ARAPÇA

 

Toplam 52029 karşılaştırma içinde ...
( 1999 başlıkta [Arapça] kökenli sözcük/kavram )
( 1308 katkı/açıklama satırı... )
( Tamamını görmek için üyeliğiniz gerekmektedir! )

( Kılavuz/Sözlük içi arama için: Klavyenizde "Ctrl + F" tuşlarıyla(önce "Ctrl" tuşu ve basılı tutarken "F" tuşuna basarak) ve/veya(^/v) fareyle(mouse) sol üst köşedeki "Düzenle/Edit" kısmında "Bul/Find"'ı tıklayarak aradığınız sözcüğü yazarak aramanızı yapabilirsiniz. )
* ( Windows için geçerlidir. )
* ( Linux ve Macintosh kullanıcıları nasıl arama yapacaklarını biliyorlardır. )


- !MENFÛR[Ar. < NEFRET] değil/yerine/= İĞRENÇ [Insan]

- !TALAN[Fars.]/İHTİKÂR[Ar.]/ÇAPUL/PLAÇKA[< Arnavutça] değil/yerine/= !YAĞMA/VURGUN [Davranis-Tutum]

- "EYVALLAH" ile/ve ESTAĞFİRULLAH [Dil]

- "ADL ETMEK" değil ADDETMEK[Ar.] [Dil]
( ... DEĞİL Saymak. | Îtibâr etmek. )
( ADD: Sayma, sayılma. | Îtibâr etme, edilme. )

- "AVYA" değil HAVYA[Ar.] [Nesneler]
( Madenlerle yapılan kaynak işlerinde, lehimi eritmek için ateşle ya da elektrikle kızdırılarak kullanılan, çoğunlukla çekiç biçiminde, ucu bakır aygıt. )

- "SÖYLE! GİTSİN!" değil/yerine/> SUS! BİTSİN! [Davranis-Tutum]

- "UZATMAK"(ITNÂB[Ar.]) ile/ve/değil DEVAM ETTİRMEK [Dil]

- (")MERCİMEĞİ(") ... :
"FIRINA VERMENİN" HAZZI
ve/||/<>
EVSİZ(LER)E VERMENİN HUZURU
[Davranis-Tutum]
( EVSİZLERİ (DE) DÜŞÜN(ELİM)!!! )
( Çorbada Tuzun Olsun!... )
( Aynada gördüğün, ben(evsiz) değil(im)!

Bu işte bir Evsizlik var!

Ne yersek paylaşıyoruz!...
Bu kurda-kuşa, bu bana, bu da bir evsize...

Evlenme teklifime yardım eder misin!?

Ben - Sen - O | Biz - Siz - Evsiz

3 taş oynamak için taşta oturmak/yatmak zorunda değilsin!

Yazın kaşın, kışın taşın! (İşimiz/yaşamımız bu/böyle!)

Düşün, taşın! Ya da kaşın!

"Evde yokuz!" / "Evdeyim!"
( Senin yalanın. / Benim yalanım. )

Benim görmem için pertavsız gerekebilir fakat senin görmen(düşünmen) için bir evsiz görmen gerekmiyor!

Yaşar, ne(rede) yaşar; ne(rede) yaşamaz(. / ?)

Ah bir Çelik kapım olsa...
Evsiz Hercai

Neden, huzurlu evinizde, evsizler için bir Hadise çıkmasın? )

- 7 DORUK/ZİRVE[Ar.] [Mekanlar]
( * ACONCAGUA: Arjantin, Güney Amerika, Yükseklik: 6959 m.
* ELBRUZ: Rusya, Avrupa, Yükseklik: 5642 m.
* EVEREST: Nepal, Tibet, Yükseklik: 8848 m.
* KILIMANJARO: Tanzanya, Afrika, Yükseklik: 5895 m.
* KOSCIUSKO: Avustralya, Yükseklik: 2228 m.
* Mc. KINLEY: Alaska, Kuzey Amerika, Yükseklik: 6194 m.
* VINSON: Antarktika, yükseklik: 4897 m. )

- AD ile/ve/değil EŞİK [Esik]
( AD/IM/IZ üzerine... )

- ABDÜLLEZİZ[Ar. < HABBÜLLEZİZ: Tatlı tane.] [Bitkiler]
( Akdeniz bölgesinde ve Afrika'da yetişen, çok yıllık bir bitki. | Bu bitkinin, yemiş gibi yenilen, tatlı ve yağlı ürünü. )

- ABRÂŞ[Ar.] ile []
( Yüzünde sam lekesi bulunan kişi. )

- AÇIK SEÇİK = CLEAR-CUT, CLEAR AND DISTINCT[İng.] [Felsefe]

- AÇIKLAMA ile/ve/değil BETİMLEME/TASVİR[Ar.] [Oncelikliler]

- AÇIKLAMA = İZÂH/AT, TAFSİLÂT, BEYÂN [Felsefe]

- AÇIK ile/ve/değil/< ÂŞİKÂR/ECLÂ[Ar. < CELÎ]/BEYYİN[Ar.] [Oncelikliler]

- ADA BALIĞI ile ALABALIK(TROUT) [Hayvanlar]
( Dünyanın en büyük omurgasızı/yumuşakçası, mürekkep balığıdır. [Eril mürekkep balıklarının boyu 19 metreye kadar ulaşabilir.] )

- ÂDÂK[Fars.] ile ADAKK[Ar.] [lugat]
( Ada. İLE [Daha/en/çok] Dakik, ince. İLE Bir dileğin gerçekleşmesi için sahip olunandan vazgeçmek ve/veya vazgeçilen şey. )

- ÂDER[Ar.] ile ÂDER[Fars.] [lugat]
( Kasığı çıkık kişi. İLE Ateş. )

- ADÎMET-ÜL-KURÛN[Ar.] ile [Hayvanlar]
( Deve gibi boynuzu oymayan çatal tırnaklılar. )

- AĞAÇ ile/ve BEŞÂM[Ar.] [Bitkiler]
( ... İLE Hicaz'da yetişen ve misvak yapılan hoş kokulu bir ağaç, balsama ağacı. )

- AĞAÇ ile BETÎL[Ar.] [Bitkiler]
( ... İLE Salkımları sarkık olan ağaç. )

- AĞDA/AKÎDE[Ar.] ile/ve ŞERBET[Ar.] [Beslenme]
( Koyu. İLE/VE Sulu. )
( Kaynatılarak çok koyu ve yapışkan bir macun durumuna getirilen pekmez ya da limonlu şeker eriyiği. | Şekerle yapılan ürünlerin hazırlanması ya da beklemesi sırasında şekerin ulaştığı koyuluk. İLE Meyve suyu ile şekerli su karıştırılarak yapılan içecek. | Belirli törenlerde, konuklara sunulan şekerli içecek. | Bazı maddelerin suda eritilmişi. | Sözlenmek ya da nişanlanmak üzere, tarafların antlaşması durumunda, tören yapılarak içilen içecek. )

- AĞUSTOS BÖCEĞİ/ORAKBÖCEĞİ | ZÎZÜ[Ar.] | CICADA[İng.] | CICADIS/LANIUS[Lat.] ile/ve ATEŞBÖCEĞİ/YILDIZBÖCEĞİ[Lat. LAMPYRIS NOCTILUCA][1 cm.den daha küçüktürler.] [Hayvanlar]

- AHDER[Ar.] ile AHDER[Fars.] [lugat]
( Şaşı. İLE Kardeş çocuğu, yeğen. )

- AHLÂM[< HULM[(Ar.) AKIL]] ile []
( RÜYÂLAR, HULYÂLAR, UYKUDA GÖRÜLEN ŞEYLER | AÇIK SAÇIK RÜYÂLAR | DÜŞÜ AZMALAR )

- AHTAL[Ar.] ile []
( Çabuk yürüyen. | Boşboğaz. )

- AİT ile/ve/değil EMÂNET/VEDİA[Ar.] [Oncelikliler]

- AKCİĞER ZARI YANGISI(SATLICAN/ZATÜLCENP[Ar.]) ile/ve KARACİĞER YANGISI [TIP]
( ZATÜLCENP ile/ve HEPATİT, ZATÜLKEBED ile/ve BRONŞİYOLİT ile/ve ADEONOİT )
( BİLSÂM[Ar., Fars.]/PLEURÉSIE[Fr.]: Akciğer zarı yangısı, satlıcan. )
( Dünyada en sık karşılaşılan hastalık zatürree/bronşittir. )
( AKCİĞER YANGISI / GIŞÂ-İ CENB[Ar.] / PLEVRA[İt. göğüs boşluğunun iç yüzünü ve akciğerleri saran zar] )

- AKRAN[Ar.] değil/yerine/= ÖĞÜR [Insan]
( Yaşça yakın, yaşıt, boydaş, taydaş. | Öğrenmiş, alışmış. | Alışılmış, yadırganmaz olmuş, menus. | Takım, fırka, zümre. )

- AKSİYOM(ATİK) = AXIOM[İng.] [Felsefe]

- AKUK[Ar.] ile []
( Gebe hayvan. )

- AKVÂZ[Ar.] ile []
( Kum tepeleri. )

- AKVES[Ar.] ile []
( Sıkıntılı vakit. )

- ALÂKA[Ar.] değil/yerine/= İLGİ, İLİŞKİ, İLİNTİ [Dil]
 


- !MENFÛR[Ar. < NEFRET] değil/yerine/= İĞRENÇ [Insan]

- !TALAN[Fars.]/İHTİKÂR[Ar.]/ÇAPUL/PLAÇKA[< Arnavutça] değil/yerine/= !YAĞMA/VURGUN [Davranis-Tutum]

- "EYVALLAH" ile/ve ESTAĞFİRULLAH [Dil]

- "ADL ETMEK" ile/ve ADDETMEK[Ar.] [Dil]
( ... DEĞİL Saymak. | Îtibâr etmek. )
( ADD: Sayma, sayılma. | Îtibâr etme, edilme. )

- "AVYA" ile/ve HAVYA[Ar.] [Nesneler]
( Madenlerle yapılan kaynak işlerinde, lehimi eritmek için ateşle ya da elektrikle kızdırılarak kullanılan, çoğunlukla çekiç biçiminde, ucu bakır aygıt. )

- "SÖYLE! GİTSİN!" değil/yerine/> SUS! BİTSİN! [Davranis-Tutum]

- "UZATMAK"(ITNÂB[Ar.]) ile/ve/değil DEVAM ETTİRMEK [Dil]

- (")MERCİMEĞİ(") ... :
"FIRINA VERMENİN" HAZZI
ile/ve/değil
EVSİZ(LER)E VERMENİN HUZURU
[Davranis-Tutum]
( EVSİZLERİ (DE) DÜŞÜN(ELİM)!!! )
( Çorbada Tuzun Olsun!... )
( Aynada gördüğün, ben(evsiz) değil(im)!

Bu işte bir Evsizlik var!

Ne yersek paylaşıyoruz!...
Bu kurda-kuşa, bu bana, bu da bir evsize...

Evlenme teklifime yardım eder misin!?

Ben - Sen - O | Biz - Siz - Evsiz

3 taş oynamak için taşta oturmak/yatmak zorunda değilsin!

Yazın kaşın, kışın taşın! (İşimiz/yaşamımız bu/böyle!)

Düşün, taşın! Ya da kaşın!

"Evde yokuz!" / "Evdeyim!"
( Senin yalanın. / Benim yalanım. )

Benim görmem için pertavsız gerekebilir fakat senin görmen(düşünmen) için bir evsiz görmen gerekmiyor!

Yaşar, ne(rede) yaşar; ne(rede) yaşamaz(. / ?)

Ah bir Çelik kapım olsa...
Evsiz Hercai

Neden, huzurlu evinizde, evsizler için bir Hadise çıkmasın? )

- 7 DORUK/ZİRVE[Ar.] ile/ve/değil [Mekanlar]
( * ACONCAGUA: Arjantin, Güney Amerika, Yükseklik: 6959 m.
* ELBRUZ: Rusya, Avrupa, Yükseklik: 5642 m.
* EVEREST: Nepal, Tibet, Yükseklik: 8848 m.
* KILIMANJARO: Tanzanya, Afrika, Yükseklik: 5895 m.
* KOSCIUSKO: Avustralya, Yükseklik: 2228 m.
* Mc. KINLEY: Alaska, Kuzey Amerika, Yükseklik: 6194 m.
* VINSON: Antarktika, yükseklik: 4897 m. )

- AD ile/ve/değil EŞİK [Esik]
( AD/IM/IZ üzerine... )

- ABDÜLLEZİZ[Ar. < HABBÜLLEZİZ: Tatlı tane.] ile/ve/değil [Bitkiler]
( Akdeniz bölgesinde ve Afrika'da yetişen, çok yıllık bir bitki. | Bu bitkinin, yemiş gibi yenilen, tatlı ve yağlı ürünü. )

- ABRÂŞ[Ar.] ile/ve/değil []
( Yüzünde sam lekesi bulunan kişi. )

- AÇIK SEÇİK = CLEAR-CUT, CLEAR AND DISTINCT[İng.] [Felsefe]

- AÇIKLAMA ile/ve/değil BETİMLEME/TASVİR[Ar.] [Oncelikliler]

- AÇIKLAMA = İZÂH/AT, TAFSİLÂT, BEYÂN [Felsefe]

- AÇIK ile/ve/değil/< ÂŞİKÂR/ECLÂ[Ar. < CELÎ]/BEYYİN[Ar.] [Oncelikliler]

- ADA BALIĞI ile/ve/değil/< ALABALIK(TROUT) [Hayvanlar]
( Dünyanın en büyük omurgasızı/yumuşakçası, mürekkep balığıdır. [Eril mürekkep balıklarının boyu 19 metreye kadar ulaşabilir.] )

- ÂDÂK[Fars.] ile/ve/değil/< ADAKK[Ar.] [lugat]
( Ada. İLE [Daha/en/çok] Dakik, ince. İLE Bir dileğin gerçekleşmesi için sahip olunandan vazgeçmek ve/veya vazgeçilen şey. )

- ÂDER[Ar.] ile/ve/değil/< ÂDER[Fars.] [lugat]
( Kasığı çıkık kişi. İLE Ateş. )

- ADÎMET-ÜL-KURÛN[Ar.] ile/ve/değil/< [Hayvanlar]
( Deve gibi boynuzu oymayan çatal tırnaklılar. )

- AĞAÇ ile/ve/değil/< BEŞÂM[Ar.] [Bitkiler]
( ... İLE Hicaz'da yetişen ve misvak yapılan hoş kokulu bir ağaç, balsama ağacı. )

- AĞAÇ ile/ve/değil/< BETÎL[Ar.] [Bitkiler]
( ... İLE Salkımları sarkık olan ağaç. )

- AĞDA/AKÎDE[Ar.] ile/ve/değil/< ŞERBET[Ar.] [Beslenme]
( Koyu. İLE/VE Sulu. )
( Kaynatılarak çok koyu ve yapışkan bir macun durumuna getirilen pekmez ya da limonlu şeker eriyiği. | Şekerle yapılan ürünlerin hazırlanması ya da beklemesi sırasında şekerin ulaştığı koyuluk. İLE Meyve suyu ile şekerli su karıştırılarak yapılan içecek. | Belirli törenlerde, konuklara sunulan şekerli içecek. | Bazı maddelerin suda eritilmişi. | Sözlenmek ya da nişanlanmak üzere, tarafların antlaşması durumunda, tören yapılarak içilen içecek. )

- AĞUSTOS BÖCEĞİ/ORAKBÖCEĞİ | ZÎZÜ[Ar.] | CICADA[İng.] | CICADIS/LANIUS[Lat.] ile/ve ATEŞBÖCEĞİ/YILDIZBÖCEĞİ[Lat. LAMPYRIS NOCTILUCA][1 cm.den daha küçüktürler.] [Hayvanlar]

- AHDER[Ar.] ile/ve AHDER[Fars.] [lugat]
( Şaşı. İLE Kardeş çocuğu, yeğen. )

- AHLÂM[< HULM[(Ar.) AKIL]] ile/ve []
( RÜYÂLAR, HULYÂLAR, UYKUDA GÖRÜLEN ŞEYLER | AÇIK SAÇIK RÜYÂLAR | DÜŞÜ AZMALAR )

- AHTAL[Ar.] ile/ve []
( Çabuk yürüyen. | Boşboğaz. )

- AİT ile/ve/değil EMÂNET/VEDİA[Ar.] [Oncelikliler]

- AKCİĞER ZARI YANGISI(SATLICAN/ZATÜLCENP[Ar.]) ile/ve/değil KARACİĞER YANGISI [TIP]
( ZATÜLCENP ile/ve HEPATİT, ZATÜLKEBED ile/ve BRONŞİYOLİT ile/ve ADEONOİT )
( BİLSÂM[Ar., Fars.]/PLEURÉSIE[Fr.]: Akciğer zarı yangısı, satlıcan. )
( Dünyada en sık karşılaşılan hastalık zatürree/bronşittir. )
( AKCİĞER YANGISI / GIŞÂ-İ CENB[Ar.] / PLEVRA[İt. göğüs boşluğunun iç yüzünü ve akciğerleri saran zar] )

- AKRAN[Ar.] ile/ve/değil ÖĞÜR [Insan]
( Yaşça yakın, yaşıt, boydaş, taydaş. | Öğrenmiş, alışmış. | Alışılmış, yadırganmaz olmuş, menus. | Takım, fırka, zümre. )

- AKSİYOM(ATİK) = AXIOM[İng.] [Felsefe]

- AKUK[Ar.] = []
( Gebe hayvan. )

- AKVÂZ[Ar.] = []
( Kum tepeleri. )

- AKVES[Ar.] = []
( Sıkıntılı vakit. )

- ALÂKA[Ar.] değil/yerine/= İLGİ, İLİŞKİ, İLİNTİ [Dil]

- !MENFÛR[Ar. < NEFRET] değil/yerine/= İĞRENÇ [Insan]

- !TALAN[Fars.]/İHTİKÂR[Ar.]/ÇAPUL/PLAÇKA[< Arnavutça] değil/yerine/= !YAĞMA/VURGUN [Davranis-Tutum]

- "EYVALLAH" ile/ve ESTAĞFİRULLAH [Dil]

- "ADL ETMEK" ile/ve ADDETMEK[Ar.] [Dil]
( ... DEĞİL Saymak. | Îtibâr etmek. )
( ADD: Sayma, sayılma. | Îtibâr etme, edilme. )

- "AVYA" ile/ve HAVYA[Ar.] [Nesneler]
( Madenlerle yapılan kaynak işlerinde, lehimi eritmek için ateşle ya da elektrikle kızdırılarak kullanılan, çoğunlukla çekiç biçiminde, ucu bakır aygıt. )

- "SÖYLE! GİTSİN!" değil/yerine/> SUS! BİTSİN! [Davranis-Tutum]

- "UZATMAK"(ITNÂB[Ar.]) ile/ve/değil DEVAM ETTİRMEK [Dil]

- (")MERCİMEĞİ(") ... :
"FIRINA VERMENİN" HAZZI
ile/ve/değil
EVSİZ(LER)E VERMENİN HUZURU
[Davranis-Tutum]
( EVSİZLERİ (DE) DÜŞÜN(ELİM)!!! )
( Çorbada Tuzun Olsun!... )
( Aynada gördüğün, ben(evsiz) değil(im)!

Bu işte bir Evsizlik var!

Ne yersek paylaşıyoruz!...
Bu kurda-kuşa, bu bana, bu da bir evsize...

Evlenme teklifime yardım eder misin!?

Ben - Sen - O | Biz - Siz - Evsiz

3 taş oynamak için taşta oturmak/yatmak zorunda değilsin!

Yazın kaşın, kışın taşın! (İşimiz/yaşamımız bu/böyle!)

Düşün, taşın! Ya da kaşın!

"Evde yokuz!" / "Evdeyim!"
( Senin yalanın. / Benim yalanım. )

Benim görmem için pertavsız gerekebilir fakat senin görmen(düşünmen) için bir evsiz görmen gerekmiyor!

Yaşar, ne(rede) yaşar; ne(rede) yaşamaz(. / ?)

Ah bir Çelik kapım olsa...
Evsiz Hercai

Neden, huzurlu evinizde, evsizler için bir Hadise çıkmasın? )

- 7 DORUK/ZİRVE[Ar.] ile/ve/değil [Mekanlar]
( * ACONCAGUA: Arjantin, Güney Amerika, Yükseklik: 6959 m.
* ELBRUZ: Rusya, Avrupa, Yükseklik: 5642 m.
* EVEREST: Nepal, Tibet, Yükseklik: 8848 m.
* KILIMANJARO: Tanzanya, Afrika, Yükseklik: 5895 m.
* KOSCIUSKO: Avustralya, Yükseklik: 2228 m.
* Mc. KINLEY: Alaska, Kuzey Amerika, Yükseklik: 6194 m.
* VINSON: Antarktika, yükseklik: 4897 m. )

- UZAKDOĞU TERİMLERİ/SÖZLÜĞÜ ile/ve TASAVVUF TERİMLERİ/SÖZLÜĞÜ [Tasavvuf]

- FELSEFE ile/ve KELÂM [Tasavvuf]
( Kelâmın anlaşılmayanı kabuğu, anlaşılanı içidir. )

- YUNUS EMRE ile/ve İSMAİL EMRE [Tasavvuf]

- BEN ile BEN-İM [Tasavvuf]

- MANİCİLİK ile MAZDEKÇİLİK [Felsefe]

- TASAVVUF TERMİNOLOJİSİ ile/ve TASAVVUF TERBİYESİ [Tasavvuf]

- AD ile/ve EŞİK [Esik]
( AD/IM/IZ üzerine... )

- ABDÜLLEZİZ[Ar. < HABBÜLLEZİZ: Tatlı tane.] ile/ve [Bitkiler]
( Akdeniz bölgesinde ve Afrika'da yetişen, çok yıllık bir bitki. | Bu bitkinin, yemiş gibi yenilen, tatlı ve yağlı ürünü. )

- ABRÂŞ[Ar.] ile/ve []
( Yüzünde sam lekesi bulunan kişi. )

- AÇIK SEÇİK = CLEAR-CUT, CLEAR AND DISTINCT[İng.] [Felsefe]

- AÇIKLAMA ile/ve/değil BETİMLEME/TASVİR[Ar.] [Oncelikliler]

- AÇIKLAMA = İZÂH/AT, TAFSİLÂT, BEYÂN [Felsefe]

- AÇIK ile/ve/değil/< ÂŞİKÂR/ECLÂ[Ar. < CELÎ]/BEYYİN[Ar.] [Oncelikliler]

- ADA BALIĞI ile/ve/değil/< ALABALIK(TROUT) [Hayvanlar]
( Dünyanın en büyük omurgasızı/yumuşakçası, mürekkep balığıdır. [Eril mürekkep balıklarının boyu 19 metreye kadar ulaşabilir.] )

- ÂDÂK[Fars.] ile/ve/değil/< ADAKK[Ar.] [lugat]
( Ada. İLE [Daha/en/çok] Dakik, ince. İLE Bir dileğin gerçekleşmesi için sahip olunandan vazgeçmek ve/veya vazgeçilen şey. )

- ÂDER[Ar.] ile/ve/değil/< ÂDER[Fars.] [lugat]
( Kasığı çıkık kişi. İLE Ateş. )

- ADÎMET-ÜL-KURÛN[Ar.] ile/ve/değil/< [Hayvanlar]
( Deve gibi boynuzu oymayan çatal tırnaklılar. )

- AĞAÇ ile/ve/değil/< BEŞÂM[Ar.] [Bitkiler]
( ... İLE Hicaz'da yetişen ve misvak yapılan hoş kokulu bir ağaç, balsama ağacı. )

- AĞAÇ ile/ve/değil/< BETÎL[Ar.] [Bitkiler]
( ... İLE Salkımları sarkık olan ağaç. )

- AĞDA/AKÎDE[Ar.] ile/ve/değil/< ŞERBET[Ar.] [Beslenme]
( Koyu. İLE/VE Sulu. )
( Kaynatılarak çok koyu ve yapışkan bir macun durumuna getirilen pekmez ya da limonlu şeker eriyiği. | Şekerle yapılan ürünlerin hazırlanması ya da beklemesi sırasında şekerin ulaştığı koyuluk. İLE Meyve suyu ile şekerli su karıştırılarak yapılan içecek. | Belirli törenlerde, konuklara sunulan şekerli içecek. | Bazı maddelerin suda eritilmişi. | Sözlenmek ya da nişanlanmak üzere, tarafların antlaşması durumunda, tören yapılarak içilen içecek. )

- AĞUSTOS BÖCEĞİ/ORAKBÖCEĞİ | ZÎZÜ[Ar.] | CICADA[İng.] | CICADIS/LANIUS[Lat.] ile/ve ATEŞBÖCEĞİ/YILDIZBÖCEĞİ[Lat. LAMPYRIS NOCTILUCA][1 cm.den daha küçüktürler.] [Hayvanlar]

- AHDER[Ar.] ile/ve AHDER[Fars.] [lugat]
( Şaşı. İLE Kardeş çocuğu, yeğen. )

- AHLÂM[< HULM[(Ar.) AKIL]] ile/ve []
( RÜYÂLAR, HULYÂLAR, UYKUDA GÖRÜLEN ŞEYLER | AÇIK SAÇIK RÜYÂLAR | DÜŞÜ AZMALAR )

- AHTAL[Ar.] ile/ve []
( Çabuk yürüyen. | Boşboğaz. )

- AİT ile/ve/değil EMÂNET/VEDİA[Ar.] [Oncelikliler]

- AKCİĞER ZARI YANGISI(SATLICAN/ZATÜLCENP[Ar.]) ile/ve/değil KARACİĞER YANGISI [TIP]
( ZATÜLCENP ile/ve HEPATİT, ZATÜLKEBED ile/ve BRONŞİYOLİT ile/ve ADEONOİT )
( BİLSÂM[Ar., Fars.]/PLEURÉSIE[Fr.]: Akciğer zarı yangısı, satlıcan. )
( Dünyada en sık karşılaşılan hastalık zatürree/bronşittir. )
( AKCİĞER YANGISI / GIŞÂ-İ CENB[Ar.] / PLEVRA[İt. göğüs boşluğunun iç yüzünü ve akciğerleri saran zar] )

- AKRAN[Ar.] ile/ve/değil ÖĞÜR [Insan]
( Yaşça yakın, yaşıt, boydaş, taydaş. | Öğrenmiş, alışmış. | Alışılmış, yadırganmaz olmuş, menus. | Takım, fırka, zümre. )

- AKSİYOM(ATİK) = AXIOM[İng.] [Felsefe]

- AKUK[Ar.] = []
( Gebe hayvan. )

- AKVÂZ[Ar.] = []
( Kum tepeleri. )

- AKVES[Ar.] = []
( Sıkıntılı vakit. )

- ALÂKA[Ar.] değil/yerine/= İLGİ, İLİŞKİ, İLİNTİ [Dil]

- ALÂ değil/yerine/= ALÂ, ALE [lugat]
( Rütbece yükseklik, büyüklük, şeref, şan. İLE Üst, üzere. İLE [daha/çok/pek] Yüksek. İLE İhsanlar. İLE Kirleten. )

- ALÇI PENCERE/REVZEN[Fars.] değil/yerine/= KAFA PENCERESİ/REVZEN-İ MENKUŞ[Fars., Ar.] [YAPI]
( Camilerde, genellikle açıtların iç ve dış yüzlerine, birer revzen yerleştirilir. Bunlardan, nakışlı camlarla süslü olan içtekine, içlik; adi camlı olan dıştakine, dışlık adı verilir. İLE Nakışlı camlarla yapılmış alçı pencere, nakışlı revzen, vitray. )

- ÂLET = TOOL[İng.] []

- ALEV/ŞÛLE[Ar.]/ZEBÂNE[Fars.] değil/yerine/= YALAZ(A)/YALIM [Dil]

- ALGI = İDRAK []

- ALİDAT/MASTARA[Ar.] = MASTAR/MISTAR[Ar.] [matematik]
( Açı cetveli. İLE Eylemlik. | Sıvacıların ve duvarcıların, cetvel gibi kullandıkları, ensiz, uzun ve düz tahta. )

- ÂMÂK[Ar. < MAAK/MAUK] = []
( Göz pınarları. )

- ÂMÂK[Ar. < MAAK/MAUK] = A'MÂK[Ar. < UMK] [lugat]
( Göz pınarları. İLE Derinlikler. )

- AMERİKA ELMASI ile DAĞ ELMASI [Beslenme]

- AMİN[< Fr. AMONYAK] ile ÂMİN[Ar. < İbr.] [Bilim]
( Amonyaktaki hidrojen yerine tek değerli hidrokarbonlu köklerin geçmesiyle oluşan ürünlerin genel adı. İLE "Allah kabul etsin" anlamında, duaların arasında ve sonunda kullanılır. )

- AMME ZİRAİ[Ar.] ile KERAH [Nesneler]
( 100 eski parmağa eşit olan, eski bir uzunluk birimi. İLE Amme zirai'nin 1/32'sine eşit, eski bir uzunluk ölçüsü. )

- ÂMÛT[Fars.] ile AMUT[Ar.] [Hayvanlar]
( Yalçın kayalarda ve yüksek yerlerde bulunan kuş yuvası. İLE Dikme, direk, sütun. )

- ANATOMİ = ANATOMY[İng.] [TIP]

- ÂNE, ÂSÂB[Ar.] = []
( Kasık. | Kasık kılı. )

- ÂNÎSE[Fars.] = ÂNİSE[Ar.] [lugat]
( Sıkı bağlı şey. | Koyulaşmış/katılaşmış akıcı maddeler. [kan ya da mürekkep gibi] İLE Cana yakın kız/kadın. )

- ANLAM/LI = MEAN/ING[İng.] [Felsefe]

- ANLAMA = FEHM, İDRAK [Felsefe]

- ANLAMBİLİM = SEMANTICS[İng.] [Dil]

- ANTER = HAŞEFE[Ar.] [Bitkiler]

- ANTİPARANTEZ değil ANTRPARANTEZ (ya da ARTIPARANTEZ) / İSTİTRAT[Ar.] [Dil]

- ANTREPO(ARDİYE[Ar.]) değil DEPO [YAPI]
( Vergileri ödenmemiş, gümrüğe ait malların korunması için kurulan depo. İLE ... )

- APAÇIK/LIK = SELFEVIDENCE/SELFEVIDENT[İng.] [Bilim]

- ARÂ' = ÂRÂ'[Ar. < RE'Y] [lugat]
( Bölge, mıntıka/mıntaka. İLE Oylar. İLE Süsleyen, bezeyen. [Dil-ârâ] )

- ARABÎ = A'RÂBÎ[Ar. çoğ. EÂRÎB]/[Fars. BÂDİYE-NİŞÎN] [lugat]
( Arap budununa/kavmine ait olan/lar. | Arapça, Arap dili. İLE Çölde yaşayan Arap. )

- ARAÇ = VASITA [Nesneler]

- ÂRÂM[Ar. < İREM] = ÂRÂM[Fars.] [lugat]
( Çölde, özellikle konulan belirteç/nişan. İLE Durma, eğlenme, dinlenme. | Yerleşme, dinlenme, karar kılma. )

- ARAZİ[Ar. < ARZ] = ARSA[Ar.] [YAPI]
( Yeryüzü parçası, yerey, yer, toprak. İLE Üzerinde yapı kurulmak üzere ayrılmış yer. Yasanın tanımlamasına göre, belediye sınırları içinde bulunup belediyece parsellenmiş arazi. )

- ARAZİ[Ar.] = YEREY [YAPI]
( Yeryüzünden bir parça. | Yerkabuğunun oluşumu bakımından ele alınan herhangi bir parçası. )

- ARAZ[Ar.]/SEMPTOM[Fr. < Yun.] değil/yerine/= BULGU [TIP]

- ÂREC[Fars.] değil/yerine/= AREC [lugat]
( Dirsek. İLE Topallık. İLE Topal, aksak. )

- ARGO ile ADİCE/BAYAĞI/ÂMİYÂNE[Ar., Fars.] [argo]

- ÂRİŞ[Fars.] ile ARÎŞ[Ar.] [lugat]
( Anlam/mânâ, kavram/mefhum. İLE Asma çardağı. | Samandan yapılmış bir çeşit ev. | Sundurma. )

- ÂRIZA[Ar.] ile ARÎZA[< ÂRIZ] [lugat]
( Engebe. | Aksama, aksaklık. | Bir notanın sesini yarım ton yükseltmek, alçaltmak ya da eski durumuna getirmek için notanın soluna konulan diyez, bemol ve bekar belirteçlerinin ortak adı. İLE Küçüğün büyüğe yazdığı yazı. )

- ARŞIN ile URUP[Ar.] [Nesneler]
( ... İLE Arşının sekizde bir uzunluğundaki ölçü. )

- ARÛB[Ar.] ile [Insan]
( Eşine/sevgilisine çok düşkün kadın. )

- ARÛZ[Ar.] ile REMEL[Ar.] [Sanat]
( ... İLE Aruz ölçülerinden biri. | Türk müziğinde bir usûl. )

- ÂSAF[Ar.] ile []
( Doğu edebiyatlarında vezirin eş anlamlısı olarak kullanılır. Süleyman peygamberin meşhur veziri~İsrailoğulları soyundan gelen Âsaf b. Berhıya'dan kalmadır. )

- ASALAK ile PARAZİTOLOJİ[İng. PARASITOLOGY | Fr. PARASITOLOGIE][Osm. Ar. TUFEYLİYYÂT] [TIP]
( Asalakları inceleyen bilim dalı. )

- ÂSÂL[Ar. < ASÎL] ile []
( İkindi ile akşam ya da yatsı arasındaki zamanlar. [Bİ-L-GUDÜV-Vİ VE-L-ÂSÂL: Sabah-akşam.] )

- ÂSÂL ile ÂSÂL[Fars.] [lugat]
( Ahlâk. İLE Temel, kök. İLE İkindi ile akşam ya da yatsı arasındaki zamanlar. )

- ÂSÂR[Ar. < ESER] ile ASAR [lugat]
( İzler, nişâneler, alâmetler. | Âbideler. | Gelenekler, öyküler. İLE Toz. [GUBÂR] | Sığınak, sığınılacak yer. [MELCE'] İLE Görevler. | Yükler. | Kabahatler, cürümler. İLE Fakirlik. İLE Yüzyıllar. İLE Pek kibirli. | Çarpık yüzlü. )

- ASIKYÜZLÜLÜK ile MEYMENETSİZ[Ar.] [Davranis-Tutum]
( ... İLE "Uğursuz", huysuz, aksi. )

- ÂSÎ[Ar. < ESER] ile ASÎ [lugat]
( Ahlâkı bozuk, ahlâksız, çapkın. İLE Uygun, elverişli. İLE Çok isyancı. İLE Karşı gelen. | Haydut, şakî. | Günahkâr. İLE Hekim, cerrah. İLE Kederli, mahzûn. )

- ÂŞÎ[Fars.] ile ÂŞÎ[Ar.] [lugat]
( Aşçı. İLE Akşam yemeği yiyen. | Gidip, uzaklaşan. İLE Tavuk karasına tutulmuş. | Akşam. | Akşam yemeği. )

- AŞKÂR[/Â/E], ÂŞİKÂR/E[Fars.] ile AŞKAR[Ar.] [lugat]
( Belirli, açık, meydanda. İLE Koyu al. | Kızıl saçlı adam. | Doru[gövdesi kızıl, ayakları ve yelesi kara] at. )

- ASKER/POLİS ile ZAPTİYE[Ar.] [Tarih]

- ASKER[Fars.] ile ASKER, CÜND[Ar.], LEŞKER[Fars.] [lugat]
( Devredici, seyyar. İLE Er. )

- AŞKIN/LIK = MÜTEAL [Felsefe]

- AŞK[Ar.] değil/yerine/= SEVİ [Oncelikliler]

- AŞK = (FALL IN) LOVE[İng.] [Oncelikliler]

- ASLAN = GAZANFER[Ar.] [Hayvanlar]
( ... İLE İri aslan. )

- ASSÂLE[Ar.] = []
( Arı kovanı. | Bal peteği. | Bal arısı. )

- AST/MADUN[Ar.] = MAFEVK[Ar.] [Insan]
( Alt aşamada bulunan. / Alt. | Birinin buyruğu altında ona görevli. | Rütbe ya da kıdemce küçük olan asker. >< Üst aşamada bulunan. | Üst, yukarı. )

- AŞVÂ'[Ar.] = []
( Gece, gözü görmeyen. [bayan] )

- ATÂLET[Ar.] değil/yerine/= EYLEMSİZLİK/SÜREDURUM [Davranis-Tutum]

- ATA[Türkçe] değil/yerine/= ATÂ'[Ar.] [lugat]
( Baba. | Dedelerden/büyükbabalardan her biri. | ATATÜRK sözcüğünün kısaltılmış biçimi. İLE Bağışlama, bahşiş. [> TEÂTÎ] )

- ATEİZM değil/yerine/= AGNOSTİSİZM/LAEDRİYE[Ar.] [Felsefe]
( AGNOSTİK: Bilinemez; Sınırlarını çizmek. )

- ATEŞBALIĞI/SARDALYA/SARDALYE[İt.][Lat. CLUPEA PILCHARDUS] ile VONOZ[Yun.] [Hayvanlar]

- ATEŞ ile ÂTAŞ[Ar.] [Tasavvuf]
( ... İLE/DEĞİL Susuzluk. )

- ATOM(BÖLÜNEMEZLİK) = ATOME[İng.] [Bilim]

- ÂTÛN, BEÇEDÂN, ZÂK, ZÂK-DÂN[Fars.], MEŞÎME[Ar.], RAHİM[Ar.] değil/yerine/= DÖLYATAĞI [TIP]

- ATVÂD, CEBEL[Ar. < TAVD] değil/yerine/= A'LÂM[Ar. < ALEM] [Doga]
( Dağlar. İLE/VE Yüksek dağlar. )

- AT değil/yerine/= AŞKAR/EŞKAR[Ar.] [Hayvanlar]
( ... İLE Koyu kırmızı doru at. Battal Gazi'nin atının adıdır. Aşkar Devzâde denilen bu at çok yetenekliymiş. )

- AT değil/yerine/= AŞKAR[Ar.] [Hayvanlar]
( ... İLE Doru[gövdesi kızıl, ayakları ve yelesi kara] at. )

- AT değil/yerine/= DÜLDÜL[Ar.] [Hayvanlar]
( ... ile Hz. Muhammed'in, Ester cinsi, dişil katırı. )

- AVÂZ[Ar.] değil/yerine/= ÂVÂZ[Fars.] [lugat]
( Nefret. İLE Ses, sedâ. İLE Bedeller, karşılıklar. )

- AVDET (ETMEK)[Ar.] değil/yerine/= GERİ GELME, DÖNME, DÖNÜŞ [Tasavvuf]

- AYÂ değil/yerine/= ÂYÂ[Fars.], ACABA[Ar.] [lugat]
( Yeteneksiz/kabiliyetsiz, kudretsiz. | Tedavi edilemez, iyileştirilemez. İLE Şüphe ve tereddüt bildiren edat. İLE Daha ya da en kudretsiz, hiç iktidarı olmayan. İLE El/avuç içi, ayak tabanı. | Yaprakların düz ve parlak bölümü. )

- AYDIN = MÜNEVVER [Insan]

- AYKIRI/LIK = PARADOX[İng.] [Felsefe]

- AYNÂ[Ar. < ÎYN] = AYNA[Fars.] [lugat]
( İri ve güzel gözlü. İLE Işığı yansıtan, varolanların görüntüsünü veren, cilâlı ve sırlı cam. İLE Atların diz kapağı. )

- AYRAÇ(/PARANTEZ/KAVS[Ar.]) " ( ) " ile KÖŞELİ AYRAÇ " [ ] " [Dil]

- AYRIŞIK/HETEROJEN[İng., Fr.] ile BAĞDAŞIK/MÜTECÂNİS[Ar.]/HOMOJEN[İng., Fr.] [Bilim]

- AYYÛK[Ar.] ile []
( Kuzey yarımkürede bulunan keçi takım yıldızının en parlak yıldızıdır. )

- AZARLAMAK/İTAP/TEKDÎR/TEVBÎH[Ar.] ile UYARMAK [Davranis-Tutum]
( NUSH İLE USLANMAYANI ETMELİ TEKDÎR
TEKDÎR İLE USLANMAYANIN HAKKI KÖTEKTİR )
( Dostun azarı, olgunluğa(kemâle) götürür. )
( Kendini "azarla", kimse, seni azarlayamaz. )

- ÂZİME[Ar.] ile ÂZİME[Fars.] []
( Kıtlık yılı. İLE Cuma günü. | Bayram günü. )

- AZOT = NITROGENE[İng.] []

- BÂDİYET-ÜŞ-ŞÂM[Ar.] = []
( Fırat ile Dicle'nin birleşip denize döküldüğü noktadan itibaren batıya doğru uzanan çöl. )

- BAĞDAŞIK = MÜTECÂNİS [Dirimbilim]

- BAĞIMLILIK = DEPENDENCE[İng.] []

- BAHANE[Ar.] = MAHANA/MAHNA [Davranis-Tutum]
( İleri sürülen, sözde neden. )

- BAKIR = FÜLÜS[Ar.] [Nesneler]
( ... İLE/VE/<> Bakır para. )

- BAKIŞIK = SYMMETRICAL[İng.] [Sanat]

- BAKIŞIM = SYMMETRY[İng.] [Sanat]

- BAKL, BAKLA[Ar. çoğ. BUKUL] = []
( Sebze, yeşillik. | Yeşil kabuklu, iri taneli sebze. )

- BAKLA[Ar.] = ACIBAKLA/YAHUDİBAKLASI/TÜRMÜS[bot.] [Bitkiler]
( ... İLE Baklagillerden, acı olan, taneleri suda tatlılaştırılarak yenilen otsu bir bitki. )

- BAKLA = FUL[Ar.] [Bitkiler]
( ... İLE Taşkırangillerden, çokça türü bulunan bir ağaççık ve bunun hoş kokulu, beyaz çiçeği. | Küçük taneli bir bakla türü. )

- BÂM[Fars.]/SAKAF[Ar.] değil/yerine/= ÇATI, DAM, KUBBE [YAPI]

- BARAKA değil/yerine/= SIĞINAK/PENÂH[Fars.]/MELCE'[Ar. < MELÂCİ] [YAPI]
( ... İLE/VE Sığınılacak, iltica edilecek yer. | Hâmî. )

- BARIŞ = SULH [Davranis-Tutum]

- BÂRÎ = BÂRÎ[Fars.] [lugat]
( Yaratan, yaratıcı. İLE Hiç olmazsa, bir kere, hâsılı. İLE Mükemmel, güzel, üstün. )

- BÂŞE-İ FELEK[Ar.]:
"Nesr-i tâir"
ve "vâki" denilen iki yıldız. [Doga]

- BASINÇ(LI) = PRESSURE[İng.] [fizik]

- BASÎRET[Ar.] = SAĞGÖRÜ [Davranis-Tutum]
( Doğru, akla uygun yargılar verme yeteneği. | Doğru ile yanlışı birbirinden ayırma ve doğru yargılama gücü. )

- BÂSIT-ÜR-RIZK[Ar.] = []
( Bir örgeni uzatıp açan kas. )

- BAŞÖRTÜSÜ = YEMENİ[Ar.] [Nesneler]
( ... İLE/VE/DEĞİL Kalıpla basılıp elle boyanan, kadınların başlarına bağladıkları tülbent. | Bir tür hafif ve kaba ayakkabı. )

- BÂSÛR[Ar. çoğ. BEVÂSÎR] = KANLI BÂSÛR/DİZANTERİ[Fr. < Yun.] [TIP]
( Kalınbağırsakta ve makadın etrafındaki siyah kan damarlarının şişmesinden ve bazen iltihaplanmasından dolayı, makadın içinde ve dışında oluşan memeler yüzünden makattan kan ya da irin gelmesi. İLE Ağrılı ve kanlı ishalle beliren, bağırsakta yaralara yol açan, bulaşıcı, salgın sayrılık. )

- BÂSÛR[Ar. çoğ. BEVÂSÎR] = MAYASIL [TIP]
( Kalınbağırsakta ve makadın etrafındaki siyah kan damarlarının şişmesinden ve bazen iltihaplanmasından dolayı, makadın içinde ve dışında oluşan memeler yüzünden makattan kan ya da irin gelmesi. )

- BAŞ = HEAD[İng.] [Genel]

- BATBATA[Ar.] = []
( Kazın ötmesi. )
( Kazın ötmesi. )
( Kazın suya dalışı. )

- BATI/LI(coğrafya) = KEDİN, KURIYAKI [Mekanlar]

- BATI/LI(uygarlık) = GARB/Î [Genel]

- BÂTINÎ/LİK = ESOTERIC/ISM[İng.] [Felsefe]

- BAYRAK = SANCAK/LİVA[Ar. çoğ. ELVİYE] [Dil]
( Bir ulusun, belirli bir topluluğun ya da bir örgütün simgesi olarak kullanılan, renk ve biçimle özelleştirilmiş, genellikle dikdörtgen biçiminde kumaş. | Öncü. | Simge. İLE/VE/||/<>/< Bayrak. | Çoğunlukla askeri birliklere verilen, yazı işlemeli, kenarları saçaklı ve gönderli bayrak. | Osmanlı yönetim örgütünde, illerle ilçeler arasında yer alan yönetim bölümü, mutasarrıflık. | Gemilerin sağ yanı. )
( Vatanı simgeler. İLE/VE/||/<>/< Dili(mizi) simgeler. )
( Simgelerin işlevi, anlamı ve değeri çok büyüktür. Bayrak ve Sancak gibi.

Bayrağımız, toprağımızı, vatanımızı simgeler! Sancağımız ise o topraklardaki varlığımızın/birliğimizin göstergesi olan dilimizi!

