLE/VE/<> ... )

- TEHDİT değil/yerine TEKLİF

- TEHİR/TAVİK[Ar.] değil/yerine/= GECİKTİRME | ALIKOYMA

- TEHİR[< AHAR | çoğ. TEHÎRÂT] ile TECÎL[< ECL | çoğ. TECÎLÂT]
( Erteleme, sonraya/geriye bırakma. İLE Belirli bir zamana kadar erteleme, sonraya/geriye bırakma. )

- TEHLİKE/Lİ ile RİSK/Lİ

- TEKNİK ile/ve/değil/<> TAKTİK

- TEKNOLOJİ[İng., Fr. < TECHNOLOGY < Yun. TEKHNE] değil/yerine/= UYGULAYIMBİLİM

- TEKRARLAMA ile UYGULAMA

- TEKRARLAYICI (OLMAK) ile/ve/değil/yerine UYGULAYICI (OLMAK)

- TEMELLENDİRME ile/ve/<> DAYANDIRMA

- TEMELLENDİRME ile GEREKÇELENDİRME

- TEMSİL ETME ile/ve BİLDİRME

- TEMYÎZ[< MEYZ] ile İSTÎNÂF
( Ayırma, ayrılma, seçme, seçilme. | İyiyi, kötüden ayırt etme. İLE Yeniden başlama. | Bidâyet mahkemesi tarafından verilen kararın, bir üst mahkemeye başvurarak kaldırılmasını isteme. | Sözün başlangıcı, söz başı. )
( Yasa yolunda, üst mahkeme, hukuka aykırı olan kararı, sadece bozar, kendi yeniden yargılama yaparak karar veremez. İLE Yasa yolu incelemesi sonunda, hukuka aykırı bulunan yerel mahkeme kararı yerine üst mahkemece, yeniden yargılama yapılarak yeni bir karar verilir. )

- TENKİT ile SAPTAMA/BELİRTME

- TEPKİ ile/ve/değil/yerine TESPİT

- TERTİBAT ile/ve TEŞKİLÂT

- TESHÎR ile TE'SÎR[< İSR]
( Büyüleme, büyü yapma; aldatma, aldatılma. İLE Alâmet/nişan bırakma. | İşleme, dokunma; içe işleme. | Kederlendirme. )

- TESPİT ETMEK ile/ve ELDE ETMEK

- TESPİT ile ÇIKARIM

- TESPİT ile GENELLEME

- TESPİT ile/ve/değil/||/<>/>/< HAKKI/NI TESLİM

- TESPİT ile İLERİ SÜRME

- TESPİT değil/yerine/= SAPTAMA

- TESPİT ile/ve TEKLİF

- TESPİT ile/ve TEŞHİS

- TEVÂTÜR ile ŞÂYİA
( ... İLE Yayılmış haber, yaygın olan, söylenti. )

- TEVBE ile ...
( TÖVBE, İŞLENMİŞ BİR GÜNAH YA DA SUÇUN BİR DAHA İŞLENMEYECEĞİNE DÂİR VERİLEN SÖZ | KULUN SAF BİR KALPLE HAKK'A YÖNELMESİ, TEKRAR GÜNAH İŞLEMEMEYE AHD ETMESİ )

- TEVZÎ'[< VEZ |çoğ. TEVZÎÂT] ile TEVZÎÎ
( Dağıtma/dağıtılma. | Herkese payını dağıtma, üleştirme. İLE Dağıtma, üleştirme ile ilgili. )

- TOBAR İLKESİ ile ...
( Bir iktidar, anayasaya aykırı bir yol ile [hükümet darbesi vb.] el değiştirdiğinde, yeni iktidar, ulus tarafından kendi temsilcisi olarak kabul edilmedikçe öteki devletlerce o hükümetin tanınmaması ilkesi. [Ekvator Dışişleri Bakanı Dr. Tobar tarafından] [15 Mart 1907] )

- TOHUMUN:
YİTMESİ
ile/ve/değil/yerine/||/<>/>BİTMESİ/YEŞERMESİ

- TOPLANTI ile/değil/yerine GÖRÜŞME

- TÜKETİCİ ile/ve/<>/değil/yerine UYGULAYICI

- TUTARLI/LIK ile/ve DAYANAKLI/LIK
( Derin anlamda devamlılığa, tutarlılık sonucu ulaşılır. )
( Tutarlı olun, yapaylık ve kurnazlıktan uzak durun. )

- TUTARLI/LIK ile/ve/> DENGELİ/LİK

- TUTARLI/LIK ile/ve/<> GEÇERLİ/LİK

- ULÛM-U HUKUKİYE:
USÛL-Ü FIKIH/NAZARİYAT-I HUKUKİYE
ile/ve/||/<> FÜRU-U FIKIH/TATBİKAT-I HUKUKİYE

- ÜREME ve/||/<>/> KORUMA

- USÛL:
İLKE
ve/||/<> YÖNTEM

- USÛLEYN:
USÛL-İ FIKIH
ile/ve/||/<> USÛL-İ DİN

- USÛL ile/ve ARUZ ile/ve MAKAM ile/ve EDEB

- USÛL ile/ve ERKÂN
( Yöntemler. İLE/VE Esaslar, destekler. | Reisler. )

- USÛL ile USÛL
( Kökler, asıllar. | Bir kişinin, anne, baba, dede ve nineleri. İLE Bir amaca erişmek için izlenen, tutulan yol, yöntem. )

- US ile/ve DENEYİM/TECRÜBE

- UYARI ile SAVUNMA

- UYARLAMAK ile/değil UYGULAMAK

- UYDURMAK ile/değil/yerine DUYURMAK

- UYGULAMA (RİYÂZET)

- UYGULAMALI!

- UYGULAMAYA YÖNELİK BİLGİ ile/ve SAF SOYUT BİLGİ

- UYGULANMAYAN AHLÂK ile/değil/yerine/>< UYGULANAN AHLÂK
( Sözü edilir fakat kendi yoktur. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sözü edilmez fakat uygulanır. )

- UYGULAYICI ile/ve/<>/|| UYGULATICI
( Sanatçı, hem uygulayıcı, hem uygulatıcı olabilmelidir. )

- UZLAŞ(TIR)MA ile/değil ANLAŞ(TIR)MA

- ÜZÜLMEK ile DÜŞÜNMEK

- ÜZÜLMEK ile/ve HESAP SORMAK

- ÜZÜNTÜLÜ BİRİNE:
ACIMAK
değil/yerine KIZMAK

- VARLIK ile/ve YÖNTEM

- VAROLUŞ'TA:
KUŞKULANILAMAZLIK
ile/ve KANITLANAMAZLIK

- VARSAYMAK ile MUTLAK KABUL ETMEK
( United Kingdom + 19 countries English: turkey The de facto official language of the United Kingdom is English, which is spoken as the primary language of 95% of the UK population. The Welsh language is also an official language in Wales, is the only de jure official language in any part of the United Kingdom, and is the second most spoken language in the United Kingdom. )

- VEHM ile/> ŞÜPHE/ZANN
( Zanaay. İLE/> Sanat. )
( 1-49 İLE/> 51-99 )

- VERİLİ OLAN ile GERÇEK OLAN
( Gerçeğe varmış kişi, en içten kişidir. )
( Gerçeği arayışın kendi gerçeğin devinimidir. )
( Gerçeğin devam gereksinimi yoktur. )
( En iyi olan, yalnızca gerçek olandır. )
( Zaman ve uzay ile sınırlı ve bir tek kişi için geçerli olan, gerçek değildir. )
( Gerçek, herkes için her zaman geçerlidir. )
( Eğer anlatabilirseniz, o gerçek olan değildir. )
( Gerçeğe varış, kaynağı keşfetmek ve onda karar kılmaktır. )

- VERİ ile/ve/> BİLİ ile/ve/> BİLGİ ile/ve/> FARKINDALIK

- VETO ile/değil/yerine/= İPTAL
( Bir yetkinin/yasanın/kararın yürürlüğe girmesine karşı çıkma hakkı. )

- VUSÛL ve/||/<>/< USÛL
( Yöntem olmadan, kavuşma olmaz. / Usûlsüz, vusûl olmaz. )

- YAKÎN:
KESİN/LİK
ile/ve/değil YAKLAŞIK/LIK

- YAKÎN ile/ve BURHAN

- YAKLAŞIM ile/ve DÜZEN

- YALAN:
SAFSATA
ile/ve/<> MECAZ ile/ve/<> PROPAGANDA ile/ve/<> REKLAM ile/ve/<> HABER
( Felsefede. İLE/VE/<> Yazında(edebiyatta). İLE/VE/<> Siyasette. İLE/VE/<> Ticarette. İLE/VE/<> Gazetecilikte. )

- YALAN ile/ve/değil/yerine/||/<> KISMEN "DOĞRU"

- YANILSAMA ile GERÇEKDIŞI

- YANLIŞ/I YAPMAYACAK KADAR/ŞEKİLDE BİLMEK ile/ve ANLATABİLECEK/AKTARABİLECEK KADAR/ŞEKİLDE BİLMEK

- YANLIŞLAYABİLMELİ!

- YAPMA!:
EMİR
değil KOLAYLAŞTIRMA/HIZLANDIRMA
( Bilenlerin/tecrübelilerin/büyüklerin, "... Yapma!/Etme!" sözleri/öğütleri, bir yasak/engel/kısıtlama değil yapılmayacakların kolay ve daha az olmasından dolayı, tecrübelerinden yararlanılmasını istedikleri içindir. Hemen buyruk/emir olarak algılanıp tepki göstermemekte yarar vardır! )

- YAPMAK ile/ve/değil/yerine/<> GERÇEKLEŞTİRMEK

- YAPTIRIM ile/ve/değil DAYANAKÇA

- YARARLILIK ile/ve/<>/< HESAPLANABİLİRLİK

- YARARLI ile DOĞRU ile İYİ ile GÜZEL ile SEVAP
( Akıl. İLE Ahlâk. İLE Estetik. İLE Din. )
( Kavram ve nesnenin uygunluğu. İLE Düşünce ve eylemin uygunluğu. İLE Biçim ve içeriğin uygunluğu. İLE ... )
( Kendiniz için neyin iyi olduğunu bilmezken, başkaları için neyin iyi olduğunu nasıl bilebilirsiniz? )
( İyilik konusunda, kişiler, dört bölümdür:
1. Herkesten önce yapanlar: bunlar kerimdir.
2. Taklid yoluyla yapanlar: bunlar hakîmdir.
3. Engelleyenler: bunlar eşkiyadır.
4. Hoşlandıklarından dolayı yapanlar: bunlar kötü niyetlilerdir. )
( [sansk.] SATYAM ile SHIVAM ile SUNDARAM ile ... )

- YARARSIZ DOĞRU ile/ve/değil/yerine DOĞRU

- YARGITAY/TEMYİZ SÜRESİ BAŞLANGICI:
TEFHİM İLE
değil TEBLİĞ İLE
( Haberi okumak için burayı tıklayınız... )

- YARGI ile/ve/<> ÇIKARIM

- YASAL EHLİYETTE:
<0
ile/ve/||/<>/> 0-15 ile/ve/||/<>/> 15-22 ile/ve/||/<>/> 22-70 ile/ve/||/<>/> 70>
( 9 AY ile/ve/||/<> SİNN-İ SEBÂVET ile/ve/||/<> SİNN-İ BÜLÛĞ ile/ve/||/<> SİNN-İ RÜŞT ile/ve/||/<> SİNN-İ ATEH(BUNAMA) )

- YASAL/KANUNÎ EHLİYETTE:
EHLİYET-İ HUKUK
ve/||/<> MALİKİYET ve/||/<> HÜRRİYET ve/||/<> İSMET

- YAŞAMIMIZA GİRENLERİ BELİRLEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YAŞAMIMIZDAN ÇIKARILACAKLARI BELİRLEMEK

- YEĞLEMEK/TERCİH ETMEK ile/ve/||/<> ÖNE ÇIKARMAK

- YEMİN ile/ve/<> İNTİKAM
( En anlamlı/büyük yemin, söz vermektir. İLE/VE/<> En etkili/büyük intikam, affetmektir. )

- YEMÎN ile KEFFÂRET-İ YEMÎN
( And, kasem. | Güç ve sağlamlık. | Sağ, sağ taraf. İLE Yerine getirilemeyen yemine karşı oruç tutmak, sadaka vermek. )

- YEMİN ve/< TAHLÎF/TEHÂLÜF[< HALF]
( ... VE Yemin ettirme. | Yargıcın, taraflardan birine yemin ettirmesi. )

- YEMÎN ile YEMÎN
( Sağ, sağ taraf, sağ el. İLE And. )

- YENİLEMEK ile YİNELEMEK/TEKRARLAMAK

- YERİNDE/LİK ile/ve GEÇERLİ/LİK

- YEŞİL YOL(THE GREEN MILE) ile/ve/||/<> HÜCRE NO: 7 MUCİZESİ(MIRACLE IN CELL NO: 7)
( Filmlerini izlemenizi salık veririz... )

- YETERİNCE ile/değil/yerine BELİRLİ BİR ÖLÇÜ/MİKTAR

- YETERLİ/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<> KABUL EDİLEBİLİR/LİK

- YETERLİ ile/ve/değil/yerine/<>/< TATMİN EDİCİ

- YETKEYE BAŞVURMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
BİR BİLENE SORMA
ile/ve/||/<> YETERSİZ KAYNAK ile/ve/||/<> İNANCA BAŞVURMA ile/ve/||/<> ORTAK TUTUMA BAŞVURMA ile/ve/||/<> ÖBEK BASKISI ile/ve/||/<> YARARCI ile/ve/||/<> BEĞENDİRME ile/ve/||/<> DAYATMA ile/ve/||/<> İÇİNDEKİ DEĞİL DIŞINDAKİ(ZARF-MAZRUF) ile/ve/||/<> "GENETİK"

- YETKİ(Lİ)NİN KAYNAĞI ile YETKİ(Lİ)NİN EYLEMİ

- YETKİN BİLGİ ile/değil/yerine KESİN(YAKÎN) BİLGİ

- YETKİN/LİK ve/<> GÜÇLÜ/LÜK ve/<> YETERLİ/LİK
( Ne zaman ki güçlülük, tek çözüm olarak kalır; o zaman anlarsın, ne kadar güçlü olduğunu. )

- YETKİNLİK ve/<>/= ÖZGÜRLÜK

- YETKİN ile KESİN

- YIKICI YAKLAŞIM ile/ve/değil/<> KATILAŞTIRICI YAKLAŞIM

- YOK ile/ve/değil/yerine TESPİT EDİLEMEZLİK

- YÖNETME ile/ve/değil/+/||/<>/> YÜRÜTME

- YÖNTEM/TARZ/YAKLAŞIM SORUNU ile/ve/değil/daha çok SONUÇ ÇIKARMA SORUNU

- YÖNTEM/USÛL ile/ve/||/<>/> İZİN

- YÖNTEM ve/<> (BELİRLİ/BAZI) YÖNTEME, YÖNTEMLE(RLE)/BİLİNÇLE BAKMAK

- YORUM YAPMAK/YAPABİLMEK ile/ve BAĞLANTI KURMAK/KURABİLMEK
( Yorum, doğruyu tespit için değil, yanlıştan kaçınmak için yapılan bir etkinliktir. )

- YORUM:
"DOĞRU ANLAMA" UĞRAŞI
ile/ve/değil/<> YANLIŞ ANLAMAMA ÇABASI

- YORUMA UYGUN/LUK ile/ve/değil/yerine YORUMA AÇIK/LIK

- YORUMLAMAK ile/ve SONUÇLANDIRMAK

- YORUM ile/ve/değil/yerine BAĞLAYICI OLMAYAN YORUM

- YORUM ile ÇIKARSAMA

- YORUM ile/ve/değil/yerine ÇOK ANLAMLILIK

- YORUM ile/ve DÖNÜŞTÜRÜCÜ NİTELİKTE YORUM

- YORUM ile ELEŞTİRİ

- YORUM ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< GERİBİLDİRİM

- YORUM ile YAKLAŞIM

- YORUM ile/ve YORUMUN ETKİSİ/EGEMENLİĞİ

- YÜKSEK ORAN ile/ve YARAR

- YÜRÜTME ile/ne yazık ki "YÜRÜTME"
( Sürdürme. İLE/NE YAZIK Kİ Çalma. )

- YÜRÜTME ile TUTTURMA

- YÜZÜSTÜ ile YÜZÜSTÜ
( Yüzü yere gelecek biçimde. İLE Başlanmış fakat tamamlanmamış bir durumda. )

- ZAAF ve/||/<> SAVUNMA

- ZAN ile/ve/||/<>/> İDDİA

- ZAN ile/ve/değil/yerine KANAAT

- ZİHİNSEL FELSEFE ile/ve SAPTAMAK

- ZIRVALAMAK ile SAÇMALAMAK

- ZORUNLU/LUK / ZARÛRÎ ile/değil/yerine/=/< KAÇINILMAZ/LIK

- ZORUNLULUK ile/ve/değil/yerine/<>/< BAĞLAYICILIK

- ZORUNLULUK ile/ve KURALLILIK

- ZORUNLULUK ile OLMAZSA OLMAZ

- ZORUNLU ile/değil/yerine/>< GÖNÜLLÜ

- [ANLAM BAKIMINDAN] SÖZ/LÂFIZ:
HAS
ile/ve/||/<> ÂAM ile/ve/||/<> MÜŞTEREK ile/ve/||/<> MÜNKER

- [DURUM > DUYGU > DÜŞÜNCE > DAVRANIŞ >= ... ]
ile
[DURUM > DÜŞÜNCE > DAVRANIŞ > DUYGU >= ... ]
ile
[DUYGU > DURUM > DAVRANIŞ >= ... ]
ile
[DÜŞÜNCE > DAVRANIŞ > DURUM > DUYGU >= ... ]

( Sorun. İLE Çözüm. İLE Âşık. Düşünme[sonradan]. İLE Biliminsanı. )

- [KISMÎ ANLAM BAKIMINDAN] SÖZ/LÂFIZ:
DELÂLET
ile/ve/||/<> İŞARETLE DELÂLET ile/ve/||/<> DELÂLETLE DELÂLET ile/ve/||/<> İKTİZÂ ÜZERİNE DELÂLET

- [MEDLÛLERİ BAKIMINDAN HAFÎ] SÖZ/LÂFIZ:
HAFÎ
ile/ve/||/<> MÜŞKİL ile/ve/||/<> MÜCMEL ile/ve/||/<> MÜTEŞEBBİH

- [MEDLÛLERİ BAKIMINDAN] SÖZ/LÂFIZ:
NAS
ile/ve/||/<> ZÂHİR ile/ve/||/<> MUHKEM ile/ve/||/<> MÜFESSER

- [ne yazık ki]
İLETİŞİMSİZLİK:
"ANLAMSIZ KIRGINLIKLAR"
ve/||/<> "BEKLENTİ" ve/||/<> "ZAMAN KAYBI"

- [ne yazık ki]
KEYFÎ "DÜŞÜNMEK"/KONUŞMAK
ile/değil/yerine KENDİNE GÖRE "DÜŞÜNMEK/KONUŞMAK/YAŞAMAK"
( [ne yazık ki] Kişiler, (çoğunlukla) yiyecekleri ve yatacakları bir şeyleri olduğu sürece düşünmeyi reddederler. [ya da bu yanılsamadan ve keyfiyetten vazgeçip düşün(ebil)meyi, her şeye yeğlemelidirler] )

- [önce] İÇ YÜZ(Ü) ve/<> [sonra] SON SÖZ(Ü)
( [önce] Öğren/bil. VE/<> [sonra] Söyle. )



(İHKAK-I HAK ve/||/<>/>) YARGILAMA

- !ZULM ile/ve/değil/yerine/<>/< CEBR

- "ÖNYARGI" ile/ve/değil/||/<>/> "SONUÇ ODAKLILIK"

- "ÖNYARGILARINI" YENİDEN DÜZENLEMEK ile/değil/yerine DÜŞÜNMEK

- "SORGULAMA" ile YARGILAMA

- "SOYLU" ve/||/=/<> İNSAFA GELEN
( En "soylu" kişi/ler, insafa gelen(ler)dir. )

- "SUÇLAMAK" ile/değil/yerine DEĞERLENDİRMEK

- "YARGI" ile/değil/yerine/>< BİLME

- "YARGILAMA" ile/ve/<> DAYATMA

- "YARGILAMAK" ile/değil/yerine KEŞFETMEK

- "YARGISIZ İNFAZ" ile/ve/değil/ne yazık ki/<>/> "YARGILI" İNFAZ

- ALGILAMA ile YARGILAMA
( Kültüre dayanır. İLE Uygarlığa dayanır. )

- ALGI ile/ve/> DEĞER ile/ve/> YARGI

- ANLAMAK ile "YARGI/LAMAK"
( Nezâketle dinlemek, akıllıca yanıt vermek, dengeli inceleme ve tarafsız karar vermek yargıcın özelliklerindendir. )

- BOŞ DÜŞÜNCE ile/ve/<> KÖR TUTUM/DAVRANIŞ

- DEVLETİN (ÖNCELİKLİ/ZORUNLU) SORUMLULUKLARI:
EĞİTİM
ve/||/<> SAĞLIK ve/||/<> GÜVENLİK ve/||/<> YARGI GÜVENCESİ

- DEVRİM ile BAŞKALDIRI
( Sürekli devrim, sürekliliği ortadan kaldırır. )
( Baskıya/dayatmalara başkaldırmayan kişi, en başta, kendine karşı adâletsizdir. )

- DIŞLAMA! ve/||/<> YARGILAMA!

- DOGMA ile YARGI

- DURUM ile/ve/<> DURUŞ

- FELSEFE:
"YAPTIRIMLARI OLAN"
değil/yerine YARGILARI OLAN

- FETVÂ ile YARGI

- HÂKİM değil/yerine/= YARGIÇ

- HÜKÜM ile ÖNYARGI

- İHKAK-I HAK ile/ve/||/<>/> YARGILAMA
( Bir hakkı, usûlü dairesinde yerine getirme, mürâfaa ve muhâkeme sonucunda, ispat ve izhâr etme. )

- İLÂM değil/yerine/= YARGI BELGESİ

- İLİM:
YARGI/HÜKÜM
ile/ve/değil/ya da YARGI/HÜKÜM OLMASA DA

- İRÂDÎ ARABULUCU/LUK ile/ve/<> YARGISAL ARABULUCU/LUK

- İSTİFA ile/ve/değil ÇEKİLME
( Görevden. İLE/VE/DEĞİL Önderlikten. )
( Siyasette. İLE/VE/DEĞİL Dinde. )

- İSTİHKAK[< HAKK]["ka" uzun okunur] ile İSTİKÂK ile İŞTİKAK[< ŞAKK]
( Hakkı olma, hak kazanma. | Hak kazanılan şey. İLE Bitkilerin çokluktan dolayı birbirlerine dolaşık/sarmaşık olması. İLE Yarılmış bir şeyin bir bölümünü alma. | Aynı kökten çıkma, türeme. | Aynı kökten türemiş sözcükleri aynı mısra ya da beyitin içinde kullanma sanatı. [teslîm, selâmet, selâm] )

- KARŞI KOYMAK ile/değil/yerine FARKINDALIK

- KINAMAK ile YARGILAMAK
( Birilerini, sadece, sizden daha farklı yanlış/hata yapıyor diye kınamayınız. )

- KİŞİ:
"YARGILAYAN"
ile/değil/yerine/>< KATILAN

- KÜLTÜREL(DÖNEMSEL) "DEĞER YARGILARI"NI "ÖĞRETMEK" değil/yerine/>< EĞİTİLENİ, DEĞER(LER)İN DÜŞÜNSEL BİLGİSİYLE DONATMAK

- MİRİ KÂTİBİ değil/yerine/= YARGIÇ
( Osmanlı Devleti'nde, maliye ile halk arasındaki davalara bakan yargıç. )

- MUHAKEME/MAHKEME değil/yerine/= YARGILAMA

- MÜSTANTİK[Ar.] değil/yerine/= SORGU YARGICI/HAKİMİ

- ÖLÇÜT = MISDAK, MİYAR, KISTAS = CRITERION[İng.] = CRITÉRIUM, CRITÈRE[Fr.] = KRITERIUM[Alm.] = KRITERION < KRINEIN:AYIRMA, YARGILAMA[Yun.] = CRITERIO[İsp.]

- ÖNYARGILARINI DÜZENLEMEK ile/değil/yerine/>< DÜŞÜNMEK

- Önyargısız DİNLE!!!

- Önyargısız KONUŞ!!!

- ÖNYARGI = PEŞİN HÜKÜM, FİKR-İ BATIL, İTİKAT-I BATIL = PREJUDICE[İng.] = PRÉJUGÉ[Fr.] = VORURTEIL[Alm.] = PRAEJUDICIUM[Lat.] = PERJUICIO[İsp.]

- PARÇALAMAK ile/değil/yerine YARGILAMAK

- SUSMA HAKKI ve/||/<> ADİL YARGILANMA HAKKI ve/||/<> KENDİNE YÜKLENEN SUÇU ÖĞRENME HAKKI ve/||/<> SAVUNMA HAKKI ve/||/<> İFADE SERBESTLİĞİ ve/||/<> MASUMİYET GÖSTERGESİ ve/||/<> SİLAHLARIN EŞİTLİĞİ ve/||/<> AVUKAT YARDIMI ve/||/<> AYDILATMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ ve/||/<> HUKUK DEVLETİ İLKESİ

- TANIMADAN/ANLAMADAN YARGILAMAMALI

- VARGI ile YARGI
( Verilen bir önermeden, çıkarsama yoluyla varılan sonuç. İLE Kavrama, karşılaştırma, değerlendirme gibi yollara başvurularak, kişi, durum ya da nesnelerin eleştirici bir biçimde değerlendirilmesi.[HÜKÜM] | Yasalara göre mahkemece bir olay ya da olgunun doğuşuna etken olan nedenlerin de göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi sonucu verilen karar.[KAZA] )

- YARGI/HÜKÜM ile/ve/||/<> KARAR

- YARGIÇ:
AVRUPA'DA
ile AMERİKA'DA
( Konusunda, çok bilgilidir. İLE Uzlaştırıcı ve halkın sağduyusuna göre karar verirler. )

- YARGIÇ ile YARGICI
( Ulus adına, yargı yetkisini kullanarak yasaya aykırı davranışlarda ya da uyuşulmayan işlerde, yasayı yerine getirmekle, tüzeyi gerçekleştirmekle görevli kişi. İLE Bir anlaşmazlığı çözmek için iki tarafın başvurduğu kişi ya da kendine seçme yetkisi verilen bilirkişi, hakem. )

- YARGILAMA SIRASINDA, SUSMANIN ...:
YORUMLANMASININ GENİŞLİĞİ
ve/||/<> KULLANILDIĞI AŞAMA ve/||/<> AVUKATININ, ORADA/YANINDA BULUNMASI ve/||/<> ZANLININ, BİLGİLENDİRİLMESİ
( ... VE/||/<> Duruşmada susma polis tarafından gerçekleştirilecek ifade alma sırasındaki susmaya nazaran daha geniş yorumlanır. Zira bu görüşe göre duruşma aşamasında sanık panik içinde ya da hazırlıksız olduğunu ileri süremez VE/||/<> Burada, kişinin bir hukukçunun yardımından yararlandığı, haklarından haberdar olduğu önkabulünden hareket edilmektedir. VE/||/<> Polisin, sorgusundan önce bilgilendirme yapması durumunda, susma, daha dikkatli irdelenmektedir. )

- YARGILAMAK ile/ve/değil/yerine/> YARLIGAMAK
( Bir karara varmak üzere davalı ile davacıyı dinlemek. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/> Birinin suçunu bağışlamak, mağfiret etmek. )

- YARGILAMANIN TARİHÇESİNDE:
İTHAM
ile/ve/||/<> TAHKİK ile/ve/||/<> İŞBİRLİĞİ

- YARGILAMA ile/değil/yerine/>SORGULAMA

- YARGILAMA ile/ve/> YARGILANMA

- YARGITAY/TEMYİZ SÜRESİ BAŞLANGICI:
TEFHİM İLE
değil TEBLİĞ İLE
( Haberi okumak için burayı tıklayınız... )

- YARGI ile/ve/<> ÇIKARIM

- YARGI ile/ve/<> ÇÖZÜM

- YARGI = HÜKÜM = JUDGEMENT[İng.] = JUGEMENT[Fr.] = URTEIL[Alm.] = IUDICIUM[Lat.] = APOPHASIS[Yun.] = JUICIO[İsp.]

- YARGI ile İKİRCİK(TEREDDÜT)

- YARGI ile KANAAT

- YARGI ile/ve/||/<>/< SAVUNMA
( Savunma olmadan, yargı olmaz. )

- YARGI ile/ve/||/<>/> YÜRÜTÜM(İNFAZ)
( Süreç. İLE/VE/||/<>/> Sonuç. )

- ZANNETMEDEN ÖNCE ve/<> YARGILAMADAN ÖNCE ve/<> YARALAMADAN ÖNCE ve/<> KONUŞMADAN ÖNCE
( Öğren! VE/<> Anla! VE/<> Hisset! VE/<> Düşün! )

- [ne yazık ki]
ÖNYARGI
ile/ve/||/<> KUŞKU

- [yargı/hüküm bulunsa da, bulunmasa da] İLİM:
TASAVVUR MERHU HÜKM (TASDİK)
ile/ve TASAVVUR FEKAT/SÂZEC/LÂ HÜKME MA'HÛ
( Yargı içermesi gereken. İLE/VE Yargı içermemesi gereken. )
( Bi şart. İLE/VE Bilâ şart. )


SUSMA HAKKI

- (")KUŞKULU/ŞÜPHELİ İFADE TUTANAĞI(") ile/değil KUŞKULU/ŞÜPHELİ'NİN İFADE TUTANAĞI

- (Sadece) kişi/kul hakkı için SUSMA!

- BİLİP DE:
SUSMAK
ile KONUŞMAMAK

- BİLİP DE:
SUSMAK
ile SAKLAMAK

- BİLİRKEN SUSMAK ve/=/||/<> BİLMEZKEN KONUŞMAK/SÖYLEMEK
( (Bazen) İkisi de kötü ve yanlıştır. )

- BİLMEDİĞİNDE SUSMAK ile/ve/değil BİLGELİKLE SUSMAK/SUSABİLMEK
( Bilgeliğin dudakları, duymayanlara kapalıdır. )

- Gereğince SUS! Gereğince KONUŞ!!!

- HAKLARIMIZIN ANIMSATILMASINDA:
"SARKITMA"
değil/>< ANINDA/DERHAL

- HÂL ve/> TEMKİN ve/> SÜKÛN

- İSKAT/ISKAT[< SUKUT | çoğ. ISKATÂT]["ka" uzun okunur] ile İSKÂT[< SÜKÛT]
( Düşürme/düşürülme. | Yok etme. | Hükümsüz bırakma. | Ölünün azapsız kalması için dağıtılan sadaka. İLE Susturma, sükût ettirme. | Tartışmada yanıt veremeyecek duruma getirme, ağzını kapattırma. | Kandırma, râzı etme. )

- MUTLAK/KAPSAMLI/TAMAMEN BAĞIŞIKLIK ile GÖRELİ BAĞIŞIKLIK
( En güçlü ve geniş bağışıklık olarak kabul edilen mutlak bağışıklığa göre şüpheli, sanık ve tanık, tanıklık yaptığı sıradaki verdiği beyânı ile ilgili hiçbir suçtan kovuşturulamaz. Fakat şüpheli, sanık ve tanığın, bağışıklık kapsamında ileri sürdüğü asıl suçla bağlantılı olmayan kanıtın kullanımı olanaklıdır. Savcının, kovuşturma yapmayacağına dair hukuka aykırı vaadi, mutlak bağışıklık sunmaz. Savcı, ancak gerçeğe ulaşmak için önem taşıyan durumlarda, bağışıklık tanınması konusunda mahkemeye öneride bulunabilir. Ayrıca, kişiye, mutlak bağışıklık tanınmışsa, savcı, bir sonraki ceza davasında kullandığı kanıtın, hukuka uygun ve bağışıklık ile elde edilen tanıklıktan bağımsız olduğunu kanıtlamak zorundadır. İLE Sadece, bağışıklık sağlanması yoluyla elde edilen beyân ve bu beyân aracılığıyla elde edilen kanıtlar, sanığın, bu suçlardan dolayı takip eden kovuşturmasında kullanılamaz. )

- Önce susmayı öğren! sonra KONUŞ!!!

- SUÇLAMAYI/İTHAMI:
DEF ETMEK
ile/ve/||/<> İNKÂR ETMEK

- SUÇSUZLUĞUNU İDDİA ETMEK ile/ve/||/<> SUÇU/NU İNKÂR ETMEK

- SULH ve/||/<> SÜKÛN

- SUS!!!:
HAKARET
değil UYARI/DESTEK

- SUS! ve/>/< DİNLE! ve/>/< KONUŞ! ve/>/< YAZ!!!
( bkz. www.FaRkLaR.net/SUS | www.FaRkLaR.net/Dinle | www.FaRkLaR.net/KONUS )

- SUSMA (OLANAĞI/HAKKI):
SORUŞTURMADA
ile/ve/||/<>/> KOĞUŞTURMADA

- SUSMA HAKKININ İSTİSNALARI:
KİMLİK BİLGİLERİNİ (DOĞRU) YANITLAMA
ve/||/<> KENDİLİĞİNDEN YAPILAN AÇIKLAMALAR/İTİRAFLAR
( Ceza davası, ancak suçlu olduğundan şüphe edilen kişinin, belirli olması durumunda açılabilir. CMK'nın 170. maddesinde, iddianamede gösterilmesi gereken konular arasında, şüphelinin kimliği de sayılmıştır. CMK'nın 147. maddesinin, 1. fıkrasının, a bendinde, şüpheli ya da sanığın kimliğinin saptanacağını ve şüpheli ya da sanığın kimliğine ilişkin soruları doğru yanıtlandırmakla yükümlü olduğu belirtilmektedir. Şüphelinin, kimlik ve adresi ile ilgili bilgi vermekten kaçınması ya da gerçeğe aykırı beyanda bulunması dolayısıyla kimliğinin belirlenememesi durumunda, bu belirleme yapılıncaya kadar gözaltına alınması ve tutuklanması olanaklıdır. VE/||/<> Susma hakkının kapsamına girmeyen başka bir istisna, kendiliğinden yapılan açıklamalarla/itiraflarla ilgilidir. Örneğin, ... nedeni ile eşini öldürdükten sonra karakola giderek teslim olan kişinin, kendiliğinden yaptığı açıklamalardan önce susturulması, avukatın getirtilmesi söz konusu olamaz. Ayrıca, meşhut suç sırasında takip edilen kişinin söylediği sözler bakımından hukuka aykırı kanıt var sayılamaz. )

- SUSMA HAKKININ TARİHÇESİNDE, DÖNÜM NOKTALARI:
JOHN LILBURNE'NİN TUTUMU
ve/||/<>/>/< MIRANDA UYARILARI
( 1637 yılında, İngiliz tarihinin en renkli, en dramatik kişilerinden biri olan John Lilburne’un, halkı yönetime karşı kışkırtan bir kitap yayımladığından dolayı tutuklanıp bu mahkeme önüne çıkarılması, susma hakkı konusunda bir dönüm noktası olmuştur. Lilburne, mahkemede, açıkça neyle suçlandığı hakkında bilgilendirilene kadar, sorulan sorulara yanıt vermeyi reddetti. Bu durum, ceza yargılaması açısından, tarihin bize taşıdığı, susma hakkının kullanılması ile ilgili ilk durumdur.

VE/||/<>/>/<

1. Sessiz kalma hakkınız vardır.
2. Söyleyeceğiniz her şey, mahkemede, aleyhinize kullanılabilir.
3. Herhangi bir soruya yanıt vermeden önce, avukat ile konuşma hakkınız vardır ve soruları yanıtlarken, avukatınız, yanınızda bulunabilir.
4. Eğer bir avukat tutamıyorsanız ve dilerseniz, size bir avukat belirlenecektir.
5. İfade sırasında, herhangi bir anda, soruların öncesinde ya da sonrasında, susma hakkınızı ve avukattan yararlanma hakkını kullanabilirsiniz. [1966 Arizona - ABD] )
( 1- You have the right to remain silent.
2- Anything you say can and will be used against you in a court of law.
3- You have the right to an attorney.
4- If you cannot afford an attorney, one will be appointed for you. )

- SUSMA HAKKI ve/||/<> ADİL YARGILANMA HAKKI ve/||/<> KENDİNE YÜKLENEN SUÇU ÖĞRENME HAKKI ve/||/<> SAVUNMA HAKKI ve/||/<> İFADE SERBESTLİĞİ ve/||/<> MASUMİYET GÖSTERGESİ ve/||/<> SİLAHLARIN EŞİTLİĞİ ve/||/<> AVUKAT YARDIMI ve/||/<> AYDILATMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ ve/||/<> HUKUK DEVLETİ İLKESİ

- SUSMA HAKKI ve/||/<>/< ALEYHİNE KULANMAMA
( Suç kuşkusu altında bulunan kişinin, hem soruşturma, hem de yargılama sırasında işlediği iddia edilen suçla ilgili olarak, kendine sorulan sorulara yanıt vermeye, bu yolda kanıt göstermeye zorlanamaması ve bu durumun, kişi aleyhine yorumlanamaması olarak ifade edilebilir. VE/||/<>/< ... )

- SUSMA HAKKI ile/ve/||/<> BAĞIŞIKLIK HAKKI

- SUSMA HAKKI ile/ve/||/<> SAVUNMA HAKKI

- SUSMA:
TAM
ile/ve/||/<> KISMÎ ile/ve/||/<> GEÇİCİ
( Şüpheli ya da sanığın, muhakemenin tüm aşamalarında, suçlamanın tümü bakımından susmasıdır. Tam susma, uygulamada çok sık rastlanılan bir susma çeşidi değildir. Şüpheli ya da sanığın, kendine yüklenen suç hakkında, hiçbir şey açıklamaması biçiminde ortaya çıkar. Ancak, şüpheli ya da sanığın, failliği hakkında tam bir inkârda bulunması, örneğin; "suçsuz olduğu"nu açıklaması ya da "olay yerinde bulunmadığı"nı söylemesi de, tam susma kapsamında değerlendirilmelidir. Şüpheli ya da sanığın, olaya ilişki herhangi bir açıklamada bulunmaksızın, kimliğine ve kişisel durumlarına ilişkin bilgileri vermesi durumunda da tam susma söz konusudur.

İLE/VE/||/<>

Şüpheli ya da sanığın, muhakemenin hangi aşamasında olursa olsun, kendine sorulan sorulardan bir kısmını yanıtlayıp, bir kısmını yanıtsız bırakması, kısmî susmadır. Örneğin; şüpheli ya da sanığın, cinayeti işlediğini kabul edip, neden işlediği ya da cinayet aracını nereye sakladığı konusundaki soruları yanıtsız bırakması gibi.

İLE/VE/||/<>

Şüpheli ya sanığın, muhakemenin bir aşamasında, olay hakkında konuşup, başka bir aşamasında susması, geçici susmadır. Örneğin, şüpheli ya da sanık, soruşturma evresinde konuşmuş fakat kovuşturma evresinde susmuşsa ya da soruşturma evresinde susup, kovuşturma evresinde konuşmuşsa, bu, geçici susmadır. )

- SUSMAK:
"STRATEJİ"
ile/ve/değil/||/<>/< HAK

- SUSMAK ile/ve/değil GEREKENİ YAPMAK

- TAHKİKTE:
VİCDANÎ KANAAT
değil YASAL KANIT

- YARGILAMA SIRASINDA, SUSMANIN ...:
YORUMLANMASININ GENİŞLİĞİ
ve/||/<> KULLANILDIĞI AŞAMA ve/||/<> AVUKATININ, ORADA/YANINDA BULUNMASI ve/||/<> ZANLININ, BİLGİLENDİRİLMESİ
( ... VE/||/<> Duruşmada susma polis tarafından gerçekleştirilecek ifade alma sırasındaki susmaya nazaran daha geniş yorumlanır. Zira bu görüşe göre duruşma aşamasında sanık panik içinde ya da hazırlıksız olduğunu ileri süremez VE/||/<> Burada, kişinin bir hukukçunun yardımından yararlandığı, haklarından haberdar olduğu önkabulünden hareket edilmektedir. VE/||/<> Polisin, sorgusundan önce bilgilendirme yapması durumunda, susma, daha dikkatli irdelenmektedir. )

- YARGILAMANIN TARİHÇESİNDE:
İTHAM
ile/ve/||/<> TAHKİK ile/ve/||/<> İŞBİRLİĞİ

- [ne yazık ki]
!İŞKENCE
ile/ve/<> !İNSANLIK DIŞI "UYGULAMA"

- [ne yazık ki]
SUSKUNLUĞU/NU ANLAMAMAK
ve/||/<>/> SÖZLERİ/Nİ DE ANLAMAMAK

- [ne] İKRAR ne de İNKÂR

- [ya] YALAN BEYAN ile/değil/yerine/ya da SUSMA HAKKI
( Sanık, yalan söylese bile sözlerinde çelişkiye düşer ve onlardan ipuçları elde edilebilir. İLE/DEĞİL/YERİNE/YA DA Sanığı, doğru söylemeye zorlamak, insanın varoluşuna, onuruna ve kişi haklarına aykırı olur. [Kişinin, kendini, ceza tehdidi altına sokması olanaklı değildir.] )

SUÇ/LAR ve/||/<>/> CEZÂ



( 1599 FaRk, 1557 katkı )

İNSANLIK SUÇLARI
(SOYKIRIM, İŞKENCE/ŞİDDET, TERÖR, DÜŞMANLIK, IRKÇILIK, AYRIMCILIK/ÖTEKİLEŞTİRME, KÖLELEŞTİRME, NEFRET, İNSAN KAÇAKÇILIĞI, ORGAN TİCARETİ, BAĞIMLILAŞTIRMA, HAYALKIRIKLIĞINA UĞRATMA)


- !"IRKÇI/LIK" ile/ve/değil/<> OYMAKÇI/LIK / KABİLECİ/LİK

- !"LÂNETLEME" ile !"KARALAMA"
( Dinlerde. İLE İdeolojilerde. )

- !AŞAĞILAYICI/LIK ile/ve/<> !DIŞLAYICI/LIK

- !BÖLÜCÜLÜK ile/ve/||/<> !ÖTEKİLEŞTİRME

- !CEHÂLET ve/<> !BAĞNAZLIK ve/<> !ÖFKE ve/<> !YEGİNLİK/ŞİDDET

- !DEDİKODUCU ile/ve/= !YAĞI/DÜŞMAN/HASIM
( Biz ancak kendimizin düşmanıyızdır. )
( Kişi, bilmediğine düşman olur. )

- !DÜŞMAN OLMAK ile/ve "GICIK" OLMAK

- !DÜŞMAN/LIK ve !KİN

- !FAŞİZM ile/ve !SOYKIRIM

- !İFTİRA ile/ve !KARALAMA

- !İŞKENCE ile/değil/yerine CEZA

- !KAVGA ile !SAVAŞ

- !KÖLE ile !SERF[Lat.]
( ... İLE Derebeylik toplum düzeninde, toprakla birlikte alınıp satılan köle. )

- !KÖLE ile/değil/<>/< İŞÇİ

- !MENFÛR[Ar. < NEFRET] değil/yerine/= İĞRENÇ

- !MİSİLLEME ile/ve/ne yazık ki/> !SAVAŞ

- !MONARŞİ[Fr. < Lat. < Yun.] değil/yerine/= TEKERKLİK
( Siyasal yetkenin, genellikle miras yolu ile bir kişinin üzerinde toplandığı devlet yönetimi. )

- !ŞAKA ile/ve/||/<>/> !İNTİKAM

- !SAVAŞ değil/yerine/>< SANAT

- !SAVAŞ ile/ve/değil/yerine SAVAŞIM

- !SİGARA İÇEN ile/ve/değil/<> İÇİREN/İÇTİREN/İÇTİRTEN
( ... İLE/VE/DEĞİL/<> Etkin/Edilgin/Ettirgen. )
( [ne yazık ki] İçmeyenler. İLE/VE/DEĞİL/<> İçenler ve içmeyenler. )

- !YALAN ile !İFTİRA

- !ZULM ile/ve/değil/yerine/<>/< CEBR

- !ZULÜM ile/ve/değil/||/<> İHMALKÂRLIK

- "ADAM SATMIŞLIĞI/MIZ"
değil/ne yazık ki/><
"ADAM SANMIŞLIĞI/MIZ"

( Yoktur. DEĞİL/NE YAZIK Kİ/>< Vardır. )

- "ADAMINA GÖRE" ile/değil/yerine MUHATABINA GÖRE

- "BENZETME" ile/ve/değil/||/<>/< ZORLAMA

- "ÇİRKİN/LİK" ile/ve/<> ÇİĞ/LİK

- "DAHA FAZLA" ile "DAHA ŞİDDETLİ"

- "DÜŞMAN OLMAK" değil/yerine/>< BİRBİRİNE HAYRAN OLMAK

- "EZMEK" ile/ve/<> "KÜÇÜK DÜŞÜRMEK"

- "FAYTON SEFÂSI" değil ATLARIN CEFÂSI

- "GENELLEME" ile/değil/yerine/>< İCTİHÂD

- "GÖMMEK" değil/yerine/>< GÖRMEK

- "GRUPLAŞ(TIR)MA" ile/ve/değil/ne yazık ki/<> "KUTUPLAŞ(TIR)MA"

- "HİÇÇİ/LİK" ile/ve/||/<>/> ALAYCI/LIK

- "IRKÇI/LIK" ile/değil YABANCI DÜŞMAN(LIĞ)I

- "İYİ-KÖTÜ" AYRIMI YAPMAK/TELKİN ETMEK değil/yerine (SADECE) NE OLMADIĞINI BELİRTME (ÇABASI)

- "KÖTÜLÜK ETMEK" ile/ve/||/<>/< ZARAR VERMEK
( İnsanda. İLE/VE/||/<>/< Kişilerde ve hayvanlarda. )

- "KÜÇÜK GÖRMEK" ile/ve/<> "KÜÇÜK DÜŞÜRMEK"

- "ÖFKE" ile/ve/||/<>/> "KAYGI"

- "ÖTEKİLEŞTİRME" değil/yerine/>< [sadece] ÖTEKİ/BAŞKASI

- "ŞİDDET" ></< "İKTİDAR"
( "iktidarın bitmeye başladığı yerde, şiddet başlar." )

- "SUÇLAMAK" ile/değil/yerine SORUMLU OLMAK

- "TEHDİT" ile/değil/yerine TESPİT

- (")DÜŞMAN(") ile/ve/değil KARŞI GÜÇ

- (")DÜŞMAN(") ile/değil/yerine RAKİP

- (")KANDIRMA("):
BAŞKALARINI
ile/ve/değil/||/<>/< KENDİNİ

- (SORUN:
) "İNANMAK/İNANMAMAK"
değil KAYITSIZLIK

- ...'NIN:
"KARŞITI"
ile/değil DIŞINDA KALAN/BIRAKILAN

- ADÂLETSİZLİK DURUMLARINDA, "TARAFSIZ"(SESSİZ/ÂTIL) DURUYORSAK, KÖTÜLERİN/KÖTÜLÜĞÜN TARAFINI TUTMUŞUZDUR ile/ve/||/<> ÇÖZÜMÜN BİR PARÇASI DEĞİLSEK, SORUNUN BİR PARÇASIYIZDIR

- ADÂLET ile/ve/<> DÜŞMANIN "ADÂLETİ"
( Adâletin gerekliliği ve önceliği, düşmanının "adâletine" maruz kalmamak ve mağdur olmamak içindir. )

- ADÂVET değil/yerine/= DÜŞMANLIK, YAĞILIK

- AŞAĞILAMA >< ÖVME/SIVAZLAMA

- AŞAĞILAYICI/LIK / DIŞLAYICI/LIK ile/ve/<> "HERETİK" DEMEK

- ATÂLET[Ar.] değil/yerine/= EYLEMSİZLİK/SÜREDURUM

- AYRIM ile/ve/<>/||/değil ÖTEKİLEŞTİRME

- AYRIŞTIRMAK ile/değil/yerine KAYNAŞTIRMAK

- BAĞIRMAYA ZORLAYAN ACI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SESSİZ KALMAYA ZORLAYAN ACI
( Ağırdır. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Çok daha ağırdır. )

- BARIŞTA ile/ve/ne yazık ki/<>/>< "SAVAŞTA"
( Çocuklar, anne-babalarını toprağa verir. İLE/VE/NE YAZIK Kİ/<>/>< Anne-babalar, çocuklarını toprağa verir. )

- BASKI ile/ve/değil/yerine/<> HAKİMİYET

- BASTIRILMA ile/ve/<> DIŞLANMA

- BÂTIL ile ZULÜM
( Kendi dışında haklılık kabul etmeyen. İLE Sonuçları. )

- BEN OLMAYAN ile/ve/<> ÖTEKİLEŞTİRME

- BENCİLLİK ile/>< ELEŞTİRİ

- BENZETMELERDE:
AT
ile/ne yazık ki MAYMUN
( Duygu olarak. İLE/NE YAZIK Kİ Biçim olarak. )

- BİLGELİK ve BAŞKALARINI KARALAMAMAK

- BİLGİSİZLİK/CEHALET >< BİLİMSEL TUTUM ve BAĞNAZLIK >< FELSEFİ ANLAYIŞ ve GÜÇ/ŞİDDET >< SANATSAL DUYARLILIK

- BİR KİŞİYİ:
"KÜÇÜMSEMEK"
ile/ve/değil/||/<>/>< "BÜYÜK GÖRMEK"
( Ahlâksızlıktır. İLE/VE/DEĞİL/>< Bilgisizliktir. )
( Akılsızlık. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/>< Korkaklık. )

- BİR ULUSUN:
DÜŞMANLARI
ile/ve/<> "AYDINLARI"
( Askerî-siyasî örgütünü yener. İLE/VE/<> Tarihini yener/değersizleştirir. )

- BÜYÜK ÇÖKÜŞ/LER ile/ve/<> SAVAŞ

- CÂHİL ile/ve/<> ZÂLİM
( Sorgulamayan. İLE/VE/<> Sorgulatmayan. )
( Hiçbir şey, eyleme geçen cahillik kadar korkunç olamaz. )

- CANINI YAKMA! ve/||/<>/>/< 'AH'INI ALMA!
( Zayıf olanın! VE/||/<>/>/< Hiçkimsenin! )

- CEHÂLET/CÂHİL ile/ve ZULÜM/ZÂLİM
( Cahil kişi, kendinin bile düşmanı iken, başkasına dost olması nasıl beklenir? )
( Zulümle âbâd olanın, sonu, berbâd olur. )

- CEHÂLET ve/<> ŞİDDET ve/<> BAĞNAZLIK

- CEZÂ TÜZESİNDE/HUKUKUNDA ile/ve İCRÂ TÜZESİNDE/HUKUKUNDA ile/ve CEZÂ USÛLÜNDE ile/ve DÜŞMAN CEZÂ TÜZESİNDE/HUKUKUNDA
( Güneşin batmasından bir saat sonra başlar ve güneşin doğmasından bir saat öncesine kadar devam eder. [TCK 502] İLE/VE Güneşin batmasından doğmasına kadar süren zaman. [İc. İf. K. 51] İLE/VE Nisan ayı başından 30 Eylül'e kadar saat 21.00'den sabahın 04.00'üne; 01 Ekim'den 31 Mart'a kadar saat 21.00'den sabahın 06.00'sına kadar devam eden süre. [CMUK 96] )

- DALINI KIRMAMAK ve/||/<> GÜVENİNİ KIRMAMAK
( Ağaçtan, meyve almak istiyorsak... VE/||/<> Kişilerden, sevgi bekliyorsak... )

- DAYAMA ile DAYATMA
( Nesnelerde. İLE "Davranış ve tutumlarda". )

- DAYATMA değil/yerine/>< DAYANIŞMA

- DAYATMA ile/değil/yerine ZORUNLULUK

- DEVRİM ve/ne yazık ki/||/<>/> !KIYIM

- DIŞLAMA! ve/||/<> YARGILAMA!

- DIŞLAMA(MA)K ile/ve/||/<> KÜÇÜMSE(ME)MEK

- DIŞLAMA(MA) ile/ve/<> HOR GÖRME(ME)

- DIŞLAMAK ile ARKADA BIRAKMAK

- DIŞLAMAK ile AŞAĞILAMAK

- DIŞLAMAK ile/ve/değil/yerine DIŞARIDA BIRAKMAK

- DIŞLAMAK ile GÖRMEMEZLİKTEN GELMEK

- DIŞLAMAK ile REDDETMEK

- DIŞLAMA ile ÖTEKİLEŞTİRME

- DIŞLAYICI

- DÜŞMAN/LIK ile/değil/yerine/>< DOST/LUK
( Düşmanın en büyük hilesi, "dostluğudur". )
( Dostluğunun bedelini ödemekten kaçınanın, "düşmanlığı"nı önemsemeyebilirsin. Fakat düşmanlığının bedelini ödemeye hazır olanın, "dostluğu"nu ciddiye al! )
( Dedikodu/nu eder. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Uyarır/ikaz eder. )

- DÜŞMAN/LIK ile/değil/yerine FARKLI/LIK

- DÜŞMAN:
KARŞINDAKİ
ile/ve/değil/||/<> "YANINDAKİ" ile/ve/değil/||/<> "İÇİNDEKİ"
( Elindeki kılıçla. İLE/VE/DEĞİL/||/<> Arkasına sakladığı hançerle. )

- Düşmanın olsa bile DİNLE!!!

- DÜŞMANLIK değil/yerine/>< BİREŞİM/TEVHİD

- DÜŞÜRMEK değil/yerine DÜŞÜNMEK

- EN BÜYÜK DÜŞMAN
( ARZU VE İHTİRASLAR )

- EŞEYSEL USANDIRI/TÂCİZ ile MOBBING

- ETİKET[Fr. < Alm.] ile/= YAFTA[Fars.]
( Bir malın, tür, miktar vb. niteliklerini ya da kitap, defter vb. şeylerin, kime ait olduğunu belirtmek, belirli kılmak için üzerlerine konulan küçük kâğıt. | Toplum içindeki davranışlarda izlenecek yol.TEŞRİFAT İLE/= Üzerine asıldığı ya da yapıştırıldığı şeylerle ilgili herhangi bir bilgi veren, yazılı kâğıt parçası. )

- EZİYET(CEVR) ile ISTIRAP

- EZİYET değil RAHMET

- EZİYET ile/değil/yerine ZAHMET

- FAHİŞ[Ar.] değil/>< NARH[Fars.]
( Ölçüyü aşan, aşırı, çok fazla. | Ahlâka ve törelere uygun olmayan. DEĞİL/>< Tüketiciyi korumak amacıyla, özellikle zorunlu gereksinme maddeleri için devletçe saptanan fiyat. )

- FAKİRİN CANI değil/yerine "ZENGİNİN" MALI

- FELSEFE ile/ve SAVAŞ TARİHİ
( Aristoteles. İLE/VE Büyük İskender. )

- FUHUŞ ile/ve/||/<> GABİN
( ... İLE/VE/||/<> Alışverişte, satın alınan mala ödenilen karşılığın, malın değerinden çok fazla olması, alışverişte hile yapma. | Edimler arasında açık oransızlık. )

- GADDAR ile CANİ

- GENELLEME:
"GENİŞ DÜŞÜNMEK"
değil GEVİŞ GETİRMEK

- GENELLEME ile/ve/> AYRIMCILIK

- GENELLEME ile/ve/<> ÖTEKİLEŞTİRME

- GİRİŞİMCİ ile/ve/değil/||/< "SUÇLU"

- GÜVENEN/E ve/||/<> YALAN SÖYLEYEN/E
( Yalan söyleme! VE/||/<> Güvenme! )

- HAİNLEŞTİRME ile/ve/<> ÖTEKİLEŞTİRME

- HİDDET ile/ve ŞİDDET

- HIRABE[Ar. harbe/savaşa giderken] değil/yerine/= YOL KESME

- HOR GÖRME ve/<> KISKANMA
( Fakirsen. VE/<> Zenginsen. )

- HUKUKSUZ/LUK ve/> KAYITSIZ/LIK

- İFTİRÂS ile İFTİRÂZ[< FARZ]
( Yırtıp paralama, zorla yere yıkma. İLE Gerekli sayma, farz kılma. )

- İFTİRA ile/ve/değil/||/<> YANLIŞ ANLAŞILMA

- İHÂNET ile/değil MUHÂLEFET

- İHÂNET değil/yerine/>< SADÂKAT
( Sözler verilir, sözler unutulur; gün gelir, ihânet eden, sadâkat ister. )

- İKİ (EN BÜYÜK) "ENGEL"/TEHDİT ile/ve/||/<> İKİ (EN BÜYÜK) "ENGEL"/TEHDİT
( Önce, Kadın; Sonra, Ölüm. İLE/VE/||/<> Önce, Kadın; Sonra, Ölüm. )
( Erkek için. İLE/VE/||/<> Kadın için. )

- İLTİMAS ile ŞEFAAT ile İSAR ile TAFDİL[< FADL]
( Haksız yere, yasa ve kurallara uymaksızın kayırma, arka çıkma. | Birine herhangi bir konuda öncelik ve ayrıcalık tanıma. İLE Birinin suçunun bağışlanması ya da dileğinin yerine getirilmesi için o kişiyle Tanrı arasında, peygamberin yaptığı aracılık. İLE İkram; bahşiş. | Cömertlikle verme. | Dökme, saçma, serpme. | Kişinin, kendi, gereksinim duymasına karşın bahşiş vermesi. | Seçme. İLE Birini, ötekilerden üstün tutma. | En üstünlük. )

- IRK ADI ile MİLLET ADI

- IRKÇI ULUSÇULUK ile ETNİK ULUSÇULUK ile KÜLTÜREL ULUSÇULUK ile VATAN ULUSÇULUK

- IRKÎ ŞUUBİYE ile/değil LİSÂNÎ ŞUUBİYE

- IRK değil/yerine/= SOY

- IRK ile/değil/yerine ULUS/MİLLET

- İRONİ > ALAY ALIŞKANLIĞI

- İŞ:
[ne yazık ki]
ÖYLESİNE
ve/||/<> ŞİŞİRME

- İŞİMİZ/UĞRAŞIMIZ/HİZMETİMİZ:
| "YIKMAK" ve/ya da "YAKMAK" İLE |
değil YAPMAK İLE

- İSRAF ile SUİSTİMAL

- İSTEMEDEN ile RASTLANTI ile DÜŞMANCA
( 1 KEZ ile 2. KEZ ile 3. KEZ )
( Bir hata, ikinci kez yapılmaz. İkinci kez yapıyorsanız, üçüncü kez de yapacaksınız demektir. )

- İSTİMLÂK ile DAYATMA

- İSTİSMÂR[< SEMERE] ile/ve/<>/değil SÛ-İ İSTİ'MÂL[< AMEL | çoğ. İSTİ'MÂLÂT]
( İşletme, yararlanma. | Sömürme. İLE/VE/<>/DEĞİL Kötü/yersiz/yolsuz kullanma. )
( )

- İSTİSMÂR ile/ve/değil FEDÂ

- İSTİSMAR ile/ve RİYÂ

- İTİRAF ile/ve/değil/ne yazık ki TEHDİT

- KABA/LIK ile/ve/değil/<> SAF/LIK

- KABZIMAL[Ar.] ile MADRABAZ[Fars.]
( Meyve sebze üreticileri ile satıcılar arasında, aracılık eden kişi. İLE Sebze, meyve gibi yiyecekleri, yerinden getirterek, toptan satan kişi. | Hile yapan, hileci. )

- KADIN, ...:
..., SEVMEDİĞİ KİŞİYE[ERKEK/KADIN] ...
ile/><
..., SEVDİĞİ KİŞİ[ERKEK/KADIN] İÇİN ...

( ... hiç acımaz. İLE/>< ... kendine hiç acımaz. )

- KAHRAMAN >< KURBAN

- KANDIRMAK ile/<> "ATLATMAK"

- KANDIRMA ile/ve/<>/> "YUTTURMA"

- KANDIRMA ile/değil OYALAMA

- KAPİTALİZM ile/ve SAVAŞ

- KARALAMA ile/ve/||/<>/>/< DIŞLAMA

- KARALAMA ile/değil/yerine ELEŞTİREL

- KARANLIK:
ZULÜM
ile SIKINTI
( Algısı. İLE Duygusu. )

- KARPUZ ile EBU CEHİL KARPUZU
( ... İLE Zehirlidir. )

- KAVGA ile ZULÜM

- KAZANA YANAŞIRSAK ve/||/<> KÖTÜYE YANAŞIRSAK
( Karası bulaşır. VE/||/<> Belâsı bulaşır. )

- KENDİ GİBİ OLMAYANDAN UZAKLAŞMA ile/ve KENDİ GİBİ OLMAYANI DIŞLAMA

- KENDİMİZİ:
"YÜCELTMEK"
değil/yerine DÜZELTMEK

- KENDİNİ BİLMEYİŞ/BULMAYIŞ:
> DÜŞMAN BULMAK
ve/ya da/yoksa da DÜŞMAN YARATMAK

- KİMSEYİ:
(ÇOK/FAZLA) ÖVMEMELİ
ve/||/<> KÜSMEMELİ ve/||/<> YAKINMAMALI ve/||/<> SUÇLAMAMALI

- KİŞİ:
"TAŞLANIR"
ve/||/<> "DIŞLANIR" ve/||/<> "SINANIR"
( İyiliği kadar. VE/||/<> Merhameti kadar. VE/||/<> Teslimiyeti kadar. )

- KİŞİLERİ KULLANARAK/SÖMÜREREK ile/değil/yerine/>< KİŞİLER ARACILIĞIYLA

- KİŞİLERİ:
[ne yazık ki]
!"DENEMEK/SINAMAK"
değil/yerine/>< KONUŞMAK
( "Denenilen" şeyin sonucunu "elde ettirir" belki fakat o kişiyi mutlaka ve sonsuza kadar kaybettirir. DEĞİL/YERİNE/>< Kişiyi kaybetmemek/kazanmak için özellikle de yakın olduğumuz kişileri denememek/sınamamak gerekir. Çeşitli oyunlar yaparak, tuzaklar kurarak elde edilen "bilgi/sonuç" geçersizdir. Aslolan ise her koşulda, en olumsuzu söylemek bile olsa konuşmayı yeğlemektir. )

- KİŞİYİ YIKAN:
DÜŞMAN(LAR)IN SÖZLERİ
ile/değil/||/<>/< DOSTLARIN SESSİZLİĞİ

- KÖLELEŞTİRENLER:
SEVİLME İSTEĞİ
ve/||/<>/> BEĞENİLME İSTEĞİ ve/||/<>/> TAKDİR EDİLME İSTEĞİ

- KÖLE ile/değil/yerine GÖNÜLLÜ "KÖLE"

- KOLONİ değil/yerine/= YABANCI TOPLULUĞU/SÖMÜRGE/GÖÇMEN

- KORKU + BİLGİSİZLİK = NEFRET

- KÖTÜ TEMEL ve/ne yazık ki/> KÖTÜ İSTEK

- KÖTÜLEME ile/ve/değil/yerine TESPİT ETME

- KÖTÜLÜK ETME! ve/<> KUYU KAZMA!
( Kötü düşersin. VE/<> Kendin düşersin. )

- KÖTÜLÜKLERLE "YÜKSELMEK" değil/yerine/><
İYİLİKLERLE "KAYBETMEK"


- KRAL/DESPOT ile/değil/yerine/>< DEVLET ADAMI
( Yöneten fakat yönetil(e)meyen "kişi". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yöneten ve yönetilen kişi. )

- KÜÇÜMSEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< ÖTEKİLEŞTİRMEK

- KÜFÜR değil/yerine/>< FİKİR
( Gerçeğin üstünü örtmek. DEĞİL/YERİNE/>< Gerçeğin örtüsünü açmak. )

- KÜFÜR ile ZULÜM

- MAZOŞİST/MAZOŞİZM[Fr., İng.] değil/yerine/= ÖZEZER/LİK

- MERHAMET:
ACIMAK
değil/yerine/< ACITMAMAK

- MÜCBİR[< CEBR] değil/yerine/= ZORLAYICI/ZORLAYAN

- MUGALATA değil/yerine/= YANILTMACA
( Yanıltmak için, yanıltacak yolda söz söyleme. | Başkasını yanıltmak için, doğru olmadığı bilinerek yapılan uslamlama ve çıkarsama. )

- NARSİSİZM ile/ve/||/<> KÖTÜCÜL(MALIGNANT) NARSİSİZM

- NEFRET ile/ve/||/<>/> KİN/BUĞZ
( Gereksiz/fazla/aşırı düşünce yönelimi. İLE/VE/||/<>/> Gereksiz/fazla/aşırı olan düşünceyi, süresiz ya da çok uzun süre sürdürme ve eyleme geçme düşüncesi ya da girişimi. )
( Nefret, çok gereksiz/fazla/anlamsız, isabetsiz ve olumsuz bir düşünceyi sürdürmek gerektirdiğinden dolayı, kimseye nefret gerektirecek kadar zaman/enerji/bellek ayırmanın gereği/anlamı/değeri ya da etkisi yoktur/olmaz/olmayacaktır! İLE/VE/||/<>/> Kimseye fakat özellikle de birinci derece yakınlara ve üzerimizde (çok/az) emeği geçenlere kin tut(a)mayacağımızı anımsamamızda, kabul etmemizde yarar vardır. )

- NEPOTİZM ile PATRONAJ ile KAYIRMA

- OLMA!:
[ne] PİŞMAN
ne DÜŞMAN ne [de] KAHRAMAN

- OLUMSUZ OLASILIK ile/ve TEHDİT

- ÖNYARGI ile/ve SAPLANTI

- ORANTISIZ GÜÇ ile/ve/||/<> ORANTISIZ HOŞGÖRÜ

- ORANTISIZ ŞİDDET ve/<> ORANTISIZ GÜÇ

- ÖTEKİLEŞMİŞ/LİK ile/değil ÖTEKİLEŞTİRİLMİŞ/LİK

- ÖTEKİLEŞTİRME ile/değil/yerine/>< HAK/LAR

- ÖTEKİLEŞTİRME ile/değil TANIYAMAMA

- PERSECUTE vs. PROSECUTE

- PORSELEN ile MERTEBANİ/SELADON TABAK
( ... İLE İçine konulan yiyeceğin zehirli olup olmamasına göre renk değiştiren tabak. )

- SALDIRI SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
KARALAMA
ile/ve/||/<> NİTELİKSEL ile/ve/||/<> "SEN / SEN DE ..." ile/ve/||/<> DOLDURUŞA GETİRME

- SATİR[Fr.] değil/yerine/= YERGİ

- SATVET[Ar.] değil/yerine/= (ZORLU/SİNDİRİCİ) GÜÇ

- SAVAŞ ya da KORSANLIK değil/yerine/>< TİCARET

- SAVAŞI KAYBETMEK:
ÖLÜNCE
değil DÜŞMANA BENZEYİNCE

- SAVAŞMA değil/yerine/<>/> TANIŞMA

- SAVAŞ değil/yerine/>< BARIŞ
( İyisi yoktur. DEĞİL/YERİNE/>< Kötüsü yoktur. )

- SAVAŞ ile/değil FETİH

- SAVAŞ yerine MÜCADELE

- SAVAŞ ile/ve/değil/yerine/< SALDIRI/Ş

- ŞEHVET ve ŞİDDET

- SEMİRME ile/ve/<>/< SÖMÜRME

- ŞERGİL değil/yerine/= ASKINTI, BAŞ BELÂSI

- ŞİDDET[Ar. < ŞEDD] değil/yerine/= YEĞİNLİK
( Yeğin olma durumu. | Bir etkinliğin ya da bir gücün derecesi. | Bir ses çıkarılırken algılanan ve titreşimlerin genliğinden kaynaklanan özellik. )

- ŞİDDET ve/||/<> KÜFÜR
( [ne yazık ki] Kalbinde, muhabbet olmayanın (b)elinde. VE/||/<> Aklında, düşünce olmayanın dilinde. )

- ŞİDDET değil/yerine/>< ÖZEN

- ŞİDDET =/||/<>/>/< ÖZENSİZLİK

- SİGARAYLA MÜCADELEDE:
"ZORLAMA"
değil/yerine MERAK ETMESİNİ SAĞLAMA
( Burayı tıklayarak izleyiniz... )

- ŞIMARMAK ve/<> SÖMÜRMEK

- ŞİŞİRME ile "ŞİŞİRME"/ŞİŞİRMECE
( Şişirme işi. İLE Baştan savma, kötü iş. )

- SÖMÜRGE ile/değil SÖMÜRÜLGE
( ... İLE/DEĞİL Diline, değerlerine, gelişimine ve üretime katılmayan toplumların geldiği/geleceği nokta. )

- Sömürmek yerine DİNLE!!!

- SÖMÜRME ile/ve/<> "SÖĞÜŞLEME"

- SÖMÜRÜ ile/ve/<> DAYATMA

- SÖMÜRÜ ile SUİSTİMAL ile MANİPÜLÂSYON

- SÖMÜRÜ ve/||/<>/< TAHRİK

- ŞOVENİZM[Fr. CHAUVINISME] ile DÜŞMANLIK
( Kendi ulusunu öne çıkararak değişik ırk ve uluslar arasında düşmanlık yaratmayı amaçlayan ve bu yolda kışkırtmada bulunan aşırı akım. İLE ... )

- SUÇ ile CÜNHA
( ... İLE Cürüm derecesindeki suçlara, yani kabahatten ağır ve cinayetten hafif olan suçlara verilen ad. )

- SUİSTİMAL ile İSTİSMAR
( İşletme, yararlanma. | Sömürme. İLE/VE/<>/DEĞİL Kötü/yersiz/yolsuz kullanma. )

- SUİSTİMAL ile SÖMÜRÜ

- TAAMMÜDEN[Ar.] değil/yerine/= KASTEN

- TÂCİZ ile/değil TAVIR

- TÂCİZ değil/yerine/= USANDIRI, USANÇ

- TAFZİH[Ar.] değil/yerine/= REZİL ETME
( Birinin kötü yanlarını ortaya çıkarma. )

- TAHAKKÜM[Ar.] değil/yerine/= BASKI, ZORLAMA

- TAHARRÜŞ[Ar.] değil/yerine/= TIRMALANMA, KURCALANMA, AZDIRILMA

- TAHRİBAT[Ar.] değil/yerine/= YIKIP BOZMA

- TASALLUT[< SALÂLET] ile SATAŞMA, BAŞINA EKŞİME, MUSALLAT OLMA

- TECAVÜZ değil/yerine/>< ANLAMA (ÇABASI)
( Tecavüz eden, anlayamaz ve anla(/ya)mamıştır. )

- TEHDİT ile/değil "GÖZDAĞI VERMEK"

- TEHDİT ile/değil/yerine/> DÜZEN
( Herhangi bir yerdeki adâletsizlik. İLE/DEĞİL/YERİNE/> Her yer, zaman ve koşulda adâlet. )

- TEHDİT değil/yerine/>< İKNA

- TEHDİT ile/ve/> KORKU

- TEHDİT ile/ve/||/<>/> TEDİRGİNLİK

- TEHDİT değil/yerine TEKLİF

- TEHDİT ile/değil/yerine ULTİMATOM
( ... İLE/DEĞİL/YERİNE Kesin ve dönülmez söz. Son söz. | Bir devletin öteki devlete karşı zora başvuracağını bildirmesi. )

- TEHDİT ile/ve/değil/yerine UYARI

- TEHDİT ile/ve/<> YASAK

- TEK DÜZE ile/ve/değil/||/<> TEK TİP

- TEMBELLİK ile/ve/değil/<> "KENDİNE"(KEYFİNE/RAHATINA) GÖRE DÜŞÜNME

- TERK ile/ve/değil/yerine EZİYET
( Bazen, terk edilmektense eziyet görmeye bile râzı olabilirsin. )

- TOPLUMSAL DIŞLA(N)MA ile/ve/||/<> KÜLTÜREL DIŞLA(N)MA

- UCLARDA OLMAK ile/ve/değil BİR UCDAN, ÖTEKİ UCA GEÇMEK
( Süreç/te. İLE/VE/DEĞİL Sonuç/ta (kalmak). )

- USDIŞI = GAYR-İ AKLÎ = IRRATIONAL[İng., Alm.] = IRRATIONNEL[Fr.]

- UTANÇ VERİCİ ile/ve/||/<> KÜÇÜK DÜŞÜRÜCÜ

- ÜVEYE EDERSEK ve/||/<> GELİNE EDERSEK
( [kendi] Çocuğumuzda buluruz! VE/||/<> Kızımızda buluruz. )

- VAHİM ile/ve/değil/> VAHŞET

- VOYVO[İsp.] değil/yerine/= SATAŞMA
( Alay ederek sataşmak için söylenir. )

- YABANCILAŞMA ile/ve/<> ÖTEKİLEŞTİRME

- YANLIŞ ZAMAN VE YER ile/ve/||/<> "KÖRÜN TAŞI, KELİN KAFASINA DENK GELİRMİŞ"

- YAPMACIK/LIK ile/ve/<> "ZORLAMA"

- YILDIRMA ile/ve/<> BEZDİRME

- YILDIRMA ile/ve/<> SİNDİRME

- YOKLUĞU/N İLE:
TEHDİT
ile/değil/yerine TERBİYE

- YÜZÜSTÜ ile YÜZÜSTÜ
( Yüzü yere gelecek biçimde. İLE Başlanmış fakat tamamlanmamış bir durumda. )

- ZAN:
"ÖNE SÜRÜLEBİLECEK BİR ŞEY"
değil
ANCAK, KABUL EDİLECEK BİR ŞEY


- ZAYIF/GÜÇSÜZ OLANI:
"CEZALANDIRMAK"
değil KAYITSIZLIK

- ZECREN ile ZECRİ
( Yasaklayarak. | Zorlayarak. | Eziyet ederek. İLE Zorlayıcı, zorlayan, yasaklayan. )

- ZEDELEME ile/ve/<> SARSMA

- ZELLE ile ZULÜM

- ZULÜM/ZÂLİM ile ADÂLETTEN UZAKLAŞMAK/UZAKLAŞAN | BİR ŞEYİN YERİNDE OLMAMASI
( ADALETTEN UZAKLAŞMAK/UZAKLAŞAN | BİR ŞEYİN YERİNDE OLMAMASI )

- ZULÜM ile/<>/>< "ZEVK"
( Eziyet, başkaları tarafından kendinize/birine yapılmış/yapılıyor ise. İLE/<>/>< Eziyeti, kendi, kendine yapıyor ise/niz. )

- ZULÜM ile EZİYET

- ZULÜM ile KAHR
( Dışarıdan. İLE İçeriden. )

- ZULÜM değil/yerine/>< ŞEFKAT
( İlimsiz şefkat, zulümdür. )

- [ne yazık ki]
TAGALLÜP[Ar.]
değil/yerine/= ZORBALIK

- [ne yazık ki]
!"CAN/I ACITMAK"
ile/ve/||/<> !"CAN YAKMAK" ile/ve/||/<> !"CANINA OKUMAK"

- [ne yazık ki]
!"FAŞİST/LİK"
ile/değil/yerine !ZORBA/LIK

- [ne yazık ki]
!"IRKÇILIK"
ile MİLLİYETÇİLİK

- [ne yazık ki]
!"KARALAMAK"
ile/değil/yerine REDDETMEK

- [ne yazık ki]
!BANKA SOYARKEN
ile/ve/<> !ÜLKE SOYARKEN
( Kar maskesi takılır. İLE/VE/<> "Din maskesi" takılır. )

- [ne yazık ki]
!DEDİKODU
ile/değil/yerine/>< BİLGİ
( "Dilde". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Akılda. )

- [ne yazık ki]
!EZİYET
ile/<> !İŞKENCE

- [ne yazık ki]
!FAHİŞ/FUHUŞ
ile/ve/||/<> !MURABAHA/TEFECİLİK
( Ölçüyü aşan, aşırı, çok fazla. | Ahlâka ve törelere uygun olmayan. İLE/VE/||/<> Bir malı, çok fazla kârla satma. | Yasanın izin verdiği sınırdan aşkın faiz alma. )

- [ne yazık ki]
!HAKARET ETMEK
ve/=/||/<>/> !YOK ETMEK

- [ne yazık ki]
!İFTİRA
ile !İFK
( Birine, aslı olmayan bir suç yükleme. İLE Bir suçu, birine yükleme. )

- [ne yazık ki]
!IRKÇILIK
ile/ve/<> !EŞEYSELCİLİK

- [ne yazık ki]
!İŞKENCE
ile/ve/<> !İNSANLIK DIŞI "UYGULAMA"

- [ne yazık ki]
!İSTİSHÂR
değil/yerine/= !ALAY ETME, EĞLENME

- [ne yazık ki]
!KİN
ile/<> !GILLÜGİŞ/GILLIGIŞ
( ... İLE/<> Gizli kin, gizli ve kötü erek/amaç. )

- [ne yazık ki]
!KÖTÜLEME
ile/ve/değil/||/<> !"YAKIŞTIRMA"

- [ne yazık ki]
!MÜSTEMLEKE[Ar.]
değil/yerine/= SÖMÜRGE

- [ne yazık ki]
!MÜTECÂVİZ[Ar.]
değil/yerine/= SALDIRGAN/SALDIRICI/SATAŞKAN

- [ne yazık ki]
!ÖTEKİLEŞTİRME
ile/ve/||/<>/> !DÜŞMANLAŞTIRMA

- [ne yazık ki]
!SALDIRI
ile/ve/||/<>/>/< !ŞİDDET

- [ne yazık ki]
!SAVAŞLAR:
ESKİ
ile/ve/<>/> YENİ
( XVII. yy. İLE/VE/<>/> XX. yy. ve sonrası. )

- [ne yazık ki]
!SAVAŞLAR:
RASYONEL
ile/ve/<> KİTLELERİN SEFERBER EDİLDİĞİ ile/ve/<> ASİMETRİK

- [ne yazık ki]
!SAVAŞ
ile/ve/değil/||/<> !İÇ SAVAŞ/AYAKLANMA

- [ne yazık ki]
!SAVAŞ
ve/||/<>/>/< !YILDIRMA/TERÖR[Fr.]