Bayrak düşerse vatan kaybedilmiş sayılmaz ama Sancak düşmüşse herşey kaybedilmiş demektir! )

- BAYTÂR/BEYTÂR[Ar.]/VETERİNER = []
( Hayvan hekimi. )

- BÂZIA[Ar.] = CÂİFE[Ar.] [TIP]
( Deriyle birlikte biraz da etin kesilmesi şeklindeki yara. İLE Boşluğa(cevfe) kadar giden yara. )
( Adli Tıp'ta önemlidir. Cezası değişir. )

- BEÇÇE/BEÇE[Fars.] = ENİK, ENCİK [Hayvanlar]
( İnsan ya da hayvan yavrusuna verilen genel ad. İLE Kedi, köpek gibi çok memeli hayvanların yavrusu. | [Ar. ENÎK] Güzel, sevimli, şirin şey. İLE Yırtıcı hayvan yavrusu. )

- BEDDÂL[Ar.] değil/yerine/= BAKKAL []

- BEHAİM[Ar.] değil/yerine/= EN'AM [Hayvanlar]
( İnsan dışındaki tüm hareket edebilen canlılar. İLE/VE Yararı olan hayvanlar. [At, deve, sığır, koyun vs.] )

- BEHÎM[Ar.] değil/yerine/= []
( Dik, pürüzsüz ses. )

- BELÂDE/BELÂD[Fars.] değil/yerine/= BELÂDET[Ar.]/ABRUTISSEMENT, APATHIE[Fr.] [lugat]
( Kötü kişi, günahkâr, müzevir. | Fenâ şey. İLE İzansızlık, akılsızlık, sersemlik, budalalık. )

- BELÂGAT'TA:
BEYÂN[Ar.]
değil/yerine/= BEDÎ [Mantik]
( Birbirinden açık, değişik ifâde yollarını öğreten bölümü. VE Sözü sanatlarla güzelleştirmeyi öğreten bölümü. VE Dilin tümce yapısındaki incelikleri ve tümcenin konuya uygun kullanım yollarını öğreten bölümü. )

- BELİRLE/N/ME, BELİRLENİM = DETERMINATION[İng.] [Felsefe]

- BEMM[Ar.] = []
( Kanun, tambur gibi çalgılara takılan tel. | Pes perde. )

- BENÂT-I NÂŞ[Ar. < BİNT]/BENETNASH[Fr.]/ETA URSUS[Lat.]/ALKAID[İng.] = []
( Dübb-i Ekber denilen yıldız kümesinin kuyruğunun ucunda bulunan kümenin en sönük yıldızı. )

- BENDAKA[Ar.] = []
( Hiddetli bakma, sert bakış. | Bir şeyi fındık gibi ufalama. )

- BENDUKÎ[Ar.] = [Nesneler]
( Keten bezinin en iyisi. )

- BENÎKA[Ar. | çoğ. BENÂYIK] = []
( Giysinin koltukaltındaki parçası. )

- BENÎ[Ar.] = []
( OĞULLAR(/I) (BENÎ İSRÂİL )

- BENNE[Ar. çoğ. BİNÂN] = []
( Güzel koku. )

- BENZEN[< Fr. < Ar.] = BENZİN[< Fr. < Ar.] [Doga]
( Madenkömürü katranından çıkarılan, C6H6 formulündeki hidrokarbonun bilimsel adı. İLE Petrolün damıtılması ile elde edilen, özgül ağırlığı, yaklaşık olarak 0,65 olan, renksiz, uçucu, kendine özgü kokusu olan bir sıvı. | Benzen. )

- BENZİN[Fr. < Ar.] = MAZOT[Rusça] [Nesneler]
( Petrolün damıtılması ile elde edilen, özgül ağırlığı, yaklaşık olarak 0,65 olan, renksiz, uçucu, kendine özgü kokusu olan bir sıvı. | Benzen. İLE Akaryakıt olarak kullanılan ham petrolün, damıtma ürünlerinden biri. )

- ben = me[İng.] [Insan]

- BER-BÂD[Fars.] = BER-BATT[Ar., Fars.] [lugat]
( Perîşan, harap, viran. | Pis, fenâ, kirli. İLE Kaz göğüslü. | Lavuta/lavta adlı bir çalgı.[LYRE(Fr.)] )

- BERÂH[Ar.]:
Açık, işlenmemiş ve ağaçsız bölge.
ve [Doga]

- BERÂRÎ[< Ar. BERRİYYE] ve []
( Çöller, sahralar. )

- BERBAH[Ar.]/ÉPIDIDYME ve []
( Erbezi üstü. )

- BEREHREHE[Ar.] ve []
( Çok güzel hanım. )

- BERG[Fars.] ve BERK[Ar.] [Doga]
( Yaprak. İLE Şimşek. )

- BERÎA[Ar.] ve []
( Güzelliği ve olgunluğuyla akranlarından üstün olan hanım. )

- BERR[Ar.] değil/yerine/= KARA []

- BERS değil/yerine/= BERŞ[Ar., Fars.] [lugat]
( Çukur, yumuşak yer. İLE Afyon şurubu, keten yaprağı ile yapılan bir çeşit yatıştırıcı/müsekkin mâcun. | Arzu, gönül isteği. )

- BER[Fars.] değil/yerine/= -BER[Fars.] [lugat]
( Üzere. İLE Alan, getiren, götüren. [DİL-BER: Gönül alan. | PEYÂM-BER: Haber getiren.] İLE Göğüs, sîne. | Meyva, yemiş. | Meme. | Kucak. | Yaprak. | Genç hanım. | Evin kapısı. | En, genişlik. İLE Hastanın iyileşmeye başlaması. )

- BEŞERE[Ar.] değil/yerine/= []
( İnsan derisinin dış tabakası. )

- BEŞÛŞ/BEŞÎR[Ar.] değil/yerine/= HECCÂM [Insan]
( Güleryüzlü, şen. İLE/VE Taşlama/hiciv yapan/sanatçısı. )

- BEYDAK[Ar. çoğ. değil/yerine/= []
( BEYÂDIKA] )

- BEYİN[< Ar. BEYN] değil/yerine/= []
( Ara, Arada olan.]/EMİK ile ABCDEF ( 222.600 m² | Ort. 1200 - 1300 gr. )

- BEYİN = BRAIN[İng.] []

- BEYNE BEYNE[Ar.] = [Dil]
( Ne iyi, ne kötü. İkisinin ortası. )

- BEYT-İ ANKEBÛT, BEYT-ÜL-ANKEBÛT[Ar.] = []
( Örümcek yuvası. | [mecaz] Derme-çatma ev. )

- BEYTÂRÂ[Ar.]/VETERİNERLİK = []
( Hayvan hekimliği. )

- BEYZET-ÜL-HARR[Ar.] = []
( Şiddetli sıcaklık. )

- BEYZİ[Ar.]/OVAL[Fr.] = SÖBE [Nesneler]
( Biçimi, yumurta gibi olan. )

- BEZÂ[Ar.] = [Dil]
( Konuşmada, açık-saçıklık. )

- BEZ = MUŞAMBA[Ar.]/LİNOLYUM[Lat.] [tekstil]
( ... İLE/DEĞİL Bir tarafına kauçuk ya da yağlıboya sürülerek su geçirmeyecek duruma getirilen kalın bez. | Bu bezden yapılmış olan. | Su geçirmeyecek biçimde yapılmış yağmurluk. | Yer döşemesi olarak kullanılan, üzeri ketenyağı ve mantar tozuyla kaplanmış jüt bezi, linolyum. )

- Bİ'L KUVVE[Ar.]/POTANSİYEL[Fr., İng. POTENTIAL] = GİZİL GÜÇ [Fizik]

- BÎ-ZENEB[Ar.]/ANOURE[Fr.] = []
( Kuyruksuz/lar. )

- BIÇAK = MASAT[Ar.] [Nesneler]
( ... İLE/VE/||/<> Bıçak bilemeye yarayan, çelikten, çubuk biçiminde araç. )

- BID'/BID'A[Ar.] = []
( Geceden bir bölüm. )

- BİDÂYET[Ar.] değil/yerine/= BAŞLAMA, BAŞLANGIÇ [Felsefe]

- BİHR[Ar.] değil/yerine/= []
( Ağız kokusu. )

- BİLDİRİM değil/yerine/= İŞAR[Ar.] [tuze]
( ... İLE Yazı ile bildirme. )

- BİLEZİK değil/yerine/= HALHAL[Ar.] [Nesneler]
( ... İLE Kadınların, ayak bileklerine taktıkları bilezik. )

- BİRDEN BİRE ile/değil BİRDENBİRE/ANSIZIN/FÜC'ETEN, Fİ-L-HÂL[Ar.] [Dil]

- BİRTAKIM ile/yerine/değil/< BAZI[< Ar. BA'ZI] [Dil]

- BİR ile EŞİT/MÜSÂVÎ[Ar. < SEVİYY] [Oncelikliler]

- BİSİKLET ve/<> MEKÂNLAR... [bisiklet]

- BİTEVİYE/MÜTEMADİYEN[Ar.] değil/yerine/= ARALIKSIZ, SÜREKLİ [Genel]

- BİT ile TAHTABİTİ/BAKKA[Ar.] [Hayvanlar]

- BORÇ ile/değil/yerine ÖDEME/İTA[Ar.] [Insan]

- BORNOZ[< Ar. BURNÛS/BORNÛZ: Elbise üzerine giyilen giyecek.] ile/ve HAVLU [tekstil]

- BÖRÜ/SİRHAN, DÎDÂN[< DÛD]/NEMF, ŞUFEYRE/ŞÜFEYRE, ÜŞBE[Ar.] / NYMPH[İng.] / NYMPHE[Fr.]: KURT | KURTÇUK < [Hayvanlar]

- BOZULMA/TAGAYYÜR[Ar. < GAYR] ile/ve/değil ÇÜRÜME [Nesneler]

- BÜC[Fars.] ile/ve/değil BÜCC[Ar.] [lugat]
( Keçi. İLE Kuş yavrusu, palazı. İLE Ağzın iç tarafı, avurt. )

- BUĞDAY ile/ve/değil BİSİKLET [Beslenme]
( Uygarlığın en temel iki göstergesi. )
( Beyaz )
( ODYSSEUS )
( İlk buğday ya da buğdayın atası olarak kabul edilen buğday, Karacadağ (Urfa)'dandır. )

- BUĞDAY ile/ve/değil HALFA[Ar. < İbr.] [Bitkiler]
( ... İLE Buğdaygillerden, lifleri, ip, çuval ve kâğıt yapımında kullanılan bir bitki. )

- BÜLBÜL[< Fars., Ar. | çoğ. BELÂBİL, ANDELÎB] ile/ve/değil ÖTLEĞEN/ÇALIBÜLBÜLÜ [Hayvanlar]
( ... İLE/VE Çalıbülbülü. )

- BÛM/E[Ar., Fars.] ile/ve/değil BÛM[Fars.] [lugat]
( Baykuş. İLE Yer, toprak, yurt. | Sürülmemiş tarla. | Tabiat, huy. )

- BÜR'/İLTİYÂM[Ar.] ile/ve/değil []
( Yaranın iyileşip kapanması, onulma. )

- BURKA/BÜRKA'[Ar.] ile/ve/değil YAŞMAK [Nesneler]
( Peçe, tül, yaşmak, yüzörtüsü. )

- BÜTÜN ile/ve/değil BÜTÛN[Ar. < BATN] [lugat]
( Eksiksiz, tam. | Parçalanmamış. | Birlik, tamlık. İLE Karınlar. | Nesiller, soylar. | İç. )

- BÜTÜN ile/ve/değil MÜFREZ[Ar.] [Genel]
( ... >< Bir bütünden ayrılmış. )

- BÜYÜKELÇİ(SEFİR[Ar.]) ile/ve/değil KONSOLOS(ŞEHBENDER[Fars.]) [Insan]
( VİSKONSÜL: Konsolos yardımcısı. )

- CÂDDE ile/ve/değil CADDE[Ar.]/ŞÂH-RÂH[Fars.] [lugat]
( İLE )

- CÂGER[Fars.]/HAVSALA[Ar.] ile/ve/değil [Hayvanlar]
( Kuş kursağı/midesi. )

- CAMİA[Ar., Fars.] = COMMUNITY[İng.] [Insan]

- ÇAMUR = SALSÂL[Ar.] [Doga]
( ... İLE Kumla karışık, ince çamur. | Lüleci çamuru. )

- CANCILIK = CÂNEGERÂYÎ[Fars.] []

- CANLI OLAN = ÂLÎ[Fars.] []

- CANLILIK = TİRİGLİG [dirimbilim]

- CANLI = TİRİG [dirimbilim]

- CAN ve/||/<>/>/< KAN [Oncelikliler]

- ÇARŞAF[Fars.] ve/||/<>/>/< NEVRESİM[Fars., Ar.] [Nesneler]
( Yatağın üzerine serilen ya da yorgana kaplanan bez örtü. İLE/VE/DEĞİL/||/<> Torba biçiminde, yorgan çarşafı. )

- ÇARŞAF ve/||/<>/>/< MAHRAMA[Ar.] [Nesneler]
( ... İLE/DEĞİL Bazı bölgelerde, kadınların sokağa çıkarken, manto üstüne örtündükleri, işlemeli geniş örtü. )

- CEBİRE[Ar.]/KOAPTÖR[Fr.] ve/||/<>/>/< SÜYEK [TIP]
( Kırık ve çıkık kemikleri yerinde tutmak için kullanılan tahta, mukavva ya da tenekeden yapılmış, üzeri sargıyla kaplanan levha. | Rayları, iki ucundan birbirine bağlamak için kullanılan delikli metal çubuk. )

- CEBİR = CEBR[Fars., Ar.] []

- CEDDE[Ar. < CEDDÂT] = CEDD[Ar. < ECDÂD] [Insan]
( Babaanne. İLE/VE Dede, büyük baba. )

- CEDVEL/HARK[Ar.] = CETVEL [Doga]
( Su yolu, su akacak yarık. İLE Ölçüm aracı/tablosu. )

- ÇEKİRGE ile BÜRKAN/BİRKAN[Ar.] [Hayvanlar]

- CELÎ[Ar.] ile []
( Hat sanatında, iri ve büyük yazı. | Kalın ve okunaklı, her çeşit yazı. )

- CELSE[Ar.] değil/yerine/= DURUŞMA/OTURUM [tuze]

- CENÂH-I ZÜBÂB[Ar.] değil/yerine/= []
( Sinek kanadı. )

- CENÂH[Ar.] değil/yerine/= []
( Kuş kanadı. | Giysi kolu, yen. | Kol, pazu. | Âhiret. )

- CERİDE[Ar.] değil/yerine/= []
( Gazete. | Dergi, gazete gibi belli aralıklarla yapılan yayımlar. | Tutanak, kayıt defteri. | Süvari kolu. )

- CESARET = ŞECÂ'AT, CESÂRET[Fars., Ar.] [Davranis-Tutum]

- CESET = CESED[Fars.] [TIP]

- CEVİZ = HİNDİSTAN CEVİZİ/NARCIL[Ar.] [Beslenme]
( GÖVEK/TETİR/BEZBÂZ[Fars.]: Cevizin yeşil kabuğu. )

- ÇEVRE = MUHİT[Ar. < HAVT] [Doga]

- CEZ' = CEZ' [lugat]
( Göz boncuğu denilen, kara alaca ve değerli bir süs taşı, damarlı akik. İLE Ağaç kökü. İLE Ada. )

- ÇİÇEK ile SARMAŞIK/LEBLÂB[Ar.] [Bitkiler]

- CİHAZ[Ar.] ile AYGIT [Nesneler]
( Aygıt, alet, takım. | Çeyiz, kadının evlenirken birlikte getirdiği eşyalar. )

- CİHET ile/ve VECH[Ar. çoğ. VÜCÛH] [Genel]

- ÇIKAR/NEF'[Ar.] ile/ve YARAR [Genel]
( Ancak ayrılıkçılık ve çıkarcılık, dünyada gerçek ıstırabın ortaya çıkmasına neden olur. )

- CİLÂ ile/ve SAYKAL[Ar.] [Nesneler]
( ... İLE Maden, ayna gibi nesneleri parlatmak için kullanılan cilâ. | Cilâlamakta kullanılan araç. | Bu cilâyı yapan kişi. )

- CİNÂS[Ar.] ile/ve []
( Sesçe aynı, anlamca farklı olan sözcükleri birarada bulundurma sanatı. )

- CİNS = CİNS[Fars., Ar.] []

- CIVA = MALGAMA[Lat. < Ar.] [kimya]
( ... İLE Cıvanın, herhangi bir madenle birleşerek yaptığı alaşım. )

- ÇİVİ = EKSER/ENSER/MIH[Fars.]/MİSMÂR[Ar.] [Nesneler]
( ... İLE Büyük çivi. )

- ÇOBAN = ÂBİL[Ar.] [Insan]
( ... İLE Koyun, at ve deve gibi hayvanlara iyi bakan kişi. )

- ÇOCUK = SABÎ[Ar.] [Insan]
( ... İLE/VE Henüz memeden kesilmemiş erkek çocuk. | Üç yaşını tamamlamayan erkek çocuk. )
( SABÎ-İ MUABBİR: Söyleyen ve söylediğini bilen çocuk. )

- ÇÖZÜMLEME = TAHLİL[Ar.] [Felsefe]

- ÇUKUR = BERS[Ar.] [Doga]
( ... İLE Çukur, yumuşak yer. )

- CÜSSE[Ar.] = HEYBET[Ar.] [Insan]
( Gövde, kalıp, çelim. İLE/VE Korku ile saygı duygularını birden uyandıran durum ya da gösteriş. )

- ÇUVAL = GIRAR/GIRÂRE/GARÂR/GARÂRE[Ar. çoğ. GARÂYİR] [Nesneler]
( ... İLE/DEĞİL Büyük, kıl çuval. )

- DÂ'-İ DALTON[Ar.]/DALTONISM[İng.]/AKROMATOPSİ = RENK KÖRLÜĞÜ [TIP]

- DAĞ = AKLAN/MAİLE[Ar.] [Doga]
( ... İLE/VE Bir dağ sırasının yamaçlarından her biri. )

- DALGIR[Fars. MENEVŞE | Ar. HARE] = [fizik]
( Bir yüzeyde, renk dalgalanması sonucu görülen parlaklık. )

- DÂMİA[Ar.] = DAMİYE[Ar.] [Insan]
( Damla damla kan sızdıran yara. İLE Kanı akan yara. )

- DAMLA/NİKRİS[Ar.]/GUT[Fr.] = KURUL [TIP]
( Organizmadaki ürik asidin atılmayarak gövdenin bazı yerlerinde, özellikle ayak başparmağında, topuk ve ekleme yerlerinde birikmesinden kaynaklanan, ağrı ve şişlerle ortaya çıkan sayrılık. İLE/VE/<> İnsan eti yemekten kaynaklanan bir hastalık.[En son, 1979'da, Papua Yeni Gine'de rastlanmıştır.] )

- DÂNİK[Ar.] = []
( Bir dirhemin dörtte(/altıda) biri. | Mangır. )

- DÂNİK[Ar.] = DÂNG[Fars.] [Nesneler]
( Mangır, para. | Bir dirhemin dörtte biri. İLE Bir dirhemin altıda biri. )

- DAV/GÛR[Fars.] = ÂNE[Ar.] [Hayvanlar]
( Yabani eşek. Zebra. İLE/VE Yabani dişil eşek. | Yabani eşek sürüsü. )

- DAVAR[Ar.] = GELE[Fars.] [Hayvanlar]
( Keçi/koyun sürüsü. )

- DEDİKODU = TEVÂTÜR[Ar. < VİTR] [Oncelikliler]
( Söylenti. [Olumsuz/istenmeyen.] İLE/VE/DEĞİL Bir haberin/bilgi(nin) yayılması. [Olumludur.] )

- DEF' = DEFF[Ar.]/DEF[Fars.]/ [lugat]
( Öteye itme, savma, savulma. | Verme, ortadan kaldırma. | Giderme. | Bir dâvâyı savunmak üzere açılan başka bir dâvâ. İLE Tef. Zilli ve pullu bir çembere gerilmiş deriden oluşturulan çalgı, daire. )

- DEFTER-DÂR[Ar./Fars.] = []
( İl'de Maliye Bakanlığı'nın en yüksek memuru. )

- DELGEÇ/ZIMBA[Ar.] = DELGİ/MATKAP [Nesneler]
( Mukavva, kâğıt, kayış, maden gibi şeylerde delik açmaya yarayan araç. İLE Maden, tahta, taş vb. üzerinde delik açmaya yarayan araç. )

- DEMİR = NALÇA[Ar., Fars.] [Nesneler]
( ... İLE/VE/<> Ayakkabıların altına çakılan demir. )

- DEM[Ar.] = DEM[Fars.] [Dil]
( Kan. İLE An. | Zaman, çağ. | Soluk/nefes. | İçki. | Hazırlanan çayın renk ve koku bakımından, istenilen durumu. | Koku. | Pişirilen yemeklerin, yenilecek kıvama gelmesi. )

- DERC[Ar.] = []
( Sokma, arasına sıkıştırma. | Gazteye yazma. | Toplama, biriktirme. )
( Hattatların yazdıkları meşk tomarı. )
( Nakışlı kâğıda yazılmış yazı. )

- DERECE ile KERTE/RADDE[Ar.] [Oncelikliler]

- DERVİŞ ile MURABUT[Ar.] [Tasavvuf]
( ... = Kuzey Afrika'da, dervişlere verilen ad. )

- DETAY/TEFERRUAT[Ar.] değil/yerine/= AYRINTI/LAR [Dil]

- DEVE değil/yerine/= ÂNİS[Ar.] [Hayvanlar]
( ... İLE Büyük ve şişman deve. [Yaşlı kız. | Yaşlı bekâr.] )

- DEVE değil/yerine/= BERCÎS[Ar./Fars.]/BİRCÎS[Ar.] [Hayvanlar]
( ... İLE Sütü çok olan deve. | Müşterî[Sakıt, Erendiz, Jüpiter, Mars] denilen yıldız. )

- DEVE değil/yerine/= NÂB[Ar.] [Hayvanlar]
( ... İLE Yaşlı deve. )

- DEVE değil/yerine/= SÂİBE[Ar.] [Hayvanlar]
( ... İLE Başıboş bırakılmış hayvan, dişil deve. )

- DİL ve SANAT [Dil]

- DÎNÂR ve DİRHEM[Ar. < Yun.] [Nesneler]
( Çeyrek altın değerindeki eski bir para birimi. [İran, Tunus ve bazı ülkelerde kullanılan para birimi] İLE/VE Gümüş, bir tür gümüş para. | Bir okkanın dörtyüzde biri olarak kabul edilmiş olan[3148 gr. | İstanbul için 3207 gr. olarak saptanmıştır] eski bir ağırlık ölçü birimi. | Bir miskal, dört gram ve seksen santigram. )

- DİSFAZİ ve DİSFEMİ/REKÂKET[Ar.] [TIP]
( Söz yitimi. İLE Tutukluk/kekemelik/pepemelik. )

- DOĞAN/ATMACA/SAKR[Ar.] ile ZAĞANOS/BÎSER/BÎSERE[Fars.] [Hayvanlar]

- DOĞAN ile BÛHE[Ar. çoğ. BEVÂHE] [Hayvanlar]
( ... İLE Çakır doğanlar. )
( ... İLE Manevra yeteneği en yüksek kuş. )

- DOLUNAY ile YARIMAY/DÖRDÜN [Doga]

- DOLU ile BERED[Ar.] [Doga]
( ... İLE En çok fırtınalı havada yağan dolu. )

- DÖRT İMAM/EİMME-İ ERBAA[Ar.] ile [Tasavvuf]
( * Ebû Hanîfe
* Ahmed bin İdrîs-es-Şâfiî
* Mâlik bin Enes
* Ahmed bin Hanbel )

- DÖRT UNSUR/ANASIR-I ERBAA[Ar.]/ÇÂR-RÜKN[Fars.]:
TOPRAK VE SU
ile HAVA VE ATEŞ [Doga]
( Hafiftirler ve yukarı doğru hareket ederler. VE Ağırdırlar ve aşağı doğru hareket ederler. )
( Ateşe bakanın ömrü az, suya bakanınsa uzun olur. )
( Ateş, Celâl; su, Cemâl'dir. )

- DORUK/ZİRVE/EVC[Ar.] ile UC [uc]

- DÛD-I DİL[Ar.] ile []
( Gönülden/yürekten çıkan duman/ah. )

- DUDU KUŞU/PAPAĞAN[İt. < Ar.] ile MUHABBET KUŞU [Hayvanlar]
( Deli İbrahim'in, Papağan'dan bahsettiği öyküyü okumanızı salık veririz. )
( Ulviye Sultan'ın Papağan öyküsünü okumanızı salık veririz. )
( ... İLE Papağangillerden, asıl yurdu Avustralya olan bir kuş. )

- DUMAN ile BUHÂR[: Buğu. Ar. çoğ. EBHİRE] [Doga]
( Bir maddenin yanması ile çıkan ve içinde katı zerrelerle buğu bulunan kara ya da esmer renkli gaz. | Havalanan ince tozların ya da sisin havada oluşturduğu bulanıklık. İLE Bir kritik sıcaklığın altında gaz fazına geçen ve sıcaklığı düşürmeksizin, sadece basıncın artırılmasıyla sıvılaştırılabilen özdek/madde. )

- DÜNYA[Ar.] değil/yerine/= YERYÜZÜ / ACUN / YERTİNÇ [Doga]

- DUYULARDA:
GÖRME VE DUYMA
değil/yerine/= TATMA VE KOKLAMA VE DOKUNMA/LÂMİSE[Ar.] [TIP]
( Temsil edilebilirlik sağlayan. İLE Temsil edilebilirlik sağlayamayan. )
( "Süreklilik" sağlar. İLE "Geçici"dir. )
( Duyulara açık olan, en örtük olandır! )

- DÜZYAZI değil/yerine/= ŞİİR/Şİ'R[Ar.] [YAZIN]
( Anlatım. İLE/VE Yaratım. )
( Başka dile çevrilebilir. İLE Çevrilemezler ve/fakat yeniden/tekrar kurulabilir. )
( NESİR/MENSÛR ile/ve NAZIM/MANZUM )
( ... İLE/VE Zengin simgelerle, ritmli sözlerle, seslerin uyumlu kullanımıyla ortaya çıkan, hece ve durak bakımından denk ve kendi başına bir bütün olan edebî anlatım biçimi, manzume, nazım, koşuk. | Düş gücüne, hayale, imgeye, gönle seslenen, anı, duygu, coşku uyandıran, etkileyen şey. )

- EBKÂR[Ar. < BİKR] değil/yerine/= []
( Bakire kızlar. )

- EBREŞ[ABRÂŞ ya da EBRAS değil!]/BARAS/BERAS[Ar.] değil/yerine/= ŞELEL [TIP]
( Gövdedeki beyaz lekeler, sam lekeleri. İLE Gövdedeki renkli lekeler. | İskorbüt.[< Fr. < Lat. < Rus. C vitamini eksikliği nedeniyle dermansızlık, zayıflık ve dişetlerinin yangısı gibi belirtilerle kendini gösteren hastalık.] )

- EDRA'[Ar.] değil/yerine/= []
( Başı kara, gövdesi beyaz hayvan. )

- EFSANE[Ar.] değil/yerine/= GÜZELLEME [Dil]

- EHEMMİYET[Ar.] değil/yerine/= ÖNEM, DEĞERLİLİK [Oncelikliler]

- EKALLİYET[Ar.] değil/yerine AZINLIK [Genel]

- EKSEN/MİHVER[Ar.] değil/yerine ORTAY [Bilim]
( Bir cismi, iki eşit parçaya bölen, gerçek ya da sanal çizgi. | Üzerinde bir pozitif yön varsayılan sonsuz doğru. | Dingil. İLE/<> [mat.] Bir düzlem şeklin aynı yöndeki koşut tüm kirişlerini eşit parçalara bölen çizgi. | Bir uzayı, bir yüzeyi, iki eşit parçaya bölen çizgi/düzlem. )

- EKSİBE[Ar.] değil/yerine KUMUL [Doga]

- EL YAZISI değil/yerine RİKA[Ar.] [Dil]
( ... İLE Arap harflerinin en çok kullanılan el yazısı biçimi. )

- ELEK değil/yerine GIRBÂL[Ar. çoğ. GARÂBİL] [Nesneler]
( ... İLE/DEĞİL İri delikli elek. )

- ELİM[Ar.] değil/yerine ACINACAK/ACIKLI [Davranis-Tutum]

- ELMAS[Ar., Fars. < Yun.] değil/yerine PLATİN[İsp.] [Nesneler]
( Billurlaşmış arı karbon. | Mücevher olarak kullanılan, saydam, değerli taş. İLE Atom numarası 78, atom ağırlığı 195.23 olan, 21,4 yoğunluğunda, 1755 °C'de ergiyen, kolay işlenen, çok dayanıklı, değerli bir öğe. [Simgesi: Pt] )

- ELZEM[Ar.] değil/yerine VAZGEÇİLMEZ [Dil]

- EMEK ile/ve/<> GEÇİM/MAİŞET[Ar.] [Insan]

- EN YAŞLI AĞAÇLAR... ile/ve/<> [en]
( En eskisi, 4900 yaşında... [ Burayı tıklayarak görebilirsiniz... ] )

- ENCÂM[Ar.] ile/ve/<> SERENCÂM[Fars.] [Genel]
( Son, nihayet. İLE/VE/<>/> Bir işin sonu. | Başına gelen. | Olay/vak'a. )

- ENDERÛN[Fars.] ile/ve/<> MÂBEYN[Ar.] [OSMANLI]
( Saray mensubu. İLE/VE Arada olanlar. İLE/VE Taşra. )
( Demokrasi, yürütücü tetikçilerin gürültüsü [BİRÛN]; yönetici elitlerin derin sessizliğidir.[ENDERÛN] )
( Saraylarda, harem ve hazine dairelerinin bulunduğu yer. | Büyük sarayların iç bölümü. | Devlet görevlilerini yetiştiren okul. İLE/VE Ara. | Eski konaklarda, Harem ile Selâmlık arasındaki daire. | Sultan sarayında, mabeyncilerin bulunduğu daire. | Sultan sarayı. | İki kişi arasındaki soğukluk. İLE/VE Dışarı. | Dış, harici. | Fazla, dışarıda, hariçte. )

- ENİK/ENCİK[Ar.] ile/ve/<> SEG-PEÇE[Fars.] [Hayvanlar]
( Kedi, köpek yavrusu. İLE Köpek yavrusu. )

- EREK/AMAÇ ile/ve/<> GARAZ/GAREZ[Ar.] [Davranis-Tutum]
( ... İLE/DEĞİL Birine karşı güdülen kötülük etme isteği, kin, düşmanlık. )

- ERKÂN[Ar. < RÜKN] ile/ve/<> ANÂSIR(UNSUR) [TIP]
( Tıpta. İLE Fizikte. )

- EROZYON/İTİKAL[Ar.] değil/yerine/= AŞINMA [Doga]

- ER değil/yerine/= SİLAHENDAZ[Ar., Fars.] [Insan]
( ... İLE Gereğinde karaya çıkarılan, özellikle tüfeklerle donatılmış, deniz eri. )

- EŞEK değil/yerine/= AHDERİY/YAHMÛR[Ar.]/GÛR[Fars.] [Hayvanlar]
( ... İLE Yaban eşeği. [ÂNE: Dişil ve yabanî eşek. | Yabanî eşek sürüsü.] [BEYDÂNE: Yabani dişil eşek.] )

- ESEME/MANTIK ile/ve/> ÇIKARIM [Oncelikliler]

- ESÎR[Ar. < Rumca] ile/ve/> ESÎR[çoğ. ÜSERÂ] [lugat]
( Evreni dolduran ve tüm cisimlere işleyen, fizikçilere ışık, harâret ve elektrik gibi şeylere aktarım aracılığı hizmeti gördüğü varsayılan, tartısız, esnek ve akıcı hafif bir cisim. İLE Savaşta düşman eline düşen kimse, tutsak. | Kul, köle. | Düşkün, vurgun. )

- ESNEME'DE[İng.]:
AÇLIKTAN
ile CAN SIKINTISINDAN/MELAL[Ar.] [TIP]

- ESRİME = VECİT[Ar.] [Davranis-Tutum]

- EVC[Fars.] = EVC[Ar. | çoğ. EVCÂT] [Muzik]
( Makam. İLE Yüce, yüksek, bir şeyin en yüksek noktası, doruk. )

- FAHİŞ[Ar.] = NARH[Fars.] [Davranis-Tutum]
( Ölçüyü aşan, aşırı, çok fazla. | Ahlâka ve törelere uygun olmayan. DEĞİL/>< Tüketiciyi korumak amacıyla, özellikle zorunlu gereksinme maddeleri için devletçe saptanan fiyat. )

- FÂNİ[Ar.] = FANİ[Yun.] [Dil]
( Ölümlü, gelip geçici, kalımsız. İLE İnsan gözünün algıladığı ışık şiddeti. )

- FARK = MÜBÎN[Ar. BEYN/BEYÂN] [Oncelikliler]
( ... İLE/VE/||/<> İyiyi, kötüyü [hayr'ı, şer'i] ayıran. | Açık, apaçık, belirli. )

- FEDÂÎ/SERDENGEÇTİ = FEDÂKÂR/FİDÂ-KÂR[Ar., Fars.] [lugat]
( Evre, safha. İLE Kendini ya da kişisel çıkarlarını esirgemeyen, fedâ eden, cömert, eli açık. )

- FEHVÂ[çoğ. FEHÂVÎ] = FEHVÂSINCA[Ar., Tr.] [lugat]
( Anlam, mânâ, kavram, mefhum. İLE Uyarınca, sözü gereğince. )

- FELÇ/C[Ar.] değil/yerine/= İNME [TIP]

- FERAHFEZÂ[Ar. Fars.] değil/yerine/= []
( Türk müziğinde, yegâh perdesinde karar kılan makamlardan biri. )

- FERÂSET[Ar. < FERES[Çok hızlı giden at.]] değil/yerine/= SEZGİ/SEZİ [Insan]
( ZEKÂNIN İNCELMİŞ VE HIZLANMIŞI | EDEB'İN KALBE İNİŞİ | ANLAYIŞTA ÖNE GEÇME | ZEKÂNIN GÖVDEYİ KONTROL ALTINA ALMIŞ ŞEKLİ. (AKIL-ZEKÂ-FERASET) [AYNI ŞEYİN DEĞİŞİK MERTEBELERDE ALDIĞI ADLAR] )

- FERİH[Ar.] değil/yerine/= SÜRÛR [Insan]
( Çok sevinçli, neşeli. İLE Neşe. )

- FERİK[Fars.] değil/yerine/= FERİK[Ar.] [Hayvanlar]
( Hayvanların, civcivlikten çıkmış yavruları. | Gevrek bir elma türü. İLE Tümgeneral ya da Korgeneral. )

- FERKADÂN[Ar.] değil/yerine/= []
( Kuzey kutbuna yakın iki yıldızın adı. )

- FERMANTASYON[Fr.]/TAHAMMÜR[Ar.] değil/yerine/= MAYALANMA [dirimbilim]
( Organik maddelerin bazı mikroorganizmalarca salgılanan enzimlerin etkisiyle uğradığı değişiklik. | Sıvı ya da hamur durumunda bulunan organik maddelerin, kendiliğinden kabarıp köpürerek gaz çıkarması durumu. )

- FERSAH[Ar.]/FERSENG[Fars.] değil/yerine/= -FERSÂ[Fars.] [lugat]
( Çeşitli mesafelere karşılık gelen değerde bulunan bir uzunluk ölçüsü. | Üç millik bir deniz mesafesi. İLE İki askerî fırka, iki taraf. )

- FERYAT/SAYHA/VAVEYLA[Ar.] değil/yerine/= ÇIĞLIK/HAYKIRMA [Dil]

- FER[Fars.] değil/yerine/= FER'[Ar.](çoğ. FÜRÛ, FÜRÛAT) [Tasavvuf]
( Parlaklık, aydınlık. | Zînet, süs, bezek. | Kuvvet, nüfuz, iktidar. İLE Dal, budak. | Tomurcuk. | Bir aslın sonucu. | İkinci derecede önemi olan şey. | Şûbe. )

- FETÂ[Ar. çoğ. FİTYÂN] değil/yerine/= FETHA[çoğ. FETEHÂT] [Tasavvuf]
( Genç, delikanlı, yiğit, mert. | Cömert. Eli açık. İLE Arapça sözcüklerin üzerine konulan üstün işareti. | Delik. )

- FEVK[Ar.] değil/yerine/= ÜST / YUKARI [Dil]

- FİDAN değil/yerine/= BETÎL[Ar.] [Bitkiler]
( ... İLE Ana ağaçtan ayrılıp başka kök salan fidan. )

- FİDAN değil/yerine/= BEYÂRE[Ar.] [Bitkiler]
( ... İLE Kısa, boysuz/bodur olarak yerde yetişen fidan, sebze, meyve. )

- FİLİZ[Yun.] değil/yerine/= FİLİZ[Ar.] [Bitkiler]
( Yeni sürmüş körpe ve küçük dal ya da yaprak, sürgün. İLE Ocaktan çıkarılan, işlenmemiş maden bileşiği. )

- FIRSÂD[Ar., Fars.] değil/yerine/= FIRSAT/FURSAT[çoğ. FIRAK] [lugat]
( Karadut. İLE Uygun zaman, elverişli durum, yararlanma sırası, elden kaçırılmayacak yararlı zaman, hal ve ilişki. | Nöbet. İLE Kan alma, damardan kan çıkarma. )

- FİRÛZE[Ar.]/PİRÛZE[Fars.] değil/yerine/= []
( Nişabur'da çıkarılan açık mavi renkli bir mücevher. )

- FİTİL değil/yerine/= ŞAMA[Ar. ŞEMA] [Nesneler]
( ... İLE Bal mumuna ya da parafine batırılmış fitil. )

- FODLA[Ar.] değil/yerine/= FODRA[İt. < Cerm.] [Beslenme]
( Çoğunlukla imaretlerde, yoksullara verilen, kepekli undan yapılmış, pideye benzer bir tür ekmek. İLE Düz ve dik durması için giysinin bazı yerlerine, kumaşla astar arasına konulan, sert ve kolalı bez. )

- FUTA[Ar.] değil/yerine/= FUTA[İt.]/KİK [Nesneler]
( ... İLE Dar, uzun ve hafif bir yarış kayığı. )

- GAİLE[Ar.] değil/yerine/= UĞRAŞ [hizmet]
( DERT, SIKINTI, KEDER | FELÂKET, MUSÎBET | UĞRAŞTIRICI VE SIKINTILI İŞ | SAVAŞ, MUHÂREBE )

- GAİTA[Ar.] değil/yerine/= GAYDA[Bulgarca] [Muzik]
( İnsan dışkısı. İLE Zurnalı ve tulumlu bir çalgı. )

- GALİBİYET[Ar.] değil/yerine/= YENGİ [Spor]
( Yenmek, utku, zafer. )

- GALİP[Ar.] değil/yerine/= BASKIN/YENEN/KAZANAN/UTKAN [Insan]

- GALİ[Fr. < Ar.] değil/yerine/= GALYOT[Fr.] [Nesneler]
( Alçak ve altı düz gemi. İLE Başı ve kıçı aynı biçimde, altı düz bir gemi. )

- GALSAME[Ar.] değil/yerine/= SOLUNGAÇ [Hayvanlar]

- GAM[Ar.] değil/yerine/= GAM[Yun.] [Davranis-Tutum]
( Tasa, kaygı, üzüntü. İLE Notaların baştan sona [kalından inceye] ve/veya sondan başa [inceden kalına], tek solukta okunması. [ DO-RE-Mİ-FA-SOL-LA-Sİ--D0--Sİ-LA-SOL-FA-Mİ-RE-DO ] )

- GANÎ GANÎ[Ar.] (RAHMET EYLESİN!) değil/yerine/= [Dil]
( Bol bol, çok çok. )

- GARGARA/MAZMAZA[Ar.] değil/yerine/= İSTİNŞÂK [Tasavvuf]
( Ağzı, ayrı ayrı su ile, üç kere yıkama. İLE Burnu, ayrı ayrı su ile, üç kere yıkama. )

- GASTRİT[Fr.] değil/yerine/= ÜLSER[Fr.]/KARHA[Ar.] [TIP]
( http://ansiklomedi.com/Makale/6165 )
( Mide mukozası yangısı. İLE Sindirim örgenlerinde ve özellikle mide ile onikiparmak bağırsağında görülen yara. )

- GAZAL[Ar.] değil/yerine/= GAZEL[Ar.] [divan]
( Ceylan. İLE Divan Edebiyatı'nda, beş ile onbeş beyit arasında değişen, ilk beytinin dizeleri birbiriyle, sonraki beyitlerinin lirik konularda yazılan nazım biçimi. | Lâtif. | Bayanlar için söylenilen güzel ve aşk dolu söz. | Türk müziğinde, belirli bir kurala bağlı olmadan, bir kişi tarafından, herhangi bir makamda gezinerek sesle yapılan taksim. İLE Sonbaharda kuruyup dökülen ağaç yaprağı. )

- GECE UYKUSU ile/ve/||/<> GÜNDÜZ (ÖĞLE) UYKUSU/KAYLÛLE[Ar.] [TIP]

- GERDEK/GİRDEK[Fars.]/ZİFÂF, ARÎS[Ar.] ile/ve/||/<> TÜM GÜN VE GECELER [Insan]
( TAHCÎL[Ar. < HACLE]: Gerdeğe sokma. | HACLE: Gelin odası. )

- GEREKLİ/LİK ile ÇAĞRIŞIM/TEDÂÎ[Ar. < DA'VET] [Oncelikliler]

- GEVEZE/YANŞAK ile KAVVAL[Ar. KAVL] [Insan]
( Çenesi düşük, çok ve gereksiz konuşan. İLE/VE Sözü yerinde söyleyen. | Geveze. | Şarkıcı. )

- GEZEGEN = SEYYARE[Ar.] [Doga]

- GINÂÎ[Ar.]/LİRİK[Fr.] = KOŞUK [Muzik]
( LİRİK: Coşkun, esinle dolu. | Eski Yunan yazısında, lir eşliğinde söylenilen. Koşuk. | Çok etkili, coşkun, genellikle kişisel duyguları dile getiren yazın. )

- GIRTLAK, İMİK/ÜMÜK/HANÇERE[Ar.] ile ÂDEM ELMASI [TIP]

- GIŞÂİYY-ÜL-CENÂH[Ar.] ile []
( Zarkanatlılar. )

- GİZ/SIR[Ar.] ile SIR [Genel]
( Varlığı ya da bazı yönleri açığa vurulmak istenmeyen, gizli kalan, gizli tutulan şey. | İnsan usunun, yeterince açıklık getiremediği şey. | Bir işin, bir şeyin, dikkat, yetenek, deneyim ve sezgi yardımıyla kavranabilen, en zor, en ince yanı. | Bir amaca ulaşmak için kullanılan, başvurulan, özel ve gizli yazılar yazdırılan kişi. İLE Bazı nesnelere parlaklık vermek, dış etkilerden korumak, sızmalarını önlemek gibi amaçlarla sürülen, saydam ya da donuk vernik. | Aynaların arkasına ve kaplam metal eşyanın yüzüne sürülen, ince, metal tabaka. )

- GÖÇ TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ ile/ve/||/<> İLTİCA TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ [tuze]

- GÖL ile/ve/||/<> BÜRKE/BİRKE[Ar.] [Doga]
( ... ile Ufak göl. )

- GÖVDE = BEDEN [TIP]

- GÖVDE ile/ve/<> BÜNYE[Ar.] [TIP]

- GUATR[Fr.] ile/ve/<> CEDRE[Ar.]/GUŞA[Arnavutça] [TIP]
( Boyundaki kalkanbezinin, aşırı büyümesiyle beliren sayrılık. )

- GUDVE[Ar.] / BÂMDÂD/ÂN, BÂMDÂDÎ, BÂM-GÂH/GEH[Fars.] ile/ve/<> []
( Sabah, seher. )

- GUFRA[< Ar.] ile/ve/<> []
( Bir avuçta biriktirilebilen su miktarı. )
( The amount of the water that can be held in a hand. )

- GULÂM[Ar. çoğ. GILMÂN] ile/ve/<> []
( Tüyü, bıyığı çıkmamış delikanlı/genç. )

- GÜNEŞ SAATİ ile BASÎTE[Ar.] [Genel]

- GÜNEŞ/ŞEMS[Ar.] ile HÛRŞÎD[Fars.] [Tasavvuf]

- GURRE[Ar.] ile GURBET[Ar.] []

- HABÂB[Ar.] ile []
( Su üzerindeki hava kabarcığı. )

- HABBE[Ar.] ile EVİN [Bitkiler]
( Tahıl tanesi. | Su kabarcığı. | Karagöz, Matiz, Külhanbeyi tiplerinin, "Yemek yemek" anlamında kullandığı söz. )

- HABL-İ SAVTÎ[Ar.] ile []
( Hançere içinde gerilmiş olan ve sesin perdelerini düzenleyen ipler. )

- HACİM/CİRİM[Ar.] ile OYLUM [Doga]
( Bir nesnenin, uzayda doldurduğu boşluk. | İçi oyulmuş, çukur duruma getirilmiş. | [resimde] Derinlik, üç boyutluluk etkisi. | [mimarlıkta] Yer/mekân. )

- HÂDİR[Ar.] ile []
( Öten. [güvercin] | Kişneyen. [aygır] | Kükreyen. [arslan], böğüren [deve], anıran [eşek]. )

- HAF ile HAV[Ar.] [Dil]
( Kadife, çuha vb.'nin yüzeyindeki ince tüy. )

- HAİLE[Ar.] ile ÜZÜCÜ/AĞLATICI [Genel]
( Çok acıklı olay. | Koşuk biçiminde yazılmış ağlatı. İLE ... )

- HAİL[Ar.] değil/yerine ENGEL [Genel]

- HAK ile/ve/<>/< AYRICALIK/İMTİYAZ(/MÜMTAZ)[Ar. < MEYZ] [Oncelikliler]

- HALI/KİLİM ile/ve/<>/< BERCED[Ar.] [tekstil]
( ... İLE/VE Kalın kilim. | Türk halısı. )

- HALİTA[Ar.] ile/ve/<>/< KARMA/ALAŞIM[kimya] [Bilim]
( Birkaç şeyin karışımından oluşan. )

- HALİ[Ar.] değil/yerine BOŞ/ISSIZ [Mekanlar]

- HÂLÎ değil/yerine HÂLÎ [lugat]
( Tenha, boş, sahipsiz yer. | Açık yer. İLE Hâle/duruma mensup. Şimdiki. İLE Boşanmış adam.[HÂLİA: Boşanmış bayan.] İLE Soyulmuş. | Kovulmuş. İLE Gamsız, uğraşsız/gailesiz, kayıtsız. | Evlenmemiş adam. )

- HÂL[çoğ. AHVÂL] değil/yerine HÂL[çoğ. AHVÂL] [lugat]
( Annenin eril kardeşi, dayı. İLE Şimdiki zaman, geçmiş ve gelecek olmayan zaman. | Oluş, bulunuş, sûret, keyfiyet, durum. İLE Soyma. | Boşanma. | Tahttan indirme. İLE Gövdede oluşan ben, nokta. )

- HAMAL[Ar.] değil/yerine/= YÜKÇÜ [Insan]

- HAMAM[Ar.] değil/yerine/= KAPLICA[< KAPALI ILICA] [YAPI]
( ... İLE/VE Suyu sıcak olarak yerden çıkan hamam. )
( KAPLI: Kaplanmış olan. | Altındakini göstermeyecek kadar çok olan. | Kabı olan. )

- HAMAM[Ar.] değil/yerine/= YUNAK [YAPI]

- HAMAYLI/HAMAİL[Ar.] değil/yerine/= KUŞAK [Nesneler]
( Omuzdan, çapraz olarak bele inen bağ. | Muska. )

- HAMIZ[Ar.] = ASİT [Bilim]

- HAMLAÇ[Ar.] = ÜFLEÇ [Nesneler]
( ... İLE Kaynak yapımında, metalleri kesme ve eritme işlemlerinde kullanılan, alev püskürten araç. | Laboratuvarlarda, yüksek ısı elde edilen araç. | Kirli havayı dışarı atan ya da temiz hava veren aygıt, aspiratör, vantilatör. )

- HAMLE[Ar.] = ATILIM/ATAK [Davranis-Tutum]
( İleri atılma, atılım. | Saldırış, savlet. | Satrançta ve damada, taş sürme eylemi. | Atak. )

- HÂMME[Ar. çoğ. HEVÂMM] = []
( Zararlı böcekler/haşerât. )

- HAMSİN[Ar. (Elli-50)] [Genel]

- HAMSİN[Ar. (Elli-50)]
( Erbain'den sonra gelen, 31 Ocak'ta başlayan elli günlük kış dönemi. )
[Esik]

- HANEK[Ar. :
Damak.]
değil/yerine SÖZ/KONUŞMA [Dil]

- HARARET[Ar.] değil/yerine ISI [Doga]

- HARCIRAH[Ar., Fars.] değil/yerine YOLLUK [Genel]

- HARE[Ar.]/MENEVİŞ[Fars.] değil/yerine DALGIR [Nesneler]
( Bir yüzeyde, renk dalgalanması sonucu görülen parlaklık. | Terementi ağacının tohumu. )

- HARİM[Ar.] değil/yerine KUTSAL [Mekanlar]
( Girilmesi, yabancıya yasak olan, kutsal tutulan, korunulan yer. )

- HARNUP/HARRUP[Ar.] değil/yerine KEÇİBOYNUZU [Bitkiler]

- HAS/MAHSUS[Ar.] değil/yerine ÖZE/ÖZGÜ [Doga]
( Bir cinste ya da bireyde bulunan, aynı cinsten başka hiçbir türde ya da bireyde rastlanılmayan. )

- HAŞEFE[Ar.]/GLANS değil/yerine BIZIR/KLİTORİS [TIP]
( GULFE[Ar.]: Haşefenin etrafında bulunan deri. )

- HASEN[Ar.] değil/yerine/= GÜZEL [Sanat]

- HAŞERE[Ar. çoğ. HAŞERÂT] değil/yerine/= []
( Küçük böcekler. | Arı, karınca, örümcek, akrep, fare, yılan ve benzerleri gibi küçük hayvanlar, böcekler. )

- HASIL değil/yerine/= HÂSIL[Ar.] [Bitkiler]
( Yeni başak tutmaya başlamış ekin. İLE Olan, ortaya çıkan, görünen. )

- HAŞİV[Ar.] değil/yerine/= DOLDURMA [Dil]
( Doldurma. | Yazıyı ya da konuşmayı gereksiz ayrıntılarla uzatma. )

- HAŞMET[Ar.] yerine GÖRKEM [Dil]

- HASRET yerine SILA[Ar.] [Mekanlar]
( ... VE/<> Bir süre ayrı kaldığı bir yere ya da yakınlarına kavuşma. | Doğup büyüdüğü ve özlediği yer. )

- HASSATEN[Ar.] değil/yerine AYRICA, ÖZELLİKLE [Dil]

- HAVADAR[Ar., Fars.] değil/yerine YELEÇ/YELEKEN [Doga]
( Yüksek ve çevresi açık yer. )

- HAVLU ile PEŞTEMÂL[< Fars. PÜŞT-MÂL)/MİZER[Ar.] [Nesneler]

- HAVUZ[Ar.] ile PİSİN [YAPI]
( Etrafı çitle çevrili yer. | Suya girme. | Sakınılacak işe girişme. İLE/VE/DEĞİL Yüzme havuzu. )

- HAVUZ ile BİRKE[Ar.] [YAPI]
( ... İLE Büyük havuz, küçük göl, gölcük. | Göğüs. )

- HAYA/HUSYE/BEYZE/MEBİZ[Ar.]/TESTİS değil/yerine/= ERBEZİ/TAŞAK [TIP]

- HAYAT[Ar.] değil/yerine/= HAYAT [dirimbilim]
( Yaşam, dirim. | Doğumdan, ölüme kadar geçen süre, ömür. | Yaşam biçimi, içinde yaşanılan koşulların tümü, yaşantı. | Meslek ve durum. | Geçim koşullarının tümü. | Canlılığı gösteren hareket, kaynaşma. | Canlı varoluşu, yaşamayı sağlayan koşulların tümü. | Bir kişinin yaşamöyküsü. İLE Genellikle köy ve kasaba evlerinde, üstü kapalı, bir ya da birkaç yanı açık sofa. | Avlu. | Balkon. )

- HAYA[Fars.] değil/yerine/= HAYÂ[Ar.] [Dil]
( Erbezi. İLE Utanma duygusu. )

- HAYIRSEVER/HAYIRPERVER değil/yerine/= HAYIRHAH[Ar., Fars.] [Davranis-Tutum]
( Yoksullara, düşkünlere, yardıma gereksinimi olanlara, iyilik ve yardım etmeyi seven, iyiliksever, yardımsever. | İyilik dileyen/isteyen, iyicil. )

- HAYVÂNÂT-I MÂSSA[Ar.] değil/yerine/= []
( Pire ve benzeri gibi hortumuyla emen hayvanlar. )

- HAYVÂNÂT-I MÂZIG[Ar.] değil/yerine/= []
( Geviş getiren hayvanlar. )

- HAYVÂN[Ar.] değil/yerine/= [Hayvanlar]
( Canlılık, dirilik. | Canlı şey. | İnsanı da içine alan tüm canlılar. | HAYEVÂN )

- HAZAR[Ar.] değil/yerine/= Hazar [Davranis-Tutum]
( Barış. İLE Hazar Denizi çevresinde yaşamış, eski bir Türk boyu ya da boydan olan kişi. )

- HAZFETMEK[Ar.] değil/yerine GİDERMEK/KALDIRMAK [Davranis-Tutum]

- HAZİNE değil/yerine MÎRÎ[Ar.] [Genel]
( ... İLE Hükümetin, hazinenin malı olan, beylik. | Devlet hazinesi. )

- HECCAV[Ar.] değil/yerine YERGİCİ [Davranis-Tutum]

- HECE[Ar.] yerine SESLEM [Dil]

- HEDBE[Ar.] yerine []
( Ufak tespih böceği. )

- HEDİYE[Ar.]/PEŞKEŞ[Fars.] değil/yerine/= ARMAĞAN [Nesneler]

- HELÂ/HALÂ[Ar.]/KENEF/WC/TOILET[İng.]/00[Fr.]/TUVALET[Fr.] değil/yerine/= TUVALET [Dil]
( Ayakyolu. İLE Gece giysisi. )

- HELÂHİL-NİSÂR değil/yerine/= HELÂHİL-RÎZ[Ar., Fars.] [lugat]
( Öldürücü zehir saçan. İLE Öldürücü zehir saçan. )

- HENGÂME[Fars.] değil/yerine/= İZDİHÂM[Ar. < ZAHAM] [Insan]
( Kavga, patırtı, gürültü. İLE Kalabalık, yığılma, kalabalıktan sıkışma. )

- HER ZAMAN değil/yerine/= SÜREKLİ/DAİMA[Ar.] [Oncelikliler]
( Zaman-ötesi oluş, tümüyle Şimdi'dedir. )

- HEYELAN[Ar.] değil/yerine/= GÖÇÜ [Doga]
( Toprak kayması, kayşa. )

- HEYET[Ar.] değil/yerine/= KURUL [Genel]

- HEYKEL[Ar.] değil/yerine/= ANIT/YONTU [Nesneler]

- HEYKEL[Ar.] değil/yerine/= YONTU/YAPIT [Sanat]

- HİBRE[Ar.] değil/yerine/= []
( Birebir yaşanmışlıktan elde edilen bilgi. )

- HİCÂC[Ar.] değil/yerine/= []
( Gözün ikinci tabakası. )

- HİSAR[Ar.] değil/yerine/= HİSAR[Fars.] [YAPI]
( Bir kentin ya da önemli bir yerin korunması için taştan yapılmış, yüksek duvarlı ve kuleli, çevresinde hendekler bulunan küçük kale, kirman, germen. İLE Türk müziğinde bir bileşik makam. | Türk müziğinde, re diyez notası. )

- HOL[İng. HALL]/SOFA[Ar.] değil/yerine/= ... [YAPI]
( Evlerde, oda kapılarının açıldığı genişçe yer. )

- HOROZ değil/yerine/= BERNİYE[Ar. | çoğ. BERÂNÎ] [Hayvanlar]
( ... İLE Küçük horoz. )

- HOYRATLIK[Yun.] değil/yerine/= HUŞÛNET[Ar.] [Davranis-Tutum]
( Kaba, kırıcı ve hırpalayıcı. İLE Sertlik, kabalık, kırıcılık. )

- HÜLLE değil/yerine/= HÜLLE[Ar.] [Insan]
( Haller, durumlar. İLE/DEĞİL Yurttaşlar Yasası'nın kabulünden önce, kocasından üç kez boşanan kadının, yine eski kocasıyla evlenebilmesi için yabancı bir erkeğe, bir günlüğüne nikâh edilmesi. )

- HULUS[Ar.] değil/yerine/= HULUSKÂR[Ar., Fars.] [Davranis-Tutum]
( Gönül temizliği. İLE Temiz duygulu, içten. | Dalkavuk, şakşakçı. )

- HUMAR[Ar.] değil/yerine/= SERSEMLİK [Insan]
( ... İLE/DEĞİL/YERİNE İçki ya da uyku sersemliği. )

- HUMUS[Lat.] değil/yerine/= HUMUS[Ar.] [Dil]
( Organik toprak. İLE Bir tür yemek. İyice ezilmiş nohut, tahin ve baharatla hazırlanan bir yemek. )

- HURÇ değil/yerine/= HURUÇ[Ar.] [Insan]
( Genellikle yelken bezinden yapılmış büyük heybe. İLE Çıkma, çıkış. | Göç. )

- HURMA[Fars.]/TEMR/NAHL[Ar.] değil/yerine/= ÖTEKİ MEYVELER [Beslenme]
( Birlik'in/Tevhid'in meyvesi. [Bulunmadığında erik!] İLE ... )
( Dünyada 600 çeşit hurma vardır. 150 çeşidi Medine'de bulunmaktadır. )
( Bitki ile hayvan arasındaki eşik.[Çekirdeği, hem dişil, hem eril, ne dişil, ne erildir.] )

- HÜSRAN[Ar.] değil/yerine/= BATKI, DÜŞ KIRIKLIĞI [Turkce]

- İ'ŞÂ'[Ar.] ile []

- İBÂDET YERLERİ'NDE:
CAMİ/MESCİD
ile CEMEVİ [YAPI]
( İslâm'da. İLE/VE Alevilik'te. İLE/VE Hristiyanlık'ta. İLE/VE Yahudilik'te/Kabala'da. İLE/VE Burkancılık'ta/Budizm'de. İLE/VE Şintoculuk'ta. [Buda heykeli bulunmaz] Mezopotamya'da, Sümerler'de ilk tapınaklardır. İLE/VE Hind mâbedi. İLE/VE Şamanlık'ta. İLE/VE Şamanlık'ta.[Çinlilerin verdiği addır.] İLE/VE Dünyadaki 7 güneş mâbedinden 4'ü Türkiye'de, Fırat'tadır. )
( HOCA/DRUİT/MAKA[Tatarca] ile/ve DEDE/DEDE-BABA ile/ve PAPAZ ile/ve HAHAM ile/ve GURU, LAMA ile/ve ... ile/ve ... ile/ve "BÜYÜCÜ/ARRÂFE" ile/ve ... ile/ve KAM ile/ve ... )
( SANAL CAMİLER )
( GELENEKTEN GELECEĞE CAMİLER - SÜLEYMAN FARUK GÖNCÜOĞLU, ZELİHA KUMBASAR )
( Hünkâr(Padişah) Mahvil'lerinin girişi Kıble'dedir. )
( Yüreğinde bir tapınağı olmayan, hiçbir tapınakta bulamaz yüreğini! )
( CAMİLERİN İLGİNÇ ÖYKÜLERİ... )

- İBRÎ/İBRİYYE[Ar.][İng. STYLOID | Fr. STYLOÏDE] ile [Bitkiler]
( İğneliler. )

- İÇ DEVİMSEL/HAREKİ[Ar.]/DİNAMİK ile DIŞ DEVİMSEL/HAREKİ/DİNAMİK [Oncelikliler]
( Onun bütününü dikkate alın, yalnızca dış belirtilerini değil. )

- İCRÂ[Ar.] değil/yerine/= YÜRÜTME [tuze]

- İCRA değil/yerine/= TERENNÜM[Ar.] [Muzik]
( Seslendirilmek üzere belirlenmiş şarkıyı/şarkıları söylemek, icra etmek. İLE/VE Güzel ve alçak sesle şarkı söyleme. )

- İCTİMÂÎ/YYE[Ar.] değil/yerine/= TOPLUMSAL [Insan]

- İCTİNÂB/İHTİYAT[Ar.] değil/yerine/= SAKINMA, ÇEKİNME, UZAKLAŞMA [Davranis-Tutum]

- İDDİANÂME[Ar.] değil/yerine/= SAVCA [tuze]
( Savcılığın soruşturma sonunda elde ettiği kanıtları ve savlarını içinde toplamış olduğu, mahkemede okuduğu yazı. )

- İDOLA = SANEM[Ar.] [Felsefe]

- İFÂKAT[Ar. < FEVK] = [TIP]
( Hastalıktan kalkma, iyiliğe dönme. )

- İFÂ[Ar. < VEFÂ] = EDÂ' [hizmet]
( Bir işi yerine getirme. İLE/VE Yerine getirme. | Ödemek. )

- İFÂ[Ar. < VEFÂ] = İS'ÂF [hizmet]
( Bir işi yerine getirme. İLE/VE Birinin isteğini kabul edip yerine getirme. )

- İFFET[Ar. < ŞEHVET] = ŞECAAT[Ar. < ÖFKE] [Insan]
( Kendini savunur/korur. İLE/VE/>< Hakk'ı savunur/korur. )
( Temizlik. | Namus. İLE/VE/>< Yiğitlik, yüreklilik, koçaklık. )

- İFRAĞ[Ar.] = BOŞALTIM [dirimbilim]
( Bir şeyi, başka bir biçime çevirme. | Boşaltım. DEĞİL/YERİNE ... )

- İĞBİRAR[Ar.] değil/yerine/= GÜCENME [Davranis-Tutum]

- İGSÂS[Ar.] değil/yerine/= []
( Güzel yemek yedirme/yedirilme. )

- İĞTİNAM[Ar.] değil/yerine YAĞMA [Nesneler]

- İHTİFAL[Ar.] değil/yerine/= ANMA TÖRENİ [Tasavvuf]

- İHTİSÂR[Ar. < HASR]/İKTİSÂR/SIMPLIFICATION[Fr., İng.] değil/yerine/= KISALTMA [Dil]
( Kısaltma tekniği. )

- İHTİYAT/LI[Ar.] değil/yerine/= SAKINMA/SAKINGAN [Davranis-Tutum]
( Herhangi bir korku ya da düşünce ile bir şeyi yapmaktan uzak uzak durmak, içtinap etmek. | Olabileceği düşünülen kötülüklere karşı önlemler almak. | Korumak, esirgemek, gözetmek. )

- İKİZLER('İ)/TEV'EM[Ar.] [Insan]

- İKTİBÂS İNTIBAK[Ar. < TIBK: Tıpkı, aynı.] [Oncelikliler]
( Alıntı, uygunluk gerektirir. )
( Teşbihte, hata olmamalı/olmaz! )

- İKTİFA'[Ar. < KİFÂYET] değil/yerine/= YETİNME [Dil]

- İKTİRÂNÎ[Ar. < KARN] ile İZÂFÎ [Oncelikliler]

- İKTİYÂD ile İKTİYÂD[Ar., Fars.] [lugat]
( Tutup götürme/götürülme. İLE Hile, dalavere yapma. )

- İLBAY/VALİ[Ar.]/SATRAP[Fars.] ile İLÇEBAY/KAYMAKAM[Ar.] [Insan]
( VALİ[< VELİ: Koruyup kollayan.] ile/ve ... )
( TEKFUR[Bizans döneminde] ile/ve ... )
( [Slav] VOYVODA ile/ve ... )

- İLELEBET[Ar.] değil/yerine/= SÜRGİT [Genel]

- İLLET-İ SEHER[Ar.]/ENSOMİ/INSOMNIA[İng.] değil/yerine/= ARIK[Ar.] [TIP]
( Uykusuzluk hastalığı. İLE Uykusuzluk. )

- İLM-İ EDVÂR[Ar.] değil/yerine/= []
( Mûsikî ilmi. )

- İMRENME değil/yerine/= TELAHHUZ[Ar.] [Beslenme]
( ... İLE/VE İmrenerek ağzın sulanması. )

- İM değil/yerine/= HAREKE[Ar.] [Dil]
( ... İLE/VE/<> Arap yazısında, kısa ünlü yerine kullanılan im. )

- İNDİFA[Ar.] değil/yerine/= PÜSKÜRME [Doga]
( Yanardağlardaki püskürme. | Kızamık, kızıl vb. sayrılıklarda, gövdede kırmızı lekeler görülmesi. )

- İNFÂZ[Ar. < NÜFÛZ | çoğ. İNFÂZÂT] değil/yerine/= YÜRÜTÜM/YERİNE GETİRME [Dil]

- İNHA[Ar.] değil/yerine/= YÖNERGE [Genel]
( Resmi bir göreve atama ya da bir üst aşama için yazılan yazı. İLE ... )

- İNHİDAM[Ar.] değil/yerine/= ÇÖKME/YIKILMA [YAPI]

- İNSAN ile/ve ADEM[Ar.]/YOKLUK [Insan]

- İNŞİRAH[Ar. < ŞERH] ile/ve AÇILMA | AÇIKLIK, FERAHLIK [Insan]
( AÇILMA | AÇIKLIK, FERAHLIK )

- İNTÂ[Ar.] değil/yerine/= ÇOK TERLEMEK | KUSMAK [TIP]

- İNTIBÂ[Ar.] değil/yerine/= İZLENİM [Dil]

- İNTİKAL[< NAKL (çoğ. İNTİKALÂT)] ile İNTİMÂ'[Ar.] []

- İNTİZÂ'[Ar. < NEZ]/DISSOCIATION[İng./Fr.]:
Çekip koparma, koparıp alma.
< [Felsefe]

- İPEK < KAZZ[Ar.] [Nesneler]
( ... İLE/VE Ham ipek. )

- IRSİYET[Ar.] değil/yerine/= KALITIM [Doga]

- İRTİSÂM[Ar. < RESM] değil/yerine/= İDRAK [Oncelikliler]
( Resmi çıkma/çizilme. | İzdüşüm. İLE ... )

- İRTİVÂ'[Ar.] değil/yerine/= []
( Gövdedeki örgenlerin ve eklemlerin/mafsalların kalınlaşması. )

- İSBA[Ar.] değil/yerine/= []
( Arapların uzunluk ölçüsü.[kadem'in 1/12'si]. )

- İŞGAL[Ar. < ŞUGL] ile İSTÎLÂ'[Ar. < VELY] [Dil]

- İSHAL[< SEHL]/AMEL/LİNET[Ar.] değil/yerine SÜRGÜN/ÖTÜRÜK [TIP]

- IŞIK değil/yerine HUZME[Ar.] [Doga]
( ... İLE Işın demeti. )

- ISKONTO[İt.]/TENZİLÂT[Ar.] değil/yerine/= İNDİRİM [Nesneler]

- İŞLEV değil/yerine/= TERETTÜB-ÜL ÂSÂR[Ar.] [Oncelikliler]
( ... İLE/VE Varolanın içeriğine(mahiyetine) ilişkin niteliklerinin ortaya çıkması. )

- ISRAR değil/yerine/= İBRÂM[Ar.] [Insan]
( ... İLE/VE Can sıkacak derecede ısrar etme, üstüne düşme, zorlama. )

- İSTİ'DÂD[Ar.] değil/yerine/= AKILLILIK | ANLAYIŞLILIK | DOĞAL EĞİLİM, BECERİ/KABİLİYET [Insan]

- İSTİKÂMET[Ar.] değil/yerine/= YÖN, DOĞRULTU [Dil]

- İSTİKRÂ ile İSTİKRÂ[Ar. İKTİRÂ] [lugat]

- İSTÎLÂ'[Ar. < VELY] ile İSTİ'LÂ'[Ar. < ULÜVV] [Dil]
( Bir yeri kuvvet kullanarak ele geçirme. | Yayılma, kaplama. | Basma.[Jeoloji'de] İLE Yükselme. | Üste çıkma, üstün gelme. )

- İSTİRÂHAT[Ar.] değil/yerine/= DİNLENME [Dil]

- ISTIRAP değil/yerine/= ARUF[Ar.] [Insan]
( ... İLE Uzun süre ıstırap çeken. )

- İSTİZAH[Ar.] değil/yerine/= GENSORU [Genel]
( Herhangi bir konuda, açıklayıcı bilgi isteme, bir sorunun açıklanmasını isteme. )

- İSTİZAN[Ar.] değil/yerine/= YETKİ/İZİN İSTEME [Genel]

- İŞVE[Ar.] değil/yerine/= CİLVE[Ar.] [Insan]
( Güzelin, gönül aldatan/çelen, naz ve edâsı. İLE/VE Kırıtma. | Görünüş, tecelli. )

- İTAATKÂR/MUTÎ[Ar. < TÂAT] değil/yerine/= ESLEK [Davranis-Tutum]
( Başkasının buyruk ya da dileklerini yerine getiren, yumuşak başlı. )

- İTAP[Ar.] değil/yerine/= AZAR, PAPARA, SAPARTA, ZILGIT[< ZIL yansıma sesine GIT eki ile] [Davranis-Tutum]
( Paylama, azarlama. İLE Korkutma, çıkışma, gözdağı, azarlama. )

- İTFA[Ar.] değil/yerine/= BORÇ ÖDEME [Davranis-Tutum]
( ... İLE Söndürme. | Sönüm. | Bir borcu, azar azar ödeyerek kapatma, sönüm. )

- İTTİKA[< Ar. VİKAYE] değil/yerine/= SAKINMA, ÇEKİNME | ALLAH'TAN KORKMA [Tasavvuf]

- İTTİSAF[Ar. < VASF] değil/yerine/= URÛZ[Ar. < ARZ] [Mantik]
( Nitelenme. VE ... )

- İTTİZAL[Ar.] değil/yerine/= BİTİŞME, DOKUNMA/DEĞME [Nesneler]

- İYİ NİYETLİ ile/ve/< YUFKAYÜREKLİ/RAKÎK[Ar. < RİKKAT] [Insan]

- İZABE[Ar.] ile/ve/< ERGİTME [Nesneler]
( Madenleri ergitme, sıvı duruma getirme. )

- İZAÇ[Ar.] ile/ve/< BUNALTMA [Davranis-Tutum]
( Bunaltma, tedirgin etme. )

- İZDİHAM[Ar.] değil/yerine/= İNSAN YIĞILMASI/YIĞILIŞMA [Turkce]

- İZDİVAÇ[Ar.] değil/yerine/= EVLENME [Insan]

- İZOLASYON[Fr./İng.]/TECRİT[Ar.] değil/yerine/= YALITIM [Dil]
( Elektrik akımının olumsuz etkilerini önlemek için, iletkeni kauçuk, lastik, porselen vb. ile kaplama, yalıtma. )

- İZRÂ'[Ar.] değil/yerine/= []
( Arşınlama. )

- JİNEKOLOJİ/NİSAİYE[Ar.] değil/yerine/= [TIP]
( Dişil organizmasını inceleyen bilim dalı, nisaiye. )

- KABİLİYET[Ar.] değil/yerine/= YETENEK/BECERİ [Insan]

- KABUKLULAR:
İSTİRİDYE(SELCE[Ar.], SADEF[Fars.], OYSTER[İng.], OSTREA EDULIS[Lat.])
değil/yerine/= MİDYE/BELEHU'L-BAHR[Ar.]/MUSSEL[İng.] [Hayvanlar]
( MISRÂ': İstiridye gibi deniz kabuklularından kabuklarının her biri. )
( İstiridyeler, doğal ortamlarında 80 yıla kadar yaşayabilirler. )
( İstiridyelerin bir inciyi tamamlamaları 15 - 20 yıllarını alır. [1 ton istiridyeden ancak 3 inci çıkar. Mükemmel küre şeklinde olma olasılıkları ise milyonda birdir.] )
( İstiridye )

- KABZIMAL[Ar.] değil/yerine/= MADRABAZ[Fars.] [Insan]
( Meyve sebze üreticileri ile satıcılar arasında, aracılık eden kişi. İLE Sebze, meyve gibi yiyecekleri, yerinden getirterek, toptan satan kişi. | Hile yapan, hileci. )

- KADEM[Ar.] değil/yerine/= []
( Yarım arşın uzunluğunda bir ölçü. | Mimari arşının yarısı kadardır ve 12 parmak uzunluğundadır.[Hafriyatlarda kullanılırdı] )

- KADI değil/yerine/= MÜÇTEHİT[Ar.] [tuze]
( ... İLE Ayet ve hadislere dayanarak yargıya varan, karar veren din düşünürü. )

- KAFATASI/CÜMCÜME[Ar.] ile []

- KAFATASI = SCULL, CRANIUM[İng.] []

- KAF = KÂF[Ar., Fars.] [lugat]
( Osmanlı abecesinin yirmidördüncü harfidir.[ebced hesabında 100 sayısının karşılığıdır.] İLE kef harfinin başka bir okunuşu. İLE Masallarda, zümrüd-i anka kuşunun yaşadığı söylenilegelen dağ. | [Doğu budunları/kavimleri kozmolojisinde] Arz'ın etrafını çepeçevre kuşatan dağın adı. İLE Yaran/yarıcı. )

- KAİDE[Ar.] değil/yerine/= KURAL [tuze]

- KALIT/MİRAS[Ar.] değil/yerine/= METRUKÂT[Ar.] [Nesneler]
( Ölen kişiden kalanlar. İLE/VE/||/<> Ölen birinin bıraktığı şeyler. )

- KAMET[Ar.] değil/yerine/= GAMET[Fr. < Yun.] [Insan]
( Boy. | Camide, namaza kalkmak için okunan ezan. İLE Eril ya da dişil üreme gözesi. )

- KAMÎS[Ar.] değil/yerine/= [TIP]
( Dölyatağını kaplayan ince deri. )

- KANARYA(ASKA'/KENÂRİ'[Ar.], CANARY[İng.])[Bir tür ispinozdur. | Çizgi film kahramanı Tweety, bir kanaryadır.] ile/ve KARTAL(EAGLE, AQUILA[Lat.]) [Hayvanlar]

- KÂNÛN[Ar.] ile/ve []
( Kış mevsiminin ilk ayı.[Aralık.] )

- KANUN[Ar.] ile/ve SANTUR[Fars. < SENTÛR < Yun.] [Muzik]
( Parmaklarla. İLE/VE Kanun biçiminde fakat tokmaklarla çalınan bir çalgı. )
( YATUK: Kanun, santur gibi sazların ortak adı. )

- KAN ile/ve DEM-İ NİFÂS[Ar.] [TIP]
( ... İLE Doğum sırasında gelen kan. )

- KAN ile PIHTILAŞMIŞ KAN(ALAK/ALEKA[Ar.]) [TIP]

- KAP ile HOKKA[Ar.] [Nesneler]
( ... İLE Metal, cam ya da topraktan küçük kap. )

- KAP ile MAHRA[Ar.] [Nesneler]
( ... İLE Üzüm taşımaya yarar, tahta kap. )

- KAP ile MATARA[Ar.] [Nesneler]
( ... İLE Yolculukta kullanılan, boyna ya da bele asılı olarak taşınan su taşıma kabı. )

- KÂR-ÂGÂH[Fars.] ile KARÂR-GÂH[Ar., Fars.] [lugat]
( İş bilir, uyanık. İLE Bir yerde oturup karar kılınacak, dinlenilecek yer. | Bir ordu kurmay kurulunun bulunduğu yer/merkez. )

- KARABİBER ile DÂR-İ FÜLFÜL[Fars., Ar.] [Beslenme]
( ... İLE Karabibere benzer, uzun dâneli baharat. )

- KARAKTER[Fr., İng.]/SECİYE[Ar.] değil/yerine/= ÖZYAPI/IRA [Dil]

- KARDEŞ değil/yerine/= EMİŞ/RADÎ'[Ar.] [Insan]
( ... İLE Süt kardeş. )

- KARGAŞA ile GALEYÂN[Ar.] [Genel]

- KARIN ile MİDE[Ar.] [TIP]
( ... ile KURSAK[Halk dilinde] )
( KURSAK: Kuşların yemek borusu üzerinde bulunan, yiyeceklerin toplandığı torba biçiminde şişkin örgen. | Böceklerin ve solucanların sindirim kanallarında bulunan, kuşların kursağına benzeyen yapı. )
( İnsan ve hayvanlarda, gövdenin, kaburga kenarlarından kasıklara kadar olan ön bölgesi. | Dölyatağı. | Bazı şeylerde, şiş ve iç bölüm. | Mide. | [mecaz] İç, gönül, akıl, kafa. | Gelen ve yansımış dalgaların girişimiyle oluşan duraklı dalgalarda, en büyük genlikle titreşen noktalar. İLE Omurgalılarda, sindirim sisteminin, yemek borusu ile onikiparmak bağırsağı arasında, besinlerin, sindirime hazır duruma getirildiği, omurgasız hayvanlarda, sindirim kanalının bu bölgeye karşılık olan bölgesi. | [mecaz] Karın, karın bölgesi. | [mecaz] Yemek yeme isteği. )

- KARŞIT ile ÖTEKİ/ÖBÜR(DİĞER[Ar.]) [Genel]

- KAR[< Ar. Soğuk.] ile/ve/değil DOLU [Doga]

- KÂTİP[Ar.]/SEKRETER[Fr.] değil/yerine/= YAZMAN/YÖNETİCİ YARDIMCISI [Insan]

- KATRE[Ar. çoğ. KATER, KATARÂT] değil/yerine/= DAMLA [Doga]
( Damla, damlayan şey. )

- KAVRAM = MEFHUM[Ar. < FEHM] [Felsefe]

- KAVUN = ŞAMAMA[Ar.] [Beslenme]
( ... İLE Güzel kokulu bir tür kavun. | Kavuna benzer bir yıllık otsu ve sürüngen bir bitki. )

- KAYA = CENDEL[Ar.] [Doga]
( ... İLE Nehirlerde bulunan büyük kaya. )

- KAYIK/KÜREK = HAMLA[Ar.] [Nesneler]
( ... VE/||/<> Küreklerin bir kez suya daldırılıp çıkarılması. | Bu biçimde sandalın aldığı yol. | Kıçtan, birinci oturak. )

- KAYISI[Fars. KAYSİ]/MIŞMIŞ[Ar.] = ŞEKERPARE[Fars.] [Beslenme]
( Gülgillerden, sıcak ya da ılık iklimlerde yetişen, çiçekleri pembemsi beyaz bir ağaç. | Bu ağacın, açık turuncu renkte, eti sulu, güzel kokulu, tek ve sert çekirdekli tatlı meyvesi. İLE Çok tatlı bir tür kayısı. | Bir tür hamur tatlısı. )

- KAY = KAY[Ar.] [Doga]
( Yaz yağmuru. İLE Kusmak. )

- KEF[Fars.] = KEF[Ar., Fars.] [lugat]
( Köpük. | Sünger taşı. İLE Eski Türkçe abecesinin yirmibeşinci harfidir.[ebced hesabında yirmi sayısının karşılığıdır] İLE Eliçi, aya, avuç. RÂHE[Ar.] | Ayağın altı, taban. | El çekme, vazgeçme. | [edebiyatta] Arûz'un yedinci sâkin harfini çıkarma. )

- KELER = VEZEGA[Ar.] [Hayvanlar]
( ... İLE Bir çeşit büyük keler. )

- KENT/ŞEHİR[Ar.] yerine/değil BALIK [Dil]

- KEPEZ yerine/değil RESİF[Fr. < Ar.] [Doga]
( Deniz kenarındaki kaya. İLE/VE Su yüzeyine kadar çıkan kaya. )

- KERESTE yerine/değil PELESENK[Ar.] [Bitkiler]
( ... İLE Türlü bitkilerden çıkarılan, kokulu bir reçine. | Pelesenkağacından elde edilen değerli kereste. )

- KERTENKELE yerine/değil VERDÂNE[Ar.] [Hayvanlar]
( ... İLE Koca başlı kertenkele. )

- KER[Fars.] yerine/değil KERH[Ar.] [lugat]
( Sağır. | Kuvvet, kudret. | Merâm ve maksat. İLE İğrenme, tiksinme, hoşlanmama. | Zorlama. )

- KESİF[Ar.] yerine/değil YOĞUN [Doga]
( Oylumuna oranla, ağırlığı çok olan. | Koyu, kalın. | Etkisi güçlü olan.[koku vb.] | Artmış, çoğalmış bir durumda olan. | Dolu, sıkı, çok. | Kaba, kalın, iri.[elek, iğne için] )

- KEYLÜS/KİLÜS[Ar. < Yun.] yerine/değil AKKAN [TIP]
( Bağırsaktan gelen, içinde yağ damlacıkları bulunan kan. )

- KEZBAN[Ar.] yerine/değil KEZBAN[Fars.] [Davranis-Tutum]
( Kötü kadın. İLE/DEĞİL/>< Becerikli, hamarat kadın. )

- KİFÂYETSİZ MUHTERİS yerine/değil HEBENNEKA[Ar.] [Insan]
( ... İLE/VE/<> Zeki ve becerikli olmadığı halde, kendini öyle sanan. )

- KİLİM yerine/değil BİSÂT[Ar. çoğ. BUSAT] [tekstil]
( ... İLE Kilim, minder, döşeme, keçe, yaygı. )

- KINNAP[Ar.] yerine/değil SİCİM [Nesneler]
( Keten, kenevir gibi bitkilerin liflerinden yapılan ince ip. )

- KİRAZ yerine/değil İDRİSAAĞACI/MAHLEP[Ar.] [Bitkiler]
( Gülgillerden bir meyve ağacı. | Bu ağacın meyvesi. İLE Meyvesi hoş kokulu, hoş bir kiraz türü, kokulu kiraz. )

- KIRLANGIÇ yerine/değil KEÇİSAĞAN/EBÂBÎL[Ar.] [Hayvanlar]
( ... İLE Dağ kırlangıcı. )
( ... İLE Kahverengidirler fakat gökyüzünde uçarlarken siyah görünürler. * Uzun, bumeranga benzer kanatları, kısa ve çatallı kuyrukları vardır. * Kırlangıçlar gibi uçarken kanatlarını kırmazlar. * Kırsal bir alanda görmek olanaksızdır. * Yuvalarını çatıların gizli yerlerinde yaparlar ve yuvalarına çok hızlı girip çıkarlar. * Bazı ebabillerin 21 yıl yaşadığı gözlenmiştir. * Ebabil görmek için yaz aylarında gökyüzünün çok yükseklerine bakmak gerekir. * Kırlangıçlar gibi, teller vb. yerlere tünemezler. * Sadece üremek için bir yere konarlar.[Türkiye'nin bir çok yerinde ürerler.] * Özellikle akşam üstü çatıların ve evlerin üzerinde çılgınca çığlıklar atarak hızla uçarken görebilirsiniz. * Yaşamlarının büyük bir kısmını uçarak geçirirler. [Uçarken uyurlar.] * Şehirde, binaların arasında görebilirsiniz. * Yuvalarını binalardaki çatlaklarına, havalandırma boşluklarına, çatı aralarına yaparlar. Yuva yapmak için uçarken rastgele topladıkları tüy, ot ve tohumları kullanırlar. * Avrupa'ya Mayıs'ın başında gelir ve genellikle iki hafta içinde, oldukça hızlı bir şekilde tüm kıtaya yayılırlar. [Kışı geçirmek için Afrika?nın güneyine geri dönerler.] * Mardin'de çok sayıda görmeniz olanaklıdır. )

- KISIRLIK ile/değil HİYÂL[Ar.] []

- KİTLE ile/değil KÜTLE[Ar.] [Bilim]
( Katı maddelerin büyük parçası, küme, yığın. | [fizik] Bir nesneye uygulanan kuvvetle, oluşan ivme arasındaki orantıyı veren katsayı ya da nesne niceliği. )

- KIVÂM[Ar.] ile/değil TAV[Fars.] [Dil]
( Koyuluk. | Bir şeyin, en uygun zaman ya da durumu. | Spor çalışmalarında başarılı olabilmek için, fizik ve moral yönünden istenilen iyi durum. İLE/<> İşlenecek bir nesnede bulunması gereken ısının, nemin yeterli olması durumu. | [hayvanlarda] Semizlik. | [mecaz] En uygun durum ve zaman. )

- KIVILCIM/ŞERÂRE[Ar.] ile/değil UÇKUN [Doga]
( ... İLE Ateşten fırlayan kıvılcım. )

- KIYI/SAHİL[Ar.] ile/ve/değil KUMSAL [Mekanlar]

- KIZIL ile/ve/değil FİRFİRİ[Ar.] [Nesneler]
( ... İLE Parlak kızıl renk. | Bu renkte olan. )

- KLAN/SOP[Türkçe]/SEMİYE[Osm. < Ar.] ile/ve/değil ... []
( Toplumun ilk ve en basit şekli/türü. ile ABCDEF ( KLAN/SOP[Türkçe]/SEMİYE[Osm. < Ar.] ile ABCDEF ( Toplumun ilk ve en basit şekli/türü. )

- KOÇ ile/ve/değil ECEMME[Ar.] [Hayvanlar]
( ... İLE Boynuzsuz koç. )

- KOMİSYONCU/SİMSAR[Ar.] değil/yerine/= ARACI [Insan]

- KONİKLER:
ELİPS[Fr. < Yun.]/İHLÎCÎ[Ar.]
değil/yerine/= PARABOL[Fr. < Yun.] [matematik]
( [yörüngelerde][dış merkezlik] 0-1 arasındaysa. İLE 1 ise. İLE 1'den büyük ise.
[dış merkezlik(eccentricity): Odak uzaklığının, yarı-büyük eksene bölünmesi.] )
( Tüm noktalarının, odak denilen, belirli iki ayrı noktaya olan uzaklıklarının toplamı birbirine denk olan eğri. İLE Bir düzlemin, odak denilen sabit bir noktadan ve doğrultman denilen sabit bir doğrudan, eşit uzaklıktaki noktalarının geometrik yeri. İLE Bir düzlemin, odak denilen durağan iki noktaya uzaklıkları değişmeyen noktaların geometrik yeri olan eğri. )

- KONUŞMA değil/yerine/= MUHÂVERÂT[Ar. < MUHÂVERE] [Insan]
( ... İLE/VE Karşılıklı konuşma/lar. )

- KONVOY[İng.] değil/yerine/= KAFİLE[Ar. çoğ. KAVÂFİL]["ka" uzun okunur] [Dil]
( Aynı yere giden taşıt ya da yolcu topluluğu. | Savaş gemilerince korunan yük gemileri taşıt dizisi. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/= Birlikte yolculuk eden topluluk, zümre, fırka. | Takım takım, sıra sıra gönderilen şeylerin her parçası. )

- KORKU değil/yerine/= KAYGI [Insan]
( KAYNAK: Korkunun kaynağını biliriz, ancak kaygının kaynağı belirsizdir.
SÜRE: Korku, daha kısa sürelidir, kaygı ise uzun süre devam eder.
ŞİDDET: Korku, kaygıdan daha şiddetlidir. )
( Beyinde. [amigdala'da]. İLE Zihinde.["bağlarda"] )
( [kaynağı] Dışarıda. İLE İçeride. )
( Dışarıdan içeriye. İLE İçeriden dışarıya. )
( Varoluşsal, zorunlu, geçerli, gerekli, etkili ve yetkin. İLE Anlamsız, değersiz, geçersiz, gereksiz, etkisiz ve yetkisiz. )
( Köpek/arı korkusu (yakındaysa/yakınlaşıyorsa)
"Köpek/arı kaygısı" (uzaktaysa/yakınlaşmasa da)

Uçak korkusu (binmeye yaklaştıkça)
"Uçak kaygısı" (binmeden ve düşmesi "düşüncesiyle")

Terk edilme korkusu (ondan daha önce terk edememe düşüncesiyle)
"Terk edilme kaygısı" (binmeye yaklaştıkça)

[Deneyimleneceklerde, elde etmede, sınırlarda ve sınavlarda...]
Başaramama korkusu (zihnindeki ve "kendince" sınırsız "çözümleriyle")
"Başaramama kaygısı" (çıkarlarının kaybedilecek olması ya da çatışmasıyla)

[Varoluş sürecinde ve gereksiniminde...]
"Ben olamama" korkusu (ötekilerin "gücü" ya da "üstünlüğüyle")
"Ben olamama" kaygısı (aidiyet sağlayamamayla) )
( "KAYGI değil/yerine SAYGI" yazısı için burayı tıklayınız... )
( Korkunun bir bölümü, varolanlara bir zarar düşünmediğimiz zaman gider. )
( İhanetten uzak kaldığın kadar korkmazsın. )
( Zan gitmedikçe, korkudan ve kaygıdan kurtulamayız. )
( Gövde ve zihin sınırlıdırlar, onun için de incinmeye açıktırlar, onların, korunmaya gereksinimleri vardır ve bu da korkuya yol açar. )
( Gelecek için antrenman, tutumlar geliştirme; bunlar korku işaretidir. )
( Acı çekmemiş olan, korkmaz. )
( İç ve dış arasındaki ayrımın yalnızca zihinde olduğunu idrak ettiğiniz zaman, artık korkunuz kalmaz. )
( Arzulardan ve korkulardan kurtulun, görüşünüz birdenbire berraklaşacak ve herşeyi olduğu gibi göreceksiniz. )
( İç değerinizi bilmelisiniz, ona güvenmelisiniz ve günlük yaşantınızda arzu ve korkularınızı feda ederek bunu belirgin kılmalısınız. )
( Arzudan ve korkudan kurtulmak sizi öyle korkutmasın. Bu hepinizin bildiğinden öylesine farklı, çok daha yoğun ve ilginç bir hayat yaşayabilmenizi sağlayacaktır; öyle ki siz her şeyi kaybetmekle, gerçekten her şeyi kazanmış olursunuz. )
( Once you realise that all comes from within, that the world in which you live has not been projected onto you but by you, your fear comes to an end.
You are love itself - when you are not afraid.
An understanding mind is free of desires and fears.
The more you know yourself the less you are afraid.
Discover your mistake and be free of fear.
The body and the mind are limited and therefore vulnerable; they need protection which gives rise to fear.
Training for the future, developing attitudes is a sign of fear.
Who has not suffered is not afraid.
When you realise that the distinction between inner and outer is in the mind only, you are no longer afraid.
Be free of desires and fears and at once your vision will clear and you shall see all things as they are.
You must know your inner worth and trust it and express it in the daily sacrifice of desire and fear.
Do not be afraid of freedom from desire and fear. It enables you to live a life so different from all you know, so much more intense and interesting, that, truly, by losing all you gain all. )
( FEAR: [not] Forget Everything And Run vs./AND/BUT Face Everything And Rise
Face Everything And Rise INSTEAD OF Forget Everything And Run )
( Korku, bilmemekten ileri gelir. )
( Bir kez, her şeyin içten geldiğini, içinde yaşadığınız dünyanın size değil, sizin tarafınızdan yansıtıldığını idrak ettiğinizde, korkularınız sona erer. )
( Siz aslında sevgisiniz - korkmadığınız zaman. )
( Anlayan bir zihin, arzulardan ve korkulardan azâdedir. )
( Kendinizi ne kadar daha çok bilirseniz, o kadar daha az korkarsınız. )
( Hatanızı keşfedin ve korkudan kurtulun. )
( Gövdemizin sahibi olursak, korkuyu atarız. )

- KÖRÜK değil/yerine/= HAMLAÇ[Ar.] [Nesneler]
( Ateşi canlandırmak için kullanılan araç. İLE/VE Küçük körük. )

- KOŞUK değil/yerine/= HEZELAr.]/HEZLİYAT [Sanat]
( ... İLE Şaka, alay, mizah. | Bir koşuğu ya da koşuk parçasını, şakalı bir anlatıma çevirme. / Hezel türünde yazılmış koşuklar. )

- KOŞUK değil/yerine/= NEŞİDE[Ar.] [Sanat]
( ... İLE Bir toplulukta okunmaya değer koşuk. | Atasözü gibi kullanılan beyit ya da dize. )

- KÖTÜ/LÜK değil/yerine/= KISKANÇ/LIK / HASUT[Ar.] [Oncelikliler]
( Başkasına zarar vermek, kendini güvende hissetmeyen insanın korkusundan kaynaklanır. )

- KUDÜM[Ar.]/SMALL DRUM OTTOMAN[İng.] değil/yerine/= ... []
( Uzak bir yerden gelme, ayak basma. | Türk müziğine ait usûl vurma aletlerinden. Mehter takımlarında~tekkelerde kullanılmış, metal kâseli bir çift küçük davuldan oluşan çalgı. )

- KÜFE[Ar.] değil/yerine/= SEPET [Nesneler]
( Genellikle söğüt ya da başka ağaç dallarından örülen, yük taşımaya yarayan, kaba ve dayanıklı sepet. | [argo] Kaba et, kıç. | Bir küfenin alabileceği miktar. )

- KÛFÎ(ÜMMÜ'L-HUTÛT) değil/yerine/= ÂKLÂM-I SİTTE([Ar.] Altı kalem, altı yazı.]) [Tasavvuf]
( * MUHAKKAK * REYHÂN(Î) * SÜLÜS * NESH/NESİH * TEVKÎ' * RİK'A/REKAA' )
( HAFIZ OSMAN (Ö. 1642) )

- KÜFÜR[Ar. KFR/KÂFİR: Örten. | Çiftçi.] (ETMEK) değil/yerine/= SÖVGÜ/SÖVMEK [Dil]

- KÜFÜR değil/yerine/= HÂCİRE[Ar. | çoğ. HEVÂCİR] [Dil]
( ... İLE Terbiye sınırlarını aşan küfür. | Günün en sıcak zamanı. )

- KÜLFET[Ar.] değil/yerine/= ÜLFET[Ar.] [Insan]
( Zahmet, sıkıntı, zorluk, yorgunluk, zorlu iş. | Tören, merasim. İLE/VE/<> Alışma, kaynaşma. | Görüşme, konuşma. | Dostluk, ahbaplık. | Huy etme. )
( Külfetsiz ülfet olmaz. )

- KUMAŞ değil/yerine/= EMTİA[Ar. < METÂ] [tekstil]
( ... İLE Ticaretin konusu olan her türlü taşınır mallar. Satılacak şeyler. | Kumaşlar. )

- KUMAŞ değil/yerine/= MATAH[Ar.] [tekstil]
( ... İLE Ticaret malı. [Daha çok kumaş cinsinden kâr getiren mal] ["Çok matah bir şey sanki"] )

- KURD değil/yerine/= TENYA/DÎDÂN-I EM'A[Ar.] [Hayvanlar]
( ... İLE Bağırsak kurdu. )