- [ne yazık ki]
!SAVAŞ
ile ASKERİCİLİK/MİLİTARİZM

- [ne yazık ki]
!SUÇLAMA
ile !KARALAMA

- [ne yazık ki]
!TEHDİT
ile/ve/||/<> TEHLİKE

- [ne yazık ki]
!ZULM
ile/ve/||/<> !DALKAVUKLUK
( [ne yazık ki] "Küçük gördüklerine." İLE/VE/||/<> "Büyük gördüklerine." )

- [ne yazık ki]
"DÜNYANIN DAR GELMESİ"
ile/ve/değil/<> "KÖŞELERİN KAPILMASI/TUTULMASI OYUNU/ÇABASI/YANILSAMASI"

- [ne yazık ki]
"KEYFİ/Nİ YAŞAMAK"
ile/ve/değil/||/<>/>/< KEYFİ/Nİ (VE KENDİNİ) DAYATMAK

- [ne yazık ki]
"KEYFİNİ SÜRMEK"
ile/ve/||/<>/> EZBERİNİ YAŞAMAK/DAYATMAK

- [ne yazık ki]
"NİYET OKUMA"
ile/ve/||/<> "AKIL OKUMA"
( İkisi de yanlıştır ve olanaksızdır. Hiçbir zaman, zemin ve koşulda yapılmamalıdır! )

- [ne yazık ki]
"SONUÇ ODAKLILIK"
ve/||/<>/>/< HİLEKÂRLIK

- [ne yazık ki]
(")VATAN("):
BARIŞTA
ve/||/<> SAVAŞTA
( Varsılların. VE/||/<> Yoksulların. )

- [ne yazık ki]
(FAZLA) BASKI
ve/||/<>/>/< İHMAL

- [ne yazık ki]
ACELECİLİK
ile/ve/||/<> DAYATMA

- [ne yazık ki]
AYRIMCILIK
ile/ve/||/<> NEFRET

- [ne yazık ki]
AYRIŞ(TIR)MA
ile ÖTEKİLEŞ(TİR)ME

- [ne yazık ki]
AYRIŞ(TIR)MA
ile/ve/<> YABANCILAŞ(TIR)MA

- [ne yazık ki]
BENCİLLİK
ile/ve/||/<>/> NEFRET VE DÜŞMANLIK

- [ne yazık ki]
BİLGİSİZ/LİK / CEHÂLET
ve/||/<> ACIMASIZ/LIK

- [ne yazık ki]
BÜYÜK SORUN/YANILSAMA:
"ACI ÇEKMEMEK"
ve/||/<>/>/< "KENDİMİZİ KANDIRMAK" / KANDIRDIĞIMIZI/KANDIRABİLECEĞİMİZİ ZANNETMEK

- [ne yazık ki]
CEBR
ve/||/<> HİLE

- [ne yazık ki]
DAYATMA
ve/||/+/<>/> ZORBALIK

- [ne yazık ki]
DEDİKODU
ile/ve/değil/||/<>/>/< İFTİRA

- [ne yazık ki]
DESPOT
ile/ve/<> DİKTATÖR ile/ve/<> FAŞİST ile/ve/<> TİRAN
( Bir ülkeyi, zora ve baskıya dayanarak "yöneten" kişi. | Ortadoks Rumlar'ın, din başklanlarına verilen ad. | Her dediğini ve dilediğini yaptırmak isteyen kişi. İLE/VE/<> Tüm siyasal yetkileri kendinde toplamış kişi. | Zorba. İLE/VE/<> Eski Yunan'da, siyasal erki, tek başına elinde tutan kişi. | Siyasal erki, zorla ele geçiren, onu kötüye kullanan kişi. | Acımasız, gaddar. )
( Hiçbir koşul ya da yasaya bağlı olmadığı/olamayacağı, sınırlandırılamayacağı zannı ve/veya iddiasıyla davranır. İLE/VE/<> "Yasaya" "bağlı" görünümünde, kişisel/keyfî davranır. İLE/VE/<> ... İLE/VE/<> ... )
( İSTİBDAT: Uyruklarına hiçbir hak ve özgürlük tanımayan sınırsız monarşi, despotluk. )

- [ne yazık ki]
DIŞLA(N)MA:
TOPLUMSAL
ile BİREYSEL

- [ne yazık ki]
DOĞRU OLDUĞUNU BİLDİĞİN HALDE, YAPMAMAK
ile/ve/<> YANLIŞ/HATALI/EKSİK OLANI, BİLMENE KARŞIN, YAPMAK

- [ne yazık ki]
DÜŞMAN/LIK
ile/ve/değil/yerine/||/<> KARŞIT/LIK

- [ne yazık ki]
ENGEL OLMAYA ÇALIŞANLAR
ve/||/<>/>/< BAŞARACAĞIMIZA EN ÇOK İNANANLAR

- [ne yazık ki]
EZÂ
ve/||/<> CEFÂ (ÇEK(TİR)MEK)
( İncinme, incitme, can yakma. İLE/VE/||/<> Büyük sıkıntı, eziyet. )

- [ne yazık ki]
EZBERE YAŞAMAK
ve/||/<>/> KÖTÜLÜK

- [ne yazık ki]
HAKSIZLIK
ve/||/<>/>/< ÖFKE
( Haksızlık etme. öfkenle hareket etme! )

- [ne yazık ki]
HUKUKSUZ/LUK
ve/> ACIMASIZ/LIK

- [ne yazık ki]
İDAM
ile/ve/değil/<> İTHAM

- [ne yazık ki]
İDDİA
ile/ve/||/<>/< ÖFKE

- [ne yazık ki]
İHLÂL
ile/ve/||/<> JUS COGENS İHLÂLLERİ

- [ne yazık ki]
İNDİRGEME
ile/ve/değil/||/<> YOK SAYMA

- [ne yazık ki]
İNSANLIK SUÇLARI:
SOYKIRIM
ile/ve/||/<> İŞKENCE/ŞİDDET ile/ve/||/<> TERÖR ile/ve/||/<> NEFRET/DÜŞMANLIK ile/ve/||/<> IRKÇILIK ile/ve/||/<> KÖLELEŞTİRME ile/ve/||/<> İNSAN KAÇAKÇILIĞI ile/ve/||/<> ORGAN TİCARETİ ile/ve/||/<> BAĞIMLILAŞTIRMA ile/ve/||/<> "HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRATMAK"
( Bağımlılaştırma - İnsanlık Suçu İlişkisi - Muharrem Balcı )

- [ne yazık ki]
İSRAF
ile/ve/||/<> ŞİDDET

- [ne yazık ki]
İSTÎLÂ
ile/ve/||/<>/> SÖMÜRÜ

- [ne yazık ki]
İTHAM
ile İMÂ

- [ne yazık ki]
KANDIRMADA:
"APTAL/LIĞIMIZ"
ile/ve/değil/||/<>/< "ONUN/ONLARIN" KARAKTERSİZ/LİĞİ
( Olmuyor. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Oluyor. )

- [ne yazık ki]
KÖTÜ KULLANIM
ile/ve/||/<>/> KÖTÜYE KULLANIM
( [... olduğunu/olacağını] "biliyorsun/biliyordun." İLE/VE/||/<>/> "ZÂTEN"/"SONUÇTA"/"ASLINDA" biliyorsun/biliyordun." )
( "Bir alışveriş, bir fiş." şeklinde, fazladan/gereksiz açıklama yapmak, uyarıda bulunmak. İLE/VE/||/<>/> "Ama bunu söylemenize gerek yok ki! Ben yapınca alışverişi, ZÂTEN/SONUÇTA alıyorum satış fişi." şeklinde [soluksuz/beklemeksizin/düşünmeksizin] "yanıt vermek." )
( Bir kişinin, neyi bilip bilmediğini ve/veya o an/dönem için anımsayıp anımsamadığını "belirlemek", beklentisi içinde olmak, dilin/ifadenin kötü kullanılmasıdır. [Hiçkimsenin, neyi bilip bilmediği, isteyip istemediği ya da yapıp yapamayacağı, hiçbir zaman, zemin ve koşulda bilinemez!] İLE/VE/||/<>/> Sözcüklerin yetersiz ve kötü kullanımıyla birlikte "niyet okumak" ya da genelleyici/indirgeyici/özdeştleştirici/köktenci/toptancı/sonuç odaklı bir yargı ifadesi ise sürecin ve ilişkinin tükenmesine neden olacak/olmuş bir kötüye kullanımdır. [Güç ve baskı uygulama isteği ve/veya nedeniyle olduğu/olabileceği gibi sorumluluktan kaçmak gibi çok çeşitli anlamsız/gereksiz nedenlerden de kaynaklanmaktadır.] )

- [ne yazık ki]
KÖTÜLERİN, "BASKISI"
ile/değil/||/<> İYİLERİN, KAYITSIZLIĞI

- [ne yazık ki]
MANTIK DIŞI/LIK
ile/değil "DUYGUSAL/LIK"

- [ne yazık ki]
MELÂNET[Ar. < LA'N]
değil/yerine/= BÜYÜK KÖTÜLÜK

- [ne yazık ki]
NAGASAKİ
ve/||/<> HİROŞİMA
( Atom bombası, İkinci Dünya Savaşı sırasında sırasıyla 06 ve 09 Ağustos 1945 tarihlerinde atıldı. )

- [ne yazık ki]
NEYİ
BÖLÜŞEMİYORUZ?
ve/||/<> NİYE DÖVÜŞÜYORUZ?
( Hiçbir mal, bizim değil! VE/||/<> Hiçbir can, bizim değil! )

- [ne yazık ki]
ÖĞRENMEME
ve/||/<>/> ÖĞRENİLEN YANLIŞLARDAN VAZGEÇMEME ve/||/<>/> YENİDEN ÖĞRENMEME

- [ne yazık ki]
ORANTISIZ GÜÇ
ve/||/<>/< KÖR ŞİDDET

- [ne yazık ki]
ÖTEKİLEŞTİRMEDE:
AYRIMCILIK
ile/ve/<> NEFRET (SÖYLEMLERİ/TUTUMLARI)

- [ne yazık ki]
ÖTEKİLEŞTİRME
ile/ve/<> TEKTİPLEŞTİRME

- [ne yazık ki]
OYALAMAK
ile/ve/||/<> "UYUTMAK"

- [ne yazık ki]
PSİKOPAT/LIK
ile/ve/||/<> İNSAFSIZ/LIK

- [ne yazık ki]
SAVAŞ DÖNEMLERİNDE:
RİTÜELLEŞMİŞ
ile SINIRLAMACI OLAN ile FETİH ile MUTLAK AMACI OLAN ile SINIRI OLMAYAN

- [ne yazık ki]
SAVAŞLARDA:
PARTİZAN
ile/<> GERİLLA ile/<> TERÖR

- [ne yazık ki]
SAVSAKLAMA
ile/ve/||/<> BOŞVERME

- [ne yazık ki]
SEVGİSİZLİK
ve/||/<>/> KAYITSIZLIK

- [ne yazık ki]
ŞİDDETİN MEŞRÛLAŞTIRILMASI
ile/ve/<> ÖTEKİLEŞTİRME

- [ne yazık ki]
ŞİDDETTEN DOLAYI ...
ile/ve/değil/ne yazık ki/<> "BİZİM/SEN"İN "SESSİZLİĞİNDEN/TEPKİSİZLİĞİNDEN DOLAYI ..."

- [ne yazık ki]
ŞİDDET
ve/||/<> TERBİYESİZLİK

- [ne yazık ki]
SİYASET İLE
ve/||/<> DİN İLE ve/||/<> FUTBOL İLE ve/||/<> SAVAŞ İLE
( Yanıltılırız. VE/||/<> Avutuluruz. VE/||/<> Uyutuluruz. VE/||/<> Korkutuluruz. )

- [ne yazık ki]
SÖZDE, ÖLÇÜ BİLMEMEK/BİLMEYEN
ve/||/<> EDEPSİZLİKTE SINIR TANIMAMAK/TANIMAYAN

- [ne yazık ki]
SUÇLAMA
ile/ve/<> DIŞLAMA

- [ne yazık ki]
TAZIYA, "TUT!"
ve/||/<> TAVŞANA, "KAÇ!"

- [ne yazık ki]
TEHDİT ETMEK
ile/ve/değil/||/<>/< "ABA ALTINDAN SOPA GÖSTERMEK"

- [ne yazık ki]
TEHDİT
ile ŞANTAJ[Fr. CHANTAGE]
( Gözdağı. İLE Herhangi bir çıkar sağlamak amacıyla bir kimseyi, kendiyle ilgili lekeleyici, gözden düşürücü bir haberi yayma ya da açığa çıkarma tehdidiyle korkutma. )

- [ne yazık ki]
YIRTICI
ile/ve/<> YIKICI

- [ne yazık ki]
ZAN
ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> İFTİRA

- [ne] İSTEMEK ne de DAYATMAK

- [ne] YAP! "EMRİ" ile/ve/||/<>/ne de YAPMA! "ENGELİ"

- | DESPOT ile/<>/> SÜRÜ |
değil/yerine
YURTTAŞ

( | Yönetmeyi bilen, yönetilmeyi bilmeyen. İLE Yönetilmeyi bilen, yönetmeyi bilmeyen. | DEĞİL/YERİNE Yönetmeyi ve yönetilmeyi bilen. )



İNSANLIK SUÇLARI
(BAĞIMLILAŞTIRMA, BAĞIMLILIK)


- "...'YA (ÇOK) DÜŞKÜN" ile/ve/değil/yerine "...'YI (ÇOK) SEVEN"

- "AÇIK" ile/ve/değil/<> ZAAF

- "ALIŞKIN" ile/değil/yerine ALIŞKANLIĞI OLAN

- "APTALLIK"/TAN ile/değil/ne yazık ki ÇARESİZLİK/TEN

- "BAĞIMLILIK" ile/değil/yerine/>< GEREKSİNİM

- "DELİSİ OLMAK/OLAN" ile/değil/yerine DÜŞKÜN

- "EZBER" ile/ve/değil ALIŞKANLIK
( EZBER hem de ALIŞKANLIK )

- "HAK" ile/değil BAĞIMLILIK

- "KENDİNİ SAKLAMAK" >< KIZMAK
( Kimse, kızdığında, kendini/özünü saklayamaz. )

- "KEYİF" değil/yerine/>< GEREKSİNİM

- "KEYİF/RAHATLIK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÇALIŞMA/HİZMET
( % 3[daha çok] -31[en fazla, azınlıkla/bazen] İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< % 96[daha çok] - 69[en az, çoğunlukla] )

- "MERKEZCİ/LİK" ile/ve/<>/> BAĞIMLI/LIK

- "PARA" (SAPLANTISI) değil/yerine "KİŞİ"[KARDEŞ/ARKADAŞ/OLANAKSIZ/MAĞDUR]

- "TAKINTI" ile/değil/yerine ALERJİ

- "ZAYIFLIK" ile ZAAF

- (")SORUNLARI("):
BAŞKALARIYLA OLAN/LAR
ile/değil/yerine (OLABİLDİĞİNCE) KENDİYLE OLAN/LAR
( Sorunun, kendi(nde) olduğunu anla(ya)mayan kişiler, ne yazık ki, çözümü, başkalarının huzurunu bozmakta "ararlar/bulurlar". )
( [çoğunlukla] Kendiyle, (ciddi) sorunları olan(lar)dır. İLE/DEĞİL/YERİNE Başkalarıyla, "sorunlu" "görünseler/düşünülseler" de sorunsuzdur(lar). )

- (ALIŞKANLIK YAPICILARDAN) UZAK DURMALI!

- (KOŞULSUZ) SEVGİ:
(EN BÜYÜK) ZAAF
ve ERDEM

- (SİGARA) "YASAĞI" değil SINIRLAMASI/KISITLAMA/SI
( Yürürlüğe giren yasa, bir "YASAK" koyma değildir! Toplum yaşamında ve kişiler arasında düzenin sağlanması, hakların korunması için ortak kullanım alanı kuralları uygulanmak zorundadır. Sigarayla ilgili düzenleme, kişilerin bulunmak zorunda/durumunda olduğu -kapalı ya da açık- ortamlarda sigara kullanıcılarının keyfî uygulamalarına izin vermemek üzerinedir. Bu durumdan rahatsız olan/olabilecek kişilerin haklarının korunması üzerine de bu tür kısıtlamalar getirilmesi gerekmiştir. "YASAK" olarak ifade edilen durum, "sigara içme yasağı" değil belirli ortak kullanım alanlarında keyfî tutumda bulunulmasına engel olabilmek üzere ve çevrenin rahatsız edilmemesine yöneliktir. Doğrudan, genel bir "içmeme yasağı" getirilmemiştir. "YASAK"[< YASA][yasaya/kanuna bağlı olan] sözcüğü ve kullanımının da, kişiler [içen-içmeyen, rahatsız olan/lar] arasında anlaşamamazlık/ihtilâf [ya da olası çatışma durumunda] toplum ve devlet tarafından kabul ve onay görmüş, uyumlu bir düzen sağlanabilmesi üzerine, gereken koşulların, yazılı ve tüzel(hukukî) bir karşılığının bulunması üzerinedir. Birlik ve bütünlüğü, sürdürülebilirliği sağlayabilmenin göstergesi ve dayanakçası olarak, "YASA" ve yasal gereklilik, işlevini yerine getirmek üzere uygulanmaktadır. Kişi, kendi evinde istediği gibi [çırılçıplak] dolaşabileceği halde dışarıda/sokakta, ortak alanlarda dolaşamayacağı gibi. Bu durumu anlayan ve kabul edebilen tütün kullanıcıları, tütün ürünleri kısıtlamasının da bir uzlaşım ve çözüm gerektirdiğini rahatlıkla anlayacak ve kabul ediyor olacaklardır. )

- 1 BAĞIMLI > 4 BAĞIMLI YAKINI
( Alkolik yakınları ve arkadaşlarının ortak sorunlarını çözebilmek için deneyimlerini ve umutlarını paylaştıkları bir topluluk. | http://www.al-anon-tr.org )
( Bağımlılığa Hayır Derneği | http://www.BagimliligaHAYIR.org )

- ALIŞKANLIK AHLÂKI ile/ve/değil/yerine YEĞLEME/TERCİH AHLÂKI

- ALIŞKANLIK/ÂDET ile GEREKLİLİK

- ALIŞKANLIK ve/< BELLEK
( Olumsuz alışkanlıklar, bellekteki kayıtların kötüye kullanımlarından kaynaklanırlar. )

- ALIŞKANLIK ile DADANMA

- ALIŞKANLIK ile GELENEK

- ALIŞKANLIK ile GEREKLİLİK
( Normal bir hal acı verici olamaz, ama yanlış bir alışkanlık çoğu zaman süreğen acılara yol açar. )
( Alışkanlık ve ihtiras kör eder ve yanlışa götürür. )
( Alışılmış olana tutunduğunuz sürece keşif gerçekleşemez. )

- ALIŞKANLIK = İTİYAT = HABIT[İng.] = HABITUDE[Fr.] = GEWOHNHEIT[Alm.] = HABITUS[Lat.] = HEKSIS[Yun.] = COSTUMBRE[İsp.]

- ALIŞKANLIK ile/ve/değil ŞARTLANMA

- ALIŞKANLIK ile/ve/<> ŞAŞKINLIK

- ALIŞKANLIK ile ZAAF
( Alışkanlık, anahtarı kaybolmuş bir kelepçedir. )
( Alışkanlıklar tutkuyu, tutku da karakteri etkiler. )

- ÂŞIK OLMAK ile/ve/||/<> TAKINTILI-ZORLAYICI(OBSESİF-KOMPULSİF) KİŞİLİK BOZUKLUĞU
( Gövdede, aynı biyokimyasal etkileri "yaratıyor"/yaratabiliyor. )

- AŞIRI/ABARTILI KEYFİYET ve/||/<>/> GECİKEN/GECİKMİŞ ADÂLET

- AŞIRI/LIK ve/<> EKSİK/LİK
( YARASA: "Güzelliğim" "fazla görülmesin" diye gece uçarmış. KUĞU: Güzelliğini sergilemekten, su içmeyi bile boşvererek/unutarak susuzluktan ölmüş. )
( Aşırı gidersen tersi olur. )

- BAĞIMLI/LIK(MÜPTELÂLIK) ile ISRARCI/LIK

- BAĞIMLI/LIK ile/yerine BAĞLI/LIK
( Onlar mı size, siz mi onlara bağlısınız? )

- BAĞIMLILIK SÜRECİ VE SONUCU:
HASTAHANE
ve/||/<>/> CEZAEVİ ve/||/<>/> MEZAR

- BAĞIMLILIK ile/ve AŞIRILIK

- BAĞIMLILIK = DEPENDENCE[İng.] = DÉPENDANCE[Fr.] = ANHÄNGIGKEIT, DEPENDENZ[Alm.] = DIPENDENZA[İt.] = DEPENDENCIA[İsp.] = CONIUNCTIO[Lat.] = TO KATANTES, SÜNDESMOS[Yun.] = TAVAKKUF[Ar.] = BASTEGÎ[Fars.] = AFHANKELIJKHEID[Felm.]

- BAĞIMLILIK ile ÖZDEŞLİK
( İnsan değil mi, hem yapar, hem tapar! )

- BAĞIMLILIK ile/ve SAPLANTI

- BAĞIMLILIK ile/ve YERİNDEN OYNATILAMAZLIK

- BAĞLI ile/değil BAĞIMLI

- BAHANE[Ar.] = MAHANA/MAHNA
( İleri sürülen, sözde neden. )

- BELİRLİ/LİK ile/ve BAĞIMLI/LIK

- BİLEREK / BİLMEYEREK ile/ve/||/<> İSTEYEREK / İSTEMEYEREK ile/ve/||/<> DOĞRUDAN / DOLAYLI

- BİR YANLIŞIN YAPILMASINDA VE YORUMLANMASINDA:
KAZÂ
ile/ve/ne yazık ki/<>/> HATA ile/ve/ne yazık ki/<>/> YEĞLEME/TERCİH
( İlk kez olmuşsa. İLE/VE/<>/> İkincei kez olmuşsa. İLE/VE/<>/> Üçüncü kez oluyorsa. )

- BIRAKMAK ile/ve/yerine/değil UZAKLAŞTIRMAK / TERCİH DEĞİŞTİRMEK [Özellikle sigara ve çeşitli bağımlılık yapıcılarda!]
( Mutlu olmak için herhangi bir şeye bağımlı olmak, çaresizliğin son aşamasıdır. )
( Herhangi bir şeye karşı artık bağımlı olmadığınızda, payınıza düşeni yapmışsınız demektir. )
( Zihninizi, içiyle dışıyla bilmedikçe, bağımlılıklar sizi terk etmeyeceklerdir. )
( Bağımlılıklarınızdan vazgeçin. Vazgeçmeniz gereken başka hiçbir şey yoktur. )
( Bilincine varmadığınız bir şeyi, terk edemezsiniz. )
( Alışkanlık ve ihtiras, kör eder ve yanlışa götürür. )
( Alışkanlık! Gereklilik değil! )
( SİGARAYI: "BIRAKTIM!" değil/yerine "İÇMİYORUM" ya da "İÇMEMEYİ YEĞLİYORUM/TERCİH EDİYORUM!" )
( Mücadelemiz içenlerle değil maddeyle!
Koruyup kolladığımız, kişiler; kovduğumuz, o sinsi madde!...
Davetimiz, sağlıklı olmak; kabul etmediğimiz, sararmak...
Çözümlerimiz, herkes için; çaresi "Hayır!"da...
Herkes için hayırlı olan, hayırsızı yakmamakta... )
( Not necessary! It's habit/addiction. )
( FEEL FREE TO SAY NO! )
( Dependence on anything for happiness is utter misery.
When you are no longer attached to anything, you have done your share.
Attachments are in the mind and will not leave you until you know your mind in and out.
Give up your addictions. There is nothing else to give up.
You cannot leave if you don't aware of it.
Habit/addiction and passion makes blind and takes to the false.
"I PREFER, NOT TO SMOKE" instead of "QUIT SMOKING/CIGARETTE" )

- CEHÂLET ile/ve/<> TAKINTI

- DALGI/GAFLET ile/ve/||/<> HADSİZLİK

- DAYATMA değil/yerine/>< DAYANIŞMA

- DÖNGÜ ile ALIŞKANLIK

- DÖRT İSTEK:
AÇGÖZLÜLÜK
ile/ve/||/<>/> ÇEKİŞME ile/ve/||/<>/> GÖSTERİŞ ile/ve/||/<>/> GÜÇ TUTKUSU

- DOYUMSUZ/LUK ile/ve/<>/|| DUYARSIZ/LIK

- DOYUM ile/ve/> TEKRAR

- DÜŞKÜNLÜK ile/ve/değil/yerine ÖNCELİK (VERMEK/VERİLEN)

- DÜŞKÜNLÜK ile/ve/değil/yerine SEVGİ
( Sevgi, tutkunluk ve düşkünlük göstermez, düşkünlük ise sevgi değildir. )

- EGOİST/HODBİN[Fars.] değil/yerine/= BENCİL

- EN BÜYÜK:
YOKSUN/LUK
ile/ve/<> FAKİR/LİK
( Akılsızlık. İLE/VE/<> Bilgisizlik. )

- GERÇEĞİN, BİLİNEBİLECEK YÖNLERİNİ, DOĞRU OLARAK ALGILAMAK ve BİLİNEMEYECEK OLANLARIN, BİLİNEMEYECEĞİNİ DOĞRU OLARAK ALGILAMAK

- GEREKLİLİK ile/ve/değil ALIŞKANLIK

- GİRİŞİMCİ ile/ve/değil/||/< "SUÇLU"

- İÇİÇE/LİK ile BAĞIMLI/LIK
( Bağımlı olduğunu imgeleyen yalnızca zihindir. )

- İNHİMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> BAĞIMLILIK
( Bir şeye, aşırı düşkünlük gösterme, kapılma. İLE/VE/||/<>/> ... )

- İRONİ > ALAY ALIŞKANLIĞI

- KEYFÎ/LİK değil/yerine/= OLUMSAL/LIK

- KEYFÎ ile/değil/yerine İTİBÂRÎ
( Tüm ayrımlar, itibârîdir fakat keyfidir anlamına gelmez! )

- KEYİF ve/<> GÜVENLİK

- KEYİF ile TEMBELLİK

- KEYİF ile/değil/< YAŞAM
( Keyifler değildir yaşamı değerli yapan. Yaşamdır, keyif almayı değerli kılan. )

- KEYİF ile/ve/değil/yerine/< ZEVK
( Gövdesel. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Zihinsel. )
( Maddi. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Manevi. )
( Geçici. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Kalıcı. )
( Yatarak/yatmaktan. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Hareketle/hareketten. )
( Bir şey yapmadan "yaşadığın"[ı zannettiğin]. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Bir şey/ler yaparak elde ettiğin. )
( Yaşandığı oranda pişmanlığa götürür. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Yaşandığı oranda sevinç/neşe verir. )
( Eşekte de vardır. İLE/VE/YERİNE İnsandadır. )
( İkisi de ıstırabın eseridir. )
( İki ıstırap verici durum arasındaki bir aralıktırlar. )
( Istırap akışı içinde yalnızca bir kesintidirler. )
( Utanç verici bir keyfin, keyfi geçer, utancı kalır. )
( Keyifteki mikdar arttıkça eleme dönüşür. )
( Ancak çalıştıktan ya da bir şeyler yaptıktan sonra, kısa süreli ve hak edilen keyfin tadı olur. )
( Zevk, susabilmeyi (sükût etmeyi) öğrendikten sonra başlar. )
( Kişi, kendini ya da başkalarını utandırabilecek ucuz keyiflere, ne şimdi, ne de sonra kapılmamalıdır. )
( Keyifler değildir yaşamı değerli yapan. Yaşamdır, keyif almayı değerli kılan. )
( Araçlı "duyum"/haz. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Aracısız algılayış/idrak. )

- KİBİR ile/ve/<>/değil BAĞIMLILIK
( Kibir, kişinin, sahip olduklarını, "hak etmediği" korkusundan kaynaklanır... )

- KİŞİ/İNSAN ve/||/<>/< ZAAF
( Kişi, "zaafları"nın toplamı kadardır. )

- KOŞULLANMA ile/ve/değil ALIŞKANLIK

- KÖTÜ TEMEL ve/ne yazık ki/> KÖTÜ İSTEK

- KÖTÜ/LÜK ile/ve/değil/<> KÖTÜLÜKLERE NEDEN/VESİLE OLAN
( Kendinden çok, başkalarından az isteyen bir kişi, kendini, kötülüklerden uzak tutar. )

- MADDE BAĞIMLI/LIĞI ile/ve/||/<> DAVRANIŞSAL BAĞIMLI/LIK

- MADDELERE:
BAĞLILIK
değil BAĞIMLILIK

- MADDÎ KEYİFLER/ZEVKLER ile/ve/değil/yerine MANEVÎ ZEVKLER
( Başta istek, sonrasında bıkkınlık verir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Başta isteksizlik, sonrasında şevk verir. )

- MAZOŞİST/MAZOŞİZM[Fr., İng.] değil/yerine/= ÖZEZER/LİK

- MENFAAT ile/ve ZAAF
( Köleliğe neden olurlar. )

- MÜCRİM[Ar.] değil/yerine/= SUÇLU

- MÜFRİT[Ar.] değil/yerine/= AŞIRI

- MUSALLAT[Ar.] değil/yerine/= PEŞİNE DÜŞME/DÜŞEN
( Bir kişi ya da şeyin üzerine, bıktıracak kadar düşmek/düşen. )

- MUTLAK ile/ve/değil ALIŞKANLIK

- MUTSUZLUK NEDENLERİ'NDE:
CEHÂLET
ve DALGI/GAFLET

- MUZA'AF ile MUZÂAF[< ZIF] ile MUZÂF[< ZAYF | çoğ. MUZÂFÂT]
( Bir o kadar daha çoğaltılmış, bir kat daha artmış, taz'îf edilmiş. İLE İki kat, kat kat, katmerli. | Aynı "orta harfi" ile "son harfi", aynı harfin tekrarından oluşan sözcük.[musrir:musirr / müdrir:müdirr | hâdid:hadd] İLE Katılmış, bağlanmış, bağlı, izâfe edilmiş. | [ad takılarında] Belirtilen, başka bir ada katılmış ve onu tamamlamış olan. )

- OBSESİF değil/yerine/= TAKINTILI

- ÖNYARGI ile/ve SAPLANTI

- SABİTFİKİR ile/ve/> TAKINTI ile/ve/> TAASSUB/NEVROZ
( Bir "düşüncenin", yerinden oynatılamazlığı. İLE/VE/> Sabitfikre, duygunun da katılması (ile). İLE/VE/> Sinirlilik/asabileşme ve çeşitli türlerde tepkisellikler. )

- SAPLANTI ile/değil AŞK

- SAPLANTI = FİKR-İ SABİT = FIXED IDEA[İng.] = IDÉE FIXE[Fr.] = FIXE IDEE[Alm.] = FIXUS[Lat.]

- SAPLANTI ile/değil TİK[Fr.]
( ... İLE/DEĞİL Herhangi bir kas kümesinin, istençdışı devinmesi. | Alışkanlıkla sık sık yinelenen, gülünç, sıkıcı söz ya da el, kol, yüz devinmesi. )

- SEVGİ ile/ve BAĞIMLILIK
( Neyi çok[gereğinden fazla] seversek, canımızdan olduran odur. )

- ŞİDDET[Ar. < ŞEDD] değil/yerine/= YEĞİNLİK
( Yeğin olma durumu. | Bir etkinliğin ya da bir gücün derecesi. | Bir ses çıkarılırken algılanan ve titreşimlerin genliğinden kaynaklanan özellik. )

- SİGARAYLA MÜCADELEDE:
"ZORLAMA"
değil/yerine MERAK ETMESİNİ SAĞLAMA
( Burayı tıklayarak izleyiniz... )

- SÜREKLİLİK ile BAĞIMLILIK

- TAKINTI/OBSESYON ile/ve/> SİNİRCE/TAASSUB/NEVROZ ile/ve/> PSİKOZ

- TAKINTILI TUTKU ile/değil/yerine UYUMLU TUTKU

- TAKINTI ile/ve/değil BÂTIL İNANÇ

- TAKINTI ile/ve/<> BEKLENTİ

- TAKINTI ile/ve/değil/yerine BİLGİ

- TAKINTI ile/ve/değil/yerine DÜŞKÜNLÜK

- TAKINTI ile/ve SAPLANTI
( Takıntı, var olmayan ikiliği her yerde görmekte direnen zihninizdedir. )
( MONOMANİ: Zihnin tek bir şeye takılıp kalması biçimindeki akıl dengesizliği. )

- TAKINTI ile TAKINAK
( Bir durum ve sorunla ilişkisi olan başka durum ya da sorun. | Bütünlemeye kalınan ders. | Küçük, önemsiz borç. | Bir şeye hastalık derecesinde düşkünlük. | İlişki kurulan kişi. İLE Bilince takılarak korku ve bunalım yaratan, kişinin çabalarına karşın kurtulamadığı düşünce. )

- TAKINTI ile TUTKU
( Geçmişin büyük kişileri sadece yolu gösterirler. Çaba göstermesi ve bu yolda yürümesi gereken kişi sizsiniz. Derin derin düşünün ve bu yolu izleyerek tutkulardan ve yanılgılardan kurtulun. )

- TARZ ile/değil ALIŞKANLIK

- TEDBİRSİZLİK ile/ve/değil DALGI/GAFLET

- TEKNOLOJİ ile/ve/<> BAĞIMLILIK

- TEMBELLİK ile/ve/değil ALIŞKANLIK

- TİRYÂKİ değil/yerine/= DÜŞKÜN

- TUTKUN/LUK ile/değil DÜŞKÜN/LÜK

- TUTKU ile/ve ZAAF

- TUTUM/U BENİMSEMEK ALIŞKANLIK OLUŞTURMAK

- TUTUM/U BENİMSEMEK ile/ve/> ALIŞKANLIK OLUŞTURMAK

- UCLARDA OLMAK ile/ve/değil BİR UCDAN, ÖTEKİ UCA GEÇMEK
( Süreç/te. İLE/VE/DEĞİL Sonuç/ta (kalmak). )

- UYGULANMALI!:
[ne] YER
ne de GEÇİT VERMELİ
( Adâletsizliğe ve hukuksuzluğa...
Görüntü ve reklâm kirliliğine, "yerel yönetimlerin", "yöneticilerin" keyfiyetine ve adâletsizliğine...
Gürültü/uğultu kirliliğine ve korna/zil çalanlara...
Işık kirliliğine...
Sigara ve tüm ürünleriyle çevreyi ve toplumu rahatsız eden nesnelere ve içen davranış/tutum ve kişilere...
Dilde, yazım hatalarına ve yazım kurallarına uymayanlara...
Beslenmede, abur-cubura, "et" ve "hayvansal ürünlere"...
Her türlü saygısızlık ve keyfiyete...


Ne yer, ne de geçit vermemek üzere, haklarımızı sürekli bilmeli ve anımsamalı, hakkı/mızın biz almadıkça verilmeyeceğinin bilinciyle gereken her türlü eylem, tavır, tutum, duruş ve davranış içinde olmamız gerektiğini uygulayarak göstermek, paylaşmak, aktarmak, eğitmek, dayanışmak, işbölümü ve işbirliği içinde olmak durumunda ve zorundayızdır. )

- UZAK DURULMASI GEREKEN KİŞİLER:
"HEP HAKLILAR"
ve/||/<> "HERŞEYE, SÜREKLİ İTİRAZ EDENLER" ve/||/<> "SADECE BEN" DİYENLER ve/||/<> BAŞKALARINI DEĞERSİZ GÖRENLER ve/||/<> ÇIKARCILAR ve/||/<> İSTEDİĞİ OLMADIĞINDA TUTUM DEĞİŞTİRENLER ve/||/<> ARAMADIĞIN SÜRECE ARAMAYANLAR ve/||/<> İŞİ DÜŞMEDİKÇE TANIMAYANLAR ve/||/<> İŞİ BİTTİĞİNDE, YANINDA DURMAYANLAR

- YATKINLIK ile/ve/değil ALIŞKANLIK

- YILDIRMA ile/ve/<> BEZDİRME

- YOKSUL:
YENİ
ile ÖZGÜR ile YARATICI ile BİRLEŞMİŞ ile DÜŞKÜN
( Eric Hoffer'ın, Kesin İnançlılar[Kitle Hareketlerinin Anatomisi] adlı kitabını okumanızı salık veririz... )

- YOKSUNLUK ile/ve/değil/> GEREKSİNİM

- ZAAF[Ar.] değil/yerine/= DÜŞKÜN/LÜK

- ZAAF ile BEKLENTİ

- ZAAF ile/ve/değil/yerine/<> EĞİLİM

- ZAAF ile/ve/değil EKSİK

- ZAAF ve/||/<> SAVUNMA

- ZAAF ile/ve/değil/yerine SINIR(LAMA)

- ZAN ile/ve/||/<>/> İDDİA

- ZECREN ile ZECRİ
( Yasaklayarak. | Zorlayarak. | Eziyet ederek. İLE Zorlayıcı, zorlayan, yasaklayan. )

- ZORLAMA ile/ve/ZORUNDA BIRAKMA

- [ne yazık ki!]
ÖZÜR DİLEYEMEMEK/DİLEYEMEYEN
ile/ve/<> TEŞEKKÜR EDEMEMEK/EDEMEYEN

- [ne yazık ki]
!FIRSATÇILAR
ile/ve !KONFORCULAR

- [ne yazık ki]
!MÜFSİT[Ar.]/MÜZEVİR[Ar.]
değil/yerine/= ARABOZUCU

- [ne yazık ki]
!MÜPTELA[Ar. < BELÂ]
değil/yerine/= BAĞIMLI | DÜŞKÜN, TUTULMUŞ

- [ne yazık ki]
!SALDIRI
ile/ve/||/<>/>/< !ŞİDDET

- [ne yazık ki]
!SUÇ
ve/||/<>/> CEZA

- [ne yazık ki]
"SONUÇ ODAKLILIK"
ve/||/<>/>/< HİLEKÂRLIK

- [ne yazık ki]
"YİYELİM-İÇELİM, KİMSEYE DOKUNMAYALIM"
ve/||/<>/>/< "YİYEYİM-İÇEYİM, KESEME DOKUNMAYAYIM"

- [ne yazık ki]
AŞIRI DOYUM
ve/||/<>/> KÜSTAHLIK

- [ne yazık ki]
BAĞIMLI/LIK
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SINIRLI/LIK

- [ne yazık ki]
BAĞIMLI
ile/değil TUTKUN

- [ne yazık ki]
BÜYÜK SORUN/YANILSAMA:
"ACI ÇEKMEMEK"
ve/||/<>/>/< "KENDİMİZİ KANDIRMAK" / KANDIRDIĞIMIZI/KANDIRABİLECEĞİMİZİ ZANNETMEK

- [ne yazık ki]
EZBERE YAŞAMAK
ve/||/<>/> KÖTÜLÜK

- [ne yazık ki]
İNSANLIK SUÇLARI:
SOYKIRIM
ile/ve/||/<> İŞKENCE/ŞİDDET ile/ve/||/<> TERÖR ile/ve/||/<> NEFRET/DÜŞMANLIK ile/ve/||/<> IRKÇILIK ile/ve/||/<> KÖLELEŞTİRME ile/ve/||/<> İNSAN KAÇAKÇILIĞI ile/ve/||/<> ORGAN TİCARETİ ile/ve/||/<> BAĞIMLILAŞTIRMA ile/ve/||/<> "HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRATMAK"
( Bağımlılaştırma - İnsanlık Suçu İlişkisi - Muharrem Balcı )

- [ne yazık ki]
ISRARLI
ile/ve/||/<> TAKINTILI

- [ne yazık ki]
KEYİF EHLİ
ile/ve İŞİNE GELDİĞİ GİBİ YAŞAYAN

- [ne yazık ki]
KÖR ŞİDDET
ile NEDENSİZ ŞİDDET

- [ne yazık ki]
MELÂNET[Ar. < LA'N]
değil/yerine/= BÜYÜK KÖTÜLÜK

- [ne yazık ki]
SAVSAKLAMA
ile/ve/||/<> BOŞVERME

- [ne yazık ki]
SORUMLULUKTAN KAÇMAK
ile/ve/||/<>/< ÖZGÜRLÜĞÜ YADSIMAK

- [ne yazık ki]
SORUNU ÇÖZMEYE:
NİYETİNİN OLMAMASI
ile/ve/değil/||/<> KARARLILIK GÖSTERMEMEK

- [ne yazık ki]
TAZIYA, "TUT!"
ve/||/<> TAVŞANA, "KAÇ!"

- [ne yazık ki]
YALAN SÖYLEMEK
ile/ve/||/<>/> KENDİ YALANINA İNANMAK

- [ne yazık ki]
[ne] "SÖZ DİNLEMEK"
ile/ve/ne de/||/<>/< RİCÂ TANIMAK

- !BÖLÜCÜLÜK ile/ve/||/<> !ÖTEKİLEŞTİRME

- !HEMPA[Fars.] ile/değil/yerine/>< KANKA
( Kötü işlerde aynı amaçla ve birlikte hareket eden kişi, ayaktaş. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Kan kardeşliği kadar yakınlıkla birlikte hareket eden/ler. )

- !HINÇ ile/ve/||/<> !ÖÇ
( Zayıf olan, "alınır". "Alınan", kızar. Kızan, öfkelenir. İLE/VE/||/<> Daha zayıf olan, incinir. İncinen, gücenir. Gücenen, kinlenir. )

- !İHTİKÂR ile !İHTİLAS
( Vurgunculuk, vurgun. İLE Aşırma, para aşırma, aşırtı. )

- !İŞKENCE ile/değil/yerine CEZA

- !MENFÛR[Ar. < NEFRET] değil/yerine/= İĞRENÇ

- !MONARŞİ[Fr. < Lat. < Yun.] değil/yerine/= TEKERKLİK
( Siyasal yetkenin, genellikle miras yolu ile bir kişinin üzerinde toplandığı devlet yönetimi. )

- !ÖFKE ile/ve/ne yazık ki/> !SALDIRI

- !RANT ve/ne yazık ki/> !"RAHAT"/LIK

- !ŞAKA ile/ve/||/<>/> !İNTİKAM

- !SAVAŞ değil/yerine/>< SANAT

- !SAVAŞ ile/ve/değil/yerine SAVAŞIM

- !SİGARA İÇEN ile/ve/değil/<> İÇİREN/İÇTİREN/İÇTİRTEN
( ... İLE/VE/DEĞİL/<> Etkin/Edilgin/Ettirgen. )
( [ne yazık ki] İçmeyenler. İLE/VE/DEĞİL/<> İçenler ve içmeyenler. )

- !TOKAT = !ŞAMAR
( Açık elle yüze vurulan tokat. )

- !TOKAT ile !ŞAPLAK
( ... İLE "Şap" diye ses çıkaran tokat. )

- !ZULM ile/ve/değil/yerine/<>/< CEBR

- !ZULÜM ile/ve/değil/||/<> İHMALKÂRLIK

- "...'YA (ÇOK) DÜŞKÜN" ile/ve/değil/yerine "...'YI (ÇOK) SEVEN"

- "AÇIK" ile/ve/değil/<> ZAAF

- "ADAM SATMIŞLIĞI/MIZ"
değil/ne yazık ki/><
"ADAM SANMIŞLIĞI/MIZ"

( Yoktur. DEĞİL/NE YAZIK Kİ/>< Vardır. )

- "ADAMINA GÖRE" ile/değil/yerine MUHATABINA GÖRE

- "ADSIZ NARKOTİKLER" değil ADSIZ NARKOTİK (ARKADAŞ BİRLİĞİ)
( Adsız Narkotik Arkadaşlık Birliği Tel.: 536. 341 01 89 )

- "AKIL ALMAYI" İSTEMEMEK değil/yerine/> "AKLINI BAŞINA TOPLAMAK"
( Kimseden "akıl almak" istemiyorsan, aklını başına topla! )

- "ALIŞKIN" ile/değil/yerine ALIŞKANLIĞI OLAN

- "APTALLIK"/TAN ile/değil/ne yazık ki ÇARESİZLİK/TEN

- "AŞIRI/LIK" ile/ve/değil SIRADIŞI/LIK

- "BAĞIMLILIK" ile/değil/yerine/>< GEREKSİNİM

- "BANA GÖRE" ile/değil/yerine "BENİM İÇİN"

- "BENZETME" ile/ve/değil/||/<>/< ZORLAMA

- "BUNU ALDIM" <>/||/>/< "BUNALDIM" değil/yerine
YANLIŞIMIN/YANILSAMAMIN/OYUNUN FARKINDAYIM


- "BÜYÜK BURUN/LULUK" ve/||/<>/> BURNUNUN DİBİNDEKİ FIRSATLARI/GERÇEKLERİ GÖREMEME

- "CESARET" ile/ve/değil/||/<> "GÖZDEN ÇIKARMAK"

- "ÇOK SESLİLİK" / "İFADE HAKKI" ile/değil DENSİZLİK
( "Sosyal medya"da. İLE/DEĞİL Günlük yaşamda. )
( Keyfiyette. İLE/DEĞİL Gerçeklikte. )
( "Kendi çıkarlarında." İLE/DEĞİL Ortak alanda, olanaklarda ve koşullarda. )

- "DAĞILMAK" değil/yerine/>< DALMAK

- "DELİSİ OLMAK" ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> NANKÖRÜ OLMAK
( Ulaşamadıklarının. İLE/VE/NE YAZIK Kİ/||/<>/> Ulaştıklarının. )

- "DELİSİ OLMAK/OLAN" ile/değil/yerine DÜŞKÜN

- "DENSİZ/LİK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< "HEVESLİ/LİK"

- "DİZE GELMEK" ile/ve/||/<> DİZ ÇÖKMEK
( Bilgi ve zekâ karşısında. İLE Sevgide. )

- "DÜŞMAN OLMAK" değil/yerine/>< BİRBİRİNE HAYRAN OLMAK

- "EDEPSİZLİK" ile/değil/yerine COŞKU

- "EZBER" ile/ve/değil ALIŞKANLIK
( EZBER hem de ALIŞKANLIK )

- "EZMEK" ile/ve/<> "KÜÇÜK DÜŞÜRMEK"

- "FAYTON SEFÂSI" değil ATLARIN CEFÂSI

- "GENELLEME" ile/değil/yerine/>< İCTİHÂD

- "GÖMMEK" değil/yerine/>< GÖRMEK

- "GÜYA" ile "KENDİNCE"

- "HAFİFE ALMAK" ile/ve/değil/<> "BOŞLAMAK"

- "HAK" ile/değil BAĞIMLILIK

- "HARCAMA" ile/ve/<>/> YALNIZLIK
( Kazanmak için etrafındakileri harcayanların elde edeceği şey "galibiyet" değil yalnızlıktır. )

- "HAYVANSEÇER" değil/yerine/>< HAYVANSEVER
( Kedi, köpek sevip inek, koyun, balık yediğinizde, hayvansever değil, hayvan seçer oluyorsunuz. Ne zaman bir köpeğe duyduğunuz sevgiyi ve dostâne yakınlaşmayı bir ineğe de duyarsınız; işte o zaman kendinizle çelişmemiş olacaksınız. )
( Kendime, evrene, çevrem(iz)e, hayvanlara, tüm canlıların yaşam hakkına saygı göstermek üzere ve sağlığım/ız için de et ve hayvansal ürünleri yememeyi yeğliyorum/z...

Bu duyarlılığı gösteren ve gösterecek herkese teşekkür ediyorum/z... )
( )

- "HEM ..., HEM DE ..." ile "DURUMA GÖRE ..."

- "HER ELİNİ SIKAN" İLE ... ile/ve/<> "HER CANINI SIKAN" İLE ...
( Dost olma! İLE/VE/<> Düşman olma! )

- "HİÇÇİ/LİK" ile/ve/||/<>/> ALAYCI/LIK

- "İNDİRGEMECİLİK" >< ÇEŞİTLİLİK

- "KAÇMAK" ile/ve/değil/yerine ÜSTLENMEMEK

- "KALINKAFALI/LIK" ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< HAYAL GÜCÜNÜN OLMAMASI

- "KAŞINMAK" değil/yerine/ya da/>< DÜŞÜNÜP TAŞINMAK

- "KAYBOLMAK" ile/ve/değil/yerine/<>/> "KAPILMAK"

- "KENDİNİ SAKLAMAK" >< KIZMAK
( Kimse, kızdığında, kendini/özünü saklayamaz. )

- "KEŞKE ..." değil/yerine/>< FARKINDALIK
( Ne kadar farkında olursak, "keşke"lerimiz de o kadar az olur. )

- "KESKİN SİRKE, KÜPÜNE ZARAR" ile/ve/||/<> "ÖFKEYLE KALKAN, ZARARLA OTURUR"

- "KEYİF" değil/yerine/>< GEREKSİNİM

- "KEYİF/RAHATLIK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÇALIŞMA/HİZMET
( % 3[daha çok] -31[en fazla, azınlıkla/bazen] İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< % 96[daha çok] - 69[en az, çoğunlukla] )

- "KİŞİYE GÖRE RENK DEĞİŞTİRMEK" ile/değil/>< KİŞİLİĞİNİN, RENKLİ OLMASI

- "KÖPÜRME" ile/ve/||/<> "YÜKSELME"

- "KÖTÜ/LÜK" ile/ve/değil/||/<> "KABA/LIK"

- "KÖTÜLÜK ETMEK" ile/ve/||/<>/< ZARAR VERMEK
( İnsanda. İLE/VE/||/<>/< Kişilerde ve hayvanlarda. )

- "KÖTÜMSERLİK" değil/yerine/>< KONUŞABİLMEK
( Konuşabilirsek, "kötümserlik" oluşmaz. )

- "KRİZ YOK" değil/ne yazık ki KERİZ ÇOK

- "KÜÇÜK GÖRMEK" ile/ve/<> "KÜÇÜK DÜŞÜRMEK"

- "KÜÇÜK ZİHİN" ile/değil/yerine/<>/> "ORTA ZİHİN" ile/değil/yerine/<>/> "İLERİ ZİHİN"
( "Her sorunun" kendince bir yanıtı/açıklaması vardır. İLE/DEĞİL/YERİNE Deneyimlerinden öğrenir. İLE/DEĞİL/YERİNE Herşeyden ve herkesten öğrenir. )
( Kişilerle uğraşır. İLE/DEĞİL/YERİNE Olaylarla uğraşır. İLE/DEĞİL/YERİNE Düzenle/sistemle uğraşır. )
( "Dengini" arar. İLE ... İLE/DEĞİL/YERİNE Kendini arar. )
( "İleri zihinler, kendi çağının ötesindedir, zekiler, kendine bir şeyler çıkarır ve ahmak olan da buna karşı koyar.[The great person is ahead of their time, the smart make something out of it, and the blockhead, sets themselves against it.]" )

- "KURNAZ/LIK" ile/değil/=/<>/>/< APTAL/LIK
( İkisinin de hiçbir "kazanımı", kalıcı değildir/olamaz. )

- "MERKEZCİ/LİK" ile/ve/<>/> BAĞIMLI/LIK

- "MEYDAN OKUMA" ile/değil/yerine DİRENÇ

- "MÜKEMMELİYETÇİ/LİK" ile/ve/değil/<> "GARANTİCİ/LİK"

- "ÖDEŞMEK" ile/ve/<> "BOY ÖLÇÜŞMEK"

- "ÖFKE" ile/ve/||/<>/> "KAYGI"

- "ÖNYARGI" ile/ve/değil/||/<>/> "SONUÇ ODAKLILIK"

- "PARA" (SAPLANTISI) değil/yerine "KİŞİ"[KARDEŞ/ARKADAŞ/OLANAKSIZ/MAĞDUR]

- "PERDE" ile "PERDELEME"

- "SAÇMALIK" ile/ve/değil/yerine/<> ÇELİŞKİ

- "SALDIRI" ile/değil/yerine "ÇIKIŞ"

- "ŞİDDET" ></< "İKTİDAR"
( "iktidarın bitmeye başladığı yerde, şiddet başlar." )

- "SİGARA İÇİLMEYEN BÖLÜM" yerine SİGARA İÇİLEN BÖLÜM

- "SİNDİREMEMEK/HAZMEDEMEMEK" ile/ve/<> TESLİM OLAMAMAK

- "SİNİRLİ/LİK" ile/ve/değil/<> TEPKİSEL/LİK

- "SÖYLE! GİTSİN!" değil/yerine/> SUS! BİTSİN!

- "SUÇLAMAK" ile/değil/yerine SORUMLU OLMAK

- "SÜREKLİ/DAİMA" ile/ve/||/<> AŞIRI/LIK

- "SÜRÜNMEK" ile "ZORLANMAK"

- "TAKINTI" ile/değil "RAHATLIK"

- "TAKINTI" ile/değil/yerine ALERJİ

- "TEHDİT" ile/değil/yerine TESPİT

- "ÜMİT" ile/değil ÇIKARCILIK

- "ÜZMEK" ile/değil ZORLAMAK
( [Öğretmen, öğrencileri biraz ...] "üzmüş". İLE/DEĞİL "zorlamış". )

- "YANLIŞ YAPMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<> YALNIZ KALMAK

- "YANLIŞ" ile/değil FARKLI

- "YANLIŞ" ile/değil/yerine/||/<>/< GEREKSİZ

- "YANLIŞLARA AĞIT YAKMAK" ile/değil/yerine/>< DOĞRULARI İNŞÂ ETMEK

- "YAPILAMAZLIK" ile/ve/değil/||/=/<>/< MANTIKDIŞILIK

- "YARGISIZ İNFAZ" ile/ve/değil/ne yazık ki/<>/> "YARGILI" İNFAZ

- "YERİNDEN ETME" ile/ve/<> "RAYINDAN ÇIKARMA"

- "YÜRÜTMEK" ile/değil/yerine/>< YÜRÜMEK
( Bir şeyleri, parçaları. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yaşamı, yolu ve bütünü. )

- "ZARARLI/YANLIŞ/KÖTÜ/GÜNAH/HARAM AMA ..." ile/değil/yerine ... VE ZARARLI/YANLIŞ/KÖTÜ/GÜNAH/HARAM

- "ZAYIFLIK" ile ZAAF

- "ZORLAMAK" ile "SIKIŞTIRMAK"

- "ZORLUK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ZORLANMA
( Dışarıda/ki/ler/de. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< İçeride/ki/ler/de/n. )

- (")AŞIRI(") ile/değil/yerine/<> ÖTE

- (")EĞRİ(") ile/ve/değil/yerine/||/<>/></>/< (")DOĞRU(")
( Doğrulabilir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Eğrilebilir. )
( Ne "eğriler", doğrula; ne "doğrular", eğrile. )

- (")KANDIRMA("):
BAŞKALARINI
ile/ve/değil/||/<>/< KENDİNİ

- (")SIVAMAK(") ile SIVAMAK
( Sıva ile kaplamak, sıva vurmak. | Harcı bir yere vurmak. | Sıvar gibi bulaştırmak. | Okşamak, sıvazlamak. İLE Kol ya da paçayı yukarı çekip toplamak ya da kıvırmak. )

- (")SORUNLARI("):
BAŞKALARIYLA OLAN/LAR
ile/değil/yerine (OLABİLDİĞİNCE) KENDİYLE OLAN/LAR
( Sorunun, kendi(nde) olduğunu anla(ya)mayan kişiler, ne yazık ki, çözümü, başkalarının huzurunu bozmakta "ararlar/bulurlar". )
( [çoğunlukla] Kendiyle, (ciddi) sorunları olan(lar)dır. İLE/DEĞİL/YERİNE Başkalarıyla, "sorunlu" "görünseler/düşünülseler" de sorunsuzdur(lar). )

- (")YALPALAMA(") ile/<> (")TÖKEZLEME(")

- (ALIŞKANLIK YAPICILARDAN) UZAK DURMALI!

- (AYNI/FARKLI) HATALAR İÇİN:
"KİMSEYE GÜVENMEMEK"
ile/değil/yerine İKİ KEZ GÜVENMEMEK

- (KOŞULSUZ) SEVGİ:
(EN BÜYÜK) ZAAF
ve ERDEM

- (not HARMFUL FOR) HARMFUL TO

- (SİGARA) "YASAĞI" değil SINIRLAMASI/KISITLAMA/SI
( Yürürlüğe giren yasa, bir "YASAK" koyma değildir! Toplum yaşamında ve kişiler arasında düzenin sağlanması, hakların korunması için ortak kullanım alanı kuralları uygulanmak zorundadır. Sigarayla ilgili düzenleme, kişilerin bulunmak zorunda/durumunda olduğu -kapalı ya da açık- ortamlarda sigara kullanıcılarının keyfî uygulamalarına izin vermemek üzerinedir. Bu durumdan rahatsız olan/olabilecek kişilerin haklarının korunması üzerine de bu tür kısıtlamalar getirilmesi gerekmiştir. "YASAK" olarak ifade edilen durum, "sigara içme yasağı" değil belirli ortak kullanım alanlarında keyfî tutumda bulunulmasına engel olabilmek üzere ve çevrenin rahatsız edilmemesine yöneliktir. Doğrudan, genel bir "içmeme yasağı" getirilmemiştir. "YASAK"[< YASA][yasaya/kanuna bağlı olan] sözcüğü ve kullanımının da, kişiler [içen-içmeyen, rahatsız olan/lar] arasında anlaşamamazlık/ihtilâf [ya da olası çatışma durumunda] toplum ve devlet tarafından kabul ve onay görmüş, uyumlu bir düzen sağlanabilmesi üzerine, gereken koşulların, yazılı ve tüzel(hukukî) bir karşılığının bulunması üzerinedir. Birlik ve bütünlüğü, sürdürülebilirliği sağlayabilmenin göstergesi ve dayanakçası olarak, "YASA" ve yasal gereklilik, işlevini yerine getirmek üzere uygulanmaktadır. Kişi, kendi evinde istediği gibi [çırılçıplak] dolaşabileceği halde dışarıda/sokakta, ortak alanlarda dolaşamayacağı gibi. Bu durumu anlayan ve kabul edebilen tütün kullanıcıları, tütün ürünleri kısıtlamasının da bir uzlaşım ve çözüm gerektirdiğini rahatlıkla anlayacak ve kabul ediyor olacaklardır. )

- ...'NIN:
"SUÇLUSU"
ile/ve/değil/yerine/<>/< SORUMLUSU

- 1 BAĞIMLI > 4 BAĞIMLI YAKINI
( Alkolik yakınları ve arkadaşlarının ortak sorunlarını çözebilmek için deneyimlerini ve umutlarını paylaştıkları bir topluluk. | http://www.al-anon-tr.org )
( Bağımlılığa Hayır Derneği | http://www.BagimliligaHAYIR.org )

- ABARTMA ile/ve/değil/yerine ÖNE ÇIKARMA

- AÇGÖZLÜLÜK = TAMAH = AVARICE[İng.] = AVARICE/AVIDITÉ[Fr.]

- ACIDAN KAÇINMAK ile HAZZA YÖNELMEK

- ÂCİZ/LİK ile/ve/<> YOKSUN/LUK

- ADÂLET:
SUÇU/"SUÇLU"YU ARAMAK
ile/ve/değil/||/<>/< (SONUNA KADAR) MÂSUMU/MASUMİYETİ MASUMİYETİ ARAMAK

- ADÂLET ile/ve/<> DÜŞMANIN "ADÂLETİ"
( Adâletin gerekliliği ve önceliği, düşmanının "adâletine" maruz kalmamak ve mağdur olmamak içindir. )

- ADÂVET değil/yerine/= DÜŞMANLIK, YAĞILIK

- ADMIRATION vs. ECSTASY

- ÂFÂKÎ ile/ve/<> İZÂFÎ ile/ve/<> KEYFÎ

- AFFETMEK ile/ve/||/<>/< KABUL ETMEK

- AKSATMAK ile/ve/||/<> İHMAL ETMEK

- ALIŞKANLIK AHLÂKI ile/ve/değil/yerine YEĞLEME/TERCİH AHLÂKI

- ALIŞKANLIK/ÂDET ile GEREKLİLİK

- ALIŞKANLIK ve/< BELLEK
( Olumsuz alışkanlıklar, bellekteki kayıtların kötüye kullanımlarından kaynaklanırlar. )

- ALIŞKANLIK ile DADANMA

- ALIŞKANLIK ve GEÇMİŞ

- ALIŞKANLIK ile GELENEK

- ALIŞKANLIK ile GEREKLİLİK
( Normal bir hal acı verici olamaz, ama yanlış bir alışkanlık çoğu zaman süreğen acılara yol açar. )
( Alışkanlık ve ihtiras kör eder ve yanlışa götürür. )
( Alışılmış olana tutunduğunuz sürece keşif gerçekleşemez. )

- ALIŞKANLIK = İTİYAT = HABIT[İng.] = HABITUDE[Fr.] = GEWOHNHEIT[Alm.] = HABITUS[Lat.] = HEKSIS[Yun.] = COSTUMBRE[İsp.]

- ALIŞKANLIK ile/ve/değil ŞARTLANMA

- ALIŞKANLIK ile/ve/<> ŞAŞKINLIK

- ALIŞKANLIK ile ZAAF
( Alışkanlık, anahtarı kaybolmuş bir kelepçedir. )
( Alışkanlıklar tutkuyu, tutku da karakteri etkiler. )

- ALIŞMA ile DADANMA
( Sevimsiz şeyler, put edinilmez. )

- ALIŞMA ile/değil/yerine/||/<>/ne yazık ki KATLANMA

- APIK-SAPIK (DÜŞÜNCELER/DAVRANIŞLAR)

- AŞAĞILAMA >< ÖVME/SIVAZLAMA

- ÂŞIK OLMAK ile/ve/||/<> TAKINTILI-ZORLAYICI(OBSESİF-KOMPULSİF) KİŞİLİK BOZUKLUĞU
( Gövdede, aynı biyokimyasal etkileri "yaratıyor"/yaratabiliyor. )

- AŞIRI DERECE yerine İLERİ DERECE

- AŞIRI KULLANIM ile/değil/yerine YERİNDE KULLANIM

- AŞIRI/ABARTILI KEYFİYET ve/||/<>/> GECİKEN/GECİKMİŞ ADÂLET

- AŞIRI/LIK ile/ve/değil AYKIRI/LIK

- AŞIRI/LIK ve/<> EKSİK/LİK
( YARASA: "Güzelliğim" "fazla görülmesin" diye gece uçarmış. KUĞU: Güzelliğini sergilemekten, su içmeyi bile boşvererek/unutarak susuzluktan ölmüş. )
( Aşırı gidersen tersi olur. )

- AŞIRI/LIK ile UC

- AŞIRI/LIK ile/ve ZORLAMA

- AŞIRI değil/yerine/>< BAŞARI

- AŞKTA ve İŞTE ve DOSTTA
( Vasatından, uzak duralım! VE Kesatından, uzak duralım! VE Fesatından, uzak duralım! )

- ATÂLET[Ar.] değil/yerine/= EYLEMSİZLİK/SÜREDURUM

- ATÂLET ile/değil/yerine/>< ADÂLET

- ATILAN TOKADIN:
"SAHİBİ"
ile/ve/değil/yerine/ne yazık ki/||/<>/>/< NEDENİ

- AZITMA ile/ve/değil/yerine/> KAZITMA

- AZMIŞ ile KUDURMUŞ

- BAĞIMLI/LIK(MÜPTELÂLIK) ile ISRARCI/LIK

- BAĞIMLI/LIK ile/yerine BAĞLI/LIK
( Onlar mı size, siz mi onlara bağlısınız? )

- BAĞIMLILIK SÜRECİ VE SONUCU:
HASTAHANE
ve/||/<>/> CEZAEVİ ve/||/<>/> MEZAR

- BAĞIMLILIK ile/ve AŞIRILIK

- BAĞIMLILIK = DEPENDENCE[İng.] = DÉPENDANCE[Fr.] = ANHÄNGIGKEIT, DEPENDENZ[Alm.] = DIPENDENZA[İt.] = DEPENDENCIA[İsp.] = CONIUNCTIO[Lat.] = TO KATANTES, SÜNDESMOS[Yun.] = TAVAKKUF[Ar.] = BASTEGÎ[Fars.] = AFHANKELIJKHEID[Felm.]

- BAĞIMLILIK ile ÖZDEŞLİK
( İnsan değil mi, hem yapar, hem tapar! )

- BAĞIMLILIK ile/ve SAPLANTI

- BAĞIMLILIK ile/ve YERİNDEN OYNATILAMAZLIK

- BAĞIRMAYA ZORLAYAN ACI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SESSİZ KALMAYA ZORLAYAN ACI
( Ağırdır. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Çok daha ağırdır. )

- BAĞLI ile/değil BAĞIMLI

- BAHANE[Ar.] = MAHANA/MAHNA
( İleri sürülen, sözde neden. )

- BAHÂNE yerine ÇÖZÜM/ÇÂRE
( [bir işi] Yapmak istemeyenin "tutumu". YERİNE Yapmak isteyenin tutumu. )
( "Çareler" yazısı için burayı tıklayınız... )

- BAŞKASINI "KANDIRMAK" değil KENDİNİ YADSIMAK

- BAŞLANGIÇ:
EYLEM
ile/ve/değil/||/<>/< ÖRTÜK EYLEM

- BASTIRILMA ile/ve/<> DIŞLANMA

- BAZI ŞEYLERİ:
UNUTMAYA ÇALIŞMAK
ile/değil/yerine/>
HİÇ YAŞAMAMAK/YAŞAMAMAYA ÇALIŞMAK


- BEKLENTİ ile/ve/<>/< EZBER / KALIP / KABUL

- BEKLENTİ değil KENDİNDEN KAÇIŞ
( Merkezden uzaklaşmak. )

- BELİRLİ HATA ile BELİRSİZ HATA
( Nedeni bilinen, sonuçlara ancak ve sadece tek bir yönde etki eden ve giderilebilen, sistematik hata ile eş anlamlı bir hata sınıfı. İLE Ölçme sırasında kaçınılmaz, küçük, kontrol edilemeyen değişkenlerin etkisinden kaynaklanan belirsizlikler. )

- BELİRLİ/LİK ile/ve BAĞIMLI/LIK

- BELİRSİZLİK SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
GÖNDERMELİ
ile/ve/||/<> VURGULAMA ile/ve/||/<> ÇOK ANLAMLILIK

- BENCİLLİK ile/>< ELEŞTİRİ

- BENİMSEME ile KİŞİSELLEŞTİRME

- BEVS ile BEVŞ[Fars.]

- BEVS ile BEVŞ[Fars.]
( Acele, ileri geçme/gitme. | Bıktırıncaya kadar ısrar etme. | Bir kimseden kaçıp gizlenme. | Bir şeyin rengi. İLE Çalım, gösteriş, debdebe. )

- BÎ-GÂNE değil/yerine/= KAYITSIZ, İLGİSİZ

- BİÇİMSİZ SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR ile/ve/||/<> SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR

- BİD'AT ile KÜFÜR

- BİLEREK / BİLMEYEREK ile/ve/||/<> İSTEYEREK / İSTEMEYEREK ile/ve/||/<> DOĞRUDAN / DOLAYLI

- BİLİNÇSİZ(CE) ile/ve/değil KONTROLDIŞI

- BİLİRKEN SUSMAK ve/=/||/<> BİLMEZKEN KONUŞMAK/SÖYLEMEK
( (Bazen) İkisi de kötü ve yanlıştır. )

- BİLİŞİM SUÇLARI ile/ve/||/<> ELEKTRONİK SUÇLAR ile/ve/||/<> DİJİTALSUÇLAR ile/ve/||/<> BİLGİ TEKNOLOJİLERİ SUÇLARI

- BİR ULUSUN:
DÜŞMANLARI
ile/ve/<> "AYDINLARI"
( Askerî-siyasî örgütünü yener. İLE/VE/<> Tarihini yener/değersizleştirir. )

- BİR YANLIŞI:
"BİLEREK YAPMAK"
ile/değil/yerine/><
BİLMEDEN YAPMAK

( Belirleyici olan, bulunç/vicdandır. )

- BİR YANLIŞIN YAPILMASINDA VE YORUMLANMASINDA:
KAZÂ
ile/ve/ne yazık ki/<>/> HATA ile/ve/ne yazık ki/<>/> YEĞLEME/TERCİH
( İlk kez olmuşsa. İLE/VE/<>/> İkincei kez olmuşsa. İLE/VE/<>/> Üçüncü kez oluyorsa. )

- BIRAKMAK ile/ve/değil AŞMAK

- BIRAKMAK ile/ve/yerine/değil UZAKLAŞTIRMAK / TERCİH DEĞİŞTİRMEK [Özellikle sigara ve çeşitli bağımlılık yapıcılarda!]
( Mutlu olmak için herhangi bir şeye bağımlı olmak, çaresizliğin son aşamasıdır. )
( Herhangi bir şeye karşı artık bağımlı olmadığınızda, payınıza düşeni yapmışsınız demektir. )
( Zihninizi, içiyle dışıyla bilmedikçe, bağımlılıklar sizi terk etmeyeceklerdir. )
( Bağımlılıklarınızdan vazgeçin. Vazgeçmeniz gereken başka hiçbir şey yoktur. )
( Bilincine varmadığınız bir şeyi, terk edemezsiniz. )
( Alışkanlık ve ihtiras, kör eder ve yanlışa götürür. )
( Alışkanlık! Gereklilik değil! )
( SİGARAYI: "BIRAKTIM!" değil/yerine "İÇMİYORUM" ya da "İÇMEMEYİ YEĞLİYORUM/TERCİH EDİYORUM!" )
( Mücadelemiz içenlerle değil maddeyle!
Koruyup kolladığımız, kişiler; kovduğumuz, o sinsi madde!...
Davetimiz, sağlıklı olmak; kabul etmediğimiz, sararmak...
Çözümlerimiz, herkes için; çaresi "Hayır!"da...
Herkes için hayırlı olan, hayırsızı yakmamakta... )
( Not necessary! It's habit/addiction. )
( FEEL FREE TO SAY NO! )
( Dependence on anything for happiness is utter misery.
When you are no longer attached to anything, you have done your share.
Attachments are in the mind and will not leave you until you know your mind in and out.
Give up your addictions. There is nothing else to give up.
You cannot leave if you don't aware of it.
Habit/addiction and passion makes blind and takes to the false.
"I PREFER, NOT TO SMOKE" instead of "QUIT SMOKING/CIGARETTE" )

- BIRAKMAK ile YERİNE KOYMAK

- BİRİNCİLİK ile YENMEK
( Çokluda. İLE İkilide. )

- BORDERLINE ile BIPOLAR

- BOŞ DÜŞÜNCE ile/ve/<> KÖR TUTUM/DAVRANIŞ

- BOŞ SÖZ ve/||/<>/>/< VAKİT HIRSIZLIĞI

- BUNALIM ve/> KÖTÜLÜK

- CAHİL/LİK ile/ve/<> APTAL/LIK
( Elif'i, mertek zannetmek. [Bir şey bilmediği halde konuşanlar için kullanılan deyim. (Elif harfini ve bu kadar basit bir şeyi bile bilmeyecek kadar bilgisiz olma durumu.)][MERTEK: Eskiden evleri yaparken kullanılan dört köşe ya da yuvarlak kalınca ağaç gövdesi.] )
( CAHİLLER...
* Her şeyde, hemen öfkelenirler.
* Yararı olmayan şeylerden konuşurlar.
* Yersiz [yanlış yerlere] sadaka verirler.
* Sırrı korumayıp açık ederler ve yayarlar.
* Dostunu ve düşmanını birbirinden ayıramazlar.
* Merhametsiz ve vicdansızdırlar. Hoşgörü, onları bırakmıştır.
* Kindar olup, fitne ve fücûr çıkarmayı severler.
* İftira atmaktan, başkasının âhını almaktan kaçınmazlar.
* Dedikodu ve yalanları çoktur.
* Güvenilmezdirler, emanete ihanet ederler.
* Dünya nimetleri için el-etek öpmeyi çok severler, utanmazlar.
* Yoldaşını yarı yolda bırakırlar, yedikleri kaba etmekten çekinmezler.
* Kalplerinde vefâ, diğergamlık, kadirşinaslık olmaz.
* Nezâket ve letâfet onlara hiç değmemiş, olmamış meyve misali hamdırlar!
* Edep, onları terk etmiştir! )

- CANINI YAKMA! ve/||/<>/>/< 'AH'INI ALMA!
( Zayıf olanın! VE/||/<>/>/< Hiçkimsenin! )

- ÇATIŞMA ile/ve/<> DİDİŞME

- ÇATIŞMA değil/yerine/>< UZLAŞMA

- CAYDIRMA ile/ve/||/<>/> ZORLAŞTIRMA ile/ve/||/<>/> YASAKLAMA

- CEBİR = CEBR[Fars., Ar.] = ALGEBRA[İg., İt., İsp., Dan., Rus.] = ALGÈBRE[Fr.] = ARS RATIOCINANDI PER LITTERAS, ARS PER LITTERAS[Orta Lat.] = ALGEBRA, BUCHSTABENRECHNUNG[Alm.] = ALGEBRA, STELKUNDE[Fel.]

- CEHÂLET ile/ve/<> TAKINTI

- ÇİFTE STANDART ile İKİYÜZLÜLÜK/RİYÂ

- CONGENITAL vs. INBORN vs. INBRED vs. INHERENT vs. INNATE

- CYCLONE vs. HABIT

- DALGI/GAFLET ile/ve/||/<> HADSİZLİK

- DALINI KIRMAMAK ve/||/<> GÜVENİNİ KIRMAMAK
( Ağaçtan, meyve almak istiyorsak... VE/||/<> Kişilerden, sevgi bekliyorsak... )

- DALMADAN ile/değil/yerine DAĞILMADAN

- DAVRANIM(CONDUCT) BOZUKLUĞU ile/ve ANTİSOSYAL KİŞİLİK BOZUKLUĞU
( 18 yaş altındakilerin olumsuz davranış/tutumlarında tanımlanan. İLE/VE 18 yaş üstündekilerin olumsuz davranış/tutumlarında tanımlanan. )

- DAYAMA ile DAYATMA
( Nesnelerde. İLE "Davranış ve tutumlarda". )

- DAYATMA/CI "ÇÖZÜMLER" ile/değil/yerine/>< GERÇEK/SAĞLAM ÇÖZÜMLER

- DAYATMA değil/yerine/>< DAYANIŞMA

- DENSİZ/LİK ile/ve/<> PATAVATSIZ/LIK

- DEPENDENCE vs. ATTACHMENT

- DEPENDENT vs. DEPENDANT

- DERVİŞ:
DÜNYA
ve/||/<> İKİYÜZLÜLÜK ve/||/<> VARLIK ve/||/<> YALAN ve/||/<> KÖSNÜ/ŞEHVET
( DERVİŞ: DAL ve/||/<> RA ve/||/<> VAV ve/||/<> YE ve/||/<> ŞIN )

- DEVRİM ve/ne yazık ki/||/<>/> !KIYIM

- DİDİNME ile/ne yazık ki DİDİŞME
( Kendi içinde. İLE/NE YAZIK Kİ Kişilerle, olanlarla, geçmişle. )

- DİDİŞME ile DİDİŞİM
( El ya da sözle birbirini hırpalamak. | Geçimini sağlamak amacıyla güç koşullarda çalışmak, uğraşmak. İLE Konuşma ve tartışmayı, bir araç değil bir amaç sayan felsefe yöntemi. )

- DİNLEMEMEK ile/ve/||/<> BASTIRMAYA ÇALIŞMAK ile/ve/||/<> ORTAMDA DEĞİLMİŞ GİBİ DAVRANMAK

- DİNLEMEMEK ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/>/< NANKÖRLÜK
( Bir tek, nankörler dinlemez! )

- DİRENÇ ile DİRENİŞ

- DIŞINDA/GAYRI ile/değil/yerine RIZÂ

- DIŞLAMA! ve/||/<> YARGILAMA!

- DIŞLAMA(MA)K ile/ve/||/<> KÜÇÜMSE(ME)MEK

- DIŞLAMAK ile REDDETMEK

- DISUSE vs. MISUSE

- DÖNGÜ ile ALIŞKANLIK

- DONKEY PLEASURE vs. PLEASURE OF ARTIST

- DÖRT İSTEK:
AÇGÖZLÜLÜK
ile/ve/||/<>/> ÇEKİŞME ile/ve/||/<>/> GÖSTERİŞ ile/ve/||/<>/> GÜÇ TUTKUSU

- DOYUMSUZ/LUK ile/ve/<>/|| DUYARSIZ/LIK

- DOYUM ile/ve/> TEKRAR

- DÜŞKÜNLÜK ile/ve/değil/yerine ÖNCELİK (VERMEK/VERİLEN)

- DÜŞKÜNLÜK ile/ve/değil/yerine SEVGİ
( Sevgi, tutkunluk ve düşkünlük göstermez, düşkünlük ise sevgi değildir. )

- DÜŞÜRMEK değil/yerine DÜŞÜNMEK

- DUYGULARA BAŞVURMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
TEHDİT
ile/ve/||/<> DUYGU ile/ve/||/<> ÖNYARGILI DİL ile/ve/||/<> MAZERET

- DUYGUSALLIK ve/> KONTROLSÜZLÜK

- ECR-İ HASS ile/ve/<> ECR-İ MÜŞTEREK

- ED'İYE[< DUÂ] ile/ve/<>/> HEDİYE
( Yalvarmalar, yakarmalar. İLE/VE/<>/> Armağan. )

- EDEN > BULUR

- EGOİST/HODBİN[Fars.] değil/yerine/= BENCİL

- EHLİYETE, KISMÎ/TAM ENGEL OLABİLECEKLER:
CİNNET
ile/ve/||/<> SAĞIRLIK ile/ve/||/<> UNUTMA(NİSYAN) ile/ve/||/<> UYKU ile/ve/||/<> SARA ile/ve/||/<> HASTALIK(MARAZ) ile/ve/||/<> SAKATLIK(MALÛLİYET) ile/ve/||/<> BUNAMA(ATEH) ile/ve/||/<> CEHİL ile/ve/||/<> SARHOŞLUK(SEKİR) ile/ve/||/<> HAFİFLİK(HEZEL) ile/ve/||/<> İSRAF ile/ve/||/<> ESÂRET ile/ve/||/<> ENGEL(ZECİR) ile/ve/||/<> YOLCULUK(SEYAHAT)

- EKSİKLİK ile/ve YOKSUNLUK

- EKSTREM değil/yerine/= UC/AŞIRI

- EN BÜYÜK DÜŞMAN
( ARZU VE İHTİRASLAR )

- EN BÜYÜK:
YOKSUN/LUK
ile/ve/<> FAKİR/LİK
( Akılsızlık. İLE/VE/<> Bilgisizlik. )

- ESARET değil/yerine/= TUTSAKLIK/BOYUNDURUK(/YÜK)

- EXCEEDINGLY vs. EXCESSIVELY

- EXTREME DEVOTION vs. SELF-SACRIFICE

- EYLEM ile/değil EYLEME(K)

- FAHİŞ[Ar.] değil/>< NARH[Fars.]
( Ölçüyü aşan, aşırı, çok fazla. | Ahlâka ve törelere uygun olmayan. DEĞİL/>< Tüketiciyi korumak amacıyla, özellikle zorunlu gereksinme maddeleri için devletçe saptanan fiyat. )

- FAKİRİN CANI değil/yerine "ZENGİNİN" MALI

- FORGET vs. LEAVE

- GADDAR ile CANİ

- GAMSIZ/LIK ile/ve/değil/||/<> "GEMSİZ/LİK"

- GARAZ değil/yerine/= HEDEF, GAYE, MEYİL, İSTEK

- GENELLEME ile/değil/yerine/>< EMİN OLARAK

- GENELLEME ile/ve/<> EZBERİNİ SÖYLEMEK

- GENELLEŞTİRME = TAMİM = GENERALIZATION[İng.] = GÉNÉRALISATION[Fr.] = GENERALISATION[Alm.] = GENERALIS[Lat.]