- KÜRE/MÜDEVVER[Ar. < DEVR] değil/yerine/= YUVARLAK/DEĞİRMİ [Bilim]
( Bir noktaya eşit uzaklıkta. İLE/VE Bir daireye eşit. )

- KUŞAK değil/yerine/= ZÜNNÂR[Ar. çoğ. ZENÂNÎR] [Nesneler]
( ... İLE Papazların, bellerine bağladıkları, ucları sarkık, ipten örme kuşak. )

- KÜSTAH değil/yerine/= FODUL[Ar.] [Davranis-Tutum]
( ... İLE Üstünlük taslayan, kibirlenen. )

- KÜSTAH değil/yerine/= HARFENDAZ[Ar., Fars.] [Davranis-Tutum]
( ... İLE Onur kırıcı söz söyleyen. )

- KUTÛ'[Ar.] değil/yerine/= ... [Hayvanlar]
( Kuşların göç etmesi. )

- KUTUB değil/yerine/= EBRÂR[< BERR ar.] [Tasavvuf]
( ... İLE/VE Hayır sahipleri, iyiler, dindarlar. | Kutub'dan sonra veliler arasında 300 ahyâr, 40 abdal, 7 ebrâr, 4 nakîb vardır. )
( Bu dönen dünyanın üzerinde dönmeden durmak. )

- KUVÂDİYYE[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Sıçangiller. )

- KUYU değil/yerine/= BİRBÂS[Ar.] [Doga]
( ... İLE Derin kuyu. )

- KUYU değil/yerine/= GAYYA[Ar.] [Mekanlar]
( ... İLE Cehennemde bulunduğu varsayılan bir kuyunun ya da derenin adı. )

- LÂ-YETEZELZEL[Ar.] değil/yerine/= SARSILMAZ | GÜVENİLİR [Genel]

- LÂHİKE/LÂHİKA[Ar. çoğ. LEVÂHİK] değil/yerine/= EK [Dil]

- LÂLE değil/yerine/= ACEMLÂLESİ[Ar., Fars.]/GÜNEŞTOPU [Bitkiler]
( ... İLE Taşkırangillerden, turuncu ve sarı renkte çiçekli, yıllık ve çok yıllık türleri olan, tohumla saksıda ve tarlada üretilebilen bir süs bitkisi. )

- LÂLE değil/yerine/= MUATTAR[Ar. < ITR] [Bitkiler]
( ... İLE Hoş kokulu, ıtırlı. | Ünlü bir lâle. )

- LAVMAN[Fr.] değil/yerine/= TENKIYE[Ar. < NAKY] [TIP]
( Kalınbağırsağı, anüs yoluyla su fışkırtarak yıkama. | Bu işlem için kullanılan aygıt ve sıvı. İLE Ayıklayıp temizleme. | Kalın bağırsağa su verme ve bu işlem için kullanılan alet. )

- LAVTA[Alm. < Ar.] değil/yerine/= LAVTA[İt.] [Muzik]
( Mızrapla çalınan, gövdesi uddan küçük bir çalgı. İLE Ebe. | Doğacak çocuğu, ana rahminden çekmeye yarayan araç. | [eskiden] Erkek doğum uzmanı. )

- Lehçe değil/yerine/= LEHÇE[Ar.]/DİYALEKT [Dil]
( Polonya dili. İLE Bir dilin, tarihsel, bölgesel, siyasal nedenlerden dolayı, ses, yapı ve sözdizimi özellikleriyle ayrılan kolu. )

- LEHİM[Ar.] değil/yerine/= KAYNAK [Nesneler]
( Ergime noktaları düşük metalleri tutturma işlemlerinde kullanılan, kalay ve kurşun alaşımlarının genel adı. | Bu alaşımla yapılan işlem. İLE/DEĞİL/YERİNE İki metal ya da yapay parçayı, ısıl yolla birleştirme yöntemi, kaynaştırarak yapıştırma. )

- Leh değil/yerine/= LEH[Ar.] [Dil]
( Polonya halkından olan kişi. İLE Onun için, onun tarafına, ondan yana. | Bir şeyden ya da birinden yana olma. | Yarar. )

- LEM'A[Ar.] değil/yerine/= BALG/BALK [Doga]
( Parıltı, parlayış. İLE/VE Ufukta görülen parıltı. )

- LES'/LEDG[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Yılan, akrep gibi hayvan ya da böceklerin sokması. )

- LEYLAK[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Zeytingillerden, yaprakları karşılıklı bir ağaççık. [Lat. SYRINGA VULGARIS] | Bu ağacın, koni durumunda toplanmış, beyaz, eflatun ya da pembe renkte, güzel kokulu çiçekleri. )

- LEYL[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Gece. | Yılın en karanlık gecesi. )

- LİNET[Ar.] değil/yerine/= SÜRGÜN [Dil]

- LİR/LÂVUTA/LAVTA/BER-BATT[Ar., Fars.]/LYRE[Fr.] değil/yerine/= ... []
( Eski Türk'lerin kopuzu ile aynıdır. Kiriş tellerinin iki yanında ikişer demir tel olduğu ve Muğla'da icat edildiği söylenilir. )

- LOBUT[Ar.] değil/yerine/= SOPA [Nesneler]
( Kalın, kısa ve düzgün sopa. | Kol gücünü geliştirmek için kullanılan jimnastik aracı. [gürgenden] )

- LOĞ/YUVAK/YUVGU/YUVGUZ değil/yerine/= SİLİNDİR[Fr. < Yun.]/ÜSTÜVANE[Ar.] [Nesneler]
( Alt ve üst tabanları birbirine eşit dairelerden oluşan bir nesnenin eksenini dikey olarak kesen, birbirine koşut iki yüzeyin sınırladığı cisim. | Metalleri inceltmek, kumaşları parçalatmak, kâğıt üzerine baskı yapmak gibi işler için sanayide kullanılan merdane. | Motorlu taşıtların motorunda, pistona güçlü bir itiş sağlamak ve gaz karışımının yandığı ya da patladığı yer. | Yollarda, toprak damlarda, yeri bastırmak ya da tarlalarda, toprakları ezmek için gezdirilen taş silindir. )

- LÛGAT[Ar.] değil/yerine/= SÖZLÜK [Dil]

- MA'KAD değil/yerine/= MAK'AD[Ar.] [TIP]
( Akd edilecek, sözleşilecek yer. İLE/DEĞİL Oturulacak yer, minder. | Oturak yeri, geri, kıç. )

- MAA-MÂ-FÎH[Ar.] değil/yerine/= BİNÂEN ALEYH [Dil]
( Bununla birlikte, (b)öyle iken, (b)öyle ise de. İLE Bunun üzerine, bundan dolayı. )

- MAALESEF[Ar.]["MALESEF" değil!]/DERDÂ[Fars.] değil/yerine/= NE YAZIK Kİ [Dil]

- MAAŞ/MAHİYE[Fars., Ar.] değil/yerine/= AYLIK [Turkce]

- MÂBED/MÂBET[Ar.] değil/yerine/= TAPINAK [YAPI]

- MACERA[Ar.]/SERGÜZEŞT[Fars.]/AVANTÜR[Fr.] değil/yerine/= SERÜVEN [Mekanlar]

- MAFSAL[Ar.] değil/yerine/= EKLEM [TIP]

- MAĞARA[Ar.] değil/yerine/= İN [Doga]
( Bir yamaca ya da kaya içine doğru uzanan, barınak olarak kullanılabilen yer kovuğu. | Karst bölgelerinde, kireçtaşlarının erimesiyle oluşan, büyük, birbirine koridorlarla bağlı yeraltı kovukları. )

- MAĞDUR[Ar.] değil/yerine/= KIYGIN [tuze]
( Haksızlığa uğramış kişi. )

- MAĞRUR[Ar.] değil/yerine/= GURURLU [Insan]

- MAĞŞUŞ[Ar.] değil/yerine/= KARIŞIK [Genel]

- MAHAL/MEVZİ[Ar.] değil/yerine/= YER/YÖRE [Mekanlar]

- MAHALLİ[Ar.] değil/yerine/= YÖRESEL/YEREL [Mekanlar]

- MAHCUBİYET[Ar.] değil/yerine/= UTANGAÇLIK/SIKILGANLIK [Davranis-Tutum]

- MAHCUR[Ar.] değil/yerine/= KISITLI [Genel]

- MAHDUM[Ar.] değil/yerine/= OĞUL/ERKEK ÇOCUK [Insan]

- MAHDUT[Ar.] değil/yerine/= SINIRLANMIŞ [Oncelikliler]

- MAHFAZA[Ar.] değil/yerine/= KORUNCAK [Nesneler]

- MAHFUZ[Ar.] değil/yerine/= SAKLANMIŞ/KORUNMUŞ [Nesneler]
( MAHFUZEN: Gözaltında olarak. )

- MAHİR[Ar.] değil/yerine/= USTA/BECERİKLİ [Insan]
( MÂHİRÂNE[Ar., Fars.]: Becerikli bir biçimde, becerikli olarak, ustaca. )

- MAHKÛK[Ar.] değil/yerine/= KAZILMIŞ [YAPI]

- MAHLEB[Ar. çoğ. MAHÂLİB] değil/yerine/= MAHLEB[Ar.] [Hayvanlar]
( Aslan, kedi, doğan gibi hayvanların çengelli pençeleri. İLE İdris ağacı. | Bal. )

- MAHLÛK[Ar.] değil/yerine/= YARATIK [Dil]

- MAHLUL[Ar.] değil/yerine/= HALLOLMUŞ/ÇÖZÜLMÜŞ | ERİYİK [kimya]

- MAHLUT[Ar.] değil/yerine/= KATIŞIK | KARIŞIM [kimya]

- MAHMUDE[Ar.] değil/yerine/= [Bitkiler]
( Çitsarmaşığıgillerden, yaprakları ok ucu biçiminde, çiçekleri soluk sarı renkte, küçük, otsu bir bitki. | Bu bitkinin köklerinden çıkarılan, tıpta kullanılan, reçineye benzer bir madde. )

- MAHMUZ[Ar.] değil/yerine/= ÇIKINTI [Hayvanlar]
( Tavukgillerin ve bazı kuşların ayakları ardında bulunan, boynuz yapısındaki sivri uzantı. | Eski tür savaş gemilerinde, su kesimi altında, ileriye doğru uzanan, karşısındaki gemiyi batırabilen uzantı. | Köprü ayaklarında, basıncı azaltmak için suyun geldiği ve gittiği yanlardaki çıkıntı. )

- MAHPUS[Ar.] değil/yerine/= KAPATILMIŞ [Insan]
( Kapatılmış, hapsedilmiş. | Bir çeşit tavla oyunu. )

- MAHREK[Ar.] değil/yerine/= YÖRÜNGE [Doga]
( Yürüyen bir noktanın izlediği ya da çizdiği yol. | Bir gökcisminin, devinme süresince aldığı yol. )

- MAHRUKAT[Ar.] değil/yerine/= YAKIT/YAKACAK [Nesneler]

- MAHRUM[Ar.] değil/yerine/= YOKSUN [Dil]

- MAHRUT[Ar.] değil/yerine/= KONİ [Doga]

- MAHŞER[Ar.] değil/yerine/= MAŞER[Ar.] [lugat]
( Kıyâmet günü dirilenlerin toplanacaklarına inanılan yer. | Büyük kalabalık. İLE İnsan topluluğu, toplum. )

- MAHSUL[Ar.] değil/yerine/= ÜRÜN/VERİM [Genel]

- MAİN[Ar.] değil/yerine/= KARE/EŞKENAR DÖRTGEN [matematik]

- MÂIZ[Ar.] değil/yerine/= TEYS[çoğ. ETYÂS, TİYESE, TÜYÛS] [Hayvanlar]
( ... İLE/VE Eril keçi. )

- MAİ[Ar.] değil/yerine/= MAVİ [Nesneler]

- MAKSAT[Ar.] değil/yerine/= AMAÇ [Dil]

- MALÛL[Ar.] değil/yerine/= SAKAT [Insan]

- MALÛL[Ar.] değil/yerine/= SÖKEL/SAKAT | GÜÇSÜZ [tuze]

- MALZEME[Ar.] değil/yerine/= GEREÇ [Nesneler]

- MAMUR[Ar.] değil/yerine/= BAYINDIR [YAPI]
( Gelişip güzelleşmesi, yaşayış koşullarının uygun duruma getirilmesi için üzerinde çalışılmış olan. )

- MANDAL[Ar.] değil/yerine/= MANDAL[Ar.] [Nesneler]
( Kapı, pencere kanadı, dolap kapağı gibi şeyleri kapalı tutmaya yarayan, döner tahta ya da metal parça. | İpe serilen çamaşırı tutturmak için kullanılan yaylı kıskaç. İLE Ud, keman gibi çalgıların tellerini geren düğme. )

- MÂNİ/MÂNİA[Ar.] değil/yerine/= MÂNİ[Ar.] [Dil]
( Engel. İLE 1.,2. ve 4. mısraları uyaklı(kâfiyeli) halk şiiri. İLE Tutku, Düşkünlük, Saplantı. )

- MANYEZİ[Fr. < Yun.] değil/yerine/= MÜSHİL[Ar. < SEHL] [TIP]
( Tıpta, iç sürdürücü olarak kullanılan, beyaz renkli, suda az eriyen, hiçbir tadı olmayan, magnezyum oksidinin başka bir adı. = Kolaylaştıran. | İshal veren, bağırsakları temizleyen, dışkıyı kolaylıkla dışarı çıkarttıran ilâç. )

- MARS değil/yerine/= MERÎH[Ar.]/SAKIT[Ar.] [Doga]
( Güneşe olan uzaklığı, Yer'in Güneş'e olan uzaklığından daha çok olan dış gezegenlerin ilki. )

- MAŞERÎ[Ar.] değil/yerine/= ORTAK US/AKIL [Insan]
( Topluluğun olan, ortaklaşa. )

- MÂŞÎ-ALEL-ESÂBİ[Ar.] değil/yerine/= MÂŞÎ-ALEL-KEFF[Ar.] []
( Parmaklarının ucları üzerinde yürüyen ve et yiyen sınıfında bulunan hayvanlar.[köpek, sırtlan vb.] İLE Ayaklarının tabanına basan ve et yiyen sınıfında bulunan hayvanlar.[ayı vb.] )

- MÂŞİYE[Ar. | çoğ. MEVÂŞÎ] değil/yerine/= ... []
( Deve, koyun, keçi gibi hayvan. )

- MASKARA[Ar., İt.] değil/yerine/= SOYTARI/KAŞMER [Insan]
( Eğlendirici, sevimli, güldürücü. | [söz] "Onursuz, rezil!" | Şölen maskesi. | Kirpik boyası, rimel. İLE Söz ve davranışlarıyla halkı güldürüp eğlendiren kişi. | Hileci, yaltak kişi. )

- MAŞKÛK-ÜR-RİCL[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Yarıkayaklılar. )

- MASLAHATGÜZAR[Ar., Fars.] değil/yerine/= İŞGÜDER [Insan]
( Bir büyükelçinin temsilci olarak bulunduğu ülke dışına çıkması durumunda ya da o ülkeye gelmesinden önce, ona vekâlet eden diplomat. )

- MASRAF[Ar.] değil/yerine/= GİDER [Dil]

- MAŞRIK[Ar. < ŞARK] değil/yerine/= DOĞU [Mekanlar]
( DOĞU, GÜNEŞİN DOĞDUĞU TARAF )

- MASTÜRBASYON/ONANİZM/İSTİMNÂ[Ar.] ile/ve KARŞILIKLI MASTÜRBASYON [Insan]

- MAS[Ar.] değil/yerine/= SOĞURMA/EMME [Insan]

- MATBAA[Ar.] değil/yerine/= BASIMEVİ [YAPI]

- MATBAH[Ar. < TABH | çoğ. MATÂBİH], TÂB-HÂNE:
MUTFAK
değil/yerine/= [Beslenme]
( Yemek pişirilen yer. | Yiyecekleri hazırlama sanatı. )

- MATBÛ[Ar.] değil/yerine/= BASILI/BASILMIŞ [Nesneler]

- MATEMATİK[Fr.]/RİYAZİYE[Ar.] değil/yerine/= GEOMETRİ[Fr. < Yun. GEO: Yer. | METRON: Ölçü.] [matematik]
( Sayın İhsan Fazlıoğlu'nun yazılarını okumak için burayı tıklayınız... )
( GONİOMETRİ CETVELLERİ )

- MÂTEM[Ar.] değil/yerine/= YAS [Dil]

- MATLA'[Ar. < TULÛ] değil/yerine/= ... [divan]
( Gökcisimlerinin doğması, doğduğu yer. | Divân Edebiyatı'nda, kaside ya da gazelin ilk beyti. | İç ve dış anlamların birleştiği nokta, Kur'ân-ı Kerîm'i okuyan bir ermiş kişiye, Allah'ın tecelli etmesi. )

- MATRAH[Ar.] değil/yerine/= TEMEL ALINAN DEĞER [Genel]
( Bir verginin miktarını belirtmek için temel olarak alınan değer. )

- MATÛF[Ar. < ATF] değil/yerine/= YÖNELTİLMİŞ [Genel]
( Bir yöne eğilmiş. | Yöneltilmiş. )

- MATÛH[Ar. < ATEH] değil/yerine/= BUNAMIŞ/BUNAK [TIP]

- MATUH[Ar.] değil/yerine BUNAK [Insan]

- MAVAL[AR.] değil/yerine MAVEL [Dil]
( Koyun çobanının (koyunlar/ı için) kaval çalması. | Yalan, uydurma söz. İLE/< Deve çobanının (develer/i için) söyledği/okuduğu. )

- MÂVERÂ[Ar.] değil/yerine ÖTE [Felsefe]
( Ard, geri, bir şeyin ötesinde, arkasında bulunan. | Türk müziğinin eski bir mürekkep makamı.[Biri, devr-i kebir, öteki, fahte usûlünde, iki tane müellifi belirli olmayan peşrev ile bir tane, yine müellifi bilinmeyen saz semaisi, bu makama örnektir.] )

- MAYİ[Ar.] değil/yerine/= SIVI [Doga]

- MAZBATA[Ar.] değil/yerine/= TUTANAK [tuze]

- MAZMÛN[Ar. < ZIMN] değil/yerine/= MAZNÛN[Ar. ZANN] [lugat]
( Derinlerdeki anlam, kavram. | Ödenmesi gereken şey. | Nükteli, sanatlı, ince söz. İLE Bir suç dolayısıyla sorguya çekilen, sanık. )

- MAZNÛN[Ar. < ZANN] değil/yerine/= SANIK [tuze]

- ME'BIZ[Ar. | çoğ. MEÂBIZ] değil/yerine/= ... []
( Dizkapaklarının arkasındaki çukurlar. )

- MEÂDİB[Ar. < ME'DEBE] değil/yerine/= ... []
( Ziyafetler. )

- MEBHAS[Ar. çoğ. MEBÂHİS] değil/yerine/= ... []
( Bir şeyin arandığı yer. | Arama, araştırma yeri. | Bâb, fasıl. | Logic[İng.]/Logie[Fr.] sözünün karşılığı. )

- MEBLAĞ[Ar.] yerine TUTAR [Dil]

- MEBÛS[Ar.] değil/yerine/= SAYLAV/MİLLETVEKİLİ [Insan]

- MEBZÛL[Ar. < BEZL] değil/yerine/= BOL/ÇOK [Genel]

- MECÂL[Ar.] değil/yerine/= TÂKAT[Ar. < TÂK] [Insan]
( Güç, kuvet. | Fırsat, olanak. İLE Güç, dinçlik. | İktidar. )

- MECÂRÎ-İ HEVÂİYYE[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Balina, gergedan, yunus gibi bazı hayvanların başlarının üst tarafında bulunan bir ya da iki delik. )

- MECEL[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Ampul, kabarcık. )

- MECMÂ[Ar.] değil/yerine/= YIĞINAK [Doga]
( Bir şeyin biriktiği yer. | Bir şeyin, bir yerde çokça birikmesi, tecemmu, tahaşşüt. | Birgözeli bitkilerin biraraya gelerek oluşturdukları küme. )

- MECRÛH[Ar. < CERH] değil/yerine/= YARALI/İNCİNMİŞ [TIP]
( Yaralanmış. | İnandırıcı sözlerle çürütülmüş düşünce/dâvâ. )

- MECÛSÎ[Ar.] değil/yerine/= ZERDÜŞTÎ[Fars.] [Insan]
( Zerdüşt dininde olanlar. )

- MECZÛB[Ar. < CEZB] değil/yerine/= MECNÛN[Ar. < CİNN] [Insan]
( Çekilmiş, cezb olunmuş. | Allah sevgisinden dolayı cezbeye tutularak kendinden geçmiş olan. | Deli, divâne. İLE/DEĞİL Çıldırmış, deli, divâne. | Delice seven, tutkun, âşık. )
( Âşıklar, meczûb değil mecnûndur. )

- MEDÂR[Ar.< DEVR] değil/yerine/= DÖNENCE | DAYANAK [Genel]

- MEDCEZİR[Ar.] değil/yerine/= GEL-GİT [Doga]

- MEDET[Ar.] değil/yerine/= YARDIM [Davranis-Tutum]

- MEDH/SENÂ[Ar.] değil/yerine/= ÖVGÜ [Davranis-Tutum]
( [>< KADH/ZEMM] )

- MEDLÛL[Ar.] değil/yerine/= ANLAM [Felsefe]

- MEDYUN[Ar. < DEYN] değil/yerine/= BORÇLU/VERECEKLİ [Insan]

- MEFHAS[Ar. | çoğ. MEFÂHİS] değil/yerine/= ... [Nesneler]
( Kuş yuvası. )

- MEFKÛREVİ[Ar.]/IDEAL[İng., Alm., İsp.]/IDÉAL[Fr.] değil/yerine/= ÜLKÜSEL [Felsefe]

- MEFKÛRE[Ar.]/IDEAL[İng., Alm., İsp.]/IDÉAL[Fr.] değil/yerine/= ÜLKÜ [Felsefe]

- MEFRUŞAT[Ar.] değil/yerine/= DÖŞEME [Nesneler]
( Ev döşemek için gerekli eşya. )

- MEFSÛH[Ar.] değil/yerine/= KALDIRILMIŞ/DAĞITILMIŞ/BOZULMUŞ [Genel]

- MEFTÛN[Ar. < FİTNE] değil/yerine/= MEDFÛN[Ar. < DEFN] [Dil]
( Fitneye düşmüş. | Gönül vermiş, tutkun, vurgun. | Hayran olmuş, şaşmış. İLE/DEĞİL Gömülmüş, defnolunmuş. )

- MEFÛL[Ar.] değil/yerine/= TÜMLEÇ [Dil]
( Yapılmış, işlenmiş. | Bir eylemin etkisinde olan. | Tümleç. )

- MEHL/MEHİL[Ar.] değil/yerine/= ÖNEL [Genel]
( Bir işin tamamlanması için tanınan ek süre. | İş sözleşmesine göre, işçinin, işten çıkarılması durumunda tanınan süre. )

- MEKÂN[Ar. < KEVN | çoğ. EMÂKİN, EMKİNE] değil/yerine/= MESKEN[Ar. < SÜKÛN | çoğ. MESÂKİN] [Mekanlar]
( Yer, mahal. | Ev, oturulan yer. | Uzay. İLE/VE Sakin olunacak, oturulacak yer, oturulan ev. )

- MEKNUZ[Ar.] değil/yerine/= GÖMÜLÜ, SAKLI [Nesneler]

- MEKRUH[Ar.] değil/yerine/= İĞRENÇ [Genel]
( İğrenç, tiksindirici. | İslâm'da, dince yasaklanmadığı halde yapılmaması istenilen. )

- MEKTEP[Ar.] değil/yerine/= OKUL [YAPI]

- MELÂHAT[Ar.] değil/yerine/= SABÂHAT[Ar. < SUBH] [Insan]
( Güzellik, yüz güzelliği. İLE/VE Güzellik, lâtiflik, yüz güzelliği. İLE/VE Yüz lâtifliği, güzelliği, parlaklığı ve gençliği. )

- MELÂMET ile MEL'ANET[Ar. < LÂ'N] [Tasavvuf]

- MELDÛG[Ar. < LEDG] ile ... []
( Zehirli bir hayvan tarafından ısırılmış/sokulmuş. )

- MELEKE[Ar.] ile YETİ [Insan]
( TEKRARLAYA TEKRARLAYA MEYDANA GELEN ALIŞIKLIK, YATKINLIK, YORDAM | YETİ )

- MELEK ile ŞEYTAN(İBLİS[Ar.]/HANNÂN) [Tasavvuf]
( Gökten inen/gelen. [Akadca'dan] İLE ... )
( Melek denilen, manevi ve ilâhi haldir. )
( Semavi dinlerin içinde yer alan Melek sözcüğü, Amoriler'de Milkom ve Sur Kenti'nin tanrısı olarak Melk-Kart(Kentin Kralı), Süryaniler'de ve İbraniler'de Molek ya da Moleke, Araplar'da Melek'tir. )

- MELEZ[Ar.]/METİS[Fr.] değil/yerine/= KIRMA/AZMA [Insan]

- MELEZ[Ar.]/METİS[Fr.] değil/yerine/= MESTİZO [Insan]
( ... İLE Kızılderili-İspanyol melezi. )

- MELEZ[Ar.]/METİS[Fr.] değil/yerine/= TOPA [Insan]
( ... İLE/VE Hindistan'daki melezler. )

- MELHÛZ[Ar.] değil/yerine/= UMULAN/BEKLENEN [Insan]
( Düşünülebilen, olabilen, hatıra gelen, mülâhaza edilen. )

- MEMÂT[Ar.] değil/yerine/= ÖLÜM [Insan]
( ÖLÜM )

- MEMLAHA[Ar. < MİLH: Tuz]: Tuz çıkan yer. < [Doga]

- MEMLEHA[Ar.] değil/yerine/= TUZLA [Doga]

- MENAFİ[Ar.] değil/yerine/= YARARLAR [Genel]

- MENEKŞE(< BENEFŞE[Fars.], BENEFSEC[Ar.]):
AFRİKA MENEKŞESİ
değil/yerine/= CEZAYİR MENEKŞESİ [Bitkiler]
( Cezayir Menekşesi'nde, kanser hücrelerinin çoğalmasını durduran alkaloitler bulunur. )
( [Menekşegillerden, bir ya da çok yıllık otsu bitki. | Bu bitkinin, mor renkli, güzel kokulu çiçeği.]: ... İLE Zakkumgillerden, bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, kendine özgü, mavi, açık mor renkli çiçekleri ve ortası çukur taçyaprakları olan bir bitki. İLE ... İLE Menekşegillerden, mor, sarı, beyaz renkte, menekşeye benzer çiçekleri olan bir bitki. | Bu bitkinin çiçeği. İLE Turpgillerden, çiçekleri hoş kokulu bir süs bitkisi türü. )

- MENFAAT[Ar. < NEF] değil/yerine/= MASLÂHAT[Ar. < SULH] [Oncelikliler]
( Yarar, kâr, çıkar. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/> İş, emir, husus, madde, keyfiyet. | Önemli iş. | Barış, dirlik-düzenlik. )
( Toplumun maslâhatı, bireyin menfaatı düşünülür. )
( Bir yığın olmaktan çıkıp ulus olmak, toplumsal maslahatı, kişisel menfaate yeğlemekle başlar. )

- MENFA[Ar.] değil/yerine/= SÜRGÜN YERİ [Mekanlar]

- MENÎ değil/yerine/= MENÎ' [TIP]
( Ersuyu. İLE Sarp, erişmesi/ulaşması zor yer. İLE Benlik. İLE Haram olmuş, yapılması şer'an yasaklanmış şey. )

- MENKİB[Ar. | çoğ. MENÂKİB] değil/yerine/= ... []
( Omuz ve kol kemiğinin birleştiği yer. )

- MENSİM[Ar. | çoğ. MENÂSİM]:
De
ve tırnağı. [Hayvanlar]

- MENSÛCÂT[Ar.]/TEKSTİL[Fr.] değil/yerine/= DOKUMA/LAR / KUMAŞ/LAR [tekstil]

- MENSUP[Ar.] değil/yerine/= ÜYE [Insan]

- MENTEŞE değil/yerine/= REZE[Ar.] [Nesneler]
( ... İLE Menteşe. | Kapıyı, içeriden ve dışarıdan açıp kapamaya yarayan ve başparmakla basılarak işletilen düzen. )

- MENZİL-İ KÜLLÎ[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Mahrekin en son noktasına kadar olan mesafe. )

- MENZİL[Ar. < NÜZÛL | çoğ. MENÂZİL]:
Bir günlük yol. | Mesafe.
< [Nesneler]

- MERASİM[Ar.]/SERAMONİ/CEREMONY[İng.] değil/yerine/= TÖREN [Dil]

- MERCÂNİYE[Ar.] değil/yerine/= ... [Doga]
( Mercanlar, mercangiller. )

- MERCÛL-ÜL-BATN[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Karından ayaklı/lar.[MERCÛL/] )

- MERCÛL[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Ayak yerinde olan kanatları karnında ya da başında bulunan hayvan. )

- MERDANE[Ar.] değil/yerine/= MERDANE[Fars.] [Nesneler]
( Türlü işlerde kullanılan, silindir biçiminde araç. | Oklava. İLE Erkeğe yakışır biçimde, mertçe, yiğitçe. )

- MERET[Ar.] değil/yerine/= ZIKKIM[Ar.] [Nesneler]
( Sıkıntı veren, hoşlanılmayan şeyler ya da kişiler için sövgü sözü olarak kullanılır. İLE Ağı, zehir. | İçki ve sigaranın, kötü ve zararlı etkisini belirtmek için kullanılır. )

- MERHEM[Ar.] değil/yerine/= POMAT[İt.] [TIP]
( Deriye sürülerek kullanılan, içinde birçok etkili madde bulunan, yumuşak ve koyu kıvamda, yağlı ya da yağsız ilâç. | Çözüm/çare. İLE Genellikle saça sürülen, yağlı ve kokulu merhem. )

- MERİYET[Ar.] değil/yerine/= YÜRÜRLÜK, GEÇERLİLİK [tuze]
( Gereğinin yapılır olması durumu. )

- MERİ[Ar.] değil/yerine/= YÜRÜRLÜKTE, GEÇERLİ [tuze]
( Yürürlükte olan, geçerli olan. )

- MERKEP/MERKEB[Ar.] = EŞEK [Hayvanlar]

- MERKÜR = UTARİT[Ar.] [Doga]
( Güneşe en yakın olan gezegen. )

- MERMER = SOMAKİ[Ar.] [Doga]
( ... İLE Kızıl ya da yeşil renkte, damarlı ve çok sert bir porfir türü mermer. | Bu mermerden yapılmış olan. )

- MERSİN[Ar. < Yun.] = YABAN MERSİNİ/KEÇİYEMİŞİ [Bitkiler]
( Mersingillerden, yaprakları yaz kış yeşil kalan, beyaz çiçekli bir ağaç. İLE Fundagillerden, çiçekleri beyaz ya da pembe, yaprakları taneli bir bitki. )

- MERSİYE[Ar.] = AĞIT [Sanat]
( Birinin ölümü üzerine duyulan etkilenimi anlatmak için yazılan şiir. )

- MESÂBE[Ar.] = DERECE [Genel]
( Derece, rütbe. | Kadar. | Konum, durum. )

- MESÂFE[Ar. çoğ. MESÂFÂT, MÜSÂF] = KAT'-I MESAFE [Mekanlar]
( Ara, uzaklık. İLE Yol alma. | [jeod.] Bir tür arazi ölçme ve hesaplama yöntemi. )

- MESAFE[Ar.] değil/yerine/= ARALIK [Genel]

- MEŞÂİYUN[Ar.] değil/yerine/= PERİPATETİZM[Fr. < Yun. PERIPATEIN: Gezinmek.] [Felsefe]
( AKLI KILAVUZ SAYANLAR )

- MESAİ[Ar.]/VARDİYA[İt.] değil/yerine/= ÇALIŞMA/EMEK [Genel]
( Çalışma, emek. | Gemilerde, beklenen nöbet. | Gemide, nöbet yeri. | Nöbetleşe çalışma, posta. )

- MEŞAKKAT[Ar.] değil/yerine/= ZAHMET, SIKINTI, GÜÇLÜK, ZORLUK [Dil]
( ZAHMET, SIKINTI, GÜÇLÜK, ZORLUK )

- MESAME[Ar. çoğ. MESAMAT] değil/yerine/= GÖZENEK/LER [TIP]

- MESANE[Ar.] değil/yerine/= KAVUK/SİDİKTORBASI [TIP]

- MESELÂ[Ar.]/ÖRNEĞİN/YANİ ile/değil/yerine SÖZGELİMİ/SÖZGELİŞİ [Dil]

- MESEL[Ar.] ile/değil/yerine MENKIBE[Ar.] [Dil]
( Örnek, benzer, nümûne. | Dokunaklı, anlamlı, örnek alınacak söz. | Atasözü. | Eğitici ve ahlâka yararlı olan öykü/masal. İLE Din büyüklerinin ya da tarihe geçmiş ünlü kişilerin, yaşamları ve olağanüstü davranışlarıyla ilgili öykü. )

- MESEMME[Ar.] ile/değil/yerine ... [TIP]
( Deri üzerindeki küçük delikler. )

- MESERRET[Ar. < SÜRÛR] değil/yerine/= SEVİNÇ, ŞENLİK [Insan]

- MEŞFER[Ar. çoğ. MEŞÂFİR] değil/yerine/= ... []
( Sarkık hayvan dudağı. )

- MEŞÎMÎ[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Etenliler. PLACENTAIRES[Fr.] )

- MESİRE[Ar.] değil/yerine/= GEZİNTİ/DİNLENME YERİ [Mekanlar]

- MESKEN Ü MEDFEN[Ar.] değil/yerine/= ... [YAPI]
( Oturulacak ve gömülecek yer. )

- MESKENET[Ar.] değil/yerine/= YOKSULLUK [Genel]
( Miskinlik, beceriksizlik. | Yoksulluk. )

- MESNED/SİZ[Ar.] yerine DAYANAK/SIZ [Dil]

- MEST[Ar.] yerine MEST[Fars. çoğ. MESTÂN] [lugat]
( Mesh edilen ve üzerine pabuç giyilen, kısa konçlu, hafif ve yumuşak ayakkabı. İLE Sarhoş. )

- MESUL(İYET)[Ar.] yerine SORUMLU(LUK) [Dil]

- MESUT/MESUD[Ar.] değil/yerine/= MUTLU [Insan]

- MEŞVERET[Ar.] değil/yerine/= DANIŞMA [Davranis-Tutum]
( Danışma, bir iş üzerinde konuşma. )

- METAL[Fr. < Yun.] değil/yerine/= METHAL[Ar.] [YAPI]
( ... İLE Bir yapının giriş yeri, giriş. | Bir kitabın giriş bölümü. | Giriş. )

- METAL değil/yerine/= MISKALA[Ar.] [Nesneler]
( ... İLE/VE/<> Metal parlatmaya yarar aygıt. )

- METÂNET[Ar.] değil/yerine/= DAYANIKLILIK [Davranis-Tutum]
( Dayanıklılık, güçlü olma, metin olma, sağlamlık, muhkemlik. )

- META değil/yerine/= METÂ'[Ar. < EMTİA] [lugat]
( Öte. [Fr. QUAND, QUANDO] İLE Satılacak mal/eşya. | Elde bulunan varlık, sermaye. )

- METFUN[Ar.] değil/yerine/= GÖMÜLÜ [Insan]
( Gömülmüş olan. )

- METH(İYE)/MEDİH[Ar.] değil/yerine/= ÖVGÜ [Dil]

- METRUK[Ar.] değil/yerine/= TERK EDİLMİŞ [YAPI]

- MEVDUAT[Ar.] değil/yerine/= YATIRIM [Nesneler]
( Belirli bir süre sonunda ya da istenildiğinde geri alınmak üzere, bankalara yatırılan para. )

- MEVKUT[Ar.]/PERİYODİK[Fr., İng.] değil/yerine/= DÖNEMSEL/SÜRELİ [Dil]

- MEVTÎ[Ar. çoğ. MEVÂTÎ] değil/yerine/= ... []
( Ayak basılan yerler. )

- MEVZUAT[Ar.] değil/yerine/= [tuze]
( Bir ülkede, yürürlükte olan yasa, tüzük, yönetmelik vb.'nin tümü. )

- MEVZUBAHİS[Ar.] değil/yerine/= SÖZ KONUSU [Dil]

- MEVZÛ[Ar.] değil/yerine/= KONU [Dil]

- MEYİL[Ar.] değil/yerine/= EĞİM [Doga]

- MEYVEHOŞ[Ar.] değil/yerine/= KURUYEMİŞ [Beslenme]
( Kuruyemiş. | Yemiş çarşısı. )

- MEYYÂL[Ar. < MEYL] değil/yerine/= EĞİLİMLİ/EĞİMLİ [Doga]
( EĞİLEN | ÇOK İSTEKLİ, DÜŞKÜN )

- MEZAMİR[Ar.] değil/yerine/= [Muzik]
( Düdükler. | Makamla okunan Zebur sûreleri. )

- MEZAT[Ar.] değil/yerine/= AÇIK ARTIRMA [Nesneler]

- MEZBELE/LİK[Ar. < ZİBL | çoğ. MEZÂTİL] değil/yerine/= ... [YAPI]
( Süprüntülük, süprüntü dökülen yer. | Aşağılık, kötü durum. )

- MEZBÛBE[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Sineği çok olan yer. )

- MEZELLET[Ar.] değil/yerine/= ALÇALMA, BAYAĞILAŞMA [Davranis-Tutum]

- MEZRAA[Ar.] değil/yerine/= MEZRU[Ar.] [Mekanlar]
( Ekenek. Ekilen yer. İLE/<> Ekilmiş, ekili. )

- MEZUN[Ar.] değil/yerine/= TÜLEK, BİTİRMİŞ [Turkce]

- MİCDEL[Ar. çoğ. MECÂDİL] değil/yerine/= ... []
( Köşk/ler, kasır/lar. )

- MİĞFER[Ar.]/KASK değil/yerine/= TOLGA/BAŞLIK [Nesneler]
( Başı, dış darbelerden koruyan, demir, çelik vb.'den yapılmış başlık. )

- MİHENK[Ar.] değil/yerine/= DENEKTAŞI [Nesneler]
( Denektaşı. | Birinin değerini, ahlâkını anlamaya yarayan ölçüt. )

- MİHNET[Ar.] değil/yerine/= SIKINTI/ÜZÜNTÜ [Insan]
( ZAHMET, EZİYET | GAM, KEDER, SIKINTI, DERT | BELÂ, MUSİBET )

- MİHRAK[Ar.] değil/yerine/= ODAK [fizik]
( Bir ışık ya da ısı kaynağından yayılan ışınların toplandığı yer. | Herhangi bir düşüncede, nitelikte olan kişilerin, kaynağı ya da bir şeyin toplandığı, yoğunlaştığı yer. )

- MİHVER[Ar.] değil/yerine/= EKSEN [Doga]
( Eksen. | Konuşulan, tartışılan ya da düşünülen bir konunun en önemli noktası. )

- MİKAB[Ar.] değil/yerine/= KÜP [matematik]

- MİKYÂL[Ar. | çoğ. MEKÂYİL] değil/yerine/= ... []
( Ölçekler, tahıl ölçekleri. )

- MİLLÎ[Ar.] değil/yerine/= ULUSAL [Genel]

- MİL değil/yerine/= MİL[Ar.] [Nesneler]
( Balçık. İLE Türlü işlerde kullanılmak üzere yapılan, ince ve uzun metal çubuk. | Göze sürme çekmeye yarayan, kemik ya da fildişinden yapılmış ince ve uzun araç. İLE Yer yer, uzunluğu değişen bir uzaklık ölçü birimi. )

- MİL değil/yerine/= MUYLU[Ar.] [Nesneler]
( Türlü işlerde kullanılmak üzere yapılan, ince ve uzun metal çubuk. | Göze sürme çekmeye yarayan, kemik ya da fildişinden yapılmış ince ve uzun araç. İLE Başka bir parça için dönme ekseni görevini yapan, silindir biçiminde parça. | Bir milin, yatağında dönmesini sağlayan bölüm. | Bir top namlusunun, iki yanına tutturulan millere verilen ad. )

- MİM[Ar.] değil/yerine/= MİM[Lat. < Yun.] [Dil]
( Arap abecesinde, m harfinin adı. | Ebced hesabında, karşılığı 40 olan harf. | Bir bir yazının altına konulan im. İLE Eski Yunan ve Roma'da, yaşamı, töreleri taklit amacı güden komedi türü. | Bir oyuncunun, herhangi bir davranış ya da duyguyu, yüz ve gövde devinimleriyle anlattığı komedi türü. | Bu türü gerçekleştiren sanatçı. )

- MINCIK değil/yerine/= CINAK/BERÂSİN[Ar. < BÜRSÜN] [Hayvanlar]
( Kedi pençesi. İLE/VE Yırtıcı hayvan pençesi. )

- MİNDER[Ar.] değil/yerine/= YAYGI [Nesneler]
( İçi yumuşak bir madde ile doldurularak dikilen, oturmaya, yaslanmaya yarar şilte. | Güreş karşılaşmalarının üzerinde yapıldığı, en az 10 cm. çapında bir çember çizilmiş olan, çaprazlama köşeleri kırmızı ve mavi renklerle belirlenmiş yaygı. İLE ... )

- MİNKALE[Ar.] değil/yerine/= İLETKİ [matematik]

- MİNKAR[Ar. | çoğ. MENÂKÎR] değil/yerine/= TOMŞUK [Hayvanlar]
( Kuş gagası. | Yırtıcı kuşların gagaları. İLE Kırık gaga. )

- MINTIKA[Ar.] değil/yerine/= BÖLGE [Mekanlar]

- MİNVAL[Ar.] değil/yerine/= BİÇİM/YOL [Dil]

- MİRAS ile/ve/||/<> KALITÇILAR/MİRASÇILAR/VERESE[Ar.] [tuze]

- MİSAFİR[Ar.]/MİHMÂN[Fars.] ile/ve/||/<> KONUK [Insan]
( KONUK, MİSÂFİR )

- MİSÂL[Ar.] ile/ve/||/<> ÖRNEK [Dil]
( ÖRNEK | MASAL | RÜYÂ, DÜŞ | BENZER, ANDIRIR )

- MİSKAL[Ar. çoğ. MESÂKÎL] ile/ve/||/<> MISKAL [Insan]
( Yirmidört kıratlık bir ağırlık ölçüsü. [yüz arpa ağırlığındadır][ondört kırat, bir şer'î dirhemin karşılığıdır] | 1.43 dirhemlik ağırlık ölçüsü. İLE Parlatan, cilâlayan âlet. | İnce, zarif bir hatip. )

- MİSKET[Fr. < İAr.] ile/ve/||/<> MİSKET[Fr. < İt.] [Beslenme]
( Hoş kokulu meyveleri nitelemek için kullanılır. İLE Bomba ve şarapnellerin içinde bulunan kurşun ya da demir tanelerin adı. | Bilye. )

- MİSL/MİSİL[Ar.] ile/ve/||/<> KAT [matematik]
( Eş, benzer. | Miktar. | Kat. )

- MİSVÂK[Ar.] ile/ve/||/<> DİŞ FIRÇASI [Nesneler]
( Ucu dövülüp fırça durumuna getirilen ve diş temizliğinde kullanılması, Müslümanlıkça sünnet olan bir tür ağaç çubuğu. )

- MİT/MİTOS[Fr. < Yun.] ile/ve/||/<> MİTOLOJİ[Fr. < Yun.]/ESÂTÎR[Ar.] [Felsefe]
( Tarih öncesine dayanan efsane. Dirimli öykü. Şiirsel felsefe. | Geleneksel olarak yayılan ya da toplumun hayal gücü etkisiyle biçim değiştiren, tanrı, tanrıça, evrenin doğuşu ile ilgili imgesel, alegorik bir anlatımı olan halk öyküsü. İLE/VE/<>/> Mitleri, doğuşlarını, anlamlarını yorumlayan, inceleyen bilim. | Bir ulusa, bir dine, özellikle Yunan, Latin uygarlığına ilişkin mitlerin, efsanelerin tümü. )
( Antik Yunan'da Ksenophanes (M.Ö. 565-470), Homeros ve Hesiodos'un tanrısal mitos anlatımlarını eleştirmiş ve yadsımıştır. Bu eleştiri sonucunda mitler, din ve metafizikten arındırılmış ve bağımsız bir mitos öğretisi ortaya çıkmıştır. Ancak yaşamdan yansıtılarak oluşturulmuş mitoslar, bu kez, yaşamdan kopuk ansal kurgular biçimini almıştır. )
( Toplumların yaratıp yaşattığı mitler geleneği yaşatmakla birlikte, özlem, umut ve beklentilerin yansıtıldığı bir geleceğin dünyası niteliğine de bürünmektedir. Bu tür mitler, gerçek yaşamın zorlukları karşısında bunalan insanların, özledikleri yaşamı kurmayı gelecek nesillere bıraktıkları birtakım tasarımlar niteliğindedir. Bireysel olarak ele alındığında mitos dönemi, ana rahminden konuşmanın başlamasına kadar geçen ve bebeklik süreci olarak adlandırılan döneme karşılık gelmektedir. )
( Bir mit duygusal bağlılık yönünden içi boşaldığında masala dönüşür. Duyguları etkileme gücünü yitirir. Ansal yorumlama ile de kurgu biçimini alır. )
( Mit ilk önce metafiziksel kozmogoni ile aşılmıştır. Artık mitsel simgeler arasındaki anlamlı bağ (ritus) yerini düşünceler arasındaki anlam bağına, mantık'a(düşünbiçim) bırakmıştır. Metafiziksel kozmogoni bir yandan felsefi spekülasyon biçimini alırken öte yandan miti dine dönüştürmüştür. Dinsel mit ise "tarih bilinci" ile aşılmıştır. İnsanın varoluşu, tarihsel bilinç yoluyla, gerçek ve olgusal kavranışına yükselmiştir. )
( Paganist (putperest) mitler, insanın karşısında eşyayı, doğa parçalarını ve hayvanları yüceltmiş ve kutsallaştırmıştır. Buna karşın imgesel (imgetapar, hayalperest) mitler, doğaüstü imgeleri insanın karşısında yüceltmiş ve kutsallaştırmıştır. Aydınlanmaya temel oluşturan mitler ise, insan yaşamını ve özellikle insan aklının tutsaklıktan ve yanılsamadan kurtuluşunu simgelemiş olanlardır. Ezoterik okullar bu tür mitlerden yararlanmışlardır. )
( Yaşamdan yansıtılarak oluşturulmalarına karşın mitler tarihsel değildir. Bir başka deyişle, tarihsel bir zaman ve mekân göstermezler. Mitlerin zamanı ve mekânı aşkındır. Mitler okunduğunda ya da ritüel eşliğinde canlandırıldığında, kişi mitsel zaman ve mekâna geçer. Mite katılır ve onu coşkuyla yaşar. Tarihsel olaylar bir kere olur ve geri dönüşsüzdür. Oysa mitler, canlandırılıp yaşanabilir. )
( Günümüzde, psikolojide ortaya çıkan gelişmeler, insan davranışlarının arkasında simgesel (arketipal) bir altyapının etkin olduğunu ortaya çıkarttığı için, mitos yeniden önem kazanmıştır. Artık mitosa, bir zamanlar olmuş bitmiş fantastik masallar gözüyle bakılmamakta, aksine, yaşayıp gelen ve halen yaşamakta olan, insan davranışlarını etkileyen ve yaşamın anlamlandırılmasında etkinliği olan bir öğe gözüyle bakılmaktadır. )
( Mitosu, bireyin duygu ve hayal dünyasında oluşan, gelişen bir psişik gereksinim olarak ele aldığımızda, modern toplumların modern mitlerin halen önemini koruduğu anlaşılmaktadır. )
( Mitoloji, evrendeki(insandaki/doğadaki) kaderi araştırma işidir. )
( Mitoloji, insanın bulunduğu yeri anlamlandırma işidir. )
( Mitler yazıldıklarından itibaren mit olmaktan çıkmaya başlamıştır. )
( Mitte tipoloji yoktur, arkeler vardır. )
( Mitler, düzyazıya döküldüğü anda doktrindir. )

- MIYMINTI ile/ve/||/<> MİSKİN[Ar.] [Davranis-Tutum]
( İnsanın sabrını tüketecek derecede yavaş ve mızmızca iş gören. İLE Çok uyuşuk olan. | Hoş görülmeyecek durumlar karşısında tepki göstermeyen. | Âciz, zavallı. | Cüzzam hastalığına tutulmuş olan. )

- MİZANSEN[Ar.] değil/yerine/= KURGU [Dil]

- MİZER değil/yerine/= FUTA[Ar.] [Nesneler]
( ... İLE İpek peştemal. )

- MIZRAP[Ar.]/TEZENE[Fars.]/PENA[Lat.] değil/yerine/= ÇALGIÇ [Muzik]

- MOLLA[Ar.] değil/yerine/= SOFU[Ar. < Yun.] [Tasavvuf]
( Büyük kadı. | Medrese öğrencisi. | Büyük bilgin. İLE Dinin buyruk ve yasaklarına tümüyle uyan kişi. )

- MUAF[Ar.] değil/yerine/= AYRI [tuze]
( Bağışlanmış, affedilmiş. | Ayrı tutulmuş, ayrıcalık tanınmış. | Özgür. )

- MUAHHAR[Ar.] değil/yerine/= SONRAKİ [Genel]

- MUALLİM[Ar. < İLM] değil/yerine/= ÖĞRETMEN [Insan]
( Tâlim eden, öğreten, öğretmen, hoca. )

- MUÂMELE[Ar.] değil/yerine/= İŞLEM; DAVRANIŞ [Davranis-Tutum]

- MUAMMA[Ar.] değil/yerine/= BELİRSİZ/LİK [Felsefe]
( Şiir sanatında harflerle yapılan bilmece/ler. )

- MUAMMERİYET[Ar.] değil/yerine/= CANLILIK [dirimbilim]

- MUAMMER[Ar. < ÖMR] değil/yerine/= YAŞAYAN, YAŞAMIŞ [Insan]

- MUAREFE[Ar.] değil/yerine/= TANIŞMA, TANIŞIKLIK [Insan]

- MUARIZ[Ar.] değil/yerine/= KARŞI KOYAN/ÇIKAN [Davranis-Tutum]

- MUASIR[Ar.] değil/yerine/= ÇAĞDAŞ [Genel]
( Aynı yüzyıl içinde olan. )

- MUAVİN[Ar.] değil/yerine/= YARDIMCI [Insan]

- MUAYEDE[Ar.] değil/yerine/= BAYRAMLAŞMA [Davranis-Tutum]

- MUAYYEN[Ar.] değil/yerine/= BELİRLİ [Dil]
( Belirli, tâyin edilmiş. | Kararlaştırılan. )

- MUAZZEZ[Ar.] değil/yerine/= SAYILAN, SAYGI DUYULAN [Davranis-Tutum]

- MÜBÂDELE[Ar. < BEDEL | çoğ. MÜBÂDELÂT] değil/yerine/= DEĞİŞ-TOKUŞ [Nesneler]

- MÜBAHASE[Ar.] değil/yerine/= KONUŞMA [Oncelikliler]

- MUBÂH[Ar. < İBÂHA] değil/yerine/= MÂKUL[Ar. < AKL] [lugat]
( İşlenmesinde, sevap ya da günah olmayan şey/iş. İLE Akıllıca, akla uygun, akıllıca iş gören, anlayışlı, mantıklı. )

- MÜBÂLÂGA[Ar. < BÜLÛĞ] değil/yerine/= ABARTI [Dil]

- MÜBAŞERET[Ar.] değil/yerine/= GİRİŞİM [Davranis-Tutum]
( Bir işe başlama. )

- MUBAYAA[Ar. < BEY] değil/yerine/= SATIN ALMA [Genel]

- MÜCAZAT[Ar.] değil/yerine/= CEZA VERME [tuze]
( İşlenen bir suçtan dolayı ceza verme. )

- MÜCELLA[Ar.] değil/yerine/= PARLATILMIŞ/PARLAK [Nesneler]

- MÜCELLİT[Ar.] değil/yerine/= CİLTÇİ [Insan]

- MÜCERREP[Ar.] değil/yerine/= DENENMİŞ, SINANMIŞ [Genel]

- MÜCESSEM[Ar.] değil/yerine/= BELİRMİŞ OLAN [Nesneler]
( Cisim/madde durumunda olan. | Somut bir varolanda, tam olarak belirmiş olan. )

- MÜCEVHER[Ar.] değil/yerine/= DEĞERLİ NESNE [Nesneler]

- MÜCEVHER değil/yerine/= MURASSA[Ar.] [Nesneler]
( ... İLE Değerli taşlarla bezenmiş, mücevherle süslenmiş. )

- MUCİZE[Ar.] değil/yerine/= TANSIK [Turkce]

- MÜCMEL[Ar.] değil/yerine/= KISA VE ÖZLÜ [YAZIN]
( Özet olarak anlatılmış. )

- MÜCRİM[Ar.] değil/yerine/= SUÇLU [tuze]

- MÜDDEÎ-İ UMÛMÎ[Ar.] değil/yerine/= SAVCI [tuze]

- MÜDELLEL[Ar.] değil/yerine/= KANITLANMIŞ/KANITLI [tuze]

- MÜDEVVER[Ar.] değil/yerine/= YUVARLAK [fizik]

- MUDİL[Ar.] değil/yerine/= KARMAŞIK, GÜÇ, ÇETİN [Doga]

- MÜEBBET[Ar.] değil/yerine/= SONU OLMAYAN, YAŞAM BOYUNCA [tuze]

- MÜEDDEP[Ar.] değil/yerine/= USLU, TERBİYELİ [Davranis-Tutum]

- MÜELLİF[Ar. < ÜLFET] değil/yerine/= KİTAP YAZAN, YAPIT SAHİBİ [YAZIN]

- MÜEMMEN[Ar.] değil/yerine/= SAĞLANMIŞ, GÜVENİLİR [Genel]

- MÜENNES[Ar.] değil/yerine/= DİŞİL [Dil]

- MÜESSESE[Ar.] değil/yerine/= KURULUŞ [Genel]

- MÜESSES[Ar.] değil/yerine/= KURULU [Genel]

- MÜESSİF[Ar.] değil/yerine/= ÜZÜCÜ [Genel]

- MÜESSİS[Ar.] değil/yerine/= KURUCU [Genel]

- MÜEYYİDE[Ar.] değil/yerine/= YAPTIRIM [Dil]

- MUFASSAL[Ar.] değil/yerine/= AYRINTILI [Dil]

- MÜFETTİŞ[Ar.] değil/yerine/= DENETÇİ/DENETMEN [Dil]

- MÜFİT[Ar.] değil/yerine/= YARARLI | ANLATAN [Genel]

- MÜFREDAT[Ar.] değil/yerine/= ÖĞRETİM İZLENCESİ [Genel]

- MÜFRET[Ar.] değil/yerine/= TEKİL [Dil]

- MÜFRİT[Ar.] değil/yerine/= AŞIRI [Davranis-Tutum]

- MUGANNÎ[Ar. < GINÂ][Fr. CHANTEUR] değil/yerine/= ŞARKICI [Muzik]
( Şarkıcı, hanende. | Hoş öten kuş. )

- MUGAYİR[Ar.] değil/yerine/= AYKIRI / UYMAZ [Genel]

- MUĞBER[Ar.] değil/yerine/= GÜCENMİŞ/GÜCENİK, KÜSKÜN [Insan]

- MUHABİR[Ar.] değil/yerine/= GAZETECİ [Insan]

- MUHÂCİM[Ar. < HÜCUM] değil/yerine/= SALDIRAN/SALDIRICI [Davranis-Tutum]

- MUHÂCİR[Ar. < HİCRET] değil/yerine/= GÖÇMEN [Insan]
( Göçmen, göç eden. | Bir ülkeden kalkıp, bir başka ülkede yerleşen. )

- MUHADDEP[Ar.]/KONVEKS[İng.] değil/yerine/= DIŞBÜKEY [matematik]

- MUHAFAZAKÂR[Ar., Fars.] değil/yerine/= TUTUCU [Davranis-Tutum]

- MUHÂFIZ[Ar.] değil/yerine/= KORUYAN/KOLLAYAN [Insan]
( Birini ya da bir şeyi koruyan, kollayan. | Bir kalenin ya da bir kentin önemli yerlerini korumak, düzeni ve güvenliği sağlamakla görevli komutan. )

- MUHÂLİF[Ar.] değil/yerine/= KARŞICIL [Davranis-Tutum]

- MUHAMMEN[Ar.] değil/yerine/= ORANLANAN [matematik]

- MUHAMMİN[Ar.] değil/yerine/= ORANLAYAN [matematik]

- MUHARREM[Ar.] değil/yerine/= AŞÛRE AYI [Genel]
( Ay takviminin birinci ayı. )

- MUHASSALA[Ar.] değil/yerine/= BİLEŞKE [fizik]
( Elde edilen sonuç. | Bileşke. )

- MUHASSAS[Ar.] değil/yerine/= AYRILMIŞ [tuze]
( Birine ayrılmış, tahsis olunmuş. )

- MUHATAP[Ar.] değil/yerine/= KONUŞULAN [Insan]

- MUHAT[Ar.] değil/yerine/= KUŞATILMIŞ [Mekanlar]

- MUHAVVİL[Ar. < HAVL] değil/yerine/= DEĞİŞTİREN/DÖNÜŞTÜREN [Davranis-Tutum]
( Tahvîl, tahvîl eden, değiştiren, başka şekle soran. )

- MUHAYYERBÛSELİK[Ar., Fars.] değil/yerine/= MUHAYYERKÜRDİ [Muzik]
( Türk müziğindeki makamlar. )

- MÜHEYYA[Ar.] değil/yerine/= HAZIR [Genel]

- MÜHEYYİÇ[Ar.] değil/yerine/= COŞTURUCU [Davranis-Tutum]

- MÜHİM[Ar.] değil/yerine/= ÖNEMLİ [Dil]

- MUHİP[Ar.] değil/yerine/= SEVEN [Insan]

- MUHKEM[Ar.] değil/yerine/= SAĞLAM/LAŞTRILMIŞ [Nesneler]

- MÜHLİK[Ar.] değil/yerine/= ÖLDÜRÜCÜ | TEHLİKELİ [Genel]

- MUHTÂR[Ar. < HAYR] değil/yerine/= ÖZERK [Insan]
( İHTİYÂR EDEN, SEÇİLMİŞ, SEÇKİN | HAREKETİNDE SERBEST OLAN | KÖY YA DA MAHALLE İŞLERİNE BAKMAK ÜZERE HALKIN SEÇTİĞİ KİMSE )

- MUHTASARAN[Ar.] değil/yerine/= KISACA [Dil]

- MUHTEKİR[Ar.]/SPEKÜLATÖR[İng.] değil/yerine/= VURGUNCU [Nesneler]
( Yolsuz kazanç elde eden, vurguncu, istifçi, ihtikâr yapan. )

- MUHTELİF[Ar.] değil/yerine/= TÜRLÜ, ÇEŞİT ÇEŞİT [Genel]
( Zıt, birbirini tutmayan. | Türlü, çeşit çeşit, çeşitli. )

- MUHTELİT[Ar.] değil/yerine/= KARMA / KARIŞIK [Genel]

- MUHTEMEL[Ar.] değil/yerine/= OLASI [Dil]

- MUHTEREM[Ar. < HÜRMET] değil/yerine/= SAYGIDEĞER/SAYIN [Davranis-Tutum]
( Saygıdeğer, sayın, ihtirâm olunmuş. )

- MUHTERİZ[Ar.] değil/yerine/= ÇEKİNGEN [Insan]

- MUHTEŞEM[Ar. < HAŞMET] değil/yerine/= MUAZZAM[Ar. < AZM] [lugat]
( Görkemli, ihtişamlı, tantanalı, debdebeli. İLE/VE Kocaman, koca. | Ulu, koskoca. | Önemli, ağır. )

- MUHTEŞEM[Ar.] değil/yerine/= GÖRKEMLİ/GÖSTERİŞLİ [Genel]

- MUHTEVÂ[Ar.] yerine İÇERİK [Dil]

- MUHTIRA[Ar.]/MEMORANDUM[İng.] yerine YÖNERGE/ANDAÇ/GÜNLÜK [Genel]
( Herhangi bir şeyi anımsatma, uyarma amacıyla yazılan yazı. | Bir devletin, başka bir develete, siyasal sorunlarla ilgili olarak yolladığı uyarı yazısı, diplomatik nota. | Andaç. | Günlük. )

- MÜHÜRDAR[Ar., Fars.] yerine [Tarih]
( Devlet büyüklerinin mühürlerini taşımak ve gereken kâğıtları mühürlemekle yükümlü görevli. )

- MUHZIR[Ar.] yerine MÜBÂŞİR[]Ar.] [tuze]
( İlgililerin, mahkemede bulunmalarını sağlayan görevli. İLE Mahkemede, duruşmaya girecekleri ve tanıkları çağıran, yargıcın buyruklarını bildiren, kâğıtları getirip götüren görevli. )

- MUİT[Ar.] değil/yerine/= YARDIMCI ÖĞRETMEN [Insan]

- MUKÂBELE[Ar.] değil/yerine/= KARŞILIK [Davranis-Tutum]
( Karşılık verme, karşılama, karşılık. | Karşılaştırma, karşılıklı yapılan okuma. | Karşı gelme, başkaldırma. | Camilerde Kur'an okunurken, hâfızların da karşılık olarak ezbere Kur'an okumaları. | Kur'an'ı, birinin okuması ve birinin/birilerinin dinlemesi. | Mevlevî ayinlerinde, tarikat mensuplarının, cezbe haliyle ayakta dönmesi. )

- MUKABİL[Ar.] değil/yerine/= KARŞILIĞINDA [Genel]
( Bir şeye karşılık olarak yapılan bir şeyin karşılığı olan. | Bir şeyin karşısında bulunan. | Karşılık. | Karşılık olarak, karşılığında. )

- MÜKÂFÂT[Ar. < KİFÂYET] değil/yerine/= MÜSÂVÂT[Ar. < SEVİYY] [Dil]
( Beraberlik. | Bir hizmet ya da iyiliğe yönelik edilen iyilik. | Çalışkan öğrenciye öğretmeninin verdiği beğenme kâğıdı, takdir. İLE Eşitlik, aynı halde ve derecede olma. )

- MUKAFFA/KAFİYELİ[Ar.] değil/yerine/= UYAKLI [YAZIN]

- MUKASSEM[Ar.] değil/yerine/= AYRILMIŞ, BÖLÜNMÜŞ [Genel]

- MUKASSİ[Ar.] değil/yerine/= SIKINTILI, BUNALTICI [Genel]

- MUKATTAR[Ar. < KATR] değil/yerine/= DAMITILMIŞ/DAMITIK [Beslenme]
( Damıtılmış, imbikten çekilmiş, taktîr edilmiş. )

- MUKAVELE[Ar.] değil/yerine/= SÖZLEŞME [tuze]

- MUKAVEMET[Ar.] değil/yerine/= DİRENME [Davranis-Tutum]
( Dayanma, karşı durma, karşı koyma, direnme, direniş. | Direnç. )

- MUKAVİM[Ar.] değil/yerine/= DİRENÇLİ [Davranis-Tutum]
( Dayanıklı, güçlü, dirençli. | Karşı koyan, başkaldıran. )

- MUKAVVA[Ar.] değil/yerine/= KARTON [Nesneler]

- MUKAVVES[Ar.] değil/yerine/= EĞRİ [YAPI]

- MUKAVVİ[Ar.] değil/yerine/= GÜÇLENDİRİCİ [Genel]

- MUKAYESE[Ar.] değil/yerine/= KARŞILAŞTIRMA [Felsefe]
( Akıl ve zariflikte, çokluk iddiasında bulunma. | Benzeterek ya da karşılaştırarak değerlendirme, kıyaslama. )

- MUKAYYET[Ar.] değil/yerine/= BAĞLI OLAN [Genel]
( Bağlı olan, bağlanmış. | Bir koşul ya da kayıtla bağlı olan. | Yazılmış, yazılı, kayıtlı. )

- MUKNİ[Ar.] değil/yerine/= İNANDIRAN [Davranis-Tutum]

- MÜKRİM[Ar.] değil/yerine/= KONUKSEVER [Davranis-Tutum]

- MUKRİZ[Ar.] değil/yerine/= BORÇ VEREN [Insan]

- MUKTEDİR[Ar. < KUDRET] değil/yerine/= ERKLİ [Insan]
( Bir şey yapmaya gücü yeten, becerebilen. )

- MÜKTESEBAT[Ar.] değil/yerine/= EDİNÇ / KAZANILAN [Genel]

- MUKTESİT[Ar.] değil/yerine/= TUTUMLU [Davranis-Tutum]

- MUKTEZA/MUKTEZİ[Ar.] değil/yerine/= GEREKLİ [Genel]
( Gereken, gerekli olan. | Bir iş yapılırken, gerekli işlemlerin tümü. )

- MÜLAHHAM[Ar.] değil/yerine/= ŞİŞMAN [Insan]

- MÜLÂKAT[Ar. < LİKA] ile/ve/değil/yerine/<>/< LİYÂKAT [Davranis-Tutum]

- MÜLÂKAT[Ar. < LİKA] değil/yerine/= SÖYLEŞİ/GÖRÜŞME [Dil]

- MÜLAYEMET[Ar.] değil/yerine/= UYSALLIK | BAĞIRSAK YUMUŞAKLIĞI [TIP]

- MÜLÂYİM[Ar.] değil/yerine/= UYGUN | YUMUŞAK HUYLU [Davranis-Tutum]

- MÜLÂZIM[Ar.] değil/yerine/= TEĞMEN [Insan]
( Bir işe girmek için bir süre parasız olarak o işe devam eden. | Teğmen. )

- MÜLEMMA'[Ar. < LEM] değil/yerine/= ALACA RENKLİ | KOŞUK | BULAŞMIŞ [Nesneler]
( Bir kısmı Türkçe, bir kısmı Arapça ya da Farsça söylenmiş/yazılmış olan şiir/manzûme. )

- MÜLGA[Ar. < LAĞV] değil/yerine/= KAPATILAN [tuze]

- MÜLHAKAT[Ar. < MÜLHAK]["ka" uzun okunur!] değil/yerine/= MUZÂFÂT[Ar. < MUZAF [Mekanlar]
( Katmalar, ekler. | Bir merkeze bağlı olan yerler. İLE Bir şeyin ekleri, bir merkezin şubeleri, kolları. )

- MÜLHEM[Ar.] değil/yerine/= İÇE DOĞMUŞ, ESİNLENİLMİŞ [Felsefe]

- MÜLKİYET[Ar.] değil/yerine/= İYELİK [Genel]

- MÜLK[Ar.] değil/yerine/= YAPI | TAŞINMAZ [YAPI]
( Ev, dükkân, arazi, gibi taşınmaz mal. | Devletin egemenliği altında bulunan toprakların tümü, ülke. | Vakıf olmayıp doğrudan doğruya birinin malı olan yer ya da yapı. )

- MÜLTECİ[Ar.] değil/yerine/= SIĞINAN / SIĞINMACI / SIĞINIK [Insan]

- MÜLTEFİT[Ar.] değil/yerine/= GÜLERYÜZLÜ [Davranis-Tutum]

- MUMAİLEYH[Ar.] değil/yerine/= ADI GEÇEN [Dil]

- MÜMÂRESE[Ar. < MERES] değil/yerine/= YATKINLIK [Sanat]
( ALIŞMA, ALIŞIKLIK, YATKINLIK, EL YATKINLIĞI )

- MÜMASİL[Ar.] değil/yerine/= BENZEYEN, ANDIRAN [Genel]

- MÜMAS[Ar.] değil/yerine/= DOKUNAN | TEĞET [Nesneler]

- MÜMTAZ[Ar.] değil/yerine/= AYRI/ÜSTÜN | SEÇKİN [Genel]

- MÜNÂKALÂT[Ar. < NAKİL] değil/yerine/= ULAŞTIRMA / TAŞIMA [Genel]

- MÜNÂKALE[Ar. < NAKL] değil/yerine/= ULAŞIM | AKTARMA [Genel]

- MÜNÂSEBET[Ar. < NİSBET] değil/yerine/= İLİŞKİ/İLİŞİK/İLİNTİ [Genel]
( UYGUNLUK | İLİŞİK | İLGİ, YAKINLIK, BAĞ | YANAŞMA, VESÎLE )

- MÜNÂVEBE[Ar. < NEVBET] değil/yerine/= NÖBETLEŞME/KEŞİKLEME/ALMAŞ [Davranis-Tutum]
( NÖBETLEŞME, NÖBETLE İŞ GÖRME )

- MÜNBİT[Ar. < NEBÂT] değil/yerine/= VERİMLİ [Bitkiler]

- MÜNDEMİÇ[Ar.] değil/yerine/= İÇKİN [Doga]

- MÜNDERECÂT[Ar.] değil/yerine/= İÇİNDEKİLER [Genel]

- MÜNEBBİH[Ar.] değil/yerine/= UYARICI [Insan]

- MÜNEKKİT[Ar.] değil/yerine/= ELEŞTİRMEN [Insan]

- MUNFASIL[Ar.] değil/yerine/= AYRILMIŞ [Genel]

- MÜNHANİ[Ar.] değil/yerine/= EĞRİ [Nesneler]

- MÜNHASIR[Ar.] değil/yerine/= ÖZGÜ [Genel]

- MÜNHATT[Ar.] değil/yerine/= AŞAĞI İNEN | ALÇAK | ÇUKUR [Mekanlar]

- MÜNKARİZ[Ar.] değil/yerine/= BATMIŞ, ÇÖKMÜŞ, TÜKENMİŞ [YAPI]

- MÜNKESİR[Ar. < KESR] değil/yerine/= KIRILMIŞ, KIRIK | KIRGIN, GÜCENMİŞ [matematik]

- MUNSAP[Ar.] değil/yerine/= KAVUŞAN | [coğ.] AĞIZ [Mekanlar]

- MÜNŞEAT[Ar. < NEŞ'ET] değil/yerine/= YAPIT [YAZIN]
( Sanatlı düzyazı ya da mektupların toplandığı dergi. | Kaleme alınmış, yazılmış şeyler. )

- MÜNTAHAP[Ar.] değil/yerine/= SEÇİLMİŞ, SEÇME [Oncelikliler]

- MÜNTAHİP[Ar.] değil/yerine/= SEÇMEN [Insan]

- MUNTAZAM[Ar.] değil/yerine/= DÜZGÜN/DÜZENLİ [Dil]

- MUNTAZIR[Ar.] değil/yerine/= BEKLEYEN, GÖZLEYEN [Insan]

- MÜNTEŞİR[Ar. < NEŞR] değil/yerine/= YAYILMIŞ, AÇILMIŞ | DAĞINIK | DUYULMUŞ, ETRAFA YAYILMIŞ | BASILMIŞ VE YAYILMIŞ [YAZIN]

- MUNZAM[Ar.] değil/yerine/= KATILMIŞ, EKLENMİŞ [Genel]

- MÜPHEMİYET[Ar.] değil/yerine/= BELİRSİZLİK [Oncelikliler]

- MÜPTEDİ[Ar.] değil/yerine/= ÖĞRENMEYE YENİ BAŞLAYAN [Insan]

- MÜPTEZEL[Ar.] değil/yerine/= DEĞERSİZ [Genel]
( Saygınlığını yitirmiş. | Çokluğundan dolayı değerini yitiren, değersiz. )

- MÜRACAAT[Ar.] değil/yerine/= DANIŞMA/BAŞVURU [Genel]

- MÜRÂDİF[Ar. < REDF] değil/yerine/= ANLAMDAŞ, EŞ ANLAMLI [Dil]

- MURAFAA[Ar.] değil/yerine/= DURUŞMA [tuze]
( Duruşma. | Yargıtay'da yapılan duruşma. )

- MURAHHAS[Ar. < RUHSAT] değil/yerine/= RUHSATLI, İZİNLİ | DELEGE [tuze]
( RUHSATLI, İZİNLİ | DELEGE )

- MÛRD[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Mersin ağacı. )

- MÜRECCEH[Ar.] değil/yerine/= YEĞ / YEĞREK [Oncelikliler]

- MÜRTESEM/İRTİSAM[Ar.]/PROJEKSİYON[Fr., İng.] değil/yerine/= İZDÜŞÜM [Dil]

- MÜRÛR-İ ZAMAN[Ar.] değil/yerine/= ZAMANAŞIMI/SÜREAŞIMI [Genel]

- MÜSÂADE[Ar. < SU'ÛD] değil/yerine/= İZİN [Davranis-Tutum]

- MÜŞABEHET[Ar.] değil/yerine/= BENZERLİK/BENZEŞLİK [Genel]

- MÜSÂBIK[Ar. < SEBK] değil/yerine/= YARIŞMACI [Insan]

- MUSÂFAHA[Ar. < SAFH] ile/ve/||/+/<>/< EL SIKIŞMA, TOKALAŞMA [Tasavvuf]

- MUSAHABE[Ar.] değil/yerine/= KONUŞMA, GÖRÜŞME [Insan]

- MÜŞÂHEDE[Ar. < ŞUHÛD] değil/yerine/= GÖRME | GÖZLEM [Davranis-Tutum]

- MÜSAHHİH[Ar.] ile DÜZELTİCİ/DÜZELTMEN [Dil]

- MUSALLAT[Ar.] ile PEŞİNE DÜŞME/DÜŞEN [Davranis-Tutum]
( Bir kişi ya da şeyin üzerine, bıktıracak kadar düşmek/düşen. )

- MÜSÂMERE[Ar. < SEMR] ile GÖSTERİ [Turkce]
( Okullarda, öğrencilerin sunduğu, içeriğinde koşuk, oyun gibi gösterilerin yer aldığı eğlence. | Çoğunlukla akşam toplantısı/eğlencesi. )

- MÜŞEKKEL[Ar.] değil/yerine/= BİÇİM VERİLMİŞ | İRİ, GÖSTERİŞLİ [Nesneler]

- MÜŞKÜLPESENT[Ar., Fars.] değil/yerine/= GÜÇ BEĞENEN, TİTİZ [Davranis-Tutum]

- MÜŞKÜL[Ar.] değil/yerine/= GÜÇ, ZOR, ÇETİN | ENGEL, GÜÇLÜK/ZORLUK [Genel]

- MÜSTAHAKK[Ar. < HAKK] değil/yerine/= HAK ETMİŞ [Davranis-Tutum]
( MÜSTAHİKK[aslı!] )

- MÜSTAHDEM/HADEME[Ar.] değil/yerine/= HİZMETLİ [hizmet]

- MÜSTAİT[Ar.] değil/yerine/= DOĞUŞTAN YETENEKLİ [Insan]

- MÜSTAKBEL[Ar. < KABL] değil/yerine/= GELECEK [Tarih]
( KARŞILANAN | ÖNDE BULUNAN, İLERİDEKİ, GELECEK )

- MÜSTAKİLL[Ar. < KILLET] değil/yerine/= BAĞIMSIZ [Oncelikliler]
( BAŞLI BAŞINA, KENDİ BAŞINA, KENDİ KENDİNE, AYRICA, BAĞIMSIZ )

- MÜSTAKÎM[Ar. < KIYÂM] değil/yerine/= DOĞRU, DÜZ, DİK [Davranis-Tutum]
( DOĞRU, DÜZ, DİK | TEMİZ, NAMUSLU )

- MÜSTAMEL[Ar. < AMEL] değil/yerine/= KULLANILMIŞ | ESKİ [Nesneler]

- MÜSTANTİK[Ar.] değil/yerine/= SORGU YARGICI [tuze]

- MÜSTEBAD[Ar. < BU'D] değil/yerine/= OLACAĞI SANILMAYAN/UZAK GÖRÜLEN [Genel]

- MÜSTEFİT[Ar.] değil/yerine/= YARARLANAN [Insan]

- MÜŞTEHİ[Ar.] değil/yerine/= İSTEKLİ [Insan]
( Bir şey için çok istek gösteren, istekli. | İştahlı. )

- MÜSTEHLİK[Ar. < HELÂK] değil/yerine/= TÜKETİCİ [Insan]
( YİYİP İÇEREK TÜKETEN, BİTİREN | TÜKETİCİ )

- MÜSTELZİM[Ar.] değil/yerine/= GEREKTİREN | GEREKEN/GEREKLİ OLAN [Genel]

- MÜSTENKİF[Ar.] değil/yerine/= ÇEKİMSER [Davranis-Tutum]

- MÜSTENSİH[Ar. < NESH] değil/yerine/= ÇOĞALTAN [Insan]

- MÜŞTEREK[Ar.] değil/yerine/= BİRLİKTE, ORTAK/LAŞA [Dil]

- MÜSTERÎH[Ar. < RAHAT] değil/yerine/= İÇİ RAHAT / KAYGISIZ [Insan]

- MÜŞTERÎ[< ŞİRÂ | çoğ. MÜŞTERÎÎN] değil/yerine/= Müşterî/SA'D-İ EKBER[Ar.] [lugat]
( Satın alan, alıcı, iştirâ eden. | Alışverişte bulunan. | İstekli. İLE Sakıt / Erendiz / Jüpiter gezegeni. )
( ... İLE Sakıt, Erendiz, Jüpiter, Mars. )

- MÜŞTERÎ[Ar. < ŞİRÂ] değil/yerine/= ALICI/İLGİLİ [Insan]
( Satın alan/alıcı, iştirâ eden. | Alışverişte bulunan. | İstekli. | Hem satın alan, hem satan. )

- MÜSTEŞÂR[Ar. < MEŞVERET] değil/yerine/= DANIŞILAN/DANIŞMAN [Insan]

- MÜSTESNÂ[Ar. < SENY] değil/yerine/= AYRI TUTULAN [Oncelikliler]
( İSTİSNÂ EDİLEN, KURAL DIŞI BIRAKILAN | ÜSTÜN | AYRI TUTULAN | BENZERLERİNDEN BASKIN )

- MÜSTEŞRİK[Ar.]/ŞARKİYATÇI/ORYANTALİST[Fr., İng.] değil/yerine/= DOĞUBİLİMCİ [Insan]

- MÜSTEVÎ[Ar.] değil/yerine/= DÜZ | DÜZLEM [YAPI]

- MÜSTEVLÎ[Ar. < VELY] değil/yerine/= SALGIN [TIP]
( İstilâ eden, ele geçiren, idaresi altına alan. | Yayılan, her tarafı kaplayan. | Salgın. )

- MÜSTEZÂD[Ar. < ZİYÂDE] değil/yerine/= ARTMIŞ/ÇOĞALMIŞ [Genel]
( Çoğalması istenilen, artmış. | Her dizesine bir küçük dize eklenmiş, Divan Edebiyatı şiir türü. [Bahr-i hecez vezinlerinden "mef'ûlü mefâîlü mefâîlü faûlün" vezninde söylenmiş dizelere "mef'ûlü faûlün" parçalarına denk birer parça katarak oluşturulan şiir.] )

- MÜSVEDDE[Ar. < SEVED] değil/yerine/= YAZI TASLAĞI / KARALAMA [YAZIN]

- MUTAASSIP(/B)[Ar.] değil/yerine/= BAĞNAZ/AŞIRI TUTUCU [Insan]

- MUTALLAKA[Ar.] değil/yerine/= DUL (KADIN) [Insan]
( Boşanarak dul kalmış kadın. )

- MÜTAREKE[Ar.] değil/yerine/= ATEŞKES / BIRAKIŞMA [Davranis-Tutum]

- MUTAT[Ar.] değil/yerine/= ALIŞILMIŞ/ALIŞILAN [Genel]

- MUTÂVAAT[Ar. < TAV] değil/yerine/= BOYUN EĞME [Davranis-Tutum]
( Baş/boyun eğme, itâat etme. | [dilb.] Dönüşlü. )

- MÜTA[Ar.] değil/yerine/= GEÇİCİ KAZANÇ [Genel]

- MÜTEADDİT[Ar.] değil/yerine/= ÇOK, BİRÇOK [Genel]

- MÜTEALİYE[Ar.]/TRANSANDANTALİZM[İng..] değil/yerine/= DENEYÜSTÜCÜLÜK [Felsefe]

- MÜTEALLİK[Ar.] değil/yerine/= İLİŞKİN, İLGİLİ [Genel]

- MÜTEBAHHİR[Ar.] değil/yerine/= GENİŞ/DERİN BİLGİSİ OLAN [Insan]

- MÜTECESSİS[Ar.] değil/yerine/= MERAKLI [Insan]

- MÜTEDAVİL[Ar.] değil/yerine/= ÇEVRİMDE/Kİ, YÜRÜRLÜKTE [Genel]

- MÜTEDEYYİN[Ar.] değil/yerine/= DİNDAR [Tasavvuf]
( ILIMLI (İNSAN) | DİNDAR. | DİN İLE GÖREVLİ. | BORÇLU OLAN )

- MUTEDİL[Ar.] değil/yerine/= DENGELİ | ILIMAN [Davranis-Tutum]

- MÜTEESSİF[Ar.] değil/yerine/= ÜZÜLEN, ACIYAN [Insan]

- MÜTEFEKKİR[Ar.] değil/yerine/= DÜŞÜNÜR [Insan]

- MÜTEFERRİK[Ar.] değil/yerine/= AYRILMIŞ, DAĞINIK [Nesneler]

- MÜTEHAMMİL[Ar.] değil/yerine/= DAYANIKLI, GÖTÜRÜMLÜ [Insan]

- MÜTEHARRİK[Ar.] değil/yerine/= DEVİNGEN | İŞLEYEN/ÇALIŞAN [Insan]

- MÜTEHASSIS/LIK[Ar.] değil/yerine/= UZMAN/LIK [Dil]

- MÜTEKABİL[Ar.] değil/yerine/= KARŞILIKLI [Mekanlar]

- MÜTEKAİT[Ar.] değil/yerine/= EMEKLİ [Insan]

- MÜTEKÂMİL[Ar.] değil/yerine/= OLGUNLAŞMIŞ [Insan]

- MÜTEKARİP[Ar.] değil/yerine/= YAKINSAK [fizik]
( Tek bir noktaya doğru yönelen ışınlar, çizgiler. )

- MÜTEKÂSİF[Ar.] değil/yerine/= YOĞUNLAŞMIŞ, KOYULAŞMIŞ, DERİŞİK [kimya]

- MUTEKİT/MÜMİN[Ar.] değil/yerine/= DİNDAR [Tasavvuf]

- MÜTEMMİM[Ar. < TEMÂM] değil/yerine/= TAMAMLAYICI [Felsefe]
( Tümleç. Herhangi bir sözcüğün anlamını tamamlayan. | Bütün haline getiren. )

- MÜTEMMİM[Ar.] değil/yerine/= TÜMLEÇ [Dil]
( COMPLEMENT )
( Tamamlayan, bütünleyen, bitiren. | [mat.] Bütünler. | Tümleç. )

- MÜTENAVİP[Ar.]/ALTERNATİF[İng.] değil/yerine/= SEÇENEK, ALMAŞIK [fizik]

- MUTENA[Ar.]/GÜZİDE[Fars.]/ELİT[Fr.] değil/yerine/= ÖZENİLMİŞ | SEÇKİN/ÖNEMLİ [Davranis-Tutum]

- MÜTENEVVİ[Ar.] değil/yerine/= TÜRLÜ, ÇEŞİTLİ [Genel]

- MÜTERCİM[Ar.] değil/yerine/= ÇEVİRMEN [Insan]

- MÜTEREDDİT[Ar.] değil/yerine/= İKİRCİKLİ [Davranis-Tutum]

- MÜTEŞEBBİS[Ar.] değil/yerine/= GİRİŞKEN/GİRİŞİMCİ [Insan]

- MÜTESELSİLEN[Ar.] değil/yerine/= SIRA İLE, BİRBİRİ PEŞİ SIRA, ZİNCİRLEME [Genel]
( SIRA İLE, BİRBİRİ PEŞİ SIRA, ZİNCİRLEME )

- MÜTEVALİ[Ar.] değil/yerine/= ARDIŞIK [Genel]

- MÜTEZAYİT[Ar.] değil/yerine/= ARTAN/ÇOĞALAN [Nesneler]

- MUTFAK değil/yerine/= GALİ[Fr. < Ar.] [YAPI]
( ... İLE Alçak ve altı düz gemi. | Gemilerin üst güvertelerinde ve palavralarında bulunan mutfak. )

- MUTLAK EŞİK DEĞERLERİNDE:
GÖRME
değil/yerine/= İŞİTME [Insan]
( Karanlık bir gecede 50 km.'den bir mum ışığı. İLE/VE Sessiz bir ortamda 5 metreden bir kol saatinin işleyişi. İLE/VE Sekiz litrelik bir suda bir çay kaşığı şeker. İLE/VE Altı odalı büyük bir evde bir damla esans. İLE/VE Bir santimetre yükseklikten yüzüne düşen bir sineğin kanadı. )

- MUTTALİ[Ar.] değil/yerine/= ÖĞRENMİŞ [Insan]
( Öğrenmiş, haber almış, bilgi edinmiş. )

- MUTTARİT[Ar.] değil/yerine/= DÜZENLİ / TEKDÜZE [Genel]

- MUTTASIF[Ar.]/VASIFLI değil/yerine/= NİTELENMİŞ/NİCELİKLİ [Genel]

- MUVAZAA[Ar.] değil/yerine/= DANIŞIK/LIK [Davranis-Tutum]

- MUVAZAT[Ar.]/PARALELLİK değil/yerine/= KOŞUTLUK [Genel]

- MUVAZENE[Ar.] değil/yerine/= DENGE [Genel]

- MUVAZİ[Ar.]/PARALEL[Fr. < Lat. < Yun.] değil/yerine/= KOŞUT [YAPI]
( ... DEĞİL/YERİNE/= Koşut. | Yeryuvarı üzerinde çizildiği varsayılan, ekvatora koşut çemberlerden her biri. | Bir dönel yüzeyin, eksene dik bir düzlemle kesiti. )

- MUVAZZAF[Ar.] değil/yerine/= GÖREVLİ [Insan]
( Bir görev ve hizmetle yükümlü olan kişi. | Silahlı Kuvvetler'de çalışan, meslekten subay ve astsubaylarla, askerlik hizmetini yapan erler. )

- MÜVERRİH[< ÎRÂH] değil/yerine/= VAK'A-NÜVÎS[Ar., Fars.] [Tarih]
( Tarih yazan, tarihçi. | Ebced hesabına göre manzûm olarak tarih düşürenler. İLE Tarihi olayları günü gününe kaydeden tarihçi. | Osmanlı'larda devletçe görevlendirilen tarih yazarı. )

- MUZAHİR[Ar.] değil/yerine/= DESTEKLEYEN, YARDIM EDEN [Davranis-Tutum]

- MÜZÂYEDE[Ar. < ZİYÂDE] değil/yerine/= ARTIRMA [Genel]

- MUZIR[Ar. < ZARAR] değil/yerine/= MUZİP[Ar.] [Davranis-Tutum]
( Zararlı, zarar veren, zarara sokan. | Yaramaz, herşeyi bozan/karıştıran. İLE Şaka yapmaktan hoşlanan, takılgan. )

- MUZLİM[Ar.] değil/yerine/= KARANLIK | GİZLİ/BELİRSİZ [Doga]

- MÜZMİN[Ar.]/KRONİK[Fr.] değil/yerine/= SÜREĞEN [Dil]
( Ne kadar süreceği belirli olmaksızın sürüp giden. | Uzun zamandan beri süren. | Uzun zamandan beri süren, uzun süreli olan (hastalık). )

- NÂ-MÜTENÂHÎ[Fars., Ar.] değil/yerine/= SONSUZ [Genel]

- NAFIA[Ar.] değil/yerine/= BAYINDIRLIK [YAPI]
( Bir yeri, geliştirip güzelleştirmek için yapılan işlerin tümü. )

- NAHIL[Ar. < NAHL] değil/yerine/= ... []
( Anıtsal süs. Gümüş ya da mumdan yapılarak gelinlerin önünde götürülmesi ya da sonra gelin odasına konulması zamanında âdet olan süs ağacı. | Hurma ağacı. )

- NAHİV[Ar.]/SENTAKS[Fr., İng.] değil/yerine/= SÖZ DİZİMİ [Dil]

- NÂHİYE[Ar.] değil/yerine/= BUCAK [Mekanlar]

- NAHL[Ar.] değil/yerine/= ŞİMRAH[Ar.] [Beslenme]
( Hurma ağacı. İLE Hurma budağı, salkımı. )
( Ekildikten ancak 40 - 50 yıl sonra meyve verir. )

- NAKÎİYE[Ar.]/INFLUSOIRES[Fr.] değil/yerine/= ... []
( Haşlamlılar. )

- NAKÎK[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Kurbağa, tavuk, kedi gibi hayvanların boğuk sesi. )

- NAKIŞ değil/yerine/= SAVAT[Ar.] [Nesneler]
( ... İLE Gümüş üstüne, özel bir biçimde, kurşunla işlenen kara nakış. )

- NÂMÛS[Ar.] değil/yerine/= NOMOS[Yun.] [tuze]
( Yasa. | Ar, edep, hayâ, ırz. | Temizlik, doğruluk. | Allah'a yakın olan büyük melek. | Esrâr sahibi. | Sinek. | Derinden gelen ses. İLE/DEĞİL/<> Yasa. )

- NARBÜLBÜLÜ/ARDIÇKUŞU(TURDUS PILARIS[Lat.], ROBIN[İng.], Avrupa ve Asya ormanlarında yaşar.) değil/yerine/= ARI KUŞU [Hayvanlar]
( Kolombiya'da, dünyadaki tüm ülkelerdeki kuş türlerinden daha fazla kuş türü bulunur. )

- NARENCİYE[Ar.] değil/yerine/= TURUNÇGİLLER [Beslenme]

- NASAF değil/yerine/= NÂ-SÂF[Fars. Ar.] [lugat]
( Uşak, hizmetçi. İLE Saf/hâlis olmayan, karışık. | Kirli, pis. )

- NASFET/NISFET[Ar.] değil/yerine/= HAK VE ADÂLETE UYGUNLUK [tuze]

- NASIP[Ar.] değil/yerine/= ATAMA [Genel]

- NAŞİ[Ar.] değil/yerine/= ÖTÜRÜ/DOLAYI [Dil]

- NASRANİ[Ar.] değil/yerine/= HRİSTİYAN [Insan]

- NEÂB[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Karga yavrusu. | Karga ya da horoz gibi ötme. )

- NEHİR değil/yerine/= ŞATT[Ar.][çoğ. ŞUTÛT] [Doga]
( ... İLE Büyük nehir/ler. )

- NEHM[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Horlayarak soluma, hırıltılı soluk alma. | Kükreme. )

- NEHS/NEHŞ/NEHŞE[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Yılan sokması. )

- NEMESE/HEMS[Ar.]/WHISPER[İng.] değil/yerine/= FISILDAMA [Davranis-Tutum]
( Fısıldama. )

- NEM[Fars.]/RUTUBET[Ar.] değil/yerine/= YAŞLIK [Doga]
( Havada bulunan su buharı. | Hafif ıslaklık. )

- NESİL/KUŞAK/AHLÂF[Ar. < HALEF] değil/yerine/= [Insan]
( Bir nesil üretir/tutar, bir nesil tüketir/harcar. )
( Bir nesilin çözümü, bir sonraki nesilin aksiyomudur. )

- NESÎR[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Hayvan aksırması. )

- NETÂC[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Hayvanın kendi kendine doğurması. )

- NEVÂHİK[Ar. < NÂHİKA] değil/yerine/= ... []
( Dudaklı hayvanların göz pınarları. )

- NEVHÂT[< NEVHA] değil/yerine/= NEV-HATT[Fars., Ar.] [lugat]
( Ölüye yüklsek sesle ağlamalar. İLE Sakal başı yeni çıkmaya başlamış genç. )

- NEY/NÂY/MİZMÂR[Ar.] [akordlarına göre]:
BOLÂHENK/NISF/NISFİYE
değil/yerine/= SÜPÜRDE [Muzik]
( Ney'in kendi sesi yoktur. )
( Ney'in sesi HÛ'dur. )
( Ney, ahadiyetin sesidir. )
( Ney Forum [ http://neyforum.net ] )
( Ney Derneği [ http://neyforum.biz ] )
( REED FLUTE )

- NEY değil/yerine/= MISKAL[Ar.]/MÛSÎKÂR[Fars.]["ka" uzun okunur] [Muzik]
( MÛSÎKÂR KUŞU: Gagasındaki deliklerden çıkan uyumlu sesten. )
( ... İLE/VE Mizmar çeşidinden sıra, kalem, düdük, kaval. Dervişlere özel bir saz. | Rüzgâr estikçe, gagasındaki deliklerden türlü türlü ses çıkardığından dolayı, "mûsikî" sözünün de bundan alındığı söylenilegelen bir kuş. | Adı anonim bir Edvâr-ı İlm-i Musıkî'de geçen makam. )

- NEZLE/DUMAĞI/İNGİN/ZÜKÂM[Ar.] değil/yerine/= GRİP [TIP]
( NEZLE
Nedeni: Çok sayıda virüs bu hastalığa yol açabilir.
Zamanı: Yılın her zamanı. Yayılma şekli: Burun ya da ağız yoluyla giren zerreler.
Kuluçka Süresi: İki haftaya kadar çıkabilir.
Ateş: Zaman zaman.
Üşüme: Nadiren.
Kas Ağrısı: Zaman zaman.
Boğaz Ağrısı: Hafif ve aralıklı.
Öksürme: Yaygın.
İshal: Yaygın olabilir.
Kusma: Yaygın olabilir.
Zatürree: Hiç yaygın değil.
Tedavi: Belirtilere karşı reçetesiz ilâçlar.
Önlem: Elleri dikkatle yıkamak.
İLE
GRİP
Nedeni: A ya da B grip virüsü.
Zamanı: Sonbahar ve kış sonu.
Yayılma şekli: Burun veya ağız yoluyla giren zerreler.
Kuluçka Süresi: İki gün.
Ateş: Genelde her zaman.
Üşüme: Yaygın.
Kas Ağrısı: Yaygın ve bazen ağır.
Boğaz Ağrısı: Acı verici ve daha inatçı.
Öksürme: Yaygın.
İshal: Yaygın değil.
Kusma: Genellikle görülmez.
Zatürree: Meydana gelebilir.
Tedavi: A... ya da R...
Önlem: Elleri dikkatle yıkamak. | Grip aşısı. )