- GENELLİYORSAK/GENELLEYECEKSEK
ile/değil/yerine/><
GENELLEMİYORSAK/GENELLEMEYECEKSEK

( [söyleyeceğimizi] Söylemeyelim ve daha çok düşünmeye devam edelim. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Söyleyebiliriz/konuşabiliriz, düşünebiliriz. )

- GENELME ile GENELEME ile GENELLEME
( Genişleme. İLE Bir düşüncenin, farklı sözlerle, yeniden/tekrar anlatılması. İLE Bir ya da birkaç özel/tekil veriyi/durumu, herşeyi/herkesi katarak ve tek bir şeye indirgeyerek açıklamaya çalışma "iddiası"/zayıflığı.[Tüm genellemeler, yanlıştır! Bu bile!] )

- GERÇEĞİN, BİLİNEBİLECEK YÖNLERİNİ, DOĞRU OLARAK ALGILAMAK ve BİLİNEMEYECEK OLANLARIN, BİLİNEMEYECEĞİNİ DOĞRU OLARAK ALGILAMAK

- GEREKLİLİK ile/ve/değil ALIŞKANLIK

- GINAÎ ile İZÂFÎ

- GİRİŞİMCİ ile/ve/değil/||/< "SUÇLU"

- GÖÇEBE ile HORDA
( ... İLE Göçebe ve ilkel olarak yaşayan, yağmacı ve sataşkan topluluk. )

- GÖRDÜĞÜNÜ "SEVMEK" ile/değil/yerine/>< SEVDİĞİNİ GÖRMEK

- GÖVDE ve/||/<> ANLIK(ZİHİN) ve/||/<> TİN
( Çap/çeper. VE/||/<> Yarıçap. VE/||/<> Merkez. )

- GÜÇ ile/ve/||/<>/>< "ZAYIFLIK"
( Güçlü ağaç, meyve vermede acele etmez. )

- GÜNAH ile/ve/<> SEYYİAT

- GÜVENEN/E ve/||/<> YALAN SÖYLEYEN/E
( Yalan söyleme! VE/||/<> Güvenme! )

- HABITUS = HABITUS[Lat.] = HEKSIS[Yun.]

- HADDİ/Nİ AŞMA ile/ve/||/<>/>/< "RAHATLIK"
( HADDİ/Nİ AŞMA ile/ve/||/<>/>/< "RAHATLIK" )

- HAFİFE ALMA ile/değil/yerine ELEŞTİRİ

- HAMAL/LIK ile/ve/||/<> HAİN/LİK
( (")Düşmanından("), bir şey almayanların durumu. İLE/VE/||/<> (")Düşmanından("), yanlış şeyler alanların durumu. )

- HARAZA ile HARAZA
( Kavga, gürültü, karışıklık. | Öfke, sinir. İLE Sığırın öd kesesinden çıkan taş. )

- HATALARI/NI ...:
KABUL ET!
ve/||/<>/> DERS AL! ve/||/<>/> TEKRARLAMA!

- HATA ve/||/<>/< DENEME
( Hata yapmış olman, denediğin anlamına gelir. Denemeden, vazgeçme! )

- HATA ile/ve/||/<>/< GURUR

- HATA ile/ve/||/<>/> İHLÂL ile/ve/||/<>/> İKRAR

- HAZ ile/değil/yerine OLGUNLUK
( Olgunluk, hazzı erteleyebilme becerisidir. )

- HEDİYE ile ÖRTÜLÜ RÜŞVET

- HELÂL-HARAM ile MÂRUF-MÜNKER
( Pek kabul edilmemek ve onaylanmamakla birlikte, farzları yerine getirmemenin, eksikliklerin, yanlışların, en son noktada cezâsı yoktur/olmaz. İLE İnsanlığı ve geneli kapsayan yanlışların cezâsı da vardır. )
( MÂRUF: Herkesçe bilinen, tanınan, belirli, sanlı. | Şeriatın uygun gördüğü, beğendiği ve buyurduğu. )

- HİLE ile/ve/<> DESİSE
( ... İLE/VE/<> Hile, oyun, el altından yapılan iş. )

- HIRABE[Ar. harbe/savaşa giderken] değil/yerine/= YOL KESME

- HIRSIZ değil/yerine/>HIRSSIZ
( Hırssız kişi, hırsızlığa gerek duymaz. )

- HIRS = AMBITIO[İng.] = AMBITION[Fr.] = EHRGEIZ, EHRSUCHT[Alm.] = AMBITIO[Lat.]

- HUBB ile/değil/yerine/>< HUBB
( Aldatıcı, kurnaz, hilekâr. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sevgi. )

- HUKUKSUZ/LUK ve/> KAYITSIZ/LIK

- HUKUKU:
DELMEK
ile/değil/yerine DEĞİŞTİRMEK

- HÜSN-Ü KURUNTU ile/değil SÛ-İ ZANN

- HUYSUZLAŞMAK ile/değil HUYSUZLANMAK

- İCBÂR/CEBRETME değil/yerine/= ZORLAMA/ZORLANMA

- İÇİÇE/LİK ile BAĞIMLI/LIK
( Bağımlı olduğunu imgeleyen yalnızca zihindir. )

- İCTİNÂB/İHTİYAT[Ar.] değil/yerine/= SAKINMA, ÇEKİNME, UZAKLAŞMA

- İFRÂD ile TEFRÎT
( TEK OLARAK SÖYLEME, MÜFRED | AYIRMA | TEK BAŞINA HACCA GİTME | AŞIRI GİTME, AŞIRILIK )

- İĞTİNAM[Ar.] değil/yerine/= YAĞMA

- İHÂNET ile/değil MUHÂLEFET

- İHÂNET değil/yerine/>< SADÂKAT
( Sözler verilir, sözler unutulur; gün gelir, ihânet eden, sadâkat ister. )

- İHMÂLÎ ile/ve/<> İCRÂÎ

- İHMAL ile/ve/değil/>/< OLASI KAST

- İHMAL değil/yerine/= SAVSAKLAMA/SAVSAMA

- İKİYÜZLÜ/LÜK ile/ve/değil/||/<>/>/< KORKAK/LIK

- İLTİMAS ile ŞEFAAT ile İSAR ile TAFDİL[< FADL]
( Haksız yere, yasa ve kurallara uymaksızın kayırma, arka çıkma. | Birine herhangi bir konuda öncelik ve ayrıcalık tanıma. İLE Birinin suçunun bağışlanması ya da dileğinin yerine getirilmesi için o kişiyle Tanrı arasında, peygamberin yaptığı aracılık. İLE İkram; bahşiş. | Cömertlikle verme. | Dökme, saçma, serpme. | Kişinin, kendi, gereksinim duymasına karşın bahşiş vermesi. | Seçme. İLE Birini, ötekilerden üstün tutma. | En üstünlük. )

- INDEPENDENCE vs. ARBITRARINESS

- INDEPENDENCE vs./and SOLIDARITY

- İNDİRGEMEK ile/ve/<> "DÜŞÜRMEK"

- İNDİRGEME ile/ve/değil/yerine/>< DAYANDIRMA

- İNHİMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> BAĞIMLILIK
( Bir şeye, aşırı düşkünlük gösterme, kapılma. İLE/VE/||/<>/> ... )

- İNHİMAK ile İPTİLA
( Bir şeye, aşırı düşkünlük gösterme, kapılma. İLE Düşkünlük, tiryakilik. )

- İPE-SAPA (GELMEZ İŞ/SÖZ/HAREKET/DAVRANIŞ)

- İRÂDE ile/ve/<> ŞEHVET ile/ve/<> TAMAH
( Varoluş ve sürdürme isteği. İLE/VE/<> Dürtü ve/veya "güdü"ler aracılığıyla isteme. İLE/VE/<> İstemenin aşırılıkları. Açgözlülük, hırs. )

- İRONİ > ALAY ALIŞKANLIĞI

- İŞ:
[ne yazık ki]
ÖYLESİNE
ve/||/<> ŞİŞİRME

- İŞARET PARMAĞIYLA GÖSTERMEK ile/ve/değil/yerine/|| AYAK İZİ

- İŞİMİZ/UĞRAŞIMIZ/HİZMETİMİZ:
| "YIKMAK" ve/ya da "YAKMAK" İLE |
değil YAPMAK İLE

- ISIRMAK ile/değil/yerine "DİŞLERİNİ GÖSTERMEK"

- İSRAF ve/değil/yerine İNFÂK

- ISRAR ile ZORLAMA

- İSTEDİĞİNİ:
ALMAK
ile/ve/değil/<> ALDIKTAN SONRA HÂLÂ İSTİYOR OLMAK

- İSYAN/KÂR/LIK ile/ve/değil/yerine/<> TEPKİ/SEL/LİK

- İŞ ve/<> ZORLAYICILIK
( İş zorlayıcı, zorlayıcı olan ise eğlenceli olmalı/olabilmelidir. )

- İTİRAF ETMEK ile/değil KABUL ETMEK

- İTİRAF ile/ve/değil/ne yazık ki TEHDİT

- KABA/LIK ile/ve/değil/<> SAF/LIK

- KABALIK ve/||/<>/< GÜÇLÜ TAKLİDİ
( Kabalık, zayıf kişinin, güçlü taklididir. )

- KABZIMAL[Ar.] ile MADRABAZ[Fars.]
( Meyve sebze üreticileri ile satıcılar arasında, aracılık eden kişi. İLE Sebze, meyve gibi yiyecekleri, yerinden getirterek, toptan satan kişi. | Hile yapan, hileci. )

- KAÇMAK ile/değil/yerine UZAK DURMAK

- KAÇMA ile/ve/<> KENDİNDEN KAÇMA
( Geçenlerde, bir şair arkadaşımla konuşuyordum. İlk kez yurtdışına çıkmıştı. İzlenimlerini sorduğumda, kestirme bir yanıt verip "Dünyam daraldı" dedi. Bu sözüne şaşırdığımı görünce sözlerini sürdürdü. "Eskiden, kaçıp gideceğim yerlerin var olduğunu bilmek, bir ölçüde rahatlatıyordu beni. Fakat şimdi anladım ki, kaçıp gidilecek bir yer yokmuş." )

- KADIN, ...:
..., SEVMEDİĞİ KİŞİYE[ERKEK/KADIN] ...
ile/><
..., SEVDİĞİ KİŞİ[ERKEK/KADIN] İÇİN ...

( ... hiç acımaz. İLE/>< ... kendine hiç acımaz. )

- KAHRAMAN >< KURBAN

- KAKIMAK = ÖFKELENMEK

- KANDIRMAK ile/<> "ATLATMAK"

- KANDIRMA ile/ve/<>/> "YUTTURMA"

- KANDIRMA ile/değil OYALAMA

- KANMAK/ALDANMAK ile/ve/değil KAPILMAK

- KARALAMA ile/ve/||/<>/>/< DIŞLAMA

- KARPUZ ile EBU CEHİL KARPUZU
( ... İLE Zehirlidir. )

- KASIT ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< DAYANAKÇA

- KAYITSIZ/LIK ile/ve/||/<>/>/< ÂTIL/ATÂLET

- KAYITSIZLIK değil/yerine/>< DERT EDİNME

- KAYITSIZLIK ile/değil İZLEME / SEYRETME

- KAZANA YANAŞIRSAK ve/||/<> KÖTÜYE YANAŞIRSAK
( Karası bulaşır. VE/||/<> Belâsı bulaşır. )

- KAZÂ ile/ve/<>/> TESÂDÜF ile/ve/<>/> İSTİKRAR
( 1 kere olursa. İLE/VE/<>/> 2 kere olursa. İLE/VE/<>/> 3. kez olursa. )

- KÂZIM ile KÂZÎM
( Öfkesini tutan. [arasıra] İLE/VE Öfkesini tutan. [sürekli] )

- KENDİMİZİ:
"YÜCELTMEK"
değil/yerine DÜZELTMEK

- KEYFÎ/LİK değil/yerine/= OLUMSAL/LIK

- KEYFİYET ile/değil/yerine TASARRUF

- KEYFÎ ile/değil/yerine İTİBÂRÎ
( Tüm ayrımlar, itibârîdir fakat keyfidir anlamına gelmez! )

- KEYİF ve/<> GÜVENLİK

- KEYİF ile TEMBELLİK

- KEYİF ile/değil/< YAŞAM
( Keyifler değildir yaşamı değerli yapan. Yaşamdır, keyif almayı değerli kılan. )

- KEYİF ile/ve/değil/yerine/< ZEVK
( Gövdesel. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Zihinsel. )
( Maddi. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Manevi. )
( Geçici. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Kalıcı. )
( Yatarak/yatmaktan. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Hareketle/hareketten. )
( Bir şey yapmadan "yaşadığın"[ı zannettiğin]. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Bir şey/ler yaparak elde ettiğin. )
( Yaşandığı oranda pişmanlığa götürür. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Yaşandığı oranda sevinç/neşe verir. )
( Eşekte de vardır. İLE/VE/YERİNE İnsandadır. )
( İkisi de ıstırabın eseridir. )
( İki ıstırap verici durum arasındaki bir aralıktırlar. )
( Istırap akışı içinde yalnızca bir kesintidirler. )
( Utanç verici bir keyfin, keyfi geçer, utancı kalır. )
( Keyifteki mikdar arttıkça eleme dönüşür. )
( Ancak çalıştıktan ya da bir şeyler yaptıktan sonra, kısa süreli ve hak edilen keyfin tadı olur. )
( Zevk, susabilmeyi (sükût etmeyi) öğrendikten sonra başlar. )
( Kişi, kendini ya da başkalarını utandırabilecek ucuz keyiflere, ne şimdi, ne de sonra kapılmamalıdır. )
( Keyifler değildir yaşamı değerli yapan. Yaşamdır, keyif almayı değerli kılan. )
( Araçlı "duyum"/haz. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Aracısız algılayış/idrak. )

- KİBİR ile/ve/<>/değil BAĞIMLILIK
( Kibir, kişinin, sahip olduklarını, "hak etmediği" korkusundan kaynaklanır... )

- KİBİR = PRIDE[İng.] = ORGUEIL[Fr.] = HOCHMUT[Alm.] = SUPERBIA[Lat.]

- KİMSEYİ:
(ÇOK/FAZLA) ÖVMEMELİ
ve/||/<> KÜSMEMELİ ve/||/<> YAKINMAMALI ve/||/<> SUÇLAMAMALI

- KİŞİ/İNSAN ve/||/<>/< ZAAF
( Kişi, "zaafları"nın toplamı kadardır. )

- KİŞİ:
ŞER
ile/değil/yerine/>< ER

- KİŞİLERİ KULLANARAK/SÖMÜREREK ile/değil/yerine/>< KİŞİLER ARACILIĞIYLA

- KİŞİLERİ:
[ne yazık ki]
!"DENEMEK/SINAMAK"
değil/yerine/>< KONUŞMAK
( "Denenilen" şeyin sonucunu "elde ettirir" belki fakat o kişiyi mutlaka ve sonsuza kadar kaybettirir. DEĞİL/YERİNE/>< Kişiyi kaybetmemek/kazanmak için özellikle de yakın olduğumuz kişileri denememek/sınamamak gerekir. Çeşitli oyunlar yaparak, tuzaklar kurarak elde edilen "bilgi/sonuç" geçersizdir. Aslolan ise her koşulda, en olumsuzu söylemek bile olsa konuşmayı yeğlemektir. )

- KİŞİLERİN:
HATASINDAN/YANLIŞINDAN/SUÇUNDA/GÜNAHINDAN
ve/fakat TÖVBESİNDEN
( Haberimiz olabilir. VE/FAKAT Haberimiz olmayabilir. [Dolayısıyla, kimseyi kınamamak gerek!] )

- KİŞİLİK ÖRGÜTLENMELERİ/BOZUKLUKLARI:
[PARANOİD ile ŞİZOİD ile ŞİZOTİPAL]
ile [ANTİSOSYAL ile NARSİSİSTİK ile BORDERLINE ile HİSTRİONİK] ile [BAĞIMLI KİŞİLİK ile ÇEKİNGEN ile OBSESİF-KOMPULSİF] ile [PASİF AGRESİF ile KENDİNİ TEKRARLAYAN(SELF REPEATING)]

- KISKANÇLIK = JEALOUSY[İng.] = JALOUSIE[Fr.] = EIFERSUCHT[Alm.] = ZELOTYPIA[Lat.]

- KISMEN "DOĞRU" ile/ve/||/<>/> ABARTI

- KISMEN "DOĞRU" ile/ve/||/<> ÇARPITMA

- KIYASLAMA HATALARI:
GENELLEŞTİRME
ile/ve/||/<> ÖZELLEŞTİRME

- KIYAS ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<> HAKARET
( Kimseye ve de özellikle çocuklara, ne kıyas, ne de hakaret edilmez! )

- KÖKTENCİLİK = CEZRİYE = RADICALISM[İng.] = RADICALISME[Fr.] = RADIKALISMUS[Alm.] = RADICALMENTE[İsp.]

- KOLAY DEĞİL fakat (DAHA FAZLA) ZORLAŞTIRMA(YABİLİRSİN)!

- KOLAYCILIK ile/ve/||/<> KAÇIŞ

- KÖLELEŞTİRENLER:
SEVİLME İSTEĞİ
ve/||/<>/> BEĞENİLME İSTEĞİ ve/||/<>/> TAKDİR EDİLME İSTEĞİ

- KOMİSYONCU/SİMSAR[Ar.] değil/yerine/= ARACI

- KONUNUN ÖZÜNÜ KAÇIRMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
KISIR DÖNGÜ
ile/ve/||/<> İLGİSİZ AMAÇ ile/ve/||/<> İLGİSİZ SONUÇ ile/ve/||/<> İDDİAYI ZAYIFLATMA ile/ve/||/<> KONUYU SAPTIRMA

- KONUYU:
"SULANDIRMAK"
ile/ve/||/<> "BASİTLEŞTİRMEK"

- KORKU + BİLGİSİZLİK = NEFRET

- KORKU ve/||/<>/< ZARAR GÖRMEK

- KOŞULLANMA ile/ve/değil ALIŞKANLIK

- KÖTÜ TEMEL ve/ne yazık ki/> KÖTÜ İSTEK

- KÖTÜ/LÜK ile ...
( VAROLANLAR ARASINDAKİ GÖRELİLİK )

- KÖTÜ/LÜK ile/ve/değil/<> KÖTÜLÜKLERE NEDEN/VESİLE OLAN
( Kendinden çok, başkalarından az isteyen bir kişi, kendini, kötülüklerden uzak tutar. )

- KÖTÜLEME ile/ve/değil/yerine TESPİT ETME

- KÖTÜLÜK ETME! ve/<> KUYU KAZMA!
( Kötü düşersin. VE/<> Kendin düşersin. )

- KÖTÜLÜKLERLE "YÜKSELMEK" değil/yerine/><
İYİLİKLERLE "KAYBETMEK"


- KÖTÜ = ŞER = BAD, EVIL, WRONG[İng.] = MAL[Fr.] = BÖSE, UEBEL[Alm.] = MALUS[Lat.] = MALO[İsp.]

- KÜÇÜK HESAP ile/değil/yerine/>< AYRINTI
( "Küçük/güdük zihin"liler "uğraşır". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Profesyoneller uğraşır. )
( Gözü, tanede olan kuşun, ayağı, tuzaktan kurtulmaz. )
( FERİ[Ar.]: Ayrıntılarla ilgili, ayrıntı niteliğinde olan. | İkinci derecede/n olan. )

- KÜFÜR değil/yerine/>< FİKİR
( Gerçeğin üstünü örtmek. DEĞİL/YERİNE/>< Gerçeğin örtüsünü açmak. )

- KÜFÜR ile İGLÂZ[< GALÎZ, çoğ. İGLÂZÂT]
( ... İLE Kaba, kötü "söz" söyleme. )

- KUMAR BAĞIMLILIĞI DÖNEMLERİ/NDE:
BALAYI
ve/||/<>/> DURAKLAMA ve/||/<>/> ÇÖKÜŞ ve/||/<>/> YIKILIŞ
( Genellikle kısa sürer ve "kazançlı" geçen bir dönemdir. Daha sonraki süreçte, sürekli bu dönem anımsanarak oynanmaya devam edilir. VE/||/<>/> Kazanma ve kaybetme dönemleri, ardışık bir biçimde birbirini takip eder. VE/||/<>/> Kayıplar artmaya başladığından dolayı bahis miktarları çoğalır ve borçlanmalar başlar. İş ve aile, boşlanmaya başlanır. Alkol ve madde tüketimi artar/başlar. VE/||/<>/> Ekonomik kaynaklar tamamen tükenmiştir. Yalan, yasadışı maddî kaynak kullanma, yasal sorunlar, aile parçalanması, depresyon ve intihar görülür. )

- LAY vs. LIE

- MADDE BAĞIMLI/LIĞI ile/ve/||/<> DAVRANIŞSAL BAĞIMLI/LIK

- MADDELERE:
BAĞLILIK
değil BAĞIMLILIK

- MADDİ HAZ ile/ve MANEVİ HAZ
( Zamana bağlı olarak. İLE/VE AN'da. )

- MADDÎ KEYİFLER/ZEVKLER ile/ve/değil/yerine MANEVÎ ZEVKLER
( Başta istek, sonrasında bıkkınlık verir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Başta isteksizlik, sonrasında şevk verir. )

- MAĞLUP/MAĞLUBİYET değil/yerine/= YENİK/YENİLEN/YENİLGİ/SIMAK
( Bir savaşta, yarışmada kaybetme, yenilme. | Bir işte, bir uğraşta başarısızlığa uğrama, kaybetme. )

- MAZOŞİST/MAZOŞİZM[Fr., İng.] değil/yerine/= ÖZEZER/LİK

- MECBUR ile MEMUR

- MENFAAT ile/ve ZAAF
( Köleliğe neden olurlar. )

- MERHAMET:
ACIMAK
değil/yerine/< ACITMAMAK

- MEŞRÛLAŞTIRMA ile KILIFLANDIRMA

- METAZORİ[Fr. < Yun.] değil/yerine/= ZORLA

- MEZELLET[Ar.] değil/yerine/= ALÇALMA, BAYAĞILAŞMA

- MIYMINTI/LIK ile MİSKİN/LİK[Ar.]
( Kişinin sabrını tüketecek derecede yavaş ve mızmızca iş gören. İLE Çok uyuşuk olan. | Hoş görülmeyecek durumlar karşısında tepki göstermeyen. | Âciz, zavallı. | Cüzzam hastalığına tutulmuş olan. )

- MIZIKÇI/LIK değil/yerine/= OYUNBOZAN/LIK
( Çeşitli nedenlerle oyunu bozan, yenilgiyi kabul etmeyen, kolayca darılan kişi. )

- MÜBEZZİR değil/yerine/= TEBZÎR EDEN, GEREKSİZ, YERSİZ HARCAYAN, İSRÂF EDEN

- MÜCBİR[< CEBR] değil/yerine/= ZORLAYICI/ZORLAYAN

- MÜCRİM[Ar.] değil/yerine/= SUÇLU

- MÜFRİT[Ar.] değil/yerine/= AŞIRI

- MUGALATA değil/yerine/= YANILTMACA
( Yanıltmak için, yanıltacak yolda söz söyleme. | Başkasını yanıltmak için, doğru olmadığı bilinerek yapılan uslamlama ve çıkarsama. )

- MUHÂCİM[Ar. < HÜCUM] değil/yerine/= SALDIRAN/SALDIRICI

- MUHADDİR/E[< HADR] ile MUHADDİR
( Uyuşturan, uyuşturucu, tahdîr eden. [Fr. NARCOTIQUE] İLE Kabartan, şişiren. )

- MUKÂVEMET[Ar.] değil/yerine/= DİRENME
( Dayanma, karşı durma, karşı koyma, direnme, direniş. | Direnç. )

- MÜNKİR[< NEKR] değil/yerine/= İNKÂR EDEN, KABUL ETMEYEN

- MÜRÂÎ/LİK[< RİYÂ] değil/yerine/= İKİYÜZLÜ/LÜK

- MUSALLAT[Ar.] değil/yerine/= PEŞİNE DÜŞME/DÜŞEN
( Bir kişi ya da şeyin üzerine, bıktıracak kadar düşmek/düşen. )

- MUSTARİP ile MÜTEESSİR
( Acı çeken. İLE Kederli, hüzünlü, üzüntülü. | Birinin acısıyla acılanan. | Etkilenen. )

- MÜTEHADDİ'[< HUD'A] ile MÜTEHADDÎ
( Bilerek aldanan, tahaddu' eden. İLE Çekişen, tahaddî eden. )

- MÜTEHADDİR[< HADER] ile MÜTEHADDİR
( Örtünen, bürünen, tahaddür eden. İLE Yokuş aşağı giden, hızla aşağı doğru inen, yuvarlanan. )

- MÜTEHADDIR ile MÜTEHÂDI'
( Yeşillenen, yeşil renk bağlayan, tahaddur eden. İLE Aldanmamış iken aldanmış gibi görünen. )

- MUTLAK KABUL ETMEK ile/değil/yerine ÖNEMSEMEK

- MUTLAK ile/ve/değil ALIŞKANLIK

- MUTSUZLUK NEDENLERİ'NDE:
CEHÂLET
ve DALGI/GAFLET

- MUZA'AF ile MUZÂAF[< ZIF] ile MUZÂF[< ZAYF | çoğ. MUZÂFÂT]
( Bir o kadar daha çoğaltılmış, bir kat daha artmış, taz'îf edilmiş. İLE İki kat, kat kat, katmerli. | Aynı "orta harfi" ile "son harfi", aynı harfin tekrarından oluşan sözcük.[musrir:musirr / müdrir:müdirr | hâdid:hadd] İLE Katılmış, bağlanmış, bağlı, izâfe edilmiş. | [ad takılarında] Belirtilen, başka bir ada katılmış ve onu tamamlamış olan. )

- MÜZEVVER[< ZEVER] ile MÜZEVVİR[< ZEVER]
( Uydurulmuş, düzme söz, haber, tezvîr olunmuş. İLE Yalanı, telleyip pullayan, arabozucu, tezvîr eden. )

- NARSİSİZM ile/ve/||/<> KÖTÜCÜL(MALIGNANT) NARSİSİZM

- NEFSÂNÎ ile/ve/||/<>/< ŞEHVÂNÎ/ŞEHVETLİ

- NEPOTİZM ile PATRONAJ ile KAYIRMA

- NICOTIANA RUSTICA ile NICOTIANA TABAKUM
( Rusya ve Hindistan'da yetişir. İLE Dünyanın çoğu bölgesinde bulunanın adıdır. )

- NONSENSE/FOOLISH vs. STUPIDITY

- OBSESİF değil/yerine/= TAKINTILI

- ÖFKE ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< "TEPKİ"

- ÖFKE ile/ve/||/<>/> SUÇLULUK DÜŞÜNCESİ/DUYGUSU

- ÖĞÜT ile/ve/<>/>< HAKARET
( Bir insana, başkaları yanında verilen "öğüt", öğüt değil "küçük düşürme", "aşağılama" ya da "hakaret" olabilir/olur[bazen/çoğunlukla]. Kimseye ve de özellikle çocuklara, ne kıyas, ne de öğüt, doğru/uygun zaman, zemin ve koşullar oluş(turul)madıkça, yapılmamalıdır. )

- OLANIN, ZARARI değil/yerine/>< OLMASI GEREKENİN, YARARI

- ÖLÇÜSÜZ/LÜK ile/ve/değil/||/<> "GEMSİZ/LİK"

- OLMA!:
[ne] PİŞMAN
ne DÜŞMAN ne [de] KAHRAMAN

- OLUMSUZ BAKIŞ/BAKAN ile/değil/yerine/>< OLUMLU BAKIŞ/BAKAN
( Her çözüm için mutlaka bir "sorun" bulmak/bulanlar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Her "sorun" için en az bir çözüm bulmak/bulanlar. )

- OLUMSUZLUKLARI/OLUMSUZLUKLARDAN:
"BESLE(N)ME"
ile/ve/<> "BEZE(N)ME"

- ÖNYARGI ile/ve SAPLANTI

- ORANTISIZ GÜÇ ile/ve/||/<> ORANTISIZ HOŞGÖRÜ

- ÖZDEŞLEŞTİRME ile/ve/||/<> KÖRLÜK

- PERSECUTE vs. PROSECUTE

- PEYK[Fars.] ile PEYREV[Fars.]
( Uydu. | Bir başkasına bağımlılığı olan. İLE Başkasının izinden giden, izleyen/izleyici. )

- PİŞKİN/LİK ile/ve/||/<> YÜZSÜZ/LÜK

- PİŞMAN/LIK değil/yerine/>< DAYANÇ/LI / SABIR/LI
( Uzun süreli. DEĞİL/YERİNE/>< Kısa süreli.
[Kısa süreli dayanç, uzun süreli pişmanlıktan korur.] )

- PİŞMAN/LIK ile/ve/||/<>/> VİCDAN AZABI

- PİŞMANLIK:
YAPTIKLARIMIZDAN
ile/ve/değil/yerine/ne yazık ki/||/<>/> YAPMADIKLARIMIZDAN

- PLEASURE vs./and JUDGEMENT

- PORSELEN ile MERTEBANİ/SELADON TABAK
( ... İLE İçine konulan yiyeceğin zehirli olup olmamasına göre renk değiştiren tabak. )

- PROVOKATÖR değil/yerine/= KIŞKIRTMACI

- REFLEKS(İNSİYÂK) ile ALARM/UYARI

- REZİL/LİK ile/ve/||/<> SEFİL/LİK

- RİCS[çoğ. ERCÂS] ile RİCZ[çoğ. ERCÂZ]
( Dinin yasak ettiği şey, günah. | Pislik, murdarlık. İLE Azap. | Puta tapma. | Pislik. )

- SABİTFİKİR ile/ve/> TAKINTI ile/ve/> TAASSUB/NEVROZ
( Bir "düşüncenin", yerinden oynatılamazlığı. İLE/VE/> Sabitfikre, duygunun da katılması (ile). İLE/VE/> Sinirlilik/asabileşme ve çeşitli türlerde tepkisellikler. )

- SABRI OLMAYAN ile/ve/değil/yerine/>/<>/>< RÂZI OLAN
( İntizar eden. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/>/<>/>< Zevk eden. )

- SAÇMA(LIK)LAR / SAFSATALAR ile/değil/yerine FaRkLaR
( Sözcükler: "SEN ..." / "SEN DE ..." ile başlatılan/saldırılan "tanımlar".
* Tanım/açıklama: Tartışmada, öteki kişinin söz ve hareketlerini, kendi görüşünü savunmada kanıt olarak kullanma. | "Bir savın doğruluğunun, savı geliştiren kişinin, kişiliği ile ilgisi olduğu" "savı". | Bir kişinin önerileri yerine, önerinin reddedilmesini sağlamak üzere, kişiye sövülerek yapılan saldırı.
Örnek: - "Senin müdür hakkında söylediklerini duydum. Nankör adam! Sen müdürün o kadar ekmeğini yedin!"
- "...yı şu yaptıysa doğrudur/yanlıştır."
- "...yı savunuyorsa ahlâksızın tekiymiş."
Lat./İng.: ARGUMENTUM AD HOMINEM

* Tanım/açıklama: Tepkisel indirgemecilik.
Örnek:
- ... sorununun bu hâle gelmesinin toplumsal, ekonomik, politik bir sürü nedeni var.
- "Terör örgütünü mü savunuyorsun bana?!..."
İng.: STRAW MAN

Sözcük: "ONA BAKARSAN ..." ile başlayan "tanımlar".
Tanım/açıklama: "Ortak özellik gösteren iki önermenin birbiriyle aynı olması ya da birbirine çok benzemesi gerektiği" "savı". ZAYIF BENZETME
Örnek: "Osmanlı İmparatorluğu da tıpkı Roma İmparatorluğu gibi parçalanmıştır."
İng.: WEAK ANALOGY

Sözcük: "HERKES ..." ile başlayan "tanımlar".
Tanım/açıklama: "Çoğunluğun benimsediğinin doğru olduğu" "savı".
Örnek: " 'Herkes' ona oy verdiğine göre yaptıkları da doğrudur."
Lat.: ARGUMENTUM AD POPULUM

Sözcük: "DEMEK Kİ ..." ile başlayan "tanımlar".
Tanım/açıklama: "Zaman içinde, önce gerçekleşen bir olgunun, onu izleyen başka bir olgunun nedeni olması gerektiği" "savı".
Örnek: "Güneş tutulmasından sonra deprem oldu. Demek ki depremin nedeni güneş tutulmasıdır."
Lat.: POST HOC ERGO PROPTER HOC

Sözcükler: "DEMEK Kİ ..." / "SONUÇTA ..." / "TEMELDE ..." ile başlayan "tanımlar".
Tanım/açıklama: "Tersi kanıtlanamayanın doğru olduğu" "savı".
Örnek: "UFO'ların dünyayı ziyaret etmediği yolunda hiçbir kanıt yoktur. Demek ki ediyorlar."
Lat.: ARGUMENTUM AD IGNORANTIAM

Sözcükler: "DEMEK Kİ ..." / "ZATEN ..." ile başlayan "tanımlar".
* Tanım/açıklama: "Bağlantı, ilişki ya da ortak özelliklerin, mutlaka neden-sonuç ilişkisi içinde olduğu" "savı".
Örnek: "Genç kızlar, çok çikolata yiyor. Genç kızlarda sivilce çok görülüyor. Demek ki, sivilcenin nedeni çikolatadır."
Lat.: CUM HOC ERGO PROPTER HOC

* Tanım/açıklama: "Geleneksel olanın doğru olduğu" "savı".
Örnek 1: "...'yı öldürmemiz gerekiyor. Çünkü töre böyle."
Örnek 2: "Bunca yıldır böyle yapılıyor. Demek ki doğrudur."
Lat.: ARGUMENTUM AD TRADITIO / ANTIQUITATEM

* Tanım/açıklama: "Bir tartışmanın taraflarından birinin sessiz kalmasının, sessiz kalan tarafın tartışılan konuda bilgisi olmadığını, haksız olduğunu veya yanıldığını kabullenmesi anlamına geldiği" "savı".
Örnek: "Sükût, ikrardan gelir! Türk atasözü."
Örnek:
- Sanık, sorguda susma hakkını kullanmıştır!
- "Suçsuzsa neden sussun ki?! Kalkıp açık açık, 'Ben suçsuzum!' derdi suçlu olmasaydı!"
Lat.: ARGUMENTUM EX SILENTIO

Sözcükler: "DEMEK Kİ ..." / "BELKİ DE ..." ile başlayan "tanımlar".
Tanım/açıklama: "Sorunun ardında yatan varsayımların doğru olduğu" "savı". YÜKLÜ SORU
Örnek:
- Uyuşturucu kullanmaktan ne zaman vazgeçtin?
- Vazgeçmedim!
- Demek ki hâlâ kullanıyorsun?!...
- Hayır, hiç kullanmadım!
- "Ama vazgeçmediğini itiraf ettin!"
İng.: LOADED QUESTION

Sözcükler: "TEMELDE ..." / "HİÇ" / "HEP" ile başlayan "tanımlar".
Tanım/açıklama: Döngüsel nedensellik. Kendi kendini "kanıtlayan" önerme.
Örnek: "O, tembeldir. Çünkü çalışmayı hiç sevmez."
Örnek: "Yalancı değilim. O nedenle, tüm söylediklerim doğrudur."
Örnek: "Sudan hafif maddeler yüzerler. Çünkü batmazlar."
Lat.: PETITIO PRINCIPII
İng.: BEGGING THE QUESTION

Sözcükler: "NASILSA ..." ile başlayan "tanımlar".
* Tanım/açıklama: "Ünlülerin/güçlülerin/zenginlerin söylediklerinin doğru ya da yoksulların söylediklerinin yanlış olduğu" "savı".
Örnek 1: "... bunu söylüyorsa doğrudur."
Örnek 2: "O beş parasızın teki! Söylediklerine kim inanır!?..."
Lat.: ARGUMENTUM AD CRUMENAM

* Tanım/açıklama: "Yoksulların söylediklerinin doğru ya da zenginlerin söylediklerinin yanlış olduğu" "savı".
Örnek: "Adamın beş parası yok ki çapkınlık yapabilsin!"
Örnek: "Adamın milyonları var. Güya eşini hiç aldatmamış!"
Lat.: ARGUMENTUM AD LAZARUM

* Tanım/açıklama: "Acınacak durumda olmanın ya da çaresizliğin, söylenilen ya da yapılanların yanlışlığına ağır bastığı" "savı".
Örnek: "Adam ayakta duramayacak denli yaşlı ve hasta. Bence geçmişte yaptıklarından sorumlu tutulmasına artık gerek kalmamalı."
Lat.: ARGUMENTUM AD MISERICORIDIAM

Sözcükler: "İLLE DE" / "TEMELDE ..." ile başlayan "tanımlar".
Tanım/açıklama: "Yalnızca iki seçeneğin var olduğu savı." YANLIŞ İKİLEM.
Örnek: "Ya çözümün bir parçasısındır ya da sorunun!"
İng.: BIFURCATION

Sözcükler: "ELİMDE DEĞİL ..." / "NE BİLEYİM ..." sözlerinin eklendiği "tanımlar".
Tanım/açıklama: "Güç"/"zayıflık" kullanımı.
Örnek: "Ders kitaplarında yazılanlar doğrudur. Eğer yanlış dersem öğretmen beni sınıfta bırakır."
Lat.: ARGUMENTUM AD BACULUM


Az kullanılması gerekenleri ve kullanırken çok dikkat edilecekleri bil de KONUŞ!!! )
( http://www.nku.edu/~garns/165/ppt3_2.html

http://courses.washington.edu/spcmu/334/fallacies.html )
( Safsata Türleri )

- SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR:
BİÇİMSİZ
ile/ve/||/<> BELİRSİZLİK ile/ve/||/<> SALDIRI ile/ve/||/<> KONUNUN ÖZÜNÜ KAÇIRMA ile/ve/||/<> TARTIŞMALI NEDEN ile/ve/||/<> İSTATİSTİKSEL HATA ile/ve/||/<> ŞAŞIRTMA ile/ve/||/<> YETKEYE BAŞVURMA ile/ve/||/<> DUYGULARA BAŞVURMA ile/ve/||/<> KIYASLAMA HATALARI ile/ve/||/<> SINIFLANDIRMA HATALARI
( BİÇİMSİZ SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR ile/ve/||/<> SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR
( INFORMAL FALLACIES vs./and/||/<> FALLACIES )

BELİRSİZLİK SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: GÖNDERMELİ ile/ve/||/<> VURGULAMA ile/ve/||/<> ÇOK ANLAMLILIK
( FALLACY OF: EQUIVOCATION vs./and/||/<> ACCENT vs./and/||/<> AMPHIBOLY )

SALDIRI SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: KARALAMA ile/ve/||/<> NİTELİKSEL ile/ve/||/<> "SEN / SEN DE ..." ile/ve/||/<> DOLDURUŞA GETİRME
( ARGUMENT AGAINST THE MAN vs./and/||/<> CIRCUMSTANTIAL AD HOMINEM vs./and/||/<> FALLACY OF "YOU / YOU ALSO" vs./and/||/<> POISONING THE WELL )

KONUNUN ÖZÜNÜ KAÇIRMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: KISIR DÖNGÜ ile/ve/||/<> İLGİSİZ AMAÇ ile/ve/||/<> İLGİSİZ SONUÇ ile/ve/||/<> İDDİAYI ZAYIFLATMA ile/ve/||/<> KONUYU SAPTIRMA
( BEGGING THE QUESTION vs./and/||/<> FALLACY OF IRRELEVANT PURPOSE vs./and/||/<> IRRELEVANT CONCLUSION vs./and/||/<> FALLACY OF STRAW-MAN vs./and/||/<> FALLACY OF RED HERRING )

TARTIŞMALI NEDEN SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: YANLIŞ NEDEN ile/ve/||/<> ÖNCESİNDE ile/ve/||/<> ORTAK ETKİ ile/ve/||/<> GÖZDEN KAÇIRILABİLİR NEDEN ile/ve/||/<> YANLIŞ YÖN ile/ve/||/<> KARMAŞIK NEDENLER
( FALLACY OF FALSE CAUSE vs./and/||/<> FALLACY OF "PREVIOUS THIS" vs./and/||/<> JOINT EFFECT vs./and/||/<> GENUINE BUT INSIGNIFICANT CAUSE vs./and/||/<> WRONG DIRECTION vs./and/||/<> COMPLEX CAUSE )

İSTATİSTİKSEL HATA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: YETERSİZ ÖRNEK ile/ve/||/<> TEMSİL ETMEYEN ÖRNEK ile/ve/||/<> YANLIŞ BENZETME ile/ve/||/<> YOK SAYMA ile/ve/||/<> SÜMEN ALTI ile/ve/||/<> KUMARBAZ
( FALLACY OF INSUFFICIENT SAMPLE vs./and/||/<> UNREPRESENTATIVE SAMPLE vs./and/||/<> FALSE ANALOGY vs./and/||/<> SLOTHFUL INDUCTION vs./and/||/<> FALLACY OF SLANTING vs./and/||/<> GAMBLER'S FALLACY )

ŞAŞIRTMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: DEVEDE KULAK ile/ve/||/<> YA SİYAH, YA BEYAZ ile/ve/||/<> KANITLAMA ZORUNLULUĞU ile/ve/||/<> FELÂKET ÇIĞIRTKANLIĞI ile/ve/||/<> İMÂLI SORU ile/ve/||/<> ÇOK SORULU ile/ve/||/<> SINIRLI SEÇENEK
( FALLACY OF THE BEARD vs./and/||/<> BLACK OR WHITE FALLACY vs./and/||/<> ARGUMENT FROM IGNORANCE vs./and/||/<> FALLACY OF SLIPPERY SLOPE vs./and/||/<> COMPLEX QUESTION vs./and/||/<> FALLACY OF MANY QUESTIONS vs./and/||/<> FALLACY OF LIMITED CHOICES )

YETKEYE BAŞVURMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: BİR BİLENE SORMA ile/ve/||/<> YETERSİZ KAYNAK ile/ve/||/<> İNANCA BAŞVURMA ile/ve/||/<> ORTAK TUTUMA BAŞVURMA ile/ve/||/<> ÖBEK BASKISI ile/ve/||/<> YARARCI ile/ve/||/<> BEĞENDİRME ile/ve/||/<> DAYATMA ile/ve/||/<> İÇİNDEKİ DEĞİL DIŞINDAKİ(ZARF-MAZRUF) ile/ve/||/<> GENETİK
( ARGUMENT TO AUTHORITY vs./and/||/<> FALLACY OF UNQUALIFIED SOURCE vs./and/||/<> APPEAL TO BELIEF vs./and/||/<> APPEAL TO COMMON PRACTICE vs./and/||/<> BANDWAGON, PEER PRESSURE vs./and/||/<> PRAGMATIC FALLACY vs./and/||/<> APPEAL TO PERSONAL INTERESTS vs./and/||/<> FALLACY OF "IS" TO "OUGHT" vs./and/||/<> STYLE OVER SUBSTANCE vs./and/||/<> GENETIC FALLACY )

DUYGULARA BAŞVURMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: TEHDİT ile/ve/||/<> DUYGU ile/ve/||/<> ÖNYARGILI DİL ile/ve/||/<> MAZERET
( ARGUMENT FROM FORCE vs./and/||/<> ARGUMENT TO PITY vs./and/||/<> PREJUDICIAL LANGUAGE vs./and/||/<> FALLACY OF SPECIAL PLEADING )

SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR ile/ve/||/<> HATALAR
( FALLACIES vs./and/||/<> MISTAKES/WRONGS )

KIYASLAMA HATALARI: GENELLEŞTİRME ile/ve/||/<> ÖZELLEŞTİRME
( FALLACY OF CONVERSE ACCIDENT vs./and/||/<> FALLACY OF ACCIDENT )

SINIFLANDIRMA HATALARI: BÜTÜNLEME ile/ve/||/<> İNDİRGEME
( FALLACY OF COMPOSITION vs./and/||/<> FALLACY OF DIVISION ) )

- SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR ile/ve/||/<> HATALAR

- SAFDİL[Fars.] ile/= SAFDERUN[Fars.]
( Kolayca aldatılan. )

- SAKÎM[Ar. < SAKAMET] değil/yerine/= BOZUK/YANLIŞ/EKSİK
( Hasta, hastalıklı. | Yanlış. | Rivâyeti doğru, sağlam olmayan hadîs. )

- SAKÎM[Ar. < SAKAMET] değil/yerine/= HASTA, HASTALIKLI | YANLIŞ
( RİVÂYETİ DOĞRU, SAĞLAM OLMAYAN (HADÎS) | HASTA, HASTALIKLI | YANLIŞ )

- SALDIRI SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
KARALAMA
ile/ve/||/<> NİTELİKSEL ile/ve/||/<> "SEN / SEN DE ..." ile/ve/||/<> DOLDURUŞA GETİRME

- SANA YAPILAN "KÖTÜLÜK" ile/değil/yerine/ne yazık ki/>< SENİN YAPTIĞIN KÖTÜLÜK/YANLIŞ/HATA
( Unut/abil! İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Unutma! )

- SAPKINLIK ile "DEJENERASYON"

- SAPLANTI ile/değil AŞK

- SAPLANTI = FİKR-İ SABİT = FIXED IDEA[İng.] = IDÉE FIXE[Fr.] = FIXE IDEE[Alm.] = FIXUS[Lat.]

- SAPLANTI ile/değil TİK[Fr.]
( ... İLE/DEĞİL Herhangi bir kas kümesinin, istençdışı devinmesi. | Alışkanlıkla sık sık yinelenen, gülünç, sıkıcı söz ya da el, kol, yüz devinmesi. )

- SAPMA ile/ve/<> SAPLANMA

- SARHOŞLUK ile ZAFER SARHOŞLUĞU
( ... İLE En kötü sarhoşluk. )

- ŞARLATAN[İt.] ile/ve/<> ŞAKLABAN
( Kendi bilgi ve niteliklerini ya da mallarını överek, çevresindekileri kandıran, dolandıran kişi. İLE Şen, şakacı ve güldürücü kişi. | Dalkavuk. )

- ŞAŞIRTMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
DEVEDE KULAK
ile/ve/||/<> YA SİYAH, YA BEYAZ ile/ve/||/<> KANITLAMA ZORUNLULUĞU ile/ve/||/<> FELÂKET ÇIĞIRTKANLIĞI ile/ve/||/<> İMÂLI SORU ile/ve/||/<> ÇOK SORULU ile/ve/||/<> SINIRLI SEÇENEK

- ŞAŞKIN/LIK ile/değil/yerine AŞKIN/LIK

- SATVET[Ar.] değil/yerine/= (ZORLU/SİNDİRİCİ) GÜÇ

- SAVAŞ ya da KORSANLIK değil/yerine/>< TİCARET

- SAVAŞI KAYBETMEK:
ÖLÜNCE
değil DÜŞMANA BENZEYİNCE

- SAVSAKLAMA ile/ve/<> SALLAMA

- SAVURGAN/LIK ile/değil/yerine/>< SADAKAT

- SAVUŞMA/CIZLAM ile SIVIŞMA
( Kaçma. İLE Ortadan kaybolma. )

- SEHVEN[Ar.] değil/yerine/= YANLIŞLIK/LA
( YANLIŞLIKLA, BİLMEYEREK )

- SEHV değil/yerine/= YANLIŞ, HATA | YANILMA

- ŞEKVÂ değil/yerine/= ŞİKÂYET, HOŞNUTSUZLUK
( ŞİKÂYET, HOŞNUTSUZLUK )

- ŞERGİL değil/yerine/= ASKINTI, BAŞ BELÂSI

- SEVGİ:
YANLIŞLARI ÖRTMEK İÇİN
değil ZORLUKLARI AŞMAK İÇİN

- SEVGİNİN:
"AŞIRISI"
değil/olmaz BİLİNÇSİZİ

- SEVGİ ile/ve BAĞIMLILIK
( Neyi çok[gereğinden fazla] seversek, canımızdan olduran odur. )

- SEVMEK:
SIRADIŞI ŞEYLER YAPMAK
değil SIRADAN ŞEYLERİ, ÖZENLE YAPMAK

- SEYYİÂT[< SEYYİE] değil/yerine/= KÖTÜLÜKLER | SUÇLAR, GÜNAHLAR | KÖTÜLÜĞE KARŞILIK ÇEKİLEN SIKINTILAR

- SEYYİE[Ar.] değil/yerine/= KÖTÜLÜK

- ŞİDDET[Ar. < ŞEDD] değil/yerine/= YEĞİNLİK
( Yeğin olma durumu. | Bir etkinliğin ya da bir gücün derecesi. | Bir ses çıkarılırken algılanan ve titreşimlerin genliğinden kaynaklanan özellik. )

- SİGARAYLA MÜCADELEDE:
"ZORLAMA"
değil/yerine MERAK ETMESİNİ SAĞLAMA
( Burayı tıklayarak izleyiniz... )

- SIKICI ile/ve/değil ZORLAYICI

- SINIFLANDIRMA HATALARI:
BÜTÜNLEME
ile/ve/||/<> İNDİRGEME

- ŞİŞİRME ile "ŞİŞİRME"/ŞİŞİRMECE
( Şişirme işi. İLE Baştan savma, kötü iş. )

- SIZMAK ile BAYILMAK
( Yorgunluk ya da içki gibi nedenlerle kendinden geçerek uyuyakalmak. İLE Çeşitli fizyolojik[sıcak, açlık/susuzluk, yorgunluk gibi] ve/veya psikolojik nedenlerle dayanma gücünü kaybetmek, kendinden geçmek. )

- SORUN ile/ve/değil/<> KAÇMA

- ŞOVENİZM[Fr. CHAUVINISME] ile DÜŞMANLIK
( Kendi ulusunu öne çıkararak değişik ırk ve uluslar arasında düşmanlık yaratmayı amaçlayan ve bu yolda kışkırtmada bulunan aşırı akım. İLE ... )

- SUÇSUZLUĞUNU İDDİA ETMEK ile/ve/||/<> SUÇU/NU İNKÂR ETMEK

- SUÇ ile CÜNHA
( ... İLE Cürüm derecesindeki suçlara, yani kabahatten ağır ve cinayetten hafif olan suçlara verilen ad. )

- SUÇ ile/değil/<> SAPMA

- SÜREKLİLİK ile BAĞIMLILIK

- TAAMMÜDEN[Ar.] değil/yerine/= KASTEN

- TAASSUB ile AKIL TUTULMASI

- TÂCİZ değil/yerine/= USANDIRI, USANÇ

- TAFZİH[Ar.] değil/yerine/= REZİL ETME
( Birinin kötü yanlarını ortaya çıkarma. )

- TAHAKKÜM[Ar.] değil/yerine/= BASKI, ZORLAMA

- TAHARRÜŞ[Ar.] değil/yerine/= TIRMALANMA, KURCALANMA, AZDIRILMA

- TAHRİBAT[Ar.] değil/yerine/= YIKIP BOZMA

- TAKINTI/OBSESYON ile/ve/> SİNİRCE/TAASSUB/NEVROZ ile/ve/> PSİKOZ

- TAKINTILI TUTKU ile/değil/yerine UYUMLU TUTKU

- TAKINTI ile/ve/değil BÂTIL İNANÇ

- TAKINTI ile/ve/<> BEKLENTİ

- TAKINTI ile/ve/değil/yerine BİLGİ

- TAKINTI ile/ve/değil/yerine DÜŞKÜNLÜK

- TAKINTI ile/ve SAPLANTI
( Takıntı, var olmayan ikiliği her yerde görmekte direnen zihninizdedir. )
( MONOMANİ: Zihnin tek bir şeye takılıp kalması biçimindeki akıl dengesizliği. )

- TAKINTI ile TAKINAK
( Bir durum ve sorunla ilişkisi olan başka durum ya da sorun. | Bütünlemeye kalınan ders. | Küçük, önemsiz borç. | Bir şeye hastalık derecesinde düşkünlük. | İlişki kurulan kişi. İLE Bilince takılarak korku ve bunalım yaratan, kişinin çabalarına karşın kurtulamadığı düşünce. )

- TAKINTI ile TUTKU
( Geçmişin büyük kişileri sadece yolu gösterirler. Çaba göstermesi ve bu yolda yürümesi gereken kişi sizsiniz. Derin derin düşünün ve bu yolu izleyerek tutkulardan ve yanılgılardan kurtulun. )

- TAKLİT:
(SADECE/BİR) DAVRANIŞ
ile/ve/değil/||/<>/< KİMLİĞİNİ BULMA (ÇABASI)

- TAKSİRAT[Ar.] değil/yerine/= HATALAR

- TAKSİR[Ar.] değil/yerine/= HATA
( Kısaltma, kısma. | Kusurda bulunma. | Dikkatsizlik, tedbirsizlik, meslekte acemilik ya da düzene, buyruklara ve talimata uymazlıktan doğan kusurlu olma durumu. )

- TAMA ile DOYMAZLIK | ÇOK İSTEME | AÇGÖZLÜLÜK

- TARTIŞMALI NEDEN SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
YANLIŞ NEDEN
ile/ve/||/<> ÖNCESİNDE ile/ve/||/<> ORTAK ETKİ ile/ve/||/<> GÖZDEN KAÇIRILABİLİR NEDEN ile/ve/||/<> YANLIŞ YÖN ile/ve/||/<> KARMAŞIK NEDENLER

- TARZ ile/değil ALIŞKANLIK

- TASALLUT[< SALÂLET] ile SATAŞMA, BAŞINA EKŞİME, MUSALLAT OLMA

- TAŞKINLIK:
İYİLİK ODAKLILARDA
ile KÖTÜLÜK ODAKLILARDA
( Aç kaldığında. İLE Tok olduğunda. )

- TEDBİRSİZLİK ile/ve/değil DALGI/GAFLET

- TEHDİT ile/değil/yerine/> DÜZEN
( Herhangi bir yerdeki adâletsizlik. İLE/DEĞİL/YERİNE/> Her yer, zaman ve koşulda adâlet. )

- TEHDİT değil/yerine/>< İKNA

- TEHLİKELİ:
AÇLIK ve TEHDİTTE
ile/ve/<>/>< TOKLUK ve GÜÇLÜLÜKTE
( (")Hayvanlar("). İLE/VE/<>/>< [bazı/"bilinçsiz"] "Kişiler". )

- TEK DÜZE ile/ve/değil/||/<> TEK TİP

- TEKBENCİLİK = ENEİYE = SOLIPSISM[İng.] = SOLIPSISME[Fr.] = SOLIPSISMUS[Alm.] = SOLUS:YALNIZ, TEK, IPSE:BEN[Lat.]

- TEKNOLOJİ ile/ve/<> BAĞIMLILIK

- TEMBELLİK ile/ve/değil/<> "KENDİNE"(KEYFİNE/RAHATINA) GÖRE DÜŞÜNME

- TEMBELLİK ile/ve/değil ALIŞKANLIK

- TEPKİSELLİK ile/değil/yerine İKNÂ

- TERBİYESİZLİK ile/ve/değil/<> İNAT

- TESPİT ile GENELLEME

- TETİKLEMEK ile KÖRÜKLEMEK

- TETİKLEME ile/değil YANKILANDIRMA

- TİCARET ile/değil KAÇAKÇILIK

- TIRESOME vs. TIRING

- TİRYÂKİ değil/yerine/= DÜŞKÜN

- TOPLUMSAL DIŞLA(N)MA ile/ve/||/<> KÜLTÜREL DIŞLA(N)MA

- TÜMÜYLE HAZ >< TÜMÜYLE "KÂR"/ÇIKAR
( Tümüyle haz, "kâr"dan/çıkardan vazgeçmeyi; tümüyle "kâr"/çıkar, hazdan vazgeçmeyi gerektirir. Dolayısıyla, hem haz, hem de yarar, ne haz, ne de "kâr"; dengelisi olarak da, biraz haz, biraz da "kâr" üzerinden düşünülebilir, hareket edilebilir fakat [0-1 şeklinde "ya / ya da" ile] biri birine, yeğlenemez ve/veya üzerine inşâ olunamaz/olunmamalıdır! )

- TUTARSIZLIĞINDAN UTANMAMAK ile/ve/||/<>/< ÖLÇÜYÜ SEVMEMEK

- TUTKUN/LUK ile/değil DÜŞKÜN/LÜK

- TUTKU ile/ve ZAAF

- TUTUM/U BENİMSEMEK ALIŞKANLIK OLUŞTURMAK

- TUTUM/U BENİMSEMEK ile/ve/> ALIŞKANLIK OLUŞTURMAK

- UCLARDA OLMAK ile/ve/değil BİR UCDAN, ÖTEKİ UCA GEÇMEK
( Süreç/te. İLE/VE/DEĞİL Sonuç/ta (kalmak). )

- ULTRA değil/yerine/= AŞIRI

- USDIŞI = GAYR-İ AKLÎ = IRRATIONAL[İng., Alm.] = IRRATIONNEL[Fr.]

- UTANÇ VERİCİ ile/ve/||/<> KÜÇÜK DÜŞÜRÜCÜ

- UTANMAK ve/> UYANMAK

- ÜVEYE EDERSEK ve/||/<> GELİNE EDERSEK
( [kendi] Çocuğumuzda buluruz! VE/||/<> Kızımızda buluruz. )

- UYARICI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< UYARAN

- UYGULANMALI!:
[ne] YER
ne de GEÇİT VERMELİ
( Adâletsizliğe ve hukuksuzluğa...
Görüntü ve reklâm kirliliğine, "yerel yönetimlerin", "yöneticilerin" keyfiyetine ve adâletsizliğine...
Gürültü/uğultu kirliliğine ve korna/zil çalanlara...
Işık kirliliğine...
Sigara ve tüm ürünleriyle çevreyi ve toplumu rahatsız eden nesnelere ve içen davranış/tutum ve kişilere...
Dilde, yazım hatalarına ve yazım kurallarına uymayanlara...
Beslenmede, abur-cubura, "et" ve "hayvansal ürünlere"...
Her türlü saygısızlık ve keyfiyete...


Ne yer, ne de geçit vermemek üzere, haklarımızı sürekli bilmeli ve anımsamalı, hakkı/mızın biz almadıkça verilmeyeceğinin bilinciyle gereken her türlü eylem, tavır, tutum, duruş ve davranış içinde olmamız gerektiğini uygulayarak göstermek, paylaşmak, aktarmak, eğitmek, dayanışmak, işbölümü ve işbirliği içinde olmak durumunda ve zorundayızdır. )

- UYUMA ile/ve UYUŞMA

- UZAK DURMALI!:
KÖRDEN değil NANKÖRDEN
<>
YÜZSÜZDEN değil İKİYÜZLÜDEN
<>
"TİPİ BOZUK"TAN değil "SÜTÜ BOZUKTAN"


- UZAK DURULMASI GEREKEN KİŞİLER:
"HEP HAKLILAR"
ve/||/<> "HERŞEYE, SÜREKLİ İTİRAZ EDENLER" ve/||/<> "SADECE BEN" DİYENLER ve/||/<> BAŞKALARINI DEĞERSİZ GÖRENLER ve/||/<> ÇIKARCILAR ve/||/<> İSTEDİĞİ OLMADIĞINDA TUTUM DEĞİŞTİRENLER ve/||/<> ARAMADIĞIN SÜRECE ARAMAYANLAR ve/||/<> İŞİ DÜŞMEDİKÇE TANIMAYANLAR ve/||/<> İŞİ BİTTİĞİNDE, YANINDA DURMAYANLAR

- VAHİM/ÜZÜCÜ OLAN:
YALAN SÖYLEMİŞ OLMASI
ile/ve/değil/||/<>/> ONA BİR DAHA GÜVENEMEYECEK OLMAK

- VAHİM ile/ve/değil/> VAHŞET

- VOYVO[İsp.] değil/yerine/= SATAŞMA
( Alay ederek sataşmak için söylenir. )

- YABANCILAŞMA ile/ve DUYARSIZLIK

- YADSIMA >< KUTSAMA

- YADSIMA ile/ve/<> ÖNEMSEMEME

- YALAN SÖYLEMEK ile/değil/yerine/>< GERÇEĞİ SÖYLEMEK
( Geleceğinizin önemli/belirleyici bir parçası olur. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Geçmişinizdeki (herhangi) bir parçadır. )
( If you tell the truth, it becomes a part of your past. If you lie, it becomes a part of your future. )

- YALAN:
DÜNYADA
ve/||/<> SİYÂSETTE ve/||/<> TİCARETTE ve/||/<> FELSEFEDE ve/||/<> EDEBİYATTA ve/||/<> GAZETECİLİKTE ve/||/<> GENÇLİKTE
( Vefâ. VE/||/<> Vaad. VE/||/<> Reklam. VE/||/<> Safsata. VE/||/<> Mecaz. VE/||/<> Haber. VE/||/<> Aşk. )

- YALANCI/LIK ile/değil/yerine/>< DÜRÜST/LÜK
( Haksız da olsa hiç susmaz. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< İncitilirse, bir daha hiç konuşmaz. )

- YALANCI/LIK ile MİTOMAN/İ
( ... İLE MİTOMANİ: Kendi söylediği yalana inanma hastalığı. ) )

- YALAN ile/değil/yerine/>< GERÇEK
( Yüksek sesle çıkar, gürültülüdür ve çok söz söyletir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sessizdir ve az söz söyletir. )

- YALAN ile/ve/değil/yerine/||/<> KISMEN "DOĞRU"

- YALAN ile/||/<> KÖTÜ YALAN
( Kötüdür. İLE/||/<> Daha kötüdür. )

- YALAN ile/değil/yerine MASAL
( Portakalı soydum
Başucuma koydum
Ben bir yalan uydurdum. İLE/DEĞİL/YERİNE Ben bir masal uydurdum. )

- YANILMA = HATA = ERROR[İng., Lat., İsp.] = ERREUR[Fr.] = IRRTUM[Alm.]

- YANLIŞ ANLAMAK ile/ve/<> ÇARPITMAK

- YANLIŞ ZAMAN VE YER ile/ve/||/<> "KÖRÜN TAŞI, KELİN KAFASINA DENK GELİRMİŞ"

- YANLIŞ/DOĞRU ile/değil KENDİNCE

- YANLIŞ/KÖTÜ/AŞIRI/ABARTILI KULLANILANLAR:
"SIKINTI YOK!"
ve/<> "AYNEN" ve/<> "KESİNLİKLE" ve/<> "HAYIRLISI" ve/<> "KISMET" ve/<> "TABİİ Kİ DE" ve/<> "YAPILACAK BİR ŞEY YOK" ve/<> "BENCE DE"

- YANLIŞTA:
[ne yazık ki]
TEKRAR
ile/değil/> "KARAR"

- YANLIŞ = HATALI = WRONG[İng.] = FAUX[Fr.] = FALSCH[Alm.] = FALSUS[Lat.] = INJURIA[İsp.]

- YANLIŞ ile/değil/ne yazık ki KARAR
( Bir yanlışı tekrar ediyorsan, artık o bir yanlış değil karardır. )

- YAPIŞIK ile/değil/yerine BAĞLI

- YAPMACIK/LIK ile/ve/<> "ZORLAMA"

- YARDIMCI ile/ne yazık ki !YARDAK/ÇI
( ... İLE Özellikle kötü işlerde birine yardım eden kişi. )

- YARININI İYİLEŞTİRMENİN YOLU/YÖNTEMİ ve/||/<>/</: BUGÜN, NEYİ YANLIŞ YAPTIĞINI BİLMEK

- YASA DIŞI ile "YASA ÜSTÜ"
( "Yasa üstü" olduğu "kabul edilen", yasa dışı değildir(olmayabilir) fakat yasa dışı olan, yasa üstü değildir/olmaz. )

- YASALLIK ile/ve/||/<>/< SUÇUN TANIMLANMASI

- YATKINLIK ile/ve/değil ALIŞKANLIK

- YEĞİN ile/>< YEĞNİ
( Zorlu, katı, şiddetli. | [mecaz] Baskın, üstün. İLE/>< Ağır olmayan, hafif. | Ciddi olmayan. )

- YER DEĞİŞTİRME ile/ve/||/<> YANLIŞ (YERE) YERLEŞTİRME

- YERGİ, SUÇLAMA = BLAME[İng.] = BLÂME[Fr.] = TADEL[Alm.] = VITUPERIUS[Lat.]

- YETKEYE BAŞVURMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
BİR BİLENE SORMA
ile/ve/||/<> YETERSİZ KAYNAK ile/ve/||/<> İNANCA BAŞVURMA ile/ve/||/<> ORTAK TUTUMA BAŞVURMA ile/ve/||/<> ÖBEK BASKISI ile/ve/||/<> YARARCI ile/ve/||/<> BEĞENDİRME ile/ve/||/<> DAYATMA ile/ve/||/<> İÇİNDEKİ DEĞİL DIŞINDAKİ(ZARF-MAZRUF) ile/ve/||/<> "GENETİK"

- YILDIRMA ile/ve/<> BEZDİRME

- YİNE DE ile KARŞIN/RAĞMEN[RAĞM: İnadına davranma.]

- YOKLUĞU/N İLE:
TEHDİT
ile/değil/yerine TERBİYE

- YOKSUL:
YENİ
ile ÖZGÜR ile YARATICI ile BİRLEŞMİŞ ile DÜŞKÜN
( Eric Hoffer'ın, Kesin İnançlılar[Kitle Hareketlerinin Anatomisi] adlı kitabını okumanızı salık veririz... )

- YOKSUNLUK ile/ve/değil/> GEREKSİNİM

- YOKSUNLUK ile/ve GEREKSİNİM

- YÜZÜSTÜ ile YÜZÜSTÜ
( Yüzü yere gelecek biçimde. İLE Başlanmış fakat tamamlanmamış bir durumda. )

- ZAAF[Ar.] değil/yerine/= DÜŞKÜN/LÜK

- ZAAF ile BEKLENTİ

- ZAAF ile/ve/değil/yerine/<> EĞİLİM

- ZAAF ile/ve/değil EKSİK

- ZAAF ve/||/<> SAVUNMA

- ZAAF ile/ve/değil/yerine SINIR(LAMA)

- ZAN:
"ÖNE SÜRÜLEBİLECEK BİR ŞEY"
değil
ANCAK, KABUL EDİLECEK BİR ŞEY


- ZAN ile/ve/||/<>/> İDDİA

- ZAN ile/ve/değil/yerine/<>/>< SEN

- ZARLA-ZORLA

- ZAYIF/GÜÇSÜZ OLANI:
"CEZALANDIRMAK"
değil KAYITSIZLIK

- ZECREN ile ZECRİ
( Yasaklayarak. | Zorlayarak. | Eziyet ederek. İLE Zorlayıcı, zorlayan, yasaklayan. )

- ZEDELEME ile/ve/<> SARSMA

- ZEHİR ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< İLÂÇ
( Kullanım/uygulama/katkı oranındadır. )

- ZELÎL[Ar. < ZİLLET] değil/yerine/= AŞAĞILANAN/HOR GÖRÜLEN
( HOR, HAKİR, ALÇAK, AŞAĞI TUTULAN, AŞAĞILANAN )

- ZEVK ile HAZ

- ZORLA GÜZELLİK OLMAZ değil ZORLAMAYLA/ZORLAYARAK, GÜZELLİK OLMAZ

- ZORLAMAK ile/değil/yerine "ÜZERİNE GİTMEK"

- ZORLAMA ile/ve/||/<> ABARTI

- ZORLAMA ile/ve DAYATMA

- ZORLAMA ile KANIRTMA

- ZORLAMA ile ZORBALIK

- ZORLAMA ile/ve/ZORUNDA BIRAKMA

- ZORLAMA ile/ve/değil/yerine/<> ZORUNLULUK
( Kişilerde/insanda. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<> Doğada. )

- ZORLANARAK ile/değil ZORLAYARAK

- ZORLANMA ile SIKINTI

- ZORLAŞTIRMAK değil ZORLAMAK

- ZORLAYICI/LIK ile YOL KESİCİ/LİK

- ZORLAYICI ve/<> EĞLENCELİ
( İş zorlayıcı, zorlayıcı olan ise eğlenceli olmalı/olabilmelidir. )

- ZORUNLU ile ZORLAYARAK/ZORLANARAK

- ZORUNLU ile/ve/değil ZORLAYICI

- ZULÜM/ZÂLİM ile ADÂLETTEN UZAKLAŞMAK/UZAKLAŞAN | BİR ŞEYİN YERİNDE OLMAMASI
( ADALETTEN UZAKLAŞMAK/UZAKLAŞAN | BİR ŞEYİN YERİNDE OLMAMASI )

- [ne yazık ki!]
ÖZÜR DİLEYEMEMEK/DİLEYEMEYEN
ile/ve/<> TEŞEKKÜR EDEMEMEK/EDEMEYEN

- [ne yazık ki]
TAGALLÜP[Ar.]
değil/yerine/= ZORBALIK

- [ne yazık ki]
!"CAN/I ACITMAK"
ile/ve/||/<> !"CAN YAKMAK" ile/ve/||/<> !"CANINA OKUMAK"

- [ne yazık ki]
!"FAŞİST/LİK"
ile/değil/yerine !ZORBA/LIK

- [ne yazık ki]
!EZİYET
ile/<> !İŞKENCE

- [ne yazık ki]
!FAHİŞ/FUHUŞ
ile/ve/||/<> !MURABAHA/TEFECİLİK
( Ölçüyü aşan, aşırı, çok fazla. | Ahlâka ve törelere uygun olmayan. İLE/VE/||/<> Bir malı, çok fazla kârla satma. | Yasanın izin verdiği sınırdan aşkın faiz alma. )

- [ne yazık ki]
!FIRSATÇILAR
ile/ve !KONFORCULAR

- [ne yazık ki]
!HAKARET ETMEK
ve/=/||/<>/> !YOK ETMEK

- [ne yazık ki]
!İFTİRA
ile !İFK
( Birine, aslı olmayan bir suç yükleme. İLE Bir suçu, birine yükleme. )

- [ne yazık ki]
!IRKÇILIK
ile/ve/<> !EŞEYSELCİLİK

- [ne yazık ki]
!İŞKENCE
ile/ve/<> !İNSANLIK DIŞI "UYGULAMA"

- [ne yazık ki]
!İSTİSHÂR
değil/yerine/= !ALAY ETME, EĞLENME

- [ne yazık ki]
!KİN
ile/<> !GILLÜGİŞ/GILLIGIŞ
( ... İLE/<> Gizli kin, gizli ve kötü erek/amaç. )

- [ne yazık ki]
!KÖTÜLEME
ile/ve/değil/||/<> !"YAKIŞTIRMA"

- [ne yazık ki]
!MÜFSİT[Ar.]/MÜZEVİR[Ar.]
değil/yerine/= ARABOZUCU

- [ne yazık ki]
!MÜPTELA[Ar. < BELÂ]
değil/yerine/= BAĞIMLI | DÜŞKÜN, TUTULMUŞ

- [ne yazık ki]
!MÜSKİRAT[Ar. < SEKR]
değil/yerine/= SARHOŞ EDEN ŞEYLER

- [ne yazık ki]
!MÜSTEMLEKE[Ar.]
değil/yerine/= SÖMÜRGE

- [ne yazık ki]
!MÜTECÂVİZ[Ar.]
değil/yerine/= SALDIRGAN/SALDIRICI/SATAŞKAN

- [ne yazık ki]
!ÖTEKİLEŞTİRME
ile/ve/||/<>/> !DÜŞMANLAŞTIRMA

- [ne yazık ki]
!SALDIRI
ile/ve/||/<>/>/< !ŞİDDET

- [ne yazık ki]
!SAVAŞLAR:
ESKİ
ile/ve/<>/> YENİ
( XVII. yy. İLE/VE/<>/> XX. yy. ve sonrası. )

- [ne yazık ki]
!SAVAŞLAR:
RASYONEL
ile/ve/<> KİTLELERİN SEFERBER EDİLDİĞİ ile/ve/<> ASİMETRİK

- [ne yazık ki]
!SAVAŞ
ve/||/<>/>/< !YILDIRMA/TERÖR[Fr.]

- [ne yazık ki]
!SUÇ
ve/||/<>/> CEZA

- [ne yazık ki]
!TEHDİT
ile/ve/||/<> TEHLİKE

- [ne yazık ki]
!ZULM
ile/ve/||/<> !DALKAVUKLUK
( [ne yazık ki] "Küçük gördüklerine." İLE/VE/||/<> "Büyük gördüklerine." )

- [ne yazık ki]
"ANLAMAMAZLIKTAN GELMEK"
ile/ve/||/<> "İŞİNE GELMEMESİ"

- [ne yazık ki]
"ARSIZLIK"
ile/değil ACIMASIZLIK
( Arsız, "güçlü" olunca, haklıyı, suçlu çıkarır. )

- [ne yazık ki]
"BİRİLERİNİN EKMEĞİNE YAĞ SÜRMEK"
ile/ve/||/<> "HIRSIZA, YOL GÖSTERMEK"

- [ne yazık ki]
"DÜNYANIN DAR GELMESİ"
ile/ve/değil/<> "KÖŞELERİN KAPILMASI/TUTULMASI OYUNU/ÇABASI/YANILSAMASI"

- [ne yazık ki]
"HAZCILIK"
ile/ve/||/<> "BAŞINA BUYRUKLUK"
( "Hazcı'yım!(Hedonist'im!)" demek, kendini merkeze koyarak ve herkesten ve herşeyden, tüm sorumluluklarından soyutlandığını zannetmek, "Ateist'im!" demek kadar komik ve zavallıcadır. )

- [ne yazık ki]
"İDDİAYA GİRMEK"
ile/ve/||/<> "İDDİA ETMEK"

- [ne yazık ki]
"KEYFİ/Nİ YAŞAMAK"
ile/ve/değil/||/<>/>/< KEYFİ/Nİ (VE KENDİNİ) DAYATMAK

- [ne yazık ki]
"KEYFİNİ SÜRMEK"
ile/ve/||/<>/> EZBERİNİ YAŞAMAK/DAYATMAK

- [ne yazık ki]
"NİYET OKUMA"
ile/ve/||/<> "AKIL OKUMA"
( İkisi de yanlıştır ve olanaksızdır. Hiçbir zaman, zemin ve koşulda yapılmamalıdır! )

- [ne yazık ki]
"PAY KAPMAYA ÇALIŞMAK"
değil/yerine HAK ETMEK

- [ne yazık ki]
"SONUÇ ODAKLILIK"
ve/||/<>/>/< HİLEKÂRLIK

- [ne yazık ki]
"SÖZÜ/SORUYU, TARTMADAN SÖYLEMEK"
ve/||/<>/> ALACAĞIN YANITTAN İNCİNMEMEK

- [ne yazık ki]
"YİYELİM-İÇELİM, KİMSEYE DOKUNMAYALIM"
ve/||/<>/>/< "YİYEYİM-İÇEYİM, KESEME DOKUNMAYAYIM"

- [ne yazık ki]
(")UYARI("):
(")AŞIRI(")
ile/ve/||/<> (")YETERSİZ(") ile/ve/||/<> (")YERSİZ(") ile/ve/||/<> (")YANLIŞ(")

- [ne yazık ki]
(")VATAN("):
BARIŞTA
ve/||/<> SAVAŞTA
( Varsılların. VE/||/<> Yoksulların. )

- [ne yazık ki]
(ÇOK) BENCİL/LİK
değil/yerine/>< (ÇOK) BİLGİ(Lİ/LİK)
( Ne kadar bilgi, o kadar az bencillik; ne kadar az bilgi, o kadar çok bencillik. )

- [ne yazık ki]
(FAZLA) BASKI
ve/||/<>/>/< İHMAL

- [ne yazık ki]
ACELECİLİK
ile/ve/||/<> DAYATMA

- [ne yazık ki]
AŞIRI DOYUM
ve/||/<>/> KÜSTAHLIK

- [ne yazık ki]
AYRIŞ(TIR)MA
ile/ve/<> YABANCILAŞ(TIR)MA

- [ne yazık ki]
AZ BİLME
ve/||/ne yazık ki/<>/> ÇOK SAVUNMA

- [ne yazık ki]
BAĞIMLI/LIK
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SINIRLI/LIK

- [ne yazık ki]
BAĞIMLI
ile/değil TUTKUN

- [ne yazık ki]
BAZI KİŞİLERİN, HATALARI/SUÇLARI:
"ÇUVALA BASMASI"
ile/ve/||/<> "DUVARA ASMASI"
( Kendilerininkileri. İLE/VE/||/<> Bizimkileri/seninkileri. )
( Özellikle daha büyük olanlarını. İLE/VE/||/<> Özellikle daha küçük olanlarını. )

- [ne yazık ki]
BENCİLLİK
ile/ve/||/<>/> NEFRET VE DÜŞMANLIK

- [ne yazık ki]
BOŞ SÖZ
ile/ve/||/<>/> YANLIŞ DAVRANIŞ-TUTUM

- [ne yazık ki]
BÜYÜK SORUN/YANILSAMA:
"ACI ÇEKMEMEK"
ve/||/<>/>/< "KENDİMİZİ KANDIRMAK" / KANDIRDIĞIMIZI/KANDIRABİLECEĞİMİZİ ZANNETMEK

- [ne yazık ki]
CEBR
ve/||/<> HİLE

- [ne yazık ki]
ÇEKİŞME
ile/ve/<>/< İNATLAŞMA

- [ne yazık ki]
DAYATMA
ve/||/+/<>/> ZORBALIK

- [ne yazık ki]
DEDİKODU
ile/ve/değil/||/<>/>/< İFTİRA

- [ne yazık ki]
DİRENÇ
ile/ve/değil/yerine/<>/> TEPKİ

- [ne yazık ki]
DIŞLA(N)MA:
TOPLUMSAL
ile BİREYSEL

- [ne yazık ki]
DOĞRU OLDUĞUNU BİLDİĞİN HALDE, YAPMAMAK
ile/ve/<> YANLIŞ/HATALI/EKSİK OLANI, BİLMENE KARŞIN, YAPMAK

- [ne yazık ki]
EDEPSİZ
ile/değil/yerine/>< EDEPLİ
( Bildiği sözcükler kadar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Bilmediği sözcükler kadar. )

- [ne yazık ki]
EN KÖTÜ HUY
ile/ve/||/<> EN BÜYÜK HATA ile/ve/||/<> EN BÜYÜK SAFLIK
( Bazılarının karşısında bile iyi olmaktan vazgeçememek. İLE/VE/||/<> Herkesi, kendimiz gibi zannetmek. İLE/VE/||/<> Her bir kişiye güvenmek. )

- [ne yazık ki]
ENGEL OLMAYA ÇALIŞANLAR
ve/||/<>/>/< BAŞARACAĞIMIZA EN ÇOK İNANANLAR

- [ne yazık ki]
EZBERE YAŞAMAK
ve/||/<>/> KÖTÜLÜK

- [ne yazık ki]
GENELLEME
ile/ve/||/<>/< "İDDİA"
( [ne yazık ki] Ne kadar çok "genelleme" yapı(lı)yorsa, o kadar çok iddia edilir/eder. )

- [ne yazık ki]
GENELLEME
ve/||/<>/< BİLGİSİZLİK

- [ne yazık ki]
HAKSIZLIK
ve/||/<>/>/< ÖFKE
( Haksızlık etme. öfkenle hareket etme! )

- [ne yazık ki]
HAMAKÂT
ile/<> İNAT
( Ahmaklık, "beyinsizlik", bönlük(HALÂFET, HUMK, HÜTR) İLE/<> Ne yapmayacağını bilmemek. )

- [ne yazık ki]
HUKUKSUZ/LUK
ve/> ACIMASIZ/LIK

- [ne yazık ki]
İDAM
ile/ve/değil/<> İTHAM

- [ne yazık ki]
İDDİA
ile/ve/||/<>/< ÖFKE

- [ne yazık ki]
İHLÂL
ile/ve/||/<> JUS COGENS İHLÂLLERİ

- [ne yazık ki]
İNDİRGEME
ile/ve/değil/||/<> YOK SAYMA

- [ne yazık ki]
İNSANLIK SUÇLARI:
SOYKIRIM
ile/ve/||/<> İŞKENCE/ŞİDDET ile/ve/||/<> TERÖR ile/ve/||/<> NEFRET/DÜŞMANLIK ile/ve/||/<> IRKÇILIK ile/ve/||/<> KÖLELEŞTİRME ile/ve/||/<> İNSAN KAÇAKÇILIĞI ile/ve/||/<> ORGAN TİCARETİ ile/ve/||/<> BAĞIMLILAŞTIRMA ile/ve/||/<> "HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRATMAK"
( Bağımlılaştırma - İnsanlık Suçu İlişkisi - Muharrem Balcı )

- [ne yazık ki]
ISRARLI
ile/ve/||/<> TAKINTILI

- [ne yazık ki]
İSTÎLÂ
ile/ve/||/<>/> SÖMÜRÜ

- [ne yazık ki]
KANDIRMADA:
"APTAL/LIĞIMIZ"
ile/ve/değil/||/<>/< "ONUN/ONLARIN" KARAKTERSİZ/LİĞİ
( Olmuyor. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Oluyor. )

- [ne yazık ki]
KEYİF EHLİ
ile/ve İŞİNE GELDİĞİ GİBİ YAŞAYAN

- [ne yazık ki]
KÖR ŞİDDET
ile NEDENSİZ ŞİDDET

- [ne yazık ki]
KÖTÜ KULLANIM
ile/ve/||/<>/> KÖTÜYE KULLANIM
( [... olduğunu/olacağını] "biliyorsun/biliyordun." İLE/VE/||/<>/> "ZÂTEN"/"SONUÇTA"/"ASLINDA" biliyorsun/biliyordun." )
( "Bir alışveriş, bir fiş." şeklinde, fazladan/gereksiz açıklama yapmak, uyarıda bulunmak. İLE/VE/||/<>/> "Ama bunu söylemenize gerek yok ki! Ben yapınca alışverişi, ZÂTEN/SONUÇTA alıyorum satış fişi." şeklinde [soluksuz/beklemeksizin/düşünmeksizin] "yanıt vermek." )
( Bir kişinin, neyi bilip bilmediğini ve/veya o an/dönem için anımsayıp anımsamadığını "belirlemek", beklentisi içinde olmak, dilin/ifadenin kötü kullanılmasıdır. [Hiçkimsenin, neyi bilip bilmediği, isteyip istemediği ya da yapıp yapamayacağı, hiçbir zaman, zemin ve koşulda bilinemez!] İLE/VE/||/<>/> Sözcüklerin yetersiz ve kötü kullanımıyla birlikte "niyet okumak" ya da genelleyici/indirgeyici/özdeştleştirici/köktenci/toptancı/sonuç odaklı bir yargı ifadesi ise sürecin ve ilişkinin tükenmesine neden olacak/olmuş bir kötüye kullanımdır. [Güç ve baskı uygulama isteği ve/veya nedeniyle olduğu/olabileceği gibi sorumluluktan kaçmak gibi çok çeşitli anlamsız/gereksiz nedenlerden de kaynaklanmaktadır.] )

- [ne yazık ki]
KÖTÜLERİN, "BASKISI"
ile/değil/||/<> İYİLERİN, KAYITSIZLIĞI

- [ne yazık ki]
KÖTÜMSERLİK
= BEDBİNLİK = PESSIMISM[İng.] = PESSIMISME[Fr.] = PESSIMISMUS[Alm.] = PESSIMUS[Lat.]

- [ne yazık ki]
KÜSTAH/LIK
ve/||/<>/< ÖZENSİZ/LİK

- [ne yazık ki]
MANTIK DIŞI/LIK
ile/değil "DUYGUSAL/LIK"

- [ne yazık ki]
MELÂNET[Ar. < LA'N]
değil/yerine/= BÜYÜK KÖTÜLÜK

- [ne yazık ki]
ÖĞRENMEME
ve/||/<>/> ÖĞRENİLEN YANLIŞLARDAN VAZGEÇMEME ve/||/<>/> YENİDEN ÖĞRENMEME

- [ne yazık ki]
ORANTISIZ GÜÇ
ve/||/<>/< KÖR ŞİDDET

- [ne yazık ki]
ORTAK ALANDA:
"KİŞİSEL DAVRANIŞ"
ve/||/<>/< "KEYFÎ TUTUM"
( İkisi de yapılmamalı! )

- [ne yazık ki]
ÖTEKİLEŞTİRME
ile/ve/<> TEKTİPLEŞTİRME

- [ne yazık ki]
OYALAMAK
ile/ve/||/<> "UYUTMAK"

- [ne yazık ki]
ÖZENSİZ/LİK
ile/ve/||/<> SAYGISIZ/LIK

- [ne yazık ki]
PSİKOPAT/LIK
ile/ve/||/<> İNSAFSIZ/LIK

- [ne yazık ki]
SAVSAKLAMA
ile/ve/||/<> BOŞVERME

- [ne yazık ki]
SEVGİSİZLİK
ve/||/<>/> KAYITSIZLIK

- [ne yazık ki]
SİYASET İLE
ve/||/<> DİN İLE ve/||/<> FUTBOL İLE ve/||/<> SAVAŞ İLE
( Yanıltılırız. VE/||/<> Avutuluruz. VE/||/<> Uyutuluruz. VE/||/<> Korkutuluruz. )

- [ne yazık ki]
SORUMLULUKTAN KAÇMAK
ile/ve/||/<>/< ÖZGÜRLÜĞÜ YADSIMAK

- [ne yazık ki]
SORUNU ÇÖZMEYE:
NİYETİNİN OLMAMASI
ile/ve/değil/||/<> KARARLILIK GÖSTERMEMEK

- [ne yazık ki]
SÖZDE, ÖLÇÜ BİLMEMEK/BİLMEYEN
ve/||/<> EDEPSİZLİKTE SINIR TANIMAMAK/TANIMAYAN

- [ne yazık ki]
SUÇLAMA
ile/ve/<> DIŞLAMA

- [ne yazık ki]
TAZIYA, "TUT!"
ve/||/<> TAVŞANA, "KAÇ!"

- [ne yazık ki]
TEHDİT ETMEK
ile/ve/değil/||/<>/< "ABA ALTINDAN SOPA GÖSTERMEK"

- [ne yazık ki]
TEHDİT
ile ŞANTAJ[Fr. CHANTAGE]
( Gözdağı. İLE Herhangi bir çıkar sağlamak amacıyla bir kimseyi, kendiyle ilgili lekeleyici, gözden düşürücü bir haberi yayma ya da açığa çıkarma tehdidiyle korkutma. )

- [ne yazık ki]
TEZYÎF[Ar. < ZEYF]
değil/yerine/= DEĞERSİZ GÖSTERME | ALAY ETME

- [ne yazık ki]
YALAKA/LIK/DALKAVUK/LUK
ile/ve/<> YARDAKÇI/LIK
( ... İLE/VE/<> Özellikle kötü işlerde birine yardım eden kişi. )

- [ne yazık ki]
YALAN SÖYLEMEK
ile/ve/||/<>/> KENDİ YALANINA İNANMAK

- [ne yazık ki]
YANLIŞ OLANDAN, DOĞRUYU AYIRAMAMAK/AYIRAMAYAN
ile/ve/<>
DOĞRU OLANDAN, YANLIŞI AYIRAMAMAK/AYIRAMAYAN


- [ne yazık ki]
YIRTICI
ile/ve/<> YIKICI

- [ne yazık ki]
ZAVALLILIK:
PARAYLA OLAN
ile/ve/değil/<> PARAYLA OLMAYAN

- [ne yazık ki]
[ne] "SÖZ DİNLEMEK"
ile/ve/ne de/||/<>/< RİCÂ TANIMAK

- [ne] YAP! "EMRİ" ile/ve/||/<>/ne de YAPMA! "ENGELİ"

- [ya] YALAN BEYAN ile/değil/yerine/ya da SUSMA HAKKI
( Sanık, yalan söylese bile sözlerinde çelişkiye düşer ve onlardan ipuçları elde edilebilir. İLE/DEĞİL/YERİNE/YA DA Sanığı, doğru söylemeye zorlamak, insanın varoluşuna, onuruna ve kişi haklarına aykırı olur. [Kişinin, kendini, ceza tehdidi altına sokması olanaklı değildir.] )

- | CÂNİ ve BUDALA | ile/değil/>< OYUNCU
( Sürekli akıl var ve hiç duygu yoksa. VE Sürekli duygu var ve hiç akıl yoksa. İLE/DEĞİL/>< Akıl ve duygunun dengelenmesiyle. )

- | DESPOT ile/<>/> SÜRÜ |
değil/yerine
YURTTAŞ

( | Yönetmeyi bilen, yönetilmeyi bilmeyen. İLE Yönetilmeyi bilen, yönetmeyi bilmeyen. | DEĞİL/YERİNE Yönetmeyi ve yönetilmeyi bilen. )


ORGANİZE SUÇLAR (DOĞRUDAN/AMAÇLI)

- "ÜÇKAĞITÇI" ile/ve/||/<>/> HAİN

- "ÜÇKAĞITÇI" ile İÇTEN PAZARLIKÇI/ÇIKARCI

- DOLANDIRMAK ile DOLANDIRMAK
( Üçkağıt. İLE Uzatmak. )

- DOLANDIRMAK ile DOLAŞTIRMAK

- DOLANDIRMAMALI!

- GÜÇ ile ORGANİZE GÜÇ

- İLK DOLANDIRILMA

- ORGANİZATÖR değil/yerine/= ÖRGÜTLEYİCİ, DÜZENLEYİCİ

- SUÇ/LAR ile/ve/||/<>/> ORGANİZE SUÇ/LAR

- Üçkâğıt yerine DİNLE!!!


SUÇLAR, HATALAR, AYIPLAR VE YANLIŞLAR (DOĞRUDAN/AMAÇLI)

- !"SANIKTAN, KANITA GİTMEK" değil KANITTAN, SANIĞA GİTMEK

- !FÂHİŞ ile !İHTİKÂR

- !GENELLEME(!) ile/ve/<> !İNDİRGEME(!) ile/ve/<> !SİLME(!) ile/ve/<> !ÇARPITMA(!)

- !HİLE-HURDA

- !HINÇ/GAYZ ile !İNTİKAM
( Zayıf olan, nefret etme ve intikam alma eğilimindedir. Tembel olduğundan da, yatışır ve bu düşüncelerden vazgeçer. )

- !HINÇ ile/ve/||/<> !ÖÇ
( Zayıf olan, "alınır". "Alınan", kızar. Kızan, öfkelenir. İLE/VE/||/<> Daha zayıf olan, incinir. İncinen, gücenir. Gücenen, kinlenir. )

- !KAVGA-GÜRÜLTÜ

- !KİN ile/ve/||/<> !İNTİKAM

- !TALAN[Fars.]/İHTİKÂR[Ar.]/ÇAPUL/PLAÇKA[< Arnavutça] değil/yerine/= !YAĞMA/VURGUN

- !TOKAT ile !FİSKE[Yun.]

- !TOKAT = !ŞAMAR
( Açık elle yüze vurulan tokat. )

- !TOKAT ile !ŞAPLAK
( ... İLE "Şap" diye ses çıkaran tokat. )

- !TOKAT ile !YUMRUK

- "AYIP" ile/ve/değil/yerine SAÇMA

- "BASİT/KÜÇÜK/ÖNEMSİZ" HATA ile/ve/değil/yerine/||/<> BENİM ÖZENSİZLİĞİM/DİKKATSİZLİĞİM!

- "BAŞTAN ÇIKARMAK" ile/ve "YOLDAN ÇIKARMAK"

- "DENSİZ/LİK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< "HEVESLİ/LİK"

- "DİZE GELMEK" ile/ve/||/<> DİZ ÇÖKMEK
( Bilgi ve zekâ karşısında. İLE Sevgide. )

- "HADDİNİ AŞMAK" ile ÇIĞRINDAN ÇIKMAK

- "HAYVANSEÇER" değil/yerine/>< HAYVANSEVER
( Kedi, köpek sevip inek, koyun, balık yediğinizde, hayvansever değil, hayvan seçer oluyorsunuz. Ne zaman bir köpeğe duyduğunuz sevgiyi ve dostâne yakınlaşmayı bir ineğe de duyarsınız; işte o zaman kendinizle çelişmemiş olacaksınız. )
( Kendime, evrene, çevrem(iz)e, hayvanlara, tüm canlıların yaşam hakkına saygı göstermek üzere ve sağlığım/ız için de et ve hayvansal ürünleri yememeyi yeğliyorum/z...

Bu duyarlılığı gösteren ve gösterecek herkese teşekkür ediyorum/z... )
( )

- "HER ELİNİ SIKAN" İLE ... ile/ve/<> "HER CANINI SIKAN" İLE ...
( Dost olma! İLE/VE/<> Düşman olma! )

- "İPİN UCUNU KAÇIRMAK" ile "OKUN YAYDAN ÇIKMASI"

- "KAŞINMAK" değil/yerine/ya da/>< DÜŞÜNÜP TAŞINMAK

- "KÖTÜ/LÜK" ile/ve/değil/||/<> "KABA/LIK"

- "MASUMDUR!" ile/ve/değil/yerine/||/<> "SUÇLU DEĞİL!"
( "Suçlu değil!" demek, her zaman, zemin ve koşulda "Masumdur!" anlamına gelmez. )

- "ÖDEŞMEK" ile/ve/<> "BOY ÖLÇÜŞMEK"

- "OYUN" ile "DÜMEN"

- "SALDIRI" ile/ve/değil/yerine/<> EYLEMSİZLİK/KAYITSIZLIK

- "SANA SÖVÜYORUM" değil/yerine/>< SENİ SEVİYORUM
( DEĞİL/YERİNE/>< )

- "SAPKIN" ile/değil/yerine ÇAPKIN

- "SU KAÇIRMAK" ile "KANTARIN TOPUZUNUN KAÇMASI"

- "YALAN SÖYLEME!" ile/değil/yerine "DOĞRUYU SÖYLE!"
( Suçlamak. İLE/DEĞİL/YERİNE Yol göstermek. )

- "YARGILAMAK" ile/değil/yerine KEŞFETMEK

- "YERİNDEN ETME" ile/ve/<> "RAYINDAN ÇIKARMA"

- ABES ile/ve/<> AYIP

- ÂBİDE[çoğ. EVÂBİD (ÂBİDÂT yanlıştır!)] ile ÂBİDE[< ABD]
( Anıt, yâdigâr kalacak eser. İLE Köleler. )

- ACI/ISTIRAP:
KÖTÜLERİN ŞİDDETİNDEN
ile/ve/değil/||/<>/< İYİLERİN SESSİZLİĞİNDEN

- AFFETMEK ile/ve/||/<>/< KABUL ETMEK

- AKDENİZ KORSAN(LIĞ)I ile/ve OKYANUS KORSAN(LIĞ)I

- ALAY EDİLECEK TUTUM/DURUM ile/değil/yerine MUHABBET

- ALDANMAK ile ALDATMAK
( Aldattığını düşünen/zanneden, kimi aldatmıştır acaba? Sadece, Kendini! )

- ALDATMAK ile "NUMARA ÇEKMEK"

- ALIŞMA ile/değil/yerine/||/<>/ne yazık ki KATLANMA

- APIK-SAPIK (DÜŞÜNCELER/DAVRANIŞLAR)

- AŞIRI ŞÜPHECİ/LİK ile/ve/> SARLDIRGAN/LIK

- ATILAN TOKADIN:
"SAHİBİ"
ile/ve/değil/yerine/ne yazık ki/||/<>/>/< NEDENİ

- AYARTICI ile KIŞKIRTICI

- AYIP >< AYIK

- AYIP ile/ve/< ISTIRAP

- AZ(DIR)MAK ile AYAKLAN(DIR)MAK

- BAĞIMLILIK SÜRECİ VE SONUCU:
HASTAHANE
ve/||/<>/> CEZAEVİ ve/||/<>/> MEZAR

- BAŞKASINA:
BIRAKMA
ile/ve/<> "YIKMA"

- BAŞKASINI "KANDIRMAK" değil KENDİNİ YADSIMAK

- BAŞLANGIÇ:
EYLEM
ile/ve/değil/||/<>/< ÖRTÜK EYLEM

- BENCİL/LİK ile/ve/> SAHTEKÂR/LIK

- BİD'AT ile KÜFÜR

- BİLEREK/BİLE BİLE ile İNADINA

- BİLİNÇ/Lİ ile KASIT/LI

- BİLİNÇLİ ile/değil BİLEREK

- BİLİNÇLİ ile/ve/değil PLANLI

- BİLİRKEN SUSMAK ve/=/||/<> BİLMEZKEN KONUŞMAK/SÖYLEMEK
( (Bazen) İkisi de kötü ve yanlıştır. )

- BİLİŞİM SUÇLARI ile/ve/||/<> ELEKTRONİK SUÇLAR ile/ve/||/<> DİJİTALSUÇLAR ile/ve/||/<> BİLGİ TEKNOLOJİLERİ SUÇLARI

- BİLMEZİN ATTIĞI TAŞ ile/ve/değil DOSTUN ATTIĞI GÜL YAPRAĞI
( (belki/bazen) Canımızı (fazla) acıtmaz. İLE/VE/DEĞİL Can dayanmaz. )

- BİR YANLIŞI:
"BİLEREK YAPMAK"
ile/değil/yerine/><
BİLMEDEN YAPMAK

( Belirleyici olan, bulunç/vicdandır. )

- BİR YANLIŞIN YAPILMASINDA VE YORUMLANMASINDA:
KAZÂ
ile/ve/ne yazık ki/<>/> HATA ile/ve/ne yazık ki/<>/> YEĞLEME/TERCİH
( İlk kez olmuşsa. İLE/VE/<>/> İkincei kez olmuşsa. İLE/VE/<>/> Üçüncü kez oluyorsa. )

- BİRİNCİLİK ile YENMEK
( Çokluda. İLE İkilide. )

- BÜYÜK HATA:
BİR ŞEYE/KİŞİYE, GEREĞİNDEN FAZLA DEĞER VERMEK
ile/ve/değil/<> KENDİNE, HAK ETTİĞİNDEN DAHA AZ DEĞER VERMEK

- BÜYÜK YANLIŞLARIN/HATALARIN/SUÇLARIN:
"NEDENİ"
ile/ve/<>/> BEDELİ

- ÇAL(IN)MA ile/değil KAÇIR(IL)MA
( Nesneler için geçerlidir. İLE/DEĞİL Canlılar[insan ve/veya hayvan] için geçerlidir. )

- ÇALMAK ile/değil/yerine/>< ÇALIŞMAK

- ÇATIŞMA ile/değil ÇEKİŞTİRME

- ÇATMAK ile SATAŞMAK

- CEBR ile/ve/değil/yerine/<>/< CEZB
( Dışsal. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< İçsel. )

- Çıfıt ile çıfıt
( Yahudi. İLE Hileci, düzenbaz. )

- ÇİFTE STANDART ile İKİYÜZLÜLÜK/RİYÂ

- DAYATMA ile/ve/= ARKASINDAN İŞ ÇEVİRMEK

- DAYATMA ile/ve/> İSYAN
( Etki. İLE/VE/> Tepki. )

- DEDİKODU ile/değil/yerine HATA
( Çalışmayanın "yaptığı". İLE/DEĞİL/YERİNE Çalışanın yaptığı. )

- DEDİKODU ile SÖZ/LAF TAŞIMA

- DELİ ile SUÇLU

- DİDİNME ile/ne yazık ki DİDİŞME
( Kendi içinde. İLE/NE YAZIK Kİ Kişilerle, olanlarla, geçmişle. )

- DİN DÜŞMANLIĞI ile/ve/değil/||/<>/< DİN KARŞITLIĞI

- DİRETME ile/ne yazık ki DAYATMA

- DİRİĞ/ESİRGEME ile KAYIRMA
( Anneler/babalar, tüm çocukları esirger ve fakat kendi çocuklarını (çoğunlukla/bazen) kayırırlar. )
( Herkesi esirger ve fakat bazı kişileri, bazı durum ve koşullarda kayırır.[o kişiyi korumak ve o durumun/koşulun genelleşmemesini sağlamış olmak, sürdürmek üzere/için!] )

- DIŞINDA/GAYRI ile/değil/yerine RIZÂ

- DOLANDIRICI ile TAVCI
( ... İLE Birini kandırarak, yüze gülerek aldatan kişi. | Yurt dışından geldiğini söyleyerek üzerindeki değeri düşük altın ya da mücevherleri çok değerli gösterip dolandırıcılık yapan kişi. )

- DÜZ ANLAM ile TERS ANLAMLANDIRMA

- ECRÂM ve/<> ECSÂM
( Cirim. VE/<> Cisim. )
( Uzayda.VE/<> Dünyada. )
( Ay üstü. VE/<> Ay altı. )
( 4 öğeden/unsurdan oluşmayan. VE/<> 4 öğeden/unsurdan oluşan. )
( Güneş. VE/<> Madde. )

- EHLİYETE, KISMÎ/TAM ENGEL OLABİLECEKLER:
CİNNET
ile/ve/||/<> SAĞIRLIK ile/ve/||/<> UNUTMA(NİSYAN) ile/ve/||/<> UYKU ile/ve/||/<> SARA ile/ve/||/<> HASTALIK(MARAZ) ile/ve/||/<> SAKATLIK(MALÛLİYET) ile/ve/||/<> BUNAMA(ATEH) ile/ve/||/<> CEHİL ile/ve/||/<> SARHOŞLUK(SEKİR) ile/ve/||/<> HAFİFLİK(HEZEL) ile/ve/||/<> İSRAF ile/ve/||/<> ESÂRET ile/ve/||/<> ENGEL(ZECİR) ile/ve/||/<> YOLCULUK(SEYAHAT)

- ERÂZÎ/ARÂZÎ ile ERÂZİL[< ERZEL]
( Yerler, topraklar. İLE Reziller, namussuzlar, yüzsüzler. )

- ETKİN ile/ve İŞLEYEN
( FÂİL ile/ve ÂMİL )

- EXCEEDINGLY vs. EXCESSIVELY

- EYLEM ile/değil EYLEME(K)

- FAİL ve KÂBİL

- FİİL ile/ve DAVRANIŞ ile/ve EYLEM
( İş üretir. Durumu değiştirmektir. İLE/VE Psişik durumların dışavurumu. İLE/VE Bilinçli, amaçlı etkinlik. )

- GADİR["ga" uzun okunur] ile GADÎR[çoğ. GUDERÂ', GUDÜRÂN]
( Gadreden, ihanet eden, fenalık eden. İLE Sel ile oluşan birikinti su, durgun su, göl. | Küçük ırmak. )

- GASP değil/yerine/>< FERÂGAT

- GENELLEME ile/değil/yerine/>< EMİN OLARAK

- GENELLEŞTİRME = TAMİM = GENERALIZATION[İng.] = GÉNÉRALISATION[Fr.] = GENERALISATION[Alm.] = GENERALIS[Lat.]

- GÖÇEBE ile HORDA
( ... İLE Göçebe ve ilkel olarak yaşayan, yağmacı ve sataşkan topluluk. )

- GÖRMEMEZLİKTEN GELMEK ile/ve YUTTURMAK

- GÜNAH ile AYIP

- GÜNAH ile/ve/<> SEYYİAT

- HÂDİ'[< HADÎA] ile HÂDÎ ile HÂDÎ[< HİDÂYET | çoğ. HEVÂDÎ, HÜDÂT] ile HAYDİ!
( Hileci, dolapçı. | Fena, bozuk. İLE Sırada ilk, birinci. | Yenilene yardım eden, yardımcı. İLE Doğru yolu gösteren, hidâyet eden. | Kılavuz, rehber. | Önde giden. | Mızrak ucu. İLE "Hareket geç!" )

- HAKARET ile AŞAĞILAMA

- HAKARET ile/ve SÖZLÜ SALDIRI

- HAKSIZLIĞA/YANLIŞ ANLAŞILMAYA:
MÂRUZ KALMAK
ile/ve/+/değil/yerine/> MAĞDUR OLMAK ile/ve/+/değil/yerine/> MÜŞTEKÎ OLMAK

- HATÂ' ile Hatâ
( Yanlış, yanlışlık, yanılma. | Günah. | Kusur, kabahat. İLE Kuzey Çin. )

- HATALARI/NI ...:
KABUL ET!
ve/||/<>/> DERS AL! ve/||/<>/> TEKRARLAMA!

- HATALARINLA:
[ya] YÜZSÜZLEŞMEK
ya da/değil/yerine YÜZLEŞMEK
( Kişinin, kendiyle yüzleşmeye yüzü yoksa, başkalarının hatalarıyla oynar durur. )

- HATA ile/ve/değil/yerine/||/<> AĞMAN
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Eksiklik, kusur, ayıp. )

- HATA ve/<> CİDDİYE ALINMAMA

- HATA ile/ve/||/<>/< GURUR

- HATA ile/ve/||/<>/> İHLÂL ile/ve/||/<>/> İKRAR

- HATA ile/ve/<>/değil/yerine İSABETSİZLİK

- HAYIR = NO[İng., İt., İsp.] = NON[Fr.] = NEIN[Alm.]

- HEDİYE ile ÖRTÜLÜ RÜŞVET

- HELÂL-HARAM ile MÂRUF-MÜNKER
( Pek kabul edilmemek ve onaylanmamakla birlikte, farzları yerine getirmemenin, eksikliklerin, yanlışların, en son noktada cezâsı yoktur/olmaz. İLE İnsanlığı ve geneli kapsayan yanlışların cezâsı da vardır. )
( MÂRUF: Herkesçe bilinen, tanınan, belirli, sanlı. | Şeriatın uygun gördüğü, beğendiği ve buyurduğu. )

- HER İŞE KARIŞMAK =/<> HİÇBİR İŞ YAPMAMAK

- HIRPALAMA ile TARTAKLAMA
( Örseleme. | Dövmek. | İtip kakmak, azarlamak ya da yıpratmak. İLE Çekerek ve iterek hırpalamak. )

- HIRSIZ değil/yerine/>HIRSSIZ
( Hırssız kişi, hırsızlığa gerek duymaz. )

- HIZ REKORU ile/değil HIRS REKORU

- HUBB ile/değil/yerine/>< HUBB
( Aldatıcı, kurnaz, hilekâr. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sevgi. )

- İBZÂL ile İBZÂR
( Esirgemeyip bol bol harcama ve kullanma. İLE İsraf. )

- İBZA ile İBZÂL

- İCBÂR/CEBRETME değil/yerine/= ZORLAMA/ZORLANMA

- İÇİNDEN SÖYLENİLMESİ GEREKEN ile AĞIZDAN DIŞARIYA ÇIKMASI/ÇIKMAMASI GEREKEN

- İĞTİNAM[Ar.] değil/yerine/= YAĞMA

- İHMAL ile/ve/değil/>/< OLASI KAST

- İHMAL değil/yerine/= SAVSAKLAMA/SAVSAMA

- İHTİKAR[< HAKARET] ile İHTİKÂR
( Hor, hakir görme. | Hakarete katlanma. İLE Halkın, yiyecek ve içecek gibi zorunlu gereksinimlerini ucuz ucuz toplayıp, fırsat bulunca pahalı satma, vurgunculuk, boğuntu, madrabazlık. )

- İLZÂM ile/ve/<> İCBÂR

- İNAT değil/yerine/>< İNSAF

- İNDİRGEMEK ile/ve/<> "DÜŞÜRMEK"

- İNDİRGEME ile/ve/değil/yerine/>< DAYANDIRMA

- İNDİRGEME ile/ve/<>/> KALIPLAŞ(TIR)MA

- İNTİKAM ile/değil/yerine ADÂLET

- İNTİKAM değil/yerine/>< AFFETMEK
( En etkili/büyük intikam, affetmektir. )

- İNTİKAM ile/ve/değil/yerine/<> DENGE

- İNTİKAM ve/>/= KAYBETMEK

- İŞGAL ile/değil FETİH
( ... İLE/DEĞİL "Ele geçirdiği" yere ve yaşayanlarına teklif sunuyorsa. )

- İTHAM ile/ve/<> GENELLEME

- İTHAM ile İSNAD

- İTİRAF ETMEK ile/değil KABUL ETMEK

- İTİRAF ile AĞZINDAN KAÇIRMAK
( Kişiler, fiziksel açıdan yorgun olduğunda, dürüst olmaya daha eğilimliler. Bu nedenle, gece geç saatte yapılan konuşmalarda, itiraflar daha sık oluyor. )

- İTİRAF ile/ve/||/<> TÖVBE

- KABÂHAT değil/yerine/= SUÇ

- KABALIK ve/||/<>/< GÜÇLÜ TAKLİDİ
( Kabalık, zayıf kişinin, güçlü taklididir. )

- KABZ değil/yerine/>< FERÂGAT

- KAÇAK ile GİZLİ

- KALLEŞ/LİK ile/değil/yerine KARDEŞ/LİK

- KANDIRMA/CA ile/ve/değil ŞAŞIRTMA/CA

- KANDIRMAK ile/ve/değil "GÖZÜNÜ BOYAMAK"

- KANDIRMAK ile ALDATMAK

- KANDIRMA ile/ve/değil/yerine/<> İKNA

- KASDÎ ile ALENEN

- KASIT ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< DAYANAKÇA

- KAVGA ile/ve/değil/yerine TUTUM

- KAYITSIZLIK ile/değil İZLEME / SEYRETME

- KAZÂ ile/ve/<>/> TESÂDÜF ile/ve/<>/> İSTİKRAR
( 1 kere olursa. İLE/VE/<>/> 2 kere olursa. İLE/VE/<>/> 3. kez olursa. )

- KİBİR ile/ve/değil/<> ALAYCILIK

- KİŞİ:
ŞER
ile/değil/yerine/>< ER

- KİŞİLERİ:
"DENEMEK"
değil/yerine "TARTMAK"

- KİŞİLERİN:
HATASINDAN/YANLIŞINDAN/SUÇUNDA/GÜNAHINDAN
ve/fakat TÖVBESİNDEN
( Haberimiz olabilir. VE/FAKAT Haberimiz olmayabilir. [Dolayısıyla, kimseyi kınamamak gerek!] )

- KIŞKIRTICI ile TAHRİK EDİCİ

- KIŞKIRTMA ile/ve/</değil/yerine TETİKLEME

- KISMEN "DOĞRU" ile/ve/||/<> ÇARPITMA

- KİTAP OKUYANLAR ile/>< HIRSIZLAR
( Kitap çalmaz. İLE/>< Kitap okumaz. )

- KÖKTENCİLİK = CEZRİYE = RADICALISM[İng.] = RADICALISME[Fr.] = RADIKALISMUS[Alm.] = RADICALMENTE[İsp.]

- KOMİSYONCU/SİMSAR[Ar.] değil/yerine/= ARACI

- KOMİSYON ile !RÜŞVET

- KORKU ve/||/<>/< ZARAR GÖRMEK

- KORNA değil/yerine IŞIK/SELEKTÖR/SİNYAL
( Yayalara korna çalınmaz! [araç sahipleri, rahat/sıcak arabalarının içinde, fren ve gaz ayaklarının altında, her türlü olanağa sahip olarak beklemeyi bilmeli/uygulamalıdırlar!] )
( İster bisiklet/motosiklet olsun, ister herhangi bir araç olsun, sokak aralarında ve kişilere hiçbir zaman ve koşulda korna çalınmaz!!! [özellikle görme engellilere ve yaşlılara!] )
( Kırmızı ışıkta ya da en ufak bir duraksamada çalınan kornaların gereksizliğini anlamış ve sürekli anımsıyor olmamız gerekir! [Çalınan kornanın da hiçbir şeyi değiştirmeyeceği, hızlandırmayacağını da!] )
( Kornalar otoyollarda, hızın ve gürültünün yüksek olduğu yerlerde, araçlar arasında kullanılmak üzere bir olanaktır. Ki otoyolda dahi, ışık/sinyal/selektör varken korna çalmak gereksiz/işlevsiz/anlamsızdır! )

- KÖTÜ/LÜK ile ...
( VAROLANLAR ARASINDAKİ GÖRELİLİK )

- KÖTÜ/LÜK ile/ve/<> GEREKSİZ YERE/LİK

- KÖTÜ/LÜK ile/ve/değil KISKANÇ/LIK / HASUT[Ar.]
( Başkasına zarar vermek, kendini güvende hissetmeyen kişinin korkusundan kaynaklanır. )

- KÖTÜ/LÜK ile/ve/değil/<> KÖTÜLÜKLERE NEDEN/VESİLE OLAN
( Kendinden çok, başkalarından az isteyen bir kişi, kendini, kötülüklerden uzak tutar. )

- KÖTÜ = ŞER = BAD, EVIL, WRONG[İng.] = MAL[Fr.] = BÖSE, UEBEL[Alm.] = MALUS[Lat.] = MALO[İsp.]

- KÜFÜR[Ar. KFR/KÂFİR: Örten. | Çiftçi.] (ETMEK) değil/yerine/= SÖVGÜ/SÖVMEK

- KÜFÜR ile İGLÂZ[< GALÎZ, çoğ. İGLÂZÂT]
( ... İLE Kaba, kötü "söz" söyleme. )

- KÜSTAHLIK ile/ve/=/< HAREKETİN AŞIRISI

- MAĞDUR ve/<> MAĞRUR
( Mağdur olan, mağrur olur. )

- MÂRUZ KALMAK ile/ve/<>/değil TÂBİ TUTULMAK

- MÜBEZZİR değil/yerine/= TEBZÎR EDEN, GEREKSİZ, YERSİZ HARCAYAN, İSRÂF EDEN

- MÜCRİM[Ar.] değil/yerine/= SUÇLU

- MUKÂVEMET[Ar.] değil/yerine/= DİRENME
( Dayanma, karşı durma, karşı koyma, direnme, direniş. | Direnç. )

- MÜNKİR[< NEKR] değil/yerine/= İNKÂR EDEN, KABUL ETMEYEN

- MÜRÂÎ/LİK[< RİYÂ] değil/yerine/= İKİYÜZLÜ/LÜK

- MÜZEVVER[< ZEVER] ile MÜZEVVİR[< ZEVER]
( Uydurulmuş, düzme söz, haber, tezvîr olunmuş. İLE Yalanı, telleyip pullayan, arabozucu, tezvîr eden. )

- NEDEN:
400
değil 4YÜZSÜZ(/LÜK)

- NİFÂK ve/>< TEDBİRÂT

- NİYET ile/ve/<>/>/< EYLEM
( Niyet, eylemden önceliklidir. )
( Eylem, içtenliğin kanıtıdır. )
( Eylem, gerçeğin mihenk taşıdır. )
( Berraklık ve sevecenlik eylemdir. )
( Eylem konusunda tasa çekmeyin, aklınıza ve gönlünüze özen gösterin. )
( Gerçeği bulmak için günlük hayatınızın en küçük eylemlerinde gerçek olmalısınız. )
( Gerçek, samimi eylemin meyvesidir. )
( Kalbi değiştiren eylemdir. )
( Sağlam bir anlayışa sahip bir kişi, eylemden sakınmaz. )
( İmgenin ardında ve ötesinde olan idrak ve eylem gücüsünüz. )
( Eylem, gizli, bilinmeyen, bilinemez olandır. Sadece onun meyvesini bilebilirsiniz. )
( Hiç kimse, bir başkası adına eylemde bulunamaz. )
( Vazgeçme! Üşenme! Erteleme! )
( Nobody can act for another. )
( Do not give up! Do not dilatory! Do not delay! )
( Action is a proof of earnestness.
Action is the touchstone of reality.
Clarity and charity is action.
You need not worry about action, look after your mind and heart.
Action is hidden, unknown, unknowable. You can only know the fruit.
A man of steady understanding will not refrain from action. )

- ÖFKE:
KUDRET
ile/ve/değil/yerine ŞECAAT

- ÖFKE ile/ve/||/<>/> SUÇLULUK DÜŞÜNCESİ/DUYGUSU

- OLANIN, ZARARI değil/yerine/>< OLMASI GEREKENİN, YARARI

- ÖZÜR DİLEMEK ile AF
( Alt/küçük ya da akranlara. İLE Yukarıdakilerden. )

- PARANOYA ile KOMPLO

- PARMAK İZİ ÖBEKLERİ(GRUPLARI):
ARCH
ile/ve TENTARCH ile/ve LOOP ile/ve DOUBLE LOOP ile/ve POCKED LOOP ile/ve WHORL ile/ve MIXED
( DAKTİLOSKOPİ[< Yun. DAKTYLOS: Parmak. | SKOPEIN: Gözlemlemek.]: Parmak izine dayanarak kimlik belirleme yöntemi. )
( 8'er alt grupları daha vardır. )

- PERSECUTE vs. PROSECUTE

- PİŞMAN/LIK ile/ve/||/<>/> VİCDAN AZABI

- PUŞKİN ve/||/<> GOGOL ve/||/<> GONÇAROV ve/||/<> DOSTOYEVSKİ ve/||/<> TURGENYEV ve/||/<> TOLSTOY ve/||/<> ÇEHOV ve/||/<> GORKİ ve/||/<> ZAMYATİN ve/||/<> BULGAKOV ve/||/<> PASTERNAK
( 1799 - 1837 ve/||/<> 1809 - 1852 ve/||/<> 1812 - 1891 ve/||/<> 1821 - 1881 ve/||/<> 1818 - 1883 ve/||/<> 1828 - 1910 ve/||/<> 1860 - 1904 ve/||/<> 1868 - 1936 ve/||/<> 1884 - 1937 ve/||/<> 1891 - 1940 ve/||/<> 1890 - 1960 )
( )

- RÂZI OLUNAN ÖFKE ile RÂZI OLUNMAYAN ÖFKE
( Bizi mahkum eden şey, huylarımız, ahlâkımızdır. )

- REDÂAT ile REDÂET
( Süt emme. İLE Kötülük, fenalık, bayağılık. [REZÂLET: Niceliksel. | REDÂET: Niteliksel.] | Hastalık ve yara azgınlığı. )

- REFS ile REFŞ
( Edep dışı söz söyleme. | Hanımlara söz atma. İLE Çapa, küçük kazma. | Bir tür nehir kaplumbağası.[Fırat ve Dicle'de bulunur.] | Kulağı büyük olma. )

- RİBÂ ile RİBÂ'[< REB]
( Bir şeyin artması/çoğalması. | Tartısı ve ölçüsü olan bir malı, aynı cinsten daha fazla olan bir mal ile bir karşılığı olmaksızın, peşin olarak ya da veresiye değiştirmek. | Tefecilikle alınan fâhiş faiz. İLE Evler[bahçeleriyle birlikte], bahar evleri. | Barınılan yerler. | Araziler. | Yaz yağmurları. )

- RİYÂ' ile RİYÂH[< RÎH]
( Özü, sözü bir olmama, ikiyüzlülük. İLE Rüzgârlar. | Yeller, ağrılar, romatizmalar. )

- RİYA(KÂR) değil/yerine/= İKİYÜZLÜLÜK/(İKİYÜZLÜ)

- RİYÂ ile NİFÂK
( Kendini "kandırma". İLE Başkalarını "kandırma". )

- SABOTAGE vs. CONSPIRACY

- SAHTEKÂR ile HİLEKÂR
( Sahtekâr kişi, sahici kişinin gözüne bakamaz. )

- SAKÎM[Ar. < SAKAMET] değil/yerine/= BOZUK/YANLIŞ/EKSİK
( Hasta, hastalıklı. | Yanlış. | Rivâyeti doğru, sağlam olmayan hadîs. )

- SAKÎM[Ar. < SAKAMET] değil/yerine/= HASTA, HASTALIKLI | YANLIŞ
( RİVÂYETİ DOĞRU, SAĞLAM OLMAYAN (HADÎS) | HASTA, HASTALIKLI | YANLIŞ )

- ŞÂKÎ[< ŞİKÂYET] ile ŞAKÎ[< ŞEKÂVET]
( Şikâyetçi, şikâyet eden. İLE Bahtsız, kötü hareketli, haylaz, habîs. | Yol kesen, haydut. )

- SANA YAPILAN "KÖTÜLÜK" ile/değil/yerine/ne yazık ki/>< SENİN YAPTIĞIN KÖTÜLÜK/YANLIŞ/HATA
( Unut/abil! İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Unutma! )

- SANAL ile UYDURMA

- SAPTIRMA ile/değil/yerine SAPTAMA

- ŞARTLI TAHLİYE/SALIVERME ile/ve/<> DENETİMLİ SERBESTLİK

- ŞAŞIRTMAK ile KANDIRMAK

- SAVAB - HATA ile SEVAP - GÜNAH

- SAVCININ/POLİSİN İŞİ(/GÖREVİ/SORUMLULUĞU):
"(HERHANGİ) (BİR) ZANLI YAKALAMAK"
değil (İLGİLİ/KANITLI) ZANLIYI YAKALAMAK

- SAVCININ/POLİSİN İŞİ(/GÖREVİ/SORUMLULUĞU):
"ALEYHTE KANIT TOPLAMAK"
değil HEM LEHTE, HEM DE ALEYHTE; NE LEHTE, NE DE ALEYHTE KANIT TOPLAMAK

- SAVUŞMA/CIZLAM ile SIVIŞMA
( Kaçma. İLE Ortadan kaybolma. )

- ŞECÂAT ile ŞECCÂT[< ŞECCE]
( Haksızlığa karşı olan öfke. | Yiğitlik, yüreklilik. İLE Başta ve yüzde oluşturulan yaralar. )

- SEHİV[Ar.] değil/yerine/= HATA
( Unutma nedeniyle yapılan hata ve sonucu bakımından, çok önemli olmayan yanlışlık.[Akla geldiğinde telâfisi de yapılmak üzere.] )
( Bizden hatâ, Hakk'tan atâ'. )

- SEHV değil/yerine/= YANLIŞ, HATA | YANILMA

- SEYYİÂT[< SEYYİE] değil/yerine/= KÖTÜLÜKLER | SUÇLAR, GÜNAHLAR | KÖTÜLÜĞE KARŞILIK ÇEKİLEN SIKINTILAR

- SEYYİE[Ar.] değil/yerine/= KÖTÜLÜK

- SUÇLAMAYI/İTHAMI:
DEF ETMEK
ile/ve/||/<> İNKÂR ETMEK

- SUÇSUZLUĞUNU İDDİA ETMEK ile/ve/||/<> SUÇU/NU İNKÂR ETMEK

- SUÇ ile/ve İHLÂL

- SUÇ ile KAZÂ

- SUÇ ile PAY

- SUÇ ile/değil/<> SAPMA

- SUÇ ile UFAK SUÇ(ZELLE[Ar.])
( ... İLE Sürçüp kayma. | Yanılma, yanlış. | Ufak suç. )

- SUÇ ile YANLIŞ(HATÂ)

- TAAMMÜDEN[Ar.] değil/yerine/= KASTEN

- TAHKİR ile/ve/> TAHRİK
( Aşağılama, onur kırma, onuruna dokunma. İLE/VE/> Eşeysel isteği, duyguları uyandırma, artırma. | Bir kişiyi, kötü bir iş yapması için harekete geçirme, kışkırtma. | Yola çıkarma, hareket ettirme, kımıldatma. )

- TAHRİK ile KIŞKIRTMA

- TAKSİRAT[Ar.] değil/yerine/= HATALAR

- TAKSİR[Ar.] değil/yerine/= HATA
( Kısaltma, kısma. | Kusurda bulunma. | Dikkatsizlik, tedbirsizlik, meslekte acemilik ya da düzene, buyruklara ve talimata uymazlıktan doğan kusurlu olma durumu. )

- TAŞKINLIK:
İYİLİK ODAKLILARDA
ile KÖTÜLÜK ODAKLILARDA
( Aç kaldığında. İLE Tok olduğunda. )

- TEPKİSELLİK ile/değil/yerine İKNÂ

- TERBİYESİZLİK ile/ve/değil/<> İNAT

- TESPİT ile GENELLEME

- TETİKLEMEK ile KÖRÜKLEMEK

- TİCARET ile/değil KAÇAKÇILIK

- TUTARSIZLIĞINDAN UTANMAMAK ile/ve/||/<>/< ÖLÇÜYÜ SEVMEMEK

- UMÛMÎ ile ALENÎ

- UTANMAK ve/> UYANMAK

- UYGULANMALI!:
[ne] YER
ne de GEÇİT VERMELİ
( Adâletsizliğe ve hukuksuzluğa...
Görüntü ve reklâm kirliliğine, "yerel yönetimlerin", "yöneticilerin" keyfiyetine ve adâletsizliğine...
Gürültü/uğultu kirliliğine ve korna/zil çalanlara...
Işık kirliliğine...
Sigara ve tüm ürünleriyle çevreyi ve toplumu rahatsız eden nesnelere ve içen davranış/tutum ve kişilere...
Dilde, yazım hatalarına ve yazım kurallarına uymayanlara...
Beslenmede, abur-cubura, "et" ve "hayvansal ürünlere"...
Her türlü saygısızlık ve keyfiyete...


Ne yer, ne de geçit vermemek üzere, haklarımızı sürekli bilmeli ve anımsamalı, hakkı/mızın biz almadıkça verilmeyeceğinin bilinciyle gereken her türlü eylem, tavır, tutum, duruş ve davranış içinde olmamız gerektiğini uygulayarak göstermek, paylaşmak, aktarmak, eğitmek, dayanışmak, işbölümü ve işbirliği içinde olmak durumunda ve zorundayızdır. )

- UZUN KOLLU ile UZUN KOLLU ile/değil/yerine UZUN KOLLU
( Giyecek. İLE Hırsız. İLE/DEĞİL/YERİNE Uzaktan erişen/erişir. )

- VAHİM/ÜZÜCÜ OLAN:
YALAN SÖYLEMİŞ OLMASI
ile/ve/değil/||/<>/> ONA BİR DAHA GÜVENEMEYECEK OLMAK

- YABANCILAŞMA ile/ve/> YALAN

- YALAN SÖYLEMEK ile/ve/değil/<> DUYMAK İSTENİLENİ (İSTENİLDİĞİ ŞEKİLDE) SÖYLEMEK

- YALAN SÖYLEMEK ile/değil/yerine/>< GERÇEĞİ SÖYLEMEK
( Geleceğinizin önemli/belirleyici bir parçası olur. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Geçmişinizdeki (herhangi) bir parçadır. )
( If you tell the truth, it becomes a part of your past. If you lie, it becomes a part of your future. )

- YALAN SÖYLEMEMEYİ ÖĞRENMEK/BİLMEK ile/ve/<> YALAN SÖYLEYEMEMEYİ ÖĞRENMEK/BİLMEK
( Öğrenmiş ve uyguluyor olmak gerek. İLE/VE/<> [hâlâ öğrenilemediyse] Özellikle çocuklardan öğrenilebilir. )

- YALAN SÖYLEYİP UTANMAK değil/yerine DÜRÜST OLUP KAYBETMEK

- YALAN-DOLAN

- YALAN:
DÜNYADA
ve/||/<> SİYÂSETTE ve/||/<> TİCARETTE ve/||/<> FELSEFEDE ve/||/<> EDEBİYATTA ve/||/<> GAZETECİLİKTE ve/||/<> GENÇLİKTE
( Vefâ. VE/||/<> Vaad. VE/||/<> Reklam. VE/||/<> Safsata. VE/||/<> Mecaz. VE/||/<> Haber. VE/||/<> Aşk. )

- YALAN:
SAFSATA
ile/ve/<> MECAZ ile/ve/<> PROPAGANDA ile/ve/<> REKLAM ile/ve/<> HABER
( Felsefede. İLE/VE/<> Yazında(edebiyatta). İLE/VE/<> Siyasette. İLE/VE/<> Ticarette. İLE/VE/<> Gazetecilikte. )

- YALANCI/LIK ile/değil/yerine/>< DÜRÜST/LÜK
( Haksız da olsa hiç susmaz. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< İncitilirse, bir daha hiç konuşmaz. )

- YALANCI/LIK ile MİTOMAN/İ
( ... İLE MİTOMANİ: Kendi söylediği yalana inanma hastalığı. ) )

- YALANCI yerine SAHTE

- YALAN ile/değil BİRŞEY SÖYLEMEMEK

- YALAN ile DOĞASINA UYGUN DAVRANMAK

- YALAN ile/ve/değil/yerine FELSEFE

- YALAN ile/değil/yerine/>< GERÇEK
( Yüksek sesle çıkar, gürültülüdür ve çok söz söyletir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sessizdir ve az söz söyletir. )

- YALAN ile HAKARET

- YALAN ile IĞRIP
( ... İLE Yalan, düzen. )

- YALAN ile/ve İLGİLENMEME/UĞRAŞMAMA (İSTEĞİ)

- YALAN ile/ve/değil/yerine/||/<> KISMEN "DOĞRU"

- YALAN ile KITIR
( ... İLE Uydurma söz. )

- YALAN ile/||/<> KÖTÜ YALAN
( Kötüdür. İLE/||/<> Daha kötüdür. )

- YALAN ile/ve YANLIŞ
( İzin verilmez. İLE/VE İzin verilebilir. )
( [argo] MAVAL[: Uydurma söz.] ile/ve ... )

- YANILMA = HATA = ERROR[İng., Lat., İsp.] = ERREUR[Fr.] = IRRTUM[Alm.]

- YANILTMAK ile/değil YANLIŞLAMAK

- YANLIŞ ANLAMAK ile/ve/<> ÇARPITMAK

- YANLIŞ YORUMLAMA ile/ve/değil/<> ÇARPITMA

- YANLIŞ(HATÂ) ile GÜNAH
( Hiçbir günah yok, ki içinde sevap,
Hiçbir sevap yok, ki içinde günah olmasın. )
( İlk günah, Olan'ı sınırlamaktır. Yapma! )
( Bilinçsizce hata/suç olur fakat günah olmaz! )

- YANLIŞTA:
[ne yazık ki]
TEKRAR
ile/değil/> "KARAR"

- YANLIŞ = HATALI = WRONG[İng.] = FAUX[Fr.] = FALSCH[Alm.] = FALSUS[Lat.] = INJURIA[İsp.]

- YANLIŞ ile/değil/ne yazık ki KARAR
( Bir yanlışı tekrar ediyorsan, artık o bir yanlış değil karardır. )

- YANLIŞ ile/ve/<>/< YANLI İŞ

- YASA DIŞI ile "YASA ÜSTÜ"
( "Yasa üstü" olduğu "kabul edilen", yasa dışı değildir(olmayabilir) fakat yasa dışı olan, yasa üstü değildir/olmaz. )

- YASAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YAPTIRIMA TÂBİ

- YASALLIK ile/ve/||/<>/< SUÇUN TANIMLANMASI

- YAZILIM UZMANI ile/ve/<> YAZILIM GELİŞTİRİCİ ile/ve/<> YAZILIM KORSANI
( )
( Çoğu yazılım uzmanı ve geliştiriciler bile yazılım korsanlarının göz önünde bulundurdukları kadar yaratıcı değildir. İLE/VE/<> Çoğu yazılım uzmanı ve yazılım korsanı, geliştiricilerin eğitim ve deneyimlerine sahip değildir. İLE/VE/<> Tüm yazılım korsanları, aynı zamanda yazılım "uzmanı ve geliştiricisidir". )
( Many programmers, and even developers, are not creative enough to be considered hackers. VS./AND/<> Many programmers, and even hackers, are not educated or experienced enough to be considered developers. VS./AND/<> All hackers and developers are programmers. )
( The Difference Between a Programmer, a Hacker, and a Developer )

- YEĞİN ile/>< YEĞNİ
( Zorlu, katı, şiddetli. | [mecaz] Baskın, üstün. İLE/>< Ağır olmayan, hafif. | Ciddi olmayan. )

- YEMİN ile/ve/<> İNTİKAM
( En anlamlı/büyük yemin, söz vermektir. İLE/VE/<> En etkili/büyük intikam, affetmektir. )

- YER DEĞİŞTİRME ile/ve/||/<> YANLIŞ (YERE) YERLEŞTİRME

- YERGİ, SUÇLAMA = BLAME[İng.] = BLÂME[Fr.] = TADEL[Alm.] = VITUPERIUS[Lat.]

- YIKICI YAKLAŞIM ile/ve/değil/<> KATILAŞTIRICI YAKLAŞIM

- YÜRÜTME ile/ne yazık ki "YÜRÜTME"
( Sürdürme. İLE/NE YAZIK Kİ Çalma. )

- YÜZ KIZARMASI ile YÜZ MORARMASI
( Utanma. İLE Bozulma. )

- ZÂLİM ile/değil/yerine LEVVÂM
( Başkasına kötülük. İLE/DEĞİL/YERİNE Kendine, [kendini geliştirmek üzere] "yüklenme". | Özeleştiri. )
( Zâlime uyan ve/veya susan, zâlimden beterdir. )

- ZAMAN GEÇTİKÇE:
YÜZSÜZLEŞEN
değil HATALARIYLA YÜZLEŞEN

- ZORBA ve/< ZORDA

- ZORLAMA ile/ve DAYATMA

- ZORLAMA ile/ve/ZORUNDA BIRAKMA

- ZORLAYICI/LIK ile YOL KESİCİ/LİK

- ZORUNLU DOĞRU ile/ve ZORUNLU YANLIŞ

- [ne yazık ki]
!TAHRİF[< HARF]
ile/ve/<>/> !TAHRİB[< HARÂB]
( [ne yazık ki] Harflerin yerini değiştirme, bozma, kalem oynatma, değiştirme. | Bir tanımın anlamını değiştirme. İLE/VE/<>/> Yıkıp bozma. )

- [ne yazık ki]
!ÇÖP ATMAK
=/||/<> !"ÇÖP BIRAKMAK"

- [ne yazık ki]
!FAŞİST[< FASCES BALTASI]


- [ne yazık ki]
!İRTİKÂB
değil/yerine/= !YİYİCİLİK, RÜŞVET YEME
( MÜRTEKİP[Ar.]: Kötü, uygunsuz işler çeviren. | Rüşvet yiyen/yiyici. )

- [ne yazık ki]
!İTEN
ile/||/<> !TUTMAYAN

- [ne yazık ki]
!İTHAM
ile !TEKFÎR
( Çoğunlukla/bazen itham, küfürden daha ağırdır. )

- [ne yazık ki]
!MÜPTELA[Ar. < BELÂ]
değil/yerine/= BAĞIMLI | DÜŞKÜN, TUTULMUŞ

- [ne yazık ki]
!SABOTAJ[Fr.]
ile !KOMPLO[Fr.] ile !KUMPAS[Fr.] ile !MANİPLE[Fr.]
( Baltalama. [Fransa'daki işçilerin, haklarını almak/savunmak üzere tepki olarak ayaklarındaki saboları[tahta ayakkabı], makinelerin içine atmasıyla] İLE Birine, bir kuruluşa karşı, toplu olarak alınan, gizli karar. | Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir tasar. İLE Dizicilerin, harfleri, satır durumuna getirirken, içine yerleştirdikleri ayarlanabilir demir yuva. | Gizli bir iş, düzen hazırlamak. İLE Telgraf imlerini göndermek için bir devredeki akımı kesmekte ya da yeniden vermekte kullanılan aygıt. | Roma ordusunda, 60 ya da 120 erden ibaret bölük. | Bazı papazların ayinlerde sol kolun bileğine yakın taktıkları süslü şerit. )

- [ne yazık ki]
!SUÇ
ve/||/<>/> CEZA

- [ne yazık ki]
"ARSIZLIK"
ile/değil ACIMASIZLIK
( Arsız, "güçlü" olunca, haklıyı, suçlu çıkarır. )

- [ne yazık ki]
"İDDİAYA GİRMEK"
ile/ve/||/<> "İDDİA ETMEK"

- [ne yazık ki]
"PAY KAPMAYA ÇALIŞMAK"
değil/yerine HAK ETMEK

- [ne yazık ki]
(")UYARI("):
(")AŞIRI(")
ile/ve/||/<> (")YETERSİZ(") ile/ve/||/<> (")YERSİZ(") ile/ve/||/<> (")YANLIŞ(")

- [ne yazık ki]
ÇOCUĞUNA TAPMA
ve ALAYCI TAVIR
( Modern kişinin, öncül ve ölümcül tutumları. )
( http://ahmetcorak.blogspot.com.tr/2010/01/ahtapor-anne.html )

- [ne yazık ki]
EN KÖTÜ HUY
ile/ve/||/<> EN BÜYÜK HATA ile/ve/||/<> EN BÜYÜK SAFLIK
( Bazılarının karşısında bile iyi olmaktan vazgeçememek. İLE/VE/||/<> Herkesi, kendimiz gibi zannetmek. İLE/VE/||/<> Her bir kişiye güvenmek. )

- [ne yazık ki]
EZBERE YAŞAMAK
ve/||/<>/> KÖTÜLÜK

- [ne yazık ki]
GENELLEME
ile/ve/||/<>/< "İDDİA"
( [ne yazık ki] Ne kadar çok "genelleme" yapı(lı)yorsa, o kadar çok iddia edilir/eder. )

- [ne yazık ki]
İHÂNET
ile/ve/değil CEHÂLET

- [ne yazık ki]
İHMAL
ile/ve/<> İŞGÜZARLIK

- [ne yazık ki]
İŞ KAZASI
ile/ve/değil BÜYÜK İHMAL

- [ne yazık ki]
MÜDÂRÂ[T][< DERY]
ile İKİYÜZLÜLÜK | YÜZE GÜLME, DOST GİBİ GÖRÜNME

- [ne yazık ki]
ORTAK ALANDA:
"KİŞİSEL DAVRANIŞ"
ve/||/<>/< "KEYFÎ TUTUM"
( İkisi de yapılmamalı! )

- [ne yazık ki]
SALDIRGAN/LIK
ile/ve "AZGIN/LIK"
( Psişik. İLE/VE Ahlâkî. )

- [ne yazık ki]
YALAKA/LIK/DALKAVUK/LUK
ile/ve/<> YARDAKÇI/LIK
( ... İLE/VE/<> Özellikle kötü işlerde birine yardım eden kişi. )

- [ne yazık ki]
YANLIŞ OLANDAN, DOĞRUYU AYIRAMAMAK/AYIRAMAYAN
ile/ve/<>
DOĞRU OLANDAN, YANLIŞI AYIRAMAMAK/AYIRAMAYAN


- [ne yazık ki]
[ne] "SÖZ DİNLEMEK"
ile/ve/ne de/||/<>/< RİCÂ TANIMAK

- [ya] YALAN BEYAN ile/değil/yerine/ya da SUSMA HAKKI
( Sanık, yalan söylese bile sözlerinde çelişkiye düşer ve onlardan ipuçları elde edilebilir. İLE/DEĞİL/YERİNE/YA DA Sanığı, doğru söylemeye zorlamak, insanın varoluşuna, onuruna ve kişi haklarına aykırı olur. [Kişinin, kendini, ceza tehdidi altına sokması olanaklı değildir.] )


SUÇA, YANLIŞA, HATAYA NEDEN OLANLAR/OLABİLECEKLER (DOLAYLI)

- !DALGA GEÇMEK ile/ve/değil/||/<>/< BİLMEMEK

- !HIRSIZLIK ile !YAĞMA

- !KİN:
"TUTMAK"
ile/değil/yerine/>< TUTMAMAK
( Güçsüz olanlar, kin tutar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Güçlü olanlar, kin tutmaz. )

- !KISKANÇLIK ile/ve/<> !KİN

- !RANT ve/ne yazık ki/> !"RAHAT"/LIK

- !TAHKİR ile/değil/yerine TENKİT/TENKİD
( Bir kaçıştır.[kendinden, utancından, küçüklüğünden] İLE/DEĞİL/YERİNE Bilmeyi zorunlu kılar. )

- "(BİR) HATA YAPMADAN" ... ile/değil (PEK/ÇOK) "FAZLA HATA YAPMADAN" ...

- "Fıs-fıs" konuşma! Çevrene ayıp etmeden KONUŞ!!!

- "AÇIK" ile/ve/değil/<> ZAAF

- "AKL(IN)A" GÖRE "AKIL" ile/değil/yerine AKIL

- "ALIŞKIN" ile/değil/yerine ALIŞKANLIĞI OLAN

- "ANLAMAK" ile/ve YANLIŞ ANLAMA(MA)K

- "ANLAMAMIŞSIN"/"YANLIŞ ANLAMIŞSIN" / "ANLAMAMIŞSIN/YANLIŞ ANLAMIŞSIN" değil SANIRIM ANLATAMAMIŞIM / ANLATAMAMIŞIMDIR BELKİ/SANIRIM

- "APTALLIK"/TAN ile/değil/ne yazık ki ÇARESİZLİK/TEN

- "ARANMAK" ile/ve "KAŞINMAK"

- "BUNU ALDIM" <>/||/>/< "BUNALDIM" değil/yerine
YANLIŞIMIN/YANILSAMAMIN/OYUNUN FARKINDAYIM


- "BURNU BÜYÜK/LÜK" ile/değil/yerine SEÇKİN/LİK

- "BÜYÜK BURUN/LULUK" ve/||/<>/> BURNUNUN DİBİNDEKİ FIRSATLARI/GERÇEKLERİ GÖREMEME

- "ÇEKİŞMEK" ile "SİDİK YARIŞTIRMAK"
( Akıllı kişi, kimseyle yarışmaz. Böylece, kimse, onunla yarışamaz. )

- "CESARET" ile/ve/değil/||/<> "GÖZDEN ÇIKARMAK"

- "ÇİRKİN" ile/ve/değil/yerine/<> YANLIŞ

- "ÇİRKİN/LİK" "ARAMAK"/BULMAK ile/değil/yerine MAZERET ARAMAK/BULMAK

- "ÇOK BİLMİŞLİK" ile/ve/değil/<> HADDİNİ/AMACINI AŞAN, ANLAMSIZ(GEREKSİZ/YERSİZ) SÖZ/KONUŞMA

- "ÇOK SESLİLİK" / "İFADE HAKKI" ile/değil DENSİZLİK
( "Sosyal medya"da. İLE/DEĞİL Günlük yaşamda. )
( Keyfiyette. İLE/DEĞİL Gerçeklikte. )
( "Kendi çıkarlarında." İLE/DEĞİL Ortak alanda, olanaklarda ve koşullarda. )

- "CÜRMÜN KADAR YER YAKARSIN" değil "CİRMİN KADAR YER YAKARSIN"

- "DAĞILMAK" değil/yerine/>< DALMAK

- "DAYAK YEMEKTEN":
KORKMAK
ile/ve/değil/<> KENDİNE YEDİREMEMEK

- "DELİSİ OLMAK" ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> NANKÖRÜ OLMAK
( Ulaşamadıklarının. İLE/VE/NE YAZIK Kİ/||/<>/> Ulaştıklarının. )

- "DOĞRU-YANLIŞ YOK/TUR!" ile/değil/ya da [BAĞLAMINDA ve GÖRECELİ OLARAK] DOĞRU-YANLIŞ OLMAZ/OLMAYABİLİR
( Doğru-yanlış, bir şeyin ne olmadığı ve olmayacağı üzerine buluşmak olduğundan, olan/lar, olabilecek/ler üzerine kullanıl(a)maz/değildir! )

- "DOĞRU/YANLIŞ! SÖYLÜYORSUN!" değil DOĞRU!/YANLIŞ!

- "DOĞRUDUR YA DA YANLIŞTIR" ile/değil/yerine "ÖYLEDİR YA DA DEĞİLDİR"

- "DOĞRUSUN!/YANLIŞSIN!" değil DOĞRU!/YANLIŞ!

- "DOĞRUYU/YANLIŞI KONUŞMUYORUZ" ile/değil "DOĞRU/YANLIŞ DİYE KONUŞMUYORUZ"

- "DÜŞMAN OLMAK" değil/yerine/>< BİRBİRİNE HAYRAN OLMAK

- "DUYGUSAL/LIK" ile/ve/||/<> TEPKİSEL/LİK
( Bilgisizlikle. İLE/VE/||/<> Bilinçsizlikle. )

- "EDEPSİZLİK" ile/değil/yerine COŞKU

- "ETİKETLEME" ile "DAMGALAMA"

- "GERÇEKLEŞMEYECEKTİ" değil "YAŞANMAYACAKTI"

- "GEREK YOK" ile/ve "DEĞMEZ"

- "HAFİFE ALMAK" ile/ve/değil/<> "BOŞLAMAK"

- "HAKLISIN!/YANLIŞSIN!" değil DOĞRU!/YANLIŞ!

- "HAKSIZLIK" ile/değil BİLİNÇ FARKLILIKLARI

- "HALKIN İRFANI" ile/değil İLGİSİZLİK/KAYITSIZLIK

- "HARCAMA" ile/ve/<>/> YALNIZLIK
( Kazanmak için etrafındakileri harcayanların elde edeceği şey "galibiyet" değil yalnızlıktır. )

- "HATA PAYI" ile/ve/<> "HATA OLASILIĞI"

- "HATA/KUSUR ARAMAK/BULMAK" (İÇİN/ÜZERE) ile/değil/yerine BİR EKSİĞİNİ/HATASINI (DAHA) DÜZELTTİRMEYE ARACI OLMAK

- "HATAYA ŞANS VERMEK" değil HATA(YA) (YAPMAYA DA) FIRSAT VERMEK

- "HAYATINI YAŞAMAK" ile/ve/<>/değil/yerine HAYATI YAŞAMAK

- "HEM ..., HEM DE ..." ile "DURUMA GÖRE ..."

- "İNDİRGEMECİLİK" >< ÇEŞİTLİLİK

- "İŞE YARAMAYAN" ile/değil İŞİNE GELMEYEN

- "İŞLENİLEN/İŞLENİLMEYECEK HALT" ile "YENİLEN/YENİLMEYECEK NANE"

- "İSTEMEDEN ..." ile YANLIŞLIKLA ...

- "KALINKAFALI/LIK" ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< HAYAL GÜCÜNÜN OLMAMASI

- "KÂR" değil/yerine AR

- "KATI/LIK" ile/ve/değil ISRAR/CI/LIK

- "KEŞKE ..." değil/yerine/>< FARKINDALIK
( Ne kadar farkında olursak, "keşke"lerimiz de o kadar az olur. )

- "KESKİN SİRKE, KÜPÜNE ZARAR" ile/ve/||/<> "ÖFKEYLE KALKAN, ZARARLA OTURUR"

- "KEYİF" değil/yerine/>< GEREKSİNİM

- "KİBİRLİ" ile "KASINTI"

- "KİLİTLE(N)ME" ile/değil "DÜĞÜMLE(N)ME"

- "KILLIK" ile/değil (BİLİNÇLİ) TAVIR/TUTUM

- "KİŞİYE GÖRE RENK DEĞİŞTİRMEK" ile/değil/>< KİŞİLİĞİNİN, RENKLİ OLMASI

- "KÖPÜRME" ile/ve/||/<> "YÜKSELME"

- "KRİZ YOK" değil/ne yazık ki KERİZ ÇOK

- "KUDUR(T)MAK" ile "ÇILDIR(T)MAK"

- "KULLANMA" ile/ve/değil/<> YARARLANMA

- "KURNAZ/LIK" ile/değil/=/<>/>/< APTAL/LIK
( İkisinin de hiçbir "kazanımı", kalıcı değildir/olamaz. )

- "KURNAZ/LIK" ile/değil/yerine ZEKİ/LİK

- "KUSURA BAKMA AMA ..." değil/yerine "YANLIŞ ANLAMA AMA ..."

- "MÜKEMMELİYETÇİ/LİK" ile/ve/değil/<> "GARANTİCİ/LİK"

- "OLANAKLI" ile/ve/değil "YANLIŞ DEĞİL/OLMAYACAKTIR"

- "ÖNYARGI" ile/ve/değil/||/<>/> "SONUÇ ODAKLILIK"

- "PARA" (SAPLANTISI) değil/yerine "KİŞİ"[KARDEŞ/ARKADAŞ/OLANAKSIZ/MAĞDUR]

- "PERDE" ile "PERDELEME"

- "RAHAT/LIK" ile "YAVŞAK/LIK"

- "SAYGISIZLIK" ile/değil/yerine (FAZLA/AŞIRI/AYKIRI) "RAHATLIK"

- "SİNDİREMEMEK/HAZMEDEMEMEK" ile/ve/<> TESLİM OLAMAMAK

- "SİNİRLİ/LİK" ile/ve/değil/<> TEPKİSEL/LİK

- "SÖYLE! GİTSİN!" değil/yerine/> SUS! BİTSİN!

- "SUÇLAMA" ile/ve/değil/yerine "YÜKLEME"

- "SUÇLAMAK" ile/değil/yerine DEĞERLENDİRMEK

- "TEŞBİHTE HATA OLMAZ" değil TEŞBİHTE, HATA OLMAZ/OLMASIN/OLMAMALI!
( Hangi benzetmeyi yaparsan yap, önemli değildir anlamına gelmez. Benzetme(teşbih) yapacağın zaman hata yapmama gerekliliğini anlatır! [Teşbih sözcüğünden sonra virgül/duraklama çok önemli!] )
( Halk arasında daha çok, yapılan benzetmeden alınılmamasını dilemek için söylenilir ama bu yanlış kullanımdır. )
( Sürücü-Hükümet örneği - Levent Gültekin )

- "TEŞBİHTE, HATA OLMAZ/OLMAMALI!" değil/yerine "TEŞBİHİN, AYAĞI TOPALDIR"

- "ÜMİT" ile/değil ÇIKARCILIK

- "VURDUMDUYMAZ/LIK" ile/değil/yerine NEŞELİ/LİK

- "YALAN SÖYLÜYORSUN!" ile/değil/yerine "HATA EDİYORSUN"

- "YALAN SÖYLÜYORSUN!" değil YALAN!
( Doğru/yanlış, tüm bireylere ve olguya/olaylara tâbidir. Dolayısıyla doğrudan ya da "dolaylı" olarak belirli/bir kişiyle sınırlanamaz/odaklanamaz! )

- "YALAN" ile/ve/değil OYALAN
( "O yalan, bu yalan"... Var, biraz da sen oyalan! )

- "YANLIŞ ANLAMIŞ OLMAK" ile/değil ÜMİT ETMEK
( "Beni yanlış anlamışsın!" sözünün/durumlarının nedenleri daha çok ümit etmekten kaynaklanmaktadır! )

- "YANLIŞ ANLAŞMA OLMUŞ/OLDU" değil YANLIŞ ANLAŞILMA OLMUŞ/OLDU
( İsteşlik oluşturacak kadar aynı anda yanlış anlama söz konusu olamayacağından ve düşünceyi/durumu karşılayan sözcük/ek/kavram var ise, onu kullanmakla yükümlü olduğumuzu anımsayarak... )

- "YANLIŞ ANLAŞMA" değil "YANLIŞ ANLAMA"

- "YANLIŞ BULMAK" ile KATILMAMAK

- "YANLIŞ DÜŞÜNMEK" ile/değil FARKLI DÜŞÜNMEK

- "YANLIŞ YAPMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<> YALNIZ KALMAK

- "YANLIŞ" ile/değil FARKLI

- "YANLIŞ" ile/değil/yerine/||/<>/< GEREKSİZ

- "YANLIŞLARA AĞIT YAKMAK" ile/değil/yerine/>< DOĞRULARI İNŞÂ ETMEK

- "YANLIŞSAM BENİ DÜZELT/İN!" değil YANLIŞSA / YANLIŞ VARSA/OLU(ŞU)RSA DÜZELT/İN/İZ!
( Bu "M / N" harflerinin yani "BEN / SEN" "dilinin/kullanımı", "kişi temelli/odaklı" alt seviye "düşünüş"[düşünmeyiş/düşünemeyiş] ile bağlantılı olarak ya da öteki dillerden ve özellikle İngilizce'deki kullanımdan gelen kötü/yanlış bir kullanım/ifade şeklidir. )

- "YAPAMAZSIN" ile/değil/yerine "YAPMAMALISIN"

- "YARARLI-ZARARLI" ile/ve/<>/> DOĞRU-YANLIŞ ile/ve/<>/> İYİ-KÖTÜ ile/ve/<>/> GÜZEL-ÇİRKİN ile/ve/<>/> SEVAP-GÜNAH
( Akl-ı temyizî. İLE/VE/<>/> Akıl. Akl-ı Nazarî. İLE/VE/<>/> Akl-ı amelî. İLE/VE/<>/> İç duyular. İLE/VE/<> Vicdan. )
( ... İLE/VE/<>/> Kavram ve nesnenin uygunluğu. İLE/VE/<>/> Düşünce ve eylemin uygunluğu. İLE/VE/<>/> Biçim ve içeriğin uygunluğu. İLE/VE/<> ... )
( Spor. İLE/VE/<>/> Bilim. İLE/VE/<>/> Felsefe/Ahlâk. İLE/VE/<>/> Sanat. İLE/VE/<> Din. )
( İyi, yarar ve hazın sürekliliği olarak yorumlanır. )
( İyilik konusunda, kişiler, dört bölümdür:
1. Herkesten önce yapanlar: Bunlar, kerîmdir;
2. Taklit yoluyla yapanlar: Bunlar, hakîmdir;
3. Engelleyenler: Bunlar, eşkiyâdır;
4. Hoşlandıklarından dolayı yapanlar: Bunlar, kötü niyetlilerdir. )
( Kendiniz için neyin iyi olduğunu bilmezken, başkaları için neyin iyi olduğunu nasıl bilebilirsiniz? )
( When you do not know, what is good for yourself; how can you know, what is good for others? )
( ... VS./AND/<>/> Appropriateness of concept and object. WITH/AND/<>/> Appropriateness of thought and action. WITH/AND/<>/> Appropriateness of shape and content. WITH/AND/<> ... )
( ... VS./AND/<>/> Rational. VS./AND/<>/> Ethic. VS./AND/<>/> Aesthetics. VS./AND/<> Religious. )
( Sport. VS./AND/<>/> Science. VS./AND/<>/> Philosophy. VS./AND/<>/> Aesthetics. VS./AND/<> Religion. )

- "YARGILAMAK" ile/değil "İNDİRGEMEK"

- "YARGILAMAK" ile "KÖTÜLEMEK"

- "YAZIK ETMEK" ile/ve "AYIP ETMEK"

- "YOL GÖSTERİRKEN", YOL KESMEK ile/ve/<> "YOL KESERKEN", YOL GÖSTERMEK

- "YORUM"(KEYFİYET / LÂF | KÜFÜR | HERZE) ile/değil/yerine/>< DÜŞÜNCE

- "YUMUŞAMA" ile "YAVŞAMA"

- "YÜRÜTMEK" ile/değil/yerine/>< YÜRÜMEK
( Bir şeyleri, parçaları. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yaşamı, yolu ve bütünü. )

- (")EĞRİ(") ile/ve/değil/yerine/||/<>/></>/< (")DOĞRU(")
( Doğrulabilir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Eğrilebilir. )
( Ne "eğriler", doğrula; ne "doğrular", eğrile. )

- (")İDDİA(") ile SUÇLAMA

- (")SIVAMAK(") ile SIVAMAK
( Sıva ile kaplamak, sıva vurmak. | Harcı bir yere vurmak. | Sıvar gibi bulaştırmak. | Okşamak, sıvazlamak. İLE Kol ya da paçayı yukarı çekip toplamak ya da kıvırmak. )

- (")SORUNLARI("):
BAŞKALARIYLA OLAN/LAR
ile/değil/yerine (OLABİLDİĞİNCE) KENDİYLE OLAN/LAR
( Sorunun, kendi(nde) olduğunu anla(ya)mayan kişiler, ne yazık ki, çözümü, başkalarının huzurunu bozmakta "ararlar/bulurlar". )
( [çoğunlukla] Kendiyle, (ciddi) sorunları olan(lar)dır. İLE/DEĞİL/YERİNE Başkalarıyla, "sorunlu" "görünseler/düşünülseler" de sorunsuzdur(lar). )

- (")SUÇLAMA(") ile/değil/yerine TESPİT

- (")YALPALAMA(") ile/<> (")TÖKEZLEME(")

- (AYNI/FARKLI) HATALAR İÇİN:
"KİMSEYE GÜVENMEMEK"
ile/değil/yerine İKİ KEZ GÜVENMEMEK

- (EN FAZLA:
) KISKANÇLIK YAPMAK
ile/yerine KISKANÇLIK DUYMAK

- ABARTI ile PALAVRA

- ABARTMA ile/ve/değil/||/<> FAZLA ÖNEMSEME

- AÇGÖZLÜLÜK = TAMAH = AVARICE[İng.] = AVARICE/AVIDITÉ[Fr.]