- NİHÂYET-İ AZM[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Kemik ucu. )

- NISF[Ar.]/NİM[Fars.] değil/yerine/= ... []
( Bir şeyin yarısı. )

- NÖBET[Ar.] değil/yerine/= KEŞİK [hizmet]

- NÛN[Ar. | çoğ. NİNÂN], SEMEK[Ar. çoğ. ESMÂK, SİMÂK], MÂHÎ[Fars.], EL PEZ[İsp.] değil/yerine/= ... [Hayvanlar]
( BALIK )

- NUS değil NUSH[Ar.](ÖĞÜT/NASİHAT) [Dil]

- OKKA/KIYYE[Ar.] değil ... []
( Eski bir ağırlık ölçüsü birimi. (1283 gr.) (400 Dirhem = 1 Okka) )

- OKYANUS/UMMAN[Ar.] değil/yerine/= ANADENİZ [Doga]

- ÖLÜ/CESED[Ar. çoğ. ECSÂD], MEYYİT[Ar. < MEVT çoğ. EMVÂT][İt. MORTO] ile/değil/yerine NA'Ş [Insan]

- ÖLÜM ile/değil/yerine AYRILIK/MEHCÛR[Ar. < HİCR]/HİCRET [Insan]
( Bir kere ölmek. İLE/VE/DEĞİL Her an ölüp ölüp dirilmek. )
( İnsan/kişi ancak öldükten sonra bilince konu olur/olabilir. )

- ÖLÜM ile/değil/yerine GÖMÜT/SİN OBRUĞU/MEZAR/MAKBER/E / MERKAD/MERKAT/METFEN[Ar.], GÛR[Fars.], MAŞATLIK[Yahudi mezarlığı], DARÎH/ZARÎH[Ar.]/NEKROPOL[Yun.] [Insan]
( Ölüler kokmasın diye, derin çukurlara gömülür. Ölçünün olmadığı dönemlerde bu çukurların derinliğini "mezarı kazanın beline kadar" diyerek ölçüye vurmuşlardır. Bu, "bele kadar" ölçüsü, eril gövdeler içindir. Dişil gövdeler daha yağlı olduklarından, onların mezarlarını, "mezarı kazanın göğsüne kadar" diyerek tarif etmişlerdir. )
( Yakının ölümünü kabul aşamaları: Reddediş > Öfke > Uyum > Üzüntü > Kabul )

- ÖNGÖRÜ ile ZAN[Ar.] [Oncelikliler]

- ONMA/ŞİFÂ[Ar.] ile DEVÂ [TIP]
( Gövdesel ya da ruhsal bir hastalığın son bulması, hastalıktan kurtulma. İLE/VE İlâç, çare. )

- ÖRÜMCEK AĞI =/=/= TENE, KERÎ[Fars.] [Hayvanlar]

- ÖRÜMCEK =/=/= BÖĞ/KARADUL/POY/RÜTEYLÂ[Ar.]/TARANTULA [Hayvanlar]
( ... İLE/VE Zehirli ve bazı örümcekler. )
( RÜTEYLÂ[Ar.]: Zehirli ve iri bir cins kır örümceği. )
( Madagaskar'da, 500'ün üzerinde, örümcek türü bulunmaktadır.[400'ü, dünyanın hiçbir yerinde bulunmaz.] )

- OVA/YAZI =/=/= BİDH[Ar.] [Doga]
( ... İLE Geniş ova. )

- OVAL değil/yerine/= SÖBE/BEYZİ[Ar.] [Dil]

- ÖVGÜ değil/yerine/= SÖVGÜ, ŞETİM/ŞETM[Ar.] [Dil]
( İkisi de, bilgisizliğin göstergesi ve bilgisizlik oranıncadır. )
( Övgünün aldatıcı ve yıkıcı etkisinden kaçmanın tek yolu, çalışmaya devam etmektir. )
( Aşırı övenler ile aşırı sövenlerin ortak noktası, her zaman ve zemin için saklayacak bir şeylerinin olmasıdır. Saklayanlar, bir şeyleri korumak için, dikkati, uclara çekerek, çıkar sağlamaya ve/veya yanıltmaya çabalarlar. )
( Övgüsü tez/hızlı olanın, sövgüsü de tez/hızlı olur. )

- ÖVME değil/yerine/= NAAT[Ar.] [Oncelikliler]
( ... İLE/VE Bir şeyin, niteliklerini övme. )

- OYUNA GE(TİRİ)LME! değil/yerine/>< KENDİNE GEL!!! [Davranis-Tutum]

- PALAMUT/BİNİYTÜ[Ar.]/PELAMYA SARDA[Lat.] değil/yerine/>< PİÇUTA [Hayvanlar]
( ... İLE Palamut balığının iri bir türü. )

- PALYATİF[Fr.]/MUVAKKAT[Ar.] değil/yerine/= GEÇİCİ [Dil]

- PANDÜL[Fr.]/RAKKAS[Ar.] değil/yerine/= SARKAÇ [Dil]

- PARA/NUKUD[Ar. < NAKD] ile/ve KAİME/KAYME[Ar.] [Genel]

- PARANTEZ[İng.]/MUTARIZA[Ar.] değil/yerine/= AYRAÇ [matematik]

- PARDESÜ[Fr.] değil/yerine/= CÜPPE[Ar.] [Nesneler]
( Serin havalarda, giysilerin üzerine giyilen ince üstlük. İLE Hukukçuların, bilimteylerde, belirli bir aşamaya ulaşmış biliminsanlarının, dinadamlarının giysi üzerine giydikleri, uzun yenleri geniş, düğmesiz giysi. )

- PARİDİYYE[Ar.]/PARIDÉES[Fr.] değil/yerine/= ... []
( Baştankaragiller. )

- PARMAKLAR değil/yerine/= SERÇE PARMAKLAR [TIP]
( İnsanın el parmakları sosyal örgütlenmeye köz/model olmuştur. İnsan öbekleri/grupları 10'luk sisteme göre örgütlenmiştir. Bu 10'luk sistemin önderi olmuştur. )
( PARMAK: Bitişik ve dışı içine gelecek şekilde dizilmiş altı arpa tanesi uzunluğunda bir mesafe. | [Yunan çağında, Anadolu'da] Ayağın on altıda biri. [0,0185 metre] )
( Yanyana, ayası[avuç içi] aşağıya bakacak konumda duran ellerin, geride/içte kalan, ötekilere göre daha geniş tırnaklı(/belki de boyu kısa) olan parmak(lar) "baş parmak".
Baş parmağın ve orta parmağın yanındaki/arasındaki parmağa "işaret parmağı".
İşaret parmağının ve yüzük parmağının yanındaki/arasındaki, aynı zamanda, her iki tarafında ikişer parmağın bulunduğu parmağa "orta parmak".
Orta parmak ve serçe parmağın yanındaki/arasındaki parmağa "yüzük parmağı".
Yanyana, ayası(avuç içi) aşağıya bakacak konumda duran ellerin, en dışta kalan parmak(lara) "serçe parmağı" denilir. )
( PARMAK[< VARMAK]: Varmayı/ulaşmayı/gerçekleştirmeyi sağlayan araç. )
( SEBBÂBE[Ar.]: İşaret/şehâdet parmağı[başparmağın yanındaki]. | BİNSIR/BİNSÂR[Ar.]: Yüzük parmağı[Serçe parmak ile orta parmak arasındaki]. | HINSIR: Serçe parmak. )
( ... ile/ve/||/<> )

- PARSEL değil/yerine/= İFRAZ[Ar.] [YAPI]
( ... İLE Bir arazinin bölünmesi, parsellere ayrılması. | Salgı. )

- PELESENK[Ar.] değil/yerine/= PERSENK[Fars.] [Bitkiler]
( Türlü bitkilerden çıkarılan, kokulu bir reçine. | Pelesenkağacından elde edilen değerli kereste. DEĞİL Konuşurken, gereksiz yinelenen söz. )

- PENÇE/PENCE[Fars.] değil/yerine/= HILÂB[Ar.] [Hayvanlar]
( Yırtıcı hayvanların ön ayaklarının parmakları ve tırnakları. İLE Yırtıcı kuş ve hayvan pençesi. )

- PENİS değil/yerine/= DILAK/BIZIR[Ar. < BAZR]/KLİTORİS [TIP]
( BAYZAR/BAZR[Ar.]: Rahmin başlangıcındaki et parçası, dilcik. )
( PREPUS: Penis ve klitorisin baş kısmını örten deri kıvrımı. )
( Klitorisin, Anlatılmayan Öyküsü )

- PEŞTEMÂL değil/yerine/= ÂB-ÇÎN[Ar.] [Nesneler]
( ... İLE Ölü yıkayıcıya ait ve ölü kurulamaya yarayan peştemal, bez. )

- PİDE değil/yerine/= FODLA[Ar.] [Beslenme]
( ... İLE Çoğunlukla imaretlerde, yoksullara verilen, kepekli undan yapılmış, pideye benzer bir tür ekmek. )

- PIRTLAMA değil/yerine/= OSURMA(YELLENME/GAZ ÇIKARMA/KAVARA/ZARTA[Ar.]/CARTA) [Insan]
( Birinin/birilerinin yanında yelleniliyorsa ya çok büyük bir yakınlığa ya da kopuşa/uzaklaşmaya işarettir. )
( Sevgili/eş yanında yellenebilmek, ilk başlarda yakınlığın/rahatlığın bir göstergesi olsa da daha sonraları dikkatsiz tutumlarla uzaklaşmanın ya da fazla kanıksamanın göstergesi olabilir. )
( Kişilere ayrı oda verme gereğinin/isteğinin de en büyük olası nedenlerinden biridir. )
( ... ile OS[İsveççe]: Kötü koku. )

- PRENSİP/UMDE[Ar.] değil/yerine/= İLKE [Dil]

- PULUÇ//INNÎN, ANÂNET[Ar.]/IMPOTENCE[İng.]/IMPUISSANCE[Fr.]/EMPTOTANS[Fr. IMPUISSANT] değil/yerine/= ... [TIP]
( Eşeysel güçsüzlük, iktidarsızlık. Ereksiyon olamama. (Kalkmaması) | Kısır, güçsüz. )

- PÜNEZ[Fr.] değil/yerine/= RAPTİYE[Ar.] [Nesneler]
( Düz, geniş başlı, kısa bir çivi görünüşünde, kâğıt ya da karton gibi şeyleri bir yere tutturmak için kullanılan araç. )

- PUSULA[İt.] değil/yerine/= BETİK/PUSULA[İt.]/TEZKERE[Ar.] [Mekanlar]
( Üzerinde kuzey-güney doğrultusunu gösteren bir mıknatıs iğnesi bulunan ve yön saptamak için kullanılan kadranlı aygıt. İLE/DEĞİL/YERİNE Küçük bir kâğıda yazılmış kısa mektup. | Üzerinde alacak hesabı yazılmış kâğıt. | Bir iş için izin verildiğini bildiren resmi kâğıt. | Genellikle ozanların yaşamlarıyla koşuklarından söz eden yapıt. )

- RADDE[Ar.]/KERTİ/KERTE[İt.] değil/yerine/= İŞARET [Genel]
( Gemi pusulasında kadranın ayrılmış olduğu on bir derece ve on beş dakika ölçüsünde bir açıya eşit olan otuz iki bölümden her biri. | Derece, radde[Ar.]. | İşaret için yapılmış çentik ya da iz, kerti. )

- RÂDİFE[Ar. REDF] değil/yerine/= ... []
( KIYAMETTE ÜFÜRÜLECEK SÛR'UN İKİNCİSİ )

- RAHLE[Ar.] değil/yerine/= SEHPA[Fars.] [Nesneler]
( Üzerinde kitap okumak, yazı yazmak için yapılmış, küçük ve dar masa. İLE ... )

- RÂH[Fars.] değil/yerine/= RÂH[Fars.] [Mekanlar]
( Yol. | Tutulan yol, meslek, usûl. İLE Kaygı, keder. | Zan, sanma. İLE Şarap. )

- RAKET[Fr. < Ar.] değil/yerine/= VURAÇ/TOKAÇ [Nesneler]
( ... DEĞİL/YERİNE/= Masatopu, alantopu gibi oyunlarda topa vurmak için kullanılan, oval tahta bir kasnağa gerilmiş bir ağı olan, uzunca saplı araç. )

- RAKİT[Ar.] değil/yerine/= GÖL [Doga]
( Durgun su. )

- RAMAK[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Hayat kalıntısı, ancak soluk alacak kadar gövdede kalan hayat/can. | Pek az şey. | (Ramak kala!) )

- RASAT[Ar.] değil/yerine/= GÖZLEM [Bilim]

- RAVENT[Ar.] değil/yerine/= IŞKIN [Bitkiler]
( Karabuğdaygillerden, iri gövdeli, büyük yapraklı, tıpta kullanılan bir bitki. İLE Bir ravent türü. )

- RAVZA[Ar. çoğ. RAVZÂT, RİYÂZ] değil/yerine/= ... [Mekanlar]
( Ağacı, çayırı, çimeni bol olan yer, bahçe. Bahçe-i Cennet. )

- RAYİÇ[Ar.] değil/yerine/= DEĞER [Genel]
( Bir malın, satış ve sürüm değeri. )

- RÂYİHA[Ar.] değil/yerine/= KOKU [Doga]

- RE'S[Ar.] değil/yerine/= ... []
( [coğr.] Burun. | Uc, tepe. )

- REDDİYE[Ar.] değil/yerine/= [Felsefe]
( Bir düşünceyi, bir öğretiyi çürütmek için yazılan yazı. )

- REDİF[Ar.] değil/yerine/= REDİF[Ar.] [Sanat]
( Son dönem Osmanlı ordusunda, askerlik görevini bitirdikten sonra yedeğe ayrılan er. İLE Koşuklarda, uyaktan sonra yinelenen, aynı anlamdaki sözcük ya da ek. )

- REFİK/ZEVC[Ar.] değil/yerine/= REFİKA/ZEVCE[Ar.] [Insan]
( Eril olan eş. Koca. İLE/VE/||/<> Dişil olan eş. Karı. )

- REGAİP[Ar.] değil/yerine/= ... [Genel]
( Recep ayının ilk Cuma'sıdır. )

- RESÛL değil/yerine/= NEBÎ[Ar. < NEBE, çoğ. ENBİYÂ]/SAVACI [Tasavvuf]
( Elçi. İLE Haber veren. )
( İtikatta değil ama amelde ve hükümler bakımından yeni bir tebliğ, emirler zinciri sunan peygamber. İLE Daha önceki bir peygamberin tebliğini aynen yineleyen, tekrarlayan peygamber. | Kitap getirmemiş peygamber. )
( Ku'an-ı Kerim'de yazılı yirmibeş peygamber vardır. Sırasıyla: Hz. ÂDEM, İDRİS, NUH, HUD, SALİH, İBRAHİM, LUT, İSMAİL, İSHAK, YAKUP, YUSUF, EYÜP, ŞUAYIP, MUSA, HARUN, DAVUT, SÜLEYMAN, İLYAS, ELYASA, YUNUS, ZÜLKİFL, ZEKERİYA, YAHYA, İSA, MUHAMMED )
( Hz. ÜZEYİR, LOKMAN ve ZÜLKARNEYN, bazı bilginlere göre Nebî, bazılarına göre ise Velî'dir. )
( Şeriat getirir. İLE İrşâd eder. )

- RETKA'[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Dişilik örgeninin ilişkiye uygun olarak gelişmemiş olması. )

- REVÂÇ[Ar.] değil/yerine/= SÜRÜM [Genel]

- REVÂH[Ar.] değil/yerine/= REVÂ[Fars.] [Genel]
( Güneş doğduktan sonra gece oluncaya kadar geçen zaman. )

- REVÂKİYUN değil/yerine/= MEŞŞAİYUN[Ar.]/PERİPATETİZM[Fr. < Yun.] [Felsefe]
( Belirli ve kapalı bir ortamda aktarımda/paylaşımda bulunanlar. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Yürüyerek ve açık havada aktarımda/paylaşımda bulunanlar. )
( Platon ve Aristoteles uygulaması. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Sokrates uygulaması/tutumu. )

- REVÂK[Ar.] değil/yerine/= ... [YAPI]
( ÜSTÜ ÖRTÜLÜ, ÖNÜ AÇIK YER | KEMERALTI, SUNDURMA, SAÇAK ALTI, ÇARDAK )

- REVK, KARN[Ar.], SERÛ[Fars.] değil/yerine/= BOYNUZ [Hayvanlar]

- REYHAN[Ar.] değil/yerine/= FESLEĞEN[Yun.] [Bitkiler]
( Ballıbabagillerden, yaprakları güzel kokulu bir süs bitkisi. iLE/VE/= Fesleğen, doğu ve güney Anadolu’da çoğunlukla reyhan olarak bilinse/kullanılsa da fesleğenin irili ufaklı yaprak çeşitliliğiyle birlikte aynıdır. )
( GÜZEL KOKU, RIZIK, RIZIK-I MÂNEVÎ | FESLEĞEN )

- REZENE[Ar.] değil/yerine/= [Bitkiler]
( Maydanozgillerden, hoş kokulu, baharlı meyveleri anason gibi yemeklerde ve bazı içkilerde tat verici olarak kullanılan, tıpta gaz söktürücü olarak yararlanılan çok yıllık otsu bir bitki. )

- RİEVİYYE[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Akciğerliler. )

- RİSK/MUHÂTARA[Ar. < HATAR] ile/ve CESARET [Genel]

- RİYÂSET[Ar.] ile/ve BAŞKANLIK [Genel]
( REİSLİK, BAŞ OLMA, BAŞKANLIK )

- RUAM[Ar.] ile/ve SAKAĞI [TIP]
( En çok atlarda görülen, insanlara da bulaşan, ölümcül bir hayvan sayrılığı. )

- RUBAİ[Ar.]/DÖRDÜL ile/ve TUYUĞ [divan]
( Divan Edebiyatı'nda, dört dizeden oluşan koşuk. İLE Halk edebiyatındaki mani türüne benzeyen bir nazım birimi. [sadece Türk edebiyatında görülür] )

- RUBU[Ar.] değil/yerine/= DÖRTTE BİR [Nesneler]

- RUŞEYM/SÜVEYDÂ[Ar.]/ALBUMEN[Fr.] değil/yerine/= BESİÖRÜ/OĞULCUK [Bitkiler]
( Tohumun içindeki dölütü çevreleyen ve gelişinceye kadar beslenmesini sağlayan doku. )

- RÜŞTİYE[Ar.] değil/yerine/= MEKTEB-İ İ'DÂDÎ[Ar.] [YAPI]
( Ortaokul. İLE/VE Ortaokul sonrası yüksek okullara hazırlayıcı okul. (Lise[Fr. < LYCÉE, COLLÈGE]) ( [Alm.] ... mit/und GYMNASIUM )

- RÜSUP[Ar.] değil/yerine/= TORTU/ÇÖKELTİ [kimya]

- RÜSUP[Ar.] değil/yerine/= TORTU/SÜZÜNTÜ/ÇÖKELTİ [Nesneler]

- RÜYALANMA/İHTİLÂM[Ar. < AHLÂM < HULM] değil/yerine/= BOŞALMAK/İNFİTÂH[< FETH] [TIP]
( Rüyalar. | Açık saçık rüyalar. Rüyada boşalma. İLE/VE Açılma. | Tıkanmış bir şeyin açılması. | Safra, belsuyu[meni] gibi sıvıların boşalması, akması. )

- RÜZGÂR değil/yerine/= BELÎL[Ar.] [Doga]
( ... İLE Yağmurlu, serin rüzgâr. | Islanmış şey. )

- RÜZGÂR değil/yerine/= BEVÂRİH[Ar. < BÂRİH] [Doga]
( ... İLE Samyeli denilen sıcaklar ve şiddetli rüzgârlar. )

- RÜZGÂR değil/yerine/= HAMSİN[Ar. (Elli-50)] [Doga]
( ... İLE Sıcak ve kuru rüzgâr. | Erbain'den sonra gelen, 31 Ocak'ta başlayan elli günlük kış dönemi. )

- RÜZGÂR değil/yerine/= SAM/BÂRİH[Ar. çoğ. BEVÂRİH] [Doga]
( ... İLE Çölden esen rüzgâr, samyeli. | Sıcak ve şiddetli rüzgâr. )

- SA'VE[Ar. çoğ. SA'VÂT, SIÂ] değil/yerine/= ... [Hayvanlar]
( Kuyruk sallayan kuş. )

- SABÂ[Ar.] değil/yerine/= ... [Doga]
( GÜN DOĞUSUNDAN ESEN HAFİF VE LÂTİF RÜZGÂR | TÜRK MÜZİĞİNİN EN ESKİ MAKAMLARINDAN. KENDİ CAZİBESİYLE ÇEKEN, GÖNLÜ ALIP GÖTÜREN (MAKAM) )

- SABA[Ar.] değil/yerine/= SABA [Muzik]
( Türk müziğinde, bir bileşik makam. İLE Kaba-saba. )

- SABÎ[Ar.] değil/yerine/= ÇOCUK [Insan]
( HENÜZ MEMEDEN KESİLMEMİŞ ERKEK ÇOCUK | ÜÇ YAŞINI TAMAMLAMAYAN ERKEK ÇOCUK )

- SAÇMASAPAN(BERHÛD[Fars.]/TÜRREHÂT[Ar.]) (KONUŞMAK) [Dil]

- SAÇ ZAÇ[Ar.] [kimya]
( ... İLE Kükürtle demir bileşimlerinden biri. )

- SADAKA ISKAT[Ar.] [Davranis-Tutum]
( ... İLE Düşürme, aşağı atma. | Düşürülme. | Ölenlerin kılınmamış namazları ve tutulmamış oruçları için verilen sadaka. )

- SADÂRET[Ar. < SADR] ... [OSMANLI]
( Başta bulunma, öne geçme. | Sadrâzamlık, sadrâzamın işi ve makamı. | Rumeli ve Anadolu Kazaskerliği. )

- SADED[Ar.] ASIL [Felsefe]
( Asıl konu. | Yakınlık, civar. | Düşünce, niyet, kasıt; girişim/teşebbüs. )

- SADED[Ar.] ÖZET [Felsefe]
( Asıl konu. | Yakınlık, civar. | Düşünce, niyet, kasıt; girişim/teşebbüs. İLE ... )

- SADED[Ar.] SONUÇ [Felsefe]
( Asıl konu. | Yakınlık, civar. | Düşünce, niyet, kasıt; girişim/teşebbüs. İLE ... )

- SADEFE[Ar.]/SCALE[İng.]/ÉCAILLE[Fr.] PUL [Hayvanlar]
( Balık pulu. )

- SÂDE[Fars.]/SÂF[Ar.] değil/yerine/= ARI/YALIN [Dil]

- ŞAFAK[Ar. < ŞEFAK] değil/yerine/= TAN [Doga]
( Güneş doğmadan az önce beliren aydınlık. )

- SAFF[Ar. çoğ. SUFÛF] değil/yerine/= SÂF[Ar.] [Dil]
( Dizi, sıra. İLE Sade, arı, katıksız. | Kurnazlığa aklı ermeyen, kolaylıkla aldatılabilen. )

- SAFHA[Ar.]/MERHALE[Ar. < RİHLET]/FAZ[Fr. < Yun.] değil/yerine/= EVRE/AŞAMA [Genel]
( Bir olayda, birbiri ardınca görülen ve/veya beliren, gelişen değişik durumların her biri. | Menzil, konak, aşama. | İki menzil, konak arası. | Bir günlük yol. )

- SAFRAN[Ar.] değil/yerine/= HİNTSAFRANI/ZERDEÇAL[Fars.] [Bitkiler]
( Süsengillerden, baharda ççek açan, küçük bir bitki. | Bu bitkinin tepeciklerinin kurutulmasıyla elde edilen, bazı yiyecek ve içeceklerde tat, koku ve sarı renk vermekte kullanılan toz. İLE Zencefilgillerden, köksaplarından safranı andıran, boyalı bir madde çıkarılan, yaprakları sivri uclu, çiçekleri sarı renkte bir bitki. )

- ŞAHAB/ŞİHÂB[Ar.]/METEOR(İT) değil/yerine/= GÖKTAŞI [Doga]
( Havayuvarı içinde oluşan sıcaklık değişmeleri, yel, yıldırım, yağmur, dolu gibi olaylara verilen ad. | Akanyıldız. )

- SAHAN[Ar.] değil/yerine/= TENCERE [Nesneler]

- SAHÂVET[Ar.] değil/yerine/= EL AÇIKLIĞI [Davranis-Tutum]
( CÖMERTLİK, EL AÇIKLIĞI )

- SÂHA[Ar.]/SEKTÖR[Fr.] ile BÖLÜM/KESİM/ALAN [Genel]

- SAHİH[Ar.] değil/yerine/= DOĞRU [Oncelikliler]

- ŞÂHİKA[Ar.] değil/yerine/= FERİŞTAH[Fars. FİRİŞTE] [Doga]
( Doruk, zirve. | En üst derece. İLE En iyi, en üstün. )

- SAHİL[Ar.] değil/yerine/= KIYI [Mekanlar]

- SAHIN/SAHN[Ar.] değil/yerine/= NAMAZ KILMA YERİ [YAPI]

- SAHİP/MÂLİK[Ar.] değil/yerine/= İYE [tuze]

- ŞAHIS[Ar. ŞAHS] değil/yerine/= ŞÂHIS [Insan]
( Kişi. İLE Yer ölçme işlerinde kullanılan, dereceli ve işaretli sırık. )

- ŞAHİT[Ar.] değil/yerine/= TANIK [tuze]

- SAHNE[Ar. < Yun.] değil/yerine/= PARTER[Fr.] [YAPI]
( ... İLE/VE/||/<> Tiyatro, sinema gibi yerlerde, sahnenin bulunduğu ilk kata ve burada bulunan koltuklara verilen ad. )

- SAHNE[Ar. < Yun.] değil/yerine/= SEKİ [Mekanlar]

- SAHRA[Ar.] değil/yerine/= KIR | ÇÖL [Mekanlar]

- SAH[Ar.] değil/yerine/= İMLEÇ [Dil]
( Bir şeyin doğru olduğunu belirtmek için yapılan im. )

- SAİKA[Ar.] değil/yerine/= YILDIRIM | NEDEN [Doga]

- SÂİRFİLMENÂM[Ar.]/SOMNAMBULE[Fr.] değil UYURGEZER [Insan]

- SAİR[Ar.] değil/yerine/= BAŞKA, ÖTEKİ [Dil]

- ŞAİR[Ar.] değil/yerine/= OZAN [Insan]
( Şiir söyleyen ya da yazan kişi. | Hayal gücü geniş olan, duyarlı, duygulu kişi. )

- ŞAKA YAPMAK değil/yerine/= LÂTÎFE[Ar.]/ESPRİ[Fr., Lat.] YAPMAK [Insan]
( Kişiye yönelik. DEĞİL/YERİNE Duruma, olguya, kavrama yönelik. )
( Aradaki ilişki ne kadar yakın olursa olsun, hangi şakanın kimi, ne kadar etkileyeceği, rahatsız edebileceği bilinmez! )
( Aşağılama. DEĞİL/YERİNE Yüceltme. )

- SAKAR değil/yerine/= SAKAR[Ar.] [lugat]
( Bazı hayvanların, özellikle atların alınlarında bulunan beyaz leke, küçük akıtma. | Sık sık küçük, önemsiz kazalar yapan. İLE Tamu, cehennem.[Fars. DÛZAH] )

- SÂKA[Ar. < SEVK/SAİK]/BEYYÂB değil/yerine/= ... []
( Su taşıyan, sucu. )

- SAKA[Ar. < SEVK/SAİK]/BEYYÂB değil/yerine/= SAKA [Insan]
( Evlere, çeşmeden su taşımayı iş edinmiş olan kişi. İLE Serçegillerden, başında ve boynunda, kırmızı, sarı tüyler bulunan ve hoş öten bir kuş. İLE ... )

- SAKİL[Ar.] değil/yerine/= AĞIR | KABA [Davranis-Tutum]
( Ağır. | Sıkıntı veren, sıkıntılı. | Çirkin, kaba. | Türk müziğinde bir usûl. )

- SAKÎM[Ar. < SAKAMET] değil/yerine/= BOZUK/YANLIŞ/EKSİK [Dil]
( Hasta, hastalıklı. | Yanlış. | Rivâyeti doğru, sağlam olmayan hadîs. )

- SAKÎM[Ar. < SAKAMET] değil/yerine/= HASTA, HASTALIKLI | YANLIŞ [TIP]
( RİVÂYETİ DOĞRU, SAĞLAM OLMAYAN (HADÎS) | HASTA, HASTALIKLI | YANLIŞ )

- SAKIT[Ar.] değil/yerine/= Sakıt [Doga]
( Düşen, düşmüş. | Hükmü kalmamış, eski önemini yitirmiş. | Düşük. İLE Merih, Mars. )

- SAKIZ değil/yerine/= MERİNOS[Fr. < İsp. < Ar.] [Hayvanlar]
( Tüyleri uzun koyun. İLE/VE En nitelikli tüylülerden olan koyun. )

- ŞAKK-I GALSAMÎ[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Solungaç yarığı. )

- ŞÂKÛLÎ[Ar.] değil/yerine/= ŞÂKÛLÎ[Ar.] [YAPI]
( Çekülle ilgili. İLE [matematik] Düşey. )

- ŞÂKÜL[Ar.] değil/yerine/= ÇEKÜL [Nesneler]
( Ucuna, küçük bir ağırlık bağlanmış iple oluşturulan, yer çekiminin doğrultusunu belirtmek için sarkıtılarak kullanılan bir araç. )

- ŞAK değil/yerine/= ŞAKK[Ar.] [fizik]
( Eni geniş bir şeyle vurulduğunda çıkan ses. İLE Yarma, yarılma. | Yarık, çatlak. )

- SAK değil/yerine/= SAK[Ar.] [Davranis-Tutum]
( Uyanık, gözü açık. | Uykusu hafif. İLE Sap. )

- SALÂBET[Ar. < SULB] değil/yerine/= KATILIK/SAĞLAMLIK [Felsefe]
( Peklik, katılık, sağlamlık. | Manevi kuvvet, dayanma. )

- SALÂHİYET[Ar.] değil/yerine/= YETKİ [tuze]
( YETKİ, BİR İŞE KARIŞMAYA YA DA GÖREV GEREĞİ BİR İŞ YAPMAYA, BİR HAREKETTE BULUNMAYA HAKLI OLMA | BİR DÂVÂYA BAKABİLME )

- SALEP[Ar.] değil/yerine/= VANİLYA[İsp.] [Bitkiler]
( Salepgillerin örnek bitkisi. | Bu bitkinin yumru durumundaki köklerinden, dövülerek hazırlanan beyaz toz. | Bu tozun, şekerli su ile kaynatılmasıyla yapılan sıcak içecek. İLE Salepgillerden, çiçekleri beyaz, kokulu, tırmanıcı küçük bir bitki. | Bu bitkinin, tatlılara hoş koku vermesi için kullanılan meyvesi. )

- SÂLİM[Ar.] değil/yerine/= ESEN, SAĞLAM [Genel]

- SALTA[İt.] değil/yerine/= SETRE[Ar.] [Nesneler]
( Yakasız, iliksiz, kolları bolca, bir tür kısa ceket. İLE Düz yakalı, önü ilikli bir tür uzun ceket. )

- SALYA[Ar. < Yun.]/RÎK değil/yerine/= TÜKÜRÜK [TIP]
( Ağızdan sızan tükürük. İLE Tükürük bezlerinin, ağza akan salgısı. )

- ŞAL değil/yerine/= LAHURİ[Ar. Batı Pakistan'da, Lahor kentinin adından] [Nesneler]
( ... İLE Lahor'da yapılan, bir tür şal, Lahor şalı. )

- SAMÂNÎ değil/yerine/= Sâmânî[Ar., Fars. çoğ. SÂMÂNİYÂN] [lugat]
( Saman renginde, açık sarı. İLE Sâmânî devletinden olan. )

- SANAT[Ar. < SUN] değil/yerine/= ... []
( Yapmak, üretmek. | İlâhî olarak üretilmiş olan. )

- SANDAL[Ar.] değil/yerine/= SANDAL[Ar.] [Bitkiler]
( Sandalgillerden, kerestesi sert ve kokulu bir ağaç. İLE İnsan taşıyacak biçimde yapılmış, kürekle sürülen deniz teknesi. İLE Sadece tabanı bulunan, ayağa kordon ve kayışla bağlanan, açık ayakkabı. )

- ŞAP değil/yerine/= ŞAP[Ar. ŞABB] [Doga]
( İstekle öperken çıkan ses. | Birden yere düşme ya da çarpma sırasında çıkan ses. İLE Alüminyum ve potasyum sülfatından ya da amonyum alüminyum sülfatından oluşan, sıcak suda eriyen, tadı buruk, antiseptik bir madde. İLE İnce kum ve çimentoyla yapılan düzgün döşeme sıvası. )

- SAR'/SAR'A[Ar.]/TUTARAK/TUTARIK/TUTARGA/YİLBİK değil/yerine/= SÂRÂ[Fars.] [lugat]
( Tutarık, tutarak, bayıltıcı bir sinir/beyin hastalığı. İLE Katkısız, hâlis. )

- ŞARAP[Ar. < ŞERÂB]/MÜDÂME/MEY[Fars.] ile/değil HAMR [Beslenme]

- SARAY I, II ile/değil KASR[Ar.] I, II [Istanbul]
( ... İLE/VE Küçük saray[sarayın bir küçüğü], köşk. )
( ... İLE/VE Küçük saray[sarayın bir küçüğü], köşk. )

- SARF-I NAZAR[Ar.] değil/yerine/= SAYILMASA DA, VAZGEÇİLSE DE [Dil]

- SARF[Ar.]/GRAMER değil/yerine/= DİLBİLGİSİ | TÜKETİM [Dil]

- SARMAŞIK değil/yerine/= BAĞBOĞAN/KÜSKÜT[< Fr. < Ar.] [Bitkiler]
( ... İLE Çitsarmaşığıgillerden, ince, uzun ipliksi saplarıyla, asma, baklagiller ve kimi meyve ağaçlarına sarılarak onları sömüren, klorofilsiz bir asalak bitki, şeytansaçı, cinsaçı. )

- SARMA değil/yerine/= SARMAL/YILANKAVİ/HELİSEL/HELEZONİ[Ar., Yun.] [Nesneler]
( Sarma eylemi. | Saran, içine alan şey. | Yaprak ya da başka şeylerle, içlik malzeme konup sarılarak yapılan yemek. | Güreşçinin, kendi ayağını, arkasında bulunan rakibin ayağının iç tarafına sokup dolaması. | Sarılarak yapılan. İLE Sarmal biçiminde olan. İLE Azman, iri. | Sarı tüylü kedi. İLE Sarılgan. İLE Sarmaşıkgillerden, koyu yeşil renkli, değişik biçimli yaprakları olan, sap ve dallarından çıkan, küçük ek köklerle dik, düz yerlere yapışarak tırmanan bitki. )

- SATHÎ[Ar.] değil/yerine/= YÜZEYSEL/GELİŞİGÜZEL/ÜSTÜNKÖRÜ [Dil]

- SATIH[Ar.] değil/yerine/= YÜZEY [Mekanlar]

- ŞÂTIİYE[Ar.]/ÉCHASSIERS[Fr.] değil/yerine/= ... []
( Uzunbacaklılar. )

- SATIR[Ar.] değil/yerine/= DİZEK [YAZIN]

- SATI değil/yerine/= SATIH[Ar.] [Nesneler]
( Satmak, satış. İLE Yüz, yüzey. )

- SATVET[Ar.] değil/yerine/= (ZORLU/SİNDİRİCİ) GÜÇ [Davranis-Tutum]

- ŞAVK/ŞEVK[Ar.] değil/yerine/= IŞIK [Doga]

- SAVLET/HAMLE[Ar.] değil/yerine/= ATILIM [Davranis-Tutum]

- SAYFİYE[Ar.] değil/yerine/= YAZLIK [YAPI]

- SAYIM/TÂDÂT[Ar.] değil/yerine/= SAYIMLAMA/SAYIMBİLİM/İSTATİSTİK [matematik]
( Sayma eylemi. İLE Bir dizi olayın ya da sayı ile gösterilen olguların, yöntemli öbekleştirilmesine dayanan ve ilkelerini, olasılık kuramlarından alan, matematiğin uygulamalı dalı. İLE Sayma eylemi ya da biçimi. İLE Takas. | Çocuk oyunlarında, sayı sayarak, ebeyi belirleme. )

- SAYRILIK değil/yerine/= İHTİLÂT[Ar.] [TIP]
( ... İLE/VE/<> Sayrılık[hastalık] karışması. | Karşılaşıp görüşme. )

- SAY[Ar.] değil/yerine/= ÇALIŞMA/EMEK [Oncelikliler]

- ŞÂZZ[Ar.] değil/yerine/= AYRIK, KURALDIŞI [Genel]

- ŞEBEKE[Ar.] değil/yerine/= [Genel]
( Ülke çapında yaygınlaştırılmış ulaşım ve iletişim örgüsü, ağ. | Üniversite öğrencilerinin kimlik kartı. | Birbiriyle bağlantılı ve gizli çalışan kişilerin tümü. )

- SEBEL[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Göze inen perde. Dumanlı, bulanık görme hastalığı. )

- ŞEBNEM, BEŞG, BEŞM[Fars.]/CELÎD, SAKÎ[Ar.]/DROSOSTALIDA[Yun.] değil/yerine/= ÇİY [Doga]
( Çiy tanesi, jale. | Nedâ (hediye). )

- SECİYE[Ar.]/KARAKTER[Fr. < Yun.] değil/yerine/= ÖZYAPI, IRA [Doga]

- ŞEDDADİ[Ar.] değil/yerine/= [YAPI]
( Çok büyük ve sağlam yapı. )

- ŞEDDE[Ar.] değil/yerine/= İM [Dil]
( Arap yazısında, iki kez okunması gereken ünsüzün üstüne konulan im. )

- SEDİR[Ar.] değil/yerine/= SEDİR/CEDRUS[Lat.]/DAĞSERVİSİ [Doga]
( Kol koyacak yeri olmayan, arkalıksız, üstü minderli ve yastıklı olabilen kerevet, divan. İLE Kozalaklılardan, boyu 40 m. kadar olabilen ve kerestesi, yapı işlerinde kullanılan bir orman ağacı. )

- SEDYE-İ ZÜ-Z-ZAFÎR[Ar.] değil/yerine/= ... [Hayvanlar]
( Toynaklılar. )

- ŞEFÂAT[Ar.] değil/yerine/= BAĞIŞLAMA [Tasavvuf]

- SEFÂLET[Ar.] değil/yerine/= YOKSULLUK [Genel]

- ŞEFE[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Dudak. | Su içmek. )

- ŞEFFAF[Ar.] ile SAYDAM [Dil]

- SEFÎH[Ar.] ile UÇARI [Davranis-Tutum]
( Zevk ve eğlenceye düşkün, parasını israf eden. | Ele, avuca sığmaz. | İrâdesine hâkim olamayan, ihtiyârını devrede tutamayan. )

- ŞEFİK[Ar.] değil/yerine/= SEVECEN [Davranis-Tutum]

- ŞEFKATLİ/MÜŞFİK[Ar.] değil/yerine/= SEVECEN [Davranis-Tutum]

- SEHER[Ar.] değil/yerine/= TAN AĞARTISI [Doga]
( TAN YERİ AĞARMADAN BİRAZ ÖNCEKİ ZAMAN )

- ŞEHİR[Ar.] değil/yerine/= KENT[< KAND] [Mekanlar]
( İnsanın katıldığı, hayatı tüm yönleriyle yaşadığını hissedebildiği yer. | Konutların, araçların birarada bulunduğu yer. )
( YATUK )
( POLİS )
( BURG/BURJUVA )
( TEMEDDÜN: Kentleşme. )
( SEMERKAND: Semer'in kenti. )

- SEHİV[Ar.] değil/yerine/= HATA [Davranis-Tutum]
( Unutma nedeniyle yapılan hata ve sonucu bakımından, çok önemli olmayan yanlışlık.[Akla geldiğinde telâfisi de yapılmak üzere.] )
( Bizden hatâ, Hakk'tan atâ'. )

- ŞEHRİYE[Ar. ŞARİYE] değil/yerine/= MAKARNA[İt. MACCHERONE | İng. PASTA] [Beslenme]
( Çorba ve pilavda kullanılan, türlü biçimlerde kesilerek kurutulmuş buğday unu hamuru. İLE İrmik ya unla hazırlanmış türlü biçimlerdeki kuru hamur. | Bu hamurdan yapılan yemek. | İtalyan Lireti. )

- ŞEHR[Ar. çoğ. EŞHÜR, ŞÜHÛR değil/yerine/= ... []
( Aylar.] )

- SEHVEN[Ar.] değil/yerine/= YANLIŞLIK/LA [tuze]
( YANLIŞLIKLA, BİLMEYEREK )

- ŞEKLEN[Ar.] değil/yerine/= ŞEKLÎ[Ar.] [lugat]
( Biçim bakımından, biçim yönünden. İLE Biçimle ilgili, biçimsel. )

- SEKTE[Ar.] değil/yerine/= DURMA/DURGU [Genel]

- SELİKA[Ar.] değil/yerine/= SELİS[Ar.] [YAZIN]
( Güzel söyleme ve yazma yeteneği. İLE Akıcı söz. )

- SEL[Ar.] değil/yerine/= SEYLÂP(/B)[Fars.]/FEYEZAN[Ar.] [Doga]
( Sürekli yağmurlardan ya da eriyen karlardan oluşan, geçtiği yerlere zarar veren taşkın su. | Hareket durumundaki büyük kalabalık. İLE Su baskını, taşma, taşkın. / Bereket. İLE Zorlu yağmur. )

- SEL değil/yerine/= BUÂK[Ar.] [Doga]
( ... İLE Şiddetli sel. | Ansızın gelen yağmur. | Şiddetli ses, haykırış. )

- ŞEMAİL[Ar.] değil/yerine/= DIŞ GÖRÜNÜŞ [Insan]

- SEMÂVÎ[Ar.] değil/yerine GÖKÇÜL/GÖKSEL [Dil]

- SEMERE/Lİ[Ar.] değil/yerine MEYVE, ÜRÜN | VERİM [Beslenme]
( YARAR(LI), VERİM(Lİ) | SONUÇ | BİR ŞEYDEN ELDE EDİLEN GELİR )

- ŞEMME[Ar.] değil/yerine (ŞEMME-İ MUHAMMED) []
( Bir kere koklama. | Pek az şey, zerre. İLE Koku. (HZ. MUHAMMED'İN KOKUSU) )

- ŞEMSİYE[Ar.] / HÉLIOZOAIRES[Fr.] değil/yerine ... [Nesneler]
( Günsüler. )

- ŞERBET[Ar.] değil/yerine ŞURUP[Ar.] [Beslenme]
( Meyve suyu ile şekerli su karıştırılarak yapılan içecek. | Belirli törenlerde, konuklara sunulan şekerli içecek. | Bazı maddelerin suda eritilmişi. | Sözlenmek ya da nişanlanmak üzere tarafların antlaşması durumunda tören yapılarak içilen içecek. İLE Çok kaynatılarak koyulaştırılmış şerbet.| Çeşitli meyve özleri ve şekerin kaynatılmasıyla elde edilen içecek. | İçinde çok miktarda şeker bulunan, koyu sıvı kıvamda olan ilâç. )

- SERDETMEK[Ar.] değil/yerine/= İLERİ SÜRMEK [Davranis-Tutum]

- ŞEREF[Ar.] değil/yerine/= ONUR[Fr. HONNEUR | İng. HONOR ] (HAYSİYET) [Insan]
( Toplumsal. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/= Bireysel. )
( Mal, mülk ve makamla, kişinin toplumsal konumuyla ilişkilidir. [Şerefim, develerimin sırtındadır.] )
( ŞEREFİYE: Bir kişinin geldiği makam şerefine dağıttığı bahşiş. | Kamunun karar ve etkinlikleri sonucunda, belli bir yerdeki taşınmaz malların artan değerleri üzerinden yerel yönetimlerin aldığı bir tür taşınmaz vergisi. )
( Kendi özüne bağlılık. )
( Başkasının, birine gösterdiği saygının dayandığı kişisel değer, onur. | Toplumca benimsenmiş iyi ün. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/= İnsanın, kendine karşı duyduğu saygı, şeref, öz saygı, haysiyet, izzet-i nefis. | Başkalarının gösterdiği saygının dayandığı kişisel değer, şeref, itibar. )

- ŞEREF değil/yerine/= ŞEREFYÂB[Ar., Fars.] [Insan]
( ... VE/||/<> Şeref kazanan kişi. )

- SERHAT/SERHAD[Fars., Ar.] değil/yerine/= SINIR BOYU [Mekanlar]

- ŞERÎF[Ar.] değil/yerine/= ŞERİF[İng. SHERIFF] [Insan]
( Kutsal, şerefli. | Temiz. | Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'in soyundan olan kişi. İLE Büyük Britanya'da, kendi bölgesi içinde kralı temsil eden, yasalara saygı gösterilmesini sağlamakla görevli yönetici. | Amerika Birleşik Devletleri'nde, seçimle iş başına gelen, tüzel yetkisi sınırlı olan yönetici. )

- ŞERİK[Ar.] değil/yerine/= ORTAK [Insan]

- SERİ[Ar.] değil/yerine/= HIZLI [Davranis-Tutum]

- SERT değil/yerine/= HAŞİN[Ar.] [Davranis-Tutum]
( ... İLE Sert, kırıcı, gönül kırıcı olan. )

- SERVET[Ar.] değil/yerine/= SERMAYE[Fars.] [Genel]
( FORTUNA: Kader. | Servet. )

- SERVET[Ar.] değil/yerine/= VARLIK [Nesneler]

- SERVİ AĞACI değil/yerine/= SEDİR AĞACI/DAĞ SERVİSİ/ARAR[Ar.] (ELMALI-ANTALYA) [Bitkiler]
( ... İLE/VE Dağ servisi, yabani servi. )
( Hava soğuduğunda yapraklarını en son dökenlerin çam ve servi ağaçları olduğunu anlarız. )
( ... İLE/VE Ağaçlar )

- SETİR[Ar.] değil/yerine/= ÖRTME, GİZLEME [Nesneler]