- ÂCİZ/LİK ile/ve/<> YOKSUN/LUK

- ACZİYET ile MAĞDURİYET

- ADÂLET:
SUÇU/"SUÇLU"YU ARAMAK
ile/ve/değil/||/<>/< (SONUNA KADAR) MÂSUMU/MASUMİYETİ MASUMİYETİ ARAMAK

- ADÂVET değil/yerine/= DÜŞMANLIK, YAĞILIK

- ÂFÂKÎ ile/ve/<> İZÂFÎ ile/ve/<> KEYFÎ

- AĞIZDAN ÇIKACAK OLAN (TEK) BİR SÖZCÜK ile/ve/||/<>/< AĞIZDAN ÇIK(A)MAYABİLECEK OLAN (TEK) BİR SÖZCÜK
( Bir şey ki, yapmasan da olur, YAPMA! Bir şey ki, söylemesen de olur, SÖYLEME! )

- AGRESİF[İng. AGRESSIVE] değil/yerine/= SALDIRGAN

- AKSATMAK ile/ve/||/<> İHMAL ETMEK

- ALAY (ETME) = DERISION[İng.] = DÉRISION[Fr.] = SPOTT[Alm.] = IRRISIO[Lat.]

- ALAY ile ALAY
( Herhangi bir törende ya da gösteride yer alan kalabalık. | Çok kalabalık. | Tümü, hepsi. | Genel olarak üç tabur ve bunlara bağlı birliklerden oluşan asker topluluğu. İLE Ses tonu, söz, davranış gibi araçlarla, biriyle, bir şeyle/durumla eğlenme. )

- ALAY ile İSTİHZA
( ... İLE Gizli ya da ince alay. )

- ALGILAMA SÜRECİNDE:
BELİRGİNLİK
ile/ve/> KONUM ile/ve/> ŞİDDET ile/ve/> SÜRE

- ALIK ile KORKAK ile ALÇAK
( "Hiçbir şeyin değişmeyeceğini" "düşünüyorsak..." İLE "Düşünmek istemiyorsak..." İLE "Hiçbir şeyin değişmemesinin, kendi çıkarımıza olacağını düşünüyorsak..." )

- ALIŞKANLIK ile/ve/<> ŞAŞKINLIK

- ANLAŞILMAMAK/ANLAŞILAMAMAK ile/ve/> YANLIŞ ANLAŞILMAK
( Kişiyi, en çok zorlayan, en ağrına giden şey anlaşıl(a)mamaktır. İLE/VE/> Anlaşılamamaktan daha zoru da vardır, o da yanlış anlaşılmış olmaktır. )
( Bir bitki için, güneşe yönelememek ve bir üst hareket eden canlı zincirine katılamamak, onlara "hizmet edememek"; bir aslana kediymişcesine yaklaşmak, pireyi yürütmek ne kadar ağır bir durumsa!... )

- APTALLIK (ETMEK) ile HATA

- ARGUMENT vs. SQUABBLE

- AR[Fr. < Lat.] ile AR ile Ar
( Tarım alanları için yüz metrekare değerinde yüzey ölçü birimi. Bir ar, kenarı on metre olan bir karenin alanıdır. İLE Utanma, utanç duyma. İLE [kimya] Argon'un simgesi. )

- AŞIRI değil/yerine/>< BAŞARI

- AŞKTA ve İŞTE ve DOSTTA
( Vasatından, uzak duralım! VE Kesatından, uzak duralım! VE Fesatından, uzak duralım! )

- ATÂLET ile/değil/yerine/>< ADÂLET

- AYARLAMAK ile AYARTMAK

- AYIP ile/ve < TEZAD

- AYIP ile/ve/<>/> KAYIP

- AYRI-GAYRI ile/ve GÂFİL OLMAMAK

- AYRILIK/BOZUŞMA değil/yerine/>< BİRLİK
( Ölümdür/memattır. DEĞİL/YERİNE/>< Yaşamdır/hayattır. )

- AZARLAMA ile/ve/değil/<> SORGULAMA

- AZDIRMAK ile/ve/değil/||/<>/< "BAŞTAN ÇIKARMAK"

- AZIMSAMAK ile HAFİFE ALMAK

- AZMAK ile AZMAK ile AZMAK
( Taşkınlıkta ileri gitmek, kötülüğünü artırmak. | Denizin, ırmağın kabarması/yükselmesi. | Etkili, tehlikeli duruma gelmek. | Eşeysel duyguları artmak. | Çamaşırın, artık beyazlatılamaz duruma gelmesi. | İki ayrı ırktan doğmak. [Katır, Liger, Tigon gibi.] İLE Yolunu kaybetmek/şaşırmak. İLE Su birikmiş çukur ya da hendek. )

- BAHANELERE SIĞINMAK ve/> BAHANELERE ESİR OLMAK

- BAHANE[Ar.] = MAHANA/MAHNA
( İleri sürülen, sözde neden. )

- BAHÂNE yerine ÇÖZÜM/ÇÂRE
( [bir işi] Yapmak istemeyenin "tutumu". YERİNE Yapmak isteyenin tutumu. )
( "Çareler" yazısı için burayı tıklayınız... )

- BANKA SOYMAK ve/=/||/<> BANKA AÇMAK
( Banka soymak, banka açmaktan daha büyük bir suç değildir. )

- BÂTIL ile/ve YANLIŞ

- BAZI BİLGİLERİN SUNUMUNDA:
TAÇLANMAK
ile/ve/değil/<>/></< TAŞLANMAK
( Taşlanılmadan, taçlanılmaz! )

- BAZI ŞEYLERİ:
UNUTMAYA ÇALIŞMAK
ile/değil/yerine/>
HİÇ YAŞAMAMAK/YAŞAMAMAYA ÇALIŞMAK


- BEKLENTİDE/İSTEKTE:
YENİ/Sİ
ile/ve/<> DAHA FAZLASI/ÇOK

- BEKLENTİ ile/ve/<>/< EZBER / KALIP / KABUL

- BELEŞÇİ/LİK ile/ve/<> OTLAKÇI/LIK

- BELİRSİZLİK SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
GÖNDERMELİ
ile/ve/||/<> VURGULAMA ile/ve/||/<> ÇOK ANLAMLILIK

- BENCİL/LİK ile/ve/> SORUMSUZ/LUK

- BENİMSEME ile KİŞİSELLEŞTİRME

- BESLENME VE ÇİĞNEME SÜRESİ/SAYISI:
YANLIŞSA/EKSİKSE
değil/yerine/>< DOĞRUYSA/YERİNDEYSE/YETERİNCEYSE
( [İlâcın] Yararı yok. DEĞİL/YERİNE/>< Gerek yok. )

- BEVS ile BEVŞ[Fars.]

- BEVS ile BEVŞ[Fars.]
( Acele, ileri geçme/gitme. | Bıktırıncaya kadar ısrar etme. | Bir kimseden kaçıp gizlenme. | Bir şeyin rengi. İLE Çalım, gösteriş, debdebe. )

- BÎ-GÂNE değil/yerine/= KAYITSIZ, İLGİSİZ

- BİÇİMSİZ SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR ile/ve/||/<> SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR

- BİLEREK / BİLMEYEREK ile/ve/||/<> İSTEYEREK / İSTEMEYEREK ile/ve/||/<> DOĞRUDAN / DOLAYLI

- BİLGİSİZ/CÂHİL ile/ve/değil/||/<>/< KAYITSIZ

- BİLGİSİZ/LİK / CAHİL/LİK ile/ve/||/<>/>/< "DUYGUSAL/LIK"

- BİLGİSİZLİK/CEHALET ve/> İHMAL

- BİLİMSELLİKTE:
"YANLIŞLANAMAZLIK"
ile/değil YANLIŞLANABİLİRLİK

- BİLİMSELLİKTE:
DOĞRULANABİLİRLİK
ile/ve/değil/<> YANLIŞLANABİLİRLİK

- BİLMEDİKLERİMİZ ile/ve YANLIŞ BİLDİKLERİMİZ

- Bir yerde ya da birinde "hata" "görürsen", 70 neden ara! ile/ve/||/<>/> Bulamazsan, "Bilemediğim, 71. neden var olabilir." de!

- BİRİ, BİR YERE:
BAKIYORSA
ile/ve/ya da/<> HİÇ BAKMIYORSA
( İlgilendiği bir şey vardır. İLE/VE/ya da/<> İlgilendiği bir şey, kesinlikle vardır. )

- BİRİNE, YENİDEN GÜVENİP FIRSAT VERDİĞİMİZDE:
"KALDIĞIMIZ YER"
ile/ve/değil/ne yazık ki KANDIĞIMIZ YER

- BORDERLINE ile BIPOLAR

- BOŞ SÖZ ile/ve/değil DEDİKODU

- BOŞ SÖZ ve/||/<>/>/< VAKİT HIRSIZLIĞI

- CÂHİL ile KÂMİL
( Uzak ol/dur! İLE Yakın ol/dur! )

- ÇARPIŞMAK ile/ve/değil/yerine/>< TARTIŞMAK

- ÇATIŞMA ile/ve/<> DİDİŞME

- ÇATIŞMA değil/yerine/>< UZLAŞMA

- CEHÂLET ile/ve/<>/> DALGI/GAFLET
( Kişinin, eşyanın hakikatine ilişkin bilgisizliği. İLE/VE/<>/> Kişinin, kendi hakikatine ilişkin bilgisizliği. )
( Eden kendine eder; yapan bulur ve çeker. Sürekli anımsa! Kazanmak, koca bir yaşam ister. Kaybetmeye ise anlık gaflet yeter. )
( [giderilebilir!] Tâlimle. İLE/VE/<>/> Tenbihle. )

- ÇELİŞİK ile/ve/değil BARIŞMAMIŞ

- CESÂRET ile/değil YÜZSÜZ/LÜK

- CEVVAL ile CAZGIR
( Davranışları, çabuk ve keskin olan. İLE Güreşecek olan pehlivanları, yüksek sesle, izleyicilere tanıtan ve dualarını okuyarak onları alana süren kişi. | Fitneci. )

- CİDDİ/BÜYÜK HATA ile PİŞMANLIK DUYULACAK EYLEM/HATA/OLGU
( Tekrar edilmedikçe, hiçbir şey hata değildir. )
( Hatanızı keşfedin ve korkudan kurtulun. )
( Zarif bir gerileme, kişinin gururunu hiç zedelemezken, pişmanlığın yol açtığı gerileme hem çevresinde hem de ruhunda derin zararlarla sonuçlanır. )
( BATÂNET[Ar.]: Büyük karınlılık. | Çok yiyicilik, oburluk. )
( BEL'AM[Ar.]: Terbiyesiz, açgözlü, pisboğaz, obur. )
( 7 büyük hata/günah: Açgözlülük | Kıskançlık | Oburluk | Şehvet | Gurur | Tembellik | Öfke )
( İlkesiz Siyaset | Emeksiz Zenginlik | Vicdansız Haz | Niteliksiz Bilgi | Ahlâksız Ticaret | İnsaniyetsiz Bilim | Özverisiz İbâdet )

- CİDDİYE ALMA(MA) ile MUHATAP ALMA(MA)/SAYMA(MA)
( İTTİHAZ: Sayma, tutma. | Alma. )

- ÇIKAR/MENFAAT ile/<> EĞİLMEK
( Nokta kadar çıkar/menfaat için virgül kadar eğilmeye değmez. )

- ÇOK TERBİYESİZ ile ÇOK TERBİYELİ
( İkisi de çok tehlikelidir. )

- COŞKU ile DİDİŞME

- DALGA GEÇMEK ile/ve/değil CİDDİYE ALMAMAK
( Ciddiye almayabilirsiniz fakat dalga geçmek gerekmiyor! )

- DALGI/GAFLET ile/ve/||/<> HADSİZLİK

- DALGI/GAFLET ile/ve/<>/değil/yerine İHMAL

- DALGI/GAFLET ile/ve YANILGI/SAPKI/SAPINÇ/DALÂLET
( Tembih ile giderilir. İLE/VE Tâlim ile giderilir. )

- DALGI/GAFLET ile YANLIŞ(HATÂ) ile DALÂLET
( Kişi, yanlışları olup da bunları düzeltmezse, bunları benimsemiş demektir. )
( Gaflet de bir nimettir. )

- DALMADAN ile/değil/yerine DAĞILMADAN

- DAYATILAN ile/değil/yerine BENİMSETİLEN

- DAYATMA/CI "ÇÖZÜMLER" ile/değil/yerine/>< GERÇEK/SAĞLAM ÇÖZÜMLER

- DEDİKODU/GIYBET:
SÖZLE
ile/ve HAREKETLE ile/ve DİNLEYEREK

- DEDİKODU/KOĞUCULUK/GIYBET ile/ve "ÇEKİŞTİRME"
( NEMÎMESÂZ: Dedikoducu. )

- DEDİKODUCU ile NEMMÂM
( ... İLE Lâf taşıyan. )

- DEDİKODU ile/ve/<>/= CEHÂLET

- DEDİKODU ile/ve GEVEZELİK

- DEDİKODU ile/ve/değil/< TEVÂTÜR[Ar. < VİTR]
( Söylenti. [Olumsuz/istenmeyen.] İLE/VE/DEĞİL Bir haberin/bilgi(nin) yayılması. [Olumludur.] )

- DERVİŞ:
DÜNYA
ve/||/<> İKİYÜZLÜLÜK ve/||/<> VARLIK ve/||/<> YALAN ve/||/<> KÖSNÜ/ŞEHVET
( DERVİŞ: DAL ve/||/<> RA ve/||/<> VAV ve/||/<> YE ve/||/<> ŞIN )

- DİDİŞMEK ile HİZİPLEŞMEK

- DİDİŞME ile DİDİŞİM
( El ya da sözle birbirini hırpalamak. | Geçimini sağlamak amacıyla güç koşullarda çalışmak, uğraşmak. İLE Konuşma ve tartışmayı, bir araç değil bir amaç sayan felsefe yöntemi. )

- DİKKATE ALMA(MA)K ile/ve/yerine CİDDİYE ALMA(MA)K

- DİLENCİ ile CERRAR
( .. İLE Çekici, sürükleyici. | Zorla para alan. | Savaş araçlarıyla donatılmış, kalabalık ordu. | Dilenci. )

- DİNLEMEK/DİNLER GİBİ GÖRÜNMEK ile İLGİSİZLİK/KAYITSIZLIK

- DİNLEMEMEK ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/>/< NANKÖRLÜK
( Bir tek, nankörler dinlemez! )

- DİRENÇ ile DİRENİŞ

- DOĞRU-LAMAK ile YANLIŞ-LAMAK

- DOĞRU-YANLIŞ ile DOĞRU-YALAN

- DOĞRU/LUK ile YANLIŞ/LIK
( Yanlış, "gücünün artmasıyla" hiçbir zaman doğru duruma geçmez/geçir(t)ilemez. )

- DOĞRU/YANLIŞ ile/ve/değil/yerine EN AZ YANLIŞ
( Bazen/bazı durum/konu/olaylarda, doğru ya da yanlış üzerinden değil, en az yanlışı düşünerek[hesaplayarak, göze alarak] hareket etmek, karar almak durumunda/zorunda kalabilir/olabilirsiniz. )

- DOĞRU/YANLIŞ ile/ve/değil GEÇERLİ/GEÇERSİZ

- DOĞRU/YANLIŞ ile/ve/değil İDEOLOJİK TUTUM

- DOĞRU/YANLIŞ ile İYİ/KÖTÜ ile GÜZEL/ÇİRKİN/YÜCE
( Genelde kötü ve iyi, bir âdet ve gelenek meselesidir ve sözcüklerin nasıl kullanıldıklarına göre, ya sakınılır, ya da hoş karşılanırlar. )
( Mükemmel olmayanı mükemmel olan uğruna seve seve feda edin, o zaman iyi ve kötü tartışmaları artık hiç olmayacak. )
( Kötülük hiçbir zaman hem iyiliği, hem kendini tanıyamaz; iyilikse, eğitildikçe zamanla hem kendine hem de kötülüğe ilişkin bilgilerle donanır. )
( YÜCE: Fizik ya da metafizik güçlerden koruyan. )
( Usually the bad and the good are a matter of convention and custom and are shunned or welcomed, according to how the words are used. )

- DOĞRU ile/ve/değil/yerine/||/<> KISMEN DOĞRU

- DOĞRU ile YANLIŞ
( Doğru/nun kullanım/ı ile. İLE Yanlış/ın kullanım/ı ile. )
( Ne doğrular var, adamı, yoldan eder;
Ne yanlışlar var, insanı, adam eder. )
( Amacına yakınlaş(tır)mak. İLE/VE Amacından uzaklaş(tır)mak. )

- DOST:
YANLIŞINI DUYURAN/YAYAN
değil YANLIŞINDA UYARAN ve/sonra KORUYAN/KOLLAYAN

- DOZUNU KAÇIRMAK ile ABARTMAK

- DÜĞÜM değil/yerine/>< ÇÖZÜM

- DURUMU/OLAYI BÜYÜLTMEYE:
"YAKIN"
ile/ve/değil/<> "AÇIK"
( Cahil ve/veya ahmak kişiler[zihin(li)ler]dir. )

- DÜŞÜNCEDEN DAHA ZARARLI OLAN:
"USTA SALDIRICI"
ile/ve/değil/||/<> ACEMİ SAVUNUCU

- DÜŞÜNMEYİ BECEREMEMEK ve/||/<>/>/< DÜŞÜNMEYİ SEV(E)MEMEK

- DUYARSIZ/LIK ile/ve/değil/yerine/||/<> KAYITSIZ/LIK

- DUYGULARA BAŞVURMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
TEHDİT
ile/ve/||/<> DUYGU ile/ve/||/<> ÖNYARGILI DİL ile/ve/||/<> MAZERET

- DUYGUSALLIK ve/> MUTSUZLUK

- ECR-İ HASS ile/ve/<> ECR-İ MÜŞTEREK

- EDEN > BULUR

- EKSİK ile HATA ile KASIT

- EL-BURHÂN ile CEDEL ile HATÂBE(T) ile ŞİİR ile MUĞÂLATA/SAFSATA
( İspat. Kesin sonuç olmak amacıyla kesinlik taşıyan öncüllerden oluşturulan kıyas. İLE Diyalektik. Yaygın olarak bilinen önermelerden oluşan kıyas. İLE Retorik. Güvene bağlı olarak kabullenilen(makbûlât) önermelerden oluşan kıyas. İLE Poetik. İnsan ruhunu mutluluğa ya da mutsuzluğa yöneltici etkisi olan önermelerden oluşan kıyas. İLE Sofistik. Gerçeğe benzer ya da yaygınlık kazanmış yalan ya da kuruntudan oluşan önermelerden oluşan kıyas. )
( Safsata Türleri )

- EMİR ile/ve/||/<>/< CEBİR

- EMPOZE (ETMEK) değil/yerine/= DAYATMAK

- EN ANLAMLI YEMİN ile EN BÜYÜK İNTİKAM ile EN ADİ SÖZ ile EN GÜZEL YANIT
( Söz vermek. İLE Affetmek. İLE "Seni hiç sevmemiştim." İLE Gülüp geçmek. )

- ENGELLEME ile/değil ÖTELEME

- EŞEYSEL ENGELLENME ile/ve/değil VAROLUŞSAL ENGELLENME

- EŞYALARI/ÇANTAYI:
BIRAKMAK, ORTAMA GÜVENMEK
yerine/değil YANINDA TUTMAK, SAHİP ÇIKMAK
( Eşyanın/çantanın yanınızda tutulmasının gerekliliği, çalınmaması için değil/yanısıra, bir hasar/kayıp ya da hırsızlık durumunda orada bulunan herkesi zan altında bırakmaması içindir. )

- EZBERCİ/LİK ile/değil/yerine HAZIRCI/LIK

- FREN YAPMAK ile/ve/değil/yerine/||/<> HIZ KESMEK

- GAFLET ile/ve/<> CEHÂLET

- GALAT-I MEŞHUR ile/değil GALAT-I FÂHİŞ
( Yanlış anlama geldiği ve yanlış kullanıldığı halde çoğunluğun benimseyip kullandığı sözcükler. İLE/DEĞİL Hiçbir şekilde kullanımı uygun görülmeyen sözcükler. )

- GARAZ değil/yerine/= HEDEF, GAYE, MEYİL, İSTEK

- GAZAB değil/yerine/= ÖFKE, HİDDET, KIZGINLIK

- GEÇİCİ ile/ve ALDATICI

- GENELLEME ile/ve/||/<>/> HATA

- GENELME ile GENELEME ile GENELLEME
( Genişleme. İLE Bir düşüncenin, farklı sözlerle, yeniden/tekrar anlatılması. İLE Bir ya da birkaç özel/tekil veriyi/durumu, herşeyi/herkesi katarak ve tek bir şeye indirgeyerek açıklamaya çalışma "iddiası"/zayıflığı.[Tüm genellemeler, yanlıştır! Bu bile!] )

- GERGİN/LİK ile/ve/değil ŞİŞKİN/LİK

- GİRİŞİM/GİRİŞMEK ile KALKIŞMAK

- GÖRDÜĞÜNÜ "SEVMEK" ile/değil/yerine/>< SEVDİĞİNİ GÖRMEK

- GÜCÜN:
KENDİ ELİNDE TUTULMASI
ile BAŞKASINA UYGULANMASI
( Elinde biriktirdiğin/tuttuğun oranda sana zarar verir. İLE Başkasına zarar verir. )
( Haset vb. )

- GÜRÜLTÜ/DAĞDAĞA ve/<>/= DEDİKODU

- HADDİ/Nİ AŞMA ile/ve/||/<>/>/< "RAHATLIK"
( HADDİ/Nİ AŞMA ile/ve/||/<>/>/< "RAHATLIK" )

- HADDİNİ-HESABINI (BİLMEMEK)

- HAFİFE ALMAK ile/ve/<> GENELLEMEK

- HAFİFE ALMA ile/değil/yerine ELEŞTİRİ

- HAKARET ile/değil TESPİT

- HAKİKÂTİNİ DAĞITMAK ile/ve HAKİKÂTİNDEN VAZGEÇMEK

- HAKKINDA KONUŞMAK ile DEDİKODU
( Çocukların ağzı fakat "büyüklerin" içi konuşur. )
( Konuştuğunda hayır söyle ya da sus! )

- HAMAL/LIK ile/ve/||/<> HAİN/LİK
( (")Düşmanından("), bir şey almayanların durumu. İLE/VE/||/<> (")Düşmanından("), yanlış şeyler alanların durumu. )

- HARAZA ile HARAZA
( Kavga, gürültü, karışıklık. | Öfke, sinir. İLE Sığırın öd kesesinden çıkan taş. )

- HASED ile BUHUL ile ŞUH ile GIPTA
ile/değil/yerine/>/<
SEHÂVET ile İSÂR ile CÛD ile FAKR ile MAHV

( | "Bende yok, onda da olmasın." İLE "Bende var ama onda olmasın". İLE "Onunki, benim olsun". İLE "Onda var, bende de olsun". |

İLE/DEĞİL/YERİNE/>/<

| "Bende var ama onda da olsun". İLE "Benim değil onun olsun". İLE "Benim yok ama onun, olsun". İLE "Onda yok, bende de olmasın". İLE "[Paylaştığı/bölüştüğü halde ...] Bir şey mi vermişim/z?". | )

- HASED/HASET
( KIŞKANÇLIK, ÇEKEMEMEZLİK | HAKKI ÖRTMEK [KÖKÜ KÜFÜRDÜR] )

- HATA-SEVAP değil HATA-SAVAB

- HATADAN:
ÇEKİNMEK
ile/değil KAÇINMAK

- HATAR ile/ve/> HAVF
( Tehlike. İLE/VE/> Korku. )

- HATÂT ile HATÂT ile HATTÂT
( Cilt yangısından/iltihabından meydana gelen kabukların soyularak iyi olanları. İLE Bağırma, çığırma. İLE El yazısı çok güzel olan sanatkâr. Hatt[güzel yazı] sanatçısı. )

- HATA ile AÇIK, HESAP AÇIĞI

- HATA ile HELÂK

- HATA ile/ve/değil İHMAL

- HATA ile/ve KAZÂ

- HATA ile/ve/değil/< NİYET BOZUKLUĞU

- HATA ile/ve SONUÇ

- HATA ile TUTUM
( Aynı hatayı, iki kez yapamayız. Birincisi hataydı belki fakat ikincisi, artık bir yeğlemedir, yanlış bir tutumdur. )

- HATÂ değil/yerine/= YANLIŞ

- HESABI:
"YIKMAK"
ile/ve/değil/yerine "YÜKLEMEK"

- HİÇKİMSEYİ:
ÖVMEMEK
ve/||/<> KÜSMEMEK ve/||/<> YAKINMAMAK ve/||/<> SUÇLAMAMAK
( Olgunluğun gereği ve göstergelerindendir. )

- HIRS = AMBITIO[İng.] = AMBITION[Fr.] = EHRGEIZ, EHRSUCHT[Alm.] = AMBITIO[Lat.]

- HIZ REKORU ile/değil HIRS REKORU

- HİZİPLEŞME ile HIRLAŞMA

- HİZMETİN:
[ne yazık ki]
KÖTÜ İŞLEMESİ
ile/ve/||/<>/< GEÇ İŞLEMESİ ile/ve/||/<>/< İŞLEMEMESİ

- HÖDÜK/LÜK ile/ve/değil/<> GÜDÜK/LÜK
( Görgüsüz, kaba, anlayışı kıt kişi. İLE/VE/DEĞİL/<> Eksik yanı olan, tamamlanmamış, kısa. | Kuyruğu kesik ya da kopmuş. | Yetersiz, sonuç vermemiş. )

- HUZURSUZLUK ile/ve/<> SIKINTI
( Dıştakilerden kaynaklı. İLE/VE/<> İçeride olanlar. )

- İCTİNÂB/İHTİYAT[Ar.] değil/yerine/= SAKINMA, ÇEKİNME, UZAKLAŞMA

- İFRÂD ile TEFRÎT
( TEK OLARAK SÖYLEME, MÜFRED | AYIRMA | TEK BAŞINA HACCA GİTME | AŞIRI GİTME, AŞIRILIK )

- İHÂNET değil/yerine/>< SEVGİ
( İhânet, sevgiyi öldürür. )
( KÂBİL >< HÂBİL )

- İHÂTA değil/yerine/= KAVRAYIŞ/ANLAYIŞ
( Bir şeyin etrafını çevirme, sarma, kuşatma. | Tam kavrayış, anlayış, geniş bilgi. )

- İHBAR ile/ve/değil DEDİKODU

- İHBAR ile/ve İTİRAF

- İHMAL ile GÖZARDI

- İHMAL ile/ve/> İKİLEM

- İHMAL ile TERK

- İHTİLÂF ile HİLÂF
( Köke ilişkin. İLE Basit bir konuya ilişkin. )
( Delillendirilen. Müdellel. İLE Delillendirilmeyen. Gayr-ı müdellel. )
( Kişiler arasında. İLE Yöntem(usûl) ve ilkelerde. )
( Olabilir. İLE Olmamalı. )

- İKİYÜZLÜ/LÜK ile/ve/değil/||/<>/>/< KORKAK/LIK

- İKTİBÂS ile/ve/<> TAKLİT

- İLGİSİZLİK ile/ve/değil KAYITSIZLIK

- İLTİFAT ile HAKARET

- İNDİRGEME ile/ve/||/<>/>/= HADDİNİ AŞMAK

- İNDİRGEME ile/ve/> İHMAL

- İNKÂR değil BİLDİĞİNİZ GİBİ

- İNKÂR ile CAHT
( ... İLE Bile bile inkâr etme. )

- İNKÂR ile/değil İTİRAF

- İNKÂR ile KABUL ETMEME

- İNTİZÂR[< NAZAR] ile/ve/<> İNKİSÂR[< KESR]
( Bekleme, gözleme. | İlenme, beddua. İLE/VE/<> Kırılma. | Gücenme. | İlenme, ilenç. )

- İRONİ > ALAY ALIŞKANLIĞI

- İŞARET PARMAĞIYLA GÖSTERMEK ile/ve/değil/yerine/|| AYAK İZİ

- ISIRMAK ile/değil/yerine "DİŞLERİNİ GÖSTERMEK"

- İSRAF ve/değil/yerine İNFÂK

- ISRAR ile/ve İBRÂM[Ar.]
( ... İLE/VE Can sıkacak derecede ısrar etme, üstüne düşme, zorlama. )

- ISRÂR ile ISNÂ'
( Ayak direme. İLE Yardım etme. | Anla(ya)mayan birinin, gerektiği gibi öğrenmesi. )

- İSTATİSTİKSEL HATA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
YETERSİZ ÖRNEK
ile/ve/||/<> TEMSİL ETMEYEN ÖRNEK ile/ve/||/<> YANLIŞ BENZETME ile/ve/||/<> YOK SAYMA ile/ve/||/<> SÜMEN ALTI ile/ve/||/<> KUMARBAZ

- İSTİCVÂB[< CEVÂB] değil/yerine/= SORUP YANIT ALMA, YANIT ALMA AMACIYLA SÖYLETME | SORGU

- İSYAN/KÂR/LIK ile/ve/değil/yerine/<> TEPKİ/SEL/LİK

- İSYÂN ile/ve/<> İNTİZÂR
( Emre boyun eğmeme, itaatsizlik. | Başkaldırı, ayaklanma. İLE/VE/<> Bekleme, gözleme. | İlenme, beddua. )

- İTİRAF ile İFŞÂ

- İTİRAF ile/ve VURGULAMA

- İYİDEN İYİYE (ŞIMARMAK, HADDİNİ AŞMAK)

- KAÇMAK ile/değil/yerine UZAK DURMAK

- KAKIMAK = ÖFKELENMEK

- KANDIRMAK(YEMEK) ile YANILTMAK

- KANDIRMAK/ALDATMAK ile/ve/değil AVUTMAK

- KAS (GÜCÜ) ile/ve/<>/yerine/değil DÜŞÜNCE (GÜCÜ)

- KAYBEDENLER ile KAYBOLANLAR
( Kaybolmayı isterler. İLE Bulunmayı beklerler. )

- KAYITSIZ/LIK ile/ve/||/<>/>/< ÂTIL/ATÂLET

- KAYITSIZ/LIK ile VURDUMDUYMAZ/LIK
( Kişi ne yaparsa, kendi yapar, kendine yapar fakat bazı tutumlarla etrafındakilere de zarar verebilir! )

- KAYITSIZLIK değil/yerine/>< DERT EDİNME

- KAYITSIZLIK ile/ve DIŞLAMA

- KAYITSIZLIK ile/ve/değil/yerine İLGİLENMEMEK

- KAZA ile FELÂKET

- KAZA ile HATA ile YEĞLEME/TERCİH
( 1 KEZ ile 2. KEZ ile 3. KEZ )

- KÂZIM ile KÂZÎM
( Öfkesini tutan. [arasıra] İLE/VE Öfkesini tutan. [sürekli] )

- KENDİNİ BİLMEMEK ile/ve/değil DENSİZLİK
( ... İLE/VE/DEĞİL Yakışıksız ve saygısızca davranma. )

- KENDİNİ BİLMEYİŞ/BULMAYIŞ:
> DÜŞMAN BULMAK
ve/ya da/yoksa da DÜŞMAN YARATMAK

- KEYFÎ/LİK değil/yerine/= OLUMSAL/LIK

- KEYFİYET ile/değil/yerine TASARRUF

- KEYFÎ ile/değil/yerine İTİBÂRÎ
( Tüm ayrımlar, itibârîdir fakat keyfidir anlamına gelmez! )

- KEYİF ve/<> GÜVENLİK

- KİBİR ile/ve/<>/değil BAĞIMLILIK
( Kibir, kişinin, sahip olduklarını, "hak etmediği" korkusundan kaynaklanır... )

- KİBİR >< KISKANÇLIK/GÜNÜ/HASET
( Sahip olanda. >< Sahip ol(a)mayanda. )

- KİBİR = PRIDE[İng.] = ORGUEIL[Fr.] = HOCHMUT[Alm.] = SUPERBIA[Lat.]

- KİBİR >< SAYGI(HÜRMET)

- KİŞİLERİN, BİZİ HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRATMASI ile/ve/değil/<>/< YANLIŞ KİŞİLERE YATIRIM YAPMAMIZ ve/ya da KİŞİLERDEN, FAZLA BEKLENTİDE OLMAK

- KISKANÇ/LIK ile/ve/değil HUYSUZ/LUK

- KISKANÇLIK:
HALK ARASINDA
ile SINIRLI/BELİRLİ BİR ÇEVREDE (/[eskiden] SARAYDA)
( İğne ucu gibidir. İLE Hançer ucu gibidir. )

- KISKANÇLIK ile/ve BEĞENMEME

- KISKANÇLIK ile ÇEKEMEMEZLİK

- KISKANÇLIK ile/değil/yerine GIPTA
( İlgili olanağın o kişinin elinden çıkmasını istemek. [ve gerçekleşmesi için anlamsız sorunlar çıkarmaya çabalamak.] İLE/DEĞİL/YERİNE Kendi elinde de bulunmasını istemek [ve gereklerini yerine getirmeye çabalamak.] )
( Kişi, başkalarını kıskanarak, pek çok şanssızlığı üzerine çeker. )

- KISKANÇLIK ile/ve/değil İĞRENME

- KISKANÇLIK = JEALOUSY[İng.] = JALOUSIE[Fr.] = EIFERSUCHT[Alm.] = ZELOTYPIA[Lat.]

- KISMEN "DOĞRU" ile/ve/||/<>/> ABARTI

- KIYAS/LAMAK ile/ve/değil/<> KISKANÇLIK

- KIYASLAMA HATALARI:
GENELLEŞTİRME
ile/ve/||/<> ÖZELLEŞTİRME

- KIYAS ile/değil YANLIŞ KIYAS
( ... İLE Bilgisizin/cahilin yaptığı. )

- KIZMAK ile/ve/<> "TAPASI ATMAK"

- KIZMAK ile/ve/||/<>/< BİLGİSİZLİK
( Ne kadar az bilirsen, o kadar kızarsın. )

- KIZMAK ile/değil DOĞRUDAN SÖYLEMEK

- KIZMAK ile/değil/yerine/< ÜZÜLMEK

- KOLAYCILIK ile/ve/||/<> KAÇIŞ

- KONUNUN ÖZÜNÜ KAÇIRMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
KISIR DÖNGÜ
ile/ve/||/<> İLGİSİZ AMAÇ ile/ve/||/<> İLGİSİZ SONUÇ ile/ve/||/<> İDDİAYI ZAYIFLATMA ile/ve/||/<> KONUYU SAPTIRMA

- KONUŞMAK:
"AĞIZLA"
ve/değil/||/<>/< AKILLA

- KONUŞTURAN/KONUŞULAN REKLÂM ile/ve/<>/değil/yerine SATTIRAN REKLÂM

- KOPUK/LUK ile KAYITSIZ/LIK

- KORKAK ile/ve/<> KAYPAK

- KORKULACAK OLAN:
BİZİMLE AYNI DÜŞÜNCEDE OLMAYANLAR
ile/değil/yerine AYNI DÜŞÜNCEDE OLMAYIP BUNU SÖYLEME CESARETİNDE OLMAYANLAR

- KORKUTAN ile/ve/||/<> KORKAN
( Korkutanlarla ile korkanlar arasında sessiz bir suç ortaklığı vardır. )

- KORKU ile/ve/<>/değil ÇARESİZLİK

- KORKU ile/ve/||/<>/> ÖFKE

- KORUMAK:
[hem] KİŞİYİ, KENDİNDEN
hem de DOĞAYI, İNSANDAN

- KOŞULLARIN "AĞIRLIĞI" değil/ne yazık ki ("BAZI") "KİŞİLERİN" DUYARSIZLIĞI/KAYITSIZLIĞI

- KÖTÜ/LÜK ile/ve/değil KISKANÇ/LIK / HASUT[Ar.]
( Başkasına zarar vermek, kendini güvende hissetmeyen kişinin korkusundan kaynaklanır. )

- KÖTÜ ile ACAYİP

- KÖTÜ ile/ve İSTENİLMEYEN
( İyi şeylerden istemeyerek uzak kalınır, kötü şeylerden isteyerek. )

- KÖTÜ ile/değil/yerine KULLANIŞSIZ

- KÖTÜ ile/ve REZÂLET/REZİL

- KÖTÜ ile/ve/değil/<> ÜSTÜNKÖRÜ

- KÖTÜ ile YARARSIZ

- KÜÇÜK HESAP ile/değil/yerine/>< AYRINTI
( "Küçük/güdük zihin"liler "uğraşır". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Profesyoneller uğraşır. )
( Gözü, tanede olan kuşun, ayağı, tuzaktan kurtulmaz. )
( FERİ[Ar.]: Ayrıntılarla ilgili, ayrıntı niteliğinde olan. | İkinci derecede/n olan. )

- KÜFÜR ile/ve/<> İDDİA
( Küfürlerin büyük çoğunluğu aynı zamanda birer iddiadırlar. )

- KUMAR BAĞIMLILIĞI DÖNEMLERİ/NDE:
BALAYI
ve/||/<>/> DURAKLAMA ve/||/<>/> ÇÖKÜŞ ve/||/<>/> YIKILIŞ
( Genellikle kısa sürer ve "kazançlı" geçen bir dönemdir. Daha sonraki süreçte, sürekli bu dönem anımsanarak oynanmaya devam edilir. VE/||/<>/> Kazanma ve kaybetme dönemleri, ardışık bir biçimde birbirini takip eder. VE/||/<>/> Kayıplar artmaya başladığından dolayı bahis miktarları çoğalır ve borçlanmalar başlar. İş ve aile, boşlanmaya başlanır. Alkol ve madde tüketimi artar/başlar. VE/||/<>/> Ekonomik kaynaklar tamamen tükenmiştir. Yalan, yasadışı maddî kaynak kullanma, yasal sorunlar, aile parçalanması, depresyon ve intihar görülür. )

- KURNAZ/LIK ile SİNSİ/LİK

- KÜSTAHLIK değil "GÜÇLÜ OLMA(/GÖRÜNME)" TAKLİDİ
( Küstahlık, zayıf kişinin, güçlü olma çabasıdır/taklididir. )

- KUVVE-İ GAZABİYYE ile/ve KUVVE-İ ŞEHVİYE

- LÂF GETİREN ile/ve/> LÂF GÖTÜREN

- LAY vs. LIE

- MANEVİYÂT:
KABALIKTAN
> ZARÂFET'E

- MECAZ ile/ve YALAN
( İBNİ ARÂBÎ )

- MEŞRÛLAŞTIRMA ile KILIFLANDIRMA

- MEZELLET[Ar.] değil/yerine/= ALÇALMA, BAYAĞILAŞMA

- MIYMINTI/LIK ile MİSKİN/LİK[Ar.]
( Kişinin sabrını tüketecek derecede yavaş ve mızmızca iş gören. İLE Çok uyuşuk olan. | Hoş görülmeyecek durumlar karşısında tepki göstermeyen. | Âciz, zavallı. | Cüzzam hastalığına tutulmuş olan. )

- MIZIKÇI/LIK değil/yerine/= OYUNBOZAN/LIK
( Çeşitli nedenlerle oyunu bozan, yenilgiyi kabul etmeyen, kolayca darılan kişi. )

- MUHÂCİM[Ar. < HÜCUM] değil/yerine/= SALDIRAN/SALDIRICI

- MUSALLAT[Ar.] değil/yerine/= PEŞİNE DÜŞME/DÜŞEN
( Bir kişi ya da şeyin üzerine, bıktıracak kadar düşmek/düşen. )

- MUTAASSIP(/B)[Ar.] değil/yerine/= BAĞNAZ/AŞIRI TUTUCU

- MÜTEHADDİ'[< HUD'A] ile MÜTEHADDÎ
( Bilerek aldanan, tahaddu' eden. İLE Çekişen, tahaddî eden. )

- MÜTEHADDİR[< HADER] ile MÜTEHADDİR
( Örtünen, bürünen, tahaddür eden. İLE Yokuş aşağı giden, hızla aşağı doğru inen, yuvarlanan. )

- MÜTEHADDIR ile MÜTEHÂDI'
( Yeşillenen, yeşil renk bağlayan, tahaddur eden. İLE Aldanmamış iken aldanmış gibi görünen. )

- MUTSUZLUK NEDENLERİ'NDE:
CEHÂLET
ve DALGI/GAFLET

- NARSİSİST ile SOLİPSİST

- NEDENİNİ GÖRÜP:
GÖZARDI EDEN / KAYITSIZ KALAN(LARDAN OLMAK)
ile/değil/yerine GÖRDÜKLERİNDEN HOŞLANMAYANLARDAN OLMAK

- NEFRET ile/değil/yerine/>< SEVGİ
( 3 DEREKE[Cehâletle orantılı olarak] ile/değil/yerine/>< 3 DERECE )
( Kendinden. Yanındakilerden. Onu sevenlerden. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Kendini. Yanındakileri de. Onu sevenleri de. )
( Eden uzaklaşır. >< Yakınlaştırır. )
( Düşmanlarımızdan nefret etmemek gerek. Bu, algılama ve yargılama yetimizi sınırlar. )
( Nefret, başarısızlığa uğramış sevgidir. )

- NETLİK ile "AŞIRILIK"

- ÖFKE ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< "TEPKİ"

- ÖFKE ile/değil BATKI/HÜSRAN

- ÖFKE ile/değil/yerine/>< GÜLÜMSEME :)
( Öfkenin uzaklaştırdığını, gülücükler geri getiremez. )

- ÖFKE yerine HÜZÜN

- ÖFKE ile/değil/yerine/>< ŞECÂAT
( ... İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Haksızlığa karşı olan öfke. | Yiğitlik, yüreklilik. )
( Öfkeyi, şecaate çeviren, merhamettir. )

- ÖFKE ile/ve/> UTANMA
( Öfke gelir, göz kararır; öfke gider, yüz kızarır. )

- ÖFKE ile/ve/||/<>/>< ZARAR
( Öfkeyle kalkan, zararla oturur. )

- ÖĞÜT ile/ve/<>/>< HAKARET
( Bir insana, başkaları yanında verilen "öğüt", öğüt değil "küçük düşürme", "aşağılama" ya da "hakaret" olabilir/olur[bazen/çoğunlukla]. Kimseye ve de özellikle çocuklara, ne kıyas, ne de öğüt, doğru/uygun zaman, zemin ve koşullar oluş(turul)madıkça, yapılmamalıdır. )

- OLASI (BİR DURUM/SÜREÇ/YANLIŞLIK/KAZA/SONUÇ) ile/ve/değil/yerine OLASI(LIKLI) (BİR DURUM/SÜREÇ/YANLIŞLIK/KAZA/SONUÇ)

- OLAY/OLGU/DURUM ile/ve/||/<>/>< YADSIMA

- ÖLÇÜSÜZ/LÜK ile/ve/değil/||/<> "GEMSİZ/LİK"

- OLUMSUZ BAKIŞ/BAKAN ile/değil/yerine/>< OLUMLU BAKIŞ/BAKAN
( Her çözüm için mutlaka bir "sorun" bulmak/bulanlar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Her "sorun" için en az bir çözüm bulmak/bulanlar. )

- OLUMSUZLUKLARI/OLUMSUZLUKLARDAN:
"BESLE(N)ME"
ile/ve/<> "BEZE(N)ME"

- ÖNEMSEMEMEK ile HAFİFE ALMAK

- ÖNYARGI ile/ve/değil/yerine ÖN ANLAMA

- ÖVGÜ(MEDH) >< YERGİ(TENKİD)

- ÖVÜNMEK ile BÖBÜRLENMEK

- OYUNA GE(TİRİ)LME! değil/yerine/>< KENDİNE GEL!!!

- ÖZDEŞLEŞTİRME ile/ve/||/<> KÖRLÜK

- PARÇASI OLMAK ile/yerine/değil UZANTISI OLMAK

- PİŞKİN/LİK ile/ve/değil/yerine EMİN/LİK

- PİŞKİN/LİK ile/ve/||/<> YÜZSÜZ/LÜK

- PİŞMAN/LIK değil/yerine/>< DAYANÇ/LI / SABIR/LI
( Uzun süreli. DEĞİL/YERİNE/>< Kısa süreli.
[Kısa süreli dayanç, uzun süreli pişmanlıktan korur.] )

- PROVOKATÖR değil/yerine/= KIŞKIRTMACI

- RAHATSIZ ETMEK ile/ve RENCİDE[Fars. Kalbi kırılma, incinme.] ETMEK

- REZİL/LİK ile/ve/||/<> SEFİL/LİK

- REZİL değil/yerine/>< ZEVİL

- SABRI OLMAYAN ile/ve/değil/yerine/>/<>/>< RÂZI OLAN
( İntizar eden. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/>/<>/>< Zevk eden. )

- SAÇMA(LIK)LAR / SAFSATALAR ile/değil/yerine FaRkLaR
( Sözcükler: "SEN ..." / "SEN DE ..." ile başlatılan/saldırılan "tanımlar".
* Tanım/açıklama: Tartışmada, öteki kişinin söz ve hareketlerini, kendi görüşünü savunmada kanıt olarak kullanma. | "Bir savın doğruluğunun, savı geliştiren kişinin, kişiliği ile ilgisi olduğu" "savı". | Bir kişinin önerileri yerine, önerinin reddedilmesini sağlamak üzere, kişiye sövülerek yapılan saldırı.
Örnek: - "Senin müdür hakkında söylediklerini duydum. Nankör adam! Sen müdürün o kadar ekmeğini yedin!"
- "...yı şu yaptıysa doğrudur/yanlıştır."
- "...yı savunuyorsa ahlâksızın tekiymiş."
Lat./İng.: ARGUMENTUM AD HOMINEM

* Tanım/açıklama: Tepkisel indirgemecilik.
Örnek:
- ... sorununun bu hâle gelmesinin toplumsal, ekonomik, politik bir sürü nedeni var.
- "Terör örgütünü mü savunuyorsun bana?!..."
İng.: STRAW MAN

Sözcük: "ONA BAKARSAN ..." ile başlayan "tanımlar".
Tanım/açıklama: "Ortak özellik gösteren iki önermenin birbiriyle aynı olması ya da birbirine çok benzemesi gerektiği" "savı". ZAYIF BENZETME
Örnek: "Osmanlı İmparatorluğu da tıpkı Roma İmparatorluğu gibi parçalanmıştır."
İng.: WEAK ANALOGY

Sözcük: "HERKES ..." ile başlayan "tanımlar".
Tanım/açıklama: "Çoğunluğun benimsediğinin doğru olduğu" "savı".
Örnek: " 'Herkes' ona oy verdiğine göre yaptıkları da doğrudur."
Lat.: ARGUMENTUM AD POPULUM

Sözcük: "DEMEK Kİ ..." ile başlayan "tanımlar".
Tanım/açıklama: "Zaman içinde, önce gerçekleşen bir olgunun, onu izleyen başka bir olgunun nedeni olması gerektiği" "savı".
Örnek: "Güneş tutulmasından sonra deprem oldu. Demek ki depremin nedeni güneş tutulmasıdır."
Lat.: POST HOC ERGO PROPTER HOC

Sözcükler: "DEMEK Kİ ..." / "SONUÇTA ..." / "TEMELDE ..." ile başlayan "tanımlar".
Tanım/açıklama: "Tersi kanıtlanamayanın doğru olduğu" "savı".
Örnek: "UFO'ların dünyayı ziyaret etmediği yolunda hiçbir kanıt yoktur. Demek ki ediyorlar."
Lat.: ARGUMENTUM AD IGNORANTIAM

Sözcükler: "DEMEK Kİ ..." / "ZATEN ..." ile başlayan "tanımlar".
* Tanım/açıklama: "Bağlantı, ilişki ya da ortak özelliklerin, mutlaka neden-sonuç ilişkisi içinde olduğu" "savı".
Örnek: "Genç kızlar, çok çikolata yiyor. Genç kızlarda sivilce çok görülüyor. Demek ki, sivilcenin nedeni çikolatadır."
Lat.: CUM HOC ERGO PROPTER HOC

* Tanım/açıklama: "Geleneksel olanın doğru olduğu" "savı".
Örnek 1: "...'yı öldürmemiz gerekiyor. Çünkü töre böyle."
Örnek 2: "Bunca yıldır böyle yapılıyor. Demek ki doğrudur."
Lat.: ARGUMENTUM AD TRADITIO / ANTIQUITATEM

* Tanım/açıklama: "Bir tartışmanın taraflarından birinin sessiz kalmasının, sessiz kalan tarafın tartışılan konuda bilgisi olmadığını, haksız olduğunu veya yanıldığını kabullenmesi anlamına geldiği" "savı".
Örnek: "Sükût, ikrardan gelir! Türk atasözü."
Örnek:
- Sanık, sorguda susma hakkını kullanmıştır!
- "Suçsuzsa neden sussun ki?! Kalkıp açık açık, 'Ben suçsuzum!' derdi suçlu olmasaydı!"
Lat.: ARGUMENTUM EX SILENTIO

Sözcükler: "DEMEK Kİ ..." / "BELKİ DE ..." ile başlayan "tanımlar".
Tanım/açıklama: "Sorunun ardında yatan varsayımların doğru olduğu" "savı". YÜKLÜ SORU
Örnek:
- Uyuşturucu kullanmaktan ne zaman vazgeçtin?
- Vazgeçmedim!
- Demek ki hâlâ kullanıyorsun?!...
- Hayır, hiç kullanmadım!
- "Ama vazgeçmediğini itiraf ettin!"
İng.: LOADED QUESTION

Sözcükler: "TEMELDE ..." / "HİÇ" / "HEP" ile başlayan "tanımlar".
Tanım/açıklama: Döngüsel nedensellik. Kendi kendini "kanıtlayan" önerme.
Örnek: "O, tembeldir. Çünkü çalışmayı hiç sevmez."
Örnek: "Yalancı değilim. O nedenle, tüm söylediklerim doğrudur."
Örnek: "Sudan hafif maddeler yüzerler. Çünkü batmazlar."
Lat.: PETITIO PRINCIPII
İng.: BEGGING THE QUESTION

Sözcükler: "NASILSA ..." ile başlayan "tanımlar".
* Tanım/açıklama: "Ünlülerin/güçlülerin/zenginlerin söylediklerinin doğru ya da yoksulların söylediklerinin yanlış olduğu" "savı".
Örnek 1: "... bunu söylüyorsa doğrudur."
Örnek 2: "O beş parasızın teki! Söylediklerine kim inanır!?..."
Lat.: ARGUMENTUM AD CRUMENAM

* Tanım/açıklama: "Yoksulların söylediklerinin doğru ya da zenginlerin söylediklerinin yanlış olduğu" "savı".
Örnek: "Adamın beş parası yok ki çapkınlık yapabilsin!"
Örnek: "Adamın milyonları var. Güya eşini hiç aldatmamış!"
Lat.: ARGUMENTUM AD LAZARUM

* Tanım/açıklama: "Acınacak durumda olmanın ya da çaresizliğin, söylenilen ya da yapılanların yanlışlığına ağır bastığı" "savı".
Örnek: "Adam ayakta duramayacak denli yaşlı ve hasta. Bence geçmişte yaptıklarından sorumlu tutulmasına artık gerek kalmamalı."
Lat.: ARGUMENTUM AD MISERICORIDIAM

Sözcükler: "İLLE DE" / "TEMELDE ..." ile başlayan "tanımlar".
Tanım/açıklama: "Yalnızca iki seçeneğin var olduğu savı." YANLIŞ İKİLEM.
Örnek: "Ya çözümün bir parçasısındır ya da sorunun!"
İng.: BIFURCATION

Sözcükler: "ELİMDE DEĞİL ..." / "NE BİLEYİM ..." sözlerinin eklendiği "tanımlar".
Tanım/açıklama: "Güç"/"zayıflık" kullanımı.
Örnek: "Ders kitaplarında yazılanlar doğrudur. Eğer yanlış dersem öğretmen beni sınıfta bırakır."
Lat.: ARGUMENTUM AD BACULUM


Az kullanılması gerekenleri ve kullanırken çok dikkat edilecekleri bil de KONUŞ!!! )
( http://www.nku.edu/~garns/165/ppt3_2.html

http://courses.washington.edu/spcmu/334/fallacies.html )
( Safsata Türleri )

- SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR:
BİÇİMSİZ
ile/ve/||/<> BELİRSİZLİK ile/ve/||/<> SALDIRI ile/ve/||/<> KONUNUN ÖZÜNÜ KAÇIRMA ile/ve/||/<> TARTIŞMALI NEDEN ile/ve/||/<> İSTATİSTİKSEL HATA ile/ve/||/<> ŞAŞIRTMA ile/ve/||/<> YETKEYE BAŞVURMA ile/ve/||/<> DUYGULARA BAŞVURMA ile/ve/||/<> KIYASLAMA HATALARI ile/ve/||/<> SINIFLANDIRMA HATALARI
( BİÇİMSİZ SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR ile/ve/||/<> SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR
( INFORMAL FALLACIES vs./and/||/<> FALLACIES )

BELİRSİZLİK SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: GÖNDERMELİ ile/ve/||/<> VURGULAMA ile/ve/||/<> ÇOK ANLAMLILIK
( FALLACY OF: EQUIVOCATION vs./and/||/<> ACCENT vs./and/||/<> AMPHIBOLY )

SALDIRI SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: KARALAMA ile/ve/||/<> NİTELİKSEL ile/ve/||/<> "SEN / SEN DE ..." ile/ve/||/<> DOLDURUŞA GETİRME
( ARGUMENT AGAINST THE MAN vs./and/||/<> CIRCUMSTANTIAL AD HOMINEM vs./and/||/<> FALLACY OF "YOU / YOU ALSO" vs./and/||/<> POISONING THE WELL )

KONUNUN ÖZÜNÜ KAÇIRMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: KISIR DÖNGÜ ile/ve/||/<> İLGİSİZ AMAÇ ile/ve/||/<> İLGİSİZ SONUÇ ile/ve/||/<> İDDİAYI ZAYIFLATMA ile/ve/||/<> KONUYU SAPTIRMA
( BEGGING THE QUESTION vs./and/||/<> FALLACY OF IRRELEVANT PURPOSE vs./and/||/<> IRRELEVANT CONCLUSION vs./and/||/<> FALLACY OF STRAW-MAN vs./and/||/<> FALLACY OF RED HERRING )

TARTIŞMALI NEDEN SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: YANLIŞ NEDEN ile/ve/||/<> ÖNCESİNDE ile/ve/||/<> ORTAK ETKİ ile/ve/||/<> GÖZDEN KAÇIRILABİLİR NEDEN ile/ve/||/<> YANLIŞ YÖN ile/ve/||/<> KARMAŞIK NEDENLER
( FALLACY OF FALSE CAUSE vs./and/||/<> FALLACY OF "PREVIOUS THIS" vs./and/||/<> JOINT EFFECT vs./and/||/<> GENUINE BUT INSIGNIFICANT CAUSE vs./and/||/<> WRONG DIRECTION vs./and/||/<> COMPLEX CAUSE )

İSTATİSTİKSEL HATA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: YETERSİZ ÖRNEK ile/ve/||/<> TEMSİL ETMEYEN ÖRNEK ile/ve/||/<> YANLIŞ BENZETME ile/ve/||/<> YOK SAYMA ile/ve/||/<> SÜMEN ALTI ile/ve/||/<> KUMARBAZ
( FALLACY OF INSUFFICIENT SAMPLE vs./and/||/<> UNREPRESENTATIVE SAMPLE vs./and/||/<> FALSE ANALOGY vs./and/||/<> SLOTHFUL INDUCTION vs./and/||/<> FALLACY OF SLANTING vs./and/||/<> GAMBLER'S FALLACY )

ŞAŞIRTMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: DEVEDE KULAK ile/ve/||/<> YA SİYAH, YA BEYAZ ile/ve/||/<> KANITLAMA ZORUNLULUĞU ile/ve/||/<> FELÂKET ÇIĞIRTKANLIĞI ile/ve/||/<> İMÂLI SORU ile/ve/||/<> ÇOK SORULU ile/ve/||/<> SINIRLI SEÇENEK
( FALLACY OF THE BEARD vs./and/||/<> BLACK OR WHITE FALLACY vs./and/||/<> ARGUMENT FROM IGNORANCE vs./and/||/<> FALLACY OF SLIPPERY SLOPE vs./and/||/<> COMPLEX QUESTION vs./and/||/<> FALLACY OF MANY QUESTIONS vs./and/||/<> FALLACY OF LIMITED CHOICES )

YETKEYE BAŞVURMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: BİR BİLENE SORMA ile/ve/||/<> YETERSİZ KAYNAK ile/ve/||/<> İNANCA BAŞVURMA ile/ve/||/<> ORTAK TUTUMA BAŞVURMA ile/ve/||/<> ÖBEK BASKISI ile/ve/||/<> YARARCI ile/ve/||/<> BEĞENDİRME ile/ve/||/<> DAYATMA ile/ve/||/<> İÇİNDEKİ DEĞİL DIŞINDAKİ(ZARF-MAZRUF) ile/ve/||/<> GENETİK
( ARGUMENT TO AUTHORITY vs./and/||/<> FALLACY OF UNQUALIFIED SOURCE vs./and/||/<> APPEAL TO BELIEF vs./and/||/<> APPEAL TO COMMON PRACTICE vs./and/||/<> BANDWAGON, PEER PRESSURE vs./and/||/<> PRAGMATIC FALLACY vs./and/||/<> APPEAL TO PERSONAL INTERESTS vs./and/||/<> FALLACY OF "IS" TO "OUGHT" vs./and/||/<> STYLE OVER SUBSTANCE vs./and/||/<> GENETIC FALLACY )

DUYGULARA BAŞVURMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: TEHDİT ile/ve/||/<> DUYGU ile/ve/||/<> ÖNYARGILI DİL ile/ve/||/<> MAZERET
( ARGUMENT FROM FORCE vs./and/||/<> ARGUMENT TO PITY vs./and/||/<> PREJUDICIAL LANGUAGE vs./and/||/<> FALLACY OF SPECIAL PLEADING )

SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR ile/ve/||/<> HATALAR
( FALLACIES vs./and/||/<> MISTAKES/WRONGS )

KIYASLAMA HATALARI: GENELLEŞTİRME ile/ve/||/<> ÖZELLEŞTİRME
( FALLACY OF CONVERSE ACCIDENT vs./and/||/<> FALLACY OF ACCIDENT )

SINIFLANDIRMA HATALARI: BÜTÜNLEME ile/ve/||/<> İNDİRGEME
( FALLACY OF COMPOSITION vs./and/||/<> FALLACY OF DIVISION ) )

- SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR ile/ve/||/<> HATALAR

- SAFDİL[Fars.] ile/= SAFDERUN[Fars.]
( Kolayca aldatılan. )

- Safsatasız KONUŞ!!!

- SAFSATA ile HURÂFE

- SAFSATA ile TOTOLOJİ
( Belirli bir niyet üzere uyarlanmışlık da vardır. İLE ... )

- SAHTE/LİK ile/değil/yerine/>< İÇTEN/LİK

- ŞAKA YAPMAK ile LAUBALİLİK

- SALLAPATİ (İŞ YAPMAK)
( Düşünmeden ve saygısızca davranan. | Düşüncesizce, saygısızca ve patavatsız bir biçimde. )

- SAPMA ile/ve/<> SAPLANMA

- ŞARLATAN[İt.] ile/ve/<> ŞAKLABAN
( Kendi bilgi ve niteliklerini ya da mallarını överek, çevresindekileri kandıran, dolandıran kişi. İLE Şen, şakacı ve güldürücü kişi. | Dalkavuk. )

- ŞAŞIRTMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
DEVEDE KULAK
ile/ve/||/<> YA SİYAH, YA BEYAZ ile/ve/||/<> KANITLAMA ZORUNLULUĞU ile/ve/||/<> FELÂKET ÇIĞIRTKANLIĞI ile/ve/||/<> İMÂLI SORU ile/ve/||/<> ÇOK SORULU ile/ve/||/<> SINIRLI SEÇENEK

- ŞAŞKIN/LIK ile/değil/yerine AŞKIN/LIK

- ŞAŞKIN/LIK ve PANİK

- SAVSAKLAMA ile/ve/<> SALLAMA

- SAVUNMA ile/değil/yerine SERİMLEME

- ŞÂYİ'[< ŞÜYÛ] ile ŞÂYİA
( Duyulmuş, herkesçe bilinmiş. Belirli olan, duyulan. | Bölüşülmemiş ortak hisse. | Bir şeyin her noktasıyla ilgili bulunan. İLE Yayılmış haber, yaygın söylenti, duyultu. )

- SEHVEN[Ar.] değil/yerine/= YANLIŞLIK/LA
( YANLIŞLIKLA, BİLMEYEREK )

- ŞEHVET ve/> İFFET/UT

- ŞEHVET ve/<>/> ŞEFKAT
( [ile] Doğulur. VE/<>/> Büyünür. )

- ŞEKK/SİZ-ŞÜPHE/SİZ

- ŞEKVÂ değil/yerine/= ŞİKÂYET, HOŞNUTSUZLUK
( ŞİKÂYET, HOŞNUTSUZLUK )

- SEVGİNİN:
"AŞIRISI"
değil/olmaz BİLİNÇSİZİ

- SEVİYESİZ/KARŞILIKSIZ/TUTARSIZ İDDİA ile/yerine/değil SEVİYELİ İDDİA

- ŞİKÂYET ile/ve/<> İHBAR

- SIKINTI ile/> BUNALTI

- SINIFLANDIRMA HATALARI:
BÜTÜNLEME
ile/ve/||/<> İNDİRGEME

- SİNİRLİLİK ile/ve/<>/değil İSYAN

- SİNSİ/LİK ile/ve/değil/<> BİLGİSİZ/LİK

- SIZMAK ile BAYILMAK
( Yorgunluk ya da içki gibi nedenlerle kendinden geçerek uyuyakalmak. İLE Çeşitli fizyolojik[sıcak, açlık/susuzluk, yorgunluk gibi] ve/veya psikolojik nedenlerle dayanma gücünü kaybetmek, kendinden geçmek. )

- SLOGAN[İng.]/KLİŞE değil/yerine/>< DÜŞÜNME
( Kısa ve çarpıcı, propaganda sözü. DEĞİL/YERİNE/>< Düşünülmüş söz. )

- SORUMLU/LUK ile/ve SUÇLU/LUK
( Sorumlu olmak, suçlulukla bağdaştırılmamalıdır. )

- SORUN ile/ve/değil/<> KAÇMA

- SORU ile/ve/değil HAKARET

- SÖYLEYİŞ ve VURGU YANLIŞLARI

- SÖZÜ:
YANLIŞ ANLAMA
ile SAPTIRMA
( Anlamaya uğraşmayın! Yanlış anlamamanız yeter. )
( Yanlış düşüncelerden kurtulun, bu yeter. )
( Kendinize iyice bakın, tüm yanlış anlamalar ve yanlış düşünceler eriyip gideceklerdir. )
( Herkese, anlayabileceği kadar söz söyleyin. [Kellimünnâse alâ kader-i ukûlihim] )
( Bir sözü anlamak için, estetik bir hal gerek. )
( Don't try to understand! Enough if you do not misunderstand.
Get rid of wrong ideas, that is all.
Have a good look at yourself and all these misapprehensions and misconceptions will dissolve. )

- SUÇLAMA ile/değil/yerine ELEŞTİRİ

- SUÇLAMA ile/ve/değil/yerine NİTELEME

- ŞÜPHE ile KÖTÜ/LÜK

- SUS!!!:
HAKARET
değil UYARI/DESTEK

- SUSMA HAKKI ve/||/<> ADİL YARGILANMA HAKKI ve/||/<> KENDİNE YÜKLENEN SUÇU ÖĞRENME HAKKI ve/||/<> SAVUNMA HAKKI ve/||/<> İFADE SERBESTLİĞİ ve/||/<> MASUMİYET GÖSTERGESİ ve/||/<> SİLAHLARIN EŞİTLİĞİ ve/||/<> AVUKAT YARDIMI ve/||/<> AYDILATMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ ve/||/<> HUKUK DEVLETİ İLKESİ

- TAASSUB ile TASALLUT
( Taassub, tasalluta dönüşmemelidir! )

- TAASSUB ile TUTUCULUK

- TAKİP ETMEK ile DENETLEMEK

- TAMA ile DOYMAZLIK | ÇOK İSTEME | AÇGÖZLÜLÜK

- TARTIŞMALI NEDEN SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
YANLIŞ NEDEN
ile/ve/||/<> ÖNCESİNDE ile/ve/||/<> ORTAK ETKİ ile/ve/||/<> GÖZDEN KAÇIRILABİLİR NEDEN ile/ve/||/<> YANLIŞ YÖN ile/ve/||/<> KARMAŞIK NEDENLER

- TASANNU değil/yerine/= ABARTI, YAPMACIK
( Bir şeyi olduğundan daha değerli gösterme. )

- TAŞKINLIK ile/ve/<> ŞAŞKINLIK

- TEDBİRSİZLİK ile/ve/değil DALGI/GAFLET

- TEHLİKE/Lİ ile/ve RİSK/Lİ
( Tehlike, insana zarar verebilecek bir olgu gibi yorumlansa da, doğru davranış biçimleriyle aynı tehlike, ilerleme ve iç gelişme de sağlayabilir. )
( Tehlike, ruhu güçlendiririr ve içsel barışın, başarının en önemli kuralı olduğunu kavramamızı sağlar. )

- TEHLİKELİ:
AÇLIK ve TEHDİTTE
ile/ve/<>/>< TOKLUK ve GÜÇLÜLÜKTE
( (")Hayvanlar("). İLE/VE/<>/>< [bazı/"bilinçsiz"] "Kişiler". )

- TEKBENCİLİK = ENEİYE = SOLIPSISM[İng.] = SOLIPSISME[Fr.] = SOLIPSISMUS[Alm.] = SOLUS:YALNIZ, TEK, IPSE:BEN[Lat.]

- TEKRARLAMA ile UYGULAMA

- TENKİT ile/ve/<> ŞİKÂYET

- TEŞEBBÜS ile/ve/||/<>/> TESADÜF
( Teşebbüs etmezsen, tesadüf etmez. )

- TESHÎR ile/ve/> TAHRİK
( Söz/kelâm ile. İLE/VE/> Bakış/nazar ile. )

- TESHÎR ile TE'SÎR[< İSR]
( Büyüleme, büyü yapma; aldatma, aldatılma. İLE Alâmet/nişan bırakma. | İşleme, dokunma; içe işleme. | Kederlendirme. )

- TESLİMİYET ile/ve/||/<> ÇARESİZLİK

- TETİKLEME ile/değil YANKILANDIRMA

- TOKUŞTURMAK ile YARIŞTIRMAK

- TRAFİKTE ÖNCELİKLİLER[sırasıyla]:
ENGELLİ/LER
ile/ve/< HASTA/LAR ile/ve/< YAŞLI/LAR ile/ve/< ÇOCUK/LAR, ÖĞRENCİ/LER ile/ve/< HANIM/LAR ile/ve/< YAYA/LAR ile/ve/< BİSİKLETLİ/LER ile/ve/< MOTOSİKLETLİ/LER ile/ve/< ACİL DURUM ARAÇLARI[hasta taşıma, itfaiye, polis] ile/ve/< TOPLU TAŞIMA ARAÇLARI[raylı düzenler öncelikli olmak üzere!] ile/ve/< ARABA/LAR ile/ve/< AYRICALIKLI/LAR[her seviyedeki/konumdaki resmî makam araçları (her ne kadar güvenlikleri "önemli/öncelikli" sayılsa da!)]
( Kişiye ait arabaların sayılarının ülkemizde çok olması [ya da artmasının teşvik ediliyor olması], yolların eski olanaksızlıklara göre düzenlenmiş olması, önceliği arabalara vermek için geçerli bir neden değildir/olamaz! Tam tersine, konumları/sıraları en sondadır! [Bu zihniyeti geliştirmeyi ve yaygınlaştırmayı, her birimiz haklarımıza sahip çıkarak daha da hızlandıracağız! Lütfen!!! Sizin de farkındalığınız, desteğiniz ve katılımınızla!...] )

- UKALÂ/LIK ile/ve SAYGISIZ/LIK

- UKALÂLIK ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> HAKARET

- UNUTMA ile İHMAL

- ÜŞENGEÇ/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<> İHMALKÂR/LIK

- USULSÜZ/LÜK ile HAKSIZ/LIK

- UTANMA:
BAŞKALARINDAN
ile/ve/<>/değil/yerine KENDİNDEN

- UTANMAZ ile NARSİSİST
( Her utanmaz, narsisist değildir/olmayabilir fakat her narsisist, utanmazdır. )

- UT ile UD[Ar.]
( Utanma. İLE Türk müziği araçlarından, iri karınlı, kirişli, çalgıçla çalınan bir çalgı. )

- UZAK DURMALI!:
KÖRDEN değil NANKÖRDEN
<>
YÜZSÜZDEN değil İKİYÜZLÜDEN
<>
"TİPİ BOZUK"TAN değil "SÜTÜ BOZUKTAN"


- UZAK DURULMASI GEREKEN KİŞİLER:
"HEP HAKLILAR"
ve/||/<> "HERŞEYE, SÜREKLİ İTİRAZ EDENLER" ve/||/<> "SADECE BEN" DİYENLER ve/||/<> BAŞKALARINI DEĞERSİZ GÖRENLER ve/||/<> ÇIKARCILAR ve/||/<> İSTEDİĞİ OLMADIĞINDA TUTUM DEĞİŞTİRENLER ve/||/<> ARAMADIĞIN SÜRECE ARAMAYANLAR ve/||/<> İŞİ DÜŞMEDİKÇE TANIMAYANLAR ve/||/<> İŞİ BİTTİĞİNDE, YANINDA DURMAYANLAR

- ÜZÜLME(MELİ)!:
[ne] YALNIZLIK('A)
ne de YALAN('A)

- YADSIMA ile/ve/||/<> GÖZARDI ETME

- YADSIMA >< KUTSAMA

- YADSIMA ile/ve/<> ÖNEMSEMEME

- YAKARIŞ ile/ve/<> HAYKIRIŞ

- YALAN (MI?) ile YANLIŞ (MI?)

- YALAN KONUŞMAK değil YALAN SÖYLEMEK

- YALAN SÖYLEYİP UTANMAK değil/yerine/>< DOĞRUYU SÖYLEYİP "KAYBETMEK"(/KAZANMAK)

- Yalanı DİNLE!!!

- YALANLAMAK ile/değil/yerine YANLIŞLAMAK

- Yalansız KONUŞ!!!

- YALAN ile/değil/yerine/>< DOĞRU
( [ne yazık ki] Yalan, öyle işlemiş ki bireylerin diline, "doğruyu söylemek gerekirse" diye bir kalıp "var". )
( Ocağını batırır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Onurunu artırır. )
( Doğruları biliyorsak, yalanları dinlemek, eğlencelidir. )

- YALAN ile/ve PALAVRA[İsp.]/MARTAVAL[argo]
( ... İLE [eskiden] Genellikle posta vapurlarında, üst güvertenin altındaki güverte. | [argo] Herhangi bir konuda, gerçeğe aykırı, uydurma söz ya da haber. Uzun ve boş konuşma. )

- YALITILMIŞ/LIK ile/ve/<> TEK YANLI/LIK

- YALNIŞ değil YANLIŞ
( "Yanılma"dan akılda kalabilir. )

- YALNIZLIK/LAR ile/ve/<> YANLIŞLIK/LAR

- YANLIŞ ANLA(ŞIL)MAK ile/ve/<>/değil BEKLENTİ

- YANLIŞ ANLAMAK ile/değil YANLIŞ ANLAMLANDIRMAK
( Dünya, çeşitliliği içinde zengindir, fakat sizin yabancılık ve korku duymanız yanlış anlama yüzündendir. )

- YANLIŞ ANLAŞMAZLIK değil YANLIŞ ANLAMA/ANLAŞILMA ya da ANLAŞMAZLIK

- YANLIŞ ANLATIM ile/değil KARŞILIK BULMAMA

- YANLIŞ ANLATIM ile/değil YETERSİZ ANLATIM

- YANLIŞ BULMAK/ARAMAK ile "YANLIŞ BULMAK"

- YANLIŞ YERDE/ZAMANDA/KOŞULLARDA:
KALMAK
değil/yerine KALKMAK

- YANLIŞ(HATÂ) ile AYIP
( DEH ÂK: ON AYIP
* ÇİRKİNLİK
* BODURLUK
* ZULÜM VE ADÂLETSİZLİK
* OBURLUK
* KÖTÜ DİLLİLİK
* YALANCILIK
* ACEMİLİK
* AKILSIZLIK
* KORKAKLIK
* UTANMAZLIK )
( Ayıplara keşif bâtıldır. )

- YANLIŞ/DOĞRU ile/değil KENDİNCE

- YANLIŞ/I YAPMAYACAK KADAR/ŞEKİLDE BİLMEK ile/ve ANLATABİLECEK/AKTARABİLECEK KADAR/ŞEKİLDE BİLMEK

- YANLIŞ/LIK ile/ve GEÇİCİ/LİK

- YANLIŞ/LIK ile TUTARSIZLIK
( Yanlışlık, yetersiz düşüncelerdeki bilgi yoksunluğundan oluşur. )

- YANLIŞ/LIK ile/ve/değil/yerine YETERSİZ/LİK

- Yanlışı DİNLE!!!