- SET[Ar.] değil/yerine/= SET[İng.] [YAPI]
( Toprağın kayıp akmasını ya da suyun yayılmasını önlemek için yapılan kalın duvar. | Bulunulan yerden daha yüksekte kalan düzlük. | Seki. | Ateşli silahlarda, namlunun içindeki helisin çıkıntı bölümü. İLE Oyunlarda, karşılaşmanın her bir bölümü. )

- SEVÂMM[Ar. < SÂMME] değil/yerine/= SEVÂİM[Ar. < SÂİME] [lugat]
( Zehirli hayvan/lar. İLE Çayıra boşu boş olarak salıverilen hayvanlar, otlak hayvanı. | Zekât hesabına katılan çift tırnaklı hayvanlar.[koyun, keçi, sığır, deve vs.] )
( Zehirli hayvan/lar. İLE Çayıra boşu boş olarak salıverilen hayvanlar, otlak hayvanı. | Zekât hesabına katılan çift tırnaklı hayvanlar.[koyun, keçi, sığır, deve vs.] )

- SEVÂNÎ[Ar. < SÂNİYE] değil/yerine/= SEVÂNİH[< SÂNİHÂ] [lugat]
( Saniyeler. | İkinci derece şeyler. İLE İçe doğan şeyler. )

- SEVİYE[Ar.] değil/yerine/= DÜZEY [Oncelikliler]

- ŞEVKAT[Ar. < ŞEVK | çoğ. EŞVÂK] değil/yerine/= ŞEFKAT/ŞEFAKAT[Ar.] [Davranis-Tutum]
( Şiddetli istek, keyif, neşe, sevinç. İLE/DEĞİL Sevecenlik. | Acıyarak, esirgeyerek, merhamet ederek sevme. )

- ŞEVKET[Ar.] değil/yerine/= BÜYÜKLÜK, ULULUK, YÜCELİK [Insan]

- SEYELÂN[Ar.] değil/yerine/= AKMA, AKINTI | AKI [Doga]

- SEYİRCİ[Ar.] yerine İZLEYİCİ, DİNLEYİCİ [Dil]

- SEYR-Ü-SEFER[Ar.]/TRAFİK[Fr., İng.] değil/yerine/= GİDİŞ-GELİŞ [Genel]

- SEYRÂN[Ar.] değil/yerine/= GEZME/GEZİNME [Mekanlar]

- SEYYAH[Ar.]/TURİST[İng.] değil/yerine/= GEZGİN [Insan]

- SEYYÂL[Ar.] değil/yerine/= AKIŞKAN [Doga]

- SEYYANEN[Ar.] değil/yerine/= EŞİT OLARAK [matematik]

- SEYYÂR[Ar. < SEYR] değil/yerine/= GEZGİN/GEZİCİ [Nesneler]
( Belirli bir yeri olmayan. | Kolay taşınabilen, katlanarak taşınabilir olan. )

- SEYYİE[Ar.] değil/yerine/= KÖTÜLÜK [tuze]

- ŞİAR[Ar.] değil/yerine/= BELGİ | ÜLKÜ [Felsefe]
( Duyuş, düşünüş ve inanıştaki ayırıcı özellik. )

- ŞİDDET[Ar. < ŞEDD] değil/yerine/= YEĞİNLİK [fizik]
( Yeğin olma durumu. | Bir etkinliğin ya da bir gücün derecesi. | Bir ses çıkarılırken algılanan ve titreşimlerin genliğinden kaynaklanan özellik. )

- SIDK[Ar.] değil/yerine/= İÇTEN BAĞLILIK [Tasavvuf]
( Doğruluk, gerçeklik. | İçten bağlılık. )

- ŞİF ile BEYLEM[Ar.] [Doga]

- SİGA/SAGA/SIYGA[Ar.] ile KİP [Dil]
( Fiilin çekiminden oluşan türlü şekillerden her biri. | Kalıba dökmek. )

- SIHHAT[Ar.] değil/yerine/= SAĞLIK [TIP]

- ŞİİR değil/yerine/= GARAMİ[Ar.] [YAZIN]
( ... İLE/VE/||/<> Düşünceden çok, canlı duygulara ve aşka dayanan sanat yapıtı. )

- ŞİİR değil/yerine/= ŞİTAİYE[Ar.] [YAZIN]
( Divan edebiyatında, kış mevsimini konu olarak işleyen şiir. | Bir kasidenin, kışı anlatan giriş bölümü. )

- ŞİKÂYETÇİ/MÜŞTEKÎ[Ar.] değil/yerine/= YAKINAN [tuze ypma]

- ŞİKÂYET[Ar.] değil/yerine/= SERZENİŞ[Fars.]/TAKAZA[Ar.] [Davranis-Tutum]
( Hoşnutsuzluk belirten söz ya da yazı, sızlanma, yakınma. İLE Başa kakma, sitem etme. )

- SIKINTI değil/yerine/= KASVET[Ar.] [Insan]
( ... İLE İç sıkıntısı, gönül darlığı. | Katılık, sertlik. | Merhametsizlik, acımasızlık. )
( BANYO YAP, SPOR YAP, GIDANA DİKKAT ET, [zayıfsan] KİLO AL / [şişmansan] KİLO VER )

- SİKKE[Ar.] değil/yerine/= SİKKE [Nesneler]
( Madeni para. | Madeni paralara vurulan damga. | Ağırlık, yük. İLE Mevlevi dervişlerinin giydikleri, yüksek ve tepesi düz, keçe külah. )

- SİKLET değil/yerine/= SIKLET[Ar.] [Spor]
( Ağırlık, yük. | Sıkıntı. )

- ŞIK[Fr. CHIC] değil/yerine/= ŞIK[Ar. ŞİKK] [Nesneler]
( Güzel, zarif, modaya uygun. | Güzel, modaya uygun giyinmiş olan. | Yerinde, uygun. İLE Seçenek. )

- SİLSİLE[Ar.] değil/yerine/= DİZİ [Oncelikliler]
( Birbirine bağlı, birbiriyle ilgili şeylerin oluşturduğu dizi, sıra. | Bilinen en eski atalardan, yaşayan torunlara kadar aile sırası. )

- SİLSİLE[Ar.] değil/yerine/= ZİNCİR, ZİNCİRLEME OLAN ŞEY [Genel]
( ART ARDA GELEN ŞEYLERİN MEYDANA GETİRDİĞİ SIRA )
( SOYSOP )
( ZİNCİR, ZİNCİRLEME OLAN ŞEY )

- SİMETRİ/K[İng.]/MÜTENAZIR[Ar.] değil/yerine/= BAKIŞIM/LI [Nesneler]
( İki ya da daha çok şey arasında konum, biçim ve belirli bir eksene göre ölçü uygunluğu. | [mat.] Eksen olarak alınan bir doğrudan, benzer noktaları karşılıklı olarak aynı uzaklıkta bulunan iki benzer parçanın birbirine göre olan durumu, tenazur. )

- SİNAMEKİ[Ar.] değil/yerine/= [Bitkiler]
( Baklagillerden, sıcak bölgelerde yetişen, çok fazla türü bulunan bir bitki. | Bu bitkinin meyvesi. | Bu bitkinin, bazı türlerinden elde edilen, tıpta, iç sürdürücü olarak kullanılan madde. | [mecaz] Mızmız, sevimsiz, başkalarıyla ilişki kurmayan kişi. )

- SÎN[Ar.] değil/yerine/= Sîn [lugat]
( Osmanlı abecesinin onbeşinci harfi. Ebced hesabında, 60 sayısının karşılığıdır. | Sual sözcüğünün kısaltılmış şekli. İLE Çin. İLE Mezar. İLE Diş. | Yaş, ömrün derecesi. )

- SİN[Türkçe]/KABİR/KABR[Ar.], MEZAR/GÛR[Fars.] değil/yerine/= TÜRBE/TOMB [Tasavvuf]
( [kökeni/etimolojisi] MEZAR[< ZİYARET[Ar.]): Anadolu Türkçesi'ne anlam değiştirerek, ölünün gömüldüğü yer olarak geçmiştir. İLE Topraklanmış, toprak örtülmüş. )
( İşlerinizden sıkıldığınızda kabirleri/mezarlıkları, türbeleri ziyaret ediniz. )

- SİPER-İ SAİKA[Ar.]/PARATONER[Fr.] değil/yerine/= YILDIRIMSAVAR/YILDIRIMKIRAN/YILDIRIMLIK [Dil]

- SİRÂC[Ar.] değil/yerine/= IŞIK, KANDİL, MUM, GÜNEŞ [Nesneler]

- SIRÂT/TÂRİK[Ar.] değil/yerine/= YOL [Tasavvuf]

- SIRÂT[Ar.] değil/yerine/= YOL [Mekanlar]

- SİRÂYET[Ar.] değil/yerine/= GEÇME/BULAŞMA [TIP]

- ŞIRA değil/yerine/= HARDALİYE[Ar.] [Beslenme]
( ... İLE İçine hardal katılarak yapılan üzüm şırası. )

- ŞİRB[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Su hissesi, suya ait hak. Ekin ya da hayvan sulama nöbeti. )

- ŞİRK[Ar.] değil/yerine/= EŞKOŞMAK [Davranis-Tutum]

- ŞİRRET[Ar.] değil/yerine/= "ZİLLİMAŞA" [Insan]
( Edepsiz, geçimsiz, yaygaracı. )

- ŞİTÂİYYE[Ar.] değil/yerine/= KIŞLIK KONUT [YAPI]

- SİTTE-İ SEVİR[Ar.] değil/yerine/= ÖKÜZSOĞUĞU [Doga]
( Nisan'ın 15'inden sonra olan fırtınanın adı. )

- SİVRİSİNEK ile HEMEC[Ar.] [Hayvanlar]

- SİYAH ile NEFTİ[Fars., Ar.] [Nesneler]
( ... İLE Siyaha yakın, koyu yeşil. )

- SIYÂNET[Ar.] değil/yerine/= KORU(N)MA [tuze]

- SODA[İt. < Ar.] değil/yerine/= MADEN SUYU [Beslenme]
( Ekşi Sözlük'teki açıklamaları için burayı tıklayınız... )

- SOFRA değil/yerine/= MÂİDE[Ar.] [Beslenme]
( ... İLE/VE Üzerinde yemek bulunan, kurulmuş sofra. | Yemek, ziyafet. )

- SOFTA[Ar. < SÛHTE] değil/yerine/= MOLLA[Ar.] [Bilim]
( Medrese öğrencisi. | Yanmış, tutuşmuş, talebe, talep eden. | [mecaz] Bir görüşe/inanışa, körü körüne bağlanan kişi. | [mecaz] Yaşadığı çağın gerisinde kalmış geri kafalı kişi. İLE Büyük kadı. | Medrese öğrencisi. | Büyük bilgin. )

- SOĞAN değil/yerine/= BASAL[Ar.] [Beslenme]
( ... İLE Soğan ve benzeri gibi kökler. )

- SOMAK/SUMAK[Ar.] değil/yerine/= SOMAK [Bitkiler]
( Antepfıstığıgillerden, sıcak bölgelerde yetişen, kabuğu tıpta kullanılan bir ağaç. | Bu ağacın, ekşilik vermek için dövülerek yemeklere katılan, mercimeğe benzeyen meyvesi. İLE Hayvanlarda, yüzün çıkıntılı ve az çok sivri olan ön bölümü. )

- SONBAHAR/HAZAN[Ar.] değil/yerine/= GÜZ [Dil]

- SONTEŞRİN/TEŞRİN-İ SÂNÎ[Ar.] değil/yerine/= KASIM [Genel]

- SOPA değil/yerine/= MATRAK[Ar.] [Nesneler]
( ... İLE Kalın sopa, değnek. | Eğlenceli, gülünç, hoş. )

- SÖZLEŞME = MUKÂVELE[Ar.] [tuze]

- ŞUÂİYYE[Ar.] / RADIOLAIRES[Fr.] = ... []
( Işınlılar. )

- SUAL ETMEK = BUHÛ'[Ar.] [Oncelikliler]
( 1. Sormak. | 2. İstemek. [fakat uygunsa ve/veya uygun olabileceği kadarıyla isteyerek!] İLE Alçakgönüllülükle hakkını isteme. )

- SUAL[Ar.] değil/yerine/= SORU [Felsefe]

- SUBRE[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Yığın, birikinti. [tahıl, buğday yığını gibi.] )

- SÜBYAN[Ar.] değil/yerine/= ÇOCUKLAR [Insan]

- SUBYE[Fr. SOUS-PIED] değil/yerine/= SUBYE[Ar. < SABİ] [Nesneler]
( Ayağın altından geçen, tozluğa ya da pantolon paçalarına bağlanan şerit. İLE Henüz memeden kesilmemiş eril çocuk. | Üç yaşını tamamlamamış eril çocuk. İLE Mürekkep balığı. | Badem içi, kavun çekirdeği gibi şeylerden yapılan, boza koyuluğundaki şerbet. | Pirincin, boza haline gelene kadar koyulaştırılarak pişirilmesi. İLE ... )

- SUÇ değil/yerine/= UFAK SUÇ(ZELLE[Ar.]) [tuze]
( ... İLE Sürçüp kayma. | Yanılma, yanlış. | Ufak suç. )

- SUDG[Ar. çoğ. ASDÂG] değil/yerine/= ... []
( Şakaklardan sarkan saçlar. )

- ŞÜF'A[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Bir mülk kaça satın alınmışsa, o mülke o para ile sahip olma. )

- ŞUFA[Ar.] değil/yerine/= ÖN ALIM [tuze]

- SÜFLÎ[Ar.] değil/yerine/= AŞAĞIDA BULUNAN | ALÇAK, BAYAĞI [Tasavvuf]
( AŞAĞIDA BULUNAN | ALÇAK, BAYAĞI )

- ŞUHEDÂ[Ar.] değil/yerine/= ŞEHİTLER [Insan]

- SÜHÛLETLE[Ar.] değil/yerine/= KOLAYLIKLA [Genel]

- SÜKÛT[Ar.] değil/yerine/= SUSKU [Davranis-Tutum]

- SULB/SULP[Ar.] değil/yerine/= OMURGA [TIP]

- SÜLFÜR değil/yerine/= ZİNCİFRE[Ar.]/SÜLÜĞEN [kimya]
( ... İLE Kırmızı renkli, doğal cıva sülfür. | Kırmızı kurşun oksit. )

- SULHPERVER/SULHÇU[Ar., Fars.] değil/yerine/= BARIŞSEVER/BARIŞÇIL [tuze]

- SULH[Ar.] değil/yerine/= BARIŞ [Davranis-Tutum]

- SULTAN[Ar.] değil/yerine/= SULTAN [Insan]
( Müslüman, özellikle Sünni hükümdarların kullandıkları unvan, padişah. | Padişahların erkek ve kız çocukları ile anne ve eşlerine verilen unvan. İLE Bektaşi azizi. İLE Belirli bir alanda en üst düzeyde olanlar için kullanılan bir söz. )

- SULTA[Ar.]/OTORİTE değil/yerine/= YETKE [Genel]

- SULTA[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Baskı. | Yetke. [Fr. AUTORITE] )

- SÜLÜS[Ar.] değil/yerine/= SÜLÜS[Ar.] [matematik]
( Üçte bir. İLE Arap abecesiyle yazılan bir tür süslü yazı. İLE Erlere, yolculuklarda indirim sağlayan belge. )

- SÜNBÜK[Ar. | çoğ. SENÂBİK] değil/yerine/= ... [Hayvanlar]
( Toynak, at, eşek gibi tek tırnaklı hayvanların tırnağı. )

- SUNİ[Ar.] değil/yerine/= YAPAY [Nesneler]

- SÜRAT[Ar.] değil/yerine/= HIZ [Davranis-Tutum]
( Alınan yolun, harcanan zamana oranı. | Çabukluk. | Bir hareketten doğan güç, şiddet. )

- SÜREÇ değil/yerine/= FETRET[Ar.] [Genel]
( ... İLE İki peygamber ya da sultan arasında peygambersiz/sultansız geçen süre. | İslâm'a göre, Hz. İsa ile Hz. Muhammed arasında geçen süre. | İki olay arasındaki süre. | Hükümet gücünün gevşediği bir yerde, düzenin yeniden kurulmasına kadar geçen süre. )

- SURETA[Ar.] değil/yerine/= GÖRÜNÜŞE GÖRE, GÖRÜNÜŞTE | YALANDAN [Dil]

- SÜREYYA[Ar.]/PERVÎN[Fars.]/PLESIADES değil/yerine/= ÜLKER [Doga]
( Boğa burcunda, yedi yıldızdan oluşan takım. | Kuzey yarımkürede, Boğa[Sevr] burcunun en parlak yıldızı olan Eddeberân'ın ilerisinde ve Feres-i A'zam yönünde görünen güzel bir yıldız kümesi. )

- SÛRE değil/yerine/= MİZMÂR[Ar.] [Tasavvuf]
( ... İLE Zebûr'un her bir sûresi. )

- SÜRFE/SURFE[Ar.] değil/yerine/= SÜRFE[Fars.] [lugat]
( Kurtçuk. İLE Öksürük. )

- SÜRÛR[Ar.] ile NEŞE/SEVİNÇ | TESKİN/TESELLİ [Insan]

- SÜRYANİ[Ar.] ile [Insan]
( Samiler'in, Aramî kolunun doğu bölümünde olan bir Hristiyan topluluğu ve bu topluluktan olan kişi. )

- SUR[Ar.] ile SUR [YAPI]
( Kale duvarı. İLE Uğur, alınyazısı. İLE Diyarbakır iline bağlı ilçelerden biri. )

- SÜSMEK/TENÂTUH[Ar.] ile ... []
( Hayvanların boynuzlaşması. )

- SÜS ile ŞEMSE[Ar.] [Nesneler]
( ... İLE Yazma kitapların cildine, baş sayfalarının üst bölümüne ya da kumaşlara, kapı, pencere vb. yerlere işlenen ya da çizilen, güneş biçiminde süs. )

- SÜTÛN/ÂSİYE[Ar.] ile/yerine DİREK [Nesneler]

- SU ile/yerine ÖZSU/USÂRE[Ar.] [Doga]
( ... İLE Bitki ve hayvan dokularında bulunan sıvılara verilen ad. | Salgı ile oluşan ve içinde enzimler bulunan organik sıvı. )

- SU ile/yerine ZÜLÂL[Ar.] [Beslenme]
( ... İLE Saf, hafif, soğuk, güzel, tatlı su. )

- TA'DÂD[Ar. < ADED] ile/yerine SAYMA; SAYI | BİRER BİRER SÖYLEME, SAYIP DÖKME; SAYIM [matematik]
( SAYMA; SAYI | BİRER BİRER SÖYLEME, SAYIP DÖKME; SAYIM )

- TA'YÎN[< AYN][Ar.] ile/yerine NÂN-PÂRE[Fars.] [Beslenme]
( Erzak. İLE/VE Ekmek parçası. )

- TAACCÜB[Ar. < ACEB] ile/yerine ŞAŞMA/ŞAŞAKALMA [Davranis-Tutum]
( [bkz. TAHAYYÜR] )

- TAADDÜT[Ar.] değil/yerine/= ÇOĞALMA, SAYININ ARTMASI [Genel]

- TAAMMÜDEN[Ar.] değil/yerine/= KASTEN [tuze]

- TAAMMÜM]Ar.} değil/yerine/= YAYILMA, GENELLEŞME [Genel]

- TAAMMÜT[Ar.] değil/yerine/= TAAMMÜDEN [tuze]
( Bir işi ya da suçu bile bile, tasarlayarak yapma. | İşlenecek bir suçun, daha önceden tasarlanması. İLE/<> Kasten. )

- TAANNÜT[Ar.] değil/yerine/= DİRENME, DİRENİM [Davranis-Tutum]

- TAASSUP[Ar.] değil/yerine/= BAĞNAZLIK [Davranis-Tutum]

- TAAYYÜŞ[Ar.] değil/yerine/= YAŞAMA, GEÇİNME [Genel]

- TAB-HÂNE[Ar., Fars.] değil/yerine/= TABH-HÂNE[Ar., Fars.] [lugat]
( Matbaa. İLE Mutfak. | Lokanta. İLE Ocak ya da soba ile ısıtılan kışlık yer, çiçek sobası. | Nekahethâne.[DÂR-ÜŞ-ŞİFÂ] )

- TABAN[>< TAVAN} değil/yerine/= TAB'AN[Ar.] [YAPI]
( Ayağın alt yüzü, aya. | Üstü kapalı bir yerin gezinilen, ayakla basılan yüzü, tavan karşıtı. | Ayakkabının alt bölümü. | Kaide. | Bir şeyin en alt bölümü. | Değerlendirmede en alt derece. | Bir toplumu, bir kuruluşu oluşturan, yönetime katılmadan etkili olan kitle. | Temel. | Bir ırmağın en derin olan orta yeri. | Yelkenlilerde, dikey duran direk, çubuk, seren vb.nin alt bölümü. | Bir cismin ya da bir biçimin yüksekliğini ölçmek için aşağıdan yukarıya doğru başlama noktası olarak alınan yüzey ya da çizgi, kaide. | Üslü sayılarda, kuvveti alınan sayı. | Tarlanın düz ve verimli kesimi. | Kılıç vb. yapımında kullanılan iyi cins demir. İLE Doğası itibariyle, huy bakımından. )

- TABASBUS[Ar. < BASBASA]/MÜTEBASBIS değil/yerine/= YALTAKLANMA/YALTAK [Davranis-Tutum]
( Birine hoş görünmek için onursuzca davranmak. )

- TABİL[Ar. | çoğ. TEVÂBİL] değil/yerine/= ... []
( Nane, biber, tarçın, karanfil gibi baharatlar. )

- TABİP[Ar.] = HEKİM/DOKTOR [TIP]

- TABLA[Ar.] = LEVİ [Nesneler]
( Satıcı vb.nin kullandığı tahtadan tepsi. | Soba, mangal vb. şeylerin altına konulan metalden ya da tahtadan yapılan tepsiye benzer altlık. | Bir şeyin düz ve geniş bölümü. | Ağaçtan ya da ağaç ürünlerinden hazırlanmış, büyük yüzeyli düzgün parça. | Genellikle Hindistan, Pakistan'da kullanılan, darbukaya benzer bir çalgı türü. | Denizcilikte, makaraların yüzlerini oluşturan dış bölümleri. İLE Etiyopya'da, kadınların, dudaklarına yerleştirdikleri tablalar.[Toplumsal konum, zenginlik, güç göstergesidir ve gurur kaynağıdır.] )

- TABUT = LAHİT[Ar.] [Nesneler]
( Ölünün, mezarlığa götürülürken, içine konulduğu sandık. İLE Kenarları kâgir, üstü kapak taşlarıyla örtülü mezar. | Taş ya da mermerden oyma mezar. )

- TABYA[Ar.] = DONANMA [Genel]
( Bir bölgeyi savunmak için yapılan ve silahlarla güçlendirilen yapı. İLE/<> ... )
( Karada. İLE/<> Denizde. )

- TAÇ[Ar. < TÂC] = TAÇ[İng. TOUCH] [Nesneler]
( Soyluluk, iktidar, güç veya hükümdarlık simgesi olarak başa giyilen, değerli taşlarla süslü başlık. | Gelinlerin başlarına takılan süs. | Genellikle göz düzeyinden yüksek mobilyaların üstlerindeki kabartmalı, oymalı, süslü bölüm. | Çiçeğin dıştan ikinci halkasında bulunan yaprakların hepsi. | Bazı tarikatlarda, şeyhlerin giydikleri başlık. İLE [futbol] Yan, dokunma. )

- TAFRA[Ar.] = SIÇRAMA [Davranis-Tutum]
( Yukarıya sıçrama, atlama. | Yukarıdan atıp tutma. | İlimde, rütbe, derece alma. )

- TAFSÎLÂT[Ar. < TAFSÎL < FASL] = AÇIKLAMA [Oncelikliler]
( ... İLE/VE Etraflıca, uzun uzun açıklamalar. )

- TAFZİH[Ar.] = REZİL ETME [Davranis-Tutum]
( Birinin kötü yanlarını ortaya çıkarma. )

- TAGAMGUM[< Ar. GAMGAMA] = ... []
( Anlaşılmaz söz. )

- TAGAYYÜR[Ar. < GAYR] değil/yerine/= DEĞİŞME, BAŞKALAŞMA [Doga]

- TAGŞÎŞ[Ar.] değil/yerine/= KARIŞTIRMA [Nesneler]
( Bir şeyin içine başka bir madde karıştırma, katıştırma. )

- TAĞYİR[Ar.] değil/yerine/= DEĞİŞTİRME, BAŞKALAŞTIRMA | BOZMA [Genel]

- TAHAFFUZ[Ar.] değil/yerine/= BARINMA, KORUNMA [Oncelikliler]

- TAHAKKÜM[Ar.] değil/yerine/= BASKI, ZORLAMA [Davranis-Tutum]

- TAHAMMÜLFERSA[Ar.+Fars.] değil/yerine/= DAYANILMAZ [Davranis-Tutum]

- TAHAMMÜL[Ar.] değil/yerine/= DAYANMA, KATLANMA [Davranis-Tutum]
( Nesnenin, güçlü, zorlayıcı dış etkenlere karşı koyabilmesi, dayanması. | İnsanın kötü, güç durumlara karşı koyabilme gücü, kaldırma, katlanma. )

- TAHAMMUZ[Ar.] değil/yerine/= EKŞİME [Beslenme]

- TAHÂRET[Ar.] değil/yerine/= TEMİZLENME [Davranis-Tutum]
( TEMİZLİK | TEMİZLENME )

- TAHARRÜŞ[Ar.] değil/yerine/= TIRMALANMA, KURCALANMA, AZDIRILMA [Davranis-Tutum]

- TAHASSUN[Ar.] değil/yerine/= SIĞINMA [Davranis-Tutum]
( Korunmak için bir yere çekilme. )

- TAHAŞŞÜT[Ar.] değil/yerine/= YIĞINAK [Nesneler]

- TAHAVVÜL[Ar.] değil/yerine/= DEĞİŞME, DÖNÜŞÜM [Doga]
( Bir durumdan, başka bir duruma geçme, değişme, değişkenlik, dönüşme, dönüşüm )

- TAHAYYÜL[Ar.] değil/yerine/= HAYALDE CANLANDIRMA [Insan]

- TAHDİDAT[Ar.] değil/yerine/= SINIRLAMALAR [Genel]

- TAHDİT[Ar.] değil/yerine/= SINIRLAMA, ÇEVRELEME [Genel]

- TAHİN[Ar. < TAHÎN] değil/yerine/= [ADSIZ]
( TAHN: Öğütme, öğütülme, öğütülmüş tahıl anlamından hareketle, daha çok pekmezle karıştırılarak ya da helvası yapılarak kullanılan "öğütülmüş susam" olarak yerleşmiş gıda ürünü. )

- TAHRİBAT[Ar.] değil/yerine/= YIKIP BOZMA [Davranis-Tutum]

- TAHRİL[Ar. < TAHRİR] değil/yerine/= ÇİZGİ [fizik]

- TAHRİR[Ar.] değil/yerine/= YAZMA, KİTABET, KOMPOZİSYON [YAZIN]
( Sahife dört kenarına çekilen çizgiye denir. )

- TAHTAKALE[Ar. < TAHT el-KALÂ] değil/yerine/= ... [Mekanlar]
( Kalenin/surun altı. )

- TAHTA[Fars.] değil/yerine/= AHŞAP[Ar.] [Nesneler]
( Çeşitli işlerde kullanılmak üzere düz, enlice, uzun ve az kalın biçimde işlenmiş ağaç parçası. | Bu ağaçtan yapılmış olan. | Bu malzemeden oluşmuş yüzey, döşeme, ağaç. | Sebze bahçelerinde ayrılan küçük yer. | Kara tahta. | Çimlenen tohumlar için bahçede hazırlanan uzun tarh. İLE Ağaçtan, tahtadan yapılmış. | Ağaçtan, tahtadan yapılmış nesne. )

- TAHTEREVALLİ[Ar.]/ÇÖĞÜNCEK değil/yerine/= TAHTIREVAN[Fars.] [Nesneler]
( İki ucuna, birer kişi oturup karşılıklı olarak havada yükselip inerek eğlenmeyi sağlayan, ortasından bir yere dayalı tahta ya da metal araç. İLE Omuzda götürülen, üstü örtülü, insan taşınan araç. )

- TAHTEŞŞUUR[Ar.] değil/yerine/= BİLİNÇALTI [Insan]

- TAKADDÜM[Ar.] değil/yerine/= ÖNCELİK [Oncelikliler]

- TAKALLÜS[Ar.] değil/yerine/= KASILMA [TIP]

- TAKARRÜP[Ar.] değil/yerine/= YAKINLAŞMA/YAKLAŞMA/YANAŞMA [Davranis-Tutum]

- TAKARRÜR[Ar.] değil/yerine/= KARAR VERME [tuze]
( Bir yerde karar kılma, yerleşme. | Karar verilme. )

- TAKAS[Ar.] değil/yerine/= DEĞİŞTOKUŞ/DEĞİŞİM [Genel]

- TAKAYYÜT[Ar.] değil/yerine/= BAĞLI OLMA [Insan]
( Bağlı olma, bağlanma. | Üstüne düşme, özen gösterme. )

- TAKBİH[Ar.] değil/yerine/= KINAMA [Davranis-Tutum]
( Çirkin görme, beğenmeme. | Kınama. )

- TAKDİM-TEHİR[Ar.]/METATEZ[Fr. < Yun.] değil/yerine/= GÖÇÜŞME [Dil]
( Bir sözcük ya da rakamlar içinde, birbirini izleyen iki sesbirimin/rakamın yer değiştirmesi. [Türkçe'de, daha çok, r ya da l ünsüzünün bulunduğu sözcüklerde, birinci hecenin başındaki ses, birbirinin yerine geçer. Kibrit > kirbit, çömlek > çölmek] )

- TAKDİM[Ar.] değil/yerine/= TANITMA [Davranis-Tutum]
( Bir şeyi, karşılıksız olarak birine verme, sunma. | Tanıtma, tanıştırma. | Öne alma, önceye alma. )

- TAKDİS[Ar.] değil/yerine/= KUTSAMA [Davranis-Tutum]

- TAKİM[Ar.] değil/yerine/= TAKİMETRE[Fr. TACHYMETRE] [Davranis-Tutum]
( Verimsiz duruma getirme, sonuçsuz bırakma, kısırlaştırma. | Mikrobundan arıtma. İLE Hareket durumundaki bir nesnenin hızını ölçmeye yarayan aygıt. )

- TAKLİP[Ar.] değil/yerine/= DÖNDÜRME, ÇEVİRME [Genel]
( Döndürme, çevirme. | Bir şeyin biçim ve kalıbını değiştirme. )

- TAKMA AD/MAHLAS/MÜSTEÂR[Ar. < ÂRİYYET] değil/yerine/= AYANÎ [divan]
( ... İLE/VE Divan Şiiri'nde takma ad. )

- TAKSİRAT[Ar.] değil/yerine/= HATALAR [Davranis-Tutum]

- TAKSİR[Ar.] değil/yerine/= HATA [tuze]
( Kısaltma, kısma. | Kusurda bulunma. | Dikkatsizlik, tedbirsizlik, meslekte acemilik ya da düzene, buyruklara ve talimata uymazlıktan doğan kusurlu olma durumu. )

- TAKUNYA[Yun. TAKOUNI] değil/yerine/= NALIN[Ar.] [Nesneler]
( Tahta terlik. İLE/VE Takunyanın yüksek olanı. )
( [kökeni/etimolojisi] Tiyatrolarda giyilen üstten bağlı tahta ayakkabı. Anadolu Türkçesi'ne, Anadolu'da konuşulan, Rumca'dan halk söyleyişiyle geçmiştir. )

- TAKVÂ[Ar. < VİKAYE] değil/yerine/= VERA'[Ar.] [Tasavvuf]
( Sakınma - Korunma - Ümit. İLE/VE Şüpheliyi uzakta tutmak. İLE/VE Şüpheli olma olasılığı ile mübâhların çoğunu terk etmek. )
( Haramlardan sakınma/ittikâ. İLE/VE Şüphelilerden sakınma/ittikâ. İLE/VE Mübâhları terk. )
( Tevâzû. İLE/VE Mahviyet. İLE/VE ... )
( Dinin yasak ettiği şeylerden kaçınma. | Belirli olan şeyin yanından geçmemek. | Günahlara direnç kazanmak. İLE Haramdan kaçınma. )
( TAKVA: Yolculuk azığı. )

- TAMİM[Ar.]/SİRKÜLER[Fr.] değil/yerine/= GENELGE [tuze]

- TANÎN-İ ZÜBÂB[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Sinek vızıltısı. )

- TARİHÇİ değil/yerine/= VAK'A-NÜVÎS[Ar., Fars.] [Oncelikliler]
( ... İLE Tarihi olayları günü gününe kaydeden tarihçi. | Osmanlı'larda devletçe görevlendirilen tarih yazarı. )
( ... İLE Tarihi olayları günü gününe kaydeden tarihçi. | Osmanlı'larda devletçe görevlendirilen tarih yazarı. )
( ... İLE Tarihi olayları günü gününe kaydeden tarihçi. | Osmanlı'larda devletçe görevlendirilen tarih yazarı. )

- TARLAKUŞU/TOYGAR/CÜSÂL[Ar.] değil/yerine/= GELİNKUŞU [Hayvanlar]
( ... İLE/VE Bir tür iri tarlakuşu. )

- TÂRZ-I MEFSÛL[Ar.] değil/yerine/= ... [Dil]
( Kesik kesik tümcelerle söz söyleme. )

- TARZ[Ar.]/STİL[Fr., İng. STYLE] değil/yerine/= BİÇEM [Sanat]

- TASFÎK-İ ESNÂN[Ar.] değil/yerine/= ... [TIP]
( Soğuktan dişlerin birbirine çarpması. )

- TASFÎK[Ar. çoğ. TASFÎKAT] değil/yerine/= ... []
( Kanat çırpma. )

- TASNİ[Ar.] değil/yerine/= YAPINTI [Dil]
( Gerçekle çeliştiğini, gerçekliğe uymadığını bile bile tasarlanan şey, hayal gücüyle yaratılmış olan şey. | Bilgi kuramında ve varlıkbilimde, gerçeğe uymayan, ancak belirli bir kuramsal ya da kılgılı amaç için kullanılması sakıncasız olan tasarım. )

- TAŞ değil/yerine/= YEŞİM[Ar.] [Doga]
( ... İLE Açık yeşil ve pembe renkli, kolay işlenen, değerli bir taş. )

- TAUN[Ar.] değil/yerine/= VEBÂ[Ar.] [TIP]
( Bulaşıcı hastalıklar. İLE/<> Hasta sıçanlardan, insana geçen bir mikrobun oluşturduğu, bulaşıcı ve öldürücü bir hastalık. )

- TAYFA[Ar.] değil/yerine/= MİÇO/MUÇO[İt.] [Insan]
( Bir gemide bulunan, türlü işlerde çalıştırılan sefer işçileri. | Aynı işi yapan topluluk. | Birinin yanında bulunan yardakçılar, koşuntu. İLE Gemilerde, küçük yaşta tayfa yamağı. )

- TAYF[Ar.]/SPEKTRUM[] değil/yerine/= ÇEŞİTLİLİK [Nesneler]
( Birleşik bir ışık demetinin bir biçmeden geçtikten sonra ayrıldığı basit renklerden oluşmuş görüntü. )

- TAYİN[Ar.] değil/yerine/= ATAMA [Genel]

- TAYR[Ar. < ATYÂR, TUYÛR]/MÜRG[Fars.]:
Kuş.
< [Hayvanlar]

- TE'KÎL[Ar.] < ... []
( Birine yedirme, yedirilme. )

- TEÂSÜR[Ar.] değil/yerine/= GÜZEL GEÇİNME, DİRLİK ETME [Davranis-Tutum]

- TEBÂ[Ar.] değil/yerine/= REÂYÂ[Ar.] [Insan]
( ... İLE/VE Bir hükümdarın yönetimi altındaki halk. | Tanzimat'tan önce, Osmanlı'nın Müslüman olmayan uyrukları. | Hristiyan. )

- TEBCÎL[Ar. < BECL/BÜCÜL] değil/yerine/= ... []
( Ululama, ağarlama.| Övme. )

- TECA'ÜD[Ar. CA'D] değil/yerine/= ... []
( Saçın kıvırcık, büklüm büklüm olması. )

- TECBÎR[Ar. CEBR] değil/yerine/= ... []
( Kırık/çıkık kemiği iyileştirme, sarma/alçıya alma. )

- TECRÎD[< Ar. CERED | çoğ. TECRÎDÂT] değil/yerine/= İNTİZÂ[< Ar. NEZ] [Oncelikliler]
( Maddî olandan arındırmak. | Soymak/soyutlamak. İLE/< Dış-dünyada, bir nesnede gizilgüç[bilkuvve/potansiyel] olarak bulunan bir özelliği, zihnin soyutlayarak yetkin örnek[ideal-form] haline getirmesi. | Ayıklamak. )
( Soyma, soyulma. | Ayırma, bir tarafta tutma. | Herşeyden el-ayak çekme. | Soyutlama. | Yalıtma. | Bir şairin kendini soyut bir kişilik, yani ayrı bir kişi sayarak ona hitab etmesi. | Noktasız harflerden oluşan sözcüklerle tümce ya da mısra yapma. İLE/< Çekip koparma, koparıp alma. )
( İntizâ olmadan, tecrîd olmaz. )
( Without the extraction, there cannot be the abstraction. )

- TECVÎZ[Ar. CEVÂZ | çoğ. TECVÎZÂT] değil/yerine/= TAKDİR [Oncelikliler]
( Olanaklıları kabul eder. İLE/VE ... )

- TEDAVİ[Ar.]/TERAPİ[Fr.] değil/yerine/= OTAMA [TIP]
( Fiziksel olana. İLE Zihinsel olana. )
( Örgenlere uygulanabilen. İLE/VE Tine uygulanabilen. )

- TEDÂVÜL[Ar.]/SİRKÜLASYON[Fr.] değil/yerine/= DOLAŞIM/DOLANIM [Genel]

- TEDEMMU'[< DEM][Ar.] değil/yerine/= ... []
( Gözün yaşarması. | Sayrılıktan dolayı gözden yaş gelme. )

- TEDSÎR[Ar.] değil/yerine/= ... [Hayvanlar]
( Kuşun, yuvasını düzenlemesi/düzeltmesi. )

- TEESSÜF[Ar.] değil/yerine/= YERİNME [Dil]
( Acınmak. | Pişman olmak. )

- TEFRÎŞ, TEFRÎŞÂT[Ar. < FERŞ] değil/yerine/= ... []
( Döşeme, döşenme, yayma. | Ev eşyasını düzenleme. )

- TEFSİRE[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Hekimin, sayrının sidiğindeki değerleri/sonuçları incelemesi. | Sayrının, hekim tarafından incelenmiş sidiği. )

- TEFSİR değil/yerine/= TE'VÎL[Ar. < MEAL] [Oncelikliler]
( Olaylara bağlı yorum. İLE/VE Anlama bağlı yorum. | İlklemek, asla götürmek. | Sözü çevirme. )

- TEGANNİ[Ar.] değil/yerine/= YIRLAMAK [Muzik]
( Türkü, şarkı söylemek. )

- TEHÂCÎ[Ar. HECÂ] değil/yerine/= ... [Dil]
( Hicv etme, hicivleşme. )

- TEHÂLÜF[Ar. < HALF] değil/yerine/= TEHÂLÜF[Ar. < HULF] [Dil]
( Hâkimin iki tarafa da yemin verdirmesi. İLE Birbirine zıt olma, birbirine uymama. )

- TEKELLÜM[Ar. KELÂM] değil/yerine/= ... [Dil]
( Söyleme, konuşma. | Bir yazarın kendini ölmüş sayarak yazı yazması. )

- TEKEMMÜL[Ar. < KEMÂL] değil/yerine/= YETKİNLEŞME [Insan]
( KEMÂLE GELME, KEMÂL BULMA, OLGUNLAŞMA )

- TEKKE değil/yerine/= HÂN-KAH[Ar.]/HÂNGÂH[Fars.] [Tasavvuf]
( ... İLE/VE Tekkenin büyüğü. )

- TEKNE değil/yerine/= MAVNA/MAVUNA[Ar.] [Nesneler]
( ... İLE Gemilere ve yakın kıyılara yük taşıyan, güvertesiz büyük tekne. )

- TEKRÎM[Ar. < KEREM] değil/yerine/= ... []
( Saygı gösterme, ululama. | Cömertlik. )

- TEKYÎL[Ar. KİLE]:
Kile ölçme.
ile [Nesneler]

- TELA'SÜM[Ar.] ile ... []
( Yanıt verilecek yerde veremeyip kekeleme. | Saçmasapan yanıt verme, kemküm etme. | Dil dolaşma. )

- TELÂFFUZ[Ar.] değil/yerine/= SÖYLEN(/Y)İŞ [Dil]

- TELEBBÜN[Ar. LEBEN] değil/yerine/= ... []
( Memeden sütün damla damla akması. )

- TELECLÜC[Ar. < LÜCCET] değil/yerine/= ... []
( Şaşkınlıktan dolayı sözü ağzında karıştırarak söyleme. )

- TELES[Ar. TALLİS] değil/yerine/= ... []
( ... İLE Yıpranmış, tel tel iplikleri çıkmış kumaş. )

- TELLAL/DELLÂL[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Alıcı ile satıcı arasında, antlaşmayı sağlayan kişi. )

- TELVÎH[Ar. < LEVH | çoğ. TELVÎHÂT] değil/yerine/= ... []
( Posa haline getirme. )

- TEMÂYÜL[Ar.] değil/yerine/= YÖNSEME [tuze]
( Belirli bir amaca ya da sonuca yönelen, etkinliğe dönüşmeyen etki gücü. )

- TEMPLUM[Lat.] değil/yerine/= MÂBED[Ar.] [YAPI]
( Kesmek. İLE Küp. )

- TENÂSÜL-İ BİKRÎ[Ar.], PARTENOJENEZ/PARTHÉNOGÉNÈSHE[Fr.] değil/yerine/= URANISME []
( Eşeysel ilişki olmaksızın gerçekleşen doğum. İLE Eşeysel ilişkiye varmayacak biçimde eril ile erilin sevişmesi. )

- TENÂSÜR[Ar.] değil/yerine/= SAÇILMA, SERPİLME | PÜSKÜRME [Nesneler]

- TENCERE değil/yerine/= HELVAHANE[Ar. Fars.] [Nesneler]
( ... İLE Genellikle helva pişirmekte kullanılmış olan, geniş ve az derin tencere. )

- TENEŞİR[Ar.] değil/yerine/= SALACAK [YAPI]
( Üstünde ölü yıkanılan mermer/kerevet. )

- TENYA değil/yerine/= ZÂT-ÜL-HUFEYRE-İ RE'S[Ar.] [Hayvanlar]
( ... İLE/VE Uzunluğu 20 m. kadar olan bir çşit tenya, şerit. )

- TEPE değil/yerine/= BECRÂ'[Ar.] [Doga]
( ... İLE Yüksek yer. )

- TERAZİ değil/yerine/= KABBÂN[Ar.] ( [Nesneler]
( ... İLE Büyük terazi. )

- TEREDDİ[Ar.] değil/yerine/= YOZLUK [Davranis-Tutum]

- TEREDDÜT/D[Ar. < REDD] değil/yerine/= ENDÎŞE[Fars. < DÂNİŞ] [Insan]
( Kararsızlık. İLE Bilgiden/bilimden uzak olma. (durumu/sonucu) [DÂNİŞ: Biliş, bilgi, ilim.] )

- TERTİBAT[Ar.] değil/yerine/= DÜZEN/DÜZENLENİŞ [Nesneler]
( Bir işin güçlüklerini karşılamak için yapılan ön hazırlıklar. )

- TERZÎK[Ar. < RIZK] değil/yerine/= BESLENME [Beslenme]
( Besleme, rızık verme. )

- TERZİ[Ar.]/HAYYATİ[Ar./BAHYEZEN[Fars.] değil/yerine/= DİKMEN [Insan]

- TEŞEBBÜH[Ar. < ŞİBH] değil/yerine/= BENZEME [Genel]
( Benzeme, andırma, kendini benzetmeye özenme, zorlayarak benzemeye çalışma. )

- TEŞEBBÜS[Ar.] değil/yerine/= GİRİŞİM [Davranis-Tutum]

- TEŞEKKÜR[Ar.]/MERSİ[Fr.] değil/yerine/= SAĞ OL! / ALKIŞ [Dil]

- TEŞEMMÜS[Ar. < ŞEMS] değil/yerine/= GÜNEŞ ÇARPMASI [TIP]

- TEŞENNÜC[Ar. < ŞENC]/İSPAZMOS/SPASM[İng.]/SPASME[Fr.] değil/yerine/= KASILMA [TIP]
( Kasların kasılması, gerilip/çekilip büzülmesi. )

- TESİR[Ar.] değil/yerine/= ETKİ [Dil]

- TESTERE değil/yerine/= MÛŞER[Ar.] [Nesneler]
( ... İLE Bir çeşit, eğri testere. )

- TETÂBUK[Ar. < TIBK] değil/yerine/= UYMA, UYGUN GELME, UYGUN DÜŞME, KARŞILIK GELMESİ [Nesneler]

- TEVÂZU GÖSTERMEK ile TEVÂZU GÖSTERİSİNDE BULUNMAK [Insan]

- TEVAZÛ ile SAFÂ'[Ar.] [Tasavvuf]
( ... İLE Saflık, berraklık. | İnsanın kendisine ve başkasına iltifat etmediği hali. )
( ... İLE Bazı kabullerde, ilim ve iltifat tecellinin tertemiz olmasına engeldir. Telvin[< LEVN Ar.(: renk verme, boyama)] bu ilim ve iltifattır. )

- TEVEKKELÎ[Ar.] değil/yerine/= NEDENSİZ, BOŞ YERE/BOŞUNA [Genel]

- TEYAKKUZ[Ar. < YAKAZA] değil/yerine/= SAKLIK/UYANIKLIK [Felsefe]
( Uyanma, uykudan kalkma. | Uyanık olma, uyanıklık, açıkgözlülük. )

- TEZGÂHTAR değil/yerine/= ESNAF/SÛKA[Ar.] [Insan]
( TEZGÂH[< Fars. DEST-GÂH: Dokuma aleti, atölye. | Zenginlik.] )

- TIRMÎZÎ değil/yerine/= TİLMÎZİ[Ar. | çoğ. TELÂMÎZ/E] [Insan]
( ... İLE/VE/DEĞİL Öğrencisi/talebesi. | Çırağı. )

- TOHUM değil/yerine/= MİBZER[Ar.] [Nesneler]
( ... İLE/VE/<> Tohum ekme aygıtı. )

- TORBA değil/yerine/= ZEMBİL[Ar.] [Nesneler]
( ... İLE/VE Hasırdan örülmüş kulplu torba. )