- YANLIŞI SAVUNACAK KADAR BİLGİSİZ/LİK ile/ve/||/<> DOĞRUYU İNKÂR EDECEK KADAR NANKÖR/LÜK

- YANLIŞLANABİLİRLİK ile/ve/>/değil/yerine DAHA DA İYİ BİR ARAŞTIRMA/ÇALIŞMA

- YANLIŞLIK ve/> "YANMIŞLIK"

- YANLIŞ ile/ve/değil "ÇARPIK"

- YANLIŞ ile "TERS"

- YANLIŞ ile "YAMUK"

- YANLIŞ ile/ve/değil ANLAMSIZ

- YANLIŞ ile/değil/yerine BEYHÛDE

- YANLIŞ ve DOĞRU

- YANLIŞ ile/ve/değil/yerine EKSİK

- YANLIŞ ile/ve HATA PAYI
( Bu kılavuzdaki herşey[/bazıları], yanlış olabilir. )

- YANLIŞ ile KÖTÜ ile ÇİRKİN ile GÜNAH/YAZUK
( Akıl. İLE Ahlâk. İLE Estetik. İLE Din. )
( Kötülüğün engellenmesi, iyiyi elde etmekten önceliklidir. [Def-i mazariyat, celb-i menfaatten evlâdır.] )
( Kötülük, yanlış anlamaların ve kötüye kullanmaların yarattığı sorunlara yanlış yaklaşımdır. )
( Kötülük, dikkatsizliğin gölgesidir. )
( Kimse, bile bile kötü değildir; her kötülük, bilgi sanılan bir bilgisizlikten gelir. )
( Sadece bir iyi vardır, bilgi; sadece bir kötü vardır, cehalet. )
( Daha yüksek bilginize ters düşen her ne yaparsanız, o günahtır. )
( Rational. VS. Ethic. VS. Aesthetics. VS. Religious.
Evil is in the wrong approach to problems created by misunderstanding and misuse.
Evil is the shadow of inattention.
Whatever you do against your better knowledge is sin. )

- YANLIŞ ile KUSUR
( [sanatta] Kusur, üslûptur. )

- YANLIŞ ile/ve/değil OLMAMIŞ

- YANLIŞ ile YANILGI
( Sizi yanıltan kendi imgelemenizdir. )

- YAPMAK ile/ve/değil/yerine/<> GERÇEKLEŞTİRMEK

- YARATTIĞIN ETKİ ile/ve/<> BIRAKTIĞIN ETKİ/İZ

- YARDIMCI ile/ne yazık ki !YARDAK/ÇI
( ... İLE Özellikle kötü işlerde birine yardım eden kişi. )

- YASAK ile ENGEL

- YAŞAM:
DALGINLIKLA
değil/yerine/>< AYIK

- YETKEYE BAŞVURMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
BİR BİLENE SORMA
ile/ve/||/<> YETERSİZ KAYNAK ile/ve/||/<> İNANCA BAŞVURMA ile/ve/||/<> ORTAK TUTUMA BAŞVURMA ile/ve/||/<> ÖBEK BASKISI ile/ve/||/<> YARARCI ile/ve/||/<> BEĞENDİRME ile/ve/||/<> DAYATMA ile/ve/||/<> İÇİNDEKİ DEĞİL DIŞINDAKİ(ZARF-MAZRUF) ile/ve/||/<> "GENETİK"

- YILGAR/SATKIN/HAİN ile/ve/değil CAHİL

- YORUM ile/değil DEDİKODU

- YÜKLENME ile/değil/yerine ÜSTLENME

- ZÂLİM <>/>< ÂLİM
( Zâlim olan, âlim olabilir fakat zâlim olan, ârif ol(a)maz. )
( Yol sırasında, süreçte, kimin zâlim, kimin âlim olduğu/olacağı bilinmez. )

- ZAMANINDA YA DA ZAMANSIZ SÖYLENMİŞ SÖZLER ile/ve GERÇEK YA DA YANLIŞ SÖZLER ile/ve HOŞ YA DA ACI SÖZLER ile/ve YARARLI YA DA YARARSIZ SÖZLER ile/ve NAZİK VE GÜCENDİRİCİ SÖZLER

- ZAN ile/ve/||/<>/> İDDİA

- ZAN ile/ve/değil/yerine/<>/>< SEN

- ZARARLI SABİT GELENEĞE SAPLANMA değil/yerine/>< YARARLI SABİTİN TAKLİDİ

- ZARAR ile HASAR
( Her mazarrata, mazeret bulmanın sonu yoktur. )

- ZEHİR ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< İLÂÇ
( Kullanım/uygulama/katkı oranındadır. )

- ZEKÂ ve/<> SORUMSUZLUK

- ZELÎL[Ar. < ZİLLET] değil/yerine/= AŞAĞILANAN/HOR GÖRÜLEN
( HOR, HAKİR, ALÇAK, AŞAĞI TUTULAN, AŞAĞILANAN )

- ZİRVELERİ/Nİ...
( ZİRVELERİ/Nİ
[NE YAZIK Kİ]

ŞEFKÂTSİZLİĞİ/MİZİ, ANNEDE/N ÖĞREN/DİK
ANLAYIŞSIZLIĞI/MIZI, BABADA/N ÖĞREN/DİK
ÖTEKİLEŞTİRME/MİZİ, KARDEŞLERDE/N ÖĞREN/DİK
UZAKLIĞI/MIZI, YAKINLARIMIZDA/N ÖĞREN/DİK

ACIMASIZLIĞI/MIZI, KADINLARDA/N ÖĞREN/DİK
TAKINTILARI/MIZI, ERKEKLERDE/N ÖĞREN/DİK
KEYFİYETİ/MİZİ, EŞEŞEYSELLERDE/N ÖĞREN/DİK

SEFİLLİĞİ/MİZİ, ZENGİNLERDE/N ÖĞREN/DİK
KAYITSIZLIĞI/MIZI, ÜNLÜLERDE/N ÖĞREN/DİK

İKİYÜZLÜLÜĞÜ/MÜZÜ, POLİTİKACILARDA/N ÖĞREN/DİK
SAPLANTILARI/MIZI, BAŞ(BA)KANLARDA/N ÖĞREN/DİK

DİNSİZLİĞİ/MİZİ, DİN(İ)DARLARDA/N ÖĞREN/DİK
TUTARSIZLIĞI/MIZI, HOCALARDA/N ÖĞREN/DİK
ZEVZEKLİĞİ/MİZİ, AYDINLARDA/N ÖĞREN/DİK

SİNSİLİĞİ/MİZİ, TÜCCARLARDA/N ÖĞREN/DİK
DEDİKODUCULUĞU/MUZU, ESNAFTA/N ÖĞREN/DİK
İLGİSİZLİĞİ/MİZİ, BİLGİSAYARCILARDA/N ÖĞREN/DİK
DEĞERSİZLEŞTİRMEYİ/MİZİ, GAZETECİLERDE/N ÖĞREN/DİK

AKILSIZLIĞI/MIZI, BİLİMKİŞİLERİNDE/N ÖĞREN/DİK
YÜZEYSELLİĞİ/MİZİ, FELSEFECİLERDE/N ÖĞREN/DİK
DUYARSIZLIĞI/MIZI, SANATÇILARDA/N ÖĞREN/DİK

SAYGISIZLIĞI/MIZI, YAYADAN ÖĞREN/DİK
DİKKATSİZLİĞİ/MİZİ, ONDAN ÖĞREN/DİK
ÖZENSİZLİĞİ/MİZİ İSE SENDEN ÖĞREN/DİK

DİDİŞME/MİZİ, KOMŞUDAN ÖĞREN/DİK
SATAŞMA/MIZI, ARKADAŞTAN ÖĞREN/DİK
KAVGAYI DA, TARAFTARLARDA/N ÖĞREN/DİK

[FAKAT/YERİNE]

BARIŞI, HALKTA/N ÖĞREN/DİK

BAYRAMI, ÇOCUKLARDA/N ÖĞREN/DİK

DENGEYİ, DOĞADA/N ÖĞREN/DİK

KENDİMİZİ, EVRENDE/N ÖĞREN/DİK



[ Sürekli/doğrudan erişim adresi...
www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/32793 ] )

- [Fars.] DİH ile -DİH ile DÎH
( Köy, karye. | Tek renkli, kenarları gümüş ya da altın motifli kumaş. İLE Veren, verici.[ÂRÂM-DİH: Rahatlık veren. | HACLET-DİH: Utanç verici.] İLE Köy, karye. )

- [hem] "ÖFKE" ile/ve/hem de/||/<>/>< "HAYRANLIK"

- [ne yazık ki]
!MÜFSİT[Ar.]/MÜZEVİR[Ar.]
değil/yerine/= ARABOZUCU

- [ne yazık ki]
!MÜSTEHZÎ
değil/yerine/= ALAYCI

- [ne yazık ki]
"ANLAMAMAZLIKTAN GELMEK"
ile/ve/||/<> "İŞİNE GELMEMESİ"

- [ne yazık ki]
"BİRİLERİNİN EKMEĞİNE YAĞ SÜRMEK"
ile/ve/||/<> "HIRSIZA, YOL GÖSTERMEK"

- [ne yazık ki]
"ÇOK BİLMİŞLİK"
ile/ve/||/<> "GARANTİCİLİK"
( [ne yazık ki] Bir kişi, ne kadar bilmiyorsa, o kadar "bilir". İLE/VE/||/<> Ne kadar "korkuyor" ve "öfkeliyse", o kadar "garanticidir". )

- [ne yazık ki]
"GÜCÜN MEDYASI"
değil/yerine/>< MEDYANIN GÜCÜ

- [ne yazık ki]
"SONUÇ ODAKLILIK/MERKEZLİLİK"
ile/ve/||/<>/>/< TERBİYESİZLİK

- [ne yazık ki]
"SÖZÜ/SORUYU, TARTMADAN SÖYLEMEK"
ve/||/<>/> ALACAĞIN YANITTAN İNCİNMEMEK

- [ne yazık ki]
"YİYELİM-İÇELİM, KİMSEYE DOKUNMAYALIM"
ve/||/<>/>/< "YİYEYİM-İÇEYİM, KESEME DOKUNMAYAYIM"

- [ne yazık ki]
(ÇOK) BENCİL/LİK
değil/yerine/>< (ÇOK) BİLGİ(Lİ/LİK)
( Ne kadar bilgi, o kadar az bencillik; ne kadar az bilgi, o kadar çok bencillik. )

- [ne yazık ki]
AZ BİLME
ve/||/ne yazık ki/<>/> ÇOK SAVUNMA

- [ne yazık ki]
BAZI KİŞİLERİN, HATALARI/SUÇLARI:
"ÇUVALA BASMASI"
ile/ve/||/<> "DUVARA ASMASI"
( Kendilerininkileri. İLE/VE/||/<> Bizimkileri/seninkileri. )
( Özellikle daha büyük olanlarını. İLE/VE/||/<> Özellikle daha küçük olanlarını. )

- [ne yazık ki]
BENCİL/LİK
ile/ve/<>/değil SORUMSUZ/LUK

- [ne yazık ki]
BOŞ SÖZ
ile/ve/||/<>/> YANLIŞ DAVRANIŞ-TUTUM

- [ne yazık ki]
ÇEKİŞME
ile/ve/<>/< İNATLAŞMA

- [ne yazık ki]
EDEPSİZ
ile/değil/yerine/>< EDEPLİ
( Bildiği sözcükler kadar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Bilmediği sözcükler kadar. )

- [ne yazık ki]
GENELLEME
ve/||/<>/< BİLGİSİZLİK

- [ne yazık ki]
GÜÇLÜNÜN "SAZINI ÇALMAK"
ve/||/=/<> NAMUSSUZLUK
( Gerekçesi ne olursa olsun, güçsüze karşı güçlünün sazını çalmak, namussuz sayılmak için yeterlidir. )
( Namuslular da namussuzlar kadar cesur olmalı! )

- [ne yazık ki]
HAMAKÂT
ile/<> İNAT
( Ahmaklık, "beyinsizlik", bönlük(HALÂFET, HUMK, HÜTR) İLE/<> Ne yapmayacağını bilmemek. )

- [ne yazık ki]
İHÂNET
ile/ve/değil CEHÂLET

- [ne yazık ki]
İŞGÜZÂR/LIK
ile/ve/<> BOŞBOĞAZ/LIK

- [ne yazık ki]
ISTIRAP:
HAFİF
ile DERİN
( Konuşulabilir. İLE Konuşulamaz, dile gel(e)mez/getiril(e)mez. )

- [ne yazık ki]
KARGAŞA
ile VURTUT
( ... İLE Silah kullanılan kargaşa. | Uzun uzun çekişerek, sıkı pazarlık ederek. )

- [ne yazık ki]
KEYFÎ "DÜŞÜNMEK"/KONUŞMAK
ile/değil/yerine KENDİNE GÖRE "DÜŞÜNMEK/KONUŞMAK/YAŞAMAK"
( [ne yazık ki] Kişiler, (çoğunlukla) yiyecekleri ve yatacakları bir şeyleri olduğu sürece düşünmeyi reddederler. [ya da bu yanılsamadan ve keyfiyetten vazgeçip düşün(ebil)meyi, her şeye yeğlemelidirler] )

- [ne yazık ki]
KOPUK/LUK
ve/< GÜVENSİZ/LİK

- [ne yazık ki]
KÖR ŞİDDET
ile NEDENSİZ ŞİDDET

- [ne yazık ki]
KÖTÜMSERLİK
= BEDBİNLİK = PESSIMISM[İng.] = PESSIMISME[Fr.] = PESSIMISMUS[Alm.] = PESSIMUS[Lat.]

- [ne yazık ki]
KÜSTAH/LIK
ve/||/<>/< ÖZENSİZ/LİK

- [ne yazık ki]
ÖZENSİZ/LİK
ile/ve/||/<> SAYGISIZ/LIK

- [ne yazık ki]
SORUMLULUKTAN KAÇMAK
ile/ve/||/<>/< ÖZGÜRLÜĞÜ YADSIMAK

- [ne yazık ki]
SORUNU ÇÖZMEYE:
NİYETİNİN OLMAMASI
ile/ve/değil/||/<> KARARLILIK GÖSTERMEMEK

- [ne yazık ki]
TERBİYESİZ
ile/değil/yerine DİK KAFALI

- [ne yazık ki]
YALAN SÖYLEMEK
ile/ve/||/<>/> KENDİ YALANINA İNANMAK

- [ne yazık ki]
YALAN SÖYLEYEN
ile/değil/yerine/>< DOĞRU SÖYLEYEN
( Yalan söyleyen/ler, doğru söyleyen(ler)e inanmazlar. )

- [ne yazık ki]
ZORA KOŞMA
ile/ve/||/<> "YOKUŞA SÜRME"

- | "REZİL" ve/ya da "SEFİL" |
değil/yerine/><
ASİL

( [ayrılıktan hemen sonra ...]
| Başkasının kollarına bırakana "denilen". VE/YA DA Alkole bırakana "denilen". |
DEĞİL/YERİNE/><
Zamana bırakana denilen. )

- | CÂNİ ve BUDALA | ile/değil/>< OYUNCU
( Sürekli akıl var ve hiç duygu yoksa. VE Sürekli duygu var ve hiç akıl yoksa. İLE/DEĞİL/>< Akıl ve duygunun dengelenmesiyle. )

- | KISKANÇLIK ile/ve ÇEKEMEMEZLİK | ile/değil/yerine İMRENMEK ile/ve KEREM
( |Benim var, onun olmasın! İLE/VE Benim yok, onun da olmasın!| İLE/DEĞİL/YERİNE Onun var, benim de olsun. İLE/VE Benim var, onun da olsun. )


YAPTIRIM/CEZÂ

- !İŞKENCE ile/değil/yerine CEZA

- "AĞIR CEZA SAVCISI" değil AĞIR CEZA MAHKEMESİ NEZDİNDEKİ SAVCI

- "DIŞARIDA BIRAK(IL)MAK" ve/=/||/<> "İÇERİ KAPAT(IL)MAK"

- "DİZE GELMEK" ile/ve/||/<> DİZ ÇÖKMEK
( Bilgi ve zekâ karşısında. İLE Sevgide. )

- "ENGELLEMEK" ile/değil/yerine SINIRINI/HADDİNİ BİLDİRMEK

- "HESAP SORMAK" ile/değil/yerine UYARMAK

- "KARŞI ÇIKMAK" ile/ve YASAKLAMAK

- "KAŞINMAK" değil/yerine/ya da/>< DÜŞÜNÜP TAŞINMAK

- "KİRLENMEMEK" ile/değil/yerine/||/<>/< ARINMAK

- "KIZMAK" ile/ve KINAMAK

- "KORKMAK" ile/değil/yerine ONUN SEVİYESİNE İNMEMEK/DÜŞMEMEK

- "MASUMDUR!" ile/ve/değil/yerine/||/<> "SUÇLU DEĞİL!"
( "Suçlu değil!" demek, her zaman, zemin ve koşulda "Masumdur!" anlamına gelmez. )

- "ÖDEŞMEK" ile/ve/<> "BOY ÖLÇÜŞMEK"

- "ÖRNEK ALMAK" ile "DERS ALMAK"

- "SAP, DÖNER; KESER, DÖNER ve/||/<>/> GÜN GELİR, HESAP DÖNER"

- "SUÇ ATFETMEK" değil SUÇ İSNÂD ETMEK

- "SUÇLAMAK" ile/değil/yerine SORUMLU OLMAK

- "SUÇLU ATFETMEK" değil SUÇLU ADDETMEK

- "TEPELEMEK" yerine ANLAŞMAK

- "UYANDIRMA" ile UYARMA

- "YARGISIZ İNFAZ" ile/ve/değil/ne yazık ki/<>/> "YARGILI" İNFAZ

- (")EĞRİ(") ile/ve/değil/yerine/||/<>/></>/< (")DOĞRU(")
( Doğrulabilir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Eğrilebilir. )
( Ne "eğriler", doğrula; ne "doğrular", eğrile. )

- (AYNI/FARKLI) HATALAR İÇİN:
"KİMSEYE GÜVENMEMEK"
ile/değil/yerine İKİ KEZ GÜVENMEMEK

- (BİRŞEYE/ŞEYLERE) KARŞI OLMAK İÇİN/ÜZERE ile/ve/değil/yerine (BİR/BİRÇOK) YANLIŞA İŞARET ETMEK İÇİN/ÜZERE

- (SİGARA) "YASAĞI" değil SINIRLAMASI/KISITLAMA/SI
( Yürürlüğe giren yasa, bir "YASAK" koyma değildir! Toplum yaşamında ve kişiler arasında düzenin sağlanması, hakların korunması için ortak kullanım alanı kuralları uygulanmak zorundadır. Sigarayla ilgili düzenleme, kişilerin bulunmak zorunda/durumunda olduğu -kapalı ya da açık- ortamlarda sigara kullanıcılarının keyfî uygulamalarına izin vermemek üzerinedir. Bu durumdan rahatsız olan/olabilecek kişilerin haklarının korunması üzerine de bu tür kısıtlamalar getirilmesi gerekmiştir. "YASAK" olarak ifade edilen durum, "sigara içme yasağı" değil belirli ortak kullanım alanlarında keyfî tutumda bulunulmasına engel olabilmek üzere ve çevrenin rahatsız edilmemesine yöneliktir. Doğrudan, genel bir "içmeme yasağı" getirilmemiştir. "YASAK"[< YASA][yasaya/kanuna bağlı olan] sözcüğü ve kullanımının da, kişiler [içen-içmeyen, rahatsız olan/lar] arasında anlaşamamazlık/ihtilâf [ya da olası çatışma durumunda] toplum ve devlet tarafından kabul ve onay görmüş, uyumlu bir düzen sağlanabilmesi üzerine, gereken koşulların, yazılı ve tüzel(hukukî) bir karşılığının bulunması üzerinedir. Birlik ve bütünlüğü, sürdürülebilirliği sağlayabilmenin göstergesi ve dayanakçası olarak, "YASA" ve yasal gereklilik, işlevini yerine getirmek üzere uygulanmaktadır. Kişi, kendi evinde istediği gibi [çırılçıplak] dolaşabileceği halde dışarıda/sokakta, ortak alanlarda dolaşamayacağı gibi. Bu durumu anlayan ve kabul edebilen tütün kullanıcıları, tütün ürünleri kısıtlamasının da bir uzlaşım ve çözüm gerektirdiğini rahatlıkla anlayacak ve kabul ediyor olacaklardır. )

- 7 yıl cezası almamak için SUS!!!

- ACIMA(MA) ile/ve/||/<> AFFETME(ME)
( ... İLE/VE/||/<> Acıma(ma) düşüncesi/duygusu barındırabilir de, barındırmayabilir de. )
( Tüm varolanlar için geçerli olabilir. İLE/VE/||/<> Sadece insan için geçerlidir. )
( Nesnesine ve/veya olgusuna, doğrudan ve/veya dolaylı etkisi olmayabilir/olmaz. İLE/VE/||/<> Kişisine ve/veya kendine, doğrudan ve/veya dolaylı etkisi/katkısı/artısı olabilir/olur. )

- ACIMA ile DUYGUDAŞLIK

- ACIMA ile/değil/yerine KORUYUCU SEVGİ

- AÇLIK ÇEK(TİR)EREK EĞİT(İL)MEK:
MİDENİZE
değil/yerine "NEFRETİ(Nİ)ZE/KİNİN(İZ)E"

- ADÂLET ile/ve/değil/||/<>/< SINIRLAR

- AFFEDEBİLMEK ile/ve/||/<> SABREDEBİLMEK ile/ve/||/<> VAZGEÇEBİLMEK
( [Kişiyi] Farklı kılar. İLE/VE/||/<> Güçlü kılar. İLE/VE/||/<> Kendi kılar. )

- AFFEDEBİLMEK ile/ve/değil/yerine/||/<> VAZGEÇEBİLMEK

- AFFETMEK ile/ve/||/<>/< KABUL ETMEK

- AĞLAMAK:
"KIRILDIĞIN" YERDEN
değil KIRDIĞIN YERDEN
( Kırıldığın yerden değil kırdığın yerden ağlarsın. )

- AIKIDO ile/ve JAİNİZM
( AIKIDO: "AI"=UYUM, "KI"=ENERJİ, "DO"=YOL/YÖNTEM --- ENERJİYİ UYUMLANDIRMA YÖNTEMİ/YOLU

Aikido, fiziksel ve zihinsel denge oluşturma yöntemidir.

Aikido, diğer tarafın gücünü kendine yönelik kullanabilmektir.

Aikido, %100 savunma odaklı ve bir ya da daha fazla yönden gelen her türlü saldırıya karşı kullanılabilecek bir uygulama sanatıdır.

Aikido, fizik kurallarını göz önünde bulundurarak saldırganın kuvvetinden uygun şekilde yararlanır.

Aikido, önsezi, zamanlama, hareketlerin doğru uygulanışı, dairesellik, rakibin gücünü ele geçirip bunu ona yönelik kullanma, soluklamanın verdiği güç, doğru tutuşlar ve oldukça yüksek bir konsantrasyon ister.

Aikido, önemli temel motivasyonları, ahlâki standartları ve asil tarzıyla tanınır.

Aikido, kendi kendimizi sürekli olarak geliştirme ve kesin zafer üzerine kuruludur.

Aikido, rakibi etkisiz hale getirerek var olmaya devam eder.

Aikido : Savaşmadan Kazanmak : "Uyum Kuralı"

Aikido'nun içinde yatan esas anlam Enerji, Zihin ve Beden'in uyumudur.

Aikido'nun öncelikli özelliği enerjinin terbiye edilmesidir.

Aikido'nun ayırt edici özelliği, hareketler ve tekniklerdeki yumuşak akıcılıktır.

Aikido'nun başlangıcı savunma, devamı tekniktir.

Aikido'nun zihinsel kaynakları ikiye ayrılır:
1- Doğu kültürünün din ve Şintoculuk, Konfüçyusçuluk, Taoculuk ve Budizm gibi felsefe akımlarına dayanan ahlâki değerleri;
2- Daha pratik olan ve kolaylıkla uygulanan ahlâki değerler.

Aikido'nun ahlâki anlayışında savunma asla saldırganı yok etme ya da ciddi şekilde yaralama amacını taşımaz.

Aikido'ya dayalı bir strateji üç ahlâki aşamayı içerir:
1- Algılama,
2- Değerlendirme,
3- Karar verme ve tepki gösterme

Aikido hareketleri, ileri derecede bir koordinasyon sonucu oluşan, sertlik ve şiddet içermeyen, akıcı ve esnek hareketlerdir.

Aikido'da el, bilek tutuşları ve düz vuruşlar(atemi) o kadar serttir ki, rakip daha fazla acıyı engellemek için teslim olmayı tercih eder.

Aikido'ya dayanan bir strateji aynı zamanda ahlâki bir yaklaşım ve düşünce tarzı gerektirir.

Aikidoka'nın(Aikido çalışan kişi) ahlâki bir yaklaşım içinde olması gerekir.

Savunmanın esas amacı saldırganı yok etmek değil, onu yönlendirmek ya da etkisiz hale getirmektir.

Aikido'da ego ya da kahramanlık yoktur.

Aikido, Sensei(üstat) Morihei Ueshiba (1883 - 1963) tarafından geliştirilmiştir.

Aikido, efendilerin savunmacı sanatı olarak tarif edilir.

Gerçek ustalar çevrelerinin kendilerini kontrol etmesine izin vermeyenlerdir. )

- AKLININ BAŞINA GELMESİ ile/değil/yerine/>< AKLI BAŞINDA DAVRANMAK

- ALDIRMAMAK ile/ve/<> AFFETMEK

- AR[Fr. < Lat.] ile AR ile Ar
( Tarım alanları için yüz metrekare değerinde yüzey ölçü birimi. Bir ar, kenarı on metre olan bir karenin alanıdır. İLE Utanma, utanç duyma. İLE [kimya] Argon'un simgesi. )

- AŞIRI/ABARTILI KEYFİYET ve/||/<>/> GECİKEN/GECİKMİŞ ADÂLET

- ATILAN TOKADIN:
"SAHİBİ"
ile/ve/değil/yerine/ne yazık ki/||/<>/>/< NEDENİ

- AZAP değil/yerine HESAP
( Haramdan gelen ile. DEĞİL/YERİNE Helâlden gelenin. )

- AZARLAMAK/İTAP/TEKDÎR/TEVBÎH[Ar.] ile/ve/değil/yerine UYARMAK
( NUSH İLE USLANMAYANI ETMELİ TEKDÎR
TEKDÎR İLE USLANMAYANIN HAKKI KÖTEKTİR )
( Dostun azarı, olgunluğa(kemâle) götürür. )
( Kendini "azarla", kimse, seni azarlayamaz. )

- BAĞIMLILIK SÜRECİ VE SONUCU:
HASTAHANE
ve/||/<>/> CEZAEVİ ve/||/<>/> MEZAR

- BAĞIŞLANMAK ve/||/<>/< BAĞIŞLAMA
( Pişmanlık duymayanı bağışlamak, "suya, resim yapmak" gibidir. )

- BAHÂNE yerine ÇÖZÜM/ÇÂRE
( [bir işi] Yapmak istemeyenin "tutumu". YERİNE Yapmak isteyenin tutumu. )
( "Çareler" yazısı için burayı tıklayınız... )

- BAHŞ ile CEZA

- BAŞINA GELECEK ile/ve/||/<>/> GÖZÜNE GÖRÜNECEK

- BASKILAYICI TUTUM ile/değil/yerine SINIRLAYICI TUTUM

- BASTIR(IL)MAK ile SİNDİR(İL)MEK

- BASTIRILMA ile/ve/<> DIŞLANMA

- BİLGİSİZİN/APTALIN HATASINI DÜZELTMEK ile BİLGENİN HATASINI DÜZELTMEK
( Sizden nefret eder. İLE Size teşekkür eder. )

- BİLİNÇ ile/<> HUKUKUN YAYGINLAŞTIRILMASI

- BIRAKMAK ile SALMAK

- BOYKOT ile/ve/<> ZARAR ETTİREREK KARŞILIK VERME

- BÜYÜK YANLIŞLARIN/HATALARIN/SUÇLARIN:
"NEDENİ"
ile/ve/<>/> BEDELİ

- CAYDIRICI/LIK ile/ve YILDIRICI/LIK

- CAYDIRICILIK ile/ve/||/<> ISLÂH EDİCİLİK

- CAYDIRMA ile/ve/||/<>/> ZORLAŞTIRMA ile/ve/||/<>/> YASAKLAMA

- CEZA

- CEZA TÜZESİ(HUKUKU) ile/ve/değil ÖZGÜRLÜKLERİN TÜZESİ(HUKUKU)

- CEZÂ TÜZESİNDE/HUKUKUNDA ile/ve İCRÂ TÜZESİNDE/HUKUKUNDA ile/ve CEZÂ USÛLÜNDE ile/ve DÜŞMAN CEZÂ TÜZESİNDE/HUKUKUNDA
( Güneşin batmasından bir saat sonra başlar ve güneşin doğmasından bir saat öncesine kadar devam eder. [TCK 502] İLE/VE Güneşin batmasından doğmasına kadar süren zaman. [İc. İf. K. 51] İLE/VE Nisan ayı başından 30 Eylül'e kadar saat 21.00'den sabahın 04.00'üne; 01 Ekim'den 31 Mart'a kadar saat 21.00'den sabahın 06.00'sına kadar devam eden süre. [CMUK 96] )

- CEZÂ' ile CEZÂ'
( Sabırsızlıkla sızlanma. İLE İyi ya da kötü karşılık, azap. )

- CEZÂ:
ÂRIZÎ
ile/ve/||/<> İSTİSNAÎ

- CEZÂ:
HAD
ve/||/<> KISAS ve/||/<> TÂZİR

- CEZALARDA:
YANLIŞ YAPILANA
ile YAPILMAYANA/KARŞILANMAYANA [zorunlu olduğu halde]
( Geliştirir. İLE [belki] Dönüştürür. )
( Verilebilir de, verilmeyebilir de. İLE Çoğunlukla verilmesi gerekir. )
( Niyete göre hafifletilebilir. İLE Ne niyet, ne özel koşullar pek değerlendirilmez. )
( Haklılık/haksızlık, yerindelik-yersizlik, adâlet aranabilir. İLE Ne haklılık, ne de herhangi bir şey aranmaz. )
( Nush ile uslanmayanı, etmeli tekdîr Tekdîr ile uslanmayanın hakkı kötektir! )

- CEZÂ ile AZAP
( ... İLE Sıkıntı, ıstırap. | Lezzet. )

- CEZA ile BEDEL

- CEZÂ ile/ve/||/<> CEFÂ

- CEZÂ ile/ve DİSİPLİN
( Karşılık. İLE/VE Öğrenme. )
( Ceza aynı hatayı yinelemeyi önlemelidir sadece. )
( Cezalandıran ya da cezalandırılan siz olabilirsiniz ama, cezanın suça uygun olmasına özen gösterin. )

- CEZA değil ERİŞEMEME

- CEZA ile/değil KARŞILIK

- CEZA ile/ve YAPTIRIM

- DAYATMA ile/ve/değil/yerine SINIRLAMA

- DİNDİRMEK ile GİDERMEK

- DÜĞÜM değil/yerine/>< ÇÖZÜM

- DURDURMAK ile/ve YAVAŞLATMAK

- DURDURMA ile/ve/||/<> SINIRLANDIRMA

- DURDURUCU ile/ve YAPTIRICI

- DÜRTMEK ile/değil/yerine UYARMAK

- EDEN > BULUR

- ENGEL OLMAK ile ARAYA GİRMEK

- ENGELLEYİCİ ile/değil/yerine DENGELEYİCİ

- FİİL ile/ve DAVRANIŞ ile/ve EYLEM
( İş üretir. Durumu değiştirmektir. İLE/VE Psişik durumların dışavurumu. İLE/VE Bilinçli, amaçlı etkinlik. )

- GENEL AF ile/ve/değil KISMÎ GENEL AF

- GİZLİLİK ile/ve PİŞMANLIK

- GREV ile/ve/<>/< BOYKOT[< İng. < Charles Boycott]
( ... İLE/VE/<>/< Bir işi, bir davranışı yapmama kararı alma. | Bir kişi, bir topluluk ya da bir ülkeyle amaca ulaşmak için her türlü ilişkiyi kesme. )

- GÜVENLİK ile/ve/||/<>/>/< GÜVEN

- HADDİ'Nİ BİLDİRMEK ile HADDİNİ "BİLDİRMEK"
( Bir şeyin/durumun. İLE Bir kişinin/tutumun. )
( Sınırların bilgisini belirtmek/anlatmak. İLE Haddini aşanı engellemek.[bedelini ödetmek üzere ya da öncelikli olmamalı!] )

- Haddini bildirmek için SUS!!!

- HADDİNİ BİLMEK ile/ve HAKKINI BİLMEK
( Olgunlaşmayan meyveye, el uzanmaz. )

- HADDİNİ BİLMEMEK HADDİNİ BİLDİRMEK

- HÂKİM ile/<> (SULH/CEZA) SORGU HAKİMİ

- HATADAN:
ÇEKİNMEK
ile/değil KAÇINMAK

- HATALARI/NI ...:
KABUL ET!
ve/||/<>/> DERS AL! ve/||/<>/> TEKRARLAMA!

- HESABINI SORMAK ile HESABI TAKİP ETMEK

- HİÇKİMSEYİ:
ÖVMEMEK
ve/||/<> KÜSMEMEK ve/||/<> YAKINMAMAK ve/||/<> SUÇLAMAMAK
( Olgunluğun gereği ve göstergelerindendir. )

- HOŞGÖRÜ = MÜSAMAHA, TESAMUH = TOLERANCE[İng.] = TOLÉRANCE[Fr.] = TOLERANZ[Alm.] = TALERANTIA < TOLERARE[Lat.]

- HUKUKİ ERDEMLER'DE:
GENELLİK
ve/||/<> İLÂN ETME ve/||/<> GERİYE YÜRÜ(TÜLE)MEME ve/||/<> AÇIKLIK ve/||/<> ÇELİŞKİSİZLİK ve/||/<> UYMA OLANAĞI ve/||/<> KALICILIK ve/||/<> İLÂN EDİLEN KURAL İLE RESMÎ EYLEM ARASINDAKİ UYGUNLUK

- İBRETLE BAKMAK ile/ve/||/<>/> HİKMETİ ARAMAK

- İCTİNÂB/İHTİYAT[Ar.] değil/yerine/= SAKINMA, ÇEKİNME, UZAKLAŞMA

- İCTİNÂB ile İMTİNÂ[< MEN]
( Sakınma, çekinme, uzaklaşma. İLE Çekinme, geri durma. | Olanaksızlık, olamayış. )

- ÎFÂ[< VEFÂ] ile/ve/<> İCRÂ[< CEREYÂN | çoğ. İCRÂÂT]
( Ödeme, yerine getirme. | Bir işi yapma. | İş görme. İLE/VE/<> Akıtma, akıtılma. | Yapma, yerine getirme, bir işi yürütme. | Bir müzik parçasını çalarak gösterme. | Borçlunun, alacaklıya karşı ödemekle yükümlü bulunduğu bir şeyi, adlî bir oluşum aracılığıyla elde etme. )

- İFLÂ ile İFLÂH
( Memeden ayırma, sütten kesme. İLE Kutlu, başarılı olma. | Kötü bir durumdan kurtulup iyi bir duruma girme, felâh bulma, selâmete çıkma. )

- İHBAR ile/ve/değil DEDİKODU

- İHBAR ile/ve/değil İKAZ

- İHBAR ile/ve İTİRAF

- İLK CEZA

- İLZÂM ile/ve/<> İCBÂR

- İMTİHÂN[< MEHN] değil/yerine/= DENEME, SINAMA | SINAV

- İNAT değil/yerine/>< İNSAF

- İNFÂZ[Ar. < NÜFÛZ | çoğ. İNFÂZÂT] değil/yerine/= YÜRÜTÜM/YERİNE GETİRME

- İNKÂR ile/değil İTİRAF

- İNSANIN/KİŞİNİN:
SÖZÜ
ile/ve BAKIŞI ile/ve SUSMASI
( Hikmet olmalı. İLE/VE İbret olmalı. İLE/VE Ders olmalı. )
( Gerek yok, her sözü, lâf ile beyâna
Bir bakış, bin söz eder, bakıştan anlayana... )
( )

- İSTİCVÂB[< CEVÂB] değil/yerine/= SORUP YANIT ALMA, YANIT ALMA AMACIYLA SÖYLETME | SORGU

- İSYAN (MECLİSİ) değil/yerine İSTİŞARE (MECLİSİ)

- İTİRAF ETMEK ile/değil KABUL ETMEK

- İTİRAF ile İFŞÂ

- İTİRAF ve/> PİŞMANLIK ve/> HESAPLAŞMA ve/> TÖVBE

- İTİRAF ile/ve/||/<> TÖVBE

- İTİRAF ile/ve VURGULAMA

- İYİMSER/LİK VE/VEYA ANLAYIŞLI/LIK değil/yerine GERÇEKÇİLİK VE/VEYA (İSABETLİ) ÖNGÖRÜ

- İYİMSER/LİK ile/ve/<> ANLAYIŞLI/LIK

- KAS (GÜCÜ) ile/ve/<>/yerine/değil DÜŞÜNCE (GÜCÜ)

- KAZANA YANAŞIRSAK ve/||/<> KÖTÜYE YANAŞIRSAK
( Karası bulaşır. VE/||/<> Belâsı bulaşır. )

- KEFFÂRET ile KEFÂLET
( Örtücü ve imhâ edici. | Bir mecburiyet altında ya da yanlışlıkla işlenmiş günahı affettirmek ümidiyle şeriata uygun olarak verilen sadaka ya da tutulan oruç. | Günahtan arınma. İLE Kefillik, birine kefil olma. )

- KESKİN/LİK ile/ve/<> CİDDİ/YET

- KINAMAK ile YARGILAMAK
( Birilerini, sadece, sizden daha farklı yanlış/hata yapıyor diye kınamayınız. )

- KINAMA ile TENKİD

- KISAS ile/ve/<>/>/< DİYET ile/ve/<>/>/< TAZİR

- KİŞİ, NE YAPARSA:
KENDİ YAPAR
ve/+/<> KENDİNE YAPAR

- KİŞİLERİN:
HATASINDAN/YANLIŞINDAN/SUÇUNDA/GÜNAHINDAN
ve/fakat TÖVBESİNDEN
( Haberimiz olabilir. VE/FAKAT Haberimiz olmayabilir. [Dolayısıyla, kimseyi kınamamak gerek!] )

- KISTÂS[Ar.] ile/ve/||/<> KISAS[Ar.]
( Bir suçlunun, başkasına yaptığı kötülüğü, aynı biçimde uygulayarak cezalandırılması. İLE/VE/||/<> Ölçü. | Büyük terazi. )

- KIZMAK ile/değil DOĞRUDAN SÖYLEMEK

- KIZMAK ile/ve/değil/yerine GÜCENMEK

- KÖTÜYÜ, DOĞRUDAN GÖSTERMEK/ANLATMAK ile/ve/değil/yerine KÖTÜYÜ, DAHA KÖTÜSÜNÜ GÖSTEREREK GÖSTERMEK/ANLATMAK

- MAHKÛM ETMEK ile/ve/yerine ELEMEK

- MÂLİK ile/ve/değil MUHÂFIZ

- MECBÛR(İYET) değil/yerine/= YÜKÜMLÜ/LÜK, ZORUNLU/LUK

- MEMURLUKTA, DİSİPLİN CEZALARI:
UYARMA
ile KINAMA ile KISA SÜRELİ DURDURMA ile UZUN SÜRELİ DURDURMA ile GEÇİCİ OLARAK GÖREVDEN ÇIKARMA ile MEMURLUKTAN ÇIKARMA

- MERHAMET[< RAHM] = CLEMENCY, MERCY[İng.] = CLÉMENCE[Fr.] = MILDE[Alm.] = CLEMENTIA[Lat.]
( Şefkat gösterme, acıma. | Birini esirgeme. )

- MUARIZ[Ar.] değil/yerine/= KARŞI KOYAN/ÇIKAN/ÇIKABİLEN

- MÜCAZAT[Ar.] değil/yerine/= CEZA VERME
( İşlenen bir suçtan dolayı ceza verme. )

- MÜDAHALE ile/ve/<> SINIRLAMA

- MÜEYYİDE[Ar.] değil/yerine/= YAPTIRIM

- MUKÂVEMET[Ar.] değil/yerine/= DİRENME
( Dayanma, karşı durma, karşı koyma, direnme, direniş. | Direnç. )

- MÜNEBBİH[Ar.] değil/yerine/= UYARICI

- MÜSTAHAKK[Ar. < HAKK]/MÜSTAHİKK[aslı!] değil/yerine/= HAK ETMİŞ

- NEZÂHET[< NEZH] ve/||/<> RİKKAT
( Ahlâk temizliği. | İncelik. VE/||/<> İncelik. | Merhamet, acıma. )

- NİFÂK ve/>< TEDBİRÂT

- NİMET ile NİKMET
( ... İLE Şiddetli cezâ. )

- ÖĞRENENLER:
ÖNCEDEN
ile/ve/<> OTORİTEDEN ile/ve/<> DENEYEREK ile/ve/<> YAŞAMDAN
( İndirimli fiyatından. İLE/VE/<> Özgürlük bedeliyle. İLE/VE/<> Etiket fiyatından. İLE/VE/<> Gecikme zammıyla. )

- ÖNLEME ile BASTIRMA

- ÖNLEM ile/ve UYARI

- ÖZELEŞTİRİ ile/ve/<> TÖVBE
( Değişmeye çalışmak. İLE/VE/<> Değişmek. )

- ÖZÜR DİLEMEK ile AF
( Alt/küçük ya da akranlara. İLE Yukarıdakilerden. )

- PİŞMAN/LIK değil/yerine/>< DAYANÇ/LI / SABIR/LI
( Uzun süreli. DEĞİL/YERİNE/>< Kısa süreli.
[Kısa süreli dayanç, uzun süreli pişmanlıktan korur.] )

- PİŞMAN/LIK ile/ve/||/<>/> VİCDAN AZABI

- PİŞMANLIK = REPENTANCE[İng.] = REPENTIR[Fr.] = REUE[Alm.] = POENITENTIA[Lat.]

- PİŞMANLIK ile/ve/||/<> SON PİŞMANLIK
( Yarar getirir/getirebilir. İLE/VE/||/<> Yarar getirmez. )

- PİŞMANLIK ile/ve TÖVBE

- PİŞMANLIK değil/yerine ÜMİT

- PLANLANMIŞ/LIK ile SINIRLANDIRILMIŞ/LIK

- PUŞKİN ve/||/<> GOGOL ve/||/<> GONÇAROV ve/||/<> DOSTOYEVSKİ ve/||/<> TURGENYEV ve/||/<> TOLSTOY ve/||/<> ÇEHOV ve/||/<> GORKİ ve/||/<> ZAMYATİN ve/||/<> BULGAKOV ve/||/<> PASTERNAK
( 1799 - 1837 ve/||/<> 1809 - 1852 ve/||/<> 1812 - 1891 ve/||/<> 1821 - 1881 ve/||/<> 1818 - 1883 ve/||/<> 1828 - 1910 ve/||/<> 1860 - 1904 ve/||/<> 1868 - 1936 ve/||/<> 1884 - 1937 ve/||/<> 1891 - 1940 ve/||/<> 1890 - 1960 )
( )

- RAHATSIZLIK ile ŞİKÂYET

- REDÂ'[< RED] ile REDÂ'
( Önleme, yasak etme. İLE Süt emme. )

- ŞÂKÎ[< ŞİKÂYET] ile ŞAKÎ[< ŞEKÂVET]
( Şikâyetçi, şikâyet eden. İLE Bahtsız, kötü hareketli, haylaz, habîs. | Yol kesen, haydut. )

- SALDIRI ile/değil SAPTAMA/TESPİT/BEYAN

- ŞARTLI TAHLİYE/SALIVERME ile/ve/<> DENETİMLİ SERBESTLİK

- SAVCININ/POLİSİN İŞİ(/GÖREVİ/SORUMLULUĞU):
"(HERHANGİ) (BİR) ZANLI YAKALAMAK"
değil (İLGİLİ/KANITLI) ZANLIYI YAKALAMAK

- SAVCININ/POLİSİN İŞİ(/GÖREVİ/SORUMLULUĞU):
"ALEYHTE KANIT TOPLAMAK"
değil HEM LEHTE, HEM DE ALEYHTE; NE LEHTE, NE DE ALEYHTE KANIT TOPLAMAK

- ŞÂYİ'[< ŞÜYÛ] ile ŞÂYİA
( Duyulmuş, herkesçe bilinmiş. Belirli olan, duyulan. | Bölüşülmemiş ortak hisse. | Bir şeyin her noktasıyla ilgili bulunan. İLE Yayılmış haber, yaygın söylenti, duyultu. )

- ŞECÂAT ile ŞECCÂT[< ŞECCE]
( Haksızlığa karşı olan öfke. | Yiğitlik, yüreklilik. İLE Başta ve yüzde oluşturulan yaralar. )

- ŞEFÂAT[Ar.] değil/yerine/= BAĞIŞLAMA

- ŞEKK/SİZ-ŞÜPHE/SİZ

- ŞEKVÂ değil/yerine/= ŞİKÂYET, HOŞNUTSUZLUK
( ŞİKÂYET, HOŞNUTSUZLUK )

- SIFIR ile/ve/değil/yerine/||/<> SINIR

- ŞİKÂYETÇİ/MÜŞTEKÎ[Ar.] değil/yerine/= YAKINAN

- ŞİKÂYET ile GAMMAZLAMA

- ŞİKÂYET ile/ve/<> İHBAR

- ŞİKÂYET ile İSPİYON

- ŞİKÂYET ile/ve/değil/yerine RİCÂ

- ŞİKÂYET ile/ve/değil/yerine/||/<> TESPİT

- SINIRLAMA/KISITLAMA ile/<> GİZLİLİK

- SINIRLI ile/ve/||/<> SINIRLAYICI

- SUÇSUZLUĞUNU İDDİA ETMEK ile/ve/||/<> SUÇU/NU İNKÂR ETMEK

- TAFZİH[Ar.] değil/yerine/= REZİL ETME
( Birinin kötü yanlarını ortaya çıkarma. )

- TAHAMMÜL ETMEK ile/ve/değil MÜSAMAHA GÖSTERMEK

- TAHFİF değil/yerine/>< TÂZİM

- TAKBİH[Ar.] değil/yerine/= KINAMA
( Çirkin görme, beğenmeme. | Kınama. )

- TAKDİR ile/ve/değil/< TEDBİR[< DÜBÛR]
( Tedbir, takdirin parçasıdır. )

- TAKİP ETMEK ile DENETLEMEK

- TATMİN ETMEK ile DİNDİRMEK

- TEDBİR[< DÜBÛR] ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TAKDİR
( Bir şeyi te'min edecek ya da önleyecek yol, çare. | Kul iradesi ve ihtiyârı. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< ... )
( Tedbir, takdirin parçasıdır. )
( Yaptığın şeyin tedbirini, takdir-i Hüdâ'dan bekle. )
( Takdirden gelene, tedbir kılınmaz
Ne kılayım çare, ben, şimdiden geri
Yaram türlü türlü, merhem bulunmaz
İstersen merhemi, çal, şimdiden geri
( Tecellim böyleymiş, kime, ne diyeyim )

Geçti elden, gitti muhabbet çağı
Rakip, bahçeye kurmuş otağı
Yıkılsın çevresi, bostanı bağı
El girsin bağına, var, şimdiden geri
( Seher yeli, sevdiğimden bir haber )

Sen bir gonca gülsün, istife karış
İstersen gül oyna, dilersen sarış
Gönlün kimi isterse, ülfet et konuş
Yârim, sana destur var, şimdiden geri
( Tecellim böyleymiş, kime, ne diyeyim )

Kul Abdal'ım, bir sultanam ayılım
Yüz sür beni, eşiğinde sayılım
Hakk'tan gelen tecellime, kayılım

Kul Abdal'ım, yalan dünya, vefâsız
Âlemde bir yâre düştüm, devâsız
Sen bana yâr olmazsın, be hey vefâsız
Var kime olursan ol, şimdiden geri
( Seher yeli, sevdiğimden bir haber )

[ Veysel (Âşık) 'tan
dinlemek üzere burayı tıklayınız... ]

[ Sürekli erişim adresi...
www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/19854 ]

)

- TEDBİR ile/ve/||/<>/< İHTİYÂR

- TEDBİR ile YASAK

- TEKDÎR[< KEDER] ile ...
( BULANDIRMA | KEDERLENDİRME | AZARLAMA, AZAR | ÖĞRENCİYE VERİLEN VE SİCİLİNE GEÇİRİLEN CEZÂ )

- TEPKİSELLİK ile/değil/yerine İKNÂ

- TEPKİSİZLİK ile/ve/<> HAZIR-YANITLI OLAMAMA KAYGISI

- TERBİYE ve/<> TEZKİYE
( Aklı. VE/<> Kalbi. )

- TESLİMİYET ile/ve/||/<> ÇARESİZLİK

- TEVBE ile ...
( TÖVBE, İŞLENMİŞ BİR GÜNAH YA DA SUÇUN BİR DAHA İŞLENMEYECEĞİNE DÂİR VERİLEN SÖZ | KULUN SAF BİR KALPLE HAKK'A YÖNELMESİ, TEKRAR GÜNAH İŞLEMEMEYE AHD ETMESİ )

- TÖVBE ile/ve/||/<>/> AFFETME

- TÖVBE ile/ve/<> BAĞIŞ

- TUTUKLAMA:
"CEZA"
değil TEDBİR

- UTANMA:
BAŞKALARINDAN
ile/ve/<>/değil/yerine KENDİNDEN

- UTANMAK ve/> UYANMAK

- UT ile UD[Ar.]
( Utanma. İLE Türk müziği araçlarından, iri karınlı, kirişli, çalgıçla çalınan bir çalgı. )

- ÜVEYE EDERSEK ve/||/<> GELİNE EDERSEK
( [kendi] Çocuğumuzda buluruz! VE/||/<> Kızımızda buluruz. )

- UYARI ile/değil DİKKAT ÇEKMEK
( Kendileri ve/veya kişilerle sorunları olanlar, dikkat çekilmesi gereken ortak konuları kişisel algılayarak anlamsız/çocukça sorunlar yaratabilirler. )

- UYARI ile SAVUNMA

- UYARI ile/ve/<> VURGU

- UZAK DURULMASI GEREKEN KİŞİLER:
"HEP HAKLILAR"
ve/||/<> "HERŞEYE, SÜREKLİ İTİRAZ EDENLER" ve/||/<> "SADECE BEN" DİYENLER ve/||/<> BAŞKALARINI DEĞERSİZ GÖRENLER ve/||/<> ÇIKARCILAR ve/||/<> İSTEDİĞİ OLMADIĞINDA TUTUM DEĞİŞTİRENLER ve/||/<> ARAMADIĞIN SÜRECE ARAMAYANLAR ve/||/<> İŞİ DÜŞMEDİKÇE TANIMAYANLAR ve/||/<> İŞİ BİTTİĞİNDE, YANINDA DURMAYANLAR

- VAHİM/ÜZÜCÜ OLAN:
YALAN SÖYLEMİŞ OLMASI
ile/ve/değil/||/<>/> ONA BİR DAHA GÜVENEMEYECEK OLMAK

- VAZGEÇİRMEDE/CAYDIRICILIKTA:
GENEL ÖNLEM
ile/ve/||/<> ÖZEL ÖNLEM

- YALAN SÖYLEYİP UTANMAK değil/yerine/>< DOĞRUYU SÖYLEYİP "KAYBETMEK"(/KAZANMAK)

- YALANCI yerine SAHTE

- YAPTIRIM ile/ve/değil DAYANAKÇA

- YAPTIRIM ile/ve/değil/yerine/<> DEĞER

- YAPTIRIM ile/ve/||/<> TEDBİR

- YAPTIRIM ile/değil/yerine TEŞVİK

- YASAK ile/ve/değil/yerine/<> OLANAKSIZLIK

- YASAK ile/ve/değil/yerine SINIRLAMA/KISITLAMA
( Yürürlüğe giren yasa, bir "YASAK" koyma değildir! Toplum yaşamında ve kişiler arasında düzenin sağlanması, hakların korunması için ortak kullanım alanı kuralları uygulanmak zorundadır. Sigarayla ilgili düzenleme, bireylerin bulunmak zorunda/durumunda olduğu -kapalı ya da açık- ortamlarda sigara kullanıcılarının keyfî uygulamalarına izin vermemek üzerinedir. Bu durumdan rahatsız olan/olabilecek kişilerin haklarının korunması üzerine de bu tür kısıtlamalar getirilmesi gerekmiştir. "YASAK" olarak ifade edilen durum, "sigara içme yasağı" değil belirli ortak kullanım alanlarında keyfî tutumda bulunulmasına engel olabilmek üzere ve çevrenin rahatsız edilmemesine yöneliktir. Doğrudan, genel bir "içmeme yasağı" getirilmemiştir.

"YASAK"[< YASA][yasaya/kanuna bağlı olan] sözcüğü ve kullanımının da, kişiler [içen-içmeyen, rahatsız olan/lar] arasında anlaşamamazlık/ihtilâf [ya da olası çatışma durumunda] toplum ve devlet tarafından kabul ve onay görmüş, uyumlu bir düzen sağlanabilmesi üzerine, gereken koşulların, yazılı ve tüzel(hukukî) bir karşılığının bulunması üzerinedir. Birlik ve bütünlüğü, sürdürülebilirliği sağlayabilmenin göstergesi ve dayanakçası olarak, "YASA" ve yasal gereklilik, işlevini yerine getirmek üzere uygulanmaktadır.

Kişi, kendi evinde istediği gibi [çırılçıplak] dolaşabileceği halde dışarıda/sokakta, ortak alanlarda dolaşamayacağı gibi. Bu durumu anlayan ve kabul edebilen tütün kullanıcıları, tütün ürünleri kısıtlamasının da bir uzlaşım ve çözüm gerektirdiğini rahatlıkla anlayacak ve kabul ediyor olacaklardır. )

- YASAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YAPTIRIMA TÂBİ

- YASALLIK ile/ve/||/<>/< SUÇUN TANIMLANMASI

- YASA ile/ve YAPTIRIM
( KANUN ile/ve MÜEYYİDE )

- YEMİN ile/ve/<> İNTİKAM
( En anlamlı/büyük yemin, söz vermektir. İLE/VE/<> En etkili/büyük intikam, affetmektir. )

- YEMÎN ile KEFFÂRET-İ YEMÎN
( And, kasem. | Güç ve sağlamlık. | Sağ, sağ taraf. İLE Yerine getirilemeyen yemine karşı oruç tutmak, sadaka vermek. )

- YETERLİ ile/ve/değil/yerine/<>/< TATMİN EDİCİ

- ZAAF ve/||/<> SAVUNMA

- ZABT-U-RABT[Ar.]/DİSİPLİN[İng.] değil/yerine/= SIKIDÜZEN

- ZAMAN GEÇTİKÇE:
YÜZSÜZLEŞEN
değil HATALARIYLA YÜZLEŞEN

- ZAYIF/GÜÇSÜZ OLANI:
"CEZALANDIRMAK"
değil KAYITSIZLIK

- ZELÎL[Ar. < ZİLLET] değil/yerine/= AŞAĞILANAN/HOR GÖRÜLEN
( HOR, HAKİR, ALÇAK, AŞAĞI TUTULAN, AŞAĞILANAN )

- ZORUNLU SÜREÇ ile/ve/değil ZORUNLULUK İÇEREN SÜREÇ

- ZORUNLU/LUK / ZARÛRÎ ile/değil/yerine/=/< KAÇINILMAZ/LIK

- ZORUNLULUK ile OLMAZSA OLMAZ

- [ne yazık ki!]
ÖZÜR DİLEYEMEMEK/DİLEYEMEYEN
ile/ve/<> TEŞEKKÜR EDEMEMEK/EDEMEYEN

- [ne yazık ki]
ŞİŞMAN/LIK
ve/||/<>/> PİŞMAN/LIK
( Ağzımızı tutmazsak. VE/||/<>/> Dilimizi tutmazsak. )

- [ne yazık ki]
!SUÇ
ve/||/<>/> CEZA

- [ne yazık ki]
(")UYARI("):
(")AŞIRI(")
ile/ve/||/<> (")YETERSİZ(") ile/ve/||/<> (")YERSİZ(") ile/ve/||/<> (")YANLIŞ(")

- [ne yazık ki]
BAZI KİŞİLERİN, HATALARI/SUÇLARI:
"ÇUVALA BASMASI"
ile/ve/||/<> "DUVARA ASMASI"
( Kendilerininkileri. İLE/VE/||/<> Bizimkileri/seninkileri. )
( Özellikle daha büyük olanlarını. İLE/VE/||/<> Özellikle daha küçük olanlarını. )

- [ne yazık ki]
CENDEREYE ALMAK
ile/ve/<> KISKACINA ALMAK

- [ne yazık ki]
ENGEL OLMAYA ÇALIŞANLAR
ve/||/<>/>/< BAŞARACAĞIMIZA EN ÇOK İNANANLAR

- [ne yazık ki]
İDAM
ile/ve/değil/<> İTHAM

- [ne yazık ki]
TÖREYE DOĞAN
ve/||/<> İSVİÇRE TÜZESİYLE EVLENEN ve/||/<> ALMAN YÖNETİM ZİHNİYETİYLE YÖNET(İL)EN ve/||/<> İTALYAN TÜZESİYLE CEZALANDIR(IL)AN ve/||/<> İSLÂMÎ KURALLARA GÖRE GÖMÜLEN

- [ne yazık ki]
YALANLARLA OYALANMAK
ile/değil/yerine/>< GERÇEKLERLE "YARALANMAK"

KİŞİLER



( 452 FaRk, 507 katkı )

GÖREVLİLER ve YETKİLİLER


- "AĞIR CEZA SAVCISI" değil AĞIR CEZA MAHKEMESİ NEZDİNDEKİ SAVCI

- "SUÇLAMAK" ile/değil/yerine SORUMLU OLMAK

- ADÂLET HEYKELİNİN GÖZLERİNİN KAPALILIĞI:
"NAMUSSUZLARA GÖZ YUMMAK İÇİN"
değil ÂDİL OLMAK İÇİN

- ARABULUCU ile/değil UZLAŞTIRMACI

- ÂRİF ile/ve/> HAKÎM ile/ve/> MÜTEELLİH
( ... > Hem ârif, hem de hakîm olan. )
( Kâmiller/ârifler, Allah'ın nazarıyla bakarlar. )
( Ârif olan... İçi, dışı, dengede tutan. )

- ARSIZ ile/değil/yerine/>< ÂDİL
( Bilgisizler güçlendiğinde. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Bilgeler güçlendiğinde. )

- ASKER/POLİS ile ZAPTİYE[Ar.]

- ASKERÎ ile/değil ASGARÎ

- ASKER[Fars.] ile ASKER, CÜND[Ar.], LEŞKER[Fars.]
( Devredici, seyyar. İLE Er. )

- ASKER ile PENCİK[Fars.]
( ... İLE Asker yetiştirilmek üzere, savaş tutsaklarından, beşte bir oranında ayrılan acemioğlan adaylarına verilen ad. )

- ASKER ile SEKBAN[Fars.]
( ... İLE Osmanlılar'da, sınır boylarında görev yapan bir sınıf asker. | Eyalet paşaları ve sancak beylerine bağlı olarak görev yapan bir sınıf asker. )

- AVUKAT ile/değil/<> MÜDÂFÎ

- AVUKAT ile SAVCI
( [yarısı dolu bir bardağın] Dolu ve boş bölümlerini ayrı ayrı görebilen ve savunabilen. İLE Boş bölümün, dolu olan bölümünden öncelikli olmadığını gösterme sorumluluğu ve yetkisiyle "iddia etmesi" ve/veya "savunabilmesi" gereken. )

- BEKÇİ ile DİZDAR[Fars.]
( ... İLE Kale bekçisi. )

- BEKÇİ ile/ve/<> POLİS
( ... İLE/VE/<> Şehir. [Şehirleşmiş yaşamı, şehirde yaşama kurallarını takip eden.] )

- BEKÇİ ile/ve/değil/||/<> TÜRBEDAR

- DEVRİYE değil/yerine GEZGE

- EDEPLİ:
FELSEFECİ
ve/||/<> MATEMATİKÇİ ve/||/<> HUKUKÇU
( Ancak, felsefeci, matematikçi ve hukukçular edeplidir.[Ancak, dile hâkim olabildikleri ve sorgulayabildikleri oranda.] [Ne hareketi/sporu temel/öncelikli alan, ne bilimsel tutarlılığı olan, ne de sanatsal duyarlılığı ile sınırları/nı aşan.] )

- ELKAB-I RESMİYYE
( Resmî unvanlar. )

- HÂKİM ile/<> (SULH/CEZA) SORGU HAKİMİ

- HÂKİM ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BİLİRKİŞİ
( Yöntemi/usûlü bilir ve süreci takip etmekle görevli ve yetkilidir. Esasa dayalı bilgi, belge ve kanıtlara dayanarak son kararı belirler. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Esası, içeriği[konuyu, alanı ve terimlerini] (daha) iyi/geniş/derin bilir ve/veya belirler.[Bazı/çoğu davada, hâkimin değil/yerine bilirkişilerin ortak görüşleri ve uzlaşımsal kararı önceliklidir ya da dikkate alınmalıdır.] )

- HÂKİM ile/ve/değil/yerine/||/<> HÂDİM
( Ancak, hizmet eden [hâdim], [duruma/olguya] hâkim olur. )

- HAKİM ile HÂKİM
( Hikmet sahibi. İLE Yargıç. )

- HAKÎM ile HÂKİM ile HAKEM ile HEKİM
( Hikmet sahibi. İLE Hüküm veren, yargıç. İLE Karar veren. İLE Tabip, tıp doktoru. )

- HAKİM ile/ve/<> MUHTESİB

- HÂKİM değil/yerine/= YARGIÇ

- İDÂRÎ KOLLUK ile/ve/<> ADLÎ KOLLUK
( ... İLE/VE/<> Uzmanlık gerektirir. )

- KADI ile MÜÇTEHİT[Ar.]
( ... İLE Ayet ve hadislere dayanarak yargıya varan, karar veren din düşünürü. )

- KAMU DENETÇİ/LİĞİ/MUHTESİB(OMBUDSMAN/LIK) ile/ve/||/<> ARABULUCU/LUK

- KARAKOL yerine POLİS MERKEZİ

- KOMUTAN ile MALKOÇ
( ... İLE Osmanlı'da, Akıncılar Ocağı'nın komutanı. )

- KOMUTAN ile MİR[Fars.]
( ... İLE Baş, kumandan, amir. | Bey. )

- MÂLİK ile/ve/değil MUHÂFIZ

- MANGA ile/ve/<>/> TAKIM ile/ve/<>/> BÖLÜK ile/ve/<>/> TABUR ile/ve/<>/> ALAY ile/ve/<>/> TUGAY ile/ve/<>/> TÜMEN ile/ve/<>/> KOLORDU ile/ve/<>/> ORDU ile/ve/<>/> KUVVETLER ile/ve/<>/> GENEL KURMAY
( Onbaşı/çavuş/asteğmen/teğmen yönetiminde. İLE/VE/<>/> Üstteğmen yönetiminde. İLE/VE/<>/> Yüzbaşı yönetiminde. İLE/VE/<>/> Binbaşı/yarbay yönetiminde. İLE/VE/<>/> Albay yönetiminde. İLE/VE/<>/> Tuğgeneral yönetiminde. İLE/VE/<>/> Tümgeneral yönetiminde. İLE/VE/<>/> Korgeneral yönetiminde. İLE/VE/<>/> Orgeneral yönetiminde. İLE/VE/<>/> Orgeneraller yönetiminde. İLE/VE/<>/> Genel Kurmay Başkanı yönetiminde. )
( 10 er. İLE/VE/<>/> Birkaç[4/5] manga. İLE/VE/<>/> Birkaç takım. İLE/VE/<>/> Birkaç[dört] bölük. | Küme, yığın, grup. İLE/VE/<>/> Birkaç tabur. İLE/VE/<>/> Birkaç alay. İLE/VE/<>/> Birkaç tugay. İLE/VE/<>/> Birkaç tümen. İLE/VE/<>/> Birkaç kolordu. İLE/VE/<>/> Birkaç ordu. İLE/VE/<>/> Birkaç kuvvet. )
( [OSMANLI'da] Mülâzım-ı Sânî yönetiminde. İLE/VE/<>/> Mülâzım-ı Evvel yönetiminde. İLE/VE/<>/> Yüzbaşı yönetiminde. İLE/VE/<>/> Kolağası yönetiminde. İLE/VE/<>/> Binbaşı yönetiminde. İLE/VE/<>/> Kaymakam yönetiminde. İLE/VE/<>/> Miralay yönetiminde. İLE/VE/<>/> Mirliva yönetiminde. İLE/VE/<>/> Mirliva/Ferik yönetiminde. İLE/VE/<>/> Ferik yönetiminde. İLE/VE/<>/> yönetiminde. İLE/VE/<>/> Birinci Ferik yönetiminde. İLE/VE/<>/> Birinci Ferikler yönetiminde. İLE/VE/<>/> Genel Kurmay Başkanı yönetiminde. )
( SECOND LIEUTENANT vs./and/<>/> (FIRST) LIEUTENANT vs./and/<>/> CAPTAIN vs./and/<>/> MAJOR/COMMANDANT vs./and/<>/> LIEUTENANT COLONEL vs./and/<>/> COLONEL vs./and/<>/> BRIGADIER GENERAL vs./and/<>/> MAJOR GENERAL vs./and/<>/> LIEUTENANT GENERAL vs./and/<>/> GENERAL vs./and/<>/> GENERALS vs./and/<>/> HEAD OFFICER )
( II. Dünya Savaşı "WEHRMACHT", Kara Kuvvetleri (HEER), Deniz Kuvvetleri (KRIEGSMARINE), Hava Kuvvetleri (LUFTWAFFE) ve Özel "SS" Birlikler'inden oluşuyordu. )
( RİYALA[İt.]: Osmanlı donanmasında, Tümgeneral'e eş bir rütbe. )

- MİRİ KÂTİBİ değil/yerine/= YARGIÇ
( Osmanlı Devleti'nde, maliye ile halk arasındaki davalara bakan yargıç. )

- MÜDDEÎ-İ UMÛMÎ[Ar.] değil/yerine/= SAVCI

- MUHZIR[Ar.] ile MÜBÂŞİR[]Ar.]
( İlgililerin, mahkemede bulunmalarını sağlayan görevli. İLE Mahkemede, duruşmaya girecekleri ve tanıkları çağıran, yargıcın buyruklarını bildiren, kâğıtları getirip götüren görevli. )

- MÜLÂZIM[Ar.]/MÜLÂZIM-I SÂNÎ[Osm.] değil/yerine/= TEĞMEN
( Bir işe girmek için bir süre parasız olarak o işe devam eden. | Teğmen. )

- MÜSTANTİK[Ar.] değil/yerine/= SORGU YARGICI/HAKİMİ

- NOTER ile/ve/||/<> HAKEM

- PARKE[Fr. PARQUET] değil/yerine/= SAVCI
( Eskiden, hakim kürsüsünden aşağıda ve yerde oturmaları nedeniyle savcılara, parke adı verilirmiş. )

- PİLOT:
ASKERİ
ile SİVİL

- POLİS

- ŞÂDÎ[< ŞEDÂ] ile ŞÂDÎ[Fars.]
( Mahkeme hademesi, mübaşir. | Zamanında, sultan sarayına odun götüren yeniçeri, odun ambarı memuru. | Nağme ile şiir okuyan. | İlimden, edebiyattan payı olan. | Torba oğlanı, Acemi Ocağı neferi. İLE Memnuniyet, sevinçlilik, gönül ferahlığı. )

- SADRAZAM ile SERASKER
( ... İLE Sadrazamlık göreviyle yükümlü olmayan ve Osmanlı ordusunun komutanlığını yapan vezirin sanı. )

- ŞAHİT ile/ve/||/<> NOTER

- SAVCI/LIK ile GENEL SORGU SAVCI/LIĞI

- SAVCININ/POLİSİN İŞİ(/GÖREVİ/SORUMLULUĞU):
"(HERHANGİ) (BİR) ZANLI YAKALAMAK"
değil (İLGİLİ/KANITLI) ZANLIYI YAKALAMAK

- SAVCININ/POLİSİN İŞİ(/GÖREVİ/SORUMLULUĞU):
"ALEYHTE KANIT TOPLAMAK"
değil HEM LEHTE, HEM DE ALEYHTE; NE LEHTE, NE DE ALEYHTE KANIT TOPLAMAK

- SERDAR[Fars.] değil/yerine/= BAŞKOMUTAN

- VÂLİ ve/||/<> VELÎ
( [Koruyucu] Dışta. VE/||/<> İçte. )
( Maddî koruyucu. VE/||/<> Manevî koruyucu. )

- YARGIÇ:
AVRUPA'DA
ile AMERİKA'DA
( Konusunda, çok bilgilidir. İLE Uzlaştırıcı ve halkın sağduyusuna göre karar verirler. )

- YARGIÇ ile YARGICI
( Ulus adına, yargı yetkisini kullanarak yasaya aykırı davranışlarda ya da uyuşulmayan işlerde, yasayı yerine getirmekle, tüzeyi gerçekleştirmekle görevli kişi. İLE Bir anlaşmazlığı çözmek için iki tarafın başvurduğu kişi ya da kendine seçme yetkisi verilen bilirkişi, hakem. )

- YETKİ(Lİ)NİN KAYNAĞI ile YETKİ(Lİ)NİN EYLEMİ

- ZÂLİM <>/>< ÂLİM
( Zâlim olan, âlim olabilir fakat zâlim olan, ârif ol(a)maz. )
( Yol sırasında, süreçte, kimin zâlim, kimin âlim olduğu/olacağı bilinmez. )

- [Fars.] DÜRÜŞT ile/değil/yerine/>< DÜRÜST
( Sert; gücendirici, kırıcı. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sözünde ve davranışlarında, doğruluktan ayrılmayan, doğru, onurlu. | Doğru, yanlışsız. )



SORUMLULAR

- "BAKAN/LIK" ile/değil/yerine/> KALEM(SEKRETER/YA)

- "HAKİM OLMAK" ile/ve "SAHİP ÇIKMAK"

- "KALABALIKLARDAN YANA OLMAK" ile/değil/yerine HAKTAN YANA OLMAK

- "POLİTİKACI" değil/yerine DEVLET ADAMI
( Seçimleri düşünür. DEĞİL/YERİNE Gelecek kuşakları düşünür. )

- "ŞEHADET" değil ŞAHÂDET
( TANIKLIK, ŞÂHİTLİK ETME | BİR ŞEYİN DOĞRULUĞUNA İNANMA | DELÂLET, ALÂMET, İŞÂRET | GÖZLE GÖRÜLEN ŞEYLER )

- "SU UYUR, DÜŞMAN UYUMAZ" değil "SÜ(SUBAY/ASKER) UYUR, DÜŞMAN UYUMAZ"

- "SUÇLAMAK" ile/değil/yerine SORUMLU OLMAK

- "ÜSTÜN" İNSAN değil OLGUN/YETKİN/KÂMİL KİŞİ

- ADÂLET VE EŞİTLİK ve/||/<>/> UYUM VE DOSTLUK

- ADANMIŞLAR ile KESİN İNANÇLILAR

- ALICI ile ALACAKLI

- ARSIZ ile/değil/yerine/>< ÂDİL
( Bilgisizler güçlendiğinde. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Bilgeler güçlendiğinde. )

- BAŞKAN/SERVER[Fars.] ile PATRON

- BİR ULUSUN:
DÜŞMANLARI
ile/ve/<> "AYDINLARI"
( Askerî-siyasî örgütünü yener. İLE/VE/<> Tarihini yener/değersizleştirir. )

- BÜYÜKELÇİ(SEFİR[Ar.]) ile/ve KONSOLOS(ŞEHBENDER[Fars.])
( VİSKONSÜL: Konsolos yardımcısı. )

- BÜYÜKELÇİ ile ORTA ELÇİ
( ... İLE Büyükelçiden önceki elçilik aşaması ve bu aşamada olan kişi. )

- DEVLETLÜ RE'FETLÜ ile RİF'ATLÜ ile SAÂDETLÜ
( Seraskerelere verilen unvan. İLE Askerlikte binbaşılarla, mülkiyede üçüncü rütbe sahiplerinin unvanı.[SÂLİSE] İLE Askerlikte albay/miralay ile korgeneral[birinci ferik], sivilde vezir ile mîrülümerâlık rütbeleri arasındaki kişilerin resmî unvanı. )

- DEVLET ile/ve/||/<> VATANDAŞ
( Sadece yükümlülükleri vardır. [Hak sahipliği söz konusu değildir.] İLE/VE/||/<> Hakları ve yükümlülükleri vardır. )

- DİPLOMAT ile BÜROKRAT
( Uluslararası konularda ülkesini temsil etmekle görevlendirilen kimse. İLE Devlet dairesinde çalışan kişi. )
( Türkiye'de Bürokrat: "Devletin her türlü nimetine tâlip, her türlü külfetinden uzak kişi." )

- EBEVEYN ile VELİ

- ECR-İ HASS ile/ve/<> ECR-İ MÜŞTEREK

- EFENDİSİ ve/||/<>/< KÖLESİ
( Bilginin. VE/||/<>/< Çalışmanın. )

- FEHÂMETLÜ DEVLETLÜ ile ÜBBEHETLÜ DEVLETLÜ
( Sadrazamlara, Mısır hidivi ve yabancı prenslere, eyalet beylerine hitapta kullanılan unvan. İLE Sadrazamlık etmişlere hitapta kullanılan unvan. )

- FERİŞTAH değil/yerine/= UZMAN / EN YETKİLİ

- GÂZİ ile GÂZİ ile GAZÎ
( Savaştan, sağlam ya da (az/çok) yaralı çıkan. İLE Mustafa Kemal ATATÜRK İLE "Gezi" için gaz yiyen. )

- GELİN-DAMAT ve/||/<> SAĞDIÇ
( ... VE/||/<> Düğünde, gelin ya da güveye kılavuzluk eden kişi. )

- GELİN ve/<> DAMAT
( İ'SÂR[Ar.]: Gelin olma çağına gelme. )

- GERÇEK KİŞİ/LİK ile TÜZEL KİŞİ/LİK

- HALİFE ile/ve KUL

- HATTAT ile KÂTİP

- HÜKÜMLÜ ile YÜKÜMLÜ

- İDDİALI ile/ve YETKİN

- İSSİ değil/yerine/= SAHİBİ

- İSTANBUL('UN):
EFENDİSİ
ile/ve MANEVÎ EFENDİSİ ile/ve KÜLTÜREL EFENDİSİ
( Yöneticiler. İLE/VE Meşâyih. İLE/VE Dikkatli, temiz, düzenliler. )
( Maddî. İLE/VE Manevî. İLE/VE Kültürel. )
( İHTİSAB AĞALARI )

- JÜRİ[Fr. < İng.] değil/yerine/= KURUL
( Seçiciler kurulu, seçici kurul. | Yargıcılar kurulu. )

- KÂBİL ile/ve/<> FAİL

- KAHRAMAN >< KURBAN

- KÂTİP ile/ve TERZİ/HAYYAT/BAHYEZEN[Fars.]