- TÖREN/MERASİM[Ar.]/SEREMONİ[Fr. CEREMONIE] değil/yerine/= ŞÖLEN[Moğolca] [Insan]
( TOY, BÂR-İ ÂM: Genel ziyâfet. )
( LİTURYA: Din töreni. )
( Bir toplulukta, üyelerin, belirli bir olayı, kişiyi ya da değeri ayırt edip simgeleştirmesi, bunların anlam ve öneminin güçlendirilmesi amaçlarıyla düzenlenen hareket dizisi. | Anma, kutlama, nişan, evlenme, ölüm gibi nedenlerle yapılan toplantı. İLE Ziyafet. | Belirli bir amaçla düzenlenen eğlence. | Sanat gösterisi. | Din töreni niteliğinde yemek toplantısı. )

- TÖREN değil/yerine/= KUDAS[Ar.]/LİTURYA[Yun.] [Felsefe]
( ... İLE Hz. İsa'nın havarileriyle birlikte yediği son yemeği anmak için, kilisede, bir kap içinde, ekmek ve şarabı kutsayarak yaptıkları tören. )

- TORUN değil/yerine/= HAFİT[Ar.] [Insan]
( ... İLE Eril torun. )

- TURRE[Ar.] değil/yerine/= PÜRÇEK/ZÜLF/ZÜLÜF[Fars.]/BÂRE[Fars.] [Insan]
( Alnın bir kısmına düşen saç. Kıvırcık saç lülesi. İLE/VE Yanağa sarkan saç. Şakaklardan sarkan saç lülesi. | Bele ya da topuğa kadar uzun olan saç. | Sevgilinin saçı. )
( ZÜLF-İ DİL-ÂRÂ: Sevgilinin gönlün süsleyen, gönle hoş gelen zülfü. ZÜLF-İ DİREFŞÂN: Dalgalanan saç. ZÜLF-İ MÜŞG-BÂR: Misk saçan zülf. ZÜLF-İ YÂR: Sevgilinin zülfü, saçı. | Menfaat, çıkar.[Zülfiyara dokunmak deyiminde] )

- ÜCRET değil/yerine/= ULÛFE[Ar. ALEF | çoğ. ALÂİF, ULÛF] [OSMANLI]
( ... İLE Hayvan yemi. | Osmanlılar'da, kapıkulu askerlerine, saray ve devlet örgütlerindeki bazı görevlilere, üç ayda bir verilen ücret. )

- UFÛNET[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Çürüyüp kokma, kötü koku. | Yangı, iltihap. )

- UĞRAŞ/MEŞGALE[Ar.] ile MEŞAKKAT[Ar.] [Dil]

- ULTRAVİYOLE[Fr.]/MÂVERÂ-İ BENEFŞEVÎ[Ar.] ile MORÖTESİ [Dil]
( Dalga boyu, mor renkli ışığınkinden daha kısa olan, gözle görülemeyen, mor ışının ötesinde yer alan, yapay olarak da elde edilip tıpta kullanılan bir ışınım.[4000 - 200 A° arasında] )

- ULÛFE[Ar. < ALEF] ile ... []
( Hayvan yemi. | Sipahiler ve yeniçerilere verilen maaş. [Üç ayda bir] )

- ULVİYET[Ar.] değil/yerine/= YÜCELİK [Felsefe]

- ÜMM-İ SÜLBE[Ar.]/DURE-MÈRE[Fr.] değil/yerine/= ... []
( Beyin zarlarından en kalını ve en dışta bulunanı. )

- ÜMRAN[Ar.] değil/yerine/= BAYINDIRLIK [YAPI]

- UMUT/ÜMİT[Türkçe, Fars.] = RECÂ[Ar.] [Davranis-Tutum]

- ÜN/ŞÂN[Ar.] = ŞAN[Fr. CHANT] [Insan]
( Ün. | Gösteriş, gösterişlilik. İLE İnsan gırtlağından makamla çıkan ve perde ayrımlarıyla çeşitli duyumlar uyandıran ses dizisi. )

- URYAN/[Ar.] değil/yerine/= ÇIPLAK/YALINCAK [Dil]

- ÜŞNİYE[Ar.] değil/yerine/= SUYOSUNLARI [Bitkiler]

- ÜSTÜN değil/yerine/= ÜSTÜN[Ar.]/FETHA [Dil]
( Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan. | Birine ya da bir şeye göre, nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan.[FAİK] İLE Arap yazısında, bir ünsüzün, geniş, kısa ve düz [a, e] okunacağını gösteren im. )

- UT değil/yerine/= UD[Ar.] [Insan]
( Utanma. İLE Türk müziği araçlarından, iri karınlı, kirişli, çalgıçla çalınan bir çalgı. )

- UYAK/KÂFİYE[Ar.] değil/yerine/= REDİF[Ar.] [YAZIN]
( ... VE/> Koşuklarda uyaktan sonra yinelenen aynı anlamdaki sözcük ya da ek. )
( Aynı anlam, aynı görev. İLE Farklı anlam, aynı görev. )
( Çeşidi vardır. İLE Çeşidi yoktur. )
( )
( )

- UYLUK/OYLUK değil/yerine/= BALDIR/İNCİK/SÂK[Ar.] [TIP]
( Kalçadan dize kadar olan bölüm. İLE/VE Dizle ayak bileği arasındaki bölümün arkasındaki bölüm. )

- UZAM/DÜZLEM/VÜSAT[Ar.] değil/yerine/= UZAY [Oncelikliler]
( Belirli noktalar toplamı. İLE/VE/DEĞİL/<> Tüm noktalar toplamı. )
( Tanımla(n)mayla. İLE/VE/DEĞİL/<> ... )
( Dışta. İLE/VE/DEĞİL/<> İçte. )
( İçte yok. İLE/VE/DEĞİL/<> Dışta yok. )

- ÜZÜM değil/yerine/= RAZAKI[Ar.] [Beslenme]
( ... İLE Kalınca kabuklu, iri ve uzunca taneli, şekeri çok, bir tür üzüm. )

- VAHÂ[Ar.] değil/yerine/= ILGIM/SERAP/YALGIN/PUSARIK [Doga]
( Çöl ortasında suyu ve yeşilliği olan yer. İLE ... )

- VAHİD-ÜR-RAHÎM[Ar.] değil/yerine/= ... []
( En çok bir yavru yapan hayvanlar. )

- VAHİ[Ar.] değil/yerine/= VAHİY[Ar.] [Dil]
( Boş, saçma. İLE/DEĞİL/>< Tanrı tarafından, bir buyruk ya da düşüncenin, peygambere bildirilmesi. )

- VAHŞİ[Ar.] değil/yerine/= YABANIL [Doga]

- VAK'A-NÜVİS[Ar., Fars.]/KRONOGRAF değil/yerine/= SÜREYAZAR [Tarih]

- VAKIF[Ar. < VAKF: Duruş, durma.]/TESİS değil/yerine/= DERNEK/CEMİYET [Mekanlar]
( Bir mülkü kamu yararına -satılmamak kaydıyla- sonsuz olarak tahsis etmek. İLE Çıkarlarını savunmak, belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere kurulan yasal topluluk. )

- VAKTAKİ ...[Ar., Fars.] değil/yerine/= NE ZAMAN Kİ ... [Dil]

- VÂLİDE[Ar.] değil/yerine/= ANNE/ANA [Insan]

- VÂMIK[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Seven, âşık, sevdalı. )

- VARİS[Fr.] değil/yerine/= VÂRİS[Ar.] [TIP]
( Toplardamar genişlemesi. [Daha çok bacaklarda görülür] İLE Kalıt/miras sahibi. )

- VARTA[Ar.] değil/yerine/= TEHLİKELİ DURUM [Genel]

- VASIF[Ar.] değil/yerine/= NİTELİK [Dil]

- VAZîFE[Ar.] değil/yerine/= ÖDEV/GÖREV; İŞ [hizmet]

- VÂZIH[Ar.] değil/yerine/= ... [Genel]
( Açık, meydanda, belirli, kapalı olmayan söz/tümce. )

- VAZO[İt. < VASO] değil/yerine/= SÜRÂHÎ[Ar.] [Nesneler]
( ... İLE/DEĞİL İçecek koymaya yarar, cam, plastik vb.den yapılan kap. )

- VEBER[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Deve ya da tavşan tüyü. )

- VECÂR/VİCÂR[Ar. çoğ. EVCİRE, VÜCÜR] değil/yerine/= ... []
( Kurt, aslan gibi yırtıcı hayvan yatağı, in. )

- VEDÛK[Ar.] değil/yerine/= ... [Hayvanlar]
( Kösnük, kösnümüş, çiftleşme zamanı gelmiş hayvan. )

- VEHLETEN[Ar.] değil/yerine/= ANSIZIN [Dil]

- VELEV[Ar.] değil/yerine/= İSTER, İSTERSE, OLSA DA, KALDI Kİ, HATTA [Dil]

- VELHÂSIL[Ar.] değil/yerine/= KISACASI [Dil]

- VELÎME[Ar. çoğ. VELÂİM] değil/yerine/= ... []
( Düğün yemeği/ziyafeti, şölen. | Evlenme, düğün. )

- VELÎ[Ar.] değil/yerine/= DOST[Fars.] [Insan]
( KIYIM-KIYIM, KIYIL Kİ, DOST ÖNÜNE ÇIK(ABİL) )

- VELÎ[Ar.] ile/ve/= DOST[Fars.] [Tasavvuf]

- VELVELE[Ar.] ile/ve/= BAĞRIŞMA [Davranis-Tutum]
( Gürültü, bağrışma. | Gereksiz telaşa ve heyecana düşürmek. )

- VENÜS ile/ve/= ÇULPAN/ÇOBANYILDIZI/ZÜHRE[Ar.] [Doga]
( Merkür'den sonra, güneşe en yakın gezegen. )

- VERB[Ar.] ile/ve/= ... []
( Yabani hayvan ini. )

- VERMEK ile/ve/değil ZAMANINDA VERMEK/İNFÂK[Ar.] [Oncelikliler]

- VEZÂRET[Ar.] ile/ve/değil ... []
( Vezirlik, paşalık. [Osmanlı'da en büyük rütbe.] )

- VİLADİ[Ar.] değil/yerine/= DOĞUŞTAN [Doga]

- VÜRUT[Ar.] değil/yerine/= GELİŞ/GELME [Davranis-Tutum]

- VÜSÛK değil/yerine/= VÜSUK[Ar. < VESÂK/VİSÂK] [Oncelikliler]
( İnanma, güvenme. | Sağlamlık. İLE Bağlar, ilişkiler. | Antlaşmalar, sözleşmeler. [yeminle] )
( Bir yazı ya da bir belgeyi düzenleyen kişi ya da makamın şüphe edilmeyecek derecede belirli olmasından doğan değer ve kuvvet. İLE ... )

- YAĞMUR değil/yerine/= MUSON[Fr. < Ar.] [Doga]
( ... İLE Güney Asya kıyılarıyla Hint Denizi'nde, yaz ve kış mevsimlerinde, birbirine ters yönlerden esen geniş alanlı rüzgâr.[Yaz musonu, nemlidir.] )

- YAĞMUR değil/yerine/= SÜMBÜLÎ[Fars. + Ar.] [Doga]
( ... İLE Yağmur yağdırmayan, koyu renkli bulutlarla örtülü hava. )

- YAKUT[Ar.] değil/yerine/= YAKUT [Nesneler]
( Pembe ya da erguvan tonları ile karışık, koyu kırmızı renkte, saydam bir korindon türü olan değerli taş. | Yakuttan yapılmış ya da yakutla süslenmiş olan. İLE Kuzeydoğu Sibirya'da yaşayan bir Türk topluluğu ya da bu topluluktan olan kişi. | Bu topluluğa özgü olan, bu toplulukla ilgili. )

- YANYANA/LIK değil/yerine/= ART ARDA/ARDIŞIKLIK/MÜTERÂDİF[Ar. < RİDF] [Oncelikliler]
( Uzay/mekân. İLE/VE Zaman. )

- YÂR ile/ve/< YARDIMCI/MUÎN[Ar. < AVN: İâne eden.] [Insan]

- YAŞLI ile/ve/< AKVES[Ar.] [Insan]
( ... İLE Yaşlılıktan beli bükülmüş olan. )

- YAŞLI ile ÇOK YAŞLI/MÜSİNN[Ar. < SİNN], A'MER [Insan]

- YAVE[Fars.]/TÜRREHÂT[Ar. < TÜRREHE]/PESTENKİRÂNÎ[Fars.] ile SAÇMA-SAPAN SÖZ [Dil]
( Saçma, saçma sapan söz. | Sahipsiz hayvan. )

- YA[Ar.] ile YA[Fars.] [Dil]
( Bazı duyguları güçlendirmek amacıyla tümcenin başında ya da sonunda kullanılır. | Bir şeyi onaylamada, "evet" anlamında kullanılır. İLE Birinden birinin olacağı sanılan iki iş için kullanılır. | Tümce başında, "evet" anlamında olumluluk bildirir. | Soru tümcelerinin başında kullanılır. | Birinden birinin seçilmesi gereken durumlarda kullanılır. | Bir düşüncenin karşıtı düşünülürken kullanılır. | Gereklik ve onay bildiren tümcelerde, yargının onaylandığını bildirir. | Dilek, koşul ve geniş zaman kiplerinde, yargıyı pekitir. | Bilinen, görülen, anımsanıp anlatılan bir kolay nedeniyle de sorulan başka bir konu için kullanılır. | Bir düşüncede, sıra ile yer alan ayrı cins öğelerden biri, ötekilerden üstün görüldüğünde, o öğe, tümce dışına alınır ve başına bir "ya" getirilerek "hele, özellikle" anlamında kullanılır. | Yanıt niteliğinde olan tümcenin sonuna getirildiğinde, asıl yargının, arkadan gelen tümce ile anlatılacağını belirtir. | Öykü ve söylence birleşik zamanlarından sonra gelerek anlamı berkitir. | Tümcede, eş görevli öğeler arasında, ya ... ya, ya... ya da, ya .. ya da biçimlerinde yinelenmiş olarak kullanılır. )

- YEKNESAK[Ar.]/BİTEVİYE/MONOTON[Fr. < Yun.] değil/yerine/= TEKDÜZE [Dil]

- YEKÜN/YEKÛN[Ar.] değil/yerine/= TOPLAM [Genel]

- YELKEN/ŞİRÂ'[Ar.]/BÂD-BÂN[Fars.] ile/ve KÜREK [Nesneler]

- YEL ile/ve SAM[Ar.] (YELİ) [Doga]
( ... İLE Çölden esen sıcak yel. )

- YENİ YIL / YILIN BAŞI / MİLÂD[Ar. < VELÂDET/VİLÂDET:
Doğurma. | [Osm.] Doğma.] / ROŞ HA ŞANAH[İbr.]:
< [Genel]

- YENİK < YENİK/MAĞLUP[Ar.] [Beslenme]
( Yenmiş, aşınmış. | Bir hayvanın ya da böceğin, bir şeyi yiyerek onda bıraktığı iz. İLE Savaş ya da yarışmada yenilmiş. | Güçsüz, çaresiz. )

- YENİLGİ/HEZÎMET[Ar.] < HİZMET [hizmet]
( Hezîmete uğramamak için sürekli ve her türlü hizmet etmek gerekir. )

- YERYÜZÜ/ARZ[Ar.] ile/ve YERKÜRE [Doga]

- YEVM[Ar.]/RÛZ[Fars.] değil/yerine/= GÜN [Dil]

- YILAN değil/yerine/= EF'Â/EF'Î[Ar.] [Hayvanlar]
( ... İLE Engerek yılanı. )

- YILAN ile ISLIKLI YILAN/HAFET[Ar.] []

- YOL ile SEBİL[Ar.] [Mekanlar]
( ... İLE/VE Büyük cadde. )

- YORUM ile ÇEVRİ/TE'VİL[< Ar.] [Dil]
( ... İLE Bir söz ya da davranışı, görünür anlamından başka bir anlamda kabul etme. | Burgaç. )

- YÜRÜMEK ile BAHTERE[Ar.]/HİRÂM[Fars.] [Insan]
( ... İLE/VE Salına salına, hoş yürüyüş. )

- YÜZ FELCİ ve/||/<> HOUSE-BRACKMANN EVRELEMESİ [TIP]

- YÜZÜK ve/||/<> HÂTEM[Ar.] [Nesneler]
( Halka şeklinde parmağa geçirilen. İLE Mühür, üstü mühürlü yüzük. )

- ZAAF[Ar.] değil/yerine/= DÜŞKÜNLÜK [Davranis-Tutum]

- ZABIT/ZAPT/ZABT[Ar.] değil/yerine/= TUTANAK [tuze]

- ZÂHİR-ÜZ-ZENEB[Ar.] değil/yerine/= URODÈLES[Fr.] []
( Kuyruklular. )

- ZAHİT[Ar.] değil/yerine/= ZAİT[Ar.] [matematik]
( ... İLE Çoğaltan, artıran. | Gereksiz. | Artı[+]. )

- ZAKKUM[Ar.] değil/yerine/= [Bitkiler]
( Zakkumgillerden, çiçekleri beyaz ya da pembe renkli, çoğunlukla kurumuş dere yataklarında kendin kendine yetişen, ağılı bir bitki. )

- ZAMİR[Ar.] değil/yerine/= ADIL [Dil]

- ZAMK[Ar.] değil/yerine/= TUTKAL/YAPIŞTIRICI [Dil]

- ZANNETMEK/ZEHAP[Ar.] değil/yerine/= ZAMMETMEK[Ar.] [Felsefe]
( Sanı, kuşku/şüphe. İLE Katmak. )

- ZANN[Ar.] ile/= GÜMÂN[Fars.] [Felsefe]

- ZAN ile/= İSTİNBÂT[Ar.] [Oncelikliler]
( Sanma, sanı. | Şüphe. İLE Bir söz ya da işten gizli bir anlam çıkartma, zımnen, açık olmayarak, dolayısıyla anlama. )

- ZAPTURAPT[Ar.]/DİSİPLİN[İng.] değil/yerine/= SIKIDÜZEN [Davranis-Tutum]

- ZARBÂN[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Kertenkeleleri avlayan, kedi büyüklüğünde yırtıcı bir hayvan. )

- ZAR değil/yerine/= ZAR[Ar. çoğ. ZURÛ'] [Hayvanlar]
( İnce deri. İLE İnek vb. hayvanların memesi. )

- ZÂT-ÜL-BATNEYN[Ar.] değil/yerine/= BIVENTRE[Fr.] []
( İkikarınlı. )

- ZÂT-ÜL-ERCÜL-İL-BATNİYYE[Ar.] değil/yerine/= GASTÉROPODES[Fr.] []
( Karındanbacaklılar. )

- ZÂT-ÜL-ERCÜL-İL-CEZRİYYE[Ar.] değil/yerine/= ... [Hayvanlar]
( Köktenbacaklılar. )

- ZÂT-ÜL-ERCÜL-İL-KEFFİYYE[Ar.] değil/yerine/= PALMIPÈDES[Fr.] []
( Perdeayaklılar. )

- ZÂT-ÜL-ERCÜL-İL-KESÎRE[Ar.] değil/yerine/= MYRIAPODES[Fr.] []
( Çokayaklılar. )

- ZÂT-ÜL-ERCÜL-İL-MAFSALİYYE[Ar.] değil/yerine/= ARTHROPODES[Fr.] [TIP]
( Eklembacaklılar. )

- ZÂT-ÜL-ERCÜL-İL-MEŞKUKA[Ar.]["ka" uzun okunur] değil/yerine/= ... [Hayvanlar]
( Çataltırnaklılar. )

- ZÂT-ÜL-ERCÜL-İR-RE'SİYYE[Ar.] değil/yerine/= CÉPHALOPODES[Fr.] []
( Baştanayaklılar. )

- ZÂT-ÜL-ESÂBİ'-İL-MÜFREDE[Ar.] değil/yerine/= ONGULÉS[Fr.] [Bitkiler]
( Toynaklılar, tektırnaklılar. )

- ZÂT-ÜL-ESÂBİ-İL-MÜZDEVİCE[Ar.] değil/yerine/= ... [Bitkiler]
( Suaygırı gibi ayakları eşit parmaklarla biten iri hayvanlar. )

- ZÂT-ÜL-EYDİ-L-ERBA'[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Dört elli hayvanlar. )

- ZÂT-ÜL-EZFÂR[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Parmakları birbirinden ayrı, hareketli ve pençeli olan hayvanlar. )

- ZÂT-ÜL-FIKARÂT[Ar.] değil/yerine/= VERTÉBRÉS[Fr.] []
( Omurgalılar, belkemiği olan hayvanlar. )

- ZÂT-ÜL-GALSAME-İ DÂİME[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Şeklini değiştirme özelliği eksik olan bir tür kurbağa. )

- ZÂT-ÜL-HARÂŞİF-İL-MÜŞA'ŞAA[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Cildi, mineli ve kemikli olan balık sınıfı. )

- ZÂT-ÜL-HURTÛM[Ar.] değil/yerine/= PROBOSCIDIENS[Fr.] []
( Hortumlu hayvanlar sınıfı, hortumlular. )

- ZÂT-ÜL-IZÂM-İT-TÂMME[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Tamamen kemikleşmiş fıkraları birer kıhıftan ibaret olan balıklar sınıfı. )

- ZÂT-ÜL-KÎSÎ[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Karnının altında bir kesesi olup yavrularını ilk kez olarak bunun içinde doğuran hayvanlar. )

- ZÂT-ÜL-KURÛN-İL-MUSAMME/MÜCEVVEFE[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Boynuzlarının içi boş olan hayvanlar, boş boynuzlular. )

- ZÂT-ÜL-KURÛN-İS-SÂKITA[Ar.] değil/yerine/= ... [Hayvanlar]
( Geyik, karaca gibi sadece erillerinde bulunup mevsim mevsim düşen ve sonra yeniden boynuzu çıkan hayvanlar sınıfı. )

- ZÂT-ÜL-MİSKAB[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Karınlarının sonunda birer delik bulunan omurgasız hayvanlar. )

- ZÂT-ÜS-SEDÂYÂ-Yİ BAHRİYYE[Ar.] değil/yerine/= SIRÉNIENS[Fr.] [Bitkiler]
( Denizayılanı gibi memeliler sınıfı. )

- ZÂT-ÜS-SUKABÂT-I GAYR-İ MÜŞA'ARA[Ar.] değil/yerine/= MADRÉPORES[Fr.] []
( Matraporalar. )

- ZÂT-ÜS-SUKABÂT[Ar.] değil/yerine/= FORAMINIFÈRES[Fr.] [Bitkiler]
( Delikliler. )

- ZÂYİ/ZİYAN[Ar., Fars.] değil/yerine/= YİTİK/KAYIP/ZARAR [Dil]

- ZÂYİ/ZİYAN[Ar.] değil/yerine/= ZEVAL[Ar.] [Genel]
( Yitik, kayıp. İLE Yok olma/edilme. | Suç, kabahat, sorumluluk. | Bozulma. | Öğle vakti. )

- ZEBÎB[Ar.] değil/yerine/= ZEHR-İ MÂR[Fars.] [Hayvanlar]
( Yılan, akrep gibi hayvanların zehiri. İLE Yılan zehiri. )

- ZEFİR[Yun.] değil/yerine/= ZEFİR[Ar.] [tekstil]
( Genellikle gömlek yapmakta kullanılan, çizgili, ince bir pamuklu kumaş. İLE Soluk verme. )

- ZEHİR/AĞI/SEM[Ar.] ile PANZEHİR [Doga]

- ZELÎL[Ar. < ZİLLET] ile AŞAĞILANAN/HOR GÖRÜLEN [Davranis-Tutum]
( HOR, HAKİR, ALÇAK, AŞAĞI TUTULAN, AŞAĞILANAN )

- ZELZELE[Ar.] değil/yerine/= DEPREM/YERSARSINTISI [Doga]

- ZEMİN[Ar.] değil/yerine/= TABAN/YER [YAPI]

- ZENCİ/FELLAH[Ar.] değil/yerine/= SİYAH/KARA TENLİ [Insan]

- ZER'Î/ZER'İYYÂT[Ar.] ile ... []

- ZERK[Ar.] ile İÇİTİM [TIP]
( Bir sıvıyı, şırınga ile verme. )

- ZERRE[Ar.]/MOLEKÜL[Fr.] ile PARÇACIK [Doga]
( Çok küçük parçacık. | Öğe ya da bileşikleri oluşturan ve onların özgül niteliklerini gösteren en küçük birim. | [fiziksel kimya] Bir ya da birkaç çekirdek ya da elektronlu yapı. | Bir bütünün, en küçük parçası. )

- ZERR[Ar.] ile ... []
( Karınca yumurtası. )

- ZEVCİY-YÜL-ESÂBİ'[Ar.] / ARTIODACTYLES[Fr.] ile ... [Bitkiler]
( Çiftparmaklılar. )

- ZEVEBAN[Ar.] değil/yerine/= ERGİME [kimya]

- ZEYİL[Ar.] değil/yerine/= EK [Nesneler]
( Bir yazıya ek olarak katılan parça. | Bir yapıtı tamamlamak için sonradan yazılan ek yapıt. )

- ZIBÂBİYE-İ BERRİYYE[Ar.] değil/yerine/= ZIBÂBİYE-İ MÂİYYE[Ar.] [Hayvanlar]
( Kertenkele ve benzeri hayvanlar. İLE Bu sınıfın suda yaşayan bölümü. )

- ZIBÂBİYE[Ar.] değil/yerine/= ... [Hayvanlar]
( Kertenkele, timsah, bukalemun, kör yılan gibi hayvanları içine alan bir sınıf. )

- ZİFT[Ar.] değil/yerine/= KATRAN[Ar.] [kimya]
( Katran ve öteki organik maddelerin buharlaşmasından ya da damıtılmasından elde edilen, kolay kırılan, az ısı ile ergiyen, katı, siyah, parlak madde, kara sakız. İLE Organik maddelerden, kuru damıtma yoluyla elde edilen, sıvı yağ kıvamında, kara renkte, ağır, is kokulu, suda erimeyen bir madde. )

- ZİHAYAT[Ar.] değil/yerine/= CANLI/YAŞAYAN [Doga]

- ZİKIYMET[Ar.] değil/yerine/= DEĞERLİ [Dil]

- ZILF[Ar. çoğ. EZLÂF, ZULÛF] değil/yerine/= ... [Hayvanlar]
( İnek, koyun, keçi gibi hayvanların çatal tırnağı. )

- ZİLYET[Ar.] değil/yerine/= ELDECİ [Insan]
( İyesi kendi olsun ya da olmasın, bir malı kullanmakta olan, elinde tutan kişi. )
( İyesi kendi olsun, olmasın, bir malı kullanmakta olan, elinde tutan kişi. )

- ZİMÂM-DÂR[Ar., Fars.] değil/yerine/= ZİLYED[Ar.] [Insan]
( Yular tutan. | Bir işi elinde tutan, yöneten, yürüten. İLE Bir malı/gayrımenkulü elinde tutan, malı -sahibi olsun ya da olmasın kullanmakta bulunan kişi. )

- ZİRÂÂT[Ar. < ZİRÂ]:
Uzunluk ölçüleri.
< [Nesneler]

- ZİRVE[Ar.] değil/yerine/= DORUK [Dil]

- ZİYÂ-Yİ KAMER[Ar.] değil/yerine/= ZİYÂ-Yİ MUNTAFÎ[Ar.] [Doga]
( Ayışığı. İLE Bazı akşamlar, güneş battıktan sonra Batı ufkunda ve sabahları güneş doğmadan önce doğu ufkunda görülen hafif ışık. )

- ZİYÂ-Yİ KAMER[Ar.] değil/yerine/= ZİYÂ-Yİ MUNTAFÎ[Ar.] []
( Ayışığı. İLE Bazı akşamlar, güneş battıktan sonra Batı ufkunda ve sabahları güneş doğmadan önce doğu ufkunda görülen hafif ışık. )

- ZİYARETÇİ ile KONUK/MİSAFİR[< Ar. MÜSÂFİR(< SEFER):
Yolculuk ve yolculuk eden. | ZAYF[çoğ. ZÎFÂN, ZUYÛF]
[Insan]

- ZİYÂ[Ar.] değil/yerine/= IŞIK/AYDINLIK [Doga]

- ZİYNET[Ar.] değil/yerine/= SÜS/BEZEK [Nesneler]

- ZÜ-L- / ZÂT-ÜL-GALSAMET-İL-MUSAFFAHA[Ar.] değil/yerine/= LAMELLIBRANCHES[Fr.] [Hayvanlar]
( Yassısolungaçlılar. )

- ZÜ-L-CENÂH-I MÜCELLED[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Abalı memeliler. | DERMAPTÈERES[Fr.] )

- ZÜ-L-CENÂH-I SÂBİH[Ar.] değil/yerine/= PLEURONECTES[Fr.] [Bitkiler]
( Yanyüzergiller. )

- ZÜ-L-CENÂHEYN[Ar.] değil/yerine/= ... []
( ZÂHİRÎ VE BÂTINÎ, YÂNİ DÜNYÂ VE ÂHİRETE ÂİT BİLGİSİ GENİŞ OLAN KİMSE | HAL-İ ENBİYÂ VE EVLİYÂ | HZ. CA'FER-İ TAYYÂR | İKİ KANATLILAR )

- ZÜ-L-CİNSEYN[Ar.] değil/yerine/= BISEXUELLE[Fr.] []
( İkieşeyli, hünsa. )

- ZÜ-L-EFVÂH-I CENBİYYE[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Köpekbalıkları. )

- ZÜ-L-EHDÂB[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Kirpikliler. | CILIÉS[Fr.] )

- ZÜ-L-FEM-İL-MÜSTEDÎR[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Yuvarlakağızlılar. | CYLOSTOME[Fr.] )

- ZÜ-L-HÂFİR[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Toynaklılar, tek tırnaklılar. | ONGULÉS[Fr.] )

- ZÜ-L-HASALE[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Kavuzlular. | GLUMIFLORES[Fr.] )

- ZÜ-L-LEVÂHİK[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Kamçılılar. )

- ZÜ-L-MEFÂSIL[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Eklemliler. )

- ZÜ-L-MİMÂS[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Sifonlular. )

- ZÜ-L-TARAFEYN-İ MÜFEVVEHE[Ar.] değil/yerine/= ... []
( Bir çeşit şerit solucanı. )

- ZÜ-L-YEDEYN[Ar.] değil/yerine/= ... []
( İki elliler. | İnsan. )

- ZUHUR[< Ar. ZHR] değil/yerine/= ... []
( DIŞLAŞMAK~IŞIMAK[< İbr. ZOHAR ile ABCDEF ( Işık] | Görünme, baş gösterme, meydana çıkma. )

- ZUHUR[< Ar. ZHR]:
DIŞLAŞMAK
değil/yerine/= IŞIMAK[< İbr. ZOHAR:
Işık]
[Tasavvuf]
( Işımak. [ZÜHRE: Işıyan yıldız] İLE/VE/=/<> Işık. )

- ZÜLFARİS/ZÜLFARUZ[Fars., Ar.] değil/yerine/= [Bitkiler]
( Baklagillerden bir süs bitkisi ve bunun hoş kokulu, mor, beyaz renkli, saç lülesi görünüşünde olan kıvrıntılı çiçeği. )

- ZÜRRÂH/ZERRÂH/ZÜRRÛH/ZERRÛH[Ar. çoğ. ZERÂRÎH] değil/yerine/= ... []
( Kuduz böceği. )

- ZÜRRİYET[Ar.] değil/yerine/= DÖL/SOY [TIP]

- [Ar., Fars.] BEZZÂZ-İSTÂN değil/yerine/= BEZZ-İSTÂN [lugat]
( Bedesten/bedestan, esnaf çarşısı. )

- [Ar., Fars.] FAKÎR-ÂNE değil/yerine/= FAKÎR-HÂNE [lugat]
( Fakire yakışacak şekilde/sûrette. | Fakircesine. | Nezâket olarak "ben" zamirinin karşılığı. İLE [alçakgönüllülükle] Söz söyleyenin evi. )

- [Ar.] AKD değil/yerine/= HALL [Sanat]
( Düzyazıdaki bir sözü vezne döküp şiirleştirmek. VE Şiirdeki bir sözü düzyazıya çevirmek. )

- [Ar.] ÂNE değil/yerine/= BETRE [Hayvanlar]
( Dişil ve yabanî eşek. İLE Dişil eşek. )

- [Ar.] ANÎK, ATAL[çoğ. A'TÂL] değil/yerine/= NUKRE, NUKRE-İ KAFÂ [TIP]
( Ense. İLE/VE/<> Ense çukuru. )

- [Ar.] AŞVE değil/yerine/= AŞY [Beslenme]
( Akşam karanlığı. | Akşam yemeği. İLE Akşam yemeği. )

- [Ar.] ATYEB-İ ME'KÛLÂT değil/yerine/= A'ZEB [Beslenme]
( Yiyeceklerin en güzeli. İLE En lezzetli ve tatlı. )

- [Ar.] AYŞ Ü İŞRET değil/yerine/= AYŞ Ü NÛŞ [Beslenme]
( Yeme içme, çalgı çengi, eğlence. )
( AYŞ: Yaşama. )

- [Ar.] BÂRRÎ değil/yerine/= BÂRİYY [urun]
( İnce kumaştan örülen hasır. İLE Hasır. )

- [Ar.] BATHÂ'[çoğ. BİTÂH] değil/yerine/= BATÎHA [Doga]
( Çakıl taşlı büyük dere. | Mekke'de dağ arasında bulunan bir dere. | Dağ arasındaki dere. | Mekke-i Mükerreme. İLE Sazlı, kamışlı dere. )

- [Ar.] BEHÎM değil/yerine/= BEHÎME [Hayvanlar]
( Düz siyah şey, alacasız hayvan. İLE ... )

- [Ar.] BEHKEN değil/yerine/= BEHKENE/BEHKELE [Insan]
( Güzel ve gösterişli genç eril. İLE Nârin, ince ve güzel gövdeli dişil. İLE Şişmanca ve gövdesi güzel dişil. )

- [Ar.] BENÂM değil/yerine/= BENÂN [uc]
( Parmak ucu. İLE Parmaklar, parmak ucları. )

- [Ar.] BEŞÛŞ/BEŞÎR değil/yerine/= BÂSİM/BESÎM[< BESM] [Insan]
( Güleryüzlü, şen. )
( BESÂMET/BEŞÂŞET: Güleryüzlülük. )

- [Ar.] BETÎL değil/yerine/= BETÎLE [Bitkiler]
( ... İLE Ayrılmış hurma fidanı. )

- [Ar.] BEYN değil/yerine/= BEYYİN [Dil]
( Ara, aralık. | Arada, araya, arasında. İLE Açık, âşikâr. İLE Delil, tanık/şahit. )

- [Ar.] DEVR-İ HİNDÎ değil/yerine/= DEVR-İ HİNDÎ [Muzik]
( Makam. İLE Güzellikler/güzeller. )

- [Ar.] DEVR-İ REVÂN değil/yerine/= DEVR-İ REVÂN [Muzik]
( Usûl. İLE Dünya. | Devir eden devrân. )

- [Ar.] EBED/Î, BENGİ değil/yerine/= EZEL/Î [Oncelikliler]
( Sonu olmayan gelecek zaman. İLE/VE Öncesi olmayan geçmiş zaman. )
( Ezel ve ebed nedir? ŞİMDİ'dir! )
( Varlık'ın gelecekte takdir edilen zaman içerisindeki sınırsızca sürekliliği. İLE/VE Varlık'ın geçmişte takdir edilen zaman içerisindeki sınırsızca sürekliliği. )
( Ezel ve ebed, ikisi birden önsüzlüğü ve sonsuzluğu bildirir. )
( Sonu olmayan gelecek zaman. İLE/VE Öncesi olmayan geçmiş zaman. )
( Ezel ve ebed nedir? ŞİMDİ'dir! )
( Varlık'ın gelecekte takdir edilen zaman içerisindeki sınırsızca sürekliliği. İLE/VE Varlık'ın geçmişte takdir edilen zaman içerisindeki sınırsızca sürekliliği. )
( Ezel ve ebed, ikisi birden önsüzlüğü ve sonsuzluğu bildirir. )

- [Ar.] HANÎS değil/yerine/= HÂNİS [lugat]
( Yemini bozup altından çıkmayan. İLE Ettiği yemini yerine getirmeyen. )

- [Ar.] İHLÎL değil/yerine/= MEBÂL [TIP]
( Penisin deliği, sidik yolu. İLE Sidiğin çıktığı yer. )

- [Ar.] KEBÂD değil/yerine/= KEBBÂD/KÜBBÂD [Beslenme]
( İri limon. İLE Ağaç kavununa benzer bir çeşit büyük ve yumuşak bir limon.[dilim dilim kesilerek tatlısı yapılır] )

- [Ar.] KISSA değil/yerine/= MENKIBE/MENKABE[çoğ. MENÂKIB] [Tasavvuf]
( Fıkra, öykü, rivâyet. | Olay, macera. İLE Din büyüklerinin ya da tarihe geçmiş ünlü kişilerin, yaşamları ve olağanüstü davranışlarıyla ilgili öykü. )

- [Ar.] LEZZET-ŞİNÂS değil/yerine/= LEZZET-YÂB [Beslenme]
( Tat alan, tadına varan. İLE Lezzet alan, tat duyan. )

- [Ar.] MEDDAH değil/yerine/= MEDDAH [Insan]
( Taklitler yaparak, hoş öyküler anlatarak halkı eğlendiren sanatçı. İLE Öven, aşırı övgüde bulunan kişi. )

- [Ar.] MEMNUNİYET değil/yerine/= MEMNUİYET [tuze]
( Kıvanma, kıvanç. İLE Yasak olma, yasak edilme durumu. )

- [Ar.] MEMUR değil/yerine/= MEMUL [Insan]
( Devlet hizmetinde aylıkla çalışan kişi, görevli. | Bir işle görevlendirilmiş olan, yükümlü. İLE Umulan, düşünülen. )

- [Ar.] MİNNET değil/yerine/= ŞÜKRAN [Davranis-Tutum]
( Bir iyiliğe, bir iyilik yapana yönelik, kendini borçlu görme. | Görülen iyiliğe yönelik teşekkürde bulunma. İLE/VE İyilik bilme, gönül borcu. )

- [Ar.] MIZRAK değil/yerine/= HARBE [Nesneler]
( Uzun saplı ve sivri demir uclu silah. İLE Kısa mızrak. | Harbi. )

- [Ar.] MÜCERRED değil/yerine/= TAAZZÜB[< AZEB] [Insan]
( Tek, yalnız. İLE Evlenmeyip bekâr kalma. İLE Ürküp çekinme. | Evlenmeme. )

- [Ar.] MÜSTEAR değil/yerine/= MAHLAS [lugat]
( Eğreti olarak alınmış. | Türk müziğinde bir makam. İLE Bir kişinin ikinci adı. | Ozanların/yazarların, yapıtlarında kullandıkları takma ad. )

- [Ar.] ŞAKIRRÂK/ŞIKIRRÂK ile ŞAKRAK [Hayvanlar]

- [Ar.] SANDIK ile SANDUKA [Nesneler]
( İçine türlü şeyler konulan, tahtadan, dört köşe, kapaklı ev eşyası. | Bir kurumda, para alınıp verilen yer. | Banka. | Yapılarda, kum, çakıl gibi şeyleri ölçmek için kullanılan, üstü ve altı açık, dört köşeli tahtadan ölçü. | Mahalle tulumbacılarının, omuzda taşıdıkları, sandık biçimi tulumba. İLE Mezarın üzerine yerleştirilmiş, tabut büyüklüğünde tahta ya da mermer sandık. )

- [Ar.] ŞEVK Ü TARÂB ile ŞEVK Ü TARÂB [Muzik]
( Makam. İLE Neşe, sevinç ve coşkunluk. )

- [Ar.] TA'M[çoğ. TUÛM] ile TAMA' [Beslenme]
( Yeme. | Tad, lezzet. İLE Doymazlık, çok isteme, açgözlülük. )

- [Ar.] TEEBBÎ ile TEEMMÜM [Insan]
( Birini baba edinme. | Birini evlat edinme. İLE/VE Ana edinme. | Çocuğun anne tarafından tanınması. )

- [Ar.] VAHŞ[çoğ. VUHÛŞ] ile VUHÛŞ-İ BERRİ [Hayvanlar]
( Yabani hayvanlar. İLE Karada yaşayan yabani hayvanlar. )

- [Ar.] VİDÂC ile VİDÂCÎ [TIP]
( Boyun damarlarından biri. İLE Boyun damarlarından biri ile ilgili. | Boyun kara damarı. )

- [Ar.] ZEVCE-İ MEDHÛLETÜN BİHÂ ile ZEVCE-İ GAYR-İ MEDHÛLETÜN BİHÂ [Insan]
( Gerdeğe girmiş eş/zevce. İLE Henüz gerdeğe girmemiş eş/zevce. )

- [Ar.] ZİRÂ ile ZİRÂ-İ A'ŞÂRÎ [Bitkiler]

- [Fars.] CÛ ile CÛ/CÛY [lugat]
( Arama, araştırma. İLE Akarsu, ırmak, çay. İLE "arayan, araştıran, arayıcı" anlamalarına gelen sıfatlar oluşturur. İLE Aclık, ac kalma. )

- [Fars.] DÂR ile -DÂR [lugat]
( Darağacı. | Ağaç. | Direk. İLE Tutan.[DEFTER-DÂR: Defter tutan.] | Sahip, malik.[ALÂKA-DÂR: İlgili. | HİSSE-DÂR: Hisseli. | HÜKÜM-DÂR: Hükme sahip.] İLE Savaş.[DÂR Ü GÎR: Kavga, savaş.] İLE Sıkıntı, belâ. | Zarar. )

- [Fars.] DER ile -DER [lugat]
( -de, içinde.[DER-ANBAR: Anbarda. | DER-HÂTIR: Hatırda.] | Kapı.[DER-SAADET: İstanbul.] | Mağara. | Kere, defâ. | Cins, çeşit, kısım, nevi. İLE "Yırtan, yırtıcı, yaran, delen" anlamlarına sözcükleri sıfatlaştırır.[PERDE-DER: Perde yırtıcı, edepsiz.] İLE Kimse, kişi. | Güzel iş/eser. )

- [Fars.] ERS ile ERZ/ERZİŞ [lugat]
( Gözyaşı. İLE Değer, kıymet, kadir ve îtibar. İLE Pirinç.[hubûbat] )

- [Fars.] HÂMÛŞ/SÂKİT[Ar. < SÜKÛT]/SAMUT[Ar.] ile HAMÛŞ/HAMUŞ/HÂMUŞ/HÂMÜŞ [lugat]
( Susmuş, sessiz. | Mevlânâ'nın bazı gazellerinde kullandığı takma adı/mahlası. İLE "HÂMÛŞ" sözü/sözcüğünün hafifletilmiş ve çeşitli kullanımları. [çoğ. HÂMÛŞÂN: Mevlevi mezarlıklarına verilen ad] )

- [Fars.] HAR ile HÂR [lugat]
( Eşek. İLE Diken. İLE Hor, hakir, aşağı, bayağı. | Yiyici, yiyen. İLE Yıkılmış. )

- [Fars.] HÛR/HUR ile HÛR [lugat]
( Güneş. İLE Güneş. | Yiyecek. İLE Âhû gözlüler, gözlerinin akı karasından çok olanlar. | Cennetteki hûriler. )

- [Fars.] KÂLÂ ile KÂLE [lugat]
( Kumaş. | Anamal, sermaye. | Ev eşyası. İLE Kumaş. | Kelek, ham kavun. İLE Kale, hisar. | Bir şeyin aslının, temelinin, güvenliğinin sürdürüldüğü nesne.[O eser, ilmin kal'asıdır.] )

- [Fars.] SERÂ/SERÂY ile -SERÂ [lugat]
( Saray. | Büyük konak. | Hükümet konağı. İLE "Şarkı söyleyen" anlamlarıyla başa gelerek birleşik sözcükler yapar. [NAĞME-SERÂ: Türkü, şarkı söyleyen.] İLE Toprak. )

- [ne yazık ki] !GAZA[Ar.] ile !GAZVE[Ar.] [Tarih]
( [ne yazık ki][tamamen eskide kalmış olması dileğiyle...]
İslâm'ı korumak ya da yaymak amacıyla müslüman olmayanlara karşı yapılan savaş. İLE Arap derebeylikleri arasında yapılan savaş. | Din uğruna yapılan savaş. )

- [ne yazık ki] !HİLE[Ar.] ile !ŞİKE[Fr. CHIQUE] [tuze]
( Birini aldatmak, yanıltmak için yapılan düzen, dolap, oyun, ayak oyunu, alavere dalavere, desise, entrika. | Çıkar sağlamak için bir şeye değersiz bir şey katma. İLE Bir spor karşılaşmasının sonucunu değiştirmek için maddi ya da manevi bir çıkar karşılığı varılan antlaşma. | Bir çıkar karşılığı, uzlaşarak bir iş yapma, aldatma. )

- [ne yazık ki] !MÜFSİT[Ar.]/MÜZEVİR[Ar.] değil/yerine/= ARABOZUCU [Davranis-Tutum]

- [ne yazık ki] !MUHTELİS[Ar.] değil/yerine/= ÇALAN [tuze]
( Beylik mal ya da parayı zimmetine geçiren, çalan. )

- [ne yazık ki] !MÜPTELA[Ar. < BELÂ] değil/yerine/= BAĞIMLI | DÜŞKÜN, TUTULMUŞ [Davranis-Tutum]

- [ne yazık ki] !MÜSKİRAT[Ar. < SEKR] değil/yerine/= SARHOŞ EDEN ŞEYLER [Oncelikliler]

- [ne yazık ki] !MÜSTEMLEKE[Ar.] değil/yerine/= SÖMÜRGE [Davranis-Tutum]

- [ne yazık ki] !MÜTECAVİZ[Ar.] değil/yerine/= SALDIRGAN/SALDIRICI/SATAŞKAN [Davranis-Tutum]

- [ne yazık ki] MELÂNET[Ar. < LA'N] değil/yerine/= BÜYÜK KÖTÜLÜK [Davranis-Tutum]

- [ne yazık ki] MUHTEKİR[Ar.]/SPEKÜLATÖR[Fr.] değil/yerine/= VURGUNCU [tuze]

- [ne yazık ki] TAGALLÜP[Ar.] değil/yerine/= ZORBALIK [Davranis-Tutum]

- [ne yazık ki] TEZYÎF[Ar. < ZEYF] değil/yerine/= DEĞERSİZ GÖSTERME | ALAY ETME [Davranis-Tutum]
 

 

Bu sayfa 01 Ocak 2017 itibariyle 982 kez incelenmiş/okunmuştur.

 

FaRkLaR Kılavuzu Facebook Grubu             FaRkLaR Kılavuzu Twitter Sayfası
grubumuza da katılabilirsiniz...             'dan da takip edebilirsiniz...
 

6D Bilgi Hizmetleri vs. | www.6Dtr.com       FaRkLaR Kılavuzu       GösterGe Bilişim ve İnternet Hizmetleri

Yenilikler ve Duyurular | Desteğiniz Lüt(û)fen!!!