- KAYYUM/KAYYIM ile MÜTEVELLİ
( Belirli bir malın yönetilmesi ya da belirli bir işin yapılması için görevlendirilen kişi. İLE Bir vakfın yönetimi, kendine verilmiş kişi. )

- KEFİL ile/ve/değil ARACI
( ... ile/ve/değil VESÂTET[Ar.]: Aracılık. )

- KEFİL ile REFERANS
( Azamî muhabbetin, teminât-ı tâmmesi, işbu vesileyle mutazammındır. )

- KEFİL ile/ve/<> VEKİL

- KİŞİ = MİRASSIZ

- KÖYLÜ ile/ve KULAK
( ... İLE/VE Varlıklı Rus köylüsü. )

- LİDER ile/ve ÖNDER
( Bulunulan durumu, varolanı yönlendirir. İLE/VE Ufuk açar. )

- LİYÂKÂT ve/||/<> İSTİHKAK

- MENSUP[Ar.] değil/yerine/= ÜYE

- MİRKELÂM[Fars. (AMİR, BAŞ, BEY)MÎR-İ KELÂM] ile ...
( KONUŞMAYI/SÖZÜ/SOHBETİ BAŞLATAN, BAŞLATACAK OLAN, BAŞLATMASI BEKLENEN | GÜZEL, DÜZGÜN, ZARİF KONUŞAN )

- MOLLA ile/ve KULAK MOLLASI

- MÜDÜR ile/ve EMİN

- MÜFETTİŞ[Ar.] değil/yerine/= DENETÇİ/DENETMEN

- MUHATAP[Ar.] değil/yerine/= KONUŞULAN

- MÜKELLEFİYET ile/ve/değil/yerine/<> MUHABBET

- MÜNTAHİP[Ar.] değil/yerine/= SEÇMEN

- OLGUN ile/ve/<>/+ YETKİN

- PAZVANT[Fars.] değil/yerine/= BEKÇİ
( Osmanlı döneminde, Rumeli'de, gece bekçilerine verilen ad. )

- REHBER ile ÖNDER[LİDER değil!]
( İçten doğru gelmeyen hiçbir rehberliği kabul etmeyin, o zaman bile, tüm anıları ayıklayın, çünkü onlar sizi yanlışa götürürler. )
( Yollar ve araçlar hakkında tümüyle cahil olsanız bile, sessiz kalın ve içinize bakın; rehberlik mutlaka gelecektir. )

- REÎS ile/değil/yerine/= BAŞKAN
( KIYÂMÎ TEKKELERİNDE KIYÂMEN EDİLEN ZİKİRLERDE ZİKRİ İDARE EDEN )

- RİÂYETLÜ ile RÜTBETLÜ
( Saygılı anlamına bir Müslüman'ın bir Hristiyan'a yazdığı mektupta kullanılırdı. İLE Hristiyanlara, ruhani önderlere ve patriklere verilen unvan. )

- ŞÂHİD[< ŞEHÂDET | çoğ. ŞEVÂHİD] ile ŞÂHİD[Fars.]
( Tanık. | Senet yerine geçecek şekilde büyük bir eserden ya da kimseden alınan örnek. İLE Sevgili. | Güzel. )

- ŞAHİT[Ar.] değil/yerine/= TANIK

- ŞAHİT ile/ve/değil GÖZLEMCİ

- ŞANSÖLYE[Fr. CHANCELIER]:
BAŞBAKAN
ile/ve MALİYE BAKANI
( Almanya ve Avusturya'da. İLE/VE İngiltere'de. )

- ŞEFKATLÜ ile ...
( Babalar hakkında kullanılan unvan. )

- ŞEF ile/ve/||/<>/> MÜDÜR

- ŞEREF ve/||/<> ŞEREFYÂB[Ar., Fars.]
( ... VE/||/<> Şeref kazanan kişi. )

- ŞEYHÜLİSLÂM (OLABİLMEK)
( [HİZMET-İ/MAKAM-I/MANSIB-I/MESNED-İ İFTÂ'] )
( 131 Şeyhülislâm'ın 21'i şairdi. Ancak beşinin Divân'ı elimizdedir. )
( Bu makam, Kanuni Sultan Süleyman zamanında, saltanattan sonra gelen yer olarak sayılmıştır. )
( En uzun süre Şeyhülislâm'lık görevi yürütenler: Ebû Suud [29 yıl], Molla Fenârî [24 yıl], Zembilli Ali Efendi [23 yıl], Yahya Efendi [18,5 yıl]. )
( İlk Şeyhülislâm, Celâlzade Hızır Bey'dir. [Fatih Sultan Mehmet döneminde] )
( Medreseyi tamamladıktan sonra...
Kasabada/Şehirde Kadı Yardımcılığı > Küçük Şehir Kadılığı > Büyük Şehir Kadılığı > Üsküdar Kadılığı > Eyüp Sultan Kadılığı > Galata Kadılığı > İstanbul Kadılığı görevlerinden sonra Rumeli Kazaskeri olunur ve en son Anadolu Kazaskeri olduktan sonra ancak Şeyhülislâm olunurdu. )
( En az 35 yıl hizmet ve ilmî çalışma gerektirir. )

- SİLİ ile SİLİ
( Arı, temiz. İLE İffetli. )

- TABİP[Ar.] = HEKİM/DOKTOR

- TEKEMMÜL[Ar. < KEMÂL] değil/yerine/= YETKİNLEŞME
( KEMÂLE GELME, KEMÂL BULMA, OLGUNLAŞMA )

- TOBAR İLKESİ ile ...
( Bir iktidar, anayasaya aykırı bir yol ile [hükümet darbesi vb.] el değiştirdiğinde, yeni iktidar, ulus tarafından kendi temsilcisi olarak kabul edilmedikçe öteki devletlerce o hükümetin tanınmaması ilkesi. [Ekvator Dışişleri Bakanı Dr. Tobar tarafından] [15 Mart 1907] )

- UNUTULMA HAKKI'NDA:
LEBACH KARARI
ve/||/<> MELVIN V. REID KARARI

- ÜYE/LİK ile/ve ABONE/LİK

- VALİ[EPARHOS]:
< LONCA ÖRGÜTÜ
ile/ve/||/<> LAGATARIOS ile/ve/||/<> SIMPANOS
( Genel denetimi sağlayanlar. İLE/VE/||/<> Yabancı tüccarların denetimini sağlayanlar. İLE/VE/||/<> Esnaf localarını denetleyenler.[2 kişi] )

- VÂRİS[< VERASET] ile ...
( MİRASÇI )

- VASÎ[< VESÂYET | çoğ. EVSIYÂ'] ile VÂRİS[< VERÂSET | çoğ. VERESE]
( Bir yetimin/öksüzün ya da akılca zayıf, hasta birinin malını yöneten kişi. | Vefât etmiş birinin vasiyetini yerine getirmekle yükümlü olan kişi. İLE Kendine kalıt/miras kalan kişi/ler. )

- VASÎ[< VESÂYET | çoğ. EVSIYÂ'] ile VÂSİ/VÂSİA[< VÜS'AT]
( Bir yetimin/öksüzün ya da akılca zayıf, hasta birinin malını yöneten kişi. | Vefât etmiş birinin vasiyetini yerine getirmekle yükümlü olan kişi. İLE Geniş, engin, açık, enli, bol. )

- VASÎ ile VELÎ
( Zorunlu. İLE Gönüllü. )

- VELÂYET ile/ve/||/<> HIDÂNE HAKKI

- VELÎ[Ar.] ile/ve/= DOST[Fars.]
( KIYIM-KIYIM, KIYIL Kİ, DOST ÖNÜNE ÇIK(ABİL) )

- VEZÎR-İ A'ZAM ile VEZÎR-İ MAÂL-İ SEMÎR
( Başvekil, en büyük vezir, sadrâzam. İLE Yüksek niteliği/vasfı olan vezir. )

- YALIN/LIK ile/ve/<> YETKİN/LİK

- YATKIN/LIK ile/ve/||/<> YETKİN/LİK

- YETKE ile YETKİ
( Yaptırma ya da yasak etme hakkı ya da gücü, sulta, otorite. | Yeterliğine herkesi inandırarak, bir kişinin kendine sağladığı itaat ve güven. İLE Bir görevi/işi, yasaların verdiği olanaklara göre, belirli koşullarla yürütmeyi sağlayan hak, salahiyet, mezüniyet. )

- YETKİLİ ile/değil/< YETKİN

- YETKİN ile DONANIMLI

- YETKİN ile KESİN

- YETKİN ile SAĞLAM

- YETKİN ile YETİŞKİN

- YETKİ ile/ve/değil/yerine/<> YETKİNLİK

- YÖNETİCİ ile/ve/değil/yerine GİRİŞİMCİ

- ZÂİM ile ZAÎM
( ... İLE Zeâmet sahibi. | Kefil. | Prens, şef. )

- ZÂLİM <>/>< ÂLİM
( Zâlim olan, âlim olabilir fakat zâlim olan, ârif ol(a)maz. )
( Yol sırasında, süreçte, kimin zâlim, kimin âlim olduğu/olacağı bilinmez. )

- ZİHNİN: "KÖLESİ OLMAK" değil/yerine/>< USTASI OLMAK

- ZİMÂM-DÂR[Ar., Fars.] ile ZİLYED[Ar.]
( Bir işi elinde tutan, yöneten, yürüten. İLE Bir malı/gayrımenkulü elinde tutan, malı -sahibi olsun ya da olmasın kullanmakta bulunan kişi. )

- [Fars.] DÜRÜŞT ile/değil/yerine/>< DÜRÜST
( Sert; gücendirici, kırıcı. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sözünde ve davranışlarında, doğruluktan ayrılmayan, doğru, onurlu. | Doğru, yanlışsız. )

- [ne yazık ki]
İNSANLIK SUÇLARI:
SOYKIRIM
ile/ve/||/<> İŞKENCE/ŞİDDET ile/ve/||/<> TERÖR ile/ve/||/<> NEFRET/DÜŞMANLIK ile/ve/||/<> IRKÇILIK ile/ve/||/<> KÖLELEŞTİRME ile/ve/||/<> İNSAN KAÇAKÇILIĞI ile/ve/||/<> ORGAN TİCARETİ ile/ve/||/<> BAĞIMLILAŞTIRMA ile/ve/||/<> "HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRATMAK"
( Bağımlılaştırma - İnsanlık Suçu İlişkisi - Muharrem Balcı )


HİZMET EDİLENLER ve DURUMLAR, SORUMLULUKLAR

- !"SANIKTAN, KANITA GİTMEK" değil KANITTAN, SANIĞA GİTMEK

- !DEDİKODUCU ile/ve/= !YAĞI/DÜŞMAN/HASIM
( Biz ancak kendimizin düşmanıyızdır. )
( Kişi, bilmediğine düşman olur. )

- !DÜŞMAN OLMAK ile/ve "GICIK" OLMAK

- !DÜŞMAN/LIK ve !KİN

- !ESİR ile !KÖLE

- !KÖLE/LİK ile/ve ŞAŞKIN/LIK

- !KÖLE ile/değil/yerine !GULÂM

- !KÖLE ile !MEVÂLİ
( ... İLE Âzâdlı köle. )

- !KÖLE ile !SERF[Lat.]
( ... İLE Derebeylik toplum düzeninde, toprakla birlikte alınıp satılan köle. )

- !KÖLE ile/değil/<>/< İŞÇİ

- "BUZDAĞININ":
GÖRÜNEN BÖLÜMÜ
ile/ve GÖRÜNMEYEN BÖLÜMÜ
( Gördüğünüz, olan değildir. )
( Görünüşler, aldatıcıdır. )
( Adı değiştirebilirsiniz fakat gerçek yine kalır. )
( Appearances are deceptive. )

- "DELİ" ile GÖZÜKARA

- "DELİSİ OLMAK/OLAN" ile/değil/yerine DÜŞKÜN

- "DÜŞMAN OLMAK" değil/yerine/>< BİRBİRİNE HAYRAN OLMAK

- "EMANETİ, EHLİNE VERMEK" ile/ve/||/<>/> İŞİ, O İŞE UYGUN/YETKİN KİŞİYE VERMEK

- "FIRLAMA" ile "PİÇ"

- "HAKLI OLAN" ile/ve/değil/yerine/||/<> HAKÇA OLAN

- "HAKLI/LIK" ve/değil/||/+/<>/< AKILLI/LIK

- "IRKÇI/LIK" ile/değil YABANCI DÜŞMAN(LIĞ)I

- "KURNAZ/LIK" ile/değil/=/<>/>/< APTAL/LIK
( İkisinin de hiçbir "kazanımı", kalıcı değildir/olamaz. )

- "MADUR" değil MAĞDUR

- "MAĞDUR/HASTA EDEN/ETMEK" ile/ve/değil/||/<>/< MAĞDUR/HASTA OLAN/OLMAK

- "MASUMDUR!" ile/ve/değil/yerine/||/<> "SUÇLU DEĞİL!"
( "Suçlu değil!" demek, her zaman, zemin ve koşulda "Masumdur!" anlamına gelmez. )

- "O DA HAKLI, O DA, O DA" ile/değil/yerine HER BİRİNDE, HAKLILIK PAYI VAR

- "OROSPU" ile/değil METRES

- "PİÇ/FIR" ile "PUŞT"

- "ÜÇKAĞITÇI" ile/ve/||/<>/> HAİN

- "ÜÇKAĞITÇI" ile İÇTEN PAZARLIKÇI/ÇIKARCI

- "UYDUM AKILLI" ile/ve "YARIM AKILLI"

- "YEMİNİNE BAKIP KİŞİYE İNANMAK" ile/değil/><
KİŞİYE BAKIP YEMİNİNE İNANMAK


- "YENEN" ile "YENİLEN"
( Boş konuşur. İLE Boşu boşuna susar ya da savunur. )

- "ZENGİNLİK":
[ya] ÇOK PARA
ile/değil/yerine/ya da/>< ÇOK DOST
( Belki ikisinden biri olur fakat ikisi birden olmaz! )
( Dostlarım! Dünyada, dost yoktur! )

- (")DÜŞMAN(") ile/ve/değil KARŞI GÜÇ

- (")DÜŞMAN(") ile/değil/yerine RAKİP

- (HERHANGİ BİR) DÜŞÜNCEYE:
MAHKUM
ile/ve/değil/yerine HÂKİM

- ...'NIN:
"SUÇLUSU"
ile/ve/değil/yerine/<>/< SORUMLUSU

- ABD ile KUL
( KUL )

- ADÂLET:
KİŞİ/KUL
ve/||/<> İLÂH'IN BİRLİĞİ

- ADÂLET:
SUÇU/"SUÇLU"YU ARAMAK
ile/ve/değil/||/<>/< (SONUNA KADAR) MÂSUMU/MASUMİYETİ MASUMİYETİ ARAMAK

- ADÂLET ile/ve/<> DÜŞMANIN "ADÂLETİ"
( Adâletin gerekliliği ve önceliği, düşmanının "adâletine" maruz kalmamak ve mağdur olmamak içindir. )

- ADÂVET değil/yerine/= DÜŞMANLIK, YAĞILIK

- AİLE/AĞIL/AVUL ile/ve SÜLÂLE[< SÜR-AİLE]/AKRABA
( Ateşten esen rüzgâr aileyi simgeler. )
( ... ile/ve ÂL [Âl'i Sultan: Sultan çocukları. | Âl-i Osman: Osmanoğulları.] )
( OIKIA ile/ve ... )

- AİLE ile ZODRUGA
( ... İLE Bazı Balkan ülkelerinde rastlanan büyük aile tipi. Kırk ilâ seksen kişiyi kapsayan dört kuşağı içine alan topluluklar. [Aynı ekonomik düzene bağlıdırlar.] [Aile içindeki en yaşlı erkek ya da kadın, aile önderidir.] )

- AKIL-BALİĞ değil ÂKİL-BALİĞ

- AKILLI ile/ve "GÖZÜNDEN AKILLI"
( Ancak görünene/gördüğüne yönelmiş (zavallı) zihinlerin/kişilerin, kavramsalların alanına girdiklerinde nasıl da insafsızca genellemeler yaptıklarına dikkat ediniz! )

- AKLI BOŞ ile/değil/yerine AKLI BAŞINDA
( [(")anllatıklarından(")] "öykü" dinleriz. İLE/DEĞİL/YERİNE Yaşam(ay)ı öğreniriz. )

- AKLINI BEĞENDİĞİMİZ BİRİNİN ...
ve/||/<>
AKLINI KULLANMAYAN BİRİNİN ...

( Görüntüsünü nerak etmeyelim. VE/||/<> "Görüntüsünden" etkilenmeyelim. )

- ALIK ile KORKAK ile ALÇAK
( "Hiçbir şeyin değişmeyeceğini" "düşünüyorsak..." İLE "Düşünmek istemiyorsak..." İLE "Hiçbir şeyin değişmemesinin, kendi çıkarımıza olacağını düşünüyorsak..." )

- ALTRUİZM değil/yerine/= ÖZGECİLİK | BEN DÜŞMANLIĞI

- ÂMÂ ile KÖR

- AMELE ile FAİL

- APTAL "DOST" ile/değil/yerine AKILLI "DÜŞMAN"

- ARGÜMAN[İng. ARGUMENT] değil/yerine/= (İKNA EDİCİ, YETERLİ/YETKİN) KANIT

- ARKADAŞ/LIK ile DOST/LUK
( Belirli seviyede tutulan iletişim ve paylaşımın, dolayısıyla ilişkinin durumu. İLE Dostlukta son derece derin ve yoğun yakınlık, iletişim ve paylaşım vardır. Bir kişinin birini "Samimi arkadaşım/kankam(kan kardeşim)" olarak tanıtması için en temelde, o iki kişinin sırlarını paylaşabilmesi ve Para ve Seks durumu hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olma durumu vardır. )
( Dostluk, duygulu, erdemli iki kişi arasında, kendiliğinden meydana geliveren bir anlaşmadır. Duygulu diyorum, çünkü bir keşiş, dünyadan el etek çekmiş biri, hiç kötü olmaz da dostluk nedir bilmeden yaşayabilir. Erdemli diyorum, çünkü kötülerin, olsa olsa suç ortakları olur, haz düşkünlerinin zevk ve eğlence arkadaşları, çıkarlarını arayanların ortakları vardır, siyaset kişileri, çevrelerine fitne fücurlar toplarlar, çoğu avarelerin bağlılıkları, prenslerin dalkavukları olur; erdemli kişilerin, yalnız onların dostları vardır. )
( İyi arkadaş, yanında, yüksek sesle konuşup düşünebileceğin kişidir. )
( Kişilerin en âcizi, dost edinmeyendir! Bundan da âcizi ise, dostunu yitirendir. )
( Eğer hiç dostun yoksa, sen bir dost ol! )

- ARKADAŞLARI ile/ve/<> DÜŞMANLARI
( Yakın tutmalı! İLE/VE/<> Daha da yakın tutmalı! )

- ARKADAŞ ile "ARKADAŞ"
( Herkesi arkadaş olur, her "arkadaş"ı da arkadaştır zannetme! )

- ARKADAŞ ile/ve/<> DOST ile/ve/<> KARDEŞ
( Eğlenebildiklerimizle. İLE/VE/<> Anlatabildiklerimizle. İLE/VE/<> Ağlayabildiklerimizle. )

- ARSIZ ile/değil/yerine/>< ÂDİL
( Bilgisizler güçlendiğinde. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Bilgeler güçlendiğinde. )

- ÂŞIK ile KUL

- AŞK/MÂŞUK ve/<> MASUMİYET/MASUM

- AŞKTA ve İŞTE ve DOSTTA
( Vasatından, uzak duralım! VE Kesatından, uzak duralım! VE Fesatından, uzak duralım! )

- AYRILMIŞ ile DUL

- BAHTİYÂR[Fars.] ile BAHTİYÂR[Fars.]
( Mutlu kişi. İLE Güneydoğu Anadolu, Musul ve Bağdat'ta kullanılan bir makam. )

- BAZI DURUMLARDAKİ YENİLGİNİN KESİNLİĞİNDE:
ÖYLE "YENİL(MEK)" Kİ
ile/ve/değil/||/<>/> DÜŞMANIN KAZAN(A)MAMASI

- BEKÂR ile/değil MÜCERRED

- BENCİL/LİK ile ÇIKARCI/LIK
( AFERİST: Çıkarcı, vurguncu, dalavereci. )

- BENCİL/LİK ile/ve/> SORUMSUZ/LUK

- BERÂHÎN[< BÜRHÂN]
( DELİLLER, TANIKLAR )

- BİLDİĞİNE GİDEN ile/ve/değil/yerine/<> BİLMEDİĞİNE GİDEN

- BİLGE ve/||/<> ALÇAKGÖNÜLLÜ
( Herkesten farklı olduğumuzu kavrayabilecek kadar. VE/||/<> Kimseden daha iyi olmadığımızı sürekli anımsayabilecek kadar. )

- BİLGİSİZ/CÂHİL ile/ve/değil/||/<>/< KAYITSIZ

- BİLGİSİZ/LİK ile/değil KÜLTÜRSÜZ/LÜK
( Bazı verilere sahip olmamanın adı, bilgisizlik değil kültürsüzlüktür. )

- BİREY/KİŞİ < TÜZE/HUKUK

- BİREYSEL/LİK ile/ve/<>/> YALNIZ/LIK

- BİRİNİN:
"EŞİ/SEVGİLİSİ/DOSTU/ARKADAŞI/KARDEŞİ VS." OLMAK
ile/değil/yerine/||/<>/< (SADECE VE YETERİNCE) SEVİYOR(/SEVGİNİ GÖSTERİYOR/YAŞIYOR/YAŞATIYOR) OLMAK
( [ne yazık ki] "Yetersiz" gelebilir. İLE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Herşey için yeterlidir. )

- BOŞANMA İSTEĞİ ile/ve/<> KARŞILIKLI BOŞANMA İSTEĞİ

- BÜLÛĞA ERMEK ile/değil RÜŞTÜNÜ İSPAT ETMEK

- BÜLÛĞ ile REŞİT
( En erken başlangıcı erilde 12, dişilde 9 yaşındadır. Sonu, her ikisinde de 15-16'dır. [İklime ve kişiye göre değişebilir.] İLE Reşit olma yaşı, [yasalarca] 18 yaşını tamamlayıncadır. )

- CAHİL ile/ve/||/<> "PİSLİK"

- CÂHİL ile/ve/<> ZÂLİM
( Sorgulamayan. İLE/VE/<> Sorgulatmayan. )
( Hiçbir şey, eyleme geçen cahillik kadar korkunç olamaz. )

- ÇELİŞKİLİ ile/ve/değil/<> ÖZENSİZ

- CEVVAL ile CAZGIR
( Davranışları, çabuk ve keskin olan. İLE Güreşecek olan pehlivanları, yüksek sesle, izleyicilere tanıtan ve dualarını okuyarak onları alana süren kişi. | Fitneci. )

- ÇOCUKLUK VE GENÇLİK ile/ve RÜŞT VE KEMÂL

- ÇOLPA/TOPAL ile ÇOLAK
( Ayağında/bacağında sakatlık/aksaklık bulunanlara verilen ad. İLE Elinde/kolunda sakatlık/aksaklık bulunanlara verilen ad. )

- C ile/>< A
( [Lat.] CONDEIMO[: Suçlu.] İLE/>< APSOLBO[: Suçsuz.] )

- DÂHİ ile/ve DEVRİMCİ

- DAVACI ile/>< DAVALI

- DEDİKODUCU ile NEMMÂM
( ... İLE Lâf taşıyan. )

- DELİ/LİK ile ÇILGIN/LIK

- DELİ ile AKILSIZ

- DELİ ile SUÇLU

- DİLENCİ ile CERRAR
( .. İLE Çekici, sürükleyici. | Zorla para alan. | Savaş araçlarıyla donatılmış, kalabalık ordu. | Dilenci. )

- DOLANDIRICI ile TAVCI
( ... İLE Birini kandırarak, yüze gülerek aldatan kişi. | Yurt dışından geldiğini söyleyerek üzerindeki değeri düşük altın ya da mücevherleri çok değerli gösterip dolandırıcılık yapan kişi. )

- DOST KAZANMAK ile/ve/değil/yerine DOSTU/DOSTLARI KAYBETMEMEK
( Dost kazanmak yerine varolan dostları [tanıyarak/anlayarak] kaybetmemeye çalışmalı! )

- DOST OL(A)MAYAN/A ile/değil/yerine DOST (OLAN/A, OLABİLEN/E)
( Yol ver. İLE/DEĞİL/YERİNE "Yaşamını ver." )
( KIYIM-KIYIM, KIYIL Kİ, DOST ÖNÜNE ÇIK(ABİL) )

- DOST:
ACI SÖYLEYEN
değil ACIYI, TATLI SÖYLEYEN

- DOST:
YANLIŞINI DUYURAN/YAYAN
değil YANLIŞINDA UYARAN ve/sonra KORUYAN/KOLLAYAN

- DOSTLUK:
"KUSURSUZ/LUK"
değil/yerine SAMİMİYET

- DOSTLUK ve/||/<> YARDIM
( Eli. VE/||/<> Seli. )

- DOSTUNA, HERŞEYİ/Nİ ANLATMA! ve DÜŞMANINA, BÜYÜK/FAZLA HAKARET ETME!
( [ileride] Düşmanın olabilir. VE Dostun olabilir. )
( ...nın, yarısını göster, yarısını gösterme! )

- DOST ile/ve/değil/yerine ARKADAŞ
( Herkes dost olamaz! Dost olmayana, arkadaş demenin farkını görmek ve buna göre kullanmak gerekir. )
( DOST: Kişiyi, hiçbir zaman/koşulda, terk etmeyen. )
( Derviş, dostum demez! Dost, hiçbir zaman, yanından ayrılmayacak kişidir. Ancak, gerçekten dost olunacak kişi için kullanılabilir. )
( Tek dostumdur gökteki yıldızlar! )
( SEN, SANA DOSTSUN!
[HABERİN YOK] )

- DOST ve/>< DERT
( Dostu olanın, derdi olmaz. )

- DURAN ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< DÜŞÜNEN
( Susmak bilmez. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Hemen susar.
bkz. www.FaRkLaR.net/SUS )

- DURUMU/OLAYI BÜYÜLTMEYE:
"YAKIN"
ile/ve/değil/<> "AÇIK"
( Cahil ve/veya ahmak kişiler[zihin(li)ler]dir. )

- DÜRÜST/LÜK >< BİLGİSİZ/LİK(CEHÂLET)

- DÜRÜSTLÜK:
"ÇOK ARKADAŞ"
değil/yerine İYİ DOST (KAZANDIRIR)

- DÜŞMAN/LIK ile/değil/yerine/>< DOST/LUK
( Düşmanın en büyük hilesi, "dostluğudur". )
( Dostluğunun bedelini ödemekten kaçınanın, "düşmanlığı"nı önemsemeyebilirsin. Fakat düşmanlığının bedelini ödemeye hazır olanın, "dostluğu"nu ciddiye al! )
( Dedikodu/nu eder. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Uyarır/ikaz eder. )

- DÜŞMAN/LIK ile/değil/yerine FARKLI/LIK

- DÜŞMAN:
KARŞINDAKİ
ile/ve/değil/||/<> "YANINDAKİ" ile/ve/değil/||/<> "İÇİNDEKİ"
( Elindeki kılıçla. İLE/VE/DEĞİL/||/<> Arkasına sakladığı hançerle. )

- DÜŞMANDAN KORUNMAK ile/ve/değil/||/<> "DOST"TAN KORUNMAK
( Kendin korunabilirsin. İLE/VE/DEĞİL/||/<> Bir şeylerin ve/veya birilerinin de koruması gerekir. )
( Dostlarım! Dünyada, dost yoktur! )

- DÜŞMANLIK değil/yerine/>< BİREŞİM/TEVHİD

- EDİLGEN ile GAİB

- EFENDİSİ ve/||/<>/< KÖLESİ
( Bilginin. VE/||/<>/< Çalışmanın. )

- EMİN ve/||/<>/> YEMİN
( Eminsek, yemine gerek kalmaz fakat yine de bazen ve bazı koşullarda yemin edilebilir/beklenebilir. [Doğru söz, yeminden ileridir.] )

- EN BÜYÜK DOST
( ÖZGÜVEN )

- EN BÜYÜK DÜŞMAN
( ARZU VE İHTİRASLAR )

- ERİŞKİN/LİK ile/ve YETKİN/LİK

- ETKİN ile/ve İŞLEYEN
( FÂİL ile/ve ÂMİL )

- ETKİN ile/ve/<> YETKİN

- FAİL ve KÂBİL

- GERGİN/LİK ile/ve/değil ŞİŞKİN/LİK

- GİZLİ EVSİZLER ile GEÇİCİ EVSİZLER ile SÜREKLİ EVSİZLER
( Evsiz kalabilme olasılığı yüksek olan ve zaman zaman evsiz kalan kişiler.[Yoksulluk sınırının altında yaşarlar ve sürekli olarak evsiz kalma olasılığıyla karşı karşıyalardır.] İLE Evsizlik süresi çok uzun olmayan evsiz kişiler. [Kendilerini, evsizlerden farklı olarak toplumun bir parçası olarak tanımlarlar. Kaygı, depresyon belirtileri, alkol ve madde kullanımı görülebilir. Evlerini, işlerini ve toplumsal konumlarını tekrar kazanmak için çaba gösterirler.] İLE Uzun süre boyunca evsiz olan kişiler. [Sokak ve parklarda yaşamayı, olağan olarak görürler ve açıkça evsiz olarak tanımlanırlar. Öteki kişilerle iletişimlerinde çok kuşkuculardır.] )

- GÖÇMEN ile SIĞINMACI

- GÖRÜ ile/ve TANIKLIK

- HÂKİM OLMAK ile/ve/<> VÂKIF OLMAK

- Hâkim'e KONUŞ!!!

- HAKSIZLIĞA/YANLIŞ ANLAŞILMAYA:
MÂRUZ KALMAK
ile/ve/+/değil/yerine/> MAĞDUR OLMAK ile/ve/+/değil/yerine/> MÜŞTEKÎ OLMAK

- HARÂMÎ/KORSAN[İt./Lat. < KORSO] ile/ve IZBANDUT[İt. < Cerm.] ile/ve EŞKIYÂ/PİRAT
( Bir devletin koruması altında ve uluslararası kurallara göre tâbi olarak hareket eder/di. İLE/VE Görünüşü ve davranışı ile korku veren, iriyarı adam. | Rum korsanlarına verilen ad. İLE/VE Deniz haydutu. )
( Haksız saldırıları dava etme olanağı/hakkı söz konusudur. İLE/VE ... İLE/VE Hiçbir hak söz konusu değildir. )

- HASÎR ile HÂSİR[< HASRET] ile HÂSİR[< HASÂR | çoğ. HÂSİRÂN, HÂSİRÎN, HÂSİRÛN] ile HÂSÎR
( Feri gitmiş, donuklaşmış göz. | Hasret çeken. İLE Hasret çeken, merâmına nail olmayan. | Çıplak, silahsız, eliboş, savunmadan âciz. İLE Zarara, ziyana uğrayan. İLE Hasır. | Söyler ya da okurken dili tutulan. )

- HAYVAN SÜRÜSÜ ile/ve/||/>< İNSAN TOPLULUKLARI
( Kalabalıklaştıkça akıllanır. İLE/VE/||/>< Kalabalıklaştıkça aklını kaybeder. )

- HIRÇIN/LIK ile/değil/yerine ÇEVİK/LİK

- HİSSEDAR değil/yerine/= PAYDAŞ

- HÖDÜK/LÜK ile/ve/değil/<> GÜDÜK/LÜK
( Görgüsüz, kaba, anlayışı kıt kişi. İLE/VE/DEĞİL/<> Eksik yanı olan, tamamlanmamış, kısa. | Kuyruğu kesik ya da kopmuş. | Yetersiz, sonuç vermemiş. )

- HUBB ile/değil/yerine/>< HUBB
( Aldatıcı, kurnaz, hilekâr. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sevgi. )

- HUKUKSUZ/LUK ve/> KAYITSIZ/LIK

- İLTİMAS ile İLTİZAM
( Haksız yere, yasa ve kurallara uymaksızın kayırma, arka çıkma. | Birine, herhangi bir konuda öncelik ve ayrıcalık tanıma. İLE Kayırma, bir tarafı tutma. | Gerekli bulma. | Kesenek. )

- İNANMIŞ ile DELİ

- İNSAN/KİŞİ:
NE İSTEDİĞİNİ BİLEBİLEN
ile/ve/değil/||/<>/< NE İSTEMEDİĞİNİ BİLEBİLEN

- İNSAN/KİŞİ:
[ya] KULAKTAN İHYÂ OLUR/YAŞAM BULUR
ya da KULAKTAN İFNÂ/İMHÂ/YOK OLUR

- İSTEMEDEN ile RASTLANTI ile DÜŞMANCA
( 1 KEZ ile 2. KEZ ile 3. KEZ )
( Bir hata, ikinci kez yapılmaz. İkinci kez yapıyorsanız, üçüncü kez de yapacaksınız demektir. )

- İSTİHÂB değil/yerine/= SAKLAMA, GİZLEME | DOSTLUK KURMA | KONUŞMA, MUSÂHEB ETME

- ISTIRAP ve/<> OLGUNLUK

- KABZIMAL[Ar.] ile MADRABAZ[Fars.]
( Meyve sebze üreticileri ile satıcılar arasında, aracılık eden kişi. İLE Sebze, meyve gibi yiyecekleri, yerinden getirterek, toptan satan kişi. | Hile yapan, hileci. )

- KAÇAK ile GİZLİ

- KADIN, ...:
..., SEVMEDİĞİ KİŞİYE[ERKEK/KADIN] ...
ile/><
..., SEVDİĞİ KİŞİ[ERKEK/KADIN] İÇİN ...

( ... hiç acımaz. İLE/>< ... kendine hiç acımaz. )

- KÂFİR ile FÂSIK
( Farzlara inanmayan. İLE Farzları tembellikle yerine getirmeyen. )

- KARARSIZ ile YERİNDE DURAMAYAN

- KAYBEDENLER ile KAYBOLANLAR
( Kaybolmayı isterler. İLE Bulunmayı beklerler. )

- KAYIP ile/ve/değil GÂİB

- KENDİNİ BİLMEYİŞ/BULMAYIŞ:
> DÜŞMAN BULMAK
ve/ya da/yoksa da DÜŞMAN YARATMAK

- KENDİNİ HAKLI ÇIKARAN >< DÜRÜST
( Kendini haklı çıkaran, dürüst değildir. )

- KIRGIN/LIK ile/değil KIRIK/LIK

- KİŞİ/İNSAN:
KÂR VAROLANI
ile/değil/yerine DEĞERLER VAROLANI

- KİŞİ:
ŞER
ile/değil/yerine/>< ER

- KİŞİLİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> KENDİLİK
( Masterson'ın, Kendilik kuramı ve çalışmalarını okumanızı/incelemenizi salık veririz... )

- KİŞİNİN:
ÖZELİ
ile/ve/||/<>/> ÖZELİ OLARAK KALMASI GEREKENLER

- KİŞİSEL VERİLERİN:
KORUNMASI HUKUKU
ile/ve/||/<>/< İŞLENMESİNDEKİ İLKELER

- KIZGIN/LIK ile/ve TEPKİLİ/LİK

- KIZGIN/LIK ile/ve/değil/<> ÜZÜNTÜ/ÜZGÜN
( Üzüntü bir zihinsel acıdır ve acı, mutlaka dikkat ister. Ona dikkatinizi verdiğinizde, çağrı durur ve cehalet sorunu da kaybolur. )
( Üzüntüleriniz hakkında üzülmenize gerek yok. )
( Üzüntü, sen ve ben olduğu sürece devam eder. )

- KÖLE OLMAK ile "ROBOTLAŞMAK"
( Geçmişin tehlikesiydi. İLE Geleceğin tehlikesi. )

- KÖLE ile/değil/yerine GÖNÜLLÜ "KÖLE"

- KOMİSYONCU/SİMSAR[Ar.] değil/yerine/= ARACI

- KOMŞU ile/ve/değil AKRABA
( Çoğu zaman ve durumda komşu akrabadan daha yakındır! )
( Komşu komşunun küll'üne[herşeyine] muhtaçtır. )
( Hayır dile komşuna, hayır gelsin başına. )

- KOMŞU ile/ve ÖTEKİ

- KÖTÜ GÜN/DURUM/HAL DOSTU (OLMAK) ile/ve/yerine İYİ GÜN/DURUM/HAL DOSTU (OLMAK)
( Arkadaşlıkta ve evlilikte geçerli olabilir, olmalıdır. İLE/VE/YERİNE Sevgililikte geçerli olmalıdır. )

- KÜFR:
[ne yazık ki]
SİYASETTE
değil/yerine/>< GECE ve TOPRAK ve DENİZ ve DOST
( KÜFR: Bir şeyin üzerini örtmek. )
( Hakikati örter. DEĞİL/YERİNE/>< Dünyayı örter. VE Tohumu örter. VE Dibini örter. VE Dostun, ayıbını örter. )

- KURBAN ile/değil/yerine MAĞDUR

- MAĞDUR HAKLARI ile/ve/<> SANIK HAKLARI

- MAĞDUR/İYET ile MAHCUB/İYET

- MAĞDUR[Ar.] değil/yerine/= KIYGIN
( Haksızlığa uğramış kişi. )

- MAĞDUR ve/<> MAĞRUR
( Mağdur olan, mağrur olur. )

- MAHPUS[Ar.] değil/yerine/= KAPATILMIŞ
( Kapatılmış, hapsedilmiş. | Bir çeşit tavla oyunu. )

- MAHRUM ile MAZLUM

- MALÛL[Ar.] değil/yerine/= SÖKEL/SAKAT | GÜÇSÜZ

- MANYAK ile/değil GÜVENİLİR "MANYAK"

- MÂSUM ile MAHFUZ

- MECNÛN-I MUTBİK ile MECNÛN-I GAYRİ MUTBİK
( Deliliği, tüm zamanını kaplayan. İLE Bazen mecnun olup, bazen iyileşen. )

- MECNÛN[< CİNN] ile MA'TÛH[< ATEH]
( Deli, çıldırmış. | Delice seven, tutkun. İLE Bunamış, bunak. )

- MEŞRÛ ve/||/+/<>/> MAKUL ve/||/+/<>/> MASUM
( Tütün[sigara vb.], çevremizdeki en çok maruz kaldığımız ve en sorunlu dayatmalardandır ne yazık ki. Tabii, bizim izin/fırsat vermememiz dışında! )

- METRES ile KUMA

- MİNNETTAR ile/ve/değil/||/<> MÜTEŞEKKİR

- MİSK KOKUSU ile/ve/değil/yerine DOST KOKUSU

- MUAF[Ar.] değil/yerine/= AYRI
( Bağışlanmış, affedilmiş. | Ayrı tutulmuş, ayrıcalık tanınmış. | Özgür. )

- MUAF ile/ve/<> MASUM

- MUAHEDE[< AHD | çoğ. MUÂHEDÂT] ile MUÂHEZE[< AHZ]
( Karşılıklı and içme. | Antlaşma. İLE Azarlama, paylama, çıkışma, darılma. | Tenkîd. )

- MÜCRİM[Ar.] değil/yerine/= SUÇLU

- MÜDAHİL ile/ve/<> NÜFÛZ

- MÜDÂVİM ile/ve BELEŞÇİ

- MÜDDET-İ İDDET:
BOŞANMIŞ
ile DUL ile GEBE
( 3 ay[üç âdet dönemi] İLE 4 ay, 10 gün. İLE Doğum ile kayıtlıdır. )
( Boşanmış bir kadının tekrar evlenebilmesi için beklemek zorunda olduğu süre. )

- MUHÂCİM[Ar. < HÜCUM] değil/yerine/= SALDIRAN/SALDIRICI

- MUHASSAS[Ar.] değil/yerine/= AYRILMIŞ
( Birine ayrılmış, tahsis olunmuş. )

- MÜKELLEFİYET ile YÜKÜM
( Yapılması zorunlu olan iş ya da bir işi yapma zorunluluğu. | Mükemmel hazırlanmış, külfetle süslenmiş olan. )

- MÜKELLEF[< KÜLFET | çoğ. MÜKELLEFÎN] ile MÜKENNEF
( Bir şeyi yapmaya, ödemeye zorunlu olan. | Külfetle süslenmiş, mükemmel şekilde hazırlanmış olan. | Vergi vermekle yükümlü kişi. İLE Etrafı sınırlanmış. )

- MÜNEBBİH[Ar.] değil/yerine/= UYARICI

- MÜNKİR[< NEKR] değil/yerine/= İNKÂR EDEN, KABUL ETMEYEN

- MÜRÂÎ/LİK[< RİYÂ] değil/yerine/= İKİYÜZLÜ/LÜK

- MÜSTAKÎL ile MÜSTAKİLL[< KILLET]
( Pazarlığın bozulmasını isteyen. İLE Başlı başına, kendi başına, kendin kendine, ayrıca, bağımsız. )

- MUSTARİP ile MÜTEESSİR
( Acı çeken. İLE Kederli, hüzünlü, üzüntülü. | Birinin acısıyla acılanan. | Etkilenen. )

- MÜSTEFİT[Ar.] değil/yerine/= YARARLANAN

- MÜSTEHLİK[Ar. < HELÂK] değil/yerine/= TÜKETİCİ | YİYİP İÇEREK TÜKETEN, BİTİREN

- MÜSTEKFİ ile MÜSTEKİF
( Yetecek kadarını isteyen. İLE Dilenmek üzere elini uzatan. | Bakarken, gözünü korumak için elini, kaşının üstüne koyan. )

- MÜSTEKÎN ile MÜSTEKİNN[< KENN]
( Alçakgönüllülük gösteren. İLE Gizlenen/saklanan, istiknân eden. )

- MÜŞTEKÎ ile MAĞDUR
( Şikâyetçi, yakınan. | Şahitlik durumunda olabilen. | Olayın birebir etkisi altında kalmamasının yanısıra rahatsızlığını belirten. İLE Haksızlığa uğramış. )

- MÜŞTERİ değil/yerine YOLCU

- MUTEBER ile MUTEMET
( Saygın, itibarı olan, hatırı sayılır. | İnanılır, güvenilir, sözü geçer. | Yürürlükte olmak, geçerli olmak. İLE Kendine inanılıp güvenilen kişi. | Dairelerde, işyerlerinde, bazı para işlerine bakan görevli. )

- MÜTECESSİS[Ar.] değil/yerine/= MERAKLI

- MUTLAK/LIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> YETKİN/LİK
( Bir şeyin mutlak olması, yetkin olduğu anlamına gelmez. )

- MÜVEKKEL[< VEKÂLET] ile MÜVEKKİL/MÜEKKİL[< VEKÂLET]
( Biri tarafından vekil edilen kişi. İLE Birini, kendine vekil olarak seçen kişi. )

- NÎRÂN ile/ve/<> ZÎFÂN ile/ve/<> KURBÂN
( Canını, ateşe. İLE/VE/<> Malını, misafire. İLE/VE/<> Yakınını, Allah'a. )

- ÖKSÜZ değil/yerine/= ANNESİZ

- OLGUN/LUK ile/ve YETKİN/LİK

- OLMA!:
[ne] PİŞMAN
ne DÜŞMAN ne [de] KAHRAMAN

- OROSPU/LUK ile FÂHİŞE/LİK
( Kısaca: Orospuluk Zihinde; Fahişelik Gövdede Orospuluk, spekülatif düşüncelerle, çıkara yönelik, işine geldiği gibi hareket etme eğilimi(eşeysel göstergesi olmaksızın). İLE Fahişelik ise, içinde bulunduğu/bulunmuş oldukları şartlardan/olumsuzluklardan/acziyetten kaynaklanabilen, çok geniş/özel nedenlere dayanabilen, ya da kişisel seçim/karar ile gövdenin eşeysel yönde, maddi karşılığı için kullandırılması. )

- ÖZEL YAŞAMIN GİZLİLİĞİ ve/||/<> MUTLULUĞU ARAMA HAKKI

- ÖZERKLİK:
BİREYSEL
ve/||/<> BİLİSEL(ENFORMASYONEL)

- PERÎŞAN ile/ve PERÎ-ŞÂN
( Âşık. İLE/VE Sevgili/mâşuk. )

- PERSONEL ile MÜRETTEBAT

- PEZEVENK ile/değil PUZEVENK

- POLYBIUS ve/||/<> MONTESQUIEU
( Hiçbir şey insan kalbindeki vicdandan daha korkunç bir tanık ya da daha dehşet verici bir suçlayıcı olamaz. İLE " 'Önyargı' dediğimiz, bazı şeylerin bilinmemesi değil kişinin, kendini tanımamasıdır." )

- PSİKOPAT ile/ve/değil/< CAHİL

- PSİKOPAT ile/değil/yerine SOSYOPAT

- RAKİP ile/ve/< KURBAN
( (gerektiğinde) Rakip olabilmek/olmak için kurban da olabilmelisindir. )

- REZİL/LİK ile/ve/||/<> SEFİL/LİK

- SAHİP OLMAK ile/ve/<> HAKİM OLMAK

- SAHİP/MÂLİK[Ar.] değil/yerine/= İYE

- SAHTEKÂR ile HİLEKÂR
( Sahtekâr kişi, sahici kişinin gözüne bakamaz. )

- SAKIN!:
ADAMIN, YERE BAKANINDAN
ve/||/<>
SUYUN, YAVAŞ AKANINDAN


- ŞÂKÎ[< ŞİKÂYET] ile ŞAKÎ[< ŞEKÂVET]
( Şikâyetçi, şikâyet eden. İLE Bahtsız, kötü hareketli, haylaz, habîs. | Yol kesen, haydut. )

- SARHOŞ ile BEKRİ/AYYAŞ
( ... İLE İçkiye düşkün, içkici. )

- SAVAŞI KAYBETMEK:
ÖLÜNCE
değil DÜŞMANA BENZEYİNCE

- SEFİL ile SEFÎH

- SEFİL ile SEFİR

- SER-BEST ile/ve SER-ÂZÂD
( Başıboş, kayıtsız. | İstediği gibi hareket eden. | Sıkılmayan. | Engelsiz. İLE/VE Serbest, hür, başıboş. | Rahat, dertsiz. )

- SER-BEST ile/ve SER-BESTE
( Başıboş, kayıtsız. | İstediği gibi hareket eden. | Sıkılmayan. | Engelsiz. İLE/VE Başı bağlı. | Başı toplu, aklını başına toplamış. | Örtülü, gizli, kapalı. )

- SER-SER-Î ile/>/değil/yerine SER-BEST
( Başıboş. Kendi kendine/kendiyle. İLE/>/DEĞİL/YERİNE Başıboş, kayıtsız. | İstediği gibi hareket eden. | Sıkılmayan. | Engelsiz. )

- SERGERDE[Fars.] değil/yerine/= ELEBAŞI

- SERSERİ ile BER-DÛŞ[Fars.]
( ... İLE Omuz üzerinde, omuzda. [HÂNE BER-DÛŞ: Evi omuzunda] )

- SERSERİ ile HIRSIZ/UĞRU

- ŞİKÂYETÇİ/MÜŞTEKÎ[Ar.] değil/yerine/= YAKINAN

- SINIR KOYMAK ile/ve HAKİMİYET ALTINDA TUTMAK

- ŞOVENİZM[Fr. CHAUVINISME] ile DÜŞMANLIK
( Kendi ulusunu öne çıkararak değişik ırk ve uluslar arasında düşmanlık yaratmayı amaçlayan ve bu yolda kışkırtmada bulunan aşırı akım. İLE ... )

- SÖZ VERMEK/VEREN ve/||/+/<>/> SÖZÜNDE DURMAK/DURAN

- SÖZ/LÜ ile NİŞAN/LI
( YAVUKLU: Sözlü, nişanlı. | Sevgili. )
( NAMZET[Fars.]: Aday. | Sözlü, yavuklu. )

- SÜNEPE ile DALKAVUK/YALAKA
( BASBASA: Köpeğin, kuyruğunu sallayarak sokulması. | Dalkavukların hali. )

- ŞÜPHELİ ile SANIK

- SUSMA HAKKI ve/||/<> ADİL YARGILANMA HAKKI ve/||/<> KENDİNE YÜKLENEN SUÇU ÖĞRENME HAKKI ve/||/<> SAVUNMA HAKKI ve/||/<> İFADE SERBESTLİĞİ ve/||/<> MASUMİYET GÖSTERGESİ ve/||/<> SİLAHLARIN EŞİTLİĞİ ve/||/<> AVUKAT YARDIMI ve/||/<> AYDILATMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ ve/||/<> HUKUK DEVLETİ İLKESİ

- TÂBİ ile MAHKUM

- TAKİPÇİ ile/ve TAKLİTÇİ

- TEDİRGİN/LİK ile/ve/<>/>/< GERGİN/LİK

- TEHLİKE/Lİ ile/ve RİSK/Lİ
( Tehlike, insana zarar verebilecek bir olgu gibi yorumlansa da, doğru davranış biçimleriyle aynı tehlike, ilerleme ve iç gelişme de sağlayabilir. )
( Tehlike, ruhu güçlendiririr ve içsel barışın, başarının en önemli kuralı olduğunu kavramamızı sağlar. )

- TEMBELLİK ile DÜŞÜNÜR/SANATÇI "TEMBELLİĞİ"
( Yıkıcı. İLE "Tembellik" sonrası, yapıcı, yaratıcı ve dönüştürücü bir ürüne götürebilecek türden. )

- TEMBEL ile SÜNEPE/SÜMSÜK/MENDEBUR[Fars.]
( ... İLE Kılıksız ve uyuşuk, sümsük. )

- TERSÂ ile/ve CEBÂNET
( Çok korkak, titrek. İLE/VE Korkaklık. )

- TUTKUN/LUK ile/değil DÜŞKÜN/LÜK

- TUTUCU ile APTAL ile KÖLE
( Düşünmeyen. İLE Düşünemeyen. İLE Düşünmüyor olmasına aldırmayan. )

- TUTUKLU/TUTUKLA(N)MA ile/ve/değil/||/<>/< GÖZALTINDA/GÖZALTINA ALMA
( [ancak özel ve zorunlu durumlarda] Yargıç dışında, ne savcı, ne de polis tutuklama yapamaz.[yaptıkları tutuklama değil gözaltına alma ve/veya [sınırlılığında] bulundurmadır] )

- UNUTULMA HAKKI'NDA:
ANALOG
ile/ve/<> ÇEVRİMİÇİ ile/ve/<> SİLDİRME ile/ve/<> DİZİNDEN ÇIKARMA(DELISTING)
( Basılı. İLE/VE/<> Dijital. İLE/VE/<> Kişisel veriler. İLE/VE/<> ... )

- UNUTULMA HAKKI'NDA:
RIGHT TO OBLIVION
ile/ve/||/<> RIGHT TO BE FORGOTTEN

- UNUTULMA HAKKI ile/ve/||/<> AF

- UZUN KOLLU ile UZUN KOLLU ile/değil/yerine UZUN KOLLU
( Giyecek. İLE Hırsız. İLE/DEĞİL/YERİNE Uzaktan erişen/erişir. )

- VARİS[Fr.] ile VÂRİS[Ar.]
( Toplardamar genişlemesi. [Daha çok bacaklarda görülür] İLE Kalıt/miras sahibi. )

- VATANDAŞ ile SEÇMEN

- YALANCI/LIK ile/değil/yerine/>< DÜRÜST/LÜK
( Haksız da olsa hiç susmaz. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< İncitilirse, bir daha hiç konuşmaz. )

- YÂRÂN[Fars. < YÂR]/YÂREN ile YARAN
( Dostlar. | Bir erek çevresinde toplanmış ya da aynı ereği güttükleri için biraraya gelmiş olanların tümü. İLE Yarma işlemini/eylemini gerçekleştiren kişi. )

- YARDIMCI ile/ne yazık ki !YARDAK/ÇI
( ... İLE Özellikle kötü işlerde birine yardım eden kişi. )

- YAŞAM BOYU:
DERS
ile/değil/yerine/ya da/>< DOST
( Bir kişiye tamamen güvendiğinizde, kesin olarak deneyimleyeceğiniz, ikisinden biridir. )

- YAŞLI ile AKVES[Ar.]
( ... İLE Yaşlılıktan beli bükülmüş olan. )

- YETİM ile/ve ÖKSÜZ
( Babası olmayan. [Babası belirli fakat ölmüş olan.] İLE/VE Annesi olmayan. )
( Saçı/başı arkadan öne doğru okşanır. İLE/VE Saçı/başı önden arkaya doğru okşanır. )
( EYTÂM[Ar. < YETÎM] ile/ve O[: Ana.] )

- YETİM ve SAGİR/SAGİRE

- YETKİN/LİK ve/<> GÜÇLÜ/LÜK ve/<> YETERLİ/LİK
( Ne zaman ki güçlülük, tek çözüm olarak kalır; o zaman anlarsın, ne kadar güçlü olduğunu. )

- YÜCELİK/YÜKSEKLİK ile/değil/yerine DOSTLUK
( Allah'ta. İLE/DEĞİL/YERİNE Eşitlik'te. )

- ZAİR ve DAL
( Ziyaret eden. VE Delâlet eden. )

- ZÂLİM <>/>< ÂLİM
( Zâlim olan, âlim olabilir fakat zâlim olan, ârif ol(a)maz. )
( Yol sırasında, süreçte, kimin zâlim, kimin âlim olduğu/olacağı bilinmez. )

- ZÂLİM ile/değil/yerine LEVVÂM
( Başkasına kötülük. İLE/DEĞİL/YERİNE Kendine, [kendini geliştirmek üzere] "yüklenme". | Özeleştiri. )
( Zâlime uyan ve/veya susan, zâlimden beterdir. )

- ZANLI ile SANIK
( Bir suç dolayısıyla sorguya çekilen. İLE Aleyhine ceza davası açılan. )

- ZARARSIZ ile MASUM

- ZELÎL[Ar. < ZİLLET] değil/yerine/= AŞAĞILANAN/HOR GÖRÜLEN
( HOR, HAKİR, ALÇAK, AŞAĞI TUTULAN, AŞAĞILANAN )

- ZELİL ile/ve/<> REZİL

- ZİLYET[Ar.] değil/yerine/= ELDECİ
( İyesi kendi olsun ya da olmasın, bir malı kullanmakta olan, elinde tutan kişi. )

- ZORBA ve/< ZORDA

- ZORUNLU/LUK ile GEREKLİ/LİK

- [Ar.] TEEBBÎ ile/ve TEEMMÜM
( Birini, baba edinme. | Birini, evlât edinme. İLE/VE Ana edinme. | Çocuğun, anne tarafından tanınması. )

- [ne yazık ki!]
ÖZÜR DİLEYEMEMEK/DİLEYEMEYEN
ile/ve/<> TEŞEKKÜR EDEMEMEK/EDEMEYEN

- [ne yazık ki]
!FAŞİST[< FASCES BALTASI]


- [ne yazık ki]
!GENOSİT
değil/yerine/= SOYKIRIM

- [ne yazık ki]
!İTEN
ile/||/<> !TUTMAYAN

- [ne yazık ki]
!MUHTELİS[Ar.]
değil/yerine/= ÇALAN
( Beylik mal ya da parayı zimmetine geçiren, çalan. )

- [ne yazık ki]
!MÜTECÂVİZ[Ar.]
değil/yerine/= SALDIRGAN/SALDIRICI/SATAŞKAN

- [ne yazık ki]
!ÖTEKİLEŞTİRME
ile/ve/||/<>/> !DÜŞMANLAŞTIRMA

- [ne yazık ki]
"KULLUK"
ile/ve/değil/<> GÖNÜLLÜ "KÖLELİK"
( Annelik. )

- [ne yazık ki]
"YARIM AKILLI/LIK"
ile/ve/değil/||/<>/>/< YARDIM "AKILLI/LIK"

- [ne yazık ki]
BAĞNAZ
ile/ve/||/<> AHMAK ile/ve/||/<> KÖLE
( [Mantık ...] Yürütmeyen. İLE/VE/||/<> Yürütemeyen. İLE/VE/||/<> Yürütmekten korkan. )

- [ne yazık ki]
BENCİLLİK
ile/ve/||/<>/> NEFRET VE DÜŞMANLIK

- [ne yazık ki]
DESPOT
ile/ve/<> DİKTATÖR ile/ve/<> FAŞİST ile/ve/<> TİRAN
( Bir ülkeyi, zora ve baskıya dayanarak "yöneten" kişi. | Ortadoks Rumlar'ın, din başklanlarına verilen ad. | Her dediğini ve dilediğini yaptırmak isteyen kişi. İLE/VE/<> Tüm siyasal yetkileri kendinde toplamış kişi. | Zorba. İLE/VE/<> Eski Yunan'da, siyasal erki, tek başına elinde tutan kişi. | Siyasal erki, zorla ele geçiren, onu kötüye kullanan kişi. | Acımasız, gaddar. )
( Hiçbir koşul ya da yasaya bağlı olmadığı/olamayacağı, sınırlandırılamayacağı zannı ve/veya iddiasıyla davranır. İLE/VE/<> "Yasaya" "bağlı" görünümünde, kişisel/keyfî davranır. İLE/VE/<> ... İLE/VE/<> ... )
( İSTİBDAT: Uyruklarına hiçbir hak ve özgürlük tanımayan sınırsız monarşi, despotluk. )

- [ne yazık ki]
DÜŞMAN/LIK
ile/ve/değil/yerine/||/<> KARŞIT/LIK

- [ne yazık ki]
HUKUKSUZ/LUK
ve/> ACIMASIZ/LIK

- [ne yazık ki]
KANDIRMADA:
"APTAL/LIĞIMIZ"
ile/ve/değil/||/<>/< "ONUN/ONLARIN" KARAKTERSİZ/LİĞİ
( Olmuyor. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Oluyor. )

- [ne yazık ki]
MAĞDUR
ile/ve/||/<> MAZLUM

- [ne yazık ki]
MUHTEKİR[Ar.]/SPEKÜLATÖR[Fr.]
değil/yerine/= VURGUNCU

- [ne yazık ki]
PUTUNU, KENDİ YAPAR, KENDİ TAPAR"
ve/||/<> KÖLELEŞTİRİRSİN ALDIRMAZ; "KÖLE" DERSİN, KALDIRMAZ

- [ne yazık ki]
ŞAKŞAKÇI/LIK
ile YALAKA/LIK

- [ne yazık ki]
TERBİYESİZ
ile/değil/yerine DİK KAFALI

- [ne yazık ki]
YALAKA/LIK/DALKAVUK/LUK
ile/ve/<> YARDAKÇI/LIK
( ... İLE/VE/<> Özellikle kötü işlerde birine yardım eden kişi. )

- [NİTELİĞİN GÖSTERGESİNDE]
DOST
ile ÂŞIK
( Kavgada belirli olur. İLE Vedâda belirli olur. )

- | "İNANAN" ile/ve/>< "KUŞKULANAN" |
değil/yerine/>
BAKMAYI BİLEN

( | "Mutludur." ile/ve/>< (")Bilgilidir.(") | DEĞİL/YERİNE Anlayandır. )

- | "REZİL" ve/ya da "SEFİL" |
değil/yerine/><
ASİL

( [ayrılıktan hemen sonra ...]
| Başkasının kollarına bırakana "denilen". VE/YA DA Alkole bırakana "denilen". |
DEĞİL/YERİNE/><
Zamana bırakana denilen. )


YAPMAYABİLECEKLERİM(İZ)(/YAPMAYALIM!)
(/DİRENÇ/İHTİYÂR[< HAYIR])




- !"IRKÇI/LIK" ile/ve/değil/<> OYMAKÇI/LIK / KABİLECİ/LİK

- !"LÂNETLEME" ile !"KARALAMA"
( Dinlerde. İLE İdeolojilerde. )

- !AŞAĞILAYICI/LIK ile/ve/<> !DIŞLAYICI/LIK

- !BAŞLIK PARASI ile/ve !DRAHOMA
( Erkek tarafı, gelin için verirdi. İLE/VE Kız tarafı, erkek için verirdi. [Musevilik'te.] )

- !BÖLÜCÜLÜK ile/ve/||/<> !ÖTEKİLEŞTİRME

- !CEHÂLET ve/<> !BAĞNAZLIK ve/<> !ÖFKE ve/<> !YEGİNLİK/ŞİDDET

- !CESÂRET ile !İNTİKAM
( İntikama yönelik çaba, cesaretten değil acziyettendir. )

- !DALGA GEÇMEK ile/ve/değil/||/<>/< BİLMEMEK

- !DESPOT[Fr.] değil/yerine/= !BUYURGAN

- !DÜŞMAN OLMAK ile/ve "GICIK" OLMAK

- !DÜŞMAN/LIK ve !KİN

- !FÂHİŞ ile !İHTİKÂR

- !FAŞİZM ile/ve !SOYKIRIM

- !GENELLEME(!) ile/ve/<> !İNDİRGEME(!) ile/ve/<> !SİLME(!) ile/ve/<> !ÇARPITMA(!)

- !HARBİYE ile Harbiye ile Harbiye
( Savaş işleri. İLE Subay yetiştiren yüksekokul, Harp Okulu. İLE Elmadağ - Taksim ile Pangaltı - Nişantaşı arasındaki bölgenin adı. )

- !HEMPA[Fars.] ile/değil/yerine/>< KANKA
( Kötü işlerde aynı amaçla ve birlikte hareket eden kişi, ayaktaş. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Kan kardeşliği kadar yakınlıkla birlikte hareket eden/ler. )

- !HİLE-HURDA

- !HINÇ/GAYZ ile !İNTİKAM
( Zayıf olan, nefret etme ve intikam alma eğilimindedir. Tembel olduğundan da, yatışır ve bu düşüncelerden vazgeçer. )

- !HINÇ ile/ve/||/<> !ÖÇ
( Zayıf olan, "alınır". "Alınan", kızar. Kızan, öfkelenir. İLE/VE/||/<> Daha zayıf olan, incinir. İncinen, gücenir. Gücenen, kinlenir. )

- !HIRSIZLIK ile !YAĞMA

- !İFTİRA ile/ve !KARALAMA

- !İHTİKÂR ile !İHTİLAS
( Vurgunculuk, vurgun. İLE Aşırma, para aşırma, aşırtı. )

- !İŞKENCE ile/değil/yerine CEZA

- !İSYAN ile/ve !KÜFÜR

- !KARAÇALI = ÇALIDİKENİ
( Hünnapgillerden, kurak yerlerde yetişen, çiçekleri altın sarısı renginde, dikenli bir bitki. | İki kişinin arasına girerek ilişkileri bozan kişi. )

- !KAVGA ile !SAVAŞ

- !KİN:
"TUTMAK"
ile/değil/yerine/>< TUTMAMAK
( Güçsüz olanlar, kin tutar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Güçlü olanlar, kin tutmaz. )

- !KİN ile/ve/||/<> !İNTİKAM

- !KISKANÇLIK ile/ve/<> !KİN

- !KÖLE ile !SERF[Lat.]
( ... İLE Derebeylik toplum düzeninde, toprakla birlikte alınıp satılan köle. )

- !KÖLE ile/değil/<>/< İŞÇİ

- !MENFÛR[Ar. < NEFRET] değil/yerine/= İĞRENÇ

- !MİSİLLEME ile/ve/ne yazık ki/> !SAVAŞ

- !MONARŞİ[Fr. < Lat. < Yun.] değil/yerine/= TEKERKLİK
( Siyasal yetkenin, genellikle miras yolu ile bir kişinin üzerinde toplandığı devlet yönetimi. )

- !ÖFKE ile/ve/ne yazık ki/> !SALDIRI

- !RANT ve/ne yazık ki/> !"RAHAT"/LIK

- !ŞAKA ile/ve/||/<>/> !İNTİKAM

- !SİGARA İÇEN ile/ve/değil/<> İÇİREN/İÇTİREN/İÇTİRTEN
( ... İLE/VE/DEĞİL/<> Etkin/Edilgin/Ettirgen. )
( [ne yazık ki] İçmeyenler. İLE/VE/DEĞİL/<> İçenler ve içmeyenler. )

- !ŞİRK ile/ve/||/<> !KİBİR
( Tanrı'ya, başka bir şeyi/birini ortak koşmak. İLE/VE/||/<> Tanrı'ya, kendini ortak koşmak. )

- !TAHKİR ile/ve/||/<> !TEZYÎF[< ZEYF]
( Aşağılama, onur kırma, onuruna dokunma. İLE/VE/||/> Değersiz gösterme. | Alay etme. )

- !TAHKİR ile/değil/yerine TENKİT/TENKİD
( Bir kaçıştır.[kendinden, utancından, küçüklüğünden] İLE/DEĞİL/YERİNE Bilmeyi zorunlu kılar. )

- !TOKAT ile !FİSKE[Yun.]

- !TOKAT = !ŞAMAR
( Açık elle yüze vurulan tokat. )

- !TOKAT ile !ŞAPLAK
( ... İLE "Şap" diye ses çıkaran tokat. )

- !TOKAT ile !YUMRUK

- !VANDALLIK ile !BARATARYA
( Miladın, başlangıç yıllarında yaşayan ve Roma İmparatorluğu ile yaptığı savaşlarda, acımasızlığı ile ün salan bir Doğu Germen halkı. | Eski kültür ve sanat anıtlarını yakıp yıkan; bunların değerini bilmeyen kimse ya da halk. İLE Kaptanın, tayfaların, gemi sahibine, armatöre ya da sigorta ortaklığına, bilerek verdikleri zarar. )

- !ZULM ile/ve/değil/yerine/<>/< CEBR

- !ZULÜM ile/ve/değil/||/<> İHMALKÂRLIK

- "... OLMALI" ile/değil/yerine "... OLMASA DAHA İYİ"

- "... YAPIYORLAR" ile/değil/yerine/< "... YAPILIYOR"
( Kişi ve sonuç odaklı/lık, merkezli/lik. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Kavram, olay, olgu ve süreç odaklı/lık. Süreç ve sonuç birlik ve bütünlüğünde. )
( Hiçbir yere ulaştırmaz. Güdük/düşük bir zihniyettir. Sorunlu ve sorun odaklıdır. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Herşeyi anlamaya yarayacak ilk ve temel adımdır. İleri bir zihniyettir. Çözümcü ve çözüm odaklıdır. )
( "Haklısın." / "Doğru söylüyorsun" İLE/DEĞİL/YERİNE/< Doğru. )
( Belirleyici (olabilir) fakat bağlayıcı değildir. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Hem belirleyici, hem de bağlayıcıdır. )
( Kişiler, ancak çeperdedir. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Ancak, kavramlar merkezdedir ve merkezde olabilir. )
( Kavramları, olayları ve olguları bilir, içerir/barındırır. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Kişileri kapsar. )

- "... YAPMAYAYIM" ile/ve/değil "... YAPMAMIŞ OLAYIM/YAPMIŞ OLMAYAYIM"

- "1000 TARAKTA BEZİ OLMAK/OLAN" ile/değil/yerine/>< "10 PARMAĞINDA, 10 MARİFET(İ OLAN)"

- "Ben" diliyle kendini merkeze koymadan KONUŞ!!!

- "Dangıl-dungul" konuşma! Biraz nazik ol öyle KONUŞ!!!

- "Elimde değil" diye kendini/başkalarını "kandır"(a)madağını bilerek KONUŞ!!!

- "Fıs-fıs" konuşma! Çevrene ayıp etmeden KONUŞ!!!

- "Niye ki?" diyerek, hazırcı değil önce kendin düşün de ona göre KONUŞ!!!

- "Sonuçta" diyerek son sözü kendine ait kılmadan KONUŞ!!!

- "AÇIK SÖZLÜ" ile/değil PATAVATSIZ
( ... İLE/DEĞİL Sözlerinin nereye varacağını düşünmeden, saygısızca konuşan, davranışlarına dikkat etmeyen. )

- "ADAM SATMIŞLIĞI/MIZ"
değil/ne yazık ki/><
"ADAM SANMIŞLIĞI/MIZ"

( Yoktur. DEĞİL/NE YAZIK Kİ/>< Vardır. )

- "ADAMDAN SAY(MA)MAK" ile/değil MUHATAB ALMA(MA)K

- "ADAMI OLMAK" değil "ADAM OLMAK"

- "ADAMINA GÖRE" ile/değil/yerine ADÂBINA GÖRE

- "AĞIR/LIK" ile/ve HANTAL/LIK
( Kişisel [mizac ya da karakterden dolayı] ya da çevresel etmenlerden/beklentilerden dolayı. İLE/VE Zihinsel kaynaklı eksik/yetersiz/yanlış davranış ve tutumlardan dolayı. )

- "AĞLAMAMAK" değil/yerine AĞLATMAMAK

- "AHLAKSIZLIK" ile/değil AHLAK ÖLÇÜTLERİNİN BULUNMAMASI

- "AKIL ALMAYI" İSTEMEMEK değil/yerine/> "AKLINI BAŞINA TOPLAMAK"
( Kimseden "akıl almak" istemiyorsan, aklını başına topla! )

- "AKILSIZ" İLERLEMEK değil AKLI AŞARAK İLERLEMEK

- "AKLINI, BAŞINA TOPLAMAK" ile/ve "AYAĞINI, DENK ALMAK"

- "ALDATMAK" ile/değil ANLATAMAMAK

- "ALIŞKIN" ile/değil/yerine ALIŞKANLIĞI OLAN

- "APTALLIK"/TAN ile/değil/ne yazık ki ÇARESİZLİK/TEN

- "ARKA ÇIKMA" ile/ve/değil/yerine KENDİNİ, ONUN YERİNE KOYMA

- "ARMUDUN SAPI" ile/ve/||/<>/< "ÜZÜMÜN ÇÖPÜ"

- "ART NİYETLİ OLMAK" ile/ve/<> "GÜNAHINI ALMAK"

- "AŞAĞI GÖRME" ya da "YUKARI GÖRME" | ile/ve/değil/yerine EŞ GÖRME

- "ASALAK" ile/değil SIĞINTI

- "AŞIRI ALÇAKGÖNÜLLÜ/LÜK" ile/ve/<>/>/< YAĞCI/LIK

- "AŞIRI/LIK" ile/ve/değil SIRADIŞI/LIK

- "AYI" ile/değil/yerine "ARI"
( Gibi yeme/oturma! İLE/DEĞİL/YERİNE Gibi çalış! )

- "AZ BİLMEK" ve/değil/için/||/<>/< ÇOK OKUMAK/DİNLEMEK/DÜŞÜNMEK

- "AZ" / "ÇOK" değil/yerine ORANTISIZ/ORANTILI

- "BAĞIMLILIK" ile/değil/yerine/>< GEREKSİNİM

- "BAK! BEN NE YAPTIM!" İÇİN YAPMAK ile/ve/değil/yerine HİZMET OLARAK YAPMAK

- "BAKIN! BEN NE YAPTIM/YAPMIŞIM" değil/yerine YAPILANIN BİLGİSİ

- "BAŞA KAKMAK" ile/ve/<> KENDİN YAPTIN ZANNETMEK

- "BAŞARI İÇİN YAŞAMAK" ile/değil/yerine YAŞAMI/NI SÜRDÜRMEK

- "BAŞKALARINI ÇÖZMEYE ÇALIŞMAK" ve/||/<>/> KENDİNİ DÜĞÜMLEMEK

- "BAŞTAN ÇIKARMAK" ile/ve "YOLDAN ÇIKARMAK"

- "BEN, SENİ ..."-"BEN DE SENİ ..."
ile/ve/ne yazık ki/||/<>/>
"BEN, SENİN ..."-"BEN DE SENİN ..."

( [İlişkilerin] Başlangıcında. İLE/VE/NE YAZIK Kİ/||/<>/> Sürecinde ve/veya sonunda. )

- "BENLİKTEN/EGODAN" "VAZGEÇMEMEK" ve/ne yazık ki/> KENDİNDEN VAZGEÇMEK

- "BENZETME" ile/ve/değil/||/<>/< ZORLAMA

- "BESLENME" ile "TUTUNMA"

- "BIÇAK, KEMİĞE DAYANINCA" ile/ve "DOĞUM SANCISI BAŞLAYINCA"

- "BİLMEMEK" ile/ve/değil/yerine İLGİLENMEMEK

- "BİRİKTİRDİĞİN" değil PAYLAŞTIĞIN

- "BOYUN EĞMEK" ile TESLİMİYET

- "BUNU ALDIM" <>/||/>/< "BUNALDIM" değil/yerine
YANLIŞIMIN/YANILSAMAMIN/OYUNUN FARKINDAYIM


- "BURNU BÜYÜK/LÜK" ile/değil/yerine SEÇKİN/LİK

- "BÜYÜK BURUN/LULUK" ve/||/<>/> BURNUNUN DİBİNDEKİ FIRSATLARI/GERÇEKLERİ GÖREMEME

- "ÇEKİŞMEK" ile "SİDİK YARIŞTIRMAK"
( Akıllı kişi, kimseyle yarışmaz. Böylece, kimse, onunla yarışamaz. )

- "CESARET" ile/ve/değil/||/<> "GÖZDEN ÇIKARMAK"

- "ÇEVRE İÇİN" YAŞAMAK değil/yerine ÇEVRE İLE BİRLİKTE YAŞAMAK

- "ÇIKARLARIMIZI", BİRİLERİNDEN/ÖTEKİLERDEN ...:
!"ÖNDE/ÜSTTE TUTMA(MA)K"
ile/değil/yerine AYRI TUTMA(MA)K

- "CİNS/LİK" / "KIL/LIK" ile "UYUZ/LUK"

- "ÇIPLAK" ile/ve/değil/||/<>/< YABAN/Î

- "ÇİRKİN/LİK" "ARAMAK"/BULMAK ile/değil/yerine MAZERET ARAMAK/BULMAK

- "ÇİRKİN/LİK" ile/ve/<> ÇİĞ/LİK

- "ÇOK BİLMEK/BİLEN" ile/ve/değil/yerine/||/<>/>
ÇOK BİLMEK/BİLEN / ÇOK BİLGİSİ OLMAK/OLAN

( Hiç yanıltmaz. [Her bilinen, her zaman, zemin ve koşul için "yeterince" hatta tamamen bilinir, emin olunan/olunur "kabul edilir."] İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Çok yanıltır. [Veriyle/bilgiyle uğraşmak, varolanlar ve varolabileceklerin tüm (olası) çeşitlilikleriyle uğraşmak demek olduğundan dolayı her ilerleyişte, çok sayıda, yeni bilinmez(lik)ler/veriler açığa çıkar. Dolayısıyla da bilinemeyecek sayıda (sonsuzlukta), bilmenin/verinin ve yeninin sınırı olmadığı kadar yanılmanın da sınırı olmaz/yoktur. Bu durum ve süreçten dolayı da yeni olanların karşısında, yanılma da kaçınılmazdır. Tabii bu süreç/yol da bir o kadar tetikleyicidir. Bilme isteğinin pek sonu olmadığından ve olmayacağından dolayı da yanılmaktan da kurtulma olanağı yoktur. Süreç ve sonuç itibariyle de iyi bir durum ve süreçtir.] )

- "ÇOK BİLMİŞLİK" ile/ve/değil/<> HADDİNİ/AMACINI AŞAN, ANLAMSIZ(GEREKSİZ/YERSİZ) SÖZ/KONUŞMA

- "ÇOK SESLİLİK" / "İFADE HAKKI" ile/değil DENSİZLİK
( "Sosyal medya"da. İLE/DEĞİL Günlük yaşamda. )
( Keyfiyette. İLE/DEĞİL Gerçeklikte. )
( "Kendi çıkarlarında." İLE/DEĞİL Ortak alanda, olanaklarda ve koşullarda. )

- "ÇÖZÜMÜN BİR PARÇASI DEĞİLSEK, SORUNUN BİR PARÇASIYIZDIR" ile/ve/||/<> "YAŞAMAKLA MEŞGUL OLMAZSAK, ÖLMEKLE MEŞGUL OLURUZ"

- "DAHA ÇOK OLAN"I ARAMAK değil/yerine DAHA AZ OLANIN TADINI ÇIKARMAK

- "DELİSİ OLMAK" ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> NANKÖRÜ OLMAK
( Ulaşamadıklarının. İLE/VE/NE YAZIK Kİ/||/<>/> Ulaştıklarının. )

- "DENEME-YANILMA" değil/yerine YAŞANMIŞLIKLARDAN DERS ALMAK

- "DENEYİM" ile/değil KUŞKUCULUK
( Bazı kisiler, yavaş yavaş, inanmamayı, güvenmemeyi, sevmemeyi ve tamamen kuşkucu olmayı öğrenir. Bu süreç gerçekleştiğinde de artık çok geçtir. Ne yazık ki, (bazı) "zihinlerin", "deneyim" dediği şey budur. Aklıyla bağlantısını kaybetmiş bir kişi, "deneyimli" olarak tanımlar kendini. )

- "DENİZDE YÜZÜP DEREDE BOĞULMAK" ile/<> "DİMYAT'A, PİRİNCE GİDERKEN, EVİNDEKİ BULGURDAN OLMAK"

- "DENSİZ/LİK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< "HEVESLİ/LİK"

- "DEREYİ GÖRMEDEN PAÇALARI SIVAMAK" ile "DOĞMAMIŞ ÇOCUĞA DON BİÇMEK"

- "DERT/LERİNİ ANLATMAK" ile/değil/yerine (NİTELİKLİ VE YÜKSÜZ) İLİŞKİ (KURMAK)

- "DESİNLER" DİYE YAPMAK değil/yerine İŞLET FİİLİN, DUYSUN KULAĞIN

- "DEVEKUŞUNA":
"UÇ!" DENİLİNCE
ve/||/<> "KOŞ!" DENİLİNCE
( Ben, "deveyim" demiş. VE/||/<> Ben, "kuşum" demiş. )
( "İşimize geldiği gibi yaşama"nın, zavallılık seviyesindeki yansıması. )

- "DİŞLEMEK" ile "KEMİRMEK"

- "DOĞRU BİLDİĞİNİ" "YAPMAK" ile/değil "CANININ İSTEDİĞİNİ" "YAPMAK" [değil/yerine/daha iyisi YAPMAMAK]

- "DOĞRUYU SÖYLEMEK, HER ZAMAN DOĞRU DEĞİLDİR" değil HER DOĞRUYU, HER ZAMAN VE HER YERDE SÖYLEMEMEK GEREK
( "Doğruyu söylemek, her zaman doğru değildir" diyenler, kendileri için "en yararlı olabilecek" yanlışı söylemek için en uygun zamanı bekleyenlerdir... )

- "DÜŞMAN OLMAK" değil/yerine/>< BİRBİRİNE HAYRAN OLMAK

- "DÜŞÜNDÜĞÜNÜ", VAROLANA "GİYDİRMEK" ile/değil/yerine VAROLANI DÜŞÜNMEK

- "DUYGUSAL OLMAK" ile/değil/yerine DUYGUSAL OLABİLMEK

- "DUYGUSAL/LIK" ile/ve/||/<> TEPKİSEL/LİK
( Bilgisizlikle. İLE/VE/||/<> Bilinçsizlikle. )

- "DUYGUSALLIK YAPMAK" ile/değil/yerine DUYGUSAL OLABİLMEK
( Çiftler birbirlerine yönelik olarak duygusallıklarını yaşayabilmeli, duygusal olabilmelidir fakat birbirlerine ağırlık/yük yapacak türden duygusal yüklenmelerden kaçınmalıdır. )

- "EDEPSİZLİK" ile/değil/yerine COŞKU

- "EMİR VERMEK" ile/ve/değil/yerine/>/< DOĞRUDAN SÖYLEMEK

- "ENGELLEMEK" ile/değil/yerine SINIRINI/HADDİNİ BİLDİRMEK

- "ETİKET/LEMEK" ile "YAFTA/LAMAK"

- "ETİKETLEME" ile "DAMGALAMA"

- "EZBER" ile/ve/değil ALIŞKANLIK
( EZBER hem de ALIŞKANLIK )

- "EZMEK" ile/ve/<> "KÜÇÜK DÜŞÜRMEK"

- "FANATİK" değil/yerine/= "BAĞNAZ/TUTKUN"

- "FAYTON SEFÂSI" değil ATLARIN CEFÂSI

- "GARANTİCİ/LİK" ile/ve/değil/||/< KORKAK/LIK
( Doğru yolu görüp de gitmemek, korkaklıktır. )

- "GEÇİMSİZ/LİK" ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< SEVGİSİZ/LİK

- "GERÇEKLEŞMEYECEKTİ" değil "YAŞANMAYACAKTI"

- "GEREK YOK" ile/ve "DEĞMEZ"

- "GEREKSİNİMİMİZ OLMAYAN ŞEYLERİ ALMAK" ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> GEREKSİNİM DUYDUĞUMUZ ŞEYLERİ SATMAK
( Gereksinim duymadığımız şeyleri almak, gereksinim duyduğumuz şeyleri satmaya neden olur. )

- "GERİCİLİK" ile/değil DİRENÇ

- "GERİLME" ile "ŞİŞME"

- "GERİSİ GELİR" ile/ve/||/<> "SONU GELMEZ"

- "GÖMMEK" değil/yerine/>< GÖRMEK

- "GÖNÜL HIRSIZ(LIĞ)I" ile/ve/||/<> "AÇIK KAPI ARSIZ(LIĞ)I"

- "GÖTÜ KALKMAK" ile/ve/değil/yerine "KANI BİTLENMEK"

- "GRUPLAŞ(TIR)MA" ile/ve/değil/ne yazık ki/<> "KUTUPLAŞ(TIR)MA"

- "HADDİNİ AŞMAK" ile ÇIĞRINDAN ÇIKMAK

- "HAFİFE ALMAK" ile/ve/değil/<> "BOŞLAMAK"

- "HAKLI ÇIK(AR)MA" ÇABASI ile/ve "KÂRLI ÇIK(AR)MA" ÇABASI

- "HAKLI ÇIKMAK" ile/değil/yerine/>< HAKLI OLMAK

- "HAMAL/LIK" ve AHMAK/LIK

- "HARCAMA" ile/ve/<>/> YALNIZLIK
( Kazanmak için etrafındakileri harcayanların elde edeceği şey "galibiyet" değil yalnızlıktır. )

- "HATA/KUSUR ARAMAK/BULMAK" (İÇİN/ÜZERE) ile/değil/yerine BİR EKSİĞİNİ/HATASINI (DAHA) DÜZELTTİRMEYE ARACI OLMAK

- "HAVA ATMAK" ile "SİDİK YARIŞTIRMAK"

- "HAVA ATMAK" ile/değil/yerine PAYLAŞMAK

- "HAYATI/NI YAŞAMAK" ile/değil/yerine ADAM OLMAK

- "HAYATINI YAŞAMAK" ile/ve/<>/değil/yerine HAYATI YAŞAMAK

- "HAYVANSEÇER" değil/yerine/>< HAYVANSEVER
( Kedi, köpek sevip inek, koyun, balık yediğinizde, hayvansever değil, hayvan seçer oluyorsunuz. Ne zaman bir köpeğe duyduğunuz sevgiyi ve dostâne yakınlaşmayı bir ineğe de duyarsınız; işte o zaman kendinizle çelişmemiş olacaksınız. )
( Kendime, evrene, çevrem(iz)e, hayvanlara, tüm canlıların yaşam hakkına saygı göstermek üzere ve sağlığım/ız için de et ve hayvansal ürünleri yememeyi yeğliyorum/z...

Bu duyarlılığı gösteren ve gösterecek herkese teşekkür ediyorum/z... )
( )

- "HER ELİNİ SIKAN" İLE ... ile/ve/<> "HER CANINI SIKAN" İLE ...
( Dost olma! İLE/VE/<> Düşman olma! )

- "HERKESE YETİŞMEYE ÇALIŞMAK" ve/değil/ne yazık ki/||/<>/> KENDİNE GEÇ KALMAK

- "HİÇÇİ/LİK" ile/ve/||/<>/> ALAYCI/LIK

- "İÇSELLEŞTİRME" ile/ve/<> "ÖZDEŞLEŞTİRME"

- "İDDİA" ile KANAAT

- "İNANMADAN AİT OLMAK" ile/değil AİT OLMADAN İNANMAK

- "IRKÇI/LIK" ile/değil YABANCI DÜŞMAN(LIĞ)I

- "İŞİNE GELEN" ile/değil/ne yazık ki "KOLAYINA GELEN"

- "İŞLENİLEN/İŞLENİLMEYECEK HALT" ile "YENİLEN/YENİLMEYECEK NANE"

- "İYİ OYNAYAN/LAR" ile/değil/yerine/>< İYİ OLAN/LAR

- "KAÇMAK" ile/ve/değil ANLAMSIZ/DEĞERSİZ BULMAK, DEĞER VERMEMEK

- "KAÇMAK" ile/değil/yerine KAÇINMAK
( Tüm canlılarda. İLE/DEĞİL/YERİNE Hayvanlarda[kısmen] ve insanda. )

- "KALIN KAFALI/LIK" ile/ve ANLAMAK İSTEMEMEK

- "KALIN/LIK / KABA/LIK" değil/yerine/>< "İNCE/LİK"
( Kişinin, kırılma nedeni. >< Herşeyin kırıldığı nokta. )

- "KALINKAFALI/LIK" ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< HAYAL GÜCÜNÜN OLMAMASI

- "KÂR" değil/yerine AR

- "KARIŞMA" ile/ve BAŞKALDIRI

- "KARIŞMAK":
NE YAPMAYACAĞI/NA / SÖYLEMEYECEĞİ/NE
ile/değil
NE YAPTIĞINA/SÖYLEDİĞİNE

( Birine, ne yapmayacağını söylemek/anlatmak/göstermek karışmak değildir! ["Karışmak", yapılacak yanlış ya da doğru olan eylem/söz için kullanılabilir ancak.] )
( Kişilerin ne söyleyeceğini ya da yapacağını söylemeye, "müdahale" ya da "karışmak" denilebilir (belki ve çoğu şey için). Fakat ortak olan kavram, ifade, durum, davranış ve tutumlarda, toplumsal birlik, düzenlilik ve sürekliliğin sağlanması için gerektiğinde, hepimizin, birbirimize neyi yapamayacağını/yapmayabileceğini söylemesi kabalık ya da karışmak değildir! )

- "KARIŞMAK" ile "BURNUNU SOKMAK"

- "KAŞIKLA VERİP, KEPÇEYLE ALMAK" değil/yerine KOŞULSUZ VE BEKLENTİSİZ VERMEK/HİZMET

- "KAŞINMAK" değil/yerine/ya da/>< DÜŞÜNÜP TAŞINMAK

- "KATI/LIK" ile/ve/değil ISRAR/CI/LIK

- "KENDİNDEN KAÇMAK" ile/değil/yerine/||/<>/< KENDİNİ KOVALAMAK

- "KENDİNE DÖNÜŞTÜRMEK" ile/değil/yerine KENDİNİ DÖNÜŞTÜRMEK

- "KESER" ya da "RENDE" GİBİ OLMAK değil/yerine "TESTERE" GİBİ OLMAK
( "Hep bana, hep bana." YA DA "Hep sana, hep sana." DEĞİL/YERİNE Hem sana, hem bana. )

- "KESİN DÜŞÜNCE" ile/değil/yerine TEMEL DÜŞÜNCE

- "KESKİN SİRKE, KÜPÜNE ZARAR" ile/ve/||/<> "ÖFKEYLE KALKAN, ZARARLA OTURUR"

- "KEYİF" değil/yerine/>< GEREKSİNİM

- "KİBİRLİ" ile "KASINTI"

- "KİLİTLE(N)ME" ile/değil "DÜĞÜMLE(N)ME"

- "KİMSEYE GÜVENME!" değil KİMSEYE (TAMAMEN) BIRAKMA!

- "KIRMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/> GÖNÜL ALMAYI (DA) BİLMEK
( Herkesin yapabildiği/yapabileceği. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Bazılarının yapabildiği/yapabileceği. )

- "KIRMIZI IŞIK:
HERKESE YANMALI"
ve/fakat/ne yazık ki/>/< "BANA YANMASIN"

- "KISALTMA" ve/veya "HIZLANDIRMA" ile/> GENELLEME ve İNDİRGEME

- "KİŞİLERİ KONUŞMAK" ile/değil/yerine KİŞİLERLE KONUŞMAK

- "KİŞİSELLEŞTİRMEK" ile "KARAKTERLEŞTİRMEK"

- "KİŞİYE GÖRE RENK DEĞİŞTİRMEK" ile/değil/>< KİŞİLİĞİNİN, RENKLİ OLMASI

- "KIZDIRMAK İÇİN" değil TERBİYESİZLİK/DENSİZLİK

- "KIZMAK" ile/ve KINAMAK

- "KOMPLO TEORİSİ" ile/değil/yerine TEORİ/KURAM
( [düşük/yüksek olasılıklı] Akıl hastalığı içinde. İLE/DEĞİL/YERİNE Akıl[felsefe/bilim/sanat] ile. )

- "Konuşacağız da ne olacak?" demeden KONUŞ!!!

- "KÖPÜRME" ile/ve/||/<> "YÜKSELME"

- "KORKMAK" ile/ve "NE DER?" [DÜŞÜNCESİ]

- "KÖRLÜK":
ZİHİNSEL
ile/ve/||/<> İŞLETME ile/ve/||/<> BENCİL
( Kendi eksiklerini "görememe". İLE/VE/||/<> Şirketinde tekrarlayan yanlışlara karşı oluşan "görememe". İLE/VE/||/<> Dost eleştirisine, "niyet okuyarak", inanmamak. )

- "KÖTÜ/LÜK" ile/ve/değil/||/<> "KABA/LIK"

- "KÖTÜLEMEK" ile/değil/yerine NE OLDUĞUNU BELİRTMEK

- "KÖTÜLÜK ETMEK" ile/ve/||/<>/< ZARAR VERMEK
( İnsanda. İLE/VE/||/<>/< Kişilerde ve hayvanlarda. )

- "KÖTÜMSER/LİK" >< "İYİMSER/LİK" ile/değil/yerine/>< GERÇEKÇİ/LİK
( [sadece] Tüneli "görür". >< Tünelin sonundaki ışığı "görür". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Tünelle birlikte, ışığı ve gelebilecek treni görür. )

- "KÖTÜMSERLİK" değil/yerine/>< KONUŞABİLMEK
( Konuşabilirsek, "kötümserlik" oluşmaz. )

- "KRALDAN ÇOK, KRALCI/LIK" ile/ve/değil/yerine/<> "KURALDAN ÇOK, KURALCI/LIK"

- "KÜÇÜK GÖRMEK" ile/ve/<> "KÜÇÜK DÜŞÜRMEK"

- "KUL" ile/ve/||/<> KÜL
( Neye "inanıyorsak". İLE/VE/||/<> Neye "yanıyorsak". )

- "KULAK KABARTMAK" ile/değil/yerine SORMAK
( Ağız aramak, ya da kulak kabartmak yerine doğrudan öğrenmeye yönelik soru sormak gerek. [her ne kadar sorulamayacak/konuşulamayacak şeyler olsa da] )

- "KURALCILIKTA":
AKILSIZLAŞMA
>< ROBOTLAŞMA

- "KURNAZ/LIK" ile/değil/=/<>/>/< APTAL/LIK
( İkisinin de hiçbir "kazanımı", kalıcı değildir/olamaz. )

- "KURNAZ/LIK" ile/değil/yerine ZEKİ/LİK

- "KURNAZLIK" ile/değil/yerine AKIL

- "KUTUPLAŞMA" değil/yerine KUCAKLAŞMA

- "KUYRUĞU DİK TUTMAK" ile/değil "OMURGALI" DURMAK/DAVRANMAK

- "MERAK":
KİŞİLER ÜZERİNE/ÜZERİNDEN
ile/değil/yerine/< DÜŞÜNCELER/ZİHİNLER ÜZERİNE/ÜZERİNDEN

- "MEYDAN/CANINA OKUMAK" değil/yerine/>< KİTAP OKUMAK

- "MİMLE(N)MEK" ile/ve/||/<> "DİŞ BİLE(N)MEK"

- "MÜKEMMELİYETÇİ/LİK" ile/ve/değil/<> "GARANTİCİ/LİK"

- "MUTSUZLUK" değil/yerine/> DEĞERİNİ AZALTMAK
( Bir şeyin/kişinin, bize verdiği mutsuzluktan kurtulmak istiyorsak, ona verdiğimiz "değeri/itibarı" azaltmamız gerekiyor. )

- "NEMRUT/LUK" ile YÜZÜ/SURATI ASIKLIK

- "NEMRUTLUK" ile MESAFELİLİK

- "NESEB/SOY" değil/yerine/>< NİSBET

- "ÖDEŞMEK" ile/ve/<> "BOY ÖLÇÜŞMEK"

- "ÖFKE" ile/ve/||/<>/> "KAYGI"

- "ÖLMEYE DEĞER" ile ÖLDÜRMEYE DEĞER ile/değil/yerine YAŞAMAYA DEĞER
( Birkaç şey var. İLE Hiçbir şey yok. İLE/DEĞİL/YERİNE Çok şey var. )

- "ÖNYARGI" ile/ve/değil/||/<>/> "SONUÇ ODAKLILIK"

- "ÖTEKİLEŞTİRME" değil/yerine/>< [sadece] ÖTEKİ/BAŞKASI

- "OYNAYAN/LAR" ile/yerine "GİBİ YAPANLAR"

- "OYUN" ile "DÜMEN"

- "PANİK YAPMA!" ile "ACELE ETME!"

- "PARA" (SAPLANTISI) değil/yerine "KİŞİ"[KARDEŞ/ARKADAŞ/OLANAKSIZ/MAĞDUR]

- "PAZU GÖSTERMEK" ile/değil/yerine/||/<>/></< GÖNLÜNÜN GENİŞLİĞİ

- "PES ETMEK" ile/ve/değil/yerine/>< AKIŞINA BIRAKMAK

- "PES ETMEK" ile/ve/değil/yerine VAZGEÇMEK

- "RAHAT" ile ÇOLPA/MELEME
( Rahatına düşkün. )

- "RAHAT/LIK" ile/ve/değil TERBİYESİZ/LİK

- "SAHİPLENME" ile/değil/yerine/< AİDİYET
( Kentte. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Köyde, doğada. )

- "SALDIRMAK" ile/ve/değil "YÜKLENMEK"

- "SAMİMİYET" ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/> ÇIKAR

- "SANA SÖVÜYORUM" değil/yerine/>< SENİ SEVİYORUM
( DEĞİL/YERİNE/>< )

- "SAVUNDUĞUNDAN" DOLAYI BİLMEK ile/değil/yerine/>< BİLDİĞİNDEN DOLAYI SAVUNMAK

- "SAYGISIZ/LIK" ile/ve/değil/||/<>/< ÇEKİNCESİZ/LİK

- "SAYGISIZLIK" ile/değil/yerine (FAZLA/AŞIRI/AYKIRI) "RAHATLIK"

- "SESLİ DÜŞÜNME" ile/<>/ne yazık ki SÖYLENME

- "ŞEYTANI/SÜTUNU TAŞLAMAK" değil KAFANI/KENDİNİ TAŞLAMAK

- "ŞİDDET" ></< "İKTİDAR"
( "iktidarın bitmeye başladığı yerde, şiddet başlar." )

- "ŞİKÂYET ETMEK" ile/değil/yerine/>< DURUMU(NU)/ZİHNİ(Nİ) DEĞİŞTİRMEK

- "SİNİRLİ/LİK" ile/ve/değil/<> TEPKİSEL/LİK

- "SIRTINI DÖNMEK" değil/yerine "SIRTINI YASLAMAK"

- "SIZLANMA" ile/ve/değil TESPİT

- "SONRA" ile/ve/ne yazık ki/||/=/<>/> HİÇBİR ZAMAN

- "SORMAK":
[ya] "MERAKTAN"
ile/ve/||/<>/ya da "ÖYLESİNE"

- "SORUN/SIKINTI":
"FARKLI OLMAK/TA"
ile/ve/||/<>/ne yazık ki FARKINDA OLMAMAK/TA
( )

- "SORUNLU" ile/değil/yerine/>< SORUMLU

- "SÖYLE! GİTSİN!" değil/yerine/> SUS! BİTSİN!

- "SÖZLERİNİ" "DUYURMAK İÇİN":
"KİŞİLERİ TUTMAK"
değil/yerine ÇENEYİ TUTMAK

- "SU KAÇIRMAK" ile "KANTARIN TOPUZUNUN KAÇMASI"

- "SU KOYVERMEK" ile "YELKENLERİ SUYA İNDİRMEK"

- "SUÇLAMA" ile/ve/değil/yerine "YÜKLEME"

- "SUÇLAMAK" ile/değil/yerine SORUMLU OLMAK

- "SÜREKLİ/DAİMA" ile/ve/||/<> AŞIRI/LIK

- "TAKILMA" ile/ve/||/<> "BÜYÜTME"

- "TAKINTI" ile/değil "RAHATLIK"

- "TAKINTI" ile/değil/yerine ÇALIŞMA VE ÜRETME (GEREKLİLİĞİ)

- "TAKINTI" ile/değil/yerine GEREKENİ/GEREĞİNİ YAPMAK

- "TAKINTI" ile/değil/yerine İLKELİLİK

- "TAKINTI" ile/değil/yerine TUTARLI OLMA (ÇABASI)

- "TAPMAK" ile/değil/yerine HAYRAN/"HASTASI" OLMAK

- "TAVİZ VER(ME)MEK" ile "GERİ ADIM ATMA(MA)K

- "TEDBİRLİLİK" ile/ve/değil/||/<>/< KARAMSARLIK

- "TEHDİT" ile/değil/yerine TESPİT

- "TERİM SOĞUMASIN" değil/yerine DİNLENMEYİ BİLMEK

- "TRUMP" ile/değil "OBAMA / BUSH / CLINTON"
(

İLE/DEĞİL



/



/

)

- "TÜRKÇE, LASTİK GİBİDİR/BİR DİLDİR" değil/ne yazık ki (CAHİL/AHMAK) KİŞİ, HERŞEYİ, HER YERE (OLMADIK YERLERE) ÇEKER/ÇEKEBİLİR

- "TUTMAMAK" ile/ve/değil KISKANMAK

- "TUTTURMADA":
ÜZÜNTÜ
ile/ve/||/<>/> ÖFKE

- "ÜÇKAĞITÇI" ile/ve/||/<>/> HAİN

- "ÜÇKAĞITÇI" ile İÇTEN PAZARLIKÇI/ÇIKARCI

- "UĞRAŞMAK":
AKLINDAKİLERLE
ile/ve/||/<> GÖNLÜNDEKİLERLE
( Gündüzleri. İLE/VE/||/<> Geceleri. )

- "UĞRAŞMAK" ile "TAKILMAK"

- "ÜMİT" ile/değil ÇIKARCILIK

- "UNUTUL/URUNUTURUZ/UNUTURUM/UNUTURSUN" değil/yerine/></<
YAZMAZSAK/YAZMAZSAM/YAZMAZSAN UNUTULUR/UNUTURUZ/UNUTURUM/UNUTURSUN


- "ÜSTÜN/LÜK / GERİ/LİK" ile/ve/değil/yerine FARK/LI/LIK

- "ÜSTÜN/LÜK" ile/ve/değil/yerine KAPSAYICI/LIK

- "ÜSTÜNE TUZ BİBER EKMEK" ile/ve "YANGINA KÖRÜKLE GİTMEK"

- "ÜSTÜNLÜK" ile/ve/<>/değil/yerine "FARK"

- "ÜSTÜNLÜK" ile/değil/yerine BÜTÜNLÜK
( )

- "ÜSTÜNLÜK" değil/>< SEÇİLMİŞ/LİK

- "VURDUMDUYMAZ/LIK" ile/değil/yerine NEŞELİ/LİK

- "YAKINDIĞIMIZ" ile/ve/değil/yerine/ne yazık ki/||/<>/< (")YAKINIMIZ(")

- "YAKIŞAN/YAKIŞMAYAN" ile/ve/değil/||/<>/< UYGUN DÜŞEN/DÜŞMEYEN

- "YALVARMAK" ile/değil/yerine KİBARLIK(TAN)
( "Uygun bir yerde indirir misin!" diyen bir yolcuya, minibüs şöförünün yanıtı: "Ne yalvarıyorsun! 'İndir!' de, indirelim!" )

- "YANLIŞ YAPMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<> YALNIZ KALMAK

- "YANLIŞ" ile/değil/yerine/||/<>/< GEREKSİZ

- "YANLIŞLARA AĞIT YAKMAK" ile/değil/yerine/>< DOĞRULARI İNŞÂ ETMEK

- "YAPILAMAZLIK" ile/ve/değil/||/=/<>/< MANTIKDIŞILIK

- "YAPMA!":
EMİR
değil KOLAYLAŞTIRMA/HIZLANDIRMA
( Bilenlerin/tecrübelilerin/büyüklerin, "... Yapma!/Etme!" sözleri/öğütleri, bir yasak/engel/kısıtlama değil yapılmayacakların kolay ve daha az olmasından dolayı, tecrübelerinden yararlanılmasını istedikleri içindir. Hemen buyruk/emir olarak algılanıp tepki göstermemekte yarar vardır! )

- "YAPMAYACAĞIM ŞEY/İŞ YOK" ile/değil/yerine YAPAMAYACAĞIM ŞEY/İŞ YOK

- "YAR/UÇURUM" OLMAK ile/değil/yerine/>< YÂR OLMAK

- "YARGI" ile/değil/yerine/>< BİLME

- "YARGILAMA" ile/ve/<> DAYATMA

- "YARGILAMAK" ile/değil "İNDİRGEMEK"

- "YARGILAMAK" ile "KÖTÜLEMEK"

- "YARGILAMAK" ile/değil/yerine KEŞFETMEK

- "YAZIK ETMEK" ile/ve "AYIP ETMEK"

- "YEMEK":
ACIKINCA
ile/ne yazık ki ÜZÜLÜNCE ile/ne yazık ki KIZINCA
( Sofradakileri. İLE/NE YAZIK Kİ Kendimizi. İLE/NE YAZIK Kİ Birbirimizi. )

- "YENİLGİ":
"KAYBETTİĞİNDE"
değil VAZGEÇTİĞİNDE

- "YOK ETMEK" ile/değil/yerine/>< YAŞATMAK
( Yoketmek yerine yaşatmak )

- "YOL VERMEK" ile/değil/yerine "YER VERMEK"

- "YUMUŞAMA" ile "YAVŞAMA"

- "YÜRÜTMEK" ile/değil/yerine/>< YÜRÜMEK
( Bir şeyleri, parçaları. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yaşamı, yolu ve bütünü. )

- "YUVARLAMA" ile/ve/||/<> "KESTİRME"

- "YÜZ VERİLDİ DİYE ASTARINI" İSTEMEK ile "ENSEYE TOKAT, GÖTE PARMAK"

- "ZAMAN GEÇİRMEK" ile/değil/yerine ZAMANI DOLDURMAK

- "ZARARLI/YANLIŞ/KÖTÜ/GÜNAH/HARAM AMA ..." ile/değil/yerine ... VE ZARARLI/YANLIŞ/KÖTÜ/GÜNAH/HARAM

- "ZAYIF" ya da "GÜÇLÜ" ile/değil/yerine ZEKİ
( İntikam alır. YA DA Affeder. İLE/DEĞİL/YERİNE Görmemezlikten gelir. )

- "ZAYIFLIK" ile ZAAF

- "ZEKÂ" değil/ne yazık ki BOŞLAMA(İHMAL)
( Çocukların, telefonda/tablette oyun bulup oynaması, zeki olduğunu değil ne yazık ki, boşlandığını gösterir. )

- "ZİHNİN BURUŞMASI" ile/değil/>< TENİN BURUŞMASI
( "Heyecanımızdan vazgeçmemizle".[Olmamalı!] İLE/DEĞİL/>< Yıllarla.[Olabilir.] )

- (")DOLDURMAK(") ile/ve/<> (")ŞİŞİRMEK(")

- (")HAK(") ile/ve/değil/yerine OLANAK

- (")İYİ/LİK(") ile/ve/>< (")KÖTÜ/LÜK(")
( Hesapsız/plansız. İLE/VE/>< Hesaplı/planlı. )
( İyi, yapmak ve yaratmakla; kötü, tembellik ve işsizlikle görülür. )
( Mükemmel olmayanı mükemmel olan uğruna seve seve feda edin, o zaman iyi ve kötü tartışmaları artık hiç olmayacak. )
( Ortak iyiliği (bütünün hayrını) arzu ettiğinizde, tüm dünya sizinle birlikte arzu eder. )
( Yapmış olduğu kötülüğü daha sonra yaptığı iyilikle yenen kişi, ayın, ışığını örten bulutlardan kurtulduğu zamanki gibi, dünyaya ışık yayar. )
( Olgun kişi, iyiyi gözlemleyerek onun peşinden gider, kötüyü gözlemleyerek düzeltmeye çalışır. )
( En yüksek katta şereflendirilmenin anlamı, kişinin iyiliğe olan içten aşkının doğurduğu başarıdır. )
( Olayları iyi ve kötü diye ayırdığınız sürece, haklı olabilirsiniz. Gerçekte ise, yerine getirildiklerinde, iyi kötüye, kötü de iyiye dönüşür. )
( Kötüyü kötü görebilmeliyiz ki, iyiyi arayabilelim. )
( Her şeyi iyi görürsek, tuzağa düşeriz. )
( ARETE[Hellence]: İyilik. | Erdem, yetenek, yetkinlik, yararlılık. )
( İyi şeylerin olduğu/olabildiği/olabileceği kadar, kötü; kötü şeylerin olduğu kadar da, iyi şeylerin olduğu/olabildiği/olabileceği ve bu bağlamda da, iyi/kötü tanımının olmadığı/olamayacağı, ancak ve sadece bizim alt seviye yükleme(leri)mizle ya da indirgeme(leri)mizle söz konusu olduğunu anımsamakta yarar vardır. )
( İyi birini gördüğünüzde, onu taklit etmeye çalışın. Kötü birini gördüğünüzde, onun kusurlarını, kendinizde de arayın. )

- (")KABARMA(") ile/ve/<> (")KÖPÜRME(")

- (")KANDIRMA("):
BAŞKALARINI
ile/ve/değil/||/<>/< KENDİNİ

- (")PARLAMA(") ile (")ALEVLENME(")
( İŞTİAL: Tutuşma, parlama, alevlenme. )

- (")PİS OLMAK(") ile/ve/<>/değil/yerine (YETERİNCE) TEMİZ OLMAMAK

- (")PUT/LARI/NI KIRMAMAK(") ve/||/<>/> KENDİNİ, PUT KILMAK

- (")SADAKA DAĞITMAK(") ile/ve/||/değil/yerine/< HAKSIZLIKLARI ORTADAN KALDIRMAK

- (")TANIMAK(") ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TANIYANI(ZİHNİ) TANIMAK

- (")ÜMİTSİZLİK(") değil/yerine/>< SEVGİ

- (")ÜSTÜN(") ve/||/=/<> İNSANI/KİŞİLERİ SEVEN
( En "üstün" kişi/ler, kişileri/insanı seven(ler)dir. )

- (")YETERSİZ/LİK(") ile/ve "SIĞ/LIK"

- (ALIŞKANLIK YAPICILARDAN) UZAK DURMALI!

- (BİRŞEYE/ŞEYLERE) KARŞI OLMAK İÇİN/ÜZERE ile/ve/değil/yerine (BİR/BİRÇOK) YANLIŞA İŞARET ETMEK İÇİN/ÜZERE

- (ÇOK KONUŞMAK ile/ve BOŞ KONUŞMAK) ile/ve/yerine ÇOK/BOŞ KONUŞMAMAK

- (DAHA) ("ÜST") GÜCE[OLANAKLARA/KİŞİLERE] TAPARLIK ile/ve/değil/yerine/||/<> ÖYKÜNME
( Düşük bilgi/bilinç seviyesindeki ya da çıkarcı kişilerin(zihinlerin), iyiliğ(in)e yönelimde, güdülenmesini ve kötülüğ(ün)e başvurmada da kendini tutmasını sağlatan en etkili/etkin iki durum/tutum. )

- (EN FAZLA:
) KISKANÇLIK YAPMAK
ile/yerine KISKANÇLIK DUYMAK

- (HERŞEYİ) ELLEMEMELİ/DOKUNMAMALI!

- (KENDİ KENDİNE) HÜKÜM VERMEK değil/yerine İSTİŞÂRE

- (SİGARA) "YASAĞI" değil SINIRLAMASI/KISITLAMA/SI
( Yürürlüğe giren yasa, bir "YASAK" koyma değildir! Toplum yaşamında ve kişiler arasında düzenin sağlanması, hakların korunması için ortak kullanım alanı kuralları uygulanmak zorundadır. Sigarayla ilgili düzenleme, kişilerin bulunmak zorunda/durumunda olduğu -kapalı ya da açık- ortamlarda sigara kullanıcılarının keyfî uygulamalarına izin vermemek üzerinedir. Bu durumdan rahatsız olan/olabilecek kişilerin haklarının korunması üzerine de bu tür kısıtlamalar getirilmesi gerekmiştir. "YASAK" olarak ifade edilen durum, "sigara içme yasağı" değil belirli ortak kullanım alanlarında keyfî tutumda bulunulmasına engel olabilmek üzere ve çevrenin rahatsız edilmemesine yöneliktir. Doğrudan, genel bir "içmeme yasağı" getirilmemiştir. "YASAK"[< YASA][yasaya/kanuna bağlı olan] sözcüğü ve kullanımının da, kişiler [içen-içmeyen, rahatsız olan/lar] arasında anlaşamamazlık/ihtilâf [ya da olası çatışma durumunda] toplum ve devlet tarafından kabul ve onay görmüş, uyumlu bir düzen sağlanabilmesi üzerine, gereken koşulların, yazılı ve tüzel(hukukî) bir karşılığının bulunması üzerinedir. Birlik ve bütünlüğü, sürdürülebilirliği sağlayabilmenin göstergesi ve dayanakçası olarak, "YASA" ve yasal gereklilik, işlevini yerine getirmek üzere uygulanmaktadır. Kişi, kendi evinde istediği gibi [çırılçıplak] dolaşabileceği halde dışarıda/sokakta, ortak alanlarda dolaşamayacağı gibi. Bu durumu anlayan ve kabul edebilen tütün kullanıcıları, tütün ürünleri kısıtlamasının da bir uzlaşım ve çözüm gerektirdiğini rahatlıkla anlayacak ve kabul ediyor olacaklardır. )

- (YAPILMAMASI GEREKENİ) YAPMAMALI!

- (YERE/SOKAĞA/DIŞARI) ÇÖP ATMAK yerine/değil CEPTE/ÇANTADA TUTMAK

- ...'NIN:
"KARŞITI"
ile/değil DIŞINDA KALAN/BIRAKILAN

- ...'YI SORMAMAK ile/ve/||/<>/> ...'YA BAKMAMAK

- ...('YI/YA) YAPMAMA/UYGULAMAMA/UYMAMA:
"ÖZGÜRLÜĞÜ"
ile/ve/değil/yerine OLANAĞI/OLANAKLILIĞI/İHTİYÂRI

- 0[SIFIR]:
"YUTAN"
ile/ve/değil/||/<>/< DURAN/DURDURAN / ARA

- 1 YUMURTA = 5 SİGARA
( Bveganyasam.blogspot.com.tr/2015/03/1-yumurta-5-sigara.html )

- 110 km. ile/değil/yerine 90 km.
( Ölüm ile[/değil/yerine] Yaşam arasındaki fark kadardır. )
( )

- ABARTI ile PALAVRA

- ABARTMAK ile/ve/değil/yerine "KÖPÜRTMEK"

- ABARTMAK ile/ve/değil/<> DURMAYI BİL(E)MEMEK/BECEREMEMEK

- ABARTMAK ile SAPTIRMAK

- ABARTMA ile/ve/değil/||/<> FAZLA ÖNEMSEME

- ABARTMA ile/ve GAYRETKEŞLİK

- ABARTMA ile İDEALLEŞTİRME

- ABARTMA ile KABARTMA
( Zihinde[vehmin olumsuz kullanımıyla]/olaylarda/olgularda/kavramlarda. İLE Nesnelerde. )

- ABARTMA ile/ve/değil/yerine ÖNE ÇIKARMA

- ABES ile/ve/<> AYIP

- ACELE ETMEK ile SABIRSIZLANMAK

- AÇGÖZLÜ/LÜK ile DOYMAZ/LIK
( Aç doyar fakat açgözlü doyamaz. )

- AÇGÖZLÜLÜK ile/değil/yerine/>< GEREKSİNİM

- AÇGÖZLÜLÜK ile İŞTAH

- AÇGÖZLÜLÜK = TAMAH = AVARICE[İng.] = AVARICE/AVIDITÉ[Fr.]

- ACI/ISTIRAP:
KÖTÜLERİN ŞİDDETİNDEN
ile/ve/değil/||/<>/< İYİLERİN SESSİZLİĞİNDEN

- ACIDAN KAÇINMAK ile HAZZA YÖNELMEK

- ACIMA(MA) ile/ve/||/<> AFFETME(ME)
( ... İLE/VE/||/<> Acıma(ma) düşüncesi/duygusu barındırabilir de, barındırmayabilir de. )
( Tüm varolanlar için geçerli olabilir. İLE/VE/||/<> Sadece insan için geçerlidir. )
( Nesnesine ve/veya olgusuna, doğrudan ve/veya dolaylı etkisi olmayabilir/olmaz. İLE/VE/||/<> Kişisine ve/veya kendine, doğrudan ve/veya dolaylı etkisi/katkısı/artısı olabilir/olur. )

- ACIMA ve/ne yazık ki/||/<>/> CİDDİYE ALMAMA

- ACIMA ile/değil KENDİNE ACIMA
( Kişiyi, acımak değil kendine acımak bitirir. )

- ÂCİZ/LİK ile/ve/<> YOKSUN/LUK

- ÂCİZ ile/ve/<> ÂTIL

- AÇLIK ÇEK(TİR)EREK EĞİT(İL)MEK:
MİDENİZE
değil/yerine "NEFRETİ(Nİ)ZE/KİNİN(İZ)E"

- ACZİYET ile/ve/<> ATÂLET

- ADÂLET BEKLEME! ve/||/<> HUZUR BEKLEME!
( [ne yazık ki] "Gücün", "haklı çıktığı/çıkarıldığı" yerlerde. VE/||/<> "Güce tapan" "kişilerin" olduğu yerde. )

- ADÂLETSİZLİK DURUMLARINDA, "TARAFSIZ"(SESSİZ/ÂTIL) DURUYORSAK, KÖTÜLERİN/KÖTÜLÜĞÜN TARAFINI TUTMUŞUZDUR ile/ve/||/<> ÇÖZÜMÜN BİR PARÇASI DEĞİLSEK, SORUNUN BİR PARÇASIYIZDIR

- ADÂLET ve/||/<>/> HUZUR
( Gücün, "haklı olduğu" yerde bekleme! VE/||/<>/> Güce tapan bireylerin olduğu yerde bekleme! )

- ADAM ile/ve/||/<> EFENDİ
( Bir şey/ler biliyorsan, susma! İbret alsınlar. İLE/VE/||/<> Bir şey bilmiyorsan, sus ki, en azından, efendi sansınlar. )

- ADANMAK ile/yerine/değil (GEREKTİĞİ/YETERİ KADAR) ÖNCELİK/ÖNEM VERMEK

- ADÂVET değil/yerine/>< DEĞİM/LİYÂKAT

- ADÂVET değil/yerine/= DÜŞMANLIK, YAĞILIK

- ÂFÂKÎ ile/ve/<> İZÂFÎ ile/ve/<> KEYFÎ

- AĞIZ AÇIKLIĞI ile/değil/yerine/>< ZİHİN AÇIKLIĞI
( Kişinin, zihni, ne kadar kapalıysa; ağzı, o kadar açık olur. )

- AĞIZDAN ÇIKACAK OLAN (TEK) BİR SÖZCÜK ile/ve/||/<>/< AĞIZDAN ÇIK(A)MAYABİLECEK OLAN (TEK) BİR SÖZCÜK
( Bir şey ki, yapmasan da olur, YAPMA! Bir şey ki, söylemesen de olur, SÖYLEME! )

- AĞLAMAK ve/değil/yerine/<>/>< GÜLMEK :)
( Yalnız. VE/DEĞİL/YERİNE/<>/>< Herkesle birlikte. :) )
( Heraklitos. VE/DEĞİL/YERİNE/<>/>< Demokritos. )

- AGRESİF[İng. AGRESSIVE] değil/yerine/= SALDIRGAN

- AHLÂKSIZLIK ile/ve/değil KÖTÜ/OLUMSUZ AHLÂK

- AHLÂKSIZLIK ile/ve/değil KÖTÜ/OLUMSUZ AHLÂK

- AHMAK KİŞİNİN ARADIĞI değil/yerine/>< AKILLI KİŞİNİN ARADIĞI
( Başkalarında. DEĞİL/YERİNE/>< Kendinde. )

- AHMAK/LIK ile/ve/değil/ya da HAİN/LİK
( Hain, korkaktır. )

- AİLE BASKISI ile/ve/||/<>/> MAHALLE BASKISI

- AKIL-FİKİR SAHİBİ OLMA(MA)K ile İFLÂH OLMA(MA)K

- AKILLI ÇALIŞKANLAR ile/ve AKILLI TEMBELLER ile/ve
AKILSIZ ÇALIŞKANLAR
ile/ve AKILSIZ TEMBELLER
( Ödüllendirilmeli! İLE Teşvik edilmeli! İLE Ceza verilmeli! İLE Kovmalı! )
( Takdir etmeli! İLE Dikkat etmeli! İLE İkaz etmeli! İLE Terk etmeli! )
( [+ +] ile [+ -] ile
[- +] ile [- -] )

- AKLI, DUYGULARA ARAÇ KILMAK ile/değil DUYGULARI, AKLA ARAÇ KILMAK

- AKSATMAK ile/ve/||/<> İHMAL ETMEK

- ALAY (ETME) = DERISION[İng.] = DÉRISION[Fr.] = SPOTT[Alm.] = IRRISIO[Lat.]

- ALAY EDİLECEK TUTUM/DURUM ile/değil/yerine MUHABBET

- ALAYCI TUTUM/LAR yerine SAYGI GÖSTERMEK

- ALAY ile ALAY
( Herhangi bir törende ya da gösteride yer alan kalabalık. | Çok kalabalık. | Tümü, hepsi. | Genel olarak üç tabur ve bunlara bağlı birliklerden oluşan asker topluluğu. İLE Ses tonu, söz, davranış gibi araçlarla, biriyle, bir şeyle/durumla eğlenme. )

- ALAY ile İSTİHZA
( ... İLE Gizli ya da ince alay. )

- ALDANAN ya da ALDATAN ile/ve/||/<> HEM ALDANAN, HEM ALDATAN
( Hayvan. İLE/VE/||/<> İnsan. )

- ALDANMAK ile ALDATMAK
( Aldattığını düşünen/zanneden, kimi aldatmıştır acaba? Sadece, Kendini! )

- ALDANMA ile/ve SORUMLULUK
( Dünyayı bileceksin, aldanmamak için! Sonrayı/ahireti bileceksin, aldatmamak için! )

- ALDATMA:
1 KERE
ve/||/<> 2 KERE
( Aydınların aydınlat("a")madığı bir toplumu, şarlatanlar aldatır. )
( Yazıklar olsun ona. VE/||/<> Yazıklar olsun bana. )

- ALDATMAK ile "NUMARA ÇEKMEK"

- ALDATMA ile "TEZGÂH"
( Aldatmayın, incitmeyin! )
( Don't cheat, don't hurt! )

- ALDIRMAZ ile/ve/<> KALDIRMAZ
( Köleleştirince. İLE/VE/<> "Köle!" deyince. )

- ALINGAN/LIK ile PARANOYA/K

- ALIŞILMIŞ/LIK ile/değil/yerine/>< AŞILMIŞ/LIK

- ALIŞKANLIK AHLÂKI ile/ve/değil/yerine YEĞLEME/TERCİH AHLÂKI

- ALIŞKANLIK ile DADANMA

- ALIŞKINLIK ile/ve/> DUYUMSAMAMAK/HİSSETMEMEK

- ALIŞMA ile DADANMA
( Sevimsiz şeyler, put edinilmez. )

- ALIŞMA ile/değil/yerine/||/<>/ne yazık ki KATLANMA

- ANLAMSIZ ile/ve/||/<> GEREKSİZ ile/ve/||/<> OLANAKSIZ

- ANNE/BABA-ÇOCUK ve/<> İMAM-CEMAAT
( Ebeveynlerle çocukların bazı durum ve ilişkilerinde, ebeveynlerin bazı yanlışları/hataları, "imam-cemaat" ilişkisindeki gibi dengesiz, abartılı ve uclarda olabilir. )

- ANNENİ:
İNCİTME!
ve/||/<> AZARLAMA!

- APTALLIK (ETMEK) ile HATA

- APTALLIK ve/<> İNTİHAR

- APTAL ile ŞAPŞAL
( ... İLE Aptalca davranışlarda bulunan, alık kişi. | Üstüne başına önem vermeyen, özen göstermeyen. | Bol, dökük ve biçimsiz (giyecek). )

- ARAÇLARDAN(OTOBÜS, TREN, VAPUR VS.) ÇÖP ATMAK yerine CEPTE/ÇANTADA TUTMAK

- ARDINA KADAR AÇMA! ve/||/<> TAMAMEN KAPATMA!
( Kapatmaya gücünün yetmeyeceği kapıyı. VE/||/<> Açmaya yüzünün tutmayacağı kapıyı. )

- ARSIZ/LIK ile YÜZSÜZ/LÜK

- ARSIZ ile/değil/yerine/>< ÂDİL
( Bilgisizler güçlendiğinde. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Bilgeler güçlendiğinde. )

- ARSIZ ile/ve/<> UMARSIZ

- ASABİYET ile/değil/yerine/>< ADÂLET

- AŞAĞILAMA >< ÖVME/SIVAZLAMA

- ASANSÖRDE:
DOĞRUCA ADIM ATMAK
değil/>< ADIM ATMADAN ÖNCE AYNAYI (KENDİNİ AYNADA) GÖRMEK
( Yanlışı. >< Doğrusu. )

- ASIKYÜZLÜLÜK ile/değil ZİHNİ MEŞGUL(/KAFASI DOLU) OLMAK

- AŞIRI "AKILCILIK" >< YARATICILIK

- AŞIRI HIZ ve/||/<>/> GERÇEKLER
( Aşırı hız yapılan düşünceler, gerçeklere çarparak durur. )

- AŞIRI KİBAR/LIK ile/değil AHMAK/LIK

- AŞIRI KULLANIM ile/değil/yerine YERİNDE KULLANIM

- AŞIRI SEVGİ ile/yerine SEVGİ

- AŞIRI ŞÜPHECİ/LİK ile/ve/> SARLDIRGAN/LIK

- AŞIRI/ABARTILI KEYFİYET ve/||/<>/> GECİKEN/GECİKMİŞ ADÂLET

- AŞIRI/LIK ile/ve/değil AYKIRI/LIK

- AŞIRI/LIK ve/<> EKSİK/LİK
( YARASA: "Güzelliğim" "fazla görülmesin" diye gece uçarmış. KUĞU: Güzelliğini sergilemekten, su içmeyi bile boşvererek/unutarak susuzluktan ölmüş. )
( Aşırı gidersen tersi olur. )

- AŞIRI/LIK ile UC

- AŞIRI/LIK ile/ve ZORLAMA

- ATAK ile/değil/ne yazık ki !SALDIRGAN

- ATÂLET[Ar.] değil/yerine/= EYLEMSİZLİK/SÜREDURUM

- ATÂLET ile/değil/yerine/>< ADÂLET

- ATÂLET ile/ve/değil/<>/< OLANAKSIZLIK

- ÂTIL (KALMAK) değil/yerine/>< ÂDİL (OLMAK)

- ATILAN TOKADIN:
"SAHİBİ"
ile/ve/değil/yerine/ne yazık ki/||/<>/>/< NEDENİ

- AVUÇ/LAMAK ile/ve KOŞAM/LAMAK
( ... İLE/VE İki elle avuç/lamak. )

- AYAĞA BAKMAK ile/ve/değil/yerine YERE BAKMAK

- AYAK SÜRÜYEREK YÜRÜMEK ile/yerine/değil AYAK SÜRÜMEDEN YÜRÜMEK

- AYARTICI ile KIŞKIRTICI

- AYIP "GÖRME"!
( Görürsen de ört! )

- AYIP ile/ve/< ISTIRAP

- AYIRMAK ile KOPARMAK

- AYIRMA ile/ve KAYIRMA

- AYLAK/LIK ile ÂVÂRE/LİK
( BATÂLET[Ar.]: İşsizlik, âvârelik. | Cesaret, kahramanlık. )

- AYLAKLIK ile ÇALIŞMAMAK

- AYNILAŞ(TIR)MAK değil/yerine/>< FARKLILAŞ(TIR)MAK
( Rekâbet edilirse. DEĞİL/YERİNE/>< Cesâret edilirse. )

- AYNILAŞTIRMAK ile/değil/yerine/>< FARKLILIKLARIN KABULÜ

- AYRICALIK (BEKLENTİSİ) ile/ve/değil/yerine NEZÂKET

- AYRIM <>/> ÇATIŞKI <>/> BİREŞİM

- AYRIM ile/ve/<>/||/değil ÖTEKİLEŞTİRME

- AYRIŞMAK değil/yerine BULUŞMAK

- AYRIŞMA ile/ve/değil/yerine/<>/>< KATILMA

- AYRIŞTIRMAK ile/değil/yerine KAYNAŞTIRMAK

- AZARLAMAK/İTAP/TEKDÎR/TEVBÎH[Ar.] ile/ve/değil/yerine UYARMAK
( NUSH İLE USLANMAYANI ETMELİ TEKDÎR
TEKDÎR İLE USLANMAYANIN HAKKI KÖTEKTİR )
( Dostun azarı, olgunluğa(kemâle) götürür. )
( Kendini "azarla", kimse, seni azarlayamaz. )

- AZARLAMA ile/ve/değil/<> SORGULAMA

- AZIMSAMAK ile HAFİFE ALMAK

- AZIMSAMAK ile KÜÇÜMSEMEK

- AZITMA ile/ve/değil/yerine/> KAZITMA

- AZMAK ile AZMAK ile AZMAK
( Taşkınlıkta ileri gitmek, kötülüğünü artırmak. | Denizin, ırmağın kabarması/yükselmesi. | Etkili, tehlikeli duruma gelmek. | Eşeysel duyguları artmak. | Çamaşırın, artık beyazlatılamaz duruma gelmesi. | İki ayrı ırktan doğmak. [Katır, Liger, Tigon gibi.] İLE Yolunu kaybetmek/şaşırmak. İLE Su birikmiş çukur ya da hendek. )

- AZMIŞ ile KUDURMUŞ

- BACAK/EL SALLAMAK ile/ve/değil/yerine BEKLENTİSİZ VE SAKİN, O ANDA VE ORADA OLMAK
( Bulunulan koşullardan çıkma ya da [çeşitli ve belirli/belirsiz] sıkılma durumlarında yapılan kontrolsüz el/kol/ayak/bacak sallamalarının/hareketlerinin nedeni daha çok "bir an önce o ortamdan/koşullardan çıkma/uzaklaşma" ya da "sonraki sürece/aşamalara geçme" isteği üzerinedir. Bunu da sürenin/sürecin "kısalması/hızlanması" beklentisiyle, farkında olmadan [/"ne yaptıklarını biliyor oldukları" "iddiasıyla"/zannıyla] el/ayak/bacak sallayarak ya da nesnelerle uğraşarak [çizerek, kağıt karalayarak, kalem çevirerek, nesne parçalayarak/delerek, tespih çekerek vs.], zihinlerini başka şeylerle meşgul ederek ve ancak bir şeylerle uğraşmak yoluyla çözmeye çalışırlar. Bu hareketler, "küçük/önemsiz/değersiz hareketler" varsayıldığından dolayı yapan kişi tarafından algılanmaz. [Daha çok da gençlikte/olgunlaşmamışlıktan ve/veya cahillikten dolayı görülen/yaşanılan bir durumdur.] Bu durumlarda, çevredeki kişiler, çıkan sesle ya da gözleriyle ve zihinleriyle, yapılan harekete ister istemez takılırlar. Bu uyaranları, hem kişinin kendi için, hem de çevresindekileri düşünerek kontrol altında tutmaları gerekir. Bunu da, zihinlerini bulundukları zaman ve zeminde tutmaya çalışarak, geçmesi gereken zamana ve koşullara biraz daha sabrederek ya da odaklanarak sağlayabilirler. Sürekli olarak anımsanmalı ki, zihin, başka/çeşitli noktalarda bulunabilir fakat gövdeyi düşünce hızında bir yerlere taşımak olanaklı değildir. )

- BACAKLARIN KAPALI-AÇIK TUTULMASI('NI)

- BAĞIMLI/LIK(MÜPTELÂLIK) ile ISRARCI/LIK

- BAĞIMLI/LIK ile/yerine BAĞLI/LIK
( Onlar mı size, siz mi onlara bağlısınız? )

- BAĞIMLILIK SÜRECİ VE SONUCU:
HASTAHANE
ve/||/<>/> CEZAEVİ ve/||/<>/> MEZAR

- BAĞIMLILIK ile/ve AŞIRILIK

- BAĞIMLILIK ile/ve SAPLANTI

- BAĞIMSIZLIK ile KEYFÎLİK

- BAĞIRAN değil/yerine/>< BAĞIRMAYAN
( Değeri yüksek olmayan mal satanlar. DEĞİL/YERİNE/>< Değeri yüksek olan mal ve/veya hizmet sunanlar. )
( İşportacı, eskici. DEĞİL/YERİNE/>< Kuyumcu/sarraf. antikacılar. )
( "Pop", "rock" vb. müzikçiler. DEĞİL/YERİNE/>< Sanat müziği/klasik müzik vb. söyleyen ve dinleyenler. )

- BAĞIRARAK SÖYLEMEK ile/değil/yerine/= SERT SÖYLEMEK

- BAĞIRMAK ile/değil YÜKSEK SESLE KONUŞMAK

- BAĞLANMA:
SAKİNLİK
ve/||/<>/>< KAYGI

- BAĞNAZ/LIK ile/ve/<> YOBAZ/LIK

- BAĞY/İSYAN[Ar.] değil/yerine/= BAŞKALDIRI
( Azgınlık, zulüm, isyan. | İstemek, talep etmek. | Yaranın şişmesi. | Yağmurun şiddetle yağması. )

- BAHANE BULMAK ile/değil/yerine ÇÖZÜMÜNÜ/ÇARESİNİ BULMAK(/ARAMAK)
( "İstemediği/n" herşeye. İLE/DEĞİL/YERİNE (Gerçekten) İstediği herşeyin. )

- BAHANELERE SIĞINMAK ve/> BAHANELERE ESİR OLMAK

- BAKMAK:
KAÇIRDIKLARINA
değil/yerine YAKALAYABİLECEKLERİNE

- BAKMAK ile/ve "SÜZMEK"

- BAŞIBOŞ:
İŞSİZLER
ile/ve/değil/<> DAHA İYİSİNİ YAPABİLECEK OLANLAR

- BAŞINA GELEN ile/ve/||/<>/< OLMAMASI GEREKEN

- BASİRET ile/<> BASİRETSİZLİK ile/<> AYMAZLIK
( Yanlış yapmadan önce düşünmek. İLE/<> Yaparken, düşünmemek. İLE/<> Yanlış yapabileceğini düşünmemek. )

- BAŞKASINA:
BIRAKMA
ile/ve/<> "YIKMA"

- BAŞKASINI "KANDIRMAK" değil KENDİNİ YADSIMAK

- BASKILAYICI TUTUM ile/değil/yerine SINIRLAYICI TUTUM

- BASKI ile/ve/değil/yerine/<> HAKİMİYET

- BAŞLAMAK İÇİN ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> BAŞLAMAMAK/YAPMAMAK İÇİN
( "En" doğru zamanı beklemek. İLE/VE/||/<>/> [bazen/çoğunlukla] Olumsal/keyfî "bahane" (olabilir). )

- BASTIRILMA ile/ve/<> DIŞLANMA

- BATILILAŞMA ile "DEJENERASYON"

- BÂTIL ile ZULÜM
( Kendi dışında haklılık kabul etmeyen. İLE Sonuçları. )

- BAYILMAK ile/ve/değil/yerine/<>/> AYILMAK

- BAZI "SÖZ(CÜK)LERİN/DEYİMLERİN":
"KULLANIMINDA" ve/||/<>
KİŞİLERİN/ÇALIŞANLARIN "DUYDUKLARI/ANLADIKLARI"
ile/değil/yerine/><
DAHA İYİSİ

( "O, benim işim/sorunum değil!":
"Yardım etmeye yanaşmayacağımızı belirtmiş olmak ya da kısaca/doğrudan "Hayır!" demiş olmanın yararı/değeri yoktur. ve/||/<>/> "Sadece, kendim için çalışırım."
İLE/DEĞİL/YERİNE
Yapamayacağımızı söylemek ya da daha sonra yapabileceğimizi, yardım edebileceğimizi söylemek.

"Onu daha önce denemiştik.":
Bir düşünce ya da ara çözüm önermek varken, "tarihi bağlam sunma"nın ya da kişileri dinlememenin kimseye bir yararı yoktur. ve/||/<>/> "Buna katılmak istemiyorum" ya da "Ben herşeyi bilirim", "Sen/siz, hiçbir şeyi bilmezsiniz"
İLE/DEĞİL/YERİNE
Yeni bir yaklaşım için her zaman bir yer vardır.

"Onun için bütçemiz yok/uygun değil.":
Bir düşünce ya da ara çözüm önermek varken, "ekonomik" sıkıntılardan söz etmenin ya da kişileri dinlememenin kimseye bir yararı yoktur. ve/||/<>/> "Başını önüne eğ ve senden beklenileni yap!"
İLE/DEĞİL/YERİNE
Her zaman büyük düşünceler oluşturulabilir/bulunabilir ya da daha düşük bütçelerle de çok fazla şey yapılabilir.[Çalışanların yaratıcılığını ve üretimini engellememek gerekir.]


"Ben (size) söylemiştim.":
Kişiler, düşünce ve girişimlerinin kötü bir düşünce olduğunu düşünür ve o konuda bir daha hiçbir şey yapmamaya başlarlar. ve/||/<>/> "Bugüne kadar bize karşı davranmış olduklarını düşündürür."
İLE/DEĞİL/YERİNE
Çözümü, bu sözü hiçbir zaman, zemin ve koşulda kullanmamaktır ya da sadece susabilmeyi becermektir.

"İşleyişe uygun değil!":
Konuşmaların, gevezelik ya da saçma olduğunu, süreçten uzak kalındığını düşündürtür. ve/||/<>/> "Burada, işlerin yürümesi için tek bir yol bulunmaktadır."
İLE/DEĞİL/YERİNE
Kurallar, kesin sonuçlar anlamına gelmediğinden dolayı, işleyiş, gelişmeyi engelliyorsa o engelleri değiştirmek/düzeltmek gerekir. )

- BAZI ŞEYLERİ:
ÇIRPINARAK SİLMEK
ile/değil/yerine/>< BİR ÇIRPIDA SİLMEK

- BAZI ŞEYLERİ:
UNUTMAYA ÇALIŞMAK
ile/değil/yerine/>
HİÇ YAŞAMAMAK/YAŞAMAMAYA ÇALIŞMAK


- BEBEK BAKIMINDA, EN ÖNEMLİLER...
( BEBEĞİ, ÜŞÜTMEMEK VE DÜŞÜRMEMEK! )

- BEKLENTİDE/İSTEKTE:
YENİ/Sİ
ile/ve/<> DAHA FAZLASI/ÇOK

- BEKLENTİ ile/ve/<> BASKI

- BEKLENTİ ile/ve/=/||/<>/>/< BATKI/HÜSRAN

- BEKLENTİ ile/ve/=/||/<>/>/< DERT

- BEKLENTİ ile/ve/<>/< EZBER / KALIP / KABUL

- BEKLENTİ değil/yerine HİZMET

- BEKLENTİ değil KENDİNDEN KAÇIŞ
( Merkezden uzaklaşmak. )

- BELEŞÇİ/LİK ile/ve/<> OTLAKÇI/LIK

- BELEŞÇİ ile/ve/değil PARASIZ

- BELİRLEYİCİ/LİK ile/ve/<> OYALAYICI/LIK

- BELİRLİ HATA ile BELİRSİZ HATA
( Nedeni bilinen, sonuçlara ancak ve sadece tek bir yönde etki eden ve giderilebilen, sistematik hata ile eş anlamlı bir hata sınıfı. İLE Ölçme sırasında kaçınılmaz, küçük, kontrol edilemeyen değişkenlerin etkisinden kaynaklanan belirsizlikler. )

- BELİRSİZ/LİK ile/ve/||/<> OLUMSUZ/LUK
( Zihnin, işleyebildiği tek durum/koşul belirginlik; rahat edemediği tek durum ise belirsizliktir. )

- BELİRSİZLİK SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
GÖNDERMELİ
ile/ve/||/<> VURGULAMA ile/ve/||/<> ÇOK ANLAMLILIK

- BEN OLMAYAN ile/ve/<> ÖTEKİLEŞTİRME

- BEN/SEN BİLİNCİ ile/ve/<>/yerine BİZ BİLİNCİ
( Ben Var'ım!, Ben Tek'im!, Ben Anlamlı'yım! / Sen Var'sın!, Sen Tek'sin!, Sen Anlamlı'sın! İLE/YERİNE Biz Var'ız!, Biz Tek'iz!, Biz Anlamlı'yız! ( Hiçbir şey benim ya da sizin değildir - her şey bizimdir. )
( Nothing is mine or yours - everything is ours. )

- BENCİ/LİK ile BENCİL/LİK
( Bencillik, parçanın adına ve bütünün zararına, açgözlülük etmek, ele geçirmek, biriktirmek demektir. )
( Kişi, iç gerçeklerini gözardı eder etmez bencilliğe sürüklenebilir. )
( Dar görüşlü, çiğ kişiler, varlığı bencilce kullanırken, büyük kişiler sahip olduklarını başkalarının yararına değerlendirirler. )
( Başkalarına yararlı olabilmek için esneklik, bencillikten kurtulmak ve insan doğasını anlamak gerekir. )
( Bencillik ıstırabın nedenidir. )
( Bencillik tüm kötülüklerin kaynağıdır. )
( Kendinin, gövde ve zihin olmadığını bilen bir kişi, bencil olamaz. Çünkü, bencillik nedeni olabilecek bir şeye sahip değildir. )
( Savunmak zorunda olduğunuz bir egonuz olduğu sürece şiddet kullanmak zorundasınız. )
( Tek kötülük, budalalık ve bencilliktir. )
( Bencillik merkezi yok olduğu zaman, tüm haz arzusu ve ıstırap korkusu biter. )

- BENCİL/LİK ile/değil/yerine BİREYSEL/LİK

- BENCİL/LİK ile ÇIKARCI/LIK
( AFERİST: Çıkarcı, vurguncu, dalavereci. )

- BENCİL/LİK ile/ve/> SAHTEKÂR/LIK

- BENCİLLİK ile/>< ELEŞTİRİ

- BENCİLLİK ile/değil/yerine KİŞİLİK/ŞAHSİYET
( Kişi, kendini dışarıdan/ötekinden koruyan değil, dışarıyı/ötekini kendinden koruyan kişidir. )

- BENDE YOK, SENDE DE OLMASIN ile/değil/yerine SENDE VAR, BENDE DE OLSUN

- BENİMSEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KABUL ETMEK

- BENİMSEME ile KİŞİSELLEŞTİRME

- BENMERKEZCİ/LİK ile/değil/yerine/>< EVRENSELLİK

- BENZETMELERDE:
AT
ile/ne yazık ki MAYMUN
( Duygu olarak. İLE/NE YAZIK Kİ Biçim olarak. )

- BEN ile/ve/<> SEN
( Varlığım sensin, bilincin ben-im. )

- BEŞER ile/değil/yerine/>< ÂDEM
( [Kendi sorumluluğunu] Al(a)mayan/alamamış. İLE Alan/almış. )

- BESLENME:
"CANIN SIKILDIKÇA"
değil/yerine/>< ACIKDIKÇA

- BEVS ile BEVŞ[Fars.]

- BEVS ile BEVŞ[Fars.]
( Acele, ileri geçme/gitme. | Bıktırıncaya kadar ısrar etme. | Bir kimseden kaçıp gizlenme. | Bir şeyin rengi. İLE Çalım, gösteriş, debdebe. )

- BEZGİN/LİK ile/ve DELİ/LİK

- BEZGİN/LİK ile/ve/||/<>/>/< ÜMİTSİZ/LİK

- BEZGİN ile/değil/yerine GEZGİN

- BİÇİMSİZ SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR ile/ve/||/<> SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR

- BİD'AT ile KÜFÜR

- BİLDİĞİNE GİDEN ile/ve/değil/yerine/<> BİLMEDİĞİNE GİDEN

- BİLECEN/UKALÂ ile "ÇOK BİLMİŞ"

- BİLENİN/BİLGENİN/USTANIN/HOCANIN, HER:
[hem] YAPTIĞI/NI
ile/ve/<>/||/değil/yerine/hem de DEDİĞİ/Nİ
( Yapma. İLE/VE/<>/||/DEĞİL/YERİNE Yap. )

- BİLEREK/BİLE BİLE ile İNADINA

- BİLGE ve/||/<> ALÇAKGÖNÜLLÜ
( Herkesten farklı olduğumuzu kavrayabilecek kadar. VE/||/<> Kimseden daha iyi olmadığımızı sürekli anımsayabilecek kadar. )

- BİLGİSİZLİK/CEHALET ve/> İHMAL

- BİLGİSİZLİK:
BİLMEMEK
ile/ve/değil/ne yazık ki/+/||/<>/< ANLAMAYA DİRENMEK

- BİLİNÇSİZLİK ile/ve/değil BİLGİYE KAPALILIK
( BİLİNÇSİZLİK: Örtük/açık nesnellik. )

- BİLİNMEYENLE İLGİLENMEK ile/ve/<>/değil/yerine BİLİNENLE İLGİLENMEK

- BİLİP BİLMEDEN (KONUŞMAK)

- BİLİP DE:
SUSMAK
ile KONUŞMAMAK

- BİLİP DE:
SUSMAK
ile SAKLAMAK

- BİLİRKEN SUSMAK ve/=/||/<> BİLMEZKEN KONUŞMAK/SÖYLEMEK
( (Bazen) İkisi de kötü ve yanlıştır. )

- BİLİŞİM SUÇLARI ile/ve/||/<> ELEKTRONİK SUÇLAR ile/ve/||/<> DİJİTALSUÇLAR ile/ve/||/<> BİLGİ TEKNOLOJİLERİ SUÇLARI

- BİLMEDİĞİNDEN KORKMAK ile/ve/değil/yerine BİLDİĞİNDEN KORKMAK

- BİLMEMEK ile/ve/ne yazık ki/<>/> BİLMEYE/DÜŞÜNMEYE YANAŞMAMAK

- BİLMEMEK ile/ve/değil/<> KABUL ETMEMEK/"EDEMEMEK"

- BİLMEMEK ile/ve/değil TERBİYESİZ/LİK

- BİLMEZİN ATTIĞI TAŞ ile/ve/değil DOSTUN ATTIĞI GÜL YAPRAĞI
( (belki/bazen) Canımızı (fazla) acıtmaz. İLE/VE/DEĞİL Can dayanmaz. )

- BİR ...:
SÖZCÜK
ve/||/<> DUYGU ve/||/<> İNSAN
( Kararı/nı değiştirebilir. VE/||/<> Yaşamı/nı değiştirebilir. VE/||/<> Seni/insanı değiştirebilir. )

- BİR DÜŞÜNCE/BİLGİ/SÖZ İLE:
TOPLUMU "BOZMAK"
ile/değil TOPLUMUN BİR BÖLÜMÜNÜ "BOZMAK" ["bozulacağına" dair ısrarcı olunuyorsa...]
( Olumsuz/kötü niyetli kasıt. İLE/DEĞİL Gelişmek/geliştirmek üzere/için. [Bazı bilgi ve durumlar, herkese değil bazı kişilere verilebilir/verilmelidir.] )

- BİR DÜŞÜNCEYİ "SAVUNAN" ile/değil/yerine/>< BİR DÜŞÜNCEYE SAHİP OLAN
( Ötekileştirir, ayrıştırır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Bizleştirir ve birleştirir. )

- BİR İŞİN:
"KOLAY GELMESİ"
ile/değil/ne yazık ki "KOLAYINA GELMESİ"

- BİR KİŞİYİ:
"KÜÇÜMSEMEK"
ile/ve/değil/||/<>/>< "BÜYÜK GÖRMEK"
( Ahlâksızlıktır. İLE/VE/DEĞİL/>< Bilgisizliktir. )
( Akılsızlık. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/>< Korkaklık. )

- BİR KOLTUĞA, İKİ KARPUZ SIĞMAZ ve/||/<> BİR İPTE, İKİ CANBAZ YÜRÜMEZ

- BİR ŞEY Kİ...
YAPMASAN DA OLUR
ve/||/<> SÖYLEMESEN DE OLUR
( Yapma! VE/||/<> Söyleme! )

- BİR ŞEYİ ELDE ETMEK İÇİN:
ÇABALAMAK
ile/ve/sonra/ne yazık ki/||/<>/> KENARA ATMAK ile/ve/sonra/ne yazık ki/||/<>/> ANLAMAK

- BİR ŞEYİ:
KISKANMAK
ile/ve/değil "CANI ÇEKMEK"

- BİR YANLIŞI:
"BİLEREK YAPMAK"
ile/değil/yerine/><
BİLMEDEN YAPMAK

( Belirleyici olan, bulunç/vicdandır. )

- BİRBİRİMİZE ...:
"DÜŞMEK"
değil/yerine/>< "DÜŞKÜN OLMAK"

- BİRDENBİRE ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ZAMANLA
( Çok az şey. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Çoğu şey. )

- BİREYSEL/LİK ile/ve/<>/> YALNIZ/LIK

- BİRİNE ÇARPMAK ile/ne yazık ki BİRİNİ "ÇARPMAK"
( ... İLE/NE YAZIK Kİ Yankesicilik, üçkâğıtçılık, hırsızlık. )
( İstemeden, kazayla. İLE/NE YAZIK Kİ Amaçlı, planlı. )

- BİRİNE, YENİDEN GÜVENİP FIRSAT VERDİĞİMİZDE:
"KALDIĞIMIZ YER"
ile/ve/değil/ne yazık ki KANDIĞIMIZ YER

- BİRİNE:
2 KEZ (VE ÜZERİ) BAKMAK
ile/ve/değil/yerine 1 KEZ BAKMAK

- BİRİNE:
UZUN UZUN BAKMAK
ile SIK SIK BAKMAK
( Belirli/kısa bir süreden sonrası rahatsız edicidir. İLE Rahatsız etmeyecek kadar/şekilde, belirli aralıklarla takipte olmak. )

- BİRİNİ:
TANIMAK
ile GÖZÜNÜ AYIR(A)MAMAK

- BİRİNİ:
YOLDA BIRAKMAK
ile
YOLUNDA BIRAKMAK/İNDİRMEK


- BİRLEŞTİRİCİ ile AYRIŞTIRICI
( [söz/karar/tutum] Bir kesimi birleştirici olabilir ve fakat hiçbir kesimi ayrıştırıcı olmamalıdır. )

- BİRLİKTE OLMAYALIM!:
SEVMEDİKLERİMİZLE
ve/||/<> "UNUTAMADIKLARIMIZLA"

- BİRŞEYE:
YOK DEME!
ve KENDİNE BENZETME!

- BÖBÜRLENMEK ve/||/<> HORULDAMAK
( Gündüz. VE/||/<> Gece. )
( "Uyanıkken". VE/||/<> Uyurken. )

- BÖBÜRLENME değil/yerine/>< KİŞİNİN/İNSAN(IN) DEĞERİ(Nİ) BİLMEK

- BÖĞÜRMEK ile ÖĞÜRMEK

- BOL EKMEK, AZ YEMEK değil/yerine (YETERİNCE) YEMEK, AZ EKMEK
( Para/olanak olmayınca. DEĞİL/YERİNE Her koşulda. )

- BÖLÜNMEK ile/değil/yerine BÖLÜŞMEK
( Yok eder. İLE/DEĞİL/YERİNE Tok eder. )
( Bölüşürsek tok oluruz, bölünürsek yok oluruz. )

- BOŞ DURMAK değil/yerine KOŞTURMAK

- BOŞ DÜŞÜNCE ile/ve/<> KÖR TUTUM/DAVRANIŞ

- BOŞ KONUŞMA(MA)K ile BOŞUNA KONUŞMA(MA)K

- BOŞ KONUŞMA(MA)K ile BOŞUNA/BEYHÛDE[Fars.] KONUŞMA(MA)K
( Düşünmeden konuşmanın cezası, sonradan düşünmeye mahkûm olmaktır. )
( HERZE[Fars.]: Boş lakırdı, saçma. )

- BOŞ KONUŞMAK ile/değil/yerine/>< AÇIKSÖZLÜLÜK

- BOŞ SÖZ ile/ve/değil DEDİKODU

- BOŞ SÖZ ve/||/<>/>/< VAKİT HIRSIZLIĞI

- BUNALIM ile/ve DUYARSIZLIK

- BUNDA, ANLAŞIL(A)MAYACAK ...:
"... BİR ŞEY Mİ VAR?" / ... NE VAR?"
ile/değil/yerine/>< ANLAŞIL(A)MAYAN BİR ŞEY VAR MI?
( İkisi de soru değil "soru" "kipinde"/"biçiminde", yukarıdan/dikey bir dille, yargı/yükleme sözleridir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Anlamaya çalışmak üzere ve anlayışla, yatay bir dille âdil/tarafsız/yüksüz/yargısız/nötr yaklaşım sözü/sorusu. )

- BURÇ değil GENELLEME
( Kişileri, burçlarına göre ayırmak ve tanımlamak, ciddi bir karşılığı bulunmayan, gerçekliklerden, yaşamın ayrıntılarından ve/veya kendinden kaçışlara hizmet eden genellemelerdir. )

- BÜTÜNSELLEŞTİRME ile İNDİRGEME

- BÜYÜK HATA:
BİR ŞEYE/KİŞİYE, GEREĞİNDEN FAZLA DEĞER VERMEK
ile/ve/değil/<> KENDİNE, HAK ETTİĞİNDEN DAHA AZ DEĞER VERMEK

- BUYURGANLIK ile/değil TOPLUMSALLIK

- CAHİL/LİK ile/ve SARHOŞ/LUK

- CAHİL:
BİLMEYEN
değil/ne yazık ki BİLMEK İSTEMEYEN, BİLMEMEKTEN "MUTLU OLAN"

- CAHİLİN, CEHALETİNE SUSMASI ile/= ÂLİMİN, İLMİNİ SAKLAMASI
( İkisi de kabul edilebilir ve doğru değildir! )

- CAHİL ile/ve/||/<> "PİSLİK"

- CAHİL ile/ve KABA
( Kişiyi/cahili, bilgili ya da bilgisizliğinden değil yaklaşımından tanırsınız/anlarsınız! )
( Erkeğin okumuşu Kâdı, kadının okumuşu cadı olurmuş. )

- CÂHİL ile/ve/<> ZÂLİM
( Sorgulamayan. İLE/VE/<> Sorgulatmayan. )
( Hiçbir şey, eyleme geçen cahillik kadar korkunç olamaz. )

- ÇAL(IN)MA ile/değil KAÇIR(IL)MA
( Nesneler için geçerlidir. İLE/DEĞİL Canlılar[insan ve/veya hayvan] için geçerlidir. )

- ÇALIŞMA SÜRESİ/SAATİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< EMEK YOĞUNLUĞU/NİTELİĞİ

- ÇALMAK ile/değil/yerine/>< ÇALIŞMAK

- CAN SIKINTISINDAN (DOLAYI) YEMEK ile/değil/yerine AÇLIKTAN (DOLAYI) YEMEK

- CANINI YAKMA! ve/||/<>/>/< 'AH'INI ALMA!
( Zayıf olanın! VE/||/<>/>/< Hiçkimsenin! )

- ÇAPUT BAĞLAMA ile/ve/<> SALAMA
( ... İLE/VE/<> Sahalar'ın, çaput bağlamaya verdikleri ad. )

- ÇARESİZLİK ile/ve/değil/yerine/<> SABIR

- ÇATIŞMA değil/yerine/>< ÇALIŞMA

- ÇATIŞMA ile/değil ÇEKİŞTİRME

- ÇATIŞMA ile/ve/değil/yerine/||/<>/> UZLAŞMA BECERİSİ

- ÇATMAK ile SATAŞMAK

- CAYDIRMA ile/ve/||/<>/> ZORLAŞTIRMA ile/ve/||/<>/> YASAKLAMA

- CEBİR = CEBR[Fars., Ar.] = ALGEBRA[İg., İt., İsp., Dan., Rus.] = ALGÈBRE[Fr.] = ARS RATIOCINANDI PER LITTERAS, ARS PER LITTERAS[Orta Lat.] = ALGEBRA, BUCHSTABENRECHNUNG[Alm.] = ALGEBRA, STELKUNDE[Fel.]

- CEBR ile/ve/değil/yerine/<>/< CEZB
( Dışsal. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< İçsel. )

- CEFÂKÂR ile CEFÂKEŞ
( [eziyet] Çeken. İLE Eden. )

- CEHÂLET KİBARLIĞI ile/değil/yerine NEZÂKET/KİBARLIK
( "Kibarlığını" yüzüne-gözüne bulaştırır. İLE/DEĞİL/YERİNE Zamanını, zeminini, gerektiği kadar ve ölçüsünü bilerek/tutturarak, bilinçle. )

- CEHÂLET/BİLGİSİZLİK ve/<> ÇOK VE BOŞ (GEREKSİZ) KONUŞMAK

- CEHÂLET/CÂHİL ile/ve ZULÜM/ZÂLİM
( Cahil kişi, kendinin bile düşmanı iken, başkasına dost olması nasıl beklenir? )
( Zulümle âbâd olanın, sonu, berbâd olur. )

- CEHÂLET ile/ve/yerine/değil İLİM
( Dönüp dolaşmak. İLE Bilinenden bilinmeyene gitmek. )
( Dünyaya sizin cahilliğe son vermenizden daha çok yardımı olabilecek bir başka şey yoktur. )
( İLMİ: - Ya Öğreten, - Ya öğrenen, - Ya seven olmak gerek. )
( İlmin saati, feyzi belirli olmaz. )
( İlim öğrendikçe, ilim onun niyetini tashih eder. )

- CEHÂLET ve/>/ve/< KABA GÜÇ ve/>/ve/< BAĞNAZLIK

- CEHÂLET ile/ve/< KİN

- CEHÂLET ile/ve LAUBALİ/LİK

- CEHÂLET ve/> RED
( Cahilin reddi/inkârı, ne kadar hızlı ve uzunsa o kadar cahildir. )

- CEHÂLET ve/> SABIRSIZLIK

- CEHÂLET ve/<> ŞİDDET ve/<> BAĞNAZLIK

- CEHÂLET ile SIDKİYET(SÂDIK OLMA)

- ÇEKİNGEN/LİK ile/ve/<> DAYANÇLI/LIK/SABIRLI/LIK

- ÇEKİNGEN/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> MESAFELİ/LİK

- ÇEKİŞME değil/yerine/>< UYUM

- ÇELİŞİK ile/ve/değil BARIŞMAMIŞ

- ÇELİŞKİLİ ile/ve/değil/<> ÖZENSİZ

- ÇENESİ DÜŞÜK/LÜK ile ZEVZEK/LİK

- ÇENEYİ "ÇALIŞTIRMAK" değil/yerine ELİNİ "ÇALIŞTIRMAK"

- ÇENEYİ KULLANMADA:
(FAZLA) KONUŞMAK İÇİN
ile/ve/değil/yerine ÇİĞNEMEK İÇİN

- CESARET ile CÜRET

- CESARET ile/değil KABA/LIK

- CESÂRET ile/değil YÜZSÜZ/LÜK

- CEZALARDA:
YANLIŞ YAPILANA
ile YAPILMAYANA/KARŞILANMAYANA [zorunlu olduğu halde]
( Geliştirir. İLE [belki] Dönüştürür. )
( Verilebilir de, verilmeyebilir de. İLE Çoğunlukla verilmesi gerekir. )
( Niyete göre hafifletilebilir. İLE Ne niyet, ne özel koşullar pek değerlendirilmez. )
( Haklılık/haksızlık, yerindelik-yersizlik, adâlet aranabilir. İLE Ne haklılık, ne de herhangi bir şey aranmaz. )
( Nush ile uslanmayanı, etmeli tekdîr Tekdîr ile uslanmayanın hakkı kötektir! )

- CİDDİ/BÜYÜK HATA ile PİŞMANLIK DUYULACAK EYLEM/HATA/OLGU
( Tekrar edilmedikçe, hiçbir şey hata değildir. )
( Hatanızı keşfedin ve korkudan kurtulun. )
( Zarif bir gerileme, kişinin gururunu hiç zedelemezken, pişmanlığın yol açtığı gerileme hem çevresinde hem de ruhunda derin zararlarla sonuçlanır. )
( BATÂNET[Ar.]: Büyük karınlılık. | Çok yiyicilik, oburluk. )
( BEL'AM[Ar.]: Terbiyesiz, açgözlü, pisboğaz, obur. )
( 7 büyük hata/günah: Açgözlülük | Kıskançlık | Oburluk | Şehvet | Gurur | Tembellik | Öfke )
( İlkesiz Siyaset | Emeksiz Zenginlik | Vicdansız Haz | Niteliksiz Bilgi | Ahlâksız Ticaret | İnsaniyetsiz Bilim | Özverisiz İbâdet )

- CİDDİYE ALMA(MA) ile MUHATAP ALMA(MA)/SAYMA(MA)
( İTTİHAZ: Sayma, tutma. | Alma. )

- CİDDİYET:
SURATSIZLIKLA
ile/değil İLKELERLE

- CİDDİYET ile/>< ASIKYÜZLÜLÜK

- Çıfıt ile çıfıt
( Yahudi. İLE Hileci, düzenbaz. )

- ÇİFTE STANDART ile İKİYÜZLÜLÜK/RİYÂ

- ÇIKAR "AHLÂKI" ile/değil/yerine FERÂGAT AHLÂKI

- ÇIKAR(LAR)INI "DÜŞÜNMEK/İSTEMEK/BEKLEMEK" değil/yerine/>< HAK ETTİKLERİNE VE/VEYA ETTİĞİN KADARINA RIZÂ GÖSTERMEK

- ÇIKAR(MENFAAT) ÇATIŞMASI ile/değil/yerine ÇIKAR İLİŞKİSİ

- ÇIKAR/MENFAAT ile/<> EĞİLMEK
( Nokta kadar çıkar/menfaat için virgül kadar eğilmeye değmez. )

- ÇIKAR ile/değil/yerine/>< VİCDAN
( Çıkar konuşunca, vicdan susar fakat sus(turul)mamalıdır! )

- CİMRİLİK ile/ve/değil PARA HARCAYAMAMAK
( Bazı kişiler cimri değildir fakat para da harcayamaz. )

- ÇOCUĞA, "GELECEK HAZIRLAMAK" değil ÇOCUĞU, GELECEĞE HAZIRLAMAK

- ÇOCUĞUMUZ, BÜYÜR VE GELİŞİRKEN:
"BEKLEDİĞİMİZ"
ile/değil/yerine/>< GERÇEKTE OLAN
( )

- ÇOCUĞUN GEREKSİNİMLERİ/SORUNLARI İLE "İLGİLENMEK"/KENDİ YAPABİLECEKLERİNİ "GİDERMEK" ile/değil/ne yazık ki/> ÇOCUĞU KÖRELTMEK/KAYBETMEK

- ÇOCUKÇA/LIK ile/değil/yerine ÇOCUKSU/LUK

- ÇOCUKLARA ABUR CUBUR ALMAK/VERMEK, GÖTÜRMEK, HEDİYE ETMEK yerine MEYVE VERMEK, GÖTÜRMEK, HEDİYE ETMEK
( Çikolata/gofret çeşitleri, özellikle çocuklar için olduğu gibi yetişkinler için de sağlığa zararlı ürünlerdir. Neredeyse hiç denilebilecek kadar az tüket(tir)menizi salık veririz. LÜTFEN! )
( Çocukları meyve ya da daha yararlı yiyecek ya da küçük/basit/ucuz hediye ve oyuncaklarla sevindirebiliriz. )
( Çocuklarımıza ve geleceğimize sahip çıkmak, yapılmaması gerekenleri bugün yerine getirerek, sürekli doğru örnek olarak sağlanabilir. )
( Çikolata/gofret çeşitleri, özellikle çocuklar için olduğu gibi yetişkinler için de sağlığa zararlı ürünlerdir. Neredeyse hiç denilebilecek kadar az tüket(tir)menizi salık veririz. LÜTFEN! )
( Çocukları meyve ya da daha yararlı yiyecek ya da küçük/basit/ucuz hediye ve oyuncaklarla sevindirebiliriz. )

- ÇOCUKLARIN, KARANLIKTAN KORKMASI
ile/değil/ne yazık ki/>
"YETİŞKİNLERİN", AYDINLIKTAN KORKMASI


- ÇOCUKLARIN:
!YÜZÜNE TOKAT ATMAK
değil/yerine !KIÇLARINA VURMAK

- ÇOĞUNLUĞUN:
İSTEDİĞİNİ İSTEMEMEK
ile/ve/<> İSTEMEDİĞİNİ İSTEMEK

- ÇOK KONUŞMAK değil/yerine/>< AZ KONUŞMAK
( Sık sık pişman olunur. DEĞİL/YERİNE/>< Pek az pişman olunur. )

- ÇOK KULLANIM ile/ve/değil/||/<> KÖTÜ KULLANIM

- ÇOK SERT OLMA! ve/<> ÇOK YUMUŞAK OLMA!
( Kırılırsın. VE/<> Ezilirsin. )

- ÇOK SEVMEK değil/yerine SEVMEK
( Neyi çok[gereğinden fazla] seversek, canımızdan olduran odur. )

- ÇOK TERBİYESİZ ile ÇOK TERBİYELİ
( İkisi de çok tehlikelidir. )

- ÇOK YEMEK ile/değil/yerine YEMEYİ SEVMEK

- CÖMERTLİK ile İSRAF

- ÇÖP/LÜK ile/değil MİDE!
( Mide çöplük değildir! "Atılmasın/günah" diye (gereksiz/fazladan) yemek de mideyi çöplük duru